Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Zur abgesagten/verschobenen Historiker-Konferenz in Istanbul
Böyyük tarihci ve ilim adami ve yazar ve bilgin
Saygideger Taner Akcam, ermenilerin sayfasina yazmis ki,
Bugün bir tesadüf sonucu sayfanizdan haberim oldu.Yaptiklarinizi, benim gibi, dogrudan bu konuyla ilgilenen ve aktüel her olayi, yaziyi takipedemeyen insanlar icin paha bicilmez bir hizmet olarak gördüm,kutlamak ve calismalarinizda basarilar dilemek istedim.
Taner Akcam
*****
adam hem herseyi biliyor ama diger yandan, konuyu takip edemediginden sikayetci..sonra da , takip edemedigi konuda yazi yaziyor..ve ermenilerin calismalarini paha bicilmez buluyor..
:cool:
ZD'nin kacinci sayfada?
Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'nden Kamuoyuna Duyuru
Bilgi, Boğaziçi ve Sabancı Üniversitelerine mensup öğretim üyelerinin ortak girişimiyle ve Boğaziçi Üniversitesi'nin ev sahipliğinde bilimsel bir tartışma ortamı olarak tasarlanmış olan "İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri" başlıklı konferans ile ilgili olarak Boğaziçi Üniversitesi'nin ciddi ithamlarla karşı karşıya kaldığını üzüntüyle görmekteyiz.
Henüz gerçekleştirilmemiş olan bir konferansın içeriği ile ilgili peşin hükümler öne sürülmesinin, bir devlet üniversitesinin bilimsel özgürlüğünü zedeleyeceğinden kaygı duyuyoruz. Bu şartlar altında ve toplantıyı gerçekleştirmenin doğurabileceği sonuçlar karşısında toplantının ertelenmesinin daha uygun olacağına karar verdiğimizi Türkiye kamuoyuna bildiririz. Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü
Was??? Sarhosmusun?
Konferans ertelendi
http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/05/25/39.gif Bakan Çiçek, konferansı düzenleyen Boğaziçi Üniversitesi'ni sorumsuzlukla suçladı. FOTOĞRAF: MUSTAFA İSTEMİ
İktidar ve muhalefet sözcüleri, 'Ermeni konferansı'na katılanları ve ev sahibi Boğaziçi Üniversitesi'ni 'hain' ilan edince organizasyon ertelendi
(1643 kişi okudu)
RADİKAL - ANKARA / İSTANBUL - Boğaziçi Üniversitesi'nde (BÜ) 25-27 Mayıs arasında düzenlenmesi planlanan 'İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları' başlıklı konferans, hükümetle iktidar ve muhalefet partilerinden gelen sert tepkiler üzerine ertelendi. Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in konferansı 'Türkiye'ye hıyanet' olarak değerlendirmesinin ardından, dün akşam toplantının ertelendiğini duyurdu. Düzenleme komitesinde yer alan Doç. Dr. Halil Berktay, "Adalet Bakanı'nın Meclis'te yaptığı korkunç konuşma karşısında konferansın iptal edildiği anlaşılıyor" dedi.
Resmi Ermeni politikalarına alternatif düşÃ¼ncelerin bir araya getirilmesinin hedeflendiği konferans daha yapılmadan büyük tartışma yarattı. Türk ve Ermeni tezlerine yönelik görüş ayrılığı, bilim adamları arasında 'Diaspora çizgisinde olmak' ve 'resmi söylemi savunmak' eleştirilerine dönüşÃ¼rken, konu dün TBMM Genel Kurulu'nda da gündeme geldi. CHP'li ŞÃ¼krü Elekdağ gündem dışı konuşmasında, konferansta resmi tezlerin sorgulanacağını anımsattı ve "Konferansta, bilimsellik kisvesi altında aslında Ermeni tezi propagandası yapılacak. Hazin olan, bu hain projeye Boğaziçi Üniversitesi'nin alet edilmesi" dedi.
AKP'li Toprak: Halk göreve
AKP'li Ramazan Toprak da konferansın bir eylem olduğunu, Ermenilerin istediği içerikte bir program yapıldığını, Boğaziçi Üniversitesi'nin de buna seyirci kaldığını ileri sürdü. Toprak şunları kaydetti: "Ermenistan'da Türk tezlerini savunacak bir kongre düzenlense, sonu cezaevi olurdu. YÖK kılını kıpırdatmıyor. Resmi tezi mahkûm eden bir sonuç çıkarsa adli, siyasi organları tüm Türk halkını göreve çağırıyorum. Mandacılığı savunanların anlayışını yansıtan bu konferansın çok iyi takip edilmesini istiyorum. Türk milleti kendi tarihine yalan atanları asla affetmeyecek."
Hükümet adına konuşan Adalet Bakanı Çiçek'in tepkisi de çok sert oldu. Çiçek, milletvekillerinin 'milletin hissiyatını' dile getirdiklerini belirterek şÃ¶yle konuştu: "Türk milleti kadar eli temiz, vicdanı temiz, alnı ak bir millet daha yoktur. Sözde Ermeni soykırımı iddialarını bertaraf etmek için muhalefetle iktidar, devlet, millet birlikte çalışırken, bu çabaları arkadan hançerlemek ne anlama geliyor? Siz falanca ülkelerin parlamentolarını nasıl ikna edeceksiniz bu durumda? Bize diyecekler ki siz gidin, Boğaz'a bakarak bunları söyleyen Boğaziçi Üniversitesi'ni ikna edin. Bu hareketle arkadan hançerlemişlerdir bizi. Üniversiteler özerktir ama özerklik sorumsuzluk değildir. Bu büyük sorumsuzluk ve ciddiyetsizliktir. Bazı cemiyetlerimiz, derneklerimiz 'Özgürlük yok' diyor. Türkiye'de milleti arkadan hançerleme, iftira etme özgürlüğü var. Keşke Adalet Bakanı olarak dava açma yetkimi devretmeseydim. Şimdi YÖK, Boğaziçi Üniversitesi ne yapacak, merak ediyorum. Bu ciddiyetsizlik, bu sorumsuzluk, bu milletin nüfus cüzdanını taşıyıp bu milletin aleyhine propaganda yapma ve ihanet etme dönemini kapatmamız lazımdır."
'Eleştiriler peşin hükümlü'
Çiçek'in bu sözlerinin ardından, B.Ü., ev sahipliği yapacağı konferansın ertelendiğini duyurdu. Üniversitenin açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Henüz gerçekleştirilmemiş olan bir konferansın içeriğiyle ilgili peşin hükümler öne sürülmesinin, bir devlet üniversitesinin bilimsel özgürlüğünü zedeleyeceğinden kaygı duyuyoruz. Bu şartlar altında ve toplantıyı gerçekleştirmenin doğurabileceği sonuçlar karşısında toplantının ertelenmesinin daha uygun olacağına karar verdiğimizi Türkiye kamuoyuna bildiririz."
Konferansın düzenleme komitesinde yer alan Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Halil Berktay, erteleme kararına tepkisini şÃ¶yle dile getirdi: "Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'nden bana verilen bilgiye göre, konferans ertelendi. Rektörlüğün açıklama metnini görmediğim için erteleme nedenini bilmiyorum. Ancak Adalet Bakanı'nın Meclis'te yaptığı korkunç konuşma karşısında konferansın iptal edildiği anlaşılıyor. Bu konuşmaya ilişkin şimdi hiçbir şey söylemek istemiyorum, yarın (bugün) bir açıklama yapacağım."
Konferansa davetli olmayan Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Yusuf Halaçoğlu ise erteleme kararıyla ilgili Radikal'e şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu toplantıda daha fazla katılımcı olsaydı faydalı olurdu. Tek taraflı toplanıyorlarsa, bu diasporanın İstanbul'da toplandığı anlamına gelir. Onlar da tek taraflı toplanmıyor mu? Bilimsel olarak doğru düzgün ortaya bir şey koymak istiyorlarsa çok katılımlı olması lazım. O zaman karşılıklı tartışılır, belgeler ortaya konur, daha verimli bir sonuç ortaya çıkardı. Kişisel görüşÃ¼m, hükümet toplantıya çok katılım olsaydı bir şey söylemezdi
Anladim...aber ich versteh die Problematik nicht genau?
Das Problem ist;
also die Teilhmehmer waren uA, Halil Berktay,ayhan aktar, Murat Belge, Ali Bayramoglu,Ismet Berkan usw diejenigen, die,die bekannte türkische hartlinie nicht vertreten..
was für eine gefahr geht von einer solchen Diskussion, verstehe ich
nicht.. inwiweit und bis jetz kann man den menschen Diktieren, dass sie ihre Meinung über ein historissches Ereigniss nicht in der Öffentlichkeit sagen sollen??
Hangi sayfaya yazmis?
baska "fundstücklar" da var.
bakin, türkiyede bize baski yapiliyor diyen sahislarin kendi yazdiklari..bu nasil baski anliyamadim....
Verdigim kutsal hizmetler icerisinde beni en cok etkiliyen Karagozyan Yetimhanesi Yonetim kurulunda Sekreter olarak calistigim 8 yillar olmustur. Cunku 3o seneler once sevgili arkadasim bugunku baskan Kevork Caglicubukcu ile bana Karagozyanin Yonetim kurrulunda vazife almamiz teklif edilmis ve bir toplantiya davet edilmistik.Toplanti gecesi okulun yatakhanelerini gezdik o tatli yavrularin uykudaki gorunusleri ve yorganlarinin kismen ustlerinden duser gibi olmasi beni ve Kevorku cok etkilemisti.O gun beraberce calismaya karar verdik ve ben 8 yilimi verdim Kevork ise bugune dek butun varligi ile calisma arkadaslarinin da destegiyle Karagozyan bugun altin cagini yasamaktadir.Burada bazi abim ve arkadaslarimin adlarini zikretmeden gecemem'rahmetli Mardiros Balikcioglu abimiz, Dr Mardiros Yeniyorgan,Aram Malhas, Aliksan Kirmizioglu,Av.Setrak Davuthan,Levon Dursun, rahmetli Herman Kasagyan ve digerleri.Hepimiz Karagozyanimizi en yuksek seviyeye cikarmak icin yarisiyor ve sahsi islerimizi ikinci plana atiyorduk.
Her ne kadar Los Angeles'da yasamaktaysam da Istanbul Ermeni toplumu benim canim, hayatim olmustur ve yakindan tum olaylari takip etmekteyim.6 mayisda yapilacak secimler arifesinde Karagozyan'a adayligini koyan sayin Dikran Gulmezgil ve arkadaslarinin yaptigi konusmalar ve suclamalar icin kendilerine teessuf ediyorum.
Birlikten kuvvet dogar.Millet icin calisanlari desteklemeli elini opmeliyiz vazifelerinde saglik ve basarilar diliyorum.
Hepinizi seven
Simon Aciilac
Los Angeles-3 Mayis 2001
Der Schakal
25.05.05, 18:34
Das Problem ist;
also die Teilhmehmer waren uA, Halil Berktay,ayhan aktar, Murat Belge, Ali Bayramoglu,Ismet Berkan usw diejenigen, die,die bekannte türkische hartlinie nicht vertreten..
was für eine gefahr geht von einer solchen Diskussion, verstehe ich
nicht.. inwiweit und bis jetz kann man den menschen Diktieren, dass sie ihre Meinung über ein historissches Ereigniss nicht in der Öffentlichkeit sagen sollen??
Achso...jetzt versteh ich das Problem ein wenig...
1. Wenn sie ihre Meinung in der öffentlichkeit nicht frei äußern könnten wüsstest du ja nicht das sie die "bekannte türkische hartlinie nicht vertreten..". Demnach können sie sehr wohl ihre Meinung frei äußern.
2. Warum dürfen "pro-türkische" Historiker ihre Meinung denn nicht in Armenien verbreiten? Wäre solch eine Veranstaltung mit "pro-türkischen Historikern" auch in Armenien möglich? etc...
Das ist das Kernproblem denke ich...oder? :)
Achso...jetzt versteh ich das Problem ein wenig...
1. Wenn sie ihre Meinung in der öffentlichkeit nicht frei äußern könnten wüsstest du ja nicht das sie die "bekannte türkische hartlinie nicht vertreten..". Demnach können sie sehr wohl ihre Meinung frei äußern.
2. Warum dürfen "pro-türkische" Historiker ihre Meinung denn nicht in Armenien verbreiten? Wäre solch eine Veranstaltung mit "pro-türkischen Historikern" auch in Armenien möglich? etc...
Das ist das Kernproblem denke ich...oder? :)
nein das ist nur ausweichung und ablenkungsmanöver..
erstens deiner gedanke liegt auch die Annahme zu grunde, dass diese Personen entweder armenier sind oder von armenischer Diaspora gefordert und finanziert werden.. nein das sind einfach türkische bürger, die einfach diskutieren wollen,ohne von der TTK oder MGK Denkanweisung bekommen zu müssen..
Der Schakal
25.05.05, 18:47
nein das ist nur ausweichung und ablenkungsmanöver..
erstens deiner gedanke liegt auch die Annahme zu grunde, dass diese Personen entweder armenier sind oder von armenischer Diaspora gefordert und finanziert werden.. nein das sind einfach türkische bürger, die einfach diskutieren wollen,ohne von der TTK oder MGK Denkanweisung bekommen zu müssen..
Ich habe nie gesagt, dass sie von der "armenischer Diaspora gefordert und finanziert werden"...und wenn sie diskutieren wollen können sie doch an Veranstaltungen teilnehmen oder?
http://www.faz.net/IN/INtemplates/faznet/img/leer.gif
25. Mai 2005 Die Universität von Istanbul hat dem Druck der türkischen Regierung nachgegeben und eine geplante Historiker-Konferenz über die Ermordung von etwa 1,5 Millionen Armeniern im Ersten Weltkrieg verschoben.
http://www.faz.net/IN/INtemplates/faznet/img/leer.gif
Das nach einem EU-Beitritt strebende muslimische Land bestreitet bis heute, daß es vor 90 Jahren einen Völkermord an den christlichen Armeniern gegeben hat. Die Bosporus-Universität hatte ursprünglich ab Mittwoch zu der Konferenz geladen, bei der auch Kritiker der offiziellen türkischen Darstellung sprechen sollten.
â€Wissenschaftliche Freiheit gefährdetâ€
Nun teilte die Hochschule mit, die Veranstaltung wegen des in der Türkei vorherrschenden Klimas in der Armenier-Frage vorerst nicht abzuhalten. â€Als staatliche Universität fürchten wir, daß die wissenschaftliche Freiheit wegen der Vorurteile über eine Konferenz, die noch gar nicht stattgefunden hat, in Mitleidenschaft gezogen werden könnte.â€
Die Türkei steht unter internationalem Druck, den Völkermord an den Armeniern anzuerkennen, was sie bis heute ablehnt. Die derzeitige pro-europäische Regierung signalisierte zuletzt aber zumindest die Bereitschaft, unterschiedliche Sichtweisen mit den Armeniern zu diskutieren.
â€Dolchstoß in den Rücken des türkischen Volkesâ€
Die Türkei erkennt zwar offiziell die Ermordung Hunderttausender Armenier durch das damalige Osmanische Reich an. Gleichzeitig rechnet sie aber vor, es seien bei den Partisanenkämpfen nach dem Zusammenbruch des Reiches noch viel mehr Türken ums Leben gekommen.
Justizminister Cemil Cicek war am Dienstag im Parlament in die Rhetorik der Vergangenheit zurückgefallen. Die geplante Konferenz hatte er als â€Dolchstoß in den Rücken des türkischen Volkes†bezeichnet. â€Wir müssen diesen Verrat und die Verbreitung der Propaganda gegen die Türkei durch Menschen, die diesem Land angehören, beenden.â€
Ein EU-Diplomat bewertete die Äußerungen als unglaublich. Diese machten nicht nur die Politik der Türkei in dieser Frage zunichte. Sie würden auch die Ambitionen des Landes, in die Europäische Union (EU) einzutreten, zunichte machen. Die EU hat die Türkei dazu aufgefordert, vor Beginn der Beitrittsverhandlungen am 3. Oktober ihre Beziehungen zum Nachbarland Armenien zu verbessern. Einige EU-Vertreter verlangen sogar ein Schuldeingeständnis vor den Verhandlungen.
Wie Deutschland haben zahlreiche EU-Länder in Resolutionen den damaligen Völkermord der Türken an den Armeniern anerkannt. Die Türkei wirft der EU dagegen vor, sie bringe die Armenier-Frage vor, um einen Beitritt zu verhindern.
Quelle: (http://www.faz.net/s/RubDDBDABB9457A437BAA85A49C26F B23A0/Doc%7EE92D6433587D9408FA4757B0 8D528ED4D%7EATpl%7EEcommon%7ES content.html)
************************
Erstmals lese ich in diesen Hetzerblättern die Wiedergabe der Geschehnisse vor den 1915 auch aus der Perspektive der türkischen Opfer.
Ob die FAZ sich mit Olgun Bayrak nicht verscherzen möchte :) ?
:D
Ich habe nie gesagt, dass sie von der "armenischer Diaspora gefordert und finanziert werden"...und wenn sie diskutieren wollen können sie doch an Veranstaltungen teilnehmen oder?
Es darf aber de facto keine Veranstaltung stattfinden, die die offizielle These in Frage stellet!, erst seit 1-2 jahren hören wir jetz verschiedene Stimmen..
deine Vergleich mit Armeniern ist aber anders..dort besteht keinen Zwefel an armenischen These,sie haben ja auch fast die ganze welt hinter sich..
simdi ise resmi türk görüsüne benimsemeyen türkler ile diaspora görüsünü benimsemeyen ermeniler bu tür toplantilar yapip ortak noktalarda birlesmek istiyorlar ama diaspora kendi adamlari hain yapiyor, ve en cok da türkiye hain yapiyor kendi adamlarini
Der Schakal
25.05.05, 19:33
Es darf de facto keine Veranstaltung stattfinden, die die offizielle These in Frage stellet!, erst seit 1-2 jahren hören wir jetz verschiedene Stimmen..
deine Vergleich mit Armeniern ist aber anders..dort besteht keinen Zwefel an armenischen These,sie haben ja auch fast die ganze welt hinter sich..
simdi ise resmi türk görüsüne benimsemeyen türkler ile diaspora görüsünü benimsemeyen ermeniler bu tür toplantilar yapip ortak noktalarda birlemek istiyorlar ama diaspora kendi adamlari hain yapiyor, ama en cok da türkiye hain yapiyor kendi adamlarini
Wenn ich dir 90 Jahre erzähle das dein Nachbar ein Mörder ist und er dir sagt das er es nicht ist würdest du doch wohl mir glauben oder nicht?
Seit Mitte der 80'er Jahre haben türkische Wissenschaftler langsam aber sicher damit angefangen die armenischen Lügen auseinanderzunehmen. Die "pro-türkischen Historiker" sind noch lange nicht soweit um mit den "pro-armenischen" Schritt zuhalten.
Doch langsam aber sicher kommt die Zeit...
Außerdem habe ich nicht gesagt, dass Veranstaltungen nicht stattfinden sollten die die "offizielle These in Frage stellet". Diese Veranstaltung wurde verlegt und dies ist auch gut so.
Warum jemandem was gewähren wenn er es dir nicht gewährt?
Naja inshallah wird bald eine Historikerkomission einberufen. Dort wird sich alles klären...
halil berktay para mara almiyor..
taner akcamin ermenilerin yogun yasadigi bir kentte üniversitede olmasini kastediyorsan o kendi sorunu..kendisi bunun soykirim olduguna inanan hemen hemen tek sahis türkiyede..ermeniler de ona sahip cikdiysa ne yapabiliriz? türklerde kendi tezini destekleyen profösorü meclise getirmedimi?
bu diger katilimcilarin hic birinin ermenilerle alaksi falan yok.. tabii sen AB yi düsman niyetli, ab nin nin sivil girisimler ve toplantilar icin verdigi tesvikleri de türkiyeye zarar verme tezgahinin parcasi olarak görürsen, böyle düsünürsün, o zaman sana diyecek bir sey yok
piramses,
gene baslama,iyiki cevap vermeye basladim..istersen kesebiliriz gene.
benim söylemediklerimi ve düsünmediklerimi, ben düsünüyormusum gibi yazma.
1-taner akcamin ermenilerin yogun oldugu bir kentte oldugunu senden duyuyorum..ermeniler, almanyada en yogun olarak wiesbaden ve mainz cevresindedirler..bircok arkadasim vardir aralarinda ve hicbiri "ermeni diasporasi" nin emrinde degildir..türkiyeyi severler..ve halen türk pasaportu tasir cogunlugu.
ama bu taner akcam, simdilerde amerikada minnesota üniversitesinde calistigi icin, ermenilerin yogun bulundugu bir yer diye tanimliyorsan, o baska..
2-taner akcam, türkiyede cinayet sucu ile tutuklu oldugu ankara sagmalcilar cezaevinden tünel kazarak kacmis ve almanyaya yerlesmistir..almanyada ismi belli ve malum olan bazi vakiflarin maasli arastirmacisidir.dünün teröristi, simdi, türk toplumunu ve devletini "katliamla" sucluyor.
3-oral calislar ismine cevap yazmamissin.tekrar edeyim, alman gizli servisinden maas almis ve bunu "ne var yani, arastirma icin desteklediler" diyerek savunmus biridir..sence bu normalmi..bu normalse, MGk dan maas alana niye kiziyorsun.hicdegilse milli bir kurulus..tabii senin "milli " bakisini henüz anlamis degilim.
4-halil berktay, 1990 senesinde, simdiki dediklerinin tam tersi belgeleri kitabina koyarak, daha degisik yorumlar yapiyordu.ittihat ve terakkinin, Talat ve Enver pasalarin ilerici birikimini acikliyordu o kitaplarinda.Kurtulus savasimizin ve Kemalist devrimin tarihsel rolünü vs. anlatiyordu..simdi ise hidayete! erdi galiba.
zaten, "daha önceleri kendi öz babasi erdogan berktay ve maocular tarafindan yönlendirildigini, ve ancak marksizmden döndükten sonra hidayete erdigini" yaziyor simdilerde.(bahsettigim kitaplarinin isimleri a-cumhuriyet ideolojisi ve Fuat Köprülü, b-Kabileden feodalizme)
5-tabii birde, atner akcama, amerikada ve kanadada "bilimsel calisma" imkani saglayan bir bayandan bahsetmemek olmaz.bayan fatma müge göcek...kendisi de zaten bu konferansa katilacakti.
******
piramses, diyorsun ki,
"ab nin nin sivil girisimler ve toplantilar icin verdigi tesvikleri de türkiyeye zarar verme tezgahinin parcasi olarak görürsen, böyle düsünürsün, o zaman sana diyecek bir sey yok"
evet aynen bunu söylüyorum..burada, türkiye ile ilgili bircok konuda, avrupa birligi fonlarina basvurdu arkadaslar..(sahsen ben karsi ciktim..nasilsa vermiyecekler diyerek, kendi cabamizla birseyler yapalim dedim.)..cocuklar okula, evde siddet,uyusturucu, bir papatya da siz verin, kitap servettir ve benzeri bircok konuda, ortaya koyulan projelerin hicbirisine para vermeyen Avrupa birligi fonlari, acaba niye tanerlere, halillere para veriyor..nadireye, ayseye yapilan ödemenin kaynagi belli ama sebebi ne?
evet, piramses, kendi kendine sor bir..Sebebi nedir?
*****
ayrica, ikide bir bizleri suclama..burada yazi yazan arkadaslarimiz, en az senin kadar ve hatta daha fazla demokrattir, sosyaldir, mantiklidir.
selamlar
piramses,
gene baslama,iyiki cevap vermeye basladim..istersen kesebiliriz gene.
benim söylemediklerimi ve düsünmediklerimi, ben düsünüyormusum gibi yazma.
1-taner akcamin ermenilerin yogun oldugu bir kentte oldugunu senden duyuyorum..ermeniler, almanyada en yogun olarak wiesbaden ve mainz cevresindedirler..bircok arkadasim vardir aralarinda ve hicbiri "ermeni diasporasi" nin emrinde degildir..türkiyeyi severler..ve halen türk pasaportu tasir cogunlugu.
ama bu taner akcam, simdilerde amerikada minnesota üniversitesinde calistigi icin, ermenilerin yogun bulundugu bir yer diye tanimliyorsan, o baska..
2-taner akcam, türkiyede cinayet sucu ile tutuklu oldugu ankara sagmalcilar cezaevinden tünel kazarak kacmis ve almanyaya yerlesmistir..almanyada ismi belli ve malum olan bazi vakiflarin maasli arastirmacisidir.dünün teröristi, simdi, türk toplumunu ve devletini "katliamla" sucluyor.
3-oral calislar ismine cevap yazmamissin.tekrar edeyim, alman gizli servisinden maas almis ve bunu "ne var yani, arastirma icin desteklediler" diyerek savunmus biridir..sence bu normalmi..bu normalse, MGk dan maas alana niye kiziyorsun.hicdegilse milli bir kurulus..tabii senin "milli " bakisini henüz anlamis degilim.
4-halil berktay, 1990 senesinde, simdiki dediklerinin tam tersi belgeleri kitabina koyarak, daha degisik yorumlar yapiyordu.ittihat ve terakkinin, Talat ve Enver pasalarin ilerici birikimini acikliyordu o kitaplarinda.Kurtulus savasimizin ve Kemalist devrimin tarihsel rolünü vs. anlatiyordu..simdi ise hidayete! erdi galiba.
zaten, "daha önceleri kendi öz babasi erdogan berktay ve maocular tarafindan yönlendirildigini, ve ancak marksizmden döndükten sonra hidayete erdigini" yaziyor simdilerde.(bahsettigim kitaplarinin isimleri a-cumhuriyet ideolojisi ve Fuat Köprülü, b-Kabileden feodalizme)
5-tabii birde, atner akcama, amerikada ve kanadada "bilimsel calisma" imkani saglayan bir bayandan bahsetmemek olmaz.bayan fatma müge göcek...kendisi de zaten bu konferansa katilacakti.
******
piramses, diyorsun ki,
"ab nin nin sivil girisimler ve toplantilar icin verdigi tesvikleri de türkiyeye zarar verme tezgahinin parcasi olarak görürsen, böyle düsünürsün, o zaman sana diyecek bir sey yok"
evet aynen bunu söylüyorum..burada, türkiye ile ilgili bircok konuda, avrupa birligi fonlarina basvurdu arkadaslar..(sahsen ben karsi ciktim..nasilsa vermiyecekler diyerek, kendi cabamizla birseyler yapalim dedim.)..cocuklar okula, evde siddet,uyusturucu, bir papatya da siz verin, kitap servettir ve benzeri bircok konuda, ortaya koyulan projelerin hicbirisine para vermeyen Avrupa birligi fonlari, acaba niye tanerlere, halillere para veriyor..nadireye, ayseye yapilan ödemenin kaynagi belli ama sebebi ne?
evet, piramses, kendi kendine sor bir..Sebebi nedir?
*****
ayrica, ikide bir bizleri suclama..burada yazi yazan arkadaslarimiz, en az senin kadar ve hatta daha fazla demokrattir, sosyaldir, mantiklidir.
selamlar
söylüyorum cünkü kafanda neler gectigini az cok tahmin ediyorum..yani bir milliyetcinin nasil düsündügünü az cok biliyoz:)
eger bir insanin,daha dogrusu bir düsünce ve fikirin nasil ve ne sekil calistigini ve hangi varsayimlardan yola ciktigini anladigin zaman, kalkip ayrintilari konusmak gerekmez..sen türke düsman bir cepheden yola cikip onlarin adamlarimizi satin aldigini ve etkiledigini ima edip duruyorsun.. yani taner akcamin veya halil berktayin veya baska insanlarin samimice öyle düsünebilecegini hic aklina getirmek istemiyorsun, ..ben de senin gibi düsünmüyorum ama kimseden tesvik falan aldigim yok..:p evet bazen türkiyeye öfkeden ve sinirden insanlar belki siniri asip tr. ye karsi haksizlik ediyor olabilir..ama sebebleri arastirirsan bunun en büyük faili yine yüce devletimizdir... mesela orhan pamuk tr. de bu meselyi rahat konusabilse belki gelip avrupada o kadart sert tr. aleyhine gereksiz konusmayacakdi.. veya taner akcam bir cok solcuya yapildigi gibi devlet ülkücü milisleri de yanina alirak solcu avina cikmazsa ve bir coguna oldugu gibi akcama da hayati zehir etmezse.. cünkü kimbilir belki akcamin sert tepkisinin altinda biraz da bilincaltinda onun etkisi vardir.. tabi bu düsüncelerinin yanlis oldugu anlamina gelmez..adam belge ile ve tarihle konusuyor..
utanmasi gereken taner akkcamdan cok türkiyedir..nasil oldu da öldürmel icin elinden geleni yapip hayati rezil ettigi bir insan kalkip bu gün minosotalar da prof. olabiliyor diye biraz yüzünün kizarmasi lazim..
.
piramses,
seninle ugrasmaktan:D bikmayacagim.
söylüyorum cünkü kafanda neler gectigini az cok tahmin ediyorum..yani bir milliyetcinin nasil düsündügünü az cok biliyoz.
ben türk milliyetcisiyim. 25 senedir almanyada yasiyor ve bu topluma veya baska bir topluma düsmanlik duymuyorum..aksine, türk toplumu ile oldugu kadar, baska toplumlarla da cok iyi ve birlikte faaliyet yapabiliyorum..
yani taner akcamin veya halil berktayin veya baska insanlarin samimice öyle düsünebilecegini hic aklina getirmek istiyrsun, ..ben de senin gibi düsünmüyorum ama kimseden tesvik falan aldigim yok.
tesvik almadigin icin sevindim:cool:
bak kardesim, ben, hayatim boyunca, bircok muhalifle tartistim.sohbet ettim..
hatta, belki de senden daha fazla, Türkiye de yapilanlari tenkit etmis biriyim ve bu tenkitlerimi, bizzat konsoloslar önünde ve bazen türkiyeden gelen heyetlerin yüzüne karsi söyledim..
memleketseverlik, yurtseverlik duygulari ile birseyler yapmak ile, vatan düsmanligi ve vatansiz olma duygusu tasimak iki degisik olgudur.
evet bazen türkiyeye öfkeden ve sinirden insanlar belki siniri asip tr. ye karsi haksizlik ediyor olabilir..ama sebebleri arastirirsan bunun en büyük faili yine yüce devletimizdir...
Bu devleti yönetenleri disaridan ithal etmedik.tarla ayni tarla kabak ayni kabak..tarlayi adam akilli ekip, dogru dürüst ürün yetistirmeye calismamiz lazim.
TC. devleti hakkinda, benim sikayetci oldugum konulari listelemeye kalksam, epey uzun sürer..ama, illa, devlet düsmanligi yapmam gerekmez.
mesela orhan pamuk tr. de bu meselyi rahat konusabilse belki gelip avrupada o kadart sert tr. aleyhine gereksiz konusmayacakdi..
orhan pamuk ne zaman konusmak istemiste , kendisine yasak koyulmus..orhan pamugun anlattiklarinin cok daha fazlasini ve radikalini anlatan bircok insan var türkiye de..orhan pamugun bu kadar tepki toplamasi, yalanci olmasindan dolayidir.
kendisine soru soran isvicreli gazeteciye verdigi cevaba bak:
"türk devletinin ajani gibi soru soruyorsun" bu ne demek yahu...
veya taner akcam bir cok solcuya yapildigi gibi ülkücü milisleri de yanina alirak solcu avina cikmazsa ve bir cok solcuya oldugu gibi akcama da hayati zehir etmezse, belki akcamin sert tepkisinin altinda biraz da bilincaltinda onun etkisi vardir.. tabi bu düsüncelerinin yanlis oldugu anlamina gelmez..
senin bu mantigindan yola cikarsak, isimiz zor..öyleyse, karsi gurup icinde ayni hafifletici sebebi kullanmamiz gerekir.
adam belge ile ve tarihle konusuyor..
hangi belge ve tarih...sen taner akcamin kitaplarini okumussundur umarim..roman yazar gibi "tarih" yaziyor....gececeksin bunlari..
ayrica, ben taner akcami sahsen de tanirim, merak etme..
burada herseyi anlatmiyoruz, konumuz degil.
selamlar
ayrica, ikide bir bizleri suclama..burada yazi yazan arkadaslarimiz, en az senin kadar ve hatta daha fazla demokrattir, sosyaldir, mantiklidir.
Evet fakat piramses gibi sahislar bizim Vatanseverler olarak Türkiye'nin menfaatlerini savundugumuz icin "suclu" oluyoruz. Zaten bu kafalara kalsaydi bugün Türkiye Cumhuriyeti'nde degil "Ic anadolu cumhuriyetinde" yasiyor olacaktik.
Armenien-Konferenz in Istanbul geplatzt
Nach scharfer Kritik der türkischen Regierung sagt Istanbuler Bosporus-Universität das Treffen kurzfristig ab
ISTANBUL taz http://www.taz.de/gifs/bl.gif Es hatte ein Signal werden sollen. Drei Tage wollten Historiker und Sozialwissenschafter dreier Istanbuler Universitäten mit Kollegen aus dem Ausland über die Situation der Armenier im ausgehenden Osmanischen Reich diskutieren. Eingeladen waren die Kritiker der offiziellen türkischen Haltung zum Genozid an der armenischen Bevölkerung, um zu zeigen, dass es viele Wissenschaftler in der Türkei gibt, die anders denken, wie ein Veranstalter sagte.
Doch dieses Signal wird es jetzt nicht geben. Im letzter Sekunde sagte die Leitung der Bosporus-Universität das Treffen ab. Vorausgegangen war eine Kritik der staatsoffiziellen Historikerzunft. Professor Yusuf Halacoglu, Chef der türkischen Historikervereinigung, beschwerte sich, dass er nicht eingeladen worden war. Andere kündigten an, ihre Zusage zurückzuziehen, nachdem sie in der Zeitung gelesen hatten, die Veranstaltung solle dazu dienen, die Stimme gegen die offizielle Geschichtsschreibung zu erheben.
Ausschlaggebend für die Entscheidung der Bosporus-Universität war eine Stellungnahme von Justizminister Cemil Cicek, der am Tag vor dem geplanten Konferenzbeginn erklärte: "Diese Konferenz ist ein Dolchstoß in den Rücken der türkischen Nation, die nur der armenischen Diaspora in die Hände arbeitet."
Mit seinem Einspruch dokumentierte Cicek als Regierungssprecher erneut, wie wenig die offizielle Türkei bislang zu einem offenen Dialog bereit ist. Schon auf dem Gipfeltreffen des Europarates in Warschau vor zehn Tagen war es zu einem Eklat gekommen, als Armeniens Präsident Robert Kotscharian die Konferenzteilnehmer aufgefordert hatte, den Völkermord an den Armeniern anzuerkennen. Der türkische Premier Tayyip Erdogan war so erbost, dass ein angepeiltes Treffen mit Kotscharian nicht mehr zustande kam.
JÜRGEN GOTTSCHLICH
taz Nr. 7673 vom 26.5.2005, Seite 9, 62 Zeilen (TAZ-Bericht), JÜRGEN GOTTSCHLICH
http://www.taz.de/pt/2005/05/26/a0040.nf/text.ges,1
"Nie hatte ein Volk reinere Hände als das türkische"
Armenienkonferenz nach Drohungen abgesagt
von Boris Kalnoky
Istanbul - Eigentlich sollte gestern in Istanbul eine Historiker-Konferenz zur armenischen Tragödie in der Türkei 1915-16 stattfinden. Sie wäre bemerkenswert gewesen. Drei angesehene staatliche Universitäten (Bogazici, Bilgi und Sabanci) waren die Organisatoren, und trotz dieser staatlichen Dimension ging es nicht darum, einmal mehr laut zu rufen, daß es nie einen Genozid gegeben habe.
Vielmehr war die Konferenz dem Thema "wissenschaftliche Verantwortung und Demokratie" gewidmet und versuchte damit die Gratwanderung zwischen den beiden extremen Positionen der türkischen Regierung und der armenischen Diaspora, um irgendwo in der Mitte der Wahrheit näherzukommen. Die türkische Position lautet, 300 000 Armenier kamen bei einer Verkettung unglücklicher Umstände ums Leben, beabsichtigt war das nicht, und Behauptungen eines Genozids sind verantwortungslose Attacken gegen den türkischen Staat. Die Armenier behaupten, 1,5 Millionen ihrer Landsleute wurden absichtlich massakriert, um das armenische Volk in der Türkei auszulöschen.
Gerne hätte man einmal etwas Vernünftiges zu dem Thema gehört, aber die Konferenz findet nicht statt. Einer der Organisatoren, Halil Berktay, nannte dieser Zeitung als Grund eine "schreckliche Rede" von Justizminister Cicek. Der hatte laut Medienberichten im Vorfeld der Konferenz vor dem Parlament gesagt, die Teilnehmer seien allesamt armenisch gesinnt und würden "der Türkei das Messer in den Rücken stoßen". Was hat es zu bedeuten, fragte der Minister, wenn das Land, mit der Regierung und der Opposition, Staat und Volk gemeinsam versuchen, die Behauptung vom angeblichen Armeniergenozid zu widerlegen, und dann die Universität Bogayici dann diesen Bemühungen in den Rücken fällt? "Wie können wir so ein bestimmtes Parlament überzeugen? Sie werden sagen, geht und überzeugt die Unviversität Bogazici", sagte Cicek. Und fügte hinzu, nie habe ein Volk reinere Hände und ein reineres Gewissen gehabt als das türkische.
Ob es stimmt, daß ein Abgeordneter der Regierungspartei AKP gar das Volk aufrief, "die Hand zu erheben" gegen solch verräterische Umtriebe, tut kaum noch etwas zur Sache. Jedenfalls sahen sich die Organisatoren einer solchen Welle einschüchternder Deklarationen ausgesetzt, daß das Rektorat der Universität Bogazici folgende Erklärung veröffentlichte: "Wir sind besorgt darüber, daß die pauschalen Urteile über eine Konferenz, die noch nicht stattgefunden hat, der wissenschaftlichen Freiheit einer staatlichen Universität schaden werden."
Artikel erschienen am Do, 26. Mai 2005
http://www.welt.de/data/2005/05/26/723111.html
Bu konuda, yüksek ögretim kurulunun da aciklamasi var...
Kaynak: YOK
Yer: Ankara
Tarih: 25.5.2005
Üniversitelerin temel işlevlerinden biri de, araştırmalar sonunda elde edilen bilgilerin yaygınlaştırılmasıdır. Yaygınlaştırma işlemi de her türlü bilimsel yayın, konferans ve toplantı gibi etkinliklerle gerçekleştirilir. Bilimin gereği olarak, bu süreçte her türlü düşÃ¼nce ve görüşÃ¼n yer bulabilmiş olması beklenir.
Oysa, 25 - 27 Mayıs 2005 günlerinde Boğaziçi, Sabancı ve Bilgi üniversiteleri öğretim üyelerinin ortak girişimiyle Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenmiş olan “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları†başlıklı konferansın Hazırlık Komitesince yapılan 17 Mayıs 2005 tarihli basın açıklamasında konferansın amacı, “...Türkiye’nin kendi bilim ve düşÃ¼nce insanlarının, resmi tezlerden farklı seslerini topluca yükseltmeleri, katkılarını ortaya koymaları zamanı gelmiş bulunuyor†şeklinde ifade edilmiştir. Bu ifadeler ve bu ifadeleri destekleyen Hazırlık Komitesinin bazı üyelerinin açıklamaları, bu toplantıda konu ile ilgili başka görüş ve düşÃ¼ncelere yer verilmediğini göstermektedir. Sözkonusu toplantının, yukarıda nitelikleri tanımlanan bilimsel toplantılardan birisi olamayacağı kanısına ulaşılmıştır. Böylesi oluşumların, üniversite ortamlarında yer bulması, Türk yükseköğretimi adına bir talihsizlik olarak değerlendirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılması planlanan Ermeni konferansının ertelenmesi öncesi sert eleştirilerde bulunan Adalet Bakanı Cemil Çiçek, kendisini savundu.
Meclis'te yaptığı konuşmanın ardından kendisine yöneltilen eleştirilere tepki gösteren Bakan Çiçek, "başkalarının konuşma özgürlüğü var da, benim yok mu" dedi.
Böyle bir toplantının bir devlet üniversitesinde yapılmasının doğru olmadığını savunan Çiçek, "istiyorlarsa, dışarıda kendi derneklerinde yapabilirler" diye konuştu.
Ich sehe die Absage durchaus willkommen. Die Europäer müssen endlich aufhören Öl ins Feuer zu giesen und den Armeniern vorzukaukeln eine Geschichtsaufarbeitung wäre möglich - ohne dass die armenische Seite von ihrer Maximalforderung abweicht, die Türken müssten zunächst die Teilung des Landes akzeptieren.
Als christliche Weggefährte müssen Europäer endlich die Verantwortung übernehmen um einer sachlich objektiven Aufklärung beizutragen.
Wenn dieser Konferenz stattgefunden hätte - würde man in Europa kein Notiz davon nehmen. Aber ein verschobener ist wieder gut, da die Türkei diffamiert werden soll.
Yazik!
Demokrasi var mi, yok mu? Sinirlari nedir, ne degildir? Birinci sinif demokrasi mi, ikinci sinif mi? Ne kadar hukuk devleti, ne kadar degil?
Bu sorularin karsiliklari tartisilirken bazi noktalara dikkat edilir. Fikir özgürlügüdür bu noktalardan biri.
Bilimsel özgürlüktür.
Aykiri düsüncelere özgürlüktür.
Bu özgürlükler ne kadar var, ne kadar yok, bakildiktan sonradir ki, o ülkede demokratik hukuk devletine iliskin saglikli yargilara varilabilir.
Bu pencerelerden bakildiginda Türkiye geçen gün çok kötü not aldi. Adalet Bakani ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek ile CHP Sözcüsü, Istanbul Milletvekili Sükrü Elekdag sinifta çaktilar.
Üniversite de iyi sinav vermedi.
Ve bilimsel özgürlük alaninda bu ülkenin daha kirk firin ekmek yemesi gerektigini bir kez daha görmüs olduk.
Konu, bir konferans.
Uzun bir adi var:
"Imparatorlugun Çöküs Döneminde Osmanli Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunlari."
Bogaziçi Üniversitesi'nin ev sahipliginde üç gün olarak planlanan, Bogaziçi, Sabanci ve Bilgi üniversitelerinden bazi ögretim üyelerinin basi çektikleri konferansta, 1915 Ermeni Tehciri ve Sonuçlari tartisilacak.
Bu konferans bir ilk.
Çünkü, devletin Ermeni tehciri ile ilgili resmi bakis açisini sorgulayan, resmi tezlerine karsi çikan, konuyla ilgili olarak devletin, hükümetin bugünkü politikalarina dönük farkli, yer yer aykiri öneriler gelistiren, Ermeni meselesiyle Türkiye'de demokrasi arasindaki ilintileri ele alan ve hepsi Türk olan tarihçileri, akademisyenleri bulusturuyor.
Konferansin baslamasina daha bir gün var.
Mecliste kiyamet kopuyor.
CHP Istanbul Milletvekili Sükrü Elekdag kürsüde esip gürlüyor. "Bilimsellik kisvesi altinda Ermeni propagandasi" yapilacagini söylüyor. Konferansi "hain ve hazin" bir proje olarak niteliyor.
Çiçek de ondan farkli degil.
Adalet Bakani ve hükümet sözcüsü oldugu için söyledikleri daha da ilginçlesiyor. Konferansi, "milletin arkadan hançerlenmesi, millete iftira edilmesi" olarak degerlendiriyor.
Daha da ileri gidiyor:
"Bu sorumsuzluk, bu ciddiyetsizlik, bu millete küfretme, bu milletin nüfus cüzdanini tasiyanlarin bu milletin aleyhine propaganda yapma, hiyanet etme dönemini artik kapatmamiz lazim."
Ve noktayi koyuyor:
"Biz devletçe böyle bir yogun çaba içindeyken, bu çabalari arkadan hançerlemek ne anlama geliyor? Hükümet olarak bir yetkimiz olsaydi, geregini yapardik. Keske Adalet Bakani olarak dava açma yetkisini devretmeseydim. Simdi YÖK ne yapacak merak ediyorum. Bogaziçi Üniversitesi ne yapacak merak ediyorum."
Ve Bogaziçi Üniversitesi, sali günü aksama dogru, ertesi sabah için planlanan konferansin ertelendigini, Meclis'teki bu konusmalardan ve perde arkasi bazi baskilardan sonra açikliyor.
Memnun musunuz Sayin Çiçek?
Ya siz Sayin Elekdag?
Bravo ikinize de!
Bir komployu mu önlediniz?
Öyle mi? Ne yazik!
Bir üniversite çatisi altinda böyle bir konferansin iptal edilmesi her seyden önce bilimsel özgürlükle de, üniversite fikriyle de bagdasmaz. Hem akademik özgürlüklere, hem üniversite fikrine büyük bir darbedir.
Bu bir.
Ikincisi:
Demokrasilerde hiç kimse, hele bir üniversite çatisi altindaysa devlet gibi düsünmek zorunda degildir. AKP ile CHP el ele verip iktidar-muhalefet isbirligi içinde Ermeni meselesinde ortak bir yol izleyebilirsiniz.
Bunu siz yaparsiniz.
Hükümet yapar.
Devlet yapar.
Ama her önüne gelen size katilmak, sizi güzellemek zorunda degildir. Çünkü en aykiri, en ters düsünceleri de serbestçe savunan insanlarin yasadigi düzene denir demokrasi...
Üçüncü nokta:
Iktidar ve muhalefetin tepelerinde oturuyorsunuz diye, bu vatani sevmek sizin tekelinizde degildir. Bu vatanin nasil sevilecegini de sizin buyruklariniz belirleyecek degildir.
Bu yüzden sizin gibi düsünmeyenleri vatan haini ya da Türk düsmani ilan edemezsiniz.
Böyle bir hakkiniz da yoktur.
Yetkiniz de...
Dördüncüsü:
Bu konferansa katilanlarin birçogunu taniyorum, birçogunu biliyorum.
Murat Belge'yi, Halil Berktay'i, Selim Deringil'i, Fikret Adanir'i, Taner Akçam'i, Üstün Ergüder'i, Fatma Müge Göçek'i, Nilüfer Göle'yi, Cemal Kafadar'i, Serif Mardin'i, Ilhan Tekeli'yi, Mete Tuncay'i, Stefan Yerasimos'u, Ayhan Aktar'i, Çaglar Keyder'i, Edhem Erdem'i, Cemil Koçak'i, Aksin Somel'i, Engin Akarli'yi, Metin Kunt'u, Seyla Benhabib'i, Elif Safak'i, Osman Köker'i, Fethiye Çetin'i, Baskin Oran'i, Gündüz Vassaf'i, Hrant Dink'i, Ferhat Kentel'i, Ayse Gül Altinel'i, Melissa Bilal'i, Ali Bayramoglu'nu, Ahmet Insel'i, Turgut Tarhanli'yi, Osman Köker'i, Nazan Maksudyan'i, Oktay Özel'i, Nesim Seker'i, Rober Koptas'i, Meltem Toksüz'ü, Sahin Alpay'i, Etyen Mahçupyan'i, Ismet Berkan'i, Ahmet Hakan'i, Oral Çalislar'i, Kürsat Bumin'i, Fehmi Koru'yu, Esra Çuhadar'i, Cem Özdemir'i, Murat Paker'i, Ahmet Kuyas'i, Cevdet Aykan'i, Sarkis Seropyan'i, Aykut Kansu'yu, Fuat Dündar'i, Hülya Adak'i...
Vatan hainleri mi?
Türk düsmanlari mi?
Milleti arkadan hançerleyenler mi? Hain komplo içinde olanlar mi? Öyle mi Sayin Hükümet Sözcüsü? Bütün ömrünü Amerikalarda, Avrupalarda, demokrasi diyarlarinda geçirmis Sayin Büyükelçi, Sayin CHP Sözcüsü?
Öyle mi?
Geçiniz!
Ben de davetliydim bu konferansa. Ilk iki gününü izleyecektim. Takvimim izin verse, panellerden birine de katilacaktim. Ben de vatan hainlerinden, Türk düsmanlarindan biri miyim simdi?
Haydi oradan!
Kibris'ta çözüm diyeceksin, haydi vatan haini; Kürt sorunu diyeceksin, haydi vatan haini, Ermeni meselesi diyeceksin; haydi vatan haini...
Olacak sey mi?
Fikirlerini begenirsiniz, begenmezsiniz. Ama herkes, kendi fikirlerini özgürce, korkusuzca savunabilecektir. Kimse ille de sizin gibi, devlet gibi düsünmek zorunda degildir.
Tek tip, torna tezgâhindan çikma fikirlerle, bakis açilariyla ne demokrasi olur, ne üniversite, ne de Avrupa Birligi!
Yazik!
Atesle oynadiginizi bilin.
Umdugunuz oylar nasil olsa size gelmez, sizin partilere akmaz. Ama bu politikalarinizla kabaracak kocaman soven milliyetçi dalgalar, yol açacaginiz cephelesme ve kutuplasmalar çok büyük bir kötülük olacaktir.
Türkiye, sorunlarini konusmadan, çözmeden önünü açamaz, bunu iyi bilin. Bu konferansi iptal ettirmekle, ülkeye iyilik degil, kötülük yaptiniz.
Son söz:Yazik!
Demokrasi var mi, yok mu? Sinirlari nedir, ne degildir? Birinci sinif demokrasi mi, ikinci sinif mi? Ne kadar hukuk devleti, ne kadar degil?
Bu sorularin karsiliklari tartisilirken bazi noktalara dikkat edilir. Fikir ?rl? bu noktalardan biri.
Bilimsel ?rl?
Aykiri d?lere ?rl?
Bu ?rl?ne kadar var, ne kadar yok, bakildiktan sonradir ki, o ? demokratik hukuk devletine iliskin saglikli yargilara varilabilir.
Bu pencerelerden bakildiginda T? ge? g? k?not aldi. Adalet Bakani ve H? S?s?l ?? ile CHP S?s?anbul Milletvekili S?lekdag sinifta ?tilar.
?iversite de iyi sinav vermedi.
Ve bilimsel ?rl?ninda bu ?n daha kirk firin ekmek yemesi gerektigini bir kez daha g?s olduk.
Konu, bir konferans.
Uzun bir adi var:
"Imparatorlugun ?k?eminde Osmanli Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunlari."
Bogazi??iversitesi'nin ev sahipliginde ? olarak planlanan, Bogazi? Sabanci ve Bilgi ?sitelerinden bazi ?tim ?inin basi ?tikleri konferansta, 1915 Ermeni Tehciri ve Sonu?ri tartisilacak.
Bu konferans bir ilk.
?nk?letin Ermeni tehciri ile ilgili resmi bakis a?ini sorgulayan, resmi tezlerine karsi ?an, konuyla ilgili olarak devletin, h?in bug?olitikalarina d? farkli, yer yer aykiri ?iler gelistiren, Ermeni meselesiyle T?'de demokrasi arasindaki ilintileri ele alan ve hepsi T?an tarih?eri, akademisyenleri bulusturuyor.
Konferansin baslamasina daha bir g?.
Mecliste kiyamet kopuyor.
CHP Istanbul Milletvekili S?lekdag k? esip g?r. "Bilimsellik kisvesi altinda Ermeni propagandasi" yapilacagini s?yor. Konferansi "hain ve hazin" bir proje olarak niteliyor.
?? de ondan farkli degil.
Adalet Bakani ve h? s?s?gu i? s?dikleri daha da ilgin?siyor. Konferansi, "milletin arkadan han?lenmesi, millete iftira edilmesi" olarak degerlendiriyor.
Daha da ileri gidiyor:
"Bu sorumsuzluk, bu ciddiyetsizlik, bu millete k?e, bu milletin n??ni tasiyanlarin bu milletin aleyhine propaganda yapma, hiyanet etme d?ini artik kapatmamiz lazim."
Ve noktayi koyuyor:
"Biz devlet?b? bir yogun ?a i?deyken, bu ?alari arkadan han?lemek ne anlama geliyor? H? olarak bir yetkimiz olsaydi, geregini yapardik. Keske Adalet Bakani olarak dava a? yetkisini devretmeseydim. Simdi Y? ne yapacak merak ediyorum. Bogazi??iversitesi ne yapacak merak ediyorum."
Ve Bogazi??iversitesi, sali g?sama dogru, ertesi sabah i? planlanan konferansin ertelendigini, Meclis'teki bu konusmalardan ve perde arkasi bazi baskilardan sonra a?liyor.
Memnun musunuz Sayin ???
Ya siz Sayin Elekdag?
Bravo ikinize de!
Bir komployu mu ?diniz?
?le mi? Ne yazik!
Bir ?site ?isi altinda b? bir konferansin iptal edilmesi her seyden ? bilimsel ?rl?e, ?site fikriyle de bagdasmaz. Hem akademik ?rl?, hem ?site fikrine b?ir darbedir.
Bu bir.
Ikincisi:
Demokrasilerde hi?imse, hele bir ?site ?isi altindaysa devlet gibi d?k zorunda degildir. AKP ile CHP el ele verip iktidar-muhalefet isbirligi i?de Ermeni meselesinde ortak bir yol izleyebilirsiniz.
Bunu siz yaparsiniz.
H? yapar.
Devlet yapar.
Ama her ?e gelen size katilmak, sizi g?mek zorunda degildir. ?nk?ykiri, en ters d?leri de serbest?savunan insanlarin yasadigi d?denir demokrasi...
??okta:
Iktidar ve muhalefetin tepelerinde oturuyorsunuz diye, bu vatani sevmek sizin tekelinizde degildir. Bu vatanin nasil sevilecegini de sizin buyruklariniz belirleyecek degildir.
Bu y?sizin gibi d?yenleri vatan haini ya da T?smani ilan edemezsiniz.
B? bir hakkiniz da yoktur.
Yetkiniz de...
D?nc?Bu konferansa katilanlarin bir?unu taniyorum, bir?unu biliyorum.
Murat Belge'yi, Halil Berktay'i, Selim Deringil'i, Fikret Adanir'i, Taner Ak?'i, ?t??, Fatma M??'i, Nil??yi, Cemal Kafadar'i, Serif Mardin'i, Ilhan Tekeli'yi, Mete Tuncay'i, Stefan Yerasimos'u, Ayhan Aktar'i, oglar Keyder'i, Edhem Erdem'i, Cemil Ko?'i, Aksin Somel'i, Engin Akarli'yi, Metin Kunt'u, Seyla Benhabib'i, Elif Safak'i, Osman K?'i, Fethiye ?tin'i, Baskin Oran'i, G?Vassaf'i, Hrant Dink'i, Ferhat Kentel'i, Ayse G?inel'i, Melissa Bilal'i, Ali Bayramoglu'nu, Ahmet Insel'i, Turgut Tarhanli'yi, Osman K?'i, Nazan Maksudyan'i, Oktay ?el'i, Nesim Seker'i, Rober Koptas'i, Meltem Toks?Sahin Alpay'i, Etyen Mah?yan'i, Ismet Berkan'i, Ahmet Hakan'i, Oral olislar'i, K?Bumin'i, Fehmi Koru'yu, Esra ?hadar'i, Cem ?demir'i, Murat Paker'i, Ahmet Kuyas'i, Cevdet Aykan'i, Sarkis Seropyan'i, Aykut Kansu'yu, Fuat D?i, H?dak'i...
Vatan hainleri mi?
T?smanlari mi?
Milleti arkadan han?leyenler mi? Hain komplo i?de olanlar mi? ?le mi Sayin H? S?s???erikalarda, Avrupalarda, demokrasi diyarlarinda ge?mis Sayin B?? Sayin CHP S?s?le mi?
Ge?iz!
Ben de davetliydim bu konferansa. Ilk iki g?izleyecektim. Takvimim izin verse, panellerden birine de katilacaktim. Ben de vatan hainlerinden, T?smanlarindan biri miyim simdi?
Haydi oradan!
Kibris'ta ??eceksin, haydi vatan haini; K?runu diyeceksin, haydi vatan haini, Ermeni meselesi diyeceksin; haydi vatan haini...
Olacak sey mi?
Fikirlerini begenirsiniz, begenmezsiniz. Ama herkes, kendi fikirlerini ?rce, korkusuzca savunabilecektir. Kimse ille de sizin gibi, devlet gibi d?k zorunda degildir.
Tek tip, torna tezg?ndan ?ma fikirlerle, bakis a?ariyla ne demokrasi olur, ne ?site, ne de Avrupa Birligi!
Yazik!
Atesle oynadiginizi bilin.
Umdugunuz oylar nasil olsa size gelmez, sizin partilere akmaz. Ama bu politikalarinizla kabaracak kocaman soven milliyet?dalgalar, yol a?aginiz cephelesme ve kutuplasmalar ? b?ir k??caktir.
T?, sorunlarini konusmadan, ?meden ??az, bunu iyi bilin. Bu konferansi iptal ettirmekle, ? iyilik degil, k??tiniz.
Son s?
Dileriz, hi?lmazsa ?site d?nda akademisyenler kendi bilimsel ?rl? adina ?site kavramina indirilen b? bir darbeye karsi ?arlar ve ?sitelerin farkli fikirlerin baris i?de yasayacagi ?r mek?ar oldugunu el?me g?rirler
Dileriz, hiç olmazsa üniversite dünyasinda akademisyenler kendi bilimsel özgürlükleri adina üniversite kavramina indirilen böyle bir darbeye karsi çikarlar ve üniversitelerin farkli fikirlerin baris içinde yasayacagi özgür mekânlar oldugunu elâleme gösterirler.
Kim hain?http://www.yenisafak.com/images1/bos.gif
Boğaziçi Üniversitesi, ev sahipliği yapacağı, üç üniversite tarafından düzenlenen "İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri" başlıklı sempozyumu iptal etmek zorunda kaldı. İptal kararını getiren AK Partili Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in TBMM kürsüsünden yaptığı konuşma oldu.
Bakan akıllara durgunluk veren, ibretlik konuşmasında şÃ¶yle diyordu:
"Türkiye'nin çabalarını arkadan hançerlemek ne anlama geliyor? Bizim kendi üniversitemizde böyle bir konferans yapılırken, falanca ülkenin parlamenterlerini nasıl ikna edeceğiz? Evet, üniversiteler özerktir; ama dünyanın hiçbir ülkesinde özerklik; sorumsuzluk olarak anlaşılamaz (...) Bu ülkede milleti arkadan hançerleme özgürlüğü var, iftira etme özgürlüğü var. Bunu herkesin görmesi lazım. Keşke Adalet Bakanı olarak dava açma yetkimi devretmesiydim. Bu konuda şimdi YÖK ne yapacak, Boğaziçi Üniversitesi ne yapacak merak ediyorum. Bu millete küfretme, bu milletin nüfus cüzdanını taşıyanların bu millete ihanet etme döneminin kapanması lazım..."
Mantık şu: Milli menfaatlere aykırı bilgi olmaz, bu menfaatleri devlet, daha doğrusu devlet içinde en güçlü olan belirler, üniversite ve öğretim üyeleri bunu savunmakla mükelleftir. Aksi durum ihanettir...
Bu, yeni bir mantık değil...
Sovyet düzeni, Mussolini İtalyası, Hitler Almanyası bu mantığa göre çalışmıştır, bu mantıkla yok olmuştur ve bu mantıkla anılır.
Burası Türkiye...
Bunları söyleyen bir bakan olmasa ya da söz konusu olan dokunulmazlık zırhı altındaki kürsü olmasa, "halkın bir bölümünü diğer bölümü üzerine tahrik etmek" suçlamasıyla kovuşturmaya uğrardı. Ülkenin 50'ye yakın öğretim üyesi, aydını, gazetecisini "milleti arkadan hançerleyen hainler" ilan etmek ağır vicdani, hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalırdı.
Bu nasıl iştir, bu nasıl demokrasidir?
Bir toplantının temasını, katılımcılarını beğenmeyebilir, eleştirebilirsiniz...
Ama karalamak, hedef göstermek, susturmak başka iştir...
Bunu yapan siyasi iktidarın temsilcisi, bakanı ve sözcüsüyle iş daha da başka hale gelir...
Ortada yapılmadan yargılanan bir toplantı ve katılımcılar var. Bir toplantıyı, bilimsel özgürlüğü, dahası konuşmayı engellemek var.
Toplantıya neden resmi tez temsilcileri çağrılmadı diye soruyor bakan?
Bu ne garip mantıktır? Neden iki zıt görüş tek toplantıda karşı karşıya gelsin? Futbol maçı mıdır bu? Tartışma zıt tarafların horoz dövüşÃ¼ mü demektir yoksa her görüşÃ¼n özgürce ifade edilmesi mi? Türkiye, Ermeniler konusunda resmi tezleri aylardır dinliyor, neden Türk bilim adamlarının farklı görüşlerini de dinlemesin? Bu gerçekleşmeden tartışma olabilir mi? Tartışmadan neden korkulur? Kaldı ki toplantıya İlter Türkmen gibi farklı görüşÃ¼ olanlar da çağrılmamış mıydı?
Hangisine değinmeli, hangisine yanmalı?
Siyasi akılsızlığa mı, siyasi ahlaksızlığa mı, ocağına yeniden düştüğümüz şu kavruk siyasi atmosfere mi?
Ermeni meselesinin resmi tezler merkez alınmadan tartışılabilmesi Türkiye'nin, Türk siyasetinin elini güçlendirmez miydi?
Siyasetçi bu toplantıyı "benim ülkemde her tür görüş rahatlıkla ifade edilebiliyor, ülkemin demokratik olgunluk düzeyi yüksektir, bu sorunu kendi içimde tartışıyor olmam, çok sesliliğe sahip olmam bunun kanıtıdır" şeklinde kullanamaz mıydı? Siyasi akıl bunu gerektirmez miydi?
Şimdi bilimsel bir toplantıyı iptal ettirici baskı yapmayı, Ermeni meselesi kendi ülkende tartışmayı yasaklamanı, bunu tartışanları hedef göstermeni nasıl açıklayacaksın siyasetçi olarak? Ülkenin başına açtığın bu derdi, ülke imajında yaptığın bu tahribatı nasıl onaracaksın?
Bunu dünyaya, kendi insanlarına nasıl anlatacaksın?
Bilimsel özgürlüğü, tartışma çabasını siyasi baskı altına almadım, benim bütün insanlarım, bütün bilim adamlarım aynı şekilde düşÃ¼nüyor mu diyeceksin?
Bu toplantıyı daha ilk günden itibaren bir tahrik ve cepheleşme aracı haline getirmeye çalışan dünün 28 Şubatçısı, bugünün hızlı devletçisi kimi yazarlar gibi, "bu toplantının iptal edileceği belliydi, toplantıyı düzenleyenlerin amacı buydu, böylece Türkiye'ye zarar veriyorlar" ahlaksızlığı da işine yaramaz. Bu, ülke içindeki az akıllılara yapılan ucuz bir propagandanın ötesine gitmez...
YÖK'ün yaptığı bu bilimsel bir toplantı değildi açıklaması ise bu imajı biraz daha bozmaktan, otoriter devlet anlayışını pekiştirmekten başka işe yaramaz...
Peki YÖK ve Adalet Bakanı arasındaki iş ve dil birliğine ne demeli?
Bir kanaatim iyice keskinleşti. Adalet Bakanı'nın yaptığı şudur:
Ceza Kanunu'ndaki değişiklik taleplerini hasıraltı ederek İslami kesimle AK Parti arasındaki bağı koparmak, Ermeni sempozyumu açıklamasıyla hükümet ile liberal çevreler arasındaki ilişkileri zedelemek... Daha da öte Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri sarsmak ve hükümeti asker ve CHP'yle baş başa bırakmak...
Amaç ve bağlantılar nedir bilemem, ama gelişmeleri bu açıdan, bakan açısından başka türlü açıklamak mümkün değildir.
Ali BAYRAMOGLU
Eski ülkücü yeni liberal taha akyol iki arada bir derede kalmis:D
http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/06/gazete/yazar/ic/k_akyol.gifÇok kötü oldu
ERMENİ meselesinde Türkiye büyük bir darbe aldı. Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen uluslararası konferansın iptalini dünya ajansları önemli haber olarak geçtiler. Konferansı düzenleyenler Amerikan Tarih Kurumu'na, Ortadoğu Etütleri Kurumu'na, Uluslararası Barolar Birliği'ne şikâyette bulundular.
Erich Zürcher gibi tanınmış ve önemli bir tarihçi, "akademik özgürlüklere saygı göstermesi" için Ankara'ya baskı yapması talebiyle Avrupa Parlamentosu'na da başvurulmasını istedi!
Bu mesele büyüyecek, Türkiye demokrasi ve akademik özgürlükler bakımından ağır uluslararası baskılara maruz kalacaktır! Dahası Türkiye çok güvendiğini söylediği tarihin "özgürce tartışılmasına tahammül edemeyen" ülke olarak gösterilecek, bu da Ermenilerin "soykırım" iddiasına ivme kazandıracaktır!
Konferansın iptal edilmesi çok büyük bir hata olmuştur!
* * *
DAHA büyük hata, 'yığınakta' yapıldı, konferans akademik bir faaliyet gibi değil, Türkiye'nin temel tezlerine karşı bir "meydan okuma" gibi düzenlendi!
Elbette akademik özgürlükler kavramı, Türkiye'nin temel tezlerine karşı görüşlerin ifade edilmesini de içerir, "soykırım" diyenler de konuşur. Ama bir dernek veya kulüpte değil, "üniversite"de yapılan böyle bir konferansta tek yanlı görüşler işlenir de Türkiye'nin savunageldiği tezleri savunacak tarihçilere, hukukçulara, diplomatlara konuşma imkânı verilmezse bunu "akademya" ve "üniversite" kavramlarıyla bağdaştırmak mümkün değildir.
İşte 'yığınaktaki' büyük hata budur!
Düzenleyicilerden bir akademisyen, bugüne kadar hep "resmi tez"i savunanların konuştuğunu, artık onların bizi "aydınlatmasına" gerek olmadığını, bu sebeple çağrılmadıklarını söylüyor!
Bu sözler konferansın nasıl bir önyargıyla düzenlendiğini gösteriyor!
Bu nasıl akademik özgürlük anlayışıdır ki, birçok tarihçinin, hukukçunun, aydının ve ülke olarak Türkiye'nin savunduğu tezler için, adeta "Çok konuştun, artık sen sus!" diyebiliyor!
Bu nasıl özgürlük anlayışı?
Bu başka türlü bir "siyasi itikat"tır, başka türlü bir "otoritaryanizm"dir.
* * *
ÜNİVERSİTE bünyesinde düzenlendiğine göre, eleştirecekleri tezlerin de ifade edileceği, ağırbaşlı bir akademik konferans beklenirdi.
Ermeni diasporasının "90. yıldönümü" dolayısıyla siyasi bir kampanya yürüttüğü, duyguların tırmandığı bir ortamda, sadece akademik değil, etik sorumluluk da konferansın böyle düzenlenmesini gerektirirdi.
Bu konferansa iktidar ve muhalefetin gösterdiği tepkinin dozu elbette akademik özgürlük açısından eleştirilebilir. İşte konferans iptal edildi, şahsen ben de dinlemek istediğim birçok bildiriyi dinleyemeyeceğim.
Ama, böyle tek yanlı ve önyargılı bir konferansın dış dünyada aleyhimize doğuracağı olumsuz siyasi sonuçlarla uğraşmak zorunda kalacaklar da politikacılar değil midir?
Netice; konferans yanlış amaçlarla düzenlendi, iptali de olumsuz sonuçlar doğuracak.Yankıları Çin'den Maçin'den gelecek maalesef, "diaspora" çok sevinmiştir muhakkak!
Yazdır (http://www.radikal.com.tr/yazici.php?haberno=153875&tarih=26/05/2005&yollayan_sayfa=http%3A%2F%2Fww w.radikal.com.tr%2Fhaber.php%3 Fhaberno%3D153875) http://www.radikal.com.tr/resim/friend.gifYolla (http://www.radikal.com.tr/mektup.php?haberno=153875&tarih=26/05/2005&yollayan_sayfa=http%3A%2F%2Fww w.radikal.com.tr%2Fhaber.php%3 Fhaberno%3D153875) | Arşive Ekle (http://www.radikal.com.tr/arsivle.php?arsivle=1&arsiv_haberi=153875&yollayan_sayfa=http%3A%2F%2Fww w.radikal.com.tr%2Fhaber.php%3 Fhaberno%3D153875)Türkiye
http://www.radikal.com.tr/resim/yazarlar/83.gif Demokrasi arkadan hançerlendi!
Türker Alkan (talkan@media.ankara.edu.tr) (2053 kişi okudu) 'Keşke' diyor sayın Adalet Bakanı Çiçek, 'dava açma yetkimi devretmeseydim!' Ne mi yapacaktı devretmese? Ermeni sorunu konusunda resmi tezi desteklemeyen aydınlara dava açacakmış! Çünkü 'Evet, soykırım veya ona benzer bir şeyler olmuştur' diyen aydınlar, bilim adamları 'bizi arkadan hançerlemiş!' Birer hain oldukları anlaşılıyor. Ve ekliyor, 'Şimdi YÖK ve Boğaziçi Üniversitesi ne yapacak merak ediyorum!'
Merak etmesine gerek kalmadı, Boğaziçi Üniversitesi tartışmalı toplantıyı 'ertelediğini' söyleyerek aradan çıktı.
Ve yaralanan, arkadan hançerlenen, imajı zedelenen bir Türk demokrasisi ile
ortada kalakaldık.
Hepsi saygın bilim adamlarından ve aydınlardan oluşan konuşmacılara izin verilseydi, 'Türkiye'de en duyarlı konularda bile özeleştiri yapılabilecek demokratik olgunluk düzeyine ulaşılmıştır' diyecek olanların lafı ağızlarına tıkandı. 'Şarkta demokrasi bu kadar oluyor demek ki' diyenlerin sesi yükselecek bundan böyle.
Herkesin aynı görüşÃ¼ paylaştığı yerde demokrasi olmaz, gerek de yoktur. En resmi politikayı, en aykırı biçimde eleştirebiliyor ve 'hainlikle' suçlanmıyorsanız, işte ancak o zaman ve o yerde demokrasi var demektir. Örnek o kadar çok ki: ABD'nin Irak savaşına karşı çıkan Amerikan vatandaşlarından başlayabilirsiniz. Savaş ortamında bile kimse onları 'vatan hainliğiyle' suçlamadı ve savcıları göreve çağırmadı.
Sorun Halil Berktay veya Murat Belge sorunu değil, demokratik özgürlüklerin temelinde yatan bir ilke sorunudur.
Bu arada iki görüşe değinmek istiyorum. Birincisi, İlber Ortaylı'nın Murat Belge'ye yönelttiği eleştiri: 'O İngiliz filoloğudur, bu tartışmada yeri yok,' sözlerini yadırgadım doğrusu. Belge'nin entelektüel hayatımızda önemli bir yeri vardır ve bu konuda da söyleyecekleri önem taşır.
İkincisi, fikri ve diyeceği olan herkese söz hakkı verilebilir. Şimdi yaşlı bir vatandaş çıksa ve Ermeni tehciri konusunda anılarına dayanarak konuşsa, onu duymazlıktan mı geleceğiz?
Bir diğer sorun, konferansın hep aynı görüşÃ¼ taşıyan kişilerden oluşmasıydı ve doğru değildi sanıyorum. Gerçi Berktay, "Şimdiye kadar hep resmi görüşÃ¼ dinledik, herkes onu ezberledi, o nedenle çağırmadık," dedi ama bu açıklama çok anlamlı gözükmedi bana. Şimdiye kadar bir hata yapılmışsa, bunu sürdürüp gitmenin, işi inada bindirmenin bir anlamı olabilir mi? Eski deyişle, iki yanlış bir doğru eder mi?
Her ne hal ise, sonuçta iyi ve olumlu olabilecek bir girişim tatsız ve kötü bir sona geldi, takıldı.
Dünkü gazetelerde vardı.
Ünlü bilim adamı Samuel Huntington bir günlüğüne İstanbul'a gelmiş ve her zaman söylediklerini tekrarlamış: "Türkiye, Avrupa uygarlığının bir parçası değildir ve olamaz. Sizin yeriniz diğer İslam ülkelerinin yanıdır. Sizi bunun için AB'ye almıyorlar.
Kibarlıklarından bunu söyleyemiyorlar ama boşuna heveslenmeyin. AB'ye giremeyeceksiniz."
Adalet Bakanı'nın dehşet kokan konuşmasını dinledikten ve konferansın 'ertelenmesine' tanık olduktan sonra ne
yalan söyleyeyim ilk kez Huntington'ın haklı olabileceğini düşÃ¼nmeye başladım.
Ali Babacan başmüzakereci olmuş. Allah kolaylık versin, bu gidişle işi zor derim.
gene tek tarafli düsünceler ve tek gözle görmeler basladi..
mesele Türkiyenin aleyhine olunca, bütün entel/libos lar hemen saldiriya geciyor..
tabii, emredersiniz, tek suclu türkler..türkiye de insan haklari yok..baska ne tür
suclar isterseniz, hepsini kabul edelim..
ama insaf lütfen..
buyrun, bugün Agos gazetesi gen. yayin yönetmeni Hrabt Dink e sorulan soru ve cavabini okuyun..
Oktay Eksi: Ermenistanda, Türklerin soykirim yaptigi iddialari dogru degildir tezini savunmak amaciyla konferans tertiplenebilir mi?
Hrant Dink: Hicbir sekilde mümkün degildir.Cünkü soykirim orada öylesine ke´sin hükme baglanmistir ki, aksini savunma olanagi artik yoktur..
=====
yani herkesin söz söyleme hakkii var bir bizim yok.önüne gelen Türkiye hakkinda konusacak, ama bizim milletvekillerimizin konusmasi yasak.
bu ne mantiktir..?
[QUOTE=piramses]Eski ülkücü yeni liberal taha akyol iki arada bir derede kalmis:D
http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/06/gazete/yazar/ic/k_akyol.gifÇok kötü oldu
QUOTE]
piramses,
Taha Akyol, ülkü ocaklarindan degil, Yeniden Milli Mücadele teskilatindan yani Aykut Edibali ekibindendir.
siyasi parti olarak, MHP de yer almistir. o kadar...
Kendisi meslek olarak Avukattir.
Su anda da liberal degil, muhafazakardir.
Ve türkiyede, akilli yazi yazabilen ender sahislardan biridir.
Terör / mezhepcilik / hukuk konularinda genis bilgiye sahiptir.
Oktay Eksi: Ermenistanda, Türklerin soykirim yaptigi iddialari dogru degildir tezini savunmak amaciyla konferans tertiplenebilir mi?
Hrant Dink: Hicbir sekilde mümkün degildir.Cünkü soykirim orada öylesine ke´sin hükme baglanmistir ki, aksini savunma olanagi artik yoktur..
Man kann das nicht einmal auf deren Forum diskutieren. Nicht nur dass man gesperrt wird - nein Armenier haben soviel Scheu vor der Wahrheit, dass sie gleich den ganzen Thread verschwinden lassen;
Geschichtsaufarbeitung der armenischen Rebellen darf bei den nicht angesprochen werden - das schlimme ist, sie werden auch noch von den Christen in Europa dabei unterstützt die Geschichte neuzuschreiben :mad:
tekrar yazayim.bu konuda hemen belli cevrelerin ortaligi veveyleye vermesine bakmayin.
daha degisik bakis tarzlari da var, onlarida okumak lazim.
mesela BBP genel baskani Muhsin Yazicioglu nun demeci:
''Ermeni iftiralarına karşı farklı tezler ileriye sürenler olabilir. Bu konunun karşılıklı tartışılmasından yanayız. Ancak, bir devlet üniversitesi zemininde, sözde ilmi kılıf giydirilerek, dünya kamuoyuna yansıtılacak böyle bir toplantının, Türkiye aleyhine kullanılacağı ve Türkiye ile ilgili haksız ithamlara zemin sağlayacağı düşÃ¼ncesiyle tepki gösterilmiştir. Toplantının iptal edilmesi doğrudur.''
******
Devlet Bakani cicek:
Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılması planlanan Ermeni konferansının ertelenmesi öncesi sert eleştirilerde bulunan Adalet Bakanı Cemil Çiçek, kendisini savundu.
Meclis'te yaptığı konuşmanın ardından kendisine yöneltilen eleştirilere tepki gösteren Bakan Çiçek, "başkalarının konuşma özgürlüğü var da, benim yok mu" dedi.
Böyle bir toplantının bir devlet üniversitesinde yapılmasının doğru olmadığını savunan Çiçek, "istiyorlarsa, dışarıda kendi derneklerinde yapabilirler" diye konuştu
Verschiebung ist ein schwerer politischer Fehler
26. Mai 2005 - Zu der angekündigten 'Verschiebung' einer dreitägigen Konferenz über die Armenierfrage an der Bosporus-Universität erklärt Claudia Roth, Bundesvorsitzende von BÜNDNIS 90/DIE GRÜNEN:
'Wir bedauern die Entscheidung des Hochschulrats der Bosporus-Universität. Auf Druck des türkischen Justizministers und einiger Abgeordneter hat die Hochschulleitung diese für das Selbstverständnis der türkischen Gesellschaft wichtige Konferenz verschoben. Wir hoffen sehr, dass diese Entscheidung zügig korrigiert wird und die Konferenz bald stattfinden kann.
Es sollte eine dreitägige Konferenz zur Armenierfrage stattfinden, mit dem Titel 'Osmanische Armenier zur Zeit des Niedergangs des Imperiums: Wissenschaftliche Verantwortung und Demokratiefragen'. An der Konferenz sollten HistorikerInnen aus der Türkei und aus dem Ausland teilnehmen. Es hätte einen Meilenstein im Demokratisierungsprozess der Türkei bedeutet, diese Konferenz durchzuführen.
Wir haben den Vorschlag des türkischen Ministerpräsidenten und des türkischen Parlaments seinerzeit begrüßt, eine gemeinsame türkisch-armenische Kommission einzurichten, die alle Aspekte der tragischen Ereignisse von 1915-1916 untersuchen und beleuchten soll. Wir sind der Meinung, dass diese Kommission international und vor allem mit unabhängigen WissenschaftlerInnen besetzt werden soll. Die faktische Absage der geplanten Konferenz ist auch eine Absage an die Rolle der unabhängigen Wissenschaft, die nun mit Verratsvorwurf und nationalistischer Stimmungsmache bekämpft wird.
Der türkische Justizminister hat sich mit seiner Rede gegen die geplante Konferenz disqualifiziert. Er sollte der Hüter der Meinungsfreiheit sein statt Brandredner gegen Aufklärung und Aufarbeitung. Diese Rolle muss der türkische Justizminister erfüllen, wenn die Reformen in der Türkei unumkehrbar verankert werden sollen.'
© BÜNDNIS 90/DIE GRÜNEN Bundesvorstand
Sigrid Wolff, Pressesprecherin
Platz vor dem Neuen Tor 1, 10115 Berlin
Tel: 030-28442 131/134, Fax: -28442 234
Email: </FONT>presse@gruene.de</FONT> (http://www.pressrelations.de/dereferrer.cfm?rurl=mailto:pre sse@gruene.de)
http://www.pressrelations.de/new/standard/result_main.cfm?aktion=jour_pm&comefrom=scan&r=191536
Na ja, so ganz passend war die Rede von Cicek nicht, "Dolchstoß" hört man in Deutschland nicht gerne.
birde böyle yazan var...
Fransa ve İsviçre'de "1915 olayları soykırım değildir" diyemiyorsunuz. Derseniz suç sayılıyor. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu bu yüzden yurtdışına çıkamıyor. Zira İsviçre'de yaptığı bir konuşma nedeniyle İsviçre tarafından aranıyor. Yurtdışına çıktığı anda, hangi ülkeye giderse gitsin, İnterpol tarafından yakalanıp ifadesi alınmak üzere İsviçre'ye gönderilecek. Fransa'daki başkonsolosumuz bu yüzden mahkemeye çıkarılmış, ünlü tarihçi Bernard Lewis cezalandırılmıştır.
Yahudi soykırımını inkâr etmek suçtur. Çünkü Nazilerin Yahudi soykırımı yaptığı Nürnberg mahkemeleri tarafından karara bağlanmıştır.
Türkiye veya Osmanlı ile ilgili böyle bir mahkeme kararı yoktur. O nedenle yabancı parlamentoların aldığı soykırım kararlarının hukuki temeli yoktur.
Ne var ki, bizim "Demokrat"lar bu konuda tek söz etmiyor... İsviçre ve Fransa'nın "Soykırım olmamıştır" diyenleri tutuklaması demokrasiye aykırı bulunmuyor.
Soykırım vardır diyenlerin Boğaziçi'ndeki toplantıyı kendiliklerinden ertelemeleri ise demokratik fırtınalar koparmıştır.
Ortada bir yasak yok. Sadece Boğaziçi Üniversitesi kendi salonlarındaki toplantıyı ertelemiştir.
Ertelenen toplantı, pekâlâ önümüzdeki hafta Sabancı ya da Bilgi üniversitelerinde veya herhangi bir düğün salonunda yapılabilir.
Türkiye'de soykırımı savunmak yasak değildir. Soykırım iddiasındaki Halil Berktay veya Murat Belge, üniversitelerde ya da gazete sayfalarında konuşmakta, Taner Akçam'ın bu yöndeki kitapları piyasada serbestçe satılmaktadır. Son tartışmalar düzenleme komitesinin tavrından kaynaklandı. Dediler ki:
"Biz resmi görüşÃ¼ savunan kimseyi davet etmek ve dinlemek istemiyoruz, konferans açık olmayacak, sadece davet ettiklerimizi dinleyici olarak kabul edeceğiz."
Karşılıklı görüşlerin tartışılmayacağı bu ayine de bilimsel toplantı adını verdiler.. Yadırganan bu oldu.
Bilimselliğine inanıyorlarsa toplantıyı önümüzdeki haftalarda yapmalıdırlar.
http://www.milliyet.com.tr/2005/05/27/yazar/asik.html
bir farki varmi??
hahaha..iptal oldugu apacik ortada
ama sen isine geldigi gibi degerlendirebilirsin..interpre tationsache:cool:
birde böyle yazan var...
Fransa ve İsviçre'de "1915 olayları soykırım değildir" diyemiyorsunuz. Derseniz suç sayılıyor. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu bu yüzden yurtdışına çıkamıyor. Zira İsviçre'de yaptığı bir konuşma nedeniyle İsviçre tarafından aranıyor. Yurtdışına çıktığı anda, hangi ülkeye giderse gitsin, İnterpol tarafından yakalanıp ifadesi alınmak üzere İsviçre'ye gönderilecek. Fransa'daki başkonsolosumuz bu yüzden mahkemeye çıkarılmış, ünlü tarihçi Bernard Lewis cezalandırılmıştır.
Yahudi soykırımını inkâr etmek suçtur. Çünkü Nazilerin Yahudi soykırımı yaptığı Nürnberg mahkemeleri tarafından karara bağlanmıştır.
Türkiye veya Osmanlı ile ilgili böyle bir mahkeme kararı yoktur. O nedenle yabancı parlamentoların aldığı soykırım kararlarının hukuki temeli yoktur.
Ne var ki, bizim "Demokrat"lar bu konuda tek söz etmiyor... İsviçre ve Fransa'nın "Soykırım olmamıştır" diyenleri tutuklaması demokrasiye aykırı bulunmuyor.
Soykırım vardır diyenlerin Boğaziçi'ndeki toplantıyı kendiliklerinden ertelemeleri ise demokratik fırtınalar koparmıştır.
Ortada bir yasak yok. Sadece Boğaziçi Üniversitesi kendi salonlarındaki toplantıyı ertelemiştir.
Ertelenen toplantı, pekâlâ önümüzdeki hafta Sabancı ya da Bilgi üniversitelerinde veya herhangi bir düğün salonunda yapılabilir.
Türkiye'de soykırımı savunmak yasak değildir. Soykırım iddiasındaki Halil Berktay veya Murat Belge, üniversitelerde ya da gazete sayfalarında konuşmakta, Taner Akçam'ın bu yöndeki kitapları piyasada serbestçe satılmaktadır. Son tartışmalar düzenleme komitesinin tavrından kaynaklandı. Dediler ki:
"Biz resmi görüşÃ¼ savunan kimseyi davet etmek ve dinlemek istemiyoruz, konferans açık olmayacak, sadece davet ettiklerimizi dinleyici olarak kabul edeceğiz."
Karşılıklı görüşlerin tartışılmayacağı bu ayine de bilimsel toplantı adını verdiler.. Yadırganan bu oldu.
Bilimselliğine inanıyorlarsa toplantıyı önümüzdeki haftalarda yapmalıdırlar.
http://www.milliyet.com.tr/2005/05/27/yazar/asik.html
Ich glaube, dass dieser thread dem Server-Umzug zum Opfer fiel.
Weil es so schön war, hier eine kurze Zusammenfassung der Hintergründe:
Freiheit mit Grenzen
von Stefan Hibbeler
...
Die Konferenz zum armenischen Leben im Osmanischen Reich
Mit dem Herannahen des 90. Jahrestages des Deportationsbeschlusses gegen die Armenier im Osmanischen Reich war absehbar, dass die weltweite Diskussion zur Erinnerung und Bewertung des Ereignisses zunehmen würde. Um weiteren parlamentarischen Beschlüssen zum "Gedenken des Völkermordes" zu entgegnen, begann zum Jahreswechsel auf Initiative der beiden großen türkischen Parlamentsparteien eine Propaganda-Offensive, die darauf zielt, den Völkermordvorwurf zu entkräften und deutlich zu machen, dass weit mehr Muslime den Ereignissen zum Opfer fielen als Armenier und andere Christen. Auf Regierungsebene schlug sich diese neue Politik in der Forderung nieder, dass die Bewertung der Ereignisse nicht Gegenstand der Politik sein könne, sondern den Historikern überlassen werden müsse und darum eine türkisch-armenische Historikerkommission sich um die Aufarbeitung der Ereignisse bemühen solle. Dies wurde von Armenien zurückgewiesen - zunächst sollte die Grenze geöffnet und reguläre diplomatische Beziehungen aufgenommen werden, alle übrigen Fragen zwischen beiden Völkern seien anschließend zu klären. Im übrigen sei eine umfassende historische Aufarbeitung bereits erfolgt, was übrig bleibe sei die Klärung der politischen Bewertung.
Von türkischen Intellektuellen, die die neue Politik verfolgten, wurde die Entwicklung, insbesondere auch die Strategie des türkischen Geschichtsinstituts, mit Sorge verfolgt. Ihrer Meinung nach ging es bei der Vielzahl der Beiträge der vergangenen Monate nur darum, die offizielle These, dass kein Völkermord stattgefunden, sondern es sich bei der Maßnahme im Ersten Weltkrieg um eine militärisch gerechtfertigte Vorkehrung gehandelt habe, festzuschreiben. "Aus staatsbürgerlicher Verantwortung" heraus, entstand darum die Initiative, eine Konferenz zum "armenischen Leben im Osmanischen Reich" an der Bosporus-Universität durchzuführen. Geladen waren ausschließlich Teilnehmer, die entweder der offiziellen türkischen Auffassung offen widersprechen oder aber ihr zumindest kritisch gegenüberstehen. Auf die Frage, warum andere türkische Historiker nicht geladen wurden, antworteten die Veranstalter damit, dass man ohnehin wisse, was diese vorzubringen haben. Gemeint war wahrscheinlich auch, dass man einen Rahmen schaffen wollte, in der mit ausreichender Klarheit auch Positionen vorgestellt werden könnten, wie sie außerhalb der Türkei tonangebend sind.
Während sich die Veranstalter vom Präsidenten des Hohen Hochschulrates den Vorwurf gefallen lassen mußten, es handele sich aufgrund der Zielsetzung der Veranstaltung um keine wissenschaftliche, fiel die Reaktion im Parlament umso heftiger aus. Der Regierungssprecher und Justizminister Cemil Çiçek kritisierte das Projekt als "Dolchstoß" und bedauerte, dass er aufgrund seines Amtes keine Strafanzeige stellen könne. Gleichwohl konnte er sich darauf verlassen, dass diese natürlich erfolgte - wie tags darauf in den Medien zu lesen war. Im Hinblick auf die Wirkung dieser Ermittlungsdrohung veranschaulichte ein Kommentator, dass dies zur Folge hatte, dass alle Protokolle und Aufzeichnungen der Veranstaltung der Staatsanwaltschaft hätten vorgelegt werden müssen: phantastische Voraussetzungen für jede Art von offener Aussprache (ob nun wissenschaftlich oder politisch) ...
Nach der Absage der Veranstaltung durch den Rektor der Universität schlugen die Wellen umso höher. In verschiedenen gemeinsamen Deklarationen von Universitätsmitarbeitern wurde sowohl die Haltung des Justizministers als auch des Hohen Hochschulrates heftig kritisiert. Seitens der EU wurde erklärt, dass man erwarte, dass die verschobene Veranstaltung baldmöglichst stattfinden könne ...
In einem Kommentar für die Tageszeitung Milliyet (28.05.05) regte Taha Akyol an, dass die Veranstalter doch, um die Atmosphäre zu entspannen, eine Deklaration vorsehen sollten, wo sie dazu aufriefen, dass auch ausländische Parlamente keine Entscheidungen zum "Völkermord" treffen, die Arbeit der "armenischen Lobby" kritisiert werde usw..
Da an Veranstaltungen, die die offizielle These stützen, solche Anforderungen an "Ausgewogenheit" nicht gestellt werden, geht es wohl vor allem um die klare Grenzziehung, was an "wissenschafltichen Ergebnissen" ertragbar sei oder nicht.
Bleibt anzumerken, dass sich sowohl Außenminister Gül als auch Ministerpräsident Erdogan von der Position des Justizministers abgesetzt haben, auch wenn sie ihn nicht offen kritisierten.
...
http://www.istanbulpost.net/05/05/05/gedanke.htm
Ermeni Konferansı’na durdurma
İstanbul 4. İdare Mahkemesi, yarın yapılması planlanan “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları” başlıklı konferans hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi.
İSTANBUL - Konferans Boğaziçi Üniversitesi’nin Kültür Merkezi’nde yarın başlayacaktı.
Durdurma kararının, Hukukçular Birliği Vakfı üyesi bir avukatın başvurusu üzerine alındığı öğrenildi.
Bilgi, Boğaziçi ve Sabancı üniversitelerinin ortak girişimi ile geçtiğimiz Mayıs ayında yapılması planlanan konferans, tepkiler üzerine yarına ertelenmişti.
http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/342291.asp
ne gerek vardı? yapsınlar şu konferansı, onlar da bizde rahata erelim..isteyen istediğini konuşsun, ne zararı var? bu kararı veren hakimin gerekçesini çok merak ediyorum...alles hin oder her, yeter artık, bırakın konuşsunlar!
Habe es eben erst gesehen. Die Armenier- Konferenz darf nicht stattfinden! Es scheint einen Eilantrag gegeben zu haben... Später mehr zum Thema.
haydaaa demiyecegim..hic öyle tarafsiz rollerine girmek istemyiorum..ne isleri var zaten ..gitsinler ermenistanda yapsinlar bu kongreyi...
öyle fikir hürriyeti arkasina siginmasinlar..beni ve toplumumu gecmiste yok etmeye calismis ve simdide ayni tezgahin pesinde olan insanlara niye taviz verecegim ki.
haberleri takip edelim bakalim..
ne gerek vardı? yapsınlar şu konferansı, onlar da bizde rahata erelim..isteyen istediğini konuşsun, ne zararı var? bu kararı veren hakimin gerekçesini çok merak ediyorum...alles hin oder her, yeter artık, bırakın konuşsunlar!
konussunlar tamamda, benim ülkemde, seyirciye veya katilimciya kapali konferans yaptirtmamaliyim..
almanyada, gizli ve halka kapali bir toplanti tertipleme imkani varmi..veya baska ülkelerde..
ha, özel bir club kursunlar veya dernek kursunlar ve istediklerini konussunlar.ama üniversite yani ilmi bir yerde, baskalarina kapali toplanti yapamazsin, bu kadar basit.
hem arastirma konferansi diye ilan edecekler, hem bu konuda tebligler verilecegini aciklayacaklar, hemde teblig vermek isteyeni kabul etmiyecekler.
******
konuyu "aman simdi gene aleyhimizde propaganda yapacaklar" mantigi ile düsünmeyelim..zaten yapacaklar ve yapiyorlar bu propagandayi.
****
hic köpek tarafindan saldiriya ugradiniz mi? eger sirtini döner veya korktugunu belli edersen, üzerine gelmeye devam eder..ama gözünü üstüne dikip eline sopayi aldinmi kacar.
Historikerzunft
22.09.05, 20:25
Ara kararda, davalı üniversitelerden şu istemlerde bulunuldu:
# Dava konusu idari işlemin hangi idari süreçle tesis edildiği, söz konusu işlemle ilgili olarak herhangi bir idari birime bildirimde bulunup bulunulmadığı sorularak, işlem ve sair belgelerin onaylı örnekleri
# Konuşmacıların hangi kriterlerin göz önüne alınması suretiyle seçildiğinin sorularak konuya ilişkin bilgi ve belgelerin, (Başvurular, yayın listesi, akademik kariyer ve değişik görüş sahibi olma ve benzeri) onaylı örneği,
# Toplantının görüşünü ifade edecek olan herkesin katılımına açık olarak düzenlenip düzenlenmediği, farklı bir ifade ile toplantıya farklı görüş sahiplerinin katılımına imkan tanınıp tanınmadığı, değişik görüş sahiplerinin temsil edilmeleri yönüyle davet edilip edilmediği
# Şayet toplantı dar çerçeveli bir katılım ile düzenlendiyse katılımcıların hangi kriterlere göre belirlendiği sorularak, ilgili tüm bilgi ve belgeler (başvurular, yayın listesi, akademik kariyer bilgisi, referanslar gibi),
# Konuşmacı ve katılımcıların ulaşım ve konaklama giderleri ile konferans giderlerinin ne şekilde karşılandığı, şayet sözü edilen gider üniversiteler ve katılımcılar dışındaki kişilerce karşılanıyorsa sponsor olan gerçek veya tüzel kişilerin ne şekilde belirlediği sorularak tüzel ve gerçek kişilerin tümünü gösteren listenin onaylı bir örneği.
Ich bin noch immer hin und hergerissen, wie ich das alles bewerten soll. Zwar stelle ich mir die gleichen Fragen wie das Gericht aber das ist kein Grund die Konferenz einfach zu verbieten. Ich bin mal gespannt wie die Reaktionen ausfallen werden... Wenn selbst Tayyip Erdogan das Urteil kritisiert, möchte ich nicht das Geheul der armenischen Diaspora hören.
Telli Baba
22.09.05, 20:42
http://www.milliyet.com.tr/2005/09/22/resim/akapak181041.jpg
İstanbul 4. İdare Mahkemesi, bazı ara kararların yerine getirilmesi ve davalı Boğaziçi ile Sabancı üniversitelerinden savunma alınıncaya kadar "İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları" başlıklı konferansın yürütmesini durdurdu.
Hukukçular Birliği Derneği ile bazı avukatların yürütmenin durdurulması istemiyle açtığı davadaki karar, oy çokluğu ile alındı.
"İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları Konferansı"nın yürütmesini durduran İstanbul 4. İdare Mahkemesi, bazı ara kararların yerine getirilmesi ve savunma için Sabancı ve Boğaziçi üniversitelerine kararın tebliğinden itibaren 30 günlük süre vererek, bu sürenin sonunda talebi yeniden inceleyecek.
İstanbul 4. İdare Mahkemesi, Hukukçular Birliği Derneği ile Dernek Başkanı avukat Mustafa Özkurt, Yönetim Kurulu üyeleri avukatlar Kemal Kerinçsiz, Namık Nas, Cengiz Biran, Zekeriya Şerbetçioğlu ve avukat M.
Akif Tanrıöver’in Sabancı ve Boğaziçi üniversitelerince düzenlenen "İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları Konferansı"nın iptali ve yürütmesinin durdurulmasına ilişkin talebi incelemeyi tamamladı.
Ara kararda, davalı üniversitelerden şu istemlerde bulunuldu:
- Dava konusu idari işlemin hangi idari süreçle tesis edildiği, söz konusu işlemle ilgili olarak herhangi bir idari birime bildirimde bulunup bulunulmadığı sorularak, işlem ve sair belgelerin onaylı örnekleri, - Konuşmacıların hangi kriterlerin göz önüne alınması suretiyle seçildiğinin sorularak konuya ilişkin bilgi ve belgelerin, (Başvurular, yayın listesi, akademik kariyer ve değişik görüş sahibi olma ve benzeri) onaylı örneği, - Toplantının görüşünü ifade edecek olan herkesin katılımına açık olarak düzenlenip düzenlenmediği, farklı bir ifade ile toplantıya farklı görüş sahiplerinin katılımına imkan tanınıp tanınmadığı, değişik görüş sahiplerinin temsil edilmeleri yönüyle davet edilip edilmediği, - Şayet toplantı dar çerçeveli bir katılım ile düzenlendiyse katılımcıların hangi kriterlere göre belirlendiği sorularak, ilgili tüm bilgi ve belgeler (başvurular, yayın listesi, akademik kariyer bilgisi, referanslar gibi), - Konuşmacı ve katılımcıların ulaşım ve konaklama giderleri ile konferans giderlerinin ne şekilde karşılandığı, şayet sözü edilen gider üniversiteler ve katılımcılar dışındaki kişilerce karşılanıyorsa sponsor olan gerçek veya tüzel kişilerin ne şekilde belirlediği sorularak tüzel ve gerçek kişilerin tümünü gösteren listenin onaylı bir örneği.
YÜRÜTME DURDURULDU
Kararda, daha sonra şöyle denildi:
"Bu ara karar gereklerinin yerine getirilmesi ve savunma için kararın davalı Sabancı ve Boğaziçi üniversitelerine tebliğinden itibaren 30 gün süre verilmesine, yürütmenin durdurulması isteminin ara karar gerekleri yerine getirilinceye ve davalı idare savunması alınıncaya kadar kabulüne, verilen süre geçtikten sonra yeniden incelenmesine, ara karar gereklerinin süresinde yerine getirilmemesi halinde dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin bildirilmesine oy çokluğuyla karar verildi."
AZLIK OY YAZISI
Karara katılmayan üye Fetih Sayın, karşı oy yazısında, "Dava konusu toplantı yapılmasına ilişkin kararın idari yargı yerlerinde dava konusu edilebilecek nitelikte idari işlem kimliği taşıyan bir karar olmadığı gibi istemin 2577 sayılı yasanın 2. maddesinin 2.
fıkrası hükmüne de aykırı olduğu, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-b maddesi uyarınca incelenmeksizin reddinin gerekeceği görüşüyle aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum" dedi.
Kaynak: Milliyet Gazetesi (http://www.milliyet.com.tr/2005/09/22/son/sonsiy23.html)
---
İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin istediği 'bazı ara kararların yerine getirilmesi' nedir? Bunun Türkçesini bilen var mı?
Boğaziçi Üniversitesine ve Sabancı Üniversiteleri ne tür ceza işlemişlerde savunmalar alınıcak? Burda bir tuaflık var ver herşey bir muamma. Bu konferansa Hukukçular Derneği'nin ve 'bazı Avukatların' karşı çıkması soru işaretlerini iyici ortaya koyuyor.
Niçin durduruldu bu konferans? Hangi hukuki temel üzerinde alındı bu durdurma? Hayret yani...
Historikerzunft
22.09.05, 21:09
Eklat um Armenier-Konferenz in Istanbul Erdogan missbilligt Verbot durch Gericht
Istanbul - Erneuter Eklat um eine "alternative" Konferenz türkischer Wissenschaftler zur Armenier-Frage: Einen Tag vor dem Beginn hat ein Istanbuler Verwaltungsgericht das Symposium zur wissenschaftlichen Aufarbeitung der blutigen Verfolgung der Armenier im Osmanischen Reich per einstweiliger Verfügung untersagt. Das Gericht sei dem Antrag einer Juristenvereinigung gefolgt, die gegen die dreitägige Veranstaltung an der Bosporus-Universität in Istanbul geklagt habe, berichteten türkische Medien am Donnerstag. Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan missbilligte die Entscheidung des Gerichts. Sie sei mit Demokratie und Meinungsfreiheit nicht zu vereinbaren.
Laut türkischen Medien hatten die Kläger Klarstellung darüber verlangt, nach welchen Kriterien die Referenten ausgewählt worden seien und von welcher Organisation die Kosten getragen würden. Das Gericht habe den Veranstaltern 30 Tage eingeräumt, um dazu Stellung zu nehmen. Erdogan kritisierte, es könne nicht angehen, eine Veranstaltung zu verhindern, die noch nicht einmal stattgefunden habe und von der man nicht wisse, was dort gesprochen werde.
Massiver Druck
Die umstrittene Konferenz war erstmals im Mai abgesagt und verschoben worden - damals nach massivem Druck der Regierung. Der türkische Justizminister Cemil Cicek hatte die Veranstaltung als "Dolchstoß in den Rücken der türkischen Nation" bezeichnet. Die Wissenschaftler arbeiteten denen in die Hand, die die Türkei des Völkermordes an den Armeniern in der Endphase des Osmanischen Reiches beschuldigten. Der Beginn der blutigen Vertreibung der Armenier im Ersten Weltkrieg hatte sich in diesem Jahr zum 90. Mal gejährt.
An dem Treffen an der Bosporus-Universität wollten Wissenschaftler teilnehmen, die anders als die offizielle Türkei davon ausgehen, dass es im Ersten Weltkrieg im damaligen Osmanischen Reich einen Völkermord an den Armeniern in Anatolien gegeben hat.
Der Gouverneur von Istanbul habe sich ausdrücklich für das Vorgehen der Justiz entschuldigt, sagte der Sprecher der Veranstalter. Bei der von Freitag bis Sonntag geplanten Konferenz sollte die offizielle Haltung des türkischen Staates hinterfragt werden. Türkische Nationalisten sehen darin Landesverrat. Das Verbot der Konferenz erging kurz vor dem Beginn der türkischen EU-Beitrittsverhandlungen am 3. Oktober.
Zur Begründung des Verbots wurde zunächst nichts bekannt. Die Veranstalter, drei Istanbuler Universitäten, haben nun 30 Tage Zeit, um ihre Position darzulegen. Danach soll das endgültige Urteil ergehen. Als einer der Organisatoren kritisierte die Istanbuler Bosporus-Universität, die Justiz sei gegen eine Konferenz eingeschritten, die noch überhaupt nicht stattgefunden habe, die Freiheit der Wissenschaft werde verletzt. Auch der deutsche Grünen-Politiker Cem Özdemir hatte seine Teilnahme an der Konferenz angesagt.
Armenien wirft den Türken vor, 1,5 Millionen Armenier gezielt ermordet zu haben. Ankara räumte bisher nur ein, dass damals zwischen 250.000 und 300.000 Armenier bei Deportationen in die syrische Wüste umgekommen seien. Den Vorwurf des Völkermords weist die Regierung in Ankara strikt zurück. Stattdessen beschuldigt sie die christlichen Armenier, sich mit Russland gegen das Osmanische Reich verbündet und hunderttausende Türken zumeist auf grausame Weise umgebracht zu haben. (APA/dpa)
Quelle: derStandart.at
1) Biz Fransa ve Isvicreye, bize sansür koymaya calisiyor diye kiziyoruz, antidemokratik buluyoruz, kendimiz yapinca hemen esas durusa gecip bu karari alkisliyoruz...
2) Ayni Orhan Pamuk davasindaki hatalara düsüyoruz. Bu konferans olacak, bitecek iki hafta sonra kimsenin umurunda bile olmayacak (ayni Kürtce kurslari gibi)..ama yok biz bunu büyük bir olay gibi yapiyoruz ve bu yasak daha basimiza daha büyük dertler acacak, yeni tartismalar yaratacak
3) Basbakan adamlara düzenleyin konferansi diyor, mahkeme kapatiyor.
4) Bu arada kanimca verilen karar zaten kanuna aykiri ve mahkeme politik emellere alet ediliyor...
Karar cok yalnis ve kötü ve bizlerin basini daha Orhan Pamuktan cok agirtacak....Turkcom da Leserbriefler yazlir gene! :mad:
Der Schakal
22.09.05, 22:02
Ich finde das verbot gut. Denn solange man die armenischen Archive nicht öffnet und in Armenien/Frankreich etc. nicht sagen darf:"Es gab keinen Völkermord an den Armeniern" sehe ich nicht ein warum das in der türkei erlaubt werden sollte...
Ich finde das verbot gut. Denn solange man die armenischen Archive nicht öffnet und in Armenien/Frankreich etc. nicht sagen darf:"Es gab keinen Völkermord an den Armeniern" sehe ich nicht ein warum das in der türkei erlaubt werden sollte...
Ich finde es Scheisse das ich das in Frankreich nicht sagen darf, du doch auch oder??? Aber wir können nicht auf der einen Seite behaupten (wie in Leserbriefen tausendfach versichert) dass bei uns jeder über die Armenierfrage reden darf, und im gleichen Atemzug durch juristische Winkelzüge sowas verbieten...
Wenn du dieses Vorgehen gut findest, musst du auch Verständnis für die Schweizer und Französische Position haben!!!
Historikerzunft
22.09.05, 22:14
Ich muss leider Meric recht geben. Wir schaden uns durch solche Verbote nur selber. Wir beklagen uns, dass in Frankreich und in der Schweiz die Meinungsfreiheit eingeschränkt wird und verbieten im Gegenzug potentielle Aussagen, die noch nicht getätigt wurden.
Die Türkei muss sich vor einer inhaltlichen Auseinandersetzung nicht fürchten. Wir sind eine Demokratie mit über 70 Millionen Menschen und sollten zumindest ein offenes Ohr für die Forschung der Wissenschaftler haben.
Aber nur unter gleichen Voraussetzungen. Ich will genau das selbe Recht haben wie sie! Mehr nicht! Und wenn man mir das Recht nicht gibt, sehe ich nicht ein warum ich es ihm/ihnen geben sollte...
Lieber Schakal,
zunächst mal eine kleine Unterscheidung:
1) Auf welcher rechtlichen Grundlage wurde etwas verboten:
Ich glaube du stimmst mir zu, dass Gesetze nicht opportunistisch ausgelegt werden können, sondern es eine Gewisse Stringenz haben muss. Die Menschen müssen Wissen, was erlaubt ist und was nicht. Es darf nicht mal so und mal so entschieden werden. Wenn etwas in Frankreich verboten ist, ist das kein Hinreichender Grund das auch in der Türkei zu verbieten.
2) Was sind die Konsequenzen dieses Verbotes
a) All diejenigen die behaupten, in der Türkei wird eine andere Sichtweise nicht geduldet haben RECHT!!!!
b) Kas yapayim derken göz cikacak....wir liefern den Leuten Munition, die sie dafür verwenden auf uns zu schiessen
c) Ein Rückschritt für unsere Demokratie wenn Gerichte mir eine Meinung "vorgeben" dürfen
-----------------------
Historikerzunft
22.09.05, 22:30
Aber nur unter gleichen Voraussetzungen. Ich will genau das selbe Recht haben wie sie! Mehr nicht! Und wenn man mir das Recht nicht gibt, sehe ich nicht ein warum ich es ihm/ihnen geben sollte...
Lieber Schakal, auch ich bin hin und hergerissen. Trotz allem finde ich die Entscheidung des Gerichtes falsch, da Aussagen verboten werden, die noch nicht ausgesprochen wurden. Und nur, weil Du nicht in der Schweiz oder in Frankreich die Genozidthese anzweifeln darfst, heißt das nicht, dass Du die gleichen Maßnahmen ergreifen musst. In einer Demokratie müssen wir uns auch mit unbequemen Meinungen auseinandersetzen. Zugleich sind wir nicht in der Position einfach die Meinungsfreiheit- bei diesem Thema- einzuschränken, da viele Staaten eine vermeintliche Tabuisierung dieses Themas nutzen könnten, um durch weitere Beschlüsse und Resolutionen Druck auf die Türkei auszuüben.
Wir müssen uns vor einer offenen Auseinandersetzung nicht fürchten.
Der Schakal
22.09.05, 22:30
Lieber Schakal,
zunächst mal eine kleine Unterscheidung:
1) Auf welcher rechtlichen Grundlage wurde etwas verboten:
Ich glaube du stimmst mir zu, dass Gesetze nicht opportunistisch ausgelegt werden können, sondern es eine Gewisse Stringenz haben muss. Die Menschen müssen Wissen, was erlaubt ist und was nicht. Es darf nicht mal so und mal so entschieden werden. Wenn etwas in Frankreich verboten ist, ist das kein Hinreichender Grund das auch in der Türkei zu verbieten.
Keine Ahnung. Ich bin nicht das Gericht und es ist nicht meine Aufgabe dies zu erläutern. Zum letzten Satz: Ich sehe das anders. Ich bleibe dabei:"Warum soll ich jemand ein Recht geben das er mir nicht zugesteht?"
2) Was sind die Konsequenzen dieses Verbotes
a) All diejenigen die behaupten, in der Türkei wird eine andere Sichtweise nicht geduldet haben RECHT!!!!
b) Kas yapayim derken göz cikacak....wir liefern den Leuten Munition, die sie dafür verwenden auf uns zu schiessen
Falsch. Es gibt zahlreiche Bücher. Außerdem sollen sich diese Staaten mal an die eigene Nase fassen.
c) Ein Rückschritt für unsere Demokratie wenn Gerichte mir eine Meinung "vorgeben" dürfen
-----------------------
Dann sollte man Frankreich aus der EU ausschließen weil ich dort nicht meine Meinung frei äußern darf und mir meine Meinung "vorgegeben" wird.
Ich muss leider Meric recht geben. Wir schaden uns durch solche Verbote nur selber. Wir beklagen uns, dass in Frankreich und in der Schweiz die Meinungsfreiheit eingeschränkt wird und verbieten im Gegenzug potentielle Aussagen, die noch nicht getätigt wurden.
Die Türkei muss sich vor einer inhaltlichen Auseinandersetzung nicht fürchten. Wir sind eine Demokratie mit über 70 Millionen Menschen und sollten zumindest ein offenes Ohr für die Forschung der Wissenschaftler haben.
arkadaslar
hele durun , heyecanlanmayin.
cok ama cok yanlis bir karar oldugunda ayni fikirdeyiz(schkal haric)
meseleyi enine boyuna bir irdeleyelim.
1-tayyip bey bos yere artsitlik yapmasin..
adalet bakani, isterse, "bakanlik emri" ile bu "yürütmeyi durdurma kararini" kaldirabilir.
2-mahkemeler, dünyanin her yerinde, yürütmeyi durdurma dilekcelerini görüsmek ve karara baglamak mecburiyetindedir.yürütmeyi durdurma davalarinda, ilk oturumda, dilekce üzerinden karar verilmek durumu vardir..verilen karara, aleyhinde karar vgerilen taraf, itirazini baska mahkemeye yapar.yürütmeyi durdurma karari, ceza davasi degildir.
3-bu karar tamamen hukuki bir karardir..ideoloji ile falan alakasi yoktur..mahkeme önüne gelen dosyayi henüz karara baglamamis, sadece ara karari vermistir.ama "tedbiren" yürütmeyi durdurmustur.
arkadaslar
hele durun , heyecanlanmayin.
cok ama cok yanlis bir karar oldugunda ayni fikirdeyiz(schkal haric)
meseleyi enine boyuna bir irdeleyelim.
1-tayyip bey bos yere artsitlik yapmasin..
adalet bakani, isterse, "bakanlik emri" ile bu "yürütmeyi durdurma kararini" kaldirabilir.
2-mahkemeler, dünyanin her yerinde, yürütmeyi durdurma dilekcelerini görüsmek ve karara baglamak mecburiyetindedir.yürütmeyi durdurma davalarinda, ilk oturumda, dilekce üzerinden karar verilmek durumu vardir..verilen karara, aleyhinde karar vgerilen taraf, itirazini baska mahkemeye yapar.yürütmeyi durdurma karari, ceza davasi degildir.
3-bu karar tamamen hukuki bir karardir..ideoloji ile falan alakasi yoktur..mahkeme önüne gelen dosyayi henüz karara baglamamis, sadece ara karari vermistir.ama "tedbiren" yürütmeyi durdurmustur.
dertli abi, kendimizi kandirmayalim lütfen....bu resmen bir kiskirtma....Orhan Pamuk davasi gibi gariplikler var. Bakalim su olaya:
1) Istanbul Cumhuriyet Savciligi Orhan Pamuk davasini inceliyor ve takipsizlik karari veriyor
2) aradan birkac ay geciyor (tam dekklarasyon belgesi tartisiliyor) Sisli Savcisi, daha önce dava acilmayan dosyayi tekrar mahkemeye yolluyor
3) Hukuk gelenegimize tamamen aykiri olarak, Orhan Pamugun mahkemeye tedbirli ve Polis zoruyla götürülmesi karari veriliyor....zannedersin Öcalan mahkemeye cikacak
4) Simdi bu konferansin yürütmesi durduruluyor, Konferansin konusmalari bile belli degil, suc unsuru olusmamis...
yani bu Avrupa`` ya resmen bize tekmeyi basin demek oluyor...Nitekim AB hemen öyle bir aciklamyai yapiyverdi zaten.
Historikerzunft
22.09.05, 22:40
Ich fürchte mich nicht vor einer offenen Auseinandersetzung. Gaz im Gegenteil. Ich befürworte den Hisotirker-Kongress. Aber man kann nicht wie die Armenier die ganze Zeit rumnörgeln das die Türkei angeblich nicht erlauben würde das man ihre These vertritt und gleichzeitig verbieten das die Türken ihre sicht der dinge in Frankreich oder Armenien darstellen. Diese Doppelmoral geht mir kräftig auf den Senkel.
Man kann Unrecht nicht mit Unrecht bekämpfen. Das bringt rein gar nichts- vor allem, wenn man in einer solch beschissenen Position ist wie die Türkei.
Ara kararda, davalı üniversitelerden şu istemlerde bulunuldu:
# Dava konusu idari işlemin hangi idari süreçle tesis edildiği, söz konusu işlemle ilgili olarak herhangi bir idari birime bildirimde bulunup bulunulmadığı sorularak, işlem ve sair belgelerin onaylı örnekleri
burada bu konu "idari bir islem" olarak tanimlaniyor..demekki, üniversite idaresi,
bitr islem yapiyor..ve bu islemin kanuni bildirim sartini yerine getirmemis yada bunlari gerekli yerlere bildirmemis..basitce halledilebilir..hemen bu aksam, nöbetci emniyet müdürüne veya isterlerse nöbetci savciya bildirimde bulunabilirler.
kural varsa, uygulanmasi da gerekli.
perincek, isvicrede iki gün önce toplanti yapmak istediginde, ayni islemi yaptirttilar ve "auflage" koydular..polisin yazdigi yazi bende var.."kesinlikle ermeni konusunu konusmayacak" diye resmi yazi var.
# Konuşmacıların hangi kriterlerin göz önüne alınması suretiyle seçildiğinin sorularak konuya ilişkin bilgi ve belgelerin, (Başvurular, yayın listesi, akademik kariyer ve değişik görüş sahibi olma ve benzeri) onaylı örneği,
bu toplanti üniversite bünyesinde tertip edildigi icin, bu islemleri yapmak mecburiyetindeler..eger özel bir calisma gurubu tertipleseydi ve üniversitenin salonunu kiralasaydi, bu problem olmazdi.
# Toplantının görüşünü ifade edecek olan herkesin katılımına açık olarak düzenlenip düzenlenmediği, farklı bir ifade ile toplantıya farklı görüş sahiplerinin katılımına imkan tanınıp tanınmadığı, değişik görüş sahiplerinin temsil edilmeleri yönüyle davet edilip edilmediği
bu soruyu sorma hakkina sahip degil ki mahkeme..bu soruyu hicbir kurum soramaz..
# Şayet toplantı dar çerçeveli bir katılım ile düzenlendiyse katılımcıların hangi kriterlere göre belirlendiği sorularak, ilgili tüm bilgi ve belgeler (başvurular, yayın listesi, akademik kariyer bilgisi, referanslar gibi),
bu soruyu sorabilir..cünkü, üniversite idari bir uygulama yapmistir..konferansin davet ve aciklamalrinda, konferansin herkese acik olmadigi ve akademik oldugu belirtilmistir ama buna ragmen müracaat eden bazi bilim adamlari kabul edilmemistir..halbuki, üniversite yönetiminin, herhangi bir akademik basvuruyu reddetme hakki yoktur.
# Konuşmacı ve katılımcıların ulaşım ve konaklama giderleri ile konferans giderlerinin ne şekilde karşılandığı, şayet sözü edilen gider üniversiteler ve katılımcılar dışındaki kişilerce karşılanıyorsa sponsor olan gerçek veya tüzel kişilerin ne şekilde belirlediği sorularak tüzel ve gerçek kişilerin tümünü gösteren listenin onaylı bir örneği.
en önemli gerekce iste bu..bu konuda "ama" yoktur..yapilan toplantinin bütcesi ve ödenegi tam olarak yetkili kurumlara verilmek mecburiyetindedir..
******
evet, yukarda sadece konunun hukuki yönünü incelemeye calistim..ama tüm bunlar, bu kararin dogru oldugunu göstermez.
akilli devlet, bu konuda böyle davranmaz..
*****
fakat, bu isin altinda baska birsey var..bakalim, belli olur birazdan,,hele haberler biraz ortaliga düsmeye baslasin..
haber türk te ama baslik var sadece icinde birsey yok.
bu konudaki cesitli tepkileri topladim..
TEPKİLER SONUÇ VERDİ
Ermenicilere yargı tokadı
Büyük tartışmalara neden olan Boğaziçi’ndeki Ermeni Konferansı ile ilgili olarak İstanbul 4.İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulması kararı verdi.
Mayıs ayında Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenmesi düşünülen “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları” başlıklı konferans gelen tepkiler üzerine Eylül ayına ertelenmişti. Dün de bugün başlaması planlanan Ermeni Konferansı hakkında mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi.
KARAR OY ÇOKLUĞU İLE
İstanbul 4.İdare Mahkemesi, bazı ara kararların yerine getirilmesi ve davalı Boğaziçi ile Sabancı üniversitelerinden savunma alınıncaya kadar “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları” başlıklı konferansın yürütmesini durdurdu. Hukukçular Birliği Derneği ile bazı avukatların yürütmenin durdurulması istemiyle açtığı davadaki karar, oy çokluğu ile alındı. Hukukçular Birliği yönetim kurulu adına Avukat Kemal Kireçsiz tarafından ilgili makamlara gönderilen yazıda şöyle denildi: “23-24,25 Eylül 2005 tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki Ermenilerin sorunları isimli konferansınız hakkında İstanbul 4.İdare Mahkemesi’nin 2005/2282 E sayılı dosyasından 19.9.2005 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir. Mahkeme kararını aynen tatbit etmenizi aksi taktirde, gerekli cezai yaptırılmarın uygulanması için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacağımızı ihbar ve ihtar ederiz.”
Tayyip’ten yargıya şok eleştiri
İstanbul 4.İdare Mahkemesi’nin kararını değerlendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Demokratik bir ülkede düşüncenin, fikrin açıklanacağı bir organizasyonda bu şekilde bir kararın alınmasını doğrusu tasvip etmem mümkün değil” dedi. Katıldığı bir açılışın ardından soruları cevaplayan Başbakan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı: “İdare mahkemesi böyle bir karar vermiş. Özellikle demokratik bir ülkede düşüncenin, fikrin açıklanacağı bir organizasyonda bu şekilde bir kararın alınmasını doğrusu tasvip etmem mümkün değil. Hele hele ‘daha ileri bir demokrasi, daha özgür bir Türkiye’ dediğimiz bir dönemde. Siz bir düşünceyi beğenmeyebilirsiniz, tasvip etmeyebilirsiniz, ama bunun açıklanmasını, önüne gelip de bu şekildeki bir engelleme ile giremezsiniz. Kaldı ki daha yapılmamış olan, ne konuşulacağı belli olmayan böyle bir düşünce platformunu engellemenin, ben demokrasiyle, özgürlüklerle, çağdaşlıkla bağdaşır olduğuna inanmıyorum.”
Bilimadamları isyan etmişti
İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi’den de 50 öğretim üyesi, Ermeni konferasının hiçbir bilimsel yanının bulunmadığına vurgu yapmıştı. Konferansın tamamen siyasi sebeblerle yapıldığını dikkat çeken bir bildiri yayınlayan bilimadamları şu görüşleri dile getirmişlerdi:
* Üniversiteler her türlü bilimsel araştırmanın ve geliştirmenin yapıldığı, her tür konunun ve sorunların bilimsel olarak tartışıldığı, bilimsel bilginin üretildiği ve öğretildiği kurumlardır.
* Ortaya çıkan doğrultuda, kamuoyuna, keza dış dünyaya, tek yönlü görüşlerin siyasi bir malzeme biçiminde telkin edilecek olmasını, engizisyonvari bir dayatmadan farklı görmüyor, çok yadırgıyoruz.
* Bu çerçevede, temeli kabul edilmez olarak atılan bir sempozyumdan çıkacak sonuçların bilimsel bir yansızlığın gereklerini yerine getirmeye yetmeyeceğine dikkat çekiyoruz.
Şandır: AKP’nin tavrı belirsiz
MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in en kısa sürede “Ermeni soykırım” iddialarını kabul etmediklerini topluma açıklamaları gerektiğini kaydetti. Şandır, Avrupa ülkesi meclislerinde ve son olarak ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi’nde, Türklerin “Ermeni soykırımı” yaptığı yönünde kararlar alındığını ifade etti. Bu çerçevede, iddiaların Türkiye tarafından tanınması ve mağdurların yakınlarına tazminat ödenmesinin talep edildiğini hatırlatan Şandır, şöyle dedi: “Tüm bu gelişmeler ve bu konuda AKP hükümetinin tepkisiz ve belirsiz tavrı, hükümetin kapalı kapılar arkasında birilerine ‘Ermeni soykırımını’ kabul edeceğine söz vermiş olabileceği endişesini güçlendirmiştir.
Yaşar Okuyan: İhanet toplantısı
Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan, hakkında yürütmenin durudurulması kararı olan Ermeni konferansının “ihanet toplantısı” olduğunu belirterek, konferansın tek yanlı olduğunu söyledi. Okuyan, partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Okuyan, “Bu devletin Adalet Bakanı bu toplantıya karşı çıkmıştır. Bu toplantı kabul edilemez” diye konuştu. Hatay’da “Medeniyetler Buluşması” toplantısı düzenlenmesini de eleştiren Okuyan, medeniyetler buluşmasından yana olduklarını ancak Hatay’da yapılacak toplantının “Başka anlamlar taşıdığını” belirtti.
İP: Cumhuriyete sahip çıkalım
İŞÇİ Partisi Ulusal Strateji Merkezi Başkanı Semih Koray, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Ermeni konferansına ilişkin olarak, “Bilim ve Türkiye adına tüm üniversitelerimizi ve ilgili kuruluşlarımızı bu konferansa karşı tutum almaya, cumhuriyet devrimimize sahip çıkmaya çağırıyoruz” açıklamasında bulunmuştu. Koray, düzenlediği basın toplantısında daha önce ertelenen konferansın “özgür ve eleştirel” bir toplantı olacağı yönündeki görüşlere katılmadıklarını belirtmişti. Toplantının düzenleniş biçiminden amacın herhangi bir konunun bilimsel düzlemde tartışılması olmadığını belirten Koray şunları kaydetmişti: Ermeni sorununa eleştirel olduğu iddia edilen yaklaşımın bu konudaki resmi söyleme bir meydan okuma girişiminden ibarettir.”
Başoğlu, Bush’a kitap gönderdi
Türkiye Sağlık İşverenleri (Sağlık-İş) Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, ABD Başkanı George Bush, Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrel ile uluslararası bazı sivil toplum kuruluşlarına, Genelkurmay Başkanlığı’nın hazırladığı “Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri” adlı kitabı gönderdi. Başoğlu, uluslararası alanda sivil toplum örgütlerini bilgilendirerek, “Türklerin Ermeni soykırımı diye bir suç işlemediğini ve tarihinde böyle bir şey olmadığını anlatmayı” amaçladıklarını söyledi. Başoğlu, “Ermeni Konferansı”na davetli olanlara da bu kitabın Türkçesini göndereceklerini de bildirdi.
Tantan: Konferans dış bağlantılı
Tantan, sözde “Ermeni Soykırımı Konferansı”nın ilk kez 2000 yılında, Ermeni asıllı Amerikalı Profesör Suny önderliğinde Chicago’da yapıldığını belirtti.
Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan, mahkemenin hakkında yürütme kararı verdiği Boğaziçi Üniversitesi’ndeki “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri” konulu konferansın, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı küçük düşürmeye yönelik bir projenin ilk adımı olduğunu söyledi. Tantan, Türkiye Cumhuriyeti’nin, soykırım suçlusu ilan edilerek yıkılmasını amaçlayan bir çalışmanın, yabancı gizli servisler ve üniversiteler tarafından uzun yıllardır yürütüldüğünü ifade etti. Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan, sözde “Ermeni Soykırımı Konferansı”nın ilk kez 2000 yılında, Ermeni asıllı Amerikalı Profesör Suny önderliğinde Chicago’da yapıldığını belirterek, şunları kaydetti: “5 yıl sonra soykırımcı hocalar, Boğaziçi, Sabancı ve Bilgi üniversitelerini kullanarak, ‘İstanbul Ermeni Konferansı’ düzenliyor. Acı olan milli üniversitelerimizin demokrasi adına oyuna gelmeleridir.” Tantan, Hükümeti bu konuda devletin elindeki belgeleri ve istihbarat raporlarını açıklamaya davet etti.
ISMARLAMA
Söz konusu konferansın parayla yapılan ısmarlama bir toplantı olduğunu ifade eden Tantan. Düzenleyenlerin Amerika, Avrupa birliği ve George Sorosla olan bağlantıları herkesce bilinmektedir. Soykırımcı Hocalara paranın nereden geldiğini araştırmak lazım” dedi. Tantan, Amerikan Ermenilerinin AAA adlı birlik oluşturarak sözde soykırımı dünyaya kabul ettirebilmek için yılda 15 milyon dolara yakın bir para harcadıklarını söyledi.
İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin ''İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları Konferansı'' hakkında verdiği
yürütmeyi durdurma kararına ilişkin, Boğaziçi ve Sabancı
üniversiteleri rektörlüklerince ortak açıklama yapıldı.
Mahkeme kararının ulaşmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Rektörlüğü'nde bir araya gelen BÜ Rektörü Prof. Dr. Ayşe Soysal ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tosun Terzioğlu, yaklaşık 1.5 saat basına kapalı görüştü.
İki rektör daha sonra bina dışında bekleyen basın mensuplarının karşısına çıkarken, hazırlanan ortak açıklamayı Prof. Dr. Soysal okudu.
Açıklamada, şöyle denildi:
''İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin, 23-25 Eylül 2005 tarihleri arasında Bilgi, Boğaziçi ve Sabancı üniversitelerinin desteğiyle Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılması öngörülen 'İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri' başlıklı konferans hakkında 19.09.2005 tarih ve 2005/2282 sayılı yürütmeyi durdurma kararı, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'ne bugün saat 17.30'da ulaşmıştır. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararına uymak zorunda olduğumuzu, ancak bilimsel özgürlük ve üniversite özerkliğinin korunması için tüm yasal haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.''
TÜRKİYE'NİN PRESTİJİ YARA ALDI
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Soysal, ''Toplantının başka bir yerde yapılması söz konusu mu?'' şeklindeki soruya, ''Şu an için bir bilgi veremiyoruz. Bu konuyu değerlendirmekteyiz'' yanıtını verdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuya ilişkin açıklaması hatırlatılarak yöneltilen ''Hükümet'le bir görüşmeniz oldu mu?'' sorusunu Soysal, ''Biz de sizler gibi açıklamayı izledik'' diye yanıtladı.
Bir gazetecinin, ''Toplantıya şimdiye kadar gelen konuklar oldu mu? Bu konuda bir zararınız var mı?'' diye sorarak, bu kararın AB nezdinde kötü etkileri olabileceğini belirtmesi üzerine Soysal,
''Bunu, eminim ki herkes kendi nezdinde değerlendirecektir'' dedi.
Prof. Dr. Terzioğlu da ''Bizim de endişemiz, Türkiye'nin prestiji açısından bu kararın ciddi sakıncalar yaratacağıdır. Buna da üzülüyoruz. Bu benim kişisel görüşüm. Sadece AB süreci değil, bu Türkiye'nin çağdaş, uygar, demokratik, üniversiteleri özerk, akademik
özgürlüklere sahip bir ülke olup olmadığı meselesidir. Esas olarak budur'' yorumunda bulundu.
''Konferans iki kez iptal edildi, yapmasaydık diye bir pişmanlık duyuyor musunuz?'' şeklindeki soruya de Soysal, ''Bu soruyu sormaya hakkınız yok diye düşünüyorum. Çünkü pişmanlık kişisel bir duygudur.
Bu tür kişisel değerlendirmelerimizi basınla paylaşmamanın daha doğru olduğunu düşünüyorum'' yanıtını verdi.
Hukukçular Birliği Derneği ile Dernek Başkanı avukat Mustafa Özkurt, Yönetim Kurulu üyeleri avukatlar Kemal Kerinçsiz, Namık Nas, Cengiz Biran, Zekeriya Şerbetçioğlu ve avukat M. Akif Tanrıöver, 11 Eylül’de İstanbul 4’üncü İdare Mahkemesi’ne başvurarak bugün başlayacak olan ve üç gün sürecek olan ‘İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları’ başlıklı konferansın iptalini istedi.
Mahkeme başvuru üzerine 19 Eylül 2005 ve 2282 esas sayılı kararıyla, 1’e karşı 2 oyla konferansın durdurulmasına karar verdi. Son dakikaya kadar bekleyen avukatlar, kararı noter aracılığıyla dün mesai bitimine yarım saat kala 16.30 itibariyle Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü başta olmak üzere İstanbul Valiliği, Beşiktaş, Sarıyer ve İstanbul Emniyet müdürlüklerine tebliğ etti. Konferansın başlamasına 24 saatten az bir süre kala bu durdurma kararı konferansın düzenleyicilerini şoke etti.
http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~1@nvid~634889,00.as p
tepkiler...
ABD'deki Türk lobisine darbe
YASEMİN ÇONGAR Washington
"İmparatorluğun Çöküş Dönemi'nde Osmanlı Ermenileri Konferansı"nın İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nce durdurulması kararı, Türkiye'nin ABD'deki lobi etkinliğine darbe vuracak.
Washington'daki Türk diplomatları, dernek yöneticileri ve lobicilerinin, ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi'nde kabul edilen iki Ermeni tasarısının genel kurulda ele alınmasına karşı çabalarını yoğunlaştırdıkları bir döneme rastlayan karar, Ermeni kuruluşlarına yeni propaganda malzemesi sağlıyor. Söz konusu konferansın daha önce ertelenmesine neden olan TBMM oturumu, Washington'daki Ermeni kuruluşlarınca, "Türkiye'nin tarihi tartışmaya tahammülsüzlüğü" diye yorumlanmış ve ABD Kongresi nezdindeki Türkiye karşıtı lobi etkinliğinde kullanılmıştı.
Türk diplomatları, konferansın bugünden itibaren yapılacağını ve Türk hükümetinin bu tür konferanslara karşı çıkmadığını söyleyerek Ermeni propagandasını yanıtlıyorlardı. Konferansın durdurulması ABD yetkililerinde de "düş kırıklığı" yarattı.
AB bürokratını yasak, zora soktu
Zeynel LÜLE/BRÜKSEL
Avrupa Parlamentosu’nda Ermenilerin düzenlediği toplantıda, hakarete varan protestolara rağmen Türkiye’yi savunan AB Komisyonu Genişleme Dairesi Genel Müdürü Pierre Mirel, Türkiye’den gelen haber üzerine zorda kaldı. Türkiye’de oluşan hoşgörü ortamına örnek olarak Ermeni konferansını gösteren Mirel bir katılımcının ilk toplantının yasaklandığını söylemesi üzerine ‘Hayır yasaklanmadı, sadece ertelenmişti’ dedi. AB ile Türkiye arasında 3 Ekim’de başlayacak olan müzakerelerdeki heyetin Avrupa kanadı başkanlığını da yürütecek olan Mirel, Türk mahkemesinin aldığı kararın Brüksel’e ulaşmasının ardından zor durumda kaldı.
www.hurriyet.com.tr
anlamadigim herkez 90 sene önce sözde olmus olaylari tartisirken, ermeniler daha son 10 yil önce 1 milyona yakin Azeriyi yerlerinden, yurtlarinda etti, 100000 kisiyi öldürdü. Uluslararasi toplum tarafindan hicbir yaptirima ugramadi. Bu bir GERCEK ama nedense 90 yil önce olan olaylarda Ermeniler kuzu, Türkler ise Kurt yerine konulmak istiyor. Herkeze söylüyorum bu ermeniler melek degildi. Onlar ellerinden geleni yapti ama bati onlari yariyolda birakti ve amaclarina ulasamadilar. Simdi düzmece belgelerle ve propaganda ile dünyayi kandirmaya calisiyorlar. Bazilari inanabilir ama ben yemem cünkü benim dedelerim onlardan cok cekmis.
Ermenilerin yüzde 98 'i Türklerden nefret eder. Sadece yüzünüze baska görünür.
Bilmeyenler arastirsinlar, okusunlar. Gercegi ögrenip öyle konussunlar.
Erst mal ruhig blut..
toplantı yapılıyor. yarın bilgi üniversitesinde :türk:
mahkeme kararı son derece yanlış bir karar, başbakan çok doğru konuştu...Ne yazık ki Türk usulü dönüş yapıp cümle aleme rezil olduk yine..haklı olduğumuz bir konuda kendimizi haksız konumuna düşürdük..önce cemil çiçek, sonra orhan pamuk, sonra da bu mahkeme kararı...bunların hepsi de bizim vatandaşlarımız...bazen bu ülkenin insanlarını anlamak istemiyorum :gewalt:
ama önemli olan bu toplantının yapılması, en güzeli aslında bu toplantının naklen TRT'den yayınlanması olurdu..keşke seyredebilsek, görsek ve bu adamlar ne diyeceklerse 72 milyona söyleseler.....
benim önerim bu yönde...siz ne dersiniz?
---
Not: bildiğiniz üzere toplantı kamuya kapalı..man muss eingeladen sein, um teilnehmen zu können :rolleyes:
ama önemli olan bu toplantının yapılması, en güzeli aslında bu toplantının naklen TRT'den yayınlanması olurdu..keşke seyredebilsek, görsek ve bu adamlar ne diyeceklerse 72 milyona söyleseler.....
benim önerim bu yönde...siz ne dersiniz?
---
Not: bildiğiniz üzere toplantı kamuya kapalı..man muss eingeladen sein, um teilnehmen zu können :rolleyes:
bu toplantinin naklen yayini hakkinda kac kisi teklif etti ama organizatorlar kabul etmedi.
**********
deniz, benim de anlamadigim sey var.
siz zannediyormusunuzki, biz bütün üniversitelerimizde ermeni konferansi yapsak, ermenistan sinirini acsak,
hatta türkiye cumhuriyetinin basina Ermeni bir basbakan secsek, bu mesele hallolacak.
ne alaka..adamlar belli bir programin uygulamasini yapiyorlar..sadece arada sirada bazi tökezlemeler oluyor , o kadar.
******
verilen her taviz , karsi tarafi güclendirir o kadar..
neyi anlatmaktan bahsediyorsunuz..avrupa, ermeni meselesinin aslini bilmiyormu zannediyorsunuz.
akilli olalim...24 ü ermeni tehcirinin baslama tarihi ve ayni ayin 25 i ingiliz ve fransizlarin canakkaleye cikartma yaptiklari tarih.
o tarihte Ermeni Tehciri karari alanlari rahmetle aniyorum..kurtulus savasimizi basariya ulastirabilmemize yardimci olmuslardir..
tehcir karari, ordumuzun sirttan hancerlenmesini engellemistir.
Historikerzunft
23.09.05, 21:25
anlamadigim herkez 90 sene önce sözde olmus olaylari tartisirken, ermeniler daha son 10 yil önce 1 milyona yakin Azeriyi yerlerinden, yurtlarinda etti, 100000 kisiyi öldürdü. Uluslararasi toplum tarafindan hicbir yaptirima ugramadi. Bu bir GERCEK ama nedense 90 yil önce olan olaylarda Ermeniler kuzu, Türkler ise Kurt yerine konulmak istiyor. Herkeze söylüyorum bu ermeniler melek degildi. Onlar ellerinden geleni yapti ama bati onlari yariyolda birakti ve amaclarina ulasamadilar. Simdi düzmece belgelerle ve propaganda ile dünyayi kandirmaya calisiyorlar. Bazilari inanabilir ama ben yemem cünkü benim dedelerim onlardan cok cekmis.
Ermenilerin yüzde 98 'i Türklerden nefret eder. Sadece yüzünüze baska görünür.
Bilmeyenler arastirsinlar, okusunlar. Gercegi ögrenip öyle konussunlar.
Kurtlarla ulumayan ve köpeklerle havlamayanlar illa ki siyasal yasamin disinda kalmislar diye bir sey yok. Onlarin arasindan 78 kusaginin hayallerinin bile eremeyecegi akintilara karsi yüzenler, ki bunun icin salaklik sarti aranmiyor, hafisalalarinin alamayacagi miktarda da mideleri bulananlar cikmistir. Sürüyle ürümeyi de haysiyetsizlik olarak görenler az degildir.
Historikerzunft
23.09.05, 22:05
ne demek istedigini aciklarsan sevinirim
O devri yasamis "Bana gecmisimi yalatamazsin" fodullugundan uzak ve son derece nitelikli bir 78li su laflari etmis: "Solculuğumuz, vatan sevgisi ve adalet duygusundan kaynaklanıyordu...Oysa hiç bir şeyin farkında değildik...Uğur Mumcu sola da sağa da Bulgarların silah sattığını ortaya çıkartmıştı. Ama bazı isimler o gün şef pozisyonundaydı ve adları fısıltıyla, müthiş saygıyla anılırdı. Bu isimlerin verdiği emirlerle, kararlarıyla bir sürü genç öldü. Bunu bir değil bin kere söylesek az."
O abilerin verdikleri emirlerle bizi tehdit edenler de cikmisti ama ömrümüzü "beni öldürecekler" aglamasiyla tüketmedik. Hainin ayni zamanda korkak oldugunu hayat tecrübemizle biliriz. Ingilizlerin o güzelim "never explain, never complain" sözünü de kitle disinda kendisini ciplak hissedenlere anlatabilmek gercekten zordur.
"Salakligin güzel yani" bana durdugum yerde "Aptal Sarisin" fikralarini hatirlatti ama, adim bir de maco'ya cikmasin diye sessiz düsünmeyi tercih ettim. "Canhiras bicimde yardim isteme" yankesici kolpolarinin en taninmisiyken, ileride belki de utanirim diye olaya bodoslamadan girmek, salaklik bile degil aslinda, mazohist bir bencillik dense daha yakin bir tarif olur. Cüzdanimin calindigini yillar sonra fark edecek kadar zengin ise hic olmadim acikcasi! Ben burada baska bir örnek vereyim. Denizde bogulan birini kurtarmak isterseniz ve kendisine zorunlu olarak da ön taraftan yanasirsaniz, yapacaginiz ilk sey onun bacak arasina okkali bir tekme yerlestirmektir. Aksi halde bogulanlarin sayisi durdugu yerde ikiye yükselir.
@ Dertli abi,
toplantı yapılsın..konuşmaktan, tartışmaktan zarar gelmez..önemli olan "biz konuşalım" diyebilmek...
yasaklar sadece contraproduktiv...yani yarardan çok zarar..bu toplantı ilk yapılacağı zaman yapılsaydı da, karşı görüşte olanlar başka bir ünide yine bilimsel bir toplantı yapsaydı...o zaman sessiz sedasız bu iş hallolacaktı..ya şimdi, geride bıraktığımız aylarda imajımızı ahmakça yerle bir etmek dışında ne becerdik?
ya bir de gerçekten yüzleşirsek ve yüzleştirebilirsek ? Bence bu konuda güney afrika'nın yaşadığı süreç çok kayda değer..orada gerçekten yaşanan siyah-beyaz ayrımcılığı ve buna bağlı olarak her iki tarafın da insanlığa karşı suçları altı sene (!) boyunca her gün TV'deydi..Her mağdur kendi hikayesini anlatma imkanını buldu..işte yüzleşme bu..
Ermeni meselesinde ise 90 yıl geçmiş..bugün işi tarihçilere bırakmak dışında bir seçeneğimiz yok..ve bu en medeni çözüm..bize yakışan bu...bırakın konuşsunlar ve tartışsınlar, bize onlardan öğrenmek düşer..ben halil berktay ve arkadaşlarının haksız olduğuna yürekten inanıyorum..o nedenle korkacak neyimiz var? bırakın konuşsunlar, bize düşen sağlam durmak ve kendi görüşümüzü medenice savuunmak..meydan boş kalınca işte böyle aklıevveller hepimize zarar veriyor..
Nach Kritik findet Armenier-Konferenz in Istanbul nun doch statt
EU und türkische Regierung hatten Gerichtsentscheid missbilligt
Istanbul - Nach heftiger Kritik findet die von einem Verwaltungsgericht in Istanbul untersagte Konferenz zum Vorwurf des Völkermords an den Armeniern im Ersten Weltkrieg jetzt doch statt. Das umstrittene Symposium werde an diesem Samstag und Sonntag von der Bilgi-Universität in Istanbul ausgerichtet, teilte deren Rektor Aydin Ugur am Freitag mit.
Die vom Gericht erlassene einstweilige Anordnung richte sich allein gegen die bisher als Veranstalter aufgetretenen Universitäten. Die Gerichtsentscheidung, mit der die Konferenz verhindert werden sollte, war von der türkischen Regierung und der EU-Kommission in Brüssel scharf kritisiert worden.
Die "alternative" Konferenz ist nationalistischen Kreisen in der Türkei, die einen Völkermord an den Armenienern bestreiten, ein Dorn im Auge. Sie hätte eigentlich schon im Mai stattfinden sollen. Damals war sie noch auf Druck der türkischen Regierung abgesagt worden. Die weitere Verhinderung der Konferenz sei mit Demokratie und Meinungsfreiheit nicht zu vereinbaren, hatte Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan kritisiert.
Nation schade sich selbst
Innerhalb und außerhalb der Türkei gebe es Kräfte, die einen letzten Versuch unternähmen, den EU-Prozess kurz vor dem Beginn der Beitrittsverhandlungen am 3. Oktober zu behindern, sagte Außenminister Abdullah Gül nach einer Meldung des Nachrichtensenders CNN (http://edition.cnn.com/)-Türk vom Freitag. Deshalb sei er nicht überrascht. Gül ließ seine Frustration über die Störmanöver der Justiz erkennen: "Es gibt nur wenige Nationen, die sich selbst so sehr schaden", sagte er.
Als "Provokation" verurteilte die EU-Kommission das Vorgehen des türkischen Gerichts. "Wir bedauern zutiefst diesen neuen Versuch, die türkische Gesellschaft an einer offenen Diskussion über ihre Vergangenheit zu hindern", sagte eine Sprecherin in Brüssel. Direkte Auswirkungen auf den am 3. Oktober geplanten Beginn der EU- Beitrittsverhandlungen mit der Türkei werde der Vorfall aber nicht haben.
Schwierigkeiten illustriert
Man habe zur Kenntnis genommen, dass Ministerpräsident Erdogan und Außenminister Abdullah Gül die Gerichtsentscheidung verurteilt hätten. "Wir glauben, dass dies die Schwierigkeiten illustriert, die die Türkei und insbesondere die Justiz haben, die Reformen im Land wirksam und einheitlich in die Tat umzusetzen", sagte die Kommissionssprecherin.
Armenien wirft den Türken vor, 1,5 Millionen Armenier im Ersten Weltkrieg gezielt ermordet zu haben. Ankara räumte bisher nur ein, dass damals zwischen 250.000 und 300.000 Armenier bei Deportationen in die syrische Wüste umgekommen seien. Den Vorwurf des Völkermords weist die Regierung in Ankara strikt zurück. Stattdessen beschuldigt sie die christlichen Armenier, sich mit Russland gegen das Osmanische Reich verbündet und hunderttausende Türken zumeist auf grausame Weise umgebracht zu haben. (APA)
http://derstandard.at/?url=/?id=2184537
Geschichtsschreibung per Gerichtsbeschluss
Istanbuler Gericht untersagt eine wissenschaftliche Armenienkonferenz, bei der die offizielle Geschichtsversion des "nie geschehenen Völkermordes" hinterfragt worden wäre. Organisatoren geben nicht auf und tagen an anderer Uni
ISTANBUL taz/dpa http://www.taz.de/gifs/bl.gif Nach heftiger Kritik soll die am Donnerstagabend von einem Verwaltungsgericht in Istanbul untersagte Konferenz zum Vorwurf des Völkermords an den Armeniern im Ersten Weltkrieg jetzt doch noch stattfinden. Das Symposium werde an diesem Samstag und Sonntag von der Bilgi-Universität in Istanbul ausgerichtet, teilte deren Rektor Aydin Ugur gestern mit. Die vom Gericht erlassene einstweilige Anordnung richte sich allein gegen die bisher als Veranstalter aufgetretenen Universitäten. Es waren die drei renommiertesten Privatuniversitäten des Landes.
Nach dem Gerichtsbeschluss hatten die Veranstalter intensiv einen Weg gesucht, die Konferenz doch noch durchzuführen zu können. Sie ist nationalistischen Kreisen in der Türkei ein Dorn im Auge. Nachdem ein erster Anlauf im Mai noch an politischem Druck, unter anderem von Justizminister Cemal Cicek, gescheitert war, hatten die Nationalisten jetzt einen Richter gefunden, der bereit war, eine fundierte Kritik an der offiziellen türkischen Position - einen Genozid an den Armeniern habe es nie gegeben - zu verhindern.
Damit entwickelte sich ein als wissenschaftlicher Austausch geplantes Treffen von Historikern aus der Türkei, Europa und den USA zum Politikum ersten Ranges. Die offizielle Türkei, zu der in der armenischen Frage nicht nur Regierung, Opposition, Bürokratie und Militär zählen, sondern auch ein Großteil der Medien und fast alle Historiker, sieht sich inzwischen unter wachsendem Druck, die kategorische Verneinung eines Völkermordes in der Endphase des Osmanischen Reiches 1915-1917 wenigstens vorsichtig in Frage stellen zu lassen.
Tatsächlich wurden zuletzt auch in der Türkei immer mehr kritische Stimmen laut, die die massenhafte Ermordung und Vertreibung der Armenier nicht mehr nur als "bedauerliche, aber notwendige Folge" des Ersten Weltkrieges sehen. Die Konferenz soll den vereinzelten Kritikern stärkeres Gewicht geben und dürfte die Risse in der offiziellen Abwehrfront vertiefen.
Die AKP-Regierung von Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan war jetzt bereit, das Risiko einzugehen. Erdogan hatte im Vorfeld erklärt, auch wenn man anderer Ansicht sei, müsse in einer demokratischen Gesellschaft eine solche Konferenz möglich sein. Den Gerichtsbeschluss konnte er jedoch nicht verhindern. Erdogan kritisierte noch am Donnerstag die Intervention als unzulässigen Eingriff in die wissenschaftliche Freiheit der Hochschulen.
Als "Provokation" verurteilte die EU-Kommission das Vorgehen des Gerichts. "Wir bedauern zutiefst diesen neuen Versuch, die türkische Gesellschaft an einer offenen Diskussion über ihre Vergangenheit zu hindern", sagte eine Sprecherin in Brüssel. Direkte Auswirkungen auf den am 3. Oktober geplanten Beginn der EU-Beitrittsverhandlungen mit der Türkei werde der Vorfall nicht haben. Man habe registriert, dass Erdogan die Gerichtsentscheidung verurteilt habe. Der Fall illustriere die Schwierigkeiten der Türkei, Reformen "wirksam und einheitlich" umzusetzen. JÜRGEN GOTTSCHLICH
taz Nr. 7777 vom 24.9.2005, Seite 9, 103 Zeilen (TAZ-Bericht), JÜRGEN GOTTSCHLICH
http://www.taz.de/pt/2005/09/24/a0131.nf/text.ges,1
Die Konferenz soll den vereinzelten Kritikern stärkeres Gewicht geben und dürfte die Risse in der offiziellen Abwehrfront vertiefen.
Tja, und hier liegt das Problem. Diese "vereinzelten Kritiker" sind keine unabhängigen Wissenschaftler sondern Leute, die vom Thema keine Ahnung haben (Orhan Pamuk) oder ehemalige Linksextremisten/ Gefängnisausbrecher (Taner Akcam) und Leute, die davon leben, der Türkei einen Völkermord in die Geschichtsbücher zu schreiben (Halil Berktay).
Nun muss sich Europa natürlich fragen lassen, wie sachlich und objektiv so eine Konferenz sein kann.
Das Problem liegt eben nicht in der Veranstaltung an sich, sondern aus den Schlüssen, die man daraus zieht.
Das ist gleiche, wenn die PKK eine Konferenz zum "Kurdenproblem" machen würde. Wie objektiv kann diese wohl sein?
Das spielt aber alles keine Rolle, denn wie wir ja alle wissen, hat die Türkei immer unrecht und sitzt immer auf der Anklagebank (Zypern, Christen, Armenier, PKK, Integration usw.).
Das ist gleiche, wenn die PKK eine Konferenz zum "Kurdenproblem" machen würde. Wie objektiv kann diese wohl sein?
Das spielt aber alles keine Rolle, denn wie wir ja alle wissen, hat die Türkei immer unrecht und sitzt immer auf der Anklagebank (Zypern, Christen, Armenier, PKK, Integration usw.).
-------------
güzel bir yorum delehoya ..wir haben immer unrecht
Kontroverse um Armenier
Türkisches Gericht wollte Historiker-Kongress zum Genozid-Vorwurf verhindern
Der Völkermord an den Armeniern ist noch immer eines der heissesten Eisen in der Türkei. In Istanbul ist gestern eine internationale Historikerkonferenz beinahe das zweite Mal gescheitert.
Jan Keetman/Istanbul
Die Türkei bestreitet vehement den Vorwurf eines Völkermordes an den Armeniern im 1. Weltkrieg. Dem türkischen Romancier Orhan Pamuk droht eine Gefängnisstrafe von bis zu 3 Jahren wegen Herabsetzung des Türkentums, weil er in einem Interview mit einer Schweizer Zeitung erklärt hatte, auf dem Boden der Türkei seien eine Millionen Armenier getötet worden.
Auf Länder wie die Schweiz, Frankreich, Deutschland, Polen, Russland, Argentinien, deren Parlamente den Völkermord an den Armeniern anerkannt haben, wird regelmässig massiver diplomatischer Druck ausgeübt. Das Argument der Türkei ist dann jeweils, Politiker sollten sich nicht einmischen, sondern die Geschichte den Historikern überlassen.
Plötzlich alles ganz anders
Als besagte Konferenz im Mai schon einmal in Istanbul angesetzt war, sah dies der türkische Justizminister und Regierungssprecher Cemil Cicek plötzlich ganz anders. In einer wütenden Rede im türkischen Parlament erklärte Cicek, die Konferenz sei ein Versuch, der türkischen Nation von hinten einen Dolch in den Rücken zu stossen. Der mächtige staatliche Aufsichtsrat für Hochschulbildung (YÖK) erklärte, die Konferenz sei eine unwissenschaftliche Veranstaltung, die an Universitäten nichts zu suchen habe.
Darauf entschlossen sich die Universitäten, welche die Konferenz veranstalten wollten, sie zu verschieben. Die Türkei wurde deshalb vor allem in Europa kritisiert. Die Veranstalter fassten neuen Mut und setzten den Beginn der Konferenz auf gestern fest. Einen Tag davor verbot ein Verwaltungsgericht die Konferenz für 30 Tage, da erst einmal die Wissenschaftlichkeit der Veranstaltung geprüft werden müsse.
Nur Nationalisten für Verbot
Den Veranstaltern, acht türkischen Professoren und ihrem Beratungsgremium, bestehend aus 15 weiteren Professoren ausländischer Universitäten, aber meistens türkischer Abstimmung, verschlug die Begründung den Atem. Der Journalist Altan Öymen sagte, er habe in den 55 Jahren seines Berufslebens noch nicht erlebt, dass ein Verwaltungsgericht eine Konferenz verbietet, weil die Richter erst die Wissenschaftlichkeit prüfen wollten. Von den im Parlament vertretenen Parteien verteidigte nur die stramm nationalistische Partei des rechten Weges (DYP) die Entscheidung. Ihr stellvertretender Vorsitzender Saffet Arikan Bedük sagte, eine einseitige Veranstaltung sei nicht wissenschaftlich und die Gerichtsentscheidung sei richtig gewesen, denn «die türkische Nation ist sensibel.»
Pfiffiger Ausweg
Premierminister Tayyip Erdogan fürchtete jedoch die aussenpolitischen Folgen der Entscheidung. Obwohl Erdogan und sein Aussenminister Gül sonst keine diplomatische Gelegenheit auslassen, um gegen die Völkermordthese Stellung zu beziehen, geisselte Erdogan nun den Gerichtsbeschluss als «nicht demokratisch, nicht liberal und nicht zeitgemäß». Gül erklärte, es gäbe wenige Länder, «die sich in diesem Masse selbst Schaden zufügen.» Die internationalen Reaktionen liessen denn auch nicht auf sich warten. Die EU-Kommission wertete den Gerichtsbeschluss umgehend als eine «Provokation».
Den pfiffigen Ausweg fand gestern ein gemütlich wirkender Dozent der privaten Sabanci Universität. Professor Berktay erklärte, die Gerichtsentscheidung richte sich nur gegen zwei der drei Veranstalter-Universitäten, seine sei nicht dabei. Er lud deshalb die Konferenzteilnehmer einfach im Namen der Sabanci Universität nochmals ein. Allerdings sind einige bereits abgereist.
http://www.tagblatt.ch/index.jsp?artikel_id=1091119&ressort=ausland
Den pfiffigen Ausweg fand gestern ein gemütlich wirkender Dozent der privaten Sabanci Universität. Professor Berktay...
Halil Berktay, der treibt sich auch in südeuropäischen Geschichtsbüchern rum, und Vertritt die armenisch-nationalistische Sicht:
http://www.politikcity.de/forum/showthread.php?t=4232
"Diese Konferenz ist ein Wendepunkt"
Cem Özdemir zur Istanbuler Konferenz über Massaker an den Armeniern
Die erste Historikerkonferenz zum Vorwurf des Völkermords an den Armeniern in Istanbul hat der Europapolitiker Cem Özdemir (Bündnis 90/Grüne) als einen weiteren Schritt in Richtung Demokratisierung der Türkei gewertet. Zum ersten Mal werde in der Türkei auf wissenschaftlichem Niveau über die Massaker diskutiert.
Der Europapolitiker Cem Özdemir, Bündnis 90/Grüne, sieht darin, dass eine Historiker-Konferenz zu türkischen Massakern an Armeniern stattfindet, einen weiteren Schritt in Richtung Demokratisierung der Türkei.
Politiker und kritische Wissenschaftler hätten sich zum ersten Mal solidarisiert, sagte Özdemir am Samstag im Deutschlandradio Kultur. Deutschland müsse der Türkei beim Demokratisierungsprozess helfen, indem es dem Land weiter den Weg in die Europäische Union ebne, betonte er.
Wörtlich sagte Özdemir: "Diese Konferenz ist ein Wendepunkt. Zum ersten Mal wird in der Türkei auf wissenschaftlichem Niveau über die Massaker diskutiert." Dass kritische Geister aus dem In- und Ausland eingeladen worden seien, zeuge von einer "neuen Qualität" der Auseinandersetzung mit den dunklen Kapiteln der türkischen Geschichte. Man könne nicht erwarten, dass Schulbücher schnell geändert würden. "Wir wissen ja aus eigener leidvoller Erfahrung, wie schwer es ist, geschichtliche Prozesse aufzuarbeiten."
Die Türkei sei noch am Anfang, betonte der Grünen-Politiker. "Aber nichts ist mehr, wie es war." So sei ein Pogrom an der griechischen Minderheit von 1955 inzwischen in die türkischen Schulbücher aufgenommen worden.
Özdemir widersprach der Meinung, die Türkei sei noch nicht weit genug für eine EU-Mitgliedschaft. Man könne nicht erwarten, dass nach Jahrzehnten des autoritären Regimes alle Menschen auch in Bürokratie, Justiz und Militär "den Chip umschalten". Diese versuchten, den Prozess zu verlangsamen oder aufzuhalten. "Unsere Aufgabe als Demokraten ist es, verlässlich auf der Seite der Demokraten in der Türkei zu stehen. Die verlassen sich auf unser Wort." Deutschland müsse zu seinem Versprechen stehen, die Türkei im Falle einer Demokratisierung in die EU aufzunehmen. "Alles andere wäre völlig unverantwortlich gegenüber denen in der Türkei, die unter ungleich schwierigeren Bedingungen versuchen, sich für Demokratie und Menschenrechte einzusetzen."
Hintergrund:
Die Veranstaltung sollte ursprünglich bereits im Mai stattfinden, wurde aber auf Druck der türkischen Regierung zwei Mal abgesagt und noch am Donnerstag gerichtlich verboten. Die Wissenschaftler verlegten ihr Treffen daraufhin an eine andere Universität. Die Europäische Union hatte das Verbot verurteilt.
Auf der Konferenz geht es um Massaker an der armenischen Bevölkerung des Osmanischen Reiches zur Zeit des Ersten Weltkrieges. Die Türkei weist die armenische Darstellung zurück, dass es sich dabei um Völkermord gehandelt habe.
http://www.dradio.de/dkultur/sendungen/interview/422199/
Wörtlich sagte Özdemir: "Diese Konferenz ist ein Wendepunkt. Zum ersten Mal wird in der Türkei auf wissenschaftlichem Niveau über die Massaker diskutiert." Dass kritische Geister aus dem In- und Ausland eingeladen worden seien, zeuge von einer "neuen Qualität" der Auseinandersetzung mit den dunklen Kapiteln der türkischen Geschichte. Man könne nicht erwarten, dass Schulbücher schnell geändert würden. "Wir wissen ja aus eigener leidvoller Erfahrung, wie schwer es ist, geschichtliche Prozesse aufzuarbeiten."
Die Türkei sei noch am Anfang, betonte der Grünen-Politiker. "Aber nichts ist mehr, wie es war." So sei ein Pogrom an der griechischen Minderheit von 1955 inzwischen in die türkischen Schulbücher aufgenommen worden.
Cem Özdemir, der erst in den 90er Jahren entdeckt hat, dass er überhaupt Türke ist, meldet sich zu Wort!
Das meine ich mit den Schlüssen, die man aus der Veranstaltung zieht. Er als "aufgeklärter Europäer" hätte sich doch ein paar Gedanken über die Zusammenstellung der Referenten machen können.
Aber nein, diese Veranstaltung ist seiner Meinung nach die erste wissenschaftliche Veranstaltung zum Thema! Damit leugnet er in bester Herrenmenschmanier jahrzehntelange Arbeit von etlichen türkischen und westlichen Wissenschaftlern!
Özdemir sollte sich aus türkischer Innenpolitik und Geschichte raushalten, er macht sich nur lächerlich.
Er vergleicht die Ausschreiten gegen die Griechen von 1955, die tatsächlich historisch aufgearbeitet wurden, mit den Ereignissen von 1915, welche auf der Seite der Genozidbefürworter auf äußerst wackligen Füßen stehen und mit unzähligen Geschichtsverfälschungen, Manipulationen und selektiver Historiographie unter die Leute gebracht wurden und immer noch werden.
Mich würde wirklich interessieren, was Cem Özdemir über Zypern denkt. Ich kann mir gut vorstellen, dass er glaubt, dass es niemals ethnische Säuberungen seitens der Griechen an den Türken und ein Züricher Abkommen gab.
Leute wie Cem Özdemir und Orhan Pamuk machen eine Diskussion unmöglich, nicht türkische Historiker, die wissen immerhin, wovon sie sprechen.
bu konferansin anlamini halen anlamis degilim. "Ermeni konferansi" diyorlar, yani bu konferansda Ermeni lobysi Türkiye aleyhine birseylermi konusucak, kararlarmi alicak? gösterilen tepkiyi görünce insanin aklina bu soru geliyor.
Oder soll das nur pro türkische propaganda sein?
Wenn der Herr Özdemir hier in Deutschland auch mal mit seiner wahren Identität (Türke) konfrontiert wird, wir er bestimmt der erste sein, der zur Türkei überlaufen und sich natürlich auch hier Unterstützung holen wird.
Von solchen Leuten hat´s genügend.
Zuerst vor den Deutschen die "Türken" schlechtreden, um vor den Deutschen als gut integrierter dazustehen. Wenn´s dann mal Probleme mit den Deutschen geben sollte, auf einmal seine Identität entdecken und hier Hilfe suche!!!
Sayın İnönü'yü kutlamak lazım... :türk:
RADİKAL - İSTANBUL - Konferansın yapıldığı Dolapdere Kampüsü'nün önünde toplanan çeşitli gruplar protesto gösterileri yaptı. Kampüsün bulunduğu sokak barikatlar kurularak geçişe kapatıldı. Polis sokağa girmek isteyenlerin konferans davetiyelerini kontrol etti. Yabancı gazetecilerin de büyük ilgi gösterdiği konferans öncesi bir grup ülkücü ve İşçi Partisi üyesi protesto eylemi düzenledi.
Ellerindeki Türk bayrakları, afiş ve dövizlerle sloganlar atan grup, dinleyici olarak gelen Prof. Dr. Erdal İnönü'nün yerleşkeye girişini engellemeye çalıştı. İçeri güçlükle giren İnönü'ye, bir grup protestocu "İnönü'nün Ermeni olduğu ortaya çıktı" derken, başka bir grup "Sayın İnönü, o vatan hainlerinin arasına girmeyin" diye seslendi.
İnönü: Burası benim ülkem
İnönü konferanstan ayrılışında güvenlik güçlerinin uyarılarına rağmen protestocuların bulunduğu yönden yaya olarak geçmek istedi. Çevik kuvvet ekipleri eşliğinde kampüsten ayrılan İnönü, dışarıda bekleyen protestocu bir grubun önce sözlü sataşmasına uğradı. Cadde boyunca polislerin eşliğinde yürüyüşünü sürdüren İnönü'nün üzerine yumurta ve çürük domatesler atıldı. Atılan domateslerden biri omzuna isabet eden İnönü, gazetecilerin soruları üzerine, "Burası benim ülkem, yürüyorum, evime gideceğim" diye konuştu.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=165045
Evet, burası bizim ülkemiz, bir avuç provokatörün eline bıraklımayacak kadar kıymetli..Erdal İnönü'nün yaşına bile hürmet etmeden, o yaştaki bir insana
bu denli hakaret etmek..Yazıklar olsun, bu vatan sadece sizin mi?
Ermeni konferansının ikinci günü başladı
İstanbul
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen "İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri" adlı konferansın ikinci ve son gün oturumu başladı.
Bugünkü oturumda 1930’lu yıllar ağırlıklı olmak üzere İttihatçıların ve döneme tanıklık eden siyasetçilerin anıları, sosyal bellek türünden anılar, Türkiye toplumunda Ermeni meselesi, Türk siyasetinde Ermeni sorunu, Batı özgürlüğü ve Ermeni sorunu gibi konular konuşulacak.
Eski Sağlık Bakanı Cevdet Aykan, Gündüz Vassaf, Baskın Oran, Hrant Dink, Ferhat Kentel, Ali Bayramoğlu, Ahmet İnsel, Ahmet Hakan, Fehmi Koru ve Oral Çalışlar gibi isimler konuşmacı olarak katılacak.
Öte yandan üniversitenin girişinde protesto eyleminin düne göre daha az olduğu gözlendi.
(ANKA)
Kaynak (http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~2@nvid~635742,00.as p)
arkadaslar
iyiniyetle yazdiklarinizin hepsine katiliyorum..tamam , yapilsin bu konferans ve nitekim yapildi da..
****
imaj meselesine o kadar kafanizi takmayin..türkiyenin imaji falan bozulmaz merak etmeyin..türkiyenin imajinin bozulup bozulmamasi,o kadar da bizim elimizde degil. ne yani, yüzyillarca süren "türk korkusu ve Türk düsmanligi" , bizim cok iyi davranisimizla degisecek mi zannediyorsunuz.
meselenin altinda ki, hacli zihniyetini unutmayin, sadece "modern hacli zihiniyetine" dönüstü o kadar.
****
bu ve buna benzer olaylardan ötürü, türkiye yi EU ya almiyorlar savsatasina da katilmiyorum..akli basinda olan herkes anlar ki, türkiye, su andaki durumu ile, EU da yer alamaz..sadece istanbulu ve bir kac büyük sehri örnek almiyorlar..türkiyenin tümüp hakkinda, nerdeyse bizim hükümetlerden daha fazla bilgiye sahipler.
1-herseyi düzeltsek ve ekonomimiz de EU ülkelrinin seviyesine ciksa, zaten EU ya ihtiyacimiz kalmaz.
2-ve o zaman, devreye kilise girecektir..nitekim, vatikanin, türkiyenin EU macersi ile ilgili tavrina dikkat etsenize..orada, türkiyenin ekonomik verileri degil, islami yapisi söz konusu ediliyor.bu degismeyecegine göre..
****
dönelim konferansa;
devlet yapisi ve devletin genel tavri denilen birsey var..almanya da, berlinde yapilmasi planlanan "islam konferansi" niye iptal edildi..ne vardi yani, yapilsaydi almanya rejimi mi degisecekti..ama birakin mahkeme kararini, alman icisleri bakanligindaki bir bürokratin emri ile iptal edildi bir kac ay önce.
****
bu konuda, mahkemenin verdigi karar ile mahfolmadik..asil zararli olan, akp hükümetinin yargiya karismasi oldu..yani gelecekte, artik bircok yargi karari, hükümetler tarafindan ortadan kaldirilacak..hukuta "emsal" denilen bir kural var.
****
inönüye veya baskalarina yapilan protestoya niye kiziyoruz..hani demokrasi vardi..protesto edenlerin demokratik haklari yokmu.
yumurta atmak vs..bircok demokratik ülkede uygulaniyor.yakalarsin cezasini verirsin..ama orada protesto yapnlari kinamak, benvce cok yanlis.
hep baskalari ne der diye mi adim atacagiz..
sahsen ben orada olup protesto etmeyi cok arzu ederdim.
ülkücüler veya isci partililer protesto hakkina sahip degil mi?..onlar bu ülkenin vatandasi degilmi?
*****
son olarak bir sorum var;
konferans yapildi..söylenenler söylendi.
ve diyelim ki, türkiye, sözde soykirimini kabul etti..hatta istanbula, ermeni aniti dikildi..o zaman, problem cözülecek mi? aferin türklere, ne kadar iyi yaptilar mi diyecekler..neyi degistirecek?
Der Schakal
25.09.05, 15:31
...
Zuerst vor den Deutschen die "Türken" schlechtreden, um vor den Deutschen als gut integrierter dazustehen. Wenn´s dann mal Probleme mit den Deutschen geben sollte, auf einmal seine Identität entdecken und hier Hilfe suche!!!
Muahahahaa....da hat er den Nagel auf den Kopf getroffen.
Meine Meinung:
Diese Konferenz durfte nicht erlaubt werden, da man uns die gleichen rechte in Armenien und z.B. Frankreich vorenthält. Allerdings frage ich mich ob die Armenier nicht mal eine Konferenz über die abschlachtung der Moslems in Armenien halten wollen. Denn wo ist die moslemische Mehrheit Kaukasiens (z.B. Eriwan) die es Mitte des 19. Jahrhunderts noch gab? Und warum öffnen die Armenier nicht ihre Archive? z.B. die Archive der Taschnaks, Daschnaks und Huntschaks in diversen Staaten?
son olarak bir sorum var;
konferans yapildi..söylenenler söylendi.
ve diyelim ki, türkiye, sözde soykirimini kabul etti..hatta istanbula, ermeni aniti dikildi..o zaman, problem cözülecek mi? aferin türklere, ne kadar iyi yaptilar mi diyecekler..neyi degistirecek?
@ dertli abi
Bu ülkedeki her mücadeleyi kendi adımıza, daha demokratik bir ülkede yer alabilmek için yapıyoruz. Hak dediğin şey verilmez, sadece alınır...Ve bu ülkenin demokrasi mücadelesi öyle altın yaldızlı harflerle ne yazık ki yazılmış değil...(bkz.:Radikal, bugün – İsmet Berkan’ın yazısı ) hala görmeyenler olabilir, ama bu ülkede bir şeyler yapılıyorsa bu AB için değil, kendimiz için. Amaç muasır medeniyetlerin seviyesi değil, onun üzerine çıkabilmektir. Kendimiz kaybetmeden tabi..Şahsen AB zerre kadar umurumda değil.
Bu ülkede düşüncesini serbestçe söyleyebilen bir adam linç edilmiyorsa, bu bu ülkenin demokratik anlayışının temel göstergesidir. Suç işleyen varsa, devletin idari makamları kanunlarla kendilerine verilmiş yetkileri kulanabilir, hukuk devletinde herkes görevini bilir.Ne yazık ki, fersah fersah bu sınırdan uzaklardayız, ama doğrusu yakın tarihimizde hiç bu kadar da yaklaşmamıştık.
@ Mahkeme Kararı
Bir mahkeme kararının ihlal edilmesinden bahsediyorsun, mahkemenin bu kararı vermeye yetkisi yoktu ki! Hukuka ve kanuna aykırı bir kararın yürütülmesi tabii ki göz ardı edilecek. Herkes haddini bilecek, bir mahkeme de bilecek..O karara karşı oy yazısı yazan hakimi kutlamak lazım..Biliyorsun, karar ikiye karşı bir oyla alınmış bir karardı. Ve o hakim, mahkemenin üniversitede bir konferansın içeriği ile ilgili yürtümeyi durdurma kararı alamayacağını sağlam gerekçelerle ifade etmişti. Peki bu konuda dava açan avukatların hukuk bilgisine ve bu adamlara alet olan iki hakime bugün ne diyeceğiz? Sanki onlar da bilmiyor muydu? Ama "durumdan vazife çıkarma" bilinci, ne yazık ki, hak ve adalet düşüncelerimizi bile bir kenara atabiliyorsa, burada hukuk eğitimi ne derece başarılı olmuştur?
@Konferans
Evet, onaylamıyorsak da, bir hukuk devletinde farklı dülşünceye tahammül etme yükümlülüğümüz var. demokrasinin gereğidir, bizi şoke eden, hatta katlanılmaz bulduğumuz düşüncelere tahammül edebilmemiz...Yine demokrasinin gereğidir, insan olarak bunlara duyduğumuz tepkiyi belirli sınırlar içinde tutabilmek..toplum olarak bunu başardığımız anda, "TR zaten demokratik bir devlettir" diyebileceğiz. Ermeni konferansı da bu açıdan bakıldığında, "ilk kez" farklı görüşe tahammül kapasitemizi sınaması bakımından başarılı bir örnek..(Yol kazalarını saymasak tabi) Ayrıca kişisel olarak ermeni diasporasının oyuncağı olarak görmüyorum bu konferansı. Biz medeni bir şekilde onlarla tartışalım, görüşlerini öğrenelim ve karşı tezlerle onların tezlerini çürütelim. İşte bunu bilim aracılığıyla yapalım. Haklılığımızı toplum içinde de anlamak adına bundan daha güzel bir platform olabilir mi? Dikkat, bu toplantı AB için değil, bizler için yapıldı!
@ İnönü ve protestocular
Erdal İnönü protesto edilebilir, buna itirazım yok..zaten bir ülkenin demokratik gereğidir, politikacının kişilik hakkının daha çok "ihlal edilebilir" olması zorunluluğu... herkes eleştirebilir, herkes konuşabilir, ama “şiddete başvurma hakkı” -toplum içinde yaşıyorsak- ya da "halkı galeyana getirmek hakkı" diye birşey hukuk düzeni tarafından korunmaz. Hatta bunlar suç olarak kabul edilirler. Protestoculara bir diyeceğim yok, tabii ki onlar da farklı düşüncede olduklarını gösterme hakkına sahipler, bunu büyük ölçüde de “adam gibi” yaptılar..Ancak eline vicdanına koyan herkes de, "vatan haini" hakaretinin en son Erdal İnönü'ye söylenebileceğini bilmeli..
Karşı soru: Fransa ve diğer soykırımcı ülkeler bizim tavrımızı belirleme bakımından ne derece doğru bir dayanak? Onlar yanlış yapıyorsa, bizde aynı yanlışa alet mi olalım?
Dünyanın başka neresinde ne oluyorsa bu bize TR’ de hukuka aykırı davranma hakkını vermez. Bilimsellikten ve medeni tavırlardan yana olmak, benim şahsen bu ülkeye karşı en büyük borcum. O nedenle katılmasamda toplantıda sunulan birçok görüşe, benden farklı düşünenlere saygı duyuyorum. :türk:
Muahahahaa....da hat er den Nagel auf den Kopf getroffen.
Meine Meinung:
Diese Konferenz durfte nicht erlaubt werden, da man uns die gleichen rechte in Armenien und z.B. Frankreich vorenthält. Allerdings frage ich mich ob die Armenier nicht mal eine Konferenz über die abschlachtung der Moslems in Armenien halten wollen. Denn wo ist die moslemische Mehrheit Kaukasiens (z.B. Eriwan) die es Mitte des 19. Jahrhunderts noch gab? Und warum öffnen die Armenier nicht ihre Archive? z.B. die Archive der Taschnaks, Daschnaks und Huntschaks in diversen Staaten?
Das traurige ist doch, dass wir jetzt eigentlich das Recht hätten, eine ähnliche Konferenz in Armenien abzuhalten.
Aber das wird nicht gehen. Nun hat man mit dieser Konferenz die türkische Position unmöglich gemacht. Jeder der auch nur auf die Idee kommen sollte, in Armenien eine Konferenz abzuhalten, welche der armenischen Version widerspricht, wird nun endgültig als Völkermord-Leugner dargestellt.
Ihr werdet sehen, die Doppelmoral wird sich nach dieser Konferenz noch erhöhen.
Der Schakal
25.09.05, 17:28
Das traurige ist doch, dass wir jetzt eigentlich das Recht hätten, eine ähnliche Konferenz in Armenien abzuhalten.
Aber das wird nicht gehen. Nun hat man mit dieser Konferenz die türkische Position unmöglich gemacht. Jeder der auch nur auf die Idee kommen sollte, in Armenien eine Konferenz abzuhalten, welche der armenischen Version widerspricht, wird nun endgültig als Völkermord-Leugner dargestellt.
Ihr werdet sehen, die Doppelmoral wird sich nach dieser Konferenz noch erhöhen.
Aynen !:motz:
:motz: <- der ist echt Klasse :D
Muahahahaa....da hat er den Nagel auf den Kopf getroffen.
Meine Meinung:
Diese Konferenz durfte nicht erlaubt werden, da man uns die gleichen rechte in Armenien und z.B. Frankreich vorenthält. Allerdings frage ich mich ob die Armenier nicht mal eine Konferenz über die abschlachtung der Moslems in Armenien halten wollen. Denn wo ist die moslemische Mehrheit Kaukasiens (z.B. Eriwan) die es Mitte des 19. Jahrhunderts noch gab? Und warum öffnen die Armenier nicht ihre Archive? z.B. die Archive der Taschnaks, Daschnaks und Huntschaks in diversen Staaten?
die haben sogar eine wissenschaftler verhaftet weill er einige bücher bei sich trug..(angeblich antike bücher).
obwohl er auch bei diaspora gute kontakte hatte, musste er mehrere wochen ins gefängnis.
@Bu ülkedeki her mücadeleyi kendi adımıza, daha demokratik bir ülkede yer alabilmek için yapıyoruz. Hak dediğin şey verilmez, sadece alınır...Ve bu ülkenin demokrasi mücadelesi öyle altın yaldızlı harflerle ne yazık ki yazılmış değil...(bkz.:Radikal, bugün – İsmet Berkan’ın yazısı ) hala görmeyenler olabilir, ama bu ülkede bir şeyler yapılıyorsa bu AB için değil, kendimiz için. Amaç muasır medeniyetlerin seviyesi değil, onun üzerine çıkabilmektir. Kendimiz kaybetmeden tabi..Şahsen AB zerre kadar umurumda değil.
deniz..bu mücadeleyi, ermeni davasindan baslatmayalim..o kadar degisik konular varki..o konulardan baslatalim bu demokratiklesmeyi, desem!
@deniz
böyle bir konferansin yapilmasini demokratiklesme adimi olarak görme hakkina ne sen, ne ben nede baskalari sahip degil.ermeni ceteciler tarafindan katledilen, evleri yakilan,toplu olarak öldürülen, cinsel organlarina barut dökülüp yakilan, erkekleri önünde tecavüz edilen ve öldürülen, kulaklari kesilen insanlarimizin adina , baskasi karar vermesin.
bu milli bir davadir..bunda ama yoktur.
yahudilerin gaz odalarinda yakilmalari ile ilgili tartisma yapmak hakki var mi kimsede.? katledilen yahudiler ile ilgili, cok basit bir tartisma tertiplenmisti , hem de muhalifler tarafindan degil..ama yahudi cemaati, bu konu, tartisilabilecek bir konu degildir diyerek engelledi.
ayni dik durusu, ayni serefli tavri, Türk Milleti de göstermeli, Türkiye Cumhuriyeti devleti de göstermeli.
gene cok basit bir soru sorayim..benim dedem, köyünde taninmis biri iken, görüsmeye gittigi diger köydeki ermeni ceteciler tarafindan öldürülmüs..daha henüz tehcir falan yokken..ve cenazesi, bir hafta sonra, bizim köyümüze getirilerek topraga verilebilmis.simdi sorarim sana, hangi hakla, dedemin cesedi üzerinden yapilacak bir toplantiya izin verilebilir..kimin hakki var..Torun olarak, ben bu hakki vermiyorum.
isterse, devlet, askeri konularda bu hakki versin, kendi bilecekleri is ama öldürülen binlerce insanin sirtindan politika yapmasinlar.
@ Mahkeme Kararı
Bir mahkeme kararının ihlal edilmesinden bahsediyorsun, mahkemenin bu kararı vermeye yetkisi yoktu ki! Hukuka ve kanuna aykırı bir kararın yürütülmesi tabii ki göz ardı edilecek. Herkes haddini bilecek, bir mahkeme de bilecek
deniz,
hukuk bilgin oldugunu biliyorum.
mahkemeler yargilamayi yapip karar verirken, "türk milleti adina" basligini yazarlar..
hakimler, kararlarinda bagimsizdirlar..ayrica, bu karar sadece yürütnmeyi durdurma kararidir.
yanlissa, zaten üst mahkemede reddedilir..bilmiyorum haberin varmi..bu karar karsi acilan itiraz mahkemesi de reddedildi..yani sadece bu mahkeme degil, baska bir mahkeme de , yürütmeyi durdurma kararini uygun buldu.
******
herkes, benim hosuma giden / gitmeyen seklinde, mahkeme kararlarina etki etmeye baslarsa, bunun sonu nereye varir..hükümetin mahkemelre etki etmeye baslamasinin sonu nereye varir.
hukuk sistemi, yanlisini, kendi icinde düzeltecek kural ve kanunlara sahiptir.
köse yazari veya basbakan, mahkeme karari verecekse, mahkemelere ne lüzum yar.
Ancak eline vicdanına koyan herkes de, "vatan haini" hakaretinin en son Erdal İnönü'ye söylenebileceğini bilmeli..
bu cümlene sonuna kadar katiliyorum.
***********
Karşı soru: Fransa ve diğer soykırımcı ülkeler bizim tavrımızı belirleme bakımından ne derece doğru bir dayanak? Onlar yanlış yapıyorsa, bizde aynı yanlışa alet mi olalım?
hayir, elbetteki yapmayalim..ben fransa veya digerleri yapiyor/yapmiyorun tartismasinda degilim..benim meleketimde, benim gecmisimle ilgili bu önemli konuda, benim üniversitemde , gecmisime küfrettirmem.
bu kadar basit.
(toplantida anlatilanlari ve katilanlarin daha önce anlattiklarini inceledim ve okudum..bu yüzden gönül rahatligi ile söylüyorum)
****************
cok basit bir örnek söyleyeyim.
bir tanesi (hirant) diyor ki(kendisi türkiye ermenisi ve istanbulda) bir makalesinde.
"türkün pis kanindan bosalacak yeri ermeninin asil kani dolduracaktir."(argos gazetesi.)
Heftige Proteste gegen Armenier-Konferenz
Streit um Historiker-Tagung steht symbolisch für das Ringen zwischen türkischen Reformern und Konservativen
von Boris Kalnoky
Istanbul - Es wäre in jedem anderen Land eine langweilige Meldung. 300 Historiker tagten und debattierten über Ereignisse, die vor 90 Jahren stattfanden. In der Türkei jedoch ist dies eine Sensation. Denn das Thema der Konferenz ist die Frage, ob die Großväter und Urgroßväter der heutigen Türken den ersten Genozid der modernen Geschichte begingen, ob die Massaker an den Armeniern und deren Deportation 1915-1917 ein Völkermord waren.
Die Türkei widerspricht der Genozidthese vehement, und die Regierung hat eine Kampagne organisiert, um die Theorie zu entkräften. Von Völkermord an den Armeniern zu sprechen ist strafbar.
Immerhin, die Türkei gibt sich derzeit reformerisch und will EU-Mitglied werden. Historiker der Istanbuler Bogazici-Universität wollten das politische Tauwetter nutzen und organisierten eine Konferenz, zu der fast durchweg Kritiker der Regierungsthesen eingeladen wurden.
Das war im Mai und führte zu einem politischen Eklat: Justizminister Cicek nannte die Organisatoren "Verräter" und nannte die geplante Konferenz einen "Dolchstoß in den Rücken der Türkei". Links- und Rechtsextremisten drohten mit Gewalt. Die Konferenz wurde kurzerhand abgesagt.
Im Westen berichteten die Medien ausführlich über diesen neuerlichen "Beweis türkischer Unreife" für einen EU-Beitritt und werteten Ciceks Ausbruch als Ausdruck der Regierungspolitik.
Das scheint nicht zu stimmen, eher deuten die Ereignisse auf ein bitteres Ringen innerhalb der Regierung hin - Justizminister Cicek, der Justizapparat und Teile der Regierungspartei AKP gegen den Reformflügel und Ministerpräsident Recep Tayyib Erdogan.
Der Premier kritisierte die Absage der Organisatoren ("Es macht keinen Sinn, eine Konferenz zu vertagen, nur weil Herr Cicek seine persönliche Meinung gesagt hat") und nahm nach Informationen der türkischen Zeitung "Milliyet" persönlich Kontakt mit der Universität auf. Erdogan sagte deren Leitern, die Konferenz "müsse" stattfinden, bevor die Beitrittsverhandlungen mit der EU am 3. Oktober beginnen.
Vom Minister beschimpft, aber vom Ministerpräsidenten gedrängt, nahmen die Historiker einen zweiten Anlauf. Wieder stießen sie auf den Widerstand der Justiz. Ein Gericht untersagte am Donnerstag die Tagung und verlangte Beweise, ob die Teilnehmer denn auch "qualifiziert" seien. Daß auch Justizminister Cicek das gut fand und daß er damit in Widerspruch zu Erdogan stand, zeigte sich, als er von Journalisten gefragt wurde, wie er die Entscheidung des Gerichts finde: "Wenn ich darauf antworte, werdet ihr schreiben, es gebe Meinungsunterschiede zwischen Cicek und der Regierung", sagte er.
Das klingt flapsig, aber es gibt wirklich ein bitteres Kräftemessen zwischen dem Reformer Erdogan und Teilen des oft sehr konservativen Justizapparats. Erdogan beklagte auch die Entscheidung eines Istanbuler Gerichts, den Schriftsteller Orhan Pamuk anzuklagen. Ihm drohen drei Jahre Gefängnis - weil er es wagte zu sagen, in der Türkei seien 30 000 Kurden und eine Million Armenier umgebracht worden.
Was die Armenienkonferenz betrifft: Die Organisatoren umgingen das Gerichtsurteil, indem sie den Tagungsort einfach verlegten. Das hätten sie vielleicht nicht getan, wenn sie nicht gewußt hätten, daß sie Rückendeckung von Erdogan persönlich haben.
Die Konferenz selbst verlief in gedämpfter Stimmung, und keiner der Historiker wagte es, das Wort "Genozid" auszusprechen. Nationalisten und Linksextreme empfingen die Teilnehmer mit fliegenden Eiern und Tomaten. Außenminister Abdullah Gül, der eigentlich persönlich kommen wollte, ließ lieber eine Botschaft verlesen. Darin wünschte er sich, die Konferenz möge dazu beitragen, folgendes klarzumachen: daß "imperialistische und koloniale Kräfte" gegen Ende des Osmanischen Reiches bemüht waren, die "ethno-religiösen Sensibilitäten der Völker" auszunutzen. Auf deutsch: Die Großmächte wollten die Türkei teilen, indem sie die Minderheiten aufwiegelten, und tragen daher Schuld am Blutvergießen.
Gül wollte dies der "jungen Generation eine Lehre" sein lassen - wohl ein Fingerzeig darauf, daß er es für denkbar hält, manche Westmächte könnten ähnliches erneut versuchen, diesmal mit den Kurden, um einen EU-Beitritt der Türkei zu verhindern.
Artikel erschienen am Mo, 26. September 2005
http://www.welt.de/data/2005/09/26/780840.html
Heftige Proteste gegen Armenier-Konferenz
Streit um Historiker-Tagung steht symbolisch für das Ringen zwischen türkischen Reformern und Konservativen
von Boris Kalnoky
Von Völkermord an den Armeniern zu sprechen ist strafbar.
...
Artikel erschienen am Mo, 26. September 2005
http://www.welt.de/data/2005/09/26/780840.html
Der gute Boris... sollte mal armenische Nachrichten lesen:
TURKEY TO CANCEL CRIMINAL PUNISHMENT FOR ARMENIAN GENOCIDE RECOGNITION CLAIMS
The OSCE Representative on Freedom of the Media, Miklos Haraszti, today praised the Turkish authorities for introducing important changes to the new Penal Code. Relating to Article 305 on "offences against fundamental national interests", the Representative noted with satisfaction that two examples in the explanatory "Reasoning Document" - making it a crime to demand the withdrawal of Turkish troops from Cyprus or to claim that Armenians were exposed to genocide - have been removed. To note, he revised Turkish Penal Code was finally approved by parliament on Wednesday, 29 June.
http://www.armtown.com/news/en/pan/20050708/14078/ (http://www.armtown.com/news/en/pan/20050708/14078/)
http://www.politikcity.de/forum/showthread.php?t=2870
Historikerzunft
23.11.05, 11:07
http://www.basin.gazi.edu.tr/dresim/ermeni.jpg
GAZİ ÜNİVERSİTESİ Atatürk Araştırma ve Uygulama Merkezi Türk-Ermeni İlişkilerinin Gelişimi ve 1915 Olayları Uluslararası Sempozyumu
23-25 Kasım 2005
Die Konferenz kann man sich auf TRT- INT ansehen!
YER: Mimar Kemaleddin Salonu, Gazi Üniversitesi Beşevler/
Rektörlük Kampüsü
PROGRAM
23 KASIM 2005
09.30-10.45 Açılış
10.45-11.00 Ara
11.00-12.45 I.Oturum
Oturum Başkanı: Prof.Dr. Hikmet Özdemir
Konuşmacılar:
Prof.Dr. Reşat Genç (Gazi Üniversitesi)
“Türk-Ermeni İlişkilerinin İlk Dönemleri ve Gregoryan Kıpçaklar”
Prof.Dr. Norman Stone (Koç Üniversitesi)
“Historian of Armenian Questions”
Prof.Dr.Temuçin Faik Ertan (Ankara Üniversitesi)
“Osmanlı Devlet Kadrolarında Ermeniler”
Doç.Dr. Haluk Selvi (Sakarya Üniversitesi)
“Ermeni Çete Faaliyetleri 1900-1918”
Alexander Dugin (Rusya Federasyonu Duma Meclisi
İnceleme Komisyonu Başkanı)
“Büyük Ortadoğu Projesine Avrasyacı Cevap”
12.45-13.45 Yemek Arası
14.00-15.45 II.Oturum
Oturum Başkanı: Şükrü Elekdağ
Konuşmacılar:
Doç.Dr.Kalerya Antonninovna Belova (Moskova Devlet Üniv.)
“I.Dünya Savaşında Kafkas Cephesinde Savaşanların Çıkarları”
Prof.Dr.Hikmet Özdemir (ATASE)
“Seferberlik İlanından Rus İşgaline Kadar Ermeni Milislerle Çatışmalar”
Hasan Kundakçı (E.Korgeneral)
“Yer Değiştirme, Sevk ve İskan Kanunu (Tehcir) Nedenleri ve Uygulaması”
Prof.Dr.Guenther Lewy (Massasuchets University)
“What We Know and What We Don't Know About the Events of 1915”
15.45-16.00 Ara
16.00-17.45 III.Oturum
Oturum Başkanı: Gündüz Aktan
Konuşmacılar:
Prof.Dr.Sina Akşin (Ankara Üniversitesi)
“Olmamış Soykırımı Kabul Etme Hastalığı”
Prof.Dr.Baskın Oran (Ankara Üniversitesi)
“Son Tabunun Kökenleri: Türkiye Kamuoyunun Ermeni Sorunundaki
Tarihsel-Psikolojik Tıkanışı”
Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu (T.T.K. Başkanı)
“Ermeni Soykırım İddiaları, Önyargı ve Yaklaşımlar”
Yrd.Doç.Dr .İnanç Atılgan (TOBB Üniversitesi)
“Siyasi Bir İhtilafa Bilimsel Çalışmalar Çözüm Getirebilir mi?”
Ömer E. Lütem (ASAM Ermeni Araştırmaları Enst. Bşk E.Büyükelçi)
“Ermeni Sorununun Türkiye-AB İlişkilerine Etkisi”
24 KASIM 2005
09.00-10.45 IV.Oturum
Oturum Başkanı: Halil Şıvgın
Konuşmacılar:
Doç.Dr.Yusuf Sarınay (Devlet Arşivleri Genel Müd.)
“Ermeni Tehciri ve Yargılamalar” 1915- 1916
Dr.N.Bilal Şimşir (E.Büyükelçi)
“Malta Sürgünleri ve Ermeni İddiaları”
Yrd.Doç.Dr.Feridun Ata (Selçuk Üniversitesi)
“Divan-ı Harbi Örfi Mahkemesinde Yapılan Tehcir Yargılamaları, Ermeni Soykırımı İddialarına Bir Delil Olabilir mi?”
Şükrü Elekdağ (E.Büyükelçi-Milletvekili)
“Ermeni Soykırım İddiasının Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirilmesi”
Prof.Dr.Türkkaya Ataöv (E.Öğretim Üyesi)
“Özgür Tartışmadan Yanayım Kişisel Deneyimlerimle…”
10.45-11.00 Ara
11.00-12.45 V.Oturum
Oturum Başkanı: Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu
Konuşmacılar:
Prof.Dr.Fikret Adanır (Ruhr Üniversitesi-Bochum)
“Ermeni Soykırım Tartışmaları ve Tarihçilik”
Gündüz Aktan (E.Büyükelçi, ASAM Bşk.)
“Ermeni Soykırım İddiaları: Hukuki ve Psikolojik Yaklaşımın Kesiştiği Nokta”
Prof.Dr.Anıl Çeçen (Ankara Üniversitesi)
“Bir Devlet Politikası Olarak Ermeni Sorunu”
Dr.Günay Evinch (Avukat-ABD)
“ABD'de İfade Özgürlüğü Üzerindeki Ermeni Baskısı ve Massasuchets'de Türkler Tarafından Açılan Dava”
Gaullaume Albert Houriet (Parlamenter, İsviçre)
“İsviçre Milli Meclisi (Nationaliat)'nin Ermeni Katliamını Tanıma Kararı ve Irkçılık Üzerine”
12.45-13.45 Yemek Arası
14.00-15.45 VI.Oturum
Oturum Başkanı: Ömer LÜTEM
Konuşmacılar:
Doç.Dr. Mehmet Yuva (Şam Üniversitesi)
“Suriye ve Lübnan Ermenilerinin Konuya Yaklaşımları”
PhD. Hakan Yavuz (Utah Üniversitesi)
“Genel Olarak Soykırım Kavramı ve Bunun Politikleştirilmesi”
Prof.Dr. Faysal Kaltum (Şam Üniv., Meclis Anayasa Komisyonu Bşk.)
“Batı Politikalarında Azınlık Meselesi”
Nazım İbrahimov (Azerbaycan Diasporasından Sorumlu Devlet Bak.)
“Türkiye ve Azerbaycan Diasporasının Ortak Kaygıları”
Prof.Dr. Kemal Çiçek (TTK)
“Ermeni Penceresinden Türkiye ile Uzlaşma Şartları”
15.45-16.00 Ara
16.00-17.45 VII.Oturum
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Bayram Kodaman
Konuşmacılar:
Prof.Dr. Hasan Guliyev (E.Öğretim Üyesi)
“Ermeni Milliyetçiliğinin Kökleri ve Nedenleri”
Sabir Rüstem Hanlı (Azerbaycan Milletvekili)
“Ermenilerin Azerbaycan da Yaptıkları Soykırım”
Prof.Dr. Nesip Nesipli (Hazar Üniversitesi)
“Azerbaycan ve Ermeni Sorunu”
Yrd.Doç.Dr. Ender Gökdemir (Gazi Üniversitesi)
“Elviye-i Selase'de ve Azerbaycan'da Ermeni Katliamları”
Prof.Dr.Aygün Attar (Kütahya Dumlupınar Üniversitesi)
“Azeri Kaçkınlarının Dramı”
25 KASIM 2005
09.00-10.45 VIII.Oturum
Oturum Başkanı: Dr. N.Bilal Şimşir
Konuşmacılar:
Prof.Dr. Stanford Shaw (Bilkent Üniversitesi)
“The Ottoman Holocaust”
Aytunç Altındal (Araştırmacı-Yazar)
“Genocide, Soykırım ve Holocaust Kavramlarının Açılımı”
Onur Öymen (E.Büyükelçi-Milletvekili)
“Ermeni Meselesinin Dünü Bugünü”
Prof.Dr. Refet Yinanç (Gazi Üniversitesi)
“1965'ten Günümüze Ermeni Sorunun Siyasallaşması (1973'ten İtibaren Türk Diplomatlarına Yönelik Katliamlar)”
10.45-11.00 Ara
11.00-12.45 IX. Oturum
Oturum Başkanı: Prof.Dr.Enver Konukçu
Konuşmacılar:
Prof.Dr. Bayram Kodaman (Süleyman Demirel Üniversitesi)
“Ermeni Macerası”
Doç.Dr. Vahdet Keleşyılmaz (Gazi Üniversitesi)
“1914-1915 Ermeni Sorunu Bağlamında Teşkilat-ı Mahsusa”
Yrd.Doç Dr. Şenol Kantarcı (Süleyman Demirel Üniversitesi)
“Sevk ve İskan Kararına Giden Yolda Oldukça Önemli Bir Olay: II.Van İsyanı”
Dr. Atahan Paşayev (Azerbaycan Milli Arşiv İdaresi Genel Müd.)
“Rusya Menbeleri (Kaynakları) Ermeni Milliyetçi Partilerinin Türk-Müslüman Halklarına Karşı Katliamların Gerçekleştirilmesindeki Rolü”
Mehmet Perinçek (Moskova Uluslararası İlişkiler Devlet Enstitüsü)
“Sovyet-Ermeni Kaynaklarında Taşnaksütyun Gerçeği”
12.45-13.45 Yemek Arası
14.00-15.45 X.Oturum
Oturum Başkanı: Prof.Dr.Kemal Çiçek
Konuşmacılar:
Prof.Dr. Viyaceslav Silikov (Moskova Devlet Üniversitesi)
“Armenian Millet in the First Half of the 19th Century and its Relations With Ottoman Authorities”
Nizami Caferov (Azerbaycan Atatürk Merkezi Bşk.)
“Ermeni Problemi: Etnos'tan Siyasete”
Prof.Dr. Mehmet Saray (Atatürk Araştırma Merkezi Bşk.)
“Atatürk ve Ermeni Sorunu”
Prof.Dr. Süleyman Beyoğlu (Marmara Üniversitesi)
“Sevr ve Lozan'da Ermeni Sorunu”
Mustafa Özbek (Türk-Metal Sendikası Bşk.)
“Sendikacı Gözüyle Ermeni İddialarının Değerlendirilmesi”
15.45-16.00 Ara
16.00-17.45 XI.Oturum
Oturum Başkanı: Prof.Dr.Reşat Genç
Konuşmacılar:
Prof.Dr. Selahi Sonyel (Londra Near East Üniversitesi)
“Türkiye'nin AB Üyeliği, İngiliz Gizli Belgelerinde I.Dünya Savaşı Döneminde Türk-Ermeni İlişkileri”
Prof.Dr. Enver Konukçu (Atatürk Üniversitesi)
“Ermeniler ve Erzurum 1916-1918”
Dr. Ali Güler (E.Albay, ART TV)
“AB-Türkiye İlişkileri Kapsamında Ermeni Sorunu”
Doğu Perinçek (İşçi Partisi Genel Bşk.)
“İsviçre'nin Ermeni Sorunundaki Tutumunun Değerlendirilmesi”
Nejla GÜNAY (Gazi Üniversitesi)
“1895 Zeytun İsyanı”
SEMPOZYUM DÜZENLEME KURULU
Prof.Dr. Kadri Yamaç Gazi Üniversitesi Rektörü
Prof.Dr. Hale Şıvgın Gazi Üniversitesi Atatürk Arş. Merkezi Müdürü
Prof.Dr. Yusuf Halaçoğlu Türk Tarih Kurumu Başkanı
Şükrü Elekdağ E.Büyükelçi- CHP Milletvekili
Halil Şıvgın Sağlık E. Bakanı- Türk Dünyasında Demokrasiyi Geliştirme Vakfı Başkanı
Ömer Engin Lütem E. Büyükelçi- ASAM Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Başkanı
Prof.Dr. Reşat Genç Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Doç.Dr. Yusuf Sarınay Devlet Arşivleri Genel Müdürü
Prof.Dr. Kırali Mürtezaoğlu Gazi Üniversitesi Genel Sekreteri
Mike Hammer
23.11.05, 11:20
Richtig viele Armenier dabei.
Historikerzunft
23.11.05, 11:33
Richtig viele Armenier dabei.
Die meisten Armenier werden an der Diskussion teilnehmen und keinen eigenen Vortrag halten. Zugleich sollte der Herr mal die Äuglein aufmachen, dann wird er erkennen, dass auch Kritiker der türkischen Position dort zu Worte kommen (Fikret Adanir zum Beispiel).
Schade, habs im TV verpasst. War um 9.30 türkische Zeit.
Leute ruhigggg :) *peacesmiley*
Historikerzunft
13.02.06, 22:16
Kein Text.
Armenian Historians Refuse to Participate in Armenian Genocide Conference in Istanbul
/PanARMENIAN.Net/ The Armenian scientists do not consider necessary to take part in the Armenian Genocide conference initiated by Istanbul University, head of the Turkish department of the Institute of History of the Armenian National Academy of Sciences, Doctor Ruben Safrastyan told PanARMENIAN.Net reporter. In his words, invitations of the kind are not new for Armenian scientists. “Turkey exerts every effort to reduce the Armenian Genocide issue to the discussions of historians. This tendency received a new impulse after the famous letter sent by Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan to Armenian President Robert Kocharian. The Turkish Premier proposed to form a committee of historians to clarify whether the Genocide took place or not. For us this fact is a historical reality and participation in such a conference would mean to question Armenia’s position,” Safrastyan said. He also added that the Istanbul University is the most conservative university in Turkey. So, the conduction of the conference there tells of the importance Turkey attaches to the Armenian Genocide issue.
Quelle: http://www.panarmenian.net/news/eng/?nid=16396
Was soll man dazu noch sagen? Keiner, kein einziger armenischer Historiker traut sich an dieser Konferenz teilzunehmen. Wenn man doch so sehr im recht ist, dann müsste es doch für diese "Profis" kein Problem sein all die "Leugner" in die Schranken zu verweisen.
Die Haltung der "armenischen Seite" zeigt eindeutig, wer dieses Thema tabuisiert und jeden Dialog unmöglich machen will.
Vielleicht mal ein Artikel Hr. Kalnoky?
These 1: In der Türkei dürfen keine Thesen, die der offiziellen Widersprechen ausgesprochen werden ist nicht mehr haltbar
These 2: Die Türken seinen an einer Geschichtsaufarbeitung nicht interessiert ist nicht haltbar
Armenian Historians Refuse to Participate in Armenian Genocide Conference in Istanbul
/PanARMENIAN.Net/ The Armenian scientists do not consider necessary to take part in the Armenian Genocide conference initiated by Istanbul University, head of the Turkish department of the Institute of History of the Armenian National Academy of Sciences, Doctor Ruben Safrastyan told PanARMENIAN.Net reporter. In his words, invitations of the kind are not new for Armenian scientists. “Turkey exerts every effort to reduce the Armenian Genocide issue to the discussions of historians. This tendency received a new impulse after the famous letter sent by Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan to Armenian President Robert Kocharian. The Turkish Premier proposed to form a committee of historians to clarify whether the Genocide took place or not. For us this fact is a historical reality and participation in such a conference would mean to question Armenia’s position,” Safrastyan said. He also added that the Istanbul University is the most conservative university in Turkey. So, the conduction of the conference there tells of the importance Turkey attaches to the Armenian Genocide issue.
Quelle: http://www.panarmenian.net/news/eng/?nid=16396
Was soll man dazu noch sagen? Keiner, kein einziger armenischer Historiker traut sich an dieser Konferenz teilzunehmen. Wenn man doch so sehr im recht ist, dann müsste es doch für diese "Profis" kein Problem sein all die "Leugner" in die Schranken zu verweisen.
Die Haltung der "armenischen Seite" zeigt eindeutig, wer dieses Thema tabuisiert und jeden Dialog unmöglich machen will.
Damit wäre das nach den zwei vorherigen internationalen Historiker-Konferenzen die dritte, die seitens der Armenier geflissentlich gemieden wird. Die Konferenz in Istanbul wäre überhaupt DIE Gelegenheit gewesen, die Fakten mal auf den Tisch zu legen und Überzeugungsarbeit Vor-Ort zu leisten! Umso mehr bin ich jetzt über das Verhalten Armeniens erstaunt.
Vielleicht mal ein Artikel Hr. Kalnoky?
These 1: In der Türkei dürfen keine Thesen, die der offiziellen Widersprechen ausgesprochen werden ist nicht mehr haltbar
These 2: Die Türken seinen an einer Geschichtsaufarbeitung nicht interessiert ist nicht haltbar
Ja meric das ist ein Thema. Ich war ja noch beim Sammeln der Stimmen wie denn die Historikerkommission funktionieren könnte. Mir dämmert aber seit ca 2 Wochen daß die Armenier nicht interessiert sind. Damit verabschieden sie sich von der Führungsrolle in der Debatte und begeben sich in die Defensive.
oky
Der Schakal
13.02.06, 23:04
Ja meric das ist ein Thema. Ich war ja noch beim Sammeln der Stimmen wie denn die Historikerkommission funktionieren könnte. Mir dämmert aber seit ca 2 Wochen daß die Armenier nicht interessiert sind. Damit verabschieden sie sich von der Führungsrolle in der Debatte und begeben sich in die Defensive.
oky
Könnten sie das bitte ein wenig präzisieren?
Naja ich bin froh das jemandem langsam die Augen aufgehen ... :lach:
Damit wäre das nach den zwei vorherigen internationalen Historiker-Konferenzen die dritte, die seitens der Armenier geflissentlich gemieden wird. Die Konferenz in Istanbul wäre überhaupt DIE Gelegenheit gewesen, die Fakten mal auf den Tisch zu legen und Überzeugungsarbeit Vor-Ort zu leisten! Umso mehr bin ich jetzt über das Verhalten Armeniens erstaunt.
Das ist eine Duplizität der Ereignisse vor der Istanbuler Konferenz von 2000. Damals hatten sich die Herrschaften allerdings nicht einmal dazu bequemt abzusagen. Tessa Hofmann wird übrigens dort sein. Ich bin auch neugierig, ob all die im Ausland lebenden Armenier diesem faktischen Boykottaufruf folgen werden.
Ja meric das ist ein Thema. Ich war ja noch beim Sammeln der Stimmen wie denn die Historikerkommission funktionieren könnte. Mir dämmert aber seit ca 2 Wochen daß die Armenier nicht interessiert sind. Damit verabschieden sie sich von der Führungsrolle in der Debatte und begeben sich in die Defensive.
oky
Führungsrolle?
Na ja... vor mir liegt gerade "Die Hintergrundgeschichte zu Botschafter Morgenthaus Memoiren" von Heath W. Lowry. Das Buch bzw. die Abhandlung erschien 1991 und sollte Morgenthaus "Augenzeugenberichte" spätestens seit 15 Jahren ins Reich der Märchen katapultiert haben.
Dennoch werden sie auf fast jeder armenischen "Erinnungswebseite" oder auch in zig Büchern auf Morgenthau stoßen. Ich habe sogar auf Arte eine Dokumentation gesehen, die fast nur Morgenthau zitiert hat.
Na ja, eine gewisse Führungsrolle haben die Armenier schon.
Ach ja, ich überarbeite gerade den Text und poste das gleich...
Da gibt es nichts zu präzisieren. Wer Diskussion um Fakten meidet, der tut sich keinen Gefallen. Die Armenier müssen sich sagen lassen daß im Rahmen der EU-Kandidatur der Türkei die goldene Gelegenheit besteht, so richtig die Fakten aufzutischen und die Türken in die Pfanne zu hauen. Das passiert nicht, statt dessen Rückzug aus jeder Debatte. Die Schlußfolgerung scheint evident.
oky
Da gibt es nichts zu präzisieren. Wer Diskussion um Fakten meidet, der tut sich keinen Gefallen. Die Armenier müssen sich sagen lassen daß im Rahmen der EU-Kandidatur der Türkei die goldene Gelegenheit besteht, so richtig die Fakten aufzutischen und die Türken in die Pfanne zu hauen. Das passiert nicht, statt dessen Rückzug aus jeder Debatte. Die Schlußfolgerung scheint evident.
oky
Wobei natürlich jetzt auch, jenseits der Historischen Debatte auch folgendes klarer werden wird.
Geht es den Ländern, die die Türkei zum offenen Umgang mit der Geschichte fordern tatsächlich um die "Wahrheit" oder sind das nur wieder "technische Hilfsmittel" im grossen Politikspiel?
Ja meric das ist ein Thema. Ich war ja noch beim Sammeln der Stimmen wie denn die Historikerkommission funktionieren könnte. Mir dämmert aber seit ca 2 Wochen daß die Armenier nicht interessiert sind. Damit verabschieden sie sich von der Führungsrolle in der Debatte und begeben sich in die Defensive.
oky
Lieber Herr Kalnoky, die Armenier selber hatten nie die Führungsrolle in dieser Angelegenheit. Sie haben lediglich das getan, was jeder getan hätte: 1. von der Passivität der Türken profitiert; 2. die "Narrenfreiheit" genutzt, die ihnen vom Rest der Welt in unverantwortlicher Art und Weise und sehr bereitwillig zugebilligt wurde. Und das sich insbesondere in dieser letzten Frage etwas änderte, sehe ich noch nicht.
Wobei natürlich jetzt auch, jenseits der Historischen Debatte auch folgendes klarer werden wird.
Geht es den Ländern, die die Türkei zum offenen Umgang mit der Geschichte fordern tatsächlich um die "Wahrheit" oder sind das nur wieder "technische Hilfsmittel" im grossen Politikspiel?
Dieses Terrain überlasse ich Ihnen :) Ich bin geographisch auf Demnächst-Europa beschränkt :)
Da gibt es nichts zu präzisieren. Wer Diskussion um Fakten meidet, der tut sich keinen Gefallen. Die Armenier müssen sich sagen lassen daß im Rahmen der EU-Kandidatur der Türkei die goldene Gelegenheit besteht, so richtig die Fakten aufzutischen und die Türken in die Pfanne zu hauen. Das passiert nicht, statt dessen Rückzug aus jeder Debatte. Die Schlußfolgerung scheint evident.
oky
Die Frage ist doch eher, ob andere denn auch bereit sind, diese evidente Schlussfolgerung zu ziehen. Daran hapert es doch eigentlich.
deryatulga
13.02.06, 23:19
Da gibt es nichts zu präzisieren. Wer Diskussion um Fakten meidet, der tut sich keinen Gefallen. Die Armenier müssen sich sagen lassen daß im Rahmen der EU-Kandidatur der Türkei die goldene Gelegenheit besteht, so richtig die Fakten aufzutischen und die Türken in die Pfanne zu hauen. Das passiert nicht, statt dessen Rückzug aus jeder Debatte. Die Schlußfolgerung scheint evident.
oky
Bedienen Sie sich ein wenig von dieser Seite. Die Armenier machen in die Hosen, weil denkende türkische Köpfe sich nicht mehr vom türkischen Staat und Grosskapital an die Kandare nehmen lassen. Wenn ich mir dabei überlege, was für ein Leichtgewicht zB Taner Akcam ist, gebe ich ihnen sogar Recht.
Aufruf zum weiterleiten an aktive Unterstützer mit dem Ziel eine Protestmailingkampange an Jacoba Atlas, die Vizepräsidentin der US PBS-FernsehProgrammgestaltung, zu senden, um die direkt im Anschluß an der Übertragung des Films von Andrew Goldberg „The Armenian Genocide“ americaweit am 17.April 2006 vorgesehenen Podiumsdiskussion mit zwei Genozidleugner zu stoppen.
Harut Sassunian schreibt: All diejenigen, die um die Aufrechterhaltung der Wahreit sorgen, dürfen den PBS-Sender nicht erlauben, die Wahrheit des Genozids an den Armeniern unter Einfluss der türkischen Regierung und der von ihr entlohnten Flinten in Frage zu stellen.
Teilnahme am Petitionsschreiben auf :
http://www.petitiononline.com/pbspanel/petition.html (http://www.anonym.to/?http://www.petitiononline.com/pbspanel/petition.html)
Lieber Herr Kalnoky, die Armenier selber hatten nie die Führungsrolle in dieser Angelegenheit. Sie haben lediglich das getan, was jeder getan hätte: 1. von der Passivität der Türken profitiert; 2. die "Narrenfreiheit" genutzt, die ihnen vom Rest der Welt in unverantwortlicher Art und Weise und sehr bereitwillig zugebilligt wurde. Und das sich insbesondere in dieser letzten Frage etwas änderte, sehe ich noch nicht.
Lieber Cem,
ich meinte es eher umgangssprachlich. Derjenige "führt", dessen Meinung abfärbt. Ersetzen Sie also "Führungsrolle" mit "Meinungsführerschaft".
Entscheidend kann durchaus die Passivität der Türken gewesen sein, die mir übrigens niemand jemals zufriedenstellend erklären konnte. Da muß man dem westlichen Durchschnittsbürger auch ein wenig nachsehen, wenn er demjenigen glaubt, derr ein Verbrechen anprangert, während der Beschuldigte bedröppelt schweigt.
oky
Der Schakal
13.02.06, 23:27
...
Da muß man dem westlichen Durchschnittsbürger auch ein wenig nachsehen, wenn er demjenigen glaubt, derr ein Verbrechen anprangert, während der Beschuldigte bedröppelt schweigt.
So siehts aus ...
Ich verstehe diese Menschen nicht. Da wird dieses Thema in einer der bedeutendsten türkischen Universitäten diskutiert und einige Herrschaften rufen zum Boykott auf.
Wovor haben die revisionistischen Historiker eigentlich Angst? Davor, dass viele Menschen eine andere Meinung haben und sie zur Debatte stellen?
Debatte? Es ist seit geraumer Zeit erklärtes Ziel, jede Debatte zu umgehen.
Historikerzunft
13.02.06, 23:33
Debatte? Es ist seit geraumer Zeit erklärtes Ziel, jede Debatte zu umgehen.
Das einzige Ziel scheint zu sein, dass die Türkei einen Völkermord anerkennt, gleichgültig, ob daran die Wissenschaft/ Meinungsfreiheit zu Grunde geht.
Entscheidend kann durchaus die Passivität der Türken gewesen sein, die mir übrigens niemand jemals zufriedenstellend erklären konnte. Da muß man dem westlichen Durchschnittsbürger auch ein wenig nachsehen, wenn er demjenigen glaubt, derr ein Verbrechen anprangert, während der Beschuldigte bedröppelt schweigt.
oky
Ich rede auch nicht vom Durchschnittsbürger, werter Herr Kalnoky, sondern von westlichen Historikern und der politischen Klasse.
Ich persönlich bin schlichtweg zu jung, um authentisch beurteilen zu können, warum wir Türken zumindest ab der 2. Hälfte des 20. Jahrhunderts das Maul nicht aufbekommen haben. Darüber kann ich letztlich nur mutmaßen.
Führungsrolle?
Na ja... vor mir liegt gerade "Die Hintergrundgeschichte zu Botschafter Morgenthaus Memoiren" von Heath W. Lowry. Das Buch bzw. die Abhandlung erschien 1991 und sollte Morgenthaus "Augenzeugenberichte" spätestens seit 15 Jahren ins Reich der Märchen katapultiert haben.
Dennoch werden sie auf fast jeder armenischen "Erinnungswebseite" oder auch in zig Büchern auf Morgenthau stoßen. Ich habe sogar auf Arte eine Dokumentation gesehen, die fast nur Morgenthau zitiert hat.
Na ja, eine gewisse Führungsrolle haben die Armenier schon.
Ach ja, ich überarbeite gerade den Text und poste das gleich...
Das ist die simple und altbewährte Taktik. Sie ignorieren einfach. Man mag von Lowry halten was man will, zumindest hätte seine Arbeit eine Kritik oder eine wie auch immer geartete inhaltliche Stellungnahme verdient. Der Mann ist nicht nur Princeton-Historiker, er ist in all den Jahrzehnten auch der erste gewesen, der sich mit Morgenthau kritisch und fundiert auseinandergesetzt hat. Es gibt meines Wissens nicht eine einzige Stellungnahme von Seiten der "Genozidfraktion" zu seiner Arbeit, stattdessen unendlich viel Polemik gegen die Person, zum Teil weit unter die Gürtellinie zielend. Und das seit nunmehr 15 Jahren.
Historikerzunft
13.02.06, 23:55
Lieber Cem,
ich meinte es eher umgangssprachlich. Derjenige "führt", dessen Meinung abfärbt. Ersetzen Sie also "Führungsrolle" mit "Meinungsführerschaft".
Entscheidend kann durchaus die Passivität der Türken gewesen sein, die mir übrigens niemand jemals zufriedenstellend erklären konnte. Da muß man dem westlichen Durchschnittsbürger auch ein wenig nachsehen, wenn er demjenigen glaubt, derr ein Verbrechen anprangert, während der Beschuldigte bedröppelt schweigt.
oky
[...] Trygaios: Weswegen sind die Götter ausgezogen?
Hermes: Aus Ärger über Griechenland. Sie lassen hier, wo sie sonst selbst gewesen, jetzt den Krieg logieren. Er solle mit euch machen, was er will. Sie selber zogen möglichst hoch hinauf, mit ansehn wollten sie nicht länger euer Kämpfen und eure Bitten nicht mehr hören.
Trygaios: Weswegen taten sie das uns? Das mir noch!
Hermes: Weil ihr vom Krieg nicht ließt, als jene schon mehrmals Frieden machen wollten. Doch wenn gerade Sparta ein wenig nur im Vorteil war, so sagten sie: „ Bei Kastor und bei Polluxm das Athenerlein soll büßen!“ Doch hatten die Athener Erfolg, und kamen die Spartaner, wollten Frieden, so sagtet ihr sofort: „Das ist ein Trick!“ Bei der Athene und bei Zeus, da machen wir nicht mit. Die kommen wieder, wenn wir kompromisslos sind.“
Trygaios: Das tönt nach Wahlparolen!
Hermes: Drum weiß ich nicht, ob ihr die Friedenszeit je wiedersehen werdet.
Traygaios: Wieso? Wo ist sie hin?
Hermes: Der Krieg hat sie tief in ein Loch gesperrt. [...]
______________________________ ____________________ ___
Quelle: Aristophanes, Der Frieden (Eirene). Komödie, übersetzt u. hrsg. v. Christoph Jungck, Stuttgart 1989.
Ich bin aber alt genug und kenne ich mich in diesem Metier genug aus, um auf Mutmassungen zu verzichten. Es ist für die heutige Generation lebenswichtig zu erfahren, wer wessen Mund weshalb und wie verstopft hat. Eminent genug ist die Frage, wie man Nullitäten wie Taner Akcam aufgebaut und unter Denkmalschutz gestellt hat, ohne seine Pendants wie Halil Berktay, Baskin Oran und nicht zuletzt Hikmet Özdemir zu vergessen. Es ist an der Zeit schonungslos Tacheles zu reden.
Denkst du wirklich, dass es darauf eine einzige und einheitliche Antwort gibt? Laß mal die gegenwärtigen Marionetten und Namen beiseite. Ich denke einfach, die ersten paar Jahrzehnte hat es niemanden wirklich interessiert, man hatte wichtigeres zu tun. Zudem hat in diesen ersten Jahrzenten ja auch armenischerseits niemand derlei Vorwürfe erhoben. Die zwei Jahrzehnte zwischen 1950 bis zum Ausbruch des ASALA-Terrors in den 70-ern, diese Zeit interessiert mich. Da hat man die Angelegenheit verschlafen oder nicht ernst genug genommen. Und zwischenzeitlich war auch das Wissen darum mehr oder weniger verkümmert. Was sich in Folge des 80-er Putsches ereignet hat, steht wiederum auf einem anderen Blatt. Da war das Kind aber auch schon längst in den Brunnen gefallen. Zudem hat es zumindest von 83 bis 86 einige ernsthafte Publikationen türkischerseits gegeben (Gürün, Orel/ Yuca, Sonyel), die auch in Englisch erschienen sind. Die älteste Aktenpublikation des BOA, die ich im Bücherregal zu diesem Thema habe, ist von 84, auch gut 500 Seiten stark. Viele Fragezeichen stehen ab dem Jahr 1986 im Raum, nur bezweifele ich, dass wir darauf jemals eine befriedigende und abschliessende Antwort erhalten werden.
Da gibt es nichts zu präzisieren. Wer Diskussion um Fakten meidet, der tut sich keinen Gefallen. Die Armenier müssen sich sagen lassen daß im Rahmen der EU-Kandidatur der Türkei die goldene Gelegenheit besteht, so richtig die Fakten aufzutischen und die Türken in die Pfanne zu hauen. Das passiert nicht, statt dessen Rückzug aus jeder Debatte. Die Schlußfolgerung scheint evident.
oky
Ich glaube Schakals Bitte um Präzisierung bezog sich eher auf Ihre Aussage, demnach Ihnen "seit gut zwei Wochen dämmert", dass da kein Interesse an einer ernsthaften Debatte besteht; eine Andeutung, die ja bestimmte konkrete Ereignisse und Erfahrungen in diesen 14 Tagen vermuten lässt.
Abbas Mirza
14.02.06, 00:56
Wie lange wollen sich eigentlich die Armenier noch vor der Wahrheit verstecken?
Und wie lange will "der Westen" noch bei dieser Komödie mitmachen?
Tatsache ist die armenischen Behauptungen die im Westen auch eins zu eins so widergegeben werden sind wissenschaftlich nicht haltbar und das wird jeder Wissenschaftler im eigentlichen Sinne bestätigen!
So aber wir möchten diese Debatte zu Ende denken und zu ende führen wie sieht es mit den 2,5 Millionen Opfern unserer Seits aus? Hmmm?
deryatulga
14.02.06, 01:06
Denkst du wirklich, dass es darauf eine einzige und einheitliche Antwort gibt? Laß mal die gegenwärtigen Marionetten und Namen beiseite. Ich denke einfach, die ersten paar Jahrzehnte hat es niemanden wirklich interessiert, man hatte wichtigeres zu tun. Zudem hat in diesen ersten Jahrzenten ja auch armenischerseits niemand derlei Vorwürfe erhoben. Die zwei Jahrzehnte zwischen 1950 bis zum Ausbruch des ASALA-Terrors in den 70-ern, diese Zeit interessiert mich. Da hat man die Angelegenheit verschlafen oder nicht ernst genug genommen. Und zwischenzeitlich war auch das Wissen darum mehr oder weniger verkümmert. Was sich in Folge des 80-er Putsches ereignet hat, steht wiederum auf einem anderen Blatt. Da war das Kind aber auch schon längst in den Brunnen gefallen. Zudem hat es zumindest von 83 bis 86 einige ernsthafte Publikationen türkischerseits gegeben (Gürün, Orel/ Yuca, Sonyel), die auch in Englisch erschienen sind. Die älteste Aktenpublikation des BOA, die ich im Bücherregal zu diesem Thema habe, ist von 84, auch gut 500 Seiten stark. Viele Fragezeichen stehen ab dem Jahr 1986 im Raum, nur bezweifele ich, dass wir darauf jemals eine befriedigende und abschliessende Antwort erhalten werden.
Dieses Thema möchte ich hier nicht weiter vertiefen. Esat Uras hat sein Standardwerk 1951 angefertigt. Es folgten einige kleinere Arbeiten und Aufsätze. Wozu für ein historisch abgeschlossenes Blatt mehr nötig wäre, vermag ich selbst nicht zu beantworten. Nach der Riesendemonstration von 1965 in Eriwan müsste man jedoch energisch durchgreifen. Dies scheiterte an den Bedingungen des Kalten Krieges, wobei die Taschnaks in amerikanischen Plänen gegen die Sowjetunion eine grosse Rolle spielten und darum in Ruhe gelassen werden sollten. Spätestens als das Blut türkischer Diplomaten geflossen war, müsste sich der türkische Staat von dieser Entmündigung befreien. Es kam jedoch anders und verschlimmerte sich unter dem Gespann Turgut Özal/Mesut Yilmaz bis in die Katastophe. Mich sprach man erst 1986 an, ich geduldete etliche Jahren, wobei meine eigene Doktorarbeit und sonst andere Werte flöten gingen. Ich kenne mich gerade in dieser Episode verdammt gut aus und ich glaube, dass das türkische Volk ein Anrecht darauf hat, ausführlich informiert zu werden. Mit einem haben die Herrschaften nicht gerechnet, mit der Widerspenstigkeit einzelner. Heute fühle ich mich trotz schwerer Verluste in allen Lebensbereichen doch erleichtert, denn den rollenden Stein können nicht einmal die Geldsäcke von Sabanci stoppen.
Man müßte eigentlich davon ausgehen, dass gerade die jenigen, die gebetsmühlenartig immer das gleiche erzählen, an dieser Konferenz teilnehmen. Aber wer nicht will, der hat schon, heißt ein deutsches Sprichwort. Zorla olacak bisi degil ya, napalim yani, ellerine kelepce takip Istanbula mu götürelim? Sorun zaten o degil. Ich nenne es die Interessen vieler Staaten. Bu konu zaten baska devletlerin cikari dogrultusunda ele aliniyor. 2002 yilinda Türkiye AB nin Avrupa Savunma Güvenlik Politikasini (ASGP) Nato üyesi olarak veto etti, cünkü bu teskilatin rumlarin cagirdigi durumda Kibrisa müdahale edebilecekti. Bunu Türkiye elbette kabul etmedi. Ne oldu ondan sonra, Fransa sözde ermeni soykirimini meclisten gecirdi ve Türkiyeye meydan okumak istedi, sozusagen als Rache für das Veto. So etwas nennt man auch Realpolitik. 2003 yilinda Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Amerikanin türk topraklari üzerinden Iraka girmesini reddetti. Die Amerikaner wollten das natürlich nicht auf sich sitzen lassen: Sözde ermeni soykirimi bir cok amerikan eyaletinde kabul gördü ve az daha olsa meclis den gececekti ama Bush isi durdurdu. Was bedeutet das alles: Staaten sind von Macht und Interessen geleitet und handeln danach.
Lieber Herr Kalnoky, die Armenier selber hatten nie die Führungsrolle in dieser Angelegenheit. Sie haben lediglich das getan, was jeder getan hätte: 1. von der Passivität der Türken profitiert; 2. die "Narrenfreiheit" genutzt, die ihnen vom Rest der Welt in unverantwortlicher Art und Weise und sehr bereitwillig zugebilligt wurde. Und das sich insbesondere in dieser letzten Frage etwas änderte, sehe ich noch nicht.
Sauber Cem, so sieht es aus und nichts anders! Dieses Thema wurde in der Türkei kaum angesprochen; und wenn es mal zum Thema wurde, mit sehr stillen Tönen!
Finde das die Zeiten längst vorbei sind und wir als Vernunftige und Rational denkende Türken/in dieses thema anprangern müssen und laut unsere Meinung und unsere These vertreten, die letztendlich die Warheit und nichts anderes als die Wahrheit ist!
Hayri Taycu
deryatulga
14.02.06, 01:31
Man müßte eigentlich davon ausgehen, dass gerade die jenigen, die gebetsmühlenartig immer das gleiche erzählen, an dieser Konferenz teilnehmen. Aber wer nicht will, der hat schon, heißt ein deutsches Sprichwort. Zorla olacak bisi degil ya, napalim yani, ellerine kelepce takip Istanbula mu götürelim? Sorun zaten o degil. Ich nenne es die Interessen vieler Staaten. Bu konu zaten baska devletlerin cikari dogrultusunda ele aliniyor. 2002 yilinda Türkiye AB nin Avrupa Savunma Güvenlik Politikasini (ASGP) Nato üyesi olarak veto etti, cünkü bu teskilatin rumlarin cagirdigi durumda Kibrisa müdahale edebilecekti. Bunu Türkiye elbette kabul etmedi. Ne oldu ondan sonra, Fransa sözde ermeni soykirimini meclisten gecirdi ve Türkiyeye meydan okumak istedi, sozusagen als Rache für das Veto. So etwas nennt man auch Realpolitik. 2003 yilinda Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Amerikanin türk topraklari üzerinden Iraka girmesini reddetti. Die Amerikaner wollten das natürlich nicht auf sich sitzen lassen: Sözde ermeni soykirimi bir cok amerikan eyaletinde kabul gördü ve az daha olsa meclis den gececekti ama Bush isi durdurdu. Was bedeutet das alles: Staaten sind von Macht und Interessen geleitet und handeln danach.
Auch die Türkei handelt von Machtinteressen geleitet, das ist nicht das Problem. Das Problem ist, dass sich die Türkei bei einem beschämenden Mangel an politischer Ethik duckt und klein beigibt. Und wenn ich als mündiger Bürger entdecke, dass die Konzessionen, die hinter den Kulissen gemacht werden, überhaupt nicht den Interessen des türkischen Staates und des türkischen Volkes dienen, sondern nur um die materiellen Interessen einer verschwindend kleiner Minderheit zu befriedigen gedacht sind, erhebe ich aus diesem Grund dann meinen Haupt. So habe ich es von meinen Vorfahren gelernt, so will ich es der jungen Generation vermachen!
Mal ehrlich Leute,
wer hat nach 1950 überhaupt noch an die ermenis gedacht? Der kleine Mann hatte seine eigenen Probleme, anstatt sich auch noch mit "ermenis" rumzuschlagen. 1970 war es auch nicht anders, bis die ASALA mit dem Terror anfing, aber das hat man registriert und gut war es. Auch heute noch kriegen es nicht alle mit, es interresiert Sie nicht, man hat seine eigenen Probleme und gut ist. Wer sich darauf eingelassen hat, sind diejenigen, die Zeit, Geld und interresse daran hatten, sich drum zu beschäftigen. Aber hier hat man schon den Zug verpasst oder noch schlimmer, man hat teilweise auf den falschen Pferd gesetzt.
Wenn ich meinen Vater darauf anspreche sprudelt er los, wenn nicht, hört man von ihm nichts, das ist bei ihm so, das war bei seinem Vater so und das wird bei mir auch so bleiben. Irgendwie scheinen wir noch zu unsicher zu sein, vielleicht liegt es an der historischen Aufarbeitung, vielleicht auch daran, weil wir mit unseren eigenen Lebensumständen fertig werden müssen, bevor wir an solche "lapalien" heran treten. Die Türkei wollte sich, so wie ich es bisher mitbekommen habe, vom 1WK. fernhalten, wurde dazu aber mehr oder minder mitgerissen, vom 2WK. hat Sie sich noch ferngehalten, man hat dann die Vorteile darin gesehen und bei dem kommunistischem/westlichem Gedränge um das Land hat man auf seine eigene Erfahrungen gesetzt. War das falsch? Nein, jeder sucht seinen Weg und jeder handhabt es anders. Wir dürfen hierbei uns weder einschüchtern lassen, noch uns vorschreiben, wie wir zu handeln haben, wir haben als ein Vielvölkerstaat viel erlebt, 250 Jahre der Resignation eines Reiches und ein fast erfolgreiches Auslöschen einer Identität und wollen seitdem, uns nicht mehr vorschreiben lassen, wie wir zu handeln und zu lernen haben. Das ist uns in Mark und Blut übergegangen. Wir haben "erfolgreich" die Identitäten anderer unterdrückt, uns auf einen gemeinsamen berufen wollen und schaffen es nicht, weil uns weiterhin vorgesagt wird, wie wir zu handeln haben. Vielleicht liegt es daran, das wir uns so schwer tun, anderen unser Vertrauen entgegen zu bringen, erst Recht, wenn Forderungen auf der einen zu hören und auf der anderen Seite die Konsequenzen fürchten. Vielleicht liegen wir falsch, eventuell haben wir Recht damit, aber in Gottes Namen, die Entscheidung sollten wir fällen, nicht andere. Und da liegt das eigentliche Problem. Wir haben diplomatisch fast alle Probleme aus der Welt geschafft, aber dieses eine geschichtliche Merkmal verfolgt uns seid anbeginn mit der gleichen Beständigkeit. Gerade deshalb scheint es unüberwindbar zu sein.
Sauber Cem, so sieht es aus und nichts anders! Dieses Thema wurde in der Türkei kaum angesprochen; und wenn es mal zum Thema wurde, mit sehr stillen Tönen!
Finde das die Zeiten längst vorbei sind und wir als Vernunftige und Rational denkende Türken/in dieses thema anprangern müssen und laut unsere Meinung und unsere These vertreten, die letztendlich die Warheit und nichts anderes als die Wahrheit ist!
Hayri Taycu
Da haben Sie Recht, "stille Töne". Aber ich glaube nicht, daß die Menschen einen "Völkermord" an den Armenier akzeptieren, sondern eher aus vielleicht
1) eine Besonderheit dieses Volkes, still zu klagen.
2) Rücksicht auf die in der Türkei lebenden Armeniern
3) Nichtkenntnis der aus europäischen Medien rübergetragenen Vorwürfen
der europäischen Staaten und deren Konsequenzen.
4) Mangel an echten türkischen Geschichtsbüchern nach dem Befreiungskrieg
5) Keine ernste "nationale Diskussion", die bis zum türkischen Volke durchgesickert wäre. Dafür konnte das türkische Volk nicht. Aber Erinnerungen hat das türkische Volk noch zu genüge.
Aber auch habe ich, bis jetzt keinen einzigen türksichen Menschen getroffen, der ein "Völkermord" an dem armenischen Volk akzeptieren würde. Kenntnis besteht allerdings schon darüber, welche Staaten damals welche Spiele mit dem Volk der Armenier trieben. Sie für ihre Interessen nutzten und an der Tragödie der Jahre 1915/16 der auch das türkische Volk anheim fiel, beteiligt waren. Das Bewußtsein dafür wird noch mehr steigen, wenn wir aus uns heraus jetzt darauf drängen, daß eine ernshafte Diskussion über die Tatsachen stattfindet. Wenn nicht jetzt, wann denn ?
Ganz nebenbei mal zu den "stillen Klagen".
Ich habe auf Zypern vor Jahren türkische Frauen erlebt, die über die Zeit vor 1974 erzählten. Die Stimmung unter den Frauen war ganz ruhig und andächtig. Während man manchenorts auch Frauen trifft, die ganz anders trauern können, "laut" "herorisch" "ständig anklagend" "mit Reißen der Haare beim Erzählen, was sie denn alles verloren hätten". Ich konnte mir leibhaftig Bilder von "stillen Klagen" und "lautem Klagen" machen. Allerdings werden "stille Klagen" immer überhört und nicht ernst genommen, obwohl sie die selbe Geschichte erzählen. Also Stimme erheben.
deryatulga
14.02.06, 16:36
Die Territorialansprüche der Sowjetunion gegenüber der Türkei wurden in den Jahren 1945-1953 im Namen Georgiens und Armeniens vorgetragen, sogar vor der UNO. Nach Stalins Tod verzichtete die SU mit einer offiziellen Erklärung auf sie. Während der Sturm und Drang Episode der Disputation kam es sogar zu einem Zusammenstoss zwischen renommierten Historikern beider Seiten. Wer weiss heute darüber etwas? Wer kann nur den Namen des türkischen Chefhistorikers nennen, der eine fantastische Antwort formulierte? Über Armenier wurde in diesem Land genug geredet!
Die Territorialansprüche der Sowjetunion gegenüber der Türkei wurden in den Jahren 1945-1953 im Namen Georgiens und Armeniens vorgetragen, sogar vor der UNO. Nach Stalins Tod verzichtete die SU mit einer offiziellen Erklärung auf sie. Während der Sturm und Drang Episode der Disputation kam es sogar zu einem Zusammenstoss zwischen renommierten Historikern beider Seiten. Wer weiss heute darüber etwas? Wer kann nur den Namen des türkischen Chefhistorikers nennen, der eine fantastische Antwort formulierte? Über Armenier wurde in diesem Land genug geredet!
Eine Frage habe ich da: womit hatte die UdSSR eigentlich die damaligen Territorialansprüche begründet? Weißt Du darüber etwas? Zumindest nach '48 gab es ja die UN-Völkermordkonvention. Hat Stalin versucht, sich in den Folgejahren darauf zu berufen?
deryatulga
14.02.06, 16:57
Eine Frage habe ich da: womit hatte die UdSSR eigentlich die damaligen Territorialansprüche begründet? Weißt Du darüber etwas? Zumindest nach '48 gab es ja die UN-Völkermordkonvention. Hat Stalin versucht, sich in den Folgejahren darauf zu berufen?
Letzter Versuch vor UNO ist darum 1947 datiert. Über diese Geschichte hatte ich sogar meine Magisterarbeit geschrieben. Es lohnt sich dennoch in Bezug auf die armenische Frage zu vertiefen.
Die Territorialansprüche der Sowjetunion gegenüber der Türkei wurden in den Jahren 1945-1953 im Namen Georgiens und Armeniens vorgetragen, sogar vor der UNO. Nach Stalins Tod verzichtete die SU mit einer offiziellen Erklärung auf sie. Während der Sturm und Drang Episode der Disputation kam es sogar zu einem Zusammenstoss zwischen renommierten Historikern beider Seiten. Wer weiss heute darüber etwas? Wer kann nur den Namen des türkischen Chefhistorikers nennen, der eine fantastische Antwort formulierte? Über Armenier wurde in diesem Land genug geredet!
bitte mehr darüber..interessant.
[selbstzensur](musste nicht sein.)
deryatulga
14.02.06, 17:00
bitte mehr darüber..interessant.
armenien?wo ist das?
Das ist eine Pluralform. Nicht vergessen, gerade nach diesen Territorialansprüchen wanderten eine Menge türkischer Armenier in die SU aus.
will keineswegs vom thema ablenken,aber:
Middle East Forum Alert
Daniel Pipes will appear twice on television this afternoon, Mon., Feb. 13.
At 2:05 p.m, he will appear on Al-Jazeera’s “Min Washington,” anchored by Hafez Mirazi, to debate Khaled Abou El Fadl of UCLA on the issue of the Danish cartoons and his alleged role in this matter. (On which, see Yedi`ot Aharonot (http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-3215284,00.html) and Al-Hayat (http://english.daralhayat.com/opinion/OPED/02-2006/Article-20060213-64005d49-c0a8-10ed-0118-a770b361bbb2/story.html).)
At 4 p.m., he will appear on Fox News Channel’s “Your World with Neal Cavuto,” to debate Dan Senor, former advisor to the US Presidential Envoy in Iraq, on whether Middle Easterners want freedom or not. (Senor says yes, Pipes says no.)
bitte mehr darüber..interessant.
armenien?wo ist das?
Das Land gibt es nicht, es ist besetztes Türkisches Land.
Die haben das nach dem Völkermord an den Türken von 1915 das Land übernommen.
Aber es wird uns wieder gehören
deryatulga
14.02.06, 17:46
Das Land gibt es nicht, es ist besetztes Türkisches Land.
Die haben das nach dem Völkermord an den Türken von 1915 das Land übernommen.
Aber es wird uns wieder gehören
Ach nein, wie wurde Armenien 1918 gegründet? Gegen den Willen der Türken? Es ist eher umgekehrt! Redet keinen Unsinn und verderbt nicht die Positionene derer, die es ohnehin schwer haben!
Das Land gibt es nicht, es ist besetztes Türkisches Land.
Die haben das nach dem Völkermord an den Türken von 1915 das Land übernommen.
Aber es wird uns wieder gehören
Gümrü/Kars antlasmasi var.
Gümrü/Kars antlasmasi var.
Hürriyet, 8. März 2001
Prof. Emre Kongar
Ich unterbrach meine vor ein paar Tagen begonnenen Ausführungen über das historische Abenteuer von Eriwan an dem Punkt, an dem es 1827 unter russische Herrschaft geraten war. Sehen wir uns nun an, was sich nach 1827 ereignete.
1828 wurde das Khanat Eriwan zusammen mit Nahçivan durch einen Erlass des russischen Zaren zu einer armenischen Provinz erklärt.
Im September 1829 wurde das Zentrum der provisorischen russischen Militärverwaltung eingerichtet.
Die Russen schlossen 1850 die Verwaltungsbezirke Eriwan, Nahçivan, Gümrü, Yeni Bayezid und Ordubad zu einer Provinz zusammen. Das Zentrum dieser Provinz wurde der Verwaltungsbezirk Eriwan. Als Oberhaupt der Provinz Eriwan wurde ein Militär-Gouverneur eingesetzt.
Neben dem aus dem stellvertretenden Gouverneur und anderen hochrangigen russischen Beamten bestehenden Provinz-Rat und wiederum aus den hochrangigen Beamten zusammengesetzten Provinz- Gericht existierte auch der Scharia-Rat. Unter dem Vorsitz des örtlichen Scheich ül-Islam war er für die Angelegenheiten der Muslime zuständig.
1868 wurde die Provinz Eriwan in sieben Verwaltungsbezirke - Gümrü, Eriwan, Yeni Bayezid, Sürmeli, Daralgaz, Eçmiyadzin - geteilt.
Die Fläche der Provinz Eriwan betrug 27 366 km² und die mehrheitlich aus Muslimen bestehende Einwohnerzahl belief sich auf 667 000.
Die Fläche des Verwaltungsbezirks Eriwan betrug dagegen 3 116 km² und die Einwohnerzahl belief sich auf 112 922. Und die Einwohnerzahl der Stadt Eriwan, die das Zentrum des Verwaltungsbezirks bildete, war 15 000.
Nach der Volkszählung von 1897 betrug die Einwohnerzahl des Verwaltungsbezirks Eriwan 127 072. Der Anteil der Armenier an der Bevölkerung betrug 37%. Zudem lebten dort 1% Assyrer und 0,05% Russen.
Die Einwohnerzahl der Stadt Eriwan stieg im Jahre 1897 auf 29 000, davon waren 52% Türken. Aufgrund des armenischen Terrors ging der prozentuale Anteil der Türken an der Gesamtbevölkerung ab 1905 stetig zurück und deshalb war bis Ende des Ersten Weltkriegs in der Stadt kaum ein Bevölkerungszuwachs zu verzeichnen. Infolge der Angriffe de armenischen Kräfte, die darauf abzielten, die von den Russen im Laufe des Ersten Weltkriegs und während der russischen Revolution geräumten Orte zu besetzen, ging die Zahl der türkischen Bevölkerung stetig zurück bzw. wurde durch diese Angriffe dezimiert.
Im April 1918 trennte sich der Süd-Kaukasus von Russland. Ein Monat später gingen daraus die drei unabhängigen Republiken, Aserbaidschan, Georgien und Armenien hervor. In diesem Prozess wurde Eriwan ein Teil Armeniens.
Während der Wirren der russischen Revolution besetzten die osmanischen Truppen die Provinz Eriwan und zogen sich später nach der Unterzeichnung des Waffenstillstandsabkommens von Mondros im Jahr 1918 zurück.
Zwar leisteten die in der Provinz Eriwan lebenden Türken mit der Aras-Türk- Republik, mit dem Zentrum in Nahçivan, und der Türkischen Republik Südwest-Kaukasus gemeinsam Widerstand, konnten jedoch den armenischen Angriffen nicht standhalten und mussten die Gebiete, in denen sie lebten, verlassen.
Nachdem die Armeen der Großen Nationalversammlung der Türkei (TBMM) unter dem Oberbefehl von Kazım Karabekir 1920 Kars und Gümrü eingenommen hatten und am 2. Dezember der Vertrag von Gümrü unterzeichnet wurde, wurde es den Eriwan-Türken im Rahmen des Bevölkerungsaustausches erlaubt, in die Türkei zu ziehen.
In Artikel 10 dieses Abkommens verzichtete Armenien auf die Territorien in Ostanatolien, die mit dem Abkommen von Sèvres ihm zugesprochen worden waren.
In Artikel 18 war vorgesehen, dass der Vertrag von Gümrü seitens der TBMM und der armenischen Regierung ratifiziert werden sollte. Jedoch geriet Armenien einen Tag nach der Vertragsunterzeichnung unter die Kontrolle der Roten Armee.
Schließlich wurden mit dem am 16. März 1921 zwischen der Türkei und der Sowjetunion abgeschlossenen Vertrag von Moskau die heutigen Grenzen zwischen der Türkei und Armenien festgelegt. Der Regierungsbezirk Sürmeli der Provinz Eriwan wurde der Türkei, Nahçivan, Ordubad (ganz), _arur und Daralgaz (teilweise) Aserbaidschan zugesprochen und Eriwan wurde die Hauptstadt Armeniens.
Dieser Zustand wurde mit dem zwischen Armenien, Aserbaidschan und Georgien unterzeichneten Vertrag von Kars bestätigt. Nach all diesen Ereignissen ging der Anteil der Türken an der im Jahr 1932 auf mehr als 100 000 angewachsenen Gesamteinwohnerzahl in Eriwan auf 6,3% zurück.
Die Türken sind immer wieder unterdrückt worden, mein Herz Blutet schon wen ich das lese.:türkiye:
deryatulga
14.02.06, 18:20
Gümrü/Kars antlasmasi var.
Tessa Hofmann Kars andlasmasini kabul etmiyor, zorla dayatilmis da ondan. Öyle olunca da iki elimiz yanimiza geliyor. Bu hatun Bundestagerklärung'un mimarbasisi. Bu noktada bile direnip sesimizi yükseltemiyoruz. Gecen yil 24 Nisan gectikten sonra kodaman bir agizdan duydum: "Ermeni konusu artik kapandi!" Hasta milletiz ama farkinda degiliz!
gefährliches spiel was die da treiben..
wenn ich mir die ganzen konflikte,kriege und die damaligen grenzen(1.Wk,2.WK,Korea,usw usw) so betrachte-denke ich nicht,dass es eine so "gescheite" idee ist-verträge die durch friedensverträgen und kriegsbeilegungsgesprächen zustande gekommen sind in frage-ja sogar zu flankieren,attackieren,unwirks am-zu stellen.
man sollte sich mal vorstellen was dies alles auslösen könnte..würde!
deryatulga
15.02.06, 00:09
PBS Acknowledges Armenian Genocide
In Response to Petition and E-mails
By Harut Sassounian
Publisher, The California Courier
Feb. 16 , 2006
Several positive developments have taken place since my last week’s column calling for the boycott of those PBS stations that would air a debate on the Armenian Genocide immediately after the broadcast of Andrew Goldberg’s documentary, The Armenian Genocide, on April 17.
First, a couple of individuals under the name "Armenian Tidorts" initiated a petition, http://www.PetitionOnline.com/pbspanel/petition.html (http://www.petitiononline.com/pbspanel/petition.html), asking everyone who is against "the debating of the Armenian Genocide with Genocide deniers and giving deniers equal air time," to sign it. In just a few days, more than 3,500 individuals of various nationalities from 55 countries (as of Monday night) have signed this petition which is being sent to Jacoba Atlas, the Senior Vice President of PBS Programming, urging her "not to approve the airing of the panel discussion" after the documentary. The petition is still on-going with more signatures pouring in every hour from around the world!
Second, many individuals have sent e-mails to Jacoba Atlas (Jatlas@PBS.org (http://mail.yahoo.com/config/login?/ym/Compose?To=Jatlas@PBS.org)), urging her to cancel the panel discussion. In its response to these e-mails, PBS stated for the first time that it acknowledges the Armenian Genocide. PBS said that Goldberg’s documentary "features extensive never-before-seen footage and shares one of the largely untold stories of the 20th century, detailing what happened and why. The documentary also explains why, to this day, the Turkish government denies that the Armenian genocide took place. PBS is proud to air this film. The panel you mention was not designed to be a forum for those who deny genocide took place. We, like the majority of historians, nations and news organizations, accept that it did."
Third, several PBS stations have already indicated that while they would be broadcasting the Armenian Genocide documentary on April 17, they would not be airing the offensive follow-up panel discussion that includes genocide deniers Justin McCarthy and Omer Turan.
In view of these significant positive developments in just a few short days, I encourage everyone to continue pressing PBS to do the right thing and not to cave in to Turkish pressures. The above results indicate how sensitive PBS is to viewers’ comments, especially to those who support PBS stations financially.
For those who think that a call to boycott PBS is an attempt to stifle free speech, I would say that there would not be a boycott if PBS would cancel its plans to air the insulting panel discussion. Furthermore, calling for such a boycott is exercising one’s right in a free society to decide whether to watch or contribute to a particular TV station. On the contrary, remaining silent in the face of one-sided pressure on PBS by the Turkish government would be going along with Turkey’s offensive efforts to bury or tarnish the truth.
There is no question that the truth about the Armenian Genocide would prevail in any confrontation with the deniers and liars. Since the panel discussion was pre-taped last week, we have been reliably informed that Professors Balakian and Akcam dealt a devastating blow to the baseless arguments of denialists McCarthy and Turan. But that is not the issue. The Turkish deniers win even when they do not win the debate. All they have to do is show up on a panel and make it appear to the unsuspecting American public that there are "two sides" to this “controversial” story! This is not simply an academic exercise. For those who think that a debate on the Armenian Genocide would help educate the Turkish public, we agree. The place to do that is on Turkish TV. There are plenty of Turkish scholars now who are very knowledgeable about the facts of the Armenian Genocide and can handily debate Turkish deniers in Turkey, if only the government would allow such a thing. However, there is no need for a debate on the veracity of the Armenian Genocide on American TV. There are no two sides to the genocide which is a well established fact confirmed by the overwhelming majority of genocide and holocaust scholars, scores of parliaments, international organizations, and the archives of many countries. It is grossly offensive to the survivors of the Armenian Genocide and their descendants that PBS would schedule a debate on April 17, just a few days before the 91st anniversary of the Armenian Genocide!
Until PBS announces its decision to cancel the airing of the panel discussion after the broadcast of the Armenian Genocide documentary, I urge everyone to sign the petition currently circulated, http://www.PetitionOnline.com/pbspanel/petition.html (http://www.petitiononline.com/pbspanel/petition.html). Clicking on this link would also reveal the names as well as the number of those who have already signed the petition. Also, send an e-mail to Jacoba Atlas, the Senior Vice President of PBS Programming, to protest her plans to air an offensive and unnecessary debate on the Armenian Genocide with the participation of notorious genocide deniers. Her e-mail address is: Jatlas@PBS.org (http://mail.yahoo.com/config/login?/ym/Compose?To=Jatlas@PBS.org).
deryatulga
18.02.06, 02:13
PBS Panel on Armenian Genocide Stirs Protest
Broadcaster Defends Inclusion of Deniers of Mass Killing by Turks
By Paul Farhi
Washington Post Staff Writer
Thursday, February 16, 2006; C01
Thousands of Armenian Americans are protesting the Public Broadcasting Service's planned panel-discussion program about Turkey's role in the deaths of Armenians during and after World War I.
The 25-minute program has generated an outcry because the panel will include two scholars who deny that 1.5 million Armenian civilians were killed in eastern Turkey from 1915 to 1920.
The program is scheduled to air April 17, a week before the annual Armenian Remembrance Day commemoration, and will follow a one-hour documentary, "The Armenian Genocide," which describes the events surrounding the deaths, as well as denials of complicity by successive Turkish governments.
Armenian Americans have publicized an online petition that asks PBS to drop the discussion program. As of last night, more than 6,000 people had electronically added their names to the petition, making it one of the largest organized protests of a PBS program.
"We strongly feel that debating the Armenian Genocide is akin to arguing about the Jewish Holocaust in order to project a sense of balance," the petition reads. "Would PBS ever contemplate such a program?" Noting that the film already includes Turkish denials, the petition concludes that the panel discussion "would serve to emphasize the Turkish state's official position and undermine the non-political nature of [PBS] programming."
The events surrounding the deaths of Armenians in Turkey by factions of the ruling Ottoman Empire remain emotionally charged and politically contentious. Armenians have long contended that the killings were government policy designed to suppress an Armenian uprising and Armenian support for invading Russian forces. Armenians also call it the 20th century's first genocide, a view that has gained acceptance among Western scholars and governments.
Successors to the Ottoman Turks have acknowledged that there were a substantial number of Armenian deaths -- Turkish estimates range from 300,000 to 600,000 -- but Turkey maintains that the deaths resulted from warfare, starvation and epidemics that affected all segments of Turkish society.
The controversy continues to resonate in Ankara and Washington. Turkish prosecutors last year indicted the country's best-known novelist, Orhan Pamuk, on charges of denigrating the country's national identity after he asserted, in an interview with a Swiss magazine, that Turkey was denying the extent of Armenian killings. His indictment became an issue with European countries that are considering Turkey's application to join the European Union; the charges were dropped this month.
For decades, U.S. administrations have dealt tentatively with the issue, not wishing to offend Turkey, a key political and military ally. In its Remembrance Day message last year, the Bush White House noted "the forced exile and mass killings" and "horrible loss of life" of Armenians but avoided referring to the events as genocide.
As the title implies, "The Armenian Genocide," a documentary by New York filmmaker Andrew Goldberg, is unequivocal in its take on history. PBS agreed to air the film -- whose $650,000 budget was partly funded by Armenian Americans -- without major changes, said Goldberg and Jacoba Atlas, a top PBS programming executive.
In the course of reviewing rough cuts of the film, however, Atlas said PBS officials agreed to add the panel discussion to explore other views, particularly the question of why denial exists. "It's a terrific documentary, and while we believe [the genocide] is settled history . . . you still get dissenters," she said in an interview yesterday. "We said, 'Let's approach this head-on and say why this is still contentious.' We thought it was a good thing to have both sides talking to each other. We felt the more you can shed light on an argument, the more the truth becomes clear."
"This remains a contentious piece of history," Atlas added. "There are just questions around it. Rather than have those questions dismissed, it seemed like a good idea to have a panel and let people have their say."
Atlas acknowledged that such an approach is rare for PBS and said that the Alexandria-based service has not had other panels to discuss opposing views of documentaries during her five-year tenure. She declined to say whether a documentary about the Holocaust or about the genocides in Rwanda or Cambodia would require a similar post-documentary discussion. "Those are hypothetical questions," she said.
The panel discussion, hosted by NPR's Scott Simon, was taped last week. Colgate professor Peter Balakian, an adviser on the documentary, and University of Minnesota professor Taner Akcam supported the film's view. University of Louisville professor Justin A. McCarthy and Turkish historian Omer Turan offered an alternative perspective.
Balakian, an Armenian American who wrote the best-selling "Tigris Burning: The Armenian Genocide and America's Response," said that he did not want to participate in a panel with "two bona fide deniers" but that he felt "backed into a corner" by PBS. If he had boycotted the panel, he said, it would have jeopardized the broadcast of the documentary, which Balakian called "a major and comprehensive piece of work."
Goldberg, the filmmaker, said he did not think the panel was necessary, "but I didn't fight it. It wasn't up to me and I had nothing to do with its production."
In an interview yesterday, McCarthy said the history of the period is complex and does not lend itself to simple judgments and labels. He said that he could not find evidence of 1.5 million Armenian deaths. He also said 3 million Turks died during the same period.
"If saying that both sides killed each other makes me a genocide denier, then I'm a denier," he said.
Titling the documentary "The Armenian Genocide," he said, "is a false description of a complicated history."
PBS said it is up to its 348 member stations to decide individually whether to air either the panel discussion or the documentary.
© 2006 The Washington Post Company
Telli Baba
18.02.06, 02:32
Kann man PBS hier in Europe empfangen?
Tessa Hofmann Kars andlasmasini kabul etmiyor, zorla dayatilmis da ondan. Öyle olunca da iki elimiz yanimiza geliyor. Bu hatun Bundestagerklärung'un mimarbasisi. Bu noktada bile direnip sesimizi yükseltemiyoruz. Gecen yil 24 Nisan gectikten sonra kodaman bir agizdan duydum: "Ermeni konusu artik kapandi!" Hasta milletiz ama farkinda degiliz!
evet, derya abi. Bunun farkindayim. Önce milleti biligisiz olarak gösterdiler, simdide, hastanedeyiz, tedavi oluyoruz ve doktor, imkan yok, kaybettik, diye tahliyeler yapiyor. Doktor kim, onu daha cikaramadim. Politikacilarmi, yoksa Dabag/Tessa Hofmann, Prof.Luckerhand üclüsü´mü?
Su an yaklasik 35 kisiye mektub yazdim, onlarin cevaplari belki bu konuda düsüncelerinin göstergesi olacak.
deryatulga
31.03.06, 03:23
Ermeni Sorunu: Eylülde Bilim, Martta Politika
(1/1)
Kaynak: bianet
Yer: istanbul
Tarih: 30.3.2006
Eylüldeki konferansta konunun salt "soykırımdır" "soykırım değildir" tartışmasından ibaret olmadığının altı çizilmişti. İstanbul Üniversitesi'nde ise, kullanılan üslup ve politik dil, daha fazla öğrenmeye, araştırmaya ilişkin temennilerin önüne geçti...
--------------------------------------------------------------------------------
BİA Haber Merkezi
27/03/2006 Talin SUCİYAN
--------------------------------------------------------------------------------
BİA (İstanbul) - İmparatorluğun Çöküş Dönemine Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi başlıklı, "Ermeni Konferansı" olarak anılan ilk konferansın ardından çeşitli üniversiteler Ermeni konferansları serisi düzenlemeye başladı.
İstanbul Üniversitesi'nin geçtiğimiz hafta düzenlediği "Türk-Ermeni ilişkilerinde yeni yaklaşımlar" uluslararası sempozyumu da bu konferanslar zincirinin halkalarından biri oldu.
Sadece bu ikisini izleyebilmiş olduğumdan en azından bu iki toplantı arasında bir karşılaştırma yapmak istiyorum.
Katılım açısından
Konferansa ilgi ve katılım açısından değerlendirdiğimizde Eylül ayında düzenlenen Osmanlı Ermenileri Konferansı'nın çok daha başarılı olduğu kesin. Dinleyicisini/izleyicisini doyuran, dinleyicinin ilgisinin de eksik olmadığı, katılımını iki gün boyunca koruyan nitelikte bir konferanstı.
İstanbul Üniversitesi'nin Cemil Birsel salonunda düzenlediği konferans ise, çok daha büyük bir salon olmakla beraber, ilk günün ilk oturumu dışında yaklaşık olarak yüz elli-iki yüz kişiyle sınırlı bir dinleyici/izleyici kitlesine seslendi.
Sunumlar açısından
Yapılan sunumlar açısından değerlendirdiğimizde, İstanbul Üniversitesi'nde konferansa Türkiye'den katılan bilim insanları tarafından gerçekleştirilen sunumların tamamında politik açıdan belirlenmiş bir dil kullanılması dikkat çekiciydi.
Bu sunumlarda ilk cümlede tebliğlerinin başlığı söylendikten sonra adeta politik bir zorunluluk olarak konuşmacılar tekrarlamaları gereken cümleleri tekrarlayıp bir kısmı hiç tebliğin konusuna dahi değinmeden yirmi dakikasını doldurdu ya da konusuna değinirken kaynak göstermek, argümanını ispatlamak, tutarlı bir tebliğ sunmak yerine politik bir söylevle hikayeleme arasında bir yolu izlemeyi tercih etti.
Böylece konferansa Türkiye'den katılanlarla, Türkiye dışından katılanların tebliğleri arasında belirgin bir düzey farkı oluştu.
Bu eleştiriyi kanıtlayacak en iyi örnekler Mehmet Saray'ın tebliğinde "Türk milleti en asil millettir, böyle bir milletin soykırım yaptığı düşünülemez arkadaşlar" ya da "Ermeniler ve Rumlar maşa gibi kullanıldılar", Erol Kürkçüoğlu'nun söylediği "Ermeniler efendilerini tarih boyunca hep değiştirmişler ve efendilerini hep satmışlardır", Yusuf Halaçoğlu 'nun "Tehcir'den ölenlerle gripten ölenleri karşılaştırılır gören yaklaşımı, Enver Konukçu 'nun "Türkler Ermenileri uğurlamışlardır, komşuluk vardır. Paşa paşa, geze geze gittiler" ifadeleri, hangi kurumu temsil ettiği bilinmeyen Keğam Karabetyan 'ın "Ne mutlu Türküm diyene, ne mutlu Kastamonuluyum diyene" sözlerinin konferansın en çok alkış alan sözleri olması hem tebliğlerin dili ve düzeyi açısından hem de genel olarak salondaki dinleyicilerin beklentileri açısından konferansın genelini temsil eden bir çizgideydi.
Bu anlamda Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen konferansta sunulan tebliğler bilimsel açıdan çok daha zengin, çok daha tartışmacı, içerikleriyle yeni tartışmalar yaratabilen tebliğler olurken, dinleyenlerin konferans sonrasında yaptıkları yorumlarda sıklıkla "ufuk açıcı" olarak nitelendirilmişti.
Bir politik söylemin parçası olarak: "Tek taraflı", "Çok taraflı" olmak
Konferansların "tek taraflı" "çok taraflı" gibi "yakıştırmalarla" anılmaya çalışılması da tamamen politik bir söylem olarak şekillendi.
Eylül ayında düzenlenen konferansta hiç kimse 'tek' bir görüş etrafında kümelenmezken ve hatta fikir ayrılıklarının çok belirgin şekilde ortaya konduğu, daha ne kadar çok tartışmaya ihtiyaç olduğu teslim edilirken, İstanbul Üniversitesi'nde özellikle Türkiyeli bilim insanları nezdinde neredeyse tam bir söylem birliği vardı.
"Ermeniler emperyalist devletlerden medet ummuşlar, Rusya'nın kışkırtmasına gelmişler, çünkü büyük Ermenistan hayalini ancak bu yolla elde edeceklerine inanmışlar" şeklinde özetlenebilecek stereotipik düşünce sıkça tekrarlandı.
Bu görüşlere karşıt fikirler ise Levon Boğos Zekiyan, Ara Sarafian, Hilmar Kaiser ve Yair Auron tarafından temsil edildi.
Soykırım alanında çalışan Israel Charny 'nin de katısı çok önemliydi. "1915 soykırımdır" diyen Ermeni konuşmacıların; Gomidas Enstitüsü'nden Ara Sarafian ve Venedik Üniversitesi'nden Levon B. Zekiyan'ın, Hilmar Kaiser'in ve Yair Auron, sunumlarını bölünmeye, sözlü saldırıya uğramadan gerçekleştirebildiler.
1915 ve sürecinin algılanışı bakımından
Eylül ayında düzenlenen ilk konferansta 1915 öncesi, sırası ve sonrasının ağırlığı tüm dinleyenlerin üzerine çökerken, konferans iki gün boyunca izleyenlerine sürecin hem bilimsel hem de duygusal yükünü taşımayı başarmıştı.
Bunu da olayın toplumsal ve bireysel boyutlarını kapsayarak, hem birebir insanların hayatlarındaki 1915 sürecini hem farklı toplulukların yaşadığı süreçleri hem de organizatörleri bağlamındaki 1915 ve sürecini farklı sunumlarla bir araya getirerek sağlamıştı.
Bu anlamıyla Eylül ayında düzenlenen konferans çeşitli aktörlerin yer aldıkları bir dönem tablosunu çeşitli boyutlarıyla ortaya çıkarmaya çalışıyordu.
İstanbul Üniversitesi'nin konferansı ise hâkim söylemleri yeniden üretmeyi, bunun için de çok genel çerçeveler çizerek, kişilerin deneyimlerini dışarıda bırakarak ve hatta kullanılan ifadelerde bir "trajedi" olarak nitelendirilen 1915'de yaşananları bir politika çerçevesinde gereklilik olarak göstermekten, dışlama ve hatta zaman zaman alay etme arasında gidip gelen sarkaçvari bir tavrı seçti.
Yukarıda verilen örnekler bunu açıkça ortaya koyar, özellikle de "Komşuluk vardır, paşa paşa gittiler geze geze gittiler" ifadesi bir "trajedi" anlatmak için herhalde en uygun sözcükler değildir.
Aynı şekilde İstanbul Üniversitesi'nde altı çizilen bir diğer konu meşruiyet meselesiydi. "1915 trajediydi ancak bunun meşru sebepleri olan bir trajediydi" fikri olayın çeşitli katmanlarına inmemeyi, belirli bir ulusal devlet politikası çerçevesinde kalmayı tercih eden bir yaklaşımın yansımasıydı.
Hikmet Özdemir 'in sözleriyle "1915 bir kriz yönetim biçimi"ydi. Ya da Justin McCarthy 'ninkilerle "Hâlâ çok şeyi bilmiyoruz, ama Osmanlı'nın Ermenilere karşı bir önlem almasının şart olduğunu bilecek kadar şey biliyoruz".
Bu anlamda İstanbul Üniversitesi'nde 1915 sürecinin algılanışıyla ve Eylül ayında düzenlenen konferansta 1915 ve sürecinin algılanış, yaklaşım ve tartışılması arasında büyük bir fark vardı.
İ.Ü. konferansında genellemeler
Genellemeler hâkimdi İstanbul Ünversitesi'nin düzenlediği konferansta. Herhalde bilimsel çalışma yapanların çok iyi bildiği en hassas olunması gereken konudur genellemeler.
Ancak bu konferansta genellemeler yukarıda da değinildiği gibi büyük bir rahatlık içinde kullanıldı. Bu kullanımlardan biri de Gündüz Aktan 'ın tüm Ermenileri politik bir grup olarak gösteren söylemiydi.
Tüm Ermenilerin bir devlet kurma hayalinde olduğunu o yüzden de 1915 Tehcir'inin gerçekleştiğini söyleyerek, Ermenilerin politik bir grup olmasından dolayı soykırım tanımının kullanılamayacağını iddia etti.
Avrupa Birliği de Ermeni sorunu bağlamında İstanbul Üniversitesi'ndeki konferansta genellemeci anlayışın seçtiği günah keçileri arasındaydı.
Sedat Laçiner ve Sadi Çaycı 'nın sözleri konferansın ana hatlarına uygun olarak AB'yi topyekün de bu olayda bir karşıt aktör olarak gösterme çabasının parçasıydı.
AB'nin Türkiye'den Ermeni sorununa ilişkin taleplerini Çaycı'nın Ortaçağ engizisyon mahkemelerine benzetmesi ya da Laçiner'in AB'nin taleplerinin bir şantaj politikası olarak kullandığını söylemesi yine bilimsel üslûptan uzak, uluslararası politika çerçevesinde kotarılmış "biz" ve "onlar" kategorilerine sıkışmış yorumlardı.
Parlamentoların soykırım kararı almalarının eleştirisinin rahatlıkla yapılabileceği bir ortamda, ne yazık ki, AB eleştirileri de ulus devlet milliyetçiliğini besleyen bir dilin parçası oldu.
Aynı şekilde, Ermeni meselesinin sadece tarihçilerin çalışmalarıyla değil, siyasi çalışmalarla desteklenerek çözümleneceği fikri yaygınlık kazandı.
Ancak verili durum göz önünde bulundurulduğunda bu siyasi çalışmanın ne kadarının propaganda ve lobicilik faaliyeti çerçevesinde hâkim söylemin tekrarını ve ne kadarının yeni açılımları içine alan bir yaklaşım olduğu/olacağı belirsiz.
Özellikle de Ermenilerin Türklere soykırım uyguladığına dair iddiaların konferansta tekrarlanan ifadeler arasında yer aldığı dikkate alınırsa bu genellemeler ve kullanılan ifadeler açısından iki konferans birbirinden son derece farklı.
Eylül ayında düzenlenen konferansta, sözcüklerin büyük bir özenle seçildiğine, tartışmaların büyük bir dikkatle yapıldığına, izleyicinin sunumların sonunda düzeltmeler ve yeni öneriler getirerek tebliğlere katkıda bulunduğuna tanık olmuştuk.
Konferansı politik söylemlerden uzak tutmak için ciddi bir sorumluluk vardı. Konunun salt bir "soykırımdır" "soykırım değildir" tartışmasından ibaret olmadığının altı çizilmişti.
İstanbul Üniversitesi'nde ise bir yandan daha fazla araştırmanın gerekliliği belirtilirken, öte yandan da yukarıda yer verilen ifadelerde görüldüğü gibi, konuya yaklaşımda kullanılan üslûp ve politik dil daha fazla öğrenmeye ve araştırmaya ilişkin temennilerin önüne geçiyordu.
Bu anlamda umut verici olarak nitelendirilebilecek bir adım Yusuf Halaçoğlu'nun Ara Sarafian'a beraber bir çalışma yürütme teklifiydi. Bu teklifin nasıl bir projeyle ete kemiğe bürüneceği bundan sonraki sürecin belirleyici etkenlerinden biri olacak.
İki konferansın yarattığı etkiler
İki konferansı kamuoyunda yarattığı etki anlamında karşılaştırırsak, ilk konferansın yarattığı gerilimli ortamın olmayışı, Eylül ayındaki konferansı engellemeye çalışan grupların temsilcilerinin bu konferansta kendi fikirlerine tamamen ters olan fikirler karşısında daha önceki tavırlarını göstermeden katılıp dinlemeleri, ne yargı yoluyla ne de yumurtalı/domatesli saldırılara geçmemeleri, beklentileri asgariye indirerek umut verici olarak nitelendirmek gerekir.
Geçtiğimiz mayıs ayında Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenmesi planlanan ancak Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in koferansı "sırtından hançerlenmek" olarak nitelemesi üzerine ertelenip Eylül ayında Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenmesi düşünüldüğünde İstanbul Üniversitesi'nin bir devlet üniversitesi olarak bu konferansı düzenlemesi ve bir ortak proje yürütme önerisinin Türk Tarih Kurumu başkanı tarafından gelmesi, resmi söylemin tek parçalı olmadığının bir göstergesi olarak algılanabilir.
Hatta resmi ideolojinin üretim merkezlerinin de bir dönüşüm geçirmekte olduğunun sinyalini verdiği söylenebilir.
Fakat alınması gereken yol epey uzun. İstanbul Üniversitesi'nde defaten dile getirilen görüşlerin çoğunluğu da bu yolun uzunluğunu teyit eder nitelikte.
Sürecin selahiyetini diyaspora, Ermenistan, Türkiye, AB gibi çok-aktörlü bir politik bir arenaya bırakmamak ve daha çok bilimsel çalışmayı politik rezervlerden kurtararak yapabilmek ve sorun çözmeye yönelik bir kamuoyu kanaati oluşturmak epey zor bir süreç olarak duruyor önümüzde.(TS/KÖ)
herdemözgür
31.03.06, 11:29
Tessa Hofmann Kars andlasmasini kabul etmiyor, zorla dayatilmis da ondan. Öyle olunca da iki elimiz yanimiza geliyor. Bu hatun Bundestagerklärung'un mimarbasisi. Bu noktada bile direnip sesimizi yükseltemiyoruz. Gecen yil 24 Nisan gectikten sonra kodaman bir agizdan duydum: "Ermeni konusu artik kapandi!" Hasta milletiz ama farkinda degiliz!
Bu konuda basimiza sorun acanlar hep kodamanlar degil mi?
Onlar kendi islerini nasil olsa götürüyorlar. Buralarda "Soykirim" savlarinin muhataplari bizler degil miyiz? Nereye gitsen karsina bu savarla cikan ve bizi suclayan baskicilarla karsilasan bizler degil miyiz? :gewalt:
Ama artik "Ezilnler ve Dürüstler Hak Ariyorlar". Vatandas bu konuya el atti artik.
:rolleyes:
burda ermeniler hakkinda yazan, genis bir bilgiye sahip kisiler var, mesella DeLaHoya ve Yücel gibi. Cok degerli Informationlar veriyorlar. Kendilerini tebrik ederim. Umarim bu verdikleri bilgiler "armenianquestion.org" gibi sitelerde herkesin bilgisine sunulur. Bilmeyen ögrenir.
So habe ich es von meinen Vorfahren gelernt, so will ich es der jungen Generation vermachen!
...und die junge Generation nimmt sich dieser an, sei ganz sicher.
Ali Ria Ashley
31.03.06, 17:04
...und die junge Generation nimmt sich dieser an, sei ganz sicher.
Ben sizin sözlerini okurken, gözlerimin yasini tutamiyorum arkadaslar. Hic unmuyordum bizim vatandaslarimiz, bizim genclerimiz, günün birinde burada bu yüksek taslile sahip olsun.
Sizlerden okadar iftar ediyorumki... anlataman. Ben 1970te cocuk olarak almanyaya geldim, hep ezildim, türk olduyum icin.
Neler, neler cektim. Sözlerinizi okurken... icim rahat ediyor ve gözlerim artik yere bakmiyor, ileriye bakiyor. Sizlernen yarin birgün bizim icin, eminim, hersey iyi olacak.
Sen bizim yarimizin yolunu kuruyorsun farkindamisin? Sizlerden iftar ediyorum arkadaslar. Devam edin lütven... devam! Daha cok hirsli, daha cok sekayinen.
Ali:türk:
burda ermeniler hakkinda yazan, genis bir bilgiye sahip kisiler var, mesella DeLaHoya ve Yücel gibi. Cok degerli Informationlar veriyorlar. Kendilerini tebrik ederim. Umarim bu verdikleri bilgiler "armenianquestion.org" gibi sitelerde herkesin bilgisine sunulur. Bilmeyen ögrenir.
Teşekkür ederiz...
burda ermeniler hakkinda yazan, genis bir bilgiye sahip kisiler var, mesella DeLaHoya ve Yücel gibi. Cok degerli Informationlar veriyorlar. Kendilerini tebrik ederim. Umarim bu verdikleri bilgiler "armenianquestion.org" gibi sitelerde herkesin bilgisine sunulur. Bilmeyen ögrenir.
Tesekkür ederim,
tabikii bu bilgileri yanliz sizlerin sayesinde degerlendirebiliyoruz,
Historikerzunft, Laudazio, greyson, v.s. bu konuda cok yardimci olmuslardir, insallah eksik olmazlar. Sizlerin en ufak ip uclari bile, bize yarar, bu konua sizlerde yardiminizi eksik etmeyin.
deryatulga
11.11.06, 23:32
Muhsin Öztürk - m.ozturk@aksiyon.com.tr (m.ozturk@aksiyon.com.tr) - Sayı: 573 - 28.11.2005
yorum ekle (http://www.politikcity.de/forum/)
Sen sus belgeler konuşsun
Bilgi Üniversitesi’ndeki olaylı Ermeni Konferansı’ndan sonra, Ankara’da yapılan alternatif konferansta ‘devlet’ yoktu. Ama, Türk tezleri ilk defa hamasetten uzak, bilimsel bir temelde ve karşı görüşe de söz hakkı verilerek ele alındı.
http://www.aksiyon.com.tr/resim/573/32.jpg Gazi Üniversitesi’nde düzenlenen Türk Ermeni İlişkilerinin Gelişimi ve 1915 Olayları başlıklı konferans Türk tezinin Bilgi Üniversitesi’nde yapılan Ermeni Konferansı’na cevabı şeklinde algılandı. Pek çok uluslararası ismin katılması, ciddi tebliğlerin sunulması ve az da olsa karşıt görüşten isimlere söz hakkının verilmesi bakımından bir ilkti. Türkiye’de ilk defa bu kadar geniş katılımlı bir konferansla Ermeni meselesi tartışıldı. Üç gün süren konferansı sektirmeden takip edenler eski Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz ve konferans komitesi başkanı Prof Dr. Hale Şıvgın’ın eşi eski bakan Halil Şıvgın’dı. Bir söylentiye göre konferansın bir kulis ortamına dönüşme ihtimali korkusu nedeniyle milliyetçi kimliği ile bilinen partilerden katılım neredeyse hiç olmadı.
Toplantının en önemli isimlerinden biri Prof. Dr. Gunter Lewy idi. Konuşması merakla ve tepkiyle beklenen kişi ise Bilgi Üniversitesi’ndeki Ermeni Konferansı’na katılan Baskın Oran’dı. Prof. Dr. Fikret Adanır da her iki konferansa katılan isimdi ama gözler Baskın Oran’ın üzerindeydi. Oran, konuşmasında Ermeni Tehciri ile ilgili başlangıçta bir tabunun olmadığını söylerken, buna dayanak olarak, 1919’da yayınlanan ‘Tecziye ...’ belgelerinde, tehcir sırasında yanlış hareket içinde bulunanlar için cezai işlemlerin talep edilmesini gösterdi. Oran’ın Osmanlı’da 17. yy’da 1/3 olan gayrimüslim nüfus oranının bugün 1/700’e kadar indiğini söylemesi tartışmalara yol açtı. Başta Yusuf Halaçoğlu olmak üzere pek çok kişi Osmanlı sınırları ile Türkiye sınırları bazında nüfus karşılaştırmalarının yanlışlığına dikkat çekti. Halaçoğlu ile Baskın Oran’ı karşı karşıya getiren diğer konu ise Trakya bölgesinden tehcirin yapılıp yapılmadığıydı. Halaçoğlu’na göre bu bölgeden sadece teröre ve ayrılıkçı eylemlere katılan kişiler tehcir edildi.
1915 Ermeni Tehciri sırasında kaç kişinin hayatını kaybettiği ayrı bir tartışma konusu. Ermenilerin her yıl artırdığı söylenen sayı 600 binle başlıyor ve 1,5 milyona kadar varıyor. Türk tezini savunanlar o yıllarda deniz yoluyla Amerika kıtasına gidenlerin ve diğer ülkelere yerleşen Ermeni nüfusun bilindiğini, basit bir toplama çıkarma işleminin bile iddiaları asılsız kıldığını dile getirdiler. Ermenilerin büyük çoğunluğunun tehcir sırasında salgın hastalıklardan ölmesini abartılı bulanlar için o dönemde aynı nedenle 450 bin Osmanlı askerinin hayatını yitirdiği aktarıldı. Konferansa Ermeni tezini savunanlar da çağrılmıştı ve katılım serbestti.
Toplantının rengini alkışlar belirledi
Her iki konferansa katılan Baskın Oran gibi karşı görüşü dile getiren isimler zaman zaman sözlü sataşmalarla, ‘kökeniniz hakkında bilgi verir misiniz’ gibi sorularla karşılaşsa da çoğunluğu öğrencilerden oluşan topluluğun konferansları olgunlukla izlediği söylenebilir. Toplantının rengini ise alkışlar belirledi. Baskın Oran’ı çok az kişi alkışlarken en çok alkışı Türk tezlerini siyasetçi bir üslupla savunan Gaullaume Albert Houriet aldı. En soğukkanlı konuşmalardan birini Utah Üniversitesi öğretim üyesi Hakan Yavuz yaptı. Tebliğinde uluslararası ilişkilerde literatüre girmiş soykırımı tanımlarından hareketle Ermeni tehciri sonrasında meydana gelen olayların herhangi bir soykırımı tanımı içine girmediğine, bu nedenle Ermenilerin uluslararası hukuk üzerinden değil de siyasal mekanizmalar üzerinden hak arayışına gittiğine dikkat çekti.
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahdet Keleçyılmaz Türk tezini desteleyen sunumundan önce verilecek cevapların akademik zeminde, tarihçilik nosyonu dahilinde olması gerektiğini söylerken hem toplantı ile hem de Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) tavrı ile ilgili eleştiriler yöneltti. ‘Bilim acı ilaç gibi. Sözümüzün ağırlığı olmasını istiyorsak kullandığımız kaynaklarla ilgili nesnelliğe dikkat etmeliyiz. Bilimsel alt yapı ve titizlikle hazırlanmış cevaplara ihtiyaç var.’ dedi. TTK Başkanı ile üniversitede yan odaları paylaşmalarına rağmen Ermeni olaylarında Teşkilat-ı Mahsusa’nın rolü ile ilgili kendisine hiçbir şey sorulmadığını hatırlatan Keleçyılmaz kendi sunumunda şunları dile getirdi: Teşkilat-ı Mahsusa’da Ermeni Masası bile yoktur, teşkilatın önde gelen ismi Süleyman Askeri Bey, Ermeniler için ‘Mecbur kalmadıkça kalplerinin kırılmaması’ uyarısında bulunmuştur. Soykırımı tanımlarının önde gelen maddesi planlı olması ve sistematik bir şekilde bir grubu yok etme çabasının güdülmesi. Keleçyılmaz’a göre Osmanlı’nın bir çok cephede savaş verdiği 1915’te en stratejik kurum olan telgraf idaresinde Ermeniler çalışmaktaydı ve ‘planlama’ iddiasının saçmalığını göstermekteydi.
Moskova Devlet Üniversitesi’nden katılan Antoninovna Belova’nın ‘Çarlık Rusya’sı devrimci Ermenilere destek vermedi.’ sözü tartışmaya yol açtı. Prof. Dr. Hikmet Özdemir, Rusların somut desteğini gösteren belgelere sahip olduklarını hatırlattı. Sempozyuma Rusya’dan katılan Aleksander Dugin, konuyu Rusya ile Osmanlı arasındaki anlaşmazlık sonrasında sınır halklarının mağdur olması şeklinde özetledi. Bu halkların içinde Ermenilerin yanında Kafkas halkları da vardı. Dugin’in bu meseleden dolayı ABD’ye tavır alınması gerekir demesi pek anlaşılamadı. Çünkü Ermeni soykırımı iddialarını parlamentolarında kabul edenlerin büyük çoğunluğu Avrupa ülkeleriydi. Ama sözleri Avrasyacı şablonun bir sonucuydu.
Şimdi yeni şeyler söyleme zamanı
Konferansa Anadolu’nun çeşitli üniversitelerinden konuşmacıların yaptıkları bölgesel çalışmalarla katılması ilgiyle karşılandı. 1915 yılında bir trajedinin yaşandığını, her ne sebeple olursa olsun pek çok Ermeni’nin hayatını kaybettiğini aslında herkes kabul ediyor. Ama anlaşmazlığın yaşandığı yer, karşı tarafın Türklerin aynı trajediyi bütün yörelerde yaşadıklarını hiç hesaba katmamaları ve konuyu siyasi bir ‘soykırımı’ iddiasıyla gündeme getirmeleri. Ermeni tarafının belgelerle konuşma çağrısına olumlu cevap vermemesi yani kaçak güreşmesi, uluslararası kamuoyunda sahip olduğu pozisyonu koruma isteğinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla sadece arşivleri açmak gibi pasif bir tutum yerine bilimsel çalışmaların desteklenmesi ve duyurulması gerektiği vurgulanıyor.
Türklerin Ermeni soykırımı iddialarını Asala terörü ile öğrenmeye başladığı görüşüne karşılık Tarih Kurumu üyesi Prof. Dr. Kemal Çiçek, 1915’in 50. yılı nedeniyle 1965’te yapılan büyük etkinliklerle pek çok Ermeni’nin de konuyu yeni öğrendiğini, o yıllarda Paris’te bir lokantada ‘bilinçsiz’ Ermenilerce ağırlandıklarını söyledi. Konunun tartışılmayacak boyutu Ermenilerin bilinçli bir propaganda süzgecinden geçtikleri.
Belki bu saatten sonra hiçbir belge karşı taraf için bir şey ifade etmeyecek. Şimdi yeni şeyler söyleme zamanı.
Powered by vBulletin® Copyright ©2012 Adduco Digital e.K. und vBulletin Solutions, Inc. Alle Rechte vorbehalten.
SEO by
vBSEO 3.6.0