PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Sarı Gelin Türkiye'nin hizmetinde



kanki
01.06.05, 18:59
Ermeni iddialarinin etkili olmasinin nedeni Ermenilerin yürüttügü lobi çalismalariydi. ATO tüm Avrupa'ya ulasacak bir yöntemle Ermeni iddialarina cevap hazirladi. Hem de...
ATO'nun hazirladigi CD, Time dergisi ile Avrupa'ya yayilacak.

Sinan Aygün, hazirladiklari CD'nin amacinin Ermeni sorununu dogru anlatmak oldugunu söyledi

Türk-Ermeni iliskileri konusunda bir belgesel olan 'Sari Gelin' ile Türkiye'nin tanitim görünt
ülerinin bulundugu CD, Time Dergisi ile Avrupa'da 494 bin aboneye ulasti.

Ankara Ticaret Odasi (ATO) tarafindan hazirlatilan CD'nin, Türkiye tarihinde ilk kez bu sekilde Time'da yayimlandigini belirten ATO Baskani Aygün, Time dergisinin 600 bin satan, en saygin dergilerden biri oldugunu söyledi.

Bugün itibariyle Time Dergisi araciligi ile 494 bin Avrupali aboneye bu CD'nin ulastigini anlatan Aygün, projenin amacinin Ermenilere cevap vermek degil, Türk ve Ermeni iliskilerini ve Ermeni sorununu dogru anlatmak oldugunu söyledi.

Aygün, bu proje ile Ermeni sorununun, Avrupa'daki sagduyu sahiplerine gerçeklere ve belgelere dayanarak duyurulacagini belirterek, ''amacimiz tarihin saptirilmasini ve sanal bellek olusturulmasini engellemektir'' dedi.

Türk turizmine katki

Projenin diger ayaginin da turizm oldugunu anlatan Aygün, CD'lerin dagitilmasi ile turizm mevsiminin baslangicinda Türk turizmine katikida bulunmayi hedeflediklerini söyledi.

CD'NIN ÖZELLIKLERI

Bes ayri bölümden olusan CD, Türkçe, Rusça, Ingilizce, Almanca, Fransizca, Ispanyolca, Arapça olmak üzere yedi ayri dilde seslendirildi.
CD'nin ilk bölümünde Istanbul tanitimi, ikinci bölümünde Türkiye'nin genel bir tanitimi, üçüncü bölümünde Türkiye'nin bütün bölgelerini kapsayan bir tanitim, dördüncü bölümünde Sari Gelin belgeselinin yapim asamasinin tanitimi, besinci bölümünde ise Sari Gelin belgeselinin yer aliyor.

Aygün, Time dergisinin dünyanin en saygin dergilerinden biri oldugunu ve zamanlamanin iyi ayarlandigini belirterek, projenin bir yilda Videotek Firmasi ile beraber hazirlandigini söyledi.

CD'nin maliyeti ile ilgili bir soru üzerine Aygün, maliyetin önemsiz oldugunu, Türkiye'ye sagladigi katkinin yaninda herhangi bir önem tasimadiini söyledi.

CD'nin bir avuç isadaminin kendi imkanlari ile hazirlandigini anlatan Aygün, ''isadamlarinin ismi bende sakli, onlari isimsiz kahramanlar olarak nitelendiriyorum'' dedi.

Videotek yetkilisi de Time Dergisi'nin seçilme nedenini, Avrupa'da abone sayisinin çok olmasi, 480 bin aboneye direkt ulasmasi ve saygin bir dergi olmasi olarak açikladi.

www.internethaber.com
------------------------------------------------

Bilge Khan
01.06.05, 19:23
Time "Sarı Gelin" Belgeseli Dağıttı Ermeni iddialarına karşı Türk tezi 494 bin aboneye ulaşmış oldu. TÜM HABERLER (http://www.trt.net.tr/wwwtrt/tumhaber.aspx) Sözde Ermeni iddialarıyla ilgili gerçeklerini günyüzüne çıkarmak amacıyla hazırlanan Sarı Gelin belgeseli, dünyanın önde gelen dergilerinden Time'ın bu ayki sayısıyla dağıtıldı.

Böylece, sözde Ermeni iddialarıyla ilgili Türk tezi, Time aracılığıyla 494 bin dolayında aboneye ulaştı.

Sözde Ermeni iddialarıyla ilgili gerçekleri Türkiye biliyor ancak Ermeni lobilerinin etkisindeki yabancı kamuoyları bu gerçeklerden habersiz.

Bu eksikliği gidermek amacıyla Sarı Gelin belgeseli Ankara Ticaret Odası'nın öncülüğünde Time dergisiyle birlikte 494 bin aboneye ulaştırıldı.

Abone sayısı bakımından dünyanın önde gelen dergilerinden Time dergisini, bu ay alanlar Türkiye'nin tanıtımına dört sayfa ayrıldığını gördü.

Aboneler ayrıca bu sayfalardan birine yapıştırılan Sarı Gelin belgeselinin yer aldığı bir de DVD'ye sahip oldu.

Yedi dilde hazırlanan çalışma sayesinde Türkiye, sözde Ermeni iddialarıyla ilgili gerçekleri, dünyaya anlatma fırsatı da buldu.

Das wollte ich grad auch Posten. biri benden önce davranmis!!

Refa
03.06.05, 12:43
Hallo zusammen - Danke Kanki für diesen Thread,


ich habe mir die aktuelle Ausgabe von TIME gekauft - die
DVD "Sari Gelin The True Story"
war auch dabei.

Leute, die 4 EUR sind es definitiv wert kauft euch diese Zeitschrift noch in dieser Woche. Ich versuche zwar die Dokumentation für Emule vorzubereiten, allerdings ist das nicht besonders praktisch, da eine zu große Menge an Daten entsteht.

Sowas von wissenschaftlich und fundiert, dass es schon weh tut sich mit diesen haltlosen armenischen Vorwürfen noch beschäftigen zu müssen. Beweise über Beweise, Historiker die im Interwiev aufzeigen, dass es KEIN VÖLKERMORD an Armeniern gab.

Holt euch diese DVD -

Ernes
06.06.05, 01:39
Cumartesi günü "Time" dergisini bende aldim.
Ve DVD'de bulunan "Sari Gelin" filmi Türkiyede cikan DVD'le aynen.

Yanliz Time daki kisaltilmis formu ve Türkiyede yayina giren iki Disclik mit Zusatzmatterial.

Ich finde auch das die Doku recht gelungen ist.

Da sieht man ja auch deutlich welche Länder mehr Dreck am Stecken hängen haben.

Ich sag nur ... Le grande Nation...


Meiner Meinung nach sollten die den Film hier mal bei 3sat oder Arte abspielen sowie an den Unis auslegen!

Refa
06.06.05, 12:10
Hallo Schakal,

wäre ja echt super - aber leider handelt es sich dabei "nur" um ein Seminar aus dem Kurs Migration mit Teilnehmerlisten

Wenn Interesse bestünde und Gastredner sich meldeten könnte ich gerne auch ein "offenes" Seminar organisieren - darüber müssten naturgemäß auch Flyer und Bekanntmachungen, etc vorbereitet werden.

Historikerzunft
22.06.05, 00:09
Arkadaslar, buraya bir bakin: http://www.sarigelinbelgeseli.com/index1.html

dertli4u
22.06.05, 01:08
anladim...biz soralim..onlarda yoksa....onlar satin alsin(z.B. 20 tane)...ondansonra tek biz deyil baskalarida bu CD'yi alir...

aynen :D

arkadaslar

ermeni meselesi ile ilgili CD / DVD leri, muhakkak, türk müzik marketlerinden

kitaplari,alman kitapcilardan isteyin...siz istedikce ve satin aldikca, bu dükkanlar, daha fazla miktarda siparis verirler..

ve böylelikle, sirf gördügü icin satin alacak olan, baska müsterilerin de bu eserlere ulasmasinin yolunu acarsiniz..

cünkü, bu isin toptanciligini yapan firmalar, bu tür eserler fazla satilmadigi ve az kazanclari oldugu icin, daha cok para kazanacaklari eserleri getirtirler...

Refa
22.06.05, 09:49
Nimmt lieber folgende links - diese sind besser verteilt und können schneller heruntergeladen werden. (alles in türkisch)

Sari Gelin - 1.Yüzyilin Davasi.Monrealli.avi (ed2k://%7Cfile%7CSari.Gelin.1.Yuzyili nKanDavasi.Monrealli.avi%7C336 656434%7CCFE6FEDD5F4D2BEE41EEC 489BB72210A%7C/)

Sari Gelin - 2.SuikaslerleKazanilanKimlik.M onrealli.avi (ed2k://%7Cfile%7CSari.Gelin.2.Suikast lerleKazanilanKimlik.Monrealli .avi%7C390469738%7C6A68811A770 426B9ABA54510355C39A4%7C/)

Sari Gelin - 3.SessizTanikArsivler.Monreall i.avi (ed2k://%7Cfile%7CSari.Gelin.3.Sessiz. Tanik.Arsivler.Monrealli.avi%7 C290062438%7C14C38DE3F80104ED5 802D4E17BCE931F%7C/)

Sari Gelin - 4.KatliamaCikarilanVize.Monrea lli.avi (ed2k://%7Cfile%7CSari.Gelin.4.Katliam aCikarilanVize.%28sipacik%29.m onrealli.avi%7C255478988%7C621 347DCCF1FCB7267F58F62C797272F% 7C/)

Sari Gelin - 5.KaderBirligi.Monrealli.avi (ed2k://%7Cfile%7CSari.Gelin%285%29.Ka derBirligi.%28sipacik%29.monre alli.avi%7C308428800%7C3A9A855 6548514AE65DD1D9535D72DF1%7C/)

Sari Gelin - 6.DostluguYeniden.Hatirlatmak. Monrealli.avi (ed2k://%7Cfile%7CSari.Gelin%5B6%5D.Do stlugu.Yeniden.Hatirlatmak.%28 DUNYA%29%28sipacik%29.monreall i.avi%7C367011840%7CA2CE0551A1 64F63805D90B025228CA27%7C/)

Ernes
22.06.05, 20:49
Kusura bakmayain ama burda Esek anirmiyor burda ve baska thread'lerde kac gere size post etdim "Sari Gelinin" asil 6 bölümlük belgeseli Türkiyede DVD olarak satildigini.
Hata üc hafta önce yazdimki size isteyene 2 DVD icinde olan DVD'yi Ankaradan siparis edin getiririm diye ve kimse cevap yazmadi.
Dünde aynisi yaziyorimki size bende DVD'isi var size kobyalarim ama bazilari burda duymamaslikdan geliyor.

Nedir Probleminis Musevi olmam mi?

Ne yaptim ki yazdiklarim ciddiye alinmiyor?

Saniyorsaniz bu ermeni meselesi yanliz müslümanlari ilgilendirir diye ozaman yanlis siniz.
Bu savasda Musevide yeterice kadar kat edidildi ve inanilmaz bir sekilde can verdi Vataninini ve insanlarini korumak icin!

Siz bu konuyla simdi ilgilenmege baslamissaniz ben bu konuyla kücüklügümden beri mecbur kaldim baba tarafimdan ilgilenmege!

Saygilar,

Ernes

Refa
22.06.05, 21:00
Ernes,

sacmala lütfen. DVD yardim cagrin icin sana tesekkür borcluyuz - ki demek ki arkadaslarin gözüne carpmamis, sana siparis verilmemis.
Ama bu durumun senin tarafindan özellestirmen hic de uymuyor.

Hele Musevilik acisindan giris - olmayak is.
Sen yazdigin gibi tarihimizi kücüklügünden beri incelemekteysen, en iyi bilenlerimizden olmalisindirki, biz Musevi kardeslerimizi sever ve sayariz. Türkiyemizin kurtulus ve kurulus günlerindeki Musevi inancli kardeslerimizin payi yoksa yok olacak kadar mecbur bir parcadir.

Saygilar ve hürmetler ederim

Refa

dertli4u
22.06.05, 21:01
Kusura bakmayain ama burda Esek anirmiyor burda ve baska thread'lerde kac gere size post etdim "Sari Gelinin" asil 6 bölümlük belgeseli Türkiyede DVD olarak satildigini.
Hata üc hafta önce yazdimki size isteyene 2 DVD icinde olan DVD'yi Ankaradan siparis edin getiririm diye ve kimse cevap yazmadi.
Dünde aynisi yaziyorimki size bende DVD'isi var size kobyalarim ama bazilari burda duymamaslikdan geliyor.

Nedir Probleminis Musevi olmam mi?

Ne yaptim ki yazdiklarim ciddiye alinmiyor?

Saniyorsaniz bu ermeni meselesi yanliz müslümanlari ilgilendirir diye ozaman yanlis siniz.
Bu savasda Musevide yeterice kadar kat edidildi ve inanilmaz bir sekilde can verdi Vataninini ve insanlarini korumak icin!

Siz bu konuyla simdi ilgilenmege baslamissaniz ben bu konuyla kücüklügümden beri mecbur kaldim baba tarafimdan ilgilenmege!

Saygilar,

Ernes

enes

kardesim, hele dur heyecanlanma..

1-sari gelin dvd si ile ilgili olarak, bu belgeseli yayinlayan firmadan temin ettik..ankarada hazir bekliyor..bir gelenle getirtecegim..ve isteyen arkadaslara göndermeyi düsünüyorum.

2-buradaki müzik marketlerden satin alinmasi icin de, arkadaslara tavsiye ediyoruz..ne kadar cok talep olursa, perakendeciler o kadar fazla alip, raflarina koyarlar ve daha cok insana ulasmis olur.

3-enes, ermeni meselesi ile ilgilenmeye ben de cok önceden basladim..dedesini ermeni eskiyalarin öldürdügübir insanim.

4-senin yazdiklarini niye ciddiye almiyalim..ama kopye etmene taraftar degiliz..(yukardaki 2 nolu cevabi oku)

5-senin musevi olman degil, türkiyenin vatandasi olman önemlidir..türkiyeyi vatan bilen herkes, bizim gözümüzde aynidir..

yeterli aciklama yaptigimi umuyorum..

Ernes
22.06.05, 21:53
Iste simdi rahatladim!

Bende Insanim ve benimde Refa arkadasim yanlisliklarim var.
Ama son zamandir kendi Vatanim insanlarindan bazi kötü tebkiyi gördükden sonra bir bosluga düsdüm.
Senin ve dertli4u arkadasin yazdigini maalesef bazi vatandaslarimiz bilmiyor
daha cok genclerimiz ve bazi noktalardan kötü bir tebki görüyorum Almanyada.

Hepimiz ayni Vatanin cocuklariyiz ve yüzyilardir elele vermis problemsiz beraberligimizi sürdüriyoruz.

Biz kedimizi gayri Müslüm olsak bilene yine asil Türk diye görüyoruz ve bunu hicbir sey degistirmeyecek!

dertli4u
22.06.05, 21:59
Iste simdi rahatladim!

Bende Insanim ve benimde Refa arkadasim yanlisliklarim var.
Ama son zamandir kendi Vatanim insanlarindan bazi kötü tebkiyi gördükden sonra bir bosluga düsdüm.
Senin ve dertli4u arkadasin yazdigini maalesef bazi vatandaslarimiz bilmiyor
daha cok genclerimiz ve bazi noktalardan kötü bir tebki görüyorum Almanyada.

Hepimiz ayni Vatanin cocuklariyiz ve yüzyilardir elele vermis problemsiz beraberligimizi sürdüriyoruz.

Biz kedimizi gayri Müslüm olsak bilene yine asil Türk diye görüyoruz ve bunu hicbir sey degistirmeyecek!

türkiyede yasayan museviler, zaten kendilerini, türk vatandasi olarak görürler.

hatta, israile yerlesmek üzere gidenler, halen istanbulda yasar gibidirler..ve türk yemegi yapar türk müzigi dinlerler...

uluslararasi arenada, en büyk destek, musevi lobisinden gelir...

elbette, anlasamadigimiz noktalar da vardir..ama, kiminle yok ki?

mkader
04.08.05, 10:48
http://www.zaman.com.tr/?hn=198742&bl=haberler&trh=20050804&yn=

Türkiye’nin AB üyeliğine en muhalif ülke konumundaki Fransa, sözde Ermeni soykırımı iddialarının dünyadaki en büyük savunucularından. Ermeni diasporasının merkezinde yer alan Fransa, soykırım iddialarını yıllardır gündeminden düşürmüyor.

Fransa ve soykırımı kabul eden diğer ülkeler, Türkiye’nin konuyu ‘tarihçiler tartışsın’ tezine sıcak bakmıyor. Osmanlı arşivleri ‘taraflı’ bulunuyor. Bu yaklaşım üzerine Osmanlı arşivlerini kamuya açan Türk Tarih Kurumu (TTK) Fransız, İngiliz, Rus ve Amerikan arşivlerinde de bir yıla yakın süren bir araştırma yaptı.

Geçtiğimiz günlerde sona eren proje çerçevesinde ilk olarak Fransa’dan getirilen belgelerin derlenmesi kararlaştırıldı. Fransız diplomatik belgelerinin birçoğunda Ermenilerin Osmanlı içinde yaptığı katliamın yazışmaları ortaya çıktı. Fransızların gizli belgelerinde tehcir (göç) kararından çok önce Ermenilerin ayaklanma faaliyetleriyle, suikastlar düzenlenerek Müslüman halk arasında panik oluşturulması planlarından bahsediliyor. Fransa Dışişleri Bakanlığı’yla yapılan bir yazışma belgesinde Ermenilerin Enver ve Talat Paşa’yı öldüreceği ve bunun İtilaf devletleriyle ilişkili olarak gerçekleştirileceği bilgisine yer veriliyor. Çalışmanın koordinatörlüğünü yürüten TTK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun belgelerle ilgili olarak, “Bu konu tarihçilerden oluşan bir komisyonda tartışılsın fikrimize neden yaklaşmadıkları ortaya çıkmıştır.” yorumunda bulunuyor.

TTK’nın yaptığı araştırma sonucu fotokopileri çekilerek Fransa’dan Türkiye’ye getirilen belge adedi 479. Diplomatik belgelerin birçoğu ‘gizli’ ibaresi taşıyor. 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı’nın Ermenilerle yaşadığı soruna dışarıdan bir gözle bakma fırsatı veren belgeleri TTK üç cilt haline getirerek yayınlayacak. Orijinali ve Türkçesi ayrı ayrı yayınlanacak olan belgeler tehcir öncesi ve tehcir sonrasına ışık tutar nitelikte. Osmanlı içinde ayaklanan Ermenilerle Fransızların silah ve mühimmat alışverişi de Fransız arşiv belgelerinde mevcut. Ermenilerin Osmanlı içinde yaptıklarını en iyi özetleyen belgelerden biri Rusya’nın Paris büyükelçiliğinden Fransa Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen “Van bölgesinde Ermeniler tarafından yaklaşık 6 bin insanın öldürülmesinin” anlatıldığı 14 Mayıs 1915 tarihli yazışma. 8 Mayıs 1915 tarihli Fransa Dışişleri Bakanlığı’na çekilen bir başka telgrafta ise İtilaf devletlerinin Ermenileri ‘kullandığı’ görülüyor. Belgede “Van’da Ermenilerin ayaklanarak birçok Müslüman ve memuru öldürdüğüne” yer veriliyor.

Uluslararası arşiv çalışmalarıyla ilgili yaptıkları çalışmaları Zaman’a açıklayan Halaçoğlu, soykırım konusunda Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışan ülkelerin birçoğunun 1. Dünya Savaşı sırasında Ermenileri kullandığını iddia ediyor. Elde ettikleri belgelerle bunların kanıtlandığını savunan Halaçoğlu, “Osmanlı arşivlerine göre Ermenilerin Müslüman halk üstünde yaptığı katliamları biz daha önce açıkladık. İşte farklı ülkelerden getirdiğimiz bu belgeler de bu katliamları tasdikliyor. Osmanlı’nın tehcir kararı almasını getiren süreçte Ermenilerin ayaklanmaları, katliamları ve planları bizzat Fransızların kendi belgelerinden de görülebilmektedir.” diye konuşuyor.

Ermeni ayaklanması
14 Mayıs 1915’te Rusya’nın Paris Büyükelçiliği’nden Fransa Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen yazı şöyle: “Sazanov’un Iswoybky’ye yolladığı telgrafa göre, Van Ermeni kolonisi tarafından yollanan habercinin elbisesinde dikili olarak Tiflis Ermenilerine getirdiği mektuba göre: “Van bölgesinde Ermeniler tarafından yaklaşık 6.000 insanın öldürüldüğü, Van ve Çatak savunmasının devam ettiği, top mermilerinin Van’da fazla hasara neden olmadığı, çok geç olmadan acilen yardım gerekliliği.” Bu mektubun tarihi 28 Nisan’dır. Rusya’nın Paris ve Londra büyükelçilikleri yukarıdaki bilgileri iki kabineye iletmekle görev bilir.” 8 Mayıs 1915 tarihli Seon imzalı telgrafın Selanik’ten Fransa Dışişleri Bakanlığı’na çekiliyor. Telgraf metni şöyle: “Van’da Ermeniler ayaklanarak Müslümanları ve memurları öldürmüşler. Belediyenin bulunduğu hanı dinamitle havaya uçurmuşlar ve 16 gün boyunca şehre el koymuşlardır. Olaylardan sonra Erzurum’dan yollanan birlikler şehri geri almışlar ve Ermenileri öldürmüşlerdir. Bu olaylar sonucu İstanbul’da 2.500 ileri gelen Ermeni tutuklanmıştır. Evlerinde yapılan aramalarda çok sayıda bomba ve doküman ele geçirilmiştir. Kabul etmek gerekir ki Ermeni devrimci derneklerinin niyeti, İtilaf devletleriyle ilişkili olarak Enver ve Talat Paşa’yı öldürmek ve dinamit kullanarak suikastlarda bulunarak Müslüman halk arasında panik yaratmaktır.”

Der Schakal
04.08.05, 13:23
Kann das mal jemand übersetzen?

Danke! ;)

Undzwar geht es grob um folgendes (habe versucht einiges zusammenzufassen und einiges versucht zu übersetzen):

Frankreich, dass gegen einen EU-Beitritt der Türkei ist hält den angeblichen Völkermord an den Armeniern weiterhin auf der Tagesordnung und ist einer der größten Völkermord-Thesen Verfechter. Zugleich der Sitz einer starken armenischen Lobby.
Zudem betrachtet Frankreich den Vorschlag der Türkei zu einer internat. Historikerkomission nicht warmherzig und befindet die osmanischen Dokumente für "einseitig".

In den letzten Tagen ging die Forschung, der Türkisch Historischen Gesellschaft(www.ttk.org.tr (http://www.ttk.org.tr)), in den französischen Archiven zu Ende.

Dort wurden geheime Dokumente (auch mit der Aufschrift "Geheim") gefunden die besagen, dass lange vor der Umsiedlung der Armenier, pläne der Armenier für Aufstände existierten und pläne dafür existierten Moslems zu massakrieren und Panik im Volk zu verbreiteten.

Im Auswärtigen Amt Frankreichs ist ein Dokument aufgetaucht, dass beweist das die Armenier Enver und Talat Pascha ermorden wollen und dies was mit den Entente Mächten zu tun hat.

Die Türkisch Historische Gesellschaft hat 479 Dokumente kopiert und in 3 Büchern veröffentlicht, sowohl in französisch, als auch in türkisch.

Die aufständischen Armenier im Osmanischen Reich hatten auch einen ankauf an Waffen und notwendigen Kriegsgerät mit den Franzosen, diesbezüglich gibt es auch Dokumente in den franz. Archiven.

Ein Dokument das die Aufstände der Armenier sehr gut zeigt ist der von dem damaligen russische Botschafter in Paris zum franz. Auswärtigen Amt geschickte Nachricht vom 14.Mai 1915 in dem er sagt" "Im Gebiet von Van wurden ca. 6000 Menschen von armenischen Aufständischen ermordet"

In einem weiteren Dokument, vom 8.Mai, steht das die Armenier von den Entente-Mächten "benutzt" werden. Zudem nimmt in dem Dokument folgende Nachricht einen Platz:"Mit dem Aufstand der Armenier wurden viele Moslems und Beamte ermordet".

Mit der Forschung in Archiven rund um die Welt zeigt sich das viele Länder die die Türkei in die Enge treiben wollen die Armenier benutzt haben. Halacoglu sagt folgendes: "Das die Armenier massakrierungen an Moslems begangen haben, haben wir schon längst durch osmanische Dokumente bewiesen. Hier sind Dokumente die wir aus unterschiedlichen Ländern gebracht haben die das gleiche Aussagen. Das die Osmanen das Umsiedlungsgesetz erst nach Armenischen Aufständen, massakern durchgesetzt wurde, und das es Pläne dafür gab kann man in franz. Archiv nachlesen.


Armenische Aufstände (letzter Abschnitt):

(letzter Abschnitt wäre gut wenn man den richtig und komplett übersetzen könnte; falls das keiner macht werde ich es versuchen)

Der Schakal
05.08.05, 18:02
Armenischer Aufstand
Der vom russischen Botschafter in Paris am 14. Mai 1915 ans französische Auswärtige Amt geschickte Brief ist folgendermaßen:" Der von Sazanov an Iswoybyk geschickte Telegrafen zufolge, und der von der Seite der armenischen Kolonie geschickte Sprecher der an seiner Kleidung genähte (weiss net genau wie ich das übersetzen sollte) Tiflis Armenier gebrachten Brief zufolge: " In dem Gebiet um Van wurden ca. 6000 Menschen von armenischer Seite umgebracht, in Van und Catak geht die Verteidigung weiter, die Kanonen munition hat in Van nicht so viel Schaden gemacht und deswegen brauchen wir (die Armenier) dringend Hilfe"


Hier schonmal der erste teil...leider auch nicht so gut übersetzt...:(

Sahika26
27.12.05, 09:30
Unsre armenischen Mitmenschen haben die Dokumentation auch schon gesehen :lach:

Kommentare wie wir sie alle kennen:


http://www.armenien.am/thread.php?threadid=4547



:rolleyes:


und noch besser: :kafa:


http://www.armenien.am/thread.php?threadid=4488



Am schlimmsten finde ich die Bemerkung, Türken seien der Abschaum der Menschheit.
Ich finde das so etwas von unmenschlich, wenn man so einen Hass in sich trägt, wie diese Forumuser auf Armenien.at.
Ich habe bisher nirgends einen persönlichen Angriff auf Armenier in diesem Forum gelesen, der dieser Bemerkung gleich käme.

Traurig für diese Menschen, die so schreiben, hoffentlich frisst ihr Hass sie nicht auf.

Telli Baba
27.12.05, 09:56
Unsre armenischen Mitmenschen haben die Dokumentation auch schon gesehen :lach:

Kommentare wie wir sie alle kennen:


http://www.armenien.am/thread.php?threadid=4547



:rolleyes:


und noch besser: :kafa:


http://www.armenien.am/thread.php?threadid=4488



Am schlimmsten finde ich die Bemerkung, Türken seien der Abschaum der Menschheit.
Ich finde das so etwas von unmenschlich, wenn man so einen Hass in sich trägt, wie diese Forumuser auf Armenien.at.
Ich habe bisher nirgends einen persönlichen Angriff auf Armenier in diesem Forum gelesen, der dieser Bemerkung gleich käme.

Traurig für diese Menschen, die so schreiben, hoffentlich frisst ihr Hass sie nicht auf.

Sag mal, machst Du etwa Werbung für eine extremistische armenische Webseite? Sie sind sich ihrer Schuld bewußt und hassen deshalb die Türken. Sie werden es sich aber letztendlich irgendwann doch eingestehen, daß ziviliserte Menschen mit Dialog weiterkommen und nicht mit armenischem Verhalten. ;)

Sahika26
27.12.05, 11:49
Sag mal, machst Du etwa Werbung für eine extremistische armenische Webseite? Sie sind sich ihrer Schuld bewußt und hassen deshalb die Türken. Sie werden es sich aber letztendlich irgendwann doch eingestehen, daß ziviliserte Menschen mit Dialog weiterkommen und nicht mit armenischem Verhalten. ;)


Sag mal Telli, was hast Du an meinem Beitrag nicht verstanden? Steht es mir nicht frei, so etwas hier zu posten, passt es doch sehr gut zu dem Thema.

Ich persönliche hege absolut keinen Groll gegen Armenier, wieso sollte ich auch? Ich hege evtl. Groll gegen eine Person, die alle Türken als Abschaum bezeichnet. Dass darunter vlt. viele Armenier fallen, ist halt Pech.

Mir gehts auch nicht darum, dass die alle Türken so beschimpfen, sondern die Menschen die hinter dieser Nationalität stehen.

bigberta
22.05.08, 13:48
Ich sehe mir gerade den Film an, und ich frage mich, wenn schon ich verärgert über diese Passage gestolpert bin, wie es denen geht, die mit diesem Film überzeugt werden sollen.
Sorry, Leute, ich habe mich sehr gründlich mit den "Landeseigenen Truppen beschäftigt, zu denen nach dieser Lesart auch "muslimische Nazis", "Azeri-Nazis", "Usbek-Nazis" und "Turk-Nazis" (http://de.wikipedia.org/wiki/Turkistanische_Legion) gehörten, wenn man sich diese Begrifflichkeit denn zu Eigen macht. Da gab es zum Beispiel den "Sonderverband Bergmann", (http://de.wikipedia.org/wiki/Sonderverband_Bergmann) . Hier (http://de.wikipedia.org/wiki/Sonderverband_Bergmann) ist das Buch darüber.
In diesem Buch:

↑ Joachim Hoffmann: Die Ostlegionen 1941 - 1943 - Turkotartaren, Kaukasier, Wolgafinnen im deutschen Heer, Freiburg/ Breisgau 1976
kann man die Geschichte der Turk-Soldaten der Wehrmacht nachlesen.
Hier (http://pl.wikipedia.org/wiki/Abdurahman_Ali_oglu_Fatalibejl i) ist, leider nur in Polnisch, der Lebenslauf des aserbaidschanischen Majors Abdurrahman Ali oglu Fatalibejli, der nach dem Krieg in München zur CIA/Radio Free Europe ging.
Mag sein, daß ein Teil dieser Armenier auf dem Nazi-Trip war, aber sich steinbruchartig sowas um die Ohren zu hauen, halte ich persönlich für kontraproduktiv, denn dann kommt der Mufti zurückgeflogen. Es ist bekannt, daß den Sonderverband Bergmann unter seinem Chef, Theodor Oberländer, Judenmassaker vorgeworfen wurden, doch es waren genügend dieser Soldaten, die ihre Heimat von Stalin befreien wollten. Den Muslimen war versprochen worden, sie würden ihre Moscheen wieder eröffnen dürfen.

Die meisten dieser Soldaten wurden übrigens mittlerweile, genau wie einer ihrer profiliertesten Kommandeure (http://de.wikipedia.org/wiki/Oskar_Ritter_von_Niedermayer), Oskar Ritter von Niedermayer, von den Gerichten der Russischen Föderation rehabilitiert.

Schade...

PSYCHO
22.05.08, 17:26
Ich habe gerade eben diese Dokumentation angeschaut.

Zunächst einmal sehr gut und sehr interessant gemacht, das ist das eine.

Ich frage mich nur eine einzige Sache, wenn die Historiker, Professoren und Schriftsteller von verschiedenen Ländern Beweise haben, Unterlagen haben, Original Dokumente haben, das beweisst, das die Türken KEIN Völkermord an den Armeniern begannen haben, wieso hat dann die französische und die deutsche Regierung diesen "Vorfall 1915-1917" als Völkermord an den Armeniern im Parlament anerkannt ?

Ich werde das Gefühl nicht los, das die Entscheidung der beiden Regierungen EINSEITIG statt gefunden hat. Wo ist die andere Seite, nämlich die der Türken ?
Gehören zu einem "Problem" oder einer Sache nicht mindestens 2 Parteien !!!
Türken haben die Archive geöffnet, jeder kann da rein (siehe Dokumentation), auch Armenier, es gibt keinerlei Probleme - und wieso öffnen die Armenier nicht ihre Archive ? Der Italienische Professor (siehe Film), der kommt nicht in die Archive von den Armeniern rein !!! Wieso nicht ?

Wieso wird den kleinen Kindern in der Schule von vorne herein eingetrichtert, das die Türken schrecklich und böse sind und das die Türken lügen und die Türken morden und die Türken das Leid über die Armenier gebracht haben ? Wieso versaut man diesen Kindern / Jugendlichen mit den Lügen (inzwischen liegen zahlreiche Beweise vor, das das tatsächlich Lügen seitens der Armenier sind) die Kindheit und die Persönlichkeit ? Wo bleibt da die freie Entwicklung dieser Kinder ?

Ich sage nur Stichwort "Lobbyarbeit der Armenier", sie findet in manchen Ländern Nahrung und Anerkennung ohne Ende. Gute Arbeit liebe armenische Lobby !!!

Was muss ich tun, um der Bundeskanzlerin Frau Doktor Angela Merkel diese Dokumentation zukommen zu lassen ? Aber wahrscheinlich hat sie gar keine Zeit für so eine Dokumentation, da die ganze Sache vom Bundestag abgesegnet ist, und zwar als Genozid gegenüber den Armeniern !!!

Frau Dr. Angela Merkel, als deutscher Staatsbürger (Sie sind schließlich auch meine Bundeskanzlerin und ich bin ein Steuer zahlender Bürger der Bundesrepublik Deutschland) fordere ich Sie höflich aber bestimmt auf, dieses Dokument bzw. diesen Link unbedingt anzuschauen !!! (Aber Sie hat viel wichtigere Dinge zu erledigen, für so einen armen kleinen deutschen Staatsbürger hat Sie leider keine Zeit, Sie ist eine viel zu beschäftigte Frau !!! )

Aber Zeit dafür finden, die ganze Sache als Genozid zu deklarieren, das haben wir gern !!!

Yabgu
24.05.08, 19:37
„Sari Gelin“ auf Youtube ansehen.
Wegen der 10min. Limit bei Youtube habe ich den Video in 8 Teile geteilt.

WSZvNlrmlTo

cf9hZorOaCo

RzN9WOLnBbg

2fBaGLbLk18&feature=channel_page

uv9ns1JpRXg

0dTu_IR3-hA&feature=channel_page

AG4Jqe25pHA

0QC_KAuyYUo

_Tatar_
07.07.08, 17:00
Wenn ich in der Öffentlichkeit mich zum angeblichen Völkermord äußere und sage, dass es keinen gab, kann dann anschließend ein Verfahren gegen mich aufgenommen werden?

carekanli
07.07.08, 17:31
Wenn ich in der Öffentlichkeit mich zum angeblichen Völkermord äußere und sage, dass es keinen gab, kann dann anschließend ein Verfahren gegen mich aufgenommen werden?

in frankreich und der schweiz sicher, da wird mit gesetzen sichergestellt das keine andere meinung zu diesem thema aufkommen/disskutiert oder entwickelt wird.
freie meinungsäusserung lässt grüssen :kafa:

Der Schakal
07.07.08, 18:55
Wenn ich in der Öffentlichkeit mich zum angeblichen Völkermord äußere und sage, dass es keinen gab, kann dann anschließend ein Verfahren gegen mich aufgenommen werden?

Nein. Mach dir keine Sorgen. Du darfst nur nicht "Völkermordlüge" sagen und implizieren das die anderen bewusst die Unwahrheit sagen.

Der Schakal
07.07.08, 19:18
in frankreich und der schweiz sicher, da wird mit gesetzen sichergestellt das keine andere meinung zu diesem thema aufkommen/disskutiert oder entwickelt wird.
freie meinungsäusserung lässt grüssen :kafa:

IN Frankreich und der Schweiz kannst du auch sagen was du willst. Du musst es nur wissenschaftlich begründen können. Dazu hatte Derya Hoca schon etliches geschrieben.

deryatulga
07.07.08, 21:32
in frankreich und der schweiz sicher, da wird mit gesetzen sichergestellt das keine andere meinung zu diesem thema aufkommen/disskutiert oder entwickelt wird.
freie meinungsäusserung lässt grüssen :kafa:

Es kommt darauf an, wie du es formulierst und vor allem, wie du hinter deinen Äusserungen stehst. Ansonsten ist es durchaus möglich, im Strafparagraphengestrüpp den Kopf zu verlieren!

Mutlu
08.07.08, 00:19
in frankreich und der schweiz sicher, da wird mit gesetzen sichergestellt das keine andere meinung zu diesem thema aufkommen/disskutiert oder entwickelt wird.
freie meinungsäusserung lässt grüssen :kafa:

offtopic:

kam letztens im Fernsehen; habt ihr gewusst, dass es in Frankreich einen Gesetz gibt, wonach man seinen Schwein nicht Napoleon nennen darf?

deryatulga
08.07.08, 01:52
offtopic:

kam letztens im Fernsehen; habt ihr gewusst, dass es in Frankreich einen Gesetz gibt, wonach man seinen Schwein nicht Napoleon nennen darf?

Mmm, dann sollten sie "Animal Farm" von Orwell auf INdex stellen!:think:

KökBöri
08.07.08, 07:32
Wenn ich in der Öffentlichkeit mich zum angeblichen Völkermord äußere und sage, dass es keinen gab, kann dann anschließend ein Verfahren gegen mich aufgenommen werden?

Den angeblichen "Völkermord an den Armeniern" kannst du in Deutschland leugnen,da passiert Dir nichts ist mit der Meinungsfreiheit abgedeckt.

In Deutschland ist nur das leugnen des Holocaust strafbar,nicht das leugnen einer Märchengeschichte der Armenier.

deryatulga
08.07.08, 10:57
Den angeblichen "Völkermord an den Armeniern" kannst du in Deutschland leugnen,da passiert Dir nichts ist mit der Meinungsfreiheit abgedeckt.

In Deutschland ist nur das leugnen des Holocaust strafbar,nicht das leugnen einer Märchengeschichte der Armenier.

Wenn du Begriffe wie "Märchengeschichte" "Lüge" oder "Verleumdung" benutzest, hast du sie auch zu beweisen. Ansonsten kriegst du Probleme mit der Justiz jedes Rachtstaates.

Wenn ich bestimmte Leute auf einer Skala von der "Nullität" bis "Oberignorant" einstufe, tue ich es, weil ich es vor jedem Gericht locker vertreten kann.

Übrigens, du scheinst gern ein Leugner zu sein. Einen besseren Beweis brauchen die Armenier auch nicht!

Mirage
08.07.08, 12:28
in frankreich und der schweiz sicher, da wird mit gesetzen sichergestellt das keine andere meinung zu diesem thema aufkommen/disskutiert oder entwickelt wird.
freie meinungsäusserung lässt grüssen :kafa:

offtopic:

kam letztens im Fernsehen; habt ihr gewusst, dass es in Frankreich einen Gesetz gibt, wonach man seinen Schwein nicht Napoleon nennen darf?

Ja, ja, dieses Gerücht kursiert schon seit einer Weile auf dem Web, und wenn nun die neuen Wissensgötter des Fernsehens es sagen, wird es wohl stimmen!

Diese Behauptung kommt allen Anscheinen nach aus England, allerdings wird nie eine nachprüfbare Quelle geliefert.

Dabei ist weder auf dem offiziellen Gesetzesportal Frankreichs „Légifrance“ noch in älteren Gesetzesbüchern ein solches Gesetz zu finden.
Es ist natürlich durchaus denkbar, dass im 19. Jahrhundert irgendein Bürgermeister oder Präfekt eine solche Verfügung erlassen hat und dass sie nun total verstaubt und vergessen in einem Keller friedlich ruht. Daraus wird aber noch lange kein auf nationaler Ebene gültiges Gesetz!


Und zum x-ten Mal: es gibt in Frankreich bisher kein Gesetz, dass die Leugnung des sog. armenischen Genozids unter Strafe stellt.
Aber was nicht ist, kann ja noch werden! Manche scheinen sich regelrecht danach zu sehnen!

Proud_to_be_Arabic
16.11.08, 12:00
Pah
Ich bin weder Armenier,Kurde noch Türke, aber erkenne an dem Video, dass die FOrscher entweder unter Türkischem Einfluß waren, in der Türkei Studiert haben, für die Türkei arbeiten oder Sympathien für die letzteren aufzeigen...
Somit ist diese Dokumentation nicht gültig, da es keine Neutralen Quellen, wie die von Johannes Lepsius, gibt..

hier eine etwas Neutralere Quelle, die zwar aus Frankreich stammt, jedoch nicht durch Professoren, die mit Armeniern Sympathisieren zusammengestellt ist:

http://video.google.de/videoplay?docid=12229785463602 16081&ei=BP0fSbmyFp722wKRk_GyCw&q=Armenier+V%C3%B6lkermord&hl=de

deryatulga
16.11.08, 12:13
Widerspruch in sich ...
Den erwiesenermaßen Antisemiten und Manipulierer Lepsius als neutral zu bezeichnen ist schon sehr verhohlen. Mit Verlaub ...

Ja ein neutraler deutscher Geheimdienstler, der stets für zuverlässige Partner des deutschen Kolonialismus im Nahen Osten Ausschau hielt. Übrigens in der Originalversion von "Sari Gelin" kommt jedes erdenkliche Maul zu sprechen, das en passant bemerkt!

Dicle
16.11.08, 12:20
es wird nie eine neutrale Quelle geben. Menschen stehen doch immer wieder unter irgendeinem Einfluss...
ich traue ja auch nie dem, was wir im geschichtsunterreicht lernen.

Ein Beispiel:
Meine Mutter sagt immer: "Bei der Türkenbelagerung waren die Osmanen am Anfang die Mehrheit, aber als die ÖSterreicher Verstärkung bekamen, hatten die OSmanen eine kleinere Besatzung als die Österreicher.
In wikipedia lese ich doch, dass das osmanische Heer größer war...
also werde ich wohl nie wirklich wissen, was sich da wirklich zugetragen hat

yücel
16.11.08, 12:21
Pah
Ich bin weder Armenier,Kurde noch Türke, aber erkenne an dem Video, dass die FOrscher entweder unter Türkischem Einfluß waren, in der Türkei Studiert haben, für die Türkei arbeiten oder Sympathien für die letzteren aufzeigen...
Somit ist diese Dokumentation nicht gültig, da es keine Neutralen Quellen, wie die von Johannes Lepsius, gibt..

hier eine etwas Neutralere Quelle, die zwar aus Frankreich stammt, jedoch nicht durch Professoren, die mit Armeniern Sympathisieren zusammengestellt ist:

http://video.google.de/videoplay?docid=12229785463602 16081&ei=BP0fSbmyFp722wKRk_GyCw&q=Armenier+V%C3%B6lkermord&hl=dedemnach sind die deutschen Lepsius-Forscher mehr oder weniger dem Inzest unterworfen, dem sie sich hingeben :lach:
Wollen sie ihn doch auf biegen und brechen decken, im wahrsten Sinne des Wortes :intelligenz:

hürvetek
16.11.08, 12:40
Pah
Ich bin weder Armenier,Kurde noch Türke, aber ....

vmtl. ein Araber mit Syrischer Abstammung und dazu noch ein Kopte....
mit türkischer Staatsbürgerschaft.

und willst jetzt mal richtig hier aufmischen...oder was ist dein anliegen?

Mirage
16.11.08, 17:18
Pah
Ich bin weder Armenier,Kurde noch Türke, aber erkenne an dem Video, dass die FOrscher entweder unter Türkischem Einfluß waren, in der Türkei Studiert haben, für die Türkei arbeiten oder Sympathien für die letzteren aufzeigen...
Somit ist diese Dokumentation nicht gültig, da es keine Neutralen Quellen, wie die von Johannes Lepsius, gibt..

hier eine etwas Neutralere Quelle, die zwar aus Frankreich stammt, jedoch nicht durch Professoren, die mit Armeniern Sympathisieren zusammengestellt ist:

http://video.google.de/videoplay?docid=12229785463602 16081&ei=BP0fSbmyFp722wKRk_GyCw&q=Armenier+V%C3%B6lkermord&hl=de


Und warum, bitte schön, soll diese ARTE-Dokumentation neutral(er) sein?
Würdest Du die Entstehungsgeschichte dieser ARTE-Dokumentation kennen, wüßtest Du, dass sie alles andere als neutral sein kann!

Yabgu
24.12.08, 13:52
SARI GELIN (6 Bölümlük Full Türkçe Versiyonu)

1) YüzYilin Kan Davasi!
http://video.google.com/videoplay?docid=15436636907058 27651

2) Suikastlara cikarilan Kimlik!
http://video.google.com/videoplay?docid=70588796787739 80090

3) Sessiz tanik Arsivler!
http://video.google.com/videoplay?docid=-8789433062070864560

4) Katliama cikarilan Vize
http://video.google.com/videoplay?docid=-2723922075702613897

5) Kader Birligi
http://video.google.com/videoplay?docid=16550351641200 54719

6) Dostlugu Yeniden Hatirlamak
http://video.google.com/videoplay?docid=-6537953753821147248

Not:
Videolari indirmek isteyenler linkleri bu siteye http://keepvid.com/ yapistirip .flv formati olarak bilgisayara indirebilirsiniz.

Nettelbeck
24.12.08, 17:06
Komplette Dokumentation (deutsche Version)
http://video.google.de/videoplay?docid=88338626817438 80519&hl=de (http://video.google.de/videoplay?docid=88338626817438 80519&hl=de)


Meine Stellungnahme zu dem Film findet sich u.a. in:

http://www.politikcity.de/forum/showpost.php?p=572991&postcount=134

deryatulga
17.02.09, 16:14
Zorunlu açıklama
Tarih Vakfı
Kaynak: Özel-D. KahyaoğluYer: İstanbul
Tarih: 17.2.2009

Zorunlu açıklama
17.02.2009
Tarih Vakfı olarak, aşağıda belirtilen tebligatın Türkiye genelinde ilköğretim okullarına gönderildiğini üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

“Bilgi:
Tarih: 29.01.2009

İlgi: a) İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 25/06/2008 tarih ve 2399/67435 sayılı yazısı
b) İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 23/01/2009 tarih ve 18.79/332/8964 sayılı yazısı

İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün İlgi (a) yazısı ile gönderilen Genel Kurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını konu alan "Sarı Gelin - Ermeni Sorununun İç Yüzü Belgeseli" DVD'leri okullarınıza dağıtılmıştı.

İlgi (b) yazı gereği; söz konusu gönderilen DVD'lerin okulunuz öğrencilerine uygun görülen saatlerde izlettirilmesini, sonuç raporlarının 27 Şubat 2009 Cuma mesai bitimine kadar Müdürlüğümüz Kültür Bölümü’ne gönderilmesini rica ederim.”

Ermeni Sorunu Türkiye’nin hassas bir meselesidir. Bu sorun halen gerilimler üreten güncel bir konudur. Hassas konulara yaklaşımın, özellikle eğitim alanı söz konusu olduğunda konunun nezaketine uygun yöntemlerle yapılması gerekir. İlköğretim öğrencilerinin izlemesinin şart koşulduğu Sarı Gelin belgeseli tüm bilimsellik iddialarına rağmen “bilimsel” değildir. Aksine, bir propaganda filmi olarak değerlendirilmesi gereken bu belgesel toplumda zaten var alan “Ermeni” düşmanlığını ve ayrımcılığı körükleyen diliyle kin ve nefret tohumları saçmaktadır. Bu açıdan belgesel her şeyden önce temel “insan hakları” ilkelerini ihlal etmektedir.

Bu tür yayınlar, özellikle ilköğretim öğrencileri söz konusu olduğunda, toplum içinde geri dönülmez yaralar açar. Bizden olmayana karşı gösterilen düşmanca tavırların ‘haklı gerekçeleri’, bu belgesellerde ileri sürülen, seçilmiş, yönlendirici, sözde argümanlar aracılığıyla inşa edilmektedir. Filmi izleyen küçükler, öğrenciler, ileri sürülen iddiaları saf bir gerçeklik olarak algılayacaklardır. Bu uygulamalar öncelikle pedagojik açıdan yanlıştır. Eğitimi, güncel siyasetin yetişkinleri bile zorlayan tartışmalarının içine hoyratça ve bu şekilde çekmek, temel eğitimi kaba bir endoktrinasyonun aracı olarak görmek, çağdaş eğitim anlayışının çoktan geride bıraktığı totaliter rejim göstergeleridir. Eğitimde pedagojik yanlışlıklara geçilmemesi gerekli “kırmızı hat” olarak, kesinlikle yapılmaması gereken uygulamalar olarak bakmak gerekir.

MEB’in, “Genel Kurmay” çıkışlı bu belgeseli kendi elleriyle okullara göndermesi, izlettirilmesini istemesi, üstelik izlettirilip izlettirilmediğine dair rapor istemesi de bu açıdan ayrıca düşündürücüdür. Ve en önemlisi, söz konusu belgeseli izlemesi gereken okullar arasında azınlık okulları, özelde Ermeni okulları ve daha da vahimi çoğunluk okullarında Türk arkadaşlarıyla birlikte okuyan Ermeni çocuklar vardır. O okullarda okuyan Ermeni öğrencilerin ve ailelerinin psikolojik olarak kendilerini nasıl hissedecekleri hiçbir şekilde dikkate alınmamıştır. Benzer bir uygulama “Gazze Olayları” nedeniyle okullarda yapılması istenen saygı duruşu ile de gündeme gelmiş, orada da Musevi çocukları ile empati kurulmamış, ruhsal olarak nasıl bir çöküntü yaşayacakları hiçbir şekilde umursanmamıştı.

İnanç farklılıklarına rağmen tüm bu çocuklar ve onların aileleri bu ülkenin eşit haklara sahip vatandaşlarıdır. MEB'den, bütün bu hassasiyetleri dikkate alan uygulamalarla gündeme gelmesi beklenir. Güven ortamı ancak bu tarz bir vatandaşlık anlayışına uygun eğitim pratikleri ile yaratılabilir. Toplumsal barışın inşa edilmesi ancak böyle mümkün olabilir. Zedelenmiş çocuk beyinleri toplumsal barışın kurulması önünde engel oluşturur. Tarih, bu gibi kalıcı hasarların temizlenmesinin çok zor olduğunu gösteren örneklerle doludur.

Son dönemde bu tarz uygulamalarla gündeme gelen Milli Eğitim Bakanı, kamuoyuna, bu uygulamaların çağdaş pedagojik ilkeler ve vatandaşlık hakları açısından nasıl temellendirilebildiğini gerekçeleriyle açıklamak zorundadır.

Kuruluşundan bu yana eğitim alanında bu ilkelerin kararlı savunuculuğunu yapan Tarih Vakfı olarak mevcut hükümeti demokratik bir toplum ve devlet anlayışının temel felsefesine uygun bir eğitim pratiğine yönelmeye çağırıyor, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan bu yanlış ve tehlikeli uygulamayı bir an önce durdurmasını talep ediyoruz.

Saygıyla duyururuz...

Tarih Vakfı Yönetim Kurulu

deryatulga
18.02.09, 20:43
Bakan Çelik DVD'lere el koydu
Kaynak: internethaber.com/
Yer: Türkiye
Tarih: 18.2.2009

"Sarıgelin-Ermeni Sorunu İç Yüzü" adlı belgesel MEB'te tartışma yarattı. Bakan Çelik, DVD'lerin dağıtımı yasakladı.
Milli Eğitim Bakanlığı tartışma yaratan ''Sarı Gelin-Ermeni Sorununun İç Yüzü'' isimli belgeselin DVD'sinin yardımcı eğitim materyali olarak öğretmenlere dağıtıldığını açıkladı. Bakanlık tartışmalar üzerine Çelik'in DVD dağıtımını durdurduğunu açıkladı.

Yapılan açıklamada, ''2003 yılında devletin ilgili mercilerince asılsız Ermeni iddiaları'' konusunda hazırlanan söz konusu belgeselin, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin oluşturduğu uzman bir heyet tarafından incelendiği belirtildi. İnceleme sonucunda belgeselin ''asılsız Ermeni iddiaları konusunda Türkiye'nin lehinde ve aleyhinde fikirlere sahip çok sayıda tarihçi ve bilim adamı ile kendi ülkelerinde görüşülerek yapıldığı ve bu konuda gerçeklerin anlaşılmasına yardımcı olabileceği görüşüne varıldığı'' vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Asılsız soykırım iddialarının zaman zaman Ermeni diasporası ve bazı lobiler tarafından yoğunlaştırılması üzerine konunun tarihi boyutuna değinen bu belgesel, eğitim materyali olarak 2008 yılı içinde Tarih öğretmenlerine yönelik olarak düzenlenen 3 hizmet içi seminerine konu edilmiştir. Bu seminerlerde öğretmenlerimiz materyalin eğitim açısından nasıl kullanabilecekleri hususunda bilgilendirilmişlerdir. Esasen bu doküman öğrenciler için değil, özellikle tarih öğretmenlerine yönelik hazırlanmıştır. Bazı yayın organlarınca iddia edildiği gibi Bakanlık merkez teşkilatının hiçbir resmi yazısında bu dokümanın tüm öğrencilere zorunlu olarak izletilmesi gerektiğine dair bir ifadeye de rastlanmamıştır.

Belgeselin DVD'si doğrudan ders aracı olarak değil, yardımcı eğitim materyali olarak eğitim kurumlarımızda öğretmenlerin yararlanabilmeleri için 4 Aralık 2007 tarihinde Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan'ın imzasıyla ilgili birimlere gönderilmiştir. Eğitim materyalinin kullanımı sırasında amacı aşan uygulamaların ortaya çıktığı anlaşıldığından bizzat Sayın Bakan tarafından meseleye el konulmuş, yarısı dağıtılan DVD'lerin diğer yarısının dağıtımı durdurulmuştur.''

deryatulga
18.02.09, 20:49
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Duyurusu: ÇOCUKLARIMIZA KİN VE DÜŞMANLIK AŞILAYAN “SARI GELİN BELGESELİ” GENELGESİ GERİ ÇEKİLSİN
Kaynak: İHD İstanbul Şubesi
Yer: İstanbul
Tarih: 18.2.2009

BASINA VE KAMUOYUNA
18.02.2009

ÇOCUKLARIMIZA KİN VE DÜŞMANLIK AŞILAYAN
“SARI GELİN BELGESELİ” GENELGESİ GERİ ÇEKİLSİN

Genelkurmayın hazırladığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir genelgeyle il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği, 1915 olaylarını konu alan `Sarı Gelin Ermeni Sorununun İç Yüzü` "belgeselinin" ilköğretim öğrencilerine izlettirilmesi ve sonuç raporlarının 27 Şubata kadar il milli eğitim müdürlüklerinin kültür bölümlerine gönderilmesini istediği bilgisi birçok basın-yayın organında haber olarak yer almasının ardından bazı okullarda bu isteğe uyularak DVD nin gösterimi yapılmaya başlanmıştır. Bu aşamada ortaya çıkan ve yüz kızartan bir gerçek; M.E.B talimatı ve okullar kanalı ile ilk okul çocuklarının zihinlerine düşmanlık ve şiddet aşılandığı gerçeği olmuştur. Bizler İnsan hakları savunucuları olarak barış içinde ve kardeşçe bir dünya için mücadele ederken karşılaştığımız bu durum karşısında M.E. B. ni insan hakları suçu oluşturan bu uygulamadan derhal vazgeçmeye , okul yönetimlerini ve öğretmenleri bu " belgesel"i öğrencilerine izletmeme kararı almaya , yine öğrenci velilerini bu uygulamanın durdurulması için Bakanlık ve okul yönetimleri nezdinde talepte bulunmaya çağırıyoruz.
Bu film 6-14 yaş arası yaklaşık yaklaşık 12 milyon çocuğa gösterilecek.

Uzmanlara göre ; Sözü edilen ‘belgesel’ çocukların duygusal ve zihinsel gelişmelerinde büyük tahribatlara neden olabilecektir.DVD'de toplu mezarlar, kemikler, kafatasları, ağlayan yaşlı insanlar ve onların ağzından anlatılan şiddet olaylarına yar verilmiştir. Bu filmi izleyen çocuklar anlatılanları saf bir gerçeklik olarak algılayıp zihinlerine yerleştirecek ve bunun sonucunda kalıcı düşmanlık ve kin duyguları geliştirebileceklerdir.
Yine Bu duygularla zihinleri zehirlenen çocukların gelecekte toplumsal barışın tesisinde de engel oluşturacakları da önemli tespitler arasındadır.
Bunun yanında tarihsel olarak tartışma konusu olan olaylar hakkında devletin militarist ve şoven resmi görüşünü sorgulamaksızın kabule zorlanan çocukların bilimsel ve özgür düşünme yetileri de sakatlanmaktadır.
Ermeni çocuklar için ise dışlanma ve ayrımcılığa uğrama hissi yaratacak. ve okullarda çeşitli uyum sorunlarının yaşanmasına yol açabilecek.

Bu "belgesel" Ermeni ve Türk halkı arasında kin, nefret ve düşmanlık duygularını tahrik etmekten, geleceğe taşımaktan başka hiç bir şeye hizmet etmemektedir.
Bakanlık benzer çalışmayı 14.Nisan 2003 tarihli genelgesi ile de hedeflemişti. O tarihte yapılan bu çalışmaya da karşı çıkmış ve genelgenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması için dava açmıştık. Bu gün karşılaştığımız bu durum ne yazık ki, devlet katında kafaların hala kin ve düşmanlık yaratmak amacını taşıdığını göstermesi açısından üzücü ve kaygı vericidir.
Bu genelge konusu film içerik olarak Anayasanın düşünce ve ifade özgürlüğünü tanımlayan maddelerine, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin "çocuk ifade özgürlüğü hakkına sahiptir...." diyen 132. maddesini, yine aynı sözleşmenin " çocuğun değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük ve dayanışma ruhu ile yetiştirilmesi gerekliliği"ni işaret eden giriş bölümü ve "eğitim insan kişiliğinin tam anlamıyla gelişmesini ve insan haklarına ve temel özgürlüklere saygının güçlendirilmesini sağlayacak, bütün uluslar, ırklar ve dinsel gruplar arasında anlayış ve hoşgörü ve dostluğu geliştirecek şekilde verilir " diyen İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 26. maddesini ihlal etmektedir.
Bizler İnsan hakları savunucuları olarak barış içinde ve kardeşçe bir dünya için mücadele ederken karşılaştığımız bu durum karşısında M.E. B. ni insan hakları suçu oluşturan, Anayasaya ve Uluslararası sözleşmelere aykırılık oluşturan bu uygulamadan derhal vaz geçmeye , okul yönetimlerini ve öğretmenleri bu " belgesel"i öğrencilerine izletmeme kararı almaya , yine öğrenci velilerini bu uygulamanın durdurulması için Bakanlık ve okul yönetimleri nezdinde talepte bulunmaya çağırıyoruz.
İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi

deryatulga
19.02.09, 15:04
taraf.com.tr

Tarih: 19.2.2009

Deliler ülkesi
Ahmet Altan - 19.02.2009

Osmanlı’da şehzadeler öldürülme korkusuyla yaşarlardı.
Hatta bir tanesini kapatıldığı yerden çıkarıp kardeşinin yerine tahta oturacağını söylediklerinde, kendine bir oyun yapıldığını sanıp, “ben taht istemiyorum,” diye bağırmıştı.
Aralarında çıldıranlar vardı.
Etrafınızdaki herkesin size “düşman” olduğunu, sizi gözetlediğini, sizi öldürmeğe hazırlandığını düşünerek yaşamak, sonunda insanı çıldırtır çünkü.
Bizim cumhuriyetimizde “şehzade” yok.
Biz, çocuklarımıza ve gençlerimize kafese kapatılmış şehzade muamelesi yapıyoruz.
Onlara sürekli olarak “bütün dünyanın bize düşman olduğunu” öğretip, onları kuşkucu, güvensiz, kendi ırkından başka herkesten nefret eden insanlar haline getiriyoruz.
Bunu da “vatanseverlik” adına yapıyoruz.
Son olarak biliyorsunuz “Sarı Gelin” skandalı patladı.
Okullarda öğrencilere, “Ermenilerin Türklere neler yaptığını anlatan” videolar gösteriliyordu.
Bütün bir nesli “Ermeni düşmanı” yapmak için inanılmaz bir çaba.
Sen bir milyondan fazla Ermeniyi öldür, Anadolu’dan Ermenilerin izini sil, mallarına mülklerine el koy sonra da “Ermeniler bize neler yaptılar” diye çocuklara videolar göster.
Türkiye’nin dışında yaşayan hemen hemen herkes Ermeni olaylarını biliyor.
İttihat Terakki Partisi’nin yöneticilerinin bilinçli bir şekilde soykırım uyguladığını biliyor.
Ermenilerin çektiği acıları biliyor. Bu gerçeği bilmeyen bir tek Türkler.
Şimdi siz, “Ermenilerin Türkleri öldürdüğünü” öğrenerek büyüyen çocukların ilerde dünyanın bildiği ve söylediği gerçeklerle karşılaştığında yaşayacaklarını düşünün.
Bütün dünyanın yalan söylediğini, bütün dünyanın kendisine ve ırkına düşman olduğunu sanacak.
Biz bu çocukları daha küçücük yaşta dünyadan kopartıyoruz.
Onların gerçeklerle ilişkisini kesiyoruz.
İnsanlık âlemiyle gençliğimiz arasında kurulacak köprüleri daha kurulmadan havaya uçuruyoruz.
Sanal bir kafeste yalanlarla eğiterek çıldırtıyoruz çocuklarımızı.
Bu tuhaf işi de Genelkurmay’ın yaptığı anlaşıldı.
“Sarı Gelin” isimli Ermeni düşmanı videoyu Genelkurmay alarak okullara dağıtmış.
Üstelik de Eğitim Bakanlığı’na haber vermeden.
Generaller her şeyi herkesten iyi bilirler ya, dünyaya düşman, gerçeklerden uzak bir gençlik yaratmanın Türkiye’nin geleceği için çok olumlu sonuçlar vereceğine iman etmişler.
Bir kuşağı kendi akıllarına göre çarpıtıyorlar.
O çocuklar büyüdüğünde biz çoktan gitmiş olacağız.
Onlar bambaşka bir dünyada yaşayacaklar.
Bütün gerçeklerin ortaya çıktığı bir dünyada.
Ve, biz miras olarak onlara kendi deliliğimizi bırakacağız.
Buna hakkımız var mı?
Yok.
Ama Genelkurmay’ın öyle hakla, pedagojiyle, tarihle, gerçekle bir ilgisi bulunmuyor, onun kafasında bir “Türk genci” imajı var, bütün çocukları o imajın içine sıkıştırmaya çalışıyor.
Allahtan skandal ortaya çıktı da Milli Eğitim Bakanı, o videoların okullardaki gösteriminin durdurulduğunu açıkladı. Tabii eğitimle ilgili tek sorunumuz Genelkurmay değil.
Bir de öğretmenlerimiz bulunuyor.
Eğitim-Sen’in Kayseri’deki başkanı “Hitler için helva” dağıtmış.
Bu Hitler hayranı adam bir öğretmen kuruluşunun başkanı.
Başkan olduğuna göre onu destekleyen epey de öğretmen yaşıyor ülkemizde.
Bu insanlar Hitler’e hayran.
Çocuklara da bu hayranlığı, ırkçılığı, faşizmi öğretiyorlar.
Yeryüzünün hangi ülkesinde Hitler hayranı bir öğretmen kitlesi vardır?
Yeryüzünün hangi ülkesinde faşizmini Hitler hayranlığına kadar götüren insanlara öğretmenlik yaptırılır?
Yeryüzünün hangi ülkesinde Hitler hayranlarına çocuklar teslim edilir?
Faşizmin, eğitimin içine böyle bıçak gibi girmesine nerede izin verilir?
Yan yana duran şu iki gerçeğe bir bakın.
Genelkurmay ve bir grup öğretmen Ermeni düşmanı, ırkçı, Hitler hayranı, faşist bir gençlik yaratmak için uğraşıyor.
Amaçlarına ulaşırlarsa ne olacak?
Bundan otuz yıl sonra, o günkü dünyada bu çocuklar nasıl yaşayacak?
O çocuklar o “fikir dünyalarıyla” bu ülkeyi nasıl yönetecekler?
Hepsi birer deli şehzade olacak.
Herkesin kendini öldürmeye çalıştığını düşünecek.
Dünya kendisine bir taht sunsa, bir iyilik yapsa, korkusundan bunu büyük bir kötülük gibi görüp reddedecek.
İletişimin bu kadar hızlandığı, ulaşımın bu kadar geliştiği bir çağda bu çocuklar kafalarındaki tuhaf fikirlerle ve inançlarla nasıl yaşarlar, nasıl bu dünyadan hak ettikleri mutluluğu ve refahı alabilirler?
Biz onları şimdiden yalnızlığa ve mutsuzluğa mahkûm ediyoruz.
Yerel seçimlerin sonuçları ne olursa olsun...
Kim iktidarda bulunursa bulunsun...
Çocuklarımızı delirttiğimiz sürece bu ülkenin bir geleceği olmaz.
Hem çocukları, hem geleceğimizi mahvederiz.
Bunu da “Türklük ve vatanseverlik” adına yaparız.
Bence, çocuklardan önce generallerle öğretmenleri eğitmemiz, Türklükle ırkçılığın, faşizmin aynı şey olmadığını anlatmamız gerekiyor.
Aksi takdirde, çocuklarımız büyüyüp dünyayı gördüklerinde, “ben mutluluk istemiyorum” diye bağıran deliler olacaklar.

deryatulga
19.02.09, 18:10
Mili Eğitim Bakanlığı Basın Açıklaması
Kaynak: T.C. Milli Eğitim Bakanlığı
Yer: Türkiye
Tarih: 19.2.2009

Basın Açıklaması

Bugünkü (19.02.2009) bazı basın yayın organlarında "Sarı Gelin- Ermeni Sorununun İç Yüzü belgeseli"nin Sayın Bakan'ın talimatıyla eğitim kurumlarına dağıtımının dün itibarıyla (18.02.2009) durdurulduğuna dair haberler gerçeği yansıtmamaktadır.

Konu ile ilgili uzman kurum ve kuruluşlar tarafından hazırlatılan adı geçen belgeselin, tarih öğretmenlerinin yararlanması amacıyla eğitim kurumlarına dağıtımı; uygulama esnasında amacı aşan bazı eylem ve söylemler ile alt birimlerdeki yazışmalarda işin anlamı ve ruhuna aykırı durumlar ortaya çıktığı anlaşıldığından, 2008 yılının Temmuz ayından itibaren Sayın Bakanımız tarafından durdurulmuştur.
Bazı basın yayın organları "Haberimiz üzerine dağıtım durduruldu" şeklinde verilen haberler bu yönüyle, tarih açısından gerçekle bağdaşmamaktadır. Yaklaşık 8 aydır söz konusu DVD'nin dağıtımıyla ilgili işlemler durdurulmuştur.

Kamuoyunun bilgisine sunulur.


Basın ve Halkla
İlişkiler Müşavirliği

Yigit Efe
19.02.09, 18:45
Mili Eğitim Bakanlığı Basın Açıklaması
Kaynak: T.C. Milli Eğitim Bakanlığı
Yer: Türkiye
Tarih: 19.2.2009

Basın Açıklaması

Bugünkü (19.02.2009) bazı basın yayın organlarında "Sarı Gelin- Ermeni Sorununun İç Yüzü belgeseli"nin Sayın Bakan'ın talimatıyla eğitim kurumlarına dağıtımının dün itibarıyla (18.02.2009) durdurulduğuna dair haberler gerçeği yansıtmamaktadır.

Konu ile ilgili uzman kurum ve kuruluşlar tarafından hazırlatılan adı geçen belgeselin, tarih öğretmenlerinin yararlanması amacıyla eğitim kurumlarına dağıtımı; uygulama esnasında amacı aşan bazı eylem ve söylemler ile alt birimlerdeki yazışmalarda işin anlamı ve ruhuna aykırı durumlar ortaya çıktığı anlaşıldığından, 2008 yılının Temmuz ayından itibaren Sayın Bakanımız tarafından durdurulmuştur.
Bazı basın yayın organları "Haberimiz üzerine dağıtım durduruldu" şeklinde verilen haberler bu yönüyle, tarih açısından gerçekle bağdaşmamaktadır. Yaklaşık 8 aydır söz konusu DVD'nin dağıtımıyla ilgili işlemler durdurulmuştur.

Kamuoyunun bilgisine sunulur.


Basın ve Halkla
İlişkiler Müşavirliği

Ermeniler 100 tane belgeser hazirlar, hükümetten zit cikmaz. Türkler bir tane belgesel cikarir, hükümet bu belgesel ermenilerin hosuna gitmiyor diye, okullardan kaldir. Pes yani

deryatulga
19.02.09, 18:58
Ermeniler 100 tane belgeser hazirlar, hükümetten zit cikmaz. Türkler bir tane belgesel cikarir, hükümet bu belgesel ermenilerin hosuna gitmiyor diye, okullardan kaldir. Pes yani

Yoo, o kadar cabuk pes etme bakalim! Henüz gencsin, daha neler ve de neler görüp isiteceksin Allah'in izniyle!:hallo:

AlGhazali
19.02.09, 19:49
Sari gelinnin almancasini izledim...bakalim hayrlisi neler olacak...

http://video.google.com/videoplay?docid=88338626817438 80519

deryatulga
19.02.09, 20:32
Devlet televizyonunda belki de 50 kere tekrarlandi, kimse bir sey demedi, simdi su riyakarliga bak. Üstelik burada acemice de olsa Ermenilerle bir uzlasma gayreti var, böyle devam ederse isimiz istir yani!

AlGhazali
19.02.09, 20:42
Ahmet Altan acaba nicin öyle yapiyor ? Kendiside bilir 1 milyon Ermeni (nicin Ermeniler gibi 1,5 Milyon demiyor?) olmadigi ölenlerin. Birde soykirim diyor. Ya müslüman Türklere olan neydi ?

Sari Gelinin milliyetciligi körükledigi fasistligi körükledigi inancini tasiyor. Korkmasina gerek yok genc insanlarimiz batiyi batidan daha cok severler ve kendi tarih ve kültürlerine iyice uzaklasiyorlar. Endisesi gereksiz.

Ama su dogru ilkokul cocuklarina hatta 18 yasindan kücüklere göstermemek lazim böyle filimleri.

deryatulga
20.02.09, 14:00
20 Şubat 2009 Cuma

Gülay GÖKTÜRK
gokturkgulay@yahoo.com Ermeni sorununun 'içyüzü'Bizim devletin tarihi anlatırken kullandığı iki sözcük vardır. Birincisi 'içyüzü", ikincisi 'sözde..." Kendi hikayelerine "içyüzü" başlığı atar, başkalarının hikayelerinin başına da mutlaka bir "sözde" sözcüğü iliştirir.

Doğrudur, bizde sorunların içyüzünü hep devlet bilir ve çoğu zaman sadece devlet bilir. Çünkü kendisi her sorunun boğazına kadar içindedir. Sorun yumakları hep devletin derin karanlıklarında "yaratılır", bilgisi de orada, o derin karanlıklarda kalır, tarihi de orada yazılır.

Devlet meselelerin iç yüzünü çok iyi bilir bilmesine de, bize anlatır mı?

Ya da anlattığı şeyler "iç yüz" müdür yoksa biz saf vatandaşlar için hazırlanıp cilalanmış bir "dış yüz" mü?

Nedense devlet yazdığı metinlere "iç yüzü" başlığını atmayı çok sever. "Şimdiye kadar söylenen her şeyi unutun, bu mesele budur ve son söz söylenmiştir" gibilerden kestirip atan bir başlık... Ne var ki bu topraklarda yeteri kadar yaşamış herkes "iç yüzü" başlığı taşıyan bu hikayelerin ne olduğunu bilir.

Ama ilköğretim çocukları bilemez tabii.

Onlar o yaşlarda okulda kendilerine anlatılan her şeyin doğru ve tek doğru olduğuna inanacak kadar saftır henüz...

Haberi duymuşsunuzdur.

Genelkurmay "Sarıgelin-Ermeni sorununun iç yüzü" adlı bir belgesel hazırlamış. Belgeselde 1915 olayları öncesinde Ermeni çetecilerin Doğu Anadolu'da Türk köylerine yaptığı mezalim anlatılıyormuş. Ama ne anlatım! Ben görmedim ama söylenenlere göre "insan eti yiyen Ermeni" fikri bile işleniyormuş.
Şimdi ben diyorum ki, madem ki devletimiz bacak kadar çocukları tarihçilerin çözemediği, okumuş yazmış bunca insanın birbirine girdiği, dünyanın üzerinde anlaşamayıp kamplara bölündüğü böyle ağır bir siyasi- tarihi tartışmanın içine sokmayı göze aldı, rekabete de hazır olmalıdır.

Başkalarının da kendi "içyüzü" hikayelerini 6-13 yaş grubu çocuklara anlatmasına; örneğin Taner Akçam'ın danışmanlığında hazırlanacak farklı bir "içyüzü" belgeselinin de okullarda gösterilmesine razı olmalıdır. Mesele Ermeni sorununun "içyüzü"yle de bitmez tabii. Mademki bu kapı açılmıştır, tarihin bütün pisliklerini çocukların üstüne boca ederiz. Artık içinde boğulurlar mı, yüzmeyi mi öğrenirler, bizi ilgilendirmez. Mesela Şeyh Sait ve Dersim isyanlarının farklı versiyonlarını sunarız çocuklara... Devlet çil çil İngiliz altınları hikayelerini, ihanetin bastırılışını anlatır. Birileri de Dersim Çayı'nın nasıl günlerce kıpkızıl aktığını... Hem Kürt hem Türk çocukları bir güzel tarih bilinci kazanır, önce birbirlerinin sonra da başkalarının gözünü oymaya hazır hale gelirler.

Sonra, Yunan ordusunun Ege köylerinde yaptıklarını, hamile kadınların karnını deşip öldürdüklerini filan da teferruatıyla anlatırız öğrencilere. Tabii Yunanistan Milli Eğitim Bakanı da bir karşı propaganda atağıyla Rum köylülerin çektiklerini, korkunç mübadele hikayelerini, 6-7 Eylül'de yaşananları anlatan bir belgeselle Yunanlı çocukları "bilinçlendirir". Böylece Ege'nin iki kıyısında birbirine diş bileyen kuşakların yetişmesine katkıda bulunuruz.

Gazze Katliamı sırasında ilköğretim çocuklarına saygı duruşu yaptırmakla yetinmek de doğru olmaz. Filistin sorununda hem Hamas'ın, hem siyonistlerin tezlerini ve şimdiye kadar yapıp ettiklerini doğru dürüst koymalıyız ki çocukların önüne, kim haklı kim haksız karar versinler. Sonra da okul bahçesinde Hamasçılar ve siyonistler diye iki takıma ayrılıp birbirlerine taşlı sopalı saldırılar düzenlesinler.

Biz de gururla karşılarına geçip yetiştirdiğimiz bu "fikri hür, vicdanı hür" nesilleri seyredelim.

deryatulga
24.02.09, 14:12
Çocuğunuz Irkçı "Sarı Gelin"e Maruz Kaldıysa...
Kaynak: bianet.org
Yer: Türkiye
Tarih: 23.2.2009

Çocuğunuz Irkçı "Sarı Gelin"e Maruz Kaldıysa...

Okulda "Sarı Gelin" filmi izletildiyse, ruh sağlığı etkilenen çocuğunuzun hissettiklerini mümkün olduğunca paylaşmasına izin verin. Güvende olduğunu hissettirin. Enerjinizi suçluluk duyarak harcamak yerine, çocuğunuzun duygularına odaklanmaya ve ona yardımcı olmaya çalışın.

BİA Haber Merkezi - Ankara

23 Şubat 2009, Pazartesi


Travma Çalışmaları Enstitüsü'nün, "Sarı Gelin: Ermeni Sorununun İçyüzü" filminin, izlemek zorunda kalan çocukların ruh sağlığına etkileri ve anne babaların yapabilecekleri üzerine bianet için hazırladığı kısa kılavuzu yayımlıyoruz.

Filmin çocuk üzerindeki travmatik etkileri
"Sarı Gelin: Ermeni Sorununun İç Yüzü Belgeseli" DVD'lerinin ilköğretim okullarında gösterilmesi travmatik sonuçlar doğurabilir.

Travma, kişinin yaşamını ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir olayı yaşamak ya da buna tanık olmak gibi zorlayıcı ve kişinin baş etme süreçlerini etkileyen olaylar olarak tanımlanır. Yaşanılan bir olayın ruhsal bir travma olarak adlandırılabilmesi için, kişinin kendisinin ya da başkasının fiziki bütünlüğüne karşı bir tehdit olayını yaşaması ya da tanık olması ve bu olay karşısında korku, çaresizlik ya da dehşete düşme tepkilerini vermesi gerekmektedir.

Şiddet içerikli, ayrımcılık ve nefret söylemleri üzerine temellenmiş bir belgeselin gösterilmesine tanıklık ederek çocukların yaşamlarını olumsuz yönde etkileyecek bir tehditle karşı karşıya kaldıklarını söylemek mümkündür.

Dolayısıyla böylesi bir tanık olma süreci çocukların güven duygusunu zedeleyebilir ve çocuğun çaresizlik duygularına itilmesine yol açabilir. Bir başka deyişle, çocuklar şiddet içerikli görüntüler karşısında dış dünyayla kurdukları güven ilişkisini örseleyici ve tehlikeli bir zemine oturtabilirler.

Bu tür görüntüler iki tür algının gelişmesine sebebiyet verebilir: İlki çocuğun sosyal, psikolojik ve bilişsel gelişimini örseleyici bir algının oluşması; ikincisi çocukların kendisinden farklı olarak düşündüğü gruplara, kişilere, topluluklara ilişkin olumsuz, öteleyici, güvensiz ve tehditkar bir algıya yol açmasıdır. Her iki etki de çocuğun kimlik gelişimine zarar verebilir.

Travma yaşayan çocuğun tepkileri korku, öfke, kızgınlık, üzgünlük, suçluluk, ne yapacağını bilememe hali, kafa karışıklığı vs. değişebildiği gibi, birçok reaksiyon eş zamanlı olarak yaşanabilir ve bu tepkiler normal yaşamın bir parçası haline gelebilir.

Öfke ve nefret üzerine verilen bir "eğitimin", çocuklarda şiddeti benimseme, destekleme, körükleme, eleştirel düşünme yetilerini zayıflatma, kavgaya, savaşa, kızgınlığa yöneltme gibi toplumsal ve gelişimsel sonuçlar doğuracağını bir kez daha vurgulamakta fayda vardır. "Sarı Gelin: Ermeni Sorununun İçyüzü" filminin gösterilmesiyle çocuklarda özellikle iki tür tepki gözlemlemek mümkündür.

Uyku bozuklukları
Çocuğunuzun uyku düzeni bozulabilir, uykusunda konuşabilir, kabus görebilir, bağırabilir, ağlayabilir, uyumaktan korkabilir ya da uykuda yatağını ıslatabilir. Uyandığında bu duygularını saklayabilir ya da söz etmeyebilir. Çocuğunuza güvende olduğunu, tanık olduğu olayla ilgili olarak sadece kötü bir rüya gördüğünü, ama şimdi her şeyin yoluna girdiği yönünde telkinde bulunun. Çocuğunuzun, yaşadığı olay hakkında konuşmasını sağlayın.

Birçok kez konuşmak isteyebilir, buna izin verin. Çocuğunuzun olayla ilgili konuşması normalizasyon açısından çok önemlidir. Birçok aile bunu bilmediği için, çocuğun duygularını ve düşüncelerini ifade etmesinden çok, konu üzerine konuşmamasının çocuk için daha iyi olabileceğini düşünür. Oysa bu yalnızca olayların zihinde bir köşeye itilmesine neden olur. Çocuğunuzun hissettiklerini mümkün olduğunca paylaşmasına izin verin.

Korku
Bazı çocuklar şiddet içerikli görüntüleri başka konularla da ilişkilendirebilirler ve ilgisiz görünen birçok şeyden korku duyabilirler. Yalnız kalmaktan korkabilirler. Bir yabancıyla konuşmaktan ürkebilirler. Seslere ve dokunulmaya duyarlı olabilirler. Her aşamada ailelerin yapması gereken en temel şey çocukların duygu ve düşüncelerini konuşmalarını sağlamaktır.

Anne babalar ne yapmalı?
Bazen aileler de bu olayın yaşanması konusunda çocuklarını yeterince koruyamadıklarını düşünerek suçluluk ve sorumluluk duyabilirler. Kaygılanabilir ve aşırı koruyucu davranmaya çalışabilirler. Yalnız ebeveynlerin her zaman çocuklarını bu tür olaylardan koruyamayabileceklerini hatırlamalarında fayda var.

Enerjinizi suçluluk duyarak harcamak yerine, çocuğunuzun duygularına odaklanmaya ve ona yardımcı olmaya çalışın. Çocuğunuza onun duygularını kabul ettiğinizi ve anladığınızı; güvende olduğu duygusunu vermeye çalışın.

Bakanlığın görevi çocuklara barışçı eğitim sağlamak
Okullarda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle uyumlu insan hakları eğitimine ağırlık verilmelidir.

Çocuklara barışçı bir söylem etrafında, her türlü önyargıya karşı, insan sevgisini ve kardeşliğini pekiştirecek, çocukların dünya vatandaşı olarak yetişmelerine katkıda bulunacak, çocuğun gelişimine uygun ve dünyayla kurduğu güven ilişkisini destekleyecek programlar acilen geliştirilmelidir.

Öğretmenlere de bu çerçevede gereken formasyon kazandırılmalıdır. (TÇE/TK)

deryatulga
28.02.09, 16:09
MEB, Sarı Gelin, kalaşnikoflar


Bir insan ömrüne neler sığabiliyor. 12 Mart’ta Mamak’ta hapisteyiz. Dış dünyayla bağlantı çok önemli. Ne okunabilir, ne geçebilir sansürden ? O yıllardan birçok kitabım, annemin veya Neyyir’in yazdığı “4. Koğuş” ya da “Arka Hücreler” ibaresiyle birlikte cezaevinin “Görüldü” damgasını taşır. Hem özel, hem değil. O nesilden kim bilir kaç kişinin kütüphanesi aynı durumda ? Geceleri Pekin ve Tiran radyolarını dinliyor, yazıyor, çoğaltıyoruz. Yeryüzünde bir yere ait olmak, yeşil bir dala tutunmak... Weekly Guardian ve Le monde diplomatique de geliyor. Latin Amerika’da diktatörlükler (başta Şili). Hindiçini’de savaş dorukta.

Vietnam üzerine çok film çevrildi sonradan. Platoon’ların, Heart of Darkness’ların yerini, ABD’nin suçluluk hissi geçtikçe, neo-con’luğun Rambo’ları aldı. Zalim Kuzey Vietnamlı nöbetçilere, onların tepesindeki sadist Sovyet subaylarına karşı (Abdülkerim Kırca misali) bir Sylvester Stallone. Halksız bir stuntman’ler mücadelesi.

Oysa 1960’lar ve 70’ler bu uyduruk şematizme alabildiğine yabancıydı. 1973’ün Le monde diplomatique’lerinden birindeydi, çok iyi hatırlıyorum, Güney Vietnam’daki toplama kampları hakkında uzun bir makale. “Kaplan kafesleri”nde iki büklüm, insanlık dışı koşullarda yaşayan gerçek mazlumlar, kadın-erkek, çoluk-çocuk, Nguyen Van Thieu rejiminin muhalifleriydi. LMD’de –Fransız muhabir ve yerel muhbirlerin verdiği bilgiler temelinde- işkencenin sürekliliği vurgulanıyordu. Annesini konuşturmak amacıyla küçük bir bebeğin eline çivi çakılıp da canhıraş feryadı duyulduğunda, bütün hapishanenin nasıl “Çocuklara işkence yapmayın !” (Ne torturez pas les enfants) diye bağırdığı anlatılmaktaydı.

Fransızcadan çevirirken benim de içimden bir çığlık kopmuştu ve bu, çok istisnâî idi, o zamanki halim açısından. Anlatmaya çalışayım. Düşünüyorum ki, yaşıma göre de çok hamdım, eksik ve güdüktüm, 20’lerimin ortasında. Hayata ve insanlara soyut kategoriler içinden bakıyordum : emekçiler ve sömürenler, ezenler ve ezilenler, burjuvazi ve proletarya. Aşırıya vardırılmış bir sınıfsal determinizm, birey ve bireysel sorumluluk hissini de ortadan kaldırıyordu. Adetâ tepeden tırnağa teori kesilmiştik; teori vardı, ahlâk yoktu; ya da mevcut ahlâk parçacıkları dahi “proletaryanın ahlâkı” üzerinden teoriye kanalize oluyordu.

Nitekim bu yüzden, darbe ve zulüm aygıtına çok da fazla kızamıyordum. Aşk gibi öfke de kişisel bir duygu. “Amerikan emperyalizminin işbirlikçisi faşist generaller çetesi” türü formüller hakiki bir öfkeyi yansıtmıyordu. Oysa çocukluğumda çok kızmıştım, babamı tutuklayanlara. Sonra ilk gençliğimde de her türlü yalana ve haksızlığa kızmaya devam ediyordum. Derken kollektif politizasyon ve politik kollektivizasyonla birlikte bu vicdanî boyut zayıflayıp sönmeye yüz tuttu. Kontrgerillada bile değil, ancak askerî mahkeme karşısında biraz canlandı. Ama kendimi asıl şimdi, aktif sol siyaseti bıraktıktan yirmi yıl sonra, farklı hissediyorum.

Bugün, örneğin militarizme, ulusalcılığa, Ergenekonculuğa, medyadaki uzantılarına; Türkiye’nin yüzeydeki ve derindeki gerçekliği arasındaki uçuruma; resmî medeniyet görüntüsü ardında, bilimi, özgürlüğü, demokrasiyi sessizce boğmak için yapılanlara; sonra da bunu gizlemek için göz göre göre susan veya yalan yazan her türlü namussuza –bu sözcüğü seçerek kullanıyorum; namus ve namussuzluk çok önemli oldu benim için- eskiden hiç duymadığım derecede net, güçlü, kişisel, ahlâkî bir tepki duyuyorum. Ufkumda daha çok iyi ve kötü insanlar var; bu sıfatlara artık çok başka bir gerçeklik atfediyorum. Hep aynı haleti ruhiye içinde, Nâzım’ın “herkes yalan söylüyorsa, / elleriniz balçık gibi itaatli, / elleriniz karanlık gibi kör, / elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, / elleriniz isyan etmesin diyedir” mısralarında da, benim duyduğuma, anlatmaya çalıştığıma benzer sahici bir öfkenin, içsel bir acının varlığını seziyorum.

Onun için, diyorum, 1973’te Güney Vietnam’ın “kaplan kafesleri”nde çocuklara yapılanlar karşısında altüst oluşum, bugünkü halime uygundu da biraz çizgi dışıydı, beklenmeyebilirdi geçmişteki o yabancıdan. İçimde böylesine yer etmesi başlı başına anlamlı. Henüz baba da değildim üstelik. Yıllar geçti, kendi kızlarım doğdu. Olmadık anlarda aklımdan geçti (geçiyor), zulüm görmeleri, eziyet görmeleri ihtimali. Dinsizim. Ama bizim yaşadıklarımıza maruz kalmamalarını dileyebileceğimi bilsem, sırf bu nedenle inanabileceğim bir tanrıyı arardım.
Ve gene onun için, çocukları tutuklayıp içeri atanları, yetişkin gibi yargılayıp cezalandıranları nasıl affedemiyorsam, aynı şekilde, çocukları hangi dâvâ için olursa olsun araçsallaştıranları, seferber edenleri, ön safa sürenleri de –ister Filistin’de, ister Diyarbakır’da- kitleselleşme koşullarının olanca vahşiliğine karşın affedemiyorum.

MEB de aynı şeyi yapıyor, Sarı Gelin’le. Bir yalanı pekiştirmek uğruna, büyüklere ait korku ve düşmanlıkları çocuklara yüklemeye kalkmayın. Bu, çocukları ruhen sakatlamak demek. Afrika’nın savaş ağalarının, milis ordularına kaydettirip boylarından büyük kalaşnikof taşıtmasından ne farkı var ?

Ama zaten amaç da bu değil mi ? Ha mavzer, ha kalaşnikof. Geçmişin ve geleceğin Teşkilât-ı Mahsusa’larına “ordu-millet”ten asker yazıyorlar.
( Halil Berktay ) - 28.02.2009





http://www.tarafgazetesi.com.tr

TruckTurkey
28.02.09, 20:05
Halil Berktay ile bir anlaşma yapsak aslında.1970 li yılların teorik duygusuzluğundan 2000 li yılların ahlak abideliğine örnek oluştururken, Vietnam örneği yerine başka bir örnek verse daha iyi olurdu.

Hımmmmm.Neresi olabilir mesela? Tamam buldum. Madem Le Monde Diplomatik'ten çeviri yapıyorlarmış Ruanda'da Turkuaz operasyonuna gönderme yapsın.Hem böylece Fransa'da siyasi erk için ''Soykırım Anıtı'' önünde saygı duruşunda bulunulması gerektiği şartını koyanlara da dersini vermiş olur.

Ama bugünlerde edindiği ''ahlaki sorumluluk'' kaygısıyla şu namussuzluk hikayesine kendini fazlaca kaptırmasın, mazallah Fransız çocuklarının boynuna farketmeden Kalaşnikof'u asıverir.Afrika'daki çocuklardan beter olurlar sonra.

Öyle ya. O soykırım anıtlarını oraya süs diye koymadılar değil mi?