PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Ermeniler'den sonra Pontuslar!



kanki
20.05.05, 20:09
Sözde soykirim iddialari sadece Ermenistan'a özgü degil. Yunanistan'da da Türkiye aleyhinde soykirim iddialari var. Pontus Rumlar, Türkiye aleyhinde yürüdü.
Yunanistan'in Selanik kentinde ''sözde Pontus Rum soykirimini'' anma töreni ve yürüyüsü yapildi.

Selanik'te aksam saatlerinde kent meydaninda toplanan bir grup gösterici Türkiye aleyhtari sloganlar esliginde, polisin çevresinde genis güvenlik önlemleri aldigi, Türkiye'nin Selanik Baskonsoloslugu'na yürüdü.

Türkiye'nin ve dünyanin sözde ''Pontus soykirimini'' tanimasini isteyen göstericiler Baskonsolosluga bir bildiri biraktilar.

Göstericilere hitaben kent meydaninda konusan Makedonya ve Trakya Bakani Nikos Çiarçionis, ''dünya tarihinin karanlik bir sayfasini olusturdugunu öne sürdügü sözde Pontus soykiriminin uluslararasi
alanda Ermeni ve Yahudi soykirimlariyla birlikte taninmasi gerektigini'' söyledi.

Selanik Belediye Baskani Vasilis Papayorgopulos da, Selanik'te gelecek yil bir ''Pontus soykirimi'' aniti yapilmasi için Belediye Meclisi'nin karar aldigini açikladi.

Disisleri Bakan Yardimcisi Panayotis Skandalakis, sözde ''Pontus soykirimi'' ile ilgili bir mesaj yayinladi.

Mesajinda, 19 Mayis'in Yunan tarihinin dönüm noktasi oldugunu kaydeden Skandalakis, bugün ''vatanlarindan kovulanlari ve onlarin
mücadelesini andiklarini'' belirtti.

Pontus Helenizminin mücadelesinin bugün de sürdügünü belirten Skandalakis, ''Göç hiçbir zaman sarilamayacak bir yaradir. Unutulmayan vatan, hatiralarda tüm canliligiyla ve gururuyla varligini
sürdürmektedir. Tarihi hatiralar tahrif edilemez. Ancak, geçmis gelecegin önüne engel de olmamali'' dedi.

Bu arada Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, Basbakan Kostas Karamanlis'in 19 Mayis sözde Rum Pontus soykirimini anma günü nedeniyle Pontus Rum Dernek ve Federasyonu'na bir mesaj gönderdigini
açikladi.

www.internethaber.com
--------------------
ya arkadaslar bu haberi okuduktan sonra aklima su geldi .Biz Türkler nerdeyse tüm dunyayi öldürmüsüz ya, bakin ne yapalim biliyormusunuz eilimze hepimiz bir bicak alalim bari adamlari yalanci cikarmiyalim .

dertli4u
20.05.05, 20:45
hele bekleyin biraz daha...iyice sapitacaklar.


kimine göre, türkiyede türk yok..baskalarina göre ise, türkler herkesi kesmis.

yahu bir karar verseler artik..bu bahsettikleri tarihte, türkiyenin elinde olan nüfus 13 milyon kadar..ve bunun yaridan fazlasi kadin, cocuk..

kestigimiz adam sayisi 2,5 milyon ermeni, 1 milyon kürt, 1milyon rum, 750 bin süryani, 400 bin laz,arada aperetif niyetine 1-2 milyon kadar da ismini bilmedigimiz baska azinliklar..

yani, her türk vatandasi, en az bir kisiyi ya kesmis yada vurmus..

evet arkadaslar..ben itiraf ediyorum..

deryatulga
09.05.06, 01:45
Soykırım uzmanı Türkler!


DÜNYANIN dört bir yanında soykırım anıtları açılıyor. Bazı ülkelerde yasalar çıkarılıyor, yaptığımız(!) soykırımlar resmen kabul ediliyor.

Bizim hükümetlerimiz bunları seyretmekle yetiniyor.

Soykırımları hep biz yaptık! Dünya tarihi Türklerin soykırım örnekleriyle dolu! Ermenileri kestik, Rumları kestik, astığımız astık, kestiğimiz kestik!

Son olarak Yunanistan’ın Selanik kentinde Rum Pontus soykırım anıtı iki gün önce törenle açıldı.

Ermeni soykırımı masallarını artık iyi biliyoruz. Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu cephesinde Rusya ile savaşıyorduk. Osmanlı vatandaşı Ermeniler, Rusya’dan sevk edilen Ermeni çeteleriyle birlikte ordumuzu arkadan vurmaya başladı. Van, Bitlis gibi nice kentlerimizi ele geçirdiler. Korkunç bir Müslüman kıyımı yaşandı.

Bunun üzerine zamanın Osmanlı hükümeti l9l5 yılında, savaşın en zor günlerinde bir karar aldı. Savaş bölgesinde ve yakın yörelerde yaşayan Ermenilerin "tehcir" adıyla bilinen toplu göçü başlatıldı. Bunlar kafileler halinde bugünkü Irak ve Suriye topraklarına sürüldü. (O sırada oraları bizimdi.)

Kafileler yollarda saldırıya uğradı, gerçekten de üzücü olaylar yaşandı. Açlıktan, hastalıktan çok sayıda insan öldü.

Ama ortalıkta bir soykırım yoktu. Eğer olsaydı, Ermenilerin sayıca en çok olduğu başkent İstanbul’da, ya da Ege’de bu soykırım yapılırdı. Oysa onlara dokunulmadı bile. Eğer olsaydı, Anadolu’nun dört bir yanında bir tek Ermeni kalmazdı.

Peki ne olmuştu?

Karşılıklı çatışma, hatta savaş vardı. Kendi ülkesinin ordusunu arkadan vuran, düşman ordusuyla işbirliği yapıp ülkesinin kentlerini ele geçiren Ermenilerle büyük savaş yaşandı. Devlet, kendini korumak için önlemler aldı ve bunların biri de toplu göç olayı idi.

Hadise budur.

***

Gelelim Pontus soykırımı olayına! Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkıp ulusal savaşı başlattığında, Karadeniz bölgesinde çok sayıda Osmanlı vatandaşı Rum yaşıyordu. Bunlar da rahat durmadılar.

Gerçi ordumuzu Ermeniler gibi arkadan -topluca- vurmadılar ama ihanet ettiler. Köyleri, kentleri çetelerle basıp rahatsız ettiler. Silah deposuna dönüşen okul ve kiliselerine Pontus bayrakları çektiler. Cephe gerisinde emniyet kalmadı. Amaçları, savaş ve kargaşadan yararlanıp geçmişteki Rum Pontus Devleti’ni yeniden kurmaktı.

Rumlarla ilk mücadeleyi, katıksız bir sivil kahraman olan Giresunlu Topal Osman başlattı. Daha önce Balkan Harbi’nde vuruşmuş, bir bacağı sakat kalmıştı. Sonra Birinci Dünya Savaşı’nda doğu cephesinde Ruslara karşı savaştı. Aynı cephede 1920 yılında Ermeni harekátına katıldı.

Milli Mücadele’de oluşturduğu Karadenizli kahramanlar çetesiyle birlikte Rumlarla birebir çatışmalara girdi ve kazandı. Hemen ardından Koçgiri Kürt isyanını ve yöredeki öteki isyanları bastırdı.

En sonunda Atatürk’ün muhafız birliği komutanı olarak Ankara’ya geldi. Uzun süre adamlarıyla birlikte Atatürk’ü korudu. 47. Giresun Gönüllü Alayı isimli birliği ile Sakarya Savaşı’na katıldı.

1923 yılında Meclis’te Atatürk karşıtı bir milletvekilini öldürdüğü iddiasıyla aranmaya başlandı ve Çankaya sırtlarında çıkan bir çatışmada öldürüldü.

Vatana ve Atatürk’e büyük hizmet vermiş bir sivil kahramandı.

Pontus deyince akla Topal Osman gelir. Topal Osman, Giresun kalesine gömüldü. Mezarı, 1925 yılında Atatürk’ün emriyle kalenin en yüksek yerinde yaptırılan anıtmezara taşındı. Orası yıllardan beri bir ziyaret yeri.

***

Yunanlılar önceki gün Selanik’te Pontus soykırım anıtını açtılar.

Peki biz Pontus (Karadeniz) Rumlarına soykırım uyguladık mı? Hayır, öyle bir şey kesinlikle olmadı. Savaşı kazandık ve yöre Rumları kendiliğinden anavatanları Yunanistan’a göçtü. Aynen savaş sonrasında Yunanistan’dan Türkiye’ye göçmek zorunda kalan soydaşlarımız gibi.

Görüyorsunuz, hayali soykırımlar üretiliyor. Anıtlar dikiliyor, yasalar çıkarılıyor.

Savaşlar sonrasında Balkanlar’dan anavatana perişan durumda göç ettirilen milyonlarca insanımız neler yaşamıştı? Acaba onlara soykırım uygulanmış mıydı! Biz onların anısına bir ’Balkan Soykırım Anıtı’ açar mıyız?

Hayır. Korkarız, açamayız.

Bizi yönetenler bu konularda hep sessiz, tepkisiz! Onlar sadece olanları seyrediyor!

Batı dünyası günün birinde karşımıza "PKK soykırımı" çıkarırsa -ki çıkaracak- hiç şaşırmayalım!

"Aman biz kimseyi kızdırmayalım, uslu çocuk olmayı sürdürelim. Sonra AB yolunda karşımıza engel çıkarırlar!"

taycunist
09.05.06, 01:51
Megala Ideolacilar halen hayalperesciliklerinden vazgecmemisler! Bir 100 Yil gecse dahada gecmezler; cünkü yeni nesillerin okul banklarinda kafalari yikaniyor.:motz: Böyle komsuyu, düsmanima bile dilemem!

Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal:türk:

herdemözgür
09.05.06, 10:28
Soykırım uzmanı Türkler!


DÜNYANIN dört bir yanında soykırım anıtları açılıyor. Bazı ülkelerde yasalar çıkarılıyor, yaptığımız(!) soykırımlar resmen kabul ediliyor.

Bizim hükümetlerimiz bunları seyretmekle yetiniyor.

Soykırımları hep biz yaptık! Dünya tarihi Türklerin soykırım örnekleriyle dolu! Ermenileri kestik, Rumları kestik, astığımız astık, kestiğimiz kestik!

Son olarak Yunanistan’ın Selanik kentinde Rum Pontus soykırım anıtı iki gün önce törenle açıldı.

Ermeni soykırımı masallarını artık iyi biliyoruz. Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu cephesinde Rusya ile savaşıyorduk. Osmanlı vatandaşı Ermeniler, Rusya’dan sevk edilen Ermeni çeteleriyle birlikte ordumuzu arkadan vurmaya başladı. Van, Bitlis gibi nice kentlerimizi ele geçirdiler. Korkunç bir Müslüman kıyımı yaşandı.

Bunun üzerine zamanın Osmanlı hükümeti l9l5 yılında, savaşın en zor günlerinde bir karar aldı. Savaş bölgesinde ve yakın yörelerde yaşayan Ermenilerin "tehcir" adıyla bilinen toplu göçü başlatıldı. Bunlar kafileler halinde bugünkü Irak ve Suriye topraklarına sürüldü. (O sırada oraları bizimdi.)

Kafileler yollarda saldırıya uğradı, gerçekten de üzücü olaylar yaşandı. Açlıktan, hastalıktan çok sayıda insan öldü.

Ama ortalıkta bir soykırım yoktu. Eğer olsaydı, Ermenilerin sayıca en çok olduğu başkent İstanbul’da, ya da Ege’de bu soykırım yapılırdı. Oysa onlara dokunulmadı bile. Eğer olsaydı, Anadolu’nun dört bir yanında bir tek Ermeni kalmazdı.

Peki ne olmuştu?

Karşılıklı çatışma, hatta savaş vardı. Kendi ülkesinin ordusunu arkadan vuran, düşman ordusuyla işbirliği yapıp ülkesinin kentlerini ele geçiren Ermenilerle büyük savaş yaşandı. Devlet, kendini korumak için önlemler aldı ve bunların biri de toplu göç olayı idi.

Hadise budur.

***

Gelelim Pontus soykırımı olayına! Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkıp ulusal savaşı başlattığında, Karadeniz bölgesinde çok sayıda Osmanlı vatandaşı Rum yaşıyordu. Bunlar da rahat durmadılar.

Gerçi ordumuzu Ermeniler gibi arkadan -topluca- vurmadılar ama ihanet ettiler. Köyleri, kentleri çetelerle basıp rahatsız ettiler. Silah deposuna dönüşen okul ve kiliselerine Pontus bayrakları çektiler. Cephe gerisinde emniyet kalmadı. Amaçları, savaş ve kargaşadan yararlanıp geçmişteki Rum Pontus Devleti’ni yeniden kurmaktı.

Rumlarla ilk mücadeleyi, katıksız bir sivil kahraman olan Giresunlu Topal Osman başlattı. Daha önce Balkan Harbi’nde vuruşmuş, bir bacağı sakat kalmıştı. Sonra Birinci Dünya Savaşı’nda doğu cephesinde Ruslara karşı savaştı. Aynı cephede 1920 yılında Ermeni harekátına katıldı.

Milli Mücadele’de oluşturduğu Karadenizli kahramanlar çetesiyle birlikte Rumlarla birebir çatışmalara girdi ve kazandı. Hemen ardından Koçgiri Kürt isyanını ve yöredeki öteki isyanları bastırdı.

En sonunda Atatürk’ün muhafız birliği komutanı olarak Ankara’ya geldi. Uzun süre adamlarıyla birlikte Atatürk’ü korudu. 47. Giresun Gönüllü Alayı isimli birliği ile Sakarya Savaşı’na katıldı.

1923 yılında Meclis’te Atatürk karşıtı bir milletvekilini öldürdüğü iddiasıyla aranmaya başlandı ve Çankaya sırtlarında çıkan bir çatışmada öldürüldü.

Vatana ve Atatürk’e büyük hizmet vermiş bir sivil kahramandı.

Pontus deyince akla Topal Osman gelir. Topal Osman, Giresun kalesine gömüldü. Mezarı, 1925 yılında Atatürk’ün emriyle kalenin en yüksek yerinde yaptırılan anıtmezara taşındı. Orası yıllardan beri bir ziyaret yeri.

***

Yunanlılar önceki gün Selanik’te Pontus soykırım anıtını açtılar.

Peki biz Pontus (Karadeniz) Rumlarına soykırım uyguladık mı? Hayır, öyle bir şey kesinlikle olmadı. Savaşı kazandık ve yöre Rumları kendiliğinden anavatanları Yunanistan’a göçtü. Aynen savaş sonrasında Yunanistan’dan Türkiye’ye göçmek zorunda kalan soydaşlarımız gibi.

Görüyorsunuz, hayali soykırımlar üretiliyor. Anıtlar dikiliyor, yasalar çıkarılıyor.

Savaşlar sonrasında Balkanlar’dan anavatana perişan durumda göç ettirilen milyonlarca insanımız neler yaşamıştı? Acaba onlara soykırım uygulanmış mıydı! Biz onların anısına bir ’Balkan Soykırım Anıtı’ açar mıyız?

Hayır. Korkarız, açamayız.

Bizi yönetenler bu konularda hep sessiz, tepkisiz! Onlar sadece olanları seyrediyor!

Batı dünyası günün birinde karşımıza "PKK soykırımı" çıkarırsa -ki çıkaracak- hiç şaşırmayalım!

"Aman biz kimseyi kızdırmayalım, uslu çocuk olmayı sürdürelim. Sonra AB yolunda karşımıza engel çıkarırlar!"



Sevgili Derya Tulga.

Bugün cok önemli bir konuya degindiniz.

Biz Türkler'de bu tür bilinclerin yerlesebilmesi icin aradan belli bir zaman gecmesi gerekmektigine inaniyorum.


Bizim yakin tarihimizde bizlere yapilan bircok soykirimlari var. Bunlarin basinda Balkanlarda, Anadoluda, vede Arap Cöllerinde hatta hatta bugünkü Yunanistan'da uygulanan Soykirimlari gelmektedir.

Türlerin kendilerine yapilan soykirimlarinin pesine düsmeleri icin herseydan önce Türk olma bilincine varmalari ve bununla guru duymlarini ögretmek gerekmiyor mu?
Bu konuda büyük bir merhale kat etmis gibi toplumumuz.

Buna ragmen bu foruma girip kendilerini TÜrk olmak yerine Islam dini ile özdeslestirip Türklüklerini tamamen ihmal etmis gibi grünen bir kac kisi yok mu?
Var hemde neler var degil mi?
Cogulcu ve cok sesli bir toplum oldugumuz icin bütün bunlari da dinleyerek tahammül ediyoruz. Zaman gectikce bunlarda ne olduklarinin farkina varacaklar elbette. Onlar kendilerini ne kadar Türklükten soyutlasalar bile Alman toplumu onlara Türk olduklarini her gün kafalarina vura vura anlatmiyor mu?

Biz Türkler genelde kendilerine imparatorluk olma kompleksinden kaynaklanan, bir cok boylari ve uluslari ve dinlari icinde barindirarak ve harmanlayarak gelmis bir toplumuz.
Bu nedenle olsa gerek bircogumuz kendisine yari saka yyari ciddi bir Osmanlilik payesi yakistirmakta ve bu paye ile bir asilzade olma kompleksine kapilmakta. Bence asil sorun burada.

Bugün benim gibi kendisine damarlarinda bircok Türk boyunun kani dolasan ve Türklerin disinda baska Osmanilarin da kani dolasan kac kisi kendisini Türk olarak tanimlamaktan cekinmiyor?

Türklük sifati bizlere Avrupalililar tarafindan israrla yakistirilip gecmiste ve kismende günümüzde asagilayici anlamda kullanilmadi mi?

Osmanli hanedaninda dahi Türklük sifati insanlarimizi asagilamak icin kullanilirken -saniyorum siz yazilarinizdan birisinde bu konuya deginmistiniz - sokaktaki normal vatandastan Türk'lügünden gurur duymasini beklemek biraz zor.

Buna ragmen bikmadan usanmadan insanlarimiza bütün bunlari en püf noktasina varincaya dek anlatmaktan cekinmememiz gerekiyor.

deryatulga
09.05.06, 13:17
Sevgili Derya Tulga.

Bugün cok önemli bir konuya degindiniz. .
..............................

Osmanli hanedaninda dahi Türklük sifati insanlarimizi asagilamak icin kullanilirken -saniyorum siz yazilarinizdan birisinde bu konuya deginmistiniz - sokaktaki normal vatandastan Türk'lügünden gurur duymasini beklemek biraz zor.

Buna ragmen bikmadan usanmadan insanlarimiza bütün bunlari en püf noktasina varincaya dek anlatmaktan cekinmememiz gerekiyor.


Sevgili Herdem Özgür

Ben buraya bazi yazilari yorumsuz olarak koydugumda bazilari onun icerigine yorumsuz olarak katildigimi saniyor. Aslinda tam tersi olan durumlar var ve ben bu arada sadece forumdan gelecek tepkileri ölcüyorum.

Emin Cölasan'in bu yazisi da onlardan biri. Yillardir ezberledigi laflari papagan gibi tekrar etmesi degil mesele. Asil korkutucu olan burada Türk tarafinin sanki iler tutar tezleri ve calismalari var da, dikkate alinmiyor cimentosunun beyinlere akitilmasi. Ardindan da aptalca girisilen soykirim tartismalari. Bu yazi gene iyi, bende Cölasan'in öyle marifetleri var ki, bir Soykirim mahkemesi önünde Türkiye'yi bes dakikada mahkum ettirir. Burada edilen "Batida Ermenilere dokunulmadi, öyleyse soykirimi da yoktur" sersemliginin Faruk Sen'in gecenlerde ettigi ve rezil oldugu laftan farki yok.

Benim hayatimda inis cikis ve zigzaglar yoktur. Örnegin dün hoslanmadigim adamlardan bugün de hoslanmam, dün Almanlarin gözüne girmek icin Türkiye aleyhtari dosyalar düzenleyerek sunanlarin kim oldugunu asla unutmam, benim icin ölcüt budur. Yoksa hayat tecrübesi olan her insan bilir ki bükülmez bir karaktere sahip olmanin ideolojik takintilarla fazla ilgisi yoktur.

Bunun yaninda bilincle bilginin karistirilmamasi lazim. Cumhuriyet kurulurken
normal olarak gecmisin üstüne sünger cekildi ve egitim yoluyla genc nesillerin kalbinde kin duygusunun birikmesinin önlenmesi istendi. Kafkasyada ve Balkanlarda Türk ve Müslümanlara yapilan soykirimlarinin unutturulmasi bu cercevedendir. Ne zaman ki Bati 1963-64 KIbris olaylarinda gercek yüzünü gösterdi, bizler de o zaman calakalem yazilan kitaplarla nesillerin gözünü acmaya calistik. Epeyce gecikilmis oldugunu bugün daha net olarak algiliyabiliyoruz.

Batiya karsi olan hayranlik o kadar ileri ki, onlari isledikleri insanlik sucunda tek birakmamak icin bir de Arap Cöllerinde yapilan soykirimi uyduruyoruz. Cöllerde öldürülen Türk askeridir, sadece de Türk degil orasi ayri! Türk sivillerinin öldürüldügü ve kitleler halinda sürüldügü bir olay Arap ülkelerinin hangisinde var? Bunun müslümanlikla da bir ilgisi yok, zira Arap milliyetciliginin babalari hristiyanlardan olusur.

Bunu da gecelim. Türklerin hem de defalarca soykirimina ugradigini Taner Akcam da söylüyor, Halil Berktay da, Baskin Oran da! Türk düsmani Ermeni kaynaklarinda bile bulunur benzeri bilgiler. Emin Cölasan cehaletini gündelige kullanan bir gazeteci oldugundan bilimsel gercege taban tabana zit laflari yillardir papagan gibi tekrarlar ve bunun icin de ödüllendirilir. Kendisine bir kac kere son derece kibar aciklamalar göndererek yapilan mücadeleye büyük zarar verdigini yazdim. Artik bu isle ugrasmiyorum, zira kendisini tarihci sanan adamlar bile Cölasan'i zirvalamakta solluyorlar.

Beni bizim Forumda insanlarin ideolojisi asla rahatsiz etmiyor, neticede her akademik bir ortamin ürünüyüm, hem de benim fildisi kulemin disinda da bir dünya gercegi oldugunu bilirim. Benim canimi sikan burada kim olursa olsun birilerinin ortaya koydugu tartisma adabi yoksunlugu. Adap denince bunun sadece bir bölümü terbiye demek. Biz Adap sözünden Edebiyat deyimini üretmis bir kültürden geliyoruz. Arif olanlar da gerisini anlasin artik.

Benim Ermeni konusunda Fethullah Gülen cemaati mensuplariyla gecmiste cok sert tartismalarim oldu, gelecekte de kesinlikle olacaktir. Ama kimse kimseyi isin basinda ideolojik acidan dislayarak tepeden bakmaya kalkmadi, zaten o zaman tartisma da baslamadan ölürdü.

Farz edin ki birileri Türk olmaktan gurur duymuyor, böylelerinin oldugu kesin, bu kendilerine yapilan haksizliklari ve soykirimlarini yasanmamis hale getirip unutturuyor mu? Bismarck "Paranin olmadigi yerde gurur sadece bir hastaliktir"
dermis, biz de "Bilginin olmadigi yerde gurur sadece laf ebeligidir!" diyelim.

Ben bilindigi gibi PKKya yakin kisilerin de bulundugu bir Kürt grubundayim, her zaman oldugu gibi kendi adimla. Orada dehsetle bir seyi saptadim: Ayni bilgisizlik, ayni söz fakirligi, ayni kofluk ve de ardindan bu sefer Kürtlük bilinc ve
gururuna yapilan vurgulamalar. Ve de korkaklik! Aralarindan bazilari özel yazarak Ermeni konusunda fikirlerimi paylastiklarini ancak birikimlerinin yetersiz olmasi yüzünden "Inkarci" damgasi yemekten korktuklarini yazdilar. Benim icin bu bir kazanc ve basaridir. Bu adama ben kalkip bir de "Sen neden Kürtcüsün?"
tartismasini dayatmam.

Ben Almanya'da hem zor, hem de zorlu günler gecirdim. Ama Türklügü birisi digerinin kafasina vurduysa bu her zaman ben oldum. Istisnasi olmamasiyla gurur duyarim. Bana karsi cok daha kuvvetli pozisyonda olan birinin "Wir wissen doch, dass Sie ein stolzer Türke sind" lafina da "Sie wissen aber nicht, was ein stolzer Türke ist!" cevabini yapistirabilmisimdir. Yani laf döner dolasir entellektüel kapasite ve seckinci dünya görüsüne gelir. Orada da Türklük bilinci ve gururu bir seylerin sebebi degil, sonucu oluyor. Atatürk bile "Ne mutlu Türküm diyene!" sözünü etmeden, önce daha önce basarilanlara ondan sonra da basarilacak seylere dayanmistir. Kendi konum olan Ermeni Sorunu, Soykirimlar tarihi ve benzeri olgulara göz attigimda ben nasil mutlu olayim?
O yüzden de gecen yillarda "Vatan mahzun, ben mahzun" diye biten denememi yazdim, artistlik olsun diye degil, cünkü gercekten kahroluyorum.

O bakimdan beni mücadelemde destekleyecek olanin sagci, solcu, laik veya islamci olmasi fark etmez. Önce cesur, sonra dogru, sonra da bilgili, bunun disinda insanlarin vicdani beni ilgilendirmez.

Türkiye tarihini, hele hele onun sosyal tarihini Osmanlidan soyutlamak isteyene
bilim alaninda gülerler. Burjuvasi da güler buna, marksisti de! Ve mesele soykirimina ugramaksa bunun kurbani Osmanlilardir, hem de sadece müslüman olanlar degil, ona sadik kalmis gayri müslimler de dahil olmak üzere. Biz bugün
Osmanli topragi disinda soykirimi ve sürgüne ugramis Kafkasya müslümanlarinin
bile derdimizi icimizde duyuyoruz acaba neden? Soykirimi ve sürgün bilincinin olusmasi Endülüs'e degil ta Selcuklu tarihine kadar geri gider. Bizans'in bir zamanlar Türkleri Anadolu'dan kovmanin esigine getirdigini kac kisi biliyor? Hacli seferleriyle filan ilgisi yok diyelim de kimse yanlis yollara sapmasin!

Biz tuhaf bir milletiz, bir yandan Avrupalilarin bizim hakkimizda ettikleri övücü sözleri toplayarak ruhumuzu yelpazeleriz, beri yandan"Türk" sözünün hakaret anlamina geldigini söyleyerek dövünürüz. Avrupali Türk Sultanina iki türlü hitap
ederdi, "Büyük Türk" veya "Büyük Senyör" Krallik ve Imparatorluk gibi hitaplar az kaldigindan. Türk sözünün Bati dilleinde hakaret olarak kullanilmasi XIX yüzyilda irkciligin yükselmesiyle baslamistir. Bugün de ugrastigimiz bu.

Sözü uzatmaya gerek yok, insanlarimiz gurur duyacaksa hayattaki basarilari ile gurur duysunlar. O zaman tercih kendilerine kalmistir. Ya yapilan iltifatlari nimet bilip karsilarindakilerle daha da sarmas dolas olurlar, ya da "Ben sadece bir Türküm" gibi basit bir formülün insani nasil gercek bir gururla doldurdugunu yasarlar.

Tembel, yeteneksiz ve korkak insanlarin Türklükleriyle övünmesinden de sadece maraz dogar.

herdemözgür
09.05.06, 14:06
[quote=deryatulga]
....
Batiya karsi olan hayranlik o kadar ileri ki, onlari isledikleri insanlik sucunda tek birakmamak icin bir de Arap Cöllerinde yapilan soykirimi uyduruyoruz. Cöllerde öldürülen Türk askeridir, sadece de Türk degil orasi ayri!

Türk sivillerinin öldürüldügü ve kitleler halinda sürüldügü bir olay Arap ülkelerinin hangisinde var? Bunun müslümanlikla da bir ilgisi yok, zira Arap milliyetciliginin babalari hristiyanlardan olusur.
.
.
.

Beni bizim Forumda insanlarin ideolojisi asla rahatsiz etmiyor, neticede her akademik bir ortamin ürünüyüm, hem de benim fildisi kulemin disinda da bir dünya gercegi oldugunu bilirim. Benim canimi sikan burada kim olursa olsun birilerinin ortaya koydugu tartisma adabi yoksunlugu. .
.
.
.
[quote]

Sevgili Derya TUlga.

Uzunce yenitiniza kisaca cevaplarla gecistirmek gibi bir niyetim yok.
Adini andiginiz ksilerle ilgili laf söylemekte tabiiki bana düsmez.

Yukarida yazinizdan alinti yaptigim bölümler de kirmizi ve yesil le belirtigim yerler su anlama geliyor:

Kirmizi benim biligim cercevcesinde dogru olmayan, yesil ise düsüncenize katildigim yerlerdir.

Arap cöllerinde Türklere Soykirim yapildigi konusu:

Benim rahmetli pederim Osmanli Subaylarindan birisi olarak arap cöllerindeki "vahseti" kendi deyimi ile anlatmisti bana vakti zamaninda. Babamdan aldigim bilgiler bana yanliz Osmanli askerlerinin degil ayni zamanda Osmanli sivillerinin de katliamlara hedef oldugudur.

Babamin yalan söyleyim söylemedigi konusunda herhangi bir yorumda bulunmak bugün artik abesle ictigaldir.

Ban yazim da Soykirim kavramini tabiiki mecazi hicvi anlamda kullandigimdan bu konuya ayrica girmek istemiyorum.

Türklük kavramina gelirsek, bu konuda söylemek istediklerimi gayet iyi yorumladiniz. Sizinle bu konuda sohbet etmek zaten bana büyük zevk vedigi gibi düsüncelerinizden de cok yararlaniyoruz, her görüsünüzü paylasmasamda.

Selamlar.

herdemözgür
09.05.06, 16:23
....

Ben Almanya'da hem zor, hem de zorlu günler gecirdim. Ama Türklügü birisi digerinin kafasina vurduysa bu her zaman ben oldum. Istisnasi olmamasiyla gurur duyarim. Bana karsi cok daha kuvvetli pozisyonda olan birinin "Wir wissen doch, dass Sie ein stolzer Türke sind" lafina da "Sie wissen aber nicht, was ein stolzer Türke ist!" cevabini yapistirabilmisimdir. Yani laf döner dolasir entellektüel kapasite ve seckinci dünya görüsüne gelir. Orada da Türklük bilinci ve gururu bir seylerin sebebi degil, sonucu oluyor. Atatürk bile "Ne mutlu Türküm diyene!" sözünü etmeden, önce daha önce basarilanlara ondan sonra da basarilacak seylere dayanmistir. Kendi konum olan Ermeni Sorunu, Soykirimlar tarihi ve benzeri olgulara göz attigimda ben nasil mutlu olayim?
...

Biz tuhaf bir milletiz, bir yandan Avrupalilarin bizim hakkimizda ettikleri övücü sözleri toplayarak ruhumuzu yelpazeleriz, beri yandan"Türk" sözünün hakaret anlamina geldigini söyleyerek dövünürüz. Avrupali Türk Sultanina iki türlü hitap
ederdi, "Büyük Türk" veya "Büyük Senyör" Krallik ve Imparatorluk gibi hitaplar az kaldigindan. Türk sözünün Bati dilleinde hakaret olarak kullanilmasi XIX yüzyilda irkciligin yükselmesiyle baslamistir. Bugün de ugrastigimiz bu.
.....

Sözü uzatmaya gerek yok, insanlarimiz gurur duyacaksa hayattaki basarilari ile gurur duysunlar. O zaman tercih kendilerine kalmistir. Ya yapilan iltifatlari nimet bilip karsilarindakilerle daha da sarmas dolas olurlar, ya da "Ben sadece bir Türküm" gibi basit bir formülün insani nasil gercek bir gururla doldurdugunu yasarlar.

Tembel, yeteneksiz ve korkak insanlarin Türklükleriyle övünmesinden de sadece maraz dogar
.......

.

Derya bey.


En kisa zamanda burad yazdiklarinizi toplamaya basliyorum. Bu yaz sonuna kadar kücük bir kitapcik cikartabiliriz saniyorum.

Kitabin ismini ne koylaim dersiniz?

deryatulga
09.05.06, 16:53
Derya bey.


En kisa zamanda burad yazdiklarinizi toplamaya basliyorum. Bu yaz sonuna kadar kücük bir kitapcik cikartabiliriz saniyorum.

Kitabin ismini ne koylaim dersiniz?

Vallahi bunlar cala kalem yazilan seyler, "Biegsames Schilfrohr war ich nie!" diyebiliriz. mesaj niyetine de gecer.

deryatulga
10.05.06, 14:34
WASHINGTON, DC-- American Hellenic Institute president Gene Rossides announced
today that the major Greek American membership organizations endorsed the 2006
policy statement on Armenia. Prepared by the American Hellenic Institute, it is
part of the 2006 Greek American Policy Statements. The major membership
organizations are: the Order of AHEPA, the Hellenic American National Council,
the Cyprus Federation of America, the Panepirotic Federation of America, the
Pan-Macedonian Association of America, the PanCretan Association of America, the
Pan-Pontian Federation of U.S.A. and Canada and the American Hellenic Institute.
The endorsed statement follows:

Armenia

We support the Armenian American community's efforts to secure full recognition,
proper commemoration, and a just resolution of the Armenian Genocide.

In 2006, the 91st anniversary of the Genocide, the Administration should, for
the sake of U.S. interests and American values, finally bring an end to all
forms of U.S. complicity in Turkey's denial of this crime against all humanity.
The President, in his annual April 24th remarks, should properly recognize the
Armenian Genocide as a clear instance of genocide, as defined by the United
Nations Genocide Convention. In addition, the Administration should refrain
from taking punitive actions against diplomats, such as U.S. Ambassador to
Armenia John Evans, who have spoken truthfully about the Armenian Genocide.

The U.S. Congress should adopt legislation both recognizing the Armenian
Genocide and urging the American people to apply the lessons of this tragedy to
the cause of preventing future genocides.

Finally, Turkey must be pressured to acknowledge its genocidal crime against the
Armenian nation, to come to terms with this chapter in its history, and,
consistent with the Genocide Convention and other relevant international legal
instruments, to make full reparations to the Armenian people.

We also support efforts to press Turkey to lift its illegal blockade of Armenia
and to end the mistreatment of the Armenian population in Turkey.

We refer readers to Professor Peter Balakian's recent book The Burning Tigris, a
remarkable history of the Armenian Genocide by the Young Turk government in
Turkey. Professor Balakian includes the details of the humanitarian movement of
leading American public citizens and ordinary citizens to save the Armenians.

deryatulga
12.05.06, 17:50
İdoller ve izleyicileri

Murat Belge

12/05/2006 (2180 kişi okudu)

Türkiye'de insan söylenenleri, yazılanları dinlediği veya
okuduğu zaman, birtakım şeylerin bilgisizlikten mi, yoksa bile bile mi öyle söylendiğini anlayamıyor. Çünkü bilgisizlik var: ciddi bir sorun olarak ortada duruyor, ama kimsenin ağzından çıkana dikkat etmesine yol açmıyor. Öte yandan, milliyetçilik adına konuşanlar, kıyım gibi konularda, uluslararası konjonktür gereği 'olmadı' falan demekle birlikte, bir yandan da 'Oldu. Kendinize gelmezseniz gene olur' demekten de geri durmuyorlar. O zaman bunun bir 'bilgisizlik' filan olmadığını anlıyorsunuz.
İkide birde Topal Osman'ın vatanperverliği ve kahramanlığı üstüne bir şeyler yazan, anıtındaki korkunç laflar kaldırıldı diye karalar bağlayan biri vardır. Geçen gün gene anlatıyor: "Rumlarla ilk mücadeleyi, katıksız bir sivil kahraman olan Giresunlu Topal Osman başlattı.. doğu cephesinde Ruslara karşı savaştı. Aynı cephede 1920 yılında Ermeni harekâtına katıldı." Atatürk'ün muhafızı olduğunu, bu sırada 'Atatürk karşıtı bir milletvekilini öldürdüğü iddiasıyla' arandığını (evet, 'iddiasıyla') ve çatışmada öldürüldüğünü de söylemiş.
Dediğim durumun bir örneği. Bu kişiye göre Topal Osman, Atatürk'ün sevdiği biri. Biraz esrarengiz biçimde anlatılan ölümünden sonra 'Atatürk'ün emriyle kalenin en yüksek yerinde yaptırılan anıtmezara taşındı.' Bunları bilerek mi anlatıyor, bilmediği için mi?
Falih Rıfkı Atay, Atatürk'ün en yakın olduğu kişilerden biridir. Onun hakkında en iyi kitaplardan birini yazmıştır. Atatürk'ün yaptıkları, düşündükleri hakkında ve o günlerin insanları hakkında biraz daha sağlam bilgiye sahip olduğunu düşünebiliriz herhalde. Onun bu özel muhafızlık konusunda yorumu şöyledir: "Mustafa Kemal, Osman Ağa ile çetesini muhafız kuvvet olarak yanına almakla onu hareketsiz kıldı. Fakat zaferden sonra bir milletvekili boğdurarak (Ali Şükrü) Mustafa Kemal'in başına büyük dert açmıştır." Bu 'iddia' ile aranan Topal Osman, Falih Rıfkı'ya göre, "İsmail Hakkı Tekçe tarafından ve Mustafa Kemal'in emriyle Çankaya sırtlarında vurulmuştur."
Tabii Ali Şükrü cinayeti şüphesini Mustafa Kemal bulaştırdıktan sonra... Aslında ona bağlı: "Ah Mustafa Kemal Paşa o kadını bana verse de karşı koymak nedir, ona göstersem" dermiş. Sözü edilen kadın, Halide Edip. Böyle hoş bir adam. "Daha sonra İstanbul'a gelip Beyoğlu caddesinde dolaştığı zaman da, çarşaflı, peçesi açık bir kadın görmüş: 'Biz bu karıları böyle görmek için mi dövüştük?' diye" mırıldanmıştı.
Bunlar Topal Osman'ın 'görüşleri' hakkında bir miktar fikir verebilir, ama eylemleri çok daha önemli. Bu alanda da şöyle bir şeyler anlatıyor Falih Rıfkı:
"Kahramanlıkları gibi, çetelerin zulümleri de dillere destandı. Çete şeflerinden biri, Topal Osman bir gün kaymakama kızmış, eline kazmayı vermiş:
- Burada bir çukur kaz! diye emretmiş, derinlik kıvamını bulunca.
- Gir içine! demiş ve kaymakamı kendi eliyle kazdığı çukura gömmüştür."
"Bir defasında bir çete reisinin, içindekilerle beraber yaktırdığı evden, bir ananın dışarı attığı çocuğu soğukkanlılıkla kucaklayıp tekrar aleve doğru fırlattığı görülmüştür. Gemi ocağına kömür yerine sürülenlerin hikâyesi uzun müddet tüylerimizi ürpertmişti."
Şimdi bu, bir 'milli kahraman'! Benim 'milli' fenomenlere fazla bir merakım yok, ama doğrusu beni bu kahramanın temsil etmesini istemiyorum. Burada savaş koşullarında gereksiz görünebilecek bazı sertliklere başvuran bir adam değil, yaptığından derin bir zevk aldığı anlaşılan kaşarlanmış bir sadist görüyoruz.
Onun için de merak ediyorum: böyle şeyleri yazanlar, ne yazdıklarını, ne yaptıklarını biliyorlar mı? Bilerek yazanları da var, çünkü.
Bütün bir topluma 'kahraman' diye veya 'değer' diye ne sunuyorlar? Bunları sundukları içindir ki böylesine korkutucu bir değer erozyonu ortamında yaşıyoruz.

verda
21.05.07, 12:25
"Pontus Soykırımı" İddiaları Pişiriliyor


Yunanistan, Pontus soykırımı iddialarını uluslararası gündeme sokmak için sistemli faaliyet gösteriyor. Selanik'te düzenlenen 'soykırımı anma' törenlerine vali, belediye başkanı ve tüm siyasi partilerin temsilcileri katıldı
Yunanistan'ın ikinci büyük kenti Selanik'te önceki gün düzenlenen "Pontus soykırımı"nı anma törenleri, Yunan devletinin 1999'dan beri Türkiye'ye karşı izlediği yumuşama politikasına rağmen "Pontus soykırımı" iddialarını uluslararası gündeme yerleştirmek için sistemli bir çaba içinde olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Yunan Parlamentosu'nun 1994'te Atatürk'ün Samsun'a çıktığı tarih olan 19 Mayıs'ı "Pontus soykırımını anma günü" ilan etmesi çerçevesinde, Selanik Belediyesi'nin 2 yıl önce kent merkezine diktiği "soykırım anıtı" önünde düzenlenen törenlere, Selanik Valisi, Belediye Başkanı ve tüm siyasi partilerin temsilcileri katıldı. Benzer bir tören dün de Atina'da yapıldı.

Kuzey Yunanistan'da ve özellikle Selanik'te yoğun olan Karadeniz kökenli Yunanlıların derneklerince düzenlenen törende Türkiye aleyhinde sloganlar atıldı ve "Türkiye'nin 350 bin Pontusluyu katlettiğini tanıması ve özür dilemesi" istendi.

Binin üzerinde göstericinin katıldığı törende tüm Yunan siyasi partilerini temsilen konuşan bağımsız Selanik Milletvekili Stelios Papahemelis, "Pontus, Küçük Asya ve Trakya'daki cinayetler ve kurtulanların toptan kovulmaları dünya tarihinin en vahşi sahnelerindendir" şeklinde fanatik ifadeler kullandı. Pontus dernekleri adına konuşan Konfederasyon Başkanı Haralambos Apostolidis "Türkiye 353 bin Pontuslunun katlini tanımalıdır" dedi.

Daha sonra kentteki Türkiye Konsolosluğu'na bir yürüyüş düzenleyen göstericiler Türk makamlarına bir bildiri vermek istedilerse de konsolosluk etrafında geniş güvenlik önlemleri alan polis tarafından binaya 50 metre uzakta durduruldular. Göstericiler bunun üzerine bildirilerini bir ağaca yapıştırarak bölgeyi terk ettiler.


Atina'da da yürüdüler

Bir gösteri yürüyüşü de dün başkent Atina'da yapıldı. Atina Metropolitliği'nde yapılan dini ayinden sonra kent merkezindeki Sindagma Meydanı'nda toplanan göstericiler, daha sonra Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği'ne yürüdüler.

Çevre yolları kapatarak büyükelçilik binasına yaklaşılmasına izin vermeyen polisle bir süre tartışan göstericiler, Türkiye aleyhine sloganlar attıktan sonra dağıldılar.

Yunanistan'da her yıl daha geniş şekilde gündeme getirilen "Pontus soykırımı", 1914-1923 yılları arasında, Türkiye'nin Orta ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yaşayan 350 bin Rumun öldürüldüğü iddiasını içeriyor.

Yunan Parlamentosu'nun kararı ile resmiyet kazanan iddialar çerçevesinde Türkiye'den de "Pontus soykırımı"nı tanıması isteniyor.

Milliyet

http://www.millethaber.com/index.php?option=com_content&task=view&id=27453&Itemid=31

Wolf
21.05.07, 12:28
Yunan Parlamentosu'nun kararı ile resmiyet kazanan iddialar çerçevesinde Türkiye'den de "Pontus soykırımı"nı tanıması isteniyor.


Und das fällt ihnen JETZT ein? :rolleyes:

Die Armenier können sich darauf herausreden, dass sie so lange keinen eigenen Staat hatten, aber bei den Griechen wirds eng mit der Begründung.

deryatulga
21.05.07, 12:33
Und das fällt ihnen JETZT ein? :rolleyes:

Die Armenier können sich darauf herausreden, dass sie so lange keinen eigenen Staat hatten, aber bei den Griechen wirds eng mit der Begründung.


Nikis Noyes Wolfi! Reg dich ab!:naugthy:

Der Schakal
21.05.07, 15:02
Bizim tarihciler bu konu hakinda neyapiyorlar?

deryatulga
21.05.07, 15:08
Bizim tarihciler bu konu hakinda neyapiyorlar?

Ermeni konusunda ne yapmislarsa onu!:aferin:

Der Schakal
21.05.07, 15:17
Ermeni konusunda ne yapmislarsa onu!:aferin:

Süryanilerde de aynisi demi? Hayret ... bunlar hic utanmiyorlarmi?

Jack Daniels
21.05.07, 15:20
Es lebten im Osmanischen Reich doch auch viele Juden oder nicht? Warum wurden diese niemals Opfer der Türken, wenn diese doch einen ethnisch&religiös homogenen Staat schaffen wollten?

Der Schakal
21.05.07, 15:38
Es lebten im Osmanischen Reich doch auch viele Juden oder nicht? Warum wurden diese niemals Opfer der Türken, wenn diese doch einen ethnisch&religiös homogenen Staat schaffen wollten?

Die ganzen Ideen wie sie sich das vorstellen mit rassistischen Motiven etc. ist sowieso Nonsens.