PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : "Türkiye'nin petrol umudu arttı"



Gök Türk
12.06.05, 11:42
Türkiye'nin petrol umudu arttı
3 bin 154 petrol kuyusundan yılda yaklaşık 572.5 milyon dolar değerinde ham petrol üreten Türkiye, bu yıl dördü denizde olmak üzere toplam 65 kuyu daha açacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, ANAP Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir’in "Türkiye’de ham petrol üretimine" ilişkin soru önergesini yanıtladı. Türkiye’de 28 Şubat 2005 tarihi itibarıyla açılmış 3 bin 154 adet petrol kuyusu bulunduğunu dile getiren Güler, 2004 yılı sonu itibarıyla ise 861 milyon 19 bin 2 varil petrol üretimi yapıldığını bildirdi.

4’Ü DENİZDE 65 KUYU

Türkiye genelinde 4’ü deniz petrol arama kuyusu olmak üzere 2005 yılında toplam 65 kuyu açılacak. 2005 yılında kuyu açacak şirketler ve sahaları ise şÃ¶yle:

"-TPAO 12 adedi ortak sahalarda olmak üzere, 10 adet Kırklareli, 7 adet Tekirdağ, 4 adet İstanbul, 6 adet Adıyaman, 4 adet Şanlıurfa, 3 adet Siirt, 6 adet Batman, 4 adet Diyarbakır, 3 adet Adana, 2 adet Düzce, bir adet Hatay, bir adet Muş, bir adet Erzurum, bir adet Zonguldak, bir adet Samsun.

-Aladdin Middle East Şti. 2 adet Siirt.

-Petrako ve Merty şirketleri ortak olarak Edirne’de bir adet.

-Madison Turkey Inc. şirketi Sinop’ta bir adet.

-Krysttal Co. Pte-Omax Int. Ltd. ve Zorlu Ptrogas şirketleri ortak olarak Hatay ve Adana’da birer adet.

-Polmak Sondaj Sanayi A.Ş. Gaziantep’te bir adet." Açılacak bu kuyulara ek olarak TPAO Batı Karadeniz’de Türk karasuları içinde Madison Oil Turkey Inc. ve Static Energy Turkey Inc. Şirketleriyle ortak olarak 3 adet, Doğu Karadeniz’de ise Türk karasuları dışında Artvin’in Hopa ilçesi açıklarında BP Exploration Türkiye B.V. şirketi ile ortak olarak bir adet olmak üzere 4 adet deniz petrol arama kuyusu açacak.

YERLİ ÃœRETİM TÜKETİMİN YÜZDE 8.60’I

Güler, Türkiye’de 2004 yılında üretilen ham petrolün toplam tüketimin ancak yüzde 8.60’ını karşıladığını bildirdi. Güler, 2004 yılı petrol fiyatının ortalaması alındığında Türkiye’de üretilen ham petrolün değerinin ise yaklaşık 572 milyon 523 bin 384 dolar olduğunu ifade etti.

HAM PETROLE 6 MİLYAR DOLAR ÖDEDİK

Türkiye ayrıca, 2004 yılında ham petrol ithalatına 6 milyar 74 milyon 589 bin 413 dolar, petrol ürünleri ithalatına ise 3 milyar 654 milyon 817 bin 197 dolar ödedi.

Türkiye, ürettiği petrol ürünleri ihracatından ise 1 milyar 167 milyon 517 bin 817 dolar girdi sağladı.

Kaynak (www.internethaber.com)

Erkan
24.07.05, 11:13
bizim Bakan BP ( Britisch Petrol ) ile anlasmis Petrol bulunursa Paylasacaklarmis,

Tatar
27.10.05, 21:53
http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/tages/alm2005/03/05x03x31.HTM

nihayet türkiye de de artik, kendimize yetecek kadar petrol bulundu!
Tanriya sükürler olsun!

Erkan
27.10.05, 22:03
http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/tages/alm2005/03/05x03x31.HTM

nihayet türkiye de de artik, kendimize yetecek kadar petrol bulundu!
Tanriya sükürler olsun!

Es gab hier mal ein Artikel wo es hieß der Energieminister hat mit BP einen Vertrag geschlossen worüber ich mich Geärgert habe weil es hieß wenn BP
erdöl findet dann wird es geteilt 50/50 nun ist es soweit die Hälfte vom ÖL ist verschenkt ich hoffe ich irre mich.

Tatar
27.10.05, 22:09
na toll, mal wieder ein eigentor! :(

Erkan
27.10.05, 22:48
na toll, mal wieder ein eigentor! :(

Tatar setz doch den artikel sichtbar hier rein.

kanki
28.10.05, 05:31
tatar kardesim , bu hep böyle ama dunyanin neresinde petrol bulunursa petrol devleri hemen kapar ...Dünya üzerinde petrol karteli diye bir sey duymadin mi ?

Tatar
28.10.05, 21:50
@ kanki

yok duymadim!

ama baya üzüldüm, sonucta hakkimizi yiyorlar sonucta!

Bilgisayar
29.10.05, 01:28
Leider ist das so. Ich habe mal gelesen das viele Länder auf der Erde z. B. in Afrika und Asien eigentlich über genügend Bodenschätze Verfügen um einen gewissen Lebensstandart erreichen zu können trotzdem aber sehr arm bleiben, weil sie Ihre Rechte an Internationale Konglomerate verkauft haben. Dies führt dazu das die Bevölkerung dieser Länder nur zu einem sehr kleinen maß davon profitieren kann! - Stellt euch doch mal eine Westliche Industrienation vor die das tun würde – undenkbar nicht war!



Der Reichtum der Westlichen Welt und auch Japans, Südkoreas also quasi nahezu aller Industrieländer und selbst zu einem gewissen Teil selbst unserer hängt maßgeblich von den billig zu erwerbenden Bodenschätzen der ärmeren Länder der Welt ab, die man schröpft bis zum geht nicht mehr - man beruft sich ja bei beschwerden von Humanisten wie mir immer darauf das sie ja nur international anerkannten Verträgen nachgehen würgen welche nach geltendem Recht legitim sind! - In meinen Augen sind sie das bei weitem nicht! - diese Länder hatten doch nie eine Alternative. Falls mal an ihre Spitze jemand kam der für das Volk arbeitete sorgte man dafür das er entweder Ermordet oder sonst wie entmachtet wurde und durch einen Wohlgesonneneren ersetzt wurde!



Ich finde es daher mehr als Heuchlerisch wenn die Industrienationen dieser Welt den ärmsten Länder und der Weltöffentlichkeit durch Aktionen nach dem Motto wir wollen doch nur euer gutes, wie zuletzt als man den ärmsten Ländern der Erde die Schulden Tilgte um allen zu zeigen wie Human man doch eigentlich ist – was eigentlich sehr heuchlerisch ist, da die Industrieländer ja jene wahren (meistens zumindest) die mehrheitlich werdend der Kolonialzeit die natürliche Lebensordnung dieser Länder durcheinander brachte und erst damit dafür sorgte das sie überhaupt von internationalen Krediten abhängig wurden und dem Wohlwollen der besagten Industriestaaten welche sich dadurch Einfluss verschafften wie zum Beispiel beim Anrecht auf Bodenschätze.



Wenn diese Heuchler wirklich etwas für diese Menschen tun wollen was langfristig hilft müssen sie ihnen erlauben aus diesen Scheinheiligen Verträgen auszusteigen um wirklich eine Chance zu haben sich zum guten zu entwickeln – ansonsten ist allen nur Nonsens und dient nur dem Image in der Weltöffentlichkeit!



Ich will nicht sagen das die Schuldenkürzung Schlecht sind ich will bloß auf die Problematik hinweisen das diese Aktionen sich zwar gut anhören aber langfristig nicht soviel für die Menschen bringen wie wenn man ihnen das anrecht auf ihre eigenen Bodenschätze geben würde – und ja ich weiß auch das es die Länder gibt die sehr arm sind und darüber hinaus auch noch wenige Bodenschätze verfügen nur trifft dies für wenige der ärmsten Länder zu (Gott sei dank!) man könnte also vielen hälfen sich selbst zu helfen und den Rest der ärmeren Länder (welche über keine Bodenschätze verfügen) könnte man dann später auch mit Hilfe neu der gestärkten ehemals armen Länder (welche über Bodenschätze verfügten und sich daher entwickeln könnten!) zu Wohlstand verhelfen nur wird dies in unserer auf Ausbeutung und Egoismus basierenden Welt leider nie Geschehen:buuh: !



PS: Ich weiß ich bin einwenig vom Thema abgewichen (ich weis sehr euphemistisch ausgedrückt!) aber das musste mal gesagt werden!

Carlito
22.11.05, 09:27
Suriye sınırında petrol buldukhttp://www.internethaber.com/mays/images/haber/26106.jpg22 Kasım 2005 09:09 Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı yılan hikayesine dönen "Türkiye'de petrol var mı yok mu" tartışmasına son noktayı koydu. Suriye sınırında petrol denizi bulduk...
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yılan hikayesine dönen "Türkiye'de petrol var mı yok mu" tartışmasına son noktayı koydu. Yıllardır devam eden sismik araştırmalar sonunda, Suriye sınırında adeta bir petrol denizi tespit edildi. BUGÜN'e siyah altın müjdesini veren TPAO Genel Müdürü Osman Sami Dinç, "Türkiye'nin kaderi değişecek. Bulunan petrol çok kaliteli" dedi.

İlk kuyu hemen açılıyor

Dinç, gelişmeleri şöyle anlattı: Suriye sınırının 10 kilometrelik bölümünde uzun süredir bir arama yürütüyorduk. Sismik çalışmalar sonunda çok umutlu bir tablo ortaya çıktı. Suriye'den bu bölgeyle ilgili bir kamyon bilgi geldi. Bunları bizdeki bilgilerle karşılaştırınca ortaya müthiş bir fotoğraf çıktı. İlk kuyuyu ay sonunda açıyoruz. Her ay bir kuyu açacacağız. Türkiye'yi güzel günler bekliyor.

Şimdi yaşadık

Türkiye'nin Suriye sınırındaki sismik çalışmalar sonunda yeraltında büyük bir petrol denizi olduğu tespit edildi. Bu ay ilk kuyu açılacak

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), yılan hikayesine dönen "Türkiye'de petrol var mı yok mu?" tartışmasına noktayı koydu. Suriye sınırındaki sismik çalışmalar sonunda bölgede bir petrol denizinin varlığı tespit edildi. TPAO Genel Müdürü Osman Sami Dinç, bu müjdeli haberi ve petrol denizinin bulunma öyküsünü BUGÜN'e şu sözlerle açıkladı:

MAYIN TEMİZLENDİ

* Türkiye-Suriye sınırı yaklaşık 800 kilometre. Bu bölgede petrol aramalarına bir an önce başlanması gerekiyordu. Ancak bölgede mayınlar vardı. Hem Genelkurmay'a, hem de İçişleri Bakanlığı'na "10 kilometrelik kısmın temizlenmesi durumunda petrol aramasına başlayabiliriz" dedik.

* Geçen yıl mayınların temizlenmesi konusunda adımlar atıldı. Sismik çalışmaların sonucunda çok umutlu bir tablo ortaya çıktı. Bu bölge ile ilgili Suriye'den de tam bir kamyon dolusu bilgi geldi. Bizdeki bilgilerle Suriyeliler'in bilgilerini karşılaştırınca ortaya müthiş bir fotoğraf çıktı. Türkiye'nin kaderi değişecek. Bulunan petrol çok kaliteli.

SONDAJ BAŞLIYOR

* Şimdi sadece 50 metrelik bir alanda elimizdeki sismik verilerle bu ay sonunda ilk kuyuyu açacağız. Çok güzel şeylerle karşılaşacağız. Görüntü şu, paranın yarısı Suriye'de yarısı ise bizde.

* Henüz kuyu açılmadığı için kaç milyon varil petrol olduğunu söylemek imkansız. Kuyu açıldıkça durumu göreceğiz. Suriye sınırında her ay bir kuyu açacağız.

* Petrol rezervini sadece sismik çalışma yaparak tespit etmek mümkün değil. Güneydoğu ve Suriye sınırı bizim umutlu olduğumuz bir yer. Bunun için sondaj programı başlattık.

internethaber (http://www.internethaber.com/mays/article_view.php?aid=326322)

Riesiges Erdöl vorkommen an der Syrischen Grenze gefunden, vom Öl am Schwarzmeer redet keiner mehr!

Örfman
22.11.05, 09:47
Insallah cok cikar :lach:

Pehlivan
22.11.05, 10:17
Peki Suriye sinirina ne kadar yakin? Baksina mayin temizleyip orada calismaya baslamislar,demek sinira olsa olsa 500 metre mi var dersiniz?Ya petrollü bölgenin cok daha büyük bölümü sinirin öbür tarafinda kaliyorsa?

Bence siniri 10-15 kilometre güneye kaydirmak lazim,ya da yeraltindan suriyede kalan petrolleri hortumlamak lazim. :lach:

Pehlivan
22.11.05, 10:22
Peki Suriye sinirina ne kadar yakin? Baksina mayin temizleyip orada calismaya baslamislar,demek sinira olsa olsa 500 metre mi var dersiniz?Ya petrollü bölgenin cok daha büyük bölümü sinirin öbür tarafinda kaliyorsa?

Bence siniri 10-15 kilometre güneye kaydirmak lazim,ya da yeraltindan suriyede kalan petrolleri hortumlamak lazim. :lach:


"Petrol parasinin yarisi Suriyede yarisi bizde".
Evet, siniri mutlaka güneye kaydirmak gerekiyor öyleyse.Sicherheitspuffer. :aferin:

Örfman
22.11.05, 10:28
Orda sinir mi vardi? :brüll:

Bilge Khan
22.11.05, 11:14
Acchh bu haberler inanmayin! Vorher haben die das auch immer gesagt yok diyabakirda bulunmus, yok Van Gölünde, yok karadenizde!! :rolleyes:

Carlito
22.11.05, 11:36
Acchh bu haberler inanmayin! Vorher haben die das auch immer gesagt yok diyabakirda bulunmus, yok Van Gölünde, yok karadenizde!! :rolleyes:
Bilge das Schwarzmeer Fund ist Amtlich und es wird schon gebohrt. Es ist seit Jahrzehnten bekannt das es Öl in der Türkei gibt! Denk mal nach, um uns herum gibt es überall Öl, wie wahrscheinlich war es das wir keins haben?? Die Wahrscheinlichkeit war sehr gering, und das bestätigt sich jetzt. Gül war überraschend in Syrien zu Besuch, vielleicht hängt es damit zusammen.

dertli4u
22.11.05, 13:19
arkadaslar


Türkiyede petrol var.

bu konuda, cok detayli yayinlar vardi bir zamanlar.

Raif Karadag isimli bir yazarimiz vardi.


28 Nisan 1920 tarihinde Yanya”da doğdu. Lozan anlaşması gereğince yapılan anlaşmayla 1924 yılında Türkiye”ye gelen Süleyman Bey ailesi,İstanbul”da Pendik”e yerleşti.

1952 yılında günlük Yeni Büyük Doğu gazetesinde yazmaya başladı. Daha sonra Son Havadis, Tercüman ve Bizim Anadolu gazetelerinde yazmış, diğer taraftan da bazı dergilerde de çeşitli yazılarını yayınlamıştır.

İşte bu araştırma ve çalışmalarının semeresi olan ve günümüz açısından da bir ışık olan ve elden düşmeyen , sahasında tek kaynak olma özelliğini halen sürdüren Petrol Fırtınası eseri vardir.


Karadağ, hem çok iyi bir insan, hem de çok iyi bir aile reisi olarak yaşadı. 22 Aralık 1973 yılında, son derece sıhhatli bir şekilde gittiği Ankara”da kaldığı otel odasında, henüz genç sayılacak bir yaşta (53 yaşında) esrarengiz bir şekilde vefat etmiştir.

Arkadaslar

Raif Karadagin gazeteci olarak yaptigi arastirmalari, Türkiyede petrol oldugunu ve bunun nasil gözden uzaklastirildigini anlatmaktadir.

ve isin kötüsü, bizim kendi meclisimizde kabul ettigimiz "petrol kanunu" ve yönetmenlikler yüzünden, petrol arama faaliyetlerimiz sekteye ugramaktadir.

raif karadag ölü bulundugunda, cenazesi hemen morga kaldirilip, otopsi yapilmis fakat otopsi sonuclari halen aciklanmamistir..aradan gecen 30 küsür senede, bu konuda tüm sorular cevapsiz kalmistir.

kanki
22.11.05, 19:02
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, "Türkiye'de petrol var mı yok mu?" tartışmasına son noktayı koydu. Suriye sınırında petrol denizi bulundu

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yılan hikayesine dönen "Türkiye'de petrol var mı yok mu" tartışmasına son noktayı koydu. Yıllardır devam eden sismik araştırmalar sonunda, Suriye sınırında adeta bir petrol denizi tespit edildi. BUGÜN'e siyah altın müjdesini veren TPAO Genel Müdürü Osman Sami Dinç, "Türkiye'nin kaderi değişecek. Bulunan petrol çok kaliteli" dedi.

İlk kuyu hemen açılıyor

Dinç, gelişmeleri şöyle anlattı: Suriye sınırının 10 kilometrelik bölümünde uzun süredir bir arama yürütüyorduk. Sismik çalışmalar sonunda çok umutlu bir tablo ortaya çıktı. Suriye'den bu bölgeyle ilgili bir kamyon bilgi geldi. Bunları bizdeki bilgilerle karşılaştırınca ortaya müthiş bir fotoğraf çıktı. İlk kuyuyu ay sonunda açıyoruz. Her ay bir kuyu açacacağız. Türkiye'yi güzel günler bekliyor.

Türkiye'nin Suriye sınırındaki sismik çalışmalar sonunda yeraltında büyük bir petrol denizi olduğu tespit edildi. Bu ay ilk kuyu açılacak

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), yılan hikayesine dönen "Türkiye'de petrol var mı yok mu?" tartışmasına noktayı koydu. Suriye sınırındaki sismik çalışmalar sonunda bölgede bir petrol denizinin varlığı tespit edildi. TPAO Genel Müdürü Osman Sami Dinç, bu müjdeli haberi ve petrol denizinin bulunma öyküsünü BUGÜN'e şu sözlerle açıkladı:

* Türkiye-Suriye sınırı yaklaşık 800 kilometre. Bu bölgede petrol aramalarına bir an önce başlanması gerekiyordu. Ancak bölgede mayınlar vardı. Hem Genelkurmay'a, hem de İçişleri Bakanlığı'na "10 kilometrelik kısmın temizlenmesi durumunda petrol aramasına başlayabiliriz" dedik.

* Geçen yıl mayınların temizlenmesi konusunda adımlar atıldı. Sismik çalışmaların sonucunda çok umutlu bir tablo ortaya çıktı. Bu bölge ile ilgili Suriye'den de tam bir kamyon dolusu bilgi geldi. Bizdeki bilgilerle Suriyeliler'in bilgilerini karşılaştırınca ortaya müthiş bir fotoğraf çıktı. Türkiye'nin kaderi değişecek. Bulunan petrol çok kaliteli.

* Şimdi sadece 50 metrelik bir alanda elimizdeki sismik verilerle bu ay sonunda ilk kuyuyu açacağız. Çok güzel şeylerle karşılaşacağız. Görüntü şu, paranın yarısı Suriye'de yarısı ise bizde.

* Henüz kuyu açılmadığı için kaç milyon varil petrol olduğunu söylemek imkansız. Kuyu açıldıkça durumu göreceğiz. Suriye sınırında her ay bir kuyu açacağız.

* Petrol rezervini sadece sismik çalışma yaparak tespit etmek mümkün değil. Güneydoğu ve Suriye sınırı bizim umutlu olduğumuz bir yer. Bunun için sondaj programı başlattık.

http://www.sonsayfa.com/haber.php?haber_id=103477
----------------------------------------

Bu cok harika bir haber , dusunsenize Türkiye yi dis bagimliktan kurtaracak petrol yataklari.I´nanin birakin disariya satmayi kendimize üretsek ekonominin üstünden kalkacak yükü dusunun ...
Yürü be Türkiye Allahin izniyle kim tutar artik seni :türkiye:

kanki
22.11.05, 19:13
arkadaslar sorry valla görmedim nu konunun burda oldugunu

kanki
22.11.05, 19:16
gercekten kendi petrolümüz bize yetse yine yeter ekonomiye ...Acaba türkiye ihtiyacinin yüzde kacini su anda karsiliyor bunu bilen var mi ?

e_mc19
22.11.05, 20:07
Slm,

Kann das jemand auf deutsch übersetzen?

Gökcen
22.11.05, 20:12
Slm,

Kann das jemand auf deutsch übersetzen?
bist du kein türke? du wolltest doch mal zum militär in der türkei oder nicht?

Deniz5
22.11.05, 20:20
Also wenn das mit dem Öl stimmt und grosse Reserven gefunden werden na dann wird die türkische Wirtschaft boomen wie es die Welt noch nie gesehen hat, aber ich denke wir brauchen da Leute an der Spitze, die mit dieser neuen Macht umgehen können. Ich hoffe nicht das die Türkei von ihrem Reformkurs abkommt, "Nasilolsa kurtardik abi"-mässig....

kanki
22.11.05, 20:25
Slm,

Kann das jemand auf deutsch übersetzen?

ganz kurz sthet das in der Turkei an der Syrischen Grenze hochwertiger und große menge öl gefunden worden ist .

Gök Türk
22.11.05, 21:51
Ruhig Blut Leute.

Ich würde mich am Meisten freuen, wenn man in der Türkei Ölfelder finden würde, die mit den arabischen vergleichbar sind. ich glaube jedoch, dass diese Nachricht von der "internethaber" weniger seriös ist. Man hat auch schon früher Öl gefunden, aber die Mengen, die man in der Türkei findet sind nicht sehr berauschend.
Das in der Türkei produzierte Öl macht gerade mal 9% des türkischen Bedarfs aus und ist "nur" im Wert von 500 mio $.

Ruh kiz
22.11.05, 22:09
FERRUH SEZGİN'İN KONUYLA İLGİLİ ESKİ BİR YAZISI * * *


İsrail'e yeni tarım alanları mı hediye edilecek?

Türkiye-Suriye sınırındaki mayınlı alanların temizlenmesi ve tarıma açılması konusu, beş yıl kadar önce, Orgeneral Kıvrıkoğlu''nun Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde, Genelkurmay'a aksettirilmişti.

Söz konusu mayınlı alan, İskenderun-Habur arasında 3 milyon dönümlük bir arazi parçasını kapsayan, yaklaşık 600 kilometre uzunluğunda olan bir kuşaktır.

O zamanlar, hem tarıma kazandırılacak alanın büyüklüğü hem de Birleşmiş Milletler''in mayın kullanılmasını yasaklayan kararları sebebiyle, yapılan teklif Genelkurmay''a cazip gelmiş ve hemen projelendirilmesine geçilmişti. Hazırlanan prototip projede, mayın kuşağının temizlenmesine başlamada öncelik Şanlı Urfa bölgesine verilmişti, çünkü bölge Fırat''ın üzerinde olduğundan sulu tarıma elverişliydi ve bir yıl dolmadan mahsul almak mümkün olacaktı.

Projenin başlatılmasını çabuklaştırmak için, mayın temizlemede uzmanlaşmış dünya firmaları üzerinde de araştırma yapıldı ve ilk olarak bir İtalyan şirketi belirlendi.

Şirket, temizlenmesi istenen bölge için, o zamanın rakamlarıyla 30 milyon Dolar talep etti ve ücret konusunda mutabakat da sağlandı.

Ancak daha sonra, "bilinmeyen sebeplerle" projenin hayata geçirilmesi durduruldu ve proje uykuya yatırıldı.

* * *

Uykuya yatırılmış projenin tekrar gündeme gelmekte olduğu, geçtiğimiz hafta içinde bazı gazetelerde küçük puntolarla yer alan bir haber vasıtasıyla öğrenildi:

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, 510 kilomeyre uzunluğunda gösterdiği mayınlı arazinin, "bütçeden hiç para harcanmadan temizlettirileceği, temizleme çalışması karşılığında kullanım hakkı tanınacağı ve temizlenen alanlarda organik tarıma geçileceği" yolunda bir açıklama yapmıştı.

Bakan, aynı açıklaması sırasında, bazı İsrail firmalarının bölgenin mayından temizlenmesi için 875 milyon Dolar tutarında teklif verdikleri iddialarına da çok sert tepki göstermişti.

Dikkat edilirse, Bakan''ın açıklaması iki hususu kapsıyor:

" Bölgenin temizlenmesi karşılığında para değil, kullanım hakkı verileceği; "

Temizlenen bölgelerde organik tarım yapılacağı.

İşin püf noktası; bölgenin mayından temizlenmesinin para ödenerek yaptırılmaması, buna karşılık temizleme işlemini yapacak firmalara kullanım hakkı tanınacak olmasında.

Bu, tam adıyla "Yap-İşlet-Devret" (YİD) formülü. Halbuki, Maliye Bakanı''nın açıklamasıyla ortaya çıkan bu YİD tercihi eliyle bölge topraklarının yabancı firmalara -ve sonuç olarak yabancı devletlere-peşkeş çekilmesine alternatif olacak başka bir formül daha var.

Savunma sanayii konularıyla yakından ilgili bazı kişilerin ifadesine göre, Birleşmiş Milletler (BM) ile Dünya Bankası''nın (DB) mayınlı arazilerin temizlenebilmesi için Türkiye''ye tahsis etmiş olduğu bir ucuz kredi, hatta kredinin de ötesinde bir kaynak mevcut.

Türkiye''nin yapması gereken, mayınlı alanların bu kaynak kullanılarak temizlettirilmesi ve temizlenen alanların Türk çiftçisine veya yeterli sermayeye sahip Türk müteşebbislerine tahsis edilmesi.

Savunma sanayii uzmanlarının dikkat çektiği ikinci husus, mayınlı bölgelerin temizlenmesi ihalelerini açacak Türk yetkili makamının kim olacağının kasıtlı olarak uzun zaman sürüncemede bırakılmış olması.

İddialara göre, yetkili makamın Milli Savunma Bakanlığı (MSB) olması için her yol denendi, ancak başarılı olunamadı.

Şimdi, kontrol Maliye''nin eline geçmiş görünüyor ve onun tercihi de yeni Türk tarım alanlarının YİD kandırmacasıyla yabancılara peşkeş çekilmesinden yana.

* * *

Problem bunlarla bitmiyor:

" Hiçbir Türk firmasının mayın temizleme konusunda uluslararası akreditasyonu yok.

Bu yüzden, Maliye, rahatlıkla yabancı firmalara yöneliyor.

" Mayınların tek tek kaldırılarak temizlenmesi gerekiyor, çünkü mayınlar patlatılarak temizlenecek olursa, kimyasal zehirlenmeye maruz kalacak o topraklarda bırakın organik tarımı, tarımın hiçbir türünü yapabilmek uzun zaman mümkün olamaz.

Bu temizleme yöntemi ise maliyeti fazlasıyla artıracağından, ihaleyi kazanan yabancı firmalara çok uzun bir işletme süresi şansı getiriyor. " En önemli nokta, hatta can alıcı nokta, yabancı firmaların "kimliği".

AB ve ABD firmalarının, insan gücü ile mayın temizleme işine talip olması çok uzak bir ihtimal.

Dolayısıyla, gereken insan gücü eski Sovyet cumhuriyetlerindeki firmalar üzerinden temin edilecek.

Şimdi sıkı durun:

"Bir İsrail firması", eski Sovyet cumhuriyetlerinde mevcut mayın temizleme firmalarının hemen tamamının yetkili temsilciliğini (executive representative) almış durumda.

Tabii, eklemeye değmez, çünkü arif olan hemen anlar: Bu İsrail firmasının Türkiye siyaset çevrelerinde ve bürokrasisinde çok güçlü ilişkileri bulunuyor. İşte, işin finali bu: Temizlenecek mayınlı bölgelerden elde edilecek yeni tarım alanları, dolaylı yoldan -YİD yutturmacasıyla-İsrail''e hediye ediliyor.

Bu yazıya ilgi duyanlar, bu köşede 24 Ocak 2005 günü çıkan "GAP''a ve Çukurova''ya İsrail Kibbutzları (mı?)" başlıklı yazıyla birleştirerek okurlarsa -ki, gazetenin internet sayfasından kolayca ulaşılabilir-, AKP ile İsrail arasındaki dehşet veren ilişkiyi daha iyi fark edeceklerdir.

Ferruh Sezgin - Yeniçağ

Yakamoz
22.11.05, 22:17
FERRUH SEZGİN'İN KONUYLA İLGİLİ ESKİ BİR YAZISI * * *


İsrail'e yeni tarım alanları mı hediye edilecek?

Türkiye-Suriye sınırındaki mayınlı alanların temizlenmesi ve tarıma açılması konusu, beş yıl kadar önce, Orgeneral Kıvrıkoğlu''nun Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde, Genelkurmay'a aksettirilmişti.

Söz konusu mayınlı alan, İskenderun-Habur arasında 3 milyon dönümlük bir arazi parçasını kapsayan, yaklaşık 600 kilometre uzunluğunda olan bir kuşaktır.

O zamanlar, hem tarıma kazandırılacak alanın büyüklüğü hem de Birleşmiş Milletler''in mayın kullanılmasını yasaklayan kararları sebebiyle, yapılan teklif Genelkurmay''a cazip gelmiş ve hemen projelendirilmesine geçilmişti. Hazırlanan prototip projede, mayın kuşağının temizlenmesine başlamada öncelik Şanlı Urfa bölgesine verilmişti, çünkü bölge Fırat''ın üzerinde olduğundan sulu tarıma elverişliydi ve bir yıl dolmadan mahsul almak mümkün olacaktı.

Projenin başlatılmasını çabuklaştırmak için, mayın temizlemede uzmanlaşmış dünya firmaları üzerinde de araştırma yapıldı ve ilk olarak bir İtalyan şirketi belirlendi.

Şirket, temizlenmesi istenen bölge için, o zamanın rakamlarıyla 30 milyon Dolar talep etti ve ücret konusunda mutabakat da sağlandı.

Ancak daha sonra, "bilinmeyen sebeplerle" projenin hayata geçirilmesi durduruldu ve proje uykuya yatırıldı.

* * *

Uykuya yatırılmış projenin tekrar gündeme gelmekte olduğu, geçtiğimiz hafta içinde bazı gazetelerde küçük puntolarla yer alan bir haber vasıtasıyla öğrenildi:

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, 510 kilomeyre uzunluğunda gösterdiği mayınlı arazinin, "bütçeden hiç para harcanmadan temizlettirileceği, temizleme çalışması karşılığında kullanım hakkı tanınacağı ve temizlenen alanlarda organik tarıma geçileceği" yolunda bir açıklama yapmıştı.

Bakan, aynı açıklaması sırasında, bazı İsrail firmalarının bölgenin mayından temizlenmesi için 875 milyon Dolar tutarında teklif verdikleri iddialarına da çok sert tepki göstermişti.

Dikkat edilirse, Bakan''ın açıklaması iki hususu kapsıyor:

" Bölgenin temizlenmesi karşılığında para değil, kullanım hakkı verileceği; "

Temizlenen bölgelerde organik tarım yapılacağı.

İşin püf noktası; bölgenin mayından temizlenmesinin para ödenerek yaptırılmaması, buna karşılık temizleme işlemini yapacak firmalara kullanım hakkı tanınacak olmasında.

Bu, tam adıyla "Yap-İşlet-Devret" (YİD) formülü. Halbuki, Maliye Bakanı''nın açıklamasıyla ortaya çıkan bu YİD tercihi eliyle bölge topraklarının yabancı firmalara -ve sonuç olarak yabancı devletlere-peşkeş çekilmesine alternatif olacak başka bir formül daha var.

Savunma sanayii konularıyla yakından ilgili bazı kişilerin ifadesine göre, Birleşmiş Milletler (BM) ile Dünya Bankası''nın (DB) mayınlı arazilerin temizlenebilmesi için Türkiye''ye tahsis etmiş olduğu bir ucuz kredi, hatta kredinin de ötesinde bir kaynak mevcut.

Türkiye''nin yapması gereken, mayınlı alanların bu kaynak kullanılarak temizlettirilmesi ve temizlenen alanların Türk çiftçisine veya yeterli sermayeye sahip Türk müteşebbislerine tahsis edilmesi.

Savunma sanayii uzmanlarının dikkat çektiği ikinci husus, mayınlı bölgelerin temizlenmesi ihalelerini açacak Türk yetkili makamının kim olacağının kasıtlı olarak uzun zaman sürüncemede bırakılmış olması.

İddialara göre, yetkili makamın Milli Savunma Bakanlığı (MSB) olması için her yol denendi, ancak başarılı olunamadı.

Şimdi, kontrol Maliye''nin eline geçmiş görünüyor ve onun tercihi de yeni Türk tarım alanlarının YİD kandırmacasıyla yabancılara peşkeş çekilmesinden yana.

* * *

Problem bunlarla bitmiyor:

" Hiçbir Türk firmasının mayın temizleme konusunda uluslararası akreditasyonu yok.

Bu yüzden, Maliye, rahatlıkla yabancı firmalara yöneliyor.

" Mayınların tek tek kaldırılarak temizlenmesi gerekiyor, çünkü mayınlar patlatılarak temizlenecek olursa, kimyasal zehirlenmeye maruz kalacak o topraklarda bırakın organik tarımı, tarımın hiçbir türünü yapabilmek uzun zaman mümkün olamaz.

Bu temizleme yöntemi ise maliyeti fazlasıyla artıracağından, ihaleyi kazanan yabancı firmalara çok uzun bir işletme süresi şansı getiriyor. " En önemli nokta, hatta can alıcı nokta, yabancı firmaların "kimliği".

AB ve ABD firmalarının, insan gücü ile mayın temizleme işine talip olması çok uzak bir ihtimal.

Dolayısıyla, gereken insan gücü eski Sovyet cumhuriyetlerindeki firmalar üzerinden temin edilecek.

Şimdi sıkı durun:

"Bir İsrail firması", eski Sovyet cumhuriyetlerinde mevcut mayın temizleme firmalarının hemen tamamının yetkili temsilciliğini (executive representative) almış durumda.

Tabii, eklemeye değmez, çünkü arif olan hemen anlar: Bu İsrail firmasının Türkiye siyaset çevrelerinde ve bürokrasisinde çok güçlü ilişkileri bulunuyor. İşte, işin finali bu: Temizlenecek mayınlı bölgelerden elde edilecek yeni tarım alanları, dolaylı yoldan -YİD yutturmacasıyla-İsrail''e hediye ediliyor.

Bu yazıya ilgi duyanlar, bu köşede 24 Ocak 2005 günü çıkan "GAP''a ve Çukurova''ya İsrail Kibbutzları (mı?)" başlıklı yazıyla birleştirerek okurlarsa -ki, gazetenin internet sayfasından kolayca ulaşılabilir-, AKP ile İsrail arasındaki dehşet veren ilişkiyi daha iyi fark edeceklerdir.

Ferruh Sezgin - Yeniçağ


Kusura bakma ama biraz abartili buluyorum. YID modeli bunu öngörüyor. Firma herhalde topragi kaldirip ülkeden kaciracak degil ya? Israil`de tarim arastirma alaninda cok gelismis bir ülke, cünkü herifler cölün ortasinda verim almaya alisik.

Ben bu olaya yine yabanci sermaye öcülügü yapanlara bagliyorum.

Carlito
22.11.05, 23:09
TPAO Genel Müdürü Osman Sami Dinç, "Türkiye'nin kaderi değişecek. Bulunan petrol çok kaliteli" dedi.


Bu aciklama bence bu isin dogru oldugunun kaniti.

Ay_Dogar
23.11.05, 00:21
Bu cok harika bir haber , dusunsenize Türkiye yi dis bagimliktan kurtaracak petrol yataklari.I´nanin birakin disariya satmayi kendimize üretsek ekonominin üstünden kalkacak yükü dusunun

Eger gercekten Petrol bulunduysa bircok yeni Milyoner görecegiz ama halk bundan faydalanmicak.Iddaya var misin?:rolleyes:

kanki
23.11.05, 04:45
Eger gercekten Petrol bulunduysa bircok yeni Milyoner görecegiz ama halk bundan faydalanmicak.Iddaya var misin?:rolleyes:

orasi öyle tabi ki :rolleyes:

kanki
29.11.05, 17:49
Kürtler üç petrol kuyusunu faaliyete soktu



Kuzey Irak'taki Kürtler, Silopi'ye yalnızca 16 kilometre uzaklıkta bulunan Kabaruk bölgesindeki üç petrol kuyusunu faaliyete sokuyor.



Bugün açılan kuyulardan petrol sondajı da başladı. Kuzey Irak'taki yerel Kürt yetkililer Kabaruk'taki sondaj çalışmalarını Norveç merkezli uluslararası bir petrol şirketi olan DNO ile birlikte yürütüyordu.

Norveç şirketi iki yıldır Kuzey Irak'ta petrol arıyordu. Şirketin ortakları arasında ABD'nin Kosova eski Büyükelçisi Peter Burleigh de yer alıyor.

Kuyuların açılış törenine Kürdistan Demokratik Partisi'nin önde gelen isimlerinden Neçirvan Barzani de katıldı. Barzani, Kuzey Irak'taki petrol kaynaklarının denetim ve gelirinin tamamen Kürtlere ait olduğunu ileri sürdü.

Neçirvan Barzani, petrol sondajında kullanılan platformların Türkiye üzerinden getirildiğini belirterek, Türkiye'ye gösterdiği kolaylıktan dolayı da teşekkür etti.

Barzani, Kürt petrollerini dünya pazarlarına sunmak için Türk petrol şirketleriyle de petrol arama çalışmalarına başlamak istediklerini söyledi. (cnntürk)

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/3580065.asp?m=1&gid=69
---------------------------------
Arkadaslar sorun petrol degil , sorun bu paralarla alinacak silahlar ...

Erkan
18.01.06, 09:01
Karadeniz'de yürütülen araştırmalarda Türkiye'nin kaderini değiştirecek büyüklükte petrol rezervine ulaşıldı.

Karadeniz'de 'petrol umudu'

Karadeniz'de yürütülen araştırmalarda Türkiye'nin kaderini değiştirecek büyüklükte petrol rezervine ulaşıldı.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Karadeniz'de yürüttüğü operasyonlarda Türkiye'nin kaderini değiştirecek büyüklükte petrol rezervinin bulunduğu sonucuna ulaştı. Büyük bir gizlilik içinde devam eden çalışmalar kapsamında TPAO, rezervle ilgili kesin sonuca ulaşmak üzere yapılacak ayrıntılı inceleme için 70-75 milyon dolara tam donanımlı bir gemi kiralama kararı aldı. Dünyanın değişik ülkelerinde yabancı şirketlerle operasyonlar yürüten TPAO, Türkiye'de çalışmalarını iki bölgede yoğunlaştırdı: Karadeniz ve Suriye sınırındaki mayınlı bölge. TPAO'nun, Karadeniz'de Türk karasularında bir baştan bir başa yürüttüğü petrol arama çalışmaları, deyim yerindeyse 'sır' gibi saklanıyor. Uzmanlar, rezerv kadar petrolün kalitesinin ve ekonomik olup olmadığının da önemli olduğuna dikkat çekiyor.

HOPA'DA SON VİRAJ
TPAO-British Petroleum (BP) Karadeniz'de ilk petrol arama operasyonunu, Hopa açıklarında 45 kilometrelik alanda deniz seviyesinden 4 bin 650 metre derinlikte gerçekleştirdi. Hopa'da yürütülen sondaj son aşamada. Enerji Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, TPAO-BP ortaklığı, sondaj için bugüne kadar 150-200 milyon dolar harcadı. Yetkililer, kuyudan ilk verilerin alındığını belirterek, "Bu konuda umutluyuz. Değerlendiriyoruz. Açıklama için erken" diyor. Hopa'da petrol arama çalışmaları, TPAO ve BP ortak girişimiyle başladı. BP, daha sonra sahip olduğu yüzde 50 hissesinin yüzde 25'ini Shevron Texaco'ya sattı.

Olcay AYDİLEK - ANKARA

zübeyde
18.01.06, 09:26
Erkan,

bu haberin beni müthis sevindirdi. Karadenize Petrol.
Karadeniz topraklari, varmis demek büyük hayiri !
Cok sevindim.
(Hemde Türkiyenin kaderini degistirecek diyorlar,
yine mi ? Yasasin Zengin olacagiz !)

TSfalcon
20.01.06, 00:45
bu kafalan kenti kaynaklarimizi bile yabancilar yönetir.

bosuna sevinmeyin,bizi yabanci devletler yönetiyor.

Erkan
20.01.06, 16:21
bu kafalan kenti kaynaklarimizi bile yabancilar yönetir.

bosuna sevinmeyin,bizi yabanci devletler yönetiyor.

bu kafayla biz adam olamayiz ne demek %50 Pay BPye bu Pazarligi kime borcluyuz hangi Insafsiz kafasiz bunun altina imzasini koydu hangi Devlet bukadar
aptalca davranir bu Imzayi geri cekmek gerek en kisa zamanda 200Mio Dollara-
Milletin Insanimizin Millarlarini kaybediyoruz ondan sonrada cikarlar Televizyona bak nasil is yapilir diye adam kandirmaya calisirlar icim icimi yiyor arkadas

Detan
20.01.06, 17:00
bu kafayla biz adam olamayiz ne demek %50 Pay BPye bu Pazarligi kime borcluyuz hangi Insafsiz kafasiz bunun altina imzasini koydu hangi Devlet bukadar
aptalca davranir bu Imzayi geri cekmek gerek en kisa zamanda 200Mio Dollara-
Milletin Insanimizin Millarlarini kaybediyoruz ondan sonrada cikarlar Televizyona bak nasil is yapilir diye adam kandirmaya calisirlar icim icimi yiyor arkadas

Zaten bize yedirmezler....alles misgünstige Hyänen.

Yasin
20.01.06, 17:50
Meint ihr die Türkei wird keinen Nutzen aus ihrem Vorkommen ziehen können?
Mich freut die Ausbeute meines Landes nicht sehr..bleibt nur zu hoffen das es zumindest gut umgesetzt wird.

Greyson
20.01.06, 18:32
Meint ihr die Türkei wird keinen Nutzen aus ihrem Vorkommen ziehen können?
Mich freut die Ausbeute meines Landes nicht sehr..bleibt nur zu hoffen das es zumindest gut umgesetzt wird.

so wie ich mich im moment fühle...am besten in die hochentwickelsten waffen.

nicht zu fassen,dass ich eher waffen kaufen würde..als das geld in das land investieren.so übel es auch klingt..vom land profitieren auch...die >ratten<.

Orkut
18.04.06, 14:08
Mardin'de Petrol Bulundu

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nca (TPAO) Suriye sınırında açılan 3 kuyuda petrol bulunduğu bildirildi. Geçen yılın Aralık ayında Suriye sınırında petrol arama çalışması başlatan TPAO, Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde açtığı 5 kuyudan 3’ünde petrol buldu.
TPAO Batman Bölge Müdürü Bayram Kara, 2005 yılının Aralık ayında Suriye sınırındaki mayınlı alanın yanında petrol arama çalışması başlattıklarını belirterek, Çamurlu ve Sınırtepe’de birer, Batı Kozluca’da ise 3 kuyuda sondaj çalışması başlattıklarını söyledi.
Batı Kozluca’daki sondaj çalışmalarında 3 kuyuda da 12-13 gravite kalitede petrol bulduklarını ifade eden Kara, "Batı Kozluca’daki 3 kuyuda bin 300 metrede petrol bulduk. Bu 3 kuyumuzda da üretime başladık. Çıkarılan petrolün kalitesi 12-13 gravitededir. Rezerv, yapılacak incelemelerin ardından belirlenecek. Zaten Suriye’nin de sınırımıza yakın noktalarında çıkardığı petrolün gravitesi aynıdır. Çamurlu ve Sınırtepe’deki kuyularda çalışmalar sürüyor. Bu 3 bölgede toplam 10 kuyu açacağız"dedi.
Kara, sınırdaki mayınların temizlenmesinin ardından büyük kulelerle petrol aramasına başlayacaklarını ve çalışmaların bu 3 bölgeyle sınırlı kalmayacağını da belirterek, "Biz sınıra yakın kesimlerde zaten petrol üretimi yapıyorduk. Ama bu kez mayınlı arazilerin hemen yanında üretime başladık. Mayınların temizlenmesinin ardından başka bölgelerde de petrol arayacağız" dedi.

omar
18.04.06, 14:17
Mayınların temizlenmesinin ardından başka bölgelerde de petrol arayacağız" dedi.
Ehhm Leute- Das war aber nicht die Grenze welche eine Israelische Firma für 40 Jahre bekommt oder?

yanlizkurt
18.04.06, 15:07
Suriye Sınırında Petrol Bulundu!
18.04.2006 13:46


Hükümet'in harekete geçirmesiyle Türkiye'nin dört bir tarafında petrol arama faaliyetin hız veren TPAO, aramalarının karşılığını almaya başladı....
Özgür Ayaydın / AA

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nca (TPAO) Suriye sınırında açılan 3 kuyuda petrol bulunduğu bildirildi.
Geçen yılın Aralık ayında Suriye sınırında petrol arama çalışması başlatan TPAO, Mardin'in Nusaybin İlçesi'nde açtığı 5 kuyudan 3'ünde petrol buldu.
TPAO Batman Bölge Müdürü Bayram Kara, 2005 yılının Aralık ayında Suriye sınırındaki mayınlı alanın yanında petrol arama çalışması başlattıklarını belirterek, Çamurlu ve Sınırtepe'de birer, Batı Kozluca'da ise 3 kuyuda sondaj çalışması başlattıklarını söyledi.
Batı Kozluca'daki sondaj çalışmalarında 3 kuyuda da 12-13 gravite kalitede petrol bulduklarını ifade eden Kara, şöyle dedi:
''Petrol fiyatlarının yüksekliği ve zaman kaybı nedeniyle mayınlı arazilerin temizlenmesini beklemeden petrol arama çalışmalarına başladık. O alana uygun kulelerle sondaj çalışmalarını sürdürüyoruz. Batı Kozluca'daki 3 kuyuda bin 300 metrede petrol bulduk. Bu 3 kuyumuzda da üretime başladık. Çıkarılan petrolün kalitesi 12-13 gravitededir. Rezerv, yapılacak incelemelerin ardından belirlenecek. Zaten Suriye'nin de sınırımıza yakın noktalarında çıkardığı petrolün gravitesi aynıdır. Çamurlu ve Sınırtepe'deki kuyularda çalışmalar sürüyor. Bu 3 bölgede toplam 10 kuyu açacağız.'' Kara, sınırdaki mayınların temizlenmesinin ardından büyük kulelerle petrol aramasına başlayacaklarını ve çalışmaların bu 3 bölgeyle sınırlı kalmayacağını da belirterek, ''Biz sınıra yakın kesimlerde zaten petrol üretimi yapıyorduk. Ama bu kez mayınlı arazilerin hemen yanında üretime başladık. Mayınların temizlenmesinin ardından başka bölgelerde de petrol arayacağız'' dedi.

CUDİ DAĞI'NDA SİSMİK ARAMA

Bölge Müdürü Kara, kış mevsiminin sona ermesinin ardından faaliyetlerinde hızlanma yaşandığını belirterek, şunları söyledi:
''Ağır kış şartları nedeniyle sismik arama çalışmalarımıza ara vermiştik. Bu çalışmalara yeniden başlıyoruz. Chevron şirketi ile Cudi Dağı'nda sismik arama çalışmalarına mayıs ayında başlayacağız.
Siirt'in Pervari İlçesi'ndeki Okçular kuyusunda sondaj çalışmaları sürüyor. Şu anda 2 bin metreye indik. Bu kuyuda 5 bin metreye kadar ineceğiz. TPAO Batman Bölge Müdürlüğü olarak günlük 20 bin varil petrol üretiyoruz.''


@ Hadi bari bu sefer yas cikmasinda... Söyle bir Globalplayer olalim...

ya tutarsa...

Carlito
18.04.06, 15:24
Yanlizkurt das Thema gibt es schon.

Hauptsache es hilft gegen die Verschuldung und Energieprobleme die wir haben und noch im größeren Ausmaß kriegen werden!
Aber mit dem Oil werden auch Probleme auf uns zukommen!
Gut ist das wir nicht eine nur auf Öl verkauf gestützte Wirtschaft aufgebaut haben oder mussten! Uns muss nicht zwangsläufig das selbe Schicksal wie manch unserer Nachbarn blühen!
Wichtig ist das wir selber Technik produzieren! Aber schon bei der Suche waren wir auf die Technik von anderen angewiesen, das sagt schon alles.

Yasin
18.04.06, 19:44
Aber schon bei der Suche waren wir auf die Technik von anderen angewiesen, das sagt schon alles.

Lol..warum ist die Technik bei uns nur immernoch so lächerlich? ^^

BTW: warum wird man sich deiner Meinung nach nochmehr verschulden?

Demir
18.04.06, 19:48
PKK lilar ne kadar kurnazmislar. Sanki oralarda petröl oldugunu biliyormuscasina.

Insallah Türkiyemiz bu petröllerin sayesinde ithalat fazlasini kapatir:aferin:

omar
19.04.06, 15:00
Yahudi oyunu bozuldu (http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsdetail.asp?NewsID=949)http ://www.yenicaggazetesi.com.tr/haber_resimleri/2006/4/19/949.jpgMayınların temizlenmesi karşılığı 49 yıllığına İsrail’e verilmek istenen sınır arazisi, Türkiye’nin kaderini değiştirecekBEDAVA VERECEKLERDİ

SURİYE ve Irak sınırındaki mayınlı arzilerin temizlenmesi için Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün “40-50 milyon dolarlık bütçe, mayınların yer değiştirmesi yüzünden 500 milyon dolara çıktı. Bu kadar paramız yok” demesi vatandaşları ayağa kaldırmıştı. Yapılan araştırmalarda, sınırdaki arazilerin mayınları temizleme karşılığı 49 yıllığına İsrailli firmalara devredilmek istendiği ortaya çıktı.

Şimdi petrol fışkırıyor

ANCAK mayınlı arazilerin temizlenmesini beklemeyen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, sınırın hemen yanında sondaj çalışmaları başlattı. Batı Kozluca’da açılan 3 kuyuda da bin 300 metreye inildiğinde, 12-13 gravite kalitesinde petrol fışkırmaya başladı. TPOA bölgede 10 kuyu daha açmak hazırlıkları yaparken, Türk’ün malını yutmaya hazırlanan İsrail’in hevesi kursağında kaldı.


Mayınlı arazide petrol

AKP iktidarının 49 yıllığına İsrail’e vermek istediği mayınlı araziden ‘siyah altın’ çıktı. TPAO, Suriye sınırında açılan 3 kuyuda petrol bulunduğunu açıkladı

İsrail’e verilmek istendiği için tartışmalara yolaçan mayınlı arazide ilginç bir gelişme yaşandı. Bu arazilerdeki toprağın altının zengin petrol yatakları olduğu ortaya çıktı. Suriye ve Mardin’deki mayınlı arazilerin yakınlarında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nca yapılan çalışmalar olumlu sonuçlar verdi. Her iki ildeki mayınlı arazilerde de petrole rastlandı.


TPAO açıkladı
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Suriye sınırında açılan 3 kuyuda petrol bulunduğunu bildirdi. Geçen yılın Aralık ayında Suriye sınırında petrol arama çalışması başlatan TPAO, Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde açtığı 5 kuyudan 3’ünde petrol buldu. TPAO Batman Bölge Müdürü Bayram Kara, 2005 yılının Aralık ayında Suriye sınırındaki mayınlı alanın yanında petrol arama çalışması başlattıklarını belirterek, Çamurlu ve Sınırtepe’de birer, Batı Kozluca’da ise 3 kuyuda sondaj çalışması başlattıklarını söyledi. Batı Kozluca’daki sondaj çalışmalarında 3 kuyuda da 12-13 gravite kalitede petrol bulduklarını ifade eden Kara, şöyle dedi:


12-13 gravite
“Petrol fiyatlarının yüksekliği ve zaman kaybı nedeniyle mayınlı arazilerin temizlenmesini beklemeden petrol arama çalışmalarına başladık. O alana uygun kulelerle sondaj çalışmalarını sürdürüyoruz. Batı Kozluca’daki 3 kuyuda bin 300 metrede petrol bulduk. Bu 3 kuyumuzda da üretime başladık. Çıkarılan petrolün kalitesi 12-13 gravitededir. Rezerv, yapılacak incelemelerin ardından belirlenecek. Zaten Suriye’nin de sınırımıza yakın noktalarında çıkardığı petrolün gravitesi aynıdır. Çamurlu ve Sınırtepe’deki kuyularda çalışmalar sürüyor. Bu 3 bölgede toplam 10 kuyu açacağız.”


Çalışmalar sürecek
Bölge Müdürü Kara, sınırdaki mayınların temizlenmesinin ardından büyük kulelerle petrol aramasına başlayacaklarını ve çalışmaların bu 3 bölgeyle sınırlı kalmayacağını da belirterek, “Biz sınıra yakın kesimlerde zaten petrol üretimi yapıyorduk. Ama bu kez mayınlı arazilerin hemen yanında üretime başladık. Mayınların temizlenmesinin ardından başka bölgelerde de petrol arayacağız” dedi.

Cudi Dağı’nda sismik arama

TPAO Batman Bölge Müdürü Bayram Kara, kış mevsiminin sona ermesinin ardından faaliyetlerinde hızlanma yaşandığını belirterek, şunları söyledi: “Ağır kış şartları nedeniyle sismik arama çalışmalarımıza ara vermiştik. Bu çalışmalara yeniden başlıyoruz. Chevron şirketi ile Cudi Dağı’nda sismik arama çalışmalarına Mayıs ayında başlayacağız. Siirt’in Pervari İlçesi’ndeki Okçular kuyusunda sondaj çalışmaları sürüyor. Şu anda 2 bin metreye indik. Bu kuyuda 5 bin metreye kadar ineceğiz. TPAO Batman Bölge Müdürlüğü olarak günlük 20 bin varil petrol üretiyoruz.”



Haber Tarihi : 19.04.2006
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsdetail.asp?NewsID=949

Carlito
19.04.06, 15:09
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı

Wieso Anonym? Und wer steckt hinter dieser anonymität?

omar
19.04.06, 15:12
Wieso Anonym? Und wer steckt hinter dieser anonymität?
Die Illuminati...:lach:

Carlito
19.04.06, 15:13
Die Illuminati...:lach:

Wer weiß...:lach:

Demir
22.04.06, 22:41
Wieso Anonym? Und wer steckt hinter dieser anonymität?

http://www.tpao.gov.tr/winter2005/bg-tr/alt/tpaokimdir.htm http://www.politikcity.de/forum/./images/misc/external.png

Kannst du auf dieser Webseite erfahren.

Die gesamte Technik der TPAO ist gut und könnte besser sein.

Carlito
22.04.06, 23:16
http://www.tpao.gov.tr/winter2005/bg-tr/alt/tpaokimdir.htm http://www.politikcity.de/forum/./images/misc/external.png http://www.politikcity.de/forum/./images/misc/external.png

Kannst du auf dieser Webseite erfahren.

Die gesamte Technik der TPAO ist gut und könnte besser sein.



Danke für den Link. Aber man findet nichts über die anonymen teilhaber. Komsich ist das...

Yakamoz
22.04.06, 23:16
Bula bula bitmedi su nalet Petrol haa

deryatulga
22.04.06, 23:20
Bula bula bitmedi su nalet Petrol haa

Bizim ülkede kurufasulya tiryakilerinin cikarttigi gazlar degerlendirilse ne olur diye düsünüyorum bazan!

Demir
22.04.06, 23:21
Danke für den Link. Aber man findet nichts über die anonymen teilhaber. Komsich ist das...
aktiengesellschaft: anonim şirket

Ortaklik = teilhaber, gemeinsam, gemein, gemeinschaftlich, partner(in ), gesellschafter, kompagnon, sozius


YURTİÇİ ORTAK ARAMA FAALİYETLERİ
Kara Alanları
TPAO-MADISON OIL
TPAO-Madison Oil arasındaki Cendere Sahası Ortak Arama ve Geliştirme Anlaşması kapsamında, Ortaklığımızın operatörlüğünde, Cendere-20 ortak üretim kuyusu olarak açılmıştır. Ayrıca, Cendere Sahasında yapılan geliştirme çalışmaları kapsamında, yaklaşık 48 km 2 3 boyutlu sismik program Aralık 2004'te tamamlanmıştır. Sismik datanın proses ve yorum çalışmalarının tamamlanmasını takiben, Cendere Sahasının yapısal konumunun ortaya konulmasına bağlı olarak, sahanın doğuya doğru geliştirilebilmesi durumunda yeni lokasyonlar önerilebilecektir.
TPAO-PERENCO
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Perenco ile yapılan çalışmalar kapsamında Diyarbakır, Kastel, Karaali sahaları ile Yalankoz (Adıyaman) sahasında petrol üretimine devam edilmektedir.
TPAO-AMITY OIL
Amity Oil firması ile ortak alanlarda 3 boyutlu sismik veri toplama çalışmaları ve bu verilerin değerlendirme çalışmalarının sonucuna göre sondajlı arama sürdürülmektedir.
TPAO – CHEVRONTEXACO
ChevronTexaco; 1989 yılında Güneydoğu Anadolu, IX. Petrol Bölgesi'nde 5 adet ruhsat almış ve yarı hissesini (%50) TPAO'ya devrederek Ortaklık Anlaşması yapmıştır. Bu tarihten 2002 yılının sonuna kadar taraflar etkin bir çalışma yapamamışlardır.
2003 yılında arama çalışmaları hız kazanmış; 2005 yılı ilk yarısında da ChevronTexaco, % 50 hissesinin yarısını “Ortak Arama ve Geliştirme Anlaşması” çerçevesinde N.V. Turkse Perenco'ya devretmiştir.
Söz konusu ruhsatlarda yapılan çalışmalar doğrultusunda, atılması planlanan ve toplam 84 km. olan 5 adet sismik hattın güzergahı tespit edilmiştir. Sahada jeofizik (sismik, gravite-manyetik) verilerin toplanması, işlenmesi ve yorumlanması tamamlandığında; sonuçlar olumlu çıkarsa 1 adet arama kuyusunun açılması planlanmıştır. Ancak, bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde bölgedeki güvenlik ve emniyet tedbirleri önemli rol oynamaktadır.

omar
22.04.06, 23:30
Kennt sich jemand über Bohr aus??? Ich weis nur, dass fast 90% der Weltvorkommnisse in der Türkei sind und hab mal gehört, dass dieses Element in der Zukunft sehr wichtig sein wird.

Carlito
22.04.06, 23:32
Und wer sind die anonymen? Oder wolltest du mir mit dem Fettgedruckten eine Botschaft geben :lach:

Es geht nicht um die ausländischen Firmen die mitmischen sondern um die TPAO. warum zum Teufel sind die typen anonym, was verstecken sie?

Oder kommt jetzt einer und sagt "Bunu aciklarsam Savas cikar" :rolleyes:

Carlito
22.04.06, 23:35
Kennt sich jemand über Bohr aus??? Ich weis nur, dass fast 90% der Weltvorkommnisse in der Türkei sind und hab mal gehört, dass dieses Element in der Zukunft sehr wichtig sein wird.

Ja ich. War mal mein lieblings Beschäftigungsfeld.

Demir
22.04.06, 23:36
Kannst du beo Etibank nachlesen
http://www.etimaden.gov.tr/ http://www.politikcity.de/forum/./images/misc/external.png

Dünya bor rezervleri %70 si Türkiyede.

Yine tekrarliyorum: Lütfen gencler okulunuzu abiturla bitirin ve mühendislik meslekleri secip Almanyada tecrübe kazandiktan sonra öz vataniniza faydalki olun Türkiyenin beyinlere ihtiyaci var.

omar
22.04.06, 23:40
Ja ich. War mal mein lieblings Beschäftigungsfeld.
Ja und erzähl was.
Nächstes Jahr im Seminarkurs bei uns ist das Thema "Natürliche Reserven und die Weltwirtschaft" oder so ähnlich.
Hab mir überlegt ob ich da mitmachen soll und dieses Thema wähle.
Überzeug mich mal bitte.:lach:

Demir
22.04.06, 23:48
Omar86

Wenn du mich fragst solltest du dich in das Thema Erzeugung von Energie mittels Wasserstoff aus Borsalzen interressieren und dabei das Thema mit der Türkei angehen. Wenn die gesamte Welt darüber weiss werden Sie auch nach Investitionen in der Türkei umschauen und das ist gut für unser Land. Die Technologien sind bereits erforscht und es gibt genügend Projekte diesbezüglich.

Carlito
23.04.06, 00:00
Ja und erzähl was.
Nächstes Jahr im Seminarkurs bei uns ist das Thema "Natürliche Reserven und die Weltwirtschaft" oder so ähnlich.
Hab mir überlegt ob ich da mitmachen soll und dieses Thema wähle.
Überzeug mich mal bitte.:lach:

Hast du Terminator 3 gesehen? In dem Film holt sich Arnie eine Batterie aus der Brust und schmeißt sie weg. Darauf folgt eine gewaltige Explosion . Das ist die Bor-Wasserstoff Technik :lach:. Das Bor hällt nur die gewaltige kraft von Wasserstoff im Zaun, Bor ist "nur" ein träger!

Mein Physik lehrer meinte mal zu mir "die werden euch das Zeug nicht überlassen. Es ist viel zu wichtig"

Denk mal nach, der treibstoff ist Wasserstoff. Und fast 90% des Universums besteht aus Wasserstoff.(90% ist der anteil an der Materie im Universum das uns bekannt ist und die beträgt im ganzen 4%. Der rest ist dunkle Materie (14%) und dunle Energie (76%) )

Ich habe noch ein Kater von Gestern, deshalb sorry, bessere sätze krieg ich heute nicht hin.

Demir
23.04.06, 00:03
Ich empfehle euch ab und zu diese Seite zum Thema Bor zu lesen:
http://www.boraxtr.com/boraxtr/Anadosya/ziyaretci.html

Carlito
23.04.06, 00:08
Ich empfehle euch ab und zu diese Seite zum Thema Bor zu lesen:
http://www.boraxtr.com/boraxtr/Anadosya/ziyaretci.html http://www.politikcity.de/forum/./images/misc/external.png

darauf bin auch vor langer Zeit gestoßen. :lach: die seite ist aber nicht so besonders.

Demir
23.04.06, 00:16
Es ist aber trotzdem interressant was sich so mancher ausdenkt.
Türken werden nicht ohneweiteres solche Bodenschätze an die Amis abgeben.

Türkei hat auch bei Gold siehe http://www.ovacik-altin.com/ geschafft die ausländischen Investoren rauszuschmeissen und türkische Unternehmen diese Produktion gegeben. Das ist ein Zeichen dass nicht alles so schwarz ist wie Ihr denkt.

Wie war die reklame nochmal: Wir sind doch nicht blöd:lach:

Carlito
23.04.06, 00:23
Es ist aber trotzdem interressant was sich so mancher ausdenkt.
Türken werden nicht ohneweiteres solche Bodenschätze an die Amis abgeben.

Türkei hat auch bei Gold siehe http://www.ovacik-altin.com/ http://www.politikcity.de/forum/./images/misc/external.png geschafft die ausländischen Investoren rauszuschmeissen und türkische Unternehmen diese Produktion gegeben. Das ist ein Zeichen dass nicht alles so schwarz ist wie Ihr denkt.

Wie war die reklame nochmal: Wir sind doch nicht blöd:lach:

OK da du mehr einblick in die Materie hast und ich dir glauben wll, stell ich für eine zeitlang meine Skepsis ab :lach:

Demir
23.04.06, 00:26
Tüm milli duygulrimizla bu konuyu ele aldigimizda aklimiza Türkiyedeki teknik yetersizlikler gelmiyor. Nemelazimlar yüzünden sanayi teknolojileri Türkiyeden nerdeyse yok denecek kadar az. Skepsis kannst du ruhig haben habe nichts dagegen. Da Thema ist einfach nur MILLI DUYGU HEYECAN bir arada !:lach:

Turnam
23.04.06, 00:52
Tüm milli duygulrimizla bu konuyu ele aldigimizda aklimiza Türkiyedeki teknik yetersizlikler gelmiyor. Nemelazimlar yüzünden sanayi teknolojileri Türkiyeden nerdeyse yok denecek kadar az. Skepsis kannst du ruhig haben habe nichts dagegen. Da Thema ist einfach nur MILLI DUYGU HEYECAN bir arada !:lach:

Das kommt auch daher weil wir in der Vergangenheit und traurigerweise heute immer noch mit uns selbst beschäftigt sind während andere längst Marktbarrieren aufgestellt haben die man ohneweiteres nicht überwinden kann.:buuh:

Demir
24.04.06, 21:05
Der Aufbau der Heutigen Türkischen Infrastruktur sowie der Bodenschätze Verbuchen der Türkei Einen Aufwind. Wir Haben Wie schon Vorgegeben Bessere Möglichkeit Reicher als die Saudis, Iraner oder Arabischen Emiraten zu Sein Wenn wir Unsere Erdölreserven Nutzen. Erst nach Stärkung des Türkischen Staates kann ein Soziales System Erschaffen und der Wohlstand der Staatsbürger gefestigt Werden. Sowie DIE AUSWANDERUNG ARBEITENDEN BEVÖLKERUNGSPOTENZIALS VERHINDERT WERDEN.

Lennox
05.05.06, 01:51
Danke für den Link. Aber man findet nichts über die anonymen teilhaber. Komsich ist das...

Das Anonim hat nichts mit Anonymen Teilhabern zu tun. TPAO ist ein Staatskonzern. Die bisherige Form ist keine Gesellschaft.
Es gibt auch noch einen anderen Staatsbetrieb der auch das Wort Anonim in seinem Namen trägt (Ich glaube Metallurgie). Dies scheint also gängige Praxis zu sein. Aber der Name fällt mir grade nicht ein.

Lennox
05.05.06, 02:00
aktiengesellschaft: anonim şirket

Ortaklik = teilhaber, gemeinsam, gemein, gemeinschaftlich, partner(in ), gesellschafter, kompagnon, sozius


YURTİÇİ ORTAK ARAMA FAALİYETLERİ
Kara Alanları
TPAO-MADISON OIL
TPAO-Madison Oil arasındaki Cendere Sahası Ortak Arama ve Geliştirme Anlaşması kapsamında, Ortaklığımızın operatörlüğünde, Cendere-20 ortak üretim kuyusu olarak açılmıştır. Ayrıca, Cendere Sahasında yapılan geliştirme çalışmaları kapsamında, yaklaşık 48 km 2 3 boyutlu sismik program Aralık 2004'te tamamlanmıştır. Sismik datanın proses ve yorum çalışmalarının tamamlanmasını takiben, Cendere Sahasının yapısal konumunun ortaya konulmasına bağlı olarak, sahanın doğuya doğru geliştirilebilmesi durumunda yeni lokasyonlar önerilebilecektir.
TPAO-PERENCO
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Perenco ile yapılan çalışmalar kapsamında Diyarbakır, Kastel, Karaali sahaları ile Yalankoz (Adıyaman) sahasında petrol üretimine devam edilmektedir.
TPAO-AMITY OIL
Amity Oil firması ile ortak alanlarda 3 boyutlu sismik veri toplama çalışmaları ve bu verilerin değerlendirme çalışmalarının sonucuna göre sondajlı arama sürdürülmektedir.
TPAO – CHEVRONTEXACO
ChevronTexaco; 1989 yılında Güneydoğu Anadolu, IX. Petrol Bölgesi'nde 5 adet ruhsat almış ve yarı hissesini (%50) TPAO'ya devrederek Ortaklık Anlaşması yapmıştır. Bu tarihten 2002 yılının sonuna kadar taraflar etkin bir çalışma yapamamışlardır.
2003 yılında arama çalışmaları hız kazanmış; 2005 yılı ilk yarısında da ChevronTexaco, % 50 hissesinin yarısını “Ortak Arama ve Geliştirme Anlaşması” çerçevesinde N.V. Turkse Perenco'ya devretmiştir.
Söz konusu ruhsatlarda yapılan çalışmalar doğrultusunda, atılması planlanan ve toplam 84 km. olan 5 adet sismik hattın güzergahı tespit edilmiştir. Sahada jeofizik (sismik, gravite-manyetik) verilerin toplanması, işlenmesi ve yorumlanması tamamlandığında; sonuçlar olumlu çıkarsa 1 adet arama kuyusunun açılması planlanmıştır. Ancak, bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde bölgedeki güvenlik ve emniyet tedbirleri önemli rol oynamaktadır.

Das was du hier aufzählst sind die einzelnen Partner in diversen Projekten innerhalb der Türkei.
T.P.A.O. ist ein 100% Staats"unternehmen", dass wenn es nach dem Willen der Weltbank geht korporatisiert (deswegen die "" bei Unternehmen) und privatisiert werden soll.

Telli Baba
05.05.06, 02:02
Bula bula bitmedi su nalet Petrol haa

Hiçte gülesim yoktu... :brüll:

Wolf
05.05.06, 07:45
Kennt sich jemand über Bohr aus??? Ich weis nur, dass fast 90% der Weltvorkommnisse in der Türkei sind und hab mal gehört, dass dieses Element in der Zukunft sehr wichtig sein wird.

Ja.... das hoert man leider oefter! Ist aber so nichts dran, benutz mal die Suchfunktion, ich schreib das alles nicht noch einmal.

Tipp: Suche nach "Bor" ohne h.

Carlito hat es schon ganz richtig gesagt: Hauptproblem ist nicht das Bor, sondern der Wasserstoff.

Carlito
05.05.06, 09:12
Das Anonim hat nichts mit Anonymen Teilhabern zu tun.
Sondern?

Der Begriff Anonim: http://www.seslisozluk.com/?word=anonim

Adı sanı bilinmeyen:"Ah bir anonim olmak, kalabalık içine karışıp kaybolmak tadına kavuşabilseydik."- F. R. Atay. Yazanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen (eser). Çok ortaklı.

Vielleicht ist das die Erklärung: Cok ortakli.

Carlito
05.05.06, 09:18
Ja.... das hoert man leider oefter! Ist aber so nichts dran, benutz mal die Suchfunktion, ich schreib das alles nicht noch einmal.

Tipp: Suche nach "Bor" ohne h.

Carlito hat es schon ganz richtig gesagt: Hauptproblem ist nicht das Bor, sondern der Wasserstoff.

Das war jetzt ein Ritterschlag :lach:
Hab mich auch etwas mehr mit
Chemie und Physik beschäftigt damit ich bei dir mit reden kann ohne auf die schnauze zu fallen. Bei dir tut es immer besonders weh :lach:

Sonst schöne grüße, wo auch immer du jetzt bist :hallo;

Wolf
05.05.06, 09:52
Das war jetzt ein Ritterschlag :lach:

Den hast Du Dir auch redlich verdient! :)


Hab mich auch etwas mehr mit
Chemie und Physik beschäftigt damit ich bei dir mit reden kann ohne auf die schnauze zu fallen. Bei dir tut es immer besonders weh :lach:

Ach kooooooomm, so schlimm bin ich gar nicht. Ich mag nur keine umsonst und von Faulheit angehauchte Fahnenschwenkerei. Damt meine ich ausdruecklich NICHT Dich, denn offensichtlich hast Du eine hohe Motivation!

"Wir haben Bor, morgen sind wir reich und wir muessen nichts dafuer tun!"

Wenn das so einfach waere, gaebe es in Afrika keine Armut.

Geld gibts nur durch Arbeit!


Sonst schöne grüße, wo auch immer du jetzt bist


Immer noch Tsunamigebiet/Indonesien..... aber langsam gehts dem Ende zu, ich bin bald wieder da!

Yakamoz
05.05.06, 09:59
Ach kooooooomm, so schlimm bin ich gar nicht.

Ähh....hmmm!:lach:

Wolf
05.05.06, 10:06
Ähh....hmmm!:lach:

Und ausgerechnet DU regst Dich darueber auf, dass ICH selektiv zitiere? :motz:





















:lach:

Carlito
05.05.06, 10:27
zitat Wolf
Ach kooooooomm, so schlimm bin ich gar nicht.
Ich mag nur keine umsonst und von Faulheit angehauchte Fahnenschwenkerei. Damt meine ich ausdruecklich NICHT Dich, denn offensichtlich hast Du eine hohe Motivation!


Nennen wir es so, du bist direkt und nimmst kein Blatt vorm Mund. Aber du stützt deine Argumente auf Festes Fundament.
Man könnte dich wiederlegen in manchen Themen, aber sie machen sich nicht die mühe in der “Lektüre” nach dem richtigen zu suchen!
Aber ich habe es nach dem “Schmuck der Frau” selbst aufgegeben, deshalb hallte ich mich aus Religions Diskussionen Raus.
Nein schlimm bist du aber auf keinen Fall.

Ich diskutiere lieber mit dir über Chemie oder technische Sachen. Da kann ich wenigstens was lernen.


Zitat Wolf
"Wir haben Bor, morgen sind wir reich und wir muessen nichts dafuer tun!"


Ja nach dem ich kapiert hatte was du eigentlich kritisierst "Wir haben Bor, morgen sind wir reich und wir muessen nichts dafuer tun!" habe ich bemerkt das unsere Meinungen eigentlich gar nicht so weit voneinander liegen.


Zitat Wolf
Immer noch Tsunamigebiet/Indonesien..... aber langsam gehts dem Ende zu, ich bin bald wieder da!


Allah kolaylik versin ve sag salim geri dön :)

Wolf
05.05.06, 10:52
Nein schlimm bist du aber auf keinen Fall.

Meric, ich bitte, dieses zu kommentieren! :p



Ich diskutiere lieber mit dir über Chemie oder technische Sachen. Da kann ich wenigstens was lernen.

Eine innere Stimme sagt mir, dass ich auch noch von DIR viel lernen werde. Ich will sobald wie moeglich in der TR Fuss fassen.... und werde nebenbei an meiner eigenen Firma arbeiten.... und ich werde BESTIMMT Fragen an Dich haben.


Allah kolaylik versin ve sag salim geri dön :)

Danke schoen! :)

Carlito
05.05.06, 11:07
Eine innere Stimme sagt mir, dass ich auch noch von DIR viel lernen werde. Ich will sobald wie moeglich in der TR Fuss fassen.... und werde nebenbei an meiner eigenen Firma arbeiten.... und ich werde BESTIMMT Fragen an Dich haben.

Oh gerne, ich steh dir jeder Zeit zur Verfügung. Falls du mal ein erfolgreicher Unternehmer bist, kannst du mir ja dann bei den "Geheimnisen des Erfolgs" auf die Sprünge helfen. :lach:

Auf jeden Fall teu teu teu und viel Glück.

Lennox
05.05.06, 11:47
Sondern?

Der Begriff Anonim: http://www.seslisozluk.com/?word=anonim

Adı sanı bilinmeyen:"Ah bir anonim olmak, kalabalık içine karışıp kaybolmak tadına kavuşabilseydik."- F. R. Atay. Yazanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen (eser). Çok ortaklı.

Vielleicht ist das die Erklärung: Cok ortakli.
Nein. Diese Form "Anonim Ortakligi" ist vom US-System übernommen worden.

Schau mal die THY (Türk Hava Yollari), auch im Staatsbesitz und vom Staat gegründet, wurde auch in selbiger (Türk Hava Yollari Anonim Ortakligi) Form gegründet. Aber firmiert als THY.
Und THY ist 100% Staatsbesitz ohne irgendwelche Teilhaber.

Das Anonim Ortaklik ist also irreführend weil man denken könnte, es könnten Anonyme Teilhaber dahinter stecken, was nicht unbedingt zutrifft bei nicht Teil- oder Ganzprivatisierten Staatsunternehmen. Und TPAO ist 100% Staatsbesitz.

Carlito
05.05.06, 11:54
Nein. Diese Form "Anonim Ortakligi" ist vom US-System übernommen worden.

Schau mal die THY (Türk Hava Yollari), auch im Staatsbesitz und vom Staat gegründet, wurde auch in selbiger (Türk Hava Yollari Anonim Ortakligi) Form gegründet. Aber firmiert als THY.
Und THY ist 100% Staatsbesitz ohne irgendwelche Teilhaber.

Das Anonim Ortaklik ist also irreführend weil man denken könnte, es könnten Anonyme Teilhaber dahinter stecken, was nicht unbedingt zutrifft bei nicht Teil- oder Ganzprivatisierten Staatsunternehmen. Und TPAO ist 100% Staatsbesitz.






Nein MIT ich weiß das du dich mit sowas intensiv beschäftigst und vertraue darauf wenn du sagst das sind zu 100% "durchsichtige" Firmen.

Es geht mir nur um die Erklärung was der Begriff Anonim in der Firmen Bezeichnung zu suchen hat. Was bezeichnet es? Es ist weder ein Marken name noch sonst was.

Wofür steht es denn bei den Amis?

Carlito
05.05.06, 11:58
Kann es sein das einem möglichen Anteilhaber , den es aber zurzeit nicht gibt,das Recht zugesichert wird ananymer Teilhaber zu werden?

Lennox
05.05.06, 12:11
Nein MIT ich weiß das du dich mit sowas intensiv beschäftigst und vertraue darauf wenn du sagst das sind zu 100% "durchsichtige" Firmen.

Es geht mir nur um die Erklärung was der Begriff Anonim in der Firmen bezeichnung zu suchen hat. Was bezeichnet es? Es ist weder ein Marken name noch sonst was.

Wofür steht es denn bei den Amis?

Bei den Amis ist das eine Corporation.
Bei denen taucht das Wort Anonim gar nicht auf.
Im Deutschen auch nicht. Nur bei uns.
Schau, sowie es in Deutschland eine GbR oder GMBH gibt, gibt es in der Türkei verschiedene Formen. u.a. eben "Anonim Ortaklik" neben "Kommandit Ortaklik", "Kollektif Ortaklik" usw....


TPAO’nun “Anonim Şirket” ve “Bağlı Ortaklık” statülerinden çıkarılarak %100 hissesi devlete ait bir “İktisadi Devlet Teşekkülü”ne dönüştürülmesini

http://www.enerji.gov.tr/petrolmevzuat.htm

Aber das soll alles geändert werden...

Carlito
05.05.06, 12:17
TPAO’nun “Anonim Şirket” ve “Bağlı Ortaklık” statülerinden çıkarılarak %100 hissesi devlete ait bir “İktisadi Devlet Teşekkülü”ne dönüştürülmesini

http://www.enerji.gov.tr/petrolmevzuat.htm

Aber das soll alles geändert werden...

Aha. Also doch ;) Es war dafür gedacht, das ein Teilhaber seine anonymität bewahren konnte wenn er dies wünschte. Aber es kam nie dazu und jetzt soll diese Option ganz gestrichen werden.

Erkan
08.06.06, 16:44
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yetkilileri, Suriye sınırındaki mayınlı arazide açılan iki kuyuda daha petrol buldu.
http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&haberID=189047

TPAO tarafından yedi ay önce Mardin'in Nusaybin ilçesi yakınlarındaki mayınlı arazilerde açtığı beş kuyudan Batı Kozluca'daki üç kuyuda bir süre önce petrol bulunmuştu.

Bugünde Sınırtepe ve Çamurlu'daki kuyularda yapılan sondaj çalışmalarında petrole ulaşıldı.

Mayınlı arazilerin temizlenmesini beklemeden petrol arama çalışmalarına başladıklarını ve açtıkları beş kuyuda da petrol bulduklarını vurgulayan yetkililer, ''Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesinin ardından büyük kulelerle bu bölgede petrol araması yapacağız" dedi.

İlk kez mayınlı arazide petrol üretimi gerçekleştirdiklerini belirten yetkililer, "Sınırtepe-1 kuyusunda bin 350 metrede 16 graviteli petrol bulduk. Bu kuyudan günlük 300 varil üretim yapıyoruz'' diye konuştu.

Petrol üretimi yükseldi

Yetkililer, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Batman Bölge Müdürlüğü'nce yapılan petrol üretiminde, bir önceki yıla oranla yüzde 25 artış olduğunu söyledi.

Yetkililer, geçen yıl günlük 16 bin varil petrol üretilen bölgede açılan yeni kuyularda üretime başlanması, eski kulelerin yerine teknolojik yönden gelişmiş kulelerin monte edilmesiyle petrol üretiminde artış olduğunu kaydetti.

16tsd barrel am tag a 70€ sind mindestens 1 mio $

na wer sagts denn, wahrscheinlich liegen in dieser gegend noch mehr reserven

Zonti
08.06.06, 18:05
Su "Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı" nda, hangi anonim http://www.politikcity.de/forum/images/icons/icon6.gif ortaklar var, bilen varmi??
______________________________ ___


OKAY hat sich erledigt... siehe oben!!

Kemal1
03.09.06, 21:55
3 Eylül 2006 Türkiye'nin petrolü tükeniyor

kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/sondakika/5023086.asp?m=1&gid=69&srid=3044&oid=3


Petrolde dışa bağımlı bir ülke olan Türkiye’nin, ürettiği petrolde tehlike çanları çalıyor. Türkiye’de bugüne kadar keşfedilen rezervuardaki petrol miktarının 946 milyon ton, üretilebilir petrol miktarının 163 milyon ton olduğunu dile getiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, bunun bugüne kadar 122 milyon tonunun üretildiğini bildirdi. ***


Hilmi Güler, CHP Manisa Milletvekili Ufuk Özkan’ın yerli petrol üretimine ilişkin soru önergesini yanıtladı. Güler, Türkiye’de bugüne kadar keşfedilen rezervuardaki petrol miktarının 946 milyon ton, üretilebilir petrol miktarının 163 milyon ton olduğunu, bunun bugüne kadar 122 milyon tonunun üretildiğini bildirirken, Türkiye’nin geçen yıl petrol tüketiminin 32 milyon ton olduğunu, geçen yılki yerli üretimin ise 2.3 milyon ton olarak gerçekleştiğini ifade etti. Güler, yerli petrol üretiminin Türkiye petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 7.1’ini karşıladığına işaret etti.

ARAMA YATIRIMLARINA 450 MİLYON YTL

Bakan Güler, Türkiye’de 3 bin 97 adet arama, tespit ve üretim kuyusu açıldığını, bunların 2 bin 100’ünün TPAO tarafından gerçekleştirildiğini anlatırken, TPAO tarafından petrol arama yatırımları için 2003 yılında 107.2 milyon YTL, 2004 yılında 209.8 milyon YTL ve 2005 yılında 282.6 milyon YTL yatırım gerçekleşmiştir. Ayrıca, 2006 yılında 450 milyon YTL ödenek ayrılmıştır” dedi.
----------------------------

*** Aramadan Türkiyede ne kadar rezerv oldugunu nasil bilebilyorlar anlamak imkansiz. Türkiyede Iraktan fazla petröl oldugunu tahmin edenler var.

Wolf
04.09.06, 17:12
*** Aramadan Türkiyede ne kadar rezerv oldugunu nasil bilebilyorlar anlamak imkansiz. Türkiyede Iraktan fazla petröl oldugunu tahmin edenler var.

Wie gesagt..... die Märchen musste ich mir mit 15 auch schon anhören.... und ich habe sie auch geglaubt.... das war vor 20 Jahren! :buuh::buuh::buuh:

Kemal1
04.09.06, 17:24
Wie gesagt..... die Märchen musste ich mir mit 15 auch schon anhören.... und ich habe sie auch geglaubt.... das war vor 20 Jahren! :buuh::buuh::buuh:

Das ist kein Märchen. Türkei besitzt mehr Erdöl als Irak. Das Problem ist das
unsere Ingeniere lieber auf Nataschajagd sind als auf Erdöljagd.:brüll:

Wolf
04.09.06, 17:29
Das ist kein Märchen. Türkei besitzt mehr Erdöl als Irak. Das Problem ist das
unsere Ingeniere lieber auf Nataschajagd sind als auf Erdöljagd.:brüll:

Wir haben Ingenieure die gut und erfahren genug sind, Öl zu fördern? :rolleyes: Sind das die gleichen, die diese super türkischen Rennwagen bauen? Oder sind das die, die letztens mit der "Piri Reis" auf den Mars geflogen sind? Ich weiss es nicht mehr genau.

Ausserdem müssen wir erst das ganze Uran abbauen, damit wir endlich an das Öl kommen, dass darunter liegt.

zübeyde
08.09.06, 11:55
TRT




08.09.2006 12:26 http://www.trt.net.tr/wwwtrt/imgs/1pix.gif

http://www.trt.net.tr/haber/2002/06/25/resim/petrol_b.jpg http://www.trt.net.tr/wwwtrt/imgs/1pix.gif


Suriye Sınırı'nda Petrol Bulundu
Suriye Sınırı'ndaki mayınlı arazide açılan 10 kuyudan da petrol çıktı.

Türkiye'deki petrol aramalarından olumlu sonuçlar elde ediliyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki petrol arama çalışmaları 10 kat arttı. Suriye Sınırı'ndaki mayınlı arazide açılan 10 kuyuda da petrol bulundu.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürü Osman Sami Dinç Batman'da, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çok ciddi petrol kaynakları olduğunu belirtti.
Arama çalışmaları için ayrılan kaynağı önemli ölçüde artırdıklarını ifade eden Dinç, Batman bölgesinde yıllık 3 olan sondaj çalışmasını 30'a çıkardıklarını kaydetti.

Osman Dinç, Suriye Sınırı'nda açılan 10 kuyuda da petrol bulduklarını açıkladı.
Türkiye, halen ihtiyacı olan petrolün yüzde 13'ünü üretebiliyor. Açılan yeni kuyularla birlikte bu oranın artması bekleniyor.


http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=158762&k=0

dertli4u
08.09.06, 17:04
Wir haben Ingenieure die gut und erfahren genug sind, Öl zu fördern? :rolleyes: Sind das die gleichen, die diese super türkischen Rennwagen bauen? Oder sind das die, die letztens mit der "Piri Reis" auf den Mars geflogen sind? Ich weiss es nicht mehr genau.



mehrere gute Ingenieure die in der türkei studiert haben, sind ins ausland gegangen und arbeiten dort.

gleiche leute die gleiche studium absolviert haben, arbeiten bei ausland besser als in der türkei.

Kemal1
08.09.06, 18:26
ARKADASLAR DÖNÜPDOLASIP BÜTÜN TÜRKIYE sorunlarinin PKK ve Teröroldugunu anliyoruz. Doguda PKK li itler bu petroller bizim diyerek Türkiyenin kendi topraklarinda petrol cikarmalarini engelliyorlar. Güneydogu epeyce sopayi hak etti, hemde feci bir sekilde. Fakirlik fukaralik taslamalarinin asti astari yokmus demek.

deryatulga
06.11.06, 20:26
II. Abdülhamid'in petrol haritasıHaritada G.doğu Anadolu'nun neredeyse tamamında yüksek ölçekte petrol rezervinin olduğunun saptandığı belirtildi.

06.11.2006 19:22http://www.haberturk.com/kuturesim/abdulhamıdII.jpg
Haftalık haber dergisi Aksiyon'un bu haftaki sayısında yer alan habere göre Sultan II. Abdülhamid özellikle 1800'ün son çeyreğinde tüm dünyada gündeme gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen petrol için büyük çaba harcadı. Yetişmiş jeoloji ve maden mühendisi olmaması Devlet-i Aliye'nin elini kolunu bağlıyordu. Ancak uğruna savaşların çıkartılacağı, yeni bir dünya düzeninin oluşturulacağı petrolün ehemmiyetini anlayan Abdülhamid sıkıntıları kendi fedakarlıkları ile aştı.
Hazine-i Hassa'dan, yani padişahın şahsi malından ödenek çıkartılarak geniş kapsamlı bir petrol rezervi çalışmasına girildi. Sultan'ın kendi parasıyla yaptırdığı çalışmada yabancı ve yerli mühendisler yer aldı. Musul ve Bağdat havalisinde, Dicle ve Fırat nehirleri havzasında petrol taraması yapıldı. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibi çalışmalarını 22 Ekim 1901'de Sultan II. Abdülhamid'e sundular.
Bu zamana kadar söylenen ancak mahiyeti hakkında bir bilginin bulunmadığı "Sultan'ın petrol haritası" sadece Güneydoğu'da değil, Hakkâri ve Bitlis gibi illerde de petrol bulunabileceğini öngörüyor. Haritayı hazırlayan heyet, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervleri tespit etmiş. Heyetin başkanı Paul Groskoph, petrol noktalarını tek tek tespit ettiklerini aktarırken, takip ettikleri güzergâhı da detaylı bir biçimde anlatıyor. Petrol havzasını dolaşan Paul, Siirt tarafında ve Dicle Nehri kıyısında zengin petrol rezervlerinin bulunduğunu belirtiyor. Dicle Nehri kıyısındaki noktalarda yeterli araştırmayı yükselen sulardan dolayı yapamadıklarını da raporuna ilave eden Paul, nehrin kıyısı dışında, Dicle'nin kıyı şeridi boyunca uzayıp giden yüksek dağlarda da petrol bulunduğunu kaydetmiş. Yine de o dönemin teknik imkanları açısından 900 metre yükseklikteki bu dağlardan petrolün çıkarılması ve nakliyatının zor olacağını eklemeyi unutmamış raporuna.
Güneydoğu Anadolu'nun neredeyse tamamı ve Doğu Anadolu'nun bir kısmını kapsayan petrol haritasında Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri (Çölemerik)'de önemli petrol yataklarının bulunduğu kaydediliyor.
HARİTA İLK KEZ YAYIMLANIYOR
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da çalışmalarını tamamlayan heyet daha sonra bugün Irak sınırları içinde kalan merkezlerde petrol taramasına devam ediyor. Kerkük, Babagürgür, Zaho, Süleymaniye, Bağdat, Musul ve Altınköprü'deki petrol noktaları kilometre ve yerleşim yerlerine göre yön tayini yapılarak kayıt altına alınıyor. Raporda Kerkük ve şehre 15 kilometre uzaklıktaki Babagürgür bölgesinde yoğun miktarda petrol rezervinin bulunduğu belirtiliyor. Babagürgür bölgesinin II. Abdülhamid'in şahsî malı olduğu, ve bu topraklarda Türkiye'deki Nefçi ve Doğramacı ailesinin pay sahibi olduğu biliniyor. Ekip yaptığı tetkikler sonucunda en kaliteli petrolün Bağdat yakınlarındaki El-Kayra ile Mendel'de olduğu sonucuna da varıyor.
Ulaşımın Dicle'de sal üstünde, karada da at ve eşek sırtında yapıldığı bir dönemde aylarca süren bir çalışma sonunda Başmühendis Paul Groskoph, ince detayların yer aldığı raporun sonuna iki önemli noktayı da ilave etmeyi unutmuyor: "Dicle ve Fırat nehirleri havzasında zengin ve mühim petroller bulunuyor. Bunların işletilmesi ve pazarlanması için Bağdat'a uzanan bir tren yolu lâzım. 1889'da inşaatına başlanan ve 1902'de biten demiryolu petrolün Anadolu'ya taşınmasını sağlayacaktır. Bunun için ana hatta sadece birkaç ilave ek hattın yapılması yeterlidir."
Başmühendisin ikinci notu ise iyi değerlendirilmesi durumunda bu petrol coğrafyasının gelecekte dünyanın en önemli merkezlerinden biri olacağı şeklinde.
Kısa bir zamanda bu kadar noktada tarama yaptırarak günün kıt imkânlarına rağmen petrol tespitini belgelendiren Sultan II. Abdülhamid'in saltanat ömrü petrol çıkartmaya yetmedi.
'Sultan'ın petrol haritası' Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve önümüzdeki günlerde kamuoyuna sunulacak olan "Osmanlı Döneminde Irak" isimli kitapta yer alacak. Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Budak, bu çalışmayla Irak'taki Osmanlı'yı kamuoyuna sunacaklarını belirtiyor. Kitabın editörlüğünü yapan Cevat Ekici de kitaptaki birçok belge ve çizimin, özellikle de petrol bölümündeki haritaların halen üzerinde çalışılmaya değer belgeler olduğunun altını çiziyor.

Zaman

ottoman1299
12.11.06, 18:02
2. Abdülhamid’in petrol haritası


Güneydoğu’da petrol var mı, yok mu? Sultan II. Abdülhamid tarafından hazırlanan petrol haritasında bu soruya 100 yıl önce cevap verilmiş. İşte detaylar!...

Türkiye petrol denizi üzerinde mi? Sınırın öteki yakasında petrol çıkıyor da Güneydoğu’da niye çıkmıyor? Ya da başlayıp bitmeyen bir polemik; Türkiye’de petrol var ancak yabancılar çıkarmamıza izin vermiyor! Peki gerçekten petrolü bol denilen Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde petrol var mı? Bu soruya Sultan II. Abdülhamid yüz yıl öncesinden cevap veriyor. Sultan’ın hazırlattığı tespit haritasında Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamında yüksek ölçekte petrol rezervinin olduğu saptanıyor. Görevli mühendisler araştırmalarını Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı tutmayıp Osmanlı toprakları içinde bulunan Zaho, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Bağdat gibi bölgeleri de tarıyorlar. İşin en ilginç tarafı yüz yıl önce hazırlanan petrol haritasının birçok yerinde hâl-i hazırda petrol çıkarılıyor olması. 6 ay önce Barzani ailesi tarafında Habur Çayı’nın öteki kıyısında çıkartılan ve Türkiye’nin, tabir yerindeyse, iştihanı kabartan petrol kuyuları bunlardan sadece biri.

BİTLİS’TE PETROL

Sultan II. Abdülhamid özellikle 1800’ün son çeyreğinde tüm dünyada gündeme gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen petrol için büyük çaba harcadı. Yetişmiş jeoloji ve maden mühendisi olmaması Devlet-i Aliye’nin elini kolunu bağlıyordu. Ancak uğruna savaşların çıkartılacağı, yeni bir dünya düzeninin oluşturulacağı petrolün ehemmiyetini anlayan Abdülhamid sıkıntıları kendi fedakarlıkları ile aştı. Hazine-i Hassa’dan, yani padişahın şahsi malından ödenek çıkartılarak geniş kapsamlı bir petrol rezervi çalışmasına girildi. Sultan’ın kendi parasıyla yaptırdığı çalışmada yabancı ve yerli mühendisler yer aldı. Musul ve Bağdat havalisinde, Dicle ve Fırat nehirleri havzasında petrol taraması yapıldı. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibi çalışmalarını 22 Ekim 1901’de Sultan II. Abdülhamid’e sundular.

Bu zamana kadar söylenen ancak mahiyeti hakkında bir bilginin bulunmadığı “Sultan’ın petrol haritası” sadece Güneydoğu’da değil, Hakkâri ve Bitlis gibi illerde de petrol bulunabileceğini öngörüyor. Haritayı hazırlayan heyet, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervleri tespit etmiş. Heyetin başkanı Paul Groskoph, petrol noktalarını tek tek tespit ettiklerini aktarırken, takip ettikleri güzergâhı da detaylı bir biçimde anlatıyor. Petrol havzasını dolaşan Paul, Siirt tarafında ve Dicle Nehri kıyısında zengin petrol rezervlerinin bulunduğunu belirtiyor. Dicle Nehri kıyısındaki noktalarda yeterli araştırmayı yükselen sulardan dolayı yapamadıklarını da raporuna ilave eden Paul, nehrin kıyısı dışında, Dicle’nin kıyı şeridi boyunca uzayıp giden yüksek dağlarda da petrol bulunduğunu kaydetmiş. Yine de o dönemin teknik imkanları açısından 900 metre yükseklikteki bu dağlardan petrolün çıkarılması ve nakliyatının zor olacağını eklemeyi unutmamış raporuna.

Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamı ve Doğu Anadolu’nun bir kısmını kapsayan petrol haritasında Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri (Çölemerik)’de önemli petrol yataklarının bulunduğu kaydediliyor.

HARİTA İLK KEZ YAYIMLANIYOR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da çalışmalarını tamamlayan heyet daha sonra bugün Irak sınırları içinde kalan merkezlerde petrol taramasına devam ediyor. Kerkük, Babagürgür, Zaho, Süleymaniye, Bağdat, Musul ve Altınköprü’deki petrol noktaları kilometre ve yerleşim yerlerine göre yön tayini yapılarak kayıt altına alınıyor. Raporda Kerkük ve şehre 15 kilometre uzaklıktaki Babagürgür bölgesinde yoğun miktarda petrol rezervinin bulunduğu belirtiliyor. Babagürgür bölgesinin II. Abdülhamid’in şahsî malı olduğu, ve bu topraklarda Türkiye’deki Nefçi ve Doğramacı ailesinin pay sahibi olduğu biliniyor. Ekip yaptığı tetkikler sonucunda en kaliteli petrolün Bağdat yakınlarındaki El-Kayra ile Mendel’de olduğu sonucuna da varıyor.

Ulaşımın Dicle’de sal üstünde, karada da at ve eşek sırtında yapıldığı bir dönemde aylarca süren bir çalışma sonunda Başmühendis Paul Groskoph, ince detayların yer aldığı raporun sonuna iki önemli noktayı da ilave etmeyi unutmuyor: “Dicle ve Fırat nehirleri havzasında zengin ve mühim petroller bulunuyor. Bunların işletilmesi ve pazarlanması için Bağdat’a uzanan bir tren yolu lâzım. 1889’da inşaatına başlanan ve 1902’de biten demiryolu petrolün Anadolu’ya taşınmasını sağlayacaktır. Bunun için ana hatta sadece birkaç ilave ek hattın yapılması yeterlidir.” Başmühendisin ikinci notu ise iyi değerlendirilmesi durumunda bu petrol coğrafyasının gelecekte dünyanın en önemli merkezlerinden biri olacağı şeklinde.

Kısa bir zamanda bu kadar noktada tarama yaptırarak günün kıt imkânlarına rağmen petrol tespitini belgelendiren Sultan II. Abdülhamid’in saltanat ömrü petrol çıkartmaya yetmedi. İlk kez yayımlanacak olan ‘Sultan’ın petrol haritası’ Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve önümüzdeki günlerde kamuoyuna sunulacak olan “Osmanlı Döneminde Irak” isimli kitapta yer alacak. Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Budak, bu çalışmayla Irak’taki Osmanlı’yı kamuoyuna sunacaklarını belirtiyor. Kitabın editörlüğünü yapan Cevat Ekici de kitaptaki birçok belge ve çizimin, özellikle de petrol bölümündeki haritaların halen üzerinde çalışılmaya değer belgeler olduğunun altını çiziyor.

Çalışmanın kapsamı petrol haritası ve bununla ilgili raporlarla kısıtlı değil. Hazine-i Hassa’ya devredilen petrol hakları ve bununla ilgili yazışmalar da bulunuyor kitapta. 18 Kasım 1902’de Yıldız Sarayı’na gönderilen belgede Musul vilayetindeki petrol madenlerinin imtiyazının Hazine-i Hassa’ya verildiği kaydediliyor. Daha sonraki tarihlerde padişaha ait araziler Maliye Hazinesi’ne devrediliyor. Ancak 12 Ocak 1920’de Maliye Hazinesi’ne devredilen padişaha ait bütün malların tekrar Hazine-i Hassa’ya devri için bir kararname çıkartılıyor.

Aksiyon dergisinin 480. sayısında yer alan “Hanedan Musul’u istiyor^” başlıklı haberde, Osmanoğullarının Sultan Abdülhamid’ten miras kalan Musul’daki gayrimenkullerini almak için hukuki bir mücadele başlattıklarına yer veriliyordu. Aynı haberde hanedanın mirasçılarının daha önceki dönemlerde Musul’daki gayrimenkulleri dava yolu ile kazandıkları, ancak birtakım siyasi manipülasyonlar sebebiyle bu kararın uygulanmadığı da vurgulanıyordu.


http://medya.zaman.com.tr/2006/11/07/harita.gif


65 NOKTADA PETROL TESPİT EDİLMİŞ

1. Diyarbakır

2. Mardin

3. Bismil

4. Hazro Çayı

5. Sinan

6. Batman çayı

7. Dicle

8. Midyat

9. Bedran

10. Bitlis Suyu (çayı)

11. Tulan

12. Siirt

13. Botan çayı

14. Habur

15. Fındık

16. Cizre

17. Dehuk

18. Zaho

19. Habur çayı

20. Hakkari (Çölemerik)

21. Ahmediye

22. Bisan

23. Alkuş

24. Akra

25. Büyük Zap

26. Revanduz

27. Musul

28. Karakuş

29. Nemrut

30. Küçük Zap

31. Erbil

32. Köysancak

33. Altınköprü

34. Şargat

35. Hamrin Dağı

36. Kerkük

37. Taşhurmatı

38. Tavuk

39. Karadağ

40. Süleymaniye

41. Karadağ

42. Aksu

43. Tuzhurmatı

44. Kefri (Salahiye)

45. Deli Abbas

46. Tikrit

47. Samara

48. Haso çayı

49. Narbin Suyu

50. Diyale Suyu

51. Ramadi

52. Felluce

53. Mendeli

54. Bakuba

55. Kazımiye

56. Bağdat

57. Museyyeb

58. Hılle

59. Kerbela

60. Hit

61. Fırat

62. Anah

63. El-Kadim

64. Ebu Kemal

65. Meydani



Dr. Orhan Koloğlu:

HARİTA BİLİNMİYOR AMA ABDÜLHAMİT’İN PETROLE İLGİSİ MEŞHUR

II. Abdülhamid’in petrol ile ilgili çalışmaları daha çok genel olarak biliniyor. Kapsamlı ve detaylı bir şekilde bilinmiyor. Bu haritanın ortaya çıkarılması önemli bir gelişmedir. Abdülhamid dünyadaki değişimi yakından takip ediyordu. O dönemlerde petrolün yeni kullanım alanları bulduğunun da farkındaydı. Artık motorlu taşıtlar yaygınlaşıyor ve bunlarda petrol kullanılıyordu. Donanmaları ile dünyayı idare etmeye çalışan İngilizler kömürle çalışan gemilerini artık daha pratik olan petrolle çalıştırmaya başlamışlardı. Abdülhamid bunların hepsini biliyor ve petrolün gelecekte stratejik bir silah olacağının hesabını yapıyordu. Bu yüzden Musul’un petrol arazilerini satın aldı. Çünkü İngilizler ısrarla burayı istiyordu. İngilizler, 1. Dünya Savaşı’nda Bağdat’ı almak için harcadıkları paranın 7 mislini Musul’a sahip olmak için harcadılar.

Harunobu Horiuchi
15.12.06, 13:59
Adıyaman'da petrol bulundu

http://www.skyturkonline.com/images/20061110/petrol.jpg
Adıyaman'da, özel petrol şirketlerinden Güney Yıldızı Petrol Arama Şirketinin yaptığı arama çalışmaları sonucu, 'Nemrut 2' kuyusunda petrol bulundu.

Kule Sondaj Mühendisi Mahmut Argör, petrol kuyusunda yaptığı açıklamada, 'Nemrut 2' kuyusunda yaklaşık 20 gün önce sondaj çalışmalarının başladığını, bin 500 metreye kadar devam eden sondaj çalışmaları sonunda büyük bir petrol yatağı bulduklarını söyledi.

Kuyudan fışkıran petrolün kaliteli olduğunu belirten Argör, şunları söyledi:
''Nemrut 2 kuyusundan umutluyuz. Bu bölgede uzun zamandır çalışmalarımızı sürdürüyoruz daha önce de başka kuyularda arama yaptık ama bu kuyu bizleri mutlu etti. 20 günlük bir çalışmanın sonunda bin 500 metrede bir yatağa rastladık. Kuyunun verimliliği konusunda çalı& motiflerinin cukkalandığı dile döndüğü için mi, tercümesi böyle farklı oluyor? Mukayeseli edebiyat meraklılarına tavsiye edeceğim bir uğraşı işte![/quote]

hocam

bu cok yerinde tespitlerinizin bir kelimesini, müsaadenizle biraz acmak istiyorum.

intihal kelimesinin, baska yazilardan bölümleri kendi yazisi gibi göstermek manasinda oldugunu, genc arkadaslar bilemiyebilir.


orhan pamugun romanlarinden birinin, yabanci bir kaynakta eskiden yazilmis bir eserin biraz genisletilmis hali oldugunu bilmeyen arkadaslar vardir.

durum böyle olunca, fransizca tercümesi daha akici bir dille yapilmis oluyor. nede olsa, ayni kelime ve cümle yapisi.

Enver
19.01.07, 17:09
2. Abdülhamid’in petrol haritası


Güneydoğu’da petrol var mı, yok mu? Sultan II. Abdülhamid tarafından hazırlanan petrol haritasında bu soruya 100 yıl önce cevap verilmiş. İşte detaylar!...

Türkiye petrol denizi üzerinde mi? Sınırın öteki yakasında petrol çıkıyor da Güneydoğu’da niye çıkmıyor? Ya da başlayıp bitmeyen bir polemik; Türkiye’de petrol var ancak yabancılar çıkarmamıza izin vermiyor! Peki gerçekten petrolü bol denilen Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde petrol var mı? Bu soruya Sultan II. Abdülhamid yüz yıl öncesinden cevap veriyor.

Sultan’ın hazırlattığı tespit haritasında Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamında yüksek ölçekte petrol rezervinin olduğu saptanıyor. Görevli mühendisler araştırmalarını Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı tutmayıp Osmanlı toprakları içinde bulunan Zaho, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Bağdat gibi bölgeleri de tarıyorlar. İşin en ilginç tarafı yüz yıl önce hazırlanan petrol haritasının birçok yerinde hâl-i hazırda petrol çıkarılıyor olması. 6 ay önce Barzani ailesi tarafında Habur Çayı’nın öteki kıyısında çıkartılan ve Türkiye’nin, tabir yerindeyse, iştihanı kabartan petrol kuyuları bunlardan sadece biri.

BİTLİS’TE PETROL
Sultan II. Abdülhamid özellikle 1800’ün son çeyreğinde tüm dünyada gündeme gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen petrol için büyük çaba harcadı. Yetişmiş jeoloji ve maden mühendisi olmaması Devlet-i Aliye’nin elini kolunu bağlıyordu. Ancak uğruna savaşların çıkartılacağı, yeni bir dünya düzeninin oluşturulacağı petrolün ehemmiyetini anlayan Abdülhamid sıkıntıları kendi fedakarlıkları ile aştı. Hazine-i Hassa’dan, yani padişahın şahsi malından ödenek çıkartılarak geniş kapsamlı bir petrol rezervi çalışmasına girildi. Sultan’ın kendi parasıyla yaptırdığı çalışmada yabancı ve yerli mühendisler yer aldı. Musul ve Bağdat havalisinde, Dicle ve Fırat nehirleri havzasında petrol taraması yapıldı. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibi çalışmalarını 22 Ekim 1901’de Sultan II. Abdülhamid’e sundular.

Bu zamana kadar söylenen ancak mahiyeti hakkında bir bilginin bulunmadığı “Sultan’ın petrol haritası” sadece Güneydoğu’da değil, Hakkâri ve Bitlis gibi illerde de petrol bulunabileceğini öngörüyor. Haritayı hazırlayan heyet, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervleri tespit etmiş. Heyetin başkanı Paul Groskoph, petrol noktalarını tek tek tespit ettiklerini aktarırken, takip ettikleri güzergâhı da detaylı bir biçimde anlatıyor. Petrol havzasını dolaşan Paul, Siirt tarafında ve Dicle Nehri kıyısında zengin petrol rezervlerinin bulunduğunu belirtiyor. Dicle Nehri kıyısındaki noktalarda yeterli araştırmayı yükselen sulardan dolayı yapamadıklarını da raporuna ilave eden Paul, nehrin kıyısı dışında, Dicle’nin kıyı şeridi boyunca uzayıp giden yüksek dağlarda da petrol bulunduğunu kaydetmiş. Yine de o dönemin teknik imkanları açısından 900 metre yükseklikteki bu dağlardan petrolün çıkarılması ve nakliyatının zor olacağını eklemeyi unutmamış raporuna.

Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamı ve Doğu Anadolu’nun bir kısmını kapsayan petrol haritasında Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri (Çölemerik)’de önemli petrol yataklarının bulunduğu kaydediliyor.

HARİTA İLK KEZ YAYIMLANIYOR
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da çalışmalarını tamamlayan heyet daha sonra bugün Irak sınırları içinde kalan merkezlerde petrol taramasına devam ediyor. Kerkük, Babagürgür, Zaho, Süleymaniye, Bağdat, Musul ve Altınköprü’deki petrol noktaları kilometre ve yerleşim yerlerine göre yön tayini yapılarak kayıt altına alınıyor. Raporda Kerkük ve şehre 15 kilometre uzaklıktaki Babagürgür bölgesinde yoğun miktarda petrol rezervinin bulunduğu belirtiliyor. Babagürgür bölgesinin II. Abdülhamid’in şahsî malı olduğu, ve bu topraklarda Türkiye’deki Nefçi ve Doğramacı ailesinin pay sahibi olduğu biliniyor. Ekip yaptığı tetkikler sonucunda en kaliteli petrolün Bağdat yakınlarındaki El-Kayra ile Mendel’de olduğu sonucuna da varıyor.

Ulaşımın Dicle’de sal üstünde, karada da at ve eşek sırtında yapıldığı bir dönemde aylarca süren bir çalışma sonunda Başmühendis Paul Groskoph, ince detayların yer aldığı raporun sonuna iki önemli noktayı da ilave etmeyi unutmuyor: “Dicle ve Fırat nehirleri havzasında zengin ve mühim petroller bulunuyor. Bunların işletilmesi ve pazarlanması için Bağdat’a uzanan bir tren yolu lâzım. 1889’da inşaatına başlanan ve 1902’de biten demiryolu petrolün Anadolu’ya taşınmasını sağlayacaktır. Bunun için ana hatta sadece birkaç ilave ek hattın yapılması yeterlidir.”

Başmühendisin ikinci notu ise iyi değerlendirilmesi durumunda bu petrol coğrafyasının gelecekte dünyanın en önemli merkezlerinden biri olacağı şeklinde.
Kısa bir zamanda bu kadar noktada tarama yaptırarak günün kıt imkânlarına rağmen petrol tespitini belgelendiren Sultan II. Abdülhamid’in saltanat ömrü petrol çıkartmaya yetmedi. İlk kez yayımlanacak olan ‘Sultan’ın petrol haritası’ Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve önümüzdeki günlerde kamuoyuna sunulacak olan “Osmanlı Döneminde Irak” isimli kitapta yer alacak. Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Budak, bu çalışmayla Irak’taki Osmanlı’yı kamuoyuna sunacaklarını belirtiyor. Kitabın editörlüğünü yapan Cevat Ekici de kitaptaki birçok belge ve çizimin, özellikle de petrol bölümündeki haritaların halen üzerinde çalışılmaya değer belgeler olduğunun altını çiziyor.

Çalışmanın kapsamı petrol haritası ve bununla ilgili raporlarla kısıtlı değil. Hazine-i Hassa’ya devredilen petrol hakları ve bununla ilgili yazışmalar da bulunuyor kitapta. 18 Kasım 1902’de Yıldız Sarayı’na gönderilen belgede Musul vilayetindeki petrol madenlerinin imtiyazının Hazine-i Hassa’ya verildiği kaydediliyor. Daha sonraki tarihlerde padişaha ait araziler Maliye Hazinesi’ne devrediliyor. Ancak 12 Ocak 1920’de Maliye Hazinesi’ne devredilen padişaha ait bütün malların tekrar Hazine-i Hassa’ya devri için bir kararname çıkartılıyor.

Aksiyon dergisinin 480. sayısında yer alan “Hanedan Musul’u istiyor^” başlıklı haberde, Osmanoğullarının Sultan Abdülhamid’ten miras kalan Musul’daki gayrimenkullerini almak için hukuki bir mücadele başlattıklarına yer veriliyordu. Aynı haberde hanedanın mirasçılarının daha önceki dönemlerde Musul’daki gayrimenkulleri dava yolu ile kazandıkları, ancak birtakım siyasi manipülasyonlar sebebiyle bu kararın uygulanmadığı da vurgulanıyordu.

65 NOKTADA PETROL TESPİT EDİLMİŞ
1. Diyarbakır
2. Mardin
3. Bismil
4. Hazro Çayı
5. Sinan
6. Batman çayı
7. Dicle
8. Midyat
9. Bedran
10. Bitlis Suyu (çayı)
11. Tulan
12. Siirt
13. Botan çayı
14. Habur
15. Fındık
16. Cizre
17. Dehuk
18. Zaho
19. Habur çayı
20. Hakkari (Çölemerik)
21. Ahmediye
22. Bisan
23. Alkuş
24. Akra
25. Büyük Zap
26. Revanduz
27. Musul
28. Karakuş
29. Nemrut
30. Küçük Zap
31. Erbil
32. Köysancak
33. Altınköprü
34. Şargat
35. Hamrin Dağı
36. Kerkük
37. Taşhurmatı
38. Tavuk
39. Karadağ
40. Süleymaniye
41. Karadağ
42. Aksu
43. Tuzhurmatı
44. Kefri (Salahiye)
45. Deli Abbas
46. Tikrit
47. Samara
48. Haso çayı
49. Narbin Suyu
50. Diyale Suyu
51. Ramadi
52. Felluce
53. Mendeli
54. Bakuba
55. Kazımiye
56. Bağdat
57. Museyyeb
58. Hılle
59. Kerbela
60. Hit
61. Fırat
62. Anah
63. El-Kadim
64. Ebu Kemal
65. Meydani

Dr. Orhan Koloğlu:
HARİTA BİLİNMİYOR AMA ABDÜLHAMİT’İN PETROLE İLGİSİ MEŞHUR
II. Abdülhamid’in petrol ile ilgili çalışmaları daha çok genel olarak biliniyor. Kapsamlı ve detaylı bir şekilde bilinmiyor. Bu haritanın ortaya çıkarılması önemli bir gelişmedir. Abdülhamid dünyadaki değişimi yakından takip ediyordu. O dönemlerde petrolün yeni kullanım alanları bulduğunun da farkındaydı. Artık motorlu taşıtlar yaygınlaşıyor ve bunlarda petrol kullanılıyordu. Donanmaları ile dünyayı idare etmeye çalışan İngilizler kömürle çalışan gemilerini artık daha pratik olan petrolle çalıştırmaya başlamışlardı. Abdülhamid bunların hepsini biliyor ve petrolün gelecekte stratejik bir silah olacağının hesabını yapıyordu. Bu yüzden Musul’un petrol arazilerini satın aldı. Çünkü İngilizler ısrarla burayı istiyordu. İngilizler, 1. Dünya Savaşı’nda Bağdat’ı almak için harcadıkları paranın 7 mislini Musul’a sahip olmak için harcadılar.

(Aksiyon)

Weltmeister
20.01.07, 10:55
Bu Petrol yataklarina ulasmak icin lazim olan Teknolojiye Türkiye daha sahip degil! galiba Dünyada bile bu Teknolojiye Sahip olan bir Ülke yok!
CÜNKÜ BU Petrol yataklarina ulasmak icin Kilometrelerce kalinliginda Felsgestein delinmesi lazim!

Arabistanda cikan Petrol ise ince ve relativ yumusak zeminin altinda kolay ulasilabilir! Birgün Dünyada bu Teknoloji üretilirse zaten Petrola artik gerek kalmiyor demektir!

Türkiye Sermayesini artik yeni nesil Enerji Kaynaklarina yatirmasi lazim Wasserstoffantrieb, Brennstoffzelle, Solar und Windkraftanlagen, Kernkraft! Erdöl hat keine Zukunft und alle Länder die Ihre Wirtschaft auf Erdöl aufbauen sei es als Exportartikel oder Energiequelle auch nicht!!!

Kingpin
20.01.07, 11:42
Bu Petrol yataklarina ulasmak icin lazim olan Teknolojiye Türkiye daha sahip degil! galiba Dünyada bile bu Teknolojiye Sahip olan bir Ülke yok!
CÜNKÜ BU Petrol yataklarina ulasmak icin Kilometrelerce kalinliginda Felsgestein delinmesi lazim!

Arabistanda cikan Petrol ise ince ve relativ yumusak zeminin altinda kolay ulasilabilir! Birgün Dünyada bu Teknoloji üretilirse zaten Petrola artik gerek kalmiyor demektir!

Türkiye Sermayesini artik yeni nesil Enerji Kaynaklarina yatirmasi lazim Wasserstoffantrieb, Brennstoffzelle, Solar und Windkraftanlagen, Kernkraft! Erdöl hat keine Zukunft und alle Länder die Ihre Wirtschaft auf Erdöl aufbauen sei es als Exportartikel oder Energiequelle auch nicht!!!
:aferin: Da hast du recht oberste Priotät müßte bei Brennstoffzelle, Solar und Windkraftanlagen liegen .

Vorteil unser bodenschätze ist wenn alle nix mehr haben haben wir davon noch genug :brüll:

Erkan
20.01.07, 13:29
TPAO'da yabancıya!!
Toprak, maden ve banka satışının ardından petrol sahaları da yabancı yağmasına açılıyor
20 Ocak 2007 Cumartesi 04:23

Petrol de yabancıya!
Toprak, maden ve banka satışının ardından petrol sahaları da yabancı yağmasına açılıyor. Yeni petrol yasası ile TPAO"unun özelleştirilmesinin önü açılırken, petrol arama konusunda da yabancı şirketlere büyük imtiyazlar sağlandı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası, yasalaşan Petrol Kanunu ile kamu yararından vazgeçilerek, yabancı şirketlere büyük kolaylıkların sağlandığını savundu. Jeoloji Mühendisleri Odasından yapılan yazılı açıklamada, AB mevzuatına uyum adı altında çıkarılan Petrol Kanunu"nun uluslararası şirketler lehine yeni düzenlemeler getirdiği belirtilerek, kamu adına petrol arama ve üretim faaliyetlerini yürüten Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı"nın (TPAO) özelleştirilmesinin önünün açıldığı iddia edildi.

Yasa değişikliği ile Türkiye"de üretilen ham petrol ve doğal gazdan alınan yüzde 12,5"lik devlet hissesi oranlarında büyük indirimler yapıldığı, buradan sağlanan mevcut gelirlerin yüzde 70 oranında düşürülerek ülkenin büyük gelir kaybına uğratıldığı öne sürülen açıklamada, ayrıca petrol faaliyetlerinden sağlanan gelirlerden önemli oranda vazgeçildiği görüşüne yer verildi.

TPAO"nun diğer şirketlerden daha fazla arama ruhsatı alabilme hakkının tasarı ile kaldırıldığına işaret edilen açıklamada, TPAO"nun ruhsat sayısındaki avantajlı konumunun da kaldırıldığı belirtildi.

İşte o düzenlemeler

Petrol arama ve üretim faaliyetlerinde bulunmak için yapılan başvurunun değerlendirilmesinde, önceki yasanın ilk kriteri olan “talebin milli menfaatlere uygun olması” ölçütünün yasadan çıkarılarak, öncelikle ülke yararını gözetme anlayışından vazgeçildiği ifade edilen açıklamada şu görüşler savunuldu:

“Yabancı devletlerin doğrudan doğruya veya dolayısıyla iradesinde etkili olabilecekleri şirketler ile yabancı devlet için veya yabancı bir devlet namına hareket eden şahısların, petrol faaliyetinde bulunamayacakları, mülk edinemeyecekleri, tesis kuramayacakları hükmü yeni yasa ile çıkarılarak, stratejik öneme sahip bir konuda yabancı devletlerin belirleyici olması önündeki engeller ortadan kaldırılmıştır.

Sınırsız yetki verildi
Öte yandan, yabancı şirketlere ürettiklere petrol üzerinde tasarrufta bulunarak, tamamını ihraç etme hakkı getirilmiş, olağanüstü durumlarda bile üretilen petrolün ülke içinde kullanılması ve memleket ihtiyacını gözetme zorunluluğu kaldırılmıştır ve yabancı şirketlere sınır tanımaksızın her yerde faaliyette bulunma hakkı getirilmiştir.”

Açıklamada, gerçek sahibinin halk olduğu Türkiye"nin yeraltı kaynaklarının kamu çıkarına uygun olarak kamu kuruluşları eliyle değerlendirilmesini esas almayan, teşvik adı altında yabancı şirketleri gözeten yasal düzenlemelerin kabul edilmesinin mümkün olmadığı ifade edildi.

AB MEVZUATINA UYUM ADI ALTINDA TALAN

Jeoloji Mühendisleri Odasından yapılan yazılı açıklamada, AB mevzuatına uyum adı altında çıkarılan Petrol Kanunu"nun uluslararası şirketler lehine yeni düzenlemeler getirdiği belirtilerek, yabancılara tanınan imtiyazlara dikkat çekildi.

Herşeyi sattılar
Türkiye Harita Kadastro Mühendisleri Odası"nın verilerine göre, bugüne kadar ülkemizde yabancılara satışı yapılan arazi, arsa, bina ve dairelerin toplam alanı 1 milyon 814 bin 834 dönüm.

Bankacılık sistemi de yabancıların eline geçti. Türk sermayeli banka sayısı sadece 20 iken, 27 tane yabancı ve yabancı ortaklı banka faaliyet gösteriyor. Yabancı bankaların şube sayısı ise 3 bin 146"ya ulaştı.

Bu arada Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası yetkilileri, 5 Haziran 2004"te TBMM"den geçirilen bir yasayla, yabancı şirketlerin, Doğu Anadolu bölgesine denk gelecek kadar alanın maden arama ve işletme ruhsatını eline geçirdiğini açıkladı.


Bugüne kadar neler satıldı?
* Türk sermayesiyle kurulan bankalar
* Türk sermayesiyle kurulan şirketler
* Türk sermayesiyle kurulan fabrikalar
* Savaşla kazanılmış vatan toprağı

DTP bunu istiyordu
MHP"li Oktay Vural, devlete ait gelirlerinin bir bölümünün yerel yönetime bırakılmak istenmesine tepki gösterdi.Petrol yasası PKK"ya yarayacak

MHP"li Vural, “Devletin hissesinin yarısının petrolün çıktığı yerel yönetime bırakılmasının siyasi anlamı, devletin hükümranlığını parçalamaktır” dedi

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural, TBMM"de görüşülen Petrol Kanunu Tasarısı ile devletin petrol gelirinin yarısının il özel idaresine bırakıldığını belirterek, “Devletin hissesinin yarısının petrolün çıktığı yerel yönetime bırakılmasının siyasi anlamı, devletin hükümranlığını parçalamaktır” dedi.

Vural, yaptığı yazılı açıklamada, 11 Ocakta TBMM"de görüşülmesine başlanan Petrol Kanunu Tasarısı"nın 19. maddesinde “devlet hissesi” nin düzenlendiğini ve maddede, “Bir arayıcı veya işletmeci, günlük üretim miktarlarına göre tespit edilen oranlarda devlet hissesi ödemekle yükümlüdür” şeklinde düzenlemenin yer aldığını belirterek, şunları kaydetti: “Petrol Kanunu Tasarısı"nda, devlet hissesi, "üretilen petrol üzerinden devlete verilecek hisse"olarak tarif edilmektedir. Anayasa"nın 168. maddesine göre tabii servetler ve kaynaklar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.”

DTP"nin isteği...
“Anayasa"nın emri ortadayken Kanun Tasarısı"nın 19. maddesinin son fıkrasıyla devlet hissesinin yüzde 50"si, "ruhsatın bulunduğu il özel idaresine"bırakılmaktadır” diyen Vural şöyle devam etti: “Bu hükümle il özel idaresi, devlet hissesinin yarısına sahip olmaktadır. Böylece DTP"nin istediği "petrolden pay" verilmesine yönelik talebin bir kısmı hayata geçirilmiş olmaktadır.”
Vural, devletin hissesinin yarısının, petrolün çıktığı yerel yönetime bırakılmasının siyasi anlamının, “devletin hükümranlığını parçalamak” olduğuna dikkat çekti.

Erkan
03.02.07, 13:13
Bu bahsedilen yeni Petrol yasasi Cumhurbaskanliginda halen onayalnmamis durumda bekliyor,

ve Türkiye üzerinde cok büyük bir oyun oynaniyor,

Türkiyenin Ekonomisi cökertiliyor diyebiliriz cünkü Türkiyenin gelecegi Tabi energi kaynaklarimiz talan edilip Pes Kes cekilmis olacak büyük Sirketler Türkiyeye hücum edecek ve Sömürgecilik büyük capta baslayacak hic bir Türk Vatandasina ve Türkiyemize yaramayacak bu yasa ,

bu yasadan yarar saglayanlar tek ve tek sadece yabanci Sirketler TPAO nun yetkileri bu yasa ile ellerinden alinmis olacak ve TPAO ya öncelik taninmayacak ve rekabet edemiyecek cünkü TPAO sadece 50 - 150 Mio $ arasi arama faliyetlerine pay ayirabiliyor ve kasten desteklenmiyor kaynaklar yabancilara birakilmak isteniyor arkadaslar bunlari aylardan beri yaziyorum hic kimse kulak vermiyor bu yasa Türkiyeyi icten vuracak diyebiliriz ,
su anki Iktidarin pis oyunlari Türkiyenin gelecegini tehdit altina sokmus vaziyete,Interneten yeni yasa üzerine hic bir sekilde bilgilere ulasilamiyor bu konuyla ilgili bütün bilgiler kasten sansürlenmis durumda tek bulabildigimi aktariyorum.

'ÇÜNKÜ, YENİ PETROL YASASI, YABANCI ŞİRKETLERE SINIRSIZ PETROL ARAMA HAKKI VERİRKEN, KAMUNUN HAKLARINI ELİNDEN ALDI' Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, TBMM'den geçen ve yabancı şirketlere sınırsız petrol arama hakkı tanıyan Petrol Yasası'nın, Türkiye'nin petrol umutlarına ağır bir darbe vurduğunu söyledi.

Türkiye'de petrol olmadığını söylemek için önce arama yapmak gerektiğini ve Türkiye'de yeterince arama yapılmadığına dikkat çeken Aygün, bu yasayla Türkiye'nin petrol arama çalışmalarına ve umutlarına ağır bir darbe vurulduğunu ifade etti.

ABD'de yılda 17 bin, Romanya'da 6 bin kuyu açılırken Türkiye tarihi boyunca 3 bin 326 petrol ve doğalgaz kuyusu açıldığını belirten Aygün, "ABD'nin sadece Teksas eyaletinde 1 yılda 3 bin sondaj yapılıyor. İtalya ve Fransa bile yılda 150 kuyu açarken bizde Cumhuriyet tarihi boyunca yılda ortalama 40 kuyu açıldı" dedi.

Aygün, yeni yasayla ruhsatın alınmasından sonra üç yıl içinde arama sondajına başlama zorunluluğunun kaldırılmasının, sondaj çalışmalarını daha da azaltacağını vurguladı. Türkiye'nin petrolde dışa bağımlılığının faturasının ağır olduğuna işaret eden Aygün, 2006 yılında ham petrol ve petrol ürünlerine 16 milyar dolar ödendiğini hatırlattı.

Petrol üretiminin tamamına yakınının kalkınmada öncelikli illerde yapılması durumunda, devlet hissesinin yarısının söz konusu illerdeki il özel idaresine verilecek olmasını da eleştiren Aygün, "Bu yapılan ayrımcılıktır. Ankara'da toplanan vergi sadece Ankara'da mı harcanıyor, DTP'li Diyarbakır Belediye Başkanı'nın 'Bölgenin petrol geliri bölgeye bırakılsın' açıklaması dikkate alındığında, Petrol Yasası ile getirilen bu düzenleme kafa karıştırmaktadır" dedi.

Yeni yasayla Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) devlet adına petrol arama ve üretim faaliyetinde bulunma hakkının kaldırıldığını, diğer şirketlerden daha fazla arama ruhsatı alabilme hakkının da elinden alındığını belirten Aygün, "TPAO işlevsiz bir kuruluş haline getirilmiştir ve özelleştirilmesinin önü açılmıştır. TPAO, Azerbaycan'ın Hazer petrollerinde hisse sahibidir. Türkiye'nin hissesine düşen bölümün satışından elde edilen 1 milyar 650 milyon dolar TPAO'nun kasasına girmektedir. Sadece 2006 yılında Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından elde edilen petrol geliri 600 milyon dolardır. TPAO özelleştirilirse büyük olasılıkla yabancı bir şirket satın alacaktır. Bu durumda bu şirket, Türkiye'nin yurtdışı ruhsatlarındaki ortaklık hisselerini ve Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattındaki hisselerini de satın almış olacaktır. Hazer petrolleri ile ilgili ortaklık anlaşmalarının 30 yıllık olduğu göz önünde bulundurulursa TPAO'nun 30 yıllık geliri de satılmış olacaktır. En önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Hazer bölgesinden çıkarılmış olacaktır" dedi.

6326 sayılı Petrol Yasası'nda yer alan "Milli Menfaatin Korunması" başlıklı bölümün yeni yasada kaldırıldığını ifade eden Aygün, "Bu yasayla milli menfaatlerin yerini yabancıların menfaatleri almıştır" diye konuştu. Petrol konusunda Irak'ta silah zoruyla yapılanın Türkiye'de yasayla yapıldığına dikkati çeken Aygün, şunları kaydetti:

"Tam da Irak'ta petrol sektörünün serbestleştirilmesi ve petrolü bölüşme çalışmalarının devam ettiği bir sırada Türkiye'de de yabancılara önemli imtiyazlar sağlayan Petrol Yasası'nın çıkarılması manidardır".

Yeni yasayla, ülke içinde üretilen ham petrol ve doğalgaz ile bunlardan elde edilen petrol ürünlerinin kara sahalarında yüzde 65'inin, deniz sahalarında ise yüzde 55'inin memleket ihtiyacına ayrılması zorunluluğunun kaldırıldığını söyleyen Aygün, yabancı şirketlere, ürettikleri ham petrol üzerinde sınırsız tasarrufta bulunma hakkı verildiğini bildirdi. Yabancı şirketlerin ürettikleri ham petrol ve doğalgazın tamamını ihraç edebileceklerini belirten Aygün, olağanüstü durumlarda bile üretilen ham petrolün Türkiye'de kullanılmasının mümkün olamayacağını anlattı.

Arama ruhsatlarından hektar başına alınan "devlet hakkı" gelirinin de tamamen kaldırıldığını söyleyen Aygün, üretilen ham petrolden alınan yüzde 12.5'lik devlet hissesi oranının ise kademeli olarak yüzde 2'ye kadar indirildiğini kayderek, devletin gelirinin yüzde 70 oranında azalacağını belirtti.

Aygün, yasayla, petrol işlemi için yurtdışından getirilen gemi ve personelin Lozan'ın önemli kazanımlarından biri olan Kabotaj Kanunu'ndan da istisna tutulduğunu vurguladı.
Sınırlara 5 kilometre mesafede, tarihi, dini yer veya tesise, su tesisine, bir yol veya umumi geçide 60 metre mesafede, şehir ve kasaba belediye imar sahası dahilinde petrol faaliyeti Bakan müsaadesi olmadan yapılamaz" hükmünün yeni yasadan çıkarıldığını söyleyen Aygün, yabancı şirketlere Türkiye'nin her yerinde sınırsız bir biçimde faaliyette bulunma hakkı tanındığına dikkati çekti. (SENIN BAHCENDE CAMINDE BILE ARAYABILECEK SES CIKARAMAYACAKSIN)

Uluslararası petrol şirketlerinin istediği doğrultuda bir yasa çıkarıldığını savunan Aygün, yabancı devletlerin doğrudan ve dolaylı bir biçimde idaresinde etkili olabilecekleri şirketler ile yabancı bir devlet namına hareket eden şahısların petrol faaliyetlerinde bulunamayacakları hükmünün de yasadan çıkarıldığını anlattı.

Weltmeister
03.02.07, 13:53
frag doch @colak mit seiner "realpolitik"...

Erkan
03.02.07, 14:05
frag doch @colak mit seiner "realpolitik"...


Da brauch ich Colak nicht fragen,
die fakten liegen auf dem Tisch ich würde gerne meinungen hören obwohl ich denke das es nicht durchgehen wird und mit einem Veto verhindert wird ausser RTE wird Cumhur dann sieht es schlecht aus.

Weltmeister
03.02.07, 14:10
Die Türkei besitzt keine funktionierenden Ölquellen...;)

Erkan
03.02.07, 14:11
Kıbrıs’taki petrol kavgasının arkasından Exxon çıktı TPAO da bu bölgede petrol aaramaya karar verdi,

ÇEVRESİNDEKİ denizlerde 400 milyar dolarlık petrol rezervinin bulunduğu düşünülen Kıbrıs’ta Rumlar’ın arama çalışmalarını domine etme çabaları şimdilik başarısızlıkla sonuçlanırken, Rumlar’ı kışkırtan şirketin, Irak Savaşı için de Bush’u kışkırtan Amerikan petrol devi Exxon Mobil olduğu ortaya çıktı. Yunan To Vima gazetesi, Exxon’un ihaleler konusunda Rum Hükümeti’nden bilgi talep ettiğini yazdı.

Paraya doymuyor

IRAK’IN petrol gelirinden önümüzdeki 30 yıl için en yüksek seviyede pay alacak olan ve 2006’da elde ettiği 39.5 milyar dolarlık kârla dünya rekoru kıran Exxon’un, ortalığı kızıştırma çabaları sürerken Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı da (TPAO) son krizin ardından Doğu Akdeniz’de petrol aramak için harekete geçti. Ankara’nın Rumlar’a bu bölgede petrol arayarak karşılık vereceği ileri sürüldü.

Exxon dünyayı hiçe sayıyor

ÇEVREYİ hiçe sayan faaliyetleriyle dikkati çeken Exxon Mobil’in Exxon Valdez isimli petrol yüklü tankeri 24 Mart 1989’da büyük bir çevre felaketine yol açmıştı. Geminin taşıdığı 36 bin ton ham petrol, bin 700 km boyunca sahile yayılmış, yaklaşık 400 bin kuşun ölümüne neden olmuştu. Bu arada İngiliz The Guardian gazetesi, Exxon Mobil tarafından finanse edilen bir Amerikan kuruluşu olan The American Entreprise Institute’un, BM tarafından dün açıklanan raporuna itiraz etmeleri için bilim adamları ve ekonomistlere 10 bin dolar para verdiğini yazdı.
http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=52670&baslik=Akbabalara%20kar%FE%FD% 20TPAO%20%E7%FDkarmas%FD&katid=3

Weltmeister
03.02.07, 14:13
die Türkei besitzt keine Ölbohrtechnologie...die Ölmultis schon...

Erkan
03.02.07, 14:14
Die Türkei besitzt keine funktionierenden Ölquellen...;)

Wer sagt das ,

die Türkei kann keine funktionierenden Ölquellen besitzen und der grund dafür ist simpel und einfach die Ölquellen sollen fremden Firmen überlassen werden les was da oben steht und antworte dann auf so ein dummgerede kann ich verzichten

Erkan
03.02.07, 14:16
die Türkei besitzt keine Ölbohrtechnologie...die Ölmultis schon...

es wird bewusst verhindert das diese Technologie bei uns funktioniert es ist ein teil des planes

Weltmeister
03.02.07, 14:17
du redest doch nur schwachsinn die türkei braucht die ölmultis um selbst an ihre ölreserven zu kommen!

deine sprüche wie "devletin mali peskes ediliyor" kannst du dir an den hut stecken:easydogi:

Erkan
03.02.07, 14:20
du redest doch nur schwachsinn die türkei braucht die ölmultis um selbst an ihre ölreserven zu kommen!

deine sprüche wie "devletin mali peskes ediliyor" kannst du dir an den hut stecken:easydogi:

wenn wir mehr wie dich haben prost mahlzeit arme Türkei

Weltmeister
03.02.07, 14:32
Wer sagt das ,

die Türkei kann keine funktionierenden Ölquellen besitzen und der grund dafür ist simpel und einfach die Ölquellen sollen fremden Firmen überlassen werden les was da oben steht und antworte dann auf so ein dummgerede kann ich verzichten


du bist doch gar nicht fähig eine andere Meinung zu ertragen, die Türkei braucht Wirtschaftswachstum und Jobs und wenn diese Ölquellen brach liegen haben wir kein Wirtschaftswachstum!

Die Ölmultis haben fast 100 Jahre Erfahrung mit Bohrtechnologien und sind für die Türkei sehr wichtig!

Sana Basbakan Erdoganin sözüyle söyleyim..."Bu Ülkede bir tane agac dikmemis, birtane koyun güdmemis adamlar bagirmadan baska birsey bilmiyorlar...bize birsey söylemesinler!"

Erkan
03.02.07, 15:21
Bu Petrol Yasası’nı Mehmetçik korumaz! İşgal altındaki Irak’a dayatılan petrol yasasının daha ağırını Türkiye Büyük Millet Meclisi eş zamanlı olarak kabul etti!
Böyle önemli bir olay varken halk neyle meşgul ediliyor?
Bir cinayetin milliyetçi iklime ve Trabzon’a mal edilmesi ve sanığın bayrak ve Atatürk’ün “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez” sözünün yazılı olduğu takvim önündeki görüntülerinin kim tarafından çekildiği tartışması ile!

* * *

Türkiye’nin satışı yüksek gazeteleri ve en çok seyredilen televizyonları, çıkarılan Petrol Yasası’nın hükümlerini haber olarak halkın bilgisine bile sunmadı!
Fakat, Irak’ın petrol şirketi ile muhatap krizi ve Doğu Akdeniz’de Rumların Lübnan ve Mısır ile ortak petrol arama girişimiyle gelişen olayları manşetten indirmediler!
Vatan toprağının her karış alanını yabancı petrol şirketlerinin tasarrufuna terk edecek bir yasadan söz etmiyor ama Türk Savaş gemilerinin Doğu Akdeniz’de devriye görevi yaptığı haberlerini “gururla” ön planda tutuyorlar!
Elbette, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve KKTC’nin hakları savunulmalıdır. Fakat oradaki petrol de yeni Petrol Yasası ile Türkiye tarafından yabancı şirket imtiyazına verilecekse ve devlet payı yasa ile yüzde 2’ye kadar düşürülmüşse, bu gürültüye patırtıya ne gerek var?
Sen kendi petrolünü vermişsin, Doğu Akdeniz’deki petrol için savaşı niye göze alıyorsun demezler mi adama?
Kendi topraklarındaki petrolü yasa ile yabancılara devrediyorsun ama Doğu Akdeniz’deki petrol uğruna savaş gemisi gönderiyorsun?
Bu durum akılla, mantıkla izah edilebilir mi?
Hürriyet’in konu ile ilgili haberine yorum gönderen Ozan Kaynak şöyle diyor:
“Bu olay, ordunun durumdan vazife çıkararak yaptığı bir şeydir, yoksa petrol yasasını bu kadar yabancılar lehine değiştirip, Annan Planını kabul ettiren bir hükümetin Kıbrıs’ın etrafındaki petrolü önemsediğini düşünmek saflık olur.”
Bu değerlendirme doğru ise Petrol Yasası ile Türkiye petrollerinin tekellere teslim edilmesine karşı niçin durumdan vazife çıkaran kimse yok? Petrol Yasası daha büyük bir tehdit değil mi?

* * *

Anadolu Ajansı kaynaklı başka bir habere göre Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın büyük umut beslediği Adıyaman, Hatay ve Isparta’da bu yıl 12 noktada sondaj çalışması yapılacak. İskenderun Körfezi’ndeki petrol arama faaliyetleri de 2008’de başlayacak.
Yine bir Hürriyet okurunun belirttiği gibi, “Ne oldu birdenbire! Dünya yan yattı da petrol bu tarafa mı aktı?”
Bütün mesele petrol yasasının çıkması mıydı?
Bu haberlerin gerçek işlevi, çıkarılan Petrol Yasası ile vatan toprağının yabancıların eline terk edilmesinin Türk halkından gizlenmesidir!
Sanki yeni yasa ile TPAO kalacakmış gibi talimatla açıklama yapıyorlar! Ama gerçek bilgiler, dünyayı daha hızlı dolaşıyor!
AKP, bu yasayı hangi güce dayanarak çıkardı?
Ve hangi güce dayanarak uygulayacak?
Halka dayanarak değil herhalde!
Halk, ülkenin sinir sistemi olan haberleşme ağının; ülke ekonomisinin kanı olan petrolünün, madenlerinin, tarım arazilerinin, ormanlarının yabancılara devredilmesi için mi AKP’ye oy verdi?
Hukuk tarihini ve felsefesini biraz bilen birisi olarak söylüyorum; güce dayanmayan hiçbir yasa yoktur!
Soruyorum; Petrol Yasası’nın, diğer teslimiyet yasalarının, satışların ve dolayısıyla AKP’nin arkasındaki güç nedir?
Bu yasaların ve satışların bekçiliğini kime yaptıracaksınız? Kaç devriye gemisine ihtiyacınız var hiç düşündünüz mü? Mehmetçik bu yasaları korumaz, bunu biliyorsunuz; o halde neyinize güveniyorsunuz?
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazidetay.asp?AuthorID=77&ArticleID=4217

Atatürkçü
03.02.07, 15:53
also erzähl hier nichts von der macht das richtige für die Türkei.
Der hat von tun und blasen keine ahnung, das er in der Politik aktiv ist unbegreiflich!!!!!!
solch einer Minsterpräsident das schadet der Türkei innen politisch und außen politisch. der typ zieht den türkischen staat ins lächerliche so eine gesetztesgebung gibts nur in einem bananenstaat :kafa:

yeni petrol yasasimis yani resmen petrolu yabancilara veriyoruz üstelikde istedi zaman das wars bekommst nichts mehr diye biliyor.
WoW muss ich schon sagen dieser tayip ist schon schlau!! bravo :aferin:

:motz:HEMEN ERKEN SECIM!!!!!!! PRONTO:motz:

Erkan
03.02.07, 17:01
Petrol Denizindeyiz Ama!.. http://www.turkuazhareket.org/pic_lib/2007-01-19_petrol.jpeg.jpg TBMM’de görüşülen ‘Petrol Yasa Tasarısı’ dolayısıyla yapılan tartışmalar, Türkiye’nin bir petrol denizi üzerinde yüzdüğünü, ancak bugüne kadar ülkenin bu petrolden yararlandırılmadığını ortaya çıkardı. Sultan 2’nci Abdülhamit’in 106 yıl önce hazırlattığı ‘Petrol Haritası’ da bu gerçeği vurguluyor.
TBMM’de görüşülen ‘Petrol Yasa Tasarısı’ birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Gazetemize açıklamada bulunan CHP İzmir Milletvekili Sedat Uzunbay, “Bugüne kadar ülkemizde birçok yabancı şirket sondaj çalışması yapmış ancak petrol çıkarmadan gitmişlerdir. Yabancı petrol şirketlerinin bazı ülkelerin petrol rezervleri ile ilgili kasıtlı yanlış bilgilendirme örneklerine geçmişte de rastlandı. Mesela Suudi Arabistan’da yabancı petrol şirketleri petrol aramaya başladıktan bir müddet sonra Suudilere ‘sizin ülkenizde petrol yok’ demişlerdi. TBMM’de görüşülen ‘Petrol Yasa Tasarısı’ ise yabancı şirketlere bugüne kadar tanınmamış birçok hakkı tanıyor. Bu hakların bazı şirketlerce kötüye kullanılması gündeme gelebilir” dedi.
Mardin’in güneyindeki petrol bölgesi içinde olan mayınlı arazilerle ilgili olarak, kısa bir süre önce mayınların temizlenmesi karşılığında organik tarım yapmak için Maliye Bakanlığı tarafından ihaleye çıkıldığını hatırlatan Uzunbay, “Kamuoyundan gelen tepkiler üzerine ihale iptal edilmişti, bu önemli bir olaydı. Bir diğer önemli olay ise: AKP Hükümeti tarafından TBMM’ye getirilen 1 Mart Tezkeresi’ne göre, Amerikan Ordusu bu bölgeye yerleşecekti. Bugünlerde Irak’ta yaşanan Amerikan ve İngiliz firmalarının petrol paylaşımlarından insanın aklına, ister istemez, hemen 1 Mart tezkeresi ve mayınlı arazinin temizlenmesi ihaleleri geliyor” şeklinde konuştu.
RESUL SERDAR ATAŞ / İSTANBUL
Türk ekonomisinin en büyük sorunu işsizlik ve cari açık. Ekonominin her yıl rekor düzeyde cari açık vermesine en büyük sebep olarak gösterilen dış ticaret açığının en büyük tetikleyicisi ise petrol ithalatı. Türkiye 2006 yılında 3 milyar 10 milyon dolarlık petrol ithalatı yaptı. Peki, Türkiye petrol ithalatını ne şekilde azaltabilir. Ülkede var olduğu iddia edilen petrol rezervleri işletilemiyor mu? Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşülen “Petrol Yasa Tasarısı”nda Türkiye’deki petrol gerçeği ile ilgili çarpıcı bazı gerçekler de ortaya çıkmış oldu.
Enerjimizin yüzde 43’ü petrolden üretiliyor
11 Ocak günü TBMM’de görüşülmeye başlanan “Petrol Yasa Tasarısı”nın görüşmelerinin ilk gününde partisi adına söz alan CHP İzmir Milletvekili Sedat Uzunbay, Türkiye’nin petrol gerçeği ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini temin etmesinin en önemli önceliği olduğunu savunan Uzunbay; “Dünya enerji ihtiyacının karşılanmasında yüzde 37 gibi önemli bir paya sahip olan petrol, ülkemizde de, yüzde 43`lük oranıyla enerji tüketiminde birinci sırada gelmektedir” şeklinde konuştu
Yabancılar rezervleri atıl hale mi getiriyor?
“Bugüne kadar ülkemizde birçok yabancı şirket sondaj çalışması yapmış ancak petrol çıkarmadan gitmişlerdir. Yabancı petrol şirketlerinin bazı ülkelerin petrol rezervleri ile ilgili kasıtlı yanlış bilgilendirme örneklerine geçmişte de rastlandı. Mesela Suudi Arabistan’da yabancı petrol şirketleri petrol aramaya başladıktan bir müddet sonra Suudilere ‘sizin ülkenizde petrol yok’ demişlerdi. Ancak şimdi biliyoruz ki dünyanın en büyük petrol rezervleri Suudi Arabistan’da. Buna benzer olaylar ülkemizde de yaşandı. TBMM’de görüşülen ‘Petrol Yasa Tasarısı’ ise yabancı şirketlere bugüne kadar tanınmamış birçok hakkı tanıyor. Bu hakların bazı şirketlerce kötüye kullanılması gündeme gelebilir” dedi.
Nusaybin’de ciddi petrol rezervi var
Güneydoğu Anadolu`da bazı arama faaliyetlerine ve önemine değinen Sedat Uzunbay çarpıcı rakamlar ve istatistikler verdi: “Mardin`in Nusaybin ilçesinde yaklaşık 3,5 milyon dönümlük arazide petrol aramaya başlayan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, elde ettiği bulgulara göre, bölgede ciddi bir petrol rezervi vardır. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının son bir senede yedi kuyu açtığı bu sınırın Suriye tarafında yüz kuyu faaliyet gösteriyor ve bunlardan günde 600 bin varil petrol çıkarılıyor. Bu rakam Türkiye`nin günlük tüketiminin yaklaşık yüzde 85’ine denk geliyor.”
Mayınların temizlenmesi projesi bir tuzak mıydı?
Mardin’in güneyindeki petrol bölgesi içinde olan mayınlı arazilerle ilgili olarak, kısa bir süre önce mayınların temizlenmesi karşılığında organik tarım yapmak için Maliye Bakanlığı tarafından ihaleye çıkıldığını hatırlatan Uzunbay, “Kamuoyundan gelen tepkiler üzerine ihale iptal edilmişti, bu önemli bir olaydı. Bir diğer önemli olay ise: TBMM’ye getirilen 1 Mart Tezkeresine göre, Amerikan Ordusu bu bölgeye yerleşecekti, bu da çok önemli başka bir olay. Bugünlerde Irak`ta yaşanan Amerikan ve İngiliz firmalarının petrol paylaşımlarından insanın aklına, ister istemez, hemen 1 Mart tezkeresi ve mayınlı arazinin temizlenmesi ihaleleri geliyor” ifadelerini kullandı.
2’inci Abdülhamit’in Petrol Haritası
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Osmanlı Döneminde Irak’ adlı kitapta yer alan, Sultan 2’inci Abdülhamit’in 106 yıl önce hazırlattığı petrol haritası ise Türkiye sınırları içerisinde yer alan önemli petrol yataklarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor. Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle Bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri’de ciddi petrol rezervlerinin bulunduğuna dikkat çeken harita, bugüne kadar bu bölgelerdeki petrol niçin çıkarılmadı sorusunu gündeme getirdi.
2’nci Abdülhamit’in petrol haritası
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Osmanlı Döneminde Irak’ adlı kitapta yer alan, Sultan 2’nci Abdülhamit’in 106 yıl önce hazırlattığı petrol haritası ise Türkiye sınırları içerisinde yer alan önemli petrol yataklarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor. Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle Bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri’de ciddi petrol rezervlerinin bulunduğuna dikkat çeken harita, “Bugüne kadar bu bölgelerdeki petrol niçin çıkarılmadı?” sorusunu gündeme getirdi.
Milli Gazete

Erkan
03.02.07, 17:10
Petrol geyikleri...

Önceki gün yine kurşunsuz benzine 1.1 oranında zam geldi ya yaramıza tuz biber ekti!
Günlerdir petrolle yatıp petrolle kalkıyoruz.
Ama, ‘geyikler ülkesi’ ülkemde geyikler bitmiyor.

Yıllarca konuşup durduk, “Abi Türkiye’de çok petrol var. Ama Amerikalılar toprağın üstüne kimyasal bir madde attığından yerini tespit edemiyoruz.” “Yok yok, öyle değil, petrolü çıkarmamamıza izin vermiyorlar.” Var ama bizimkiler özellikle çıkarmıyormuş, iyice değerlensin sonra çıkaracaklar” diye.

Tabii bir de Sultan’ın Petrol Haritası’ var.
2. Abdülhamit zamanında düşünmüş, bu dünyanın gidişi gidiş değil.

Bu, “kara altın” dedikleri petrol çok değerli olacak.
Hemen bir ferman yazmış, “Tez günde aranıp buluna bu petrol yatakları” diye.

Yabancı ve Türk mühendisler çalışmalarını yaparak sonuçları bildirmişler.
Yıl, 22 Ekim 1901.

Haritada petrol yataklarının belirtildiği yerler, Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamı ve Doğu Anadolu’nun bir kısmı, Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri.

Ayrıca Kerkük ve çevresinde ciddi rezevlerin bulunduğu belirtilmiş.

At ve eşek sırtında yapılan, bugüne göre ilkel yöntemlerle belirlenen raporda ayrıca, Dicle ve Fırat nehirleri havzasında zengin petrol yatakları bulunduğunu, bunların işletilmesi ve pazarlanması için de bir demiryolu ağı yapılması anlatılmış.
Ama gel gör ki, “Günah” diye matbaayı ülkesine sokmayan zihniyet, geleceği düşünüp petrol yataklarını nasıl kontrol altına alsın?..

* * *

Ocak ayının son günlerinde Irak Ulusal Petrol Şirketi SOMO son dakika golü atarak şov yaptı.

Bu şovu hem devlet büyüklerimiz hem de biz ağzımız bir karış açık olarak seyrettik.

SOMO, sözleşmesi biten Türk şirketlerine, “Yeni anlaşmayı sözde Kürdistan’daki yetkililerle imzalayın” diye, haber yolladı.

Hükümetin başındakiler, “Vay nasıl olur? Bizim muhatabımız Irak yönetimi, şimdi gösteririm onlara” diye, nara attılar ama, telefonla bile kimseye ulaşamadılar.

İşte tam bu sırada, Pet Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güntekin Köksal çıktı ortaya.
“Alooo uyanın, uyanın. Kürdistan diye orada kurulmuş bir devlet var, biz hâlâ ahkâm kesiyoruz” diye.

Kime diyor bunları? Mısır Fatihi Kürşat Tüzmen ve Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül’e.

* * *

Mısır demişken, bir de Kıbrıs Rum Kesimi’nin bize oynadığı bir oyun var.

17 Şubat 2003’ten beri önüne gelene petrol arama ruhsatı veriyor.

Rum kesimi en son 17 Ocak 2007’de Mısır ve Lübnan’a petrol arama ruhsatı verdi.
Nerede? Doğu Akdeniz’de bizim de hakkımız olan bölgelerde.

Bizimkiler yine esti gürledi.

“Nasıl olur? Bizden izin almadan olmaz yoksa dağıtırız burayı” gibilerinden.

* * *

Peki, 17 Ocak 2007’de başka ne oldu?
TBMM yeni bir yasa çıkardı.
Yasada yasa hani!..

En önemli şartlardan birisi, yani petrol kaynaklarının milli menfaatlere uygun kullanılması şartı kaldırıldı.
1954 yılında, 6327 sayılı kanunla, milli petrol şirketi olarak Türkiye’de kamu adına hidrokarbon arama, sondaj, üretim, rafineri ve pazarlama faaliyetlerini yürütmek amacıyla kurulan (TPAO) Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın ayrıcalıkları iptal edildi.

Devletin yüzde payı düşürülmüş. Bu işten hâlâ üretim yapanlar da yararlanabilecek.

Yabancı müracaatlar Bakanlar Kurulu‘na gitmeyecek.
Ruhsat alma kolaylaştırıldı.
Ve bence yasaların yasası eklendi:

“Karalarda elde edilen devlet hissesinin yüzde 50’si, petrol ve doğalgaz işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresinin hesabına aktarılacaktır" hükmü konuldu.

Sizce bu ne demektir?

Ben söyleyeyim.

Türkiye’de federal bir yapı olmasını isteyenlerin ilk adımıdır. Diyelim ki Güneydoğu illerimizden birinde tonlarca petrol bulundu. Yarısı doğruca o şehrin kasasına girecek.
http://www.gercekgundem.com/?c=42584

Erkan
03.02.07, 17:20
2. Abdülhamid’in petrol haritası... Türkiye Gazetesi 17.01.2007 http://www.kerkuk.net/tr/..%5Chaberfoto%5Charite07.bmp

34’üncü Osmanlı Padişahı Sultan 2. Abdülhamid, özellikle 1800’lerin son çeyreğinde tüm dünyada gündeme gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen petrol için büyük çaba harcamıştı. Padişah tarafından hazırlanan bu petrol haritası ile, “Güneydoğu’da petrol var mı, yok mu?” sorusuna bir asır önce cevap verilmişti. Haritaya göre Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamında yüksel ölçekte petrol rezervleri bulunuyor. Görevli mühendisler araştırmalarını Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı tutmayıp Osmanlı toprakları içinde bulunan Zaho, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Bağdat gibi bölgeleri de taramışlar. En ilginci ise, 106 yıl önce hazırlanan petrol haritasının birçok yerinde hâlihazırda petrol çıkarılıyor olması. Geçtiğimiz yıl Barzani ailesi tarafında Habur Çayı’nın öteki kıyısında çıkartılan ve Türkiye’nin, tabir yerindeyse, iştahını kabartan petrol kuyuları bunlardan sadece biri.

Kendi kesesinden harcadı
Sultan 2. Abdülhamid, bilhassa 1800’ün son çeyreğinde tüm dünyada gündeme gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen petrol için büyük çaba harcadı. Fakat o zamanlar yetişmiş jeoloji ve maden mühendisi olmaması Devlet-i Aliyye’nin elini kolunu bağlıyordu. Uğruna savaşların çıkartılacağı, yeni bir dünya düzeninin oluşturulacağı petrolün ehemmiyetini anlayan Abdülhamid Han, sıkıntıları kendi fedakârlıkları ile aşmasını bildi. Hazîne-i Hâssa’sından, yani şahsî mal varlığından ödenek çıkartarak, geniş çaplı bir petrol rezervi tespit çalışması başlattı. Sultan’ın kendi parasıyla yaptırdığı bu çalışmada, yabancı ve yerli mühendisler eşliğinde Musul ve Bağdat bölgesinde, Dicle ve Fırat havzasında petrol taraması yapıldı. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habib Necib Efendi yönetimindeki araştırma ekibi, çalışmalarını 22 Ekim 1901’de Sultan Abdülhamid’e sundular.

Hakkâri ve Bitlis vurgusu
Bu zamana kadar söylenegelen ancak mahiyeti hakkında fazla bilgi bulunmayan Sultan’ın petrol haritası, sadece Kuzey Irak’ta değil, Hakkâri ve Bitlis’te de petrol bulunabileceğini gösteriyor. Haritayı hazırlayan heyet, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervleri tespit etmiş. Heyetin başkanı Paul Groskoph, petrol noktalarını tek tek tespit ettiklerini aktarırken, takip ettikleri güzergâhı da detaylı bir şekilde anlatıyor. Petrol havzasını dolaşan Groskoph, Siirt tarafında ve Dicle Nehri kıyısında zengin petrol rezervlerinin bulunduğunu belirtiyor. Dicle Nehri kıyısındaki noktalarda yeterli araştırmayı yükselen sulardan dolayı yapamadıklarını da raporuna ilâve eden Groskoph, nehrin kıyısı dışında, Dicle’nin kıyı şeridi boyunca uzayıp giden yüksek dağlarda da petrol bulunduğunu arz etmiş. Groskoph, o dönemin teknik imkânları sebebiyle 900 metre yükseklikteki bu dağlardan petrolün çıkarılması ve nakliyatının zor olacağını hatırlatmayı da unutmamış.

‘Kerkük’te bol petrol var’
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da çalışmalarını tamamlayan heyet daha sonra, bugün Irak sınırları içinde kalan merkezlerde petrol taramasına devam etmiş. Kerkük, Babagürgür, Zaho, Süleymaniye, Bağdat, Musul ve Altınköprü’deki petrol noktaları, kilometre ve yerleşim yerlerine göre yön tayini yapılarak kayıt altına alınmış. Raporda Kerkük ve şehre 15 kilometre uzaklıktaki Babagürgür bölgesinde yoğun miktarda petrol rezervinin bulunduğu belirtiliyor. Ekip, yaptığı tetkikler neticesinde en kaliteli petrolün Bağdat yakınlarındaki El-Kayra ile Mendel’de olduğu kararına da varıyor. Ne var ki, kısa bir zamanda bu kadar noktada tarama yaptırarak günün kıt imkânlarına rağmen petrol tespitini belgelendiren Abdülhamid Han’ın saltanat ömrü petrol çıkartmaya yetmiyor.

Mühendisin iki önemli notu
Ulaşımın Dicle’de sal üstünde, karada da at ve eşek sırtında yapıldığı bir dönemde aylarca süren bu çalışmanın neticesinde, Başmühendis Paul Groskoph, ince detayların yer aldığı raporun sonuna iki önemli noktayı da ilâve etmeyi unutmamış: “Dicle ve Fırat nehirleri havzasında zengin ve mühim petroller bulunuyor. Bunların işletilmesi ve pazarlanması için Bağdat’a uzanan bir tren yolu lâzım. 1889’da inşaatına başlanan ve 1902’de biten (Hicaz) demiryolu, petrolün Anadolu’ya taşınmasını sağlayacaktır. Bunun için ana hatta sadece birkaç ilâve ek hattın yapılması yeterlidir.” Başmühendisin ikinci notu ise, iyi değerlendirilmesi durumunda bu petrol coğrafyasının gelecekte “dünyanın en önemli merkezlerinden” biri olacağı...

>>> 106 yıl önce çizilen petrol haritası

Petrol rezervi tespit edilen 65 nokta
1. Diyarbakır
2. Mardin
3. Bismil
4. Hazro Çayı
5. Sinan
6. Batman Çayı
7. Dicle
8. Midyat
9. Bedran
10. Bitlis Suyu
11. Tulan
12. Siirt
13. Botan Çayı
14. Habur
15. Fındık
16. Cizre
17. Dehuk
18. Zaho
19. Habur Çayı
20. Hakkari
(Çölemerik)
21. Ahmediye
22. Bisan
23. Alkuş
24. Akra
25. Büyük Zap
26. Revanduz
27. Musul
28. Karakuş
29. Nemrut
30. Küçük Zap
31. Erbil
32. Köysancak
33. Altınköprü
34. Şargat
35. Hamrin Dağı
36. Kerkük
37. Taşhurmatı
38. Tavuk
39. Karadağ
40. Süleymaniye
41. Karadağ
42. Aksu
43. Tuzhurmatı
44. Kefri (Salahiye)
45. Deli Abbas
46. Tikrit
47. Samarra
48. Haso çayı
49. Narbin Suyu
50. Diyale Suyu
51. Ramadi
52. Felluce
53. Mendeli
54. Bakuba
55. Kâzımiye
56. Bağdat
57. Museyyeb
58. Hılle
59. Kerbela
60. Hit
61. Fırat
62. Anah
63. El-Kadim
64. Ebu Kemal
65. Meydani
http://www.kerkuk.net/tr/index.asp?id=8370&katagori=2&s=detay

Erkan
03.02.07, 17:48
www.tpao.gov.tr (http://www.tpao.gov.tr)

Erkan
05.02.07, 17:52
Peşkeşe yasal kılıf
Milli servetin yabancılar tarafından yağmalanmasının Petrol Yasası ile meşru hale getirildiğine dikkat çeken CHP iptal için yargıya gidiyor. Petrol Yasası’nın yabancıların dayatmasıyla çıkarıldığını söyleyen CHP İstanbul Milletvekili Onur Öymen, “Petrolümüzün peşkeş çekilmesine izin veremeyiz” dedi. Öymen, yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmeye kararlı olduklarını açıkladı

Dünya ülkelerinin milli petrol şirketlerini koruma altına aldığına dikkat çeken Öymen, “Oysa bizde tam tersi yapılarak, yasa ile yabancıların petrol araması ve faaliyeti için geniş yetkiler verilmektedir. Bunu anlamak mümkün değil” diye konuştu.
Yasa yeniden tartışılsın
Türkİye’nin milli çıkarlarına aykırı gördükleri Petrol Yasası’na tepki gösteren Aydınlar Ocağı Başkanı Prof. Mustafa Erkal, konunun yeniden tartışmaya açılmasını istedi.
TPAO denize açılacak
Karasal faaliyetlerin yanında denizlerdeki aramalarına da yönelen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), deniz alanlarında petrol ve doğal gaz sondajı için ihale açtı.

CHP ihanet yasasını yargıya taşıyor
“Milli servetimizin peşkeş çektirilmesine izin vermeyiz” diyen CHP İstanbul Milletvekili Onur Öymen, yeni Türk Petrol Yasası’nı Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini söyledi

CHP’den TBMM’den alelacele geçirilen Petrol Kanunu Yasa Tasarısı’na eleştiri geldi. CHP İstanbul milletvekili Onur Öymen, milli menfaatleri göz ardı eden tasarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, tasarıyı Anayasa Mahkemesi’ne götürmeye de hazırlandıklarının altını çizdi. CHP Genel başkanı Deniz Baykal’ın konuyla yakından ve titiz bir biçimde ilgilendiğini ifade eden Öymen, “Petrol kanunu Tasarısı’nın Anayasa Mahkemesi’ne götürmek için çalışmalarımızı şu günlerde yoğun bir biçimde sürdürüyoruz. Tasarının Cumhurbaşkanı’ndan dönme ihtimali de bulunmakta. Ancak biz her şeye rağmen hazırlıklarımızı tamamlayıp, tasarıyı Anayasa Mahkemesi’nin gündemine taşımak için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

Herkes millileştiriyor biz...
Türkiye’de gerçekleştirilmek istenen uygulamanın dünyadakinin tam tersi bir istikamette olduğunu belirten Öymen, “Tüm dünya ülkeleri milli petrol şirketlerini koruma altına aldılar. Geçen Ekim ayında Cezayir’de çıkan petrol yasası incelendiğinde milli menfaatlerin nasıl korunduğu açıkça görülecektir. Cezayir kendi milli petrol şirketini özellikle korumak için yasal önlemler almıştır. Aynı şekilde Kazakistan, Bolivya ve diğer Latin Amerika ülkelerinde milli petrol şirketleri korunmaktadır. Oysa bizde getirilmek istenen uygulamayla yabancıların petrol aramasına ve diğer petrol ile ilgili faaliyetlerine geniş yetkiler verilmektedir. Bu da son derece sakıncalı bir durumu ifade etmektedir” dedi.

Türkiye’nin milli servetinin peşkeş çekilmesine kesinlikle müsaade etmeyecekleri Öymen şunları kaydetti: “ Akçakoca, Rize, Nusaybin gibi bölgelerimizde petrol bulunduğu haberlerini özellikle yabancı basında bugünlerde sıkça okumaya başladık. Bunun üzerine Türkiye’de petrol kanununda değişiklik yapılmak isteniyor. Bunun anlamı yabancıların Türkiye’deki petrolü çıkarabilmeleri için yasal değişiklik baskısı yapmalarıdır. Biz buna başından beri karşı durduk. Gizli kararnamelerle Suriye sınırındaki verimli ve zengin arazilerin yabancıların eline geçmesinin önüne geçtik. Bizim tahsis edilmesine karşı çıktığımız bölgede TPAO çalışma yapıyor ve 10 kuyuda petrol buluyor. Biz konunun öneminin farkındayız ve milli servetimizi peşkeş çektirmeyeciğiz.”

Ülkenin geleceği tehlikeye girdi
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sünnetçioğlu, Türk Petrol Kanunu’nda milli menfaatlerin değil, uluslararası şirketlerin menfaatinin göz önünde tutulduğunu söyledi. Partisinin Adana İl Teşkilatında düzenlediği toplantıda konuşan Sünnetçioğlu, Hükümetin özelleştirmelerde de başarılı olamadığını ifade ederek, Tüpraş’ın satışından ülkenin 6 milyar dolar zarara uğradığını, bunun Danıştay kararıyla da tespit edildiğini belirtti. Son olarak değiştirilen Türk Petrol Kanunu’nun ülkenin geleceğine büyük engeller oluşturduğunu dile getiren Sünnetçioğlu, şöyle devam etti: “Mevcut Petrol Kanunu günün koşullarına göre düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle değiştirildi. Yeni çıkarılan Petrol Yasası’yla milli menfaatler değil, uluslararası şirketlerin menfaati göz önünde tutuluyor. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) da özelleştirilmesi için adımlar atıldı. TÜPRAŞ ve POAŞ’ın özelleştirmelerle çalıştırılamaz hale getirilen TPAO için özelleştirmenin önü açıldı. Türkiye’nin 30 yıllık geliri satılma noktasında. Ucuz enerji elde etme hakkı Türkiye’den alınıyor.”
Baykal: Boş lafı bırakın
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Kıbrıs Rum yönetiminin Akdeniz’de petrol arama anlaşmaları yapmasının altında Türkiye’nin Akdeniz’deki ekonomik alanını yok etme niyeti yattığını söyledi. Yazılı bir açıklama yaparak Kıbrıs’la ilgili gelişmeleri değerlendiren Baykal, “KKTC’nin denizde egemenlik alanını ilan etmesini” isteyerek, “Artık Kıbrıs’ta çözüm, tek devlet olmaktan çıkmıştır. İki devletli çözüm Kıbrıs için kaçınılmaz hale gelmiştir” dedi. Baykal, şu görüşleri dile getirdi: “Rum yönetimi, KKTC’yi fiilen egemenliği altına almaya çalışıyor. Rum yönetimi bu cesareti nereden alıyor? Ankara’dan ve KKTC’deki yönetimden. Gelişmelere seyirci kalınır ve boş lafla geçiştirilirse KKTC giderek Rum yönetiminin egemenliğine girebilir...”
Yeniden tartışmaya açılsın
17 Ocak’ta TBMM’de kabul edilen Türk Petrol Yasası’na Aydınlar Ocağı’ndan da tepki geldi. Aydınlar Ocağı tarafından Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen “Sınırlar Arasında Türk Sorunu” konulu toplantıda konuşan Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Mustafa Erkal 301. Madde ile ilgili tartışmaları eleştirdi. “Türkiye’nin gündeminin 301. madde olmadığını ifade eden Erkal şunları kaydetti: “301. madde bir ayıp değildir. Eğer ayıpsa, bu ayıp dünyanın bütün ülkelerinde vardır. Türkiye’de 301. maddeyi değil, Meclis’ten doğru dürüst tartışılmadan geçirilen Petrol Yasası’nı tartışalım” diye konuştu.

Para yardımı yapıyorlar
Gazeteci-yazar Banu Avar da, “Bazı köşe yazarlarının Türkçülük ile alay ettiklerini” savunarak, “Bu nedenle 301. madde ağırlaştırılsın” dedi. “Avrupa’da korkunç boyutlara gelmiş Türk düşmanlığı var” diyen Avar, “AB üyesi ülkelerin Türkler dışındaki diğer etnik gruplara büyük para yardımı yaptıklarını,” ifade etti. Toplantıda, konuşmaların ardından Avar’a plaket sunuldu.
Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal, Türkiye’nin asıl gündeminin Petrol Yasası olması gerektiğini söyledi
TPAO denizleri tarayacak
Karasal faaliyetlerin yanında denizlerdeki aramalarını da sıklaştıran Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), deniz alanlarında petrol ve doğal gaz aramaları için yeni bir ihale açtı. TPAO Genel Müdürlüğünün üç boyutlu sismik veri toplama hizmeti için açtığı ihaleyi kazanan firmalarla, belirlenen deniz alanlarında sismik faaliyetler sürdürülecek. 20 Şubat 2007 tarihinde teklifleri alınacak sismik veri toplama hizmeti ihalesi ile ilgili programı belirleyen TPAO’nun, arama çalışmalarına bu yıl içinde başlaması planlanıyor.
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsdetail.asp?NewsID=4885

Haber Tarihi : 04.02.2007

Erkan
05.02.07, 18:02
Yurtiçi Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Geliştirme Yatırım Harcamaları

Bin YTL


2003

2004

2005
Arama
47.046

92.465

137.030
Üretim
46.431

103.100

85.939
Sondaj
13.287

10.443

50.177
Diğer
475

3.807

9.466
Toplam
107.239

209.815

282.612

Bu yatirimla ne Petrol bulursun ne de baska birsey bu reziligin kepazeligin bir kanitidir

Erkan
06.02.07, 15:32
Sezer, Petrol Yasası'nı kısmen veto etti
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Petrol Yasası’nı, bazı maddelerinin tekrar görüşülmesi için TBMM’ye iade etti. Petrol konusunda ulusal çıkarların gözardı edildiğini kaydeden Sezer, devletin yetki devri ve yabancı şirketlere tanınan haklar nedeniyle yasayı onaylamadı.
Günümüzde petrol için savaşlar çıktığına dikkat çeken Sezer, Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı’nda karşılaştığı ambargo nedeniyle, bu konuda ek önlemler aldığını anımsattı. Sezer, yasa için, "Stratejik öneme sahip bir ürün konusunda yabancı devletlerin belirleyici olmasının önündeki engeller kaldırıldığı için ulusal güvenlik yönünden yaratılan risk daha da artmaktadır" dedi.
Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Sezer, yayımlanmasını uygun bulmadığı 5574 sayılı "Türk Petrol Kanunu’nun 2, 4, 19 ve geçici 1’inci maddelerinin bir kez daha görüşülmesi için TBMM Başkanlığı’na geri gönderdi.
TBMM tarafından 17 Ocak’ta kabul edilen kanunun, 1’inci maddesinde, yasanın amacında, eski yasada bulunan "amacın gerçekleştirilmesinde ulusal çıkarlara uygun olma" ölçütüne yer verilmediğini kaydeden Sezer, 3’üncü maddede, petrol hakkının elde edilmesi için yapılan başvurunun değerlendirilmesinde, istemin ulusal çıkarlara uygun olması gerektiğinin belirtilmediğini ifade etti. Yasanın diğer maddelerinde de, ulusal çıkarların nasıl korunacağına ilişkin kurallara yer verilmediğini vurgulayan Sezer, Anayasa’nın 2’nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunun belirtildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

HİÇBİR ETKİNLİK ULUSAL ÇIKAR DIŞINDA OLAMAZ

"Yasaların kamu yararı amacıyla çıkarılması ve uygulamada kamu yararının öncelikle gözetilmesi hukukun evrensel kurallarının ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Kamu yararının da, öncelikle ulusal çıkarları içerdiğinde kuşku bulunmamaktadır. Anayasa’nın 176’ncı maddesinde, Anayasa’nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri içeren Başlangıç bölümünün Anayasa metnine dahil olduğu; 2’nci maddesinde de, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Başlangıç bölümünde yer verilen temel ilkelere dayanan bir Devlet olduğu vurgulanmıştır.
Anayasa metnine dahil olan, temel görüş ve ilkeler içeren Başlangıç bölümünün beşinci paragrafında, hiçbir etkinliğin Türk ulusal çıkarları karşısında korunma göremeyeceği açıkça belirtilmiştir."

ULUSAL ÇIKAR ANAYASA’NIN VERDİĞİ GÖREV

Anayasa’nın 11’inci maddesinde, Anayasa kurallarının yasama, yürütme, yargı organlarını, yönetimi, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan üstün kurallar olduğu açıklandığına dikkat çeken Sezer, "Üstünlük ve bağlayıcılık özelliği, tüm anayasal kuralların, bu bağlamda ulusal çıkarların, uygulamada yürütme organı ve yönetimce, öncelikle ve özenle gözetilmesi gerekeceğini göstermektedir. Başka bir anlatımla, ulusal çıkarların korunacağının Yasa’da açıkça düzenlenmemiş olmasının, devlet organlarının, kamu kurum ve kuruluşlarının ve kamu görevlilerinin Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüklerini ve görevlerini ortadan kaldırmayacağı açıktır" dedi.
Bu organ, kurum, kuruluş ve görevlilerin, Anayasa tüm eylem ve işlemlerinde ulusal çıkarları ve kamu yararını önde tutmak, koruyup güçlendirmek yükümlülüğünde olduğunu belirten Sezer, "Petrol ve doğalgaz gibi stratejik önemi çok yüksek ürünler sözkonusu olduğunda bu yükümlülüğün daha da artacağı kuşkusuzdur" değerlendirmesini yaptı. Sezer, incelenen yasanın amacını düzenleyen 1’inci maddesi ile başvuruların değerlendirilmesine ilişkin kurallar içeren 3’üncü maddesinde, ulusal çıkarların korunacağına ilişkin açık kural bulunmamasının, bu konuda yapılacak uygulamalarda ulusal çıkar ve kamu yararının gözetilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırdığını vurguladı.

DEVLET HAKKINDAN VAZGEÇİYOR

Üretilen petrol ve doğalgaz ürünlerinin ne kadarının ülke gereksinimi için kullanılacağı ne kadarının dışsatım konusu yapılabileceğinin yasada düzenlenmediğini bildiren Sezer, "Başka bir anlatımla, Yasa’da, ülkemizde üretilen petrol ve doğalgazın bir bölümünün, ulusal güvenlik ve ulusal çıkarlar gereği ülke gereksinimi için ayrılmasını zorunlu kılan bir kurala yer verilmediği saptanmıştır" dedi. Bu hükme yer verilmemesinin de Anayasa’ya aykırı olduğunu kaydeden Sezer, "İncelenen yasada, devletin petrol ve doğalgaz arama ve işletme hakkından vazgeçerek bunu yerli ya da yabancı gerçek ya da tüzelkişiler eliyle yapma amacında olduğu anlaşılmaktadır. Durum böyle olunca, ülkemizde üretilen petrol ve doğalgazın bir kısmının ülke gereksinimi için ayrılmasının, ulusal çıkarlar yönünden önemi daha da belirginlik kazanmaktadır" değerlendirmesini yaptı.
Petrolün, dünyanın stratejik değere sahip en önemli ürünlerinden biri olduğunu; dünyadaki tüm anlaşmazlıklar, çatışmalar ve savaşların enerji kaynaklarına egemen olabilmek için yapıldığını anlatan Sezer, eski yasada bulunan düzenlemeye şöyle dikkat çekti:

KIBRIS HAREKATI ANIMSATMASI

"Dünyadaki gelişmeler, petrol kaynaklarındaki rezervlerin giderek azalması ve enerji kaynaklarına olan gereksinimin artması petrolün stratejik önemini daha da artırmaktadır.
Ülkemizde üretilen petrolün yarıdan fazlasının ülke gereksinimi için ayrılmasına ilişkin kural, önemli bir uluslararası gelişmenin sonucunda 6326 sayılı Petrol Yasası’na konulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ve sonrasında, uygulanan ambargo nedeniyle uçaklarına yakıt bulmakta zorlanınca, ulusal çıkarlarını korumak için 28.03.1983 günlü, 2808 sayılı Yasa’yla yukarıda açıklanan düzenlemeleri yapmak zorunluluğunu duymuştur.
Stratejik önemi bu kadar yüksek olan petrolün, tümüyle dışsatım konusu yapılabilmesini olanaklı kılan düzenlemelerin ulusal güvenlik yönünden risk taşıdığı ortadadır."

ULUSAL GÜVENLİKTE RİSK YARATILIYOR

İncelenen yasada, yabancı devletlerin doğrudan ya da dolaylı yönetiminde etkili olabilecekleri şirketler ile yabancı bir devlet için ya da yabancı bir devlet adına hareket eden kişilerin Türkiye’de petrol etkinliklerinde bulunmaları, mülk edinmeleri ve tesis kurmalarının yasaklanmadığına dikkat çeken Sezer, şunları kaydetti:
"Böylece, stratejik öneme sahip bir ürün konusunda yabancı devletlerin belirleyici olmasının önündeki engeller kaldırıldığı için ulusal güvenlik yönünden yaratılan risk daha da artmaktadır. Yasada ülke gereksinimi için pay ayrılma zorunluluğunun getirilmemesi, ülkeyi tümüyle uluslararası şirketlerin ya da yabancı devletlerin kararına bırakmak anlamına gelir ki, bu durumu ulusal güvenlikle, ulusal çıkarlarla ve kamu yararıyla bağdaştırmak olanaksızdır." Yurt içi tüketimi karşılamakta yetersiz olan az sayıdaki kaynaktan elde edilen petrol ve doğalgazın tümünün yurt dışına satışına olanak tanınarak, daha sonra ülke gereksiniminin tümünün dışalım yoluyla karşılanmasının ulusal gelire ve ülkenin uluslararası kriz dönemlerindeki enerji gereksiniminin giderilmesine olumsuz etki yapacağını anlatan Sezer, "Ayrıca, incelenen yasanın 19’uncu maddesinin yedinci fıkrasının ilk tümcesinde, petrol üreticisinin ödeyeceği devlet payının, kuyubaşı fiyatından hesaplanacağı belirtilmiştir. Devlet’in gereksinim duyduğu petrolün piyasa fiyatından satın alınması zorunlu iken, petrol üreticilerinin ödeyeceği devlet payının kuyubaşı fiyatından hesaplanması ulusal çıkarlarla bağdaşmamaktadır" ifadesini kullandı.

İHRACAT SINIRI KONULMALI

Türkiye’de üretilen ham petrol ve doğalgazın yurt dışına satılmasına sınır getirilmesi; bu üretimin belli bir kısmının "memleket ihtiyacına" ayrılması konusunda yasaya kural konulmasını isteyen Sezer, en azından yasa ile bu konuda Bakanlar Kuruluna, durumun gerektirdiği önlemleri ve kararları alma yetkisi verilmesinin ulusal çıkarlara ve kamu yararına daha uygun düşeceğini bildirdi.
Yasanın devlet hissesini düzenleyen 19’uncu maddesine işaret eden Sezer, üretim tutarına bağlı olarak, üretilen ham petrolden yüzde 2-12, doğalgazdan yüzde 3-12 arasında kademelendirilen oranlarda devlet payı alınmasının öngörüldüğünü anımsattı. Bu düzenlemeyle, petrolün türüne, yerine, tutarına, kalitesine ve üretim yöntemine bağlı olarak devlet payının düşürüldüğünü vurgulayan Sezer, devlet payı oranının yüzde 2’ye, hatta kimi durumlarda yüzde 1’e kadar düşürülmesine olanak sağlandığını belirtti. Yasanın geçici 1’inci maddesine değinen Sezer, eski yasa ile alınan arama ve işletme ruhsatlarının da incelenen yasa kurallarına bağlı olmasının sağlandığını kaydetti.

DÜNYA PAYI ÇOĞALTIYOR, BİZ AZALTIYORUZ

Dünyada birçok ülkede, yüksek olan devlet payının daha da yukarılara çekilmesi için uğraş verilirken, Türkiye’de bu oranın yüzde 2’ye, kimi durumlarda yüzde 1’e kadar düşürülmesinin haklı bir nedene dayanmadığını ifade eden Sezer, "Ayrıca, petrol ve doğalgaz kaynaklarına yönelik rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde, bu kaynakların işletilmesinden alınan Devlet payının düşürülmesini gerekçelendirmek de güçtür. Bu nedenle, devlet payı tutarının düşürülmesine neden olacak 19’uncu maddesindeki düzenleme ulusal çıkarlar ve kamu yararı ile bağdaşmamaktadır" dedi.

YEREL YÖNETİM ÖZERKLEŞTİRİLDİ

Yasanın 19’uncu maddesinin son fıkrasında, "Karalarda elde edilen devlet hissesinin yüzde 50’si işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresinin açtıracakları hesaba aktarılır" düzenlemesine yer verildiğine işaret eden Sezer, hükümetin bundan önce yaptığı, yerel yönetimlere özerklik sağlayan İl Özel İdare Yasası’na dikkat çekti. Bu durumun Anayasa’nın 123, 126, 127’inci maddelerine aykırı olduğunu belirten Sezer, "Kimi özel idarelere petrol ve doğalgaz üretiminden alınan devlet payının yarısının aktarılması, idarenin bütünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacak sonuçlar doğuracak niteliktedir" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, devlet payının yarısının işletme ruhsatının bulunduğu ilin özel idaresinin hesabına aktarılmasının, ülke kaynağının tüm toplumun çıkarı yönünde kullanılması yerine, bir ya da birkaç ilin hizmetine sunulmasının, petrol zengini iller yaratarak bölgesel dengesizlikleri artıracağını belirterek, şunları kaydetti:

BÖLGECİLİK YAPILIR

"Düzenleme, doğal kaynaklar üzerindeki bölgecilik akımlarını besleyecek ve tekil devlet yapısına zarar verecektir. Ülke kaynakları ulusun tümüne ilişkindir. Karada elde edilen ve tüm ulusa ilişkin olan petrol ve doğalgaz üretiminden alınan devlet payının yarısının, öteki bölgelerin ve illerin gereksinimi ve devletin mali kaynaklarının, kimi koşullarla yurdun tüm bölge ve illerinin kalkınmasında kullanılması gerektiği gözardı edilerek, doğrudan bir ya da birkaç ile özgülenmesi makul ve adil bir çözüm olarak görülemez. Düzenlemenin haklı dayanağı bulunmamakta ve bu uygulama kimi sakıncaları da kendi içinde taşımaktadır."(ANKA)
http://www.milliyet.com.tr/2007/02/06/son/sonsiy12.asp

Erkan
06.02.07, 15:51
Bir sen eksiktin http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haber_resimleri/2007/02/05/4888.jpg Devlet Bakanı Ali Babacan, milliyetçileri suçlayan Başbakan Erdoğan’ı örnek aldı ve vatanı savunanları paranoyak ilan etti Yabancı sermayeye yönelik eleştirilere karşı çıkan Bakan Ali Babacan, muhalefeti hedef aldı. Babacan, “Ülkemiz elden gidiyor mantığıyla yaklaşmak, ülkeyi geçmişte olduğu gibi karanlığa sevk etme çabalarının somut tezahürüdür” dedi.
Yasayı savundu
Üslübunu sertleştiren Babacan, milli duyarlılıkları öne çıkaranları hedef alarak, “Eğer bu yaklaşımda bir art niyet yoksa, açıkça paranoya söz konusudur” suçlamasında bulundu. Babacan, topa tutulan Yeni Petrol Kanunu’nu da savundu.
Yabancı sermayeye imtiyazlar tanıyan Ali Babacan’ı Türkiye Odalar Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da destekledi. Babacan, Türkiye’de 14 bin 782 uluslararası sermayeli firmanın faaliyette bulunduğunu açıkladı.
Babacan’dan garip çıkış
Devlet Bakanı Ali Babacan yabancıların paralı işgaline karşı çıkanları ‘paranoyaklıkla’ suçladı.Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin yabancılar tarafından parayla işgal edilmesine karşı çıkanları “paranoyak” olmakla suçladı. Babacan, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu(YOİKK) bünyesinde oluşturulan teknik komitelerin eylem planlarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Türkiye faaliyet gösteren yabancı yatırımcılar konusunda bilgi veren Babacan, Kasım 2006 verilerine göre Türkiye’de 14 bin 782 adet uluslararası sermayeli firmanın faaliyette bulunduğunu açıkladı. Babacan, 2005 Ocak-Aralık döneminde 9.7 milyar dolar olan uluslararası doğrudan yatırım girişinin 2006 Ocak-Kasım döneminde 18.3 milyar dolara çıktığını söyledi.

Don Kişot’a benzetti
Bazı kesimlerin Türkiye’nin hızlı ilerleme sürecinden rahatsız olduğunu savunan Babacan, “Bu rahatsızlığın farklı söylemler altında dile getirildiğine üzülerek şahit oluyoruz. Uluslar arası doğrudan yatırımlardaki artış, Türkiye’nin içine kapanmasından medet uman, bundan nemalanmış kesimleri rahatsız ediyor” diye konuştu. “Bazılarının kendilerine hayali düşmanlar edinip onlarla mücadele ettiklerini” ileri süren Babacan, “Bazıları slogan atarak ülkenin yönetilebileceğini sanıyor. Slogan atarak değil paradan sıfır atarak, enflasyonu tek haneli oranlara çekerek, faizleri düşürerek, borç yükünü azaltarak ülkemizin hak ettiği yere gelebileceğine inanıyoruz” dedi.

Yasaları geciktiriyorlar
Yabancı sermayeye yönelik eleştirileri de değerlendiren Babacan şöyle konuştu: “Yabancı yatırımlara ‘Ülkemiz elden gidiyor’ mantığıyla yaklaşmak, ülkeyi geçmişte olduğu gibi karanlığa sevk etme çabalarının somut tezahürüdür. Eğer bu yaklaşımda bir art niyet yoksa, açıkça paranoya söz konusudur. Amacımız, kişi başına milli gelirin 10 bin doların aşması, dış ticaret hacmimizin 1 trilyon doları aşmasıdır.” Muhalefetin Meclis’i çalıştırmama yönünde bir tavır sergilediğini söyleyen Babacan, Türk Ticaret Kanunu’nun ertelenmesine yönelik soruya, “Mayıs 2007’ye kadar bir ara düzenleme yapacağız. Sadece muhalefet anlayışı ile bazı düzenlemelerin yapılması engelleniyor” dedi.

Beyin yıkanıyor iddiası
Petrol Yasası’nda yapılan düzenlemelerde bu sektörün yabancıların eline geçeceği yönündeki eleştirilere de yanıt veren Babacan, şöyle konuştu: “Bu, beyin yıkama kampanyası. Türkiye enerjiye 29 milyar dolar ödedi. Dışa bağımlı durumdayız. Elektrik ithal eden bir ülkeyiz. Türkiye eski Türkiye değil. Bu alandan istifade eden küçük bir kesim, sıkıntı çeken büyük bir kesim vardı. Uluslararası rekabete açılmak zorundayız.”
Babacan, muhalefete yüklendiği toplantıya TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TİM Başkanı Oğuz Satıcı ve bazı bürokratlar katıldı.
Argoda rekor AKP’de
59. Hükümet döneminde Meclis çatısı altında şimdiye kadar hiç duyulmamış diyaloglar yaşandı. Meclis dışında da durum bundan farklı değildi. İşte o diyaloglardan bazıları:

* Erdoğan Mersin’de “Anamızı ağlattınız” diyen bir vatandaşa cevap veriyor: Artistlik yapma lan... Ananı da al git burdan...

* TBMM Başkanı Bülent Arınç, kendisine soru soran bir gazeteciye çıkışıyor: “Şeyini şey ettiğimin şeyi! Niye tekrar soruyorsun canım kardeşim.”

* TBMM’de Enerji Bakanlığı bütçesi görüşülürken, Bakan Hilmi Güler’in açtığı diyalog:
Güler: Doğalgaz anlaşmalarıyla ilgili bilgi notunu kitapçık halinde yarın hepinizin kutularına koyacağız.
-CHP: Ne kutusu?
*Hilmi Güler: İsterseniz elinize verelim (..) Her yıl 4 milyar dolar denize gidiyor beyler, bu sidik yarışından dolayı, affedersiniz...
* ANAP: Bugün ağzınız çok bozuk sayın bakan; kutuya koydun, ele verdin!..


Haber Tarihi : 05.02.2007

ibnisina
06.02.07, 18:19
Petrol var yada yok,hic önemli degil.Petrol cikarma teknolojisi cok mu zor sanki.Her sey basit.Teknoloji kelimesini büyütmesek iyi olur.

Vatan hainleri bile böyle bir yasa cikarmaz arkadaslar.Baska nerde nasil onu bilemem ama aklin mantigin aldigi bir sey degil.Tam bir sacmalik ve enayilik.Adamlar benim malimi cikaracak bana yüzde ikisini verecekler.Allahtan biraz insafli davranip yüzde onikiye kadar cikarmislar belli bir varil seviyesinin üzerinde ise cikarilan.Tabiki denizler cok daha vahim.

Türkiye'nin böylesine sacma sapan bir yasaya ihtiyacimi var.Hani petrol yoktu.Durup duruken onca dert varken bu yasayimi cikardi bu vatanhainleri.Bu Seref-li RTE'nin neden Cumhurbaskani olmak istemesinin en büyük örnegi.Türkiye aleyhine bütün yasalari gecirmek icin.

Telekom,PO,Tü v.s

Baska diyecek bir sey yok.Bu yasayi gecirenlerin vatan,millet duygularindan büyük süphe ederim.Süphe yanlis kelime bunlarda zaten yok.

Erkan
06.02.07, 19:43
Petrol var yada yok,hic önemli degil.Petrol cikarma teknolojisi cok mu zor sanki.Her sey basit.Teknoloji kelimesini büyütmesek iyi olur.

Vatan hainleri bile böyle bir yasa cikarmaz arkadaslar.Baska nerde nasil onu bilemem ama aklin mantigin aldigi bir sey degil.Tam bir sacmalik ve enayilik.Adamlar benim malimi cikaracak bana yüzde ikisini verecekler.Allahtan biraz insafli davranip yüzde onikiye kadar cikarmislar belli bir varil seviyesinin üzerinde ise cikarilan.Tabiki denizler cok daha vahim.

Türkiye'nin böylesine sacma sapan bir yasaya ihtiyacimi var.Hani petrol yoktu.Durup duruken onca dert varken bu yasayimi cikardi bu vatanhainleri.Bu Seref-li RTE'nin neden Cumhurbaskani olmak istemesinin en büyük örnegi.Türkiye aleyhine bütün yasalari gecirmek icin.

Telekom,PO,Tü v.s

Baska diyecek bir sey yok.Bu yasayi gecirenlerin vatan,millet duygularindan büyük süphe ederim.Süphe yanlis kelime bunlarda zaten yok.

Beni düsündüren bir konu da bunlarin yillardir Türkiyede Petrol Gas yok demeleri ,

Hükümetin Türkiyede arama faaliyetlerine Para Kaynagi ayirmamasi Hükümetin ayirdigi Yurtici 100 - 200 bin YTL olmakla beraber Yurtdisi aramaliraina 2 MRD $ Para harcamasi ,

biz bu yurtdisindan cikarilan Petrolden ne gibi fayda görüyoruz Transit Ülke olmaktan harici Payimiz nedir acaba bu Paralari neden Türkiyede harcamazlar ben size söyleyeyim
bazilari bize bu Kaynaklarimizi yakistiramiyor ve eminim Türkiyenin hertarafindan Petrol fiskiracak ve Türkiye acayip bir sekilde zenginlesecek

bunun farkina varmamizi engelemek tabi bazi cevrelerin isidir herseyden önce Türkiyenin güclenmesi Amerikanin Rumun ve Ermeninin isine yaramayacak olay budur, nasil olurda etrafimiz Petrol kayniyor bir Türkiyede yok Kuzey Irak dibimiz Kerkük Akdeniz Kardeniz Dogu Anadolu hertaraf Petrol gaz dolu cikarmamiz engeleniyor bu yeni yasa da bu oyunun bir parcasidir cünkü Yasa cikar cikmaz Türkiyede birden Patrol bulunacak malesev Türkiye anlasmalar imzalamis olacak ve avucunu yalayacakti ama Veto geldi.

Erkan
07.02.07, 08:26
ABDÜLHAMİT'İN PETROL HARİTASI 'OSMANLI DÖNEMİNDE IRAK' ADLI KİTAPTA Güneydoğu'da petrol yatakları!
http://www.milliyet.com.tr/2007/02/07/guncel/agun.html

Sultan II. Abdülhamit'in 106 yıl önce yaptırdığı petrol rezervi çalışmasına göre, Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Hakkâri gibi illerde de petrol rezervleri tespit edilmiş

http://www.milliyet.com.tr/2007/02/07/guncel/resim/agun.jpg Ömer Erbil

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nce basılan "Osmanlı Döneminde Irak" isimli kitapta II. Abdülhamit döneminde maden mühendisi Paul Groskoph'a yaptırılan petrol araştırmasının raporları ve haritaları yayımlandı. Musul, Kerkük, Bağdat ve Erbil'de gösterilen petrol yataklarının yanı sıra Diyarbakır, Mardin, Bismil, Siirt, Hakkâri gibi bugün Güneydoğu Anadolu sınırları içindeki petrol yatakları da tespit edilmiş.
Bundan tam 106 yıl önce Sultan II. Abdülhamit, Hazine-i Hassa'dan, yani padişahın şahsi malından ödenek çıkararak geniş kapsamlı bir petrol rezervi çalışmasına girilmesi için emir verdi. Sultan'ın kendi parasıyla yaptırdığı çalışmada yabancı ve yerli mühendisler yer aldı. Musul ve Bağdat çevresinde, Dicle ve Fırat nehirleri havzasında petrol taraması yapıldı. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibi, çalışmalarını 22 Ekim 1901'de Sultan II. Abdülhamit'e rapor olarak sundu.

Dağlardaki petrol
Yakın zamana kadar içeriği hakkında pek fazla bilgi sahibi olunmayan "Sultan'ın petrol haritası", Güneydoğu Anadolu illerinde de petrol bulunabileceğini gösteriyor. Haritayı hazırlayan heyet, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervleri belirlediklerini belirtiyor.
Heyetin başkanı Paul Groskoph, petrol noktalarını tek tek gezerek tespit ettiklerini aktarırken, takip ettikleri güzergâhı da isimlerine kadar raporda anlatıyor. Groskoph, Hakkâri, Bingöl, Siirt dolaylarında ve Dicle Nehri kıyısında zengin petrol rezervlerinin bulunduğunu kaydediyor.
Dicle Nehri kıyısında suların yükselmesi nedeniyle bazı noktalarda yeterli araştırmayı yapamadıklarını da raporuna ekleyen Groskoph, nehrin kıyısı dışında, Dicle'nin kıyı şeridi boyunca uzayıp giden yüksek dağlarda da petrol bulunduğunu kaydetmiş.
Yine de o dönemin teknik imkânları açısından 900 metre yükseklikteki bu dağlardan petrolün çıkarılmasının zorluğuna değinerek, aynı zamanda bu yüksek dağlardan petrolün taşınmasının maliyeti artıracağına dikkat çekiyor.

http://www.milliyet.com.tr/2007/02/07/guncel/resim/agun1.jpg
Bitlis Çayı kıyısı
Güneydoğu Anadolu'nun tamamı ve Doğu Anadolu'nun bir bölümünü kapsayan petrol haritasında Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Botan Çayı etrafı, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri'de (Çölemerik) önemli petrol yataklarının bulunduğu kaydediliyor.

Petrol araştırmaları buralarda yapıldı

Musul ve Bağdat havalisinde Dicle-Fırat nehirleri havzasında yapılan petrol araştırmalarının yerlerini gösterir harita

1 Diyarbakır
2 Mardin
3 Bismil
4 Hazro çayı
5 Sinan
6 Batman çayı
7 Dicle
8 Midyat
9 Bedran
10 Bitlis Suyu
11 Tulan
12 Siirt
13 Botan Çayı
14 Habur
15 Fındık
16 Cizre
17 Dehuk
18 Zaho
19 Habur Çayı
20 Çölemerik (Hakkâri)
21 Ahmediye
22 Bisan
23 Alkuş
24 Akra
25 Büyük Zap
26 Revanduz
27 Musul
28 Karakuş
29 Nemrut
30 Küçük Zap
31 Erbil
32 Köysancak
33 Altınköprü
34 Şargat
35 Hamrin Dağı
36 Kerkük
37 Taşhurmatı
38 Tavuk
39 Karadağ
40 Süleymaniye
41 Karadağ
42 Aksu
43 Tuzhurmatı
44 Kefri (Salahiye)
45 Deli Abbas
46 Tikrit
47 Samarra
48 Haso Çayı
49 Narib Suyu
50 Diyale Suyu
51 Ramadi
52 Felluce
53 Mendeli
54 Bakuba
55 Kâzımiye
56 Bağdat
57 Museyyeb
58 Hılle
59 Kerbela
60 Hit
61 Fırat
62 Anah
63 El-Kadim
64 Ebu Kemal
65 Meyadin

Erkan
07.02.07, 10:55
Petrol var dedim bana güldüler

7 Şubat 2007
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2843863.jpg Büyük bir Amerikan şirketinin petrol çıkarmak üzere üç yıl önce KKTC ile temasa geçtiği ortaya çıktı. Eski KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, petrol şirketinin temsilcisiyle New York’ta görüştüğünü, ancak Lefkoşa ve Ankara’nın konuyu ciddiye almadığını belirterek "Bana güldüler, Kıbrıs’ta petrol mü çıkartacaksınız diye alay ettiler" dedi.

RUMLARIN Mısır ve Lübnan ile Doğu Akdeniz’i paylaşan anlaşmalar imzalamasının ardından gündeme gelen Kıbrıs açıklarında petrol konusunda Amerikalıların 3 yıl önce KKTC’ye başvurduğu ancak geri çevrildiği ortaya çıktı. Petrol konusunu AKP hükümetine de ilettiğini belirten Demokrat Parti lideri Serdar Denktaş, "Amerikalı şirket 2004’te bize başvurdu. Türkiye ve KKTC’de bana güldüler. Kıbrıs’ta petrol mü çıkartacaksınız diye alay ettiler" dedi.

Denktaş, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olduğu dönemlerde bir çok kez petrol konusunu gündeme getirdiğini belirterek olayları Hürriyet’e şöyle anlattı:

"2003’te Mehmet Ali Talat koalisyon hükümetinde görevliyken Rumlar Mısır’la münhasır ekonomik bölge anlaşması imzalamıştı. Ankara’da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de bulunduğu bir toplantıda Shell şirketinin 1974’te daha barış harekatı olmadan önce Kıbrıs Cumhuriyeti ile Karpaz açıklarında petrol arama anlaşması imzaladığını, Amerikalıların Magosa açıkları ile Karpaz burnu ve İskenderun körfezi arasında büyük petrol yatakları bulduğunu dile getirdim. Rumların Mısır ile imzaladığı anlaşmaya dikkat çekerek, adanın çevresinde petrol olduğunu söyledim. Enerji Bakanı Hilmi Güler bana, ’Karpaz ile İskenderun arasında biz araştırma yapıyoruz’ dedi. Adaya döndüğümde Türkiye’den bana, ’Gündemimizde böyle bir konu yok, üzerinde fazla durmayalım’ mesajı geldi.

Amerikalılar bir yıl sonra bizimle temas kurdu. 2004’te İKÖ toplantısı nedeniyle New York’a gittiğimde KKTC temsilciliğinde petrol şirketi temsilcisiyle konuştum. Adını vermek istemiyorum çünkü bu şirket hala temasta bulunmak isteyebilir. Bana büyük bir dosya verdi ve Karpaz ile İskenderun arasında petrol ve doğalgaz aramak için izin istedi.

Amerikalı yetkili bana, ’Biliyoruz, Rumlar hemen dava açacak ama biz bu davalara hazırız tüm masraflarını da biz karşılayacağız. Rumlara direniriz’ dedi. Bu dosya şimdi KKTC Cumhurbaşkanlığı’nda."
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/5907086.asp?m=1&gid=112&srid=3435&oid=5

tayfur
07.02.07, 11:07
simdi bu haberi duyunca, akp ye aglamak mi lazim yoksa geri zekaliliklarindan dolayi gülmek mi lazim?

um ehrrlich zu sein denke ich mir manchmal, das lieber ein türke aus europa basbakan werden sollte, die in der türkei taugen irgendwie nichts.

yahu insan bir heyet gönderir, bi bakar, var mi yok mu diye...
arastirma yapilir, türkiyenin hangi bölgesinde petrol var..
var ise nasil cikarilir, cikarmak icin hangi malzeme gerek..

bunu biz düsünebiliyoruz da koskoca baskanlari mi düsünemiyecek?

arkadaslar... ben türklerin bu kadar geri zekali olduklarina inanmiyorum... bu isin arkasinda büyük bir engel var. yani türkiye nin gelismesini ve büyümesini engelleyen var.

belki abd olabilir. adamlar zaten petrol avina cikmislar, türkiye de de petrol olduguna göre hapi yuttuk, yakinda sira bize de gelir.
akilli lider simdiden tedbirini alir!

savas yakinda bize de gelecek!
simdiden hazirlikli olmak gerek. petrol nerde savas orda.... bundan sonra böyle.

Önkuzu
07.02.07, 16:03
Saadet'ten petrol eleştirisi
07 Şubat 2007 Çarşamba 13:57

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mete Gündoğan, hükümetin, daha milli bir petrol yasası çıkarması gerektiğini söyledi. Gündoğan, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Halkbank'ın özelleştirilmesi çalışmalarına değinerek, bankanın, IMF'nin talimatları doğrultusunda ısrarla özelleştirilmek istendiği savundu.

Konuya ilişkin kamuoyunda zaman zaman tartışmalar olduğunu, ancak halen bankanın özelleştirme portföyünden çıkarıldığına dair bir bilgi bulunmadığını belirten Gündoğan, ''Özelleştirme ile ilgili ilkeleri basında duydukça, 'adrese teslim bir özelleştirme mi yapılıyor?' diye kuşku duyuyoruz'' dedi. Halkbank'ın, aktif büyüklük açısından 6, mevduat büyüklüğü açısından 5. sırada yer aldığını hatırlatan Gündoğan, ayrıca KOBİ'ler konusunda bu kadar etkin ve yetkin olan bir bankanın özelleştirilmesi çalışmalarının kamu vicdanını sızlattığını savundu.

Gündoğan, ''Halkbank, derhal özelleştirme portföyünden çıkarılmalıdır'' dedi. Türkiye'de bankacılık sektörünün hızla yabancılaştığına dikkati çeken Gündoğan, sektörde yabancılaşma oranının resmi rakamlarda belirtildiği gibi yüzde 36 değil, yüzde 50 civarında olduğunu iddia etti. Gündoğan, bunun, Türkiye'nin ticareti ile iç ve dış pazarlarının zamanla yabancıların eline geçmesi anlamına geldiğini söyledi.

''TÜRK PETROL YASASI''
''Türk Petrol Yasası''nın, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından kısmen iade edildiğini hatırlatan Gündoğan, şunları kaydetti: ''Petrol Yasası kisvesi altında yeraltı zenginliklerimizin, özellikle yeraltı hidrokarbon zenginliklerimizin yabancılara peşkeş çekilmesinin birinci aşamasının durdurulmasına sevindiğimizi itiraf etmek istiyorum. Şimdi hükümet, hatasında ısrar etmeyerek ve yapılan ikazlardan ders alarak, daha milli, petrol kartellerinin değil, milletin hükümeti olduğunu göstererek, Türkiye'nin ufkunu açacak bir petrol yasası çıkarmalıdır.'' Bu arada yarın gösterime girecek, ''Kurtlar Vadisi Terör'' dizisine de değinen Gündoğan, ''Toplumları tankla, topla, silahla ele geçiremeyebilirsiniz ancak zihinleri psikolojik savaş ile etkileyebilirsiniz. Bu çerçevede, 'Kurtlar Vadisi' dizisi bize göre önemli bir açılımdır'' dedi.
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=67310

Önkuzu
07.02.07, 18:13
Peşkeşe yasal kılıf http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haber_resimleri/2007/02/04/4885.jpg

Milli servetin yabancılar tarafından yağmalanmasının Petrol Yasası ile meşru hale getirildiğine dikkat çeken CHP iptal için yargıya gidiyor.

Petrol Yasası’nın yabancıların dayatmasıyla çıkarıldığını söyleyen CHP İstanbul Milletvekili Onur Öymen, “Petrolümüzün peşkeş çekilmesine izin veremeyiz” dedi. Öymen, yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmeye kararlı olduklarını açıkladı

...

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsdetail.asp?NewsID=4885

Önkuzu
07.02.07, 18:25
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazar_resimleri/arslanbulut.jpg

Arslan BULUT

arslanbulut@yenicaggazetesi.co m.tr (arslanbulut@yenicaggazetesi.c om.tr)........................ .............................. .....
AKP`YE VE ERDOĞAN`A SUÇÜSTÜ
Türkiye’de devlete karşı işlenebilecek en ağır suç, devletin ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı girişilen faaliyetlerdir.
Bu tür bölücü ve yıkıcı faaliyetlerin sadece terör örgütlerinden gelmediği herkesin bildiği bir gerçektir.
Bugün, devletin ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, özetle üniter yapıya karşı en ağır saldırı, iktidardaki AKP ve onun genel başkanı Tayyip Erdoğan tarafından yapılmaktadır!
Bunu biz iddia etmiyoruz!
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, petrol yasasını red gerekçesinde devletin tekil yapısının ortadan kaldırılmakta olduğunu söylüyor!

* * *

Petrol yasasına ilk tepkileri CHP’li Tacidar Seyhan, MHP’li Oktay Vural ve Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan geliştirmişti. 17 Ocak’ta çıkan yasanın ardından 19 Ocak’ta Hırant Dink cinayeti işlendi; yaygın medya ve iktidar, olayı Türk milliyetçiliğine saldırı fırsatı olarak kullandı. Bu ortamda petrol yasasına basında Melih Aşık, Erol Manisalı, Türkel Minibaş gibi birkaç kişi dışında kimse itiraz etmedi! İtirazı bırakın haberini bile yayınlamadılar!
Fakat, gerek yukarıdaki isimlerin, gerekse Yeniçağ olarak bizim itirazlarımızın tamamı, Cumhurbaşkanı’nın veto gerekçelerinde yer aldı. Bu gerekçelerden sadece bir maddeye dikkat çekeceğim.

* * *

Sezer, yasanın 19. maddesi hükmü ile karadaki üretim alanlarından elde edilen ham petrol ve doğalgaz karşılığı vergi dairesine yatırılan devlet payının yarısının işletme ruhsatının bulunduğu ilin özel idare hesabına aktarılacağının öngörüldüğünü belirterek şöyle dedi:

* “22.02.2005 günlü, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Yasası ile tekil devlet modeli yerine, ’idari vesayet’ zayıflatılarak ’yerel’ağırlıklı devlet modeline geçilmesine olanak sağlanmış, yetki genişliğine dayanan güçlü merkezi yönetim yerine, görev ayrılığına dayalı güçlü yerel yönetimlere yer verilmiş, il özel yönetimleri, mali ve idari özerkliğe kavuşturularak merkezi yönetimin denetim ve gözetimi kaldırılmış ya da zayıflatılmıştır.

* Bunun yanında, kimi özel idarelere petrol ve doğalgaz üretiminden alınan devlet payının yarısının aktarılması, idarenin bütünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacak sonuçlar doğuracak niteliktedir.

* Ayrıca, devlet payının yarısının işletme ruhsatının bulunduğu ilin özel idaresinin hesabına aktarılması, ülke kaynağının tüm toplumun çıkarı yönünde kullanılması yerine bir ya da birkaç ilin hizmetine sunulması, petrol zengini iller yaratarak bölgesel dengesizlikleri artıracaktır. Öte yandan, petrol ve doğalgaz üretiminden alınan devlet payının yarısının işletme ruhsatının bulunduğu ilin özel idaresine özgülenmesi, doğal kaynaklar üzerindeki bölgecilik akımlarını besleyecek ve tekil devlet yapısına zarar verecektir.”

* * *

Nitekim, Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu da “Yasada, yerel yönetimlere petrolden pay verilmesinin ülkenin birliğine karşı işlenmiş bir suç olduğunu görmemek için cahil olmak yetmez, mutlaka hain olmak lazım. Bu millet daha başka vesika istiyor mu? Bu ihanete başka belge lâzım mı?” diye sordu!
Fakat, millet adına görevli olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, AKP’nin devletin temel niteliklerini ortadan kaldırma girişimleri hakkında hiçbir işlem yapmayacak mı?
Evet yasama faaliyetlerinin dokunulmazlığı esastır ama Anayasa’nın 11’inci maddesi, “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz” demiyor mu?


Tarih:07.02.2007

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazidetay.asp?AuthorID=77&ArticleID=4271

Önkuzu
07.02.07, 18:29
Ya Sezer olmasaydı!http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haber_resimleri/2007/02/07/4894.jpg

Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer, 17 Ocak’ta kabul edilen Petrol Yasası’nı TBMM’ye iade ederken AKP hükümetine adeta milli güvenlik dersi verdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin milli çıkarlarını gözardı eden Petrol Kanunu, Çankaya’dan döndü
Günümüzde petrol için savaşlar çıktığına dikkat çeken Sezer, AKP’ye Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı’nda karşılaştığı ambargoyu hatırlattı.
Sezer, yasanın, ülkeyi uluslararası şirketler ile yabancı devletlerin insafına terk ettiğini ve tekil devlet yapısına zarar verecek nitelikte olduğunu vurguladı.

Devlet payını düşürmeyin
Sezer, birçok ülkede, devlet payının daha da yukarılara çekilmesi için uğraş verilirken, Türkiye’de bu oranın yüzde 1’e kadar düşürülmesinin haklı bir nedene dayanmadığını açıkladı.
SÖMÜRGE KANUNUNA MANŞETTEN İSYAN ETTİK
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Petrol Yasası’nı, bazı maddelerinin tekrar görüşülmesi için TBMM’ye iade etti. Petrol konusunda ulusal çıkarların gözardı edildiğini kaydeden Sezer, devletin yetki devri ve yabancı şirketlere tanınan haklar nedeniyle yasayı onaylamadı.
Çankaya Köşkü’nden yapılan açıklamada, Sezer’in, yayımlanmasını uygun bulmadığı 5574 sayılı “Türk Petrol Kanunu’nun 2, 4, 19 ve geçici 1’inci maddelerinin bir kez daha görüşülmesi için TBMM Başkanlığı’na geri gönderdiği ifade edildi.
İşte Cumhurbaşkanı Sezer’in milli güvenlik dersi gibi veto gerekçeleri:

Bu kanun ulusal çıkarlara aykırı
Cumhurbaşkanı milletin hislerine tercüman oldu, Petrol Yasası’nı veto etti.
Kanunun, 1’inci maddesinde, yasanın amacında, eski yasada bulunan “amacın gerçekleştirilmesinde ulusal çıkarlara uygun olma” ölçütüne yer verilmemiş. Yasanın diğer maddelerinde de, ulusal çıkarların nasıl korunacağına ilişkin kurallara yer verilmemiş. Yasaların kamu yararı amacıyla çıkarılması ve uygulamada kamu yararının öncelikle gözetilmesi hukukun evrensel kurallarının ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Anayasa’da belirtildiği gibi hiçbir etkinlik Türk ulusal çıkarları karşısında korunma göremez

Ulusu düşünmek zorundasınız
Anayasa’nın 11’inci maddesi uygulamada yürütme organı ve yönetimce, ulusal çıkarlara öncelik verilmesi gerekteğini göstermektedir. Başka bir anlatımla, ulusal çıkarların korunacağının Yasa’da açıkça düzenlenmemiş olmasının, devlet organlarının, kamu kurum ve kuruluşlarının ve kamu görevlilerinin Anayasa’dan kaynaklanan yükümlülüklerini ve görevlerini ortadan kaldırmayacağı açıktır. Bu organ, kurum, kuruluş ve görevliler, tüm eylem ve işlemlerinde ulusal çıkarları önde tutmak zorundadırlar. Petrol ve doğalgaz gibi stratejik önemi çok yüksek ürünler söz konusu olduğunda bu yükümlülüğün daha da artacağı kuşkusuzdur

Ülke gereksinimi gözardı edilmiş
Yasa’da, ülkemizde üretilen petrol ve doğalgazın bir bölümünün, ulusal güvenlik ve ulusal çıkarlar gereği ülke gereksinimi için ayrılmasını zorunlu kılan bir kurala yer verilmemiş. Bu hükme yer verilmemesi Anayasa’ya aykırıdır.
İncelenen yasada, devletin petrol ve doğalgaz arama ve işletme hakkından vazgeçerek bunu yerli ya da yabancı gerçek ya da tüzelkişiler eliyle yapma amacında olduğu anlaşılmaktadır. Durum böyle olunca, ülkemizde üretilen petrol ve doğalgazın bir kısmının ülke gereksinimi için ayrılmasının, ulusal çıkarlar yönünden önemi daha da belirginlik kazanmaktadır

Kıbrıs Barış Harekâtı’nı sakın unutmayın
Ülkemizde üretilen petrolün yarıdan fazlasının ülke gereksinimi için ayrılmasına ilişkin kural, önemli bir uluslararası gelişmenin sonucunda, 1983 yılında, 6326 sayılı Petrol Yasası’na konulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ve sonrasında, uygulanan ambargo nedeniyle uçaklarına yakıt bulmakta zorlanınca, ulusal çıkarlarını korumak için yasayla yukarıda açıklanan düzenlemeleri yapmak zorunluluğunu duymuştur. Stratejik önemi bu kadar yüksek olan petrolün, tümüyle dışsatım konusu yapılabilmesini olanaklı kılan düzenlemelerin ulusal güvenlik yönünden risk taşıdığı ortadadır.

Yabancıların kontrolü tehlikeli
Yasada, yabancı devletlerin doğrudan ya da dolaylı yönetiminde etkili olabilecekleri şirketler ve kişilerin Türkiye’de petrol etkinliklerinde bulunmaları, mülk edinmeleri ve tesis kurmaları yasaklanmamaktadır. Böylece, stratejik öneme sahip bir ürün konusunda yabancı devletlerin belirleyici olmasının önündeki engeller kaldırıldığı için ulusal güvenlik yönünden yaratılan risk daha da artmaktadır.

Kamu yararı görmezden gelinmiş
Yasada ülke gereksinimi için pay ayrılma zorunluluğunun getirilmemesi, ülkeyi tümüyle uluslararası şirketlerin ya da yabancı devletlerin kararına bırakmak anlamına gelir ki, bu durumu ulusal güvenlikle, ulusal çıkarlarla ve kamu yararıyla bağdaştırmak olanaksızdır. Türkiye’de üretilen ham petrol ve doğalgazın yurt dışına satılmasına sınır getirilmeli; bu üretimin belli bir kısmı “memleket ihtiyacına” ayrılmalı ve bu yasayla belirtilmelidir.
Yasanın devlet hissesini düzenleyen 19’uncu maddesi, üretilen ham petrolden yüzde 2-12, doğalgazdan yüzde 3-12 arasında kademelendirilen oranlarda devlet payı alınmasını öngörüyor. Bu düzenlemeyle üretilen ürünlerdeki devlet payını düşürüyor. Dünyada birçok ülkede, yüksek olan devlet payını daha da yukarılara çekmek için uğraş verilirken, Türkiye’de bu oranın yüzde 2’ye, kimi durumlarda yüzde 1’e kadar düşürülmesi haklı bir nedene dayanmıyor. Bu nedenle, yasanın devlet payı tutarının düşürülmesine neden olacak 19’uncu maddesindeki düzenleme ulusal çıkarlar ve kamu yararı ile bağdaşmamaktadır

Bütünlüğümüz zedelenebilir
Yasanın 19’uncu maddesinin son fıkrasında, “karalarda elde edilen devlet hissesinin yüzde 50’si işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresinin açtıracakları hesaba aktarılır” düzenlemesine yer verilmektedir.
Yasayla kimi özel idarelere petrol ve doğalgaz üretiminden alınan devlet payının yarısının aktarılması, idarenin bütünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacak sonuçlar doğuracak niteliktedir. Düzenleme, doğal kaynaklar üzerindeki bölgecilik akımlarını besleyecek ve tekil devlet yapısına zarar verecektir. Ülke kaynakları ulusun tümüne ilişkindir. Karada elde edilen ve tüm ulusa ilişkin olan petrol ve doğalgaz üretiminden alınan devlet payının yarısının, öteki bölgelerin ve illerin gereksinimi ve devletin mali kaynaklarının, kimi koşullarla yurdun tüm bölge ve illerinin kalkınmasında kullanılması gerektiği gözardı edilerek, doğrudan bir ya da birkaç ile özgülenmesi makul ve adil bir çözüm olarak görülemez. Düzenlemenin haklı dayanağı bulunmamakta ve bu uygulama kimi sakıncaları da kendi içinde taşımaktadır.
Veto için Sezer’e teşekkür etti
Petrol-İş Başkanı Mustafa Öztaşkın, Petrol Yasası’nı veto ettiği için Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e teşekkür ederken, yasanın sakıncaları nedeniyle bütünüyle baştan ele alınması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Sezer’in ülke güvenliği ve çıkarları konusundaki uyarılarına işaret eden Öztaşkın, “Yapılması gereken, sadece iptal edilen dört maddenin değil, yasanın bütününün yeniden tartışılmasıdır” dedi. Yeni düzenlemenin sendika, oda ve siyasi partileri de içeren bir toplumsal uzlaşma ile çıkarılması gerektiğini belirten Öztaşkın, şöyle konuştu: “Petrol gibi 70 milyon insanın geleceğini ilgilendiren bir yasa, şirketlerin kar-zarar ilişkileri üzerine oturtularak çıkarılamaz. Türkiye’nin kısıtlı petrol kaynakları üzerinde yabancı şirketlerin hakimiyet kuracakları bir yasa düşünülemez. Türkiye’nin petrol rezervleri üzerinde tasarruf yetkisine birkaç şirketin sahip olmasını sağlayacak bir yasa çıkmamalıdır. Petrol hem dünyanın hem Türkiye’nin en stratejik ürünüdür. Böyle bir yasa ancak ve ancak toplumsal uzlaşı içerisinde çıkarılabilir. Ülke ve toplum yararı bu yasada hakim olmalıdır.”
Derhal geri çekilsin
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Gaziantep Şube Başkanı Prof. Dr. Arif Nacaroğlu, Petrol Kanunu’nun derhal geri çekilmesini istedi. Prof. Dr. Nacaroğlu, düzenlediği basın toplantısında, Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyum gerekçesiyle çıkarılan Petrol Kanunu ile kamu yararından vazgeçildiğini söyledi. “Bu kanun ile TPAO bilinçli olarak atıl hale getirilerek, özelleştirilmesinin zemini hazırlanmıştır” diyen Prof. Dr. Nacaroğlu, eski yasada yer alan (milli menfaatin korunması) başlıklı bölüme yeni yasada yer verilmemesinin, kamu menfaatlerinin yerine uluslararası şirketlerin menfaatinin gözetildiğinin açık göstergesi olduğunu savundu. Kanun ile stratejik öneme sahip bir konuda yabancı devletlerin belirleyici olmasının önündeki engellerin kaldırıldığını dile getiren Prof. Dr. Nacaroğlu, şöyle konuştu: “AB, Türkiye gibi aday ülkelere ve çevre ülkelere uyum yasaları adı altında enerji alanında kamunun tasfiyesini dayatıyor. Yapılan yasal düzenlemeyle yabancı petrol şirketleri için öngörülen tüm kısıtlamalar kaldırılıyor. Kanunla TPAO’nun sahip olduğu hakları geri alınarak, kamu kuruluşumuz yabancı şirketlerle aynı statüde görülüyor.”


Haber Tarihi : 07.02.2007

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsdetail.asp?NewsID=4894

Erkan
08.02.07, 18:13
Usta Gazeteci Vedat Yenerer'in gündeme taşıdğı Şırnaklı Madenci Beşir Yılmaz; MTA'nın Türkiye'nin çeşitli noktalarında verdiği "maden yok" raporlarına rağmen; Türkiye'nin gerçek maden rezervlerini ortaya koymak için çalışıyor.

MTA raporlarına rağmen Cudi dağlarında petrol olduğunu iddia eden Yılmaz'ın iddiaları; AKP hükümetinin, petrol yok raporlarına rağmen bir ABD şirketine alelacele verdiği petrol çıkarma ruhsatı ile kanıtlanmış durumda.

Soma'da da aynen Şırnak'ta olduğu gibi MTA'nın aksi yöndeki raporlarına rağmen; Türkiye'nin en kaliteli kömür ve bor yataklarını ortaya çıkaran Beşir Yılmaz ve maden mühendisi Serhat Köker'in başında olduğu ekibine yalnız olmadıklarını hatırlatmanız bile onlar için önemli.

Kendisine 0 532 5737478 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.
http://www.acikistihbarat.com/IsaretFisekleri.asp?isaretfise gi=13

GAZETECİ VEDAT YENERER'İN YAZISI
>>>>Petrol yoksa çıkartma ruhsatı neden vermiyorsunuz ?!..
>>>>Değerli okurlar, geçenlerde Türkiye-Suriye sınırında uydu
verilerine göre petrol denizi olduğu iddiasını yazmıştım. Yazı sonrasında
Silopi'de madencilik yapan Beşir Yılmaz aradı. Yazacaklarımı lütfen
iyi okuyun!...

>>>>Beşir Yılmaz telefonda "Vedat bey, gelin Silopi' de Cudi
eteklerine sizi
>>>>götüreyim de petrolü kendi gözünüzle görün!.."diyerek
feryat ediyordu.
>>>>"Nasıl yani!.." diye sorduğumda anlatmaya başladı..
>>>>"Biz aileden madenciyiz. Irak sınırında yaklaşık 300 km ya
da bir başka
>>>>deyişle yaklaşık 150 milyon ton asfaltit madeni buldum..
Bu madeni bir
>>>>süre resmi olarak işlettikten sonra devlet 1978 yılında
>>>>kamulaştırıyoruz"
>>>>diyerek el koydu. Rezervin de 50 milyon ton olduğu iddia
edildi. Madem asfaltit rezervi az, neden el koyuyorsunuz. Dünyanın
neresine giderseniz
>>>>gidin asfaltit maddesi bulunan her yerin altında petrol
vardır. Silopi'nin altı da petrol denizidir. Yaz aylarında etraftaki
ocaklardan resmen petrol akar ve Hezil çayına karışır. Gelin görün!
Sadece petrol
değil, burada çok zengin uranyum ve nikel madeni de var"
>>>>- Nereden biliyorsunuz?
>>>>-"Türkiye'deki analizlere güvenmediğim için madenin her
tarafından örnekler alarak Almanya'ya bizzat götürdüm ve analiz
yaptırdım. Raporları gönderdim size ( Sonuçlar elimde Yatağan ve
Tunçbilek''e
göre iki misli rakamlar var) dünyanın en önemli uranyum madenlerinden
birisi buradadır ve aktif haldedir.."
>>>>
>>>>Beşir Yılmaz'ın anlatacak o kadar çok şeyi var ki makineli
tüfek gibi ardarda sıralıyor. Ben de zaman zaman araya girip soru
soruyorum.. -Petrol olduğunu nereden biliyorsunuz?
>>>>
>>>>"Bu bölgede İngilizler 1967-87de petrol aramışlar.Açılan
kuyulardan gökyüzüne doğru 100 metre kadar petrol fışkırmış. Ardından
kapatmışlar ve betonlamışlar. Benim madenimin yanında da
bu kuyudan var ve vanasını gelin birlikte açalım eğer
beton ve civa basıp
tıkamadılarsa bakalım ne kadar petrol fışkıracak. Dönemin
köylüleri arasında hâlâ yaşayan görgü tanıkları var ve petrolün 100
metre kadar fışkırdığını görenler var."
>>>>Beşir Yılmaz konuştukça pür dikkat dinlemeye devam ediyorum..
>>>>"Vedat bey, asfaltit maddesi olan her yerde petrol
vardır. Eğer petrol yoksa bana neden petrol çıkartma ruhsatı vermiyorlar?
Musul ve Kerkük' ün rakımı 80-100 metre civarındadır. Cudi Dağı'ndaki
petrolümüz resmen Irak'a doğru akıyor ve başta İngilizler ve ABD bunu
biliyor.."

>>>>Beşir Yılmaz bugünlerde Silopi' ye bile zor gider hale
gelmiş. Devlet kamulaştırılacak diye el koyduğu madeni şimdi Turgay
Ciner'in sahibi olduğu Park Holding'e devretmiş. Durum böyle olunca,
Yılmaz da dava üstüne dava açmış ve yürütmeyi durdurma kararı aldırmış.
Eğer
tekrar el konulursa AİHM''ye başvuracakmış. Kısacası madeninin
peşini bırakmıyor
ama artık bölgedeki aşiret ağaları da onun peşini bırakmaz
hale getirilmiş.. Bütün dava tutanakları elimde okudukça
dehşete kapılıyorum.
Şimdi sıkı durun... Beşir Yılmaz Başbakan Tayyip Erdoğan'
a bu durum üzerine başvurmuş ve dilekçe vermiş dilekçede aynen şöyle
yazıyor..
"Bürokrasi ve çeteler milletin hak ve hukukunu aramaktan
bezdirmiştir.
Televizyonda ve basındaki konuşmalarınızda "hortumcu
çetelerin ve bürokrasinin üstüne gidilecektir" diyorsunuz. Millet buna
çok seviniyor..25 yıldır gasp edilen madenimiz çete ve bürokratların,
anayasa, kanunlar ve insan hakları hiçe sayılarak ihale yolu ile peşkeş
çekiliyor.Allah'a ve sizin yüksek adaletinize sığınıyorum."
Beşir Yılmaz devlet tarafından el konulan mallarını ve bunun
>>>>karşılığında devletin verdiği parayı yazıya eklemiş..

>>>>1- 35 km yol yaptım.
>>>>2- 500 bin ton hazır çıkarılmış kömürüm var.
>>>>3- 3,5 milyon metreküp hafriyat yapılmış.
>>>>4- Mazot tankları.
>>>>5- Dinamit ambarı.
>>>>6- Kantar ve kantar binası. Resmi olarak bana ait olan ve
vergisini ödediğim madenimde bugüne kadar yaptığım işler ve halen
bulunan demirbaş ve çıkarılmış maden içinden kenara da 5.800.8000 TL. (Buna
resmen gasp ve devlet terörü denir!) Beşir Yılmaz Başbakan Erdoğan'a
yazdığı dilekçede devam ediyor.
>>>>" Bu para halen bankada duruyor. Buna rağmen Türkiye Kömür
İşletmeleri ihaleyi adamlarına ve hortumculara peşkeş çekiyor"

>>>>Beşir Yılmaz' ın bu başvurusuna Başbakan Erdoğan bugüne
kadar cevap vermemiş. Beşir Yılmaz'dan al ve ABD bağlantılı
şirketlere ver.Uranyum konusu da bir başka skandal. Güneydoğu resmen petrol
denizi üzerinde ve Türkiye ABD Firmalarının peşinde "bize petrol bul" diye
yalvarıyor...

>>>>İddialar devam ediyor:.6 mühendisin kafaları kesildi.
TPİK diye Türkiye Petrolleri'nin kurduğu bir kurum yurt dışına petrol arama
işlerine giriyor ve bugüne kadar milyar dolar zarar ediyor.

>>>>Beşir Yılmaz diyor ki:
>>>>"Kimin hain kimin işbirlikçi olduğunu anlamak çok kolay!
Eğer bölgede petrol yok ise neden bana petrol çıkartma ruhsatı
verilmiyor. Ruhsatı verin 800 metreden petrolü çıkartmazsam ben bu ülkeyi
terk ederim. MTA yıllar önce sondaj yaptı 480 metrede su bulundu ve
ardından delici aletin ucu kırıldığı için sondaja son verildi.Herkes
bilir sudan
sonra petrol gelir. Biz yerli teknoloji ile 1200 metreye kadar sondaj
yapabiliriz
>>>>kimseye ihtiyacımız yok. İzni versinler siz görün petrol nasıl
fışkıracak.. "
>>>>Bu görüşmemizden bir gün sonra Beşir Yılmaz tekrar aradı
ve Soma'da görevli bir mühendis ile görüşmemi isteyerek telefon
numarasını verdi
>>>>Adını burada yazmak istemiyor. Mühendis ile görüşmemde
daha da çarpıcı gerçekler çıktı ortaya. Altı ay kadar önce Cudi dağları
eteklerinde bulanan 6 insan iskeletinin ne olduğunu bilip bilmediğimi
sordu. Ben de "bilmiyorum" dedim. Mühendis ekledi "Bu iskeletler 18 yıl
önce Cudi Dağı'nda kaybolan 6 Türk petrol mühendisinin iskeletleri.
Kafaları kesilerek öldürülmüş.."
>>>>Dondum kaldım. Ne diyeyim.Kendisi de mühendis olduğu için
yalan söylemiyordur diye düşündüm..
>>>>Ardından devam etti.. Vedat bey Türkiye maden bakımından
dünyanın en zengin ülkesi. Siz Ödemiş yakınlarındaki Bozdağ'ın
dünyanın en büyük altın rezervi olan dağlarından biri olduğunu biliyor
musunuz?
Ama bu madenleri kimse çıkaramaz. Hatta bu konunun üzerine giden
gazeteciler öldürüldü.
>>>>
>>>>Uğur Mumcu ve Çetin Emeç'in öldürülmeden kısa bir süre
önce bu madenler üzerine gittiğini biliyorsunuz her halde..."
İlgiyle dinledim. O kadar çarpıcı şeyler anlattı ki,
yazmaya sayfalaryetmez. İddiaların hepsinin belgeli olduğunu söyleyen bu
mühendis,gazete ve televizyon kanallarında hiçbir gazetecinin bu yönde
bir haber yapamadığını ve milletin resmen uyutulduğunu örneklerle
anlattı.
>>>>Beşir Yılmaz'a son sözüm " Bana anlattıklarınızı
Genelkurmay''a anlatınız mı?" oldu. Aldığım cevap da aynen şöyle..
>>>>" Vedat bey her şeyi belgeleriyle birlikte birkaç kez askeri
>>>>büyüklerimize anlattım ama bugüne kadar bir arpa boyu
ilerleme kaydedemedik!"..
Ne diyeyim, bu milleti korumaya yemin etmiş olanlar utansın!..
>>>>Son sözüm: "AB ve ABD , PKK''yı boşu boşuna özellikle bu
bölgede güçlendirip milletin başına bela etmedi. Bölgeye gelecek
barış ortamı Türkiye''yi ekonomik olarak uçuracak gelişmelere
gebedir!.."
http://www.forumturkiye.com/arsiv/index.php/t-7346.html

Önkuzu
09.02.07, 14:04
En milliyetçilerin petrol durumları

09.02.2007
BEHİÇ KILIÇ

İktidarın göz bebeği Ali Babacan, rotası ile Başbakan’ına yakışır, hayırlı bir eleman olduğunu sık sık gösteriyor ve böylece de gençlere örnek oluyor... Gençlerden, kendilerini milliyetçilerin şerrinden koruması için çaba göstermelerini isteyen Başbakan için Babacan emsalsiz bir örnektir... Yükselen yeni nesil Babacan gibi olmalı, Başbakan’ı ve etrafında yükselen çağdaş değerleri mutlu kılmalıdır... Gerçi Babacan Bey’in büyük bir azimle savunduğu görüşlerin, Atatürk’ün, “Ey Türk Gençliği” meselesi ile örtüşmeyen yönleri vardır ama o kadar olacaktır ve artık bu devirde hamaset karın doyurmamaktadır!..

Geçtiğimiz günlerde, Babacan bey bir basın toplantısı ile çıkarttıkları Petrol Yasası’nın ne muazzam bir faaliyet olduğunu matbuata anlatıyordu... Bir basın mensubu, yasadaki maddelerin ulusal değerlerle ters bir görüntü yansıttığını Babacan’a hatırlatıp görüş almak istedi... Kendileri tıpkı liderleri gibi “çok sinirlendiler” ve toplantıdan sonra danışmanını hemen bu gazeteciye gönderdi, kimlik sorgulaması yaptırdı!.. Kimdi, nasıl olur da böyle bir soru sorabilirdi, kilosu kaç kuruştu, patronu kimdi?..

Oysa basın toplantısında, üstüne basa basa yasanın faziletlerinden bahsetmiş, bozguncuların karşı çıkışlarının “gizli niyetini” anlatmıştı!..
“Ülkemiz elden gidiyor mantığıyla yaklaşmak, ülkeyi geçmişte olduğu gibi karanlığa sevk etme çabalarının somut tezahürüdür” demişti...
Onu orada dinleyen, ağzından çıkanlara hiç yabancı olmadıklarını da görmüşlerdi... Tıpkı liderleri, büyükleri gibi konuşuyordu ve bu tek tip prototip açıklamalar, ahenkle dahs ederek müthiş bir hayranlık yaratıyordu...

Babacan’a göre vaziyet şöyleydi:
“Bazı kesimler Türkiye’nin hızlı ilerleme sürecinden rahatsız oluyor!.. Uluslararası doğrudan yatırımlardaki artış, Türkiye’nin içine kapanmasından medet uman, bundan nemalanmış kesimleri rahatsız ediyor. Bazıları kendilerine hayali düşmanlar edinip, onlarla mücadele ediyorlar. Bazıları slogan atarak ülkenin yönetilebileceğini sanıyor. Slogan atarak değil paradan sıfır atarak, enflasyonu tek haneli oranlara çekerek, faizleri düşürerek, borç yükünü azaltarak ülkemizin hak ettiği yere gelebileceğine inanıyoruz.”
Ve açıklamaların doruk noktası: “Yabancı yatırımlara ‘Ülkemiz elden gidiyor’ mantığıyla yaklaşmak, ülkeyi geçmişte olduğu gibi karanlığa sevk etme çabalarının somut tezahürüdür.”

İşte bu kadar arkadaş!..
En büyük “abi” nin misali, “Babalar gibi satacaksın”ki çağı yakalayasın!..
Şimdi bu duruma, Petrol Yasası görüşmelerini TBMM’de izleyen muhalefet ne diyor, bir de ona bakalım... Anavatan Partisi Lideri Erkan Mumcu, grubunda şunları söyledi:
“Bu Petrol Yasası ne bir liberal piyasa düzenlemesidir, ne milli menfaatleri gözeten bir düzenlemedir. Bu apaçık bir ihanet belgesidir. Kanuna eklenen bir maddeyle, petrol nerede çıkarıldıysa, çıkarıldığı ilin İl Özel İdaresi’ne devlet hissesinin yarısı verilecekmiş. Bunun ülkenin birliğine karşı işlenmiş bir suç olduğunu görmemek için cahil olmak yetmez... Bu kanun, Türkiye’nin Kerkük için, “Kerkük petrolleri Irak ulusal varlığının ortak servetidir ve ulusal birliğinin güvencesidir, dolayısıyla Kerkük’ün statüsü ayrı düşünülmelidir” tezini uluslararası alanda işlediği bir zamanda Türkiye’de çıkıyor. Tam da Diyarbakır Belediye Başkanı’nın bunu talep ettiği zamandan iki hafta sonra. Daha bitmedi. Devlet payını %1’e indiriyorlar. Eskiden vanalardan çıkanın %45’i, denizde çıkanın %35’i Türkiye için de kullanılmak zorundaydı. Yani, Türkiye’ye satacaktı. %12.5’i devlet payı, %35’ini de Türkiye’de satmak zorunluluğu vardı. Çıkan petrolün %1’ini sadece devlet payı olarak ayıracak ve yurt dışına götürecek yabancı şirketler. Yani, Türkiye’den petrol çıkaracak, %99’unu alıp götürecek. Bu milletin bundan kârı ne olacak? Verecekleri cevap şu: Vergi alacağız. Ne vergisi alacaksın? Vergi cenneti olan ülkelerde kurulmuş şirketlerle, off-shore şirketlerle öyle bir faturalandırma yapılacak ki, gelirler sürekli eksi bakiye verecek, 5 kuruş alamayacaksın. Ne vergisi alacaksın?

Siparişle kanun çıkarıyor bu hükümet. Türkiye bir devlet şirketiyle içinde yer aldığı petrol stratejilerinin dışına çıkarılıyor. Türkiye, Orta Asya’dan, Azerbaycan’dan, Kafkasya’dan ihraç ediliyor. Yapılan iş bu. Türkiye stratejik ilişkilerinden, Türkiye stratejik bakışından, Türkiye stratejik araçlarından soyuluyor...”
Açın açın, Türkiye’yi içe kapamayın!..
Petrolün, şu Irak’ı falan cehenneme çeviren uluslararası yamyamları size dönmüş tempo tutuyorlar...
Aç!.. Aç!.. Aç!..

http://www.tercuman.com/v1/yazaryazi.asp?id=87

SimalYildizi
09.02.07, 18:22
Petrol Kanunu(?)

Öyle bir kanundu ki; ulusal çıkarların yok edildiği, dev petrol şirketlerinin her türlü çıkarının gözetildiği…
TBMM’nden nasıl çıktı?
Neden basın gerekli tepkiyi yeterince gösteremedi.
Adını sıklıkla işittiğimiz meşhur sivil toplum örgütleri neden sessiz?
Yasa Çankaya’dan döndü.
Yasanın geri dönmesinde gerekçeler çok önemli;
Gerekçede söz konusu yasanın, ülkeyi uluslar arası şirketlere ve yabancı devletlerin insafına terk ettiğini belirtiyor, tekil devlet yapısına zarar verici nitelikte olduğuna vurgu yapılıyordu.
1954’de çıkan bir yasayla, petrol arama hakkından vazgeçmiştik. Dışarıdan petrol almaya mecbur edilerek on yıllarca kendi petrolünü arayamaz, aramamak için ise türlü çeşitli bahanelerle kandırılan bir halk olmuştuk.
Böyle böyle… Geldik bu güne.
Türkiye’den çıkarılacak petrolde devletin hakkı yüzde birlere kadar indirilecek
Olacak şey mi?
Ama oluyor!.. Elin her dediği oluyor. Millet sorulsa böyle bir yasaya evet der miydi? Millete sorulmuyor.
Cumhurbaşkanı, milletin duygularına değer veriyor ve gerekçeden çıkarabildiğim sonuca göre şunları belirtiyor..
Yasanın geri gönderilmesine sebep teşkil eden hususlar dikkat çekici.
Eski kanunun birinci maddesinde ve takip eden maddelerde yer alan, ulusal çıkarların korunmasına ve buna ilişkin ilkelere yer verilmemiş.
Anayasa 11. maddesi yürütmeye ulusal çıkarlara uygunluk zorunluluğu getirdiği halde bu durum göz ardı edilmiş.
Yine anayasaya göre yapılan bir değerlendirmeyle, sorumlular özellikle petrol doğalgaz gibi stratejik ürünlerde ulusal çıkarları gözetmek mecburiyeti vurgulanmış.
Oysa yasada ülke gereksinimi için ayrılacak pay bile belirtilmemiş.
İnönü’nün altmışlı yıllarda Kıbrıs’ta katliamlara yeterince etkili olamamasını, uçakları ikinci kez kaldıramayışını hatırladığımızda ve sonrası yetmişli yıllarda Kıbrıs barış harekatını…
Bunun uluslarası talepler sonucu bağlayıcı yasalarla ulusal çıkarların nasıl zedelenmiş olduğunu, zorunlu hallerde nasıl elin kolun bağlandığını görmek pek mümkündür.
Söz konusu yasa ise, her şeyden önce ulusal güvenlikle ilgili bir meseledir.
Devlet payıyla ilgili kaynağın yarısının petrolün çıktığı ‘İl’e verilmesi ve yetkinin yabancılar elinde olması nasıl bir düşünceyi akla getirir?
Hal böyle olunca da yeni “Türk Petrol Yasası” benzeri ulusal hak ve çıkarları gözetmeyen yasaların sıkıntısını evlatlar çekecek demektir. Taviz tavizi doğurmakta, gelecek pembe tablolarla karartılmaktadır.
Yasanın bütünü riskli ve tehlikelidir.
Derhal geri çekilmesi gereklidir.
Yaygın medya ve sifil toplum örgütleri 301’i revize etmek derdinde. Çünkü talimat böyle.
Sessiz ve derinden ulusal ne varsa örselenmekte, değersizleştirilmektedir.
Nitekim yaygın medyanın haberlerinde yer almayan, sifil toplumcuların gündeminde olmayan önemli bir haber internet haberciliğinin bir başarısı olarak kendini gösteriyordu.
Haber başlığı şöyle: “Türk gazına ABD engeli Namık Kemal Üniversitesi Ziraat
Fakültesi su bulmak için açtığı kuyudan çıkan gazı kurduğu sistemle kullanmaya başladı. Ancak kuyu, tüm Trakya'daki petrol arama-işletme ruhsatını elinde bulunduran Amerikan şirketinin devreye girmesiyle kapatıldı.”
Haberin ayrıntısında şunlar yer alıyordu: Üniversite 2002 yılında gazı çıkardı, kurduğu sistemle tüm ünitelerini ısıttı. Isınmayı kendi imkanlarıyla çözdü. Tüm Trakya’da petrol arama ruhsatını elinde bulunduran ABD şirketi devreye girdi. Üniversitenin gaz tesisi kapandı. Tapusu elinde üniversite, arama işletme ruhsatı elinde yabancı bir şirket.
Çıkan gaz, petrol arama ruhsatı maddeleri içinde yer alıyor mu? Çıkan gaz doğal gaz mıdır? Yoksa başka bir niteliğe haiz midir? Tapu hakkı ne ölçüdedir?
Teknik ve hukuksal durumla ilgili ayrıntı bilinmemekle birlikte akla şu gelmektedir.
Neden söz konusu ABD şirketi üniversiteye “sizin gaz ihtiyacınızı biz karşılayalım” demektedir.
Neden dört tane uçak fabrikamız varken, yine aynı ABD, bir zamanlar uçak üretmeyin biz verelim demişti? Uçak üreten sanayimiz bu şekilde ortadan kaldırılmışsa bir kere daha düşünmek gerekir.
Oyun hep aynı. Üretme, tüket. Teknoloji yaratma, kullan…
İşte bu sömürünün kibarcasıdır.

Emre

Erkan
10.02.07, 11:36
Türkiyenin Egemenlik haklari Denizde ve Karada Pazarlanmak isteniyor ve pazarlaniyor,

bugün cumartesi sabaha kadar Hulki Cevizoglunun Programmini izledim ve sok oldum,

BTC Boruhattinda Türkiyenin Egemenlik hakki bulunmamakla beraber
bu hattin gectigi rota üzerinde Yabancilarin Egemenlik hakklari bulunmakta ve bu hattin 1070km boyunca 6m birtarafinda ve 18m öbürtarafinda yabanci Silahli koruma gücleri korumamaksatli tedbir alabilecekler,
bu ne demek oluyor bu ne bicim bir mantik ,
Türkiye topraklari resmen Pazarlanmakta BTC tam kapasite calistigi zaman bize %6 gelir saglayacakmis,
ve ayrica bu Boru hatti etrafindaki topraklar ve boruhatti bizim degil en az 40 sene yabancilara pazarlanmis gülünc bir rakam karsiligi biz neye sevindik nasil uyutulduk bunlar Pazarlamacimi Hükümetmi.

Erkan
11.02.07, 14:05
Vatandaş petrolüne sahip çıktı http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haber_resimleri/2007/02/10/4908.jpg Petrol Yasası’nın tartışıldığı Ceviz Kabuğu’nda izleyicilere sorulan, “Türkiye’de çıkan petrol millileştirilmeli mi, özelleştirilmeli mi?” sorusuna 12 bin cevap geldi. “Petrol millileştirilsin” görüşünü savunanların oranı yüzde 99 oldu.

VETO EDİLEN PETROL KANUNU, BİR KEZ DAHA CEVİZ KABUĞU MASASINA YATIRILDI
Bu yasa, talan yasasıdır!
CHP’li Tacidar Seyhan, Petrol Yasası’yla halkın parasının yabancıya hibe edilmek istendiğini belirtirken, ANAVATAN’lı Sarıbaş “ Kapitülasyon ve manda mantığıdır bu” dedi
AKP Hükümeti tarafından hazırlanan, ancak Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen yeni Petrol Yasası’nın AKP’liler tarafından yeterince bilinmediği ortaya çıktı.
Önceki gece, Hulki Cevizoğlu’nun Kanaltürk televizyonunda yayınlanan Ceviz Kabuğu programında Sezer’in veto ettiği petrol yasası bir kez daha tartışıldı. 6,5 saatle yeni bir canlı yayın rekoru kırılan programa TBMM Enerji Komisyonu üyeleri AKP Aydın Milletvekili, “Acar Petrol” ün sahibi Ahmet Rıza Acar ile CHP Adana milletvekili Tacidar Seyhan katıldı. Programda sorulara net yanıt veremeyen ve ekran başındakileri çileden çıkaran AKP milletvekili, savunduğu tezleri kanıtlayamadı.
AKP’li Acar savundu
AKP Milletvekili Acar, “Bu yasa Türkiye’yi dışa bağımlılıktan kurtarıyor” derken, yasada milli petrol şirketi TPAO’nun lehine olan maddelerin kaldırılmasını açıklayamadı. Acar’ın sürekli olarak kendi sözleriyle de çelişkiye düştüğü görüldü. AKP milletvekilinin “Türkiye sürekli olarak etrafına düşmanlık üretti” demesi üzerine ile Hulki Cevizoğlu sert cevap verdi:
“Yani, Türkiye Batı’nın ülkemizde PKK terörünü desteklemesi gibi o ülkelerde terör örgütü kurup onları rahatsız mı etti? Binlerce gencini mi şehit etti? Onlara gizlice silah mı verdi? Ekonomik olarak baskı mı uyguladı? Bu nasıl mantıktır? Yıllarca Türkiye üzerinde düşmanlıklarını gösterenlere karşı bunu nasıl söylersiniz?”
Yakıt bulamamıştık
CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, yasaya ağır eleştirilerde bulundu: “Bu yasa, bir talan yasasıdır. Bu yasa ile, halkın parası yabancıya hibe ediliyor. Kimsenin buna hakkı yoktur. Yabancı petrolcüleri Kabotaj (sularımızdaki egemenlik hakkımız) Kanunu’ndan muaf tuttular. Yabancı petrol şirketleri, gelip Türkiye’de petrol arayacak, her türlü arama masraflarını vergiden düşecekler, hatta açtığı kuyuları kapatırsa bunun masrafını da düşecek. Kazandığı da en çok yüzde 40’a kadar vergilendirilecek. Ayrıca, ‘memleket ihtiyacı için harcama’ maddesi de kaldırıldığı için, yabancılar Türkiye’den çıkardığı petrolü tümüyle yurt dışına çıkaracak. Bunun sıkıntısını Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında ambargo yediğimiz sırada anlamıştık. Savaş uçaklarımız yakıt bulamamıştı. Sayın Cumhurbaşkanı da buna vetosunda buna işaret etmiştir. Bu yasa dudak uçuklatacak düzenlemelerle doludur.

BTC (Bakü Tiflis Ceyhan) Boru hattında da hissemiz yüzde 25’ten yüzde 6,5’a inmiştir. Burada en çok 300 milyon dolar kazanmamız söz konusudur. Bu kadarcık paranın bile garantisi yoktur.”
Lozan deliniyor
Ceviz Kabuğu’na telefonla bağlanan Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk ise, “egemenlik haklarımızın elimizden alındığını” söyledi ve ağır eleştirilerde bulundu: “Bu kanun sadece ekonomik çıkarları değil, egemenlik haklarımızı da taciz ediyor Yabancılara verilen haklar âdeta imtiyaz niteliğinde. Türkiye’nin kabotaj hakkını rahatsız ediyor. Cumhurbaşkanı Lozan’la elde edilen haklarımızın saf dışı edildiğine dikkate çekiyor. Türkiye’nin egemenliği taciz ediliyor. Bu kanun, Türkiye üzerinde yürütülen Batı Operasyonları ile ilgilidir. İktidarın akıl almaz zaafı vardır. AB kurmaylarını memnun etmek adına yapılıyor. Devletin haklarını indiren bir garabettir. Türkiye’nin sistemli çökertilmesi operasyonudur.
Talihsiz bir yaklaşım
Bunun AB ve BOP’la ilgisi vardır. Çanakkale’yi geçemeyenlerin ekonomik rövanşıdır. Bütünüyle bir teslimiyet ifade ediyor. AKP milletvekili ‘Türkiye etrafına sürekli düşmanlık üretti’ dedi. Bu nasıl yaklaşımdır? Yabancıların Türkiye üzerindeki bir hayli tasallutunu bilmeyen var mıdır? Türkiye’nin direnç noktaları yok ediliyor. Bir siyasetçinin bunun söylemesi büyük talihsizliktir.”

Menfaat görecelidir
AKP Aydın milletvekili Ahmet Rıza Acar’ın bu sözler üzerine “Milli menfaatler görecelidir. Petrolün yurt dışına çıkarılması, ihraç edilmesi milli menfaat kapsamındadır” demesi ise büyük tepkilere neden oldu.
Geleceği ipotek altına aldılar
DSP Genel Başkanı Yardımcısı, eski Devlet Bakanı Masum Türker, “AKP milletvekili, devleti ekonomiden çıkaran misyonun temsilcisi gibi. AKP, Türkiye’nin geleceğini ipotek altına aldı. Bilgi kirlenmesi ile gerçeği karıştırıyorlar. Bu petrol kanunu, Irak’taki gibi ülkeyi dış güçlere teslim ediyor. Bu kanun kabul edilirse, yabancılar Sultanahmet Camii’nin avlusunda bile petrol arayabilecek. Bu yasayla TPAO’yu yabancılara satmanın altyapısını hazırlıyorsunuz. Tek parti diktatörlüğü uygulanıyor” dedi. Ceviz Kabuğu’na telefonla bağlanan “İran Devleti Petrol Danışmanı” Prof. Dr. Ahmet Ercan ise, ilginç bilgiler verdi: “TPAO İran’a gelip petrol arama-çıkarma araştırması yapsın. İran buna izin veriyor. Kapı Türklere açık. BTC bizim değildir, Mete Göknel’i onaylıyorum. O projenin sismik araştırmalarını ben yaptım, yakından biliyorum. Ayrıca, ‘Birinci Dünya Savaşı’ değil, ‘Birinci Petrol Savaşı’ olmuştur. 1914’de, dünya petrolünün yüzde 57’sini Osmanlılar kontrol ediyordu. Osmanlıyı parçalayanlar, petrolün hesabını yapmışlar, ona göre bölmüşlerdir. Misak-ı Milli sınırları da bu petrolün sınırlarıdır. Şimdi ise, bu petrol yasası ile Güneydoğu Anadolu ayrıcalıklı bir hale getirildi. AB dayatmaları ile de ayrıcalıklı hale getirildi. Oyun aynı oyundur. ”
Petrol millileştirilsin
Programda düzenlenen ankette izleyicilere, “Türkiye’de çıkan petrol millileştirilmeli mi, özelleşti-rilmeli mi?” sorusu soruldu. 12 bin oyun geldiği ankette, “Petrol millileşti-rilsin” görüşünü savunanların oranı yüzde 99 oldu.
Para gelsin, imanı bile satarız zihniyeti bu
Yine telefon bağlantısıyla katılan ANAP TBMM Grup Başkan Vekili, eski AKP’li Süleyman Sarıbaş da, AKP’ye ağır eleştiriler yöneltti: “Tam bir AKP zihniyeti görüyoruz. Her şeyi maddeye endekslemişler. Millilikten uzak, para gelsin imanı bile satarız zihniyeti bu. Türkiye’yi yabancılara peşkeş çekmek için tipik bir örnektir bu. Bu kanunu koltuğunuzun altına kim verdi? Milleti dinlemiyor, emir verenleri dinliyorsunuz.
Ülkenin teminatı
Uluslar arası küresel güçler, diğer ülkelerde tankla tüfekle yaptıklarını Türkiye’de kanunla yapmak istiyorlar. Uluslararası şirketler Türkiye’de petrol araştırma yapıp gitti, arkasından bu kanun çıktı. Türkiye’nin Kafkasya ile bağını koparmak istiyorlar.sizin kadar kimse ülkeyi satmadı. Kapitülasyon ve manda mantığıdır bu.” Bu ağır eleştirilere cevap veren AKP milletvekili Acar, gülümseyerek “BOP sizin aklınızı başınızdan almış, biz bu ülkenin teminatıyız... Boyuna atıyorsunuz...” dedi. Osmanlı imparatorluğunun yıkılışı üzerine yapılan tartışmada Acar’ın “Devletler de bazen yıkılabilir ” demesi ortamı gerdi. ANAP’lı Sarıbaş, “Bu, Türkiye de yıkılabilir anlayışıdır” dedi.
CHP’yi suçladı
Programı arayan Enerji Komisyonunun AKP’li başkanı, AKP Kütahya milletvekili Dr.Soner Aksoy ise, “Enerji ile ilgili çıkarılan yasaların yüzde 99’una CHP evet demiştir. Siz petrol işletmelerinin kapatılmasından yanasınız. Bir dolara mermi sıkacak durumdayım, ama petrolü çocuklarımız için yer altında saklayacağım, öyle mi?” dedi. AKP’li Aksoy, BTC petrol boru hattı projesinin de “Yüzyılın projesi olduğunu” ileri sürdü. CHP’yi de eleştiren AKP’li Aksoy, “Sizinki 1930 CHP zihniyetidir. Devlet yatırım yapa yapa özel sektörü kısır bıraktınız” şeklinde konuştu.
BTC yüzyılın yüz karası
BOTAŞ’ın eski Genel Müdürü Mete Göknel’in telefonda verdiği bilgiler ise, AKP’li milletvekillerinin açıklamalarını tekzip etti. Göknel şunları söyledi: “Sizin söylediğinizin aksine, Rusya Dışişleri Bakanı, enerji kaynaklarını yabancılara teslim etmeyeceğini açıkladı. Sadece, Sibirya’da çalışacak Rus bulamadıkları için Çinlilerle özel bir anlaşma yaptılar, o kadar. BTC projesi de yüzyılın projesi değildir.
Hakkımız yok
Yatırımın üçte ikisi bize kalmadı. İşin ameleliği bize kaldı. BTC üzerinde hiçbir hakkımız yok. Hiçbir zaman müdahale ya da engellememiz söz konusu değil. Bu hükümetler arası bir anlaşmadır. Ayrıca, Türkiye’den geçen boru hattının güvenliği sağlanamazsa uluslar arası güç korumaya gelecek. Bunun hangi güç olduğu da bellidir. Boru hattını sahibi BTC Konsorsiyumu. Bunun da yüzde 40’ı İngiliz milli petrol şirketi BP’dir. Bizim hissemiz ise sadece yüzde 6,5’dur. Bu hat bizim değil, sadece işletmesini aldık.”
Proje sulandırıldı
Bu sözler üzerine Hulki Cevizoğlu, “BTC projesi, AKP’li Aksoy’un dediği gibi yüzyılın projesi mi, yoksa yüzyılın yüzkarası mı? Ayrıca, 1 Mart tezkeresi ile ABD askerlerinin Türkiye’ye gelişi engellendi ama, BTC anlaşması ile yabancı silahlı güçler mi gelecek?” diye sordu. Eski BOTAŞ genel Müdürü ise şu karşılığı verdi:
“Hayır, yüzyılın projesi değil. Proje sulandırıldı. Dolum merkezi Ceyhan olursamusluk bizde kalır. İsrail’e Kızıldeniz’e hat verirseniz hiç etkisi olmaz. Üstelik çevre ülkeleriyle papaz olursunuz.”

Erkan
15.02.07, 18:45
Petrol yasasında değişiklik
15 Şubat 2007 Perşembe 19:34
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=68893


Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilen Türk Petrol Yasası’nda değişikliğe gidilerek, Sezer’in veto ettiği 19. maddedeki, il özel idarelerine yüzde 50 pay aktarılmasını öngören hüküm maddeden çıkarıldı.

Cumhurbaşkanı Sezer tarafından dört maddesi veto edilen Türk Petrol Yasası, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonu’nda ele alındı. Toplanıtaya katılan Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan Basri Aktan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Sabri Demirbilek ile görüşerek, 19. maddenin son fıkrasında yeralan, "Karalarda elde edilen Devlet hissesinin yüzde 50'si işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresinin açtıracakları hesaba aktarılır" hükmünün çıkarılmasını istedi. Daha sonra sözkonusu madde Maliye Bakanlığı’nın istemi doğrultusunda değiştirilirken, bu değişikliğe komisyonun CHP’li üyeleri de destek verdi.

Erkan
16.02.07, 08:59
Cudi’de petrol umudu
Bir dönem terör merkezi konumundaki Cudi Dağı’nda petrol bulmak için düğmeye bastıklarını star’a açıklayan Enerji Bakanı Güler, yüksek rezervde petrol bulmayı umduklarını söyledi

ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, spekülasyon konusu olan petrol arama çalışmalarına ilişkin son durumu star’a açıkladı. Güler, bir dönem terör merkezi konumundaki Cudi Dağı’nda petrol bulmak için düğmeye bastıklarını ve yüksek rezervde petrol bulmayı umduklarını açıkladı. Güler, ‘tahmini rezerv’ konusunda ise ‘Siyasetçi değil bir bir teknik adam olarak konuşuyorum. Matkabın ucu değmeden kesin bir rezervden söz etmek mümkün değildir. Ancak ön incelemelere göre burada yüksek miktarda olduğunu tahmin ediyoruz’ diye konuştu.

‘TÜRKİYE’Yİ HOPLATIR’

Güler, Karadeniz’deki petrol arama çalışmalarını hatırlatarak ‘Başlangıçtaki olumlu hava şimdi pek kalmadı, olumsuz bir gelişme mi var?’ şeklindeki sorumuza ise ‘Hayır. Deniz altında petrol aramak öyle kolay bir iş değil. Bir defa denizin derinliği iki kilometre. Ondan sonra 3 bin 500 metre aşağıya ineceksiniz. Böyle olunca zaman alıyor tabii. Ama biz çok umutluyuz’ yanıtını verdi.

Hem Batı Karadeniz hem Doğu Karadeniz’deki arama çalışmalarının çok iyi gittiğini ancak batıda daha yüksek rezervde petrol ve doğalgaz bulma umuduğu olduğunu anlatan Güler ‘Cudi, ardından Karadeniz’de herşey hesapladığınız gibi giderse bulunacak petrol Türkiye’yi hoplatır mı?’ sorusu karşısında ‘Evet. Petrol ihtiyacımızın ciddi bir bölümünü kendi üretimimizden karşılar hale geliriz’ diye konuştu.

Suriye sınırındaki petrol arama faaliyetlerinden de çok umutlu olduklarını kaydeden Güler, miktar ve oran konusunda kesin rakam vermekten kaçınırken, uzmanlar, yeni petrol rezervleriyle Türkiye’nin ihtiyacı olan petrolün yüzde 15-20’sini karşılayabilecek duruma gelinebileceğini ifade ettiler. Türkiye şu anda petrol ihtiyacının ancak yüzde 7’sini içeriden karşılıyor.

KIBRIS’TA PETROL

GÜLER, Güney Kıbrıs’ın Mısır ve Lübnan’la Akdeniz’de petrol arama konusunda anlaşma imzalamasını daha çok ‘siyasi karar’ olarak nitelendirirken, burada tahmin edildiği kadar petrol olduğunu düşünmediğini söyledi. CHP lideri Baykal’ın Akdeniz’de 8 milyar metreküp petrol rezervi olduğu ve bunun tahmini değerinin 400 milyar dolar olarak hesaplandığı yolundaki açıklamalarını hatırlatmamız üzerine Güler ‘Sadece sismik araştırmalarla böyle kesin rezerv rakamları vermek asla mümkün değildir. Ayrıca bu kadar yüksek miktarda olduğunu düşünmüyorum. Karadeniz’dekinden bile geridedir’ dedi.

TAM SAHA PRES STRESİ

Güler ‘Geçmişte petrol ve doğalgaz aramalarına pek önem verilmezdi, şimdi Türkiye’nin her yerinde ve dışarıda yoğun arama çalışması var, buna neden ihtiyaç duydunuz?’ şeklindeki sorumuza ‘Türkiye için çalışıyoruz, gece gündüz çalışıyoruz. Göreve gelmeden önce saçlarım daha gür ve siyahtı. Saçlarımız burada ağardı. Ayrıca sayın Başbakan üzerimizde sürekli tam saha baskı uyguluyor’ yanıtını verdi. Güler ‘Nasıl baskı uyguluyor?’ diye sorunca, gülerek ‘Önemli bir çalışmadan sonuç alıyoruz, bir gol atıyoruz, ikinci golü soruyor, ikinciyi atıyoruz, üçüncüyü soruyor’ dedi.


Rumlar süreci başlattı


KIBRIS Rum yönetiminin Ada’nın açıklarında petrol ve doğalgaz aranmasına ilişkin başlattığı uluslararası girişimin

ihale süreci başladı. Petrol aranmasına ilişkin faaliyetleri hükme bağlayacak yasal çerçeveye göre ihaleye katılacak petrol şirketlerinin Güney Kıbrıs açıklarında 70 bin kilometre karelik alanda petrol ve doğal gaz çıkarabilecek. Rum Ticaret Bakanı, halihazırda 5 şirketin gerekli bilgileri aldığını duyurdu. Rum yönetimi doğalgazı Mısır’la ortak inşa edeceği boru hattıyla satmayı amaçlıyor. Mısır Petrol Bakanı Amin Samih Şamir Fehmi dün Rum Kesimi’ne gitti. Türk Dışişleri Bakanlığı ise Rum yönetimini petrol arama işini ‘oldu-bitti’ye getirmemesi konusunda bir kez daha uyardı

STAR
http://www.samanyoluhaber.com/index.php?khide=1&ghide=1&hid=37942&sec=0

2007-02-16 09:19:54

Erkan
06.03.07, 18:01
Petrol Yasası yeniden Meclis’te

Sezer’in Meclis’e iade ettiği Petrol Kanunu ile ilgili olarak milletvekillerine 9 sayfalık bir bilgi notu gönderildi. Bilgi notunda, Cumhurbaşkanı Sezer’in veto ettiği 4 madde ile basında çıkan eleştirilere soru-cevap şeklinde açıklama getirildi.

EBUBEKİR GÜLÜM / ANKARA
Cumhurbaşkanı Sezer’in yeniden görüşülmek üzere Meclis’e iade ettiği 5574 sayılı yeni Petrol Kanunu’nu ile ilgili olarak bütün milletvekillerine 9 sayfalık bir bilgi notu gönderildi. Bir klasör içinde gönderilen bilgi notunun kimden geldiğine yönelik hiçbir bilgi yer almaması ise büyük dikkat çekti. Ancak yapılan araştırmada bilgi notunun, yasanın yeniden görüşüleceği Sanayi ve Ticaret Komisyonu’ndan geldiği anlaşılırken, dosyanın içinde Sezer’in veto gerekçeleri ile basında çıkan eleştirilere soru-cevap yöntemiyle açıklama getirildi. Bilgi notunda, milli menfaatlerin korunması ifadesi, ‘subjektif ve göreceli kavram’ olarak nitelendirildi.
Mecliste bütün milletvekillerine gönderilen ‘5574 Sayılı Türk Petrol Kanunun TBMM’de yeniden görüşülecek maddelerine ilişkin açıklamalar ile basında çıkan eleştirilere ait cevaplar’ başlıklı dosyanın ilk 4 sayfasında Sezer’in veto ettiği 4 maddeye tek tek izahat getirildi. 2, 4, 19 ve geçici 1. maddelerindeki iade gerekçelerine karış yapılan savunmada, milli menfaatlere aykırılık görüşü için ise ilginç ifadeler kullanılıyor:
"Bu husus eski yasada mevcut olmakla beraber, esasen göreceli bir kavram olan milli menfaatlerin korunması ibaresinin yeni yasada ifade edilmemesi, milli menfaatlerin gözetilemeyeceği ve korumayacağı anlamına gelmemektedir. Ayrıca 3213 sayılı Maden Kanunu’nda da milli menfaatlere ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır". Bilgi notunda, Anayasa’da ‘Türkiye’deki petrol kaynakları devletin hüküm ve tasarrufu altındadır’ ifadesinin milli menfaatlere aykırı karar verilmesinin önüne geçeceği savunuldu.
Cumhurbaşkanının ‘Yabancı devlet şirketlerine petrol hakkı verilmesini yasaklayan’ hükmün eski yasada olmasına rağmen yenisinde çıkarılmasının yabancı devletlerin bu konuda ‘belirleyici olmasının önündeki engelleri kaldırması’ ve bunun da ulusal güvenlik yönünden risk oluşturmasına ilişkin eleştirisine ise, "Eski yasanın 12. maddesinin kaldırılmasının nedeni, bu hükmün bir ülkedeki özel veya devlet şirketi şeklinde ayrım yapılmasının, gerek liberal ve gerekse AB kriterlerine uygun olmamasıdır" cevabı verildi.

Yüzde 2’ye indirilmesinde amaç teşvik
Veto gerekçelerinden memleket ihtiyacı tanımına yer verilmemesi ve petrolün tümümün ihraç edilmesinin önünün açılması konusunda ise, ulusal güvenlik açısından kriz ve olağanüstü hallerde kullanmak ve piyasadaki sürekliliği sağlamak üzere en az 90 günlük miktar kadar petrol stoğu tutulmasına yönelik yasal zorunluluk bulunduğu savunuldu. Petrol Piyasası Kanunu’nda da TSK’nin ihtiyacının karşılanmasına ilişkin hüküm bulunduğun belirtilen bilgi notunda, harp, afet gibi olağanüstü durumlarda yine OHAL Kanunu, Seferberlik ve Savaş Hali Kanunlarına istinaden gerekli ilave tedbirler alınabileceği kaydedildi.
Devlet hissesinin kademeli olarak yüzde 12,5’den 2’ye kadar indirilmesi ise arama ve üretimi teşvik olarak savunuldu. Bilgi notunda bu konuda şöyle denildi: "Çoğunluğunda üretimin durma noktasına yaklaştığı petrol sahalarının ekonomik ömrünü arttırmak, yerli üretimin sürdürülebilirliliğini sağlamak ve ilave keşiflerin yapılmasını temin etmek üzere özellik arz eden ve ayrıca yüksek maliyetli ikincil üretim yöntemlerinin uygulanmasını zorunlu kılan bu gibi sahalar için ilave üretim teşviklerine ihtiyaç duyulmuştur"
Devlet hissesinin yarısının petrolün çıktığı il özel idaresine devri eleştirisine karşı ise, Maden Kanunu’na uyum ile o ilin alt yapı ve ekonomisine katkı sağlama savunması yapıldı.
Geçici 1. madde ile devletin alacağı payın azaltıldığına ilişkin aksi görüş karşısında da, halen şirketlerin uhdesinde bulunan yaklaşık 350 adet arama ruhsatına ilişkin bölgesel sondaj mükellefiyetinin ruhsat bazına indirgenerek her bir ruhsat için bu kanunla getirilen minimum iş programı ve bunun mali karşılığı olarak alınacak teminatların güncelleştirilmesinin hedeflendiği belirtildi.

Soru-Cevap açıklama
Bilgi notunun soru-cevap şeklindeki ikinci bölümünde ise, ülke kaynaklarının yabancı sermayeli şirketlere peşkeş çekildiği iddiaları için, "Son derece soyut, çirkin, yakışıksız, eleştiri düzeyini ve amacını aşan haksız bir itham" ifadesi kullanıldı. Yeni yasada yerli şirketlerden farklı olarak özellikle yabancı şirketlere yönelik bir teşvik, kolaylık ve imkan sağlayacak herhangi bir hüküm getirilmediği savunulurken, TPAO dahil arama ve üretim faaliyetinde bulunan bütün yerli ve yabancı şirketlere eşit mesafede yaklaşıldığı ileri sürüldü.
Bu bölümde milli menfaatlerin korunması ifadesinin ‘esasen subjektif bir kavram’ olduğu belirtilen dosyada, "Bunun yeni yasada ifade edilmemesi, milli menfaatlerin gözetilmeyeceği ve korunmayacağı anlamına gelmemektedir" denildi.
Yine aynı bölümde devlet hissesinin yüzde 2’ye düşürülmesine ilişkin eleştirilere ise, "Devlet hissesinin yüzde 2-12 oranında kademeli olarak belirlenmesi, başlangıçta devletin bir miktar gelir kaybı olacağını düşündürmekte ise de, bu teşvikle giderek artacak yatırım ve üretim sonucunda ülkenin makro ekonomisine sağlanacak katkı, özellikle petrol fiyatlarının 50-60 dolarlar civarında olduğu ve orta vadede bu düzeyde kalacağı düşünüldüğünden sağlanacak gelir eskiye oranla kat kat büyük olacaktır" diye savunma yapıldı.


AKP nin tavrI degismemis malesef PazarlamacI MI yoksa Hükümetmi belli degil ama kesinlikle Türkiyenin cIkarIna degil cuka cuka diyen Maliyeden ne beklenir babasInI bile Pazarlar UnakItan söyler zatan BABALAR gibi satarIz diye.

Erkan
14.03.07, 09:11
http://kuvvaimilliye.net/images/author/12_b.jpg Zeynep Türk
zeyneporuncak@gmail.com

Aman petrol canım petrol (3)

Birinci kısımda savaşın asıl sebebi ne olabilir dedik.
İkinci kısımda petrolün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ne ilgisi var dedik.
Üçüncü kısımda ise bu ikisinin ilgisini belirttikten sonra hedefe nasıl tam isabet yapılır onu belirleyelim. Gerçi bu yasa veto edildi ama ne olacağı henüz belli değil. Biliyorsunuz bir petrol yasası çıktı. Daha doğrusu değiştirildi. Neden gerek oldu buna acaba? Bence sebep gayet açık. Silahsız işgalin alt yapılarından biri. Şu günlerde ciyak ciyak federasyondan da bahsediliyor. Eh gerisini yorumlamak size kalmış. Sonuçta çözüm nedir derseniz onu da tartışırız.
Kapitalist ve emperyalist düzenin "petrol" ayağının Türkiye'ye sağlam bir adım atışıdır bu yasa. Uluslararası sermaye ve petrol devlerinin Türkiye'nin petrol kaynaklarına el koyma hareketi, hiçbir işgale gerek kalmadan ve kimsenin burnu kanamadan işbirlikçileri AKP Hükümeti'nin desteği ve milletvekillerinin oyları ile Meclis'ten önce onay görmüştür.
Sonra veto edildi gerçi ama beklemede. Peki, yeni yasa ile neler oldu?
Yeni yasa da, 6326 sayılı ve 1954 tarihli Petrol Kanunu'nda yapılan değişiklikler:
1- 1954 tarihinde çıkartılan kanunun 2. Maddesi 1973 yılında değiştirilerek "Petrol kaynaklarının milli menfaatlere uygun olarak... aranması" olarak değiştirilmişti. Yeni çıkan yasada ise bu bölüm tamamen çıkartıldı. Böylece kamu yararı gözetilerek yapılan tüm aramaların yerini yabancı petrol devleri ve taşeronlarının yapacağı "özel şirketler yararına" aramaların önü açılmış oldu. Hatta burada bir adım daha atılarak özel şirketlerin petrol aramak için izin başvurusunda aranan "arama talebinin milli menfaatlere uygun olması" kıstası da yasadan çıkartıldı. Böylece petrol devleri istedikleri yerlerde kendi menfaatleri doğrultusunda petrol ve doğalgaz araması yapabilecekler.
2- Eski petrol kanununun 13.Maddesi "petrol ve doğalgazın bir bölümünün ülke ihtiyacının karşılanmasında kullanılacaktır" hükmünü getirmektedir. Ancak yeni yasa bu kuralı da kaldırmıştır. Böylece Türk topraklarından çıkan petrol ve doğalgazın Türkiye'de değerlendirilmesi uluslararası petrol devlerinin inisiyatifine bırakılmıştır. Zira ülkemizde çıkarılacak petrol ve doğalgazın bir damlası elimize geçmeden ihraç edilebilecektir. Artık alınacak petrolün miktarından fiyatına tüm konularda kaderimiz uluslar arası güçlerin eline geçmiş olacak.
3- Eski Petrol Kanunu'nun 53. maddesi, petrol arama sahasının 50,000 hektardan fazla olamayacağını, bu büyüklükte bir alan için de sekiz arama ruhsatının verilmesini hükme bağlamaktaydı. Bu hükmün tek istisnası ise Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)'na verilecek izinlerin daha az tutulmasıydı. Yeni yasa, petrol arama sahasını karada 100.000 hektara çıkarmıştır. Ayrıca bu büyüklükte bir alan için verilen izin sekizden bire indirilmiş ve TPAO, Türkiye için istisnai konumundan çıkarılmıştır.
4- TPAO sadece yukarıdaki madde ile pasifsize edilmemiştir. Eski Petrol Kanunu'nun 64.maddesi Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne yeni petrol sahalarını açık arttırmaya çıkarmadan önce TPAO'ya bu sahaları işletmek isteyip istemediğini sorma ve talep etmesi halinde de o sahaları TPAO'ya tahsis etme zorunluluğu getirmişti. Ancak yeni yasa genel müdürlüğün bu yükümlülüğünü de kaldırmaktadır. Kısaca, TPAO'nun Türkiye için hiçbir istisnai özelliği kalmamıştır. Bu yasadan sonra AKP'nin TPAO'yu özelleştirilecek kurumlar listesinde ön sıralara koyarsa hiç şaşırmamak gerek.
5- Eski Petrol Kanunu'nun 65. maddesi, petrol kuyularının işletme ruhsatlarını 20 yıl ile sınırlandırıp, ruhsatlara 10 yılı geçmemek üzere iki defa uzatma hakkı vermektedir. Yeni yasa ise ruhsatları 30 yıl, uzatma hakkını da iki kez 10 ar yıl olarak belirlemektedir. "2040 yılında dünyada petrol kalmayacak" savlarının tartışıldığı bir dönemde hangi ülke 50 yıl işletme ruhsatı verir?
6- Eski Petrol Kanunu'nun 78. maddesi, üretilen petrol ve doğalgazın yüzde 12,5 kısmının Devlet Hissesi olarak alınacağını yasalaştırmıştır. Yeni yasa ise bu oranı yüzde 12'ye indirmekle birlikte, çeşitli kriterlere bağlı olarak bu oranın yüzde 2'ye kadar indirilmesine olanak tanımaktadır. Yeni yasa ayrıca bu maddeye ek olarak "Devlet Hissesinin yüzde 50'si, petrol ve doğalgaz işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresinin açtıracağı hesaba aktarılacaktır" hükmünü getirmiştir. Bu hüküm, ciddi bir bölgesel ayrımcılık getirmekle birlikte, bu tip uygulamalar sadece federatif devletlerde görülmektedir. Bugünlerde TV lerde yapılan açıklamalara bakınca plan tıkır tıkır işlemekte.
7- Eski Petrol Kanunu'nun 95. maddesi petrol ve doğalgaz işletenlerin ödeyecekleri gelir vergisi kesintileri toplamını maksimum yüzde 55 olarak belirlerken, yeni yasa bu oranı yüzde 40'a indirmiştir. Böylece ödenecek vergi oranları da OPEC ülkelerinde uygulanan vergi oranlarının altına çekilmiştir. Bu ne demek oluyor?
Çıkarılacak petrol ve doğalgazın vergi gelirine hoşça kal demek oluyor.
8- "Sınırlara 5 km mesafede, tarihi dini yer veya tesise, su tesisine, bir yol veya umumi geçide 60 m. mesafede, şehir veya kasaba belediye imar sahası dâhilinde petrol faaliyeti Bakan müsaadesi olmadan yapılamaz." hükmü yasadan çıkarılarak, yabancı şirketlere sınır tanımaksızın her yerde faaliyette bulunma hakkı getirilmiştir.
Mesela adam geldi dedi ki :
�Biz burada uydudan yaptığımız araştırmalar göre petrol arayacağız. Kusura bakmayın.� Neresi için mi dedi? Mesela Sultanahmet Camisi için. Ne yani diyemez mi? Farz edin ki gördüm ve arayacağım diyor. Ne yapacaksınız?
Bu yasaya ek olarak kısa bilgiler ekleyelim.
OPEC: Organization of Petroleum Exporting Countries kelimelerinin baş harflerinden oluşan OPEC sözcüğü, kısaca petrol ihraç eden ülkeler organizasyonunu betimlemek için kullanılır. OPEC'in kuruluş amaçlarından en önemlisi dünyada petrol fiyatlarını stabil hale getirmektir. 11 gelişmekte olan ülkenin katılımı ile oluşturulan organizasyonun üyeleri aşağıda verilmektedir:

Cezayir
Kuveyt
Suudi Arabistan
Endonezya
Libya
Birleşik Arap Emirlikleri
İran
Nijerya
Venezüella
Irak
Katar


Peki, dünyada en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip ülkeler hangileridir ?
Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri.
Peki dünyada en çok petrol üreten ülkeler hangileridir?
Suudi Arabistan, Rusya federasyonu, ABD, İran ve Meksika.

Şimdi tüm bunları birleştirince ortaya çıkan tablo nedir sizce?
Birçok petrol ve doğalgaz zengini ülke �Millileştirme � politikaları izlerken, ABD nin yaptığına bugün seyirci kalan ülkeler yarın bela kendi başlarına gelince mi vah vah diyecekler?
Irak�ta çıkmayan bir yasanın Türkiye de çıkarılmaya çalışılması hangi güç ve zihniyetin ürünüdür?
Bu ülkede bu yasayı geçirmeyince iş bitecek mi?
Hayır. Elbette bitmeyecek. Bölme operasyonlarında hala tam başarı sağlanamadığından işin içine MR.PASHALAR da girmeye başladı.
Ne yapmak mı lazım?
Birlik ve bütünlük, sağduyu, Türk Devletinin bütünlüğünü koruma.
Ancak önce içeride bunu sağlamak. Uyanık olmak. Biz ne yaparsak yapalım yöneten ve karar alan kimler? Politikacılar. Yani TBMM.
O halde önce oraya sahip çıkma zamanı.
Yabancı güdümünde insanlara �Buyur ben seninleyim, gel ye iç, ülkem senindir, ben pazarlamakla mükellefim� diyen zihniyetlere mi yoksa �Tam Bağımsız Türk Devleti� gerçeğini sonuna kadar savunan zihniyetlere mi emanet edilecek bunun kararını verip bir an önce uygulamaya geçmek lazım.
Saygılarımla.
Zeynep Oruncak Türk
08.Mart.2007
http://kuvvaimilliye.net/author_article_detail.php?id=3 09


Ne Mutlu Türküm Diyene !

Erkan
16.04.07, 20:56
Cudi Dağı'nda petrol umudu
16 Nisan 2007 Pazartesi 20:47

Kara ve deniz alanlarında yapılan petrol ve doğal gaz arama ve sondaj çalışmalarını son üç yılda iki katına çıkaran TPAO, bu yıl 72 yeni kuyuda sondaj çalışmaları gerçekleştirecek.

TPAO CUDİ DAĞINDA

TPAO'nun 2007 yılı sondaj arama programına göre kuruluş, Erzurum, Ayvalık, Bafra-Samsun, Isparta ve Suriye sınır civarı gibi yeterince aranmamış basenlerin yanı sıra Pervari-Siirt, Cudi Dağı-Şırnak gibi yörelerde de arama faaliyetleri sürdürecek.

Bu kapsamda TPAO'nun Pervari-Siirt'te Okçular-1 kuyusunda sondaj
çalışmalarına devam ettiği öğrenildi.

Programa göre TPAO belirlediği bölgelerde toplam 72 kuyuda ham petrol ve doğal gaz aramalarına ilişkin sondaj faaliyetlerini sürdürecek. Sondaj çalışmaları kapsamında 154,2 bin metrelik sondaj çalışmaları gerçekleştirilerek yeni rezervlerin tespitine çalışılacak.TPAO geçen yıl 63 kuyuda 102,8 bin metrelik sondaj yaparken, bu sayı 2005 yılında 48 kuyu, 2004 yılında 34 kuyu ve 2003 yılında ise 32 kuyu olarak
gerçekleşmişti.

SONDAJ YAPILACAK BÖLGELER

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının bu yıl içinde yeni sondaj çalışmaları yapılacak bölgelerin başında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi ile Marmara bölgesi geliyor.

Program çerçevesinde, bu yıl Batman'da 29, Adıyaman'da 6, Trakya'da 29, İstanbul'da 9, diğer bölgelerde ise 3 ayrı kuyuda sondaj faaliyetleri
sürdürülecek.
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=80090

deryatulga
31.05.07, 16:06
Niğde'de petrol bulundu
31 Mayıs 2007 Perşembe 16:18
Niğde'nin Bor ilçesindeki araştırmalarda, yeraltında 1000 metre derinlikte petrol bulgusuna rastlandı. İlk inceleme ve alınan numunelerde kaliteli petrol rezervi belirlendi.

AK Parti Niğde Milletveki Erdoğan Özegen, yaptığı yazılı açıklamada, MTA tarafından Bor ilçesine bağlı Badak köyünde yürütülmekte olan “Havza Etüdü” çalışmalarında, yeraltında 1000 metre derinlikte petrol bulgusuna rastlanıldığını ifade etti.

Özegen, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “MTA, havza etüdü çalışmaları sırasında 1000 metre derinlikte petrol bulgusuna rastlamıştır. Bu gelişme üzerine MTA durumu TPAO'ya bildirmiştir. TPAO'nun yaptığı ilk inceleme ve alınan numunelerden edinilen ilk intiba, havzada kaliteli petrol rezervi olduğu yönündedir. numunelerin detay incelemesi sonucunda, bulunan rezervin kalitesi ve zenginliği daha net ortaya çıkacaktır.”

Özegen, açıklamasında petrol rezervinin Niğde ve ülkemiz için önemli bir kazanım olması dileğinde de bulundu.

tayfur
31.05.07, 16:30
o petrollerini AB ve ABD basimizda oldugu sürece NAH cikaririz!:brüll:

kadirpasa
31.05.07, 16:33
Niğde'de petrol bulundu
31 Mayıs 2007 Perşembe 16:18
Niğde'nin Bor ilçesindeki araştırmalarda, yeraltında 1000 metre derinlikte petrol bulgusuna rastlandı. İlk inceleme ve alınan numunelerde kaliteli petrol rezervi belirlendi.

AK Parti Niğde Milletveki Erdoğan Özegen, yaptığı yazılı açıklamada, MTA tarafından Bor ilçesine bağlı Badak köyünde yürütülmekte olan “Havza Etüdü” çalışmalarında, yeraltında 1000 metre derinlikte petrol bulgusuna rastlanıldığını ifade etti.

Özegen, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “MTA, havza etüdü çalışmaları sırasında 1000 metre derinlikte petrol bulgusuna rastlamıştır. Bu gelişme üzerine MTA durumu TPAO'ya bildirmiştir. TPAO'nun yaptığı ilk inceleme ve alınan numunelerden edinilen ilk intiba, havzada kaliteli petrol rezervi olduğu yönündedir. numunelerin detay incelemesi sonucunda, bulunan rezervin kalitesi ve zenginliği daha net ortaya çıkacaktır.”

Özegen, açıklamasında petrol rezervinin Niğde ve ülkemiz için önemli bir kazanım olması dileğinde de bulundu.


aman hocam bos ver petrol metrolu!
vallah bu BUSH a belli olmaz,dünya kamuoyuna bizleri"demokrasinin düsmani"ilan edip nigde yi isgal etmek isterler....:lach:

deryatulga
31.05.07, 16:35
aman hocam bos ver petrol metrolu!
vallah bu BUSH a belli olmaz,dünya kamuoyuna bizleri"demokrasinin düsmani"ilan edip nigde yi isgal etmek isterler....:lach:

Eyy, Iragin pazari gecti, tabii essegi Nigde'ye sürecek!:brüll:

CHATinCEViZ
31.05.07, 16:38
http://www.pete.metu.edu.tr/~emre/photogallery/petrol2.pdf (http://www.pete.metu.edu.tr/%7Eemre/photogallery/petrol2.pdf)

Tarihi acindan belki bir deger teskil etmeyen fakat iyi bir dinleyici olmamdan dolayi cocuklugumda yasli amcalardan duydugum...
Inönü zamaninda Amerika güneydoguyu delik tesik edip adeta süzgece cevirmis. Petrol bulunmus fakat cikan zift Inönüye sus payi olarak verilip olay kapatilmis. Günümüzde hala kullanilan bir deyim "Ziftin pekkini ye" o zamanlardan kalmaymis? Bahsettigim gibi gercek payi ne kadar bilemem belkide yaslilarimizin kahve edebiyati?
Fakat bir gercek var ki Kürdistan israrli ülkelerin bölünen ülkeleri adeta bir sirtlan gibi paylastiklari. Amerika Irak halkini düsünüpte bunca masrafa bosuna girmedi.

Fanatik
01.06.07, 07:35
Sag mal, ich habe mal gehört das wir Erdöl haben.
Was auch die ganzen berichte Bestätigen.
Habe auch leider gehört das wir das gar nicht fördern dürfen.
Weiß davon jemand mehr?

Wir haben Bor, meint ihr die Industriestaaten (USA) das uns einfach überlassen werden?

Die dummen Amerikaner greifen ja jedes Land ein wenn da was zu plündern gibt (Bodenschätze).

Wolf
01.06.07, 10:26
Wir haben Bor, meint ihr die Industriestaaten (USA) das uns einfach überlassen werden?

Ich wusste es! :lach::lach::lach:

Wolf
01.06.07, 11:20
Lass uns doch wenigstens unseren verbliebenen Rest eines Strohhalms. :buuh:

Ich kann Dir aus türkischen (übrigens ECHTEN) Strohhalmen eine ganze Pyramide bauen! Wir haben Bor, Chrom, Polisaccharidalgen, Gold, wir haben Flussspat, gesunde Äcker, wir haben ALLES!

Das Problem ist nicht, dass wir es nicht haben, das Problem ist, dass wir nichts damit MACHEN!!!!!!!!!!!!!! Der Grundgedanke ist falsch: Yerde durani satalim, Araplar gibi zengin olalim!

Afrika hat Gold, Platin und Diamanten und ist TROTZDEM bettelarm! Das mit dem "verkaufen" ist eben NICHT so einfach und auch nicht profitabel!

Aber versuch mal, in der Türkei etwas aufzuziehen!

:kafa::kafa::kafa:

Timocin
01.06.07, 17:05
Die Frage ist, Ist es wirtschaftlich das Öl zu fördern.
Bei den jetzigen Preisen könnte es sein.

Das mit dem Bor, es wirg in der Stahlindustrie verwendet.
Bei der Erzeugung von Edelstahl wird es verwendet. Aber nicht als reiner Bor da es zu teuer ist. Man nimt dafür Colemanit ein mineral das Bor haltig ist.
Bei CrNi 18 8 ( Für laien CR 18% Ni 8% ) kommen ca 0.004% als bestandteil der Legierung in frage . Bei 100t sind das mal grade 4kg.

Es dient dafür Stahl beim kaltwalzen geschmeidiger zu machen.

Wolf
01.06.07, 17:08
Bei 100t sind das mal grade 4kg.

Da hast Du verdammt Recht! Aber erzähl das mal den Borspezialisten hier! :dans2: Die erklären Dich sofort zum Verräter!

deryatulga
01.06.07, 17:26
Da hast Du verdammt Recht! Aber erzähl das mal den Borspezialisten hier! :dans2: Die erklären Dich sofort zum Verräter!

Was hast du gegen das Volk von Nigde?:naugthy:

emire
02.06.07, 16:18
Fortstzung der Unendlichen Geschichte Teil ? .

ottoman1299
31.07.07, 17:08
Sınırdan petrol fışkırıyor
31 Temmuz 2007

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nca (TPAO) Suriye sınırında açılan 25 kuyudan 21'inde petrol bulundu. Sınırdaki günlük petrol üretimi 2 bin 500 varile yükseldi.

TPAO Batman Bölge Müdürü Bayram Kara, 2005 yılından bu yana Suriye sınırında petrol arama çalışmalarını hızlandırdıklarını belirtti.

Bölgede açılan kuyularda verimin arttığını belirten Bayram Kara, geçen yıl sınırda üretilen günlük 1000 varil ham petrolün 2 bin 500 varile çıktığını söyledi.

"Sıcak, petrol üretimini artırıyor"

Kara, sıcak havanın petrol üretimine katkı sunduğunu belirterek, yazın petrol üretiminin daha kolay olduğunu söyledi.

Sıcak havada petrolün akışkan hale geldiğini, bunun da çıkarılmasını kolaylaştırdığını anlatan Kara, "Kışın petrol üretimi düşer, yazın artar" dedi.
Kara, bu yıl içerisinde hedefledikleri 30 sondajdan 25'inin yılın ilk altı ayında tamamlandığını kaydederek, "Yılın ilk altı aylık döneminde 3.3 milyon varil petrol üretimi gerçekleştirdik. Batman bölgesinde 570 üretim kuyusundan günlük 20 bin varil petrol üretimi gerçekleştiriyoruz. Türkiye'de üretilen petrolün yüzde 60'ı Batman'da üretilmektedir" dedi.

Okçular-1 kuyusu kapatıldı

Kara, Siirt'in Pervari ilçesi kırsalında sondajı yapılan Okçular-1 kuyusunda sondajın tamamlandığını belirterek, "Bu kuyuda 4 bin 500 metre derine indik ancak petrol bulamadık. Ama çok önemli bilgiler elde ettik" diye konuştu.



CNN Türk

deryatulga
31.07.07, 17:46
Yahu bu adamlar bunlarin ne kadar komik rakamlar oldugunu bilmiyor mu?

Haluk
31.07.07, 17:57
Yahu bu adamlar bunlarin ne kadar komik rakamlar oldugunu bilmiyor mu?

Birisi dünyanin yillik Petrol tüketiminin ~3.500 Milyon ton oldgunu söylerse, belki anlarlar :think:

deryatulga
20.12.07, 16:12
Irak, Mersin'den çok İstanbul'a yatırım yaptı



Bundan yaklaşık iki hafta kadar önceydi, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı ve DEİK Direktörü Ufuk Yılmaz ile buluşmuştuk.
Başbakan Tayyip Erdoğan ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in iş dünyasıyla yaptıkları dış gezi heyetlerine, Abdullah Gül'ün heyetinin de eklenmesiyle önemli bir "yoğunluk" yaşanıyor.
Bu kadar yoğun bir trafiğin yaşandığı yurt dışı gezilerinden istenen verim alınabilir mi? Bu soruyu tartışıyoruz Yırcalı ve Yılmaz ile.

En değerli bilgi odası
Yırcalı, DEİK'in önce son yapılanmasından söz açıyor, Anadolu'ya yayıldıklarını; Eskişehir, Kayseri, Manisa, Trabzon, Adana, Gaziantep gibi illerde toplantılar yaptıklarını anlatıyor.
Yırcalı, "Büyük gruplar dış temas kurmakta güçlük çekmiyor ancak orta ölçekli şirketler bu tür gezilerden yararlanabilir" diyor.
DEİK'te, TÜSİAD'dan TİM'e, MÜSİAD'dan ASKON'a kadar iş dünyasında faaliyet gösteren 25 STK, kurucu üye olarak yer alıyor. O nedenle çok geniş bir bilgi odası bulunuyor. Kişisel bilgiler, veriler, adresler...
Yırcalı tam da bu noktada "Bilgi bankamıza çok talep var, bu bilgilerin alınması için, vermiyoruz" diyor.
DEİK ülke raporlarında öneriler ve sorunlar not ediliyor. En son Kazakistan gezisi vardı, okudum raporu. Hakkıyla bu raporu önceden okuyan bir "bakan" veya "bürokrat" için sürprize fazla yer yoktu.
Karayolları geçiş sorunları, gümrükler, çalışma yasalarıyla ilgili zorluklar sıralanıyordu Kazakistan için. Kazakistan gezisi bir başka açıdan da DEİK'in "hazırlıklı" olma refleksini destekleyen gelişmeye tanık oldu.
Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev, Gül'e "Enerji yatırımlarında bizimle ortak olabilecek büyük kuruluşlarla gelin" dedi.
Gül'ün ekibinde Mustafa Koç ve Mehmet Emin Karamehmet'in yanı sıra, Samsun-Ceyhan'da ham petrol boru hattı projesi ve rafineri izni alan Ahmet Çalık da yer almıştı.

Mersin'de 38 Iraklı
Kuzey Irak'a mart ayında yaptığım gezi nedeniyle çok iyi biliyorum ki, veri ihtiyacı kamu tarafından karşılanmıyor. Bu gezi sırasında bire bir görüşmelerle elde ettiğimiz veriler halen "yorumcuların" tek bilgi kaynağı.
Geçtiğimiz günlerde DEİK, bu konuda büyük bir adım attı ve "Irak Mercek" isimli yayınlarının ikinci sayısı çıktı. Irak-Türk İş Konseyi Başkanı Ercüment Aksoy'un "Petrolün 40 dolardan 100 dolar seviyesine tırmanması, bu ülkenin (Irak) iyi irdelenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır" yorumuyla sunulan raporda en çok tartışılan Iraklı yatırımcılar konusuna da açıklık getiriliyor.
Hazine kayıtlarına göre Türkiye'de, 1954-2003 arasında 347 adet Irak sermayeli şirket kuruldu. 2003-2007 döneminde (Amerika'nın Irak'ı işgalinden sonra) İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre 247 Iraklı şirket, toplam 43.927.732 YTL sermaye getirdi.
Buna göre, İstanbul'daki Iraklı yatırımcılar Hollanda, Almanya, Amerika, İspanya ve İngiltere'den sonra, 6'ncı sırada. İstanbul'a aynı dönemde gelen 10 bin yabancı ortağın sermaye tutarı ise 950 milyon YTL civarında.
Kuzey Irak'a en yakın halka olarak tanımlanan Mersin'de ise 1993-2007 arasında kurulan toplam Iraklı şirket sayısı 101. 2003-2007 sonrası Mersin'de toplam 5.437.492 YTL sermayeli 38 adet Irak sermayeli şirket kuruldu. Irak ve Türkiye'nin ticaret hacmi 5 milyar dolar. Bu rakam her iki ülkenin taşıdığı potansiyeli gösteriyor; askeri güçler terörle mücadele ederken, sivil güçler de iki komşu ülke arasında ilişkileri geliştirmeye bakmalı.

syilmaz@milliyet.com.tr (syilmaz@milliyet.com.tr)

al_sancagim
27.12.07, 11:33
Türkiye'nin Petrol Tarihi Değişecek
27 Aralık 2007 08:07

TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal, Karadeniz’in, Türkiye’nin petrol tarihini değiştirecek potansiyeli olduğunu açıkladı ve müjdeli haberlerini sıraladı.
TPAO Genel Müdür Vekili Mehmet Uysal, Karadeniz'den çıkacak petrol ve gaz sayesinde dışa bağımlılığın ortadan kalkacağını söyledi. "Bundan sonra sık sık müjdeli haber duyacaksınız." diyen Uysal, birkaç yıl içinde üretime başlanacağını, 2023'te ise enerji ithalatının biteceğini kaydetti.

Petrol ve doğalgazda dışa bağımlı olan Türkiye, bu ihtiyacını iç kaynaklardan sağlamak için çok önemli projeleri hayata geçiriyor. Karadeniz Bölgesi'nde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile BP'nin ortak petrol ve doğalgaz arama çalışmalarının planlandığı gibi sonuç vermesi halinde, 2023 yılında ise enerji ithalatı sona erecek.

Bu müjdeyi Zaman'a açıklayan TPAO Genel Müdür Vekili Mehmet Uysal, "Hazar bölgesi petrol sistemi, Karadeniz'in altından Romanya'ya uzanıyor. Bu alanda Türkiye'nin petrol tarihini değiştirecek rezerv var. Bölgenin batısında doğalgaz, doğusunda petrol yer alıyor." diyor. Şirket, bir taraftan Karadeniz'in derinliklerindeki petrol rezervini tespit için yabancılarla ortaklık yaparken, diğer yandan üretime geçmek için çalışmalarını sürdürüyor. Planlamaya göre Karadeniz'de 2009'dan itibaren geniş çaplı sondaj vurulacak. 2015'te üretime geçilecek. Cumhuriyet'in 100. yılında da çıkarılan toplam petrol Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak seviyeye gelecek. Karadeniz'in, Türkiye'nin petrol tarihinde altın sayfalar açacağını söyleyen Genel Müdür Vekili Uysal, "Bunu 30 yıllık TPAO geçmişime ve teknotratlığıma güvenerek söylüyorum." vurgusunu yapıyor.

Devletin petrol arama şirketi, halen yurtiçi ve yurtdışı dahil günlük 90 bin varil üretim yapıyor, Türkiye'nin tüketimi ise 600 bin varil. Uysal'a göre gelecek 15 yılda petrole ödenecek para 450 milyar doları aşacak. Rakamın büyüklüğü, konunun önemini ortaya koyuyor. Söz konusu bölgede neden şimdiye kadar petrol sondajı yapılmadığı yönündeki eleştirilere, "Varil fiyatının 100 dolara çıkması, Karadeniz'de de arama-üretimi kârlı hale getirdi." karşılığını veriyor. TPAO, Kazakistan'dan Libya'ya kadar geniş bir coğrafyada petrol arama ve üretim faaliyetlerinde bulunuyor. Milli petrol şirketi, son dönemdeki ataklarıyla Türkiye'nin petrol ihtiyacını karşılamak ve petrol sektöründe uluslararası bir aktör olmak için çalışmalarına hız verdi. Milli petrol şirketini yöneten isim, Karadeniz'in Türkiye'nin petrol tarihini değiştirecek bir potansiyeli olduğunu söylüyor. Halen Diyarbakır-Adıyaman bölgelerinde yoğunlaşan petrol üretiminin ülke ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğu bilgisini veren Uysal, "Bu bölgedeki üretim bizim stratejik ihtiyacımızı karşılayacak potansiyele sahip. Yani bu bölgede yapılan üretim acil durumlarda askerî amaçlı ihtiyaçlar, hastane, okul, gıda nakil gibi acil ihtiyaçların karşılanmasında kullanılacak petrolü karşılar. Bu açıdan çok önemli. Ancak, ülke ihtiyacını karşılayamaz." değerlendirmesinde bulunuyor. Ancak Karadeniz'de durum farklı. Uysal'a göre Türkiye'nin petrol ve gaz ihtiyacının önemli bir bölümü hırçın dalgalarıyla ünlü denizin altından karşılanacak.

Yapılan tespitlere göre Karadeniz'in doğusu petrol, batısı ise doğalgaz zengini. TPAO, bu bölgedeki zenginlikleri harekete geçirmek için Exxon, Petronas, Medco gibi bazı yabancı şirketlerle işbirliği-ortaklığa gitti. Bu çerçevede BP ile yürütülen ve 150 milyon dolar harcanan çalışmalarda 'bekledikleri' bütün olumlu neticelere ulaştıklarını aktaran Uysal, "Şimdi bunun ileri bir adımı olarak sondaja başlayacağız. 2009'dan itibaren Türkiye'de petrol aramada altın sayfalar açılacak. Burada yapılacak keşifleri bir müjde olarak Türk halkına sunacağız. Ancak, üretim safhasına geçiş 2015'i bulur. Çünkü, Azerbaycan'da 1990'lı yıllarda başladığımız çalışmalardan 12 yıl sonra üretime geçtik. Karadeniz'le de sınırlı kalmayacağız. Akdeniz ve Ege'de de çalışmalar sürüyor." bilgisini veriyor.

Kazakistan ve Azerbaycan'da önemli arama-üretim tecrübesine sahip TPAO'nun Libya'da da 3 sahası var. Ayrıca, Irak ve İran'a yönelik projeler üzerindeki çalışmalar sürüyor. 25 kişilik ekip, İran'ın Pars bölgesindeki petrol ve gaz üretimi için teknik çalışma yapıyor. Karadeniz'de doğalgaz üretimi sürüyor. Ayrıca Türkiye'nin ilk yeraltı doğalgaz deposunu da milli petrol şirketi kurdu. Şirket, 55 bin varili yurtdışı, 35 bini de yurtiçinde olmak üzere günde toplam 90 bin varil ham petrol üretiyor. Türkiye'nin günlük ihtiyacı ise 600 bin varil civarında seyrediyor. Kuruluşundan bu yana kâr eden kuruluşun bu yılki kârının 500 milyon doları bulacağı tahmin ediliyor. 2007'de en yüksek kâr, en yüksek üretim ve en yüksek yatırımı gerçekleştiren şirket, 3 yıl içerisinde 1 milyar dolarlık yeni proje üretecek.

TPAO, rafineriye de el atıyor

Akaryakıt dağıtımına TPPD ile yeniden dönüş yapan milli petrol şirketi şimdi de rafineri yatırımına hazırlanıyor. Şirket, ilk adım olarak Ceyhan bölgesinde kurulacak petrol rafinerilerinden birisine ortak olmayı planlıyor. İkinci adım ise üretimin artmasına paralel kendi rafinerisini kurmak. Uluslararası arenada güçlü bir şirket olmak için arama ve üretimin yanında mutlaka dağıtım ve rafineri işinde yer almanın şart olduğunu vurgulayan Uysal, BP, Shell, Exxon gibi dünya petrol devi şirketleri örnek gösterdi. Rafineri ortaklığı için şirketlerle görüşmelerin sürdüğünü ve yüzde 10-20 arası bir hisse alarak ortaklığa girmeyi düşündüklerini açıkladı. Uysal, "Mesela BP; arama ve üretimde var, rafineride var, taşımacılıkta var, boru hatlarında var, dağıtımda var. Dünyanın dört bir tarafında BP istasyonlarından benzin alabilirsiniz." ifadelerini kullanıyor.

Entegre bir şirket haline gelmenin şart olduğunu, bu yapının TPAO çatısı altında olabileceği gibi özel sektörün hisse ortaklığı şeklinde de ortaya konabileceğini kaydeden Uysal, "Sondaj ve arama faaliyetleri çok maliyetli. Dolayısıyla sektördeki rakiplerimiz gibi dağıtımdan elde edeceğimiz kârı arama işinin finansmanında kullanacağız." diyor. 'Entegre şirket' mantığı çerçevesinde son günlerde gündeme gelen TPAO-BOTAŞ birleşmesini destekliyor. 1983'e kadar sondaj, üretim, rafineri, taşıma ve dağıtımın TPAO'nun çatısı altında olduğunu ve bu tarihte Fortune dergisinin dünyanın en büyük şirketleri sıralamasında şirketin 63.üncü sırada yer aldığını da belirtiyor.


Karadeniz, Hazar petrol sisteminin parçası
Kamuoyunda en çok tartışılan ve merak edilen konuların başında, "Türkiye petrol zengini bir ülke mi?" sorusuna verilecek cevap geliyor. Bu konudaki en yetkin isimlerden TPAO Genel Müdürü Uysal, basit bir anlatımla konuya açıklık getiriyor: "Bu sorunun cevabını verebilmek için öncelikle petrol jeolojisi konusuna hakim olmak ve petrolün yeraltındaki yapısını iyi bilmek gerekiyor. Petrol yeraltındaki süngerimsi kayalarda bulunuyor. Kıtaların çarpışma sürecinde bu süngerimsi yapı bozuluyor ve petrolün kayalarda tutunması zorlaşıyor. Türkiye'nin de yeraltı yapısı bu çarpışmalardan dolayı deforme olmuş, petrol taşıyacak yapılar bozulmuş. Halen petrol çıkarılan Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Basra Körfezi'nde yer alan petrol sisteminin son ucu. Az rezerv söz konusu. Petrol daha çok Basra bölgesinde yer alıyor. Türkiye bölümünde fazla petrol yok. Ancak Hazar Denizi petrol sisteminin yer aldığı halka Karadeniz'in altından Romanya'ya kadar uzanıyor. Asıl rezerv bu hatta yer alıyor. TPAO, bu zenginliği ekonomiye kazandırmanın peşinde." Fakat burada da belirleyici faktör petrol fiyatları. Varil fiyatındaki her yükseliş Türkiye'nin enerji faturasını katlarken, petrol çıkarmadaki umutlarını artırıyor. 30 yıllık TPAO tecrübesine sahip teknokrat Uysal, "Derin denizlerde petrol arama çok pahalı bir iş. Ama varil fiyatı 100 dolara dayanınca, buralarda da arama işi cazip hale geldi. Ayrıca teknoloji çok gelişti. 10 yıl önce 2 bin metrede petrol çıkaracak teknoloji yokken bu gün daha derinlere iniliyor." açıklamasını yapıyor.


http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=147213

Yabgu
09.01.08, 22:08
9 Ocak 2008

Batman'dan petrol müjdesi
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4744314.jpg

Batman bölgesinde geçen yıl 7 milyon varil (yaklaşık 972,2 bin ton) ham petrol üretilirken, TPAO tarafından bölgede sondaj yapılan 40 kuyudan 32'sinde petrol bulundu.

TPAO Batman Bölge Müdür Vekili Erdal Coşkun, yaptığı açıklamada, geçen yıl 40 kuyuda sondaj çalışması gerçekleştirdiklerini ve sondaj çalışması sonucunda 32 kuyuda petrol bulunarak üretime alındığını söyledi.

Geçen yıl 40 kuyuda toplam 69 bin metrelik sondaj çalışması yaptıklarını ifade eden Coşkun, şöyle dedi:

“Geçen yıl (bölgede) 7 milyon varil petrol üretilerek ülke ekonomisine kazandırıldı. Bu yıl petrol arama konusunda hedefimiz 40 kuyuda 71 bin metre sondaj çalışması yapmak. En son olarak Diyarbakır'da Güney Kırtepe-2 sahasında petrol bulundu. Sondaj çalışmaları halen bu sahamızda sürmekte. Batman ve bağlı sahalarda üretimi artırmaya yönelik yüzey tesislerini güçlendirmek için çalışmalar yapıldı. Batı Raman sahasında AP-2'de yeni bir tesis kuruyoruz. Bunun temeli yakın zamanda genel müdürümüzün katılımıyla atılacak.”

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/7993636.asp?gid=180&sz=7074

deryatulga
04.03.08, 14:31
Padişah mülkünde petrol

II. Abdülhamid'in Bağdat ve Musul'daki arazileri kendi adına tapuladığı bilinir. Padişahın bu yaklaşımı, büyük devletlerin imparatorluk coğrafyasında izledikleri emperyalist yaklaşıma karşı bir tedbirdir


29/02/2008 (92 defa okundu)


FATMAGÜL DEMİREL (Arşivi)

İkinci Abdülhamid'in arazi ve petrol zengini olduğunu Doç. Dr. Arzu Terzi'nin Bağdat ve Musul'da Paylaşılamayan Miras: Petrol ve Arazi kitabına dayanarak rahatlıkla söyleyebiliriz. Kitapta, II. Abdülhamid'in stratejik öneme sahip arazileri nasıl şahsi mülkü haline getirdiği ve bu araziler üzerindeki petrol yatakları anlatılmaktadır. Bugün sıkça tartıştığımız bir konu olan yabancıların arazi satın almaları, bir zamanlar Osmanlı kamuoyunda da tartışılmaktaydı. Osmanlı Devleti isteksizcede olsa 1867 yılında yabancıların emlak edinmelerine dair kanunu çıkartmak zorunda kalmıştı. Bu tarihten sonra yabancılar hızla imparatorluk genelinde arazi satın almaya başlarlar. II. Abdülhamid tahta çıktıktan sonra özellikle Bağdat ve Musul vilayetlerindeki arazileri kendi adına tapulamaya başladığı görülür. Aslında Abdülhamid'in bu yaklaşımı, büyük devletlerin imparatorluk coğrafyasında izledikleri emperyalist yaklaşıma karşı aldığı siyasi bir tedbirdir.
Zira Abdülhamid'in satın aldığı arazilerin büyük bir kısmında zengin petrol yatakları bulunmakta ve bölge bugünde olduğu gibi büyük devletlerin iştahını kabartmaktaydı. Ola ki bölgenin yabancı bir devlet tarafından ele geçirilmesi durumunda, padişaha tapulu olan arazi şahsi mülkiyet statüsünde olduğundan bir şey yapılamazdı. Padişahın ölümü halinde de miras hukukuna göre yine hanedanda kalacaktı. Osmanlı'nın son döneminde içinde bulunduğu ortamı düşündüğümüzde, yabancı işgaline karşı bundan daha etkili bir çözüm bulunamazdı. Zaten Abdülhamid bölgedeki arazilerin kendi adına tapulanmasının nedenini açıkladığı iradelerinde "bunların yabancıların eline geçmemesinin sağlanması" olduğunu belirtmiştir.

Petrol yatakları padişahın mülküdür
Kitapta, Musul ve Bağdat vilayetlerinde ne kadar arazinin padişah mülkü haline getirildiği ve sürecin nasıl işlediği öncelikle ele alınmaktadır. Örneğin bir arazinin padişahın mülkü haline nasıl getirildiği şöyle anlatılmaktadır "Genel olarak emlak-ı hümayuna katılacak olan bir arazinin önce geçici tapusu düzenlenir, merkeze gönderilerek padişaha sunulurdu. Padişahın onayı alındıktan sonra padişah adına Defter-i Hakani Nezareti'nde senedi hakani adı verilen tapusu düzenlenirdi. Hazine-i Hassa'da gerekli muameleleri yaptıktan sonra sened saklanmak üzere Sultan II. Abdülhamid'e teslim edilirdi." Ayrıca kitapta büyük bir titizlikle hazırlanan listelerde arazinin yeri, dönümü ve satın alınma tarihlerinin verilmesi oldukça dikkat çekicidir. Bu veriler doğrultusunda hazırlanan tabloya göre padişah arazilerinin toplamı 56.102.065 dönümden oluşmaktadır. Kitapta, Musul, Bağdat, Basra, Halep, Beyrut, Suriye, Selanik ve Kudüs bölgelerinde padişah adına tapulanan araziler incelendikten sonra, ele alınan bir başka önemli konu ise Bağdat ve Musul'daki petrol yataklarıdır. Zaten bölgede tapulanan arazilerde zengin petrol yatakları bulunmaktadır.
Dolayısıyla petrol yatakları da padişahın şahsi mülkü haline getirilmişti. Kitapta petrol kuyularının bulunduğu yerler, çıkarılan günlük ham petrolün miktarı ve o dönemdeki fiyatı hakkında oldukça ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Ayrıca ilkel yollarla da olsa Osmanlı'nın bölge petrolünü nasıl işlettiği ve petrol yataklarını verimli hale getirmek için yaptığı çalışmalar anlatılmaktadır. Bölgedeki petrolün işletimi ise iltizam yoluyla yapılmaktaydı. Fakat yaşanan en önemli sorun ise petrol yataklarının aşiretlerin mücadele alanı haline gelmesidir. Örneğin Musul'daki Tuzhurmarto petrol yatağı Davude aşiretinin, Kil yatağı ise Talabani "aşiretlerinin tasallutu altında bulunup değerinden düşük fiyatlarla bu aşiretler tarafından işletilmekteydi. Bir başkasının ihaleye katılmasına mani olunmaktaydı."
Günümüzde Kerkük petrolleri üzerinde hak iddia eden ünlü Neftçizade ailesi ile ilgili kitapta ilginç açıklamalar bulunmaktadır. Neftçizade ailesinin bölgede hak arama mücadelesinin II. Abdülhamid döneminde başladığını kitaptan öğrenmekteyiz. Neftçizade ailesi Kerkük yakınlarındaki Babagurgur petrol kuyularını işletme imtiyazları olduğunu ve bunun IV. Murat tarafından kendilerine verildiğini savunmaktadır. Arzu Terzi kitabında Osmanlı Arşivi'nde yaptığı araştırmalarda böyle bir imtiyazın verildiğine dair bir fermana henüz rastlayamadığını ifade etmektedir. Daha da ilginci Neftçizadelerin hak iddia ettikleri petrol kuyuları II. Abdülhamid'in şahsi mülkü haline getirilmesine rağmen, aile bunu tanımamakta ve kendilerinin işletme imtiyazı olduğunu ileri sürmektedir. Konunun araştırılması Hazine-i Hassa Nezareti tarafından Musul Emlak İdaresi'ne havale edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonunda komisyondan gelen cevapta "Neftçizadelerin bu madeni fuzuli olarak tasarruf ettikleri madenin yer aldığı arazinin kendilerine ait bir tapusu bulunmadığını ve ellerinde tapu olmadığının da Şehrizor Defter-i Hakani memurluğundan tahkik edildiğini" bildirmekte.
Kitapta incelenen bir başka önemli konuda Bağdat ve Musul petrol yataklarının işletme imtiyazını alabilmek için, büyük devletlerin sergilediği petrol mücadelesidir. Daha doğrusu padişah mülkünden petrol imtiyazı alma yarışıdır. Bu rekabet ortamında ise II. Abdülhamid bölge petrollerinin tek bir şirket halinde işletilmesi fikrini ortaya atarak, işletme teklifini koz olarak kullanıp tam bir denge politikası izlemiştir. Peki II. Abdülhamid tahtan indirildikten sonra şahsi mülkü haline getirdiği arazi ve petrollere ne oldu? Bunlar Maliye Hazinesi'ne devredilerek devletleştirildi. Artık bölgede petrol işletme imtiyazı almak isteyenlerin muhatabı Bâbıâli olacaktır. Bundan sonraki süreci Arzu Terzi şöyle özetlemektedir: "Sahip olunan imtiyazlar ise, yine yabancı eline geçme endişesiyle ihaleye verilme sırasında titizlik gösterilmiş ve devrin siyasi politikasında dengeler gözetilmiştir, ama büyük kısmı da işletilememiş ve faydalanılamamıştır. Çünkü işletmek için kendilerinde de sermaye yoktur. Burada sadece muhafaza etmek söz konusudur."


Şakhsi mal ve devlet malı
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki süreç ise hepimizin malûmudur. Arzu Terzi'nin Paylaşılamayan Miras adlı kitabında II. Abdülhamid'in stratejik öneme sahip arazileri ve petrol yataklarını nasıl şahsi mülkü haline getirdiği ve daha sonra şahsi mülkün nasıl devlete intikal ettiği arşiv belgeleriyle anlatılmaktadır.
Paylaşılamayan Miras'ın, mirasçılarının hukuk mücadelesi ise Osmanlı hanedanın bir üyesi olan E. Mahmud Sami'nin Abdülhamid'in Petrolleri adıyla Türkçeye çevrilen kitabında anlatılmaktadır. Aslında varisler yıllardır süren hukuk mücadelesinde, hak iddia ettikleri emlakın II. Abdülhamid'in şahsi malı olduğu ve miras hukukuna göre kendilerine geçmesi gerektiğini savundular. Yani yıllardır tartışılan ve hukuki olarak bir netice alınamayan bu büyük davada çözülemeyen sorun, söz konusu olan emlak ve petrol yataklarının Abdülhamid'in şahsi malı mı, yoksa devletin malı mı olduğudur. E. Mahmud Sami kitabında hem aile arşivine hem de İngiliz devlet arşivi kayıtlarına dayanarak hanedan ailesinin verdiği hukuk savaşını anlatmaktadır. Peki hanedan üyeleri bu davada neden sonuç alamadılar. Merak edenlerin Doç. Dr. Arzu Terzi'nin daha önce yayımlanmış olan Hazine-i Hassa Nezareti adlı kitabını incelemeleri yararlı olacaktır. Hazine-i Hassa Nezareti padişahın şahsi mülklerini idare eden bir nezarettir. Dolayısıyla bu hassas konunun anlaşılabilmesi için Hazine-i Hassa Nezareti'nin işlevini iyi bilmek gerekir. Arzu Terzi hem Hazine-i Hassa Nezareti hem de Paylaşılamayan Miras kitaplarında "padişahın şahsi malı mı yoksa devlet malı mı" olduğu sorularına Osmanlı Arşiv Belgelerine dayanarak açıklık getirmektedir. Padişah'ın şahsi malı olduğunu savunarak yıllarca hukuk mücadelesi veren hanedan üyelerinin başından geçenleri anlatan E. Mahmud Sami'nin Abdülhamid'in Petrolleri kitabı, konuyu hanedan üyelerinin bakışıyla yansıtmaktadır. Dolayısıyla kitabın, Arzu Terzi'nin Paylaşılamayan Miras kitabıyla okunması gerekiyor...



PAYLAŞILAMAYAN MİRAS
Arzu Terzi, Truva Yayınları 2007, 272sayfa, 14 YTL.


ABDÜLHAMİD'İN PETROLLERİ
E. Mahmud Sami, Çeviren: Sevtap Demirci, Kitabevi Yayınları, 2007, 241 sayfa, 10 YTL.

Jeff
03.03.09, 13:36
Ja siehe Threadüberschrift...ich mein, wieso? Ja wegen USA oder so, aber konkreter versteh ich es nicht. Das Öl ist doch auf türkischem Boden???

Nerden nereye geldik, vay Türkiyem vay...

Karadeniz'de 40 yıl yetecek petrol var


Türkiye'nin akaryakıttaki dışa bağımlılığı kalkıyor. Karadeniz'de yapılan aramalarda çıkan petrolün kalitesi Türkiye'nin umudu oldu. TPAO Müdürü müjdeyi verdi...

devami http://www.etikhaber.com/content/view/72598/30/

deryatulga
03.03.09, 13:56
Petrol varsa git de sen cikar, kanunlar bunu yasaklamiyor ki! Gina geldi 50 yildir ayni hikayeyi dinlemekten!:gewalt:

asimerter
03.03.09, 16:07
Petrol varsa git de sen cikar, kanunlar bunu yasaklamiyor ki! Gina geldi 50 yildir ayni hikayeyi dinlemekten!:gewalt:

Karadenizdede Petrol var...

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=181995

Petrol rezervi dudak uçuklattı
03 Mart 2009 Salı 15:17
Güneydoğu'daki petrol rezervleri yabancı şirketlerin iştahını kabarttı. Karadeniz'deki petrol rezervleri ise inanılmaz boyutlarda.
Karadeniz'de 10 milyar varil petrol rezervinin olduğu belirtiliyor TPAO Genel Müdürü Uysal, Türkiye'nin 40 yıllık ihtiyacını karşılayacak petrol olduğunu söyledi. Doğalgaz rezervi ise 1.5 trilyon metreküp.

Uysal ayrıca Exxon Mobil ve EOG ile Güneydoğu Anadolu bölgesinde arama yapmak için gizlilik anlaşması imzaladıklarını açıkladı.

Basın toplantısı düzenleyen TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal, Exxon Mobil ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde arama yapmak için gizlilik anlaşması imzaladıklarını, EOG Resources firmasıyla da Güneydoğu Anadolu'da iki ruhsatla arama yapacaklarını açıkladı

Uysal, Irak'ta büyük sahalar için de BP, Shell, Gazprom, Hintli ONGC gibi şirketlerle görüştüklerini ve bazılarıyla gizlilik, bazılarıyla da ortaklık anlaşmaları imzaladıklarını bildirdi.

Irak Petrol Bakanlığı, geçen yıl Nisan ayında, petrol ve doğalgaz sahaları ile ilgili ön başvuru yapan 120 petrol şirketi arasından ihalelere katılmaya yeterli bulduğu ve aralarında ABD, Japonya, Güney Kore ve Avrupalı şirketlerin de olduğu 35 firmayı belirlemişti. Ancak ön başvuruda bulunan TPAO bu listede yer almamıştı. Irak, daha sonra TPAO da dahil altı şirketi daha listeye dahil etmişti.

40 YIL YETER

Uysal, Karadeniz'de Türkiye'nin 40 yıllık ihtiyacını karşılayabilecek petrol bulunduğunu düşündüklerini bildirdi. Uysal, "Karadeniz'de 10 milyar varillik üretilebilecek petrol olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca 1.5 trilyon metreküplük doğalgaz olduğunu düşünüyoruz" dedi. Uysal, bu konuda da Petrobras ve Exxon Mobil'in yanı sıra Chevron ile görüştüklerini belirtti.Uysal, ''Özellikle Karadeniz'deki keşiflerimizin de ardından 2023 yılından itibaren petrol ve doğal gaz ithal etmeyecek ülke konumunda olmamız mümkün olacak'' diye konuştu.

GÜNEY PARS'A 6 MİLYAR DOLAR GEREKLİ

Uysal, İran'ın Güney Pars sahası için TPAO'nun yapması gereken yatırımın toplam 6 milyar dolar olarak hesaplandığını belirterek, buradaki üretimin ekonomik olarak yıllık 16 milyar metreküp düzeyinde öngörüldüğünü söyledi. TPAO'nun bu sahalar için yapacağı yatırım daha önce 3.5 milyar dolar olarak hesaplanmıştı.

Bu sahalardaki üretimin daha önce planlandığı gibi yine 20 milyar metreküp düzeyinde gerçekleşeceğini ifade eden Uysal, İran'ın Türkiye'ye vereceği gaz açısından bakıldığında 16 milyar metreküpün baz alınacağını bildirdi.

Güler ise İran ile Güney Pars sahasındaki üretim için görüşmelerin devam ettiğini, Türkiye'nin bu konu için hazır olduğunu belirterek, "İran heyetinin gelmesini bekliyoruz; gelmeleri gecikti. Ne zaman gelirlerse görüşmelere devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

emire
03.03.09, 19:18
Aman Be,Türkiyede Petrol var;Bor var.Bu Var,su Var,Varoglu var.....

Ancak Var,cikartma Yok,ya teknik yok yada Vakitleri Yok...

taycunist
03.03.09, 22:12
Karadenizdede Petrol var...

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=181995

Petrol rezervi dudak uçuklattı
03 Mart 2009 Salı 15:17
Güneydoğu'daki petrol rezervleri yabancı şirketlerin iştahını kabarttı. Karadeniz'deki petrol rezervleri ise inanılmaz boyutlarda.
Karadeniz'de 10 milyar varil petrol rezervinin olduğu belirtiliyor TPAO Genel Müdürü Uysal, Türkiye'nin 40 yıllık ihtiyacını karşılayacak petrol olduğunu söyledi. Doğalgaz rezervi ise 1.5 trilyon metreküp.

Uysal ayrıca Exxon Mobil ve EOG ile Güneydoğu Anadolu bölgesinde arama yapmak için gizlilik anlaşması imzaladıklarını açıkladı.

Basın toplantısı düzenleyen TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal, Exxon Mobil ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde arama yapmak için gizlilik anlaşması imzaladıklarını, EOG Resources firmasıyla da Güneydoğu Anadolu'da iki ruhsatla arama yapacaklarını açıkladı

Uysal, Irak'ta büyük sahalar için de BP, Shell, Gazprom, Hintli ONGC gibi şirketlerle görüştüklerini ve bazılarıyla gizlilik, bazılarıyla da ortaklık anlaşmaları imzaladıklarını bildirdi.


40 YIL YETER

Uysal, Karadeniz'de Türkiye'nin 40 yıllık ihtiyacını karşılayabilecek petrol bulunduğunu düşündüklerini bildirdi. Uysal, "Karadeniz'de 10 milyar varillik üretilebilecek petrol olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca 1.5 trilyon metreküplük doğalgaz olduğunu düşünüyoruz" dedi. Uysal, bu konuda da Petrobras ve Exxon Mobil'in yanı sıra Chevron ile görüştüklerini belirtti.Uysal, ''Özellikle Karadeniz'deki keşiflerimizin de ardından 2023 yılından itibaren petrol ve doğal gaz ithal etmeyecek ülke konumunda olmamız mümkün olacak'' diye konuştu.

TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal, kendi agiziyla kimlerle, ne tür antlasmalar yaptiklarini ifade etmis. Sayet ismi gecen bölgelerde yapilan petrol arama calismalari,hakkikaten bir sonuc vermis se, gectigimiz Bush hükümeti ile yakinligi bilinen Amerikan sirketleri duruma el koymusa benziyor. Eeee, elin ecnebisi güzel yurdumun yeralti kaynaklarini yedirirmi bize hic!

actec55
11.02.10, 16:54
Erdölsuche im Schwarzmeer
Die türkische Erdölgesellschaft und die nationale Erdölgesellschaft Brasiliens Petrobras führen gemeinsam die letzten Vorbereitungen für die Sondierungsarbeiten unter dem Meer.
http://www.trt.net.tr/medya/resim/2010/01/02/51e88250-5f8e-4135-bf19-095e4ea4cc3a-444x333.jpg Posted 11.02.2010 08:54:38 UTC
Updated 11.02.2010 08:54:38 UTC
Die Erdölsucharbeiten im Schwarzmeer sind in die letzte Phase getreten. Die türkische Erdölgesellschaft und die nationale Erdölgesellschaft Brasiliens Petrobras führen gemeinsam die letzten Vorbereitungen für die Sondierungsarbeiten unter dem Meer. Die am 2.Januar von Norwegen nach Sinop transportierte Bohrinsel mit dem Namen Leiv Eriksson, ist 2 Seemeilen vor dem Hafen von Sinop stationiert worden. Zunächst wurden auf die Bohrinsel die Türme eingesetzt. Auf der Bohrinsel wurden die Wartungsarbeiten des Equipments durchgeführt, die für Sondierungen notwendig sind.
Die Vorbereitungen werden voraussichtlich zwei Wochen in Anspruch nehmen. Wenn es zu keinen Zwischenfälle kommen wird, werden die Sondierungsarbeiten am 24.Februar aufgenommen. Geplant ist es, diese Arbeiten in sechs Monaten abzuschliessen.

http://www.trtdeutsch.com/trtinternational/de/newsDetail.aspx?HaberKodu=7c48 0eb7-7f98-4df1-af14-a85aa4c93014

hoffen wir dass es zu einem Durchbruch kommt:türkiye:

carekanli
11.02.10, 17:03
http://www.trtdeutsch.com/trtinternational/de/newsDetail.aspx?HaberKodu=7c48 0eb7-7f98-4df1-af14-a85aa4c93014

hoffen wir dass es zu einem Durchbruch kommt:türkiye:

gibt es in der türkei keine einzige firma die solche sondierungen durführen könnte oder wiso müssen wir die ausbeutung allfälliger bodenschätze ausländern überlassen?

actec55
11.02.10, 17:06
gibt es in der türkei keine einzige firma die solche sondierungen durführen könnte oder wiso müssen wir die ausbeutung allfälliger bodenschätze ausländern überlassen?

Die Brasilianer haben die einzige Technik dafür in über 1-3,4 Kilometern im Meer zu bohren. Außerdem besser als die USA oder Europa......

actec55
27.02.10, 22:37
Sinop'ta sondaja başlayan dev petrol arama platformu Leiv Eriksson, 2200 metre derinlikte sondaja başladı.





Türkiye Petrolleri ve Brezilya milli petrol şirketi Petrobras ortaklığıyla yürütülen petrol arama çalışmalarında sona gelindi. Kiralanarak, 2 Ocak’ta Sinop’a getirilen dev arama platformu Leiv Eriksson, Karadeniz’de sondaj yapacağı sahaya geçti.
Sinop’un 160 kilometre açıklarında konuşlanan dev platformda son hazırlıklar tamamlandı. Deniz tabanına ilk matkap vuruldu.
Su yüzeyinden 2 bin 200 metre derine indirilen matkap, sondaja başladı. Sondajın 6 ay içerisinde tamamlanması bekleniyor.
Sondaj yapılacak bölge 7 yıl süren 2 ve 3 boyutlu sismik çalışmalar sonucunda belirlenmişti.
Bu nedenle sahanın boş çıkması durumunda bile sondaj çalışmalarından yeni veriler elde edilmiş olunacak.
Yani boş çıkan kuyu her ne kadar üzüntüye yol açsa da, yeni veriler teknik ve sondaj ekiplerini, petrolü çıkarmaya bir adım daha yaklaştıracak.
Bu çerçevede eldeki yeni veriler değerlendirilecek.
Sinop-1 kuyusunun batısında ikinci bir kuyu daha açılacak.
Tüm bu çalışmaların boş çıkması durumunda ise, Türkiye’nin hiçbir maddi kaybı olmayacak. Çünkü yapılan anlaşmaya göre arama giderlerini Petrobras karşılıyor.
Ancak petrol bulunduğu takdirde bu masraflar paylaşılacak.
Dünyanın ikinci büyük platformu olarak bilinen Liev Eriksson, bu zamana kadar yaptığı 37 sondajın 32’sinde petrol buldu.
120 personelin görev yaptığı platformun günlük kirası 1 milyon dolar.




http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=ad5a 5b29-8c15-4995-a5a8-06212116756b

polatinum
27.02.10, 22:46
Benim threadtte kullanabilirmiyim bu haberi astec kardes?

actec55
27.02.10, 22:52
Benim threadtte kullanabilirmiyim bu haberi astec kardes?


hehe aber sicher doch, meinst´e im erfolge der ak........

polatinum
27.02.10, 22:59
hehe aber sicher doch, meinst´e im erfolge der ak........

Nein, der in meiner Signatur, wo es darum geht dass die Türkei eine Welmacht wird und alle platt macht.

Nichtmuslime kommen in Reservate.

actec55
21.09.10, 13:06
Die Türkei hat die Suche nach Erdöl beschleunigt. Das Ministerium für Energie und Bodenschätze wird nach den gestern unterzeichneten Verträgen, mit drei Firmen im Schwarzmeer nach Erdöl suchen. In diesem Rahmen sollen Anfang des nächsten Jahres im Schwarzmeer die ersten Bohrungen beginnen. Der Minister für Energie und Bodenschätze Taner Yıldız, der mit dem Geschäftsführer einer US-Erdölfirma zusammen kam, brachte die Entschlossenheit zur Erdölförderung aus dem Schwarzmeer aus. Dem Minister zufolge sei der Bedarf der Türkei insbesondere an Erdgas und Erdöl offensichtlich. Gegenwärtig könne fast 8 bis 10 Prozent des Bedarfs aus eigenen Quellen gedeckt werden, dies sollte aber laut Minister mindestens bei 70-80 Prozent liegen. Im Schwarzmeer würden drei oder aber 13 Stellen sondieren und hoffen auf Erdöl, so der Minister.
Das Bohrplattform, das im nächsten Jahr in Betrieb genommen werden soll, wird in Südkorea gebaut.

http://www.trtdeutsch.com/trtworld/de/newsDetail.aspx?HaberKodu=6058 cd80-a9e0-4814-b2ed-8f29da88add2