PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Tarİhte Keman'in Yerİ



BERLINDEN
03.05.07, 15:55
Keman
Hazırlayan : Talât ER

http://www.turkmusikisi.com/calgilar/keman/keman.1.jpg

TARİHTE KEMAN'IN YERİ

Keman'ın ilk kez nerede yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte , ortaçağda İngiltere'de Fiddle , Almanya'da Fiedel İtalya'da Lira da Braci , Fransa'da Viel adlarıyla kullanılan yaylı çalgılar Keman'ın atası sayılır. Lavignac , Keman'ın Türklerin Kemençe'i guz (Oğuz Kemençesinden)alındığını yazar. Bazı kaynaklarda ise Arapların Rebab'ından geliştirildiği öne sürülmüştür . 16.ve 17. yüzyıldaki Keman yapım ustaları Nicolo Amati , Paolo Maggini , Giuseppe Guarneru , Antonio Stradivarius Keman'a son şeklini vermişlerdir . Keman asıl biçimi korumakla birlikte 19. yüzyılda , bazı değişikliklere uğradı . Çağdaş Kemanda gövde ve sap daha uzun ,köprü daha yüksektir . Keman'a orkestrada ilk olarak ,1565 te St.Riggo ve Corteccia'nın eserlerinde yer verilmiştir . Sonraki yıllarda orkestradaki görevlerinden dolayı 1. ve 2. Keman olarak adlandırılmış orkestradaki sayıları çoğaltılmıştır.


TÜRK MÛSİKÎSİ'NDE KEMAN'IN YERİ

Keman'ın Türk ülkesine ne zaman geldiği kesin olarak bilinmiyor. İstanbul ve Trabzon gibi Lâtin ülkeleri ile sıkı ilişkiler bulunan şehirlerde çok eskiden beri Keman'ın en eski örneklerinin bulunduğu ileri sürülmüştür. Kanunî Sultan Süleyman 'ın sadrazamlarından Makbul İbrahim Paşa'nın gençliğinde, padişahın şehzadesi olarak Manisa'da bulunduğu yıllarda Keman çaldığı biliniyor. Yine bu yüzyılda yaygınlık kazanmış bir saz olarak klâsik mûsikîmize girememiş olmakla birlikte , halk arasında çok tutuluyor ve koltuk meyhanelerinde çalınıyordu. Keman'ı üst düzey sınıf arasına sokan kişinin , Sultan 1.Mahmud dönemi sanatkârlarından olan Corci olduğu ileri sürülür. Keman'dan önce mûsikîmizin yegâne sazı Rebab idi .O yıllarda Keman'a "Viola d'Amore" deniyordu ki, bu sazın benzeri yakın zamanlara kadar kullanılmış olan Sine Kemanı'dır. Kemani Corci'ye kadar bütün kaynaklarda , eski Türk Kemanını çalanların Türk olduğu halde, 18.yüzyıldan , daha doğrusu Corci'den sonra Türk olmayan kimseler Batı Kemanını çalmağa heves etmiş ve pek çok ünlü isim otaya çıkmıştır. Hiç şüphesiz bu sanatkârlar " Viola d'Amore " nin farklı şekli olan Sine Kemanı'nı çalıyorlardı ; Yedi teli olan Sine Keman'ın sesi biraz boğukça olduğu ve Kemençe sesine benzediği için , musikîden anlayanlarca daha çok tercih ediliyordu . 19. yüzyıl başına kadar Keman çalan sanatkârlar Keman'ın her iki türünü de kullanmışlardır. Daha sonra Sine Kemanı unutulmuştur. Son icrakârları Mustafa Sunar ile Nuri Duyguer olmuştur . Batı Keman'ının ülkemize yerleşmesinde Romanyalı Miron'un büyük rolü olmuştur. Ülkemizde Türk Musikîsi ölçüleri içinde çok güçlü icrakârlar yetişmiştir . Bir devreye damgasını vuran bu sanatkârlardan bazıları şunlardır: Kemanî Hızır Ağa , Kemanî Rıza Efendi , Kemanî Corci , Kemanî Kör Sebuh , Kemanî Aleksan Ağa , Kemanî Memduh , Bülbülî Salih Efendi ,Reşat Erer , Nubar Tekyay , Sadi Işılay , Hakkı Derman , Selahattin İnal v.b. Musikî terminolojimizde Keman çalanlara " Kemanî " denir .

http://www.turkmusikisi.com/calgilar/keman/keman.3.jpg

KEMAN'IN ÖZELLİKLERİ

Keman insanı derinden etkileyen , eşsiz güzellikteki sesiyle , yaylı çalgılar ailesinin en önemli üyesidir. Sesi , öteki çalgılara göre birçok bakımdan insan sesine daha yakındır . Keman , çene altı ile omuz arasına sıkıştırılarak tutulur. Sol elin parmakları sap üzerinde bulunan tellere basarak gezinirken , sağ elde tutulan yay ,Keman tellerine sürtülerek çalınır . Gövdenin orta bölümündeki yan girintiler yayın daha kolay hareket etmesini sağlar.35 ile 36 cm arasında değişen bir gövdesi vardır. Küçük ve hafif bir çalgı olmakla birlikte , ortalama 84 ayrı parçanın bir araya getirilmesiyle yapılır .Genellikle iki cm .kalınlığında bir çam veya akağaç'tan oyma kalemi ve rende kullanılarak biçime sokulur . Keman'ın bir gövdesi ve buna bağlı bir sapı vardır.Gövde göğüs tahtası ya da tabla denen üst kapak , alt kapak ve onları birleştiren yanlık adlı verilen bir kasnaktan oluşur. Tellerin köprü aracılığıyla gövdeye yaptığı basınca direnebilmesi alt ve üst kapaklara hafif bir kavis verilmiştir . Sapın ucundaki burgulara( kulak) sarılarak bağlana teller bir eşikten (köprü) geçerek gövdenin ucundaki kuyruk bölümüne bağlanır . Köprü tellerin titreşimini üst kapağa iletir .Burgu yuvalarına yerleştirilen kulaklar tellerin istenilen ölçüde gerilmesini sağlar . Gövdenin içine boydan boya yerleştirilmiş ,bas çubuğu ya da bas kirişi denen bir çıta , eşiğin tam altında da can direği denilen bir takoz bulunur . Bas çubuğu sesin tınılanmasına , can direği de ses titreşimlerinin alt kapağa iletilmesine yardımcı olur . Üst kapak üzerinde " f " biçimindeki iki ses deliği ses titreşimlerinin gövdeden dışarı çıkmasını sağlar . Dış etkilerden korunabilmesi için yapımı tamamlandıktan sonra özel karışımlı bir tutkalla cilalanır, cila aynı zamanda Keman'ın ses tınısını belirleyen önemli bir öğedir. Keman yapım ustalarına Luthier denir . Ülkemizde Keman yapım teknikleri çok gelişmiş , çeşitli yarışmalarda birincilik alan Luthierlerimiz vardır bunlar : Cafer Açın , Mesut Gözalan, Yunus Tarhan , Mehmet Alkan ,Nevzat Önder ,Ayhan Damcıoğlu , Ahmet İyidoğan ,Emin Tilev , Bedii Akol v.b.




http://www.turkmusikisi.com/calgilar/keman/keman.4.gif
Bu resim 1738-1742 yılları arasında İstanbul'da saray hayatını inceleyen İsviçreli ressam Liotard tarafından yapılmıştır.İki levanten keman çalarken-Tahir Aydoğdu arşivinden...)





KEMAN'IN AKORT SİSTEMİ

Keman 'ın metalden ya da hayvan bağırsağından yapılmış dört teli vardır . Akort sistemi pest'ten tize doğru : SOL-RE-LA-Mİ olarak düzenlenmiştir. Batı Kemanlarıyla aynı akort sistemine sahip olmasına rağmen , Türk Mûsikîsine uygun şekilde isimlendirilmiştir : DO-SOL-RE-LA dır . Bazı icracılar " LA" telini , İnce "SOL" düzeniyle kullanmaktadır bu konuda çeşitli fikirler öne sürülmüştür . Eskiden kullanılan ve Avrupa'dan getirilen Kemanların 5 esas 6 (7)ahenk teli olduğu ve aynı telin yine ince "SOL" olarak akord edildiği biliniyor. Bir başka görüş ise , Rebab ve Ud gibi çalgıların akorduna benzetmek için böyle hareket edildiğidir. ( "LA" akort Türk Mûsikîsi icralarında çiğ kalmakla birlikte , bazı makamlar transpoze edildiğinde icrada zorluklar oluşmaktadır )

Quelle :
Hazırlayan : Talât Er TRT Ankara Radyosu Keman Sanatçısı talater@gmail.com (talater@gmail.com) talater1@hotmail.com (talater1@hotmail.com)

______________________

Kein Mensch ist deiner Tränen wert und der einzige der sie wert ist, wird alles dafür tun, dass du niemals weinen musst.









http://home.datacomm.ch/trohrer/liebe/14.gif

BERLINDEN
03.05.07, 16:10
Kemençe ve Tarihi


Farsça kökenli bir kelime olan "kemençe" aynı dildeki "keman(=yay,kavis)" kelimesi ile "-çe(=küçültme eki)" ekinin bir araya gelmesinden oluşur ve "yayla çalınan küçük saz" anlamını taşır.
Orta Asya’da şekil olarak bugünkü kemençeye tam benzemeyen, fakat onun atası sayılabilecek birçok saz görülür. Orta ve Uzak Asya Müslüman ve Moğol saz takımlarındaki yaylı sazlar incelendiğinde farklı isimlere de rastlanmakla birlikte (örneğin Kırgızistan ve Özbekistanda Kıyak) çoğunlukla "Kemençe veya Kemançe" adının verildiğine ve "Iklığ - Iklık" adıyla beraber kullanıldığına rastlıyoruz. Benzer şekilde Fransa'da "Pochette (poşet) " İngiltere'de ise "Kit" olarak adlandırılan ve kemençe ile benzerliklere sahip yaylı çalgı türü olduğu bilinmektedir. Kemençenin -çe ekindeki küçültme anlamı pochette kelimesinde de vardır. Çünkü Fransızca da bu kelimenin cep, kese yada cepte taşının şey gibi anlamları vardır
Kemençe kelimesi bugün Türkiye dışında İran, Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede kullanılmaktadır. Günümüz Türkiye'sinde biri klasik türk müziğinin Armudi kemençesi, diğeri ise Doğu Karadeniz halk müziğinin Karadeniz kemençesi olmak üzere iki tür kemençe kullanılmaktadır. Ayrıca kabak kemani de bazen kemençe olarak isimlendirilmektedir. Armudi kemençe ve kemaninin benzerlerine rastlanmakla birlikte (Macarlar benzer türde çalgıya HEGEDÜ, Yunanlılar LİRA, Bulgarlar GADULGA, Araplar REBAP adını vermişlerdir) Karadeniz kemençesinin şekil ve çalınış tarzı bakımından benzeri bulunmamaktadır. 18. yy. sonlarına kadar Türk müziğinin tek yaylı sazı olan Kemençe'nin yerini, Batının önce Viola d'amore'si (sinekemanı adıyla), sonra da Violino'su (keman) aldı. Ama Karadeniz kemençesi horonlar sayesinde, armudi kemençe ise 19. yy. ortalarına doğru girdiği fasıl topluluğu içinde günümüze kadar gelebildi.
Bu sitenin konusu olan Karadeniz kemençesi Doğu Karadeniz Bölgesi dışında Yunanistan ve diğer ülkelere göç etmiş olan Karadeniz kökenli mübadil Rumlar tarafından da halen yaşatılmaktadır. Ayrıca Trabzon ve çevresinden göç eden Ermenilerinde bu sazı kullandıkları bilinmektedir.
Türk müziğinin bu en küçük yaylı sazı, boy-bosundan umulmayacak güçte bir ses yüksekliğine ve tınısına sahiptir.


______________________

Kein Mensch ist deiner Tränen wert und der einzige der sie wert ist, wird alles dafür tun, dass du niemals weinen musst.










http://home.datacomm.ch/trohrer/liebe/14.gif

BERLINDEN
03.05.07, 16:18
Kemençe ve Tarihi





1822


* Rebab-Afganistan Kemençesi




1823
Kit - Poşet (İngiltere - Fransa)


1824
Armudi kemençe - Lira - Gadulga
(Türkiye-Yunanistan- Bulgaristan)


1825


Kemençe
(Türkiye-İran-Ermenistan)


1826
GürcüKemençes



trabzon, kemence, kemençe, kemencesi, kemençeler, tarihi, tarih, resimler, fotoraflar


______________________


Kein Mensch ist deiner Tränen wert und der einzige der sie wert ist, wird alles dafür tun, dass du niemals weinen musst.










http://home.datacomm.ch/trohrer/liebe/14.gif

FundaU
03.05.07, 16:25
Ich finde es wirklich bewundernswert (mit neidischem Unterton), wenn jemand Musikinstrumente wie Keman und Ney spielen kann... zaten Keman, Kanun, Ud ve Ney gibi enstrümanlar türk halk ve klasik müziginde vazgecilmez bir yer kazanmi$tir.

BERLINDEN
03.05.07, 16:31
Kemençe ve Tarihi





http://www.trabzon.org/trabzon/i/erm_kem.gif



* Ermenistan Kemençesi




http://www.trabzon.org/trabzon/i/eskikem.gif http://www.trabzon.org/trabzon/i/rumkem.gif



* 1960'lı yıllar kemençesi * Yunanistan Kemençesi





______________________



Kein Mensch ist deiner Tränen wert und der einzige der sie wert ist, wird alles dafür tun, dass du niemals weinen musst.











http://home.datacomm.ch/trohrer/liebe/14.gif

BERLINDEN
03.05.07, 16:47
Saz ile kemençe, tulum ile erbane buluşmayı bekliyor


01/04/2007 (http://www.radikal.com.tr/ek_sayfa.php?ek=r2&ek_tarihi=01/04/2007) (444 defa okundu)
AYDIN BOLKAN (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=3&edi=AYDIN BOLKAN))
Türkiye'de son birkaç yıldan bu yana, Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde yapılan ve kimi zaman devrim, kimi zaman reform niteliğinde görülen yasal düzenlemeler pratikte yaşam bulmadığı için, demokratikleşme konusunda atılan adımların devamı getirilemiyor. DSP, ANAP ve MHP koalisyonu döneminde başlayan ve AKP hükümeti döneminde devam eden AB uyum çalışmaları kapsamında çok sayıda uyum yasası çıkarıldı. Bu yasaların pratikte nasıl uygulandığı ise hâlâ tartışmalı.
AB, destek programı çerçevesinde, "Türkiye'de Kültürel Hakların Desteklenmesi" projesini Merkezi Finans ve İhale Birimi ile birlikte 2006 yılında uygulamaya koydu. 2004 yılında açılması gereken fakat yaşanan sıkıntılar nedeniyle 2006'ya ertelenen Kültürel Girişimleri Hibe Destek Programı'na, proje bazında çok sayıda başvuru yapıldı. Hem kültür hem de basın-yayın alanında açılan bu program çerçevesinde 25 proje Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'na bağlı Merkezi İhale ve Finans Birimi tarafından kabul edildi. Kabul edilen 25 proje Türkiye'nin farklı kentlerinde uygulanmaya başlandı.
Bu projelerden biri olan "Kültürler Buluşuyor Projesi", Diyarbakır Kayapınar ile Artvin Hopa Belediyeleri tarafından hazırlanarak, Merkezi İhale ve Finans Birimi'ne sunuldu. Bu proje kapsamında, aynı topraklarda binlerce yıldır birlikte yaşayan insanların, biraraya gelerek, iletişim kurmaları ve birbirlerini anlamaları, kentler ve bölgeler arasında yaşanan önyargıların kırılması için çok küçük bir adım olarak hesaplanmıştı.
Teknolojik devrimle mesafeler kısalırken, Türkiye'de yaşayan insanlar arasındaki uçurum daha da büyüdü. İnsanlar hem kendilerine, hem kentlere ve kendisinden olmayan "öteki"ye karşı yabancılaştı. İşte bu noktada Kültürler Buluşuyor Projesi'nin amacı, önyargıların kırıldığı, halkların, farklı kültürlerin kaynaştığı, insanlar ve farklı gruplar arasındaki önyargıların bir kenara bırakılarak karşılıklı hoşgörü çerçevesinde ilişkilerin kurulduğu bir ortamı yaratabilmek. Bu ilişkilerin kurulmasının aracı olarak da, kültürel ve sanatsal etkinlikler belirlendi.
Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde yürütülen bu proje, pratikte uygulanmaya başladıktan sonra engellemeler de başladı. Karadenizliyle Güneydoğu insanının biraraya gelmesini istemeyenler bir koro halinde ortaya çıktı. Hopa Kaymakamlığı'nın, Hopa'nın sorunlarının tartışmaya açtığı toplantıda, Hopa'nın sorunları yerine bu proje tartışılarak, Hopa Belediyesi üzerinde baskı oluşturulmaya çalışıldı. Bu toplantı sonrasında Hopa Belediyesi'nin CHP'li Belediye Meclis üyeleri ile AKP'li Meclis üyeleri projeden çekilmek için Meclis önergesi verdiler. Yine Artvin Valisi Cengiz Aydoğdu, Mart ayının ilk haftası Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu ile yaptığı görüşmede, bu konudaki hassasiyete dikkat çekti. Meclis üyelerinin bu önergesi Nisan ayının ilk haftası Hopa Belediye Meclisi'nde görüşülecek ve burada çıkacak olan karar projenin uygulanıp uygulanmayacağını ortaya koyacak. 17 Mart'ta Diyarbakır'da projenin tanıtım toplantısı yapıldı. Toplantıya Hopa Belediye Başkanı, Diyarbakır'daki meslek odaları, sivil toplum örgütü temsilcileri, yazarlar ve sanatçılar katıldı.

Her şeye rağmen
Projeyi kabul ettiklerinde olumsuz tepkilerle karşılaştıklarını belirten Topaloğlu, bu proje nedeniyle tehdit edildiğini ifade ederek, "Tehdit var, karşı kampanya var. Onları çok ciddiye almıyorum. Ancak içinde yaşadığımız ülkede güvercin tedirginliği içinde yaşayan Hrant Dink'e bile suikast düzenlendi. Yani burada korkusuzlukla, yiğitlikle anlatmak istemiyorum, ama esas olarak korku ve gerilimden beslenenler bu ülkede artık etkili olamayacaklar açısından değerlendiriyorum" dedi. Projenin sosyal, kültürel bir tarih buluşması olarak da tarif edilebileceğini ve oy uğruna yaratılan milliyetçi dalganın aşılarak Karadeniz'in asıl kültürünün açığa çıkması için projenin önemli bir rol oynayacağını dile getiren Topaloğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu kültürü açığa çıkarmak gerekiyor. Artık ülkemizin demokrasi açısından içinin doldurulması gereken en önemli olaylarından biri, çokkimliklilik, çokkültürlülüğün desteklenip yaşatılmasıdır. Bu proje ile yaratmak istediğimiz şey de budur".
Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin de projenin yürütülmesinde yaşanan sıkıntılara dikkat çekerek şunları söyledi: "Türkiye'yi toplumsal gerginliğe çekmek için birileri bir şey yapmaya çalışıyor ve maalesef etkili oluyor. Hopa'da yerel yönetimler sıkıntı yaşamaya başladı. Karadeniz bizde nasıl farklı gösteriliyorsa, orada da bizi öyle gösteriyorlar. Bölgeler arasında dostluk ve dayanışmanın geliştirilmesi gerekir. Bu projenin uygulanması sonucunda bunun ortaya çıkacağına inanıyoruz. Kültürel buluşmayı sağlayabilirsek, ondan sonra, kendiliğinden her şey ortaya çıkar." Kısacası, kemençe ile sazın, erbane ile tulumun aynı sahnede buluşmasından, aynı sahnede horon tepilmesinden, halay çekilmesinden korkuluyor.

Quelle:http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=6914

______________________

Kein Mensch ist deiner Tränen wert und der einzige der sie wert ist, wird alles dafür tun, dass du niemals weinen musst.










http://home.datacomm.ch/trohrer/liebe/14.gif

Hamdi
03.05.07, 17:07
hier einer der wohl besten türk. Kemence-Spieler. Ganz besonders seine zwei Cd`s mit Murat Aydemir (Ahenk 1+2) sind wirklich absolute klasse.





Derya Türkan (Kemençe)


http://ottomanmusik.de/images/deryatuerkan.gif





Derya Türkan wurde 1973 in Istanbul geboren. Aufgewachsen in einer Musikerfamilie mit reicher Musiktradition (sein Vater Gürmen Türkan ist Mitglied des staatlichen Musikchors von Istanbul), kam er schon sehr früh mit Musik in Berührung. 1984 begann er sein Musikstudium an der staatlichen Hochschule für Musik in Istanbul (I.T.Ü.). Er war Meisterschüler des grossen Kemençespielers Ihsan Özgen und beendete sein Studium erfolgreich 1994.
1990 spielte D. Türkan ein Jahr als Gastsolist beim klassischen Musikensemble in Istanbul unter der Leitung von Necdet Yaşar. 1996 trat er in einem hochgelobten Konzert an der Pariser Sorbonne Universität mit Kudsi Erguner, dass zu Ehren Yehudi Menuhins 80. Geburtstag gegeben wurde auf. Diverse Live-CD Einspielungen mit Kudsi Erguner und seinem Ensemble, belegen seine reiche Konzerttätigkeit, darunter auch zwei hochgelobte Sufi-Jazz Projekte, beide beim Label ACT erschienen. Darüberhinaus ist er Mitbegründer (1997) des Incesaz Musikensembles, was in der Türkei und Griechenland sehr erfolgreich ist. Es erschienen bisher vier Cd's, "Ikinci Bahar", "Eylül Şarkıları", "Istanbul'a Dair" und 2005 "Mazi Kalbimde".
Ein weiteres Projekt ist "Ahenk" mit Murat Aydemir an der Tanbur, wo alte Osmanische Musik mit diversen Taksims gespielt werden.

Derya Türkan gilt schon mit seinen jungen Jahren zu den besten Kemençe Spielern in der Türkei. Seine hochentwickelte Technik auf diesem Instrument gepaart mit seinem Wissen der türkischen Kunstmusik machen Ihn zu einem der vielbeschäftigtsen Künstler.

Hamdi
03.05.07, 17:15
hier zum Thema Kemence die Rebab, wird heute nicht mehr sehr oft gespielt, praktisch nur bei religiösen Auftritten , seit Refik Kaya jetzt glücklicherweise wieder öfters zu hören u. sehen.





Refik Kaya


http://ottomanmusik.de/images/Refik-Kaya.gif





Mehmet Refik Kaya, 1957 in Istanbul geboren, erhielt von seinem Vater Teoman Kaya, Musiker und Udbauer, ersten Musikunterricht in dessen Werkstatt in Üsküdar (Stadtteil von Istanbul). Dort kam er nicht nur mit den verschiedensten Saitenisnstrumenten und ihrer Technik in Berührung, sondern erhielt durch seinen Vater schon in jungen Jahren eine Ausbildung als Instrumentenbauer.

An der Mimar Sinan Universität der schöne Künste studierte er Kunst mit Fachrichtung Statuen. Danach studierte er Musik an der Technischen Universität Istanbul (ITÜ). Er verfasste zwei Doktorarbeiten. Die erste mit dem Titel "Das Derwischkloster Bahariye und sein letzter Scheich Hüseyin Fahreddin Dede", die zweite beendete er 1998 unter dem Titel "Die Rebab von der Vergangenheit in die Zukunft und seine Wiedererweckung"

M. Refik Kaya lebt seit seinem fünfzehnten Lebensjahr von der Musik. In den ersten Jahren spielte er in vielen verschiedenen Ensembles Gitarre, Kemençe und Rebab. Seit 1985 befasst er sich nunmehr intensiv mit der Rebab. Ihm gebührt der Verdienst das Instrument vor der Vergessenheit bewahrt zu haben. Nicht unerwähnt bleiben soll auch, das er die Rebab modifizierte indem er Bünde am Hals anbrachte und somit auch die Spieltechnik veränderte.
Neben zahlreichen Konzerten im In und Ausland, ist er oft Gastmusiker beim staatlichen Istanbuler Musikensemble für historische Musik. Diverse Ton und Bildaufnahmen belegen seine Virtuosität auf "seinem" Instrument.