PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Türkei soll geteilt werden



Refa
22.06.05, 11:29
http://www.tercuman.com.tr/v1/images/tercuman_02.gif

AB'NİN Türkiye ve müzakere tarihinin verilmeye başlamasıyla Avrupa Birliği'nin Türkiye'den istekleri kabul edilemez noktalara gelmeye başladı.
[genau auch meine Überzeugung, die zusätzlichen Forderungen der Imperialisten gegenüber der Türkei würden, sollte ihnen stattgegeben werden eine EU-Kolonie Türkei schaffen !!!!]


AB yetkililerinin müfettiş edasıyla Ankara'yı by-pass ederek Diyarbakır'a inmeleri, orada halkı devlete karşı kışkırtmaları artık iyice biliniyor. Açıkça Türk- Kürt çatışmalarını körükleyerek kardeş kavgası çıkarmak istiyorlar. Bu duruma DEHAP Batman İl Başkanı bile "Bizi birbirimize düşürmek istiyorlar" diyerek isyan etmiştir.


* AB ülkelerinden Fransa, sözde Ermeni soykırımı tasarısını kabul etti.
* AB ülkesi Polonya, sözde Ermeni soykırımı tasarısını kabul etti.
* Almanya gündeme getirmek üzere [hat schon anerkannt]
* Rus Duma'sı, sözde Ermeni soykırımı tasarısını kabul etti.
* İsviçre'de soykırımı yok demek suç oldu.
* TTK Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu hakkında İsviçre yerel savcısı Andrei Ghen tarafından tutuklama kararı çıkartıldı.
* Belçika'da böyle bir kanun çıkarılmak üzereyken orada yaşayan Türkler'in şiddetli gösterileriyle donduruldu.
* Hollanda'da durum aynen
* Hollanda, Fransa ve bazı Avrupa ülkelerinin, Türk havayolu firması Onur Air'e karşı davranışları hatırlardadır.
* Teröristbaşı Apo'nun yeniden yargılanmas&#3 05;nın AİHM tarafından dayatılması
* Yunanistan'ın 19 Mayıs'ı Pontus soykırımı günü ilan etmesi, Türkiye'ye karşı görünmeyen bir Haçlı Seferi'nin başlatıldığı intibaını veriyor.


Yüzyıllar önce Haçlı seferini başlatan Fransız asıllı İsviçreli Papaz Pier Lermit ile Savcı Andrei Ghen'in İsviçreli olması, biraz mübalağa da olsa bir takım soruları akla getiriyor. Bunun adı, ilan edilmemiş Haçlı Seferi'dir.
[auch die feigen Anschläge gegenüber friedlichen Muslime und Gebetshäuser in Europa sprechen eine deutliche Sprache der christlichen Fundementalisten]

ABD de geri kalmıyor. Condoleezza Rice, Irak'ta Barzani'nin ayağına kadar gidip kapalı kapılar arkasında pazarlıklar yapıyor. Federatif Irak'tan artık açık bir şekilde bahsediliyor. Peşmergeler, ABD askerleriyle birlikte direnişçilere karşı savaşıyorlar.

Türkiye, ABD tarafından dışlanmış, aşiret reisleri ABD'nin müttefiki olmuş durumda. Barzani, Türkiye'nin doğusundan Kuzey Kürdistan diye bahsetmekte. Irak'ta bir federal yapı Türkiye'yi dolaylı değil, doğrudan tehdit edecektir. Tehdit kapıya dayanmaktadır. ABD Ordusu ve peşmergelerin Türkler'e Kerkük ve Telafer'de yoğun baskısı devam etmektedir. En son, 7 Türkmen kurşuna dizilmiştir. ABD bu yaptıklarının Türk halkı üzerindeki etkilerini görmezlikten gelerek hâlâ neden Türk halkı ABD'ye düşmanlık besliyor diye kendi kendine sormaktadır.

Bütün bunlar karşısında Ankara, üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi sessiz kalmaktadır. Avrupa'nın gizli niyetleri, kağıt para birimi Euro'nun üzerindeki haritayla apaçık ortaya çıkmıştır. Bu haritada Türkiye, ikiye bölünmektedir. Böyle bir haritanın Euro üzerine konulması tesadüf değildir. Avrupa Yugoslavya'yı, 5- 6 yıl gibi bir sürede parçalamıştır.

Euro üzerindeki haritanın sırrı Türkiye'nin giriş süreci için 10-15 yıllık bir süre verilmesinde olmasın! Müzakere sürecinin değil başlaması, müzakere sürecine gelinmesi öncesi yapılan dayatmalar, Sevr'deki maddelerden daha ağırdır. Türk Milleti, 85 yıl önce kendisine biçilen Sevr gömleğini yırtıp atmışken, o günün Türkiye'sinin önüne koyulandan daha ağır şartlar önümüze konulmakta ve müzakere masasında kabullenilmiş görülmektedir.

Savaş kaybetmiş ülkelerin önüne konulan kayıtsız şartsız kabul şartları gibi maddeleri kabul edin denilmektedir. Acaba büyük bir savaş mı kaybettik. Yoksa 2. Dünya Savaşı'nın mağlubu biz miyiz ve böyle dayatmalara göz yumuyoruz, maruz kalıyoruz. AB, Ermeni soykırımı kabul edilsin, Ermenistan kapısı açılsın demektedir. 1915'te Ermeniler tarafından öldürülen Türk sayısı daha fazla iken ve 1992'de Karabağ'da uygulanan Hocalı katliamı hafızalarda ve Azerbaycan toprağının yüzde 20'si Ermeni işgalinde iken, AB ve Ermenistan nasıl olur da bu dayatmalara cüret ederler.

Türk tarafı neden AB'ye, Ermenistan önce işgal ettiği Azeri topraklarından çekilsin, Hocalı katliamını kabul etsin, sonra bir takım şeyleri görüşelim demiyor. Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmedikçe ve Hocalı katliamını kabul etmedikçe, Türkiye Ermenistan sınır kapısının açılması 8 milyonluk Azerbaycan Türk'üne ihanettir.

Bilinmeli ki Bakü- Ceyhan boru hattının düğmesi Azerbaycan'ın elindedir. Rusya Federasyonu Azerbaycan'ı yutmak için fırsat beklemektedir. Putin 2004 yılını Azeri yılı ilan etmiştir. Avrupa istiyor diye Azerbaycan'ı kırma dökme lüksümüz yoktur.
Türkiye bir an önce bizi hedefleyen bir soykırımı kararı alan 15 batılı ülkenin tarihindeki kirli çamaşırları ortaya dökmelidir. TBMM, ülkelerin diğer ülkelerdeki yaptıkları katliamları Meclis'e getirip bir an önce soykırımı kararlarını çıkarmalıdır.

Öncelikle Fransızlar'ın Cezayir'de yaptıklarını gündeme getirebiliriz. Bu konuda Cezayirli dostlarımızla işbirliği yapılabilir.

Belediyelere de büyük görevler düşmektedir. Mesela Büyükşehir Belediyeleri'nden biri Fransızlar'ın Cezayir'de yaptıkları soykırımı ifade eden görüntüyü müsait bir yerde anıtlaştırabilir. Belediyelere bu konuda tarihi bilgi ve belge yardımı yapılabilir.

Ejder Dilci / Araştırmacı Yazar (http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=66)

Someone
22.06.05, 11:44
Kocum benim, als hätte dieser Mann meine Gedanken niedergeschrieben... onun anlini öpim!

Refa
22.06.05, 12:36
Also ich durchlebe gerade ebenfalls eine Transformation von EU-Befürwörter hin zum totalen Anti-Europäisten.
Die imprealistische Haltung der EU gegenüber der Türkei nimmt in meinen Augen nicht mehr akzeptable Dimensionen an. So nicht. Meine Meinung.

Aber eins sollte nicht übersehen werden -
Wir müssen uns bewußt machen, dass die extraordinären Forderungen der Christen wie z.B. einen Bürgerkrieg nach 100 Jahren als Völkermord neu zu definieren, usw. ist genau den Versuch der Antitürken darstellt, die Türken vom Ansinnen einer EU-Mitgliedschaft "freiwillig" zu entfernen.

Insofern tappe ich BEWUSST in die Falle der Türkendiskriminierer, wenn ich aufgrund dieser Forderungen eine konsequente Abkapselung der Türkei gegenüber der EU fordere.

Ich schlage stattdessen vor an das Original heranzutreten. Also warum sich mit der billigen Kopie-EU herumschlagen, wenn wir mit dem Original und den Urvater USA besser zurecht kommen können.

Unsere falschen Freunde in der EU sollen bleiben wo der Pfeffer wächst. hmmmm selbt das haben sie ja nicht he he

MfG
Refa

kanki
22.06.05, 14:38
cok güzel bir yazi bastan sona kadar cok dogru

T a r k a n
22.06.05, 18:26
Wir sollten lieber Europa teilen. :p

dertli4u
22.06.05, 19:18
türkiye sinirlari icerisinde yapacagimiz eylemler fazla yarar saglamaz.kendi kendimize eylem yapmis oluruz..

avrupa ülkelrinin merkezlerinde yazili ve sözlü basinda sesimizi duyurmaliyiz..kamuoyunu etkilemeliyiz.

1-türkiyede, ermeni, fransiz ve yahudi soykirimi anitlari kurulmalidir.

2-canakkalede - canakkale savasi
kahraman marasta-fransiz zulmü
musta-ermeni saldirilari

anit ve müzeleri acilmali.

3-sirnakta-dis destekli pkk terörü ile ilgili müze ve anit acilmali

4-izmirde- yunan mezalimi müzesi acilmali

5-istanbulda, degisik din ve etnik topluluklarin birarada yasadigi osmanli medeniyeti sergi ve müzesi acilmali

yukardaki müze ve sergilerde, sesli ve görüntülü olarak, avrupa birligi ülkeleri ve arapca, cince, japonca,hinduca vs..aciklamalar yapilmalidir..

ilk okuldan itibaren, ögrenciler, en az bir defa, birkac günlügüne, buralara götürülüp, misafir edilmeli..

lise ve üniversite ögrencilerine, seminerler ve fikir tartismalari programlari düzenlenmeli.

gelen yabanci devlet adamlari ve heyetlerin, buralari ziyaret etmesi, protokol kurali haline getirilmeli.

deryatulga
31.10.07, 21:38
31 Ekim 2007 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Ege CANSEN (http://www.hurriyet.com.tr/index/ege_cansen)



ecansen@hurriyet.com.tr (ecansen@hurriyet.com.tr)

http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/17b.jpg Papuç pahalıysa yalınayak dolaşılır


ÜZÜLEREK görüyorum ki, PKK ihtilafı tırmanışa (eskalásyona) geçti. Pek tabii böyle bir hamle hiç beklenmiyor değildi. Ancak kötü akıbet, ne kadar beklenirse beklensin, geldiği anda bir şaşkınlık yaratır. Bu da öyle oldu.

Türkiye, tertemiz bir genel seçim yapmış ve iktidardaki parti, rakiplerine fark atarak iş başında kalmıştı. Yani ülkede, öyle veya böyle olsun, sürmekte olan siyasi istikrar ortamı pekişmişti. Daha da önemlisi, Türkiye’nin Güneydoğu-Kürt meselesine şahin değil, güvercin gibi yaklaşmayı ilke edinmiş ve bunu yaklaşık beş yıllık iktidarında fiilen ispat etmiş olan iktidar partisi, yöre halkından çok yüksek oy almıştı. Kısaca, o bölgenin halkı da AKP’ye, bu etnik ihtilafı "bildiği gibi" çözmesi için vekálet vermişti. Anlaşılan PKK’nın akıl hocaları, AKP’nin yumuşak tutumunu ve Türkiye’nin iktisadi ve siyasi olarak tamamen dışa bağımlı hale gelmesini "uygun ortam" olarak değerlendirilmişti. Daha da kötüsü Kürtler arasında "dava"ya karşı bir inançsızlık başlamıştı. Hem Türkiyeci Kürtler korkutulmalı, hem de şahin Türkler açmaza düşürülmeliydi.

* * *

PKK’nın ne olduğunu, ne olmadığını ve terörle neyi amaçladığını hepimiz biliyoruz. Irak’ın Kuzey’inde Amerika tarafından kurulan Kürdistan’ın etkisini genişletme eğilimlerini de biliyoruz. Onların hedefleriyle, ezelden beri Türkiye’yi bölmek isteyen iç ve dış güçlerin siyasi emellerinin birleştiğini de. Cumhuriyet düşmanı olmakla övünen ve günümüz iktidarı üzerinde etkisi olan mandacı aydınların, bölünme fikrine özünde soğuk bakmadıklarını da biliyoruz. Zaten Türkler, bir milyon Ermeni’yi ve otuz bin Kürdü öldürmüştü... Artık tarihleriyle yüzleşmeleri gerekiyordu. Bunun için AB ve ABD önünde diz çöküp "günah çıkarmaktan" başka bir yol yoktu. İnkárcılık ve dayatmacılık bitmeliydi. Ancak bunları yerine getirirlerse, Türkler insanlık camiasının medeni bir üyesi olmaya hak kazanılabilirdi. Herhalde PKK stratejistleri bu propaganda kampanyasını da değerlendirdi. Demir tavında dövülmeliydi. Harekete geçildi.

* * *

Yıllar önce Taksim’deki The Marmara Oteli’nde, o devirde yine mebus olan Ahmet Türk ve arkadaşları, bir grup köşe yazarına Kürt meselesini kendi açılarından anlatmak için toplantı tertiplemiş ve beni de çağırmışlardı. Gazeteci arkadaşlardan biri, kendince sureti haktan davranmak için, "Kabahat bizde; Güneydoğu’yu çok ihmal ettik. O yöre geri kaldı. Terör onun için çıktı. Ama Kürtler, Türklerden ayrılırsa, denize çıkışı olmayan bir toprakta sıkışıp kalır, iktisadi durumu daha da kötüleşir" dedi. Mebuslardan biri "Bize çözüm dayatmaktan, ağabeylik taslamaktan vazgeçin. Biz aç kalmayız; hayvancılık yapar yine rızkımızı çıkarırız. Bu bir siyasi özgürlük davasıdır" dedi. Kendisini, açık konuştuğu için tebrik ettim. Arkasından şunu ekledim. Sizin izlediğiniz yol, olayları ister istemez bölünmeye götürür. Bölünme ise iki nedenden dolayı çok pahalı ve hatta imkánsızdır. Birincisi Kürt bölgesinin "sınırlarının çizilmesi"; ikincisi, sınır çizilirse ortaya çıkacak "etnik temizlik" (mübadele) sorunudur. Bunların ikisi de büyük faciaya yol açar dedim. Bugün gelinen test noktası budur.

Son Söz: Strateji, sondan başa doğru kurulur.

Sipahi
31.10.07, 22:00
Never ending Story II.

AdemBahar
26.12.07, 16:37
Link (http://de.rian.ru/world/20071222/93745396.html)

Armenische Partei fordert Änderung der Grenze zur Türkei
11:04 | 22/ 12/ 2007

JEREWAN, 22. Dezember (RIA Novosti). Laut dem Direktor des Zentralen Büros der internationalen armenischen Organisation „Ai Dat“, Kiro Manojan, muss der armenisch-türkische Grenzverlauf revidiert werden.
„Die heute zwischen Armenien und der Türkei bestehende Grenze hat keine Rechtsgrundlagen. Der Vertrag von Kars, der den heutigen Grenzverlauf bestimmt, hat keine Rechtskraft, deshalb müssen Armenien und die Türkei diese Frage lösen“, äußerte er.
Er betonte, dass der Grenzverlauf nach den Bestimmungen des Vertrages von Sčvres ausgerichtet werden müsse. Ihm zufolge würde die territoriale Fläche Armeniens sich dadurch um 80 Prozent vergrößern und das Land Zugang zum Schwarzen Meer erhalten. Manojan ist zugleich der für politische Fragen zuständige Direktor des Zentralen Büros der Partei Armenische Revolutionäre Föderation (Daschnakzuzjun), eine der ältesten politischen armenischen Parteien, die im Bergkarabach-Krieg eine wichtige Rolle spielte.

Die Partei fordert ein „einheitliches demokratisches Armenien“ mit dem Grenzverlauf, der im Vertrag von Sčvres im Jahr 1920 festgelegt wurde.
Eine Revision des armenisch-türkischen Grenzverlaufs ergebe sich, so Manojan, aus der Erlangung der Unabhängigkeit Armeniens.
„Zuvor konnte Armenien, das sich im Bestand der UdSSR befand, nicht darauf bestehen. Nachdem das unabhängige Armenien zum Rechtsnachfolger der Ersten Republik wurde, trat der Vertrag von Sčvres unverzüglich in Kraft und ist das einzige Dokument, demzufolge die Grenze bestimmt werden kann“, führte er aus.
Manojan betonte laut der Nachrichtenagentur Novosti Armenia, dass die Türkei auch mit anderen Nachbarstaaten territoriale Konflikte habe.
Der Vertrag von Sčvres wurde am 10. August 1920 zwischen dem Osmanischen Reich und der Entente geschlossen.
Das Osmanische Reich verlor dadurch einen Großteil seines Territoriums, Armenien wurde zu einem „freien und unabhängigen Staat“ erklärt. In den armenischen Bestand kamen fast das gesamte Territorium der Provinz Erzurum, zwei Drittel der Provinzen Van und Bitlis (heute Ostanatolien) sowie ein Großteil der Provinz Trabzon, die Armenien Zugang zum Schwarzen Meer verschaffte. Die Armenien zurückgegebenen Territorien beliefen sich auf eine Fläche von 100 000 Quadratkilometern.
Der Vertrag von Kars wurde am 13. Oktober 1921 zwischen der Republik Türkei und den sowjetischen Kaukasusrepubliken geschlossen. Die Türkei, Aserbaidschan und Armenien kamen überein, dass das Gebiet Nachitschewan einen Autonomiestatus unter der Schirmherrschaft Aserbaidschans erhält.
Dieses Abkommen wiederholte im Allgemeinen die Bestimmungen des Abkommens von Moskau aus dem Jahr 1921, das laut Daschnakzuzjun die Lebensinteressen der Armenier verletzte.


Soviel zu dem Thema: "Die PKK ist im Irak weggefegt und bereitet eine neue Front über Armenien vor! Es mag natürlich Wahlkampfgetöse der Armenier sein, aber die Zugverbindung Kars Tiflis Bakü scheint in Russland nicht gut anzukommen... :türkiye::azerbayca

deryatulga
22.05.09, 10:53
Yıllar önce Taksim’deki The Marmara Oteli’nde, o devirde yine mebus olan Ahmet Türk ve arkadaşları, bir grup köşe yazarına Kürt meselesini kendi açılarından anlatmak için toplantı tertiplemiş ve beni de çağırmışlardı. Gazeteci arkadaşlardan biri, kendince sureti haktan davranmak için, "Kabahat bizde; Güneydoğu’yu çok ihmal ettik. O yöre geri kaldı. Terör onun için çıktı. Ama Kürtler, Türklerden ayrılırsa, denize çıkışı olmayan bir toprakta sıkışıp kalır, iktisadi durumu daha da kötüleşir" dedi. Mebuslardan biri "Bize çözüm dayatmaktan, ağabeylik taslamaktan vazgeçin. Biz aç kalmayız; hayvancılık yapar yine rızkımızı çıkarırız. Bu bir siyasi özgürlük davasıdır" dedi. Kendisini, açık konuştuğu için tebrik ettim. Arkasından şunu ekledim. Sizin izlediğiniz yol, olayları ister istemez bölünmeye götürür. Bölünme ise iki nedenden dolayı çok pahalı ve hatta imkánsızdır. Birincisi Kürt bölgesinin "sınırlarının çizilmesi"; ikincisi, sınır çizilirse ortaya çıkacak "etnik temizlik" (mübadele) sorunudur. Bunların ikisi de büyük faciaya yol açar dedim. Bugün gelinen test noktası budur.

Son Söz: Strateji, sondan başa doğru kurulur.

Ege CANSEN ecansen@hurriyet.com.tr

Yemek çok sıcak, yutulması için biraz üflemek lazım


PKK, maalesef (veya bazılarınca maalmemnuniye) hem siyasi hem de yenilmezliğini kabul ettirerek bir bakıma askeri cephede de "TC"yi yenmiştir.

Askeri kısmını, eski komutanlarımız söylemektedir. Tam istihbaratla, son model savaş uçakları ve tanklarla günlerce dövülen Kuzey Irak dağlarında konuşlanmış PKK, şüphe yok ki zayiat vermiştir. Ama kalan kuvvetlerini toparlamış ve kısa süre sonra hudut karakollarımızı basmıştır. PKK halen, istediği zaman, istediği yerde silahlı eylem yapabilmektedir. Böylesi öldürmeli operasyonlar PKK'nın, ayrılıkçı olsun, olmasın tüm Kürtler üzerinde, korkuyla karışık bir saygıya dayanan otorite kurmasına imkán sağlamıştır. Böylece PKK, Kürt hareketinin siyasi kanadının da tartışılmaz patronu olmuştur. PKK'nın siyasetine ve onun önderi Öcalan'ın talimatına karşı çıkacak Kürt siyasetçinin akıbeti çok feci olur. Buna hiç biri cesaret edemez.

* * *

İşte tam bu ortamda, Kürt meselesinin çözümü için şartların oluştuğu söylenmektedir. Bir açıdan bu ifade doğrudur. Çünkü TC azmini kaybetmiştir. Esasen barış anlaşmaları hep böyle zamanlarda yapılır. İki tarafın da davasını sürdürme ümidi devam ediyorsa, barış olmaz. Taraflardan biri, davasından vazgeçmişse vakit tamamdır. Türkiye yorgundur. Suçluluk kompleksi içine itilmiştir. Ne olacaksa olsun, yeter ki terör bitsin deme noktasına gelmiştir. Zaten terörün amacı da karşı tarafı bu noktaya getirmektir. Hiçbir terör örgütü, terör olsun diye terör eylemi yapmaz. Amaç, her zaman siyasidir. Bu şartlar altında "ümit veren" müzakerenin gündemini örgüt belirleyecektir. Yandaş ve dindar diye adlandırılan medyadakiler başta olmak üzere liberal yazarlar, PKK'nın ileri sürüleceği şartları makul bulacaktır. Çözüm, yani bölünme için gerekli psikolojik ortam oluşursa, müzakereler sanıldığı kadar uzun sürmeyebilir. ABD ve AB, Türk devlet adamları "cesur(!) adımlar" atabilsin diye hükümeti maddi ve manevi olarak destekleyecektir. CIA taşeronları, türlü çeşitli "dinleme-dillendirme-sızdırma" haberlerle taraflı basını besleyerek, kamuoyunu oluşturacaktır. Kaldı ki, geçiminin yurt dışından gelecek paraya bağlı olduğuna inandırılmış bir toplum, dış baskılara fazlaca direnemez.

* * *

Cumhuriyet'in iki büyük projesi vardı. Biri "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" diye söylenen "láiklik"; diğeri "Ne mutlu Türküm diyene" özdeyişinde ifadesini bulan "Milli Birlik" idi. İkisini de sürdürmek mümkün olamadı. Hayırlısı ne ise o olsun. Demokrasi işlemektedir. Ülke için neyin iyi olduğuna halk, yani onun temsilcisi meclis karar verecektir. Doğru kararın ne olduğunu, halktan yani meclisten daha iyi bildiğini kimse iddia etmemelidir. Cumhuriyet sevdalıları için olanları ve olacakları hazmetmek zordur. Ama yapacak bir şey de yoktur.

Son Söz: Çözüm, çözdüğünden büyük sorun yaratmamalıdır.






20 Mayıs 2009

deryatulga
22.05.09, 11:19
22 Mayıs 2009, Cuma
Hasan Pulur
Terörle bir yere varılamazmış!!!(X)

CUMHURBAŞKANI Gül’ün “Güzel günler göreceğiz” müjdesi, Deniz Baykal gibi “Kürt sorunu”nda güzel günler geleceğini müjdeleyen Cumhurbaşkanı’nın, dilinin altındaki baklayı çıkarmasını dahi beklemeden “Bu iş tamam!” diyerek kolları sıvamak üzeredirler.düşünenlerde “Neymiş bunlar?” kuşkusu uyandırmışsa da, bazıları “Güzel günlerin gelmekte olduğunu” anlayıp, televizyonlarda gülücükler dağıtmakta...
Demek ki onlar * * *
BİLİRSİNİZ, biz uzun zamandır “Terörle bir yere varılmaz” safsatasıyla, hem kendilerini, hem de onları bir matah sananlara “Terörle bir yere varılır!” demiş; dedik diye de eleştirilmiştik.
Terörü bastırabilseydik, bugünlere gelir miydik?
* * *
“HANGİ günler mi?”
Ege Cansen, geldiğimiz ve gelmek üzere olduğumuz günleri o kadar açık seçik, bazı kafalara vura vura anlatıyor ki...(xx)
İlk tespit, tabii tahmin:
“PKK maalesef (veya bazılarınca maalmemnuniye hem siyasi hem de yenilmezliği kabul ettirerek bir bakıma askeri cephede de TC’yi yenmiştir.”
Tespit bu, ya bundan sonrası:
“İşte tam bu ortamda, Kürt meselesinin çözümü için şartların oluştuğu söylenmektedir. Bir açıdan bu ifade doğrudur. Çünkü TC azmini kaybetmiştir. Esasen barış anlaşmaları hep böyle zamanlarda yapılır. İki tarafın da davasını sürdürme ümidi devam ediyorsa, barış olmaz. Taraflardan biri, davasından vazgeçmişse vakit tamamdır. Türkiye yorgundur. Suçluluk kompleksi içine itilmiştir. Ne olacaksa olsun, yeter ki terör bitsin deme noktasına gelmiştir. Zaten terörün amacı da karşı tarafı bu noktaya getirmektir. Hiçbir terör örgütü, terör olsun diye terör eylemi yapmaz. Amaç, her zaman siyasidir. Bu şartlar altında ‘ümit veren’ müzakerenin gündemini örgüt belirleyecektir.”
* * *
DİYELİM ki barış görüşmeleri (!) başladı, herkes “Aman ne iyi” diye sokaklara mı dökülecek?..
Elbette değil, lakin “Kandildekiler”in “Silah bırakılsın!” değil, “Silahlar sussun!” haberini memnuniyetle karşılayanların tutumunu tahmin edebiliyor musunuz?
* * *
EGE Cansen tahmin etmiş:
“Yandaş ve dindar diye adlandırılan medyadakiler başta olmak üzere liberal yazarlar, PKK’nın ileri süreceği şartları makul bulacaktır. Çözüm, yani bölünme için gerekli psikolojik ortam oluşursa, müzakereler sanıldığı kadar uzun sürmeyebilir. ABD ve AB, Türk devlet adamları ‘cesur(!) adımlar’ atabilsin diye hükümeti maddi ve manevi olarak destekleyecektir. CIA taşeronları, türlü çeşitli ‘dinleme-dillendirme-sızdırma’ haberlerle taraflı basını besleyerek, kamuoyunu oluşturacaktır. Kaldı ki, geçiminin yurtdışından gelecek paraya bağlı olduğuna inandırılmış bir toplum, dış baskılara fazlaca direnemez.”
Hâlâ “Terörle bir yere varılamaz!” safsatasında ısrarlı mısınız?
Terörle bir yere varılır, varılan yer gizli kapaklı da değildir.
Bundan sonra da açık ve seçik olacaktır.
* * *
DİYECEKSİNİZ ki “Biz laik cumhuriyetçiler bunları hazmedemeyiz!”
Ederiz, ederiz, madem demokrasi var, madem milletin demokratik meclisi var, milletin temsilcilerinin hazmettiğini kim hazmedemez ki!
Siz, siz olun midenizi sağlam tutun!————
(x) Kim bilir kaçıncı yazının başlığı bu...
(xx) 20 Mayıs 2009, Hürriyet

asimerter
22.05.09, 16:39
* * *
DİYECEKSİNİZ ki “Biz laik cumhuriyetçiler bunları hazmedemeyiz!”
Ederiz, ederiz, madem demokrasi var, madem milletin demokratik meclisi var, milletin temsilcilerinin hazmettiğini kim hazmedemez ki!
Siz, siz olun midenizi sağlam tutun!————
(x) Kim bilir kaçıncı yazının başlığı bu...
(xx) 20 Mayıs 2009, Hürriyet

Türkiye sadece laikcumhuriyetci midesinden olusmuyor....

GaziMemo
22.05.09, 17:11
Türkiye sadece laikcumhuriyetci midesinden olusmuyor....
baska neden olusuyor???

asimerter
22.05.09, 17:21
baska neden olusuyor???

Cesitli Ideolojilerden olusuyor burda saymama gerek yok....

deryatulga
22.05.09, 18:21
Cesitli Ideolojilerden olusuyor burda saymama gerek yok....

Vatan satanlarin ideolojisine sizin köyde ne deniyor? :nazar:

taycunist
22.05.09, 18:34
Vatan satanlarin ideolojisine sizin köyde ne deniyor? :nazar:

Liberal demokrasi.:lach:

asimerter
22.05.09, 18:40
Vatan satanlarin ideolojisine sizin köyde ne deniyor? :nazar:

Seytanda degisik kiliklara girer....her kesimde kendi cikarini düsünen cikiyor.
Ayrica Kürtler AYNI Vatandan degilmi?

TruckTurkey
22.05.09, 18:45
Seytanda degisik kiliklara girer....her kesimde kendi cikarini düsünen cikiyor.
Ayrica Kürtler AYNI Vatandan degilmi?

Bu kadar kurnaz olmayın. O yazıda Kürt demiyor. PKK diyor.

TruckTurkey
22.05.09, 18:48
Liberal demokrasi.:lach:


Sadece Liberal demokasi demiyorlar.

Türk kamuoyuna karşı Neo Osmanlıcılık oluyor.

Erbil'de Liberal demokrasi oluyor,

Batı'da Ilımlı islam

Türki Cumhuriyetleri'nde Türk Birliği adını alıyor.

asimerter
22.05.09, 18:52
Bu kadar kurnaz olmayın. O yazıda Kürt demiyor. PKK diyor.

Sözde bölünecek Ülkenin adi Pkkistan mi olacak?

asimerter
22.05.09, 18:54
Sadece Liberal demokasi demiyorlar.

Türk kamuoyuna karşı Neo Osmanlıcılık oluyor.

Erbil'de Liberal demokrasi oluyor,

Batı'da Ilımlı islam

Türki Cumhuriyetleri'nde Türk Birliği adını alıyor.,


Nasil laiklikligin Türkiye ayari varsa demek liberal demokraside Türkiyeye uygulanabilir bir hale gelebilir yoksa kabul görecegini sanmiyorum.

TruckTurkey
22.05.09, 19:00
,


Nasil laiklikligin Türkiye ayari varsa demek liberal demokraside Türkiyeye uygulanabilir bir hale gelebilir yoksa kabul görecegini sanmiyorum.


Türkiye'de ki laikliğin ayarı yine Türkiye'de yapılıyor. Türkiye'de ki laikliğin ayarı Erbil'de farklı, Özbekistan'da farklı, Gazze'de farklı değildir. Ayarı'da Utah'tan ya da Pennsylvania 'dan yapılmıyor.

asimerter
22.05.09, 19:08
Türkiye'de ki laikliğin ayarı yine Türkiye'de yapılıyor. Türkiye'de ki laikliğin ayarı Erbil'de farklı, Özbekistan'da farklı, Gazze'de farklı değildir. Ayarı'da Utah'tan ya da Pennsylvania 'dan yapılmıyor.

Soru asil su olmali:
Türkiyede yapilan POLITIKALAR laikcumhuriyetci kesimemidir sadece yoksa Türkiye Vatandasi olan herkese mi olmalidir?

TruckTurkey
22.05.09, 19:08
Sözde bölünecek Ülkenin adi Pkkistan mi olacak?


Yazıda bütün Kürtleri mi Kürdistan'ı kurma politikası ile mi itham ediyor yoksa Pkk lıları mı?

Pkk kelimesini çevirip Kürtleri soruyorsun.

asimerter
22.05.09, 19:14
Yazıda bütün Kürtleri mi Kürdistan'ı kurma politikası ile mi itham ediyor yoksa Pkk lıları mı?

Pkk kelimesini çevirip Kürtleri soruyorsun.

(Kürtlerin cogunlukta oldugu) Diyarbakirda MHP veya CHP mi kazandi?

TruckTurkey
22.05.09, 19:21
Soru asil su olmali:
Türkiyede yapilan POLITIKALAR laikcumhuriyetci kesimemidir sadece yoksa Türkiye Vatandasi olan herkese mi olmalidir?

Türkiye'nin iç politikalarına kimin nerde ayar verdiği ile bu ayarın kime hitap ettiği ayrı sorulardır.

Aslında senin sorduğun soruya cevap verdim ama anlamadın. Erbil'de Liberal Demokrasi, Türk kamuoyuna Neo osmanlı olan, Avrupa ve Amerika'da Ilımlı islam olan Akp politikaları Türk vatandaşı olanların çoğunu kapsayamaz.

Doğu da Kürtler Neo Osmanlıyı kabul etmez, Milliyetçiler Liberal Demokrasi yi kabul etmez, Milli Görüşçüler Ilımlı islam'ı kabul etmezler.

Her guruba ayrı yalan söyleyen bir politik çıkarcılığın bu ülkenin insanlarına hizmet ettiğini söylemek açıkca yalan söylemektir.

TruckTurkey
22.05.09, 19:24
(Kürtlerin cogunlukta oldugu) Diyarbakirda MHP veya CHP mi kazandi?

Yüzde kaç oy aldılar?

asimerter
22.05.09, 19:25
Her guruba ayrı yalan söyleyen bir politik çıkarcılığın bu ülkenin insanlarına hizmet ettiğini söylemek açıkca yalan söylemektir.

Atatürkcülügün ve Laikligin her kesimden olur almasi diye de birsey yok...neden zorla sevdirilmeye calisliyor? Farkli düsüncelere acik olmak Demokrasinin geregi degilmidir?

asimerter
22.05.09, 19:34
Yüzde kaç oy aldılar?


DTP ve AK Partiden daha az....


(javascript:ind.party('11'))CH P (javascript:ind.party('11'))Ah met Remzi Sayılan (javascript:ind.candidate('11' ,'293'))1,815%0.51-0.37
MHP (javascript:ind.party('6'))863 %0.24-0.52 »
Bide IZMIRDE DTP oy oranina bak...

DTP (javascript:ind.party('9'))12, 792%0.64-

TruckTurkey
22.05.09, 19:35
Atatürkcülügün ve Laikligin her kesimden olur almasi diye de birsey yok...neden zorla sevdirilmeye calisliyor? Farkli düsüncelere acik olmak Demokrasinin geregi degilmidir?

Atatürkçülük ve Laiklik Erbil'de farklı, Amerika'da farklı bir siyaset izlemez.

Bu yüzden tutarlı ve bu tutarlılığı ile de erdemlidir. Kendi milletinin gözünün içine baka baka yalan söylemez.

TruckTurkey
22.05.09, 19:36
DTP ve AK Partiden daha az....



Ben DTP nin oy oranını sormuştum. DTP kalesi Diyarbakır'da yüzde kaç oy aldı? Bana onu söyle

asimerter
22.05.09, 19:40
Bu yüzden tutarlı ve bu tutarlılığı ile de erdemlidir. Kendi milletinin gözünün içine baka baka yalan söylemez.

Tabii Atatürkcülügü herkes farkli anliyor....

asimerter
22.05.09, 19:44
Ben DTP nin oy oranını sormuştum. DTP kalesi Diyarbakır'da yüzde kaç oy aldı? Bana onu söyle

Demokratik Toplum Partisi DTP Osman Baydemir 234,109 %65.58

TruckTurkey
22.05.09, 19:46
Tabii Atatürkcülügü herkes farkli anliyor....

Atatürkçülük ya da Laiklik konusunda yetkili kurumların tarifi bellidir.

Peki Akp 'nin Liberalizmi nedir? Neo Osmanlıcılık mı? Ilımlı İslam mı? Türk Birliği mi?

Asla söyleyemezler. Bu yüzden Milli Görüşçülerin karşısında dizleri titriyor.

Mesela Yazıcılıoğlu bu Kürt açılımı hakkında ne yorum yapardı?

asimerter
22.05.09, 19:50
Atatürkçülük ya da Laiklik konusunda yetkili kurumların tarifi bellidir.


Diyanetin anladigi ile CYDD nin anladigi aynimi mesela? Atatürkcülük ve Laiklik degisken midir degisken degilse Anti-Demokratik degilmidir?

asimerter
22.05.09, 19:53
Mesela Yazıcılıoğlu bu Kürt açılımı hakkında ne yorum yapardı?

Yazicioglu o kadar elestirdiniz TRT 6 ya cikmadimi?

TruckTurkey
22.05.09, 20:16
Demokratik Toplum Partisi DTP Osman Baydemir 234,109 %65.58

%65 ile bütün Kürtleri PKK nın temsil ettiğini söyleyemezsin.Ne %65 ile Kürdistan kurulur ne Diyarbakır ile kurulur.

TruckTurkey
22.05.09, 20:21
Yazicioglu o kadar elestirdiniz TRT 6 ya cikmadimi?

Ben Yazıcıoğlu'nu falan eleştirmedim. Eleştirdiniz derken bu konuyla ilgili neyi eleştirmişim? Veya kim eleştirmiş?

Ayrıca Atatürk ilkeleri ile Laiklik yasalarla sınırları çizilmiştir. ÇYDD bu konu hakkında ne düşünür bilemem ama Diyanet İşlerinin sınırları bellidir. ÇYDD de bu sınırı aşarsa hukuk karşısında kendini bulur.

Peki AKP liberalizmi nedir? Sadece soruyor ama açıklama yapmıyorsun.

Akp liberalizmi Neo osmanlıcılık mıdır?
Ilımlı İslam mıdır?
Türk Birliği midir?

(Ek yapayım. Konu başlığına dönelim) Akp'nin Kürt politikası yukarda saydığım politikaların neresindedir.?
Şu soruya samimiyetle cevap verirsen bende bu samimiyete güvenirim.

asimerter
22.05.09, 20:54
%65 ile bütün Kürtleri PKK nın temsil ettiğini söyleyemezsin..

Tabiki tüm Kürtleri Pkk temsil etmiyor ama cogunluk Siyasal cözümden yana oldugunu düsünuyorum oda ayrilma degil tam aksine Türkiyedeki Demokrasinin genislemesi.

asimerter
22.05.09, 20:59
Akp'nin Kürt politikası yukarda saydığım politikaların neresindedir.?


Ak partinin poltikasi DÜSMAN yerine DOST kazanmadir artik ona ne dersen de.
Ak partinin Kürt politikasi ayrilik disinda Kürtleri ve Kürtlerin yasadigi bölgeleri Türkiyeye entegre etmedir(Demokrasiyi genisletmek). Ak parti bir kesimin degil her kesimin partisi olmaya calisiyor aslinda.

asimerter
22.05.09, 21:01
Ben Yazıcıoğlu'nu falan eleştirmedim. Eleştirdiniz derken bu konuyla ilgili neyi eleştirmişim? Veya kim eleştirmiş?


Ben Trt 6 dan bahsediyorum....

tayfur
22.05.09, 21:20
vay su demokrasinin basimiza getirdigi belaya bakin!!

asimerter
22.05.09, 21:24
vay su demokrasinin basimiza getirdigi belaya bakin!!

Sade Vatandas olarak:
o baslarimizi demokrasiye uydurmak gerekir YOKSA "gavur" basimiza gelir.

tayfur
22.05.09, 21:26
Sade Vatandas olarak:
o baslarimizi demokrasiye uydurmak gerekir YOKSA "gavur" basimiza gelir.

desene gavurun köpekleri olduk da haberimiz yok?

deryatulga
22.05.09, 21:43
vay su demokrasinin basimiza getirdigi belaya bakin!!

AKP'nin güttügü politika gercek anlamiyla ortaya ciksa ona tas catlasa secmenin 15-20%si destek verir, demokrasinin degil miyminti kamuoyu ile sapsal muhalefetin basimiza sardigi beladir bu! :kotz:

asimerter
22.05.09, 22:09
AKP'nin güttügü politika gercek anlamiyla ortaya ciksa ona tas catlasa secmenin 15-20%si destek verir, demokrasinin degil miyminti kamuoyu ile sapsal muhalefetin basimiza sardigi beladir bu! :kotz:

Ak Partiye izin verseler yüzde elli yi asar sizde sasarsiniz....

taycunist
22.05.09, 22:13
Sadece Liberal demokasi demiyorlar.

Türk kamuoyuna karşı Neo Osmanlıcılık oluyor.

Erbil'de Liberal demokrasi oluyor,

Batı'da Ilımlı islam

Türki Cumhuriyetleri'nde Türk Birliği adını alıyor.

AKP kurmaylarinin vatan hainligi iliklerine kadar isledigi icin, cikar dogrultusunda yerine göre eylem ve fikir degisimi gösterildigi havasi yaratiliyorlar. Adalet ve Kalkinma Partisi iktidarda kalma pahasina Bati sermayesine biat etmis, onlarin kompradorluguna yapan ve yine Bati nin siyasi parametrelerine eyvallah demektedir. AKP, sürüngenler sinifin üyesi olan Bukalemun gibi ortam ve yere göre renk degistirmektedir. Vermis oldugun somut örnekler bunun en tabii göstergesidir.

Bir siyasi partisi bu kadar cok omurgasizdan meydana gelirse, mütemadiyen diye bir sey kalmaz

asimerter
22.05.09, 22:21
AKP kurmaylarinin vatan hainligi iliklerine kadar isledigi icin, cikar dogrultusunda yerine göre eylem ve fikir degisimi gösterildigi havasi yaratiliyorlar. Adalet ve Kalkinma Partisi iktidarda kalma pahasina Bati sermayesine biat etmis, onlarin kompradorluguna yapan ve yine Bati nin siyasi parametrelerine eyvallah demektedir. AKP, sürüngenler sinifin üyesi olan Bukalemun gibi ortam ve yere göre renk degistirmektedir. Vermis oldugun somut örnekler bunun en tabii göstergesidir.

Bir siyasi partisi bu kadar cok omurgasizdan meydana gelirse, mütemadiyen diye bir sey kalmaz

Ne ÜLKE bölündü Ne Ermenistana SINIR kapisi acildi NE seriat geldi NEDE Türkiye emperyalizme boyun egdi HALA ne istiyorsunuz adamlardan?

taycunist
22.05.09, 22:43
Ne ÜLKE bölündü Ne Ermenistana SINIR kapisi acildi NE seriat geldi NEDE Türkiye emperyalizme boyun egdi HALA ne istiyorsunuz adamlardan? Sakin ol aslanim. Bak ben kiziyormuyum hic.. Sen manen AKP ye inanmis iyi niyetli birisi olabilirsin. AKP seriat getirecek diye bir sey zaten söylemedim, savunmadim da. Biraz duyarli ve sogukkanli davranir AKP nin icratlarina bir göz atarsan; kime boyun egdigini, kime hizmet ettigini ve bu sonucu olarak nelerle karsi karsiya kalabilecegimizi fark edersin...

Serden
23.05.09, 10:41
Ak Partiye izin verseler yüzde elli yi asar sizde sasarsiniz....


İzin vermek ne demek?

Devlet Hazinesine el atıp, devletin parasıyla AKP adına beyaz eşya, kömür dağıtmak mı? Belediye seçimleri öncesi 'bizi seçmezseniz istediğiniz olmaz' deyip seçmenlere küstahça tehdit savurmak mı?

Buna mı izin verilecek, göz yumulacak?

TruckTurkey
23.05.09, 11:52
Peki AKP liberalizmi nedir? Sadece soruyor ama açıklama yapmıyorsun.

Akp liberalizmi Neo osmanlıcılık mıdır?
Ilımlı İslam mıdır?
Türk Birliği midir?

(Ek yapayım. Konu başlığına dönelim) Akp'nin Kürt politikası yukarda saydığım politikaların neresindedir.?
Şu soruya samimiyetle cevap verirsen bende bu samimiyete güvenirim.

Sorumun cevabı ;


Ak partinin poltikasi DÜSMAN yerine DOST kazanmadir artik ona ne dersen de.
Ak partinin Kürt politikasi ayrilik disinda Kürtleri ve Kürtlerin yasadigi bölgeleri Türkiyeye entegre etmedir(Demokrasiyi genisletmek). Ak parti bir kesimin degil her kesimin partisi olmaya calisiyor aslinda.

bu değil.

deryatulga
23.05.09, 14:58
İzin vermek ne demek?

Devlet Hazinesine el atıp, devletin parasıyla AKP adına beyaz eşya, kömür dağıtmak mı? Belediye seçimleri öncesi 'bizi seçmezseniz istediğiniz olmaz' deyip seçmenlere küstahça tehdit savurmak mı?

Buna mı izin verilecek, göz yumulacak?

Oradan ne cikacaginin cevabini her seyden önce beyaz esya dagitilanlar verdiler. AKP'nin kendisine yapilan muhalefeti kimse engellemeden sifirlamasindan bahsediyor arkadas.:clap:

deryatulga
24.05.09, 04:31
Gürkan Hacır gurkan.hacir@aksam.com.tr
Türkiye bölünecek mi?

Samsun'a çıkarken Atatürk'e bir İngiliz subay neden vize verdi?
Musul ve Kerkük niye bırakıldı? İsmet Paşa Lozan çıkışında 'Bir doksan yıl daha kazandık' dedi mi? İngilizlerin, Türkiye ile ilgili bilmediğimiz bir planı mı var? Kürt meselesinin arkasında kim var?
Özellikle Cumhuriyetçi ve laik çevrelerin en büyük korkusu, Türkiye'nin üniter yapısını koruyamayıp bölüneceği. Hem yurtiçinde hem yurtdışında giderek artan Kürt lobisinin etkinliği, hız kazanan Anayasa tartışmaları (ki en önemli ilk dört madde tartışılıyor) ve hemen yanı başımızda kurulan Kürdistan korkulu rüyamız oldu. Ama iş bununla sınırlı değil! Ermenistan ve Ermeni diasporasının taleplerinin, sırf soykırımın kabulüyle sınırlı olmadığı artık sır değil. Bir de giderek artan Pontus faaliyetlerini ve soykırım taleplerini de ekleyin, koca Anadolu coğrafyasını öyle düşünün.
Peki, nasıl oluyor da 85 yıl sonunda Türkiye bitmek tükenmek bilmeyen taleplere muhatap oluyor? Tam 85 yıldır büyük oranda barış içinde yaşamış, küçük sürtüşmeler hariç hiçbir ülkeyle savaşmamış bir ülke, bu kadar kolay bölünme hesaplarına dahil ediliyor.
Tamam mikro milliyetçilik çağındayız, tamam kimse bu önemli bölgede bu kadar büyük güçlü ve üniter bir yapıyı istemiyor ama bir ülkenin bölünmesi bu kadar rahat telaffuz edilebilir mi?

MECLİS BASKININA DİRENMEDİLER
Önce kuruluşumuzdan başlayalım. Türkiye Cumhuriyeti, İngilizlere rağmen kurulmadı. İngilizlerle uzlaşılarak kuruldu. İdris Küçükömer bunun işaretlerini kitabında verir. Dikkatli bir üslupla Doğan Avcıoğlu da bundan bahseder. İngilizlerin İstanbul'u işgalinde ve sonrasında, İstanbul'u terk etmelerinde tek kurşunun atılmaması hiç merak etmediğimiz bir konudur. Neden Rum ve Ermeni çetelerine karşı örgütlenen direniş, İngilizlere karşı yapılamadı?
Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı basıldığında, İngilizlere hiçbir direniş sergilenmedi. Hatta, 16 Mart 1920'de, Fındıklıdaki Meclis baskınında milli mücadelenin önde gelen isimleri Kara Vasıf ve Rauf Bey kaçma imkanları varken kaçmadılar ve teslim oldular. Çünkü İngilizlerle uzlaşarak, varlıklarını koruyacaklarını biliyorlardı. Malta'ya sürüldüler.
İttihat ve Terakki'nin ve o yok olduktan sonra kurulan Karakol Cemiyeti'nin iki büyük temsilcisinin, bu tavrını anlamak için İngiliz faktörüne bakmak gerekir. Onlar, İngilizlere rağmen politika üretilemeyeceğini düşünüyorlardı. Bütün yazışmalar İngiliz istihbaratının eline geçiyordu. İttihatçı büyük şefler, Almanya'ya sığınmışlardı. Ve Osmanlı'nın büyük bir borcu vardı. Bu borçla, İngiltere'nin izni olmadan idare edilemeyeceğini hesaplıyorlardı.

ATATÜRK'E VİZE VEREN İNGİLİZ
Biraz öncesine gidelim ve asıl tarihsel yanılgımıza gelelim. İngilizlerle büyük mücadelemiz olan Çanakkale'ye... Çanakkale'de büyük bir direniş ve insanlık dramı yaşandı. Sayısı halen tartışmalı olsa da yüz binlerce şehit verildi. İngilizler, büyük askeri güçlerine rağmen Çanakkale Boğazı'nda sulara gömüldü. Ama bu savaşın Kurtuluş Savaşı'yla bir alakası yoktur. Arada 4 koca yıl vardır. Bu basit gibi gözüken ayrım aslında herkesin aklında karmakarışıktır. Kronolojik düşünme ne yazık ki eğitim sistemimizde bizlere verilmiyor. 1915 ile 1919 birbirine giriyor.
Ondan sonra Atatürk'e ve 36 arkadaşına Samsun'a gitmek üzere vize veren kişinin bir İngiliz İstihbarat subayı olduğunu öğrendiğimizde şaşırıyoruz. John Bennet bir İngiliz subayıydı. Atatürk ve yakın arkadaşlarının, İstanbul Boğazı'ndan ayrılması için gerekli vizeyi bizzat o hazırladı. Bu işlem için özellikle de İngiltere Dışişleri'nin baskı yaptığını anılarında anlattı. Anılarını 'Tanık' isimli kitapta topladı. Yakın bir zamanda yaşamını yitirdi.

MUSUL VE KERKÜK
Milli Mücadele yıllarında İngilizlerle hep masa başında karşı karşıya geldik. Cephede değil. İngilizler izin vermeselerdi Cumhuriyet kurulabilir miydi acaba? Emin değilim. Lozan'da hakem rolündeydiler. Ama asıl büyük oyunları hep Musul ve Kerkük üzerine oldu.
Musul Misak-ı Milli sınırları içerisindeydi ama Lozan'da çok kolaylıkla bıraktık. Asıl büyük zenginlik, haritamızın dışına bırakılmıştı. Referandumla da olsa güzel kent Hatay, yıllar sonra bünyemize katıldı. Ama petrol deposu ve hayati önemdeki Musul'da neden ısrar etmedik? Ve neden bu kadar kolay bıraktık? İngilizlerin kurduğu oyun tıkır tıkır işledi. İtiraz edemedik. Peki, o yıllar için yeni bir plan mıydı bu?... Hayır sanmıyorum.

SIRADA Mİ KÜRTLER VAR?
Bakın buraya dikkat. Sadece tesadüflerden hareket etmiyorum. Yunanlıların özgürlüklerini kazandıkları yıl 1829'dur. Onları Osmanlı'ya karşı başkaldırmaya teşvik eden ise elbette İngilizler'di. Tam 90 yıl sonra yani 1919'da Osmanlı parçalanırken, onları Anadolu'ya çıkmaları için tahrik eden yine İngilizler olmuştu. Tam 90 yıl sonra dayağı yiyen Yunanlılar hayal kırıklığıyla evlerine döndüler.
Aradan tam 90 yıl geçti. Şimdi Kürtlere aynı şey yapılıyor. Yani 1829'da Yunanistan'ın, 1919 da (başlayarak birkaç yıl içinde) Türkiye'nin ve aradan doksan yıl geçtikten sonra yani 2009'da da Kürdistan'ın kurulmasına izin veriyorlar. Eğer kurulmayı becerebilirlerse onlarında ömrü herhalde 90 yıllık olacak. Hesap ne kadar açık değil mi?

LOZAN'DAN YOUTUBE'A
Bu arada kurucu doktrinimizin yıpranma dönemi de geldi. Atatürk için yapılan seviyesiz ve ahlak dışı saldırılar, son bir iki yılda ne kadar arttı. YouTube'un yasaklanmasına kadar varan seviyesiz saldırıların, hemen tamamı Gazi'nin özel yaşamına ilişkin. Evet, internetin yaygınlaşması ve YouTube'un hayatımızı daha etkin bir şekilde girmesini kabul ediyorum ama her şey bu kadar kısa sürede nasıl bir saldırıya dönüştü. Bu yazının konusu değil ama Lozan görüşmeleri bir kez daha incelenmelidir. Musul'dan vazgeçip neyi kazandığımız net olarak sorgulanmalıdır.
Kürt meselesinin Osmanlı'dan bu yana dallanıp budaklanmasında İngilizlerin rolünü bilmeyen yok. Ama Ermeni olaylarından dolayı kurulan Divan-ı Harp'te İngilizler, kendilerine karşıt kim varsa darağacına veya hapse yollamaktan çekinmediler.
1918 sonrasında Berlin'de sıkışan İttihatçı şeflerin adresleri, Ermeni suikastçılara İngiliz istihbaratı tarafından verildi. İngilizlerin kurduğu plan hep tıkır tıkır işledi. Mustafa Kemal ve arkadaşlarını da Musul ve Kerkük'ü bırakmaya zorladılar.
Evet yazdıklarım determinist tarih çıkarsamaları... Ama bir düşünün lütfen! İngilizler her işin içinde olup da neden bu kadar az hedef oldular. Neden antiemperyalist eylemler hep Amerika'ya yöneldi? Neden Türkiye-İngiltere ilişkileri hiç ayrıntılarıyla incelenmedi ve belgeler süresi geldiği halde açılmadı?

Benden Selam Söyle Anadolu'ya
Yazar Dido Sotiriyu'nun kitabı her ne kadar bir insanlık dramını anlatsa da anlatım ve içerik olarak çokça tartışılan bir kitaptır. Kitabında anlattığı tüm Türk karakterler olumsuz, Rumlar ise daha görgülü seçkin ve iyi tiplerdir. Ama ben işin orasında değilim. Kitabın 80'inci sayfasında bir yerinde kitabın kahramanlardan biri 'Kemal 90 yıllığına anlaştı' diyor.

İSMET PAŞA BİLMEDİĞİMİZİ Mİ BİLİYORDU?
İki küçük soruyla bitirelim. Neden Güneydoğu'ya yatırım yapmıyorsunuz sorusuna, eski Başbakan Şükrü Saracoğlu 'İleride ne olacağı belli olmayan topraklara niye yatırım yapalım' cevabını verdi mi? İsmet Paşa Lozan çıkışında 'Bir doksan yıl daha kazandık' dedi mi? Acaba o dönemin devlet adamları, bizim bugün bilmediğimiz şeyleri mi biliyorlardı. Her ne olursa olsun kendi tarihimizle yüzleşmeliyiz. Sonucu her ne olursa olsun gerçeği öğrenmeliyiz. Ama bunu art niyetli araştırmacılara, fonlardan beslenen gazetecilere ve AB kuyrukçusu popülist aydın bozuntularına bırakmamalıyız... Gelin bu paranoid yazıyı komik bir tesadüfle bitirelim. Büyük bir gururla kutladığımız 23 Nisan 1920 bizim Meclisimiz'in açılış tarihidir. Ama 23 Nisan aynı zamanda İngilizlerin de Ulusal Günü'dür. William shakespeare'in de doğum günü olarak kabul edilir.

Istanbul1828
15.09.09, 16:27
Bin yılda bir gelen fırsat

Yazar: Soner Çağaptay
HaberTürk
23 Haziran 2009
http://www.cagaptay.com/6099/bin-yilda-bir-gelen-firsat

http://www.cagaptay.com/images/item_print.gif Yazdır (http://www.cagaptay.com/6099/bin-yilda-bir-gelen-firsat#)http://www.cagaptay.com/images/item_email.gif Haberi Paylaş (http://www.cagaptay.com/article_send.php?id=6099)http://www.cagaptay.com/images/item_rss.gif RSS (http://www.cagaptay.com/cagaptay/rss.xml)ShareThis (javascript:void(0))
TÜRKİYE'nin PKK'ya karşı mücadelesinde önüne bin yılda bir kez gelecek bir fırsat var. PKK'nın başka ülkelerden gördüğü destek yok olmak üzere. Ankara, Kürt sorununun çozümünde reformlara da ağırlık verirse, PKK'yı marjinal bir grup haline getirebilir.
PKK, Marksist-Leninist bir grup olarak, Soğuk Savaş yılları sırasında Türkiye'ye karşı Sovyet destekli Suriye'de konuşlanmıştı. Ama komünizm bittikten sonra bile bu durum devam etti. Suriye, PKK'yı Hatay ve Fırat nehri üzerindeki taleplerini Ankara'ya kabul ettirmek için bir manivela olarak kullandı.
İslam Devrimi'nden sonra ise dine dayalı bir otokrasi olan İran PKK'yı, laik bir cumhuriyet olan Türkiye'ye karşı kullandı.
Körfez Savaşı'ndan sonra PKK, ABD'nin Kuzey Irak'ta Iraklı Kürtlerin güvenliğini sağlamak amacıyla kurduğu güvenli bölgeyi istismar ederek, orada da örgütlendi.
PKK, ayrıca Bulgaristan ve Romanya'da para aklama ve uyuşturucu faaliyetleri, Rusya, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Ermenistan'da lojistik faaliyetler yürüttü. Amerikan Dışişleri Bakanlığı raporlarına göre, PKK Yunanistan'daki Lavrion mülteci kampında da yer edindi.
1990'ların sonunda PKK Tükiye'nin neredeyse tüm komşularında faaliyet gösteriyordu ve yükselişteydi.
Bugün ise tablo çok farklı: PKK'nın komşu ülkelerdeki faaliyetleri bitiş sürecinde. Türk-Yunan yakınlaşması Atina'nın PKK'ya karşı adım atmasına yol açtı. Türkiye'nin girişmiyle PKK'nın Bulgaristan ve Romanya'daki altyapısı zayıfladı. Türk-Rus yakınlaşması da Moskova'yı PKK konusunda daha dikkatli olmaya itti.
Daha da önemlisi, PKK terör yuvalarını kaybediyor. 1998'de, Türk medyası Türkiye'nin Suriye sınırına asker yığdığını yazdı-daha sonra, bazı kaynaklar aslında bir askeri yığınağın gerçekleşmediğini söyleyeceklerdi. Savaş tehdidi yine de Suriye'nin PKK'ya verdiği desteği kesti. Şam PKK'nın lider kadrosunu sınırdışı etti ve PKK'ya karşı Türkiye'ye destek vermeye başladı.
İran ise farklı nedenlerden dolayı PKK'yı barındırmaktan vazgeçti. Irak Savaşı'ndan sonra, ABD'nin kendisini çevrelediğini gören İran, Türkiye'ye karşı tutumunu değiştirdi. Tahran, Ankara'nın kalbini kazanmanın, PKK'yı kullanarak Türkiye'yi zayıflatmaktan daha faydalı olduğuna kara kıldı.
Şimdi, iyi haberler Irak'tan geliyor. Irak Savaşı'ndan sonra, Bağdat'ta güçlenen ve özgüvenleri artan Iraklı Kürtler, Türkiye'yi PKK'ya karşı desteklemekten vazgeçmişti. Ama Irak'ta yükselen Arap milliyetçiliği ve İran etkisi, Iraklı Kürtleri tekrar, denge faktörü olarak gördükleri, Türkiye'ye yöneltti. Neticede, Türkiye ve Iraklı Kürtler arasındaki ilişkiler düzeliyor. Mesela, geçtiğimiz günlerde, Kuzey Irak petrolünün Türkiye üzerinden dünyaya satışı için yeni bir boru hattı açildı.
Bu yakınlaşmanın devamı için Iraklı Kürtlerin PKK'ya karşı hareket etmeleri gerekir. Vaşington, Türkiye'ye, PKK'ya karşı Irak içerisinden istihbarat sağlayarak yardımcı oluyor. Iraklı Kürtler, PKK'nın Kuzey Irak'taki mevcudiyetine karşı harekete geçerlerse, bu Türkiye'ye bin yılda bir kez ortaya çıkacak bir firsat sunacak: PKK ilk defa Türkiye'ye komşu ülkelerde edindiği yuvaları kaybetmiş olacak.
Türkiye'nin Kürt sorununu çözmek ve PKK ile mücadele etmek için farklı yollar bulması gerekiyor ve bu konuda olumlu gelişmeler mevcut. Ülke şimdi eline geçen bu fırsatı iyi kullanıp, PKK'nın operasyonel ve lojistik gücünü tamamen etkisiz hale getirebilir.

Istanbul1828
15.09.09, 16:28
Yolsuzluklar cumhuriyeti

Yazar: Soner Çağaptay
Radikal (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHabe rDetay&ArticleID=773703)
7 Mart 2006
http://www.cagaptay.com/4045/yolsuzluklar-cumhuriyeti
Translation of the original text: Republic of Caution (http://www.cagaptay.com/722/republic-of-caution)

http://www.cagaptay.com/images/item_print.gif Yazdır (http://www.cagaptay.com/4045/yolsuzluklar-cumhuriyeti#)http://www.cagaptay.com/images/item_email.gif Haberi Paylaş (http://www.cagaptay.com/article_send.php?id=4045)http://www.cagaptay.com/images/item_rss.gif RSS (http://www.cagaptay.com/cagaptay/rss.xml)ShareThis (javascript:void(0))
Suriye'de Coca-Cola yasak durumda. Ülkeyi yöneten Baas partisi bunun gerekçesi olarak Coca-Cola şirketinin İsrail'de ürünlerini pazarlamasını gösteriyor. Birkaç hafta önce Suriye'nin 14 vilayetinin tamamını turlarken, 'Coca-Cola' markası hariç her türlü cola tipi içecekle karşılaştım, ta ki Şam-Ürdün karayolunun üzerinde bulunan Gazali Restoranına uğrayana kadar. Şam'ı güneye bağlayan 140 kilometrelik önemli otobanın üzerindeki tek dinlenme tesisi olan Gazali Restoran'ın sahibi Rüstem Gazali. İlginç tesadüf ki Gazali, Hariri suikastı öncesine kadar Suriye'nin Lübnan'daki istihbaratının başıydı. Dahası, Gazali'nin dinlenme tesisinde içtiğim Coca-Cola Lübnan damgalıydı. Eğer Suriye'de Coca-Cola bulmak istiyorsanız, bunun için Coca-Cola'yı hem yasaklayan hem de onu kaçak getiren Gazali'ye gitmeniz lazım.
Bugün Suriye'deki Baas rejiminin ne 1970'lerin sosyalizmi ile ne de Arap milliyetçiliği ile ilgisi var. Aksine, bu yönetimin tek amacı Suriye'nin bütün zenginlikleri üstündeki tekelini kilit askeri ve ekonomik görevlere atadığı kişiler aracılığı ile muhafaza etmek. Bir yandan Suriye istihbaratında (Muhabarat) çalışan, bir yandan da kaçak cola getirip bundan nemalanan Gazali bunun güzel bir örneği.
Zenginlerden biri Esad'ın kuzeni Şam'da görüştüğüm Batılı bir diplomat, bana "Suriye ekonomisinin en büyük sektörünün endüstriden ve turizmden önce yolsuzluk" olduğunu söyledi. Bu kişi yolsuzluktan bahsederken ufak tefek rüşvetten bahsetmiyordu. Baas partisinin Gazali gibi üyeleri siyasi ve askeri tekelleri sayesinde ihracat, ithalat ve mal dağıtım işlerini kontrolleri altında bulunduruyorlar. Suriye'de görüştüğüm bir üniversite profesörü ülkedeki "en zengin 100 kişinin Baas yönetiminin en güçlü 100 ismiyle aynı olduğu" gerçeğinin altını çizdi ve örnek olarak da Rami Mahluf'tan bahsetti: Ülkenin tek 'duty-free' mağaza zincirinin sahibi olan Mahluf aynı zamanda Suriye Cumhurbaşkanı Başar Esad'ın kuzeni. İste böylesi siyasi ve iktisadi bağlantılar Mahluf'u, onun dayılarını ve benzeri kişileri mülti-milyarder yapmakta. Büyük çaplı yolsuzluk Suriye'nin iliklerine işlemiş durumda.
Çok iyi korunmuş tarihi dokuya sahip eski Şam şehrinde bir restoran sahibi, işyerini açabilmek için devlet görevlilerine 10 bin dolar rüşvet verdiğini itiraf etti bana. Baas ekibi yolsuzluk sayesinde zenginleşip kuvvet buluyor. Bunu bildiğiniz zaman pek çok şey şaşırtıcı gelmiyor: örneğin Suriye'nin ikinci büyük şehri Halep'in eski valisinin 500 dolarlık maaşıyla sekiz yeni Mercedes marka arabaya sahip olması gibi.
Suriye'nin her köşesinde, Baas partisinin yolsuzluklarıyla ilgili hikayeler dinledim. Suriye'de halk hükümet hakkında düşündüklerini söylemekten korkmuyor. Ülkenin kuzeydoğusundaki çoğunluğu Kürt olan ve Suriye askerinin sıkı denetiminde olan Kamışlı hariç bütün bölgelerde insanlar serbestçe Baas hükümetini eleştiriyor. Yolsuzluk başta olmak üzere pek çok konuda halk hükümet aleyhinde serbestçe konuşmakta.
Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam'ın Baas partisinden kopuşu ve Fransa'ya kaçışı bu eleştiri sürecini başlatan faktörlerden birisi oldu. Haddam'ın Baas partisi aleyhine konuşmasından ve halka kendisinin Suriye'yi daha iyi yönetebileceğini ima etmesinden sonra, hükümet Haddam'ı karalamak için onun kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmaya başladı. Ancak bu adım Haddam'ı değil de Baas partisini yaraladı.
Hama'da kalabalık bir restoranda yemek yerken halkın, Haddam'ın kötülüklerini sıralayan Suriye devlet televizyonu haber kanalına verdiği tepkiye şahit oldum. Televizyon Almanların nükleer atıklarını Suriye çöllerine gömme karşılığında Haddam'a rüşvet verdiklerini açıklıyordu. Restorandaki kişiler bu haberi duyunca "Haddam zaten rejimin kendisi" diye kafalarını sallamaya başladılar. Bu insanlar için asıl suçlu Suriye halkının sağlığını Almanlardan alacağı rüşvet için tehlikeye atan Baas partisiydi ve işin ilginci şimdi Baas bunu itiraf ediyordu. Haddam'ın ülke dışına kaçışı işte böyle bir tartışma ve rahatlama sürecinin başlamasına vesile olmuş durumda.
Suriye'nin tutucu şehirlerinden biri olan Humus civarında bir restoranın garsonu bu saptamayı benim için doğruladı. Garson "Muhabarat'ın sokaklardan çekildiğini" ve "insanların eskiye nazaran çok daha rahatça düşüncelerini dile getirebildiklerini" söyledi. Ama, aynı zamanda "Muhabarat'ın sadece bir adım geriye çekildiğini ve halk başkaldırmaya çalıştığı takdirde ortaya çıkıp muhalif gücü hızla ezeceğini de" ekledi.
Bundan dolayı, Suriye halkı eskisi kadar Baas partisinden korkmasa da gene de tedbirli davranmaya devam ediyor. Diğer bir deyişle Suriye, halkın diken üstünde yaşadığı bir cumhuriyet. Kuzey Irak'ta yükselen Kürt devletinin ilhamıyla beslenen Kamışlı hariç -ki Suriye genelinin aksine Kamışlı'da siyasi hareketlilik çok yoğun- Suriye'de insanlar Baas rejimi aleyhine eyleme geçmekten çekiniyorlar.
Ayrıca, Baas hükümeti liberal aydınların halkın memnuniyetsizliğini organize muhalefete dönüştürme çabalarını engellemek için elinden geleni yapıyor. Bağımsız aydınlar hergün tacize uğruyorlar. Suriye'de tanıştığım bir diplomat bana Batılı diplomatlarla konuşan liberal ve açık sözlü kişilerin düzenli olarak hapse atıldıklarını söyledi.
Hükümetin denetimi altındaki medyaya erişemedikleri için, Suriye'de aydınların düşüncelerini halka yaymaları çok zor. Dolayısıyla, bu insanların sesini entelektüel çevreler ve Şam'daki yabancılar dışında kimse duymuyor.
Bir örnek geçen sene tutuklanan muhalif gazeteci Kamal Elabawani. Şu anda, ABD Kongresi'nde bir grup kişi, Elabawani'nin bırakılmasını talep eden bir mektup hazırlamakta. Suriye'yi dolaşırken farklı şehirlerden insanlara Elabawani'nin başına gelenlerden haberleri olup olmadıklarını sordum. Şam dışında kimse Elabawani'nin adını duymamıştı. Dışardan yardım gerekli Eğer Suriyeli bir liberal muhalif aydının adı Lazkiye'den çok Virginia'da biliniyorsa, bu demek ki, Suriye liberallerinin kat etmeleri gereken yol çok uzun. Dışarıdan yardım almadıkça, liberallerin Baas hükümetini alt etmeleri biraz zor olacak.
Aslında Suriye'de liberal aydınlardan çok Baas partisinin 1960'larda yükselmesinden sonra siyasetten çekilen elit eşraf ailelerinin adı biliniyor. Bugün geçmişe nostalji ile bakan Suriyeliler eşrafı Baas hükümetine iyi bir alternatif olarak görüyor. Halep çarşısında bir tüccar bu fikri destekliyor: "Biz kimin ellerinin kana bulanmış olduğunu ve kimin ellerinin temiz olduğunu biliyoruz." Ancak şu anda çok az sayıda eşraf ailesi siyasete atılmış durumda, en azından şimdilik bu böyle.
Liberaller hapiste, eşraf da siyasetin dışındayken, radikal İslamcılar Suriye'de çoğalmakta. Cami ve hayır kurumları gibi şebekeleri kullanan bu grup Baas rejiminden bıkmış insanlara oldukça çekici gelmekte. Baas'ın yolsuzluklarına artık yetti diyen halkın kulağına Müslüman Kardeşler'in 'temiz dini hükümet' kavramı çok cazip gelmekte. Bu özellikle Derzor gibi çöl şehirlerinde ve kuzeyde Halep ve Idlip'den güneyde Hama ve Humus'a kadar uzanan Sünni Arap çoğunluğun yaşadığı merkezi Suriye'de sık karşılaşılan bir gerçek.
Başar'ın babası Hafız Esad'ın 1982'de kanlı biçimde bastırdığı Müslüman Kardeşler, tekrar hareketlilik içinde. Çöl şehirlerinde ve merkezi Suriye'de birçok Müslüman Kardeşler sempatizanıyla tanıştım. Müslüman Kardeşler üyesi olan kişiler Suriye'de idamla cezalandırıldığı için bu cesur girişimler örgütün Suriye'deki gücünün bir kanıtı. Baas rejimine karşı gelebilecek ülke çapındaki tek ağa sahip olan örgüt Müslüman Kardeşler grubu. Belki bu grup şimdilik çok kuvvetli değil, ama başka kimse şu anda Müslüman Kardeşler kadar geniş bir muhalefet ağına sahip değil.
Daha da radikal bir işaret, Salafiler, Vahabiler ve Hizb-ut-Tahrir gibi radikal İslamcı grupların büyümekte olması. Sadece Baas partisini değil Müslüman Kardeşleri'i de 'kafir' gören bu gruplar şu anda küçük olmakla beraber İdlip gibi kimi şehirlerde çok tutuluyorlar. Suriye'de demokrasi yanlısı insanlar çok zor durumda. Bir yanda onlara baskı yapan Baas hükümeti var, öte yanda cami ve hayır kurumlarına sığınarak rejimin kıskacından kaçabilen ve gittikçe güçlenen radikal İslamcılar.
Baas Rejimi bu şekilde liberallere ve eşrafa siyaset yollarını kapalı tutmaya devam ederse, mutsuz ve yorgun Suriye halkı da İslamcı gruplara akın etmeye devam edecek. Halep'teki bir taksi şöförü "bugün Suriye'de serbest seçim olsa, Baas partisi oyların yüzde onundan fazlasını toplayamaz" dedi. Dış dünya Suriye'de olanları seyrettikçe, Baas'a halkın desteği buharlaştıkça, liberaller sessiz kalmaya zorlandıkça, İslamcılar çoğalmaya devam edecek. Yani bu statüko devam ederse, bir gün Baas Partisi Suriye'yi gümüş tepside radikal İslamcılara sunmuş olabilir.