PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Yalcin Kücük - Ne düsünüyorsunuz?



Minosh
29.04.05, 23:08
Yalçin Küçük'ün "Isyan 2" adini verdigi kitap, çok tartisilacak. Atatürk'ten, Talat Pasa'ya, Riza Nur'a kadar bir dizi konuda aykiri iddialari var.


Gazi Üniversitesi’nde profesör olan yazar Yalçin Küçük’ün simdiye kadar sayisini kendisinin de hatirlamadigi yüzlerce kitabi bulunuyor. Simdinin aykiri ve kendisine göre ‘Tek muhalif’ yazari olan Küçük, yayinladigi koca koca kitaplariyla gündemin en üst siralarina kendisini yerlestirmeyi biliyor. Hükümetin de rahatsiz oldugu Yalçin Küçük’e AKP’den ilk tepki geldi bile.

Isyan1 adli kitapta Basbakan Recep Tayip Erdogan hakkinda sarfettigi sözler nedeniyle davalik olan Yalçin Küçük, Ithaki Yayinlari’ndan çikardigi ISYAN 2 adli kitabiyla yine gündem yaratacaga benziyor.

ATATÜRK ZÜBEYDE HANIM’I SEVMEZDI

Isyan 1 adli birinci kitapta Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün resmi tarih disinda alternatif tarihini yazan Küçük, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanim’in cenazesine neden gitmedigini alintilarla anlatiyor. Küçük, Atatürk’ün annesine olan kizginligini, ve yine Atatürk’ün ikinci bir babasinin oldugunu resmi tarihin hep tahrifat yaparak yazdigini anlatiyor. Kitapta Küçük’e göre Kemalizm tahrifati yapiliyor. Küçük, ayni zamanda Isyan 1 adli kitapta bize Atatürk’ün dogup büyüdügü evi diye lanse ettirilen Selanik’teki evin ‘Atatürk’ün evi’ olmadigini, Atatürk’ün babasinin ölümünden sonra, Zübeyde Hanim'in yaptigi ikinci evlilikteki esinin evi oldugunu yaziyor. Küçük’e göre Atatürk, yapilan bu evlilikten hosnut degil. Resmi tarihin bunu hiç göstermemesi ise Küçük’ün ortaya attigi sorulardan sadece birisi. Yazara göre Atatürk, bu eve küçükken geliyor. Yani orada dogmuyor.

Yalçin Küçük’ün özetle söyledigi Atatürk’ün üvey babasinin oldugu, Atatürk’ün annesine olan kizginligindan dolayi cenazesine gitmeyisi ve Selanik’teki evin Atatürk’ün evi olmayisidir…

Birinci Isyan’da Atatürk’ün özel yasantisina deginen Yalçin Küçük ikinci kitapta da bunlara yine genis yer ayiriyor.

ATATÜRK, ANTALYA’NIN ÜÇ GÜZEL KIZINI…

Isyan 1’de gündeme getirilen ünlü yazar Cahit Uçuk (Cahide Üçok) ile olan iliskileri yüzünden Antalya halkinin tepkisini çeken Atatürk, Antalya’yi apar topar terk etmis ve Antalya halki Atatürk için , “Antalya’nin üç güzel kizini alip Ankara’ya götürecek” söylentilerini çikarmislardi. Atatürk’ün Cahit Uçuk’a Antalya’da özel ilgi göstermesi ve aksam yemeklerinde sürekli yan yana gelmeleri Antalyalilar'in diline dolanmis durumdadir. Cahit Uçuk’un da kitaplarinda bunu dile getirdigi ve Atatürk’ün bakislarindan çok etkilendigini belirtmesi bilinen bir gerçek olarak karsimiza çikarken, Isyan 2’de ise Atatürk’ün ünlü yazar Murat Belge’nin annesi ile olan (Ça Ça Gabor) iliskisi anlatiliyor.

MURAT BELGE’NIN ANNESI ILE ATATÜRK’ÜN ILISKISI

Anlatan kisinin ise Ça Ça Gabor oldugunu hemen belirtmek gerekiyor, yani anlatan gündem yaratmaya çalisan Küçük degil. Burhan Asaf Belge’nin evlilik yaptigi Ça Ça Gabor, ayni zamanda bir Macar Yahudisi olarak karsimiza çikiyor. Ça Ça Gabor anilarinda Atatürk’e Türk kadinlarinin yüzde 75’inin asik oldugunu, kendisinin de Atatürk’ten çok etkilendigini belirtiyor. Gabor’a inanacak olursak Atatürk ve Gabor her Çarsamba günü görüsüyorlardi ve bu görüsmede nelerin yasandigi ise bilinmiyor. Kitapta yer alan baska bir ayrinti ise Belge ile evli olan Gabor’un evlilik boyunca cinsel iliski yasamamasi, yani bakire kalmasi.

IBRANILER ATATÜRK’ÜN PESINDE

Atatürk’ün adini Isyan 1’de ‘Kemal Öz’ olarak veren Küçük, Isyan 2’de özür dileyerek bunu düzeltiyor. Küçük’e göre Atatürk’ün adinin Kemal Özadli olmasi Atatürk’ü Israil’den uzaklastiriyor. Israil, özellikle Atatürk’ü Ibrani yapmak istiyor, bu amaçla Atatürk’ün özel yasantisi hep sansürlü ve belgeler hep tahrif edilmis diyor.

ISTE ISYAN 2’DE YER ALAN KÜÇÜK’ÜN KENDI IDDIALARI

TALAT PASA YAHUDI MI?

"Talat Pasa’nin bir posta memuru oldugunu yazmaktan hep haslaniyoruz, ancak bina olarak bugünkü Edirne Lisesi olan Alyans Okulu’nda ögretmen oldugunu hep sakliyoruz. Ibrani olmayanlar Alyans Okullari’nda ögretmenlik yapar mi? Talat Pasa ayni zamanda ilk üstadi azamlardan.

TÜRKIYE ADINI KIM KOYDU

Gizli tarihli Riza Nur’un yazdiklari üzerindeki sir perdesini kaldiriyorum. Türkiye’nin adini Riza Nur’un önerdigini ve Lozan konferansi’nda ikinci delege oldugunu yeniden kesfetmenin zamani geldi. Riza kimseye Yahudi demiyor ama Talat Pasa’dan Yahudiler'in adami olarak söz ediyor.

YAHUDI-HIRISTIYAN SAVASLARI- BEDIRHAN’IN KATLIAMLARI

Bedirhan Osmanli’ya baskaldiran il Kürt sefidir. XIX yüzyil ortalarina dogrudur. Bu tarih ayni zamanda Yahudilerin ve Hiristiyanlarin Türkiye’deki iç savas tarihidir. Bedirhan bir defada 40 bin Süryani’yi katletmistir peki ama neden? Bunu Kürtlüge mi yoksa Ibraniyelige mi baglayacagiz?

ILK KURSUN IZMIR’DE ATILDI PALAVRASI

Hep söylerler. Ilk Kursun’u Izmir’de Hasan Tahsin atmistir. Hayir. Ilk Kursun, Iskenderun Dörtyol’da atilmistir. Ve atilan köy ise Ermenilerin yasadigi bir köydür. Ilk Kursun’u attigi söylenen kisi olan Hasan Tahsin’in adinin ise Osman Nevres oldugunu artik biliyoruz. Nevres ise Yahudidir. Yahudiler ve kripto Yahudiler ise Ilk Kursun masalini hep kendilerine mal ediyorlar peki ama neden?

ATATÜRK’ÜN MUSUL VASIYETI

Mustafa Kemal Atatürk ölmeden önce Ismet Inönü’ye vasiyet etti. “Musul’u mutlaka al” diye. Ismet Inönü, bir gün Bülent Ecevit’i çagirarak, “Artik genel sekreter oldun, yakinda basbakan olacaksin. Atatürk’ün vasiyeti var. Musul’u al” dedi. Ecevit ise ABD’ye güvenmedigini söyledi. Musul’u Türkiye’nin almasi Büyük Ortadogu Projesi kapsamindadir. Ecevit daha sonra bu istegi Cumhurbaskani Sezer’e söyledi. Bunu ortaya ben çikardim."


ISMET PASA ATATÜRK’E SUIKAST PLANI IÇINDE MI

Rauf Orbay, Refet Bele, Kazim Karabekir, Ali Fuat Cebesoy bunlarin hepsi Atatürk’ün silah arkadaslari. Bunlar gidip Fevzi Çakmak’la konusmuslar. Atatürk’ü ortadan kaldirmak istiyorlar. Teklif Ismet Inönü’ye de yapildi. Inönü kabul etmeyince Fevzi Çakmak da kabul etmedi ve plan içerisine girmedi.

CAN YÜCEL VE HASAN ALI YÜCEL SABETAYIST MI

1938-1946 yillari arasinda Milli Egitim Bakanligi yapan Mevlevi Hasan Ali Yücel, dönmeler için kurulan Fevziye Mektepleri’ni yasalastiran bakandir. Bu bakan ayni zamanda tarikatçidir ve Kemalist kazanimlarin koltuguna kimlerin oturdugu da ortadadir. Hasan Ali’nin oglu Can Yücel de Sabetayistlerin okulunda okumustur. Hasan Ali Yücel’in bir dönem dili tutulmus, dilsiz olacakmis. Ama seyhleri Ahmet Dede buna tozlu su içirince dili açilmis. Hasan Ali Yücel’e Atatürk ‘ahmak’ derdi.

TÜRKIYE, KÜRDISTAN’I ISTIYOR

Atatürk, Ismet Pasa ve Adnan Menderes Birinci Dünya Savasi’nin sonuçlarini hiçbir zaman kabul etmediler. O zamanlar Türkiye’nin Irak politikasi vardi. Artik vazgeçti. Kürt devleti artik tehdit sayilmiyor, oligarsi artik karsi çikmiyor. Kurulacak olan Yahudi Kürt Devleti’ni Türkiye istiyor.

SEYH BEDRETTIN’IN BABASININ ADI ISRAIL’DIR

Seyh Bedrettin’in babasinin adinin Israil olmasi bizleri düsündürür. Ayrica yakin arkadasi Torlak Kemal’in de Yahudi olmasi isyanlarin arkasindaki asil gücün kimler oldugunu gösteriyor.

BÖRKLÜCE MUSTAFA GERÇEGI

Börklüce Mustafa, son zamanlarda Kizilbas giysisini çikarip, Hiristiyanlarin giyim tarzina benzer seyler giymeye basladi. Börklüce vaazlarinda Hiristiyanligi küçümsemeyi yasakladi. Iskence gördü, Isa gibi çarmiha gerildi. Taraftarlari onun da ölmedigini Isa gibi hayat bulduguna inaniyor. Börklüce Hiristiyan mi?



www.aktihaber.com

dertli4u
30.04.05, 00:49
demin bir cuval yazi yazdim bu konuya, kayboldu autologgin yapmamisim...


simdi kisa kisa yazayim bari.

1-yalcin kücük, pisikolojik problemleri olan biri.bunu kendisi de acikliyor.

2-kitaplari illa aykirilik dolu..böylece daha cok duyuluyor..bunu kendisi söylüyor.

3-herkese "sabetayist" suclamasi yapilmasi, hatta isimlere göre "tespit!" edilmesi, sonucta bizi tehlikeli bir noktaya götürür..vaybe hepimiz sabetayistiz..cünkü binlerce insan hakkinda söyleniyor..soner yalcin da aynisini yapiyor.

4-bu duruma politik literatürde ve politik sosyolojide ortak bir ad veriliyor, "gri propaganda"

5-eger atatürk ve cevresi sabetayist idiyse...israilliler ne diye 1948 e kadar beklediler ve o kadar problem yasadilar..atatürk yeni kurulan devleti, yahudilere veriverirdi, mesele hallolurdu.

6-Dr.Riza Nur, atatürkün özellikle secerek Lozan a gönderdigi heyettedir..irkcidir..dine inanmaz..Lozanda kendi dediklerinin bazilarini inönü ve atatürk kabul etmeyince, hemen muhalif olmustur..eger dedikleri olsaydi, hersey güllük gülistanlik olacakti...muhalif olunca, Hatiratim isimli kitabi yazdi..bir alay dogru ve yanlisin birarada oldugu bir hatirat.

7-yahudi kutsal kitaplarinda ve dünya yahudi hedeflerinde, türkiye yoktur.hicbir yerde gecmez..sadece mezopotamya bölgesi vardir..orayi kutsal toprak olarak kabul ederler..cünkü, cudi daginin irak sinirlarinda kalan bölgesinde "yahudi dagi.2000 metre yükseklik) vardir ve orayi almayi arzu ederler..

8-ilk kursunu hasan tahsin degilde baskasi atmissa bana ne? ben/biz, memleketimizin geleceginin nasil olmasini istiyoruz, ona bakalim.

9-atatürkün soy kütügü bellidir..cocukluktan itibaren beraber büyüdügü, birlikte askeri okullarda okudugu ve savas alanlarinda omuz omuza carpistigi silah ve dava arkadaslari aptal..tarihciler aptal..muahlifleri aptal, sadece yalcin kücük mü akilli?

10-atatürke muhalif olan hatta suikast tertip edenler bile, bu tür suclamalari yapmadilar..

11-tarih boyunca, art niyeti olup, baskalarinin emrinde olan insanlarin ön cephelerde savastigi görülmemistir..atatürk, kuzey afrika, süveys,arabistan cölleri,canakkale vs..bircok cephede savsmis, ölüm tehlikelerine gögsünü germis bir askerdir.

sonuc: kafa bulandirmak ve abesle istigal etmekten baska birsey degil..fazla uzatmayayim....

Minosh
30.04.05, 01:08
Okumaya degmez diyorsun yani...kafa kurcalayan kitaplari sevmem zaten.

dertli4u
30.04.05, 01:15
laz ve anadolununn yazdiklarindan biktim, biraz kitap sohbeti yapalim, hic degilse ise yarar bir calisma olur.


forumda kitap okumaya merakli epey arkadas var galiba..bu durum hosuma gitti

piramses
28.06.05, 15:04
Adam ne yapsın? Karşısına (kendisini tüm Türk milleti önünde rezil etmesi için) Yalçın Küçük gibi pkk’ya hizmet etmiş dangalakları çıkarıyor ve her soruyu en azından 10 defa sormak mecburiyetinde kalıyor!

yok loo
yalcin kücük su anda bir numarali kizil elmacilardan:D

Gök Türk
28.06.05, 15:23
yok loo
yalcin kücük su anda bir numarali kizil elmacilardan:D

Yalçın Küçük Kızıl Elma’cı değildir ve olamazda, kendisi soytarının tekidir. Bunu bütün Türkiye biliyor (sayın Cevizoğlu’nun sayesinde)!

tralles
28.12.05, 22:18
Mustafa Koc ve Sabanci'ya helal olsun! Erdogan bilsin ki Türkiye sahipsiz degildir !

koc ve sabanci sahibimiz dogru...

Kocya! Sabancistan! Kocsaya! vs...

simdi birazcik kafa yoralim... RTE'nin basa gelmesindeki en büyük destekci kimlerdi?

Ismi buldum, Yalcin Kücük dogru söylemis! "Tekelistan"!

tralles
26.01.06, 00:25
Yalcin Kücük yeni bir kitap yazmis, "Isyan". Ve burada yine tanidigimiz Yalcin Kücük var, yayilim ates yani. Bundan Basbakan'da nasiplenmis...

Basbakan tabiiki tazminat davasi acmakta gecikmemis...

'Cahil İrecep' hakaret değil


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'İsyan' adlı kitapta kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yazar Yalçın Küçük ve yayıncı Penguen firması aleyhine açtığı 40 bin YTL'lik manevi tazminat davası reddedildi.

Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davanın dünkü duruşmasına, Erdoğan'ın avukatı Fatih Şahin ile Küçük'ün avukatı Dursun Ermiş katıldı. Küçük'ün avukatı, mahkemeye bir klasörlük yazılı beyan sundu ve dava konusu kitapta, Erdoğan'ın kişilik haklarının ihlal edilmediğini ifade etti.

DELİ İBRAHİM'E BENZETTİ

Başbakan Erdoğan'ın avukatı ise delillerin toplandığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini istedi. Yargıç Kenan Altıparmak, davanın reddine karar verdi.

Dava dilekçesinde, Küçük'ün ''İsyan'' adlı kitabında, '...Bu başbakanlığa oturtulmuş kişi, İslam tarihinde yazılı cahiliye devrinden kalma bir kişidir. İrecep İrdoğan, sağlıklı görünmemektedir. Medyakratlar içinde doktorlar var. Ecevit'in hastalığını doktorlardan önce teşhis ettiler. Ama şimdi de İrecep İrdoğan'ın beyninde düzensizlikler görünüyor, patlamalarla karşılaşıyoruz. Bana göre, Deli İbrahim'den sonra Türkiye'de hükümet etmeye gelmiş en bilgisiz kişidir. Sabri Ülker'in bisküvi kutularını saymayı bilebiliyor...'' şeklindeki ifadelerin, Erdoğan'ın onur, şeref ve haysiyetini hedef aldığı, kişilik haklarını ihlal ettiği ileri sürülüyordu.

Dilekçede, yazar Küçük ve yayıncı Penguen firmasından 40 bin YTL manevi tazminat talep ediliyordu.

http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=24850,4

TSfalcon
26.01.06, 02:10
Yalcin Kücük yeni bir kitap yazmis, "Isyan". Ve burada yine tanidigimiz Yalcin Kücük var, yayilim ates yani. Bundan Basbakan'da nasiplenmis...

Basbakan tabiiki tazminat davasi acmakta gecikmemis...

'Cahil İrecep' hakaret değil

Dilekçede, yazar Küçük ve yayıncı Penguen firmasından 40 bin YTL manevi tazminat talep ediliyordu.

http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=24850,4
iste nediyorum?kisisel hakaret olursa dava acar,türkiye'ye hakaret olursa
dava acmaz.hükümet türk olmadigina göre ülke cikari bundan beklenmez.

hani fikir serbestligi olacakti.yoksa fikir serbestligi sadece pkkya ve ermeni
ogularinami hak taninmis?

iste bizim imam hükümet klasigi.

yasasin:europe:

tralles
06.04.06, 02:06
Gib mir bitte mal einige bsp.

kauf dir einfach mal die zeitschrift "yeni harman" und lese die Interviews von Yalcin Kücük. Der hat schon mit allen "Blutsaugern" auf irgendeine Weise gearbeitet, und vergleicht zur Zeit ziemlich oft die Arbeitsweisen der früheren regierungen mit der aktuellen.

So jetzt gehe ich aber!

deryatulga
06.04.06, 02:23
kauf dir einfach mal die zeitschrift "yeni harman" und lese die Interviews von Yalcin Kücük. Der hat schon mit allen "Blutsaugern" auf irgendeine Weise gearbeitet, und vergleicht zur Zeit ziemlich oft die Arbeitsweisen der früheren regierungen mit der aktuellen.

So jetzt gehe ich aber!

Er hat mit seinem "Bruder Apo" auch ziemlich eng zusammengearbeitet. Mit PKK Scharen wollte er verwirklichen, was Lenin und Stalin versagt blieb. Originalton Yalcin Kücük. So wie er hat kein anderer Mensch Atatürk beschimpft. Behauptete mal übrigens, die Türken seien Erfinder der Judenpogrome! Wo ist er heute mit solchen Thesen? Er kann mir restlos gestohlen bleiben!

deryatulga
02.05.06, 13:55
Çerkes Ethem und Mustafa Kemal sind austauschbare Variablen! :lach:

Wenn du Yalcin Kücük glaubst ganz bestimmt. Und er ist nach eigenem Bekunden Liebling der Kuvvacis in der Türkei. Jetzt kannst du weiter analysieren!

deryatulga
14.05.06, 01:40
Rahatsiz oldugumdan bu serefsizin ettigi laflarin fazla derinine
inemeyecegim. Benim Galatasarayli oldugumu gruptaki arkadaslar
bilir. Bununla sadece gurur duymam, o ocagi kuran basta Sultan
Abdülaziz olmak üzere herkese de minnet duyarim. O rahlei tedristen
gecmeseydim, bugünkü kimligime sahip olamazdim. Sülalemde Yahudi de
yok Sabatayist de. Olsaydi da hic farketmezdi. Ama Yalcin Kücük'ün
babasi gibi Fransiz isbirlikcileri de yok. Kendisi gibi Apo
Kardesine destan düzen PKK yalakalari da yok. Kizil Ordunun
Türkiye'ye girmesine mesruiyet kazandirmak icin kazanla mürekkep
harcayanlar da yok.
>
> Tuhaftir, benim ailem Galatasaray'a gitmemi hic istememisti,
kendim tutturdum, baska okullarin imtihanina girmemek icin de inat
ettim. Fenerbahceliydim, hala da öyleyim ama, ilkokul ögretmenimin
bana yakisacak okulun orasi oldugunu kulagima doldurmasi etkili
olmustu belki de! Sabatayist degildik, Mason bile olamadik. Cünkü
tanidik Masonlardan hic biri kalkip da bana bu teklifi yapmadi,
neticede adam olacak cocuk bilmemnesinden belli oldugu icin.
>
> Galatasaray'a benim devrimde Türkiye'nin dört bir bucagindan
ögrenci gelirdi, zengin ve fakiri bu kadar birbirine kaynastiran
baska bir seckin okul ben düsünemiyorum. Aralarinda bazan Museviler,
tek tük de Sabetaycilar ourdu ve biz onlarin kim olduklarini da
bilirdik.
>
> Sabetaycilik meselesiyle bozup da entel takilma merakina düsen
A.Dilipak'a Sisli Terakki ve Isik liselerini neden kafasina
taktigini, Türkiye'de dayanisma varsa bunun hasinin Galatasaraylilar
arasinda oldugunu kendim söylemistim de, bir araba ukalalik
isitmistim. Simdi süper kelle Yalcin Kücük Türkiye'yi Galatasaray
mezunlarinin yönettigini kesfetmis. Aferin yahu, bu adamdan da hic
bir sey saklanmiyor! Yalniz bu yeni bir olgu degil, marsi "Ac sine-i
feyyazini ey mehdi ekabir" diye baslayan bir okul
> bu konuda agirligini daha kurulus caginda ortaya atmistir. Osmanli
sehzadelerinin istisnasiz bu oklulda okuduklarini ve mezun
olduklarini da bazi cühelaya hatirlatmakta fayda var. Sultan Aziz
kurulus masraflarinin cogunu kendi kesesinden harcamistir, bu da
salaklara dipnot!
>
> Bu bakimdan Coskun Kirca ve Inan Kirac'in lisenin kurucusu
olmalarini gülümseyerek karsiliyorum. Okulun kurulus tarihi 1868,
1925 yilinda kapanan Alliance Israelite'in nasil devami olur? Her
iki okulun ayni yönde egitim verdigi iddiasi hangi hasta dimagin
mahsulüdür. Ne tuhaf ki Sabetayci takintisini Yalcin Kücük'le
paylasan Mehmet Sevket Eygi de Galatasaray mezunudur. Simdi
ayiklasin pirincin tasini!
>
> Türklerin icinde Ibrani asilli olmayan kimsenin Paris'te
üniversite hocasi olamayacagina gelince, Türkiyede gökten zembille
inercesine dehaliga terfi eden Yalcin Kücük, Fransizlarin onun
gercek capini bir bakista anlayarak karizmasini cizmelerini asla
affedemiyor. Onun hirsiyla kardesi Apo'ya sirtini dönüp de Kuvvaci
kardeslerinin müsfik kollarina atilmadi miydi. Adam ülkenin basina
gelebilmek icin ta Parislerde Kürdoloji okusun, sonra da kiymetini
bilmesinler. Nankörün bu denlisi zaten ya Masondur ya da Sabetayci.
>
> Yalcin Kücük biz Galatasaraylilari bir zamanlar müdavimi oldugu
gazetenin Xirik tipiyle karistiriyor galiba. Bizler tekin adam
degilizdir. Hele hele irki yönden ezikligimiz hic yoktur. Bu
kasinmasina her seyden önce Engin Ardic'in verecegi cevabi
bekliyorum.

Gök Türk
14.05.06, 01:56
> Yalcin Kücük biz Galatasaraylilari bir zamanlar müdavimi oldugu
gazetenin Xirik tipiyle karistiriyor galiba. Bizler tekin adam
degilizdir. Hele hele irki yönden ezikligimiz hic yoktur. Bu
kasinmasina her seyden önce Engin Ardic'in verecegi cevabi
bekliyorum.

Hocam bu yaziyi Yalcin Kücük'e email yoluyla gönderin. :D

deryatulga
24.05.06, 21:27
08.06.2005 Ertuğrul ÖZKÖK
Evet ben bir Sabetayistim http://www.hurriyetim.com.tr/images/trs.gif http://www.hurriyetim.com.tr/displayimage/0,,212,00.jpg
KENDİMİN ve eşimin ‘Sabetayist’ olduğunu Yalçın Küçük sayesinde öğrendim.

Eşimin rahmetli babasının adı Hüdai idi.

Meğer ‘Hüdai’, Yahudilerin kullandığı bir isimmiş.
Eşimin erkek kardeşinin kızının ismi Elif.

‘Elif’ adı da, özellikle yurtdışındaki Türk Yahudilerinin en sevdiği isimlerden biriymiş.

Bana gelince adım Ertuğrul. Rahmetli babam bana, ‘Ertuğrul Gazi’ dolayısıyla bu ismi verdiğini söylerdi.

Yani Osmanlı’nın kurucu ailesinin adı.

Yalçın Küçük’ün ‘muhteşem’ teorilerine göre, adının, soyadının başında veya sonunda ‘Er’ eki bulunan herkes aslında Sabetayist’miş.

Yani bir tür ‘gizli Yahudi.’

* * *

Ben o nedenle bütün gizli Yahudileri HürriyetGazetesi’ne toplamışım.

Kimler mi?

Mesela Pakize Suda.

Mesela Hürriyet’in eski Ankara temsilcisi Sedat Ergin.

Mesela Hadi Uluengin.

İsimleri çoğaltabilirim.

Dün Milliyet Gazetesi’nde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Yalçın Küçük’e yazdığı mektubu okuyunca bu zırvalar aklıma geldi.

Ben farkında değilim.

Meğer Yalçın Küçük işi büyütmüş.

Abdullah Gül ile eşinin de Sabetayist olduğunu yazmış.

Abdullah Gül de buna fena halde içerleyip kaleme sarılmış ve ‘Sabetayist olmadığını’ anlatmış.

Yani, bu zırvaları ‘ciddiye almış’.

* * *

Bana göre büyük hata yapmış.

Gerçi, böyle saçmalıkların ‘bestseller’ olduğu bir ülkede yaşıyoruz, dolayısıyla en saçma şeyin bile ciddiye alınması gerekir diyebilirsiniz.

Ben, böyle ‘şeylere’ cevap vermenin tek etkili yolu bulunduğuna inanıyorum.

‘Alaya almak...’ ‘Ti’ye almak.’

Evet bunun dışında her cevap verme girişimi, bu saçmalıkları meşrulaştırmaktan başka işe yaramaz.

Ben geçmişte yazdığım yazılarda bunu yaptım.

Dışişleri Bakanı’na da bunu yapmasını tavsiye ederim.

* * *

Ancak bu olayda ciddiye alınması gereken başka bir nokta var.

Farkında mısınız, Yalçın Küçük çoğumuzu ‘savunma duygusuna’ itiyor.

Çoğumuzu ‘Ben Sabetayist değilim’ demek zorunda bırakıyor.

Tabii hepimiz biliyoruz ki, bu şifrenin gerçek anlamı şudur:

‘Hayır, ben Yahudi değilim.’

Bizim işte asıl bu duyguyu sorgulamamız gerekir.

Bize Amerikalı, Fransız, İtalyan, Yunan dendiği zaman böyle bir savunma ihtiyacı duymuyoruz da, ‘Sabetayist’ denince görünmez bir el bu refleksimizi neden harekete geçiyor? Korktuğumuz şey nedir?

Hadi gelin cesaretle bunun adını da koyalım.

‘Yahudi olarak damgalanma korkusu.’

Marksist olduğunu iddia eden bir yazarın verdiği en büyük zarar, 500 yıldan fazla birlikte yaşamış bir toplumun içine bu korkuyu düşürmektir.

* * *

Emin olunuz ki bu duygu ilerde yeni bir ‘iğneli fıçı ırkçılığının’ kaynağı olabilir.

İşte bu nedenle böyle zırvalara verilecek en güzel tepki, alaya almaktır.

Veya benim yaptığım gibi, hepimiz yüksek sesle ‘Evet ben Sabetayistim’ demeliyiz.

Böyle düşündüğüm için diyorum ki, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, bu zırvalıkları ciddiye alarak mektup yazmakla büyük yanlış yapmıştır.

* * *

Dün öğleden sonra Ahmet Hakan’la konuşurken, onun da bu konuyu yazdığını öğrendim.

Bir günde iki yazıyı buna ayırmak da fazla ciddiye almak anlamına gelecekti.

Ama dediğim gibi, benim ciddiye aldığım şey farklıydı.

Bizim önce bu duygunun iyi bir tahlilini yapmamız gerekir.

Yani diyorum ki, Abdullah Gül bir mektup da kendi iç dünyasına yazmalıdır.

http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~10@sid~9@nvid~5878 24,00.asp (http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid%7E10@sid%7E9@nvid% 7E587824,00.asp)


08.06.2005 Ahmet HAKAN
Ah Abdullah Bey ah http://www.hurriyetim.com.tr/images/trs.gif http://www.hurriyetim.com.tr/displayimage/0,,169513,00.jpg ahcoskun@superonline.com
İŞTE bunu yapmayacaktınız Abdullah Gül Bey...

Dünkü Milliyet’te manşetten yayınlanan haberde sözü edilen o mektubu yazmayacaktınız...
‘Yalçın Küçük, Abdullah Gül’ü kızdırdı... Gül, kitabında kendisinin ve eşinin Sabetayist olabileceğini öne süren Prof. Küçük’e sert bir mektupla yanıt verdi’ diye bir haberin yayınlanmasına neden olmayacaktınız...

Çoktandır çeşitli ortamlarda adı geçtiğinde ‘tatsız bir şaka yapılmış’ gibi acıklı bir şekilde güldüğümüz Yalçın Küçük’e bu ‘hayat öpücüğü’nü bahşetmeyecektiniz.

***

Gördünüz mü yaptığınızı Abdullah Bey?

O deli saçması ‘Tekeliyet 2’ adlı kitabın, gazete manşetlerine tırmanmasına neden oldunuz.

Böylece uzun zamandan beri reklamın ‘iyisi’ ile ‘kötüsü’ arasında ayrım yapmayan bir ‘manken kız’ edasındaki Hoca’yı sevinçli bir telaşa, tatlı bir heyecana sürüklediniz...

Şu ana kadar toplumun önde gelen 3456 kişisini ‘Sabetayist’ ilan eden Hoca, sizin bu gazlamanızdan sonra kim bilir kaç kişiyi daha ‘Sabetayist’ ilan eder, hiç hesap ettiniz mi?

Şunu anlıyorum:

Belki siz Yalçın Küçük dendiğinde ‘Aydın Üzerine Tezler’ ya da ‘Küfür Romanları’ gibi size pek dokunmayan ‘aykırı’ kitapları anımsıyorsunuzdur.

Ama Abdullah Bey, derenin altından o kadar çok su aktı ki!

‘Dikkat çekmek’ diye bir hastalığa düçar olan Hoca, artık sizin bildiğiniz ‘sevimli haşarı çocuk’ değil.

Hocamızın durumu şudur:

Eskiden herkese sevimli gelen haşarılıklarının artık kimse tarafından ‘sevimli’ bulunmadığını fark edince tehlikeli oyunlar oynayarak eski güzel günlere dönmek isteyen bir türlü büyümemiş tipler vardır ya...

Hoca bugün işte bu durumdadır.

Hani Can Yücel, ‘Ne kadar rezil olursak o kadar iyi’ diye bir dize patlatmış ya...

İşte orada tarif edilen gibi bir şey...

***

Abdullah Bey...

Ülkemizin İslamcısı da, solcusu da, sağcısı da, ülkücüsü de, Kemalisti de maalesef ‘köken avcılığı’ adı verilen işe çok meraklıdır.

Çünkü bu memlekette adamın biri için ‘O Sabetayisttir’ diye bir balon uçurdunuz mu, iki şeyi garantilersiniz:

BİR: Bütün kulaklar size çevrilir.

İKİ: Sabetayist ilan edilen adamla ilgili yıkılmaz bir önyargı duvarı örülmüş olur.

Kimse çıkıp da ‘Bize ne kardeşim adamın kökeninden? Sen adamın izlediği siyasete baksana! O Sabetayist, bu Sabetayist! Peki memleketi batırmış nice Sabetayist olmayan adam ve kadın için ne diyeceğiz’ diye haykırmaz.

Çünkü bizim gibi memleketlerde en sağduyulumuz bile temel sorunlar hakkında esaslı siyasal analizler yapmak yerine olup biteni komployla açıklama kolaycılığına yatıverir.

‘Geri kalmışlığımız’ üzerine ortaya atılması gereken tezlerden biri de bu olmasın?

Neyse...

***

Abdullah Bey...

Şunu bilesiniz ki Yalçın Küçük, sadece sizi ve eşiniz Hayrünisa Gül’ü değil, Tarkan’dan Ata Demirer’e, Kaleci Rüştü’den Cem Yılmaz’a, Gülse Birsel’den Yılmaz Erdoğan’a birçok ismi ‘Sabetayist’ ilan etmiştir.

Hoca’nın gözü o kadar dönmüştür ki, bu satırların yazarı ‘fakir’ bile Sabetayist ithamından payına düşeni almıştır.

Evet, ‘Bozok Yaylası’nın bağrından kopup gelmesine rağmen bu ‘fakir’ de Yalçın Küçük tarafından ‘Yahudi’ ilan edilmiştir.

Hem de şöyle bir akıl yürütmeyle:

‘Hakan ‘Tagan’dan gelir. O halde Ahmet Hakan Yozgat İbranisidir’ falan filan...

Peki bu saçmalık karşısında biz ne yaptık?

Tabii ki güldük geçtik.

Ah Abdullah Bey ah...

Keşke siz de öyle yapsaydınız.

Ah keşke, ah keşke...

deryatulga
27.06.06, 03:25
Yalçin Küçük’ün yazdiklarina bir-iki ilave ve düzeltme yapayim. 1946’da Missorui ile cenazesi getirilen Baydur degil, Münir Ertegün’dür. Ahmet Ertegün’ün babasidir. Ahmet Ertegün, sadece lobici degil, ayni zamanda 500. Yil Vakfi kurucusu üst düzey bir mason ve Sabetaycidir. Missouri geldiginde su hala söylenen Abanoz sokaginin boyanmasi rezillikleri olmustur. Yalçin Küçük yanlis hatirliyor. Gazi Yasargil’in oglu Can’in ismi Can Yücel’den geliyor. Güler Yücel’in esinin ölümünden sonra anlattiklarina göre, Gazi Yasargil, Can Yücel’in en sevdigi arkadasiymis.
Yalçin Küçük’ün dostu Hüsnü Göksel eger Ahmet Ertegün’ün enistesiyse yani Münir Ertegün’ün damadiysa, Yalçin Küçük dostunun ismini çok sevdigi isim-bilimle bir incelesin, sonra da ABD kariyerine de bir baksin bakalim.

deryatulga
21.09.06, 17:07
Grup seks SABETAYİZMİN EMRİ!
Yazar Yalçın Küçük bu kez yazdıkları ile Türkiye'yi ayağa kaldıracak. Son kitabını Türkiye'deki Sabetayistlere ayıran Küçük, kitabının hem ismi hem de içeriği ile olay yaratacak.

"Sabetayizm ve Grup Seks" isimli kitapla ilgili röportaj veren Yalçın Küçük, Türkiye'deki Sabetayistleri açıklıyor. Yazarın iddiaları sanat dünyasında da büyük yankı bulacak. Çünkü Küçük'e göre, Hülya Avşar Sabetay Sevi'nin propagandisti.

http://www.internethaber.com/images/news/15487.jpgÜnlü yazar bu iddiasını şöyle açıklıyor;
"Ben Hülya Avşar'ın İbrani ve Sabetayist olabileceğini hiç aklıma getirmezdim. Bir gün, "Kaya usturuplu zina yapıyor" dedi. Bu tipik Sabetay'ın emridir; "Zina yapın ama usturuplu yapın." Sabetay Sevi'nin emirlerinde "free love" yoktur. Ama bu vardır; "Yapın, hissettirmeyin."

Hülya Avşar'ın aile temelini altüst ettiğini savunan Yazar, magazin sayfalarına yansıyan Ali Güven ilişkisini de bir kamuflaj olarak niteliyor. "Zavallı Kaya boşanmak istiyordu" diyen yazar şöyle devam ediyor; "Oligarşi engel oluyordu. Çünkü onun evli görünmesi bazılarının işine geliyordu. Ali Güven'i de herkes tanıyormuş Türkiye'de. Ne işi var, ne gücü... O şu anda Hülya http://www.internethaber.com/images/news/15488.jpgAvşar'ın esas ilişkisini kamufle ediyor." Yalçın Küçük'e göre bu gizli ilişki de Sabetay cemaati içinden...

SABETAYİST OLAN ÜNLÜLER
Yalçın Küçük'e göre ünlü model Deniz Akkaya da bir Sabetayist. Yazar, Akkaya'nın Çerkes ve İbrani asıllı olduğunu savunuyor. Listede; Mustafa ve Yılmaz Erdoğan, Gülben Ergen gibi bir çok ünlü var...

GÜNAH ARTINCA MESİH GELECEK

Yalçın Küçük'ün kitabındaki asıl ortalığı karıştırıcak iddialar ise Sabetayistlerin yatak odalarıyla ilgili. Küçük'e göre, grup seks Sabetayizmin emri. Bunun nedenini de şöyle açıklıyor Küçük;
"Sevi'nin emridir. Yoksulluk arttığı zaman devrim olacak. Günah artınca Mesih gelecek, kurtuluş olacak. Günah işleyerek kurtulma Sabetayizm'in temel dinsel khttp://www.internethaber.com/images/news/15489.jpgurallarından birisidir." Yalçın Küçük'e göre, Sabetayistler bu nedenle grup sekse yöneliyorlar. Buna delil olarak da 21 Mart'ı 22 Mart'a bağlayan gece kutlanan "Kuzu Festivali"ni gösteriyor. Yalçın Küçük'e göre, bu özel günde "İki çift; Doğu dinlerinde olduğu gibi baharda süslenir, yemek yerler. Sonra da eşler değişilir."

Yalçın Küçük'ün Sabetayistlerle ilgili daha bir çok iddiası ve tespitleri de var. İşte bunlardan bazıları;

-Sabetayist isimleri biseksüel isimlerden seçiliyor.
-Sabetayistler de aşk evliliği olmuyor.
-Türkiye'deki Sabetayistler'in hepsi zengin ve ünlü,
-Sabetayistlerin üçte biri Türkiye'ye sadık, diğerleri İsrail'in güvenliğini Türkiye'ninkinden daha çok önemsiyor.
-İbrani asıllı olmayan Türkiye'de Dışişleri bakanı olamıyor.


(Kaynak; Tempo)

deryatulga
26.10.06, 05:00
26 Ekim 2006 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Ahmet HAKAN ahmethakan@hurriyet.com.tr (ahmethakan@hurriyet.com.tr)

http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/131b.jpg Bir skeç kahramanı olarak Yalçın Küçük


ÖZELEŞTİRİMİ veriyorum:

İlk gençlik yıllarımda Yalçın Küçük’ü biraz ciddiye almıştım.

Durun, hemen "Yuh yani" falan demeyin.

Çünkü iki "baba" gerekçem var:

BİR: O zamanlar komplo teorisi denilince elektriklenmesiyle meşhur bir camianın içindeydim.

İKİ: İlk gençliğimde etrafımdakilerin gazına çabuk gelirdim.

Ancak...

Ne zaman ki "Hoca"nın, "Aydın Üzerine Tezler" adlı beş ciltlik kitabıyla haşır neşir oldum, durumu çaktım:

Karşımızda "serbest çağrışım" metodu kullanarak "dikkat çekme"ye çalışan bir "erken dönem Televole bilim adamı" vardı.

Maksat, "Okudunuz mu? Yalçın Küçük neler yazmış" dedirtmekti ve doğrusu bu işi Hülya Avşar’dan çok daha iyi kıvırıyordu.

Düşünün: 70’lerden falan söz ediyorum!

***

Sonra?

Daha fazla dikkat çekmek isteyen "Hoca", Öcalan’a yamandı ve bir "Apo Bey dostumuz" dönemi başlattı.

Baktı ki "Apo Bey"den hayır gelmiyor, bu sefer memleketin potansiyel olarak en elektrik yaratacak mevzuunu buldu:

Sabetayizm avcılığı!

Hoca kendinden ve alacağı tepkiden o kadar emindi ki, bu işi sersem bir "isim-şehir" oyununa indirgemişti.

Beklediği de oldu: Bu "sersem oyun" müthiş tuttu!

Nasıl tutmasın ki?

Bu memlekette avanak milliyetçisinden kifayetsiz İslamcısına, köken avcılığına merak sarmış solcusundan şaşkın yarı okumuşuna kadar büyük bir çoğunluk şuna inanabiliyordu:

"Temel sorun kimin hangi kökenden geldiği sorunudur."

Böyle bir memlekette Yalçın Küçük "tutturmayacak" da kim "tutturacak"?

Böylece herhangi bir Batı ülkesinde "çatlak profesör" falan diye ti’ye alınması kaçınılmaz olan Hoca, memleketimizde iş yapabildi.

***

Son durum şudur:

"Ne versek gidiyor" kıvamına girmiş olan "Hoca", artık işi iyice şova dökmüş durumda.

Geçen akşam Sky Türk’teki şovunu izledim.

Manzara şöyleydi:

"Reyting Hamdi" ile "Dikkat Şahan Çıkabilir" arası bir kıvam.

Erman Hoca ile Şansal Abi tadında bir söyleşi.

Hele Hoca’nın el çırparak bir sıçrayışı var ki, ben hayatımda böyle "tadından yenmez" bir hareket görmedim.

İzlediğim bölümde Hoca, kırmızı atkısını sallayarak, "Orhan Pamuk’un son kitabının adı ne? Kırmızı! Peki kırmızı nedir? Önemli bir Yahudi kabilesinin bayrak rengi" dedi ve ardından da "Biz beş taş oynamıyoruz burada, üçkáğıtları çözüyoruz" diye haykırdı.

Tabii ben de kendimden geçtim!

***

Bütün bunları biraz da Mazhar Alanson’un dünkü Kelebek’te yayınlanan söyleşisinden yola çıkarak yazdım.

Çünkü gördüm ki yalnız değilmişim!

İşte Mazhar Alanson da Yalçın Küçük’ün kendisiyle ilgili olarak "Gizli Yahudi" falan demesine kafayı hiç takmamış.

Tutmuş, patenti Can Yücel’e ait olduğu sanılan o ünlü vecizeyi, yani "Yalçın Küçük’tür ama mide bulandırır" vecizesini hatırlatarak kafasını bulmuş, ötesine de geçmemiş.

Bu tutum tam isabettir!

Unutmayalım ki:

Artık bir "skeç kahramanı" haline gelmiş olan "Hoca" ile ancak bu şekilde mücadele edilebilir.

deryatulga
08.11.06, 19:59
Mehmet Kamis/Zaman

Son yıllarda Türkiye'de bir Sabetaycılık tartışması aldı başını gidiyor. Tartışmalar akıl ve muvazenesini kaybetmiş durumda. Ve herkes, bu konunun uzmanı.

Birisinin Sabetaycı olduğunu nasıl anlarsınız? Ortalıkta Sabetayist uzmanı olarak geçinen bazılarına göre bunun farklı yöntemleri var. İsminden anlayabildikleri gibi, soyisminden, kaş yapısından, göz süzmesinden, ayakkabı markasından şıp diye birinin Sabetaycı olduğunu anlayabilecek kadar işinin ehli(!) uzmanlarımız var. Bildikleri birkaç kelimelik bilgiyle, tartışmanın göbeğine öyle bir dalış yapıyorlar ki insan niyetlerinin ne olduğunu anlamakta zorluk çekiyor. Acaba diyorum kendi kendime; cahil cesaretiyle mi konuşuyorlar, yoksa olayı sulandırmak için mi böyle davranıyorlar?
Osmanlı'daki din değiştirmeler konusu öylesine derin ve girifttir ki bunu kamuoyu önünde kulaktan dolma bilgilerle tartışmak, bizleri çok yanlış yerlere götürebilir. Bilindiği gibi Osmanlı'da gayrimüslimler devlet kademelerinde, özellikle askeriyede görev alabilseler bile yükselemiyorlardı. Yükselebildikleri tek alan tıp ve eczacılık alanlarıydı. Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar gibi dünyanın en karışık coğrafyasında varlığını sürdüren Osmanlı Devleti içinde, etkin yerlere gelmek isteyen pek çok gayrimüslim, din değiştirmiş ve devlette yükselebilmek için önlerindeki en önemli engeli kaldırmışlardı. Osmanlı'nın son dönemlerinde dinin sosyal hayattaki etkisinin azalmasını da fırsat bilen bu kişiler, sadece isimlerini değiştirip günlük hayatlarında hiçbir değişiklik yapmadan, devlette yükselmenin yolunu bulmuşlardı.
Bugün kamuoyunda sadece kökleri Yahudi olup da din değiştirenler, yani sadece Sabetaycılar tartışılıyor. Oysa din değiştirmek, Osmanlı'nın son dönemlerinde bütün gayrimüslimler arasında sıkça görülen bir olaydı. Dinin sosyal hayatta ciddi oranda zayıflaması gayrimüslimler içinde din değiştirdiğini söyleyenlerin sayısını çokça artırmıştı. Mesela Giritli Sırrı Paşa ve Hekim İsmail Paşa, Müslüman olduklarını açıklayarak paşalığa kadar yükselmişlerdi. Aslen her ikisi Rum'du. Bu paşaların soyundan gelenler, gerek Osmanlı döneminde gerekse Cumhuriyet döneminde çok etkili olmuş ailelerdir. Söz konusu bu paşaların ne kendi hayatlarında ne de kendisinden gelen torunlarının ve hatta onların torunlarının hayatlarında dinin neredeyse hiçbir ağırlığı olmamıştır.
Osmanlı yönetici sınıfında Batılılaşma eğilimlerine ivme kazandıran "Les Turcs Anciens et Modernes" isimli kitabın yazarı ve çağdaş Türk milliyetçiliğinin kurucularından biri sayılan Mustafa Celaleddin de Polonya asıllı bir subaydı. Başarısız bir darbe girişiminden sonra Osmanlı ülkesine sığınan Yüzbaşı Polkozic Borzecki Müslüman olduğunu açıkladıktan sonra, Mustafa Celaleddin ismini almış ve Türkler arasında Batılılaşmanın yaygınlaşması konusunda çok ciddi gayretleri ve etkisi olmuştu. Nazım Hikmet'in de dedesi olan bu zatın soyundan gelenlerin Müslümanlığı da sadece nüfus kağıdında kalmıştı. Daha önce de yazmıştım; Polonya büyükelçiliğinin internet sitesi aslen Polonyalı olup daha sonra din değiştirip Osmanlı Devleti içinde paşalığa yükselen 72 kişinin ismini sayıyor. Yani din ve isim değiştirme sadece Yahudilerin başvurduğu bir yöntem değil.
Ayrıca Yahudilerin din değiştiriyormuş gibi yapması sadece Osmanlı coğrafyasına has bir şey de değil. Avrupa'da Maranistler ve Frankistler tıpkı bizdeki Sabetaycılar gibi sadece şekil olarak Yahudiliği terk etmişler ve Hıristiyan olduklarını açıklamışlardı. Tarihi ve sosyolojik olaylar ışığında gerek Yahudilerin, gerekse Rum, Ermeni ve hatta Polonyalıların böyle bir şeyi neden yaptıklarını; geçmişteki olayların günümüze nasıl yansıdığını, bir sonraki yazıda biraz daha detaylı ele almakta fayda olur diye düşünüyorum.

01/11/2006


Gilles Veinstein'in yazdığı ve İletişim Yayınları'ndan çıkan 'Selanik' isimli kitapta diğer adı Joseph Nehama olan Pierre Risal'a göre 19'uncu yüzyılın sonlarıyla 20'nci yüzyılın başlarında Selanik, Osmanlı Devleti'nin en az Müslüman barındıran büyük kenti değil aynı zamanda en az Türk olan şehriydi.
Nüfusunun yüzde 54'ünü Yahudiler oluşturuyordu. Yahudiler bu şehri Ortadoğu'dan ilk çıkartıldıkları zamanlar mekân edinmişler; ancak asıl yerleşmeleri 14'üncü yüzyılın sonlarında İspanya'dan kovulmalarından sonra olmuştu. İspanya'nın baskısından kaçan Yahudiler kendilerine kucak açan Osmanlı Devleti'nden yerleşim yeri olarak özellikle Selanik'i istemişlerdi.
Yahudilerden sonra en önemli nüfusa sahip grup Avdetilerdi. Yani bugünkü adıyla 'dönmeler'in nüfusa oranı ise yüzde 11'i buluyordu. Onların bu şehri mesken tutmaları ise Mesihlik iddiasında bulunan Sabetay Sevi'nin Müslüman olduğunu beyan etmesinden sonra olmuştu. Padişah, Sabetay Sevi'nin canını bağışlamış; ama müritleriyle birlikte yaşadığı İzmir'den Selanik'e sürmüştü. Ve Avdetilerin büyük bölümü bundan sonra, burada yaşayacaktı. Müslüman Türklerin bu şehirdeki oranı ise sadece yüzde 9'du. Risal, aynı kitapta Türklerin nüfusunu 15 bin olarak veriyor. Buna göre Avdetilerin yani dönmelerin nüfusu ise 18 binden fazlaydı.
Eskiden herkesin rengi, dili, dini belli idi ve herkes kendi kimliğinde o günün şartlarına göre özgürce yaşayabiliyordu. Osmanlı'nın yıkılmasından sonra her şey allak bullak oldu. İmparatorluk, küçük ulus devletçiklere bölündü. Ancak ülkenin demografik yapısı buna hiç uygun değildi. Anadolu'da Müslümanlarla birlikte Rumlar ve Ermeniler, Balkanlarda ise büyük oranda Müslüman Türk nüfusu yaşıyordu. Ulus devletlerin oluşabilmesi için Balkanlardaki Müslüman Türk nüfusu Anadolu'ya getirildi. Rum ve Ermenilerden neredeyse arındırıldı. Balkanlardaki Müslüman Türk nüfusunun yanında yukarıda belirttiğimiz dönmelerin de neredeyse tamamı Türkiye'ye geldi. Türkler ve Rumlar dünya coğrafyasının belki hiçbir yerinde görülmemiş bir şekilde mübadeleye ve göçe zorlandı. Anadolu içinde yaşayan Ermeni ve Rumlar yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan ya ayrılacaklar ya da isim değiştirme yoluna gidip Müslüman olmuş gibi yapacaklardı. Rum ve Ermenilerin büyük bir bölümü bu topraklardan göçmek zorunda kaldı. Göçmek istemeyenler, özellikle de Ermeniler isimlerini değiştirdi. Mübadelelerden sonra istatistikî olarak Türkiye'nin nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olarak görülürken Selanik ve çevresinden gelen Sabetaycı nüfus ile Anadolu'yu terk etmek istemeyen Ermeni nüfus da bu oranın içinde yer alacaktı. Anadolu'nun dindar genel çoğunluğu, bu çift kimlikli insanlardan her zaman çekindi ve onlara soru işaretiyle baktı. Bu kişilerin Müslüman kimlikleriyle devletin ve medyanın etkili yerlerinde kendilerinin aleyhine davranmasından ciddi biçimde rahatsızlık duydular. Öyle ya, yüzyıllardır Müslüman Türk nüfusa karşı hiç de iyi olmayan duygular besleyen bu kişiler, devletin çok etkili yerlerine geldiklerinde ellerindeki bu gücü, dindar çoğunluk aleyhine niye kullanmasınlardı ki? Ancak bu nesep konuşmalarının, soy sop tartışmalarının kamuoyu önünde yapılması son derece yanlış bir şey. Birincisi, çift kimlikli yaşamaktan bıkmış ve bu yüzden toplum içinde asimile olmak isteyen, geçmişiyle bütün köprüleri koparıp atan, bu inançlarını çocuklarına bilinçli olarak aktarmayan ciddi bir nüfus var. Bu tartışmalar onların asıllarına dönmelerine sebep oluyor. İkincisi ise Müslümanlık herkesin muhatap olduğu bir din. Yani insan dönme bir aileden gelmeyi kendi belirleyemez. Ancak sonradan gerçekten Müslüman olabilir. En azından buna hakkı vardır. İnsanların aile şecerelerini kamuoyuna ifşa etmek onların nesebinden gelecek herkesin Müslüman olabilme hakkını elinden alıyor. Üçüncüsü her önüne gelene nesebiyle ilgili laf edenler, belki bilerek belki de bilmeyerek konunun iğdiş olmasına sebep oluyor.

08/11/2006

Kaiser-i
10.11.06, 04:03
demek türkiyemizde,
prof olmak bile,
insana basiret konusunda hic ilerleme saglamiyor,

yazik bu DÜSÜNÜRLEIMIZE

daha kendi komplekslerinden kurtulamamis zavallilar,

bu insandan, baska insanlara netür hayirlar gelir, cok merak ediyorum.

deryatulga
10.11.06, 12:01
demek türkiyemizde,
prof olmak bile,
insana basiret konusunda hic ilerleme saglamiyor,

yazik bu DÜSÜNÜRLEIMIZE

daha kendi komplekslerinden kurtulamamis zavallilar,

bu insandan, baska insanlara netür hayirlar gelir, cok merak ediyorum.

Öyle oldugu icin profesör yapilmadigi ne malum?

Kaiser-i
11.11.06, 02:37
cok degerli YÖKÖkÜzümüzün sessiz kalmasi da zaten sizin düsüncenizi tasdikler nitelikte.

Birtakim cevrelerin kumandasindaki prof lerimize üzülmemek elde degil. Ama kime üzüleceksin? her tarafda yangin var!

Pädagojik egilimini, Genclerin Ufkunu daraltmaya adamis bu zavallilar, bir gün tarih önünde hesab verecekler.

Benim icim genclerimize yaniyor,
o zamana kadar verecegimiz zayiatlarin,
gelecegimizin mimarlarini fazla etkilememesi icin dua etmek lazim, veya calismak!!!

deryatulga
24.04.07, 22:27
evet. erol güngör ziya gökalpe "biraz" muhalif olmustur hep. belki kendi özel dünyasinda cok daha fazla muhalif olsa da. bunu toplum önünde fazla genisletmemisti.




burada bir üniversite hocasi(e.güngör) ile diger bir "hoca"(y.kücük) bahis konusu olunca karistirmak istemiyorum.

Atatürk düsmani olan yalcin kücük isimli olani degil mi?

"Biz bize benzeriz demek cehalet ve caresizliktir!" türünden laflar eden Yalcin Kücük. Bir ara da okulda kendi aldigi notlarin Atatürk'ten daha iyi olduguna kafayi takmisti.

eyup_gokhan
25.04.07, 00:17
Erol Güngör notlarim bir yerlerde olacak, bulursam ben da tartismaya katilirim. Ancak pesinen sunu söyleyeyim, bilim adami hocasina saygidan da olsa bilimsel celiskiyi sineye cekmez. Erol Güngör'ün "Yasar ne yasar, ne yasamaz!" tarzindaki Gökalp tiplemesi beni hic ama hic acmamisti. Ha bir de ilginctir, Erol Güngör neredeyse 40 yil önce eopeyce hakli olarak "Bugünkü genc nesil vekar sözünün anlamini bile bilmez!" dediginde büyük deha Yalcin Kücük Osmanlica lugatlerde bu kelimenin gectigini kanitlayarak rahmetliyi yalanci cikartmisti. Erol Güngör zaten kendisinin isim vererek en cok ugrastigi bir kac kisiden biridir. Bunlardan bir digeri de Atatürk'tür ama bu Yalcin Kücük'ün bugünkü fasist darbeci hamilerini hic irgalamamaktadir. Boru degil "Biz bize benzeriz demek, cehalettir" "Kemalizm bir caresizligin adidir!" diye buyurmustu hocam. Baska Forumlarda havlamaktan bikmayan bazi sözüm ona Atatürkcülerin gözüne sokmak lazim ama, ondan bile anlamazlar!

Yalcin kücük'ün su siralar kimlerle "takildigini" bir ara anlatirim size. Cifte mi gidiyor, okeye mi donuyor anlamadim ama dedigniz gibi das kapital'den mein kampf'a gectigi kesin.

Erol Güngör'e ise biraz daha insafli yaklasmak lazim hocam. Mustafa Armagan ile Istanbul'da bunun tatli bir tartismasini yapmistik. Kitabinda Güngör'ü de baticilar kervanina katmis. Adam baticilik-batililasma kavramlarinin "elhamdülillah Müslümanim" dan hemen sonra kullanildigi yillarda dogrudur, batililasmayi rüsvet-i kelam nevinden kullanmistir ama tüm eserleri batici-inkilapci taifeye reddiye niteligindedir.

Ayrica milliyetcilik denince tabu olarak kabul edilen belkide ilk üc isimden biri olan Ziya Gökalp'e "o taraf" tan ilk adam akilli itiraz Güngör'den cikmistir ki, kapiyi aralayan Güngör'dür, son giren cikan cok olmustur. Sohbetlerine istirak edenlerden Gökalp'e nasil net itirazlari oldugunu dinlemisimdir...

mirican
07.10.07, 02:02
Yalcin Kücük hakkinda ne düsünüyorsunuz?
Kitaplarindan (mesela Caligula yada Sirlar) okuyanlar varmi?

Burda söylediklerine ne kadar katiliyorsunuz?

http://www.youtube.com/watch?v=VfZibWId0G0&mode=related&search=

http://www.youtube.com/watch?v=-6ct-OTTR4Q&mode=related&search=

deryatulga
07.04.08, 15:30
Küçük'ün maskesini indiren analiz
Önder Aytaç & Emre Uslu / Taraf

Ulusalcılık ve Yalçın Küçük

Doğu Perinçek'in Öcalan'a gül verirken çekilen fotoğrafı çok tartışıldı. Bu günlerde televizyon televizyon dolaşıp kafasında Atatürk'ün kalpağıyla ulusalcılık ve Kemalizm fetvaları veren Yalçın Küçük'ü de tartışmaya açma zamanı geldi ve hatta neredeyse geçiyor. Hayır, söylediklerini ciddiye aldığımızdan değil; onu ciddiye alan Kemalist safoşları uyarmak istiyoruz. Buyurun, Yalçın hocanızın 1993 yılında Abdullah Öcalan ile yaptığı söyleşinin sonucunda “Diriliş Öyküsü” adıyla yayımlanan kitabında Öcalan'a sorduğu sorulardan bir demet. Hoca'nı Kemalizm ve Türklük hakkındaki görüşlerine bayılacaksınız

“Sizi çok sağlıklı, çok da güzelleşmiş gördüm. Bütün bu gürültülere, savaşa rağmen herhalde içiniz rahat olmalı. Gerçekten sizi çok iyi gördüm” (s.10)

“Sevgili Başkanım, … Mücadele sürüyor, savaş devam ediyor. Ama, geçen yaz hem Halkın Emek Birliği için hemde Bochum'daki Uluslar arası Festival için gittiğimde şunları söyledim: “Harran'ın altında kanallar açılıyor, üstü yeşerecek. Bu güzel ama PKK ve özellikle lideri APO Kürt insanını başında gül bahçesi açtırıyor” dedim.” (s.10)

“A.Ö. Evet, o cümleniz hayli anlamlı geldi. Ayrıca şöyle de yazmıştınız: “Apo kardeşim Kürdistan insanının beynine bir buldozer gibi giriyor ve orada gül bahçesi kuruyor, bin gül açıyor.” (s.10) “Ben de yazdığım kitapta “Kürt başkaldırısı Bedirhan isminde bir prensle başladı, orada yoksul bir Kürt çocuğunun liderliğine geldi, şimdi halk emekçi bir Kürdün liderliğinde büyüyor” diyorum” (s.28)

“Efendim, PKK'nın Kürtlüğe bakışı, diğer ulusal hareketlerden ve bir de diğer Kürt hareketlerinden farklıdır. … Yani sizin yönetiminizdeki PKK'nın Kürtlüğe bakışı, diğer bütün ulusal hareketlerden farklıdır. Kemal Paşa'da Türklüğü abartma var. Veya abartma denmese bile, en azından olduğu haliyle kabul etme, dönüştürmeme var. Benim PKK'de gördüğüm, devlet mahkemelerinde, panellerde de söylediğim nokta, “PKK ve lideri Abdullah Öcalan Kürtlüğü değiştirerek yükseltmek istiyor. Bu yüzden de çok eleştiriyor” ifadesidir. Bu sizin önemli bir ayrılık noktanızdır. Ve her zaman bunun övgüyle kaydedilmesi lazımdır.” (s104)

“Peki sevgili Başkanım, … bana göre de 1920'de Kemal Paşa, o lider kadrosu içinde en geride olan insandı, ama çeşitli nedenlerle başkanlığı aldı. Ve sonunda 1925-26'lardan sonra ve 1930'lı yularda Kemalizm denilen yüzeysel, bir zaman için işleyen bir sistemi ortaya koydu ve bir müddet için Kürtlüğün üstünü örttü. … Şimdi buraya geldiğimizde bu Kemalizm'in bana göre arabesk bir yanı vardı. Arabeskten kastım şu: Arap dünyasında her şey yüzeyseldir, bütün figürler derinliği olmayan figürlerdir. Kemalizm'i de felsefi anlamda belki arabesk bir ideoloji olarak düşünebiliriz. …Ben PKK'ye ve sizin hareketinize baktığımda bunun birçok özelliğini görüyorum. Sizin deyiminizle dağılan bitmek üzere olan Kürd'ün yükselmesi anlamda insanlık bayrağını eline alışını görüyorum. Diğer bir yanı, bölgede insanına yönelik bir başlangıç olarak görüyorum.” (s.106)

“Cumhuriyet 1920'lerde kuruldu, hangi tehditlerle karşılaştı? 1945'de Sovyet tehdidiyle karşılaştığı iddia edilir. … Bu ABD'nin kucağına gitmek için Kemalizm'in uydurduğu abarttığı bir tehdittir. Yine 1960'lardaki 27 Mayıs çıkışını Kemalizm'in kendi içindeki yenilenmesi olarak düşünebilriz. … Şimdi bütün bunların ötesinde benim görebildiğim PKK'nın bu devleti sarsan bir yanı var. Çünkü bu, sadece şu anda egemenliği altında olan Kürdistan'da sarsmıyor. Genelkurmay Başkanı, diğerleri, bu sarsıntının İzmir'de Konya'da, Bursa'da İstanbul'da hissedilmesinden korka oldular.” (s.108)

“Çünkü yaşadığımız şu anda, Türk kimliği gittikçe kaybediliyor. … Kürtlüğün yükseldiği kimliğini bulduğu noktasıdır. Türklük ise kimliğini hızla kaybediyor. Türk olarak hiçbir şey kalmıyor. Hep taklitçi! Kemal Paşa Fransızları taklit etti. Şimdiki yönetimde de her şey Amerikan taklidi oluyor. İnsanlar kadınları, sevinmeleri, ağlamaları, her şey taklitçi, Türk kimliği gidiyor. Ve müthiş bir fahişelik yer ediniyor. Türkiye'de en fazla vergiyi bir kerhaneci kadın ödüyor. Vehbi Koç'ların Sabancı'ların, en büyük zenginlerin hiçbir değeri kalmadı. Bakın büyük bir kontrast. Yani ben Türklüğümden artık utanç duyuyorum. “Kardeşlik” diyorsunuz. Kürtler o kadar yükselecek, Türkler yerin dibine girecek! Ne kardeşliği olabilir bu?” (s.110)

Elbette Yalçın hoca da değişmiştir. Buna inanıyoruz da, bunlar değişme tekelini de ellerinde bulunduruyorlar. Onlara göre herkes değişebilir ama AKP'liler asla. Onların gizli ajandası var.

deryatulga
27.06.08, 15:57
Yalçın Küçük'den futbol şov!
27 Haziran 2008 Cuma 12:48
Aykırı tespitlerin adamı Yalçın Küçük yine döktürdü. "Turkuaz İsrail üniforması" dedi, Terim ve Rüştü'ye de verdi veriştirdi.
İNTERNETHABER

Onun için "dilinin kemiği yok" demek yerinde... Prof. Dr. Yalçın Küçük'den söz ediyoruz... Bu kez futbol ve milli takım üzerine konuştu. Coştukça coştu ve Fatih Terim'in futboldan anlamadığı kanaatine vardı. Ona göre Rüştü de bir kaleciden çok kovaya benziyor.

İşte Odatv'ye verdiği söyleşiden inciler;

FATİH TERİM FUTBOLU BİLMEZ : Fatih Terim için de söylediğim; futbolu bilmez. Futbolu bilen konuşması da yok. Ben futbolcularıma inanç verdim diyor. Hangi tarikatın inancını verdiğini biliyoruz, tesadüfendir, başka güçler tarafından getirilmiştir ve talihi de öyle gidiyor. Futbol bilmez, öğrenmeyi bilmez, bir tek çalım bilir. Onu da ağzıyla yüzüyle yapar. Bu takımın kazancında Fatih terim’in zerre kadar rolü olduğunu zannetmiyorum.

KALECİ RÜŞTÜ MİLLİ KOVA : Kaleci Rüştü, Milli kova! Ne demek kaleci? Kalecinin birinci görevi boyunun, posunun, bilmem nenin olması değildir; yer tutacak. Bu son maçta da, bir kaleci çıkıyor öyle dolaşmaya gidiyor. O zaman karşı taraftan birisi eline topu geçiriyorsa, kalenin yakınında gol atıyor. Ben onun için Milli kovadır dedim, bu da kabul görüyor. Geziyor orada, çıkıyor niye çıkıyorsun? Aklı yok ki. Öyle kalecilik olur mu? Sen niye kaleni bırakıp, adı üstünde sen kaleyi bekleyeceksin.

BİZDE AKILLI KALECİ YOK: Böyle bir şey ki, öbür çocuğu da ilk defa izledim. O da onun yolunda, Volkan galiba. Bizde kaleci, ciddi, akıllı adam yok. Bunların hiç birinin zaten Fatih Terim’in olduğu bir yerde, tek seçici olduğu yerde, orada bir tek akıllı futbolcu olmaz.

TURKUAZ İSRAİL ÜNİFORMASIDIR : "Bir de turkuazmış; turkuaz rengi pembeye yakın bir renktir. Turkuaz diye bir taş vardır, ha siz bunları yaparak, ‘beyaz – mavi’ye getiriyorsunuz, o da İsrail’in üniformasıdır, İsrail’in bayrağıdır. Taksit taksit, buradan yararlanarak, Türkiye’yi İsrailleştiriyorsunuz."

FATİH TERİM SEN İMAM MISIN : Sen kimsin? Sen tarikat şefi misin? Neye inançlı yetiştirdin? Futbola iyi bir taktik, kimse söyleyemiyor ki, Fatih Terim şu taktiği uyguluyor, şu yöntemi yapıyor. Sen kimsin? İmam mısın? Hangi tarikatın adamısın? Ben çocuklarımı inançlı adamışım, sen kimsin? Sen hangi futbolu biliyorsun ki? Ben mesela bunları söyledim, kaç sene İtalya’ya gitti, hiçbir iş yapamadı, kovuldu. Niye gitti İtalya’ya? İtalya’da o sırada Türkiye ile araları bozulmuştu, burada popüler bir adamı götürdüler.

muslumce_lady
28.06.08, 06:14
Yalçın Küçük'den futbol şov!
27 Haziran 2008 Cuma 12:48
Aykırı tespitlerin adamı Yalçın Küçük yine döktürdü. "Turkuaz İsrail üniforması" dedi, Terim ve Rüştü'ye de verdi veriştirdi.
İNTERNETHABER

FATİH TERİM SEN İMAM MISIN : Sen kimsin? Sen tarikat şefi misin? Neye inançlı yetiştirdin? Futbola iyi bir taktik, kimse söyleyemiyor ki, Fatih Terim şu taktiği uyguluyor, şu yöntemi yapıyor. Sen kimsin? İmam mısın? Hangi tarikatın adamısın? Ben çocuklarımı inançlı adamışım, sen kimsin? Sen hangi futbolu biliyorsun ki? Ben mesela bunları söyledim, kaç sene İtalya’ya gitti, hiçbir iş yapamadı, kovuldu. Niye gitti İtalya’ya? İtalya’da o sırada Türkiye ile araları bozulmuştu, burada popüler bir adamı götürdüler.


söhret istiyorsan Ahmet cakar gibi bikini giymeye kalk.Ona buna agzini bozarak iyi bir söhret kazanamazsin.Bilmekten ziyade konusabilmek daha önemlidir.Yapici konusmayacaksan hic konusma.zira herkes kolayca yikar,asar keser ama adam gibi adam olan birseyleri kirip dökmez tamir eder.Allahin bunagi diyesi geliyor insanin.o akilsiz dedigin futbolcular bu ülkenin adini tüm dünyaya duyurdu, sen ne yaptin bu ülke icin oturdugun yerden bos bos konusuyosun...insanların 10-15 yillik emegini bu gibi adamlar ettikleri hakaretlerle cöpe atamaz.dikkate almaya degmez....

LION
20.07.08, 19:50
http://medya.zaman.com.tr/2008/07/19/yalcinkucuk.jpg

http://medya.zaman.com.tr/2008/07/19/yalcinkucuk1.jpg

http://medya.zaman.com.tr/2008/07/19/yalcinkucuk2.jpg

http://medya.zaman.com.tr/2008/07/19/yalcinkucuk3.jpg


"Yalçın Küçük'ten Atatürk'e ağır sözler
Zaman 20.07.08

Kendisini sözde ulusalcı olarak lanse eden ve düşüncelerini 'Atatürkçülük' diyerek kanal kanal gezerek ifade etmeye çalışan Yalçın Küçük'ün maskesi düştü.

Geçtiğimiz günlerde kitaplarında 'kardeşim' diye hitap ettiği terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'la oldukça samimi fotoğrafları ortaya çıkan Yalçın Küçük'ün, 'Emperyalist Türkiye' kitabında Mustafa Kemal Atatürk'e ağır hakaretler yer alıyor. Ergenekon'un savunuculuğuna soyunan ve kendisini 'sıkı bir Atatürkçü' ilan eden Yalçın Küçük, kitabında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunu 'sevgisiz ve acımasız' diye nitelendiriyor. Küçük, kitabında Atatürk'ü kompleksli ilan ediyor ve şu cümlelere yer veriyor: "Eğer bir kimse Mustafa Kemal'i 'sevecen' gösterirse bir başkasının filmini yapmış olur. Mustafa Kemal çok vesveseli, hep kıstırılmışlık kompleksi içinde yaşayan, sevgisiz bir insandır. Annesini sevmez... Annesinin cenazesine gitmiyor. Sevgisiz ve acımasızdır. Maliye Nazırı Mehmet Cavit'i astırdığı akşam bir balo düzenlemeye dikkat ediyor."
Atatürk, aydınlanmamacı bir despot!
Daha da ileri giderek Atatürk'ü, 15. yüzyılda Rusya'da yaşayan ve 20 yıl boyunca halkına zulüm çektiren, bu uğurda oğlunu dahi öldüren Korkunç İvan'a benzeten Küçük, bir de 'aydınlanmamacı despot' benzetmesi yapıyor: "Sevgiyi bilmeyen, acımayı bilmeyen, kimseye güvenmeyen, herkesi kendine karşı komplo hazırlayıcısı olarak gören, bir 'aydınlanmamacı despot' olan Mustafa Kemal'i hiçbir romancı ya da yönetmenin sevimli yapabileceğine ihtimal vermiyorum. En gerçekçi film, müthiş İvan'ın başarısız bir kopyası olabilir."
Atatürk'ün İngiliz yanlısı olduğunu iddia eden Küçük, "Kemal, çok küçük istisnadan birisidir ve ordu içinde İngiliz politikasını temsil ediyor. Londra bu dönemde, bu bölgede, en büyük tehlike olarak birbirleriyle iç içe saydığı Bolşeviklerle İttihatçılığı görüyor. Kemal Paşa bunlara karşı misyonla ve gayet açık olarak, Büyük Britanya işgal kuvvetlerinden vize alarak gidiyor. Örnek olsun, İngilizlerin kendilerine karşı direnen Altıncı Ordu Kumandanı Ali İhsan Sabis'i görevden alarak yerine Mustafa Kemal'i atamak istedikleri belgelerle kesindir." ifadelerini kullanıyor. Küçük, bu hakaretine bir de Amerikan mandacılığını ekliyor ve, "M. Kemal, kurtuluş vekaletini Amerika'ya verme kararı alıyor." diyor. "

deryatulga
20.07.08, 20:00
Yalcin Kücük o laflari ederken "Zaman" gazetesi de daha büyük bir okuyucu kitlesine ulassinlar diye sayfalarini ona aciyordu. Fehmi Koru ile birlikte Karagöz ve Hacivat sohbeti düzeyinde yürüttügü "Mustafa Kemal'in Canakkale Savasinda oynadigi rol" söylesisini bulup da yeniden yayinlasinlar, gecmis laflara bu kadar meraklilarsa!

LION
21.07.08, 16:56
"Yalçın Küçük'ten Atatürk'e ağır sözler
Zaman 20.07.08

Kendisini sözde ulusalcı olarak lanse eden ve düşüncelerini 'Atatürkçülük' diyerek kanal kanal gezerek ifade etmeye çalışan Yalçın Küçük'ün maskesi düştü.

Geçtiğimiz günlerde kitaplarında 'kardeşim' diye hitap ettiği terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'la oldukça samimi fotoğrafları ortaya çıkan Yalçın Küçük'ün, 'Emperyalist Türkiye' kitabında Mustafa Kemal Atatürk'e ağır hakaretler yer alıyor. Ergenekon'un savunuculuğuna soyunan ve kendisini 'sıkı bir Atatürkçü' ilan eden Yalçın Küçük, kitabında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunu 'sevgisiz ve acımasız' diye nitelendiriyor. Küçük, kitabında Atatürk'ü kompleksli ilan ediyor ve şu cümlelere yer veriyor: "Eğer bir kimse Mustafa Kemal'i 'sevecen' gösterirse bir başkasının filmini yapmış olur. Mustafa Kemal çok vesveseli, hep kıstırılmışlık kompleksi içinde yaşayan, sevgisiz bir insandır. Annesini sevmez... Annesinin cenazesine gitmiyor. Sevgisiz ve acımasızdır. Maliye Nazırı Mehmet Cavit'i astırdığı akşam bir balo düzenlemeye dikkat ediyor."
Atatürk, aydınlanmamacı bir despot!
Daha da ileri giderek Atatürk'ü, 15. yüzyılda Rusya'da yaşayan ve 20 yıl boyunca halkına zulüm çektiren, bu uğurda oğlunu dahi öldüren Korkunç İvan'a benzeten Küçük, bir de 'aydınlanmamacı despot' benzetmesi yapıyor: "Sevgiyi bilmeyen, acımayı bilmeyen, kimseye güvenmeyen, herkesi kendine karşı komplo hazırlayıcısı olarak gören, bir 'aydınlanmamacı despot' olan Mustafa Kemal'i hiçbir romancı ya da yönetmenin sevimli yapabileceğine ihtimal vermiyorum. En gerçekçi film, müthiş İvan'ın başarısız bir kopyası olabilir."
Atatürk'ün İngiliz yanlısı olduğunu iddia eden Küçük, "Kemal, çok küçük istisnadan birisidir ve ordu içinde İngiliz politikasını temsil ediyor. Londra bu dönemde, bu bölgede, en büyük tehlike olarak birbirleriyle iç içe saydığı Bolşeviklerle İttihatçılığı görüyor. Kemal Paşa bunlara karşı misyonla ve gayet açık olarak, Büyük Britanya işgal kuvvetlerinden vize alarak gidiyor. Örnek olsun, İngilizlerin kendilerine karşı direnen Altıncı Ordu Kumandanı Ali İhsan Sabis'i görevden alarak yerine Mustafa Kemal'i atamak istedikleri belgelerle kesindir." ifadelerini kullanıyor. Küçük, bu hakaretine bir de Amerikan mandacılığını ekliyor ve, "M. Kemal, kurtuluş vekaletini Amerika'ya verme kararı alıyor." diyor. "

Yalcin Kücük Fehmi Koru ile hangi yazi-serisinde ve nerde (süpheli) yaptigi, bu haberin Yalcin Kücügün tahmin edilendende daha ikiyüzlü oldugunun bir belgelerindendir.

deryatulga
21.07.08, 18:22
Yalcin Kücük Fehmi Koru ile hangi yazi-serisinde ve nerde (süpheli) yaptigi, bu haberin Yalcin Kücügün tahmin edilendende daha ikiyüzlü oldugunun bir belgelerindendir.

Yalcin Kücük'ün iki yüzlülügü, ki ona sorarsan öyle degil, onu okuyup dinleyenlerin cehaleti yaninda mikroskopik bir olay olarak kaliyor.

12 Mart 1971 darbesinden sonra Islamcilarin Erbakan'in "Renksizler" diye hakaret ettigi liberallerle ortak olacak hali yoktu. O bakimdan Mehmet Dogan'in
"Batillasma Ihaneti" adli cumhuriyetin kurucularini bok cukuruna sokan kitabina en büyük övgünün de bugün ulusalci takilan bazi solcu taslaklarindan geldigini bilmez kimse.

Fehmi Koru' nun Yalcin Kücük'le yaptigi röportaj bir kac gün sürdü. Yil ise yanilmiyorsam 1990 olmali. Fehmi Koru o tarihlerde "poturlu yobaz"dan "takkeli libos"a gecis faslini henüz tamamlamamisti. Yalcin Kücük ise "Kemalist" darbe kurbani bilim adamimiz. Kafayi Sabetaycilikla bozmadan önce 1990'a kadar ne olup olmadigini ortaya koymustu. Fehmi Koru iste bu Yalcin Kücük'e Zaman gazetesinin sütunlarini tahsis etti ve aklinca onun entelce kivirmalari gölgesinde
Atatürk'e hakaret edilmesini sagladi. Yalcin Bey PKK takintisi yüzünden 1993 yilinda Paris'e kacmak zorunda kalana kadar Islamci cevrenin onunla arasi pek iyiydi. Dönünce de Antisemitizm modunda bulusuverdiler. Simdi ise öküzün ölüp ortakligin ayrildigi anlasiliyor!

Fethullahcilar bugünlerde Ergenekoncularin Atatürkcülügünü bile yetersiz buldugundan böyle yüzsüzlüklerine sasmamak lazim. Ama epey tekrar ettigim bir söz var: "Biz daha ölmedik!" Bu karaktersizlik Erbakan'in askerin davetiyle sigindigi Isvicre'den dönerek AP oylarini bölmesi, CHP'nin iktidar olmasini saglamasi ve sonra da onun koalisyon ortagi olmasiyla piyasa yapmaya baslamisti. Iste acik adimla yaziyorum, isteyene yargi yolu aciktir! Hodri meydan!

LION
22.07.08, 03:59
Yalcin Kücük'ün iki yüzlülügü, ki ona sorarsan öyle degil, onu okuyup dinleyenlerin cehaleti yaninda mikroskopik bir olay olarak kaliyor.

12 Mart 1971 darbesinden sonra Islamcilarin Erbakan'in "Renksizler" diye hakaret ettigi liberallerle ortak olacak hali yoktu. O bakimdan Mehmet Dogan'in
"Batillasma Ihaneti" adli cumhuriyetin kurucularini bok cukuruna sokan kitabina en büyük övgünün de bugün ulusalci takilan bazi solcu taslaklarindan geldigini bilmez kimse.

Fehmi Koru' nun Yalcin Kücük'le yaptigi röportaj bir kac gün sürdü. Yil ise yanilmiyorsam 1990 olmali. Fehmi Koru o tarihlerde "poturlu yobaz"dan "takkeli libos"a gecis faslini henüz tamamlamamisti. Yalcin Kücük ise "Kemalist" darbe kurbani bilim adamimiz. Kafayi Sabetaycilikla bozmadan önce 1990'a kadar ne olup olmadigini ortaya koymustu. Fehmi Koru iste bu Yalcin Kücük'e Zaman gazetesinin sütunlarini tahsis etti ve aklinca onun entelce kivirmalari gölgesinde
Atatürk'e hakaret edilmesini sagladi. Yalcin Bey PKK takintisi yüzünden 1993 yilinda Paris'e kacmak zorunda kalana kadar Islamci cevrenin onunla arasi pek iyiydi. Dönünce de Antisemitizm modunda bulusuverdiler. Simdi ise öküzün ölüp ortakligin ayrildigi anlasiliyor!

Fethullahcilar bugünlerde Ergenekoncularin Atatürkcülügünü bile yetersiz buldugundan böyle yüzsüzlüklerine sasmamak lazim. Ama epey tekrar ettigim bir söz var: "Biz daha ölmedik!" Bu karaktersizlik Erbakan'in askerin davetiyle sigindigi Isvicre'den dönerek AP oylarini bölmesi, CHP'nin iktidar olmasini saglamasi ve sonra da onun koalisyon ortagi olmasiyla piyasa yapmaya baslamisti. Iste acik adimla yaziyorum, isteyene yargi yolu aciktir! Hodri meydan!

Neye hodri meydan ya? Banane Fehmi Korudan Erbakan dan sundan bundan, bu konunun adi Yalcin Kücük. Insanlarin düsüncelerini zenginlestirmek icin Yalcin Kücük hakkinda bir kac resim ve bir yazi ekledik...Konuyu nerden nereye getirdiniz.
Ben Zaman Gazetesinde da Fehmi Korunun Yalcin Kücükle bir röportaj yaptigini bilmiyorum ve bu sebepten dolayi arastirdim ve böyle bir seyin olmadigini söyliyorum!Varsa kanitlayin!

deryatulga
22.07.08, 11:52
Neye hodri meydan ya? Banane Fehmi Korudan Erbakan dan sundan bundan, bu konunun adi Yalcin Kücük. Insanlarin düsüncelerini zenginlestirmek icin Yalcin Kücük hakkinda bir kac resim ve bir yazi ekledik...Konuyu nerden nereye getirdiniz.
Ben Zaman Gazetesinde da Fehmi Korunun Yalcin Kücükle bir röportaj yaptigini bilmiyorum ve bu sebepten dolayi arastirdim ve böyle bir seyin olmadigini söyliyorum!Varsa kanitlayin!

Bak benim palavraci Fethullahcim! Senin gönlün olacak diye 800 kilometre yol tepecek halim yok. Gidersin "Zaman" kolleksiyonlarinin bulundugu bir kütüphaneye, okursun. Senin gibi dünyadan haberi olmayan biri, Hoca Efendisine laf gelmesin diye iskembeden atiyorsa, bir sey demem. Ama "arastirdim, böyle bir sey yok" diye kuyruklu yalan atiyorsa, ben onu afise ederim. Hangi agir abine sordun da ondan bu cevabi aldin? Bak sana yalanci diyorum, haydi beni mahkemeye ver de, eglenelim biraz! Benim adim Derya Tulga, Nickler arkasina siginmayacak kadar bir birikimim ve agirligim oldugu icin!
Ne demistik! Hodri meydan!

LION
22.07.08, 15:52
Bak benim palavraci Fethullahcim! Senin gönlün olacak diye 800 kilometre yol tepecek halim yok. Gidersin "Zaman" kolleksiyonlarinin bulundugu bir kütüphaneye, okursun. Senin gibi dünyadan haberi olmayan biri, Hoca Efendisine laf gelmesin diye iskembeden atiyorsa, bir sey demem. Ama "arastirdim, böyle bir sey yok" diye kuyruklu yalan atiyorsa, ben onu afise ederim. Hangi agir abine sordun da ondan bu cevabi aldin? Bak sana yalanci diyorum, haydi beni mahkemeye ver de, eglenelim biraz! Benim adim Derya Tulga, Nickler arkasina siginmayacak kadar bir birikimim ve agirligim oldugu icin!
Ne demistik! Hodri meydan!


neler diyor bu adam ya??? Sizin baya paranoyak kuruntulariniz var. Neden sinirlisiniz? Konuyu Kanitlayamadin, o kadar bazit. Kisilestirme, seviyen düsüyor. Arastirmaci, Tarihci isen söyledigin her seyi kanitlarsin! Kanitliyamazsan böyle BLABLABLABLA yaparsin....

deryatulga
22.07.08, 16:16
neler diyor bu adam ya??? Sizin baya paranoyak kuruntulariniz var. Neden sinirlisiniz? Konuyu Kanitlayamadin, o kadar bazit. Kisilestirme, seviyen düsüyor. Arastirmaci, Tarihci isen söyledigin her seyi kanitlarsin! Kanitliyamazsan böyle BLABLABLABLA yaparsin....

Galiba anlamadin, sana yalancinin tekisin diyorum. Ayrica da provokatörsün. Senin gibi yavsaklar icin kalkip da gazete kolleksiyonu karistiracak halim yok. Yili belli, meramin varsa ararsin. Fehmi Koru Yalcin Kücük'ü kullanarak "Zaman" sayfalarinda Atatürk'e akli sira üstü kapali hakaret etmistir. Istersen burada ye, istersen paketle evine götür. Bu sade üstü kapali yaptigi, onun bir de "Milli Gazete" gecmisi vardir bilir misin? Orada koro halinde edilen laflara bir bakarsan, bugün Yalcin Kücük'ü teshir eden adamlarin ne kadar serefsiz oldugunu görürsün. Al sana bir hakaret daha! Bozdur bozdur harca1

LION
22.07.08, 16:29
Galiba anlamadin, sana yalancinin tekisin diyorum. Ayrica da provokatörsün. Senin gibi yavsaklar icin kalkip da gazete kolleksiyonu karistiracak halim yok. Yili belli, meramin varsa ararsin. Fehmi Koru Yalcin Kücük'ü kullanarak "Zaman" sayfalarinda Atatürk'e akli sira üstü kapali hakaret etmistir. Istersen burada ye, istersen paketle evine götür. Bu sade üstü kapali yaptigi, onun bir de "Milli Gazete" gecmisi vardir bilir misin? Orada koro halinde edilen laflara bir bakarsan, bugün Yalcin Kücük'ü teshir eden adamlarin ne kadar serefsiz oldugunu görürsün. Al sana bir hakaret daha! Bozdur bozdur harca1

ben ne diyorum aynisini...yalancinin tekisin, ve seviyesiz kisilik. Kanitliyamiyorsun zir zir ötyorsun..belli oldu ne türlü arastirmaci oldugun...Google arastirmacisi...seninle isim olmaz!

deryatulga
22.07.08, 16:35
ben ne diyorum aynisini...yalancinin tekisin, ve seviyesiz kisilik. Kanitliyamiyorsun zir zir ötyorsun..belli oldu ne türlü arastirmaci oldugun...Google arastirmacisi...seninle isim olmaz!

Yavrum, kendin picler gibi mezarlari taslarken baskasinin gözündeki cöpe laf etme. Sana Müslüman kisvelilerin Atatürk'e ettigi küfürlerin listesini yapsam bir kac cilt doldurur. Simdi kalkip da riyakarlik yapmayin! Arastirmaciliga gelince, Hoca Efendi tarikatindan bir kac tanesini toplayarak gel, sen fazlasiyla hafif gelmektesin cünkü!

Ayrica sana iade edesin diye "yalanci" demedik, mahkemeye ver diye dedik ki, sizin takimin ne mal oldugunu orada kanitlayalim. Burada edilen laflar unutulur gider, bilirsin! Hodri meydan kocum!

dertli4u
22.07.08, 16:52
ben ne diyorum aynisini...yalancinin tekisin, ve seviyesiz kisilik. Kanitliyamiyorsun zir zir ötyorsun..belli oldu ne türlü arastirmaci oldugun...Google arastirmacisi...seninle isim olmaz!

deminden beri yazdiklarini okuyorum. kapasiten ve terbiyen epey kisitli oldugu anlasiliyor.

terbiynei takilip, kapasiteni biraz yükseltmeyi denersen, seninle tartisilabilir.

yoksa, müfteri ve eyyamci oldugun ortaya cikar.

okuma yazmasi olan biri icin yazik. ögretmenlerin bircok emek vermis sana okuma yazmayi ögretmisler. birseyler ögrenmeyi denesen senin icin daha iyi olur.

deryatulga
23.07.08, 19:43
Memet Güler mguler@gazetevatan.com 23.07.2008

Bülbülderesi’nde beş yıl geçirdim


Hayır, delirmedim. Bu benim mesleğim. Sanat tarihi okudum ben. Öğrencilik yıllarımda her yaz, aylarca arkeolojik kazılarda bulundum. Senelerce Bülbülderesi’nin dibinde oturdum. O inanılmaz mezarlığı, tıpkı bir SİT alanında kazı yapar gibi, incitmeden, küçücük bir taşı bile yerinden oynatmadan, santim santim, karış karış inceledim. Yıllarımı o mezarlığın servilerinin gölgesinde geçirdim. Çünkü dünyada tektir Bülbülderesi. Hiçbir başka mezarlığa benzemez. Gidin, görün, şaşıracaksınız. Kendinizi bir başka gezegende sanacaksınız.

Tarihin mistik köşesi

Hiçbir mezarın yönü, kıbleyi göstermez. Hiçbiri Fatiha istemez. Hemen hemen bütün mezar taşları fotoğraflıdır. O mezarlar çokça esrarlı ve derinden efkarlıdır. İçlerinde dinler tarihinin en büyük sırlarından birisi saklıdır. Bülbülderesi, bu toprakların Kutsal Kase’sidir. Bülbülderesi, bu ülkenin 300 yıllık gizli şeceresidir. Bülbülderesi, hele içinde bir yarım saatinizi geçirin, kendiniz de göreceksiniz, tarihin en mistik köşesidir.

Anlatayım, anlatmalıyım. Orada geçirdiğim yılların hesabını çıkartmalıyım. Dinleyin... Üsküdar vapur iskelesine sırtınızı verin. Mihrimah Sultan Camii’nin içinden geçin. Kanaat Lokantası’nın hizasından, Selman-i Pak Caddesi’nin sağından devam edin. Karşınıza dik bir yokuş çıkacak. Adı Selanikliler Sokağı. İşte bu yokuşun hemen başında sizi bir mezarlık karşılayacak. Özel bir güvenlik şirketi tarafından korunan bir mezarlık.

Bambaşka bir dünya

Kapısından girdiğinizde önünüze bambaşka bir dünya açılacak. Yürüyün ileri. Fotoğraflı mezar taşlarının önce önlerine, resimlerine, sonra arkalarına bakın. Karşınıza şöyle cümleler çıkacak: “Sakladım, söylemedim derdimi. Gizli tuttum. İçime attım. Sustum, uyuttum.” Mezarlığın tam ortasında Atatürk’ün hocası Şemsi Efendi’nin mezarı karşılayacak sizi. Ya da torunu Ilgaz Zorlu’nun yazdığı gibi, gerçek ismiyle Şimon Zivi. Merdivenlerden yukarı çakarken iyice şaşıracaksınız. Mezarların hiçbiri kıbleye bakmıyor. Küçük bir mezarlık Bülbülderesi. Ama gidin bir yoklayın içindeki onlarca çeşmenin hepsinden gürül gürül sular akıyor. Çünkü sahipleri bu mezarlığa çok iyi bakıyor. Özel güvenlik tutacak, bütün çeşmelerini çalışır halde koruyacak ve hiçbir santimetrekaresini boşa harcamayacak kadar iyi. Azra Erhat orada yatıyor. İpekçi Ailesi’nin birçok ferdi orada. Kapancı Ailesi, Dilber’ler, Mısırlı Ailesi, Atatür Ailesi. Soyadları men ya da man ekiyle biten onlarca mezar taşı sıra sıra, yan yana. Topçumen, Özerman, Yalman, Antmen, Kermen, Darman, Ekemen...

Mezarlığın duvarını takip eden 10 metrekarelik alanda tanıdık - bilindik, besmeleli mezar taşları var. Mezarlık görevlisine sorduğunuzda, “O kısımlar belediyeye ait” diyorlar.

Müthiş bir sır gizli

Ben ‘belediyeye ait olmayan’ öteki kısımlarından bahsediyorum. Biliyorum, müthiş bir sır gizli orada. Sizi de gidip kendi gözlerinizle görmeye davet ediyorum. Eğer yolunuz düşer, izin alıp girebilirseniz, sonra bir de bir Musevi mezarlığını dolaşın. Bülbülderesi’ndekilerin aynısı, üçgen şekilli - fotoğraflı Musevi mezarlar taşlarını görün, kıyaslayın, daha da şaşırın.

Bu Sabetay Sevi ve Sabetaycılık meselesi çok uzun bir meseledir. İşin özüyse, Üsküdar’daki Bülbülderesi’nden geçmektedir. Birileri, bir şekilde bu işe Mustafa Kemal’i de dahil etmek istemektedir.

Gerçek dışı bir iddia

Kanal 1 ekranındaki Teke Tek’e katılan Yalçın Küçük de işte bunu işaret etmektedir. Bu işin sonu, bu Cumhuriyet’i kuran bütün kuşağı yargılamaya kadar gider. Yalçın Küçük de bunu dile getirmektedir. Çünkü birileri, güya Gazi’nin, İsrail’li bir gazeteciye bir röportajında, Sabetay Sevi’nin soyundan geldiğini söylediğini iddia etmektedir. Hatta bir Sabetayist duayı kendi ağzından, ezberden okuduğu bile söylenmektedir.

Artık kaçınılmaz, önümüzdeki günlerde sıra bunları tartışmaya gelecektir. Bu ülke kendi tarihiyle barışmadıkça, bu konu kapanmayacak. 300 yıllık o kara kutu açılmadıkça, bu konu daha çok su kaldıracak. Sabetaycılık, üzerinde 100 tane doktora tezi yapılabilecek genişlikte ve önemde bir tarihi gerçektir. Bakalım o ilk teze imza atmayı hangi yürekli öğrenci, hangi cesur üniversite başarabilecektir. Göreceğiz...

deryatulga
23.07.08, 20:42
Yalcin Kücük erinnert mich immer an Deryatulga.

Anlat, anlat, heyecanli oluyor! Mehmet Sevket Eygi- Yalcin Kücük ortakligini da senden dinleyelim, Fehmi Koru abinizi bana birakin!

Bir de benim boyum 1,84, Yalcin Kücük'ün tepesinden tükürecek konumdayim yani, baska talipli cüceler varsa, bunlar fikir cücesi de olabilir, onlara da servis verebiliriz!

dertli4u
24.07.08, 00:31
Bu muhtesem inki$afini, ileri görüsünü, fikri gelismini, ilmi tespitini okuyunca, gözlerim yasardi ve seni sanal olarak alnindan öpmek istedim.

topu topu -henüz- 3 adet (rakamla üc) ileti yazmissin.

ilk iletinde, muazzam bir soru sorarak, üstün zekani ispat etmissin.

diger bir bölümdeki sordugun sorudan bahsediyorum. orada sormussun ki;

zitat türkmenbasi;


Acaba Turan kelimesinin Türkân ile bir alakasi var midir?

bu muazzam ve kimsenin aklina gelmiyecek sorunun cevabini epey arastirdim.
Turan ve Türkan kelimeleri arasinda bir alaka olup olmadigini, sayfalarina basvurdugum
1-Türk dilinin etimoloji sözlügünde bulamadim.
2-TDK nin sözlügünde bulamadim
3-osmanlica türkce sözlüktede bulamadim cevabini.

belki dedim, yabanci dil sözlüklerinde olabilir.
1-langenscheit da yok
2-redhaus da yok.

ayrica, ansiklopedilerde de bulamadim.

birden kafamda bir ampül yanarak, bana isik vedi. beynimi aydinlatti ve cevabini buldum.

ve cevabim; @türkmenbasi böyle bir soru sorduguna göre, epey arastirmistir. bu önemli soruya, sayin ve bilgili @türkmenbasi cevap bulamadigina göre, benim gibi cahil bir ademoglu nasil cevap bulsun.

ve vazgectim.

ama, sorunun cevabinin "kel alaka" oldugu hakkinda bir his var icimde.



Yalcin Kücük erinnert mich immer an Deryatulga.

23.Temmuz.2008 de üye olup, henüz 3 beitrag yazip, bu kadar derin bilgi ve hizli tespitte bulunabildigine göre, burada, bizim gibi cahil insanlarin arasinda vakit kaybetme.

senin gibi ayküsü yüksek insalarin, burada vakit kaybetmesine gönül razi degil.

anlatabildim mi sayin AY-OC ?

Mansurhan
24.07.08, 00:36
Yalcin Kücük

Ilginc iddialari olan bir Yazar.

Ha bunlar dogrumu, oda tartisilir.

dertli4u
24.07.08, 00:57
Yalcin Kücük

Ilginc iddialari olan bir Yazar.

Ha bunlar dogrumu, oda tartisilir.

mansurhan

ben yalcin kücük ve diger bir iki kisinin yazdiklarini okuyorum zaman zaman. eger bunlarin yazdiginin/dediginin %10 na inansam, dünya görüsüm degisir be.

ilginc olmak icin, sallayip duruyorlar. erzurumlu pelo pehlivani gectiler. ama o hic degilse, yalan oldugvun pesinen söylüyordu ve dinleyenler de gülüp, kafa yapiyorlardi.

LION
06.08.08, 17:44
SON olarak Kontrterör Daire Başkanı olarak görev yaptığı Milli İstihbarat Teşkilatı’nda (MİT) 33 yıl çalışan Mehmet Eymür’ün çarpıcı ifadeleri de Ergenekon iddianamesinin eklerine yansıdı.

İşte o ifadeler;

Yalçın Küçük APO'NUN DANIŞMANIYDI
Yalçın Küçük’ün (Prof. Dr., Yazar) bir zamanlar PKK’ya ve özellikle Abdullah Öcalan’a danışmanlık yaptığını, daha sonra aralarının açıldığını, bu sebepten dolayı MİT’in ilgi alanına girdiğini biliyorum. Yalçın Küçük PKK’yı yönlendiren, taktik ve stratejiler veren bir durumdaydı.

...

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=151666

deryatulga
06.08.08, 17:57
[FONT=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif][SIZE=2][COLOR=Red][COLOR=Black]SON olarak Kontrterör Daire Başkanı olarak görev yaptığı Milli İstihbarat Teşkilatı’nda (MİT) 33 yıl çalışan Mehmet Eymür’ün çarpıcı ifadeleri de Ergenekon iddianamesinin eklerine yansıdı.



Mehmet Eymür bunlari yazip da yayinlayali neredeyse 5 yil olacak. Öküz bile 20
saniyede intikal ediyor yahu!:brüll: Meclisin Susurluk dosyasindan, Soner Yalcin'in kitaplarina kadar bakalim daha neler "ortaya cikacak" ?Keske her sey ciksa da Fehmi Koru gibilerinin bas köseye kimleri oturttugu da söyle bir ortaya dökülse!

LION
07.08.08, 23:49
Mehmet Eymür bunlari yazip da yayinlayali neredeyse 5 yil olacak. Öküz bile 20
saniyede intikal ediyor yahu!:brüll: Meclisin Susurluk dosyasindan, Soner Yalcin'in kitaplarina kadar bakalim daha neler "ortaya cikacak" ?Keske her sey ciksa da Fehmi Koru gibilerinin bas köseye kimleri oturttugu da söyle bir ortaya dökülse!

Man kann ja hier mal probieren was gegen Koru zu starten, vielleicht wird es ja von jemandem wahrgenommen...tja manche sind und bleiben Forum-Autoren und manche sind die gefragtesten und bekanntesten Journalisten der Türkei...

deryatulga
08.08.08, 00:09
Man kann ja hier mal probieren was gegen Koru zu starten, vielleicht wird es ja von jemandem wahrgenommen...tja manche sind und bleiben Forum-Autoren und manche sind die gefragtesten und bekanntesten Journalisten der Türkei...

Ja macher bleibt sein Leben lang ein Wolf, wohingegen einige zum Schosshund geboren sind. Glaubst du tatsächlich, dass ich mich nur hier artikulieren kann und darf? Ich kann Fehmi Koru das Leben sehr schwer machen, habe aber leider wichtigere Aufgaben zu erfüllen. Solange muss dein Idol mit Seitenhieben vorlieb nehmen, er ist und bleibt dennoch, wie ich ihn beschrieben habe!

LION
08.08.08, 00:13
Ja macher bleibt sein Leben lang ein Wolf, wohingegen einige zum Schosshund geboren sind. Glaubst du tatsächlich, dass ich mich nur hier artikulieren kann und darf? Ich kann Fehmi Koru das Leben sehr schwer machen, habe aber leider wichtigere Aufgaben zu erfüllen. Solange muss dein Idol mit Seitenhieben vorlieb nehmen, er ist und bleibt dennoch, wie ich ihn beschrieben habe!

Er ist nicht mein Idol.

deryatulga
25.08.08, 18:18
Nasuhi GÜNGÖR STAR

Ergenekon’un zihin dünyası

Bugüne kadar Ergenekon etrafındaki tartışmalar, daha çok örgütün maddi yapılanması üzerinden devam etti. Hangi yasadışı olaylara karıştıkları, örgütte kimlerin yer aldığı, hangi kurum ve kuruluşlarla ilişkileri olduğu, sahip oldukları silah ve mühimmat vb...

Oysa sadece Ergenekon’u değil, bu türden yapıları, hatta bir örgüt haline gelmese bile benzeri arayışları ortaya çıkaran bir atmosfer var.

Tüm bunları besleyen ve zihin haritasını oluşturan kaynaklar var. İşte henüz bunlar üzerinde yeterince duramadık.

İşin bu noktası, güvenlik güçlerinin ve adli makamların ötesinde, ciddi bir entelektüel çaba ve uzun soluklu çalışmalar gerektiriyor.

Çünkü bu tür tehditleri maddi olarak ortadan kaldırmak ya da adaletin önüne çıkarmak, sorunu başlı başına çözmüyor. Ergenekon türü yapıları ortaya çıkaran zihinle mücadele etmeyi göze alamadığınız takdirde, onlarla yeniden karşılaşmanız kaçınılmaz.

Söz bu noktaya gelmişken, Türkiye’de 2000’li yılların başından itibaren inanılmaz bir hızla yaygınlaşan bir akımdan söz etmek yerinde olacak.

İnsanların soyları, etnik kökenleri, hangi dine mensup oldukları ya da olmadıkları, hatta görünürde taşıdıkları kimliğin dışında ‘gizli’ bir kimliğe sahip olup olmadıkları, her zaman merak konusu olmuştur.
Ancak daha önce son derece dar bir alanda devam eden bu tür tartışmalar, son yıllarda geniş bir kesimde, düzeysiz ve üstelik hiçbir ahlaki sınır tanımayan bir yönde ilerledi.

Bu kitapların çoğu, muhtemelen bilinçli bir tercihle, kitapçıların çok satanlar bölümünde kendisine yer buldu. Ele aldığı konular onları zaten cazip hale getiriyordu.

Ama ‘ulusalcı dip dalga’yı güçlendirmeye çalışan odakların bunları geniş bir alana yaymak için ellerinden geleni yaptıkları da çok açık.

Ergenekon davası kapsamında yargılanan Ergun Poyraz’ın kitapları bu çalışmaların en belirgin örneklerinden. Poyraz’ın kitapları aylar boyunca pek çok gazete ve derginin çok satanlar listesinde üst sıralarda yer aldı ya da öyle gösterildi.

Malum medya grubunun gözdesi ‘Çılgın Türkler’ serisini de hatırlamakta yarar var.

Bu türden çalışmaların en gözde ismi, kuşku yok ki Yalçın Küçük oldu. İsim-bilim adı altında geliştirdiği tezlerle Türkiye’de bildik-tanıdık kim varsa etnik ya da dini kökenini ‘kuşkulu’ vurgularla kitaplarına taşıdı.
Bugün Türkiye’yi yöneten kadronun neredeyse tamamı bu tür suçlamalardan payını aldı. Ona biraz da usta-çırak ilişkisiyle Soner Yalçın eşlik etti.

Bu kitapların ortak bir özelliği var. Ele aldıkları konuların her biri çok ciddi uzmanlıklar gerektirdiği halde, buna hiç aldırmadan, tam bir ‘cahil cesareti’yle yazılmış olmaları. Bir dostumun ısrarıyla okuduğum bir diğer örnek, Tayfun Er tarafından yazılan ‘Erguvaniler’ de bu ‘cehalet kervanı’nın yolcusu olmaktan kurtulamıyor.

İşte bu kitaplar, tam da bu özellikleri yüzünden son derece ağır bir tahrik gücüne sahip oldular. Pekçok insanın zihni bu tuhaf iddialarla allak bullak edildi.

Bir dönem bu tür çalışmalarla fazlasıyla haşır neşir olmuş bir tecrübeyle söyleyebilirim ki, bir süre sonra dünyaya sadece bu pencereden bakar hale geliyorsunuz.

Ergenekon ya da benzeri yapılanmaların ortaya çıkışında bu atmosferin ne kadar belirleyici olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Asıl bataklık burası ve kültürel anlamda ciddi bir mücadele verilmediği takdirde nice Ergenekon üretecek kadar da tehlikeli.

deryatulga
11.01.09, 02:49
Ertuğrul ÖZKÖK

Görünmez adamın yeni merakı


1970’li yıllarda Ankara’da küçük bir büro vardı.

Bugün Türk basınında tanınmış bazı kişiler, siyasi senaryo kabiliyetlerini o büroda kazandılar.

Ankara’da Konur Sokak’taki büro hálá gözümün önünde.

Kapıdan girince hemen sağ tarafta küçük bir oda vardı.

"Yankı" Dergisi’nin en parlak yıllarıydı.

Hıncal Uluç’un, Mehmet Yılmaz’ın, Ahmet Taner Kışlalı ve Emre Kongar’ın yazdığı yıllardı.

Daha sonra Can Dündar da orada yazacaktı.

Öteki gazetelerin her hafta önemli alıntılar yaptığı yazılar, işte bu küçük büroda yazılırdı.

Mehmet Ali Kışlalı, bu okulun başöğretmeniydi.

Yalçın Küçük gözaltına alınıp götürülürken, Konur Sokak’taki o büroyu hatırladım.

O büronun sakinlerinden biri de Yalçın Küçük’tü.

* * *

Sık sık yazıyorum.

Küçüklüğümden beri bir "görünmez adam" olma takıntım vardır.

Görünmez adam olup bazı yerlerde bulunmayı çok isterdim.

Gerçi bunu söylemeye de pek cesaret edemiyorum.

Çünkü, yanlış anlaşılıp "röntgencilikle" suçlanma tehlikesi de var.

Neyse, biraz risk alıp devam edeyim.

Bu görünmeyen adam olma merakı, gazeteciliğe başladıktan sonra bende bayağı saplantı haline geldi.

Mesela, görünmeyen adam olup Dolmabahçe’de Başbakan Tayyip Erdoğan ile dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın konuşmasını baştan sona izlemeyi hangi gazeteci istemez.

Üç günden beri bu tutkum yine depreşti.

Bu defa Yalçın Küçük’ün sorgulanmasına taktım.

Bir kenarda görünmeden, sessizce oturup o sorgulamayı izlemeyi öyle isterdim ki...

Acaba evinden alıp götürdükleri belgeleri nasıl değerlendiriyorlar?

Düşünebiliyor musunuz, yüz binlerce isim.

Kim Sabetayist, kim dönme, kim apaçık Yahudi!..

Herhalde Türkiye nüfusunun neredeyse yarısı o disketlerde kayıtlıdır.

Buna "fişleme" desen, nüfusun yarısı fişlenmiş demektir.

Allah muhafaza, içeride canı sıkılıp kendisini sorgulamaya çalışan polis ve savcıların soyağacına takarsa, üçte ikisinin Sabetayist çıkma ihtimali kuvvetle muhtemel.
* * *

Bir de magazin istihbaratı var.

Kitaplarından anladığımız kadarıyla, en büyük istihbarat kaynaklarından biri, Hürriyet’in Kelebek eki, Hello, Alem ve Hafta Sonu dergileri.

Tabii bir de Hürriyet’in ölüm ilanları var.

Kim ölmüş, cenazesi hangi cami, kilise veya sinagogdan kaldırılmış, ölüm ilanında adı geçen akrabalar kim, cenazesine kimler katılmış, hangi mezarlığa gömülmüş.

* * *

Şimdi çok merak ediyorum.

Evinden alınan belgeleri, disketleri acaba kim değerlendiriyor?

O şifreleri kim çözüyor?

Çözüyor mu, yoksa deliriyor mu?

Eminim, Ergenekon iddianamelerini yazanların, Yalçın Küçük’ten öğreneceği epey şey var.
Kim nereden geliyor, kimle ilişkide?

Kimin söylediği ne anlama geliyor, hangi yazıda hangi şifre saklı...

Yalçın Küçük’ün ilişki yumaklarını çözmek için geliştirdiği müthiş bir metodolojisi var.

Ergenekon savcıları, Yalçın Küçük belgeleri üzerinden iz sürmeye bir başlarsa, Türkiye’nin yarısı örgüt şemasına girer.

Anlayacağınız, bir sabah aniden hepinizin kapısı çalınabilir.

Dedim ya, her şey Yalçın Küçük kriptolarının çözümüne bağlı...





11 Ocak 2009

deryatulga
19.01.10, 22:23
Man kann ja hier mal probieren was gegen Koru zu starten, vielleicht wird es ja von jemandem wahrgenommen...tja manche sind und bleiben Forum-Autoren und manche sind die gefragtesten und bekanntesten Journalisten der Türkei...

Wie war es noch mal? Pardon, wann soll ich mir Fehmi Koru vorknüpfen? Mit seinen etlichen Blössen ist er nämlich für den bescheidensten Geist ein gefundenes Fressen:hocamiz:

deryatulga
10.04.11, 21:43
Bak benim palavracı yavrum, köprülerin altından çok sular geçti ve Fehmi Koru yeniden Zaman gazetesine döndü. Kendisine kısacık bir mesaj atarak sor, bak bakalım Yalçın Küçük'ü günlerce ağırlayarak Atatürk'ün aleyhinde geyik yapmış mı, yapmamış mı! Kesinlikle inkar etmez, ederse nasıl burnundan getireceğimi bilir çünkü! O bakımdan sorarken benim adımı da zikretmeyi unutma sakın!

Bir daha öyle mahalle çocuğu ağızıyla karşıma çıkarak "kanıtlasana" teranesinden de vaz geç. Tam üç yıldır bu forumdasın, ben iki yıl burada değildim ve sen hala bıraktığım yerde otluyorsun. Ama seciyene oranla yine de terakki var sayılır...


Neye hodri meydan ya? Banane Fehmi Korudan Erbakan dan sundan bundan, bu konunun adi Yalcin Kücük. Insanlarin düsüncelerini zenginlestirmek icin Yalcin Kücük hakkinda bir kac resim ve bir yazi ekledik...Konuyu nerden nereye getirdiniz.
Ben Zaman Gazetesinde da Fehmi Korunun Yalcin Kücükle bir röportaj yaptigini bilmiyorum ve bu sebepten dolayi arastirdim ve böyle bir seyin olmadigini söyliyorum!Varsa kanitlayin!

deryatulga
10.04.11, 21:48
Haydi gel de şimdi kehanetinle övünme! Kehanet değil tabii, birazcık birikim, asgari de zeka. Savcı hazretleri Soner Yalçın'a ulaşmak için 3 yıl sarfetmiş, ister gül ister ağla!


Mehmet Eymür bunlari yazip da yayinlayali neredeyse 5 yil olacak. Öküz bile 20
saniyede intikal ediyor yahu!:brüll: Meclisin Susurluk dosyasindan, Soner Yalcin'in kitaplarina kadar bakalim daha neler "ortaya cikacak" ?Keske her sey ciksa da Fehmi Koru gibilerinin bas köseye kimleri oturttugu da söyle bir ortaya dökülse!

deryatulga
07.06.11, 16:02
Cevap veremez, küfür ve hakaret eder, diş geçiremeyince yardakçılarını üstüme salar, ondan sonra da mağdur rolüne çıkar. Ecdadımızdan utanmak da bize düşer, hey ulu Allahım!