Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Kopftuch-Verbot (Debatte Sammelthread)
Seiten :
1
2
[
3]
4
5
6
7
8
9
10
11
12
Nope, Negligé oder Negligee, heisst soviel wie "nachlässig, lockig flockig" bekleidet.
http://images.inmagine.com/168nwm/brandxpictures/x348/bxp200284.jpg
Glaube kaum das sie "so" auf der Brücke stand :)
Vermute eher "sowas" (http://www.fikrieron.com/control/thumbs/256.jpg) aber eben durchsichtiger und weiter denke ich mal.
Das wesentliche aber, etwas negativ auffallendes und das ist der springende Punkt denke ich.
deryatulga
16.09.07, 01:11
16 Eylül 2007 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Soner YALÇIN
sonery@hurriyet.com.tr (sonery@hurriyet.com.tr)
http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/218b.jpg Başörtüsü Islam’dan önce de vardı
AKP’nin, üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasını da içeren Anayasa taslağı günlerdir Türkiye gündeminden düşmüyor. Bazı çevreler, başörtülü öğrencilerin üniversitelere girmelerini demokrasi adına savunuyor. Karşı çıkanlar ise türbanı toplumun gericileşmesinin simgesi olarak görüyor. Peki, kadın niye örtünüyor? Kadının örtünmesi ne zaman, nasıl oldu? Gelin, kadının örtünme tarihine kısa bir göz atalım.
İLKEL çağlarda sihir ve büyü düşüncesi hákimdi. İnsanoğlu kadının çocuk doğurmasına akıl erdiremiyordu. Bunu gizli bir güç olarak yorumluyordu. Bu nedenle kadından hem korkuluyor, hem de ona saygı duyuluyordu.
Öte yandan ilk çağda birçok alanda üretimi kadınlar başlatmıştı: İp, sepet dokuma, ağla balık avlama, toprak kap, ateş yakıp yemeği pişirme, tarak, kaşık, madeni eşyalar, boncuk, ilk hekimlik ve şifalı otlar gibi buluşlar kadının eseriydi.
Kadının el üstünde tutulduğu "anaerkil" dönem binlerce yıl sürdü.
Ne zaman insanoğlu doğal olayları kavramaya başladı, "büyü" bozuldu. Artık kadının nasıl çocuk sahibi olduğu anlaşılmıştı!
Yetmezmiş gibi erkekler, üretim biçimini ve savaş aletlerini geliştirdi; din devleti, tapınak-saray-ordu biçimindeki erkek egemen örgütlenmesine yöneldi; kadının "saltanatına" son verdi! http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4088543.jpg
ÖRTÜNME BAŞLIYOR
Yaklaşık 4 bin yıl önce Babil İmparatoru Hammurabi’nin kanunlarında kadının sosyal statüsü ilk kez yazılı yasa haline getirildi: "Kadınlar sokağa çıkarlarken başlarını açmamış olacaklardır."
Bu kanun yeniydi, ama uygulama eskiydi. Sümer, Asur, Hitit, Urartu, Akad gibi site devletlerinde de benzer uygulamalar vardı. Kadını örtüye sokmanın temel nedeni, hür kadın ile köle kadınların birbirinden ayrılmasını sağlamaktı. Yani amaç, hangi kadının bir erkeğin koruması altında, hangisinin ise "kolay av" olduğunu göstermekti!
Eski Anadolu kültüründe olan bu örtünme anlayışı, dünyanın çeşitli topluluklarında da vardı. Onlar genellikle meseleyi mitolojik öykülere dayandırıyorlardı. Örneğin, Japon mitolojisinin kutsal kahraman Okikurumi, Aynular’a kültür ve uygarlığı öğretmek üzere tanrıların cennetinden yeryüzüne inmişti. Cennete dönmeden önce Aynular’dan bir kadınla evlendi. Karısına, yiyecekleri kabile halkına dağıtma görevi verdi. Ancak bunun için de bir koşulu vardı; hiç kimse karısının yüzüne bakmayacaktı. Yani örtünecekti!
ÇARŞAF, SAHNEYE ÇIKIYOR
Çarşaf, önce Hititler’de ortaya çıktı.
Bu konuda, Ankara/Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde pişmiş toprak bir kabın üzerindeki resim bize önemli bilgi veriyor. Kutsal evlilik töreninde, tanrıçayla, http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4088544.jpgtanrı adına kralın evlenmesi için yapılan ayini anlatan resimde tören sırasında gelin tanrıça, günümüzdeki çarşafın birebir aynısını giyiyordu.
Ve ne yazık ki, kendine güvenli, rahat, buyurgan tavırlı kralın karşısında, edilgen, teslimiyetçi duran bu kara çarşaflı tanrıça gelin, Sümer’deki kendine güvenli tanrıça karakterinden hayli uzaktı. Kadınlar artık örtüye sokulmuştu. Önceleri görünen saçlar zamanla görünmez olmuştu.
Heraklit, Antik Yunan ve Mısır’da yaşayan kadınların baş giyimini şöyle tarif etmişti: "Giysilerin başa gelen kısmı öyle sarılır ki, yüzün tümü peçeyle örtülmüş gibi görünür. Zira sadece gözler ortada kalır, yüzün diğer bölümleri ise giysinin bir parçası ile tamamen örtülür. Bütün kadınlar bu şekilde beyaz renkli giysiler giyerler."
Antik Yunan’da başörtüsü, bereket tanrıçası Demeter ve Zeus’un karısı Hera’nın da özel simgesiydi!
Zamanla kadınlar bu durumu bile arayacak hale gelecekti.
Antik Yunan’da kadın, "erkeğin başının belası" olarak görülmeye başlanacaktı. Pis kadınların domuzdan, zeki kadınların tilkiden, meraklı kadınların köpekten meydana geldiğine inananlar bile vardı!
Kadınların tek başına sokağa çıkmaları ise artık hayaldi...
Roma döneminde de erkeklerin tartışılmaz egemenliği iyice perçinlendi. Erkek, asker, politikacı, tüccar; kadın ise evde oturup çocuk büyüten ve sadece kocasına hizmet edendi.
TEK TANRILI DİNLER
Kadının en büyük onuru bakire olmaktı. Bir de doğurgan olmak.
Hiçbir sosyal hakkı yoktu. Hatta kadın, başı açık dışarıya çıkarsa kocası onu boşayabilirdi bile. Tek tanrılı dinler, kadının sosyal hayatını pek değiştirmedi:
Talmud’a göre, Yahudi kadınların başı açık halde toplum içinde gezmeleri günahtır. Eski Ahit’te üç farklı yerde kadının başını örtmesiyle ilgili pasaj bulunmaktadır. İşaya 3/20’de başa giyilen kıyafet anlamında "fara", İşaya 3/23’te başörtüsü anlamında "tsnyafaah" ya da Tekvin 24/65-38/14.19’da yüzü örten örtü anlamında da "tsaayafa" kullanılmıştır. Ayrıca vücudun üst kısmını örten örtü anlamında "radod" kelimesi kullanılmıştır.
Hıristiyanlığın temel ilkelerini belirleyen Tarsuslu Aziz Pavlos, "Kadının örtüsüz Tanrı’ya dua etmesi doğru değildir. Kadın örtünmüyorsa saçı kesilmelidir" demiştir.
Erkek eli değmemişliğin, erdemliğin sembolü Meryem Ana, hep başı bağlı tasvir edilmiştir. Bilindiği gibi, Hıristiyan rahibelerin başları örtülüdür.
Gelelim bizim İslam dinine...
İlk İslami buyruklardan 17 yıl sonra kadının örtünmesiyle ilgili ayet gelmiştir. Ahzab Suresi 59. Ayet, "Ey Peygamber, zevcelerine, kızlarına, müminlerin kadınlarına de ki dış esvaplarını üzerine giysinler. Bu onların tanınıp taarruza uğramamalarına daha fazla hizmet eder" der.
Görüldüğü gibi, köle ve cariyelere örtünme zorunluluğu getirilmemişti. Örtünme statü göstergesiydi ve bunun cinsellikle filan hiç ilgisi yoktu.
İslam dünyası içinde örtünmeye ilişkin farklı görüşler de zamanla ortaya çıktı. Örneğin, Mevlana da kadının başörtüsü konusunda şunları söylemiştir: "Kadına her ne kadar gizlenme, örtünme emir edersen onda kendini gösterme isteği artar. Eğer kadının tabiatında kötülüğe yönelik bir eğilim yoksa yasak etsen de etmesen de o kişiliği doğrultusunda hareket edecektir." (Fihi Ma Fih)
Mevlana’nın bu sözleri söylemesinde geldiği Orta Asya kültürünün etkisivardır kuşkusuz. Peki Orta Asya’da Müslümanlığı kabul eden Türkler ne zaman örtündüler?
RAMAZAN AYINIZ KUTLU OLSUN
Yıl 1930. Bir ramazan gecesinde Direklerarası’nda ünlü Ferah Tiyatrosu’nun önünde oyunu seyretmek için gelen kişiler görülüyor. Kapının üzerindeki afişte, "Ramazanda her gece muazzam beynelmilel varyeteler" yazılı. Paçaları yırtmaçlı, başları kukuletalı tavşan kızların ramazan ayında bir tiyatroda gösteri yaptığına dikkatinizi çekerim.
TÜRK KADINI NE ZAMAN BAŞINI ÖRTTÜ
ORTA Asya’daki göçebe Türkmen kadınların sosyal hayat içindeki statüsü, Hıristiyan ve Yahudi kadınlardan farklıydı.
Müslümanlığı kabul ettikleri 9. ve 11. yüzyıllardaki yaşam biçimleri de geleneksel Müslüman yaşamına uymuyordu.
Osmanlı döneminde, Bizans alınana kadar örtünme kurumsal olarak yerleşmedi. Tarihçi Şikari, İstanbul’un fethinden önce başkent olan Bursa’da kadınların yüzlerini örtmediğini yazıyor: "Yüz örtmek sonradan ádet oldu. Karamanoğlu Alaüddin’in Hamidoğlu İlyas diyarını katliam ettiğinde üç kabile Diyar-ı Osman’a firar etmişlerdi. O vakit bunları Murad Han görüp pek temiz ve uslu ádem olduklarından kendi şehrinde (Bursa’da) yerleştirmiş. İşte bu kabile kadınları pek güzel olduklarından herkes bunları temaşa etmeye (seyretmeye) başlayınca ulema tarafından bu kabilenin hatunlarının yüzleri siper edilmesi (yüzlerinin saklanması) emredilmesi. İşte ne vakit taşraya çıksalar, o kabile hatunları yüzlerini siper ederlerdi. Fakat bu hal sonradan diğer kadın ve kızların da pek hoşuna geldiğinden herkes daima güzelce her tarafını örtmeye başladı."
Burada dikkati çeken nokta örtünmeye inançtan çok, toplumsal bir tedbir gereğine başvurulmasıydı.
Göçebe toplumun izlerini taşıyan Osmanlı’da kadın, erkekle birlikte hareket etmekte, törenlere katılmaktaydı. Bu dönemde kadınların yüzleri de açıktı.
Örtünme yıllar sonra, Osmanlı Devleti’nin "halifelik" makamına sahip olmasıyla yaygınlaştı.
Anadolu’da Asur’dan Antik Yunan’a, Roma’dan Bizans’a uzanan kadının eve kapatılma süreci Türk kadınını da etkiledi.
Osmanlı’da kadının kapanması 16. yüzyılda başladı ve Cumhuriyet Türkiye’sine kadar sürdü.
OSMANLI GERİLEDİKÇE KIYAFETLE UĞRAŞTI
Osmanlı’da kadınlar üzerine çıkarılan bütün yasalar, kadının kapanması ya da kıyafetlerinin denetlenmesi yönünde oldu.
Çıkarılan bu ferman ve yasalarda kadının giyimi ayrıntılı olarak tanımlanmıştı. Feracelerin yaka boyları, üzerlerindeki nakışlar, yaşmakların biçimleri, kumaşların kalınlığı ve inceliği gibi detaylar bu fermanlara konu olmuştu.
Bu fermanlarla gelen yasaklar, kadına üç alanda müdahale etti.
1. Giyimleri,
2. Sokaktaki davranışları,
3. Erkeklerle olan ilişkileri.
Aslında Osmanlı, gerileme dönemine girmesiyle kadınlara yönelik kıyafet yasakları konusunda sertleşti.
Örneğin, ilk yasak 1725’te çıkarıldı.
"Günlük kıyafetlerinin şeriata uygun olması devlet namusu gereğindedir. Fakat savaşlar yüzünden çok önemli işlerle uğraşılırken bu husus ihmal edilmiştir. Bazı yaramaz kadınlar bunu fırsat bilip sokaklarda halkı baştan çıkarmak için aşırı süslenmeye başlamışlardır. Yeni biçimlerde çeşitli esvaplar yaptırmışlardır. Hıristiyan kadınlarını taklit ederek başlarına acayip serpuşlar geçirmişlerdir.
Bundan böyle kadınlar bir karıştan ziyade büyük yakalı ferace ve üç değirmiden fazla baş yemenisi ile sokağa çıkamayacaklardır. Feracelerde süs olarak bir parmaktan enli şerit kullanılmayacaktır.
Bu yasakları dinlemeyecek olan kadınların sokakta yakaları kesileceği ve esvaplarının yırtılacağı ilan olunsun. Dinlememekte ısrar edenler yakalanıp başka şehirlere sürüleceklerdir."
Bu yasak Müslüman Osmanlı kadınlarının, Hıristiyan kadınlara benzememeleri için koyu renkli giysiler yerine renkli giysiler giymelerini de tavsiye ediyordu.
Ama bazen de Müslüman kadına yakışan tek giysi olduğu iddiasıyla renkli giysiler yasaklanıp çarşaf giymeleri istenmekteydi!
Osmanlı’da kadınların kıyafeti hep tartışma konusu oldu.
Neredeyse her padişah bir ferman çıkardı. Örneğin, Sultan II. Mahmud da bir fermanla Hıristiyan kadınların başlarını Müslüman gibi, Müslüman kadınların ise Hıristiyan kadınları taklit eder şekilde örtmelerini yasakladı.
II. ABDÜLHAMİD’İN ÇARŞAF YASAĞI
19. yüzyılın ortalarında kadınlar İstanbul’da çarşaf giymeye başladı. 1850’lerde Suriye valiliğinden dönen Suphi Paşa’nın karısı, İstanbul’da ilk çarşaf giyen kadın oldu.
Daha çok Yunanlılarda görülen bu giysi, Meşrutiyet dönemine değin baştan yere kadar uzanan kolsuz tek parçalı bir sokak kıyafetiydi.
1876-1908 arasında ise başı-omuzları örterek bele kadar uzanan bir pelerin ve belden ayak bileklerine inen bir etek olmak üzere iki parçalı sokak üst giysisi olarak kullanıldı.
1880’li yıllar, çarşafın hızla yayıldığı yıllar oldu.
Ancak, Sultan 2. Abdülhamid öldürülme korkusuyla çarşafı yasakladı. 27 Ekim 1883’te Paris’te yayımlanan Le Courier d’Orient isimli gazetede, çarşaf yasağından etkilenen kumaş tüccarlarının yakınmalarına yer verildi.
İstanbul’da bu tür yasaklar söz konusu iken Anadolu kadınları için ferace ya da çarşaf güncel bir tartışma olmadı.
Hatta 1882’de çıkarılan bir fermanla ferace giymeleri istenen kadınlar bu buyruğa isyan ettiler.
Konu ile ilgili olarak 27 Temmuz 1882’de Levant Herald Gazetesi’nde şu haber yer aldı. "Yeni İzmit valisi civar köylerden pazarda satmak için pazara mal getiren ferace giymemiş ve ayağında pabuç olmayan Türk kadınlarının 5 gün hapis ve bir mecidiye para cezasına çarptırılacağı konusunda bir yasak çıkardı. Bu yasağa karşılık köylü kadınlar, atalarından kalmış gelenek ve göreneklerini hiçe sayıp baskı altına alan bu yeni kanuna uymaktansa, köylerinde kalmayı yeğlediler."
Burada aslında şöyle bir durum ortaya çıkıyor: Türkiye’nin bugün konuştuğu kamusal alan tartışması o zaman da yaşanıyor. Osmanlı, pazaryeri gibi kamusal alanlarda örtünmeyi zorunlu kılıyordu.
Müslüman kadınlar Anadolu’da peçe takmadığı gibi İstanbul’un Kadıköy, Tarabya gibi semtlerinde de bu serbestliğe sahipti. Oysa Beyoğlu’na giden bir kadın peçe takmak zorundaydı.
Buradan şöyle bir sonuç çıkıyor: İktidarın merkezinde duyarlılıklar fazla iken çevrede bu duyarlılığın azaldığını görüyoruz.
Osmanlı’nın son döneminde türban, aydınlar tarafından çok tartışılan bir konu oldu. Birçok kesim bu konuda kendi görüşünü belirtti. Kimi gerekliliğini, kimi gereksizliğini savundu.
Ziya Gökalp gibi aydınlar, İslamiyet öncesi Türk kadını konusunda araştırmalar yaparak o modelin benimsenmesi gerektiğini savundular.
Görünen o ki, Osmanlı’da başlayan bu tartışmalar günümüzde henüz sonuçlanmamıştır.
Başörtüsü, demokrasi mi yoksa bir uygarlık meselesi midir?
Merhaba Arkadaslar,
bakin Internet'de ne buldum...
---
Sevgili dostlarım, başlığa baktığınızda aklınızdan geçenleri az çok tahmin edebiliyorum… Bu konu hakkında uzun süre yazmadım sabrettin bekledim birileri hatalarını gördü özür diledi sandım! Evet konunun takipçisi olanlar bilirler bir blog (atatürkçü düşünce) “Türbana Hayır” adı altında bir kampanya başlatmıştı. Bu kampanyaya göre “türban takanlar her yerde dışlanacak, çok yakın akrabağlarımız hatta anamız, ninemiz olsa dahi görüşülmeyecek, esnafsak camlarımıza -sıkma başlar giremez, böcekler, türbanlılar giremez- yazacağız, gerekirse fiziksel şiddet göstereceğiz”
---
Sayfa'da burda...
http://ataturkcudusunce.wordpress.com/
:uebel:
yeter artik bee....
biktik bu konulardan...
cani sIkIlan geciyor bilgisayarin basina
abuk subuk birseyler yaziyor basörtüsü hakkinda
hemen gündemde oluveriyor...
sadece kapalilar degil, herkes sIkIldi bu konulardan
hep ayni hep ayni, satasacak baska birsey bulamiyorlar
akillarina baska birsey gelmiyor, hemen islam hakkinda ileri geri konusuyorlar...
halen daha yorulmadilarmi kapalilarla müslümanlarla ugrasmaya..
basit insanlarin hali hemen nasil da belli oluyor....
(haber eski ama olsun, daha yeni okuyorum.....)
Merhaba Arkadaslar,
bakin Internet'de ne buldum...
---
Sevgili dostlarım, başlığa baktığınızda aklınızdan geçenleri az çok tahmin edebiliyorum… Bu konu hakkında uzun süre yazmadım sabrettin bekledim birileri hatalarını gördü özür diledi sandım! Evet konunun takipçisi olanlar bilirler bir blog (atatürkçü düşünce) “Türbana Hayır” adı altında bir kampanya başlatmıştı. Bu kampanyaya göre “türban takanlar her yerde dışlanacak, çok yakın akrabağlarımız hatta anamız, ninemiz olsa dahi görüşülmeyecek, esnafsak camlarımıza -sıkma başlar giremez, böcekler, türbanlılar giremez- yazacağız, gerekirse fiziksel şiddet göstereceğiz”
---
Sayfa'da burda...
http://ataturkcudusunce.wordpress.com/
Ich bezweifle dass das "Türken" sind , die derart Islam-feindlich gesinnt sind ...
Wahrscheinlich vom Ausland gesteuerte Infiltratoren , die Türkisch gelernt haben ...
Und was haben derartig Menschen-feindliche Agitatoren erreicht ? Nichts ! Die Türkische Bevölkerung hat sogar noch mehr mehrheitlich die AK-Partei gewählt ...
Es ist die Zeit der Demokratie , des allseitigen Respekts und des freundschaftlichem / brüderlichem Miteinander .
Die Hasser , Hetzer , Zersetzer und Spalter haben in der moderenen Türkei keine Chance mehr .
Auch das Medien-Monopol ist geknackt ... Wer glaubt schon an so einen Schwachsinn oder befolgt derartig Hass-beladene Propaganda ?
Eine verschwindend geringe Anzahl an Spaltern und Demokratie-Feinden in der Türkei und sie werden von Tag zu Tag weniger ...
Möge es der gesamten Türkischen Bevölkerung wohl tun .
Übrigens ... die Seite wurde anscheinend gehackt :)
Hier der jetzige Text :
BU SİTEDEKİ IRKÇI-FAŞİST ÇIĞIRTKANLIĞA SON VERİLMİŞTİR !!! IRKÇILIK-FAŞİZM DÜŞÜNCE DEĞİL SUÇTUR. BU VE BENZERİ SİTELER FAŞİZM VİRÜSÜ YAYDIKLARI İÇİN CEZALANDIRILICAKTIR. EŞİTLİK-ÖZGÜRLÜK-KARDEŞLİK ADINA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ ANTİ-FAŞİST MÜCADELEMİZ SADECE SANAL DÜNYAYLA SINIRLI OLMAYACAKTIR... KAHROLSUN FAŞİZM EŞİTLİK-ÖZGÜRLÜK-KARDEŞLİK ANTİ-FAŞİST NETWORK NOT: Aynı muameleyi kemalist.wordpress.com (http://kemalist.wordpress.com/) sitesine de uygun gördük!
Aferim Koclar ! Irkci Fasistler ancak bu Lisani anlar ...
Bunlarin hic bir yani "Atatürkcü" veya "Kemalist" degil - hep Palavra ... Ya Türkdsümani olan Ermeni veya baska bir Cesit Türk ve Islam Düsmanlari bunlar ...
Und was haben derartig Menschen-feindliche Agitatoren erreicht ? Nichts ! Die Türkische Bevölkerung hat sogar noch mehr mehrheitlich die AK-Partei gewählt ...
Vielleicht sinds AKPler http://www.network54.com/Realm/SmilesWAFF/smilies0992.gif
deryatulga
18.09.07, 06:29
Yazarlar / Mehveş Evin</B>
http://www.aksam.com.tr/yazarfoto/mehves_evin.jpgKız sen hangi taraftansın?
mehves.evin@aksam.com.tr (mehves.evin@aksam.com.tr)
Tarhan Erdem’in ‘AKP türbanı serbest bırakırsa 2 yılda tüm öğrenciler kapanır’ sözleri hâlâ tartışılıyor. Herhangi bir araştırmaya dayanmadan yapılan bu yorumu abartılı bulduğumu geçen hafta yazdım. Ne g.t kafalılığım kaldı, ne ‘nahifliğim’!..
Türkiye’de türban hakkında yazmak, her iki taraftan (laik ve dinci) doğal olarak tepki alıyor. En sert tepkiler, ‘AKP ne yaparsa yapsın sıkı muhalif’ olanlardan geliyor. ‘Türban yasağı demokratik bir uygulama mı’ diye yüksek sesle düşünmeye kalkan kafadan ‘AKP’li’ veya 2. Cumhuriyetçi ilan ediliyor.
‘Müslüman kadın başını örtmeli’ tanımına göre yaşamayan benim gibi kadınlar sık sık şunu soruyor: ‘Sen ne taraftansın?’ Aynı soru, doktor, akademisyen ve işadamı gibi elit kesimden de geliyor. ‘Hiçbir taraftan değilim’ cevabını vermek, kimseyi tatmin etmiyor. Keşke yapıcı çözümler getirecek, alternatif sunabilecek bir siyasi oluşum olsa da, ‘taraf’ belirleyebilsem!
Görünen o ki yeni anayasa taslağında elden geçirilecek 45. maddeyle birlikte bunları daha çok tartışacağız. Çünkü yasaları, yaşam biçimi, AB’ye uyum süreci, ekonomik durumu ve kültürüyle büyük bir değişim geçiriyoruz. Popüler deyimle Türkiye artık eskisi gibi olmayacak.... Gazeteciler elbette bu hızlı değişimi sorgulayacak, neyin nasıl olduğunu ve ne olacağını anlamaya çalışacak. Kimsenin önünde, geleceği gösteren bir küre olmadığına göre, deneyimlerimizi paylaşarak önümüzü görmeye çalışacağız. Üniversitede türban yasağını antidemokratik bulan Prof. Dr. Şerif Mardin, ‘Geleceğinin tehlikede olduğunu düşünen kadınlar endişelenmekte haklı’ diyorsa, bu sancılı süreç yeni başlıyor demektir. Bunu yaparken ‘azgın azınlıklar nasıl da korkmaya başladı’ diye zevkle el ovuşturanlar kadar ‘Bunların hepsi şeriat istiyor’ diye kestirip atmanın kimseye faydası yok.
MÜSLÜMAN EDEBİYATI
Anadolu’da yıllarca öğretmenlik yapmış, mesleğinin en üst kademesine zorluklarla gelmiş öğretim görevlisi bir okurum, en azından ‘türban serbest kalırsa ne olabilir’ sorusuna açıklık getirecek izlenimlerini yazma nezaketini gösterdi. Bir kısmını aktarıyorum:
‘Müslüman, Müslümanlığın kaidelerine uygun davranır, Müslüman erkekler kadınlardan - kızlardan mes’uldür” edebiyatı ile karşılaşır öğretim elemanı. “İslami kaidelere uygun örtülüler” sınıfın bir köşesine toplanır. Önlerine, “Türk-Müslüman yiğitler” barikat kurar; öğretim elemanından bir şey öğrenmesi söz konusu değildir. “50-60” alıp geçmek zorunlu olduğu için sınıfta bulunulur. “Diğerleri” ilgi, sevgi ve saygı duyduğu öğretim üyesi ile baskın çoğunluğun önünde konuşup, bir şeyi tartışamaz... “Diğer” kızlar, elle, dille, ima ile “F....şe” davranışına muhatap olur. Bedeni, ruhu, içi acıtılır; “farklılar” gammazlanır.
Aslında, sorun ne biliyor musunuz? Örtünme değil; onun arkasındaki düşünce, dünyaya bakış ve akıl tutulması. Sizlerin de bu havaya kapılmanız... Daha dikkate değeri de; yetersiz bilgi ile sahip olunan inancın, tehlikeli, kıyıcı ve acımasızlığını ve sonuçlarını görmemezlikten gelmeniz. Malatya’da, 18-19 yaşındaki gençler, insanları hayvan kardeşlerimize bile yakışmayacak yöntem ve teknikle boğazlıyor. “Santralistanbul’un açılışına” gelen gençlere bakarak iyi niyetli yazı yazanlar hiç bunları düşünmüyor. Umut ederim, sizler “iyi niyetiniz”in bedelini böyle bir sonla ödemezsiniz.’
Böyle tüyler ürpertici bir sonla bitiyor mektubu... Evet, bu okurun dediği gibi ‘iyi niyetle konuşmak ve yazmak’ benim için zevkli bir uğraş. Bu ülkede magazinden tutun spora, birilerine ‘çamur atmak’ ve kötü niyetle yazı yazmanın bir alışkanlık haline gelmesi bunu değiştirmez. Sırf polemik olsun, birilerine yaranayım diye ‘tersten çakarak’ hakaret destanı yazma derdinde hiç değilim. Bunu yapmaya çalışırken umarım yanılmam ve iyiniyetimin bedelini ödeyeceğim günü ne ben, ne siz, ne de çocuklarımız görür.
[/URL] [URL="http://www.aksam.com.tr/yazarprn.asp?a=92089,10,190"] (http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=92089,10,190#) 18.09.2007
Türban ve başörtüsü
BUGÜNDEN belli ki yeni anayasa tartışmalarında kıyamet "türbanlı öğrencilerin üniversiteye girebilmesinin anayasal güvence altına alınıp alınamayacağı" tartışması etrafında kopacak.
Anayasalar "uzlaşma metinleri", hatta daha ötesi "uzlaşma antlaşmaları"dırlar.
Diğer maddeler üzerinde ne kadar uzlaşma olur bilemem ama ben "baş örtme" konusunda kolay kolay bir uzlaşma yakalanamayacağı görüşündeyim.
* * *
Hangi perspektifle bakarsanız bakın; "türban" bir siyasi sembol olarak merkez ile taşra (mahalle) arasındaki iktidar mücadelesinin merkezine oturmuştur.
Bu konuda uzlaşma olmayacağı ise en açık şeklini bir tarafın baş örtme yöntemlerinden sadece birisi olan türbanı ısrarla başörtüsü olarak adlandırması ile almaktadır.
Başörtüsü kelimesini türbanla eşdeğer tutan tavır; türbanı tehdit algılamasının sembolü olarak kabul eden kesimde "Uzlaşma yok, şimdi iktidar bizde!" sloganı olarak kabul edilmektedir. Böylelikle bu kesimde tehdit algılaması sadece büyümektedir.
Türbanı başörtüsü adı altında savunanların, ayrıca türbanı tehdit algılaması içinde görenlerin hepsinin "askeri vesayeti" benimseyenler olduğu varsayımı, türban takanların tümünün "şeriatçı" olduğu varsayımı kadar kaba genelleme yapan ve kanımca uzlaşmayı neredeyse imkánsız hale getiren son noktadır.
* * *
Ayşe Arman hafta sonu dünyanın ne önemli din sosyolojisi uzmanlarından ve kanımca İslam’ın Türkiye’de siyasi ve sosyal alanda oynadığı rolü en iyi etüt eden kişi olan Şerif Mardin ile "Türkiye ne Malezya olur diyebilirim, ne de olmaz" başlığı altında yayınladığı bir söyleşi yaptı.
Söyleşinin özünü; Şerif Mardin’in AKP dönemini liberal demokrasiye de, din ağırlıklı bir rejime de gitmesi mümkün bir geçiş dönemi olarak görmesi oluşturmaktadır.
Mardin, söyleşide "mahalli" olanın aynı zamanda "milli" olup olamayacağı konusunda mütereddit bir intiba vermektedir, zira bu sorunun cevabının iki yöne de gidebileceği kanaatindedir.
Ben de aynı ikilemi taşıyan bir kişi olarak "türban-başörtüsü" ikilemi etrafında koparılan gürültüyü işte bu yol ayrımının kavşak noktası olarak görmekteyim.
* * *
Söyleşide Şerif Mardin muhafazakár partilerin başarısını şu cümlelerle ifade ediyor:
"...Olayın aslı şudur: Mahalli bir teşkilatın, mahalli çıkarlar doğrultusunda görüşler öne sürmesi, dolayısıyla mahalli menfaatlerin halka çok daha kolay anlatılabilmesi..."
AKP’nin de başarısını bu doğrultuda yorumluyor:
"...Bir siyasi parti, yani AK Parti, cumhuriyetin kuruluşunda ve sonrasında yapılamayan neyi yapmıştır da, başarılı olmuştur? AK Parti’nin başarısının en büyük nedeni, mahalli menfaatleri ortaya çıkarması..."
Mardin "türban" konusunda açık tavır alıyor:
"Bir tek bu türban meselesinin anti-demokratik bir uygulama olduğu konusunda yüzde 100 eminim. Bu mesele, artık olguların toplanmasına ihtiyaç olmayan bir ahlaki meseleye dönmüştür. Orada kararım net, türbanlı öğrenciler üniversiteye girebilmeliler. Türban, benim kararımı verebildiğim nadir alanlardan bir tanesi..."
Ama "kadın" konusunda da bir o kadar ikilem içinde:
"...Ama kadınlar konusundaki problemin çok ciddi olduğuna inanıyorum. Kadınların Türkiye’de kendi durumlarının tehlikede olduğunu düşünmelerini haklı buluyorum. Çünkü orada henüz halledilmemiş bir sorun var. Nasıl türbanlıların üniversiteye girmesini destekliyorsam, bu ülkede kadınlarla ilgili çok ciddi bir problemin olduğuna da inanıyorum."
Cüneyt ÜLSEVER
Ertuğrul ÖZKÖK
Ufukta yeni bir darbe mi var
Kaybedenler yine, her zaman ki gibi, kadinlar olacak !!!
Kaybedenler yine, her zaman ki gibi, kadinlar olacak !!!
pardon kadinlarimiz neyi kaybediyor???
:think: ailemde kapali olanlar var, onlarin kayibi nedir? anlamadim..
deryatulga
18.09.07, 09:19
Ana tartışma belli: Türban
Altan Öymen (aoymen@radikal.com.tr)
Öğrenciler üniversiteye her çeşit kıyafetle girebilirler... Soruna makûl bir çözüm bulmanın yolu ise, laiklik konusundaki duyarlı toplum kesimlerinin temsilcileriyle uzlaşmaktır. Meclis içindeki partilerle gerçekci bir diyalog kurulursa ve geleceğe yönelik güvenceler verilirse, o uzlaşma sağlanabilir
18/09/2007 (1396 kişi okudu) Bu anayasa değişikliğinin AKP için en önemli konusu belli. İsteyen tersini söyleyebilir ama, son gelişmeler çok açık şekilde gösteriyor, o konu şu: Türbanın üniversiteye girmesi...
AKP komisyonunun 'Sapanca toplantısı' bitti. Anayasanın 'geçerli metni' henüz açıklanmadı. Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Fırat'ın bildirdiğine göre, toplantı üyeleri, metni son haline soktu. Ancak şimdi AKP'nin Genel Merkezi de (Genel Başkan dahil) o metni görecek, gerekirse bazı konulardaki görüşünü bildirecek. AKP'nin 'Geçerli metin budur' demesi, ancak ondan sonra mümkün olacak.
Dünkü gazetelerdeki haberlere göre, komisyonun en fazla tartışılan konusu, gene türban... Ona ek olarak, din eğitimi ve laiklik konusu da var.
Komisyon, Özbudun taslağındaki 'türban seçenekleri'ni uzun uzun konuşmuş. Fakat bir sonuca varamamış. Durumu Genel Başkan Erdoğan'ın takdirine bırakmaya karar vermiş.
***
Uzun süre gizli tutulduktan sonra kamuoyuna geçen hafta açıklanan Özbudun tasarısında, türbanla ilgili olarak Erdoğan'a sunulan iki seçenek şöyle:
('Eğitim ve öğrenim hakkı' başlıklı 45'inci maddenin 6'ncı fıkrası olarak:)
Alternatif 1:
"Kılık ve kıyafetinden dolayı hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz."
Alternatif 2:
"Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir."
Şimdi siyasal belleğimiz fazla kuvvetli olmadığı için, şunu hatırlamıyoruz: Bu ve benzeri seçenekler, 1988 yılında Özal başbakanken, TBMM çatısı altında çok uzun ve çok tartışmalı görüşmelere yol açmıştır. Yasa değişiklikleri yapılmış, kabul edilmiş, fakat Anayasa Mahkemesi'nden dönmüştür. Daha sonraki yasa girişimlerinden de bir çözüm çıkmamıştır.
Nedeni, bu gibi genel hükümlerin yol açabileceği çeşitli sakıncaların, o zaman da görülmüş olmasıdır.
O sakıncalar, bugün de ortadadır. O iki seçeneğin ikisi de üniversite kapısının sadece türbana değil, her çeşit kıyafete açık olmasını kural haline getirir...
Üniversite öğrencisi kızlardan isteyen oraya kara çarşafla gidebilir, isteyenler de mayoyla... Erkekler de, derslerde, isterlerse cübbe ve sarık, isterlerse Gaffur tipi pijama giyebilirler...
'Olmaz, olmaz' demeyin. Hele bu defa, yasa da değil, anayasa yapıyorsunuz, onu önleyecek yasal veya idari sınırlama koyamazsınız. O çeşit kıyafetleri giyenler 'Bu benim anayasal hakkım' diye dava açarlarsa, mutlaka kazanırlar.
***
Amaç, tartışmalı kıyafetlerden sadece türban (veya başörtüsünü) mevcut sınırlamanın dışına çıkarmak ise, onun yolu bu çeşit bir anayasa değişikliği değildir. Bunun başka yolları vardır. Fakat o yolları, laiklik konusunda duyarlı olan toplum kesimlerini dışlamayan bir siyasal uzlaşmaya vardıktan sonra aramak gerekir.
Bugünkü Meclis, anamuhalefet partisi dahil, o uzlaşma zemininin aranabileceği bir zemindir.
Çünkü dikkat ediniz, anamuhalefet partisi dahil, laiklik konusunda duyarlı olan toplum kesimlerinin büyük bir kısmının üzerinde durduğu sorun, üniversitedeki 'bugünkü türbanlılar' değildir. Bu yazılarda daha önce de belirttik, daha küçük bir çocukken, yasadışı Kuran kursları yoluyla türbana bürünmek ve hayatlarını o şekilde sürdürmek zorunda bırakılanlardır.
Yani, daha rüşt yaşına gelmeden, 'öğretim birliği' kurallarının da çiğnenmesi suretiyle, 'milli eğitim' ilkelerinin dışındaki değişik kurallara dayalı yetiştirme sistemlerinin içine sokulanlardır.
Bu nasıl yapılıyor?
Örnekleri sık sık gazete sütunlarına yansıyor: Ülkemizde birtakım 'İslamcı' örgütlenmeler, ulaşabildikleri çocukları kendi dini anlayışlarına göre yetiştirmek için bir çeşit yarış içindedirler.
Buna, bazı maddi teşviklerle birlikte, güncel deyimiyle 'mahalle baskısı'nın etkisi de eklenince, erkek ve kız çocukların en küçük yaşlarından itibaren o anlayışların disiplini içine sokulmaları kolaylaşıyor.
Mesele, bugünkü iktidarın bu gelişmelere karşı hangi tutum içinde olduğu ve olacağı...
Cevabı beklenen soru şu: Bugünkü iktidar, geçmişteki olumsuz örneklere karşın, artık o alandaki tüm yasadışılıklara karşı çıkma kararlılığı içine girebilir mi?
Girebilirse ve girebileceğini gösterirse, bununla, sadece laiklik konusunda duyarlı kesimlerin 'yarın' için duyduğu kaygıları gidermekle kalmaz. Aynı zamanda, o yasadışı yarışların sonuçlarından kendisini de korumuş olur.
Çünkü din konusundaki 'Ben daha dindarım' iddiasının sınırı yok. Örneğin, dinin gereğinin kadınlar için 'kara çarşaf', erkekler için 'İslami sakal' olduğunu ileri sürenler var. Onlar, bugünkü iktidarın mensuplarının da çoğunu 'dinden uzaklaşmak'la suçlayabilirler...
Ülkedeki sosyal ve siyasal konjonktüre ve yarıştaki başarılarına göre yarın daha da fanatikleşip, bugünkü iktidarın başına çok tatsız işler açabilirler.
***
Hangisi daha iyidir, bugünkü muhalefet için de, iktidar için de, halkımızın barış içinde yaşamak isteyen çok büyük çoğunluğu için de?..
O sorunu, 'Çoğunluk bendedir' güveni içinde, anayasaya konulacak bir 'Kılık kıyafet serbesttir' formülüyle çözmeye kalkıp, onun tüm sakıncalarıyla karşı karşıya kalmak mı?
Laikliğin 1961 Anayasası'nın koyduğu çerçeve içindeki bugünkü anlayışını muhafaza ederek, üniversiteyle ilgili başörtüsü sorununa, uzlaşma yoluyla bir çözüm bulmak mı?
Elbette, herkes için ikincisi iyidir.
***
Ayrıca: Bugünkü iktidar yetkililerine bir hatırlatma...
Başbakan Erdoğan, seçimlerden sonra yeni hükümetinin en önemli hedefinin Avrupa Birliği'ne girmek olduğunu vurguladı...
Hangisi o hedefe varmayı kolaylaştırır?
Kadınları türban takmaya daha çocuk yaştayken zorlayan yasadışı bir ortama göz yumarak, yarının Türkiye'sinin bir türbanlı-türbansız çatışması içine girmesine razı olmak mı?..
Yoksa, o yasadışı zorlamaları durdurup, herkesin kılık kıyafetini kendisinin tercihine bırakarak, bugünkü Türkiye'nin toplumsal barışını daha da güçlendirmek mi?..
Herhalde ikincisi...
Öyle değil mi?..
http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/09/18/oymen.gif
'Üniversitede kılık ve kıyafet serbesttir' denilince herkes oraya çarşaf ve peçeyle de girebilir, Gaffur'un pijamalı kıyafetiyle de, cüppe ve fesle veya mayoyla da... Şaka değil, anayasa maddesi yapıyorsunuz... Kılık-kıyafetin her çeşidi serbest oluyor... Engelleyen olursa, 'Bu benim anayasal hakkım' diye dava açarsınız... Mutlaka kazanırsınız.
Ertuğrul ÖZKÖK
Ufukta yeni bir darbe mi var
İşte bu nedenle, çok istediğim halde, üniversitede türbanın serbest bırakılmasını bütün gücümle savunamıyorum.
Çünkü biliyorum ki, o serbesiyet, Anadolu’nun bazı kasabalarında, şehirlerinde, birileri tarafından "mecburiyet" haline getirilecek ve genç kızlar bu istibdat altında kaybolup gidecektir.
simdiye kadar türbani yüzünden okuyamayanlar,okuyamadiklari icin özellikle anadoluda evlendirilip,coluk cocuga mahkum edilen genc kizlarin kaybettikleri ne olacak?
birde anlamadigim ,kendini uygar sanan bir gazeteci nasıl olurda kapali bayanlarin elinden okuma hakkini alabiliyor???
bu ülke yeni müslüman olmadi!
ortaya "geleceginizden korkun" iddialari atmakla,neyi amacladiklari besbelli.
onu da gecin ,milletimizi yine askerimizle karsi karsiya getirip ,darbe borazanligina soyunan, "aydin" diye ortada gezinenler utansin!
ama bu yapay paranoyak senaryolari kac kisi ciddiye alip,cahil aydin darbecileri hakli cikartacak,o da maglum...
Tesettürlü kadın köle muamelesi gördü
18/09/2007
Nuh GÖNÜLTAŞ'ın yazısı
Türkiye'nin yönetim tarzı milletin sorunlarını çözmeye değil, bilakis yeni sorunlar oluşturarak milletin bu sorunlarla boğuşması esasına dayanıyor.
"Türban" diye bir sorunumuz yoktu. Elbirliği ile ürettik. Ve yıllardır, 20 yıldır, bu sorunla boğuşuyoruz. Uçları önden iğnesiz bağlanan şeklinden, kafayı saran boynu açıkta bırakanından, omuzlardan sarkan türüne kadar hepsini hiç atlamadan, yıllardır yazdık çizdik, anlattık, ve yargıladık. Galiba sonunda çözüm noktasına gelindi! Sivil anayasa yapıyoruz, ana meselemiz türban.
Şimdi bir şekilde çözüm aşamasına gelindi ya... Bu sefer de "Türban serbest bırakılırsa açıklar yasaklanır" gibi saçma sapan, hiçbir dayanağı olmayan tezler ortaya atılıyor. Şimdi herkes konuşuyor, ama bir tek türbanlı kızlar-kadınlar konuşmuyor.
Herkese mikrofon uzatılıyor, ama onlara uzatılmıyor. Yıllardır da söz hakları olmadı zaten. Okullarından atıldılar. İşlerinden kovuldular. Aşağılandılar, damgalı eşek muamelesi gördüler. Yıllarca kendilerinin eğitim hakkı gasp edildi. Söz hakkı tanınmadı. Çalışma imkanı bulamadılar. Kendilerine örtünün diyenler bile "Bacım sen gel çalış ama çok ortalarda görünme, biliyorsun hassas zamanlar" diyerek hep geriye itildiler.
"Kızım sen hanımefendi ol, sesini çıkarma, biz senin için en iyisi yaparız zaten" Tesettüre müsamaha ile bakan, hatta onaylayan kişilerin işyerlerinde bile artık tesettürlü olduğundan dolayı işinden olan kızlar var. Bir çok işyeri başörtülü kadın çalıştırmaktan kaçınmaya başladı. Diyelim ki yeni yapılacak sivil anayasa ile birlikte başörtülü kızlar üniversitelere alınacak. Peki sonra ne olacak? Nerede çalışacaklar? Bu kızları-kadınları kimileri kimlikleri belli olmasın diye, kimi de zaten onlara düşmanlığından dolayı işe almıyor.
Saçları fönlenmiş, hafif makyajını yapmış, tayyörünü giymiş bir kadın imajıyla profesyonel bir şirket kimliği göstermek varken kim ne yapsın saçını göstermeyen, her yanını örtmüş kadını! Evet türban bir kimliktir. İster siyasi deyin isterse başka bir şeyin kimliği...
Kendi ülkesinde "mülteci" muamelesi gören Müslüman kadının devletine ve milletine kendini anlatma çabasıdır. Hiçbir partiye ait değildir. Eğitimli, kafası çalışan, şehir kültürüyle büyümüş dindar kadınların dışarıya karşı gösterdikleri kimlik kartlarıdır.
Şu dünya ne garip!
İslam aleminde bir zamanlar örtülü kadınlar hür kadınlarmış. Açık olanlarda cariyeler ve köleler... Hatta Cariyelerin ve kölelerin örtülmesine müsaade edilmezmiş. Oysa bugün tesettürlü kadınlar Müslüman ülkelerde bile köle muamelesi görüyorlar!
BUGÜN
@Verda
Dü$üncelerine saygi duyuyorum. Hakli oldugun yönler var elbette. Bunlari ikna edecek
degilim. Evet haklisin, anadolu kizlarin cogunlukla okumama nedeni ailelerin bilgisizlik, kültür anlayi$i
veya maddi durumuna dayanan bir nokta degil.?! Oder aus welchem Grund auch immer. Ich
sehe die Sache aus einem anderen Blickwinkel. Und der macht mir ehrlich gesagt grössere
Probleme.
Zeige mir ein islamisches Land, in dem Frauen nicht voll oder grösstenteils untergeordnet
sind ?! Hangi devlette tesettürlü kadinlar hürmü$ acaba ???? Ben bulundugumuz devirden
konu$uyorum. Wenn das Tragen eines Kopftuches in den Schulen erlaubt wird, ist es für
Eltern, Familien, oder die Gesellschaft einfacher, es den Kindern aufzuzwingen. Egal welchen
Beweggründen die Eltern ausgesetzt sind. Ob aus eigener religiöser Überzeugung, oder weil
sie selbst durch Islamisten in ihrem jeweiligen Umfeld wortwörtlich „manipuliert“ werden. Stellen die, die das Kopftuch aus persönlicher Überzeugung für Allah tragen, deines Erachtens die Mehrheit dar?
Einem 6-12 Jahre alten Mädchen zu suggerieren,
dass es das Kopftuch als Zeichen der Unterwerfung unter Gott zu tragen hat, obwohl es um
die Unterwerfung unter Männer geht, grenzt für mich an Kindesmißbrauch. Da stecken doch
total andere Beweggründe dahinter.
Um diesen „anfälligen“ Menschenschlag geht es mir. Diese Mädchen sollen ohne Druck von
aussen, fürs Leben lernen und privat ihren Glauben leben/praktizieren. Wenn sie allerdings
einer islamischen Kettenreaktion ausgesetzt sind, für die das Kopftuch das Sinnbild ihres
Systems darstellt, dann ist es für mich ein frauenfeindliches System. Davor muss man sie
schützen, und wenn möglich, warum nicht in öffentlichen Einrichtungen wie Schulen?
Mich nervt es, das solche politischen und kulturellen Auseinandersetzungen immer auf dem
Kopftuch der Frauen ausgetragen werden. Das meinte ich eigentlich
ursprünglich mit meinem gedanklichen Ausspruch „kaybedenler hep kadinlardir“.
Ich gebe dennoch zu, dass ich persönlich bezüglich diesem diffizielen Thema hin und her
gerissen bin. Wenn du also sagst, die ganze Aufregung ist fasofiso. Dann glaube ich dir
und vertraue auf Gott.
Unter anderem finde ich es angebracht, etwas toleranter auf andere Sichtweisen einzugehen.
Es sei denn, man kann es mit vorhanden Fakten wiederlegen. Aber wer kann das schon.
Das ist im Übrigen der letzte Beitrag, den ich zu dieser Kopftuch-Debatte beitragen werde.
:think: ailemde kapali olanlar var, onlarin kayibi nedir? anlamadim..
Ich hoffe, deine Frage beantwortet zu haben. Benim ailemde de kapali olanlar var. Durumdan duruma da fark var. Das war nicht abwertend gemeint !
ottoman1299
18.09.07, 11:45
@Verda
Dü$üncelerine saygi duyuyorum. Hakli oldugun yönler var elbette. Bunlari ikna edecek
degilim. Evet haklisin, anadolu kizlarin cogunlukla okumama nedeni ailelerin bilgisizlik, kültür anlayi$i
veya maddi durumuna dayanan bir nokta degil.?! Oder aus welchem Grund auch immer. Ich
sehe die Sache aus einem anderen Blickwinkel. Und der macht mir ehrlich gesagt grössere
Probleme.
Zeige mir ein islamisches Land, in dem Frauen nicht voll oder grösstenteils untergeordnet
sind ?! Hangi devlette tesettürlü kadinlar hürmü$ acaba ???? Ben bulundugumuz devirden
konu$uyorum. Wenn das Tragen eines Kopftuches in den Schulen erlaubt wird, ist es für
Eltern, Familien, oder die Gesellschaft einfacher, es den Kindern aufzuzwingen. Egal welchen
Beweggründen die Eltern ausgesetzt sind. Ob aus eigener religiöser Überzeugung, oder weil
sie selbst durch Islamisten in ihrem jeweiligen Umfeld wortwörtlich „manipuliert“ werden. Stellen die, die das Kopftuch aus persönlicher Überzeugung für Allah tragen, deines Erachtens die Mehrheit dar?
Einem 6-12 Jahre alten Mädchen zu suggerieren,
dass es das Kopftuch als Zeichen der Unterwerfung unter Gott zu tragen hat, obwohl es um
die Unterwerfung unter Männer geht, grenzt für mich an Kindesmißbrauch. Da stecken doch
total andere Beweggründe dahinter.
Um diesen „anfälligen“ Menschenschlag geht es mir. Diese Mädchen sollen ohne Druck von
aussen, fürs Leben lernen und privat ihren Glauben leben/praktizieren. Wenn sie allerdings
einer islamischen Kettenreaktion ausgesetzt sind, für die das Kopftuch das Sinnbild ihres
Systems darstellt, dann ist es für mich ein frauenfeindliches System. Davor muss man sie
schützen, und wenn möglich, warum nicht in öffentlichen Einrichtungen wie Schulen?
Mich nervt es, das solche politischen und kulturellen Auseinandersetzungen immer auf dem
Kopftuch der Frauen ausgetragen werden. Das meinte ich eigentlich
ursprünglich mit meinem gedanklichen Ausspruch „kaybedenler hep kadinlardir“.
Ich gebe dennoch zu, dass ich persönlich bezüglich diesem diffizielen Thema hin und her
gerissen bin. Wenn du also sagst, die ganze Aufregung ist fasofiso. Dann glaube ich dir
und vertraue auf Gott.
Unter anderem finde ich es angebracht, etwas toleranter auf andere Sichtweisen einzugehen.
Es sei denn, man kann es mit vorhanden Fakten wiederlegen. Aber wer kann das schon.
Das ist im Übrigen der letzte Beitrag, den ich zu dieser Kopftuch-Debatte beitragen werde.
Kadinin basi acilinca hemen hür mü oluyor da, basörtüsünü kadinlarin ezilmesi olarak görüyorsun?
Türkiye'de kadinlarimizin son derece hür oldugunu savunmuyorum. Ama ayni zamanda da, problemi sadece basörtülü kesime indirmek de, bir cehalettir!
Basörtü yasagi 80'den sonra cikti. Problemler de bu zamandan sonra basladi. Yasak kalkinca, basörtülü ögrenciler cogalir safsatasi yayanlar... fal bakacaklarina, 80 öncesine bakmasi yeterli.
Üniversitelerde okuyamayan kizlari tartisiyoruz. 6-12 yas arasindaki kilzari degil. ki bu yastaki kizlarin basörtü problemi yok! Lütfen konulari karmayin, problem Üniversite cagindaki kizlarimiz!
'Üniversitede kılık ve kıyafet serbesttir' denilince herkes oraya çarşaf ve peçeyle de girebilir, Gaffur'un pijamalı kıyafetiyle de, cüppe ve fesle veya mayoyla da... Şaka değil, anayasa maddesi yapıyorsunuz... Kılık-kıyafetin her çeşidi serbest oluyor... Engelleyen olursa, 'Bu benim anayasal hakkım' diye dava açarsınız... Mutlaka kazanırsınız.
Iyi ya, bu yasaya gore kimse turbanla girmeye de zorlanamaz. Laiklerimizin korkusu kalmaz. Ve evet anayasa yapiliyor kilik kiyafetin sunu bunu yasaktir diye anayasaya koyarsak eh be amcacim anayasa bu yonetmelik degil!
deryatulga
19.09.07, 04:53
Türbanı serbest bırakmak mümkün mü?
İsmet Berkan (ismet.berkan@radikal.com.tr)
19/09/2007 (207 kişi okudu) Türkiye'nin 20 yıllık sivil ve özgürlükçü anayasa özlemini türban sorununa indirgemiş görünüyor Türk medyası. Medyayı suçlamak da anlamsız, çünkü anayasa çalışmasını yürütenler de o kapsamlı metnin bir yerine üniversite öğrencileri için türbanı serbest bırakacağını düşündükleri kimi cümleleri yazmaya çalışıyorlar.
Çalışıyorlar ama acaba bu yasağı kaldırmak mümkün mü, kolay mı?
Her şeyden önce bu yeni bir tartışma değil. Geçmişten beri, kimi siyasetçi ve hukuçular türban yasağının anayasada bir madde değiştirilerek veya eklenerek kaldırılabileceğini savunuyor. Benim gibi kimi yorumcular ve hukukçular ise yasağı kaldırmanın ancak ve ancak Anayasa Mahkemesi'nin yeni bir laiklik yorumu yapması sonrası mümkün olacağını ileri sürüyor.
Yasağı kaldırmanın, yeni bir anayasa yazılsa bile mümkün olup olmadığını anlamak için yasağın nasıl konduğuna ve uygulandığına bakmak gerek.
Türban yasağının kaynağında, 80'li yılların sonunda Turgut Özal'ın ANAP'ının yapmak istediği son derece kötü ve yanlış yazılmış bir yasa maddesi var.
Bu maddede, üniversite öğrencilerinin DİNİ İNANIŞLARI UYARINCA başlarını, saçlarını ve boyunlarını örtebileceği yazılıydı. Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu, mahkeme de 'Laik devlette din kurallarından söz eden yasa olamaz' diyerek maddeyi iptal etti.
Ederken de, bir hayli uzun ve Türkiye'deki katı laiklik taraftarlarının 'anıtsal' diye nitelediği bir gerekçeli karar yazdı. Karar, tümüyle Anayasa'nın 2. maddesindeki laiklik ilkesinin nasıl yorumlanması gerektiğini anlatan bir karar.
Yani, kararın dayanağı, Anayasa'nın başka bir maddesi değil, bu devletin şeklinin temel unsurlarından biri olan laiklik ilkesi.
Daha sonra Anayasa Mahkemesi türbanla ilgili başka kararlar da verdi. Örneğin, ANAP mahkemenin az önce sözünü ettiğim kararını baypas edebilmek için 'Kanunlara aykırı olmadıkça üniversitede kılık kıyafet serbesttir' diye bir kanun yaptı. Mahkeme bu maddeyi iptal etmedi ama maddenin türbanı serbest bırakmadığını, çünkü türbanın 'laiklik karşıtı' bir giysi olduğunu, o yüzden yasak olduğunu hatırlattı.
Daha sonra Anayasa Mahkemesi Fazilet Partisi'ni kapatırken, türbana özgürlüğün savunulmasını 'Laiklik karşıtı eylem', türbanlı bir kişinin milletvekili yapılmasını ise 'Laikliğe aykırı' buldu ve türbanı parti kapatma gerekçesi yaptı. Ve her seferinde dayanak Anayasa'daki laiklik ilkesiydi.
Mahkeme bu kararları verdi ama kararlar kadar onların uygulaması da önemli. Özellikle Kemal Gürüz'ün YÖK Başkanlığı döneminde üniversiteler ağır bir baskı altına alınarak türban yasağının uygulanması sağlandı. Yani YÖK ve üniversite rektörlükleri, Anayasa Mahkemesi kararlarını kendilerine uygulama yasası gibi aldılar ve uygulamalarını bu yönde yaptılar.
Şimdi bana göre, Anayasa metnine ne yazarsanız yazın, Anayasa'dan laiklik ilkesini çıkarmadığınız sürece, ki herhalde çıkarmayacaksınız, türbanı serbest bırakmak çok zor. (Ancak yarın öbür gün Anayasa Mahkemesi laiklik yorumunu değiştirir ve bu yolla türbanın önünü açarsa, o ayrı tabii.)
Aslına bakacak olursanız, türbanı üniversitede serbest bırakmak isteyenlerin önünde bana göre tek bir yol bulunuyor: Üniversitelerin türban yasağı uygulamasını yumuşatmasını sağlamak. Bunun için önce YÖK'ün, ardından da üniversite rektörlerinin bu anlayışa uygun hale gelmeleri gerekiyor.
Bu doğru ve uygun bir yol mudur, bunu tartışmayacağım ama bana göre tek yol bu. Meraklısına duyurulur.
deryatulga
19.09.07, 05:22
Askerden türban kaçırmaca
Ziyaret sırasında Hayrünnisa Gül'ün askerle karşılaşmamasına özen gösterildi
19/09/2007 (78 kişi okudu)
HİLAL KÖYLÜ (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=HİLAL KÖYLÜ))
TOLGA AKINER (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=TOLGA AKINER))
ANKARA / LEFKOŞA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ilk yurtdışı gezisi eşi Hayrünisa Gül'ün başörtüsünün gölgesinde gerçekleşti. Gül KKTC'ye giderken gerek Ankara'da gerekse Lefkoşa'da Hayrünnisa Gül'ün askerle karşılaşmamasına özen gösterildi. Uğurlama ve karşılama törenlerinde Hayrünnisa Gül'ün bulunduğu ortamlarda asker, askerin bulunduğu ortamlarda Hayrünnisa Gül ortada gözükmedi.
Cumhurbaşkanı Gül, eşinin programını Ankara'da hazırlattı ve askerlerin bulunacağı programlara katılmaması için hassasiyet gösterdi. Hem Türkiye'de hem de KKTC'deki basın mensuplarının ilgi odağı olan Hayrünnisa Gül, Esenboğa ve Ercan havaalanlarında eşiyle birlikte görüntü vermedi. KKTC'deki tören ve yemeklerde de Hayrünnisa Gül ile askerlerin aynı mekânda bir araya gelmemesine özen gösterildi.
Gül Lefkoşa'ya hareket etmek üzere dün Esenboğa Havaalanı'na eşi Hayrünnisa Gül ile aynı araçla geldi. Cumhurbaşkanı aracından inerek protokoldekilerle el sıkışırken, eşi araçtan indi ve bir süre bekledi. Gül ziyareti ile ilgili açıklama yapmak için salona geçerken eşi, askeri töreni beklemeden uçağa bindi. Bu sırada gazetecilerin görüntü alması da engellenmeye çalışıldı.
Cumhurbaşkanı, havaalanındaki basın toplantısında, eşinin bundan sonraki gezilerde de yanında bulunup bulunmayacağının sorulması üzerine, "Onun gideceği yerler olacaktır, gitmeyeceği yerler olacaktır. Her yerde yanımda olacak diye bir şey yoktur" dedi. Gül daha sonra askeri törenle KKTC'ye uğurlandı. Törende Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, Ankara Valisi Kemal Önal, 4. Kolordu ve Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Aslan Güner ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve öteki yetkililer Gül'ü uğurlamak üzere hazır bulundu.
Barış Kuvvetleri gelmedi
Cumhurbaşkanı ve eşi, Ercan Havaalanı'nda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eşi ile Türkiye'nin KKTC Büyükelçisi Türkekul Kurttekin ve eşi tarafından karşılandı. Gül, Ana uçağından eşiyle birlikte indi. Oya Talat, Hayrünnisa Gül'e bir demet kırmızı gül vererek 'Hoş geldiniz' dedi. Geleneğin aksine Türkiye Cumhurbaşkanı'nı karşılamaya ne Barış Kuvetleri'nden ne Güvenlik Kuvvetleri'nden bir komutan gitti.
Oysa eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 12 Haziran 2000 tarihli ziyaretinde, kendisini havaalanında eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve sivil yetkililerin yanı sıra, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Şükrü Sarıışık ve eşleri karşılamıştı. Denktaş ve Sezer'in askeri tören için yerlerini almasının ardından bando eşliğinde İstiklal Marşı okunmuş, 21 pare top atışı yapılmıştı. Ardından Sezer, Onur Kıtası'nı denetlemişti. Karşılama töreninde 28. Tümen Komutanı Tuğgeneral Osman Pamukoğlu, 39. Tümen Komutanı Necdet Özel ve 14. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Abdullah Atay da hazır bulunmuştu.
Gül ve eşinin karşılanması sırasında havaalandaki askerler, her iki cumhurbaşkanının yaverlerinden ibaretti.
Havaalanındaki karşılamanın ardından resmi tören için Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na hareket edildi. Gül sarayın avlusunda askerlerin de hazır bulunduğu bir resmi törenle karşılandı. Ancak bu kez yanında eşi yoktu. Hayrünnisa Hanım, Talat'ın eşi Oya Talat'la birlikte doğrudan saraya geçti. Gül için havaalanında yapılmayan top atışı ve diğer uygulamalar cumhurbaşkanlığı sarayının avlusunda gerçekleştirildi.
Kadınlar iftarı ayrı açtı
Askerle Hayrünnisa Gül'ün karşılaşmamasına akşam programında da dikkat edildi. İftar için Gül ve eşine ayrı program düzenlendi. Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın, kendisi onuruna Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde verdiği ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu'nun da katıldığı iftara katıldı. Hayrünnisa Gül ise Oya Talat'ın kendisi onuruna, Girne yakınlarındaki Belapais adlı tarihi mekanda verdiği iftar yemeğindeydi. Yemekte, KKTC'li kadın vekiller ve kadın örgütleri temsilcileri de hazır bulundu. Oya Talat, Hayrünnisa Gül'e kiliseyi de gezdirdi. Gezide Talat, "Daha önce Dışişleri Bakanı'nın eşi olarak da KKTC'ye gelmiştiniz ancak şimdi Cumhurbaşkanı eşi olarak sizi ağırlamak bizim için çok önemli ve onur verici" dedi. Hayrünnisa Gül de bu sözlere, "Buradaki kadınları görmek çok güzel. Bizde kadın milletvekili sayısı arttı. Darısı başınıza" diye karşılık verdi.
Asker gitti, first lady geldi
Talat, iftar yemeğinin ardından, yine Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde Abdullah Gül ve eşi onuruna içkisiz bir resepsiyon verdi. Resepsiyonu ilginç kılan ise kısa bir süre önce Gül onuruna verilen yemeğe katılan Korgeneral Kıvrıkoğlu'nun katılmaması oldu. Hayrünnisa Gül ve Oya Talat'ın da katıldığı resepsiyonda, Türk ve KKTC'li diplomatlar ile eşleri de bulundu. Hayrünnisa Gül'ün gazetecilerle bir araya gelmemesi ve soru sorulmaması için gezi boyunca önlem alınması dikkat çekti.
'Yeni anayasa bir cümle içinse gereksiz'
Kıbrıs'a giderken uçaktaki gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, anayasa çalışmalarının, türban tartışmalarına indirgenmesini eleştirdi. Gül, "Anayasa bir cümle içinse o zaman yeni anayasa yapmaya gerek yok. Değişikliği ona indirgememek lazım" dedi. Gül, anayasa çalışmasının şeffaf yürütüldüğünü söyledi.
Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın onuruna verdiği resepsiyonda da '301 ve Vakıflar Yasası ne olacak?' sorusu üzerine, "Onların çok zor olduğu kanaatinde değilim. Zaten olması gerekir. Bunlarla ilgili hazırlıklarımız daha önce yapılmıştı" diye konuştu.
Gül, Hürriyet'te Ertuğrul Özkök'ün darbe uyarısında bulunduğu dünkü yazısıyla ilgili soru üzerine, "Farklılıkları Türkiye'de herkes hazmedecek, farklıkılar bir zengiliklik gibi görülmeli" dedi.
Gül, 'Türkiye Malezya olacak mı?' sorusu üzerine de şunları söyledi: "Bunu söyleyenler Malezya'yı bilmiyordur. Ben Malezyayı çok iyi biliyorum. Ben Şerif Mardin'le (Hürriyet gazetesindeki röportajda Mardin 'Kadınlar kaygı duymalı' demişti) yapılan röportajı okudum. Söylediklerini alın okuyun bir daha. 'Yüzde 100 inandığım üniversiteye kızların, herkesin rahatlıkla girmesi' diyor."
'Adım bekliyoruz'
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Lefkoşa'ya hareketinden önce Esenboğa'da yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununun adil çözüme ulaştırılması yolunda Türk tarafının üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini vurguladı. Gül, "KKTC üzerindeki kısıtlamaların son bulması için uluslararası toplumdan adım bekliyoruz" diye konuştu. Gül, KKTC'de Talat ile düzenlediği ortak basın toplantısında ise "Bir gün Ada'da barışın gerçekleşeceğine inancım tam. Böylece Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs, Doğu Akdeniz'de büyük bir işbirliği merkezi oluşturabilecektir" dedi.
'Kıbrıs'ta sorun işgal'
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos, ise Gül'ün KKTC ziyaretiyle ilgili yazılı bir açıklama yaparak "Kıbrıs'ta başlıca sorun askeri işgaldir" dedi.
En 'sivil' başkomutan Gül!
Eski cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer'in aksine Abdullah Gül, Lefkoşa Havaalanı'nda 'sivil' bir törenle karşılandı. Alandaki tek üniformalılar yaverlerdi.
FOTOĞRAF: CEM ÖKSÜZ / AA
deryatulga
19.09.07, 06:05
MUHARREM SARIKAYA
http://img.sabah.com.tr/i2/sp.gif
Türbana CHP yol verdi...
Anayasa değişikliği gerçekleşirse, türbanlı öğrenciler üniversiteye serbest olarak girebilecek mi?
Yanıtımız: Hayır...
Çünkü, hem Prof. Ergun Özbudun'un hazırladığı ilk ön metin, hem de bunu temel alarak AK Partili Anayasa Komisyonu'nun düzenlediği son değişiklik teklif taslağı buna izin vermiyor.
Nedeni de, değişiklik taslağında da aynen korunan anayasanın "İnkılap (Devrim) Kanunlarının Korunmasına" ilişkin maddesi...
Maddede, 8 devrim yasası sıralanıyor.
Üniversitelerde türban yasağının temeli de bu devrim yasaları arasında yer alan "2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun"a dayanıyor.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin üniversitelerde türban yasağını getiren 1989 ve 1991 yıllarındaki kararlarının gerekçesi de bu kanunu temel alıyor.
Bugüne kadar türban yasağı da mahkemenin bu iki kararına göre uygulanıyor.
Aslında, 2596 sayılı kanun, "devlet memurlarının uluslararası kurallara uygun kılık kıyafet içinde olmalarını" düzenliyor.
Ancak, buna uymayanlara kendi içinde bir yaptırım getirmiyor.
Yaptırımların ne olacağı ise geçen yılki değişikliğe kadar Türk Ceza Kanunu'nda yer alıyordu.
Suç olmaktan CHP çıkardı
Peki sonra ne oldu?
Geçen dönem, yeni Ceza Yasası taslak metninde, 2596 sayılı kanuna aykırı davranışlarda bulunanlara "üç aydan bir yıla kadar hapis cezası" öngörüldü.
Ancak, CHP milletvekilleri Kemal Anadol, Ali Topuz ve Orhan Erarslan, AK Parti milletvekilleri Faruk Çelik ve Bekir Bozbağ ile birlikte verdikleri değişiklik önergesiyle, 2596 sayılı yasaya muhalefeti suç olmaktan çıkardı.
Bilim insanı Prof. Semih Gemalmaz, büyük bir emek sonucu hazırladığı 1500 sayfayı aşan "Türk Kıyafet Hukuku ve Türban" isimli eserinde de bu duruma dikkat çekiyor.
Prof. Gemalmaz, böylece kılık kıyafet ile ilgili çok önemli bir devrim yasasının CHP'lilerin katkısı ile yaptırımsız hale geldiğini; CHP'lilerin AK Parti'nin siyasi operasyonuna teslim olduğunu vurguluyor.
Buna rağmen, yeni anayasa değişikliğindeki düzenlemeyle üniversitede türban serbestisi yine de zor...
Çünkü, taslakta, üniversitelerde kılık kıyafetin serbest olacağına vurgu yapılırken, "Devrim yasalarına veya genel ahlaka aykırı kıyafetlere" yasak getiriliyor.
Her ne kadar Sapanca'daki anayasa kampında, taslağı hazırlayan Prof. Ergun Özbudun, bu metnin başına "Baskı oluşturmamak kaydıyla" ibaresinin konulmasını önerse de AK Partili üyeler karşı çıkıyor.
Sonuçta, "Devrim yasalarına veya genel ahlaka aykırı" kıyafetlerin üniversitelerde giyilemeyeceği hüküm altına alınıyor.
Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi 1989 ve 1991 kararlarını yeni anayasada da aynen korunan "devrim yasalarına" dayandırdığı için üniversitede türban serbestisi kolay değil.
Buna karşın, CHP'nin desteği ile buna uymayanlara verilecek ceza ortadan kalktığı için esneme olasılığı da oldukça fazla...
Sonuç olarak, tartışması yine bitecek gibi gözükmüyor.
Askerden türban kaçırmaca
Ziyaret sırasında Hayrünnisa Gül'ün askerle karşılaşmamasına özen gösterildi
19/09/2007 (78 kişi okudu)
HİLAL KÖYLÜ (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=H%C4%B0LAL%20K%C3%96YL%C3% 9C))
TOLGA AKINER (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=TOLGA%20AKINER))
ANKARA / LEFKOŞA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ilk yurtdışı gezisi eşi Hayrünisa Gül'ün başörtüsünün gölgesinde gerçekleşti. Gül KKTC'ye giderken gerek Ankara'da gerekse Lefkoşa'da Hayrünnisa Gül'ün askerle karşılaşmamasına özen gösterildi. Uğurlama ve karşılama törenlerinde Hayrünnisa Gül'ün bulunduğu ortamlarda asker, askerin bulunduğu ortamlarda Hayrünnisa Gül ortada gözükmedi.
umarim TSK üst düzey generallerimiz artik durumu iyi okuyup degerlendirir.
cumhurbaskanin esi,türkiye de ki milyonlarca kadin gibi basi kapali!
"türban dan kacis" haberleri,bu önemli ve sanli kurumumuzu yipratir ve yüce milletimizin büyük kesiminde hos karsilanmaz!
insallah bir "ortak nokta" da kavusurlar!
fakat suanki durumu kabullenemiyorum!
eger bu tutumdan vazgecmezse TSK,misal sehit cenazelerinde ki tutumu da gözden gecirmesi gerekiyor.
sehitlerimizin analarin ve bacilarin baslari kapali olmasina ragmen askeri törenler yapilabiliniyor ve üst düzey generaller dahil tsk mensuplari istirak ediyorlar!
insallah bu sorunlari da atlatiriz.atlatmamiz lazim artik bu cagda!
"türkiye iran olacak" masallari ile, bu demokratik gelismelerle sayesinde, artik beyinler ütülenmez!
hersey ama hersey bu güzel vatanimiz ve yüce milletimiz icin...........
deryatulga
19.09.07, 10:16
Ich hoffe, deine Frage beantwortet zu haben. Benim ailemde de kapali olanlar var. Durumdan duruma da fark var. Das war nicht abwertend gemeint !
Bu Hayrünnisa Gül canakli konken oynamasini bile beceremiyordur bence!:lach:
@Verda
Dü$üncelerine saygi duyuyorum. Hakli oldugun yönler var elbette. Bunlari ikna edecek
degilim. Evet haklisin, anadolu kizlarin cogunlukla okumama nedeni ailelerin bilgisizlik, kültür anlayi$i
veya maddi durumuna dayanan bir nokta degil.?! Oder aus welchem Grund auch immer. Ich
sehe die Sache aus einem anderen Blickwinkel. Und der macht mir ehrlich gesagt grössere
Probleme.
Zeige mir ein islamisches Land, in dem Frauen nicht voll oder grösstenteils untergeordnet
sind ?! Hangi devlette tesettürlü kadinlar hürmü$ acaba ???? Ben bulundugumuz devirden
konu$uyorum. Wenn das Tragen eines Kopftuches in den Schulen erlaubt wird, ist es für
Eltern, Familien, oder die Gesellschaft einfacher, es den Kindern aufzuzwingen. Egal welchen
Beweggründen die Eltern ausgesetzt sind. Ob aus eigener religiöser Überzeugung, oder weil
sie selbst durch Islamisten in ihrem jeweiligen Umfeld wortwörtlich „manipuliert“ werden. Stellen die, die das Kopftuch aus persönlicher Überzeugung für Allah tragen, deines Erachtens die Mehrheit dar?
Einem 6-12 Jahre alten Mädchen zu suggerieren,
dass es das Kopftuch als Zeichen der Unterwerfung unter Gott zu tragen hat, obwohl es um
die Unterwerfung unter Männer geht, grenzt für mich an Kindesmißbrauch. Da stecken doch
total andere Beweggründe dahinter.
Um diesen „anfälligen“ Menschenschlag geht es mir. Diese Mädchen sollen ohne Druck von
aussen, fürs Leben lernen und privat ihren Glauben leben/praktizieren. Wenn sie allerdings
einer islamischen Kettenreaktion ausgesetzt sind, für die das Kopftuch das Sinnbild ihres
Systems darstellt, dann ist es für mich ein frauenfeindliches System. Davor muss man sie
schützen, und wenn möglich, warum nicht in öffentlichen Einrichtungen wie Schulen?
Mich nervt es, das solche politischen und kulturellen Auseinandersetzungen immer auf dem
Kopftuch der Frauen ausgetragen werden. Das meinte ich eigentlich
ursprünglich mit meinem gedanklichen Ausspruch „kaybedenler hep kadinlardir“.
Ich gebe dennoch zu, dass ich persönlich bezüglich diesem diffizielen Thema hin und her
gerissen bin. Wenn du also sagst, die ganze Aufregung ist fasofiso. Dann glaube ich dir
und vertraue auf Gott.
Unter anderem finde ich es angebracht, etwas toleranter auf andere Sichtweisen einzugehen.
Es sei denn, man kann es mit vorhanden Fakten wiederlegen. Aber wer kann das schon.
Das ist im Übrigen der letzte Beitrag, den ich zu dieser Kopftuch-Debatte beitragen werde.
Weisst du wann ich das hier von dir ernst nehmen werde?
Wenn die aufhören würden, sogar die Eltern zu diskriminieren!
Ok, nehmen wir an es ist so wie du es sagst, sie versuchen die Kinder zu schützen(!), aber was haben die Mütter und Omas verbrochen, die nicht zur Abschlussfeier oder ähnlichem kommen dürfen? (nicht überall, aber an vielen Orten). Und hier beginnt die Heuchelei, deshalb nimmt diese Argumentation in der Türkei keiner Ernst. Zumindest keiner der Betroffenen.
Bu Hayrünnisa Gül canakli konken oynamasini bile beceremiyordur bence!:lach:
Abi Elitlerin konkenlerinde sosyete dedikodusunu da yapmaz... yandi bizim sosyete ;)
@Verda
Dü$üncelerine saygi duyuyorum. Hakli oldugun yönler var elbette. Bunlari ikna edecek
degilim. Evet haklisin, anadolu kizlarin cogunlukla okumama nedeni ailelerin bilgisizlik, kültür anlayi$i
veya maddi durumuna dayanan bir nokta degil.?! Oder aus welchem Grund auch immer. Ich
sehe die Sache aus einem anderen Blickwinkel. Und der macht mir ehrlich gesagt grössere
Probleme.
.
es geht um ein gesetz bzgl der unis also erwachsenen frauen, die bestimmt nicht 6-12 jahre alt sind ...
deryatulga
19.09.07, 11:48
Abi Elitlerin konkenlerinde sosyete dedikodusunu da yapmaz... yandi bizim sosyete ;)
Sen konkende nasil mecburcu olacagini bile bilme,sonra da Türkiye'nin dertlerine derman olacagini zannet!:motz:
Üniversitelerde türban yasağının temeli de bu devrim yasaları arasında yer alan "2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun"a dayanıyor.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin üniversitelerde türban yasağını getiren 1989 ve 1991 yıllarındaki kararlarının gerekçesi de bu kanunu temel alıyor.
Bugüne kadar türban yasağı da mahkemenin bu iki kararına göre uygulanıyor.
Aslında, 2596 sayılı kanun, "devlet memurlarının uluslararası kurallarauygun kılık kıyafet içinde olmalarını" düzenliyor.
Türkiyenin carpikligi ... Aslinda bir kanun genishletiliyor,degishtiriliyo r ...
Geçen dönem, yeni Ceza Yasası taslak metninde, 2596 sayılı kanuna aykırı davranışlarda bulunanlara "üç aydan bir yıla kadar hapis cezası" öngörüldü.
Ancak, CHP milletvekilleri Kemal Anadol, Ali Topuz ve Orhan Erarslan, AK Parti milletvekilleri Faruk Çelik ve Bekir Bozbağ ile birlikte verdikleri değişiklik önergesiyle, 2596 sayılı yasaya muhalefeti suç olmaktan çıkardı.Valla dogrudur ... Amma ve lakin yalniz bu madde ile ilgili ceza kaldirilmadi ... Shapka devrim kanun ile beraber cezalar kaldirildi ...
Kanuna bir göz atalim ... :
ŞAPKA KANUNU Kanun No. 671: Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun, 28 Teşrinisani (Kasım) 1341(1925):
Madde l - Türkiye Büyük Millet Meclisi azaları ile idarei umumiye ve mahalliye ve bilumum müessesata mensup memurin ve müstahdemin, Türk milletinin giymiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedirler. Türkiye halkının da umumî serpuşu şapka olup buna aykırı bir alışkanlığın devamını hükümet men eder.
http://www.ataturkiye.com/pix.gif
Madde 2 - İşbu kanun neşir tarihinden itibaren muteber (yürürlükte)dir.
http://www.ataturkiye.com/pix.gif
Madde 3 - İşbu kanun Büyük Millet Meclisi ve icra Vekilleri Heyeti tarafından icra olunur.
Kimse takmiyor , ne shapkayi (Demirel haric) ne de kanunu , ne de devrimi , ki bizim hizli kemalist devrimciler de buna dahil, hatta ve hatta bunu bu ilkelere ve devrimlere yemin ederken bile cigneniyor ... Güleyim mi , aglayim mi diye karar vermek kolay ... :brüll:
Imdi bir de 259 sayili kanuna bir göz atalim :
BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR KANUN
Kanun No : 259
Resmi Gazete' de Yayımı : 13.12.1934
Madde 1 - Herhangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin mabet ve ayinler haricinde ruhani kisve taşımaları yasaktır.
Hükümet her din ve mezhepten münasip göreceği yalnız bir ruhaniye mabet ve ayin haricinde dahi ruhani kıyafetini taşıyabilmek için muvakkat müsaadeler verebilir. Bir müsaade müddetinin hitamında onun aynı ruhani hakkında yenilenmesi veya bir başka ruhaniye verilmesi caizdir.
Madde 2 - Türkiye'de kanuna tevfikan teşekkül etmiş ve edecek olan izcilik ve sporculuk gibi topluluklar ve cemiyet ve kulüp gibi heyetler ve mektepler mahsus kıyafet, alâmet ve levazım taşımak istedikleri zaman yalnız nizamname veya talimatname ile muayyen tiplere uygun kıyafet, alâmet ve levazım taşıyabilirler.
Madde 3 - Türkiye'de bulunan Türklerin ve yabancıların, yabancı memleketlerin siyaset, askerlik ve milis teşekkülleri ile münasebetli kıyafet ve alâmetlerini ve levazımını taşımaları yasaktır.
Madde 4 - Ecnebi teşekkül mensuplarının kendi kıyafet, alâmet ve levazımları ile Türkiye'yi ziyaret etmeleri, İcra Vekilleri Heyetince tayin olunacak mercilerin müsaadesine tabidir.
Madde 5 - Türkiye Devleti nezdinde memur bulunanların kıyafetleri beynelmilel mer'i adetlere tabidir.
Müsaadei mahsusa ile gelen yabancı memleketler kara, deniz, hava kuvvetlerine mensup kimselerin resmi üniformalarını nerelerde ve ne zaman taşıyabilecekleri İcra Vekilleri Heyeti Kararıyla tayin olunur.
Madde 6 - Bu kanunun tatbik suretini gösterir bir nizamname yapılır. (**)
Madde 7 - Birinci maddenin hükümleri bu kanunun neşri tarihinden itibaren altı ay sonra ve diğer maddelerin hükümleri kanunun neşri tarihinden itibaren mer'idir.
Madde 8 - Bu kanunun icrasına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.
(*) Bugünün diliyle; "Bazı Giysilerin Giyilemeyeceğine İlişkin Kanun" diye söylenebilir.
(**) Maddede geçen tüzük, 2/1958 sayılı, 3.2.1935 tarihli Tüzükle yürürlüğe girmiştir.
Görüldügü gibi 1500 sayfa yazmaya gerek yok ... Kanun ,bizi ilgilendiren kisimlarda, memurlardan bahs ediyor , vatandashdan degil ...
Mahkeme herhalde "Olsun" demishtir , "nasilolsa herkes bu devlete memur" kamusal alan da devlet alani olduguna göre "devletin nezdinde" sayilir ... :lach:
Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi 1989 ve 1991 kararlarını yeni anayasada da aynen korunan "devrim yasalarına" dayandırdığı için üniversitede türban serbestisi kolay değil.Isnadsiz dayandirildi ... Devrim yasalari bazilarin ishine geldigi zaman önemli , ishlerine gelmedigi zaman önemsiz ...
Aslinda bu karari veren mahkemeyi yargilamk lazim ya ... Ama dokunulmazliklari var ... Istenildigi gibi fetva , pardon karar veriyorlar ...
Sahi shapka kanununa muhalefet ettikleri icin suc duyurusunda bulunulsa,savcilar bunu ishleme alir mi acaba? Biraz zor,zira büyük ihtimal kendisi bu sucu ishlemektedir ...
..................
deryatulga
20.09.07, 05:32
Askerden türban kaçırmaca
Ziyaret sırasında Hayrünnisa Gül'ün askerle karşılaşmamasına özen gösterildi
19/09/2007 (78 kişi okudu)
HİLAL KÖYLÜ (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=HİLAL KÖYLÜ))
TOLGA AKINER (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=TOLGA AKINER))
ANKARA / LEFKOŞA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ilk yurtdışı gezisi eşi Hayrünisa Gül'ün başörtüsünün gölgesinde gerçekleşti. Gül KKTC'ye giderken gerek Ankara'da gerekse Lefkoşa'da Hayrünnisa Gül'ün askerle karşılaşmamasına özen gösterildi. Uğurlama ve karşılama törenlerinde Hayrünnisa Gül'ün bulunduğu ortamlarda asker, askerin bulunduğu ortamlarda Hayrünnisa Gül ortada gözükmedi.
http://www.milliyet.com.tr/2007/09/20/siyaset/axsiy03.html (http://www.milliyet.com.tr/2007/09/20/siyaset/axsiy03.html)
Esenboğa'da köşe kapmaca
Cumhurbaşkanı Gül'ü karşılama heyetinde yer alan Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Aslan Güner, Gül çifti tokalaşmaya başladığında protokol sırasından ayrıldı. Güner, Gül manganın önüne geldiğinde asker selamı verdi
http://www.milliyet.com.tr/2007/09/20/siyaset/resim/axsiy03.jpg
SALİHA ÇOLAK, YILDIZ YAZICIOĞLU, SEFA KARAHASAN Ankara, Lefkoşa
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül için KKTC dönüşü Ankara Esenboğa Havalimanı'nda düzenlenen karşılama töreni "askerin türban hassasiyeti" olarak yorumlanabilecek bir olaya sahne oldu.
TBMM Başkanı Köksal Toptan ile uçağın merdivenleri önünde bekleyen karşılama heyetinde yer alan Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Aslan Güner, Gül çifti tokalaşmaya başlayınca aniden protokol sırasından ayrıldı. Böylece saniye farkıyla Gül ve eşinin elini sıkmayan ve protokolün karşısında Gül'e asker selamı veren Güner "Maksat aramayın, kuralları uyguladım" dedi.
deryatulga
20.09.07, 05:43
http://www.milliyet.com.tr/2007/09/20/yazar/cemal.html (http://www.milliyet.com.tr/2007/09/20/yazar/cemal.html)
http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/07/gazete/yazar/ic/k_cemal.gif
Hasan CEMAL
Türban: Demirel'in yüreğinin sesi...
Üniversitelerde türban yasağını kaldırmak doğru mu, değil mi?
Zamanı mı, değil mi?
Sayın Demirel'le dün bu konuyu telefonda biraz tartıştık.
Farklı bir nedenle aramıştı.
Pazar günkü yazımda, kendisiyle 1990 yılında yaptığımız bir sohbeti nakletmiştim.
Demirel, o tarihte Atatürk milliyetçiliği ve "Ne mutlu Türküm diyene" sözüne resmi olanın dışında bir yorum getirmişti.
Ancak Demirel dün sabah bu yazının üstünde fazla durmadı, herhangi bir yalanlama da yapmadı, "Zarifti!" demekle yetindi.
Telefon sohbetimizin konusu genel olarak dinle devletti. Ama daha çok üniversitelerdeki türban yasağını konuştuk.
Kendisine sordum:
"Yasak kalksın mı?"
Demirel dedi ki:
"Kalksın mı, kalkmasın mı değil bugün mesele. Lazım mı, değil mi? Bugünkü ortam böyle bir yasağın kalkmasını ne kadar kabule hazır?.. Esas mesele budur."
"Peki, ilke olarak kalksın mı?"
Demirel yine bildiğini okuyor:
"Lazım mı, gerekiyor mu, buna bakılmalı. Doğru da olabilir, eğri de... Ama bugün için lazım mı? Bence bu sorunun cevabı daha önemli."
Biraz üsteliyorum:
"Bakın ben üniversitede türban yasağının kaldırılmasını öteden beri savunuyorum. Ama aynı zamanda bu konunun ne kadar netameli, hassas olduğunu da biliyorum. Onun için de bu yasağı kaldırmanın zamana ve 'toplumsal mutabakat'a ihtiyaç gösterdiğini söylüyorum. Siz ne diyorsunuz? Bu yasağın kaldırılmasına ilke olarak taraftar mısınız?"
Demirel yine aynı yerde:
"Bazen problemlerle bir süre yaşamak gerekir. Bir süre çözümsüz kalırlar. Türban yasağının kalkması doğru mu, eğri mi yerine, bugün kalkması lazım mı, değil mi sorusunu düşünmekte yarar var. Türkiye'nin o kadar çok meselesi var ki çözüm bekleyen... Yalnız türban için anayasa değişikliğine gidilir mi? Bak şimdi üniversite rektörleri de ayaklanıyor."
Üstüne gidiyorum:
"Yüreğinizin sesini dinlediğiniz vakit, o ses size ne diyor? Böyle bir yasak olur mu diye ses veriyor mu?"
Gülüyor Demirel:
"Ankara'ya gel de, sana yüreğimin derinliğini o zaman açayım!"
Devam ediyor:
"Ben yüreğimin sesini dinliyorum. Ancak meselenin dibine bakmak lazım. Kanser çıbanı mı, yoksa alelade bir sivilceden mi ibaret?.. Kanser çıbanıysa, aspirinle tedavi edemezsin."
Bir kez daha üsteliyorum:
"Sayın Demirel, türban yasağıyla ilgili olarak yüreğiniz derinliğinde ne yatıyor? Böyle bir yasağı içinize sindirebiliyor musunuz?"
Mıh gibi Sayın Demirel.
Pozisyonunu milim değişmiyor.
Nuh diyor, peygamber demiyor:
"Doğru mu eğri mi konusunda şimdi bir şey söylemenin yararlı olacağını sanmıyorum. Yasağın lehinde aleyhinde konuşmak için zamanlama önemlidir."
Tipik Demirel.
Değişmiyor.
Hala politika peşinde.
Demek ki, "Laiklik elden gidiyor!" feryadı içinde olanların değirmenine su taşımakta herhangi bir sakınca görmüyor Sayın Demirel...
Olabilir.
Olmaması gerekene gelince...
Erdoğan hükümeti eğer reform gündemini bir an önce Türkiye'nin önüne koyamazsa...
Ekonomide, AB ilişkilerinde, Güneydoğu ve Kuzey Irak'ta yapılması gerekenleri geciktirirse...
Bir başka deyişle:
Erdoğan hükümeti eğer yüzde 47 rehaveti ile hareket ederse, sivil anayasa girişimi de istikrara değil, istikrarsızlığa kapı açabilir.
h.cemal@milliyet.com.tr (h.cemal@milliyet.com.tr)
deryatulga
20.09.07, 06:04
http://www.milliyet.com.tr/2007/09/20/yazar/civaoglu.html (http://www.milliyet.com.tr/2007/09/20/yazar/civaoglu.html)
http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/07/gazete/yazar/ic/k_civaoglu.gif
Güneri CIVAOĞLU Bugün
Türbanın zihniyet coğrafyası
Türban, modernlik midir?..
Evet.
Çünkü... Sadece gözleri açıkta bırakan burkaya, yüzün bir bölümünü açmaya olanak veren kara çarşafa göre elbette modernliktir.
Kadının sanki bir potansiyel günaha çağrı objesi gibi görülerek kumaşlarla sarıldığı, umacıya dönüştürüldüğü uygulamalara kıyasla türban, daha ileri, daha ılımlı bir anlayışı ortaya koyar.
Bir diğer soru:
Türban, çağdaş yaşamın geriye sarılması mıdır?
Bu açıdan bakıldığında o soruya da "evet", doğru cevap olur.
Başı açık, kendini potansiyel günaha çağrı objesi algılamalarına bırakmayan, cinsiyet ayrımı olmaksızın tam özgür ve eşit bir dünya insanı olmak elbette daha ileri aşamadır. Modernlik kavramıyla örtüşür.
Yani... Hadise "nerede durduğunuza" ve "nereden baktığınıza" endekslidir.
Blue jean'i, vücuduna oturmuş dar ceketi, topuklu pabuçlarıyla "türbanlı" bir genç kadın softa zihniyet için "cehennemlik" sayılabilir.
Aynı türbanlı kadın, ödünsüz laik kesimde "irtica mesajı" olarak bile algılanır.
........................
O nedenle... Türkiye'de "türban", bir sorun sarmalı halinde döne döne yaşanıyor.
Yıllar boyu Anayasa Mahkemesi ve YÖK diktası iddialarıyla "türban" gündemde kaldı.
2007'de türban bunalımı "Çankaya sorunu" olarak tartışıldı.
Şimdilerde "protokol sorunu..."
Ve... Hepsinin kökeninde olan, Anayasa'daki laiklik yorumu...
Anayasa'yı değiştirerek bu sorunun aşılması planı uygulamaya konmuş bulunmakta.
Elbette... Anayasa'ya sadece "başı örtülü yükseköğrenim yapılabileceği", "Yüksek Askeri Şûra Kararları aleyhine yargıya gidilebileceği" ve "YÖK'ü devre dışı bırakan" değişiklik hükümleri konsaydı, kıyamet kopardı.
Oysa... Yeni bir anayasa yapmak ve o yeni anayasanın içine bu netameli hükümleri koymak, siyasi bir stratejiydi... En azından şimdilerde yapıldığı gibi "Yeni bir anayasa yapıyoruz. Koca anayasayı türban meselesi haline getiriyorsunuz" söylemiyle eleştiriler göğüslenebilirdi.
Neyse... Herkes neyin ne için yapıldığını görmekte.
ANAYASA DEĞİŞSE DEPeki Anayasa değişirse, türban sorunu gerçekten aşılır mı?
Bu soruya "evet" cevabını verenlerin yanı sıra "Hangi anayasa olursa olsun içinde laik devlet ilkesi yer aldıkça, Anayasa Mahkemesi türbana geçit vermez" görüşünde olanlar da var.
Bu iddianın dayanağı şöyle:
1980'li yıllarda ANAP bir yasa çıkardı.
Yasada; "Üniversite öğrencilerinin dini inanışları uyarınca başlarını, saçlarını ve boyunlarını örtebileceği" hükmü yer alıyordu.
Ancak... Mahkeme, "Laik devlette, din kurallarından söz eden yasa olamaz" gerekçesiyle bu maddeyi iptal etti.
Gerekçede, "Anayasa'nın 2. maddesindeki laiklik ilkesinin nasıl yorumlanması gerektiğini" ayrıntılarıyla anlatıyordu.
ANAP bu kez "Kanunlara aykırı olmadıkça kılık kıyafet serbesttir" diye bir kanun daha çıkardı.
Anayasa Mahkemesi, "türbanın laiklik karşıtı bir giysi olduğu" gerekçesiyle, maddenin, "türbanı serbest bırakmadığını" vurguladı.
Nihayet Anayasa Mahkemesi, Erbakan'ın Fazilet Partisi'ni de, "türbana özgürlüğün savunulmasını laiklik karşıtı eylem" ve "türbanlı bir kişinin milletvekili yapılmasını ise, laikliğe aykırı" bularak kapattı.
Bu durumda Anayasa'da "laiklik" ilkesi kaldıkça, hangi anayasa yapılırsa yapılsın, üniversite kapılarının türbana açılamayacağı görüşü var.
Oysa... İptal edilen 2 düzenleme, yasalarda yer alıyordu.
Anayasa, yasalardan daha üstündür.
Bu kez türbana yeşil ışık yakan madde ise, anayasa hükmü olacak.
Anayasa Mahkemesi ne karar verebilir?..
Hukukun "yorum" yöntemlerinden biri, "Özel maddenin, genel maddeye önceliğidir."
Anayasa Mahkemesi, "türbana yeşil ışık" özel düzenlemesini esas alır.
Diğer yorum ise, "Anayasa maddelerinin kendi iç hiyerarşik sıralanması" yöntemidir.
Türbana yeşil ışık yakacak bir madde, Anayasa'nın "değiştirilebilir" hükümleri arasındadır.
"Laiklik" ise, Anayasa'nın "değiştirilemez" hükmüdür. Devletin şeklinin temel unsurudur.
Anayasa Mahkemesi, buna öncelik verir.
........................
Mahkeme kapısına gitmeden ve de "Ben çoğunluğum, benim dediğim olur" dayatması yapmadan, ulusal uzlaşma formülleri üretmek, aklın yoludur.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr (gunericivaoglu@milliyet.com.t r)
deryatulga
20.09.07, 07:06
Türban
Nuray Mert
20/09/2007 (972 kişi okudu) Yıllardır başörtüsü yasaklarına karşı çırpınıp durmuş biri olarak, yeni anayasa taslağı dolayısıyla, ister istemez yine gündeme gelen 'türban' konusunda yazmamazlık edemedim. Oysa, inanın artık bu konuda bir şey yazmak içimden gelmiyor. Bu yasağın mağduru olanlarla artık ilgilenmediğim için değil. Dahası ben başörtüsü konusunu bu ülkenin kimliğine ilişkin komplekslerin bir uzantısı olarak gördüğüm için, mağduriyet ötesinde de tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
Yanlış anlamaya teşne olanlara karşı hemen söyleyeyim, başörtüsü bu ülkenin kimliğini temsil eder demiyorum. İslami bir sembol olması dolayısı ile bu ülkede Müslüman kimlikle ilgili genel bir sorunun parçasıdır diyorum. İşin bu tarafı ayrı. Bu uzun hikâyenin ötesinde, türban yasağının dünyanın en saçma engellemesi olduğunu düşünen biriyim. Bunu yıllarca söyledim, temellendirmeye çalıştım. Ancak, toplumsal siyasal konularda, işin algı boyutu çok önemli. Ben ve benim gibiler türbana karşı olanların algısını değiştirmeye uğraştık durduk. Gelinen nokta malum. Bir kesimin algısını değiştirmek neredeyse imkânsız, ama bari bu kesim giderek azalsa, inatlarında yalnızlaşsaydı. En kötüsü oldu, tam tersine bu yönde kuşku çoğaldı, son dört sene biraz tavsamış olan tartışmalar yeniden gündeme geldi.
Gelinen noktada, birinci derecede etken olan olay, eşi türbanlı olan birinin cumhurbaşkanı olmasıdır. Ben değil, eşi türbanlı, kendi türbanlı olan bir kadının cumhurbaşkanı olabilmesinden yanayım. Bu ilkesel kanaat başka bir şey, bir toplumun bir noktada yoğunlaşan gerilimlerinin düşürülmesi ve buna yönelik siyaset izlemek başka şey. Cumhurbaşkanlığında ısrarın bu toplumda belli algıları tetikleyeceği, gerilimi artıracağı aşikârken, makamda, mevkide ısrar ederseniz, uzun vadede özgürlüklerin yolunu açmak bir yana, zora sokarsınız. Şu anda olan budur. Yok mesele makam mevki değil, sorunları tepeden çözmek fikri
ise, hemen söyleyeyim bu da son derece sakat bir fikir.
Türban konusu, sıradan bir özgürlük, mağduriyet konusu değil, açıkça konuşulmayan, konuşulamayan bir sürü mesele türban sembolü üzerinden konuşulmaya çalışılıyor, önce bazı şeyleri açıkça konuşalım, bunun yolunu açalım, sağlıklı olan bu.
Hal böyle iken, Cumhurbaşkanı, aday iken, mesela, 'Eşim değil ben cumhurbaşkanı olacağım' diyordu.
Bu ne demek, türbanlı bir kadının kamu alanındaki yasaklı konumunu teyit etmek değil mi?
Ne bu samimiyetsiz dille, ne de aslında kanunla, yönetmelikle bu sorunu çözmek imkânsız. Dün, İsmet Berkan, Turgut Özal döneminde türban konusunda uygulanan yöntemin nasıl geri teptiğini yazdı.
Ben yine de, çözümün gerilimi düşürmekten, bu konuyu enine boyuna ve tüm boyutları ile samimiyetle konuşmaktan, ama karşılıklı gol atmak değil, çözüm üretmek adına konuşmaya devam etmekten yanayım. Ve asıl mesele, uzun ufuklu bir toplumsal uzlaşma adına, samimi bir adım atmak, karşılıklı güven tazelemek. Ne yazık ki, halen taraflar bu adımı atmaktan uzak yerde durmaya devam ediyor. Bir taraf karşısındakinde açık yakalama taktiğinden asla vazgeçmiyor. Diğer taraf, içine kapalı kutu olmayı, açık vermemek adına marifet sayıp, kendi zaaflarını, hastalıklarını besleyip büyütmeye devam ediyor.
Bakın, geçen ay, iki (başörtülü) kadın yazar, Nihal Bengisu ve Ayşe Böhürler, samimi kanaatlerini dile getirdikleri yazıları 'karşı' basına konu oldu diye, sessiz bir engizisyona maruz kaldılar. Aslında pek sessiz de değil, sayısız okuyucu mektubu ötesinde, İslami kesimin yeni dergisi 'Renkli'de ağır eleştiriye maruz kaldılar. Ben, bu kesimin erkeklerine, 'Bu kez sessiz kalmayın, bu kadın yazarlara sahip çıktığınızı bu kez gösterin' diye yazıyla çağrı yaptığım halde kimseden ses soluk çıkmadı. Samimiyetten kastettiğim bu. Konuyla ne alakası var demeyin. Samimiyetsizlik güven sorunu yaratır, yaratıyor. Güven sorunu ile baş etmek ise kanunla, yönetmelikle mümkün değil. Oysa güven, toplumsal barışın olmazsa olmaz koşulu.
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/resimler/authors/414.gif (altemurkilic@ttnet.net.tr) Altemur KILIÇ altemurkilic@ttnet.net.tr
Hangi sancak muzaffer olacak?
Önümüzdeki günlerde “türban” konusunun ve bu konuda “yeni” Anayasa taslağında önerilen maddenin, ülkeyi gerginleştireceği ve hatta iplerin kopmasına sebep olacağı anlaşılıyor.
Bu çağda, böyle bir konunun rejimi ve ülkenin geleceğini tehdit etmesi çok düşündürücü! Ama son yıllara kadar kadınlarımızın geleneksel başörtüsü örtmeleri, hiç sorun olmamışken, son yıllarda, yeni icat “türban” meselesini, bu tehlikeli noktaya getirmekten kim, kimler sorumlu? Bunu tespit etmek gerek!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir seçim konuşmasında, “Minareler süngü, kubbeler miğfer camiler kışlamız müminler asker” dediği için hapis yattı. Bu mısra onu siyasi hayatı boyunca takip edecek. Ancak şimdi, bu mısraların onlarca mantıki devamı var: “Türban sancağımız!” Çünkü bu konuda, kendisi ve iktidarı direnmekteler. Yeni Anayasa’da, türbana imkân ve geçit verecek bir hükmün konacağı aşikâr.
Gül gibi
Abdullah Gül, Kıbrıs’ta “Kızların okula gitmesi, evde oturmalarından, hayatın dışında kalmalarından iyidir” demiş. İnsaf “dinin” yarısı... Kızlarımızı, hayattan kimler dışlıyor? Mustafa Kemal, kadınların eşit haklara sahip olarak hayata katılabilmeleri için çarşaflarını atmalarını ve başlarını açmalarını istemişti. Evet şimdi, kadınların okumasına asıl kim engel oluyor? Türbanı zihniyetlerinin simgesi yapanlar, laik çağdaş Cumhuriyet’e karşı meydan okuyanlar değil mi?
Tarih düşelim; Başörtüsü “uydurma” bir “türban” icat edilene kadar, hiç mesele olmamıştı. Benim, kırklı yıllarda Hukuk Fakültesinde arkadaşım Şükran ve diğerleri başörtülü idiler ve buna kimse karışmazdı?
Mustafa Kemal’in başörtüsü takıntısı olmadı. Atatürk, kıyafet devriminde kadın kıyafetlerine, başörtülerine vb. karışmamış, “Onlar ne yapacaklarını bilirler” demişti ve gerçekten de birçokları özellikle, kırsal kesimlerde başörtüsü -türban değil- takmıştı. Atatürk evimize geldiğinde başörtülü anneannem onu karşılardı.
“Türban sonunu” rejimi Erbakan’ın “kanlı mı olacak kansız mı olacak” hareketinin, simgesi yapmasıyla başladı ve o “sancak” şimdi AKP’nin, Erdoğan’ın elinde.
Bu “sancak” yarışı ne kadar devam eder?
Bir tarafın taviz vermesi gerek. Bu protokol takiyelerin dışında bir sorun!
Bakalım bu bilek güreşini, laikler ve Atatürk Cumhuriyetçileri, açıkçası onların ve Atatürk’ün muhafızları mı kazanacak, yoksa iktidar mı? Kimse Cumhuriyetçilerin Atatürkçüler ve bunların son sigortası, vurucu gücü olan Ordunun en ufak taviz vermesini beklemesin. Çünkü gevşerlerse sebebi mevcudiyetlerini inkâr etmiş olurlar,
Türban birileri için gerçekten ilke ve inanç meselesi değil, “bir zihniyetin sancağı”! En acısı, böylelikle camilerin, minarelerin “siyasete” alet edilmesi. Asıl büyük tehlike şurada; Anayasa’ya istedikleri hükümlerin konulması ve bu hükmün de “gevşek” olması. AKP ve iktidarı mümbit zemini hazırladılar ve hazırlıyorlar. Mesele, artık zaman meselesi! İrticanın tohumları, çiçekleri yeşermekte. “Mahalle despotluğunda” insanlara türban takmaları, tesettürlü olmaları, oruç yememeleri vb.. baskılar hissedilir derece artmakta! Eşim rahatsızlık geçirdi, kan verilmesi gerekti. Ama kolay bulamadık. Bazıları “kan bağışlamanın, orucu bozacağını” iddia ediyorlar. Hatta bu yüzden, bir adam ölümcül hasta kızına kan vermemiş! Müslümanlık bu mu?
Türkiye’nin geleceğini, bir taraftan AB bayrağı, diğer taraftan da Erdoğan’ın sancağı altında kaybediyoruz,
Üzerinden “fare” geçen “sakal” daha da büyüyecek mi? Yoksa “sakalı”, sonunda kim kesecek? Başka bir deyişle “irtica sancağı” mı, yoksa “Cumhuriyet sancağı” mı muzaffer olacak?
Tarih düşelim; Başörtüsü “uydurma” bir “türban” icat edilene kadar, hiç mesele olmamıştı.
Kann mir mal einer den Unterschied erklären?:think:
Esenboğa'da köşe kapmaca
Cumhurbaşkanı Gül'ü karşılama heyetinde yer alan Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Aslan Güner, Gül çifti tokalaşmaya başladığında protokol sırasından ayrıldı. Güner, Gül manganın önüne geldiğinde asker selamı verdi
Yandik...
bir ara Dudak okuma meraklari vardi, millet el arkasinda konusmaya mecbur kaldi, uyuduruk uyduruk seyler yakistirilmisdi.
Simdi ise hareket harekati baslamis.
"Kocum cekiyormusun, bak burnunu karistirdi, yakala pozu. Hemen analiz etsinler, ne demek istedi, aksam Haberine yetismesi lazim!"
:kafa:
Yandik...
bir ara Dudak okuma meraklari vardi, millet el arkasinda konusmaya mecbur kaldi, uyuduruk uyduruk seyler yakistirilmisdi.
Simdi ise hareket harekati baslamis.
"Kocum cekiyormusun, bak burnunu karistirdi, yakala pozu. Hemen analiz etsinler, ne demek istedi, aksam Haberine yetismesi lazim!"
:kafa:
:brüll: Aynen
Kann mir mal einer den Unterschied erklären?:think:
Was für ein unterschied wills Du den erklärt haben?? Der Unterschied zwischen einem Kopfuch und einem Turban ist ja wohl unübersehbar.
Was für ein unterschied wills Du den erklärt haben?? Der Unterschied zwischen einem Kopfuch und einem Turban ist ja wohl unübersehbar.
Für dich vielleicht, erklär es doch. Oder zeige uns die Post wo es schon erklärt wurde.
Für dich vielleicht, erklär es doch. Oder zeige uns die Post wo es schon erklärt wurde.
Wenn Du es sooo sehr lernen wills, schalte Deine Gehirn zellen und unter lasse derartige dumme Fragen!
aradaki fark çok basit....hergün sokakta bile görebilirsiniz....şöyle bir misal verelim...yaşlı teyzeleri düşünün...başlarına başörtü bağlarlar hatta önden saçları bile görünür...ama türban çok farklı...bunu bugün genç kızlar çok yapıyor...başlarını tamamen kapatan bir örtü takarlar onun üzerine de başörtüyü bağlarlar...ve hepsi zaten aynı teknik ile bağlanır...Gülün eşi de öyle bağlar...emine erdoğan da....fark burda anlaşılır sanırım....
Wenn Du es sooo sehr lernen wills, schalte Deine Gehirn zellen und unter lasse derartige dumme Fragen!
Hast du gehört Haluk ? Deine 10-jährige Tätigkeit bei einer der größten türkischen Zeitungen hat wohl nichts gebracht,du stellst IMMER NOCH dumme Fragen.:naugthy:
Der Schakal
20.09.07, 15:31
In der Türkei benutzt man das Wort "Türban" auch für "Kopftuch". Man meint das selbe.
Der Schakal
20.09.07, 15:32
aradaki fark çok basit....hergün sokakta bile görebilirsiniz....şöyle bir misal verelim...yaşlı teyzeleri düşünün...başlarına başörtü bağlarlar hatta önden saçları bile görünür...ama türban çok farklı...bunu bugün genç kızlar çok yapıyor...başlarını tamamen kapatan bir örtü takarlar onun üzerine de başörtüyü bağlarlar...ve hepsi zaten aynı teknik ile bağlanır...Gülün eşi de öyle bağlar...emine erdoğan da....fark burda anlaşılır sanırım....
Ozaman birincisi kültürell birsey. Ikincisi Islamiyete bagli olan birsey. Onun icin türban yasagi kalkmak sorunda
In der Türkei benutzt man das Wort "Türban" auch für "Kopftuch". Man meint das selbe.
Schakal, basörtüsü( Kopftuch) ile Türban( Turban) arasinda fark vardir. Birinin örf, adet ve geleneklerden dolayi takilmasi, digerinde Dinsel olgudan dolayi takilmasdir..Ve ikiside kesinkle ayni sey degildir.
In der Türkei benutzt man das Wort "Türban" auch für "Kopftuch". Man meint das selbe.
hayır...bu kesinikle doğru değil...türkiyede ikisi aynı şey değil...ikisi birbirinden farklı...
deryatulga
20.09.07, 15:39
aradaki fark çok basit....hergün sokakta bile görebilirsiniz....şöyle bir misal verelim...yaşlı teyzeleri düşünün...başlarına başörtü bağlarlar hatta önden saçları bile görünür...ama türban çok farklı......
Ah Sevgili Nalan, Kambersiz dügün olmazmis. Bugün Türkiye'de kamualani denen yerlerden haminnem gibi örtünen kadinlar da kovuluyor, bilmem ne tarikatinin dügümünü atanlar da, türban baglayanlar da! Is kovularak köpek muamelesi görmeye geldiginde aralarinda en ufak bir fark yok. Ayrica yasin müsait degilse hatirlatalim. Türban denen olay her seyi pratik zekasiyla cözdügünü sanan Turgut Özal'in bir bulusudur, Bati'da cesitli tarihlerde moda olduguna siginarak, böyyüklerimiz tarafindan hor görülerek itilip kakilan basörtülülere bir cikar yol göstermek istemisti. Cünkü türban o tarihlerde Müfit Gürtuna, Ekrem Pakdemirli falan türünden "modern" Müslümanlarin eslerinin bagladigi bir seydi. Her neyse Bayan Gürtuna gecenlerde türbanini cikarti da, Türkiye'nin ne kadar uygar bir ülke oldugu cihani aleme tanitildi. Lafi uzattik ya, kisaca diyecegim su: Bu millet saftir ama sizin sandiginiz kadar da enayi degildir.
aradaki fark çok basit....hergün sokakta bile görebilirsiniz....şöyle bir misal verelim...yaşlı teyzeleri düşünün...başlarına başörtü bağlarlar hatta önden saçları bile görünür...ama türban çok farklı...bunu bugün genç kızlar çok yapıyor...başlarını tamamen kapatan bir örtü takarlar onun üzerine de başörtüyü bağlarlar...ve hepsi zaten aynı teknik ile bağlanır...Gülün eşi de öyle bağlar...emine erdoğan da....fark burda anlaşılır sanırım....
Yani bir nevi Kravat baglama teknigi gibi? Ilginc.. :think:
Peki birisinde sorun yokda, digerinde niye kiyamet kopuyor?
Ozaman birincisi kültürell birsey. Ikincisi Islamiyete bagli olan birsey. Onun icin türban yasagi kalkmak sorunda
tam aksine...türkiye laik bir devlettir...din ve devlet ayrı...onun için türban yasağı kalkmak zorunda değil....
Laikliğin temeli zaten bu ikisini birbirinden ayırmaktır....
aradaki fark çok basit....hergün sokakta bile görebilirsiniz....şöyle bir misal verelim...yaşlı teyzeleri düşünün...başlarına başörtü bağlarlar hatta önden saçları bile görünür...ama türban çok farklı...bunu bugün genç kızlar çok yapıyor...başlarını tamamen kapatan bir örtü takarlar onun üzerine de başörtüyü bağlarlar...ve hepsi zaten aynı teknik ile bağlanır...Gülün eşi de öyle bağlar...emine erdoğan da....fark burda anlaşılır sanırım....
:think: kleine zwischenfrage:
heisst das also, eine dame die ihr kopftuch anders bindet (knoten auf´m tuch)ist politisch anders orientiert, die andere widerrum hat den knoten unten am hinterkopf gebunden, evtl. keine politische orientierung, und die damen die es wie frau gül machen sind politisch korrekt?
hä..
Hast du gehört Haluk ? Deine 10-jährige Tätigkeit bei einer der größten türkischen Zeitungen hat wohl nichts gebracht,du stellst IMMER NOCH dumme Fragen.:naugthy:
Huyum kurusun :lach:
Gerci Journalist degildim... mazeretim var!
Yani bir nevi Karavat baglama teknigi gibi? Ilginc.. :think:
Peki birisinde sorun yokda, digerinde niye kiyamet kopuyor?
birisinde sorun var diğerinde yok demiyorum ben...ikisinin arasındaki farkı anlattım...bukadar basit....türbanla nekadar üniversiteye giremiyorsan başörtünle de okadar üniversiteye giremiyorsun....
benim yazdıklarımı başka yöne çekmeyin...görsel açıdan farkı anlattım ben....sembol olarak değil....
Laikliğin temeli zaten bu ikisini birbirinden ayırmaktır....
Simdi bu Laiklik Kravat baglama tekniginede el atacakmi? Yani bi zahmet.. yok mu kolay yönü? :think: :druck:
Yani bir nevi Karavat baglama teknigi gibi? Ilginc.. :think:
Peki birisinde sorun yokda, digerinde niye kiyamet kopuyor?
Aslinda digerinde de kiyamet kopmuyordu. Ama kopturdular. Her iki kesim de kendi siyasal emelleri ugruna, buna benzer özünde konu olmamasi gereken unsurlari, sorun hale getirip güncel hayatimizin bir parcasi haline getirdiler.
Simdide isin isinden cik cikabiliyorsan..
birisinde sorun var diğerinde yok demiyorum ben...ikisinin arasındaki farkı anlattım...bukadar basit....türbanla nekadar üniversiteye giremiyorsan başörtünle de okadar üniversiteye giremiyorsun....
benim yazdıklarımı başka yöne çekmeyin...görsel açıdan farkı anlattım ben....sembol olarak değil....
Nalan hanim,
sorum genele yani, daha dogrusu, Taycunist in kopyaladigi habere. Yazar, basörtüsünde sorun yokdu diyor, Türban cikali problemler baslamis. Bende soruyorum, baglama teknigi degisen bir bez, nasil problem yapabilir? Birilerine mi batti acaba diye yani!
Bilmem anlatabildimmi?
Der Schakal
20.09.07, 15:51
tam aksine...türkiye laik bir devlettir...din ve devlet ayrı...onun için türban yasağı kalkmak zorunda değil....
Laikliğin temeli zaten bu ikisini birbirinden ayırmaktır....
Hayir. Her Laik devlet ayni degil.
Nalan hanim,
sorum genele yani, daha dogrusu, Taycunist in kopyaladigi habere. Yazar, basörtüsünde sorun yokdu diyor, Türban cikali problemler baslamis. Bende soruyorum, baglama teknigi degisen bir bez, nasil problem yapabilir? Birilerine mi batti acaba diye yani!
Bilmem anlatabildimmi?
Mesele baglama teknigi filan degil. Onun altinda yatan zihniyet ve güdüm. Gercek olan bir sey varsa; kurunun yaninda yasinda yanmasi
Aslinda digerinde de kiyamet kopmuyordu. Ama kopturdular. Her iki kesim de kendi siyasal emelleri ugruna, buna benzer özünde konu olmamasi gereken unsurlari, sorun hale getirip güncel hayatimizin bir parcasi haline getirdiler.
Simdide isin isinden cik cikabiliyorsan..
Iran da bir politikacinin, veya herhangi birinin kravat takdigini gördünmü hic? Ben görmedim.. takmazlar... sebebi malum.
Ne komik demi... halbuki gavur adetimi yani? Taksan ne olur takmasan ne olur. Kime ne tepki yani, tavsan daga küsmüs misali. Takmadiklari gibi, takani da yadirgarlar.
Üniversitelerdeki bu örtü yasagi da bana böyle geliyor isde...
Anlamam cok zor.. sonucda bir bez parcasi, ama senin icin cok derin manalar tasiyan bir sembol. Iranin kravati gibi bir nevi.
theinsider
20.09.07, 15:55
In der Türkei benutzt man das Wort "Türban" auch für "Kopftuch". Man meint das selbe.
ammada attin ha.....man meint dasselbe ist schlichtweg falsch.....
andererseits habe ich verständnis für deine auslegung; vermutlich gibt es für dich auch nur eine definition für rock (etek), nämlich schwarz und bis zu den fersen.....:brüll:
sanırım...dini politik emelleri için kullanan çok fazla insan kesimi var türkiyede...o yüzden çok fazla sorun oluyor....türkiye zaten hiç bir zaman kendi içinde sakın ulusalcı bir devlet olmadı dimi....
ama bu tartışmalar daha çok uzayacak herhalde...ki bizim aslında çok daha vahim sorunlarımızın olduğu bir gerçek....
şuan kendi içimizde bukadar tartışıcağımıza bizim yanımızda beladan nasıl kurtulacağımıza yönelsek daha iyi olur...ırak konusu farkındaysanız tamamen unutuldu....kimse sormuyor....medya da insanları çok güzel uyutuyor....
ammada attin ha.....man meint dasselbe ist schlichtweg falsch.....
andererseits habe ich verständnis für deine auslegung; vermutlich gibt es für dich auch nur eine definition für rock (etek), nämlich schwarz und bis zu den fersen.....:brüll:
Endlich einer der es besser weis,
ALLAH ASKINA
aradaki farklari anlatabilirmisin bana?
Yani baglama teknigini gecdik... baska ne derin manalar var daha bu Türban da..?
Ulan ne komiksiniz be. Iyi madem basörtüyle türban ayni sey degil, o zaman basörtülü bir kiz üniversiteye gidip oturup ders dinlemeye calissin bakalim. Onun kicina "ah bu basörtülü, türbanli degil" diyerek tekmeyi basmiyacaklar sanki. Allah Allah...
Madem ayni sey degil, o zaman basörtülülerin üniversitelerine girmesine izin verin, türbanlilar disarda kalsin, bizde niyetinizi anlayalim! Hadi buyrun!
Üniversitelerdeki bu örtü yasagi da bana böyle geliyor isde...
Anlamak cok zor.. sonucda bir bez parcasi, ama senin icin cok derin manalar tasiyan bir sembol. Iranin kravati gibi bir nevi.
Meseleye mantiken ve insaniyetle baktin zaman haklisin. Yani ne olacakki , Türbanli kizlarmiz üniversitelerde okusalar... Elbette, hakli olarak mesleklerini yerinde getirme cabasini gösterecekler, bosuna mi okudular...Ya sonrasi??
Türbanli genc kizimiz hukuk fakültesinde mezun olup, Türbanli hakim veya savci olmak isteyecektir..
Yada Egitim fakültesinde mezun genc Türbanli kizimiz, Ögretmen olup turbaniyla ders verme egilimi göstereek tir.
Tip fakültesinden mezun türbanli genc kizimiz, Doktor olupda erkek hastalari bir fiil ameliyet yapmak veya tedavide bulunmak "caiz degildir" diye söylenmeler bulunacaktir.
Buan benzer örnek teskil edecek listesi oldukca uzun...Toplum icinde var olasabilecek bunalim daha artacak ve kutuplasmalar genis mahiyetli olusacaktir..
theinsider
20.09.07, 16:13
Endlich einer der es besser weis,
ALLAH ASKINA
aradaki farklari anlatabilirmisin bana?
Yani baglama teknigini gecdik... baska ne derin manalar var daha bu Türban da..?
benim icin derin manasi ortada "mit dem einem bedecke ich den kopf, mit dem anderen das hirn"......sorry, ich musste das jetzt mal etwas extremer darstellen. letztendlich sind zwei ähnliche begriffe/symbole zweckentfremdet worden.....nach dem motto reden wir über "swastika oder hakenkreuz"
CHATinCEViZ
20.09.07, 16:20
sanırım...dini politik emelleri için kullanan çok fazla insan kesimi var türkiyede...o yüzden çok fazla sorun oluyor....türkiye zaten hiç bir zaman kendi içinde sakın ulusalcı bir devlet olmadı dimi....
ama bu tartışmalar daha çok uzayacak herhalde...ki bizim aslında çok daha vahim sorunlarımızın olduğu bir gerçek....
şuan kendi içimizde bukadar tartışıcağımıza bizim yanımızda beladan nasıl kurtulacağımıza yönelsek daha iyi olur...ırak konusu farkındaysanız tamamen unutuldu....kimse sormuyor....medya da insanları çok güzel uyutuyor....
Dini politik emelleri icin kullanalar elbette vardir olacaktir fakat devlet olarak sen dini inancindan ötürü basini örten bayani okuyamazsin diye yasaklar koyarsan gayet dogaldir ki o bayanda kendini koruyanlarin bayragini sallayacaktir. Kürtlerin hepsi PeKeKe'li diye okula almazsak bütün Kürtler PeKeKe'li olmaya mahkum edilir.
Bu tartismalar uzamakla kalsa iyi hic bitmeyecek... ki bizim cok daha vahim sorunlarimiz oldugu halde takmisiz türbana basiörtüsüne.
Medyanin isi zaten gündemi degistirmek bu haftaki güncel konumuz Fenerbahce'nin Inter galibiyeti lütfen konudan tasmayalim :naugthy:
Meseleye mantiken ve insaniyetle baktin zaman haklisin. Yani ne olacakki , Türbanli kizlarmiz üniversitelerde okusalar... Elbette, hakli olarak mesleklerini yerinde getirme cabasini gösterecekler, bosuna mi okudular...Ya sonrasi??
Türbanli genc kizimiz hukuk fakültesinde mezun olup, Türbanli hakim veya savci olmak isteyecektir..
Yada Egitim fakültesinde mezun genc Türbanli kizimiz, Ögretmen olup turbaniyla ders verme egilimi göstereek tir.
Konu meslegi uygulama degil, egitimi alabilmek. Örnegin Almanya'nin KRV eyaletinde türbanli olup üniversitede ögretmenlik okumak mümkün, ama ögretmen olarak calisabilmek mümkün degil. Devlet Bahceli secim gündeminde ne demisti? Hizmet alan baska, hizmet veren baska. Sen basörtülü veya türbanli (hic önemli degil) kizlarin okumasini engelliyorsan anti demokratik tavir sergiliyorsun, bu kadar basit. Cünki okumak kayitsiz sartsiz herkesin hakkidir!
Tip fakültesinden mezun türbanli genc kizimiz, Doktor olupda erkek hastalari bir fiil ameliyet yapmak veya tedavide bulunmak "caiz degildir" diye söylenmeler bulunacaktir.
Nerden biliyorsun? Gündemde durmadan "Türbanlilar üniversitelere alinirsa, basi aciklari sokmayacaklar" deniliyor. Nerden biliyorsunuz? Siz herkesi kendiniz gibi anti tolerant mi zannediyorsunuz?
theinsider
20.09.07, 16:29
Konu meslegi uygulama degil, egitimi alabilmek. Örnegin Almanya'nin KRV eyaletinde türbanli olup üniversitede ögretmenlik okumak mümkün, ama ögretmen olarak calisabilmek mümkün degil. Devlet Bahceli secim gündeminde ne demisti? Hizmet alan baska, hizmet veren baska. Sen basörtülü veya türbanli (hic önemli degil) kizlarin okumasini engelliyorsan anti demokratik tavir sergiliyorsun, bu kadar basit. Cünki okumak kayitsiz sartsiz herkesin hakkidir!
ich glaube in dem punkt waren wir nie gegensätzlicher meinung....lernen mit kopftuch? ein ganz eindeutiges ja !!! aber was passiert in der folge...eine ausübung des jobs nur "unter" kopftuch?....diese forderung wird kommen, was dann?.....
Bandana'lar yasakmi? bilen varmi
CHATinCEViZ
20.09.07, 16:31
Meseleye mantiken ve insaniyetle baktin zaman haklisin. Yani ne olacakki , Türbanli kizlarmiz üniversitelerde okusalar... Elbette, hakli olarak mesleklerini yerinde getirme cabasini gösterecekler, bosuna mi okudular...Ya sonrasi??
Türbanli genc kizimiz hukuk fakültesinde mezun olup, Türbanli hakim veya savci olmak isteyecektir..
Yada Egitim fakültesinde mezun genc Türbanli kizimiz, Ögretmen olup turbaniyla ders verme egilimi göstereek tir.
Tip fakültesinden mezun türbanli genc kizimiz, Doktor olupda erkek hastalari bir fiil ameliyet yapmak veya tedavide bulunmak "caiz degildir" diye söylenmeler bulunacaktir.
Buan benzer örnek teskil edecek listesi oldukca uzun...Toplum icinde var olasabilecek bunalim daha artacak ve kutuplasmalar genis mahiyetli olusacaktir..
Hmmm... yani kendimi düsünüyorsam namerdim türbanli genc kizimiz bosuna okumus olacak diyorsun :lach:
Evet bahsettigin gibi illa hukuk veya tip okursa bu hipokrat yemini ediliyor karar vermesi lazim. Basinda türban var fakat beyin sanirim calisiyor ki okuyabilmis gelecegi hakkinda kararida ya baska bransta okuyup devam ettirir veya türbanini söker atar.
deryatulga
20.09.07, 16:37
Bandana'lar yasakmi? bilen varmi
Bizimkiler baglarsa yasak degil, sizinkiler baglarsa yasak!:nurdinilu:
Hmmm... yani kendimi düsünüyorsam namerdim türbanli genc kizimiz bosuna okumus olacak diyorsun :lach:
Evet bahsettigin gibi illa hukuk veya tip okursa bu hipokrat yemini ediliyor karar vermesi lazim. Basinda türban var fakat beyin sanirim calisiyor ki okuyabilmis gelecegi hakkinda kararida ya baska bransta okuyup devam ettirir veya türbanini söker atar.
Türkiye'de tesettürlü hekimler yok mu? Var. Ancak bugüne kadar tesettürlü hekimlerin erkekleri muyane etmedigi hakkinda bir haber cikti (Hürriyet gazetesinde),ki onunda sonradan yalan oldugu ortaya cikti.
Bu tartismalarin ne kadar sacma oldugunu anlayamiyoruz ya, ben ona yaniyorum. Asiri dinci bir erkegin tip okumak istediginde hic bir engelle karsilasmiyor. Peki ya o sonradan is hayatinda "kadinlara bakmam, haramdir" derse nolcak? Bunu niye kimse düsünmüyor? Yani bunu nasil kontrol edecegiz?
aber was passiert in der folge...eine ausübung des jobs nur "unter" kopftuch?....diese forderung wird kommen, was dann?.....
Dann geht wohl die Welt unter.... *panikatackenbekomm*
Ne mal im Ernst... wo liegt das Problem genau?
Haben die irgendeine ansteckende Krankheit, die man versucht einzudämmen?
Bandana'lar yasakmi? bilen varmi
Bandana? :think:
Dann geht wohl die Welt unter.... *panikatackenbekomm*
Ne mal im Ernst... wo liegt das Problem genau?
Haben die irgendeine ansteckende Krankheit, die man versucht einzudämmen?
Das Problem ist, dass diese Kopftücher dazu führen werden dass die Türkei ,(in einigen Jahren), sich in ein Afghanistan (das was wir von den Medien kennen)verwandelt.
Ist doch nicht schön sowas.
Eine Welt ohne Televole usw, unerträglich!
deryatulga
20.09.07, 16:48
Asiri dinci bir erkegin tip okumak istediginde hic bir engelle karsilasmiyor. Peki ya o sonradan is hayatinda "kadinlara bakmam, haramdir" derse nolcak? Bunu niye kimse düsünmüyor? Yani bunu nasil kontrol edecegiz?
Benden cabuk davrandin, namahremse bu iki yönlü bir sey. Ama dindar insanlar, hatta esleri sadece kendi dört duvarinda baslarini örten subaylar ordudan kovulduklari gibi, yakinda "kamusal alandan" da kovulacaklar. Zaten ünlü post-modern 28 Subat muhtirasindan sonra Bülent Ecevit direnmeseydi bu temizlik yapilacakti. Israilliler Cevik Bir'e bosuna mi ödül verdiler saniyorsun?
theinsider
20.09.07, 16:51
Dann geht wohl die Welt unter.... *panikatackenbekomm*
Ne mal im Ernst... wo liegt das Problem genau?
Haben die irgendeine ansteckende Krankheit, die man versucht einzudämmen?
o.k. wieder zurück zum ernst der sache. ich habe schon einige male das beispiel mit der richterin im kopftuch gebracht....nicht das diese dame nicht genauso objektiv "richten" kann, sondern das ich mich als nicht-befürworter des "kopftuches im amt" unwohl fühle.....ist das nicht nachvollziehbar? habe ich nicht das recht einer, zumindestens nach aussen, neutralen gerichtbarkeit zugeführt zu werden?
deryatulga
20.09.07, 16:52
Bandana? :think:
I took my harmonica from my dirty red bandana
I was blowing low while Bobby sang the blues
:rockon:
Bandana? :think:
http://ar.geocities.com/popstarsbandana2001/bandana04.jpg
Bu da modern tesettür olsa gerek. :D
Bu da modern tesettür olsa gerek. :D
Ama hepsi nekadar nuryüzlü degilmi
Ama hepsi nekadar nuryüzlü degilmi
Evet, gözlerinden iman fiskiriyor adeta.
theinsider
20.09.07, 17:00
Ama hepsi nekadar nuryüzlü degilmi
die in gelb hat eine schei.... blinddarm-op narbe :brüll:
deryatulga
20.09.07, 17:06
Setr Arapca örtme demek, Tesettür ise örtünme. Settar Allah'in 99 isminden biridir, örtücü anlamina gelir. Ama bu bas örtme anlamina degil, kullarinin kusurlarini örtme anlamina. Kullar da kendi aralarinda biraz Settarlik etseler hic fena olmayacak ama onlar Allah'in diger sifatlarindan olan Cabbar'a iltifat ediyorlar. Kahhar olmaya heveslenenlerden ise hic bahsetmeyelim!
deryatulga
20.09.07, 17:09
die in gelb hat eine schei.... blinddarm-op narbe :brüll:
Es könnte eine Laparaskopie mit dem Gartenschlauch sein!:think:
die in gelb hat eine schei.... blinddarm-op narbe :brüll:
Typisch Mann! Anstelle zuerst mal "in den Kopf" zu schauen,wandern seine Blicke sofort woanders hin! :naugthy:
Evet, gözlerinden iman fiskiriyor adeta.
:brüll:
Önce öyle yazcaktim sonra carpilirim marpilirim diye korktum
theinsider
20.09.07, 17:15
Es könnte eine Laparaskopie mit dem Gartenschlauch sein!:think:
der war exzellent......ehrlich "mit dem gartenschlauch" der arzt hat wahscheinlich stundenlang den bauch "gespiegelt" :brüll::brüll:
Konu meslegi uygulama degil, egitimi alabilmek. Örnegin Almanya'nin KRV eyaletinde türbanli olup üniversitede ögretmenlik okumak mümkün, ama ögretmen olarak calisabilmek mümkün degil. Devlet Bahceli secim gündeminde ne demisti? Hizmet alan baska, hizmet veren baska. Sen basörtülü veya türbanli (hic önemli degil) kizlarin okumasini engelliyorsan anti demokratik tavir sergiliyorsun, bu kadar basit. Cünki okumak kayitsiz sartsiz herkesin hakkidir!
Illaki okumak herkezin hakkitir. Lakin, meslegini uygulamiyacagim bir egitim almak, hemde sayica bir degil, iki degil..yüzbinlere yakin insanlarin egitim alip mesleklerini icra edememesi , haksizlik degilmidir? Haksizliklarin en büyüdür.
Ben ögretmen olacagim ama meslegimi uygulayamicagim. Hukuk fakültesini bitirecegim, Avukat olarak Mahkemelere cikamiyacagim.. Bu bir insana yapilabilecek en büyük haksizliktir!
Nerden biliyorsun? Gündemde durmadan "Türbanlilar üniversitelere alinirsa, basi aciklari sokmayacaklar" deniliyor. Nerden biliyorsunuz? Siz herkesi kendiniz gibi anti tolerant mi zannediyorsunuz?
Benim bildim, olabilecek durumlari dile getirmek. Senin bahsettin gündem maddesi ile ilgili, hic birsey söyledim: Onunla ilgili bildim birsey yok!!
Kimmis bu sizler bizler bir ögrenelim?? Masallah, tolarantligin gözlerimi yasartiyor. Kerata yerim senin tolarantligini, bu kadar saldirgan olma bakayim. Hem, sen mi karar veriyorsun benim tolarant olup olmadigimi??
habe ich nicht das recht einer, zumindestens nach aussen, neutralen gerichtbarkeit zugeführt zu werden?
Nö hast du nicht?
Nehmen wir mal an, du machst rasistische Äusserungen gegenüber einem schwarzen Mitmenschen sowie schwere Körperverletzung.
Richter ist ein Schwarzer.. (Arschkarte) :rockon:
Im Ernst, kannst du hier noch Ansprüche stellen?
Das Beispiel können wir weiterführen.. z.B.
Frau geschlagen = Richterin! :hallo;
Und überhaubt... was für ein Verbrechen musst du begonnen haben, um verlangen zu können, nicht von einer Richterin mit Kopftuch gerichtet zu werden?
theinsider
20.09.07, 17:43
Nö hast du nicht?
Nehmen wir mal an, du machst rasistische Äusserungen gegenüber einem schwarzen Mitmenschen sowie schwere Körperverletzung.
Richter ist ein Schwarzer.. (Arschkarte) :rockon:
Im Ernst, kannst du hier noch Ansprüche stellen?
Das Beispiel können wir weiterführen.. z.B.
Frau geschlagen = Richterin! :hallo;
Und überhaubt... was für ein Verbrechen musst du begonnen haben, um verlangen zu können, nicht von einer Richterin mit Kopftuch gerichtet zu werden?
trunkenheit am steuer ?????:brüll:
trunkenheit am steuer ?????:brüll:
Da verdienst du sowieso höchstmas
:brüll:
theinsider
20.09.07, 17:55
Und überhaubt... was für ein Verbrechen musst du begonnen haben, um verlangen zu können, nicht von einer Richterin mit Kopftuch gerichtet zu werden?
oder ganz aktuell "musel goes to turkey"....stell dir vor, der springt in einem "tesettürlü otel" wirklich in den frauen-pool und landet vor einer richterin mit kopftuch......au backe:lach:
Hmmm... yani kendimi düsünüyorsam namerdim türbanli genc kizimiz bosuna okumus olacak diyorsun :lach:
Ailemde, akrabalarimda basörtüsü hatta Türban takan kadin sayisi az degil. O yüzdeki benim sahsi bir sorunum olamaz. Lakin, illa birileri düsüncelerimden dolayi sorun yasiyorsa. Kendileri bilirler, hic de umrumda degil.
Evet bahsettigin gibi illa hukuk veya tip okursa bu hipokrat yemini ediliyor karar vermesi lazim. Basinda türban var fakat beyin sanirim calisiyor ki okuyabilmis gelecegi hakkinda kararida ya baska bransta okuyup devam ettirir veya türbanini söker atar.
Vakit geldigi zaman, bu zihniyetdekiler hipokrat yemini, yada buna benzer zorunluluklari bertaraf etmenin yollarini bulurlar.
Ailemde, akrabalarimda basörtüsü hatta Türban takan kadin sayisi az degil.
Hic konusuyormusun onlarla bu konuda?
Yani ailendeki bu Türban takanlarin motivasyonu Politika mi, yoksa onlara göre daha hos gözüktügündenmi?
Benim ailemden, esimden örnek vereyim diyecekdim ama, sen takdin bana simdi mühürü, takiye filan dersin, mübarek günde dedikodu giybet filan olur, sebep olmuyayim ;)
Hic konusuyormusun onlarla bu konuda?
Konusmuyor, cünkü kavga cikartirim.:brüll:
Yani ailendeki bu Türban takanlarin motivasyonu Politika mi, yoksa onlara göre daha hos gözüktügündenmi?
Ailemde turban takan yokta, ama bir kisim en yakin Akrabalarimda var. Politika tabiki! Gecmisler yillarda kendilerinde olmayan süleymancilik ve nurculuk moduna girmisler.:rolleyes: Allah ifla etsin!! Sabah aksam Tayyip deyip duruyorlar, kitlaklarini SIKASIM geliyor.:kafa:
CHATinCEViZ
20.09.07, 19:20
Ailemde, akrabalarimda basörtüsü hatta Türban takan kadin sayisi az degil. O yüzdeki benim sahsi bir sorunum olamaz. Lakin, illa birileri düsüncelerimden dolayi sorun yasiyorsa. Kendileri bilirler, hic de umrumda degil.
Vakit geldigi zaman, bu zihniyetdekiler hipokrat yemini, yada buna benzer zorunluluklari bertaraf etmenin yollarini bulurlar.
Ailende ve akrabanda basiörtüsü ve türban takanlarin olmasi birseyi ifade etmiyor ki benim ailemde ve akrabalarimda takan hic yok. Yani yakinlarima korumak adina burada kelam etmiyorum. Senin umurunda olmadiginin farkindayim fakat basiörtüsü veya türban takanlar fikirlerinden dolayi okutulmuyorsa Gök Türk kardesimin yazdigi gibi erkeklerde nasil bir önlem almayi düsünüyorsun? ayaklarin eklem kemiklerinde sertlesmesinden mi namaz kildigini anlayacagiz? :druck:
Fikir ve düsünceyi asla engelleyemezsin farzedelim ki senin bahsettigin kadar sistematik calisiyorlar ve kötü zihniyetteler, okumasina engel olursak sindirebilecek miyiz yoksa etkiye tepki mi görecegiz???
"Cahil bir dostum olacagina, akilli düsmanim olsun." diye düsün kendine düsman sectiysen dahi.
Komunizm ile Laik devleti birbirine karistirmis olmayasin sakin..! :think:
Senin umurunda olmadiginin farkindayim fakat basiörtüsü veya türban takanlar fikirlerinden dolayi okutulmuyorsa Gök Türk kardesimin yazdigi gibi erkeklerde nasil bir önlem almayi düsünüyorsun? ayaklarin eklem kemiklerinde sertlesmesinden mi namaz kildigini anlayacagiz? :druck: Alakaya maydonoz
Fikir ve düsünceyi asla engelleyemezsin farzedelim ki senin bahsettigin kadar sistematik calisiyorlar ve kötü zihniyetteler Sismatik calisdiklari kesin. Ben zihniyetlerin kötülügün bahsettimi hatirlamiyorum
okumasina engel olursak sindirebilecek miyiz yoksa etkiye tepki mi görecegiz???
Sakin, tepkiye etki gösteriyor olmayayim?
"Cahil bir dostum olacagina, akilli düsmanim olsun." diye düsün kendine düsman sectiysen dahi.
Komunizm ile Laik devleti birbirine karistirmis olmayasin sakin..! :think:
Sende, illada demokrat veya liberal olacagim diye, gercekleri görmüyor olmayasin sakin.:think:
CHATinCEViZ
20.09.07, 19:53
Alakaya maydonoz
Niye alakasiz oluyor? Erkeklere karsi ne yapilacak aciklar bizde bilelim...
Sismatik calisdiklari kesin. Ben zihniyetlerin kötülügün bahsettimi hatirlamiyorum.
Kötü zihniyette degilseler neden karsisin okumalarina?
Sakin, tepkiye etki gösteriyor olmayayim?
Tepkiye etki??? Fizikte sanirim sinifta kaldin?
Sende, illada demokrat veya liberal olacagim diye, gercekleri görmüyor olmayasin sakin.:think:
Ben herhangi birsey olmak icin degil dogrunun pesindeyim arkadas.
Gercekler neymis? Seriat gelecek diyeceksen :druck:
.
Kötü zihniyette degilseler neden karsisin okumalarina? Ne biliyon benim karsi oldugumu?? hangi yazimda dedimki karsiyim diye??? Tek noktaya degindim: Oda mesleklerini icra edemiyecek olmalari konusunda fikrimi ortaya attim
Ben herhangi birsey olmak icin degil dogrunun pesindeyim arkadas.
Gercekler neymis? Seriat gelecek diyeceksen :druck:
Emperiyalizme usaklik yapan AKAPE Iktidari bu saatden sonra Seriat istiyorum demiyor zaten. Ama hatirlatirim ki, gecmis yillarda Tayyip efendinin sözlerni: Nihahi hedefe ulasmak icin demokrati amac degil, aractir" diye bir cok kez dile getirmistir. Bekleyelim ve görelim gercekleri .. Elbette zaman kimin hakli oldugunu gösterecektir..
CHATinCEViZ
20.09.07, 22:24
Ne biliyon benim karsi oldugumu?? hangi yazimda dedimki karsiyim diye??? Tek noktaya degindim: Oda mesleklerini icra edemiyecek olmalari konusunda fikrimi ortaya attim
Cevir kazi yanmasin...
Mesleki egitimlerini doktor veya hakim olarak sürdürme gibi bir mecburiyetleri yok(bu örnekleri beynimize medya siringaladi) ki meslek secerken buna dikkat edeceklerini umuyorum. Karsi degilsen emeklerine mi aciyorsun?
Yani yillarca egitim görecek doktor olacak fakat tatbik edemiyecek bu mu seni rahatsiz eden???
Emperiyalizme usaklik yapan AKAPE Iktidari bu saatden sonra Seriat istiyorum demiyor zaten. Ama hatirlatirim ki, gecmis yillarda Tayyip efendinin sözlerni: Nihahi hedefe ulasmak icin demokrati amac degil, aractir" diye bir cok kez dile getirmistir. Bekleyelim ve görelim gercekleri .. Elbette zaman kimin hakli oldugunu gösterecektir..
Demokrasi bir aractir tabii ki fakat insanoglu yorumlarken kötü fikirli olmasin. Bak ben Tayyip Erdogan'a oy vermem bunu acikca burada dile getiriyorum fakat yargisiz infazada karsiyim. Türkiye'deki tüm Kitapcilarda bulunan bir siir'i okudu diye mahkum oldu senin yazdigin cümleler gibi bir cok söyledigi cimbizla cekilip medyada manset olsu fakat bunlar onu kücültmedi büyüttü..!
Demokrasi hayatimiza yöne veren bir aractirda diyebiliriz.
Demokrasi Seriat'i getirmemiz icin kullandigimiz bir aracta diyebiliriz.
Bu cümleyi Deniz Baykal kullansa ne derdin?
Konusmuyor, cünkü kavga cikartirim.:brüll:
Ailemde turban takan yokta, ama bir kisim en yakin Akrabalarimda var. Politika tabiki! Gecmisler yillarda kendilerinde olmayan süleymancilik ve nurculuk moduna girmisler.:rolleyes: Allah ifla etsin!! Sabah aksam Tayyip deyip duruyorlar, kitlaklarini SIKASIM geliyor.:kafa:
nurcular okula girerken basortulerini cikarirlar. korku onlarsa pek ise yaramaz yani.
suleymancilar da kizlarini pek universiteye gondermedikleri gibi Tayyip'ten da hic hazzetmezler.
hem bir karar verin yasak siyasi simge mi, yoksa dini simge nedeniyle mi?
Cevir kazi yanmasin...
Mesleki egitimlerini doktor veya hakim olarak sürdürme gibi bir mecburiyetleri yok(bu örnekleri beynimize medya siringaladi) ki meslek secerken buna dikkat edeceklerini umuyorum. Karsi degilsen emeklerine mi aciyorsun?
Yani yillarca egitim görecek doktor olacak fakat tatbik edemiyecek bu mu seni rahatsiz eden???
Dikkat ette senin bir yerlerin yanmasin! Su saldirgan uslubunda biraz vazgecsen diyorum, sabir tasi degilim! Lafi döndürüp dolandirip ayni yere getirmenin bir anlamiyo yok. Yazdik cizdik, düsüncelermizi dile getirdik. Anlamadiysa, anlayanlara bir zahmet soruver.
Bu cümleyi Deniz Baykal kullansa ne derdin?
Baykali allah kurtarsin, kendilerinin tasvip edilecek zaten bir tarafi kalmadi! Bu saaten hangi cümleyi kullansa nafile..
CHATinCEViZ
20.09.07, 22:43
Yazdik cizdik, düsüncelermizi dile getirdik. Anlamadiysa, anlayanlara bir zahmet soruver.
Anlatmadin ki anliyayim birader???
Karsi oldugumu mu söyledim diyorsun... yani karsi degilsin?
Mesleki egitimleri bitince mesleklerini icra edemiyeceklerinden mi endiselisin diye soruyorum... Köpürüyorsun?
Ya ben karistiriyorum veya sen yanlis filmdesin :think:
Anlatmadin ki anliyayim birader???
Karsi oldugumu mu söyledim diyorsun... yani karsi degilsin?
Mesleki egitimleri bitince mesleklerini icra edemiyeceklerinden mi endiselisin diye soruyorum... Köpürüyorsun?
Ya ben karistiriyorum veya sen yanlis filmdesin :think:
Bak arkadasimm, mesele Egitim almak yada meslek yapmak ise bunun turbanli olmusun olmamisin faso fisodur! Lakin diyorum, Türbani, siyasel islamin bir sembolü haline getirip, sonra yaygara yapip ve insanlari, yani Halki:Türban takan müslüman takmayan müslüman degildir diye ayrima gideceksen, olmaz olsun öyle Türban. Bunu üniversitelerde polemik yapanlar vardir ve sahsen sahitde olmusumdur.
Bu arada, ben yilda en 3-4 Türkiyeye gidip gelen bir insanim. Ailem Türkiyede yasiyor ve bende 13-14 yil Türkiyede yasadim, Lise tahsilimi türkiyede tamamladim. Daha öncede bahsetmistim, Nurcularla 1 sene yatali kaldim. Her türlü maskaraliklarini yasadigim tecrübemde dolayi biliyorum. Söyle bir sey var, hepsi aynimi diyeceksin? Mutlaka degil. Kurunun yaninda yasta yandigi bir gercek dir...
Benden bu konu ile ilgili simdilik bu kadar..
Saygilarimla.
CHATinCEViZ
20.09.07, 23:37
Bak arkadasimm, mesele Egitim almak yada meslek yapmak ise bunun turbanli olmusun olmamisin faso fisodur! Lakin diyorum, Türbani, siyasel islamin bir sembolü haline getirip, sonra yaygara yapip ve insanlari, yani Halki:Türban takan müslüman takmayan müslüman degildir diye ayrima gideceksen, olmaz olsun öyle Türban. Bunu üniversitelerde polemik yapanlar vardir ve sahsen sahitde olmusumdur.
Bu arada, ben yilda en 3-4 Türkiyeye gidip gelen bir insanim. Ailem Türkiyede yasiyor ve bende 13-14 yil Türkiyede yasadim, Lise tahsilimi türkiyede tamamladim. Daha öncede bahsetmistim, Nurcularla 1 sene yatali kaldim. Her türlü maskaraliklarini yasadigim tecrübemde dolayi biliyorum. Söyle bir sey var, hepsi aynimi diyeceksin? Mutlaka degil. Kurunun yaninda yasta yandigi bir gercek dir...
Benden bu konu ile ilgili simdilik bu kadar..
Saygilarimla.
Yani sonucta karsisin türbanlinin okumasina...
Yasla birlikte kuruda yanar felsefesiyle hareket ettigin an isyan ettigin fikrin, düsüncenin aynisini uyguladiginin farkinda misin peki?
Kötü tecrübeler yasamis olabilirsin bende bu konuda kötü tecrübeler edindim.
Fakat isyan ettigin karsi fikrin tolerans tanimadigi öyle degil mi? Iyide karsi oldugun isyan ettigin olayi burada sende yapiyorsun??? Bu ne perhiz, bu ne lahana tursusu?
Türkiye tecrübeni yazmana anlam veremiyorum sonucta bahsettigin fikirdeki insanlar burada daha yogunlukta ki benimde Türkiye tecrübem az buz degildir. Tamam belki ben Nurcularla yatili okumadim tek farkimiz bu olsa gerek. Ama yasadigin kötü tüm bu tecrübelerle cinnet gecirmen gerekmiyor.
Sevgi ve Saygilar...
Bak arkadasimm, mesele Egitim almak yada meslek yapmak ise bunun turbanli olmusun olmamisin faso fisodur! Lakin diyorum, Türbani, siyasel islamin bir sembolü haline getirip, sonra yaygara yapip ve insanlari, yani Halki:Türban takan müslüman takmayan müslüman degildir diye ayrima gideceksen, olmaz olsun öyle Türban. Bunu üniversitelerde polemik yapanlar vardir ve sahsen sahitde olmusumdur.
Sorma.. bende sahit olanlari taniyorum. Tanimadigimiz kisilerdi dediler.. yaygara koparip kaybolmuslar.
Ayrica mesela Milli Görüs kismi isi siyasallastirip, problem cikariyor diye, her basini örten (Türbanla) simdi bunu sirf Kemalistlere giciklik olsun diye mi yapiyor sence. Ha pardon.. mesele giciklik degildi demi, mesele seriat devleti kurmakdi.
Illaki okumak herkezin hakkitir. Lakin, meslegini uygulamiyacagim bir egitim almak, hemde sayica bir degil, iki degil..yüzbinlere yakin insanlarin egitim alip mesleklerini icra edememesi , haksizlik degilmidir? Haksizliklarin en büyüdür.
Ben ögretmen olacagim ama meslegimi uygulayamicagim. Hukuk fakültesini bitirecegim, Avukat olarak Mahkemelere cikamiyacagim.. Bu bir insana yapilabilecek en büyük haksizliktir!
Birak o onlarin derdi olsun, yeterki sen onlara egitim hakkini ver. Benim istedigim bu mu? Hayir, degil. Benim istedigim su an olmasa bile uzun yillar sonra tesettürlünün de basi aciginin da istedigi meslegi yapabildigi, bunlarin tartisma konusu bile olmayan, böyle son derece BASIT seyleri coktan asmis olan Türkiye. Allah böyle bir Türkiye'yi görmeyi nasip etsin.
Zaten eminim oldugum birsey varsa, oda tarihcilerin bugünleri incelediklerinde halimize gülecek olmalari.
Birak o onlarin derdi olsun, yeterki sen onlara egitim hakkini ver. Benim istedigim bu mu? Hayir, degil. Benim istedigim su an olmasa bile uzun yillar sonra tesettürlünün de basi aciginin da istedigi meslegi yapabildigi, bunlarin tartisma konusu bile olmayan, böyle son derece BASIT seyleri coktan asmis olan Türkiye. Allah böyle bir Türkiye'yi görmeyi nasip etsin.
Zaten eminim oldugum birsey varsa, oda tarihcilerin bugünleri incelediklerinde halimize gülecek olmalari.
Insallah...
dazu müssen wir aber aufhören, Vorurteile zu haben.
Ich meine was soll das, basörtüsü var diye, namaz kiliyor diye hemen gerici mi oluyor, devleti yikmak mi amaci oluyor?
Birisi karsimiza ciksa, sen icki iciyorsun, sunu yapiyorsun, cehennemde yanacaksin dese, yadirgamazmiyiz? Peki neden ayni seyin tersini kendimiz uyguluyoruz?
Bizim Atalarimiz gecinmisde, bize ne oluyor?
Yeter yahu!! Hepinize laf yetistirmek nerede ise imkansiz! Ama türban hastasimiysiniz. Sanki memleketin baska sorunu kalmadi da, türban türban diye hepiniz bir tutturuyorsunuz! Alin türbaniniz sizin olsun!!:motz:
Insallah...
dazu müssen wir aber aufhören, Vorurteile zu haben.
Ich meine was soll das, basörtüsü var diye, namaz kiliyor diye hemen gerici mi oluyor, devleti yikmak mi amaci oluyor?
Söylenmeden edemiyecegim. Konuyu kesinlikle ve kesinlikle saptiriyorsun.
Hic kimse, bende dahil olmak üzere, hic kimse: Basörtü takiliyor, namaz kiliniyor diye gerici olunmuyacagini bilmektedir...
Ece Temelkuran-Milliyet
Yakın zamanda başörtüsü üzerine birkaç yazı yazdım. Örtülü kadınların örtüsüz kadınlara nasıl baktığını sordum. Tartışma da çıktı, yazıldı, çizildi. Hatta tartışma Türkiye sınırlarını aştı, El Cezire kanalı bu yazılar üzerine bir haber yaptı. Peki memleket sınırlarını aşan ve bugün artık anayasa çalışmalarının dolandığı bu örtü meselesi nedir hakikatte?
Ya da başka bir soru sorayım:
Bu memlekette örtüsüz kadın var mıdır?
Bir daha sorayım:
Bu memlekette örtüsüz kadın var mıdır?
Bu memlekette kendini örtüsüz zanneden kadınların hakikatte kaçı örtüsüzdür?
Cumhuriyet kadını da...
Başörtüsü, benim fikrimce, bu ülke kadınlarının cumhuriyetin ilanından sonra ortada bırakılışlarına verdikleri bir cevaptır. Hatta kendi cinslerini, cinsel kimliklerini korumak için verdikleri içgüdüsel bir cevaptır. Çünkü cumhuriyet, kadını toplumsal hayata katabilmenin tek yolunu onu cinsiyetsizleştirmekte bulmuştur. Kadını, "cinsiyetsizlik" örtüsüyle "örtünerek", "kapanarak" toplumsal hayata girmeye teşvik etmiştir.
Kadın olarak toplumsal hayatın içinde var olmak ise hâlâ, bugün bile tehlikelidir. İşyerinde tacizler, sokakta sözlü saldırılar... Bu, devlet hukukuyla da işleyişiyle de kadını erkek egemen düzenin "Hem çalış hem de eskisi gibi evinin kadını ol" ikiyüzlülüğüne karşı koruyamamıştır.
Örtü zırh verir insana...
Bu rejim, "Hem çağdaş ol hem de geleneksel kal" baskısına karşı kadını erkek düzeni karşısında tek başına bırakmıştır. 70'lerin sol hareketleri bile kadına "Hem devrimci ol hem de feodal düzenin namuslusu" dememiş midir?
Bugün, bu kadar çağdaş elitimiz bile iş yerlerinde "genç güzel kadınları" yumuşak yumuşak, ince ince taciz etmiyor mu? Bu ikilemlere hangi insanın benliği dayanır?
Örtü, "Ben kadınım ve bana zarar verirsen bir kadına değil, bir Müslümana saldırmış olursun" zırhını verir insana. Cumhuriyetin devrimleri ve sonrasında o devrimlerin gündelik hayatta uygulanışı kadınlara erkek egemen düzene karşı sosyal veya hukuki olarak bu kadar güçlü bir zırh sağlayabildi mi? Cevabını bütün kadınlar bilir.
Nevresime girmek
Bu kadar yazıp çizmeme, hiçbir dine inanmamama rağmen, itiraf edeyim ki, bu ikiyüzlü erkek dünyası içinde bazen ben bile kapanmak istiyorum.
Türban takmak, çarşafa girmek değil, üstüme büyük bir nevresim çarşafı örtüp çıkmak istiyorum sokağa. Ve eminim işini gücünü yaparken binlerce tacize maruz kalan bir çok kadın da böyle istiyordur.
Ama biz bu kapanma işini cumhuriyetin bize öğrettiği gibi yapıyoruz; cinsiyetsizleşerek. Başörtülü kadınlar da kendi mahallelerinde onlara öğretilen şekilde yapıyor; tesettüre girerek.
Mağdursun, mağdurum
Ve şimdi kadınlar, yeni bir toplumsal projenin "sorunsalı" olarak anayasa çalışmalarının tam göbeğine oturtuluyorlar. Apaçık söyleyeyim; pratikte taciz edilmeden çalışmak, sosyalleşmek istediği için kapanan birçok kadın, anayasayı hayatlarında bir kez bile görmemiş ve görmeyecek olmasına rağmen bu yeni projenin vitrin mankenleri haline getiriliyorlar. Çekiştiriliyorlar.
El Cezire'den gelen muhabir, "Hayrünnisa Hanım'ın mağdur olduğunu düşünmüyor musunuz?" diye sormuştu. Hayrünnisa Hanım nispeten ne yaptığını biliyor ve bunun ödülü olarak şu anda First Lady oluyor. Hatta onun başörtüsü eşini cumhurbaşkanı yaptı. Ama benim mağdur olarak gördüğüm başörtülü kadınlar var. Başörtüsü sebebiyle mağdur edilen, çekiştirilen kadınlar.
Ve bu kadınlar hep söylendiği gibi sadece Kemalistler tarafından değil, öncelikle kendilerini bu toplumsal projenin mankeni yapan siyasi hareket tarafından önce nesne durumuna düşürülüp sonra da mağdur ediliyorlar. Tıpkı benim cinsiyetsizlik örtüsüyle başımın bağlanması gibi... Tıpkı benim gibi...
milliyet
deryatulga
21.09.07, 05:22
Sen Ece Temelkuran'in bu yaziyla ne demek istedigini anladigindan emin misin? Aciklama icin fazla zamanim yok, ama en basta senin gibi düsünenleri yerden yere vurduguna emin olabilirsin! Bu kadarcik basit bir Türkceyi bile anlayamayanlar var demek kendisini Türk sananlarin arasinda!
O gün Teziç'in yüzü kızaracak mı?
Ülkenin önemli Anayasa hukukçularından olan Prof. Erdoğan Teziç'in söyledikleri ile eserlerinde yazdıkları birbirine zıt. Peki hoca halkı hangi mantıkla aldatıyor? İşte yanıtı:
21 Eylül 2007 07:03
Emre Aköz'ün köşe yazısı
Okula döndüğünde yüzü kızaracak mı?
Geçen gün, " 367'cileri kapıdan kovduk, bacadan içeriye alıyoruz " başlıklı yazıda " anayasada siyasetin sınırlarını " sorguladım.
Ancak hukuk eğitimi almadığım için öne sürdüğüm fikrin makul olup olmadığını merak ediyordum.
Anayasa felsefesi üzerine doktora tezini henüz tamamlamış, yakında öğretim üyesi olacak bir hukukçuya danıştım.
Ele aldığım konunun ciddi biçimde tartışıldığını söyleyince rahatladım. (Demek ki gazeteci aklımla önemli bir meseleye parmak basmıştım.)
Telefonda konuşurken laf lafı açtı. YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç'in geçen günkü açıklamasını nasıl bulduğunu sordum.
"İnanın" dedi, "TV'den izlerken utandım. Çünkü Erdoğan Teziç, bu ülkenin en önemli anayasa hukukçularındandır. Biz Teziç'in kitaplarıyla yetiştik. Şimdi orada yazdıklarının tam tersini söylüyor."
Biliyorsunuz YÖK Başkanı, özetle, " Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi türban yasağını onayladı... AİHM kararları iç hukukun üstündedir... Dolayısıyla anayasayı değiştirseniz dahi türban yasağı kaldırılamaz" dedi.
Teziç aldatıyor
Bunu söyleyen Teziç, hukuksal konulara vakıf olmayan insanları resmen aldatıyor.
Olayın doğrusu şöyle: Diyelim ki bir yasak koydunuz... Üst mahkeme de bu yasağı uygun buldu... Aradan zaman geçti... Yasağı kaldırdınız...
Böyle bir durumda, " Hayır efendim madem ki üst mahkeme uygun bulmuştu, o yasak devam eder " denemez .
Aksini iddia etmek saçmalıktır, mantıksızlıktır.
Zaten AİHM mevcut anayasaya ve yasalara göre karar verdikten sonra Türkiye'ye şu mesajı gönderdi:
"Türban yasağını kaldırmak istiyorsan, yasalarını değiştir. "
İşte olay bu kadar basit.
Üniversitelerde türban yasağının devam etmesini isteyebilirsiniz. Bu sizin fikrinizdir, dünya görüşünüzdür, ideolojinizdir.
Yasağın sürmesi için mücadele de edebilirsiniz. O da demokratik hakkınızdır.
Ancak Teziç'in yaptığı gibi AİHM kararını öne sürerseniz, saçma sapan bir iddiada bulunmuş olursunuz.
Türkiye'de gerçekten vahim bir durum var:
Uzmanlar, olaya siyaset karışınca, uzmanlıklarını bir yana atıp yalan da dahil her türlü aracı kullanarak siyasi-ideolojik görüşlerini savunabiliyor.
Böyle bir davranışı içlerine sindirebiliyorlar...
Düşünsenize...
O uzmanlığa erişmek için yıllarınızı vermişsiniz. Onca emek harcamışsınız. Kitap okumaktan gözleriniz harap olmuş.
Ama siyasi bir konuyla karşılaşınca bütün o çalışmaları çöpe atıveriyorsunuz.
Görev süresi 8 Aralık'ta bitecek olan Prof. Teziç, büyük olasılıkla Galatasaray Üniversitesi'ndeki işine dönecektir.
Ders sırasında, bir öğrenci, " Hocam YÖK Başkanı iken böyle dememiştiniz; o mu doğru, bu mu " dediği anda yüzü kızarmayacak mı?
Hukukçu meslektaşları satır arasında bu olaya dokundurduğunda içine bir pişmanlık ateşi düşmeyecek mi?
Çarpık zihniyet
Uzmanlığı bu kadar kolay kenara atmanın ardındaki zihniyet ne?
Acaba sosyolog Prof. Kadir Cangızbay'ın anlattığı olay bize bir fikir verebilir mi?
Tarih: Mayıs 2000.
Yer: Muğla Üniversitesi.
Cangızbay, İstanbul'dan gelen meslektaşına yeni kitabını imzalayarak verir: "Bak abi, güzel bir kitap oldu, ne olur oku..."
Kıdemli profesörün cevabı: "Ben senin neler yazacağını biliyorum. Ama şimdi sosyoloji yapma zamanı değil, Cumhuriyet'i koruma zamanı. " ( Toplum ve Bilim dergisi, no: 97 )
Dikkatinizi çekerim:
Olay 2000 yılında geçiyor. Başbakan Bülent Ecevit . Süleyman Demirel'in yerine Köşk'e Ahmet Necdet Sezer çıkıyor. Ekonomik kriz henüz ülkeyi vurmamış. AKP'nin kuruluşuna ise daha bir yıl var.
Ama işte zihniyet bu:
Hocam Cumhuriyet'i koruyacak!
Bunun için de gerekirse uzmanlığını feda edecek.
Şimdi o profesörü bulup konuşsanız, " Bakın ne kadar haklıymışım; geleceği görmüşüm " diyecektir.
Kıssadan hisse: Başlıktaki soru boşuna. Prof. Teziç'in yüzü kızarmayacak, "Cumhuriyet'i korumaya çalışıyordum" diyerek işin içinden çıkacak.
emreakoz@sabah.com.tr (emreakoz@sabah.com.tr)
(Sabah)
deryatulga
21.09.07, 08:17
Emin Pazarcı[/
B]
Tüm yazıları (http://www.bugun.com.tr/?sid=155) http://www.bugun.com.tr/haberler/210907/_images/trns.gif
21.Eylül.2007
[B]Uzlaşmalıyız buna mecburuz
Yıllardır başörtüsünü tartışıyoruz. Bir arpa boyu yol alabilmiş değiliz. Tam tersine toplumsal gerilimi artırmaktan başka yaptığımız bir iş de yok.
Biri başını kapatıyor, diğeri ona tepki ile bakıyor:
- Sıkmabaş!
Bir başkası başı örtülü olanlara hemen damgayı vuruyor:
- Bu bir siyasal simgedir...
Durum bu olunca, toplumsal gerilim artıyor. Başı kapalı insanlar sistemle problemli hale getiriliyor. Devlet kendi eliyle "devlet düşmanları" yaratıyor. Anlamsız kutuplaşmalar ortaya çıkıyor.
* * *
SSon derece garip işler yapıyoruz. Bir yandan "haydi kızlar okula" kampanyaları yürütüyoruz.
Diğer taraftan "başları kapalı" diye genç kızların okuma haklarını ellerinden alıyoruz.
Gerekçemiz de hazır: - Laik düzen buna gerektiriyor.
Ne ilgisi varsa! 1980'li yıllarda böyle bir sıkıntımız yoktu. Başları örtülü kızlarla açık olanlar üniversitelerde aynı sıralarda oturuyorlardı. Birbirlerinin sırlarını paylaşıyorlardı.
Hiçbir sıkıntıları yoktu ve yan yana bulunmaktan mutluydular.
Zaman içinde aralarına nifak tohumları serptik... Zorlaya zorlaya onları birbirlerine düşman ettik!
Şimdi de bunun sıkıntılarını yaşıyoruz. Bence, üniversitelerdeki başörtü yasağı ile laik düzeni koruyacaklarını sananlara sormak gerekiyor: - O yıllarda Türkiye laik değil miydi?
Başka bir sistemle mi yönetiliyorduk? Yoksa biz farkına varmadan Şeriat denilen bir düzenin içinde mi yapıyorduk?
* * *
Deniliyor ki: - Üniversitelerde kılık kıyafet serbest bırakılırsa, başörtülü olanlar başı açık olanları da kapanmaya zorlayacaklar. Açık olanları okula almayacaklar.
Olmaz, ama biran için olduğunu farz edelim... Bu ülkenin güvenlik kuvvetleri yok mu? Onlar üniversitelerdeki öğrencilerin hak ve hukuklarını korumak zorunda değiller mi?
Böyle bir gelişme olursa gereğini yaparlar. Ayrıca, zorlama toplumun bir kesimine yapıldığı zaman "tehlike" oluyor da, diğer kesimine uygulandığında neden "normal" olarak görünüyor? Bugün kapalı kızların başlarını zorla açtırmıyor muyuz? Onları okumak için başörtülerinden vazgeçmek zorunda bırakmıyor muyuz? İkisi de zorlama değil mi?
Zorla kapatmak kadar, zorla açılmayı sağlamak da niçin bir insan hakları ihlali olarak görülmüyor?
* * *
Biz, ciddi problemleri olan bir ülkede yaşıyoruz... Toplumsal ayrılıklar dört bir yanımızdan kaşınıyor. Bu ülke insanlarını birbirine düşman etmek için özel çaba sarf ediliyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Yangına körükle gidiyoruz. Ayrılık tohumları atanlara yardımcı oluyoruz. Bu ülkenin insanlarını birbirine kaynaştırmak yerine ayrıştırmak için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz. Adeta, insanımızın birbirine kuşku ile bakması çırpınıyoruz.
Bu da yetmiyor... Gerginlikleri devletin tepesine taşıyoruz. Kadınların ve kızların başlarındaki örtüyü güç mücadelemize alet ediyoruz.
Yıllardır yaptığımız bu tartışmaların ülkeye hiçbir kazanç getirmediği de ortada.
Başörtüsü meselesinin yılladır kanayan bir yara olduğunu, kutuplaşmalara yol açtığını, artık bir uzlaşma yolu bulunması gerektiğini neden hala göremiyoruz? Yoksa görüyoruz da bu yaranın açık kalması özellikle mi isteniyor?
deryatulga
21.09.07, 08:40
Tokalı kızlara manken dediler
21 Eylül 2007Şehriban OĞHAN/ ANKARAhttp://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4117314.jpg Prof. Beyza Bilgin, 1988’de Ankara İlahiyat Fakültesi’nde yöneticiyken başörtüsünün serbest kalmasıyla başını örtmeyen tek kız kalmadığını söyledi. Bilgin, "Şimdi, kızların okuması için başörtüsü serbest bırakılsın diyemiyorum, endişeliyim. Çünkü bu sefer öbür taraf eziliyor" dedi.
İLAHİYAT Profesörü Beyza Bilgin, Ankara İlahiyat Fakültesi’nde yönetici olduğu 1988’de başörtüsünün serbest bırakılmasının ardından, fakültede başını örtmeyen tek kız kalmadığını söyledi. Başörtüsü serbest olursa yine çevre baskısı olabileceğini kaydeden Bilgin, "Ancak Malezya’da olduğu kadar ileri gidileceğini düşünmüyorum" dedi.
Malezya üniversitelerini gezdiğini anlatan Bilgin, "İslam üniversitelerinin dersaneleri mükemmeldi. Hukuk dersini bile uygulamalı veriyorlardı. Ama orada okumak için iki şart vardı. Birincisi İslami kıyafet, ikincisi Arapça ve İslam dersi zorunluluğu. Amerikalı hocaların bile başları örtülüyordu" diye anlattı.
Bilgin, 1988’de YÖK yasasında Anavatan Partisi’nin öncülüğünde yapılan değişiklikle başörtüsünün çağdaş kıyafet ilan edilmesi öncesi ve sonrasını şöyle değerlendirdi:
İKİ DÖNEMİ DE YAŞADIK 1988’de fakültenin dekan yardımcısıydım. Önce yasak dönemini yaşadık. Okulun bahçesinde çadırlar kuruluyor, siyasiler yasağın kaldırılması için konuşma yapıyorlardı. O dönem başörtüsü yasağı taraftarı değildim. Kızların okuma imkanıdır, dışı örtülü de olsa kafalarının içi açılıyor diye düşünüyordum. Yönetici olarak buna izin veremesem de gönül olarak öyleydim. Ne oldu, başörtüsü çağdaş kıyafettir dendi, olay tersine döndü. Yanlış, yön değiştirdi. Bu sefer bir tek kız kalmadı başı açık. Okumak için saçlarını açıp örgü yapan, toka takan kızlara, erkekler koridorlarda ’Manken oldunuz, niye örtünmüyorsunuz’ diye laf atmaya başladılar.
ŞİKAYETÇİ OLAMAZLAR Kızlar şikáyetçi olmadılar. ’Biz kendi rızamızla örtüyoruz’ dediler. Zaten şikáyet de olamaz. Ağabeyler, ablalar vardır. Malezya kadar baskı olmaz, ama bir miktar olacaktır. Baskı olmaya başlayınca direnme de olur. Ama artık 1980’li yıllar gibi değil. Şimdi, kızların okuması için eskiden olduğu kadar, başörtüsü serbest bırakılsın diyemiyorum, endişeliyim. Çünkü bu sefer öbür taraf eziliyor."
Üniversitede türban serüveni
TEMELİ 1982 yılında YÖK tarafından çıkarılan kıyafet genelgesine dayanan başörtüsü yasağını kaldırmak için ilk adım 1984’de atıldı. YÖK’ten ilk olarak boynu açıkta bırakacak ve kulakların arkasından dolanarak bağlanılan örtülere izin çıktı. Ancak Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in, "Türkiye’de irtica tehlikesi" olduğuna ilişkin söylemleri üzerine 1987’de başörtüsü yeniden yasaklanarak disiplin suçu sayılmaya başlandı. 1987 genel seçiminin ardından Özal hükümeti YÖK Kanunu’nda bir değişiklik yaparak başörtüsünün yeniden serbest bırakılmasını sağladı. Evren’in "Türbanlılar tamam ama çarşaflı ve mayolular da gelirse ne olacak" diyerek yasayı veto etmesi üzerine Özal, Evren’e çıktı. "Yükseköğretim kurumlarında, dersane, laboratuvar, klinik, poliklinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur. Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttir" hükmünü getiren yasa Aralık 1988’de Meclis’ten geçirildi. Evren yasayı bu defa imzaladı, ancak Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Mahkeme, 26 Mart 1989 yerel seçimlerinden hemen önce yasayı iptal etti. ANAP mahkemenin iptal gerekçesini dikkate alarak 25 Ekim 1990’da yükseköğretim kurumlarında başörtüye serbesti getiren üçüncü kanunu çıkardı. Bu defa SHP iptal talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, ancak talep reddedildi. 2547’nin ek 17. maddesi uyarınca üniversitelerde her türlü kılık ve kıyafet serbest oldu. 1997’de Kemal Gürüz’ün YÖK Başkanı seçilmesine kadar uygulandı.
deryatulga
21.09.07, 08:59
Askerden türban kaçırmaca
Ziyaret sırasında Hayrünnisa Gül'ün askerle karşılaşmamasına özen gösterildi
19/09/2007 (78 kişi okudu)
HİLAL KÖYLÜ (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=HİLAL KÖYLÜ))
TOLGA AKINER (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=TOLGA AKINER))
ANKARA / LEFKOŞA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ilk yurtdışı gezisi eşi Hayrünisa Gül'ün başörtüsünün gölgesinde gerçekleşti. Gül KKTC'ye giderken gerek Ankara'da gerekse Lefkoşa'da Hayrünnisa Gül'ün askerle karşılaşmamasına özen gösterildi. Uğurlama ve karşılama törenlerinde Hayrünnisa Gül'ün bulunduğu ortamlarda asker, askerin bulunduğu ortamlarda Hayrünnisa Gül ortada gözükmedi.
21 Eylül 2007 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Rauf TAMER
rauftamer@posta.com.tr (rauftamer@posta.com.tr)
http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/183b.jpg İkisi de yanlış
Komutan niye orada bulunuyor?
Uçaktan Bayan Gül’ün de ineceğini bile bile niye protokol’de yer alıyor?
Elini sıkıp hanımefendiye “hoşgeldiniz” demek için mi?
Hayır.
Sırf kötü muamele yapmak için.
Nitekim protokol kuyruğundan çıkıp hemen karşı tarafa geçiyor... Göstere göstere.
***
Hayret bir davranış.
Onaylanacak yanı yok.
Ama emir-kumanda zinciri bunu gerektiriyor.
Pekâla.
Onu anladık.
Ne var ki, sayın Abdullah Gül’ü hiç anlayamıyoruz.
Eşi hanımefendi’ye sürekli “hakaret” ediliyor. Cumhurbaşkanı seçildiği 28 Ağustos’tan bu yana, sürekli hakaret.
Hakaret değilse bile her gün bir tavır.
Sayın Gül gibi “muhafazakâr” bir Anadolu erkeği, buna niçin katlanıyor? Çankaya’da kalabilmek için mi?
İnanmam.
Gerçi aşkı veya eşi uğruna taht’ını feda eden krallar, artık masallarda yaşıyor ama bu kadar “uysallık” da fazla değil mi? “Buyrun, Çankaya sizin olsun, ben eşimi alıp evime dönüyorum” diyemez mi? Böylece, bütün ülkenin gönlünü fethedemez mi?
***
Böyle bir sinir harbine insan kaç yıl dayanır?
5 yıl mı?
7 yıl mı?
Vallahi ben bir vatandaş olarak
20 günde havlu attım.
Yüksek sabır, tahammül ve hoşgörüsü’nden dolayı sayın Gül’ü kutlarım.
deryatulga
21.09.07, 10:03
21 Eylül 2007 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Ferai TINÇ
ftinc@hurriyet.com.tr (ftinc@hurriyet.com.tr)
http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/19b.jpg Kadınların korkusu
BU korkuyu en iyi biçimde Kanadalı kadın yazar Margaret Atwood anlatmıştı.
Bir sabah markete gidiyorsunuz ve alışverişinizi yaptıktan sonra kredi kartınızı uzatıyorsunuz.
"Banka yanıt vermiyor" diyor kasadaki görevli.
O sabah ülkenin bütün kadınları aynı cümleyi duyuyorlar.
"Banka yanıt vermiyor."
Çünkü bir gece önce kadınların banka hesaplarına el konmuş ve kartları iptal edilmiştir.
Kadın hakları için verilen mücadelenin karşı devrim darbesi ile bastırılmasını anlattığı "Damızlık kızın hikayesi" (Handmaid’s Tale) adlı romanı, Reagan ve Thatcher’in "kadınlar eve dönsün çoluk çocuklarına sahip çıksınlar" dediği dönemde kaleme alıyor Atwood. ABD ve Avrupa’da dini kisve altında güçlenen muhafazakarlığın kadınların kazanımları açısından ne kadar ciddi tehdit oluşturduğunu, bu korkuyu yaratarak göstermek istiyor roman.
* * *
Kadınlar neden korkuyor? Kadınların korkusu türban değil.
Korku demek de doğru değil, ama bir endişe var. Bu endişe, türban meselesinin çözümünün anayasa değişikliği ile dayatılmasından kaynaklanıyor. Hem de bu, anayasa taslağında "kadın erkek eşitliği" maddesi kaldırılıp kadınlar, "çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi toplumda korunması gerekli unsurlar" arasında ele alınırken yapılıyor.
Ürkütücü olan da bu. Muhafazakar tepeden inmeci zihniyetin kabul görmesi, tutuculuğun güçlenmesi, gericiliğin demokrasi, özgürlük gibi kavramların içini boşaltması ve popülizmin (halk kuyrukçuluğu demeyeyim) prim yapması.
* * *
ANAYASA değişikliğinin türban meselesine sıkıştırılması çok büyük talihsizlik.
Ama AKP’nin her halinden anlaşıldı ki, bu değişikliği esas olarak türban için istiyorlarmış.
Eğer öyle olmasaydı, gerçek kaygı demokrasi iseydi AKP çoğunluğu 301’i değiştirerek işe başlardı.
O zaman, insanları etnik kökeni, düşünceleri yüzüden öldürmenin kabul edilemez olduğu mesajı net, kesin ve ögretici biçimde verilmiş olurdu.
Kolay şöhret peşindeki birtakım insanlar, anımsadıkça acı veren bir cinayetten ilham alamazlar, almak isteseler bile yasal ve toplumsal engelin caydırıcılığıyla burun buruna gelirlerdi.
Anayasa buna engel değildi. Anayasa 301’i değiştirmeye engel değildi.
Rektörlere sert çıkan Başbakan’ın, aynı sertlikte İsmail Türüt’ü kınamasına engel değildi Anayasa.
* * *
BEN türbandan korkmuyorum. Türbanlı arkadaşlarımdan, onların dindarlığından da korkmuyorum.
Ben, bu türban savunması kılıfı altında kadınların etrafında zaten varolan "baştan çıkartıcı Havva", "erkeğin kaburgasından meydana gelen ikinci sınıf varlık" cenderesinin daraltılmasından ve bunun yol açtığı ve açacağı sonuçlardan rahatsız oluyorum.
Bir ucu namus cinayetleri taassubuna uzanabilen muhafazakar zihniyetin, "eşitlik" kavramının da içini boşaltmasından korkuyorum.
* * *
TÜRBAN, kız çocuklarının okula gidebilmelerini sağlıyormuş. Cumhurbaşkanı da böyle söylüyor. Neden?
Çünkü örf ve adetler, kızların ve doğurma çağındaki kadınların saklanmasını istiyor.
Bu zihniyeti sorgulayacak hiçbir adım atmadan, ona "işte modernleşme budur" diyerek hak veren zihniyet beni endişelendiriyor.
ottoman1299
21.09.07, 10:30
21 Eylül 2007 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Rauf TAMER
rauftamer@posta.com.tr (rauftamer@posta.com.tr)
http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/183b.jpg İkisi de yanlış
Komutan niye orada bulunuyor?
Uçaktan Bayan Gül’ün de ineceğini bile bile niye protokol’de yer alıyor?
Elini sıkıp hanımefendiye “hoşgeldiniz” demek için mi?
Hayır.
Sırf kötü muamele yapmak için.
Nitekim protokol kuyruğundan çıkıp hemen karşı tarafa geçiyor... Göstere göstere.
***
Hayret bir davranış.
Onaylanacak yanı yok.
Ama emir-kumanda zinciri bunu gerektiriyor.
Pekâla.
Onu anladık.
Ne var ki, sayın Abdullah Gül’ü hiç anlayamıyoruz.
Eşi hanımefendi’ye sürekli “hakaret” ediliyor. Cumhurbaşkanı seçildiği 28 Ağustos’tan bu yana, sürekli hakaret.
Hakaret değilse bile her gün bir tavır.
Sayın Gül gibi “muhafazakâr” bir Anadolu erkeği, buna niçin katlanıyor? Çankaya’da kalabilmek için mi?
İnanmam.
Gerçi aşkı veya eşi uğruna taht’ını feda eden krallar, artık masallarda yaşıyor ama bu kadar “uysallık” da fazla değil mi? “Buyrun, Çankaya sizin olsun, ben eşimi alıp evime dönüyorum” diyemez mi? Böylece, bütün ülkenin gönlünü fethedemez mi?
***
Böyle bir sinir harbine insan kaç yıl dayanır?
5 yıl mı?
7 yıl mı?
Vallahi ben bir vatandaş olarak
20 günde havlu attım.
Yüksek sabır, tahammül ve hoşgörüsü’nden dolayı sayın Gül’ü kutlarım.
Mahalle baskiniymis,,, suymus buymus... biraz VICDAN!!!
Olasi bir baski tehlikesi yasariz diye, ciglik kopartanlar. bugün yapilan, gözlerimizle gördügümüz baskiya neden bir satir yazamiyorlar?
Bir insan ilk önce samimi olmali, o zaman sözlerine kulak veren cok olur!
Ben sahsen her türlü baskiya karsiyim. Basörtüsünü yasaklayanlarin da, mecbur kosanlarin da karsisinda olurum!
deryatulga
21.09.07, 11:19
http://www.radikal.com.tr/resim/yazarlar/164.gif Devlete mâbadını dönen general
Hasan Celal Güzel (hcelalguzel@yahoo.com)
21/09/2007 (2599 kişi okudu) Anayasa'nın 104. maddesine göre, 'Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder...'
İdraki kıt olanlar için açıklayalım: Bugün sayın Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, yani devletimizin başıdır. Bu sıfatıyla hepimizin O'na karşı saygılı olması şarttır. Zira Abdullah Gül'ün gerçek kişi olarak özellikleri ne olursa olsun, Devletin tüzel kişiliğinin baş temsilcisi olarak siyasî, hukukî ve manevî bir yeri vardır. O'nu sevmeyenler, sert şekilde eleştirenler, hatta Cumhurbaşkanı olarak kabul etmediğini söyleyenler çıkabilir. Ancak bu kişiler dahi Cumhurbaşkanı'nın temsil ettiği makama, diğer bir ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başına ve Türk Milleti'nin birliğinin temsilcisine saygı göstermek mecburiyetindedir.
Cumhurbaşkanı, Türk Milleti'nin tarihinde ve örfünde daima mutena bir yere sahip olmuştur. Türkler, dünyanın en mahir devlet kurucuları olarak devletlerinin başına her zaman saygı duymuşlar ve büyük bir değer atfetmişlerdir. Özellikle Türk askeri, devletinin başına asla saygısızlıkta bulunmamıştır.
Bir millet ve devlet için Cumhurbaşkanı'nın temsil ettiği değerler, bayrak gibi, İstiklâl Marşı gibi mukaddes değerlerdir. Bilir misiniz ki, Cumhurbaşkanı'nın her gittiği yerde, sağ tarafına ayyıldızlı Türk Bayrağı, sol tarafına Cumhurbaşkanlığı Forsu çekilir; Cumhurbaşkanı bir toplantıya geldiğinde -aksi kendisi tarafından istenmemişse- hep beraber ayağa kalkılır ve ona doğru dönülerek İstiklâl Marşı okunur; Cumhurbaşkanı seyahate çıkarken askerî birlikle uğurlanır ve karşılanır.
Anayasa'nın 117. maddesine göre, 'Başkomutanlık(...) Cumhurbaşkanı tarafından temsil edilir.'
Diğer taraftan, Cumhurbaşkanına hakaret, Türk Ceza Kanunu'nda ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir (Md. 299).
* * *
Şimdi siz bütün bunları bildiğiniz halde Cumhurbaşkanı'na gereken saygıyı göstermiyorsanız, elbette bunun hesabının sorulması gerekir.
Cumhurbaşkanı Gül'ü KKTC'de karşılamayan ve uğurlamayan komutanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı saygısızlık etmişler ve suç işlemişlerdir.
Ya, Cumhurbaşkanı'nın başörtülü eşiyle birlikte KKTC'den döndüğünü bilmesine rağmen, havaalanına geldiği halde Cumhurbaşkanı'nın ve eşinin ellerini sıkmamak için mâbadını (sırtını anlamında) Cumhurbaşkanı'na dönüp keklik gibi sıçrayarak kendisini kırmızı halının karşısına atan generale ne demeli?!.. Aklı sıra Cumhurbaşkanı'na ve başörtülü eşine tavır koyuyor, mesaj veriyor.
Bu generale sormak lâzım: Mâbadınızı Başkomutan'a nasıl döndürürsünüz? Sırtınızı Devletin başına nasıl çevirirsiniz? Daha da önemlisi, Yüce Türk Milleti'nin birliğinin temsilcisine bu saygısızlığı nasıl yaparsınız?
Siz bir devlet görevlisisiniz. Sırtınızdaki üniformadan ayağınızdaki ayakkabıya kadar bütün mevcudiyetinizi Devlete ve Millete borçlusunuz. Millet size maaşınızı, seçtiği Cumhurbaşkanı'na saygısızlık gösteresiniz, hakaret edesiniz diye mi ödüyor? Bu yaptığınızdan hicap duymalı ve özür dilemelisiniz. Bu yazdıklarım, devletin başına saygısızlıkta bulunan herkes için geçerlidir.
Bu arada, Genelkurmay Başkanlığı'nın da Devlete mâbadını dönen general hakkında disiplin soruşturması açmasını bekliyoruz.
* * *
Herkes haddini bilsin ve aklını başına toplasın. Devleti koruma kollama iddiasında bulunanlar da Devleti yıpratmaktan vazgeçsinler.
TÜRBAN, kız çocuklarının okula gidebilmelerini sağlıyormuş. Cumhurbaşkanı da böyle söylüyor. Neden?
Çünkü örf ve adetler, kızların ve doğurma çağındaki kadınların saklanmasını istiyor.
Bu zihniyeti sorgulayacak hiçbir adım atmadan, ona "işte modernleşme budur" diyerek hak veren zihniyet beni endişelendiriyor.
Peki bunu nasil öneleyebiliriz? Yasaklarlami, baskilarla mi?
Aydinlik getirilse, egitim verilse nasil olur?
Örf ve adetin Kuran ve Hadis üstünde durmadigini asilasak, ögretsek millete? Cagdaslasmak(!) yabanci geliyor cünkü bizim millete (yani sizlerin disindaki TC Vatandasina).
Ama anlasilan mesele o degil.. cahil kalsin Millet, önemli degil. Siz rahatsiz oluyorsunuz, asil Problem burda. Kadin haklariymis, banane... ucu bana dokunuyor cünkü, öyle degilmi?
Kadin haklariysa, baska daldada böyle azim gayretlerinizi görsek (genele), gam yemem, samimiyetinizden süphelenmem. Ama nerde...
Yeter yahu!! Hepinize laf yetistirmek nerede ise imkansiz! Ama türban hastasimiysiniz. Sanki memleketin baska sorunu kalmadi da, türban türban diye hepiniz bir tutturuyorsunuz! Alin türbaniniz sizin olsun!!:motz:
Türban dedigin benim hayatimin icinden bir Parca.
Yok ben takmiyorum, ama Esim takiyor, Ablam takiyor, Annem takiyor, Teyzem, Ninem, Kayinvalidem... yani daha cok takan akrabam varda, bunlar en yakinlari diye saydim.
Bazi arkadaslarda bu kadar haksizliga tahamül edemiyor.. onlarda bu yüzden takiyor kafaya!
Türban zaten isteyenin, ah bide takanin istedigini yapmasina izin versen, cok minettar kalacagim sana ;)
deryatulga
21.09.07, 12:11
O cümle bu taslakta olmamalı
Haluk Şahin (sahinha@yahoo.com)
21/09/2007 (2002 kişi okudu) Sonunda bu da oldu, yeni anayasa tartışması türban tartışmasına dönüştü, o müzmin çekişmenin en son episodu haline geldi.
Demek ki bu işin içinden kolayca çıkamayacağız. Demek ki, aynı çamurlu arazide patinaj yapmaya devam edeceğiz.
Niçin böyle oldu? Bunun kabahati kimin?
Acaba kendi seçmeni için çok büyük önem taşıyan türban konusunu beş yıldır başka yöntemlerle çözemeyen AKP yönetimi son çare olarak Anayasa'yı toptan değiştirme yolunu mu seçti? Diğer bütün maddeler, o bir cümleyi kamufle etmek için üretilmiş hamurdan mı ibarettir?
Yoksa, laiklik çatışması sayesinde kendi varlığını haklı gösteren ve bu nedenle onu canlı tutmak için her şeyi yapmaya hazır kişi ve çevreler mi konuyu böyle saptırmaktadır? Yani diğer bütün maddeler safraymış gibi, bir tek o cümle üzerinde odaklaşmaktadır?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hem de tam şu anda, üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasının anayasal bir öncelik olacağını söyleyinceye kadar ikinci olasılığa daha fazla şans tanıyordum.
Artık emin değilim.
Her ne olursa olsun, konu o en hassas fay hattımızın üzerine oturtuldu ya, tüm diğer konular önemsizleşecektir. Elveda mantık: Sağlıklı bir tartışma yapamayacağız!
Çünkü Türkiye şu anda bu tartışmayı sağlıklı bir biçimde yapacak atmosfere sahip değil. Çünkü saflar net, keskin; çünkü bir tarafın kazancı ötekinin kaybı sayılacak. Bir tarafın zaferi, ötekinin yenilgisi!
Zafer çığlıklarıyla birlikte gerginlikler, ümitsizlikler, çatışmalar artacaktır.
Ben öteden beri türban sorununun çözülmesinden yanayım. Bence bu, sorunun siyasi istismar alanı olmaktan çıkarılması ya da 'gayri-siyasileştirilmesiyle' gerçekleşebilir.
Böyle bir çözüm ve uzlaşma arayışının yapılacağı yerlerin başında üniversiteler gelir. Diğer sivil toplum platformları da düşünülebilir.
Öyle yapılsaydı, yapılabilseydi sorun şimdiye kadar çoktan aşılmış olurdu.
Ortada gerçek bir adaletsizlik var. Aynı inanç ve fikirlere sahip olan iki kişiden erkek olanı elini kolunu sallaya sallaya üniversiteye girerken, kız olanı başını belli bir biçimde örttüğü için alınmıyor. O kızların bazıları o erkeklerin zoruyla başlarını bağlamış olsa bile böyle oluyor.
Laik sistem açısından da hatalı bu: Çok ciddi ve ağır bir kadın sorunu olan toplumumuzda tüm düzenlemeler kızların daha fazla sayılarda çağdaş okulllara gidip eğitim görmesi üzerine kurulmalı.
Ne var ki, konuyu şu günlerde AKP'nin 'sipariş verdiği' bir ânayasa çerçevesinde tartışmak, bir cümle uğruna tüm diğer maddeleri tartışmalı hale getirmekten başka işe yaramaz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dediği gibi, "Anayasa bir cümleden ibaret değildir."
Tüm tartışmanın selameti adına, o cümle bu taslakta olmamalı.
Söylenmeden edemiyecegim. Konuyu kesinlikle ve kesinlikle saptiriyorsun.
Hic kimse, bende dahil olmak üzere, hic kimse: Basörtü takiliyor, namaz kiliniyor diye gerici olunmuyacagini bilmektedir...
Gerceklere gözünü ac istersen..
Dine hizmet eden bircok insan ya vatan haini ilan edilir, ya ülkeyi bölmekle, rejimi yikmakla suclanir, yüzüne yahudi yildizi yapistirilir, gayreti ve hizmeti sorgulanir, yalan yanlis uydurmalarla kirletilmeye calisilir.
Örnekleri cok...
Bunlarin müritleride iste basörtülüler, ve onlari savunanlar. Öcü yani hepsi!
Tabi bazilarida yukaridaki saydigim düsünceye hizmet ediyor.. bir nevi cadi avindalar :)
Tabi bu simdi bir kaba analiz... ama baska konularda yolladigin linkeri ve kaynaklari hatirladikca, pek de yanlis düsündügümü sanmiyorum.
Şerif Mardin başörtüsüne karşı mı?
Prof. Dr. Şerif Mardin'in son açıklamaları Türkiye'de geniş yankı buldu. Şerif Mardin gerçekte başörtüsüne karşı mı? Başörtülü öğrencilerin üniversite öğrenimi görmesine nasıl bakıyor? İşte hocadan son açıklamalar:
21 Eylül 2007 13:40
Dünyaca ünlü sosyolog Prof. Dr. Şerif Mardin'in Hürriyet'ten Ayşe Arman'a yaptığı son açıklamaları Türkiye'de geniş yankı buldu. Mardin'in 'mahalle baskısı' olarak tanımladığı sosyolojik olgu yeni Anayasa çalışmalarının yapıldığı bugünlerde tartışmaları daha alevlendirdi.
Bazı kesimlerce 'başörtüsü' sorununa indirgenen yeni Anayasa çalışmalarında üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasının, Mardin'in sözlerinden hareketle başı açıkları baskı altında tutacağı iddiasını gündeme getirdi. Açıklamasıyla ilgili olarak Vakit gazetesine konuşan Mardin, Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamalarının 20 farklı yorumunun yapılabileceğini vurguladı. Mardin şöyle konuştu:
"Hürriyet benim sözlerimi bu şekilde yorumlamış. Sosyal bilimlerde öyle kesin mutlak ifadeler olmaz. Bu nedenle kesin ifadeler kullanmadım. Ancak başlıkta öyle verilmiş. Benim sözlerimin 20 farklı yorumu yapılabilir. Benim pek çok başörtülü öğrencim oldu. Bu konudaki görüşlerim belli."
Başörtüsü yasağının demokratik olmadığının altını çizen Mardin, başörtülü öğrencilerin de üniversiteye gidebilmesi gerektiğini kaydetti. Mardin, bu konuda daha fazla spekülasyona yol açmak istemediğini de sözlerine ekledi.
Hürriyet gazetesi, Mardin'in açıklamalarını okuyucularına " Tehlike gören kadınlar haklı" manşetiyle duyurmuş, başörtüsünün üniversitede serbest bırakılmasının mahalle baskısı oluşturacağı ve başı açıkları kapanmaya zorlayacağı ileri sürülmüştü.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=269877
deryatulga
21.09.07, 15:40
Türban yasağı komedisiYAZARLAR
http://www.stargazete.com/resimler/yazarlar/eserkarakasv.jpghttp://www.stargazete.com/images/spacer.gifÜniversite öğrencileri için türban yasağı konusu artık kabak tadı verme aşamasını bile çoktan gerilerde bıraktı.
Yasağın kendisi çok komik ve adaletsiz ama bu yasağın gerekçeleri ve yasaktan yana tavır koyanların argümanları daha da komik.
Yasağı meşrulaştırmak isteyenlerin komik argümanları türbanın siyasal, dinsel bir simge olduğu ve laiklik ilkesine aykırılık taşıdığı yönünde.
Bir üniversite öğretim üyesi olarak ilk dikkatimi çeken konu bu yasağı savunanların üniversite kavramını algılamaktan çok uzak durdukları.
Türban üniversite dışında serbest; insanlar sokaklarda, gazetelerde, işyerlerinde türban takabiliyorlar ama iş üniversiteye gelince bir anda ne anlama geldiği bile belirsiz bir yasak karşılarına çıkıyor.
Benim ne ailemde, ne yakın arkadaş çevremde türban takan birisi pek olmadığı, yetiştiğim çevrede de türban kültürü egemen olmadığı için meseleye hiçbir kişisel angajmanım olmadan bakabilmenin rahatlığı ile bu satırları yazabiliyorum.
Dünyanın hiçbir başarılı ülkesinde, üniversite ortamında, sokakta tanınan bir özgürlüğün yasaklandığını göremezsiniz, görürseniz de bu durumdan o ülkenin büyük zarar gördüğü ve göreceği sonucunu hemen çıkarabilirsiniz.
Üniversite mekan ve kurum olarak parlamenter dokunulmazlık benzeri bir koruma ile güvence altında olması gereken bir yer ve bizim durumumuzun tam aksine belki sokakta dahi mevcut olamayan düşünsel ve davranışsal farklılıkların doğal olması gereken bir ortam.
Türbanın siyasal bir simge olduğu için üniversitede yasaklanmasını savunmak kadar anlamsız başka bir mesele de bulmak pek mümkün değil zira üniversite öğrencilerinin evrensel hukuk dışı olmayan her türlü siyasal simgeyi üniversiteye yansıtması da yine çok normal.
Şayet türban kullanımı dinsel, hatta anayasanın laiklik ilkesine aykırı bir simge, bir ifade tarzı olarak algılanıyorsa o zaman ortaya daha da büyük bir saçmalık çıkıyor ve örneğin Taksim Meydanı’nda yani 10. Cumhurbaşkanı Sayın Sezer’in dahice(!!!) bir ifade ile kamusal alan olarak tanımlamadığı bir yerde kadınların nasıl olabiliyor da anayasanın laiklik ilkesine aykırı bir eylem içinde olabileceği ve hukukun buna nasıl cevaz verdiği sorusu insanın aklına geliyor.
Türban yasağını savunan arkadaşlar içlerini rahatlatmak istiyorlarsa bu kendini ifade ediş biçimini (siyasal ya da dinsel) marjinal bir durum olarak algılasınlar ama unutmasınlar ki üniversite ortamları dünyanın her yerinde marjinal tavırlara en çok izin verilen ve hatta izin verilmesi kurumsal bir zorunluk olan ortamlar.
Türkiye gibi yasakçılık zihniyetinin toplumda çok egemen olduğu bir ülkede dahi üniversite ortamında egemen olan kimi yasakların, mesela türban yasağının toplumsal yasakların dahi üzerine çıkmış olması üniversiteye yapılan en büyük haksızlıktır.
Meselenin herkesi uzun vade için rahatlatacak çözüm yöntemi türban ya da başka siyasal ve dinsel simgelerin kamu hizmeti üreticileri için yasaklanması ama kamu hizmeti tüketicilerinin tümü içi serbest bırakılmasıdır ve üniversite öğrencisi kızlar tam da kamu hizmeti tüketicisidirler.
Türbanlı bir üniversite öğrencisi kızla bir devlet hastanesine başvuran türbanlı kız arasında da kavramsal fark yoktur; üniversitede türban yasağının mantıksal uzantısı devlet hastanelerine de türbanlı hasta almamaktır.
Son tartışmalarda en çok dikkatimi çeken başka konu da ulusalcı, AB karşıtı kesimlerin türban meselesinde ne de çok AİHM’ci olabildikleri; bu konuyu başka bir yazıda ele alacağım.
21.09.2007http://www.stargazete.com/images/spacer.gif
Dine hizmet eden bircok insan ya vatan haini ilan edilir, ya ülkeyi bölmekle, rejimi yikmakla suclanir, yüzüne yahudi yildizi yapistirilir, gayreti ve hizmeti sorgulanir, yalan yanlis uydurmalarla kirletilmeye calisıyor
Vah vah, kimmiş bu madur olan Vatan-aslanları?? Sakın avatarını kullandım sahıştan bahsediyor olmayasın.:lach:
Sen Ece Temelkuran'in bu yaziyla ne demek istedigini anladigindan emin misin? Aciklama icin fazla zamanim yok, ama en basta senin gibi düsünenleri yerden yere vurduguna emin olabilirsin! Bu kadarcik basit bir Türkceyi bile anlayamayanlar var demek kendisini Türk sananlarin arasinda!
Ne demek istedigini elbette anladim ...
Hemen hemen tüm erkekleri yerden yere vurduguna göre , ben de buna dahil olmam annormal degil ...
Şapka kanununa muhalefet: Teziç'e "neden şapka takmadın" davası!
Öğretmen-Sen yöneticileri, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç ve Rektörler Komitesi üyeleri ile eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin hakkında, suç duyusunda bulundular.
Öğretmen-Sen yöneticileri, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç ve Rektörler Komitesi üyeleri ile eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin hakkında, ''Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanuna muhalefetten'' Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Suç duyurusu dilekçesinde, ''28.11.1925 tarihli 671 Sayılı Şapka Giyilmesi HAkkında Kanunu'na göre TBMM üyeleri, tüm kamu görevlileri, memur ve müstahdemlerin şapka giyme mecburiyeti bulunduğu'' kaydedildi.
Dilekçede, Teziç ve Rektörler Komitesi üyeleri ile Bumin'in, ''671 Sayılı Kanun hükümlerine muhalefet ederek, resmi görevleri sırasında şapka giymedikleri'' iddiasına yer verilerek, 2 aydan 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
Haber7^de yer alan bir habere göre Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, Genel Sekreter Behçet Canöz ve bazı sendika üyeleri, suç duyurusu dilekçesini sunmalarının ardından, Ankara Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaptı.
Şapka giyerek konuşma yapan Canöz, ''hiçbir inanç, ideoloji ve umdenin, insan hak ve hürriyetlerinden üstün olmadığını'' belirterek, ''Yeni bir Anayasa bu kriterlere göre düzenlenmeli, bireyin inanç, düşünce ve duygu dünyasına saygı esas alınmalı, şiddete dönüşmediği, genel ahlaka aykırı olmadığı sürece her söylem, her eylem serbest olmalıdır'' şeklinde konuştu. ''Başörtüsü yasağı keyfiliğe en açık örnektir'' iddiasında bulunan Canöz, ''Kadınların kılık ve kıyafetleriyle ilgili hiçbir şekilde yasal bir düzenleme yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesinin yorumuna dayanılarak yasak sürdürülmek isteniyor'' dedi.
Canöz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bu konudaki kararını da eleştirerek, ''AİHM de hukukun üstünde olamaz, kararları tartışılmaz değildir'' dedi. Sendika başkanı Yusuf Tanrıverdi ise ''özgürlükçü ve insan haklarını temel alan yeni bir Anayasa yapılmasını'' istedi.
Vah vah, kimmiş bu madur olan Vatan-aslanları?? Sakın avatarını kullandım sahıştan bahsediyor olmayasın.:lach:
Allah akil fikir vermis, kimseyi kasdetmiyorum, okursan anlarsin.
Mübarek günlerdede tartismaya acikcasi niyetim yok... banane, dogru degilse günahi senin boynuna.
deryatulga
21.09.07, 17:21
Türbanlı ODTÜ'ye Bilkent'e giremez!
21 Eylül 2007 Cuma 14:59
ODTÜ rektörü Akbulut, türbanlı öğrenci-lerin ODTÜ'yü ya da Bilkent'i kazanamayacak-larını söyledi. Akbulut'a sert tepki gösteren ÖNDER Başkanı, “Rektör saçmalıyor” dedi.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Ural Akbulut, başörtülü öğrencilerin ODTÜ veya Bilkent gibi üniversiteleri kazanamadıklarını ancak Açık Öğretim Fakültesi'ni okuyabildiklerini iddia etti. Akbulut'un sözlerine sert tepki gösteren İmam Hatip Liseleri Mezunları Mensupları Derneği (ÖNDER) Başkanı Yusuf Ziyaettin Sula, “Rektör saçmalıyor” dedi.
TV8'de Erkan Tan'ın hazırlayıp sunduğu “Erkan Tan ile Başkent'ten” isimli programa katılan ODTÜ Rektörü Prof. Akbulut, başörtülü öğrencilerin katsayı problemi yüzünden yurtdışında okumak zorunda kaldıklarının hatırlatılması üzerine “Türbanlılar ODTÜ'ye girecek kadar puan alamıyor” dedi.
ODTÜ'YE GİRECEK PUAN ALAMIYORLAR
Akbulut şöyle konuştu: “Ben 40 yıllık öğretim üyesiyim, çocuk değilim. Türkiye'de türbanlılar ODTÜ'ye Bilkent'e girecek kadar puan alamıyor. Bu öğrenciler, bu üniversitelere girip türbandan dolayı okullarını bırakarak başka ülkelere gitmiyorlar. Genelde bu öğrenciler Açık Öğretim'e giriyorlar. Buradaki düzgün üniversiteleri kazanıp bırakıp yurt dışına giden yok.”
Akbulut'un sözlerine tepki gösteren ÖNDER Başkanı Sula, “Rektör saçmalıyor” dedi. Sula sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu çok da bilmiş bir edayla da söylüyor. Öğretim üyesiyim, bu işin erbabıyım diyor ve başörtülülere hakaret ediyor. Kaç tane başörtülü kız tanımış bu rektör. Kaç tanesiyle aynı ortamda bulunmuş. Böyle saçma sözler mi olur? Bu cümlenin içinde zımnen şu var: Aklı başında, uyanık ve zeki insanlar başlarını örtmez. Geri zekalı ve aptallar başını örter. Başını örtenler onun okulunu kazanamıyorlarmış, boşuna yaygara koparıyorlarmış. Bunu söyleyen bir üniversitenin rektörü ve biz buna çocuklarımızı emanet ediyoruz. Başını örtenlerin bir bölümü imam hatip mezunu. Başka okullarda okuyup başını örtenler de var tabi. Bunlar okul sıralarında bu katsayı engelinden dolayı büyük bir stres altında okuyorlar. Bu sıkıntılara rağmen 280 puan üzerinde ham puan alan yüzlerce öğrenci bize başvuruyor ki bu puanla Türkiye'de girilemeyecek üniversite neredeyse hiç yok.
AVUSTURYA'DA REKOR KIRDILAR
Bu rektör neye dayanarak hangi anket çalışması yaparak ve ne tür donelerle konuşuyor bilemiyorum. Fakat tüm olumsuz koşullara karşın öğrencilerimiz yüksek puanlar elde ediyorlar. Burada başörtüleriyle okuyamadıkları için ABD, İngiltere, Almanya, Avusturya Güney Kore ve Avustralya'ya okumaya gidiyorlar. Bunlar mesela Avusturya'da üniversitenin rekorunu kırabildiler. Yüksek lisans dahil üniversiteyi 3 yılda bitiren var. Tıp fakültesini 4.5 yılda bitiren var.”
İYİ PUANLAR ALDIK AMA
Yasak sebebiyle yurtdışında okumak zorunda kalan öğrenciler, "Türkiye'de örtümüze, Avrupa'da bilgimize bakıldığı için Avrupa'da okuyoruz" dedi. Başörtüsü mağdurlarından Tuğba Balkar, "1998'de ÖSS'ye girdim. Sözel dalda 465 puan aldım. Puanım Boğaziçi Felsefe bölümünü tuttuğu halde, başörtüsü sorunu olduğu için eğitimime devam edemedim ve yurtdışında okumak zorunda kaldım" dedi. Eğitimini Viyana'da sürdüren öğrencilerden Elif Esen ise, 2000 yılı ÖSS'de yabancı dil sınavında 142 puan aldığını ve sıralamaya girdiğini söyledi. Elif Esen, "Puanlarım kesildiği için burslu olarak okuyabileceğim Bilkent'e paralı olarak yazıldım, ancak başörtüsü sorunu nedeniyle okuyamadım." dedi.
theinsider
21.09.07, 17:30
selten so eine schei... gelesen. der typ hat seinen job bei der akp scheinbar mit einer kompletten gehirnwäsche bezahlt.......
Devletten iş alan müteahhit eşinin başını örtmesi normal
AKP'li milletvekili, devletten iş alan müteahhitlerin yaşam şeklindeki değişimi normal karşıladı.
AKP'nin Alevi kurucu üyesi ve Kütahya Milletveki Hüseyin Tuğcu, devletten iş almak isteyen müteahhitlerin eşlerinin örtünmesinin normal olduğunu söyleyerek “Elbette iş alacaksa kendine çeki düzen verecektir insan. Bu yönetimin durumuna göre şekillenecektir” dedi.
Referans Gazetesi’nden Nuray Başaran’a konuşan AKP’li Tuğcu “Son dönemde, devletten iş alacak müteahhitlerin eşlerinin örtünmeye başladığı, hükümetin bu tür uygulamalarında da söz edilen iddialar var bunlara ne diyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Evet tabi ki bunlar olabilir, insanın olduğu her yerde her şey mümkün. Bu olabilir buna bir şey demiyorum. Elbette iş alacaksa, iş yapacaksa kendine çeki düzen verecektir insan. Bu yönetimin durumuna göre şekillenecektir.”
“Eşi kapalı olmazsa, olmaz mı?” sorusu karşısında ise Tuğcu şunları söyledi:
“Hayır o anlamda değil. İnsan bir şey yapacaksa, bir şey becerecekse, bazı konularda uyuma kendini hazırlamak zorundadır. Yani düşünün bir öğrenci üniversite mezunu iş için bir yere başvurduğunda, en azından oraya kravat takması, düzgün gitmesi, konuşması onun işe alınıp alınmasını etkiliyecektir. Tabi bu anlamda insanda gittiğinde, o işi alması ve sonuçlandırması için başarılı olabilmesi için karşısındaki insana göre kendisine çeki düzen verecektir bu anlamda söylüyorum çeki düzeni.”
“DİNDEN UZAK OLAN HIRSIZLIK, KAPKAÇÇILIK AHLAKSIZLIK YAPAR”
Din derslerinin zorunlu olması gerektiğini aksi halde gençlerin ateist olacağını söyleyen Tuğcu, “Dini kavramlardan uzak olan insanların, hırsızlık yapması, kapkaçcılık yapması ahlaksızlık yapması çok daha müsaittir. Çünkü hesap verme olmadığı için” dedi.
Tuğcu, “Yani camiye gidenler bunları yapmazlar mı?” sorusuna ise Alevi gençlerinin PKK’ya katılma oranının dinsel faktörlerle azılmasını örnek gösterdi. Tuğcu şöyle devam etti: ”Dini inançlardan yoksun olan insanların sapkınlıkları ve topluma zararları biraz daha fazla olduğunu görüyoruz."
“BİKİNİ İLE OKULA GİDEN VAR. GÜZEL SANATLARDA ÇIRILÇIPLAK SOYUYORSUNUZ”
Türban konusunda ise okula bikini ile giden kızların olduğunu söyleyen Tuğcu “Bikini tarzında gelen öğrenciler yok mu bunu herkes biliyor güzel sanatların bölümleri var hepimizin bildiği çırılçıplak soyuyorsunuz. Buna sanat diyorsunuz, bunu sanat altında yapıyorsunuz. Yani bu mu sadece sanat? Bu, bu kadar özgürce olduğu halde biz hâlâ türbanla uğraşıyorsak bu anlamsız geliyor” diye konuştu.
KENAN EVREN’E NÜ RESİM ELEŞTİRİSİ
Kenan Evren’in çıplak kadın resimleri yapmasına değinen Tuğcu, “Toplumun kabullendiği değerlerin farklı yerlerde görülmesi insanı rahatsız ediyor. Bir imamın meyhanede olduğunu düşünün, içki içmediği halde. Meyhanede oturduğunu düşünün vatandaş buna nasıl bakacaktır. Çok farklı gözle bakacaktır ister istemez.”dedi.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7331805.asp?gid=180&sz=67149
(http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7331805.asp?gid=180&sz=67149)
Basa takilan örtünün bazi kisilere görüntü olarak, zevkine hitap etmediginden rahatsizlik veriyor olmasi sadece o kisinin bireysel rahatsizligi.. yani herhangi toplumsal zarara yol acmiyor bir parcacik örtü..
Peki ya zevkine hitap etmiyor diye beynindeki örtüyü israrla cikarmayanlara ne demeli?
Binlerce kizin üniversite hayatina engel olanlara?
Diyecek söz yok, anlama kapasitesi sinirli.. zira bastaki örtüye benzemiyor beyindeki örtüler...beyindeki oksijen akimini engelliyor:gewalt:
Bin für eine Volksabstimmung. Sonst hört das nie auf.
deryatulga
22.09.07, 08:26
Bin für eine Volksabstimmung. Sonst hört das nie auf.
Lieber Omar, weil das Ergebnis dieser Volksabstimmung feststeht, erleben wir diese Theaterdonner von Putschdrohungen. Übrigens sorge zunächst dafür, dass ein gewöhnliches freiheitlich-demokratisches System bei uns Fuss fast, von der Basisdemokratie darfst du später träumen.
deryatulga
22.09.07, 08:29
22 Eylül 2007 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg İlter TÜRKMEN
iturkmen@hurriyet.com.tr (iturkmen@hurriyet.com.tr)
http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/23b.jpg Türban ve yeni anayasa
TÜRBAN konusu bütün karmaşıklığı ve ve kutuplaştırıcı niteliği ile yeni anayasa üzerindeki tartışmaların merkezine oturdu. Daha önceki yazılarımdan birinde türban münakaşasının vaktiyle Bizans’ta neredeyse iki yüzyıl devam eden "İkon caizdir-İkon dine aykırıdır" kavgasını anımsattığını belirtmiştim.
21. yüzyılda, 50 yılı aşan demokrasi deneyimimize ve bugün toplumumuzun büyük ölçüde varmış olduğu siyasi olgunluğa rağmen, benzer bir kilitlenmeye gitmemiz gerçekten hazin olur. Bu açmazı aşmak için her şeyden önce duygusallığı ve ideolojik bağnazlığı bir tarafa bırakarak meselenin çeşitli yönlerden bir irdelemesi yapılmalıdır.
* * *
İşin tabii bir hukuki yönü var ve ne yazık ki hukukçularımızın bir kısmı hukuki değerlendirmelerini kendi politik eğilimlerine göre şekillendiriliyor. Bu çerçevede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Leyla Şahin davasında aldığı kararın yeni anayasada üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasına engel teşkil ettiği ileri sürülebiliyor.
Evet, AİHM Şahin davasında Anayasa Mahkemesi’nin "türbanın Cumhuriyetin temel prensipleri ile uyuşmadığı" yolundaki görüşünü benimsemişti. Hatta türban takılmasının zorunlu bir dini görev olarak algılanmasının, aynı düşüncede olmayanların haklarının korunmasını da gündeme getirdiğini ve bu nedenle türban takma özgürlüğünün kısıtlanmasının bir sosyal ihtiyaca cevap verdiğini belirtmişti.
Laiklik kavramı üzerinde durarak "...laiklik kavramı AİHM’nin temelindeki değerlerle uyumludur. Bu kavramın savunulması, Türkiye’deki demokratik sistemin korunması için gerekli sayılabilir" görüşüne yer vermişti. Bütün bu çok kuvvetli ifadelere rağmen yeni anayasada üniversitelerde türban yasağı kaldırılırsa AİHM’nin bu değişikliğe karşı gelmesi söz konusu olamaz.
Mahkemenin anayasa hükümlerini iptal etmek yetkisi yok. Bu maksatla yapılacak başvuruları kabul edemez. Olsa olsa üniversitelerde türban takılması için "mahalle baskısı" olursa bireysel başvurular üzerine hükümetin bu baskıları önlemeye yönelik tedbirleri almadığını saptayarak başvuruda bulunanlara tazminat ödenmesine karar verebilir.
Anayasa Mahkememizin aldığı kararlar da yeni anayasayı etkileyemez. Yeni anayasa kabul edilince, eski anayasaya göre verilen kararlar, yeni anayasa ile bağdaşmıyorsa, geçerli sayılamaz.
* * *
Türban yasağı kalkarsa başı açık kız öğrenciler üzerinde gerçekten baskı yapılır mı? Bu soruya cevap vermek güç. 1998’e kadar üniversitelerin birçoğunda türbanla gelenlere hoşgörü gösteriliyordu ve bir gerginlik olmuyordu. Bugün dahi bazı üniversitelerde az sayıda da olsa türbanlı var.
Cumhurbaşkanı Gül "Türkiye’de mahalle baskısı olmaz. Düşünün ki aynı mahallede ya da aynı yerde, başı örtülü bir kızımızla başı açık bir kızımız kol kol yürüyorlar. Bir ailede hem başı örtülü hem başı açık kızlar olabiliyor" derken kısmen bir gerçeği ifade ediyordu. Tabii gerginlikler olabilir, özellikle gerginlik yaratmak isteyenler tahriklere başlarlarsa.
* * *
Bugün, ister Hıristiyan ister Müslüman olsun, Türkiye dışında hiçbir ülkede, üniversite düzeyinde türban yasaklanmış değil. Başı örtülülere üniversite tahsilini engellemenin ciddi bir sosyal sorun yarattığı da kabul edilmelidir.
Yine de politik bakımdan yeni anayasada türban yasağının, hatta yeni anayasa konusunun bu aşamada gündeme getirilmesinin isabeti tartışılabilir. Cumhurbaşkanının eşinin türbanlı olmasının devletin zirvesinde çok garip ve rahatsız edici bir ortama neden olduğunu her gün görüyoruz. Sular daha durulmadı.
Yeni anayasa için eski Fransız Cumhurbaşkanı François Mitterand’ın dediği gibi "zamana zaman tanımak" basireti gösterilmeydi.
Also ich finde Kopftücher klasse! :brüll:
deryatulga
22.09.07, 13:34
http://www.milliyet.com.tr/2007/09/22/yazar/tamer.html (http://www.milliyet.com.tr/2007/09/22/yazar/tamer.html)
http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/07/gazete/yazar/ic/k_tamer.gif
Meral TAMER
Biz kadınlar korkuyoruz Sayın Başbakan!
Kenar mahallelerden gelen, ev işlerine yardımcı kadınlarımızın, son 3 - 4 yılda art arda tesettüre girmeleri, tesadüf değil herhalde. Şimdi sıra hangi kesimde?
Başbakan Erdoğan, yeni Anayasa çalışmasıyla gündeme gelen türban tartışması ve "mahalle baskısı" olarak adlandırılan toplumsal dönüşüm işaretleri konusunda kadınlara güvence vermiş:
"Kadınlar korkmasınlar, hiç endişe etmesinler. Bakın 5 yıl AKP iktidarı oldu. Ne oldu Türkiye'de, nerede hangi sıkıntı doğdu?"
Kadınlar korkuyor Sayın Başbakan! AKP'ye oy vermeyen, başını örtmeyi asla düşünmeyen kadınlar, seçimden bu yana derin bir endişe içinde.
"5 yıllık AKP iktidarında, nerede hangi sıkıntı doğdu?" diye soruyorsunuz. Küçük ama çarpıcı bir örnekle anlatayım:
http://www.milliyet.com.tr/2007/09/22/yazar/resim/tamer.jpg Son 5 yılda örtünenler
Cihangir'de, Caddebostan'da, Nişantaşı'nda çocuk bakmaya, ev işleri yapmaya gelen genç kadınların hepsi son yıllarda birer ikişer örtünmeye başladılar. Artık hepsi türbanlı; ama çalıştıkları evlerden içeri girinceye kadar...
Çünkü çalıştıkları evler, kendi evlerinden uzak mahallelerde. Gün boyu ev işi yaparken, çocuk bakarken kısa kollu tişörtlerle, diz altı eteklerle dolaşmakta, hatta eve gelen erkek tamircilere bu şekilde kapı açılmakta beis görmüyorlar. Zira AKP iktidar oluncaya kadar da böyle yaşamışlar zaten...
Ancak son yıllarda kendi mahallelerindeki baskı ağır basmış. Kimisi mahallede kendi yaşındaki genç hanımlar ardarda kapandığı için, kimisi gıda ve kömür yardımı almak uğruna, özellikle dul kadınlar mahallede kötü gözle bakılır diye son 3 - 4 yılda hızla kapanmışlar. Ve Sayın Başbakan emin olunuz; mahalle baskısı bir gün kalkacak olursa derhal başlarını açacaklar.
Kadın-korku anketi
Çoğumuz, evlerimizde çalışan yardımcılarımızda son yıllardaki bu zoraki değişime tanık olduk. Anayasa değişikliğiyle birlikte, kadınlar üzerindeki mahalle baskısının 8 - 10 yıl içinde bizlere kadar uzanmasından korkuyoruz.
Ekonomik özgürlüğünü kazanmış eğitimli kadınlarda 23 Temmuz sabahına kadar bu korku yoktu. Artık çok ciddi olarak var.
Seçimin hemen ertesindeki yazılarımda da belirtmiştim; son 2 aydır kendini azınlıkta gören ve çaresiz hisseden kadınlarımız için ağlama duvarı haline gelmiş bulunmaktayım. Ne bankadaki işimi, ne kasaptaki alışverişimi, ne bir sabah yürüyüşünü, tanımadığım ama beni tanıyan kadınların yakınmalarını dinlemeden bitiremiyorum. Bu yönde çok sayıda e - posta da alıyorum.
Sayın Başbakan; AKP çok başarılı ve geniş çaplı anket çalışmaları yapıyor. Lütfen zahmet edip yukarıda tanımladığım kadınlar için de bir anket çalışması yaptırın.
Bu anket çalışması, mahalle baskısı nedeniyle türban takan, ev işlerine yardımcı kadınlara yapılsa doğru sonuç vermez, ama beni ağlama duvarı haline getiren kadınlar, size "korkan kadınların" ruh halleri hakkında zengin ipuçları verebilir. Hatta o korkuların nasıl giderilebileceğinin yolunu da açar; tabii eğer böyle bir niyetiniz varsa...
Malum, ruh hali de bulaşıcıdır, tıpkı mahalle baskısı gibi. Ben de artık 8 - 10 yıl sonra Türkiye'de başımı örtmeden rahatça sokağa çıkarım diyemiyorum maalesef. Şimdilik bulduğum tek çare şu: Kadınlara mahalle baskısı, büyük kentlerin göbeğine kadar uzanacak olursa, bana müsaade...
Kızımı da alıp Türkiye'den gitmek zorunda kalabilirim.
mtamer@milliyet.com.tr (mtamer@milliyet.com.tr)
deryatulga
22.09.07, 17:11
Okay Gönensin ogonensin@gazetevatan.com (ogonensin@gazetevatan.com)22. 09.2007http://www9.gazetevatan.com/images/kategorititle1.gif Sonrası korkutuyor
http://www9.gazetevatan.com/pics/yazarlar/11.jpgTürban tartışmasıyla ilgili her yazıya onlarca okurdan tepki geliyor. Bu tepkilerden önemli bir sonuç çıkıyor. O sonuç, konu her düzeyde tartışılırken sürekli olarak elmalarla armutların karıştırıldığıdır.
Öncelikle hatırlanması gereken temel bir bilgi var. Defalarca yazıldığı halde tekrar etmek gerektiği anlaşılıyor. Bu tartışılamayacak gerçek, Türkiye’de türbanı bir “sorun” olarak ortaya çıkaranın siyasal İslam olduğudur.
Siyasal İslam, Türkiye’de uzun süre Erbakan ve partileri tarafından temsil edildi. 70’li yıllardan itibaren türbanı bir dinsel-siyasal simge olarak kullanan da yine aynı siyasi harekettir.
Türbanın bugünkü anlamı ve kullanım şekli üzerine kafa yoranların önce bu gerçeği bilmeleri gerekiyor.
***
Türbanın bugünkü gibi bir siyasal mücadele aracı olarak kullanılması, bu giyim şeklinin bir bireysel özgürlük alanı olarak görülmesini zorlaştırıyor.
Asıl korku da bu noktadan itibaren ortaya çıkıyor. Siyasal İslamın çeşitli kanatlarının türbanı bir mücadele ve toplumsal baskı aracı olarak kullanması, başka giyim tarzlarını tercih edenler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılabilir. Bunun en somut örneği 70’li yılların sonunda İran’da yaşandı, biraz farklı olsa da aynı sonuca ulaşan bir başka örnek de Malezya’dır. Siyasal İslamcı hareketlerin yoğun toplumsal baskı kurdukları başka Müslüman ülkeler de vardır.
***
Korku, bir özgürlüğün başka özgürlükleri yok etmek için kullanılmasıdır. İran’da Humeyni’nin dönüşü ve Şah’ın kaçmasının ardından kurulan geniş koalisyon hükümetinin başbakanı Mehdî Bazargan’ın iki sekreteri vardı, birinin başı sıkı sıkıya kapalıydı diğeri ise başı açık ve normal giyimliydi. Bunun da koalisyon açısından sembolik bir anlam taşıyıp taşımadığını sorduğumuz zaman Bazargan “doğru görmüşsünüz” demişti.
Korku, başı sıkı sıkıya kapalı kadının diğer kadın üzerinde baskı kurup sonunda başını kapattırması, yine benzer baskılarla diğer kadını kendisinin hayat tarzında yaşamaya zorlamasıdır.
***
Batı’da üniversitelerde türban yasak değildir, çünkü herhangi bir çevre baskısı durumu olsa da etkileri çok sınırlı olacaktır. Fransız veya İngiliz ya da Alman genç kızlarının muhafazakâr Müslüman kızların etkisiyle kapanmaları diye bir tehlike ortada yoktur. Dolayısıyla Batı örneğinin bugün bizim için bir kanıt gibi gösterilmesi de sadece gülünçtür.
Korkuyu doğru görmek bu meseleyi sağlıklı bir şekilde tartışabilmek için şarttır. Korku, giyim özgürlüğünün başkalarının giyim özgürlüğünü yok etmek için kullanılması ihtimalidir.
Batı’da üniversitelerde türban yasak değildir, çünkü herhangi bir çevre baskısı durumu olsa da etkileri çok sınırlı olacaktır. Fransız veya İngiliz ya da Alman genç kızlarının muhafazakâr Müslüman kızların etkisiyle kapanmaları diye bir tehlike ortada yoktur. Dolayısıyla Batı örneğinin bugün bizim için bir kanıt gibi gösterilmesi de sadece gülünçtür.
Tespit cok dogru...Almanya`da "mahalle baskisi" trajik boyutlara ulasamaz mesela...Cünkü, "baskiyi" yok edecek unsur, demokrasi ve laikligi icsellestirmistir...!
Türkiye`yi düsünün..."Mahalle baskisi" olsutugunda, "Herkes haddini bilecek", "hadi ordan" ve "hersey yolunda merak etmeyin" diyecek bir yönetim mevcut!!!!!
Türkiye`nin sartlari batili ülkelerin sartlari ile kiyaslanamaz, zira Türk tarihi bati devletlerinin kendi tarihlerinde gösterdikleri gelisimleri, "hazmede hazmede" gelistirmedi.... Türkiye bircok "fikirsel altyapiyi" aniden ve cok kisa bir sürede kabul etmek zorunda kaldi ki, bu o zamanin sartlarinda "Bati`ya yetismek" acisindan zorunlu idi, bugünün dogal sonucu olarak ise bir "fikirsel karmasayi" beraberinde getirdi....
Söyle düsünün.....Gerci cok basit bir örnek olacak ama....Düsünün ki iki insan oturuyor bir masanin basinda ve ortada her iki insana yetecek kadar yemek var....Sahislardan birtanesi bütün yemeklerden azar azar yemeye basliyor...Diger sahis ise konusmaya daliyor, ve yemek yemeyi unutuyor...Sonra bir bakiyor ki ortada yemek filan kalmayacak, basliyor önünde ne kaldiysa hepsini birden bogazina doldurmaya....Sonuc ne olur?
1) Ikinci sahis, birinci sahisdan daha cok yemek yiyor.
2) Daha cok yemek yiyor ama, hepsini "birden ve aniden" bogazina doldurmakla" tikaniyor...
3) Tikanmakla kalmiyor ve sisiyor! Hatta patlama ve catlama noktasina geliyor! Basliyor kivranmaya...Kivranma, mide hazmedinceye kadar devam edecekdir süphesiz...!
Türk tarihinde Bati modernlesmesinin gec farkina varmis olmak, hizli bir sekilde "yetismeye" calismak, su an ki Cumhuriyet devrinde aynen bu sonucu ortaya koydu: KIVRANIYORUZ!
Ama merak etmeyin.....Mide hazmedecek tüm bunlari.....;)
T
Söyle düsünün.....Gerci cok basit bir örnek olacak ama....Düsünün ki iki insan oturuyor bir masanin basinda ve ortada her iki insana yetecek kadar yemek var....Sahislardan birtanesi bütün yemeklerden azar azar yemeye basliyor...Diger sahis ise konusmaya daliyor, ve yemek yemeyi unutuyor...Sonra bir bakiyor ki ortada yemek filan kalmayacak, basliyor önünde ne kaldiysa hepsini birden bogazina doldurmaya....Sonuc ne olur?
1) Ikinci sahis, birinci sahisdan daha cok yemek yiyor.
2) Daha cok yemek yiyor ama, hepsini "birden ve aniden" bogazina doldurmakla" tikaniyor...
3) Tikanmakla kalmiyor ve sisiyor! Hatta patlama ve catlama noktasina geliyor! Basliyor kivranmaya...Kivranma, mide hazmedinceye kadar devam edecekdir süphesiz...!
masallah koca osmanliyi ac muhtac yapmisiniz. onlar onundeki yemegin ne oldugunun senden benden daha fazla farkindaydi. eger sindirilmesi zor bir sey varsa o da kapitalizmin osmanliyi hazmi idi. simdiki karin gurultularina bakilirsa...
Dann kann es sich ja nur um eine putschgeile, antidemokratische kemalisten-alevi-kommunisten Provokateurin (ich hoffe ich habe nichts ausgelassen) handeln.
Oh man!
Hi!
Das ist typisch, da muss ja wieder mal ein Sündenbock her!
masallah koca osmanliyi ac muhtac yapmisiniz. onlar onundeki yemegin ne oldugunun senden benden daha fazla farkindaydi. eger sindirilmesi zor bir sey varsa o da kapitalizmin osmanliyi hazmi idi. simdiki karin gurultularina bakilirsa...
Izah mizah i bozar ama, algilayisi kit olana ne fayda...Tesbih`te hata olmaz, bir...ikinciye gelince söz konusu "aclik" maddi boyutta degil.... ücüncüye gelince, Osmanli`nin cöküs yillarinda, yine Osmanli`yi kurtarmak amaciyla batidan getirilen fikirler, ki Osmanli`nin yikimina neden oldular, cok fazla idi.... Bati`nin yüzyillar süren hazmi, Osmanli`nin son yüz yilinda "hazmedilmeye" calisildi....Benzetme bununla alakaliydi.... Osmanli`yi "kapitalizmin" hazmettigini varsaymaniz bile ne kadar tarihle "alakasiz" oldugunuzun bir kanitidir.... Simdi size, Karlofca Antlasmasindan sonra ortaya cikan güvenlik aciklarini kapatmak icin Bati`dan getirilen fikir, akim, ve enstitüler ile o enstitülere yerlestirilen ecnebilerden bahsederdim lakin, bos bir caba olacagi kanaatindeyim...
Tespit cok dogru...Almanya`da "mahalle baskisi" trajik boyutlara ulasamaz mesela...Cünkü, "baskiyi" yok edecek unsur, demokrasi ve laikligi icsellestirmistir...!
Almanyada bir mutabakat var ... Tatili pazardan pershembeye al ,bak bakalim ne olur ... Ayrica hiristiyanlikdan pek eser kalmadi ,hiristiyanlarda bile ...
Problem hiristiyanlarda var olan laikligin , ve bugünkü laiklikle neticelenen mutabakatin, Türkiyede aynen uygulanabilecegi yanilgisi ...
Onun icin laiklik Almanyada hürriyetin,Türkiyede totatilerligin simgesi ... Zira bizde fiili olarak uygulanan laiklik degil ... Laiklikle alakasi yok ...
Izah mizah i bozar ama, algilayisi kit olana ne fayda...Tesbih`te hata olmaz, bir...ikinciye gelince söz konusu "aclik" maddi boyutta degil.... ücüncüye gelince, Osmanli`nin cöküs yillarinda, yine Osmanli`yi kurtarmak amaciyla batidan getirilen fikirler, ki Osmanli`nin yikimina neden oldular, cok fazla idi.... Bati`nin yüzyillar süren hazmi, Osmanli`nin son yüz yilinda "hazmedilmeye" calisildi....Benzetme bununla alakaliydi.... Osmanli`yi "kapitalizmin" hazmettigini varsaymaniz bile ne kadar tarihle "alakasiz" oldugunuzun bir kanitidir.... Simdi size, Karlofca Antlasmasindan sonra ortaya cikan güvenlik aciklarini kapatmak icin Bati`dan getirilen fikir, akim, ve enstitüler ile o enstitülere yerlestirilen ecnebilerden bahsederdim lakin, bos bir caba olacagi kanaatindeyim...
soyle de denebilir tesbih hata kaldirmaz, ayrica benim "maddi boyutta" bir aclik kasdettigimi de nereden cikardiniz?
su var; bati'nin kendi sorunlari var oyle veya boyle bunlari cozmeye calisiyordu diyelim. osmanli kendine munhasir sorunlarini neden onlar gibi ve onlar kadar bir surede cozmek zorunda olsun?
bati kendi masasini talan edince gozunu buranin masasina dikmistir. buradan da devleti kurtarmaktan ote bir fikir falan uretilmis degildir. ismet pasa lozan'da yuz yil daha kurtardik demisti ama yeni bir dunya kurulur Turkiye'de orada yerini alir diye de avunabilirsiniz.
sizin de osmanli ile kapitalizmi bu denli alakasiz gormeniz allameliginizden galiba.
deryatulga
23.09.07, 07:34
Hi!
Das ist typisch, da muss ja wieder mal ein Sündenbock her!
Ach ja, was ist zwischendurch aus diesem armen wehrlosen Opfer geworden? Warum kümmert sich die Presse nicht mehr um die arme Mutter, die zufällig per Gerichtsbeschluss das Sorgerecht für ihre eigene Kinder abzutreten hatte? Der Mohr hat seine Schuldigkeit getan, er konnte gehen, zumal wir im Augenblick plakativeren Möhre benötigen.
deryatulga
23.09.07, 11:04
Gülay Göktürk
Tüm yazıları (http://www.bugun.com.tr/?sid=138) http://www.bugun.com.tr/haberler/230907/_images/trns.gif
23.Eylül.2007
Ak Parti uzlaşıyor, farkında değilsiniz
Sabah akşam aynı şeyi tekrarlayıp duruyorlar: "Hani uzlaşacağız diyordunuz, bütün sorunları toplumsal uzlaşı içinde çözecektiniz; ne oluyor şimdi bu türban dayatması?"
Aslında şunun bile farkında değiller ki, Ak Parti'nin türban yasağını sadece üniversitelerde kaldırmaya çalışması zaten bir uzlaşma noktası... Hizmet alanlar-hizmet verenler formülasyonunun kendisi bizatihi bir uzlaşma formülü. Ben kendi payıma, şu anda sürmekte olan milletveki olma yasağını da liberal bir demokrasi için kabul edilemez buluyorum.
Hiçbir yasal temeli olmayan, hiçbir mantığa dayanmıyan bu yasakla ilgili olarak Merve Kavakçı olayı sırasında epey yazıldı çizildi. Ne var ki, dikkat ederseniz, bu seçim arifesinde başörtülü aday göstermek Ak Parti'nin gündemine gelmedi bile. İşte bu bir uzlaşmaydı.
Çünkü hepimiz farkındayız ki, başörtülü milletvekili şu anda toplumun önemli bir kesimi tarafından "kabul edilemez" bulunuyor. Yani bu konuda üniversitede yasağın kaldırılması konusunda sağlanan toplumsal konsensus henüz yok. O yüzden de gündeme bile getirilmiyor.
Yine aynı şekilde, memur olma yasağının da sağlam hukuki bir temele dayanmadığı ortada. Ne deniyor: Kamu görevlilerinin dini sembolleri kamu alanında kullanmasının, kamu alanındaki tarafsızlığı zedeleyeceği... Her türlü inanç karşısında tarafsız olması gereken kamu görevlisinin başörtüsü takarak "tarafını" belli ettiği ve dolayısıyla bunun da karşısındaki başı açıklarda görevlinin yansızlığı konusunda şüphe yaratacağı... Bu yüzden kamu alanında dini inançlara açıklama özgürlüğüne sınır getirilebileceği... Bu argüman tek bir soru karşısında çökmeye mahkumdur.
O soru da şudur: Neden başı örtülü olmak memurun "tarafsızlık" imajını bozuyor da başı açık olmak bozmuyor. Kamu görevlisinin başını örtmesi "taraf belli etmek" ise, örtmemesi de taraf belli etmek değil midir?
Başı örtülü bir vatandaş da bir devlet dairesine gittiğinde karşısında başı açık bir kadın görevli gördüğünde, onun kendisine karşı "taraf" olduğunu hissedemez mi?
Çünkü devlete göre, başı açık olmak "normal", örtülü olmak ise bu normdan sapmadır. Devlet, önce başı açık olmayı norm olarak koyuyor, yani "normal kadın"ı başı açık olarak tanımlıyor; sonra bu normalden sapma gösteren başörtülünün, vatandaş önünde tarafsız bir imaj veremeyeceği için memuriyet yapmasını yasaklıyor. Ama devletin böyle bir norm koymaya hakkı olup olmadığı tartışılmıyor!
Uzun süredir hiçkimse çıkıp da devlet memuriyetinin başörtülülere açılmasından bahsetmiyor. İşte bu da bir uzlaşmadır. Hem de önemli bir uzlaşmadır. Sebebi de toplumun önemli bir kesiminin böyle bir tartışmaya hazır olmaması, yani toplumsal konsensus koşullarından uzak olunmasıdır. Ama üniversitelerde türban yasağı öyle mi? Bu yasak uzun süredir sadece başını örtenlerin değil, örtmeyenlerin de vicdanını acıtır hale gelmiş durumda. Yani toplum çoktan hazır. Ak Parti yıllardır bazı kurumların paşa keyiflerinin gelmesini bekliyor. Ama bakıyor ki, gelip geleceği yok; seçimlerde aldığı desteğe ve bu konuda sağlanan toplumsal konsensüsün gücüne dayanarak işe girişiyor. Ve girişmesiyle birlikte aynı koro harekete geçiyor:
"Vay, uzlaşmadan çözmeye çalışıyorlar" Siz, "uzlaşma" lafıyla, sizin bulunduğunuz yerden milim kıpırdamamanız, Ak Parti'nin ise bulunduğu yeri tamamen terk edip sizin dizinizin dibine gelmesini; hatta sizin silik bir kopyanız haline gelmesini kastettiğiniz sürece, beklediğiniz uzlaşmayı bulamadığınız gibi, gerçekte yapılan uzlaşmaları da göremezsiniz. Sadece papağan gibi aynı lafı tekrarlar durursunuz.
deryatulga
23.09.07, 11:07
Ali Atıf BİR
Tüm yazıları (http://www.bugun.com.tr/?sid=196) http://www.bugun.com.tr/haberler/230907/_images/trns.gif
23.Eylül.2007
Siyasal Simgeciler 1 Bireysel Tercihciler 0
“Bugün reklam yazacaktım ama türban tartışması büyüyünce "sosyal hareketler ve ikna" konusunda yazmayı uygun buldum." Türkiye aslında "türban" üzerinden ideolojik bir tartışma yaşıyor... Buzdağının görünen kısmı şöyle: Bir taraf Türkiye'nin önüne karanlık bir tablo koyuyor.
Varılan ya da ima edilen sonuç şu: Türban üniversiteye girerse iki yıla kalmaz kadınların hepsi kapanır, Türkiye şeriat düzenine geçer! Diğer taraf ise tartışmaya demokrasinin değerleri ile katılıyor ve türban üniversiteye giremezse Türkiye'nin despotik bir rejim olarak kalacağını vurguluyor. Buzdağının altı ise şöyle: İki taraf da kendi savlarını destekleyecek kartları birer birer açıp kamuoyunu etkilemeye, ikna savaşını kazanmaya çalışıyorlar.
Bizdeki bu ikna savaşı Amerika'da 1973'te serbest bırakılan kürtaj üzerine o günden bu yana yaşanan tartışmalarını anımsatıyor. ABD'de kürtajın çoğunlukla dini nedenlerle kısıtlanmasına çalışanlar "yaşam yanlıları"(Pro-Life), kadının vücudu üzerinde seçim hakkı bulunduğu için kürtajı savunanlara ise " seçim yanlıları" (Pro-Choice) deniyor.
İki grup arasındaki tartışma zaman zaman şiddete, terörist eylemlere hatta cinayetlere yol açsa da daha çok demokratik bir ülkede yaşanması gerektiği haliyle simgeler ve simgesel eylemler üzerinde devam ediyor. 34 yıldır her iki taraf da kendi görüşlerinin daha üstün olduğu konusunda kampanya yapıyorlar. Bizde farklı olan basının, işi sivil toplum kuruluşlarına, gerçek taraflara bırakmayıp tüm vücuduyla bu görüşlerden biri ya da diğerine kampanya boyutunda katılması...
Aslında geldiğimiz noktada türban tartışmasında yaşan süreç demokratik bir süreç ama basının o ya da bu görüş tarafında kampanyacı olması sapla saman birbirine karıştırıyor.
Gerçeklerle yüzleşmek mümkün olmuyor. Çünkü Türkiye'de iki tarafın basını da topluma "ayna" tutacağı yerde kendi argümanlarının daha üstün olduğunu anlatmak için kamuoyuna yönelik bir dil köprüsü kurmaya çalışıyor. İşte dil köprüsünün ayrıntıları... Türkiye'yi şu anda yöneten liderlerin bir zamanlar İslami (dinci) hareketin öncülerinden oldukları bir gerçek... Ancak bu yöneticilerin zaman içinde düşünce evrimi geçirerek bırakıp kendilerini demokrasi (özgürlük) hareketinin öncüsü haline getirdikleri de bir gerçek... (Şu anda 'hadi ya' diyenler 'siyasal simgeci'dir, demeyenler 'bireysel tercihci'!) Bu demokrasi hareketi içerisinde de türbanın üniversiteye girmesini "dinsel gereklilik" değil, "bireysel tercih" olarak konumlandırıyorlar. Karşı taraf da demokrasi hareketinden yana, demokrasinin değerleri içinde de türbanı "bireysel tercih" olarak görme eğilimli.
Ancak şu andaki yönetimi hâlâ İslami hareketin uzantısı olarak değerlendirdikleri için o hareketin bakış açısıyla türbanın hala "siyasal simge" olduğunu, bu "siyasal simge" üniversitelere girerse de asıl o zaman demokrasinin onulmaz yara alacağını düşünüyorlar. Böyle olduğunu da yine farklı simgelerle yeni dil köprüleriyle anlatmaya çalışıyorlar...
Siyasal simgeci basının savunduğu düşüncenin üstün olduğunu vurgulamak için icat ettiği en yeni dil köprüsü "mahalle baskısı".
Ve de bu köprü tutmuş ve bireysel tercihcilere gol atmış görünüyor. "Mahalle baskısını" simgelerle ve simgesel eylemlerle anlatmaya çalışanları ise "bireysel tercihciler", "darbeci, 28 şubatçı" dil köprüsü ile etkisiz kılmaya çalışıyor.
Ancak "darbeci" köprüsü "mahalle baskısının" yanında oldukça yetersiz ve çiğnene çiğnene sakız olmuş bir köprü. Çünkü "üstünlüğü" değil reaktif "karalamayı" içeriyor. Bu yüzden "bireysel tercihçilerin" (öncüsü basın) biraz daha çalışıp kendi argümanlarının üstünlüğünü kamuoyunu "hap" şeklinde anlatacak yeni bir dil köprüsü kurması gerekiyor. Kurmazsa türbanın önünün açılması işi YAŞ!
Bu arada kamuoyu mu ne yapıyor? Ne yapsın... İftar açıyor, sinemaya gidiyor, dizi izliyor, bayramda gideceği oteli seçiyor... Keyfi iyi yani... Belediye seçimlerini bekliyor. Gidecek "bireysel tercihiyle" oyunu kullanacak...
Çekirgelik
İlerleme için kafanızı geliştirin.
(B.C. Forbes)
Also ich finde Kopftücher klasse! :brüll:
In allen Kombinationen.....
http://img233.imageshack.us/img233/9987/turbanwv9.jpg
In allen Kombinationen.....
http://img233.imageshack.us/img233/9987/turbanwv9.jpg
und nu?
wenn sich die mädels anpassen (siehe bild oben),wird über sie gelästert und gelacht,wenn sie sich ganz bedecken erklärt man sie zur taliban!
was wollt ihr eigentlich???
was stört ihr euch daran?
wenn sich die mädels in diesem style anziehen,dann nur damit sie gegen solche reaktionen,wie ihr sie hier bringt,anzugehen,damit man sie nicht als taliban betitelt.
aber nein,weder so noch anders kann man es keinem recht machen....
lasst sie einfach in frieden und gut ist!
Der Schakal
23.09.07, 16:27
Detan ist nur neidisch ...
Detan ist nur neidisch ...
Auf?
manche sollten sich mal in die lage der mädels versetzen...
Der Schakal
23.09.07, 16:32
Auf?
Vieles ...
und nu?
wenn sich die mädels anpassen (siehe bild oben),wird über sie gelästert und gelacht,wenn sie sich ganz bedecken erklärt man sie zur taliban!
was wollt ihr eigentlich???
was stört ihr euch daran?
wenn sich die mädels in diesem style anziehen,dann nur damit sie gegen solche reaktionen,wie ihr sie hier bringt,anzugehen,damit man sie nicht als taliban betitelt.
aber nein,weder so noch anders kann man es keinem recht machen....
lasst sie einfach in frieden und gut ist!
Mach es dir nicht so einfach.
Woher willst du wissen aus welchen Motiven man zur Kombination von Türban und Minirock greift?
Vielleicht will sie gar kein Türban tragen und tut das nur, weil ihre Familie oder "ihr" (um es in deinen Worten zu halten) dazu nötigt?
Das Foto zeigt nur zu welchen Irritationen diese Türban-Debatte bei jungen Mädchen führt.
Der Schakal
23.09.07, 16:41
z.B.?
Behauptest du etwa du wärst auf nichts neidisch? Bill Gates Milliarden?
Der Schakal
23.09.07, 16:43
Mach es dir nicht so einfach.
Woher willst du wissen aus welchen Motiven man zur Kombination von Türban und Minirock greift?
Vielleicht will sie gar kein Türban tragen und tut das nur, weil ihre Familie oder "ihr" (um es in deinen Worten zu halten) dazu nötigt?
Das Foto zeigt nur zu welchen Irritationen diese Türban-Debatte, bei jungen Mädchen führt.
Vielleicht wird sie von Leuten wie dich dazu gezwungen solch eien Variation zu tragen weil sie sonst als islamistische terroristen dargestellt wird die das Laizistische System unterwandern will.
Vielleicht wird sie von Leuten wie dich dazu gezwungen solch eien Variation zu tragen weil sie sonst als islamistische terroristen dargestellt wird die das Laizistische System unterwandern will.
Vielleicht wird sie von Leuten wie Dir zu solch einer Kombi gezwungen, weil sie einerseits sich ihrer Sehnsucht nach Mode widmet und andererseits nicht als ungläubige Schlampe bezeichnet werden will? :think:
Mach es dir nicht so einfach.
Woher willst du wissen aus welchen Motiven man zur Kombination von Türban und Minirock greift?
Vielleicht will sie gar kein Türban tragen und tut das nur, weil ihre Familie oder "ihr" (um es in deinen Worten zu halten) dazu nötigt?
Das Foto zeigt nur zu welchen Irritationen diese Türban-Debatte, bei jungen Mädchen führt.
stimmt. irritationen,die von bestimmten stimmungsmachern gegen das verschleiern herrühren detan.
dabei versuchen sie sich nicht aus der gesellschaft auszuschliessen.
sie wollen dazu gehören in der schule ,im beruf usw.
was ist falsch daran?
ach und noch was,die mädels,denen das kopftuch aufgezwungen worden ist,ziehen es ganz aus,kaum das sie aus dem haus sind....
Behauptest du etwa du wärst auf nichts neidisch? Bill Gates Milliarden?
Zum Sahur ein Clown gefrühstückt, oder was?
Der Schakal
23.09.07, 16:53
Vielleicht wir sie von Leuten wie Dir zu solch einer Kombi gezwungen, weil sie einerseits sich ihrer Sehnsucht nach Mode widmet und andererseits nicht als ungläubige Schlampe bezeichnet werden will? :think:
Nö. Wie denn? Oder behauotest du gerade das ich Gökcen als "ungläubige Schlampe" bezeichne?
Zum Sahur ein Clown gefrühstückt, oder was?
No. Käse.
Vielleicht will sie gar kein Türban tragen und tut das nur, weil ihre Familie oder "ihr" (um es in deinen Worten zu halten) dazu nötigt?
Das Foto zeigt nur zu welchen Irritationen diese Türban-Debatte bei jungen Mädchen führt.
Glaubst du wirklich aufzwingende Eltern erlauben "so" eine Variante? :naugthy:
Wieso kannst du nicht mit den Gedanken leben das sie zwar ein Kopftuch tragen will, aber eben noch nicht über die Hürde springen konnte, auch ihre Weiblichkeit zu verhüllen?
Lass sie doch, eine postmoderne Muslima ist das..
deryatulga
23.09.07, 17:02
Elif Ergu - Röportajlar eergu@gazetevatan.com (eergu@gazetevatan.com)23.09.2 007http://www9.gazetevatan.com/images/kategorititle1.gif Toplum gönüllüsü Betil: Türban üniversitelerde serbest olmalı
http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/220920072316577525233.jpgGeçmi şinde sanayicilik, banka genel müdürlüğü ve kuruculuğu, kısa süreli siyaset deneyimleri olan İbrahim Betil, 1995’ten bu yana eğitim için çalışıyor.
http://www9.gazetevatan.com/pics/yazarlar/96.jpg Son günlerde alevlenen türban tartışmalarında farklı bir noktaya dikkat çeken İbrahim Betil, “Aynı düşüncedeki erkek ya da ona zorla başını kapattıran abi eğitim alıyor, kız alamıyor. Adaletli değil. Bir öğrencinin başını kapatıyor olması onu eğitim olanaklarından yararlanmasına engel olmamalı” dedi
TÜRKİYE’de ’sivil toplum lideri’ kimliğini üzerinde en iyi taşıyan isimlerden biri İbrahim Betil. Sanayici, işadamı, bankacı ve hatta çok kısa bir süreliğine de olsa Yeni Demokrasi Hareketi (YDH) deneyimiyle eski siyasetçi olan İbrahim Betil, 1995’ten bu yana ’eğitim gönüllüsü’. Türk Eğitim Vakfı’nın uzun süre başkanlığını yapan Betil, 4 yıldır da kurucusu olduğu Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın (TOG) lideri.
Kendisiyle ilk tanışmamız YDH döneminde olmuştu. O günlerden bugüne 12 yıl geçti. Farklı ortamlarda izlediğim Betil’in ’lider’ kimliğinin gençler için örnek olduğunu düşünüyorum. Betil’in kurduğu organizasyonla 15 binin üzerinde genç; çocuklar, yaşlılar, gençler, yoksullar için proje üretiyor. Türkiye’nin her yanına ulaşıyorlar. Betil de tamamen kendi olanaklarıyla Türkiye’yi geziyor. Gençlerle masaya oturuyor, projelerinde yol göstericilik yapıyor. 1999 depreminden bu yana haftanın bir gününü, depremzedeler için açtığı Adapazarı’ndaki okulda geçiren Betil, uluslarası eğitim organizasyonu Bakalorya’nın Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Danışma Kurulu üyesi.
Öncelik kaynakla belirlenir
* Eğitimle ilgili hiç durmadan projeler üretiyorsunuz. Yeni öğretim dönemi başladı. Erzurum’da binlerce çocuk, öğretmen olmadığı için okula gidemedi, İstanbul’da bir sınıfta 80 öğrenciyle ders yılı başladı, Urfa’da kızlarını babalar okula göndermedi. Bu tablo size neler düşündürüyor?
Yıllardır yalnızca bugünkü hükümetin değil tüm hükümetlerin ortaya koyduğu stratejik tercih ortada. İster bir aileyi, ister şirketi, ister devleti yönetin, öncelikleriniz oraya ayırdığınız kaynaklarla belirlenir. ’Benim önceliğim bir ailede gıdadır’ deyip giyime para harcıyorsanız önceliğiniz gıda değildir. Türkiye’ye bakarsak, son 50 yılda öncelik eğitim değil. Öncelik savunma harcamalarında. Türkiye dünyada savunma giderlerine dolar bazında en yüksek kaynak ayıran 10’uncu ülke, eğitime kaynak ayırmada 70’lerde bir sırada.
* Son yıllarda eğitime ayrılan bütçe arttı ama bu da yetersiz kalıyor...
Evet, son yıllarda değişim var. En azından şu anda eğitime ayrılanın 2 katı ayrılmalı.
* Bu ayrılan kaynağın kullanımı ile ilgili de tartışmalar var. Öncelikler ne olmalı?
Öncelikle ayrılan kaynakla fiziki ihtiyaçlar karşılanmalı ve öğretmen maaşları artırılmalı. Devlette çalışan 600 binden fazla öğretmenin maaşını polisle, devlet hastanesinde çalışan doktorla, askerle karşılaştırın, önceliğin öğretmen olmadığını göreceksiniz. Öğretmenlerin kişisel gelişimlerine destek olmak lazım. İçinde bulunduğumuz çağ bilgi çağı. Hepimizin bilgilerini yenilemesi gerekiyor. Geçen yıl emekli olan 17 bin öğretmenden 11 bini öğretmenlikleri boyunca hiç eğitim almamış.
* Öğretmenler çocuklardan geri kalıyor diyebilir miyiz?
Bu topraklarda doğan çocukları çok zeki sanıyoruz. Diğer ülkelerle karşılaştırmak lazım. OECD ülkelerinde yıllık öğrenci başına 7 bin 500 dolar düşüyor. Bu rakam Türkiye’de yıllık bin 200 dolar. Avrupa’da ise ortalama 10 bin dolar civarında. Nasıl gelişeceğiz? Bizim çocuklarımız çok zeki, aradaki farkı kapatır diye mi düşünülüyor?
* Türkiye’de uzun bir süredir eğitim konusundaki eksikleri gidermek için çok sayıda STK özverili çalışmalar yapıyor. Geri kalmış bölgelere yardım gidiyor, bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor, kampanyalar düzenleniyor. Ama hâlâ okula gönderilmeyen kız çocukları, okullarda eksik var...
Türkiye’nin en ciddi sorunlarından biri genel okullaşma oranları. Kızları değil erkekleri okullaştırıyoruz. Lise çağı kızların okullaşma oranı yüzde 38. Bizim yarattığımız toplumda işin rengi 14 yaşlarında değişiyor.
* Kızlar evlendiriliyor...
Evet. Aile baskısıyla evlendiriliyorlar. Kız-erkek dengesi mutlaka sağlanmalı. Çocukların özellikle de kızların okula gönderilmemesiyle ilgili farklı nedenler oluyor. Bazı aileler ’Benim çocuğumun beyni başka ideolojilerle yıkanıyor’ diyor. Kızlar bazı dini inanç ve gelenekler nedeniyle okula gönderilmiyor.
* İmam Hatip Liseleri, Meslek Liseleri ve Anadolu Liseleri’ne üniversiteye girişte katsayı uygulanıyor. Bu da tartışma konusu. Bu öğrenciler üniversiteye girişte zorlanıyor. Bu değiştirilmeli mi?
Bir sınav yapılıyorsa, bu sınavda uygun puanı alan üniversiteye girer. Bu çocuğun nereden geldiğinin ne anlamı var. Bir çocuğun inancına bakarak eğitimine engeller koymayı doğru bulmuyorum. Adaletli değil.
* Konu türbanda kilitleniyor. Üniversitelere türbanlı öğrenci alınmalı mı?
Bir gencin başını kapatıyor olması onun toplumun eğitim olanaklarından dışlanmasına neden olamamalı. Bu toplum farlılıklarla bir arada olabildiği sürece zengin, ilerici ve gelişmiş olabilir. Toplum tek tip olsun arayışında olduğumuz sürece tepkiler oluşacak. Sen Kürtsün, sen Alevisin, sen Çerkezsin, sen saf Türksün. Kanını tahlil ettim, sen Ermenisin... Bir yanda Anadolu toplumunun kökeninde böyle bir çok kültürlülük var. Ve birey hakları diye bir şey var. Bana inancını dayatmadığı sürece herkese saygılıyım. Herkes eğitim almalı.
Tartışmalardan utanıyorum
* Kız öğrencilerin türbanla eğitime alınmaması bir ayrımcılığa da yol açıyor. O kız öğrenciyle aynı görüşteki erkek eğitim olanaklarından yararlanıyor.
Belki kız kardeşinin başını zorla örttüren abi okuyor, kız okuyamıyor. Türkiye’nin geleceğiyle ilgili tartışmaların türban meselesine odaklanmış olmasından utanç duyuyorum. Türk-Kürt meselesi için de aynı şeyi düşünüyorum. Ben bu konuların kasıtlı olarak gündemde tutulduğunu düşünüyorum.
* Hep kaos olsun mu isteniyor?
Bir korku imparatorluğu yaratılıyor. Geçenlerde Atlanta Havaalanı’nda oyalanıyorum. CNN Int’de sürekli yayın kesiliyor, soygun, terör, kaza... Sürekli feci haberler veriliyor. Burada bir mesaj var; ’Ey seyahat eden vatandaş kork.’ Uçağa binerken arama yapılıyor, uçaktan indikten sonra arama yapılıyor, bu nasıl açıklanır? Gelişmiş olduğunu iddia eden ülkelerin yanlışlarını görelim.
Ruhumu denize girerek değil, başka insanları dinleyerek dinlendiriyorum
* Sanayicilik, bankacılık, STK. Hepsinde lider kişiliğiniz ön planda. Hangisi zor?
STK’larda yönetici olmak zor. Binlerce gönüllü var. Talimatla iş olmuyor, motive etmeniz gerekiyor. Kaynak sorunu var. Hiyerarşi yok. Ben şimdilerde kendini başarılı olarak tanımlayan iş dünyasındaki dostlarıma, ’Koltuğa bakma, kalk bir sivil toplum kuruluşuna gel’ diyorum. Terfi ve para yok STK’da. Durum çok farklı.
* Siz kendinizi yönetici olarak STK’da nasıl görüyorsunuz?
Daha heyecanlı ve verimliyim. Gençlerleyim. Bu çok güzel.
* Siz yıllardır hiç değişmediniz. Bu, bütün gün gençlerle birlikte olmanızla ilgili mi? Yaşlanmıyorsunuz...
İnsanlar insanı yeniliyor. Bununla ilgili.
* Siz nasıl dinleniyorsunuz?
Denize girerek ve güneşlenerek değil... Ruhum başka insanları dinleyerek dinleniyor.
* Size yardım etme ve toplum için çalışma virüsü nasıl yerleşti?
14 yaşında bir fotoğrafım var. Okulda dayanışma için yapılan inşaata yardım ediyorum. Sanırım o yıllardan kaldı.
Sonunda yardım toplarken dilenmemeyi öğrendim
* Sizle Türk Eğitim Gönüllüleri’nde olduğunuz dönemde yaptığım röportajda, ’dileniyorum’ demiştiniz. Yardım toplamanın zorluklarını anlatmıştınız... Hâlâ öyle mi?
Artık dilenmiyorum. Dilenciliğin sürmemesi için çok şey öğrendim. Şeffaf olduğunuzda, aldığınız yardımları nerelerde kullandığınızın hesabını verince o insanlar yine size vermek istiyor. İnsanlar bizimle proje yapıyor, sonucu görüyor. Ayrıca biz vakıf olarak da farklıyız. Vakıflar aldıkları yardımda 100 liranın 33 lirasını vakıfları için kullanabilirler. Genelde vakfın giderleri için kullanılır. Biz bu rakamı 7’ye indirdik. Gönüllülerimiz otobüsle gidilecek yerlere otobüsle gidiyor. Ben uçak seyahatlerimi kendim karşılıyorum.
15 bin toplum gönüllüsü ön yargılarını yıkmaya geliyor
* Toplum Gönüllüsü kaç genç var?
Sayıca kaç genç olmasından daha çok projelere bakıyorum ben. 71 ilde 287 proje yaptılar 2007 yılının ilk 6 ayında. 130 bin insan bu projelerden yararlandı. 15 binden fazla genç katılmış bu projelere. Toplum gönüllüleri gençliğin güçlendirilmesi projesi.
* Farklılığa saygılıyız diyorsunuz...
Bizim için, kökeni, başı açık-kapalı olması fark etmez. Aramızda ulusalcı, liberal, tutucu farklı kökenden insanlar var. Bunlar bir masaya oturup tartışmıyor o masayı birlikte kaldırıyorlar.
Biz biliyoruz, baskıyla bir yere gelinmiyor. Baskıyla ancak sorunlar erteleniyor. Bir genç geçenlerde, ’Ben buraya ön yargılarımı yıkmak için geldim’ dedi. Kaçımız önyargılarımızın üzerine gidiyoruz?
Formatlanmış devlet duruşu zor değişir
* Müfredatı değiştirmek için ataklar oluyor ama ideolojik tartışmalar devreye giriyor. STK’lar ve MEB ortak çalışsa sizce yararlı olur mu, sonuç alınır mı?
10 yıl önce Türk Eğitim Vakfı’nda akademisyenlerle oturup ciddi kitaplar yazdık. Gidip hükümete sunduk. 6 ay bekledi. 6 ay sonunda ’Ne oldu?’ diye sordum. 3’üncü sayfada olması gereken bir bayrak, mavi gökyüzü ve istiklal marşı var. Yetkili dedi ki, ’bayrağın ipi bir milim kısa çıkmış fotoğrafta, o yüzden onaylanmadı kitaplar’. ’6 ayda buna mı takıldınız?’ dedim. 10 yıl önce de değişikliğe böylesine kapalıydı iktidar. O zaman mesele siyasi iktidarlarda değil. Devletin formatlanmış bir duruşu var. Bu da çok zor değişiyor.
Herkese eşit olunca eşitsizlik yaparsınız
* Hükümet öğrencilere bedelsiz dağıtıyor kitapları. Maddi sorunlar nedeniyle okula gönderilmeyen çocuklar için bunu fırsat olarak görüyor musunuz?
Olumlu gelişme ancak eğer eşitlikten söz ediliyorsa verme olanağı olan insanlardan okullara katkı alınmalı. Herkese eşit olduğunuz zaman eşitsizlik yapıyorsunuz. Mahallelerde denetim mekanizmaları kurulmalı. Paraların bir kısmı okula gelsin. Maddi sorunlar okullaşmaya engel. Ama bunu para verip düzeltemeyiz.
Yale Üniversitesi
TOG’u örnek aldı
* Toplum Gönüllüleri projeniz yurtdışından da ilgi görüyor mu?
Amerika’daki Yale Üniversitesi, Bangladeş’teki bir üniversite ve Fas’ta 3 üniversite toplum gönüllüleri konseptini aldı. Gönüllü gençlerle toplum projeleri üretiyorlar onlar da. Bu bizi çok mutlu ediyor. Ben aramızdaki gençlerin ileride Türkiye’de çok önemli işler başaracaklarını düşünüyorum. Henüz yolun başındalar.
EN ZOR GÜNÜM
Bankamı bıraktığım gün
Bank Ekspress’i bırakmaya karar verdiğim gün zordu. 1994 yılında kriz olmuştu. İnsanın büyük emekler harcadığı yerden kopması güç oluyor. Kurucusu ve ortağı olduğum bankayı bir gruba devrederken yaşadıklarım çok zordu.
Glaubst du wirklich aufzwingende Eltern erlauben "so" eine Variante? :naugthy:
Wieso kannst du nicht mit den Gedanken leben das sie zwar ein Kopftuch tragen will, aber eben noch nicht über die Hürde springen konnte, auch ihre Weiblichkeit zu verhüllen?
Lass sie doch, eine postmoderne Muslima ist das..
Kulah, auf sowas werde ich jetzt gar nicht eingehen. Du hast Augen und kannst lesen.
Ich habe weder zu diesem Foto gelacht, noch abwertend Stellung bezogen.
Ich schrieb dazu:
Das Foto zeigt nur zu welchen Irritationen diese Türban-Debatte bei jungen Mädchen führt.
Also erspart mir diese "...lass sie doch...", "...was ist dabei..." Tour.
Das Foto zeigt nur zu welchen Irritationen diese Türban-Debatte bei jungen Mädchen führt.
Also erspart mir diese "...lass sie doch...", "...was ist dabei..." Tour.
Wieso irritationen?
http://www.hanisauland.de/img/db/punk_460_430_80.jpg
Bei sowas haben wir/ich auch unsere/meine Meinung, aber von irritationen zu sprechen finde ich Falsch.
Sagen wir Extravagant ;)
Sagen wir Extravagant ;)
Nenn es von mir aus Bummballabum. Tartisma zaten saptirlidi....
Nenn es von mir aus Bummballabum. Tartisma zaten saptirlidi....
Sind wir uns einig das "Irritation" ein negativer Begriff ist?
Brauchst also nicht beleidigt tun...
ayyıldız66
23.09.07, 17:22
Bende birsey söylemek istiyorum.
Aslinda toplumumuzda gerilimler böyle basliyor.
Aslinda durum pek de karisik degil. Konu saygi ile ilgili.
Toplumumuzu ikiye bölen olay su:
Basi acik "yobaz" taraf basi kapali tarafi kabul etmiyor, basi kapali "yobaz" taraf da basi acik olani. Arada kalpler kiriliyor ve ister istemez herkes etkileniyor. Bana göre sorun bu tip insanlarda, cünkü basi acik "saygili" ve basi kapali "saygili" taraf da hic sorunsuz bir arada bulunabiliyor. Fikirlerini hür bir sekilde dile getirebiliyorlar ve birbirlerine kardes gibi destek oluyorlar.
Yalniz saygisi kit olan insanlar bu insanlari da etkiliyorlar ve ister istemez insani cileden cikariyorlar. :)
Simdi biraz resime degineyim: Böyle bence hic anlami kalmiyor. Ya taktim mi tam takacaksin, yada hic. Evet bizim dinimiz muhafazakar bir din. Kabul.
Man muss eben auf bestimmte Dinge verzichten. Bir bayan ister basi acik gezer, ister basi kapali. Kimse karisamaz. Ama saygi, illa ki saygi...Saygi olamadan hic bir sey olmaz.
ayyıldız66
23.09.07, 17:23
Umarim yanlis anlasilmam...
Simdi biraz resime degineyim: Böyle bence hic anlami kalmiyor. Ya taktim mi tam takacaksin, yada hic.
Ne diyeceksin/diyecegiz peki kiza?
Yok böyle olmaz dersen, belki acar, vazgecer cünkü.. Birakirsan kendini az da olsa tadmin eder, ileride belki "Tesettür" nedir ögrenir.
Bence hicbir sakincasi yok, yani "yat tam ya hic" e katilmiyorum.
bu zamanda "bu hal" bile büyük cesaret ister...
Ama Haklisin, Saygi en basda gelir.. Hosgörü ve Saygi!
Ne birisi cikip "yok böyle olmaz" diyecek, nede "cok komik görünüyorsun"
stimmt. irritationen,die von bestimmten stimmungsmachern gegen das verschleiern herrühren detan.
dabei versuchen sie sich nicht aus der gesellschaft auszuschliessen.
sie wollen dazu gehören in der schule ,im beruf usw.
was ist falsch daran?
Erstaunlich wie Du den Gegenpol einfach ausblendest. Es ist genauso wahrscheinlich, wenn noch wahrscheinlicher, dass sich diese Mädchen wegen ihrem Umfeld und/oder Familie verschleiern und andererseits duch enge Tops und Miniröcke ihre Grenzen ausloten.
Solche Sachen nur auf die "pöse, kemalistische, Muslim-Unterdrücker Gesellschaft" (die es seit 22.7. eigentlich garnicht mehr geben müsste) zu schieben, ist meiner Meinung nach zu eingleisig.
ach und noch was,die mädels,denen das kopftuch aufgezwungen worden ist,ziehen es ganz aus,kaum das sie aus dem haus sind....
Das stimmt nicht.
ayyıldız66
23.09.07, 17:36
Ne diyeceksin/diyecegiz peki kiza?
Yok böyle olmaz dersen, belki acar, vazgecer cünkü.. Birakirsan kendini az da olsa tadmin eder, ileride belki "Tesettür" nedir ögrenir.
Bence hicbir sakincasi yok, yani "yat tam ya hic" e katilmiyorum.
bu zamanda "bu hal" bile büyük cesaret ister...
Ama Haklisin, Saygi en basda gelir.. Hosgörü ve Saygi!
Ne birisi cikip "yok böyle olmaz" diyecek, nede "cok komik görünüyorsun"
Benim haddim degil karismak. Benim de basi kapali arkadaslarim var. Ama ben kimsenin isine karismiyorum. Böyle olmaz demiyorum, bana göre bir anlami kalmiyor demek istiyorum. Ben kendim basörtüsü takmiyorum ama bu kadar da modern gezmiyorum. Benim görüsüm bu.
Sind wir uns einig das "Irritation" ein negativer Begriff ist?
Brauchst also nicht beleidigt tun...
Ich finde "Irritation" treffend.
Warum ist der Schleier im Prinzip da? Um die Reize der Frauen zu bedecken, damit die Männer nicht unnötig "provoziert" werden und auf dumme Gedanken kommen. Eigentlich eine prima Idee in einer archaischen Gesellschaft. Oder irre ich mich da?
Wenn sich nun eine Frau entschliesst sich zu verschleiern, um sich quasi vor Männerblicken zu schützen, aber dazu noch ein enges Top + Minirock anzieht, dann kann man wohl von einer Konfliktsituation reden. Welches widerum zu einer Irritation in ihrem Verhalten führt. (siehe wiedersprüchliches Bild)
Extravagant ist was anderes.
Benim haddim degil karismak. Benim de basi kapali arkadaslarim var. Ama ben kimsenin isine karismiyorum. Böyle olmaz demiyorum, bana göre bir anlami kalmiyor demek istiyorum. Ben kendim basörtüsü takmiyorum ama bu kadar da modern gezmiyorum. Benim görüsüm bu.
Ayyildiz, wir sind in einem Diskussionsforum. Es ist sogar äusserst erwünscht, dass Du dich einmischst und deine Meinung dazu sagst, ohne dich dafür grossartig rechtfertigen zu müssen.
Ich finde "Irritation" treffend.
Warum ist der Schleier im Prinzip da? Um die Reize der Frauen zu bedecken, damit die Männer nicht unnötig "provoziert" werden und auf dumme Gedanken kommen. Eigentlich eine prima Idee in einer archaischen Gesellschaft. Oder irre ich mich da?
Wenn sich nun eine Frau entschliesst sich zu verschleiern, um sich quasi vor Männerblicken zu schützen, aber dazu noch ein enges Top + Minirock anzieht, dann kann man wohl von einer Konfliktsituation reden. Welches widerum zu einer Irritation in ihrem Verhalten führt. (siehe wiedersprüchliches Bild)
Extravagant ist was anderes.
Insgesamt kann man dies als eine Situation des "Selbstfindens", des Trotzens und was es sonst nicht gibt bewerten - ebenso wie die Situation, wenn Töchter von säkularen Eltern plötzlich das Kopftuch anlegen. Also, ist die Situation sehr facettenreich und unterschiedlich einzustufen.
Dich als zukünftigen Pädagogen dürften solche Phänomene gar nicht irritieren (oder zum Lachen bringen?). Vielmehr müßtest du 3-5 plausible Erklärungen in der Hand haben. Oder bist du ideologisch vorbelastet?
Erstaunlich wie Du den Gegenpol einfach ausblendest. Es ist genauso wahrscheinlich, wenn noch wahrscheinlicher, dass sich diese Mädchen wegen ihrem Umfeld und/oder Familie verschleiern und andererseits duch enge Tops und Miniröcke ihre Grenzen ausloten.
du solltest nicht spekulieren detan.
mit wahrscheinlichkeiten kommt man nicht voran.
du solltest sie mal fragen,ob dem wirklich so ist....
Solche Sachen nur auf die "pöse, kemalistische, Muslim-Unterdrücker Gesellschaft" (die es seit 22.7. eigentlich garnicht mehr geben müsste) zu schieben, ist meiner Meinung nach zu eingleisig.
ich hatte beim schreiben gar nicht an die "pöse, kemalistische, Muslim-Unterdrücker Gesellschaft" gedacht,sondern an die deutsche aber egal...
dennoch will ich etwas dazu loswerden.
meine familie ist kemalistisch und ich weiss,was ich durchmachen musste,
als ich ihnen gegenüber mit meinem kopftuch aufgetreten bin!
also erspar mir das bitte,denn was gestern war ist heute noch aktueller aus deren sicht.
als ich ihnen gegenüber mit meinem kopftuch aufgetreten bin!
Verda trägt Kopftuch?
Insgesamt kann man dies als eine Situation des "Selbstfindens", des Trotzens und was es sonst nicht gibt bewerten - ebenso wie die Situation, wenn Töchter von säkularen Eltern plötzlich das Kopftuch anlegen. Also, ist die Situation sehr facettenreich und unterschiedlich einzustufen.
Trotz, Selbstfindung,...unsw gehen mit einer "Konfliktsituation" einher. Um herrauszufinden was es genau ist, müsste man die Betroffene kennen, daher habe ich mich allgemein ausgedrückt.
Dich als zukünftigen Pädagogen dürften solche Phänomene gar nicht irritieren (oder zum Lachen bringen?). Vielmehr müßtest du 3-5 plausible Erklärungen in der Hand haben.
Wenn ich hier diverse persönliche Erfahrungen aufzähle, würde ich bestenfalls ein "typisch Detan" ernten.
Oder bist du ideologisch vorbelastet?Ich empfinde meine Ideale nicht als belastend und im Beruf ist es ohnehin nichts zu nutze.
Verda trägt Kopftuch?
ja :rockon:
ja :rockon:
Seit?
oder fragt man sowas nicht? Bin mir jetzt nicht sicher.
Oder haste das hier schon erzählt?
Wenn ich hier diverse persönliche Erfahrungen aufzähle, würde ich bestenfalls ein "typisch Detan" ernten.
doch detan erzähl mal bitte,welche erfahrungen hast du gemacht?
ich würde gerne mehr wissen.
ich sag auch nicht typisch detan ,versprochen.
Seit?
oder fragt man sowas nicht? Bin mir jetzt nicht sicher.
Oder haste das hier schon erzählt?
seit 15 jahren,war ein spontan-entschluss :lach: .
du solltest nicht spekulieren detan.
mit wahrscheinlichkeiten kommt man nicht voran.
du solltest sie mal fragen,ob dem wirklich so ist....
Genau das gleiche hast du doch getan, nur mit dem Unterschied die Intoleranz der Gesellschaft gegenüber dem Kopftuch, als Grund für diesen widersprüchlichen Kleidungstil verantowrtlich zu machen. Ich habe dich lediglich daran erinnert, das es auch genau umgekehrt sein kann.
ich hatte beim schreiben gar nicht an die "pöse, kemalistische, Muslim-Unterdrücker Gesellschaft" gedacht,sondern an die deutsche aber egal...
Das Bild ist aus der Türkei.
dennoch will ich etwas dazu loswerden.
meine familie ist kemalistisch und ich weiss,was ich durchmachen musste,
als ich ihnen gegenüber mit meinem kopftuch aufgetreten bin!
also erspar mir das bitte,denn was gestern war ist heute noch aktueller aus deren sicht.
Das ist deine persönliche Erfahrung. Und ich kann dir zig Beispiele und Fälle nennen, bei dem sich das Gegenteil abgespielt hat.
Als Verschleierte ist man in der Türkei schon lange kein Underdog mehr, der Trend geht nämlich genau in die andere Richtung.
Frag mal Nurdan über ihre Erfahrungen in der Türkei.
nurdaaaan erzähl mal bitte...
deryatulga
23.09.07, 19:34
Türban Türk kimliği değildir!
23 Eylül 2007 Pazar 18:16
Nevval Sevindi: "Gizli Anayasa" özgürlük getirmez.
Demokrat Parti Genel Başkan Adayı Gazeteci–Yazar Nevval Sevindi, AKP'nin "gizli hazırladığı" Anayasa'nın özgürlük getirmeyeceğini söyledi.
DP Genel Başkanlığa adayı Sevindi, Anayasa tartışmalarıyla ilgili olarak ANKA'ya yaptığı açıklamada, "AKP'nin gizli kapaklı hazırladığı, hazırlayıcılarının açıkladığı unsurları da reddederek tutarsızlık sergilediği bir yeni Anayasa, Türkiye'ye özgürlük getirmez, ancak yeni gerilimlerin kaynağı olur" dedi.
Sevindi, Anayasa tartışmalarında merkez sağdaki boşluğun iyice hissedilir hale geldiğini de belirterek, DP'in yenilikçi hareketiyle bir an önce AKP Anayasası'na karşı tutum belirlemesi gerektiğini vurguladı. Anayasa tartışmasının türbana kilitlenmesinden toplumun büyük bir kaygı duyduğunu vurgulayan Nevval Sevindi şu açıklamayı yaptı:
"Sivil Anayasa değil AKP anayasası yapmakta kararlı olan Başbakan, 'herkes kendi işine baksın' demekle demokrasiyi araç olarak kullandığını bir kez daha kanıtladı. AKP iktidarını pekiştirmeyi hedefleyen anayasa Türkiye'yi daha büyük gerilimlere götürür. Siyasal İslam'ın son 30 yıldır vazgeçmediği bütün hedefler Çankaya ve türban tartışmasıyla yeniden ortaya çıkmıştır. Türban bin yıllık Türk - Müslüman kadın kimliği değildir. Dede Korkut'tan beri Türklerde kadın erkek yan yana bir yaşam biçimi vardır. Din adamlarının çoğunun da belirttiği gibi türban İslam'ın şartları içinde yoktur.
Özgürlüğü türbana indirgemek tehlikelidir. Kadınların kazanılmış haklarına tehdit olarak görülmesinin haklı sebepleri AKP'nin bazı uygulamalara dayanmaktadır. Örneğin Prof. Dr. Beyza Bilgin'in söz ettiği 1998 dönemi gibi, türban herkese dayatılmıştır.
Yargı bağımsızlığını hiçe sayan AKP'nin bu taslağı tehlikeli önerilerle yargıyı siyasi iktidarın denetimine sokmaya çalışmaktadır. Bu tavır Türkiye'yi AB 'den koparır.
Merkez sağdaki boşluğun vahameti son anayasa tartışmalarıyla iyice ortaya çıkmıştır. DP Yenilikçi Hareket'in önderliğinde bir an önce toparlanarak siyaset sahnesindeki yerini almalıdır. Bunu başarmak zorundayız."
deryatulga
23.09.07, 19:50
Als Verschleierte ist man in der Türkei schon lange kein Underdog mehr, der Trend geht nämlich genau in die andere Richtung.
Es ist also an der Zeit, sie erneut zu dem degradieren, wozu sie verdammt sind! Ich verstehe nur nicht, warum dieser Staat und insbesondere seine allmächtige und allwissende uniformierte Diener so scheinheilig sind, einen Sütcü Imam Jahr für Jahr zu huldigen. Bald lassen sie ihren senilen Hofchroniker wohl oder übel auch diese Gschichte ideologisch massgeschneidert umschreiben, wer weiss! Mir ist es so oder so zum Kotzen!
Trotz, Selbstfindung,...unsw gehen mit einer "Konfliktsituation" einher. Um herrauszufinden was es genau ist, müsste man die Betroffene kennen, daher habe ich mich allgemein ausgedrückt.
Auf viele dieser Aspekte könntest du ja eingehen. Dadurch würden wir alle etwas lernen; zudem würde dadurch bei den geneigten Lesern auch nicht der Eindruck entstehen, dass du hier 'per se' gegen das Kopftuch argumentierst. Du hast es nicht getan, aber man hätte es so interpretieren können.
Wenn ich hier diverse persönliche Erfahrungen aufzähle, würde ich bestenfalls ein "typisch Detan" ernten.
Nein, im Gegenteil! Ich würde gern von den Erfahrungen anderer Menschen bezüglich dieser Thematik erfahren. Dies meine ich ernst.
Frag mal Nurdan über ihre Erfahrungen in der Türkei.Wenn ihr es uns nicht erzählt, können wir alle relevanten Faktoren in unsere Überlegungen nicht einbeziehen.
soyle de denebilir tesbih hata kaldirmaz, ayrica benim "maddi boyutta" bir aclik kasdettigimi de nereden cikardiniz?
su var; bati'nin kendi sorunlari var oyle veya boyle bunlari cozmeye calisiyordu diyelim. osmanli kendine munhasir sorunlarini neden onlar gibi ve onlar kadar bir surede cozmek zorunda olsun?
bati kendi masasini talan edince gozunu buranin masasina dikmistir. buradan da devleti kurtarmaktan ote bir fikir falan uretilmis degildir. ismet pasa lozan'da yuz yil daha kurtardik demisti ama yeni bir dunya kurulur Turkiye'de orada yerini alir diye de avunabilirsiniz.
sizin de osmanli ile kapitalizmi bu denli alakasiz gormeniz allameliginizden galiba.
Cok ilginc! "Bati`nin kendi sorunlarini cözüme kavusturma isteginden", ki sözkonusu olan Fransiz Devrimine kadar giden yoldan, Lozan`da Ismet Pasa`ya atlamak, her "allamenin" isi olmasa gerek....
"osmanli kendine munhasir sorunlarini neden onlar gibi ve onlar kadar bir surede cozmek zorunda olsun?", diyorsunuz... Da bunu bana degil, 1699`dan sonra gelen Padisah ve pasalara soracaksiniz bir zahmet....!
"bati kendi masasini talan edince gozunu buranin masasina dikmistir. buradan da devleti kurtarmaktan ote bir fikir falan uretilmis degildir", diyorsunuz, ki burda kapitalizm konusundaki radikalliginizi de gözler önüne sermis oluyorsunuz, bu da kanaatimce sizin allameliginizin o kadar da derin olmamasindan kaynaklanmaktadir....
Bati`ya yönelik, bir "Osmanli`yi yikti komplo teorisidir" bu söylediginiz, ki yine kanaatimce gülünctür.... Pardon, lakin Osmanli`nin kendi yikimina yol acan fikirleri Bati bicak zoruyla getirmedi... "Devletlü Osmanli Padisahlari"na hakaret ediyorsunuz ama..
Bunun yani sira "tesbih hata kaldirmaz" deyimi sizin icadinizdir ve "asli" ile alakasi yoktur... Eger Atasözlerini bizi kurtaracak sekle yontup bicecek olsaydik, sanirim Atasözleri`nin bir alamet- i hikmeti kalmaz idi...
Genç Osman
23.09.07, 22:57
40'ından sonra kapanacak
http://www.internethaber.com/images/news/42604.jpg 08 Eylül 2007 Cumartesi 12:20
Bir örtünme modası aldı başını gidiyor. Son isim Demet Akalın. Bakın neler dedi.
Magazin ve sanat dünyasında örtünme ve umreye gitme yarışı başladı.. Sibel Can, Sezen Aksu sonra Demet Akalın da kapanma yarışına girdi.
Kastamonu'nun Taşköprü İlçesi’nde düzenlenen 21'inci Sarmısak ve Kültür Festivali kapsamında sahneye çıkan şarkıcı Demet Akalın, 40 yaşından sonra kapanacağını da söyledi.
Taşköprü'de 21'inci Sarımsak ve Kültür Festivali'nde sahne alan Demet Akalın açık yeşil ve derin göğüs dekolteli elbisesiyle sahneye çıktı.
Sahnede, kendisine hediye edilen bir başörtüsünü kabul eden Akalın, “Ben de 40 yaşından sonra kapanacağım'' dedi. Başörtüsünü kasteden Akalın, bunun en güzel Sibel Can ve kendisine yakıştığını söyledi. Başörtüsünü takacak kişinin nur yüzlü ve kalbinin temiz olması gerektiğini ifade eden Akalın, başörtüsünü evine getireceğini söyledi.
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=103083
:brüll::brüll: Nur yüzlü Demet'in yüzünün parlamamasinin nedeni makyajindan kaynaklaniyor herhalde...
40'ından sonra kapanacak
:brüll::brüll: Nur yüzlü Demet'in yüzünün parlamamasinin nedeni makyajindan kaynaklaniyor herhalde...
Bizim "mahalledeki" bacilar da birbirlerine özenip kapanma yarisina girmislerdi..Tabii "icleri", "dislari" kadar "dindar" olmayinca ortaya cok komik görüntüler cikmisti...: Altda dar kot pantolonlar, üzerlerinde kisa kollu boddy ve onun üstüne "Türban"... Simdi moda oldu bu tarz...Daha da gelistirdiler...E kendilerini dine "uyduramayinca", dini kendilerine uydurdular....
Mahalle baskisindan ziyade, olusacak "özentinin" sonuclari da tartisilmali bence...: Mesela Istanbul`un Kasimpasa semtinden bir bacimiz ile, Ankara`nin Cankaya`sindaki bir bacimiz arasindaki "moda"nin dine yansimalari diye bir calisma yapilabilir....
deryatulga
24.09.07, 12:13
http://www.milliyet.com.tr/2007/09/24/yazar/akyol.html (http://www.milliyet.com.tr/2007/09/24/yazar/akyol.html)
http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/07/gazete/yazar/ic/k_akyol.gif
Taha AKYOL Objektif
Teziç türban yasağını savunuyor
YÖK Başkanı Sayın Prof. Erdoğan Teziç telefon etti; konu 20 Eylül'de bu sütunda çıkan "Anayasa ve Türban" başlıklı yazım...
O yazımda diyordum ki:
"Bir yasağın bir 'üst norm'a uygun olması, o yasağı kaldırılamaz hale getirir mi, getirmez mi?! Sayın Hocam Teziç'e bunu soruyorum..."
Sayın Teziç telefonda cevabını anlattı. Bugün köşemi kendisine ayırıyorum. Prof. Teziç, özetle, diyor ki:
'Yasağı Meclis kaldıramaz'
Her yasak kalkabilir. Her içtihat değişebilir. Mecelle'nin ifadesiyle, "Zamanın değişmesiyle hükümler de değişir."
Ancak... İçtihat, yalnız yeni bir içtihatla değiştirebilir, Meclis eliyle değiştirilemez. Yargının içtihat yoluyla oluşturduğu bir yasağı, anayasa değişikliğiyle kaldırmak, yargının içtihadını yasama organının değiştirmesi demektir; mümkün değildir.
Bu görüşümü tartışacak, çürütecek hukukçular çıkarsa onları saygıyla karşılarım ama hukuk böyle diyor.
Milli mahkemelerin ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin türban konusunda istikrar kazanmış kararları, yerleşmiş içtihadı var: Türban yasağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı değildir, uygundur.
Yasama organı, Anayasa'yı değiştirerek de bu içtihadı değiştiremez.
Anayasa hükümleri
Hukukun bu esası Anayasamızda da yer alıyor. Anayasamızın 138. ve 151. maddeleri açıktır.
138. maddenin son fıkrasına göre:
"Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
Bu anayasa hükmü karşısında yasama organı türban yasağına ilişkin içtihatları değiştiremez, değiştiremeyeceğine göre, kaldıramaz da...
153. maddenin son fıkrasına göre:
"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar."
Türban konusundaki Anayasa Mahkemesi kararı beni bağladığı gibi, TBMM'yi de bağlar. Aksine bir anayasa değişikliği yapılamaz!
Peki ilelebet mi böyle? İçtihatlar hiç değişmez mi? Elbette değişir ama içtihat, yasama yoluyla değil, bizzat yargının kendi içtihadını değiştirmesiyle değişir.
AİHM üyesi Sayın Rıza Türmen anayasa değişikliğiyle yasağın kaldırılmasının mümkün olduğunu söylemiş olabilir. Bağlayıcı bir içtihattan kurtulmak için yasama yoluyla değişiklik yapmak mümkün mü? Uygun mu? Doğru mu? Bu üç soruyu hepimiz iyi düşünmeliyiz...
Biz Anayasa'nın değişmesine kategorik olarak karşı değiliz. Rektörler Komitesi olarak yaptığımız açıklamada içeriğe girmedik, sadece referanduma kadar ertelenmesini istedik.
Prof. Ergun Özbudun kadim dostumdur, iyi bir hukukçudur. Onunla kamuoyu önünde bir tartışmaya girmeyi şık bulmam. Biz onun hazırladığı taslağın içeriğini tartışmadık, sadece ertelenmesini istedik. YÖK olarak ilgimiz sebebiyle yalnız türban konusundaki mevcut hukuki durumu ifade ettik; bir temenni de belirtmedik, hukuki bir durum tespiti yaptık.
TÜSİAD için hazırladığımız metin, bir anayasa taslağı değildi. Bazı madde önerileri olmakla beraber, akademik nitelikte bir değerlendirme idi, oradaki görüşlerimizi koruyorum.
NOT: Sayın Teziç'in açıklamaları, geniş özet olarak, böyle. Benim yazım yarın.
t.akyol@milliyet.com.tr (t.akyol@milliyet.com.tr)
Üniversitede hüzün; kampüse girerken bile başörtüsünü çıkartmak zorunda kaldılar
http://medya.zaman.com.tr/2007/09/24/ankara.jpg
Eğitim-öğretim yılı açılışında Ankara Üniversitesi Rektör Prof. Dr. Nusret Aras'ın, yeni Anayasa'da üniversitelerde başörtüsü serbestliği tanınmasına karşı çıktığını söylediği sırada, başörtülü üniversiteli öğrenciler yine başlarını açarak kampuse girdi.
Ankara Üniversitesi 2007-2008 Akademik Yılı Açılış Töreni, üniversitenin Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde yapıldı. Anayasa Mahkemesi eski başkanları Yekta Güngör Özden ve Mustafa Bumin'in katıldığı açılış töreninde açılış konuşmasını rektör Prof. Dr. Aras yaptı. Üniversite hakkında bilgiler veren Aras, daha sonra sözü yeni Anayasa taslağına getirdi. Yeni Anayasa'da üniversitelerde kılık kıyafet serbestliğiyle ilgili değişiklik yapılmak istendiğinin açık bir şekilde belli olduğunu aktardı. Yapılmak istenen değişikliğin 'hizmet alan ve hizmet veren' ayrımı olduğunu dile getiren Aras, bu sayede hizmet alan konumundaki üniversite öğrencilerinin istedikleri kıyafetle öğrenimlerine devam ederken, hizmet veren konumundaki kadın öğretim görevlileri ve çalışanların çalışmak durumunda kalacağını kaydetti. Bu durumun son derece sakıncalı ve tartışmalar ortaya çıkaracak bir durum oluşturacağını iddia eden Prof. Dr. Aras, "Öncelikle lise son sınıf öğrencileri ile üniversiteye başlayan kız öğrenciler arasında ergenlik çağı açısından bir fark yoktur. 17 yaşında bir kız öğrenci mezuniyetinden bir iki ay sonra üniversiteli olabilmektedir. Bu sayede lisede bulunan öğrenciler de, isterlerse başlarını örtme talebinde bulunabilecektir. Aynı şekilde eğitim öğretimin anne babanın isteği doğrultusunda yapılması hakkı da ilköğretim ve ortaöğretimde türbanlı öğrencilerin yer almasına yol açabilecektir." dedi.
Rektör Aras'ın başörtüsü serbestliğine karşı konuşma yaptığı sırada Dil Tarih Coğrafya Fakültesi önünde bekleyen bir grup başörtülü öğrenci kampus girişinde polislerin arkasında bekledi. Bir süre burada bekleyen öğrenciler daha sonra başlarını açarak giriş kapısındaki güvenlik görevlilerinin arasından kampuse girmek zorunda kaldı.
Aras, diğer taraftan Anayasa'da yapılacak değişiklikle türbanla öğretim gören üniversite öğrencilerinin türbansızlara baskı yapabileceğini, türbanlı olmayan öğretim görevlileri ve çalışanların da türban takmalarının istenebileceği iddiasında bulundu. Anayasa'da yapılacak değişikliklerden Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Sayıştay, Yargıtay ile Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin çoğunluğunun Meclis tarafından atanacak olmasının, bu kurumların yargılayabildiği parlamento üyelerine karşı tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirmesine neden olabileceğini söyledi.
Aras, yeni Anayasa taslağında yapılması düşünülen değişikliklerin üniversitelerin, geniş hukukçu katılımının, sivil toplum örgütlerinin ve tüm Anayasal kurumların geniş katılımıyla ve tartışılarak düzenlenmesini istedi.
Cihan (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/ara.do?author=436968616E)24 Eylül 2007, Pazartesi
------------------------------------------------------
Aras, yeni Anayasa taslağında yapılması düşünülen değişikliklerin üniversitelerin, geniş hukukçu katılımının, sivil toplum örgütlerinin ve tüm Anayasal kurumların geniş katılımıyla ve tartışılarak düzenlenmesini istedi.
Bu treni siz cokdan kacirdiniz, hakkinizdan artik ancak yasalar gelir!
Sagen wir Extravagant ;)
Ich würde es "an der falschen Stelle verhüllt" nennen;) Schließlich geht es um den Busen.
theinsider
24.09.07, 17:36
ABDÜLLATİF ŞENER YÖK BAŞKANI MI OLACAK?Mehmet Tezkan yazdı..
24.09.2007 06:37http://www.haberturk.com/kuturesim/as8131.jpgBence, AKP’nin türban konusunda oyun planı başka..
Şöyle: Anayasa’nın ikinci maddesini değiştirecekmiş gibi davranıyorlar..
Ortalık ayağa kalkıyor..
Yüksek öğrenimde kılık kıyafeti serbest bırakacaklarını söylüyorlar, kıyamet kopuyor..
Çarşaf da mı serbest, peçe de mi serbest gibi yorumlar yapılıyor..
Yok yok, diyorlar, onlar değil.. Devrim yasaları var..
Kısaca havanda su dövülüyor..
Niye mi?
Anlatayım..
Bir kere AKP, Anayasa’yı değiştirse bile kolay kolay türban yasağının kaldıramayacağını biliyor..
Türbanın üniversitelerde serbest olabilmesi için Anayasa’nın ikinci maddesinin değişmesi gerekir.. Yeni bir laiklik tanımına ihtiyaç var..
Yaparlar o zaman?
Yapamazlar..
Çünkü dördüncü madde ilk üç maddenin değiştirilemeyeceğini, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini söylüyor..
Olur mu ama, değiştirilmiyor ki yenisi yazılıyor..
Tamam da kabul edilene kadar yeni madde eskisinin değişmesi için verilen teklif değil mi?
Evet.. O zaman Anayasa’ya aykırı.. Teklif edemezsin..
Kim söylüyor?
Yüzde 92 oy veren halk..
*
Yani laiklik maddesiyle oynamak kolay değil..
Peki ne yaparlar?
Yüksek öğrenimde kılık kıyafet serbesttir diye madde koyup sorunu aşabilirler mi?
Tartışmalı ama zor..
Çünkü türbanı yasaklayan Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın ikinci maddesine atıfta bulundu.. Laiklik karşıtı eylem sayarak yasak getirdi..
Bu ne demek?
Şu: Anayasa’nın ikinci maddesi değişmeden türban üniversitede serbest kalamaz..
İkinci madde de değiştirilemiyor..
Yani çıkmaz sokak..
Hayır değil..
İşin püf noktası burada..
*
AKP’nin önünde tek yol kalıyor.. Üniversitelerdeki türban yasağı uygulamasını yumuşatmak..
Bu nasıl olacak.. Rektörler marifetiyle, YÖK eliyle..
Demek ki YÖK’ün değişmesi gerekiyor..
Yeni anayasa değiştiriyor.. YÖK’ün 11 üyesi olacak, 6’sını Bakanlar Kurulu belirleyecek..
11’e 6..
Başka söze gerek var mı?
Başkan da AKP’li bir isim olmalı..
Kim kim?
Abdüllatif Şener olmasın!
Troyka falan deniliyordu ama AKP’nin dördüncü ayağı Şener’di.. Kenara çekildi, üniversitede ders vermeye başladı..
Yoksa YÖK Başkanı olmaya mı hazırlanıyor..
Neden olmasın..
AKP bu konuya bu kadar çok önem veriyorsa en güçlü adamını da YÖK’ün başına koyar..
Bence bu isim de Abdüllatif Şener olur..
VATAN
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=37405&cat=110&dt=2007/09/24
Yaşar Nuri Öztürk: Türkiye dinsizliğe gidiyor
HYP Genel Başkanı ve eski İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, 22 Temmuz seçiminden sonra AKP döneminde Türkiye’nin adım adım “ılımlı İslam" devletine doğru kaydığı yorumları yapılırken, yine kamuoyunu şaşırtacak bir değerlendirme yaptı. Öztürk, Türkiye’nin “dinsizliğe" doğru gittiğini iddia etti.
Siyasi gelişmelerle ilgili ANKA’nın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Öztürk, “Kuran’ın anladığı manada bir dinden söz ediyorsak, Türkiye dinsizliğe doğru gidiyor" dedi. Öztürk, “Türkiye’yi taşıdıkları yer şirktir, din değil. Biz yıllarca buna karşı mücadele verdik. Ama şimdi Türkiye doğrudan doğruya müşrik zihniyete, şirk zihniyetine doğru gidiyor. Yelken açmış gidiyor hem de. Zaten Kuran’dan ve Hz Muhammed’den onay almayacak sahte bir dini, morfin gibi kullanıp Türkiye üzerinde her istediklerini yapıyorlar, hurafe dinini anestezi gibi kullanıyorlar" diye konuştu.
devami: http://www.milliyet.com.tr/2007/09/25/son/sonsiy07.asp
bilgin sait
25.09.07, 12:01
ne kadar ilginc!
10 yil kadar once Yasar Nuri Ozturk "ilimli islam" olarak sunulduydu turk halkina
Yaşar Nuri Öztürk: Türkiye dinsizliğe gidiyor
YP Genel Başkanı ve eski İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, 22 Temmuz seçiminden sonra AKP döneminde Türkiye’nin adım adım “ılımlı İslam" devletine doğru kaydığı yorumları yapılırken, yine kamuoyunu şaşırtacak bir değerlendirme yaptı. Öztürk, Türkiye’nin “dinsizliğe" doğru gittiğini iddia etti.
, “Türkiye’yi taşıdıkları yer şirktir, din değil. Biz yıllarca buna karşı mücadele verdik. Ama şimdi Türkiye doğrudan doğruya müşrik zihniyete, şirk zihniyetine doğru gidiyor. Yelken açmış gidiyor hem de. Zaten Kuran’dan ve Hz Muhammed’den onay almayacak sahte bir dini, morfin gibi kullanıp Türkiye üzerinde her istediklerini yapıyorlar, hurafe dinini anestezi gibi kullanıyorlar" diye konuştu.
devami: http://www.milliyet.com.tr/2007/09/25/son/sonsiy07.asp
:brüll:
Bunlarinda ne dedikleri belli degil! ....... daha ne deneyecekler bakalim
ne kadar ilginc!
10 yil kadar once Yasar Nuri Ozturk "ilimli islam" olarak sunulduydu turk halkina
ne ilginc, degisen ne?
deryatulga
25.09.07, 17:52
ne ilginc, degisen ne?
Degisen su, "Ilimli Islam" artik yassah! 10 yil önce subay esleri ev ev dolasarak Yasar Nuri Kur'ani dagitiyor, Ertugrul Özkök de bunun meddahligini yapiyordu. Maskaralik parayla mi?
Degisen su, "Ilimli Islam" artik yassah! 10 yil önce subay esleri ev ev dolasarak Yasar Nuri Kur'ani dagitiyor, Ertugrul Özkök de bunun meddahligini yapiyordu. Maskaralik parayla mi?
Ayse hanimda yok ortalikta..:)
deryatulga
25.09.07, 18:04
Eğitim 3 türbanlı öğrenci Şehitler Abidesi'ndeki törene alınmadı
Burak GEZEN- Ersan KÜÇÜKKURU/ÇANAKKALE / DHA
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4145388.jpgÇANAKKALE’ye, Cumhuriyet Eğitim Gezileri kapsamında gelen bin 120 ilköğretim öğrencisi, Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törenin ardından Gelibolu Yarımadası’ndaki savaş alanları ve şehitlikleri gezdi. Uğurlama töreninde Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in türbanlı öğrenciyle çekilen fotoğrafı nedeniyle olaylı başlayan Cumhuriyet Eğitim Gezisi'nde, türbana şehitlikte ince ayar yapıldı. Türbanla şehitlikleri gezmesine izin verilen öğrenciler gazeteciler tarafından görüntülenince, Şehitler Abidesi önündeki resmi törene alınmadı. Bazı öğrenciler türbanı boynuna bağlayarak dolaştı.
Cumhuriyet Eğitim Gezileri kapsamında dün Ankara’dan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından uğurlanan 24 ilden bin 120 öğrenci ile 66 rehber öğretmen ve yönetici Çanakkale’ye geldi. Sabahın erken saatlerinden itibaren araba vapurlarıyla Eceabat’a geçiş yapan öğrenci grupları 2007-2008 Cumhuriyet Eğitim Gezileri başlangıcı nedeniyle düzenlenen resmi törene katılmak üzere Şehitler Abidesi’ne gitti. Bazı illerden gelen öğrenci kafileleri yol güzergahında bulunan Kilitbahir Köyü’ndeki Seyit Onbaşı heykeline uğradı. Beraberlerindeki rehberlerin Seyit Onbaşı’nın kahramanlığını anlattığı grubun arasında türbanlı öğrencilerin bulunması dikkat çekti. Gazeteciler tarafından görüntülendiklerini fark eden Siirt grubundaki türbanlı 3 ilköğretim öğrencisi, boyunlarındaki gezi kartlarını çıkararak kendilerini gizlemeye çalıştı. Türbanlı öğrenciler Seyit Onbaşı heykelinin fotoğrafını çekerken, kendilerini görüntüleyen gazetecileri de fotoğrafladı. Bu arada Eceabat İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerinin, Cumhuriyet Eğitim Gezilerine katılan öğrencilere Çanakkale Savaşları’nı anlatan rehberlerin belgelerini denetlemesi dikkat çekti.
İŞTE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI MÜSTEŞARI'NIN "MONTAJ" DİYE İDDİA ETTİĞİ FOTOĞRAFLAR... (http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=6360&rid=2)
MÜSTEŞAR YARDIMCISI: FOTOĞRAF MONTAJ
Şehitler Abidesi’ndeki tören öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Saadettin Sabas, “Bugünkü gazetelere yansıyan Bakan Çelik’in türbanlı öğrencilerle fotoğraf ve haberini nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:
“Buyurun, bakın. Burada bin 120 öğrenci bulunuyor. Ben sizin vicdanınıza bırakıyorum. Böyle güzel bir projeyi, böyle basit şeylerle lekelemek, bu insanları, bu gençleri lekelemek yazık günah. Sayın bakanımız dört yıl önce bu projeyi başlattığında, tüm öğrencilerimiz Çanakkale şehitliklerini gezsin görsün istedi. Bu proje tuttu. Ama Ankara’da böyle bir şey yok. Ben bunları şahsen montaj olarak değerlendiriyorum. Veli gelmiş çocuğunu yolcu ediyor. Çocuğun annesinin, babasının kıyafetine karışma hakkımız yoktur. Ben tahmin ediyorum o tür bir fotoğraftı. Çünkü ben resimleri de inceledim. Buyurun hepsi burada. Böyle bir öğrencimiz yoktur. Bunlar sadece bu güzel projeyi sabote etmek isteyen bazı insanların tezgahladığı bir oyundur.”
3 TÜRBANLI ÖĞRENCİ HATIRLATILINCA
Saadettin Sabas, bir gazetecinin, “Siz burada türbanlı öğrenci yok diyorsunuz. Biraz önce Seyit Onbaşı heykelini gezen öğrenciler arasında üç türbanlı öğrenciyi görüntüledik. Bu duruma ne diyeceksiniz?” sorusu üzerine ise şöyle konuştu:
“Mümkün değil efendim. Buyurun bakın. Resmi tören yeri burası. Resmi tören dışında çocuklar için kıyafet zaten serbest. Hiç resmi öğrenci kıyafetiyle gelen bir çocuk gördünüz mü? İsteyen istediği şekilde giyiniyor. Ama bizim kontrolümüzde türbanlı öğrenci yok. Kontrolümüzün dışında gezerken bir çocuk şapka takmıştır veya başka bir şey takmıştır. Onu bilemiyorum. Biz bütün öğretmenlerimizi dün toplayarak uyardık. Burada bin 120 öğrenci var. Bu kadar öğrenciyi kontrol altında tutmamız mümkün değil. Ama hassasiyetimizi sürdürüyoruz. Böyle resmi bir törende böyle bir şeye meydan vermiyoruz.”
TÜRBANLI ÖĞRENCİLER TÖRENE KATILMADI
Şehitler Abidesi’nde Atatürk Anıtı önünde saat 12.00’de başlayan törene, Seyit Onbaşı heykelini gezen türbanlı öğrencilerin alınmadığı gözlendi. Barbaros Hayrettin Paşa İlköğretim Okulu öğrencilerinin halk oyunları gösterisini ardından geziye katılan öğrencilere hitap eden Müsteşar Yardımcısı Sadettin Sabas, son üç yılda 37 bin 216 öğrenciye şehitliklerin gezdirildiğini, bu yıl dört dönem halinde düzenlenecek Cumhuriyet Eğitim Gezileri kapsamında 7 bin 480 öğrenciye şehitliklerin gezdirileceğini söyledi.
Törenin ardından öğrenciler Şehitler Abidesi başta olmak üzere hemen yanı başındaki Sembolik Türk Şehitliği’ni gezdi. Öğrenciler, gezi sırasında rastladıkları Çanakkale 116 Jandarma Komutanlığı'ndaki askerlerle bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Öğrencilerin, gün boyu Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park alanındaki savaş alanları ve şehitlikleri gezecekleri belirtildi.
25 Eylül 2007
ottoman1299
25.09.07, 23:15
http://www.aksam.com.tr/yazarfoto/eardic.gif
Först leydi
Okunuşunu yazdım, halka indim. “First Lady” yazsaydım “beyaz Türk” olacaktım, keh keh keh.
Hayrünnisa Hanım’ın başının bağlı olmasına gıcık kapanlar, bu yazı size...
Emine Hanım’ın başının bağlı olmasına da bozuldunuz ama kocası beş yıldır Türkiye’yi yönetti... Yani, Türkiye’nin “seçilmişlerin yönetmesine izin verilmiş kısmını” yönetti.
Bozuldunuz, ama alıştınız. Meclis Başkanı’nın eşinin de başı bağlıydı, yutkundunuz ama bir şey yapamadınız. Dışişleri Bakanı’nın eşinin de başı bağlıydı, ona da ses çıkaramadınız. Kıyamet, aynı hanım “först leydi” olunca koptu.
Çünkü kendinizi “först” ve “leydi” gibi kefere kavramlarıyla şartlıyorsunuz!
Öyle deyince, insanın aklına Hillary Clinton, Barbara Bush, Nancy Reagan, Betty Ford, Patricia Nixon gibi birtakım “havalı” ve de geçkince kadınlar geliyor. Daha yaşlılara da Jacqueline Kennedy! Saçlar her daim yapılı ve de boyalı, ille de tayyör-etek, dirhem yağ yok, sıfır beden, saplı çanta, kısa topuklu siyah ayakkabı... Hepten rüküşlerine de şapka.
Çankaya’da oturacak hanım bu “formata” uymayınca da tatsızlık başlıyor...
Cumhurbaşkanı eşleri, resmi protokolda kısaca “hanımefendi” olarak geçerler. Şuna hanımefendi deseniz, rahatlayacaksınız. “First, second, third, fourth” gibi saçmalıklar ortadan kalkacak.
Pardon, hanımefendi gibi ünvan ve lakapların kullanılması da yasaktı, değil mi? O zaman, kısaca Bayan Gül.
Fakat Orgeneral Büyükanıt’a da “Yaşar Paşa” demeyeceksiniz ha, çünkü devrim yasalarını çiğnersiniz, giderim vallahi Anıtkabir’e, yazarım deftere bir yazı, sizi Atatürk’e şikâyet ederim
Nereden birinci oluyor bu hanım? O birinciyse, benim karım kaçıncı sıradadır? Anam skalanın neresindedir? Ya ninem?
Hani bizim rahmetli kayınvalideyi birinci yapsanız ağzımı açamazdım da!...
Madem cumhurbaşkanını da “devlet memuru” olarak kabul ediyorsunuz... Yıllarca milletvekillerinin emekliliğine karşı çıktım, mebus kavramının apayrı bir şey olduğunu söyledim, madem aldırmadınız... Madem Çankaya Köşkü’nü de alt tarafı “herhangi bir devlet dairesinin en fiyakalısı ve en iyisi” olarak algıladınız... O zaman, niçin Hayrünnisa Hanım’ı da “devlet memurlarından bir devlet memurunun refikası” olarak kabul edip geçmiyorsunuz?
Efendim, hariciye vekili başka, meclis reisi başka, başvekil başka, cumhurreisi başka... Yok canım, niçin başka oluyormuş? Cumhurbaşkanı padişah mı?
Efendim, eşinin “temsil” özelliği varmış... Yok canım! Nereden verilmiş kendisine bu temsil görevi?
Dikmen sırtlarında “sevimli yavrusu Erdal’la birlikte” at binen Bayan Mevhibe İnönü, haminnemi temsil mi ediyordu? Reşide Bayar’ın bizim yaşam tarzımızla ve geçim sıkıntımızla bir ilgisi var mıydı? Melahat Gürsel olsun, Atıfet Sunay olsun, Emel Korütürk olsun, kim bu hanımları kendine yakın hissetmiş, onu temsil ettiği zahabına kapılmıştır?
Hasbelkader dönem dönem cumhurbaşkanlarının eşleridir, o kadar.
Evet, Hayrünnisa Gül bizim hanıma uzaktır. Bizim hanımın başı açıktır, onunki kapalı. Ayrı dünyaların insanları.
Ama bizim hanım ne Semra Özal’da kendi yansımasını gördü, ne Nazmiye Demirel’e yakınlık duydu, ne de Semra Sezer’e bayıldı... Sekine Evren’e gelince... Onu hiç göremedi ki bir fikir edinsin!... Latife Hanım’ı da tarih kitaplarında okudu ve onunla Safiye Sultan ya da Pertevniyal Besime arasında bir fark gözetmedi, hepsi “tarihi şahsiyetlerdi” bunların...
Fakat başkaldırmadı, “kocası benim cumhurbaşkanım olamaz” gibi bir terbiyesizlik de etmedi hiçkimseye. Üzerinde durmadı.
Basın da bu hanımlara umacı gibi davranmaktan, örneğin başka bir hanıma, Emine Hanım’a da “aaa, New York’ta The Phantom of The Opera’yı seyretti, bu da bizim gibi ağzı burnu, gözü kulağı olan normal bir insanmış yahu” şeklinde yaklaşmaktan vazgeçsin, terbiyesizliğin daniskasıdır.
aksam (http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=92954,10,2&tarih=26.09.2007)
:brüll:
Okunuşunu yazdım, halka indim. “First Lady” yazsaydım “beyaz Türk” olacaktım, keh keh keh.
Hayrünnisa Hanım’ın başının bağlı olmasına gıcık kapanlar, bu yazı size...
Emine Hanım’ın başının bağlı olmasına da bozuldunuz ama kocası beş yıldır Türkiye’yi yönetti... Yani, Türkiye’nin “seçilmişlerin yönetmesine izin verilmiş kısmını” yönetti.
Bozuldunuz, ama alıştınız. Meclis Başkanı’nın eşinin de başı bağlıydı, yutkundunuz ama bir şey yapamadınız. Dışişleri Bakanı’nın eşinin de başı bağlıydı, ona da ses çıkaramadınız. Kıyamet, aynı hanım “först leydi” olunca koptu.
Degisen su, "Ilimli Islam" artik yassah! 10 yil önce subay esleri ev ev dolasarak Yasar Nuri Kur'ani dagitiyor, Ertugrul Özkök de bunun meddahligini yapiyordu. Maskaralik parayla mi?
Yasar Nuri Kurani varmis da, benim haberim olmamis:think:
und nu?
wenn sich die mädels anpassen (siehe bild oben),wird über sie gelästert und gelacht,wenn sie sich ganz bedecken erklärt man sie zur taliban!
was wollt ihr eigentlich???
was stört ihr euch daran?
Du hältst also Kopftücher und Hot-Pants bis zur Bikinizone für "im Sinne des Erfinders"? ;) Wer "die Haare bedeckt" um sich "im Sinne des Islams" einzukleiden um dann untenherum mit Hot-Pants oder Miniröcken herumzulaufen zeigt eine durchaus nicht ungefährliche Geisteshaltung, die von der Taliban nicht so sehr abweicht:
Ich tue was man mir sagt und denke nicht darüber nach, ob es überhaupt Sinn macht.
Sei's drum. Die Kopftuch-Mädels mit der eingebauten Schamhaar-Einsicht auf meinem Userpic finde ich schon ziemlich klasse! :brüll:
Wolf.
das Foto ist das echt? das kann doch nicht sein?
Wolf.
das Foto ist das echt? das kann doch nicht sein?
Keine Ahnung, habe es so gefunden. Aber einen wirklich kurzen Minirock bis knapp übern Arsch mit Kopftuch habe ich selber schon gesehen (Taksim'de).
Keine Ahnung, habe es so gefunden. Aber einen wirklich kurzen Minirock bis knapp übern Arsch mit Kopftuch habe ich selber schon gesehen (Taksim'de).
Aber mit hosen drunter wahrscheinlich. Sonst kann es sich wirklich auch um eine Geistesgestörte gehandelt haben. Egal welches islamische Buch man ließt, egal welche mezhep, SOWAS ist schwer zu finden.
oder war das vielleicht eine der bekannten diser "ECE"", die machen manchmal solche Sachen......... ich werde das HEPIMIZ ECEYIZ von Gök aber jetzt nicht wiederholen
nurdaaaan erzähl mal bitte...
Yakinda görüsüyoruz canim.Anlaticam.
'Mahalle baskısı' tartışmalarının yaşandığı bu günlerde İstanbul'da ilginç bir olay yaşandı. Şişli'de üçü erkek, ikisi kız, beş kişilik bir grup, 18-19 yaşlarında başörtülü bir kıza saldırdı.
document.write('');document.wr ite('');document.write('');doc ument.write('');document.write ('');document.write('');
Genç kızdan başörtüsünü çıkarmasını isteyen saldırganlara Fenerbahçe Disiplin Kurulu Başkanı Avukat Tuncer Erdoğan müdahale etti. Polisin ve çevredeki özel güvenlik görevlilerinin seyrettiği olayda Erdoğan, başörtülü kızı saldırganların elinden bir araca bindirerek kurtardı. Şişli Adliyesi'nin yakınında meydana gelen olay, Emre Aköz'ün saldırıyı dün köşesine taşıması ile ortaya çıktı. Olayı bir de Zaman'a anlatan ve yaşadığı manzaradan çok etkilendiğini söyleyen Erdoğan, "İnsanlar birbirini neden anlamıyor? Bu ülke hepimizin. Herkes istediği gibi özgürce yaşasın." dedi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tacize uğrayan kişi mini etekli olsaydı da aynı müdahaleyi yapardım. 65 yaşımdayım, 60 ihtilalini de gördüm, 12 Eylül'ü de, 28 Şubat'ı da. Artık yeter. Her gün bu korkuyla mı yaşayacağız? Yok Cumhuriyet elden gitti, yok mahalle baskısı... Yeter artık. Bana kimsenin baskı yaptığı yok bu mahallede." İstanbul, Zaman
in diese richtung geht es !
Keine Ahnung, habe es so gefunden. Aber einen wirklich kurzen Minirock bis knapp übern Arsch mit Kopftuch habe ich selber schon gesehen (Taksim'de).
Bende gördüm, kac kez.Say say bitmez.
Leggins kurzer Rock, komisches Shirt schultern frei ....(anlamadim garip iste) doch Kopftuch.
Garip giyinmesinden bana ne, basörtülü olmus bize ne herkez nasil isterse, cani ne cekerse tabiki.
Ama öyle tuhaf ki TR. Bu gösterisin bir Formasi olsa "FC Islami AKP" herkez onu giyecek üstüne. Sanki futbol taraftarlari.
"Kupayi biz aldik" ...tövbe tövbe.
Zaten Forma olmadigi icin, basörtü onun yerini aldi. Din ,min cogunda fasafiso.
Aber mit hosen drunter wahrscheinlich.
Nein, weiße, durchsichtige Strumpfhose mit Spitze (sagt man glaube ich dazu..... dantelli yani). Und die Frau war schon ein ziemlicher Knaller, auch mit Schminke und so......
......tesbih cevirecektim neredeyse! :brüll:
Sonst kann es sich wirklich auch um eine Geistesgestörte gehandelt haben.
Da könntest Du Recht haben. ;)
oder war das vielleicht eine der bekannten diser "ECE"", die machen manchmal solche Sachen.........
Keine Ahnung, nicht ganz meine Welt......
Bende gördüm, kac kez.Say say bitmez.
Leggins kurzer Rock, komisches Shirt schultern frei ....(anlamadim garip iste) doch Kopftuch.
Garip giyinmesinden bana ne, basörtülü olmus bize ne herkez nasil isterse, cani ne cekerse tabiki.
Ama öyle tuhaf ki TR. Bu gösterisin bir Formasi olsa "FC Islami AKP" herkez onu giyecek üstüne. Sanki futbol taraftarlari.
"Kupayi biz aldik" ...tövbe tövbe.
Zaten Forma olmadigi icin, basörtü onun yerini aldi. Din ,min cogunda fasafiso.
quatsch, es gab schon das kopftuch da gab es weder eine akp, nicht mal demokratie, und din min cogunda fasofiso, also das ist respektlos gegenüber den frauen die es aus ihrem glauben, tragen wieviele das sind wissen wir beide nicht, aber ich fürchte es sind vielmehr wie du dir vorstellen kannst, und es wären noch mehr wenn es nicht verboten wäre !
..........und es wären noch mehr wenn es nicht verboten wäre !
Wo ist denn das Kopftuch bitte "verboten"? :confused:
nurdaaaan erzähl mal bitte...
das sind doch alles lügengeschichten, ich glaube nicht einmal, dass diese menschen glauben, dass es demnächst einen kopftuchzwang in der türkei geben wird ...
quatsch, es gab schon das kopftuch da gab es weder eine akp, nicht mal demokratie, und din min cogunda fasofiso, also das ist respektlos gegenüber den frauen die es aus ihrem glauben, tragen wieviele das sind wissen wir beide nicht, aber ich fürchte es sind vielmehr wie du dir vorstellen kannst, und es wären noch mehr wenn es nicht verboten wäre !
Öff...wenn du müde bist gehe schlafen oder lese meinen Beitrag nochmal.
Wo ist denn das Kopftuch bitte "verboten"? :confused:
an den universitäten, als beamte darf man kein kt tragen, oder ist das etwa kein verbot
Wo ist denn das Kopftuch bitte "verboten"? :confused:
Ernst gemeinte Frage?
das sind doch alles lügengeschichten, ich glaube nicht einmal, dass diese menschen glauben, dass es demnächst einen kopftuchzwang in der türkei geben wird ...
Du bist ein komischer Vogel.Kennst mich nicht, meinst aber ich würde lügen.Benim ismim Nurdan, canim kardesim.Für ein paar Leute hier im Forum ist das ein Begriff, die wissen das ich nicht lüge.
Gencliyine vereyim istersen.
an den universitäten, als beamte darf man kein kt tragen, oder ist das etwa kein verbot
Und das hindert Menschen daran, in ihrer Freizeit ein Kopftuch zu tragen?
Ein Geheimnis unter uns:
Believe it or not, ich sitze gerade nackt vorm Rechner, weil ich aus der Dusche herausgekommen bin. Ist draußen auch verboten und ich mache es trotzdem. Wer Kopftuch tragen will, macht dieses und sei es auf dem Weg von und zur Arbeit.
Ein "Kopftuchverbot" welches generell Menschen davon abhält in ihrem Leben Kopftuch zu tragen gibt es einfach nicht.
Ernst gemeinte Frage?
Und die ernst gemeinte Antwort bereits unten! Die Tatsache, dass es in Unis und für Beamte IN AUSÜBUNG IHRER DIENSTPFLICHT verboten ist, hält niemanden davon ab, ansonsten ein Kopftuch zu tragen.
GANZ, ganz ernst sogar!
[
Ein Geheimnis unter uns:
Believe it or not, ich sitze gerade nackt vorm Rechner, weil ich aus der Dusche herausgekommen bin.
Bu sogukta kafayi üsütmüs olmayasin? Ich mach mir nur Sorgen.
Und zum zweiten Teil. Ein Direktes Verbot gibt es natpülich nicht aber es gibt das MAHALLES BASKINI.
Meine Verwandten, die religiöse Seite,habe eine solkche seite und eine wie du es bisT; hatten sich eine Wohnung in einem noblen Viertel in izmir gemietet. NIEMAND hat die gegrüßt aus dem grund (nehmen wir mal an da die Frau Kopftuch getragen hat), also jetzt kein Bauernkoppftuch schon recht modern wie man die in diesen Hochglanz Muslimmodezeitschriften sieht. Die leben seit 4 Jahren da und werden immer noch nicht gegrüßt, so ist unsere Türkei,m es gibt die MAHALLE BASKINI
Und das hindert Menschen daran, in ihrer Freizeit ein Kopftuch zu tragen?
Ein Geheimnis unter uns:
Believe it or not, ich sitze gerade nackt vorm Rechner, weil ich aus der Dusche herausgekommen bin. Ist draußen auch verboten und ich mache es trotzdem. Wer Kopftuch tragen will, macht dieses und sei es auf dem Weg von und zur Arbeit.
Ein "Kopftuchverbot" welches generell Menschen davon abhält in ihrem Leben Kopftuch zu tragen gibt es einfach nicht.
das kannst du drehen und wenden wie du willst es ist und bleibt ein verbot ! aufgrund einer kopfbeckung wird den frauen, das recht auf eine bildung und einem arbeitsplatz entzogen ! es gehört zu ihrer reliösen pflicht, und es ist eine schande das sich dieses nicht mit der bildung oder dem arbeitsleben vereinen lässt
Du bist ein komischer Vogel.Kennst mich nicht, meinst aber ich würde lügen.Benim ismim Nurdan, canim kardesim.Für ein paar Leute hier im Forum ist das ein Begriff, die wissen das ich nicht lüge.
Gencliyine vereyim istersen.
haha
der noch komischere vogel bist anscheinend du !:brüll:
das kannst du drehen und wenden wie du willst es ist und bleibt ein verbot ! aufgrund einer kopfbeckung wird den frauen, das recht auf eine bildung und einem arbeitsplatz entzogen ! es gehört zu ihrer reliösen pflicht, und es ist eine schande das sich dieses nicht mit der bildung oder dem arbeitsleben vereinen lässt
hinzuzufügen ist das fast alle menschen in der tr, von einem türban yasagi sprechen ...
haha
der noch komischere vogel bist anscheinend du !:brüll:
Primitiver gehts nicht
Primitiver gehts nicht
du beschuldigst mich mit ich würde urteilen ( darüber lässt sich schon diskutieren, weil ich hier niemanden direkt beschuldigthabe!) über dich, ohne dich zu kennen, und urteilst einen satz später über mich das ich noch zu "jung" bin ( genclige bagligim, was das klip und klar bedeutet weiss ich immernoch obwohl wir fast drei uhr nachts haben!)! und jetzt auch noch mit primitivität, alles klar !
[
Bu sogukta kafayi üsütmüs olmayasin? Ich mach mir nur Sorgen.
Weiß zwar jetzt nicht ganz, wie gut Dein Wortwitz ist, aber mit beiden "kafas" ist alles in Ordnung, keine Sorge.
Und zum zweiten Teil. Ein Direktes Verbot gibt es natpülich nicht aber es gibt das MAHALLES BASKINI.
Meinst Du jetzt tatsächlich einen "Überfall" oder meinst Du "Druck"? Es gibt einen Unterschied zwischen baskin und baski.
Die leben seit 4 Jahren da und werden immer noch nicht gegrüßt, so ist unsere Türkei,m es gibt die MAHALLE BASKINI
Solange man nur "nicht gegrüßt" wird, ist doch alles in Ordnung. Ich verstehe Dein Problem nicht. Versuch mal an Ramazan was zu trinken oder im Minirock in Fatih herumzulaufen. Gründe einen atheistischen Verein in der Türkei oder halte einen alevitischen Kongress in Sivas ab.
"Nicht gegrüßt werden" ist dann wirklich Dein geringstes Problem.
das kannst du drehen und wenden wie du willst es ist und bleibt ein verbot !
Welches sich bei Studentinnen und Beamten auf ein paar Stunden des Tages auswirkt. Daraus eine Ableitung auf einen künstlich verminderten Prozentsatz von Kopftuchträgerinnen zu kommen soll ja wohl eher ein Witz sein!
Sivas Alibaba Cem Evi Açılışı Yapıldı
http://www.sondakika.com/haber-sivas-alibaba-cem-evi-acilisi-yapildi/
sivas ist nicht gut gewählt, konya bitte demnächst ....
sivas ist nicht gut gewählt, konya bitte demnächst ....
Wenns in einem Jahr immer noch steht, sehen wir weiter! ;)
Welches sich bei Studentinnen und Beamten auf ein paar Stunden des Tages auswirkt. Daraus eine Ableitung auf einen künstlich verminderten Prozentsatz von Kopftuchträgerinnen zu kommen soll ja wohl eher ein Witz sein!
bei beamten min 8h stunden am tag also 1/3 des tages ( das andere drittel schläft frau unterstelle ich mal !) tr studienzeiten kenne ich nicht, das was du forderst und erzählst ist, sehr weit hergeholt, oder kann man auch nach deiner meinung, während der arbeit das fasten unterbrechen und in der freizeit bzw feierabend danach weiter fasten ?
Weiß zwar jetzt nicht ganz, wie gut Dein Wortwitz ist, aber mit beiden "kafas" ist alles in Ordnung, keine Sorge.
Mein Wortwitz ist ist extrem Flexible,also Alles bestens
Meinst Du jetzt tatsächlich einen "Überfall" oder meinst Du "Druck"? Es gibt einen Unterschied zwischen baskin und baski
Solange man nur "nicht gegrüßt" wird, ist doch alles in Ordnung. Ich verstehe Dein Problem nicht. Versuch mal an Ramazan was zu trinken oder im Minirock in Fatih herumzulaufen. Gründe einen atheistischen Verein in der Türkei oder halte einen alevitischen Kongress in Sivas ab.
"Nicht gegrüßt werden" ist dann wirklich Dein geringstes Problem.
[/QUOTE]
Es war nur nicht das nicht Grüßen. man wurde von vielen Veranstaltungen einfach ausgeschlossen. Alles nicht sd tragisch wie du sagst aber es kann einen schon etwas mitnehmen besonders wenn man den freundlichen´Kontakt zu den atheistischen Nachbarn ,die´Morgens ihre Hündchen ausführen, sucht,OBWOHL man praktizierender Moslem ist.
Der Unterschied zwischen den sogenannten aydins undzwar egal ob in der TR, EU, oder ABD,istdie machen diesesn Druck auf "ziviliserte art und weise, rechtlich und psychologisch. Der ungebildetet Muslimfanatiker hat diese gedult nicht der Schreit einfach nur rum und verbrennt Fahnen weil er kkeine andere Wege kennt die sogenannten Feinde aus dem Weg zu schaffen mit demokratiscehn,legalen Wegen,DAS müssen die lernen
[
Meinst Du jetzt tatsächlich einen "Überfall" oder meinst Du "Druck"? Es gibt einen Unterschied zwischen baskin und baski.
Und es gab erst gstern einen bericht wo ein halbes dutzen jugendliche eine Kopftuchträgerin angegriffen haben,,,,,,,also baski UND baskin
Der Unterschied zwischen den sogenannten aydins undzwar egal ob in der TR, EU, oder ABD,istdie machen diesesn Druck auf "ziviliserte art und weise, rechtlich und psychologisch. Der ungebildetet Muslimfanatiker hat diese gedult nicht der Schreit einfach nur rum und verbrennt Fahnen weil er kkeine andere Wege kennt die sogenannten Feinde aus dem Weg zu schaffen mit demokratiscehn,legalen Wegen,DAS müssen die lernen
Von mir aus sollen sie Fahnen verbrennen solange sie lustig sind! Dann eröffne ich ein Fahnengeschäft mit Fahnen aus brennbaren Stoffen, die beim Abbrennen Farb- und Knalleffekte verursachen und verdiene mich reich damit!
Sie verbrennen MENSCHEN. Das ist mein Problem!
Und ich kann diesbezüglich leider nicht so nachsichtig sein wie Du.
tr studienzeiten kenne ich nicht, das was du forderst und erzählst ist, sehr weit hergeholt, ......
Scheint schon spät zu sein. "Gefordert" habe ich gar nichts und "erzählt" habe ich bisher nur Fakten. Du hingegen meintest, das Kopftuch"verbot" hätte eine Auswirkung auf die Anzahl an Kopftuchträgerinnen.
Der Kausalzusammenhang ist immer noch unklar, da diese Frauen ja angeblich "ausgeschlossen" werden. Wenn sie ausgeschlossen werden, dann aufgrund eines Kopftuches. Also tragen sie es doch!
Sie verbrennen MENSCHEN. Das ist mein Problem!´
Das sit auch MEIN Problem. und mit zusammen mindestens 250 Millionen Menschen....das ist dochschonmal was. Lass uns aber unseren Staat gründen
´
Das sit auch MEIN Problem. und mit zusammen mindestens 250 Millionen Menschen....das ist dochschonmal was. Lass uns aber unseren Staat gründen
Ich bin schon dabei. Du hast noch nicht geantwortet! ;)
Scheint schon spät zu sein. "Gefordert" habe ich gar nichts und "erzählt" habe ich bisher nur Fakten. Du hingegen meintest, das Kopftuch"verbot" hätte eine Auswirkung auf die Anzahl an Kopftuchträgerinnen.
Der Kausalzusammenhang ist immer noch unklar, da diese Frauen ja angeblich "ausgeschlossen" werden. Wenn sie ausgeschlossen werden, dann aufgrund eines Kopftuches. Also tragen sie es doch!
so wird das nichts, ich kann gegenargumentieren, das es kein zwang und druck durch fam, ehe, mahalle etc. gibt ( geben wird!), da die frauen ja in ihrer freizeit ( wenn sie alleine sind) oder wenn sie in einem anderen bezirk das kt ablegen können ... also gibt es kein generellen zwang oder druck welches frauen zum tragen verpflichtet !
und das verbot wird sogar bestärkt und unterstüztzt durch gesetzte !
"Und das hindert Menschen daran, in ihrer Freizeit ein Kopftuch zu tragen?"
wenn man zwischen den zeilen liesst, entnehme ich dem sehr wohl eine forderung, und so wie deine geschichte ist auch meine oben geschilderte geschichte, als eine märchenerzählung anzusehen!
man sollte sich über die motivation und den sinn und zweck des kt gedanken machen, dann sollte es niemanden schwer fallen zu erkennen, dass diese forderungen nach ablegen im beruf und bildung, nicht der moti und dem sinn zweck entsprechen, sogar sich ausschliessen !
tatsache ist das beides vorhanden ist, und anscheinend empfinden frauen die gezwungen werden einen hass auf nicht bedeckte frauen, und frauen die dieses verbot unterstützten empfinden den hass ggb den frauen die welches tragen ....
so wird das nichts, ich kann gegenargumentieren, das es kein zwang und druck durch fam, ehe, mahalle etc. gibt ( geben wird!), da die frauen ja in ihrer freizeit ( wenn sie alleine sind) oder wenn sie in einem anderen bezirk das kt ablegen.......
Du hattest behauptet, dieses Gesetz würde die Anzahl an Kopftuchträgerinnen verändern. Ich will nicht einmal eine Quelle, ich will einen Kausalzusammenhang! Nicht einmal den kannst Du mir offenbar liefern. Bleib bitte beim Thema.
Du hattest behauptet, dieses Gesetz würde die Anzahl an Kopftuchträgerinnen verändern. Ich will nicht einmal eine Quelle, ich will einen Kausalzusammenhang! Nicht einmal den kannst Du mir offenbar liefern. Bleib bitte beim Thema.
ich will beim beruf ein kt tragen, wenn ich es mache werde ich gefeuert, und da die 50/50 option nicht gültig und lächerlich ist da es nicht dem sinn un zweck des kt nicht entspricht, bin ich gezwungen dem verbot zu folgen und keins zu tragen da ich dadurch sehr viel verliere und riskiere .... dasselbe gilt für die uni, stell dich doch nicht so an
ich will beim beruf ein kt tragen, wenn ich es mache werde ich gefeuert, und da die 50/50 option nicht gültig und lächerlich ist da es nicht dem sinn un zweck des kt nicht entspricht, bin ich gezwungen dem verbot zu folgen und keins zu tragen da ich dadurch sehr viel verliere und riskiere .... dasselbe gilt für die uni, stell dich doch nicht so an
Du definierst also jemanden, der 8 Stunden pro Wochentag (bei Studenten auch mal weniger) ausschließlich an der Arbeitsstelle/Universität das Kopftuch vorübergehend ablegt als "keine Kopftuchträgerin".
Dann bin ich z.B. "kein Turnschuhträger", denn auf der Arbeit darf ich das auch nicht.
Ich hatte es noch nie so betrachtet, dass die Anzugsregeln in der Industrie die Anzahl an Turnschuhträgern reduziert. Ich würde mich trotzdem als Turnschuhträger bezeichnen, denn in meiner Freizeit ziehe ich Turnschuhe sehr wohl an. Aber wenn Du meinst......
Du definierst also jemanden, der 8 Stunden pro Wochentag (bei Studenten auch mal weniger) ausschließlich an der Arbeitsstelle/Universität das Kopftuch vorübergehend ablegt als "keine Kopftuchträgerin".
richtig keine kopftuchträgerinnen ( aus der religiösen sichtweise!) wie definierst du denn frauen die während der arbeit zb aus hygienischen gründen eins tragen müssen und in ihrem übrigen leben nicht, es ist doch nicht entscheidend wieviel stunden am tag ich mit dem kt rumlaufe, sondern die motivation und der sinn zweck
nn bin ich z.B. "kein Turnschuhträger", denn auf der Arbeit darf ich das auch nicht.
Ich hatte es noch nie so betrachtet, dass die Anzugsregeln in der Industrie die Anzahl an Turnschuhträgern reduziert. Ich würde mich trotzdem als Turnschuhträger bezeichnen, denn in meiner Freizeit ziehe ich Turnschuhe sehr wohl an. Aber wenn Du meinst......
also turnschuhe und ein religiöse kleidungspflicht miteinander zu vergleichen ... aber wenn du meinst
richtig keine kopftuchträgerinnen ( aus der religiösen sichtweise!) wie definierst du denn frauen die während der arbeit zb aus hygienischen gründen eins tragen müssen und in ihrem übrigen leben nicht, es ist doch nicht entscheidend wieviel stunden am tag ich mit dem kt rumlaufe, sondern die motivation und der sinn zweck
Tja, mit dieser Sichtweise liegst Du dann halt irgendwo in der Fundi-Ecke. Einmal Koftuch ausgezogen und schon ist man offenbar sofort ein "kaffur". Ist ja in Ordnung. Ist ein freies Land hier. Nur sind die Kaffurs halt hier in der Überzahl.
also turnschuhe und ein religiöse kleidungspflicht miteinander zu vergleichen ... aber wenn du meinst
Stimmt schon. Bloß weil ich mal was anderes trage bin ich nicht sofort als "Sandalenträger" oder "Barfußlaufer" verdammt in der Hölle zu brennen. Solche Regeln gibts natürlich nicht, da hast Du schon Recht.
Aus genau diesem Grund halte ich ja bekanntlich nichts von Religionen. :)
Tja, mit dieser Sichtweise liegst Du dann halt irgendwo in der Fundi-Ecke. Einmal Koftuch ausgezogen und schon ist man offenbar sofort ein "kaffur". Ist ja in Ordnung. Ist ein freies Land hier. Nur sind die Kaffurs halt hier in der Überzahl.
:brüll:
mich als einen fundamentalisten zu bezeichnen, super, hat auch noch keiner gemacht, auch noch dazu ein paar unterstellung, und kurz vorher postest du ich soll beim thema bleiben, alles klar, zeigt mir deutlich deine sichtweise !
und nur mal kurz zum thema das ist nicht meine sichtweise sondern die der islamwissenschaft
Stimmt schon. Bloß weil ich mal was anderes trage bin ich nicht sofort als "Sandalenträger" oder "Barfußlaufer" verdammt in der Hölle zu brennen. Solche Regeln gibts natürlich nicht, da hast Du schon Recht.
Aus genau diesem Grund halte ich ja bekanntlich nichts von Religionen. :)
vergleich du weiter äpfel mit birnen, wie du jetzt zum höllenfeuer kommst ist mir auch ein rätsel, aber du hast recht " Aus genau diesem Grund halte ich ja bekanntlich nichts von Religionen" genau deswegen werden wir niemals übereinkommen, weil du einfach keinen respekt (harmlos ausgedrückt!) ggb religionen hast ... auf das möchte ich aber nicht näher eingehen, es ist ja nbekanntlich ein freies land
und nur mal kurz zum thema das ist nicht meine sichtweise sondern die der islamwissenschaft
So'n Schwachsinn! Die sind sich nicht einmal sicher ob ÜBERHAUPT Kopftuch oder nicht, geschweige denn ob man durch sekundenlanges Ausziehen sofort zum "kaffur" wird!
Wer diese Haltung vertritt ("einmal ausgezogen => Kaffur") gehört durchaus in die fundamentalistische Ecke. Das kann Dir passen oder nicht.
So'n Schwachsinn! Die sind sich nicht einmal sicher ob ÜBERHAUPT Kopftuch oder nicht, geschweige denn ob man durch sekundenlanges Ausziehen sofort zum "kaffur" wird!
Wer diese Haltung vertritt ("einmal ausgezogen => Kaffur") gehört durchaus in die fundamentalistische Ecke. Das kann Dir passen oder nicht.[/quote]
erstmal weiss ich nciht mal wie man einen kaffur definiert, aber ich bin mir 100% prozentig sicher das dazu mehr als ein kt tragen oder nicht tragen gehört, guck mal auf dein user pic, die drei sind wahrscheinlcih transvestiten die anschaffen obwohl sie ein kt tragen ....
zudem würde ich auch niemanden als kaffur bezeichnen, da ich ja nichtmal weiss was das ist ...
theinsider
26.09.07, 11:25
wenn das die lebensweisheiten für die "vorbildliche" muslima sind, dann ist mir auch klar warum einige kopftuchtragenden frauen "balabala" sind.
Diyanet Vakfı Fuarı'nda skandal
26 Eylül 2007
ANKA
Diyanet Vakfı’nın Kocatepe Camii içerisinde düzenlediği “Kitap ve Kültür Fuarı”nda İslam’da Cinsellik adı altında yer yer İslamiyet’e ve bilime aykırı bilgilerin yer aldığı, yer yer ise anlatımı pornografiye kaçan kitaplar sergileniyor.
Bu kitapların bazılarında kadınla adet döneminde cinsel ilişkiye girilebileceği, gebe kadınlarla ilişkide ideal pozisyonlar anlatılırken, bakirelerle evlenilmesine öncelik tanınması, erkeğin kıskanç olması gerektiği gibi çeşitli yorumlara yer veriliyor.
Fuarda sergilenen ve satışa sunulan bir kitapta, “Ailesinin başı açık tesettürsüz olarak sokak ve caddelerde vücudunu teşhir etmesine ve uygunsuz biçimde gezmesine göz yuman erkekler, Allah’ın gazabına ve ateşine müstehak olabilirler. Bunun için haramlardan kadınları men etmek vazifesi erkeklerin görevidir” deniliyor
İÇİNDE CİNSELLİK GEÇEN BAZI KİTAPLAR
Diyanet Vakfı’nın düzenlediği ve Kocatepe Camii içerisinde kurulan “Kitap ve Kültür Fuarı”nda pek çok konuda kitap ve CD satılıyor.
Bunlardan ”Damat ve Gelin Adayları’na Evlilik Öncesi Cinsel Bilgiler”, “Gençliğin Cinsel İmtihanı”, “Erkeğin Eşine Sevgisini Artıran 57 İlke”, “Gelin Kaynana İlişkileri”, “Evliliğimi Nasıl Mutlu Bir Hale Getirebilirim”, “Cinsel Mutluluk Rehberi” gibi kitaplar büyük ilgi görüyor.
Özellikle, “Erkeğin Eşine Sevgisini Artıran 57 ilke” isimli kitapta sadece bayanlara “Eşinin sevdiği şeyleri yapmalısın”, “Eşinin güzel yanlarını ön plana çıkar”, “Endişelenmeyi bırak ki genç kalasın”, “Evet kelimesini çok söyle”, “Eleştiriden uzak durmalısın”, “’Seni hoşnut edinceye kadar uykuya dalmayacağım’ sloganını prensip edinmelisin”, “Sesin kocanın sesinden daha çok çıkmasın”, “Uysal tabiatlı olmalısın”, “Kocanın kusurlarıyla fazla ilgilenmemelisin”, “Bir şeyi emrederek istememelisin”, “Baba bağımlılığından kurtulmalısın”, “Size yardımcı olması konusunda eşinize ısrarcı olmamalısınız”, “Uysal ve uyumlu taraf sen olmalısın” gibi öğütler veriliyor.
“KADINI ÇOK ACI VERMEDEN DÖVÜN”
”Damat ve Gelin Adayları’na Evlilik Öncesi Cinsel Bilgiler” kitabında eşe yardım konusunda erkeklere de görev düşüğü belirtilirken, yine aynı kitapta kadının "şirretlik etmesi" durumunda, erkeğin eşini çok acı vermeden dövebileceği belirtiliyor.
Kitapta ayrıca, "alimlerin çoğunun, evlenecek erkeğin, evleneceği kızın sadece ellerine ve yüzüne bakması" gerektiği ifadesi yer alırken, "cinsel yolla bulaşan hastalıkların birer ilahi ceza olduğuna" işaret ediliyor.
"GENÇLİĞİN CİNSEL İMTİHANI"
“Gençliğin Cinsel İmtihanı” kitabında ise, çıplaklık eleştirilerek ”Çıplaklık İslam’dan evvel cahiliye devrinde yaşanan şeylerdi. Açık saçık dolaşmak, şayet medeniyet ise, ormanlarda yamyamlar, tamtamlar göğüslerini de açarak gezmektedirler” denildi.
Kitapta, “Medeni insan açık gezer sözü çok anlamsızdır” denilerek, tesettürün zamanla bir ilgisi olmadığını da kaydediliyor. Kitapta flört eden insanlar eleştirilerek, “Bekarken çok kimseyle görüşen, çok kimseyle eğlenen erkek ve kızda, evlendikten sonra da çok kimseyle görüşme arzusu devam eder. Bir kişiye bağlı kalmak zamanla onu sıkmaya başlar, değişiklik arayışına girer. Bunun sonucunda da her gün gazetelerde boy boy resimlerini gördüğümüz aldatmalar, kavga gürültüler ve cinayetler meydana gelir” deniyor.
“TOKALAŞMAK KİŞİYİ ZİNAYA GÖTÜRÜR”
“Cinsel Mutluluk Rehberi" adlı kitapda ise dullarla da evlenilebileceği ancak bakirelerle evlenilmesine öncelik tanınması, erkeğin kıskanç olması gerektiği belirtilerek, “Ailesinin başı açık tesettürsüz olarak sokak ve caddelerde vücudunu teşhir etmesine ve uygunsuz biçimde gezmesine göz yuman erkekler Allah’ın gazabına ve ateşine müstehak olabilirler. Bunun için haramlardan kadınları men etmek vazifesi erkeklerin görevidir” denildi.
Kitapta, adet döneminde cinsel ilişkiye girilebileceği, gebe kadınlarla ilişkide ideal pozisyonlar anlatılırken, kişiyi zinaya götüren unsurlar arasında tokalaşmak ve başkaları için koku sürmek olduğu da iddia edildi.
Türkiye’deki durum ise şu ifadelerle anlatıldı:
“Yarım asırdan beri cinsel özgürlük sloganı toplum yapısını vurmak için silah haline getirilmiştir. Cinsel özgürlük adına zinanın suç olmaması için kampanyalar başlatılmıştır. Porno yayınları, kız erkek karma eğitiminin ve genelde mahremiyetsiz bir hayatın sevk edilmesi evlilik yaşının sürekli yükseltilmesi, genç yaşta insanların cinsel şuura sahip olması, flörtün teşvik edilmesi gibi etkenler, cinsi sapmaları ülkemizde Avrupa’daki boyutlara yaklaştırmıştır”.
“GELİN KAYINPEDERİNİN ELİNİ ÖPMEMELİ”
“Gelin Kaynana İlişkileri” kitabında da kocaya itaatin kayınpeder ve kayınvalideye hizmeti gerektirdiği anlatılıyor.
Kitapta, “Bir kadın kayınvalidesi ve kayınpederine bakarak hem kocasının hem de kendisinin cennete girmesine yardımcı olmuş olur. Kayınvalideyle iyi geçim kocanın sevgisini kazanmak demektir. Kayınvalideler gelinleri kıskanmamalıdırlar” deniyor.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7363996.asp?gid=180&sz=36822
zeitungsente?:think: oha oldum da...
theinsider
26.09.07, 11:40
zeitungsente?:think: oha oldum da...
ist bestimmt eine, schließlich kommt die nachricht von der neuen "anti-akp-front".....
Tja, alles Wolfislamisten! Die hatten alle Nachhilfe bei mir denn ICH bin der Erfinder dieses Islams......., gelle Meric? :D
:think: medya/basin meraklidir bu islere, insanlari nasil cahil/yobazliga yitseler kara kara düsünmekteler.
ottoman1299
26.09.07, 12:44
Birilerinin baliklama atladigi "Mahalle baskisi" sözlerinin sahibi, basörtüsü konusunda ne düsünüyor:
Bakın sözlerini çarpıttığımız, günlük siyasete malzeme yaptığımız Prof. Şerif Mardin 16 Eylül'de Hürriyet'te ne diyor: "Türban meselesinin anti-demokratik bir uygulama olduğu konusunda yüzde 100 eminim. Bu mesele, artık olguların toplanmasına ihtiyaç olmayan bir ahlaki meseleye dönmüştür. Orada kararım net, türbanlı öğrenciler üniversiteye girebilmeli. Türban, benim kararımı verebildiğim nadir alanlardan biri..."
Also ich finde Kopftücher klasse! :brüll:
selbergemacht oder gefunden?
selbergemacht oder gefunden?
Gefunden, aber zumindest die Schatten und die Umrisse stimmen. Auch bei näherer Betrachtung sah es nicht wie ein Fake aus. Daher hab ichs genommen. :)
Gefunden, aber zumindest die Schatten und die Umrisse stimmen. Auch bei näherer Betrachtung sah es nicht wie ein Fake aus. Daher hab ichs genommen. :)
Schau dir die Rechte genauer an..
Der Linke äussere Rand vom Kopftuch wurde zu sehr "unscharf" gemacht.
Der Schatten bei ihr ist nochmal nachgezogen oder hinzugefügt worden.. betrachte die Schatten der beiden anderen..
Drittes Indiz ist ihr Halstuch... man trägt zum Kopftuch keinen Halstuch! :lach:
Schau dir die Rechte genauer an..
Der Linke äussere Rand vom Kopftuch wurde zu sehr "unscharf" gemacht.
Der Schatten bei ihr ist nochmal nachgezogen oder hinzugefügt worden.. betrachte die Schatten der beiden anderen..
Amma atiyorsun, ha! Ich will nicht sagen, dass ich "überzeugt" von der Echtheit bin (dafür findet man im Internet zuviel Scheiss) aber so einfach ist es nun doch nicht.
Was sagt denn unser Fotograf dazu?
Drittes Indiz ist ihr Halstuch... man trägt zum Kopftuch keinen Halstuch! :lach:
Das wäre noch das beste Argument, jedoch reicht mir das "man" nicht, denn "man" trägt zu einem Kopftuch auch keinen Minirock und wie gesagt - schon gesehen.
Dün Nazim abi ile Pazar yerine gittik ve orada ilginc bir görüntü ile karsilastik.
Basi örtülü bir bayan (öyle uyduruk degil, resmen sacini kapatacak sekilde), Alman arkadasiyla beraber öglen paydosuna cikmis ve Stand`dan yemek alip yedi.
Tabi herkesin ne yaptigi kendi koynuna ama, anlamadigim bir sey var. Madem bu basörtüsünü din geregi takiyorsun, bundan cok daha fazla öneme sahip olan Oruc kuralini niye yerine getirmiyorsun?
Anlamis degilim.
Tabi herkesin ne yaptigi kendi koynuna ama, anlamadigim bir sey var. Madem bu basörtüsünü din geregi takiyorsun, bundan cok daha fazla öneme sahip olan Oruc kuralini niye yerine getirmiyorsun?
Hasta olabilir, aybasi olabilir, seyahatte olabilir...... ;)
Amma atiyorsun, ha!
Ich bin Werbe-Mediengestalter Fachrichtung Printmedien von Beruf.
Sagen wir, ein geschultes Auge, atma degil.
Obwohl das Bild eine ziemlich schlechte Auflösung hat, erkennt man an der rechten Frau ziemlich genau, das dort manipuliert wurde. Das ist zum einen der Rand und der unnatürliche Schatten. Damit meine ich nicht den Schattenverlauf, sonden diese Schärfe, die besonders im dekoltee Breich (nach dem Kleid) urplötzlich an Intensivität gewinnt!
Aber ich gebe zu, es ist nicht wirklich "billig gemacht" es ist gut!
bilgin sait
26.09.07, 13:22
o kadar emin olma.. belki bilmedigin bir sey olabilir!!
Dün Nazim abi ile Pazar yerine gittik ve orada ilginc bir görüntü ile karsilastik.
Basi örtülü bir bayan (öyle uyduruk degil, resmen sacini kapatacak sekilde), Alman arkadasiyla beraber öglen paydosuna cikmis ve Stand`dan yemek alip yedi.
Tabi herkesin ne yaptigi kendi koynuna ama, anlamadigim bir sey var. Madem bu basörtüsünü din geregi takiyorsun, bundan cok daha fazla öneme sahip olan Oruc kuralini niye yerine getirmiyorsun?
Anlamis degilim.
Ich bin Werbe-Mediengestalter Fachrichtung Printmedien von Beruf.
Sagen wir, ein geschultes Auge, atma degil.
Tamam, inanirim o zaman! Resmi ben cekmedim zaten.
Aber ich gebe zu, es ist nicht wirklich "billig gemacht" es ist gut!
Yani! O kadar ucuz olsa BEN koymazdim zaten!
@bilgin sait, @wolf: Tabiki hersey mümkün, belki de mazereti vardir, ama yine de bana öyle Türk mahallesinin ortasinda garibime gitti.
@bilgin sait, @wolf: Tabiki hersey mümkün, belki de mazereti vardir, ama yine de bana öyle Türk mahallesinin ortasinda garibime gitti.
Türk mahallesi dedigin?
Mazeret veya Aybasi da olsa, yanlis düsünmelere sebeb olmamak icin, ulu orta yemek yemesi sakincali.
Ona düsen vazife, buna dikkat etmek, bize düsensede, mazereti vardir demek!
Türk mahallesi dedigin?
Mazeret veya Aybasi da olsa, yanlis düsünmelere sebeb olmamak icin, ulu orta yemek yemesi sakincali.
Ona düsen vazife, buna dikkat etmek, bize düsensede, mazereti vardir demek!
Yalnis anlamaya megil vermemek ici...herkes istedigini yapmakta serbesttir. Ama bu olay, nedense bana wolf`un avatarini hatirlatti.
Türk mahallesi dedigim, Bahnhofgegend.
@bilgin sait, @wolf: Tabiki hersey mümkün, belki de mazereti vardir, ama yine de bana öyle Türk mahallesinin ortasinda garibime gitti.
Ve sen koyu dinci olsaydin agizini acip birsey söylerdin belki de...... ;)
Waren wir nicht irgendwo beim Thema "mahalle baskisi yoktur olamaz da"? Wenn es DIR schon unangenehm aufstößt, was wird dann erst ein selbsternannter Sittenwächter denken?
Sorry, Meric, ama sana ne milletin yemeginden? Ben su anda cay iciyorum, noolmus yani?
Ve sen koyu dinci olsaydin agizini acip birsey söylerdin belki de...... ;)
Waren wir nicht irgendwo beim Thema "mahalle baskisi yoktur olamaz da"? Wenn es DIR schon unangenehm aufstößt, was wird dann erst ein selbsternannter Sittenwächter denken?
Sorry, Meric, ama sana ne milletin yemeginden? Ben su anda cay iciyorum, noolmus yani?
Bu yazini, herhalde benim son yazimi okumadan yolladin....
Bu yazini, herhalde benim son yazimi okumadan yolladin....
Ich habe das schon gelesen und weiß auch, dass Du Dich nicht einmischen würdest, aber dass Dir das selbst "unangenehm auffällt" verwundert mich. Wenn es DIR unangenehm auffällt, würde Istanbuli den Mund aufmachen und die "seriat isterük"-Fraktion zuschlagen.
Es wundert mich einfach, wie sehr verwurzelt das Beobachten auf religionskonforme Verhaltensweise in der Gesellschaft ist.
Ama bu olay, nedense bana wolf`un avatarini hatirlatti.
Mesele burda Meric, "hatirlatmamasi" gerekir.. yani iyi niyetli düsünmen/miz gerekir, dinimiz bunu söylüyor bize.
Diyelim gercekden mazereti var, tutamiyor, arkadasi cok israr etti, "madem oruclu degilsin, gel beraber yieylim" diye, onu kirmamak icin gitmis olabilir. Yani bu cok absurd bir senaryo degil.
Hal böyle olursa, biz günaha girmis oluruz.
Es wundert mich einfach, wie sehr verwurzelt das Beobachten auf religionskonforme Verhaltensweise in der Gesellschaft ist.
Ich denke mal weil die Religion Bestandteil der Gesellschaft ist, zumindest im Islam.
Gibt noch einige andere, auf die das zutreffen würde, ich denke mal bei den Juden.
Ich denke mal weil die Religion Bestandteil der Gesellschaft ist, zumindest im Islam.
Gibt noch einige andere, auf die das zutreffen würde, ich denke mal bei den Juden.
Dann wundere ich mich andererseits, wie man das Vorhandensein von "mahalle baskisi" so vehement abstreiten kann. WENN religionskonformes Verhalten so wichtig ist, ist es doch klar, dass der eine oder andere selbsternannte Obermoslem sich diesbezüglich als Hüter der Sitten aufspielen wird.
Nichts anderes wird derzeit in den Zeitungen beschrieben.
Dann wundere ich mich andererseits, wie man das Vorhandensein von "mahalle baskisi" so vehement abstreiten kann. WENN religionskonformes Verhalten so wichtig ist, ist es doch klar, dass der eine oder andere selbsternannte Obermoslem sich diesbezüglich als Hüter der Sitten aufspielen wird.
Nichts anderes wird derzeit in den Zeitungen beschrieben.
Wie lange gibts den Spruch "Müslüman mahallesinde Salyangoz satilmaz" ?
E. Özkök degilmiydi, secimden önce kendi "Mahallesinde" ki tepkileri anlatan? Gerci hos, Sitesinin Mahalle olmadigini anlatan da oldu ona ama... neyse.
Mahalle baskisini abstreiten yapan yok, Almanyada bile mevcut.
Sadece AKP ile birlikte gökden inmediler, dün de peydahlanmadilar!
Biraz egitimle kimse kendini Obermoslem olarak aufführen yapmaz.
Ama egitime yönelenleri bile mümkün mertebe cahil birakma yarisindayiz.. 1 m² Bez parcasi icin!
ottoman1299
26.09.07, 14:33
Dann wundere ich mich andererseits, wie man das Vorhandensein von "mahalle baskisi" so vehement abstreiten kann.
bizim sikayetimiz, "mahallae baskisi'"ni basitlestirip, tarafli kullanmak isteyenlere. bu kadar zor mu anlasiyliyoruz wolf?
kulah kardesim hakli.....
belirli "mahalle baskisi" eskiden de vardi,bu akp ile "hortlamis" bir vaka degil.
entresan olan türkiyenin bir cok büyük ve modern kentlerinde sosyal düzeyi üst seviyede olan semtleri,artik eskisi gibi sadece belirli bir "elit" kesim ile kisitli degil.
bir sokak ta "laik" savcisi,albayi,doktoru ve "ilimli islamci" adlandirilan kesim bir arada yasayabiliyorlar.
yoksa "laik" kesim bu kaleleri de mi kayip ediyor yavas yavas?:lach:
eskisehir de ki yakin tanidigimiz,halk partili dostlarimizin türkiye yi terk etme düsüncelerini daha evvel aktarmistim.
hem kaygi verici ve ayni anda komik(bence) olan bir durum.............
Wie lange gibts den Spruch "Müslüman mahallesinde Salyangoz satilmaz" ?
E. Özkök degilmiydi, secimden önce kendi "Mahallesinde" ki tepkileri anlatan? Gerci hos, Sitesinin Mahalle olmadigini anlatan da oldu ona ama... neyse.
Mahalle baskisini abstreiten yapan yok, Almanyada bile mevcut.
Sadece AKP ile birlikte gökden inmediler, dün de peydahlanmadilar!
Biraz egitimle kimse kendini Obermoslem olarak aufführen yapmaz.
Ama egitime yönelenleri bile mümkün mertebe cahil birakma yarisindayiz.. 1 m² Bez parcasi icin!
Zaten tek AKP ile ilgisi yok bu olayin.
Yani sira diger siyasetciler, köse yazarlari, yorumlar durumu ortaya koydular.
Ben bizim millette görüyorum kabahati.Hükümete göre hayat degistiriyorlar, var mi böyle bir sey.Bas örtü ile Üniversite okusun bence sorun degil, ama cehaletin formülü mü onu bilemicem.
Halk bir gariplesmis. Basörtü benim yillardir tanidigim örtü degil ki.
Bir llider olmanin göstergesi.
Bir kac degisik davranis var.Kimisi gercekten cok tutucu oldugu icin takiyor ve taktiriyor örtüyü.Bu kesim zaten kizlari is hayatinda basarili olsun diye okutmuyor.
Okutuyor yarin evde otursun diye, yada okutmadan bastan koca ya veriyor.
Birde su liderler grubu var.Bunlar hic ama hic dini düsünmüyorlar.Takmanin amaci modaya uymak, ilklerin arasinda olmak.Memurlar daha iyi yere gelebilmek icin esini cocuklarina kapatanlar.Etrafda, is hayatinda daha iyi yere gelebilmek icin.Ve bunlar ne yazikki cok.
Hic olmayan daha önce yasamadigim durumlar, sokak ortasinda acik oldugun icin laf yemen.
Beni bir yana birakin.60 yasinda kayinvalidem, beyaz sacli bir teyze iste.
Istanbul kapali carsi, alis veris yaparkan, baska bir kadinin tepkisini üstüne cekiyor.Neden, t-shirt gidiyi icin.
Sivasda bir adam, otobüs beklerken: Neden kapanmiyorsun, diye soruyor.
Alt komsumuz, benim icin , iyimisimde AMA acik oldugum icin kusurum varmis...vay vay vay...bu ne yahuu.
Ben böyle tepki ile hic karsilasmadim, bu sene haric.Ben basörtülü bir bayana hic bir zaman tepki göstermedim. Tam aksine cok arkadasim oldu (almanyada) ben ama neden tepki görüyorum?
Neden baska kadinlar yanimdan gecerken, short giydigim icin, kaslarini catiyorlar.
Bunu yapan cahil kesim.Ben cahilin dedigini ne takayim kafaya dicem ama kötü olan.Cahil olan akilanmaya niyeti yoki, tam aksine , hakli olduklari ortada oldugunu sanip, daha da geriliyorlar.
Ben bu zihniyetin, bu tür (anti) propagandanin, bu tür siyasetin (tek AKP nin degil) bizi ileri götürebilecegine inanmiyor.
ottoman1299
26.09.07, 16:21
Zaten tek AKP ile ilgisi yok bu olayin.
Yani sira diger siyasetciler, köse yazarlari, yorumlar durumu ortaya koydular.
Ben bizim millette görüyorum kabahati.Hükümete göre hayat degistiriyorlar, var mi böyle bir sey.Bas örtü ile Üniversite okusun bence sorun degil, ama cehaletin formülü mü onu bilemicem.
Halk bir gariplesmis. Basörtü benim yillardir tanidigim örtü degil ki.
Bir llider olmanin göstergesi.
Bir kac degisik davranis var.Kimisi gercekten cok tutucu oldugu icin takiyor ve taktiriyor örtüyü.Bu kesim zaten kizlari is hayatinda basarili olsun diye okutmuyor.
Okutuyor yarin evde otursun diye, yada okutmadan bastan koca ya veriyor.
Birde su liderler grubu var.Bunlar hic ama hic dini düsünmüyorlar.Takmanin amaci modaya uymak, ilklerin arasinda olmak.Memurlar daha iyi yere gelebilmek icin esini cocuklarina kapatanlar.Etrafda, is hayatinda daha iyi yere gelebilmek icin.Ve bunlar ne yazikki cok.
Hic olmayan daha önce yasamadigim durumlar, sokak ortasinda acik oldugun icin laf yemen.
Beni bir yana birakin.60 yasinda kayinvalidem, beyaz sacli bir teyze iste.
Istanbul kapali carsi, alis veris yaparkan, baska bir kadinin tepkisini üstüne cekiyor.Neden, t-shirt gidiyi icin.
Sivasda bir adam, otobüs beklerken: Neden kapanmiyorsun, diye soruyor.
Alt komsumuz, benim icin , iyimisimde AMA acik oldugum icin kusurum varmis...vay vay vay...bu ne yahuu.
Ben böyle tepki ile hic karsilasmadim, bu sene haric.Ben basörtülü bir bayana hic bir zaman tepki göstermedim. Tam aksine cok arkadasim oldu (almanyada) ben ama neden tepki görüyorum?
Neden baska kadinlar yanimdan gecerken, short giydigim icin, kaslarini catiyorlar.
Bunu yapan cahil kesim.Ben cahilin dedigini ne takayim kafaya dicem ama kötü olan.Cahil olan akilanmaya niyeti yoki, tam aksine , hakli olduklari ortada oldugunu sanip, daha da geriliyorlar.
Ben bu zihniyetin, bu tür (anti) propagandanin, bu tür siyasetin (tek AKP nin degil) bizi ileri götürebilecegine inanmiyor.
edindigin tecrübelere samimi bir sekilde inaniorum. buna benzer tecrübeleri kizkardesime de yaptilar. hem de akraba cevresinde. bunu inkar eden yalan söyler!
karsi tarafin tecrübelerini merak ettin mi nurdan? bir daha bulustugunda verda sana kendi tecrübelerini anlatsin. isinden dolayi, enaz haftada bir defa basina geliyor.
ama bunda sasacak bir durum yok. nedeni cok basit: basörtüsü gercekten insanin icini yansitmiyor!
gazeteler bu iki taraftaki marijinal takima isaret edip, basörtülü ve örtüsüz kesimi birlik olmaya cagirip, bu takimi hedef gösterse!.. kimse karsi gelemez. oysa bu yapilmiyor. bir taraf digerini genelleyip, öcü gösteriyor! korku olan yerde millet birbirini anlamaz, dinlemez! kalpler kirilir, dostluklar zedelenir. amac, milleti birbirine düsürmek!!! "korku"lacak bir durum varsa, iste bir tek bu!
türk kadinin %70'i kapali, %30 acik.
bunlari nasil barisik yasatiriz kavgasi yok. korku yaratarak, bunlarin arasini nasil acariz cabasinda bazi medya gruplari. ki senin de yukarida anlattigin gibi cogunuzun arasinda zaten bir problem yok.
bir soru nurdan.
son günlerdeki bu tip korku haberleri, kendi dost bildigin cevrendeki örtülü insanlar hakkinda, süphe uyandirmadi mi?
dostluk arasinda süphe olusursa, güven kalmaz! güven olmayan yerde de dostluk olmaz, olan dostluklar da biter!
iste ben de korkuyorum! ama senden ondan degil, bu korkuyu yaratanlardan korkuyorum!!!
Hic olmayan daha önce yasamadigim durumlar, sokak ortasinda acik oldugun icin laf yemen.
Beni bir yana birakin.60 yasinda kayinvalidem, beyaz sacli bir teyze iste.
Istanbul kapali carsi, alis veris yaparkan, baska bir kadinin tepkisini üstüne cekiyor.Neden, t-shirt gidiyi icin.
Sivasda bir adam, otobüs beklerken: Neden kapanmiyorsun, diye soruyor.
Alt komsumuz, benim icin , iyimisimde AMA acik oldugum icin kusurum varmis...vay vay vay...bu ne yahuu.
Ben böyle tepki ile hic karsilasmadim, bu sene haric.Ben basörtülü bir bayana hic bir zaman tepki göstermedim. Tam aksine cok arkadasim oldu (almanyada) ben ama neden tepki görüyorum?
Neden baska kadinlar yanimdan gecerken, short giydigim icin, kaslarini catiyorlar.
Bunu yapan cahil kesim.Ben cahilin dedigini ne takayim kafaya dicem ama kötü olan.Cahil olan akilanmaya niyeti yoki, tam aksine , hakli olduklari ortada oldugunu sanip, daha da geriliyorlar.
Ben bu zihniyetin, bu tür (anti) propagandanin, bu tür siyasetin (tek AKP nin degil) bizi ileri götürebilecegine inanmiyor.
Bunlar da Madalyonun öbür tarafi.
Iki taraflidir cünkü;
Basörtüsü takdigi icin horlanan, kücük görülenlerin hikayelerini siralamayayim istersen.
Belki bugünlerde daha cok dikkatini cekiyor bu olaylar, ama First Laydimiz Basörtülü diye millete birsey olmadi yani.
bir soru nurdan.
son günlerdeki bu tip korku haberleri, kendi dost bildigin cevrendeki örtülü insanlar hakkinda, süphe uyandirmadi mi?
dostluk arasinda süphe olusursa, güven kalmaz! güven olmayan yerde de dostluk olmaz, olan dostluklar da biter!
iste ben de korkuyorum! ama senden ondan degil, bu korkuyu yaratanlardan korkuyorum!!!
Ich werde am abend noch weiter auf dein Posting eingehen.
Ilk önce buna cevap vermek istiyorum.Hayir dostumdan asla süphe duymadim duymam da.
AV.MELAHAT AKGÜN aybala-1963@hotmail.com
BİZ TÜRBAN KULLANMIYORUZ 1
Her Ramazan olduğu gibi yine ortalık karıştırılmaya çalışılıyor. Dini ve milli konular üzerinden... Hatırladığım kadarıyla 10 yıldır (Fadime'den beri) her Ramazan birileri düğmeye basıyor: İbadetle meşgul olmayın, günahlarınızı affettirmeyin, birbirinize iyi davranıp, iyi amellerde bulunmayın... Dini ve dini değerleri tartışın durun... enerjinizi en manevi günlerinizde tüketin !
Her yıl yeni bir kavram kargaşası ile konu özünden saptırılıyor. Gazeteleri ve köşe yazılarını okudukça "Bunlar hangi ülkede yaşıyor? Bu kadar mı yabancılar? Öğrenmek için hiç mi okumazlar? İşleri komplo üretmek mi? Tarihimizden hiç mi haberleri yok ..."
Belki de en doğrusu "Neden örtünüyorlar?" araştırılsa .. Farklı sosyal çevrelerden, her yaş grubundan okuyan çalışan hanımlarımızla birer röportaj yapsak, sorsak: Neden örtünüyorsunuz? Daha sağlıklı bir sonuca ulaşmaz mıyız?
İlk röportajı kendimle yapıyorum:
Neden örtünüyorum? Allah Telâ(c.c.)'nın emri olduğu için. Bir hafız kızıyım. Büyüdüğüm evde İslâm hayat tarzı vardı. Herkes vakit namazlarını kılardı. Ailenin bütün hanımları örtünür, haramlardan uzak durulurdu. Aile bağları sağlam herkes birbirini ziyaret eder, büyüklere sıkça gidilirdi. Kimse makam mevkii para sahibi değildi. Ekmeklerini topraktan çıkarırlardı... Halen de öyle...
Evdeki bütün kitapları okumuştum. Okulun kütüphanesindekileri de emanet alır okurdum. Babam; evlatlarım yüksek tahsil yapsın, memlekete hizmet etsin düşüncesiyle İzmir'e taşındığımızda orta 1. Sınıfa gidiyordum.
80 öncesinin kargaşasından uzak kalabilmek için kız lisesi tercih ettiğimizde bir aile büyüğümüzün tavsiyesiyle karşılaştık: gelecek yıl imam hatip lisesi açılacak hem kültür dersleri, hem dini dersler, hem de tesettürle okuyabilecektik. 1 yıl kaybetmeyi göze aldık.
Okulumuzda değişik fikirden arkadaşlar vardı. En çokta o gün kendilerini akıncılar olarak ifade eden kardeşlerimiz (selamet partisi, Erbakan ekolü) Demireli seven arkadaşlar, çok sessiz ve fikri olmayan kardeşlerimiz ve varlığını gösteren biz ülkücüler.
80 öncesi Türkiye fotoğrafında bizler, 15-16 yaşında fakat memleketi kurtarma iddiasında fikir tartışmaları derslerin önüne geçiyordu. Fakat ortak değerler Kur'an-ı Kerim'i okuyup Meâlinden anlamak; namaz, tesettür, Resulullah efendimizin hayatı... Üzerinde tartışılmayacak şeyler: Naslardı. Farzlar ve sünnetler öğrenilmeye, anlaşılmaya, yaşanmaya çalışılırdı.
Siyaset vardı dün ve bugün de, yarında olacak. Naslar, Allah'ın emirleri tartışmasızdır. Hiçbir siyasi partinin sembolü değildir.
80 ihtilali bütün acımasızlığını toplumda gösterirken bizler imam hatip 2. Sınıfta bir acıyla daha karşılaştık. 3 gencecik öğretmenimizin örtüsüne uzanmıştı ihtilalin eli. Onlar siyasi fikirleri çok farklıydı, biliyorduk arkadaş gibiydik çünkü.
Yetmedi, ertesi yıl Kur'an ve tefsir öğretilen okulda dediler ki; başınızı açacaksınız! Bizler büyüklerin koruması gereken gençlerdik oysa. Okumak istiyorduk, kimseye sorun çıkarmıyor, kendimizi geliştiriyor, memleket meseleleri için kafa yoruyor. Her konuda yaşımızın üzerinde şuurlu davranmaya çalışıyorduk. 50 yaşını aşmış devlet büyükleri, kudretli subaylar, dindar ailelerin kızlarıyla neden uğraşır? O kadar çok arkadaşımız okulu bıraktı ki örtüsünü açmamak için... Çok başarılı belki doktor, belki araştırmacı olacak ama memlekete hizmet için iddialı arkadaşlarımız gözyaşlarıyla ayrıldı okuldan. Zaten kalanlarda gözyaşlarıyla kalmadı mı? Kolay mıydı Allah'ın emrini çiğnemek... (mahalle baskısı değildi. Dini anlamak, yaşamak isteği; Allah’ın emirlerini anlamak, özümsemek; Allah’ın rızası içindi)
Tepki bile gösteremedik...
60 ve 80 ihtilalini yaşayan hocalarımız diyordu ki: Sakın direnmeyin. kurallara uyun sizi panzerlere bindirip götürürler, hiç acımazlar...
Yaaa? Öyle mi? Devlet büyüklerimiz bize kütüphane, laboratuar, araştırma, gezi, spor salonu, burs gibi hizmetler sunmadı. ama biz vatanseveriz. Devletimizi de büyüklerimizi de severiz. Küçük yaşta baskı görmek! hem de farzın engellenmesi bizim psikolojimizi bozamaz, inancımız güçlüdür.
Bizler için üniversite kazanmak sorun değildi de, hocalarımız neden İlahiyat fakültesine yönlendiriyordu? Biz her yerde okuyabilirdik. Son sınıfta mevcut 21 iken 19 kişi değişik fakülteleri kazandık. Eminim bu bir rekor. Böyle bir sınıf bugün olsa gazetelere manşet olur, az bir başarı değil. Ama biz imam hatip lisesiyiz, puanları düşürün, başarıyı yok edin işte ödül bu!
Hukuk fakültesine başladığımda özgür ve demokratik bir ortam diye düşünmüştüm! kıyafet serbestti. 2 yıl rahatça okuduk. Farklı kıyafette olsa da bu toprağın güzel insanı diğer kardeşlerimizle arkadaştık. Bazıları dini konuları öğrenmek için sorarlardı bize ... biz her konuda sohbet ederdik arkadaşlarımızla. Mahalle baskısı yoktu ne bizde, nede arkadaşlarımızda.
Birileri yine rahatsız oldu, imam hatip lisesinden mezun olan kardeşlerimiz soluğu üniversitede alıyordu. Olamazdı, tarlada, fabrika da çalışan, bulaşıkçı ya da ev kadını, annenin kızı annesi gibi olmalıydı. Onların örtüsüne karışan var mıydı? (Tıpkı Amerika da ki köle zencilerin dini olabilirdi bunların dini! Siyah beyaz filmlerde, bile köylü Türkan şoray, boğazdaki zengin çocukla aşkını yaşayabilmek için neler yapmıyordu ! görgüsüz Anadolu kadını, görgü dersleri alıyordu. Şarap içmesi öğreniyordu. Çatallar bıçaklar. Ve kafasına koyduğu kitapla yürüyüş dersleri. Sonrada yeni bir kişilik.)
Sistem için tehlike değildik hiçbirimiz... Ülkücü, Nurcu, Erbakancı... Hiçbirimizin devletle sorunu yoktu. Elbette farklı düşünecek beraber yaşayacaktık bu topraklarda. Sadece Allah'ın emri olduğundan örtünüyorduk. Gerisi boş laf... Elbette ezilen olunca birileri çıkıp savunacak, hukuk devletinde katiller, sapıklar, hırsızlar, teröristlerin savunma hakkı var. Bazı siyasiler bizi savununca neden örtü siyasi sembol oluyor?
Mesela ben: Hiç Erbakana ve Tayyip Erdoğan'a oy vermedim. (Verebilirdim de.) Örtüm nasıl siyasi sembol olur? Kime siyasi semboldür?!(17 ağustos depremini hatırlarsınız İstanbul'dayız gece yarısı müthiş sarsıntısıyla uyandık elektrikler kesilmişti. Çocuklar dışarı çıkalım diyordu. Örtümü ve ceketimi bulmadan dışarı çıkamadım. Günlük hayatımda örtünen arkadaşlarımla karşılaştık hepsi pür tesettürdü. Ölüm tehlikesi varken siyasi sembol mü düşünülür? Farz mı?)
Kaldığımız yere dönelim. Üniversite yıllarında sanıyorduk ki dekanla konuşalım, rektörle konuşalım, yanlışlarından dönerler. Hayır! Bizi tanımaya niyetleri yoktu. Öğrenciyle konuşmak huyları değildi. Hele bir hocamız "Biz Türkiye'yi İran yaptırmayız!" diyordu. Ne gençliği tanıyor, ne de yüzyıllardır İran-Türkiye ilişkilerini biliyor.
O yıllarda hâlâ süren bir kavram kargaşasının da temelleri atıldı.
Maksat konuyu özünden saptırmak olunca görünmeyen dahiler devreye girip bağırıyorlar: Türban!
Tesettür: Nur Suresinin 31. Ayetinde emrolunduğunu öğrendik: "...Örtülerini yakalarının üzerine salsınlar..." Mesela benim büyüdüğüm Afyon'un Şuhut ilçesinde siyah-beyaz kareli büyük örtü kullanılır. Adını baş bezi denir. Kışları atkı denen yünlü örtü kullanılır, dış kıyafeti olarak. Bunun gibi Karadeniz'de, Doğuda, Ege'de... yerel renk ve biçimler kullanılır. Bunlara bir manâ yüklemek cahilliktir.
Günümüzde büyük şehirlerde kızlarımız hanımlarımız yaşlarına, eğitim durumlarına, sosyo-ekonomik durumlarına, zevklerine göre renk, biçim tercih edebilirler. Artık tesettürde kendi modasını oluşturdu. Kimsenin fikir beyan etme hakkı yoktur. Hatta kelli felli adamların, yazarların, bürokratların, hukukçuların bayanların giyimlerinden bu kadar bahsetmeleri en azından görgüsüzlüktür.
Kavram kargaşası demiştik: 70'li yıllarda çevremizi yeni tanırken, İzmir Alsancak'ta oturan bazı yaşlı teyzelerimiz saçlarını örter, uçlarını enselerinde toplar, hatta bir toka ile süslerlerdi. Buna türban denirdi. Yani boyun açık sadece saç örtülü. Bu bir sosyo-ekonomi göstergesiydi. Yani sosyetenin örtüsü (Hülya Avşar'ın yaptığı gibi)
Şimdi bizde kavram kargaşasına katılmayalım. Örtünenlerin (halkın) içinde yaşayan biri olarak diyorum ki; her örtülünün, her insanın bir siyasi fikri olabilir ya da siyasete ilgisiz, dinini masumca yaşamak isteyen ya da ekmeğinin peşinde koşan garip bir Anadolu kadını olabilir. Merdiveni silen teyzemle, üniversite mezunu benim örtünme sebebimiz aynıdır: Allah’u Tealâ'nın emri.
Evet yorulduk artık kelimelerle oynamak felsefe yapmak, hukuki kavramlar, uzun lafın kısası: Bizim Dünyamızı mahvedenler kendi ahretlerini mahvettiklerinin farkında değiller ......
http://www.habererk.com/habererk.asp?kat=1&oku=785
Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch ...
Sagt mal Leute ... habt ihr auch andere Lebens-Inhalte oder denkt ihr tatsächlich von Morgends bis Abends über die bedeckten Haare von Frauen , mit denen ihr rein gar nichts zu tun habt ???
Was geht euch das an ?
Ich denke , wir hören hier seltsame Komplexe von seltsamen Menschen , die , weil sie selbst nicht wollen auch anderen es nicht gönnen so zu leben wie sie selbst wollen .
Nach dem Motto : Die Haare meiner Frau sind entblösst und deshalb müssen die Frauen von anderen auch ihre Haare entblössen .
Ich frage mich ob ihr nakt rumlaufen würdet , wenn "die anderen" es auch tun würden und ob ihr darauf bestehen würdet , dass sich alle dann nackig machen ... Was für eine bornierte und eingeschränkte Sichtweise .
Macht was ihr wollt , lässt aber auch andere machen was sie wollen .
Die Universitäten gehören nicht den 30 % , die sich nicht die Haare bedecken aber auch nicht den 70 % die es tun . Die Universitäten gehören allen Menschen in der Türkeiund ich frage mich was ein Typ wie Tezic zu plabbern hat mit seinen Hass-beladenen und feindschaftlichen Statements . Solche Typen , die mit Steuergeldern des Volkes leben , sollten meiner Meinung nach unehrenhaft entlassen werden wenn sie sich gegen die freiheitliche Demokratie und dessen Grundpfeiler wie Religions-Freiheit aussprechen .
Was ist der Unterschied zwischen einem System , der Individuen zwingt sich die Haare zu bedecken und einem System welches zwingt die Haare zu entblössen ? Es gibt keinen Unterschied . Beides totalitär denkende Typen , die glauben , sie wüssten was das Beste für die anderen sei jedoch gegen ihren eigenen Willen sind .
Ich frage mich immer wieder : Was geht euch das an wenn sich eine Frau ihre Haare bedeckt ?
[quote=reseller;401123]Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch Kopftuch ...
Sagt mal Leute ... habt ihr auch andere Lebens-Inhalte oder denkt ihr tatsächlich von Morgends bis Abends über die bedeckten Haare von Frauen , mit denen ihr rein gar nichts zu tun habt ???
Das Kopftuch alleine macht den Gesellschaften keine Angst, man fürchtet sichdavor dass die sich vermehren und vermehren und die Sharia einführen und alle Hände in der Türkei und dem Rest der Welt abhackt und das man sich nichtmehr nackisch machen kann . Das wars glaub ich. Und ja das es kein Televole mehr geben wird. Das wars eigentlich schon,esgeht nicht um das Kopftuch per se
Und übrigens ;
dieses ganze Gequatsche von "Es steht nicht im Kuran" bla bla ist sowas von lächerlich !
Wenn es nicht in euerem Kuran steht dann ist es OK . Es heisst ja nicht umsonst "Glaube" . Jedoch habt ihr überhaupt kein Recht sich beim Glauben anderer Menschen einzumischen .
Mit welchem Recht wollt ihr den Menschen ihre eigene Religion erklären ?
Wirbt für eure Religion , praktiziert eure eigene Religion , macht aus eurem Islam was ihr wollt ABER MISCHT EUCH NICHT IN DIE RELIGION ANDERER MENSCHEN EIN .
Wenn jemand aus seinen religiösen Motiven heraus seinen Körper bedeckt , so müsst ihr das akzeptieren und es berührt absolut keines euerer "Rechte" . Ihr habt kein Recht darauf zu bestehen , dass sich andere vor euch entblössen müssen . Wer seid ihr denn ja ???
[quote]
Das Kopftuch alleine macht den Gesellschaften keine Angst, man fürchtet sichdavor dass die sich vermehren und vermehren und die Sharia einführen und alle Hände in der Türkei und dem Rest der Welt abhackt und das man sich nichtmehr nackisch machen kann . Das wars glaub ich. Und ja das es kein Televole mehr geben wird. Das wars eigentlich schon,esgeht nicht um das Kopftuch per se
Du steigst von einem extrem ins andere.Was soll das denn?
Kein Kopftuch bedeutet doch nicht gleich nackt sein.Kopftuch bedeutet auch nicht Sharia.
Diese Sichtweisen machen doch erst alles schwer.
Und übrigens ;
dieses ganze Gequatsche von "Es steht nicht im Kuran" bla bla ist sowas von lächerlich !
Wenn es nicht in euerem Kuran steht dann ist es OK . Es heisst ja nicht umsonst "Glaube" . Jedoch habt ihr überhaupt kein Recht sich beim Glauben anderer Menschen einzumischen .
Mit welchem Recht wollt ihr den Menschen ihre eigene Religion erklären ?
Wirbt für eure Religion , praktiziert eure eigene Religion , macht aus eurem Islam was ihr wollt ABER MISCHT EUCH NICHT IN DIE RELIGION ANDERER MENSCHEN EIN .
Wenn jemand aus seinen religiösen Motiven heraus seinen Körper bedeckt , so müsst ihr das akzeptieren und es berührt absolut keines euerer "Rechte" . Ihr habt kein Recht darauf zu bestehen , dass sich andere vor euch entblössen müssen . Wer seid ihr denn ja ???
Merkst du eigentlich, wie du versucht andere Sichtweisen, anders lebende Moslems auszugrenzen.
Was macht dich nun besser?
[quote]
Das Kopftuch alleine macht den Gesellschaften keine Angst, man fürchtet sichdavor dass die sich vermehren und vermehren und die Sharia einführen und alle Hände in der Türkei und dem Rest der Welt abhackt und das man sich nichtmehr nackisch machen kann . Das wars glaub ich. Und ja das es kein Televole mehr geben wird. Das wars eigentlich schon,esgeht nicht um das Kopftuch per se
Das sind dann aber unbegründete , teilweise paranoide Ängste , die mit keiner Studie belegt werden kann . Ganz im Gegenteil ; der Prozentsatz von Frauen in der Türkei , die sich die Haare bedecken fällt seit Jahrzehnten kontinuierlich .
Also ich kenne niemanden , der Hände abhacken einfordern würde für Diebe .
So lange niemand gezwungen wird ist alles in Ordnung . Alles anders ist Faschismus und Paranoia .
Merkst du eigentlich, wie du versucht andere Sichtweisen, anders lebende Moslems auszugrenzen.
Was macht dich nun besser?
???
Ich sage , dass es unterschiedliche Auffassungen des Glaubens geben kann und das das völlig OK ist . Aber nur weil mein Islam anders ist als deins , kann ich doch dich nicht zwingen , genauso zu glauben wie ich , oder ???
Ich grenze niemanden aus .
Ich akzeptiere die Auffassungen aller Menschen über den Glauben nur lass ich mir nicht vorschreiben was ich denn zu glauben habe ...
Verstehst du worum es mir geht ??
[quote=polatinum;401128]
Du steigst von einem extrem ins andere.Was soll das denn?
Kein Kopftuch bedeutet doch nicht gleich nackt sein.Kopftuch bedeutet auch nicht Sharia.
Diese Sichtweisen machen doch erst alles schwer.
Ich denke bestimmt NICHT so, ich weiss aber das ein Teil der Gesellschaft so denkt. das kannst du doch nicht bestreiten? Wird nicht täglich von der Islamisierung in der Türkei/Deutschland/Europa/Mond /Sonnensystem und Weltall gesprochen?
Wirbt für eure Religion , praktiziert eure eigene Religion , macht aus eurem Islam was ihr wollt ABER MISCHT EUCH NICHT IN DIE RELIGION ANDERER MENSCHEN EIN .
Wenn jemand aus seinen religiösen Motiven heraus seinen Körper bedeckt , so müsst ihr das akzeptieren und es berührt absolut keines euerer "Rechte" . Ihr habt kein Recht darauf zu bestehen , dass sich andere vor euch entblössen müssen . Wer seid ihr denn ja ???
Gilt das auch für die Leute an den Unis, die nicht fasten wollen und dann von den Religiösen überfallen werden? Dürfen die sich auch nicht einmischen? Oder darf man sich einmischen? Geht es nur um "Glauben" oder geht es auch um "Unglauben", in den man sich nicht einmischen darf.
Darf jede ungestört ein Kopftuch tragen? Darf auch jede ungestört einen
Minirock tragen? Das sollte man vorher klären bevor man mit "Mischt Euch nicht ein!" herumschreit.......
Seit den 70er Jahren findet weltweit eine Reislamisierung statt. Die alten islamischen Vorstellungen sind unter weiten Teilen der muslimischen Bevölkerung in Deutschland und im Westen verbreitet. Unter dem Vorwand der Religionsfreiheit wird versucht, eine Gesellschaftsordnung einzuführen, die höchst problematisch ist. Das Kopftuch ist ein zentrales Element dieser Ordnung und symbolisiert die Position der Frau. Es ist nicht, wie im Diskurs ständig wiederholt wird, allein ein Zeichen ihrer Unterdrückung, denn man kann die Frau ohne Kopftuch unterdrücken. Es ist vor allem ein Zeichen ihrer Entwürdigung, weil es die Frau auf ihre Sexualität reduziert. Sie ist eine 'aurah, und da man nicht mit entblößten Geschlechtsteilen auf die Straße geht, muss sie sich verhüllen. Deshalb sprechen die Muslime davon, dass die Frau durch das Kopftuch ihre Würde gewinnt. Sie sagen auch, dass das Kopftuch sie beschützt. Wer sich als sexuelles Objekt betrachtet, braucht natürlich einen Schutz, vor allem, wenn man die Männer als unkontrollierte triebhafte Wesen sieht.
In einer Gesellschaft, in der die Erwartungen an die Selbstkontrolle der Menschen so hoch sind, dass auch die Vergewaltigung in der Ehe bestraft wird, ist es berechtigt zu fragen, ob diese Gesellschaft solche Vorstellungen akzeptiert und verkraftet. Es heißt schließlich im Artikel Eins des Grundgesetzes: "Die Würde des Menschen ist unantastbar. Sie zu achten und zu schützen ist Verpflichtung aller staatlichen Gewalt."
LOL !
Und sowas nimmt ihr als bare Münze ???
Es gäbe eine "Reislamisierung" seit den 70 ern ... Lächerlich ... Mit welcher wissenschaftlichen Studie kann man denn diese Behauptung untermauern ? Mit der Vertreibung des Schahs aus dem Iran ???
LOL !
Der Iran ist ein Bruchteil der Muslime weltweit und ist darüber hinaus Schiitisch welche wieder 3 - 7 % aller Muslime weltweit ausmachen . Wenn ich mit 3 - 7 % der Christen oder Juden auf alle Christen oder Juden schliessen würde dann würdet ihr euch wundern was ich alles so über die Christen und Juden behaupten könnte ...
Nur das ist völlig unwissenschaftlich und leeres Geschwafel von Personen , die sich permanent gegen Toleranz und Religions-Freiheit aussprechen .
Es ist nicht, wie im Diskurs ständig wiederholt wird, allein ein Zeichen ihrer Unterdrückung, denn man kann die Frau ohne Kopftuch unterdrücken. Es ist vor allem ein Zeichen ihrer Entwürdigung, weil es die Frau auf ihre Sexualität reduziert.
Frauen , die ihre Haare aus religiösen Motiven heraus bedecken wären eine Entwürdigung ?? Das zeigt so ziemlich alles über die Sicht des Authors über gläubige Musliminnen .
Wer reduziert die Frau auf ihre Sexualität ??? Die Muslime ??!?! Muhahahah .. Und sowas glaubt ihr ernsthaft ???
Meine Güte ... Leute , schaltet endlich mal euer Gehirn ein !
Merkt ihr denn nicht was man euch auf die Nase bindet ???
Sie ist eine 'aurah, und da man nicht mit entblößten Geschlechtsteilen auf die Straße geht, muss sie sich verhüllen.
Als ob die Frauen in mehrheitlich Nicht-Muslimischen Ländern ihre Geschlechts-Teile der Öffentlichkeit präsentieren würden ... Muhahahah ...
Der Typ stand wohl unter LSD als er diesen Text geschrieben hat .
Und warum sollten sich die Männer dann noch bedecken ? Warum dürfen die Männer dann ihre Geschlechtsteile nicht in der Öffentlichkeit zeigen , nach den Lehren des Islam ???
Merkt ihr nicht wie schwachsinnig das alles ist ???
Wer sich als sexuelles Objekt betrachtet, braucht natürlich einen Schutz, vor allem, wenn man die Männer als unkontrollierte triebhafte Wesen sieht.
Demzufolge würden die Frauen die Männer als lediglich sexuelles Objekt betrachten welche unkontrollierbare triebhafte Wesen seien wenn sich diese Männer zu bedecken haben ... Wie interessant ...
Vielleicht sollte unser möchtegern Psychologe , der angeblich die Psychologie "der Muslime" durchschaut hat , mal Freud durchlesen . Dieser behauptet wiederum , das Menschen sexuelle Wesen seien ... Das ist ja wirklich alles sehr bizarr ...
In einer Gesellschaft, in der die Erwartungen an die Selbstkontrolle der Menschen so hoch sind, dass auch die Vergewaltigung in der Ehe bestraft wird, ist es berechtigt zu fragen, ob diese Gesellschaft solche Vorstellungen akzeptiert und verkraftet. Es heißt schließlich im Artikel Eins des Grundgesetzes: "Die Würde des Menschen ist unantastbar. Sie zu achten und zu schützen ist Verpflichtung aller staatlichen Gewalt."
Ganz gleich wie hoch die Selbstkontrolle der Menschen sind laufen sie doch nicht in der Öffentlichkeit mit entblössten Geschlechts-Teilen rum oder lebt der Typ irgendwo in einem Bush-Menschen-Clan ??? Der Author hat anscheinend nichts aber gar nichts von der Psychologie der Menschen verstanden .
Der Author hat nichts aber gar nichts vom Grund-Gesetz dieses Landes verstanden , welches die Würde des Menschen als erstes Gesetz zu etwas unantastbarem erhebt ... Warum ist das so ? Weil es nämlich vor noch nicht all zu langer Zeit auch "Wissenschaftler" gab , die genauso Vorurteils-voll , pauschalisierend und verachtend über "die Juden" sprachen .
Das der Author heute "den Muslimen" unterstellt , sie würden sich die Haare bedecken da sie unkontrollierbare , sexuell-barbarische Wesen seien , die ihre Geschechts-Teile verdecken müssten und ansonsten über sich herfallen würden ist der eindeutige Beweis , dass er die Geschichte des Grund-Gesetzes in diesem Land nicht verstanden hat , denn dann würde er nicht solche ungeheuerlichen Behauptungen gegen "die Muslime" verbreiten ...
Gilt das auch für die Leute an den Unis, die nicht fasten wollen und dann von den Religiösen überfallen werden? Dürfen die sich auch nicht einmischen? Oder darf man sich einmischen? Geht es nur um "Glauben" oder geht es auch um "Unglauben", in den man sich nicht einmischen darf.
Darf jede ungestört ein Kopftuch tragen? Darf auch jede ungestört einen
Minirock tragen? Das sollte man vorher klären bevor man mit "Mischt Euch nicht ein!" herumschreit.......
Selbstverständlich ...
Wenn jemand überfallen wird so ist das eine Sache für die Polizei .
So lange du nicht die Rechte anderer Menschen verletzt gilt es für alles was du machst .
Übrigens ich schreie nicht .
Wieso laberst du eigentlich immer über Minirock wenn es um die Bedeckung der Haare geht ?
Dann gehen wir doch noch weiter ... Gilt es auch für komplett Nakt-sein ? Wo ist hier die Grenze in deine Richtung ? Minirock , Tanga , Oben-Ohne , Komplett Nakt ?? Wo würdest du bei deiner Richtung die Grenze setzen ??
Ich würde für meine Richtung die Grenze setzen , dass das Gesicht an den Unis nicht bedeckt werden darf um Personen identifizieren zu können . Und das wars auch schon .
Dann gehen wir doch noch weiter ... Gilt es auch für komplett Nakt-sein ? Wo ist hier die Grenze in deine Richtung ? Minirock , Tanga , Oben-Ohne , Komplett Nakt ?? Wo würdest du bei deiner Richtung die Grenze setzen ??
Bei Gewalt! Alles andere ist Sache der Polizei und der jeweils geltenden Gesetze.
Bei Gewalt! Alles andere ist Sache der Polizei und der jeweils geltenden Gesetze.
Wieso weichst du meiner Frage aus ?
Wann würdest du von einem "Erregung öffentlichem Ärgernisses" sprechen ? Bei Minirock ? Tanga ? Oben Ohne ? Komplett Nakt ?
Oder würde es dir nichts ausmachen , wenn du mit deinen Kindern im Park rumläufst und Männer und Frauen nakt neben dir rumlaufen ?
Vielleicht dürften die auch dann Sex machen öffentlich ???
Wo würdest du die Grenze setzen ???
Wieso weichst du meiner Frage aus ?
Wann würdest du von einem "Erregung öffentlichem Ärgernisses" sprechen ? Bei Minirock ? Tanga ? Oben Ohne ? Komplett Nakt ?
Oder würde es dir nichts ausmachen , wenn du mit deinen Kindern im Park rumläufst und Männer und Frauen nakt neben dir rumlaufen ?
Vielleicht dürften die auch dann Sex machen öffentlich ???
Wo würdest du die Grenze setzen ???
Genau um diese Fragen geht es in dem anderen Thread wo Wolf und ich grade einen Staat gründen, passt da gut hin
Wieso weichst du meiner Frage aus ?
Warum kommt diese irreale Frage immer aus derselben Ecke? :rolleyes:
Wo würdest du die Grenze setzen ???
Offenlegung von Geschlechtsteilen. Aber um ganz ehrlich zu sein, wäre mir sogar das scheissegal, wenn die Mehrheit das so wollen würde. Das wäre meine persönliche, wenn auch nicht vehement verteidigte Grenze. Ich könnte mich auch in einem Nudisten-Camp oder FKK-Strand ohne Probleme bewegen.
Ich bin weder verklemmt noch kriege ich beim Anblick eines halben Schafes im Schaufenster eines Metzgers einen hoch (wie gewisse andere Leute).
Ich finde es gibt wirklich wichtigeres...........
olasi anayasa degisikliginden,cimbizla türbani alip ortaya attilar millet birbirine giriyor.kac gündür tartisma programlarini takip ediyorum,kutuplasmis taraflarin birbirine tahamülleri yok.o onu sucluyor,obür tarf da onu!
toplumu neden geriyorlar,neden adam gibi bu meseleyi ele almiyorlar.
rest cekmelerle,"onlar isine baksinlar" deyimlerle vs. saglikli sonuca varabilecekler mi?karsi cikanlar da bizim vatandaslarimiz.onlarin korkularini anlamamiz lazim.o korkularin yersiz oldugunu görmeleri gerekiyor.
maalesef sayin basbakan yanlis metod uyguluyor.
neden parlamentoda da genis mütabakat arayis yerine bu tarzi uyguluyor?
bu mütabakati bulamazmi?bal gibi bulur,istese........
misal MHp nin, YÖK ve türban konusunda ki tutumu belli.
üniter devlet yapisina ve türk milletin birlik beraberligine zarar vermeyecek bir yeni anayasini destekliyecek.CHP istedigi kadar boykot etsin meclisi......
c.baskanlik seciminde ne oldu??
yoksa refarandumda,kisitli olarak basörtüsü yasagi kalksinmi kalkmasinmi sorusuyla ve havasiyla mi millete sunacaklar?insanin akli karisiyor
vallahi bu sürecin basinda bu kadar gerginlik olustuguna göre,bu sürecin sonunu kestiremiyorum.
insallah herkes isini gercekten "adam" gibi yapar ve bu ülkede ki kutuplasma dahada derinlesmez!
Warum kommt diese irreale Frage immer aus derselben Ecke? :rolleyes:
Offenlegung von Geschlechtsteilen. Aber um ganz ehrlich zu sein, wäre mir sogar das scheissegal, wenn die Mehrheit das so wollen würde. Das wäre meine persönliche, wenn auch nicht vehement verteidigte Grenze. Ich könnte mich auch in einem Nudisten-Camp oder FKK-Strand ohne Probleme bewegen.
Ich bin weder verklemmt noch kriege ich beim Anblick eines halben Schafes im Schaufenster eines Metzgers einen hoch (wie gewisse andere Leute).
Ich finde es gibt wirklich wichtigeres...........
Wolf du musst zugeben etwas weichst du schon aus. Ja,Nudistencamps gibts es aber es sind camps, die befinden sich hinter Zäunen,wieso darf man so nicht raus? Aufgrund öffentlichen Ärgernisses? wieso Ärgern sich Menschen über so etwas? es gibt also Grenzen.
Warum kommt diese irreale Frage immer aus derselben Ecke? :rolleyes:
Offenlegung von Geschlechtsteilen. Aber um ganz ehrlich zu sein, wäre mir sogar das scheissegal, wenn die Mehrheit das so wollen würde. Das wäre meine persönliche, wenn auch nicht vehement verteidigte Grenze. Ich könnte mich auch in einem Nudisten-Camp oder FKK-Strand ohne Probleme bewegen.
Ich bin weder verklemmt noch kriege ich beim Anblick eines halben Schafes im Schaufenster eines Metzgers einen hoch (wie gewisse andere Leute).
Ich finde es gibt wirklich wichtigeres...........
wenn die Mehrheit das so wollen würde.
Ehem Ehem .. In der Türkei sind die Frauen , die sich die Haare bedecken in der überwältigenden Mehrheit ...
Ist es wirklich so , dass du dich an der Mehrheit richten würdest ???
Du widersprichst dir selbst Wolf ...
Du solltest mal deine Erz-Konservativen Freunde aus der Anti-Islam-Ecke fragen ob sie auch so freizügig wären wie du , wo jeder FKK auf der Strasse machen darf ...
Es geht nicht um deinen Harten mein lieber Freund ... Es geht darum , stelle es dir vor falls du keine Familie hast , was ist wenn du mit deiner Frau und deinen Kindern im Park bist und neben euch ein Paar Nakte durch die Gegend wandern ...
Wenn du damit kein Problem hast ... so bist du sicherlich in der deutlichen Minderheit Wolf ...
Tu mal bitte nicht so als ob nur du aufgeklärt und unverklemmt seist ...
Viele Türken haben gegen das Kopttuch bestimmt nichts,aber bei den Kopftuchträgerinnen und die Ideologie die dahinter steckt,das macht mir Bange.
Es ist die Religion die von diesen Klientel in das Politische Recht gerückt werden soll,mit was füür einem Nutzen auch immer.
Wir brauchen uns nur die Weltkarte anschauen und überall wo strengere nach dem Sharia lebende Länder in ihrer Entwicklung in den untersten Rängen rangieren.
Viele Religiöse Freunde nennen immer wieder wie das Religiöse leben in Saudi Arabien oder im Iran besser ist.Ich meine den Glücklichen Umstand das Öl und Gas diesen Oportunisten in haufen zur verfügung steht,ohne dessen wären sie ein Fliegenschiss wert.
Ich finde es ist die Pure Heuchelei wenn sich junge Damen den Kopf verschnüren haben ,dessen um so mehr die Körperformen betonen.
Wenn Sharia dann richtig ,In schwarz von oben bis unten und die Männer in langen Bärten.
Wenn ich diese Jugendlichen Sharia befürworter schon Plappern höre ,dessen Haare gelgekämmt und sich im nächsten Internetcafe sich einen Kurzporno reinziehen und mit einer Kafir tusse sich zu amüsieren.
Viele Religiöse Freunde nennen immer wieder wie das Religiöse leben in Saudi Arabien oder im Iran besser ist.Ich meine den Glücklichen Umstand das Öl und Gas diesen Oportunisten in haufen zur verfügung steht,ohne dessen wären sie ein Fliegenschiss wert.
Wenn ich diese Jugendlichen Sharia befürworter schon Plappern höre ,dessen Haare gelgekämmt und sich im nächsten Internetcafe sich einen Kurzporno reinziehen und mit einer Kafir tusse sich zu amüsieren.
Die vergleichen die Syteme :) So können die jedenfalls sagen dass die beids kennen und die islamische Lebensweise doch eher was für sie ist.
Und das meiste SHARIA SHARIA geplappere hat eigenlich erst nach dem extremen Islam-Bashing der letzten 5-10 jahre angefangen. ich erinere mich an solche SprJche von jugendlichen zu meiner Zeit nicht. Aussser einigen wenigen Gruppierungen die wie Talibans durch die Gegend gelaufen sind. Di e waren aber immer in der Minderheit. Dieses Sharia Sharia Geschreihe ist eher eine Trotzreaktion
Viele Türken haben gegen das Kopttuch bestimmt nichts,aber bei den Kopftuchträgerinnen und die Ideologie die dahinter steckt,das macht mir Bange.
Welche Ideologie ist das denn ??? Kannst du das mal erklären ? Und zwar für alle praktizierenden Muslime ...
Warum pauschalisiertst du ?
Und auch wenn die gesamten 30 % was dagegen hätten ... Ich habe gedacht es gäbe Demokratie ??
Es ist die Religion die von diesen Klientel in das Politische Recht gerückt werden soll,mit was füür einem Nutzen auch immer.
Kannst du mal diese Behauptung untermauern oder darf man in einer Dikussion einfach irgendwas behaupten ?
Und wenn man ein Muslime ist , so hat man dann keine Rechte sich auch politisch zu betätigen oder wie ? Warum dürfen es die Christen und Juden in den westl. Ländern ?
Wir brauchen uns nur die Weltkarte anschauen und überall wo strengere nach dem Sharia lebende Länder in ihrer Entwicklung in den untersten Rängen rangieren.
Viele Religiöse Freunde nennen immer wieder wie das Religiöse leben in Saudi Arabien oder im Iran besser ist.Ich meine den Glücklichen Umstand das Öl und Gas diesen Oportunisten in haufen zur verfügung steht,ohne dessen wären sie ein Fliegenschiss wert.
Bla bla ... Beweis uns erstmal eine Kausalität zwischen der Religion und dem wirtschaftlichem Erfolg . Und was ist eigentlich zu Zeiten des Osmanischen Reiches gewesen ( das ist gerade mal 100 Jahre her ) ???
Haben die Osmanen die gesamte Erde dominiert weil das was du da oben sagst der Wahrheit entspricht ????
Mit welcher Logik kann man sich den Erfolg der Osmanen deiner Meinung nach erklären obwohl sie "streng muslimisch" waren und zwar nicht nur 70 Jahre ( so wie die USA ) sondern zig JAHRHUNDERTE !??!?!?
Der Iran sei ein Fliegenschiss ohne dem Öl und dem Gas ??? Lol ... Mein lieber Freund .. erkundige dich erstmal über die Geschichte ... über die Tausende von Jahren und dann reden wir weiter ... Einfach so plabbern macht kein Spass ...
Ich finde es ist die Pure Heuchelei wenn sich junge Damen den Kopf verschnüren haben ,dessen um so mehr die Körperformen betonen.
Ich auch aber es geht uns nichts an und wir haben kein Recht diese Frauen abzuurteilen oder über sie zu richten . Wir sollten uns zuerst an deiner eigenen Nase fassen .
Wenn Sharia dann richtig ,In schwarz von oben bis unten und die Männer in langen Bärten.
Wenn ich diese Jugendlichen Sharia befürworter schon Plappern höre ,dessen Haare gelgekämmt und sich im nächsten Internetcafe sich einen Kurzporno reinziehen und mit einer Kafir tusse sich zu amüsieren.
Wie kommt ihr eigentlich immer auf die Scharia ??? Erklär uns doch mal bitte was die Scharia ist und was sie für die 1.500.000.000 Muslime weltweit bedeutet ? Ist die Scharia tatsächlich irgendwo in einem Gesetzesbuch zusammengefasst ( meine Güte dieses Buch müsste so gross sein wie 1000 Bücher ) ...
Was ist dieses Gespenst Scharia und was hat das mit emanzipierten Frauen zu tun , die eine Hoch-Schulbildung haben wollen mit Bedeckung ihrer Haare ??
Warum übertreibt ihr so masslos und mischt alle Themen miteinander , schürt Ängste und Hass ?? Warum ???
Was geht euch das an ???
Welche Ideologie ist das denn ??? Kannst du das mal erklären ? Und zwar für alle praktizierenden Muslime ...
Warum pauschalisiertst du ?
Und auch wenn die gesamten 30 % was dagegen hätten ... Ich habe gedacht es gäbe Demokratie ??
Kannst du mal diese Behauptung untermauern oder darf man in einer Dikussion einfach irgendwas behaupten ?
Und wenn man ein Muslime ist , so hat man dann keine Rechte sich auch politisch zu betätigen oder wie ? Warum dürfen es die Christen und Juden in den westl. Ländern ?
Bla bla ... Beweis uns erstmal eine Kausalität zwischen der Religion und dem wirtschaftlichem Erfolg . Und was ist eigentlich zu Zeiten des Osmanischen Reiches gewesen ( das ist gerade mal 100 Jahre her ) ???
Haben die Osmanen die gesamte Erde dominiert weil das was du da oben sagst der Wahrheit entspricht ????
Mit welcher Logik kann man sich den Erfolg der Osmanen deiner Meinung nach erklären obwohl sie "streng muslimisch" waren und zwar nicht nur 70 Jahre ( so wie die USA ) sondern zig JAHRHUNDERTE !??!?!?
Der Iran sei ein Fliegenschiss ohne dem Öl und dem Gas ??? Lol ... Mein lieber Freund .. erkundige dich erstmal über die Geschichte ... über die Tausende von Jahren und dann reden wir weiter ... Einfach so plabbern macht kein Spass ...
Ich auch aber es geht uns nichts an und wir haben kein Recht diese Frauen abzuurteilen oder über sie zu richten . Wir sollten uns zuerst an deiner eigenen Nase fassen .
Wie kommt ihr eigentlich immer auf die Scharia ??? Erklär uns doch mal bitte was die Scharia ist und was sie für die 1.500.000.000 Muslime weltweit bedeutet ? Ist die Scharia tatsächlich irgendwo in einem Gesetzesbuch zusammengefasst ( meine Güte dieses Buch müsste so gross sein wie 1000 Bücher ) ...
Was ist dieses Gespenst Scharia und was hat das mit emanzipierten Frauen zu tun , die eine Hoch-Schulbildung haben wollen mit Bedeckung ihrer Haare ??
Warum übertreibt ihr so masslos und mischt alle Themen miteinander , schürt Ängste und Hass ?? Warum ???
Was geht euch das an ???
Das die Religion mit der Politik vermischt wird,sieht man im Regierungsprogramm der Regierung.Er will das Grundgesetz nicht verändern sondern teilweise ersetzen.
-Das Kopftuchverbot soll aufgehoben werden
-was soll als nächstes kommen,das generelle Tragen von Vermummungsartikeln?
Das Osmanische Reich verklär bitte nicht ein Imperium das es Radikal Religiös war,Jahrhunderte lang haben selbst die Osmanen einen Liberalen Islam ausgeübt.Der Heutige Islam geht in die Arabische Richtung und viele Türken wollen diese Richtung nicht.
Es ist eine Religiös motivierte Politik und die hat in Türkischen Politik nichts zu suchen.Wenn jemand absolut Religiös erscheinen will,der sollte es in seinem Häuslichen Umfeld tun.
Zähle bitte mal ein Islamisch geprägtes Land auf das sowohl,Wirtschaftlich,Demokrat isch und Sozialem Niveau besser steht als sagen wir,die Niederlande ?
Sharia,welche Bedeutung hat sie ?
Unterwerfung,Gewalt,Rückständi gkeit?.Frage mal ein paar Moslems was Sharia bedeutet,jeder deutet es anders.
Warum wollt ihr die Verfassung ändern,warum ?
Ich möchte nicht das meine Enkelin unter Zwang in der Schule und im gemeinschaftlichen Leben ein Kopftuch tragen muß und sogenannte Sittenwächter sie beobachten.
Warum wollt ihr die Verfassung ändern,warum ?
Eine Kombination von beiden. Creme de la Creme (kein sarkasmus)
Wolf du musst zugeben etwas weichst du schon aus.
Gut, dann erkläre ich es Dir sehr gerne nochmal. Welchen Teil von "Offenlegung von Geschlechtsteilen" hast Du bitte nicht verstanden?
Ja,Nudistencamps gibts es aber es sind camps, die befinden sich hinter Zäunen,wieso darf man so nicht raus? Aufgrund öffentlichen Ärgernisses? wieso Ärgern sich Menschen über so etwas? es gibt also Grenzen.
Gut, dann erkläre ich es Dir sehr gerne nochmal. Welchen Teil von "Offenlegung von Geschlechtsteilen" hast Du bitte nicht verstanden?
Ehem Ehem .. In der Türkei sind die Frauen , die sich die Haare bedecken in der überwältigenden Mehrheit ...
Ja, und?
Ist es wirklich so , dass du dich an der Mehrheit richten würdest ???
Lies den Teil bitte einfach nochmal. Das erspart mir Schreibarbeit.
Du widersprichst dir selbst Wolf ...
Nein, natürlich nicht. Und selbst wenn hättest Du ganz bestimmt nicht die intellektuellen Kapazitäten mir dies nachzuweisen.
Du solltest mal deine Erz-Konservativen Freunde aus der Anti-Islam-Ecke fragen ob sie auch so freizügig wären wie du , wo jeder FKK auf der Strasse machen darf ...
Oh, ich sagte dieses? Interessant <gähn>
Es geht darum , stelle es dir vor falls du keine Familie hast , was ist wenn du mit deiner Frau und deinen Kindern im Park bist und neben euch ein Paar Nakte durch die Gegend wandern ...
Ich stelle mir also vor, ich bewege mich am FKK-Strand. Ja, und?
Wenn du damit kein Problem hast ... so bist du sicherlich in der deutlichen Minderheit Wolf ...
Mag sein. Aber ob Du es glaubst oder nicht, ich bin z.B. auf der Arbeit angezogen. Auch wenn ich zum Bäcker gehe ziehe ich mir etwas an. Ja, wirklich. Und zum Tanken ziehe ich mich auch an.
Tu mal bitte nicht so als ob nur du aufgeklärt und unverklemmt seist ...
Nunja, Du zum Beispiel nicht"! ;)
Nein, natürlich nicht. Und selbst wenn hättest Du ganz bestimmt nicht die intellektuellen Kapazitäten mir dies nachzuweisen.
Lol . Ich habe es in einem Satz getan mein lieber Freund . Anscheinend bist du der einzige der es immer noch nicht verstanden hat . Wohl etwas höhenwahnsinnig ...
Ach jetzt weiss ich wieder warum ich keine ausführlichen Diskussionen mehr mit dir machen wollte ;
Du kannst einfach nicht argumentieren und vergisst nach 2 Stunden was du selbst behauptet hast , tust so als ob du die Gegenargumente nicht verstehen könntest und antwortest immer ewas anderes als das was man dich fragt .
Du von mir aus kannst du mit deiner Familie und deinen Kindern neben dir in der Öffentlichkeit alles dulden , Nakte , Sex-machende usw. jedoch wirst du mit dieser seltsamen Meinung nur sehr wenige Personen finden , die es genauso sehen wie du .
Vielleicht solltest du auch mal deine Frau fragen ob sie das genauso sieht wie du .
Vielleicht passt du ja in einen Busch-Menschen-Clan besser , wo alle nakt durch die Gegend wandern , als in einer zivilisierten Gesellschaft wo man von Erregung öffentlichem Ärgernisses spricht ?
Lol . Ich habe es in einem Satz getan mein lieber Freund . Anscheinend bist du der einzige der es immer noch nicht verstanden hat . Wohl etwas höhenwahnsinnig ...
Das hast Du natürlich nicht..... war auch nicht anders zu erwarten. :)
Ach jetzt weiss ich wieder warum ich keine ausführlichen Diskussionen mehr mit dir machen wollte ;
Wie gesagt, die Kapazitäten fehlen Dir.
Du kannst einfach nicht argumentieren und vergisst nach 2 Stunden was du selbst behauptet hast , tust so als ob du die Gegenargumente nicht verstehen könntest und antwortest immer ewas anderes als das was man dich fragt .
Könnte allerdings auch an Deinem schlechten Deutsch, Deiner mangelnden Assoziationsfähigkeit und Deinem mangelnden Sinn für Metaphern liegen..... aber das nur nebenbei.
Du von mir aus kannst du mit deiner Familie und deinen Kindern neben dir in der Öffentlichkeit alles dulden , Nakte , Sex-machende usw. jedoch wirst du mit dieser seltsamen Meinung nur sehr wenige Personen finden , die es genauso sehen wie du .
Tja, wie gesagt, es mangelt bei Dir schlicht am Verständnis des Geschriebenen......
Vielleicht passt du ja in einen Busch-Menschen-Clan besser , wo alle nakt durch die Gegend wandern , als in einer zivilisierten Gesellschaft wo man von Erregung öffentlichem Ärgernisses spricht ?
Solltest Du mit "zivilisiert" Dich selber meinen, solltest Du die Wortbedeutung besser einmal nachschlagen. :)
ottoman1299
27.09.07, 12:11
Hürriyet Gazetesi'nin gizli amacı bu mu?
27/09/2007
Ali BAYRAMOĞLU
Hürriyet Gazetesi'nin niyeti ne?
İktidar kavgası sürüyor ve büyüyor… Her şey, ilkeler, sorunlar, siyasi hamleler, anayasa metinleri ve tartışmaları bu kavganın aracı haline getiriliyor, bu kavga tarafından özünden uzaklaştırılıyor.
Mahalle baskısı, Malezya gibi sudan ama etkili, manasız ama tahrik edici "moda tartışmalar" bu kavganın araçları…
İşlevi malumdur bu araçların:
İnsanları kavgaya sürer, taraf kılarlar, yanılsamalar, keskin inançlar, bağımlılıklar üretirler, zihinleri ele geçirir, hatta sizin yerinize düşünmeye başlarlar…
Velhasıl mekanizma sanılanın tersine işler. Mahalle baskısı, Malezya gibi araçlar kavgayı anlatmaz, anlamamıza vesile olmazlar.
Araçlarından hareketle bir kavganın içini, içeriğini, tümünü resmetmek de mümkün değildir…
Ama araçlar başka bir işe daha yararlar.
Size o araçları kullananların niyetlerini ve ruh hallerini anlatabilirler…
Dün deneyimli bir gazeteci dostumuz, tam da bu araçlardan hareketle ve bu araçlara işaret ederek, Hürriyet Grubu'nun son aylardaki yayın politikasının nedenlerini şöyle izah ediyordu:
"Bir değil, birçok faktör var… Emin Çölaşan'ın gönderilmesinin yarattığı imaj sarsıntısını tamir etmek var… Tiraj kaybını telafi etmek var… Başta yayın yönetmenin 22 Temmuz seçimlerini bir hezimet olarak görmesi ve bunu hazmedememesi var… Hükümetin kendilerine biat etmesini, olmadı ciddi bir şekilde kulak kabartmasını istemeleri var… Hükümetler nezdindeki geleneksel ayrıcalıklarını başkalarına kaptırma kaygısı var… Harekete geçebileceğini düşündükleri askerden önce harekete geçmek ve dahası askerle yapılan temaslar var…"
Bu sözlerin çizdiği resim şöyle tasvir edilebilir:
Resmin sağında, ağır siyasi bir havada "kendisini kimilerin arazi temizleyicisi tanımlayan bir yayın politikası"görülmektedir…
Solda bu ağır siyasi havayı kullanarak, hatta tahrik ederek "ayrıcalıklarını korumak isteyen ve siyasi yönetime ortak olmayı arzu eden bir basın politikası" izlenmektedir…
Ortada ise yayın yönetmeninden kaynaklanan ağır ve kişisel, ama bir o kadar da simgesel "psikolojik bir ruh hali" göze çarpmaktadır…
Durum bu…
[FONT=Arial]Ama görmek gerek, bu yayın ve bas&memleketin huzurundan üstün görenlerden, bir cözüm beklemk de, zaten saflik olur. Biz kendimize bakmalaiyiz, kendimiz tecrübelerimizi ortaya koyarak, adim adim birbimize yaklasmaliyiz. O öcü, bu öcü dersek... anlasabilecegimiz bir platform yaratamayiz.
Elimizi vicdanimiza koyalim, söyle bir düsünelim; Bugünkü baskilari görmeyip, hic bir bilimsel calismaya veya tecrüblere dayanmadan, olasi bir tehlikeden bahsetmek... vicdana sigar mi?
Basörtü yasagi son 30 yildir var. 1986-1997 Özal zamani, üniversitelrin %90'ni bu yasagi uygulamiyordu. Basörtüsünde bir artis mi oldu? simdi serbest olursa olur deniyor. 80 öncesi de öyle degildi. Hicbir sey bilmiyorsak, eski yesilcam filimlerini hatirlayalim. orada, üniversitelerde ne kadar basörtülü kizlar görüyorduk? O zamanlar basörtü yasagi felan mi vardi? yok! bir problem mi vardi? yok! bugünden daha mi fazla örtülü kizlar vardi? yok!
peki bu korkunin gerekcesi ne?
hangi verilere dayaniyor?
Türban-Basörtüsü ayirimini yapanlar, türban'da bir siyasi simge görenler...
Bu kaygilarini kabul ediyorum. Anadolunun icinden gelmeyim. Köy hayatini az cok bilirim. Nineler fesin üstüne rengarenk süslü örtüler atar... anneler normal basörtüsü takarlar... cocuklar'in ise basi acik. Türban hatirlamiyorum.
Türban ile Basörtüsünü ayiran unsurlar ortaya konsun, Türban yasaginda birlik olalim ama, genel olarak örtünme yasagi kalksin.
Ben de istemem bilim dünyasinda herhangi bir ideolojiyi!
Peki buna evet diyenler varmi? veya baska bir cözüm sunanlar? oturup bunlari tartisalim ama birbirmizi dinlemsini ögrenelim artik! Düsman degiliz, hepimiz bu topraklarin cocuguyuz... iran malezya veya amerika da degiliz!!! Biz Türkiye'yiz biz Türküz. Bu topraklarda 72 millet ile beraber 1000 yili yasamasini bilen atalarin torunlariyiz. Bugün basörtüsüne takilmisiz. Yazik, hem de cok yazik!
birbirimize güvenimizi artilmaliyiz. bu kutuplasmayi, birileri kulllanabilir. esas tehlike burada.
bir örnek. iran da rejim nasil degismis...
...
Türkiyemizde, her önüne geleni kendindenn disa iten, her müslümanim diyeni ZORLA seyhin kucagina itenler, bu yanlis tavirlarina devam ettikce, kanli olmasina bile gerek kalmiyacak. otomatikman iktidar degisecek.
uyanik olmasi gerekenler, damda, baloda vs.vs de kadeh tokustururken, bir sabah bakacaklar ki, is isten gecmis.
sakin bana ordu garantisi var demeyin. dünyanin sayili ordularindan shah riza pehlevinin iran ordusu ne oldu?
o dönemleri iyi hatirlamak lazim. shah ve cevresi, tahran sosyetesi eglenirken, sokaklarda basörtülü kadinlara lüks arabalarin camlarini acip, hakaret ettiler.
ne oldu.? humeyni irana geldiginde Ordu nerdeydi.o sosyete nerdeydi.birakin sosyeteyi, sosyalistler ne oldu? 25-30 senedir, bati ülkelerinin iltica mahkemelerinde sürünüp duruyorlar.
Weisst du was das Problem bei dir ist ?
Jepp, ziemlich genau sogar. Ich verschwende zuviel Zeit mit Leuten wie Dir. :)
Du bist jemand , der trotzdem Recht behalten will auch wenn er selbst merkt , dass er falsch liegt .
Das ist natürlich vollkommener Blödsinn, denn ich habe mich im Forum - wenn ich falsch lag - schon oft genug entschuldigt. Dir gegenüber war das allerdings noch nicht nötig.....
Deine bornierte Arroganz hat dich garantiert schon des Öfterem in Schwierigkeiten gebracht insbesondere bei den Personen , denen du mit deiner teilweise fadenscheinigen Argumentation nichts vormachen kannst .
Habe ich Recht ?
Nein. Denn bloß weil irgendein Idiot Schaum vorm Mund hat und mir mit hochrotem Kopf mit Prügel oder Anwalt droht, ist das für mich noch keine "Schwierigkeit". Die sieht anders aus.
Haha ... Ich kenne Personen wie dich in und auswenidig lieber Wolf .
Das wage ich zu bezweifeln. :)
Aber Typen wie du vergessen immer wieder , dass der Leser dieser Diskussionen nicht so hohl ist wie angenommen von ihnen . Der Leser wird schon erkennen wer sich wo wiederspricht , wer wo schwachsinnig "argumentiert" und wer die besseren und ausgewogeneren Argumente in die Diskussion einbringt ... Der Leser ist nicht so blöd wie du denkst Wolf .
Genau darauf spekuliere ich ja! Deswegen schreibe ich auch so gerne bei PC. Dummbatzen fallen hier sehr schnell negativ auf. :nurdinilu:
So...bekommen wir nun die Kurve wieder zu einer Themenbezogenen Diskussion?
Nein. Denn bloß weil irgendein Idiot Schaum vorm Mund hat und mir mit hochrotem Kopf mit Prügel oder Anwalt droht, ist das für mich noch keine "Schwierigkeit". Die sieht anders aus.
Genau darauf spekuliere ich ja! Deswegen schreibe ich auch so gerne bei PC. Dummbatzen fallen hier sehr schnell negativ auf. :nurdinilu:
Wieso wusste ich schon im voraus , das jetzt die Stelle für Unverschämtheiten und Beleidungen kommt ?
Wie davor gesagt ... ich kenne Typen wie dich in und auswendig und bin meistens immun gegenüber solchen niveaulosen Attacken und sage dann immer "Selber !" ...
Hast du noch was Substanzielles oder wie immer nur leeres Zeugs ?
So...bekommen wir nun die Kurve wieder zu einer Themenbezogenen Diskussion?
!.!
Das die Religion mit der Politik vermischt wird,sieht man im Regierungsprogramm der Regierung.Er will das Grundgesetz nicht verändern sondern teilweise ersetzen.
-Das Kopftuchverbot soll aufgehoben werden
-was soll als nächstes kommen,das generelle Tragen von Vermummungsartikeln?
Das "Argument" von Trennung zwischen Staat und Religion ist einer der billigsten Argumente von Feinden der Religions-Freiheit meiner Meinung nach ... Warum sollte denn der Staat und die Religion vermischt werden , wenn eine Hochschul-Studentin aus religiösen Motiven heraus sich die Haare bedeckt ?
Glaubst du tatsächlich , dass die AK-Partei eine "Vermummungs-Pflicht" einführen wird ? Falls ja , dann bist du in einer nicht ernstzunehmenden Minderheit , denn die Mehrheit der Menschen hat diese Ängste und Paranoia nicht .
Die Mehrheit der Menschen denken , dass der Demokratisierungs-Prozess in der Türkei allen Menschen in der Türkei nutzen wird . Ausnahmslos allen ausser den Demokratie-Feinden eben .
Das Osmanische Reich verklär bitte nicht ein Imperium das es Radikal Religiös war,Jahrhunderte lang haben selbst die Osmanen einen Liberalen Islam ausgeübt.Der Heutige Islam geht in die Arabische Richtung und viele Türken wollen diese Richtung nicht.
Wenn du es so siehst , dann ist jede Richtung im Islam "Arabisch" ... Es gibt keinen Un-Arabischen Islam genauso wenig wie es das Christentum nicht geben kann ohne Jesus Christus . Bei dem was du bisher gesagt hast wäre das Osmanische Reich extrem religiös , deiner Ansicht nach .
Aber niemand in der Türkei will den Staat religiös machen ... Der Staat muss alle Religionen , Andersgläubige und Ungläubige gleich behandeln . Niemand darf weder bevorzugt noch beteiligt werden . Heute werden lediglich Frauen , die ihre Haare bedecken benachteiligt . Demzufolge ist es lediglich eine Korrektur einer ungerechten und Demokratie-feindlichen Politik der Vergangenheit .
Übrigens ... die allermeisten Türken haben mit einer demokratischen Wahl eindeutig bewiesen , dass sie weiterhin den Demokratisierungs-Prozess wollen . Alles andere sind Spekulationen wie "viele Türken" wollen dies oder jenes ... Sollen sich diese Türken zu einer demokratischen Wahl Stellen und schon wissen wir es ganz genau wie viele Türken genauso denken .
Es ist eine Religiös motivierte Politik und die hat in Türkischen Politik nichts zu suchen.Wenn jemand absolut Religiös erscheinen will,der sollte es in seinem Häuslichen Umfeld tun.
Hast du das zu bestimmen oder wie ? Sag mal , bist du jetzt der neue unreligiöse Sultan oder der Diktator in der Türkei oder wie ? Oder mit welchem Recht bestimmst du sowas über die Türkische Nation ?
Mit welchem Recht gibst du den Musliminnen ein Hausarrest oder sowas ähnliches ??
Was ist der Unterschied zwischen deiner Sicht und der Sicht von den Iranischen Mullahs , die sagen , wenn eine Frau sich die Haare nicht bedecken will soll sie das zu Hause machen ?
Beide Gruppierungen mischen sich in Dinge ein , bei denen sie kein Mitsprache-Recht haben ( zumindest in einem freiheitlichem System ) .
Zähle bitte mal ein Islamisch geprägtes Land auf das sowohl,Wirtschaftlich,Demokrat isch und Sozialem Niveau besser steht als sagen wir,die Niederlande ?
Du ich kenne nicht nur die Gegenwart ... Allein in den letzten 1300 Jahren sieht man , dass die Religion nicht unbedingt etwas mit der wirtschaftlichen Entwicklung zu tun hat sondern es viele viele andere Faktoren gibt .
Wenn deine Theorie stimmen sollte ... das also die Islamische Prägung für die wirtschaftlichen und sozialen Misstände in den mehrheitlich Islamischen Ländern sei dann erkläre uns doch warum es 1200 Jahre extrem gut ging und seit 100 Jahren nicht ?
Wie erklärst du dir diesen Umstand bei deiner "Logik" ?
Sharia,welche Bedeutung hat sie ?
Unterwerfung,Gewalt,Rückständi gkeit?.Frage mal ein paar Moslems was Sharia bedeutet,jeder deutet es anders.
Du sagst es ja selbst , dass jeder etwas anderes unter Scharia versteht . Warum sollte nur dein Verständniss richtig sein ??
Die Türkische Regierung bevorzugt einen freiheitlichen Rechtsstaat in dem alle Menschen gleichgestellt sind . Die jenigen , die ein totalitäres und undemokratisches System einfordern sind eher die anderen mein lieber Freund .
Warum wollt ihr die Verfassung ändern,warum ?
Weil eine freiheitlich-rechtsstaatliche Demokratie auch eine freiheitlich rechtsstaatliche Verfassung benötigt mit allen Freiheiten wie Meinungs-Freiheit , Religions-Freiheit usw. Die Türkische Verfassung darf kein Hauch mehr von einer faschistischen italiänischen Verfassung aus Mussolinis Zeiten beinhalten . Deshalb brauchen wir eine neue Verfassung .
Ich möchte nicht das meine Enkelin unter Zwang in der Schule und im gemeinschaftlichen Leben ein Kopftuch tragen muß und sogenannte Sittenwächter sie beobachten.
Mein lieber Freund . Du glaubst doch wirklich nicht dass wenn man Religions-Freiheit für alle betreibt alle Menschen zu praktizierenden Muslimen mutieren . Deine Ängste sind unbegründet . Du solltest deine Kinder und Enkel so erziehen wie du willst ; letzendlich sind sie jedoch eigenständige Menschen und treffen ihre eigene Wahl . Du bestitzt deine Kinder nicht und du bist auch nicht der Gott deiner Kinder und Kindeskinder .
Wahrhaftige Demokraten sind immer gegen Zwang in einem politischem System . Es gibt keine Sittenwächter in der Türkei und durch den Demokratisierungs-Prozess wird es auch garantiert keine in der Zukunft geben .
Das sind völlig unbegründbare , paranoide Ängste die amateurhaft bis proffessionell geschürt werden aber mit der Realität wenig zu tun haben . In der Realität wiederum gibt es selbsternannte Kopftuch-Wächter in den Universitäten , die es gilt abzuschaffen .
Das eine ein unreales und theoretisches Hirngespinst , das andere ein undemokratisches und menschenfeindliches Problem der heutigen Türkei .
Politik sollte sich immer an der Realität , an Vernunft und Fairness orientieren und nicht an Hirngespinsten , paranoiden Ängsten und Hass .
Wenn du es so siehst , dann ist jede Richtung im Islam "Arabisch" ... Es gibt keinen Un-Arabischen Islam genauso wenig wie es das Christentum nicht geben kann ohne Jesus Christus . Bei dem was du bisher gesagt hast wäre das Osmanische Reich extrem religiös , deiner Ansicht nach .
.
Wie?? Was habe ich mit Arabern zutun?? Wieso gibt es nur einen arabischen Islam .Wenn ich so etwas höre könnte ich verrückt werden
Wie?? Was habe ich mit Arabern zutun?? Wieso gibt es nur einen arabischen Islam .Wenn ich so etwas höre könnte ich verrückt werden
Unser Prophet Muhammed (sav) ist araber..
Der Koran ist arabisch..
unsere Gebete verrichten wir auf arabisch..
Trotzdem sind wir Türken, und verhalten uns Türkisch!
Das ist der Islam... Gekauft wie gesehen!
Leider sind Wunschfarben, ähm Sprachen ausverkauft.
Unser Prophet Muhammed (sav) ist araber..
Der Koran ist arabisch..
unsere Gebete verrichten wir auf arabisch..
Trotzdem sind wir Türken, und verhalten uns Türkisch!
Das ist der Islam... Gekauft wie gesehen!
Leider sind Wunschfarben, ähm Sprachen ausverkauft.
Mein Koran ist nicht arabisch.Ich muss auch nicht auf arabisch beten.
Ist doch egal woher unser Prophet kommt, Jesus war aus Nazaret und was sagt uns das nun über den Christentum?
Die Araber sind mir so etwas von egal, das glaubst du gar nicht.
Jesus war aus Nazaret und was sagt uns das nun über den Christentum?
Die Araber sind mir so etwas von egal, das glaubst du gar nicht.
Um die Aussagen von Jesus zu verstehen, muss ich weder Aramäisch noch Hebräisch können.
deryatulga
27.09.07, 15:46
Wie?? Was habe ich mit Arabern zutun?? Wieso gibt es nur einen arabischen Islam .Wenn ich so etwas höre könnte ich verrückt werden
Richtig, es gibt keinen arabischen Islam. Viel weniger gibt es aber einen türkischen Islam, den einige Herrschaften, so wie sie ihn konstruiert haben, aufdrängen wollen! So etwas erinnert mich fatal an Bischof Ludwig Müller und seinen Deutschen Christen. Eine Hochreligion strahlt immer eine universelle Botschaft, manchmal mit einem reduktionistischen Ansatz wie beim Judentum. Dort, wo die Glaubensangelegenheiten den vermeintlichen nationalen Interessen unterworfen sind, wächst und gedeiht nicht einmal das geistige Unkraut!
Mein Koran ist nicht arabisch.Ich muss auch nicht auf arabisch beten.
Ist doch egal woher unser Prophet kommt, Jesus war aus Nazaret und was sagt uns das nun über den Christentum?
Die Araber sind mir so etwas von egal, das glaubst du gar nicht.
Dein Koran ist eine Übersetzung aus dem Original verfasst in arabischer Sprache. Achte auf das in der Mitte, das ist Arabisch!
Böyle milliyetcilik triplerine giripte, dinden olmiyalim lütfen!
Kur’an-ı Kerim’in namazda Türkçe tercemesinin okunmasına gelince:
Kur’an-ı Kerim’de “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun” (Müzzemmil, 73/20) buyrulduğu gibi, Hz. Peygamber (s.a) de bütün namazlarda Kur’an-ı Kerim okumuş ve namaz kılmayı iyi bilmeyen bir sahabiye namaz kılmayı tarif ederken “... sonra Kur’an’dan hafızanda bulunanlardan kolayına geleni oku.” (Müslim, Salat, 45) buyurmuştur. Bu itibarla namazda kıraat yani Kur’an okumak, Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit bir farzdır.
Bilindiği üzere Kur’an, Cenab-ı Hakk’ın Hz.Muhammed (s.a,)’e Cebrail aracılığı ile indirdiği manaya delalet eden elfazın (nazm-ı münzel’in) ismidir. Sadece mana olarak değil, Resülüllah (s.a.)’in kalbine elfazı ile indirilmiştir. Bu itibarla bu elfazdan anlaşılan ve başka lafızlarla (sözlerle) ifade edilen mana Kur’an değildir. Çünkü indirildiği elfazın dışında, hatta Arapça bile olsa, başka sözlerle ifade edilen mana Cenab-ı Hakk’ın kelamı değil, mütercimin ondan anladığı yorumdur. Oysa Kur’an kavramının içeriğinde, sadece mana değil, bir rüknü olarak onun elfazı da vardır. Nitekim:
“Şüphesiz O, alemlerin Rabbı tarafından indirilmiştir. Onu Ruhu’l-emin (Cebrail), uyarıcılardan olasın diye, senin kalbine apaçık Arap diliyle indirdi.” (Şuara 26/192-195)
“Böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Ta-Ha 20/113)
“Korunsunlar diye dosdoğru Arapça bir Kur’an indirdik.” (Zümer, 39/28)
Quelle: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/karar.asp?id=4&sorgu=1
Arablarin huylarini, kültürünü alin diyen yok kimseye... Arablar gibi giyinin diyende yok, yasayin diyende yok. Istersen sevme, BANANE senin derdin yani?
Ama Islam Dinini kendi istegine göre cekemezsin, Islam dini Arabcadan gelmisdir, orijinalli bozulmadan Arabca devam etmektedir. Begenmeyen degistiremez, baska Din bulabilir kendine!
deryatulga
27.09.07, 15:48
Um die Aussagen von Jesus zu verstehen, muss ich weder Aramäisch noch Hebräisch können.
Stimmt, dazu brauchst du klassische Griechischkentnisse!:lach:
Stimmt, dazu brauchst du klassische Griechischkentnisse!:lach:
Auch die, Deryatulga:)
Ich lese das lieber auf Deutsch.
Richtig, es gibt keinen arabischen Islam. Viel weniger gibt es aber einen türkischen Islam, den einige Herrschaften, so wie sie ihn konstruiert haben, aufdrängen wollen! So etwas erinnert mich fatal an Bischof Ludwig Müller und seinen Deutschen Christen. Eine Hochreligion strahlt immer eine universelle Botschaft, manchmal mit einem reduktionistischen Ansatz wie beim Judentum. Dort, wo die Glaubensangelegenheiten den vermeintlichen nationalen Interessen unterworfen sind, wächst und gedeiht nicht einmal das geistige Unkraut!
Richtig!
Ja, und noch viel weniger braucht man einen demokratischen Islam.
Geleitet und gefördert von anderen Nationen um die Türkei als Paradebeispiel vorzuheben.
Olan yine bize oluyor ....
Dein Koran ist eine Übersetzung aus dem Original verfasst in arabischer Sprache. Achte auf das in der Mitte, das ist Arabisch!
Böyle milliyetcilik triplerine giripte, dinden olmiyalim lütfen!
Kur’an-ı Kerim’in namazda Türkçe tercemesinin okunmasına gelince:
Kur’an-ı Kerim’de “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun” (Müzzemmil, 73/20) buyrulduğu gibi, Hz. Peygamber (s.a) de bütün namazlarda Kur’an-ı Kerim okumuş ve namaz kılmayı iyi bilmeyen bir sahabiye namaz kılmayı tarif ederken “... sonra Kur’an’dan hafızanda bulunanlardan kolayına geleni oku.” (Müslim, Salat, 45) buyurmuştur. Bu itibarla namazda kıraat yani Kur’an okumak, Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit bir farzdır.
Bilindiği üzere Kur’an, Cenab-ı Hakk’ın Hz.Muhammed (s.a,)’e Cebrail aracılığı ile indirdiği manaya delalet eden elfazın (nazm-ı münzel’in) ismidir. Sadece mana olarak değil, Resülüllah (s.a.)’in kalbine elfazı ile indirilmiştir. Bu itibarla bu elfazdan anlaşılan ve başka lafızlarla (sözlerle) ifade edilen mana Kur’an değildir. Çünkü indirildiği elfazın dışında, hatta Arapça bile olsa, başka sözlerle ifade edilen mana Cenab-ı Hakk’ın kelamı değil, mütercimin ondan anladığı yorumdur. Oysa Kur’an kavramının içeriğinde, sadece mana değil, bir rüknü olarak onun elfazı da vardır. Nitekim:
“Şüphesiz O, alemlerin Rabbı tarafından indirilmiştir. Onu Ruhu’l-emin (Cebrail), uyarıcılardan olasın diye, senin kalbine apaçık Arap diliyle indirdi.” (Şuara 26/192-195)
“Böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Ta-Ha 20/113)
“Korunsunlar diye dosdoğru Arapça bir Kur’an indirdik.” (Zümer, 39/28)
Quelle: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/karar.asp?id=4&sorgu=1
Arablarin huylarini, kültürünü alin diyen yok kimseye... Arablar gibi giyinin diyende yok, yasayin diyende yok. Istersen sevme, BANANE senin derdin yani?
Ama Islam Dinini kendi istegine göre cekemezsin, Islam dini Arabcadan gelmisdir, orijinalli bozulmadan Arabca devam etmektedir. Begenmeyen degistiremez, baska Din bulabilir kendine!
haydaa...
Kulah kardesim, neden dinden olayim ki?
Milliyetcilik ile hic ama hic bir ilgisi yok bunun.
Komisch nur, das Araber selber nicht verstehen was im Koran steht??
Oder nicht wissen wollen..
deryatulga
27.09.07, 16:08
Auch die, Deryatulga:)
Ich lese das lieber auf Deutsch.
Jesus sagte "Ich bin das A und das O!" Ohne Griechischkenntnisse läufst du Gefahr, ihn für einen Halbanalphabeten zu halten!:lach:
ottoman1299
27.09.07, 16:08
Mein Koran ist nicht arabisch.Ich muss auch nicht auf arabisch beten.
Ist doch egal woher unser Prophet kommt, Jesus war aus Nazaret und was sagt uns das nun über den Christentum?
Die Araber sind mir so etwas von egal, das glaubst du gar nicht.
bugün amerikalilar veya ingilizleri sevmesem de, ingilizceye karsi cikamam. bilim adina ögrenmeye mecburuz.
zira:
ilim cin'de de olsa gidip alin... Hz. Muhammed(sav)
sevsek de, sevmesek de onlarin rakam sistemini kullaniyorur, onlarin adini tasiyoruz.
sadece biz degil bütün dünya!
So viel Arabisch steckt im Deutschen (http://www.papyrus-magazin.de/archiv/2003_2004/september/9_10_arabisch_in_deutsch.html)
Admiral von al amir = Befehlshaber
Alchimie von alkimia = mittelalterliche Chemie, "Goldmacherkunst"
Algebra von al dschebr = Verbindung getrennter Teile
Alkohol von alkhol = Bleiglanz zum Färben der Brauen
Amalgam von amal al-gama = Hoffnung auf Vereinigung
Arsenal von dar (es) sina`a = Haus des Handwerks, Schiffswerft
Artischocke von shock-ard = Stachel der Erde
Atlas von atlas = glattes Seidengewebe
Azimut von as-sumut =Winkel, den ein Vertikal- oder Höhenkreis mit dem Meridian bildet
Elixier von al-iksir = Stein der Weisen
Gala von chila =Ehrengewand, wie es morgenländische Herrscher verschenken
Gamasche von dadamsi = Leder aus Gadames (in Tripolis)
Gazelle von ghazala = wilde Ziege
Giraffe von zarafa
Gitarre von kitarra
Havarie von awarija = beschädigte Ladung
Intarsia von tarsi = Einlegearbeit
Joppe von dschubba = Obergewand mit langen Ärmeln
Kaliber von galib = Form, Modell
Karaffe von garaff = weitbauchige Flasche
Karat von quirat = kleines Gewicht
Kif von kef = Vergnügen, Freude, getrocknete Hanfblätter
Lazur von lazaward = undurchsichtige Lackschicht
Laute von al´ud = Holz
Lila von lailak = Flieder
Limone von limun = Zitrone
Magazin von mahazin (Plural von mahazan) = Lagerhaus
Maske von mas-chara = Possenreißer
Matratze von al matrah = Lager, Kissen
Razzia von ghaswa, ghaziia = polizeilicher Überfall
Safari von safar = Reise
Satin von atlas zaituni = glattes Gewebe (für chin. Ausfuhrhafen Tsan-tung)
Sheriff von sharaf, sharif = Ehre, ehrenhaft
Sirup von sarab = Trank
Talisman von tilisman (Plural von tilasm) = Zauberbild
Tambur von tanbur = Trommel
Tarif von arafa = Wissen
Tasse von tas(a) = Schälchen
Ziffer von sifr = leer
...
lakin bunu biz türkler gereksiz yere komplex edinmisiz.
bugünün sartlari ile kuran'in indirilis zamani sartlari bir degil. bugünün türkleri, ne kadar, 500 yil evvelki türklere benziyorsa... bugünün araplari da, 1000 yil önceki araplar degil!
bugün ilim batida... bilim adina, yabaci dilimizin ingilizce olmasi sart! ama ayni zamanda bazi gercekleri de kabullenmemiz lazim. Dinimizin ana dili arapca! Hem öyle arapca ki, bugünün araplari dahi anlamayacak kadar...
ikisine de sahiplenmekte bir celiski yok!
noch viel weniger braucht man einen demokratischen Islam.
Geleitet und gefördert von anderen Nationen um die Türkei als Paradebeispiel vorzuheben.
Dieses Lobgehudel auf den "türkischen Islam" kann ich auch nicht ausstehen.
haydaa...
Kulah kardesim, neden dinden olayim ki?
Milliyetcilik ile hic ama hic bir ilgisi yok bunun.
Komisch nur, das Araber selber nicht verstehen was im Koran steht??
Oder nicht wissen wollen..
Arapcı oldun vakit gerçek müslüman oluyorsun bacım.:lach:
ottoman1299
27.09.07, 16:19
Arapcı oldun vakit gerçek müslüman oluyorsun bacım.:lach:
ach hayri ach! arapcayi sil tarihinden de, ad´indan geriye ne kaliyor görelim!
haydaa...
Kulah kardesim, neden dinden olayim ki?
Milliyetcilik ile hic ama hic bir ilgisi yok bunun.
Komisch nur, das Araber selber nicht verstehen was im Koran steht??
Oder nicht wissen wollen..
Was die Araber so "machen" in ihrem Leben will ich auch nicht wissen.
Allein die Tatsache das mein Prophet Arabar war, hindert mich daran, ihnen auch mal schlimmere Wörter an den Kopf zu werfen.
Was die Araber verstehen oder nicht verstehen ist auch irrelevant.
Wichtig ist was "wir" daraus verstehen, und wie "wir" danach leben.
Meine Kritik galt nur der Aussage, ich kann auch türkisch Beten und den Koran lesen. Natürlich kann man das, nur reicht das nicht als Moslem.
bugün amerikalilar veya ingilizleri sevmesem de, ingilizceye karsi cikamam. bilim adina ögrenmeye mecburuz.
zira:
ilim cin'de de olsa gidip alin... Hz. Muhammed(sav)
sevsek de, sevmesek de onlarin rakam sistemini kullaniyorur, onlarin adini tasiyoruz.
sadece biz degil bütün dünya!
lakin bunu biz türkler gereksiz yere komplex edinmisiz.
bugünün sartlari ile kuran'in indirilis zamani sartlari bir degil. bugünün türkleri, ne kadar, 500 yil evvelki türklere benziyorsa... bugünün araplari da, 1000 yil önceki araplar degil!
bugün ilim batida... bilim adina, yabaci dilimizin ingilizce olmasi sart! ama ayni zamanda bazi gercekleri de kabullenmemiz lazim. Dinimizin ana dili arapca! Hem öyle arapca ki, bugünün araplari dahi anlamayacak kadar...
ikisine de sahiplenmekte bir celiski yok!
Bu din, irk ile bir ilgisi yok.Ben arablari sevmedigim icin (ki bu ayri bir konu) arabcaya karsi oldugumu yazmadim.
Islami yasamak icin , arabcayi bilmek ve okumak neden zorunda olayim.
Bunu kompleks ile de bir ilgisi yok, ben türkce/farkli bir islam yasamadigim icin arabca bir islamda kabul etmiyorum.
türkce okurum , almanca okurum nasil istersem öyle okurum.
Ne güzel yaziyorsun bak, arablar bile anlamiyor, buyur iste.
Zaman degisiyor,dinimiz bize 1500 sene öncesini yasayin emir kilmadi.
Kendinizi gelistirin dedi,birakin o zaman geliselim.
Komisch nur, das Araber selber nicht verstehen was im Koran steht??
Oder nicht wissen wollen..
Araplar da hakli olarak bu lafimiza kiclariyla gülüyorlar!
Ugandali gelecek de bana Atatürkcülügü ögretecek, haydi oradan!
ottoman1299
27.09.07, 16:36
Bu din, irk ile bir ilgisi yok.Ben arablari sevmedigim icin (ki bu ayri bir konu) arabcaya karsi oldugumu yazmadim.
Islami yasamak icin , arabcayi bilmek ve okumak neden zorunda olayim.
Bunu kompleks ile de bir ilgisi yok, ben türkce/farkli bir islam yasamadigim icin arabca bir islamda kabul etmiyorum.
türkce okurum , almanca okurum nasil istersem öyle okurum.
Ne güzel yaziyorsun bak, arablar bile anlamiyor, buyur iste.
Zaman degisiyor,dinimiz bize 1500 sene öncesini yasayin emir kilmadi.
Kendinizi gelistirin dedi,birakin o zaman geliselim.
ben araplari seviyorum demedimki. o yüzden yazdim. :)
"arap" veya "arapca" kelimeleri gecince... hemen arapci oluyoruz. halbuki, bugünün arap ve arapcasinin 1000 yil evvelki ile alakasi yok. anlatmak istedigim sadece bu.
Araplar da hakli olarak bu lafimiza kiclariyla gülüyorlar!
Ugandali gelecek de bana Atatürkcülügü ögretecek, haydi oradan!
neden hakli olarak gülüyor?
ach hayri ach! arapcayi sil tarihinden de, ad´indan geriye ne kaliyor görelim!
Eh normal, asirlardir Öcü olarak ögretildi millete Arablar....
Adam naapsin..
Bunun yani sira isin Fikih bölümüne bakmadan, Milli meseleymis gibi atliyorlar: "Türkcemizin neresi kötüki, arapcayi neyapayim?"
ach hayri ach! arapcayi sil tarihinden de, ad´indan geriye ne kaliyor görelim!
Güzel kardeşim, arapcayı tarihden silelim diyen oldu mu hiç? İstesekden silemeyiz. Ama bu hertürlü arap adet ve geleneklerini benimsemek anlamınıda gelmiyor.
Evet Ottoman efendi İsmimden birsey kalmıyor. Ve bende ismimi cok seviyorum.
Eh normal, asirlardir Öcü olarak ögretildi millete Arablar....
Adam naapsin..
Bunun yani sira isin Fikih bölümüne bakmadan, Milli meseleymis gibi atliyorlar: "Türkcemizin neresi kötüki, arapcayi neyapayim?"
Tabi canim, araplar degildi demi yemen çöllerinde ve arap yarımadasında kıçımıza tekmeyi vuran!?:naugthy:
Ama bu hertürlü arap adet ve geleneklerini benimsemek anlamınıda gelmiyor.
Rica etsem, bana Türkiyede uygulanan "birtane" Arab gelenegi sayarmisin ?
Tabi canim, araplar degildi demi yemen çöllerinde ve arap yarımadasında kıçımıza tekmeyi vuran!?:naugthy:
Bu Milliyetci damarim.. bu yüzden sevmem Arablari.
Benim bahsettigim dinim Islam...
Rica etsem, bana Türkiyede uygulanan "birtane" Arab gelenegi sayarmisin ?
İsten cıkıp iftara yetismen lazım. Başka sefer isallah.:hallo;
İsten cıkıp iftara yetismen lazım. Başka sefer isallah.:hallo;
Dikkatli git, Allah kabul etsin :D
Cevabi da unutma ;)
neden hakli olarak gülüyor?
Onlarin lisani, onlarin adami, onlarin kültürü, onlarin dini, biriler kalkip "biz daha iyi biliriz" diyorlar. Ben bunu hala cok komik buluyorum. Tutup "Ben sizden daha iyi Buddhistim" deyen Fasliya gülmeyim mi yani?
Sonucta Arapca bilmiyorsun (ki hemen hemen hicbirimiz bilmiyoruz). Tutup Arabin birine "sen kendi lisanini bilmiyorsun" demenin anlami var mi? Adam anliyorum dese ne mok yiyeceksin?
ottoman1299
27.09.07, 16:47
Tabi canim, araplar degildi demi yemen çöllerinde ve arap yarımadasında kıçımıza tekmeyi vuran!?:naugthy:
bu yorum ne kadar gercekci? bilmiyorum. ama hosuma da gitmiyor degil.:nurdinilu:
Arapların en büyük ihaneti ise 20. yüzyılda çektikleri bütün acı ve sıkıntıların sebebi olarak Kur’an-ı Kerim’in ilahi tanıklığı ile sabit olmuş, Müslüman Türk Milletine yaptıkları ihanettir. Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de "Sizler, müthiş bir şecaat sahibi olan bir kavm ile karşılaşmaya davet olunacaksınız. Ya onlarla harp edeceksiniz veyahut onlar Müslüman olacaklar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükafat verecek, fakat önceden döndüğünüz gibi gene yüz çevirecek olursanız, sizi çok acı bir azap ile azaplandıracaktır." (Fetih Suresi 16 Ayet)
1400 yıllık İslam Tarihi incelenirse Arapların karşılaştıkları şecaat sahibi kavim Türk’lerdir. Türk’ler, Müslüman olduktan sonra ayette de belirtildiği gibi İslam topluluklarının hakimi ve hamisi olmuş, İslam bayrağını Viyana’ya kadar taşımıştır. Bu süre içinde Araplar, tarihlerinin en huzurlu, en rahat ve mutlu yıllarını yaşamışlar ve Allah tarafından böylece mükafatlandırılmışlardır. Ne zaman ki 20. yüzyıl başlarında İngiliz altınlarıyla akılları çelinen Araplar, Osmanlı’yı arkadan vurup, Türk’lere ihanet edince; ayetteki ilahi hüküm gerçekleşmiş, Allah onları azapların en çetiniyle cezalandırmıştır.
Rica etsem, bana Türkiyede uygulanan "birtane" Arab gelenegi sayarmisin ?
Ucak pistinde deve kesmek Türk adeti mi? Harem selamlik Türk adeti mi? Al sana IKI tane!
ottoman1299
27.09.07, 16:48
Ucak pistinde deve kesmek Türk adeti mi? Harem selamlik Türk adeti mi? Al sana IKI tane!
bizim ailede ve cevremizde böyle birsey yok. o yüzden olsada olur, olmasada....
bunu unuttun wolf:Bauchtanz:
:)
bizim ailede ve cevremizde böyle birsey yok. o yüzden olsada olur, olmasada....
Sen hele bir bekle. Al sana Polatinum mesela. Konya'da belediye otobüslerine bile harem selamligi sokacaklardi...... iki sene sonra konusalim bunu senle.
bunu unuttun wolf:Bauchtanz:
Hasa!
Ha, demisken, Arabesk ve oryental dans Türk adeti mi? :p
ottoman1299
27.09.07, 17:00
Sen hele bir bekle. Al sana Polatinum mesela. Konya'da belediye otobüslerine bile harem selamligi sokacaklardi...... iki sene sonra konusalim bunu senle.
benim böyle bir korkum yok. deli cesurluguma bagisla! :)
benim böyle bir korkum yok. deli cesurluguma bagisla! :)
Bak, samimi söylüyorum: UMARIM sen hakli cikarsin ve ben bugün sacmalamis olayim! Özürümü dilemeyi de bilirim, yeter ki sen hakli cik!
Allah ın lanet ettiğine kimse bir çıkış bulamaz ve hainliklerinde ısrar ettikleri için, emperyalistlerin obur-obez kuklası olmaktan öteye gidemiyor arap milleti, ve tarihte peygamberleri kasten öldürdükleri için lanetlenmişti yahudiler, ne hikmet ki peygamberden sonra Kur'an ı bir uyuşrucu literatürüne çeviren araplar, onlara bırakılan iki emanetten birine daha ihanet ettiler, o ikinci emanet ehl-i beyt ve peygamber torunları idi. kendi arap milliyetçisi iktidarlarını meşru kılmak adına hiç çekinmeden ehl-i beyt soyunu kılıçtan geçirip katletmişlerdir. ne var ki ehl-i beyt taraftarı yüzbinlerce müslümanın kanı topraktan Allah a haykırmış olmalı ki, araplar da peygamber torunlarını öldürdükleri için lanetlenmiş ve kendileri gibi lanetlenen diğer bir kavimle ahirete kadar sürecek bir savaşa tutuşmuşlardır.
Allah ın hükmeti nedir ki lanetlediği iki kavim birbirlerini öldürmekte.
Ha, demisken, Arabesk ve oryental dans Türk adeti mi? :p
Arabesk nedir ? ;)
http://www.politikcity.de/forum/showthread.php?t=20746
ottoman1299
27.09.07, 17:08
Bak, samimi söylüyorum: UMARIM sen hakli cikarsin ve ben bugün sacmalamis olayim! Özürümü dilemeyi de bilirim, yeter ki sen hakli cik!
"insallah" dersem mahalle basksi yapmis olmam degilmi wolf?:brüll:
saka saka... sen kaldirirsin bunlari.
senin de degindigin gibi, bizim hakli cikmamiz veya cikmamamiz önemli degil! hepimiz vatanimiz icin hayirli olanini istiyoruz... yeterki birbirimizi anlamaya calisalim!...
.......
Okunmuyordu, bidaha kopyaladim:
be gafil, din din diye tutturan bezirganlar, insan sesi ile insanı en güzel şekilde çağırmayı ilke edinen bir daveti içinden çıkılmaz kurallar zincirine mahkum edip, insanın rahat ve huzurunu avaz avaz bağırarak insanları dayanılmaz işkencelere gark eden bir hurafe makyajıyla boyamış durumdalar.
gafil hoca tayfası, sen özün hikmetinden ne anlarsın. sen insanı bilgiye muhtaç sanırsın da,kendi çığırtkanlığını din diye cahillere yutturur, yaptıklarına şahit olan hıristiyanlara da maskara olursun.çünkü onlar dinlerini insanlar için birer işkence haline sokmazlar, sana inen, Allah ın insanlar için en kolay yolu istediği ayete sanki o tenkit ettiğin hıristiyanlar uyar da,sen de Allah a inat o ayetin tam tersini uygularsın. iman kelimelerin sürekli tekrarı ile ayetlerin putlaştırılması değildir, iman Allah ın putlaştırılıp insanların tıkabasa ayak kokuları ile kulluk edecekleri dört duvar arasında değildir. iman senin hayır bildiklerinde değil, şer diye fetva verdiklerinin içindedir!
iman ne senin tekelindedir, ne de şer senin dediğindedir...hayrı da şerri de yalnız onları yaratan bilir, sana düşen barışa ve hayra yönelik işler yapmaktır, iman bu eylemlerin yüzeyinde dalgalanır, senin hatt-ı sanat diye astıklarında değil.....
Kimden bu, kaynak bulamadimda? :think:
Ucak pistinde deve kesmek Türk adeti mi? Harem selamlik Türk adeti mi? Al sana IKI tane!
Kurban kesmek Islam dinine aittir.
Harem selamlik diye bir sart yok, tercih meselesi. Basörtüsü gibi yani. ;)
Anliayacagin, Arablar müslüman olmasalardi, Kurban da kesmezlerdi, Haremlik selamlik da uygulamazdi! Yani Kültürleri degil... Islamin adetlerinden.
Baska?
Bu arada Klassische Musik, Jazz, Ballet falan Türk adetimi ?
Veya Yilbasi günü ve Noel bayramini, hemde ayni günde (31.12. :D ) kutlamak Türk adeti mi ?
Bu arada Klassische Musik, Jazz, Ballet falan Türk adetimi ?
Veya Yilbasi günü ve Noel bayramini, hemde ayni günde (31.12. :D ) kutlamak Türk adeti mi ?
Evet, örnegin atalarimiz hristiyanlarin din bayrami olan noelde büyük sehirlerimizi hristiyan motiflerle ve cam agaclarinla süslerlermis. Bugün ondan yapiliyor, yani batiya özentiyle falan alakasi yok bu isin. :rolleyes:
Laiklik adi altinda Türk kadinin %60'inin basinda bulunan örtüye düsman kesilen entel dantel cevrelerin bu REZILLIGE hic bu kadar tepki gösterdigini gördünüz mü?
Aha buraya yaziyorum, aralik gelsin sehirlerimizi hristiyan ülkelerde bulunmayan bir istihamla süsleyecekler.
Ich war vor 2 Jahren über Sylvester bei uns in Artvin !!!! ...
Ey so eine Weihnachst-Deko hatte ich noch nicht mal hier bei uns gesehen:brüll:
Ich war echt geschockt...
PS: Türkiye araplasiyor yaa...
kaynak cesur adlı kullanıcı sayın kulah
kaynak cesur adlı kullanıcı sayın kulah
Bak sen.. demek BU (http://www.incil.com/incilbbs/zboard.php?id=soru&page=6&sn1=&divpage=1&sn=off&ss=on&sc=on&select_arrange=reg_date&desc=desc&no=5368) senin yazin? Ilginc..
Ama Misyonerlik vazifeni baska yerlerde yapsan, rica etsem yani?
Bak sen.. demek BU (http://www.incil.com/incilbbs/zboard.php?id=soru&page=6&sn1=&divpage=1&sn=off&ss=on&sc=on&select_arrange=reg_date&desc=desc&no=5368)senin yazin? Ilginc..
Ama Misyonerlik vazifeni baska yerlerde yapsan, rica etsem yani?
yazi kendisine ayit kulah...
yazi kendisine ayit kulah...
Tamam, inaniyorum, yinede Misyonerlik yapiyor düpe düz.
Tamam, inaniyorum, yinede Misyonerlik yapiyor düpe düz.
Niye...
Tamam, inaniyorum, yinede Misyonerlik yapiyor düpe düz.
sayın kulah, evet sizin de dediğiniz gibi netteki bir çok yazımdan ötürü ya marksist, ya faşist yada en son dediğiniz gibi misyoner tarzında yakıştırmalara maruz kaldım. ne var ki kavram kargaşası ve bilgi kirliliği yüzünden nice insanlar kendi yarattıkları kapalı dünya görüşlerine uymayan, en azından muhalif görünen düşünceleri sürekli kesin yargılara vararak etiketlemek istemişlerdir. benim kavgam kısaca şudur; şu an pentagon ve yeni dünya düzencileri tarafından İslamın aydınlık mesajı karartılmak suretiyle bir kontrol aracına dönüştürülmek isteniyor. meselenin tarihsel altyapısı çok derin, uygun bir zamanda bunu da bu sitede yazacağım ancak kısaca söyleyebileceğim, baskın İslam düşüncesi sünni bakış açısına göre insanlara dayatılmak istenmekte ancak İslam ın diğer bakış açısını oluşturan heterodoks yorum kanadı silinmek istenmekte hatta düşman olarak kabul edilmektedir.
konunun üç açılımı ve hepsi emperyalizme bakan üç yönü vardır, 1.Türkiye İslam devletine dönüştürülmek istenmekte bu sayede çoğunluğu sünni olan İslam alemi Türkiye halifeliği sayesinde tek çatı altında kontrol edilebilecektir. 2. Organize bir süüni alemi gerçekleşirse, şii İran a en büyük düşman olacak ve bu sayede mezhep ayrımcılığı yüzünden İslam alemi sürekli kan kaybederek, emperyalistler karşısında zayıf düşecek ve bu düşmanın işine yarayacaktır. 3. Laiklik bir kez ilk ve tek olarak varolduğu İslam ülkesinden silinirse bu bin yıllık bir karanlığın ilk kıvılcımı olacaktır.
saygılarımla, arz ederim, sayın kulah
http://www.incil.com/incilbbs/zboard.php?id=soru&page=40&page_num=20&select_arrange=headnum&desc=&sn=off&ss=on&sc=on&keyword=&no=5368&category=8
bir kez daha bakın sayın kulah
Niye...
weil ich Dumm bin und es nur oberflächlich gelesen habe.. sorry!
muss der leere Magen gewesen sein :(
http://www.incil.com/incilbbs/zboard.php?id=soru&page=40&page_num=20&select_arrange=headnum&desc=&sn=off&ss=on&sc=on&keyword=&no=5368&category=8
bir kez daha bakın sayın kulah
Kaynak sorun degildi, sorun benim yanlis anlamam. yazinizi dogru dürüst okumadan yorumladim.
Ö.zür dilerim yanlis anlasilmadan dolayi.
Normalde dikkat ederim yorum yapmadan önce, bu sefer nasil cahilce böyle davrandim, bilmiyorum.
Kaynak sorun degildi, sorun benim yanlis anlamam. yazinizi dogru dürüst okumadan yorumladim.
Ö.zür dilerim yanlis anlasilmadan dolayi.
Normalde dikkat ederim yorum yapmadan önce, bu sefer nasil cahilce böyle davrandim, bilmiyorum.
ne demek efendim, inşallah daha çok fikir alış verişinde bulunacağız, her zaman da aynı fikirde olacak değiliz. benim için önemli olan karşı düşüncede olan insanların fikirlerimi çürütecek temellendirmelerde bulunmalarıdır çünkü ben de o zaman eksik yönümü görmüş olurum ve kendi düşüncelerimi karşımdakinin eleştirileri sayesinde daha çok geliştirme fırsatı bulmuş olurum.
nezaketinizden ötürü teşekkür ederim, saygılar
Sen hele bir bekle. Al sana Polatinum mesela. Konya'da belediye otobüslerine bile harem selamligi sokacaklardi...... iki sene sonra konusalim bunu senle.
Hä? was sagen? ne Konyasi ne otobüsü?
Mein Koran ist nicht arabisch.Ich muss auch nicht auf arabisch beten.
Ist doch egal woher unser Prophet kommt, Jesus war aus Nazaret und was sagt uns das nun über den Christentum?
Die Araber sind mir so etwas von egal, das glaubst du gar nicht.
Ich finde es immer witzig wenn ich so etwas lese und es "Danke" hagelt von Personen , die offen zugeben Atheisten zu sein ... Selber an nichts glauben aber permanent über die Religionen anderer lästern ( damit bist jetzt nicht du gemeint Nurdan ) .
Liebe Nurdan ... Kannst du mir den Unterschied zwischen einem Türken-Hasser und einem Araber-Hasser erklären ? Ich höre in deinen Beiträgen eine Art Abneigung gegenüber "den Arabern" . Was ist jetzt der Unterschied zwischen dir und z.B. einem Antisemiten ?
Wenn dein Kuran nicht Arabisch ist und du nicht Arabisch betest so ist doch alles in Ordnung . Ich bin dafür auch im Glauben Pluralismus zu ermöglichen . Jedem so , wie er/sie es mag .
Aber leider ist die wichtigste Person deiner Religion Arabisch . Die religiösen Texte , die überliefert wurden sind Arabisch . Demzufolge kann es einen Anti-Arabischen Islam gar nicht geben . Den Propheten hassen aber seinen Offenbarungen folgen ?? Das geht nun wirklich nicht ...
Selbstverständlich gibt es verschiedene Prägungen im Islam aber ein Anti-Arabisches Islam habe ich noch nie gehört und ist im Prinzip ein Widerspruch in sich und in jeder hinsicht Un-islamisch da Hass gegen eine bestimmte Gruppe von unschuldigen Menschen Rassismus ist .
Evet, örnegin atalarimiz hristiyanlarin din bayrami olan noelde büyük sehirlerimizi hristiyan motiflerle ve cam agaclarinla süslerlermis. Bugün ondan yapiliyor, yani batiya özentiyle falan alakasi yok bu isin. :rolleyes:
Laiklik adi altinda Türk kadinin %60'inin basinda bulunan örtüye düsman kesilen entel dantel cevrelerin bu REZILLIGE hic bu kadar tepki gösterdigini gördünüz mü?
Aha buraya yaziyorum, aralik gelsin sehirlerimizi hristiyan ülkelerde bulunmayan bir istihamla süsleyecekler.
Niye kimse karsi cikmiyor? yoksa varmi cikan? batinin modasi niye tatli geliyor? Batinin tarihte Türke daha fazla zarari odugu icinmi? Gercekten bu asiri bati özentisi nerden kaynaklaniyor?
Selber an nichts glauben aber permanent über die Religionen anderer lästern
Das stimmt nicht so ganz Die glauben an sich selbst. Das sind , für die selbst,alles kleine Götter.
Das stimmt nicht so ganz Die glauben an sich selbst. Das sind , für die selbst,alles kleine Götter.
Bilmiyorsan, tutarli at bari! :rolleyes:
Ich finde es immer witzig wenn ich so etwas lese und es "Danke" hagelt von Personen , die offen zugeben Atheisten zu sein ... Selber an nichts glauben aber permanent über die Religionen anderer lästern ( damit bist jetzt nicht du gemeint Nurdan ) .
Allein die Tatsache, dass Dich das offenbar so stört, finde ICH widerum sehr witzig! :D Aber dass Du es nicht verstehen würdest, ist aus bekannten Gründen eh klar gewesen.
Ich glaube, ich sollte mich öfter für gute Beiträge bedanken. :dans2:
Bu sözlere dikkat!
Diyanet işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Yazıcıoğlu, din dersleri cemaat tehdidi, halkın duyduğu endişelerle ilgili çok önemli açıklamalar yaptı.
Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Said Yazıcıoğlu, yeni anayasa çalışmaları kapsamında zorunlu olmaktan çıkarılması tartışılan "din kültürü ve ahlak bilgisi" dersi konusunda "ayrışmayı ortadan kaldıracak bir formül" düşünüldüğünü açıkladı. Şu anda zorunlu olan din dersini almak istemeyenler için "evrensel din ve ahlak bilgilerini" içeren yeni bir zorunlu ders verilmesinin planlandığını söyleyen Yazıcıoğlu, "Aksi halde cemaatler ders verir, öğrenciler birinin önünde diz çökerek değişik yollardan ders alabilirler" dedi.
Milliyet'in sorularını yanıtlayan Yazıcıoğlu, "mahalle baskısı" ve "Türkiye Malezya olur mu" tartışmalarına dayanak olan endişelerin yersiz olduğunu savunurken "Bize oy vermeyenlerin endişeleri varsa onların da hükümetiyiz. Korkuları ortadan kaldırmamız lazım" görüşünü dile getirdi.
Yazıcıoğlu'nun güncel tartışmalar konusunda Milliyet'e yaptığı açıklamaları şöyle:
TÜRKİYE GERİYE GİTMEZ
Bu tartışmalar (Malezya) çok komik geliyor bana. Türkiye'nin ciddi akademik ilahiyat birikimi var. Din eğitimi ve din hizmeti boyutunda modern, farklı bir yerdeyiz. Osmanlı'dan cumhuriyete, şeyhülislamlıktan Diyanet'e geçmişiz. Tarihi, engin birikimimiz var. Böyle bir ülke gerilemez. Şimdi tutacağız başka ülkelerin derme çatma uygulamalarını model göstereceğiz. Bu, abesle iştigaldir. Zihinleri bulandırmaktan başka bir şey değil. Yıllarca İran meselesi konuşuldu. Ne oldu? Şimdi 10 binlerce kilometredeki bir ülkeyi tartışıyoruz. Böyle bir şey olmaz.
MALEZYA NERE TÜRKİYE NERE
Başı açıkla başı kapalı görmüyor musunuz beraber yürüyor, oturup kalkıyorlar. Tabanda böyle bir sıkıntı yok. Malezya falan deniyor. Malezya nere Türkiye nere...
devami: http://www.milliyet.com.tr/2007/09/28/son/sonsiy01.asp
was mich wirklich mal interesieren würde ist wieviele von euch welche in diesem threat schreiben wohnen in der türkei?
ich denke mal die türken in der türkei werden euch furchtbar dankbar sein, wenn ihr ihnen vorschreiben wollt, wie sie zu leben haben.
ich stell mir grade vor, wie ein junger mann von vielleicht 25 jahren seinen wahlzettel ausgefüllt hat,und vielleicht für einen mulla-staat plädiert, selbst aber irgendwo seinen arsch in einem sessel in duisburg oder berlin gepflanzt hat, bier säuft, rumhurt und womöglich noch schweinefleisch frisst, -- fasten tun natürlich nur die andern,
usw. usw.
was mich wirklich mal interesieren würde ist wieviele von euch welche in diesem threat schreiben wohnen in der türkei?
ich denke mal die türken in der türkei werden euch furchtbar dankbar sein, wenn ihr ihnen vorschreiben wollt, wie sie zu leben haben.
ich stell mir grade vor, wie ein junger mann von vielleicht 25 jahren seinen wahlzettel ausgefüllt hat,und vielleicht für einen mulla-staat plädiert, selbst aber irgendwo seinen arsch in einem sessel in duisburg oder berlin gepflanzt hat, bier säuft, rumhurt und womöglich noch schweinefleisch frisst, -- fasten tun natürlich nur die andern,
usw. usw.
Herzlichen Glückwunsch.....:aferin:
Dieser Beitrag wird in die "Hall of Fame" der dümmlichsten Politikcity Beiträge übernommen......
Der 25 Jahrige hat evtl. Familie und Verwandte in der Türkei die ihm nahe stehen und aus diesem Grunde würde er vermutlich nicht wollen, dass mit denen geschieht was er selber nicht will.:kafa:
Herzlichen Glückwunsch.....:aferin:
Dieser Beitrag wird in die "Hall of Fame" der dümmlichsten Politikcity Beiträge übernommen......
Der 25 Jahrige hat evtl. Familie und Verwandte in der Türkei die ihm nahe stehen und aus diesem Grunde würde er vermutlich nicht wollen, dass mit denen geschieht was er selber nicht will.:kafa:
ach es soll ihnen nicht geschehn, was er nicht will.
hallo.
ich stelle mir grade vor mein onkel, der in polen lebt, füllt den wahlzettel hier aus, und weiss was gut für mich ist, obwohler in polen lebt, oder die cousine aus usa bestimmt jetzt wie ich zu leben habe.
nein danke. entscheide ich selber.
und die türken in der türkei wissen selbst am besten was gut für sie ist, die brauchen keine ratschläge von verwöhnten vollgefressenen bälgern, die alles besser wissen
ach es soll ihnen nicht geschehn, was er nicht will.
hallo.
ich stelle mir grade vor mein onkel, der in polen lebt, füllt den wahlzettel hier aus, und weiss was gut für mich ist, obwohler in polen lebt, oder die cousine aus usa bestimmt jetzt wie ich zu leben habe.
nein danke. entscheide ich selber.
und die türken in der türkei wissen selbst am besten was gut für sie ist, die brauchen keine ratschläge von verwöhnten vollgefressenen bälgern, die alles besser wissen
Du solltest nicht von dir auf andere schliessen.
und du hast meine frage nicht beantwortet.
ok dann tu ich es mal.
also ich denke, das 99 prozent, die hier schreiben, irgendwo in deutschland hocken vielleicht auch noch östereich oder schweiz.
da kann man natürlich grosse töne spucken.
das leben für die türken in der türkei ist ganz anders, nämlich viel schwerer als für euch neunmalkluge hier in de.
da gibts kein hartz4, wer keine kohle hat bekommt keine medizinische versorgung.
die löhne und arbeitsbedingungen sind auch nicht grade wie im schlaraffenland.
wenn ihr denn so schlau seid, warum geht ihr nicht rüber und verändert selbst was?
das wäre natürlich viel zu anstrengend, da müsste man ja was tun, von hier aus ist natürlich alles viel einfacher.
im übrigen, soweit ich informiert bin, seid ihr bei den türkei-türken gar nicht so beliebt.
warum das so ist, wisst ihr wohl am besten:lach:
und du hast meine frage nicht beantwortet.
ok dann tu ich es mal.
also ich denke, das 99 prozent, die hier schreiben, irgendwo in deutschland hocken vielleicht auch noch östereich oder schweiz.
da kann man natürlich grosse töne spucken.
das leben für die türken in der türkei ist ganz anders, nämlich viel schwerer als für euch neunmalkluge hier in de.
da gibts kein hartz4, wer keine kohle hat bekommt keine medizinische versorgung.
die löhne und arbeitsbedingungen sind auch nicht grade wie im schlaraffenland.
wenn ihr denn so schlau seid, warum geht ihr nicht rüber und verändert selbst was?
das wäre natürlich viel zu anstrengend, da müsste man ja was tun, von hier aus ist natürlich alles viel einfacher.
im übrigen, soweit ich informiert bin, seid ihr bei den türkei-türken gar nicht so beliebt.
warum das so ist, wisst ihr wohl am besten:lach:
In der Hexikratie dürfen nur arme, mittelose und geknechtete Wählen?
ottoman1299
28.09.07, 10:55
Türkiye'nin siyasi bilinç sınavı
28 Eylül 2007 Cuma
İşte “Türkiye'de başörtüsü gerçeği” ile ilgili en taze haber:
Mehmet Ali Birand ve Rıdvan Akar'ın hazırladığı 32. Gün ve A&G araştırma şirketinin ortak çalışmasıyla yapılan ankette halkın yüzde 73,7'si üniversitelerdeki türban yasağının kaldırılmasını istedi. “Yasak devam etsin” diyenlerin oranı yüzde 26.3
Araştırma sonuçlarına göre halkın yüzde 70'i türbanı siyasî simge olarak görmüyor. Türbanın siyasi bir simge olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 19.
Türkiye'de her yüz kadından 61'i başını kapatıyor. Evlerin yüzde 74.3'ünde başörtülü bir insan var.
Halkın yüzde 70,5'i Cumhurbaşkanı'nın eşinin türbanlı olmasının sorun olmadığı görüşünde.
Ankete verilen cevaplarda, yasakların kaldırılması ve özgürlüklerin genişletilmesinde gençlerin yaşlılara oranla daha radikal olduğu görüldü. 18-27 yaş grubundaki gençler, üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasını orta ve üst yaş gruplarından daha fazla istiyor.
Yeni anayasanın türban serbestliği getirmesini isteyenler yüzde 62 olarak gözükürken; yüzde 27'lik kesim 'getirmemeli' düşüncesine sahip.
'Erkekler başörtüsü konusunda kadınlara baskı yapıyor' yaklaşımı da anket çalışması ile boşa çıkarılıyor. Ankete katılan kadınlar, erkeklerden daha yüksek bir oranda üniversitelerde türban yasağının kaldırılması gerektiği görüşünde. (Erkekler yüzde 72, kadınlar yüzde 74,9.)
Başörtüsünün siyasi simge olup olmadığıyla ilgili verilen cevaplar siyasi tercihlere göre farklılık gösteriyor. AK Partililerin yüzde 87,4'ü, MHP'lilerin yüzde 74,6'sı, DTP'lilerin yüzde 70,8'i hayır derken, CHP seçmeninin yüzde 55,2'si türbanı siyasi simge olarak görüyor.
Başını kapatanların yüzde 64.1'i inancı gereği örtündüğünü söylüyor. Ötekiler ise alışkanlık, gelenek tarzında ifade ediyor. Aile büyüğü isteği” diye cevaplayanların oranı yüzde 3.2
Baştaki örtünün nasıl tanımlandığı sorusuna yüzde 78.4'ü başörtüsü – eşarp, yüzde 2.1'i çarşaf, yüzde 5.3'ü türban, yüzde 14.2'si de yöresel örtü tanımlaması yapıyor.
Anket çalışması; 21-23 Eylül 2007 tarihleri arasında Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinde, 38 il ve 128 ilçede, bunlara bağlı 157 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 924'ü kadın toplam 1863 denekle hanelerde yüz yüze görüşme metoduyla yapılmış.
Haberi okudunuz.
Şimdi yorumlara geçelim:
BİR: Başörtüsü bir Türkiye gerçeğidir. Hem bireysel örtünme oranında hem hanede başörtüsü anlamında başörtülü olmak, çok yaygın bir giyim tarzıdır.
İKİ: Halk başörtüsü – türban ayrımı yapmamaktadır. Ya da bu ayrım son derece sınırlıdır.
ÜÇ: Halk, örtünmeyi ağırlıklı olarak “inanç gereği” şeklinde nitelemektedir.
DÖRT: Toplumun kahir ekseriyeti özgürlükten yanadır. Özgürlük yanlıları ile karşıtları dörtte bir – dörtte üç şeklinde ayrılmaktadır.
BEŞ: Başörtüsünü siyasi simge olarak niteleyenler de, özgürlük karşıtları gibi azınlık bir grubu oluşturmaktadır. Burada oran, beşte bire düşmektedir.
ALTI: Cumhurbaşkanı'nın eşinin başörtüsü konusunda da halkın tavrı nettir. Halkımız bunu bir sorun olarak nitelememektedir.
YEDİ: Bu haberi Hürriyet gazetesi tarafından görmemiştir. Haber Doğan Grubuna bağlı Kanal D'deki 32.'inci gün programında yayınlanmıştır. Haber Doğan Grubu içinde yayınlanan Milliyet'te, Radikal'de vardır, Vatan'da da vardır. Hürriyet haberi resmen atlamıştır. Bunun yorumunu okuyucuya bırakıyorum.
Şimdi bütün bunlardan sonra söylenecek olan nedir?
Başörtüsü yasağının devam etmesi, bir azınlık görüşünün, ülkenin özgürlük standartlarını belirlemeye devam etmesi demektir.
Bu, bir azınlığın, toplumun büyük çoğunluğu tarafından benimsenen bir giyim tarzını dışlaması anlamına gelmektedir.
Demokrasi asla çoğunluk diktası değildir. Ama demokrasi azınlığın diktası da değildir.
Başörtüsü yasağı, Türkiye demokrasisini de laikliğini de sorunlu hale getiren bir ayıraç niteliği kazanmıştır.
Başörtüsü yasağının inançları baskılama dışında hiçbir gerekçesi yoktur.
Türkiye'de, halkın büyük çoğunluğunun hayat tarzına ters düşen bu yasağın hala nasıl sürdürüldüğü, en önemli siyasi bilinçlenme alanı olarak varlığını sürdürmektedir. İnsanımız bu yasağın nasıl sürdüğünü anlarsa, o zaman Türkiye'de demokratik bilinç önemli bir hamle yapacaktır.
http://www.internethaber.com/author_article_detail.php?id=6 101
E. Özkök Milleti birbine düsüreceksin! Basini duvarlara vurasin darbe istemyen adam!:druck:
halkın yüzde 73,7'si üniversitelerdeki türban yasağının kaldırılmasını istedi. “Yasak devam etsin” diyenlerin oranı yüzde 26.3
Araştırma sonuçlarına göre halkın yüzde 70'i türbanı siyasî simge olarak görmüyor. Türbanın siyasi bir simge olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 19.
Türkiye'de her yüz kadından 61'i başını kapatıyor. Evlerin yüzde 74.3'ünde başörtülü bir insan var.
Halkın yüzde 70,5'i Cumhurbaşkanı'nın eşinin türbanlı olmasının sorun olmadığı görüşünde.
Yeni anayasanın türban serbestliği getirmesini isteyenler yüzde 62 olarak gözükürken; yüzde 27'lik kesim 'getirmemeli' düşüncesine sahip.
'Erkekler başörtüsü konusunda kadınlara baskı yapıyor' yaklaşımı da anket çalışması ile boşa çıkarılıyor. Ankete katılan kadınlar, erkeklerden daha yüksek bir oranda üniversitelerde türban yasağının kaldırılması gerektiği görüşünde. (Erkekler yüzde 72, kadınlar yüzde 74,9.)
Başörtüsünün siyasi simge olup olmadığıyla ilgili verilen cevaplar siyasi tercihlere göre farklılık gösteriyor. AK Partililerin yüzde 87,4'ü, MHP'lilerin yüzde 74,6'sı, DTP'lilerin yüzde 70,8'i hayır derken, CHP seçmeninin yüzde 55,2'si türbanı siyasi simge olarak görüyor.
Başını kapatanların yüzde 64.1'i inancı gereği örtündüğünü söylüyor. Ötekiler ise alışkanlık, gelenek tarzında ifade ediyor. Aile büyüğü isteği” diye cevaplayanların oranı yüzde 3.2
Baştaki örtünün nasıl tanımlandığı sorusuna yüzde 78.4'ü başörtüsü – eşarp, yüzde 2.1'i çarşaf, yüzde 5.3'ü türban, yüzde 14.2'si de yöresel örtü tanımlaması yapıyor.
BİR: Başörtüsü bir Türkiye gerçeğidir. Hem bireysel örtünme oranında hem hanede başörtüsü anlamında başörtülü olmak, çok yaygın bir giyim tarzıdır.
İKİ: Halk başörtüsü – türban ayrımı yapmamaktadır. Ya da bu ayrım son derece sınırlıdır.!!!
ÜÇ: Halk, örtünmeyi ağırlıklı olarak “inanç gereği” şeklinde nitelemektedir.
DÖRT: Toplumun kahir ekseriyeti özgürlükten yanadır. Özgürlük yanlıları ile karşıtları dörtte bir – dörtte üç şeklinde ayrılmaktadır.
BEŞ: Başörtüsünü siyasi simge olarak niteleyenler de, özgürlük karşıtları gibi azınlık bir grubu oluşturmaktadır. Burada oran, beşte bire düşmektedir.
ALTI: Cumhurbaşkanı'nın eşinin başörtüsü konusunda da halkın tavrı nettir. Halkımız bunu bir sorun olarak nitelememektedir.
YEDİ: Bu haberi Hürriyet gazetesi tarafından görmemiştir. Haber Doğan Grubuna bağlı Kanal D'deki 32.'inci gün programında yayınlanmıştır. Haber Doğan Grubu içinde yayınlanan Milliyet'te, Radikal'de vardır, Vatan'da da vardır. Hürriyet haberi resmen atlamıştır. Bunun yorumunu okuyucuya bırakıyorum.
Şimdi bütün bunlardan sonra söylenecek olan nedir?
Başörtüsü yasağının devam etmesi, bir azınlık görüşünün,(örnek, akpyi secenlere aptal diyenler) ülkenin özgürlük standartlarını belirlemeye devam etmesi demektir.
Bu, bir azınlığın, toplumun büyük çoğunluğu tarafından benimsenen bir giyim tarzını dışlaması anlamına gelmektedir.
Demokrasi asla çoğunluk diktası değildir. Ama demokrasi azınlığın diktası da değildir.
Başörtüsü yasağı, Türkiye demokrasisini de laikliğini de sorunlu hale getiren bir ayıraç niteliği kazanmıştır.
Başörtüsü yasağının inançları baskılama dışında hiçbir gerekçesi yoktur.
Türkiye'de, halkın büyük çoğunluğunun hayat tarzına ters düşen bu yasağın hala nasıl sürdürüldüğü, en önemli siyasi bilinçlenme alanı olarak varlığını sürdürmektedir. İnsanımız bu yasağın nasıl sürdüğünü anlarsa, o zaman Türkiye'de demokratik bilinç önemli bir hamle yapacaktır.
http://www.internethaber.com/author_article_detail.php?id=6 101
E. Özkök Milleti birbine düsüreceksin! Basini duvarlara vurasin darbe istemyen adam!:druck:
Hürriyet haberi resmen atlamistír
:aferin: :nurdinilu: , benden Ottomana bir :doner: ..... yani aksama simdi degil daha
In der Hexikratie dürfen nur arme, mittelose und geknechtete Wählen?
nein
ich bin der meinung, man sollte nur in einem land wählen dürfen, wo man auch einen ständigen wohnsitz hat.
als ich in england war, hab ich für de nie einen wahlzettel ausgefüllt
Ich finde es immer witzig wenn ich so etwas lese und es "Danke" hagelt von Personen , die offen zugeben Atheisten zu sein ... Selber an nichts glauben aber permanent über die Religionen anderer lästern ( damit bist jetzt nicht du gemeint Nurdan ) .
Schon witzig, dass man Menschen nach ihrem Glauben oder eben Nichtglauben aussortiert.
Liebe Nurdan ... Kannst du mir den Unterschied zwischen einem Türken-Hasser und einem Araber-Hasser erklären ? Ich höre in deinen Beiträgen eine Art Abneigung gegenüber "den Arabern" . Was ist jetzt der Unterschied zwischen dir und z.B. einem Antisemiten ?
Das kann ich dir nicht sagen, weil ich persönlich niemanden hasse.
Doch das Araber den Islam gerne verunstalten ist doch ein Grund negative
Schwingungen in mir hervorzurufen.Schon komisch, die Araber sprechen alle arabisch, dort liegt der Ursprung im Islam, doch ermorden sie unschuldige Menschen im Namen z.B meiner Religion?!
Sie quälen Frauen, Kinder weil sie meinem der Islam schreibt es vor.Diese Liste ist unendlich....
Aber leider ist die wichtigste Person deiner Religion Arabisch .
Na und?
Die religiösen Texte , die überliefert wurden sind Arabisch .
auch egal
Demzufolge kann es einen Anti-Arabischen Islam gar nicht geben .
es gibt genau so wenig einen arabischen Islam, dem zufolge kann es gar keinen Anti-Arabischen Islam geben.So einfach ist das.
Den Propheten hassen aber seinen Offenbarungen folgen ?? Das geht nun wirklich nicht ...
Der Sprung in der Schüssel kommt bei dir aber sehr schnell oder???
Selbstverständlich gibt es verschiedene Prägungen im Islam aber ein Anti-Arabisches Islam habe ich noch nie gehört und ist im Prinzip ein Widerspruch in sich und in jeder hinsicht Un-islamisch da Hass gegen eine bestimmte Gruppe von unschuldigen Menschen Rassismus ist .[/quote]
Den Islam gibt es nur einmal, alles andere ist kulturelle Prägung.
Der Islam ist nicht arabisch, türkisch, deutsch oder sonst etwas.
Das ist nicht im Sinne des Islam.
nein
ich bin der meinung, man sollte nur in einem land wählen dürfen, wo man auch einen ständigen wohnsitz hat.
als ich in england war, hab ich für de nie einen wahlzettel ausgefüllt
Sagt dir der Begriff "Staatsbürger" etwas? Mit der Staatsbürgerschaft erwirbt man "Rechte" und auch "Pflichten". Genau so wie du deinen Staatsbürgerpflichten durch einen Ausländischen Wohnsitz nicht entgehen kannst, solltest du auch nicht auf deine Rechte verzichten.
Wie kommst du drauf, dass Menschen mit türkischem Pass, die bspw. in Deutschland wohnen nicht von den Gesetzen und der Politik in der Türkei betroffen sind? Was wenn die Türkei ein Gesetz verabschiedet, dass alle türkischen Staatsbürger auffordert zum Militärdienst zu gehen....können die im Ausland sich dagegen wehren?
Aile büyüğü isteği” diye cevaplayanların oranı yüzde 3.2
Arada kücük kalmis... kaybolmasin diye. Utanc verici bir Rakam bence...
Insallah 0,00 oldugu günleride görebiliriz!
Sagt dir der Begriff "Staatsbürger" etwas? Mit der Staatsbürgerschaft erwirbt man "Rechte" und auch "Pflichten". Genau so wie du deinen Staatsbürgerpflichten durch einen Ausländischen Wohnsitz nicht entgehen kannst, solltest du auch nicht auf deine Rechte verzichten.
Wie kommst du drauf, dass Menschen mit türkischem Pass, die bspw. in Deutschland wohnen nicht von den Gesetzen und der Politik in der Türkei betroffen sind? Was wenn die Türkei ein Gesetz verabschiedet, dass alle türkischen Staatsbürger auffordert zum Militärdienst zu gehen....können die im Ausland sich dagegen wehren?
wenn du einen deutschen pass hast musst du als mann auch zu militär.
wenn du mit einem türkischen pass nicht zum militär willst, dann geh doch nicht.
wenn du eh vorhast die nächsten 20 jahre nicht in der türkei zu wohnen, ist es doch wurscht.es gibt noch mehr leute aus andern ländern die nicht zum militär wollen. die tun es einfach nicht.natürlich können sie sich dann in ihrem passheimatland erstmal nicht mehr blicken lassen.
demnächst zieh ich wieder ins ausland.du glaubst doch nicht im ernst das ich dann zu wahlterminen wähle.für was denn auch.ich bin von den gesetzen betroffen, in dem land ich grade lebe.und heimat kann überall sein, da wo man sich wohlfühlt und seine freunde hat
wenn du einen deutschen pass hast musst du als mann auch zu militär.
wenn du mit einem türkischen pass nicht zum militär willst, dann geh doch nicht.
wenn du eh vorhast die nächsten 20 jahre nicht in der türkei zu wohnen, ist es doch wurscht.es gibt noch mehr leute aus andern ländern die nicht zum militär wollen. die tun es einfach nicht.natürlich können sie sich dann in ihrem passheimatland erstmal nicht mehr blicken lassen.
demnächst zieh ich wieder ins ausland.du glaubst doch nicht im ernst das ich dann zu wahlterminen wähle.für was denn auch.ich bin von den gesetzen betroffen, in dem land ich grade lebe.und heimat kann überall sein, da wo man sich wohlfühlt und seine freunde hat
Ich bin Deutscher Staatsbürger und wähle, egal ob ich gerade in einem anderen Land lebe oder nicht. Wählen ist Bürgerpflicht.
Möglicherweise fehlt dir eine gewisse Bindung an einen Ort. Das trifft aber nicht auf andere Menschen zu.
ich frage mich wie ein stück stoff so einen streit auslösen kann.
deryatulga
28.09.07, 13:08
ich frage mich wie ein stück stoff so einen streit auslösen kann.
Sonst befragt dich diesbezüglich niemand? Dürftig, sehr dürftig!
ich frage mich wie ein stück stoff so einen streit auslösen kann.
Wenn du dieses Thema durchliest, wirst du es etwas besser verstehen.. Zumindest was Pro und Contra unterscheidet.
Richtig, es gibt keinen arabischen Islam. Viel weniger gibt es aber einen türkischen Islam, den einige Herrschaften, so wie sie ihn konstruiert haben, aufdrängen wollen! So etwas erinnert mich fatal an Bischof Ludwig Müller und seinen Deutschen Christen. Eine Hochreligion strahlt immer eine universelle Botschaft, manchmal mit einem reduktionistischen Ansatz wie beim Judentum. Dort, wo die Glaubensangelegenheiten den vermeintlichen nationalen Interessen unterworfen sind, wächst und gedeiht nicht einmal das geistige Unkraut!
Ich glaube meine Texte werden nicht von allen richtig verstanden ( damit ist eigentlich Nurdan gemeint ) ...
Ich sage dass es keinen Un-Arabischen oder Anti-Arabischen Islam geben kann . Das bedeutet nicht , dass es nur einen ausschliesslich "Arabischen Islam" gibt ( falls es überhaupt sowas gibt ) .
Erstens ist Rassismus völlig Un-Islamisch und deshalb kann es kein Anti-Arabischen Islam geben .
Zweitens ist der Prophet des Islam Arabisch und die heiligen Texte sind alle in der Arabischen Sprache überliefert . Die Sprache ist das zentrale Element einer Denkweise und jede Art von Islam hat seinen Ursprung im Arabischem . Zentrale Begriffe wie "Din" , "Helal" , "Haram" , "Resül" , "Selam" , usw. stammen alle vom Arabischem ab ...
Selbstverständlich ist der Islam eine universelle Botschaft an die gesamte Menschheit und nicht nur auf die Araber beschränkt ( Was sind eigentlich "die Araber" ? Sind sie nicht eine Mischung aus vielen verschiedenen Menschen ? ) ...
Nicht nur "die Türken" sondern jeder einzelne Muslime hat selbstverständlich seine eigene Version vom Islam .
Ich sehe keinen Unterschied zwischen einem Antisemiten , der sagt "die Juden" sind alles "Betrüger" und "Parasiten" und jemanden der sagt "die Araber" sind "Terroristen und ermorden Frauen und Kinder" ...
Beide Personen pauschlisieren gegen eine riesiege und vor allem heterogene Personen-Gruppe , die nicht alle samt "schuldig" sind und beide Personen sind somit rassistisch und Menschen-verachtend .
Für manche hier in diesem Forum ist Rassismus gegen "die Araber" anscheinend nichts mehr Verwerfliches . Auch wenn es soviele schlechte "Araber" gibt , die unheimliche viele Verbrechen auf dieser Welt verüben ... so sollte man dennoch nicht wie die Neo-Nazis pauschal alle verantwortlich machen und aburteilen .
Insbesondere nicht , wenn der geliebete Prophet der eigenen Religion auch "Arabisch" war .
Übrigens ; der Islam erklärt alle Muslime zu Brüdern . Nicht Freunden , Bekannten oder Zeitgenossen . Zu Brüdern ! Wie kann man seine eigenen Brüder und Schwestern hassen und sich immenoch "Muslime" nennen ???
Ich glaube manche haben die Botschaften des Islam nicht wirklich verstanden ...
Ich sage dass es keinen Un-Arabischen oder Anti-Arabischen Islam geben kann . Das bedeutet nicht , dass es nur einen ausschliesslich "Arabischen Islam" gibt ( falls es überhaupt sowas gibt ) .
Erstens ist Rassismus völlig Un-Islamisch und deshalb kann es kein Anti-Arabischen Islam geben .
Tam Arabsacina döndürdün bu isi:think:
Die Sprache ist das zentrale Element einer Denkweise und jede Art von Islam hat seinen Ursprung im Arabischem .
Verstehst du eigentlich was du so schreibst?
Ein Moslem der die arabische Sprache nicht beherrscht kann also gar nicht denken wie ein Moslem??
Selbstverständlich ist der Islam eine universelle Botschaft an die gesamte Menschheit und nicht nur auf die Araber beschränkt
ja aslo..
Nicht nur "die Türken" sondern jeder einzelne Muslime hat selbstverständlich seine eigene Version vom Islam .
Nein, was für Versionen.Abweichungen sind kulturell bedingt.
Wenn es den Koran doch nur einmal gibt, wie soll es denn dann Versionen geben?
Ich sehe keinen Unterschied zwischen einem Antisemiten , der sagt "die Juden" sind alles "Betrüger" und "Parasiten" und jemanden der sagt "die Araber" sind "Terroristen und ermorden Frauen und Kinder" ...
Beide Personen pauschlisieren gegen eine riesiege und vor allem heterogene Personen-Gruppe , die nicht alle samt "schuldig" sind und beide Personen sind somit rassistisch und Menschen-verachtend .
Für manche hier in diesem Forum ist Rassismus gegen "die Araber" anscheinend nichts mehr Verwerfliches . Auch wenn es soviele schlechte "Araber" gibt , die unheimliche viele Verbrechen auf dieser Welt verüben ... so sollte man dennoch nicht wie die Neo-Nazis pauschal alle verantwortlich machen und aburteilen .
Du bist aber auch nicht schlecht in pauschalisieren
:rolleyes:.Hier gibt es keinen Rassismus
Insbesondere nicht , wenn der geliebete Prophet der eigenen Religion auch "Arabisch" war .
aha, aslo deiner Meinung nach sollte es doch eine extra Wurst für Araber geben.Doch nicht Universell?
Übrigens ; der Islam erklärt alle Muslime zu Brüdern . Nicht Freunden , Bekannten oder Zeitgenossen . Zu Brüdern ! Wie kann man seine eigenen Brüder und Schwestern hassen und sich immenoch "Muslime" nennen ???
aha und als Moslem darf man aber über andere "Brüder" urteilen?Wer sich Moslem nennen darf oder nicht entscheidest dann DU?? Schwester!
Ich glaube manche haben die Botschaften des Islam nicht wirklich verstanden ...
Ja das glaube ich auch:think:
Die haben vergessen zu erwähnen das ganze 3,2% "unter Zwang" das Kopftuch trägt weshalb die restlichen 96,8% kein Kopftuch tragen dürfen..
Man will sie ja schützen.
Ok ich gebe zu, damit würde man einigen Kritikern den Wind aus den Segeln nehmen.. deshalb sollte es auch keine Erwähnung finden.
bilgin sait
28.09.07, 19:32
(yahu ben su basliklari adam akilli takip edemiyorum sitede, nerde olduklarini bulamadigim icin konulara, cevaplara da gec kaliyorum. cevap yazamadigim arkadaslardan ozur dilerim.. en yakin zamanda bu isi cozecegim!:)
.........
Ustad ,
Yasar Nuri Hoca ile ilgili aklima gelmisken bir sey soyleyeyim;
sene doksandokuz olmasi lazim.. benim Turkiya'nin atmosferine gireli bir yilim olmus olmamis.. o zamanlar bir islam modernizmi seysi vardi, cok iyi bileceksiniz.. ben de bunu biraz takip ediyordum.. Fazlur Rahman filan okumaya calisiyorum.. bir de onun turkiyedeki ucuncu sinif ! versiyonlarini tespit etmekle mesgulum.. ister istemez o zamnlar Yasar Nuri ile de karsilasiyorsun.. on kanalda birden cikiyordu :)
ben arkadaslarima sunu soylemis idim: Yasar Nuri hoca bir fundamentalist!
(tabii bunu kavramsal anlamda kullaniyordum) bunu turkiyeye sunmak cok tehlikeli demistim ironi ile (serde osmanlicilik vardi en kabasindan o zamanlar, gelenegi topa tutan hicbir seyi gozum gormuyor. simdi tabi cok revizyon gecirdim, ayri:) ailemden basla herkes benim ne dedigimi bilmedigim yonunde fikir beyan ediyordu..
oyle bir sey ki, mesela Fethullah hoca fundementalist, Yasar Nuri hoca "ilimli" idi.. boyle oldugu icin zaten pompalaniyordu..
gel zaman git zaman, bugune geldik; Fethullah hoca "ilimli" modellerin sahi oldu.. (Nurdan arkadasima cevap olmustur burasi sanirim:)
o zamandan bu zamana anladim ki kimse bu sahislarin fikirlerini sistematik bir sekilde oturup calismiyor.. kim ve ne olursa olsun, butun mesele medyatik bir "solen" icinde tuketiliyor... ve butun kamplar da boyle olusturuluyor.. Turikiya'daki medyanin bu "gucu" beni cok korkutuyor..
Almanya'da bunun ne seviyede oldugunu dogrusu merak ediyorum..
(tabii, Z.Bauman'dan ya da Baudrillard'tan hareketle bunun, bati'dan baslayarak butun yerkureye "metastaz" yaptigini soyleyebilirim ama cok soyut kacar ve fazla bir sey anlayamiyorum)
selam ile
bilgin s.
Degisen su, "Ilimli Islam" artik yassah! 10 yil önce subay esleri ev ev dolasarak Yasar Nuri Kur'ani dagitiyor, Ertugrul Özkök de bunun meddahligini yapiyordu. Maskaralik parayla mi?
(yahu ben su basliklari adam akilli takip edemiyorum, nerde olduklarini bulamadigim icin konulara, cevaplara da gec kaliyorum. cevap yazamadigim arkadaslardan ozur dilerim.. en yakin zamanda bu isi cozecegim!:)
Sol Üst kösede: "Last Posting" butonuna basarsan, en aktuell Konulari görebilirsin. Bu sekil hangi konu isleniyor takibi epey kolaylasiyor.
ottoman1299
28.09.07, 20:19
İtalyan bakan: Müslüman kadına başörtüsü yasağı söz konusu olamaz
İtalya İçişleri Bakanı Giuliano Amato, başörtüsünün yasaklanması gerektiği yönündeki düşünceleri doğru bulmadığını söyledi.
Amato, La Stampa gazetesine verdiği demeçte, "Başörtüsüne evet. Rahibeler de başörtüsü kullanıyor. Sadece Müslüman kadınlar için başörtüsü yasağı koymak söz konusu olamaz." dedi.
Bakan Giuliano Amato, yüzü tamamen örterek kişinin kimliğini de gizleyen peçe ve burka gibi giysilere izin verilmemesinin mümkün olabildiğini; ancak meselenin başörtüsü ya da türbana yasak getirmeye dönüştürülmemesi gerektiğini belirtti. Amato, İtalya'da başörtüsüne yasak getirilmesini isteyen kesimlerin makul davranmadıklarını ve söz konusu türden bir yasanın ucunun nerelere varacağını bile göz önünde bulundurmadıklarını söyledi. Başörtüsünün yasaklanması durumunda rahibelerin durumunun da sorunlu hale geleceğine değinen Amato, "Mesela, üniversitelere devam eden rahibelere, okuyabilmek için başörtüsünden vazgeçmelerini zorunlu kılmak gibi bir durum ortaya çıkabilir." ifadelerini kullandı. Amato, rahibelerin istisna kabul edilemeyeceklerine de işaret ederek, şöyle konuştu: "Başörtüsünü sadece Müslüman kadınlara mı yasaklamamız gerekecek? Başörtüsünü kamusal alanda yasaklayan bir yasa yaparsan, karşılaşılacak ilk sorun belli: Rahibe neden başörtüsü takabilir de Müslüman kadın takamaz? Mesela, hastanede hemşire olarak çalışmak isteyen bir Müslüman kadına başını açmayı şart koşarsanız, rahibeleri ne yapacaksınız? Hemşirelikten vazgeçmesi mi gerekecek, yoksa bu işi başı örtülü biçimde yapması da mümkün olabilecek mi? Rahibeler için bu mümkün olacaksa Müslüman kadınlar için niye yasak olsun? Bunun tek bir izahatı var: Zira rahibe başını senin inandığın Tanrı'ya göre örtüyor, Müslüman kadın da kendi inandığı Tanrı'ya göre yapıyor. Hal böyleyken, kimileri eşitlik adına başörtüsünün yasaklanması gerektiğini dahi söylemeye cüret edebiliyor." Amato, Fransa'daki başörtüsü yasağının kendisine örnek gösterildiği soruyu ise şu sözlerle cevapladı: "Evet ama orada haç da yasak. Bakın, bu tür tartışmalara hiç girmemek en iyisi. Zira bunları tartıştıkça, toplumdaki uzlaşı ve konsensüs dokusunu aşındırmaktan başka bir şey yapmamış oluyoruz. Müslüman kadının da onurunu inciten burka türünden, yüzün tümüyle kapatılmasını yasaklama konusunda hepimiz hemfikiriz. Ama başörtüsünü yasaklamanın bu konuyla hiç alakası yok." Roma, aa
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=594120
Schon komisch, die Araber sprechen alle arabisch, dort liegt der Ursprung im Islam, doch ermorden sie unschuldige Menschen im Namen z.B meiner Religion?!
Sie quälen Frauen, Kinder weil sie meinem der Islam schreibt es vor.Diese Liste ist unendlich....
Araberhass = Türkenhass = Judenhass = Deutschenhass -> Rassismus
bilgin sait
28.09.07, 20:50
tesekkur ederim,
Sol Üst kösede: "Last Posting" butonuna basarsan, en aktuell Konulari görebilirsin. Bu sekil hangi konu isleniyor takibi epey kolaylasiyor.
Araberhass = Türkenhass = Judenhass = Deutschenhass -> Rassismus
Ja und wo steht etwas von Hass?
Ja und wo steht etwas von Hass?
lol
Bei Reseller;)
meine meinung zur kopftuchdebatte ist , wenn jemand ein kopftuch aus religiösen gründen trägt, also denkt, das das seelenheil davon abhängt ist das ok.nonnen laufen auch mit kopfbedeckung rum und schwarzen kutten.
was ich für bedenklich halte, ist das tragen eines kopftuches aus politischen gründen,ist für mich das gleiche als wenn einer mit dem hakenkreuz rumlaufen würde.
ich frage mich also wieviele frauen tragen das tuch um gott zu gefallen und wieviele aus politischen gründen, oder um sich abzugrenzen, nicht grade förderlich für eine intergration, wenn man das überhaupt will, was ich oft bezweifle bei einigen
(yahu ben su basliklari adam akilli takip edemiyorum sitede, nerde olduklarini bulamadigim icin konulara, cevaplara da gec kaliyorum. cevap yazamadigim arkadaslardan ozur dilerim.. en yakin zamanda bu isi cozecegim!:)
.........
Ustad ,
Yasar Nuri Hoca ile ilgili aklima gelmisken bir sey soyleyeyim;
sene doksandokuz olmasi lazim.. benim Turkiya'nin atmosferine gireli bir yilim olmus olmamis.. o zamanlar bir islam modernizmi seysi vardi, cok iyi bileceksiniz.. ben de bunu biraz takip ediyordum.. Fazlur Rahman filan okumaya calisiyorum.. bir de onun turkiyedeki ucuncu sinif ! versiyonlarini tespit etmekle mesgulum.. ister istemez o zamnlar Yasar Nuri ile de karsilasiyorsun.. on kanalda birden cikiyordu :)
ben arkadaslarima sunu soylemis idim: Yasar Nuri hoca bir fundamentalist!
(tabii bunu kavramsal anlamda kullaniyordum) bunu turkiyeye sunmak cok tehlikeli demistim ironi ile (serde osmanlicilik vardi en kabasindan o zamanlar, gelenegi topa tutan hicbir seyi gozum gormuyor. simdi tabi cok revizyon gecirdim, ayri:) ailemden basla herkes benim ne dedigimi bilmedigim yonunde fikir beyan ediyordu..
oyle bir sey ki, mesela Fethullah hoca fundementalist, Yasar Nuri hoca "ilimli" idi.. boyle oldugu icin zaten pompalaniyordu..
gel zaman git zaman, bugune geldik; Fethullah hoca "ilimli" modellerin sahi oldu.. (Nurdan arkadasima cevap olmustur burasi sanirim:)
o zamandan bu zamana anladim ki kimse bu sahislarin fikirlerini sistematik bir sekilde oturup calismiyor.. kim ve ne olursa olsun, butun mesele medyatik bir "solen" icinde tuketiliyor... ve butun kamplar da boyle olusturuluyor.. Turikiya'daki medyanin bu "gucu" beni cok korkutuyor..
Almanya'da bunun ne seviyede oldugunu dogrusu merak ediyorum..
(tabii, Z.Bauman'dan ya da Baudrillard'tan hareketle bunun, bati'dan baslayarak butun yerkureye "metastaz" yaptigini soyleyebilirim ama cok soyut kacar ve fazla bir sey anlayamiyorum)
selam ile
bilgin s.
Sayın arkadaşım çok doğru tespitlerde bulunmuşsunuz. Küreselleşmeyle birlikte hem kültürel alanda, hem de ekonomik alanda muazzam bir tüketim söz konusu. Bahsettiğiniz fikirler ülkemizde daha çok kilometre taşı olması gereken bir nitelikteyken, ne hikmetse aynı medya döngüsü içinde toplumu günübirlik oyalama programları niteliğini alıyor. halk zaten toplumsal bunalımla karşı karşıya kalmış, bu bunalımın değerlendirilmesi ve çözümü hususunda öne sürülen fikirler, ya tartışma programlarında insanların deşarj argümanlarından biri yada magazin haberleriyle üstü örtülen tehlike söylemler halini almaktadır. Hacı-hoca konusunda da insanımız araştırma ve akılla tartma konusunda öyle acip bir hale sokulmuş ki, araştrıma ve değerlendirmelerinin doğruluğu yerine, şu yada bu hocanın söylediği doğrudur tarzında edilgen bir ruh hali kazanmıştır. mevzuu hocaların neci olduklarından çok insanların körüne bağnaz bir tutuculukla araştırmadan uzaklaştırılmalarıdır. ne hikmetse gelecek binyılda insanlık, önceki yüzyıldan farklı olarak burjuva-emekçi sınıfı yerine, düşünen-düşünmeyen sınıfılarına ayrılacaktır.
ottoman1299
29.09.07, 12:00
Mehmet Ali BİRAND
mabirand@e-kolay.net (mabirand@e-kolay.net)
Başörtülüler eskiden neredeydiler?
A&G şirketinin, 32.GÜN ve Kanal D Ana Haber için hazırladığı son araştırma, tahmin edebileceğiniz gibi çok kişiyi şaşırttı. Kimini kızdırdı. Kimi de komplo teorileri kurup, inanılmaz senaryolar yazdı. En çok sorulan soru şu: “Başı kapalı olanların sayısında az da olsa bir azalma görüldüğünü söylüyorsunuz. Oysa biz sokaklarda eksiye oranla daha çok başı kapalı insan görüyoruz. Ya sizin anket yanlış veya biz yanlış düşünüyoruz”.
A&G şirketinin, Kanal D Ana Haber ve 32.GÜN programı için gerçekleştirdiği son anket (dün bu köşede yayınlamıştık) şimdiye kadar bilinen, ancak yeterince üzerinde tartışılmayan iki noktaya dikkatleri çekti.
Bunlardan biri, “Nasıl oluyor da, başını kapatanların, namaz kılan ve oruç tutanların artmadığını söylüyorsunuz, oysa bizler sokakta çok daha fazla başı örtülü insan görüyoruz. Ya biz yanlış bir şey görüyoruz veya siz yanlış bilgi veriyorsunuz” sorusu.
Ben de bunu, araştırmanın sahibi, Adil Gür’e sordum. Şu yanıtı verdi: “...Eskiden de varlardı, ancak görünmezlerdi. Üstlerinde bir baskı, bir çekimserlik oluşmuştu. Son yıllarda, özellikle AKP’nin iktidarıyla birlikte, hem cesaretleri arttı, hem de daha zenginleştiler. Bunun sonucunda da, daha fazla sokağa çıkar oldular. Tesettür otellerine, havuzlarına gider oldular. Sayıları artmadı. Görünür oldular.”
Diğer bir nokta da, örtünme ve dindarlığın her yerden çok Güneydoğu’daki Kürt kökenli vatandaşlarda yaygın olması. Bu veri de, son seçimde AKP’ye giden oyların gerekçesini ortaya çıkarıyor. Hem hizmet, hem de dindarlık bir araya gelince AKP’ye oy patlaması yaratmış.
Adil Gür, son derece cesur bir araştırmayı gerçekleştirdi. Kimileri tarafından suçlandı, küçümsendi ancak damgasını vurdu.
Gerçekleri görelim, ona göre karar verelim. Gür, bu ülkeye katkıda bulunmuş oldu.
Sayin Mehmet Ali Birand bugünkü yazisinda Kayseri hakkinda edindigi bilgilere de yer vermis...
KAYSERİ’DEN ÖĞRENECEK ÇOK ŞEYİMİZ VAR...
Kayseri’ye ilk defa bu yıl gittim.
Gül’ün bir kampanyasını izlemek istemiştim.
Hayretler içinde kaldım.
İstanbul’dan geliyordum ve gördüklerime inanamamıştım.
Düşünebiliyor musunuz, öyle bir kent ki şehrin caddelerinde bir tek işportacı, sokaklarında bir tek çöp görmeniz mümkün değil. Üstüne üstlük Anadolu’nun ekonomik çekim merkezlerinden biri olmasına, yoğun göç almasına rağmen bu şehirde gecekondulaşmadan eser yok! Otobüs terminalinin önünden geçerken insan şaşırıyor. Zira uzay üssünü andırıyor..
İstanbul’u düşündüğümde Kayseri’nin bence trafik problemi yok. Ama “her şey hayalle başlar” sloganını kullanan Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki 18 km.lik raylı sistemi gelecek sene hizmete açmaya hazırlanıyor.
Öte yandan Anadolu’nun Wembley’i denebilecek 30 bin kişilik Atatürk Spor Kompleksi ve 7 bin 200 kişilik Kadir Has Kongre ve Spor Kompleksi’nin inşaatı tüm hızıyla devam ediyor. Ve belediyenin üst düzey yöneticilerinden Yusuf Eken’in söylediğine göre bu olağanüstü kompleksler için belediyenin kasasından 5 kuruş çıkmamış..
Kayseri’yi gezerken gerçek anlamda yapılan bir belediyeciliğin şehir insanının hayatını nasıl değiştirdiğine tanıklık ettim. Kayserililer’in 2004 seçimlerinde Mehmet Özhaseki’yi yüzde 70 gibi rekor bir oy oranıyla neden yeniden başkan seçtiğini anlıyorum. Ama bence işin sırrı Kayserili’nin kıvrak zekasında. Hangi siyasi görüşten, ideolojiden olursa olsun Kayseri’ye yararlı olduğunu düşündüğü şeyin etrafında yek vücut olmasında, Kayserili kimliği altında dayanışmasında yatıyor.
Türkiye’nin Kayseri ve Kayserililerden öğreneceği çok şey var!
Basörtü tredinde Kayseri'nin ne isi var diye sorabilirsiniz kendinize. Cok basit Kayseri de basörtü problemi diye birsey yoktur. Sadece basörtüsü degil, bircok konularda Kayseri den örnek alinabilir.
Kayseri ve Erciyes-Spor macina bakiyorum. Yorumcu Ridvan dilmen aynen sunlari söylüyordu "hayatimda böyle bir derbi görmedim! hangi taraf gol atarsa, seyircilerin hepsi alkisliyor. dünyada böyle birsey yok!".
Hanimin teyzesi istanbulda kaliyor. Birgün Kayseri'de misafir edindik. Kayseri'yi gezerken... teyzemiz, sanki baska bir ülkedeymis gibi, hayretlerini gizleyemiyordu. Su sözü cok hosuma gitmisti "oglum, anadolunun ne kadar pislik adami varsa, istanbul'a göc etmis. temizleri yerlerinde kalmis...". Ev dönüsü Atatürk-Parkin icinden gectik. Halk cimlere basmamaya gayret ediyor... Teyzemiz "oglum ben su cimlerin üzerinde biraz yürüyecegim. cimler cok güzel!" dedi ve ayakkabilarini cikartip cimene cikti. Parklarimiza o kadar güzel bakim var ki, gercekten insanlarin vicdani el verip, kirletemiyorlar.
Yollarimiz genis, parklarmiz yesil, trafik kurallarina uyuluyor, yollarda cöp göremzsiniz, basi acik-kapalil kizlarimiz kolkola gezerler...
Yillarin gazetecesi Birand bey, ilk defa Kayseriye geldigini söylüyor. Istanbul Türkiye'nin atar damaridir, ekonomizimin kalbidir... dogrudur! Ama bir gercek de su, Istanbul=Türkiye degildir.
Malezya, Iran, mahalle-baskisini üreten gazetecilerimiz, Istanbul'da, Ankara'da oturarak Türkiye ve Türk insanini tanidigini saniyorlar. Buyursunlar, Abdullah Gül'ün memlektini örnek göstersinler ya! hayir amac üzüm yemek degil, bagciyi dövmek. Ama sunu bilsinler, halk, kendi milletini bile tanimayanlara elbet tepkisini göstercek. Secimlerde bunu gösteriyorda zaten... Son 4-5 yildir birlik beraberlik cagrisi yapilmiyor, devamli ic karartan, kötümser olaylar gösteriyorlar.
Buyursunlar, desinler ki... Türkiye "Kayseri" olurmu? Ben de, ah Keske, desem!...
deryatulga
29.09.07, 12:28
[quote=bilgin sait;
o zamandan bu zamana anladim ki kimse bu sahislarin fikirlerini sistematik bir sekilde oturup calismiyor.. kim ve ne olursa olsun, butun mesele medyatik bir "solen" icinde tuketiliyor... ve butun kamplar da boyle olusturuluyor.. Turikiya'daki medyanin bu "gucu" beni cok korkutuyor..
Almanya'da bunun ne seviyede oldugunu dogrusu merak ediyorum..
(tabii, Z.Bauman'dan ya da Baudrillard'tan hareketle bunun, bati'dan baslayarak butun yerkureye "metastaz" yaptigini soyleyebilirim ama cok soyut kacar ve fazla bir sey anlayamiyorum)
selam ile
bilgin s.[/quote]
Söylediklerinde ve saptamalarinda büyük ölcüde haklisin. Medya'nin uyutma ve aptallastirma islevi elbette Almanya'da da var, bu da aynen bizde oldugu gibi özel kanallarin dörtnala taarruza gecmesi ile basladi. Basin özgürlügü, bunun görsel türü son derece önemli bir sey. Ama parayi verenin düdügü caldigi bir ortamda bu bir tür "tavsana kac, taziya tut" özgürlügü oluyor, hem de kacis imkanlarinin yok edildigi bir ortamda.
Bizde bunun yansimasi ise tam bir felaket. Bilgilenmeyi dengeleyecek ortam ve olanaklar yok. Her seyin basinda ailelerin bilgi düzeyleri cok düsük, disarida zengin kütüphaneler türünden siginacak bir liman yok, okullarin ve üniversitelerin durumu yürekler acisi. O zaman da istersen erozyon de, istersen büyümekte olan ozon deligi, Türkiye toplumsal bir felakete dogru gidiyor. Ortaya firlayan, daha dogrusu firlatilan "halaskarlarin" birbirlerine cehalette fark atma yarisinda olmasi bir tesadüf mü? Elimde olsa Fethullah Hoca ile Yasar Nuri'yi kafa kafaya vururdum, müsademe-i rüesadan barika-i hakikat dogar ümidiyle! :druck:
Buyursunlar, desinler ki... Türkiye "Kayseri" olurmu? Ben de, ah Keske, desem!...
Mehmet Ali Birand yillarin gazetecisi ve ilk defa bu sene Kayseriye gitmis, vaybee...Satafatli gazete ve TV köselerinden Devlete yön bicmeye calisan zat-i muhteremlerin, ne kadar Ülke gercegi ile yakinlik bagi kurduklarini bu ciplak örnek ile gösteriyorlar. Türkiyenin sosyal yapisini belki en iyi yansitan sehirlerden birisi olan Kayseriye, hayatinda birkere bile gitmeyen anli sanli yurtsever(!) gazetecilerimiz, hangi "mahalleden" olduklarini gösteriyorlar. Kayseri civil civil bir sehirimiz. Her konuda örnek alinacak bir sehir.
Sadece Kayserimi? Bir Konya vilayeti var sormayin..Sehir yapisiyla, sosyal hizmetleriyle, düzeni ile, altyapisi ile cok güzel bir sehirimiz. Ve oradaki sosyal yapi Kayseriden hicbir farki yok diyebiliriz.
Gecen Malatya bu "mahalle baskisi" ile gündemdeydi. Malatyayi gidip gördüm. Belediye parkinda oturup izledim. Bir tarafta kürtce konusan vatandaslarimiz, basiörtülü, carsafli, basi acik, salvarli, kot pantolonlu, ögrenci, isci, polisi, askeri herkesimden olan insanlarimiz icice ve birbirinden rahatsizlik duyduklarindan bir iz bulamasiniz.
Ve buna benzeyen nice sehirlerimiz...
Ülke gündeminde yillarca bulunan, isgal eden Mehmet Ali Birand tipinde gazeteciler hayatlarinda birkere gittikleri veya gitmedikleri güzelim Anadolu sehirlerimizin ve insanlarimizin hakkinda "yön verme" tesebbüsünde bulunduklarinda, benden yana cildirmak galiba hafif kaliyor...
Türk Toplumunu "Avrupa Yakasinda" oynayan "kapici aile" tiplerden olustugunu sananlar son hiziyla desifre olunmaya yol tuttular...
Ja und wo steht etwas von Hass?
Mensch Nurdan ... stell dich doch bitte nicht so an ... Schau mal die folgenden Sätze ... Siehst du da auch kein Rassismus ?
Schon komisch, die US-Amerikaner sprechen alle englisch, und ihr Ursprung ist im christlich geprägtem Europa , doch ermorden sie Hunderttausende unschuldige Menschen im Namen z.B Demokratie und Freiheit ?!
Sie quälen Frauen, Kinder weil sie meinen die Demokratie und Freiheit schreibe es vor.Diese Liste ist unendlich....
Oder wie wäre es damit :
Schon komisch, die Juden stammen überwiegend aus Ost-Europa bzw. Kaukasien , doch ermorden sie Zehntausende unschuldige Menschen im Namen der Thora , da Gott ihnen angeblich das Land im Nahen Osten geschenkt habe ?!
Sie quälen Frauen, Kinder weil sie meinem ihr Glauben schreibt es vor.Diese Liste ist unendlich....
Soll ich weitermachen ? Merkst du nicht , dass es Rassimsus ist wenn man "die US-Amerikaner" oder "die Juden" allesamt verurteilt ? Aber genauso ist es Rassismus wenn man "die Araber" allesamt verurteilt und zu Mördern und Terroristen erklärt .
Also wahrscheinlich ist dein Rassismus schon so sehr radikalisiert , dass du es schon gar nicht mehr merkst wenn du pauschal eine riesige Gruppe von Menschen für Verbrechen verantwortlich machst und dir das Recht nimmst sie alle abzuurteilen ...
Mensch Nurdan ... stell dich doch bitte nicht so an ... Schau mal die folgenden Sätze ... Siehst du da auch kein Rassismus ?
Nein...ich mache es dir einfachern.
Im Forum ist Rassismus verboten, melde mich ganz einfach und höre auf mich zu nerven.
Also wahrscheinlich ist dein Rassismus schon so sehr radikalisiert , dass du es schon gar nicht mehr merkst wenn du pauschal eine riesige Gruppe von Menschen für Verbrechen verantwortlich machst und dir das Recht nimmst sie alle abzuurteilen ...
:druck:
meine meinung zur kopftuchdebatte ist , wenn jemand ein kopftuch aus religiösen gründen trägt, also denkt, das das seelenheil davon abhängt ist das ok.nonnen laufen auch mit kopfbedeckung rum und schwarzen kutten.
was ich für bedenklich halte, ist das tragen eines kopftuches aus politischen gründen,ist für mich das gleiche als wenn einer mit dem hakenkreuz rumlaufen würde.
ich frage mich also wieviele frauen tragen das tuch um gott zu gefallen und wieviele aus politischen gründen, oder um sich abzugrenzen, nicht grade förderlich für eine intergration, wenn man das überhaupt will, was ich oft bezweifle bei einigen
Du wärest wahrscheinlich eine Person , die , wenn sie im Mittelalter gelebt hätte folgendes sagen würde : "Wieviel der rothaarigen Frauen sind Hexen ? Können wir nicht wissen , also verbrennen wir alle. " ...
Genauso könnte man fragen , wieviele Glatzköpfe heute sind Neo-Nazis ? Ist jeder Mensch der keine Haare hat auch ein Nazi und Demokratie-Feind ?
Wer könnte so etwas beurteilen ??
Du oder wie ???
Schau dir mal die Anti-Semitismus-Debatte vor 110 Jahren an . Dort ging es genauso um eine "Assimilations-Debatte" um "die Juden" . Was dann vor 70 Jahren passiert ist ( als eines der Folgen dieser Debatte ) wissen wir alle .
Du wärest in diesem Sinne das Pendant zu den Antisemiten von damals , welche "Integration" fordern ( was wiederum das Pendant zum Begriff "Assimilation" von damals wäre ) . Das sollte dir zu bedenken geben nicht wahr ??
Die Musliminnen , die sich aus religiösen Gründen heraus die Haare bedecken , sind weder Nonnen , noch Hexen , noch Politiker , die angeblich mit politischen Symbolen durch die Gegend wandern .
Das Kopftuch ist kein Symbol sondern für diese Menschen ein Gebot Gottes . Ob es dir passt oder nicht , ist völlig egal . Welche negative Sicht du über das Kopftuch hast ist völlig irrelevant .
Die einzige Sicht , die hier noch von Bedeutung wäre , ist die des Bundes-Verfassungs-Gericht . Und dieser wiederum gibt die Deutungs-Hochheit über alle Islamischen Themen den Muslimen selbst UND NICHT DEN ANTI-MUSLIMEN ( wer die Bedeckung der Haare von Musliminnen mit dem Tragen eines Haken-Kreuzes gleichsetzt kann nur ein Anti-Muslime sein ) .
Wer will sich denn nicht integrieren ? Ist es nicht eher so , dass die jenigen , die permanent gegen die Verfassung dieses Landes argumentieren sich nicht integrieren wollen ?
Ist es nicht eher so , dass die jenigen die permanent gegen Toleranz und Menschenrechte wie Religions-Freiheit argumentieren sich nicht integrieren wollen und permanent auf Streit , Ängsten und Hass sind und im wahrsten Sinne des Wortes das Volk ausftacheln , verhetzen und Spalterei betreiben ?
Wer ist hier in diesem Land der Verfassungs-Feind ? Die Muslime oder die Anti-Muslime ???
Es geht mir nicht ums Verpetzen oder Recht-haben ...
Ich wünsche mir , dass du aus unseren Diskussionen heraus erkennst , dass es immer falsch ist riesige Personen-Gruppen zu verurteilen und gegen sie Hass und Ängste zu schüren bzw. zu selbst zu empfinden .
Das du dieses Fehl-Setting korrigierst obwohl es ziemlich schwer ist , einmal vorgefertigte Meinungen , Ängste , Vorurteile und Hass zu revidieren .
Letzendlich jedoch bringt es dich selbst weiter , denn du willst ja auch nicht , dass jemand genauso über dich und deine geliebten Personen so negativ und verurteilend denkt und fühlt oder ?
Was du nicht willst das man dir tut , das füg auch keinem anderen zu ...
Verstehst du eigentlich was du so schreibst?
Ein Moslem der die arabische Sprache nicht beherrscht kann also gar nicht denken wie ein Moslem??
Ich schon ... Du verstehst es leider net .
Ist doch eigentlich ganz einfach . Hier lies es dir 10 mal durch und ich bin mir sicher , dass du es auch verstehen wirst :
Ich sage dass es keinen Un-Arabischen oder Anti-Arabischen Islam geben kann . Das bedeutet nicht , dass es nur einen ausschliesslich "Arabischen Islam" gibt ( falls es überhaupt sowas gibt ) .
Erstens ist Rassismus völlig Un-Islamisch und deshalb kann es kein Anti-Arabischen Islam geben ...
Die Sprache ist das zentrale Element einer Denkweise und jede Art von Islam hat seinen Ursprung im Arabischem .
Also wenn du diese 3 Punkte widerlegen kannst , dann werde ich wieder auf deine Beiträge antworten . Ansonsten muss ich mich ständig wiederholen und das macht keinen Spass ...
Ich schon ... Du verstehst es leider net .
Ist doch eigentlich ganz einfach . Hier lies es dir 10 mal durch und ich bin mir sicher , dass du es auch verstehen wirst
Es reicht wenn ich etwas einmal durchlese um zuverstehen wie unlogisch es ist.Abgesehen davon habe ich dir darauf schon geantwortet.Temcit pilavi gibi pisirp pisirp ne önümüze koyuyuorsun
Also wenn du diese 3 Punkte widerlegen kannst , dann werde ich wieder auf deine Beiträge antworten . ...
Glück im Unglück nennt man so etwas:hallo;(schätze man du meinst NICHT antworten, sonst ist es ja unlogisch.wobei bei dir bin ich es gewohnt)
İslam kelime anlamı olarak barış, rıza ve güvenlik, huzur anlamlarına gelir. zaman içinde dil'in doğasında olduğu gibi değişmeler farklılaşmalar, benzeşmeler olur. örneğin ibranice m.ö. 1 yüzyıla doğru kullanılmamaya başladı. onun yerine fenike dilinden etkilenen daha basitleştirilmiş ibranice olarak kabul edebileceğimiz aramice yaygın olarak konuşulmaktaydı ve aynı yörede hz isa ya incil ne ibranice ne de yunanca olarak indi. etimolojik olarak kelimler zaman içinde çeşitli kültürlerin kaynaşması ile değişime uğrar aynı günümüz arapçasında olduğu gibi. arapça, tarih olarak üç bölüme ayrılabilir; 1. cahiliye öncesi(arkaik arapça) 2.islam devri(klasik arapça) 3. Modern çağ(modern arapça). bu üç devirde birbirinden bağımsız özgün dil değerlerine sahip farklı lisanları ifade eder. cahiliye öncesinde durağan bir görünüm çizen arapça ticaret seferleri neticesinde özgün bir kelime haznesi yaratmış ama mutlaka ticaret yapılan yerlerin kültürlerinden de etkilenmiştir(örn: keşiş kelimesi köken olarak farsça(aramice) dır). Kur'an ın inmesiyle beraber dilde çeşitlilik dikey bir ivme kazanmış sonuçta fastan irana uzayan coğrafyada benimsenmesi yerel kültürlerle kaynaşması sonucu olmuştur. bölgeden bölgeye değişen bu dilsel çeşitlilik, sonuçta arapçanın çeşitli yöntemlerle hem dilbilgisi,hem de edebi metinler açısından düzenlenmesi ihtiyacını doğurmuştur. klasik dönem arapça, Kur'an devri arapçasına indirgenemeyecek kadar çok büyük bir altyapının oluşması sonucu ortaya çıkmıştır. kur'an arapçası daha çok mekke ve medine lehçeleri üzerine kurulu iken, muazzam islam imparatorluğu arapçası fastan-irana kadar binlerce farklı lehçe üzerine kurulmuştu. işte bu farklılıkların en aza indirilmesi ve ortak bir dil ihtiyacı klasik dönem arapçasını tarih sahnesine çıkarmıştır. modern arapça da zaten günümüz arap dünyasının konuştuğu dejenere olmuş bir dildir. şimdi gelelim islamdışı adetler, sayın arkadaşlar, toplumumuzda islam adına sadece arap adetleti uygulanmamaktadır. bizans ve özellikle yahudi adetleri ne yazık ki dini emirler hükmüne geçmiş, sorgulamaktan aciz toplum da bunu olduğu kabul etmiştir. bu adetlerden ve hangi kültüre ait olduklarından bahsedip konuyu kapatacağım;
1. Cuma hutbelerinin cuma namazı öncesinde verilmesi, Arap-emevi adetidir.
2. Namaz sırasında duaların arapça okunması yine arap-emevi adetidir.
3. Camiilerin cemaatin oluşması için olmazsa olmaz şartlardan kabul edilmesi arap-emevi adetidir.
4. Sünnet olarak bilinen terimin peygambere atfedilmesi arap-emevi adetidir.(Sünnet tavır demektir, Sünnetullah vardır, peygamberin sünneti diye birşey yoktur.)
5. Türban bir Bizans adetidir. Ne bizim kültürümüzde ne arap kültüründe türban diye birşey yoktur. Bu adet de bizansa yahudi kültüründen geçmiştir.
6. Ölülere 7. gün, 40. gün, 52. gün yapılan dualar bizans adetidir. Kur'an da böyle uygulamalar yoktur.
7. Mevlit vesair ilahilerin dini bir gereklilikmiş gibi dua sonrasında okunması yahudi adetidir. bize yahudilerden geçmiştir.
8. ve en önemlisi ise ''AMİN'' kelimesi ibranicedir, Kur'an da böyle bir kelime yoktur.
Es reicht wenn ich etwas einmal durchlese um zuverstehen wie unlogisch es ist.Abgesehen davon habe ich dir darauf schon geantwortet.Temcit pilavi gibi pisirp pisirp ne önümüze koyuyuorsun
Glück im Unglück nennt man so etwas:hallo;(schätze man du meinst NICHT antworten, sonst ist es ja unlogisch.wobei bei dir bin ich es gewohnt)
Liebste Nurdan ... So lange du die Gegenargumente nicht widerlegt hast macht es keinen Sinn dir zu antworten ...
Ich grübele immer noch darüber nach ... ob du die Logik dahinter nicht verstehen kannst oder nicht willst .
Ich tippe auf das Erstere welches wiederum nicht soooo schlimm ist wie das Zweitere .
Sami Selçuk: Başörtüsü Yasağı Yok http://www.millethaber.com//templates/ja_teline/images/pdf_button.png (http://www.millethaber.com//index2.php?option=com_content&do_pdf=1&id=32695) http://www.millethaber.com//templates/ja_teline/images/printButton.png (http://www.millethaber.com//index2.php?option=com_content&task=view&id=32695&pop=1&page=0&Itemid=32) Pazar, 30 Eylül 2007 http://www.millethaber.com//images/stories/siyaset/samiselcuk333.jpg
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, Türkiye’de yıllardır uygulanan başörtüsü yasağı-nın hukuksuz olduğunu açıkladı. Selçuk, “YÖK ve üniversiteler çok büyük yanlış yapıyorlar” dedi.
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, YÖK’e ve üniversitelere sert eleştiriler yöneltti. Selçuk, “Üniversitelerde hukukçular var. Hadi ziraat mühendisi bilmeyebilir, tabip bilmeyebilir. Hukukçuların sesi niye çıkmıyor? Uygulama yanlıştır. Anayasa Mahkemesi, “Başörtüsü yasağının olmaması, serbestliği anlamına gelmez” diye bir laf etti. Bu yanlıştır. Anayasa Mahkemesi’nin başkanlarından birisi çıktı ‘Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeleri de bağlayıcıdır” dedi. Onun yetkisi yoktur. Bunu bilim söyler sen söyleyemezsin” dedi.
Selçuk, konuşmasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de başörtüsü yasağı getirmediğinin altını çizdi. Selçuk, “Üniversite hocalarının Türkiye’de uygulanan yanlışlığın içinde olmalarını şaşkınlıkla izliyorum. Çünkü dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir mahkemenin kararının gerekçesi bağlayıcı değildir. Sadece hüküm fıkrası vardır ve yasak orada yoktur” diye konuştu. Selçuk sivil anayasa tartışmalarına da şu sözlerle katıldı: “Türkiye görünüşte anayasalı bir devlet, anayasal bir devlet değildir.”
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, 1982 Anayasası'nın biçimsel açıdan meşru olmadığını söyledi. Selçuk, “Türkiye, görünüşte anayasalı bir devlet, anayasal bir devlet değildir” dedi.
Bağcılar Belediyesi'nin kurduğu Ramazan Çadırı'nda düzenlenen 'Sivil Anayasa ve Hukukun Üstünlüğü' panelinde konuşan Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, çarpıcı açıklamalarda bulundu. 1982 Anayasası'nın kabul biçiminin meşru olmadığını söyleyen Selçuk, “Yüzde 92 oy aldığı yolundaki söz, hiç bir hukuksal dayanağı olmayan sözdür. Nedeni de şudur; bu anayasa halk oyuna sunulurken anayasaya karşı görüş bildirmek suçtu. Bu anayasa benimsenmediği takdirde askeri rejimin süreceği inancı topluma yansıtıldı” dedi. O dönemde, anayasa hakkında sürekli övgüler yapılarak beyinlerin yıkanmaya çalışıldığını iddia eden Selçuk, anayasa oylamasını 'sakat' olarak nitelerken, oylamanın gizli olmadığını savundu. Sami Selçuk sözlerine şöyle devam etti: “Bu anayasaya mavi oy verenler yani 'hayır' diyenler, zarfların içinden bu oyların göründüğünü gördüler. Oylarını kullandıktan sonra orada bulunan görevlilerden birinin adlarının başına bir işaret koyduğunu da gördüler. Demek ki anayasa oylaması da sakattı. Bu yüzden hiç kimse kimseyi aldatmasın! 1982 Anayasası biçimsel açıdan meşru değildir. Maddi açıdan ise bireyden kuşkulanan devletin, kendi gücünü bireye karşı güvence altına alma kaygısını ve ruhunu yansıtıyor. Türkiye görünüşte anayasalı bir devlet anayasal bir devlet değildir. Fakat bu anayasa da yeni anayasa yürürlüğe girene kadar biçimsel açıdan yürürlüktedir, geçerlidir. Beğenmeseniz de bu anayasaya uymanız gerektiğini söylemek durumundayım.”
Yeni anayasanın tartışmaya açılarak hazırlanması gerektiğini ifade eden Selçuk, “Bu anayasa dağdaki çobandan, sokaktaki işçiden cumhurbaşkanına kadar herkesin anayasası olacaksa ve herkes bu anayasayla yürütülecekse, devlete hak ve görevlerini ve özgürlüklerini bilecekse tartışmaya katılacaktır” diye konuştu. Türkiye'nin birbirinden kuşkulananlar ülkesine dönüştürüldüğünü, bunun yanlış olduğunu, tartışma kültürünün gelişmesinden yana olduğunu söyeleyen Selçuk, sövüşmeyle başlayan tartışmaların dövüşmeye dönüştüğünü belirterek bunun yanlış olduğunu ifade etti.
Anayasa Mahkemesi de kendini düzeltecektir
Anayasa Mahkemesi'nin de bir noktada kendisini düzeltecek olduğuna inandığını belirten Selçuk, “İktidar sürekli diyor ki, 'Biz Türkiye için anayasa yapıyoruz, kendimiz için yapmıyoruz.' Bunu inandırıcı kılmak için adımlar atmak zorundasınız. Bilim ne diyorsa onu yapın. Anayasa Mahkemesi sık sık yanlış yapıyor diye Anayasa Mahkemesi'ne kıymayın. Bekleyin, sabırlı olun. Eleştire eleştire Anayasa Mahkemesi de bir noktada kendisini düzeltecektir. Herhangi bir mahkemeyi yanlış yaptı diye kaldırabilir misiniz? Hayır. Düzelmesini bekleyeceksiniz, düzelteceksiniz. Anayasa Mahkemesi hemen hemen her ülkede olan, 1. ve 2. Dünya Savaşı'ndan sonra bir çok ülkede var olan ve kurulan bir kurumdur” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının son bölümünde anayasa taslağında yer alan 'başörtüsü' konusuna da değinen Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü yasağı getirmediğini söyledi. Selçuk, “Bence çok yanlış bir uygulamanın içinde Türkiye. Üniversite hocalarının bu yanlışın içinde olmalarını şaşkınlıkla seyrediyorum. Neden? Çünkü, dünyanın hiçbir ülkesinde, hiç bir mahkemenin kararının gerekçesi bağlayıcı değildir. Sadece hüküm fıkrası vardır. Orada var mı, yasak yok. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesinde türbandan bahsedilebilir. Ondan bundan bahsedilebilir. Sadece hüküm fıkrası bağlayıcıdır. O hüküm fıkrasına da Türkiye'de uyulmaktadır” dedi. Türkiye'de 'başörtüsü yasağı' diye bir yasağın olmadığının altını çizen Selçuk, YÖK ve üniversitelerin de bu konuda yanlış yaptığını öne sürdü. Selçuk sözlerine şöyle devam etti:
“Uygulama yanlıştır. Başörtüsü yasağı diye bir şey yoktur. Anayasa Mahkemesi daha sonra 'başörtüsünün serbestliği anlamına gelmez' diye bir laf etti. Bu yanlıştır. O da gerekçedir, bağlamaz. Anayasa Mahkemesi'nin başkanlarından biri çıktı, 'Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeleri de bağlayıcıdır' dedi. Onun buna yetkisi yoktur. Bunu bilim söyler, sen söyleyemezsin. Hiçbir ülkede, 'gerekçe bağlayıcıdır' diye ve bilimsel kitaplarda da bir söz bulamazsınız. Tam tersini söyler. Yanlış yapıyorlar. YÖK de yanlış yapıyor, üniversiteler de yanlış yapıyor. Ben bundan dolayı şaşkınlık içindeyim. Bu üniversitelerde hukukçular var. Hadi ziraat mühendisi bilmeyebilir, tabip bilmeyebilir. Niye bu konuda hukukçuların sesi çıkmıyor?”
Milli Gazete
http://www.millethaber.com//index.php?option=com_content&task=view&id=32695&Itemid=32
Liebste Nurdan ... So lange du die Gegenargumente nicht widerlegt hast macht es keinen Sinn dir zu antworten ...
Ich grübele immer noch darüber nach ... ob du die Logik dahinter nicht verstehen kannst oder nicht willst .
Ich tippe auf das Erstere welches wiederum nicht soooo schlimm ist wie das Zweitere .
Ich dachte du wolltest mir nicht mehr antworten?
Ich habe noch eben geschrieben, dass ich dir geantwortet habe.
Bitte halte dich das nächste mal an deine Versprechen.
Liebste Nurdan ...
Heuchel *kotz*
Ich dachte du wolltest mir nicht mehr antworten?
Ich habe noch eben geschrieben, dass ich dir geantwortet habe.
Bitte halte dich das nächste mal an deine Versprechen.
Sevgili Nurdancigim,
sen herhalde Almancayi tam anliyamiyorsun ... Seninle en iyisi bundan sonra Türkce yazisalim ...
Sen ilk basta sana söyledigim Seylere Cevap versen cok iyi olurdu yoksa hep sana ayni Cevabi vermem gerekiyor ve bu Olay sarmiyor ...
Simdik sen diyorsunki , 3 + 3 = 7 ... Ben sana diyorumki yok Nurdancigim 3 + 3 = 6 ve sana bunu Tespit ediyorum . Sen diyorsunki hayde bee ... 3 + 3 = 7 Tespitim olsada olmasada ... Böyle bir Tartisma mantiksiz ve ondan Sebep 3 + 3 = 7 dir Tartismasina Cevap vermiyecegim . Yukarida Yazimin anlami bu ... Daha hic Cevap vermiyecegim anlamini tasimiyor ...
Kisacasi : "Araplarin" üzerine Söylediklerin Irkcilik´dir ve Islam Anlayisina tam haykiri düsüyor . Ve lütfen , bu Irkciligi Neo-Nazi-Dazlaklardan kopiyalamiyalim ...
Insallah simdik anlamissindir ...
Selmalar, Saygilar
Heuchel *kotz*
Gute Manieren sind anscheinend Heuchelei für dich Tam ... Ist ja auch kein Wunder für eine Person , die so respekt- und manierlos über "die Muslime" und "dem Islam" schwafelt , wie du .
Bei dir wundert mich nun gar nichts mehr Tam , wie z.B. das für einen Atheisten das Lieblings-Thema "der Islam" ist ...
Sevgili Nurdancigim,
sen herhalde Almancayi tam anliyamiyorsun ... Seninle en iyisi bundan sonra Türkce yazisalim ...
Sen ilk basta sana söyledigim Seylere Cevap versen cok iyi olurdu yoksa hep sana ayni Cevabi vermem gerekiyor ve bu Olay sarmiyor ...
Simdik sen diyorsunki , 3 + 3 = 7 ... Ben sana diyorumki yok Nurdancigim 3 + 3 = 6 ve sana bunu Tespit ediyorum . Sen diyorsunki hayde bee ... 3 + 3 = 7 Tespitim olsada olmasada ... Böyle bir Tartisma mantiksiz ve ondan Sebep 3 + 3 = 7 dir Tartismasina Cevap vermiyecegim . Yukarida Yazimin anlami bu ... Daha hic Cevap vermiyecegim anlamini tasimiyor ...
Kisacasi : "Araplarin" üzerine Söylediklerin Irkcilik´dir ve Islam Anlayisina tam haykiri düsüyor . Ve lütfen , bu Irkciligi Neo-Nazi-Dazlaklardan kopiyalamiyalim ...
Insallah simdik anlamissindir ...
Selmalar, Saygilar
Sayın reseller, kimsenin kimseye ırkçılık yaptığı yok, sonuçta ne nurdan hanım nazilerin yahudilere yaptığı gibi arapları kaynar kazanlarda haşlamış, ne de hitler gibi ırkçı söylemlerde bulunmuştur. ırkçılıkla suçlamanızın temelinde eğer nurdan hanımın arap değerlerini sorgulaması yatıyorsa, bu durumda ben de sizi Türk olmanıza rağmen bir arap ırkçısı olarak rahatlıkla suçlayabilirim. çünkü öncelikle kendi milletinizden olan bir vatandaşınızı, sırf arap değerlerinin din olarak algılandığını ve buna katılmadığını söylediği için ırkçılıkla suçlamanız, hem sizin arap değerlerine körüne bağlı olduğunuzu, hem de sizin fikirlerinize katılmayan birini en sert bir şekilde itham etmeniz, sizin ırkçı olduğunuzu gösterir. zira Türk olmanız ve buna rağmen dinsel emirler gibi kabul edilen geleneksel arap değerlerini savunmanız bunun en büyük kanıtıdır.
'Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım'
ALMANYA'dan Türkiye'ye seyahat eden bazı yolcuların uçakta namaz kılmak istedikleri, bunun için de hostesten pilotun uçağın yönünü kıbleye çevirmesini istedikleri iddia edildi. Hosteslerin en çok karşılaştığı sorulardan birinin de kıblenin yönü ile ilgili olduğu belirtildi.
Uçuş harekat uzmanlarının kurduğu Dispeçerler Derneği (ACDA) Yönetim Kurulu üyesi Çağatay Uysal, uçuş sırasında kabin ekibinin yolcuların farklı talepleriyle karşılaştığını söyledi. Bunlardan en ilgincinin yolcuların, uçağın yönünün kıbleye çevrilmesi olduğunu kaydeden Uysal, şöyle devam etti:
“Bazı yolcular, namaz kılmak için hostesten, pilota uçağın yönünü kıbleye çevirmesini söylemesini istiyor. Bazı yolcular ise kıblenin ne tarafta olduğunu soruyor. Bu tabii ki mümkün değil. Hostesler ise genellikle ‘kıble kalbimizde’ diye yanıt veriyor. Bu sorular daha çok, Almanya'nın Köln, Düsseldorf, Hollanda'nın başkenti Amsterdam ve Avusturya'dan Türkiye'ye seyahat eden yolculardan geliyor.''
Uysal, genellikle namaz saatleri yaklaşınca bu soruların geldiğini belirterek, “Uçakta namaz kılmak isteyen yolcular kıbleye dönüp namaz kılmak istiyor, ama bunu saptamak mümkün değil. ‘Kıble ne tarafta’ diye soran yolcuya, ‘Kıble içimizde’ diyoruz. Kıbleyi soran ya da uçağın yönünü kıbleye çevirmek isteyen yolculara yardımcı olamıyoruz'' diye konuştu.
devami: http://www.milliyet.com.tr/2007/09/30/son/sontur11.asp
dinimizde seferi olmak diye bisi var.....:think:
dinimizde seferi olmak diye bisi var.....:think:
Das habe ich auch gerade gedacht! :confused: Aber die ganze Flugrichtung ändern zu wollen (gerade von Istanbul nach Westeuropa, da müsste man ja umdrehen) ist schon ein starkes Stück!
Ama ucak zaten seytan-gavur icadi degil miydi? Seytan icadinda kilinan namaz kabul edilir mi ki?
Ama ucak zaten seytan-gavur icadi degil miydi? Seytan icadinda kilinan namaz kabul edilir mi ki?[/quote]
bu sölediğinde gerçekten ciddi misin? uçağı gavur icadı olarak mı görüyorsun?
bu sölediğinde gerçekten ciddi misin? uçağı gavur icadı olarak mı görüyorsun?
Vallahi, orasini bilemeyecegim. Öyle duydum...... Bunu söyleyenlerin yalancisiyim.
deryatulga
30.09.07, 15:43
'Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım'
Nilu, bizim basinin her yazdigina inanmak sart degil. Böyle yazilarin hangi amaclarla dikte ettirildigini de anlamak zor degi. Müslüman dedigin o kadar ilkel bir adamdir ki, uygar cevresinden böyle taleolerde bulunur. Yabanci havayollari hic bir istek olmadan sunduklari kumanyada domuz eti olmadigi garantisini verirken, Türk Havayollarinda bu konuda soru sormaya cesaret eden yolcunun bir dayak yemedigi kalirdi. O zamanlar pilotlarin "Itirazin varsa seni ucaktan atarim!" sözlerinden mülhem olarak bugünkü rezillikler uyduruluyor. Sonra da "putschgeil" dendiginde hassas delikanli ayaklarina yatiliyor. Müslüman takimi demek ki AKPnin son secim zaferinden sonra küstahlasarak nerede olursa olsun farzi kilmaya basladi. Daha önce kafalarini ne güzel ezmis, nasil da sindirmistik degil mi? Bu salak alayi propagandayi bile beceremiyor!
Vallahi, orasini bilemeyecegim. Öyle duydum...... Bunu söyleyenlerin yalancisiyim.
Aman ciddi olmadığın iyi oldu, çünkü az daha ne günlere kaldık diyecektim ki hemen cevap yazdın!
Sayın reseller, kimsenin kimseye ırkçılık yaptığı yok, sonuçta ne nurdan hanım nazilerin yahudilere yaptığı gibi arapları kaynar kazanlarda haşlamış, ne de hitler gibi ırkçı söylemlerde bulunmuştur. ırkçılıkla suçlamanızın temelinde eğer nurdan hanımın arap değerlerini sorgulaması yatıyorsa, bu durumda ben de sizi Türk olmanıza rağmen bir arap ırkçısı olarak rahatlıkla suçlayabilirim. çünkü öncelikle kendi milletinizden olan bir vatandaşınızı, sırf arap değerlerinin din olarak algılandığını ve buna katılmadığını söylediği için ırkçılıkla suçlamanız, hem sizin arap değerlerine körüne bağlı olduğunuzu, hem de sizin fikirlerinize katılmayan birini en sert bir şekilde itham etmeniz, sizin ırkçı olduğunuzu gösterir. zira Türk olmanız ve buna rağmen dinsel emirler gibi kabul edilen geleneksel arap değerlerini savunmanız bunun en büyük kanıtıdır.
Kisa bir Soru ...
Siz Nurdan Hanim ile benim aramdaki Söylenenleri anladinizmi yoksa Kafadan mi atiyorsunuz ??
Nilu, bizim basinin her yazdigina inanmak sart degil.
Kusura bakma, ama ucaklarda neler gördüm! Adam ailesiyle birlikte son anda geliyor, elbette yanyana üc koltuk bulamazsin, olay cikartiyorlar! Yok karimi erkegin yaninda oturtmam, yok kizimi erkegin yaninda oturtmam, yok olmaz, yok dinimiz, örf,. adet, gelenek, görenek vs. vs. vs.. Sanki uluortamda tecavüz edilecek! Adam ucagi belediye otobüsü zannediyor!
"Kible ne tarafta" sorusunu da bir kere duydum (namaz kilmadi ama sonra).
Sanki öyle olaylar olmuyormus gibi de yapma yani!
Nilu, bizim basinin her yazdigina inanmak sart degil. Böyle yazilarin hangi amaclarla dikte ettirildigini de anlamak zor degi. Müslüman dedigin o kadar ilkel bir adamdir ki, uygar cevresinden böyle taleolerde bulunur. Yabanci havayollari hic bir istek olmadan sunduklari kumanyada domuz eti olmadigi garantisini verirken, Türk Havayollarinda bu konuda soru sormaya cesaret eden yolcunun bir dayak yemedigi kalirdi. O zamanlar pilotlarin "Itirazin varsa seni ucaktan atarim!" sözlerinden mülhem olarak bugünkü rezillikler uyduruluyor. Sonra da "putschgeil" dendiginde hassas delikanli ayaklarina yatiliyor. Müslüman takimi demek ki AKPnin son secim zaferinden sonra küstahlasarak nerede olursa olsun farzi kilmaya basladi. Daha önce kafalarini ne güzel ezmis, nasil da sindirmistik degil mi? Bu salak alayi propagandayi bile beceremiyor![/left]
Hocam o bir şey mi, şimdi Türkiye de ihale mafyası da tarz değiştirdi. önceden kaba saba konuşmalarla iş bağlayan çevreler, şimdilerde Allah'ın izniyle deyip ihaleleri kapıyorlar. bir de eş faktörü var tabii...
Nilu, bizim basinin her yazdigina inanmak sart degil. Böyle yazilarin hangi amaclarla dikte ettirildigini de anlamak zor degi. Müslüman dedigin o kadar ilkel bir adamdir ki, uygar cevresinden böyle taleolerde bulunur. Yabanci havayollari hic bir istek olmadan sunduklari kumanyada domuz eti olmadigi garantisini verirken, Türk Havayollarinda bu konuda soru sormaya cesaret eden yolcunun bir dayak yemedigi kalirdi. O zamanlar pilotlarin "Itirazin varsa seni ucaktan atarim!" sözlerinden mülhem olarak bugünkü rezillikler uyduruluyor. Sonra da "putschgeil" dendiginde hassas delikanli ayaklarina yatiliyor. Müslüman takimi demek ki AKPnin son secim zaferinden sonra küstahlasarak nerede olursa olsun farzi kilmaya basladi. Daha önce kafalarini ne güzel ezmis, nasil da sindirmistik degil mi? Bu salak alayi propagandayi bile beceremiyor![/LEFT]
:think: dini reklam olarak kullanan medya sapiklari, toplumu yobaz/cahil yapan onlardir en basta.
schlechter journalismus ist heut an der tagesordnung, zum leid anderer.
Kisa bir Soru ...
Siz Nurdan Hanim ile benim aramdaki Söylenenleri anladinizmi yoksa Kafadan mi atiyorsunuz ??
sizin aranızdaki konuda taraf olacak değilim ama ırkıçılık tarzındaki söyleminize binaen cevapladım. yazımın içeriği de sizi ırkçılıkla suçlamak değil, eğer istenirse tarafların söylemlerinden ne anlamlar çıkarılabileceğini belirtmek istedim. ama şunu söyleyeyim arap değerlerine ve arap kültürünün savunulmasına karşıyım, ve arap kültürünün din olarak insanlara empoze edilmesi de ne İslam a ne de Kur'an a uyar. teşekkürler
Kusura bakma, ama ucaklarda neler gördüm! Adam ailesiyle birlikte son anda geliyor, elbette yanyana üc koltuk bulamazsin, olay cikartiyorlar! Yok karimi erkegin yaninda oturtmam, yok kizimi erkegin yaninda oturtmam, yok olmaz, yok dinimiz, örf,. adet, gelenek, görenek vs. vs. vs.. Sanki uluortamda tecavüz edilecek! Adam ucagi belediye otobüsü zannediyor!
Öyle konularda ben kendi yerimden feragat ediyorum ve kisinin bosalttigi koltuga ben oturuyorum. Nezaketi hicbir zaman sadece "kendimize" uygulanmasini istedigimiz bir "anlayis" olmasin...
sizin aranızdaki konuda taraf olacak değilim ama ırkıçılık tarzındaki söyleminize binaen cevapladım. yazımın içeriği de sizi ırkçılıkla suçlamak değil, eğer istenirse tarafların söylemlerinden ne anlamlar çıkarılabileceğini belirtmek istedim. ama şunu söyleyeyim arap değerlerine ve arap kültürünün savunulmasına karşıyım, ve arap kültürünün din olarak insanlara empoze edilmesi de ne İslam a ne de Kur'an a uyar. teşekkürler
Hmmm... anladigima göre burda ne söylendigini bilmiyorsunuz ... Siz herzaman bilmediginiz seylere kendi Görüsünü söylüyormusunuz ???
Eger bilmiyorsaniz niye bana bunu yaziyorsunuz ???
zira Türk olmanız ve buna rağmen dinsel emirler gibi kabul edilen geleneksel arap değerlerini savunmanız bunun en büyük kanıtıdır.
Bencene cok Ayip böyle seyler ...
'Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım'
ALMANYA'dan Türkiye'ye seyahat eden bazı yolcuların uçakta namaz kılmak istedikleri, bunun için de hostesten pilotun uçağın yönünü kıbleye çevirmesini istedikleri iddia edildi. Hosteslerin en çok karşılaştığı sorulardan birinin de kıblenin yönü ile ilgili olduğu belirtildi.
Uçuş harekat uzmanlarının kurduğu Dispeçerler Derneği (ACDA) Yönetim Kurulu üyesi Çağatay Uysal, uçuş sırasında kabin ekibinin yolcuların farklı talepleriyle karşılaştığını söyledi. Bunlardan en ilgincinin yolcuların, uçağın yönünün kıbleye çevrilmesi olduğunu kaydeden Uysal, şöyle devam etti:
“Bazı yolcular, namaz kılmak için hostesten, pilota uçağın yönünü kıbleye çevirmesini söylemesini istiyor. Bazı yolcular ise kıblenin ne tarafta olduğunu soruyor. Bu tabii ki mümkün değil. Hostesler ise genellikle ‘kıble kalbimizde’ diye yanıt veriyor. Bu sorular daha çok, Almanya'nın Köln, Düsseldorf, Hollanda'nın başkenti Amsterdam ve Avusturya'dan Türkiye'ye seyahat eden yolculardan geliyor.''
Uysal, genellikle namaz saatleri yaklaşınca bu soruların geldiğini belirterek, “Uçakta namaz kılmak isteyen yolcular kıbleye dönüp namaz kılmak istiyor, ama bunu saptamak mümkün değil. ‘Kıble ne tarafta’ diye soran yolcuya, ‘Kıble içimizde’ diyoruz. Kıbleyi soran ya da uçağın yönünü kıbleye çevirmek isteyen yolculara yardımcı olamıyoruz'' diye konuştu.
devami: http://www.milliyet.com.tr/2007/09/30/son/sontur11.asp
dinimizde seferi olmak diye bisi var.....:think:
Böyle sacma sapan Seyler tabiki milliyet.com.tr (http://www.milliyet.com.tr/2007/09/30/son/sontur11.asp) mevcut .
Kibleye dönme imkani yok ise veya bilinmiyorsa , Kibleye Niyet ile Namaz kilinir ( herhangi bir Tarafa dogru ) .
Bütün Develtler Uzaya cikiyor ve bizimkiler halen böyle Seylerlere Milleti birbirlerine vermege calisiyorlar ...
Ne kadar Rezalet bir durum .
Kusura bakma, ama ucaklarda neler gördüm! Adam ailesiyle birlikte son anda geliyor, elbette yanyana üc koltuk bulamazsin, olay cikartiyorlar! Yok karimi erkegin yaninda oturtmam, yok kizimi erkegin yaninda oturtmam, yok olmaz, yok dinimiz, örf,. adet, gelenek, görenek vs. vs. vs.. Sanki uluortamda tecavüz edilecek! Adam ucagi belediye otobüsü zannediyor!
"Kible ne tarafta" sorusunu da bir kere duydum (namaz kilmadi ama sonra).
Sanki öyle olaylar olmuyormus gibi de yapma yani!
:think: misal, yolcu otobüslerinde genelde bir bayan bir bayanin yanina oturttulur, yer yoksa, erkek yolcu baska yere alinir, kimsede sorun cikarmadi simdiye kadar, bunda negatif tarafi nedir?
ucakda ben rastlamadim senin dedigine, istisna diye kabul ederim.
istisnalar kaydeyi bozmaz.
Öyle konularda ben kendi yerimden feragat ediyorum ve kisinin bosalttigi koltuga ben oturuyorum. Nezaketi hicbir zaman sadece "kendimize" uygulanmasini istedigimiz bir "anlayis" olmasin...
Gün gelir biri bana özür dileyerek nazikce sorar, o zaman düsünürüm.
Bugüne kadar ise kalkmadim böyle durumlarda. Sebebini de söyleyim:
1.) Bugüne kadar tek bir kere nazikce sorulmadim. "Sen kalk!" demisti birisi bana ben 19 yasindayken. Böyle soruya da "tabi efendim" cevabi yakismaz.
2.) Madem o kadar önemli, zamaninda gelsin! Adam hem gec geliyor sonra kendi zevkine göre bütün düzeni bozuyor! Sen kalk, sen git, sen oraya otur ne demek. "Sen zamaninda gel!", bu onun aklina bile gelmiyor.
3.) Ne demek "kizimi erkegin yanina oturtmam"? Worst-case-scenario: Ne olabilir? Uluortamda kimsenin tecavüze kalkacagi falan yok! Bence bu istek ucakta oturan beyefendilere hakaret! Orasi tarla degil, dag basi degil! Yalniz da kalmiyor kimse. Elbette normal bir insan davranmasini bilir! Bunun tersini idda etmek hakaret! Hakaret görünümünü vermemesi icin de bu durumu biraz iyicene acmak zorunda.
Gün gelir biri bana özür dileyerek nazikce sorar, o zaman düsünürüm.
Bugüne kadar ise kalkmadim böyle durumlarda. Sebebini de söyleyim:
1.) Bugüne kadar tek bir kere nazikce sorulmadim. "Sen kalk!" demisti birisi bana ben 19 yasindayken. Böyle soruya da "tabi efendim" cevabi yakismaz.
2.) Madem o kadar önemli, zamaninda gelsin! Adam hem gec geliyor sonra kendi zevkine göre bütün düzeni bozuyor! Sen kalk, sen git, sen oraya otur ne demek. "Sen zamaninda gel!", bu onun aklina bile gelmiyor.
3.) Ne demek "kizimi erkegin yanina oturtmam"? Worst-case-scenario: Ne olabilir? Uluortamda kimsenin tecavüze kalkacagi falan yok! Bence bu istek ucakta oturan beyefendilere hakaret! Orasi tarla degil, dag basi degil! Yalniz da kalmiyor kimse. Elbette normal bir insan davranmasini bilir! Bunun tersini idda etmek hakaret! Hakaret görünümünü vermemesi icin de bu durumu biraz iyicene acmak zorunda.
:think: bütün terslikler seni mi buluyor? yoksa senmi mignatis gibi cekiyon..anlamadim :(
:think: bütün terslikler seni mi buluyor? yoksa senmi mignatis gibi cekiyon..anlamadim :(
O kadar sIk olmadi, canim. ;) Cok ucuyorum (bu tabii ihtimali yükseltiyor) ve o "Sen kalk!" olayinda askerdeydim. Neredeyse 20 sene oldu simdi. :) Birkac senede bir ancak görüyorum böyle olaylari. Ama "olmuyor" degiller.
deryatulga
30.09.07, 16:25
Kusura bakma, ama ucaklarda neler gördüm! Adam ailesiyle birlikte son anda geliyor, elbette yanyana üc koltuk bulamazsin, olay cikartiyorlar! Yok karimi erkegin yaninda oturtmam, yok kizimi erkegin yaninda oturtmam, yok olmaz, yok dinimiz, örf,. adet, gelenek, görenek vs. vs. vs.. Sanki uluortamda tecavüz edilecek! Adam ucagi belediye otobüsü zannediyor!
"Kible ne tarafta" sorusunu da bir kere duydum (namaz kilmadi ama sonra).
Sanki öyle olaylar olmuyormus gibi de yapma yani!
Millet 40 yildan fazladir Avrupa ile Türkiye arasinda ucuyor, demek ki Kiblesini yeni aramaya baslamis! Zaten buradaki serefsizlik orada bitmiyor. Adamlar ucus istikametinin Kible yönüne cevrilmesini emretmisler. Bu teröristler yarin namazi düzgün kilmak icin ucak da kacirirlar, degil mi?
"Kible ne tarafta?" sorusu aptalca degil, ama bos bir soru. Sana simdi bunca yildir bana sorulan aptalca seylerin bir listesini sunayim mi? Bunlarin belki de 1%i dinle ilgili seylerdi.
Türk basininin seref gradosunu ve köle zihniyetini cok iyi bilecek kadar saglam antenlerim vardir. Hasan Riza Temelli'nin namusuna bile kefil olmaya basladiklarina göre, emir aldiklari cevrelerin gözü iyice kararmis demektir. Ama izin ver de, ben kendimi kisisel tercihim olarak enayi yerine koydurmayayim!
@Derya
Hepsi iyi, güzel, hos da, böyle olaylarin "olmadigini" idda etmek sacma.
Söylemek istedigim bu kadardi.
EDIT: "Yalan" kelimesi pek uymuyor burada cünkü yalan kelimesi kötü bir niyeti gerektiriyor, sildim.
deryatulga
30.09.07, 16:50
@Derya
Hepsi iyi, güzel, hos da, böyle olaylarin "olmadigini" idda etmek sacma.
Söylemek istedigim bu kadardi.
EDIT: "Yalan" kelimesi pek uymuyor burada cünkü yalan kelimesi kötü bir niyeti gerektiriyor, sildim.
Olay bir kere meydana gelmemis ki! Her önüne gelen pilottan ucagin ucus yönünü kibleye cevirmesini istiyormus. Haydi bir kac tane cahil ve sapigin varligina inanalim, gerisi nerden cikti? Ve benim sorum da aslinda, bu isler bugüne kadar yoktu da simdi neden cikti? Madem ki eskiden de vardi, o zaman serefli Türk basini bunlari simdiye kadar neden haber olarak gecmiyordu?
Olay bir kere meydana gelmemis ki! Her önüne gelen pilottan ucagin ucus yönünü kibleye cevirmesini istiyormus. Haydi bir kac tane cahil ve sapigin varligina inanalim, gerisi nerden cikti? Ve benim sorum da aslinda, bu isler bugüne kadar yoktu da simdi neden cikti? Madem ki eskiden de vardi, o zaman serefli Türk basini bunlari simdiye kadar neden haber olarak gecmiyordu?o zaman konu konu degildiki. AKP basta degildi, ayak altindaydi, nasil olsa bir söz sahibi degildi. Olanaklarda "kibleye yön cevermeler" nedense batmiyordu, rahatsiz etmiyordu. Simdi AKP bastayken, gecmisini yüzüne vura vura hirslarini cikamaya calisirlar, aynen evli kadin milleti gibi... :brüll:
gecmisini yüzüne vura vura hirslarini cikamaya calisirlar, aynen evli kadin milleti gibi... :brüll:
:brüll:
is döndü dolasti kadinlarin basina patladi yine.
is döndü dolasti kadinlarin basina patladi yine.senin bu cevaba rahat durmayacigini biliyordum. Neyse, bu konu cok hashas, ancak Göktürk gelecekte anlar, belkide ne demek istedigimi biliyor :lach:
Ben bunu hayat sarti olarak gördügüm icin, dokunmuyor, nasil erkek milletinde kusurlar varsa. Ben de onu anlatmak istedim. Herkesde bir kusur bulunur, nedense gereksiz yerlerde kullanilir ve gerekli, yani zamaninda söylenmez, kullanilmaz. Nicin? Ya zamaninda rahatsiz etmedi, ya üstünden gelebildikleri icin, yada esini sevdigi icin. Onun icin, rahatsiz olma, ben bunu girgir ile karistirdim, hanim okursa, tencereler zaten ucusur :brüll:
Siz niye böyle kötüsünüz? :)
Bizlerden biraz iyilik ögrenin
EDIT:
uups, yücel cevaplamis bile
Hmmm... anladigima göre burda ne söylendigini bilmiyorsunuz ... Siz herzaman bilmediginiz seylere kendi Görüsünü söylüyormusunuz ???
Eger bilmiyorsaniz niye bana bunu yaziyorsunuz ???
Bencene cok Ayip böyle seyler ...
özür dilerim, Türkiye de bu konularda genelde gerginlikler yaratılarak karşı taraf bastırılmaya çalışılır, hiç bu tarz bir hareketim olmamıştır, zaten tasvip de etmem ancak biraz kendimi kaptırmış olabilirim. o yüzden kusura bakmayın günül koşullarına uyup demagoji üslubuyla hareket ettim herhalde, halbuki bu tarz söylemlere prim vermem, hoşlanmam da...
senin bu cevaba rahat durmayacigini biliyordum. Neyse, bu konu cok hashas, ancak Göktürk gelecekte anlar, belkide ne demek istedigimi biliyor :lach:
Ben bunu hayat sarti olarak gördügüm icin, dokunmuyor, nasil erkek milletinde kusurlar varsa. Ben de onu anlatmak istedim. Herkesde bir kusur bulunur, nedense gereksiz yerlerde kullanilir ve gerekli, yani zamaninda söylenmez, kullanilmaz. Nicin? Ya zamaninda rahatsiz etmedi, ya üstünden gelebildikleri icin, yada esini sevdigi icin. Onun icin, rahatsiz olma, ben bunu girgir ile karistirdim, hanim okursa, tencereler zaten ucusur :brüll:
bile bile damarina bastim diyosun yani:D
o ne demek istedigini cok iyi biliyor merak etme, demek bayanlarin hepsi ayni.ya insan oglu cig süt emmis, birinin zamaninda yanlisini görünce lazim olana kadar saklar, sonra düsene bi tekme gecir misali. bunu erkeklerde yapar kadinlarda, bazen rahatlatiyor. valla abi dönerpartyde tencelereki sakliyalim ozaman, ben yengeyle yine önümüze bi torba nachos alip otururz bir köseye:brüll:
theinsider
30.09.07, 20:05
flieg in richtung mekka, ich will beten........
wenn es denn wirklich soviel bedarf gab, hätte turkish airlines schon etwas unternommen. bei malaysian airlines und emirates gibt es schon seit jahren einen virtuellen mekka-kompass. über die bord-medien wird immer die richtung angezeigt und da ein linienflugzeug nicht wie ein istanbuler taxi-fahrer zickzack fliegt muss das wohl funktionieren.....dann kann es in zukunft auf die aufforderung "flieg richtung mekka" nur heissen "dreh dich nach mekka"...
viel erstaunlicher sind jedoch solche vorkommnisse....normalerweise darf kein unbeteiligter auf das vorfeld am flughafen. wenn off-ramp geboarded wird, darf man markierte wege nicht verlassen. wie können dann zwei vermummte einfach mir nichts dir nichts sich zum gebet niederlassen?????? gab es solche verletzungen der flugsicherheit auch schon früher?? eigentlich liegt die schuld ja nicht bei den "betern", sondern bei den verantwortlichen....warum handeln die nicht???
Apronda namaza soruşturma !
http://image.haber3.com/haber/116106.jpgİstanbul Atatürk Havalimanı apronunda önce deve kesildi, şimdi de namaz kılınıyor..
30 Eylül 2007 15:14İstanbul Atatürk Havalimanı'nın apronunda çarşaflı ve sarıklı bir çiftin namaz kıldığının ortaya çıkması üzerine İstanbul Valiliği inceleme başlattı. Vali Yardımcısı M. Ali Ulutaş, ihmali olanlar hakkında soruşturma başlatılacağını söyledi.
Atatürk Havalimanı'nda geçtiğimiz perşembe akşamı İzmir'e gidecek uçağın rötar yapması üzerine sarıklı cüppeli bir erkek ile çarşaflı bir kadın apronda namaza durdu. Hiçbir engellemeyle karşılaşmayan çiftin namaz kılma anı uçağın yolcularından biri tarafından görüntülendi. Çiftin THY'nin 338 sefer sayılı uçağıyla İzmir'e gittiği öğrenildi. Görüntünün basına yansımasının ardından havalimanından sorumlu İstanbul Vali Yardımcısı M. Ali Ulutaş olayla ilgili olarak inceleme başlatıldığını belirtti.
Ulutaş, ihmali belirlenen görevliler hakkında soruşturma açılacağını kaydetti. Atatürk Havalimanı apronunda deve kesilmesi tartışma yaratmış, yine apronda Irak'tan gelen Azmar Havayolları'na ait uçağın pilotları namaz kılmıştı.
http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=287184
Sevgili Nurdancigim,
sen herhalde Almancayi tam anliyamiyorsun ... Seninle en iyisi bundan sonra Türkce yazisalim ...
Sen ilk basta sana söyledigim Seylere Cevap versen cok iyi olurdu yoksa hep sana ayni Cevabi vermem gerekiyor ve bu Olay sarmiyor ...
Simdik sen diyorsunki , 3 + 3 = 7 ... Ben sana diyorumki yok Nurdancigim 3 + 3 = 6 ve sana bunu Tespit ediyorum . Sen diyorsunki hayde bee ... 3 + 3 = 7 Tespitim olsada olmasada ... Böyle bir Tartisma mantiksiz ve ondan Sebep 3 + 3 = 7 dir Tartismasina Cevap vermiyecegim . Yukarida Yazimin anlami bu ... Daha hic Cevap vermiyecegim anlamini tasimiyor ...
Kisacasi : "Araplarin" üzerine Söylediklerin Irkcilik´dir ve Islam Anlayisina tam haykiri düsüyor . Ve lütfen , bu Irkciligi Neo-Nazi-Dazlaklardan kopiyalamiyalim ...
Insallah simdik anlamissindir ...
Selmalar, Saygilar
Ben almanca, yada türkce rahatlik ile anliyabilirm.Bu konuda hic endisen olmasin, güzelim.
Almanca anlamadigimi düsünüp hatta dile getirip , türkce yazmaya karar verdiginiz an, o güzelim nezaketinizi nerde biraktiniz acaba??
Ben, bana sunmus oldugun herseye cevabimi yazdim.Bunu üc kez oldu tekrarladim.Bana bundan sonra yazmak istemedigini belirtigin halde, NEDEN halen yazma gereyi duyuyorsun?
Sen islamin degisik versionlari var yaziyorsun, seninle ortak bir noktaya gelmem mümkün degil zaten.Bunu yazman bile benim icin yeterli bir sebep.Sen beni irkcilik ile sucaladin, dikkatini cekerim ki BU agir bir suclama.
Bu konu icerigini bogmadan tartismayi ögren, bir daldan dala atlama.
Konuyu birakdin, irkcilikdan basladin.Amerika, yahudilerden tut nazilere kadar geldin.Hic yetmedi ilk okul matamatigi ile tartismanin seviyesini düsürüyorsun.Almanca yazdik yazdik , simdi bütün sacmaliklari, türkce tekrarlama niyetindesin.
Sana yazmis oldugum bütün cevaplarda, aradigini bulmak dileyi ile.
Nurdan
Siz ikiniz ne diyorsunuz?
Ben almanca, yada türkce rahatlik ile anliyabilirm.Bu konuda hic endisen olasin, güzelim.
Almanca anlamadigimi düsünüp hatta dile getirip , türkce yazmaya karar verdiginiz an, o güzelim nezaketinizi nerde biraktiniz acaba??
Ben, bana sunmus oldugun herseye cevabimi yazdim.Bunu üc kez oldu tekrarladim.Bana bundan sonra yazmak istemedigini belirtigin halde, NEDEN halen yazma gereyi duyuyorsun?
Sen islamin degisik versionlari var yaziyorsun, seninle ortak bir noktaya gelmem mümkün degil zaten.Bunu yazman bile benim icin yeterli bir sebep.Sen beni irkcilik ile sucaladin, dikkatini cekerim ki BU agir bir suclama.
Bu konu icerigini bogmadan tartismayi ögren, bir daldan dala atlama.
Konuyu birakdin, irkcilikdan basladin.Amerika, yahudilerden tut nazilere kadar geldin.Hic yetmedi ilk okul matamatigi ile tartismanin seviyesini düsürüyorsun.Almanca yazdik yazdik , simdi bütün sacmaliklari, türkce tekrarlama niyetindesin.
Sana yazmis oldugum bütün cevaplarda, aradigini bulmak dileyi ile.
Nurdan
Kusura bakmayin ... malesef "Araplar Teröristdir ve Cocuklari ve Kadinlari katlediyorlar" Cümlesi bugünkü Anlayisi ile "Racicsm" oldugu Görüsünde olmaktadir ...
"Araplar" gibi Yüz-Milyonlarca olan Insan-Gurubu icinde olan Insanlara haksiz yerde Iftira atilmaktadir , Korku ve Kin Insanlara doldurmaktadir .
"Araplar" Gecmisde Türk Milletine büyük Hatalar yapsa da ( asil kendilerine yaptilar ) biz Neo-Nazi`ler gibi olmamiz kendi Degerimizi düsürür Görüsündeyim .
Sen islamin degisik versionlari var yaziyorsun, seninle ortak bir noktaya gelmem mümkün degil zaten.
Sünniler ( 95 % ) ve Siiler ( 5 % ) cesitli Islam Versionlari degilmi ? Bu zaten cesitli Islam Versionlarin basit bir Tesbiti ...
Fakat ben tek bunu söylemek istemedim . Her Insan Dinini farkli bir sekilde yasamaktadir . Zaten Yüzde Yüz ayni olsak heppimiz Robot olmamiz gerekirdi . Benim Görüsümde bunlarin heppisi bir Islamin Vesionu`dur . Kendisine Müslüman diyen ve Sahadet getiren birisi benim icin bir Müslümandir ve Islamin bir nevi Cesitidir , Versionudur .
1.500.000.000 büyüklügünde olan Müslümanlar hep ayni Islam yasamalari mümkün degildir . Helbette arada Farklar vardir .
Benim söylediklerim esasen baya basit . Bunlar niye böyle zor anlasiliyor benim icin büyük bir Sorma-Isareti .
Slm
Kusura bakmayin ... malesef "Araplar Teröristdir ve Cocuklari ve Kadinlari katlediyorlar" Cümlesi bugünkü Anlayisi ile "Racicsm" oldugu Görüsünde olmaktadir ...
"Sand-" veya "Desertniggers" demedigin sürece mesele yok, canim! :D
Jetzt mal im Ernst, ich halte Reseller zwar nicht gerade für eine geistige Leuchte aber in seiner Argumentation hat er nicht ganz Unrecht. Genau wie wir es nicht mögen, wenn über "die Türken" geredet wird, sollten wir auch darauf achten, nicht über "die Araber" zu sprechen.......
.....und das gilt ganz besonders für mich! Özür Denn wie ich mich selber kenne habe ich aus meiner persönlichen wie geschichtlichen Abneigung gegen Araber sehr wahrscheinlich selten einen Hehl gemacht, ich gelobe aber Besserung.
Ich kann mich zwar bezüglich des Forums nicht bewusst daran erinnern, aber in privaten Diskussionen macht mich meine Frau immer wieder darauf aufmerksam.
Sünniler ( 95 % ) ve Siiler ( 5 % ) cesitli Islam Versionlari degilmi ? Bu zaten cesitli Islam Versionlarin basit bir Tesbiti ...
Auch hier sitzt die Argumentation schon, das muss man eingestehen. Das Problem ist allerdings tatsächlich, dass jeder für sich in Anspruch nimmt, im Besitz des einzigen, ultimativen und "wahren" Islams zu sein, von dem es natürlich nur einen einzigen gibt.
Das Problem ist halt, dass wir tausende davon haben......
Alles in allem muss ich Reseller also zustimmen.
hier sitzt die Argumentation schon, das muss man eingestehen. Das Problem ist allerdings tatsächlich, dass jeder für sich in Anspruch nimmt, im Besitz des einzigen, ultimativen und "wahren" Islams zu sein, von dem es natürlich nur einen einzigen gibt.
Wovon redest du da schon wieder?
Es gibt nur den Polatinistischen Islam, back to the roots.
Wovon redest du da schon wieder?
Es gibt nur den Polatinistischen Islam, back to the roots.
Ja... genau das meinte ich, danke für diese anschauliche Darstellung! :D
Wovon redest du da schon wieder?
Es gibt nur den Polatinistischen Islam, back to the roots.Am besten, du machst ein Joint venture mit stilicho. Der trinkt auch nur sein selbstgebrautes Bier. Das wird bestimmt eine aufregende Mischung. :D
Am besten, du machst ein Joint venture mit stilicho. Der trinkt auch nur sein selbstgebrautes Bier. Das wird bestimmt eine aufregende Mischung. :D
Ist das symbolisch gemeint oder braut der sich wirklich irgendein alkoholisches Getränk zusammen?
Falls nicht, denke ich wirklich dass ich mit stilicho was machen könnte.
Er ist verloren, er braucht nur noch jemanden der ihn zum Licht führt.
Definitiv ein Auserwählter. Aber ich bin ehrlich, Wolf wäre mir lieber. Wolf wäre wie ein 6er im Lotto,mit Zusatzzahl.
Ist das symbolisch gemeint oder braut der sich wirklich irgendein alkoholisches Getränk zusammen?Symbolisch natürlich.
Falls nicht, denke ich wirklich dass ich mit stilicho was machen könnte.
Er ist verloren, er braucht nur noch jemanden der ihn zum Licht führt.
Definitiv ein Auserwählter. Na hoffen wir mal, daß es dann nicht zu hell wird für euch beide, wenn die Elemente reagieren. :lach:
Aber ich bin ehrlich, Wolf wäre mir lieber. Wolf wäre wie ein 6er im Lotto,mit Zusatzzahl.Wußt ich's doch. Am Ende siegt immer die Gier :D
Na hoffen wir mal, daß es dann nicht zu hell wird für euch beide, wenn die Elemente reagieren. :lach:
Es gibt solche und solche Konversionen. Eine werde ich nie vergessen.Es war ein Serbe, Kultur-Orthodoxer,eher Atheist.
Als der die Shahada gemacht hat wurde der ganze raum richtig heiss!
Ohne zu übertreiben,es war bestimmt keine Einbildung denn da war noch jemand im Raum der das auch bemerkt hat. Und es war nicht im August es war mitten im Winter. Dann hats auch noch gedonnert. das ist kein Scherz. Nun,das kann alles Zufall sein aber war schon unheimlich.
Ich würd sogerne wissen was passieren würde wenn eienr wie Wolf die Shahada ausspricht,bestimmt ein Erdbeben oder so.
Wolf nach der Shahada: :rockon:
Wußt ich's doch. Am Ende siegt immer die Gier :D
Verschämt auf den Boden guckt: Ja,ich gebs zu.
Kusura bakmayin ... malesef "Araplar Teröristdir ve Cocuklari ve Kadinlari katlediyorlar" Cümlesi bugünkü Anlayisi ile "Racicsm" oldugu Görüsünde olmaktadir ...
"Araplar" gibi Yüz-Milyonlarca olan Insan-Gurubu icinde olan Insanlara haksiz yerde Iftira atilmaktadir , Korku ve Kin Insanlara doldurmaktadir .
"Araplar" Gecmisde Türk Milletine büyük Hatalar yapsa da ( asil kendilerine yaptilar ) biz Neo-Nazi`ler gibi olmamiz kendi Degerimizi düsürür Görüsündeyim .
Sünniler ( 95 % ) ve Siiler ( 5 % ) cesitli Islam Versionlari degilmi ? Bu zaten cesitli Islam Versionlarin basit bir Tesbiti ...
Fakat ben tek bunu söylemek istemedim . Her Insan Dinini farkli bir sekilde yasamaktadir . Zaten Yüzde Yüz ayni olsak heppimiz Robot olmamiz gerekirdi . Benim Görüsümde bunlarin heppisi bir Islamin Vesionu`dur . Kendisine Müslüman diyen ve Sahadet getiren birisi benim icin bir Müslümandir ve Islamin bir nevi Cesitidir , Versionudur .
1.500.000.000 büyüklügünde olan Müslümanlar hep ayni Islam yasamalari mümkün degildir . Helbette arada Farklar vardir .
Benim söylediklerim esasen baya basit . Bunlar niye böyle zor anlasiliyor benim icin büyük bir Sorma-Isareti .
Slm
Sünnilik ve Şiilik İslam'ın versiyonları olamaz. Versiyon bir prototipin modelleri yada çeşitli tipleri demektir. Oysa İslam bir tanedir ve ayrıca belirteyim ABD'deki neoconların dediği gibi ılımlı islam, radikal islam diye de birşey yoktur. Söylemler çok önemli onlar İslam'ın başına birtakım sıfatlar getirerek dinin içini boşaltıp halkın dine olan bağlılığını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Olsa olsa doğru kelime kullanımı şu şekilde olmalıdır, İslam'ın radikal ve ılımlı yorumları vardır ki bu tarz bir yaklaşım bile yanlıştır çünkü İslam'ın yorumlarına fıkıh-itikadi açıdan mezhep, tasavvufi açıdan ise tarikat denir. Demek neoconların ılımlı islam modeli diye söz ettikleri kendi çıkarlarına hizmet eden İslam yorumundan başka birşey değildir. Gelelim arap milletinin yanlışlarına.
1. Emevilerin ayrımcı uygulamaları ve toplum içinde varolan muhalefetin bastırılması adına emevi-arap geleneklerinin din hükmü haline sokulması. (sünnilik emevi-arap kültürünün islam yorumudur.)
2. 1.Dünya Savaşında Türklere ihanet edip emperyalistlerin devlet vaadlerine kanmaları-ki bu devletler de tam bir krallık aristokrasisi olarak kurulmuştur. aynı ABD'nin soğuk savaş süresince latin amerikadaki askeri cuntaları desteklemesi gibi, herhalde bu coğrafyanın küresel emperyalizm tarafından rahatlıkla kontrol edilebilmesi için krallık rejimlerinin kurulması öngörülmüş.
3. İslam arabistanda doğduğu için bunun kibri diğer müslümanlara karşı hep kullanılmıştır. Arapların bu kibri ve bundan kaynaklanan diğer müslümanları aşağı görmeleri herhalde antipati yaratan etkenlerden.
Gelelim arap milletinin yanlışlarına.
1. Emevilerin ayrımcı uygulamaları ve toplum içinde varolan muhalefetin bastırılması adına emevi-arap geleneklerinin din hükmü haline sokulması. (sünnilik emevi-arap kültürünün islam yorumudur.)
2. 1.Dünya Savaşında Türklere ihanet edip emperyalistlerin devlet vaadlerine kanmaları-ki bu devletler de tam bir krallık aristokrasisi olarak kurulmuştur. aynı ABD'nin soğuk savaş süresince latin amerikadaki askeri cuntaları desteklemesi gibi, herhalde bu coğrafyanın küresel emperyalizm tarafından rahatlıkla kontrol edilebilmesi için krallık rejimlerinin kurulması öngörülmüş.
3. İslam arabistanda doğduğu için bunun kibri diğer müslümanlara karşı hep kullanılmıştır. Arapların bu kibri ve bundan kaynaklanan diğer müslümanları aşağı görmeleri herhalde antipati yaratan etkenlerden.
Kusura bakma , ama baya sacmaladin , yada sacma bir yaziyi buraya tashidin ...
Ehli Sünnete "arap kültürün islam yorumu" demekle tam ne kast ediliyor anlayamadim. Ama herhalde bununla Türklerin milliyetci damarina basilmak isteniliyor ... Bu ikinci ve ücüncü noktalardan anlashilmaktadir ...
Ikinci noktaya istinaden bir yazi ... :
$aroncu vicdansizlar-Filistin yalanlari
İsrail'in; Filistin halkına, Hz. İsa'nın doğum yeri olan Bethlehem'deki kiliseyi dahi sakınmadan
'Kutsal Topraklar'ın şehirlerine karşı giriştiği ve tüm dünyaya adeta meydan okuyarak
gerçekleştirdiği saldırganlığa tepki göstermek için illa 'siyasi gerekçeler' gerekmez. Eğer,
'vicdan' diye bir şey var ise, eğer kafanın içinde bir nebze 'akıl' bulunuyorsa; buna tepki
gösterilir.
Nazilerin İkinci Dünya Savaşı'nda Yahudilere uyguladığı muamelenin bir benzeri, İsrail tarafından
bugün tam 35 yıldır işgal altında yaşatılan Filistinlilere uygulanıyor ve bunun manzaraları her gün
milyonlarca insanın televizyonlar sayesinde gözünün içine giriyor. Onmilyonlarca, yüzmilyonlarca
insan, öfke ve hınç doluyor. Gözyaşları akıtıyor.
İsrail'in uluslararası vicdanda mahkum olmasının sebebi bu. Bu yüzden, bugüne dek pek az konuda
sağlanabilen bir uluslararası seferberlik, İsrail'e karşı olarak, söz konusu.
Türkiye'de de durumun farklı olması mümkün değil. En başta, bizim halkımız 'vicdan sahibi'dir. Tarih
beraberliği, kültür ortaklığı bir yana, bizim halkımız 'vicdan sahibi' olduğu için kan ağlıyor.
Peki, bu ülkede; İsrail ne yaparsa yapsın, nasıl bir fotoğraf verirse versin, ister 'Kasap Sharon'
tarafından yönetilsin, Filistinlilerin uğradığı muameleyi onaylayanlar yok mu?
Var. Hem de bunlar önemsiz kişiler değiller. En önemlileri, İsrail tankları, Filistin halkının
'ulusal simgesi'nin, Yasir Arafat'ın karargahının duvarlarını yıktığı gün, Ramallah'ı işgal ettiği
sırada 'tank modernizasyonu anlaşması'nı yangından mal kaçırır gibi imzalayarak, İsrail'e 688 milyon
dolarlık çek gönderenler. Bunların ardından, bazı gazetelerin köşelerine ve bazı televizyon
kanallarının ekranlarına kurulanlar geliyor. Bu ikinci grubun, İsrail tanklarının Türkiye'deki
'cephe gerisi'nden, açıkça adını koymadan başlatmaya çalıştıkları 'İsrail yanlısı kontratak' üç
–ikisi yalan, biri çürük- iddiaya dayanıyor.
Birincisi, Türk toplumunun onyıllardır beynini yıkayan klasik 'Araplar bizi Birinci Dünya Savaşı'nda
arkadan vurdu' iddiası. Dolayısıyla, bundan, İsrail'in Araplara yaptığı her zulmü mazur görebilir ve
görmeliyiz sonucu çıkarılmak isteniyor.
İkinci iddia, kişiliği kirli, ilişkileri kirli, kafası kirli malum köşe yazarı bozuntusundan
kaynaklanıyor: Arafat, PKK, ASALA vs. teröristlerini Filistin kamplarında yetiştirmiş –yani
Türkiye'yi hedef almış olan terörün sorumlusu Arafat'tır.
Üçüncü ve çürük iddia ise, Arapların ve bu arada Filistinlilerin, Türkiye'yi Kıbrıs davasında
desteklememiş olduklarıdır.
Önce, en yaygın olan birinci 'yalan'dan başlayalım. Bu o kadar uzun yıllar üzerinde hiç
tartışılmadan söylenegelmiştir ki, adeta üzerinde tartışılması gereksiz bir 'dogma' haline almıştır:
'Araplar, Birinci Dünya Savaşı'nda bizi arkadan vurdu'.
Mekke Emiri Şerif Hüseyin'in Hicaz'da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırarak 1916'da
İngilizlerle işbirliği yaptığı doğrudur. Ancak, Birinci Dünya Savaşı konusunda genel bir bilgisi ve
fikri olan herkes, bunun 'askeri açıdan' tayin edici bir değer taşımadığını bilir. İngilizlerin daha
sonra yerine getirmediği 'bağımsızlık vaadi' ile işbirliğine çektikleri Şerif Hüseyin'in ve
oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri, Mekke-Maan hattında, yani 'asıl cephenin gerisi'nde
İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur.
'Asıl cephe', önce Süveyş Kanalı ve Kanal Harbi'nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden
sonra Filistin'de kurulmuştur. Filistin'de tek bir Arap ayaklanmamıştır. Suriye'de, Irak'ta,
Lübnan'da Türk kuvvetlerini 'arkadan vuran' herhangi bir olay olmamıştır. Arapların ezici çoğunluğu,
İstanbul'a yani Türkiye'ye sadık kalmıştır. Cephedeki komutan, Şam Valisi Cemal Paşa, çok sayıda
Arap milliyetçisini idam ettirmiştir. Cemal Paşa'nın ve İttihatçıların, kaba baskı politikalarının
Araplarda büyük tepki yaratmasına karşılık, Arabistan Yarımadası'nın Hicaz bölümünden Akabe'ye kadar
olan 'cephe gerisi' dışında, Arapların Türkleri arkadan vurduğuna dair tarihte herhangi bir kayıt
yoktur.
Peki, daha sonra İsrail'in kurucu kadroları olacak unsurların, Filistin'de İngiliz ordularının
'içinde' Türklere karşı savaştığını biliyor musunuz?
Bunu Yahudi tarihçiler anlatıyor. Yahudi kökenli ünlü İngiliz tarihçisi Martin Gilbert, yine ünlü 'A
Complete History of First World War' (Birinci Dünya Savaşı'nın Tam Tarihi) adlı anıtsal kitabının
305. sayfasında "Birçok Yahudi Türkiye'nin yenilgisinin Filistin'de bir Yahudi özerkliğine yol
açmasını umuyordu. O kış (1917) Londra'da bir Romanya doğumlu Filistin Yahudisi Alex Aaronsohn,
Türkleri Filistin'den çıkartmanın bir yolunu bulmak amacıyla İngilizlere hizmet sundu. Ailesi,
Filistin'de bir casus şebekesi kurmuştu bile. O, bu şebekeyi İngilizlerin hizmetine verdi. Gazze ve
Birüssebi arasındaki çöldeki kuyuları ve su kaynaklarını iyi biliyorlardı. Bu bilgi, İngiliz
kuvvetleri ileri harekata geçecekleri vakit, çok işe yaradı..."
Cengiz Candar 5.4.2002 Yeni $afak
2. 1.Dünya Savaşında Türklere ihanet edip emperyalistlerin devlet vaadlerine kanmaları-ki bu devletler de tam bir krallık aristokrasisi olarak kurulmuştur. aynı ABD'nin soğuk savaş süresince latin amerikadaki askeri cuntaları desteklemesi gibi, herhalde bu coğrafyanın küresel emperyalizm tarafından rahatlıkla kontrol edilebilmesi için krallık rejimlerinin kurulması öngörülmüş.
Bashka bir forumdan kopya ... :
Kitabın 373. sayfasında Balfour'a yazılan bir mektuptan şu satırlar: "Rusya'daki hemen her Yahudi
bir Siyonist ve eğer Siyonist emellerin başarıya ulaşmasının Müttefikleri desteklemeye ve Türkleri
Filistin'den kovmaya dayandığına ikna edilirlerse, kendi lehimize çok önemli bir unsuru kazanmış
olacağız." Bu 'misyon'u gerçekleştirmek için öne atılan, bugün Sharon'un mensup bulunduğu Likud'un
'pir'i olan Vladimir Jabotinsky idi...
Sayfa 366: "... İngiliz hükümeti Filistin'deki Türk idaresini İngiliz idaresi altında bir Siyonist
antite ile değiştirme düşüncesine yaklaştı. O yaz, Lord Rotschild Filistin'de bir Yahudi Ulusal
Ülkesi kurulması için bir taslak sundu; böylece Yahudiler Müttefik ordularında görev alarak
Türklerin bozguna uğratılmasını önemli bir amaç haline getirmeye teşvik edileceklerdi..." Buyrun,
sayfa 429'a: "... Allenby ordusu, Yafa'nın kuzeyindeki sahilin yanıbaşındaki ovada Kudüs'ün kuzeyine
doğru harekete etmeyi beklerken, birçoğu Rusya doğumlu 5000 Filistinli Yahudi silah altındaydı..."
Bir başka ilginç 'tarihi bilgi', İsrail'in kurucusu David Ben Gurion'un anılarında mevcut. Ben
Gurion, Birinci Dünya Savaşı patladığı sırada, İstanbul Hukuk Fakültesi'nde. Amacını şöyle
anlatıyor:
"... İktidar merkezine bu kadar yakın olarak, Filistin'deki Yahudilerin durumunu geliştirebilmeyi
düşünüyordum. Çeşitli yollarla Yahudi özgürlük hareketini ilerletebilirdim; önce özerklik, nihai
olarak tam bağımsızlık elde ederek. Akıl yürütmem böyleydi. İstanbul'da rasladığım Arap öğrencilerle
bu konuda düşüncelerimin çok farklı olduğunu görmekten şaşırdım... Bu genç entellektüel Araplar,
mücadelelerinin geleceğini Türk idaresinden bağımsızlık olarak görmüyorlardı. Hiçbiri Arap
topraklarının bağımsızlığından söz etmedikleri gibi böyle bir amaç için çalışmıyorlardı. Tam
tersine, birçoğu, daha geniş ve daha büyük bir Türk imparatorluğu görmek istiyorlardı..." (Ben
Gurion Looks Back-Talks with Moshe Pearlman, s.46)
Peki, 1922 sonlarında Türk Milli Mücadelesi zafere doğru yürürken, 'bazı Filistinli Arap liderlerin
Kemalistlere başvurarak, kendi kaderlerini tayin hakkı elde edebilecekleri Türk mandası
istediklerini' biliyor muydunuz? Filistin, İngiliz mandası altına konulmuşken, Filistinli Araplar,
'Türk mandası' istiyorlar. Kaynak, yine bir Yahudi-İsrailli tarihçi; Y.Porath'ın 'The Emergence of
Palestinian-Arab National Movement 1918-1929' (Filistin Arap Ulusal Hareketinin Doğuşu 1918-1929)
adlı kitabının 160-165. sayfaları...
Artık söz konusu 'tarih yalanı ve çarpıtması'na son vermek zamanı geldi; çünkü bu 'yalan', İsrail
vahşetini Türkiye'ye mazur gösterme boyutlarına gelip dayandı.
Basındaki 'tetikçiler'in, İsrail'in tank mermilerinin ardından Türk kamuoyunun beynine sıktıkları
'yalan mermileri'nden biri, Arafat'ın PKK ve ASALA teröristlerini kamplarda eğitmesi. Her iki
kuruluşun, Suriye istihbaratı ile yakından ilişkili ve Arafat'ın her vakit Suriye ile amansız bir
çekişme içinde bulunduğu gerçeği çarpıtılmak isteniyor. Sharon dahi bu kadar pervasızca bir yalan
savurmadı.
Peki ya 'Kıbrıs davamız'daki destek eksikliği? Bu ne cehalet... Türkiye de, Filistin de İslam
Konferansı Örgütü üyeleri. Rauf Denktaş, her İKÖ Zirvesi'ne katıldı. Kıbrıs'a ilişkin hangi kararda
Arafat karşı çıkmış; Rauf Denktaş'a sormayı bir denesenize.
Ayrıca, İsrail'in, Türkiye'yi Kıbrıs davasında desteklemiş olduğuna dair tek bir BM kararı ya da bir
başka uluslararası belge gösterebilir misiniz?
Güneş balçıkla sıvanmaz. Vicdansızlığınızı, akılsızlığınızı, bilgisizliğinizi; çalakalem yazdığınız
gazete köşeleri, gelişigüzel ahkam kestiğiniz televizyon ekranları örtemez.
Vicdan sahibi Türkiye halkının önünde kişiliğinizi teşhir ediyorsunuz. Devam edin; görmeyenler de
görsün; bilmeyenler de öğrensin...
Hüsnü Mahalli'nin haklı sitemi
Şam yönetimi, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'la arasındaki geleneksel dostluğu tehlikeye atarak, Türkiye'ye Kıbrıs'ta büyük jest yaptı. Yıllar yılı "Ey Araplar! Türkiye'yi Kıbrıs'ta niye yalnız bırakıyorsunuz?" diye soran Türk basınının bu jesti tarihi bir gelişme olarak manşetten görmesi gerekirdi.
Ne yazık ki sadece Türkiye gazetesi manşetten gördü, o da yanlış gördü. Suriye'nin siyaset değişikliği sayesinde gerçekleşen bir hadise sözkonusu olduğu halde, "KKTC'den tarihî adım" demeyi tercih etti.
Neyse, biz kendimize bakalım. Yeni Şafak olarak biz hadiseyi haber verdik, ama hadisenin hakkını vermedik. Üzerinden 10 gün geçtiği halde bu konuda dört başı mamur bir yorum neşretmedik. Türkiye-Suriye yakınlaşmasını güya yakın takibe almış olduğum halde, ben de bir şey yazmadım.
"Geç olsun güç olmasın" diyerek er veya geç bir şey yazacaktım, buna kesinlikle niyetliydim, ama Hüsnü Mahalli'nin 'Acaba neden?' başlıklı yazısını okuyunca, 'vallahi şimdi hem geç oldu hem de güç oldu' demek durumunda kaldım.
Yazı, 25 Eylül tarihli. Ben daha dün okudum. Okudum ve üstüme alındım. Üstüme alındım ve öpüp başımın üstüne koydum.
İşte o yazı (biraz kısaltılmış olarak):
Geçtiğimiz cuma günü (21 Eylül) KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı bir basın toplantısı düzenleyerek Magosa ile Suriye'nin Lazkiye limanı arasında feribot seferlerinin başlayacağını açıkladı.
Ambargo altında yaşayan KKTC için çok önemli olan bu haberi o gün her nedense hiçbir televizyon kanalı görmemiş ya da görmezlikten gelmişti.
Ertesi gün yani cumartesi günü, gazeteleri taradığımda durum pek farklı değildi.
…
Üç-beş Amerikalı ya da Avrupalı işadamı KKTC'yi ziyaret etti diye geçen yıl büyük gürültü koparan Türk medyası, KKTC ve Türkiye'nin Kıbrıs politikası açısından çok önemli olan bu somut gelişmeyi her nedense habere değer bile bulmamıştı.
Dışişleri Bakanlığı ya da Ankara'da herhangi bir yetkili de konu ile ilgili hiçbir açıklama yapmamıştı.
Oysa Türk diplomasisi büyük bir zafer kazanmıştı.
Bu işte bir gariplik vardı!
Geçen yıl bir grup Azerbaycanlı işadamı KKTC'yi ziyaret etti diye konuyu manşetlere taşıyarak KKTC'nin bu diplomatik zaferinden günlerce söz eden ve 'İsrail'den KKTC'ye uçak seferleri olacak' haberine sayfalar ayıran gazeteler ve köşe yazarları her nedense KKTC'ye uygulanan izolasyonu tanımayan Suriye haberine gereken ilgiyi göstermemişti.
Üstelik geçen süre içinde ne ABD'den, ne Avrupa ülkelerinden, ne Azerbaycan ve Türki cumhuriyetlerden ne de İsrail'den KKTC'ye uygulanan ambargonun delinmesi için hiç bir ciddi adım atılmamıştı.
Yani konuşulan her şey palavraydı.
Ama olsun konu İsrail, ABD ve Avrupa ülkeleri olunca onlar için atılan bütün manşetler ve doldurulan tüm köşeler helal olsun!
Oysa Suriye sessiz ve gürültüsüz KKTC ve Türkiye için çok önemli bir adım atmıştı.
Suriye ABD, Avrupa ve BM'nin tüm ambargo ve izolasyon kararlarını hiçe sayarak KKTC ile direkt deniz ulaşımına başlamıştı. Yani Suriye ambargoyu delerek KKTC'yi bir anlamda tanıyan ilk ülke olmuştu.
Lazkiye'ye gidenler KKTC pasaportu taşıyor ve Suriye yetkilileri de giriş damgalarını bu pasaportlara vurmuştu.
Suriye; iyi ilişkiler içinde olduğu Yunanistan ile ABD ve AB baskılarını göğüsleyerek gerçekten tarihi bir adım atmıştı.
Bu adımın değeri ve önemi önümüzdeki günlerde çok daha daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü diğer Arap ve İslam ülkeleri Suriye'nin peşinden giderek benzer adımları farklı alanlarda atacaklardır.
Özetle Ankara ile son yıllarda her alanda çok önemli ilişkiler geliştiren Suriye'den bazıları hoşlanmayabilir ama bu davranışı gazetecilik ve diplomasi açısından günlerce yazılması ve tartışılması gereken bir olaydı. Çünkü sonuçta Suriye'nin attığı adım tamamıyla Türkiye ve KKTC'nin diplomatik zaferidir.
Bu gerçeği bir zamanlar 'Araplar bizi Kıbrıs'ta desteklemiyor' gibilerinden palavra atanların, 1983'te BM'de KKTC'nin tanınması kararlarını çıkartan ABD ile 2004 referandumunda Kıbrıslı Türklere izolasyonların kaldırılması sözü veren sonra da Rumlara AB kapılarını açan Avrupa ülkelerine hayran (bu kelimeyi istediğiniz gibi ağırlaştırabilirsiniz) olanların dikkatine sunmak istedim…
(Hüsnü Mahalli, Akşam Gazetesi, 25 Eylül 2007)
Kusura bakma , ama baya sacmaladin , yada sacma bir yaziyi buraya tashidin ...
Ehli Sünnete "arap kültürün islam yorumu" demekle tam ne kast ediliyor anlayamadim. Ama herhalde bununla Türklerin milliyetci damarina basilmak isteniliyor ... Bu ikinci ve ücüncü noktalardan anlashilmaktadir ...
Ikinci noktaya istinaden bir yazi ... :
$aroncu vicdansizlar-Filistin yalanlari
İsrail'in; Filistin halkına, Hz. İsa'nın doğum yeri olan Bethlehem'deki kiliseyi dahi sakınmadan
'Kutsal Topraklar'ın şehirlerine karşı giriştiği ve tüm dünyaya adeta meydan okuyarak
gerçekleştirdiği saldırganlığa tepki göstermek için illa 'siyasi gerekçeler' gerekmez. Eğer,
'vicdan' diye bir şey var ise, eğer kafanın içinde bir nebze 'akıl' bulunuyorsa; buna tepki
gösterilir.
Nazilerin İkinci Dünya Savaşı'nda Yahudilere uyguladığı muamelenin bir benzeri, İsrail tarafından
bugün tam 35 yıldır işgal altında yaşatılan Filistinlilere uygulanıyor ve bunun manzaraları her gün
milyonlarca insanın televizyonlar sayesinde gözünün içine giriyor. Onmilyonlarca, yüzmilyonlarca
insan, öfke ve hınç doluyor. Gözyaşları akıtıyor.
İsrail'in uluslararası vicdanda mahkum olmasının sebebi bu. Bu yüzden, bugüne dek pek az konuda
sağlanabilen bir uluslararası seferberlik, İsrail'e karşı olarak, söz konusu.
Türkiye'de de durumun farklı olması mümkün değil. En başta, bizim halkımız 'vicdan sahibi'dir. Tarih
beraberliği, kültür ortaklığı bir yana, bizim halkımız 'vicdan sahibi' olduğu için kan ağlıyor.
Peki, bu ülkede; İsrail ne yaparsa yapsın, nasıl bir fotoğraf verirse versin, ister 'Kasap Sharon'
tarafından yönetilsin, Filistinlilerin uğradığı muameleyi onaylayanlar yok mu?
Var. Hem de bunlar önemsiz kişiler değiller. En önemlileri, İsrail tankları, Filistin halkının
'ulusal simgesi'nin, Yasir Arafat'ın karargahının duvarlarını yıktığı gün, Ramallah'ı işgal ettiği
sırada 'tank modernizasyonu anlaşması'nı yangından mal kaçırır gibi imzalayarak, İsrail'e 688 milyon
dolarlık çek gönderenler. Bunların ardından, bazı gazetelerin köşelerine ve bazı televizyon
kanallarının ekranlarına kurulanlar geliyor. Bu ikinci grubun, İsrail tanklarının Türkiye'deki
'cephe gerisi'nden, açıkça adını koymadan başlatmaya çalıştıkları 'İsrail yanlısı kontratak' üç
–ikisi yalan, biri çürük- iddiaya dayanıyor.
Birincisi, Türk toplumunun onyıllardır beynini yıkayan klasik 'Araplar bizi Birinci Dünya Savaşı'nda
arkadan vurdu' iddiası. Dolayısıyla, bundan, İsrail'in Araplara yaptığı her zulmü mazur görebilir ve
görmeliyiz sonucu çıkarılmak isteniyor.
İkinci iddia, kişiliği kirli, ilişkileri kirli, kafası kirli malum köşe yazarı bozuntusundan
kaynaklanıyor: Arafat, PKK, ASALA vs. teröristlerini Filistin kamplarında yetiştirmiş –yani
Türkiye'yi hedef almış olan terörün sorumlusu Arafat'tır.
Üçüncü ve çürük iddia ise, Arapların ve bu arada Filistinlilerin, Türkiye'yi Kıbrıs davasında
desteklememiş olduklarıdır.
Önce, en yaygın olan birinci 'yalan'dan başlayalım. Bu o kadar uzun yıllar üzerinde hiç
tartışılmadan söylenegelmiştir ki, adeta üzerinde tartışılması gereksiz bir 'dogma' haline almıştır:
'Araplar, Birinci Dünya Savaşı'nda bizi arkadan vurdu'.
Mekke Emiri Şerif Hüseyin'in Hicaz'da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırarak 1916'da
İngilizlerle işbirliği yaptığı doğrudur. Ancak, Birinci Dünya Savaşı konusunda genel bir bilgisi ve
fikri olan herkes, bunun 'askeri açıdan' tayin edici bir değer taşımadığını bilir. İngilizlerin daha
sonra yerine getirmediği 'bağımsızlık vaadi' ile işbirliğine çektikleri Şerif Hüseyin'in ve
oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri, Mekke-Maan hattında, yani 'asıl cephenin gerisi'nde
İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur.
'Asıl cephe', önce Süveyş Kanalı ve Kanal Harbi'nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden
sonra Filistin'de kurulmuştur. Filistin'de tek bir Arap ayaklanmamıştır. Suriye'de, Irak'ta,
Lübnan'da Türk kuvvetlerini 'arkadan vuran' herhangi bir olay olmamıştır. Arapların ezici çoğunluğu,
İstanbul'a yani Türkiye'ye sadık kalmıştır. Cephedeki komutan, Şam Valisi Cemal Paşa, çok sayıda
Arap milliyetçisini idam ettirmiştir. Cemal Paşa'nın ve İttihatçıların, kaba baskı politikalarının
Araplarda büyük tepki yaratmasına karşılık, Arabistan Yarımadası'nın Hicaz bölümünden Akabe'ye kadar
olan 'cephe gerisi' dışında, Arapların Türkleri arkadan vurduğuna dair tarihte herhangi bir kayıt
yoktur.
Peki, daha sonra İsrail'in kurucu kadroları olacak unsurların, Filistin'de İngiliz ordularının
'içinde' Türklere karşı savaştığını biliyor musunuz?
Bunu Yahudi tarihçiler anlatıyor. Yahudi kökenli ünlü İngiliz tarihçisi Martin Gilbert, yine ünlü 'A
Complete History of First World War' (Birinci Dünya Savaşı'nın Tam Tarihi) adlı anıtsal kitabının
305. sayfasında "Birçok Yahudi Türkiye'nin yenilgisinin Filistin'de bir Yahudi özerkliğine yol
açmasını umuyordu. O kış (1917) Londra'da bir Romanya doğumlu Filistin Yahudisi Alex Aaronsohn,
Türkleri Filistin'den çıkartmanın bir yolunu bulmak amacıyla İngilizlere hizmet sundu. Ailesi,
Filistin'de bir casus şebekesi kurmuştu bile. O, bu şebekeyi İngilizlerin hizmetine verdi. Gazze ve
Birüssebi arasındaki çöldeki kuyuları ve su kaynaklarını iyi biliyorlardı. Bu bilgi, İngiliz
kuvvetleri ileri harekata geçecekleri vakit, çok işe yaradı..."
Cengiz Candar 5.4.2002 Yeni $afak
Sayın Arkadaşım, bu kadar uzun yazmana ve hatta cengiz çandar gibi bir şahıstan alıntı yapmana hiç gerek yoktu. meselenin özü şu; araplar cephe önünde yada gerisinde ingilizlere destek vermiş mi, vermiş. bunu sen söyledin. demek araplar aleyhimize çalışmış. bak bir açılım daha getireyim o zaman anlarsın. Allah bir toplumu uyarmak için önce o toplumun yönetim sahiplerine/ileri gelenlerine elçiler yollar eğer o yöneticiler toplumlarına kılavuzluk edemezlerse o zaman Tanrının azabı o toplum üzerinde hak olur. şimdi konu şu, arapların ezici demografik çoğunluğunun ne söylediği önemli değil ve tarihi bir değeri yok, önemli olan o dönemde araplara önderlik eden yönetim kadrolarının ingilizlerden yana tavır koyması, bu bir. ikincisi, filistinde olanlar muhakkak insanlık vicdanına sığmaz ancak kim ne ederse kendine eder. eğer ki gözü altın hırsyla dönmüş araplar zamanında filistinde yahudilere toprak satmasaydı ne filistin sorunu olacaktı ne de israil denen bir ülke var olacaktı. evet filistindeki olaylara vicdanımız el vermiyor ancak karşımdaki, benim onu düşündüğüm kadar düşünmüyor ki, ben karşımdaki için kendimi ortaya atayım. örnek olarak muazzam arap petro-dolarları nerde? kimin bankalarında? petrol dağıtım kanalları kimlerin elinde? tek cevap yeter sana hepsi yahudilerin elinde. o halde madem vicdandan bahsediyorsun, arap dünyasının vicdanı nerde ki filistinde hala çocuk-askerler yaşam mücadelesi veriyor? arap dünyası nerdeki kaynaklarını yahudiler ile işletiyorlar? bunca ekonomik gücüne rağmen eğer filistinde hala araplar aşağılanıyorsa bu Türk milletinin vicdani sorumluluğunda değildir, bu Türk milletinin ayıbı değil, koskoca arap kavminin tarihte alnına vurulan kara bir lekedir!
deryatulga
01.10.07, 11:33
Arkadaslar, off topic yazilar sizlere ilginc gelse de silinecektir. Bunlari düzene koymak saatlerce zaman aliyor, o da kimsede yok.
Burasi Basörtü-threadi, Serif Hüseyin'in ayaklanmasindan, Lazkiye feribotundan bize ne?
Arkadaslar, off topic yazilar sizlere ilginc gelse de silinecektir. Bunlari düzene koymak saatlerce zaman aliyor, o da kimsede yok.
Burasi Basörtü-threadi, Serif Hüseyin'in ayaklanmasindan, Lazkiye feribotundan bize ne?
Hocam başörtüsü falan hikaye, millet başörtüsünü arap propagandası yapmak için perde olarak kullanıyor. sorun kimsenin başı, aşağısı değil, sorun başörtüsüyle başlatılan arap kültürünün din diye insanımıza yutturulmaya çalışılması. bu yazıdan arap kültürüne karşı olduğum da anlaşılmasın, karşı olduğum konu arap değerlerinin zaman içinde dini emirler şekline dönüştürülerek, din'in asıl mesajının gölgelenmesidir.
entschuldigt bitte, ich habe keinen Beitrag gelesen, auch die türkischen Beiträge nicht...:lach:
Aber ich will etwas mit Euch teilen, mir fällt doch auf, daß Frauen mit Kopftuch, soweit ich das beobachte, sehr oft mit Frauen mit Kopftuch spazieren, einkaufen oder auf der Bank sitzen. Heute war ich wieder mal in der Innenstadt und konnte das beobachten, muß aber nicht repräsentativ sein....ach ja, auf dem Schulweg morgens das Gleiche, Frauen mit Kopftuch bringen gemeinsam ihre Kinder in die Schule so wie Frauen ohne Kopftuch auch. Aber nie zusammen ( 4 Jahre beobachte ich das jetzt )
Jetzt weiß ich nicht genau....meiden Frauen mit Kopftuch jetzt Frauen ohne Kopftuch oder meiden Frauen ohne Kopftuch Frauen mit Kopftuch oder irre ich mich nur, meine Beobachtungen sind belanglos und entsprechen nicht der Wirklichkeit...?
komiker,
unter den freundinnen meiner mutter, die immer zur tuppa party kommen gibt es sowohl frauen mit und ohne kopftuch.
unter den freundinnen meiner schwester dasselbe.
bei mir dasselbe.
in der schule lästern frauen mit und ohne kopftuch gemeinsam ab.
also ich kann deine beobachtungen nicht bestätigen.
Hocam başörtüsü falan hikaye, millet başörtüsünü arap propagandası yapmak için perde olarak kullanıyor. sorun kimsenin başı, aşağısı değil, sorun başörtüsüyle başlatılan arap kültürünün din diye insanımıza yutturulmaya çalışılması. bu yazıdan arap kültürüne karşı olduğum da anlaşılmasın, karşı olduğum konu arap değerlerinin zaman içinde dini emirler şekline dönüştürülerek, din'in asıl mesajının gölgelenmesidir.
Aglayim mi güleyim mi ... Bazen insan shashiryor ...
Bashörtüsü bin dörtyüz seneden beri ihtilafsiz islamin bir emri oldugu konusunda bir icma,mutabakat yani bir "konsensus" var ...
Shimdi de bazi "süper zekalilar" bunun aslinda arap kültürü oldugunu bize anlatmaya calishiyor ... Yani 1400 yildan beri müslümanlar Islam dinini anlayamamish´da,ki bunlara Sahabiler dahil , Cesur gibileri bize dogrusunu ögretecek ... :brüll:
Müslümanlarin bu kadar aptal olduguna inanmak icin acaba kendileri ne kadar aptal olmalari lazim diye düshünmeden edemiyorum dogrusu ...
Kapali degil, acik secik Arap düshmanligin sergileniyor ... Yok araplar bize ihanet etti , yok din olarak arap kültürü , yok bilmem ne ...
Hüsnü Mahallinin kaleme aldigi yazi, bazi kesimlerdeki araplara karshi yaygin olan düshmanligi gösteriyor ... Kibrisi defakto taniyan , gemi seferlerine izin veren Israil olsaydi manshetler nasil olurdu acaba? Yere göge sigdirilabilirmiydi Israil?
Cesur, buraya bir kac iddia ortaya attin , ama tersi ispatlanmish halde , hic mi diyecek bir sheyin yok?
En iyi savunma saldirmakdir ... Dimi?
Müslümanlarin bu kadar aptal olduguna inanmak icin acaba kendileri ne kadar aptal olmalari lazim diye düshünmeden edemiyorum dogrusu ...
Ne hikmetse, zamaninda Hiristiyanlarda bile tesettür varmis, Yahudilerdede... Desene hepsi Arap kültürü.
Ne hikmetse, zamaninda Hiristiyanlarda bile tesettür varmis, Yahudilerdede... Desene hepsi Arap kültürü.
Cografi bakimindan ayni yörenin insanlariydi en azindan:)
in der schule lästern frauen mit und ohne kopftuch gemeinsam ab.
.
:brüll:
güzel kardeşim, başörtüsü arap kültürüdür demedim. arap kültürünü baş örtüsüyle başlatıyorlar dedim. bir kere önceki yazılarımı takip etseydin bu konu hakkında ne demek istediğimi anlardın, gerçi türkçe lastik gibi bir dil nereye çeksen oraya gider ama ben ne dediğimi çok iyi biliyorum ve kimseye de din dersi vermeye ne bilgim yeter ne de ahlakım. başörtüsü diye özel bir kavram tarih boyunca olmamıştır. örtü yada şal tarzında günün modasına uygun giyim şekilleri vardır. dönemin arabistanında da söz konusu olan başörtüsü değil, tesettürdür. tesettür de örtünmek, bedenin örtünmesi anlamına gelir. örtünme tarzı da kültürden kültüre değişmektedir. örneğin türkler de iklim koşullarına göre kat kat giyinme ve baş giysisi olarak şapka yada kalpak vardır. iranda bu farklıdır, bizansta farklıdır. ama illa tek tip bir örtünme modeli olcak diye birşey yoktur.
Cografi bakimindan ayni yörenin insanlariydi en azindan:)
Dogru.. ama tartismaya degmez bence.. yani arap adeti diye en azindan.
Dogru.. ama tartismaya degmez bence.. yani arap adeti diye en azindan.
Her "Türk gecesinde" sahneye cikan "dansözler" neyin adeti?..birde onlara bunu sormak lazim...
gelelim islamdışı adetler, sayın arkadaşlar, toplumumuzda islam adına sadece arap adetleti uygulanmamaktadır. bizans ve özellikle yahudi adetleri ne yazık ki dini emirler hükmüne geçmiş, sorgulamaktan aciz toplum da bunu olduğu kabul etmiştir. bu adetlerden ve hangi kültüre ait olduklarından bahsedip konuyu kapatacağım;
1. Cuma hutbelerinin cuma namazı öncesinde verilmesi, Arap-emevi adetidir.
2. Namaz sırasında duaların arapça okunması yine arap-emevi adetidir.
3. Camiilerin cemaatin oluşması için olmazsa olmaz şartlardan kabul edilmesi arap-emevi adetidir.
4. Sünnet olarak bilinen terimin peygambere atfedilmesi arap-emevi adetidir.(Sünnet tavır demektir, Sünnetullah vardır, peygamberin sünneti diye birşey yoktur.)
5. Türban bir Bizans adetidir. Ne bizim kültürümüzde ne arap kültüründe türban diye birşey yoktur. Bu adet de bizansa yahudi kültüründen geçmiştir.
6. Ölülere 7. gün, 40. gün, 52. gün yapılan dualar bizans adetidir. Kur'an da böyle uygulamalar yoktur.
7. Mevlit vesair ilahilerin dini bir gereklilikmiş gibi dua sonrasında okunması yahudi adetidir. bize yahudilerden geçmiştir.
8. ve en önemlisi ise ''AMİN'' kelimesi ibranicedir, Kur'an da böyle bir kelime yoktur.
sayın istanbuli ve onun gibi düşünen arkadaşlar lütfen alıntıyı tekrar tekrar okuyunuz....
güzel kardeşim, başörtüsü arap kültürüdür demedim. arap kültürünü baş örtüsüyle başlatıyorlar dedim. bir kere önceki yazılarımı takip etseydin bu konu hakkında ne demek istediğimi anlardın, gerçi türkçe lastik gibi bir dil nereye çeksen oraya gider ama ben ne dediğimi çok iyi biliyorum ve kimseye de din dersi vermeye ne bilgim yeter ne de ahlakım. başörtüsü diye özel bir kavram tarih boyunca olmamıştır. örtü yada şal tarzında günün modasına uygun giyim şekilleri vardır. dönemin arabistanında da söz konusu olan başörtüsü değil, tesettürdür. tesettür de örtünmek, bedenin örtünmesi anlamına gelir. örtünme tarzı da kültürden kültüre değişmektedir. örneğin türkler de iklim koşullarına göre kat kat giyinme ve baş giysisi olarak şapka yada kalpak vardır. iranda bu farklıdır, bizansta farklıdır. ama illa tek tip bir örtünme modeli olcak diye birşey yoktur.
Iyide kardesim, basdan acik yazsak?
sorun başörtüsüyle başlatılan arap kültürünün din diye insanımıza yutturulmaya çalışılması.
simdi bunu yanlis anlamamak bence cok zor.
Peki Sal yada Kalpak taksalar, okullara kiz cocuklarimizi alirlarmi dersin..?
Kaldiki, kalpak daha cok Azeri kültürü degilmi? :think:
sayın istanbuli ve onun gibi düşünen arkadaşlar lütfen alıntıyı tekrar tekrar okuyunuz....
kaynak verirsen ve bunun yanisira neden böyle olduguna dahil gerekcelerinide siralarsan güzel olur...
kaynak verirsen ve bunun yanisira neden böyle olduguna dahil gerekcelerinide siralarsan güzel olur...
Bencede.. Mevlüd kismina hak verebilirim, gerci Derya Abi kismen itiraz etmisdi :)
Ama digerlerini ilk defa duyuyorum
kaynak verirsen ve bunun yanisira neden böyle olduguna dahil gerekcelerinide siralarsan güzel olur...
Kitaplar:
Beyaz Türklerin Büyük Sırrı-Efendi 1,Soner Yalçın,Doğan Kitap
Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı-Efendi 2, Soner Yalçın, Doğan Kitap
Kur'an daki İslam ve diğer eserleri, Yaşar Nuri Öztürk, Yeni Boyut
Ama digerlerini ilk defa duyuyorum
Kaynagin ünlü roman yazari Soner Yalcin oldugundandir.
Sayın Arkadaşım, bu kadar uzun yazmana ve hatta cengiz çandar gibi bir şahıstan alıntı yapmana hiç gerek yoktu. meselenin özü şu; araplar cephe önünde yada gerisinde ingilizlere destek vermiş mi, vermiş. bunu sen söyledin. demek araplar aleyhimize çalışmış.
Pes yani ... Bir kac arab yönetici zamaninda Ingilizlerle ishbirligi yaptigi icin bütün araplar suclu yani öyle mi?
şimdi konu şu, arapların ezici demografik çoğunluğunun ne söylediği önemli değil ve tarihi bir değeri yok, önemli olan o dönemde araplara önderlik eden yönetim kadrolarının ingilizlerden yana tavır koyması, bu bir.Yukarida ifade ettigim gibi. Yalniz hicaz bölgesinde yönetim kadrosunun ingilizlerle ishbirligi yapmasi,bütün araplari baglamadigi gibi , araplarin tümü mesul tutulamaz ...
ikincisi, filistinde olanlar muhakkak insanlık vicdanına sığmaz ancak kim ne ederse kendine eder. eğer ki gözü altın hırsyla dönmüş araplar zamanında filistinde yahudilere toprak satmasaydı ne filistin sorunu olacaktı ne de israil denen bir ülke var olacaktı.Satmalari elbette vahim bir hata idi , ama satmasaydilar da netice farkli olmiyacakti ... Buna inanmak icin baya saf olmak gerekir ...
evet filistindeki olaylara vicdanımız el vermiyor ancak karşımdaki, benim onu düşündüğüm kadar düşünmüyor ki, ben karşımdaki için kendimi ortaya atayım. örnek olarak muazzam arap petro-dolarları nerde? kimin bankalarında?Filistinlilerin Petro dollarlari falan yok ...
petrol dağıtım kanalları kimlerin elinde? tek cevap yeter sana hepsi yahudilerin elinde. o halde madem vicdandan bahsediyorsun, arap dünyasının vicdanı nerde ki filistinde hala çocuk-askerler yaşam mücadelesi veriyor? arap dünyası nerdeki kaynaklarını yahudiler ile işletiyorlar? bunca ekonomik gücüne rağmen eğer filistinde hala araplar aşağılanıyorsa bu Türk milletinin vicdani sorumluluğunda değildir, bu Türk milletinin ayıbı değil, koskoca arap kavminin tarihte alnına vurulan kara bir lekedir!Mesele bu degil , mesele körü körüne genel bir arap düshmanligin propagandasidir ... Sözde ihanet etmishler ...
Araplar ihanet etmedi ... Bunu kafana koy. Bir kac idarecinin Ingilizlerle ishbirligi yapmalari bunu degishtirmez ... Arti bu olaylarin üzerine neredeyse yüzyil gecti ... Sen faillerin yerine bashkalarin , degil cocuklarini , torun ve torunun cocuklarini mesul tutuyorsun ... Buna nefretli irkcilik denilir ...
Bizde kimsenin günahi bashkasina yüklenmez , sizde farkli anlashilan ...
Der Schakal
02.10.07, 01:45
Kaynagin ünlü roman yazari Soner Yalcin oldugundandir.
Ich stelle mir gerade seine Dissertation vor.
muahaahahahahahahahaaaa ...
bu konuda istanbuli ye kismen hak veriyorum.
eger araplarin tamami türkleri arkadan vurdu dersek yanlis olur.
süveys kanalindaki yenilgiden sonra,türk ana müdafa hatti filisten de kurulmustur.
ve bu bölgede kayitlara göre bir tane arap ayaklanmasi veya dedigimiz gibi"türkleri arkadan vurma " olayi yoktur.hatta yöre halkinin desteginden bile söz edilir.yani bugünkü irak,suriye ve filistin de arap ihanetinden bahs edersek yanlis olur.
eger genelestirirsek tüm arap milletine haksizlik etmis oluruz.
fakat hicaz dan akabe güzergahinda bir cok bedevi kabileri ingilizlerle isbirligi yaparak türk birliklerine ihanet etmistir.bu da gercek tabi.
gerci bu ihanet savas sonucunu askeri bakimindan pek fazla etkilememistir.
ama ingiliz oyunu adina yaksir bir sekilde tutmus ve 1000 yildan fazla ,bir kac istisnalar haric,baris ve huzur icinde beraber yasayan iki müslüman milletin arasina nifak tohumunu ekip bicmis.
ayrica o dönemde,bölgede türk düsmanligini yaymaya calisan ve bir nebze basarili olan bazi hristiyan arap entelleri bos durmamistir.
eger bölgede bir yahudi devletine önayak olduklarini bilselerdi herhalde osmanli devletine sadakat kalirlardi.
deryatulga
02.10.07, 03:04
bu konuda istanbuli ye kismen hak veriyorum.
eger araplarin tamami türkleri arkadan vurdu dersek yanlis olur.
süveys kanalindaki yenilgiden sonra,türk ana müdafa hatti filisten de kurulmustur.
ve bu bölgede kayitlara göre bir tane arap ayaklanmasi veya dedigimiz gibi"türkleri arkadan vurma " olayi yoktur.hatta yöre halkinin desteginden bile söz edilir.yani bugünkü irak,suriye ve filistin de arap ihanetinden bahs edersek yanlis olur.
eger genelestirirsek tüm arap milletine haksizlik etmis oluruz.
fakat hicaz dan akabe güzergahinda bir cok bedevi kabileri ingilizlerle isbirligi yaparak türk birliklerine ihanet etmistir.bu da gercek tabi.
gerci bu ihanet savas sonucunu askeri bakimindan pek fazla etkilememistir.
ama ingiliz oyunu adina yaksir bir sekilde tutmus ve 1000 yildan fazla ,bir kac istisnalar haric,baris ve huzur icinde beraber yasayan iki müslüman milletin arasina nifak tohumunu ekip bicmis.
ayrica o dönemde,bölgede türk düsmanligini yaymaya calisan ve bir nebze basarili olan bazi hristiyan arap entelleri bos durmamistir.
eger bölgede bir yahudi devletine önayak olduklarini bilselerdi herhalde osmanli devletine sadakat kalirlardi.
Araplarin tamaminin ayaklanmadigi dogru, bedevilerin bile tamami devlete ihanet etmemistir. Bir de bizim tarihcilerimizin hala farkina varamadiklari ünlü aclik felaketi Hicaz'i cok sert vurmustu. Zaten 90% disaridan gelen gida maddelerine bagli olan Hicaz'in ayni sartlarda bir yil daha cikartmasi mümkün degildi. Kisacasi Ingilizler Peygamber torunlarini aclikla terbiye etmislerdir.
Resmi tarihin gecmisle baglarin kopartilmasina bahane olarak Araplari günah kecisi olarak secmesini bugünün ulusalci-darbeci ve körcahil medyasi da aynen devam ettiriyor.
Isyanci bedeviler Osmanli ordusunun askeri degillerdi. Para kopartamadiklari zaman müslüman haci kafilelerini bile vurarak kilictan geciren de bir soydular.
Ancak Serif Hüseyin'in oglu müstakbel Irak krali Faysal sadece Büyük Britanya yüksek komiseri McMahon'la degil, Siyonistlerin sefi Hayim Weizmann'la da bulusup aklinca onunla ortak bir gelecegin planlarini yapmisti. Bu planlarda Yahudi devleti kurulmasi diye bir sey yoktu ama onun yolunu acacak her sey vardi. Serif Hüseyin ve ogullari cin olmadan adam carpmaya devam ederken kuzeyden gelen Suudiler kendilerini kulaklarindan tuttuklari gibi Hicaz'dan disari ativerdiler.
Prof.Neset Cagatay bir Islam Kongresinde tanistigi efsanevi Kudüs müftüsü Emin El Hüseyni'nin "Ayyildiz basimizdan eksik oldugu andan itibaren gün görmedik!" dedigini anlatir. Devlet adamlarinin hatalari temsil ettikleri halklarin nesiller boyu aci cekmesine sebep oluyor. Anlayana sivrisinek saz!
Pes yani ... Bir kac arab yönetici zamaninda Ingilizlerle ishbirligi yaptigi icin bütün araplar suclu yani öyle mi?
Yukarida ifade ettigim gibi. Yalniz hicaz bölgesinde yönetim kadrosunun ingilizlerle ishbirligi yapmasi,bütün araplari baglamadigi gibi , araplarin tümü mesul tutulamaz ...
Satmalari elbette vahim bir hata idi , ama satmasaydilar da netice farkli olmiyacakti ... Buna inanmak icin baya saf olmak gerekir ...
Filistinlilerin Petro dollarlari falan yok ...
Mesele bu degil , mesele körü körüne genel bir arap düshmanligin propagandasidir ... Sözde ihanet etmishler ...
Araplar ihanet etmedi ... Bunu kafana koy. Bir kac idarecinin Ingilizlerle ishbirligi yapmalari bunu degishtirmez ... Arti bu olaylarin üzerine neredeyse yüzyil gecti ... Sen faillerin yerine bashkalarin , degil cocuklarini , torun ve torunun cocuklarini mesul tutuyorsun ... Buna nefretli irkcilik denilir ...
Bizde kimsenin günahi bashkasina yüklenmez , sizde farkli anlashilan ...
araplar şu an bir eza-cefa çekiyorlar mı, çekiyorlar. demek bir yanlışları var ki çekiyorlar,şimdi onlar kendi yanlışlarını düzeltmeyecek sonra kalkıp ben arapların yanlışlarını tolere etmek adına kendimi ortaya atacağım. arkadaş filistin petro-dolarları yok ama suudilerin, BAE, Katarın var. bunlar arap değil mi?neden kendi soydaşlarından insanların acı çekmesine bu kadar ekonomik güçleri varken izin veriyorlar? her yıl milyalarca dolara oteller yapmasını biliyorlar. ama iş filistine gelince efendim biz israille savaşmayız. neden savaşmazsın çünkü seni iktidara taşıyan bizzat ingilizler. filistinliler kendi yağlarında kavrulsun, sen kalk dolarlarını say, onu bile sayamazsın çünkü bütün hesapların abd de yada isviçrede. bak ben sana birşey diyeyim, bizim davamız mazlumların davasıdır ancak Atatürk bile ucuz kahramanlığa kalkışmamıştır, kurtuluş savaşını yapmış ve ezilen milletlere örnek olsun diye savaştan sonra hemen barışı tesis ederek bu eseri garanti altına almıştır. araplar toprak satmasaydı durum gene aynı olur muydu olmaz mıydı meçhul ama elimizde bir gerçek var ki siyonistler osmanlı zamanında bu bölgeye yerleşmek istemişler fakat padişahtan'' kanla aldık, kanla veririz'' cevabını alarak geri dönmüşlerdir. ama araplar ne demiş''kanla aldık ama parayla satarız'', aksini kimse iddie edemez...
araplar şu an bir eza-cefa çekiyorlar mı, çekiyorlar. demek bir yanlışları var ki çekiyorlar,şimdi onlar kendi yanlışlarını düzeltmeyecek sonra kalkıp ben arapların yanlışlarını tolere etmek adına kendimi ortaya atacağım. arkadaş filistin petro-dolarları yok ama suudilerin, BAE, Katarın var. bunlar arap değil mi?neden kendi soydaşlarından insanların acı çekmesine bu kadar ekonomik güçleri varken izin veriyorlar? her yıl milyalarca dolara oteller yapmasını biliyorlar. ama iş filistine gelince efendim biz israille savaşmayız. neden savaşmazsın çünkü seni iktidara taşıyan bizzat ingilizler. filistinliler kendi yağlarında kavrulsun, sen kalk dolarlarını say, onu bile sayamazsın çünkü bütün hesapların abd de yada isviçrede. bak ben sana birşey diyeyim, bizim davamız mazlumların davasıdır ancak Atatürk bile ucuz kahramanlığa kalkışmamıştır, kurtuluş savaşını yapmış ve ezilen milletlere örnek olsun diye savaştan sonra hemen barışı tesis ederek bu eseri garanti altına almıştır. araplar toprak satmasaydı durum gene aynı olur muydu olmaz mıydı meçhul ama elimizde bir gerçek var ki siyonistler osmanlı zamanında bu bölgeye yerleşmek istemişler fakat padişahtan'' kanla aldık, kanla veririz'' cevabını alarak geri dönmüşlerdir. ama araplar ne demiş''kanla aldık ama parayla satarız'', aksini kimse iddie edemez...
"Maashallah" bozuk pilak gibi sayip duruyorsun ...
Birilerinden maash aliyormusun acaba sormadan edemiyorum ...
Naziler bu tür yönetmlere "streotyp" derlerdi , bir nevi beyin yikama metodu...
Bizim islam alimleri bu tür tekrarlamalari efsun , yani büyü kategorisine koyarlar ...
Günümüzde bu reklamlarla mesela uygulaniyor,ya da Türkiyenin TiVilerinde haber programlarinda bir haber on defa "okunur" , pardon seyirci kelimenin tam anlamiyla programlanir ...
Yöntemi nereye koyacagimiz belli de , seni nereye koyacagim ... Ya bu yöntemlerin kurbanisin , ya da bu yöntemlerin uygulayicisi ...
Bana sorarsan hic kurban gibi bir halin yok ya ...
theinsider
02.10.07, 14:15
http://www.yenisafak.com.tr/resim/site/fatma_karabiyik_barbarosoglu_b .jpg
Fatma K. Barbarosoğlu
Yekpare mermerden “değişimsiz” kadınlar
Olanlarda bir tuhaflık yok mu? Çeşit çeşit kanal var. Ama her kanalda aynı isimler. Konular değişiyor isimler ve o isimlerin “izah”ları değişmiyor. Bir zamanlar magazin programlarından bıkmıştık hani. Gülben, Hülya bir de ikisine birden teyze diyen biri vardı. Bunlara sataşmaya çalışanlar bir anlık görünür gibi oluyor, yine meydan bu üçünün incir çekirdeğini doldurmaz dalaşmalarına kalıyordu. (İtler mi dalaşır dediniz? Beis yok!)
Magazin bitti şimdi sıra “fikir magazini” üretmeye geldi. Durumu güncellemek, raiting garantisi vermek için programlarda ille de bir başörtülü “bulundurmak” önemli oldu.
Şov ve Mahrem kitabında başörtüsü üzerinden kamusal hayat analizleri yaparken ana kavramımı “nezaket paydasında eşitlenmek” olarak ortaya koymuştum. Son on beş gündür ekranlara baktıkça tekrar tekrar üzerinde durmak gerektiğine karar verdim. Çağdaşçı kadınlarımız aynı ekranı paylaştıkları diğer konuğa karşı ne kadar “duyarlı bir performans” sergileyebiliyorlar öyle. Muhatabıyla fikri olarak tartışmak yerine “terbiyesiz” diyebiliyor mesela.
Ekranlardaki tartışmalarda, başörtülü katılımcı ile “saçlı” katılımcıların arasındaki ilişkiye dikkat ediniz lütfen. Saçlılar bir fikri tartışmaktan ziyade, programa katılmış olan başörtülüye “samimiyet testi” uygulamaya kalkıyor. “Değiştim diyorsunuz. Ah nasıl değişirsiniz. İnsan hiç değişir mi? Bak biz hiç değişmedik.”
Saçlı katılımcıların üst kimliği Kemalist ise tablo şöyle: İslam'ı eleştirmek konusunda sınırsız, lakin Kemalizm eleştirilerine tahammülsüz. Fikirden ziyade ortaya konan eda ile götürülüyor tartışma. Bir eda bir eda! Eller sopa, gözler ateş kuyusu. Diller küfür deposu.
Saçlıların üst kimliği Feminist -Kemalist ise bu defa, “sizi kandırıyorlar siz hiç birşey bilmiyorsunuz. Sizi bu aldanmışlıktan kurtaracağız. Çünkü her şeyin en iyisini biz biliriz. En iyinin ne olduğuna biz karar veririz. Bizim gibi kadınlar her şey!!! Sizin gibi kadınlar hiçbirşey” modunda ilerliyor.
N'oluyor sonunda?! Sonunda şu oluyor: Hayat tarzı olarak kendisine ulusalcıları yakın bulup da yine de tarafını belirleyememiş genç erkekler/genç kızlar bu vesile ile tarafını belirleyiveriyor. Ekrandaki “saçlı cehalet” o kadar çağ dışı, o kadar “sorunlu” bir resim veriyor ki, sonunda madem öyle gel böyle diyerek tarafını taş bloktan/yekpare mermer yapıdan yana değil de hayattan yana koyanların sayısı artıyor.
Hayat! Dikkat ediniz lütfen. Saçlılar hayat yoksunu. Duygu yoksunu. Nezaket yoksunu.
Yazılarımı takip edenler “saçlı” kavramının neye tekabül ettiğini biliyor. Yeni başlayanlar için dipnot bilgisi olarak verelim. Saçlı kadınları en iyi temsil eden kimlikler olarak Necla Arat, Nur Sertel ve bloğun diğer üyelerini saymak gerekiyor. Blok dedim. Mahalle demedim. Mahallede bir sıcaklık bir dayanışma vardır çünkü. Oysa bunlar katı bir taş blok ya da yekpare mermer bir yapılanma gösteriyor. Ne penceresi var bu yapının güneş alan, ne bir kapısı dünyaya açılan.
Yani “saçlı” olmanın başı açık olmak ile uzaktan yakından bir alakası yok.
“Saçlı”lar kendi saçlarının pişen her aştan çıkmasına talip olanlar diyelim kısaca.
Şimdiye kadar hiçbirşey üretmeden kariyer yapmış olanlar.
En iyi mekanları tükete tükete doymamış olanlar.
Kimseye yer kalmasın diye kendi bedenlerini, kendi haklarını inadına genişletmeye çalışanlar.
Yani bu kadınlar kırk kişilik bir grup olarak devrim yapıyorlar esasında. Ekrana çıkan başörtülü hanımlar mutmain bir vücut dili ile durmaya devam ettikleri sürece “bu kırk kişilik devrimci” grup şimdiye kadar hiçbir muhafazakar partinin yapamamış olduğunu yapacak.
Eskiden tersi olurdu. Dikkat ettim de ne zaman ekrana had bildiren sınır çizen, elini sopa niyetine sallayan çağdaş kadınlar çıkıyor, benim başı açık kızlarla göz temasım, selamlaşma sayım artıyor. Kimliğini, “ben başı açık modern bir kadınım” diye belirttikten sonra “Sizin yazılarınızı çok severek okuyorum” diyen okuyucularımın sayısı gittikçe artıyor.
Velhasıl lütfen yer açın! Her yeri işgal etmiş o pek çağdaş kadınlarımız daha çok çıksınlar ekrana. Nato kafa nato mermer duruşları ile bizi birbirimize yakınlaştırıp muhabbet üzere olmamıza vesile oluyorlar. Bundan iyisi Şam'da kayısı.
“Yeni okuyucularımı” didaktik/tunç kafalı/asla değişmeyen mermer kadınlara borçluyum. Üzerine esen yelden, yağan yağmurdan organik taşlar bile değişiyor da yekpare mermerden “değişimsiz” kadınlar hep olduğu gibi kalmayı, bulunduğu yerde hazır ol durmayı, yerinde saymayı “artı değer” zannediyor. Kendilerine buradan teşekkür ediyorum. Onların söylemleri ve duruşları bizim yazılarımızı susuzluğu giderecek pınara çeviriyor. Kapısız, penceresiz taş bloklara sığınmak isteyenler onlara; hayatın bütün telaşını, yükünü, güneşini ve yağmurunu, savaşı ve barışı yaşayanlar “buraya” teşrif ediyor.
Biz kaç kişiyiz diye soruyorlar ya hani…
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=7168&y=FatmaKBarbarosoglu
Başörtülüye gezi de yasak
Yeni anayasa tartışmalarıyla birlikte tekrar gündeme gelen başörtüsü yasağı gündemdeki yerini tüm sıcaklığıyla korurken Kocaeli’de traji-komik bir olay yaşandı. Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nün düzenlediği Çanakkale gezisine davet ettiği başarılı öğrencilerden biri olan Neslihan Özkar, başörtülü olduğu gerekçesiyle geziye alınmadı.
HABER MERKEZİ
Başörtüsü tartışmaları tüm hızıyla devam ederken, başörtüsü yasağının uygulandığı alan gün geçtikçe daha da genişliyor. Bunun son örneği ise Kocaeli’de yaşandı. Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nün Kocaeli’de bulunan başarılı öğrenciler için düzenlediği ve 2 Ekim’e kadar devam edecek olan Çanakkale gezisine çeşitli liselerden başarılı öğrenciler davet edildi. Ama davetliler arasında bulunan başörtülü bir öğrenci de vardı.
Başörtülüysen geziye katılamazsın
Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi Öğrencisi Neslihan Özkar’ın geziye katılmak için otobüse binmesi görevli öğretmenlerce engellendi. Başörtüsüyle bu geziye katılamayacaklarını söyleyen yetkililer Neslihan’ın babası Ömer Özkar tarafından tepki gördü. Özkar, “Solcu hükümetler döneminde bile böyle şeyler yapılmadı. Çocuklarımızı böyle ayırmasınlar. Bu vatanı başörtülüler ve başörtüsüzler diye bölmesinler” diye bağırdı. Ömer Özkar’ın tepkisi de bir sonuç vermedi ve Cumhuriyet Gezisi için Çanakkale’ye giden kafile Neslihan’ı almadan yola çıktı.
http://www.milligazete.com.tr/index.php?action=show&type=news&id=57134
http://www.milligazete.com.tr/images/spacer.gif
"Maashallah" bozuk pilak gibi sayip duruyorsun ...
Birilerinden maash aliyormusun acaba sormadan edemiyorum ...
Naziler bu tür yönetmlere "streotyp" derlerdi , bir nevi beyin yikama metodu...
Bizim islam alimleri bu tür tekrarlamalari efsun , yani büyü kategorisine koyarlar ...
Günümüzde bu reklamlarla mesela uygulaniyor,ya da Türkiyenin TiVilerinde haber programlarinda bir haber on defa "okunur" , pardon seyirci kelimenin tam anlamiyla programlanir ...
Yöntemi nereye koyacagimiz belli de , seni nereye koyacagim ... Ya bu yöntemlerin kurbanisin , ya da bu yöntemlerin uygulayicisi ...
Bana sorarsan hic kurban gibi bir halin yok ya ...
sayın istanbuli, maaş konusuyla ne demek istediğinizi tam anlayamadım. açıklarsanısanız sevinirim. ikincisi arap dünyasının başında işbirlikçi-hatta tayin edilmiş- monarşiler olduğu sürece ne biz araplarla-halkıyla- sağlıklı bir ilişki kurabiliriz ne de onlar bize yakınlaşabilir çünkü aradaki parazit bizzat yönetim kadrosunun kendi olmakla berbaber, emperyalistlerin de maşası durumundadırlar. beyin yıkama metoduna gelince, ben türkiyede yaşadığım her an psikoljik harple mücadele ediyorum, biraz zor olsa da gerçek bir derece gözüme görünmeye başladı. zamanında anti-semitist kampanyalar yürütenler ne hikmetse iktidara geldikleri ilk gün israille savunma anlaşması yaptılar. muhafazakar bakış açına saygım var, hatta bu ülke gelişimi için gerekli ancak yönetimde biran duygulara yenilirse(arap dünyası için düşündüklerin gibi) kendini de o yenilgi girdabının içinde bulursun. her şeyin bir zamanı var. araplar işbirlikçi krallıkları yıkarlar ve halkçı bir yönetim kurarlar, işte o zaman herkes ortak paydada buluşur, haksızlık yapanlara karşı ortak mücadele verilir ancak mevcur durumla bunu yapmak zor ve hatta bu durumu düzeltmek adına verilecek her mücadele boşa çıkar. şimdi tek yapmamız gerek arapların kurtuluşu için değil(onlar kendi kurtuluşlarını gerçekleştirmek zorundalar) kendi kurtuluşumuzu garanti altına almak için ne yapabiliriz, bunu düşünmemiz gerek. biz kendimize faydalı olamadıktan sonra üstümüze vazife olmayan arapların davasında onlara hiç faydalı olamayız....
Kitaplar:
Beyaz Türklerin Büyük Sırrı-Efendi 1,Soner Yalçın,Doğan Kitap
Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı-Efendi 2, Soner Yalçın, Doğan Kitap
Kur'an daki İslam ve diğer eserleri, Yaşar Nuri Öztürk, Yeni Boyut
Cesur beni yanlis anlama ama Soner Yalcina göre bende yahudilerden meydana gelmis bir tarikatin müridiyim..ayni zamanda CIA tarafinda kurulmus bir siyasi hareketin "gladyolugunu" yapan bir "hitlerciyim"...Simdi ben neyim?:)
sayın istanbuli, maaş konusuyla ne demek istediğinizi tam anlayamadım. açıklarsanısanız sevinirim.
Kendi kendime bu soru sormaktan alamadim dedim ya ... Amma "maashli" olmadiginiz kanaati bende galip geliyor ...
ikincisi arap dünyasının başında işbirlikçi-hatta tayin edilmiş- monarşiler olduğu sürece ne biz araplarla-halkıyla- sağlıklı bir ilişki kurabiliriz ne de onlar bize yakınlaşabilir çünkü aradaki parazit bizzat yönetim kadrosunun kendi olmakla berbaber, emperyalistlerin de maşası durumundadırlar.Araplarla sagliki bir ilishki kurulumamasindaki bashlica sebeplerden bir tanesi "araplar bize ihanet etti,bundan bugünün araplarin hepsi sorumlu" düshmanligin tezahürü ... Böyle bir anlayish ile araplarla ,velev ki krallar ve ishbirlikcileri bashlarinda olmasa da , nasil bir ilishki kurulabilir , hatta kurulmasi bile mevzu bahis olabilir mi ?
beyin yıkama metoduna gelince, ben türkiyede yaşadığım her an psikoljik harple mücadele ediyorum, biraz zor olsa da gerçek bir derece gözüme görünmeye başladı.Kurbansiniz ... Ama dediginiz gibi ancak bir derece acildi ... Umari m bir kac derece daha eklenebilir buna
zamanında anti-semitist kampanyalar yürütenler ne hikmetse iktidara geldikleri ilk gün israille savunma anlaşması yaptılar.Hmmm ... Erbakani sanirim kast ediyorsunuz ... Eve bu propagandaya bende kanmishtim , lakin sonradan ögrendim ki , bu andlashma daha evelki hükümetler tarafindan hazirlanmishtir ve Cevik Bir´in inisyativi ile bu anlashma parlamentoda tartishilmadi ve oylanmadi da ...
muhafazakar bakış açına saygım var, hatta bu ülke gelişimi için gerekli ancak yönetimde biran duygulara yenilirse(arap dünyası için düşündüklerin gibi) kendini de o yenilgi girdabının içinde bulursun.Duygulardan ziyade ülkenin cikarlarini öne sürmüshtüm. Arti körü körüne bir düshmanlik kimseye hele Türkiyeye fayda getirmedigini söyledim ...
Hem shimdiye kadar "araplar ihanet etti" duygusu hep yönetimde idi ... Bunu neden göremiyorsunuz? Bir duygu kötü ,öbür duygu mübah mi yani?
her şeyin bir zamanı var. araplar işbirlikçi krallıkları yıkarlar ve halkçı bir yönetim kurarlar, işte o zaman herkes ortak paydada buluşur, haksızlık yapanlara karşı ortak mücadele verilir ancak mevcur durumla bunu yapmak zor ve hatta bu durumu düzeltmek adına verilecek her mücadele boşa çıkar.Tam tersini savunurum ... Ancak ilishkiler gelishtirerek , ticari ve kültürel ve tabii ki dini , oralarda bir sheyler degishebilir ... Neden acaba Avrupalilar bizi kendi bashimiza birakmiyor , kaldi ki bizde de kralliklar olmasa da, pretoreyenler var , sözde halkci olsa da kendini devletin sahibi görenler,özde halkla hic alakalari yok ...
şimdi tek yapmamız gerek arapların kurtuluşu için değil(onlar kendi kurtuluşlarını gerçekleştirmek zorundalar) kendi kurtuluşumuzu garanti altına almak için ne yapabiliriz, bunu düşünmemiz gerek. biz kendimize faydalı olamadıktan sonra üstümüze vazife olmayan arapların davasında onlara hiç faydalı olamayız....Bunu bir kac yazidan beri size anlatmaya calishiyorum ...
Bugünkü dünyada "tek tabanca" devri g e c t i !
Alamanyayi örnek verdim ... Her sheyi var,para,insan,kültür,sanayi vsvsvs ama yine de Avrupayi yani AB nin kurulmasini zaruri gördü ... Nedeni , istikbalde bashka türlü "globallerin" meydan okumasina tek bashina direnemeceginden ...
Bundan dolayi Türkiyenin menfaati icin , bu tür hem de asilsiz söylemlerden vaz gecmek , zaruri olarak görüyorum ...
Bu tür önyargilar Türkiyenin manevra alanini baya daraltir ...
Türkiye öyle ya da böyle bir birlige girecek ... Rota AB gibi görünse de,girebilecegimizi hic ama hic sanmiyorum ... Bunu görenler zamaninda "Kdz Birligi" "D8" gibi girishimlerde bulundular ... Projeler yarim kaldi ...
Araplarla sagliki bir ilishki kurulumamasindaki bashlica sebeplerden bir tanesi "araplar bize ihanet etti,bundan bugünün araplarin hepsi sorumlu" düshmanligin tezahürü ... Böyle bir anlayish ile araplarla ,velev ki krallar ve ishbirlikcileri bashlarinda olmasa da , nasil bir ilishki kurulabilir , hatta kurulmasi bile mevzu bahis olabilir mi ?
aslında katılıyorum. daha doğrusu halkların kaynaşması önemli olan. ab,abd gibi çokuluslu devletler(devletler topluluğu) her zaman dünyanın en uzun ömürlü imparatorluklarını kurmuşlardır. tarihte de bunun örnekleri var;Pers,Roma,Bizans,Osmanlı,v s. bu basit tarihsel ilkekeden hareketler biz de kendi kültürümüzle ortak paydada sayılabilceke acem,arap alemiyle belki de böyle bir sistemi kurabiliriz anack dediğim gibi halklar ne kadar yakınlaşsalar da bu coğrafyada(ortadoğu) devlet yöneticileri halkın talebi doğrultusunda değil, halka rağmen halk için ilkesiyle hareket etmektedirler. o zaman bu bir derece halkların ortak projelerini baltalamaktadır. aksi kanıtlanamaz.
Kurbansiniz ... Ama dediginiz gibi ancak bir derece acildi ... Umari m bir kac derece daha eklenebilir buna
evet bir derece açıldı. dünya yönetim döngüsü o kadar karmaşık bir ağ ki, tamamen anlamaya ne takatim el veriyor, nede yeni şeyler öğrendikçe buna cesaret gösterebiliyorum. ama merak güdüsü yaşadığım heran birşeyler öğrenmem gerektiğini söylüyor zira insan herşeyi bir anda değil, yaşadığı her an birşeyler öğrenir.
Bunu bir kac yazidan beri size anlatmaya calishiyorum ...
Bugünkü dünyada "tek tabanca" devri g e c t i !
Alamanyayi örnek verdim ... Her sheyi var,para,insan,kültür,sanayi vsvsvs ama yine de Avrupayi yani AB nin kurulmasini zaruri gördü ... Nedeni , istikbalde bashka türlü "globallerin" meydan okumasina tek bashina direnemeceginden ...
Bundan dolayi Türkiyenin menfaati icin , bu tür hem de asilsiz söylemlerden vaz gecmek , zaruri olarak görüyorum ...
Bu tür önyargilar Türkiyenin manevra alanini baya daraltir ...
Türkiye öyle ya da böyle bir birlige girecek ... Rota AB gibi görünse de,girebilecegimizi hic ama hic sanmiyorum ... Bunu görenler zamaninda "Kdz Birligi" "D8" gibi girishimlerde bulundular ... Projeler yarim kaldi ...
tamamen katılıyorum. ab bizim için doğru adres değil, d8 de değildi çünkü zamansız açan çiçekler gibi henüz olgunlaşmadan soldu. bu doğrultuda yapabileceğimiz en doğru hareketin iran-suriye-kktc üçgeninde atılacağını söylüyorum. daha doğrusu bir ülkenin stratejik müttefiki her zaman için sınır komşularıdır. çünkü savaş topyekün savaş yada yıldırım savşları devri değil aksine savaşlar, direniş örgütlenmeleri dönemidir. havadan denizde her taarruz uzun dönemde kara ele geçirilemediği takdirde mağlubiyetle sonuçlanır. velhasıl, sınır komşularımız öncelikli olmakla beraber iran-suriye-kktc üçgenini islam aleminin entegrasyonu açısından hayati, zaruri görüyorum. en azından bu tarz bir birlik bu çekirdek yapı oluşturulduktan sonra hayat bulabilir.
bu konuda istanbuli ye kismen hak veriyorum.
eger araplarin tamami türkleri arkadan vurdu dersek yanlis olur.
süveys kanalindaki yenilgiden sonra,türk ana müdafa hatti filisten de kurulmustur.
ve bu bölgede kayitlara göre bir tane arap ayaklanmasi veya dedigimiz gibi"türkleri arkadan vurma " olayi yoktur.hatta yöre halkinin desteginden bile söz edilir.yani bugünkü irak,suriye ve filistin de arap ihanetinden bahs edersek yanlis olur.
eger genelestirirsek tüm arap milletine haksizlik etmis oluruz.
fakat hicaz dan akabe güzergahinda bir cok bedevi kabileri ingilizlerle isbirligi yaparak türk birliklerine ihanet etmistir.bu da gercek tabi.
gerci bu ihanet savas sonucunu askeri bakimindan pek fazla etkilememistir.
ama ingiliz oyunu adina yaksir bir sekilde tutmus ve 1000 yildan fazla ,bir kac istisnalar haric,baris ve huzur icinde beraber yasayan iki müslüman milletin arasina nifak tohumunu ekip bicmis.
ayrica o dönemde,bölgede türk düsmanligini yaymaya calisan ve bir nebze basarili olan bazi hristiyan arap entelleri bos durmamistir.
eger bölgede bir yahudi devletine önayak olduklarini bilselerdi herhalde osmanli devletine sadakat kalirlardi.
ben medine sehrinin de osmanli ordusunu ne pahasina olursa olsun korudugunu okumustum. oradaki tren istasyonu savas sirasinda onemli isler gormustur.
ben medine sehrinin de osmanli ordusunu ne pahasina olursa olsun korudugunu okumustum. oradaki tren istasyonu savas sirasinda onemli isler gormustur.
Ya simdi ne yapiyorlar?...
ben medine sehrinin de osmanli ordusunu ne pahasina olursa olsun korudugunu okumustum. oradaki tren istasyonu savas sirasinda onemli isler gormustur.
tabi, medinenin askeri ve stratejik den cok manevi degeri büyüktü ve piskolojik acidan önemliydi.
fahrettin pasa,lakabiyla cöl kaplani, bir avuc askerle,kat kat üstün olan ingiliz ve satilmis arap kuvvetlerinin kusatmasina karsi,medineyi kahramanca savunmus.
ancak mondros anlasmasiyla sehri düsmana mecburen teslim etmisti.
rahmetle aniyorum pasamizi ve yigit erlerimizi
Der Schakal
06.10.07, 01:43
...
ancak mondros anlasmasiyla sehri düsmana mecburen teslim etmisti.
...
Hä? Birdaha arastir.
Mondros Antlasmasi nezamandi?
Fahreddin Pasa nezaman Medineyi teslim etdi?
son yaziya ilave olarak,fahrettin pasanin askerine seslenisi:
Evlatlarım!
Bir söz verdik. 'Kutsal şehri isyancılara vermeyeceğiz' diyerek. Elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Ta ki son mermi, son er ve son kana dek… Bu azim, bu kararlılık bize dayanma gücü verecektir. Bunu hiç unutmayın! Ümitsiz olmayınız.
Bakın, bayrağımıza iyi bakın. Herhangi bir bayrak değildir o. Şu an devletimizin düşen birçok kalesi var. Ele geçirilen birçok şehri var. Ama burası son kaledir. Devletimizin son direnme noktasıdır. Belki bizim bu gayretimiz diğerlerine de örnek olursa, her yerde ittifak etmiş düşmanlara, yedi düvele karşı koyarız!”
Fahrettin Paşa
Hä? Birdaha arastir.
Mondros Antlasmasi nezamandi?
Fahreddin Pasa nezaman Medineyi teslim etdi?
neyi arastirayim?
antlasma tarihi aklimda degil,fakat sehri bir süre sonra teslim ettigini biliyorum.
en azindan öyle ögrenmistik.belki karistiriyorum,ama sanetmiyorum.
Hä? Birdaha arastir.
Mondros Antlasmasi nezamandi?
Fahreddin Pasa nezaman Medineyi teslim etdi?
benide bir an süphe icinde biraktin.
antlasma ekim 1918 ve medinenin teslimi ocak 1919 da gerceklesmis.
demek dogru ögrenmisiz.........
deryatulga
06.10.07, 02:34
benide bir an süphe icinde biraktin.
antlasma ekim 1918 ve medinenin teslimi ocak 1919 da gerceklesmis.
demek dogru ögrenmisiz.........
Evet Mütareke'den üc ay kadar sonra. Yalniz bazi ayrintilara dikkat edin. Medine savasin gercek galiplerine degil Serif Hüseyin kuvvetlerine teslim edildi. Devir teslim icin bizzat müstakbel Ürdün Krali Abdullah gelmis ve cok güzel Türkcesiyle bizimkileri teselli etmis.
Medine'yi Fahreddin Pasa teslim etmesi, Pasa'ni bu ise hic niyeti olmadigini gören kurmay heyeti kendisini gafil avlayarak oda hapsine aldi ve teslim olayi ondan sonra gerceklesti.
Ingilizler aptal olmadiklarindan Hicaz'a kendi askerlerini sokmamislardir. Serif Hüseyin'i destek icin gönderilen topcu birlikleri müslüman Misir askerlerinden olusmaktaydi.
bilgin sait
06.10.07, 21:51
Fahrettin Pasa, ne kadar zaman var arada bilmiyorum ama uzun bir sure istanbulun emrine direniyor; kabullenmiyor..
bir ara hatirat'inin pesine dustum, nedense araya baska seyler girdi unuttum.. dort cilt sanirim.. aklima gelmisken, Nihat Genc'in cok uzun bir yazisi vardir Fahrettin Pasa hakkinda.. cok etkileyici bir yazidir, bulan okusun derim.. Leman'da yayinlanmis idi bes alti yil kadar once..
bir de Fahrettin Pasa'nin son donemi ilginc.. boyle bir adam Memleketinde angaje edilmeliydi.. adami afganistana mi biryere gorevlendirmisler..
Yalcik Kucuk bile tam bu mevzu icin soylemisti, biz yetenekli adamlari harcamayi cok severiz diye..
bir de tabi, suyun beri tarafinda Hasan Riza pasa var; Fahrettin pasa kadar buyuk olmasa da cok onemli biri.. ben de daha yeni kesfettim :(
bu ayip bana yeter!
konu disi ise silin gitsin; uykulu gozlerle yaziyorum zaten :)
Evet Mütareke'den üc ay kadar sonra. Yalniz bazi ayrintilara dikkat edin. Medine savasin gercek galiplerine degil Serif Hüseyin kuvvetlerine teslim edildi. Devir teslim icin bizzat müstakbel Ürdün Krali Abdullah gelmis ve cok güzel Türkcesiyle bizimkileri teselli etmis.
Medine'yi Fahreddin Pasa teslim etmesi, Pasa'ni bu ise hic niyeti olmadigini gören kurmay heyeti kendisini gafil avlayarak oda hapsine aldi ve teslim olayi ondan sonra gerceklesti.
Ingilizler aptal olmadiklarindan Hicaz'a kendi askerlerini sokmamislardir. Serif Hüseyin'i destek icin gönderilen topcu birlikleri müslüman Misir askerlerinden olusmaktaydi.
Powered by vBulletin® Copyright ©2013 Adduco Digital e.K. und vBulletin Solutions, Inc. Alle Rechte vorbehalten.
SEO by
vBSEO 3.6.0