PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Müzelik ve Mostralik soykirim



piramses
26.06.05, 21:34
Müzelik ve mostralık soykırım



Mine G. Kırıkkanat (mine.gokce@wanadoo.fr)

(1020 kişi okudu) Dışişleri Bakanı sayın Abdullah Gül, Oslo'da açılacak Soykırım Müzesi'nde, Ermenilere bölüm ayrılmasın diye Norveç'i uyaradursun, Avrupa'nın ilk Ermeni Soykırım Müzesi, Fransa'da açıldı bile...
Valence kentinde açılan müze 1.5 milyon avroya mal oldu, maliyetin yarısı yerel yönetim, yarısı devlet tarafından karşılandı, ziyaretçilere 10 Haziran'dan beri 'hizmet' veriyor. Ermeni Soykırım Müze projesi, Valence kenti eski belediye başkanı ve halen iktidardaki Halkçı Birlik Partisi UMP'li Patrick Labaume zamanında başlatıldı, halefi Lena Balsan tarafından bitirildi.
Müzede, Talat Paşa'nın 28 Şubat 1915 tarihli ve soykırımı başlattığı iddia edilen meşhur telgrafı, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Fransa'ya göçen Ermenilerin üzerinde 'geri dönemez' damgası basılı pasaportları, 1.5 milyon Ermeni'nin öldürüldüğüne kanıt sayılan tarihsel belgeler sergileniyor. Ve bütün bunlar, tarihçi, etnolog, antropolog ve soykırım uzmanlarının ortak çalışma 'ürünü' olarak sunuluyor.
Ancak müzenin 'baş yapıtı', gün boyu durmadan gösterilen bir film. Jean Michel Venneman'ın, 'Yaralı Hatıralar' adını taşıyan belgesel, soykırımdan kurtulan halen 103 yaşındaki Der Masubyan'la yapılan bir röportaj. Masubyan bu röportajda, simsiyah saçlarıyla 'güzeller güzeli' annesinin gözleri önünde tecavüz edildikten sonra yine gözleri önünde nasıl bıçakla boğazlandığını anlatıyor. Belgeselde yaşlı adam konuşurken, katliamlar sırasında çekildiği öne sürülen eski fotoğraflar ve amatör filmler de yer alıyor. Bu fotoğraf ve filmler, Avrupa'daki arşivlerden alınmış ve Valence'a yerleşik Ermenilerden toplanmış.
Ben bu belgeseli ARTE televizyonunda izlemiştim. Oldukça etkileyici ve Der Masubyan röportajının da inandırıcı olduğunu söyleyebilirim.
Zaten Türkiye'de aklı başında kimse, Ermenilerin kıtır kıtır kesildiğini inkâr etmiyor. Yalnızca 'onlar da bize yaptı', yani karşılıklı kesiştik, ama soykırım değildi, savaş zamanıydı, 'meşru müdafaa' kapsamında ele alınması gereken bir konudur, ama tabii 'tehcir' sırasında kontroldan çıkan müessif hadiseler cereyan etmiştir... Deniyor.
Bendeniz, tehcir işinin gerçekten çığrından çıktığına, devasa bir Ermeni katliamı yapıldığına, Osmanlı devletlilerinin bu katliama bilerek göz yumduğuna inananlardanım. Ancak 'soykırım' tanımına katılmıyorum. Çünkü soykırım mıydı, değil miydi teşhisinin öneminden çok, 'soykırım' kabulünün Türkiye'nin başına ne büyük bir bela açacağı üstünde duruyorum. Böyle bir tanımanın peşine takılacak sınırsız tazminat taleplerini düşünerek devletin 'soykırım' kavramını reddetmesini haklı buluyorum.
Ermeniler büyük bir trajedi yaşadılar. Türkiye'yi ve milliyetçi Türkleri her ne kadar küplere bindirse de, bu trajediyi unutmamak, tanınması uğrunda uluslararası lobilerle örgütlenmek, siyasal baskı çalışmaları yapmak, onların 'toplumsal bellek' saygısı hanesine yazılır. Anıt da dikerler, müze de açarlar, demek ki inandırmışlar davalarına, Türkiye'nin işine gelsin gelmesin, yansız düşündüğünüzde 'aferin' demek gerek, başarıyorlar.
Ancak Türkler, belki aynı oranda değil ama Ermeni mezaliminden çektiklerini, uğradıkları katliamları, niye yalnızca ulusal medyalarda belgeleyebiliyor, niçin yurtdışında anlatamıyorlar? Neden Ermenilerin çilesine kulak verenler, Türkiye'nin acılı geçmişine tıkıyor kulaklarını, kapıyor gözlerini?
Öncelikli açıklama, bu kanlı hesaplaşma tarihinden Türklerin galip, Ermenilerin mağlup çıkmış olmaları. Yenene değil, yenilene acınır. Uluslararası kamuoyu, tarihteki her trajedide yenilenin ağıtına hassastır, doğru. Ama Türkiye'nin, madem 'soykırım' tanımını kabul etmiyor, Ermeni anıt ve müzelerini protesto etmekten gayrı yapacağı başka bir şey yok mudur, gerçekten? Uluslararası bir tartışma platformu oluşturmayı bırakın, yurtiçinde kendi görüşüne yandaş ve karşıt olanları bile bir araya getirip konuşturamadığına göre, şimdilik yok, galiba. Ama işte, Abdullah Gül, Norveç'e laf anlatmaya çalışırken, Fransa'nın Valence kentinde açılıveriyor bir müze. Diyeceksiniz ki, Valence'daki Ermeni Soykırım Müzesi 450 metreka- reden ibaret. Oslo'daki müzede, Ermeni soykırımına 450 metrekare ayrılacağını mı sanıyorsunuz?

piramses
26.06.05, 21:35
Minenin kafasi oldukca karisik görünüyor

DeLaHoya
26.06.05, 21:37
Piro, yorumun neyini begenmedin?

Bizi bu konuda aydinlatirmisin?

piramses
26.06.05, 21:50
Piro, yorumun neyini begenmedin?

Bizi bu konuda aydinlatirmisin?


yoo fena degil yazdigi..
soykirim var gibi,ama soykirimi tanimak bize cok zararli olacagi icin reddetmeliyiz diyor mine
Mine benden daha radikal yani.. ben bunun özür dilenmesi gereken bir kiyim, katliam oldugunu, ama hukuken Soykirim olarak taninmasinin haksizlik oldugunu düsünüyorum.. soykirim kavramina takilmadan,diasporanin bu konudaki tutumuna fazla takilmadan ermeni devleti ile siyasi boyutta ve iki tarafin ilimli kesimleri arasinda müzakere yoluyla halledilmeli bu is.. ayrica
daha farkli,konkret- ciddi hukuki argümanlar da bulunabilir. ikinci dünya savasi sonrasindaki Soykirim sözlesmesinin gecmis oaylara uygulanamayacagi veya Talatin 1915 de yapdiklarinin 1923 de kurulan ve bambaska bir devlet olan TC yi baglamayacagi gibi..

dertli4u
27.06.05, 10:01
yoo fena degil yazdigi..
soykirim var gibi,ama soykirimi tanimak bize cok zararli olacagi icin reddetmeliyiz diyor mine
Mine benden daha radikal yani.. ben bunun özür dilenmesi gereken bir kiyim, katliam oldugunu, ama hukuken Soykirim olarak taninmasinin haksizlik oldugunu düsünüyorum.. soykirim kavramina takilmadan,diasporanin bu konudaki tutumuna fazla takilmadan ermeni devleti ile siyasi boyutta ve iki tarafin ilimli kesimleri arasinda müzakere yoluyla halledilmeli bu is.. ayrica
daha farkli,konkret- ciddi hukuki argümanlar da bulunabilir. ikinci dünya savasi sonrasindaki Soykirim sözlesmesinin gecmis oaylara uygulanamayacagi veya Talatin 1915 de yapdiklarinin 1923 de kurulan ve bambaska bir devlet olan TC yi baglamayacagi gibi..

piramses

bu problemin cözümünün önündeki en büyük engel, diaspora dir..bunu farketmek lazim.

türkiye, hicbir zaman, ermeniler ölmemistir demediki zaten.

tehcir sirasinda, hatasi olan osmanli subaylari falan zaten mahkeme edildi.

ama ayni sekilde, ermeni cetecilerinden ve devlete ihanet edenlerden de yargilanan oldu..

bir tarafta ki yargilamayi kabul edip, öteki taraftaki yargilamayi kabul etmemek yanlis olur..yargilanip cezalandirilan ermeniler le ilgili bile türk tarafinin özür dilemesini beklemek dogru olmaz.

****
atatürk döneminde yapilan kars(?isim yanlis olabilir) anlasmasi ile , zaten ermeni meselesi ile ilgili konu cözülmüstür.

atatürk, "ittihat ve terrakinin sucu, bize ne" demek kolayciligini tercih etmemis. aksine, ermeni tehcirini savunmus ve soykirimi kabul etmemistir...

****

bugünkü ermeni devleti ile beraber hareket etme imkaninin önündeki engelde diasporadir..nitekim, türkiye hava sahasini acti da ne oldu...

ayrica, iki ülke tarihcilerinin ortak komisyon kurmasi teklifini yapan türk tarafina ermeni tarafi olumsuz cevap verdiler.

****

amerikadaki hayat sigortalarinda yatan milyar dolarlari unutmamak gerekir..diaspora, gözlerini acmis, agzi sulanarak bakmaktadir:D

dertli4u
27.06.05, 10:07
Minenin kafasi oldukca karisik görünüyor

yoo, bence gayet güzel yorum yapmis..tabii biraz daha ileri giderse, ilk önce, bizim "yerli soykirim olmusturcular" tarafindan afaroz edilebilir:D

""Ermeniler büyük bir trajedi yaşadılar. Türkiye'yi ve milliyetçi Türkleri her ne kadar küplere bindirse de, bu trajediyi unutmamak, tanınması uğrunda uluslararası lobilerle örgütlenmek, siyasal baskı çalışmaları yapmak, onların 'toplumsal bellek' saygısı hanesine yazılır. Anıt da dikerler, müze de açarlar, demek ki inandırmışlar davalarına, Türkiye'nin işine gelsin gelmesin, yansız düşündüğünüzde 'aferin' demek gerek, başarıyorlar.
Ancak Türkler, belki aynı oranda değil ama Ermeni mezaliminden çektiklerini, uğradıkları katliamları, niye yalnızca ulusal medyalarda belgeleyebiliyor, niçin yurtdışında anlatamıyorlar? Neden Ermenilerin çilesine kulak verenler, Türkiye'nin acılı geçmişine tıkıyor kulaklarını, kapıyor gözlerini?
Öncelikli açıklama, bu kanlı hesaplaşma tarihinden Türklerin galip, Ermenilerin mağlup çıkmış olmaları. Yenene değil, yenilene acınır""