PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : AB "Büyükelcisi" Kretscher 'kaygiyla' ayriliyormus



Manastirli Hamdi
07.06.06, 13:37
http://www.abhaber.com/haber_sayfasi.asp?id=11985



Kretschmer:Türkiye'den kaygılı ayrılıyorum

Ağustos sonunda Türkiye'den ayrılacak olan AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Kretschmer: "Erken seçim, cumhurbaşkanlığı ve ekonomideki sorunlar nedeniyle, kaygılı ayrılıyorum"dedi.

AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hansjörg Kretschmer, Türkiye'deki 4 yılının ardından ağustos sonunda Türkiye'den ayrılacak. Kretschmer, 4 yılda "muhteşem" bir değişim gerçekleştirdiğini vurguladığı Türkiye'den "son dönemde yoğunlaşan erken seçim, cumhurbaşkanlığı ve ekonomik göstergelerdeki oynamalar nedeniyle siyasi istikrar açısından kaygı duyarak ayrılacağını" açıkladı.
Kretschmer'in değerlendirmeleri şöyle:

4 yılda ne değişti?
2002 seçimlerinden birkaç ay önce Ankara'ya atandım. İdam cezası kalkalı iki gün olmuştu. Şimdi geriye bakınca, olağanüstü muhteşem değişiklikler olduğunu görüyorum. Bence en önemlisi Türkiye'de artık açık, ulaşılabilir ve tartışılabilir bir idarenin bulunmasıdır. Eskiden tartışılamayan tabulara dokunuldu. İnsan hakları ve temel özgürlüklerde çok ilerleme sağlandı. Örneğin gözaltılar ve tutukluların haklarında, avukata ulaşma, gözaltı öncesi ve sonrası sağlık muayenesi gibi çok önemli kazanımlar elde edildi. Kötü muamele ve işkencenin azalması da pozitif bir gelişme.

Bunlar AB sayesinde mi oldu?
Siyasetçiler bunun Türk halkı için yapıldığını söyleyeceklerdir. Haklılar. Ama ben ucunda AB ile yakınlaşma olmasa, bu kadar ilerlemenin mümkün olamayacağını düşünüyorum. Türkiye çok başarılı bir süreç geçirdi ve üyelik sürecini tamamlamak için bu dinamizmin korunması lazım.

Vicdani ret eleştirisi
Öne çıkan eksiklikler nelerdir?
Türkiye çok değişti, ama bu daha değişmeyecek anlamına gelmiyor. Temel dönüşüm sürecinin sonuna henüz gelmedik. Yargı reformu çok büyük öncelik. Özellikle ifade özgürlüğü alanında sorunlar yaşanıyor. Savcılarca açılan birçok dava sonradan beraatla sonuçlansa bile yılgınlığa neden olabiliyor. Din özgürlüğünde hemen hiçbir şey yapılmadı. Son 4 yılda en az ilerleme sağlanan alan bu. Tabii sivil-asker ilişkileri var.

İfade özgürlüğüyle TCK'nın 301. maddesini mi kastediyorsunuz?
Biz 301. maddenin değiştirilmesini istedik. Türk hükümeti ise uygulamanın beklenmesini tercih etti. Gerçekten de mahkemelerden birçok beraat çıkıyor. Ama yargılanma tehdidi ciddi bir yıldırma yöntemi. Belki 301. maddeyle doğrudan ilgili değil, ama vicdani reddi desteklediği için yargılanan Perihan Mağden'in durumu... Kendime soruyorum; bunun nesi yanlış? Türkiye'de vicdani ret diye bir hak olmasını düşünüyorsanız, bunu neden söyleyemiyorsunuz? Ve bu neden bir yargılanma gerekçesi oluyor? Avrupa bakış açısından kabul edilemez olan bunun gibi birçok konu var.

Avrupa'daki uygulama nasıl?
Avrupa Konseyi üyeleri arasında sadece iki ülke var vicdani ret hakkı verilmeyen. Biri Türkiye, diğeri Azerbaycan sanırım. AB'deki pratik ise çok açık. Tüm üyelerde bu hak var.

Türkiye'den hangi imajla ayrılıyorsunuz?
Çok kompleks bir konu. Kişisel olarak Türkiye'deki siyasi tartışmalardan biraz kaygılıyım. Erken seçim olacak mı, olmayacak mı? Kim yeni cumhurbaşkanı olacak? Şemdinli tartışmaları, şimdi de ekonomik göstergelerde gözlenen oynama ve TL'nin değerinin düşmesi. Kötümser gözükmek istemem, belki bunların hepsi bir arada idare edilebilir. Ama bu faktörler kaygılanmamı engellemiyor. Türkiye'de istikrarın ve siyasi reform sürecinin sürmesini en çok ben isterim. Bu açıdan TÜSİAD'ın erken seçim konusundaki spekülasyonlara son verilmesi talebini memnuniyetle karşıladım. En önemli konu siyasi istikrar. Siyasi istikrar sadece siyasi reform sürecinin devamı açısından değil, ekonomi açısından da önemli.

Erken seçim talebinin asıl gerekçesinin cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu yorumları var.

Ben Türkiye'de yeni cumhurbaşkanı'nın kim olacağı tartışmasını anlamakta da güçlük çekiyorum. Anayasa ortada. Parlamento 5 yıllığına seçildi. Bu parlamento da diğerleri gibi görev süresi bittiğinde yeni cumhurbaşkanını seçer. Bu parlamentonun seçeceği cumhurbaşkanından farklı bir cumhurbaşkanı seçilebilmesi için genel seçimlerin tarihini değiştirme yönünde yaşanan bu tartışmayı ilginç buluyorum.

Yeni cumhurbaşkanı sizce kim olacak?
Bilmiyorum ve speküle etmek istemem.

Teröre mesafe koymuyorlar

Güneydoğu'da terör hâlâ sorun... AB'nin bazı siyasi gruplara yönelik uyarıları oldu ama sonuç alınamadı.

Teröre karşı taviz verilemez. Türkiye'nin doğu ve güneydoğu bölgesinin kalkınmasını isteyen tüm siyasi grupların terörle aralarına net mesafe koyması gerekir. Haklısınız uyardık, ama hâlâ yapmıyorlar. Bunun yapılması, orada terörle hiçbir bağlantısı olmayan, herkes gibi terörü reddeden, ama aynı zamanda Kürt nüfusun hak ve özgürlüklerini savunma ve geliştirme yönünde meşru hakkı olan insanlar olduğunu herkese gösterecek. Ancak bunu temel alan bir yapı sorunlar açısından ilerlenmesini sağlar.

Hükümetten beklentiniz ne?
Hükümetten en önemli beklentimiz, ki askerle sivillerin üzerinde mutabakat sağladığı bir konu bu, bölgenin sosyal ve ekonomik sorunlarıyla ilgilenilmesidir. Başbakan'ın iki kez Diyarbakır'a gitmesi çok olumludur. Hazırlanmakta olan eylem planının bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasını teşvik etmesini bekliyoruz.

Meclis'teki kadın sayısı az

Türk kadını sizin görev sürenizde kazanım elde etti mi?
Evet, çok şey kazandı ve ben bunun için çok gururluyum ve mutluyum. Türkiye'de en aydın, rasyonel ve olumlu düşünen grubun kadın hakları savunucuları olduğunu düşünüyorum.

Özellikle yasalarda onların haklarıyla ilgili çok büyük iyileştirmeler yapıldı. Daha da geliştirilmeli. Aile içi şiddet önde gelen problemlerden biri.

Gittiğim her yerde bunu duyuyorum. Tabii bu kadınların toplumdaki yeriyle de alakalı. Aile içinde şiddete maruz kalan kadınlar toplumda da üstlenmeleri gereken rolü oynayamıyor. Türkiye'nin yüzde 50'si kadın ama Meclis'teki sayılarına bakın. AB'de yüzde 60 olan çalışan kadın oranı Türkiye'de yüzde 24.

Halil Ürün'ün eşine tokat atmasını Avrupa nasıl değerlendiriyor?
Eğer aile içi şiddet Türkiye'de genel bir problemse, neden bunun siyasetçilerin ailelerinde olmayacağını varsayalım ki!



ABHaber 07.06.2006 Milliyet


"Neden, o kadar vatan haini bulamadigi icin mi?" diye sormak isteyen varsa da okusun dermisim.

deryatulga
07.06.06, 14:51
Mağden'e süpriz protestocu
''Basın yoluyla halkı askerlikten soğuttuğu'' gerekçesiyle yargılanmasına başlanan gazeteci-yazar Perihan Mağden, '''Vicdani reddi savunmak benim hem hakkımdır, hem de işim gereği görev alanıma girmektedir'' dedi.

Yazar Ayşe Kulin ile birlikte geldiği İstanbul Adalet Sarayında protestolarla karşılaşan Perihan Mağden, adliye koridorunda güvenlik kordonu altında tutulan şehit yakınları ve gazilerin süren tepkileri arasında İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi salonuna alındı.

Kimlik tespitinin ardından yazılı savunmasını okuyan Mağden, ''halkı askerlikten soğuttuğu'' gerekçesiyle 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor olmasına ve bu sebeple oturup savunma yazısı hazırladığına inanamadığını'' belirterek, ''Bu yazının halkı askerlikten soğutmak gibi mesnetsiz bir iddiayla hiçbir alakası yoktur. Yazı dikkatle okunduğu zaman bu açıkça görülmektedir'' dedi.

Yazının, yalnızca vicdani reddin bir insan hakkı olması halini savunduğunu belirten Mağden, vicdani ret hakkının Birleşmiş Milletler tarafından 1970'lerden beri tanınan bir hak olduğunu kaydetti.

Vicdani ret hakkını Avrupa Konseyine üye 46 ülke arasında yalnızca ürkiye ve Azerbaycan'ın tanımadığını belirten Mağden, bir köşe yazarı olarak düşünce ve kanaatlerini ifade etmenin, işinin doğal bir parçası olduğunu söyledi.

Genelkurmayın suç duyurusunda bulunması ve savcılığın hakkında bu davayı açmasının ''orantısız güç kullanımı olduğunu'' düşündüğünü belirten Mağden, demokrasilerde vatandaşların kanaat özgürlüğünün anayasal güvence altına alındığını kaydetti. Mağden, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Vicdani reddi savunmak benim hem hakkımdır, hem de işim gereği görev alanıma girmektedir. Ben düşüncenin suç olmaktan çıkarıldığı bir ülkede yaşamak istiyorum. Bana açılan ve hiçbir şekilde kastım olmayan bir iddiaya dayandırılan bu dava, yurdumuzda düşüncenin, düşünmenin, vicdani kanaatleri belirtmenin suç olmaktan çıkarılmasına herhangi bir katkıda bulunacaksa bu çileyi de hakikaten sevgi ve sevinçle çekerim. Zira benim yurtseverlik tanımım, yurdunu hakikaten sevenlerin, en temel hak ve özgürlüklerin tanınması için elini taşın altına sokması gerekliliğine dayanıyor. Yargılanmama neden olan yazının yurtsever bir yazı olduğuna inanıyorum. Ve dramatik ama yürekten bir son olacak: Buyrun elim taşın altındadır.''

AVUKAT SAYMAN'A UYARI

Mağden'in avukatı Yücel Sayman da, vicdani reddin temel bir insan hakkı olduğunu ve başka bir suçun işlenmesine elverişli bir araç olarak ele alınamayacağını kaydetti.

Vicdani ret ile askerlikten soğutma arasında mantık ve hukuk açısından bir illiyet bağı kurulamayacağını belirten Sayman ile savunmasını özetlemesi konusunda uyarıda bulunan hakim Sevim Efendiler arasında kısa bir tartışma yaşandı. Yücel'in savunmasına tepki gösteren bir kişi de duruşma salonundan çıkarıldı.

Duruşmaya ''katılan'' sıfatıyla izlemek amacıyla dilekçe veren 11 kişinin bu taleplerini reddeden hakim Efendiler, savcının, Sayman'ın savunmasını inceleyerek gerekirse soruşturmanın genişletilmesi yönündeki taleplerini sunması ya da esas hakkındaki görüşünü hazırlaması için erteledi.

ADLİYE ÖNÜNDE GÖSTERİ

Duruşma sonu Perihan Mağden'e yönelik tepkilerini sürdüren grup, daha sonra adliye binası önünde toplanarak Türk Bayrakları ve ''Büyük Hukukçular Birliği'' yazılı pankart ve çeşitli sloganlar içeren dövizler açtı.

Şehitler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunan ve İstiklal Marşı'nı okuyan grup, yapılan basın açıklamasının ardından sloganlar eşliğinde dağıldı. Açıklamada, ''gündeme vicdani ret adı altında taşınan konunun asıl amacının orduyu zayıflatarak terör karşısındaki azmini kırmak, doğu vegüneydoğu bölgesinden tasfiye etmek olduğu'' öne sürüldü.

Grup adına açıklama yapılırken polis koruması altında asansörle adliye binasının zemin katına indirilen Mağden ve beraberindeki bazı kişiler, arka kapıyı kullanarak adliye binasından ayrıldı.

''PERİHAN BUNU HAK ETMİYOR''

Yazar Ayşe Kulin de, basın mensuplarının yaşanan olaylara ilişkin değerlendirme yapmasını istemeleri üzerine, gösterilen tepkilere dikkati çekerek, ''Etrafa bakın, gördüğünüzü yazın. Hakikaten çok üzgünüm. Ben kendi vatanımı, sevgili vatanımı şu durumda görmek istemezdim'' dedi. Bir meslektaşına ve arkadaşına destek olmak için adliyeye geldiğini ve fikir özgürlüğünden yana olduğunu ifade eden Kulin, ''O kendi köşesinde yazdı. Onun için mahkeme oluyor. İyi ki gelmişim, yoksa çok yalnız kalacaktı. Şu kalabalığa bakın. Parçalamak üzereler ve sebebini bilmiyorlar'' diye konuştu.

Tepki gösterenlerin söz konusu yazıyı, ''askerliğin yapılmaması'' şeklinde algıladıkları belirtilen Kulin, şunları söyledi:

''Hayır öyle demiyor Perihan. Ben o yazıdan bu anlamı çıkarmadım. Ben de 'askerlik yapılmasın' demiyorum. Askerlik Türkiye'de yapılması lazım. Çünkü biz Ortadoğu'da yaşıyoruz. Tabi ki lazım. O, onu demiyor. Kaç kişi askerlik yapmak istemeyebilir bu memlekette? Çok az, bir avuç insan. Benim de erkek çocuklarım var. Hepsi askerlik yaptı. Akıllarına bile gelmedi yapmamak. Türk insanı askerlik yapıyor. Yapmak istemeyeni hapse koymayalım, bütün söylemek istediği bu. Perihan bunu hak etmiyor.''