PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : DSP Zeki Sezer: Randevu bekliyorum



vanilya
20.11.06, 19:34
DSP GENEL BAŞKANI ZEKİ SEZER, 'SOLDA BİRLEŞME' TARTIŞMALARINA KATILDI:Randevu bekliyorum

İttifak konusunda gerçekçi formüllerin konuşulması gerektiğini vurgulayan Sezer, "Baykal isterse görüşmeye hazırım. Ecevit'in sağlığında randevu istedim. Hâlâ bekliyorum" diyor

http://www.milliyet.com.tr/2006/11/20/siyaset/resim/asiy.jpg SOHBET ODASI
DERYA SAZAK



DERYA SAZAK: Ecevit'in Ankara'daki cenaze töreninde kitleler, 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler öncesinde soldaki liderlere 'birleşin' mesajı verdiler. Bu istem, törendeki atmosferin, cumhuriyetçi ve laik dayanışmanın ötesine geçebilecek mi? Soldaki partiler arasında seçim ittifakı mümkün mü?
ZEKİ SEZER: Sayın Ecevit sadece siyasetçi değil aynı zamanda düşünürdü. Demokratik sol hareketi iktidara taşıyan tek kişiydi. Toplum cenaze töreninde de gösterdi ki, iç politika kaygılarıyla kimi zaman eleştirilen Ecevit'in fikirleri şimdi daha iyi anlaşılıyor. Ecevit artık yok. Ama düşünceleri yaşıyor. Geçmişte 'inançlara saygılı laiklik' anlayışına, kendini solda zanneden bazı kesimler karşıydılar.

Gülen cemaatiyle olan yakınlaşma...
O da çok büyük haksızlıktı. Ecevit ve DSP 'sağa kaydı' söylemleriyle haksızlık yapıldı. Ulusalcı duruşu da yine solda siyaset yapan bazı kesimler tarafından yanlış değerlendirildi.

Ecevit devrimciydi
1973 ve 1977'de CHP sosyal demokrat değerleri halka yayarak iktidara geldi. Bülent Bey son dönemde soldan hayli uzaklaşmadı mı, özellikle 12 Eylül'den sonra.
Ecevit, 1980'den sonra da tam solcuydu. Kıbrıs'a giderken ulusal duruşu yok muydu Ecevit'in. O gün CHP, solda tek parti olduğu için bu konuları istismar edecek başkaları yoktu. Atatürk devrimlerini de durağan değil, gelişen bir olgu olarak ele alırdı. Üstyapı devrimciliğine karşı, cumhuriyet değerlerini toplumun her kesimine yaymaya çalışırdı. Devletçi değil, devrimciydi. Düzen değişikliği programı da değişime, sosyal adalet içinde kalkınmaya verdiği önemi gösteriyordu. Ecevit'in bu çizgisinden hiç vazgeçmediğini düşünüyorum.
'İnançlara saygılı laiklik' dediği için irticayla bir araya getirdiler. Cenaze töreninde de görüldü ki, irticaya karşı direnen en büyük evladını bu ülke yitirdi. Yüz binlerce insan Ecevit'in arkasından bu nedenle yürüdü. Ulusalcılık meselesinde de Alparslan Türkeş ile görüştü diye söylenmedik laf kalmadı. Oysa Ecevit, Türkiye'de bir uzlaşı ortamının yaratılmasının mimarı oldu.

Evrensel sol değerlere bağlıyız
DSP daha çok Ecevitlerle anılan bir parti. Ecevit sonrası partinin politikası ne olacak? Sol partilerde şimdi 'sağa açılma' modası var. DSP ne yapacak?
2002 seçimlerinde 10 milyon insan sandığa gitmedi. Araştırmalar gösteriyor ki, sandığa gitmeyenlerin çok büyük bölümü bir önceki seçimde DSP'ye oy vermişti. Sağa açılmakla, sağ tabandan oy almak aynı şey değil. Sol politikalardan vazgeçerek oy almaya çalışmak doğru değil. Soldan vazgeçmemek lazım. Evrensel sol değerlere sonuna kadar sarılmalıyız.

Evrensel sol değerlerden söz ediyorsunuz ancak CHP gibi DSP de cumhuriyetçi ve laik söylem dışında demokrasi ve özgürlükler alanına fazla girmiyor. Kürt sorunu bugün sosyal demokrat partileri ne kadar ilgilendiriyor? Bugün artık 'milliyetçi sol'dan mı bahsetmek gerekiyor. İdeolojik olarak nerede duruyorsunuz?
Evrensel sol değerlere bağlı 'yerli' bir sol partiyiz. Avrupa'daki sosyal demokrat partiler demokrasi ve kalkınmanın itici gücü olmuş. Ama onlar Marksizm kökenli partiler ve işçi sınıfının güçlü olduğu toplumlarda kurulup gelişmişler. Türkiye'de hâlâ nüfusun yüzde 35-40'ı köylerde. Kırsal kalkınmayı de düşünmeliyiz. Kentleri ihmal etmiyoruz. Tam bir sivil ve demokratik yönetim taraftarıyız.

DSP varlığını 'Ecevit'siz' nasıl sürdürecek?
Ecevit'in bıraktığı miras sağlam bir temele, felsefe ve örgüte oturuyor. Ecevit genel başkanlıktan 2.5 yıl önce ayrıldı. Ancak DSP'nin oyları yükseliyor. DSP'nin iktidardan uzaklaştırılmasının ardından AKP'den beklediğini bulamayan geniş kitleler, ekonomik olarak zorlandıkça güven duyacakları partiye yöneliyorlar. Ecevit'e haksızlık yapıldığını görüyor insanlar ve yenilenen yapıya inanç duyarak DSP'ye güç veriyorlar. Bizim sol duyarlılıkla toplumun her kesimiyle uzlaşmaya açık duruşumuz da destek görüyor.

Beklenti yine de, CHP, DSP, SHP arasında ittifak yapılarak seçime gidilmesi. Halkın cenazede verdiği mesaj bu. Deniz Baykal da 'Taban buluşuyor' dedi. Görüşecek misiniz?
Baykal isterse görüşmeye hazırım. Meclis açılmadan önce, Ecevit'in sağlığında kendisinden randevu istedim. Hâlâ bekliyorum. Görüşebilseydik, 'Solda güç birliği için birlikte çalışma yapabiliriz' diyecektim. Seçim yasaları değişmeden bir araya gelebilseydik, 'İttifakları mümkün kılan değişiklikleri de yapın. Siz önerin de reddediyorsa AKP reddetsin' diyecektim.

Solda ittifak yasal olarak seçimden önce mümkün görünmüyor ama tek parti çatısı altında güç birliği yapmak mümkün. İtalyan solu bunu başardı. Türkiye'de bu neden olmuyor?
Soldaki bazı kesimler gerçekten iktidar olmayı istiyor mu bilmiyorum ama iktidar olmak zorunda sol. Türkiye'yi büyük tehlike bekliyor. Kendimizi aşıp partilerimizle ilgili duruşu da aşıp güç birliği yapmalıyız.

Her türlü özveride bulunurum
DSP Genel Başkanlığı'nı bırakabilir misiniz? Seçimde güç birliği için ilk adımı atabilir misiniz?
Her türlü özveride bulunurum. Bunu söyleyince da kamuoyu yanlış anlıyor, 'Acaba Sezer bırakıp gitmeyi mi düşünüyor?' diye. Hayır ben, solun iktidarı için sonuna kadar savaşacağım. Görevi bırakırım dediğiniz zaman arkanızda on binlerce, yüz binlerce insan var. Size umut bağlamışlar. Onları düşünmek zorundayım.
Ecevit'in cenaze töreninden sonra Tunalı Hilmi Caddesi'nde konuştuğum hanımefendi, Baykal'ın bir çağrısını okumuş, 'DSP bize gelsin' diye. Ne dedi biliyor musunuz, 'CHP'liyim, böyle derse bir daha oy vermeyeceğim. 'Deniz Bey'in DSP'ye ve SHP'ye 'Kapanın, gelin ben sizi yutayım' isteğine vatandaş da prim vermiyor.

Ne yapılması gerekiyor?
Geçmişte SHP - CHP türü birleşmelerin bir yararı görülmedi. Hatta iki parti birleştikten sonra 1995 seçimlerinde oyları düştü. Ütopik şeyler yerine, gerçekçi, olabilecek formülleri konuşmalıyız. İttifak yasası çıkmadığına göre seçimden önce 'ön koalisyon protokolü' yapılabilir ve denilebilir ki, seçimlerden sonra CHP ve DSP şu program çerçevesinde hükümet kurabilirler. Bu toplumda umut ve sinerji yaratabilir.
Toplumun büyük kesimi, sol bölünmüş, kendi arasında kavga ediyor diye küskün. CHP ve DSP olarak seçimden iktidar olarak çıkacağımızı şimdiden ilan edersek halk büyük destek verecektir. Ama şunu da görmek gerekiyor. Kendini solda hissedip de CHP'ye oy vermeyecek büyük bir kesim var bu ülkede.
Olay sadece Baykal ile sınırlı kalsa çözülür. Aynı şekilde sola oy verip DSP'ye oy vermeyecek bir kesim de var. O zaman kavga etmeyelim, solu iki koldan büyütelim. Bu vizyonu toplumun önüne koyabilirsek 2007 seçimlerini kazanırız. Tabanı biliyorum. Solda birliktelik isteniyor. Bunu başaramazsak 'solsuz siyaset' tehlikesi var.

Baykal adım atmalı
Görev Baykal'a mı düşüyor?
Hepimize düşüyor. Hazır olduğumuza göre Baykal'dan bir adım atmasını bekliyoruz. Özveriye hazırız derken, 'randevu alamadık!'

Cenazede konuşmadınız mı?
Aileye ayrılmış platformda Rahşan Hanım ve diğer arkadaşlarla duruyorduk. Taziyeler kabul ediliyor. Baykal geldi ve yanımda durdu. Ne el sıkışma ne başsağlığı!

CHP yönetiminin 'Rahşan Hanım bize emanet' diye açıklaması olmamış mıydı?
... (Gülümsemeyle yetiniyor) Rahşan Hanım, Ecevit'in son isteği olan ittifak önerisini sayın Baykal ile görüşmek üzere CHP Genel Merkezi'ne gitmişti. Oradaki tutumlarını biliyoruz 'Emanet' kabul ettikleri Rahşan Ecevit'e karşı.

İsmail Cem örneğindeki gibi DSP'yi bırakıp gelin, hatta partiyi kapatın diyor öyle mi?
YTP'ye onu yaptı, Cem'e Parti Meclisi'nde iki üyelik verdi. DSP'ye de 15 - 20 milletvekilliği vermek istiyorlarmış gibi haberler çıkıyor. Ne kadar ayıp. Milletvekilliği de, bakanlık da yaptık. Hiçbir demokratik solcunun böyle bir isteği olamaz. Derdimiz Türkiye.

Seçimi marta çekebiliriz

http://www.milliyet.com.tr/2006/11/20/siyaset/resim/asiy1.jpg Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkması 2007'-nin kasım ayındaki seçimleri nasıl etkiler?
Erdoğan'ın adaylığı yasaldır ama doğru olmaz. 'Erdoğan cumhurbaşkanı olur, meydan bize kalır' diye düşünenler hata eder. Bana gün doğar diye bekleyenler varsa bu ülkede güneşin batmasına neden olabilirler. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmemesi gerekir. Çankaya uzlaşı ile el değiştirmeli. Ecevit döneminde bunu yaptık. Sezer'i 5 partinin adayı olarak Cumhurbaşkanlığı'na önerdik. Şimdi uzlaşı istemek hakkımız.

İslami rejim kaygısı duyuyorsunuz?
Evet. Ne kadar 'değiştim' dese de Erdoğan, kendi deyimiyle 'gönlünün derinliklerindeki hıçkırıklar sık sık su yüzüne çıkıyor. İşte Milli Eğitim Şûrası.
Erdoğan'ın nasıl başbakan olduğunu biliyoruz, Siirt'ten milletvekili seçilmesiyle ilgili Anayasa değişikliğine CHP destek verdi, aynı şekilde cumhurbaşkanı yapmasın Baykal. 'Aday olmasın, gelsin konuşalım' demiş. Bizimle konuşmuyor, Erdoğan'ı çağırıyor; bu nasıl iş anlamadım.

Çankaya seçimlerine askerler de müdahale edecek mi?
Hayır, Çankaya meselesi ordunun kaygı duymasını, müdahalesini gerektirmeyecek biçimde çözülmeli. Demokrasi krizine yol açmamalı. Yeni 28 Şubat'lara gerek yok. Ordunun da böyle bir müdahalede bulunmak isteyeceğini düşünmüyorum. Erdoğan aday olmayı kararlaştırdığı gün Kızılay'da olalım. CHP ile birlikte 1 milyonluk miting yapalım. AKP'nin tek başına cumhurbaşkanı seçtirmeye cesaret edemeyeceği bir ortam doğacaktır. CHP ile seçim işbirliği yapabilirsek 'ortak başbakan adayı' ile birlikte cumhurbaşkanı adayı da açıklanır. Toplumsal baskıyla seçimi mart ayına çekebiliriz. Başbakan adayı, genel başkanların dışında olmalı.

Sezer'in görevi sona erince soldaki partilerin başına geçmesi de konuşuluyor.
Cumhurbaşkanı Sezer'in böyle bir oluşumun başında olması bizi ancak mutlu eder. Ancak olabilir mi bilmiyorum. Çankaya'da görevi bitmeden böyle bir düşünce varsa bile kimseyle konuşmaz. Aktif siyaset yapmak ister mi çok emin değilim.

Erdoğan cumhurbaşkanı seçildiğinde ne olur?
Seçimden sonra Çankaya'dan indiririz. Türkiye'nin demokratik rejimini tehdit eden girişimler karşısında güvercin olmayı bırakırız. Yüce Divan'da hesap sorarız.


http://www.milliyet.com.tr/2006/11/20/siyaset/asiy.html

Sizce bu sözkonusu secim ittifaki olusacak mi?

Ve eger Türkiye*nin "sol" partileri birlesirse, secimlerden iktidar olarak cikmalari olasi mi?

taycunist
07.05.07, 02:42
Solda birleşmede son dakika! http://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12270.jpg CHP-DSP birleşmesinde kritik saatler yaşanıyor. Baykal ve Sezer görüşmesinden sonra karar "DSP kapatılacak mı, kapatılmayacak mı?" sorusunun cevabına kaldı. Baykal, "Birleşeceksek tam olsun, CHP'de birleşelim, Ecevit'i solun ortak kahramanı olarak açıklayalım" dedi. Sezer bu konuyu partiye götürdü, ancak Rahşan Ecevit faktörü engel oldu.
Rahşan Ecevit, "Bu partiyi biz kurduk, DSP'yi kapatıp Baykal'a teslim olmayız" diye parti teşkilatına baskı yapıyor. Sezer ise, Rahşan Ecevit'in bu ısrarını aşmak için uğraşıyor.
Baykal, Rahşan Ecevit faktörünü biliyor ve Sezer'in Rahşan Ecevit'i ikna etmesinin ne kadar zor olduğunun da farkında..
Çünkü Rahşan Ecevit'in partideki kendisine yakın isimleri söylediği söz şu:
"DSP'yi kapattırmam. Baykal'a kaptırmam."
Bu demek oluyor ki, solda birleşmenin düğümü Rahşan Ecevit'te...




Kaynak:www.sonhaber.com (http://www.sonhaber.com)



Bu aralar birlesen birlesene. Bu Koltuk savasi adami ya vezir yapacak, yada rezil yapacak!

taycunist
07.05.07, 02:45
DSP, CHP'nin birleşme çağrısına yarın yanıt verecek

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın "CHP ve DSP bütünleşmesi önünde hiçbir engel bulunmadığı" yönündeki açıklamasıyla ilgili olarak, "Parti organlarında gerekli görüşmeyi yaptıktan sonra en geç yarın gerekli açıklamayı yaparız" dedi.
Sezer, parti genel merkezinde gazetecilerin Baykal’ın açıklamasına ilişkin sorularını yanıtladı. Türkiye’nin çok büyük sıkıntılar içerisinde olduğunu belirten Sezer, DSP’nin öteden beri bir güç birliğinden yana olduğunu söyledi.
Bu konuda üzerlerine düşen her türlü fedakarlığı, özveriyi yapacaklarını daha önce söylediklerin kaydeden Sezer, bugün de aynı noktada olduklarını belirtti.
Sezer, "Sayın Baykal’ın grup toplantısındaki sözleriyle ilgili birşey söylemek istemiyorum. Bu konuda kapsamlı bir açıklamayı en geç yarın yapmış olacağız. Çünkü takdir edilir ki bu, parti kurullarımızın da karar vermesi gereken bir süreçtir" diye konuştu.
Türkiye’nin büyük tehditler altında bulunduğunu ve bunları aşması gerektiğini kayeden Sezer, "Yurtseverlerin güç birliği her zamankinden çok daha önemlidir" dedi.
Sezer, bir gazetecinin, erken seçim öncesinde ön seçim yapmayı düşünüp düşünmediklerine yönelik sorusu üzerine de aday belirleme yöntemine Parti Meclisi’nin karar vereceğine dikkati çekti. Bu yöntemle ilgili henüz bir şey söyleyemeyeceğini ifade eden Sezer, şöyle devam etti:
"Siyaset Türkiye’de ne yazık ki kirlenmiştir. Öyleyse temiz, dürüst felsefesi, kökleri olan bir parti olarak DSP kurumsallaşmasını da demokratikleşmesini de en önce tamamlamış parti olacaktır. Eğer 24 Haziran’da seçim olacaksa 50 gün var. Buraya ön seçim sığdırılabilir mi sığdırılamaz mı bunu da düşünmek gerekiyor. Bunu yapacak partilere olanak tanınması gerektiğini düşünüyorum. DSP her türlü koşulda seçime hazırdır. Belli ki anayasa değişikliği, seçim yasalarında da bazı değişiklikler yapılacak. Bu değişiklikler aşamasında ittifakların önünün mutlaka açılması gerektiğini bir öneri olarak sunmak istiyorum.
İttifakların önünün açılmasının yasallaştırılmasını çok önemli görüyorum. Parlamentonun da buna kulak vereceğine güvenmek istiyorum.


Kaynak:www.milliyet.com.tr

Nurdan
07.05.07, 02:49
Bu aralar birlesen birlesene. Bu Koltuk savasi adami ya vezir yapacak, yada rezil yapacak!


Öyle tabiki de, aman birak birlessinler .Bu kadar parti oldu da neyimize yaradi.Nerde cokluk orde mokluk , misali.

Zaten sag sol fasafiso. Nasil islerine geliyorsa hem sag hem sol oynar bizimkiler.:Bauchtanz:

taycunist
07.05.07, 02:49
Birlesip birlesilmesi tartismalari yapilirken, Rahsan faktörünü göz önünde bulundurmak lazim. DSP bu Kadinin izni olmadan bir halt yiyemez!

taycunist
07.05.07, 23:52
(http://www.sonhaber.com/default.asp) CHP ile DSP anlaştı http://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12291.jpg CHP Genel Başkanı Deniz Baykal; DSP-CHP güçbirliği kapsamında CHP'nin değil, DSP'nin istediği işbirliği modelinin gerçekleştiğini belirterek, iki parti arasında güven ve samimiyetin esas olduğunu söyledi.

Baykal, Cumhuriyet Gazetesi'nin 83. kuruluş yıldönümü kokteyline gelişinde gazetecilerin CHP-DSP ittifakına yönelik sorularını cevapladı. Solda birlik konusuyla ilgili siyasi partilerin özlemleri ve arayışlarının daha önce de var olduğunu ifade eden Baykal, son dönemlerde özellikle CHP-DSP arasında bir ittifakın istendiğini dile getirdi. CHP olarak solda birliği tek çatı etrafında gerçekleştirmek istediklerini kaydeden Baykal, DSP'nin ise seçim işbirliği istediğini söyledi.


DSP'nin bu önerisini kabul ettiklerini ifade eden Baykal, DSP'nin birleşme modelini kabul ettiklerini söyledi. Baykal gelinen noktadan memnun olduklarını belirterek, son aşamada DSP'nin yetkili organlarının bu işbirliğini karar altına alarak, bunu CHP'ye getirmelerini beklediklerini dile getirdi. Baykal, bu işbirliğinin DSP ve CHP arasında siyasi bir bütünleşmeye giden bir aşama olmasını arzu ettiklerini de belirterek, "Ayrılmak üzere değil, kaynaşmak üzere bir birleşmeyi arzu ediyoruz" diye konuştu.
Baykal, DSP ile sayısal bir pazarlık yapmadıklarını ve hiç kimsenin kişisel beklentileri olmadığını belirtti. Baykal, "Aramızda güven ve samimiyet esastır" dedi.


Baykal, bir soru üzerine seçimin 22 Temmuz'dan daha öne alınması durumunda da işbirliğinin devam edeceğini söyledi.

Kaynak:www.sonhaber.com (http://www.sonhaber.com)

Vatana millete hayirli ugurlu olsun.:lach:

_PaShA_
08.05.07, 00:03
Rahsan Ecevit und Deniz Baykal, keine schöne Mischung beide sind Macht süchtig!!!!!

Gök Türk
08.05.07, 00:05
Bu birlesmelerin hedefi aslinda dimanizm yaratmak. Sanirim CHP-DSP'den cok DYP-ANAP bu hedefe ulasacak...

taycunist
08.05.07, 22:54
(http://www.sonhaber.com/default.asp) "DSP'de görüş ayrılığı yok" http://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12325.jpg DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP ile görüşmelerin iyi niyetle sürdürüldüğünü belirterek, ''Görüşmelerden hakkaniyetli bir sonuç alınabileceğine güveniyorum'' dedi.

Sezer, bu konuda DSP içinde hiçbir görüş ayrılığı bulunmadığını savundu.

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, DSP Parti Okulu'nda düzenlenen il başkanları toplantısından ayrılırken, gazetecilere açıklama yaptı.

CHP ile yapılan görüşmelere değinen Sezer, görüşmelerin iyi niyetle sürdürüldüğünü kaydederek, ''İki tarafın da iyi niyetli olduğuna inanıyorum. Bu görüşmelerden hakkaniyetli bir sonuç alınabileceğine de güveniyorum. Çünkü Türkiyemizin, halkımızın geleceği her şeyden önce'' diye konuştu.

Sezer, bir gazetecinin, partide görüş ayrılığı bulunup bulunmadığına ilişkin sorusuna, ''Hiç yok, sıfır. Hiçbir görüş ayrılığı yok'' karşılığını verdi.

CHP ile ne zaman görüşüleceğinin sorulması üzerine de Sezer, ''Çalışıyoruz, görüşmeler devam ediyor. Bu bir programa bağlanmış değil'' dedi.

Sezer, bir gazetecinin, Baykal'ın DSP'nin önerilerini kabul ettikleri yönündeki açıklamasına değinmesi üzerine, ''Bunları konuşuyoruz. 'Önerilerin hepsini kabul ettik' demedi, 'Kapatma kararını askıya aldık' dedi'' karşılığını verdi.

Kaynak:www.sonhaber.com (http://www.sonhaber.com)

deryatulga
08.05.07, 23:01
Bu birlesmelerin hedefi aslinda dimanizm yaratmak. Sanirim CHP-DSP'den cok DYP-ANAP bu hedefe ulasacak...

Her ikisinin de bu birlesmeden yarari olmayacagini, özellikle DYP-ANAP ikilisinin barajda zorlanacagini düsünüyorum. Ama birilerinin amaci da zaten sag oy potansiyelini dagitmak. GP ile birlikte yeniden 20% civarinda oyu cöpe attirirlarsa bu CHP'ye yarar tabii. Ama Baykal oradayken CHPnin de bu nimetin kadrini bilecegi süphelidir. DSP Ecevit'le birlikte öldü, kimse kendi kendini aldatmasin. Meydanlarda resmini dolastirarak aci sömürücülügü yapsalar bile toplam oylara kesinlikle bir etkileri olmaz.

Gök Türk
08.05.07, 23:14
Her ikisinin de bu birlesmeden yarari olmayacagini, özellikle DYP-ANAP ikilisinin barajda zorlanacagini düsünüyorum. Ama birilerinin amaci da zaten sag oy potansiyelini dagitmak. GP ile birlikte yeniden 20% civarinda oyu cöpe attirirlarsa bu CHP'ye yarar tabii. Ama Baykal oradayken CHPnin de bu nimetin kadrini bilecegi süphelidir. DSP Ecevit'le birlikte öldü, kimse kendi kendini aldatmasin. Meydanlarda resmini dolastirarak aci sömürücülügü yapsalar bile toplam oylara kesinlikle bir etkileri olmaz.

DSP ve CHP'nin bir yarari olmayacagi kesin. Belki DYP ve ANAP cumhurbaskani secimlerinde antidemokratik sekilde hareket etmeseydi, belkide yeni partiyle secimlerde AKP'ye ciddi bir rakip olabilirlerdi, ancak birinciligi AKP kaptirmazdi, yinede kaptirmayacak.

Bugün ilginc bir yorum okudum. Meclise dört parti bile girse AKP gece nsecimlerde aldigi oy orani ile (yani %34) tek basina iktidar olabilirmis...

Galiba AKP yine (tabiri caizse) "mali" götürecek...

omar
08.05.07, 23:17
Galiba AKP yine (tabiri caizse) "mali" götürecek...
tek kesin olan bu zaten.
diger tüm partilerin ne olacagi belli degil galiba.

Gök Türk
08.05.07, 23:25
AKP ya da zayıf ortaklı bir koalisyon

4 partili bir Meclis'te bile yüzde 33 oy oranı AKP’yi tek başına iktidara getirebilir. Hatta CHP, yüzde 17’de kalırsa yüzde 31'lik oy bile AKP'ye yeter. Rakamlarla olası seçim sonuçları:

Tek parti veya zayif ortakli bir koalisyon hükümet olasiligi yüksek

4 partili bir Meclis'te bile yüzde 33 civarındaki bir oy oranı AKP’yi tek başına iktidara getirebilir. Hatta CHP’nin oy oranının yüzde 17’de kalması durumunda yüzde 31'lik oy bile AKP'ye yeter.
Çok kısa vadede (10-15 gün) Anayasa değişikliklerine ilişkin gelişmelerin piyasalar üzerinde etkili olacağını düşünürken, izleyen dönemde genel seçim sonrası ortaya çıkacak siyasi tabloya ilişkin algılamanın ön planda olmasını beklemekteyiz. Son gelişmeler sonrasında, siyasette her zaman önemli olan somut dengelerin (oy oranı ve milletvekili sayısı) yanına soyut unsurlar (gerilim, devletin zirvesindeki uyumsuzluk v.b) da eklenmiş bulunmaktadır. Bu noktada en önemli bilinmeyen, son bir haftada cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinin tıkanması ile oluşan gerginliğin bu dönem öncesi anketlerde yüzde 30 civarında (kararsızlar dağıtılmamış) seyreden AKP oylarına ne yönde yansıyacağı olacaktır.
Kesin olan bir şey varsa o da, son dönemde güçlenen cepheleşme eğiliminden anketlerde oy oranı yüzde 13’e kadar düşen CHP’nin yararlanacağıdır. Ancak bu durumun ülke barajına yakın seyreden MHP ve DYP gibi partileri olumsuz etkilemesi de söz konusu olacaktır. Böyle bir görünüm de, 2002 erken genel seçimleri sonrasında ortaya çıkan tabloya (iki partili Meclis) daha yakın durmaktadır.

AKP'ye tek parti iktidarı için yüzde 29 oy yetebilir



Elbette bugünden yapılan bu tür değerlendirmelerin erken ve isabetsiz olma ihtimalleri oldukça yüksektir. Yeni Meclis'in yapısına ilişkin son değerlendirmede, bugünden itibaren sayısının hızla artmasını beklediğimiz güncel anketlerin önemi büyük olacaktır. Alınacak milletvekili sayısını tahmine yönelik olarak yaptığımız simülasyonlarda,

4 partili bir Meclis'te bile yüzde 33 civarındaki bir oy oranının AKP’ye tek başına iktidar getirme ihtimalinin yüksek olduğu, hatta CHP’nin oy oranının yüzde 17’de kalması durumunda yüzde 31’in bile yetebileceği ortaya çıkmaktadır.
3 partili bir Meclis'te ise CHP’nin oy oranını artırması durumunda bile AKP için yüzde 29 yeterli görünmektedir. Buna karşılık muhalefetin güçlü olduğu 4 partili Meclis'te tek parti iktidarı çıtası yüzde 35,5’e fırlamaktadır.

Söz konusu simülasyonları ve daha fazla sayıdaki senaryoyu içeren çalışmamızı anketlerin güncellenmesiyle beraber önümüzdeki dönemde yayınlamayı planladığımızı da belirtelim.







http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=239631

deryatulga
08.05.07, 23:28
Teorik olarak oylarin asiri dagilmasi halinde 10% oy alan bir parti meclisteki sandalyelerin hepsini ele gecirir. Maskaralik biraz daha devam ederse olmayacak sey de degil.

CHP'nin siyaseti kanla beslenmek
08 Mayıs 2007 Salı 20:14

Hikmet Çetin, Mehmet Moğultay, Mustafa Sarıgül, Celal Doğan gibi partiler dışında kalan solun önemli isimleriyle bir "Danışma Kurulu" oluşturan, Eski Bayındırlık Bakanı Onur Kumbaracıbaşı solun birleşmesiyle ilgili ağır bir analiz yaptı.

İşte CNN Türk'te canlı yayına katılan Kumbaracıbaşı'nın sözleri:

Ben buna 'Kanla beslenme siyaseti' diyorum. CHP önce SHP'nin kanıyla beslendi. Sonra Kemal Derviş'in kanıyla beslendi, şimdi DSP'nin kanıyla beslenecek. Deniz Bey'le bu işi götürmek mümkün değil. Bunu sosyal demokratlar da söylüyor. Önemli olan vatandaşı heyecanlandıracak bir yenileşme görüntüsü ortaya koymak

eyup_gokhan
09.05.07, 12:43
Her ikisinin de bu birlesmeden yarari olmayacagini, özellikle DYP-ANAP ikilisinin barajda zorlanacagini düsünüyorum. Ama birilerinin amaci da zaten sag oy potansiyelini dagitmak. GP ile birlikte yeniden 20% civarinda oyu cöpe attirirlarsa bu CHP'ye yarar tabii. Ama Baykal oradayken CHPnin de bu nimetin kadrini bilecegi süphelidir. DSP Ecevit'le birlikte öldü, kimse kendi kendini aldatmasin. Meydanlarda resmini dolastirarak aci sömürücülügü yapsalar bile toplam oylara kesinlikle bir etkileri olmaz.

Hocam DSP'nin kasasında en az 70 Trilyon para var. DSP'li bir tanıdık, siz (ülkücüleri kastederek) teşkilatçılığı iyi biliyorsunuz, DSP'ye gelip kurun bir grup da şu paraları ele geçirin diye şaka yapıyordu. Şimdi dişe dokunur bir oy kazancı olmayacak bu birleşmede DSP'liler vekillik ve bakanlık, CHP'liler de seçim dönemi ilaç gibi gelecek bütçe bekliyor. Zaten CHP hazineden en çok yardımı alacak ikinci parti. Bir de Ecevit çiftinin dokunmayıp dokundurtmadığı DSP'nin dolu kasası gelirse seçim bütçesi "resmiyette" en yüksek parti oluyor. Tabii kimler nemalanır düşünün...

DSP'yi kapatmayalım diyenler de kendilerince bunun tedbirini alıyor. Tabii siyasi konular, izzet falan da vardır işin içinde ama bu anlattıklarım daha ağırlıklı... Karayalçın'ın kasası dolu olsaydı bu birleşme hengamesinde dışlanır mıydı ? Şimdi "lütfen" bir çağrı yaparlar anca...

deryatulga
09.05.07, 17:14
Hocam DSP'nin kasasında en az 70 Trilyon para var. DSP'li bir tanıdık, siz (ülkücüleri kastederek) teşkilatçılığı iyi biliyorsunuz, DSP'ye gelip kurun bir grup da şu paraları ele geçirin diye şaka yapıyordu. Şimdi dişe dokunur bir oy kazancı olmayacak bu birleşmede DSP'liler vekillik ve bakanlık, CHP'liler de seçim dönemi ilaç gibi gelecek bütçe bekliyor. Zaten CHP hazineden en çok yardımı alacak ikinci parti. Bir de Ecevit çiftinin dokunmayıp dokundurtmadığı DSP'nin dolu kasası gelirse seçim bütçesi "resmiyette" en yüksek parti oluyor. Tabii kimler nemalanır düşünün...

DSP'yi kapatmayalım diyenler de kendilerince bunun tedbirini alıyor. Tabii siyasi konular, izzet falan da vardır işin içinde ama bu anlattıklarım daha ağırlıklı... Karayalçın'ın kasası dolu olsaydı bu birleşme hengamesinde dışlanır mıydı ? Şimdi "lütfen" bir çağrı yaparlar anca...

Senin yanilgin nerede biliyor musun? Soruyu "Bende 70 Trilyon olsa neler yapardim?" diye soruyorsun. Halbuki karsindakinin yeteneklerine bakarak, "Buna 70 trilyon versen kimbilir nasil batirir?" diye sorman lazim. Bazilarinin pekmezi bol bulunca ne yaptiklari belli cünkü. Bunlar o parayi ele gecirince cok cok bir takim cevreleri, basini filan satin alirlar, sonuc itibari ile halkla birebir iliski kurmayi beceremeden ne kadar para dagitsan da nafiledir. Baykal
bir kac tane ters laf etsin, 20%nin cok üstlerine tirmanilacagini hic sanmam.

Sen aslinda Güler Kömürcü, Sebahattin Önkibar gibi zevatin yaydigi AKP'nin kapatilacagi fisiltilarina bak. Bu gidisle sonucta sandiktan 1973 benzeri bir netice cikacak. Ardindan da 1980e giden yolun taslari dösenecek, ama bu sefer Türkiye o faturanin altindan kalkamaz.

Bu milletin icinde ölmeyen bir 1946 ruhu vardir, onu öyle bilmek lazim. Bir de acikcasi CHP'nin yillardir bahanesi olan "Parasizlik yüzünden secim kaybediyoruz!" laflari hosuma gitmiyor. Murat Karayalcin'in parasi yoktu ama arkasina aldigi bir sürü Kürtcü oy vardi. En azindan bir 5% mobilizasyon olabilirdi. Onun da sirasi gelecek ama daha erken. Önce sag oylarin paramparca edilmesi var planda. SP/BBP birlesirse cok sansi olur dedikodulari
da bu yüzden cikiyor. Kissadan hisse: CHP secimi rakiplerinin dagilmasi yüzünden kazanir, kendi güclü oldugu icin degil.

nalan@ist
09.05.07, 17:38
Ülkemiz seçim atmosferine yaklaştıkça ipler geriliyor, tartışmalar artıyor, gazetelerde, dergilerde “taraflı yayınlar” artarak devam ediyor. Bu dönemde kuşkusuz her parti kendi anketini uygun gördüğü firmalara yaptırıyor. Anketler seçmen için ön bilgi niteliği taşısa da seçmen sandığa girince orun rengi değişebiliyor.

Bazı siyasi partilerin kemikleşmiş oy tabanları vardır, o tabanları oluşturan gönüllüler ne olursa olsun söz konusu partilere oylarını verirler. Bu partilerin içinde CHP ve MHP kemik oy tabir edilen oylara sahip partilerdir.



AKP 4,5 yıldır tek parti hükümetinin ayrıcalığını yaşadı. Paradan sıfır atmak gibi, faydalı icraatları olmasına rağmen 4,5 yıllık zamana bütüncül ve objektif bir değerlendirme ile baktığımızda tek parti hükümetinin çok başarılı olduğu da söylenemez. İç politikada AB ve IMF, dış politikada ABD dayatma niteliğinde uygulama ve uyarıları karşısında kabul ediş ve sessiz kalış ulusal bağımsızlık yönünde AKP için ciddi puan kayıplarıdır.

Bu başarısız icraat döneminde meclis içinde çok ciddi ve sert muhalefet ile karşılaştı. Meclis içinde yapılan muhalefet ulusal basınımız tarafından (son bir yılı düşünmezsek) görmezden gelindi, yok sayıldı. Hakkını yemeyelim, son günlerde ulusal basın CHP ile daha yakından ilgileniyor.

CHP meclis içinde yaptığı bu tutumunda sadece muhalefet yapmadı ve gerekli çözüm önerileri getirmekten geri durmadı. Yani bildik ve alışmış olduğumuz muhalefet anlayışı bu dönem pek görülmedi.



Başta atamalar olmak üzere, türban ve milli eğitim, zina yasası, basın yasası, tarım yasası, vakıflar yasası gibi birçok yasa mecliste görüşülürken CHP yapıcı muhalefetini sürdürdü ve yanlış olarak düşündüğü fikirlerin arkasında durdu. Bu arada işsizliğin önünün alınıp istihdam yaratılamaması, esnaf ve çiftçinin durumları ve yine son dönemde milliyetçilik tartışmaları AKP’nin bu seçmen kitlelerinin küskünlüğüne yol açmıştır.
Yine 4,5 yıllık AKP iktidarı döneminde, Danıştay saldırısından, İstanbul'da sinagog saldırılarına, HSBC bankasına yönelik bombalama olaylarından, Hrant Dink Cinayetinin Bakan Aksu döneminde olması… Milli Eğitim Bakanı Çelik hakkındaki basına yansıyan iddialardan, Çocuk Esirgeme Kurumlarındaki gelişmeler nedeniyle Nimet Çubukçuya ve belki de en tartışılan bakan olan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Başbakan R.T.Erdoğan’ın ağır üslup ve azarlayan davranışları, Mersindeki çiftçiye söylediği söz, son olarak milliyetçilik üzerine yapılan tartışmalar AKP’nin eksikleri olarak göze çarpıyor.

Fransa de sözde Ermeni soykırımı görüşülürken Fransa’ya Onur Öymen önderliğinde bir heyet gönderen CHP dış politikada takdir toplamıştır. CHP’nin Fransa’ya gönderdiği heyet gibi hükümetin uluslar arası siyasette gerçekleştirmeye çalıştığı birçok icraatında CHP desteğini görmek mümkün. Aynı zamanda Şemdinli’deki olayları araştırmak adına heyet gönderen CHP olmuştur.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın tüm toplumu kucaklamaya yönelik yeni siyaset anlayışı kötü niyet ve önyargı sahipleri tarafından yanlış değerlendirildi. CHP’nin artık sağcı bir siyasi parti olduğu izlenimi yaratılmaya çalışıldı. CHP’nin ulusal bütünlük ve bölücü terör konusunda çıkışları ise soldan uzaklaştığının tescili gibi gösterildi.

Oysa Mustafa Kemal’in kurduğu ve bu ülkenin çimentosu olarak nitelenen altı ok incelendiğinde içinde ümmetçilikten uzak ulusalcı bir milliyetçilik olduğu görülecektir. Bu açıdan muhafazakâr tabanda CHP’nin bu siyaset anlayışı takdir görmektedir. Kısacası AKP’nin yukarda saydığımız hataları halk arasında bu partiye karşı küskünlük yaratmış gibi görünüyor ve bu gerekçeler CHP’yi iktidarın ortağı ve en büyük adayı yapmıştır. Halk CHP’ye yaklaşmıştır.

Peki, 2007 genel seçim sonuçlarına göre yeni meclis nasıl oluşur… Benim öngörüm, meclise üç partinin gireceği ve (belki) dördüncü partinin barajı kıl payı aşabileceği yönünde..
Yani, CHP, AKP meclise girmeyi bana göre garantilemişken, MHP ya da DYP üçüncü parti olacaklardır. BBP, DSP, ANAP, GP, İP, DTP bu sıralamayı takip edecek gibi görünüyor.

Öz-Türk
09.05.07, 17:50
Rahşan Ecevit de artik baya yaslanmis. Bundan dolayi Rahşan Ecevit ne dedigini bilmiyor gibi geldi bana. DSP Türkiyeye feda edecegine böyle mantiksiz mantiksiz sorunlar yaratacak, bu is tamamen ona kalirsa.

kadirpasa
09.05.07, 18:29
DSP,secimlere bagimsiz adaylar ile girecegi haberi geldi!

chp ile yapilan anlasmayi bozdular mi??

deryatulga
09.05.07, 19:00
Peki, 2007 genel seçim sonuçlarına göre yeni meclis nasıl oluşur… Benim öngörüm, meclise üç partinin gireceği ve (belki) dördüncü partinin barajı kıl payı aşabileceği yönünde..
Yani, CHP, AKP meclise girmeyi bana göre garantilemişken, MHP ya da DYP üçüncü parti olacaklardır. BBP, DSP, ANAP, GP, İP, DTP bu sıralamayı takip edecek gibi görünüyor.



Bu yaziyi yazan arkadas gelismelerin yer yer yillarca gerisinde kalmis olmali. Benim gencligimde kemik oyu olan tek parti CHP idi, o da 25% civarinda bir seydi. Sonra bir de baktik ki kemik kikirdaga dönüsmüs, o da eriyip gitmis ve CHP de barajin altinda kalabilmis. Bugünkü 20% nin az üzerinde gezinen CHP oy potansiyeli ise tutarsiz ve celiskili bir koalisyonun eseri, kemiklesmis bir oy deposunun servisi degil.

Uzatmayalim bir kac yil önce Deniz Baykal ve Bülent Arinc elele vererek Irak tezkeresinin gecmesini önlediler ve cok da iyi ettiler. Bugün meydanlari dolduran kalabalik AKPyi en cok Irak Politikasi sebebiyle suclamiyor mu? Önce birisi bana bu kadarcik basit bir celiskiyi aciklasin.

Secim anketleri yasanan krize oranla dogruluk tasiyan seylerdir. Bizde bu isi yapanlarin pek de bu meslegin ustasi olmadigi ortada. Örnekleme yoluyla calisma yapmak öyle kolay bir sey degil. Buna ragmen sandik basina geldiginde fikrini degistirecek secmen milyonda bir ya bulunur, ya da bulunmaz.

Paradan sifir atmak alt tarafi teknik bir sorundu, AKP hükümeti devrinde enflasyon fiilen durdu, esas basari odur. IMFye kabadayilik ederek basa gelmis bir Baykal-Ecevit ikilisi vardi 1977de. Sovyetler Birligi Türkiye'nin bütün borclarini ödeyecek, bedavadan petrol verecekti. Ondan sonra birak petrolü, millet mutfaginda kullanacak tuz bulamadi. Birakin bu bagimsizlik edebiyati masallarini. Ekonomik olarak gücsüzseniz herkesin agzinin kokusunu
cekersiniz. 1977 sonrasi Ecevit'in Wells Fargo kredilerine muhtac olup da Türkiye'nin bugday hasadini rehin etmesi gibi. O günle bugün arasinda tek fark ekonominin carklarinin dönmesi. Son krizin tepesinde yine Ecevit vardi ve bu Ecevit portresini CHP simdi bayrak yapacaktir. Baykal'in Ecevit'in Fethullahcilarla iliskisini yeren sözleri ortaya dökülünce ne olacak? Böyle propaganda pesinen bataga düsmüs demektir, memur elinden ciktigi nasil da belli oluyor!

Meclis icindeki cok sert muhalefeti bilmez olurmuyuz hic? Hayatinda sokakta oynayip da dizlerini patlatmamis Haluk Koc gibi bir kibarzadenin agzini nasil bozdugunu? Ipli cipli tehditlerin uzmanidir CHP hem de tam 50 yildir. Simdi de stratejik ortaklarina muhtira verdirmeyi basardilar, ey sonra ne olacak? Bu millet bu filmi zaten seyretmekten bikmis durumda.

"CHP meclis içinde yaptığı bu tutumunda sadece muhalefet yapmadı ve gerekli çözüm önerileri getirmekten geri durmadı. Yani bildik ve alışmış olduğumuz muhalefet anlayışı bu dönem pek görülmedi." Ziya Pasa ne demis? "Hic ummadigin kesfeder esrari derunun, sen herkesi kör alemi sersem mi sanirsin?" Ey CHP, ey herseyi herkesten iyi bilen her seyi okumuslarin partisi. Türk milleti sizin bu anlattiklariniza inanacak kadar ayran budalasi olsaydi, sizler onun birer mensubu olmakla gurur duyarmiydiniz?

AKP'nin secmen kitleleri küsmüs, iyi ya iste ne konusup duruyorsunuz o zaman? Bu bosta kalan oylari neden en cok sizin hak ettiginizi kanitlayan bir seyler sürsenize ortaya. Ama gerekmez, cünkü sizin gönlünüz, diliniz baska sözler etse de 27 Mayis 1960 türünden Türkiye'yi size altin tepsi üstünde sunacak bir darbedir. Ilk taksidi ödendi, secim sonuclari ters cikarsa ikinci taksidi de ödenecektir.

Ne o beyler Türkiye'de bunca insan öldürüldü durdu, siz neden sadece Hrant Dink cinayetine takiliyorsunuz? Göz kiptiklariniz, yaranmak istedikleriniz aslinda kimler söylesenize ey bagimsizlik mücahitleri!

Biz Onur Öymen'in Ermeni konusunda Bonn Büyükelciligi sirasinda ortaya koydugu performansi da biliriz, Fransa'da son topladigi puanlari da. Ahmet Insel'le kolkola
"Ermeni soykirimini tanimazsaniz ABne giremezsiniz!" diyen Michel Rocard'a yaltaklanarak olmuyor bu isler. Onur Öymen Gündüz Aktan ve Sükrü Elekdag gibi Ermeniler önünde ugradigimiz bozgunun basmimarlarindan. Her konuda dolma yutarim da, Ermeni konusunda kimse benim karsimda sansini denemesin, facasini ayakta indiririm.

Semdinli olaylarini inceleyen CHP heyetinin basinda kim vardi? Esat Canan? Bu arkadasin son günlerdeki mesgalesi nedir? Hafizasi daha kuvvetli olanlar icin "Güneydogunun da sehitleri var!" diyen arkadas kimdi? Ayrica CHP Semdinli olayini nasil tanimliyor? Önüyle ve arkasiyla?

Deniz Baykal 1980 öncesi "Asimilasyoncu egitime son diyenleri itecegiz" diyen Bülent Ecevit'le kanli bicakliydi. Basta Apocular olmak üzere en bölücü cevrelerin CHP ile omuz omuza hareket etmesinden de rahatsiz degildi. Neyse simdi bunlari bos ver.

CHPnin alti oku Mustafa Kemal'in degil, fasist sistemlere hayranligi tarihe gecmis olan Recep Peker'in marifetidir. Cumhuriyet'in kurulusu ve cimentosu ile de uzaktan ve yakindan alakasi yoktur. Fasist damarlari kabaran CHP'nin alti oka sarilmasi sasilacak bir sey degil. Ama o alti ok bugün bu milletin ezici cogunlugunun vicdanina batiyor, ondan da haberi yok. "Ulusalci milliyetcilik" ne demek be? Türkce'nin böylesine icine etmek hakkini sizlere kim verdi?

Bu yaziyi yazanin daha birlesmelerden haberi yok gibi görünüyor. Tahminlerini keske ona göre yapsaydi. MHP DYP/ANAP kirmasi partiyi her zaman gecer. Ama bu dumanli havada kontrpiyede kalarak baraj altinda kalmasi da mümkün, en ufak bir provokasyon buna yeter. Isler böyle giderse bu krizli zamanda Türk demokrasi tarihinin gördügü belki de en carpik secim sonucu sandiktan cikacaktir. Onun arkasi ise resmen karanlik. Basta savas olmak üzere Mahserin 4 atlisinin nal sesleri duyuluyor. CHP gercekten vatanini seven bir parti olsaydi, bir kac ay sonra yapilacak secimlerde halkin oylarinin cok seyi dengeledigini görebilirdi. Ama onlarin demokrasi anlayisinin ne oldugunu artik zamaninda Türkiye'yi sikayetten bikmadiklari Avrupali solcu dostlari bile biliyor.

nalan@ist
09.05.07, 19:04
DSP,secimlere bagimsiz adaylar ile girecegi haberi geldi!

chp ile yapilan anlasmayi bozdular mi??

o DSP değil DTP...öyle bir karar henüz alınmamıştır DTP bunu parti meclisi toplantısında görüşecekmiş...ittifak yapılıp veya yapılmayacağına dair....
henüz netleşen birşey yok yani....

olay % 10 barajını geçme çabaları işte...ama izin verileceyini de sanmıyorum...veya aklıma getirmek istemiyorum....daha doğru olur herhalde

deryatulga
09.05.07, 19:56
Sezer'den büyük fedakarlık
09 Mayıs 2007 Çarşamba 20:28

CHP ile işbirliği olması halinde DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'in milletvekilliği için aday olmayacağı öğrenildi.

CHP ile DSP arasında seçim işbirliği sağlanmasına yönelik görüşmeler sürerken, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'in bu işbirliğinin gerçekleşmesi halinde milletvekilliği için aday olmayarak görevini sürdürme kararı aldığı belirtildi.

DSP Genel Sekreteri Ahmet Tan, bu bilgiyi doğrulayarak, CHP ile işbirliğini sağlamaya yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü, herhangi bir gecikme olmadığını söyledi.

Tan, işbirliğinin "Hakkaniyet ölçüleri" içinde gerçekleşeceğine inandıklarını ifade etti.

"Hakkaniyet ölçüsünün ne olduğu" sorusuna Tan, "Kamuoyunun ve parti için kamuoyunun beklentilerini karşılayabilecek bir sonuç alınması" karşılığını verdi.

J.P.Belmondo
09.05.07, 20:12
Senin yanilgin nerede biliyor musun? Soruyu "Bende 70 Trilyon olsa neler yapardim?" diye soruyorsun. Halbuki karsindakinin yeteneklerine bakarak, "Buna 70 trilyon versen kimbilir nasil batirir?" diye sorman lazim. Bazilarinin pekmezi bol bulunca ne yaptiklari belli cünkü. Bunlar o parayi ele gecirince cok cok bir takim cevreleri, basini filan satin alirlar, sonuc itibari ile halkla birebir iliski kurmayi beceremeden ne kadar para dagitsan da nafiledir. Baykal
bir kac tane ters laf etsin, 20%nin cok üstlerine tirmanilacagini hic sanmam.

Sen aslinda Güler Kömürcü, Sebahattin Önkibar gibi zevatin yaydigi AKP'nin kapatilacagi fisiltilarina bak. Bu gidisle sonucta sandiktan 1973 benzeri bir netice cikacak. Ardindan da 1980e giden yolun taslari dösenecek, ama bu sefer Türkiye o faturanin altindan kalkamaz.

Bu milletin icinde ölmeyen bir 1946 ruhu vardir, onu öyle bilmek lazim. Bir de acikcasi CHP'nin yillardir bahanesi olan "Parasizlik yüzünden secim kaybediyoruz!" laflari hosuma gitmiyor. Murat Karayalcin'in parasi yoktu ama arkasina aldigi bir sürü Kürtcü oy vardi. En azindan bir 5% mobilizasyon olabilirdi. Onun da sirasi gelecek ama daha erken. Önce sag oylarin paramparca edilmesi var planda. SP/BBP birlesirse cok sansi olur dedikodulari
da bu yüzden cikiyor. Kissadan hisse: CHP secimi rakiplerinin dagilmasi yüzünden kazanir, kendi güclü oldugu icin degil.



ABI hellalosun be ! Mükkemel yorumlar yapiyorsun!Senin yorumlarina hayranim ya!
Sen Neden Siyasetci olmadin-benim ve bürsürü dostlarimin oylarini cani gönülden alirdin!

Selam!

deryatulga
09.05.07, 20:21
ABI hellalosun be ! Mükkemel yorumlar yapiyorsun!Senin yorumlarina hayranim ya!
Sen Neden Siyasetci olmadin-benim ve bürsürü dostlarimin oylarini cani gönülden alirdin!

Selam!

Sag ol da ben lokantalarin mutfagini gördükten sonra istahi hepten kacan adamlara benzerim. Allah politikaya bulasmayi nasip etmesin yani!

kadirpasa
09.05.07, 21:57
o DSP değil DTP...öyle bir karar henüz alınmamıştır DTP bunu parti meclisi toplantısında görüşecekmiş...ittifak yapılıp veya yapılmayacağına dair....
henüz netleşen birşey yok yani....

olay % 10 barajını geçme çabaları işte...ama izin verileceyini de sanmıyorum...veya aklıma getirmek istemiyorum....daha doğru olur herhalde
DTP olayini biliyorum da,yemek yerken sanki TV den "DSP" duydum gibi geldi!

demek yarin ilk isim:KULAK DOKTORINA GITMEK!

eh yaslaniyoruz yavas yavas................

deryatulga
10.05.07, 01:17
10 Mayıs 2007 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Yalçın DOĞAN



http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/91b.jpg Dağınık Sol Parti


PAPATYA falı gibi, "gidelim, gitmeyelim, gidelim, gitmeyelim". Tam bir kararsızlık içinde çalkalanıyor DSP.

Bu kararsızlıkta, siyasal tercih, siyasal analiz, başka bir stratejik hesap olsa, yine de fena değil. Ancak, kararsızlık kişisel tıkanmadan ileri geliyor.

CHP ile DSP’nin seçim ittifakı, her an her şeyin değiştiğine dikkate alarak, dün öğleden sonra, umut verir gibi görünmüyor.

İttifakı kilitleyen DSP. DSP’nin genel başkanından parti yöneticilerine uzanan beceriksiz ve kararsız tutumu.

YAZILI BELGE

Herkesi heyecanlandıran CHP-DSP ittifakı, resmi açıklamaların tersine, karaya oturmak üzere. Görünürde üç neden var.

1 - DSP, Baykal’a güvenmiyor. İttifakın koşullarını yazılı bir belgeye bağlamak istiyor.

Böyle bir ittifakta, ortada bir protokol ya da benzeri bir belgenin olacağı tartışılmıyor. Ama, DSP’nin ilk bahanesi bu.

2 - DSP kendisine, mizahla karışık, Demokratik Sol Portföy, diyor. Yani, parası çok. Kendisine yanaşanların bu parayla ilgilendiği tezini işliyor.

3 - En az yirmi ve hatta daha fazla milletvekilliği istiyor. İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara misali.

ASIL NEDEN

Ancak, asıl neden çok farklı.

Takke burada düşüyor. DSP Parti Meclisi 59 üyeden oluşuyor. CHP ile ittifak için, Parti Meclisinde en az 30 oy gerek. Bu 30 oyu bulmak zor.

Çünkü, 59 üyenin büyük çoğunluğu milletvekili olmak istiyor.

Türkiye gözünü dikmiş, ittifakı bekliyor, DSP dağınık biçimde kişisel hesap peşinde. "Bana ne, bana ne, ben milletvekili olmak istiyorum" takıntısında. Faturayı CHP’ye çıkarmak üzere.

Bırakın CHP ile ittifakı, solun birlikteliği DSP ile geçen Ağustos’tan bu yana konuşuluyor. Dokuz aydır bir arpa boyu bile yol alınmıyor.

DSP tam bir hayal kırıklığı.

GENİŞ SOL CEPHE

CHP-DSP ittifakının çok ötesinde, asıl olması gereken geniş sol cephe.

Madem geniş, o zaman CHP önderliğinde DSP, SHP, DİSK’İN başını çektiği 10 Aralık Hareketi bir araya gelmeli. Hatta, kendileri ister mi, bilmiyorum ama, Doğu Perinçek’in İşçi Partisi ile ÖDP’nin de, geniş cephede yer alması mantıklı.

Ancak, armudun sapı, üzümün çöpü, herkes herkeste, kendine göre bir eksiklik buluyor ve itiraz ediyor.

Birleşme lafları, incir çekirdiğini doldurmuyor. Somut sonuç yok. Amerikan jargonuyla, lip service, halk diliyle, gevezelik.

deryatulga
10.05.07, 02:08
Deniz Baykal da Aziz Yıldırım da narsist* http://medya.zaman.com.tr/2007/05/06/inalbatu.jpg NURİYE AKMAN
06/05/2007

Partilerini değiştirenler her zaman ilgimi çeker. Böyle biriyle konuştuğunuzda hem siyasetin hastalıklarını hatırlarsınız, hem de insan psikolojisinin temel dinamiklerini. Yoktur aslında partilerin birbirlerinden farkı. İster soldan sağa, ister sağdan sola geçsin bütün politikacılar bunu bilirler. Ama "millete hizmet" klişesinin diri kalması gereklidir.
İdeolojik nüanslar azaldıkça, onaylanma, sevilme ihtiyacı daha da baskın hale gelir. Türkiye'nin hızla cumhuriyetçiler ve demokratlar şeklinde saf tutmaya başladığı süreçte, eski CHP'li, hasta Fenerli İnal Batu, Baykal'ın ve Yıldırım'ın kendisine veremediği mutluluğu Mehmet Ağar yönetimindeki DYP'de bulur mu? Zaman gösterecek.

1999'da, Roma büyükelçisi iken istifa edip CHP'ye katıldınız. Roma'dan ayrıldığınız gün Amerika Apo'yu paketleyip Türkiye'ye gönderince oylar DSP'ye aktı. Apo'nun rüzgarı CHP'yi parlamento dışında bırakırken, sizi kahraman yaptı. Tek bir delege tanımadığınız halde üst üste iki kurultayda en yüksek oyu alarak genel başkan yardımcısı oldunuz. Zaman içinde sizi CHP'nin ulusalcı, militarist çizgisine isyan ederken gördük. İlk ne zaman ayıldınız?
CHP'nin parlamento dışında kaldığı dönem romantik bir çağdı. Herkes gayet vakar içinde, bu partiyi yeniden parlamentoya sokma misyonunu üstlenmiş, gece gündüz çalışan idealist insanlar partisi gibiydi. 99'da İzmir'den aday oldum. Dört yıla yakın İzmir'de çok çalıştım, tanındım, sevildim. Birdenbire bana hiç sorulmadan Hatay adayı oldum. Hatay'a ilk ve son defa üniversite öğrencisiyken gitmiştim. Bu benim partide yaşadığım ilk şok oldu. Basından öğrendim Hatay'dan aday olacağımı ve İzmir'den beni söküp atacaklarını. O gün, romantik çağ bitti, hayatın acı gerçekleriyle yüz yüze gelmeye başladım.
Neydi o acı gerçekler?
Bu, CHP'ye özgü de değil, partilerimizin hiçbirinde parti içi demokrasi yok. Ama ben CHP'yi size anlatayım. Bir kere genel başkan ve onun kurmayları, bütün partilileri isim isim, kim ne kadar sadıktır, kime ne kadar güvenilebilir biliyorlar. Delege seçilirken buna çok dikkat ediliyor. Ve sonra o en sadık insanlar genel başkanı ve parti yöneticilerini seçiyor. Tabii insan tabiatı icabı, tek seçici olan genel başkana yaranma, tam sadakatle her dediğine evet deme eğiliminde oluyor.
Bu durum, genel başkanın psikolojisini nasıl etkiliyor?
"Hayır" cevabıyla karşılaşmaması tabii narsisizm yaratıyor. Kendi söyledikleri her sözün doğru olduğuna inanıyor. Ama bıçak kemiğe dayanınca, pat diye istifa ediyor insanlar. CHP 26 kişi kaybetti bu dönemde. Türkiye'de AB'yi savunan politikalar out oldu. İn olan ulusalcılık, Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur düşüncesi, yabancı düşmanlığı. CHP'yi sağa kaydıran, anamuhalefet oluşu oldu. AB ile artık bu şartlarda görüşme olamayacağını, bir moratoryum ilan edilmesi gerektiğini ileri sürerek oy alacağını düşündü. Hükümeti Kıbrıs'ı satmak ile suçladı. Benim genel merkezle ilk pürüzlerim Annan planı sırasında ortaya çıktı.
Genel başkan yardımcılığında bir yıl kaldım ben. O bir yıl da sallantıdaydı yerim. Uyuşamıyorduk bu tür konularda.
Askerin CHP üzerindeki baskısı mı onu bu hırçın politikaya itti?
CHP öteden beri kendini devlet ile özdeşleştirmiş. Silahlı Kuvvetler de bu devletin en önemli kurumu. Onun için ister istemez bir yakınlaşma, bir iletişim oluyor. Çünkü asker de kendine en yakın parti olarak CHP'yi görüyor. 1999 seçimlerinde bu trend bozuldu. Asker ilk defa CHP'yi değil, DSP'yi destekledi. Çünkü Ecevit, Apo'yu getirmişti.
Anayasa Mahkemesi, kararını vermeden evvel Baykal'ın çıkıp 'beni reddederseniz çatışma olur' demesini CHP tabanı nasıl değerlendirir?
CHP'nin bir bölümü emekli askerler, savcılar, eski öğretmenler; AKP'den nefret eden, eşi türbanlı birinin Çankaya'ya çıkmasından fevkalade rahatsız olan takım. Baykal'ın bu yargıya müdahalesini alkışlarla karşılamıştır. Parti içinde hâlâ (gülerek) kaldıysa liberal aydın takım tabii bu çıkışı yadırgamıştır.
DYP ile flörtünüz ne zaman başladı?
Ben köşeme çekilmiş durumdaydım. Üç yıl gibi uzun bir yalnızlık dönemi yaşadım. Ben on yıldır TV programı yapıyorum. Ondan evvel Dışişleri sözcülüğüm var. Bu son yalnızlık döneminde beni avutan tek şey, basının, kamuoyunun, dostlarımın ilgisiydi. Ve ben iyice artık politikayı bırakmaya kararlıydım.
Demek ki DYP'den çok süper bir teklif yaptılar size...
Hayır hayır. Teklif meselesi değildi. Kendi partinizden tam bir ilgisizlikle karşı karşıyasınız. Genel başkan şöyle dursun, genel sekreter dahi "Senin derdin ne?" diye bir kere beni çağırmamıştır. "İnal Bey sorunların var galiba. Böyle en arka sırada oturuyorsun, gel bir kahve içelim" dememiştir.
Niye gidip Baykal'ın kapısını çalmadınız?
Yok, o benim tabiatım değil. Şimdi şöyle bir garip durum ile karşılaştım. Roma büyükelçiliğini bırakıp gelip o altın yıllarda, parti Meclis dışındayken gecemi gündüzümü verdiğim, bütün Anadolu'yu deli gibi dolaştığım, partinin vitrinindeki birkaç kişiden biri olduğum unutulmuş.
Eh. Siz de DYP'ye göz kırptınız!
Hayır. Politikayı bırakmaya karar vermiştim zaten. Kendi partimde tam bir ilgisizlik varken birdenbire diğer partilerden bana çok sıcak, beni gururlandıran çok güzel ifadelerle teklifler gelmeye başladı. Bu bende bir hınç yarattı. Büyük bir haksızlık karşısında olduğum hissine kapıldım. Çünkü kendi partim benim suratıma bile bakmıyor. Öbür partilerin hepsi peşimde olduğuna göre demek benim bir değerim var diye düşündüm.
Parti partiden ne kopartırsa kâr-dır yani. İşin bir de bu yönü var.
Yok, öyle yorumlamıyorum. Çünkü ben önce Art'de, sonra Kanal a'da program yapıyordum. Hiçbir ortak yönümün olmadığı, tanımadığım insanlar dış politikadaki görüşüme çok övücü sözler söylediler. Bir gün, benim televizyon programıma CHP'den ilgi olmadı.
Siz niye çağırmadınız Baykal'ı programınıza?
Baykal'ı çağırmadım da, başkalarını çağırdım. Mesela Haluk Koç geldi, Kemal Anadol geldi.
Tamam ilgi göstermişler o zaman.
Hayır yani benim böyle bir hizmet yaptığımın bilincine varılmadı. Buna mukabil diğer partiler hep bu programı methettiler. Beni hırslandıran bu sıcak ilgi oldu. Aşağı yukarı bir buçuk yıl solda yeni bir oluşum için sayısız toplantılara katıldım. Acaba Baykal dışı solda bir toplanma olur mu diye bekledik. Olmadı. O zaman mevcut partilerden birine katılma seçeneği kaldı. Orada da bana en uygun parti DYP'ydi. Çünkü demokrat, gerginlik yaratmayan, AB'ye karşı sıcak.
'Gerginlik yaratmayan' ibaresine mim koyup parti değiştirmenizi analiz edelim. Anlıyorum ki sizde şefkat isteği öne çıktı.
Her insan kadar.
Ama bir ideolojik tutarlılık, bir ilkeli duruş yok. Beni sevin arzusu var.
Pardon. Yanlış anladınız. Kabahat benim. Ben yanlış anlattım. Bütün bu yıllar boyu CHP'nin sert, gergin, hırçın, AB'ye karşı politikasını eleştirdim. AB'nin bize yaklaşımını da eleştirdim; ama bu kadar hoşgörüsüz, adeta Sosyalist Enternasyonal'in dahi dikkatini çeken ve CHP'yi uzaklaştırma noktasına yaklaştıran tutumlarını hiçbir zaman tasvip etmedim. Yani ilgi bekliyordum; ama hiçbir zaman bu tutumum değişmedi benim.
Ama CHP sizi şu ya da bu şekilde onore edip şefkat gösterseydi siz de o hercümerç içinde boğulup gidecektiniz. Sizin de farkınız kalmayacaktı.
Hayır hayır. Ben de Baykal'ın etrafında dolaşan hep ona biat eden, her dediğine evet diyen bir insan olsam herhalde beni de gözden çıkarmazlardı.
Baykal'a nasıl biat ediliyor?
Bir kere hep yakınında bulunacaksınız. Grup toplantılarında göze çarpacak bir yerde oturup alkışlayacaksınız. Gündelik yaşam içinde çok önemli bir yer tutacak genel başkan. Hayranlık göstereceksiniz, görüşlerini tasdik edeceksiniz. Ha bu bütün partiler için geçerli yani.
DYP gerginlikten uzak dediniz biraz evvel; ama tam tersini yapmadı mı?
Gerginlik politikasından gerginlik politikasına fark var tabii. CHP, cumhurbaşkanlığı seçimini mahkemeye götürmüşken askerlerin bir müdahalesi var. DYP ona karşı çıkıyor.
Ne kadar çıktı, ne kadar çıkmadıyı halka bırakıp şunu sorayım. Siz vaktiyle herkesi CHP çatısı altında toplanmaya çağırdınız. Şimdi çıkıp, çatı DYP diyeceksiniz. İnandırıcılık sorunu olmayacak mı?
Olabilir. Ama eskiden soldakilere CHP'ye gel diyordum. Şimdi de sağdakiler DYP'ye diyorum. Yani CHP'lileri DYP çatısına filan çağırmıyorum.
Daha evvel parti değiştirmelere nasıl bakardınız?
Hiç iyi karşılamazdım.
Kendinize baktığınızda ne görüyorsunuz?
Ben dönem içinde parti değiştirmeye karşıyım. Bu dönem bittiği için bunu yaptım.
Niye daha sola gitmediniz de sağa kaydınız?
İbrahim Tatlıses demiş ya, Urfa'da Oxford vardı da gitmedik mi, diye. Sol parti var da gitmedik mi, hani nerede sol parti?
Sizin eskiden "Ben tatlı su solcusuyum." dediğinizi hatırlıyorum. Belki de o yüzden kolay oldu sağa geçmek?
Nerede söylemişim onu?
Neredesini hatırlamıyorum. Ama laf şu: "Sıkı solcu sayılmam. Sıkı solcu olsaydık ya hapse girerdik ya da devlet memurluğundan atarlardı. En azından sefir yapmazlardı. Zaten bizimkisi de tatlı su solculuğu."
Doğru doğru. Yani salon solculuğu anlamında söylemişim. Kabul ediyorum bu eleştirileri. Biz çok acımasız bir dönemde yetiştik. Çok samimi arkadaşlarım hapislerde süründüler, devlet hizmetine giremediler. Biz korktuk yani, açık söyleyeyim. Dışişleri'nde de solcu tanınırdık bir ölçüde. Ama başımıza bir iş gelmedi çok şükür.
Zülfü Livaneli bir yazı yazdı geçenlerde. Dedi ki: "CHP'lilerde AK Partililerdeki gibi bir dayanışma yoktur, birbirlerine karşı sevgisizdirler."
Doğru. Büyük bir sevgisizlik var. Bunu ben de gördüm. Bu herhalde rekabet koşullarının çok çetin olmasından. Genel başkanın gözüne girme mücadelesi insanlar arasındaki dayanışma ve sevgi bağlarını zayıflatıyor. İşte devletin partisi olmaları, Cumhuriyet'in kurucusu olarak kendilerini görmeleri, laikliğe olan tutkuları onları halktan uzak tutuyor.
Özetle halkı sevemedikleri için birbirlerini de sevemiyorlar. Mehmet Ağar kalbinizi nasıl kazandı?
Mehmet Ağar uzun yıllar emniyet genel müdürü, milletvekili, bakan, adalet bakanı, genel başkan olarak protokol açısından hep benden üstün yerlerdeydi. Ben orta düzey bir bürokratken, hep abi demiştir. Mesela uçağa biniliyor. Abi önden buyur diyor. Hayır rica ederim sayın bakan dediğimde olmaz öyle şey deyip çok saygılı, çok mert, güler yüzlü bir insan olarak tanıdım.
Susurluk süreciyle ilgili kafanızda soru işareti var mı?
Tabii eskiden vardı. Ama benim bildiğim hepsinden aklandı.
Susurluk öyle bir konu ki Sedat Bucak dahi aklandı...
Sedat Bucak ile Mehmet Ağar'ı hiçbir zaman mukayese etmem.
Kader arkadaşı değiller miydi?
Yani kader arkadaşlığı teröre karşı mücadelede kader arkadaşlığından ibaretse buna itiraz edilemez. Önemli olan hukuk dışı, kirli bir şeyler yapmamış olmasıdır.
Her ne kadar taze ümitlerle DYP'ye geçmiş olsanız da içinizde CHP'ye ihanet ettiğiniz duygusu var mı?
İhanet demeyelim de, CHP'de kalamamış olmak içimde bir yara tabii.
CHP'de bulamadığınız demokrasiyi DYP'de bulabilecek misiniz?
Bilmiyorum, DYP'ye geçeli daha 48 saat oldu. Dilerim orada vardır.
Peki ne olacak bu Fenerbahçe'nin hali?
F.Bahçe herkes ile kavga etmeyi bir marifet sayan, kendilerini dev aynasında gören insanlar tarafından yönetiliyor. Geçen yıl şampiyonluğu kaybetmemizin tek nedeni budur. Kavga, kavga, kavga. Gerginlik, gerginlik, gerginlik. Kavga ve gerginlikten bıktığım için CHP'den ayrıldım.
Aziz Yıldırım da Deniz Baykal gibi narsist mi?
Evet. Aziz Yıldırım'da da narsisizm var tabii. Geçtiğimiz yaz istifa hadisesi yaşadık. En değerli aylar onun keyfini beklemekle geçti. Dönecek mi dönmeyecek mi? Sonra alelacele en kötü transferler yapıldı. Dünyanın parası ödendi. Yanlış bir hoca seçtiler. Sorumlu Aziz Yıldırım ve arkadaşlarıdır.
Aziz Yıldırım da F.Bahçe'nin Baykal'ı mı yani?
(Gülüyor) Siz deyin onu da. Ben demeyeyim artık.
*Narsist: Kendilerinin önemine ilişkin büyüklük duyguları taşırlar, başarı ve yeteneklerini abartırlar, kendilerini özel ve önemli görürler, hep saygı görmeyi beklerler.

deryatulga
10.05.07, 03:37
CHP vaatleri!
deniz.gokce@aksam.com.tr (deniz.gokce@aksam.com.tr)

Garip bir kuş bana e-posta atmış ve soruyor. “Bugüne kadar çok iyimserdiniz, şimdi neden kötümser oldunuz?”

Cevabım tabii çok net. Ben askeri darbeden, muhtıradan hoşlanmam, bu olgu tek başına çok kötümser olmam için nedendir. Üstelik siyaseti de sevmem. Siyasetin ekonominin önüne geçtiği dönemlerde ülkenin battığını bilirim. Bugünkü seçim kavgası ortamında altı ay belirsizliğin ve popülizmin geri geleceğini bilirim. Bunların hepsi beni kötümser yapar!

Siyasi partiler hakkındaki kararımı da icraata göre veririm. Türkiye çok uzun zamandır Avrupa ile flört ediyordu. 20-30 yıl evvel Avrupa üyeliği önümüze kondu. Ecevit ile Demirel reddettiler. Birinin ideolojik ekstra bagajı vardı, öbürünün ise sağ tutuculuğu. Zaten Ecevit siyasete mülkiyet hakkını kaldıran “su ve toprak” söylemleri ile başlamış, sonunda da giderayak eşinin memleketi Şebinkarahisar’ı vilayet yapmaya kalkmıştı. Demirel ise “Dün dündür, bugün bugündür!”, veya “Kim ne veriyorsa beş fazlasını veriyorum!” veya “Ben yaptım oldu, ne var?” gibi büyük vizyonların kahramanıdır, tanıyoruz, biliyoruz!

İlginç bir paradoks ki, şimdi şeriatçı olmakla, ülkeyi çağdaşlıktan uzaklaştırmakla itham edilenler, işbaşına gelir gelmez Batı’ya döndüler, AB üyeliği adımını attılar, müzakereler başlattılar, Yunanistan ile sulh olmaya çalıştılar ve Kıbrıs’ta barış aradılar. Ekonomide de kendilerine “köktenpiyasacı” ithamı bile yapılmasına yol açan adımlar attılar, özelleştirme hamlesi, tarımda ulufe döneminin bitmesi, maliye politikasında büyük başarı ülkemizde ne zaman gerçekleşmişti? Bu adımlar ekonomik başarı getirdi!

Şimdi tabii seçim popülizmi gündeme gelecek, hatta geldi bile! Aşağıda Melih Aşık’ın sütununda Melih Aşık ile Oğuz Oyan arasındaki iki gün önce yayınlanan mini röportajın tümü var. Aynen, tek kelime kısaltmadan köşeye alıyorum.

“Peki çoğu inandırıcı görünmese, hatta kimileri güldürse de Cem Uzan somut vaatlerde bulunuyor. Vatandaş bunları ilgiyle, biraz da, “Yalan da olsa söyle, hoşuma gidiyor” hesabıyla dinliyor. Sadece mutlu olmakla kalmıyor, kimileri oyunu Genç Parti’ye kullanmayı ciddi ciddi düşünüyor. Peki ya iktidar hesapları yapan CHP? O vatandaşa ne vaat ediyor? Seçimlere çok az zaman kalmasına rağmen bu partinin somut bir vaadini hatırlayan var mı diyor ve sözü CHP Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Oyan’a bırakıyoruz.

- Seçim bildirgemiz bitmek üzere. İktidara geldiğimizde neler yapacağımızı, halkımıza neler vaat ettiğimizi yakında herkes görecek.

- Neler var bildirgede?

- Cem Uzan’la vaat yarışına girmemiz tabii ki söz konusu değil. Bizim vaatlerimizin hepsi hesabı kitabı yapılmış, ayağı yere basan, Türkiye gerçeklerine uyumlu vaatler.

- Örneğin?

- Mazottan alınan yüzde 60’lık Özel Tüketim Vergisi’ni tamamen kaldıracağız. Elektrikte yüzde 10 olan KDV’yi yüzde 1’e indireceğiz. Asgari ücretin yarısını vergi dışı bırakacağız. Diğer ücretlerden alınan vergilerde ciddi indirime gideceğiz. AKP’nin tarıma verdiği 5 katrilyonluk desteği 2 katına çıkaracağız. Yılda sadece bölgesel kalkınmaya 8-9 trilyon lira teşvik vereceğiz. Ulusal gelirin yüzde ikisini, yani 10 trilyon liradan fazla bir parayı yardım paketi olarak yoksullara dağıtacağız. Tütün, pamuk, şekerpancarı gibi stratejik ürünlerde ciddi bir destekleme politikası uygulayacağız. IMF’nin dayatmasıyla yüzde 6.5 olarak uygulanan faiz dışı fazlada oranı yarı yarıya indireceğiz. Halk bir yıl içinde rahatlamayı somut olarak hissedecek, beş yıl sonra da açız diyen kimse kalmayacak.

- IMF bunları kabul eder mi?

- Zaten onun programını daha fazla sürdürmenin imkânı yok. Kendi programımızı uygulayacağız.

- Ya kaynak sorunu?

- 2007 bütçesinde faize ayrılan para 53 katrilyon. Faizlerde bir miktarlık indirim bile büyük bir kaynak demektir”.

Sayın profesöre söyleyeceğim tek şey “bravo” olacak. Geçmiş sefalete dönüş demek olan, içinde ekonomi olmayan bu ekonomi programı sizi kötümser yapıyor mu? Benim ruhumu karartıyor!


(http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=76908,10,12#) 10.05.2007

deryatulga
10.05.07, 04:23
'Ben böyle demokrasinin...'
10/05/2007
Hasan Celal Güzel - hcelalguzel@yahoo.com
Yeni Türkiye Dergisi'nin yazıhanesinde gençlerle beraber televizyonda Deniz Baykal'ın basın toplantısını seyrediyoruz.
Deniz Bey gene formunda, bol bol atıyor. TBMM'de kabul edilen Anayasa değişiklikleriyle alay ediyor. Meclis'te AK Parti'nin 352, CHP'nin ise 151 milletvekili var. Lâkin ne gam... Deniz Bey'in umurunda bile değil. Çoğunluk da neymiş?
O, sırtını muhtıracılara, Devlet Başkanı'na ve Anayasa Mahkemesi'ne dayamış. Torpili kuvvetli yerden... Birtakım 'göbeğini kaşıyan adam'larla hiç ilgilenmiyor. O'nu, zinde güçler, YÖK'çüler, profesörler tutuyor. O, azınlığın çoğunluğa tahakkümünün bir simgesi...
TBMM, AK Parti'nin 352 oyuna, bir de ANAP'ın 20 oyunu ilave edip Cumhurbaşkanını halkın seçmesini kararlaştıran Anayasa değişikliğini yapmış amma ve lâkin, bu 'göbeğini kaşıyan adamların' sıradan temsilcilerinin dediği hiç olur mu? Beyler, paşalar, yüksek bürokratlar ve CHP jakobenizmi ne güne duruyor?...
Deniz Bey, zafer kazanmış kumandanlar edasıyla haykırıyor ve 'AK Parti, Meclis çoğunluğuna rağmen Cumhurbaşkanı seçemedi' diyor muzafferane... Helâl olsun size bu muhtıralar, bu AYM kararları, damadı CHP adayı Devlet Başkanımız!... Danıştaylar, Yargıtaylar, YÖK'ler helâl olsun! Nazar değmesin diye poponuzu kaşıyın e mi? 'Poposunu kaşıyan adamlar' , 'göbeğini kaşıyan adamlara' 1-0 galip...
Derken, bizim şoför Kadir dayanamayıp 'Ben böyle demokrasinin içine...' diye sunturlu bir küfür savuruyor.
* * *
Deniz Bey haklı. Bu Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi zor. Çünkü, önce cumhursuz Cumhurbaşkanı Sezer, aguşunu açmış Anayasa değişikliğinin kendisine ulaşmasını bekliyor.
15 günlük süreyi sonuna kadar beklettikten sonra, şöyle ters bir vole vuracak ve kanunu fukara 'Kuzu Hoca'ya doğru keyifle savuracak. Sonra, TBMM tekrar kabul edip gönderince, soluğu doğru Anayasa Mahkemesi'nde alacak. 367 konusunda hukuk tarihimize bir kara leke olarak geçen o malum karardan sonra, herhalde kendi atadığı üyelerin çoğunluğundaki AYM de değişikliği 'şeklî' (!) bakımdan inceleyerek bozacak...
* * *
Biz bu faciayı tam 60 yıldır yaşıyoruz. Deniz Bey'in partisel dedeleri, 1946 Seçimlerinde DP kazanmasın diye hiç sıkılmadan 'Açık oy, gizli tasnif' kararı çıkarıp jandarmayla sandık kaçırtmışlardı. 27 Mayıs 1960'ta cuntacılarla birlikte DP iktidarına karşı darbe yaptılar.
12 Mart 1971 muhtırasının altında da bunlar vardı. 12 Eylül'de Meclis'i tıkadılar. 28 Şubat, bir CHP-BÇG işbirliği sonucudur. 27 Nisan Muhtırası da, bunların tahriki neticesinde verilmiştir.
1961 ve 1982 Anayasaları, CHP'nin ve CHP bürokrasisinin eseri olan gayrımeşru darbe anayasalarıdır. 1961'de, Meclis'in üzerine, bir kısmı darbecilerden ve bürokratlardan oluşan Senato'yu koydular. Yasamanın üstüne AYM'yi, yürütmenin üstüne Danıştay'ı, Devletin üstüne de MGK'yı jandarma olarak diktiler.
Türk Milleti'nin egemenliğini kullanmasına bürokrasiyi ortak yaptılar.
1982'de YÖK'ü Anayasa kurumu yapıp demokrasinin başına bela ettiler.
Hasılı, Devleti CHP azınlık oligarşisine göre tasarladılar. Şimdi de kalkmış, çoğunluğu küçük görerek 'Yeter, söz devletindir!' diye bağırıyorlar.
Buna bir de 'demokrasi' diyeceğiz, öyle mi?!...
* * *
Ben de Kadir, ben de...

eyup_gokhan
10.05.07, 07:37
Haklisiniz hocam. Hatta birakin 70'i, 700 trilyon olsa, Baykal da hic hata yapmasa bu bildigimiz CHP yine uzamaz. Alevi oylar bile artik kosulsuz CHP'ye akmayacak diye duyuyoruz.

Ama bu CHP'nin DSP ile ilgili hesabinda ilk sira yine de para diye düsünüyorum.


Sag oylar bölünüyor ama bu birinci parti olmadigi müddetce CHP'den fazla AKP'ye yarar. MHP-CHP koalisyonunu halen bir takim cevreler cok arzuluyor ama MHP baraji assa bile bu iki parti güvenoyu alamaz.

SP ile BBP'nin ise su anda birlesmesi soz konusu degil hocam. Yarin sartlar degisir mi bilmem. Ama kendini dev aynasinda gören SP kendinden yarim puan geride olan ve teskilatlanmasi SP'den iyi olan BBP'ye cok komik tekliflerde bulundu ve iki gün evvel sürec durdu. Tabii bir gecede hersey degisiyor, siyaset bu...

Siralama olarak 1973 benzeri bir sonuc cikacagini zannetmiyorum. 23 Temmuz sabahi yine ampuller yanik olur :) . Fakat Mhp o kadar etkisiz politika izliyor ki, ikinci siradaki sag parti pek ihtimal verilmeyen DP olabilir. "Toplumsal merkezin siyasal izdüsümü" falan oy getirmez...




Senin yanilgin nerede biliyor musun? Soruyu "Bende 70 Trilyon olsa neler yapardim?" diye soruyorsun. Halbuki karsindakinin yeteneklerine bakarak, "Buna 70 trilyon versen kimbilir nasil batirir?" diye sorman lazim. Bazilarinin pekmezi bol bulunca ne yaptiklari belli cünkü. Bunlar o parayi ele gecirince cok cok bir takim cevreleri, basini filan satin alirlar, sonuc itibari ile halkla birebir iliski kurmayi beceremeden ne kadar para dagitsan da nafiledir. Baykal
bir kac tane ters laf etsin, 20%nin cok üstlerine tirmanilacagini hic sanmam.

Sen aslinda Güler Kömürcü, Sebahattin Önkibar gibi zevatin yaydigi AKP'nin kapatilacagi fisiltilarina bak. Bu gidisle sonucta sandiktan 1973 benzeri bir netice cikacak. Ardindan da 1980e giden yolun taslari dösenecek, ama bu sefer Türkiye o faturanin altindan kalkamaz.

Bu milletin icinde ölmeyen bir 1946 ruhu vardir, onu öyle bilmek lazim. Bir de acikcasi CHP'nin yillardir bahanesi olan "Parasizlik yüzünden secim kaybediyoruz!" laflari hosuma gitmiyor. Murat Karayalcin'in parasi yoktu ama arkasina aldigi bir sürü Kürtcü oy vardi. En azindan bir 5% mobilizasyon olabilirdi. Onun da sirasi gelecek ama daha erken. Önce sag oylarin paramparca edilmesi var planda. SP/BBP birlesirse cok sansi olur dedikodulari
da bu yüzden cikiyor. Kissadan hisse: CHP secimi rakiplerinin dagilmasi yüzünden kazanir, kendi güclü oldugu icin degil.

taycunist
10.05.07, 21:57
(http://www.sonhaber.com/default.asp) Sezer, kendisini ittifaka adadı http://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12374.jpg DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP ile iş birliği olması halinde aday olmayacağına ilişkin kararını CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile ilk görüştüğünde sunduğunu söyledi. Sezer, parti genel merkezinden çıkışında, gazetecilerin milletvekili adayı olmayacağı yönündeki açıklamasına ilişkin sorularını yanıtladı.
Sezer, ''Ben, DSP'nin, solda CHP ve DSP'nin iş birliği gerçekleşecekse, o şekilde seçime gidilecekse, kampanyada etkin bir şekilde örgütleriyle birlikte yer almasını istiyorum. Bu nedenle DSP Genel Başkanı olarak o kampanyaları yürütme kararlılığındayım'' dedi.
Konuya ilişkin bazı haberlerin farklı yorumlarla kamuoyuna sunulduğunu, oysa aday olmayacağına ilişkin görüşünü dün belirlemediğini dile getiren Sezer, ''Sayın Baykal ile ilk görüştüğümüzde bu kararımı zaten kendisine sunmuştum'' diye konuştu. Gazetecilerin, ''Bir fedakarlık söz konusu mu?'' sorusuna ise Sezer, şu yanıtı verdi: ''Hayır efendim niye fedakarlık olsun. Ben milletvekilliği yaptım, bakanlık yaptım. Milletvekilliği fedakarlık edilecek bir yer falan değil, öyle düşünülmesin. Fedakarlık değil, bir gereklilik, bir kampanyayı etkin yürütme, Türkiye'yi aydınlığa çıkarma gerekliliği. Özveri birçok konuda yapılabilinir ama milletvekili adayı olmamak herhalde önemli özveri değildir.''



Kaynak:www.sonhaber.com (http://www.sonhaber.com)

deryatulga
11.05.07, 01:33
Murat Karayalcin'in parasi yoktu ama arkasina aldigi bir sürü Kürtcü oy vardi. En azindan bir 5% mobilizasyon olabilirdi. Onun da sirasi gelecek ama daha erken. Önce sag oylarin paramparca edilmesi var planda. SP/BBP birlesirse cok sansi olur dedikodulari
da bu yüzden cikiyor. Kissadan hisse: CHP secimi rakiplerinin dagilmasi yüzünden kazanir, kendi güclü oldugu icin degil.


11 Mayıs 2007 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Tufan TÜRENÇ

tturenc@hurriyet.com.tr

http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/39b.jpg Ecevit komadan 2 gün önce Karayalçın’a ne dedi?


GEÇEN yıl mayıs ayında Haber Türk’te Gülgün Feyman’ın programında "Solda birlik" tartışılıyordu.

Stüdyo konuğu Murat Karayalçın’dı. Ben de telefonla bağlandım.

Karayalçın solda birlik için görüşlerini açıklıyordu.

Birkaç gün önce Ecevit bir demeç vermiş, "CHP-DSP-SHP’nin güç birliği yapması" gerektiğini söylemişti.

Karayalçın da Ecevit’in bu söylemini çok olumlu bulduğunu, bunun gerçekleşebileceğini anlatıyordu.

Ben kendisine zaman yitirmeden Ecevit’le görüşüp bu konuda harekete geçmek gerektiğini söyledim.

Karayalçın en kısa zamanda Ecevit’le görüşeceğini söyledi.

16 Mayıs 2006’da bu buluşma gerçekleşti.

Ecevit içine merkez sağı da alan bir güç birliği düşündüğünü anlattı.

Karayalçın "Bunun yanlış olacağını çünkü bu partilerin tabanlarının AKP’ye kayacağını" söyledi.

Ecevit önümüzdeki günlerde bu konuda harekete geçeceğini, önce DSP-SHP birlikteliğini gerçekleştirmeye, sonra da CHP ile bunu sağlamaya çaba harcayacağını belirtti.

"Türkiye’nin içine sürüklendiği karanlıktan kurtulması için bu çabayı göstermeye kararlıyım" dedi.

* * *

Ertesi gün 17 Mayıs 2006’da Danıştay baskını oldu.

18 Mayıs’ta Ecevit katıldığı cenaze töreninden sonra fenalaşarak koma halinde hastaneye kaldırıldı.

Yapılan bütün müdahalelere rağmen Ecevit’i kurtarmak mümkün olamadı.

Komaya girmeden iki gün önce Karayalçın’a söylediklerini gerçekleştiremedi.

1 Mayıs 2007 tarihinde Karayalçın, Baykal’a Ali Dinçer’in vefatı nedeniyle başsağlığına gitti.

Görüşmede solda birlik konusu açıldı. Baykal CHP çatısı altında birleşmeden yana olduğunu söyledi.

Karayalçın ise DSP-SHP-10 Aralık hareketi ve güç yoğunluğunu sağlayacak kişi ve kümelerin CHP çatısı altında güç birliğine gitmesini önerdi.

Tandoğan ve Çağlayan mitinglerinde halkın sol partilere "birleşin çağrısı" Baykal’ı harekete geçirdi ve onun çağrısıyla CHP-DSP görüşmeleri başladı.

* * *

Eğer DSP karar alabilirse iki parti arasında seçim işbirliği yapılacak.

Bu, ülkede büyük bir heyecan yaratır.

SHP-10 Aralık Hareketi ile diğer sol güçleri de CHP çatısı altına çeker.

O zaman da güç birliğini gerçekleştirmiş bir sol hiç kuşkusuz halkın karşısına güçlü bir iktidar alternatifi olarak çıkar.

Dün Karayalçın’la bu konuları konuşurken örnek olur diyeİtalya’daki sol birliğin lideri Başbakan Prodi ile 15 Kasım 2006’da yaptığı görüşmeyi de anlattı.

SHP Genel Başkanı bugün İtalya’daki sol koalisyona 17 partinin katıldığını, bu büyük koalisyonun olağanüstü gerçekçi, pratik, ayağı yere basan bir program hazırladığını ve bunu yürüttüğünü söyledi.

Görüşmenin sonunda Prodi Karayalçın’a bir kalem hediye etti ve şöyle dedi:

"Eğer Türkiye’de bir güç birliği kurarsanız protokolü bu kalemle imzalayın."

İtalya’da solun bütün renkleri bir araya gelip ülkeyi yönetebiliyorsa neden bunun çok daha az sayılısı CHP çatısı altında Türkiye’de de olmasın?

Koltuk pazarlığı yapılmaması gereken olağanüstü bir dönemden geçiyoruz.

Bu birlikteliği gerçekleştirmek hiç kuşku yok ki çok büyük, hatta kutsal bir görevdir.

taycunist
12.05.07, 02:20
CHP-DSP'den dev mitinghttp://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12403.jpg DSP Genel Başkan Yardımcısı Masum Türker, CHP ile görüşmelerle ilgili İzmir Mitingi gündeme getirilerek ''iki ayaklarının bir pabuca sokulmaya çalışıldığını'' belirterek, ''Görüşmeler yakın zamanda mükemmel bir şekilde biterse iki partinin katılacağı en büyük miting organize edilecektir'' dedi.

Türker, İzmir Mitingi'ni sivil örgütlerin cumhuriyet adına düzenlediklerini, mitingin siyasi partilerle ilgisi bulunmadığını söyledi.

İşbirliği noktasında halkın özlemlerine yanıt verildiğini, bu çerçevede görüşmelerin devam ettiğini dile getiren Türker, şöyle konuştu:

''CHP ile görüşmelerle ilgili İzmir Mitingi'ni gündeme getirerek iki ayağımızı bir pabuca sokmaya çalışıyorlar. Görüşmeler yakın zamanda mükemmel bir şekilde biterse iki partinin katılacağı en büyük miting organize edilecektir.

Şu anda Türkiye'nin geleceği, ülkenin ve cumhuriyetin geleceği için yapılan İzmir Mitingi'ni gündeme getirerek sağlıksız bir işbirliği oluşturmak doğru değil. Prensipte zaten anlaşmışız, görüşmeler devam ediyor

Kaynak:www.sonhaber.com (http://www.sonhaber.com)

Abbas Mirza
12.05.07, 02:29
In wie fern ist die CHP links???

taycunist
12.05.07, 02:39
In wie fern ist die CHP links???

Die Bezeichnen sich, als Sozial-Demokraten.

Abbas Mirza
12.05.07, 02:45
Die Bezeichnen sich, als Sozial-Demokraten.
Welche Wirtschaftspolitischen Standpunkte vertretten die und in weifern sind die mit der SPD hierzulande zu vergleichen? (bitte objektiv antworten)

taycunist
12.05.07, 02:55
Welche Wirtschaftspolitischen Standpunkte vertretten die und in weifern sind die mit der SPD hierzulande zu vergleichen? (bitte objektiv antworten)

Die vertreten gar keine Wirtschaftspolitischen Standpunkte! Zumindest habe ich es noch nie gehört! Das einzige was die Ausmacht, ist die: Das die sich als hüter des Laizismus, sowie des Kemalismus sehen!

Nicht mehr und auch weniger!

eyup_gokhan
14.05.07, 12:05
DSP’de işler karışıkhttp://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3360063.jpg

DSP’nin CHP’yle işbirliğine parti içinden tepki geldiğini hem televizyonda söyledim hem de yazdım. Önce DSP yönetiminden "böyle bir şey yok" açıklamaları geldi. Ben ısrar ettim. Onlar, "tek bir yumruk gibiyiz" dediler.

Baktım simdi o yumruk açılınca avuçtaki bütün sıkıntılar da ortaya çıktı.

Açık olan şu:

- Eğer Genel Başkan Zeki Sezer dahil yönetim partiden istifa edip CHP’den aday olursa DSP’de kongre toplanacak. Ve yeni yönetim gelecek. DSP’de 100 trilyon para var. Yeni yönetim o parayla birlikte yeni siyasi denizlere doğru yelken açabilir mi?

Bu soru işleri karıştırıyor. Belki de Zeki Sezer bu yüzden partide kalıyor.

Siyaset bu...

eyup_gokhan
14.05.07, 12:08
Paranın gözü kör olsun

CHP ile DSP kucaklaşmasının önünde "hangi temel sorun" var? Hani
"Baykal ile Sezer kucaklaşıyordu."
"Ne oldu, engel nedir, büyü neden bozuldu?"

http://img.sabah.com.tr/i2/yildizlar.gif
"Olayı" araştırdık.
"3 parçalı bir DSP görüntüsü"
ile karşılaştık.
1. Rahşan Ecevit-Emrehan Halıcı ve onlarla birlikte hareket edenler.
2. Zeki Sezer, Ahmet Tan ikilisi.. Ve onlara omuz verenler.
3. Masum Türker ve arkadaşları.

http://img.sabah.com.tr/i2/yildizlar.gif
"Olayı biraz daha araştırdık."
Araştırdıkça "maddi konular" çıktı.
Bize denildi ki:
- DSP'nin bankada 100 trilyonu var.
- Aylık faiz geliri 1.4 trilyon.
- Birleşme, bütünleşme, seçimde birlikte hareket, sen Meclis'e gir genel başkanlığı bana bırak, hayır bırakmam gibi konuların gerisinde parasal konular yatıyor.

http://img.sabah.com.tr/i2/yildizlar.gif
"Sonuç" diyecek olursanız...
Zor ama umutsuz değil.

eyup_gokhan
15.05.07, 11:31
Seçim işbirliği yatarken


DYP ile ANAVATAN, birleşme olayını gerçekleştirdi gibi. Çok da iyi oldu. Aynı çizgideki iki partinin bölünmüş güçlerle seçime girmesinin anlamı olmayacağı gibi, baraj sorunu ile boğuşmak zorunda kalacaklardı.

Peki öbür kesimde ne oluyor? Bu yazıyı dün yazdığıma göre, bugünü bilemeyiz de, dün itibarıyla ne oluyordu?

Hiçbir şey!

Şimdi bu konuyu tamamen tarafsız bir biçimde irdelemek istiyorum. Önce 2002 seçiminde CHP ve DSP’nin aldığı oy oranlarına bir bakalım.

CHP yüzde 19.39.

DSP yüzde 1.22.

Arada çok büyük bir fark var... Ve unutmayalım, DSP bu düşük oy oranını aldığında rahmetli Bülent Ecevit hayatta ve partisinin başında idi.

Toplum ve büyük kitleler, bu iki partinin birleşmesini istedi. Cumhuriyet mitinglerinde bu konuda büyük baskı yapıldı, "birleşin" sloganları atıldı... Ve her iki parti de, böyle bir işbirliğine gitmek zorunda olduklarını anladı.

Bu görüntüler son olarak "gávur İzmir!" mitinginde yaşandı. Ancak Baykal ve Sezer miting alanında oldukları halde, birlikte görünmekten ve kürsüye birlikte çıkmaktan kaçındılar.

Araya kara kedi girdiğini biz zaten biliyorduk!

* * *

DSP’nin koşulları vardı: "Biz partiyi kapatmayız. Önereceğimiz adaylarımızı CHP listesinden sokmaya ise varız."

Baykal bu öneriyi de kabul etti.Ama sonrasında ne olduğunu, milletvekili aday listesinde DSP’ye verilecek sayı ve yerlerin görüşülüp görüşülmediğini, DSP’nin kaç adet garantili yer istediğini, CHP’nin buna ne yanıt verdiğini, pazarlık olduysa nasıl sonuçlandığını ve anlaşmazlığın nereden çıktığını somut olarak bilmiyoruz. (Pazarlık yapıldıysa açıklasınlar.)

Şimdi tabloya yeniden bakalım: Son seçimde CHP, başında Ecevit’in bulunduğu DSP’den tam 16 kat fazla oy aldı.

O halde karşımızda bir gerçek var:

Olayımızda CHP büyük, DSP küçük parti. DSP’nin son seçimden sonra büyüdüğünü, yüzde 10 barajını geçecek bir duruma yükseldiğini iddia etmek de mümkün değil.

Burada iki tarafa da düşen görev, DSP’yi ezdirmeyecek bir işbirliği gerçekleşmesini sağlamak ve CHP listesiyle girilecek seçimden daha güçlü bir biçimde çıkmaktı.

Ancak bir konuyu daha burada itiraf etmek zorundayız. Bir teraziye vurup tartsak, DSP yönetimi ile çoğu seçmeninin Baykal ve CHP’ye olan sevgisizliğinin, AKP’ye olan sevgisizlikten daha fazla olduğunu görürüz. Bazı CHP’liler için de aynı şeyi söylemek mümkün. Onlar da DSP’den pek hoşlanmaz! Geçmişten kaynaklanan bir olaydır.

Nedendir, niçindir, bunu ben bugüne kadar anlayabilmiş değilim.

* * *

Şimdi son tabloya bakalım. Burada CHP haklı çıkıyor. Oyunbozanlık eden, bu işbirliğini parti yetkili kurullarından veya kişilerinden geçiremeyen tarafın DSP olduğu anlaşılıyor.

Zaman henüz bitmedi ama giderek azalıyor.

Bu işbirliği gerçekleşmezse, öncelikle kaybeden DSP olacaktır. Yüzde 1.22 oy oranı olan bir partinin pazarlık gücü fazla değildir. Yine de açık olan CHP kapısından girmesi, mümkün olan sayıda milletvekilliğinin kendilerine verilmesi gerekir.

Bu konuda gerçek hakemliği de kamu vicdanı yapar.

DSP son olayda yara aldı.Bazı CHP’lilerin deyişiyle "DSP içindeki CHP düşmanlığı yeniden hortladı".

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, meydanlarda haklı olarak bağırıyor: "Türkiye’nin en büyük sorunu AKP iktidarından kurtulmaktır. " Çok doğru söylüyor ama partisi, iktidardan kurtulmak için CHP ile işbirliğine yanaşmıyor.

Bazıları ise bu olayın nedenini, "DSP’nin elinde var olan yüzlerce trilyon lirayı başkalarına kaptırmamak" olarak görüyor. Eğer doğruysa, partiyi kapatmadan işbirliği yaparlar ve para yine onlarda kalır.

DYP-ANAVATAN birleşmesi olumlu bir adım oldu. İkinci olumlu adımı bekleyenler ise ne yazık ki hayal kırıklığına uğradı.

İlkeler, inançlar, olması gereken ortak hedefler ıskalandı, hadise "garantili yerden kaç milletvekilliği kaparım" endişesinde düğümlendi ve tıkandı.

Gerçekte AKP’ye çalışanlar, seçim işbirliği isteyen milyonlarca insanımıza bile 10-15-20 milletvekilliği için saygısızlık yapanlardır.

Bu yazdıklarımda yanılmayı dilerim.İnşallah önümüzdeki günlerde akıl, mantık ve yurt sevgisi kazanır da, şu çirkin ve küçük hesaplara dayalı tablo değişir.

eyup_gokhan
15.05.07, 11:32
Tarih DSP’yi bekliyor...


YANILMIŞ olmayı istediğiniz anlar vardır. Bu sütunda "ne sağdaki iki parti (DYP ile ANAVATAN) birleşir, ne de soldaki CHP ile DSP’den böyle bir anlayış beklenir" anlamına gelen yazılar yazmış biri sıfatıyla söyleyelim:

Görünen o ki, Doğru Yol Partisi ile Anavatan Partisi bizim "olmaz" dediğimizi "olur"a çevirdiler.

Bir başka ifadeyle hem Mehmet Ağar hem de Erkan Mumcu şapkayı önlerine koydular. Önlerindeki sandıktan güçlenmiş olarak çıkmanın -ve 2002 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’ne kaptırdıkları merkez sağı mümkünse geri almanın- tek yolunun kişisel "ego"larına hükmetmek olduğunu gördüler. Elbet siyasi ihtiraslarından vazgeçmediler. Ama en azından duygularıyla değil akıllarıyla hareket etmeyi becerdiler.

Geçen seçimde toplam yüzde 14 olan oylarını şimdi "iktidar alternatifi bir güce" dönüştürmenin çabası içindeler.

Peki merkez soldaki durum ne?

Nasıl olsa bu işbirliğine yanaşmaz diye düşündüğümüz Deniz Baykal, beklemediğimiz kadar yumuşak ve olumlu bir tavır sergiledi. Önce -haklı olarak- "Gelin CHP’nin çatısında buluşalım" dedi. Ama Demokratik Sol Parti’nin (DSP) lider kadrosunu ikna edemedi. Çünkü ötekiler, "Partimizi feshetmeyiz. O bize Bülent Ecevit’in emaneti. Ama seçimde işbirliği yaparız" dediler. Ona da "Peki" deyince, iki taraf arasında teknik nitelikli görüşmelere geçildi. Onu iki partinin yetkili organlarının onayı izleyecekti.

Lakin DSP’nin lider kadrosu o işi beceremedi.

Tam tersine, DSP’deki yönetimin muhalifleri yönetimi adeta esir aldı. Zeki Sezer ve arkadaşlarını, "partiyi satıyorsunuz" türü ucuz sözlerle suçladılar. Onların etkisi altına giren Genel Başkan Sezer, böyle bir süreçte yapılmayacak olanı yaptı. Tuttu görüşmeler devam ederken -veya en azından kesilmemişken- Amasya’da düzenlenen DSP mitinginde CHP’yi hedef alan sözler söyledi. Orada "Deniz Baykal’ı istifaya" çağıran sloganlar atılınca engel olmadı.

Deniyor ki... İki parti temsilcilerinin görüşmesi sırasında CHP’liler, "DSP’nin son seçimde aldığı oyun yüzde 1.2 olduğunun unutulmamasını" söylemişler.

Bunu karşı tarafı "kırmak" kastıyla mı söylediler, yoksa kendi pazarlık güçlerini yüksek tutmak amacıyla dile getirdiler de lafın ayarını mı tutturamadılar, bilemiyoruz.

İkisi de mümkündür. Çünkü müzakerecilikte bunlar olağan sayılır.

Ama doğru olan, böyle bir durumda duygularla değil akılla hareket etmektir. Bir başka deyişle, Ankara’da, İstanbul’da, Manisa’da, Çanakkale’de, Marmaris’te ve son olarak İzmir’de ayağa kalkan ve "laik rejimin korunabilmesi için ona inanan partiler arasında işbirliği isteyen" milyonlara kulak verip onu gerçekleştirmektir.

Buradan açık açık yazıyoruz:

Bizi ne o parti ilgilendiriyor ne öteki... Bizi laik rejimin karşı karşıya bulunduğu tehlike ilgilendiriyor. O nedenle bir tek oyun bile boşa gitmesine karşıyız. Çünkü laik rejime karşı olan zihniyetin güçlenmesine fırsat verilmemesini savunuyoruz. Onun da yolu işbirliğinden geçiyor.

DSP’liler hakkında iyi şeyler yazmak için de, mahkûm etmek için de şimdi tarih onları bekliyor.

taycunist
15.05.07, 23:50
CHP iktidara gelirse ne yapacak?http://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12504.jpg CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, seçimlerden sonra "CHP iktidarında ne yapılacak?" sorusunun zaman zaman gündeme geldiğini belirterek, yapacakları konusunda bilgi verdi.
"İşsizlik ve yoksullukla mücadele, bir temel hedef olacaktır" diyen Baykal, bugün Türkiye’nin böyle bir hedefi olmadığını savundu. Baykal, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Kişi temelinde değil, aile temelinde yoksullukla mücadele edeceğiz.
Aile sözcüsü olarak da kadını seçtik. Hedefimizde anne, eş duruyor.
Çünkü anne çocuklarını da düşünür aileyi de düşünür. Yoksullukla mücadele programımızı, annelerimizle gerçekleştireceğiz.
Tarım desteklenecek. Bunun bütün yollarını biliyoruz. Girdi fiyatlarını, ürünleri, orman köylülerini hepsini biliyoruz. Rantın hizmetine değil.
Bu, AKP’nin kafasındaki 2B gibi değil. Orman vasfını yitirmiş arazilerin nasıl tekrar ormana dönüştürüleceğini çok iyi biliyoruz.
Esnafa ve KOBİ’lere sahip çıkacağız. Esnaf ve KOBİ Bakanlığını, CHP iktidarında kuracağız.
Eğitim reformu yapacağız. Lise öğrencilerinin üçte ikisini meslek sahibi yapacağız, üçte biri akademiye gidecek. Ondan önce öğretmen reformu yapacağız.
Üniversite reformu yapacağız. Üniversite giriş sınavı maskaralığına son vereceğiz.
Sağlık ve sosyal güvenlik reformu yapacağız. Sağlığı, ne devletin kaynakları üzerinden birilerinin zenginleşmesi için fırsat olarak kullanmak isteyenlere göz yumarak, ne de eşi dostu kanun üzerinden ticaret üzerinden yapmaya teşvik ederek değil, özel sağlık çalışmalarını, kamusal sağlık tesislerini en verimli şekilde kullanacağız."

"VATANDAŞI AYIRMAYA KAYIRMAYA SON"
Nüfus cüzdanını gösteren Deniz Baykal, "Yeşil kartla değil, işte bununla herkes sağlık hizmeti alabilecek" dedi.
Nüfus kağıdı üzerinde numarası olan herkesin sağlık hizmeti alabilmesi için yeterli hale getirileceğini vadeden Baykal, "Vatandaşı ayırmaya kayırmaya son. Vatandaş mısın? Var mı nüfus cüzdanın? Yeter..." diye konuştu.
CHP’nin iktidara gelmesi halinde milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılacağını belirten Baykal, "CHP iktidarında artık milletvekilli dokunulmazlığı diye bir şey kalmayacak. Yoksullukları, yolsuzlukları, milletvekilliği dokunulmazlıklarını kaldırarak, Ali Dibolarıyla tarihe gömeceğiz. CHP iktidarında halkı ezdirmeyeceğiz, ülkeyi soydurmayacağız, devleti böldürmeyeceğiz" diye konuştu.
Kaynak:www.sonhaber.com (http://www.sonhaber.com)

juanito
16.05.07, 00:00
die labern alle was das zeug hält, eben auch der vural von der mhp auf skyturk bla bla bla ( arbeit, bildung, sozialsystem, einmarsch im irak, weniger yabanci sermaye bla bla bla

aber wie man das erreichen will erzählt keiner ( wissen die es überhaupt selber ?)? da kommen kritiken ( was ja nciht falsch ist !) aber wie man das erreichen bzw vorschläge ideen wie das finanziert werden soll etc sind mangelware !! lächerlich


CHP iktidara gelirse ne yapacak?http://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12504.jpg CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, seçimlerden sonra "CHP iktidarında ne yapılacak?" sorusunun zaman zaman gündeme geldiğini belirterek, yapacakları konusunda bilgi verdi.
"İşsizlik ve yoksullukla mücadele, bir temel hedef olacaktır" diyen Baykal, bugün Türkiye’nin böyle bir hedefi olmadığını savundu. Baykal, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Kişi temelinde değil, aile temelinde yoksullukla mücadele edeceğiz.
Aile sözcüsü olarak da kadını seçtik. Hedefimizde anne, eş duruyor.
Çünkü anne çocuklarını da düşünür aileyi de düşünür. Yoksullukla mücadele programımızı, annelerimizle gerçekleştireceğiz.
Tarım desteklenecek. Bunun bütün yollarını biliyoruz. Girdi fiyatlarını, ürünleri, orman köylülerini hepsini biliyoruz. Rantın hizmetine değil.
Bu, AKP’nin kafasındaki 2B gibi değil. Orman vasfını yitirmiş arazilerin nasıl tekrar ormana dönüştürüleceğini çok iyi biliyoruz.
Esnafa ve KOBİ’lere sahip çıkacağız. Esnaf ve KOBİ Bakanlığını, CHP iktidarında kuracağız.
Eğitim reformu yapacağız. Lise öğrencilerinin üçte ikisini meslek sahibi yapacağız, üçte biri akademiye gidecek. Ondan önce öğretmen reformu yapacağız.
Üniversite reformu yapacağız. Üniversite giriş sınavı maskaralığına son vereceğiz.
Sağlık ve sosyal güvenlik reformu yapacağız. Sağlığı, ne devletin kaynakları üzerinden birilerinin zenginleşmesi için fırsat olarak kullanmak isteyenlere göz yumarak, ne de eşi dostu kanun üzerinden ticaret üzerinden yapmaya teşvik ederek değil, özel sağlık çalışmalarını, kamusal sağlık tesislerini en verimli şekilde kullanacağız."

"VATANDAŞI AYIRMAYA KAYIRMAYA SON"
Nüfus cüzdanını gösteren Deniz Baykal, "Yeşil kartla değil, işte bununla herkes sağlık hizmeti alabilecek" dedi.
Nüfus kağıdı üzerinde numarası olan herkesin sağlık hizmeti alabilmesi için yeterli hale getirileceğini vadeden Baykal, "Vatandaşı ayırmaya kayırmaya son. Vatandaş mısın? Var mı nüfus cüzdanın? Yeter..." diye konuştu.
CHP’nin iktidara gelmesi halinde milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılacağını belirten Baykal, "CHP iktidarında artık milletvekilli dokunulmazlığı diye bir şey kalmayacak. Yoksullukları, yolsuzlukları, milletvekilliği dokunulmazlıklarını kaldırarak, Ali Dibolarıyla tarihe gömeceğiz. CHP iktidarında halkı ezdirmeyeceğiz, ülkeyi soydurmayacağız, devleti böldürmeyeceğiz" diye konuştu.
Kaynak:www.sonhaber.com (http://www.sonhaber.com)

eyup_gokhan
17.05.07, 20:06
anlasmislar... insallah memleketimiz ve milletimiz icin hayirli olur, serli olmaz...

hezarfen
17.05.07, 22:56
Linksbündnis in der Türkei

Die grösste türkische Oppositionspartei CHP und die Demokratische Linkspartei DSP des früheren Ministerpräsidenten Bülent Ecevit haben sich für die Parlamentsneuwahl am 22. Juli auf ein Wahlbündnis geeinigt.

Das gaben die Vorsitzenden Deniz Baykal (CHP) und Zeki Sezer (DSP) am Donnerstag in Ankara bekannt. Beide Parteien vereint, dass sie die laizistische Ordnung der Türkei - die Trennung von Staat und Religion - durch die islamisch-konservative Regierung von Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan bedroht sehen.

Bei der Wahl vor viereinhalb Jahren war die Republikanische Volkspartei CHP mit 19,4 Prozent ins Parlament eingezogen, die DSP war mit 1,2 Prozent aussen vor geblieben.

Auch die Mitte-Rechts-Parteien wollen geschlossen in den Wahlkampf ziehen. Noch vor der Einigung von CHP und DSP auf ein Wahlbündnis hatten die konservative Partei des Rechten Weges DYP und die Mutterlandspartei ANAVATAN angekündigt, dass sie sich als «Demokratische Partei» zusammenschliessen wollen. Die Verschmelzung soll Ende Mai/Anfang Juni auf Parteitagen vollzogen werden.

Bei der Wahl im November 2002 waren beide Parteien an der Zehn- Prozent-Hürde gescheitert.

Das türkische Parlament hatte Anfang Mai Neuwahlen beschlossen, nachdem es der Regierungspartei AKP nach Druck der Militärführung nicht gelungen war, Aussenminister Abdullah Gül zum Staatspräsidenten wählen zu lassen.

In den grossen Städten des Landes waren in den vergangenen Wochen Hunderttausende auf die Strassen gegangen, um gegen die Regierung Erdogan und eine befürchtete Islamisierung zu demonstrieren. Dabei waren auch Rufe laut geworden, Rechts- und Linksparteien sollten sich zusammenschliessen, um der islamisch- konservativen AKP wirksamer entgegenzutreten.

--------------

Quelle: http://www.20min.ch/news/ausland/story/22756512

Asli
18.05.07, 00:37
http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=5&vid=1353

http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=5&vid=1354

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=541061#

http://www.sabah.com.tr/haber,63D6A8F1BC874FE79F535A76 1608005F.html

http://www.youtube.com/watch?v=uGMX36kXY5E

Asli
18.05.07, 00:45
http://www.chp.org.tr/index.php?module=chpmain&page=list_party_info&pid=146

http://www.youtube.com/watch?v=uGMX36kXY5E

Das erste ist das Parteiprogramm der CHP und das zweite Video finde ich wirklich sehr interssant. Es gibt sogar einen Teil über Deutschland-Türken, was ich bei anderen Partein nicht gesehen habe.

Nicht vergessen, diese Partei hat nicht regiert in den letzten Jahrzenten. Das waren andere die an der Verantwortung waren- von Özal bis Demirel, deren Wurzeln auch bekannt sind, aber diese waren mit ihren Wurzlen doch viel erträglich als manches andere.

taycunist
18.05.07, 02:12
Solda işbirliği tamam...http://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12533.jpg CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ortak bir basın toplantısı yaparak partilerinin seçimde de TBMM’de de işbirliği güçbirliği yapacaklarını açıkladılar.


Genel Başkanlar, CHP Genel Başkan Yardımcısı Eşref Erdem, Genel Sekreter Önder Sav ve DSP PM Üyesi Emrehan Halıcı’nın da katıldığı 45 dakikalık görüşmeden sonra birlikte gazetecilerin karşısına çıktılar.

Genel Başkan Baykal ile Sezer’in açıklamaları ve sorulara verdikleri yanıtlar şöyle ;

Deniz BAYKAL- Değerli arkadaşlarım, bugün çok özel bir gün. Şahsen çok heyecanlı ve çok duyguluyum. Bir büyük tarihi anı yaşamakta olduğumuzu düşünüyorum. Milletimizin bir büyük rüyasının gerçekleşmekte olduğuna tanık oluyoruz. Gerçekten Türkiye’de siyasal yaşamımızın iki temel siyasi örgütü sosyal demokrat, demokratik sol düşüncenin iki saygın, güçlü, tarih içinde çok önemli sorumluluklar üstlenmiş iki siyasi partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Sol Parti bugün tarihi bir adımı birlikte atıyorlar. Ve siyasal yaşamımızın dağınıklıktan kurtarılması, anayasamızın temellerine içtenlikle sahip çıkan, halkımızın sosyal ve ekonomik ezilmişliğine son verme iddiasını yansıtan çağdaş sosyal demokrat ilkeleri ve değerleri özümsemiş bir milli çözümü oluşturma doğrultusunda önümüzdeki seçimlerde işbirliği yapma kararını açıklıyorlar. Bu büyük ve tarihi bir bütünleşme doğrultusunda atılmış önemli bir adımdır. Bu seçimde iki siyasi parti olarak el ele vereceğiz ve seçimlerde birlikte çalışacağız. Türkiye’mize birlikte sahip çıkacağız. Ortak ilkelerimize birlikte sahip çıkacağız. Türkiye’mizin laik demokratik bir cumhuriyet olarak demokratik bir anlayış içinde güçlendirilmesi doğrultusunda birlikte el ele vereceğiz. Bu kararı aldık, içtenlikle aldık ve bugün şuanda Demokratik Sol Partinin Sayın Genel Başkanı Zeki Sezer’le birlikte bu kararımızı kamuoyumuza açıklıyoruz. Bu tarihi bir dönüm noktasıdır. Milletimizin bir rüyasının gerçekleşmekte olduğunu bize göstermektedir. Bu kararın çok büyük önemi olacağından kuşku duymuyorum. Halkımız böyle bir kararı çoktan beri bekliyordu. Belki biz biraz geciktik. Bu gecikmeden dolayı da belki vatandaşlarımızı biraz üzdük, biraz kızdırdık. Bütün bunları bugün ifade etme gereğini duyuyorum. Ama güveniyorum vatandaşlarımız bu elde edilen sonuç karşısında hepimizi anlayışla karşılayacaktır. Hepimizi kucaklayacaktır. Bu kararın alınmış olmasının ne kadar önemli olduğunu görecektir.

Bu konuda, bu aşamada bu tercihin ortaya konulmuş olması alınan kararın önemini ortaya koyuyor. Siyasi partilerde böyle büyük tercihlerin güçlükle alınabildiğini hep biliyoruz. Bu güçlükleri hep birlikte göğüslemeye çalıştık ve bu sonuca ulaşılmış olmasında Sayın Zeki Sezer’in çok büyük katkısı olduğunu ve onun emeği, çabası ve vizyonuyla, onun sorumluluk duygusuyla bunun gerçekleştirilmekte olduğunu kamuoyumuza ifade etmek istiyorum. Gerçekten kendisine yakışan ve kendisinden beklenen liderlik kimliğini ortaya koymuştur. Küçük tartışmaların üzerine çıkmamızı sağlamıştır. Elbirliği ile Türkiye’yi özlediği hedefe ulaştıracak sorumlu ve cesur kararı cesaretle almıştır. Bundan dolayı Sayın Sezer’i ve DSP yönetimini yürekten kutluyorum. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Bu aldıkları karar Türkiye’yi yeni bir noktaya getirmektedir. Hepimiz bunun bilincindeyiz, farkındayız ve alınan kararın Türkiye’mizin geleceği için taşıdığı önemin ne kadar büyük olduğunun hepimiz farkındayız.

Ben bu aşamaya çok çok daha önce gelinmiş olmasını isterdim. Bülent Ecevit’in yaşadığı günlerde onunla siyaseten de kucaklaşabilmeyi hep istemişimdir. Onu o noktada başaramadık. Ecevit’in aramızdan ayrılmış olması böyle bir siyasi ve insani kucaklaşma özlemini yerine getirmekten beni mahrum etti. Bunun iç sızısını hep taşıyorum. Ama şuanda DSP’yle bütünleşme doğrultusunda böyle bir adımı atıyor olmamız inanıyorum bu konunun da yeni bir noktaya gelmesini sağlıyor. Kendimi bir anlamda Ecevit’le kucaklaşmış gibi hissediyorum. Ve bu çıktığımız yeni yolun Bülent Ecevit’in Türk siyasi hayatındaki öneminin, değerinin gelecek kuşaklara aktarılması bakımından da çok büyük bir fırsat oluşturacağını düşünüyorum. Bu, bu anlamda da bir bütünleşme anlamına geliyor. Sadece iki siyasi partiyi değil, o iki siyasi partinin arkasındaki emekleri, çileleri, çabaları, heyecanları, kadroları da kaynaştırmış ve bütünleştirmiş olacağımızı umut ediyorum. O nedenle bu bütünleşme anında Bülent Ecevit’i de saygıyla anma gereğini duyuyorum.

Gene bu bütünleşme çalışmaları sırasında Sayın Rahşan Ecevit’in açıklamaları bizim için değer taşımıştır. Kendisine şükranlarımı ifade ediyorum. Bu büyük bir yolculuk, birlikte bu büyük yolculuğa çıkıyoruz. Türkiye’de artık çok güzel şeyler olacak. Bu birleşme doğrultusundaki adımımız Türkiye’de artık yepyeni, bugüne kadar ihtimal verilmeyen güzel şeylerin olmakta olduğunu bize gösteriyor. Bu bir başlangıçtır. Bundan sonra çok daha güzel şeyler olacaktır. Türkiye’nin önü açılacaktır. Milletimiz demokrasi içinde, cumhuriyete sahip çıkarak, ulusal bütünlüğünü özenle geliştirip koruyarak, dünyadaki hak ettiği yeri almayı başaracaktır. İnsanlarımız emeklerinin karşılığını bu güçlenme sonucunda daha kolay alabileceklerdir. Esnafımızın, çiftçimizin, işsiz gencimizin sorunları daha iyi çözülecektir ve Türkiye dürüst bir siyaset anlayışının egemen olduğu bir ülke haline bu oluşumlardan sonra daha kolayca taşınabilecektir. Bütün bunlara güveniyorum ve bu başlangıcın, bu çıktığımız yolculuğun sadece bizi değil, Türkiye’mizi daha güzel yerlere taşıyacağına güveniyorum, inanıyorum ve tekrar Sayın Sezer’e, Demokratik Sol Parti yönetimine içtenlikle teşekkür ediyorum.

Bakın bu çerçevede aramızdaki ilişkilerin bizi Cumhuriyet Halk Partisi olarak getirdiği bir son noktaya da dikkatinizi çekmek istiyorum. Bugüne kadar bu seçim işbirliğinin Demokratik Sol Partiden bazı arkadaşlarımızın Cumhuriyet Halk Partisi listesinde Cumhuriyet Halk Partili olarak aday olmaları suretiyle gerçekleştirileceği düşünülüyordu. Bu temel üzerinde bir çalışma yapılıyordu. Ama geldiğimiz aşamada ben arkadaşlarıma Demokratik Sol Partideki arkadaşlarımızın partilerinden istifa etmelerine gerek kalmadan, partilerini terk edip Cumhuriyet Halk Partisine üye olmaları talebini onların önüne koymadan Demokratik Sol Parti kimliği içinde de Cumhuriyet Halk Partisi listelerinden aday olabileceklerini, onların bu şekilde aday olmalarını bizim çok doğal karşıladığımızı ifade ettim. Bu anlayışımızın temelinde bizim çıktığımız yolculuğun bizi ileride bütünleştireceği umudu yatıyor. Yani bu aşamada kimseyi zorla CHP’lileştirme baskısı ve arayışı içinde değiliz. Arkadaşlarımızın parti kimliklerine saygı duyuyoruz. Onların bir ayrı parti kimliğine sahip olması, aynı listede, aynı partinin milletvekili seçimi çalışması içinde işbirliği yapmamıza ve birlikte milletvekili olmamıza engel sayılmayacaktır. Arkadaşlarımız Demokratik Sol Partili kimlikleriyle de listelerimizde yer tutabileceklerdir ve hep birlikte parlamentoya girmeyi umut ediyoruz. Birlikte parlamentoya girdikten sonrada gene siyasi parti kimlikleri ayrı olsa da aynı değerler etrafında ve gelecekte bütünleşmeyi öngören bir dayanışma anlayışı içinde çalışacağız. Sayın Sezer’le birlikte hedefimizin her iki siyasi partiyi kendi kimliklerinin yansıdığı bir bütünleşme içinde bir araya getirmek olduğunu tespit ettik. Bu tespit artık ortaya çıktıktan sonra bu aşamada ayrı kimliklerin sürdürülmesinde bir sakınca olmadığını da ben böyle bir tartışma yaşamadan bu konuda bir tartışmaya yönelmeden kabul ettiğimi ifade ettim. Sayın Sezer’de bunu memnuniyetle karşıladı. Bu küçük ayrıntıyı da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu konuda bir duyarlığımı Sayın Sezer izin vermediği halde ben söyleme gereğini duyuyorum. Tek üzüntüm bu işbirliği içinde Sayın Sezer’in milletvekili olmayacağım açıklamasını yapmış olmasıdır. Bu açıklama bence haklı, doğru ve gerekli değildir. Ama Sayın Sezer’e saygı duyuyorum bunu yapmıştır. Ben şimdi burada açıkça kamuoyu önünde ifade ediyorum. Sayın Sezer Demokratik Sol Partinin Genel Başkanı olarak Demokratik Sol Parti kimliğini koruyarak, sürdürerek bizim listelerimizde aday olmayı kabul ederse bundan onur duyarız, mutluluk duyarız. Ve bu bizim açımızdan hiçbir şekilde sorun olmaz. Ben toplumumuzun, kamuoyumuzun da Sayın Sezer’den böyle bir bekleyiş içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Eğer toplumumuz bu anlayışını Sayın Sezer’e kabul ettirebilirse bundan ben çok büyük bir mutluluk duyarım. Benim söyleyeceklerim bunlar. Tekrar bu oluşuma katkı veren, bazen bizi eleştiren, bazen acımasızca suçlayan basın mensupları, televizyon yorumcuları dahil olmak üzere, meydanlarda birleş diye çağrı yapan o milyonlarca insan dahil olmak üzere, evlerinde meydanlara gelmedikleri halde ah bunlar birleşse de şunlara bir destek verebilsem diye bekleyen milyonlarca insan dahil olmak üzere ve birleşmemizi sağlamak için bize destek veren, bizi eleştiren, bizi suçlayan, bize dua eden bütün vatandaşlarıma içten, yürekten teşekkür ediyorum. Şuanda kendimi siyasi yaşamımın en mutlu olduğumu hissettiğim anlarından birisini yaşıyorum diye düşünüyorum. Bunun gerçekleşmesine katkı yapan herkese başta Sayın Sezer olmak üzere tekrar şükranlarımı ifade ediyorum.

Zeki SEZER- Efendim çok teşekkür ederim. Bende bugün gerçekten önemli, tarihi bir gün olduğu düşüncesine içtenlikle katılıyorum. Gerçekten rejimimiz büyük tehdit altında, laik demokrasimiz tehdit altında, cumhuriyetimiz ve bütünlüğümüz tehdit altında. Öyleyse bu tehditleri ortadan kaldırmak üzere güçlü bir yapıyı ortaya koymak, seçimlerde de doğru, Türkiye’nin önünü açacak, aydınlığa Türkiye’yi götürecek bir sonucu almak gerekiyor. Bu da tüm toplumumuzun, toplumun büyük bölümünün, Demokratik Sol Parti ve Cumhuriyet Halk Partisinin seçimlere birlikte gitme isteğiyle şekillenmiş ve onunla başarılabilecek bir konudur diye düşünülüyor. Gerçektende Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Sol Partinin bu seçimlerde işbirliği yapacak olması toplumumuzda da eminim ki büyük bir umut yaratıyor, memnuniyet yaratıyor. Toplumumuzun umutlanması, memnun olması, sevinmesi de bizi de sevindiriyor.

O arada tabi sadece rejim ve ulusal birliğimiz değil ekonomiyle ilgili ciddi sorunlar var. Bunları da aşabilmek için güçlü bir yapıyı ortaya koymak lazım. Öyleyse bu seçim işbirliği, güçbirliği gerçekten son derecede önemli soldaki iki parti Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Sol Parti arasında. Bunu başarabilmenin aslında mutluluğunu yaşıyorum.

Sayın Baykal’ında sözünü ettiği gibi bu seçimlerde yapacağımız işbirliğinde Demokratik Sol Partili adaylar parti kimliklerini sürdürerek CHP listesinden aday olabilecekler. Dolayısıyla iki partinin mecliste de güçbirliği yapmasının önünde hiçbir engel yok. Bu işbirliğinin Türkiye’nin önünü açacağına, umutsuzluk duyan insanların yeniden umutlanmasına yol açacağına içtenlikle güveniyorum. Gecikme Sayın Baykal’ında söz ettiği gibi belki sizleri, toplumumuzu biraz üzdü ama gecikme dediğimizde topu topu işte bir hafta. Çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Bir iktidar projesi ortaya koyuyoruz, bir Türkiye’yi bugünkü yanlış yönetimden kurtarma projesi ortaya koyuyoruz. Onun için bir süre ciddi çalışmasının olsa olsa ileride olabilecek aksamaları şimdiden aşmak için gerekli bir durum olduğunu değerlendirmek lazım.

Sayın Baykal’ın benimle ilgili sözlerine tabi çok teşekkür ederim, bende kendisine teşekkürlerimi, şükranlarımı sunuyorum. Bu süreçte hepimize görevler düşüyor. Bu milletvekili adaylığıyla ilgili ifade etmeliyim ki kendiside zaten iznini almadan söylüyorum dedi. Aday olmama kararım net bir şekilde sürüyor bunu burada söyleyeyim. Belki sizi üzmek üzere efendim ama kusura bakmayın. Dediğim gibi bu bir ilkedir. Demokratik solcular ilkelerine de sonuna kadar bağlıdır. Bu son derecede önemli. Bunu da aşabileceğimize inanıyorum.

Bizim seçimlere işbirliği içerisinde birlikte gitme kararımızı tabi bizim yetkili kurullarımızın da onaylayacağını düşünüyorum. Bunu önümüzdeki günlerde yetkili kurullarımıza götürüp kararı da almış olacağız. O bir resmi süreçtir. Ama herhalde bugünden itibaren bir ortak seçim çalışması başlamış olacaktır. Dediğim bu çalışma aynı zamanda Türkiye’nin önüne ciddi bir iktidar alternatifi, sol bir iktidar alternatifi, aydınlık bir iktidar alternatifi, Türkiye’nin önünü açacak, her alanda önünü açacak bir iktidar alternatifi koyacaktır. Bu nedenle milletimize artık kaygıları olsa da umutsuzluğa yer yok demek istiyorum. Çok teşekkür ediyorum. Önümüzdeki günler çok güzel olacak.

Soru: Yetkili kurullardan onay almamış mıydınız efendim?

Zeki SEZER- Hayır, hayır tüm kurullarımızla, örgütlerimizle görüştük demokratik bir partide olması gerektiği şekliyle. Parti Meclisimizin tabi nihai kararı vermesi gerekiyor yetkili kuruldan kastımda odur. Verecektir Parti Meclisimiz o kararı diye düşünüyorum. Çünkü demokratik solcuların her biri yurtseverdir, demokratik solcuların her biri Türkiye’nin önünü açacak projelere gerekirse ölümü pahasına destek olur.

Soru: Sayın Sezer siz uzun süredir mecliste gurubu olan iki sol partinin olması konusunda vurgu yapıyorsunuz. Rahşan Ecevit’inde bu yönde açıklaması olmuştu. Cumhuriyet Halk Partisiyle gelinen noktada Cumhuriyet Halk Partisi size mecliste bir grup kurmaya yetecek milletvekili sayısını verdiği sonucuna ulaşabilir miyiz? Bu rakam kaçtır? Birde son olarak milletvekili olmamanız halinde olası bir koalisyon hükümetinde dışarıdan bakan olarak bulunmanız mümkün müdür?
Zeki SEZER- İnanıyorum ki bu proje iktidar çıkartacak. Bu proje iktidarı oluşturacak. Ama ima yoluyla dahi Sayın Baykal’la aramızda o bakanlık konusunu hiç konuşmadık. Aklımdan da geçmedi. O ogünün düşünülecek konusudur. Ama aklımdan bile geçmediğini tekrar etmeliyim. Diğer sayılar üzerinde pazarlık yapmış değiliz. Belki konu biraz uzadıkça öyle algılandı. Burada aslolan gerçekçi, ayağı yere basan bir sonucu almak. Bu milletvekili aday listelerinin hazırlanmasında arkadaşlarımız birlikte görev alacaklar. Sayı konuşulmadı. Ama sanıyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisinin hem önemli, hem Demokratik Sol Partiden giden arkadaşlarımızın Demokratik Sol Partili arkadaşlarımızın oluşturacağı gurup Türkiye’nin önünü açacak çok ciddi çalışmaları uyum içinde, birlikte yapacaktır.


Soru: Efendim Sayın Baykal’a sormak istiyorum. Yıllardır hep süregelen bir söz vardır ne olacak bu solun hali diye. Şimdi başka bir manada sormamız gerekiyor herhalde ne olacak efendim solun hali?
Deniz BAYKAL- Görüyorsunuz yılların şikayetleri çözülüyor. Bu doğrultuda atılmış çok önemli bir adım. Tabi henüz toplumumuzun yeterince fark etmediği sosyal demokrat yaklaşımın iktidar programıdır. Yani böyle bir iktidar programı olmadığına ilişkin bir efsane çok yaygındır. Ama bu tam bir yanılgıdır. Sosyal demokratların çok sağlam, iyi düşünülmüş, güçlü bir alternatif programı vardır. Bu program önümüzdeki dönemde kamuoyumuzla paylaşılacaktır. Tabandaki bütünleşme ve programın netleşmeye başlaması hiç kuşku yok Türkiye’de yepyeni bir süreç başlatacaktır, harekete geçirecektir. Deminde ifade ettiğim gibi Türkiye’mizde artık çok güzel şeyler oluyor. Eski söylemler artık yavaş yavaş anlamını, önemini kaybedecek. Umuda dayalı, ülkenin aydınlık geleceğine yönelik olumlu değerlendirmeleri içeren yeni yaklaşımların zamanıdır. O şikayet dönemi artık bitmiştir. Yeni bir umut ve iddia dönemi açılmaktadır.

Kaynak:www.sonhaber.com (http://www.sonhaber.com)

taycunist
18.05.07, 02:20
Solda işbirliği tamam.

Baykal´da ne ciddi Iktidari olabilecek, nede Muhalefet yapabilecek kabiliyet, nitelik ve beceri vardir! Bu yüzdenki; sözde Solda, oy patlamasi olsa ne olur, olmasa ne olur...

KAHRAMAN
18.05.07, 05:08
zwei versager haben sich zusammen geschlosen, haydi yag kuyruklarimiz zamlarimiz hayirli olsun.

deryatulga
18.05.07, 05:10
zwei versager haben sich zusammen geschlosen, haydi yag kuyruklarimiz zamlarimiz hayirli olsun.

Yag kuyruklari, die hatten wir zuletzt 1978-1979, wie alt bist du denn?

omar
18.05.07, 22:15
Hab heute Baykal auf CNN Türk. Also für mich war es sehr informativ.

Er hat wieder die hohe Klasse der türkischen Politik dargelegt. Die Prioritäten sind nach Baykal auch weiterhin, der Laizismus und die Terrorismusbekämpfung.
Nichts mit Arbeitslosigkeit, Wirtschaft, Wissenschaft o.ä.
Immer die gleichen Themen, immer die gleiche Laier, immer die gleichen großen Probleme der Türkei.

Naja er hat auch gesagt, dass sie sich über einen Beitritt von Karayalcin freuen würden. Hmm, vielleicht macht ja die DTP auch mit.:rockon:

deryatulga
19.05.07, 01:39
Perinçek'ten solda birliğe taş
19 Mayıs 2007 Cumartesi 01:11

İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, ''DSP-CHP ittifakı solda bir ittifak değildir. Avrupa kapısında bir hizmet sözleşmesidir'' dedi.

Perinçek, partisinin Avcılar ilçe örgütünce düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, milletin sorunlarını çözecek bir oluşumda ittifak konusunu değerlendirebileceklerini belirtti. ''DSP-CHP ittifakının mandacı bir ittifak olduğunu'' iddia eden Perinçek, şunları söyledi:

''Maalesef, Zeki Sezer ve Deniz Baykal birbirlerini Avrupa kapısına perçinliyor, lehimliyor. Orada Türkiye bölünüyor. Türkiye'nin bölündüğü yerde birleşme olamaz. Türkiye'yi parçalayanlar paramparça olurlar. DSP-CHP ittifakı solda bir ittifak değildir. Avrupa kapısında bir hizmet sözleşmesidir.''

Gök Türk
19.05.07, 16:50
http://www.haberturk.com/kuturesim/penguen%20kapak.jpg

eyup_gokhan
19.05.07, 18:46
Baykal'dan SHP'ye 'Etnik Politika' Suçlaması http://www.agb.net.tr/~milletha//images/stories/siyaset/murat%20karayalcin.jpgDSP ve CHP seçim işbirliği yaparken solda yeni bir tartışma başladı. CHP lideri Deniz Baykal, SHP'yle 'etnik politika' yaptıkları için bir araya gelemeyeceklerini açıkladı. Bu suçlama Murat Karayalçın'ı kızdırdı. CHP'yi tutarsızlıkla suçlayan SHP lideri, kendilerinden önce Baykal'ın da DEHAP'la işbirliği görüşmesi yaptığını kaydetti. Karayalçın, Baykal'ın açıklamalarını 'büyük bir talihsizlik' olarak niteledi.

Baykal, dün sol birliktelikte SHP'nin neden yer almadığı konusunda ilginç bir gerekçe ortaya koydu. CHP-DSP işbirliğinde 'iki partinin paralellik taşıması'nın önemli olduğunu kaydeden Baykal, SHP'nin 'etnik siyasetle işbirliği' içinde olduğunu ileri sürdü. Baykal'ın işaret ettiği konu, SHP'nin 2004'teki yerel seçimlerde DEHAP'la seçim ittifakı yapması. Yapılan ittifakla Doğu ve Güneydoğu'da DEHAP'lı belediye başkan adayları SHP çatısı altında seçime katıldı. Baykal, bu olaya dikkat çekerek şöyle konuştu: "DSP de biz de etnik politikaya karşı tavır takınıyoruz. Türkiye'nin ulusal bütünlüğü konusunda aynı duyarlılığı paylaşıyor, terör konusunda aynı duyarlılığı sergiliyoruz. Terörle dolaylı işbirliği içinde olan siyasi çevrelere yönelik tavrımız aynı."

Bu açıklamaya SHP lideri Karayalçın'dan sert tepki geldi. DEHAP'la iyi niyetli bir işbirliği yaptıklarını belirten Karayalçın, Baykal'ın bu ittifakı 'terörle mücadeleyle açıklamasını' ciddi bir talihsizlik olarak niteledi. Karayalçın, CHP'nin de aynı seçimler öncesinde DEHAP yöneticileriyle ittifak görüşmesi yaptığını iddia ederek şunları söyledi: "2004 seçimlerinde CHP, DEHAP'la iki kez görüştü. Görüşmeye kimler katıldı, bunları biliyoruz. Hem görüşeceksin hem de SHP'yi bu konuda eleştireceksin; bunda bir tutarlılık yok. Ayrıca, CHP'nin yönetim kadrosunun tümü 1991 seçimlerinde SHP-HEP ittifakından seçildi. Kötü bir şeyse o zaman istifa etselerdi. Listelerde yer almasalardı." Karayalçın'ın 2004'teki ittifak görüşmesi iddiası DEHAP kanadınca doğrulanırken, CHP'li yöneticiler tarafından yalanlanıyor. CHP-DSP ittifakının soldaki birlik adına yeterli olmadığını anlatan Karayalçın, "Sol birliktelik için SHP ve 10 Aralık Hareketi de bu işbirliğinde yer almalı." dedi. Sol grupları barındıran 10 Aralık Hareketi'nin sözcüsü Prof. Dr. Burhan Şenatalar da iki parti arasındaki işbirliğinin eksik olduğunu açıkladı

kadirpasa
20.05.07, 04:24
eyüp kardesim,

baykalin SHP ye yesil isik yakmamasinda acaba olasi bir MHP li koalisyonu olusabilecegindenmi kaynaklaniyor yoksa daga cok kendi ic hesaplasmadanmi?
disaridan baktigimda, SHP nin bu yeni sol isbirligine hic bir katki sagliyacagini düsünmüyorum!hatda tam tersi.

deryatulga
20.05.07, 05:09
eyüp kardesim,

baykalin SHP ye yesil isik yakmamasinda acaba olasi bir MHP li koalisyonu olusabilecegindenmi kaynaklaniyor yoksa daga cok kendi ic hesaplasmadanmi?
disaridan baktigimda, SHP nin bu yeni sol isbirligine hic bir katki sagliyacagini düsünmüyorum!hatda tam tersi.

Valla sol birligi yapacaksan Ecevit'in 1977 secimlerinde yaptigi gibi yapacaksin.
Tam bir Halk Cephesiydi, varoslari Sol Terörist gruplar eliyle idare ettiklerinden
Istanbuldan en az 1 milyon mükerrer secmen yazildi. Nereden mi biliyoruz? Parmaklarin ilk boyandigi 1979 ara secimlerinde bu secmenler arazi oldular, ayni miktar oy da CHP'den eksildi. Yani "Gülü seven, dikenine katlanir" Türkiye gibi solun gercek kültüründen nasipsiz ve bihaber ülkelerde de bu isin baska yolu yoktur.

deryatulga
20.05.07, 06:32
20.05.2007





http://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gif http://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gif http://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gif
http://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gif Abdullah Muradoğlu

Baykal'ın hayat hikayesi mi?
Deniz Baykal'ın bize anlatacak bir hayat hikayesi var mıydı?
Sabah'tan Emre Aköz, geçen Salı bir yazı yazdı..
Baykal'ı Başbakan Erdoğan ile karşılaştırıyordu..
Sonuç:
Baykal'ın bize anlatacağı hayat hikayesi yok.
Pek katılamayacağım..
Oysa Baykal, yetmişine merdiven dayamış 'genç' bir siyasetçi (Celal Bayar gibi dalya demeye kalkarsa vay halimize).
Aköz, Baykal'ın 'yaparak' değil, 'yaptırtmayarak' varlık gösterdiğini de kaydetmiş..
Buna katılırım işte..
Kim ne derse desin..
Baykal ilginç bir siyasi figür..
Gelin şöyle bir gezelim:
BİR Baykal çocukluğunda hem simit satmış, hem motorla karpuz taşımış..
İKİ Deniz Lisesi'ni kazanmış, hızlı kalp çarpıntısı var diye almamışlar. Bu yüzden subay olamamış.. Ama içinde hep bir 'polis' yaşarmış.. Kimi zaman acımasız, kimi zaman sevecenleşen bir polis.
ÜÇ Lisede arkadaşları 'Domates' lakabı takmış (Yanakları al al olduğundan olsa gerek).
DÖRT Hukuk öğrencisi iken, 1960'ta Başbakan Menderes'in yakasına yapışanlar arasındaymış, Kızılay'da (Gerçi, Baykal kabul etmiyor, ama eski arkadaşlarına göre, Altan Öymen'le birlikte olay yerindeymiş)..
BEŞ 1960'larda Amerikalıların Türkiye'de yaptırttığı bir sosyolojik araştırma grubu içinde Baykal da vardır.. Buradan kazandığı parayla hem evlenmiş hem Amerika'da kariyer de yapmış. (Amerikalılar o yıllarda bu tür araştırmaları hızlı solculara yaptırırlardı)
ALTI 1973'te Ecevit, Baykal'ı kontenjanından mebus adayı, akabinde Maliye Bakanı yaptı..
YEDİ Baykal daha o yıldan itibaren CHP'nin başına geçmeye ahdetmiş..
SEKİZ 1970'lerde CHP'nin en ateşli hizip başı olmuş.. Baykal'ın hizipçiliği ansiklopedilere bile geçti. Büyük Larousse'da 'Hizip' kelimesinin 'siyasi hizip' açılımında 'Baykal Hizbi' örnek gösterilmiş (ne başarı ama).
DOKUZ 1980'lerde tam üç kez, SHP'de Erdal İnönü karşısında liderlik yarışını kaybetmiş. Karaoğlan Ecevit'ten sonra kolay lokma sanılan Hinthorozu Erdal'ın karizması karşısında bile dayanamamış.
ON 1992'de CHP'nin yeniden açılması üzerine emeline nail oldu, Genel Başkan seçildi..
Sadede gelelim..
Yani, Baykal, sahnedeki siyasi aktörler arasında en eskisi..
Buna rağmen Baykal'ın hayatını anlatan bir kitap 2007'de yayınlanabildi (Oktay Pirim yazdı).
Yani o güne kadar hiç kimse, Baykal'ı yazma gereği hissetmemiş..
Neden?

Bu yoğurt maya tutmaz
Mitingler de bir türkü tutturdular gitti, 'Birleşin, Birleşin'.. Sanıyorlar ki, Baykal ve Sezer anlaşınca akan sular duracak..
Geçenlerde Prof. Hurşit Güneş de yazdı..(Güneş geçen yıllarda Yeniden CHP Hareketi'nin sözcüsüydü).
Seçimden sonra herkes eski haline avdet eder demeye getirdi.
Güneş, mitinglerde ne yoksul kesimlerin ve işçilerin, ne de kadınların haklarından bahsedilmediğini belirtmişti..
Bahsedilen konuların da solla ilişkisi yoktu..
'1970'lerde CHP mitinglerine akın akın gecekondular akardı. Bugün ise sol partilerin hemen hepsi apartman dairelerine sıkıştı' diyordu.
Yani, olan mitingçilere oluyor..
Şu sıcaklarda piknik yapmak, barbekü yakmak varken..
Sen gel, 'Birleşin, Birleşin' mitingleri yap..
Sonra da Baykal ve Zeki Sezer'de diret..
Hani Murat Karayalçın, Hikmet Çetin?
Mümtaz Soysal, Mustafa Sarıgül, Ercan Karakaş nerde?
Baykal ve Sezer başka havalarda..
Durumları at pazarlığından hallice..
İkisi de aynı türküyü mırıldanıyor:
'Beyaz giyme söz olur, siyah giyme toz olur, gel beraber gezelim, muradımız tez olur.'

deryatulga
20.05.07, 06:54
Ecevit, seçim ittifakına itiraz etmiş: Kanuna karşı hile olmaz
SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, CHP-DSP ittifakının SHP'yi dışlamasını sert bir dille eleştirirken ilginç bir hatırlatmada bulundu. http://medya.zaman.com.tr/2007/05/20/ecevit.jpg SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, Mayıs 2006'da eski Başbakan Bülent Ecevit'i Or-An'daki evinde ziyaret ederek, fikir alışverişinde bulunmuştu.
Karayalçın, ittifak teklifi götürdüğü Bülent Ecevit'in kendisine, "Kanuna karşı hile yapamayız." cevabını verdiğini açıkladı. Karayalçın'ın verdiği bilgiye göre, SHP lideri ve Ecevit, seçim ittifakını enine boyuna tartışmış. Ecevit, Karayalçın'a bunun 'yasaya karşı hile olduğuna' dikkat çekmiş. Böyle bir birlikteliğin olamayacağını vurgulamış. Karayalçın, SHP'nin görüşlerini hukuka karşı bulan ve hile olarak nitelendirenlerin seçime iki ay kala bunu kabul etmesini tuhaf buluyor. "Bunun altında yatan muhtıra mıdır?" diye soruyor. Karayalçın, her şeye rağmen gelinen noktadan memnun. Ancak, SHP'nin içinde yer almadığı birlikteliğin solda birlik olmayacağını kaydediyor. Karayalçın, "Rica etmiyorum, yakarmıyorum, pulsuz dilekçe vermiyorum, tarihe şerh düşüyorum: SHP'siz olmaz." diyor.
SHP lideri Murat Karayalçın, partisinin il başkanları ile yaptığı toplantıda, solda birlikteliği değerlendirdi. SHP'nin hem solcu, hem cumhuriyetçi bir parti olduğunu belirten Karayalçın, SHP'nin Türkiye'nin en iyi sosyal demokrat partisi olduğunu söyledi. Karayalçın, bir partinin büyüklüğünün seçim barajından ve Hazine yardımından kaynaklanan gerekçelerle ölçülemeyeceğine işaret ederken 'hormonlanmış' bir parti anlayışını reddettiklerini kaydetti. Ankara, Zaman

20 Mayıs 2007, Pazar

eyup_gokhan
20.05.07, 13:12
eyüp kardesim,

baykalin SHP ye yesil isik yakmamasinda acaba olasi bir MHP li koalisyonu olusabilecegindenmi kaynaklaniyor yoksa daga cok kendi ic hesaplasmadanmi?
disaridan baktigimda, SHP nin bu yeni sol isbirligine hic bir katki sagliyacagini düsünmüyorum!hatda tam tersi.

Chp'nin Mhp koalisyonunu düsündügü dogru ama Karayalcin'i sirf bu yüzden istemediklerini düsünmüyorum. Hem ulusal hassasiyetleri artan kendi secmenlerini düsünüyorlardir, hem de pastayi daha fazla bölmeyelim diyorlardir.

Meselenin öbür tarafinda ise... simdi Mhp'nin ideolojik durusundan taviz vermemesini düsünen ve birinci siraya fikriyati koyanlar Chp'yi istemiyor. Bu kardesiniz de onlarin yaninda.

Buna mukabil Mhp'nin menfaatci cevreleri de, menfaatini degil Türkiye'yi düsünen bazi agabeylerimiz de Cumhurbaskanligi sürecinde CHP ile iyi gecinme taraftari.

Menfaatci cevreler "neyi feda edeceksek edelim, biz bunlarla koalisyon kuralim" diye bakiyorlar. Sevdigimiz agabeylerimiz ise "Cumhurbaskanligi sürecinde Akp'nin adayi ile Chp'nin adayi arasindaki halk oylamasinda sonuc bellidir. Akp'nin karsisina biz bir aday cikartirsak, Chp bizden yana cekilirse o zaman belki Akp'nin adayi reis-i cumhur olmaz" diye düsünüyorlar ve "bu oluncaya kadar oylarimiz azalma pahasina chp ile iyi gecinelim" diyorlar.
bu düsüncenin bir mantigi var ama neticede zarari karindan fazla olabilir. "ya tutarsa" diye göle maya calmayi ne kendi tabanlarina, ne millete, ne tarihe izah edebilirler.

deryatulga
20.05.07, 13:16
bu düsüncenin bir mantigi var ama neticede zarari karindan fazla olabilir. "ya tutarsa" diye göle maya calmayi ne kendi tabanlarina, ne millete, ne tarihe izah edebilirler.

Ilahi sordugun seye bak! Bugüne kadar kim kime neyi izah etti ki, eski köye yeni
adet mi getireceksin?

eyup_gokhan
20.05.07, 13:33
Ilahi sordugun seye bak! Bugüne kadar kim kime neyi izah etti ki, eski köye yeni
adet mi getireceksin?

Getirecegiz hocam :)

Simdi bu bir kac gün daha bu konularin istisaresini kendi aramizda dar bir grupla yapip, haftaya büyüklere gidecegiz. Biz diyeceklerimizi diyelim, vicdani sorumlulugumuzu yerine getirelim de, yarin sonuclar kötü olunca aksi icin hic bir sey yapmamistik demeyelim...

taycunist
21.05.07, 00:06
Meydanda el elehttp://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12590.jpg CHP lideri Baykal, DSP lideri Sezer ile bugün yapılacak Samsun mitingine birlikte katılma kararı aldı.
İlk kez DSP Genel Merkezi'ni ziyaret eden CHP lideri Baykal, DSP lideri Sezer ile bugün yapılacak Samsun mitingine birlikte katılma kararı aldı. Liderler meydana el ele girecek.
Ankara Tandoğan, İstanbul Çağlayan ve İzmir Gündoğdu meydanlarındaki cumhuriyet mitinglerinde halkın "birleşin" çağrısına kayıtsız kalamayan CHP ve DSP'nin liderleri, 22 yıl sonra gelen "genel seçimde güçbirliği" kararından sonra bugün ilk kez Samsun'da kitlelerin önüne çıkacaklar.
CHP lideri Deniz Baykal ve DSPlideri Zeki Sezer, cumhuriyet mitinglerinin alevlendirdiği güçbirliği çalışmalarının sonucunu, 88 yıl önce Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın başladığı Samsun'da bugün yapılacak "cumhuriyet mitingi" alanına birlikte girerek gösterecekler.

Baykal ilk kez DSP'de
DSP'nin kurulduğu 1985'ten bu yana "solda birlik" çağrısına kulak tıkayan iki partinin liderleri, işbirliği kararının ardından dün yeniden bir araya geldi. Baykal'ın ilk kez kapısından girdiği DSP Genel Merkezi'ndeki görüşmede cumhuriyet mitingleri de konuşuldu.
Alınan bilgiye göre, Tandoğan, Çağlayan ve Gündoğdu mitinglerinde bir araya gelmeyen liderlerden Baykal, Sezer'e "Samsun mitingine katılmamız lazım, uzun zamandır toplumda böyle bir talep var. Herkes bizi el ele görmek istiyor. Bu isteğe yanıt verelim. Üstelik 19 Mayıs'ın hemen sonrasında bu mesajın verilmesi önemli" dedi. Sezer de bu talebe olumlu yanıt verdi.
"El ele, kol kola iktidara yürüyelim" ifadelerinin kullanıldığı görüşmede, iki liderin miting alanına birlikte girmesi, ancak kürsüye çıkmamaları benimsendi. İki lider de, "Meydana gelen coşkuya uyalım. 'Cumhuriyete sahip çıkma' asgari müşterekinde buluşalım" görüşünde birleşti. Görüşmede belirlenen programa göre, Baykal ve Sezer, Samsun'da 8 kişilik özel uçakla gidecekler. Uçakta Baykal ve Sezer'le birlikte CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Sekreter Yardımcısı Bihlun Tamaylıgil ile DSP Genel Sekreteri Ahmet Tan ve DSP Genel Başkan Yardımcısı Emrehan Halıcı'nın da bulunması bekleniyor.
Görüşmenin ardından açıklama yapan Baykal, ziyaretin 19 Mayıs'a gelmesinin anlamlı olduğunu belirterek, "Bu ziyaretimizde, Samsun'da yapılacak mitinge birlikte katılma kararı aldık" dedi. Baykal sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mitingi sivil toplum kuruluşları düzenliyor, biz de desteğimizi ifade etmek amacıyla orada bulunacağız. Böylece toplumumuzun bizi mitingde bir arada görme arzusuna uyum sağlamış olacağız. Bundan sonra bizi sık sık bir arada göreceksiniz, toplum buna alışmalı."
Sezer de ziyaretin 19 Mayıs'a gelmesini anlamlı bulduğunu belirterek, Baykal'a teşekkür etti.

DİSK'ten destek geldi
DİSK'in öncülüğünde oluşturulan 10 Aralık Hareketi eşbaşkanları DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve Prof. Dr. Burhan Şenatalar, Taksim Square Otel'de basın toplantısı düzenledi. "Solda Yenilenme, Bütünleşme, Kitleselleşme" sloganıyla gerçekleştirilen toplantıda konuşan Şenatalar, CHP ve DSP'nin güçbirliği kararını olumlu bulduklarını, geniş bir halk kesiminin beklenti ve taleplerine uygun, doğru adımlardan biri olduğunu düşündüklerini söyledi.

Kaynak:www.sonhaber.com (http://www.sonhaber.com)

J.P.Belmondo
21.05.07, 11:07
Livaneli, CHP ve Özkan'ı suçladı http://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gifhttp://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gifhttp://www.yenisafak.com.tr/resim/site/zulfu11101f49c10fa2522by.jpg YENİ ŞAFAK İNTERNET
İzmir'deki Cumhuriyet mitingi olaylı geçti.CHP'lilere ve mitinglerin gediklisi Tuncay Özkan'a ağır ithamlarda bulunan Livaneli, meydandakilere “Bunlara izin vermeyin. Bunlar da sizin düşmanınızdir” diye seslendi.

Tuncay Özkan ise, konuşmasında topluluğu provoke etmeye yönelik sözler sarfetti. İzmir'in Bornova ilçesinde önceki gün meydana gelen bombalı saldırının planlı olduğunu savunan Özkan, “O bomba, siz buraya gelmeyesiniz diye patlatıldı” dedi.

Zülfü Livaneli'nin konseri sırasında bir grup MHP'li kürsünün yakınına kadar gelerek Livaneli'ye müdahale etmek istedi. Livaneli, “Şu MHP'li sussun” diye bağırırken, konuşmasını engellemek isteyen tertip komitesi üyelerine de sert çıktı.
15.05.2007

J.P.Belmondo
21.05.07, 11:25
http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/07/images/cat_yazar.gif (http://www.milliyet.com.tr/2007/05/21/yazar/index.html)
http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/07/gazete/yazar/ic/k_idiz.gif
Semih İDİZ

Sosyal demokratlar pişmiş armut değildir


Bir Batılı diplomat arkadaşım, bizde "sol" diye geçinen partilerin birlikte hareket etme kararlarını "shotgun wedding"e benzetti. "Shotgun wedding"in çevirisi (av tüfeği anlamında) "çifte evliliği"dir.
Oğlanın kızı almasını zorunlu kılan bir durum doğar. Baba da bunun üzerine kızla evlendirmek için oğlanı çiftesiyle rahibe sürer. Ortaya "metazori" bir beraberlik çıkar. Ama zevahir kurtarılmış olur.
Sadece diplomatlar değil, gerçek sosyal demokrat vatandaşlar da şimdi, "solda" kitle baskısıyla oluşan bu "zoraki" beraberliğin ne anlama geldiğini merak ediyorlar. Bunun seçimlere dönük siyasi değerinin ne olacağını sorguluyorlar.

İçi nasıl dolacak?
Bir de CHP'nin ağzından düşürmediği "sosyal demokrasi" ifadesi var. Bugüne kadar hiç de sosyal demokrat bir görüntü vermeyen CHP bu iddianın içini nasıl dolduracak?
"Sosyal demokrasi" siyaset sözlüklerindeki tanımına göre, "Vahşi kapitalist düzenden insana değer veren hümanist sosyalist düzene geçmeye olanak sağlayan barışçıl değişim sistemidir."
Amacı din, dil, ırk, köken ayrımı yapmadan insana hizmet etmektir. Bu yüzden de bu ayrımları yapmayan bir vatanseverlik anlayışını benimser. Bu ayırımlar üzerine kurulu olan milliyetçiliğe ise özü itibariyle sıcak bakamaz.
Bir de tabii kendisine has bir ekonomi anlayışı vardır. Bu da artık "özel mülk" ve "bireysel birikim"e ideolojik anlamda düşman değildir. Hem sosyal hem de küresel gerçeklere uyum sağlamaya çalışan bir anlayış söz konusudur.
Uluslararası ilişkilerdeyse, yapısı itibariyle zorunlu olarak "uzlaşmayı" ve "barışı" rehber edinmiş "enternasyonalist" bir yaklaşımı vardır.
Ben şahsen CHP'nin, bu tanımlar ışığında, hangi anlamda "sosyal demokrat" olduğunu anlayabilmiş değilim. Zira son yıllarda, aşırı sağda duran veya muhafazakâr olan seçmene hitap eden partilere has bir yapı ve söylemle karşımıza çıkmıştır.

'Armut piş, ağzıma düş'
Bugünkü hesabı ise son derece basittir. Son mitinglere katılan milyonlarca vatandaşın, sırf başka seçeneği olmadığı için, kendisine oy vereceğini varsaymaktadır. Özetle, ortaya inandırıcı bir ekonomik ve sosyal program koymadan, kaba bir "Armut piş, ağzıma düş" hesabı içindendir.
Bu belli ölçüde doğru da olabilir. Ama iktidarın kapısını açacak kadar destek getirir mi, işte bu tartışılabilir. Oysa sosyal demokrat platformunu sade vatandaşın anlayacağı net ve açık ifadelerle ortaya koyabilseydi, çok daha geniş kitlelere hitap edebilirdi.

Baykal'ın geri adım işaretleri
CHP Başkanı Deniz Baykal, CNN Türk'te cuma günü katıldığı "Ankara Kulisi" programında AB gibi konulardaki yıkıcı söyleminden geri adım atmaya hazır olduğuna dair işaretleri şimdiden verdi.
CHP'nin ekonomik politikasının ise uygulamadaki politikaların devamı olacağını çağrıştıran sözler kullandı. Diğer önemli iç ve dış konulardaki pozisyonunun ne olacağını da zamanla göreceğiz.
Bunların sosyal demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmadığını da tabii ki değerlendireceğiz.
Sonuçta bazıları, "pişmiş armut" misali, CHP'nin ağzına düşmeye razı olabilirler. Ancak Sayın Baykal, ikna edilmeyi bekleyen "sözde değil, özde sosyal demokratların" buna razı olmayacaklarını bilmeli.

sidiz@milliyet.com.tr (sidiz@milliyet.com.tr)

http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/07/images/news.gif Yazarın eski yazılarına ulaşmak için tıklayın (http://www.milliyet.com.tr/exclude/yazar.asp)

taycunist
21.05.07, 22:14
İşte CHP'nin seçim sloganlarıhttp://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/12621.jpg CHP solda birleşmenin ardından seçim çalışmalarını hızlandırdı. Parti sloganları ve vatandaşa vereceği sözleri basılı hale getirdi ve dağıtmaya başladı.

[/URL]CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP hükümetinin ülkeye verdiği zararlar konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la tartışmaya hazır olduğunu söyledi. Baykal, bu sabah bir grup vatandaşla sohbet ederken, bu konuda Başbakana çağrıları olacağını belirtti.

CHP, seçim meydanlarında kullanacağı sloganları da belirledi. CHP’nin sloganlarından bazıları şöyle:
- Halkımız ezilmeyecek.
- Ülkemiz soyulmayacak.
- Devletimiz bölünmeyecek.
- Geleceğimiz teslim alınamayacak.
- Güzel günlerde, hep beraber.
CHP’nin halka dağıtacağı broşürlerde, sosyal demokrat iktidarında halka şu sözler verilecek:
- AKP yaptıklarını ödeyecek: İç ve dış politikada ülkenin dibine dinamit koyan, yolsuzluk batağına saplananlar Yüce Divan’a çıkacak.
- Rejim Düşmanı kaçamaz: Cumhuriyeti laik çizgiden, Atatürk ilkelerinden saptırma gayretindeki düşmanlar hesap verecek.
- Dokunulmazlık bitecek: Çalan, milleti soyan, dolandıranlar artık TBMM çatısı altına sığınamayacak, adalete çıkaracağız.
- Talan Durdurulacak: İhale kayırmaları, yerel yönetimlerdeki peşkeş çekmelere son vereceğiz. Kirli dosyalar açılacak.
- Kadınlar hakkını alacak: Türk kadını, ekonomide, eğitimde, siyasette haklarına kavuşacak, kimliğini bulacak.
- Gençler Huzura kavuşacak: Gençler, “Karşılıksız yaşam desteği”ne “harçsız kaliteli yükseköğrenime”, “güvenli, sağlıklı yurtlara” kavuşacak, “Genç-iş” ve “Genç-İş-Kur” projeleriyle işsizliği aşacak.
GENÇ PARTİ'YE İLGİMİZ VAR
Deniz Baykal, seçim işbirliği ve partiler arası görüşmelerle ilgili soruları yanıtlarken, Genç Parti (GP) ile de bazı temaslarının olduğunu belirtti. GP'nin “CHP’ye ilgisi olduğunun” söylenmesi üzerine Baykal, “Bizim de onlara ilgimiz var. İlgi karşılıklı” dedi.
Baykal, GP ile kurumsal müzakere ve çalışma içinde olmadıklarını fakat iki parti arasında temasların yapıldığını ifade etti. Baykal, konuyla ilgili şunları söyledi:
“Bir kurumsal müzakere ve çalışma içinde olmadığımızı söyleyebilirim. Temas oldu. Bazı temaslar şu zamana kadar yapıldı. Bizim de onlara ilgimiz var. İlgi karşılıklı. Onlar da bir Türkiye’deki bu gidişe karşı bir meydan okuma davranışı sergiliyorlar. Bizim ilgimizin dışında olduğunu söyleyemem. Seçmenleriyle kucaklaşmaktan çok büyük mutluluk duyarız tabi. Onlar da bu uygulamaya karşı tepki duyan insanlar bildiğim kadarıyla. Ama partiler arası bir müzakere, bir çalışma yok.”
SIRA SEÇMENDE
Birleşme konusunda halktan büyük destek gördüklerini yineleyen Baykal, “Biz sözümüzü tuttuk, şimdi sıra seçmende” dedi. Seçimlere dönük tahminde bulunmayan Baykal, partisinin ve kendisinin iktidara hazır olduğunu söyledi.
Bir soru üzerine AKP dönemindeki özelleştirmeleri değerlendiren Baykal, ağırlıklı olarak Telekom özelleştirmesini eleştirdi. Seçimlerde iktidara geldikleri taktirde AKP dönemindeki özelleştirmeleri gözden geçirip geçirmeyeceklerine ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Baykal, “Bunların hepsine bakılması lazım” dedi. Baykal, özellikle Telekom’un özelleştirilmesinin Türkiye’nin vicdanını kanattığını ifade etti. Telekom’un daha uygun şekilde özelleştirilebileceğini belirten Baykal, konunun daha güven verici şekilde ele alınabileceğini kaydetti. Baykal, Telekom’un satışıyla ilgili, “Sadece taksitleriyle son zamanlarda yapılan zamlarla getirdiği ek kaynaklarla satışın bedelleri rahatlıkla karşılanır hale geldi. Kendi kendimize... derenin taşıyla derenin kuşunu vurdular” diye konuştu.
TELEKOM YANITI
İktidara gelmeleri halinde, Telekom özelleştirmesini tekrar ele alıp almayacaklarının sorulması üzerine, “Şimdi benim burada oturup ‘bunu kabul etmiyoruz, bunu ortadan kaldıracağız’ demem çok yanlış olur” diyen Baykal, şunları söyledi:
“Ama bu konuda Türkiye’nin vicdanı kanamaktadır. Bir sıkıntı olmuştur. Tabi bundan sonraki gelişmelerin daha sağlıklı yönlendirileceği açıktır, hiç kuşku yok. Bizim derdimiz, geçmişle hesaplaşmayı hukuken ve meşruiyet çerçevesi içinde yapabildiğimiz ölçüde yapmak ama asıl ilgimizi, dikkatimizi ülkenin geleceğine yöneltmek. Bundan sonda artık böyle ilişkilerin Türkiye’de prim yapmayacağını, böyle bir anlayışla Türkiye ile ilişki kurulmayacağını, Türkiye’nin ciddi bir devlet olduğunu göstermektir.”
ÇÜRÜK YUMURTA UNAKITAN'IN UZMANLIĞI
CHP Lideri Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Erzurum’da söylediği “çürük yumurta” benzetmesine yanıt verdi. Baykal, “Çürük yumurta konusunda uzmanlık bizde değil sayın Maliye Bakanı’nda ve Başbakan’da. Çürük yumurta, kaçak inşaat, orman kesme, zimmet, suiistimal, aflar... Bunlar bizim ihtisas alanımız değil, bunlar başkalarının ihtisas alanı” diye konuştu.
BEN AKP’YE BÖYLE DİYEMEM
Baykal, “kırıcı bir laf” diye tanımladığı benzetmenin Başbakan’ın ağzına yakışmadığını söyledi. “İnsan nasıl olur da, nasıl kıyar da bu milletin iki güzide partisine 'çürük yumurta' deme ihtiyacını hisseder. Ben AKP’ye diyemem, kesin diyemem” ifadelerini kullanan Baykal, söz konusu benzetmeyi kullanan biriyle ilgili “millete saygı gösteriyor” diye düşünülemeyeceğini kaydetti. Bu benzetmenin, Başbakan’ın “iç dünyasını” yansıttığını ifade eden Baykal, “Çok şaşırdım, çok üzüldüm böyle bir yaklaşım içine girmiş olmasına” dedi. Baykal, şunları söyledi:
“CHP ve DSP Türkiye’nin temel saygın siyasi kuruluşları. İşbirliği yapıyoruz. Millet de bunu istiyor. Meydanlar bunun için bizim önümüze büyük talepler getiriyor. Biz de o doğrultuda harekete geçiyoruz ve güzel bir iş yaptığımızı görüyorum. Sen Başbakansın, ülkedeki güzellikten memnun olacaksın. Bu güzellik senin lehinedir, aleyhinedir. Bu hesabı aşmış olacaksın. Senin problemin o. Sen bunu aşamamışsın. Sen kendi çıkarına, kendi hesabına uygun olmayan her şeyi milletin hesabına uygun da olsa yok sayıyorsun, karalamaya çalışıyorsun.”

Kaynak:[url]www.sonhaber.com (http://www.hurriyet.com.tr/secim/)

taycunist
21.05.07, 22:21
CHP, seçim meydanlarında kullanacağı sloganları da belirledi. CHP’nin sloganlarından bazıları şöyle:
- Halkımız ezilmeyecek.
- Ülkemiz soyulmayacak.
- Devletimiz bölünmeyecek.
- Geleceğimiz teslim alınamayacak.
- Güzel günlerde, hep beraber.

Isi bos Söylemler bunlar! Yahu bunlar Milletle resmen dalga geciyorlar!!

ayyıldız66
21.05.07, 22:28
CHP, seçim meydanlarında kullanacağı sloganları da belirledi. CHP’nin sloganlarından bazıları şöyle:
- Halkımız ezilmeyecek.
- Ülkemiz soyulmayacak.
- Devletimiz bölünmeyecek.
- Geleceğimiz teslim alınamayacak.
- Güzel günlerde, hep beraber.

Isi bos Söylemler bunlar! Yahu bunlar Milletle resmen dalga geciyorlar!!
Sanki olacakmis gibi CHP olmasa.

mecnun01
21.05.07, 22:53
Sanki olacakmis gibi CHP olmasa.

bu sloganlarin palavra oldugundan kimsenin süphesi yok.klasik siyaset söylemleri.Her partide vardir.Yanliz su bir gercek, hortumculuk ve dolandiricilik daha cok sözde islami partilerde gelenek ülkemizde.
Senelerce Kemal Sunal/ Sener Sen filmlerine malzeme olan bu konular, günümüzde gecerliligini korumakta.

eyup_gokhan
21.05.07, 23:30
Degil mi Mecnun bey...

Kötü adamlarin evinin duvarinda muhakkak Kabe islemeli bir hali ve AP'li olduklarina dair semboller vardir. Tesbih ve takke de eksik olmaz bu kötülerde... Tabii bunu film endüstrisinin ve basinin sol cenahta olmasi ile iliskilendirmemek lazim. (!)

Milyar dolarlarin buharlastirildigi 28 subat döneminin filmi bir gün cekilirse bakalim kötü adamlarin duvarinda hangi resimler görülecek ? :)


bu sloganlarin palavra oldugundan kimsenin süphesi yok.klasik siyaset söylemleri.Her partide vardir.Yanliz su bir gercek, hortumculuk ve dolandiricilik daha cok sözde islami partilerde gelenek ülkemizde.
Senelerce Kemal Sunal/ Sener Sen filmlerine malzeme olan bu konular, günümüzde gecerliligini korumakta.

mecnun01
21.05.07, 23:57
Degil mi Mecnun bey...

Kötü adamlarin evinin duvarinda muhakkak Kabe islemeli bir hali ve AP'li olduklarina dair semboller vardir. Tesbih ve takke de eksik olmaz bu kötülerde... Tabii bunu film endüstrisinin ve basinin sol cenahta olmasi ile iliskilendirmemek lazim. (!)

Milyar dolarlarin buharlastirildigi 28 subat döneminin filmi bir gün cekilirse bakalim kötü adamlarin duvarinda hangi resimler görülecek ? :)

Evet gercektende öyle...

Erbakanin dramatik sonunu anlatan hüzünlü bir filim olur hic süphesiz...Sevki yilmazlarin kahramanca demokrasi ve insanhaklari mücadelesi dillere destan zaten.Filmin sponsörünüde taliban üstlenir, iranlilarda cevirir.Hersey Aydinlik bir Türkiye icin.

eyup_gokhan
22.05.07, 00:08
28 subatin komutanlari, savcilari bile 28 subatin hata oldugunu kabul ediyorlarken bir Ertugrul Özkök, bir de Demirel kaldi zannediyordum o dönemi hakli ve mesru bulan. Demek bir de Mecnun bey varmis...

Ama biraz da bilerek konusmak lazim degil mi? Iran seriati ile bizim memleketin en radikalleri bile uyusmaz. Adamlar siadir ve bizdeki sunnilik, ve dahi medeniyet anlamindaki rekabet, Osmanli'dan beri siaya öykünmeye manidir. Talibanin da hic talibi yoktur bu topraklarda. Bununla beraber, Sevki Yilmaz, dogrudur, asiri bir tiptir, milli görüs cevresinin Türkan Saylanidir. Savunulacak tarafi yoktur. Ama yine simdiki tövbekar 28 subatcilar degil midir "ABD'nin oyununa gelindi. Milli olan Erbakan'i tasviye edip gayr-i milli Erdogan'in yildizinin parlamasina sebep oldu 28 subat" diyen ?


Evet gercektende öyle...

Erbakanin dramatik sonunu anlatan hüzünlü bir filim olur hic süphesiz...Sevki yilmazlarin kahramanca demokrasi ve insanhaklari mücadelesi dillere destan zaten.Filmin sponsörünüde taliban üstlenir, iranlilarda cevirir.Hersey Aydinlik bir Türkiye icin.

mecnun01
22.05.07, 00:35
28 subatin komutanlari, savcilari bile 28 subatin hata oldugunu kabul ediyorlarken bir Ertugrul Özkök, bir de Demirel kaldi zannediyordum o dönemi hakli ve mesru bulan. Demek bir de Mecnun bey varmis...

Ama biraz da bilerek konusmak lazim degil mi? Iran seriati ile bizim memleketin en radikalleri bile uyusmaz. Adamlar siadir ve bizdeki sunnilik, ve dahi medeniyet anlamindaki rekabet, Osmanli'dan beri siaya öykünmeye manidir. Talibanin da hic talibi yoktur bu topraklarda. Bununla beraber, Sevki Yilmaz, dogrudur, asiri bir tiptir, milli görüs cevresinin Türkan Saylanidir. Savunulacak tarafi yoktur. Ama yine simdiki tövbekar 28 subatcilar degil midir "ABD'nin oyununa gelindi. Milli olan Erbakan'i tasviye edip gayr-i milli Erdogan'in yildizinin parlamasina sebep oldu 28 subat" diyen ?

Allah askina Milli Görüsün savunulacak hangi tarafi varki.Birazcik gercekci olun.Sevki yilmaz yine bunlarin en dürüstüydü, en azindan iki yüzlülügü yoktu.Doba dobra milli Görüs felsefesini bosaltiyordu.

Simdi bana türkiyedeki seriatin iran veya taliban medeniyetinden farkini saymaya sakin kalkma.Cünkü Türkiyedeki taliban potansyeli afganistandakinin aynisidir.Bunun örneklerini saydirma bana bu saate.
28 subat milli görüse karsi yapilmis hakli bir girisimdir.Gercek anlamda pisman olduklarini sanmiyorum.Ama ABD isbirligi nasil yapilir Tayyip abinize
danisin.Birinci el ögrenirsiniz

ottoman1299
22.05.07, 00:55
Allah askina Milli Görüsün savunulacak hangi tarafi varki.Birazcik gercekci olun.Sevki yilmaz yine bunlarin en dürüstüydü, en azindan iki yüzlülügü yoktu.Doba dobra milli Görüs felsefesini bosaltiyordu.

Simdi bana türkiyedeki seriatin iran veya taliban medeniyetinden farkini saymaya sakin kalkma.Cünkü Türkiyedeki taliban potansyeli afganistandakinin aynisidir.Bunun örneklerini saydirma bana bu saate.
28 subat milli görüse karsi yapilmis hakli bir girisimdir.Gercek anlamda pisman olduklarini sanmiyorum.Ama ABD isbirligi nasil yapilir Tayyip abinize
danisin.Birinci el ögrenirsiniz yoldasinizdan
Tayyip ABD'ci. Talibancilar, seriatcilar kim?

taycunist
22.05.07, 01:08
Simdi bana türkiyedeki seriatin iran veya taliban medeniyetinden farkini saymaya sakin kalkma.Cünkü Türkiyedeki taliban potansyeli afganistandakinin aynisidir.

Yok canim daha neler. Desene Islam devrimi kapida bizi bekliyor! Arkadaslar gerceklere dönelim ve gercekci olalim. Hakkikaten sorun olan sorunlarla mesgale olalim. Bu tür polemikler karin doyurmuyor.

eyup_gokhan
22.05.07, 01:22
Allah askina Milli Görüsün savunulacak hangi tarafi varki.Birazcik gercekci olun.Sevki yilmaz yine bunlarin en dürüstüydü, en azindan iki yüzlülügü yoktu.Doba dobra milli Görüs felsefesini bosaltiyordu.

Simdi bana türkiyedeki seriatin iran veya taliban medeniyetinden farkini saymaya sakin kalkma.Cünkü Türkiyedeki taliban potansyeli afganistandakinin aynisidir.Bunun örneklerini saydirma bana bu saate.
28 subat milli görüse karsi yapilmis hakli bir girisimdir.Gercek anlamda pisman olduklarini sanmiyorum.Ama ABD isbirligi nasil yapilir Tayyip abinize
danisin.Birinci el ögrenirsiniz

Yahu disimize göre bir laikci bulamayacak miyiz ? Bu ezber tekrarlarindan gina geldi. Ya o ya bu diye düsünüyorsunuz da bir kere karsinizdaki Tayyipci, milli görüscü falan degil. Ben ülkücüyüm. Ha, son zamanlarda memleketimizde "adami zorla Akpci yapiyorlar" diye bir laf türedi bu ezber tekrarlarindan. Sükür, henüz o noktaya da gelmedik.

Biraz retoriginizi degistirin, yeni savunmalar gelistirin. Osmanli medeniyetinin mirascilariyiz. Bizde ne olursa olsun Talibanvari manzaralar yasanmaz, tarihi kodlarimiza terstir. Vahhabilik bu memlekette cok ugrasilsada tutmadi. Sebeplerini burada yazarim da, "irtica mirtica" söyleminden biraz daha felsefi alana kayinca tatli olur bu sohbet. Dincilik iddiasindakilerin "dinciligi" seküler sahada icra ettiklerinden girin mesela. Panislamizmin İslam'in ruhuna aykiri oldugunu ögrenin ve AKpci cevreleri böyle daha ilmi verilerle suclayin. Bakin o zaman öyle kolay cevap da veremezler. Ama bize böyle "yeni mitingden geldim" tarzinda yazilar fayda etmez. Dindarligimiz kroniklesmis bir kere...

Böyle "Tayyip agabeyiniz" laflari laikcilerin diline yabanci degil de, ben rahatsiz olurum bu laflardan... O yüzden benimle tartisma yapacaksaniz üslubunuza dikkat ediniz...

mecnun01
22.05.07, 01:57
Yahu disimize göre bir laikci bulamayacak miyiz ? Bu ezber tekrarlarindan gina geldi. Ya o ya bu diye düsünüyorsunuz da bir kere karsinizdaki Tayyipci, milli görüscü falan degil. Ben ülkücüyüm. Ha, son zamanlarda memleketimizde "adami zorla Akpci yapiyorlar" diye bir laf türedi bu ezber tekrarlarindan. Sükür, henüz o noktaya da gelmedik.

Biraz retoriginizi degistirin, yeni savunmalar gelistirin. Osmanli medeniyetinin mirascilariyiz. Bizde ne olursa olsun Talibanvari manzaralar yasanmaz, tarihi kodlarimiza terstir. Vahhabilik bu memlekette cok ugrasilsada tutmadi. Sebeplerini burada yazarim da, "irtica mirtica" söyleminden biraz daha felsefi alana kayinca tatli olur bu sohbet. Dincilik iddiasindakilerin "dinciligi" seküler sahada icra ettiklerinden girin mesela. Panislamizmin İslam'in ruhuna aykiri oldugunu ögrenin ve AKpci cevreleri böyle daha ilmi verilerle suclayin. Bakin o zaman öyle kolay cevap da veremezler. Ama bize böyle "yeni mitingden geldim" tarzinda yazilar fayda etmez. Dindarligimiz kroniklesmis bir kere...

Böyle "Tayyip agabeyiniz" laflari laikcilerin diline yabanci degil de, ben rahatsiz olurum bu laflardan... O yüzden benimle tartisma yapacaksaniz üslubunuza dikkat ediniz...

tayyip abinize lafi pek uygun olmadi belkide, geri aldim....

Irtica mirtica yok deyipte, Türkiyedeki tehditleri kücümseyen kisilerin laiklik kavramina pek önem verdiginide düsünmüyorum acikcasi.AKP dindarlarin temsilcisiymis gibi ortalikta dolasip, haram paralarla parti reklamlarini finanse etmesi nedense bazi sözde dindar arkadaslari rahatsiz etmiyor.Solun propagandasi diye tanimladigin Kemal Sunal / Sener Sen filmleri Türkiyenin oldu bitti gerceklerini yansitiyorlar.Hemde amasiz mamasiz.

AKP yöneticileri resmen laikligi kaldiracagiz diyorlar, bizim sözde vatan perverler hala irtica mirtica yok diye ortalikta geziyor.
Yokta cumhurbaskanindan, askeriyesine, sivil örgütlerinden, halk ayaklanmalarina . soldan sag partilere kadar sebetayist oyunlarimi oynuyorlar.Birakin bu eskimiz Vatan gazetesi hikayelerinide halkin hasasiyetlerine kulak asin.

eyup_gokhan
22.05.07, 02:26
Biz sizinle anlasamayiz da, tartisamayiz da. Ama en azindan birbirimize tavsiye verebiliriz. Bu forum ögrenmek, birbirimizden istifade etmek icin degil mi ..?

Tartisma adabindan baslayalim.
Bakin siz laikligi cok seviyorsunuz, ben de size sevdiginiz gibi hitap ediyorum degil mi mecnun bey ? o yüzden bu Büyükanit'tan esinlenme "sözde dindar", "sözde vatanperver" gibi ifadeleriniz olmuyor. beni tanimiyorsunuz bile. ucu riyakarlik suclmasina kadar gider ki, sizin bunu kastetmediginize eminim...

Biraz da Erhan kardesimizin Sinema konusuna haddimiz olmadan girelim. O konuda da eksikleriniz var.
Kemal Sunal, Sener Sen filmerinde kullanilan bol miktarda Marksizmi, hatta hafiften Kürtcülük baharatini onayladiginizi düsünmüyorum. Gerci onayliyorsaniz bu daha tutarlidir. O filmler bizi de güldürür ama epey ideolojik filmlerdir. Türkiye'nin bir sürü gercegi var da bize hep soldan soldan gelirler nedense. Yesilcam yönetmenlerini, senaristlerini, hatta yapimcilarini biraz arastirirsaniz daha saglikli bilgi sahibi olursunuz.

Bir de taktik destegi vereyim, bunu da kimse yapmaz. Tartismadaki muhattabiniz bir konudan bahis acmadan siz o konudaki merminizi patlatirsaniz korunmasiz kalirsiniz. "Sabetaizm konusu ile bizim tartismamizin ne alakasi var" derler size...

Bu arada herkese bir ufak bilgi. Yakinda bu "irtica" kelimesini suclama maksadiyla baska kesimler de kullanacakmis. Biliyorsunuz irtica "geriye dönüs" demek.

Allah rahatlik versin.


tayyip abinize lafi pek uygun olmadi belkide, geri aldim....

Irtica mirtica yok deyipte, Türkiyedeki tehditleri kücümseyen kisilerin laiklik kavramina pek önem verdiginide düsünmüyorum acikcasi.AKP dindarlarin temsilcisiymis gibi ortalikta dolasip, haram paralarla parti reklamlarini finanse etmesi nedense bazi sözde dindar arkadaslari rahatsiz etmiyor.Solun propagandasi diye tanimladigin Kemal Sunal / Sener Sen filmleri Türkiyenin oldu bitti gerceklerini yansitiyorlar.Hemde amasiz mamasiz.

AKP yöneticileri resmen laikligi kaldiracagiz diyorlar, bizim sözde vatan perverler hala irtica mirtica yok diye ortalikta geziyor.
Yokta cumhurbaskanindan, askeriyesine, sivil örgütlerinden, halk ayaklanmalarina . soldan sag partilere kadar sebetayist oyunlarimi oynuyorlar.Birakin bu eskimiz Vatan gazetesi hikayelerinide halkin hasasiyetlerine kulak asin.

J.P.Belmondo
27.05.07, 17:30
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/sabit/resim/baslik4.gifPolitikaSon Dakika - 14:51Baykal'ı protesto eden vatandaşı CHP'liler linç ediyordu (video)CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dün Adana'da ilginç bir protesto ile karşılaştı. Bir vatandaş Baykal'a, "Antalyaspor gibi küme düşeceksiniz." dedi. Bunun üzerine Baykal'ın yanındaki partililer protestocu vatandaşı linç etmeye kalktı.http://medya.zaman.com.tr/2007/05/27/chpdayak.jpg
İlgili Haberler

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/pics/nokta.gif
Baykal, hükümete asker üzerinden yüklendi (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=544585)http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/pics/nokta.gif
CHP'nin mitingi Tandoğan'ın devamı gibi (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=544586)

Mersin'de, partisinin düzenlediği mitinge katıldıktan sonra Adana'ya geçen CHP lideri Deniz Baykal, Kocavezir Mahallesi'ndeki bir lokantada kebap yedi. Baykal, lokantada Antalyaspor-Gençlerbirliği maçını da seyrettikten sonra dışarı çıktı. Bu sırada Baykal'ın önünü kesen bir vatandaş, Antalyaspor'un küme düşmesine atıfta bulunarak, "Antalyaspor küme düştü, siz de düşeceksiniz. O sandığa gömüleceksiniz, sizi kimse kurtaramayacak." dedi.
Baykal vatandaşa herhangi bir müdahalede bulunmazken, beraberindeki partililer vatandaşı tartaklamaya başladı. Protestocu kaçmaya çalışsa da CHP'liler tekme tokat üzerine yürüdü. Sokak arasındaki bir kömürcüye sığınan kişi "Ben bir vatandaşım, tepkimi gösterdim." demesine rağmen partililer tartaklamaya devam etti. Daha sonra araya giren polis, vatandaşı linçten kurtardı. Adana, Cihan
27 Mayıs 2007, Pazar


Sayin Gestapo lideri Baykal,bunlar fasizmin aciga koymus gercek yüzü.CHP bu tür metodlarla halki mi yöneticek? Sizin Zihniyetiniz birkere insandisi!

J.P.Belmondo
28.05.07, 01:24
Haluk Özdalga: Baykal'ın CHP'si sosyal demokrat değil http://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gifhttp://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gifCHP Parti Meclisi eski üyesi HALUK ÖZDALGA, CHP'nin, laikliği istismar ettiğini, rejim korkusu siyasetiyle kutuplaşmayı körüklediğini, darbeye davetiye çıkarttığını savunuyor ve ekliyor: "Atatürk'ün CHP'si, İnönü'nün, Ecevit'in CHP'si vardı. Bugün Baykal'ın CHP'si var" http://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gifhttp://www.yenisafak.com.tr/resim/site/rbay357fae0e3577dd0bby.jpg MEHMET GÜNDEM
mgundem@yenisafak.com.tr
CHP'nin askerle imtihanı…


Sol kavramı, içi dolu entellektüel bir uğraştı, halktan kopuk devlete yaslanan, darbelerden medet uman CHP zihniyeti solu işgal edene kadar. Sık sık demokrasi dışı yollara savrulup, merkezdeki güç odaklarıyla işbirliğine girerek ne işe yaradığı meçhul o "seçkinci" refleksiyle geniş halk kitlelerini püskürten CHP, "iktidar" için her yolu mübah gördü. Rejim elden gidiyor, laiklik tehdit altında türü felsefi temellerden yoksun korku siyasetiyle, önce soldan saptı, ardından demokrasi için birinci dereceden tehdit haline geldi ve nihayet darbelere zemin hazırlar hale geldi. Solun, sosyal demokrasinin bütün ilkelerini paketleyip devlet muhitindeki "seçkinlere" armağan etti. Bu noktadan itibaren CHP'nin cumhuriyetçiliği de, halkçılığı da, particiliği de özsüzleşti, "sözde" kaldı. Askeri bir siyasi figür olarak gören CHP, askerle birlikte siyaset yapmaya, onunla birlikte iktidara yürümeye ne kadar meyilli olduğunu her fırsatta ortaya koydu. Çağının gerisine düşen bu zihniyet içindeki özde sosyal demokratları da taşıyamadı, ya partiden ihraç etti ya da ayrılmaları için gün saydı. Haluk Özdalga da 30 yılını sosyal demokrasiye vermiş bir isim. Önceleri parti içinde mücadele verdi, eleştirilerini dillendirdi, fakat gittikçe içe kapanan CHP'nin değişmeyeceğini görünce geçen hafta partiden ayrıldı. AK Parti yönetiminden demokrasiyi hazmetmiş Özdalga'ya da teklif var. Demokrasi için ne yapabileceksek şimdi tam zamanı diyor Özdalga. (NOT: Özdalga ile iletişim için; ozdalga@tempo.com.tr)


CHP Parti Meclisi'nden istifa ettiniz. Ak Parti'ye katılmanız bekleniyor. Kaç yıldır sol siyasetin içindesiniz?
Kendim için sosyal demokrat demeyi tercih ediyorum. Solun değişik renkleri ve birbiriyle bağdaşmayan doğrultuları var. 30 yıldır sosyal demokrat siyasetin içindeyim. CHP ve DSP'de her kademede siyaset yaptım. Nazari çalışmalarım da oldu.
Kaç tane CHP var?
Çok. Atatürk'ün CHP'si, İnönü'nün, Ecevit'in CHP'si vardı. Bu gün de Baykal'ın CHP'si var.
Aralarında büyük farklar var mı?
Var. En büyük fark da Baykal'ın CHP'sinde var. Baykal'ın CHP'si geldiği noktada sosyal demokrat bir parti değil.
Baykal'ın CHP'si ne yaptı da sosyal demokrat olmaktan vazgeçti?
Sosyal demokrat partiler için vazgeçilmez ilke demokrasidir. Baykal ve CHP'si demokrasiye sadakat göstermedi, askeri müdahaleyi tahrik etti. 27 Nisan müdahalesini açıkça desteklediler. Bu ülkede sandığı halkın önüne getiren parti olmasına rağmen, Baykal'lı CHP son yıllarda demokrasi karşıtı tavrıyla ön plana çıktı. Bu demokrasi ve CHP tarihinde üzücü bir lekedir.
CHP demokrasiden vazgeçince ben de CHP'den vazgeçtim mi diyorsunuz?
30 yıldır sosyal demokrat doğrultuda çalıştım, demokrasi için emek verdim, ter döktüm. Şimdi demokrasi karşıtlığını, müdahale tahrikçiliğini kabul etmem mümkün değil.
GİYİM KUŞAM CUMHURİYETÇİLİĞİ
CHP'nin sosyal demokrasiden koptuğuna dair başka ne tür tespitleriniz var?
Birinci gerekçem demokrasiydi. Diğerlerini de sayayım. Sosyal demokrat partiler dünyanın her yerinde insan haklarının ve özgürlüklerin en önde gelen savunucusudur. Baykal'ın CHP'si insan haklarının ve özgürlüklerin genişlemesine açık bir şekilde direniyor. Bugünkü CHP'liler cumhuriyetçi de değil, çünkü halka güvenleri yok, halkı ehil görmüyorlar. Onlarınki gardırop cumhuriyetçiliği, giyim kuşam cumhuriyetçiliği. Ayrıca sosyal demokrat partiler devletin değil halkın partisidir. CHP ise şüphesiz bir şekilde devletin partisi. Dünyada sosyal demokrat partiler yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunurken CHP buna da karşı. Yine sosyal demokrat partiler piyasa ekonomisini, dünyaya açılmayı savunurken, Baykal'ın CHP'si piyasa ekonomisine, AB dahil dışa açılmaya şiddetle karşı. Sosyal demokrat partiler değişimden yanadır ve değişimin öncülüğünü içinde yaşadığı toplumun değerleriyle barışık olarak yaparlar. CHP ise ne değişimden yana ne de toplumun değerleriyle barışık. Sosyal demokrat partilerin öncelikli görevleri arasında insanların aşını ve işini çoğaltmak gelir. CHP'nin aşla, işle uğraştığını hiç görmedik, ama eşlerle uğraşıyor. Sosyal demokratlar evrenselci, cihanşümul duygular taşırlar. Bütün insanları kardeş görürler. CHP ise etnik milliyetçiliğe oynuyor.
Siz yıllardır CHP'nin içindesiniz. Bunları hiç Baykal'la konuşmadınız mı?
Anlatmaya çok çalıştım, konuştum, yazdım ama olmadı. Ben pek çok gerekçe saydım. Şimdi CHP'nin sosyal demokrat olduğunu söyleyenlerin hiç değilse bir iki tane gerekçe göstermeleri lazım, varsa söylesinler.
Bütün bunları bile bile nasıl oldu da kaldınız CHP'de?
İçeride gördüğüm yanlışlarla mücadele ederek ve eleştirerek… Dün ne söylüyorsam, bugün de onu söylüyorum. Hepsi ortada…
CHP KUTUPLAŞMAYI KÖRÜKLÜYOR
Sosyal demokrasi vurgusu yaparken laiklikten hiç söz etmediniz…
Çünkü laiklik sadece CHP için değil, hepimiz, bütün toplum için hayati bir ilke. Karşı çıkan pek yok. Ama bugün laiklik etrafında çok ciddi bir kutuplaşma var.
Bu kutuplaşmanın merkezinde ne var?
Siyasi merkezinde Sayın Baykal var. Laiklik eksenli kutuplaşmayı planlı ve bilinçli bir şekilde körüklüyor.
Baykal solu, sosyal demokrasiyi laikliğe indirgemiş durumda diyebilir miyiz?
Evet. Fakat laikliğin yıkılması Türkiye'de mümkün değil, kökleri çok derinde. Bizde hiçbir zaman din kurallarına göre bir devlet ve siyaset düzeni olmadı. Laikliğin en büyük güvencesi bizim kendi tarihimiz, kültürümüz ve kendi değerlerimiz, bir başka ifadeyle bizzat Türk İslam'ının kendisidir.

Laiklik korkusu üzerinden müdahale çağrısı var

O halde laiklikle ilgili söylemleri "siyasi" ve "samimi" diye ikiye ayırmak lazım…
Haklısınız. "Laiklik tehdit altında" diyen, yaşam tarzlarına dönük samimi endişeleri olanlar var toplumda. Bunlar ciddiye alınmalı. Ülkeyi yönetenlerin önemli görevlerinden biri insanları her türlü korku ve endişeden olabildiğince uzak tutmaya çalışmaktır. "Laiklik elden gidiyor" diyen ikinci grup ise konuyu siyasi amaçları için istismar etmek isteyenler. Bu istismarın amacı laikliği bir iktidar mücadelesine alet etmek.
Bu nasıl bir iktidar mücadelesi ?
Bu bir sınıf mücadelesi ama Marksist anlamda bir sınıf mücadelesi değil. Türkiye'de seçkinler ile bugüne kadar horlanan, itilip kakılan, dışlanmış kesimler arasında ciddi bir iktidar mücadelesi var. Burada laiklik korkusunu istismar aracı olarak kullanıyorlar. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de gördük, seçkinlere göre "kim cumhurbaşkanı olmalı" sorusunu Kumkapı'daki balıkçılara, esnafa sormak olmaz! Sadece ve sadece onlara soracaksınız.


Seçkinlerin gündemi gizli

Kim o seçkinler, nerededirler?
Çoğunlukla Ankara'da yaşıyorlar. Sandıktan kendi arzu ettikleri gibi çıkmayan iktidarı çeşitli oyunlarla elde etmeye çalışıyorlar. Sivil ve askeri bürokrasi bunun bir parçası. İktidar için "gizli gündemleri var, örtülü amaçları laiklik dışı bir rejim getirmek" diyen seçkinlerin aslında kendilerinin gizli gündemi var. Bunlar "siyasi çoğunluk devleti ele geçirecek" dahi diyebiliyorlar.
Nedir seçkinlerin gizli gündemi?
Gizli gündemleri, laiklik korkusunu tahrik ederek ve yayarak, Türkiye'de seçkinlerin iktidarını sürdürmektir.
Bu tür eleştiriler askeri yıpratmaya dönük olarak algılanıyor…
TSK siyasete girmesin denildiğinde, askerden çok askerci bazı siviller, bunu TSK'yı etkisizleştirmek olarak sunup konuyu saptırıyor. Ben TSK'nın çok etkili ve güçlü olmasını istiyorum. Ama askeri bir güç olarak etkili ve güçlü, ülkeyi yönetmek için değil. Sivil ve askeri bürokrasinin, demokratik işleyiş sonunda işbaşına gelen sivil iktidarlara bağlı kalması gerekiyor. Bu kadar basit. Zaten bunun tersi olduğunda, siyasete karıştığında etkisizleşir silahlı kuvvetler. Unutmayın, çok örnekleri var bunun kendi tarihimizde.



EN BÜYÜK SORUMLU DENİZ BAYKAL

27 Nisan muhtırasında CHP'nin rolü nedir?
Eğer Baykal müdahale kışkırtıcılığı yerine demokrasiye sadakatini açık bir şekilde ortaya koysaydı Türk demokrasisi 27 Nisan'da bir müdahaleyle karşı karşıya kalmazdı. Bu tavırlardan büyük acı duydum.
CHP'nin demokrasiye bağlı olmadığını söylüyorsunuz...
Demokrasiye sadakati olmayan tepeden inmeci seçkinler partisine dönüştü Baykal'la CHP. Zaten Batılı sosyal demokratlar da Baykal'ın CHP'si için benzer şeyler söylüyorlar. Eğer merkez sağda ve merkez solda demokrasiye inanan güçlü iki parti olsaydı, rejimin ve demokrasinin istikrarına büyük bir katkı sağlanmış olurdu. Türkiye kazanırdı.
CHP'nin demokrasi dışı yollara savrulması sadece Baykal'la izah edilebilir mi, bunda CHP dışı faktörlerin etkisi yok mu?
Bu noktada dış faktörlerin etkili olduğunu düşünmüyorum. En büyük neden Baykal'ın tercihleri.
CHP'nin özeleştiri imkanı var mı?
CHP bu ülkenin kurumsal yapısı en güçlü partisiydi, ama Baykal bu yapıyı tamamen tahrip etti.
CHP'ye istifanızı ne zaman verdiniz?
Geçen hafta. Ama fikri bağlarım uzun süredir kopmuştu.
AK Parti'ye geçeceğiniz söyleniyor. Başbakan Erdoğan'dan davet aldınız mı?
AK Parti yönetimiyle açık ve samimi görüşmeler oldu…
AK Parti'ye fikirleriniz mi, CHP eleştirileriniz mi cazip geliyor?
Bu soruya cevap veremem, çünkü muhatabı ben değilim…
AK Parti ile nerede buluşuyorsunuz?
AK Parti elbette sosyal demokrat parti değil ama sosyal demokrat ilkelerin çoğunu Baykal'ın CHP'sinden daha iyi temsil ediyor. Buna hiç kuşkum yok. AK Parti'ye geçersem, ülkeyi kuşatan yapay gerginliğin, kavga ortamının azalmasına katkım olabilir diye umut ediyorum.
Yani vitrinlik malzeme olmayacaksınız?
Demokrasi bugün ciddi bir tehdit altında. Demokrasiyi korumak için katkı yapmak istiyorum. Bu konuda kararlıyım, hiç kuşkum ve çekincem yok.
Parti değiştirmek nasıl bir şey?
Türkiye kritik günler yaşıyor. Bu kritik günlerde doğru kararlar almak gerekiyor... Bunun dışında kendimi ciddi bir sorgulama içinde hissetmiyorum…
Ama siyasi adres değiştiriyorsunuz...
Bazı kişilerin bizi, aşiretini değiştiren insanlar diye gördüğünü biliyorum. Ama herkes Baykal CHP'sinin bugün geldiği yeri iyi değerlendirmeli, demokrasinin karşı karşıya olduğu riskleri görmeli.
REJİM MÜDAHALE TEHDİDİ İLE KARŞI KARYIŞA
Size bir misyon yüklüyor mu AK Parti yönetimi?
Bunu ben bilemem. Demokrasi zor günler yaşıyor ve 22 Temmuz'dan sonra da riskler devam edecek gözüküyor. Sürecin demokrasi lehine gelişmesine katkım olacağını umut ediyorum.
Nedir o risk?
Rejim bir müdahale tehdidi ile karşı karşıya. Bu süreçte ılımlı, sabırlı fakat kesinlikle kararlı olmak gerekiyor. Kavgacı değil uzlaşmacı, adım adım, diyaloga açık, fakat demokrasiyi savunmada kararlı olmalı.





CHP Türkiye'yi değil kendini düşünüyor

2002 seçimleri sonrasında Baykal'ın izlediği siyaseti nasıl değerlendiriyorsunuz?
İki temel üzerine kurulu: Bir, eğer mümkünse ve öncelikle, askerlerin baskısı altında AKP hükümetinin düşürülmesi ve Ankara'da kotarılacak yeni bir Meclis aritmetiğine göre CHP'nin iktidara gelmesi. Bu mümkün olmazsa, sivil ve askerî bürokrasinin yoğun muhalefeti teşvik edilerek, AK Parti'nin iktidar alanının daraltılması, yönetim yetkilerinin zaafa uğratılması ve yanlış yapmaya sevk edilmesi. Bu anlayışın arkasında, Baykal yönetiminin demokrasiyle bağdaşmayan zihniyeti yatıyor. İki, ne pahasına olursa olsun iktidarın başarılı olmasını engelleyecek bir siyaset izlemektir. Söz konusu olan CHP'nin ve sosyal demokrasinin programına, hatta Türkiye'nin çıkarlarına açıkça uygun bir durum bile olsa, eğer o durumdan iktidar partisi kazançlı çıkacak gibi görünüyorsa, muhalefet ve engelleme yapılmalıdır. Siyasi literatürde bunun adı, yıkıcı muhalefettir.
CHP'ye göre iktidara giden yol kışladan geçiyor…
Evet, CHP'nin bu siyaseti artık bir sır değil. Komutanlar ne zaman siyasi konulara müdahale anlamına gelen bir açıklama yapsa, CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen bu açıklamaları destekleyen, öven ve daha fazla müdahale için yüreklendirmeye çalışan demeçler verdi hep: Komutanlar tamamen haklıydı, doğru konuşuyorlar, hatta az bile söylüyorlardı. Açık ki bu, bizzat Genel Başkan Baykal tarafından verilen bir görevdi. CHP, asker üzerinden siyaset yaptı açıkça. Söz konusu genel başkan yardımcısının kuvvet komutanları ile gizli görüşmeler yaptığı da artık biliniyor. Bu açık tahrik ve teşvik siyaseti daha sonra cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, bütün kamuoyu şahittir ki, bizzat Baykal tarafından sürdürüldü.
Asker mi CHP'yi kullanıyor, CHP mi askeri kullanıyor?
Tehlikeli bir durum… Her şeyden önce bütün siyasi partilerin askeri siyasetin dışında tutma konusunda hem fikir olmaları gerekiyor. Eğer bunu yapamazlarsa çok kötü günler bekliyor Türkiye'yi. Sayın Baykal'ın kişisel ihtirasına bırakılmamalı demokrasinin geleceği.

28.05.2007

J.P.Belmondo
28.05.07, 12:35
Öymen komutanlarla gizlice görüşerek tahrik ettiYeni Şafak'ın haberine göre, CHP Parti Meclisi eski üyesi Haluk Özdalga, CHP'nin, laikliği istismar ettiğini, rejim korkusu siyasetiyle kutuplaşmayı körüklediğini, darbeye davetiye çıkarttığını savunuyor ve ekliyor: "Atatürk'ün CHP'si, İnönü'nün, Ecevit'in CHP'si vardı. Bugün Baykal'ın CHP'si var"http://medya.zaman.com.tr/2007/05/28/oymen.jpg
İlgili Haberler
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/pics/nokta.gif
Baykal'ı protesto eden vatandaşa linç girişimi (Video) (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=544889)

CHP'nin askerle imtihanı...

Sol kavramı, içi dolu entellektüel bir uğraştı, halktan kopuk devlete yaslanan, darbelerden medet uman CHP zihniyeti solu işgal edene kadar. Sık sık demokrasi dışı yollara savrulup, merkezdeki güç odaklarıyla işbirliğine girerek ne işe yaradığı meçhul o "seçkinci" refleksiyle geniş halk kitlelerini püskürten CHP, "iktidar" için her yolu mübah gördü. Rejim elden gidiyor, laiklik tehdit altında türü felsefi temellerden yoksun korku siyasetiyle, önce soldan saptı, ardından demokrasi için birinci dereceden tehdit haline geldi ve nihayet darbelere zemin hazırlar hale geldi. Solun, sosyal demokrasinin bütün ilkelerini paketleyip devlet muhitindeki "seçkinlere" armağan etti. Bu noktadan itibaren CHP'nin cumhuriyetçiliği de, halkçılığı da, particiliği de özsüzleşti, "sözde" kaldı. Askeri bir siyasi figür olarak gören CHP, askerle birlikte siyaset yapmaya, onunla birlikte iktidara yürümeye ne kadar meyilli olduğunu her fırsatta ortaya koydu. Çağının gerisine düşen bu zihniyet içindeki özde sosyal demokratları da taşıyamadı, ya partiden ihraç etti ya da ayrılmaları için gün saydı. Haluk Özdalga da 30 yılını sosyal demokrasiye vermiş bir isim. Önceleri parti içinde mücadele verdi, eleştirilerini dillendirdi, fakat gittikçe içe kapanan CHP'nin değişmeyeceğini görünce geçen hafta partiden ayrıldı. AK Parti yönetiminden demokrasiyi hazmetmiş Özdalga'ya da teklif var. Demokrasi için ne yapabileceksek şimdi tam zamanı diyor Özdalga. (NOT: Özdalga ile iletişim için; ozdalga@tempo.com.tr)

CHP Parti Meclisi'nden istifa ettiniz. Ak Parti'ye katılmanız bekleniyor. Kaç yıldır sol siyasetin içindesiniz?
Kendim için sosyal demokrat demeyi tercih ediyorum. Solun değişik renkleri ve birbiriyle bağdaşmayan doğrultuları var. 30 yıldır sosyal demokrat siyasetin içindeyim. CHP ve DSP'de her kademede siyaset yaptım. Nazari çalışmalarım da oldu.
Kaç tane CHP var?
Çok. Atatürk'ün CHP'si, İnönü'nün, Ecevit'in CHP'si vardı. Bu gün de Baykal'ın CHP'si var.
Aralarında büyük farklar var mı?
Var. En büyük fark da Baykal'ın CHP'sinde var. Baykal'ın CHP'si geldiği noktada sosyal demokrat bir parti değil.
Baykal'ın CHP'si ne yaptı da sosyal demokrat olmaktan vazgeçti?
Sosyal demokrat partiler için vazgeçilmez ilke demokrasidir. Baykal ve CHP'si demokrasiye sadakat göstermedi, askeri müdahaleyi tahrik etti. 27 Nisan müdahalesini açıkça desteklediler. Bu ülkede sandığı halkın önüne getiren parti olmasına rağmen, Baykal'lı CHP son yıllarda demokrasi karşıtı tavrıyla ön plana çıktı. Bu demokrasi ve CHP tarihinde üzücü bir lekedir.
CHP demokrasiden vazgeçince ben de CHP'den vazgeçtim mi diyorsunuz?
30 yıldır sosyal demokrat doğrultuda çalıştım, demokrasi için emek verdim, ter döktüm. Şimdi demokrasi karşıtlığını, müdahale tahrikçiliğini kabul etmem mümkün değil.
GİYİM KUŞAM CUMHURİYETÇİLİĞİ
CHP'nin sosyal demokrasiden koptuğuna dair başka ne tür tespitleriniz var?
Birinci gerekçem demokrasiydi. Diğerlerini de sayayım. Sosyal demokrat partiler dünyanın her yerinde insan haklarının ve özgürlüklerin en önde gelen savunucusudur. Baykal'ın CHP'si insan haklarının ve özgürlüklerin genişlemesine açık bir şekilde direniyor. Bugünkü CHP'liler cumhuriyetçi de değil, çünkü halka güvenleri yok, halkı ehil görmüyorlar. Onlarınki gardırop cumhuriyetçiliği, giyim kuşam cumhuriyetçiliği. Ayrıca sosyal demokrat partiler devletin değil halkın partisidir. CHP ise şüphesiz bir şekilde devletin partisi. Dünyada sosyal demokrat partiler yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunurken CHP buna da karşı. Yine sosyal demokrat partiler piyasa ekonomisini, dünyaya açılmayı savunurken, Baykal'ın CHP'si piyasa ekonomisine, AB dahil dışa açılmaya şiddetle karşı. Sosyal demokrat partiler değişimden yanadır ve değişimin öncülüğünü içinde yaşadığı toplumun değerleriyle barışık olarak yaparlar. CHP ise ne değişimden yana ne de toplumun değerleriyle barışık. Sosyal demokrat partilerin öncelikli görevleri arasında insanların aşını ve işini çoğaltmak gelir. CHP'nin aşla, işle uğraştığını hiç görmedik, ama eşlerle uğraşıyor. Sosyal demokratlar evrenselci, cihanşümul duygular taşırlar. Bütün insanları kardeş görürler. CHP ise etnik milliyetçiliğe oynuyor.
Siz yıllardır CHP'nin içindesiniz. Bunları hiç Baykal'la konuşmadınız mı?
Anlatmaya çok çalıştım, konuştum, yazdım ama olmadı. Ben pek çok gerekçe saydım. Şimdi CHP'nin sosyal demokrat olduğunu söyleyenlerin hiç değilse bir iki tane gerekçe göstermeleri lazım, varsa söylesinler.
Bütün bunları bile bile nasıl oldu da kaldınız CHP'de?
İçeride gördüğüm yanlışlarla mücadele ederek ve eleştirerek... Dün ne söylüyorsam, bugün de onu söylüyorum. Hepsi ortada...
CHP KUTUPLAŞMAYI KÖRÜKLÜYOR
Sosyal demokrasi vurgusu yaparken laiklikten hiç söz etmediniz...
Çünkü laiklik sadece CHP için değil, hepimiz, bütün toplum için hayati bir ilke. Karşı çıkan pek yok. Ama bugün laiklik etrafında çok ciddi bir kutuplaşma var.
Bu kutuplaşmanın merkezinde ne var?
Siyasi merkezinde Sayın Baykal var. Laiklik eksenli kutuplaşmayı planlı ve bilinçli bir şekilde körüklüyor.
Baykal solu, sosyal demokrasiyi laikliğe indirgemiş durumda diyebilir miyiz?
Evet. Fakat laikliğin yıkılması Türkiye'de mümkün değil, kökleri çok derinde. Bizde hiçbir zaman din kurallarına göre bir devlet ve siyaset düzeni olmadı. Laikliğin en büyük güvencesi bizim kendi tarihimiz, kültürümüz ve kendi değerlerimiz, bir başka ifadeyle bizzat Türk İslam'ının kendisidir.

Laiklik korkusu üzerinden müdahale çağrısı var

O halde laiklikle ilgili söylemleri "siyasi" ve "samimi" diye ikiye ayırmak lazım...
Haklısınız. "Laiklik tehdit altında" diyen, yaşam tarzlarına dönük samimi endişeleri olanlar var toplumda. Bunlar ciddiye alınmalı. Ülkeyi yönetenlerin önemli görevlerinden biri insanları her türlü korku ve endişeden olabildiğince uzak tutmaya çalışmaktır. "Laiklik elden gidiyor" diyen ikinci grup ise konuyu siyasi amaçları için istismar etmek isteyenler. Bu istismarın amacı laikliği bir iktidar mücadelesine alet etmek.
Bu nasıl bir iktidar mücadelesi ?
Bu bir sınıf mücadelesi ama Marksist anlamda bir sınıf mücadelesi değil. Türkiye'de seçkinler ile bugüne kadar horlanan, itilip kakılan, dışlanmış kesimler arasında ciddi bir iktidar mücadelesi var. Burada laiklik korkusunu istismar aracı olarak kullanıyorlar. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de gördük, seçkinlere göre "kim cumhurbaşkanı olmalı" sorusunu Kumkapı'daki balıkçılara, esnafa sormak olmaz! Sadece ve sadece onlara soracaksınız.

Seçkinlerin gündemi gizli

Kim o seçkinler, nerededirler?
Çoğunlukla Ankara'da yaşıyorlar. Sandıktan kendi arzu ettikleri gibi çıkmayan iktidarı çeşitli oyunlarla elde etmeye çalışıyorlar. Sivil ve askeri bürokrasi bunun bir parçası. İktidar için "gizli gündemleri var, örtülü amaçları laiklik dışı bir rejim getirmek" diyen seçkinlerin aslında kendilerinin gizli gündemi var. Bunlar "siyasi çoğunluk devleti ele geçirecek" dahi diyebiliyorlar.
Nedir seçkinlerin gizli gündemi?
Gizli gündemleri, laiklik korkusunu tahrik ederek ve yayarak, Türkiye'de seçkinlerin iktidarını sürdürmektir.
Bu tür eleştiriler askeri yıpratmaya dönük olarak algılanıyor...
TSK siyasete girmesin denildiğinde, askerden çok askerci bazı siviller, bunu TSK'yı etkisizleştirmek olarak sunup konuyu saptırıyor. Ben TSK'nın çok etkili ve güçlü olmasını istiyorum. Ama askeri bir güç olarak etkili ve güçlü, ülkeyi yönetmek için değil. Sivil ve askeri bürokrasinin, demokratik işleyiş sonunda işbaşına gelen sivil iktidarlara bağlı kalması gerekiyor. Bu kadar basit. Zaten bunun tersi olduğunda, siyasete karıştığında etkisizleşir silahlı kuvvetler. Unutmayın, çok örnekleri var bunun kendi tarihimizde.


EN BÜYÜK SORUMLU DENİZ BAYKAL

27 Nisan muhtırasında CHP'nin rolü nedir?
Eğer Baykal müdahale kışkırtıcılığı yerine demokrasiye sadakatini açık bir şekilde ortaya koysaydı Türk demokrasisi 27 Nisan'da bir müdahaleyle karşı karşıya kalmazdı. Bu tavırlardan büyük acı duydum.
CHP'nin demokrasiye bağlı olmadığını söylüyorsunuz...
Demokrasiye sadakati olmayan tepeden inmeci seçkinler partisine dönüştü Baykal'la CHP. Zaten Batılı sosyal demokratlar da Baykal'ın CHP'si için benzer şeyler söylüyorlar. Eğer merkez sağda ve merkez solda demokrasiye inanan güçlü iki parti olsaydı, rejimin ve demokrasinin istikrarına büyük bir katkı sağlanmış olurdu. Türkiye kazanırdı.
CHP'nin demokrasi dışı yollara savrulması sadece Baykal'la izah edilebilir mi, bunda CHP dışı faktörlerin etkisi yok mu?
Bu noktada dış faktörlerin etkili olduğunu düşünmüyorum. En büyük neden Baykal'ın tercihleri.
CHP'nin özeleştiri imkanı var mı?
CHP bu ülkenin kurumsal yapısı en güçlü partisiydi, ama Baykal bu yapıyı tamamen tahrip etti.
CHP'ye istifanızı ne zaman verdiniz?
Geçen hafta. Ama fikri bağlarım uzun süredir kopmuştu.
AK Parti'ye geçeceğiniz söyleniyor. Başbakan Erdoğan'dan davet aldınız mı?
AK Parti yönetimiyle açık ve samimi görüşmeler oldu...
AK Parti'ye fikirleriniz mi, CHP eleştirileriniz mi cazip geliyor?
Bu soruya cevap veremem, çünkü muhatabı ben değilim...
AK Parti ile nerede buluşuyorsunuz?
AK Parti elbette sosyal demokrat parti değil ama sosyal demokrat ilkelerin çoğunu Baykal'ın CHP'sinden daha iyi temsil ediyor. Buna hiç kuşkum yok. AK Parti'ye geçersem, ülkeyi kuşatan yapay gerginliğin, kavga ortamının azalmasına katkım olabilir diye umut ediyorum.
Yani vitrinlik malzeme olmayacaksınız?
Demokrasi bugün ciddi bir tehdit altında. Demokrasiyi korumak için katkı yapmak istiyorum. Bu konuda kararlıyım, hiç kuşkum ve çekincem yok.
Parti değiştirmek nasıl bir şey?
Türkiye kritik günler yaşıyor. Bu kritik günlerde doğru kararlar almak gerekiyor... Bunun dışında kendimi ciddi bir sorgulama içinde hissetmiyorum...
Ama siyasi adres değiştiriyorsunuz...
Bazı kişilerin bizi, aşiretini değiştiren insanlar diye gördüğünü biliyorum. Ama herkes Baykal CHP'sinin bugün geldiği yeri iyi değerlendirmeli, demokrasinin karşı karşıya olduğu riskleri görmeli.
REJİM MÜDAHALE TEHDİDİ İLE KARŞI KARYIŞA
Size bir misyon yüklüyor mu AK Parti yönetimi?
Bunu ben bilemem. Demokrasi zor günler yaşıyor ve 22 Temmuz'dan sonra da riskler devam edecek gözüküyor. Sürecin demokrasi lehine gelişmesine katkım olacağını umut ediyorum.
Nedir o risk?
Rejim bir müdahale tehdidi ile karşı karşıya. Bu süreçte ılımlı, sabırlı fakat kesinlikle kararlı olmak gerekiyor. Kavgacı değil uzlaşmacı, adım adım, diyaloga açık, fakat demokrasiyi savunmada kararlı olmalı.



CHP Türkiye'yi değil kendini düşünüyor

2002 seçimleri sonrasında Baykal'ın izlediği siyaseti nasıl değerlendiriyorsunuz?
İki temel üzerine kurulu: Bir, eğer mümkünse ve öncelikle, askerlerin baskısı altında AKP hükümetinin düşürülmesi ve Ankara'da kotarılacak yeni bir Meclis aritmetiğine göre CHP'nin iktidara gelmesi. Bu mümkün olmazsa, sivil ve askerî bürokrasinin yoğun muhalefeti teşvik edilerek, AK Parti'nin iktidar alanının daraltılması, yönetim yetkilerinin zaafa uğratılması ve yanlış yapmaya sevk edilmesi. Bu anlayışın arkasında, Baykal yönetiminin demokrasiyle bağdaşmayan zihniyeti yatıyor. İki, ne pahasına olursa olsun iktidarın başarılı olmasını engelleyecek bir siyaset izlemektir. Söz konusu olan CHP'nin ve sosyal demokrasinin programına, hatta Türkiye'nin çıkarlarına açıkça uygun bir durum bile olsa, eğer o durumdan iktidar partisi kazançlı çıkacak gibi görünüyorsa, muhalefet ve engelleme yapılmalıdır. Siyasi literatürde bunun adı, yıkıcı muhalefettir.
CHP'ye göre iktidara giden yol kışladan geçiyor...
Evet, CHP'nin bu siyaseti artık bir sır değil. Komutanlar ne zaman siyasi konulara müdahale anlamına gelen bir açıklama yapsa, CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen bu açıklamaları destekleyen, öven ve daha fazla müdahale için yüreklendirmeye çalışan demeçler verdi hep: Komutanlar tamamen haklıydı, doğru konuşuyorlar, hatta az bile söylüyorlardı. Açık ki bu, bizzat Genel Başkan Baykal tarafından verilen bir görevdi. CHP, asker üzerinden siyaset yaptı açıkça. Söz konusu genel başkan yardımcısının kuvvet komutanları ile gizli görüşmeler yaptığı da artık biliniyor. Bu açık tahrik ve teşvik siyaseti daha sonra cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, bütün kamuoyu şahittir ki, bizzat Baykal tarafından sürdürüldü.
Asker mi CHP'yi kullanıyor, CHP mi askeri kullanıyor? Tehlikeli bir durum... Her şeyden önce bütün siyasi partilerin askeri siyasetin dışında tutma konusunda hem fikir olmaları gerekiyor. Eğer bunu yapamazlarsa çok kötü günler bekliyor Türkiye'yi. Sayın Baykal'ın kişisel ihtirasına bırakılmamalı demokrasinin geleceği.
28 Mayıs 2007, Pazartesi

J.P.Belmondo
29.05.07, 09:45
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/sabit/resim/baslik4.gifPolitikaCHP'lilerin linç girişiminden kurtulan esnaf: Deniz Baykal ülkeyi gerince işlerimiz durduAdana, CHP lideri Deniz Baykal'ı protesto ettikleri için CHP'lilerin linç girişiminden kurtulan iki kardeşi konuşuyor. İkram Birinci 45; Ali Rıza Birinci 43 yaşında.http://medya.zaman.com.tr/2007/05/29/linc.jpgCHP'liler tarafından tartaklanan İkram Birinci (sağda) ve Ali Rıza Birinci kardeşler, sadece demokratik haklarını kullandıklarını ifade ediyor. Baykal'ın ülkeyi geren politikaları sebebiyle işlerinin durma noktasına geldiğini söylüyorlar. Meclis'i tıkayan Deniz Baykal'a karşı demokrasi mücadelesi verdiklerine inanan iki kardeş, "Biz birey olarak demokratik tepkimizi koyduk. Onun Adnan Menderes'in yakasına sarıldığı gibi yapmadık." diyor. Kendilerine demir kilolukların atıldığını anlatan iki kardeşin vücudunun birçok yerinde morluklar oluşmuş. Mersin'de, partisinin düzenlediği mitinge katıldıktan sonra Adana'ya geçen Baykal, bir lokantada kebap yemişti. Baykal burada tekstil işiyle uğraşan Ali Rıza Birinci isimli esnaf tarafından, "Ülkeyi öyle bir gerdiniz ki, sandığa gömüleceksiniz, sizi kimse kurtaramayacak." demişti. Birinci, yanlış kelimeler kullanmadığını söylüyor. 'Sayın başkan' diye hitap ettiğini hatırlatıyor. Ardından ekliyor: "Onun gençliğinde yaptığının aynısını yapmadık. Başbakan Menderes'in yakasına sarıldığı gibi kimsenin yakasına sarılmadık." Birinci, Baykal'ın son aylarda demokrasi dışı söylemlerde bulunduğuna dikkat çekerken, "Meclis'in önünü tıkadığı için protesto ettim. Ancak partililer bizi darp etti. Bir trafik polisi sayesinde linç edilmekten kurtuldum." ifadesini kullanıyor. Protesto sırasında kardeşi İkram Birinci de Baykal'a şöyle seslenmişti: "Bu ülke 80 öncesine dönmeyecek. Siz bir milyon insanı sokağa döktünüz. İstediğinizi alamayacaksınız. Bu halk bilinçli halktır. Sizi sandığa gömecek." İkram Birinci, bu sözler sebebiyle epey dayak yemiş. Üzerine 2 kilo ağırlığında demir kilolukların atıldığını söylüyor. Saldırıdan sonra hastaneye gittiklerini, vücutlarının çeşitli yerlerinde morluklar, eziklikler oluştuğunu, ilk tedavinin ardından ağabeyinin ve kendisinin karakola giderek şikâyetçi olduklarını belirtiyor. Ömer Sarı, Osman Balcı, Adana
29 Mayıs 2007, Salı

J.P.Belmondo
30.05.07, 01:39
Deniz Baykal 'adaylık teklif etti' iddiası Demirel'i kızdırdıSağ siyasetin önemli isimlerinden Süleyman Demirel'le ilgili dün ilginç bir iddia ortaya atıldı. Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür, CHP lideri Deniz Baykal'ın eski Cumhurbaşkanı Demirel'e milletvekilliği için adaylık teklifinde bulunduğunu kaydetti.http://medya.zaman.com.tr/2007/05/30/demirel.jpgÖvür, Baykal'ın sadece teklif götürmekle kalmadığını bunda ısrarcı olduğunu iddia etti. Kendisine yakın isimleri CHP'ye yönlendiren Demirel'le ilgili bu iddia, siyasi kulisleri de hareketlendirdi. Demirel, daha önce siyasete girmek için kendisine danışan eski DYP milletvekili İsmail Amasyalı'ya "Sağda göstereceğim adres yok." diyerek CHP'ye yönlendirmişti. Demirel'in kardeşinin damadı olan eski ANAP'lı İlhan Kesici de geçen hafta CHP'ye katılmıştı. Ancak Demirel, Baykal'dan teklif aldığı iddiasını doğrulamadı. Antalya'da gazetecilerin konuyla ilgili sorularına muhatap olan Demirel, Mahmut Övür'ün yazısının hatırlatılması üzerine "Her lafa inanmayın. Bunun ciddiyeti var mı yani?" dedi. Övür ise Demirel'in açıklamasına şu karşılığı verdi: "Belgem yok; ama daha önce yazdıklarımın doğrulandığı ortada. İlhan Kesici'nin CHP'ye geçeceğini üç ay önce yazmıştım." Bu arada Hürriyet yazarı Fatih Çekirge, dün gazetenin internet sitesinde Baykal'ın, "Böyle bir dönemde kendisinin (Demirel) parlamentoda olmasını çok isterim." şeklindeki sözlerinin 'CHP'den Demirel'e adaylık teklifi' olduğunu yazdı. İstanbul, Antalya; Zaman

J.P.Belmondo
31.05.07, 01:03
'CHP, 267'yi geçsin kendimi asarım'

Sağdan bazı isimleri transfer eden CHP Lideri Baykal'a eski CHP'lilerden sert tepki var. Tepkilerin en büyüğü CHP’li Adalet eski Mehmet Moğoltay’dan geldi. 30 May http://image.haber7.com/haber/64192.jpg

Sağdan bazı isimleri transfer ederek seçime hazırlanan CHP Lideri Baykal'a eski CHP'lilerden sert tepki geldi.
Solun önemli isimlerinden Hikmet Çetin, Onur Kumbaracıbaşı, Gürbüz Çaban ve Mehmet Moğoltay "Parti içi Demokrasi Örgütü"nün düzenlediği toplantıda biraraya geldi.

CHP'den ihraç edilen esi Adalet Bakanlarından Mehmet Moğoltay, Baykal'ın "şeriat geliyor safsatasıyla" ortamı gerdiğini söyledi. Moğoltay, "CHP 267 milletvekili çıkarsın kendimi asarım" dedi.

Bu arada, Baykal'la yıllarca birlikte çalışan Moğoltay, çok ilginç bir iddia ortaya atarak; ''Deniz Baykal'ın iktidar olmak istemiyor' dedi.


HABER7

J.P.Belmondo
31.05.07, 01:08
Baykal iktidar olsun intihar etmezsem namerdimCHP'li muhalifler Bostancı Gösteri Merkezi'nde bir araya gelerek gövde gösterisinde bulundu. Yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı toplantıda Hikmet Çetin, Onur Kumbaracıbaşı, Gürbüz Çapan gibi bir dönem CHP'de etkili olmuş isimler yer aldı.http://medya.zaman.com.tr/2007/05/31/mogultay.jpgCHP'li muhalifler, Bostancı Gösteri Merkezi'nde gövde gösterisi yaptı. Geceye (soldan sağa) Hüsnü Okçuoğlu, Hikmet Çetin, Mehmet Moğultay, Onur Kumbaracıbaşı ve Gürbüz Çapan gibi isimler katıldı.
Toplantının en dikkat çekici konuşmasını ise eski Adalet bakanlarından Mehmet Moğultay yaptı. CHP'nin yapay propagandalarla oy toplamaya çalıştığını söyleyen Moğultay, "Bugün ülkeyle ilgili tek projeleri var mı? Öyle şeriat geliyor safsatalarıyla Meclis'e girilmez." dedi. Baykal'ın ülkeyi yönetmek istemediğini de savunan Moğultay ekledi: "Baykal iktidar olsun, intihar etmezsem namerdim." Önceki akşam Bostancı Gösteri Merkezi'nde düzenlenen toplantıya eski yöneticilerin yanı sıra CHP'nin Kartal, Tuzla, Kadıköy, Ümraniye ve Beyoğlu gibi ilçe teşkilatlarında görevli partililer katıldı. Alkış ve tezahüratlar arasında kürsüye çıkan Mehmet Moğultay, CHP ve Deniz Baykal'a yüklendi. CHP'de parti içi demokrasi olmadığını, milletvekili listelerinin Baykal ile bir yardımcısı tarafından hazırlandığını söyleyen Moğultay, "Bu hareketimiz belki de lider oligarşisine son verecektir." dedi. Birleşme, bütünleşme safsataları ile Meclis'e girilemeyeceğini ifade eden Moğultay, CHP'nin temmuzdaki seçimlerde en fazla 90 milletvekili çıkaracağını savundu. Moğultay şöyle devam etti: "Öyle 'şeriat geliyor' safsataları ile Meclis'e girilmez. Bu bir safsatadır. Baykal'ın amacı ülkeyi yönetmek falan değil. Sorumluluk almaktan kaçar. Soruyorum: CHP'nin ülkeyle ilgili bir tek projesi var mı? Baykal her seferinde erken seçim ister ve yenilir. Şimdi de yaptığı sayılı icraatlardan biri erken seçim istemek oldu; çünkü yenilgiye doymuyor." İktidar olmak için 276 milletvekili çıkarmak gerektiğini hatırlatan Moğultay, "CHP bugün demokratik olmayan, halka bütünleşmeyen, faşizmden medet uman bir anlayış içerisinde. CHP bütün yalan dolanlarla iktidar olacağını söylüyor. Baykal iktidar olsun, darağacı kurup intihar etmezsem namerdim." diye konuştu. DSP ile yapılan güç birliğinin de başarı getirmeyeceğini iddia eden Moğultay, "Bülent Ecevit'in sağlığında bile yüzde 1 oy alamamış parti ile birleşme mi başarı getirecek?" diye sordu. Moğultay, CHP örgütlerinin istemesi durumunda milletvekilliğine aday olacağını da açıkladı.
Melik Duvaklı (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/ara.do?method=init&author=4D656C696B20447576616B6 CC4B1)31 Mayıs 2007, Perşembe

kadirpasa
31.05.07, 01:18
bu birlesmeden en karli DSP cikar!meclis de gurubu kurabilecek 20-25 mebusu kesin!
CHP ye fayda dan cok zarar verecek gibi!
ic anadolu ve dogu da DP nin olusumu daha heyecan yaratdi gibi görünüyor!

J.P.Belmondo
31.05.07, 01:40
bu birlesmeden en karli DSP cikar!meclis de gurubu kurabilecek 20-25 mebusu kesin!
CHP ye fayda dan cok zarar verecek gibi!
ic anadolu ve dogu da DP nin olusumu daha heyecan yaratdi gibi görünüyor!



Yeralti Mafiababasi sayin Agarlan ancak küme düserler......klasik propaganda tavirlari halk yemes,serefsiz azmi adam öldürtü. Bence MHP,AKP den sonra ikinci siraya girer.DP nin secim gününe kadar, daha ne olaylar olur kim bilir?
Su an Birlesme hevesi vardir bu DP de, ilerde sacma sapan düsüncelerini halk da anliyacak dir.

J.P.Belmondo
31.05.07, 14:28
Deniz Baykal faşizmden besleniyor http://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gifhttp://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gifCHP lideri Deniz Baykal'a bayrak açan eski CHP'li Moğultay, “Baykal 276 milletvekili çıkarıp iktidar olsun, ben darağacı kurup intihar etmezsem namerdim” dedi http://www.yenisafak.com.tr/resim/bos.gifhttp://www.yenisafak.com.tr/resim/site/pden450267ca44ec7e5bby.jpg OKTAY MEHMET / İSTANBUL
Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir dönem ağır toplarından biri olan eski bakanlardan Mehmet Moğultay, Bostancı Gösteri Merkezi'nde bağımsız milletvekili adaylığını açıkladı. Hikmet Çetin, Onur Kumbaracıbaşı, Gürbüz Çapan ve Hüsnü Okçuoğlu da toplantıya katılarak Moğultay'a destek verdi. Moğultay, bir saati aşkın konuşmasında, Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP'ye yüklendi. CHP'de parti içi demokrasi olmadığını ve milletvekili listelerinin Baykal ve bir yardımcısı tarafından hazırlandığını anlatan Moğultay, “Geçen dönem 'Kemal Derviş geliyor' diyerek halkın önüne çıktılar. Şimdi de 'Şeriat geliyor' diyorlar. Öyle 'Şeriat geliyor' safsatalarıyla Meclis'e girilmez” dedi.
KENDİMİ ASARIM CHP'nin faşizimden medet uman bir anlayış içinde olduğunu ifade eden Moğultay, bu zihniyetle partinin bir yere varamayacağını kaydetti. İktidar olmak için 276 milletvekili çıkarmak gerektiğini ifade eden Moğultay, “CHP bütün yalan dolanlarla iktidar olacağını söyleyerek seçmeni yanıltıyor. Deniz Baykal iktidar olsun, darağacı kurup intihar etmezsem namerdim. CHP'nin çıkaracağı milletvekili sayısı 130'u geçmez” dedi. 31.05.2007

J.P.Belmondo
05.06.07, 00:50
Moğultay suçladı: CHP faşizmden medet umuyorSeçimlerde bağımsız aday olmayı uygun görmediğini belirten eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay, CHP yönetimine sert eleştiriler yöneltti. CHP'de antidemokratik bir yönetimin bulunduğunu öne süren Moğultay, parti içi demokrasinin yok edildiğini kaydetti.http://medya.zaman.com.tr/2007/06/04/mogultay.jpg
İlgili Haberler
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/pics/nokta.gif
Sezer'den gönderme: CHP'ye sevdanın yolları DSP'ye kurşunlar (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=547555)

Eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay, bugün Taksim Green Park Otel'de bir basın toplantısı düzenledi. Bazı CHP muhalifleri ile birlikte kameraların karşısına geçen Moğultay, aday olmadığını açıkladı. CHP'ye eleştiriler yönelten Moğultay, CHP'de parti içi demokrasinin yok edildiğini ileri sürdü. Bostancı'da geçtiğimiz hafta CHP'li bazı muhalifleriyle bir toplantı düzenleyen Moğultay, "Amacım CHP'de parti içi demokrasinin yok edildiğini beni destekleyen partili partisiz dostlarıma anlatmak, onların görüşlerini almaktı. Gördüm ki toplantıya katılanların tümü bugün uygulanan antidemokratik yöntemden, TBMM'nin genel başkanlar tarafından oluşturulmasından ve bunun halkımıza demokrasi adıyla sunulmasından fazlasıyla rahatsız." dedi.
Vatandaşların TBMM'de kendi seçtiği vekilleri görmek istediğini belirten Moğultay, "Vatandaşlar, mebuslar yerine memurlardan oluşan bir Meclis'in ülkeyi ne hallere düşürdüğünün bilincindeler." şeklinde konuştu. Moğultay, "Bu duygularla bağımsız aday olursam beni yürükten destekleyeceklerini örgütü hiçe sayanlara ders vermek istediklerini belirtti. Moğultay, "Kendilerine, demokrasiye bağlılıklarını kanıtlayan soylu tavırlarından ötürü sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bir kez daha kendilerine gönülden borçlandım. Ancak günün koşulları içinde olumsuz değerlendirme ve bölücülük suçlamalarına olanak tanımamak için seçime bağımsız aday olarak katılmayı uygun görmediğimi açıklamak istiyorum" ifadelerini kullandı.
Aday olmayarak son sözünü söylemiş olmayacağını belirten Mehmet Moğultay, "Siyaset sabırdır. Konuşma sırası benim ve benim gibi düşünenler için asıl seçimden sonra gelecektir. Değerlendirmeleri işte o zaman yapacağız. İşte asıl o zaman vatandaşlık hakkımızı kullanacağız." dedi.
-İNTİHAR EDERİM SÖZÜNÜ DÜZELTİYORUM- Bu arada Mehmet Moğultay, Bostancı'daki toplantıda CHP'nin 276 milletvekiline ulaşamayacağını iddia ederek, "CHP bugün demokratik olmayan, halka bütünleşmeyen, faşizmden medet uman bir anlayış içerisinde. CHP bütün yalan dolanlarla iktidar olacağını söylüyor. Deniz Baykal iktidar olsun, darağacı kutup intihar etmezsem namerdim." şeklinde konuşmuştu. Moğultay, bugünkü açıklamasında bu sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek, intihar etmek gibi bir niyetinin olmadığını kaydetti. Moğultay, "CHP'nin 276'yı bulmasından gurur duyarım. İntihar edeceğim derken siyaseti bırakacağımı kastettim. Bu sözlerimi düzeltiyorum. Fevkalade yanlış bir ibareydi bu." şeklinde konuştu.
Cihan (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/ara.do?method=init&author=436968616E)

J.P.Belmondo
05.06.07, 01:32
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/sabit/resim/baslik4.gifPolitikaSezer'den liste şikâyeti: CHP'ye sevdanın yolları DSP'ye kurşunlarBüyük iddialarla yola çıkan Anavatan-DYP ittifakı fiyaskoyla sonuçlanırken güçbirliği kararı alan CHP-DSP cephesinde de sıkıntılar yaşanıyor.http://medya.zaman.com.tr/2007/06/04/zekisezer.jpg
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, aday listeleri konusundaki şikâyetini sanatçı Kayahan'ın ünlü şarkısı ile dile getirdi. Sezer, "Temenniler var, seçime giren CHP. Onlar da sanırım gerekli değerlendirmeyi yapacaktır. Ama herhalde DSP'ye kurşunlar düşüyor. Sana sevdanın yolları, bana kurşunlar. Kayahan'ın şarkısı vardır ya, artık çok önemli değil." dedi. Zeki Sezer, Kanal 7 televizyonunda yaptığı açıklamada, milletvekilli aday listelerinin bugün belli olacağını ifade ederken, DSP'nin seçime girmediğini hatırlattı. Milletvekili sıralaması çalışması yapmalarının bu nedenle doğru olmadığını kaydeden Sezer, bir yandan da sitemde bulundu. Gelinen noktadan memnun olmadığını Kayahan'ın ünlü şarkısındaki 'Sana sevdanın yolları, bana kurşunlar' dizeleriyle dışa vuran Sezer; ancak bunun çok önemli olmadığını savundu. 'İttifak değil işbirliği yaptık' DSP lideri, Türkiye için yeterli bir açılım sağladıklarını savunarak, CHP ile ittifak değil, işbirliği yaptıklarının altını çizdi. Sezer, şöyle konuştu: "Bu ittifak değil, ittifaklar yasal olsaydı birçok sorun çok daha kolay çözülürdü. İttifaklar Batı ülkelerinde iyi işler yapıyor. Ama ne yazık ki, demokrasisi iyi işleyen Batı ülkelerinde ittifaklar bir kurum olarak, yasal bir kurum olarak önemli şeyler yaparken, Türkiye'de ittifaklar yasak kılınmış. Türkiye'de kendini önde gören partiler başkalarına hayat hakkı tanımamayı kendileri açısından yeterli bir yol olarak görmüşler. Bugün ittifaklar yasak olmasaydı, ittifakla seçime gidilebilseydi siyasette normalleşme çok daha kolay sağlanabilirdi. Her parti kendi oyunu alırdı bir oy da boşa gitmemiş olurdu. Bunu yapamayınca DSP'ye vatan görevi düştü. Örgütümüzün bir taraftan burukluğu olsa da bir vatan görevi yaptığımızın bilinci ile bu işi sahiplendiğini biliyorum." Ankara, Anka
[/URL]04 Haziran 2007, Pazartesi[URL="http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=547555#"]Yorum (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/ara.do?method=init&author=)

webmaster
05.06.07, 01:49
@J.P.Belmondo: Diskussionen bestehen nicht aus reinen Copy&Paste von Zeitungsartikeln.
Bitte bei jedem Zitat die Quelle mit angeben!

J.P.Belmondo
07.06.07, 12:59
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/sabit/resim/baslik4.gifPolitikaVatandaş CHP'ye, 'gidin Anayasa Mahkemesi'nden oy isteyin' diyecekEski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Meclis'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Anayasa Mahkemesi'ne taşıyıp süreci kilitleyen anamuhalefet partisini kendisine has üslubuyla eleştirdi.http://medya.zaman.com.tr/2007/06/07/binali.jpgBinali Yıldırım, anamuhalefet partisine yüklendi. CHP'nin Meclis'ten bir cumhurbaşkanı çıkarılmasını engellediğini kaydeden Yıldırım, "O zaman, cumhurbaşkanını milli irade seçsin, dedik ve Meclis'ten Anayasa değişikliğini geçirdik. CHP, halkın seçmesine de karşı... Anayasa değişikliğinin iptali için yine Anayasa Mahkemesi'ne gitti. Şimdi halk da, CHP'ye geldiğinde 'oy istemeye bana gelme, git oyunu da Anayasa Mahkemesi'nden iste' diyecek." dedi. Binali Yıldırım, seçim bölgesi Erzincan'a gitmeden önce gazetecilerle sohbet toplantısı yaptı. Toplantıda son siyasi gelişmeleri değerlendiren Yıldırım, AK Parti'nin seçim kampanyası sırasında mağduru oynayacağı yönündeki görüşlere katılmadı. Yıldırım, İstanbul'dan Erzincan'a kaydırılması konusunda ilginç bir benzetme yaptı: "Şark görevi çıktı. Başbakan öyle istedi. Önceden Erzincan'a gideceğimi biliyordum." Listeye giremeyen milletvekillerinin küskünler hareketinin içine gireceklerine de ihtimal vermeyen Yıldırım, onların da adaylarla birlikte çalışacağını dile getirdi. Selim Kuvel, Ankara
07 Haziran 2007, Perşembe

J.P.Belmondo
08.06.07, 18:33
Menderes: CHP her zaman takoz oldu, karayolu yaptı diye babamı astılarTürkiye'nin en önemli ulaşım arteri D-100 karayolunu hayata geçiren merhum Başbakan Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes, dar ağacına giden yolda söz konusu icraatın büyük rolü olduğunu söyledi. Aydın Menderes, "D-100'ü yaptı diye babamı astılar" dedi.http://medya.zaman.com.tr/2007/06/08/menderes.jpg
İlgili Haberler

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/pics/nokta.gif
CHP: Bu ortak bir proje Demirel bizi destekliyor (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=549113)

CHP'nin o dönemde D-100'ü yaptıran Başbakan Menderes'e karşı çıktığını söyleyen Aydın Menderes, "CHP'nin her zaman ileriyi görememek gibi bir sorunu oldu. DP vizyonu CHP'nin kafasına hiçbir zaman sığmadı" dedi.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yayınlanan "Kocaeli Büyükşehir" dergisine konuk olan Aydın Menderes, babasının yaptığı D-100 Karayolu'ndan, Türk dış politikasına ve yeniden Türk siyasetine giren Demokrat Parti'ye kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
Menderes, Temmuz ayındaki genel seçimlerde ANAP ve DP'ye şans tanımadı. Menderes, her iki partinin ayrı ayrı ya da birlikte seçime girmeleri durumunda barajın altında kalacaklarını iddia etti.
Aydın Menderes, Başbakan Adnan Menderes hükümeti döneminde yaptırılan D-100 karayolu ile ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. Babası tarafından yapılan yola CHP'lilerin karşı çıktığını söyleyen Aydın Menderes, Yassıada görüşmeleri sırasında babasına yönelik en ağır suçlamalardan birinin D-100 karayolu olduğunu söyledi. Menderes, "CHP'liler o dönemde babamın Kocaeli'ne yaptırdığı yola karşı çıktılar. Sadece buraya değil, Kocaeli-İstanbul arasına yapılan benzeri yollara da aynı anlaşılmaz mantık ile karşı çıktılar. Kocaeli'ne yapılan yola ve 1950'den sonra yapılan asfalt yolların birçoğuna da 'Buralara uçak mı indireceksiniz?' diyerek engel olmaya çalıştılar. 'Uçak mı inecek' denilerek karşı çıkılan bu yolların birçoğu artık ihtiyaca bile cevap veremeyecek hale geldi. Ama, CHP'liler, ve 27 Mayıs'çılar, bu yolları bile babamı suçlamak için kullandılar" dedi.
CHP'NİN İLERİYİ GÖREMEMEK GİBİ BİR SORUNU VAR
CHP'nin ileriyi görememek gibi bir sorunu olduğunu söyleyen Menderes, şunları söyledi: "DP vizyonu, CHP'nin kafasına hiçbir zaman sığmadı. CHP bu ülkedeki gelişmelere her zaman fren ve takoz olmuştur. Allaha şükür ki, milletimiz CHP'ye itibar etmedi. CHP'nin ileriyi görememek gibi bir sorunu oldu her zaman. CHP, 1945 yılının ardından dünyada nelerin değiştiğini katiyen fark edememiş, gelişmeleri takip edememiştir." Menderes, Türk siyasetine yeniden giren DP ve 22 Temmuz seçimleri ile ilgili düşüncelerini de dile getirdi. Menderes, sağdaki iki partinin birlikte ya da ayrı ayrı seçime girmeleri durumunda barajın altında kalacağını iddia etti. Menderes, Türk Dış Politikası hakkındaki görüşlerini de dile getirdi. Menderes Irak'ın bölünmesi durumunda Türkiye ve İran'ın da bölüneceği yönünde ciddi bir uyarıda bulundu. Irak'ın parçalanması halinde Türkiye'nin Musul ve Kerkük'ten hak talep edebileceğini söyleyen Menderes ayrıca bir Kürt devletinin Türkiye'nin onayını almadan meşruiyet kazanmasının mümkün olmadığını ifade etti.
CİHAN (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/ara.do?method=init&author=43C4B048414E)08 Haziran 2007, Cuma


Für Generall !
Das was er sagt, dass wissen doch alle Menschen in der Türkei! nur nicht die CHP oder?
Für die CHP ist es doch das normalste auf der Welt oder?
Wollt ihr den totalen Krieg....Volk ?......Neinnnnnnnnn!

General43
09.06.07, 15:21
Sa ma kannste auch mal deine eigene Meinung zu den Punkten einbringen?!
Millet sanki Gazete Okuma özürlüsü de buraya dolduruyorsun.

J.P.Belmondo
09.06.07, 16:50
Sa ma kannste auch mal deine eigene Meinung zu den Punkten einbringen?!
Millet sanki Gazete Okuma özürlüsü de buraya dolduruyorsun.


Kurz und Bündig!
AKP :aferin: :dance: :dans2:! Der Rest:uebel: ! Klarer kann mann doch seine Meinung nicht äussern oder?

Ich lasse mich lieber von den klugen Beiträgen manscher User hier Inspirieren,da bin ich Mir sicher, dass es sich lohnt weiterhin nur Zeitung zu lesen? nicht nur die Hürriyet! Bildzeitung ist Spannender?

Ich bin doch nur ein Laie? bin doch nur an Informationen interessiert, die ausserhalb meiner politischen und gesellschaftlichen Gesinnung sich bewegen.
Einen "Derya-Hoca" wirst du leider in mir nicht finden.
Da müsste ich noch viele Butterbrote zu mir nehmen.

Öyledir Tozkoparan hohohoh...

kadirpasa
09.06.07, 17:28
zonguldak ve samsun gibi bir cok illerde DSP kökenli MV adylari listeye alinmamis veya secilebilecek siradan konulmamis!
bu da DSP tabaninda bir sikinti olusturabilir!

General43
09.06.07, 23:59
Kurz und Bündig!
AKP :aferin: :dance: :dans2:! Der Rest:uebel: ! Klarer kann mann doch seine Meinung nicht äussern oder?

Ich lasse mich lieber von den klugen Beiträgen manscher User hier Inspirieren,da bin ich Mir sicher, dass es sich lohnt weiterhin nur Zeitung zu lesen? nicht nur die Hürriyet! Bildzeitung ist Spannender?

Ich bin doch nur ein Laie? bin doch nur an Informationen interessiert, die ausserhalb meiner politischen und gesellschaftlichen Gesinnung sich bewegen.
Einen "Derya-Hoca" wirst du leider in mir nicht finden.
Da müsste ich noch viele Butterbrote zu mir nehmen.

Öyledir Tozkoparan hohohoh...

Was laberst du für`n Stuss?! Wär ma lieb von dir, wenn du mal `ne Fliege machen würdest!
Es würde aber auch reichen, wenn du mit diesem Spam aufhörst!
Den Zusammenhang zu meinem Zitat hab ich auch nicht finden können, brauchste jetzt aber auch nicht mehr eingehen, sieh zu zu dass ´de Land gewinnst!
AKP`nin de senin de dedirtmek icin mi kiraladilar seni?! Fasistisches Gedankengut spuckt in dir, muss mal dich bei Dr. Baykal untersuchen lassen

taycunist
21.06.07, 03:13
İşte CHP'nin seçim pusulasıhttp://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/13345.jpg CHP’NİN SEÇİM PUSULASI’NDA MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞININ KALDIRILACAĞI, ONURLU DIŞ POLİTİKA İZLENECEĞİ, TERÖRE VE KAPKAÇA SON VERİLECEĞİ, ÖSS'NİN KALDIRILACAĞI, TEMEL EĞİTİMİN 10 YILA ÇIKARTILACAĞI, ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE HER AY 250 YTL BURS VERİLECEĞİ KAYDEDİLDİ.

-PUSULADA, ÇİFTÇİYE DESTEĞİN İKİ KATINA ÇIKARTILACAĞI, MAZOTTA ÖTV'NİN KALDIRILARAK FİYATININ YARIYA İNDİRİLECEĞİ, TÜM VATANDAŞLARIN NÜFUS CÜZDANI İLE SAĞLIK HİZMETİ ALABİLECEĞİ GİBİ HEDEFLER DE BİLDİRGEDE YER ALDI.
-GENEL BAŞKAN BAYKAL;''MİLLETİMİZİN ÖNÜNE KOYDUĞUMUZ YENİ İSTİKAMETİN ANA KONULARINDAN BİRİSİ TERÖR TEHDİDİ KARŞISINDA ETKİN BİR SİYASETİ GELİŞTİRMEK OLACAKTIR''
-''TARIMIMIZA BUGÜNKÜNÜN 2 KATI BİR DESTEK VERİLECEKTİR”
-''TARIMDA ÇİFTÇİMİZE MAZOTU ÖTV'SİZ VERECEĞİZ. BUNUN ANLAMI, ŞU ANDAKİ FİYATLARA GÖRE MAZOTUN FİYATININ YÜZDE 50 ORANINDA DÜŞMESİDİR”
-''SIFIR AÇLIĞI GÜVENCE ALTINA ALACAĞIZ. SÜT İÇMEYEN ÇOCUKLAR, KARNI DOYMAYAN ANA BABALAR KENDİ KADERİNE BIRAKILMAYACAK''
-''DOKUNULMAZLIK, MİLLETVEKİLLİĞİNİN BİR İMTİYAZI, BİR KALKANI BİR ÜSTÜNLÜĞÜ OLMAKTAN ÇIKACAKTIR. MİLLETVEKİLİ NORMAL VATANDAŞ HALİNE DÖNÜŞTÜRÜLECEKTİR''

CHP'NİN SEÇİM PUSULASI İÇİN TIKLAYINIZ (http://www.chp.org.tr/index.php?module=museum&page=show&entry_id=1274) (PDF)
CHP'NİN SEÇİM PUSULASI İÇİN TIKLAYINIZ (WORD)
''SÖYLENEN SÖZDEN DOLAYI KÜRSÜDE HİÇ KİMSE HESAP VERMEK ZORUNDA KALMAMALIDIR. AMA MİLLETVEKİLİNİN İŞLEMLERİ, YOLSUZLUKLARI MUTLAKA SORGULANABİLİR YARGILANABİLİR VE CEZALANDIRILABİLİR OLMALIDIR.

''DÖRT YILLIK LİSE EĞİTİMİNİN İLK İKİ YILI TAMAMLANDIKTAN SONRA LİSE ÖĞRENCİLERİ İŞ VE MESLEK YAŞAMINA VEYA AKADEMİK YAŞAMA YÖNLENDİRİLECEKTİR''

-''ANLAŞILMIŞTIR Kİ TÜRKİYE'DE CUMHURBAŞKANI ANCAK UZLAŞMAYLA SEÇİLİR. CUMHURBAŞKANI SEÇİMİNİ BAŞARAMAYANLAR, KENDİ BAŞARISIZLIKLARININ ÖTESİNDE, TÜRKİYE'Yİ DE CİDDİ SIKINTIYA SOKMUŞLARDIR. TEK BAŞIMIZA İKTİDARA GELSEK DE, 367'NİN ÜZERİNDE BİR ÇOĞUNLUĞU TEK BAŞIMIZA BİZ SAĞLASAK DA 'CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN KİMİ DÜŞÜNÜRSÜNÜZ' DİYE MUTLAKA BÜTÜN SİYASİ PARTİLERE SORMA GEREĞİNİ DUYARIZ''

''TÜRKİYE'NİN AB PERSPEKTİFİNİN KARARTILDIĞI BİR DÖNEMDE, TÜRKİYE'NİN AB ÜYESİ ÜLKELERLE İLİŞKİLERİNİN NORMALLEŞTİRİLMESİNİ BİR ÖN ŞART OLARAK, DERHAL UYGULANMASI GEREKEN BİR TALEP OLARAK ORTAYA ATMAK, ADİL, KADİRŞİNAS BİR YAKLAŞIM DEĞİLDİR''

''TÜRKİYE, AB'YE TAM ÜYE OLMA PERSPEKTİFİNİ GÖRDÜĞÜ ZAMAN ELBETTE AB ÜYESİ ÜLKELERLE DE İLİŞKİLERİNİ NORMALLEŞTİRME GEREĞİNİ DUYAR, O DOĞRULTUDA ÜZERİNE DÜŞENİ YAPAR''

''GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNİN YAŞADIĞI HAKSIZLIKLARIN, ADALETSİZLİKLERİN TELAFİ EDİLMESİ İÇİN KAMU ORUMLULUĞUNU BÜYÜK ÖLÇÜDE ÜSTLENİYORUZ. O DOĞRULTUDA ZARARLARIN, ÇEKİLEN ACILARIN TELAFİSİ VE TAZMİNİ İÇİN GEREKLİ GİRİŞİMLERİ YAPACAĞIZ''

-''TÜRKİYE'Yİ DAİMA İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİN EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE YAŞANDIĞI TAM BİR DEMOKRATİK, HUKUK DEVLETİ OLARAK DÜŞÜNÜYORUZ. BU ANLAYIŞIMIZI SEÇİM BİLDİRGEMİZE YANSITMIŞ DURUMDAYIZ''

''BU SEÇİMDE MİLLETİMİZDEN TEK BAŞINA İKTİDAR STİYORUZ. BUNUN MÜMKÜN OLDUĞUNU BİLİYORUZ''

-''TÜRKİYE'DEKİ TERÖR IRAK'TAKİ TERÖRLE BÜTÜNLEŞMİŞ DURUMDADIR''
-''TÜRKİYE'NİN DAVASINA EN ZARAR VEREN AÇIKLAMALARI BAŞBAKAN YAPMIŞTIR”

Kaynak:www.sonhaber.com

taycunist
07.07.07, 23:00
DİSK: CHP'yi destekleyeceğizhttp://www.sonhaber.com/cgi-bin/images/haber_images/13466.jpg DİSK, aday listelerinde 'sosyal demokrasi ilkelerine uymayan adaylar' olduğunu savunmasına rağmen 'Türkiye'nin koşulları nedeniyle' CHP-DSP işbirliğini destekleyeceğini açıkladı
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), aday listelerinde "sosyal demokrasinin evrensel ilkelerine uymayan adaylar" olduğunu savunmasına rağmen, Türkiye'nin içinde bulunduğu koşulları göz önüne alarak CHP-DSP işbirliğini destekleme kararı aldı.

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, dün yaptığı yazılı açıklamada son günlerde yaşanan gerilimlerden AKP hükümetini sorumlu tuttu. Türk ekonomisinin AKP döneminde yüzde 33 oranında büyüdüğüne dikkat çeken Çelebi, "Ancak bu büyümenin hormonlu bir büyüme olduğu, yüksek faiz, düşük kur politikası ve borçlanmaya dayandığı, halka yansıyan bir yanının bulunmadığı geniş kesimlerce dillendiriliyor.
'Başarılı' denilerek bize sunulan bu dönemde Türkiye'nin dış borcu 130 milyar dolardan 206 milyar dolara, iç borcu 92 milyar YTL'den 264 milyar YTL'ye yükselmiş" diye konuştu.

İşsizlik sorununun yüzde 20 ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını da hatırlatan Çelebi, "Kamu yatırımları dibe vurmuş. Eğitime ve özellikle sağlığa ayrılan pay sürekli düşmüş. Tarımda müthiş bir çöküş var. Tüm bu tablo bize şunu söylüyor, ekonomik anlamda halka yansıyan hiçbir başarı yok. Halkın refah düzeyinde bir artış yok" dedi.

DİSK Yönetim Kurulu'nun 22 Temmuz seçimlerinde "ABD emperyalizminin savaşçı politikaları ile IMF ve Dünya Bankası'nın politikalarını Türkiye'de uygulayan sermaye partilerine oy verilmemesi" kararı aldığını kaydeden Çelebi, "Milletvekili aday listelerinde sol ve sosyal demokrasinin evrensel ilkelerine uymayan adaylar olmasına, seçim bildirgelerindeki kimi eksiklikleri ve doğru bulmadığımız politikaları tespit etmemize karşın, Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullar gözetilerek, Cumhuriyet'in temel ilkeleri temelinde seçime birlikte giren CHP-DSP işbirliğinin işçi ve emekçi halkın kimi ekonomik, demokratik ve siyasi taleplerine programında yer vermesi de dikkate alınarak desteklenmesine karar verildi" dedi.

Yönetim Kurulu kararında ayrıca bağımsız sol adayların da desteklenmeleri kararlaştırıldı.

Kaynak:www.sonhaber.com

deryatulga
12.07.07, 13:15
Eser KARAKAŞekarakas@stargazete.com (ekarakas@stargazete.com) http://www.stargazete.com/images/spacer.gif CHP programına baktınız mı?Bir dostumun önerisi üzerine dün gece kütüphanemin arka taraflarından bir CHP programı buldum ve geç saatlere kadar da bu kitapçığı okudum.

CHP programı ‘Yeni Hedefler, Yeni Türkiye’ başlıklı, 1994 tarihli ve Genel Başkan Sayın Deniz Baykal imzalı.

Programın çeşitli sahifelerinde yazanları okuduğunuz ve bu resmi program ile CHP’nin, Sayın Baykal, Sayın Öymen’in bugünkü söylemini mukayese ettiğinizde doğrusu şaşırıyorsunuz.

Şaşırmaktan da öte, bu değişimin nedenlerini, itici gücünü anlamakta zorlanıyorsunuz.

Söz konusu parti programı 1994 CHP Kurultay’ında kabul edilmiş bir program ve başka bir Kurultay kararı ile de tadil edilmediği için de bugün hala CHP’nin resmi programı.

Başka bir ifade ile de CHP’yi, söylemini, üyelerinin ve sözcülerinin pozisyonlarını resmen bağlayan bir metin söz konusu olan.

Aşağıda sizlere bu programdan sahife numaraları vererek bazı CHP ve Baykal için bağlayıcı alıntılar aktaracağım.

1-’CHP, çağdaş demokrasilerin doğal özellikleri çerçevesinde, Genel Kurmay Başkanlığı’nın (imla hatası bana ait değil) Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını öngörmektedir (s.232).

2-’CHP, ordumuzun iç güvenlik alanından dış güvenliğe yönlendirilmesini, tüm sınırların güvenliğinin Silahlı Kuvvetlere terk edilmesini öngörmektedir (s.232).

3-’Laikliğin uzun vadedeki gereği, inanç dünyasının sivil topluma devredilmesidir (s.32).

4-’Anayasada ve yasalarda, çağdaş, çoğulcu demokrasilerin tüm özgürlükleri yer almalıdır. Yasakları tanımlayan anayasa anlayışından, özgürlükleri tanımlayan anlayışa geçilmelidir (s.38).’

5- ‘İnsanların farklılaşma özgürlüğü, alışılmışın dışına çıkmak, genel kabullerden ayrışmak özgürlüğü temel bir haktır. Bu hakkın demokrasi ve saygı kurallarında kullanımı koşuluyla, ayrışma nedeni ne olursa olsun, bu temel özgürlük sakınılmalı ve korunmalıdır (s.39). ‘

6-’Parlamenter rejim parlamentonun üstünlüğü ve saygınlığının korunması ile güç kazanır (s.76).’
7-’CHP, TBMM’nin etkinliğinin artırılmasını, seçilmişlerin sadece görünürde değil, gerçekte de ülke yönetiminin temel unsuru olmasını hedef almaktadır (s.76).’

8-’CHP, bu amaçla köklü bir üniversite reformu yapacak; YÖK sistemini kaldıracak; üniversitelere bilimsel ve yönetsel özerklik tanıyacaktır (s.170).’

Sahifede daha fazla yerim olsa bu ilginç ve virgülüne dokunmadığım alıntı listesini uzatmak mümkün.

Sözün özü

CHP’nin resmi ve bağlayıcı programından bu partinin Genelkurmay Başkanlığı’nı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlamak istediğini, TSK’yı iç güvenlik alanından tümü ile çekip sadece sınırlarımızın korunmasında görevli kılmak istediğini görüyoruz.

Oysa bugün CHP’nin bırakın Genelkurmay’ın Başbakanlığa değil de MSB’ye bağlanmasını savunmak, mümkün olsa AKP’li olmayan bir Cumhurbaşkanına bağlanmasını tercih edeceğini çok iyi biliyoruz.

Laikliğin sivil topluma bırakılmasını savunmak demek Diyanet İşleri Başkanlığı’nın genel idare dışına taşınması demek; böyle bir talep de bugünün CHP’si için gerçekten çok ilginç. Aslında Anayasa Mahkemesi’nin geçmiş kararları doğrultusunda siyasal Partiler Kanunu’nun 89. maddesine göre CHP hakkında bu program hükmüne karşı kapatma davası bile açması mümkün.
CHP’nin 27 Nisan sürecinde Parlamentonun saygınlığını nasıl koruduğunu da çok yakından izledik.

Görüldüğü gibi CHP de 1994’de seçilmiş-atanmış ayırımı yapıyor ve seçilmişlerin mutlak egemenliğini savunuyor.

Ve YÖK’ün kaldırılmasını talep ederken, mevcut sistemin üniversitelerin bilimsel ve yönetsel olarak özerk olmadığını da kabul ediyor.

CHP’nin 1994’den günümüze nereden nereye savrulduğu gerçekten çok ilginç.

12.07.2007http://www.stargazete.com/images/spacer.gif

taycunist
13.07.07, 00:48
Baykal: CHP İnşallah İktidar Olacak
http://resimler.haberler.com/haber/607/baykal-chp-insallah-iktidar-olacak_o.jpg (http://www.haberler.com/resim.asp?haber_id=907607)Resm i büyütmek için tıklayın (http://www.haberler.com/resim.asp?haber_id=907607) CHP Genel Başkanı Deniz Baykal (http://www.haberler.com/deniz-baykal/), 22 Temmuzda İktidara Geleceklerini ve İlk Yapacakları İşlerden Birinin Petkim'in Satışını Durdurmak Olacağını Söyledi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal (http://www.haberler.com/deniz-baykal/), 22 Temmuzda iktidara geleceklerini ve ilk yapacakları işlerden birinin Petkim'in satışını durdurmak olacağını söyledi.

Artvin'deki mitingde vatandaşlara, "İşleriniz yolunda mı, kazancınız yeterli mi, borçlarınızı ödüyor musunuz, çiftçinin, esnafın, köylünün durumu iyi mi?" diye soran Baykal, ''Hayır'' cevaplarını alınca, ''Büyükler Türkiye zenginleşiyor diyor. Buraya damlamadı mı? Artvin Türkiye'nin bir parçası değil mi?'' dedi.


AKP hükümetinin 4,5 yıl içinde Türkiye'nin borçlarını iki kat artırdığını, Atatürk ve İnönü de dahil 80 yılda Türkiye'nin 221 milyar dolar borcu olduğunu ifade eden Baykal, ''Atatürk ve İnönü dedim ama onlar dışarıdan tek kuruş borç almadılar. Bunlar borcu 4,5 yılda 408 milyar dolara çıkardı'' diye konuştu.

Baykal, bu kadar borca rağmen vatandaşa gelen giden bir şeyin olmadığını, hükümetin bir de elde avuçta olanı sattığını belirterek, şöyle devam etti:

''Oradan da bir sürü para kazandılar. Bu satılanlar kimin? Milletin malı. Peki millete bir şey geldi mi?. Şimdi Petkim'i sattılar. Kim aldı. Kim olduğu belli değil?. Peki ne zaman satıyorlar, seçime 15 gün kala. Niye iki ayağını bir pabuca sokuyorsun?. Yangından mal mı kaçırıyorsun?. Bu telaş niye?. Ben de size söz veriyorum. 22 Temmuz'da CHP inşallah iktidar olacak. İlk yapacağımız işlerden biri Petkim'in satışına dur demek olacak.''

CHP iktidarının bugüne kadar görülen iktidarlar gibi olmayacağını, köklü değişiklikler yapacaklarını belirten Baykal, çaya ve fındığa sahip çıkacaklarını, ÇAYKUR'u özelleştirmeyeceklerini söyledi.

Baykal, CHP iktidarında çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV alınmayacağını ifade ederek, ''Bunu ısrarla söylüyorum. Zannediliyor ki vatandaşın oyunu almak için bunu söylüyoruz. Öyle bir şey yok'' dedi.

Baykal, yeşil kartı kaldıracaklarını, çünkü yeşil kartta yolsuzluklar olduğunu iddia ederek, ''Zavallı vatandaş yeşil kart alamaz ama altında Mersedesi olan, sırtını iktidara dayamış, almış yeşil kartı'' diye konuştu.

Eline aldığı kimliğini vatandaşlara gösteren Baykal, iktidara geldiklerinde her şeyin kimlikle yapılacağını belirterek, ''Bunu üzerinde bir numara var. Buradan her şey gözükecek. Pirimini ödemiş mi, ödememiş mi? Ama pirimini ödemeye gücü yetmeyenin pirimini devlet ödeyecek'' diye konuştu.

Vatandaşlara, pirinç, bulgur, temmuz ayında kömür dağıtıldığını öne süren Baykal, ''Dağıtılan kömürün parasını gelecek hükümet ödeyecek. Altın gönderiyorlar, sizin çocuğunuzun sünnetine gelemedik diye. Oğlan maşallah 18-20 yaşında. Size söyleyeceğim, o dağıtılanları hiç tereddüt etmeden alın. Günah değil. Günahsa Allah benim boynuma yazsın. Ama sakın ha oyunuzu onlara vermeye kalkmayın. O işte günah. Sakın ha yapmayın. Çünkü oy namustur, şereftir, ırzdır'' diye konuştu.

Baykal bütün bunları yapabilmek için yolsuzlukla mücadele etmek gerektiğini söyledi.

Yolsuzluğu incelediklerini ve arkasında bir üçgen olduğunu gördüklerini ifade eden Baykal, ''üçgenin bir tarafında haramzade işadamı, hemen onun yanında, ona destek olan bürokrat bulunduğunu, diğer tarafında ise bunları himaye eden ahlaksız, namussuz bir siyasetçinin var olduğunu'' söyledi.

Baykal şöyle devam etti:

''Bunu çökertmenin yolu, o siyasetçiyi aradan çıkarmaktan geçiyor. Siyasetçiyi çektiğiniz zaman bürokrat ve iş adamı himayesiz kalır. Bunu nasıl yapacağız, dokunulmazlığı kaldırarak. Yanlış bir iş yaptı mı, mahkemeye gidip hesabını verecek. Fiyakasını bozacaksınız.''

Mecliste bunu CHP'den başka yapacAK Parti (http://www.haberler.com/ak-parti/) olmadığını savunan Baykal, ''O zaman size bir görev düşüyor. Size 2-0 görevi düşüyor. İnşallah 10 gün sonra ilk yapacağımız işlerden biri, dokunulmazlıkları kaldırmak ve o 200 kişiye, marş marş mahkemeye hesabını ver de öyle gel demek olacak'' diye konuştu.

Baykal, terör konusuna da değinerek, terörün Irak'ta kökleştiğini, onu oradan kaldırmak gerektiğini belirterek, ''Bu bizim hakkımız. Teröristler orada eğitiliyor, yetiştiriliyor, Türkiye'ye salınıyor'' dedi.

Bu konuda büyük yanlışlar yapıldığını öne süren Baykal, çıkarılan eve dönüş yasası ile bir tane teröristin dağdan inmediğini, ama cezaevindeki Hizbullah ve PKK'lı teröristlerin dağa çıktığını iddia etti.

Baykal, halkı ezdirmeyeceklerini, ülkeyi soydurmayacaklarını, devleti böldürmeyeceklerini sözlerine ekledi.

Kaynak:www.haberler.com

taycunist
13.07.07, 00:51
Baykal: CHP İnşallah İktidar Olacak
http://resimler.haberler.com/haber/607/baykal-chp-insallah-iktidar-olacak_o.jpg (http://www.haberler.com/resim.asp?haber_id=907607)CHP Genel Başkanı Deniz Baykal (http://www.haberler.com/deniz-baykal/), 22 Temmuzda İktidara Geleceklerini ve İlk Yapacakları İşlerden Birinin Petkim'in Satışını Durdurmak Olacağını Söyledi.

Birileri Baykali sirkeleyip Güzellik uykusundan uyandirmasi lazim. Yahu, ben densiz, be beceriksiz. Sen kim, Iktidara gelmek kim! Birak artik, cek git!

Türk Halki bazen biraz saf dir filan fistik, lakin seni Basbakan yapacak kadarda Aptal degildir! Senin zamanin doldu gecti bile. Etme eyleme; senden sonra nesiller bir Imkan ver. Ve azindan: Senden dolayi Halkci partiye sirtina dönenlere, senin gitmenle belki geri dönme imkani saglamis olabilirsin!

Zamanin da sen degilmiydin, Menderesin bogazina sarilip, "özgürlük istiyorum" diye haykiran?! Vehasil, bu Devirdeki "etme bulma" dünyasinda, umarim aynisi basina gelmez.

taycunist
13.07.07, 18:37
Baykal: Milletvekili Dokunulmazlığı Kaldırılacak
http://resimler.haberler.com/haber/018/baykal-milletvekili-dokunulmazligi-kaldirilacak_o.jpg (http://www.haberler.com/resim.asp?haber_id=909018)Resm i büyütmek için tıklayın (http://www.haberler.com/resim.asp?haber_id=909018) CHP Genel Başkanı Deniz Baykal (http://www.haberler.com/deniz-baykal/), 22 Temmuz'da İktidara Geleceklerini Belirterek, 'CHP'nin Yapacağı En Önemli İcraatlardan Birisi Milletvekili Dokunulmazlığını Kaldırmak Olacak' Dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal (http://www.haberler.com/deniz-baykal/), 22 Temmuz'da iktidara geleceklerini belirterek, ''CHP'nin yapacağı en önemli icraatlardan birisi milletvekili dokunulmazlığını kaldırmak olacak'' dedi.

Elazığ'dan helikopterle Tunceli'ye gelen Baykal, Atatürk Şehir Stadı'na indi. Buradan parti otobüsü ile şehir merkezine geçen Baykal, Kışla Meydanı'nda vatandaşlara seslendi.


Baykal, konuşmasının başında Tunceli'ye bir şükran borcu olduğunu ve onu ödemek için Tunceli'ye geldiğini belirtti.

22 Temmuz'da iktidara geleceklerini savunan Baykal, iktidara geldiklerinde en önemli icraatlarının başında milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının geleceğini ifade etti. Milletvekili dokunulmazlığının Türkiye'de ayrımcılık yarattığını iddia eden Deniz Baykal (http://www.haberler.com/deniz-baykal/), şunları söyledi:

''Milletvekili dokunulmazlığının Türkiye'de nasıl haksız bir imtiyaz olduğunu, nasıl bir ayrımcılık yarattığını çok iyi biliyoruz. Adam milletvekili oluyor ne savcı soru sorabiliyor ne de mahkemede yargılanıyor. Adam hostesi, polisi, vatandaşı tokatlıyor dava açıp hakkında bir tahkikat yapamıyorsunuz. Buna bir son vermek lazım.''

Dokunulmazlık zırhının yolsuzluklara neden olduğunu da ileri süren Deniz Baykal (http://www.haberler.com/deniz-baykal/), şöyle konuştu:

''Yolsuzluk yapıyorlar. Bir yolsuzluğu size anlatayım. Tüpraş Türkiye'nin en büyük rafinerisidir. Onun yüzde 14,76'sını hiç kimseye haber vermeden gizlice kapalı kapılar arkasında Başbakan ve Maliye Bakanı ikili temaslar kurarak bir gece yarısı İsrailli Ofer adında bir işadamına sattı. Kimsenin haberi yok, ilan edilmemiş. İhale yok, rekabet yok. Değer tespiti yok, verildi gitti. Arkasında geri kalanlarıyla ilgili değer tespiti yapılınca değeri ortaya çıktı. Ofer'e 750 milyon dolar haksız kazanç sağlandı.''

Konuşmasında terör konusuna da değinen CHP lideri Baykal, terörün Türkiye'de huzuru, barışı ve kardeşliği ortadan kaldıran en önemli sorun olduğunu kaydetti. Deniz Baykal (http://www.haberler.com/deniz-baykal/), ''Maalesef terörün en büyük bedelini bölgede yaşayan halk ödüyor. En büyük acıyı da ben bundan dolayı hissediyorum. Terörün sıkıntısını en çok terörle hiç alakası olmayan bu bölgenin dürüst, namuslu, memleketini seven, hukuka, devlete saygılı insanları çekiyor. Bunu hiç unutmamalıyız'' dedi.

Terörle mücadele konusunda en büyük desteği terörün olduğu bölgede yaşayan insanların verdiğini dile getiren Baykal, şunları söyledi:

''Terörle mücadelenin en büyük gücü bu bölgede yaşayan insanlarımızdır. Onlara güvenmek lazımdır. Onları sevmek lazımdır. Onlarla el ele vermek, onlarla dayanışma içinde olmak lazımdır. İnşallah bu sıkıntıları aşacağız. Yaşadığınız sıkıntılara önümüzdeki dönem bir son vereceğiz. Huzuru, barışı ve kardeşliği getireceğiz. Şunu unutmayın CHP iktidarında Tuncelili olmak Türkiye'nin her yerinde özel bir saygı duymak anlamına gelecektir. Benim gözümde bu böyle olmuştur inşallah Türkiye'nin gözünde de böyle olacaktır.''

Halkın güç günler yaşadığının farkında olduğunu ve bundan büyük üzüntü duyduğunu anlatan Baykal, şunları ifade etti:

''Türkiye'de herkesin şunu bilmesi lazım, bütün insanlarımızın inancı, kökü, kökeni, ne olursa olsun, burada kardeşçe yaşayacağız. Herkes birbirine saygı gösterecek. Herkes birbirine değer verecek. Herkes birbirinin hakkını ve kimliğini saygıyla karşılayacak. Bunu bir temel anlayış olarak bütün Türkiye'de yaşayan herkesin kafasına yerleştirmek durumundayız. Bunu gerçekleştirmek en önde gelen işimizdir. Ayrımcılığı, buyurganlığı, dışlayıcılığı reddedeceğiz. Hepimiz birbirimizi kucaklayacağız. Barış bu temel etrafında bu anlayış etrafında olacak.''

Tunceli'yi CHP'nin Türkiye'deki siyasi mücadelesinde önemli bir dayanak noktası saydığını dile getiren Baykal, ''Tunceli, kimliğiyle, kendine özgü anlayışıyla, inancıyla, demokrasi kültürüyle, laiklik inancıyla bütün Türkiye'nin daima saygısını kazanmıştır. Tunceli, CHP'nin siyasi anlayışında çok önemli bir dayanak noktasıdır. Demokrasi inancı, laiklik inancı buradan güç alır. Tunceli halkının felsefesi bizim Anadolu felsefemizdir. Bu felsefe insanlar arasında ayrım yapmayı reddeder. (72 millet birdir) der. İnsanları inancına, mezhebine, etnik köküne ve kökenine göre ayırmayı, farklılaştırmayı reddeder. Tunceli için önemli olan insandır. Hayatın kıblesi hayata dönüktür. Tuncelili ayrım yapmaz'' diye konuştu.

Öte yandan, Baykal'ın konuşması sırasında bir grubun ''Yuh'' diyerek Baykal'ı protesto ettiği gözlendi. Grup daha sonra herhangi bir müdahale olmaksızın alandan ayrıldı.

Miting sırasında Baykal'ın konuşması ''Başbakan Baykal'' , ''Tunceli seninle gurur duyur'', ''Laik Türkiye'' sloganlarıyla kesildi.

Kaynak:www.Haberler.com (http://www.Haberler.com)

Meydan Mitinglerinde laf salatasi yapmak denir seninkisine. Milletvekili-Dokunulmazligini kaldir da göreyim!

taycunist
23.07.07, 03:54
CHP'de şaşkınlık ve 'Baykal istifa' sesleri

Mansur Çelik / Milliyet Ankara - CHP GENEL MERKEZİ

Seçim sonuçları CHP’yi karıştırdı. Genel Merkez önünde gerginlik sürüyor. Gelişmeleri evinden izleyen Baykal, Genel Merkez’e gelmedi. Genel Sekreter Sav ise “istifa'' sloganları arasında “Başarısızlığın gereğini yapacağız. Anamuhalefet de görevdir'' dedi.

CHP Genel Merkezi önünde Baykal istifa sesleri duyuldu. Seçim sonuçlarının ardından büyük bir hayal kırıklığı yaşayan CHP'de bazı partililer seçim yenilgisinin sorumlusu olarak Genel Başkan Deniz Baykal'ı gösterince diğer partililer de buna karşı ve bir gerginlik yaşandı.
Kimi partililerin Ağar'ın istifasını örnek olarak vermesi de dikkat çekti.
İlk gelen seçim sonuçları CHP genel merkezinde şaşkınlıkla karşılandı.

“BAYKAL İSTİFA" KAVGASI

CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirme yaptığı sırada partili iki grup birbirine girdi. Sav’ın konuşmasını yaptığı sırada bir grup “Baykal istifa" diye bağırınca başka bir grup müdahale etti. Olaya hemen müdahale eden emniyet güçleri ortalığı yatıştırmaya çalışırken, görüntü almaya çalışan gazeteciler polis tarafından içeriye alınmadı.
Olaylar sırasında ART Televizyonundan Barış Tan kamerasıyla birlikte yere düştü. Emniyet yetkilileri olayları yatıştırdı.
CHP Genel Sekreteri Sav, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Demokratik yarışlar, sonuçları itibariyle ülkemize ve siyasi partilere mesaj olacaktır. Seçmenimizin bize verdiği görevin anlamını değerlendiriyoruz. Bize verilen anamuhalefet görevini sürdüreceğiz. Üçüncü parti de parlamentoya girmiş bulunuyor. İnşallah ülkemizin demokrasisine, geleceğine hayırlı olur.
Bu sonuç ders değil, seçmenin bize biçtiği değer, görevdir. Başarıyı da olgunlukla karşılamak lazım. Bu sonucun da anlamı vardır. Bu anlam doğrultusunda biz de gereğini düşüneceğiz.'' Önder Sav, bazı partililerin “Onurlu olun'', “Baykal istifa'' sloganları üzerine, “Bir dakika arkadaşlar, ben gazetecilerle konuşuyorum, sonra sizinle konuşuruz'' diye uyardı.
Konuşmasını gazetecilerin sorularını yanıtlayarak sürdüren Sav, Genel Başkan’la henüz konuşamadığını söyledi.
Sav protestoların artması üzerine konuşmasını bitirdikten sonra, protestocularla onlara karşı çıkanlar arasındaki gerginlik tırmandı.
Gerginlik polisin müdahalesiyle önlenmeye çalışılıyor.

ODTÜ ÖĞRENCİSİ "BAYKAL İSTİFA" PANKARTI AÇTI

CHP Genel Merkezi önünde bulunan az sayıdaki partililer alınan seçim sonucuna tepki gösterdi.
Tatilini yarıda kesen Bulut Yıldırım adlı Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi, “Bilseydim tatilimi yarıda kesmezdim, Baykal istifa" pankartı açtı. Bunun üzerine emniyet güçleri eylemciyi gözaltına alarak Karakola götürdü. (ANKA)

TOMAMBAY: BAYKAL İSTİFA ETMELİ

CHP’nin muhalif isimlerinden Prof.Dr. Mehmet Tomanbay, CHP’nin seçimlerde büyük bir hezimete uğradığını belirterek, CHP lideri Baykal’ın istifa etmesi gerektiğini söyledi.
Tomanbay, seçim sonuçlarıyla ilgili açıklmamasında "Tablo ortada. İktidardaki partinin pek çok olumsuzluğuna rağmen oyunu arttırması en iyi sayın Genel Başkan Deniz Baykal tarafından değerlendiriliyor olmalıdır. Sayın CHP’nin eksiğini gediğini sosyoloji ve siyaset bilim uzmanları önümüzdeki süreçte değerlendirecektir" dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın koşulsuz, tüm dayanakları ile parti yönetimini bırakması gerektiğini savunan Tomanbay, şöyle konuştu:
"Sayın Tansu hanım, sayın Mehmet Ağar kendileri için yaşanan iki iyi örnektir.
CHP’liler anti-demokratik bir yönetimden ve başarısızlıklarından büyük ıstırap duyuyor. Büyük önderimiz Atatürk’ün, İnönü’nün ve Ecevit’in ruhları taciz olmaktadır."(ANKA)

Kamer Genç: Liderler ders almalı, Baykal hemen istifa etmeli

TUNCELİ’de resmi olmayan seçim sonuçlarına göre, siyasi partiler milletvekili çıkaramazken, meclise bağımsız adaylar Kamer Genç ile DTP’nin desteklediği Şerafettin Halis girdi. Tunceli halkının siyasi parti liderlerine bir ders verdiğini söyleyen Kamer Genç, “Tunceli’de cumhuriyet tarihinde bir ilk gerçekleşti. Siyasi parti liderleri bu tabloya bakarak ders almalı ve özellikle Deniz Baykal hemen istifa etmelidir'' dedi.
Milletvekilliği genel seçimlerinde Tunceli’de Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandı. 2 milletvekilliği bulunan kentten siyası partiler milletvekili çıkaramazken, resmi olmayan sonuçlara göre bağımsız adaylar Kamer Genç ile DTP’nin desteklediği Şerafettin Halis, meclise girmeye hak kazandı. Halis, 11581 oy, eski milletvekili Genç ise 7239 oy aldı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kamer Genç, Tunceli’de cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandığını söyledi. Tunceli halkına teşekkür eden ve Tuncelilerin siyasi parti liderlerine bir ders verdiğini belirten Genç şunları söyledi:
“Gerçekten zorlu bir mücadele vererek başarıya ulaştık. Seçimin Türkiye’ye hayırlar getirmesini diliyorum. Umarım AKP iktidarda yaptığı hataları, bu iktidar döneminde de yapmaz. Halkın sıkıntılarını görerek ona göre hararet eder. Beni seçen Tunceli halkına çok teşekkür ediyorum, halkıma şükran borçluyum. Parlamentoda Tunceli halkına laik hizmetler yapmaya çalışacağım. Tunceli halkı bana oy verdiği için pişman olmayacağını mecliste yapacağım çalışmalarla ispatlayacağım. Özellikle Tunceli’de siyasi partilerin bittiği ve siyasi parti liderlerinin diktacı yönetiminin Türkiye’de bittiği ortadadır. Siyasi parti liderleri bu tabloya bakarak ders almalı ve özellikle Deniz Baykal hemen istifa etmelidir'' Genç, kendisini destekleyen seçmenlerinin sevinç gösterileri arasında seçim bürosunda tebrikleri kabul etti.

İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI BOMBOŞ

Bugün gerçekleştirilen genel seçimler sonrasında AKP karşısında büyük yenilgiye uğrayan CHP’nin İstanbul İl Başkanlığı, derin bir sessizliğe büründü. CHP’nin Şişhane’deki İl Başkanlığı’nda yaklaşık 10 kişilik bir gazeteci grubu ile bina hizmetlileri dışında kimse bulunmuyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, yedi buçuk milyona yakın seçmenin oy kullandığı İstanbul’da da, Türkiye genelinde olduğu gibi AKP’nin çok gerisinde kaldı. CHP, İstanbul’un üç seçim bölgesinde de AKP’nin ulaştığı oy oranlarının ancak yarısına ulaştı. Son ulaşan sonuçlara göre AKP, İstanbul genelinde oyların yaklaşık yüzde 45’ini alırken, CHP’nin aldığı oy oranı yüzde 25’lerde kaldı.
CHP’nin Türkiye genelinde de ancak yüzde 20 oranında oy alması, Türkiye’nin en çok seçmene sahip kenti İstanbul’daki CHP’lileri de üzüntüye boğdu. CHP’nin Şişhane’de bulunan İstanbul İl Başkanlığı binası, seçim sonuçlarının netleşmesi ile boşalırken, şu anda İl Başkanlığı’nda CHP yetkilileri tarafından seçim sonuçlarına ilişkin bir açıklama yapılmasını bekleyen bir grup gazeteci ile bina hizmetlileri dışında kimsenin bulunmuyor.(ANKA)


Kaynak:www.milliyet.com.tr

taycunist
23.07.07, 03:57
CHP'de şaşkınlık ve 'Baykal istifa' sesleri

Mansur Çelik / Milliyet Ankara - CHP GENEL MERKEZİ

Seçim sonuçları CHP’yi karıştırdı. Genel Merkez önünde gerginlik sürüyor. Gelişmeleri evinden izleyen Baykal, Genel Merkez’e gelmedi. Genel Sekreter Sav ise “istifa'' sloganları arasında “Başarısızlığın gereğini yapacağız. Anamuhalefet de görevdir'' dedi.


Baykal,yeter:Cekil git be adam!!

Haluk
23.07.07, 13:59
Bu kargasayi firsat bilir, DSP ilk Toplantiya ayrilmis olarak girer. Bence.. ;)

Önkuzu
24.07.07, 21:33
DSP'yi unutan Baykal'a sert tepki 24 Temmuz 2007 15:36 http://www.etikhaber.com/images/stories/siyaset/zekisezer3.jpg

CHP lideri Baykal'ın "Oylarımız 1 milyon 200 bin arttı" sözü, DSP'de çok sert yankı buldu. DSP lideri Zeki Sezer, CHP'den kısa bir zaman sonra ayrılacaklarının ilk sinyalini verdi. CHP lideri Baykal'ın "Oylarımız 1 milyon 200 bin arttı" sözü, DSP'de çok sert yankı buldu. DSP kulislerinde Baykal, DSP ile yaptığı işbirliğini unuttu yorumu yapıldı.
Bu arada Zeki Sezer hurriyet.com.tr'ye şunları söyledi:

"Bu işin böyle olacağını önceden görmüştüm ancak iyi niyetle davrandım. Baykal'ı aradım kendisine başarılar diledim"

SORU: Bundan sonra aynı çatı altında olacak mısınız?

- Hayır, Biz yolumuza devam edeceğiz. Gerektiği durumlarda birlikte hareket edebiliriz. Ama her şeyi zaman gösterecek. Biz önceden halkın tercihini görmüştük.


Hürriyet
http://www.etikhaber.com/content/view/39308/77/

Önkuzu
25.07.07, 15:57
http://internethaber.com/images/news/43176.jpg
DSP CHP'den kopuyor
25 Temmuz 2007 Çarşamba 16:10
DSP ile ittifak buraya kadar.. Mazbatalar bekleniyor. Sezer'in hedefi var.





DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP listelerinden milletvekili seçilen DSP'lilerin, mazbatalarını aldıktan sonra CHP'den ayrılacaklarına ilişkin değerlendirmeler için, "DSP'lilerin ayrılması veya ayrılacak olması bir sürpriz değil. Bu ilk günden beri bilinen ve CHP ile uzlaşma ile alınmış bir karar" dedi.

Sezer, DSP'nin TBMM'de grup kurmasının, bugünün konusu olmadığını ifade ederek, "Yangından mal kaçırmıyoruz, sel önünden kütük kapmıyoruz" dedi.

Grup kurmanın Mecliste çalışma açısından bazı avantajları bulunduğunu ifade eden Sezer, DSP'nin grup kuramaması halinde de aktif ve etkin çalışacağını söyledi. Sezer, şunları kaydetti: "DSP, sağduyu, uzlaşı ve diyaloğa dayalı bir muhalefet olacak.

Uzlaşıdan yana olan DSP, herhalde Meclis'in gülü olacak. Ama Abdullah Gül'ü değil... DSP'lilerin ayrılması veya ayrılacak olması bir sürpriz değil. Bu ilk günden beri bilinen ve CHP ile uzlaşma ile alınmış bir karar."

http://internethaber.com/news_detail.php?id=96153

changeTarget(document.getEleme ntById("news_content"))

KAHRAMAN
25.07.07, 16:00
nedimisler Besle kargayı oysun gözünü

Önkuzu
25.07.07, 16:02
[quote=Önkuzu;371685]http://internethaber.com/images/news/43176.jpg
DSP CHP'den kopuyor
25 Temmuz 2007 Çarşamba 16:10
DSP ile ittifak buraya kadar.. Mazbatalar bekleniyor. Sezer'in hedefi var.


Uzlaşıdan yana olan DSP, herhalde Meclis'in gülü olacak. Ama Abdullah Gül'ü değil... quote]

Bizim siyasetcilerimizin "espiri" anlayisina hayranim ...

Manastirli Hamdi
25.07.07, 17:47
Ahmet Tan (DSPli CHP milletvekili) aynı zamanda kapanan GÖZCÜ Gazetesinin devamı olan SÖZCÜ Gazetesinde makale yazıyor ve o gazete Baykal hakkında bugün "Koltuğa Yapıştı Kaldı" başlığıyla basıldı.

iginç buldum.

omar
25.07.07, 19:16
DSP dogru ve akilli davranirsa, gelecek secimlerde oylarini büyük capta artirabilir.
CHP'nin iki sag partiye (AKP, MHP) karsi yarismasi bile ve tek "sol" olmasina ragman, bir basari elde etmis degil.

DSP bu boslugu görecek ve dolduracaktir.
Baykal CHP'nin basindan gitmesse bu daha da cok islerine yarayacak.

Der Schakal
25.07.07, 19:30
Wieviele Abgeordnete werden sich von der CHP trennen?

omar
25.07.07, 19:32
Wieviele Abgeordnete werden sich von der CHP trennen?
ich glaub 13. reicht leider nicht für ne eigene fraktion.
aber vielleicht vereinen sie sich ja mit der dtp und ein paar unabhängigen.:think:

deryatulga
25.07.07, 19:32
Wieviele Abgeordnete werden sich von der CHP trennen?

13, damit es noch mehr Unglück bringt!:brüll: Ich glaube, sie nehmen noch einige mit, um eine Fraktion bilden zu können!

Balabanismus
25.07.07, 19:57
CHP MYK üyeleri topluca istifalarını sundular. Genel Başkan Deniz Baykal istifaları kabul etmedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Eşref Erdem, MYK üyelerinin tamamının istifalarını Genel Başkan Deniz Baykal'a sunduklarını, ancak Baykal'ın MYK üyelerinin bu aşamada görevlerine devam etmelerini istediğini açıkladı.

AA
2007-07-25 20:31:22

deryatulga
03.08.07, 17:13
DSP, CHP'den boşandı
03 Ağustos 2007 Cuma 16:59
CHP listelerinden seçilen 13 DSP kökenli milletvekili CHP'den ayrıldı.

22 Temmuz Milletvekili Genel Seçimlerinde, DSP kontenjanından seçilen 13 milletvekili, CHP'den istifa etti. İstifalarla birlikte CHP'nin TBMM'deki sandalye sayısı 99'a düştü.

Adana Milletvekili Mustafa Vural, Ankara Milletvekilleri Emrehan Halıcı ve Mücahit Pehlivan, Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli, İstanbul Milletvekilleri Ayşe Jale Ağırbaş, Hasan Macit, Ahmet Tan, Süleyman Yağız ve Hüseyin Mert, İzmir Milletvekili Recai Birgün ve Harun Öztürk, Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı ve Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi, CHP'den istifa ettiler.
YARIN DSP MİLLETVEKİLİ OLARAK YEMİN EDECEĞİZ
Mert, Ağırbaş ve Erçelebi, milletvekillerinin istifa dilekçelerini TBMM Genel Evrak Müdürlüğüne teslim ettiler.

Erçelebi, gazetecilerin sorusu üzerine yarın DSP milletvekili olarak yemin edeceklerini ifade etti. Erçelebi, istifalarının sürpriz olmadığını, yapılan anlaşma gereği yeniden partilerine döneceklerini söyledi.

13 milletvekili, istifalarından önce bugün DSP Genel Başkanı Zeki Sezer başkanlığında bir araya gelmişti.
SANDALYE SAYISI DÜŞTÜ
23. Dönem Parlamentosunun yarın yapılacak yemin töreninden önce CHP'den istifalar sonucu, sandalye dağılımı yeniden değişti.

DSP kontenjanından CHP milletvekili seçilen 13 kişinin istifasıyla CHP'nin TBMM'deki sandalye sayısı 99'a düştü.

CHP'den istifa eden milletvekillerinin yeniden DSP'ye dönmeleriyle Meclisteki parti sayısı ise 5'e yükseldi.

Daha önce, bağımsız seçilen 20 milletvekili DTP'ye katılmıştı. Bu istifalardan sonra 23. Dönem milletvekili dağılımı şöyle:

AK Parti: 341
CHP : 99
MHP : 70
DTP : 20
DSP : 13
Bağımsız: 6
Boş : 1
PARTİ SAYISI 5'E ÇIKTI
TBMM'de temsil edilen partilerin sayısı DSP'lilerin CHP'den ayrılmasıyla beşe çıktı. Buna göre TBMM'deki sandalye dağılımı şöyle:

AKP 341
CHP 99
MHP 70
DTP 20
DSP 13
BĞMZ 6
Boş 1

Top: 550


changeTarget(document.getEleme ntById("news_content"))

verda
04.06.09, 13:22
Rahşan Ecevit DSP`den istifa etti
04.06.2009

DSP`nin Kurucusu ve ilk Genel Başkanı olan Bülent Ecevit`in eşi ve partinin manevi Lideri Rahşan Ecevit tarihi bir kararla bugün partisinden istifa ettiğini açıkladı. Ama bir şartla geri dönebilecek...

Rahşan Ecevit, "Bugün mevcut olan DSP yönetimi gidip Ecevit çizgisine sadık bir yönetim gelinceye kadar kurucu genel başkanı olduğum DSP`den istifa ediyorum" dedi.
http://www.tumgazeteler.com/?a=5158869

KÖNIGSTIGER
04.06.09, 14:19
War höchste zeit, das sie endlich aufhört, ob wohl ich das ja nicht glaube.
Sie wird bestimmt versuchen vom rententeil aus die fäden zu ziehen.
Es ist schlimm in der TR mit diesen politdinosauriern.
Rahsan,Erbakan,Baykal usw.


Rahşan Ecevit DSP`den istifa etti
04.06.2009

DSP`nin Kurucusu ve ilk Genel Başkanı olan Bülent Ecevit`in eşi ve partinin manevi Lideri Rahşan Ecevit tarihi bir kararla bugün partisinden istifa ettiğini açıkladı. Ama bir şartla geri dönebilecek...

Rahşan Ecevit, "Bugün mevcut olan DSP yönetimi gidip Ecevit çizgisine sadık bir yönetim gelinceye kadar kurucu genel başkanı olduğum DSP`den istifa ediyorum" dedi.
http://www.tumgazeteler.com/?a=5158869

verda
04.06.09, 18:32
DSP'de 4 istifa birden
04.06.2009

Anakara milletvekili Mücahit Pehlivan DSP’den istifa etti. Ayrıca İzmir milletvekili Recai Birgün’de istifa etmeyi düşündüğünü açıkladı.

DSP'de DEPREM
DSP'den istifa eden Ankara Milletvekili Emrehan Halıcı, Rahşan Ecevit'in partiden ayrılmasıyla birlikte, kendisinin de bu yönde karar verdiğini bildirdi.
Halıcı, istifasına ilişkin uzun süredir şikayetlerinin bulunduğunu, Zeki Sezer ile başlayan bu şikayetlerin, kurultay sonrasında da devam ettiğini söyledi.
devami (http://www.stargazete.com/politika/dspde-4-istifa-birden-haber-192538.htm)