PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : TTK'dan yeni aciklamalar!



Gök Türk
15.04.05, 15:47
Türk Tarih Kurumu (TTK) Baskani Yusuf Halaçoglu, sözde Ermeni soykirimi iddialariyla ilgili olarak, ''1.5 milyon safsatasini hâlâ dillerine dolayan insanlar konuyu siyasallastiriyor. Siz 1.5 milyon insanin nereye gömülebilecegini düsünebiliyor musunuz? 300 kisilik mezara koysaniz 5 bin toplu mezar yapar. Dozer yok o tarihte. Anadolu'nun her yeri toplu mezar olurdu. ABD Irak Savasi'nda dünyanin bombasini yagdirdi, toplam 150 bin insan öldü'' dedi. Halaçoglu düzenledigi basin toplantisinda, ''Salgin Hastaliklardan Ölümler'', ''The Tricolor Over the Taurus-Toroslar Üzerinde Üç Renk'' ve ''Fransiz Diplomatik Belgelerinde Ermeni Olaylari'' adli üç yeni yayinin tanitimini yapti ve Ermeni iddialarina iliskin yeni belgeleri açikladi.

Tasraya bizzat icraat makamina gönderilmis belgenin orijinalinin ellerine geçtigini ifade eden Halaçoglu, 3. Ordu'da görevli Nurettin Peker adli yüzbasinin oglu Orhan Peker'in kendileriyle irtibata geçerek orijinal belgeyi teslim ettigini söyledi.
Halaçoglu, Osmanlica belgenin memleketinden çikarilip Suriye'ye gönderilen Ermenilere yollarda nasil davranilacagi, kimlerin bu sevkiyati yapacagi, nasil bir uygulama yapilacagi ve Ermenilerin mallariyla ilgili bazi talimatnameleri içerdigini anlatti.
Yusuf Halaçoglu, belgeye göre 18 Aralik 1918'de savasin bitiminden sonra Osmanli Devleti'nin naklettigi Ermenilere eski evlerine dönme izni verdigini kaydetti. Halaçoglu'nun verdigi bilgiye göre, belgede yer alan bazi maddeler söyle:
- Arzu edenler, dönmek isteyenler döneceklerdir. Dönmek istemeyenlere baski yapilmayacaktir.
- Dönecek kisilere araç temin edilecek, ihtiyaçlari karsilanacaktir
- Evlerine döndüklerinde buralara muhacir yerlestirilmisse çikarilacak, ev ve araziler sahiplerine teslim edilecektir.
- Mal sandiklarinda emniyet altina alinmis esyalari ilgililere teslim edilecektir.
- Muhacir, yasadigi Ermeni evinde tadilat yapmissa devlet tarafindan bu muhacire ödenecek, ancak Ermeni'den para alinmayacaktir.
- Ermenilerin vergi borcu dahil tüm borçlari affedilecektir.
- Yetimhane ve bazi kisilerin yanlarinda bulunan Ermeni çocuklari akrabalari ve yakinlari bulunarak teslim edilecektir.
- Müslüman olan Ermeniler istedikleri takdirde eski dinlerine dönebilirler. Bu takdirde bir Müslümanla evli olan arzu ettigi takdirde nikahi düsecektir.
- Evlerinden ayrilmis olan Rumlara da ayni hükümler uygulanacaktir.
Halaçoglu, ne kadar Ermeni'nin geri döndügü konusuna da 3 Subat 1916 tarihli Amerikan arsivinden alinma belgenin isik tuttugunu söyledi.
Bu belgenin Halep Konsolosu Jackson tarafindan Istanbul'daki Amerikan Büyükelçisi Henry Morgenthau'ya gönderildigini belirten Halaçoglu, ''Belge, 'Anadolu'dan çikarilip Suriye'ye gönderilen Ermeni göçmenlerinin Sam ve Dier-el-Zor arasindaki miktari 500 bindir' diyor. Bunlar için her hafta 500 altin lira harcama yapildigina, kisi basina günlük 2 altina ihtiyaç bulunduguna isaret ediyor'' dedi.
Protestanlar tarafindan organize edilen yardim kuruluslari tarafindan bu yardimin yapildigini belirten Halaçoglu, söyle konustu:
''Eger 500 bin kisi oraya kadar gitmisse, bir yandan da '1 milyon Ermeni sürgün edilmistir, bunun ancak yüzde 10'u oraya varmistir' diye bir iddiada bulunuluyor. Yani 150 bin Ermeni'nin oraya varmis olmasi gerekiyor 1 milyon gitmisse -ki gitmedi- yine Ermeni protestanlari tarafindan 500 bin kisi oldugu belirtiliyor. Dolayisiyla 1 milyon sayisi tamamen siyasidir.
Anadolu'daki bütün kaynaklarin en yüksek rakami 1913 yili nüfus rakami 1 milyon 915 bindir. Dolayisiyla hesaplar birbirini tutmuyor. Kamplara yardim kuruluslarinin girmesi, bunlara karsi bir art niyetin olmadigini gösteriyor. Siz yok etmeyi düsündügünüz bir toplulugun içine yardim kuruluslarini sokar misiniz?''

Bir bagimsiz yardim kurulusunun hazirladigi 1921 tarihli belgenin de büyük önem tasidigina isaret eden Yusuf Halaçoglu, ''Buradaki rakamlara göre yorumlarsak eger iddialara göre 1.5 milyon Ermeni öldürülmüsse 1 milyon 200 bin Ermeni'yi de üzerine koyarsaniz 2 milyon 700 bin Ermeni yapiyor. Ermeni nüfusu 1 milyon 915 bindir o tarihte. Yalan söylendigi ortaya çikiyor'' dedi.
''1.5 milyon safsatasini hala dillerine dolayan insanlar konuyu siyasallastiriyor. Siz 1.5 milyon insanin nereye gömülebilecegini düsünüyor musunuz?'' diye soran Halaçoglu, ''Eger dozerlerle açsaniz zor koyarsaniz. Dozer yok o tarihte. 300 kisilik mezara koysaniz 5 bin toplu mezar yapar. Anadolu'nun her yeri toplu mezar olurdu. Nehirlere atildi diyorlar, hangi nehir alir? Yapmayin, bakin ABD Irak Savasi'nda dünyanin bombasini yagdirdi, 150 bin insan öldü. Siz nasil 1.5 milyon insani öldürüyorsunuz. Sayi saymasini bilmiyorsunuz demektir bu'' seklinde konustu.

Kaynak: Aygazete

Türk Tarih Kurumu Baskani Sayin Yusuf Halacoglu, belgelere dayanarak, cok emin konusuyor. Daha öncede "Ermeniler tarafindan 519.000 Türk'ün öldürüldügünü teker teker belgeliyebilirim" diyordu. Birseyide cok dogru diyor acikcasi. "1 milyon tamamen siyasi bir rakamdir...". Zaten batililarin ermenilerin propagandasini hic sorusturmadan kabul etmeleri, soykirima ne kadar ilgilendikleri ortaya cikiyor...

Soru:

Ermeni meselesinden hakli olarak nasil cikabiliriz?

Der Schakal
15.04.05, 19:08
Arkadaslar bu adam tek 5000 ermeni öldü derse inanamam...cünkü en az 300.000 ölmüstür...

dertli4u
15.04.05, 19:34
arkadasim

"bu adam" sadece 5000 kisiden bahsetmiyor..her bir toplu mezara 300 kisi koysaniz, 5000 tane toplu mezar olmasi gerekir diyor.

Der Schakal
15.04.05, 19:40
mein Kommentar war auf andere Artikel gerichtet ... Maalesev gine alman propagandasini yutmusum ... shitt..

deryatulga
05.08.06, 14:34
CHP'ye dava: Mirasımı ver! 05/08/2006 (185 kişi okudu)
AA - ANKARA - Atatürk'ün CHP'ye bıraktığı İş Bankası hisselerinin nemasının, vasiyeti doğrultusunda ödenmesi amacıyla parti aleyhine Türk Tarih Kurumu (TTK) tarafından 96.5 milyon, Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından 74 milyon YTL'lik dava açıldı. TTK, Atatürk'ün CHP'ye bıraktığı İş Bankası hisselerinin 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait, TDK da 2004 ve 2005 yıllarına ait nemalarının kurumlara ödenmesine karar verilmesi talebiyle nöbetçi asliye hukuk mahkemelerinde dava açtı.
TTK'nın açtığı davanın dilekçesinde, Atatürk'ün 5 Eylül 1938 tarihli vasiyetnamesinde, CHP'ye bıraktığı İş Bankası hisselerinin nemasının TDK ve TTK'ya aktarılmasını vasiyet ettiği anımsatıldı. Nemaların, CHP'nin talimatıyla kurumların hesaplarına aktarılması gerektiği anlatılan dilekçede, "Ancak CHP, zaman zaman hisse gelirlerini kuruma vermek istememiştir" denildi. Dilekçede, CHP'nin İş Bankası hisselerinin 2003, 2004 ve 2005 yılı neması olan toplam 96.5 milyon YTL'nin kurumların hesaplarına aktarılmasına karar verilmesi talep edildi.
TDK'nın açtığı davanın dilekçesinde de Atatürk'ün vasiyetnamesine atıf yapılarak, aynı gerekçeler ileri sürüldü ve İş Bankası hisselerinin 2004 ve 2005'e ait toplam 74 milyon YTL'lik nemasının kurum hesabına aktarılmasına karar verilmesi talep edildi. TDK'nın, hisselerin 2003 yılı neması için daha önce açtığı dava ise devam ediyor.

verda
24.04.07, 08:54
Toplu mezar iddialarına yanıt
24/04/2007

Nusaybin'de var olduğu iddia edilen ermeni toplu mezarı Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve İsveç Stockholm Söderstörns Üniversitesi'nden Prof. David Gaunt ile yapılan incelemeyle yalanlandı.

İnceleme öncesinde Nezirhan Oteli'nde bir araya gelen iki bilim adamı beraberindekilerle öğle yemeği yedi.
Yemeğin ardından incelemenin yapılacağı Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Kuru Köyüne geçen ekip, söz konusu mezar yerine indiler.
TTK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, İsveçli bilim adamı Prof. David Gaunt ile burada incelemelerde bulundu.

İncelemenin ardından, gazetecilere açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Halaçoğlu, Prof. Gaunt'un mezardan kemik ve toprak örneği almak istemediğini kaydetti. ''Bu kadar uzun yoldan geldikten sonra örnek almalıydı'' diyen Halaçoğlu, kendilerinin buradan aldıkları numunenin incelemesini yaptıracaklarını belirtti.

Bu bölgenin Ermeni yerleşim birimi olmadığına da dikkati çeken Halaçoğlu, mezarın bütün özellikleriyle Roma dönemine ait olduğunu gördüklerini söyledi.

"İSKELETLERİN OLMADIĞINI GÖRDÜK"

İncelemenin ardından Gaunt ile Halaçoğlu, Nezirhan Oteli'ne dönerek, burada basın toplantısı düzenlediler.
Gaunt, geçen yıl Türk medyasında çıkan bazı yazılar üzerine uzun yollardan buraya geldiğini dile getirerek, amacının TTK ile ileriye dönük işbirliği yapmak olduğunu söyledi.

Mezara indiklerinde büyük bir hayal kırıklığına uğradığını belirten Gaunt, şöyle konuştu:

"Buraya araştırma için geldiğimiz kemikler ve iskeletler mezarda yoktu. Yani bende oluşan intiba, bu mezar hiçbir bilimsel araştırma yapılamayacak bir mezardır. Mezar o kadar değişikliğe uğraşmış ki, tanınmaz hale gelmiş. Yani sonuç olarak bu mezarın bilimsel araştırma için uygun olmadığını bildirmek zorundayım. O zaman bize bu mezarın söz konusu mezar olmadığını söylemekten başka bir şey demek kalmadı."

Bu incelemenin ortak bir çalışmanın başlangıcı olabileceğine işaret eden Gaunt, "Bugün ikimiz de o mezara girdik ve kirlendik. Sayın Halaçoğlu gelecekte de benimle böyle kirlenmek istiyorsa, ben hazırım." diye konuştu.


"KATLEDİLEN TÜRKLERLE İLGİLİ DE ÇALIŞMA YAPILMALI"

TTK Başkanı Prof. Dr. Halaçoğlu da Gaunt'un Türkiye'deki bazı medya organlarında çıkan kimi haberleri dikkate alarak söz konusu araştırmaya karar verdiğini söyledi.

Bu basın organları arasında yer alan Nokta Dergisi'nin söz konusu mezardan bahsederken Slovenya'daki bir toplu mezarın fotoğrafına yer verdiğini de anlatan Halaçoğlu, Mardin Valiliği'nin İl Kültür Müdürlüğü'ne direktif vererek, mezarla ilgili rapor hazırlattığını ve mezarın Roma dönemine ait olduğunu tespit edildiğini söyledi.

Bugünkü araştırmada da mezara beraberce indiklerini, ancak Gaunt'un numune almak istemediğini kaydeden Halaçoğlu, ''Biz gittiğimizde mezarın tabii ki üzeri açılmıştı, üzerinden kış geçtiğinden mezar suyla dolmuştu. Yani eski şeklini yitirmişti'' diye konuştu.

İncelemenin çok önemli bir başlangıç olduğuna inandığını dile getiren Halaçoğlu, Gaunt'un Tarihsel Adalet ve Uzlaşma Enstitüsü'nde proje yürüttüğünü hatırlattı. Halaçoğlu, ''Bizim kendisine çağrımız Ermeni komitelerinin katlettiği Türklerle ilgili de ortak bir çalışma yapabilmek'' dedi.

SORULAR

Daha sonra Gaunt ile Halaçoğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gaunt bir soru üzerine, kendisini Türkiye'ye kadar getiren Türk medyasındaki yazıların, 1915'teki belgelere çok uyduğunu söyledi.
Gaunt, ''Peki size başka bir mezarın gösterildiğini mi iddia ediyorsunuz?'' şeklindeki soru üzerine, ''Böyle söylenceler kulağıma geldi. Ama bunu ispat edemem, ancak gördüm ki, oradaki kuru kafa ve iskeletler yoktu'' diye konuştu.

Mezarın suyla dolu olduğunu kendisinin de gördüğünü dile getiren Gaunt, burada detaylı araştırma yapılması için Türkiye Cumhuriyeti devletinin iznine gerek olduğunu söyledi.
''Peki sizce bu mezar 2 bin sene öncesine ait bir Roma mezarı olabilir mi?'' sorusuna da Gaunt, ''Evet, olabilir. Ancak o zaman kemikler getirilip bence oraya bırakılmıştır'' dedi.
Prof. Dr. Halaçoğlu da bir soru üzerine, Gaunt ile uzun süredir yazıştıklarını ve mezardan numune alarak araştırma yapmayı öngördüklerini kaydetti.
Gaunt'un detaylı inceleme için devletin ve savcılığın iznine gerek duyulduğunu söylediğini hatırlatan Halaçoğlu, ''Bizde öyle bir şey yok'' dedi.
Gaunt'un, mezara indiğinde numune almaktan kaçındığını ancak kendilerinin aldıkları numuneler üzerinde araştırma yaptıracaklarını kaydeden Halaçoğlu, ''Sayın Gaunt ile mezarda araştırma yapacaktık. Kendisine kürek de verdik, ancak o örnek almak istemedi'' diye konuştu.
Tarihçilere ve bilim adamlarına düşenin 1915'te neler yaşandığını araştırmak olduğunu ifade eden Halaçoğlu, soykırım olup olmadığına ancak hukukun karar verebileceğini sözlerine ekledi.
http://www.moralhaber.net/haber_detay.php?haber_id=14050

verda
28.04.07, 08:57
27 Nisan 2007



Halaçoğlu: Ermeni sorununun temelinde İsrail'i kurma ve PKK var


Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Ermeni sorununun temelinde, büyük İsrail'i kurma emelleri ve terör örgütü PKK'nın yattığını söyledi.


Trabzon Belediyesi tarafından düzenlenen ''Ermeni Sorunu'' konulu panelde konuşan Halaçoğlu, günümüzde Türklere bazı dayatmalarda bulunan ve birlik haline gelen ülkelerin tarihlerine bakıldığında, başkalarının sırtına basan, asalak biçimde onları sömüren ülkeler olduklarının görüleceğini söyledi.
Ermeni sorununun, 15. yüzyılın sonlarında başladığını ve 20. yüzyıla girildiği dönemde, batı emperyalizminin, Osmanlı coğrafyasına sahip olma mücadelesi bulunduğunu ifade eden Halaçoğlu, ''20. yüzyıldaki mücadelede Ermeniler kullanılmıştır. Daha önce Bulgarlar ve Yunanlılar kullanılmıştı. Osmanlı, böylece Balkanlardan atılmıştı'' dedi.
Halaçoğlu, Ermeni sorununun temelinde iki unsurun bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:
''Bunlardan biri, Büyük İsrail'i kurma emelleridir. Bunun için Kuzey Irak'ta Kürtler kullanılmaktadır. İkincisi de terör örgütü PKK'dır. Terör örgütü PKK'nın yarıya yakını Ermeni dönmesidir ya da bu tür kişilerdir. Bu ikisini bir araya getirirseniz, Batı dünyasının aslında Anadolu'da ne yapmak istediğini daha iyi anlarsınız.''


''YAPILANLARIN ANLAMI"
AB'ye giriş sürecinde Türkiye'ye 'önce Kıbrıs meselesini hallet, sonra soykırımı kabul et'' gibi şartlar sunulduğunu ifade eden Halaçoğlu, Kopenhag kriterleri içinde bu şartların olmadığını söyledi.
Kophenag kriterlerinde ''komşu ülkelerle sorunun olmayacak'' şartının bulunduğunu belirten Halaçoğlu, ''Bu şart, Güney Kıbrıs ve Yunanistan AB'ye alınırken bozulmuştur. Çünkü bunların, komşuları olan Türkiye ile sorunu var. Özetle bu yapılanın Türkçe anlamı, 'sizi bu birlik içerisinde istemiyoruz' demektir'' şeklinde konuştu.
Halaçoğlu, Türkleri tarihleriyle yüzleştirmek isteyenlere her zaman, ''Bizi ikna edin, kabul edelim'' dediğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
''Türkiye'de, Avrupa'da, kim istiyorsa herkesle, her şartta, her yerde tartışmaya hazırım. Resmi bir tarihçi olarak onlara diyorum ki, hangi ekibi kurarsanız kurun, gelin, arşivlere birlikte bakalım. 1915'te neler oldu, bakalım. Ben araştırır ortaya koyarım, yargıya varacak olan ise hukuktur. Mahkemeye gidelim diyorum, gitmiyorlar.'' Son zamanlarda Türkiye'ye yönelik sözde ''soykırımı kabul edin'' söylemlerini, Engizisyon Mahkemelerinin kararlarına benzettiğini belirten Halaçoğlu, ''Önce kabul edin, ondan sonra görüşelim diyorlar. Ondan sonra ne görüşelim?'' dedi.


''1,5 MİLYON ERMENİ ÖLDÜRÜLDÜYSE MEZARLARI NEREDE?
Halaçoğlu, bazılarının, ''1.5 milyon Ermeni öldürüldü'' şeklindeki söylemlerine bir anlam veremediğini ifade ederek, ''Peki, bu insanlar öldürüldüyse nereye gömüldüler. En az hesapla 5 bin toplu mezar olması gerek öyleyse. Nerede bunlar, gösterin bize diye bas bas bağırıyorum'' diye konuştu.
Panelde konuşan Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Üyesi Prof. Dr. Kemal Çiçek de Ermenilerin evlerinden ayrılarak başka bir yere göç etmelerini bazılarının ''soykırım'' olarak kabul ettiğini söyledi.
Panelin ardından, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan ''Arşiv Belgelerine Göre Anadolu'da Ermeni Mezalimi'' konulu sergi açıldı.
Trabzon Belediyesi tarafından yayınlanan ''Arşiv Belgelerine Göre Trabzon'da Ermeni Faaliyetleri'' isimli iki ciltlik kitap da davetlilere dağıtıldı.
milliyet
http://www.iyibilgi.com/?s=sonbilgi&id=19623

deryatulga
08.05.07, 04:03
Bilim insanları işbaşında
07/05/2007

Yıldırım Türker
Ekranımıza bolca profesör, bilim insanı dadandı. En muteber bulunan kimilerinin düşünce biçimleriyle tanıştıkça hem Türkiye hem de bilim adına kaygı duymamak mümkün değil.
Her fikirden insanın aklını başına toplayıp tarihçilere havale ettiği Ermeni katliamı konusuna kendini adamışlığına daha önceki çalışmalarından tanık olduğumuz Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun son yiğitlik gösterisi de kof çıktı. Daha önce TTK ile Ermeni tarihçi Ara Sarafyan, Harput Ermenileri üzerine araştırma yapmak üzere sözleşmiş, ancak Halaçoğlu'nun 1915 yılı Harput'una ait belgeler bulunmadığını açıklamasıyla çalışma daha başlamadan sona ermişti.
Geçtiğimiz ekim ayında Gündem gazetesinde Nusaybin'in Kuru (Xirebaba) köyünde köylüler tarafından bulunan toplu mezardan fotograflar yayımlandı. Pek çok kafatası ve kemik fotoğrafları. Mezar yeri için kazılan araziden geniş odalı bir mağara, mağaradan birçok kemik çıkmıştı. İsveç'te 'soykırım uzmanı' olarak görev yapan Prof. David Gaunt, mezarın 1915 ve sonrasında katledilmiş Ermeni ve Süryanilere ait olabileceğini iddia etti. İddianın İsveç Parlamentosu'na taşınması üzerine Halaçoğlu, hodri meydanı çekip Gaunt'a ortak araştırma önerisinde bulundu. Önceki gün ilk araştırma yapıldı.
İsveç'ten kalkıp gelen profesör Gaunt'u sevimsiz bir sürpriz bekliyordu. Nitekim on beş dakika süren 'saha çalışması'nın ardından durumun 'bilimsel açıdan bir kâbus' olduğunu söyleyecekti. Gaunt, sağanak yağmur altında mağaraya inildiğini ve gördükleri karşısında şaşkınlığa uğradığını anlatıyordu: "Mezara indiğimizde daha önce fotoğraflarda görülen iskeletler ve kafatasları yoktu. Birkaç kemik parçası dışında mezar boştu. Bütün yolu, içinde neredeyse hiç iskelet olmayan bir mezara atlamak için mi geldim?.. Üstelik iskeletlerin olmadığına bir tek ben şaşırdım. Diğer profesörler, kaymakam, arkeolog gayet mutlulardı. 'Nerede iskeletler?' demediler. Yağan yağmurun suyuyla kemiklerin toprağın altına gömülmüş olabileceğini söylediler ama kazıp çıkarma girişiminde bulunmadılar. Demek ki orada bir şey olmadığını onlar da biliyorlardı Hiçbir koşul bilimsel çalışma yapmaya uygun değildi, bilimsel açıdan kâbus gibiydi."
Geçtiğimiz ekim ayında mezarın ilk halinin fotoğrafını çeken Dicle Haber Ajansı muhabiri Bergüzar Oruç, mezara ilk geldiğinde kemiklerin, iskeletlerin ve 50'ye yakın kafatasının sayılabildiğini söylüyor. Şimdi ise sadece birkaç kemik kaldığını teyit ediyor.
Bu arada Halaçoğlu, mezarın Roma döneminden kalma olduğu iddiasında ısrarlıydı. Her fırsatta bu görüşünü tekrarlıyor, "Antropologlara, Adli Tıp uzmanına, savcıya falan gerek yok; işte gittik gördük, örnek aldık, bunlar Roma kalıntılarıdır" diyordu. Gaunt'a göreyse durum farklıydı: "Mezar Romalılardan kalmış olabilir ama Romalılar ölülerini çok daha özenli gömüyorlardı. Fotoğraftaki iskeletler dağınık bir şekilde duruyordu. Romalılar o şekilde gömmüyorlardı ölülerini. Ayrıca biliyoruz ki, I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan olaylarda cesetleri kuyulara, mağaralara atıyorlardı. Mezar mekânı Romalılara ait olsa bile, kemiklerin kime ait olduğu hâlâ belli değil. Kimdi o insanlar?"
Halaçoğlu, "Yağmurla içeriye yarım metre su dolmuş, biraz da toz toprak girmiş ve kemiklerin üzeri örtülmüş," diyor. Ona kalırsa araştırma, mağara Roma dönemine ait olduğu için son buldu. "Dedim ki, parça ister misiniz, topraktan analiz yapacak mısınız? Yok dediler. Çünkü kemikler Roma dönemine aitti. Eline kazmayı da verdik, küreği de. Bakmadı bile." David Gaunt yanıtlıyor: "Toprağı kazıp örnek alabileceğimi, bazı küçük kemikleri alabileceğimi söylediler. Bunun bilimsel çalışma için yeterli olmayacağını, normal bilimsel prosedürü takip edip etmediğimizden emin olmadığımı söyledim."
Radikal'de konuyla ilgili haberi hazırlayan İsmail Saymaz, haberine Mardin Süryanisi Sait Yıldız'ın dediklerini de eklemiş. Yıldız üzgünmüş. Ama bu topraklarda yaşayan bir doğal zanlı olarak herhalde şaşırmamıştır. Şöyle demiş: "Gelmeden önce mezarın temizlendiğini duymuştuk. Ama bu kadarını tahmin etmedik."
TTK (Tarih Tahrip Kurumu) Başkanı Halaçoğlu, Cumhuriyetini seven mutlu bir Türk. Yani bir Mutlu Türk Bilim İnsanı.