Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Eigentumsfrage auf Zypern! Nord & Süd!
Rum Yüksek Mahkemesi'nin kararı: Kıbrıslı Türklerin, Güney'deki mallarını kullanma hakkı yok
İADE İSTEMİNE RET... Rum Yüksek Mahkemesi, Kıbrıslı Türklerin, Güney'de bıraktıkları malları kullanma "haklarının bulunmadığına" hükmetti. Geçmişte Larnaka'nın Bahçalar köyünde yaşayan ancak şu anda Girne'de ikamet eden Zehra Kemâl Ahmet ve Nuray Kemâl Ahmet isimli Kıbrıslı Türklerin, Bahçalar'daki mallarının kendilerine iadesi talepleri, Rum Temyiz Mahkemesi'nde reddedildi
Rum Yüksek Mahkemesi, Kıbrıslı Türklerin, Güney'de bıraktıkları malları kullanma "haklarının bulunmadığına" hükmetti.
Simerini gazetesi haberinde, Larnaka'nın Bahçalar köyünden olan ancak şu anda Girne'de ikamet etmekte olan Zehra Kemâl Ahmet ve Nuray Kemâl Ahmet isimli Kıbrıslı Türklerin, Bahçalar'daki mallarının kendilerine iadesi taleplerinin, Rum Temyiz Mahkemesi'nde de reddedildiğini bildirdi.
Gazete, Zehra ve Nuray kardeşlerin Rum Yönetimi aleyhine açtıkları temyiz davasının önceki gün hükme bağlandığını yazdı ve mahkeme yargıcı Minos Kronidis'in, kararını açıklarken söylediklerini şöyle aktardı:
"Türk istilası dolaysıyla adamızdaki bu anormal durum devam ettiği müddetçe, İçişleri Bakanı, Kıbrıs Türk mallarının vasisi sıfatıyla, bu malların yönetimi konularında egemen kabul edilir. Dolayısıyla vesayet altındaki malların Kıbrıslı Türk sahipleri bu malları kullanmaya hak sahibi değildirler çünkü 1974'te yaratılan olguların sona ermesine kadar herhangi bir mülkiyet haklarını kullanmaktan men edilmişlerdir."
Başvuru reddedildi
Fileleftheros gazetesi, "Yüksek Mahkeme 2 Kıbrıslı Türkün Başvurusunu Reddetti" başlıklı haberinde Rum Yüksek Mahkemesi'nin dün, iki Kıbrıslı Türkün başvurusunu reddettiğini ve Larnaka bölgesinde bulunan ve Rum yönetimi tarafından Rumlara verilen mallarının iadesi taleplerini reddeden Rum İçişleri Bakanlığı kararını onayladığını bildirdi.
Gazete, bugün Girne'de ikamet etmekte olan Zekâ (Simerini gazetesi bu kişinin ismini Zehra olarak yansıtmıştı) Kemâl Ahmet ve Nuray Kemâl Ahmet'in Rum İçişleri Bakanlığı bünyesindeki "Kıbrıs Türk Malları Vasiliği"ne gönderdikleri 9 Temmuz 2004 tarihli mektup ile "Pervolia" (Bahçalar) köyündeki taşınmaz mallarının iadesini talep ettiklerini, "vasilik" makamının da 13 Temmuz 2004 tarihli yanıt mektubu ile; Rum tarafındaki ilgili yasaya atıfta bulunarak bu taleplerini reddettiğini hatırlattı.
Gazeteye göre Rum Yüksek Mahkemesi, başvuru sahibi Kıbrıslı Türklerin gösterdiği; can güvenlikleriyle ilgili korkularından dolayı Rum tarafından kaçmış oldukları gerekçesini reddetti ve "Türk istila ve işgali olmasaydı mallarını kaybetmeyeceklerini" iddia etti. Rum Yüksek Mahkemesi "başvuru sahibi Kıbrıslı Türklerin, mallarını Türk istilasından dolayı terk ettikleri" iddiasını yineledi.
Habere göre, Rum Yüksek Mahkemesi kararında ayrıca Zekâ ve Nuray Kemâl Ahmet isimli Kıbrıslı Türklerin başvurularında kaydettikleri; anayasal haklarının ihlal edilmekte olduğu şikayetleriyle ilgili olarak şunları iddia etti :
"Kıbrıslı Türklerin toplu halde yer değiştirmelerinden ve mallarını terk etmelerinden dolayı söz konusu malların, yine kendi çıkarları için korunması bir gereklilikti. Kıbrıs Türk Malları Vasiliği yasasının yapılması da tamamen haklıydı. Bu yasa temelinde, Kıbrıslı Türkler mallarından mahrum bırakılmıyorlar ama anormal durum süresince bu malların idaresi vasiliğe veriliyor."
Politis gazetesi ise haberi ,"Terk Edilmiş Kıbrıs Türk Malları Vasilikte Kalıyor" başlığı altında özetledi.
Kaynak: http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/42399/PageName/Ic_Haberler
na da soll einer mal sagen, das die zyp. Griechen nicht bevorzugt behandelt werden. Die EU hilft ja dabei tatkräftig mit, auch bei den zyp. Türken?
na da soll einer mal sagen, das die zyp. Griechen nicht bevorzugt behandelt werden. Die EU hilft ja dabei tatkräftig mit, auch bei den zyp. Türken?
Die gr. Zyprer wollen immer nehmen und nehmen. Wenn es ums geben geht sind die taub, stumm und sind ganzkörpergelehmt.:rockon:
die Leiden wohl an Vergesslichkeit?
PretzelLogic
10.06.07, 20:44
Na das wird im AIHM abgeschmettert !
Na das wird im AIHM abgeschmettert !
Wäre ja nicht die erste Niederlage vor dem Europäischen Gerichtshof für Menschenrechte! Ich frage, wie man mit solch einer Justiz in die EU aufgenommen wird???
erhan_tr_26
25.11.07, 06:40
Güneydeki Türk mallarını yok pahasina aliyorlar!
Eylül ayına kadar Güney Kıbrıs genelinde 183 adet Türk malı Rumlara satışı için başvuru yapıldı!
24 Kasım 2007
Rumların, Kıbrıslı Türk mal sahipleriyle gizli anlaşmalar yaparak Güney`de kalan mil-yonlarca KL değerindeki Türk mallarını gerçek değerlerinin çok altında ele geçirmeye çalıştıkları, hatta bazı Rumların sahte belge düzenleyerek Rum yetkili mercilere bu alış-satışları onaylatmaya çalıştığı bildirildi.
Güney`de yayımlanan Fileleftheros gazetesi, ``İki Parsel 220 Bin KL`ye Satın Alındı ve Şimdi 880 bin KL Değerinde...Kıbrıs Türk Arsası Alım-Satım Belgelerinin Tahrifine Kovuşturma`` başlıklı haberinde, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Kıbrıs Türk Malları Vasiliği`nin bulgularına dayanarak, eylül ayına kadar Güney Kıbrıs genelinde 183 adet Türk malının Rumlara satışı için başvuru yapıldığını yazdı.
Haberde özetle şu ifadelere yer verildi:
``Satış başvurusu yapılan Kıbrıs Türk malları toplam 405 parsellik bir alanı kapsıyor. B alanın bugünkü gerçek değeri milyonlarca KL`ye ulaşıyor. Satış taleplerinin çoğu Larnaka kazasından geliyor. Eylül sonuna kadar Larnaka Tapu Kaza Şubesi`ne 121 satış başvurusunda bulunuldu. Limasol`da 25, Baf`ta 20 ve Lefkoşa`da da 17 başvuruda bulunuldu.
Benzer iki vaka Larnaka kazasının Dromolakşa (Mormenekşe) köyündeki iki parselle ilgilidir. Bu parsellerin değeri ilk değerlendirmeye göre bir milyon KL`ye yaklaşı-yor. Olaylardan biri Kıbrıslı Türk ve inşaat şirketi arasındaki satış anlaşmasıyla ilgilidir. Satış bedeli 160 bin KL`ye ulaşıyor ancak söz konusu parselin değeri 750 bin KL olarak tahmin ediliyor.
İkinci vaka da aynı bölgede, Kıbrıslı Türk mal sahibi ile hayvan üretim şirketi arasındadır. Söz konusu parsel iki tarafın arasındaki anlaşma temelinde 60 bin KL`ye satıldı ancak değeri 130 bin KL olarak tahmin ediliyor. Her iki vakayla ilgili olarak Larnaka Tapu Kaza Şubesi tarafından dosya hazırlanarak incelenmek ve Bakanlar Kurulu`na rapor sunmak üzere Kıbrıs Türk Malları Vasiliği`ne gönde-rildi. Bu mal satışlarının onaylanıp onaylanmaması konusunda nihai kararı Bakanlar Kurulu alacak.
Bir anlaşmanın onaylanması için, mevcut yasa temelinde haklı görülmesi gerekir. Yani Kıbrıslı Türk mal sahibinin işgal bölgelerinde değil, yurtdışında yaşadığını ispat etmesi gerekiyor. Söz konusu bölgede Kıbrıslı Rum alıcıların hedef tahtasında olan daha pek çok parsel bulunuyor. Parsellerin bugünkü değeri 120 bin KL ile yarım milyon KL arasında oynuyor. Larnaka`nın Pervolya (Bahçalar) köyündeki malların rayiç bedeli ise sahil kenarı olduğu için çok daha yüksektir ve Kıbrıslı Türk mal sahipleri ile Kıbrıslı Rum inşaat şirketleri arasında alış-satışlar açısından büyük ilgi gördü.
Özgür bölgelerdeki Kıbrıs Türk mallarının yüksek değerleri çoğu kişinin iştahını kabarttı ve bazıları bu malları satın almak için hileli yollara bile başvurmaya çalışıyor. Edindiğimiz bilgilere göre bir vakada yetkili makamlara sunulan belgelerde tahrifat var. Sözkonusu gayrı meşruluk bir kaza amiri tarafından saptandı ve kovuşturma makamlarını bilgilendirmesi üzerine ilgili işlemler başlatıldı.
Şu ana kadar Kıbrıs Türk malı satın alma çabası yalnızca iki taraf arasında yapılan ve hükümet tarafından onaylanmayan özel anlaşmalarla sınırlıdır. Hukuki açıdan bu anlaşmalar Kıbrıs Türk Malları Vasiliği`nin onayını almadan geçerli olamaz. Ancak Kıbrıslı Türklerden, özel anlaşmalarla mal satın alan ve söz konusu parsellerin yasal sahibi olarak görünen Kıbrıslı Rumların söz konusu malları hükümetin izni ile kullanmakta olan göçmenlerden malları terk etmelerini istedikleri durumlar da var.``
halkinsesi.org (http://www.halkinsesi.org/?newsid=14165)
erhan_tr_26
28.11.07, 23:42
Yeni bir ekonomi politikası şart
28 Kasım 2007
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün düzenlediği brifingde, Güney Kıbrıs'tan yapılan alışverişler ile ilgili tartışmalar ve uygulamaları değerlendirdi:
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk ekonomilerinin karşılıklı etkileşiminin, birleşmeyi amaçlayan bir etkileşim olmaktan çok, birinin diğerini yok etmesini amaçlayan bir etkileşim olduğuna işaret ederek, KKTC hükümetinin Kıbrıs Türk ekonomisini korumak için çeşitli kararlar alıp, uygulamaya çalışmasının normal olduğunu söyledi.
Kamu giderlerinin ekonomiye olan yükünün azaltılacağı yeni bir ekonomi politikasının şart olduğunu kaydeden Erçakıca, şöyle devam etti:
"Kıbrıs Türk ekonomisini koruyacak önlemlerin sınır kapılarında uygulanması, toplumsal çıkarlarımızın bir gereğidir. Bu nedenle bu konuda alınan önlemleri 'Türk'ten Türk'e kampanyası' veya 'ekonomik akla uymama' olarak nitelemek doğru değildir. Kaldı ki, bu iddiaları ileri sürenler, kendilerine maaş veren, halkımızın sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılayan bir devlete sahip olduklarını ve bu devletin gelirlerinin birden bire kesilmesi durumunda çok daha büyük ekonomik sorunlarla karşılaşacağımızı da unutmamalıdırlar."
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün düzenlediği brifingde, Güney Kıbrıs'tan yapılan alışverişler ile ilgili tartışmalar ve uygulamaları değerlendirdi.
Güney Kıbrıs ile Kuzey Kıbrıs arasındaki ticaretin, dış ticareti düzenleyen kurallarla düzenlendiğine işaret eden Erçakıca, "Bu nedenle bu ticaretin bir marketten alışveriş yapılırmış gibi ele alınması ortaya çeşitli sorunlar çıkarır" dedi.
Güney Kıbrıs ekonomisiyle anlaşmalara dayanan ve yönetilen bir entegrasyon yaşanmadığına işaret eden Erçakıca, şöyle devam etti:
"Oysa her ekonomik entegrasyon süreci, bir müzakere süreciyle yönlendirilmekte ve farklı ekonomileri koruyup geliştirirken daha farklı ve çoğu zaman üst seviyede bütünleşmeyi amaçlamaktadır. Kıbrıs'ta iki ekonomi arasında yaşanan etkileşim böyle bir etkileşim değildir"
Kıbrıs Türk ekonomisinin, Kıbrıs sorununun devamından dolayı karşı karşıya kaldığı sorunların, Güney Kıbrıs ekonomisi karşısında en önemli dezavantajı oluşturduğunu kaydeden Erçakıca, bu sorunların, bilinçli olarak Kıbrıs Rum tarafınca yaratılıp çoğaltıldığını söyledi.
Yeni bir ekonomi politikası şart
Hasan Erçakıca, Kuzey Kıbrıs'ın bu koşullar altında, Güney Kıbrıs ile olan ekonomik yarışı sürdürebilmesi için yeni ve tüm halk katmanları tarafından sahiplenilecek bir ekonomi politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, "Bu politika, Kıbrıs Türk ekonomisini sadece Kıbrıs Rum ekonomisi ile değil, bütün çevre ekonomileri ile rekabet edebilecek bir üstünlüğe kavuşturmayı amaçlamalıdır" dedi.
Kamu giderlerinin ekonomiye olan yükünü azaltmak gereğine işaret eden Erçakıca, şöyle devam etti:
"Ne var ki, bu birdenbire ulaşılabilecek bir hedef olmadığı gibi, bu konuda atılacak adımların ekonomiyi daraltıcı etkiler yapabileceği de unutulmamalıdır. Bu konudaki önlemler zamana yayılarak, bilinçli ve kararlı şekilde izlenerek alınmalıdır."
Rumlar'ın Kuzey Kıbrıs'tan alışverişi engellemesi
Hasan Erçakıca, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk ekonomisini çökertmek için her türlü izolasyonu uygulamaya çalıştığına işaret ederek, bu çabaların ekonomik akılla izah edilemeyeceğini söyledi.
Erçakıca, "Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk ürünlerinin Kıbrıs Rum pazarında alıcı bulmaması için elinden geleni yaparken, Kıbrıs Rum basını, Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi gibi kurumların da devrede olduğu ve ekonomi dışı baskılar ile Kıbrıslı Rumların, Kuzey Kıbrıs'tan alış-veriş yapmasının engellendiği de unutulmamalıdır" dedi. Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:
"Kıbrıs Türk halkının var oluş mücadelesi yeni bir aşamadadır. Bu aşamanın en önemli hedefi, ekonomik verimliği ve dolayısıyla rekabet gücünü artırmak olmalıdır. Bu konuda elbirliği ile çalışmak bütün kesimlerin görevi olmalıdır. Daha çok ve daha verimli çalışma ve farklı kesimlerin dayanışmasına dayanan bir ekonomik yapı oluşturmak zorundayız."
KTÖS'e eleştiri
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, bir soru üzerine, KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil'in hükümetin sınır kapılarında Güney Kıbrıs'tan alışverişle ilgili uygulamalarını AB'ye şikayet edeceği yönündeki açıklamalara da değindi.
Eleştirilerin hükümete hem yol gösterici, hem de kontrol edici gibi misyonu bulunduğunu kaydeden Erçakıca, "Ancak bu eleştirilerde bazen ifrata kaçılıyor. Örneğin KTÖS Genel Sekreteri, hükümeti ihanet içinde olmakla, halka ihanet etmekle suçluyor. Bu çok anlamsız. Belki de bu tedbirlerin alınmaması halinde Kıbrıs Türk halkına ihanet edilecek" dedi.
Kıbrıs Türk ekonomisini korumanın hükümetin başlıca görevi olduğuna dikkat çeken Erçakıca, şöyle devam etti:
"Şener Elcil, 'kukla hükümet' olarak da nitelediği ve hakaret ettiği bu hükümetten maaş bekleyen bir kesimin temsilcisidir. Kendisi de bu hükümetten maaş beklemektedir.
Hükümetin kontrolündeki çeşitli servislerden hizmet beklemektedir. Bu devletten sorunlarının çözümlenmesini beklemektedir. KTÖS'ün bütün açıklamalarında devletten ne kadar çok hizmet beklendiğini ve çıkar talep edildiğini görüyoruz. Bunları bu kesime sağlayan, bu ekonominin yarattığı katma değerden ve KKTC hükümetinin topladığı vergilerdendir. Veya Türkiye Cumhuriyeti'nin yardımlarıyla oluşturulan KKTC bütçesidir"
Bu şekilde oluşturulan ekonomik sistemi korumanın ve hizmetlerin devamını sağlamanın şart olduğunu kaydeden Erçakıca, "Hükümet asıl bu sistemi, Kıbrıs Türk ekonomisini korumadığı zaman Kıbrıs Türk halkına ihanet etmiş olacaktır" dedi.
Türkiye'den yapılan alışveriş
Hasan Erçakıca, Güney Kıbrıs'tan yapılan alışverişin, Türkiye seyahatlerinde yapılan alışverişten farkına ilişkin bir soruyu yanıtında ise; hükümetin 2 yıl önce Türkiye'den yapılan bireysel alışverişe de yüzde 10 ekstra fon koyduğunu hatırlattı ve bunun da amacının; KKTC ekonomisini korumak olduğunu söyledi.
Türkiye'den gelen bavul ticaretinin kontrol altına alınması için de zaman zaman gümrük kapılarında hoş olmayan tedbirler alındığına ve bazı zorluklar çıkarıldığına işaret eden Erçakıca, "Bireysel olarak böyle yönelimlere sahip olmak normaldir. Ancak ekonomimizi koruma gayretleri içinde polisiye tedbirlerin de bir yeri vardır. Dünyanın her yerinde de bu böyledir" dedi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, polisiye tedbirlerin kalıcı olmasının mümkün olmadığını, mutlaka bunların yerine ekonomik tedbir almanın şart olduğuna da işaret etti.
kibrisgazetesi.com (http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/49308/PageName/Ic_Haberler)
erhan_tr_26
02.12.07, 00:01
TDP, KAMU-İŞ'i ziyaret etti
Cumartesi 08:55
1 Aralık 2007
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, sivil toplum örgütlerine işbirliği çağrısı yapmaya devam ettiklerini belirterek, "Emekli Sandığı Fonu'nun gasp edilmesiyle başlayan süreç, İhtiyaç Sandığı'na doğru ilerliyor" dedi.
"Kapıları açın açın" diyen bir zihniyetin, şimdi kapıların kapanması yönünde yaptığı atılımların kabul edilemez olduğunu kaydeden Çakıcı, Kıbrıs Türk halkına yapılanların hesabını soracaklarını söyledi.
TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı ve beraberindeki parti yetkilileri, dün, Kamu İşçileri Sendikası'nı ziyaret edip Ahmet Çaluda başkanlığındaki sendikacılarla görüştü.
Çakıcı, yaptığı konuşmada, ülkede çok ciddi problemlerin olduğunu ve yaşananlara dur demenin zamanının geldiğini belirtti.
2007 yılı sonu itibarıyla, "400 trilyon" açığı bulunan hükümetle karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Çakıcı, hükümetin açıklarını kapatmaya çalıştığını ve İhtiyat Sandığı'ndaki paraya da konulacak elle, açıklarını kapatabileceklerini umduğunu savundu. Hükümetin Türkiye'den para "dilenir" duruma geldiğini ve uyguladıkları vergilerle vatandaşın hayatını zorlaştırdığını ileri süren Çakıcı, sivil toplum örgütleri ile işbirliği çerçevesinde hükümete yaşananların hesabının sorulması gerektiğini kaydetti.
Halka yapılanların hesabını soracağız
Basında son zamanlarda yer alan sınır kapılarındaki sıkı kontrollere de değinen Çakıcı, "sınır kapısında çikolata yiyen çocuğun elinden çikolata alınamaz. Maliye Bakanı, çocuktan özür dilemeli" dedi.
"Kapıları açın açın" diyen bir zihniyetin, şimdi kapıların kapanması yönünde yaptığı atılımların kabul edilemez olduğunu kaydeden Çakıcı, TDP olarak Kıbrıs Türk halkına yapılanların hesabını soracaklarını belirtti.
Çaluda
KAMU-İŞ Genel Başkanı Mehmet Çaluda ise, hükümete eleştirilerde bulunarak, Güney'de çalışanların sayısının kat kat arttığını ve hükümetin halkı Güney'e muhtaç ettiğini ileri sürerek, hükümet ile "sermaye" arasındaki ilişkiyi eleştirdi ve "Hükümet kendini oraya getirenleri unuttu" dedi.
Ülkenin sorunlar ülkesi haline geldiğini belirten Çaluda, "Başbakan, sivil toplum örgütlerine eşit mesafede yaklaşmıyor. Bizi ikinci sınıf vatandaş konumuna koyuyor" iddiasında bulundu.
Sendikaların hiçbir hükümetin güdümüne girmediğini ve sendikaların amacının bölücülük olmadığını dile getiren Çaluda, kendi sendikalarının kendi ayakları üzerinde duran bir sendika olduğunu ve sendika olarak doğruları söylemenin de görevleri olduğunu kaydetti.
Çaluda, ayrıca, TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı'nın söylemlerine katıldığını söyleyerek, işbirliği içerisinde hareket edeceklerini belirtti.
kibrisgazetesi.com (http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/49464/PageName/Ic_Haberler)
erhan_tr_26
02.12.07, 23:20
Güney'e göre daha ucuzuz
Maliye Bakanı Ahmet Uzun, makul kârla Güney'den daha ucuz mal satan işyerlerini gezerek kutladı. Bakan Uzun, Güney'e göre ucuz olmayan ürünler için çalışma yaptıklarını belirtti ve iddiasını yineledi:
[FONT=Verdana]Pazar 09:13
2 Aralık 2007
http://www.kibrisgazetesi.com//cache/thumb/news/250-175/BAKAN-UZUN-AS-EL-DE_47525b57.jpg
TAMAMEN SERBESİYET BEKLENMEMELİ... Maliye Bakanı Ahmet Uzun, bazı vatandaşların, bazı malları, Güney Kıbrıs'ta daha pahalı olmasına rağmen oradan aldıklarını savundu ve Güney Kıbrıs ile alışverişin tamamıyla serbest bırakılmasının beklenemeyeceğini söyledi
Maliye Bakanı Ahmet Uzun, "makul kârla", Güney Kıbrıs'tan daha ucuz mal satan işyerlerini gezerek kutladı.
Uzun, KKTC'nin, Güney'den daha ucuz olduğu iddiasını taşıdıklarını belirterek, Kuzey'de yüksek kâr uygulayanları, kârlarını makul seviyeye çekmeleri için telkin ettiklerini kaydetti.
Uzun'a ziyaretinde bazı bakanlık yetkilileri de eşlik etti.
Gayem Electronics
Maliye Bakanı Ahmet Uzun, dün sabah ilk olarak Sanayi Bölgesi'nde, Pioneer ürünlerinin ana bayisi olan Gayem Electronics Ltd.'e giderek, şirket sahibi ve direktörü Ali Erdal Osmanlar ile görüştü. Uzun, makul fiyat uygulamalarından dolayı Osmanlar'ı kutlayarak teşekkür etti ve çiçek sundu.
Osmanlar da yaptığı konuşmada, bir yarışta bulunduklarını belirterek, doğru ürünü doğru fiyatla halka sunmaya çalıştıklarını belirtti. Osmanlar, ziyaretten onur duyduklarını ve bunun kendilerine motivasyon verdiğini vurguladı.
Firmanın Genel Müdürü Arman Anık ise yaptığı açıklamada, Pioneer'in alanında en kaliteli, ancak bundan dolayı fiyatı pahalı bir ürün olduğunu, satış fiyatlarının ise Türkiye ve Güney Kıbrıs'tan daha ucuz olduğunu söyledi.
Pioneer ürünlerinin resmi bayisi olduklarını ve bu firmanın hem ürün kataloglarında hem de web sayfalarında Kuzey Kıbrıs bayisi olarak isimlerine yer verildiğini vurgulayan Anık, direkt Pioneer'den ürün aldıkları için doğru ve uygun fiyatlar verebildiklerini kaydetti.
Doğru ürüne ulaşma çabasındaki tüketiciler tarafından tercih edildiklerini söyleyen Anık, bir soru üzerine satışlardan ve talepten memnun olduklarını, adet bazında beklentilerinin üzerinde bir satış rakamına ulaştıklarını kaydetti.
Anık, basına, fiyatlarının Güney Kıbrıs ve Türkiye fiyatlarıyla karşılaştırmasının yer aldığı bir de broşür dağıttı.
Asel
Maliye Bakanı Uzun'un ikinci durağı, Sanayi Bölgesi'ndeki Asel Ltd. oldu. Uzun, burada da firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Atay Cafer Ürel'e çiçek sunarak teşekkür etti.
Ürel de konuşmasında, ziyaretten mutlu olduklarını, motivasyonlarının arttığını, halkın refahına katkının kendilerini mutlu ettiğini belirterek, yalnızca Güney Kıbrıs ile değil, dünyayla rekabet için de çalışacaklarını kaydetti.
[FONT=Georgia]Ürel, iş çevrelerinin de doğru yapınca takdir ihtiyacı bulunduğunu belirterek, bu yıl ilk kez yapılan uygulamayla vergi şampiyonlarının ödüllendirilmesi uygulamas&n und Entwicklungen über Religionsgemeinschaften sollte erlaubt sein, aber nicht über die Religionsgemeinschaften und Religion selbst. Das ist meine Meinung.
erhan_tr_26
04.12.07, 02:44
...
erhan_tr_26
04.12.07, 02:50
İsveç Dışişleri Bakanı'nın girişimi resmi hükümet politikası değil
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos: Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos; KKTC'nin düzeyinin sistemli bir şekilde yükseltilmesinin planlandığını ve Rum hükümetinin, Güney Kıbrıs'ın AB'ye üye olduğu andan itibaren bu çabaları engellemeye çalıştığını söyledi.
Pazartesi 08:06
3 Aralık 2007
Rum radyosunun haberine göre Papadopulos yaptığı açıklamada; İsveç Başbakanı ile görüştüğünü ve bu görüşmede İsveç Başbakanının, ülkenin Dışişleri Bakanı Carl Bild'in KKTC ile Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün ileri götürülmesi yönündeki girişimlerinin "hükümetinin resmi politikası olmadığını" söylediğini belirtti.
Kıbrıslı Türklerin toplam üretiminin 8 milyon Euro olabileceğini söyleyen Papadopulos, bu miktar ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün hayata geçirilmesinin tek başlarına Kıbrıslı Türklerin ekonomik kalkınmalarını sağlayacağının "yanlış bir değerlendirme" olduğunu savundu.
"Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun söz konusu olmadığını" da iddia eden Papadopulos, "sahte devlet" diye nitelediği KKTC'nin ayrı bir varlık olarak tanınma girişiminde bulunmasından ötürü izolasyonun olduğunu iddia etti.
Doğrudan Ticarette İsveç baskısı
Fileleftheros gazetesi "Doğrudan Ticarette İsveç Müdahalesi -'İzolasyonun' Sona Ermesi Yönünde Slovenya Başkanlığına Baskılar" başlığı altında dün verdiği haberde; İsveç'in Kıbrıslı Türkler ile AB arasında doğrudan ticaretin başlamasını istediği ve 1 Ocak 2008 tarihinde AB Başkanlığını devralacak Slovenya'ya bu yönde baskılarda bulunduğunu yazdı.
Gazete, elde ettiği bilgilere dayandırarak verdiği haberinde; İsveç Dışişleri Bakanı Carl Blid'in bu girişimde başrolü oynadığını ve Slovenya'ya AB dönem başkanlığını üstlenir üstlenmez doğrudan ticaret konusunu gündeme getirmesi yönünde baskıda bulunulduğunu savundu.
Elde ettiği bilgilere dayandırarak verdiği haberinde gazete; İsveç'in hali hazırda siyasi arenada bu konuyu gündeme getirdiğini ve Slovenya'dan, 22 Ocak 2007 tarihinde gerçekleştirilen AB Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında alınan "Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün bir an evvel uygulanması yönündeki çabaların yeniden başlaması" şeklindeki kararların uygulanmasını talep ettiğini kaydetti.
Gazete; Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün onaylanması yönündeki mesajların yalnızca İsveç'e değil AB'nin diğer üye devletlerine de gönderildiğini belirtirken, doğrudan ticaret konusuna çözüm bulunmasının "özellikle kendi gibi küçük bir ülke için çok zor olduğunun bilincinde olan Slovenya'nın şimdilik konuya ilişkin düşük tonlar tercih ettiğini" yazdı.
İsveç'in de Slovenya'nın bu duruma bel bağladığını ve AB Komisyonu ile İngiltere'nin de desteğini alarak Slovenya'ya baskı uygulamayı planladığını savunan gazete; "bu oyuna" Türkiye ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da dâhil olduğunu, Cumhurbaşkanı Talat'ın bugün Brüksel'e temsilcisini göndereceğini savundu.
Gazete; CTP Milletvekili Özdil Nami'nin Brüksel'de gerek Komisyon gerek KKTC'ye dost ülkelerle bir dizi temaslar gerçekleştireceğini ve Cumhurbaşkanı Talat'ın Doğrudan Ticaret Tüzüğü konusunun Slovenya Başkanlığı döneminde gündemde olması yönündeki mesajını ileteceğini belirtirken, tüzüğün gündeme getirilmesine ilişkin planların Cumhurbaşkanı Talat'ın İsveç Dışişleri Bakanı Blid ile 26 Haziran'da Stockholm'da gerçekleştirdiği görüşme esnasında yapıldığını savundu.
Gazete ayrıca Cumhurbaşkanı Talat ile Bild'in; doğrudan ticaret konusunun AB Komisyonu'nun 6 Kasım 2007 tarihli ilerleme raporunun yayınlanmasının ardından gündeme getirilmesi konusunda anlaştıklarını da iddia ederken; konu hakkında Slovenya'nın AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi İgor Sencar'ın gazeteye yapmış olduğu açıklamaya yer verdi.
Sencar: Çok hassas bir konu
Habere göre Sencar, Doğrudan Ticaret Tüzüğü için "çok hassas bir konu" nitelendirmesinde bulunurken, ülkesinin "olası bir anlaşma ihtimalini inceleyeceğini" söyledi, ancak "Eğer anlaşma umudu yoksa olayları neden zorlayalım..." diye ekledi.
Gazete; Slovenya'nın, Almanya ve Portekiz dönem başkanlıkları sırasında izlemiş oldukları taktiği izleyeceğini ve diplomatik düzeyde temaslarda bulunarak doğrudan ticaret konusunda anlaşma perspektifi olup olmadığını araştıracağını da kaydetti.
kibrisgazetesi.com (http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/49549/PageName/Ic_Haberler)
erhan_tr_26
05.12.07, 07:02
Yaratılan çöküş ekonomisinin cezasını vatandaşlar ödüyor
TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, iktidarı, yürüttüğü başarısız ve keyfi ekonomik politikalarla ülke ekonomisi bunalıma soktuğunu iddia ederek, hükümetin oluşan bütçe açıklarının cezasını vatandaşları Rum kesimine gitmeye caydırarak ödettiğini ifade etti.
Salı 08:50
4 Aralık 2007
ÇAKICI: KAÇAKÇILIK ARTAR... TDP Genel Başkanı Çakıcı, Rum kesimine geçen vatandaşların suçlu psikolojisine itildiği takdirde, mevcut uygulamaların halk arasında öfke ve isyana meydan verebileceğini söyledi. Çakıcı, barış politikası sürdüren CTP iktidarının yasakçı ve baskıcı önlemlerin dolaylı olarak barış sürecini de sekteye uğratabileceğine işaret etti.
VATANDAŞIN PSİKOLOJİSİ BOZULABİLİR UYARISI... Çakıcı, sınır kapılarında Güney Kıbrıs'tan alışveriş yapan KKTC vatandaşlarına yapılan uygulamaların, vatandaşların kendi kendine suçlu rolü biçerek zamanla oluşacak suçlu psikolojisini kabullenebileceği uyarısını yaptı
İbrahim BEYAZOĞLU
Toplumcu Demokrasi Partisi Başkanı Mehmet Çakıcı, hükümetin yürüttüğü politikadan dolayı bütçede 400 trilyon açık oluştuğunu ve hükümetin de söz konusu "ekonomik çöküntüyü" kapatmak için vatandaşları Güney'den alış veriş yapmaması için örtük bir caydırma ve denetim politikası uyguladığını ileri sürdü.
KIBRIS'ın sorularını yanıtlayan Çakıcı, hükümetin çökerttiğini iddia ettiği ekonomiyi toparlamak için toplu alışverişin Güney'e kaymasına fırsat vermek istemediğini, bunun sonunda da, hükümetin, son günlerde sınır kapılarında Güney Kıbrıs'tan KKTC'ye dönen bazı vatandaşlara karşı baskıcı bir denetleme ve kontrol stratejisinin bilinçli olarak hayata geçirdiğini savundu.
Çakıcı, söz konusu tutumun devam ettirildiği sürece vatandaşların üzerine suçlu psikolojisinin çökeceğini, bunun sonucunda da vatandaşların yaşayacağını iddia ettiği haksızlıklara karşı isyan edeceğini kaydetti.
Sınır kapılarında baş gösteren bahse konu yöntemin iki taraf arasındaki barış sürecini de baltalayacağını ileri süren Çakıcı, vatandaşlar üzerinde oluşacak baskı unsurunun da dolaylı olarak suç ve kaçakçılık ortamına meydan verebileceğini iddia etti.
Çakıcı, yetkililerin verili ekonomiyi çökerterek Türkiye hükümetinden maddi yardım isteyerek meydana gelen bütçe açığını kapatacak durumda olmadıklarını, dolayısıyla da gelinen bu noktada, KKTC'deki ekonomik ve demokratik yapının, Türkiye Cumhuriyeti'nin irade ve hakkaniyetini tanımak zorunda kaldığını iddia etti.
Sınırdaki uygulamanın ardında açık kapatma yatır
Personel giderlerinde harcama, kamu sektörünü büyütme, safahat düzenine varan uygulamalar seçim amaçlı partizanlık yüzünden yaklaşık 4 bin kişimin istihdam edildiğini ve bu sebepten ötürü de 2007 bütçesinde yaklaşık 400 trilyon açık oluştuğunu iddia etti.
Türkiye hükümetinin KKTC'ye olması gerekenden daha fazla yardımcı olduğunu söyleyen Çakıcı, 20 Temmuz 2006'da KKTC hükümetinin Türkiye hükümeti ile "Ekonomik ve Maddi İşbirliği" protokolü imzaladığını, söz konusu protokole göre de 125 trilyon açığın kapanacağı, ayrıca, 2008'de 100 trilyon, 2009'da da 75 trilyonun karşılanıp, KKTC ekonomisinin ilerleyen yıllarda kendi ayakları üzerinde durmasına dair uzlaşılacağı üzerinde anlaşıldığını iddia etti.
Çakıcı, bu açığı kapamak için Türkiye'den 125 trilyon alındığını; ayrıca, 165 trilyonun da Emekli Sandığı Fonu'ndan "gasp edildiğini" ileri sürdü. Cari transfer açıklarını gidermek için DAÜ, LAÜ ve KTHY gibi kurumların "çiftlik gibi" kullanıldığını iddia eden Çakıcı, açığın kapanmadığını, kalan 290 trilyonu da kapamak için yetkililerin KDV iadelerini kaldırıp, emlak ve stopaja vergi getirerek halka yüklendiğini iddia etti.
Çakıcı, öte yandan, Türk Lirası'nın sabit bir para birimi olmaması ve bazı vergilerin artırılması yüzünden KKTC'de hayat pahalılığı oluşturulup birçok vatandaşın satın alma gücünü düşürttüğünü, bu olgunun da vatandaşları alışveriş için "daha istikrarlı bir ekonomisi olan" diye addettiği Güney'e yönelttiğini ileri sürdü. Çakıcı, alışverişte Güney'e yoğunlaşan yönelimin ardında milliyetçi ya da "sırf zevk için alışveriş" sebepleri aramanın doğru olmadığını, bilakis, belirleyici motivasyonun maddi kaygılar olduğunu savundu.
"Hükümetin 3 stratejisi"
Çakıcı, hükümetin, söz konusu motivasyondan kaynaklanan yönelimi kontrol altında tutmak için de sınırları kapama noktasına geldiğini ve 3 strateji uyguladığını ileri sürdü..
Çakıcı, hükümetin uyguladığını iddia ettiği stratejileri de sırasıyla; "var olan şap hastalığından istifade ederek, onun arkasına sığınmak", "politikada yapılan hataları her fırsatta 'sütten çıkmış ak kaşık' değil nitelemesi yaptığı Papadapoulos'a yüklemek" ve "sınır kapılarında dayatmacı polisiye çözüm çabalarıyla vatandaşları suç işliyormuş psikolojisi aşılayarak onları Güney'e geçmemesi için sindirmek" şeklinde sıraladı.
"Halkın psikolojisi bozulur"
Sınır kapılarında Rum kesiminden alışverişe karşı yürütülen sürecin toplumu tedirgin ettiğini belirten Çakıcı, bahse konu uygulamanın tesadüfi olmadığını vurguladı. Çakıcı "cop göstererek vatandaşı korkutma" nitelemesi yaptığı tutumun faşizan olduğunu ve vatandaşları "suçlu psikolojisinin" kuşatacağını ve tüm bu olup bitenlerin, sol duruşlu ve barış söylemleri üreten bir iktidar oluşumuyla çeliştiğini belirtti.
Toplumsal öfke
Çakıcı, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı tepki ve direnişin dünyanın her yerinde süregeldiğini, doğal olarak, öfkenin ülkemizde de olduğunu dile getirdi. Çakıcı, "İnsanlar suçlunun kendileri değil, hükümet olduğunu bildiği için isyan ediyor" dedi ve söz konusu öfkenin agresif ya da pasif agresif şekillerde belirebileceğini söyledi.
"Barışı baltalar"
Yaşanan gelişmelerin zamanla iki toplumu birbirinden uzaklaştıracağını ifade eden TDP Başkanı Çakıcı, iki toplum arasındaki barış için işbirliği girişimlerini de baltalayacağını, söz konusu muamelenin çağdaş küresel dünyanın gereklilikleri ve nimetleriyle de çeliştiğini anlattı.
Kaçakçılık artabilir
Çakıcı, KKTC'de alınan tüm önlem ve barındırdığı güvelik gücü nitelik ve niceliğine rağmen, insan ve et kaçakçılığının önüne geçilmekte güçlükler yaşanmasının kafada soru işareti belirmesine neden olduğunu iddia etti ve açıklamalarını "Küçük bir yer ekonomik tedbir diye alışverişi yasaklayıp, eğitimli insanları kapatarak yönetilmez" diye sürdürdü.
Mehmet Çakıcı, durumun anlattığı şekilde devam ettiği sürece, tıpkı baskıcı ve yasakçı durumun bulunduğu her yerde olduğu gibi, ülkemizde de tepki ve direnişin olduğuna dikkat çekerek, "kapalı ekonomi" ve bu çerçevedeki toplumsal psikolojinin de suç ve kaçakçılığı tetikleyeceğini ileri sürdü.
"Ekonomik çöküntü devam eder"
Ekonomik çöküntünün aynı şekilde devam edeceğini öngördüğünü ileri süren Çakıcı, ifade ettiği ekonomik sıkıntıyı "Uzmanlara danışarak, onları dinleyerek, çözüm üretmeye çalışan bir hükümet yok" sözleriyle yorumladı
kibrisgazetesi.com (http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/49597/PageName/Ic_Haberler)
Çakıcı: 155 trilyon nereden tedarik edilecek
TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, Başbakan Soyer'den, ekonomideki kötü gidişin, şap hastalığından mı, yoksa 2007 yılında bütçede yaratılan 400 trilyonluk açıktan mı kaynakladığını açıklamasını istedi
Salı 08:44
4 Aralık 2007
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, uyguladığı ekonomik politikalar ve partizanca uygulamalar neticesinde, 2007 bütçesinde 400 trilyona varan açık yarattığını iddia ettiği CTP hükümetinin, 2008 bütçesinde de 155 trilyonluk iç kaynaklar kalemi ayırdığını belirtti ve "Bu paranın nereden tedarik edileceğini merak ediyoruz. Hükümet bu parayı nereden bulacak?" diye sordu.
2007 bütçesindeki 400 trilyona varan açık ve Emekli Sandığı Fonu'ndaki 165 trilyonun yasadışı kullanılmasına ilişkin Maliye Bakanlığı'na yapılan yazılı sorulara henüz yanıt alamadıklarını belirten Çakıcı, kendi parti çıkarlarını, halkın çkarlarının üstünde gören zihniyetlerin bütçede yarattıkları açıkları halkın sırtından çıkarmaya çalıştıklarını ve gerçekleşen değil, öngörülen rakamları açıklayarak halkı yanıltmaya çalıştıklarını ifade ederek, 2007 yılında bütçede gerçekleşen rakamların açıklanmasını bir kez daha istedi.
Konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini ifade eden Çakıcı, önümüzeki günlerde konuya ilişkin bir basın toplantısı daha düzenleyeceğini açıkladı.
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, Emekli Sandığı Fonu'ndaki 165 trilyonu yasa dışı şekilde kullanan Cumhuriyetçi Türk Partisi-Özgürlük ve Reform Partisi (CTP-ÖRP) koalisyon hükümetinin, şimdi de İhtiyat Sandığı'ndaki 50 trilyona göz diktiğini de söyledi. Basında bugün yer alan haberlere göre, Çalışma Bakanı Sonay Adem'in Sosyal Sigorta maaşlarının ödenmesinde sıkıntılar yaşandığı gerekçesiyle, İhtiyat Sandığı'nda işçilere ait 50 trilyonun bankaya bloke edilmesini istediğini belirten Çakıcı, sözkonusu gelişmelerin ekonominin duvara tosladığı söylemlerinin doğruluğunu bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çekti.
TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, sınır kapılarında vatandaşına eziyet çektiren hükümetin başındaki Soyer'den, ekonomideki kötü gidişin, &ay Adem, yapılanlar hakkında iyi değerlendirmelerden sonra konuşulmasını istedi.
Akıncı: Açığı ekonomistler de söylüyor
TDP Lefkoşa Milletvekili Mustafa Akıncı, KIBTEK çalışanlarının da dâhil edilmesiyle yasadaki eksikliğin giderileceğini belirterek, "Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Hizmetlerin Hesaplanması (Değişiklik) Yasa Tasarısı"na destek verdiklerini söyledi.
TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı'yı savunmak adına söz almadığını kaydeden Akıncı, ancak emekli fonundaki açığın ekonomistlerce de söylendiğini belirtti.
Meclisten kendisinin ret oyuna karşı geçirilen yasayla Fon'dan para alınmasına olanak sağlandığı kaydeden Akıncı, hükümetin ekonomik sıkıntı içinde olduğunun hareketlerinden belli olduğunu, geriye gidişin söz konusu olduğunu kaydetti ve KDV iadelerinin henüz ödenmemesini de eleştirdi.
Soyer: Sağlıklı temelde tartışılmalı
Daha sonra söz alan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, ekonomide tartışma ortamının mutlaka olması gerektiğine işaret ederek, tartışmaların sağlıklı bir sonuca varabilmesi için doğru temelde yapılmasının gerekliliği üzerinde durdu.
KKTC ekonomisinin içinde bunduğu durumun bütünden ayrı
düşünülemeyeceğini ifade eden Soyer, 2006'da ekonominin %13 büyüdüğünü, ancak 2007'de büyümenin sıfır olacağını, yani aynı kalacağını ve bunun çok boyutlu nedenleri olduğunu, bu nedenlerin doğru tartışılması gerektiğini kaydetti.
Başbakan Soyer, 2007'de gelirlerin 1,2 milyon Dolar arttığını, ancak Dolar düştüğü için reel bir gerileme olduğunu belirtirken, yerel gelirlerden cari giderlerin karşılanma oranındaki artışa dikkat çekerek, bu konu ve 2007'ye yönelik beklentileriyle ilgili rakamsal bilgiler verdi.
Ekonomideki kara delikler
Bütçe açığı konusundaki eleştirilere tepki gösteren Soyer, kamunun açtığı ihalelerde 2006'ya göre daralma olduğunu ve özel sektörün yatırımlarını artırdığını, ancak ülke ekonomisinde var olan kara deliklerin de sıkıntı yarattığının göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Başbakan Soyer, transfer kalemlerini ve sübvansiyonları buna örnek olarak gösterdi.
Hükümetin bu kara deliklerin kapatılması için çaba gösterdiğini, ancak attığı her adımın da tepki gördüğünü anlatan Soyer, kamu kaynaklarının düzenlenmesine yönelik yapılması gereken pek çok iş bulunduğunu söyledi.
Dolar'ın değer kaybetmesinin tüm dünyada sıkıntı yarattığına dikkat çeken Başbakan Soyer, bunların KKTC ekonomisine de yansımasının kaçınılmaz olduğunu kaydetti.
Soyer, bazı sendikaların geçen hafta Metehan Sınır Kapısı'nda gerçekleştirdiği eyleme de değindiği konuşmasında, Güney'den alışveriş yaparak eylem yapanlar arasında Belça'nın direktörünün de bulunmasını eleştirdi ve KKTC'deki işyerlerine sahip çıkılmasının gerekliliğini vurguladı.
Başbakan Soyer, kendisine sendikacılar tarafından gönderilen hediyeler için de teşekkür ederken, kendisinin Güney'den gelenler yerine Kuzey'deki marketlerde bulunan yiyecekleri tüketmeyi tercih ettiğini vurguladı.
İhtiyaca göre harcama yapıyoruz
Kamu kaynaklarının ihtiyaca göre harcandığını, gerekli görülen yerlere personel alımı da yapıldığını kaydeden Başbakan Soyer, hizmet kalitesinin artırılması için bunların gerekli olduğunu anlattı ve toplumun 21. yüzyıla hazırlanmasının gerekliliğini ifade etti.
Soyer, Şap hastalığıyla ilgili önlemlerin AB normlarına uygun olarak yapıldığını da yineleyerek, bu hastalığın hafife alınmamasını istedi.
Akıncı: Maliye Bakanı'nın topluma özür borcu var
Başbakan Soyer'in ardından yeniden söz alan TDP Lefkoşa Milletvekili Mustafa Akıncı, bütçede doğruları söylerken yanlışları da söylemek gerektiğini ve gerektiğinde özür de dilenmesi gerektiğini kaydederek, Maliye Bakanı'nın çelişkili açıklamalar yaptığını savundu.
Önce "market eşyaları alınamaz" derken, sonraki açıklamalarda bunların da alınabileceğinin kaydedildiğini anlatan Akıncı, Maliye Bakanının topluma özür borcu bulunduğunu söyledi.
Akıncı, "Kendi ayağımıza kurşun sıktık, gelin bu kurşunu çıkaralım. Bir daha da bunu yapmayalım. Yanlış yaptık. Yanlıştan dönmek bir erdemdir" şeklinde konuştu.
Ne Belça ne de diğer marketlerin yasaklamayla yaşayamayacağını söyleyen Akıncı, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımının sağlanması gerektiğini kaydetti.
Mustafa Akıncı, insanların geçişlerde arabalarının kontrol edilmesinin yanlış olduğunu, beyanın esas alınmasının gerekli olduğunu savunarak, gümrük vergisi alınması gerektiğinde alınmasının da doğru olduğunu belirtti.
Akıncı, Şap önlemleri kapsamında yasak olanlarla sürekli olarak getirilmesi yasak olan emtiaların net şekilde duyurulmasını, halkın kafasındaki bulanıklığın giderilmesini istedi.
Çikolata olayı Başsavcılık'ta
Yeniden söz alan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, sınır kapısında bir çocuğun elinden çikolata alındığı iddiasıyla ilgili olarak bunun yapılmışsa, yanlış bir davranış olduğunu belirtti.
Soyer, olayın basına yansıması üzerine yapılan araştırmada çocuğunun elinden çikolata alındığını iddia eden ailenin iddia ettiği saatte Güney'e geçtiğine dair kayıt bulunmadığını, kendilerinden geçiş kâğıdının istendiğini, ancak onu da ulaştırmadıklarını, bunun üzerine Maliye Bakanlığı'nın aydınlatılması için konuyu Savcılığa sevk ettiğini açıkladı.
Yeşil Hat Tüzüğü'ne göre 135 Euro'luk alışverişin yapılabileceğini hatırlatan Soyer, tüzükteki "kişisel eşya" tabirinin bürokraside hediyelik eşya gibi algılandığını ve bununla ilgili bir karışıklık yaşandığını anlattı.
Kuzey ile Güney arasındaki geçişlerde, Rum tarafında yönetimin tehdit ve baskılarının da etkisiyle Güney'den gelenlerin sayısının çok daha az olduğuna dikkat çeken Başbakan Soyer, kendilerinin vatandaşları üzerinde böyle bir baskısının bulunmadığını kaydetti.
Halktan özür dilenmesi gerekirse
"Halktan özür dilenmesi gerekirse, ben Başbakan olarak bu bir haftalık dalgalanmadan dolayı halktan özür diliyorum" diyen Soyer, hükümetin ortaya koyduğu uygulamanın doğru ve yerinde olduğunu, 135 Euro'luk alışveriş yapmanın herkesin hakkı olduğunu, ancak bunun üzerindeki alışverişe gümrük vergisi uygulanacağını anlattı. Başbakan Soyer, aynı maldan çok sayıda alınmasının ve bir günde bu alışverişlerin birden fazla yapılmasının da mümkün olamayacağını vurguladı.
Konuşmaların ardından oylamaya geçildi ve tasarı oybirliğiyle kabul edildi.
Euro'nun hukuki araçlara etkisi
Bu tasarının onaylanmasından sonra "Euro'nun Hukuki Araçlara Etkisi (Değişiklik) Yasa Tasarısı"na geçildi. İlgili komite raporunun milletvekillerinin bilgisine sunulmasının ardından söz almak isteyen olmayınca oylama yapıldı ve tasarı oybirliğiyle kabul edildi.
Gündemdeki "Emeklilik (Değişiklik) Yasa Tasarısı"nın ertelenmesi de oybirliğiyle kabul edilince, genel kurul bugünkü çalışmalarını tamamladı.
Bir sonraki birleşim bütçe görüşmeleri nedeniyle Perşembe yapılacak ve yasama ve denetim işlevi birlikte yerine getirilecek.
kibrisgazetesi.com (http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/49604/PageName/Ic_Haberler)
erhan_tr_26
07.12.07, 02:44
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, DAÜ'deki problemin aşılması için 2008 bütçesinden DAÜ'ye 13 trilyon TL'lik katkı ayrıldığını söyledi.
Perşembe 08:32
6 Aralık 2007
Mevcut bütçeden de bir kısım kısıntılara giderek, aşağı-yukarı yüzde 5'e yakın ekstra katkı sağlamaya çalıştıklarını dile getiren Soyer, DAÜ'ye gelecek yıl 18 trilyona yakın devlet katkısı yapacaklarını belirtti.
Başbakan Soyer, dün Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, DAÜ'deki sorunlara da değindi.
Soyer, ana problemin doların düşmesinden kaynaklandığına işaret ederek, hükümet olarak dolardaki düşüşün bir kısım alanlarda ekonomiye ve insanlara getirdiği sıkıntıları aşmak için büyük gayret sarf ettiklerini söyledi.
Dolardaki düşüşten dolayı Güney Kıbrıs karşısında bir anda yüzde 13'lük bir dezavantaja sahip olduklarını kaydeden Soyer, hükümetin iş dünyası, marketler, işadamlarıyla yaptığı görüşmeler sonrasında bunu giderecek tedbirler ürettiğini ve bugün hayatın pek çok alanında Güney Kıbrıs'la rekabet edebilecek bir fiyat cazibesini yeniden yaratmanın yollarını açtığını belirtti.
Soyer, kaynakları, ülkenin karşı karşıya kaldığı kuraklık ve bunun ekonomi üzerindeki etkisini halka en alt seviyede yansıtacak şekilde değerlendirmeye çalıştıklarını söyledi.
"Para makinemiz yok para basalım"
Başbakan Soyer, DAÜ'deki problemin aşılması için 2008 bütçesinden DAÜ'ye 13 trilyon TL'lik katkı ayrıldığını söyledi.
Mevcut bütçeden de bir kısım kısıntılara giderek, aşağı-yukarı yüzde 5'e yakın ekstra katkı sağlamaya çalıştıklarını dile getiren Soyer, DAÜ'ye gelecek yıl 18 trilyona yakın devlet katkısı yapacaklarını belirtti.
Hükümetin verebilecek en üst kapasiteye geldiğine, imkanların maksimum düzeyde kullanıldığına işaret eden Soyer, şöyle devam etti:
"Para makinemiz yok para basalım. Para makinemiz de olsa ve para bassak, kusur olur. 18 trilyonluk katkı belki beklentilerini karşılayamaz, ama sağduyu ve yurtseverlik duygusu hepimize belli bir kısım geri adımlar ve sentezlere ulaşma ruhunu vermek durumundadır."
Başbakan Soyer, DAÜ çalışanları ve öğretim üyelerinden, bu anlayış doğrultusunda değerlendirmelerde bulunmasını ve Rektörlüğün yapacağı girişimlere iyi niyetle yaklaşıp, orta yolu bulmasını istedi.
13. Maaş
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, gazetecilerin "13. maaş ödenecek mi? Ödenecekse ne zaman ödenecek?" yönündeki sorusuna ise, "Ödendiğiniz gün bana bir kahve ısmarlar mısınız?" sorusuyla karşılık verdi.
kibrisgazetesi.com (http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/49707/PageName/Ic_Haberler)
erhan_tr_26
07.12.07, 02:59
DPÖ, Metehan ve Ledra Palas Sınır Kapıları'nda Kıbrıslı Türklerin Güney Kıbrıs'tan neden alış veriş yaptığını araştıran bir anket düzenledi
http://www.kibrisgazetesi.com//cache/thumb/news/250-175/KAY_47579ae0.jpg
Perşembe 08:43
6 Aralık 2007
REKABET KOŞULLARININ KKTC LEHİNE DÖNMESİ İÇİN... Güney Kıbrıs'a kayan alış verişlerin nedenini araştırmak için DPÖ tarafından başlatılan anket çalışması, "rekabet koşullarının KKTC lehine geliştirilebilmesiyle ilgili politikalar üretilmesi"ni de hedefliyor
Ergül ERNUR
Kuzey Kıbrıs'taki alış verişlerin Güney Kıbrıs'a kaymasıyla ilgili tartışmalar güncelliğini korurken, Başbakanlık, nedenlerinin belirlenmesi için kolları sıvadı.
Devlet Planlama Örgütü (DPÖ), son zamanlarda ticaretin Güney Kıbrıs'a kaymasının nedenlerini belirlemek için sınır kapılarında anket çalışması başlattı.
DPÖ, geçtiğimiz günlerde Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in başkanlığında gerçekleşen bir toplantıda alınan bir kararla, Metehan ile Ledra Palas Sınır Kapıları'nda KKTC vatandaşlarının Güney Kıbrıs'ta yaptıkları harcamalara ilişkin anket yapmaya başladı.
Anketin cumartesi günü sona ereceği, sonuçların da Ocak 2008 ortalarında açıklanacağı bildirildi.
Söz konusu iki sınır kapısında gerçekleştirilen anket geçen hafta başlatıldı ve iki hafta boyunca pazartesi, çarşamba ve cumartesi günleri gerçekleştirildi.
DPÖ İstatistik Araştırma Dairesi Başkanı Güner Mükellef, uygulanan anketle vatandaşlarımızın ne kadar sıklıkla Güney Kıbrıs'a geçtiğini, geçme nedenlerini, orada gerçekleşen harcama miktarını, yolcu beraberi ticaretin hangi mal ve hizmetlerde yoğunlaştığını ve yapılan harcamanın hangi neden veya nedenlerle Güney Kıbrıs'ta yapıldığı gibi sorulara yanıt bulmayı hedeflediklerini kaydetti.
Kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına yapılan anket çalışmasının toplam 8 sorudan oluştuğunu aktaran Mükellef, yeterince cevaplanmış ankete ulaşılması halinde sağlıklı istatistiki sonuçlar elde edilebileceğini ve böylelikle KKTC lehine geliştirilecek politikalara ışık tutulabileceğini söyledi.
Sınır kapılarından geçen KKTC vatandaşları tarafından doldurulan anketin üzerinde Güney Kıbrıs'taki harcamalara ilişkin istatistiki verilere derlemesine ihtiyaç duyulduğunu belirten Mükellef, anket yoluyla derlenecek bilgilerin 'KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki yolcu beraberi ticaretin hangi mal ve hizmetlerde yoğunlaştığının saptanacağını ve rekabet koşullarının KKTC lehine geliştirilebilmesiyle ilgili politikalar üretilmesi' yönünde kullanılacağını belirtti.
Anket formlarında 'sağlıklı bilgilerin derlenmesi durumunda üretilecek olan politika ve tedbirlerin etkinliğine doğrudan yansıyacağı' ifadesi yer alıyor.
Mükellef: Genelleme yapılmayacak
Mevcut durumu tespit etmek için anket çalışmasına başvurduklarına dikkat çeken Mükellef, Metehan ve Ledra Palas Sınır Kapıları'nda DPÖ ve Ticaret Dairesi'nde görevli toplam 8 personelin çalıştığını kaydetti.
Yapılan anket çalışmasının kısa bir süreyi kapsaması ve sadece iki sınır kapısında uygulanması nedeniyle sonuçların bir genellemede ve toplam değerlere ulaşmada kullanılamayacağını, sadece ankete katılanlarla ilgili açıklamaların yapılacağını kaydeden Mükellef, yapılan tüm istatistikî çalışmalarda kapsam ve çalışmanın mahiyetiyle istatistiki verilerin temsiliyetinin açıklanmasının da önemine işaret etti.
Gidiş-dönüşte 4'er soru
KKTC vatandaşlarının Güney Kıbrıs'tan yaptıkları harcamalara ilişkin DPÖ tarafından hazırlanan anket 8 sorudan oluşuyor.
Anketi dolduran kişiyle ilgili isim, adres veya herhangi bir tanımlayıcı bilgi bulunmazken anket formunun ilk 4 sorusu Güney Kıbrıs'a, diğer 4 sorusu ise KKTC'ye geri dönerken soruluyor.
Cevaplandırılan anket formları ise ülkeye dönüşte kontrol noktasındaki görevlinin gösterdiği kutulara bırakılıyor.
Anket formunda yer alan sorular
Güney Kıbrıs'a geçen Kıbrıslı Türklere giderken "Ne kadar sıklıkla Güney Kıbrıs'a geçiyorsunuz?", "Güney Kıbrıs'a geçme nedeniniz nedir", "Güney Kıbrıs'a genelde araba ile mi geçiyorsunuz", "Çalışma durumunuz nedir" soruları soruluyor.
KKTC'ye geri dönerken ise cevaplandırılması istenen sorularda birçok seçenek bulunuyor. "Güney Kıbrıs'ta ne kadar para harcadınız?" sorusu "Güney Kıbrıs'ta tüketilen yeme, içme" ve "Kuzey Kıbrıs'a götürmek üzere satın aldığınız mallar" olarak iki ayrı kategoride cevaplandırılıyor.
Anket formunu oluşturan "Kuzey Kıbrıs'a götürmek üzere en sık satın aldığınız mallara örnekler veriniz" sorusu da gıda (alkollü içecekler dahil), giyecek ve ayakkabı, kişisel bakım malzemeleri ve diğer olmak üzere kendi içinde kategorilere ayrılıyor.
Anketin son iki sorusunda ise "Yukarıdaki harcamalarınızı Güney Kıbrıs'ta yapma nedenleriniz nedir?" ile "KKTC standartlarına göre hangi gelir düzeyinde olduğunuzu düşünüyorsunuz?" ifadeleri yer alıyor.
kibrisgazetesi.com (http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/49715/PageName/Ic_Haberler)
erhan_tr_26
07.12.07, 13:32
İsveç'in Güney Kıbrıs Büyükelçiliği: Papadopulos'un İsveç'in dış politikası hakkında yaptığı yorumlar doğru değil
Cuma 08:11
7 Aralık 2007
Cyprus Mail, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un; İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeld'le telefonda yaptığı görüşmede, Reinfield'in kendisine, "İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt'in Kıbrıs sorunu konusunda İsveç'in duruşuna aykırı hareket ettiğini" söylediğini iddia etmekle diplomatik arenada şimşekleri üzerine çektiğini yazdı.
"Papadopulos'un açıklamaları talihsiz"
Habere göre Stockholm perde gerisinde İsveç'in Kıbrıslı Türklerle doğrudan ticaret konusundaki politikasının istikrarlı olduğu ve bunun Dışişleri Bakanlığı tarafından açıkça ifade edildiği konusunda Güney Kıbrıs'ı bilgilendirdi.
Haberde, Stockholm'un; Papadopulos'un açıklamalarını "talihsiz" olarak nitelendirdiği de vurgulandı.
Cyprus Mail'e açıklama yapan İsveç'in Güney Kıbrıs Büyükelçisi Ingemar Lindahl, Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli'nin, Stockholm'e 18 Aralık'ta yapacağı gezinin iptal edildiğini bildirdi.
Lindahl, "İsveç'in, hükümet tarafından kararlaştırılan ve Dışişleri tarafından uygulanan bir dış politikası var. Aksi bir yorum asılsızdır" dedi.
"Yok edilemeyecek bir gerçek"
Cyprus Mail'in haberinde, İsveç hükümetinin, "diğer AB'ye üye ülkeler gibi", AB'nin Kuzey Kıbrıs'la doğrudan ticaret yapılmasını öngören tüzüğü "yok edilemeyecek bir gerçek ve Türkiye'nin üyelik sürecinde de hayati bir pazarlık" konusu olarak gördüğü belirtildi.
Papadopulos daha önce yaptığı açıklamada, İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeld'in kendisine, İsveç hükümetinin değil, Dışişleri Bakanı Carl Bildt'in Kuzey Kıbrıs'la direkt ticaret istediğini söylediğini iddia etmişti.
Papadopulos ayrıca, eski Başbakan Bildt'in doğrudan ticaretin Kıbrıslı Türklere ekonomik olarak katkı yapacağını ve böylece adanın birleşmesine yardım edeceğini söylediğinin de bilinen bir gerçek olduğunu kaydetmişti.
kibrisgazetesi.com (http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/49757/PageName/Ic_Haberler)
Sınır kapılarında inceleme
Başbakanlık Müsteşarı Öntaç Düzgün, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Ali Alnar ve Planlama İnşaat Dairesi yetkililerinden oluşan bir ekip, dün Metehan, Beyarmudu ve Akyar sınır kapılarında incelemelerde bulundu.
Cuma 08:05
7 Aralık 2007
Sevgi YALMAN
Güney Kıbrıs'ta hayvanlarda görülen şap hastalığı ve uygulamaya konan yeni gümrük önlemleri nedeniyle sınır kapılarında yaşanan tıkanıklığı yerinde inceleyen ekip sorunları da yerinde tespit etti.
Fiziki koşulları inceleyen ekibin kısa ve uzun vadeli önlemleri görüşeceği öğrenildi.
Büyük sıkışıklık yaşanan sınır kapısının Metehan olduğu belirlenirken, geçişlerin en rahat yapıldığı sınır kapısının Akyar olduğu da tespit edildi.
Vatandaş şikayetçi
Öte yandan, yeni gümrük uygulamalarına uyum sağlayamayan vatandaşların büyük tepki içinde oldukları gözlendi.
Akyar sınır kapısında kısa bir süre gözlem yapan KIBRIS muhabirleri, vatandaşların, hangi malın gümrüğe tabi, hangi malın yasak olduğunu bilmedikleri için sınır kapılarında sıkıntı yaşadıklarını tespit etti.
Güney Kıbrıs'tan kedi-köpek maması alan vatandaşlar, et ve süt ile et-süt ürünlerinin şap nedeniyle yasak olduğunu ancak gümrük kapısında öğrendiler.
Yasak kapsamında olan kedi-köpek mamalarının bir kısmına el konarak imha edilirken bazı vatandaşlar da aldıkları mamaları iade etmek üzere yeniden Güney Kıbrıs'a geçtiler.
Oyuncak uçağa 360 YTL ceza
Gazetemizi arayan Gazimağusalı bir vatandaş da çocuğuna bir oyuncak uçak ve ufak tefek eşyalar aldığını, Akyar sınır kapısında aldıklarına yüzde 30 oranında gümrük alındığını ve ayrıca da 360 YTL ceza kesildiğini söyleyerek, şikayette bulundu.
Aldığı malların bedelinin 135 Euro'yu geçmediğini ifade eden vatandaş, yetkililerin ayrıntılı açıklama yapmaması nedeniyle mağdur olduğunu savundu.
Aynı vatandaş, şikayete gittiği Gümrük Müdürlüğü'nde de hoş olmayan tavır ve davranışlarla karşılaştıklarını da ifade etti.
kibrisgazetesi.com (http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/49750/PageName/Ic_Haberler)
Powered by vBulletin® Copyright ©2012 Adduco Digital e.K. und vBulletin Solutions, Inc. Alle Rechte vorbehalten.
SEO by
vBSEO 3.6.0