Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : İsmet İnönü - Adolf Hitler Mektuplaşması
Alevi_Playa
20.01.08, 21:33
İsmet İnönü - Adolf Hitler Mektuplaşması
Adolf Hitler�in İsmet İnönü'ye Yazdığı Mektup
Özel Tren,1.3.41,Saat 1.00
Dışişleri Bakanlığı Şifre Bürosu No: 128
Türkiye Cumhurbaşkanı, Ekselans Bay İsmet İnönü Ankara
Bay Başkan,
Alman hükümetinin arzu hilafına ve İngiltere ve Fransa�nın 3 Eylül 1939�da ki savaş ilanı kararıyla Alman halkına empoze edilen savaşta, Alman Reich�inin şu sıradaki hedefi, Avrupa kıtasında İngiliz nüfusunu bertaraf etmektir. Bu; yüz yılardan beri devam eden Avrupa�daki devletleri birbirine karşı oynayarak yıpratma metoduna son vermenin bir koşulunu oluşturmaktadır. İngiltere�nin, Avrupa�nın çeşitli bölgelerinde askeri nüfuz kazanma yolundaki çabaları, Alman Reich�ini, bu bölgelerde, toprak kazanma yönünde veya siyasi nitelikte herhangi bir başka amaca yönelik olmayan önlemleri almaya zorunlu kılmaktadır.
Bu bakımdan Ekselans, size, Yunan topraklarına yerleşme yolundaki İngiliz önlemlerinin gitgide tehditkar bir nitelik aldığı şu sırada, bu koşulların gerektiği belirli karşılıklı önlemleri almaya karar verdiğimi açıklamak isterim.
Bu nedenle Bulgar hükümetinden, Alman Silahlı Kuvvetlerinin bir kısım birliklerine, bu yoldaki belirli güvenlik önlemlerini uygulamak için izin vermesini rica etmiş bulunuyorum. Öteden beri Almanya�ya karşı dostluk ilişkileri içinde bulunan Bulgaristan, bu ilişkileri, Üçlü Pakta katılmak suretiyle daha da takviye etmiş ve alınacak önlemlerin Türkiye�ye yönelmeyeceğinden emin olarak, bunların uygulanması için gerekli izni vermiştir.
Bende Ekselans, size bu fırsattan yararlanarak resmen bildiririm ki, Almanya�nın bu önlemleri, hiçbir şekilde Türkiye�nin toprak bütünlüğüne veya siyasi yapısına yönelmiş değildir. Aksine, birlikte yürüttüğümüz büyük ve hayati savaşın hatıralarıyla ve bu savaşı izleyen ıstıraplı yılların hatıralarıyla dolu olarak, size, Almanya ve Türkiye arasında gerçek dostluğa dayanan bir işbirliği için gelecekte dahi bütün koşulların var olduğuna kesin olarak inandığımı belirtmek isterim.
Çünkü;
1. Almanya bu bölgelerde hiçbir toprak çıkarı peşinde değildir. Alman birlikleri, söz konusu tehlikelerin giderilmesinden hemen sonra Bulgaristan ve Devlet Başkanı Antenoscu ile uyum içinde Romanya�yı terk edeceklerdir.
2. Savaşın sona ermesinden sonra Avrupa�nın yaralarını sarma yolunda başlayacak ekonomik gelişme, Almanya�yı ve Türkiye�yi zorunlu olarak, tekrar yakın ilişkiler içine sokacaktır.
Bu alanda önemli bir faktör, Almanya�nın çıkarlarını, yalnız kendi endüstri mallarının satışında görmediği, aynı zamanda en büyük alıcı olma eğilimini de taşıdığıdır.
Bunların dışında inanıyorum ki, savaştan sonra gerçekleşecek yeni anlayışlar düzeni, Almanya�yı hiçbir şekilde Türk hükümetinin hedefleriyle karşı karşıya getirmeyecek, aksine, iki devletin yakınlaşması, bu alanda hem Türkiye�nin hem de Mihver Devletlerinin çıkarına olacaktır.
Bu bakımdan ben şimdi olduğu gibi gelecekte de, Almanya ile Türkiye�yi karşı karşıya getirebilecek hiçbir neden olmayacağı görüşündeyim. Bu düşüncelerle, Bulgaristan�da ilerleyen Alman birliklerinin Türk sınırlarından, orada bulunmalarının amacı hakkında yanlış bir yorum bulunulmasına meydan vermeyecek kadar uzak kalmalarını emrettim. Şu kayıtla ki, Türk hükümeti, bizi, bu tutumumuzda bir değişiklik yapmaya zorunlu kılacak önlemlere girişmeyi gerekli görmesin. Ancak böyle bir durum dahi, Almanya�nın Yunan topraklarına yerleşme amacını taşıyan İngiliz önlemlerine karşı çıkma konusundaki isteğinde bir değişiklik yapmayacaktır.
Bu mektubumu Ekselans, Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkileri hiçbir koşul altında kötüleştirmemek, aksine, mümkün olan her şekilde iyileştirmek ve uzak gelecekte dahi iki taraf için verimli olacak şekilde düzenlemek yolundaki içten isteğimin bir dile getirilmesi olarak kabul ediniz.
Adolf Hitler
----------------------------------------------------------------------------------
Alevi_Playa
20.01.08, 21:34
İsmet İnönü'nün Hitler'e Yazdığı Mektup
Ankara, 12 Mart, 1941 Ekselans Bay Adolf Hitler Adolf Reich Führeri ve Şansölyesi;
Ekselanslarının, büyük elçileri aracılığıyla bana gönderdikleri mektubu almakla onur duydum. Bu mesajı göndermek suretiyle gösterdiğiniz nezaket için, size samimiyetle teşekkür ederim. Mektubunuzun Cumhuriyet Hükümetine bildirdiğim içeriği, layık olduğu tam iğliyle incelenmiştir.
Aynı cephede katıldığımız ve onurunu ve acılarını aynı şekilde paylaştığımız son büyük savaştan sonra yeni Türkiye�nin siyaseti, Milli Mücadelemizin başlangıcında tespit edilmiş olan prensiplere her zaman bağlı kalmıştır. Bunlar, Türkiye istiklalinin en mutlak şekliyle teminat altında tutulması ve başkalarının haklarına hiçbir müdahalede bulunmaksızın, barışçı bir gelişmenin devam ettirilmesidir.
Ekselanslarının da malumu olduğu üzere, Türkiye�nin 1939 ilkbaharından beri takip ettiği siyasetin temelinde de aynı prensipler yatmaktadır.
Türkiye, toprak bütünlüğünü ve masuniyetini, şu veya bu devletler gurubu arasındaki siyasi ve askeri kombinasyonların şekline göre mütalaa edemez ve tecavüzden masun olma hususundaki mukaddes hakkı üzerinde, herhangi bir yabancı devletin kazanacağı zafer açısından hüküm yürütülmesine müsaade edemez. Türkiye, bu sebepten, milli egemenlik alanı içine vaki olacak her müdahaleye karşı koymağa azimlidir.
İmzaladığı savunma paktıyla olduğu gibi (İnönü, Türkiye�nin İngiltere Ve Fransa ile imzaladığı paktı �Savunma Paktı� diye nitelemektedir.), bu savaşın pek değişen olayları sırasındaki tutumuyla da Türkiye, mutlak istiklal hakkını muhafaza etmek hususundaki aynı sarsılmaz azmin delilini vermiştir.
Cumhuriyet hükümetinin Balkan politikası, Balkan Yarımadası�nı savaşın tahribatından uzak tutmaktan başka bir hedef gütmemiştir. Ve Ekselanslarının tam yetkili büyük elçileri tarafından müteaddit defa verilen teminat karşısında biz, Almanya�nın da aynı hedefi güttüğünü ve bu sebepten, Avrupa�nın güneydoğusuyla ilgili Türk ve Alman siyasetleri arasında huzur verici bir paralellik olduğunu kabul etmekte haklıydık.
Ekselansları itiraf edeceklerdir ki, bu durumun değişmesi, Türkiye�nin siyasetinin ve tutumunun tamamen dışında kalan sebeplerin sonucudur ve İtalyan � Yunan savaşının çıkışından beri geçen olayların gelişmesinde, memleketimin en ufak bir sorumluluğu olduğundan bahsedilmez.
Biz inanıyorduk ve bugün hala inanıyoruz ki, ortada Türk ordularıyla Alman ordularını karşı karşıya getirecek bir sebep yoktur. Ve Almanya, Türkiye�nin emniyetinin (Bu kelime metinde silik çıkmış ve karineyle çıkarılmıştır.) ve istiklalinin gereklerine karşı anlayışlı davrandığı müddetçe böyle bir felaket meydana gelmez.
Reich hükümeti, Türkiye�den, onun bu maksatla yüklendiği vecibelerle bağdaşmayacak bir talebi olmayacağına ilişkin bize, müteaddit defa teminat vermiştir.
Bu sebepten ben, Ekselanslarının bu alandaki her türlü vuzuhsuzluğu kaldırmak arzusunu taşıdıkları hususunda bana teminat vermemelerini büyük bir memnuniyetle öğrenmiş bulunuyorum. Bende size açıklarım ki, mazide olduğu gibi istikbalde de uyanık bir bekçilik görevi ifa edecek olan Türk ordusu, Reich hükümeti, Cumhuriyet hükümetini tutumunu değiştirmeye mecbur edecek tedbirlere tevessül etmediği müddetçe, Alman birliklerine karşı aynı şekilde davranacaktır.
Bütün kalbimle temenni ederim ki, kısa bir zaman önce birlikte kan dökmüş olan Türk ve Alman askerleri, hiçbir zaman, geçici birtakım olaylar uğruna birbirilerinin karşısına çıkmasınlar. O geçici olaylar ki bence, tarih karşısında, siyasi veya askeri kombinasyonların çerçevesini çok aşacak olan bir felaketin yaratılmasını asla mazur göstermezler.
Ekselanslarının, Balkanlardaki durumu kritik bir anında bana gönderdiği mesajı okurken. Alman Devleti Şansölyesi ve Führeri�nin, benden �kendisinin Alman tutumu hakkında yaptığı gibi �Türk görüşünü samimi ve gerçeklere uygun bir şekilde anlatmamı arzu ettiği intibadı edindim. Dünyanın içinde bulunduğu ciddi durum, halklarının karşısında sorumlu olan liderlerden, öyle bir lisan kullanmalarını istemektedir ki, bu, yakın veya uzak istikbalde ortaya çıkacak olaylarla �yalandır� diye damgalanmaya mahkum olmasın. Mesajınızı bilhassa bu bakımdan memnuniyetle karşıladım.
Ekselanslarının bu cevap yazısının muhteviyatında iki memleketimiz arasındaki anlayışa dayanan münasebetlerin muhafazası için tek temeli teşkil eden (Bu kelime metinde de tamamen silik çıkmıştır) gayretinin ifadesinin bulacağından eminim.
Ekselanslarının mesut girişimiyle aramızda vaki olan fikir teatisi, muhakkak ki, Türk Alman münasebetlerinin normalleştirilmesine ve iyileştirilmesine yardımcı olacaktır. Bu ümitle Bay Şansölye, en derin saygılarımı ifade etmeme müsaadenizi rica ederim.
İsmet İnönü
Es ist sehr schön mal wieder ein ordentliches türkisch lesen zu können :)
Ich frage mich bloß, in welcher Sprache die Briefe geschrieben wurden...
Aus Deutschland -> türkisch
Aus der Türkei -> deutsch
Oder wurde es in der Heimat übersetzt?
Oder haben beide englisch geschrieben?
Gab es nicht noch mehr Schriftverkehr?
Wie auf der ganzen Welt gab es auch in der Türkei zur Zeiten des 2. Weltkriegs Hungersnot und wirtschaftlich waren sie auch am Boden.
Die Türkei ist aus großen und schweren lebenswichtigen Kriegen damals raus. Hatte viele Verwunderte, viele verlorene Soldaten und hatte kaum noch ne Chance irgendeinen Krieg zu führen. Dazu war die Türkei einfach zu Erschöpft.
Obwohl einige Zeit schon verging bis zum 2. WK. Aber die Entwicklung dauert halt Jahre.
Die Türkei mit der Schweiz eines der wenigen Länder in Europa die Neutral blieb zu der Zeit.
Obwohl die Lage in der Türkei ziehmlich schwach war, blieben sie politisch sehr stark. Und haben ihre Stellung gehalten. Also hielten sie die außenpolitische Diplomatie im Stand. Die Türkei hatte damals genauso wie mit Deutschland, auch mit der USA und den Sowjets eine gute Diplomatie. Villeicht war das der Grund wieso, keiner die Türkei bedroht, bzw. in den Krieg "gelockt" oder provoziert hat.
Oder villeicht haben die Westmächte auch paar Jahre zurückgedacht und sich beängstigt gefühlt? :)
Alevi_Playa
21.01.08, 14:37
Wie auf der ganzen Welt gab es auch in der Türkei zur Zeiten des 2. Weltkriegs Hungersnot und wirtschaftlich waren sie auch am Boden.
Die Türkei ist aus großen und schweren lebenswichtigen Kriegen damals raus. Hatte viele Verwunderte, viele verlorene Soldaten und hatte kaum noch ne Chance irgendeinen Krieg zu führen. Dazu war die Türkei einfach zu Erschöpft.
Obwohl einige Zeit schon verging bis zum 2. WK. Aber die Entwicklung dauert halt Jahre.
Die Türkei mit der Schweiz eines der wenigen Länder in Europa die Neutral blieb zu der Zeit.
Obwohl die Lage in der Türkei ziehmlich schwach war, blieben sie politisch sehr stark. Und haben ihre Stellung gehalten. Also hielten sie die außenpolitische Diplomatie im Stand. Die Türkei hatte damals genauso wie mit Deutschland, auch mit der USA und den Sowjets eine gute Diplomatie. Villeicht war das der Grund wieso, keiner die Türkei bedroht, bzw. in den Krieg "gelockt" oder provoziert hat.
Oder villeicht haben die Westmächte auch paar Jahre zurückgedacht und sich beängstigt gefühlt? :)
Stalin hat sehr wohl gedroht. Der wollte Istanbul für sich und hat an die Zarenpolitik angeknüpft die ja durch Lenin beendet worden war.
Aber zum Glück gabs da noch die USA
Stalin hat sehr wohl gedroht. Der wollte Istanbul für sich und hat an die Zarenpolitik angeknüpft die ja durch Lenin beendet worden war.
Aber zum Glück gabs da noch die USA
Ja, kanns schon sein das er gedroht hat.
Doch diplomatisch war die Türkei auch in einer guten Lage zu UDSSR. Außerdem wollte und musste die UDSSR zuerst mal das eigene Land verteidigen.
Auf jeden Fall, denke ich dass das Erfolgsrezept, "sehr gute Ausenpolitik" war.
Stalin hat sehr wohl gedroht. Der wollte Istanbul für sich und hat an die Zarenpolitik angeknüpft die ja durch Lenin beendet worden war.
Aber zum Glück gabs da noch die USA
Die Russen und ihr Temparament.. wenn ich da an Chruschtschow denke :D
Die hätten sich einen Zweifrontenkrieg nie und nimmer erlauben können.
Ja, kanns schon sein das er gedroht hat.
Doch diplomatisch war die Türkei auch in einer guten Lage zu UDSSR. Außerdem wollte und musste die UDSSR zuerst mal das eigene Land verteidigen.
Auf jeden Fall, denke ich dass das Erfolgsrezept, "sehr gute Ausenpolitik" war.Die Sache ereignete sich erst nach dem WWII. Bis die Amis einen Flugzeugträger in die Türkei schickten.
Also die Amerikaner nicht "immer" schlecht reden.:lach:
Die Sache ereignete sich erst nach dem WWII. Bis die Amis einen Flugzeugträger in die Türkei schickten.
Also die Amerikaner nicht "immer" schlecht reden.:lach:
So ein schmarn.
Denkst du die wollten uns da helfen. Im Gegenteil in der Zeit (50er oder 60er glaub ich) haben wir USA im kalten Krieg geholfen. Die durften ihre Raketen in unserem Land platzieren. Und UDSSR durfte Raketen in Kuba platzieren.
Wir waren sowas wie eine "Marionette im Spiel". :)
Außerdem hab ich davor vom 2. WK geredet. Nicht was dannach geschah.
Alevi_Playa
21.01.08, 16:30
Die Russen und ihr Temparament.. wenn ich da an Chruschtschow denke :D
Die hätten sich einen Zweifrontenkrieg nie und nimmer erlauben können.
Als Stalin das ganz offen propagierte war Deutschland schon "erlegt" :easydogi:
Als Stalin das ganz offen propagierte war Deutschland schon "erlegt" :easydogi:
Aber das ist doch ganz anderes Thema?
Ihr redet vom Kalten Krieg. Da hatte Türkei "seine Seite".
Ich rede vom 2. WK. Da war Türkei ganz klar Neutral.
Es ist sehr schön mal wieder ein ordentliches türkisch lesen zu können :)
Ich frage mich bloß, in welcher Sprache die Briefe geschrieben wurden...
Aus Deutschland -> türkisch
Aus der Türkei -> deutsch
Oder wurde es in der Heimat übersetzt?
Oder haben beide englisch geschrieben?
Gab es nicht noch mehr Schriftverkehr?
Hangi "dil"de konusuldu acaba diye sordun da, aklima o dönemden anlatilan bir anekdot geldi! Gercek olup olmadigina emin degilim! Nerde okudugumu da hatirlamiyorum. Simdi Hitler, Inönü`ye acil mektup yaziyor, "Halk acliktan kiriliyor. Bize su kadar ton >un< gönderin!" diye... Inönü düsünüyor düsünüyor... Gönderse, digert müttefik ülkeler ile arasi bozulcak! Göndermese Almanya`yi düsman etmek istemiyor. Tutuyor bir ton "yün" gönderiyor...
Bu sefer Hitler yine acil notlu bir mektup ulastiriyor: "Naptiniz? Biz size >un< dedik, siz bize >yün< gönderdiniz!"
Inönü cevap veriyor: "Ahhh! Kusura bakmayiniz. Benim kulagim agir isitiyor, un yerine yün anladim!"....Tabii bu mektuplar gelip gidinceye kadar da zaten savas mavas kalmiyor, Hitler cehennemi boyluyor...
:D
Dedigim gibi gerceklilik payini bilmiyorum... Dil deyince aklima geldi...
Hangi "dil"de konusuldu acaba diye sordun da, aklima o dönemden anlatilan bir anekdot geldi! Gercek olup olmadigina emin degilim! Nerde okudugumu da hatirlamiyorum. Simdi Hitler, Inönü`ye acil mektup yaziyor, "Halk acliktan kiriliyor. Bize su kadar ton >un< gönderin!" diye... Inönü düsünüyor düsünüyor... Gönderse, digert müttefik ülkeler ile arasi bozulcak! Göndermese Almanya`yi düsman etmek istemiyor. Tutuyor bir ton "yün" gönderiyor...
Bu sefer Hitler yine acil notlu bir mektup ulastiriyor: "Naptiniz? Biz size >un< dedik, siz bize >yün< gönderdiniz!"
Inönü cevap veriyor: "Ahhh! Kusura bakmayiniz. Benim kulagim agir isitiyor, un yerine yün anladim!"....Tabii bu mektuplar gelip gidinceye kadar da zaten savas mavas kalmiyor, Hitler cehennemi boyluyor...
:D
Dedigim gibi gerceklilik payini bilmiyorum... Dil deyince aklima geldi...
Hahahaha :D
O ne ya?
Sanki adam, msn üzerinden sesli msj göndermis? :D
Kulaginla neden dinlesinki mektubu? :D
Ya bi fikradir bu.
Yada Ismet Inönü gibi tarihte önemli bi kisinin sagir olmasinla yapilmis igrenc bi seviyesiz dalga.
Yada dogruysa, Hitlerle dalga gecmis.
Hahahaha :D
O ne ya?
Sanki adam, msn üzerinden sesli msj göndermis? :D
Kulaginla neden dinlesinki mektubu? :D
Ya bi fikradir bu.
Yada Ismet Inönü gibi tarihte önemli bi kisinin sagir olmasinla yapilmis igrenc bi seviyesiz dalga.
Yada dogruysa, Hitlerle dalga gecmis.
Tercüme eden Inönü`ye "Türkce" okumus olamaz mi metni?:cool:
Tercüme eden Inönü`ye "Türkce" okumus olamaz mi metni?:cool:
Vallah bilmiyorum. Belki oda Almanca biliyormustur. Atatürk almanca biliyordu cünkü! (ne alakaysa :))
Bu arada yanlis tercüme edilmiste olabilir. :D
Alevi_Playa
21.01.08, 17:33
Aber das ist doch ganz anderes Thema?
Ihr redet vom Kalten Krieg. Da hatte Türkei "seine Seite".
Ich rede vom 2. WK. Da war Türkei ganz klar Neutral.
Direkt als Folge der Deutschen Niederlage und dem Erstarken der Sowjets hat Stalin Ansprüche erhoben. Du hast schon Recht, dass das in den Kalten Krieg hineinging. Aber die Basis wurde schon vorher gelegt
Direkt als Folge der Deutschen Niederlage und dem Erstarken der Sowjets hat Stalin Ansprüche erhoben. Du hast schon Recht, dass das in den Kalten Krieg hineinging. Aber die Basis wurde schon vorher gelegt
Ja klar. Da müssen wir aber schon viel früher anfangen zu zählen! :)
Denn dieser Konflikt geht sogar weiter vor den 1. WK.
Aber in der Zeit des 2. WK, hatte UDSSR andere Probleme als Türkei zu erobern. Denke ich.
Powered by vBulletin® Copyright ©2012 Adduco Digital e.K. und vBulletin Solutions, Inc. Alle Rechte vorbehalten.
SEO by
vBSEO 3.6.0