PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : ermeni meselesinde uyuduk



semada
25.06.05, 11:27
türkiye, yillardir, ermeni yalanlari ile ilgili "uyku" politikasinda devam ediyor.

gectigimiz günlerde vefat eden, ünlü edebiyatcimiz R.Bilginer in bu konuda yaptigi bir calisma ve sonucu, konuyu daha iyi anlamamiza yardimci olur..

********


RECEP Bilginer'in başı son günlerde TRT ile dertteydi. Üç yıl önce TRT ona, Ermeni soykırımı iddialarının asılsız olduğunu anlatan bir televizyon dizisi yazmasını önerdi. Recep Bilginer ve kızı Tülay Bilginer gerekli araştırmaları yaptıktan sonra "Kör Öfke" adlı dizinin projesini, 110 sayfalık bir tretmanla TRT'ye verdiler, dizi onaylandı, dört bölümü yazılıp teslim edildi...
Sonra ne olduysa oldu, olumlu bilirkişi raporuna rağmen, dizi yayına konmadı.
Recep Bilginer, buna müthiş üzülmüştü.
***
PEKİ niçin?
Rahmetlinin kulağına fısıldamışlardı:
"Dışişleri Bakanı Gül istemiyor, Ermenilerle barış havasına girdik, hem eski iktidarın ısmarladığı bir diziyi biz niye oynatalım?"
Bu doğru mu, yanlış mı?
14 Nisan 2005 günü aynı soruyu Abdullah Gül'e sormuş, ama bir cevap alamamıştık.
Belki şimdi, Recep Bilginer vefat ettikten sonra bir cevap verir.
Hem vermese de, her şey o kadar ortada ki, Avrupa'nın "Ermeni sınırını açın!" emrinden sonra, Abdullah Gül ne diyecek ki?
Varsın Recep Bilginer'in oyunu TRT'de oynanmasın, varsın yazar üzüntüden kahrolsun, belki de bu yüzden kalbine yenik düşsün, yeter ki Ermeni sınırı açılsın, Avrupalılar üzülmesin...

kaynak:
h.pulur@milliyet.com.tr (h.pulur@milliyet.com.tr)

Der Schakal
25.06.05, 12:12
Arkadaslar,

maalesev 90 Yil uyuduk...dahada uyuyoruz...ama ben bikdim...:mad: ...

DeLaHoya
25.06.05, 21:41
"Dışişleri Bakanı Gül istemiyor, Ermenilerle barış havasına girdik, hem eski iktidarın ısmarladığı bir diziyi biz niye oynatalım?"


Öyle bir barış havasına girmişiz ki, sınır kapıları AB'nın baskısıyla de&zleşmesi hazırlanırken Sovyet Birliği bu sözleşmeyi ancak ‘sosyal bir sınıf veya politik ve ideolojik grup mensuplarının öldürülmeleri ile kültürel cinayetler’ soykırım suçları dışında bırakıldığı takdirde destekleyeceğini bildirmiş ve istediğini elde etmişti.[/b][/color]

***

Türkiye daha 1950’de hiç çekincesiz sözleşmeyi onaylarken İngiltere 1970’te, ABD ise ancak 1988’de onay işlemlerini tamamladılar. ABD özellikle sözleşmenin 9’uncu maddesine itiraz ediyordu. 9’uncu madde, soykırım için devlet sorumluluğu dahil, sözleşmenin yorumu ve uygulanması konusunda çıkabilecek ihtilaflarda tek taraflı olarak Uluslararası Adalet Divanı’na başvuru hakkını tanıyordu. ABD ve başka bazı devletler sözleşme geriye dönük olmadığı halde bu maddeye çekince koymuşlardı.

Hiçbir ülkeden tarihi ile yüzleşmesi istenmezken neden yalnızca Türkiye’ye böyle bir talep yöneltiliyor? Diğer devletlerin peşine düşülmediği için. Cezayir bile Fransa’yı ancak şimdi biraz itham etmeye başladı. Ermeni lobisi ise yıllardan beri 1915 olaylarının soykırım olarak tanınması için durmadan çaba harcadı ve önemli kazanımlar elde etti.

***

Meselenin bir tarihçiler komisyonu tarafından incelenmesi yolundaki girişimimiz iyi karşılanmakla beraber peşin hükümler olduğu gibi duruyor. Ermenistan bir kompromi formülü ile bu öneriyi kabul etse bile sonuç alınması yıllarca sürer. Türkiye’de tarihçiler arasındaki görüş ayrılıkları da tezimizi çok kuvvetlendirilecek nitelikte değil.

Peki ne yapalım? İki şey. Bir kere, kabil olduğu kadar cepheden taarruzla değil, fakat Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkileri bir ölçüde normalleştirerek meselenin uzun sürede aşılmasına veya güncelliğini kaybetmesine çalışmak gerekir. Bunda ne yazık ki bir hayli geciktik. Bugün AB’den gelen baskı ile bu işi gerçekleştirmek daha zor. İkincisi, hukuki durumumuz sağlam olduğuna, bizden toprak veya tazminat talep edilemeyeceğine, devlet veya bireysel sorumluluk yöneltilemeyeceğine göre daha soğukkanlı davranmak, ’Kendi tarihleri ile yüzleşmeyenlerin iddialarını ciddiye almıyoruz’ gibi bir tavır takınmaktır. İthamlara ve iddialara bigáne kalmak, ne kadar sert olursa olsun kısa bir süre sonra etkisi kaybolacak tepkilerden daha etkili olabilir.

[/left]


http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~23@sid~9@nvid~5955 20,00.asp

deryatulga
16.10.07, 07:55
Arkadaslar dedikoduya baslamislar ama sonunu getirememisler nedense. Ermeni siniri ise aradan iki yildan fazla gecmesine ragmen acilmis degil. Abdullah Gül'ü sahte basari raporlari ile kimlerin uyuttugunu da mercek altina almanin zamani geldi de geciyor. Meslekte bayagi yükselmis bir tipin Büyükelci ve Disisleri bakani karsi koymasa Bundestag kararini engellemis olacaklarini iddiasi hala kulaklarimda.