PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Türk Sinemasınin Tarihi



BERLINDEN
22.04.07, 16:25
Her ülkenin bir sinema tarihi vardır. Bu, elbette belgelerle saptanır. O yıllardaki adıyla sinematograf, yani sinemanın dünya üzerindeki resmi tarihi belgelere göre 22 Aralık 1895 olarak bilinir. İki Fransız genci Louis ve Auguste Lumièr kardeşlerin Paris'te Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'de düzenledikleri bir gösteriyle dünya sinemasının resmi tarihi doğar.

Sinemanın Türkiye'ye girişi ise çeşitli kaynaklara göre Yıldız Sarayı'nda ve halka açık gösterilerle başlar. Örneğin, Romanya uyruklu bir Polonya'lı Sigmund Weinberg'in Galatasaray dönemindeki Sponeck adlı birahanenin salonunda düzenlediği halka açık film gösterisi, bu konuda en sağlam kaynaklardan biridir. Ve bu film gösterisinin tarihide 1897'dir.



Dönemler Nr.:1



Türk Sinema Tarihi1914-1930



1914


1908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiye'de ki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye Cevat Boyer'le Murat Bey'ler girer. Ve Şehzadebaşı'nda Milli Sinema adı verilen "ilk Türk sineması" açılır (19 Mart). Ardından, İstanbul Sultanisi'nde film gösterileri düzenleyen Şakir Seden'le Fuat Uzkınay, Sirkeci'de lokantacılık yapan Ali Efendi'yi (Öztuna) ikna ederek ikinci Türk sinemasının açılmasını sağlarlar (6 Temmuz). Ve sinemaya Ali Efendi adı verilir. Çünkü Ali Efendi, bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup, Şakir ve Kemal Seden kardeşlerin de amcalarıdır.


I.Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay, Türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı adını taşıyan ve tarihi anısı olan bu film, 150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. Ve işte 14 Kasım 1914'le Türk sinemasının gerçek doğum tarihi gerçekleşir.


Bir yıl sonra (1915) Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulunca, Türkiye'de sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan Sigmund Weinberg de bu kurumun başına getirilir. Yardımcısı da Fuat Uzkınay'dır. Weinberg, savaşla ilgili ve Türkiye'yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken, bu ara Enver Paşa'yı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişecekti.


Dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu Leblebici Horhor'u çekmeye başladıktan bir süre sonra, oyuncularından birinin ölmesiyle film yarım kaldı. İkinci öykülü filmi olan Himmet Ağanın İzdivacı'nın ise oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınınca, bu denemesi de ilkinin akıbetine uğradı. Ancak, Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı'na getirilen Fuat Uzkınay, yarım kalan Himmet Ağanın İzdivacı'nı savaştan sonra (1918) tamamladı.


1917


Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, sinemanın ilk yıllarındaki askeri nitelik taşıyan ikinci kuruluşuydu. Belge filmi yönetmeni olarak kurumun başına getirilen Fuat Uzkınay bu yönde çalışmalarını sürdürürken cemiyet, ilk kez öykülü filmlere de el atar. Ve öykülü filmlerin çekimi, o yıllarda 20 yaşlarında bir gazeteci olan Sedat Simavi'nin çabalarıyla gerçekleşir. Genç Simavi'nin yönetmenliğini yaptığı Pençe'yle Casus, Türk sinemasında yarım kalmadan çekilen ilk öykülü filmlerdir.


1919


Bu yıl yalnızca iki öykülü film çekildi. Mürebbiye ile Binnaz. Her iki filmin yönetmeni, Türk tiyatrosunun kuruluşunda büyük katkıları olan 62 yaşındaki Ahmet Fehim'di. Ve oyuncuları da Raşit Rıza Samako, Behzat Butak, Hüseyin Kemal Gürmen gibi tiyatro sanatçılarından oluşuyordu. Kadın oyuncuları ise Mm. Kalitea, Eliza Binemeciyan ve Bayzar Fasulyeciyan'dı.


1921


Dönemin ün yapmış güldürü sanatçısı olan tiyatrocu Şadi Fikret Karagözoğlu, Bican Efendi Vekilharç adlı 22 dakikalık kısa filmiyle Türk sinemasında ilk güldürü tipini yaratır. Bican Efendi Mektep Hocası ve Bican Efendinin Rüyası ise giderek bir diziyi oluşturur. Bu, konulu üç kısa filmin yönetmen ve baş oyuncusu ise Karagözoğlu'dur.


Ali Efendi, yeğenleri Şakir ve Kemal Seden kardeşlerle yeni bir "aile ortaklığı" girişiminde bulunup, "Sinema İşçileri Şirketi"ni kurarlar. Yabancı filmleri yurda ithal etmek amacıyla kurulan şirket, çalışmalarını 1928'li yıllara kadar sürdürür.


1922


1916 yılından beri Almanya'da oyuncu ve yönetmen olarak film çalışmalarını sürdüren tiyatrocu Muhsin Ertuğrul'un yurda dönüşü ve ilk özel yapımevi olan Kemal Film şirketinin kuruluşuyla Türk sinemasında yeni bir dönem başlar. Kemal Film şirketini ve Eyüp'teki Feshane Fabrikası'nın bir bölümünde (dikimevi atölyesi) Kemal Film Stüdyosu'nu kuran Kemal ve Şakir Seden kardeşlerdir. Sinema ile ilgili ilk deneyimlerini yurt dışında gerçekleştiren Muhsin Ertuğrul; Kemal ve Şakir Seden kardeşlerle yaptığı işbirliği sonucu bu özel yapımevi adına iki film çeker; İstanbul'da Bir Facia-i Aşk (Şişli Güzeli Mediha Hanımın Facia-i Katli) ve Boğaziçi Esrarı (Nur Baba). İkincisi olaylı bir filmdir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanından sinemaya uyarlanan Nur Baba'nın çekimi sırasında Bektaşiler, film setini basarlar. Olaylar çıkar. Bektaşiler filmin aleyhlerine çekildiği yanıltmacasıyla kışkırtılmışlardır. Ancak polisin olaya el koyması sonucunda çalışmalara devam edilir.


1923


Muhsin Ertuğrul, tek adam olarak Türk sinemasında kurduğu egemenliğinin başlangıç yıllarındadır. Ve birbiri ardına üç film çeker. İlki Halide Edip Adıvar'dan uyarladığı Ateşten Gömlek'tir. Kurtuluş Savaşı'nı konu alan bir ilk filmdir. Türk sineması adına bir diğer özelliği de Ateşten Gömlek'te ilk kez Türk kadınlarının oynamasıdır. Ve böylece Cumhuriyet'in ilanının (1923) Müslüman Türk kadınlarına çalışma özgürlüğü tanıması sonucu, Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir'le yeni bir dönem açılır. Leblebici Horhor ve Kız Kulesinde Bir Facia, Ertuğrul'un 1923 yılında çevirdiği diğer iki filmdir.


1924


Muhsin Ertuğrul, bu kez bir filmle yetinir. Peyami Safa'nın aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı Sözde Kızlar'ı çektikten bir yıl sonra (1925) Rusya'ya gidip film çalışmalarına orada devam eder.


1928


1924 yılında sinema işletmeciliğine başlayan İpekçe Kardeşler, bu kez film yapımı için bir şirket kurarlar. Adı İpek Film olan kurum, Türk sinemasının ikinci özel yapımevidir. Yurtdışından dönen Muhsin Ertuğrul, bu yeni şirketin ilk filmi olan Ankara Postası'nın çekimine başlarsa da, filmi bazı nedenlerle ancak bir yıl sonra (1929) bitirir. Aynı yıl çekime başladığı Kaçakçılar'a geçirdikleri bir kaza sonucu oyunculardan birinin hayatını yitirmesiyle ara verilir. Ve film de gene ertesi yıl (1929) tamamlanır.




Dönemler Nr.:2



Türk Sinema Tarihi1931-1950


1931

Muhsin Ertuğrul'un İstanbul Sokaklarında adlı filmi, Türk sinemasının ilk ortak yapımıdır (Türk-Mısır-Yunan). Semiha Berksoy, Talat Artemel, İ. Galip Arcan gibi Türk oyuncuların yanı sıra Mısırlı Azize Emir, Yunanlı Gavrilides'in başrollerini paylaştığı filmin seslendirme (dublaj) işlemi Paris'teki Espinay stüdyolarında yapılır. Bu nedenle İstanbul Sokaklarında ilk film sayılır. Yani sessiz çekilip sonradan dublaj sistemiyle seslendirilmiştir.

1932

Dâr-ül-bedayi (tiyatrocular) oyuncularından (Atıf Kaptan, Ferdi Tayfur, Mahmut Moralı, Hadi Ün, Hazım Körmükçü, Sait Köknar, Ercüment Behzat Lav) egemen olduğu dönemde ve bu oyuncularla çekilen Bir Millet Uyanıyor Muhsin Ertuğrul'un en önemli filmi kabul edildiği gibi, Türk sinema tarihimizin de ilk yüz akı filmlerimizden biridir. Ve ilk kez bir oyuncu halk içinde ünlenip öne çıkar. Bu oyuncu Yahya Kaptan rolüyle Atıf Kaptan'dır. Ertuğrul, Kaçakçılar'la çalışmalarını sürdürürken, İpek Film Şirketi de Nişantaşı'nda ilk sesli stüdyoyu kurup işlemlere başlar. Bu yıl, ilk şekliyle hazırlanan Sinema Filmlerinin Kontrolü Hakkında Talimatname'de yürürlüktedir.

1933

4 uzun, 3 kısa öykülü film çekildi. Güldürüler, vodviller ve operet türü filmlerin yılıdır. Muhsin Ertuğrul, Karım Beni Aldatırsa ve Fena Yol adlı filmlerini gerçekleştirir. Fena Yol, Türk sinemasının ikinci ortak yapımıdır (Türk-Yunan). Bu ara Ertuğrul; Mümtaz Osman takma (müstear) adıyla senaryo çalışmaları yapan Nâzım Hikmet'le (Ran) birlikte Cici Berber'i yönetir. Nâzım Hikmet'in kısa öykülü film çalışması Düğün Gecesi/ Kanlı Nigâr'dan sonra Dâr-ül-bedayi oyuncularından Hazım Körmükçü'de Yeni Karagöz'le yönetmenliği dener.

1934

Ha-Ka Film şirketi (Halil Kamil) kurulur. Ertuğrul, Milyon Avcıları ve Leblebici Horhor Ağa; Nâzım Hikmet ise İstanbul Senfonisi ile (kısa film) çalışmalarını sürdürür. Ertuğrul'un ikinci kez perdeye uyarladığı Leblebici Horhor Ağa'nın önemi Venedik 2. Uluslararası Film Şenliği'ne katılıp onur diploması almasıdır. Ve bu Türk sineması tarihinde yurt dışından gelen ilk ödül sayılır.

1935

Muhsin Ertuğrul Aysel Bataklı Damın Kızı'yla Türk sinemasına ilk köy filmini kazandırır. Sovyet sinemasının etkilerini taşıyan filmin bir özelliği de oyuncu Cahide Sonku'yla ortaya çıkar.

1933 yılında Dâr-ül-bedayi oyuncusu olarak sinemada işbaşı yapan Sonku, Aysel rolüyle kendinden sonra gelen kuşağa yıldızlık yolunu açar. Çünkü Cahide Sonku Türk sinemasının ilk kadın yıldızıdır.

1939

1916'lardan başlayıp 1939 yılına kadar uzanan, Muhsin Ertuğrul ve tiyatro oyuncularının damgasını vurduğu bu dönemde Taş Parçası'yla bağımsız bir yönetmen araya girer. Tiyatrocuların dışından gelen bu yönetmen Faruk Kenç'tir. Almanya'da Fotoğrafçılık ve Film Okulu'nu bitirip 1938 yılında yurda dönen Kenç, zorunlu olarak Muhsin Ertuğrul'un takımındaki tiyatro oyuncularıyla bir süre çalışacaktır. Çünkü o günün koşulları içinde Şehir Tiyatrosu oyuncuları, hocaları Ertuğrul'un izinde olup, Türk sinemasını ellerinde tutmaktadırlar.

1940

Faruk Kenç'in sinemaya girmesiyle çekilen film sayısı 5'e yükselir. Ertuğrul'un Şehvet Kurbanı ve özelliklede Faruk Kenç'in Yılmaz Ali adlı ilk polisiye film denemesinde oynayan Suavi Tedü'yle ilk jön tipi (Jeune premier) ortaya çıkar.

1942

Bir yıl önce Ertuğrul Muhsin Kahveci Güzeli'yle 1941'i kapatırken, Çekoslavakya asıllı ve çeşitli tiyatrolarda takdimcilik yapan Adolf Körner'in sinemacılığa atılmasıyla bu sayı dörde çıkar. Yapımcı Halil Kamil'in ısrarlarıyla işe başlayan Körner peş peşe üç film çekti: Duvaksız Gelin, Sürtük ve Kerem ile Aslı. Ve Körner'in bir tiyatro oyunu (Pigmalyon) uyarlaması olan Sürtük daha sonraki yıllarda defalarca çekilerek, koyu melodramatik yapısı nedeniyle Türk sinemasını etkileyecektir.

1943

Burhan Felek'in senaryosunu yazıp Muhsin Ertuğrul'un İpek Film adına 1940 yılında çekimine başladığı Nasrettin Hoca Düğünde adlı filmi yarım kalır. Bu kez de oyuncu ve seslendirme sanatçısı Ferdi Tayfur devreye girip filmi tamamlayacaktır. Bu yıl kurulan yeni yapımevi Ses Film (Necip Erses) çalışmalara başlar. Yapımevinin ilk filmi de Faruk Kenç'in yönettiği bir köy melodramı olan Dertli Pınar'dır.

1944

Baha Gelenbevi; Faruk Kenç'ten sonra tiyatro dışından gelen ikinci sinemacıdır. Uzun süre Paris'te kalıp 1939 yılında yurda döner. Faruk Kenç'in Dertli Pınar filminde (1943) görüntü yönetmeni olarak çalışan Gelenbevi bu kez yönetmenlik denemesini gerçekleştirdi; Deniz Kızı.

1945

Kendi adına İstanbul Film'i (1944) kuran Faruk Kenç yapımevinin ilk filmi olarak Hasret'i yönetti. Bir köy filmi olan Hasret'te Münir Nurettin'le başrolü paylaşan Oya Sensev, tiyatro dışından gelen yeni bir oyuncuydu. Türk sinemasında Şehir Tiyatrosu oyuncularının dışında yeni oyuncu denemeleri Faruk Kenç'in girişimleriyle başlıyordu.

Almanya'da fotoğrafçılık öğrenimi yapan Şadan Kamil (Onüç Kahraman) ve Şehir Tiyatrosu oyuncularından Talat Artemel'le (Hürriyet Apartmanı), Refik Kemal Arduman (Köroğlu), ilk filmlerini bu yıl çektiler.

Bundan sonra üç yeni film şirketi çalışmalarına başladı. Halk Film (Fuat Rutkay), Atlas Film (Nazif Duru, Murat Köseoğlu) ve And Film (Turgut Demirağ). Rutkay, Samatya ve Bakırköy'deki sinemaların sahibi; Duru, sinema işletmecisi Turgut Demirağ'da Amerika'da sinemacılık tahsili yapmıştı.

1946

Tiyatro dışından gelen oyunculara Günahsızlar'la (Faruk Kenç), Sadri Alışık da katıldı. Film şirketleri sayısında ise belli bir artış görüldü. Erman Film (Hürrem Erman), Duru Film (Naci Duru) bu yapımevlerinin başlıcalarını oluşturdular.Yılın en önemli sinema olayı ise Yerli Film Yapanlar Cemiyeti'nin kurulması oldu. Çünkü YFYC, yapımcıları bir araya getiren bağımsız bir sinemacılar kuruluşudur. Kuruluşun İdare Heyeti'nde ise Faruk Kenç (İstanbul Film), İhsan İpekçi (İpek Film), Turgut Demirağ (And Film), Fuat Rutkay (Halk Film), Necip Erses (Ses Film), Murat Köseoğlu (Atlas Film), Refik Kemal Arduman (Ankara Film), İskender Necef (Birlik Film), Hikmet Aydın (Şark Film) ve Yorgo Saris (Elektra Film) görev aldı.

1947

Film sayısı 12'ye tırmandı. Mısır sinemasının kuruluşunda büyük katkıları olan oyuncu Vedat Örfi Bengül (Bağda Gül), Burhanettin Tepsi ve Sadi Tek gibi tiyatro topluluklarında sahneye çıkan Seyfi Havaeri (Yara, Kılıbıklar), Şehir Tiyatrosu oyuncularından Ferdi Tayfur (Senede Bir Gün, Kerim'in Çilesi), Kâni Kıpçak (Yuvamı Yıkamazsın) bu yıl yönetmenliğe sıvanıp ilk filmlerini çektiler. Ve hocaları Muhsin Ertuğrul'un etkileriyle filmlerinde, tiyatrolaştırılmış, ağdalı, ağır makyajlı bir sinema uygulayımı egemen oldu. Ayrıca, Mısır kaynaklı Arap filmleri'nin II. Dünya Savaşı yıllarına rastlayan dönemde yurda ithal edilmesi, ikinci büyük etkiyi oluşturuyordu.

Bu yıl sinemaya giren yönetmenlerden yalnızca Turgut Demirağ, dikkati çekti. Çünkü Demirağ, tiyatro dışı bir sinemacıydı. Hollywood'da iki yıl süreyle mesleki incelemelerde bulunmuştu. Bir Reşat Nuri Güntekin uyarlaması olan Bir Dağ Masalı, o dönemin koşulları içinde yapılmış ilk üstün yapım denemesiydi.

1948

18 film çekildi. 5'inin yönetmenliğini Vedat Örfi Bengü yaptı. 7 film ise Halk Film (Fuat Rutkay) yapımıydı. Ve Fuat Rutkay, daha sonraki yıllarda en çok film yapan prodüktör olarak çalışmalarını sürdürecekti.

Yeni kurulan Ömay Film (Ömer Aykut), Işık Film (Agop Fındıkyan), Milli Film (Sabahattin Tulgar), yapımevleri çalışmalarına başladılar. Muhsin Ertuğrul'un takımındaki oyunculardan Sami Ayanoğlu (Harmankaya) ve Kadri Ögelman (Kahraman Mehmet) yönetmen olarak devreye girdiler. Şakir Sırmalı (Domaniç Yolcusu) ve Çetin Karamanbey (Silik Çehreler) de tiyatro dışından gelen yönetmenlerdi.

Film sayısının her yıl giderek artıp yeni yapımevleri'nin devreye girmesinin başlıca nedenlerinden biri, yerli yapımlara Belediye Gelirleri Kanunu gereğince bir ayrıcalık tanınması oldu. Çünkü yerli yapımların rüsumu % 25'e düşürülmüştü. Türk sineması ilk kez, gayrisafi hasılat açısından korunmaya alınıyordu.

Yurt içinde Türk sinemasının ilk resmi yarışması da aynı yıl Yerli Film Yapanlar Cemiyeti tarafından düzenlendi. Ve "Milli filmciliğin inkişafına, çalışmaları teşvik etmek gayesiyle muhtelif ve müteaddit müsabakalar tertibine" karar veren Cemiyet, yerli film müsabakasının sonuçlarını şöyle saptadı:
En güzel film: Unutulan Sır (Şakir Sırmalı)

En güzel 2. film: Bir Dağ Masalı (Turgut Demirağ)
En çok muvaffak olan rejisör: Turgut Demirağ, (Bir Dağ Masalı)
En çok muvaffak olan operatör: Kriton İlyadis
En çok muvaffak olan ses yönetmeni: Yorgo İlyadis
En çok muvaffak olan kadın artist: Nevin Aypar
En çok muvaffak olan erkek artist: Kadri Erogan (Bir Dağ Masalı)
En çok muvaffak olan kadın karakter artisti: Cahide Sonku
En çok muvaffak olan erkek karakter artisti: Talat Artemel
En iyi senaryo: Turgut Demirağ (Bir Dağ Masalı)
En iyi hikâye: Reşat Nuri Güntekin (Bir Dağ Masalı)
En iyi laboratuvar: Ses Film (Necip Erses)
En iyi montaj: Özen Sermet
En iyi orijinal şarkı: Unutulan Sır'da
En iyi dekor: Kadri Erogan (Yuvamı Yıkamazsınız)

Makyaj ve fon müziği dallarında ise ödüle layık bir çalışma oybirliğiyle görülmedi.

1949

Film sayısı 19'a ulaştı. Artık, Türk sineması yeni bir dönemin başlangıcında. Günün değişen ekonomik ve toplumsal koşulları içinde bağımsız, özgün ve de sahici sinemacılar birer ikişer bu dönemde yerlerini alacaklardır. İşte sinemamızın ilk gerçek pırıltılarından biridir Lütfi Ö. Akad Türk sinemasının gelişim tarihi içinde çok önemli yeri ve gerçekçi bir kurtuluş savaşı filmi olan Vurun Kapheye ile Akad, yeni sinema anlayışının ilk belirtilerini ortaya koyar.

Aynı değişim ve dinamizm yeni denenen oyuncular için de geçerlidir. Örneğin Sezer Sezin (Vurun Kahpeye), Muzaffer Tema (Çığlık), Gülistan Güzey, Hümaşah Hiçan, Orhon M. Arıburnu, Reha Yurdakul bu yeni oyuncu kuşağı'nın bazılarıdır. Özellikle de Sezer Sezin ve Muzaffer Tema, daha sonraki yıllarda seyirci üzerindeki etkinlikleriyle öne çıkacaklardır. Ayrıca Tema, Suavi Tedü'den teslim aldığı jeune prömier tipini popülarize ederek daha ilerilere götürebilmeyi başaracaktır.

1950

Bu yıl çekilen 22 film içinde sayı olarak ağırlık gene eski kuşaktan Vedat Örfi Bengü'dedir.Çünkü, Mısır sinemasının Türkiye'deki mirasçısı Bengü, 7 film birden yönetmiştir. Ama Bengü de tiyatro ağırlıklı yönetmenler gibi Türk sinemasında son dönemini yaşamaktadır. Muhsin Ertuğrul'un 1922'lerden 1947'ye geldikten sonra zorunlu olarak ara verdiği ilkel düzeydeki sinema çalışmalarını iz süren mirasçılardan Kadri Ögelman, Cahit Irgat, Avni Dilligil, Mümtaz Ener; daha sonraki yıllarda ise Sami Ayanoğlu (1951), Kâni Kıpçak (1951), Talat Artemel (1952), Suavi Tedü (1953) sürdürmeye çalışacaklardır.

Faruk Kenç, Çetin Karamanbey gibi önceki yıllardan gelenlerle birlikte, yeni sinemacılardan Orhon M. Arıburnu, Semih Evin, Mehmet Muhtar, Hüseyin Peyda tiyatrocu egemenliğini bir ölçüde yavaşlatacaklardır. Neriman Köksal ile Mesiha Yelda bu sinemacı kuşağının oyuncuları olarak dikkati çekerler.



(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 16:36
Dönemler Nr.:3



Türk Sinema Tarihi1951-1960




1951


36 film çekildi. Tarihsel film dönemi başlarken, İstiklal ve Kore Savaşı filmleri de ağırlığını gösterdi. 8 Kurtuluş Savaşı ve 5 tarihi filmin çekildiği bu yıl, Cahide Sonku da kendi adına Sonku Film yapımevini kurdu. Öteki yapımevleri ise Lale Film (Cemil Filmer), Adalı Film (Handan Adalı) ve Yakut Film'di (Dr. Arşavir Alyanak).


Nuri Akıncı, Dr. Alyanak ve İhsan Tomaç dönemin yeni yönetmeni oldular. Ama yılın en önemli filmlerinden birini kuşkusuz. Orhan M. Arıburnu Sürgün'le gerçekleştiriyordu. Oyuncu olarak da Turan Seyfioğlu'nun yıldızı parlamak üzereydi.


1952


Türk sineması sürekli bir rekora doğru gidiyor. Çünkü bir yıllık süre içinde çekilen film sayısı 61'dir. Ama 1952 çok önemli bir yıldır.


4 film yöneten Lütfi Ö. Akad, özgün bir yaşam öyküsüne dayanan Kanun Namına ile Türk sinemasına ilk kilometre taşını koyacaktır. Gerçekten Akad, yıllardır anlatım aksaklıklarıyla yaşamaya çalışan kekeme bir sinemaya bir dil kazandırıyor, yeni soluk getiriyordu. Yaşayan tipler, gündelik olaylar ve doğal çevrenin kullanımı Kanun Namına'yı tarihsel süreç içindeki yerine oturtuyordu.


Bu ilk ustanın ardından gelen önemli bir sinemacı da Metin Erksan'dı. Karanlık Dünya (Aşık Veysel'in Hayatı) adlı ilk gerçekçi köy denemesiyle, daha ilk aşamada sözü edilen bir yönetmen oldu. Erksan'ın bu aşamadaki talihsizliği elbette sansürdü.


Geçiş döneminden sonra bir sinemacılar dönemi de başlamıştı. Türk sinemasında. Ama bu arada Muhsin Ertuğrul'un geleneksel sinemasını da bu yeni dönem içinde ortaya çıkıp sürdürenler olacaktı. İşte Muharrem Gürses (Zeynep'in Gözyaşları), bu ilginç örneklerden biriydi. Gürses, sonraki yıllarda belli bir süre, ticari sinemanın önde gelen isimlerinden biri olacaktı. Halka inmesi açısından da üzerinde durulması gereken tipik bir yönetmendi. Çünkü kendinden sonra gelen bazı yönetmenleri etkileyerek bir Gürses Okulunu oluşturacaktı.


Yıllardır Ertuğrul'un yararlandığı tiyatro oyuncularından Vahi Öz'le Hayri Esen yönetmenliğe başladılar. Doğrudan doğruya sinemayla ilişki kuran yeni yönetmenler de İpek Film stüdyosunda montajcı olarak çalışan Orhan Atadeniz'le Nedim Otyam'dı.


Yılın en önemli filmi olan Kanun Namına ile Türk sinemasında ilk büyük yıldız doğuyordu. Bu genç, Ayhan Işık'tı. Bir dergi (Yıldız) yarışması sonucunda Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan'la (1951) sinemaya gelmişti. Aynı yarışmadan gelip de dikkati çeken bir yıldız da Belgin Doruk oldu.


Aynı yıl Lütfi Ö. Akad, Aydın Arakon, Orhan M. Arıburnu, Hüsamettin Bozok (yayıncı), Burhan Arpad (yazar) ve Hıfzı Topuz (yazar) tarafından TFDD (Türk Film Dostları Derneği) kuruldu. Derneğin temel amacı: "Türk filmciliğinin sanat bakımından inkişafını ve milletlerarası filmcilik aleminde mümtaz ve mevkie ulaşmasını temin etmek" görüşüne dayanıyordu.


1953


Yıl 44 filmle kapandı. Sinemaya geçen yıl giren Atıf Yılmaz Batıbeki, çalışmalarını Hıçkırık ve Aşk Istıraptır gibi melodram ağırlıklı piyasa romanı uyarlamalarıyla sürdürdü. Batıbeki, yönetmenliğe başlamadan önce Semih Evin'e bir süre asistanlık yapmıştı.


Halıcı Kız'la 6 yıllık bir aradan sonra yeniden bir hamle yapan Muhsin Ertuğrul, önceki filmlerinden daha büyük bir başarısızlığa uğradı. Atlas sinemasında halk önüne çıkan ilk renkli Türk filmi olmanın dışında bir özellik taşımadı. Ve daha ilk geceki gösterimde seyircinin tepkiyle karşıladığı Halıcı Kız, Ertuğrul'un sonunu oluşturdu. Oysa, tümüyle renkli çekilen ilk renkli Türk filmi Ali Ipar'ın yönettiği Salgın'dı. Ne var ki, bazı nedenlerle Halıcı Kız'dan sonra gösterime girmişti.


Akad, Katil'le başarısını sürdürürken birçok yönetmeni de etkiledi. Orhon Arıburnu Kanlı Para'yla, Nedim Otyam Toprak'la başarılı bir sınav verdiler. Kemal Kan ve Şinasi Özonuk, ilk çalışmalarına başladılar. Özonuk'un Affet Beni Allah'ım adlı filminde Eşref Kolçak, İstanbul Canavarı'nda Nazım İnan, yeni oyuncular olarak ilgi çekip ağırlıklarını koydular.


Bu ara TFDD'nin I. Türk Film Festivali adıyla düzenlediği şenliğin sonuçları da şu sırayı izledi: - En iyi film: Kanun Namına (Lütfi Ö. Akad) - Diğer iyi filmler: Kanlı Para (Orhan M. Arıburnu), İki Süngü Arasında (Şadan Kamil), Drakula İstanbul'da (Mehmet Muhtar), Efelerin Efesi (Şakir Sırmalı). - En iyi rejisörler: Lütfi Akad, Orhon M. Arıburnu, Şadan Kamil, Mehmet Muhtar, Şakir Sırmalı - En iyi operatörler (kameraman): Enver Burçkin, Kriton İlyadis, Özen Sermet, İlhan Arakon, Şadan Kamil - En iyi senaryocular: Osman Seden, Adnan Fuat Aral, Orhon M. Arıburnu, Ümit Deniz. - En iyi fon müziği bestecileri: Orhan Barlas, Nedim Otyam. - En iyi erkek oyuncular: Turan Seyfioğlu, Ayhan Işık, Atıf Kaptan, Orhon M. Arıburnu. - En iyi kadın oyuncular: Lale Oraloğlu, Nedret Güvenç, Ayfer Feray.


1954


48 film çevrildi. 1950 öncesi Münir Nurettin Selçuk'la başlayıp biten şarkılı filmler dönemi bu kez Zeki Müren'le sürdürüldü. Öldüren Şehir (Lütfi Ö. Akad), kent sorunlarına yaklaşımıyla dikkati çekerken, Kaçak (Şadan Kamil) yılın diğer önemli filmiydi.


En Başarılı Film'in seçilemediği TFDD II. Yarışması şöyle neticelendi: - En başarılı rejisörler: Lütfi Ö. Akad (Öldüren Şehir), Ali Ipar (Bir Şehrin Hikayesi) - En başarılı senaryocu: Ali Ipar (Bir Şehrin Hikayesi) - En başarılı kameramanlar: Yuvakim Filmeridis (Mahallenin Namusu), İlhan Arakon (Salgın), Mike Rafaelyan (Ölüm Saati), Kriton İlyadis (Öldüren Şehir) - En başarılı artistler: Lale Oraloğlu (Leylaklar Altında), Aliye Rona (Mahallenin Namusu), Belgin Doruk (Öldüren Şehir), Cahit Irgat (Altı Ölü Var), Orhan Elçin (Ölüm Saati). - En başarılı fon müzikçisi: Nedim Otyam (Ölüm Saati)


1955


Film sayısı 61'e ulaştı. Türk sinemasının ilk özel yapımevi olan Kemal Film'in başına geçen ve senaryo çalışmaları yapan Osman F. Seden, Kanlarıyla Ödediler'le yönetmenliğe başladı. Memduh Ün, Abdurrahman Palay ve Mümtaz Alpaslan bu dönemde sinemaya girdiler. Muhterem Nur, Lale Oraloğlu, Bülent Oran, Mualla Kaynak ve Neşe Yulaç ise sinemanın yeni tipleridirler.


Ara kuşağın önemli yönetmeni Lütfi Ö. Akad, bir Yaşar Kemal uyarlaması olan Beyaz Mendil'le yeni bir başarı elde etti. Bu gerçekçi köy filminde oynayan Fikret Hakan, güçlü oyunuyla tüm dikkatleri üzerine topladı. Bu, bir oyuncu aşamasıydı kuşkusuz. Ve sinemaya ilk kez bir sahici oyuncu geliyordu.


Tiyatrocular kuşağından gelen Sami Ayanoğlu'nun yönettiği Beyaz Şehir filmine Fransızca dublaj yapıldı. Ve İsviçre'de düzenlenen Kızıl Haç Kongresi'ndeki gösteri sırasında bir özel armağan kazandı.


Türk Film Dostları Derneği'nin düzenlediği II. Türk Filmcileri Yarışması'nda ise yapılan oylama sonucu kazananlar şöyle belirlendi: - En başarılı filmler: Kaçak (Şadan Kamil), Sevdiğim Sendin (Agâh Hün), Bulgar Sadık (Lütfi Ö. Akad) - En başarılı rejisörler: Şadan Kamil, Lütfi Ö. Akad, Agâh Hün. - En başarılı senaryocular: Haldun Taner (Kaçak), Lale Oraloğlu (Sevdiğim Sendin) - En başarılı kameramanlar: Turgut Ören (Sevdiğim Sendin), Kriton İlyadis (Bulgar Sadık), İlhan Arakon (Kaçak) , Enver Burçkin (Ecel Köprüsü) - En başarılı prodüktörler: Nazif Duru (Kaçak), Ali Oraloğlu (Sevdiğim Sendin) - En başarılı kadın artistler: Sezer Sezin (Kaçak), Lale Oraloğlu (Sevdiğim Sendin) - En başarılı erkek artistler: Şevki Artun (Bulgar Sadık), Turan Seyfioğlu (Kaçak), Cahit Irgat (Sevdiğim Sendin)


1956


50 film çevrildi. Piyasa koşullarına çok iyi uyum sağlamasını bilip köy melodramlarıyla ününü sürdüren Muharrem Gürses bir altın çağ yaşamaktadır. Peş peşe 7 filmde yönetmenlik yapar.


Bu yılın dikkati çeken bir oyuncusu da Ekrem Bora'dır. Alın Yazısı'yla (Mehdi Özgürel) sinemaya giren Bora; Ayhan Işık ve Belgin Doruk gibi bir dergi (Yıldız) yarışması sonucu sinemaya gelmiştir.


Uluslararası Berlin Film Şenliği'nde bir Türk filmi, ikincilik ödülü olan Gümüş Ayı'yı kazandı. Sabahattin Eyuboğlu ile Mazhar Şevket İpşiroğlu'nun bu ödüllü Hitit Güneşi, bir belgesel kısa filmdir.


1957


61 film çekildi. Gürses, bu yıl da hızlı film çalışmalarına devam etti. Memduh Ün Yetim Ömer ve Güllü Fatma gibi Gürses tipi melodramlarla bir yıl geçirdi.


Yeni yönetmenler, Nejat Saydam'la Ziya Metin'di. Muzaffer Arslan'ın As Film, Özdemir Birsel'in kurduğu Birsel Film de, aynı yıl çalışmalarına başladılar.


Lütfi Ö. Akad'ın Ak Altın adlı filminde Fettah rolüyle Osman Alyanak, yardımcı oyuncu olarak öne çıktı. Fatma Girik, Leyla Sayar ve Orhan Günşiray, oyunculuklarına bu yıl başladılar.


Arabesk türü pembe piyasa romanlarıyla kendine bir yol arayan Atıf Yılmaz, ilk küçük çıkışını Gelinin Muradı ile yaptı. Bir kasaba gerçeğini yansıtan bu film, Kemal Bilbaşar'ın öykülerinden arladığı ilginç bir çalışmaydı.


Uluslararası Berlin Film Şenliği bu yıl da Türk sineması adına küçük bir zaferle sonuçlandı.


Sabahattin Eyüboğlu-Mazhar İpşiroğlu ikilisinin Siyah Kalem adlı kısa filmi mansiyon kazandı.


1958


Film sayısı 80'e tırmandı.


Yeni yapımevleri kuruldu. Bunların en önemlileri Güven Film (Yuvakim Filmeridis), Melek Film (Şahan Haki), Kervan Film (Ümit Utku) ve Pesen Film (Nevzat Pesen)'dir.


Yönetmenlere Nuri Ergün, Hulki Saner, Nevzat Pesen, Nişan Hançer; oyunculara da Ahmet Mekin, Çolpan İlhan ve Göksel Arsoy katıldılar. Ve Türk sineması çok önemli bir film olayı yaşadı. Bu olay Üç Arkadaş'tı. Yönetmeni de Memduh Ün'dü. Daha önceki yıllarda piyasa melodramlarıyla sıradanlığı aşamayan Ün'ün bu beklenmedik çıkışı, Akad'ın Kanun Namına'sından sonra sinemasal açıdan ikinci bir devrimi gerçekleştirdi. Dostluğu, sevgiyi, dayanışmayı duyarlı bir sinema diliyle sergiledi. Ayrıca Fikret Hakan'ın, Salih Tozan'ın, Semih Sezerli'nin, özelliklede Muhterem Nur'un mükemmel oyunlarıyla, bir ekip çalışmasının ilk kez zaferini vurguluyordu. Kaldı ki filmin senaryosunu da Aydın Arakon, Metin Erksan, Muammer Çubukçu, Memduh Ün, Ertem Göreç ve Atıf Yılmaz'dan oluşan bir grup ortaklaşa yazmışlardı. Diyalogların bir bölümünü yazan da Orhan Kemal'di.


Yılın diğer başarılı bir filmi de Metin Erksan'dan geldi. Bir efe filmi denemesi olan Dokuz Dağın Efesi, bu türde yapılanlardan bir hayli farklıydı.


1959


76 film çevrildi. Aydın Arakon'un Fosforlu Cevriye adlı filmiyle sinemada erkek tipli kadın kahramanlar modası başladı. Bu tür kahramanların ilk oyuncusu Neriman Köksal'dı. Cilalı İbo serisiyle de yeni bir güldürü oyuncusu doğdu; Feridun Karakaya.


Nevzat Pesen'in bir roman uyarlaması olan Samanyolu, Göksel Arsoy'a ün yaptırdı. Arsoy, Belgin Doruk'un karşısında romantik, özelliklede sarışın havasıyla sinemaya yeni bir erkek tipini getiriyordu. Ayrıca film gişe başarısıyla dikkati çekti ve böylece de sinemada bir çift anlayışının (Belgin Doruk- Göksel Arsoy) temelleri atıldı.


Güldürü oyuncusu Suphi Kaner, yönetmenliğe; Yılmaz Güney, ilk oyunculuk denemelerinde(Bu Vatanın Çocukları) başladı. Şair Atillâ İlhan, Ali Kaptanoğlu takma adıyla, Lütfi Ö. Akad'ın yönettiği Yalnızlar Rıhtımı'nın senaryosunu yazdı. Yabancı etkiler taşıyan filmiyle Akad, özellikle de Atillâ İlhan'ın senaryosu çeşitli tartışmalara yol açtı.


Yılın en özenli filmlerini Atıf Yılmaz (Bu Vatanın Çocukları, Karacaoğlan'ın Kara Sevdası, Alageyik) çekti. Nejat Saydam, İstiklal Savaşı filmi Kalpaklılar'la en başarılı filmini gerçekleştirebilmeyi başardı.


Bu yıl kurulan TSSD (Türk Sinema Sanatçıları Derneği), Gazeteciler Cemiyeti ile yaptığı işbirliği sonucu Türk Film Festivali'ni düzenledi. 15 filmin katıldığı festivalde en başarılı film, senaryocu ve kadın oyuncu seçilmedi. Öteki sonuçlar: - En başarılı yönetmen: Atıf Yılmaz Batıbeki - En başarılı fotoğraf direktörü: Kriton İlyadis (Beraber Ölelim) - En başarılı fon müziği: Yalçın Tura (Zümrüt) - En başarılı erkek oyuncu: Sadri Alışık (Zümrüt) • Jüri özel armağanı okuz Dağın Efesi (Metin Erksan).


1960


78 film çekildi. Yeni film şirketi kuruldu: Be-Ya Film (Nusret İkbal), Saner Film (Hulki Saner), Uğur Film (Memduh Ün), Yerli Film (Atıf Yılmaz- Orhan Günşiray), Erler Film (Türker İnanoğlu), Metro Film (Aram Gülyüz), Site Film (İlhan Filmer), Şan Film (Baki Üsküdarlı), Kurt Film (Mehmet Arancı).


Zeynep Değirmencioğlu'nun oynadığı Ayşecik'le çocuk kahramanlı filmler dönemi başladı. Değirmencioğlu da Memduh Ün'ün bu filmiyle Türk sinemasında ilk çocuk yıldız oldu. Bir çağ filmi olan Akad'ın Yangın Var'ında, Ayhan Işık karşısında ezilmeden ve giderek onu aşan mükemmel bir oyunla Turgut Özatay ilgi çekti.Türkan Şoray, Gönül Yazar yeni oyuncular; Türker İnanoğlu, Burhan Bolan, Hüsnü Cantürk, Yavuz Yalınkılıç ve Fikret Uçak yeni yönetmenler olarak sinemaya girdiler.Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 27 Mayıs'ta siyasal yönetime el koymasından sonra Türk sinemasında yeni bir düşünce hareketi ortaya çıktı. Adı toplumsal gerçekçilikti.


Ve bu sinemasal hareket, ilk kez Metin Erksan'ın Gecelerin Ötesi'yle doğdu. Toplumsal içerikli bir filmle birlikte Namus Uğruna (Osman F. Seden), Kanlı Firar (Orhan Elmas), Dolandırıcılar Şahı (Atıf Yılma) ve Memduh Ün'ün Kırık Çanakları'yla Ateşten Damla önemli yapıtlardır.


Atilla Tokatlı'nın Türk sineması için çok özel bir denemesi olan Denize İnen Sokak gişe açısından büyük bir aşarısızlığa uğradı. Venedik ve Karlovy-Vary film şenliklerinde gösterilen film Locarno Şenliği'nde ise şeref diploması aldı.



(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 16:42
Dönemler Nr.:4


Türk Sinema Tarihi1961-1970



1961

Film sayısı giderek tırmanıyor. Bu yıl tam 113'e ulaştı. Türker İnanoğlu'nun Hancı'sı ile Ümit Utku'nun Yaban Gülü büyük gişe hasılatları elde ettiler. Nejat Saydam'ın Küçük Hanımefendi adlı filmi oyuncu Belgin Doruk'a yeni bir ün sağlarken, bu arada "hanımefendi-beyefendi" türünde dizilerin modasına da yol açtı. Münir Hayri Egeli Kolsuz Bebek'le ilk kez sinemamızda birbirinden bağımsız, üç öykülü film denemesini gerçekleştirdi.

Oyunculardan Muzaffer Tema ile Kenan Pars yönetmenliğe başladılar. Ülkü Erakalın, Süreyya Duru, Natuk Baytan ve Halit Refiğ ilk filmlerini çektiler. Oyuncu Orhan Günşiray, polisiye filmlerin "yerli Mayk Hammer"i olarak tipine otururken, bu tür sinemaya da yeni bir aksiyon getirdi.

Senaryocu Vedat Türkali ile işbirliğine girişen Ertem Göreç olumlu bir başarı kazandı. Konut sahibi olmak için çırpınan bir avuç insanın öyküsünü dürüst bir çaba içinde görüntülediği Otobüs Yolcuları, yılın en iyi filmlerinden biri oldu. Sinema eleştirmeni Halit Refiğ, geçirdiği asistanlık döneminden sonra Yasak Aşk'la bir ilk film ortaya koydu.

İstanbul Belediyesi, Sanat Festivali'ne ek olarak, bir "Yerli Filmler Yarışması" düzenledi: En başarılı film: Kırık Çanaklar (Memduh Ün)
En başarılı yönetmen: Memduh Ün
En başarılı senaryo: Metin Erksan (Gecelerin Ötesi)
En başarılı görüntü yönetmeni: Turgut Ören (Ölüm Peşimizde)
En başarılı kadın oyuncu: Lale Oraloğlu (Kırık Çanaklar)
En başarılı erkek oyuncu: Eşref Kolçak (Namus Uğruna)
En başarılı yardımcı kadın oyuncu: Mualla Kaynak (Kırık Çanaklar)
En başarılı yardımcı erkek oyuncu: Kadir Savun (Gecelerin Ötesi)
Jüri özel armağanı: Atilla Tokatlı, Selçuk Bakkalbaşı (Denize İnen Sokak)
İstanbul Belediyesi özel armağanı: Zeynep Değirmencioğlu (Ayşecik)

İzmir'de düzenlenen I. Sanat Festivali'ne bu yıl sinema dalı da eklendi. Ve Fuar Filmleri Yarışması adı verilen bu bölümde sonuçlar şöyle saptandı: En başarılı film: Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı)
En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaşı (Denize İnen Sokak)
En başarılı kameraman: Enver Burçkin.
En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur.
En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz (Denize İnen Sokak )
En başarılı rejisör ise seçilemedi.

1962

131 film çekildi. Bu yılın yeni yapımevleri: Artist Film (Recep Ekicigil), Kazankaya Film (Hasan Kazankaya), Sibel Film (Müfit İlkiz).

Filiz Akın ve Tanju Gürsu, bir dergi (artist) yarışması sonucu sinemaya girdiler. Akın, modern genç kız tipinin Türk sinemasındaki yeni simgesiydi. Ve sinema, ünlü kalemlerin ilgi duyduğu bir sanat dalı oldu. Yazar ve öykücü Tarık Dursun K. Yönetmenlik, romancı Kemal Tahir de senaryoculuk denemelerine başladılar. Bir yeni yönetmende Mehmet Dinler'di.

Sami Şekeroğlu'nun girişimleriyle ilk özel sinema kulübü kuruldu. Kulüp Sinema 7.

Metin Erksan; Fakir Baykurt'un aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı Yılanların Öcü'yle edebiyat-sinema ilişkilerinin başarılı bir örneğini verdi. Gerçekçi bir köy romanından gerçekçi bir sinemaya dönüşen Erksan'ın bu olaylı filmi, yılın en başarılı yapıtıydı. İkinci kez sansürle karşı karşıya gelen Erksan'ın filmini Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel Çankaya Köşkü'nde izledikten sonra tüm sanatçıları kutladı.

Nevzat Pesen de ilk kez şaşırtıcı bir aşama yaptı. John Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar adlı romanından Orhan Elmas'ın başarıyla Türk toplumuna uyarladığı senaryo, Nevzat Pesen'in elinde değerini buldu. Ve Pesen'in yönetiminde İkimize Bir Dünya, sinema tarihimizin en sıcak ve duyarlı filmlerinden biri oldu. Ne var ki Pesen, bu ilginç başarısından sonra kendini yenileyemeyecek; İkimize Bir Dünya, bir yönetmenin ilk ve son aşaması olacaktı. Gerçekte bu, bir ekip çalışmasının ortak başarısıydı. Ve Kadir Savun'un incelikli oyunu uzun süre akıldan çıkmadı.

1963

Film sayısı 128. Yeni oyuncular Ajda Pekkan ve Tamer Yiğit. İki oyuncu da bir dergi (Ses) yarışması aracılığıyla sinemada işbaşı yaptılar.

Güldürü oyuncusu Öztürk Serengil Adanalı Tayfur'la (Zafer Davutoğlu) sıradan bir lahmacuncu tipi yaratarak en parlak dönemine girdi. Uzun süre usta yönetmenlerin yanında asistanlık yapan Zeki Ökten'le gazeteci İlhan Engin ilk kez yönetmenlik yaptılar. Engin'in sinemayla ilişkisi ise senaryo yazarlığıyla başlamıştı.

Yılın en başarılı filmleri gene Metin Erksan imzasını taşıyor; Acı Hayat ve Susuz Yaz. Aynı zamanda yılın iş yapan filmlerinden biri olup sinemaya sokaktaki adamın dışında aydın bir seyirci kesimini getirebilmeyi başaran Acı Hayat, ilginç bir kent filmiydi. Türkan Şoray ve Ekrem Bora bu filmdeki rolleriyle sınıf atladılar.

Köy gerçeklerinin yanı sıra cinsel bir tutkunun da altını çizen Erksan'ın Susuz Yazı'nda Hülya Koçyiğit ve Erol Taş başarılı bir oyun sergilediler. Böylece de Metin Erksan, bir biri ardına elde ettiği başarılarla giderek kendini yenileyen bir sinemacı olduğunu her fırsatta gösteriyordu. Genç sinemacılar kuşağından Atıf Yılmaz'ın ise kararsız ve tekrarlar içinde yoluna devam ettiği görülüyordu. Örneğin Yarın Bizimdir yılın düzeyli filmlerinden biri olmasına karşılık, bir Gelinin Muradı'nı aşmış sayılmazdı.

Bu yıl sinemayla ilgili iki kurum faaliyet gösterdi. Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti ile Sine-İş (Sinema İşçileri Sendikası).

Oyuncu Nilüfer Aydan, Şehirdeki Yabancı ile (Halit Refiğ) Moskova Film Şenliği'nde şeref diploması aldı.

1964

Film sayısı 180'e ulaştı. Yaşları genç, yeni bir sinemacılar kuşağı da giderek etkinliğini gösteriyordu. Genç sinemacılar taze ve yeni projelerle toplumsal içerikli filmlere ağırlık veriyorlar. Feyzi Tuna, bu genç sinemacılardan. Aşka Susayanlar'la adından söz ettiriyor. Tunç Başaran, Kemal İnci ve Remzi Jöntürk, ilk filmlerini yönetiyorlar. Daha önce senaryo çalışmaları yapan öykücü Tarık Dursun K. da Kelebekler Çift Uçar'la anlatım olarak yeni bir soluk getirmeye çalışıyorlar.

Yeni yönetmenlerden Cevat Okçugil, Ertem Eğilmez, Orhan Aksoy, Yılmaz Atadeniz çalışmalarını sürdürüyorlar. Daha önceki kuşağın sinemacılarından Nevzat Pesen Ahtapotun Kolları, Orhan Elmas Duvarların Ötesi ve Memduh Ün Ağaçlar Ayakta Ölür'le, çok sayıdaki kötü film arasından öne çıkmayı başarabiliyorlar. Daha eskilerden ise Atıf Yılmaz, gerçek kişiliğini bulabilme çabası içinde hem hızlı çalışıyor, hem de sürekli tür değiştiriyor. Erkek Ali ve Keşanlı Ali Destanı bu yıl çektiği düzeyli filmlerden ikisi.

Ama yılın en önemli üç filmi Ertem Göreç, Halit Refiğ ve Metin Erksan'dan geliyor. Ertem Göreç'in Karanlıkta Uyananlar'ı bir boya fabrikasındaki işçileri konu alan ilk grev filmi Türk sinemasında. Halit Refiğ Gurbet Kuşları'yla ilginç bir iç göç filmi ortaya koyuyor. Metin Erksan, Suçlular Aramızda'yla, çarpıcı görüntüler içeren bir burjuva melodramı sergiliyor. Erksan, estetik ustası bir sinemacı kuşkusuz. Yer yer yabancı etkiler taşıyan anlatımı çoğu kez polemikler yaratıyor. Hırçın bir yönetmen Erksan, ama sinemacı.

Cüneyt Arkın, yeni bir oyuncu. Leyla Sayar, Şehrazat (Halit Refiğ) ve Suçlular Aramızda adlı filmiyle Türk sinemasında vamp kadın tipine yeni bir derinlik kazandırıyor. Fetiş tutkuların, gizemli erotizmin giderek yıldız vampı oluyor Sayar.

Ve Berlin Film Şenliği'nde Türk sinemasının ilk büyük zaferi: Metin Erksan, bu uluslararası şenlikte en iyi film seçilen Susuz Yaz'la büyük ödül altın ayıyı kazandı. Daha sonra bu başarı nedeniyle Turizm ve Tanıtma Bakanı A. İ. Göğüş, yaptığı bir basın toplantısında filme emeği geçen tüm sanatçılara armağanlar veriyor. Ve bu ilk filmindeki başarılı rolü için Türk Kadınlar Birliği tarafından Hülya Koçyiğit yılın kadın sanatçısı seçildi.

Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti ve Antalya Belediyesi'nin ortak girişimleriyle, sinema tarihimizin hâlâ sürmekte olan en önemli Film Şenliği düzenlendi. Ve I. Antalya Film Festivali sonuçları: En iyi film: Gurbet Kuşları (Halit Refiğ)
En iyi yönetmen: Halit Refit (Gurbet Kuşları)
En iyi görüntü yönetmeni: Ali Uğur (Acı Hayat)
En iyi kadın oyuncu: Türkân Şoray (Acı Hayat)
En iyi erkek oyuncu: İzzet Günay (Ağaçlar Ayakta Ölür)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Yıldız Kenter (Ağaçlar Ayakta Ölür)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Ulvi Uraz (Yarın Bizimdir)

Bu arada Metin Erksan, Susuz Yaz'la Venedik Film Festivali "Merito Biennale"de bir ödül daha kazandı.

1965

Bir yıllık süre içinde çekilen 213 filmle Türk sineması, önlenmesi mümkün olmayan bir film enflasyonu başlattı. Altyapısız ve büyük bir karmaşa içinde film sayısı artarken bu sağlıksız hızlı tempo yeni sömürü kaynaklarını da beraberinde getiriyordu. Örneğin yıldız egemenliğinin doruk noktalara ulaşması, bölge işletmecilerinin Türk sinemasını yönlendirme çabaları ve tefeci-yapımcı ilişkisinin ortaya çıkardığı bono sistemine dayalı çarpık ekonomi, bu sömürü düzeninin başlıca kaynaklarıydı.

Semih Evin'le başlayan "iç içe çekilen film furyası", yapımcı Hasan Kazankaya ile daha ileri uçlara tırmandı. Ve bu dört ya da altı günlük gibi çok kısa sürelerde, aynı mekânlarda, aynı oyuncularla "şipşak" çekilen bu ucuz "ikiz filmler" bir "gecekondu sineması", başka bir deyişle "konfeksiyon sineması" dönemini başlattı.

Ucuzluk ve başıbozukluk birbiri ardına yeni sinemasal modalar getirdi. Yılın bir yeni türü de "hazretler sineması"ydı. Böylece 1965, Nuri Akıncı'nın Hazreti Yusuf'un Hayatı adlı filmiyle bir "din sömürüsü"nün başlangıç yılı oldu.

Kalitesiz filmlerin büyük bir sayıya ulaştığı bu dönemde, tek tük de olsa bazı olumlu çabalar görülmüyor değildi. Bu dönemde sinemaya girenlerden Erdoğan Tokatlı Son Kuşlar'la başarılı bir ilk film denemesi ortaya koydu. Memduh Ün'ün asistanı Bilge Olgaç, bir arayış içindeydi. Tiyatro sanatçısı Haldun Dormen Bozuk Düzen ve Güzel Bir Gün İçin'le dikkati çekti.

Filmlerde dekoratör olarak çalışan Duygu Sağıroğlu'nun Bitmeyen Yol adlı ilk filmi iç-göç'ü içeren gerçekçilik çabaları, olumlu bir çalışma olarak karşılandı. Feyzi Tuna'nın elle tutulur bir ilk gençlik filmi olan Yasak Sokaklar'ı eski kuşaktan Abdurrahman Palay'ın İsyancılar'ı, Atıf Yılmaz'ın Muradın Türküsü, Halit Refiğ'in Kırık Hayatlar'ı yılın kayda değer yapıtlarıydı.

Senaryo çalışmalarıyla Türk sinemasına önemli katkıları olan Vedat Türkali ve gazeteci romancı Cengiz Tuncer'de birer film yönettiler. Tuncer'in Sevmek Seni adlı filmi, çok aşırı ve bireysel bir sinema denemesi olarak kendi içinde boğuldu. Ve halk önüne de çıkamadı.

Yılın en önemli ve tartışmalı iki filmi gene Metin Erksan'la Halit Refiğ'den geliyordu. Ersan'ın Sevmek Zamanı, yerli motiflerle bezenmiş bir tutkunun, bir kara sevdanın filmi olmasına karşılık, bizden olan kahramanlarının davranış biçimlerinde bir yabancılaşma da ağırlıktaydı. Ama filmin estetik ve görsel zenginliği, yalnızca Erksan'a özgü boyutlardaydı.

Senaryosunu Kemal Tahir'in yazdığı, Halit Refiğ'in Haremde Dört Kadın'ı bir çağ filmi olarak belli bir kesimin ilgisini çekerken, Erksan'ın Sevmek Zamanı'nda olduğu gibi büyük bir ticari başarısızlığa uğradı. Bireysel açıdan ilginç sinema denemeleri olan bu "halktan kopuk" filmlere karşılık, Ertem Eğilmez'in "yerli Pigmalyon"u Sürtük yılın en büyük iş yapan filmlerinden biri oldu. Ayrıca Fıstık Gibi Maşallah (Hulki Saner), Fabrikanın Gülü (Ümit Utku), 1964-65 sezonunun en çok iş yapan filmleri listesinde yer aldı.

Görüldüğü gibi yıllar yılı şartlandırılmış yerli film seyirci beğenisinin hangi sınırlarda olduğu ortaya çıkıyor. Ve İstanbul Belediyesi'nin tuttuğu rapora göre ise, bir yıl içinde yalnızca kentteki sinemalara 34 milyon 393 bin 634 seyirci girmiş. Demek ki bu açıdan Türk sineması bir altın çağ yaşıyordu.

Bir resimli roman kahramanı olan Karaoğlan dizisiyle Kartal Tibet ün yaptı. Tunç Okan, Selma Güneri de bu yıl sinemaya girdiler. Gene yılın en çok iş yapan filmlerinden bir olan On Korkusuz Adam'da (Tunç Başaran) minicik rolüyle dikkati çeken Yılmaz Güney; Duygu Sağıroğlu'nun Ben Öldükçe Yaşarım filmindeki duyarlı oyunuyla ön plana geçti.

Türk Sinematek Derneği kuruldu. Ve büyük çoğunluğu öğrencilerden oluşan üyelerine yerli ve yabancı film gösterileri düzenlemeye başladı.

2. Antalya Film Festivali yapıldı: En iyi film: Aşk ve Kin (Turgut Demirağ)
En iyi 2. film: Keşanlı Ali Destanı (Atıf Yılmaz)
En iyi 3. film: Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç)
En iyi yönetmen: Atıf Yılmaz (Keşanlı Ali Destanı)
En iyi senaryocu: Vedat Türkali (Karanlıkta Uyananlar)
En iyi görüntü yönetmeni: Gani Turanlı (Aşk ve Kin)
En iyi özgün müzik: Nedim Otyam (Karanlıkta Uyananlar)
En iyi kadın oyuncu: Fatma Girik (Keşanlı Ali Destanı)
En iyi erkek oyuncu: Fikret Hakan (Keşanlı Ali Destanı)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Aliye Rona (Hepimiz Kardeşiz)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Erol Taş (Duvarların Ötesi)
En iyi stüdyo: Acar Film
En iyi kısa metrajlı film: Bir Damla Suyun Hikâyesi (Behlül Dal)

34. İzmir Enternasyonal Fuarı I. Film Şenliği düzenlendi: En iyi film: Üç Tekerlekli Bisiklet (Lütfi Ö. Akad)
En iyi 2. film: Sahildeki Ceset (Natuk Baytan)
En iyi 3. film: Ahtapotun Kolları (Nevzat Pesen)
En iyi yönetmen: Metin Erksan (Suçlular Aramızda)
En iyi senaryocu: Natuk Baytan (Sahildeki Ceset)
En iyi kameraman: Kriton İlyadis (Ahtapotun Kolları)
En iyi kadın oyuncu: Sezer Sezin (Üç Tekerlekli Bisiklet)
En iyi erkek oyuncu: Fikret Hakan (Keşanlı Ali Destanı)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Çolpan İlhan (Ahtapotun Kolları)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Erol Taş (Sahildeki Ceset)
En iyi stüdyo: Acar Film
En iyi müzik: Yalçın Tura (Keşanlı Ali Destanı)

İlk kez bu yıl düzenlenen Gaziantep Film Şenliği'nde ise Kırık Hayatlar (Halit Refiğ) en iyi film seçildi. Milano'da (İtalya) Mifed'deki yarışmada Metin Erksan, Suçlular Aramızda'yla "en iyi sosyal içerikli film armağanı"nı aldı.

1966

Türk sineması rekora doğru gidiyor. Film sayısı 240. Oyuncu Yılmaz Güney, yönetmen olarak ilk filmini çekti: At, Avrat, Silah. Yücel Uçanoğlu, Nazmi Özer, Ferit Ceylan ve Yavuz Figenli yeni yönetmenler. Alp Zeki Heper, Soluk Gecenin Aşk Hikâyeleri'nde amatör oyuncular kullandı. Şiirsel görüntülere dayalı, ama soyut bir aşk filmi denemesi olan film, halk önüne çıkmadı. Yalnızca özel gösterilerde izlendi.

Metin Erksan Ölmeyen Aşk'la halktan kopuk, yalnızca kendisi için çektiği özgün sinema çalışmasını sürdürdü.

Osman Seden, bir çağ filmi olan, Reşat Nuri Güntekin uyarlaması olan iki bölümlü Çalıkuşu'yla en başarılı filmini yaptı. Toprağın Kanı, Pembe Kadın, Ah Güzel İstanbul ve Ölüm Tarlası Atıf Yılmaz'ın bu yıl çektiği değişik türdeki denemeleriydi. Ve Lütfi Ö. Akad, Sırat Köprüsü adlı filmiyle Türk sinemasında ilk kez geniş perde (cinemaskop) sistemini uyguladı.

Türk sineması kuramcılarının çeşitli kamplara ayrılıp "ATÜT sineması", "halk sineması", "ulusal sinema", "toplumsal gerçekçilik" gibi görüşleri tartıştıkları dönemde Lütfi Ö. Akad, çok önemli bir film patlattı: Senaryo çalışmasını Yılmaz Güney'le birlikte yaptığı Hudutların Kanunu, Türk sinema tarihinin en önemli filmiydi. Akad, ikinci kez doğarken, Yılmaz Güney'in "büyük oyun"u da uzun süre unutulmayacaktı.

Göksel Arsoy Altın Çocuk dizisiyle tipini değiştirdi. Cüneyt Arkın, çizgi roman kahramanı Malkaçoğlu dizisine yöneldi. Sadri Alışık Turist Ömer'le bir güldürü sineması tipine ağırlık verdi. Sinemaya bu yıl giren Yılmaz Gündüz ise bütçesi sınırlı, ucuz maliyetli filmlerin yerli James Bond'u oldu.

3. Antalya Film Şenliği'nin sonuçları: En iyi film: Bozuk Düzen (Haldun Dormen)
En iyi 2. film: Toprağın Kanı (Atıf Yılmaz)
En iyi 3. film: Muradın Türküsü (Atıf Yılmaz)
En iyi yönetmen: Memduh Ün (Namusum İçin)
En iyi senaryo: Erol Keskin, Haldun Dormen (Bozuk Düzen)
En iyi görüntü yönetmeni: Mustafa Yılmaz (Namusum İçin)
En iyi özgün müzik: Nedim Otyam (İsyancılar)
En iyi kadın oyuncu: Selma Güneri (Son Kuşlar)
En iyi erkek oyuncu: Ekrem Bora (Sürtük)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Yıldız Kenter (İsyancılar)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Müşfik Kenter (Bozuk Düzen)
En iyi stüdyo: Acar Film (Namusum İçin)
En iyi kısa metrajlı film: Taşların Aşkı (Behlül Dal)

Tunus'ta Kartaca Sinema Günü'nde Erksan'ın Yılanların Öcü şeref madalyası kazandı.

1967

208 film çekildi. Günlük gazetelerde ve dergilerde yayınlanan çizgi-romanlarla foto-romanların okuyucu üzerindeki etkinliği bu yıl sinemaya da yansıdı. Ve Türk sinemasında yeni bir avantür filmler modası başladı. Başta Killing olmak üzere, Baytekin, Fantoma, Mandrake, Uçan Adam gibi dışarlıklı, yani kahramanları yabancı kökenli bir dizi film yapıldı.

İrfan Ünal Ak-Ün, Berker İnanoğlu Er, Kadri Yurdatap Kadri ve sosyete terzisi Mualla Özbek Efes Film yapımevlerini kurdular.

Yapımcı-yönetmen Osman F. Seden bol yıldızlı filmler yapmaya devam etti. Oyuncu Türkân Şoray Tapılacak Kadın ve Ölümsüz Kadın gibi, adına yazılan senaryolarda yönetmen sinemasının önüne çıkıp "yıldız sistemi"ni bir "mitos" yani "efsane" boyutlarına çıkardı. Erkek oyunculardan Ayhan Işık ise bu "star sistemi"nin ilk büyük kuramcısı olarak yapımcılar üzerindeki egemenliğini sürdürdü. Sokaktaki adamın, lumpen seyircinin sözcüsü olarak devreye giren Yılmaz Güney, yıllardır Türk sinemasına egemen olan yakışıklı adam-güzel kadın anlayışını değiştirip bu kalıpları kırdı. Önceleri döküntü, sıradışı filmlerle marjinal bir sinemacı havası veren Güney, sonraları Atıf Yılmaz ve Lütfi Ö. Akad gibi düzeyli yönetmenlerle çalışarak bu aşamada gerçek oyunculuğu yakaladı. Örneğin Lütfi Ö. Akad'ın Kurbanlık Katil adlı filminde son derece şaşırtıcı bir oyun sergiledi. Aynı yıl gene Akad'ın Kızılırmak-Karakoyun'u, Atıf Yılmaz'ın Balatlı Arif ve Kozanoğlu adlı filmleri, yılın sağlam yapıtlarıydı. Özelliklede Kızılırmak-Karakoyun yılın filmiydi.

Bu arada Türkân Şoray da Güney'in yolunu izleyip Lütfi Ö. Akad'la çalıştı. Bu işbirliğinin ilk filmi Ana'ydı. Ve ilk kez Şoray, Otobüs Yolcuları ve Acı Hayat sayılmazsa gerçekçi bir tipi canlandırıp bir köylü kadınını oynadı.

4. Antalya Film Festivali yapıldı: En iyi dram filmi: Zalimler (Yılmaz Duru),
En iyi tarihi film: Bir Millet Uyanıyor (Ertem Eğilmez)
En iyi komedi filmi: Güzel Bir Gün İçin (Haldun Dormen)
En iyi yönetmen: Yılmaz Duru (Zalimler)
En iyi oyuncu: Erol Günaydın, Erol Keskiner (Güzel Bir Gün İçin)
En iyi görüntü yönetmeni:Ali Uğur (Zalimler)
En iyi kadın oyuncu: Fatma Girik (Sürtüğün Kızı)
En iyi erkek oyuncu: Yılmaz Güney (Hudutların Kanunu)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Aliye Rona (Zalimler)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Erol Günaydın (Güzel Bir Gün İçin)
En iyi film stüdyosu: Acar Film (Çalıkuşu)
En iyi kısa metrajlı film: Ay Doğarken (Behlül Dal)
En iyi 2.dram filmi: Hudutların Kanunu (Lütfi Ö. Akad)

Bu yıl bir ödülde yurt dışından geldi. Atıf Yılmaz'ın Ah Güzel İstanbul'u, Bordighera'da (İtalya) düzenlenen Komik ve Mizahi Filmler Yarışması'nda gümüş ağaç ödülünü kazandı.

1968

117 film çekildi. Renkli film yapımı hızlandırıldı. Yeni yönetmenler Aykut Düz, Çetin İnanç ve Melih Gülgen. Bu yenilerden Çetin İnanç, piyasa koşullarına uygun ucuz serüven filmleriyle ön plana çıktı. Yeni oyunculardan biri, Uğur Güçlü oldu.

Seyfi Havaeri'nin Kara Sevda adlı şarkılı-türkülü melodramı, özelliklede Anadolu bölgelerinde büyük iş yaptı. İzdiham nedeniyle bazı sinemaların kapıları kırıldı.

Ustalardan Atıf Yılmaz (Yasemin'in Tatlı Aşkı, Köroğlu, Cemile), Memduh Ün (Vuruldum Bir Kıza, İlk ve Son) ve Lütfi Ö. Akad'da (Kader Böyle İstedi) bir yorgunluk belirtileri görüldü. İçlerinden yalnızca Akad, Vesikalı Yarim'le durumu dengelemeye çalıştı. Orhan Elmas ise Ezo Gelin'le en iyi filmini ortaya koydu.

Metin Erksan, gene Kuyu ile yeni tartışmalar getirdi. Erksan'a özgü "şiddet sineması"nın yeni ve son bir örneğini verdi. Görkemli gösteri biçimleriyle sapıklığa varan bir tutkulu aşkın trajik öyküsüydü anlattığı.

Yılmaz Güney'in Seyyit Han'ı yılın önemli filmlerinden biri oldu. Halk sineması koşullarına uygun, şiirsel ve destansı anlatımı Türk sinemasına bir "umut ışığı" getiriyordu. Taze ve diri bir soluktu bu.

Geleneksel bir biçimde sürdürülen Antalya Film Şenliği'nde sonuçlar şöyle gelişti: En iyi film: İnce Cumali (Yılmaz Duru)
En iyi 2. film: Vesikalı Yarim (Lütfi Ö. Akad)
En iyi 3. film: Ölüm Tarlası (Atıf Yılmaz)
En iyi yönetmen: Yılmaz Duru (İnce Cumali)
En iyi senaryocu: Türkân Duru (İnce Cumali)
En iyi görüntü yönetmeni: Gani Turanlı (Ölüm Tarlası)
En iyi kadın oyuncu: Türkân Şoray (Vesikalı Yarim)
En iyi erkek oyuncu: Fikret Hakan (Ölüm Tarlası)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Aliye Rona (Son Gece)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Erol Taş (İnce Cumali)
En iyi stüdyo: Erman Film (Kurbanlık Katil)
En iyi kısa metrajlı film: Altın Bıçaklar (Behlül Dal)

Türk Filmi Arşivi, T.C. Dışişleri Bakanlığı ve Fransız Kültür Bakanlığı'nın işbirliği sonucu Paris'te Türk Filmleri Haftası düzenlendi. Ve gösteriye Sevmek Zamanı (Metin Erksan), Kızılırmak-Karakoyun (Lütfi Ö. Akad), Bitmeyen Yol (Duygu Sağıroğlu), Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı) katıldılar.

1969

Film sayısı 230. Zorro türü serüven filmlerinin giderek arttığı bir dönemde Metin Erksan'da Ateşli Çingene, Dağlar Kızı Reyhan gibi filmlerle bir gerileme başladı. Dış kaynaklı çizgi roman kahramanlarına karşılık yerli bir çizgi roman kahramanı ortaya çıkarıldı. Orta Asyalı bu tarihsel serüven kahramanı Tarkan'dı.

Bu tür çeşitli denemelerin yapıldığı sıra, yılın en dikkati çeken filmi Halit Refiğ'den geldi. Batılı bir kadınla bir Türk erkeğinin insancıl açıdan birbirlerine yaklaşımlarını, evrensel boyutlara ulaşan sevecenliklerini işleyen Bir Türke Gönül Verdim, Refiğ'in yeni bir aşamasıdır. Ve Ahmet Mekin'in oyunu da gerçek bir yaşamdan alınmış öykü içinde yerini bulur.

Adana Sinema Kulübü, Adana Belediyesi ve Devlet Film Arşivi'nin ilk kez düzenledikleri I. Altın Koza Türk Filmi Festivali sonuçları şöyledir: En iyi film: Kuyu (Metin Erksan)
En iyi 2. film: Ezo Gelin (Orhan Elmas)
En iyi 3. film: Seyyit Han (Yılmaz Güney)
En iyi yönetmen: Metin Erksan (Kuyu)
En iyi senaryo: Safa Önal (Menekşe Gözler)
En iyi görüntü yönetmeni: Gani Turanlı (Seyyit Han)
En iyi fon müzikçisi: Nedim Otyam (Seyyit Han)
En iyi kadın oyuncu: Fatma Girik (Ezo Gelin)
En iyi erkek oyuncu: Yılmaz Güney (Seyyit Han)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Aliye Rona (Kuyu, Kader Böyle İstedi)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Hayati Hamzaoğlu (Kuyu)
En iyi stüdyo: Lale Film

En iyi film ve yönetmenin seçilmediği 6. Antalya Film Festivali'nde ise şu sonuçlar alındı: En iyi 2. film: Bin Yıllık Yol (Yılmaz Duru)
En iyi 3. film: İnsanlar Yaşadıkça (Memduh Ün)
En iyi senaryocu: Türkân Duru (Bin Yıllık Yol)
En iyi görüntü yönetmeni: Ali Yaver (Öksüz)
En iyi kadın oyuncu: Hülya Koçyiğit (Cemile)
En iyi erkek oyuncu:Cüneyt Arkın (İnsanlar Yaşadıkça)
En iyi yardımcı kadın oyuncu:Muazzez Arçay (Bin Yıllık Yol)
En iyi yardımcı erkek oyuncu:Ferit Şevki (Cemile)
En iyi çocuk oyuncu: Zafer Karakaş (Cemile)
En iyi kısa metrajlı film: Rüya Gibi (Behlül Dal)

1970

226 film çekildi.Yeni oyuncu Selda Alkor. Yeni yönetmenler Yücel Çakmaklı ve Temel Gürsu.

Yapımcı Türker İnanoğlu'nun girişimleriyle Türk -İran ortak yapım çalışmaları başladı. Ve bu çalışmalar geniş perde sistemiyle (cinemaskop) sürdürüldü. Ertem Göreç'in Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'iyle Türk sinemasında masal filmleri dönemi açıldı. Yumurcak (Türker İnanoğlu) ve Afacan (Menderes Utku) gibi filmlerle "çocuk kahramanları ağır basan" bir sinema türü ortaya çıktı. Çeko (Çetin İnanç), yılın iş filmlerinden biri oldu. Aynı zamanda Yılmaz Köksal'a ün yaptırdı.

İddialı ve ünlü yönetmenler "suskunluk dönemi"ne girdi. Eyvah (Metin Erksan), Meçhul Kadın (Duygu Sağıroğlu), Kara Gözlüm (Atıf Yılmaz) gibi "arabesk-melo" türü filmlere ağırlık verdikleri dönemde Umut, yeni bir "dönüm noktası" getirir Türk sinemasına. Çünkü, Yılmaz Güney'in mizansen cambazlıkları arkasına sığınmadan sade ve yalın bir dille meydana getirdiği Umut, gerçekçi çabaları belgeci bir tutumla en iyi yansıtan bir yapıttı. "Umudu umutsuzluğa dönüştüren" ilginç bir sinema örneğiydi kuşkusuz...

Temel Gürsu'nun ilk filmi Dikkat Kan Aranıyor, Bilge Olgaç'ın Kerim Korcan uyarlaması Linç, yılın sözü edilen filmleriydi. Yücel Çakmaklı ise, Birleşen Yollar'la İslam düşüncesinin ilk örneğini oluşturan, "milli sinema" akımını başlattı. 2. Adana Film Festivali yapıldı: En iyi film: Umut (Yılmaz Güney)
En iyi 2.film: Bir Türke Gönül Verdim (Halit Refiğ)
En iyi 3.film: Linç (Bilge Olgaç)
En iyi yönetmen: Bilge Olgaç (Linç)
En iyi senaryocu: Yılmaz Güney (Umut)
En iyi görüntü yönetmeni: Ali Yaver (Linç)
En iyi ton müziği: Arif Erkin (Umut)
En iyi kadın oyuncu: Fatma Girik (Büyük Yemin)
En iyi erkek oyuncu: Yılmaz Güney (Umut)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Seden Kızıltunç (Bir Türke Gönül Verdim)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Bilal İnci (Büyük Yemin)
En iyi stüdyo: Lale Film. 7. Antalya Film Festivali'nin sonuçları:
En iyi film: Bir Çirkin Adam (Yılmaz Güney)
En iyi 2.film: Kınalı Yapıncak (Orhan Aksoy)
En iyi 3.film:Büyük Öç (Yılmaz Duru)
En iyi yönetmen: Ertem Eğilmez (Kalbimin Efendisi)
En iyi senaryocu: Sadık Şendil (Kalbimin Efendisi)
En iyi görüntü yönetmeni: Kriton İlyadis (Kınalı Yapıncak)
En iyi kadın oyuncu: Belgin Doruk (Yuvanın Bekçileri)
En iyi erkek oyuncu: Yılmaz Güney (Bir Çirkin Adam)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Lale Belkıs (Kalbimin Efendisi)
En iyi yardımcı erkek oyuncu:Hayati Hamzaoğlu (Bir Çirkin Adam)
En iyi çocuk oyuncu: İlker İnanoğlu (Yumurcak)
En iyi kısa metrajlı film: Vurgun (Behlül Dal)

Bu yıl ayrıca iki Türk filmi yurt dışında ödüllendirildi. Umut (Yılmaz Güney), Grenoble Film Şenliği'nde (Fransa) özel jüri ödülü; Yara (Ümit Utku) Tanca Film Festivali'nde üçüncülük ödülünü kazandılar.


(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 16:49
Dönemler Nr.:5



Türk Sinema Tarihi1971-1980



1971


Film sayısı gene giderek tırmanıyor. Bu kez tam 265 film çekildi. Arzu Okay, Tarık Akan ve Murat Soydan sinemanın yeni oyuncuları. Oyuncu Lale Oraloğlu ve Fikret Hakan, yönetmenliğe soyundular. Metin Erksan, Emel Sayın'lı Makber, Feride ve Hicran gibi filmlerle tür değiştirerek tüm ustalığını gizli bir "arabesk"e teslim etti. Ancak içerik yönünden, yani seçtiği konularda büyük bir gerileme kaydederken, usta sinema anlatımında bir şey yitirmedi. Lütfi Akad da "şarkılar" modasına uyup Zeki Müren'le Rüya Gibi'yi, Orhan Gencebay'la Bir Teselli Ver'i yönetti. Ne var ki ilk arabesk eğilimli filmlerden biri olan Bir Teselli Ver her yönden Akad için büyük bir "fiyasko" oldu.


Süreyya Duru'nun Keloğlan adlı masal türündeki filmi, tüm bölgelerde beklenmedik bir "gişe hasılatı" elde etti.


Yılmaz Güney, Ağıt'la destansı sinemasını geliştirirken Acı'yla, özelliklede Umutsuzlar'la şiirli ve olgun bir anlatım biçimi ortaya koydu. Bir kaçakçı çetesinin öyküsü üzerine kurulan ve bir tragedya boyutlarına ulaşan Ağıt, Venedik Film Şenliği'nde elemeyi kazanıp 10 film arasına girmeyi başarır. Baba ise yaygın bir seyirci kesimine inip yılın "büyük iş" yapan filmi olur.


3. Adana Film Festivali sonuçları: En iyi film: Ağıt (Yılmaz Güney)
En iyi 2.film: Acı (Yılmaz Güney)
En iyi 3.film: Umutsuzlar (Yılmaz Güney)
En iyi yönetmen: Yılmaz Güney
En iyi senaryo: Yılmaz Güney (Ağıt)
En iyi görüntü yönetmeni: Gani Turanlı (Acı, Ağıt, Umutsuzlar)
En iyi film müziği:Metin Bükey (Acı)
En iyi kadın oyuncu: Fatma Girik (Acı)
En iyi erkek oyuncu: Yılmaz Güney (Ağıt)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Süleyman Turan (Yarın Son Gün)
En iyi stüdyo: Lale ve Ören Ayrıca Aliye Rona, sinemaya hizmetleri nedeniyle jüri özel ödülü aldı.


8. Antalya Film Festivali sonuçları şöyle oldu: En iyi film: Ankara Ekspresi (Muzaffer Aslan)
En iyi 2.film:Öleceksek Ölelim (Orhan Elmas)
En iyi 3.film: Pamuk Prenses ve 7 Cüceler (Ertem Göreç)
En iyi yönetmen: Muzaffer Aslan (Ankara Ekspresi)
En iyi senaryo: Bülent Oran (Ankara Ekspresi)
En iyi görüntü yönetmeni: Cengiz Tacer (Ankara Ekspresi)
En iyi kadın oyuncu: Filiz Akın (Ankara Ekspresi)
En iyi erkek oyuncu: Fikret Hakan (Hasret)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Suna Selen (Pamuk Prenses)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Sadri Alışık (Afacan Küçük Serseri) . En iyi çocuk oyuncu: Menderes Utku (Afacan)
En iyi kısa metrajlı film: Hasret (Behlül Dal)


Gene bu yıl Milano Çocuk Filmleri Festivali'nde Afacan Küçük Serseri (Ülkü Erakalın) birincilik ödülü aldı.


1972


Bir yıllık süre içinde 299 filmle, Türk sinema tarihinin en büyük rekoru kırıldı. Bu arada renkli film yapımı da 185'le, siyah-beyaz çalışmaları geride bıraktı.


Yeni oyuncu Serdar Gökhan. Oyuncu Türkân Şoray, Dönüş'le ilk yönetmenlik denemesinde başarılı oldu. Metin Erksan'ın Keloğlan Can Kız adlı filmi ise sinema gişelerinde bekleneni vermedi, bu açıdan "fiyasko"yla sonuçlandı. "Milli sinema"nın kuramcısı Yücel Çakmaklı, İslami düşünceyi Çile ve Zehra'yla sürdürdü. Melih Gülgen, Parçala Behçet'le seks ve avantür filmlerine yeni bir yol açtı. Aşırı şiddet sahneleriyle dolu bu tür filmlerin oyuncusu da Behçet Naçar'dı.


Atıf Yılmaz Utanç'la toplumun ezildiği kadın sorununa yaklaştı. Lütfi Ö. Akad, Irmak ve Gökçe Çiçek'le eski törelerin, geleneklerin altını çizen çalışmalar yaptı. Her iki film de yeni atılımların 1972 yılındaki ilk örneklerini oluşturdu. Yılmaz Duru, İnce Cumali'den sonra en başarılı filmini ortaya koydu. Bu, Kara Doğan'dı.


9. Antalya Film Festivali sonuçları: En iyi film: Zulüm (Atıf Yılmaz)
En iyi 2.film: Sev Kardeşim (Ertem Eğilmez)
En iyi 3.film: Üvey Ana (Ülkü Erakalın)
En iyi yönetmen:Atıf Yılmaz (Zulüm)
En iyi senaryocu: Sadık Şendil (Sev Kardeşim)
En iyi görüntü yönetmeni: Cengiz Tacer (Zulüm)
En iyi kadın oyuncu: Zeynep Aksu (Üvey Ana)
En iyi erkek oyuncu: Murat Soydan (Üvey Ana)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Fatma Karanfil (Üvey Ana)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Süleyman Turan (Güllü)
En iyi kadın karakter oyucusu: Şükriye Atav (Emine)
En iyi erkek karakter oyuncusu: Münir Özkul (Sev Kardeşim)


4. Adana Film Festivali: En iyi film: Kara Doğan (Yılmaz Duru)
En iyi 2.film: Yaralı Kurt (Lütfi Ö. Akad)
En iyi 3.film: Irmak (Lütfi Ö. Akad)
En iyi yönetmen: Yılmaz Duru (Kara Doğan)
En iyi senaryocu: Sabah Duru (Kara Doğan)
En iyi görüntü yönetmeni: Ali Uğur (Kara Doğan)
En iyi kadın oyuncu: Hülya Koçyiğit (Zehra)
En iyi erkek oyuncu: Cüneyt Arkın (Yaralı Kurt)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Muhterem Nur (Kara Gün)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Osman Alyanak (Irmak)


1973


209 film çevrildi. Siyah-beyaz film sayısı ise bu yıl 30'a düştü. Çifte Rabialar'la dinsel filmler gene yeni bir tırmanışa geçti.


Türkan Şoray, ikinci yönetmenlik denemesi Azap'la büyük bir başarısızlığa uğradı. Safa Önal Umut Dünyası, Ertem Eğilmez Canım Kardeşim'le küçük insanların dünyalarını insancıl bir yaklaşım içinde verip kendi çizgilerini aştılar. Lütfi Ö. Akad, önce Gelin ve sonra da Düğün'le iç-göç olayına yeni bakış açıları getiriyordu.


Akad'ın Gelin'i 2. Uluslararası Tahran Film Şenliği'nde 72 filmlik ön elemeyi kazanıp yarışmaya girmeyi başardı. Ve Paris'te "Yılmaz Güney Haftası" düzenlendi. Dönüş (Türkan Şoray), Moskova Film Şenliği'ne katıldı.


10. Antalya Film Festivali yapıldı: En iyi film: Hayat mı Bu (Orhan Aksoy)
En iyi 2. film: Dinmeyen Sızı (Nejat Saydam)
En iyi 3. film: Suçlu (Mehmet Dinler)
En iyi yönetmen: Nejat Saydam (Dinmeyen Sızı)
En iyi senaryo: Hamdi Değirmencioğlu (Hayat mı Bu)
En iyi görüntü yönetmeni: Melih Sertesen (Dinmeyen Sızı)
En iyi kadın oyuncu: Hülya Koçyiğit (Tanrı Misafiri)
En iyi erkek oyuncu: Tarık Akan (Suçlu)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Semra Sar (Hayat mı Bu)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Yıldırım Önal (Dinmeyen Sızı)
En iyi çocuk oyuncu: Menderes Utku (Afacan Harika Çocuk)
En iyi stüdyo: Acar Film (Dinmeyen Sızı)
En iyi kısa metrajlı film: Yuva Hasreti (Behlül Dal)


5. Adana Film Festivali sonuçları ise şöyle oldu: En iyi film: Gelin (Lütfi Ö. Akad)
En iyi 2. film: Canım Kardeşim (Lütfi Ö. Akad)
En iyi 3. film: Mahpus (Nejat Saydam)
En iyi yönetmen: Ertem Eğilmez (Canım Kardeşim)
En iyi görüntü yönetmeni: Erdoğan Engin (Canım Kardeşim)
En iyi müzik: Cahit Oben (Canım Kardeşim)
En iyi kadın oyuncu: Türkan Şoray (Mahpus)
En iyi erkek oyuncu: Kadir İnanır (Utanç)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Ülkü Ülker (Utanç), Nazan Adalı (Gelin)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Kamuran Usluer (Gelin)
En iyi stüdyo: Ören Film


1974


189 film çevrildi. Siyah-beyaz film sayısı 6'da kaldı. Yeni yönetmenler Ömer Kavur'la Tunç Okan, yeni oyuncu ise Gülşen Bubikoğlu ve Kemal Sunal.


Türk Sinemasında sendikalaşma faaliyetleri başladı. Nazif Taştepe'nin başkanlığını yaptığı Türk İşçileri Sendikası'na Film-Sen (Türkiye Film Emekçileri Sendikası) katıldı. Başkanı da Şerif Gören'di.


Oksal Pekmezoğlu, Lando Buzzanhca'lı İtalyan komedi filmlerinden uyarladığı Beş Tavuk Bir Horoz'la yeni bir moda başlattı. Ve bu "seks komedileri modası" Türk sinemasındaki bunalımı iyice körükledi.


Avantür filmlerle ün yapan oyuncu Tunç Okan, ilk yönetmenlik denemesini İsveç'te gerçekleştirdi. Ve son derece başarılı bir film ortaya koydu. Yurt dışına kaçak girip yabancılaşan Türk işçilerini gerçekçi gözlemlere dayanarak öykülerini bir kara mizah diliyle aktardı Otobus'le. Yılın en başarılı filmlerinden biri de Şerif Gören'den geldi. Yılmaz Güney'in senaryosu üzerine kurulan Endişe pamuk işçilerinin işverenle olan çatışmalarını, sömürülmelerini ve bir kan davasını görüntüledi. Gene bir ilk film olan Yatık Emine'yle Ömer Kavur, I. Dünya Savaşı döneminde sürgündeki bir fahişenin öyküsünü anlattı.


Lütfi Ö. Akad, Düğün ve Gelin'i izleyen "iç göç üçlemesi"nin sonuncusu olan Diyet'i çekti. Yıllardan beri önceki çalışmalarıyla sıradanlığı bir türlü aşamayan Süreyya Duru, Bedrana'yla sinema serüveninin "ilk büyük çıkış"ını yaptı. Bedrana usta işi bir film oldu. Yılmaz Güney'in tutuklanması nedeniyle yarım bırakmak zorunda kaldığı Zavallılar'ı ustası Atıf Yılmaz tamamladı. Ve bu "İki yönetmenli film", aksamayan bir anlatım içinde şaşırtıcı bir dil bütünlüğüne, ortak bir başarıya ulaştı.


Bu ara Yılmaz Güney, Umut'tan sonra Arkadaş'la yeni bir dönem daha açıyordu Türk sinemasında. 1974 Türkeye'sinin genel panoraması içinde toplumsal çelişkileri olgun ve usta bir sinema diliyle yansıtılan Arkadaş; değil yılın, giderek yılların filmi olmayı


başarırken, her türlü "tartışmaya açık" olsa da tüm sıcaklığı ve tazeliğiyle Türk sinemasındaki yerini koruyacaktı.


Ayrıca Arkadaş, ticari açıdan, yabancı film gösteren sinemalarda (Yeni Melek, Reks, Şafak, Güneş) büyük bir başarı sağladı. Böylece de İstanbul bölgesinde bugüne kadar en çok iş yapan (1.200.000 TL brüt gelir) film durumuna geliyordu.


Bu yıl Adana Film Festivali'ne son verildi. 11. Antalya Film Festivali'nde ise şu sonuçlar alındı. En iyi film: Düğün (Lütfi Ö. Akad)
En iyi 2. film: Bedrana (Süreyya Duru)
En iyi 3. film: Umut Dünyası (Safa Önal)
En iyi yönetmen: Lütfi Ö. Akad (Düğün)
En iyi senaryo: Sadık Şendil (Oh Olsun)
En iyi görüntü yönetmeni: Enver Burçkin (Pir Sultan Abdal)
En iyi özgün müzik: Yılmaz Duru (Namus Borcu)
En iyi kadın oyuncu: Perihan Savaş (Bedrana)
En iyi erkek oyuncu: Hakan Balamir (Yunus Emre)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Yıldız Kenter (Kızım Ayşe)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Orçun Sonat (Sokaklardan Bir Kız)


Türk sineması ayrıca yurt dışında da dikkati çekti. Bu açıdan olumlu ve parlak sayılabilecek bir yıl geçirdi. Örneğin, Paris Sinematek'inde Türk Filmleri Toplu Gösterisi düzenlendi. Ve bu gösteride Ağıt (Yılmaz Güney), Bir Millet Uyanıyor (Muhsin Ertuğrul), Düğün (Lütfi Ö. Akad) ve Kızgın Toprak (Feyzi Tuna) yer aldı.


Gene Kızgın Toprak, Taşkent'te düzenlenen Asya ve Afrika Ülkeleri Film Festivali'nde ilgi çekti ve Fatma Girik'e Kadınlar Komitesi tarafından özel bir ödül verildi.


Bedrana (Süreyya Duru) Karlov Vary Film Şenliği'nde (Çekoslavakya) Cidalc ödülünü kazandı. Erkan Yücel, Endişe'yle 20. San Remo Film Şenliği'nde (İtalya) en başarılı oyuncu seçildi.


Tunç Okan'ın yurt dışında çektiği Otobüs Türk sinemasına yurt dışından çeşitli ödüller getirdi: Taormina Film Festivali'nde (Sicilya) büyük ödülü (altın charybe) kazandı. Karlovy Vary Film Şenliği'nde (Çekoslavakya) Uluslararası Sanat ve Deneme Sinemaları ödülüyle dünya Sinema Kulüpleri Federasyonu'nun Donkişot ödülünü aldı. Ayrıca Strasbourg (Fransa) İnsan Hakları Film Festivali ödülü ile değerlendirildi. Portekiz'de Santarem Festivali büyük ödülü ile birlikte Sinema Eleştirmenleri özel ödülünü kazandı.


1975


225 film çekildi. Tümü de renkli çalışma oldu. Ve böylece de Türk sinemasında siyah-beyaz film dönemi sona erdi.


1967'de Türk Film Arşivi ve 1969'da ise Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Film Arşivi olarak çalışmalarını sürdüren Kulüp Sinema 7, bu kez Sinema-TV Enstitüsü'ne dönüştü. Ve düzenlenen sinema kurslarında Lütfi Ö. Akad, İlhan Arakon, Metin Erksan, Halit Refiğ hocalık yaptılar.


Yeni oyuncu Müjde Ar. Ayhan Işık'la Fikret Hakan yapımcılığa başladılar.


Ertem Eğilmez'in tek kahramana dayalı olmayan çok kişilikli Hababam Sınıfı güldürüleri yılın en popüler filmleri oldular. İş yapan filmler listesinde ilk sıraları aldılar.


Yılın sinema modası ise 'komedi ağırlıklı seks filmleri'ydi. Nazmi Özer'in Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak adlı seks komedisi, bu furyayı hızlandıran film oldu. Bu tür filmler sinema gişeleri önlerinde şaşırtıcı kuyruklar oluşturdular.


Yılmaz Güney'in gerçekte bitirilmeyen, taslak olarak hazırlanan senaryolarından yola çıkan Temel Gürsu İzin'le, Bilge Olgaç Bir Gün Mutlaka ile birer "yarım başarı" elde edebildiler sadece. Melih Gülgen, Cemil filminde gerçekçi bir polisiye konu yakalamışken, oyuncusu Cüneyt Arkın'ın müdahalesiyle, başarı yolunda büyük bir fırsat kaçırmış oldu.


Seks komedisi türündeki filmlerin egemen olduğu dönemde yılın en iyi filmini Kara Çarşaflı Gelin'le gene Süreyya Duru gerçekleştirdi.


Türk Filmciler Derneği, meslekte 25 yılını dolduran 43 sanatçıya onur belgesi verdi. 12. Antalya Film Festivali sonuçları: En iyi film: Endişe (Şerif Gören)
En iyi 2. film: Arkadaş (Yılmaz Güney)
En iyi 3. film: Zavallılar (Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz)
En iyi yönetmen: Şerif Gören (Endişe)
En iyi senaryo: Yılmaz Güney (Endişe)
En iyi görüntü yönetmeni: Kenan Ormanlar (Endişe)
En iyi özgün müzik: Atilla Özdemiroğlu, Şanar Yurdatapan (Arkadaş)
En iyi kadın oyuncu: Hülya Koçyiğit (Diyet)
En iyi erkek oyuncu: Erkan Yücel (Endişe)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Seden Kızıltunç (Zavallılar)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Erol Taş (Diyet)


Association Française de Cinemas d'Art et d'Essai tarafından Paris'te Türk Filmleri Haftası düzenlendi. Arkadaş (Güney), Kuma (Atıf Yılmaz), Umut (Güney), Endişe (Şerif Gören), Yatık Emine (Ömer Kavur); kısa metrajlı filmlerde Bebek, Yollar Boyunca Türkiye (Cengiz Tacer) ve Karagöz'ün Dünyası (Sabahattin Eyuboğlu) Paris'te bir sinemada gösterildi.


Avrupa Sinema-TV İşçileri Sendikası'nın düzenlediği (Paris) 8. Kısa Filmler Şenliği'nde Behlül Dal'ın Güneşin Battığı Yer adlı filmi özel şeref ödülü aldı.


İzmit'te düzenlenen 4. Yarımca Sanat Şenliği'nde Arkadaş en iyi film seçildi, Bedrana ise ikinci oldu.


1976


Film sayısı 164. Oyuncu Cüneyt Arkın ve Kartal Tibet (Tosun Paşa) yönetmenliğe başladı.


Seks komedileri aynı hızla sürdü. Ve bu tür filmlerle tiyatro oyuncuları piyasada yeni bir egemenlik kurdular. Ali Poyrazoğlu, Aydemir Akbaş, Sermet Serdengeçti, Mete İnselel, Hadi Çaman, İlhan Daner, Alev Sezer, Rüştür Asyalı, Özcan Özgür, Yüksel Gözen "seks sineması"nın "vamp erkekler"ini oluşturdular. Türün yarattığı kadın oyuncular da Arzı Okay ve Mine Mutlu'ydu.


13. Antalya Film Festivali sonuçları: En iyi film: Deli Yusuf (Atıf Yılmaz)
En iyi 2. film: Mağlup Edilemeyenler (Atıf Yılmaz)
En iyi 3. film: Pisi Pisi (Zeki Ökten)
En iyi yönetmen: Atıf Yılmaz (Deli Yusuf)
En iyi senaryo: Umur Bugay (İşte Hayat)
En iyi görüntü yönetmeni: Gani Turanlı (Ağrı Dağı Efsanesi)
En iyi özgün müzik: Melih Kibar (Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı)
En iyi kadın oyuncu: Adile Naşit (İşte Hayat)
En iyi erkek oyuncu: Cüneyt Arkın (Mağlup Edilemeyenler)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Diler Saraç (İşte Hayat)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: İhsan Yüce (İşte Hayat)


İstanbul Uluslararası I. Film Festivali düzenlendi: Turizm Bakanlığı ile Ümit Utku'nun Başkanlığını yaptığı Film San Vakfı'nın gerçekleştirdiği festivalde şu sonuçlar saptandı: En iyi film seçilmedi.
En iyi 2. film: Ben Sana Mecburum (Ülkü Erakalın)
En iyi 3. film: Yazgı (Ülkü Erakalın)
En iyi yönetmen: Natuk Baytan (Babacan)
En başarılı görüntü yönetmeni: Enver Burçkin (Ben Sana Mecburum)
En iyi müzik: Cahit Berkay (Ben Sana Mecburum)
En başarılı kadın oyuncu: Meral Orhonsay (Ben Sana Mecburum)
En iyi erkek oyuncu: Sadri Alışık (Ben Sana Mecburum)
En başarılı yardımcı kadın oyuncu: Aliye Rona (Söyleyin Anama Ağlamasın)
En başarılı yardımcı erkek oyuncu: Macit Flordun (Ben Sana Mecburum)


Yurt dışında ise iki film ödüllendirildi. Ergin Orbey'in Bizim Aile adlı filmi Taşkent Film Şenliği'nde Özbekistan İşçi Konfederasyonu'nun özel ödülünü kazandı. Ali Özgentürk'ün Yasak adlı belge filmi ise, Moskova Film Şenliği'nde ikincilik ödülü olarak gümüş madalya aldı.


1977


Film sayısı 124. Yeni yönetmenler Korhan Yurtsever ve Ümit Efekan.


Uzun bir suskunluk döneminden sonra tekrar sinemaya dönen Metin Erksan Sensiz Yaşayamam'la tekrar bir hamle yaptı. Kendini öldürmesi için kiralık bir katil tutan bir kadının çalkantılı iç dünyasına ışık tutan Sensiz Yaşayamam, Erksan'ın bu "ara dönemi"nin "son filmi" oldu.


Süreyya Duru, Güneşli Bataklık ile işçi ve holding patronlarının dünyasına eğilen bir kent filmi çalışması yapmasına karşılık, tam bir başarıya erişemedi. Atıf Yılmaz "sevgi mi emek mi" sorunsalı üzerine kurduğu Cengiz Aytmatov uyarlaması Selvi Boylum Al Yazmalım'la, insancıl ilişkilere yeni bir yaklaşım getirdi. Duyarlı ve sıcak bir anlatım içinde aktardığı filmde, oyuncu olarak Kadir İnanır-Türkan Şoray-Ahmet Mekin üçlüsünün içtenlikli oyunları da bu arada dikkati çekti.


14. Antalya Film Festivali sonuçları: En iyi film: Kara Çarşaflı Gelin (Süreyya Duru)
En iyi 2. film: Kapıcılar Kralı (Zeki Ökten)
En iyi 3. film: Merhaba (Özcan Arca)
En iyi yönetmen: Zeki Ökten (Kapıcılar Kralı)
En iyi senaryo: Vedat Türkali (Kara Çarşaflı Gelin)
En iyi görüntü yönetmeni: Çetin Gürtop (Baş Belası)
En iyi kadın oyuncu: Semra Özdamar (Kara Çarşaflı Gelin)
En iyi erkek oyuncu: Kemal Sunal (Kapıcılar Kralı)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Gönül Hancı (Kapıcılar Kralı)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Hüseyin Peyda
En iyi kısa metrajlı 1. film: Safranbolu'da Zaman (Süha Arın)
En iyi kısa metrajlı 2. film: Çöpçüler (Feyzi Tuna)
En iyi kısa metrajlı 3. film: Piri Reis Haritası (A. Ulvi, L. Dönmez)


1978


126 film çekildi. Yeni oyuncu Bulut Aras, yeni yönetmen Erden Kıral.


Seks komedilerinin yanı sıra mafya türü film sayısı arttı. Ve bu tür filmlerin en geçerli oyuncusu da Cüneyt Arkın'dı. Arkın, çok sayıda yurda giren Hong-Kong (Japon) karate filmlerinin etkisiyle Türk sinemasında bir "üstün insan mitosu" yarattı. Ferdi Tayfur, İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay'la "şarkıcı oyuncu saltanatı" ve arabesk eğilimler hızlandı.


Kültür Bakanlığı, olumlu bir adım attı. Ve Bakanlığın bünyesinde Sinema Dairesi kuruldu.


Kültür Bakanı Ahmet Taner Kışlalı, sinemayla ilgilendi. Ve Sosyal Güvence Yasası çıkartıldı. TFİS (Türkiye Film İşçileri Sendikası) kuruldu. Başkanlığa Semih Servidal seçildi.


Yavuz Turgul'un senaryosunu yazdığı Sultan, Kartal Tibet'in yönetmen olarak en iyi filmi oldu. Erden Kıral'ın, çeltik ağalarına karşı savaş veren bir kaymakamın anılarından oluşan Kanal'ı, ödün vermeyen dürüst bir sinema yapıtıydı. Yavuz Özkan, Maden'le yılın en iyi filmlerinden birini ve aynı zamanda bir maden ocağındaki sömürüye başkaldıran işçiler üzerine kurulu bir politik sinema örneği verdi.


Senaryosunu Yılmaz Güney'in yazdığı ve Zeki Ökten'in büyük başarıyla yönettiği Sürü, son yılların en önemli filmi oldu. Kırsal kesimde başlayıp, büyük kentte yok olan bir aşiretin trajik öyküsü, etkili sinema diliyle çarpıcı bir ekip başarısına ulaşıyordu. Ulusal bir sinema, evrensel boyutlara ulaşan bir insan dramı...


15. Antalya Film Festivali sonuçları: En iyi 2. film: Selvi Boylum Al Yazmalım (Atıf Yılmaz)
En iyi 3. film: Fıratın Cinleri (Korhan Yurtsever)
En iyi yönetmen: Atıf Yılmaz (Selvi Boylum Al Yazmalım)
En iyi senaryo: Umur Bugay (Çöpçüler Kralı)
En iyi görüntü yönetmeni: Çetin Tunca (Selvi Boylum Al Yazmalım)
En iyi özgün müzik: Cahit Berkay (Fıratın Cinleri)
En iyi kadın oyuncu: Hale Soygazi (Maden)
En iyi erkek oyuncu: Tarık Akan (Maden)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Meral Orhonsay (Maden)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Şener Şen (Çöpçüler Kralı)
En iyi kısa metrajlı 1. film: Urartu'nun İki Mevsimi (Süha Arın)
En iyi kısa metrajlı 2. film: Ladik (Güner Sarıoğlu)
En iyi kısa metrajlı 3. film: Üç Bölümlük Kısa Film (Özcan Arca)


Filmciler Derneği'nin düzenlediği gecede, Türk sinemasına katkıları nedeniyle Muhsin Ertuğrul, Baha Gelenbevi ve Bedia Muvahhit'e madalya ile onur belgesi verildi.


Bulgaristan'da Türk Filmleri Haftası düzenlendi. Selvi Boylum Al Yazmalım (Atıf Yılmaz), Kızgın Toprak (Feyzi Tuna), Kara Çarşaflı Gelin (Süreyya Duru) ve Kapıcılar Kralı (Zeki Ökten) gösterildi.


Taşkent Film Şenliği'nde Türkan Şoray, Selvi Boylum Al Yazmalım'daki rolüyle en iyi kadın oyuncu seçildi. Kara Çarşaflı Gelin ise Karlovy Vary Film Şenliği'nde (Çekoslovakya) Sendikalar Birliği Özel Ödülü'nü kazandı.


1979


Film sayısı 195. Seks komedileri büyük bir tırmanışa geçti. Bu türde tam 131 film çekildi. Ve giderek de seks furyası, Öyle Bir Kadın Ki (Naki Yurter) adlı filmle pornografiye dönüştü. Ve Zerrin Egeliler bir yıllık süre içinde çevirdiği 37 filmle dünya rekorunu kırdı.


Oyuncu Tuncer Kurtiz, İsveç'te Türk işçilerini konu alan Gül Hasan adlı bir film yönetti. Ali Özgentürk yönetmenliğe başladı. Doğu Anadolu'da görücü usulüyle evlenen bir köylü kadının dramı üzerine kurulu Hazal, Özgentürk'ün "ilk filmi" oldu.


Erden Kıral, Bereketli Topraklar Üzerinde'yle o güne dek çekilen en başarılı bir Orhan Kemal uyarlaması gerçekleştirdi. Ömer Kavur'un da, çocuk dünyasını gerçekçi ve çoşku dolu bir anlatımla ortaya koyduğu Yusuf ile Kenan'ı, yılın filmlerinden biriydi. Şerif Gören Almanya'daki kadın işçilerin öyküsünü Almanya Acı Vatan'da, Yavuz Özkan demiryolu işçilerinin grev olgusunu Demiryol'da başarıyla beyaz perdeye aktardı. Gerçek bir olaydan yola çıkan Atıf Yılmaz, Adak'la yeni bir deneysel sinema örneği ortaya koydu. Gerçekten 2,5 aylık oğlunu tanrıya kurban eden Müslüm'ün öyküsü Yılmaz'ın anlatımıyla bir çarpıcılık kazandı.


Bu yıl Sansür Kurulu'nun 16. Antalya Film Festivali'ne katılan filmlerin bazılarını yasaklayıp bazı bölümlerini de kesmek istemesi üzerine iştirakçi yapımcılar yarışmadan çekilme kararı aldılar. Ve böylece de yalnızca kısa metrajlı film yarışması yapılabildi. Süha Arın'ın Tahtacı Fatma adlı kısa filmi, en iyi film seçildi.


Bu yıl Türkiye'de ilk kez çizgi filmleri yarıştı. Kültür Bakanlığı'nın düzenlediği Nasrettin Hoca Çizgi Filmleri Yarışması'nda şu sonuçlar alındı: Birincilik ödülü: Hoca ile Hırsızlar (Tunç İzberk), Suçlu Kim (Tonguç Yaşar),
İkincilik ödülü: Ateş Benice
Üçüncülük ödülü: Emre Senem


Bu yıl yurt dışında Türk sinemasına gösterilen ilgi büyük bir tırmanışa geçti. Özellikle de Türk sinemasının dünyaya açılmasında Sürü, etkin bir rol oynadı. 32. Locarno Film Şenliği'nde Sürü, en iyi film seçilip Altın Leopar Ödülü'nü kazandı. Ayrıca Melike Demirağ en iyi kadın oyuncu ödülünü Rebecca Horn ile paylaştı. Yapımcısı ve senaryocusu olması nedeniyle de Yılmaz Güney'e şenlik özel ödülü verildi.
29. Berlin Film Şenliği'nde ise Sürü, Uluslararası protestan Film Jürisi ile Katolik Film Organizasyonu ödüllerini aldı.
Belçika Kraliyet Film Arşivi Uluslararası Seçkin Filmler Yarışması'nda büyük ödül kazandı.
3. Balkan Film Şenliği'nde Süha Arın'ın Tahtacı Fatma adlı kısa metrajlı filmi birinci oldu.
Oberhausen 25. Kısa Film Şenliğinde Özcan Arca'nın Üç Bölümlük Kısa Film'i Federal Almanya Gençlik, Aile ve Sağlık Bakanlığı'nın ödülünü kazandı.


1980


Film sayısı 68'e düştü.Yeni yönetmenler: Sinan Çetin (Bir Günün Hikâyesi) ve Şahin Gök (Kurban Olduğum).


Sinan Çetin'in Bir Günün Hikâyesi bir ilk film'in getirdiği acemilikleri taşımasına karşın, filmde sinemacı kişiliğini yer yer ortaya koyduğu da gözden kaçmıyordu. Kartal Tibet; Aziz Nesin uyarlaması Zübük'le kendini aşarken, yalnızca güldüren bir film değil, düşündüren bir film yönetmeni olarak da önem kazanıyordu. Sınıf atlayan üç kâğıtçı bir politikacı tipi büyük bir başarıyla yansıtılmıştı. Öte yandan Başar Sabuncu'nun sağlam ve derinlikli senaryosuyla Atıf Yılmaz yılın en başarılı filmini yaptı. Bir reklam yıldızı olarak köşeyi dönen, ama sonunda çarpık sermaye oyunlarına kurban gidip çıldıran bir duvarcı ustasının öyküsü, Atıf Yılmaz'ın Talihli Amele'sinde değerini bulurken, toplumsal bir eleştiriyi de beraberinde getiriyordu.


12 Eylül askeri müdahalesi ve ardandan tüm ülkede sıkıyönetim ilan edilmesi nedeniyle 17. Antalya Film Şenliği bu yıl yapılmadı.


Kültür Bakanlığı Sinema Dairesi tarafından düzenlenen Milli Sinema Kongresi'nde meslekte 25 yılını dolduran bazı sanatçılara takdirname verildi.


Türk sineması, bu yıl da dünya sinemasının gündeminden inmedi. Sürekli yeni yeni zaferler tazelendi. Örneğin Sürü, Zürih'te (İsviçre) 8, Basel'de 7 hafta oynadı. Londra Film Festivali'nde katılan 93 film arasından sıyrılıp en iyi film seçildi. Ve ardından Rotterdam Şenliği'nde Sinema Eleştirmenlerinin yaptığı soruşturma sonucu en iyi üç film arasına girdi. 10. Uluslararası Antwerp Şenliği'nde (Belçika) en iyi film seçildi.


Yine Zeki Ökten'in Düşman filmi 30.Berlin Film Şenliği'nde jüri özel senaryo ödülü ile Uluslararası Katolik Film Organizasyonu Büyük Ödülü'nü aldı.


Ali Özgentürk'ün Hazal'ı, bu yıl Türk sinemasına 5 ödül birden kazandırdı: Prades Film Şenliği'nde (Fransa) birincilik ödülü;
San Sebastian Film Şenliği'nde (İspanya) büyük ödül.
29. Uluslararası Manheim Film Festivali'nde (Almanya) altın düka ile Katolik Jürisi ve Halk Jürisi olmak üzere üç ödül;
Lahey Film Şenliği'nde (Hollanda) bir ödül. Yurt dışında sözünü ettiren bir film de Erden Kıral'ın yönettiği Bereketli Topraklar Üzerinde oldu;
Uluslararası Nantes Film Şenliği'nde (Fransa) jüri özel ödülü ile Elal-Fransa Sanat ve Deneme Sinemaları Birliği ödülü.
Ömer Kavur'un Yusuf ile Kenan'ı Uluslararası Milano Film Fuarı'nda (İtalya) büyük ödül kazandı.




(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 16:56
Dönemler Nr.:6




Türk Sinema Tarihi1981-1990

1981

72 film çekildi. 100. yıldönümü nedeniyle Atatürk Yılı olan 1981'de Remzi Jöntürk, Cüneyt Arkın'la Öğretmen Kemal'i çekti. Ancak bu fırsatı yeteriyle değerlendiremedi.

Büyük bir yatırımla süper prodüksiyon özellikleri taşıyan Toprağın Teri, Natuk Baytan'ın en iyi filmi oldu. Ancak çeşitli ülkelere satılan film, konusu açısından Türk sinemasına önemli bir ses getiremedi. Türkan Şoray, Yaşar Kemal'in romanından beyaz perdeye uyarladığı Yılanı Öldürseler'le yönetmenliği tekrar denedi.

Ömer Kavur'un Füruzan'dan uyarladığı Ah Güzel İstanbul ile Kırık Bir Aşk Hikayesi; Atıf Yılmaz'ın Deli Kan'ı, Ali Özgentürk'ün At'ı ve Sinan Çetin'in Çirkinler de Sever'i yılın özgün denemeleri olarak dikkati çektiler.

En iyi birinci filmin seçilemediği 18. Antalya Film Festivali, 2 yıllık bir aradan sonra tekrar düzenlendi. En iyi 2. film: Ah Güzel İstanbul (Ömer Kavur)
En iyi 3. film: Gül Hasan (Tuncel Kurtiz)
En iyi yönetmen: Erden Kıral (Bereketli Topraklar Üzerinde)
En iyi senaryocu: Tuncel Kurtiz (Gül Hasan)
En iyi görüntü yönetmeni: Salih Dikişçi (Bereketli Topraklar Üzerinde)
En iyi özgün müzik: Nedim Otyam (Derya Gülü)
En iyi kadın oyuncu: Meral Orhonsay (Derya Gülü)
En iyi erkek oyuncu: İhsan Yüce (Derya Gülü)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Meral Çetinkaya (Hazal)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Yaman Oktay (Bereketli Topraklar Üzerinde)

Strasbourg Avrupa Film Festivali'nde Erden Kıral'ın Bereketli Topraklar Üzerinde adlı yapıtı büyük ödülü kazandı.

1982

Film sayısı 72. Halit Refiğ'in yönettiği Leyla ile Mecnun, arabesk eğilimli sinemasının baş yapıtı olarak halka indi. Ve "yılın en çok iş yapan filmi" olan Leyla ile Mecnun, sinemasal açıdan bazı tartışmalara yol açtı.

Zeki Ökten, halk arasında güncel bir olay durumuna gelen "banker ve faiz sorunu"na Faize Hücum'la toplumsal bir eleştiri getirip yılın önemli filmlerinden birin ortaya koydu. Atıf Yılmaz; Necati Cumalı uyarlaması ile Mine'yle "kadın sorunları"na eğildi. Ve Mine'yle bir "kadın filmleri dönemi" açıldı. Bu arada Türkan Şoray, cinsel ağırlıklı, yanı sıra gerçekçi bir kadın tipine yönelip yeni bir oyunculuk aşamasına geçti.

Ömer Kavur'un Göl'ü, Feyzi Tuna'nın Seni Kalbime Gömdüm'ü kadının iç dünyalarına eğilen "kadın filmleri"ydi. Memduh Ün, Kaçak'ta "yalnız bir kadın"ın iç dramına yaklaşırken; Şerif Gören, Tomruk'ta doğayı yansıtmaya devam etti.

19. Antalya Film Festivali sonuçlandı: En iyi film: Çirkinler de Sever (Sinan Çetin)
En iyi 2. film: At (Ali Özgentürk)
En iyi 3. film: Kırık Bir Aşk Hikâyesi (Ömer Kavur)
En iyi yönetmen: Ömer Kavur (Kırık Bir Aşk Hikâyesi)
En iyi senaryocu: Yavuz Turgul (Çiçek Abbas)
En iyi görüntü yönetmeni: Salih Dikişçi (Kırık Bir Aşk Hikâyesi)
En iyi özgün müzik: Cahit Berkay (Kırık Bir Aşk Hikâyesi)
En iyi kadın oyuncu: Nur Sürer (Bir Günün Hikâyesi)
En iyi erkek oyuncu: Genco Erkal (At)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Güler Ökten (Kırık Bir Aşk Hikâyesi)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Orhan Çağman (Kırık Bir Aşk Hikâyesi)

Yurt dışında Türk sineması bir altın çağ yaşadı. Yılmaz Güney'in senaryosunu yazıp Şeref Gören'in yönettiği Yol, 35. Cannes Film Şenliği'nde Costa Gavras'ın Missing/Kayıp adlı filmiyle birlikte en iyi film seçilerek büyük ödül altın palmiyeyi paylaştı. Metin Erksan'ın Susuz Yaz'la Berlin'de kazandığı büyük başarıdan sonra, bir Türk filminin "ikinci büyük zaferi"ydi bu. İnsanoğlunun temel sorunlarını sergileyen Yol, bir "sinema baş yapıtı" ve de "Türk sinemasının son yıllarda gerçekleştirdiği en güçlü filmlerinden biri" olarak kabul edildi.

Hyeres Genç Sinema Festivali'nde (Fransa), Sinan Çetin'in Bir Günün Hikâyesi halk jürisi büyük ödülünü kazandı. Ve Ali Özgentürk'ün At adlı filmi ise 14. Akdeniz Ülkesinin katıldığı Valencia Akdeniz Ülkeleri Şenliği'nde (İspanya) üçüncülük ödülü aldı.

1983

78 film çekildi. Yeni oyuncular: Hülya Avşar (Haram), Zuhal Olcay (İhtiras Fırtınası). Yeni yönetmenler: Yusuf Kurçenli (Ve Recep Ve Zehra Ve Ayşe), Nesli Çölgeçen (Kardeşim Benim).

Müjde Ar, Ömer Kavur yönetiminde Ah Güzel İstanbul'la (1981) başlattığı kadın "kimlik arayışı"nı, bu yıl Aile Kadını (Kartal Tibet), Güneşin Tutulduğu Gün (Şerif Gören) ve Şalvar Davası'yla (Kartal Tibet) sürdürdü. Ve baş kaldıran özgün kadın tipinin kuramcısı olarak Türkan Şoray dahil, birçok oyuncuyu etkiledi. Bu aşamada dibe bastırılmış kadın cinselliği ve iç dünyası da ön plana çıktı.

Halit Refiğ, Beyaz Ölüm'le uyuşturucu madde ve bu düzenin kurbanları olan gençlik dünyasına ilk kez ciddi olarak bakarken, aynı zamanda gişe hasılatı açısından Türk sinemasının ilk büyük rekoru kırıldı. Yalnızca İstabul bölgesinde 30 milyon (TL) topladı.

Doğa ile insan ilişkilerini anlatan Şerif Gören'in Derman'ı, köylü kadınların erkek egemenliğine başkaldırdığı, Kartal Tibet'in güldürü türündeki Şalvar Davası ilgi çeken filmler oldular.

Budapeşte ve Kûveyt'te Türk Filmleri Haftası düzenlendi. 20. Antalya Film Festivali şöyle sonuçlandı: En iyi film: Faize Hücum (Zeki Ökten)
En iyi 2. film: Derman (Şerif Gören)
En iyi 3. film: Tomruk (Şerif Gören)
En iyi yönetmen: Zeki Ökten (Faize Hücum)
En iyi senaryocu: Fehmi Yaşar (Faize Hücum)
En iyi görüntü yönetmeni: Orhan Oğuz (Tomruk)
En iyi özgün müzik: Yeni Türkü Topluluğu (Derman)
En iyi kadın oyuncu: Hülya Koçyiğit (Derman)
En iyi erkek oyuncu: Genco Erkal (Faize Hücum)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Asuman Arsan (Faize Hücum)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Talat Bulut (Derman)
En iyi kısa metrajlı film: Kula'da Üç Gün (Süha Arın)
En iyi 2. kısa metrajlı film: Çocuklar Çiçektir (Yalçın Yelence)
En iyi 3. kısa metrajlı film: Sentez (Ateş Benice)
Onur ödülü: Lütfi Ö. Akad.

Her yıl düzenlenen Sedat Simavi Vakfı Ödülleri'ne ilk kez bu olan Kardeşim Benim, en iyi film seçildi.

Erden Kıral'ın Hakkâri de bir Bir Mevsim'inin yurt dışındaki yankıları olumlu biçimde sürdü.

Ve 33. Uluslararası Berlin Film Şenliği'nde 5 ödül birden getirdi Türk sinemasına: Jüri özel ödülü (Gümüş Ayı)
Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu (Fıprescı) ödülü (Bu ödülü Fransız yapımı Paluline á la plage ile paylaştı).
Uluslararası Sanat ve Deney Sinemaları Birliği (Cicae) ödülü (Bu ödül de Avusturya yapımı Der Stille Ozean ve Brezilya yapımı Pra Frenta Brazil ile aralarında bölüştürüldü).
İnter film ödülü. - Ayrıca 2. Akdeniz Kültürleri Film Festivali'nde (Korsika) en iyi film ödülü aldı.

Ali Özgentürk'ün At'ı 1983 Lecce Uluslararası Film Festivali'nde (İtalya) en iyi film ödülünü kazandı.

Şerif Gören'e Derman'la Valencia Film Festivali'nde (İspanya) jüri özel ödülü verildi.

1984

124 film çekildi. Yeni bir yönetmen: Yavuz Turgul. Orhan Elmas'ın Kayıp Kızlar'ı "yılın iş filmi" oldu. Video olaylarının Türk sineması için bir tehlike oluşturduğu bu dönemde, ustalar ve gençler birbirinden ilginç filmler ortaya koydular.

Şerif Gören, çaresiz ve ezilen bir kadının öyküsü üzerine koyduğu Firar'da cinselliği gerçekçi bir bakış açısı içinde ele aldı. Ve böylece yılın en cesur çıkışlarından birini gerçekleştirdi.

Yusuf Kurçenli'nin Ölmez Ağacı bir Türk kızıyla bir Yunanlı gencin aşkını, insani ve evrensel bouytlara ulaştırdı. Yavuz Turgul Fahriye Abla'da, Atıf Yılmaz Bir Yudum Sevgi'de, başkaldıran "yeni kadın imajı"nı getirdiler beyaz perdeye. Ve "kadının kurtuluşu" açısından, özellikle de Bir Yudum Sevgi, Türk sinemasının son yıllarda çevrilen en önemli filmlerinden biri oldu.

Bekçi (Ali Özgentürk), Fidan (Erdoğan Tokatlı), Gizli Duygular (Şerif Gören), Kaşık Düşmanı (Bilge Olgaç), Namuslu (Ertem Eğilmez), Pehlivan (Zeki Ökten) ve Tunç Okan'la (Cumartesi Cumartesi) Muammer Özer'in yurt dışında çektikleri filmler, yılın üzerinde durulması gereken çalışmalarıydı.

Film Yapımcıları Derneği (FİYAP) kuruldu. Yapımcı Türker İnanoğlu'nun başkanlığındaki kuruluş, Türk sinemasının aleyhinde "video korsanlığı"na dikkat çekmek amacıyla bir rapor hazırlayıp hükümet yetkililerine sundu.

21. Antalya Film Festivali sonuçları: En iyi film: Bir Yudum Sevgi (Atıf Yılmaz)
En iyi 2.film: Kardeşim Benim (Nesli Çölgeçen)
En iyi 3.film: Kaşık Düşmanı (Bilge Olgaç)
En iyi yönetmen: Atıf Yılmaz (Bir Yudum Sevgi)
En iyi senaryocu: Bilge Olgaç (Kaşık Düşmanı)
En iyi görüntü yönetmeni: Selçuk Taylaner (Kardeşim Benim)
En iyi özgün müzik: Yalçın Tura (Bir Yudum Sevgi)
En iyi kadın oyuncu: Zuhal Olcay (İhtiras Fırtınası)
En iyi erkek oyuncu: Tarık Akan (Pehlivan)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Zuhal Olcay (İhtiras Fırtınası)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Macit Koper (Bir Yudum Sevgi)
Onur ödülü: Sezer Sezin

Türk sineması bu yıl gene yurt dışında başarılar kazandı. Erden Kıral'ın Hakkari'de Bir Mevsim'i 1984 Los Angeles Olimpiyatları'nın "açılış filmi" oldu.

24. Karlovy Vary Festivali'nde (Çekoslavakya) Şerif Gören'in Derman'ı iki ödül birden aldı: Uluslararası Sinema Eleştirmenleri ödülü.
Uluslararası Film Kulüpleri Federasyonu ödülü.

3. Akdeniz Kültürleri Film Festivali'nde Erden Kıral'ın Ayna'sı "eleştirmenler ödülü"nü aldı.

1984 Sao Paolo Uluslararası Film Festivali'nde (Brezilya) At (Ali Özgentürk), büyük ödülü kazandı.

1985

127 film çekildi. Yeni yönetmenler: Başar Sabuncu (Çıplak Vatandaş) ve Ümit Elçi (Kurşun Ata Ata Biter); yeni yapımcı: Cengiz Ergun (Estet).

Halit Refiğ'in Alev Alev adlı filmi yılın gişe rekorunu kırdı. Şarkıcı Küçük Emrah'la arabesk eğilimli filmler modası sürdü.

Belli düzeyi aşan filmlerin sayısı çoğaldı. Yeni umut ışıkları görüldü. Atıf Yılmaz Adı Vasfiye ile "sosyal içerikli fanstatik film" türüne ağırlık verdi. Nesli Çölgeçen, Yavuz Turgul'un senaryosundan aktardığı Züğürt Ağa ile güldürü sinemasında yeni bir aşamayı gerçekleştirdi. Ve Şener Şen bu filmdeki başarılı oyunuyla "yıldız"lığa ilk adımlarını attı. Sosyal içerikli güldürü sinemasının bir başka başarılı örneğini de Başar Sabuncu Çıplak Vatandaş'la verdi. İkinci kez sinemaya uyarlanan Yılanların Öcü'ne, Şerif Gören yeni bir yorum getirdi.

Amansız Yol (Ömer Kavur), Bir Avuç Cennet (Muammer Özer), Dul Bir Kadın (Atıf Yılmaz), Gülüşan (Bilge Olgaç), Kan (Şerif Gören), Kırlangıç Fırtınası (Atilla Candemir), Körebe (Ömer Kavur), Kurbağalar (Şerif Gören), Kurşan Ata Ata Biter (Ümit Elçi), Kuyucaklı Yusuf (Feyzi Tuna) ve 14 Numara (Sinan Çetin) yılın düzeyli filmleriydiler.

Mimar Sinan Üniversitesi Gençlik İçin Türk Sineması gösterileri düzenlendi.

22. Antalya Film Festivali'nde şu sonuçlar alındı: En iyi film: Dul Bir Kadın (Atıf Yılmaz)
En iyi 2. film: 14 Numara (Sinan Çetin)
En iyi3. film: Bir Avuç Cennet (Muammer Özer)
En iyi yönetmen: Sinan Çetin
En iyi senaryocu: Muammer Özer (Bir Avuç Cennet)
En iyi görüntü yönetmeni: Orhan Oğuz (Dul Bir Kadın)
En iyi özgün müzik: Tarık Öcal (Bir Avuç Cennet)
En iyi kadın oyuncu: Zuhal Olcay (Amansız Yol)
En iyi erkek oyuncu: Hakan Balamir (14 Numara)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Keriman Ulusoy (14 Numara)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Engin İnal (Bir Kadın Bir Hayat)

Kültür Bakanlığı, "sinema teşvik ödülleri" adıyla dramatik, belgesel ve animasyon olmak üzere 3 dalda, ilk kez bir yarışma düzenledi. Ve dramatik türdeki uzun metrajlı filmlerin yapımcılarına 4'er milyon TL. verildi.

Uzun metrajlı dramatik filmler: Amansız Yol (Ömer Kavur) - Yapımcısı Ömer Kavur
Körebe (Ömer Kavur) - Yapımcısı Atıf Yılmaz
Alev Alev (Halit Refiğ) - Yapımcısı Türker İnanoğlu
Pehlivan (Zeki Ökten) - Yapımcısı Şeref Gür

1.500.000 TL kazanan belgeseller: Yeşile Renk Veren Bursa (Yapımcısı Özdemir Birsel)
Egemenlik Kayıtsız, Şartsız Milletindir (Y.: Behlül Dal)
Çömlekçi (Y.: Neşet Kırcaoğlu)
Sultanahmet Meydanı (Y.: Arif Keskiner)
Neşet Günal (Y.: Arif Keskiner)
Neşet Günal (Y.: Prof. Sami Şekeroğlu)

2 milyon kazanan animasyonlar: Hocanın Eşeği (Ümit Solak)
Kaplumbağa ile Tavşan (Tonguç Yaşar)
Ya Tutarsa (Ümik Solak)

Bu yıl yurt dışında ilk ödül Derman (Şerif Gören) filmiyle geldi. 25. Karlovy Vary Film Şenliği'nde (Çekoslavakya) Talat Bulut'a Prag Üniversitesi Sinema Enstitüsü tarafından "karakter oyunculuğu ödülü" verildi. Ve gene Derman, 4. Uluslararası Şam Film Festivali'nde (Suriye) birinci seçilerek altın kılıç ödülünü kazandı.

4. Yeni Alman Sineması Film Şenliği'nde (Lüksemburg) Hakkari'de Bir Mevsim (Erden Kıral), seyirci oylarıyla en iyi film seçildi.

35. Uluslararası Berlin Film Şenliği'nde Tarık Akan'a, Pehlivan'daki rolüyle jüri özel mansiyonu verildi.

7. Uluslararası Kadın Filmleri Şenliği'nde (Paris) Kaşık Düşmanı (Bilge Olgaç), en iyi film ödülü ile Fransız gazetecilerinin basın özel ödülünü kazandı. Ve Halil Ergün'de seyirci tarafından en iyi oyuncu seçildi.

1.Uluslararası Tokyo Film Festivali'nde (Japonya) Ali Özgentürk'ün At adlı filmi, 250 bin dolarlık ödülü kazandı. New York Amerikan Film Festivali'nde bir Türk-Alman ortak yapımı olan Gülibik, Educational Film Library Asociation (Eğitsel Film Kütüphaneleri Birliği) ödülünü aldı. Gene ödüllü bir film olan Erden Kıral'ın Ayna'sı Portekiz'den eli boş dönmedi. Figuera da Foz Uluslararası Film Şenliği'nde büyük ödülü kazandı.

Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ortaklaşa hazırladıkları Süha Arın'ın Kapalıçarşı'da Kırkbin Adım adlı kısa filmi, Turizm Filmleri Festivali'nde (Viyana) Jüri Şeref ödülü aldı.

Uluslararası İstanbul Sinema Günleri düzenlendi: İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın düzenlediği Uluslararası İstanbul Sinema Günleri'nin Altın Lale Ödülü bölümünde Ayna'ya (Erden Kıral) özel mansiyon ödülü verildi. Sinema Günleri'nin 1 milyon liralık Eczacıbaşı Vakfı Ödülü'nü ise Bir Yudum Sevgi'nin yapımcısı ve yöntemeni Atıf Yılmaz kazandı. Ayrıca Pehlivan'daki başarısı nedeniyle Zeki Ökten, üstün başarı belgesiyle değerlendirildi.

1986

Film sayısı yeni bir tırmanışa geçti. Ve bu yıl 185 film çekildi. Yeni oyuncular: Şahika Tekand, Sibel Turnagöl Yeni yönetmenler: Erdoğan Kar, Nisan Akman, İsmail Güneş ve Tevfik Beşer Yeni yapımcı: Lokman Kondakçı (Varlık Film).

Atıf Yılmaz'ın Müjde Ar'la Aaahh Belinda'sı yılın en çok iş yapan (40 milyon TL) filmi olarak yeni bir rekor kırdı.

Sinemaya ilgi yeniden doğdu. Ve seyirci sinemaya döndü. "Sinema, Video ve Müzik Eserleri Yasası" meclisten çıkıp yürürlüğe girdi.

Yeni arayışlara ve çıkışlara yönelen 20'ye yakın nitelikli film, Türk sinemasına bir hareket getirdi. Özellikle de Atıf Yılmaz'ın Aaahh Belinda, Ömer Kavur'un Anayurt Oteli, Başar Sabuncu'nun Asılacak Kadın, Nesli Çölgeçen'in Züğürt Ağa ve Yavuz Turgul'un Muhsin Bey adlı filmleri yılın en ilginç denemeleri oldular. Ömer Kavur'un kendine özgü sineması ve Macit Koper'in oyunuyla Anayurt Oteli, edebiyat-sinema ilişkilerinin en büyük başarılarından birini örnekledi.

Gene Bekir Yıldız'dan bir edebiyat uyarlaması olan Halkalı Köke'yle Ümit Efekan, kendini aşan bir çıkış yaptı. Ve Zuhal Olcay'ın "usta işi oyunu" ayrıca dikkati çekti. Sinan Çetin siyasal ağırlıklı filmi Prenses ile içerik açısından bazı tartışmalara yol açarken, Gökyüzü ile de biçime dayalı bir "kaçış sineması" örneğini verdi.

Atıf Yılmaz'ın Asiye Nasıl Kurtulur'u epik bir deneme, Değirmen ise bir "çağ filmi"ydi. Teyzem (Halit Refiğ), Fatma Gül'ün Suçu Ne (Süreyya Duru), Gün Doğmadan (İsmail Güneş), Kupa Kızı (Başar Sabuncu), Beyaz Bisiklet (Nisan Akman), 40 Metrekare Almaya (Tevfik Başer), Merdoğlu Ömer Bey (Yusuf Kurçenli), Ses (Zeki Ökten), Suda Yanar (Ali Özgentürk), Beyoğlu'nun Arka Yakası (Şerif Gören), Uzun Bir Gece (Süreyya Duru), Suçumuz İnsan Olmak (Erdoğan Tokatlı) ve Dilan (Erden Kıral) çeşitli özellikler taşıyan ilginç filmlerdi.

23. Antalya Film Festivali sonuçları: En iyi film: Aaahh Belinda (Atıf Yılmaz)
En iyi 2. film: Yılanların Öcü (Şerif Gören)
En iyi 3. film: Adı Vasfiye (Atıf Yılmaz)
En iyi yönetmen: Atıf Yılmaz (Aaahh Belinda)
En iyi senaryocu: Yavuz Turgul (Züğürt Ağa)
En iyi görüntü yönetmeni: Aytekin Çakmakçı
En iyi özgün müzik: Atilla Özdemiroğlu (Kurbağlar, Züğürt Ağa)
En iyi kadın oyuncu: Müjde Ar (Aaahh Belinda, Adı Vasfiye)
En iyi erkek oyuncu: Kadir İnanır (Yılanların Öcü)
En iyi stüdyo: Fono Film
Jüri özendirme ödülü: Beyaz Bisiklet (Nisan Akman)

Uluslararası İstanbul Sinema Günleri'nin Eczacıbaşı Vakfı Ödülü için seçici kurul, bir yerine 3 film seçmek zorunda kaldı; Adı Vasfiye (Atıf Yılmaz)
Züğürt Ağa (Nesli Çölgeçen)
Amansız Yol (Ömer Kavur)

Böylece 2 milyonluk para ödülü üç filmin yönetmenleri arasında paylaştırıldı.

Kültür Bakanlığı'nın "sinema teşvik ödülleri"ni kazanan filmler de şunlardı:

Uzun metrajlı dramatik filmler (Ödül tutarları 4'er milyon TL): Züğürt Ağa (Nesli Çölgeçen), yapımcısı: Kadri Yurdatap
Gün Doğmadan (İsmail Güneş), yapımcısı: Lokman Kondakçı
Merdoğlu Ömer Bey (Yusuf Kurçenli), yapımcısı: Lokman Kondakçı
Beyaz Bisiklet (Nisan Akman), yapımcısı: Kadri Yurdatap
Kurbağalar (Şerif Gören), yapımcısı: Selim Soydan
Kan (Şerif Gören), yapımcısı: İsmet Kazancoğlu 2 milyon kazanan belgeseller:
Ağustos Böceği (Bahattin Alkaç)
Nasreddin Hoca (Tonguç Yaşar)

Bu yıl da Türk sineması yurt dışındaki şenliklerde ilgi toplamaya devam etti. Amansız Yol Taşkent Film Şenliği'nde gösterildi. Venedik Film Şenliği'nin çeşitli bölümlerinde ise Hakkari'de Bir Mevsim, Ayna, Bekçi, Kaşık Düşmanı ve Kan adlı filmlerimiz yarıştı. Rimini Avrupa Sineması Şenliği'nde (İtalya), Adı Vasfiye kadın sorunlarına getirdiği bakış açısı nedeniyle hayli ilgi gördü.

14. Strasbourg Film Şenliği'nde (Fransa), Bekçi'yle (Ali Özgentürk), Bir Avuç Cennet (Muammer Özer) ikincilik ödülünü paylaştılar.

32. Oberhausen Kısa Film Festivali'nde (Almanya) Dilek Gökin'in Yokuş adlı kısa filmi uluslararası büyük jüri ödülünü aldı.

11. Uluslararası Spor Filmleri Şenliği'nde (Fransa) Pehlivan (Zeki Ökten) 31 film arasından sıyrılarak Uluslararası Olimpiyat Komitesi ödülünü kazandı.

Gene Bir Avuç Cennet, 7. Kırsal Dünya Sinema Şenliği'nde (Fransa) seçici kurul tarafından mansiyona değer bulunurken, 3. Uluslararası Göçmen Filmleri Festivali'nde (İsveç) büyük ödülü aldı.

Yurt dışından gelen yılın son ödülünü de Hülya Koçyiğit'in başarısıyla gerçekleşti. Ve Koçyiğit, 8. Nantes Üç Kıta Şenliği'nde (Fransa) Kurbağalar'daki yorumuyla en iyi kadın oyuncu seçildi.

1987

185 film çekildi. Yeni yönetmenler: Şahin Kaygun, Zülfü Livaneli, Engin Ayça, Orhan Oğuz, Muzaffer Hiçdurmaz, Ömer Uğur ve Yavuzer Çetinkaya.

Kaliteli ve çizgi dışı filmlerin yapımı bu yıl daha arttı. Ve iş yapan film listesinde ağırlık yıldız ya da oyuncu sinemasına değil, yönetmen sinemasına geçti. Yani yıllar önce Lütfi Ö. Akad'la başlayıp Metin Erksan'la, Atıf Yılmaz'la Yılmaz Güney'le devam eden yönetmen sineması (Cinema d' Auteur), günümüzde Erden Kıral'la, Ömer Kavur'la tazelendi. Bu aşamada Zuhal Olcay, Şehika Tekand, Nur Sürer, Şerif Sezer,

Fatoş Sezer, Gülsen Tuncer gibi yıldız olmayan, ama olgunluk çağını yaşayan kadın oyuncular yeni bir atağı oluşturdular.

Atıf Yılmaz, Hayallerim, Aşkım ve Sen'le "sosyal içerikli fantastik film üçlemesi" 'ni (ilk ikisi: Adı Vasfiye ve Aaahh Belinda) sonuçlandırdı.

Yılın öteki önemli filmleri: Afife Jale (Şahin Kaygun), Av Zamanı (Erden Kıral), Bez Bebek (Engin Ayça), Bir Avuç Gökyüzü (Ümit Elçi), Biri ve Diğerleri (Tunç Başaran), Çark (Muzaffer Hiçdurmaz), Çil Horoz (Süreyya Duru), Dolunay (Şahin Kaygun), Dünden Sonra Yarından Önce (Nisan Akman), 72.Koğuş (Erdoğan Tokatlı), Gece Yolculuğu (Ömer Kavur), Gramafon Avrat (Yusuf Kurçenli), Her Şeye Rağmen (Orhan Oğuz), İpekçe (Bilge Olgaç), Kaçamak (Başar Sabuncu), Kadının Adı Yok (Atıf Yılmaz), Kara Sevdalı Bulut (Muammer Özer), Katırcılar (Şerif Gören), On Kadın (Şerif Gören), Zincir (Korhan Yurtsever), Yer Demir Gök Bakır (Zülfü Livaneli), Yarın Yarın (Sami Güçlü), Yağmur Kaçakları (Yavuz Özkan), Rumuz Goncagül (İrfan Tözüm), Selamsız Bandosu (Nesli Çölgeçen).

Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) kuruldu. Ve başkanlığa Türker İnanoğlu seçildi.

24. Antalya Film Festivali sonuçları: En iyi film: Muhsin Bey (Yavuz Turgul)
En iyi 2.film: Anayurt Oteli (Ömer Kavur)
En iyi 3.film: Hayallerim, Aşkım ve Sen (Atıf Yılmaz)
En iyi yönetmen: Ömer Kavur (Anayurt Oteli)
En iyi senaryocu: Yavuz Turgul (Muhsin Bey)
En iyi görüntü yönetmeni: Çetin Tunca (Hayallerim, Aşkım ve Sen)
En iyi özgün müzik: Atilla Özdemiroğlu (Muhsin Bey)
En iyi kadın oyuncu: Türkan Şoray (Hayallerim, Aşkım ve Sen)
En iyi erkek oyuncu: Şener Şen (Muhsin Bey)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Hümeyra (Asiye Nasıl Kurtulur)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Uğur Yücel (Muhsin Bey)
Onur Ödülü: Metin Erksan.

Uluslararası Sinema Günleri'nde Eczacıbaşı Vakfı Ödülü'nü en iyi film seçilen Anayurt Oteli kazandı.

Kültür Bakanlığı bu yıl, 'sinema teşvik ödülleri'ni' 8 milyona çıkardı: 8 milyon TL kazanan uzun metrajlı dramatik filmler: Muhsin Bey (Yavuz Turgul)-yapımcısı: Abdurrahman Keskiner.
Bir Kırık Bebek (Nisan Akman)-yapımcısı: Kadri Yurdatap.
Gece Yolculuğu (Ömer Kavur)-yapımcısı: Ömer Kavur.
Hafız Yusuf Efendi-Gönülden Gönüle (Türker İnanoğlu)-yapımcısı: Türker İnanoğlu
İpekçe (Bilge Ortaç)-yapımcısı: Lokman Kondakçı.

Belgeseller: Abant'ta Bir Gün (Behlül Dal), Ödül tutarı: 2.500.000 TL.
Bir Oba Bir Halı (Seyide Parsa), Ödül miktarı: 1.250.000 TL.
Dünyanın Merkezi (Çetin Öner), Ödül tutarı: 2.000.000 TL.
Mavi Cennet (İ. Selçuk Kızılkaya), Ödül tutarı: 2.000.000 TL.
Ormanlarımız (Ünlem Demiralp), Ödül tutarı: 1.250.000 TL.
Çağdaş Türk Kadını (İzzet Öz), Ödül tutarı: 2.000.000 TL.

Animasyonlar: Avcı ile Kuş (Tonguç Yaşar, Meral Simer), Ödül tutarı: 2.500.000 TL.
Tombişin Öyküsü (Bahattin Alkoç), Ödül tutarı: 2.500.000 TL.
Öğretmenin Değeri (Ahmet Nuri Öktem), Ödül tutarı: 2.500.000 TL.

Türk sineması bu yıl yurt dışında gene parlak bir dönem yaşadı. Ve yeniden keşfedilen Metin Erksan için, Nantes 9. Üç Kıta Film Festivali'nde (Fransa) bir toplu gösteri düzenlendi. Beş filmi gösterildi. Yavuz Özkan'ın Maden'i Paris'te dört sinemada birden gösterime girdi. Zülfü Livaneli'nin Yer Demir Gök Bakır'ı Cannes Film Festivali'nin Un Certain Regard bölümünde gösterildi. Valencia Film Şenliği'nde (İspanya) Ömer Kavur'un Anayurt Oteli ve Zeki Ökten'in Ses adlı filmleri yarıştı.

Daha önceki yıllarda çeşitli ödüller toplayan Muammer Özer'in Bir Avuç Cennet adlı filmi bu kez 13. Uluslararası Santarem Film Festivali'nde (Portekiz) senaryo dalında birinci seçilip altın buket ödülünü kazanırken, ayrıca en iyi film ödülü olan bronz buketi de alıyordu.

44. Uluslararası Venedik film Şenliği'nde Anayurt Oteli, Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu (Fipresci) ödülünü Ermanno Olmi'nin Hanımefendiye Uzun Ömürler adlı filmiyle paylaştı. Ömer Kavur'un bu filmi ayrıca 8. Valencia Akdeniz Film Festivali'nde İtalyan yönetmen Mazzacura'nın İtalyan Gecesi adlı filmiyle üçüncülük ödülü bronz madalyayı paylaştı. 9. Nantes 3. Kıta Film Şenliği'nde ise büyük ödülü kazanırken, Macit Koper de aynı filmdeki rolüyle en iyi erkek oyuncu seçildi.

Yılın sonuncu ödülü de Zülfü Livaneli'nin Yer Demir Gök Bakır'ıyla geldi yurt dışından. Livaneli'nin bu filmi San Sebastian Film Şenliği'nde Hristiyanlar Sinema Örgütü (Ocic) ödülünü kazandı.

1988

Üç yeni kadın yönetmen: Mahinur Ergun ruzan, ressam Gülsün Karamustafa (Benim Sinemalarım).

Atıf Yılmaz'ın Duygu Asena uyarlaması Kadının Adı Yok, Türk sinema tarihinin en büyük gişe rekorunu (İstanbul sinemalarında 6 haftada 140 milyon TL) kırdı.

Sovyet yazar Cengiz Aytmatov'un bir eserinden Hocakulu Narlıyev'in sinemaya uyarladığı Türk-Sovyet yapımı Gün Uzar Yüzyıl Olur çekildi.

Genç kuşak oyuncuları içinde öne çıkıp dikkati çeken yalnızca Tarık Tarcan oldu. Türk sinemasında "sosyal güvence" girişimleri başladı. Ve devlet sinemayla ilk kez ciddi bir şekilde ilgilenmeye başladı. Özellikle de Devlet Bakanı Adnan Kahveci'yle Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz, Türk sinemasına olumlu yaklaşımlarda bulundular. Adnan Kahveci, 'yabancı sermayeyi' Türkiye'ye çekmeyi amaçlayan "Off-Shore Media projesi" 'ni sundu.

SODER (Sinema Oyuncuları Derneği) kuruldu. Ve başkanlığa Türkan Şoray seçildi.

Himaye edilmeye muhtaç sinema sanatçıları için yapılacak "huzurevi" 'nin temelini Başbakan Turgut Özal attı.

Zengin mutfağı (Başer Sabuncu), Düttürü Dünya (Zeki Ökten), Gömlek (Bilge Olgaç), Polizei (Şerif Gören) ve Benim Sinemalarım (Füruzan) bu yılın düzeyli çalışmalarıydı.

7.Uluslararası İstanbul Sinema Günleri'nde Eczacıbaşı Vakfı ödülü, en iyi film seçilen Biri ve Diğerleri'ndeki başarısıyla Tunç Başaran'a verildi. Üstün başarı belgesini de Sabahattin Ali uyarlaması Gramafon Avrat'la Yusuf Kurçenli kazandı. Ayrıca Yavuz Turgul'un Muhsin Bey adlı filmi de seçici kurul ödülüyle değerlendirildi.

1.Ankara Film Şenliği yapıldı. Genç yönetmenleri desteklemek amacıyla Türkiye'de ilk kez yapılan ilk filmler yarışmasında sonuçlar şöyle saptandı: En iyi film: Her Şeye Rağmen (Orhan Oğuz)
En iyi 2.film: Bez Bebek (Engin Ayça)
En iyi yönetmen: (Orhan Oğuz)
En iyi kadın oyuncu: Şerif Sezer (Her Şeye Rağmen)
En iyi erkek oyuncu: Talat Bulut (Her Şeye Rağmen)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Derya Yücel (Bir Kırık Bebek)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Orhan Çağman (Bir Kırık Bebek)
En iyi senaryo: Engin Ayça (Bez Bebek)
En iyi görüntü yönetmeni: Salih Dikişçi (Dolunay) . En iyi müzik: Cahit Berkay (Her Şeye Rağmen, Çark, Sızı, Sis)

Kısa Film Yarışması: En iyi kısa film: Marjinal (Oğuzhan Tarcan)
En iyi 2.kısa film: Uslu Köyün Masalı (Neşat Kırcalıoğlu)
En iyi 3.kısa film: Vapurlar (Mehmet Güreli)

Türk sineması yurt dışındaki gösterilerde, yarışmalarda ilgi çekmeye devam etti. Örneğin 16. Strasbourg Film Şenliği'nde Sinan Çetin'in 14 Numara adlı film yarıştı. Ve bir aylık süre içinde (eylül) üç filmimiz peş peşe ödüllendirildi.

Köln'de düzenlenen Foto Kino Fuarı'nda Zülfü Livaneli'nin Yer Demir Gök Bakır'daki kameramanı Jugen Jurges'e Alman Kamera Ödülü verildi.

5. Avrupa Sinama Festivali'nde (İtalya) Her Şeye Rağmen (Orhan Oğuz) eleştirmenlerin seçtiği Avrupa'nın en iyileri bölümü'nde birincilik ödülüne değer görüldü. Ve daha önce de Cannes Film Şenliği'nde gençlik ödülü almıştı.

36. San Sebastian Film Festivali'nde Muhsin Bey de (Yavuz Turgul), jüri özel ödülü kazandı.

37. Uluslararası Mannheim Film Festivali'nde (Almanya), Her Şeye Rağmen 20 bin marklık (yaklaşık 19 milyon) büyük ödülü aldı (ekim).

Ankara'da Türk-Amerikan Derneği, Ödüllü Türk Filmleri Gösterisi düzenlendi.

1988 yılı sona ererken Türk sineması, yurt dışında birbiri ardına çeşitli başarılar yeniledi. Örneğin bu başarılardan başlıcası Hülya Koçyiğit'in Fransa'da düzenlenen 8. Uluslararası Amiens Film Şenliği'nde Bez Bebek adlı filmindeki yorumuyla en iyi kadın oyuncu seçilmesi oldu.

Gene Paris'te (Bobiğny) Yılmaz Güney Filmleri Toplu Gösterisi (Umut, Ağıt, Endişe, Zavallılar, Düşman) düzenlendi.

32. Londra Film Festivali'ne Kaçamak (Başar Sabuncu), Bez Bebek (Engin Ayça) ve Her Şeye Rağmen (Orhan Oğuz) adlı filmler katıldı.

Ve bu ara Ontario Film Enstitüsü ve Toronto Türk Derneği'nin Ottowa Büyük Elçiliğimiz desteğiyle Türk Filmleri

Toplu Gösterisi düzenlendi. Bu şölene Pehlivan (Zeki Ökten), İpekçe (Bilge Olgaç), Beyaz Bisiklet (Nisan Akman), Aaahh Belinda (Atıf Yılmaz), Aşk-ı Memnu (Halit Refiğ) ve Amansız Yol (Ömer Kavur) adlı filmlerimiz gösterildi.

1988 yılının son ödülünü ise yönetmen Lütfi Ö. Akad aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, "Kültür ve Sanat Büyük Ödülü" 'nü sinema sanatına katkı ve hizmetleri nedeniyle Akad'a verdi.



(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 17:47
Son Kuþlar'ýn hüzünlü çiçeði
Selma Güneri






http://www.ilerikarakol.com/Resim%2021.jpg
Son Kuþlar filminin hüzün çiçeði.










http://www.ilerikarakol.com/Resim%2019.jpg
Ben Öldükçe Yaþarým'daki çocuk kadýn.







Türk sinemasýnýn kadýnlarý arasýnda kendine özgü oyunculuðu ve güzelliði ile ayrý bir yere sahip olan Selma Güneri, henüz 14 yaþýndayken sinema dünyasýna adým attý. Uzun kirpiklerinin gölgelediði iri siyah gözleri, arkaya doðru sýký sýkýya toplanýþ at kuyruðu saçlarýnýn açýkta býraktýðý geniþ alný, yüzüne maðrur bir ifade veren hafifçe yukarý kalkýk burnu ve her zaman melankolik bir gülümsemenin süslediði biçimli dudaklarý ile siyah beyazlý yýllarýn en masum ikonu gibiydi.



http://www.ilerikarakol.com/Resim%2022.jpg
Sinemaya ilk girdiði yýllar.


1964 yýlýnda Halit Refig'in "Ýstanbul Kýzlarý" filmi ile sinema oyunculuðuna baþlayan sanatçýnýn büyük çýkýþ yaptýðý filmi Son Kuþlar, Yeþilçam sinemasýnýn sýð kalýplarýný zorlayan bir yapým olarak öne çýkar. Erdoðan Tokat'ýn 1965 yýlýnda yönettiði ve çok güçlü bir dramatik yapýsý olan Son Kuþlar'da Selma Güneri, Yeþilçam sinemasýnýn gerçek yaþamdan kopuk kadýn oyuncu tiplerinden çok farklý olarak ve henüz çok genç olmasýna karþýlýk olaðanüstü doðal bir oyunculuk sergiler. Bir ikonu andýran masum yüzü ve izleyicinin içine iþleyen gerçekçi oyunu ile sanatçý unutulmaz bir karakteri büyük bir baþarý ile canlandýrýr. Selma Güneri yine ayný yýl içinde bu kez Duygu Saðýroðlu'nun yönettiði ve Yýlmaz Güney'in baþrol oynadýðý "Ben Öldükçe



Yaþarým" filminde, çocuk kadýn görünümü ile bir dansöz kýzý oynadý. Selma Güneri bu filmde de güzelliðinin en öne çýkan özelliði olan iri siyah gözlerindeki hüzünlü bakýþlarý ve henüz kadýn olmamýþ naif bedeni ile, izbe bir barýn havada yüzen sigara dumanlarý arasýnda uçuþan bir hayali gibiydi.

Selma Güneri sinemaya baþladýðý yýl içinde oynadýðý bu iki filmle çok kendine özgü bir oyuncu olduðunu kanýtladý. Canlandýrdýðý gerçekçi karakterlerdeki büyük baþarýsý sanatçýya sýradýþý bir oyuncu özelliðin kazandýrdý. Ancak ne yazýk ki bu dönem çok kýsa sürdü. Henüz oyunculuk kariyerinin baþýnda olduðu bu dönemde çok erken yaþta evlenen sanatçý büyük bir düþüþ yaþadý.Yeþilçam'ýn bu esmer ikonu bundan sonraki filmlerinde baþlangýçta gösterdiði sýradýþý oyunculuðu tekrarlayamadý. Siyah beyaz "Son Kuþlar" filminin hüzünlü Mona Lisa'sý ile "Ben Öldükçe Yaþarým" filminin masum yüzlü naif bedenli çocuk kadýn dansözü Yeþilçam sinemasýnýn alacalý renkleri arasýnda kaybolup gitti. Hak ettiði yerden oldukça uzaklara düþen Selma Güneri, çok uzun yýllar sonra da olsa 2006 yýlýnda Uçan Süpürge Kadýn Filmleri Festivali'nde aldýðý "onur" ödülü ile oyunculuðunu ölümsüzleþtirdi.

SÝYAH BEYAZ YALANLARDAN RENKLÝ YALANLARA...

Türk sinemasý birkaç istisnanýn dýþýnda ne yazýk ki içi boþ öyküler, hiçbir kalýcý sinema dili olmayan aralarýna fotokopi konulmuþ gibi çoðaltýlmýþ senaryolarla romanlardan aþýrýlmýþ repliklerle, yeteneksiz oyuncu ve yönetmenlerin yer aldýðý bir komedi bazen de bir acýklý melodrama benzer. Siyahlý beyazlý yalanlarla baþlayan Yeþilçam filmleri sultanlar, krallar, þarkýcýlar, türkücüler, arabeskçiler, komikler, aptallýða ve kurnazlýða övgüler, seks furyasý, küçük burjuva bunalýmlarý ile devam etti.
Türk sinemasýnýn bu denli kalitesiz olmasýnýn nedeni yapýmcýlara göre izleyiciler.Yani bu bir arz ve talep meselesi. Halk böyle istiyor onlarda bu isteðe göre film çekiyorlardý. Bu teori kýsmen doðru. Bunun en iyi kanýtý 1999 yýlýnda Kemal Sunal filmlerinin reyting rekorlarý kýrmasý. Pek çoðu aptallýða ve köylü kurnazlýðýna övgü niteliði taþýyan filmlerin TV kanallarýnda yüzlerce defa tekrar tekrar gösterilmesi ve býkmadan izlenmesi bu teorinin doðruluðunu gösteriyor.Günümüzde bile yeteneksiz manken ve oyuncularýn oyunculuk yaptýðý TV dizilerinin bu denli raðbet görmesi bunun bir baþka kanýtý.
Türk Sinemasý denilince ilk akla gelen hiç kuþkusuz "Yeþilçam"dýr. Aslýnda Türk Sinemasý bir yere kadar Yeþilçam sinemasýdýr. Sinemanýn tarihçesi içinde Yeþilçam sinemasý oldukça uzun bir süreci kapsar. Kendine özgü dili ve yapýsý ile Yeþilçam sinemasý uzun yýllar boyunca her anlamda Türk sinemasýný temsil etti. Dünya sinemasýndaki yeniliklere ve Türkiye'nin sosyal geliþimine ayak uyduramayan Yeþilçam, TV'lere yenik düþerek kepenklerini kapamak zorunda kaldý.

Yeþilçam bu batýþý önlemek için akla gelen her þeyi denedi. Bu yüzden can çekiþmesi uzun sürdü. Bu batýþýn ardýndan çok þeyler yazýlýp çizildi analizler yapýldý. Titrek sesli spikerler batan Yeþilçam sinemasýna aðýtlar yakarak eski filmleri bol bol göstererek bedavadan reyting aldýlar. Kuþkusuz bu birdenbire meydana gelen bir batýþ deðildi. Türk sinemasý uzun yýllardýr toplumsal ve sosyal geliþmelerin çok gerisinde kalmýþtý. Cahil, bilgisiz yapýmcýlar büyük bir evrim geçiren sinema teknolojisi ve sanatýna yatýrým yapmak yerine ucuz ve hiçbir sanatsal deðeri olmayan yapýmlardan kazandýklarý paralarýný mala mülke ve kumar masalarýnda harcayarak Türk sinemasýnýn batýþýnda baþrolü üstlenmiþlerdir.

Gerçekte Türk sinemasýnýn bu kadar uzun dayanabilmesi bile bir mucize olarak görülmelidir.Yeþilçam'ýn bu kadar uzun süre ayakta kalmasýnýn sýrrý toplumun eðitim düzeyi ve onunla orantýlý olan beðenisidir sadece. Bu anlamda sinemanýn tarihçesine bakýldýðýnda ne yazýk ki içi boþ, hiçbir kalýcý sinematografisi olmayan aralarýna kopya kaðýdý konulmuþçasýna birbirine benzeyen senaryolarýn, yeteneksiz oyuncularýn hiçbir yaratýcýlýðý olmayan yönetmenlerin yeraldýðý acýklý bir melodram gibidir. Bu gerçeði görmek için Yeþilçam'ýn çektiði binlerce filmden doðru dürüst olanlarýnýn sayýsýna bakmak yeterlidir.Yapýmcýlara göre bu durum basit anlamda bir arz ve talep meselesidir sadece. Kemal Sunal'ýn aptallýða ve köylü kurnazlýðýna övgü filmlerinin neredeyse her gün anlý þanlý TV kanallarýnda gösterilip reyting rekorlarý kýrmasý ne yazýk ki bu gerçeðin bir kanýtý olarak karþýmýzda duruyor.
Türk sinemasýnýn tarihçesini sosyolojik anlamda analiz eden, araþtýran temel eser niteliðinde eser hemen hemen yok gibidir. Varolan çalýþmalar temel eser özelliðinden çok filmlerin tanýtýldýðý kronolojik sýralamalar ya da oyuncu, yönetmen ve film biyografisi diyebileceðimiz eserlerdir. Sinemanýn sosyal, toplumsal, sanatsal anlamýnda geniþ ve derin bir perspektifle gerçekçi boyutlarý irdeleyen kaynak bir eser yoktur. Agah Özgüç, Burçak Evren ve Giovanni Scognomillo'nun iyi niyetli çalýþmalarý Türk sinemasýnýn gerçek tarihini yansýtmaktan çok uzak bulunmaktadýr.
G.Scognomillo'nun iki ciltlik Türk Sinema Tarihi'de Türk filmlerinin kronolojik bir sýralamasýndan baþka bir þey deðildir.

Türk sinemasýna pembe gözlüklerle bakan ve her kesime iyi görünme çabasý ile kaleme alýnmýþ bu çalýþmanýn yetersizliðini yazarda bildiði için durumu kurtarmak için þöyle der: "Tarihçi nesnel bir yaklaþým içinde olaylar kiþiler ve ürünlerle ilgilenir, yorum yapar fakat yargýlamak onun görevi deðildir.Yargý ve övgü tarihsel süreç içinde olumlu veya olumsuz olarak kendiliðinden ortaya çýkar."


Bu demagojik yaklaþým temel doðrularýn saptýrýlmasýndan ve görmezden gelinmesinin bir kýlýfýndan baþka bir þey deðildir. G.Scognoillo, Türk sinemasýnýn baþlangýç tarihi olan 1896'dan 1956'a kadar olan sürecini de "hazýrlýk dönemi" olarak niteliyor. Yazar tam 63 yýl süren bu hazýrlýk döneminde Türk sinemasýnýn gerçek anlamda doðru dürüst bir eser ortaya koyamamasýna ise hiçbir açýklýk getiremiyor. Daha doðrusu bu gerçeði görmezden geliyor.


Konularý ve senaryolarý birbirinin ayný, çoðu yabancý filmlerden çalýntý sahnelerle dolu, kendine özgü bir dili olmayan roman diyaloglarý ile konuþulan evrensel sanata, arkasýný dönmüþ bir dönemi böylesine bir ucuz açýklama ile geçiþtirmek Türk sinemasýnýn tarihini öðrenmek isteyenleri kandýrmak demektir. Bu nedenle bazý kiþilere aykýrý gelecek bir bakýþ açýsýyla Türk sinemasýný gerçekçi bir perspektifle bilinenden oldukça farklý bir biçimde deðerlendirmemiz biraz yadýrganacaktýr. Ama unutulmamalýdýr ki gerçeklerin çoðu yadýrgatýcýdýr.



(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 17:51
SÝYAH BEYAZ YALANLAR

Türk Sinemasý'nýn belgesel nitelikli baþlangýç çalýþmalarýný saymazsak sinema Muhsin Ertuðrul filmleri ile baþlar. Bu yüzden Muhsin Ertuðrul Türk Sinemasý'nýn miladý sayýlýr. O yýllarda kendini Milli Þef ilan eden Ýsmet Ýnönü gibi Muhsin Ertuðrul'da kendini Türk Sinema ve Tiyatrosunun Milli Þef'i ilan etmiþti. Ertuðrul, Alman eðitimi görmüþ, geçmiþteki Ýttihat ve Terakki yönetimi gibi "Cermen" sanatýna ve ýrkýna hayran ve o dönemin özelliði olan tek otorite, tek yetki ve tek iþten anlayan kiþisiydi. M. Ertuðrul'un tiyatro ve sinemaya önemli katkýlarý olduðu tartýþmasýzdýr. Özellikle her iki sanat dalýnýn Türkiye'deki alt yapýsýný ve örgütlenmesi Muhsin Ertuðrul zamanýnda olmuþtur. M.Ertuðrul tek seçiciydi. Oyunu, dekorlarý, yönetimi, oyuncularý senaryoyu ve daha bu konuda akla gelen her þeyin onun onayýndan geçmesi gerekiyordu.Tabi böyle olunca týpký dönemin Milli Þef'i Ýsmet Ýnönü'nün yaptýðý gibi sanat anlayýþý da tek tip ve tek düze oluyordu.Bu nedenle Ýttihat ve Terakki yöneticileri gibi Alman hayraný olan M.Ertuðrul yýllarca tek elden yönettiði tiyatro ve sinema Alman Sinemasý'nýn kötü kopyasý olmaktan ileri gidemedi.
Kýsaca Giovanni Scognamillo'nun Türk Sinemasý'nýn 1896-1956 yýllarý arasýnda geçen 60 yýlý büyük bir iyimserlikle Türk sinemasýnýn "hazýrlýk" dönemi olarak tanýmlamasýna karþýlýk bu kadar uzun süre içinde bir tek bile doðru dürüst bir yapýma rastlanmamasý bu tespitin doðru olduðunu kanýtýdýr. Oysa bu uzun süreçte dünya sinemasý olaðanüstü aþamalar gerçekleþtirmiþ, teknoloji, oyuncu, üslup, kurgu, senaryo ve çekim tekniklerinde sinemayý yedinci sanat dalý haline getirmiþtir.Türk Sinemasý'nýn "hazýrlýk" dönemi olarak nitelenen bu uzun sürede dünya sinemasýnda yaþanan bu büyük deðiþim ve geliþmelerden uzak kalmasý ve bu sanatýn sosyal niteliðini algýlamakta bu kadar geri kalmasýnýn bilimsel bir açýklamasý olmasý gerekir.

Ýþte bu noktada Türkiye'nin siyasal ve sosyal gerçeði ile karþýlaþýrýz. Türk Sinemasý'nda 1960'lý yýllara kadar süren bu gerilik, Türk siyasi ve kültürel yapýsý ile paraleldir.1950 yýlýnda sona eren Ýsmet Ýnönü liderliðindeki tek parti katý bir bürokrasi yönetimini içeriyordu. Demokrasiye, sosyal ilerlemeye, toplumsal, siyasal ve sosyal geliþmeye geçit vermeyen içe dönük, tutucu, statükocu bir yapýya sahipti. Renksiz ve içe dönük bir eðitimi sansürcü bir kültür anlayýþý ile kendi rejimini ayakta tutmaya çalýþmýþ, deðiþen dünyanýn ve geliþen kültürlerden Türk halkýný uzak tutmaya çalýþmýþtý.1950 yýlýnda daha fazla özgürlük ve demokrasi vaadi ile iktidara gelen Demokrat Parti ve Adnan Menderes'in siyasi iktidarý da sadece kýrsal kesimin plansýz programsýz bir þekilde kentlere göçünü saðlayan kapýlarý açmýþ ve bu göç kýsa bir süre sonra büyük kentleri dev bir köy haline dönüþmesinden baþka bir iþe yaramamýþtýr.

[resim kaldirildi]

Müjde Ar erotizmi Yeþilçam sinemasýnýn bir dönem öne çýkan isimlerinden olan Müjde Ar, yönetmen Atýf Yýlmaz filmlerinde erotik obje olarak yer aldý. Oyunculuk yeteneði son derece sýnýrlý olan sanatçý, Atýf yýlmaz filmlerinin dýþýnda bir varlýk gösteremedi.

Menderes, bu dev köyleri uzun bir süre oy deposu olarak kullanmýþ ancak demokrasi ve geliþim adýna týpký kendisinden önceki Ýnönü gibi pek bir þey yapamamýþtýr. Türk Sinemasý da bu dönemde Beyoðlu'nda Yeþilçam sokaðý'ndaki film þirketleri hepsi birbirinin kopyasý olan þalvarlý, sazlý, kavallý, aðalý, yanaþmalý köy filmleri ile bu kitleleri oyalamýþlardýr. Taþra ve kentlerdeki yazlýk sinema bahçeleri bu iç bayýltan, hiçbir sanatsal deðer ve kaygý taþýmayan filmleri oynatarak Yeþilçam'ýn tüccarlýktan gelme yapýmcýlarýnýn kasalarýný doldurmuþ ve böylece Türk Sinemasý yerinde saymýþtýr. Ne teknolojik anlamda ne de plato için bir yatýrým yapýlmamýþ, senaryo ve konular birbirinin benzeri, oyuncular ise bir okul müsameresindeki acemi öðrenciler gibi oynatýlarak ucuza mal edilen filmlerle yapýmcýlar servet kazanmýþtýr.

Film tekniði, üslup kaygýsý, detay, araþtýrma ve tematik bir çaba kimsenin umurunda bile deðildi.Yönetmenler yabancý sinemadaki geliþmelere arakalarýný dönmüþ durmaksýzýn birbirini kopyasý köy filmlerini çekiyor ve kendilerini geliþtirmek için en ufak bir çaba bile harcamýyorlardý. Ne deðiþen siyasi ve sosyal geliþmeler, toplumsal ve ekonomik gerçekler kültürel alandaki büyük dönüþümler yönetmenleri pek ilgilendirmiyordu. Oysa bu yýllarda Dünya sinemasý büyük atýlýmlar gerçekleþtiriyor sinema bütün ülke toplumlarýný etkileyen çok güçlü bir endüstri haline geliyordu. Batý dünyasýnýn sinemasý bir yandan kendi üslubunu geliþtirirken çeþitli sanatsal deneyimlerle sinema kültürünü tematýk bir uygulama ile geniþ kitlelerin eðitimine katký için kullanýyordu. Özetle 1960yýllarýna gelindiðinde geride yönetmenlerin elinde oyuncak olmuþ Ýsmail Dümbüllü'nün iç burkan hallerini komedi olarak göster filmleri ile yerli Greta Garbo olarak lanse edilen Cahide Sonku'nun trajik oyunculuðundan baþka bir þey yoktu.



(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 17:53
SINIF ATLAMANIN FORMÜLÜ

1960 askeri müdahalesi sonrasýnda Kurucular Meclisi'nin hazýrladýðý yeni anayasa Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kuruluþundan bu yana en geniþ anlamda bir demokratikleþmeyi öngörüyordu. Siyasi ve sosyal anlamda özgürlüklerin sýnýrlarý geniþletiliyor, bunun sonucunda da sivil örgütlenmelerden baþlayarak toplumun bütün sosyal kesimlerinde gözle görülür bir rahatlama gözleniyordu.

Basýn yayýn alanlarýndan baþlayarak sanatýn her dalýnda belirginleþen bu rahatlama o güne kadar dar kalýplar içinde hapsedilen çalýþmalarý renklendirip zenginleþtirmeye baþladý. Toplumun her kesimine yansýyan bu sosyal rahatlama doðal olarak Türk sinemasýný da etkiledi. Sosyal ve toplumsal alandaki bu deðiþim büyük kentlere yýðýlan nüfus için artýk köy filmleri çok geride kalmýþtý. Ýthal filmlerdeki burjuva hayatlarý ve hýzlý sekanslar duraðan ve aðýr tempolu köy odaklý filmleri çekilmez hale getirmiþ, geniþ kalçalý, tombul, kalýn kaþlý kadýn oyuncularýn yerini batýlý sarýþýn ve iç bayýltýcý bakýþlý yabancý kadýn oyuncular almýþtý.Yani piyasa dili ile anlatýlýrsa artýk arz ve talep birbirini tutmuyordu. Bunu fark eden Yeþilçam aðalarý hat deðiþtirme kararý aldý. Sinema þirketlerinin çoðu Beyoðlu'nu tercih ettikleri için Yeþilçam sokaðýnda bir araya gelmiþlerdi. Beyoðlu o yýllarda Ýstanbul'un eðlence merkeziydi ve her yere yakýn olma özelliðine sahipti. Üstelik filmler için gerekli figüran ve teknisyen çoklukla Beyoðlu'nu mesken tuttuklarý için her þey el altýnda oluyordu. Hiç bir yapýmcý henüz ciddi anlamda bir plato düþünmüyordu. Önceden bilinen bir kaç kiralýk yalý veya villa kapalý mekan çekimlerinde kullanýlýyor, geri kalan açýkhava çekimleri ise yönetmenin kafasýna göre yapýlýyordu.

Yapýmcýlarýn buyruðu ile yönetmenler toplumun sýnýf atlama özlemlerine yanýt vermenin yolunu hemen buldu. Bu formül çok basitti. Kýsaca zengin kýz, fakir oðlan ya da zengin çocuk fakir kýz. Formül bu kadar basit olunca film çekmekte çok kolaydý. Mimik ve rol yeteneksizi ayna yüzlü jönler ve eli yüzü düzgün ama kimliksiz kadýn oyuncular toplumun sýnýf atlamaya duyduðu özlemin simgeleri olarak beyaz perdeyi doldurdu. Küçük Haným'ýn þoförleri veya yoksul çiçekçi kýzlarý alýp, sosyete yapan zengin adamlar alt sýnýfýn kendilerini kurtarmanýn bir yolu olarak sunuldu.


http://www.ilerikarakol.com/Resim%2024.jpg

Yeþilçam sinemasýnýn paradan baþka bir þey düþünmeyen esnaf yapýmcýlarý için kadýnlar çoðunlukla seks objesi olarak kullanýldý. Þimdi çoktan unutulmuþ olan kadýn oyunculardan Figen Han, bir dönem bu anlamda öne çýkan isimlerden biriydi…


Sinema salonlarý yeniden týklým týkýþ dolmuþtu.Yeþilçam baronlarýnýn aðzý kulaklarýnda servetlerine servet katýyordu. Birbirinin kopyasý senaryolar ve üç beþ günlüðüne kiralanan bir yalýdan en çok on gün içinde çekilen filmler büyük giþe yapýyordu. Oyuncularýn ellerine tutturulan bono ve çeklerin çoðu karþýlýksýz çýkýyor ya da tahsil olunana kadar oyuncular süründürülüyordu. Buna karþýlýk Yeþilçam aðalarý 'çuval dolusu' para kazanýyor ve bu paralarý kendi keyifleri için harcarken bu iþe en ufak bir yatýrým yapmayý akýllarýndan bile geçirmiyorlardý. Bir iki istisna þirketin dýþýnda bir çok gecekondu þirket türemiþti. Filmciliðin çok para getirdiðini gören ve sinema ile alakasý olmayan pek çok kiþi de bu fýrsattan yararlanmak için hemen bir þirket kurarak yapýmcýlýða baþlamýþtý bile.

Yeþilçam 1960 Anayasasý'nýn getirdiði liberal anlayýþýn sadece ticari boyutu ile ilgilenmektedir. Yapýmlarýn sayýsýndaki büyük artýþ o güne kadar görülmemiþ bir sayýya ulaþmýþ, bu karlý iþte parsa toplamak derdinde olan bir çok ufak þirket ardý ardýna film çekmeye baþlamýþtý. Dertleri sadece para kazanmak olan bu þirketler film maliyetlerini düþürmek için her türlü yola baþvuruyordu. Bir filmi iç içe çekimlerle iki film çýkarmak, tutulan bir filmi ayný kadro ve bir iki deðiþiklikle devamýný çekmek ve bütün bunlarý yaparken hiçbir þekilde sanatsal ve sosyal bir kaygý duymamak bu dönemin en büyük özelliðidir.

Yeþilçam TV kanallarýnda insanlara yýlgýnlýk ve býkkýnlýk veren dizileri 1960'lý yýllarda keþfetmiþti. Birbiri ardý sýra çekilen Ayþecek'li, Þoför Nebahat'li, Küçük Haným'lý ve benzeri filmler TV dizilerinin öncüleridir. Yapýmcýlar bu dizi filmlerden çok paralar kazanmýþlardý. Çok bilmiþ, þirin ve þýmarýk bir küçük kýzýn peþinden koþuþturan yaþýný baþýný almýþ oyuncularýn düþtüðü acýklý durumlar seyircileri güldürmüþ, yoksul ama gururlu bir delikanlýnýn þoförlüðünü yaptýðý zengin ve þýmarýk genç kýza verdiði ders ve sonunda onunla evlenmesi ya da tersi yoksul mahalle kýzýnýn zengin ve kendini beðenmiþ delikanlýyý kendine aþýk ederek evlenmesi sonlanan filmler sýnýf atlama hayallerini pompaladýðý için izleyicilerin sinema salonlarýndan memnun bir yüzle ayrýlmasýný saðlýyordu. Zaten istenen de buydu.

Seyircilerin ilgisini çeken bir filmin hemen devamý çekiliyor, hiçbir çaba harcamadan ayný kadro sadece baþka bir devam ismi adý altýnda yeni filmin çekiminde yer alýyordu. Cilalý Ýbo ve çocuk filmleri ticari sinemanýn para basma makineleriydi adeta. Yeþilçam bu dönemde Cilalý Ýbo rolü ile Feridun Karakaya'yý, Turist Ömer rolü ile Sadri Alýþýk'ý ve Öztürk Serengil'i keþfederek bol bol kullandý.Yýlmaz Güney'in henüz siyasallaþmadýðý bu dönemde çevirdiði "Çirkin Kral" imajlý ucuz filmler yapýmcýlarýný zengin etti.

Yeþilçam için konu, moda olan her þeydi. Kimi kez polisiye, kimi kez western kimi kez de batý gençliðinin bunalýmlarýnýn yerli varyasyonlarý alelacele çekilip gösterime sokuluyordu.



(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 17:56
RENKLÝ YALANLAR BÖLÜMÜ

1968 yýlýnda renkli film çekimlerine geçen Yeþilçam sinemasý bütün dünyada yankýlar bulan 68 olaylarýna arkasýna dönerek Ýtalyan Spagetti Western'lerinin ucuz taklidi olan Maskeli Süvari Tom Miks'e karþý, Ringo Vadiler Kaplaný ve bir dizi Zorro filmleri ile oyalanýyordu. 1971 askeri darbesinin ardýndan olaðanüstü günlerin yaþandýðý Türkiye'de Yeþilçam masal filmleri furyasý baþlatýyordu. Ýstanbul'un ev ev arandýðý sýkýyönetim mahkemelerinin ve cezaevlerinin dolup taþtýðý bu dönemde Türkiye sinemalarýnda Altýn Prens Devler Ülkesin de (M. Gürses) Ayþecik ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde (Tunç Baþaran), Ertem Göreç'in Binbir Gece Masallarý ve yine M. Gürses'in Þehzade Sinbat Kaf Daðýnda filmleri oynatýlýyordu.

Yeþilçam bu hali ile sýkýyönetimin beþinci kol ünitesi gibi çalýþýyor, bütün ülkeyi saran siyasi ve sosyal buhraný görmezlikten geliyordu. Baskýcý yönetimin sansürü gereði düzgün bir filmin çekilmesini olanaksýz hale getirdiði kuþkusuz doðudur.


http://www.ilerikarakol.com/Resim%209.jpg
Yýlmaz Güney'in avantür filmlerden sosyal içerikli filmlere geçtiði dönem


Ancak masallý, Zagorlu, Tom Mikis'li filmlerle de ne kadar sinema sanatý yapýldýðý da Türk sinemasýný Yeþilçam sinemasýndan soyutlayanlarýn cevaplamasý gerekmektedir. Bütün bu süreç içinde siyah beyaz filmler arasýnda her þeye raðmen eli ayaðý düzgün vasatýn üzerine çýkmayý baþarmýþ filmlerde bulunmaktadýr. Bu filmlerin Yeþilçam sinemasýnýn sýð kalýplarý içinde bin bir zorluklarla gerçekleþtirilmiþ eserler olmasý nedeniyle Türk sinemasý içinde ayrý bir yere sahiptir. Metin Erksan'ýn Gecelerin Ötesi, Susuz Yaz, Acý Hayat, Yýlanlarýn Öcü, Memduh Ün'ün Kýrýk Çanaklar'ý, Atýf Yýlmaz'ýn Keþanlý Ali Destaný, Ertem Göreç, Vedat Tükali'nin Karanlýkta Uyananlar'ý, Halit Refið'in Gurbet Kuþlarý, Duygu Saðýroðlu'nun Bitmeyen Yol'u Erdoðan Tokat'ýn Son Kuþlar'ý bu dönemin yüz aký yapýtlarý olmuþtur.

Bu dönemi kýsaca özetlersek, 1960-1975 yýllarý arasýnda siyah beyaz ve renkli olarak çekilen 3028 adet filmin arasýnda belli bir seviyenin üzerine çýkabilmiþ filmin sayýsý en çok 30 taneyi bile zor bulur. Bu gerçek Yeþilçam sinemasýnýn gerçeðidir. Yeþilçam sanatýn bu yedinci dalýna karþý gösterdiði duyarsýzlýk ve çýkarcý bakýþ bu rakamlardan ortaya çýkmaktadýr. Oysa ayný dönemde Ýtalyan sinemasý kendine özgü yapýmlarla ileri çýkmýþ, ünlü yönetmenler kült yapýmlara imza atmýþtýr. Fransa, Ýsveç kendi sinemalarýnda unutulmaz çýkýþlar yapmýþ, Amerikan sinemasý giderek artan hýzlý sekans çekimleri ve üstün teknolojisi ile dünya sinemasýnda önemli bir pay kapmýþtýr.

TELEVÝZYON DEVREYE GÝRÝYOR

1975 yýlýna gelindiðinde Televizyonun artýk her eve girmesi sonucu Yeþilçam sinemasýnýn seyircisi de yazlýk bahçelerden ve salonlardan gecekondularýn sobalý küçük odalarýna çekilmiþti. Bunun anlamý Yeþilçamýn en büyük seyirci kitlesinin yitirmesiydi. Bu kuþkusuz Yeþilçam patronlarý için çok aðýr bir darbeydi. Eski ihtiþamlý günler sona ermiþti artýk. Ýçi boþ ve hepsi birbirine benzeyen hikayelerle ellerine uzu vadeli bono ve senet tutuþturularak oynatýlan oyuncularla çevrilen filmler artýk iþ yapmýyordu. Bahçe ve salonlar sinek avlýyor ve birer ikiþer kapanýyorlardý.

Siyasi arenada ise 1971 darbesi ile deðiþtirilen anayasa 1960 Anayasasýndaki tüm demokratik ve liberal haklarý kýsýtlamýþ sinema, edebiyat ve fikir alanlarýna aðýr kýsýtlamalar getirmiþti. Bu durumda doðal olarak ceza yasalarýna aðýr hükümler getirmiþ sansür kurullarýnýn yetkileri neredeyse sýnýrsýz bir þekilde geniþletilmiþti. Bütün bu geliþmeler sinemadan büyük paralar kazanmaya alýþmýþ Yeþilçam patronlarýný canýný sýkmýþ ve bu tatlý paralara yeniden kavuþmanýn yollarýný aramaya baþlamýþtý. Ve bu arayýþ birkaç denemeden sonra yeni altýn madenini buldu. Bu madenin ismi seksti. Az parayla çok büyük paralar kazanmaya alýþmýþ Yeþilçam patronlarý Türk sinemasý için utanç dönemi olarak anýlacak bu yeni sürece balýklama atladý.




(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 17:58
SÝNEMANIN UTANÇ DÖNEMÝ

Türk sinema tarihinden söz edenlerin kýsaca geçiþtirdikleri bu utanç verici dönem, ayrý incelenmesi gereken kendine özgü bir vaka özelliðini taþýr. Bu dönem Yeþilçam sinemasýnýn para için hiçbir sosyal ve ahlaki sýnýr tanýmadýðýnýn da göstergesidir. Bu dönemin bir baþka özelliði de Türk sinemasýnýn yaþayacaðý büyük çöküþün de baþlangýcý olmasýdýr.

1975'li yýllardan itibaren aðýrlaþmaya baþlayan ekonomik koþullar insanlarýn akþamlarý vakitlerini TV karþýsýnda geçirmesine etken olurken kendini yenilemekten uzak kalan Yeþilçam sinemasý seyircileri salonlara çekmek için çeþitli çarelerle baþvurmaya baþladý. Önce komedi filmlerini sonrada içlerine bol miktarda seks unsularý ekleyerek 'seks-komedi' türü yaratan Yeþilçam, bu filmlerin iþ yapmasý üzerine bu madeni sonuna kadar kullanmaya baþladý. Seks-komedi filmleri cinsel çaðýrýþýmlar yapan isimlerle birbiri ardý sýra piyasaya sürülmesi sonucu, sinema salonlarý erkeklerin egemenliðine terk edilirken Türk sinemasýnda da yeni bir çað baþlýyordu.

Çok sonraki yýllarda televizyonlarda sanat üzerine ahkam kesen ve bu konuda kendini otorite gören Ali Poyrazoðlu, Hadi Çaman ve Aydemir Akbaþ bu seks komedi filmlerinde baþrol oyuncu olarak ün yapýyorlardý. Daha sonraki yýllarda neden bu bayaðý filmlerde oynadýklarý þeklindeki sorularý 'Türk halkýna seksi biz öðrettik' diye cevaplayan bu oyuncularýn rol aldýðý bu filmler bu tür sinema anlayýþýnýn en adi örneklerinden daha kötüydü.

Cinsellik çabuk tüketilen bir malzeme olduðu için pazarlanan çýplaklýk çok kýsa bir süre içinde cazibesini yitirdi. Bunun çaresi de çýplaklýðý ve cinselliði biraz daha ileri götürmekti. Bir kez bu yola girildiðinde ise her film bu sýnýrlarý biraz daha ileri taþýmada birbiri ile yarýþýr hale geliyordu. Ve Yeþilçam patronlarý için ahlakýn sýnýrlarý yoktu. Bu kirli yarýþ, bir süre sonra porno filmlere motor demeye baþlamýþtý. Yeþilçam'ýn bazý figüranlarý ve öne çýkan birkaç kadýn oyuncu bu porno filmlerin baþrol oyuncularý olmuþtu. Çoðu 16 mm. olan ve iç içe çekilen, aralarýna yabancý porno filmlerden alýnan görüntülerin yerleþtirildiði bu filmler sinema salonlarýndan ailelerin çekilmesine neden olurken, Türk sinemasýný da yerle bir ediyordu. Bir çok yönetmen ve oyuncu iþsiz kalýyor, sektörde çalýþan herkes bu korkunç boyutlara ulaþan furyadan olumsuz yönde etkileniyordu. Bu süreçte bir iki çýrpýnýþla düzgün film yapmaya çalýþanlarda büyük bir hayal kýrýklýðýna uðruyor bunun sonucunda da iyi niyetli olan birkaç firma da piyasadan çekilmek zorunda kalýyordu.

Ýlkel, çirkin ve bayaðý sahnelerle dolu bu filmler kendi jargonunu da yaratmýþ ve bu dönemde öne çýkan kült isim ve oyuncular kendi seyircisi arasýnda garip bir efsaneye de yol açmýþtý. Erkeklerin dünyasýnda kuþaktan kuþaða aktarýlan bu dönemin hit kadýn oyuncularý olan Arzu Okay, Zerrin Doðan, Zerrin Eðeliler ve Dilber Ay'ýn oynadýðý filmlerin CD'leri bu gün bile piyasalarda müþteri bulmasý açýklanmasý zor bir konudur.

1980 yýlýna gelindiðinde siyasal sistemin göz yumduðu bu iðrenç sinema anlayýþý artýk her kesimi rahatsýz edici bir boyuta ulaþmýþ bulunuyordu. Her fýrsatta Türkiye'nin yüzde 99'u Müslüman diyen sað siyasetçiler bu ahlaksýz anlayýþlý sinemanýn varlýðýný nedense uzun bir süre görmezlikten geldiler. 1980 darbesi bu utanç verici sinema dönemine de son verdi. Bu dönemde bir takým türedi þirketler, Anadolu'daki iþletmeciler ve sinema salonu sahipleri çok büyük paralar kazandý. Ancak ne var ki bu paralar asla sinemaya dönmedi. Sinema salonlarý yýkýlarak yerlerine pasajlar yapýldý. Sinemadan kazanýlan paralar baþka iþlere yatýrýldý yada har vurulup harman savruldu.





Yeþilçamýn dünyasý karþýlýksýz bonolar, þöhret yerine ucuz otel odalarýnda yoksulluk içinde geçen hayatlar, orta malý olarak kullanýlan figüran kýzlar, alkol ve uyuþturucu bataðýnda çýrpýnan starlar ve intihar ederek bu bataklýktan kurtulanlarýn hüzünlü hikayeleri ile doludur. Bir dönemin önde gelen güzel kadýnlarýndan olan Seher Þeniz intihar ederek hayatýna son verirken, biçimli bedeni Yeþilçam yapýmcý ve yönetmenleri tarafýndan olabildiðince kullanýlan Feri Cansel'de býçaklanarak öldürüldü. Sinemanýn tarihini yazanlarýn nedense bu gerçekleri görmezden gelmelerine karþýlýk bu renkli dünyanýn kendine özgü çekiciliði hala devam ediyor. Tabi bedelini ödemek þartýyla…



Seks furyasý sona erdiðinde Türk sinemasýnýn üzerinden kamyon geçmiþ gibi yerle bir olmuþtu. Bu dönemin tahribatý çok büyüktü. Türk sinemasý Yeþilçam'ýn bu sapkýn serüveni yüzünden dünya sinemasýnýn çok gerilerinde kalmýþtý. Bu durum daha da aðýlaþtýran 1980 darbesinin özgürlükleri kýsýtlayan yasalarýn yürürlüðe konmasýydý. Bu yeni süreç zaten sinema salonlarýndan çekiþmiþ seyirciyi Türk filmlerinden iyiden iyiye uzaklaþtýrmasýna neden oldu. Bu arada TRT'nin tekeline kýran özel sektör TV'lerin devreye girmesi ile birlikte Türk sinemasýnýn varlýðýnda tehlikeye giriyordu. Yeþilçam'ýn para hýrsý ile piyasaya sürdüðü seks filmleri Türk sinemasýnýn çöküþüne neden olurken toplumun ve siyasal sistemin bu iðrenç sürece tepkisiz kalýþý da bu olumsuz sonucu katkýsý oluyordu.



(ALINTI)

[resim kaldirildi]

BERLINDEN
22.04.07, 18:01
YEÞÝLÇAM SÝNEMASININ SONU

Yeþilçam'ýn bu utanç verici dönemi unutturmasý epey uzun bir zamaný gerektirecekti. Bu dönemden Türk sinemasýna kalan isimleri ve konularý cinsellik olan, et ve seks teþhirinden baþka hiçbir özelliði olmayan hiçbir estetik kaygý ve görsellik taþýmayan yüzlerce filmdi. Bu dönemde Yeþilçam sadece iðrenç bir 'et' pazarlamasý yapmýþtýr. Buna bilimsel bir kýlýf aramak boþunadýr. Türk sinemasýný Yeþilçam'dan soyutlamaya çalýþanlar da bu gerçeði deðiþtiremez. Bu dönemi görmezden gelerek sinemanýn sanatsal ve nostaljik niteliðinden bahsetmek ise sadece kendini kandýrmaktýr.

Ama hayat devam ediyordu ve az masrafla çok para kazanmaya alýþmýþ yapýmcýlar yine benzer bir yöntemle çýkýþ yolu arýyorlardý. Çok geçmeden aran bu yeni yol bulundu. Seks furyasýnýn bitirdiði aile seyircisini tekrar sinemaya kazandýran yine eski Türk filmlerinin temalarýndan beslenen ve ilgi gören bu yöntem 'arabesk'ti . Yeþilçam'ýn uyanýk yapýmcýlarý, yeni bir maden keþfetmiþti yine. Bu kes sinemanýn poz kesen parlak yüzlü jönlerinin yerine oyunculuktan nasibini almamýþ, yeteneksiz, kamera karþýsýnda elini ayaðýný nasýl tutacaðýný bilmeyen bir yýðýn arbeskçi baþ rollerde oynatýldý. Ucuz konulu þarkýlý türkülü, filmler bir anda piyasayý doldurdu. Yarým oktavlýk sesi olmayan tavernacý þarkýcýlar star yapýldý. Yeþilçam'ýn bu son çýrpýnýþý 1995 yýlýna kadar devam etti. Bu arada iyi niyetli birkaç yönetmenin çektiði küçük burjuva bunalýmlarýný anlatmaya çalýþan filmlerde baþarýsýz bir arayýþ olarak kaybolup gitti.
1995 sonunda Yeþilçam sokaðý patronlarý arkalarýnda batmýþ bir Türk sinemasý býrakarak piyasadan çekilmek zorunda kaldý. Siyah beyaz yalanlar, seks, arabesk furyalarýndan sonra gelen bu kaçýnýlmaz son kuþkusuz yeni bir baþlangýcýn baþý olacaktý. Artýk ucuz senaryolar, ucuz yapýmlar, yeteneksiz oyuncu ve yönetmenlerin pek þansý olmadýðý yeni bir dönem baþlýyordu. Dünya sinemasý ile rekabet, yerli sinemaya kalite ve yenilik kazandýracaðý bu yeni dönemde baþarýlý olan ayakta kalacaktý.


http://www.ilerikarakol.com/Resim%2026.jpg


Yeþilçam'ýn unutulmayan seks objeleri Bir dönem Yeþilçam filmlerinin starlarý olan bu kadýnlarýn oynadýðý filmlerin CD'leri hala izleyici buluyor. Sinemaya masum tipi ile giren Arzu Okay sonradan bir seks objesine dönüþtürüldü. Zerrin Doðan ve Dilber Ay da Türk sinemasýnýn ilk porno yýldýzlarý oldu. Zerrin Eðeliler ise Türkan Þoray'a benzerliði nedeniyle sürekli olarak soyularak kullanýldý.

Bu arada kapitalist sistemin ticari yasalarý hiç durmaksýzýn iþliyor ve Türk sinemasýnýn boþalan piyasasýný ithal amerikan filmleri dolduruyordu. Dev bütçeli prodüksiyonlar üç beþ saniyeye inen sekanslar, baþ döndüren aksiyon sahneleri, görkemli görüntüler dijital kameralar ve bilgisayar teknolojisinin yarattýðý olaðanüstü efektlerle süslenen filmler sinema salonlarýný yeniden doldurmaya baþladý.


Türk sinemasý nereyse 2000'li yýllara kadar komada kaldý. Maliyetlerdeki olaðanüstü artýþ, Dünya sinemalarýndaki baþ döndüren geliþmeler, yabancý sinema sektörünü kontrol eden büyük sermayeli dev yapýmcý firmalar, Türk sinemasýnýn ticari rekabette baþlamadan yenik düþmesine yol açýyordu. Ancak her þeye raðmen yeni bir anlayýþ ve sinema dili ile çevrilen yeni filmler ilgi görmeye baþlamýþtý. Türk sinemasý varlýðýndan bu yana belki de ilk kez olarak kendi gerçek benliðine dönmenin tek kurtuluþu olacaðý gerçeðini görüyordu. Mollalarýn yönettiði Ýran bile kendi gerçeðine özgü sinema dili ile uluslar arasý alanda baþarýlý yapýmlara imza atmasý Türk sinemasý için de örnek olmalýdýr. Evrenselliðe ulaþmanýn en gerçekçi yolu kendi dilini ve kendi sanatýný evrensel normlara ulaþtýrmaktýr. Çünkü kültürün dili evrensel olduðu zaman saygý ve kabul görür. Türk sinemasý da yüzyýlý geçkin bir zaman sonrasýnda Yeþilçam'ýn karanlýk çýkmazýndan kurtulup herkesin rahatlýkla görebileceði ýþýklý meydanlara çýkmýþtýr. Bundan sonrasý hiç kuþkusuz geçmiþten daha iyi olacaktýr.



SON


(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 18:12
Belgin Doruk, (d.1936-ö.1995)

http://img520.imageshack.us/img520/5861/272816av.jpg

Türk sinemasının 'Küçük Hanımefendi' ismiyle anılan yıldızı Belgin Doruk, 1936'da Ankara'da doğdu.

1952'de ortaokul son sınıftayken Yıldız Dergisi ve İstanbul Film'in açtığı yarışmayı Ayhan Işık ve Mahir Özerdem ile birlikte kazanarak sinemaya geçti ve ilk filmi olan 'Çakırcalı'nın Definesi'ni çevirdi.

1953'te yapılan güzellik yarışmasında Türkiye İkinci Güzeli seçildi. Türk sinemasının belirli bir döneminde en çok film çeviren ve en çok sevilen oyuncu oldu.

Zeki Müren'le birçok filmde başrol oynadı (1959'da 'Kırık Plak', 1961'de 'Hep O Şarkı', 1962'de 'Bahçevan', 1963'de 'İstanbul Kaldırımları', 1964'de 'Hayat Bazen Tatlıdır').

1964 yılında Orhan Elmas'ın yönettiği 'Duvarların Ötesi' adlı filmde Tanju Gürsu ile başrolü paylaştı. Ayhan Işık ile iyi bir ikili oluşturdu ve birlikte çevirdikleri 'Küçük Hanım' serisi çok tutuldu.

Sanatçı, çoğunlukla melodramların ya da duygusal güldürülerin değişmez oyuncusu oldu.

Sinemada ilk çıkışını, 'Yeşil Köşkün Lambası' filmiyle yaptı. Yönetmen Faruk Kenç ile evlenip boşandı, daha sonra yapımcı Özdemir Birsel ile evlendi.

1970'te yapılan İkinci Adana Film Festivali'nde 'Yuvanın Bekçileri' filmiyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. 1975'ten sonra sinemadan ayrılan sanatçı, 26 Mart 1995 yılında İstanbul'da hayata veda etti.


Filmografi

Gecekondu Rüzgarı 1972
Pamuk Prenses Ve 7 Cüceler Ana Kraliçe 1970
Gönül Meyhanesi 1970
Küçük Hanımın Şoförü 1970
Şahane İntikam 1969
Ayşecik Yuvanın Bekçileri Leyla 1969
İstanbul'u Sevmiyorum 1968
Kanlı Nigar Kanlı Nigar 1968
Atlı Karınca Dönüyor 1968
Yıkılan Gurur 1967
Toprağın Kanı 1966
Allaha Ismarladık 1966
Allahaısmarladık Yavrum / Yarın Ağlayacağım 1966
Sevgilim Bir Artistti 1966
Bozuk Düzen 1965
Şoförün Kızı 1965
Bir Gönül Oyunu 1965
Hep O Şarkı 1965
Sayılı Dakikalar 1965
Kırık Hayatlar Vedide 1965
Güzel Bir Gün İçin 1965
Yasak Cennet 1965
Satılık Kalp Selma 1965
Evcilik Oyunu 1964
İstanbul Kaldırımları 1964
Suçlular Aramızda 1964
Aşk ve Kin 1964
Duvarların Ötesi 1964
Bitirimsin Hanım Abla 1964
Şoförler Kralı 1964
Bahçevan 1963
Kahpe 1963
Acı Aşk 1963
Akdeniz Şarkısı 1963
Aşk Tomurcukları 1963
İlk Göz Ağrısı 1963
Kadınlar Hep Aynıdır 1963
Hayat Bazen Tatlıdır 1962
Küçük Hanımın Kısmeti 1962
Aşka Karşı Gelinmez 1962
Yalnızlar İçin 1962
Küçük Hanımın Şoförü Neriman 1962
Daima Kalbimdesin 1962
Gönül Avcısı 1962
Küçük Hanım Avrupa'da Neriman 1962
Kızıl Vazo 1961
Küçük Hanımefendi Neriman 1961
Tatlı Günah 1961
Aşkın Saati Gelince 1961
Bir Demet Yasemen 1961
Bir Yaz Yağmuru 1961
Bülbül Yuvası 1961
Düğün Alayı 1961
Özleyiş 1961
Zavallı Necdet 1961
Aslan Yavrusu 1960
Gece Kuşu 1960
Satın Alınan Adam 1960
Ayşecik Şeytan Çekici 1960
Bir Yaz Yağmuru 1960
İlk Aşk 1960
Yeşil Köşkün Lambası 1960
Kanlı Firar Türkan Akyel 1960
Ömrümün Tek Gecesi 1959
Samanyolu 1959
Annemi Arıyorum 1959
Binnaz Binnaz 1959
Kırık Plak 1959
Ölmeyen Aşk Semra 1959
Hayat Cehennemi Nermin 1958
Beraber Ölelim 1958
Daha Çekecek Miyim? 1958
Kederli Yıllar 1958
Çileli Bülbül 1957
Çölde Bir İstanbul Kızı 1957
Mahşere Kadar 1957
Lejyon Dönüşü 1957
Kader 1955
Ölüm Korkusu 1955
Son Beste 1955
Öldüren Şehir Selma 1953
Köroğlu 1953
Çakırcalı Mehmet Efe'nin Definesi 1952
Kanlı Çiftlik 1952
Yavuz Sultan Selim Ağlıyor 1952


-----------------------------------------------------------------------------------------------------


Ayhan Işık (1929 - 1979)

http://img49.imageshack.us/img49/4418/272214nt.jpg

1929 yılında İzmir'de doğan Ayhan Işık, 1953'te Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nden mezun oldu. Sinemaya geçmeden önce grafiker olarak çalışan sanatçı, çeşitli dergilere kapak resimleri yaptı. Grafikerlikten sinemaya 1951'de Yıldız Dergisi ve İstanbul Film'in açtığı yarışmayı kazanarak geçiş yaptı. Aynı yıl "Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan" filmiyle ilk kez beyazperdede gözüktü. İkinci filmi "Kanun Namına" ile oyunculuktaki yeteneğini kanıtlayarak üne kavuştu. 1959 yılında Amerika'ya gitti ve sinema konusunda incelemelerde bulundu. Türkiye’ye döndükten sonra yeni filmler çevirerek ününü sürdürdü. 1972'de film yıldızlarının sahneye çıkma modasına uyarak, Klâsik Türk Müziği dalında solistlik yaptı.

Oyunculuğunun yanı sıra yapımcılık yapmaya da başlayan Işık, bir süre sonra da oyuncu ve yönetmen olarak "Örgüt" filmini çekti ve bu arada TV'de bazı reklam filmlerinde rol aldı. Türk sinemasının belki de en büyük oyuncularından biri olan Ayhan Işık, ikinci filminden sonra fiziği ve yeteneği ile dikkatleri çekerek, ölene kadar çevirdiği bütün filmlerde hep başrol oynadı. "Kral" ünvanını alan Işık, ününü en uzun süre koruyan ilk oyuncu oldu. Işık; 1954'te Türk Film Festivali'nde, 1962'de Ses, 1965'te Artist ve daha bir çok yayın organının düzenlediği yarışmalarda "en başarılı erkek oyuncu" seçildi. Ayhan Işık, 1979 yılında İstanbul’da havuz başında viski içerken beyin kanaması geçirdi ve kurtarılamayarak öldü.

Önemli filmleri:

Kanun Namına (Lütfi Ö. Akad),
Otobüs Yolcuları (Ertem Göreç),
Acı Hayat (Metin Erksan),
Namusum İçin (Memduh Ün)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------


Ediz Hun (1941 - .... )

http://img264.imageshack.us/img264/7519/43012xr.jpg


1941 İstanbul doğumlu. Norveç'te Oslo ve Trondheim Üniversiteleri'nde biyoloji ve çevre bilimleri fakültesinden mezun oldu. Türk sinemasının eski jönlerinden olan Hun, Yeşilçam'a 36 yıl emek verdi. 1985'ten bu yana Marmara Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmalarını sürdürdü.

1991-1993 yılları arasında Çevre Bakanlığı Müşaviri ve İstanbul Çevre İl Müdürü olarak görev aldı.

Çevre sorunlarına olan ilgisiyle tanındı. 1973 yılında THY hosteslerinden Berna hanım ile evlenen Hun iki çocuk babası.

[HUN: BİZ KADINLAR

18 Nisan 1999 seçimlerinden önce ANAP'tan milletvekili adayı olan Ediz Hun çevre konusundaki çalışmalarını siyasi platforma aktarmayı amaçladı. Meclis Çevre Komisyonu Başkanlığı görevinde de bulunan Hun Kadınlar Günü'ndeki konuşmasıyla espri konusu oldu.

"Evet biz kadınların hakları" diyerek tüm konukları ve partisinin genel başkanı Mesut Yılmaz'ı güldüren Hun, daha sonra da bu sözünün arkasında durunca milletvekillerinden büyük destek aldı. "Bundan sonra Ediz Hun'u kimse yıkamaz" diyerek konuya esprili yaklaşan Yılmaz, "Dili sürçtü ama kadınlar hakkında söyledikleri doğru" diye konuştu.

NE BELEŞ MESLEK

Ediz Hun, milletvekilliğinin ilk günlerinde şaşkınlığını gizleyemedi. Meclis'in bir saat çalışıp paydos etmesini hayretle karşıladı ve "Bitti mi şimdi? Bu kadar maaş al, sonra 1 saat çalış. Yazık bu milletin parasına. Bu ne beleşçilik" diyerek endişesini dile getirdi.

---------------------------------------------------------------tışmada vurularak ölür. Hudutların sert ve acımasız kanuna karşı Ali Cello'nun kötülüğü bile dayanamamıştır. Taş bu filmde de çoğunluk kötü adam rollerinden birisini alışılagelmiş bir oyun tarzı ile oynamaktadır.

1968'de Nuri Ergün tarafından çekilen "Dertli Pınar" ise Taş'ın ağa tiplemeleri için örnek gösterilebilir. Mahmutoğlu Hilmi Ağa (Erol Taş) köylünün toprağını çeşitli dalaverelerle hatta silah zoru ile elinden almakta ve etrafındaki herkese hükmetmektedir. Daha fazla toprağa sahip olma tutkusu saplantı halini almıştır. Bunun için yapamayacağı şey yoktur. Ancak her şey planladığı gibi gitmez, bütün çabasına rağmen sonunda yenildiğini anlar ve suçunu itiraf eder. Oyun düzeyinin vasat olduğu bu filmde Taş abartılı olduğu kadar da kontrolsüz bir oyun sergilemektedir.

Sinemada kötü adam rolleri ile bilinen sanatçı, bu tiplerin dışına çıktığı filmlerde, aslında her tür karakteri rahatlıkla oynayabileceğini de ispatlamıştır. Zaman zaman da olsa oynadığı iyi tiplerle seyirciyi şaşırtmıştır. Bir başka Akad filmi olan �Ana�da Taş, bu kez kötülükten kaçmaktadır. 1967'de çekilen ve Türkan Şoray'la başrolü paylaştığı Ana filmi onun az rastlanan iyi adam tiplemeleri için gösterilecek ilginç bir örnektir. Yaptığı balık ağları ile geçimini sağlayan Şevket (Erol Taş), kan davası yüzünden ailesi ile birlikte köy köy dolaşmaktadır. Sinemanın kötü adamı olarak bilinen Taş, filmdeki Şevket tiplemesinde tamamen farklı bir karakter çizmektedir. Kanlısı rolündeki Kadir Savun'la sanki rolleri değişmiş gibidirler. Bu seyirci içinde çok alışılagemiş bir durum değildir. Yıllar süren takibin sonunda Şevket kanlısı Musa (Kadir Savun) tarafından vurularak öldürülür.

Bir başka örnek ise, 1992 yılında çekilen, Mehmet Tanrısever'in yönettiği �Sürgün� filmidir. Erol Taş, sinemada rol bulduğu bu son filminde, kurtuluş savaşını görmüş yaşamış eski bir çavuşu oynamaktadır. Üniformasını üzerinden hiç çıkarmayan Süleyman Çavuş, göğsünde taşıdığı istiklal madalyası ile de büyük gurur duymaktadır. Çatak köyüne gelen öğretmenin (Bulut Aras) yeniliklerine sıcak bakar, ona yardımcı olur. Hatta köyün muhtarına karşı onu savunur. Öğretmenin köyden sürgün edilmesini engellemek için köy halkıyla birlikte Kaymakamlığa gitse de bu işe yaramaz. Bunun üzerine çavuş gururla taşıdığı istiklal madalyasını çıkarır ve köyden ayrılan öğretmene verir.

Erol Taş'ı 1969 yılı itibariyle Çetin İnanç, 1971'den sonra ise Yılmaz Atadeniz'li macera filmlerinde sıkça görmekteyiz. Yılmayan Şeytan filminde (1968 - Yılmaz Atadeniz) Dr. Şeytan'ı oynar. Dr. Şeytan (Erol Taş), 'Tanyant' madenini kullanarak bir robot icat eder. Amacı ürettiği robotlarla dünyayı ele geçirmektir. Ancak filmin sonunda kısa devre yapan robotu tarafından öldürülür. Çeko'nun (1970 - Çetin İnanç) konusu ise 1875 yılında Meksika'da geçmektedir. Ramon isimli eşkıya (Erol Taş), köylülere türlü işkenceler yapmakta ve cinayetler işlemektedir. Bir başka Yılmaz Atadeniz filmi olan Maskeli Beşler ve Maskeli Beşler'in Dönüşü'nde (1968) ise (Erol Taş) yine Ramon ismi ile ancak bu kez Meksikalı bir general rolündedir. Kızıl Maske'de (1968 - Tolgay Ziyal) müze müdürü, Küçük Kovboy'da (1973 - Guido Zurli) çiftlik kahyası, Hakanların Savaşı'nda ise (1968 - Mehmet Arslan) Kubilay Han rollünü oynamaktadır.

Yaklaşık 200 filmde irili ufaklı çeşitli roller alan Erol Taş, oynadığı filmlerin altısında ise başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor: Mapushane Çeşmesi (1964-Suphi Kaner), Kanlı Kale (1965-Yavuz Yalınkılıç), Efenin İntikamı (1967-Yavuz Yalınkılıç), Eşkiya Kanı/Hakimo (1968-Yavuz Figenli), Konuşan Gözler (1965-Hicri Akbaşlı), Katırcı Yani Efenin Definesi (1967-Yavuz Yalınkılıç).

45 yıllık oyunculuk yaşamı süresince sinemaya büyük emek veren Erol Taş, bu emeğin bir sonucu olarak; 1965 yılında Duvarların Ötesi ile Antalya Film Festivali'nde, 1967'de İnce Cumali ile yine Antalya Film Festivali'nde, Sahildeki Ceset ile İzmir Film Festivali'nde, Susuz Yaz'daki oyunculuğu ile ise Turizm Bakanlığı ve Meksika Accopulco Festivali'nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini aldı. Sanatçı, 8 Kasım 1998 günü, Samatya SSK Hastanesinde hayata gözlerini yumdu



(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 18:35
Feridun Karakaya (Cilalı İbo) (1928 - 2004)
http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/3138.jpg

1928 yılında İstanbul'da doğan Karakaya, lise eğitimini Kabataş Erkek Lisesi'nde tamamladı. Sahne hayatına İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda başladı.

İstanbul Şehir Tiyatrosu'ndan emekli olana kadar değişik komedilerde rol aldı. Tiyatroda "komedi" dendiğinde akla gelen bir kaç kişiden biri olan Feridun Karakaya, özellikle "Cilalı İbo" filmleriyle gerçek anlamda bir sinema yıldızı olduğu dönemlerde bile tiyatroyu bir an olsun ihmal etmedi. Kendine özgü oyunculuğu ve performansıyla sürekli sahnelerde boy gösteren Feridun Karakaya, yaş haddinden emekliye ayrılmasına rağmen, "konuk oyuncu" statüsüyle Şehir Tiyatrosu sahnelerindeki görevine kalp yetmezliği sonucu 24 Nisan 2004 tarihinde vefat edene kadar devam etti.

OYNADIĞI OYUNLARDAN BAZILARI

* Balabanağa

* Fermanlı Deli Hazretleri

* Sarıpınar (1914)

* Döne Döne (Oscar)

* Fotoğrafçı

* Beyaz Mendil (1955)

* Görünmeyen Adam İstanbul'da (1955)

* Şehir Yıldızları (1956)

* Berduş (1957)

* Gurbet (1959)

* Gönül Kimi Severse (1959)

* Cilalı İbo Casuslar Arasında (1959)

* Cilalı İbo Yıldızlar Arasında (1959)

* Cilalı İbo Ve Tophane Gülü (1960)

* Cilalı İbo'nun Çilesi (1960)

* Cilalı İbo Zoraki Baba (1961)

* Cilalı İbo Rüyalar Aleminde (1962)

* Cilalı İbo Kızlar Pansiyonunda (1963)

* Cilalı İbo Perili Köşkte (1963)

* Beş Şeker Kız (1964)

* Cilalı İbo Ve Kırk Haramiler (1964)

* Seveceksen Yiğit Sev (1965)

* Sinekli Bakkal (1967)

* Vuruldum Bu Kıza (1968)

* Mısır'dan Gelen Gelin (1969)

* Cilalı İbo Almanya'da (1970)

* Cilalı İbo Teksas Fatihi (1971)

* Cilalı İbo Yetimler Meleği (1971)

* Newyorklu Kız (1971)

* Aman Karım Duymasın (1976)

* Nazmiye'nin Koltukları (1976)

* Banka (2002)

----------------------------------------------------------------------------------

Neriman Köksal (1929 - 1999)

http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/2994.jpg

Yeşilçam'ın büyük oyuncularından Neriman Köksal, 1929 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı Hatice Kökçü'dür. Çetin Karamanbey tarafından keşfedilip, "Çete" filmindeki Rus prensesi Nina rolü ile sinemaya adım atan Neriman Köksal asıl ününü, Fosforlu Cevriye (1959) filmi ile elde etti. Aydın Arakon, Fosforlu Cevriye filmi ile erkeksi kadın filmlerine çok tutulan bir örnek getirmiştir (Scognamillo, 1998:126). Neriman Köksal�ın, Fosforlu Cevriye filmi ile elde ettiği başarıdan dolayı günümüze kadar "Fosforlu" lakabı ile anılması ise bir tesadüf değildir.

Neriman Köksal�ın Fosforlu Cevriye�de, iri-kıyım yapısıyla erkeklere posta koyan, argo konuşan, külhanbeyi, erkeksi-kadın (Özgüç,1993: 29) imgesini başarıyla canlandırması, sonraki dönemlerde Türk Sinemasında erkeksi-kadın imgesinin uzun yıllar sürecek bir modaya dönüşmesine de öncülük etmiştir.

Sanatçı, 1999 yılında Mustafa Volkan Öylek'in 9 yaşındaki kızı Nazlı Buse Öylek'i mahkeme kararı ile evlat edindi. Sanatçı aynı yıl 24 Ekim 1999'da 70 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Oynadığı Filmler:
Çete 1950, Hürriyet Şarkısı 1951, Katil 1953, Süheyla İstanbul Canavarı 1953, Affet Beni Allahım 1953, Leylaklar Altında 1954, Beyaz Cehennem (Cingöz Recai) 1954, Cingöz Recai 1954, Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar (Oyna Kızım Oyna) 1954, Neriman İki Ateş Arasında 1954, Ebediyete Kadar 1955, Ölüm Korkusu 1955, Battal Gazi Geliyor 1955, Mari Bataktaki Kız 1955, Kanlarıyla Ödediler 1955, Kara Vadi 1955, Oyuncu Kız 1955, Şeyh Ahmed'ın Gözdesi 1955, Çoban Ali 1955, Hayatımı Mahveden Kadın 1955, Kaybolan Gençlik 1955 Hayırsız Evlat 1956, Yangın 1956, Felaket Zinciri 1956, Günahsız Yavrular 1956, Kara Bela 1956, Tuzak Oteli 1956, Çoban Aşkı 1957, Dişi Canavar 1957, Günahkarlar Cenneti 1958, Kızımın Başına Gelenler 1958, Bana Gönül Bağlama 1958, Gönülden Ağlayanlar 1958, Tilki Leman 1958, Vicdan Azabı 1958, Beklenen Bomba 1959, Feryat 1959, Fosforlu Cevriyem 1959, Şehvet Uçurumu 1959, Erkek Fatma 1959, Kıtipiyoz'a Tuzak (Fosforlu'nun Oyunu) 1959, Devlerin Öfkesi 1960, Bir Serseri 1960, Oy Farfara Farfara 1961, Tatlı Bela 1961, Naylon Leyla 1961, Şahane Kadın 1961, Fosforlu Oyuna Gelmez 1962, Lekeli Kadın 1962, Çam Sakızı 1962, Erkek Fatma Evleniyor 1963, Arka Sokaklar 1963, Gençlik Rüzgarı 1964, Son Tren 1964, Gel Barışalım 1964, Dişi Şeytan 1964, Lekeli Aşk 1964, Kimse Fatma Gibi Öpemez 1964, Öpüşmek Yasak 1964, Ayşecik Cimcime Hanım 1964, Konyakçı 1965, 65 Hüsnü 1965, Fakir Gencin Romanı 1965, Şeker Gibi Kızlar 1965, Artık Düşman Değiliz 1965, Lafını Balla Kestim 1965, Çalıkuşu 1966, Örümcek Adam 1966, Ölüm Busesi 1966, Seher Vakti 1966, Karanlıklar Meleği 1966, Aşkın Gözyaşları 1966, Geceler Yarim Oldu 1966, Yakut Gözlü Kedi 1966, Serap Ağlayan Kadın 1967, Kimsesizim 1967, Kızım Duymasın 1967, Beş Asi Adam 1968, Yanık Kaval 1969, Güllü Geliyor Güllü 1973, Yedi Evlat İki Damat 1973, Gülşah 1975, Güler Misin Ağlar Mısın 1975, Aşk-ı Memnu (TV) 1975, Saffet Beni Affet 1976, Hamza Dalar Osman Çalar 1976, Acı Hatıralar 1977, Sevgili Dayım 1977, Babanın Evlatları 1977, Evlidir Ne Yapsa Yeridir 1978, Cevriyem 1978, Ali Baba'nın Çiftliği 1978, Aldırma Gönül 1978, Çilekeş 1978, Süpermenler 1979, N'Olacak Şimdi 1979, Ayrılık Kolay Değil 1980, Şaka Yapma 1981, Bağrımdaki Ateş 1981, Günah Defteri 1981, Kırık Bir Aşk Hikayesi 1981, Mutlu Ol Yeter 1981, Talih Kuşu 1982, Beni Unutma 1982, Hülyam 1982, Seni Kalbime Gömdüm 1982, Hasret Sancısı 1982, Islak Mendil 1982, Bedel 1983, Ah Şu Kadınlar 1983, Anlatamadım 1983, Davetsiz Misafir 1983, Feryat 1983, Yaktı Beni 1983, Metres 1983, Bir Zamanlar Kardeştiler 1983, Gurbet 1984, Kader 1984, Uç Güzel Güvercinim 1984, Balayı 1984, Asılacak Kadın 1984, Aliş ile Zeynep (TV) 1984, Sana Öyle Hasretim Ki 1985, Uyanıklar Dünyası 1985, Sekreter 1985, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (TV) 1985, Süheyla Hayat Kadını 1986, Güneşten De Sıcak 1986, Sultan 1987, Acı Gurbet 1988, Evdekiler (TV) 2000, Bizim Mahalle (TV) 2000.

Ödülleri
18. İstanbul Film Festivali, 1999, 1 Dakika Karanlık, Onur Ödülü

----------------------------------------------------------------------------------

Sami Hazinses (1925 - 2002)

http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/2408.jpg

1925 yılında Diyarbakır'da doğan Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul'a geldi. 1953 yılında Mahir Canova'nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur'un oynadıkları "Kara Davut" filmindeki rolle sinema oyunculuğuna başladı. Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı.

Hazinses, oyunculuğunun yanı sıra güfte ve beste çalışmaları yaptı. Sanatçının, "Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm" adlı eserini Zeki Müren seslendirmişti.

23 Ağustos 2002'de vefat etti.

----------------------------------------------------------------------------------

Türkan Şoray

http://img57.imageshack.us/img57/5011/tsoray8ia.jpg

Doğum tarihi 28 Haziran 1945
Doğum yeri Türkiye / İstanbul
Mesleği Sinema oyuncusu

İlk Yılları

28 Haziran 1945'de İstanbul’da doğdu. Babası Halit Şoray devlet demir yollarında memur, annesi ev hanımıydı. Maddi imkanların kısıtlı olduğu bir ailede dünyaya geldi. Öğrenimine Rami Taş mektebinde başladı fakat sürekli mahalle değiştirdiklerinden, eğitimini 1956’da Feriköy ilkokulunda tamamladı.

1954’te Meliha ve Halit Şoray çifti boşanır. Çocuklar annede kalır. Karagümrük Sarmaşık Sokak’a taşınırlar. Burada ev sahiplerinin kızı Emel Yıldız'la tanışır, onun sayesinde de Yeşilçam’a adım atar. Bir gün onunla beraber film setine gider ve böylece ünlü “Yeşilçam Sokağı”na adımını atmış olur. Şoray o dönemde on beş yaşındadır. Emel Yıldız, o sıra “Köyde Bir Kız Sevdim” adlı filmin başrolünde oynayacaktır. Bir gün filmin setine Şoray'ı da götürür. Kenarda bir yerde otururken Türker İnanoğlunun dikkatini çeker. Şoray’la tanıştırılır. İnanoğlu başrol için Türkan Şoray’ın daha uygun olacağına karar verir. Şoray’ın Yeşilçam’a girişi de böylece gerçekleşir.

Bir Yıldızın Doğuşu (1960’lar)

Türkan Şoray bu filmin ardından yeni yeni teklifler almaya başlar. Çevirdiği filmlerle, özelikle magazin basının dikkatini çeker ve ilk kez, dönemin ün yapmış haftalık popüler dergilerinden “Sinema” ya kapak olur (15 Mart 1961, s.18). Ardından Artist, Büyük Gazete ve Ses Dergilerine..

1960 yıllarla birlikte Şoray’ın başarı grafiği de yükseliyordu. Artık yaşamında herşey değişmekteydi ve bu değişiklik sosyal durumdan fiziğine kadar her şeyine yansıyordu. Erkeklerden gördüğü ilgi ve artan seyirci ilgisi ona güven kazandırıyordu. Artık kararsızlıktan kurtulup kadınlığa adım atıyordu. Artık daha şuh biri halini alacaktır. Bu değişimiyle gerek Yeşilçam çevrelerinde gerek seyircisi arasında büyük bir etki gücüne sahip olur.

İlk Önemli Aşama

“Acı Hayat” Türkan Şoray’ın sinema hayatındaki ilk dönüm noktasıdır. “Otobüs Yolcuları” ile bu dönüm noktasının ilk kıpırtılarına veren Şoray “Acı Hayat”la ilk önemli aşamasını da geçer. Bu filmindeki rolü diğerlerine göre daha tutarlı, tip olarak da gerçeğe daha yakındır. Film o güne kadar yapılmış en başarılı, en şiirsel görüntülü bir aşk filmidir.

1963’te çevirdiği bu filmle 1964’te I. Antalya Film Festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alır. Ayrıca “Acı Hayat” sinema yazarlar tarafından “yılın filmi” seçilir. Artık izleyicide Şoray imgesi oluşmaya başlamıştır. Senaryo yazarları onun için öyküler oluşturabilir, yönetmenler filmlerini onun üzerine kurabilirler.

Hayatına Yön Veren Adam

Rüçhan Adlı’nın Şoray’ın hayatında önemli bir rolü vardır. Onu korumuş, hep zirvede kalmasında büyük rol oynamıştır. Eylül 1962’de bir film setinde tanışırlar. Rüçhan Adlı Şoray’dan tam 23 yaş büyüktür. Görmüş–geçirmiş bir insandı. Şoray hep bir babanın şefkatinden ve sevgisinden mahrum büyümüş, bunlara ihtiyaç duymaktadır. Şoray’da bu sevgi ve şefkati Adlı’da bulur ve 20 yılını onunla birlikte geçirir.

İlişkilerinden sonra Şoray giderek süzgün bakışlı şuh bir kadın olmaktan sıyrılıp, yeni kimliğine bürünür ve 1965’lerden başlayarak “Türk sinemasının bir numaralı kadını” olur. Dört büyükler arasında olup (Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın) en çok o tutulmaktadır.

Sultan

Şoray’ın Sultan olmasında ve kanunlarının oluşmasında Adlı’nın büyük payı vardır. Adlı, Şoray’a gönderdiği çiçek buketlerine iliştirdiği kartlarda ya da bıraktığı notlarda ona hep “Sultanım” diye hitap eder. (Canım sultanım, hanım sultan.. gibi) Bunlar daha sonra basında yer alır ve dönemin ünlü gazete ve dergilerinde yayınlanır. Böylece Şoray artık Türk sinemasının da, halkın da “Sultan”ı olmaya başlar.

Adlı’nın onun hayatındaki yeri ve üzerindeki etkisi, özelikle birlikte yaşamaya başladıkları 1963 yılından başlayarak önemini ve ağırlığını artırır. 1966’nın sonlarına doğru ise birbiri ardına Şoray filmleri çevrilir ve aynı haftalarda Beyoğlu sinemalarında vizyona girince durum bir süre için aleyhine gelişir. Aynı haftalarda oynayan Şoray’lı filmler adeta birbirini vurur. Şoray’ın böyle bir hataya kurban gitmesinin nedeni aynı yıl içinde çok sayıda film çevirmesi ve oynadığı filmlerin aynı konuları kapsamasıdır.

Bir süre sonra aleyhine gelişen bu tehlikeli sarsıntıyı güçlükle atlatır ve durumu lehine geliştirip fiyatına zam yapar. Böylece bütün yapımcılar Şoray’ı kara listeye alırlar. Bu karara göre ona film çevirttirmeyecek, mukavele süresi uzatılmayacak, sinema salonlarında da filmleri gösterilmeyecektir. O artık Akün, Acar, Arzu, Duru film....gibi büyük şirketlerin de kara listesindedir. Aleyhine gelişen tüm olaylardan sonra Şoray kendine bir savunma politikası bulur ve yapımcıların karşısına aldığı bazı kararlarla çıkıp, bu kararlardan da taviz vermeyecektir. Böylece Şoray kanunları oluşur.

Şoray Kanunları

1) Türkan Şoray film senaryolarını film çekim tarihinden en az bir ay önce beğenir.

2) Türkan Şoray, Senaryoyu beğenmediği takdirde yeni senaryo verilecektir.

3) Her senaryoda beğendi mutabakatı şarttır.

4) Filmde öpüşme ve açık sahneden olmayacaktır.

5) Filmdeki modern giysiler Türkan Şoray’a tarihsel olanlar ise şirkete aittir.

6) Film çekimi İstanbul dahili olup Türkan Şoray İstanbul dışına çıkamaz.

7) Çalışma saatleri sabah 8 ile akşam 19 arasıdır.

8) Pazar günleri Türkan Şoray çalışmaz.

9) Türkan Şoray adı jenerik, afiş ilan ve sinema fenerlerinde başta ve tek olarak yazılacaktır.

10) Filmin her oynadığı yerde 9. madde uygulanacaktır.

11) Filmlerin seslendirilmesinde Türkan Şoray’ın sesi için kendi mutabakatı şarttır.

12) Şirket filmi kendi hesabına çeker. Eğer başka şirketle ortak ortak yapıma gidilirse Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.

13) Film renkli ise Türkan Şoray’ın mutabakatı ile çekim günleri uzayabilir.

14) Çekilecek filmin rejisörü ve baş erkek oyuncusu için Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.

15) Bu şartlara riayet etmeyen film şirketi 100 bin lira ödemeyi taahhüt eder.

16) İhtilaf vukuunda merci mahkemeleri İstanbul mahkemeleridir.

17) Türkan Şoray şirketlerden film başına 60 bin lira alır.

18) Türkan Şoray mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez.

Dönemine göre bu oldukça ağır koşullar, 1967’de son halini alıp yazılı bir metne dönüştürülür. Türkan’ın ünlü ve gişe geliri öylesine yüksektir ki, hiçbir firma, yönetmen veya oyuncu ona karşı çıkamaz. Türkan Şoray’la mukavele yapmak için birbirleriyle yeniden yarışa girerler. Bu kanunlarla Rüçhan Adlı, Şoray’ın, Yeşilçam’daki imajını koruma altına alır.

Şoray’ın Sinemamızdaki Yeri

1960’larda 4 büyükler saltanatı söz konusudur. Fatma Girik; baştan itibaren dinamik canlı, “acul”, girişken kolay yılmayan, daha erkeksi, yeni yaşama kültürüyle dalga geçen, alt kültüre yakın bir tip, Filiz Akın; daha modern, toplumun Batı’ya dönük yüzüydü. O ince sarışın ve kırılgan kişiliğiyle halk kızlarını oynasa da pek inandırıcı olmayacak, daha çok zengin kızlarını, “burjuva güllerini” temsil ederek biraz farklı bir alana geçecekti. Hülya Koçyiğit, geniş bir canlandırma yelpazesi ve çok farklı kimliklere bürünme yeteneği olan, her sınıfa ait olabilen, kibar evin kızı.

Türkan Şoray ise; güzel, çekici, alımlı bir kadın kişiliği yaratacak ve bunu hem güldürü, hem dramda aynı başarıyla sürdürecekti. Sosyal kökenler itibarıyla bir uçtan öbürüne, bir kutuptan diğerine kolaylıkla gidip gelebilecekti. Türk toplumu, sanatçının halk kızı veya burjuva dilberi tiplemelerini aynı ilgiyle kabul edecekti.

Tip olarak da Türk kadınını yansıtmaktadır. Türk sinemasının en güzel resim veren kadın oyuncusudur. Sinemasal açıdan zengin, seyirciyi çarpan bir görüntüsü vardır. Halkın içinde gelmesi zor şartlarda büyümesi onu halka daha yakın kılacaktır. Türk sinemasında hiçbir kadın oyuncu onun gibi çevresinde yaygın bir etkinliğe sahip olmamıştır. Güzelliği hep abartılıdır ama sıcaklığı da tartışılmaz.

Bu özellikleriyle sinemamızda farklı bir yer açar. Diğer kadın sanatçılara örnek olmuş, uygulamalarıyla da takip edilmiştir. Sinemada en yüksek fiyata sahip oyuncu oluşu, en çok aşık olunan kadın oluşu, kendine has yasaklar koyuşu, her rolün altından başarıyla kalkması, farklı güzelliği, sıcaklığı, bir sultan, bir efsane oluşuyla ve diğer yönleriyle sinemadaki yerini de belirlemiştir.

1970’ler, Şoray, Sinema ve Toplum

Şoray, değişir gözüken bir şeylere karşın, 1970’lerin başlarında da sinema siyasetini hemen hemen aynen sürdürür. Yılda yine 10-12 film yapar. Ünlü yazarların eserlerine el atılır fakat başarılı olunmaz. Sultan Gelin, Cemo gibi yarım başarılar elde edilirken, Vukuat Var, Asiye Nasıl Kurtulur gibi filmler fiyaskoyla sonuçlanır. Ünlü yönetmenlerle (Atıf Yılmaz, Osman Seden, Halit Refiğ..) çalışmak da pek bir şey değiştirmez.

70’lerin başında yine zirvede gözükmektedir. Fakat o artık daha değişik, daha farklı birşey arama çabasındadır. 1972 yılında mesleki yaşamında yeni bir dönem açılır. Film sayısını ciddi anlamda azaltır. Bu yıla iki filmi damgasını vuracaktır. Biri Cemo’dur. Bu filmin çekimlerinde Şoray attan düşer ve felç olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Olay, filme iyi bir reklam aracı olur. Asıl büyük tepkilere yol açan olay ise bir diğer filmi “Dönüş”tür. Çünkü Şoray’ın yönetmenlik denemesi yaptığı ilk filmdir. Şoray birçok çevrenin eleştirisine maruz kalır. Filmin başarılı olmayacağı düşünülür, fakat beklenenin aksine dikkat çeker ve başarılı olur. Şoray, eleştirmenlerin, sinema uzmanlarının ve de “ciddi basın”ın dikkatini çeker. Film yılın en büyük iş yapan filmi olur. Şoray’a daha önce yüz çevirenler, bu kez onu sahiplenirler. Ayrıca “Dönüş” 1973’te “Moskova Film Festivali”nde özel bir ödül alır. “Azap’ta (1973) ikinci yönetmenlik denemesini gerçekleştirir fakat bu filmde başarılı olamaz.

70’lerin başlarında O hepsi birbirinin aynı, en azından benzeri dram veya komedilerden daha kişilikli, daha gerçekçi filmlere doğru kaymasında, belki yıllardır süre gelen aklı başında, sorumlu ve oldukça poltize bir eleştirinin katkısı olmuştur. Ama temel neden, Türk toplumunun o yıllardaki genel havasıdır. Artık sinema da o uzun yıllar sürdürdüğü pembe rüyadan uyanıyordu. Yönetmenler ilk defa gerçekçi konulara el atmakta, Anadolu bozkırlarında mekan bakmakta, köylü kadınların dramını keşfetmektedirler. Başta Türkan Şoray ve diğer ünlü starlar, gerçekten yaşamış ve yaşayan kadın portreleri çizmeye başlarlar. Konfeksiyon usulü yapılan filmlerin yerini daha gerçekçi konular, daha kapsamlı yaklaşımlar, daha bütüncül çabalar alır. Artık her film ayrı bir proje olup, çok daha dikkatle üzerinde durulacaktır. 76’da 3. Şoray yönetmenliği ürünü olan “Bodrum Hakimi”ni çeker ve yeniden sahnededir. Yerini yeniden sağlamlaştırmıştır. 1977’de en güzel filmlerinden biri olan “Selvi Boylum al Yazmalım” da oynar. Bu filmle Şoray’a en iyi kadın oyuncu ödülü gelir.

1980’ler ve Sonrası Şoray, Toplum ve Sinema

Bu hızlı dönemden sonra Şoray bir süre setlerden uzak kalır. 80’de film yapmaz. 1981’de ise son yönetmenlik ürünü olan “Yılanı Öldürseler” ile geri döner. Bu arada halk sinemaya gitmeyi reddeder. Artık yeni bir kuşak, yeni yönetmenler, yeni bir anlayış doğuyordu. (ve 80’li –90’lı yıllar boyunca Şoray’da bir çok yeni yönetmene destek verdi.) 1980’lerle bağımsız sinemanın önü açılır. 80’lerde sinemamız artık daha aydın, daha incelmiş ürünler, büyük kentin orta sınıflarına dönük hikayeler vermeye başlayan daha özel bir alan olmaya doğru gidecektir.

1983’te şarkıcı ve türkücülerin oynadığı arabesk ağırlıklı filmler Türk Sinemasındaki yerini ne kadar korumaya çalışsa da, kadın dünyalarını sorgulayan “kadın filmleri” öne çıkmaya başlayacaktır. Değişen koşullar ve yaşanan ekonomik krizler nedeniyle 1980-86 yıllarında ikişer filmle yetinmek zorunda kalan Türkan Şoray 1987’de bu sayıyı dörde çıkarır.

80’li yıllar Şoray’ın hem mesleğinde hem de özel yaşamında önemli değişikliklere sahne olacaktır. Şoray kanunları yıkılacak, oynadığı “Mine” adlı filmiyle “kadın filmleri” akımını da açacaktır. Özel yaşamında ise yirmi yılını feda ettiği Rüçhan Adlı’yı 1983’te terk edecek, aynı yıl sinema ve tiyatro sanatçısı Cihan Ünal ile evlenecektir. 84’te annesini kaybedecek ve bir süre sonra kızı Yağmur dünyaya gelecektir. Şoray Ünal çifti beraber birkaç filmde beraber oynarlar fakat filmler beklenen işi yapmaz. 87’de çift ayrılır. 90’lı yılları da birkaç filmle kapatır Şoray. 94’te babasını, 95’te de büyük aşkı Rüçhan Adlı’yı kaybeder. Bu yıllarda seyircisinin karşısına birkaç dizi filmle gelir. 2000 yılında çevirdiği “İkinci Bahar” adlı dizi ise diğerlerinden çok farklı bir yere sahip olacaktır.Ayrıca Türkan şoray Türkiye eğitiminede katkıda bulunmuştur.1973 yılında yaptırmış olduğu ilköğretim okulu Istanbul'un Hisarüstü semtinde yer almaktadır.

Aldığı Ödüller

1964 I. Antalya Film Festivali. “Acı Hayat”la “en başarılı kadın oyuncu.” (Altın Portakal)

1968 5. Antalya Film Festivali: “Vesikalı Yarim”le “en başarılı kadın oyuncu”. (Altın Portakal)

1969 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti”

1971 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti”.

1973 5. Adana Film Festivali: “Mahpus”la “en başarılı kadın oyuncu”. (altın Koza)

Moskova Film Şenliği (Rusya): “Dönüş”le “özel ödül”.

Ankara Gazeticiler Cemiyeti: “Yılın Artisti”

Kelebek Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın sanatçısı”.

Kıbrıs Gazeteciler Cemiyeti: “Yılın Sanatçısı”

Tercüman Gazetesi: Halk oyu ile “en iyi sanatçı”

İzmir Kadınlar Birliği: “Dönüş”le “en iyi kadın oyuncu”.

1978 Taşkent Film Şenliği: “Selvi Boylum Al Yazmalım”la Uluslarası Aytmatov Kulübü’nün geleneksel ödülü.

1987 27. Antalya Film Festivali: “Hayallerim, Aşkın ve Sen”deki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portkal)

1990 2. İzmir Film Festiali: “Altın Artemis onur ödülü.”

1992 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festiali “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”.

1994 6. Ankara Film Festivali: “Emek ödülü”.

31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portakal)

1996 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali: Sinema onur ödülü

Magazin Gazeticiler Derneği 4. Altın Objektif Ödülü, Onur Ödülü.

1999 Roma Film Festiali: Büyük Ödül

2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali: Kadın yönetmen ödülü.

2000 Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi: Zirvedekiler 2000 ödülü

31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu.” (Altın Portakal)

2001 Sakıp Sabancı Türk Kalp Vakfı: “İkinci Bahar” dizisiyle “iyi kalp ödülü”.

2001 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi-Tekofaks Panasonic: “İkinci Bahar” dizisindeki rolüyle “2000 yılının başarılı iletişimci ödülü.”

Akademi İstanbul: “Yılın en başarılı sanatçısı ödülü”.

Filmografisi

1960: Köyde Bir Kız Sevdim, Aşk Rüzgarı, Güzeller Resmi Geçidi, Utanmaz Adam

1961: Afacan, Aşk ve Yumruk, Dikenli Gül, Gönülden Gönüle, Hatırla Sevgilim, Kaderin Önüne Geçilmez, Kardeş Uğruna, Melekler Şahidimdir, Otobüs Yolcuları, Sevimli Haydut, Siyah Melek

1962: Acı Hayat, Allah Seviniz Dedi, Aşk Yarışı, Bardaktaki Adam, Billur Köşk, Bizde Arkadaş mıyız, DikmenYıldızı, Kırmızı Karanfiller, Lekeli Kadın, Ne Şeker Şey, Ümitler Kırılınca, Zorlu Damat

1963: Acı Aşk, Ayşecik Canımın İçi, Badem Şekeri, Beni Osman Öldürdü, Bütün Suçumuz Sevmek, Çalınan Aşk, Çapkın Kız, Dağlar Kralı, Genç Kızlar, İki Kocalı Kadın, Küçük Beyin Kısmeti, Sayın Bayan

1964: Adanalı Tayfur Kardeşler, Anasının Kuzusu, Bomba Gibi Kız, Bücür, Fıstık Gibi Maşallah, Gençlik Rüzgarı, Gözleri Ömre Bedel, Kader9 Kapıyı Çaldı, Kızgın delikanlı, Macera Kadını, Mualla, Öksüz Kız, Yılların Ardından

1965: Ekmekçi Kadın, Elveda Sevgilim, Garip Bir İzdivaç, Hayatımın Kadını, Komşunun Tavuğu, Sana Layık değilim, Seven Kadın Unutmaz, Siyah Gözler, Sürtük, Vahşi Gelin, Veda Busesi

1966: Akşam Güneşi, Altın Küpeler, Anaların Günahı, Çalıkuşu, Çamaşırcı Güzeli, Düğün Gecesi, El Kızı, Eli Maşalı, Günahkar Kadın, Karanfilli Kadın, Kenarın Dilberi, Meleklerin İntikamı, Meyhanenin Gülü, Siyah Gül

1967: Ağlayan Kadın, ana, Ayrılsak da Beraberiz, Bir Dağ Masalı, Her Zaman Kalbimdesin, Kara Duvaklı Gelin, Kelepçeli Melek, Ölümsüz Kadın, Sinekli Bakkal, Tapılacak Kadın

1968: Abbase Sultan, Ağla Gözlerim, Artı Sevmeyeceğim, aşk Eski Bir Yalan, Ayşem, Dünyanın En Güzel Kadını, Kadın Değil Baş Belası, Kadın intikamı, Kadın Severse, Kahveci Güzeli, Vesikalı Yarim

1969: Aşk Mabudesi, Ateşli Çingene, Bana Derler Fosforlu, Buruk Acı, Fosforlu Cevriye, Günah Bende mi, Köle Olayım, Sana Dönmeyeceğim, Seninle Ölmek İstiyorum, Son Bahar Rüzgarları

1970: Ağlayan Melek, Arım Balım Peteğim, Birleşen Yollar, Buğulu Gözler, Bülbül Yuvası, Hayatım Sana Feda, Herkesin Sevgilisi, Kara Gözlüm, Mağrur Kadın, Mazi Kalbimde Yaradır, Merhamet, Tatlı Meleğim

1971: Ateş Parçası, Bir Genç Kızın Romanı, Bir Kadın Kayboldu, Gelin Çiçeği, Gülüm Dalım Çiçeğim, Güllü, Mavi Eşarp, Melek mi, Şeytan mı, Sevmek ve Ölmek Zamanı, Unutulan Kadın, Yedi Kocalı Hürmüz

1972: Cemo, Çile, Dönüş, Sisli Hatıralar, Vukat Var, Zulüm

1973: Asiye Nasıl Kurtulur, Azap, Dert Bende, Gazi Kadın, Güllü Geliyor Güllü, Mahpus, Namus Borcu, Sultan Gelin, Yalancı

1974: Açlık, Bal Kız-Şenlik Var, Çılgınlar, Yüreğimde Yare Var

1975: Acele Koca Aranıyor

1976: Bodrum Hakimi, Deprem, Devlerin Aşkı

1977: Baraj, Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım

1978: Bir Aşk Masalı, Cevriyem, Sultan, Tatlı Nigar

1979: Hazal, Küskün çiçek

1981: Yılanı Öldürseler

1982: Mine, Seni Kalbime Gömdüm

1983: Metres, Seni Seviyorum

1984: Bir Sevgi İstiyorum

1985: Bir Kadın Bir Hayat, Körebe

1987: Gramafon Avrat, Hayallerim Aşkım ve Sen, On Kadın, Rumuz Gonca Gül

1988: Ada

1989: ölü Bir Deniz

1990: Berdel, Menekşe Koyu, Soğuktu ve Yağmur Ciseliyordu

1993: Şahmaran

1995: Yerçekimli Aşklar

1997: Nihavent Mucize

2003: Gönderilmemiş Mektuplar

2004: Mürüvvetsiz Mürüvvet

Diziler

1993 Tatlı Betüş
1996 Bir Aşk Uğruna
2000 Gözlerinde Son Gece
2000 İkinci Bahar
2002 Tatlı Hayat

(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 18:57
Ekrem Bora (1934 - .... )

http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/2523.jpg
Gerçek adı Ekrem Şerif Uçak'tır. 1934'te Ankara'da doğdu. Ortaokuldan mezun olduktan sonra Sultanahmet Devlet Basımevi Kursu'nu bitirerek,!mürettip ve mücellit diploması aldı. Bir süre bu meslekte çalıştı. 1953'te Sezai Solelli'nin aracılığı ile Yıldız Dergisi'nin açtığı sinema artist yarışmasına katılıp birinci oldu. Fakat film çevirmeden vatani görevini yapmaya gitti.

1955'te ilk filmi olan "Alın Yazısı"nı çevirdi. İki filmde daha oynadıktan sonra, sinemaya iki yıl ara verdi. Sonra tekrar sinemaya dönerek erkek oyuncular arasında başa oynadı. Bora, 1966'da Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "en başarılı erkek oyuncu" ödülünü kazandı. Ayrıca çeşitli basın organlarınca yılın sanatçısı seçildi

----------------------------------------------------------------------------------

Kadir İnanır

http://img104.imageshack.us/img104/6180/16009yo.jpg

1949 yılının Ağustos sonu ve Eylül ayının ortalarında bir günde (Nüfus kağıdındaki doğum tarihi 15 Nisan 1949) çok kalabalık bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya geldi.İlk ve ortaokulu Fatsa’da, liseyi İstanbul’da Haydarpaşa Lisesinde yatılı okudu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon bölümünü bitirdi.1969 yılında bir yarışmada birinci olduktan sonra oyunculuk hayatına foto-roman'lar ile başladı ve "Son Yedi Adım Sonra" isimli film ile sinemaya geçti. Türk sinemasının yetiştirdiği yıldız oyunculardan biri olan Kadir İnanır'ın önemli filmleri arasında, başrollerini Türk Sineması'nın Sultanı olarak bilinen Türkan Şoray'la paylaştığı "Dönüş", "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Yılanların Öcü" filmleri ile Ah Güzel İstanbul, Tatar Ramazan, Bir Yudum Sevgi filmleri yer alıyor.182 tane sinema filmi ve 7 tane televizyon dizisinde rol aldı.Sinema dışındaki ilgi alanları sosyoloji, ekonomi ve siyasettir. Özel hobisi ise kurbağa (göden) koleksiyonu yapmaktır.İnanır, 2003 yapımlı sinema filmi "Gönderilmemis Mektuplar"da, başrolü Türk Sineması'nın Sultanı Türkan Şoray'la birlikte paylaştı. Türk Sineması'nın efsanevi ikilisi, 24 yıl aradan sonra bu filmle birlikte biraraya geldi

Sanatçının bütün filmleri:

1968: Son Yedi Adım Sonra
1969: Çılgınlar Cehennemi, Yaralı Kalp, Fato.
1970: Ankara Ekspresi, Kara Gözlüm, Mechul Kadın, Dağların Kartalı.
1971: Unutulan Kadın, Üç Arkadaş, Azrailin Beş Atlısı, Kara Gün, Kerem ile Aslı, Mualla.
1972: Asi Gençler, Dönüş, Leyla ile Mecnun, Utanç, Kanlı Para, Paprika Gaddarın Aşkı, Baskın, Vur.
1973: Bitirim Kardeşler, Bitirimler Sosyetede, Ezo Gelin, Gazi Kadın, Kambur, Yaban, Anadolu Ekspresi, Arap Abdo, Hayat Bayram Olsa, Ölüme Koşanlar. 1974: Almanya'lı Yarim, Sahipsizler, Sensiz Yaşanmaz, Yazık Oldu Yarınlara, Askerin Dönüşü, Bir Yabancı, Ceza, Enayi, Korkusuzlar, Uyanık Kardeşler.
1975: Baldız, KöPage Rankü, Pisi Pisi, Yatak Hikayemiz.
1976: Bodrum Hakimi, Deprem, Taksi Şöförü, Alev, Can Pazarı, Delicesine, Devlerin Aşkı, İki Kızgın Adam.
1977: Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım, Silah Arkadaşları, Tövbekar, Ana Ocağı, Fırtına, Cevriyem.
1978: Evlidir Ne Yapsa Yeridir, Derviş Bey, Düzen, Hedef.
1979: Doktor, Fırat, Gazeteci, İstanbul, İsyan.
1981: Ah Güzel İstanbul, Kırık Bir Aşk Hikayesi.
1982: Tomruk, Yürek Yarası, Aşkların En Güzeli, Elveda Dostum.
1983: Bedel, Kurban.
1984: Yabancı, Balayı, Bir Yudum Sevgi, Güneş Doğarken, İmparator.
1985: Seyyid, Yaz Bitti, Yılanın Öcü, Amansız Yol, Ateş Dağlı, Ölüm Yolu.
1986: Sen Türkülerini Söyle, Sevgi Çıkmazı, Suçumuz İnsan Olmak, Sultanoğlu, Umut Sokağı, Yarın Ağlayacağım, Dikenli Yol, Hayat KöPage Ranküsü, Güneşe KöPage Rankü.
1987: Sende Yüreğinde Sevgiye Yer Aç, Yarınsız Adam, 72. Koğuş, Menekşeler Mavidir, Yaralı Can, Küçücüğüm, Katırcılar.
1988: Emanet, Hüzün Çemberi, 7 Uyuyanlar, Bir Beyin Oğlu.
1989: Med Cezir Manzaraları, Acılar Paylaşılmaz, Film Bitti, Karılar Koğuşu.
1990: Tatar Ramazan, Eskici ve Oğulları, Sayın Başkan, Darbe.
1991: Umut Hep Vardı, Aldatacağım.
1992: Tatar Ramazan Sürgünde.
1995: Aşk Ölümden Soğuktur, Savcı (TV).
1998: Marziye (TV).
2000: Komser Şekspir.
2001: Derman Bey (TV).
2002: Kumsaldaki İzler (TV);
INSERT INTO vb3_post VALUES Kırık Ayna (TV).
2003: Gönderilmemiş Mektuplar (2003)
2004: Bütün Çocuklarım (TV).
2005: Sinema Bir Mucizedir
2006: Azap Yolu (TV)

Ödülleri:

23. Antalya Film Şenliği, 1986, Yılanların Öcü - En İyi Erkek Oyuncu
5. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1973, Utanç - En İyi Erkek Oyuncu
3. Ankara Film Şenliği, 1990, Med Cezir Manzaraları - En İyi Erkek Oyuncu

----------------------------------------------------------------------------------

Kemal Sunal

http://img228.imageshack.us/img228/6296/200pxkemalsunal9re.jpg

Doğum tarihi 11 Kasım 1944
Ölüm tarihi 3 Temmuz 2000
Doğum yeri İstanbul, Türkiye

Kemal Sunal, İstanbul'da doğdu. Vefa Lisesi'nden mezun oldu. Sanat hayatı, "Zoraki Tabip" adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu'nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı. 1973 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği bir filmle sinemaya adımını attı ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.

Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7'den 70'e herkesin sevgisini kazandı.

Türk sinemasının en büyük komedyenlerinden biri olan Sunal, peşpeşe çevirdiği filmlerle ticari açıdan büyük başarı kazandı. Filimlerde cogu zaman saf,sansli ama iyi yurekli karakterlerin rollerine girdi.1974 yılında evlendi. Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu. 1977'de Antalya Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi. 1990'lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayımlanmaya başladı; ama kendisi bu gösterimlerden hiç para kazanmadı.

12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü'nden mezun olarak 1995 yılında bitirdi ve yüksek lisans yapmaya başladı. Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon'a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu.
http://img156.imageshack.us/img156/7959/kapicilarkrali46vs.jpg

Sinema filmleri

Propaganda (1999)
Varyemez (1991)
Koltuk Belası (1990)
Boynu Bükük Küheylan (1990)
Abuk Sabuk Bir Film (1990)
Zehir Hafiye (1989)
Talih Kuşu (1989)
Gülen Adam (1989)
Uyanık Gazeteci (1988)
Polizei (1988)
Öğretmen (1988)
Düttürü Dünya (1988)
Bıçkın (1988)
Yakışıklı (1987)
Kiracı (1987)
Yoksul (1986)
Tarzan Rıfkı (1986)
Japon İşi (1987)
Garip (1986)
Deli Deli Küpeli (1986)
Davacı (1986)
Şendul Şaban (1985)
Şaban Papuçu Yarım (1985)
Sosyete Şaban (1985)
Gurbetçi Şaban (1985)
Katma Değer Şaban (1985)
Keriz (1985)
Atla Gel Şaban (1984)
Ortadirek Şaban (1984)
Postacı (1984)
Şabaniye (1984)
Tokatçı (1983)
Kılıbık (1983)
En Büyük Şaban (1983)
Çarıklı Milyoner (1983)
Yedi Bela Hüsnü (1982)
Doktor Civanım (1982)
Üç Kağıtçı (1981)
Kanlı Nigar (1981)
Davaro (1981)
Zübük (1980)
Gol Kralı (1980)
Gerzek Şaban (1980)
Devlet Kuşu (1980)
Korkusuz Korkak (1979)
Umudumuz Şaban (1979)
Şark Bülbülü (1979)
Dokunmayın Şabanıma (1979)
Bekçiler Kralı (1979)
Yüz Numaralı Adam (1978)
Kibar Feyzo (1978)
İyi Aile Çocuğu (1978)
İnek Şaban (1978)
Avanak Apti (1978)
Şabanoğlu Şaban (1977)
Sakar Şakir (1977)
Hababam Sınıfı Tatilde (1977)
Çöpçüler Kralı (1977)
İbo Güllüşah İle İbo (1977)
Tosun Paşa (1976)
Süt Kardeşler (1976)
Meraklı Köfteci (1976)
Kapıcılar Kralı (1976)
Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976)
Şaşkın Damat (1975)
Hanzo (1975)
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975)
Hababam Sınıfı (1975)
Köyden İndim Şehire (1974)
Salako (1974)
°°°°° Milyoner (1974)
Mavi Boncuk (1974)
Hasret (1974)
Canım Kardeşim (1973)
Oh Olsun (1973)
Güllü Geliyor Güllü (1973)
Yalancı Yarim (1973)
Tatlı Dillim (1972)

Televizyon dizileri

Bay Kamber (1996)
Şaban İle Şirin (1995)
Şaban Askerde (1993)
Saygılar Bizden (1992)

Tiyatro oyunları

Zoraki Takip

Aldığı ödüller

1977: 14. Antalya Film Şenliği, En İyi Erkek Oyuncu, Kapıcılar Kralı
1998: 35. Antalya Film Şenliği, Yaşam Boyu Onur Ödülü, Kapıcılar Kralı
1989: 2. Ankara Film Şenliği, En İyi Erkek Oyuncu, Düttürü Dünya


(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 19:05
Şener Şen
http://img117.imageshack.us/img117/5263/180pxsenersenbw3ft.jpg

Doğum tarihi 26 Aralık 1941
Doğum yeri Türkiye / Adana


Yaşam Öyküsü

1941 yılında doğan sanatçı aktör Ali Şen'in oğludur. Sanat hayatına tiyatro oyunculuğuyla başlamış ve sinemaya kompozisyon rolleriyle geçmiştir. Şalvar Davası adlı filmiyle de başrole çıktı. 1958'de Yeşil Sahne'de amatör olarak tiyatro oyunculuğuna başladı. 1964 - 1966 yılları arasında Doğu Anadolu'nun köylerinde ilkokul öğretmenliği yaptı. 1966'da İstanbul Belediye Şehir Tiyatrosu'na girdi. 1980 - 1982 yılları arasında tiyatro çalışmalarını Almanya'da sürdürdü. Uzun yıllar Kemal Sunal'lı, İlyas Salman'lı filmlerin ikinci adamıydı. İlk kez 1983 yılında Şalvar Davası filminde başrolde oynadı. Çeşitli yayın organları tarafından sinemada yılın oyuncusu seçildi.

Birliktelikleri:

Eşi: Şermin Hürmeriç; "Muhsin Bey" adlı filmin çekimleri sırasında tanışmışlardı.




Televizyon Dizileri

Ikinci Bahar

Filmleri

Altın Prens Devler Ülkesinde 1971
Katerina 1972
Aşk Mahkumu 1973
Bir Demet Menekşe 1973
Ayrı Dünyalar 1974
Bak Yeşil Yeşil 1975 (Ahmet)
Bizim Aile 1975 (Şener)
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı 1975 (Body Ekrem)
Aptal Şampiyon 1975
Hababam Sınıfı Uyanıyor 1976 (Body Ekrem)
Tosun Paşa 1976 (Lütfü)
Süt Kardeşler 1976 (Kumandan Hüsamettin)
Hababam Sınıfı Tatilde 1977 (Body Ekrem)
Şabanoğlu Şaban 1977 (Kumandan Hüsamettin)
Çöpçüler Kralı 1977 (Zabıta Amiri)
Gülen Gözler 1977 (Vecihi)
Kibar Feyzo 1978 (Maho Ağa)
Sultan 1978 (Bakkal Bahtiyar)
Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor 1978 (Body Ekrem)
Neşeli Günler 1978 (Ziya)
Erkek Güzeli Sefil Bilo 1979 (Maho Ağa)
N'olacak Şimdi 1979 (Şakir)
Banker Bilo 1980 (Banker Maho)
Gırgıriyede Şenlik Var 1981
Davaro 1981 (Sülo)
Adile Teyze 1982 (Sadık)
Çiçek Abbas 1982 (Şakir)
Dolap Beygiri 1982 (Banker Yakup)
Gırgıriyede Cümbüş Var 1983 (Duman Haydar)
Şekerpare 1983 (Ziver)
Şalvar Davası 1983 (Ağa)
Gırgıriyede Büyük Seçim 1984
Namuslu 1985 (Ali Rıza)
Züğürt Ağa 1985 (Ağa)
Aşık Oldum 1985 (Şakir)
Çıplak Vatandaş 1985 (İbrahim)
Milyarder 1986 (Mesut)
Değirmen 1986 (Kaymakam Hilmi)
Muhsin Bey 1987 (Muhsin Bey)
Selamsız Bandosu 1987 (Latif Şahin)
Zengin Mutfağı 1988 (Lütfü Usta)
Arabesk 1988 (Şener)
Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni 1990 (Haşmet Asilkan)
Gölge Oyunu 1992 (Abidin)
Amerikalı 1993 (Şeref The Türk)
Eşkıya 1996 (Baran)
Gönül Yarası 2005 (Nazım)

Aldığı ödüller

15. Antalya Film Festivali, 1978, Çöpçüler Kralı, en iyi yardımcı erkek oyuncu
24. Antalya Film Festivali, 1987, Muhsin Bey, en iyi erkek oyuncu

-----------------------------------------------------------------------

Yılmaz Güney

http://img65.imageshack.us/img65/4052/yilmazguney3zd.jpg

Yılmaz Güney, (1 Nisan 1937, Adana - 9 Eylül 1984, Paris) dünyaca ünlü Türk yönetmen, sinema oyuncusu, senarist ve öykü yazarıdır.

Biyografisi

Asıl adı Yılmaz Pütün'dür. Yoksul bir işçi ailesinin çocuğu olan Yılmaz, Adana`daki ortaöğretim yıllarında tarlalarda çalıştı ve bunun gibi türlü işler yaptı.
Sinema sektörüyle ilk kez Kemal Film ve And Film şirketlerinin bölge temsilciklerinde çalışarak temas kurdu. And Film'de pursantaj memurluğu yaptı. Lise ikinci sınıftaydı; görevi nedeniyle yakın illerde sinemaları dolaşıyordu. Bu dönemde ilk öykülerini verdi. Nihat Ziyalan ve Özdemir İnce ile bu dönemde tanıştı ve edebiyat dergilerinde öyküleri yayınlanmaya başladı.

1955 yılında liseyi bitirmesinin ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu; Adana'ya döndü ve Dar Film'de çalışmaya başladı. Sinemaya daha yakın olabilmek için A.Ü. Hukuk Fakültesi’nden ayrıldı ve İ.Ü. İktisat Fakültesi'ne kaydoldu; Adana'da pursantaj memurluğunu yaptığı film şirketinin İstanbul bürosunda çalışmaya başladı. bu dönemde sinemaya ciddi olarak adım atmasını sağlayan Atıf Yılmaz ile tanıştı ve onun asistanlığını yapmaya başladı.


“Çirkin Kral”


Yeni bir süreç başlıyordu... “Çirkin Kral”lık süreci. Atıf Yılmaz ile çalışmaları onun ‘krallığı’nın temellerini oluşturacak ve sürecin sonunda bu kavruk halk adamı, haklı bir ün elde edecekti.

Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik filmlerinde senaryo yazarı ve oyuncu olarak da katkıda bulundu. Karacaoğlan’ın Karasevdası’nda da yönetmen yardımcılığına kadar yükseldi ve böylece ilk kamera arkası görevlerini aldı; senaryocu, oyuncu ve yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. Oyuncu ve senaryocu olarak hızla sivrildi. Dönemin siyasal öğrenci hareketlerinin içinde yeraldı; hem sol ile temasını artırdı hem de sinemayla ilişkisi daha üretken bir zemine doğru yol aldı. Bu dönemde senarist Vedat Türkali, yönetmen Atıf Yılmaz ve asistanı Yılmaz Güney diğer öğrencilerle olayları filme çekmenin yollarını araştırmışlardı. Bu arada Yeni Ufuklar ve On Üç dergilerinde de öyküler yazdı. On Üç adlı dergide 1956 yılında yayınlanan Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle 1961 yılında hapse mahkum edildi ve film setinden alınıp götürüldü.

Öğrenimi yarıda kalmıştı. Birbuçuk yıl cezaevinde kaldı; Aralık 1962’de hapis cezası sona erdi ve 6 aylık Konya Sürgünü’ne gitti. Boynu Bükük Öldüler adlı romanı bu dönemin ürünüdür. Güney, cezaevi günlerini hep biriktirme, yeni projeler için yoğunlaşma ve siyasal bilincini olgunlaştırma yönünde değerlendirdi. İlk kez hapse giren Güney, hayatının muhakemesini yaptı, kendini yeniledi ve düşünsel yapısını geliştirdi. Kendisine bir misyon biçti, bunu nasıl gerçekleştireceğinin hesaplarını yaptı. 1963'ten itibaren yaptığı filmlerde oyuncu olarak giderek artan bir popülarite kazandı ve beyaz, temiz yüzlü jönlerin saltanatını yerlebir etti. Yılmaz Güney bu dönemde genellikle karşımıza çıkan “Anadolu Çocuğu” karakterinin ezilen, aşağılanan, yenilen, hor görülen ancak suskun kalmayı kabul etmeyen, baskıcı otoriteye direnen, sonunda isyan eden ve başını dik tutan yapıdaki kişilerini yansıtıyordu. Bu durum, bu tiplerle kendini özdeşleştiren kesim tarafından kolayca sevildi. Ancak bu dönemin filmleri genellikle Yeşilçam kalıpları içinden çıkamadı.
Yılmaz Güney oynadığı filmlerde haksızlığa uğramış halktan insanları canlandırdı. Güney, yapımcılığını, yönetmenliğini, senaryo yazarlığını ve oyunculuğunu üstlendiği Seyit Han/Toprağın Gelini (1968) filmiyle ileride kendi adıyla anılacak olan film türünü ortaya çıkardı. Bu filmde, sevdiği kıza kavuşmak için tüm kötüleri tek tek ortadan kaldıran, ama sonunda bilmeden sevgilisini de öldüren bir yalnız kahramanı canlandırıyordu. Daha sonraki dönemlerde, genellikle Spagetti Westernler ile benzerlik gösteren bazı filmlerde rol aldı; bu tür filmleri yazdı ve yönetti. Bu açıdan, Türk Sineması'nın en özgün kişilerinden biri olarak görülmektedir.

Güney, sonraki Aç kurtlar (1969), Umut (1970), Umutsuzlar (1971), Acı (1971), Ağıt (1971) gibi filmlerinde ülke gerçeklerine değinen ve ezilen insanı odak olarak alan bir anlatım geliştirdi. Yaşamı olanca gerçekliği içinde yansıtmaya çalışan bu sinema, bir yönüyle 2. Dünya Savaşı sonrasında İtalya'da gelişen Yeni Gerçekçilik Akımı'nı, bir yandan da geleneksel halk destanlarını anımsatmaktadır.

Güney, 1974'te yönettiği Arkadaş'ta ve daha sonra hapse girdiği için Şerif Gören tarafından tamamlanan Endişe`de (1974), gene hapse girdiği için sadece senaryosunu yazdığı, Şerif Gören tarafından yönetilen Yol`da (1982), ölümünden önce yurdışında yönettiği son filmi Duvar`da (1983) kendine özgün tema ve anlatım biçimlerini geliştirerek uyguladı. Yurtdışına çıktıktan sonra kurgusunu yapıp gösterime çıkardığı Yol, 1982 Cannes Film Şenliği`nde Kayıp (Missing) adlı filmle birlikte büyük ödül olan Altın Palmiye'yi paylaşarak Türk sinemasına tarihinin en önemli ödüllerinden birini daha getirdi.

1974 yılında Yumurtalık Savcısı'nı öldüren Güney, 24 yıla mahkum oldu. 1981 sonunda izin alarak ayrıldığı Isparta Cezaevi'ne dönmeyen Güney, daha sonra Fransa'ya sığındı. TC uyruğundan çıkarıldı. 9 Eylül 1984'te kanserden öldü ve orada toprağa verildi.

Filmleri

Duvar (1983)
Yol (1982)
Arkadaş (1974)
Zavallılar (1974)
Baba (1973)
Ağıt (1971)
Umutsuzlar (1971)
Acı (1971)
Vurguncular (1971)
İbret (1971)
Kaçaklar (1971)
Yarın Son Gündür (1971)
Canlı Hedef (1970)
Umut (1970)
Piyade Osman (1970)
Yedi Belalılar (1970)
Aç Kurtlar (1969)
Bir Çirkin Adam (1969)
Pire Nuri (1968)
Seyyit Han (Toprağın Gelini) (1968)
Bana Kurşun İşlemez (1967)
Benim Adım Kerim (1967)
At Avrat Silah (1966)

-----------------------------------------------------------------------

Fatma Girik (12 Aralık 1942)

http://img279.imageshack.us/img279/8625/293311xp.jpg

12 Aralık 1942'de İstanbul Sultanahmet'te dünyaya gelen Türk Sineması'nın ünlü kadın yıldızlarından Fatma Girik, Cağaloğlu Kız Lisesi'nde okurken orta 2. sınıfta okulu bıraktı. Sanatçının annesi Münevver Hanım, babası da Hayri Bey'dir. Her ne kadar dramatik karakterleri de başarıyla canlandırabileceğini ispatlasa da, mavi gözleri ve canlı kişiliğiyle 60’lı ve 80’li yılların filmlerine damgasını vuran Girik, oyunculuk kariyerine 1957 yılında "Leke" isimli bir köy filimiyle başladı.

Ardından 1960 yılında oynadığı "Ölüm Peşimizde" adlı kordelayla kendine bir yer edindi. filmde kötü bir ağabeyin kızkardeşini canlandıran sanatçı, yönetmen Memduh Ün'ün destekleriyle Türk Sineması'nın başarılı yıldızları arasında yerini aldı. 1968 yılında şarkıcılığa da başlayan sanatçı, 1960'lı yıllardan başlayarak yönetmen Memduh Ün'le bugüne kadar uzun bir aşk hayatı yaşamakta.

Çevirdiği köy filmleriyle bir çok ödül alan sanatçı, sinemanın krizinden sonra 1987 yılında TRT'deki "Gönül Dostları" adlı diziyle TV'ye geçti. Bu diziyle başta Kültür Bakanlığı olmak üzere çeşitli ödüller aldı. Daha sonra ekranları bırakıp siyasete atılan Girik, 1988 yılında Şişli Başkanı seçildi ve bu görevini beş yıl sürdürdü.

Başkanlığının ardından tekrar ekranlara dönen sanatçı bir televizyonda "Söz Fato'da" adlı realite programının sunuculuğunu yaptı. Sanatçının bugüne kadar oynadığı filmler:

1960: Alii, Civanmert, Çapkın Hırsız, Ölüm Peşimizde, Üsküdar İskelesi, Telli Kurşun, Vatan Ve Namus.
1961: Avare Mustafa, Boş Yuva, Duvaksız Gelin, Mahalleye Gelen Gelin, İki Damla Göz Yaşı, Seviştiğimiz Günler.
1962: Belalı Torun, Cengizhanın Hazineleri, Çöpçatan, Erkeklik Öldü mü Atıf Bey, Fosforlu, Oyuna Gelmez, Günahsız Aşıklar, Kısmetin En Güzeli, Küçük Beyefendi, Kiralık Koca, Sokak Kızı.
1963: Bire On Vardı, Bir Hizmetçi Kızın Hatıra Defteri, Badem Şekeri, Tophaneli Osman, Bazıları Dayak Sever, Bulunmaz Uşak, Barut Fıçısı Cici Katibem, Fatoşun Bebekleri, Hop Dedik, Katır Tırnağı,Kopuk, Tatlı Sert, Yaralı Aslan, Yavaş Gel Güzelim, Ziffaf Gecesi.
1964: Beş Şeker Kız, Fatoşun Fendi Tayfuru Yendi, Galatalı Fatma(Bitirim Fatma), Hizmetçi Dediğin Böyle Olur, Halk Çocuğu, Köye Giden Gelin, Kanun Karşısında, Kimse Fatma Gibi Öpemez, Keşanlı Ali Destanı, Muhteşem Serseri, Öpüşmek Yasak, Öp Annenin Elini, Varan Bir.
1965: Altın Şehir, Bir Garip Adam, Hırsız, Korkunç İntikam, Kumarbaz, Namusum İçin, Seveceksen Yiğit Sev, Severek Ölenler (Kartalların Öcü), Sevişmek Yasak, Şeker Gibi Kızlar, Şeker Hafiye, Şenol Birol Gol, Üç Kardeşe Bir Gelin, Yıldız Tepe.
1966: Allahaısmarladık Yavrum, Aşkın Kanunu Yoktur, Avare Kız, Bana Bela Derler, Ben Bir Sokak Kadınıyım, Fabrikanın Şoförü, Fakir Çocuklar, Hedef Ankara, Kucaktan Kucağa, Kolsuz Kahraman, Karakolda Ayna Var, Koca Yusuf, Ölüm Temizler, Seni Bekleyeceğim, Yiğitler Ölmezmiş.
1967: Ağa Düşen Kadın, Anadolu Kızı, Ayşecik Canım Annem, Dolmuş Şoförü, Hırsız Prenses, Kız Kolunda Damga Var, Kiralık Kadın, Ömre Bedel Kız, Son Gece, Sürtüğün Kızı, Ya Sev Ya Öldür, Yaprak Dökümü, Zilli Nazife.
1968: Ana Hakkı Ödenmez, Çöl Kartalı(Şeyh Ahmet), Ezo Gelin, Kafkas Kartalı, Köroğlu, Nilgün, Öksüz, Vuruldum Bir Kıza.
1969: Boş Beşik, Büyük Yemin, Erkek Fatma, Menekşe Gözler, Vatan Ve Namık Kemal.
1970: Duyduk Duymadık Demeyin, Ham Meyva, Kara Peçe, Sevenler Ölmez, Meçhul Kadın, Şöför Nebahat.
1971: Acı, Mahşere Kadar, Mualla, Önce Sev Sonra Vur, İki Ruhlu Kadın, Kerem İle Aslı, Satın Alınan Koca, Solan Bir Yaprak Gibi, Yarın Son Gündür.
1972: Namus, Evlat, Ekmekci Kadın, Leyla İle Mecnun, Murat İle Nazlı, Vahşi Bir Kız Sevdim
1973: Dağdan İnme, Gönülden Yaralılar, Ezo Gelin, Hz. Ömer'in Adaleti, Kızgın Toprak, Kambur, Lekeli Kadın(Kızım), Agrı Dağı Efsanesi, Toprak Ana, Rabia Hatun
1974: Önce Vatan, Kalleş, Talihsiz Yavrum, Kuma,
1976: Kadın Hamlet(İntikam Meleği).
1977: Hatasız Kul Olmaz, Meryem Ve Oğulları.
1978: Ölmeyen Şarkı, Ana Ocağı.
1981: Kanlı Nigar.
1982: Kaçak.
1983: Nefret, Postacı.
1984: Yakılacak Kadın.
1985: Yılanların Öcü.
1986: Oğlum Oğlum.
1987: Hacer Ana-1-2, Japon İşi, Gönül Dostları.
1988: Kadın Dul Kalınca, Sevgilerin En Güzeli, Bu Devrin Kadını, Tek Başına Bir Kadın, Namusun Bedeli.
1990: Ana(Gün Ortasında Karanlık).
2000: Benim İçin Ağlama.
2001: Bize Ne Oldu.

Ödülleri

2. Antalya film şenliği, 1965, Keşanlı Ali destanı, en iyi kadın oyuncu
1. Adana altın koza film şenliği, 1969, Büyük yemin, en iyi kadın oyuncu
1. Adana altın koza film şenliği, 1969, Ezo gelin, en iyi kadın oyuncu
3. Adana altın koza film şenliği, 1971, Acı, en iyi kadın oyuncu
4. Antalya film şenliği, 1967, Sürtüğün Kızı, en iyi kadın oyuncu
35. Antalya film şenliği, 1998, sürtüğün kızı, yaşam boyu onur ödülü


-----------------------------------------------------------------------

Cüneyt Arkın

http://www.sihirlitur.com/belgesel/kartpostallar/images/tn/36.jpg

8 Eylül 1937'de Eskişehirin alpu ilçesine bağlı Karaçay köyünde, Fahrettin Cüreklibatur olarak doğdu. Aslen Kırım tatarlarındandır. Türk sinemasının en ünlü oyuncularından olan Cüneyt Arkın, üniversitede tıp öğrenimini almış , askerliğini yaptığı yerde Göksel Arsoyun filmi çekilirken yönetmenin dikkatini çekmiş. Bir süre iş arayan Fahrettin sonra yönetmenin teklifi aklına gelip oyuncu olmaya karar vermiştir. Sinema oyunculuğu yaşamına 1964'te başlamış, ve iki yıl içinde en az otuz film çevirmiştir. Yaklaşık 300 filmde oynayan Cüneyt Arkın, son yıllarda Türk televizyonunda değişik dallarda gorünmeye başlamıştır. Ata binmede ve karatede uzman sporcu unvanına sahiptir.

Kısa bir süre gazetlerde sağlıkla ilgili köşe yazarlığı da yapmıştır.



Filmleri - Oyuncu (308)

* Kaderin Mahkumları 1953
* Aşk ve Kin 1964
* Gözleri Ömre Bedel 1964
* Hepimiz Kardeşiz 1964
* Sokakların Kanunu 1964
* Ayşecik Çıtı Pıtı Kız 1964
* İstanbul Sokaklarında 1964
* Günah Kızları 1964
* Sıkı Dur Geliyorum 1964
* Yalnız Değiliz 1964
* İstanbul 1964
* Çöpçatanlar Kampı fasfsfis
* Cehennem Arkadaşları 1964
* Yankesici Kız 1964
* Şoför Nebahat Ve Kızı 1964
* Gurbet Kuşları 1964
* Kırık Hayatlar 1965
* Sürtük 1965
* Dudaktan Kalbe 1965
* Serseri Aşık 1965
* Sevgim Ve Gururum 1965
* Haremde Dört Kadın 1965
* İnatçı Gelin 1965
* Ah Bu Dünya 1965
* Devlerin Kavgası 1965
* Horasan'dan Gelen Bahadır 1965
* Ölüme Kadar 1965
* Sevişmek Yasak 1965
* Silahların Sesi 1965
* Canım Sana Feda 1965
* Aşk ve İntikam 1965
* Horasan'ın Üç Atlısı 1965
* Fakir Gencin Romanı 1965
* Satılık Kalp 1965
* Dişi Düşman 1966
* Fakir Bir Kız Sevdim 1966
* İntikam Uğruna 1966
* Kıskanç Kadın 1966
* Malkoçoğlu 1966
* Acı Tesadüf 1966
* Karanlıklar Meleği 1966
* Şafakta Üç Kurşun 1966
* Ayrılık Şarkısı 1966
* İki Yabancı 1966
* Kolsuz Kahraman 1966
* İntikam Ateşi 1966
* Yakut Gözlü Kedi 1966
* Damgalı Adam 1966
* Göklerdeki Sevgili 1966
* Cibali Karakolu 1966
* Affedilmeyen 1966
* Suçsuz Firari 1966
* Çıtkırıldım 1966
* Yıkılan Yuva 1967
* Kırbaç Altında 1967
* Malkoçoğlu Krallara Karşı 1967
* Alpaslan'ın Fedaisi Alpago 1967
* Bir Şoförün Gizli Defteri 1967
* Cici Gelin 1967
* Ringo Kid 1967
* Seni Affedemem 1967
* Yüzbaşı Kemal 1967
* Zengin Ve Serseri 1967
* Hacı Murat 1967
* Namus Borcu 1967
* İdam Günü 1967
* Zehirli Hayat 1967
* Pranga Mahkumu 1967
* Silahlı Paşazade 1967
* Artık Sevmiyeceğim 1968
* Şafak Sökmesin 1968
* Eşkiya Halil (Haydut) 1968
* Belalı Hayat 1968
* Malkoçoğlu Kara Korsan 1968
* Gök Bayrak 1968
* Kader 1968
* Acı İntikam 1968
* Köroğlu 1968
* İlk ve Son 1968
* Yüzbaşının Kızı 1968
* Beş Ateşli Kadın 1968
* Baharda Solan Çiçek 1968
* Hacı Murat Geliyor 1968
* Kader Ayırsa Bile 1968
* Son Vurgun (Kurşunların Yağmuru) 1968
* Sevgili Babam 1969
* Vatan Ve Namık Kemal 1969
* İnsanlar Yaşadıkça 1969
* Lekeli Melek 1969
* Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor 1969
* Osmanlı Kartalı 1969
* Ala Geyik 1969
* Melikşah 1969
* Büyük Yemin 1969
* Aşk Mabudesi 1969
* Hayat Kavgası 1969
* Malkoçoğlu Cem Sultan 1969
* Arım, Balım, Peteğim 1970
* Selahattin Eyyubi 1970
* Ferhat ile Şirin 1970
* Yarım Kalan Saadet 1970
* Yusuf İle Züleyha / Hazreti Yusuf 1970
* Hayatım Sana Feda 1970
* Adsız Cengaver 1970
* Yumurcak KöPage Ranküaltı Çocuğu 1970
* Vahşi Çiçek 1971
* Herşey Oğlum İçin 1971
* İki Esir 1971
* Battal Gazi 1971
* Malkoçoğlu Ölüm Fedaileri 1971
* Fakir Aşıkların Romanı 1971
* Cehenneme Bir Yolcu 1971
* Severek Ayrılalım 1971
* Küçük Sevgilim 1971
* Satın Alınan Koca 1971
* Adını Anmayacağım 1971
* Oyun Bitti 1971
* Hak Yolu 1971
* Köle 1972
* Mahkum 1972
* Murat İle Nazlı 1972
* Öldüren Örümcek 1972
* Nazlı İle Murat 1972
* Hayatımın En Güzel Yılları 1972
* Çöl Kartalı 1972
* Günahsızlar 1972
* Yaralı Kurt 1972
* Alın Yazısı 1972
* Battal Gazi'nin İntikamı 1972
* Kara Murat: Fatih'ın Fedaisi 1972
* Yumurcak Küçük Kovboy 1973
* Kuşçu 1973
* Çaresizler 1973
* Yaralı 1973
* Vurgun 1973
* Battal Gazi Geliyor 1973
* Gönülden Yaralılar 1973
* Yanaşma 1973
* Acı Hayat 1973
* Kara Murat Fatih'in Fermanı 1973
* Oğul 1974
* Belalılar 1974
* Dayı 1974
* Kin 1974
* Bırakın Yaşayalım 1974
* Babalık 1974
* Kara Murat Kardeş Kanı 1974
* Önce Vatan 1974
* Yalnız Adam 1974
* Battal Gazi'nin Oğlu 1974
* Ayrı Dünyalar 1974
* Kara Murat Ölüm Emri 1974
* Karateciler İstanbul'da 1974
* Polizia Brancola Nel Buio, La 1975
* İnsan Avcısı 1975
* Aslan Adam 1975
* Babanın Oğlu 1975
* Cemil 1975
* Deli Yusuf 1975
* Kılıç Aslan 1975
* Soysuzlar 1975
* Babacan 1975
* Babaların Babası 1975
* Şafakta Buluşalım 1975
* Kara Murat Kara Şövalyeye Karşı 1975
* Üç Kağıtçılar 1975
* Tek Başına 1976
* Tuzak 1976
* Yarınsız Adam 1976
* İki Arkadaş 1976
* Kara Murat, La Belva Dell'Anatolia 1976
* Babanın Suçu 1976
* Che Carambole Ragazzi 1976
* Şahin 1976
* Hınç 1976
* Korkusuz Cengaver 1976
* Mağlup Edilemeyenler 1976
* Kara Murat Şeyh Gaffar'a Karşı 1976
* Sevgili Oğlum 1977
* İstasyon 1977
* Akrep Yuvası 1977
* Altay'dan Gelen Yiğit 1977
* Hakanlar Çarpışıyor 1977
* Güneş Ne Zaman Doğacak 1977
* Baba Ocağı 1977
* Adalet 1977
* Satılmış Adam 1977
* Yıkılmayan Adam 1977
* Cemil Dönüyor 1977
* Kara Murat Denizler Hakimi 1977
* Baskın 1977
* Gelincik 1978
* İnsanları Seveceksin 1978
* Maden 1978
* Baba Kartal 1978
* Kaplanlar Ağlamaz 1978
* Ölüm Görevi 1978
* Görünmeyen Düşman 1978
* Kara Murat Devler Savaşıyor 1978
* Vahşi Gelin 1978
* Kılıç Bey 1978
* Küskün Çiçek 1979
* Üç Sevgili 1979
* Vatandaş Rıza 1979



* İki Cambaz 1979
* Kanun Gücü 1979
* Üç Tatlı Bela 1979
* Üç Sevgilim 1979
* Canikom 1979
* Süpermenler 1979
* Sarışın Tehlike 1980
* Destan 1980
* Kartal Murat 1980
* Rahmet Ve Gazap 1980
* Rüzgar 1980
* Takip 1981
* İntikam Yemini 1981
* Kader Arkadaşı 1981
* Öğretmen Kemal 1981
* Önce Hayaller Ölür 1981
* Acı Günler 1981
* Su 1981
* Unutulmayanlar 1981
* Son Savaşçı 1982
* Dört Yanım Cehennem 1982
* Gırgır Ali 1982
* Ölümsüz 1982
* Kelepçe 1982
* Kanije Kalesi 1982
* Son Akın 1982
* Dünyayı Kurtaran Adam 1982
* Erkekçe 1983
* İdamlık 1983
* Çöl 1983
* En Büyük Yumruk 1983
* İntikam Benim 1983
* Ölüme Son Adım 1983
* Vahşi Kan 1983
* Yaşadıkça 1984
* Ölüm Savaşçısı 1984
* Dev Kanı 1984
* Deli Fişek 1984
* Bırakın Yaşasınlar 1984
* Kanun Kanundur 1984
* Kartal Bey 1984
* Bir Kaç Güzel Gün İçin 1984
* Alev Alev 1984
* Paramparça 1985
* Paranın Esiri 1985
* Kanun Adamı 1985
* Kaplanlar 1985
* Bin Defa Ölürüm 1985
* Doruk 1985
* Kaçış 1985
* Kahreden Gençlik 1985
* Katiller De Ağlar 1985
* Mahkum 1985
* Son Darbe 1985
* Sert Adam 1986
* Tokatçılar 1986
* Gırgır Hafiye 1986
* Ölümsüz Aşk 1986
* Kavga 1986
* Babanın Oğlu 1986
* Yalnız Adam 1986
* Kanca 1986
* Sokak Kavgacısı 1986
* Kral Affetmez 1986
* Silah Arkadaşları 1986
* Vazife Uğruna 1986
* Melek Yüzlü Cani / Nefret 1986
* Sen Ağlama 1987
* Sevdam Benim 1987
* Son Kahramanlar 1987
* Dökülen Yapraklar 1987
* Asılacak Adam 1987
* İnsan Avcıları 1987
* Cehennem Ateşi 1987
* Dört Hergele 1987
* Şeytanın Oğulları 1987
* Damga 1987
* Sürgündeki Adam 1987
* Yasak İlişki 1988
* Yaşamak 1988
* Bombacı 1988
* Şafak Sökerken 1988
* Babam Ve Ben 1988
* Muhteşem Serseri 1988
* Kızım ve Ben / Gurbet Kadını 1988
* Eski Silah 1989
* Av 1989
* Doktorlar 1989
* Polis Dosyası 1989
* İki Başlı Dev 1990
* Tanık 1992
* Gülün Bittiği Yer 1998
* Oğulcan 2000
* Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu 2006

Televizyon Dizileri

* Polis 1992
* Şişeler 1993
* Kumarbaz 1993
* Merhamet 1993
* Zirvedekiler 1993
* Uyuşturucu 1994
* Bizim Ev 1995
* Karate Can 2000
* Serseri 2003
* Köpek 2005
* Ölümüne Sevdalar 2005

BERLINDEN
22.04.07, 19:13
Hülya Koçyiğit


http://img207.imageshack.us/img207/4770/20272300d41797na5.jpg

Doğum tarihi 12 Aralık 1947,İstanbul


Bulgaristan göçmeni tüccar bir babanın üç kızından ilkidir. İstanbul ve Ankara'da ilkokula giden Koçyiğit, sanat eğitimine Ankara Devlet Konservatuarı'nın bale bölümünde başladı. Orta öğretimine Atatürk Kız Lisesi'nde devam ederken İstanbul Şehir Tiyatroları'na girdi. Lise öğrenimini Ankara Devlet Konservatuarı tiyatro bölümünde devam ettirdi.

1963 yılında lk filmi Susuz Yaz sinema hayatına başlıyan Hülya Koçyiğit Berlin Film Festivali'inde Türk sinemasına o güne kadar verilen en büyük ödül olan Altın Ayı ödülünü kazandı. Kültür Bakanlığı'nca yurt dışında düzenlenen "Türk Film Haftaları"'nda ülkemizi en çok temsil etmiş sinema sanatçısıdır. Halen yerli ve yabancı film festivallerinde de en çok ödül alan bayan sanatçıdır.

O dönem Fenerbahçe'de futbol oynayan Selim Soydan ile evlendi.

Filmleri Yunanistan, İran, Mısır, Lübnan, Cezayir gibi değişik ülkelerde gösterilmiştir. 1965-1974 arasında tüm filmleri Yunanistan'da sinemalarda oynatılmıştır. "Derman" 5 Kıtada oynatılan, "Kurbağalar" ise yabancı televizyon kurumlarına satılan ilk Türk filmidir.

Hülya Koçyiğit, 180 kadar filmde ve 4 TV dizisinde oynamıştır. Çalıştığı yönetmenlerden bazıları, Lütfü Akad, Atıf Yılmaz, Şerif Gören, Metin Erksan, Orhan Aksoy, Memduh Ün, Ertem Eğilmez, Osman Seden ve Halit Refiğ'dir.

1991 yılında Devlet Sanatçısı seçilmiştir. 1991-1992'de kurucusu olduğu SO-DER'e başkan seçilmiştir. Bu görevi 4 yıl sürdürmüştür; halen yönetim kurulunda görev yapmaktadır.

Yurt İçinde Aldığı Ödüller

* 1964 Yılın Kadın Oyuncusu (Turizm Bakanlığı)
* 1964 Yılın Kadını (Türk Kadınlar Birliği)
* 1969 Altın Portakal (Cemile filmi ile)
* 1972 Altın Koza (Zehra filmi ile)
* 1975 Altın Portakal (Diyet filmi ile)
* 1984 Altın Portakal (Derman filmi ile)
* 1990 Altın Portakal (Karılar Koğuşu filmi ile)
* Altın Portakal Yaşam Boyu Başarı Ödülü
* Altın Koza Yaşam Boyu Başarı Ödülü
* Çasot Yaşam Boyu Başarı Ödülü
* İstanbul Film Festivali Onur Ödülü
* Ankara Film Festivali Onur Ödülü
* Uçan Süpürge Film Festivali Onur Ödülü
* Siyad Onur Ödülü

Uluslararası Festivallerden Aldığı Ödüller

* 1987 Nantes Film Festivali (Fransa) En Başarılı Kadın Oyuncu - "Kurbağalar" Filmi İle
* 1988 Amiens Film Festivali (FRANSA) En İyi Kadın Oyncu - "Bez Bebek" Filmi İle

Filmlerinin Katıldığı Festivaller

* Susuz Yaz: Berlin Film Festivali, Meksika Film Festivali
* Gelin: Tahran Film Festivali
* Derman: Çekoslovakya Karlovy Film Festivali, Venedik Film Festivali, Londra Film Festivali, Nantes Film Festivali, Şam Film Festivali (En Büyük Ödülü Aldı), Taşkent Film Festivali
* Kurbağalar: Fransa Nantes Film Festivali (En İyi Kadın Oyuncu Ödülü)

Filmografi

* Susuz Yaz (film) (1963)
* Adalardan bir yar gelir (film) (1964)
* Affetmeyen kadın (film) (1964)
* Ahtapotun kolları (film) (1964)
* Aslan marka Nihat (film) (1964)
* Ayşecik çıtı pıtı kız (film) (1964)
* Bir içim su (film) (1964)
* Döner ayna (film) (1964)
* Hepimiz kardeşiz (film) (1964)
* Katilin Kızı (film) (1964)
* Kavga var (film) (1964)
* Keşanlı (film) (1964)
* Plajda Sevişelim (film) (1964)
* Son Tren (film) (1964)
* Taşralı kız (film) (1964)
* Vurun kahpeye (film) (1964)
* Aşk ve intikam (film) (1965)
* Dudaktan kalbe (film) (1965)
* Hıçkırık (film) (1965)
* Hülya (film) (1965)
* İki yavrucak (film) (1965)
* Kadın İsterse (film) (1965)
* Lafını balla kestim (film) (1965)
* Nazar değmez inşallah (film) (1965)
* Posta güvercini (film) (1965)
* Serseri aşık (film) (1965)
* Sevgili öğretmenim (film) (1965)
* Sevgim ve Gururum (film) (1965)
* Tehlikeli Adımlar (film) (1965)
* Uzakta kal sevgilim (film) (1965)
* Yalancı (film) (1965)
* Yıldızların Altında (film) (1965)
* Aşk mücadelesi (film) (1966)
* Damgalı kadın (film) (1966)
* Denizciler geliyor (film) (1966)
* Dertli gönüller (film) (1966)
* Dişi Düşman (film) (1966)
* İntikam Ateşi (film) (1966)
* Kaderde birleşenler (film) (1966)
* Karanlıklar Meleği (film) (1966)
* Kıskanç kadın (film) (1966)
* Kumarbazın intikamı (film) (1966)
* O kadın (film) (1966)
* Ölmek mi yaşamak mı (film) (1966)
* Seni Seviyorum (film) (1966)
* Siyahlı Kadın (film) (1966)
* Vahşi sevda (film) (1966)
* Yiğit yaralı olur (film) (1966)
* Çıldırtan Dudaklar (film) (1967)
* Deli fişek (film) (1967)
* 9. Hariciye koğuşu (film) (1967)
* Gül Ağacı (film) (1967)
* Hırçın kadın (film) (1967)
* Kardeş kavgası (film) (1967)
* Parmaklıklar arkasında (film) (1967)
* Ringo gestapoya karşı (film) (1967)
* Samanyolu (film) (1967)
* Seni Affedemem (film) (1967)
* Söyleyin genç kızlara (film) (1967)
* Utanç kapıları (film) (1967)
* Üvey ana (film) (1967)
* Yağmur çiselerken (film) (1967)
* Yanık kalpler (film) (1967)
* Yaralı kuş (film) (1967)
* Cemile (film) (1968)
* Dağları bekleyen kız (film) (1968)
* Funda (film) (1968)
* Hicran gecesi (film) (1968)
* Kadın Asla Unutmaz (film) (1968)
* Kara sevda (film) (1968)
* Kezban (film) (1968)
* Kırmızı fener sokağı (film) (1968)
* Sarmaşık gülleri (film) (1968)
* Sevemez kimse seni (film) (1968)
* Sus kimseler duymasın (film) (1968)
* Vahşi bir erkek sevdim (film) (1968)
* Yalan yıllar (film) (1968)
* Yasemin'in Tatlı Aşkı (film) (1968)
* Boş çerçeve (film) (1969)
* Kınalı yapıncak (film) (1969)
* Kızıl Vazo (film) (1969)
* Kızım ve ben (film) (1969)
* Ölmüş bir kadının mektupları (film) (1969)
* Sen Bir Meleksin (film) (1969)
* Uykusuz geceler (film) (1969)
* Yarın başka bir gündür (film) (1969)
* Güller ve dikenler (film) (1970)
* Kalbimin efendisi (film) (1970)
* Kezban Roma'da (film) (1970)
* Saadet güneşi (film) (1970)
* Seven ne yapmaz (film) (1970)
* Söz müdafaanın (film) (1970)
* Sürtük (film) (1970)
* Yaralı ceylan (film) (1970)
* Zeyno (film) (1970)
* Adını anmayacağım (film) (1971)
* Bebek gibi maşallah (film) (1971)
* Beklenen Şarkı (film) (1971)
* Beyoğlu Güzeli (film) (1971)
* Bütün Anneler Melektir (film) (1971)
* Hayatım senindir (film) (1971)
* Kezban Paris'te (film) (1971)
* Senede bir gün (film) (1971)
* Severek ayrılalım (film) (1971)
* Sezercik yavrum benim (film) (1971)
* Son hıçkırık (film) (1971)
* Üç Arkadaş (film) (1971)
* Yağmur (film) (1971)
* Yarın Ağlayacağım (film) (1971)
* Azat kuşu (film) (1972)
* Gökçe çiçek (film) (1972)
* Kaderimin oyunu (film) (1972)
* Sev kardeşim (film) (1972)
* Sezercik aslan parçası (film) (1972)
* Tanrı misafiri (film) (1972)
* Zehra (film) (1972)
* Düğün (film) (1973)
* Gelin (film) (1973)
* Hayat bayram olsa (film) (1973)
* İki bin yılın sevgisi (film) (1973)
* Rabia (film) (1973)
* Siyah gelinlik (film) (1973)
* Yeryüzünde bir melek (film) (1973)
* Çirkin dünya (film) (1974)
* Diriliş (film) (1974)
* Diyet (film) (1974)
* El kapısı (film) (1974)
* Bir araya gelemeyiz (film) (1975)
* Çirkef (film) (1975)
* Gülşah (film) (1975)
* İşte hayat (film) (1975)
* Gülşah küçük anne (film) (1976)
* Şoför (film) (1976)
* Sensiz yaşayamam (film) (1977)
* Evlidir ne yapsa yeridir (film) (1978)
* Almanya acı vatan (film) (1979)
* Herhangi bir kadın (film) (1981)
* Gazap rüzgarı (film) (1982)
* Derman (film) (1983)
* Firar (film) (1984)
* Kurbağalar (film) (1985)
* Bez bebek (film) (1987)
* Gece dansı tutsakları (film) (1988)
* Pononte feneri (film) (1988)
* Hiçbir gece (1989)
* Karılar koğuşu (film) (1989)
* Bir kadın (film) (1991)
* Şelale (film) (2001)
* Hababam Sınıfı Merhaba (film) (2003)

-----------------------------------------------------------------------

Hale Soygazi (1950 - )
http://img279.imageshack.us/img279/8369/imperiaflex00013vc.jpg

İstanbul'da doğdu. Üniversitede Fransız Filolojisi ikinci sınıftan ayrılarak İsviçre'ye gitti. Orada mankenlik kursu gören sanatçı Türkiye' dönüp manken ve fotomodel olarak çalıştı.

1972'de Saklambaç Gazetesi'nin açtığı Türkiye Sinema Güzellik Yarışması'na katıldı ve birinci oldu. Daha sonra "Avrupa Sinema Güzeli" seçildi. İlk filmi olan "Kara Murat"ı yine aynı yıl çevirdi. 1978'de "Maden" filmindeki rolünden dolayı Antalya Festivali'nde en başarılı kadın oyuncu ödülünü kazandı. Sinema oyunculuğunun yanında sahneye çıktı.

Ses sanatçısı Ahmet Özhan'la evlenip daha sonra ayrıldı.

-----------------------------------------------------------------------

Filiz Akin , (1943 - .... )

http://www.biyografi.net/biyografi/resim/kisi/427.jpg
1943 yilinda Ankarada dogan Akin,Ankara Dil ve Tarih Cografya Fakültesi Arkeoloji Bölümünde bir süre okudu. Sinemaya geçmeden önce bir acentada çalisti.

1962de Artist dergisinin düzenledigi yarismayi kazanarak Yesilçam’a geçti ve ayni yil Akasyalar Açarken adli filmini çevirdi. Ardindan “Sakayla Karisik” adli filmde Ajda Pekkan’la basrolü paylasti. “Kadin Berberi” ve “Kadin Terzisi” filmlerindeki rolleriyle oldukça ünlenen sanatçi, 1964 yilinda oynadigi “Yankesici Kiz” adli sinema filminde, degisik türdeki karakterleri basariyla canlandirabilecegini tüm sinemaseverlere kanitladi. Bir yil aradan sonra film arsivine bir yenisini daha ekleyen Akin, 1965’te “Kolejli Kizin Aski” isimli filmde Ayhan Isik’la basrolü paylasti. Ardindan “Çitkirildim” da benzer bir tiplemeyi canlandiran Filiz Akin, bu filmde basrolü Cüneyt Arkin’la paylasti. Filmde simarik kizi canlandiran Akin, ciddi ögretmen Cüneyt Arkin’la sorunlar yasamaktadir. Yine ayni yil, Ayhan Isik’la “Tamirci Parçasi” adli filmde oynayan sanatçi, burada da zengin kiz tiplemesini canlandirdi. “Hindistan Cevizi”nde ise basrolü Zeki Müren’le paylasip yine havai bir kompozisyonu canlandirdi. Filmde yazarligini Zeki Müren’den gizleyen Akin, daha sonralari “yazar olup gerçek kimligini gizleyen zengin kiz” rollerini sik sik tekrarlayacaktir. Nitekim yillar sonra oynadigi “Gül ve Seker” adli filmde de ayni rolü canlandirmistir. Bu filmi Sadri Alisik’la oynadigi “Efkarli Sosyete” izler.1967 yilinda oynadigi “Sözde Kizlar” filminde basina türlü belalar gelen kizi canlandirdi. Peyami Safa’nin eserinden uyarlanan filmde Filiz Akin, morfinman olur, tecavüze ugrar ve hastane köselerine düser. Yesilçam’in güzel sarisini olan Akin; “Seni Seviyorum” filminde simarik çiftlik kizini, “Silahli Pasazade” filminde Cüneyt Arkin’in askindan yanip tutusan pasa kizini, “Hüzünlü Ask” filminde bar sarkicisini ve yine Cüneyt Arkin’la basrollerini paylastigi “Lekeli Melek” filminde bir sekreteri canlandirdi. Daha sonra çekilen “Affedilmeyen” adli filmdeki rol arkadasi yine Cüneyt Arkin’dir. Bu filmin konusu da diger birçok Yesilçam filminin konusu olan zengin kiz ve fakir erkegin unutulmaz bir büyük ask yasamasidir.Reklam filmlerinde de oynayan sanatçi, sinemaci Türker Inanoglu ile evlendi ve bu evliliklerinden, daha sonra tüm sinema severlerin taniyacagi, “Yumurcak” adli seri filmlerinin basrol çocuk oyuncusu “Ilker Inanoglu” dogdu. Sinemada özellikle romantik rolleri canlandiran Filiz Akin, 1969 yilinda sarkisiyla ünlü “Reyhan” filminde Kartal Tibet’e asik olan sarkici kizi canlandirdi. Yine ayni yil “Karli Dagin Etegi” adli filmde bu kez Ayhan Isik’a asik olan kizi canlandirdi. Ardindan “Agliyorum” filminde iki kiz kardesi birden canlandirdi ve bu kez asik oldugu erkek Ediz Hun’du. Filmlerini sahnede çokça sarki söyledigi “Cilveli Bir Kiz”, “Oyun Bitti”, “Cambazhane Gülü Fadime” ve “Oyun Bitti” izler. Basarili sanatçi, unutulmaz vapur sahnesinin oldugu “Aska Tövbe”, intihari seçen kadini canlandirdigi “Aci Hatiralar”, hüzünlü sarkilar söyledigi “Seni Sevmek Kaderim” filmleriyle sevenlerinin begenisini bir kez daha kazandi.1973 yilinda, Kemal Sunal’in da ilk kez beyaz perdede rol aldigi “Tatli Dillim” filminde yine iki kiz kardesi (biri köylü digeri de kentli) birden canlandirdi. “Yumurcagin Tatli Rüyalari”nda melek rolünü, “Beyaz Gül” de Kartal Tibet’e, “Memleketim” filminde de Tarik Akan’a asik olan kadini canlandirdi basarili sanatçi. Ankara Ekspresi filmindeki rolüyle “Antalya Film Festivalinde en basarili kadin oyuncu seçilen Akin, MIT eski Müstesari Sönmez Köksalla evlendi. 1980’lerin basinda sinemaya veda eden sanatçi, yillar sonra TRT’de “Geçmis Bahar Mimozalari” adli televizyon dizisinde çikti hayranlarinin karsisina.

-----------------------------------------------------------------------

TARIK AKAN

http://img203.imageshack.us/img203/2155/tarikakanwpufak7sg.jpg
Tarık Akan, 13 Aralık 1949 İstanbul doğumlu sinema oyuncusudur. Ses Dergisi'nin yarışmasında birinci seçilerek sinemaya girdi (1971).

Solan Bir Yaprak Gibi filmiyle oyunculuğa başladı.

Yıldız Teknik Üniversitesi, Makina Mühendisliği ve Gazetecilik Enstitüsünden mezun oldu. Babası emekli albaydır. 2002 yılında "Anne kafamda bit var" isimli bir kitap çıkarmıştır.

Filmografi [değiştir]Vizontele Tuuba (film) (2003)
Gülüm (film) (2002)
Meşrutiyet - Abdülhamit Düşerken (film) (2002)
Hayal Kurma Dersleri (film) (2000)
Eylül Fırtınası (film) (1999)
Mektup (film) (1996)
Aşk Üzerine Söylenmemiş Herşey-Hep Aynı (film) (1995)
Çözülmeler (film) (1993)
Yolcu (film) (1993)
Devlerin Ölümü (film) (1991)
Uzun ince Bir Yol (film) (1991)
Bir Kadın Düşmanı (film) (1991)
Bir Küçük Bulut (film) (1990)
Karartma Geceleri (film) (1990)
Berdel (film) (1990)
Üçüncü Göz (film) (1989)
Dönüş (film) (1988)
Yağmur Kaçakları (film) (1987)
Kızımın Kanı (film) (1987)
Ses (film) (1986)
Adem ile Havva (film) (1986)
Kıskıvrak (film) (1986)
Acı Dünyalar (film) (1986)
Beyoğlu`nun Arka Yakası (film) (1986)
Bir Avuç Cennet (film) (1985)
Tele Kızlar (film) (1985)
Paramparça (film) (1985)
Kan (film) (1985)
Damga (film) (1984)
Alev Alev (film) (1984)
Yosma (film) (1984)
Pehlivan (film) (1984)
Beyaz Ölüm (film) (1983)
Gecenin Sonu (film) (1983)
Derman (film) (1983)
Çocuklar Çiçektir (film) (1983)
Arkadaşım (film) (1982)
Yol (film) (1982)
Kaçak (film) (1982)
Delikan (film) (1981)
Herhangi Bir Kadın (film) (1981)
Adak (film) (1980)
Sürü (film) (1978)
Seninle Son Defa (film) (1978)
Maden (film) (1978)
Kanal (film) (1978)
Lekeli Melek (film) (1978)
Bizim Kız (film) (1977)
Baraj (film) (1977)
Nehir (film) (1977)
Sevgili Dayım (film) (1977)
Şeref Sözü (film) (1977)
Aşk Dediğin Laf Değildir (film) (1976)
Öyle Olsun (film) (1976)
Kader Bağlayınca (film) (1976)
Gece Kuşu Zehra (film) (1975)
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (film) (1975)
Ateş Böceği (film) (1975)
Merhaba (Bizim Aile) (film) (1975)
Delisin (film) (1975)
Evcilik Oyunu (film) (1975)
Ah Nerede (film) (1975)
Çapkın Hırsız (film) (1975)
Mavi Boncuk (film) (1974)
Hababam Sınıfı (film) (1974)
Memleketim (film) (1974)
Mahçup Delikanlı (film) (1974)
Esir Hayat (film) (1974)
Kanlı Deniz (film) (1974)
Boşver Arkadaş (film) (1974)
Yaz Bekarı (film) (1974)
Oh Olsun (film) (1973)
Canım Kardeşim (film) (1973)
Yalancı Yarim (film) (1973)
Umut Dünyası (film) (1973)
Bebek Yüzlü (film) (1973)
Yeryüzünde Bir Melek (film) (1973)
Üç Sevgili (film) (1972)
Tatlı Dillim (film) (1972)
Sev Kardeşim (film) (1972)
Para (film) (1972)
Azat Kuşu (film) (1972)
Suçlu (film) (1972)
Sisli Hatıralar (film) (1972)
Aşkların En Güzeli (film) (1972)
Feryat (film) (1972)
Kaderimin Oyunu (film) (1972)
Melek mi, Şeytan mı? (film) (1971)
Beyoğlu Güzeli (film) (1971)
Vefasız (film) (1971)
Emine (film) (1971)
Solan Bir Yaprak Gibi (film) (1971)



Ödüllerinden Bazıları [değiştir]1973: 10. Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Erkek Oyuncu, Suçlu
1978: 14. Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Erkek Oyuncu, Maden
1984: 21. Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Erkek Oyuncu, Pehlivan
1989: 26. Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Erkek Oyuncu, Üçüncü Göz
1990: 27. Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Erkek Oyuncu, Karartma Geceleri
1992: 6. Adana Altın Koza Film Festivali - En İyi Erkek Oyuncu, Karartma Geceleri
1996: 33. Antalya Altın Portakal Film Festivali - Yaşam Boyu Onur Ödülü
2003: 40. Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Erkek Oyuncu, Gülüm



(ALINTI)

BERLINDEN
22.04.07, 19:25
Adile Naşit (1930 - 1987)
http://img101.imageshack.us/img101/2488/1440mk5.jpg (http://imageshack.us/)



17 Haziran 1930’da Istanbul’da doğan Adile Naşit'in asıl adı Adile Keskiner’dir. Tiyatro oyuncusu Amelya Hanım ile ünlü komedyen Naşit’in kızıdır. Babasının ölümü üzerine öğrenimini yarım biraktı. 1944 yılında Istanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Tiyatrosu’na girdi. "Herşeyden Biraz" oyunuyla sahneye çıktı. Aynı yıl Halide Pişkin’in grubuyla İstanbul’da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca’nin tiyatrosuna girdi. 1948’de komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz’le birlikte kurduklari toplulukta 1951 yılına kadar çalıştı. Yine 1948 yılında "Lüküs Hayat" filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. 1950’de, kendisi gibi tiyatorcu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954’te yeniden Muammer Karaca tiyatrosuna döndü ve 1960’a dek burada sahne aldı. 1961’de, eşi Ziya Keskiner ve abisi Selim Naşit Özcan ile birlikte, Naşit Tiyatrosu’nu kurdular. Bu topluluğun dağılmasından sonra 1963’te girdiği Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak sahnelerde boy gösterdi. Adile Naşit, sinemaya ikinci ve asıl girişini 1970’lerde yaptı. 1976’da "İşte Hayat" adlı filmdeki rolüyle, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazandı. Bu, Türk sinemasında, ‘star’ olmayan bir başoyuncunun kazandığı ilk ödüldü. Rıfat Ilgaz’ın eserlerinden sinemaya aktarılan Hababam Sinıfı filmlerinin birçoğunda, müstahdem kadın rolüyle yeraldı ve buradaki oyunculuğuyla da büyük beğeni kazandı. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı. 1981 yılında TRT televizyonunda Uykudan Önce isimli bir çocuk programı yapmaya başladı. Bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu. Gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda, basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini başarıyla oynadı ve kendine has bir üslûpla yenileyerek karakteristik hale getirdi. Adile Naşit, 11 Aralık 1987’de Istanbul’da öldü.

-----------------------------------------------------------------------

Hulusi Kentmen

http://img293.imageshack.us/img293/1114/1525fn4.jpg (http://imageshack.us/)

Hulusi Kentmen (d. 1911, Tırnova – ö. 20 Aralık 1993), Türk sinema oyuncusudur.

Deniz Astsubay olarak orduda görev aldı. Emekli olduktan sonra sinema oyunculuğuna başladı. İlk oynadığı film 1940 yılında "Sürtük" oldu. Babacan tarzı ile çoğu filmlerinde baba rolü üstlendi. 220 filmde rol aldı.1993'te hayatını kaybetti.


Filmleri - Oyuncu (273 Film)
Acı Su 1988
Donanmanın Gülü 1987
Acımak Tevfik Hayri 1985
Berduşlar Sosyetede 1984
Alev Alev Atıf 1984
Yıldızlar da Kayar 1983
Adile Teyze 1982
Beni Unutma 1982
Şıngırdak Şadiye 1982
Kimbilir / Kibariye 1981
İntikam Yemini 1981
Şabancık 1981
Tanrıya Feryat Memduh Bey 1980
Fadile 1979
Nokta İle Virgül Paldır Küldür 1979
Yorgun Savaşçı Kahveci Hasan Efendi 1979
Taşı Toprağı Altın Şehir 1978
Yadeller 1978
Minik Serçe Salih 1978
Kara Murat Devler Savaşıyor 1978
Ölüm Çemberi / Kanlı Hayat 1978
Sivri Akıllılar 1977
Ah Bu Ne Dünya 1977
Bizim Kız Adil Bey 1977
Öl Seve Seve 1977
Her Gönülde Bir Aslan Yatar 1976
Bıktım Her Gün Ölmekten 1976
Alev 1976
Gülşah Küçükanne 1976
Kan Kardeşler 1976
Tuzak Avni Baba 1976
Adana Urfa Bankası 1976
Ah Bu Gençlik 1976
Bıktım Bu Hayattan 1976
Evlilik Şirketi 1976
Ne Alırsan İki Buçuk 1976
Sıralardaki Heyecan Gülşenin babası 1976
Öyle Olsun Hulusi 1976
Meraklı Köfteci Komiser Niyazi 1976
Gel Barışalım Abbas 1976
Ateş Böceği Dede 1975
Ah Nerede Feritin babası 1975
Beş Milyoncuk Borç Verir Misin Hakim 1975
Hababam Taburu 1975
İntihar 1975
Curcuna 1975
Haydi Gençlik Hop Hop 1975
Sevgili Halam 1975
Çapkın Hırsız Hakkı 1975
Acele Koca Aranıyor Hakim 1975
Üç Kağıtçılar Fil Abbas 1975
Evcilik Oyunu Mümtaz 1975
Baba Bizi Eversene Fazıl Bey 1975
Delisin Mümtaz 1975
Minik Cadı Mülayim 1975
Yüreğimde Yare Var 1974
Kara Murat Ölüm Emri 1974
Kardeş 1974
Esir Hayat Hüseyin 1974
Deli Ferhat 1974
Çam Sakızı 1974
Kara Murat Kardeş Kanı 1974
Salak Milyoner Babacan Komiser 1974
Cici Kız Asım Bey 1974
Düşmanlarım Çatlasın 1974
Yumurcak / Veda 1974
Uyanık Kardeşler 1974
Yüz Liraya Evlenilmez Hacı Saffet 1974
Aşkın Zaferi / Aşk ve Vatan 1973
Vurgun 1973
Yeryüzünde Bir Melek 1973
Soyguncular 1973
Bitirim Kardeşler 1973
Hayat Bayram Olsa Musa Ateşoğlu 1973
Kaynanam Kudurdu 1973
Kızın Varsa Derdin Var 1973
Özleyiş Murat 1973
Öksüzler Komiser Niyazi 1973
Ağlıyorum 1973
Oh Olsun Fehmi 1973
Yalancı Yarim Derviş Başak 1973
Zehra 1972
Üç Sevgili Alinin babası 1972
Şahmeran 1972
Ekmekçi Kadın Arif 1972
O Ağacın Altında 1972
Sevgili Hocam 1972
Yumurcak Küçük Şahit Komiser 1972
Aşkım Kaderim Oldu 1972
Gönül Oyunu 1972
Gülüzar Hulusi 1972
Para 1972
Üç Mahkum 1972
İtham Ediyorum 1972
Afacan Harika Çocuk 1972
Tatlı Dillim Feritin babası 1972
Sev Kardeşim Cemal 1972
Senede Bir Gün 1971
Yumurcağın Tatlı Rüyaları 1971
Belanın Kralı Seyfullah Bey 1971
Satın Alınan Koca Kemal 1971
Kezban Paris'te 1971
Beklenen Şarkı 1971
Keloğlan 1971
Ali Baba Kırk Haramiler Emir 1971
Gülüm, Dalım, Çiçeğim 1971
Ömrümce Unutamadım- Ömrümce Aradım 1971
Bicirik İş Başında 1971
Ali Cengiz Oyunu 1971
Biricik İş Peşinde 1971
Güllü 1971
Üç Kabadayı 1971
Ateş Parçası Ulvi 1971
Oyun Bitti Hayrullah Bey 1971
Keloğlan Aramızda Keloğlanın dayısı 1971
Bebek Gibi Maşallah Komiser 1971
Sezercik Yavrum Benim Komiser 1971
Kezban Roma'da 1970
Afacan 1970
Yumurcak Köprüaltı Çocuğu Hilmi Orkan 1970
Güzel Şoför Kamil 1970
Küçük Hanımın Şoförü 1970
İşportacı Kız Hulusi Bey 1970
Küçük Hanımefendi Ömer in dayısı 1970
Saadet Şehri 1970
Sosyete Şakir 1970
Kaçak 1970
Söz Müdafanın 1970
Ayşecik Yuvanın Bekçileri 1969
Altın Kalpler 1969
Kınalı Yapıncak 1969
Serseri Kabadayı 1969
Kınalı Keklik Muhtar 1969
Yumurcak Atıf 1969
Kızım Ve Ben 1969
Boş Çerçeve Osman 1969
Melikşah 1969
Tel Örgü 1969
Ateşli Çingene 1969
Cilveli Kız Hayrullah Bey 1969
Bağdat Hırsızı 1968
İstanbul Tatili 1968
Gül ve Şeker 1968
Atlı Karınca Dönüyor 1968
Hırsız Kız 1968
Kadın Asla Unutmaz 1968
Şeyh Ahmet 1968
Bizansı Titreten Adam 1967
Pranga Mahkumu Mansur Paşa 1967
Bir Katil Sevdim 1967
Şark Yıldızı 1967
Osmanlı Kabadayısı Haşmet Paşa 1967
Ringo Kazım 1967
Paşa Kızı 1967
Kenarın Dilberi 1966
Denizciler Geliyor 1966
Efkarlıyım Abiler 1966
Affet Sevgilim 1966
Çıtkırıldım Cemil Akın 1966
Sokak Kızı 1966
Kart Horoz 1965
Senede Bir Gün 1965
Sevgili Öğretmenim 1965
Yalancı 1965
Bir Gönül Oyunu 1965
Kumarbaz 1965
Sevişmek Yasak 1965
Cici Kızlar 1965
Şepkemin Altındayım 1965
Babasına Bak Oğlunu Al 1965
Şoförün Kızı 1965
Hacı Baba 1965
Şeker Gibi Kızlar Kenan 1965
Kırık Hayatlar 1965
Serseri Aşık 1965
Hıçkırık 1965
Keşanlı Ali Destanı 1964
Affetmeyen Kadın 1964
Çanakkale Aslanları 1964
Kimse Fatma Gibi Öpemez Necati 1964
Öksüz Kız 1964
Öp Annemin Elini 1964
Öpüşmek Yasak 1964
Hizmetçi Dediğin Böyle Olur 1964
Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere 1964
Aslan Marka Nihat (Aşk Otobüsü) 1964
Taşralı Kız Fazıl 1964
Bir İçim Su 1964
Koçum Benim 1964
Ağaçlar Ayakta Ölür Asım 1964
Katilin Kızı Hulusi Örmen 1964
Badem Şekeri 1963
Adanalı Tayfur 1963
Sayın Bayan 1963
Tatlı Sert 1963
Kendini Arayan Adam 1963
Küçük Beyin Kısmeti 1963
Ayşecik Fakir Prenses 1963
Beyaz Güvercin 1963
Tosun İle Yosun 1963
Yavaş Gel Güzelim 1963
Şaşkın Baba 1963
Beni Osman Öldürdü Hulusi 1963
Aşk Yarışı 1962
Çifte Kumrular 1962
Lekeli Kadın 1962
Beş Hikaye 1962
Zorlu Damat Gönül`ün Babası 1962
Ayşecik Ateş Parçası 1962
Rıfat Diye Biri Zekai 1962
Belalı Torun 1962
Gönül Avcısı 1962
Ekmek Parası 1962
Ayşecik Yavru Melek 1962
Çam Sakızı 1962
Çifte Nikah 1962
Mağrur Kadın 1962
Meteliksiz Aşıklar 1962
Memnu Meyva 1962
Ne Şeker Şey 1962
Külhan Aşkı 1962
Küçük Hanım Avrupa'da Kaptan 1962
Biz de Arkadaş mıyız? Necdet 1962
Altın Kalpler 1961
Benim Küçük Meleğim 1961
İki Yetime 1961
Sevimli Haydut 1961
Tatlı Günah 1961
Düğün Alayı 1961
Karanlıkta Yaşayanlar 1961
Melekler Şahidimdir 1961
Mahalleye Gelen Gelin 1961
Aşktan da Üstün 1960
Yangın Var Hilmi Bey 1960
Bir Gelin Gitti 1960
Ayşecik 1960
Tayfun 1960
Cilalı İbo'nun Çilesi 1960
Ayşecik Şeytan Çekici 1960
Kanlı Firar Komiser 1960
Ölüm Peşimizde Kadir Usta 1960
Düşman Yolları Kesti 1959
Fedakar Kaptan 1959
Vatan Uğruna 1959
Dertli Irmak 1958
Meçhul Kahramanlar 1958
Ceylan Emine 1957
Kara Bahtım 1957
Gelinin Muradı 1957
Beni Şafakta Vurdular 1957
Aşıklar Kabesi Mevlana 1956
Ebediyete Kadar 1955
Kanlı Pınar 1955
Yörük Ali 1955
Canlı Karagöz / Mihriban Sultan 1954
Şimal Yıldızı 1954
Efelerin Efesi 1952
Bergama Sevdalıları 1952
İki Kafadar Deliler Pansiyonunda 1952
Barbaros Hayrettin Paşa 1951
Lüküs Hayat 1950
Çete 1950
Estergon Kalesi 1950
Zülfikarın Gölgesinde 1950
Er Meydanı 1949
Şehitler Kalesi 1949
Yalan 1949
Zehirli Şüphe 1949
Çıldırtan Kadın 1948
İstiklal Madalyası 1948
Kerim'ın Çilesi 1947
Senede Bir Gün 1946
Sürtük 1942

-----------------------------------------------------------------------

ŞEMSİ İNKAYA

http://img222.imageshack.us/img222/1879/semsiinkayalk7.jpg (http://imageshack.us/)
Adı:Şemsi İNKAYA Doğum Tarihi:14/04/1942 Doğum Yeri:Beyoğlu/İSTANBUL

"Kirik kanatlar" (2006) (mini) TV Series .... Muhtar Recep
... aka Broken Wings (International: English title)
"Zümrüt" (2004) (mini) TV Series .... Mustafa German
"Efsane" (2002) (mini) TV Series .... Pamir
Içerideki (2002)


Talih kusu (1989) .... Sakir
Biz dogarken gülmüsüz (1987)
Ask hikayemiz (1986)
Gün dogmadan (1986)
Girgiriyede büyük seçim (1984) .... Bekir
Alev alev (1984)
... aka Burning (International: English title)
Beyaz olum (1983)
... aka White Death (International: English title)
Girgiriyede cümbüs var (1983) .... Bekir
Görgüsüzler (1982)
... aka The Uncouth Ones (International: English title)
Girgiriye (1981) .... Bekir
Girgiriyede senlik var (1981) .... Bekir
Zübük (1980)


Ask sarabi (1979)
Doktor (1979)
Köse kapmaca (1979)
Vay basimiza gelenler (1979)
Bizim kiz (1977)
Aman karim duymasin (1976)
Biktim her gün ölmekten (1976)
Siralardaki heyecan (1976)
Vur patlasin çal oynasin (1970)


-----------------------------------------------------------------------

TURGUT ÖZATAY
http://img219.imageshack.us/img219/1976/turgutozatayeu8.jpg (http://imageshack.us/)

Turgut Özatay (1927-2002), Ermeni asıllı Türk vatandaşı sinema oyuncusu.

1950'li ve 1960'li yıllardaki jön rollerinin ardından gerek Cüneyt Arkın gerekse Kemal Sunal filmlerinin önde gelen kötü adamlarından biri olmuştur. "Sezercik, Küçük Mücahit" filminde Eokacilar'ın başı, "Kurban" filminde Abbas, "Umudumuz Şaban" filminde arsa sahibi müteahhit, "Korkusuz Korkak" filminde limona deli olan Ayı Abbas, "Üç Kağıtçı" filminde minibüsçü Hasan, "Atla Gel Şaban" filminde sıkı sıkı baba kasedini arayan Davut, "Keriz" filminde Zülfü'nün şehirde kabzımallık yapan köylüsü, "Talih Kuşu" filminde kumar masasında oyun oynayan adamlardan biri, "Zehir Hafiye" filminde "Manyak Mahmut" rollerini oynamıştır.

Türk sinemasında en çok film çeviren kişi olarak bilinen sanatçı 26 Haziran 2002 tarihinde hayatını kaybetmiştir.



-----------------------------------------------------------------------

Cevat Kurtuluş,
,tiyatro ve sinema oyuncusu.
(d. 20 Haziran 1922, Ankara - ö. 6 Eylül 1992, İstanbul)

Gençlik yıllarında Ankara'da Opera korosunda çalışmış, 40'lı yıllarda gazinolarda taklit yaparak ünlenmiştir. 1947'de İstanbul'a gelerek filmlerde rol almaya başladı. İlk filmi 1947 yapımı Kerim'in Çilesi idi. Özellikle mimiklerle beslenen oyunculuğu ile, 60'lı ve 70'li yıllarda çok sayıda filmde irili ufaklı roller aldı. Yeşilçam filmlerindeki 'aptal uşak' kompozisyonunun yaratıcısı ve temsilcisi oldu. 80'lerde az sayıda filmde ve Gülünüz Güldürünüz gibi bazı TV programlarında yer aldı.

1992'de geçirdiği kalp krizi sonrasında öldü.


[değiştir] Filmografi
Kerim'in Çilesi 1947
Üçüncü Selim'in Gözdesi 1950
Yak Bir Sigara 1960
Zorlu Damat Bülent 1962
Küçük Beyin Kısmeti 1963
Son Tren 1964
Tophaneli Osman 1964
Afilli Delikanlılar
Meyhaneci Agop 1964
Tatlı Sert 1963
Şeker Gibi Kızlar 1965
Ava Giden Avlanır 1965
Eli Maşalı 1966
İki Yabancı 1966
Çıtkırıldım 1966
Hayri Bey 1966
Şaşkın Hafiye Killing'e Karşı 1967
Fantoma İstanbul'da Buluşalım 1967
Hapishane Gelini 1968
Kahveci Güzeli 1968
Aşk Yarışı 1969
Bana Derler Fosforlu 1969
Ayşecik'le Ömercik 1969
Acı ile Karışık Rıza 1969
Kezban Roma'da 1970
Arım, Balım, Peteğim 1970
Cafer Bey 1970
Küçük Hanımın Şoförü 1970
Fadime 1970
Fatoş Talihsiz Yavru 1970
Yavrum 1970
Yumurcağın Tatlı Rüyaları 1971
Vahşi Çiçek 1971
Keloğlan Aramızda 1971
Bebek Gibi Maşallah 1971
Fadime Cambazhane Gülü Veli 1971
Belanın Kralı 1971 (Cafer)
Keloğlan Ve Yedi Cüceler 1971
Gülüm, Balım, Çiçeğim 1971
Ali Baba Kırk Haramiler 1971
Gönül Hırsızı 1971
On Küçük Şeytan 1971
İşte Deve İşte Hendek 1971
Oyun Bitti 1971
Elveda Meyhaneci 1972
Sezercik Aslan Parçası 1972
Üç Sevgili 1972
Uşak Veli 1973
Yedi Evlat İki Damat
Emrullah 1973
Muhteşem Hırsız 1973
Özleyiş 1973
Atını Seven Kovboy 1974
Yumurcak / Veda 1974
Gel Gardaş Gel 1974
Çam Sakızı 1974
Şenlik Var 1974
Hayat Bayram Olsa
Kazım'a Bak Kazım'a 1975
Acele Koca Aranıyor 1975
Deli Deli Tepeli 1975
Pembe panter
Caferin Babası 1975
Alemin Keyfi Yerinde 1975
Ah Nerede Vah Nerede 1975
Tokmak Nuri 1975
Vur Davula Tokmağı 1975
Hababam Git Hababam Gel 1975
Şimdi Yavrum Şimdi 1975
Sevgili Halam 1975
Kadınlar Hayır Derse 1975
Evcilik Oyunu 1975
Bitmeyen Şarkı 1976
Sıralardaki Heyecan 1976
Hamza Dalar Osman Çalar 1976
Şoför Mehmet 1976
Zühtü (I) 1976
Analar Ölmez 1976 (aşçı)
Ne Umduk Ne Bulduk 1976
Aslan Bacanak 1977
Bizim Kız 1977
Babanın Evlatları 1977
Gülünüz Güldürünüz (TV) 1977
Sarhoş 1977
Senin Olmaya Geldim 1980
Akıllı Deliler 1980
Görgüsüzler
1982
Hasan 1982
Buyurun Cümbüşe 1982
Gırgıriyede Büyük Seçim 1984
Karımı Gördünüz mü? 1984
Hodja fra Pjort 1985
Sevgi Damlacıkları 1985
Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni 1990
Karanlık Sular 1994



(ALINTI)

Önkuzu
08.09.07, 10:06
Unuttuklarımız (1): Türk Sineması..!

http://www.millethaber.com//templates/ja_teline/images/pdf_button.png (http://www.millethaber.com//index2.php?option=com_content&do_pdf=1&id=31426) http://www.millethaber.com//templates/ja_teline/images/printButton.png (http://www.millethaber.com//index2.php?option=com_content&task=view&id=31426&pop=1&page=0&Itemid=75) http://www.millethaber.com//templates/ja_teline/images/emailButton.png (http://www.millethaber.com//index2.php?option=com_content&task=emailform&id=31426&itemid=75) Çarşamba, 29 Ağustos 2007

Cumhur BULUT

Giriş:
“Otuz yıldır saatim çalışmış ben durmuşum
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum"
NFK

Sekizinci sanat. Eskilerin değimiyle bir temaşa[1] sanatı sinema. Yıldız Sarayı’nda gerçekleştiriliyor ilk gösteri.[2] Giderek yayılıyor sonra. İşgal yılları sinemanın ülkemize, bilhassa İstanbul’a yerleştiği yıllar.

Yeni diyemeyeceğimiz kadar bir geçmişi var bu ülkede sinemanın, fakat biz habersiziz. Birçok sanat dalı gibi “bizim çocuklar” hiç ilgilenmemiş onunla. Sadece izleyici konumundayız yıllardır. Oysa ne eserler verirdik… Ah bir verebilseydik!

Bildiğimiz sinema bizim için Kemal Sunal, Ferdi Tayfur ve Orhan Gencebay filmlerinden öteye geçmiyor. Sinema için ötesine geçebildiğimiz tek alan “gişeler”! Beyaz perdenin arkasında yerimizi alamamışız bir türlü. Karanlığın içinde gösterilen yere oturabiliyoruz ancak! “Güneş Ne Zaman Doğacak” bir örnek sadece. Ardı arkası gelmeyen bir örnek.[3]

Belki de hala filmi yapılması gereken bir yakın tarih gerçeğinde yaşıyoruzdur da ondand&nGörsel sanatlar çağımızın silahı. Konusu da hedefi de insan! Büyük bütçeler bu endüstri de… demek ki büyük silah, tesirli, tahrip gücü yüksek… Dünya sinemasının geldiği durum ve yapılan harcamalar bunun göstergesi.
Yeni dünya ve sömürgen batı bu noktada hayli ısrarlı. Hepimiz gördüklerimizin etkisindeyiz. Bize gösterilenlerin! Amerikan rüyası görmemizin asıl sebebi beyaz perde ve televizyon yoluyla bize yapılan sunumlar! Sinema toplumlara bir şekil verme aracı. Batı bunu iyi kullanıyor. Şeklimiz bu yüzden belirsiz!

Televizyonlarımız diziden, sinemalarımız filmden geçilmiyor! Saman alevi gibi parlayıp sönen eserler bunlar. Bir izlediğimizi bir daha izleyemiyoruz. Ne kadar büyük reklamların ve bütçelerin alanı olsalar da gerçek bu.

Eskinin ahlak savaşı, temiz aşk hikayeleri ve erdem ve fazilet konuları artık yeteri kadar işlenmiyor sinemamızda. Örnek mi istiyorsunuz, verelim: Yıllarca Kemal Sunal Filmleriyle güldük ve nesiller büyüttük. Küfrederdi Sunal, ama biz, ailemizle izlerken dahi utanmazdık! O filmleri izlerken kimse yüzünü çevirmez, mutfağa çay demlemeye gitmezdi! Ya şimdi öyle mi?

Mazur göremeyeceğimiz bir gerçek: “Türk Sineması belden aşağı vurgu yapmayı marifet sayıyor artık!” Şimdi sosyal ve cinsi sapıklıklar- hastalıklar- neşe kaynağı yapılmaya çalışılıyor! “Ağır Roman”, “Gora” ve diğer bir çok eser bu konuların işlendiği, tabir-i caizse meşrulaştırılmaya çalışıldığı sapıklıklarla dolu değil mi?

Sorgulanması gereken çok şey var şimdi! Artık beyaz perdenin ötesine geçme zamanıdır. Kamera arkasına. Çünkü sinema çok önemli. Hele Türk Sineması! Bu ülke ihtilaller, muhtıralar ve savaşlar gördü fakat sinema izlenirliğini hiç kaybetmedi. Türk Sineması milliliği hakkeden bir sanat çünkü!

Tarihin devam eden seyrinde bir tashih lazım, bir sihirli değnek… bize hep beraber izleyeceğimiz, ders alacağımız bir sinema lazım. Yapılan güzel örnekleri çoğaltmak ve desteklemek lazım.

Belki Cincibir Gazozu bulamayacağız, Kadir Savun bizi savunmayacak, Belgin Doruk ağlamayacak, Hülya Koçyiğit koşmayacak, Cüneyt Arkın kafire kılıç savurmayacak belki ama, bizim olan bir ses bizim olan bir nefes aç gönlümüzü doyuracak! "Güneş ne zaman doğacak"...

Makiniiist! Uyuma, Ses...!


Cumhur BULUT

--------------------------------------------------------------------------------
[1] İzleyerek takip edilen, seyredilen…
[2] 2. Abdülhamit Han’ ın izniyle gerçekleştirilen ilk sinema gösterisi Fransız Bernard marifetiyle sarayda yapıldı…
[3] Başrollerini Cüneyt Arkın’ın oynadığı meşhur film… Kırım Türkleri’ nin bir hikayesi… Basit ama bizim. Kötü hatırası yüzünden bir türlü izleme imkanı bulamadığımız film..!
[4] Merkez Ordu Sinema Dairesi. İttihat ve Terakki’ nin terakki nişanesi… Erkan Şimşek Bey duysun bu gerçeği!
[5] Yıl 1914.
[6] Satuk Buğra Baykal. Türk Sinema Tarihi
[7] Ölümü 25 Ağustos 1965. İntihar!
[8] Ahmet Turan Alkan’a ait bir yazıdan iktibas…
[9] Halit Refiğ. Ulusal Sinema Kavgası. Hareket Yayınları 1971 Sayfa 56
[10] Yıl 1963’ tür… Bizim Çocuklara önemle duyurulur.
[11] Ergun Göze’ nin tarihi bir vesika olan eseri. Okunup bilinmesi gereken…



http://www.millethaber.com//index.php?option=com_content&task=view&id=31426&Itemid=75

Önkuzu
10.09.07, 12:42
Sinema Neden Önemli..? http://www.millethaber.com//templates/ja_teline/images/pdf_button.png (http://www.millethaber.com//index2.php?option=com_content&do_pdf=1&id=31974) http://www.millethaber.com//templates/ja_teline/images/printButton.png (http://www.millethaber.com//index2.php?option=com_content&task=view&id=31974&pop=1&page=0&Itemid=75) http://www.millethaber.com//templates/ja_teline/images/emailButton.png (http://www.millethaber.com//index2.php?option=com_content&task=emailform&id=31974&itemid=75) Pazartesi, 10 Eylül 2007 Cumhur BULUT

Sinema Neden Önemli?

“Süleyman yanında bulunanlara şöyle dedi: Ey azizler! Onlar bana teslim olarak gelmeden evvel hanginiz bana onun tahtını getirebilir?”[1]

[U]Görüntülü Anlatım Sanatı
Giriş:

Önce ve her zaman insan... evvela onu tanımalıyız. Yani kendimizi! Uzun bir yoldan geliyoruz. Mağara duvarlarına çiziktirilen mahkûk[2] resimlerden çağın sinema eserlerine kadar gelinen yolda görünen gerçek; insanın tasavvur kabiliyeti.
Yazıdan önce görüntü vardı! Mağara resimleri... Karanlık mağara duvarlarını resimle aydınlatan insan, üzerinde yaşadığı karanlık dünyayı da bu resimlerle manalandırdı. O güne kadar sessiz, o vakte kadar yalnız; o zamana kadar ışıksız yaşayan ademoğlu uygarlıkla “görüntülü anlatım” yoluyla tanıştı. Uygarlıkla ve sonsuzlukla...
Gördüğünü ve bildiğini mücessem[3] kılmak, insan düşüncesinin ve tasavvur kabiliyetinin gelişmesindeki ilk merhale. Bu, “yaratma” arzusunun bir tezahürü, varolduğunun ve yaşadığının bir ispatı olmalı.
Bir fıtrat: “duyduğundan çok, gördüğüne inanıyor insan”. Gördüğüne ve hayal edebildiğine... insanın kendisiyle ilgili ilk keşfi bu olsa gerek! O yüzden “görsele” mütemayil, o sebeple şekletmek isteğinde.
“Görmediğime inanmam!” diyor Hz. Ali. Ne büyük kelam... görmekle inanmak arasındaki bağ ne kadar da kuvvetli. İnsanın inanması gördüğüne bağlı. Gördüğüne ve tasavvur edebildiğine... Kur'an-ı Kerim' de Allah hükmünü apansızın vermez. Kıssalarla süsler onu, anlayabilelim diye açıklar ayetlerini. Anlayalım ve “fikredelim” diye. Kur'an kıssaları bir gerçeğin altını kalın ve de ısrarla çizer: tasavvur ve muhayyile.[4] Hayal edebildiğince yaşıyor insan, hayallerine ulaşabildiğince...
Masallar da öyle değil mi? İptidai insan daha düne kadar masallarla büyüdü ve büyüledi kendini. Jules Verne “Aya gitmeyi hayal ve masal etti” sonra gerçek oldu. Homeros da, Dede Korkut da farklı değil!
Hep tasavvur, hep hayal insana gerçeğini arattı. Sanat bir bakıma insanın “Tanrı” ya özentisi. Yaratma isteği. Mağara devrinden antik Yunan'a ve çağdaş sanatlara kadar gizli olan bu gerçek medeniyetin kuvveti. Eski çağ kalıntıları, heykeller, şekiller ve devasa tapınaklar yapıları itibarıyla hep bir şeyler anlatma ihtiyacında!
Yazıdan önce görüntü vardı! İlk önce görüntüyü kavradı insan. Yazı dahi “görüntüyü” insana verebildiği ölçüde değer kazandı. “Edebiyat” dediğimiz sanatın en önemli yanı, insana gizemli kapılar açması; “hayal ve tasavvur ettirmesi”...
Görsellik insanın en eski yoldaşı. Eski Roma sütunlar diker, kayalara işler inançlarını. Antik Yunan sanatçıları tapınakları da, agoraları da inandığı putlarla doldurur. Duygusuz, manasız ve büyükten de öte heykellerle. Bu süreç, İmparator Tirianus' un Daçya Seferini anlattığı dev sütunla tekamül eder.[5] İnsanın görüntülü anlatım sanatlarını kullanması ancak “Duyguyu” taşa işleyebilmesiyle doruğa ulaşır! Ortaçağ sanatları duygu yüklü figür ve şekillerle dolu.
Koskoca Hristiyan dünyası masallarla ve görüntülü anlatım sanatlarıyla ayakta durur! Muharref İncil bir masal kitabı! İsa'nın ve havarilerinin hikayeleri anlatılır sayfalarca. Leonardo Da Vinci' nin resmettikleri ve şeklettikleri batı inanç sisteminin kendi içindeki en kuvvetli yönü![6] Buna mecburdu kilise. İnananlarını etkilemek için, tutunmalarını sağlamak için putlarını renklendirmeli ve canlandırmalıydı. Binlerce kiliseye binlerce resim ve ikon! Doğu ise müşahhas ve mücessemden uzak durdu. Masalda yoğurdu kendini. Yani “kıssa”da. Batının şekille yaptığını doğu sözle yaptı. Anlatımla. Hayal ve tasavvuru şekle bağlamadı doğu. İslam'la Hristiyanlığın en büyük farkı bu olsa gerek! Biri putperesttir; şekle bağlı. Diğeri ise fikren öteleri zorlamak derdinde...
Görüntüden Sinemaya
İnsan, yaşadıklarını ve dertlerini hikaye etti ilk önce mağara duvarlarına[7], sonra inançlarını kazıdı taşlara. Yontulmuş kayalardan da, tuvallerden de görünen insandı evvela. Fakat inançları ölçüsünde göründü insan... Göstermek istediği de aslında buydu: inançları... Tapınaklar ve sunaklar bu yüzden heybetli, bu sebeple idrak üstü... Astek tapınakları, Piramitler, Katedraller, Meryem Ana heykelleri, Çarmıha gerilmiş İsa figürleri ve resimleri hep inancın eserleri... Eserlerindeki büyüklükle inançlarının yüceliğini vurgulamak istedi insan. “görsellik”i bu sebeple kullandı eski çağlardan beri... bu temayül hala devam ediyor. “Görüntülü Anlatım” çağımızın hem “misyoneri”, hem de emperyal aracı. Bu keşif artık bir fabrika gibi çalışıyor. Devasa tapınaklar inşa etmeye ne hacet! Çok sıfırlı dolar bütçeleriyle inançlara da siyasi amaçlara da hizmet edilebilir.
Bunu yapıyor sömürgen batı. Kovboy filmleriyle bunu yaptı yıllarca. Rambo bunu yaptı Afganistan dağlarında, Irak çöllerinde... Sadece orada mı? Evimize kadar girdi, batının sapkın inanç rituelleri: her birimiz “neredeyse günah çıkartacak” hale geldik! Fakat hala gerçeği algılayabilmiş değiliz! Görüntülü anlatım çok büyük bir silah! Gördüğüne inanıyor çünkü insan! Her evde bulunan televizyondan başlayın da, reklam afişlerine kadar bir cenderenin içine hapsolmuşuz. Tüm dünyanın Amerikan rüyası görmesi sebepsiz değil. Hollywood dünyayı yeniden kurdu. Ortaçağ'ın kasvetli kilise ikonları ve resimleri artık evimizde; sinema salonlarında ve idraklerimizde!
Yaşadığımız bu zaman “görüntü” çağı. İnsan şuuru görsel araçlarla işgal ediliyor bu çağda. Şarkılar bile “video-klip”lerle anılıyor. Çünkü, görünenin çekiciliği çok daha yüksek, çok daha etkileyici!
İlizyonistlerin elindeki en büyük koz; şapkadan çıkan tavşan değil, onu izleyen meraklı topluluk!
Bir temaşa içindeyiz! Hem izliyor, hem izleniyoruz. Beyaz Cam ve Beyaz Perde' den çıkacak sihirle meşgulüz yıllardır. Yansıyan ne biziz, ne de bizden! Sinema bir sihirbaz! Kitleleri büyülüyor! Salonun karanlık tarafında “Yönetmen-Yapımcı ve Fonlayan”ın kölesi durumundayız! Kamera arkasında, perdenin görünmeyen tarafında; ardında olmalıyız. Bizim sesimizin duyurulma aracı olmalı sinema. Görüntü, çıkmazların çıkışıdır artık.
Son yapılan sinema eserlerimizi düşünün bir kere daha! “Asmalı Konak” dizisinin sinema versiyonunu düşünün..! Anadolu'nun tam ortasındaki bir Türk Şehrinde “sırtaki yapıp tabak kırılan sahneyi” hatırlayın... ya da sevilen dizi “Bir İstanbul Masalı” ndaki Zekariya'nın üslendiği montaj “Gay”rolünü düşünün[8], gerekli mi? Bu sinema bizim değil bu ses bize ait değil!
Bir de 1976 yılında merhum Moustapha Akkad'ın yönettiği “The Message / Çağrı” [9] filmini hatırlayalım... Kastımız ille de dini içerikli eser vermek değildir. Sadece “Yandım Ali” çekilsin de demiyoruz. Demek istediğimiz; Hollywood dünyayı yeniden kurdu. Yeşilçam da Türkiye' yi yeniden kurabilir! Türk Dünyası'na kadar uzanabilir bu görsel bağ! Görsel iletişim dünyasında bu çok kolay!
Sinema her yönüyle önemli bir alan. Önce izleyicisi olmalıyız. İzleyen takip eder. Gönül, gözün gördüğünü sever!
Bizim Çocuklara...
Son sözümüz gelecekle ilgili söyleyecek sözü olanlara. “Dünya Nöbeti” tutanlara...
“Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur”[10]
"Sinema, gelecekteki dünyanın bir dönüm noktasıdır. Şimdi bize basit bir
eğlence gibi gelen, eğlence olan radyo ve sinema bir çeyrek asra kalmadan
yeryüzünün çehresini değiştirecektir. Japonya'daki kadın, Amerika'daki
zenci, Eskimo'nun ne dediğini anlayacaktır. Tek ve birleşik bir dünyayı
hazırlamak bakımından sinema ve radyonun keşfi yanında tarihte devirler açan
matbaa, barut, Amerika'nın keşfi gibi olaylar oyuncak nispetinde kalacaktır."[11]

--------------------------------------------------------------------------------
[1] Kur'an-ı Kerim. Neml Sıresi. Hz. Süleyman ile Saba Melikesi Belkıs'ın kıssasının anlatıldığı sure. 38. Ayet. Tefsirciler bu ayetin Televizyona, görüntü aktarımına delalet ettiği yorumunu yapmaktadırlar.
[2] Mahkûk: Sert zemine kazılarak yazılan
[3] Mücessem: cisimleşmiş
[4] Sahi Kutsal Kitabımız' da kaç kıssa anlatılır. Kaç kıssadan örnek verir bize Rabb'ül Alemin? Ve Niçin Kıssa?
[5] Trianus Sütunu: İmparator Trianus'un Romanya (Datça) seferini konu eden resimlerin bulunduğu bu eser Venedik'de mukim. Görüntülü Anlatım sanatının en önemli timsali. Napolyon'un dahi söküp Paris'e götürmek istediği bu antik yapı görüntülü anlarım sanatlarında bir kavşak !
[6] “Da Vinci'nin Şifresi” Dan Brown'un aynı adı taşıyan eseri daha sonra sinemaya da uyarlandı. Tezimizi doğrulayan bir yapım.
[7] M. Ragıp Vural
[8] Dizide bu “montaj” rolü Emre Karayel canlandırdı. Tabii ki, sadece roldür. Fakat AB tarafından fonlanan bu iki eserin yaptığı tahribat önemli!!! Bu düpe düz Türk izleyicisi indinde kötüyü “meşrulaştırmak”..! hem de AB fonlarıyla...
[9] The Message: Çağrı. Yapım: Yapım: Libya / UK / Lebanon 1976. Senaryo: H.A.L. Craig ve Tewfik El-Hakim.
[10] Türk Atasözü
[11] Atatürk'ün Kehanetleri. Ali Bektan Truva Yayınları 2007


http://www.millethaber.com//index.php?option=com_content&task=view&id=31974&Itemid=75

deryatulga
19.07.08, 16:38
Ali Murat Güven
19 Temmuz 2008 Cumartesi

Türk sinemasına 30 yıldır hizmet eden bir yönetmene revâ görülen muamele

Geçtiğimiz günlerde, Türk sinemasına 1970'lerin ortalarından bu yana yönetmen yardımcısı, yönetmen, kısa filmci, senarist, festivallerde seçici kurul üyesi ve yapımcı olarak düzinelerce filmde ve dahi sinema konulu organizasyonda dişiyle tırnağıyla hizmet vermiş olan değerli dostum, ağabeyim İsmail Güneş ile beni üzüntüden kahreden bir sohbet gerçekleştirdik.

Kendisini oldukça uzun bir süredir görememiştim. Sağolsun, varolsun, büyük bir incelik sergileyerek, yeni taşındığım eve yaptığı “hayırlı olsun” ziyareti vesilesiyle uzun uzun dertleşme ve sektörün sorunlarını konuşma imkânı bulduk. Özellikle de kimilerinin ardarda doğmasına vesile olduğumuz, varolan kimilerine de ciddi biçimde ivme kazandırdığımız kısa film yarışmaları onu çok heyecanlandırıyordu. Güneş de benim gibi câmiada alttan gelecek bir “yeni dalga”ya inananlardan çünkü. Bu konudaki çabalarımızda ulaştığımız son durumu sordu. Ben de dilim döndüğünce yetenekli gençlerimizle birlikte yapıp ettiklerimi kendisine aktardım.

Ancak, sohbetin bir noktasında söz, kendisinin geçen sonbaharda çektiği son sinema filmi olan “Sözün Bittiği Yer”e gelince, anılan filmin yönetmeni Güneş'ten duyduklarım karşısında âdeta dünya başıma çöktü. Nedir bizim bu bitmez tükenmez sahipsizliğimiz, boynu büküklüğümüz ve de mahzunluğumuz Ya Rabbi!


İsmail Güneş
Değerli dostuma ne denli büyük güçlükler içinde tamamladığını iyi bildiğim bu güzel filmin gişedeki akıbetini sordum. “Toplam izleyici sayısı 30 bini biraz geçti ve ben de battım” diye cevap verdi.

“Nasıl yani, durumun gerçekten de bu kadar kötü mü ağabey?” dediğimde, “Basbayağı battım. Eve falan da filmin borçlarından dolayı haciz geldi” diyerek sürdürdü konuşmasını. Sesindeki alaycı tondan, yaşadıklarını artık fazlaca umursamadığı apaçık meydandaydı. Ancak, şu kilit cümle konuşmamızın seyrini bir anda değiştiriverdi:

“Haciz avukatının aldığı diğer hiç bir şey umurumda değil de bir tek şeye üzülüyorum. Keşke, evde çalışırken kullandığım kişisel bilgisayarımı haciz etmeselerdi. Senaryolar, taslaklar, yeni fikirler, yazışmalar… Son 30 yılımın bütün emeği de onun hard-diskinde gitti. Ve bütün itirazlarıma rağmen hâkim bana makinemi geri vermedi.”

“Bir dakika, bir dakika” dedim şaşkınlıkla, “İcrâ ve İflas Kanunu'na göre, evdeki bilgisayar yazar-çizer, gazeteci, grafiker ya da yönetmen türünden bir sanat erbabının temel meslekî enstrümanıdır ve asla haczedilemez. Nasıl olur da bilgisayarını haciz edebilirler ağabey?”

“Yasa senin dediğin gibi diyor, ama bunlar inadına ettiler” dedi acı acı gülerek.

Olay özetle şuydu.

“Gülün Bittiği Yer”i tamamlayabilmek için cebindeki kredi kartları da dahil her kaynağı dibine kadar tüketen aziz dostum, uluslar arası ödüllere sahip yönetmen İsmail Güneş, sonunda bir bankanın avukatlarının merhametiyle karşı karşıya kalmıştı. “Merhamet” sözcüğü böyle durumlarda yaşanan ilişkileri tanımlamaya pek uygun düşmediğinden dolayı da avukatlar derhal evini hacze gitmişler ve değerli gördükleri diğer bütün malzemelerle birlikte Güneş'in son çeyrek yüzyıldaki düşünsel üretiminin yüklü olduğu masaüstü bilgisayarına el koymuşlardı. Bu haczin yasa dışı olduğu kendilerine tekrar tekrar söylenmesine rağmen…

Gözlerim faltaşı gibi açılmış bir vaziyette, hem insan hem de yönetmen olarak çok sevdiğim, adını ve yapıtlarını sayfamda defalarca konuk ettiğim bir sinema sanatçısına revâ görülen muameleyi dinlemeyi sabırla sürdürdüm.

Bilgisayarı özensiz bir biçimde sökülüp evinden götürülen Güneş, aynı konudaki şikayetini ve cihazı geri alma talebini sonraki günlerde dâvâya bakan mahkemede de dile getirmiş. Fakat, hâkim yapılan şikayeti tınlamamış bile. Kürsünün ardından gelen cevap şu olmuş: “Nereden bilelim senin bir sanat erbabı, bir film yönetmeni olduğunu? Belki de muhasebecisin?!”

İsmail Güneş, bunun üzerine, “Ben, Sinema Eser Sahipleri Birliği Sinebir'in genel başkanıyım” demiş, “Ayrıca, 1986 yılından bu yana, yani son 22 yılda çektiğim bir düzineyi aşkın sinema filmi ve yüzlerce TV filmim var. Bu çalışmalarımla aldığım bir kütüphane dolusu da ödül. Öte yandan, benim başkanı olduğum dernek bu ülkede kimlerin gerçekten yönetmenlik yaptığına ilişkin bilirkişi makamı konumundadır. Bu konudaki bütün bilirkişilik raporlarını benim imzamla alıyorsunuz.”

Ve hâkim, yapılan bütün açıklamalara, ortaya konulan bütün kanıtlara rağmen, İsmail Güneş'in bir film yönetmeni olduğunu, o bilgisayarın da kendisinin meslek enstrümanı olduğunu kabul etmemiş. Kararı da itiraz edilemeyecek şekilde sabitleyerek haczi kesinleştirmiş.

“Bu rezillik karşısında ne yaptın sevgili Üstad” dedim, şaşkınlık ve öfke arası duygularla yutkunarak…


İsmail Güneş, Ali Murat Güven
Hiç” dedi, “Durumu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na, Adalat Bakanlığı Teftiş Kurulu'na ve Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'na yazarak hem hâkim, hem de almış olduğu karar hakkında şikayetçi oldum. Ha, bir de Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a bir mesaj gönderdim. Henüz hiç birinden bir ses çıkmadı.”

“Çizme”nin, “Beşinci Boyut”un, “Gülün Bittiği Yer”in, “The İmam”ın ve “Sözün Bittiği Yer”in yönetmenini evimden üzüntüyle uğurlarken, kapıda kendisine son olarak şu soruyu sordum:

“Ağabey, şu anda senaryo falan yazmak için evde bilgisayarın var mı?”

“Yok” dedi, “Fakat, yakında alırız inşaallah!”

Andolsun ki köşemden hem Kültür Bakanı Sayın Ertuğrul Günay'a, hem de Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek'e açıkça ilân ediyorum, Şişli 1. İcra Hâkimliği'nde görülen o ucube dâvâdan söz konusu bilgisayarın bir meslek ve sanat enstrümanı olduğu yönünde yeni bir karar çıkıncaya ve dostum, ağabeyim ve ilerlemekte olduğum bu yolun öncülerinden İsmail Güneş de Yeşilçam'da geride bıraktığı 30 yıldan sonra “yönetmen” olarak tanımlanıncaya kadar, bu konuyu sayfamda her hafta bir bir şekilde dile getireceğim.

Benim artık ne kalbim ne de midem, câmiamızın yetiştirdiği böylesi sıradışı değerlerin her devirde bu denli horlanıp küçük görülmesini artık kesinlikle kaldıramıyor.

Sahi, bu bizim iyi hâlimiz midir yahu?

muslumce_lady
25.07.08, 00:49
Muhterem Nur

http://img152.imageshack.us/img152/3859/3480433906fcad426b1oqc7.jpg


1938 yılında Manastır (Yugoslavya)’da doğdu.

Sinemaya figüran olarak girdi (1951).

Ezilen kadın tipiyle, özelliklede halkın tuttuğu bir oyuncu oldu.



171 FİLM"DE OYNADI


Bir Akıllı Bir Deli 2002
Yuva Sevim 1990
Kuşlu Çorap 1988
Küskünüm 1986
İkizler 1985
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Müzeyyen Hanım 1985
Sev Yeter 1984
Son Akın 1982
Zeytin Gözlüm 1980
Denizin Kanı Halime 1978
Ayyaş 1974
Eski Kurtlar 1974
Bacım 1974
Kaderim 1973
Şehvet Kurbanı 1972
Gecekondu Rüzgarı 1972
Kara Gün 1971
Öksüz Gülnaz 1970
Sevenler Ölmez 1970
Babaların Günahı 1970
Yanık Kezban 1970
Dağlar Kızı Reyhan 1969
Kanlı Gelinlik 1969
Yiğit Anadolu'dan Çıkar 1969
Şen Ola Düğün Şen Ola 1969
İki Günahsız Kız (İki Hikayeli Film) 1969
Ana Mezarı 1969
Yılın Kadını Değil 1969
Bana Derler Fosforlu Ayşe 1969
Eşkiya Kanı (Hakimo) 1968
Kara Gözlüm Efkarlanma 1968
Kabadayı 1968
Urfa İstanbul Neriman 1968
Kanunsuz Toprak 1967
Ali'yi Gördüm Ali'yi 1967
Ecelin Geldi Yavrum 1967
Erkek Adam Sözünde Durur 1967
Nemli Dudaklar 1967
Sevda 1967
Kocadağlı 1967
Garipler Sokağı 1967
Zalimler 1966
İçimdeki Alev 1966
Yiğit Yaralı Olur Melahat 1966
Veysel Karani 1965
Yaralı Kartal 1965
Ekmek Kavgası 1965
Şeker Hafiye 1965
Hazreti Eyüb'ün Sabrı 1965
Dağ Çiçeği 1965
Çapkınlar Kralı 1965
Erkekler Ağlamaz 1964
Fabrikanın Gülü 1964
Koçero 1964
Isdırap Çocukları 1964
Paylaşılmayan Sevgili 1964
Hayat Kavgası 1964
Yüz Karası 1964
Manyaklar Köşkü 1964
Kaldırımlar Üstünde 1964
Nem Alacak Felek Benim 1964
Altın Kelepçe 1964
Anne / Çok Gördü Felek 1964
Baba Hasreti 1964
Güzel Kadınlar Çetesi 1964
Günah Bende Mi 1964
Son Karar 1964
Beni Osman Öldürdü Oya 1963
Çapraz Delikanlı 1963
Kezban 1963
Ali Derler Adıma 1963
Yaralı Ceylan 1963
Bir Öpücük Ver Bana 1963
Can Pazarı 1963
Ölüme Çeyrek Var 1963
Nişan Yüzüğü 1963
Kızlar Büyüdü 1963
Ayşecik Fakir Prenses 1963
Yolcu Gül 1963
Çifte Kumrular 1962
Ağlama Sevgilim 1962
Aşk Bekliyor 1962
Belki Bir Sabah Geleceksin 1962
Beş Kardeştiler 1962
Derdimden Anlayan Yok 1962
Çiğdem 1962
Genç Osman Kösem Sultan 1962
Gurbet Yolcuları 1962
Meteliksiz Aşıklar 1962
Kader Yollarımızı Ayırıyor 1962
Kayıp Kız Ayla 1962
Kelle Koltukta 1962
Köyün Güzeli 1962
Mağrur Kadın 1962
İki Yetime 1961
Yavru Kuş 1961
Bitmeyen Mücadele 1961
Biz İnsan Değil Miyiz 1961
Çılgın Aşk 1961
Derbeder / Kırık Aşk 1961
Gönlüm Yaralı 1961
İnleyen Dağlar 1961
Kadın Asla Unutmaz 1961
Yaman Gazeteci 1961
Ölüm Film Çekiyor 1961
Sabırtaşı 1961
Seni Benden Alamazlar 1961
Yedi Günlük Aşk 1961
Unutamadığım Kadın 1961
Külkedisi 1961
Hancı Hülya 1961
Yeşil Kurbağalar 1960
Ateşten Damla 1960
Ayşecik 1960
Ayşem Kınalı Gelin 1960
Can Mustafa 1960
Mahallenin Sevgilisi 1960
Meryem 1960
Şeytan Kız 1960
Talihsiz Yavru 1960
Yak Bir Sigara 1960
Ben Bir Günahsızım 1959
Ben Küfür Etme Değilim 1959
Kaderim Böyle İmiş 1959
Son Yolcu 1959
Üç Kızın Hikayesi 1959
Aşk Rüyası 1959
Aşkın Acıları 1959
Aşkın Gözyaşları / Şoför Ömer 1959
Aşık Garip / Köy Güzeli 1958
Ayşe'nin Çilesi 1958
Çoban Kızı 1958
Funda 1958
Acı Sevda 1958
Üç Arkadaş Gülperi 1958
Gelin Ayşem 1957
Ceylan Emine 1957
Zeynebin Aşkı / Güllü Fatma 1957
Ham Meyva 1957
Yavrularımın Katili 1957
Yetim Ömer 1957
Annemin Gözyaşları 1957
Köy Canavarı 1956
Piç / Küfür Etme Dünya 1956
Sazlı Damın Kahpesi 1956
Yetimler Ahı 1956
Bırakın Yaşayalım 1956
Zeynep'ın İntikamı 1956
Kaybolan Gençlik 1955
Hayatımı Mahveden Kadın 1955
Izdırap Şarkısı 1955
Karacaoğlan 1955
Günahkar Baba 1955
Kara Sevda 1955
Yetim Yavrular 1955
Canlı Karagöz / Mihriban Sultan 1954
Nasreddin Hoca 1954
Ölüme Giden Yol 1954
Son Şarkı 1954
Bu Nasıl Aşk 1953
Cinci Hoca 1953
Kara Davut 1953
Kezban 1953
Sarı Zeybek 1953
Boş Beşik 1952
İstanbul Havası / Arşak Sulukule'de 1952
Sabahsız Geceler 1952
Söz Müdafaanındır 1952
Yıldızlar Revüsü 1952
Kore'de Türk Kahramanları 1951
Beni Mahvettiler 1951

dertli4u
25.07.08, 02:10
Bilgisayarı özensiz bir biçimde sökülüp evinden götürülen Güneş, aynı konudaki şikayetini ve cihazı geri alma talebini sonraki günlerde dâvâya bakan mahkemede de dile getirmiş. Fakat, hâkim yapılan şikayeti tınlamamış bile. Kürsünün ardından gelen cevap şu olmuş: “Nereden bilelim senin bir sanat erbabı, bir film yönetmeni olduğunu? Belki de muhasebecisin?!”

İsmail Güneş, bunun üzerine, “Ben, Sinema Eser Sahipleri Birliği Sinebir'in genel başkanıyım” demiş, “Ayrıca, 1986 yılından bu yana, yani son 22 yılda çektiğim bir düzineyi aşkın sinema filmi ve yüzlerce TV filmim var. Bu çalışmalarımla aldığım bir kütüphane dolusu da ödül. Öte yandan, benim başkanı olduğum dernek bu ülkede kimlerin gerçekten yönetmenlik yaptığına ilişkin bilirkişi makamı konumundadır. Bu konudaki bütün bilirkişilik raporlarını benim imzamla alıyorsunuz.”
Ve hâkim, yapılan bütün açıklamalara, ortaya konulan bütün kanıtlara rağmen, İsmail Güneş'in bir film yönetmeni olduğunu, o bilgisayarın da kendisinin meslek enstrümanı olduğunu kabul etmemiş. Kararı da itiraz edilemeyecek şekilde sabitleyerek haczi kesinleştirmiş.


darbe/marbe, kapatma/mapatma teraneleri arasinda günler gecerken, esas önemli konularin sözü bile edilmiyor.

memleketimden insan manzaralari.