PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Atatürk Dokumentation



Tuerk
26.01.08, 13:27
Habe mir gerade im Internet einige Dokumentationen angesehen und bin dabei auf folgendes gestoßen:

"Atatürk der den Islam hasste und mit seinen komplexen versuchte eine neue Ideologie aufzubauen zerstörte in kürzester Zeit eine Islamische ... Alle » Nation in deren Händen der Osten und der Westen war. Er führte den Nationalismus ein, den man bei fast allen türken heutzutage immer noch vorfindet (wobei sogar total unbegründet) und vernichtet die wurzeln des Islams und der Osmanen. Atatürk ist der grösste Islamfeind der muslime in der Türkei gewesen und seine Anhänger sind bis heute verteten und hassen den Islam tiefgründig. Diese Doku zeigt die Wahre geschichte eines stolzen muslimischen Volkes, welches binnen weniger Jahren total zersört und entmannt wurde!"

So wird eine Dokumentation von Arte über Mustafa Kemal Atatürk beschrieben, von Seiten des Uploaders. Habe mir die Dokumentation noch nicht angesehen aber finde doch das ein Film über Atatürk nicht so eingeleitet werden darf!


URL: kann die URL hier nicht reinstellen weil sie zu lange ist wenn jemand weiß wie es geht mich einfach anschreiben oder helfen

hezarfen
26.01.08, 14:20
Habe mir gerade im Internet einige Dokumentationen angesehen und bin dabei auf folgendes gestoßen:

"Atatürk der den Islam hasste und mit seinen komplexen versuchte eine neue Ideologie aufzubauen zerstörte in kürzester Zeit eine Islamische ... Alle » Nation in deren Händen der Osten und der Westen war. Er führte den Nationalismus ein, den man bei fast allen türken heutzutage immer noch vorfindet (wobei sogar total unbegründet) und vernichtet die wurzeln des Islams und der Osmanen. Atatürk ist der grösste Islamfeind der muslime in der Türkei gewesen und seine Anhänger sind bis heute verteten und hassen den Islam tiefgründig. Diese Doku zeigt die Wahre geschichte eines stolzen muslimischen Volkes, welches binnen weniger Jahren total zersört und entmannt wurde!"

So wird eine Dokumentation von Arte über Mustafa Kemal Atatürk beschrieben, von Seiten des Uploaders. Habe mir die Dokumentation noch nicht angesehen aber finde doch das ein Film über Atatürk nicht so eingeleitet werden darf!


URL: kann die URL hier nicht reinstellen weil sie zu lange ist wenn jemand weiß wie es geht mich einfach anschreiben oder helfen

klick hier: http://www.politikcity.de/forum/showthread.php?t=16960&page=3

beitrag 21

_Tatar_
26.01.08, 18:21
Schade, der Link geht nicht mehr.


Nunja, nichts neues - der Westen und seine Medien.

Zielscheibe Türkei, immer gerne wieder.

Wenn man es nicht akzeptieren kann, dass die Türkei durch Atatürk viele fortschritten gen Westen gemacht, um natürlich auch ein vernünftiges Miteinander zu festigen, wird der Spieß gleich umgedreht - Atatürk war ein großer Nationalist und Islamophob.

Im Grunde genommen heißt es doch letztendlich, macht was ihr wollt, wir werden euch immer ins Dunkle rücken.

verda
26.01.08, 19:20
Habe mir gerade im Internet einige Dokumentationen angesehen und bin dabei auf folgendes gestoßen:

"Atatürk der den Islam hasste und mit seinen komplexen versuchte eine neue Ideologie aufzubauen zerstörte in kürzester Zeit eine Islamische ... Alle » Nation in deren Händen der Osten und der Westen war. Er führte den Nationalismus ein, den man bei fast allen türken heutzutage immer noch vorfindet (wobei sogar total unbegründet) und vernichtet die wurzeln des Islams und der Osmanen. Atatürk ist der grösste Islamfeind der muslime in der Türkei gewesen und seine Anhänger sind bis heute verteten und hassen den Islam tiefgründig. Diese Doku zeigt die Wahre geschichte eines stolzen muslimischen Volkes, welches binnen weniger Jahren total zersört und entmannt wurde!"

So wird eine Dokumentation von Arte über Mustafa Kemal Atatürk beschrieben, von Seiten des Uploaders. Habe mir die Dokumentation noch nicht angesehen aber finde doch das ein Film über Atatürk nicht so eingeleitet werden darf!


URL: kann die URL hier nicht reinstellen weil sie zu lange ist wenn jemand weiß wie es geht mich einfach anschreiben oder helfen

es gab hier einen sehr interessanten tread über atatürk und religion,der leider verloren gegangen ist.
aber wenn du ein wenig googelst,wirst du einiges über atatürk finden,was dir zeigt,daß unser gründer nicht so war,wie im filmchen dargestellt.
ich habe gelernt,daß atatürk sehr wohl gläubig war und nur etwas gegen die tahrikats hatte die gegen die republik waren und unkontrolliert agiert haben,weshalb er auch die diyanet gegründet hat...

Der Schakal
26.01.08, 23:30
Atatürks Verhältnis zum Islam wäre eine wunderbare Magisterarbeit wert. *grins* Am besten mit dem Standardwerk zu Atatürk anfangen (Andrew Mango: Atatürk)

kadirpasa
27.01.08, 00:43
"atatürk ün islama bakisi" kitabindan alinti........

''Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolayidir ki son din olmustur. Bir dinin tabii olması icin akla, fenne, ilme ve mantiga tahakkuk etmesi lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabiktir'' dedigi bildiriliyor.

böyle ifadeler kullanan bir insan, nasil din düsmani olarak nitelindirilir?

Carlito
27.01.08, 00:56
Billiger versuch Gläubige Menschen gegen Atatürk aufzustacheln.

Bunlarin inadina; nur icinde yat Kemal Pasa.

deryatulga
02.02.08, 09:37
Tekrar yaşaması istenen kişi Atatürk
200 bin kişinin oy verdiği internetteki "Tanrı Tekrar Kimi Göndersin" başlıklı ankette Mustafa Kemal önde. Atatürk'ün oyların yüzde 90'ını aldığı ankette, ardından gelen Einstein'a oyların yüzde 4'ü verildi


ANKARA ANKA

ABD merkezli bir internet siteSİNde başlatılan "Tanrı Tekrar Kimi Göndersin?" başlıklı ankette Mustafa Kemal Atatürk "açık ara" farkla birinci sırada yer alıyor.
Ankette Albert Einstein, Lenin, Bruce Lee, Mahatma Gandhi, William Shakespeare, Elvis Presley, Marilyn Monroe, Beethoven, Mao, Newton, James Dean ve Luciano Pavarotti gibi pek çok unutulmaz isim yarışıyor.
İnternet üzerinden yapılan ve yaklaşık 200 bin kişinin oy kullandığı ankette, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, oyların yüzde 90'ına yakın bölümünü almış durumda.
Giriş sayfasında, "Dünyadaki bütün insanlar kendi favorilerini/desteklediklerini yeniden yaşatmak/hayata geçirmek için oy verirler. Oylama bittiğinde sadece ilk üç aday muhafaza edilecek. Bunları saklamanın tek yolu diğerlerinin oyunu kendi adayın için almaktır" denilen İngilizce sitede, en az oyu Sezar ve Pavarotti aldı.
Hâlâ "www.whoshouldliveagain.com" adresinde süren oylamada Atatürk, oyların yaklaşık yüzde 90'ını aldı. Oylamada Atatürk'ün ardından gelen Albert Einstein yaklaşık yüzde 4 oy alabildi.

deryatulga
19.02.08, 12:33
Bir pragmatist olarak Atatürk

Taha Akyol'un kitabı, Atatürk'ün pragmatizmini aksine imkân bırakmayacak şekilde ispatlamak için yazılmış. Kitapta Atatürk'ün siyasal, toplumsal konulardaki düşünceleri itibarıyla nereye konumlandırılması gerektiğine bir açıklık getirilmiyor


15/02/2008 (108 defa okundu)


MEHMET ALİ GÖKAÇTI (Arşivi)

Taha Akyol'un Ama Hangi Atatürk kitabı, içeriği ya da konuyu ele alış biçiminin ötesinde öncelikle adıyla Atatürk'ün bu ülkedeki algılanma biçimlerine dikkat çekmesi açısından önem arz ediyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün görüş ve düşünceleriyle birlikte icra safhasına koyduğu devrimleri etrafında şekillendirilen Kemalizmin, onun ölümünden sonra cumhuriyetin bekası adına ülkenin kuruluş felsefesi olarak sistemin merkezine yerleştirilmesi beraberinde 'hangi Atatürk' tartışmalarını da başlatacaktı.
Şöyle ki, ister sistemle barışık olsun isterse sisteme muhalif bir duruşa sahip olsun ülkenin siyasetinde ve toplumsal gerçekliğinde söz sahibi olmak isteyen tüm oluşumların kendisine Kemalizmden referans alarak hareket etmeleri bir zorunluluktu. Zorunluluktu diyoruz çünkü toplumsal yapının sivil dinamikler üzerinde şekillenmediği, siyasal yapının sınıf temelli siyasal mücadelelerle olgunlaşmış demokrasi tecrübesinden mahrum olduğu ve her şeyin devlet merkezli bir bakış açısıyla düşünülüp yorumlandığı ortamlarda söz konusu meşruiyetin doğrudan doğruya sistemin merkezindeki Kemalizmden alınması kaçınılmazdı.
Lider bir kişiliğin önderliğinde kurulan cumhuriyetin ve yapılan devrimlerin yerleştirilmesi ve pekiştirilmesi de aynı yapılış sürecindeki gibi yukarından aşağıya doğru işleyen bir mekanizma eşliğinde gerçekleşmişti. Bu mekanizma, Atatürk sonrasında yeniden inşa edilen sistemin merkezine bizzat Kemalizmin yerleştirilmesi sonrasında ülke siyasetinde yer alanlar için dikkate alınması gereken bir olgu halini alacaktı. En azından meşruiyet sağlanması için gerekli olan bu durum ister sağcı olsun, ister solcu olsun, isterse dindar isterse laik olsun tüm siyasal hareketlerin kendi meşrebince bir Atatürk tanımı yapmasına ve onun üzerinden hareket etmesine sebep olacaktı.
Böylece sol kesimin gözünde, Bolşevik devrimciler misali bir Atatürk şekillenirken, kendisini hem ulusalcı hem de solcu olarak tanımlayanlar için kalpaklı ve kuvvacı bir Atatürk figürü üretilecekti. Buna karşın, sistem nezdinde kendisini kabul ettirmek isteyen Necmettin Erbakan bile "Atatürk yaşasaydı Refah Parti'li olurdu" diyecekti. Kısacası, herkesin meşruiyet sağlamak adına kendine göre bir Atatürk'ü olacaktı. Peki, bütün bu değerlendirmelerin ötesinde Atatürk gerçekten bu tanımlananların hangisine uymaktaydı? Taha Akyol'un kaleme aldığı Ama Hangi Atatürk başlıklı kitapta işte bu sorulara bir cevap bulmak ve Atatürk'ü tarihin akışı içinde oynadığı role ve icraatlarına göre olması gereken yere oturtmak için kaleme alınmış.

Hangi Atatürk'ün bir yanıtı var mı?
Akyol, kitabının sonuç kısmında herkesin bir Atatürk'ü olmasını yanlış bulduğunu belirtiyor. Farklı dönemlerdeki Atatürk portrelerini, Atatürk ve arkadaşlarının farklı dönemlerde farklı sorunlara karşı değişik politikalar geliştirmiş olmasıyla izah eden Taha Akyol, Atatürk'ün esas dehasının askerlikten ziyade siyaset sahasında olduğuna dikkat çekiyor. Güncel siyasetin zorunlulukları içinde farklı dönemlerde farklı politik açılımlar yapan Atatürk'ün doğru olarak anlaşılabilmesi için bir bütünlük içinde okunması gerektiğine de vurgu yapıyor.
Akyol, Atatürk'ü ufkumuzu daraltacak ve zihnimizi kalıplara sokacak şekilde tarihin bir devresine sıkıştırarak anlamaya çalışmanın yanlış olduğuna vurgu yapıyor ve aynı zamanda bunun muazzam bir silsilenin ve tarihsel tecrübenin doğru olarak anlaşılmasındaki en önemli handikapı oluşturacağına da dikkat çekiyor. Ve nihayetinde politikada ideolojik nitelikli şablonların değil, belirli ilkeler dâhilinde pragmatizmin geçerli olduğunu da sözlerine ekliyor.
Bu noktada, pragmatizmin ansiklopedik tarifine şöyle bir göz attığımızda, eylemin öğretiden, deneyimin sabit ilkelerden önce geldiğini, düşüncenin anlamlarının sonuçlarından doğruluklarının da doğrulanabilirliklerinden elde edilmesini savunduğunu görürüz. Yani pragmatistler kuramlara indirgenemeyen bir işlev tanımına sahiptiler ve onun temel görevini de pratikteki işleyişte görmekteydiler.
Dolayısıyla konuya bu noktadan baktığınızda kitapta Atatürk'ün içinde bulunduğu koşulları lehine çevirmek adına o koşullara uygun tavır alarak pragmatist bir yaklaşım sergilediği teziyle karşılaşıyoruz. Taha Akyol'un da kitabında bu pragmatizmi olabildiğince ön plana çıkarmak amacıyla Milli Mücadele tarihinin belirli kesitlerinde yaşananlara özel bir vurgu yaptığını da görüyoruz.
Taha Akyol'un kitabı, kabaca söylersek, 1918-1938 arasındaki olayları işliyor. Ancak buradan hareketle kitabın bir Atatürk biyografisi veya Milli Mücadele tarihi olmadığını da söylemek gerekecek. Zaten kitabın önsözünde belirtildiği üzere yazarın da böyle bir iddiası yok. Çünkü elimizdeki kitap kronolojik bir akış içinde, bu süreçte tüm yaşananları eşit bir şekilde aktarmıyor. Bazı konulara yoğun bir şekilde vurgu yapılırken, bazı konular çok kısa şekilde geçiliyor. Bazı konularda geniş yorum ve değerlendirmeler yapılırken, bazı konularda ise hemen hemen hiç fikir belirtilmiyor. Bir başka şekilde ifade etmek gerekirse, kitap, Atatürk'ün pragmatizmini adeta aksine imkân bırakmayacak şekilde ispatlamak adına kaleme alınmış olduğundan ötürü Atatürk'ün siyasal, toplumsal, ekonomik konulardaki düşünceleri itibarıyla gerçek anlamda nereye konumlandırılması gerektiğine bir açıklık getirmiyor.
Şöyle ki, Sovyetlerden yardım almak için Bolşeviklere sempatik görünen Atatürk'ün tercihinin sadece Batı olduğunu söyleyerek onun siyasal düşüncesi itibarıyla hangi ideolojik zemine oturduğunu tartışmamak gibi. Ya da Milli Mücadele'yi başarıyla yürütmek adına bir dönem dindar görünmesinin, kitapta sıklıkla vurgulanmasına rağmen Atatürk'ün dine bakışının ve dinle ilişkisinin ciddi bir analize tabi tutulmaması da benzer boşluklardan birisini oluşturuyor.
Meselenin sadece pragmatizmle açıklanması açıkçası yetmiyor. Çünkü bu takdirde Tanzimat'ın ilanından itibaren gelişen modernleşme çabaları başta olmak üzere Jön-Türklerle başlayıp İttihatçılara kadar uzanan sürecin en önemli ve etkin halkalarından biri durumundaki Atatürk'ün bu süreçten ayrı ele alınması bu meselenin eksik anlaşılmasına yol açıyor. Atatürk'ün Tanzimat'tan itibaren süregelen yaklaşık yüz yıllık resmi modernleşme sürecinden bağımsız bir şekilde yorumlanması ve bu sürecin kaçınılmaz sonuçlarından biri olduğunun görmezden gelinmesi resmi tarih yazınının hiç şüphesiz ki en önemli eksiğini oluşturuyor.


Atatürk için orta yol arayışı
Akyol'un kitabında da bu bağlamda resmi yaklaşımın benimsendiği görülüyor. Ve olan biten sadece Atatürk'ün pragmatizmiyle açıklanıyor. 1923'e değin konuşmalarında yüz kereden fazla olumsuz anlamda emperyalizm sözcüğünü kullandığı ya da aynı dönemde dört yüzden fazla İslam dedikten sona bu kelimeleri Cumhuriyet'in ilanının ardından hiç kullanmadığı da bu pragmatizme örnek olarak veriliyor. Ancak en başta vurgulanan, Atatürk'ün bütünlük içinde değerlendirilmesi tezi bu yaklaşım dolaysıyla bir anlamda etkisini yitirmiş oluyor.
Halbuki, Atatürk'ün yaptıklarını olayların akışına göre şekillenmiş gibi göstermek yerine onun radikal devrimci bir anlayışla hareket ettiği ve ihtirasla hedefe kilitlendiği gerçeğinden anlatmak daha gerçekçi olmaz mıydı? Pozitivist bir dünya görüşüne sahip olduğunu, dinle ilişkisini muhtemelen daha Osmanlı döneminde kesmiş olduğunu, döneminin tüm sivil ve asker aydınları gibi sanayileşme sürecine geç katılmış olmasının verdiği ivmeyle devletçilik ve milliyetçilik eşliğinde ilerleyen Almanya örneğinin kendileri için rol-model olduğunu, toplumun modernleşmeci bir vizyona sahip parti önderliğinde ümmetten ulus devlete dönüştürülmesine çok erken dönemlerde iman ettiğini görmezden gelmemek gerekiyordu. Açıkçası Atatürk'ü pragmatist bir lider olarak değerlendirmekten ziyade planlı, kararlı ve ne yapacağını en başından belirlemiş bir devrimci olarak değerlendirmek daha uygun olacak gibi görünüyor. Elbette pragmatik olmanın çok daha ötesinde koşulları lehine çevirmek için her fırsatı değerlendiren bir siyaset adamı olduğunu da.
Bütün bu değerlendirmelerin ardından son olarak, kitabın Atatürk'ün farklı yorumlarla uçlara savrulmasını önlemek için kaleme alındığı ve bu yolla pragmatizm değerlendirmesi eşliğinde toplumun her kesimine mal edilmeye çalışıldığı söylenebilir. Peki, bu bir işe yarar mı? Tarihimizle gerçekçi şekilde bir türlü yüzleşemediğimiz göz önüne alınırsa muhtemelen hayır!

AMA HANGİ ATATÜRK
Taha Akyol, Doğan Kitap, 2008, 578 sayfa, 25 YTL.

Der Schakal
27.02.08, 11:40
Ein Türke auf Reisen

Von Klaus Kreiser

Vor und während des Ersten Weltkriegs besuchte Atatürk mehrmals West- und Mitteleuropa. Seine Erfahrungen und Begegnungen begeisterten ihn nicht. Doch er wusste: Es gab für die Türkei keine Alternative zur Moderne

http://www.zeit.de/2008/09/A-Atatuerk

Der Autor ist Professor für Turkologie und lebt in Berlin. Im Herbst erscheint im C. H. Beck Verlag, München, sein Buch »Mustafa Kemal Atatürk. Eine Biographie«

Yücel1979
08.03.08, 08:40
A.AAtatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sadık Tural, ulu önder Atatürk'ün “Büyük Nutuk”unun bu yılın 10 Kasım'ı itibariyle 11 dilde yayımlanmış olacağını belirterek, “Bunları, Atatürk'ümüzün 70. ölüm yıl dönümünde, onun ruhunu şad etmek ve ona layık olamadığımızın acısı içinde bir küçük hizmet yapmış olmak üzere bastırmış olacağım” dedi.

Tural, ulu önder Atatürk'ün “Büyük Nutuk”unu yurt dışındakilerin okumasının çok önemli olduğunu söyledi.
Bu nedenle, eserin 1930 yılına kadar çevrilmiş İngilizce, Almanca ve Fransızca baskılarını yeniden gözden geçirerek yayımladıklarını belirten Prof. Dr. Tural, yapıtın Kırgızca, Kazakça ve Türkmencesi'nin de hazır olduğunu, hatta Kazakçasının hem Kiril hem Latin alfabesiyle basıldığını bildirdi.

Rus Bilimleri Akademisi'nin de kendisine Nutuk'u Rusça'ya çevirmek için başvurduğunu anlatan Prof. Dr. Tural, “Daha önce Rusya'daki Komünist Partisi bazı yerleri atarak Rusçaya çevirmişti. Ben de 'Siz zaten daha önce çevirdiniz ve birçok yeri çıkardınız ve daha kötüsü birkaç cümle de sokuşturdunuz. Yeniden yapar ve bizim incelememize izin verirseniz olur' dedim. Yeniden hazırladılar. Bu sefer hiçbir hata yok. Bu da bizi mutlu etti” dedi.

Ayrıca, Büyük Nutuk'u Farsça'ya çevirdiklerini belirten Tural, “Şu anda Çin (http://www.hurriyet.com.tr/index/Çin/)'de de Çincesi son hızla yapılıyor. '10 Kasım 2008'e yetiştireceğiz' dediler. Göğsümü gererek söyleyeyim, şu anda Arapçasını da hızla yaptırıyoruz. Bunları, Atatürk'ümüzün 70. ölüm yıl dönümünde onun ruhunu şad etmek ve ona layık olamadığımızın acısı içinde bir küçük hizmet yapmış olmak üzere bastırmış olacağım” diye konuştu.

NUTUK KAÇ DEFA BASILDI?

Prof. Dr. Sadık Tural, “dünyayı şahsiyeti, ehliyeti ve gerçekten bilinci olanların yönettiğini, 20. yüzyıla damgasını vuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de şahsiyeti, bilinci ve ehliyetine düşmanlarının bile daima saygı gösterdiğini bir siyaset, idare ve askerlik dehası olduğunu” dile getirdi.

Atatürk'ün “Büyük Nutku”, “1919-1927 yılları arasında Türkiye'de yaptığı büyük değişim ve dönüşümleri hem yurdun içindeki muhalifleri ve yol arkadaşlarına hem de dünyaya bir kere daha belgeleriyle ortaya koymak üzere yazdığını” belirten Tural, şunları kaydetti:
“Bugün Büyük Nutuk ne anlama geliyor? Büyük Nutuk, devlet adamlarının belgeli iş yapma örneği ve bu açıdan mürşididir; kimle neyi, ne zaman yapacağınını kararını vermiş olmanın örneğidir; bir siyaset, askerlik, idare dehasının tarihe emanet ettiği gerçekten kahramanlık, akıllılık ve kararlılık sonucu olan bağımsızlığını koruma, bağımsız devlet kurma inancı ve eylemidir. Gazi Paşa'nın Nutuk kitabı devlet olma, devlet kalma ve devleti devam ettirmenin kurallarını ve tecrübesini anlatır.”

Tural, Büyük Nutuk'un Türkiye'de 5 milyon ya da 10 milyon adet basıldığı yönünde iddialar bulunduğunu, gerçek rakamsal verileri ortaya çıkarmak için çalışma yaptıklarını sözlerine ekledi.


Quelle (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8405801.asp)

Der Schakal
09.03.08, 13:11
Sofort CNN-Turk !!! Hangi Atatürk? Diskussion!

gueray
22.04.09, 22:45
Habe mir gerade im Internet einige Dokumentationen angesehen und bin dabei auf folgendes gestoßen:

"Atatürk der den Islam hasste und mit seinen komplexen versuchte eine neue Ideologie aufzubauen zerstörte in kürzester Zeit eine Islamische ... Alle » Nation in deren Händen der Osten und der Westen war. Er führte den Nationalismus ein, den man bei fast allen türken heutzutage immer noch vorfindet (wobei sogar total unbegründet) und vernichtet die wurzeln des Islams und der Osmanen. Atatürk ist der grösste Islamfeind der muslime in der Türkei gewesen und seine Anhänger sind bis heute verteten und hassen den Islam tiefgründig. Diese Doku zeigt die Wahre geschichte eines stolzen muslimischen Volkes, welches binnen weniger Jahren total zersört und entmannt wurde!"

So wird eine Dokumentation von Arte über Mustafa Kemal Atatürk beschrieben, von Seiten des Uploaders. Habe mir die Dokumentation noch nicht angesehen aber finde doch das ein Film über Atatürk nicht so eingeleitet werden darf!


URL: kann die URL hier nicht reinstellen weil sie zu lange ist wenn jemand weiß wie es geht mich einfach anschreiben oder helfen

Wie kann man so haßerfüllt sein...unfaßbar!!!