PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Osmanlı Devleti İçerisindeki Hıristiyanlar Ve Yahudiler



aslanpence
21.03.07, 19:56
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR DERGİSİ Özel Osmanlı Sayısından....

Benjamin Braude ve Bernard Lewis
Çevirenler: Halil Erdemir, Hatice Erdemir


Osmanlılar, beşyüzyıla (yarım binyıla) yakın bir süre, dağınık bir imparatorluğu tarihte örneğine nadiren rastlanabilecek bir şekilde yönetmiştir. Bu, çok yönlü ilim, teknik ve birden fazla dinî grubu içeren toplum yapısı mükemmel bir şekilde işledi. Müslümanlar, Hiristiyanlar ve Yahudiler, kendi dinlerinin gerektirdiği ayin ve ibadetleri yerine getirirken diğer yandan da kendilerine özgü kültürlerini geliştirdiler. Osmanlı Devleti, her topluluğun hukukî gelenekleri ve uygulamalarına, özellikle fertlerin toplumda kişisel statülerini belirleyen -meselâ ölüm, evlenme ve veraset gibi- meselelere büyük saygı gösterdi ve her birinin kendi kültür ve anlayışlarının gereklerine göre yaşayabilmeleri konusuna özel bir itina gösterdi. Pek çok yazı çeşidinîn devlet içerisinde kullanılması çeşitli dil ve edebiyatların da fevkalade gelişmesini sağladı. Devlet, hakimiyeti altında yaşayan her derece ve kademedeki halka gelişme ve ilerleme imkânlarını tanıdı. Osmanlı Devleti, iyi bir ekonomiye, askeri güce sahip olduğu parlak dönemlerinde, gerçekten hakimiyeti altındaki halklara geniş bir özerklik tanıyan bir toplum yapısı meydana getirdi.
Devami: http://www.academical.org/dergi/index.htm
-------------------------------------------------------------------------

Osmanli dan ögrenmemiz gereken seylerden sadece birtanesi...

ayyıldız66
21.03.07, 20:02
Osmanli dan ögrenmemiz gereken seylerden sadece birtanesi...
Tabi iyi ve kötü yanini karsilastirip tartarak.

aslanpence
21.03.07, 20:06
Tabi iyi ve kötü yanini karsilastirip tartarak.

Nein körü körüne ögrenmemiz lazim..:kafa:

deryatulga
12.04.07, 01:37
Bernard Lewis'in "Türk dostluğu" http://medya.zaman.com.tr/zamantryeni/pics/yazarlar-detay/sahinalpay.jpg ŞAHİN ALPAY
12/04/2007


Profesör Bernard Lewis ile 1998'de Princeton Üniversitesi'nde geçirdiğim dönem sırasında tanıştım. Onu tanıyan bir kimsenin zekasından ve bilgeliğinden etkilenmemesi zordur.
Lewis kuşkusuz İslam, Osmanlı ve Ortadoğu konularında dünyanın önde gelen tarihçilerinden biridir. "Modern Türkiye'nin Doğuşu" başlıklı kitabı, eleştirilen yönleri olmakla beraber, bu alanın klasiklerinden biridir.
Lewis, Kasım 1993'te Le Monde'a verdiği bir mülakatta, Osmanlı Ermenilerinin başına gelenlerin "soykırım" olmayıp, "savaşın korkunç bir sonucu" olduğunu söylediği için bir Paris mahkemesi tarafından 1 frank ceza ödemeye mahkum edildi. Osmanlı Ermenilerinin başına gelenler konusundaki görüşünü şöyle açıklıyordu: "Evet korkunç katliamlar oldu... Ama mesele, katliamlar yapılıp yapılmadığı değil, bunların Türk hükümetinin bu kasıtla aldığı bir kararın sonucu olup olmadığıdır... Böyle bir karar alındığına dair hiçbir kanıt yoktur. Aksine, katliamları önlemek için başarısız kalan çabalar harcandığına dair deliller vardır." Lewis, kısmen bu görüşlerinden dolayı bir "Türk dostu" olarak tanınmış, 1998'de Uluslararası Atatürk Barış Ödülü'ne layık görülmüştür.
"Uygarlıklar Çatışması" kavramını (Huntington'dan çok önce) ortaya attığı "The Roots of Muslim Rage/Müslümanların Öfkesinin Kökenleri" (1990) adlı makalesinde Lewis, İslam üzerine şunları yazar: "İslam dünyanın büyük dinlerinden biridir... Milyonlarca erkek ve kadına rahat ve huzur getirmiştir. Yoksul ve kasvetli hayatlara saygınlık ve anlam kazandırmıştır. Farklı ırklardan insanlara kardeşçe yaşamayı ve farklı inançlardan insanlara makul bir hoşgörü ortamında yan yana yaşamayı öğretmiştir. İslam, Müslümanlar yanında başkalarının da yaratıcı ve yararlı hayatlar yaşamalarına imkan veren ve başarılarıyla bütün dünyayı zenginleştiren büyük bir uygarlığa esin kaynağı olmuştur."
11 Eylül'den sonra Lewis, Bush yönetiminin Ortadoğu politikalarının fikir babalarından biri olmakla kalmamış, İslamofobi'nin Batı'daki baş körükleyicilerinden biri haline gelmiştir. 28 Temmuz 2004'te Alman Die Welt dergisine verdiği mülakatta şunları söylemiştir: "Yüzyılın sonuna kadar Avrupa'ya İslam hakim olacaktır... Avrupa Arap batısının, Magreb'in bir parçası haline gelecektir." 31 Ekim 2005 tarihli The New Yorker dergisine göre de Lewis, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'e şu tavsiyede bulunmuştur: "Araplara yapılması gereken şeyin iki gözleri arasına büyük bir sopayla vurmak olduğuna inanıyorum. Onlar yalnızca güce saygı duyar." Tepkiler üzerine dergiye gönderdiği açıklamada da Lewis, "Evet, Arapların yalnızca güce saygı duyduklarını düşündüğüm doğrudur" demiştir. İslam ile ilgili yukarıda aktardığım olumlu değerlendirmeyi söz konusu makalenin son baskısından çıkarmış olması dikkatlerden kaçmamıştır. (Bkz: Ian Buruma, The Two Minds of Bernard Lewis, The New Yorker, 14.06.2004)
Lewis, bu yıl Neocon'ların ağababası sayılan Irving Kristol ödülüne layık görüldü. Bu münasebetle 7 Mart 2007'de American Enterprise Institute'da, Cheney dahil Bush yönetiminin önde gelen temsilcilerinin hararetle alkışladığı bir konuşma yaptı (Bkz. ). Bu konuşmada işlediği temel tez, İslam ile Hıristiyanlığın sürekli çatışma halinde olduğu, Müslümanlara güvenilemeyeceği ve onlarla yapıcı diyaloga girmenin yararsız olduğu şeklinde özetlenebilir. Bu tez hakkında kuşkusuz çok şey söylenebilir... Ama bu konuşmada benim en çok dikkatimi çeken satırlar şunlar oldu: "Almanya'daki Türkler kendilerini Alman ırkçılığı ve zulmünün Yahudilerden sonraki hedefi olarak görme eğiliminde olmuşlardır... Onlardan birinin söyledikleri zihnimde çok canlı duruyor: 'Almanlar bin yılda 400 bin Yahudi'yi kabullenemediler. İki milyon Türk'ü kabulleneceklerini nasıl bekleyebiliriz?' Almanya'daki Türkler, Almanların suçluluk duygusunu ustaca kullanarak, Almanya'nın Avrupa'daki öteki kimlikler gibi tehdit altında olan Alman kimliğini korumak için alacağı önlemleri engellemeye çalışıyorlar..."
Anlaşılan Lewis'in "Türk dostluğu" da buraya kadar.

omar
12.04.07, 02:05
Diese träumerisch, süßen Gedanken über das Osmanische Reich gehören in Märchenbücher.

aslanpence
12.04.07, 02:43
Bernard Lewis'in "Türk dostluğu" http://medya.zaman.com.tr/zamantryeni/pics/yazarlar-detay/sahinalpay.jpg ŞAHİN ALPAY
12/04/2007

"Almanya'daki Türkler kendilerini Alman ırkçılığı ve zulmünün Yahudilerden sonraki hedefi olarak görme eğiliminde olmuşlardır... Onlardan birinin söyledikleri zihnimde çok canlı duruyor: 'Almanlar bin yılda 400 bin Yahudi'yi kabullenemediler. İki milyon Türk'ü kabulleneceklerini nasıl bekleyebiliriz?' Almanya'daki Türkler, Almanların suçluluk duygusunu ustaca kullanarak, Almanya'nın Avrupa'daki öteki kimlikler gibi tehdit altında olan Alman kimliğini korumak için alacağı önlemleri engellemeye çalışıyorlar..."
Anlaşılan Lewis'in "Türk dostluğu" da buraya kadar.

Hocam Osmanli hakkindaki yazilarina ne diyorsunuz bu elemanin?

deryatulga
12.04.07, 03:19
Hocam Osmanli hakkindaki yazilarina ne diyorsunuz bu elemanin?

Bernard Lewis'in 60 yildir yazdigi bütün yazilar Siyonizm ekseninde döner. Burada cok övülen Braude ile birlikte yazdigi eserinde Osmanlilarin da anisemit oldugunu kanitlamak icin Fatih'in Istanbul'u fethinde sehrin savunmasina katilan Kücük Langa Yahudilerini de kesmesini örnek olarak gösterir. Lewis'e göre Müslümanlar ve Yahudilerin esit sartlar altinda birlikte yasamalarinin imkani yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti Ermenilere karsi savunmasini Lewis klanina teslim etmistir. Bu sahsin daha Ermeni propagandasinin azmadigi 1961 yilinda onlarin basina geleni Holocaust'la özdeslestirdigini söylemistik. Lewis'in artik cok yaslanmasi sonucu Türkiye'nin savunmasi Gunter Lewy gibi asiri sagci Siyonistlerin eline kalmistir. Lewis aslinda ne Osmanli ne de Türkiye uzmani oldugu halde, Türkiye'nin 1950 sonrasi demokrasiye gecmesi ile birlikte onun tepesine gözetleyici olarak konmustur ki, demokrasi bahanesi ile Islamiyetin güclenmesine izin verilmesin. Söyle diyelim: Halil inalcik'in yaninda Lewis asistan bile olamaz.