PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Cumhurbaskani adayi Babasultan



nazimalemdar
30.05.06, 20:01
Yetiş Baba Sultan!

Vatandaş besbelli ki alternatif istiyor..
Hükümet adamları el altından Çankaya nizası yaparken ahali suskun.. Suskunluğu yılgınlığından değil. Çok şükür iki vakit içinde öyle nesiller yetiştirdik ki yılgınlık lafı yanlarından bile geçmez..

Es kazara yolda yürürken birinin ayağına bassan "Pardon" deyip geçme ihtimalin çok az.. Bir anda seni kurşun manyağı yapabilirler..

Üstelik arkadan üçüncü sayfa editörlerinden başka ağlayan da çıkmaz..

***
Demek ki Çankaya nizası başladığında ahalinin susması çekingenlikten değil.. "Demokrasi terbiyesinden.."

Bizde demokrasiye aşık demokrat yöneticilerinin bini bin para.. Lakin "Demokratlığa alışıp huyları suları bozulmasın" diye ahaliden kimseyi aralarına almazlar..

O yüzdendir ki "Halksız demokrasi" modeli icat edilmiştir.. Seksen küsur senedir başarıyla uygulanmaktadır ve dünyada tektir..

Ölçümüz yok
Cumhurbaşkanlığı seçimleri de "halksız demokrasi" modeline uygun olarak yazı tura atar gibi yapılır.. "Tura" deyip tutturan başımıza oturur..

Ahalinin burada söyleyecek lafı yoktur..

Gerçi kendine göre ölçüleri vardır.. "Kızın uzun saçlısı, tarlanın taşlısı.." gibi.. Bunlar günlük hayatta geçen şeylerdir.. Atalarımız "Çankaya" vakti geldiğinde yapılacak şeyler için özlü bir laf edemediklerinden ahali başıboş kalmıştır..

Yine de alternatif aramaya bayılır..

En olmadık yerden bir aykırı çıktı mı demokrasiye inat peşine takılır..

***
Nereden mi biliyorum? 1940'larda geçen bir cumhurbaşkanlığı hikâyesi yazdık.. Hikâye yağmaya başladı.. Meğer her şehirde kendi çapında adaylar çıkar dururmuş..

Biz medya leşkerleri gözümüzü başka yerlere diktiğimizden haberimiz olmazmış..

Tıpkı 1973 yılındaki adayımız "Baba Sultan"dan haberimizin olmadığı gibi..

Baba Sultan
Frankfurt'ta mukim Nazım Alemdar'dan rivayet edilir..

Olay 1973 yılında Ankara'da geçiyor.. Ankara'nın Aydınlıkevler adında sonradan oluşma bir semti vardır.. Bir zamanlar işçi sendikaları oralara üşüştü..

Her biri birer kooperatif bloğu dikti.. Birbirine benzeyen apartmanlardan oluşan eli yüzü düzgün bir semt ortaya çıktı..

İşte bizim "Baba Sultan" buranın ileri gelenlerinden.. İleri geri girmesi ise çevreye yaydığı yüksek itibardan kaynaklanmıyor..

Söylemesi ayıptır esrara müptela..

Tabakadan kırdığı esrarı kendi açtığı çift kâğıda yatırıyor.. Tütünün arasına serdikten sonra kalınca bir cıgaralık hazırlıyor..

"Cıgaralık" yaptın mı zıvanasını da hazır etmen lazım..

Kare şeklinde kesilmiş küçük bir kâğıdı uzunlamasına katlarsın.. Sonra zig zag şeklinde büküp, cıgaralığın kıçına takarsın..

Bu sayede cıgaralıktan nefes çektin mi o zıvana tütünün ağzına kaçmasını önler..

Bu zıvana da Türk icadıdır.. İnsanlığa yaptığımız en önemli katkılardan biridir..

***
Her neyse.. Baba Sultan her daim cebinde cıgaralık malzemesi ve zıvana kâğıdı ile gezdiğinden, ihtiyaç duydukça sarıp sarıp içtiğinden Aydınlıkevler'in en bilinen simalarından biri olmuş..

Manisa'nın Tarzan'ı neyse Aydınlıkevler'in de Baba Sultan'ı o..

Sene de 1973.. Cevdet Sunay'ın süresi bitmiş, yerine başımıza dikilecek biri aranıyor..

Ben de adayım..
O vakitler sivilden birini seçmek çok ayıptı.. Avrupalı'nın "Elinizde hiç mi paşa yoktu da bula bula bir sivil buldunuz.." diye ileri geri konuşmasından utandırdı..

Bu yüzden de boşta gezen komutanların tamamı potansiyel Çankaya adayıydı..

Baba Sultan iste böyle bir ortamda kafayı iyice cilalamış.. Cilalı kafa iyi çalışır.. (Bakınız Cilalı İbo)

"Ulan ben askerliği er olarak yapmadım mı?" diye düşünürken aklına "Ben de asker sayılırım, niye cumhurbaşkanı olmayayım.." fikri gelmiş..

Konuşmaya da talimli. Kafa dumanlandı mı başına insan toplayıp dünyanın gidişatı hakkında konuşmaya bayılıyor..

Yani hitabet var, cesaret var, cebinde cıgaralık malzeme de var..

(Bu sonuncusu önemli.. On cumhurbaşkanı gördük.. Birinde dahi cıgaralık malzemesi yoktu..)

Birden kendisinin de cumhurbaşkanı adayı olduğunu ilân edivermiş..

***
Lafın burasına dikkat isterim..

Vatandaş oturduğu yerden bir adım atıyor. Ahali önüne düşüp koşmaya başlıyor.. Aydınlıkevler ahalisi de fikre böyle bir iştahla sarılmış..

Yirmiden fazla araba tedarik etmişler.. Çoğu Murat 124.. (O zamanların limuzini de oydu) İçlerine doluşup, bayrak açarak semtte tur atmaya başlamışlar..

Sonuç hüsran..
Baba Sultan tabii ki en öndeki arabada.. İçlerinden biri "Meclis'e gidelim.." diye naralanınca konvoyun yolu belli olmuş..

Orası tapuda ahalinin malı gözüktüğünden kimse itiraz etmemiş, yirmi küsur arabalık konvoy parlamentonun önünü tutmuş..

Araç sürücüleri kendilerine park yeri ararken Baba Sultan oturduğu yerden fırlamış, Meclis'in kapısına dayanmış..

"Açın kapıyı ulan.. Cumhurbaşkanınız geldi.."

Kendisine destek veren ahali park yeri aradığından demokrasi Kabesi'nin önünde, ahalinin zıvıtmasına karşı talimli polislerin karşısında tek başına kalan Baba Sultan'ın siyasi kariyeri oracıkta bitivermiş..

Polis amiri "Aha, sözün kendinde olduğunu sanan halktan biri daha.." deyip emrindekilere hamle yaptırmış..

Baba Sultan'ı derdest ettikleri gibi içeri tıkmışlar..

İçeri tıkmışlar ama sivilden birinin göreve talip olmasının akıl hastalığı olduğuna kanaat getirdiklerinden hapishane yerine, tımarhaneye göndermişler..

***
Üç ay mı beş ay mı ne geçmiş.. Yani seçimler yapılmış, yenisi başımıza dikildikten sonra "Tehlike geçti.." deyip Baba Sultan'ı gerisin geri salmışlar..

Böylece bir demokrasi aşığı daha zayi edilmiş..

Varsın olsun, yaşıyorsa benim yeni adayım odur.. Yaşamıyorsa arayışımı sürdürürüm.. Çünkü gönlümde yatan model böyle bir şey..

Selahattin Duman / Vatan


http://www.gazeteoku.com/go.php?link=http://www.vatanim.com.tr

nazimalemdar
30.05.06, 20:07
Türk Basininin Mecazi yazi ustasi Selahattin Duman, kendisine gönderilen yaziyi biraz kendince "güzellestirmis"

Bu olay, saka degil gercek. Bizzat yasadigimiz bir olaydir.

Olayin tamamini yazayim:lach:

****


sayin selahattin duman

cumhurbaskanligi adayi ali riza beyin hikayesine benzer bir hikayeyi, biz yasadik.

Ankara Aydinlikevlerde BABASULTAN lakabli biri vardi.ismini yazip, ailesinden hayatta kalanlari rencide etmek istemiyorum.Kardesi de, Boks sporunda aldeniz oyunlari sampiyonu olmustu dersem yeterlidir.Anlayanlar ve o dönemi hatirlayanlar tanir.

Kendisi, mahallemizde kabadayi sifatina sahip ama biraz kafayi yemis biriydi.Ufak yaslardan itibaren icmeye basladigi esrar, beyninde hasara sebeb olmustu.Duman ihtiyacini giderip, kafasini iyi ettigi zaman, basina topladigi gruba, akil dagitir, taktik ögretirdi.Basina toplananlarin kim oldugu önemli degildi.yeterki birileri dinlesin, ona yeterdi.

1973 senesi.Yeni Cumhurbaskani secilecek.Nerden aklina estiyse, Cumhurbaskanligina aday oluyorum deyiverdi.Bir müddet bu konu konusuldu, sohbet meclislerinde tartisildi ve yapilan yorumlar verilen destekler üzerine, adayligini acikladi.

Bir cuma günü, 20 kadar taksi kiralandi.Murat 124 taksilere dolustuk.Ilk önce, mahallede korna calarak tur attik.Sonra dogru, HaciBayram camiinin önüne gittik.Namaza daha cok var.Türbede dua edenler, cenazesi icin gelenler, namaza gelen cemaat, yani caminin önü kalabalik..Bizim Cumhurbaskani adayimiz Babasultan, duvarin üstüne cikti ve nutka basladi.Ey cemaati müslimin diye basladigi konusmasini, Cumhur baskani adayligini ilan ederek bitirdi.Biz tabii hepimiz alkisladik.Omuzlara alarak, arabaya götürdük.Vatandas saskin bir halde bakiyorken, biz Meclisin önüne gitmek üzere konvoyun arkasina takildik.

TBMM önünde, biz arabalara park edecek yer ararken, Babasultan coktan meclsi kapisina dayanmisti.O esnada yaninda degildik. Meclis güvenlik görevlileri, Babasultani gözetim altina almislar.Ancak 3-4 ay sonra, akil hastanesinden geri gelebildi.

keske diyorumk, o zaman, arabalari park edecek yer arayacagimiza, Babasultanin yaninda dursaydik.Belki yardimci olurduk.

iste bu da bizim Cumhurbaskani secimi hikayemiz.

selamlar, saygilar

nazim alemdar

nazimalemdar
30.05.06, 20:10
Çankaya için benden de Ali Rıza Efendi formülü..

http://www.vatanim.com.tr/pics/yazarlar/1.jpgCumhurbaşkanı seçimine daha bir yıldan fazla zaman var, ateşi şimdiden çalılığı tuttu.. Çalıların arasından "Memleket yanıyor.." diye fırlayan ateşin gazıyla akıl veriyor..

O sebepten herkesin bir cumhurbaşkanı adayı var.. Her birinin adayı, berikinin adayından daha akıllı.. Fazladan yakışıklı, çapkın, hafif süvari..

Bin iki yüz elli sekiz köşe yazarına inat memleketin iç işlerine karışmadığımdan, kimseye verecek aklım yok.. Zaten olanını da orama burama sürüp idare ediyorum..

***
En iyisi akıl vermek yerine size bir cumhurbaşkanlığı hikâyesi anlatayım.. Bu hikâyeyi bana okurlarımdan Sayın Muharrem Öksüz gönderdi.. Okurken tadına doyamadım..

Hikâyemiz hükümet adamlarının şimdiki başı ile bundan önceki hükümet adamlarına bir kaç kere başkanlık eden Mesut Yılmaz'ın seçim bölgesinde geçiyor..

Bakalım siz aracılık yaptığım hikâyeden nasıl bir kıssa çıkaracaksınız?

Yetiş Ali Rıza..
Bundan eli altmış sene önce, yani İsmet Paşa'nın cumhurbaşkanlığı sırasında işiyle gücüyle uğraşan bir Ali Rıza Efendi varmış..

Yaşı kemale ermiş, çevresi tarafından sevilen kimsesiz bir adam.. Mahalleli, uzak akrabalar, hısımları Ali Rıza Efendi'nin fakirliğini bildiklerinden ona sahip çıkar, sırayla iaşesini temin ederlermiş..

Bu garip adam, gazı kimden almış bilinmez aklını "Reisicumhur olacağım" diye bozmuş.. Sağda solda konuşur olmuş..

O devirde televizyondu, sinemaydı, turizmdi yok..

Millete de eğlence lazım.. Çevredeki üç beş kurnaz bir içki sofrasında akıl edip plânı kurmuşlar.. Oturup bir mektup yazmışlar.. Altına da "İsmet İnönü - Cumhurbaşkanı / Ankara" notu düşüp sahte imzayı çakmışlar..

Postaya verilen mektup bir kaç gün sonra Ali Rıza Efendi'nin eline geçmiş.. Okuma yazma yok ya! Götürüp bu uyanıklardan birine okutmuş..

Demişler ki "Mektup İsmet Paşa'dan"

"Ne diyor?"

"Ben artık bu memleketi idare edemiyorum.. Kardeşim Ali Rıza yetiş.. Cumhurbaşkanlığını sana devredeceğim.."

***
Ali Rıza Efendi'nin önce inanası gelmemiş ancak üzerinde İsmet Paşa'nın yandan çekilmiş tasviri olan posta puluyla ve dahi devletin resmi posta damgası ile gelen mektup var elinde..

Üstelik kime okutsa aynı şeyi söylüyorlar..

"Kardeşim Ali Rıza yetiş.. Cumhurbaşkanlığını sana devredeceğim.."

Sonunda o da inanmış..

Başlamış "İsmet Paşa'nın bekleyecek hali kalmadı.. Ben Ankara'ya gidiyorum.." demeye..

Görev başına..
Aracı nereden bulmuş, parayı kim vermiş bilinmiyor.. Bilinen Ali Rıza Efendi'nin Ankara'ya gittiği.. Sora sora Çankaya'yı bulduğu.. Köşkün kapısına dayanıp oradaki polislere:

"Ben görevi Paşa'dan almaya geldim.." dediği..

Polisin pek aldırdığı yok ama kapıya dikilmiş, üstü başı hırpani adam "Elimde Paşa'dan gelme mektup var.. Beni nasıl içeri sokmazsınız.." deyip bağırıyor..

Nizamiye amiri halden anlar biri çıkmış.. Mektuba bakar bakmaz durumu kavramış.. Ali Rıza Efendi'yi nizamiyeye sokmuş.. "Sayın Cumhurbaşkanım, siz bir çayımızı için ben Paşa'ya haber vereyim.." demiş..

Bir saat mi üç saat mi ne oturtmuşlar nizamiyede.. Ali Rıza Efendi'nin ağzından vatanı nasıl kurtaracağını dinlemişler.. Bu arada manyetolu telefonla memleketi aranmış..

Oranın polisinden adamın durumu öğrenilmiş..

***
Geri dönen polis amiri "Paşa gözlerinden öpüyor.. Memlekete telefon etti.. Sen şimdi git.. Oranın emniyetinden cumhurbaşkanlığı diplomasını al gel. Başımıza geç.."

Gariban Ali Rıza Efendi sevinçle polislere sarılmış.. Öpmüş, helalleşmiş.. Aklına dönecek yol parası olmadığı gelmiş.. Onu da polisler aralarında toplayıp halletmişler..

Memleketine dönmüş..

Sıra diplomada..
Memlekete döner dönmez Emniyet Müdürlüğü'nün kapısına dayanan Ali Rıza Efendi'ye önceden hazırlanmış cevap verilmiş..

"Tamam ama cumhurbaşkanlığı diplomasını hazırlamak zor.. Altı ayda ancak biter.. Hazır olunca sana salma yaparız.."

Altı ayın lafı mı olur?

Ali Rıza Efendi keyfi tavanlarda başlamış Ankara macerasını anlatmaya..

Köşke şöyle gittim.. Polisler böyle esas duruş gösterdiler.. Paşa "Keşke diplomayı alıp gelmeyi akıl etseydin.." dedi.. Dilin endazesi kayıp, yalanın kemiği yok ki boğaza bata..

Gariban Ali Rıza Efendi emniyete gide gele kalan ömrünü geçirmiş.. Yok mürekkep bitti.. Yok vali imzayı atmayı unuttu.. Yok nüfustan cevap bekliyoruz.. Yok harcırah bekliyoruz..

Böyle diye diye iki üç seneyi bitirmişler.. Onların buldukları bahaneye dayanamayan Ali Rıza Efendi'nin kalbi bir gün hücceten duruvermiş, kendisi de potansiyel bir cumhurbaşkanı adayı olarak terk-i hayat eylemiş..

Adını bugün hâlâ biliyorlar.. Bizim memleketten iki başbakan çıktı ama onun gibi cumhurbaşkanı çıkmadı, diye konuşuyorlar..

***
Yedi senede bir Ali Rıza Efendi'nin adının gündeme gelmesi bir yana rahmetlinin kıymeti de her seçimden sonra biraz daha artıyor..

Seçimden seçime tekrarlanan iddiaya göre memleket Ali Rıza Efendi gibi adil cumhurbaşkanı adayı görmedi..

Delili de değirmen başında çıkan kavgalara son veren bir nizam kurması..

Mısır öğütme sırasında çıkan kavgalara bunu hakem yapmışlar.. Bir daha niza çıkmamış.. Bulduğu çare de çok basit.. En iyi yemeği verenleri sıranın başına geçiriyormuş..

Yemeği yavan olanın "Nerede benim sıram" demeye yüzü tutmuyormuş..

Bugünün gidişatını demek en iyi kavrayan merhum Ali Rıza Bey olmuş ki değiştirmeyi akıl eden çıkmıyor.. Kim iyi yedirirse sıranın başına o geçiyor..

Bu memlekete yeni bir Ali Rıza Efendi lazım.. Ben diyeceğimi dedim gayri..

http://www.gazeteoku.com/go.php?link=http://www.vatanim.com.tr