PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : "KKTC'yi tanımaya hazırız"



Gök Türk
26.05.05, 20:11
"KKTC'yi tanımaya hazırız"




Gambiya Devlet Başkanı Yahya Jammeh, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile diplomatik ilişki kurmaya hazır olduklarını söyledi.




http://www.gencturkhaber.com/images/151985.jpg Gambiya’yı ziyaret eden KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, bu ülkeden ‘diplomatik ilişki kurma’ desteği aldı.

KKTC ile diplomatik ilişki kurmalarında hiçbir sakınca görmediklerini belirten Yahya Jammeh, “Müslüman Kıbrıs Türk halkı, Gambiya'ya güvenebilir'' dedi.

Türk Ajansı-Kıbrıs'ın haberine göre, Gambiya Devlet Başkanı Jammeh, Serdar Denktaş'ı kabulünde yaptığı konuşmada, "bize sadece ne istediğinizi söyleyin, biz gereğini yapmaya hazırız'' dedi.

Devlet Başkanı Yahya Jammeh, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti işadamlarını da iş olanaklarını araştırmak için ülkesine davet etti.

Halkın yüzde 90’ı Müslüman

Batı Afrika'da Kuzey Atlas Okyanusu ile kıyısı bulunan Gambiya Cumhuriyeti'nin nüfusu 1.4 milyon. Halkın yüzde 90 müslüman, yüzde 9'u ise Hıristiyan. Ülkenin resmi dili İngilizce.

Ülke nüfusunun yüzde 75'i geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlıyor. Gambiya’nın küçük ölçekli sanayi işletmeleri fıstık, balık ve deri üretimi olarak öne çıkıyor.

cnnturk

****************************** ********************

So Leute jetzt bitte nicht denken "Gambiya'da kim?". Ich denke, dass die Anerkennung KKTC's durch diesen Staat ein Tabu auflösen könnte. Somit wäre die Türkei nicht mehr der einzige Staat in dieser Hinsicht und ein afrikanischer Staat mit dem wir fast nichts zu tun haben würde KKTC anerkennen.

Was denkt ihr? Könnte diese Entscheidung vielleicht zu einer Kettenreaktion und somit zur Anerkennung weiterer Staaten führen, oder denke ich zu optimistisch?

kanki
26.05.05, 20:59
ilginc bri yaklasim ama fena bir fiker degill , senin belrtmek istedigim dostum seytanin bacagini kirmak herhalde.

Gök Türk
26.05.05, 21:13
ilginc bri yaklasim ama fena bir fiker degill , senin belrtmek istedigim dostum seytanin bacagini kirmak herhalde.

Evet kanki aynen öyle. Bu bir Afrika ülkesi tarafindan gerceklestirilse bile. Bugün tüm ülkelerin KKTC konusunda endise etmesi "ilk ülke" olmaktan yani Türkiye disinda KKTC'yi taniyan ilk ülke olmaktan kaynaklaniyor. Fakat bundan sonra "bakin bende önce Gambiya tanimisti, tabuyu kiran ben degilim" düsüncesi dogabilir.

Seytan'in bacagini bir kirabilsek...

kanki
26.05.05, 21:28
Evet kanki aynen öyle. Bu bir Afrika ülkesi tarafindan gerceklestirilse bile. Bugün tüm ülkelerin KKTC konusunda endise etmesi "ilk ülke" olmaktan yani Türkiye disinda KKTC'yi taniyan ilk ülke olmaktan kaynaklaniyor. Fakat bundan sonra "bakin bende önce Gambiya tanimisti, tabuyu kiran ben degilim" düsüncesi dogabilir.

Seytan'in bacagini bir kirabilsek...

öyle be dostum ama kibrisi taniyan ucuncu ülke olacak gambiya , karde sülkemiz üakistan da tanimisti Kibrisi savastan sonra

Osmanisches Reich
26.05.05, 21:36
Sonunda bütün devletler KKTC kabul etmeleri olacakdir. En iyisi türk devleteri baslasalar bu islen.

Gök Türk
26.05.05, 22:59
öyle be dostum ama kibrisi taniyan ucuncu ülke olacak gambiya , karde sülkemiz üakistan da tanimisti Kibrisi savastan sonra

Kusura bakma kanki hangi ülke oldugunu anliyamadim. Fakat benim bildigime göre su an Türkiye'den baska Kibris'i taniyan ülke yok. Bir Pakistan tanimisti herhalde, oda ABD'nin baskisi sonucu geri cekmisti.

Gök Türk
26.05.05, 23:00
Sonunda bütün devletler KKTC kabul etmeleri olacakdir. En iyisi türk devleteri baslasalar bu islen.

Maalesef bu o kadar kolay degil. Aliyev referandumdan "evet" cikarsa KKTC'yi taniyacagim demisti. Fakat hala bekliyoruz...

Istanbuler
26.05.05, 23:06
Kücük ama cesur bir ülkeymis Gambiya... Helal olsun!

Bilge Khan
26.05.05, 23:08
Maalesef bu o kadar kolay degil. Aliyev referandumdan "evet" cikarsa KKTC'yi taniyacagim demisti. Fakat hala bekliyoruz...


Aserbaidscahn hat das Karabag problem, leider.

KingTurek
26.05.05, 23:15
Jetzt werden die anderen muslimischen Länder in Afrika hoffentlich folgen und dann die Turkstaaten, Pakistan und Israel. Zum Schluss dann noch USA und somit auch die ganze Welt außer Griechenland.
Aber mit denen einigt man sich auch, in dem man den Griechischen Teil anerkennt und das wars auch schon:)

Gök Türk
26.05.05, 23:37
Kücük ama cesur bir ülkeymis Gambiya... Helal olsun!

Evet gercektende Helal olsun. Insallah bu sadece lafta kalmaz ve gerceklestirilir.


Jetzt werden die anderen muslimischen Länder in Afrika hoffentlich folgen und dann die Turkstaaten, Pakistan und Israel. Zum Schluss dann noch USA und somit auch die ganze Welt außer Griechenland.
Aber mit denen einigt man sich auch, in dem man den Griechischen Teil anerkennt und das wars auch schon:)

Immer schön ruhig Blut kollega :D
Das wäre schon ein Erfolg wenn überhaupt ein anderer Staat KKTC anerkennen würde. Dann sehen wir weiter...

dertli4u
27.05.05, 01:07
bu konuda bayagi ciddi faaliyet var..devlet, elbette her plan ve programini gazete ilani ile aciklamaz..birseyler yapiliyordur..birgün bakmissiniz, israil KKTC yi taniyivermis..

yada, türk cumhuriyetleri baslayabilir...

kibrisin ekonomisi düzelmeye baslarsa, para bircok sorunu cözer...kibris türk hava yollari 20 tane boeing siparis versin, görün bakalim o zaman...

devletler arasi mücadelelerde ve anlasmalarda, ideolojiler en sondaki maddedir.

yoksa, iran ile amerika ticaret yapmazdi.

ya da cin ile amerika ticaret yapmazdi..

Güclü olalim, hakkimizi alalim........

Gök Türk
27.05.05, 01:11
kibrisin ekonomisi düzelmeye baslarsa, para bircok sorunu cözer...kibris türk hava yollari 20 tane boeing siparis versin, görün bakalim o zaman...

devletler arasi mücadelelerde ve anlasmalarda, ideolojiler en sondaki maddedir.

evet fakat bunun icin kalknmak gerekiyor. Peki Kibris ekonomik olarak nasil kalkinacak? Mesela ambargolar kalktimi? Dis ülkeler tarafindan yatirimlar varmi? Ben bunlari pek göremiyorum. Rum'larinda Türk'lerle birlesmeye pek niyeti yok. Artik tek cözüm var, oda bagimsizlik!

dertli4u
27.05.05, 01:14
evet fakat bunun icin kalknmak gerekiyor. Peki Kibris ekonomik olarak nasil kalkinacak? Mesela ambargolar kalktimi? Dis ülkeler tarafindan yatirimlar varmi? Ben bunlari pek göremiyorum. Rum'larinda Türk'lerle birlesmeye pek niyeti yok. Artik tek cözüm var, oda bagimsizlik!


dur yaw, bagimsizlik kelimesini biraz sessiz söyle.:D

türkiye 1974 den beri, kibristaki ekonomiyi ve ekonomik firsatlari, bilerek yavaslatti.

o kadar cok otel ve turistik bölge bos duruyor.

tek problem ulasim üzerindeki ambargonun kalkmasi.

ve turistik ambargonun kalkmasi..

gerisi kolay..KKTC cok zengin bir ülke olabilir..

taycunist
22.07.07, 04:57
İTALYAN VEKİLLER KIBRIS TÜRK'Ü OLMAK İSTİYORİki İtalyan milletvekili KKTC vatandaşı olmak için başvuruda bulundu

21.07.2007 18:44http://www.haberturk.com/kuturesim/kktckibris1234.jpg KKTC'nin davetlisi olarak 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramının 33. yılı kutlamalarına katılan İtalya Parlamentosu üyesi ve eski Avrupa Parlamentosu milletvekili Maurizio Turko ile Transnational Radikal Parti Genel Konseyi üyesi Marko Pedruka, KKTC vatandaşlığına başvurdu.
''AB'nin, Adadaki taraflardan sadece birinin görüşlerini desteklediği için Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri tutmamasına tepki ve Radikal Partinin sadece sözlerle dayanışma içine girmeye alışkın olmadığını göstermek için'' KKTC vatandaşlığına başvurma kararı alan Turko ile Pedruka, belgelerini bugün KKTC Dışişleri Bakanlığında imzalayarak Bakan Turgay Avcı'ya sundu.
KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'nın makam masasında imzalanan KKTC vatandaşlığına başvuru belgelerinin sunulmasından sonra, İtalyan siyasetçiler Avcı'ya AB bayrağı takdim ederken, Avcı da İtalyanlara KKTC bayrağı verdi.
İmza töreninden sonra ortak hazırladıkları açıklamayı okuyan Transnational Radikal Parti Genel Konseyi üyesi Marko Pedruka, 20 Temmuzda Kıbrıs'taki mevcut durumu kendi gözleriyle ve yerinde görmek için yerel otoritenin daveti üzerine Kuzey Kıbrıs'a geldiklerini, bu ziyaret sırasında da Kıbrıslı Türklerin her gün karşılaşmakta oldukları başlıca sorunları görüp, dinleme ve anlama fırsatı bulduklarını söyledi.
-''AVRUPA ÇÖZÜM YÖNÜNDE ÇALIŞMAK YERİNE EKONOMİK ÇÖKME BEKLİYOR''-
Pedruka, ''AB'nin bu sıkıntılı konuda taraflar üstü bir oyuncu olmamasının ve taraflardan sadece birinin görüşlerini desteklediği için verdiği sözleri tutmamış olmasının kabul edilemez olduğunu'' vurgulayarak, ''Görünen odur ki, Avrupa kurumları siyasi bir çözüm yönünde çalışmak yerine, Kıbrıslı Türklerin ekonomik yönden çökertilmelerini beklemektedir'' diye konuştu.
Radikal Partinin sadece sözlerle dayanışma içine girmeye alışkın olmadığını, bu yüzden de KKTC vatandaşlığına başvurma kararı aldıklarını vurgulayan Pedruka, şunları söyledi:
''Bu bir provokasyon veya bir şeyi ispatlamaya yönelik bir eylem olmayıp, 2004 BM referandumunun Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesinden sonra, demokrasinin hüküm sürdüğü adanın bu tarafında da kapsamlı bir siyasi çözüm istemekte olduğu gerçeğinin, Avrupalılar tarafından öğrenilmesine yönelik somut bir harekettir.''
İtalya Transnational Radikal Parti Genel Konseyi üyesi Marko Pedruka, burada olmalarının sebebinin, taraflardan birini veya diğerini desteklemek değil, adanın kuzeyinde uygulanan izolasyonlara bir an önce son verilmesi ve üst düzey siyasi diyalog yoluyla federal bir çözüm arayışının tekrar başlaması yönünde çağrıda bulunmak olduğunu kaydetti.
Pedruka, ''Dil ve din yönünden farklı olan iki toplumun laik, demokratik ve federal bir çerçeve kapsamında yetki paylaşımına dayalı bir çözüm bulmaları, tüm Orta Doğu ve Akdeniz bölgesine güçlü bir siyasi mesaj gönderebilir'' görüşünü dile getirdi.
-TURGAY AVCI-
KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı da, bugünü ''KKTC açısından önemli bir gün'' olarak niteleyerek, İtalyan siyasetçilerin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına davet edilen misafirler olduğunu söyledi.
Avcı, İtalyan siyasetçilerle Kıbrıs'taki son durumu, son gelişmeleri ve Kıbrıslı Türklerin izolasyonlar altında yaşama durumunda bırakıldıklarını görüştüklerini ifade ederek, İtalyan siyasetçilerin bu duruma tepki göstermek amacıyla KKTC vatandaşlığına başvurma kararı aldıklarını kaydetti.
İtalyan siyasetçilerin KKTC vatandaşlığı müracaatlarını bugün aldıklarını ve bu müracaatların prosedüre göre KKTC makamları tarafından yürütüleceğini belirten Avcı, şunları söyledi:
''Biz dünyayla açılım çalışmalarımıza devam ediyoruz. Kıbrıs Türkünün yaşadığı izolasyonların bir an önce kaldırılması ve dünya ile bütünleşmesi açısından yaptıkları bu atılım için de Sayın Turko ve Sayın Pedruka'ya teşekkür ediyoruz. KKTC vatandaşlığına müracaatları bizler için çok önemli. Biz Dışişleri Bakanlığı ve KKTC yetkilileri olarak halkımızı dünyaya açacağız.

Kaynak:www.habertürk.com

Alevi_Playa
22.07.07, 08:38
Bence böyle bi is olmaz. Gambiya konustu ama politikacilar cok yavas hareket ediyorlar böyle bi konuda....TANIMAZLAR

taycunist
22.07.07, 12:25
Bence böyle bi is olmaz. Gambiya konustu ama politikacilar cok yavas hareket ediyorlar böyle bi konuda....TANIMAZLAR

Birak Gambiyayi, acaba hangi Türki-Cumhuriyetleri tanimis Kuzey Kibris Türk Cumhuriyetini??

PlanB
22.07.07, 12:28
geht es hier um die internationale Annerkung Nordzyperns?

atlas1
22.07.07, 17:48
geht es hier um die internationale Annerkung Nordzyperns?

wie immer!!!:naugthy:

tayfur
22.07.07, 18:00
früher oder später wird es sowieso anerkannt. die welt muss es anerkennen.

vor allem die staaten die angeblich der demokratie dienen, müssen die tatsachen vor ihren augen halten und das land nord-zypern anerkennen.

merkel: es war ein fehler zypern (süd-zypern) in die EU aufzunehmen...


da hat sie recht!

wer will schon unruhe stifter bei sich haben! leider haben sie aber nun unruhestifter bei sich...

und sogar die marktzerstörer polen etc...

Psila Vuna
22.07.07, 21:40
früher oder später wird es sowieso anerkannt. die welt muss es anerkennen. vor allem die staaten die angeblich der demokratie dienen, müssen die tatsachen vor ihren augen halten und das land nord-zypern anerkennen. merkel: es war ein fehler zypern (süd-zypern) in die EU aufzunehmen... da hat sie recht!wer will schon unruhe stifter bei sich haben! leider haben sie aber nun unruhestifter bei sich...und sogar die marktzerstörer polen etc...

Die Welt MUSS KKTC anerkennen??? Auf welche Tatsachen begründest du denn die Anerkennung denn? Auf die anatolischen Knilche die Scharenweise nach KKTC gebracht worden sind? Oder auf die ablehnende Haltung der EU? Oder ablehnende Haltung der USA, der die Türkei damals nach der Besetzung der Insel mit ner Waffenembargo belegt hatte? Der USA der heute noch gegen die KKTC ist? Auf die paar unbedeutende Länder der Erde, die was von ne Anerkennung labern? Oder meinst du die Toten zypriotischen Türken die damals umgekommen sind?
Weswegen muss den die Welt nun denn KKTC anerkennen wenn es doch rechtlich gesehen zypriotisches Territorium ist? Da müssen praktisch alle Länder der Welt, ein Land der bei der EU Mitglied ist dessen Territorien an einen anderen zugestehen????
Ich bin auf deine sachlichen Antworten gespannt ohne Ende.

Psila Vuna
23.07.07, 13:02
früher oder später wird es sowieso anerkannt. die welt muss es anerkennen.

vor allem die staaten die angeblich der demokratie dienen, müssen die tatsachen vor ihren augen halten und das land nord-zypern anerkennen.

merkel: es war ein fehler zypern (süd-zypern) in die EU aufzunehmen...


da hat sie recht!

wer will schon unruhe stifter bei sich haben! leider haben sie aber nun unruhestifter bei sich...

und sogar die marktzerstörer polen etc...

Ich erwarte immer noch deine Sachdienlichen Hinweise.

atlas1
23.07.07, 20:38
früher oder später wird es sowieso anerkannt. die welt muss es anerkennen.

vor allem die staaten die angeblich der demokratie dienen, müssen die tatsachen vor ihren augen halten und das land nord-zypern anerkennen.

merkel: es war ein fehler zypern (süd-zypern) in die EU aufzunehmen...


da hat sie recht!

wer will schon unruhe stifter bei sich haben! leider haben sie aber nun unruhestifter bei sich...

und sogar die marktzerstörer polen etc...

merkel soll das gesagt haben?? wenn ich mich nicht ganz irre hat deutschland sogar die euro einführung in süd zypern beführwortet.

na,ich weiß nicht!

taycunist
18.10.07, 17:45
Rum'a inat Suriye-KKTC seferleri bugün başlıyor

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/resimler/1192699073.jpg



Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Gazimağusa ile Suriye’nin Lazkiye limanları arasında tarifeli gemi seferleri, Rum yönetiminin tüm engellemelerine rağmen bugün başlıyor. Ramazan Bayramı nedeniyle arife günü ve bayramın üçüncü günü özel sefer düzenleyen Akgünler Denizcilik Şirketinin tarifeli Gazimağusa-Lazkiye seferleri perşembe ve cumartesi günleri yapılacak. Gazimağusa-Lazkiye arasındaki gemi seferlerinin gidiş-dönüş toplam bedeli yaklaşık 120 YTL. 0-4 yaş grubundan ücret alınmayacak seferlerde gidiş-dönüş biletler çocuklara 50 dolara, öğrencilere ise 75 dolara satılacak. Suriye’ye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti pasaportu ve vizeyle gi
rilebilecek. KKTC vatandaşları, Akgünler Denizcilik Şirketinin düzenlediği paket turlardan yararlanmaları halinde Suriye’ye vizesiz de girebilecek.

Engelleme faaliyetleri
Ülkeye giriş yaparken sınır kapılarında da alınabilecek vizeler için kullanılacak pasaporta göre ücret ödenecek. Kıbrıs Rum yönetimi, Gürcistan bayraklı gemilerce gerçekleştirilen Gazimağusa-Lazkiye seferlerinin iptali için, Gürcistan nezdinde bir süreden beridir girişimlerde bulunuyor. Akgünler Denizcilik Şirketi yetkilileri, “Uluslararası yasalara aykırı bir şekilde KKTC limanlarını kullanmaları durumunda sizi bayraktan çıkarırız” şeklindeki Gürcistan’ın uyarısı üzerine, KKTC limanlarının kullanılmasını engelleyen herhangi bir uluslararası yasal düzenlemenin bulunmadığına dikkati çekti. Bu arada, Gazimağusa-Lazkiye gemi seferinin engellenmesi konusunda girişimlerde bulunmak üzere, Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozakou-Markulli Suriye’yi ziyaret edecek.

Kaynak:www.yenicaggazetesi.com .tr (http://www.yenicaggazetesi.com.tr)

taycunist
18.10.07, 17:58
Die Welt MUSS KKTC anerkennen??? Auf welche Tatsachen begründest du denn die Anerkennung denn?

Auf der Tatsache, dass mehr als dreizig Jahre ein Staat im Nordens des Insel existiert. Und im diesem Zusammenhang: Eine politische, kulturelle und gesellschaftliche Trennnung vorhanden ist. Letzenendlich auf der Tatsache, dass dieser Staat grenzen und seine bürger hat.

Sofern, was zusammen nicht gehört, sollte im wohle und im interesse, der Allgemeinheit getrennt bleiben.

deryatulga
13.12.07, 16:13
Rumlardan İsrail'e diplomatik atak

http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/12/13/07.gif Türkiye-İsrail ilişkilerinin gelişmesinden rahatsız olan Kıbrıslı Rumlar, Türkiye'yi dengelemek için İsrail'e 'diplomatik çıkarma' yaptı. Dışişleri Bakanı Kozaku-Markullis, resmen Annapolis'i değerlendirmek için gittiği Tel Aviv'den, kuzeyde temsilcilik açılmayacağına dair güvence aldı
13/12/2007 (507 kişi okudu)
Adar Primor (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=Adar Primor))
Kıbrıs, Türkiye'yle İsrail arasında sıkılaşan ilişkilerden huzursuz. Ada cumhuriyetinin dışişleri bakanı Erato Kozaku-Markullis'in geçen haftaki İsrail ziyaretinde bunu görmek mümkündü. Üst düzey Kıbrıslı bir diplomat İsrail'i en son Mayıs 2005'te, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan ve dışişleri bakanı (bugünün cumhurbaşkanı) Abdullah Gül'ün Kudüs ziyaretlerinden hemen sonra gerçekleşmişti.
O dönemin Kıbrıs dışişleri bakanı Yorgo Yakovu ziyaretinin çok önceden planlandığını ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini amaçladığını öne sürmüştü, fakat Türk hasmının artan etkisini kırmak veya en azından dengelemek için ülkesinin bayrağını Kutsal Topraklar'a dikmek istediğini söylemek muhtemelen yanlış olmaz.


Boru hattı iddiası ele alındı
Kozaku-Markullis'in iki buçuk yıl sonraki ziyareti, İsrail-Kıbrıs-Türkiye ilişki üçgeninde geçmişten bugüne pek birşeyin değişmediğini gösteriyor. Resmi olarak Kozaku-Markullis Annapolis konferansını takiben barış sürecinde yaşanan yeni gelişmeleri görüşmek, ülkesinin sürecin ilerlemesine katkı sunacağını söylemek ve İsrail-Kıbrıs ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarını konuşmak için İsrail'deydi. Ne var ki ziyareti tertipleyen bazı kaynaklar Kıbrıslı bakanın daha ziyade 'bir doz güvence' istediğini söylüyor: İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'le Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas'ın geçen ay büyük yankı uyandıran Ankara ziyaretleri, Türk diplomasisinin nadir bir başarısı olarak görülüyor. Haaretz'le söyleşisinde Kozaku-Markullis bunu kabul etmekten kaçınmadı. Fakat Türkiye'nin başarısının Lefkoşa'nın gözden çıkarılmasına yol açmayacağının güvencesini almak istiyor.
Türkiye ve İsrail halihazırda bir 'altyapı koridoru' üzerinde çalışıyor; Ceyhan'dan Hayfa'ya denizaltından uzanacak olan bu koridor, petrol, doğalgaz, elektrik ve su hatlarını ve fiberoptik kabloları içerecek. Projenin maliyetinin 5 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Kozaku-Markullis, "İsrail ve Türkiye'nin gerek askeri gerekse ekonomik alanda mükemmel ilişkilere sahip olması ve yeni projelerin de tartışılıyor olması bizi tehdit etmiyor" diyor. Fakat Türklerin İsrail'e giden boru hatlarının Kuzey Kıbrıs'tan geçmesini istediğine dair haberler geliyor. Ve Kıbrıs açısından daha da rahatsız edici olan şu: Gül ve Erdoğan, Peres'in nezdinde İsrail'den, Kuzey Kıbrıs'ın Tel Aviv'de diplomatik temsilcilik açmasını, ayrıca Hayfa'yla adanın kuzey kısmındaki Magosa arasında bir deniz ve hava hattı kurulmasını değerlendirmesini istedi.
Bu, Kıbrıs'ın kabul etmesinin mümkün olmadığı bir istek. Türklerin adanın 1974'te işgal ettikleri kuzey kesiminin (Kıbrıs dışişleri bakanı, 'bölücü yaşadışı varlık' diye niteliyor) siyasi statüsünü yükseltme girişimleri, Kıbrıs için aşılmaması gereken kırmızı çizgi.
Tekrar Kıbrıslı bakana kulak verelim: "Türkler birçok hükümete yaklaşıp kuzeyde diplomatik temsilcilikler açmalarını istedi. Fakat uluslararası toplum BM Güvenlik Konseyi'nin kararlarına uymakla yükümlü ve bu yüzden dünyada hiçbir ülke bu yasadışı varlıkla ilişki kuramaz."
Meslektaşı Tzipi Livni ve Peres'le yaptığı görüşmelerde Kozaku-Markullis'e, İsrail'le Türkiye arasındaki aşk hikâyesinin sınırları olduğu açıkça söylendi: İsrail topraklarında Kuzey Kıbrıs temsilciliği açmayacak veya istenen hava ve deniz hatlarını kurmayacak; ayrıca 'altyapı koridorunun' Kıbrıs'ın kuzey kesiminden geçmesine yönelik herhangi bir plan da yok. İsrailli yetkililer bunu teyit ediyor.
Kıbrıslı bakan hanesine bir başka başarı da yazdırabilir. Geçen ay Şam'a yaptığı bir ziyarette, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'dan geçenlerde Suriye limanı Lazkiye'yle Magosa arasında başlatılan feribot seferlerinin iptal edileceğinin garantisini aldı. Bu garanti Kozaku-Markullis'in Beyrut'a gidip Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora'yla görüşmesi ve Kıbrıs'ın Lübnan'ın toprak bütünlüğünü desteklediğini söylemesinden sonra verildi ancak. Bir değerlendirmeye göre, Esad'ı yumuşatan şey, Kıbrıs'ın 'Lübnan kartını' masaya sürmesi oldu.
Kozaku-Markullis, Peres'in Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği hatırı sayılır desteği anlayışla karşılıyor. Kıbrıs'ın da bu konuda Türkiye'yi desteklediğini söylüyor. Bunu söylerken, Avrupa'nın şu anki öncü siyasi yapısı dahilinde, Kıbrıs'ın iyi ve cömert çocuk rolünü oynayıp Türkiye'nin üyeliğine açıkça karşı çıkan Fransa lideri Nicolas Sarkozy ve Almanya lideri Angela Merkel'in arkasına saklanabileceğine yönelik değerlendirmeleri de reddediyor.
Kıbrıslı bakan Peres'in 'AB ya Avrupalı bir Türkiye ya da Tanrı saklasın, İranvari-köktendinci bir Türkiye arasında tercih yapmak durumunda' biçiminde ortaya koyduğu denklemi reddederken, şunu da söylemekten geri durmuyor: "Türkiye bizim komşumuz ve bu yüzden dönüşümden geçmesini, istikrarlı, demokratik ve laik olmasını arzuluyoruz. Topraklarımızın bir kısmını kontrol ettiği sürece, Türkiye'nin İslami bir devlete dönüşmesi Kıbrıs'ın işgal altındaki kesimine İslami bir gündemi taşıması tehlikesini de artıracaktır." Kozaku-Markullis, bu dönüşüm gerçekleşene kadar (ki bu Türkiye'deki ordu kontrolünün ve Kuzey Kıbrıs'taki işgalin sona ermesini de kapsıyor), Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili konuşulacak hiçbir şey olamayacağını savunuyor. AB'de ortaklarının gözünde Kıbrıs bir Avrupa ülkesi olduğu kadar bir Ortadoğu ülkesi de.
İhtilaf çözülmeden aracı olamaz
Türkiye Doğu'yla Batı arasında bir köprü olarak tanımlanıyorsa, Kıbrıs da kendisini Avrupa'nın Ortadoğu'ya, Ortadoğu'nun da Avrupa'ya açılan kapısı olarak sunuyor. Kıbrıs dışişleri bakanının, ülkesinin Annapolis konfenransına davet edilmemesi hakkında konuşurken neredeyse rahatsız olmuş gibi bir izlenim vermesi boşuna değil: "Sadece bölgesel yakınlığımızdan dolayı değil, yıllar boyu Ortadoğu'daki çeşitli meselelere yaptığımız katkıdan ve Arap ülkeleriyle, özellikle de Ortadoğu'da bir çözüme katkı yapabilecek olanlarıyla çok iyi ilişkilerimizden dolayı da orada olmaktan memnuniyet duyardık."
Belli durumlarda Kıbrıs AB'nin Ortadoğu temsilcisi haline gelebilir. Bu yakın Avrupalı komşu bölgeyi biliyor, her iki tarafla da iyi ilişkiler yürütüyor, kimseyi endişelendirmeyecek kadar küçük ve gizli bir gündemi de yok. Fakat 'küçük' bir sorun var: Bizzat Kıbrıs'ın kendisi ihtilaf içinde olan ve yıllardır süren iç sorununu çözemeyen bir ülke. Annapolis'ten sonra İsrail-Filistin ihtilafının Kıbrıs ihtilafından ('uluslararası diplomasinin mezarlığı' deniyor bu ihtilafa) önce çözülme ihtimali var mı? Kozaku-Markullis kehanetlerde bulunma riskine girmemeyi tercih ediyor, fakat görünen o ki olumlu cevap verme eğiliminde: "Bizim durumumuzda ne yazık ki Türkiye son derece anakronik bir politika izlemeyi sürdürüyor, AB üyesi bir ülkenin topraklarını (Kuzey Kıbrıs) 43 bin askerle işgal altında tutuyor. Bu, Avrupalı bir ülkeye yakışan bir davranış değil." (İsrail gazetesi, 9 Aralık 2007)

Yigit Efe
13.12.07, 16:52
Rumlardan İsrail'e diplomatik atak

http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/12/13/07.gif Türkiye-İsrail ilişkilerinin gelişmesinden rahatsız olan Kıbrıslı Rumlar, Türkiye'yi dengelemek için İsrail'e 'diplomatik çıkarma' yaptı. Dışişleri Bakanı Kozaku-Markullis, resmen Annapolis'i değerlendirmek için gittiği Tel Aviv'den, kuzeyde temsilcilik açılmayacağına dair güvence aldı
13/12/2007 (507 kişi okudu)
Adar Primor (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=Adar Primor))
Kıbrıs, Türkiye'yle İsrail arasında sıkılaşan ilişkilerden huzursuz. Ada cumhuriyetinin dışişleri bakanı Erato Kozaku-Markullis'in geçen haftaki İsrail ziyaretinde bunu görmek mümkündü. Üst düzey Kıbrıslı bir diplomat İsrail'i en son Mayıs 2005'te, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan ve dışişleri bakanı (bugünün cumhurbaşkanı) Abdullah Gül'ün Kudüs ziyaretlerinden hemen sonra gerçekleşmişti.
O dönemin Kıbrıs dışişleri bakanı Yorgo Yakovu ziyaretinin çok önceden planlandığını ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini amaçladığını öne sürmüştü, fakat Türk hasmının artan etkisini kırmak veya en azından dengelemek için ülkesinin bayrağını Kutsal Topraklar'a dikmek istediğini söylemek muhtemelen yanlış olmaz.


Boru hattı iddiası ele alındı
Kozaku-Markullis'in iki buçuk yıl sonraki ziyareti, İsrail-Kıbrıs-Türkiye ilişki üçgeninde geçmişten bugüne pek birşeyin değişmediğini gösteriyor. Resmi olarak Kozaku-Markullis Annapolis konferansını takiben barış sürecinde yaşanan yeni gelişmeleri görüşmek, ülkesinin sürecin ilerlemesine katkı sunacağını söylemek ve İsrail-Kıbrıs ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarını konuşmak için İsrail'deydi. Ne var ki ziyareti tertipleyen bazı kaynaklar Kıbrıslı bakanın daha ziyade 'bir doz güvence' istediğini söylüyor: İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'le Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas'ın geçen ay büyük yankı uyandıran Ankara ziyaretleri, Türk diplomasisinin nadir bir başarısı olarak görülüyor. Haaretz'le söyleşisinde Kozaku-Markullis bunu kabul etmekten kaçınmadı. Fakat Türkiye'nin başarısının Lefkoşa'nın gözden çıkarılmasına yol açmayacağının güvencesini almak istiyor.
Türkiye ve İsrail halihazırda bir 'altyapı koridoru' üzerinde çalışıyor; Ceyhan'dan Hayfa'ya denizaltından uzanacak olan bu koridor, petrol, doğalgaz, elektrik ve su hatlarını ve fiberoptik kabloları içerecek. Projenin maliyetinin 5 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Kozaku-Markullis, "İsrail ve Türkiye'nin gerek askeri gerekse ekonomik alanda mükemmel ilişkilere sahip olması ve yeni projelerin de tartışılıyor olması bizi tehdit etmiyor" diyor. Fakat Türklerin İsrail'e giden boru hatlarının Kuzey Kıbrıs'tan geçmesini istediğine dair haberler geliyor. Ve Kıbrıs açısından daha da rahatsız edici olan şu: Gül ve Erdoğan, Peres'in nezdinde İsrail'den, Kuzey Kıbrıs'ın Tel Aviv'de diplomatik temsilcilik açmasını, ayrıca Hayfa'yla adanın kuzey kısmındaki Magosa arasında bir deniz ve hava hattı kurulmasını değerlendirmesini istedi.
Bu, Kıbrıs'ın kabul etmesinin mümkün olmadığı bir istek. Türklerin adanın 1974'te işgal ettikleri kuzey kesiminin (Kıbrıs dışişleri bakanı, 'bölücü yaşadışı varlık' diye niteliyor) siyasi statüsünü yükseltme girişimleri, Kıbrıs için aşılmaması gereken kırmızı çizgi.
Tekrar Kıbrıslı bakana kulak verelim: "Türkler birçok hükümete yaklaşıp kuzeyde diplomatik temsilcilikler açmalarını istedi. Fakat uluslararası toplum BM Güvenlik Konseyi'nin kararlarına uymakla yükümlü ve bu yüzden dünyada hiçbir ülke bu yasadışı varlıkla ilişki kuramaz."
Meslektaşı Tzipi Livni ve Peres'le yaptığı görüşmelerde Kozaku-Markullis'e, İsrail'le Türkiye arasındaki aşk hikâyesinin sınırları olduğu açıkça söylendi: İsrail topraklarında Kuzey Kıbrıs temsilciliği açmayacak veya istenen hava ve deniz hatlarını kurmayacak; ayrıca 'altyapı koridorunun' Kıbrıs'ın kuzey kesiminden geçmesine yönelik herhangi bir plan da yok. İsrailli yetkililer bunu teyit ediyor.
Kıbrıslı bakan hanesine bir başka başarı da yazdırabilir. Geçen ay Şam'a yaptığı bir ziyarette, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'dan geçenlerde Suriye limanı Lazkiye'yle Magosa arasında başlatılan feribot seferlerinin iptal edileceğinin garantisini aldı. Bu garanti Kozaku-Markullis'in Beyrut'a gidip Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora'yla görüşmesi ve Kıbrıs'ın Lübnan'ın toprak bütünlüğünü desteklediğini söylemesinden sonra verildi ancak. Bir değerlendirmeye göre, Esad'ı yumuşatan şey, Kıbrıs'ın 'Lübnan kartını' masaya sürmesi oldu.
Kozaku-Markullis, Peres'in Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği hatırı sayılır desteği anlayışla karşılıyor. Kıbrıs'ın da bu konuda Türkiye'yi desteklediğini söylüyor. Bunu söylerken, Avrupa'nın şu anki öncü siyasi yapısı dahilinde, Kıbrıs'ın iyi ve cömert çocuk rolünü oynayıp Türkiye'nin üyeliğine açıkça karşı çıkan Fransa lideri Nicolas Sarkozy ve Almanya lideri Angela Merkel'in arkasına saklanabileceğine yönelik değerlendirmeleri de reddediyor.
Kıbrıslı bakan Peres'in 'AB ya Avrupalı bir Türkiye ya da Tanrı saklasın, İranvari-köktendinci bir Türkiye arasında tercih yapmak durumunda' biçiminde ortaya koyduğu denklemi reddederken, şunu da söylemekten geri durmuyor: "Türkiye bizim komşumuz ve bu yüzden dönüşümden geçmesini, istikrarlı, demokratik ve laik olmasını arzuluyoruz. Topraklarımızın bir kısmını kontrol ettiği sürece, Türkiye'nin İslami bir devlete dönüşmesi Kıbrıs'ın işgal altındaki kesimine İslami bir gündemi taşıması tehlikesini de artıracaktır." Kozaku-Markullis, bu dönüşüm gerçekleşene kadar (ki bu Türkiye'deki ordu kontrolünün ve Kuzey Kıbrıs'taki işgalin sona ermesini de kapsıyor), Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili konuşulacak hiçbir şey olamayacağını savunuyor. AB'de ortaklarının gözünde Kıbrıs bir Avrupa ülkesi olduğu kadar bir Ortadoğu ülkesi de.
İhtilaf çözülmeden aracı olamaz
Türkiye Doğu'yla Batı arasında bir köprü olarak tanımlanıyorsa, Kıbrıs da kendisini Avrupa'nın Ortadoğu'ya, Ortadoğu'nun da Avrupa'ya açılan kapısı olarak sunuyor. Kıbrıs dışişleri bakanının, ülkesinin Annapolis konfenransına davet edilmemesi hakkında konuşurken neredeyse rahatsız olmuş gibi bir izlenim vermesi boşuna değil: "Sadece bölgesel yakınlığımızdan dolayı değil, yıllar boyu Ortadoğu'daki çeşitli meselelere yaptığımız katkıdan ve Arap ülkeleriyle, özellikle de Ortadoğu'da bir çözüme katkı yapabilecek olanlarıyla çok iyi ilişkilerimizden dolayı da orada olmaktan memnuniyet duyardık."
Belli durumlarda Kıbrıs AB'nin Ortadoğu temsilcisi haline gelebilir. Bu yakın Avrupalı komşu bölgeyi biliyor, her iki tarafla da iyi ilişkiler yürütüyor, kimseyi endişelendirmeyecek kadar küçük ve gizli bir gündemi de yok. Fakat 'küçük' bir sorun var: Bizzat Kıbrıs'ın kendisi ihtilaf içinde olan ve yıllardır süren iç sorununu çözemeyen bir ülke. Annapolis'ten sonra İsrail-Filistin ihtilafının Kıbrıs ihtilafından ('uluslararası diplomasinin mezarlığı' deniyor bu ihtilafa) önce çözülme ihtimali var mı? Kozaku-Markullis kehanetlerde bulunma riskine girmemeyi tercih ediyor, fakat görünen o ki olumlu cevap verme eğiliminde: "Bizim durumumuzda ne yazık ki Türkiye son derece anakronik bir politika izlemeyi sürdürüyor, AB üyesi bir ülkenin topraklarını (Kuzey Kıbrıs) 43 bin askerle işgal altında tutuyor. Bu, Avrupalı bir ülkeye yakışan bir davranış değil." (İsrail gazetesi, 9 Aralık 2007)

Mich würde es nicht wundern, wenn Israel der 2. Staat wird, der die Türkische Republik Nordzypern offiziell und auch dauerhaft anerkennt!!! Das traue ich denen zu, sie haben wirklich Mut und Rückrat!

erhan_tr_26
13.12.07, 18:21
KIBRIS SORUNU KIBRIS'TA ÇÖZÜLMEZ


http://www.diplomatikgozlem.com/english/images/bm_kibris_b3.jpg


Okunma Sayısı :19
13.12.2007


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Barış Gücü (UNFICYP) ile ilgili raporunda Kıbrıs'ın geleceğine etki edecek önemli bir vurgu var. Raporda, "Kıbrıslı Türklere yönelik uygulanan izolasyonların kaldırılması ile ilgili talepler" yer alıyor ve "izolasyonların kaldırılması ile ilgili olarak yabancı hükümetler işbirliği yapmaya çağırılıyor".


BM'nin bu tutumunun anlamı, içinde bulunduğu hatayı fark ettiği ve hatadan dönmeye çalıştığıdır. Bu ifadenin Birleşmiş Milletler raporunda yer alması çok önemli. Çünkü pratikte dünya devleti olan ve aslında uluslararası kurum kimliğinden uluslarüstü kurum kimliğine taşınması gereken Birleşmiş Milletler aynı zamanda Kıbrıs sorununun çözümü için geçerli ve mümkün tek zemin. O nedenle Kıbrıs konusundaki Birleşmiş Milletler belgeleri her zaman Kıbrıs'taki gelişmelere etki etti.


Birleşmiş Milletler dünyanın ortak sesini ve insanlığın vicdanını temsil eder. Birleşmiş Milletler konjonktürel gelişmelere ayak uydurmakta zorlansa da, geliştirildiği halde dünyanın birçok sorununa çare olabilecek bir özelliğe sahip. İçinde olduğu zorluklara rağmen Avrupa Birliği ile kıyaslandığında büyük üstünlükleri var. O nedenle Birleşmiş Milletler'in izolasyonların haksız olduğunu ortaya koyan bir ifadeye imza atması çok önemli. Belki ileride bu gaddarca ve insan haklarına aykırı yalıtma politikası mahkemeler de mahkum olur ve Kıbrıs Türklerinin uğradığı zarar tazmin edilir.


Belki de bu nedenle Güney Kıbrıs izolasyonların "uydurma" olduğunu söylüyor. Hem Papadopulos hem de onun dışişleri bakanı Madam Markulis bu iddiadalar. Hatta Markulis Birleşmiş Milletler'e çağrıda bulunarak "olmayan bir konunun, yani Kıbrıs Türk toplumuna sözde izolasyon uygulaması varmış gibi gösterilme girişimlerine son vermesi" çağrısında bulundu.


Rumlara göre daha önce hiçbir Türkün burnu da kanamadığına, bütün dünyanın Rumların Birleşmiş Milletler'in barış planına hayır demesini de yanlış anladığına göre, pekala bu da mümkün olabilir. Söylediklerine kendisi de inanmaya başlayan Rum yönetimi galiba dünyayı söylediği her şeye inandırabileceğini düşünmeye başladı.


Markulis kendi basınına yaptığı açıklamada, “eğer Kıbrıslı Türkler bir tür izolasyon hissediyorlarsa, bu Kıbrıs’ın kuzeyinin istilası ve Kıbrıs Türk rejiminin politikalarının doğrudan bir sonucudur” bile dedi.


Bütün dünya ve hatta onun ortak iradesi Birleşmiş Milletler, "Türklere izolasyon hata oldu, hatadan dönelim" derken Markulis'in "eğer Kıbrıslı Türkler bir tür izolasyon hissediyorlarsa" diyebilmesi, olağan bir hal değil. Hele ki, izolasyonun "Kıbrıs Türk rejiminin politikalarının doğrudan bir sonucu" olduğunu savunmak da olağan değil. Kuzey Kıbrıs kurulduğunda izolasyonla karşılaştı. Dış politika ile ilgilenen bir orta öğrenim öğrencisi bunu bilir.


Elbette Madam'ın bu sözlerinin arka planında tazminat korkusu var. Belki Papadopulos ve Markulis bazen kendi aralarında adına Rum kahvesi dedikleri Türk kahvesi içerken -yanında bir adet "lokumi" ile- "keşke daha önce barışa ve çözüme hayır demeseydik, elimizde bir izolasyon kozu vardı, o da gitti" diyor olabilirler.


Madam Markulis, Birleşmiş Milletler'e “Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılmasının hala görüşülüyor olmasının kabul edilemez olduğunu, tanınmanın veya bölünmeye yardım etmenin Güvenlik Konseyi’nin kararlarına aykırı olduğunu" belirtti. Birleşmiş Milletler Madama cevap vermedi. Diplomaside bu tür cevap, "kabul etmezsen, etme" diye yorumlanır.


Bu arada Madam unutmuş Güvenlik Konseyi soykırım girişimini de, devletlerin terör örgütü kurmasını da, diğer devletlere ve kurumlara yalan söylemeyi de desteklemiyor!


Birleşmiş Milletler büyük bir olasılıkla, "Rumların izolasyon sürdüğü müddetçe, asla müzakere masasında uzlaşmayacaklarını" ve "beynelmilel tanınan bir taraf ile beynelmilel baskı altında tutulan bir taraf arasında müzakerenin sonuçsuz kalmaya mahkum olduğunu" gördü.


Birleşmiş Milletler'in raporu akla başka şeyler de getiriyor. Rumların Birleşmiş Milletler ile çok ciddi sorunları var. Daha önce de Papadopulos dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a meydan okumuştu.


Halbuki aynı Papadopulos, İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmaya tepki gösterse de, Londra'nın hışmını çekmekten korkan açıklamalar yapmıştı. Keza Markulis de şimdi Birleşmiş Milletler'e tepki gösteriyor ve büyük sözler söylüyor. Ama geçtiğimiz haftada ziyaret ettiği İsrail'i Kuzey Kıbrıs konusunda nazikçe bilgilendirmekten öteye gidemedi.


Bu durumdan bir sonuç çıkarmak mümkün; Birleşmiş Milletler Güney Kıbrıs'a bugüne kadar etkinliğini ve etkisini gösteremediği için saygı görmüyor.


Markulis'i Birleşmiş Milletler'e tepki göstermeye teşvik eden, "izolasyonlar kalksın" vurgusu, akla bir gerçeği daha getiriyor. Şu düşünceleri cansiperane savunanlar en nazik yorumla mat oldular:


"Rumları tanıyalım, o zaman izolasyonlar kalkar".


"Rumlar ne derse yapalım, izolasyondan vazgeçerler"


"Avrupa Birliği izolasyonları kaldıracak, onları sevelim, sayalım, saygıda kusur etmeyelim"


Birleşmiş Milletler'in raporu, galiba Rum pasaportu alanların da boşuna masraf yaptırdığını gösterdi.


Birleşmiş Milletler'in raporundan başka sonuçlar çıkarmak da mümkün;


Yunanistan'ın müştemilatı olan EOKA Devleti, bölgesel ve küresel süreçlerle uzlaşmayı başaramadığı için, ancak yazılan raporlara ve üretilen belgelere "peşin ret" ile yetiniyor.


Büyük bir olasılıkla Madam'ın "Avrupa Birliği için bu bir seçenek değildir. Bu bir stratejik karardır. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nin kolektif yaklaşımının yanı sıra Kıbrıs’ın Avrupa Birliği ve Orta Doğu’daki komşuları arasında işbirliğini artırmak, bunun yanında bölgede barış, istikrar ve refahı desteklemek ve aramayı kolaylaştırmak için olumlu katkıda bulunacak emsalsiz bir kapasitesi ve kararlılığı vardır" sözleri de açmaza düşen Rumların kendisine yeni işlev yükleme kaygısından kaynaklanıyor.


Rumlar petrol çıkaracaktı, çıkaramadı. Fransa ile kol kola Doğu Akdeniz'i parselleyecekti, olmadı. Avrupa'da Türkiye'yi veto edecekti, edemedi. Avrupa Ordusu'nun bel kemiği olacaktı, o da olmadı. Avrupa Savunma Ajansı'na girecekti, oraya da giremedi. Onun için artık Orta Doğu'daki ülkelerde "barış, istikrar ve refahı destekleyecek", bu hiç olmadı!
Acaba Madam bunu nasıl yapmayı düşünüyor? Kıbrıs'ı çözemeyen ve daha kötüsü çözülmez hale getiren Güney Kıbrıs bunu nasıl yapacak? Madam Bunu söylemiyor, ama "sorunu" teşhis etmiş;


"Orta Doğu küresel güvenlik ve istikrara merkez bir bölgedir ve küreselleşme, dünyanın dört bir yanındaki halkların, toplumların ve ekonomilerin kaderini birbirine dolayan bir süreçtir. Sınırların coğrafik yorumları bulanıklaşıp belirsizleştikçe Orta Doğu’da tehdit ve mücadele Avrupa ve Dünya’nın tehdit ve mücadelesi oluyor” .


Zaten Türkler de diyor ki; bu bölge güvenlik ve istikrara merkez bir bölgedir. Küreselleşme dünyanın dört bir yanındaki halkların, toplumların ve ekonomilerin kaderini birbirine dolayan bir süreçtir. Sınırların coğrafik yorumları bulanıklaşıp belirsizleşirse Orta Doğu’da tehdit ve mücadele Avrupa ve Dünya’nın tehdit ve mücadelesi olur".


İşte bu nedenle Türkiye, Kıbrıs sorununun çözülmesini istiyor. Rumlar bunu anlayamadığı için İngiltere'de yayınlanan The Independent Gazetesi'nde açıkça yer alan şu tespiti göremiyorlar:


"Bundan üç yıl önce, adalarının bölünmüşlüğüne barışçıl bir şekilde son vermek için yüksek oranda oy vermişlerdi. Bunun ödülü, Avrupa Birliği'ne girmelerinin engellenmesi oldu. Şimdi ise, Brüksel ve uluslararası toplumun tutmadığı bir dizi söz sayesinde, Kuzey Kıbrıs nüfusu, Akdeniz'deki bu adanın kalıcı olarak bölünmesinden yana tavır koyuyor."


Çünkü;
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nce yaptırılan bir ankete göre, Kıbrıslı Türklerin %60'ı iki devletli bir çözüm istiyor. Uzlaşma yanlısı Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a göre bu, Kuzey'in izolasyonuna son verip doğrudan ticareti teşvik etmeyen Avrupa Birliği ve uluslararası toplumun eseri."


diplomatikgozlem.com (http://www.diplomatikgozlem.com/haber_oku.asp?id=3344)

Fatihcan78
14.05.09, 22:58
herkeze saygilar selamlar^^Arkadaslar adamlar bizi kabullenemiyor kaldiki KKTC kabullenecekler?ZOR USTA ZOR ! ! ! gecelim bunlari^^benim adim Fatih ben KKTC tanirim ve yasarim^^kalbim sizinle yanliz degilsiniz herkeze saygilar

Yigit Efe
27.05.10, 19:44
Die internationale Nichtanerkennung Nordzyperns (http://www.northcyprus.de/?p=7555)

2 Gründe, warum Nordzypern nicht anerkannt wird:

1. Die USA bzw. die westliche Welt
2. Die Türkei

Mustii
27.05.10, 19:48
Die internationale Nichtanerkennung Nordzyperns (http://www.northcyprus.de/?p=7555)

2 Gründe, warum Nordzypern nicht anerkannt wird:

1. Die USA bzw. die westliche Welt
2. Die Türkei

Erdogan musste Eroglu natürlich gleich belehren das er die "Friedensgespräche" fortsetzt. Für die jetzige Regierung ist der Eu-Beitritt wichtiger als ein unabhängiger türkischer Staat auf Zypern.