Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Kopftuch-Verbot (Debatte Sammelthread)
Seiten :
1
2
3
[
4]
5
6
7
8
9
10
11
12
deryatulga
06.10.07, 22:21
bir de tabi, suyun beri tarafinda Hasan Riza pasa var; Fahrettin pasa kadar buyuk olmasa da cok onemli biri.. ben de daha yeni kesfettim :(
bu ayip bana yeter!
konu disi ise silin gitsin; uykulu gozlerle yaziyorum zaten :)
Medine Müdafaasi hakkinda orada carpismis olan Feridun Kandemir ve Naci Kasif Kiciman'in ilginc iki kitabi var. Fahrettin Pasa Urfa'da ayaklanan Ermenilere cok sert muamele ettiginden olacak Afganistan'a elci olarak gönderilmisti. Ama Afganistan diyerek gecmeyin, BMM hükümetinin andlasma imzaladigi ilk yabanci devlettir. Burada iki devlet de Hiva ve Buhara'nin bagimsizligini garanti etmisler, gel de gülme. Hikmet Bayur Fahreddin Pasa'yi yerin dibine batirir, Afganli aydinlarin kafasini hurafelerle bulandiriyor diye.
Balkan Harbinin teslim olmayan üc kalesi Iskodra, Yanya ve Edirne'dir. Hasan Riza Pasa'yi Ittihatcilar vursa bilirdin degil mi? Ama Arnavut sergerdeleri vurdular ne yapalim? Esat ve Vehip Pasalar Yanya'daki kahramanliklarina Canakkale'yi de ekledikleri icin resmi tarihe biraz ters gelirler. Edirne'de ise Sükrü Pasa vardi tabii. Hepsine rahmet olsun!
bilgin sait
07.10.07, 21:52
ustad sizi biraz eylendireyim:
http://www.haber10.com/haber/95276/
Medine Müdafaasi hakkinda orada carpismis olan Feridun Kandemir ve Naci Kasif Kiciman'in ilginc iki kitabi var. Fahrettin Pasa Urfa'da ayaklanan Ermenilere cok sert muamele ettiginden olacak Afganistan'a elci olarak gönderilmisti. Ama Afganistan diyerek gecmeyin, BMM hükümetinin andlasma imzaladigi ilk yabanci devlettir. Burada iki devlet de Hiva ve Buhara'nin bagimsizligini garanti etmisler, gel de gülme. Hikmet Bayur Fahreddin Pasa'yi yerin dibine batirir, Afganli aydinlarin kafasini hurafelerle bulandiriyor diye.
Balkan Harbinin teslim olmayan üc kalesi Iskodra, Yanya ve Edirne'dir. Hasan Riza Pasa'yi Ittihatcilar vursa bilirdin degil mi? Ama Arnavut sergerdeleri vurdular ne yapalim? Esat ve Vehip Pasalar Yanya'daki kahramanliklarina Canakkale'yi de ekledikleri icin resmi tarihe biraz ters gelirler. Edirne'de ise Sükrü Pasa vardi tabii. Hepsine rahmet olsun!
Ya simdi ne yapiyorlar?...
Hac`a gidenler aglayarak anlatti....Tren istasyonu bildigimiz "cöplük" alani olmus...Yikilmis, eser kalmamis istasyondan....
Siyaset`den hic anlamayan yasli ninelerim bile: "Bu Araplar hicbirseye degmez", diyerek olayi anlatdilar....
deryatulga
20.10.07, 05:38
Asiri dinci bir erkegin tip okumak istediginde hic bir engelle karsilasmiyor. Peki ya o sonradan is hayatinda "kadinlara bakmam, haramdir" derse nolcak? Bunu niye kimse düsünmüyor? Yani bunu nasil kontrol edecegiz?
Sağlık ocağında türbanlı doktorlar görev başında
http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/10/20/muya.gif Muayene sırasında görüntülendiğinin farkına varınca panik yaşayan doktor B.A., hastalarını bırakarak başka bir odaya gitti. FOTOĞRAF: ONUR SAĞSÖZ / DHA (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&foto=ONUR SAĞSÖZ / DHA)
Erzurum'daki Ceylanoğlu Sağlık Ocağı'nda iki türbanlı doktor görev yapıyor. Erkek hastaları birlikte muayene eden doktorlar için İl Sağlık Müdürü Vançelik sessiz
20/10/2007 (6 kişi okudu)
ONUR SAĞÖZ (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=ONUR SAĞÖZ))
ERZURUM - Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla kamusal alanda yasaklanan türban, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın seçim bölgesi Erzurum'da sağlık ocağına girdi. Ceylanoğlu Sağlık Ocağı'ndaki doktorlar türbanlarıyla görev yaparken fotoğraflandı.
Bir erkek, dört kadın doktorla dört hemşirenin görev yaptığı Yoncalık Mahallesi'ndeki Ceylanoğlu Sağlık Ocağı'na girdiğinizde türbanlı iki doktor B.A. ve Z.A görülüyor. Rahat tavırlarıya dikkat çeken doktorlar muayene ettikleri erkek hastalarını birlikte kabul ediyor. Sağlık Ocağı'nın bir odasında türbanlı olarak çalışmalarını sürdüren kadın doktorlar görüntülerinin çekildiğini fark edince panik yaşamaya başlıyor. Sağlık ocağı personeli çekim yapılmasını engellemek isterken, 'Neden türbanlısınız' sorusuna sinirlenen Dr. B.A., "Lütfen çekim yapmayın, dışarıya çıkın. İzin almadan geldiniz" diyor.
Türbanlı hemşire de var
Dr. B.A., hastalarını bırakarak girdiği bir odada saklanırken, hastaya iğne vuran türbanlı bir hemşire de, "Kamusal alanda türban olur mu?" sorusuna, "Konuşmak istemiyorum" karşılığını veriyor.
Sağlık ocağında yetkili olduğunu söyleyen Dr. Hülya Elçi'nin 'Personeliniz neden türbanlı?' sorusu üzerine biraz duraklıyor. Sonra "Nereden çıktı şimdi bu. Bunda art niyet var. Bu tür şeylere gerek yok. İnsanları rahatsız ediyorsunuz" diye konuşuyor.
Sağlık ocağındaki durumla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Sağlık İl Müdürü Yrd. Doç. Dr. Serhat Vançelik şunları söylüyor: "Doktorların türbanlı olarak görev yapmaları konusunda şimdilik konuşmak istemiyorum."
deryatulga
29.10.07, 13:31
Kutlamalarda türban krizi
29 Ekim 2007 Pazartesi 15:05
Ak Partili vekil eşsiz davet edildi ama törene türbanlı eşini de getirdi. Asker de...
Kocaeli’nin Körfez İlçesi’ndeki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında türban krizi yaşandı. AKP Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu türbanlı eşini protokolun en ön sırasına oturtunca, Garnizon Komutan Vekili Hava Yarbay Vedat Göger ve diğer askerler protokolu terk etti.
Körfez İlçesi’nde Alparslan Türkeş Stadı’nda gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları sırasında, AKP Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu, türbanlı eşi Hale Baştopçu ile birlikte protokolun en ön sırasına oturdu. Bu zırada Kaymakam Erol Türkmen, Belediye Başkanı AKP'li Yunus Pehlivan, Hava Radar Mevzii ve Körfez İlçe Garnizon Komutan Vekili Hava Radar Yarbay Vedat Göger tribünden inerek halkın bayramını kutladı.
Kutlamaların tamamlanmasının ardından Yarbay Vedat Göger, milletvekili Muzaffer Baştopçu’nun türbanlı eşinin hala tribünde oturduğunu görünce yerine oturmadan, beraberindeki subay ve astsubaylara baktıktan sonra tribünden inerek diğer askerlerle birlikte stadyumu terketti. Komutan ve subaylar standyumdan ayrılırken, protokol tribününde soğuk hava esti.
Kutlamalara, Muzaffer Baştopçu’nun eşinin türbanlı olduğu bilindiğinden eşsiz davet edildiği, buna rağmen Baştopçu'nun eşini de törene getirdiği belirtildi.
Kutlamalarda türban krizi
29 Ekim 2007 Pazartesi 15:05
Ak Partili vekil eşsiz davet edildi ama törene türbanlı eşini de getirdi. Asker de...
Kocaeli’nin Körfez İlçesi’ndeki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında türban krizi yaşandı. AKP Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu türbanlı eşini protokolun en ön sırasına oturtunca, Garnizon Komutan Vekili Hava Yarbay Vedat Göger ve diğer askerler protokolu terk etti.
Körfez İlçesi’nde Alparslan Türkeş Stadı’nda gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları sırasında, AKP Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu, türbanlı eşi Hale Baştopçu ile birlikte protokolun en ön sırasına oturdu. Bu zırada Kaymakam Erol Türkmen, Belediye Başkanı AKP'li Yunus Pehlivan, Hava Radar Mevzii ve Körfez İlçe Garnizon Komutan Vekili Hava Radar Yarbay Vedat Göger tribünden inerek halkın bayramını kutladı.
Kutlamaların tamamlanmasının ardından Yarbay Vedat Göger, milletvekili Muzaffer Baştopçu’nun türbanlı eşinin hala tribünde oturduğunu görünce yerine oturmadan, beraberindeki subay ve astsubaylara baktıktan sonra tribünden inerek diğer askerlerle birlikte stadyumu terketti. Komutan ve subaylar standyumdan ayrılırken, protokol tribününde soğuk hava esti.
Kutlamalara, Muzaffer Baştopçu’nun eşinin türbanlı olduğu bilindiğinden eşsiz davet edildiği, buna rağmen Baştopçu'nun eşini de törene getirdiği belirtildi.
Cumhuriyetimiz birilerinin tekelinde degil.. isteyen istedigi sekilde törene gelir, Cumhuriyetimizi kutlar, begenmeyen kalkip gidebilir.
Adamlarin baska derdi yokmus gibi, HALA takintilara takiliyorlar.
Kutlamalarda türban krizi
29 Ekim 2007 Pazartesi 15:05
Ak Partili vekil eşsiz davet edildi ama törene türbanlı eşini de getirdi. Asker de...
Kocaeli’nin Körfez İlçesi’ndeki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında türban krizi yaşandı. AKP Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu türbanlı eşini protokolun en ön sırasına oturtunca, Garnizon Komutan Vekili Hava Yarbay Vedat Göger ve diğer askerler protokolu terk etti.
Körfez İlçesi’nde Alparslan Türkeş Stadı’nda gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları sırasında, AKP Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu, türbanlı eşi Hale Baştopçu ile birlikte protokolun en ön sırasına oturdu. Bu zırada Kaymakam Erol Türkmen, Belediye Başkanı AKP'li Yunus Pehlivan, Hava Radar Mevzii ve Körfez İlçe Garnizon Komutan Vekili Hava Radar Yarbay Vedat Göger tribünden inerek halkın bayramını kutladı.
Kutlamaların tamamlanmasının ardından Yarbay Vedat Göger, milletvekili Muzaffer Baştopçu’nun türbanlı eşinin hala tribünde oturduğunu görünce yerine oturmadan, beraberindeki subay ve astsubaylara baktıktan sonra tribünden inerek diğer askerlerle birlikte stadyumu terketti. Komutan ve subaylar standyumdan ayrılırken, protokol tribününde soğuk hava esti.
Kutlamalara, Muzaffer Baştopçu’nun eşinin türbanlı olduğu bilindiğinden eşsiz davet edildiği, buna rağmen Baştopçu'nun eşini de törene getirdiği belirtildi.
Wie Supermann und sein Kryptonit :brüll: tövbe tövbee...
Gülüyorum özür dilerim ama baska ne diyelim ki?
Kryptonit, ah immer diese Ausländer......*duck*
Kryptonit, ah immer diese Ausländer......*duck*
Ja, das Zeug gibt es noch nicht einmal und du willst mit mir über die Schreibweise diskutieren:motz:
:brüll:
nu mach ma keinen teroor.
:D sorry ya
deryatulga
29.10.07, 17:29
Hürriyet'in türban haberi yalan çıktı
Hürriyet'in internet sitesi bir kez daha suçüstü yakalandı. Türban haberi belgeleriyle yalanlandı.
Hürriyet Gazetesi'nin internet baskısı Cumhuriyetimizin 84. yılını büyük coşkuyla kutladığımız bugünde yine bir yalan habere imza attı. Gazetenin iddiasına göre Kocaeli'nde gerçekleştirilen törenlerde 'türban' krizi yaşanmıştı.
Ama gerçek aslında öyle değildi...
Hurriyet.com.tr'nin Doğan Haber Ajansı'na (DHA) dayanarak ortaya attığı türban krizi iddiası bizzat AK Partili Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu tarafından yalanlandı.
www.samanyoluhaber.com (http://www.samanyoluhaber.com/) sitesini arayan Baştopçu, törenler öncesinde kendisine hürriyet'te iddia edildiği gibi tek değil eşli davetiye geldiğini, bunun için törenlere eşiyle gittiğini, törenler başlamadan önce Garnizon Komutan Vekili Hava Yarbay Vedat Göger'in protokol tribününe gelerek kendisi ve eşi ile tokalaştığını bayramlarını kutladığını söyledi.Baştopçu, kaymakamlık tarafından gönderilen eşli davetiyeyi ise gerçeklerin ortaya çıkması için haber merkezimize faksladı.
İşte kaymakamlık tarafından AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu'ya gönderilen davetiye:
Hürriyet'in türban haberi yalan çıktı
Hürriyet'in internet sitesi bir kez daha suçüstü yakalandı. Türban haberi belgeleriyle yalanlandı.
Hürriyet Gazetesi'nin internet baskısı Cumhuriyetimizin 84. yılını büyük coşkuyla kutladığımız bugünde yine bir yalan habere imza attı. Gazetenin iddiasına göre Kocaeli'nde gerçekleştirilen törenlerde 'türban' krizi yaşanmıştı.
Ama gerçek aslında öyle değildi...
Hurriyet.com.tr'nin Doğan Haber Ajansı'na (DHA) dayanarak ortaya attığı türban krizi iddiası bizzat AK Partili Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu tarafından yalanlandı.
www.samanyoluhaber.com (http://www.samanyoluhaber.com/) sitesini arayan Baştopçu, törenler öncesinde kendisine hürriyet'te iddia edildiği gibi tek değil eşli davetiye geldiğini, bunun için törenlere eşiyle gittiğini, törenler başlamadan önce Garnizon Komutan Vekili Hava Yarbay Vedat Göger'in protokol tribününe gelerek kendisi ve eşi ile tokalaştığını bayramlarını kutladığını söyledi.Baştopçu, kaymakamlık tarafından gönderilen eşli davetiyeyi ise gerçeklerin ortaya çıkması için haber merkezimize faksladı.
İşte kaymakamlık tarafından AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu'ya gönderilen davetiye:
Ise yaradi Abi.. yine Gaza geldik!
*schuldigimsinnederanklage*
www.samanyoluhaber.com (http://www.samanyoluhaber.com/) sitesini arayan .....
Naaaaaaja!........
al_sancagim
29.10.07, 17:43
Hurriyet ayni oyunlarin pesinde...
Birde arada bir nutuk atarlar "gatecilikde yine bir ilkeye imza attik" diye ...
Olsa olsa ilkel gazetecilikdir bu... Akillansinlar.. biraz "siyasi ahlak" diyorsak, bu gateciligide bir bakimdan ilgilendirir!
Naaaaaaja!........
Nur für dich Wolf, damit du nicht auf diese Site dieser Fundamentalisten musst:
http://www.samanyoluhaber.com/images/resim/davetiye2.jpg
Nur für dich Wolf, damit du nicht auf diese Site dieser Fundamentalisten musst:
Ich bin hier gerade etwas am Grinsen........ bin ich der einzige, dem etwas seltsames auffällt?
EDIT: Sogar zwei Sachen! :D
Aaaach, kommt schon, so schwer ist das nicht! :brüll:
Aaaach, kommt schon, so schwer ist das nicht! :brüll:
Meinst du Zeit und Ort?
Meinst du Zeit und Ort?
Ganz genau! Die Hürriyet schreibt von 10:00 morgens im Stadion (/auch auf den Bildern ist es hell), die Einladung hingegen von abends im ögretmenevi.
Gibts also noch ein paar bessere Beweise, für die der eine oder andere sich bedanken kann, oder bleibts dabei? ;)
Haaaaaaaalloooooooooo!!!!!!!!! !!! Neredesiniz? Yalniz biraktiniz beni? :buuh:
Oh, die Hürriyet hat den "Beweis" ihrer Lüge schon in den Artikel eingebaut. Ist ja ein toller "Beweis", den sich Samanyolu, die Hüter der einzig wahren Wahrheit da ausgesucht haben!
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7580491.asp?gid=180&sz=43353
Was ist los, Jungs! Mit bedanken wart Ihr alle so flott und jetzt seid Ihr auf einmal alle weg, wie soll ich das deuten?
Ganz genau! Die Hürriyet schreibt von 10:00 morgens im Stadion (/auch auf den Bildern ist es hell), die Einladung hingegen von abends im ögretmenevi.
Gibts also noch ein paar bessere Beweise, für die der eine oder andere sich bedanken kann, oder bleibts dabei? ;)
Kann ich gerne nachreichen...
Du meinst also es klingt plausiebel, das alle nach Hause fahren um ihre Frauen abzuholen?
Nehmen wir mal an es ist plausiebel...
Aber irgendwie ignorierst du auch die Frau vom Kaymakam (die da alleine sas, und zu der sich seine Frau gesellte, also ebenfalls ganz vorne) und die Frau vom "Komutan" (die ja auch beim Handshaken dabei war) sowie die fünf Frauen auf dem Bild (du hast dich wohl zusehr an das Tageslicht konzentriert, kann vorkommen).
Aber natürlich müssen wir das so auffassen, das eben NUR die Frau mit dem Kopftuch fehl am Platz ist!
Und irgendwie machen wir genau das, was die damit bezwecken wollten....
brauchst nur mal die Kommentare bei Hürriyet nachlesen
Was ist los, Jungs! Mit bedanken wart Ihr alle so flott und jetzt seid Ihr auf einmal alle weg, wie soll ich das deuten?
Sorry hatte nen Telefongespräch mit meinem Onkel----
Kulah,
zwischen den beiden Einladungen bzw. Events liegen ca. 10 Stunden! :rolleyes:
Es ist Dir einfach nicht aufgefallen, Du hast es auch nicht überprüft, Du hast Dich geirrt, hab doch einfach die Eier in der Hose das zuzugeben. Es ist keine Schande! Aber diese Winderei und dem-Thread-Fernbleiberei ist wirklich unerträglich.
Samanyolu hat Scheiße erzählt, so einfach ist es! Und ich habe von Fundamentalisten auch nichts anderes erwartet!
EDIT: Jetzt bin ICH erst einmal für 2 Stunden weg. Bin noch am umziehen.
Kulah,
zwischen den beiden Einladungen bzw. Events liegen ca. 10 Stunden! :rolleyes:
Nö.. 9 Stunden *klugscheiss*
Es ist Dir einfach nicht aufgefallen, Du hast es auch nicht überprüft, Du hast Dich geirrt, hab doch einfach die Eier in der Hose das zuzugeben. Es ist keine Schande! Aber diese Winderei und dem-Thread-Fernbleiberei ist wirklich unerträglich.
Nehmen wir an dem ist so, es existiert eine gesonderte Einladung, wo ist sie dann, wieso wird sie nicht nachgereicht?
Samanyolu hat Scheiße erzählt, so einfach ist es! Und ich habe von Fundamentalisten auch nichts anderes erwartet!
Wieso ignorierst du die Tatsache, das alle anderen mit ihren Frauen anwesend waren, nur die mim Kopftuch das Problem der Probleme ist, darauf hätte ich auch gerne eine Antwort.
EDIT: Jetzt bin ICH erst einmal für 2 Stunden weg. Bin noch am umziehen
Viel Spass.. by the way.... wohin... andere Stadt?
Edit: Allah yardimcin olsun :p
Nehmen wir an dem ist so, es existiert eine gesonderte Einladung, wo ist sie dann, wieso wird sie nicht nachgereicht?
Wer sollte das tun? Die Samanyolu hat rumgeheult "Wir haben die Hürriyet bei einer Lüge erwischt!" und präsentieren einen Beweis, der nicht einmal als Klopapier taugt. Der ERSTELLER einer These ist zur Beweisführung verpflichtet und kein anderer.
Wieso ignorierst du die Tatsache, das alle anderen mit ihren Frauen anwesend waren, nur die mim Kopftuch das Problem der Probleme ist, darauf hätte ich auch gerne eine Antwort.
Es ist einfach nicht das Thema und es ist auch nicht MEIN Thema. Wenn die Militärs das so wollen, ist das IHRE Sache. Es ging darum, ob die Hürriyet lügt oder nicht und die angeblichen "Beweise" und was Fundis dafür halten.
Meine EIGENE Meinung zur Kopftuchdebatte ist mehr als bekannt.
Viel Spass.. by the way.... wohin... andere Stadt?
Naja...... "Nachbardorf" triffts besser. :D
Edit: Allah yardimcin olsun :p
Wenn Du das ernst meinst, danke schön. Wenn nicht, ignoriere das danke schön bitte einfach.
@Önkuzu
Du kannst Dich tausendmal bedanken, das hilft nicht über die Tatsache hinweg, dass Du offenbar nicht einmal in der Lage bist, einen Dreizeiler richtig zu lesen. Das passiert wahrscheinlich, wenn man beim "AUUUUUUUUUUUUUUUUUUUHHHHHHHHHH HHHHHHHHHH!" immer nach oben guckt. :brüll:
Kutlamaların tamamlanmasının ardından Yarbay Vedat Göger, milletvekili Muzaffer Baştopçu’nun türbanlı eşinin hala tribünde oturduğunu görünce yerine oturmadan, beraberindeki subay ve astsubaylara baktıktan sonra tribünden inerek diğer askerlerle birlikte stadyumu terketti
Türbanlilari ön siralara laik görmeyenler
bugün yine 3 sehit verdik
:buuh:
ve yine en ön siralarada tabutlara sarilarak aglayan türbanli analar olacak .Ve bugün buradan kacanlar o analarin hangi yüzle ellerini öpecek acilarini paylasacak .
Iki yüzlülere lanet olsun !
@Önkuzu
Du kannst Dich tausendmal bedanken, das hilft nicht über die Tatsache hinweg, dass Du offenbar nicht einmal in der Lage bist, einen Dreizeiler richtig zu lesen. Das passiert wahrscheinlich, wenn man beim "AUUUUUUUUUUUUUUUUUUUHHHHHHHHHH HHHHHHHHHH!" immer nach oben guckt. :brüll:
Bana bak!
Ben istedigime "tesekkür" veririm...gün gelmistir sana da "tesekkür" verdim..ve bu konuda kimseye hesap vermem ve kimsede benden bu konuda "hesap" soramaz...senin derdin ne?
Ben Kulah´in "basörtü ve türban" konusunda sergiledigi durusundan ve fikrinden öte destek veririm. Kulahin genelde olan "türban" durusundan ona sonsuz destegimi esirgemem. Bu benim kendi öz iradem.
Eger dünkü mevzuyu devam ettirmek istiyorsan, et! Kin ve düsmanlik gütmek istiyorsa, et!
Ama benim "kutsaliyetimle" dalga gecme!
Ben istedigime "tesekkür" veririm...gün gelmistir sana da "tesekkür" verdim..
Hmmm..... burada haklisin.
Söyledigimi geri aliyorum.
Wer sollte das tun? Die Samanyolu hat rumgeheult "Wir haben die Hürriyet bei einer Lüge erwischt!" und präsentieren einen Beweis, der nicht einmal als Klopapier taugt. Der ERSTELLER einer These ist zur Beweisführung verpflichtet und kein anderer.
Richtig, der Ersteller "dieser These" ist aber nach wie vor die Hürriyet. Das einzige was ich STV vorwerfen kann, ist "mal wieder" schlecht recherchiert zu haben. Statt wie du sagst (und richtig) eine Einladung für den Abend vorzulegen, hätten Sie auch auf die Tatsache eingehen sollen, das "alle anderen" im Stadion mit ihren Ehefrauen zugegen waren.
Aber wie gesagt, ändert nichts an der Tatsache, das die Hürriyet "mal wieder" Tatsachen verzerrt!
Es ist einfach nicht das Thema und es ist auch nicht MEIN Thema. Wenn die Militärs das so wollen, ist das IHRE Sache. Es ging darum, ob die Hürriyet lügt oder nicht und die angeblichen "Beweise" und was Fundis dafür halten.
Ich finde nicht das es "Ihr" Thema ist.. wer bitte ist das millitär, das mein Volk nicht zählt und auch noch einen auf beleidigt macht (falls es dem so ist, wer weiss, vll. hatten die andere wichtige Termine, immerhin befinden wir uns im Ausnahmezustand! Deshalb möchte ich das diese Worte von mir vorsichtig zu geniesen sind). Diese Option oder Version der Geschichte halte ich mir noch offen.
Wenn Du das ernst meinst, danke schön. Wenn nicht, ignoriere das danke schön bitte einfach.
Natürlich meine ich das Ernst, nur ich weiss nicht vieviel du auf solche Sprüche gibst. Sonst geizt du ja auch nicht immer mit deinen Bemerkungen über "Allah korusun" etc.
Richtig, der Ersteller "dieser These" ist aber nach wie vor die Hürriyet. Das einzige was ich STV vorwerfen kann, ist "mal wieder" schlecht recherchiert zu haben. Statt wie du sagst (und richtig) eine Einladung für den Abend vorzulegen, hätten Sie auch auf die Tatsache eingehen sollen, das "alle anderen" im Stadion mit ihren Ehefrauen zugegen waren.
Das hat aber nichts mit dem Thema zu tun, denn die Hürriyet schreibt eindeutig:
Kutlamalara, Muzaffer Baştopçu’nun eşinin türbanlı olduğu bilindiğinden eşsiz davet edildiği, buna rağmen Baştopçu'nun eşini de törene getirdiği belirtildi.
Dann waren auch alle anderen Frauen eingeladen, nur SEINE eben nicht. Das widerspricht sich in keinster Weise. Die Samanyolu hat behauptet, dass dies nicht wahr wäre und zeigt als "Beweis" eine Einladung zu einer ganz anderen Veranstaltung.
Außerdem: Wenn Du mal vergleichst, wie lange ich gebraucht habe um zu erkennen, dass dieser Schrieb nicht zu diesem Event gehören kann, kann von "schlechter Recherche" nicht wirklich die Rede sein. Das war einfach glatt gelogen!
Dass es Euch nicht aufgefallen ist, kann man Euch nicht vorwerfen (es sei denn, ich habe gerade Lust dazu :D ) aber ein Zeitungsjournalist sollte das sofort bemerken, das ist nämlich zufälligerweise sein Beruf.
Aber wie gesagt, ändert nichts an der Tatsache, das die Hürriyet "mal wieder" Tatsachen verzerrt!
Was genau soll denn "verzerrt" sein? Die Hürriyet sagt, dass SEINE Frau nicht eingeladen war. Ich sehe da noch keine Verzerrung.
Ich finde nicht das es "Ihr" Thema ist.. wer bitte ist das millitär, das mein Volk nicht zählt und auch noch einen auf beleidigt macht.
Im Zweifelsfall die mit der Waffe in der Hand. Ansonsten kannst Du auch hier im Forum sehen, welches Ansehen das Militär genießt. Für mich persönlich ist der Stellenwert sogar noch etwas höher, weil wir familiär eine Militärtradition haben.
Wenn das Militär sich mit dem Volk anlegen will, ist das ebenfalls seine Entscheidung, im Zweifelsfall verspielen sie damit Sympathie.
Natürlich meine ich das Ernst, nur ich weiss nicht vieviel du auf solche Sprüche gibst.
Das ist so nicht richtig. Für ein gut gemeintes "Allah rahatlik versin" oder "Allah kolaylik versin" bin ich immer dankbar. Nicht weil ich denke, dass es was bringt, sondern weil es gut GEMEINT war. Gleichermaßen benutze ich diese Sprüche auch, wenn ich weiß, dass sie meinem Gegenüber etwas bedeuten.
Sonst geizt du ja auch nicht immer mit deinen Bemerkungen über "Allah korusun" etc.
Bei Sprüchen wie "Allah izin verirse dünya sampiyonu oluruz!" oder "Allah'in izniyle enflasyon düser!" bremse ich mich natürlich nicht. Weder die Brasilianer (dünya sampiyonu) noch die Deutschen (oder Japaner) verlassen sich bezüglich Inflation auf Allah....... und sind trotzdem um Klassen besser als wir.
Ich schaue mir denjenigen an, der an dem Platz ist, wo ich gerne sein würde und schaue, was ich von ihm LERNEN kann. Wenn wir nur auf Allah vertrauen um Fussball-Weltmeister zu werden, werden wir (trotz Amokbeterei) nicht einmal die Vorrunden überstehen.
Deswegen HASSE ich solche Sprüche, wenn man versucht Faulheit durch Beten zu kompensieren!
Hi,
ich weiß nicht, ob nun alle 122 Seiten über das Kopftuch diskutiert wurde...
ich nehme mal an nicht, also stelle ich euch mal zwei fundierte Seiten zum Kopftuch, wie es im Koran erwähnt wird, wie es gedeutet wurde und wird zur Verfügung: (PS: Wisst ihr, dass eigentlich Goldschmuck für Männer auch nicht schicklich ist? Kein Gangsta-Style... ;))
"
Ein anderes in der Öffentlichkeit vieldiskutiertes rechtliches Problem ist die Verschleierung der Frau, für die man sich von muslimischer Seite aus gerne auf den Koran beruft. In diesem Zusammenhang werden drei Verse als mögliche Begründung genannt, wobei es interessant ist, daß alle drei Verse aus medinensischen Suren stammen. Bei der Betrachtung der ersten Stelle, nämlich Sure 24, 31, ist es wichtig, auch den vorhergehenden Vers zu beachten; er zeigt nämlich, daß hier ganz allgemein von den Grundregeln der Schicklichkeit die Rede ist, die Männer ebenso wie Frauen betreffen. Die beiden Verse lauten:
[30] Sag zu den gläubigen Männern (mu’minun), daß sie ihre Blicke niederschlagen und ihre Scham (farg) hüten sollen. Das bedeutet Reinheit für sie. Gott weiß Bescheid über das, was sie tun. [31] Und sag zu den gläubigen Frauen (mu’miriat), daß sie ihre Blicke niederschlagen und ihre Scham hüten sollen, daß sie ihren Schmuck nicht zur Schau stellen sollen, mit Ausnahme dessen, was ohnehin davon sichtbar ist. Sie sollen ihr Tuch (himar; laut Paret: Schal; laut Khoury: Schleier) über den Halsausschnitt schlagen und ihren Schmuck nicht zur Schau stellen ...
Das hier für die Frauen erwähnte besondere Kleidungsstück war ein großes Umschlagtuch oder eine Art von Schalgewand, das über das weit ausgeschnittene Untergewand (izar) geschlagen wurde; es bedeckte zwar den Kopf, nicht aber das Gesicht. Es ist jedenfalls bemerkenswert, daß an dieser Stelle keines der in der altarabischen Dichtung benutzten Wörter für
den Gesichtsschleier im engeren Sinne verwendet wird. Das trifft übrigens auch für die zweite der hier zu besprechenden Stellen zu; sie stammt aus Sure 33, die besondere Anweisungen für die Frauen des Propheten enthält (33, 30–34. 59). Aus dem Text der gesamten Sure geht mit aller Deutlichkeit hervor, daß der Prophet zu dieser Zeit in Medina bereits eine
herausgehobene Stellung hatte und daß sich daraus bestimmte Sonderrechte für ihn und seine Frauen ergaben (33, 59):
Prophet! Sag deinen Gattinnen und deinen Töchtern und den Frauen der Gläubigen, sie sollen etwas von ihrem Gewand (gilbab) über sich hinabziehen, das ist passender dafür, daß sie erkannt und nicht belästigt werden. Siehe, Gott ist vergebend und barmherzig.
Wie der himar war der gilbab offenbar ein weites Tuch. Aus dieser Stelle geht freilich nicht hervor, wie man sich die Umhüllung genau vorzustellen hat und ob es tatsächlich eine Gesichtsverhüllung gab. Jedenfalls sollte aus der Art der Bekeidung der besondere soziale Rang der Frauen (etwa im Unterschied zu Sklavinnen) sofort erkennbar sein, so daß sie vor möglichen Übergriffen geschützt waren.
Die dritte Stelle (33, 53) lautet:
Und wenn ihr sie [d. h. die Frauen des Propheten] um etwas bittet, was ihr braucht, so tut das hinter einer Abschirmung (higab).
Mit higab ist aber keineswegs ein „Kleidungsstück“ gemeint, sondern eine Art Trennwand bzw. ein irgendwie trennender Gegenstand (ob Mauer, Paravent oder Vorhang), der auch an anderen Stellen im Koran erwähnt wird: Zwischen den Bewohnern des Paradieses und der Hölle ist ein higab (7, 46); Maria zieht sich vor ihren Angehörigen nach Osten zurück und verbirgt sich hinter einem higab (19, 16f.); zwischen Mohammed und den Ungläubigen besteht ein trennender higab (17, 45; 41, 5), und Gott redet zu Menschen nur durch „Offenbarung“ (wahy) oder eben „hinter einem higab“ (42, 51). Ob man higab nun mit „Vorhang“ oder „Trennwand“
übersetzt, klar ist im Hinblick auf Sure 33, 53, daß eine „Abschirmung“ der Prophetenfrauen beabsichtigt ist. Ein eindeutiger Grund dafür geht aus dem Wortlaut des Korantextes nicht hervor. Daher ist es nicht verwunderlich, daß es zur Begründung dieser Offenbarung eine ganze Reihe von widersprüchlichen Überlieferungen gibt.
Die Ausdehnung der „Abschirmung“ auf alle Frauen überhaupt stellt erst eine spätere Entwicklung im islamischen Recht dar, die sich u. a. auf die Erwähnung der „gläubigen Frauen“ in einem benachbarten Vers beruft (33, 59). Die heutige Verwendung des Wortes higab im Sinne von „Kopftuch“ bzw. „Schleier“ kann jedenfalls, um ein Fazit zu ziehen, aus dem Koran nicht begründet werden. Das haben übrigens auch schon die islamischen Reformer des letzten Jahrhunderts überzeugend dargelegt, wie z. B. der Ägypter Qsim Amn (1865–1908) in seinem berühmten Buch „Die Befreiung der Frau“, das 1899 in Kairo erschien.
"
aus:
Bobzin, Hartmut: Der Koran : eine Einführung – München : Beck, 1999 (C. H. Beck Wissen in der Beck’schen Reihe ; 2109) ISBN 3 406 43309 X
arrivederci, LG lynxxx
Das hat aber nichts mit dem Thema zu tun, denn die Hürriyet schreibt eindeutig:
Kutlamalara, Muzaffer Baştopçu’nun eşinin türbanlı olduğu bilindiğinden eşsiz davet edildiği, buna rağmen Baştopçu'nun eşini de törene getirdiği belirtildi.
Ohh wie habe ich DAS vermisst....
Weiter hier ein Zitat
İlçe Kaymakamı Erol Türkmen de davetiyenin resepsiyon davetiyesi olduğunu belirterek, “Biz resmi görevliler dışında kimseye bayram kutlamaları için davetiye göndermedik. Sayın milletvekili eşiyle birlikte geldiler. Kendileri milletvekili olduğu için görevimiz gereği ‘Siz protokol tribününe giremezsiniz’ diyemezdik. Gönderdiğimiz resepsiyon davetiyelerinin hiçbirinde de ‘eşli’ ve ‘eşsiz’ diye ayırım yapmadık. İsteyen getirir, isteyen getirmez'' dedi.
Quelle ist die Milliyet!
Dann waren auch alle anderen Frauen eingeladen, nur SEINE eben nicht. Das widerspricht sich in keinster Weise. Die Samanyolu hat behauptet, dass dies nicht wahr wäre und zeigt als "Beweis" eine Einladung zu einer ganz anderen Veranstaltung.
Wenn es dem so wäre, scheinst du kein Problem damit zu haben?
Außerdem: Wenn Du mal vergleichst, wie lange ich gebraucht habe um zu erkennen, dass dieser Schrieb nicht zu diesem Event gehören kann, kann von "schlechter Recherche" nicht wirklich die Rede sein. Das war einfach glatt gelogen!
Bayram törenine "Davetiye" yollanmamis, gönderilen Davetiyede ise Esli denmis.. Wie kommt man nun darauf, das er zu einer Organisation Ohne Frau zur anderen mit Frau kommen soll?
Dass es Euch nicht aufgefallen ist, kann man Euch nicht vorwerfen (es sei denn, ich habe gerade Lust dazu :D ) aber ein Zeitungsjournalist sollte das sofort bemerken, das ist nämlich zufälligerweise sein Beruf.
Jupp, aber Samanyolu ist keine Tageszeitung *wiederklugscheiss*. Aber ändert nichts an der Tatsache.. schlamperei!
Was genau soll denn "verzerrt" sein? Die Hürriyet sagt, dass SEINE Frau nicht eingeladen war. Ich sehe da noch keine Verzerrung.
Seine Frau wurde auch nicht ausgeladen, oder wo liest oder hörst du das?
Im Zweifelsfall die mit der Waffe in der Hand. Ansonsten kannst Du auch hier im Forum sehen, welches Ansehen das Militär genießt. Für mich persönlich ist der Stellenwert sogar noch etwas höher, weil wir familiär eine Militärtradition haben.
Moment.. nicht das Millitär, sondern unsere Soldaten geniesen ein hohes Ansehen. Und glaube, es werden sehr viele auf die Strasse gehen, sollte sich das Millitär dazu entscheiden, mal kurzerhand die Macht an sich zu reissen. Und mit solchen kapriolen sinkt das ansehen Tag für Tag!
Wenn das Militär sich mit dem Volk anlegen will, ist das ebenfalls seine Entscheidung, im Zweifelsfall verspielen sie damit Sympathie.
Entweder führen sie eine knallharte Junta ein, mit Massenexecutionen Täglich, oder sie bekommen es knallhart zurück vom Volk! Darüber habe ich nicht die geringste Zweifel!
Das ist so nicht richtig. Für ein gut gemeintes "Allah rahatlik versin" oder "Allah kolaylik versin" bin ich immer dankbar. Nicht weil ich denke, dass es was bringt, sondern weil es gut GEMEINT war. Gleichermaßen benutze ich diese Sprüche auch, wenn ich weiß, dass sie meinem Gegenüber etwas bedeuten.
Gut, dann weiss ich bescheid.
Bei Sprüchen wie "Allah izin verirse dünya sampiyonu oluruz!" oder "Allah'in izniyle enflasyon düser!" bremse ich mich natürlich nicht. Weder die Brasilianer (dünya sampiyonu) noch die Deutschen (oder Japaner) verlassen sich bezüglich Inflation auf Allah....... und sind trotzdem um Klassen besser als wir.
Ich schaue mir denjenigen an, der an dem Platz ist, wo ich gerne sein würde und schaue, was ich von ihm LERNEN kann. Wenn wir nur auf Allah vertrauen um Fussball-Weltmeister zu werden, werden wir (trotz Amokbeterei) nicht einmal die Vorrunden überstehen.
Deswegen HASSE ich solche Sprüche, wenn man versucht Faulheit durch Beten zu kompensieren!
Sehe ich nicht so....
ich sage täglich meine Gebete auf wenn ich meinen Laden aufmache, bete zu Gott das er es segnet, sage jedem Nasib olursa, Allaha sükür etc. Trotzdem sorge ich das es sauber ist, das es gut ist, das ich Werbung mache und vor allem nett und freundlich bin zu meinen Gästen.
Keiner vertraut nur auf Gott, und legt sich auf die Seite und wartet ab. Oder kennst du so einen?
Mohammed Atta... der legt sich mit dem Flugzeug auf die Seite, wartet ab und vertraut auf Gott... ;)
İzmir'deki kutlamalarda albaydan yaşlı başörtülülere protokol yasağı
http://medya.zaman.com.tr/2007/10/30/izmir.jpg
İzmir'in Narlıdere ilçesindeki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında bir albay, protokol tribününde oturan iki başörtülü yaşlı kadından rahatsız oldu.
Demokrasi Meydanı'ndaki kutlamalar, İstihkam Okulu Komutanı Albay Çağatay Erdoğan'ın, başörtülü iki yaşlı kadının protokolden atılmasını istemesi yüzünden gergin başladı. Yaşları 60 civarında olan iki kadın polis nezaretinde protokol tribününden gönderilince Albay Erdoğan yerini aldı.
Albayın tutumu, protokoldekiler ve halk tarafından yadırgandı. Albay Erdoğan'ın kaymakam, Emniyet müdürü ve Milli Eğitim müdürünün de aralarında bulunduğu Narlıdere protokolünün önünde, başörtülü hanımlar protokolden çıkarılmadığı takdirde törene katılmamakla tehdit ettiğini belirten AK Parti Narlıdere İlçe Başkanı Hamdi Ünal, 60 yaşındaki iki kadından rahatsız olunmasına üzüldüklerini ifade etti. Özellikle CHP'lilerin, 'Bugün dört, yarın 24 oluyorlar,' diyerek olayı körüklediğini anlatan Ünal, kendilerinin de tepki olarak protokolü terk ettiğini belirtti. Albay Erdoğan'a, "Bu kadar güzellikler varken iki kişinin başı kapalı olarak oturmasında ne var?" dediğini aktaran Narlıdere Kaymakamı Hasan Gürsoy da törenin anlamına uygun kutlandığını hatırlattı. Albayın tavrını görevlilerin ve halkın da gördüğünü açıklayan Gürsoy, töreni seyretmek üzere dışarıda da başörtülü vatandaşlar bulunduğunu hatırlatarak, Narlıdere gibi bir yerde bu tür olayların yaşanmasından üzüntü duyduğunu belirtti.
Mustafa Yüksel, İzmir - ZAMAN
-------------------------------------------------
"Bizim Bas örtüsüyle derdimiz yok, okullarda cocuklara zorunlu oldugundan istemiyoruz" palavrasina samar.
Bence Askere artik Basörtülü Esi yada Annesi olanlari almasinlar. Irticacilara imkan tanimasinlar! Madem Cumhuriyet sadece "bunlarin", kendileri savunsunlar.
...
aus:
Bobzin, Hartmut: Der Koran : eine Einführung – München : Beck, 1999 (C. H. Beck Wissen in der Beck’schen Reihe ; 2109) ISBN 3 406 43309 X
arrivederci, LG lynxxx
ähm,
Hartmut Bobzin ist kein Gelehrter. Er kann viel erzählen. Erst einmal muss man sich in der Sprache, Grammatik des Korans auskennen. Dann noch mit den Überlieferungen auseinandersetzen, um den Offenbarungsgrund zu kennen etc. etc.
Bobzin ist Islamwissenschaftler und hat nicht die Kompetenz so ein Urteil abzugeben.
Bitte, lernt den Islam von Leuten die Muslime sind und nicht von Leuten wie Bobzin die keine Muslime sind und auch noch eine Abneigung gegen den Islam haben.
Hallöchen Atahan.
nun ist es doch ein wenig länger geworden, da ich hier im Forum öfter höre, ach, der ist doch Ungläubiger, das kann doch nicht stimmen, was der schreibt, also lese ich es auch erst gar nicht...
Das regt mich allmählich auf, und jeder, der mir damit nochmal kommt, den verweise ich dann exemplarisch auf diesen Post hier. (Wenn ich ihn nochmal wiederfinde ... ;-) )
Erst Lesen, dann denken, dann begründen, dann belegen, so versuche ich mich hier zu verhalten... :)
ähm,
Hartmut Bobzin ist kein Gelehrter.
ähm, er ist kein Gelehrter?
Dann schau mal seine Vita an, die ich unten poste...
Erst einmal muss man sich in der Sprache, Grammatik des Korans auskennen. ähm, ich versteh dich nicht? :think:
siehe unten...
Bobzin ist Islamwissenschaftler und hat nicht die Kompetenz so ein Urteil abzugeben.Was ist denn sein Urteil? Wertet er?
Welche Kompetenz braucht er denn noch, außer arabisch, hebräisch, aramäisch, nabatäisch, alt-arabisch, alt-hebräisch und äthiopisch?
Hat er keine Kompetenz, wenn sogar er einen Artikel für die renommierte Encyclopaedia of Qur'an verfasste?
nur ein Beispiel seiner umfangreichen Literatur, schau:
Translations of the Qur’ān, in: Encyclopaedia of the Qur’ān, Bd. 5, Leiden – Boston 2006, S.
340-358
Bitte, lernt den Islam von Leuten die Muslime sind und nicht von Leuten wie Bobzin die keine Muslime sind Weißt du was, ich halte mich da lieber an die hadithe von Muhammad, z.B.:
- Das Wissen ist das verlorene Gut eines Muslim. Wo immer er es findet, [also überall!] möge er es aufheben.
- Erwerbt Wissen von der Wiege bis zum Grab.
- Auch wenn das Wissen in China ist, geht es euch holen.
- Der Wissenserwerb ist farz (koranisches Gebot) den Männern sowie den Frauen.
- Für alles gibt es Wege und der Weg zum Paradies ist der Wissenserwerb.
- Es gibt keine schlimmere Armut als die Unwissenheit.
- Der Rang der Wissenschaft ist der höchste Rang.
-Jemand, der für den Wissenserwerb aufgebrochen ist, ist auf dem Weg ins Paradies.
- Derjenige, der Wissen erwirbt, wird von Gott reich belohnt. Derjenige, der Wissen erwirbt und dieses auch anwendet, den lehrt Gott, was er nicht weiß.
- Ein für den Wissenserwerb verbrachter Tag ist Gott lieber als 100 Kriege für Gott.
- Die Tinte des Gelehrten ist heiliger als das Blut des Märtyrers.
usw.
und weiß du noch was: Selbst wenn Muhammad dieses nicht gesagt hätte, so kann man nicht das Wissen nutzen, wenn es einem passt, und das Wissen ignorieren, wenn es einen stört. Wissen ist neutral und wertfrei (sollte es zumindest sein). Klar ist natürlich, dass vieles auch, bis es zu Fakten werden, Vermutungen/Hypothesen sind, darüber kann man diskutieren.
Aber wenn du Wissen von Nichtmuslimen nicht haben möchtest, dann solltest du überlegen, eine Gemeinde wie die Amish-Leute in den USA zu gründen, die ohne Autos, ohne Telefon, ohne TV, usw. leben...
Sonst lebst du inkonsequent, denn woher willste wissen, was gottgefälliges Wissen ist, wenn schon Muhammad dazu aufruft, das Wissen überall aufzunehmen, und sei es in China?
Ich finde es schade, dass von einigen voller Vorurteile gleich abgeblockt wird, wenn etwas zum Islam von Nichtmuslimen kommt, egal, ob das gleiche auch in muslimischen Büchern steht. (Sogar mein lieber "Der Schakal" hat mich mit so einer Äußerung enttäuscht, obwohl er sonst sehr gut schreibt und ich ihn gerne mag.)
und auch noch eine Abneigung gegen den Islam haben.hast du Belege dafür? Link? Kennst du ihn persönlich, oder warst bei einer Diskussionsrunde?
Ich glaube eher, dass er den Islam liebt, dass er den Islam verteidigt, dass er sein Leben dem Islam gewidmet hat und viele Verdienste um das Arabische und das Verständnis des Islam erlangt hat, oder kannst du mir erklären, warum er hier den Islam verteidigt, wenn er eine Abneigung hätte??
aus:
http://www.buergerimstaat.de/4_01/islam05.htm
Zitat Bobzin:
"
Unter dem Eindruck des 11. Septembers
Das Bild des Islams in der öffentlichen Meinung europäischer Länder und vor allem auch Nordamerikas ist durch zahlreiche, teils jahrhundertealte Vorurteile geprägt. ...
Kann man unter diesem Eindruck über "Islam und Toleranz" schreiben?
Man muss es tun!
Ja, man muss mit aller Kraft nicht nur die schrecklichen Bilder der allerjüngsten Ereignisse zu vertreiben suchen, sondern auch die zahlreichen älteren Vorurteile zunächst einmal beiseiteschieben, um zurückzufinden zu besonnener historischer Betrachtung, die dem ebenso komplexen wie komplizierten Thema "Islam und Toleranz" wenigstens ansatzweise gerecht wird. Denn, um zwei Dinge gleich vorweg zu sagen, zu Beginn der Geschichte des Islam wurden keineswegs Bekehrungsfeldzüge mit "Feuer und Schwert" geführt, und hinter vielen der heute so gerne gezeigten Bilder von "Terror und Islam" stehen Bewegungen, die sich zur Verfolgung bestimmter politischer Ziele ganz bewusst der Religion bedienen, um eine möglichst große Massenwirkung zu erzielen. Und schließlich liegen die Ursachen zahlreicher sozialer und politischer Konflikte, als deren Lösung der Islam angepriesen wird, nicht zuletzt in dem, was man in zugegeben pauschaler Weise das Erbe des Kolonialismus nennen könnte.
"
Das hätte auch yücel, oder viele andere kompetente hier im Forum schreiben können...
Nein, Atahan, vielleicht hast du nicht meinen ganzen Post gelesen, aber ansonsten gibt es genügend Historiker (Wehler, usw.), die den Islam blöd finden, aber Bobzin gehört sicherlich nicht dazu.
Kurze Vita von Hartmut Bobzin aus der Wiki, steht so auch auf Bobzins Uni-Seite:
Hartmut Bobzin (* 1946 (http://de.wikipedia.org/wiki/1946) in Bremen (http://de.wikipedia.org/wiki/Bremen)) ist ein deutscher Orientalist (http://de.wikipedia.org/wiki/Orientalist). Bobzin studierte von 1966 bis 1973 evangelische Theologie (http://de.wikipedia.org/wiki/Theologie), Religionswissenschaften (http://de.wikipedia.org/wiki/Religionswissenschaften), Semitistik (http://de.wikipedia.org/wiki/Semitistik) und Indologie (http://de.wikipedia.org/wiki/Indologie) an der Universität Marburg (http://de.wikipedia.org/wiki/Marburg)/Lahn, wo er 1974 promovierte. Nachdem er bis 1976 einen Studienaufenthalt in Damaskus (http://de.wikipedia.org/wiki/Damaskus) verbracht hatte, wo er Arabistik (http://de.wikipedia.org/wiki/Arabistik) studierte, ging er an die Friedrich-Alexander-Universität Erlangen-Nürnberg (http://de.wikipedia.org/wiki/Friedrich-Alexander-Universit%C3%A4t_Erlangen-N%C3%BCrnberg), wo er 1981 Akademischer Rat (http://de.wikipedia.org/wiki/Akademischer_Rat) wurde. 1986 hat er sich für das Lehrgebiet Semitische Philologie (http://de.wikipedia.org/wiki/Philologie) und Islamwissenschaft (http://de.wikipedia.org/wiki/Islamwissenschaft) habilitiert. Für seine Habilitationsschrift „Der Koran im Zeitalter der Reformation“ erhielt er den Habilitationspreis der Fakultät. Im Jahr 1992 erhielt er eine Professur für Islamwissenschaft. Seit 2003 ist er auch ordentliches Mitglied der Philosophisch-historischen Klasse der Bayerischen Akademie der Wissenschaften (http://de.wikipedia.org/wiki/Bayerische_Akademie_der_Wissen schaften). Von 2002 bis 2006 war er Prorektor (http://de.wikipedia.org/wiki/Prorektor) der Universität Erlangen-Nürnberg und für internationale Beziehungen zuständig.
Im Mittelpunkt der Forschungsinteressen stehen der Koran und seine Rezeption im Abendland. 1995 erschien die 1988 mit dem Habilitationspreis der Fakultät (Otto-Seel-Preis) ausgezeichnete umfangreiche Studie „Der Koran im Zeitalter der Reformation“. Weitere Verbreitung fanden die inzwischen in mehreren Auflagen erschienenen Bücher „Der Koran: Eine Einführung“ (1999) und „Mohammed“ (2000; italienisch 2002, spanisch 2003, koreanisch 2005; chinesisch und kroatisch in Vorbereitung). Ein weiterer Forschungsschwerpunkt sind die islamisch-christlichen Beziehungen in Vergangenheit und Gegenwart. Mitbegründer der „Zeitschrift für arabische Linguistik“, die seit 1978 regelmäßig erscheint, und Mitherausgeber der im Harrassowitz Verlag erscheinenden Publikationsreihen Diskurse der Arabistik“ und Arabische Studien“. Besonderes Interesse dem orientalistischen Werk von Friedrich Rückert, der von 1826-41 in Erlangen Orientalische Sprachen lehrte. Rückerts in Erlangen entstandene Koranübersetzung, die besonders für ihre poetische Sprache berühmt ist, wurde 1995 (in Zusammenarbeit mit Prof. Wolfdietrich Fischer) im Ergon-Verlag, Würzburg neu herausgeben (inzwischen in 4. Auflage erschienen), ebenso wie einige Jahre zuvor seine bisher unpublizierte Sammlung altarabischer Sprichwörter sowie Übersetzungen aus dem Werk des persischen Dichters Hafis. Gegenwärtig Arbeit an einer völlig neuen Koranübersetzung; als Vorarbeit dazu erschien 2005 im Herder-Verlag (Freiburg) das „KoranLeseBuch“ (HERDER-spektrum, 5203).
http://www.orientalistik.uni-erlangen.de/docs/File/bobzin/bobzin_cv.pdf
Wer eine wissenschaftliche renommierte Zeitschrift mitbegründet, wer den kompletten Koran übersetzen will, der scheint mir doch kompetenter als so mancher andere zu sein.
(Wahrscheinlich hat er auch mehr Ahnung, als viele Imame hier, die vielleicht den Koran auswendig können, die wissen, wie man sich als guter Muslim richtig verhält, die wissen, in welchem hadith man nachschlagen muss, die aber nicht so genau wissen, warum man so handeln sollte, wie diese Handlungsanweisungen entstanden sind, welcher historischer Kontext drumherum ist, wie unter Muslimen jahrhundertelang darüber diskutiert wurde, usw.
Sonst wäre er nämlich kein Imam geworden, sondern Professor an einer (auch in der Türkei, aber auch woanders) internationalen Universität... ;)
Oder schau mal, was er so verfasst hatte, unter vielen anderen:
Mulāhazāt haula d-dirāsāt al-qur’ānīya fī Urubbā fī l-qarn al-khāmis ‘ašar: Martin Luther wa-Guillaume Postel Jahrhundert: Martin Luther und Guillaume Postel], in: SAMI A. KHASAWNIH (ed.), Conference on: „Orientalism: Dialogue of Cultures“, 22-24 October, 2002, [B]Amman 2004, S. 146-155 (arabischer Textteil)
Jerusalem aus muslimischer Perspektive während der Kreuzfahrerzeit. In: DIETER BAUER, KLAUS HERBERS, NIKOLAUS JASPERT (Hgg.): Jerusalem im Hoch- und Spätmittelalter. Konflikte und Konfliktbewältigungen - Vorstellungen und Vergegenwärtigungen. Frankfurt/New York: Campus 2001, S. 203-217
Vorurteile in der christlichen und in der islamischen Welt - und wie wir damit umgehen. In: J. LÄHNEMANN (Hg.), Interreligiöse Erziehung 2000. Die Zukunft der Religions- und Kulturbegegnung, Hamburg 1998 (= Pädagogische Beiträge zur Kulturbegegnung, 16), S. 158-64
Vom Sinn des Arabischstudiums im Sprachenkanon der Philologia Sacra. In: W. BELTZ (Hg.), Hallesche Beiträge zur Orientwissenschaft, 24 (1998), 21-32
Christliche Vorurteile gegenüber dem Islam, in: U. MARQUARDT (Hrsg.): Miteinander leben. Christen und Muslime in der Bundesrepublik Deutschland, Bonn 1996, S. 73-81 (Schriftenreihe Gerechtigkeit und Frieden der Deutschen Kommission Justitia und Pax, Arbeitspapier 77)
Zur Instrumentalisierung des Islam im Dienste innerkirchlicher, vor allem protestantischer Polemik (16.-18. Jh.) Polemik. In: A. ZABORSKI (Hrsg.), Islam i Chrześcijaństwo. Materiały sympozjum Kraków, 12-14 II 1994, Kraków 1995 (= Biblioteka Ekumenii i Dialogu Tom 1), S. 35-50
und so weiter... so schreibt ein "Verteidiger" des Islam, zumindest einer, der zutiefst davon fasziniert ist und auch in islamischen Ländern Gehör findet.
alle seine Veröffentlichungen, besonders seine philologischen findest du hier:
http://www.orientalistik.uni-erlangen.de/docs/File/bobzin/bobzin_publikationen.pdf
Salut, LG lynxxx
PS:
und dann erhälst du auch noch nach so ein paar hingeworfenen Plattitüden hier "Dankes", ...:motz:
PPS: Woher weißt du eigentlich, dass er kein Muslim ist? Vielleicht ist er inzwischen Konvertit? Hast du Belege, dass er Christ ist?
und dann erhälst du auch noch nach so ein paar hingeworfenen Plattitüden hier "Dankes", ...:motz:
Und das beeindruckt Dich? Was meinst Du, für was sich hier schon alles bedankt wurde.... Ich bin auch immer wieder erstaunt.......
Aber die Hadithe fand ich ja ziemlich klasse! Cennet yolundaymisiz, haberimiz yok! :brüll:
Bobzin ist Islamwissenschaftler und hat nicht die Kompetenz so ein Urteil abzugeben.
Also wirklich! Dabei ist doch nun wirklich bekannt, dass die einzigen, die die solchen Urteile abgeben dürfen niemals Islamwissenschaftler sind, sondern...... ääähh...... ja, wer eigentlich? :confused:
..., dass die einzigen, die die solchen Urteile abgeben dürfen ...
Mist, meine ganze Mühe ist schon wieder eine Seite nach hinten gerutscht und wird wohl weniger gelesen werden :(
Wolf, welches Urteil denn?
Ich lese immer von Urteilen? Hat denn niemand mal den ganzen Post gelesen?
gibt es eine Wertung von Bobzin?
Der Schakal
30.10.07, 21:06
Hi,
ich weiß nicht, ob nun alle 122 Seiten über das Kopftuch diskutiert wurde...
ich nehme mal an nicht, also stelle ich euch mal zwei fundierte Seiten zum Kopftuch, wie es im Koran erwähnt wird, wie es gedeutet wurde und wird zur Verfügung: (PS: Wisst ihr, dass eigentlich Goldschmuck für Männer auch nicht schicklich ist? Kein Gangsta-Style... ;))
"
Ein anderes in der Öffentlichkeit vieldiskutiertes rechtliches Problem ist die Verschleierung der Frau, für die man sich von muslimischer Seite aus gerne auf den Koran beruft. In diesem Zusammenhang werden drei Verse als mögliche Begründung genannt, wobei es interessant ist, daß alle drei Verse aus medinensischen Suren stammen. Bei der Betrachtung der ersten Stelle, nämlich Sure 24, 31, ist es wichtig, auch den vorhergehenden Vers zu beachten; er zeigt nämlich, daß hier ganz allgemein von den Grundregeln der Schicklichkeit die Rede ist, die Männer ebenso wie Frauen betreffen. Die beiden Verse lauten:
[30] Sag zu den gläubigen Männern (mu’minun), daß sie ihre Blicke niederschlagen und ihre Scham (farg) hüten sollen. Das bedeutet Reinheit für sie. Gott weiß Bescheid über das, was sie tun. [31] Und sag zu den gläubigen Frauen (mu’miriat), daß sie ihre Blicke niederschlagen und ihre Scham hüten sollen, daß sie ihren Schmuck nicht zur Schau stellen sollen, mit Ausnahme dessen, was ohnehin davon sichtbar ist. Sie sollen ihr Tuch (himar; laut Paret: Schal; laut Khoury: Schleier) über den Halsausschnitt schlagen und ihren Schmuck nicht zur Schau stellen ...
Das hier für die Frauen erwähnte besondere Kleidungsstück war ein großes Umschlagtuch oder eine Art von Schalgewand, das über das weit ausgeschnittene Untergewand (izar) geschlagen wurde; es bedeckte zwar den Kopf, nicht aber das Gesicht. Es ist jedenfalls bemerkenswert, daß an dieser Stelle keines der in der altarabischen Dichtung benutzten Wörter für
den Gesichtsschleier im engeren Sinne verwendet wird. Das trifft übrigens auch für die zweite der hier zu besprechenden Stellen zu; sie stammt aus Sure 33, die besondere Anweisungen für die Frauen des Propheten enthält (33, 30–34. 59). Aus dem Text der gesamten Sure geht mit aller Deutlichkeit hervor, daß der Prophet zu dieser Zeit in Medina bereits eine
herausgehobene Stellung hatte und daß sich daraus bestimmte Sonderrechte für ihn und seine Frauen ergaben (33, 59):
Prophet! Sag deinen Gattinnen und deinen Töchtern und den Frauen der Gläubigen, sie sollen etwas von ihrem Gewand (gilbab) über sich hinabziehen, das ist passender dafür, daß sie erkannt und nicht belästigt werden. Siehe, Gott ist vergebend und barmherzig.
Wie der himar war der gilbab offenbar ein weites Tuch. Aus dieser Stelle geht freilich nicht hervor, wie man sich die Umhüllung genau vorzustellen hat und ob es tatsächlich eine Gesichtsverhüllung gab. Jedenfalls sollte aus der Art der Bekeidung der besondere soziale Rang der Frauen (etwa im Unterschied zu Sklavinnen) sofort erkennbar sein, so daß sie vor möglichen Übergriffen geschützt waren.
Die dritte Stelle (33, 53) lautet:
Und wenn ihr sie [d. h. die Frauen des Propheten] um etwas bittet, was ihr braucht, so tut das hinter einer Abschirmung (higab).
Mit higab ist aber keineswegs ein „Kleidungsstück“ gemeint, sondern eine Art Trennwand bzw. ein irgendwie trennender Gegenstand (ob Mauer, Paravent oder Vorhang), der auch an anderen Stellen im Koran erwähnt wird: Zwischen den Bewohnern des Paradieses und der Hölle ist ein higab (7, 46); Maria zieht sich vor ihren Angehörigen nach Osten zurück und verbirgt sich hinter einem higab (19, 16f.); zwischen Mohammed und den Ungläubigen besteht ein trennender higab (17, 45; 41, 5), und Gott redet zu Menschen nur durch „Offenbarung“ (wahy) oder eben „hinter einem higab“ (42, 51). Ob man higab nun mit „Vorhang“ oder „Trennwand“
übersetzt, klar ist im Hinblick auf Sure 33, 53, daß eine „Abschirmung“ der Prophetenfrauen beabsichtigt ist. Ein eindeutiger Grund dafür geht aus dem Wortlaut des Korantextes nicht hervor. Daher ist es nicht verwunderlich, daß es zur Begründung dieser Offenbarung eine ganze Reihe von widersprüchlichen Überlieferungen gibt.
Die Ausdehnung der „Abschirmung“ auf alle Frauen überhaupt stellt erst eine spätere Entwicklung im islamischen Recht dar, die sich u. a. auf die Erwähnung der „gläubigen Frauen“ in einem benachbarten Vers beruft (33, 59). Die heutige Verwendung des Wortes higab im Sinne von „Kopftuch“ bzw. „Schleier“ kann jedenfalls, um ein Fazit zu ziehen, aus dem Koran nicht begründet werden. Das haben übrigens auch schon die islamischen Reformer des letzten Jahrhunderts überzeugend dargelegt, wie z. B. der Ägypter Qsim Amn (1865–1908) in seinem berühmten Buch „Die Befreiung der Frau“, das 1899 in Kairo erschien.
"
aus:
Bobzin, Hartmut: Der Koran : eine Einführung – München : Beck, 1999 (C. H. Beck Wissen in der Beck’schen Reihe ; 2109) ISBN 3 406 43309 X
arrivederci, LG lynxxx
So langsam geht mir das tierisch auf den Sack das man eine Pflicht im islam verleugnet. Das das von einem orientalisten kommt der nicht mal so intelligent ist die Tafsir-Wissenschaft zu studieren um diese Anzuwenden regt mich noch mehr auf. So ein Idiot! Es ist ganz klar überliefert wie die Frauen auf diese Verse reagiert haben. Sollte das so weitergehen werde ich anfangen Hadithe zu posten und ihr werdet denken das NIQAB FARD IST!
Immer diese idiotischen Argumente von wesentlich dümmeren Menschen.
ähm,
Hartmut Bobzin ist kein Gelehrter. Er kann viel erzählen. Erst einmal muss man sich in der Sprache, Grammatik des Korans auskennen. Dann noch mit den Überlieferungen auseinandersetzen, um den Offenbarungsgrund zu kennen etc. etc.
Bobzin ist Islamwissenschaftler und hat nicht die Kompetenz so ein Urteil abzugeben.
Bitte, lernt den Islam von Leuten die Muslime sind und nicht von Leuten wie Bobzin die keine Muslime sind und auch noch eine Abneigung gegen den Islam haben.
nur weil ein hartmut bobzin einpaar sprachkompetenzen hat, heisst das noch lange nicht das es auch richtig ist, nicht alles was glänzt ist gold oder ? zekeriya beyaz, hat gewiss auch fähigkeiten , wie er (zb!)es interpretiert, ist für mich mehr als lächerlich, wie gesagt wurden diese sachen verschieden interpretiert, und man diskutierte und einigte sich, wer machte das, personen ( abu hanifa und seine schüler, malik und seine schüler usw.!) die gewiss mehr wissen haben und dem propheten näher standen als ein hartmut bobzin! dieses angeblich nicht kopftuchpflicht oder fehlinterpretationen, ist von menschen in die runde geworfen worden, die andere ziele verfolgt haben, zb menschen wie zekeriya beyaz der nur nach populismus strebt, natürlich kann man mit so einer aussage punkte sammeln und unterstützer in der bevölkerung finden, dies kommt einigen teilen sehr gelegen, das interessiert mich auch so eigentlich weniger, nur lasse ich mir nicht so etwas als das richtige verkaufen, und schon garnicht mein "danke" anmotzen, interpretiere deine religion so wie du willst, das stört mich kein bisschen, was hr bobzin da wiedergibt schliesst ganz klar das aus was abu hanifa ( und alle anderen sunnitischen rech tsschulen!)meine rechsschule vorschreibt, sind die fehlerfrei ? nein gewiss nicht, aber um diese fehler zu identifizieren und zu korrigieren, benötige ich viel mehr als einen "hartmut bobzin", und poste mir jetzt bitte nicht 100 autoren die sich auf diese vom bobzin stellen ...
Ohh wie habe ich DAS vermisst....
Es wird nicht ganz klar, WAS Du vermisst hast. Bitte um Aufklärung.
Wenn es dem so wäre, scheinst du kein Problem damit zu haben?
Natürlich nicht, warum sollte ich? Manche stehen auf Seiten der Religiösen, manche auf Seiten der Kurden, manche auf Seiten der Militärs...... hast Du etwa ein Problem mit Alkoholverbot in Istanbul? Ich schon....
So hat jeder seine Sorgen heutzutag......
Bayram törenine "Davetiye" yollanmamis, gönderilen Davetiyede ise Esli denmis.. Wie kommt man nun darauf, das er zu einer Organisation Ohne Frau zur anderen mit Frau kommen soll?
Das behauptet ER! Die Militärs hingegen behaupten offenbar, nur er (ohne Frau) wäre eingeladen worden. Warum muss prinzipiell der Religiöse Recht haben?
Jupp, aber Samanyolu ist keine Tageszeitung *wiederklugscheiss*.
Ist das nicht dieselbe "Samanyolu" wie der TV-Sender? Dann haben sie sogar eine Nachrichtenredaktion.
Aber ändert nichts an der Tatsache.. schlamperei!
Oder glatte und absichtliche Lüge...... ;)
Seine Frau wurde auch nicht ausgeladen, oder wo liest oder hörst du das?
Ganz ehrlich? Genau genommen interessiert mich dieser ganze Kinderkram einen Dreck. Ich finde es nur erstaunlich, wie schnell hier auf die angeblichen "Lügen" der Hürriyet masturbiert wird, während der "Beweis" nun wirklich auch noch sehr leicht erkennbar mitgepostet wird.
Das finde ich - meine persönliche Meinung - etwas dünn. Wenn mir sowas unterlaufen wäre hätte ich die Größe, wenigstens zuzugeben, dass mir wirklich ein Fehler unterlaufen ist (kann ja mal passieren).
Also bin ich der Tatsache, ob seine Frau ein-, aus-, um- oder durchgeladen wird, nicht weiter nachgegangen und werde das auch weiterhin nicht tun.
Moment.. nicht das Millitär, sondern unsere Soldaten geniesen ein hohes Ansehen.
Sorry, aber Blödsinn! Generäle werden mit "Pasam" angeredet. Allein schon das "-m" zeugt von Achtung. Das Militär hat traditionell ein hohes Ansehen.
Und glaube, es werden sehr viele auf die Strasse gehen, sollte sich das Millitär dazu entscheiden, mal kurzerhand die Macht an sich zu reissen.
Genau genommen wird gar nichts passieren. Und wenn Du Dir die ersten 5 Minuten des Films §"Babam ve oglum" ansiehst, weißt Du auch warum. Während einer Militärdiktatur auf die Straße zu gehen, erfordert mehr als nur Mut.......
Und mit solchen kapriolen sinkt das ansehen Tag für Tag!
Nicht bei allen!
Entweder führen sie eine knallharte Junta ein, mit Massenexecutionen Täglich, oder sie bekommen es knallhart zurück vom Volk! Darüber habe ich nicht die geringste Zweifel!
Ich behaupte das glatte Gegenteil. Warzum ist denn "das Volk" nicht für die Refahyol auf die Straße gegangen? Warum haben sie nicht für Menderes die Kasernen gestürmt? Warum haben sie Erbakan nach dem 12. September nicht zum König gekrönt?
Das Volk macht GAR NICHTS, wenn das Militär auf der Straße ist und das ist auch sehr vernünftig!
Sehe ich nicht so....
Hätte mich auch gewundert. :)
Keiner vertraut nur auf Gott, und legt sich auf die Seite und wartet ab. Oder kennst du so einen?
Worauf verlassen sich denn die Selbstmordattentäter Deiner Meinung nach? Auf die Riester-Rente?
... Das das von einem orientalisten kommt der nicht mal so intelligent ist die Tafsir-Wissenschaft zu studieren um diese Anzuwenden regt mich noch mehr auf. ... Es ist ganz klar überliefert wie die Frauen auf diese Verse reagiert haben. Sollte das so weitergehen werde ich anfangen Hadithe zu posten und ihr werdet denken das NIQAB FARD IST!
Immer diese idiotischen Argumente von wesentlich dümmeren Menschen.
Mißverständnis-Alaaaarm...? :lach:
Wir reden hier von Gesichtsschleier, nicht wahr? Niqab... Das Gesicht bedeckende Tuch, wie die Burka in Afghanistan, wie der Gesichtsschleier in Saudi-Arabien, nicht wahr?
Denn, das Kopftuch wird ja von Bobzin so im Koran zitiert. Da widerspricht er "euch" ja nicht.
So steht doch auch geschrieben: ... Sie sollen ihr Tuch (himar; laut Paret: Schal; laut Khoury: Schleier) über den Halsausschnitt schlagen...
Also Pflicht zum Kopftuch.
Aber nicht übers Gesicht, zumindest nicht durch diese Verse bestätigt.
Und das letzte, was ich fettgedruckt habe ("Die Ausdehnung der „Abschirmung“ auf alle Frauen überhaupt stellt erst eine spätere Entwicklung im islamischen Recht dar,..") , bezieht sich auf den Paravent, Sichtschutz, Mauer (= hidschab), hinter denen sich die Frauen des Propheten beim Gespräch mit Fremden begeben haben. Später wurde daraus dann wohl die Handlung, die Frauen im Haus vor (männl.) Gästen zu "schützen" in einem separaten Bereich "Haremlik".
Es ging bei diesem Abschnitt gar nicht um den Gesichtsschleier, das Kopftuch, sondern um den Haremlik.
(Später wurde aus dem Wort Mauer/Paravent (=higab/hidschab) dann verwendet für das Wort Kopftuch/Schleier, so wie heute das Wort Hammer, nicht nur ein Werkzeug ist, sondern auch "toll", "geil", heißt.. :))
Bobzin hat auch gar nicht gesagt, dass der Gesichtsschleier nicht Pflicht ist, sondern nur gesagt, dass in diesen drei oft erwähnten Stellen im Koran dieses nicht gesagt wurde. Das heißt nicht, dass es nicht durch Hadithe eindeutig Gesetz ist.
der schakal: der nicht mal so intelligent ist die Tafsir-Wissenschaft zu studierenBeleg?
Es ist ganz klar überliefert wie die Frauen auf diese Verse reagiert haben.Oh, hast du vielleicht einige kurze Passagen aus der Überlieferung parat, und kannst sie hier posten? Die Reaktion der Frauen (aufgeschrieben von Männern... ;)) würde mich mal interessieren... (ernsthaft)
juanito: nur weil ein hartmut bobzin einpaar sprachkompetenzen hat,...Du hast vollkommen recht, man braucht schon mehr als Sprachkompetenz, um den Koran richtig zu übersetzen, oder gar zu deuten und/oder Handlungsanweisungen abzuleiten.
Aber wie oben schon gesagt, er hat nur erwähnt, welche Worte im Koran verwendet werden, und was sie bedeuten, mehr nicht.
Ob dann aus dem Haremlik, die Theologen eine Pflicht zum Tschador machen, oder was in den hadithen so alles steht, ist eine ganz andere Frage, die in seinem Text oben nicht vorkommt.
Hab ich nun das Mißverständnis ausgeräumt, oder hab ich selber Verständnisschwierigkeiten? :)
mit rahat kalbim, LG lynxxx
Türkiye'nin 'örtülü' gerçeği Başörtülülerin %37'si Batı'da, %7'si İran'da yaşamayı düşlüyor. Bu da gösteriyor ki, çağdaşlık başın örtülü ya da açık olmasıyla ilgili değil.
http://www.yenisafak.com.tr/resim/site/ortua1e81c4fa1ba24abby.jpg
AYŞE G. KEŞİR
İstanbul da faaliyet gösteren ve bir avuç yüreği kocaman gönüllü kadından Hazar Eğitim ve Kültür Derneği (kamuoyunda bilinen adıyla Hazar Grubu) başörtüsü yasağı üzerine bir alan araştırması yaptırdı. ANAR'a yaptırılan bu araştırma sahasında ilk olması nedeniyle çok önemli. Yıllardır yüz binlerce mağdurun muhatap olduğu bu yasağı Türk ve dünya kamuoyunda konuşmak istediğinizde, veri tabanı olmadığı için duygusallığın çok da ötesine gidilememişti.
Aynı zamanda maddi-manevi ciddi bir yük de getiren bu araştırmayı yaptırdıkları ve önemli bir sorumluluğu yerine getirdikleri için Hazar Grubu'na teşekkür ediyorum. Araştırma sonuçlarının kamuoyuyla paylaşıldığı ve değerlendirilmesinin yapıldığı toplantı İstanbul'da yapıldı. Yurt içinden ve yurt dışından akademisyen konuşmacılar hem hukuki, hem siyasal, hem de sosyolojik değerlendirmelerde bulundular.
9 ilde, 1112 denek üzerinde yapılan bu araştırma, “korku kaynağı” olarak bilinenlerin tümünü boşa çıkaran son derece ilginç sonuçlar içeriyor:
İRAN DEĞİL AB
%66,5'i de ortaokul ve lise yıllarından beri başörtüsü takıyor. Yani siyasi kimliği henüz ciddi anlamda buluğ/keskinleşmemiş bir yaş grubu. %53,7' si üniversite düzeyinde; yani elde edilen bulgularda devletinin de katkıları olduğunu yadsımamak gerekiyor. 'Ayrıca; başınızı örtmenize kim vesile oldu?' sorusuna da deneklerin % 62.2'i “kendim karar verdim” diyor. Babalarının isteğiyle başlarını örtenlerin oranı ise sadece %7.9.
Araştırmaya katılanların %79,4 'ü başlarına taktıkları nesneyi “başörtüsü” olarak tanımlıyor. Ve yine 1112 kişinin %97,7'si başörtüsünü dinin emri olduğu için takıyor.
Yasağın sonucunda mağduriyet yaşayanların bu durum karşısında hissettiklerinde ise kişiliğin zedelendiğini hissettiklerini ifade edip etmedikleri sorulduğunda %70,8' “evet” cevabı veriyor.
Kendini hakarete uğramış hissedip hissetmedikleri sorulduğunda ise; %63,2'si “evet” cevabı veriyor. Bu son iki veride de üniversite düzeyindeki insanların kişiliğinde nasıl bir travmaya neden olunduğu ve verilen tepkilerin de siyasi olmaktan çok, bu travmanın bir savunma mekanizması olduğunu görmezden gelemeyiz.
Özellikle anayasa tartışmalarında İran ve Malezya ile gündemin meşgul edildiği akla gelince; “İmkânınız olsa hangi ülkede yaşamak isterdiniz?” sorusunda %23,1 ile AB ülkeleri, % 14,3 ile ABD ve sadece %7,5 ile İran karşımıza çıkıyor. Yani başörtülü kızların gündeminde zannedildiği gibi İran ve Malezya yok. Aynı soruya Türkiye bahsinde ise %91 “evet” diyor. Yani bu ülke hepimizin.
Modernite ve siyaset başlığında sorulan sorularda kızların %98,6'ı evlenecek eşlerini kendileri seçmek istiyor; “kadınlar başlarını örtmeden de dindar olabilir” diyenlerin oranı ise; %77,2. Arkadaş seçiminde kılık kıyafeti belirleyici görmeyenlerin oranı ise, %85,6.
Başörtüsü yasağını tartışanların ve bundan (taraf-karşı taraf fark etmeden) nemalananların erkekler olduğunu göz önüne çıkaran bir değerlendirme de; “başörtüsünün siyasi malzeme yapılmasını doğru bulmuyorum” diyenlerin oranıyla çıkıyor. %95.9.
Son olarak demokrasi değerlendirmesine de değinmek istiyorum. Deneklere demokrasiden ne anladıkları sorulduğunda; %33,2'si düşünce ve ifade özgürlüğü,%24,2'si sosyal adalet ve fırsat eşitliği; %20,3'ü din ve vicdan özgürlüğünü anlıyor. Yani kızlarımız başları örtülü olsa da demokrasiyi anlamış ve özümsemişler. Aslında değerlendirme kalemleri hayli yüksek. Ben burada daha çok kamuoyunu popüler anlamda ilgilendiren başlıklara değinmek istedim.
Araştırma gösteriyor ki; başörtüsü, dindarlık, kadın-erkek ilişkileri, modernite konularında hayli ezber var bozulması gereken. Başlarını örtmemeyi çağdaşlık sayanların, çağdaş bir sosyolojik çalışma olan bu araştırma sonuçlarına biraz kulak vermeleri gerekiyor sanırım. Öncelikle kadınları iktidar savaşının malzemesi yapmaktan vazgeçmek gerekiyor. Sosyolojik anlamda merkez, artık çevrenin de merkezde yer alma isteğine artık kulak kabartmalıdır.
*AK Parti Merkez Kadın Kolları Bşk. Yrd.
ottoman1299
01.11.07, 13:47
Baslarina benzin döküp yakin da kurtulun!
Peki ne yapalım şimdi bu başörtülüleri?
01/11/2007
Moralhaber.net yazarı Gülay Atasoy'un yazısı
Bu günlerde bazı gazete ve yazarlar her ne hikmetse fotoğraflara taktılar.
Geçen gün bir yazar Çankaya’daki "Lırsty Lady"nin başörtülü fotoğrafına " bu fotoğraf içinize sindi mi?" diye sordu.
Şimdi de Tercüman Gazetesi Çankaya Köşkü'ndeki Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonundaki başörtülü bir gurubun fotoğrafını birinci sayfadan vererek fotoğrafın altına şunları yazmış :
"Cumhuriyet'in 84. yıldönümünde sana verdiğimiz sözleri tutamadık, özür dileriz Atam. Dışarıdaki hainler bir yana, içimizdekileri yok edemedik. Dün Çankaya'daki resepsiyonda seni çok aradık."
Yani başörtülüler resmen hain ilan edilmiş oldu.
Ülke kadınlarının %70’ine yakınının başı örtülü olduğuna göre demek ki, bunların hepsi de hain.
Üstelik fotoğrafın altına bu yazıyı yazanların ya annesi, ya anneannesi, babaannesi, halası, teyzesi kim bilir belki de kız kardeşinin başı örtülüdür.
Öyleyse kendisi de bir haininin evladı ya da yakını olmuyor mu?
Peki ne yapalım bu kadar başörtülü haini(!)?
İster misiniz üzerlerine benzin döküp yakalım?
Ama yakmakla da bitmez ki?
Ne yapacağız o zaman?
Tek çaremiz "Ata"ya şikayet etmek…
Fakat Ata’yla birlikte cepheye cephane taşıyan kadınların da başları örtülü değil miydi?..
Vatan için gözünü kırpmadan canını veren Nene Hatunlar,Kara Fatmalar ve isimsiz nice başörtülü kadınların hepsi de hain sınıfına mı giriyor?
Ya Çanakkale geçilmez yazısını yazan Mehmetçiklerin anaları?
Ne garip ki, başörtülüleri şikayet ettiğiniz Ata’nın annesi de başörtülü!
O zaman ne olacak?
Ayıp! Ayıp!
Hain dediğiniz ve yok etmekten dem vurduğunuz o anaların evlatları şu günlerde terörist avında…
Vatan için evlatlarını veren analar da hain sınıfına girerse bu gerçekten çok ayıp.
Siz o hain diye başörtülüleri Ata’ya şikayet edeceğinize terörist olup dağa çıkan, canlı bomba olan kadınların fotoğraflarını şikayet etseniz sanırım daha iyi olur.
Biraz yüzünüzü başörtülü hainlerden(!) geri çevirip hain olmayanlara baksanız…
Bir ülkenin cumhurbaşkanının , başbakanının ve bakanlarının eşine hain demek nasıl bir duygu acaba?
Cumhuriyet bayramında cumhurun seçtiklerinin eşlerine hain demek dolayısıyla cumhurbaşkanını, başbakanını ve bakanlarını hainlikle itham etmek değil mi?
Doğru bunlar hain(!)
Çünkü bunların gözleri sizlerin hain olmayan eşlerinizin başlarında değil cumhurun üzerinde.
Yıllardan beri gözünüz kadınların başlarındaki örtüde olduğundan Güneydoğu’yu görmüyorsunuz. Oradaki açlığı sefilliği, perişanlığı ve insanların çaresizliğinden haberiniz yok.
Yaşam kalitesinde Yunanistan 24.sıradayken biz doksan ikinci sıradaymışız.
Tabii bunun suçlusu da başörtülü hainler(!) olmalı.
Eee, siz tutup ülke kadınlarının ekseriyetini yok edemediğiniz hain ilan ederseniz bu ülkede dirlik düzenlik kalır mı?
Dış düşmanla aynı görürseniz nasıl kardeşlikten söz edebilirsiniz?
Kürt hain, başörtülü hain,laz, çerkez, hain…
Peki geriye kim kaldı?
Böyle gazetecilik olmaz.
Bir fotoğraf bas, altına abuk-sabuk yazılar…
Olmuyor.
Cumhurun bayramında cumhurun ekseriyetini hain ilan etmek gerçekten olmuyor.
İLGİLİ HABER:
Bu fotoğraflarla neyi ima etmek istedin? (http://www.moralhaber.net/haber_detay.php?haber_id=27053 )
http://www.moralhaber.net/resimler/haberler/120/27053.jpg
Tercüman gazetesi, Köşk'teki Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonunda, başörtülülerin yoğun olduğu bir kare (http://www.moralhaber.net/haber_detay.php?haber_id=27053 )
Der Schakal
01.11.07, 19:43
Die Reaktion der Frauen (aufgeschrieben von Männern... ;)) würde mich mal interessieren... (ernsthaft)
Wir Muslime vertrauen aufrichtigen Menschen. Wir sind nicht durchtränkt von einem idiotischen Feminismus indem wir Den MANN zum Feind erklären. War der Prophet (s) nicht auch ein Mann?
Übrigens sind viele Hadithe von Aischa (r). Nur mal so als Info.
Bsp.:
A'ischa (ra.): "Bei Allah, niemals sah ich bessere Frauen oder stärkere in der Befolgung des Buches Allahs als die Frauen der Ansar. Als Sura An-Nuur herabgesandt wurde‚
'... und dass sie ihre Tücher um ihre Kleidungsausschnitte schlagen ...'(Sura An-Nuur, Aya 31)
gingen ihre Männer nach Hause und berichteten ihnen, was Allah offenbart hatte. Jeder zitierte den Vers vor seiner Frau, seiner Tochter, Schwester und den Verwandten. Es gab keine Frau, die nicht auf der Stelle aufstand, ihren Rock zerriss und sich selbst von Kopf bis Fuß (i'tajarat) damit bedeckte. Am nächsten Tag beteten sie von Kopf bis Fuß bedeckt (mu'tajirat) das Fajr Gebet." (Fathu l-Bari)
"Asma' bint Abu Bakr kam zu Allahs Gesandten (صلى الله عليه وسلم), als sie durchsichtige Kleider trug. Da wandte Allahs Gesandter (صلى الله عليه وسلم) sich ab von ihr und sagte:"Asma', wenn die Frau die Pubertät erreicht, schickt es sich nicht, dass von ihr etwas zu sehen ist, außer diesem und diesem', und er zeigte auf sein Gesicht und seine Hände." (Abu Dawud)
Der Schakal
01.11.07, 19:44
Beleg?
Jemand das Studiert hätte käme nicht auf so ein Ergebnis.
"Asma' bint Abu Bakr kam zu Allahs Gesandten (صلى الله عليه وسلم), als sie durchsichtige Kleider trug. Da wandte Allahs Gesandter (صلى الله عليه وسلم) sich ab von ihr und sagte:"Asma', wenn die Frau die Pubertät erreicht, schickt es sich nicht, dass von ihr etwas zu sehen ist, außer diesem und diesem', und er zeigte auf sein Gesicht und seine Hände." (Abu Dawud)
"Durchsichtige Kleider" - das wäre auch heutzutage unschicklich.
Gibt es keine Bilder, wie die Frauen sich zu der Zeit kleideten?
Der Schakal
01.11.07, 20:02
"Durchsichtige Kleider" - das wäre auch heutzutage unschicklich.
Gibt es keine Bilder, wie die Frauen sich zu der Zeit kleideten?
Nicht das ich wüsste ...
"Durchsichtige Kleider" - das wäre auch heutzutage unschicklich.
Gibt es keine Bilder, wie die Frauen sich zu der Zeit kleideten?
Habe mal irgendwo gelesen, dass die vorislamische Frau barbusig war? zumindest die niederen Standes? Oder Sklavinnen?
Dann könnte sie so ausgesehen haben, wie die minoische Frauen:
http://www.hellenica.de/Griechenland/Kykladen/AkrotiriFresko03.jpg
oder so:
http://www.linien-und-wege.de/bilder/insel/goettin2.jpg
zu deinem Zitat, Schakal:
Uuiiuiiiuiiii... ;)
Die UmmHafsa, schreibt ja soviel wie ich selber... :brüll:
Allerdings kommt mir ihre erste Vorgehensweise schon nicht so ganz "koscher" vor, denn sie übersetzt die arabischen Wörter ins deutsche mit dem Hans Wehr Wörterbuch engl.-arabisch, und dann wieder aus dem engl. ins deutsch... Warum so umständlich und fehlerhaft, wenn denn Hans Wehr auch ein arab.-deutsches Wörterbuch verfasste, und sie die Wörter damit direkt hätte übersetzen können...?
Naja, in Zeiten des Internets ist es ja sooo schön einfach zu copy-pasten, ohne irgendwelche Quellenangaben...
Ich lese mir das morgen mal genauer durch.
good night and good luck, LG lynxxx
Habe mal irgendwo gelesen, dass die vorislamische Frau barbusig war? zumindest die niederen Standes? Oder Sklavinnen?
Dann könnte sie so ausgesehen haben, wie die minoische Frauen:
http://www.hellenica.de/Griechenland/Kykladen/AkrotiriFresko03.jpg
oder so:
http://www.linien-und-wege.de/bilder/insel/goettin2.jpg
Das könnte hinkommen, Lynxxx!
Das muss Mohammed gestört haben.
Im Koran heißt es ja auch, dass sich die Frauen ihre Tücher über den Ausschnitt schlagen sollten.
Heute wird das anders verstanden/praktiziert...;(
Im Koran heißt es ja auch, dass sich die Frauen ihre Tücher über den Ausschnitt schlagen sollten.
(
Seit wann glaubst du an den Qur'an?
zwischenfrage:
weiß einer was zuverlässiges seriöses über die Kleidung der vorislamischen Araberin?
Seit wann glaubst du an den Qur'an?
Ich weiß, ich weiß, oh Hüter der Tugend: Lektüre sollte sich auf den eigenen Glauben beschränken. Man könnte sich ja infizieren, gell? Übrigens im Moment ist Chlostridium difficile ganz schwer im Umlauf.
:brüll:
Nun, ich habe es mit "glauben" nicht so, sondern eher mit "wissen".
hi,
ich hab mal was gefunden zur vorislamischen kleidung, in diesem interessanten artikel:
"
Einleitung
Der berühmte Aufklärer Qassem Amin schreibt in seinem im Jahre 1899 erschienenen Buch "Die Befreiung der Frau": "Hätte es in der islamischen Scharia Texte gegeben, die den hidschâb vorschreiben, wie es heute bei manchen Muslimen geläufig ist, wäre es meine Pflicht gewesen, die Behandlung dieses Themas zu vermeiden und keinen einzigen Buchstaben zu schreiben, der diesen Texten widerspricht, selbst wenn diese Texte schädlich erscheinen, weil wir die göttlichen Befehle ohne Wenn und Aber befolgen müssen. Diese Texte finden wir aber auf diese Art nicht."
Seitdem haben Generationen von Islam-Reformern versucht, die Texte neu zu lesen und neu zu interpretieren. Meine Absicht hier ist vordergründig, nicht an diesem Unterfangen teilzunehmen, sondern ausgehend von Koran und Sunna das Verständnis der traditionellen Muslime darzustellen, um eine Grundlage für eine sachbezogene Diskussion zu liefern. Die moderne und liberale Sicht der Frauenproblematik wird nur zur Klarstellung der ersten Position hinzugezogen.
Die muslimischen Gelehrten stützen sich in der hidschâb -Frage auf fünf Verse im Koran. Sie gehören alle der medinesischen Periode an, wie übrigens alle Scharia-Vorschriften.
Vers 33:53
Der erste Vers 33:53 lautet: "O ihr, die ihr glaubt, tretet nicht ein in die Häuser des Propheten – es sei denn, dass er es euch erlaubt – für ein Mahl, ohne auf die rechte Zeit zu warten. Wenn ihr jedoch eingeladen seid, dann tretet ein. Und wenn ihr gespeist habt, so gehet auseinander und beginnt keine vertrauliche Unterhaltung. Siehe, dies würde dem Propheten Verdruss bereiten, und er würde sich eurer schämen; Allah aber schämt sich nicht der Wahrheit. Und wenn ihr sie (seine Frauen) um einen Gegenstand bittet, so bittet sie hinter einem Vorhang; solches ist reiner für eure und ihre Herzen. Und es geziemt euch nicht, dem Gesandten Allahs Verdruss zu bereiten, noch nach ihm je seine Gattinnen zu heiraten. Siehe, solches wäre bei Allah ein gewaltig (Ding)."
Den Anlass für diesen Vers bildet die Hochzeit Mohammads mit Zeinab bint Dschahsch. Nach dem Hochzeitessen erhob sich Mohammad, worauf die Gäste aufstanden und gingen, außer dreien, die sich weiter unterhielten. Mohammad verließ den Raum, die Leute blieben. Später erzählte Anas ben Mâlek Mohammad, die Leute wären gegangen. Er kam zurück, ben Mâlek folgte ihm. An der Schwelle, als er schon im Raum war, ließ er den Vorhang zwischen ihnen fallen. Danach wurde der Vers herabgesandt.
Der Vers in seiner Formulierung und seiner Erklärung bezweckt den Schutz der Privatsphäre Mohammads. Der Vorhang betrifft nur die Frauen Mohammads. Viele Bittsteller suchten die Vermittlung der Frauen des Propheten und störten seinen privaten Bereich. Nach diesem Vers war es ihnen verboten, ohne dessen Erlaubnis in Mohammads Haus hineinzugehen. Er verbot ihnen weiter, die Räume seiner Frauen zu betreten und mit ihnen von Angesicht zu Angesicht zu sprechen.
Das Wort hidschâb hat mit dem Schleier nichts zu tun. Er ist kein Kleidungsstück, kommt achtmal im Koran vor (7:46, 33:53, 38:32, 41:5, 42:51, 17:45, 19:17, 83:15) und hat nirgends diese Bedeutung. Das hat die Gelehrten trotzdem nicht daran gehindert, aus dem Vorhang einen Schleier zu machen: und das nicht nur für die Frauen des Propheten, wie es im Vers ausdrücklich steht, sondern für alle Musliminnen. Die Frauen des Propheten sind die Mütter der Gläubigen, und was für sie gilt, gilt erst recht für alle Musliminnen, argumentierten sie.
Vers 33:32-33
Der zweite Vers 33:32-33 lautet: "O Frauen des Propheten, ihr seid nicht wie eine der (anderen) Frauen. Wenn ihr gottesfürchtig seid, so seid nicht entgegenkommend in der Rede (mit fremden Männern), so dass der, in dessen Herz Krankheit ist, lüstern wird, sondern sprecht geziemende Worte. Und sitzet still in euren Häusern und schmücket euch nicht wie in der früheren Zeit der Unwissenheit (Dschâhiliya: Vorislamisches Heidentum) und verrichtet das Gebet und entrichtet die Armenspende und gehorchet Allah und seinem Gesandten. Siehe, Allah will von euch als den Hausleuten den Greuel nehmen und euch völlig reinigen."
Eine Gruppe von Frauen kam zu dem Propheten und sagte: "Die Männer haben einen Verdienst bei Gott, weil sie für ihn in den Heiligen Krieg ziehen. Was können wir machen, um einen ähnlichen Verdienst zu gewinnen?". Mohammad antwortete den Frauen, ihr Verdienst bestehe darin, zu Hause zu bleiben.
Diese Geschichte bildet nicht den Anlaß für die Herabsendung des Verses, sie ist ein hadîth (Überlieferung) und gehört zur Sunna. Es ist wichtig zu wissen, dass die religiöse Wissenschaft, die die Gründe der Offenbarung untersucht (asbâb an-nuzûl), weit davon entfernt ist, alle Verse des Koran begründet zu haben.
Dieser Vers hat wie der vorherige nichts mit der Verschleierung zu tun. Die Gelehrten sehen jedoch eine Verbindung zwischen den beiden, indem die Verdeckung durch den Vorhang im ersten Vers nun vertieft und erweitert wird durch den zweiten Vers. Die Frauen des Propheten, die durch den Vorhang in ihren Räumen verborgen waren, müssen nun zu Hause bleiben und werden vor der Öffentlichkeit versteckt.
Hier handelt es sich wieder ausdrücklich um die Frauen des Propheten. Die Exegeten allerdings sahen darin eine Verpflichtung für alle Musliminnen. Ibn Kasîr schreibt: "Diese Sitten hat Gott den Frauen des Propheten vorgeschrieben; und die Frauen der Umma folgen ihnen darin ...". Die Gelehrten verstanden den Vers als Pflicht für alle Musliminnen, zu Hause zu bleiben und arbeiteten einen Katalog der Ausnahmefälle aus, in denen die Frau ihr Haus verlassen durfte, wie zum Pilgern, zum Freitagsgebet, zum Gericht, usw.
Vers 24:30-31
Der dritte Vers 24:30-31 lautet: "Sprich zu den Gläubigen, dass sie ihre Blicke zu Boden schlagen und ihre Scham (furûg) hüten. Das ist reiner für sie. Siehe, Allah kennt ihr Tun. Und sprich zu den gläubigen Frauen, dass sie ihre Blicke niederschlagen und ihre Scham (furûg) hüten und dass sie nicht ihre Reize (Zinat) zur Schau tragen, es sei denn, was außen ist, und dass sie ihren Schleier (chimâr) über ihren Busen schlagen und ihre Reize nur ihren Ehegatten zeigen oder ihren Vätern oder den Vätern ihrer Ehegatten oder ihren Söhnen oder den Söhnen ihrer Ehegatten oder ihren Brüdern oder den Söhnen ihrer Brüder oder den Söhnen ihrer Schwestern oder ihren Frauen oder denen, die ihre Rechte besitzt (die Sklavinnen), oder ihren Dienern, die keinen Trieb haben, oder Kindern, welche die Blöße der Frauen nicht beachten. Und sie sollen nicht ihre Füße zusammenschlagen, damit nicht ihre verborgene Zierat bekannt wird. Und bekehret euch zu Allah allzumal, o ihr Gläubigen; vielleicht ergeht es euch wohl."
Das ist der einzige Vers, in dem ausdrücklich der Schleier, der chimâr, erwähnt wird. Von dem Wort chimâr kommt chamr, Wein, weil der Wein den Geist verschleiert. Der chimâr ist ein Stück Stoff, das den Kopf bedeckt und nach hinten tief auf den Rücken fällt.
Den Anlass der Offenbarung bildet ein Treffen bei einer Asma, Tochter von Murtad, auf dem die Frauen in ihren traditionellen Kleidern ohne zusätzliche Bedeckung erschienen sind. Da waren ihre Brüste und der Schmuck an ihren Füßen sichtbar. Das soll Asmaa angeekelt haben, sie sagte: "Wie hässlich ist das!", und darauf wurde der Vers herabgesandt.
Die Botschaft ist an alle Muslime gerichtet. In diesem Vers werden die Frauen genau wie die Männer im vorigen Vers aufgefordert, mit Dezenz zu schauen und ihre Schamgegenden zu schützen. Dafür wird der Begriff furûg, Plural von farg, angewandt. furûg sind die Falten am Körper. Das sind die Achsel, der Raum zwischen Beinen und Pobacken und bei der Frau zusätzlich zwischen den Brüsten. Für Mann und Frau gilt dieselbe Aufforderung zum Schutz der furûg. Die Aufforderung, die furûg mit dem chimâr, dem Schleier, zu bedecken, gilt aber nur für die Frau. Das liegt an der Kleidung. Mann und Frau haben in Arabien ein Kleid ohne Unterkleider und eine Kopfbedeckung getragen. Das Kleid war weit und an der Brust tief ausgeschnitten. Das war unproblematisch für den Mann, bei der Frau dagegen konnte man die Brüste sehen. Daher die Aufforderung, die Brüste mit dem Schleier zu bedecken, d.h. den Schleier über die Schulter nach vorne über die Brüste ziehen.
Der Vers will ein neues sittliches Benehmen etablieren und ein neues sexuelles Schamgefühl einführen, das dem Zivilisationsstandard jener Zeit entspricht, anstelle der rohen und gleichzeitig freizügigen Sitten der Beduinen. Das wird noch klarer in dem nächsten vierten Vers.
Vers 33:59
Der vierte Vers 33:59 lautet: "Prophet! Sag deinen Gattinnen und Töchtern und den Frauen der Gläubigen, sie sollen (wenn sie austreten) sich etwas von ihrem Gewand [dschilbâb] (über den Kopf) herunterziehen. So ist es am ehesten gewährleistet, daß sie (als ehrbare Frauen) erkannt und daraufhin nicht belästigt werden. Allah aber ist barmherzig und bereit zu vergeben."
Zum Anlass der Offenbarung: Die Frauen des Propheten gingen wie alle anderen Frauen nachts abseits der Siedlung, um ihre Notdurft zu erledigen. Dabei wurden sie von Männern belästigt. Diese wurden zur Rede gestellt. Sie behaupteten, sie hätten sie mit den Sklavinnen verwechselt. Da wurde der Vers herabgesandt.
In der Tat trugen freie Frauen und Sklavinnen dieselben Kleider. Um die freien Frauen von den Sklavinnen zu unterscheiden, wurden die Musliminnen aufgefordert, ihren dschilbâb, den sie normalerweise beim Ausgehen über dem chimâr tragen, über ihr Gesicht zu ziehen und nur ein Auge freizulassen. Diese Bekleidung war bei den freien Jüdinnen und Christinnen, aber vor allem bei den Perserinnen, verbreitet. Daher kommt der Tschador. Diese Art von Bedeckung sollte den sozialen Stand der Frauen zeigen und ihnen daher mehr Respekt und Schutz verschaffen. Nach einer Überlieferung soll Omar den Sklavinnen verboten haben, einen dschilbâb zu tragen und den Kopf zu bedecken wie die Musliminnen.
Vers 24:60
Der fünfte und letze Vers 24:60 lautet: "Und für diejenigen Frauen, die alt geworden sind und nicht (mehr) darauf rechnen können, zu heiraten, ist es keine Sünde, wenn sie ihre Kleider ablegen, soweit sie sich (dabei) nicht mit Schmuck herausputzen. Es ist aber besser für sie, sie verzichten darauf (sich in dieser Hinsicht Freiheiten zu erlauben). Allah hört und weiß (alles)."
Der Vers zeigt am besten die Intention des Korans. Die Sexualität der Frau soll in Schranken gehalten werden, um die legale Vaterschaft nicht zu gefährden. Nach Montgommery Watt war die arabische Gesellschaft zu jener Zeit im Umbruch, das Patriarchat löste langsam das Matriarchat ab. Die neuen Besitzenden (Mekka war eine Handelsstadt) waren sehr daran interessiert, ihr Eigentum an ihre eigenen Kinder zu vererben. Deshalb gibt es neben den drei Versen über die Verhüllung der Frau mindestens sechs Verse (2:228, 2:231, 2:232, 33:49, 65:1, 65:4), die die Wartezeit vor dem Geschlechtsverkehr in den Fällen der Ehe, der Scheidung, der Wiederheirat regeln. Es ging darum, sicherzustellen, dass ein Kind vom legalen Vater ist.
Diese Sorge wird verständlich, wenn man die Verhältnisse vor dem Islam kennt. Es gab über zehn Arten von sexuellen Beziehungen. Es herrschte mehr als Libertinage, fast Promiskuität. So war es üblich, dass die Frau fremdging, wenn der Mann aus irgendwelchem Grund abwesend war. Bei diesem Durcheinander wussten alle nur eins mit Sicherheit, nämlich, wer ihre Mutter war.
Die zweite Intention ist eine moralische. Wenn die Frau keine Kinder mehr bekommen kann, ist ihre Sexualität nicht mehr kontrolliert, sie soll aber Selbstkontrolle üben. Im Sinne des Patriarchalismus wurde auch die Hierarchie unter den Geschlechtern festgelegt.
Im Vers 4:34 heißt es: "Die Männer sind den Frauen überlegen wegen dessen, was Allah den einen vor den andern gegeben hat, und weil sie von ihrem Vermögen (für die Frauen) auslegen. Die rechtschaffenen Frauen sind gehorsam und sorgsam in der Abwesenheit (ihrer Gatten), wie Allah für sie sorgte. Diejenigen aber, für deren Widerspenstigkeit ihr fürchtet, warnet sie, verbannt sie aus den Schlafgemächern und schlagt sie. Und so sie euch gehorchen, so suchet keinen Weg wider sie; siehe, Allah ist hoch und groß."
Im Koran sind Mann und Frau vor Gott gleich und im Leben ist die Frau dem Mann untergeordnet. Die Sexualität der Frau wurde zugunsten des Mannes kontrolliert. Früher gab es ebenso Polyandrie wie Polygamie. Mit dem Islam gibt es nur noch Polygamie. Trotzdem wurde die Wesensgleichheit zwischen Mann und Frau nicht angetastet, das Moralische war maßgebend, und im Großen und Ganzen handelt es sich um eine Aufforderung zur Dezenz. Deshalb sehen die Islamreformer in ihrer Bekämpfung der Kleidervorschriften eine moralische Erneuerung des Islam. Mit der Sunna wurde später die Botschaft des Koran in eine andere Bahn gelenkt.
Das Frauenbild in der Sunna
Die Sunna, die aus der Überlieferung von Aussagen und Taten des Propheten besteht, entstand lange nach dessen Tod im Jahre zehn der Hijra (die Auswanderung Muhammads von Mekka nach Medina im Jahre 622 n. Chr., die den Beginn der islamischen Zeitrechnung markiert). Die früheste Hadithsammlung ist von Anas ben Mâlek; er starb 179 h. Der späteste Autor An-Nisâ'i starb 303 h. Al-Buchârî, dessen Sammlung nach dem Koran maßgebend für den Glauben gilt, starb 256 h. und der zweite bedeutende Hadîth-Sammler, Muslim, starb 261 h. Nach dem Tod des Propheten führte u.a. der Streit um seine Nachfolge zu einer riesigen Hadîth-Produktion, die alles Mögliche zu belegen versuchte. Die größte Sammlung von ibn Hanbal z.B., die 26.363 hadîth umfaßt, hat der Autor aus einem Fundus von 750.000 hadîth ausgewählt. Die Echtheit der hadîth wird allgemein angezweifelt, was aber irrelevant ist, weil die Muslime an ihre Echtheit glauben. Und das ist hier allein von Bedeutung, weil die Muslime bis heute danach handeln.
Über zweihundert Jahre nach dem Tod des Propheten nahm die Sunna als zweite Quelle des Glaubens ihre endgültige Form an und reflektierte das Frauenbild der hiesigen patriarchalischen Gesellschaft. Die Frau war nun eine 'aurah. Der Prophet soll gesagt haben: "Die Frau ist eine 'aurah, wenn sie ihr Haus verlässt, der Teufel kommt ihr entgegen." (at-Tirmidhî 1093). 'Aurah bedeutet Mangel. Es kann Mangel an Sehfähigkeit (daher a’war, Einäugige) oder Schwachpunkt in der Verteidigungslinie im Krieg oder Mangel an Schutz des eigenen Hauses oder der Privatsphäre heißen. Das Wort bedeutet auch die Schamgegend am Körper, die aus den Geschlechtsteilen besteht.
Im Koran kommt der Begriff ’aurah vier Mal vor, zwei Mal im Bezug auf Häuser (33:13), einmal auf die Privatsphäre (24:58) und einmal auf die Geschlechtsteile (24:31). Die Gelehrten definierten den Begriff 'aurah neu und unterschieden zwischen 'aurah im engeren Sinn – das sind Geschlechtsteile und Rectum, bei der Frau zusätzlich die Pobacken –, und 'aurah im weiten Sinn. Diese umfaßt beim Mann die Gegend zwischen Nabel und Knie, wobei die Gelehrten darüber streiten, ob Nabel und Knie dazu gehören oder nicht, und manche schließen sogar die Oberschenkel aus. Bei der Frau ist ihr ganzer Körper eine 'aurah und die Gelehrten streiten darüber, ob Gesicht und Hände auch verdeckt sein müssen oder nicht.
Wie man sieht, entspricht die 'aurah beim Mann ungefähr der Gegend, wo die Geschlechtsteile liegen. Die Frau dagegen wird als ganze auf ihre Sexualität reduziert. Im hadîth heißt es, die Frau ist eine 'aurah. Nirgends steht, dass der Mann eine ist – der Mann hat eine 'aurah. Diese Reduzierung der Frau auf ihre Sexualität verwandelte sich bald in ihre Gleichstellung mit den Geschlechtsteilen. In der Erläuterung des hadîth "die Frau ist eine 'aurah", schreibt al-Ahwazî: "[...] die Frau selbst ist eine 'aurah, weil man sich für sie schämt, wenn sie sich zeigt: genau wie man sich schämt, wenn die 'aurah zum Schein kommt. Und die 'aurah ist das Geschlechtsteil und alles, wofür man sich schämt, wenn es sichtbar wird." Al-Manawî schreibt in seiner Erläuterung desselben: Die Frau ist eine 'aurah "bedeutet, dass ihre Erscheinung und Entblößung vor den Männern verwerflich ist. Und die 'aurah ist das Geschlechtsteil des Menschen und alles, wofür man sich schämt." Ende des 19. Jh. widmet Mohammad Saddiq Hassan Khan sein berühmtes Buch über die Frau im Koran an seine, wie er schreibt, "Scham" und meint seine Ehefrau.
Aus diesem Grund wurde die Frau verteufelt, weil ihre Erscheinung allein die Männer verführt. Die Verbindung zwischen der Verteufelung und der Verführung bringt folgender hadîth zum Ausdruck: "Der Prophet sah eine Frau, da ging er zu seiner Ehefrau Zeinab und schlief mit ihr. Er sagte: Wenn eine Frau euch entgegenkommt, dann kommt sie mit dem Antlitz eines Teufels. Wenn einer von euch eine Frau sieht und sie gefällt ihm, er soll zu seiner Frau gehen, weil sie auch hat, was diese Frau hat."
Die Frau ist ein sexuelles Objekt. Sie ist verführerisch und teuflisch. Sie stellt eine ernsthafte Bedrohung für die Männer dar. Außerdem ist sie schlecht. Ali soll gesagt haben: "Die Frau als Ganzes ist böse. Und das Böseste an ihr ist, dass man auf sie nicht verzichten kann." Ein hadîth bei Buchârî besagt, dass die Mehrheit der Menschen in der Hölle aus Frauen besteht. Aus diesen Gründen muss sie eingesperrt werden, das ist auch gut für sie. In einem hadîth steht: "Die Frau ist eine 'aurah, wenn sie ausgeht, dann kommt ihr der Teufel entgegen. Sie ist am nähsten zu Gott, wenn sie in ihrem Haus tief steckt."
Die Sexualisierung der Frau erreicht einen Höhepunkt mit dem Begriff al-fitna. Al-fitna bedeutet Unruhe stiften. Das geschieht, wenn die Frau etwas zeigt, was im Prinzip nicht ausdrücklich verboten ist, aber denselben Effekt wie das Verbotene hat, z.B. das Gesicht. Die Verschleierung des Gesichtes ist umstritten, alle Gelehrten sind sich aber darüber einig, dass das Gesicht, wenn es hübsch ist, verschleiert werden muss, um die fitna zu vermeiden.
Das wirft einen Blick auf das Männerbild: Der Mann ist offensichtlich ein triebhaftes Wesen, das im Angesicht der Frau nicht mehr zu kontrollieren ist. Und wenn sie noch dazu hübsch ist, dann fängt er an zu randalieren. Der Mann ist so schwach, dass er in der Frau nicht eine, sondern zehn 'aurah sieht.
Der Prophet soll gesagt haben: "Die Frau hat zehn 'aurah. Wenn sie heiratet, schützt ihr Mann eine von ihnen und wenn sie stirbt, schützt das Grab alle zehn 'aurah." Dasselbe soll auch Ali gesagt haben.
Trotz der Gefahr, die von den Frauen ausging, mussten sie sich nicht alle gleich verhüllen. Die 'aurah der Sklavin war wie beim Mann vom Nabel bis zum Knie. Die Gelehrten begründeten es damit, dass sie sich anbieten muss, um gekauft zu werden. In der Tat stand sie dem Mann sexuell zur Verfügung, und er durfte ihr sogar seine Geschlechtsteile zeigen wie seiner Frau. Die Frau durfte sich natürlich nicht zeigen vor ihren männlichen Sklaven. Die freien Christinnen und Jüdinnen durften genau wie die Sklavinnen ihren Kopf und ihr Gesicht nicht verhüllen. Der Muslim darf ihren Anblick genießen. Das gehört zum Bereich der sexuellen Herrschaft. Die Muslimin ist beschützt, daher der Begriff muhassanât: Husn heißt Festung. Die anderen Frauen sind mehr oder weniger Freiwild.
Hier wird klar, dass die Sorge um Dezenz, die im Koran herrscht, längst verloren gegangen ist. Es geht nur um entfesselte Sexualität, die nur mit äußerem Zwang in Schranken zu halten ist. Hieß es im Koran noch "Schau mit Diskretion", dann heißt es später "Du darfst nicht schauen". Die Dezenz ist eine Kontrolle von innen, bei ihrem Fehlen und bei herrschender Sexualisierung muss die Kontrolle von außen kommen. Daher die krankhafte Geschlechtertrennung in der islamischen Gesellschaft. Wenn Mann und Frau in Kontakt kommen, dann ist das Sündigen unvermeidlich. In einem hadîth heißt es, wenn eine Frau und ein Mann sich treffen, dann ist der Teufel der Dritte. Mustafa as-Sibâ'i, der Gründer der Muslimbrüder in Syrien, schreibt 1962, dass die Zivilisation des Islam auf der Basis der Geschlechtertrennung entstanden ist, und das mache ihre Größe aus. Dagegen habe die Geschlechtervermischung in der griechischen, der römischen und der westlichen Zivilisation zu ihrem Niedergang geführt. So kann man die Weltgeschichte auch erklären.
Die Gelehrten begnügten sich nicht damit, aus der Frau ein bösartiges sexuelles Wesen zu machen, sie versuchten aus ihr ein minderwertiges Wesen zu machen. Die Frau wurde aus der Rippe Adams erschaffen – und die Rippe ist krumm. Wenn man die Rippe gerade biegen will, dann bricht sie. Das heißt, dass die Frau per Beschaffenheit mangelhaft ist. Ad-Dâremî schreibt: "Er sagte, die Frau sei aus einer Rippe erschaffen worden. Wenn man sie gerade biegt, dann zerbricht sie. So nimm Rücksicht auf sie". Buchârî schreibt: "Seien sie mit den Frauen fürsorglich, sie wurden aus einer Rippe erschaffen. Das Krummste an ihr ist ihr Oberteil, wenn du sie gerade biegen willst, bricht sie. Wenn du sie lässt, dann bleibt sie krumm. Seien sie mit den Frauen fürsorglich".
Diese andere Beschaffenheit der Frau stellt einen Mangel in ihrer Natur dar, der von einem hadîth erläutert wird. Nach Buchârî soll der Prophet gesagt haben, den Frauen fehle es an Vernunft und an Religion. Die Frauen fragten nach dem Grund. Er antwortete: "Ist die Zeugenaussage der Frau nicht halb so viel Wert wie die des Mannes? Das kommt von ihrem Mangel an Vernunft. Muss sie nicht während der Menstruation aufhören zu fasten und zu beten? Das kommt von ihrem Mangel an Religion."
Die letzte Aussage führt zur Biologisierung der Frau. Die Frau mag eine Seele haben wie der Mann, ihre Biologie bringt ihr aber Nachteile. Sie kann beispielsweise keine gesellschaftliche Verantwortung tragen. In einem hadîth heißt es: "Ein Volk kann keinen Erfolg erzielen, wenn es von einer Frau angeführt wird. Es ist so, weil die Frau mangelhaft und unfähig ist, sich eine richtige Meinung zu bilden. Und weil der Herrscher verpflichtet ist, in der Öffentlichkeit aufzutreten, um die Angelegenheiten seiner Untertanen zu verwalten. Die Frau ist aber eine 'aurah und ist dafür nicht geeignet. Deshalb darf sie weder Imam noch Qadi werden."
Diese auf die Biologie gestützte Auffassung der Frau hat in einer anderen Form in der modernen Zeit überlebt. Beim Polemisieren mit dem Westen in der Frage der Menschenrechte für Mann und Frau unterscheiden die Muslime zwischen Gleichheit und Ähnlichkeit. Im Islam sind Mann und Frau als Menschen vor Gott gleich und genießen dieselben Rechte. In der Gesellschaft sind sie aber nicht ähnlich. Ihre Unähnlichkeit beruht auf ihren biologischen Unterschieden, was zu Konsequenzen führt. Ayatollah Murtada al-Mutahirî z.B. schreibt: "Die Welt der Frau ist anders als die Welt des Mannes, die Beschaffenheit und die Natur der Frau sind anders als die Beschaffenheit und Natur des Mannes. Das führt natürlich dazu, dass viele Rechte, Pflichten und Strafen nicht einheitlich sind." Dann kritisiert er den Westen, der krampfhaft versucht, für beide Geschlechter die selben Gesetze und Institutionen durchzusetzen, trotz der, wie er schreibt, "instinktiven und biologischen Unterschiede" der beiden.
Schluss
Seit den 70er Jahren findet weltweit eine Reislamisierung statt. Die alten islamischen Vorstellungen sind unter weiten Teilen der muslimischen Bevölkerung in Deutschland und im Westen verbreitet. Unter dem Vorwand der Religionsfreiheit wird versucht, eine Gesellschaftsordnung einzuführen, die höchst problematisch ist. Das Kopftuch ist ein zentrales Element dieser Ordnung und symbolisiert die Position der Frau. Es ist nicht, wie im Diskurs ständig wiederholt wird, allein ein Zeichen ihrer Unterdrückung, denn man kann die Frau ohne Kopftuch unterdrücken. Es ist vor allem ein Zeichen ihrer Entwürdigung, weil es die Frau auf ihre Sexualität reduziert. Sie ist eine 'aurah, und da man nicht mit entblößten Geschlechtsteilen auf die Straße geht, muss sie sich verhüllen. Deshalb sprechen die Muslime davon, dass die Frau durch das Kopftuch ihre Würde gewinnt. Sie sagen auch, dass das Kopftuch sie beschützt. Wer sich als sexuelles Objekt betrachtet, braucht natürlich einen Schutz, vor allem, wenn man die Männer als unkontrollierte triebhafte Wesen sieht.
In einer Gesellschaft, in der die Erwartungen an die Selbstkontrolle der Menschen so hoch sind, dass auch die Vergewaltigung in der Ehe bestraft wird, ist es berechtigt zu fragen, ob diese Gesellschaft solche Vorstellungen akzeptiert und verkraftet. Es heißt schließlich im Artikel Eins des Grundgesetzes: "Die Würde des Menschen ist unantastbar. Sie zu achten und zu schützen ist Verpflichtung aller staatlichen Gewalt."
"
Das Kopftuch in Koran und Sunna
(http://www.bpb.de/themen/IYRYVB,0,0,Das_Kopftuch_in_Kor an_und_Sunna.html#art0)Das Frauenbild hinter dem Kopftuch (http://www.bpb.de/themen/IYRYVB,0,0,Das_Kopftuch_in_Kor an_und_Sunna.html#art0)
so, und nun Sportschau gucken.
allahu akbar und LG, lynxxx
hi,
LG, lynxxx
Danke, Lynxxx! Dies bestätigt meine Annahmen.
:aferin:
Danke, Lynxxx! Dies bestätigt meine Annahmen.
:aferin:
Dann MUSS an dem Text was Wahres dran sein!
oh, Tam ist im roten Bereich gelandet?
Nun gut, es steht ja jedem frei, die zitierten muslimischen Autoren nachzulesen, wenn es um die Deutung der Verse für den hidschab geht, und nicht um die leichte Bekleidung der vorislamischen Frauen... lechz... ;)
interessant ist, was der Zentralrat der Muslime schreibt:
"Das Nichttragen des Kopftuches bedeutet nicht die Abkehr vom Islam und gilt islamisch gesehen für sich allein nicht als Maßstab für die Frömmigkeit der Einzelnen. "
Das hätte ich nun nicht vermutet, wird doch diese Gruppe vom wahhabitischem hanbalitischem saudi-arabischen Regime finanziell unterstützt... wenn die das wüßten... :D
polatinum:
falls du mit deinen Schülern mal einen Koranvers lesen möchtest, die Fatiha z.B., um mal den Klang zu hören, dann kannste ja vielleicht mal diese Koran-Transliteration nutzen, da in lateinischen Buchstaben mit der DMG-Umschrift verfasst:
http://duepublico.uni-duisburg-essen.de/servlets/DerivateServlet/Derivate-15994/Koran_transliter.pdf
es sei denn, die können alle schon arabische Buchstaben lesen...
Abgesehen davon, kann ich nur empfehlen, Geschichten aus dem Islam zu erzählen, die sind doch für Kinder toll, statt irgendwas auswendig zu lernen, was man gar nicht als Kind oder auch später versteht.
Der Schakal
03.11.07, 23:10
Liebe/r lynxxx,
Ist nichts neues was du hier bringst. Die Leugnung einer Pflicht imliziert das er/sie als Nichtmuslim gestorben ist.
Özcan'ın eş ;i Prof. Kıvılcım Metin Özcan da, Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde öğretim üyesi olduğu ve başının açık olduğu biliniyor.
Für die Jenigen hervorgeheboen, die meinten das Einige sich durch die Kopftuchdiskussion profilieren wollen. Wer bringt das Thema Kopftuch hier ins Gespräch und macht es zum nennenswerten Kriterium? Na?!
deryatulga
10.12.07, 16:55
Kopftuchverbot für Hessens Beamte ist rechtens
Wiesbaden (dpa) - Das Kopftuchverbot für hessische Beamtinnen ist verfassungsgemäß. Das entschied der Staatsgerichtshof des Landes in Wiesbaden am Montag mit knapper Mehrheit.
http://static1.freenet.de/feed/dpa_images/images/large/kopftuch_16382476.original.lar ge-4-3-800-201-0-3317-2336.x228.jpg (http://www.freenet.de/freenet/nachrichten/popups/artikelbild/index.html?frn069id=73497eb536 2a2f3885f234807bc60c4f&frn069source=dpa&frn069image_size=medium&frn069media_id=0) Ein Kopftuch dürfen Beamte in Hessen auch künftig nicht im Dienst tragen. (mehr... (http://www.freenet.de/freenet/nachrichten/popups/artikelbild/index.html?frn069id=73497eb536 2a2f3885f234807bc60c4f&frn069source=dpa&frn069image_size=medium&frn069media_id=0))
Bild 1 von 1http://www.freenet.de/src/icons/bildleiste_zurueck_inaktiv.gif http://www.freenet.de/src/icons/bildleiste_vor_inaktiv.gif http://www.freenet.de/src/icons/bildleiste_lupe.gif (http://www.freenet.de/freenet/nachrichten/popups/artikelbild/index.html?frn069id=73497eb536 2a2f3885f234807bc60c4f&frn069source=dpa&frn069image_size=medium&frn069media_id=0)
©dpa-info.com GmbH
10. Dezember 2007 15:41 Uhr
Sechs der elf Richter stimmten für die Entscheidung, fünf gaben Sondervoten ab und bezeichneten das Gesetz in weiten Teilen als unvereinbar mit der Landesverfassung. Das hessische Verbot ist eines der bundesweit strengsten. Das Gesetz war 2004 mit den Stimmen der allein regierenden CDU beschlossen worden.
Es untersagt nicht nur Lehrern, sondern allen Beamten des Landes und der Kommunen, im Dienst Kleidungsstücke zu tragen, die das Vertrauen in die Neutralität ihrer Amtsführung gefährden könnten. Bei der Entscheidung darüber sei die christlich-humanistische Tradition des Landes zu berücksichtigen. Das islamische Kopftuch wird dabei nicht ausdrücklich erwähnt. Landesanwältin Ute Sacksofsky hatte dennoch einen Verstoß gegen die Glaubensfreiheit, gegen das Recht auf freie Berufswahl und gegen die Gleichbehandlung von Mann und Frau gesehen und geklagt.
Landesinnenminister Volker Bouffier (CDU) nahm das Urteil als Bestätigung, die Arbeitsgemeinschaft der Ausländerbeiräte kritisierte es als einseitig. Landesanwältin Sacksofsky räumte trotz ihrer Niederlage Musliminnen gute Chancen ein, das Verbot vor Gericht anzufechten. Denn der Staatsgerichtshof hat lediglich den Gesetzestext geprüft - aber nicht entschieden, ob der islamische Schleier unter dessen Bestimmungen fällt.
Diese Auslegung sei Sache der Behörden und Fachgerichte, urteilte die Mehrheit. Vier Richter monierten dies in einem Sondervotum: Der Staatsgerichtshof dürfe sich seiner Aufgabe «nicht dadurch entziehen, dass er den Inhalt der ... Norm ins Abstrakte und Allgemeine verflüchtigt».
Die Mehrheit berief sich unter anderem auf die besondere Verpflichtung von Beamten zur Neutralität und zur politischen Mäßigung. Zudem müsse der Staat Beamte und Bedienstete schützen, die im Dienst nicht von Kollegen dem Einfluss religiöser Symbole ausgesetzt sein wollten. Praktische Anwendungen des Gesetzes hat es bisher kaum gegeben. Auf seiner Grundlage untersagte das Justizministerium einer Rechtsreferendarin, mit Kopftuch auf der Richterbank zu sitzen.
Quelle: dpa-info.com GmbH
gegen die Gleichbehandlung von Mann und Frau gesehen und geklagt.
Darf sich eine Frau nicht aus ihrem freien Willen ungleich behandeln lassen?
Darf sich eine Frau nicht aus ihrem freien Willen ungleich behandeln lassen?
Es stimmt, viele Frauen wollen das gar nicht (Beziehung).
Allerdings gilt die Gleichberechtigung auch für andere Bereiche, z.B im Job.
Es stimmt, viele Frauen wollen das gar nicht (Beziehung).
Allerdings gilt die Gleichberechtigung auch für andere Bereiche, z.B im Job.
Irgendwo ist wohl eine Grenze.
Der Typ der den anderen zerstückelt und gegessen hat wurde auch bestraft.
Irgendwo ist wohl eine Grenze.
Der Typ der den anderen zerstückelt und gegessen hat wurde auch bestraft.
Natürlich gibt es Grenzen, die sollte sich aber jeder selber legen dürfen.
Mann und Frau.
Ob Konsequenzen folgen, ist natürlich eine andere Sache:rolleyes:
Natürlich gibt es Grenzen, die sollte sich aber jeder selber legen dürfen.
Mann und Frau.
Ob Konsequenzen folgen, ist natürlich eine andere Sache:rolleyes:
Nehmen wir an ich verlange von dir mich zu zerstückeln und meine Körperteile in den Fluss zu werfen. Darfst du bestraft werden? Darf der Staat eine solche Tat verhindern?
Darf er dann auch die "Unterdrückung" der Frau, das Kopftuchgebot zeigt das Mann und Frau nicht gleich sind, verhindern?
Nehmen wir an ich verlange von dir mich zu zerstückeln und meine Körperteile in den Fluss zu werfen. Darfst du bestraft werden? Darf der Staat eine solche Tat verhindern?
Darf er dann auch die "Unterdrückung" der Frau, das Kopftuchgebot zeigt das Mann und Frau nicht gleich sind, verhindern?
Wenn jemand sich selber z.B umbringt wird er nachträglich (in dieser Welt:rolleyes:) nicht dafür bestraft.Klar!
Sobalt diese Aufgabe ein anderer übernimmt, geht das natürlich nicht.
Wenn ein Mann eine Frau zwingt Kopftuch zutragen, hat das mit Gleichberechtigung nichts zutun.
Nur weil eine Frau Kopftuch trägt ist das kein Beweis dafür, dass sie NICHT gleichberechtigt ist.Es gehört halt zu einer Frau, wenn sie will!!!
Über eine Trennung von Frauen und Männerschuhen rägt man sich ja auch nicht auf:lach:.Da ruft auch keiner WO bleibt die Gleichberechtigung.
Pardon! Türkiye’ye şeriat mı geldi?
Konya Vergi Dairesi’nin "Vatandaşı vergi vermeye teşvik" amacıyla hazırladığı bir afişi görünce...
"Memlekete şeriat geldi de bizim mi haberimiz olmadı" deyiverdim.
Söz konusu "Afiş" şöyle bir şey:
Başörtülü bir ilköğretim okulu öğrencisinin fotoğrafı ve yanında "Vergini ver devletine/Haram katma servetine" cümlesi...
Böyle bir afiş, ancak "Şeriat devleti"nde duvarlara asılabilir...
Çünkü...
Laik bir devlette vergi vermek, vatandaşlık görevidir.
Şeriat esaslarına dayalı bir devlette ise...
Vergi verenlerin haramdan uzak durduklarını söylemekte ve "Haram" gibi dinsel bir kavramın devreye sokulmasında bir sakınca yoktur...
Yani...
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4604963.jpg
Bu afiş, "Türban propagandası"nın çok ötesinde anlam taşımaktadır.
Eskiden olsa...
İslamcı yazarlarımız, bu afişe karşı topyekûn mücadele başlatırlardı...
Abdurrahman Dilipak abimiz, "Başörtüsü vergi toplama aracı değildir" diye kükrerdi...
Ali Bulaç abimiz, "Bu nasıl laik devlet?" derdi...
Ahmet Taşgetiren, "Başörtüsünü her alanda yasaklayan devlet, iş vergi toplamaya gelince başörtüsünü kullanıyor" diye yazardı...
Vakit gazetesi her zamanki gibi işi biraz daha pespayeleştirir, "İçki üreten, kumar oynatan bir devlete verilen vergiler, nasıl oluyor da serveti haramdan koruyor?" diye sorardı...
Fakat...
Gelin görün ki...
İktidarda AKP var diye...
Hepsi ama hepsi sus pus...
Sanki memleketimizde "Şeriat" ilan edildi...
Sanki artık "Anayasa Kur’andır" ilkesi yürürlükte...
Oysa değişen bir şey olmadığını İslamcı aydınlar da biliyor...
Peki o zaman neden susuyorlar?
Neden olacak?
AKP’nin iktidarda olması, onlara "Memleket bizimkilerin elinde" havası veriyor.
"Memleket bizimkilerin elinde" olunca da...
"Devlete verilen vergi" ile "Servetin haramdan korunması" arasında bir ilişki kurulmasında beis görmüyorlar.
Yani...
"AKP’nin iktidarda olduğu Türkiye"ye çaktırmadan "Din Devleti" muamelesi çekiyorlar.
Bense...
İktidar kimin elinde olursa olsun, tutarlılık arayışımı sürdürüyorum.
"Nedir senin İslamcı aydınlarla alıp veremediğin?" diye soranlara duyurulur...
------------------------------------------------------------------
Bu ne sacmaligi Ahmet Bey!! :motz:
Nerde yazilmis, Vergi vermek sadece vatandaslik görevi, Allah kadinda, yemesi caizdir diye?
Maksat "benimde bir Seriat geliyor haberim olsun" mu yoksa Fikihla izah edebiliyormusunuz bu gafinizi?
Yoksa mesele sadece "yine" Basörtüsümü?
Teen Girl Dies After Alleged Dispute Over Hijab
http://www.clickondetroit.com/news/14831144/detail.html
Laik bir devlette vergi vermek, vatandaşlık görevidir.
Şeriat esaslarına dayalı bir devlette ise...
Vergi verenlerin haramdan uzak durduklarını söylemekte ve "Haram" gibi dinsel bir kavramın devreye sokulmasında bir sakınca yoktur...
Yani...
...sacmaladi.
Shehit gibi bir dinsel kavrami kullanmak,mürteci ve irtica gibi dinsel kavramlari kullanmak problem degil ama ... 80bin civari memur olan imam,müezzin,müftü vs konusuna hic girmiyelim,ama acaba bir mesele ile imama,müftüye müracat eden , verilecek fetvayi neye göre verecek acaba?
Sakin laik Türkiyenin memurlari sheriati esas alarak fetva vermesin ...
İşte türbanlı komünistler 24 Aralik 2007 01:00 http://etikhaber.com/images/stories/yasam/turban2.jpg
Ertuğrul Özkök'ün köşe yazısına giren türbanlı komünistler tartışma konusu oldu... 24 Kasım günü Hürriyet gazetesinde 'Ezber Bozan Türbanlı Komünist' başlığıyla bir fotoğraflı haber yayımlandı. Ezber bozması doğaldı. Çünkü Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesinin arifesinde yaşanan Malezya ve mahalle baskısı tartışmaları da göstermişti ki, toplumun büyük kısmı başını örten herkesi 'şeriatçı' sayıyordu. Ancak Taksim'deki Yunanistan Konsolosluğu'nun önünde Kızıl Bayrak adlı gazeteyi dağıtan bu başörtülü genç kızın fotoğrafı sonraki günlerde de aynı gazeteye konu oldu. Bu defa gazetenin genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök o fotoğrafa bakarak "Türban siyasal bir simge olmaktan çıkıp bir nefret simgesi haline mi dönüşüyor?" diye sordu.
http://image.haber3.com/haber/135395.jpg
Kızıl Bayrak satan genç kızdan hareketle, 'komünizmin sembolü' olan orak çekiç ile 'siyasallaşmış dinin' sembolü olan türbanın aynı karede buluştuğuna dikkat çekti ve bu fotoğraftaki örtünün 'basit bir inanç gereği' olduğuna kimsenin kendisini inandıramayacağını ekledi. 'Türbanlı komünist' olarak lanse edilen genç kız, bunlardan sonra büyük olasılıkla sırra kadem bastı, dağıttığı gazetenin telefonları günlerce açılmadı. Ancak bu ülkede başındaki örtüsüyle sosyalist kimliğini bir arada buluşturan tek kadın, o genç kız değildi. Onun gibi İslamiyeti ve Marksizmi aynı anda benimseyen birçok kadın, emek örgütlerinde ve sol partilerde örgütleniyor, mücadele ediyor. Çelişik gibi görünse de şimdilerde 'sosyalislam' olarak adlandırılan bu yeni anlayışın iki taraftarıyla buluştuk. 'Öbür dünya' için ibadet eden, 'bu dünya' için mücadele eden iki kadın inanç ve politikanın farklı şeyler olduğuna inanıyor.
EMEP'li tekstil işçisi Lalezar Kayalı:
Beş vakit namazımı işyerimde kılıyorum
LALEZAR Kayalı (25), tekstil işçisi bir sosyalist. 'Partimiz' dediği Emek Partisi (EMEP) ile geçtiğimiz mart ayında tanışmış. Çalıştığı tekstil fabrikasında yaşanan bir eylemden sonra tanıştığı EMEP'le yolları bir daha ayrılmamış. 16 yaşından beri başörtülü ve bu kararı ailesinden herhangi bir baskı görmeden kendisi vermiş. Bir yandan Açık Lise'ye devam eden ve 15 krediyi de tamamladıktan sonra üniversite sınavlarına girip İşletme Fakültesi'ne gitmeyi düşleyen Kayalı, EMEP'ten önce hiçbir siyasal partiyle organik bir ilişkiye girmemiş. Diğer partilerin işçilerin ve emeklilerin yanında olmadığına inanan Kayalı, başörtüsü sorununun hâlâ çözülememiş olmasına da öfkeli. "İşçilerin haklarını savunuyorlar, herkesin eşit olmasını istiyorlar," dediği sosyalistlerin taleplerini doğru bulduğunu söyleyen Lalezar Kayalı, "Ben normalde de solcuymuşum ama farkında değilmişim," diye konuşuyor. Toplumda herkesin eşit olmasını, kimsenin ayrımcılığa tabi tutulmamasını isteyen ve "Bizim partimize göre herkes eşittir, herkes aynı hakka sahiptir," diye konuşan Kayalı, hayatında ilk kez 1 Mayıs eylemine de bu yıl katılmış. 2007 1 Mayısı'nda EMEP kortejiyle birlikte Kadıköy'deki mitingde bildiriler dağıtmış, parti bayrağını taşımış. Eylemde hiçbir korkuya kapılmadığını, hatta bildiri dağıtırken izleyenlerin kendi elinden şaşırarak da olsa bildiri aldığını anlatırken gülümsüyor. Örgütlenme çalışmalarına aktif olarak katılan, ama bir yandan da işyerindeki mescitte her vakit namazını kılan, Ramazan'da orucunu asla ihmal etmeyen Lalezar Kayalı, son dokuz ayda yaşamı boyunca okumadığı kadar kitap okumuş. Onu en çok Gorki'nin Ana'sı etkilemiş, ama Steinbeck'in Bitmeyen Kavga'sını, Ingazio Silone'nin Fontamara'sını da anlata anlata bitiremiyor. Şimdilerde bir yandan Nejat Elibol'un Direnen Haliç'ini, bir yandan da Mevlana'nın Mesnevi'sini okuyor: "Şule Yüksel Şenler'in Huzur'unu okurken de mutlu oluyorum, etkileniyorum, Gorki'nin kahramanı Pavel'in annesini anlattığı satırları okurken de..."
HERKES ÖZGÜR OLMALI
Lalezar Kayalı da, din ve siyasetin iki ayrı kavram olduğuna ve birinin ötekine müdahale etmemesi gerektiğine inananlardan: "Din içten gelen bir şeydir. Ben başörtümü siyasi bir amaç için takmıyorum, orucumu siyasi bir amaç için tutmuyorum, namazımı da siyasi bir amaç için kılmıyorum. Allah'ın emirlerini yerine getiriyorum." Başörtülü bir sosyalist olarak Kayalı'nın ülkede değişmesini istediği şeyler çok. İnsanların dış görüntüsüne göre değerlendirilmemesini istiyor, herkesin özgür olması gerektiğine, ifade özgürlüğünün mutlak olduğuna inanıyor ve en önemlisi toplumdaki nefret duygusunun bitmesi gerektiğini vurguluyor. Ertuğrul Özkök'ün yazısını okumuş ve kimseden nefret etmediğinin altını çiziyor ve kimsenin olaylara kendi tarafından bakmaması gerektiğine, evrensel bir bakış açısının oluşturulması gerektiğine dikkat çekiyor. Öte yandan çiçeği burnunda bir sosyalist olarak sistemden taleplerini sıralamaya devam ediyor: "Polis kurumunun değiştirilmesi gerektiğine inanıyorum, toplumda güvenilirliklerini tamamen kaybetmiş durumdalar. Tabii, vergi adı altında bizden alınan haraçlar da azaltılmalı. Yollarımız şantiye gibi, bunlar düzeltilmeli. Kadınlar daha özgür olmalı, daha fazla iş bulabilmeli. İşyerlerinde kadınlar cinsiyetiyle değil yaptığı işle değerlendirilmeli."
ÖDP'li ev kadını Nafiye Kessioğlu:
Kızıma Kuran'dan sureler öğretiyorum
NAFİYE Kessioğlu (40), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) üyesi başörtülü bir kadın. İETT'de şoförlük yapan kocası Yaşar Kessioğlu da aynı partinin Sarıgazi belde başkanı. Üç çocuk annesi Kessioğlu, devrimci düşüncelerle ilk olarak evlendiği zaman tanışmış. Dindar bir ailede büyümesine rağmen, aktif bir sosyalistle evlenmekte sakınca görmemiş: "İkimiz de en başında birbirimizin inançlarına saygı duyduk." Rizeli olan Kessioğlu, evliliğinin ilk birkaç yılında eşinin çevresi nedeniyle başını açsa da, bunun kendisini mutsuz ettiğini fark etmiş, eşinin de "Rahat ol," telkiniyle tekrar örtünmüş: "O günlerde arkadaşlık ortamına uymak için başımı açtım, ama sonra önemli olanın benim kişiliğim olduğuna karar verdim. Beni ben olarak kabul etmeliydiler." ÖDP Ümraniye Örgütü'ne üye olan Nafiye Kessioğlu, yıllardır hem namazını kılıyor, orucunu tutuyor hem de sosyalist bir partide çalışmalara katılıyor, mitinglere gidiyor, yürüyüşlerde yerini alıyor. Bunu, "Evimin duvarlarında hem dualarım asılıdır, hem de Che Guevara'nın resimleri," diye anlatıyor. Hem dini sohbetlere katılan, hem de politik toplantılardan eksik olmayan Nafiye Kessioğlu aynı zamanda Sarıgazi'de kadın derneğinin de üyelerinden biri: "Ezilmeye, sömürülmeye karşı çıkıyoruz, bunun nesi yanlış olabilir ki," diye konuşan Kessioğlu, sosyalistleri 'saygı duyulacak insanlar' olarak niteliyor. Dinin ve dindarlığın 'kişisel' bir şey olduğuna inanıyor Kessioğlu. Bir yandan dini vecibelerini yerine getirirken, özgürlük istemeyi, erkeklerin kadınları ezmesine karşı çıkmayı çok doğal buluyor: "Solcuların hiçbir şeyi yanlış yaptığını görmedim. Cebindeki parayı, elindeki bir lokma ekmeği paylaşabilen, tanımadıkları insanların cenazelerini kaldıran insanların yaptığının nesi eleştirilebilir?" Evlendikten sonra özgürlük kavramıyla tanıştığını söyleyen Kessioğlu, "Toplantılara katılırken diğer kadınlar gibi 'Eşim ne der?' diye düşünmem. O da bana 'Neredeydin?' diye sormaz. Ben böyle insana nasıl saygı duymam?" diyor.
ÖDP'NİN RESMİ ÜYESİ
Son seçimlerde Ufuk Uras'a oy veren Kessioğlu, solcuların hep kötü anılmasından şikâyetçi. Her ay partiye üyelik aidatını sektirmeden ödediğini anlatan Nafiye Kessioğlu, başörtüsünün partide hiçbir zaman sorun olmadığını da belirtiyor: "Yazın denize gideriz, ben kapalı girerim, arkadaşlarım mayoyla. Kimse de kimseye 'Niye böylesin?' demez. Çünkü yarın hak vaki olduğunda herkes kendi mezarına girecek." Sosyalistlerin kimsenin aç, işsiz kalmasını istemediğini dili döndüğünce anlatan Kessioğlu, bazen eşinin evde kaldığını, eylemlere kendisinin tek başına gittiğini de vurguluyor. Ramazan'da çocuklarıyla birlikte oruç tuttuğunu, altı yaşındaki kızına sureler öğrettiğini söyleyen Nafiye Kessioğlu, öte yandan çocuklarıyla mitinglere de katıldığını belirtiyor. Bu dünyadaki insanlığı için sosyalist olduğunu, öteki dünya için de örtünüp, ibadet ettiğini söyleyen Nafiye Kessioğlu dinin politikaya alet edilmesine kesin bir dille karşı çıkıyor: "Din kendin içindir. Başım örtülü olduğu için solcu olmayacağım diye bir kural yok. Solcu oldum diye de açık olmam, dinsiz olmam gerekmiyor. Namazımı da kılarım, orucumu da tutarım, solculuk da yaparım." ÖDP'lilerin komünist olduğu için yanlış anlaşıldığını, topluma göre komünistlerin kötü, dinsiz, baskıcı, eziyet eden ve sadece kendileri için özgürlük isteyen insanlar olarak görüldüğünü anlatıyor: "Halbuki ne ben ne de tanıdığım hiçbir solcu bu tanımlara uymuyoruz."
Mujgan Halis
Sabah
http://etikhaber.com/content/view/46756/77/
Bu defa gazetenin genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök o fotoğrafa bakarak "Türban siyasal bir simge olmaktan çıkıp bir nefret simgesi haline mi dönüşüyor?" diye sordu.
Kasisanizda, bu iki üc kadini "nefret simgesi" olarak gösteremeyeceksiniz, Ertugurul bey.
Zaten merak ediyorum, Kommunism ile Dini nasil bir cati altina alabiliyor vicdanlari.
Lalezar Kayalı da, din ve siyasetin iki ayrı kavram olduğuna ve birinin ötekine müdahale etmemesi gerektiğine inananlardan: "Din içten gelen bir şeydir. Ben başörtümü siyasi bir amaç için takmıyorum, orucumu siyasi bir amaç için tutmuyorum, namazımı da siyasi bir amaç için kılmıyorum. Allah'ın emirlerini yerine getiriyorum."
Saksiyi süsden ziyade, beyin olarak kullansa, Sosyalizmin ona Din konusunda görünüsde özgürlük getirdigini anlayabilir, ama nerde.
Yarin birgün (Allah korusun) bunlar basa gecse, ilk basini acan/actririlan zavalli olacagini anliyamamis. Hadi biraktilar diyelim, Diyanet diye birsey varmidir Kommunismnde.. Dini sorunlarla kim ilgilenecek, kim Imam tayin edecek Camilerimize.. Madem Namazini kiliyorsun, orucunu tutuyorsun, bunlari düsünmeye kafan yetmiyormu?
Hadi yasaklari gecdik...Sosyalizmin kendisi yada hangi kolu Din islerine önem vermis, ilgilenmis?
Sozyalismin Islamla bagdasmadigina deginmiyorum bile
Bunlari da örnek diye önümüze koymazlarmi...:gewalt:
Sozyalismin Islamla bagdasmadigina deginmiyorum bile
Bunlari da örnek diye önümüze koymazlarmi...:gewalt:
Cüneyt Arkin ile Oya Aydoganin rol aldigi "Günes ne zaman dogacak?" filminde bir sahne var. Sovyet Birliklerinden kacan bir Türk olan Cüneyt Arkin, Türkiyede yasayip Sosyalizm ile kendisini ifade etmeye calisan Oya Aydogana (uzun zaman oldu bakali, hatirladigim kadariyla, tam olarak bilen varsa düzeltsin lütfen) "bizim geldigimiz yeri görmenizi isterdim"...
Güya böylece "türbanin" ideolojilerin dengelerine "esit" adaptasyon olacagini saniyorlar..
İşte türbanlı komünistler
'TÜRBANLI KOMÜNİST OLUR MU?’ TARTIŞMASI YİNE ALEVLENDİ
Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde “Kızıl Bayrak” gazetesini satan gençler arasında türbanlı bir kızın da olmasını Türk Marksistler bu kez kendi internet sitesinde tartışmaya başladılar
31.12.2007 11:50
Marsİstlerİn www.kizilbayrak.net sitesinde Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak dergisinin Aralık sayısında yer alan “Dine, gericiliğe ve simgelerine karşı tutumumuz üzerine” konulu makaleden yola çıkılarak tartışma başlatıldı. Makalede “Marks’ın ünlü ’din halkın afyonudur’ sözü, Marks’tan bu yana marksistlerin din konusuna yaklaşımının özeti olagelmiştir” deniyor.
Yazıda şu ifadeler yer alıyor: “Dinciler ve din adamları, işçi ve emekçileri, tümüyle kapitalizmin -kesinlikle ilahi bir gücün değil- mahkum ettiği yoksulluk ve sefalete, sabır ve tevekkülle katlanmaya çağırır, bu tevekkülün ödülü olarak öteki dünyadaki bir cenneti işaret eder. Biz marksistlerse, yaşadıkları cehennemin ilahi hiçbir yönü olmadığını onlara göstermeye çalışır, hayal ettikleri cennete benzer bir dünya kurmalarının mümkün olduğunu gösteririz. Biz işçi ve emekçilere yaşadıklarının kader olmadığını, değiştirmenin mümkün olduğunu ve mutlaka değiştirilmesi gerektiğini gösteriyoruz. Din ise tam tersine onları bunun kader olduğuna, dolayısıyla boyun eğmeleri ve sabretmeleri gerektiğine iknaya, bir başka ifadeyle, onları kapitalizme ve sömürüye karşı mücadeleden alıkoymaya çalışarak burjuvaziye engin bir hizmet sunuyor.”
“Türbana hoşgörüyle bakmıyoruz”
Bilinçli bir işçinin, marksistin dine karşı ve düşman olması için yeterli nedenlerin olduğunun savunulduğu yazı şöyle devam ediyor: “Türban meselesinin, hem laik hem de dinci kesim tarafından sahtekarca, ikiyüzlü ve rezil biçimde kullanıldığını ilan ediyoruz. Bu açık ilana rağmen türbanı kullanma suçlamasına verilecek tek yanıtımız, devletin karışmasına ne kadar karşıysak, türban takılmasına da o kadar karşı olduğumuz, hiç de hoşgörüyle karşılamadığımız, ancak, bir kişinin başından türbanı çekip almanın onu beynindeki türbandan da soyamayacağını bildiğimiz, bu nedenle, işi, bireyin gelişim ve bilinçlenme sürecine bıraktığımızdır.”
Bu tavır kadın işçileri bizden uzaklaştırır
Bu görüşe hemen altında bir başkası şiddetli karşı çıkıyor. Diğer görüşler de bu iki ayrı fikir etrafında toplanıyor.
Rumuz Marksist Leninist
“Bu yazıda iki noktaya itirazım var. Birincisi: Türban takan işçilerin mutlaka sınıfın en geri kesimleri arasında yer alması gerekmiyor. Bunun kıstası dine inanıp inanmama değil, sınıf mücadelesindeki yeri olmalıdır. Örneğin Tuzla Deri’de en militan direnişlerde başörtülü ya da türbanlı kadın işçiler yer almıştır. İkincisi kızılbayrağın ’sorunu’ koyuş tarzını çok kaba ve incelikten yoksun buldum. Türbanlı bir işçiye söyleyecek sözünüz ”Sana zaman tanıyoruz, bilinçlen sonra türbanını çıkartırsın“ mı olmalı? Sonuçta o işçi kendi kimliğinin bir parçası olarak görüyor. Bu yaklaşım türbanlı kadın işçileri komünistlerden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Yaklaşımımız, dinin bireysel bir sorun olduğu noktasında olmalı. Milyonları örgütleme iddiası bunu gerektirir.”
vatan
[QUOTE=Gök Türk;40385]
Das Kopftuch in Koran und Sunna
Vers 33:59
Der vierte Vers 33:59 lautet: "Prophet! Sag deinen Gattinnen und Töchtern und den Frauen der Gläubigen, sie sollen (wenn sie austreten) sich etwas von ihrem Gewand [dschilbâb] (über den Kopf) herunterziehen. So ist es am ehesten gewährleistet, daß sie (als ehrbare Frauen) erkannt und daraufhin nicht belästigt werden. Allah aber ist barmherzig und bereit zu vergeben."
Nerden Nereye.
Ayet gayet acik,inanan uyar-inanmayan uymaz.Kelimerin o günkü anlamlarina
bugünün insanlari,o günün insanlarini yorumlarini okumadan,anlamadan,degerlendir mesin.
yok annem örtmüstü,yok örtünenler söyle,yok su,yok bu.
Hos insanlar konusmak ister,Konustukca tahrikler ve ayriliklar büyür.
Dinler insanlarin birarda yasayabilmeleri icin kanunlardir,bilgilerdir.Günümü zdeki
kanunlarin ve yasam tarzlarin kaynagidir.
Biri Hak digeri batil.Burada inanclara göre imtihani gecmek,Ya Mükfat Yada ceza.
SİMGE için çarpıştılar
15 Ocak 2008 Salı 17:24
Erdoğan ortalığı toz duman etti. Bahçeli ve Baykal ayağa kalktı... Türban düellosunda günün raporu;
Başbakan Tayyip Erdoğan, Madrid’de türbanla ilgili sözleri ile Ankara'yı karıştırdı. Siyasette "simge" tartışması alevlendi. Günün raporu şöyle:
Erdoğan'ın sözleri: “Simgelere, sembollere yasak getirebilir misiniz? Dünyanın neresinde böyle bir suç var?"
Bahçeli: "Konuyu çözümsüzlüğe iten Başbakan'dır. Türban konusundaki istismarın derinliği ortaya konulmuştur"
Baykal: "Olay bu siyasi simgedir. Başbakan yeni bir noktaya gelmiş. Şimdi çıkıyor meydan okuyor. "Siyasi simge olsa ne çıkar" diyor. Bu bir itiraftır."
Siyaset sahnesine bomba gibi düşen "simge" tartışmasını Başbakan Erdoğan İspanya gezisinde başlattı. "Simge suç mu?" diyen Erdoğan'a yanıt önce Bahçeli'den geldi.
UZLAŞIYI DİNAMİTLEDİ
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP, lideri Bahçeli, Erdoğan'ın bu sözleri ile ''toplumsal uzlaşıyı dinamitlediğini'' söyledi.
Bahçeli, "Türkiye'deki başörtü sorunun toplumsal sancı haline getirip çözümsüzlüğe iten tartışma budur. Bu tartışmayı, Türkiye'de olgunlaşmış bazı görüşlerin yavaş yavaş uygulama aşamasına geldiği bir dönemde, Sayın Başbakan'ın bunu İspanya gibi bir yerde tartışmaya açması çok yanlıştır. AKP'liler kendilerini bu tuzaktar kurtarmalıdır" dedi.
BU BİR İTİRAFTIR
Erdoğan'a bir diğer yanıt da CHP lideri Deniz Baykal'dan geldi.
Türbanın Anadolu tarihinde yeri olmadığını belirten Baykal, Erdoğan'ın sözlerini "bir itiraf" olarak yorumladı.
Baykal şunları söyledi; "Bu türban nereden çıktı? Türkiye'nin, Anadolu'nun tarihinde türban mı var? Hangi coğrafyadan çıkmış?. Karadenizden mi Marmara'dan mı Ortaya Asya'dan mı çıktı? Olay bu siyasi simgedir. Başbakan yeni bir noktaya gelmiş. Şimdi çıkıyor meydan okuyor. "Siyasi simge olsa ne çıkar" diyor. Bu bir itiraftır."
Kaynak:
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=123228
Başörtüsü İçin Meclis İradesi Var...
15 Ocak 2008 19:32
Erdoğan'ın başörtü siyasi simge değildir, ‘Velev ki olsa bile, siyasi simge olması suç değildir' sözü Türkiye'de çok geniş bir yankı buldu.
--------------------------------------------------------------------------------
Erdoğan'ın başörtü siyasi simge değildir, ‘Velev ki olsa bile, siyasi simge olması suç değildir' sözü Türkiye'de çok geniş bir yankı buldu. Bu tespit enine boyuna tartışılırken, Erdoğan'ın çıkışına en sert tepki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan geldi. Erdoğan'ı meydan okumakla suçlayan Baykal, başörtünün serbest bırakılmasını isteyen Erdoğan'ın, 22 Temmuz'da aldığı 47 oyla Türkiye'yi esir aldığını ifade ederek, geri kalan yüzde 53'ün türbana karşı olduğu imasında bulundu.
4 KİŞİDEN ÜÇÜ
Baykal'ın bu iddiasına, 22 Temmuz seçimlerinde ortaya çıkan oy dağılım oranı karşı çıkıyor. Sadece yüzde 47 oy alan Ak Parti'nin türban yanlısı olmadığının bariz göstergesi olan tabloya göre, türbanın en acil şekilde serbest olmasını isteyenlerin oy oranı; yüzde 75'ler civarında. 22 Temmuz seçimlerinden sonra ortaya çıkan, ‘her 2 kişiden biri AK Parti'li, genellemesine ‘her 4 kişiden 3'ü türbanın serbest bırakılmasını istiyor' tanımı da eklenebilir.
RAKAMLAR BAYKAL'A KARŞI
22 Temmuz'dan sonra toplam oyları yüzde 75'lere varan, AK Parti, MHP, Bağımsızlar (DTP), DP, GP, Saadet Partisi, HYP ve BTP'nin siyasi görüş olarak türbanın tamamen serbest bırakılmasıyla ilgili alıp veremedikleri yok. Bununla birlikte hemen hepsi, her fırsatta yasağın bir an önce kaldırılmasını beyan ediyorlar. Hatta birçoğu bu konuda direk AK Parti'yi suçluyor, gelen taleplere karşılık AK Parti ve Başbakan Erdoğan'ı işaret ediyorlar...
MHP'DEN ZORLAYICI DESTEK
MHP Milletvekili Mehmet Şandır'ın Meclis 2008 Bütçe görüşmelerindeki konuşmasında, AK Parti'ye hitaben söylediği, "Başörtüsü Sorununu Çözmek için Ne Bekliyorsunuz?", sözü bu en yakın örnek.
Bu durumda, türbanın serbest bırakılmasına karşı çıkan Baykal'ın etrafında, yüzde 20 oy aldıkları ortağı DSP ve oy oranları yüzde birlere bile çıkmayan üç beş parti kalıyor.
Erdoğan 3 Kasım 2002 seçimlerinde sonra söylediği, ‘çözüm için toplumsal mutabakat gerekli' sözünü, resmi olarak karşılayan yüzde 75'lik oy oranını görmeyip, bu işi sadece yüzde 47'ye yükleyen Baykal'ın bu oranları dikkate almaması şaşkınlık verici bir durum.
22 Temmuz seçim sonuçları:
Partiler aldıkları oy sayısı yüzdesi
Partiler Aldıkları oy sayısı Yüzdesi
AK Parti 16.318.368 46,47
CHP 7.316.242 20,84
MHP 5.005.587 14,26
DP 1.898.679 5,41
BĞSZ 1.822.253 5,19
GP 1.064.940 3,03
SP 820.268 2,34
BTP 182.184 0,52
HYP 179.373 0,51
İP 129.377 0,37
ATP 100.989 0,29
TKP 80.092 0,23
ÖDP 52.195 0,15
LDP 38.318 0,11
EMEP 26.556 0,08
Haber 7
http://www.etikhaber.com/content/view/47864/77/
16.01.2008
Presse: Verfassungsartikel schon ausformuliert
Es wäre ein kleiner, aber bedeutsamer Schritt hin zu mehr Religion im öffentlichen Raum - ein heikles Vorhaben in einem Land, das Staat und Religion strikt trennt: Die türkische Regierung will offenbar das Kopftuch-Verbot an Universitäten abschaffen.
Die Regierungspartei AKP von Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan habe bei internen Beratungen einen entsprechenden Passus für die geplante neue Verfassung der Türkei bereits ausformuliert, berichteten mehrere türkische Zeitungen am Mittwoch.
"Politische Symbole nicht verbieten"
Demnach wird das Wort "Kopftuch" in der Verfassung zwar nicht erwähnt. Ein Verfassungsartikel soll aber festhalten, dass niemand aufgrund seiner äußeren Erscheinung oder seiner Kleidung am Hochschulbesuch gehindert werden dürfe, sofern diese Kleidung nicht dem Strafrecht oder den "allgemeinen Sitten" widerspreche. Damit wären Kopftücher erlaubt, während Symbole wie das Hakenkreuz aus den Universitäten ferngehalten werden könnten.
Bei einem Besuch in Spanien hatte Erdogan zu Wochenbeginn gesagt, das in der Türkei als "türban" bekannte streng gebundene Kopftuch sei zwar ein politisches Symbol, doch dürften auch politische Symbole nicht verboten werden.
Opposition: Undemokratisches Vorgehen
Die türkischen Kemalisten, die sich auf Staatsgründer Mustafa Kemal Atatürk berufen, betrachten insbesondere den "türban" als Symbol des politischen Islam, das aus öffentlichen Institutionen herausgehalten werden müsse. Erdogan und seine Anhänger argumentieren dagegen, das Kopftuchverbot nehme vielen jungen Frauen in der Türkei das Recht auf Bildung. Das Kopftuchverbot für Schülerinnen, Beamtinnen und Parlamentarierinnen in der Türkei soll nach den Plänen der AKP in Kraft bleiben.
Der kemalistische Oppositionschef Deniz Baykal warf Erdogan wegen seiner Äußerungen zur Kopftuchfrage ein undemokratisches Vorgehen vor.
....
Quelle und Fortsetzung:
http://www.heute.de/ZDFheute/inhalt/9/0,3672,7149065,00.html
al_sancagim
17.01.08, 11:02
MHP genel baskani Devlet Bahçeli'nin başörtüsü sorununun çözümü konusunda yaptığı yazılı basın açıklaması:
http://www.mhp.org.tr/genelbsk/gbskkonusma/2008/index.php?page=17012008
17 Ocak 2008
Sayın Başbakan’ın milli konuları yabancı ülkelerde dile getirme huyu depreşmiş ve İspanya’da yabancı bir ajansın kahvaltısında Türkiye’yi ve Türkiye’deki hukuki ve siyasi uygulamaları eleştiren bir konuşma yapmıştır.
Beş yılı aşan bir süredir ve iki dönem olmak üzere hükümet eden Adalet ve Kalkınma Partisinin, TBMM’de kahir ekseriyetle siyasal güce sahip olduğunu unutmuş görünen başbakan, başörtüsü konusunda tutarlılık ve samimiyet açısından ciddi endişeleri davet eden beyanlarda bulunmuştur.
Gerçekte Sayın Başbakan’ın ve Partisinin başörtüsü meselesini çözmek gibi bir niyetinin olmadığı beş yıllık icraatıyla sabittir. Tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçimindeki gerginlik, kutuplaşma ve mağduriyet oyununu inançlarımızın istismarında da kullanmak istenmektedir.
Bu meselede toplumsal uzlaşmanın odağı kamu hizmetlerinden yararlanmada eşitlik ilkesinin korunması olmalıdır.
Adalet, sağlık ve eğitim gibi toplumun kollektif ihtiyaçlarının karşılanması devletin asli görevlerindendir. Kamu hizmeti alan vatandaşlarımızın bunların bir kısmından yararlanıp bir kısmından mahrum bırakılması hem vatandaşlık hakları hem de inançların yaşanması açısından doğru değildir.
Devletin sunduğu hizmetlerinden yararlanmada eşitsizliğe yol açması nedeniyle Milliyetçi Hareket Partisi başörtüsü yasağı uygulamasına karşıdır.
Çözümü gerçekten arzulayanlara da teklifini yapmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin açık ve net teklifi şudur:
Milliyetçi Hareket Partisi bu konuyu, mevcut Anayasa’nın 10. maddesinin 4. fıkrasında “devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır” ifadesine ek olarak bütün işlemlerinden sonra gelmek üzere “her türlü kamu hizmetlerinin sunulmasında ve bunlardan yararlanılmasında” cümlesine yer vererek çözmeyi önermektedir.
Önerdiğimiz anayasa değişikliğinin metni şudur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinin 4. fıkrasının değiştirilmesi hakkında kanun teklifi.
Madde 1: Anayasa’nın 10. maddesinin 4. fıkrası’nın “devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetinin sunulmasında ve bu hizmetlerden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.
Madde 2: Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer, halkoylamasına sunulduğu takdirde tümüyle oylanır.
Başörtüsü konusunda herhangi bir yasaklayıcı yasal düzenleme bulunmadığı bilinmektedir. Bu konudaki muhalif görüşlerin temel dayanağı Anayasa Mahkemesi’nin 1989 yılında aldığı bir karardır.
Bu şekilde bir düzenleme öncelikle bir kamu hizmeti olan Yüksek Öğretim hizmetinden yararlanma hakkını anayasal eşitlik ilkesi kapsamına alacaktır.
Böyle bir düzenlemeden sonra tartışma konusu olan yasal düzenlemelerin anayasaya aykırılığı da laiklik ve eşitlik ilkesi birlikte değerlendirilip yorumlanacağından daha dengeli bir sonuca ulaşılması da mümkün hale gelecektir.
Bu nedenle mevcut anayasanın 10. maddesinin 4. fıkrasına yapılacak ek bir ifade ile konu hukuki zeminde siyasal ve toplumsal gerginliklere yol açmadan çözüme kavuşturulmuş olacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin önerdiği bu yaklaşımın kabul görmesi halinde bu konu etrafında ki her türlü tartışma, cepheleşme ve iktidar partisinin yıllardır devam eden istismarı son bulacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi, bu konunun kalıcı ve kesin çözümü için yeni anayasa hazırlıklarını beklemeden TBMM’yi biran önce göreve davet etmektedir.
Dr. Devlet Bahçeli
Milliyetçi Hareket Partisi
Genel Başkanı
MHP genel baskani Devlet Bahçeli'nin başörtüsü sorununun çözümü konusunda yaptığı yazılı basın açıklaması:
http://www.mhp.org.tr/genelbsk/gbskkonusma/2008/index.php?page=17012008
Umarim Sayin Basbakan bu olayi fazla "polemklestirmeden" alternatif sunan bir muhalefet partisiyle ortak noktalarda bulusur.
Hani Basbakan hep anlatiyor ya "teklif getirmiyorlar, cözüm göstermiyorlar" diye..Bakalim önümüzdeki günlerde nasil bir tutum sergileyecek.
AKP'den MHP'nin türban teklifine ilk yanıt
Grup Başkanvekili Nihat Ergün: 'Olumlu bir adım, değerlendireceğiz'
17.01.2008 14:38
AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, MHP'nin başörtüsü konusundaki teklifinin ''olumlu bir adım'' olduğunu ifade ederek, teklifi partisinin yetkili organlarında değerlendireceklerini söyledi.
Ergün, gazetecilerin MHP'nin başörtüsü teklifiyle ilgili soruları yanıtlarken, ''bu teklifi, başörtüsü sorununun çözümüne dönük bir beyan olarak algıladıklarını'' bildirdi.
Sorunun çözümü için toplumsal bir mutabakatın var olduğunu, çok geniş bir
toplum kesiminin, üniversitelerde bu sorunun çözümünü beklediğini kaydeden Ergün, şöyle konuştu:
''MHP de bu toplumsal mutabakatın hem farkında, hem de bir parçası. MHP,
seçmen tabanı açısından da toplum kesimleri açısından da bu mutabakatı bilen bir siyasi parti. Dolayısıyla böyle bir teklif, son zamanlarda gündeme gelen sorunun çözümü ile alakalı, olumlu bir adımdır.
Teklifin Anayasanın 10. maddesi kapsamında çözüme kavuşup kavuşmayacağı ise ayrı bir teknik çalışma konusudur. Gerekirse böyle bir çalışmayı arkadaşlarla beraber yapma imkanı olacaktır. Şu anda hukukçu arkadaşlarımız konuyu
değerlendirmektedirler. Tabii partimizin yetkili organlarında da MHP'nin bu
yaklaşımı değerlendirilecektir.''
AA
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=51744&cat=110&dt=2008/01/17
su "sorunu", fazla sulandirmadan bir hal etseler artik!
vallahi biktik artik......
"siyasi simgeymis veya degilmis",ne gerek var tartisma yaratcak aciklamalara!
MHP, olasi anayasa degisikligine razi oldugunu ta evvelden acikladi!
ver türban/basörtü yasagini kaldiran önergeyi meclise biran hal olsun!
sanki inadina tartisma ve polemik yaratacak ifadeler kullaniliyor.
hala nemalanmak mi dertleri anlamadim gitti..............
Yargıtay'dan çok sert türban resti !
Yargıtay türbana getirtilmek istenen serbestliğe rest çekti: "Serbestlik laik ve üniter yapıya aykırıdır..."
17 Ocak 2008 16:38HABER3.com - Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önce İspanya'da ardından da İspanya dönüşünde yaptığı açıklamalarla yeninden tartışılmaya başlanan "türban" konusuna Yargıtay da katıldı.
Türkiye AK Parti ile MHP'nin uzlaşı açıklamalarını tartışırken Yargıtay da konuya müdahale etti.
Türban konusunda sert bir açıklama yapan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurahman Yalçınkaya türbanın serbest bırakılmasının Türkiye'nin laik ve üniter yapısına aykırı olacağını belirtti.
Yalçınkaya ayrıca siyasi partilerin de bu yönde beyanlarda bulunamayacağını ileri sürdü.
Son dönemde yeniden tartışma konusu olan türban serbestliği konusunda Yargıtay'dan çok sert bir eleştiri geldi.haber3.com
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından yapılan açıklamada türbana getirilmek istenen serbestliğin insanları karşı karşıya getireceğini, laik ve üniter yapıya aykırı olacağını belirtti.
Yazılı bir açıklama yapan Yalçınkaya, "Böyle bir serbestliğin dini ve bölücü örgütler tarafından rahatlıkla kullanılabilir. Serbestlik eğitim kurumlarını gruplara ve kamplara ayıracaktır" dedi.
İşte Yalçınkaya'nın açıklamasının tam metni:
Cumhuriyet'in temel ilkelerini, 85 yıllık kazanımlarını yok saymak, özgürlüğü çağdaşlaşma yerine dini esaslar çerçevesinde ele alarak etnik gruplara, mezheplere, ırkçılara haklar vermek olarak görmenin ve tartışmanın ülkeye yarar getirmeyeceği halkı önce bilinçlendirmeye, ayrıştırmaya sonra da çatışmaya götüreceği açıktır.
''Siyasi partilerin; Cumhuriyetin laiklik niteliğinin değiştirilmesi amacını güdemeyecekleri gibi bu amaca yönelik faaliyetlerde, beyanlarda bulunamayacakları, bu kuralı göz ardı etmenin laiklik ilkesinin korunmasını imkansız kılacağını keyfiliğe yol açacağını, Devletin sosyal veya ekonomik veya siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla veya siyasi amaçla veya siyasi menfaat temin ve tesis eylemek maksadıyla dini veya dini hissiyatı veya dince kutsal tanınan hususları alet ederek propaganda konusu yapamayacakları, istismar edemeyecekleri kötüye kullanamayacakları, aksine faaliyet ve beyanların din ve dince kutsal sayılan şeylerin istismarı sayılacağını, Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi üzerinde milli veya dini kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süremeyecekleri, Türk Dilinden veya Kültüründen başka dil ve kültürleri korumak geliştirmek veya yaymak yoluyla ülke üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını, bölünmez bir bütün olan ülkede, bölgecilik veya ırkçılık maksadını, Türkiye Cumhuriyetinin dayandığı devletin tekliği ilkesini değiştirmek amacını, güdemeyecekleri bu yolda faaliyetlerde bulunamayacakları, bu kuralları görmezlikten gelmenin azınlık yaratılmasını ve devletin tekliği ilkelerini zayıflatacağı, Dil, ırk, din ve mezhep ayrımı yaratmak bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak amacını güdemeyecekleri, bölge, ırk, belli kişi, aile, zümre veya cemaat, din, mezhep veya tarikat esaslarına dayanamayacakları, diğer halde demokratik devlet düzeninin korunmasının olanaksız olacağı, Anayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağı, Anayasa ve yasalarda hüküm altına alınmış, ayrıca yaptırımları gösterilmiştir.''
MHP'nin teklifine DTP'den cevap
DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, MHP'nin başörtüsü konusundaki teklifinin her alanda sınırsız özgürlük getirdiğini, bu haliyle teklifi desteklemeyeceklerini açıkladı.
Kaplan, TBMM'de gazetecilere yaptığı açıklamada, türban sorununun, Türkiye'de anayasal yargı ve AİHM sürecinden geçmiş bir konu olduğunu söyledi.
Türban konusunda çıkış yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 6 yıldır iktidarda olduğunu, bu tür konulara çözümü Meclis zemininde araması gerektiğini anlatan Kaplan, parti olarak yıllardır dini inanç ve özgürlükleri savunduklarını, bu tür yasakların doğru olmadığını söylediklerini belirtti.
Kaplan, “Ancak AKP ve MHP, türban konusunda sonuç alıcı bir düzenleme yerine işi zorlaştırma ve yokuşa sürme çabası içindeler. Başörtüsü anayasa konusu değildir. Anayasal, ulusal yasaların üzerinde temel belgelerdir. Bu sadece bir yasa düzenlemesi konusudur. YÖK kanunda yapılacak bir değişiklikle yasak konusu kaldırılabilir” diye konuştu.
MHP'nin teklifinin, her türlü kamu hizmetinin alımı ve sunumunda sınırsız özgürlük getirdiğini savunan Kaplan, şunları söyledi:
“Sınırsız özgürlük hiçbir ülkede yoktur. Örneğin başörtülü bir general göremezsiniz. Asker, hakim, polis, öğretmen gibi meslek gruplarının kendine özel kuralları vardır. Bu kuralları benimseyen, gider oraya kaydolur. Bu teklife göre türbanlı bir milletvekili de Meclise girebilir. Dolayısıyla MHP'nin bu önerisi, dini inanç ve özgürlüklerin sağlanmasını hedefleyen bir öneri değil. Toplumda daha çok tartışma yaratır. Bu haliyle teklifi desteklemeyiz.”
DTP'li Hasip Kaplan, MHP'nin konuyla ilgili kendileriyle diyaloğa gireceğini sanmadığını da ifade ederek, “AKP ve MHP, sayısal çoğunluğu yeterli görüp, kendi aralarında görüşüyorlar. Bu tür şeylerde bütün partilerin diyaloğa girmesi, gerginlikleri önleyecektir” dedi.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=293938
MHP'nin teklifine DTP'den cevap
DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, MHP'nin başörtüsü konusundaki teklifinin her alanda sınırsız özgürlük getirdiğini, bu haliyle teklifi desteklemeyeceklerini açıkladı.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=293938
:brüll::brüll::brüll:
...
Bei einem Besuch in Spanien hatte Erdogan zu Wochenbeginn gesagt, das in der Türkei als "türban" bekannte streng gebundene Kopftuch sei zwar ein politisches Symbol, doch dürften auch politische Symbole nicht verboten werden.
...
Ich dachte, das Kopftuch wird aus religiösen Gründen getragen.
Ich werde in letzter Zeit völlig durcheinander gebracht.
Ist der Islam jetzt eine Religion oder eine politische Weltanschauung?
Altemur Kilic
altemurkilic@ttmail.com
Çözmemek ve bölmek
Türban konusu çok hassas bir konu! Doğrusu bu konuda düşüncelerimi açıkça yazınca, bazı okuyucularımı rencide ettiğimden ve edeceğimden endişe ediyorum! Ama “düşünce ve ifade özgürlüğü” gazetemizin başlıca kuralı olduğu için, bu konudaki düşüncelerimi şu bağlamda, yeni “sivil Anayasa” da, türban yasağının kaldırılacağı işaretleri verilirken ve Başbakanın İspanya yolunda söyledikleri üzerine, bu konudaki düşüncelerimi serbestçe yazmayı da kendi kendime karşı, vicdani bir görev biliyorum!
Önce, 21. yüzyılda, Atatürk Cumhuriyetinde ve bu sorun aslında çözülmüşken, bu sorunu neden tartışmaktayız.
Kıyafet devriminde, kadınların kıyafetleri vb.. söz konusu olmamış ve Mustafa Kemal “Bu konuyu kadınlar kendileri hallederler” demişti. Şimdi önümde, 1926’da Kartal tren istasyonunda, öteki Haydar Paşa Garı önünde çekilmiş, iki fotoğraf var: Mustafa Kemal’in yanındaki genç kızların, hanımların başları açık ve giyimleri modern. Geleneksel başörtüsü de sorun olmamış, sorun yapılmamış, kentlerde artık kara çarşaflılar yok gibi ve başları açık hanımlar artıyor!
2000’li yıllarda, hele son yıllarda ne oldu da şimdi başörtülüler azalırken, -kentlerde ve İstanbul’da Ankara’da “başörtülüler” azalıyor- fakat “türbanda ” patlama var?
Bunun cevabını Sayın Başbakan İspanya’ya giderken verdi, Demiş ki: “Velev ki bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı suç kabul edebilir misiniz? Simgelere, sembollere, özgürlüklere yasak getirebilir misiniz?” Biz hep türbanın (başörtüsünün değil) Atatürk ilke ve devrimlerine ve laik devlete karşı bir meydan okuma bayrağı ve sembolü olduğunu yazdık. Başbakanın dili sürçmedi, gerçeği, ifade etti: “türban” bir “dini inanç meselesi” değil, AKP’nin siyasi inancının sembolü!
Türban ve başörtüsü
Eskiden “başörtüsü” vardı ve kimseyi rahatsız etmezdi. Ama gene “eskiden” , benzeri olmayan kukuleta “türban” , ne zaman ve nasıl çıkarıldı? Miladı ve mucitleri malûm: Leyla Şahin hanımın icadı. Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan ve arkadaşları (bunların başında Gül ve Erdoğan var) “türbanı” siyasi bir araç ve sembol yaptılar!
Bu gerçek, şimdi AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan tarafından ikrar edilince bunun yaratacağı “derin bunalım” , hele yeni Anayasada “türban yasağı” kaldırılır veya gevşetilirse, diğer gelişmeler ve “kadro hareketleriyle” bir arada düşünülürse, milletin “dindarlar ve laikçiler(!)” diye, kadınların “tesettürlüler ve türbanlılar” diye bölünmesi, “gerçek” tehlikesi var. Acaba Sayın Başbakan, dışardan bölünme tehditleri varken ülkeyi içinden bölecek bu tehlikeyi idrak edemiyor mu?
Ben, korkarım aynı mantıkla erkeklerin takkeli, fesli, çember sakallı olmaları vb.. maazallah, “yeşil sancak” da “simge sayılır” ... Ve benzeye benzeye yaz-benzeye benzeye kış olur!
Ve nasıl izah etmeli: Diğer Müslüman ülkeler, itiraf etmeseler de bazı devrimleri ve bu arada kadın kıyafetlerini, Atatürk Türkiyesinden, adeta kopya etmişlerdi. Ama şimdi, bu ülkelere gidildiğinde Başbakanımızın ve mesela son olarak Mısır’a giden Cumhurbaşkanının eşi türbanlı ve tesettürlü, ama o devletlerin başkanlarının eşlerinin başları açık.
Artık “Atatürk’ü” bu konularla “yormamak” lazım, ama O’nun Çankaya’sına ve Dolmabahçe’sine bu zihniyetin yerleşmesi, kimseyi rahatsız etmiyor mu?
Beni çok rahatsız ediyor!
2000’li yıllarda, hele son yıllarda ne oldu da şimdi başörtülüler azalırken, -kentlerde ve İstanbul’da Ankara’da “başörtülüler” azalıyor- fakat “türbanda ” patlama var?
Bunun cevabını Sayın Başbakan İspanya’ya giderken verdi, Demiş ki: “Velev ki bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı suç kabul edebilir misiniz? Simgelere, sembollere, özgürlüklere yasak getirebilir misiniz?” Biz hep türbanın (başörtüsünün değil) Atatürk ilke ve devrimlerine ve laik devlete karşı bir meydan okuma bayrağı ve sembolü olduğunu yazdık. Başbakanın dili sürçmedi, gerçeği, ifade etti: “türban” bir “dini inanç meselesi” değil, AKP’nin siyasi inancının sembolü!
Immer dieselbe Laier..... Biz Basörtüsüne bisey demiyoruz.. Babaanemiz takabilir! Ama Üniversitelere giden bu cok bilmis kizlar varya.. onlarinki tüh kaka.. evde otursunlar, Manti acsinlar!
2008 de HALA bu Gerize........kafalilik yokmu!!!!
Türban ve başörtüsü
Eskiden “başörtüsü” vardı ve kimseyi rahatsız etmezdi. Ama gene “eskiden” , benzeri olmayan kukuleta “türban” , ne zaman ve nasıl çıkarıldı? Miladı ve mucitleri malûm: Leyla Şahin hanımın icadı. Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan ve arkadaşları (bunların başında Gül ve Erdoğan var) “türbanı” siyasi bir araç ve sembol yaptılar!
Madem öyle ozaman NEDEN Basörtüsü takan alinmiyor üniversiteye?
Ha dogru.. nezaman Basörtüsü nezaman Türban sadece siz karar verebiliyorsunuz, ayrimini zaten sizden baska kimse yapamiyorki?
Bu Milleti böyle APTAL yerine koya koya isde oldunuz böyle.. ondan sonrada sasiriyorlar.. "Aaaaaaa nasil oldu da AKP böyle %47 oy aldi.. hay Allah"
:gewalt:
Ich dachte, das Kopftuch wird aus religiösen Gründen getragen.
Ich werde in letzter Zeit völlig durcheinander gebracht.
Ist der Islam jetzt eine Religion oder eine politische Weltanschauung?
'CHP yoksa yok'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İspanaya'da yaptığı başörtüsü çıkışına karşı çıkan CHP'ye rest çekti...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "umarım dinliyordur, bu fırsatı kaçırmaz" diyerek, bilgi açısından bunalım içinde olduğunu iddia ettiği CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a uluslararası ansiklopedilerde başörtüsü ve türbanın tanımlarını yaptı.
Başörtüsü ve türban konusunda toplumsal mutabakatın olduğunu; fakat kurumlar arası bir sıkıntı yaşandığını belirten Erdoğan, "Parlamentodaki değerli muhalefet partilerine sesleniyorum. Biz, bu konuda her şeye hazırız. Gerekirse ben randevu talebinde de bulunurum. Kendileri ile de bu konuyu konuşurum." dedi. Kendilerinin bu sorunun çözümüne hazır olduğunu belirten Erdoğan, "Bunu beraber aşarız. Biz, bu noktada varız. Milliyetçi Hareket Partisi 'ben de varım' diyor. Mesele yok zaten. CHP yoksa yok! Olanlarla beraber biz yola devam ederiz." diye konuştu. Erdoğan, türbanı "siyasi simge" olarak kabul ettiği yönündeki iddiaları ise, "Böyle bir şey mümkün değil." diyerek değerlendirdi.
Başbakan Erdoğan, Medeniyetler İttifakı Toplantısı için gittiği İspanya'nın başkenti Madrid'deki temaslarını tamamlayarak Ankara'ya döndü. Esenboğa Havaalanı'nda basın mensuplarına İspanya'daki temasları hakkında bilgi veren Erdoğan, daha sonra sorulara yanıt verdi.
İspanya'da başörtüsü ve türbanla ilgili yaptığı açıklamalara siyasi parti liderlerinin verdiği tepkileri değerlendiren Başbakan Erdoğan, "Ben oradaki ifademi çok iyi biliyor ve hatırlıyorum. Bu konudaki yaklaşımımızı, daha önce neyse o şekilde yaptık. Türkiye'de siyaset maalesef hala belden aşağı vurma şeklinde devam ediyor. Ana muhalefetin tarzı bu. Benim konuşmamda başörtüsü ve türban konusu yoktu. Ama sorularda Türkiye Başbakan'ına bu tür bir soru geldi ve ben cevabımı verdim. Cevabımda bunun özgürlükler noktasında ele alınması ve bu özgürlüğün engellenmemesi gerektiğini ifade ettim ve sonra 'velev ki simge dahi olsa' dedim. Dünyanın hiçbir yerinde hangi simgeye yasak konulmuştur. Hiçbir simgeye yasak olamaz." dedi.
"BAYKAL, BİLGİ BUNALIMI İÇİNDE"
Bu sorunun kendisine yöneltileceğini tahmin ettiğini de kaydeden Erdoğan, "Burada bu soruyu soracağınızı tahmin ettiğim için arkadaşlara dedim, 'Girin bakalım internetten, şu uluslararası bilinen ansiklopedilerden, türbanın ve başörtüsünün tanımını çıkarın'. Çünkü ana muhalefetin lideri Sayın Baykal, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın kafasının karışık olduğundan bahsediyor. Ben, Sayın Baykal'a diyorum ki; bilgi açısından çok ciddi bir bunalımın içerisindesin. Önce bu ansiklopedileri aç. Türban nedir, başörtüsü nedir? Bunu bir öğren! Eğer buna fırsatı yoksa ben burada kendisine okuyayım. Belki şu anda kendisi de dinliyordur. Bu fırsatı kaçırmamasında fayda vardır diye düşünüyorum." dedi.
Başbakan Erdoğan, daha sonra ansiklopedilerdeki tanımları şu şekilde dile getirdi; "Meydan Larousse'a göre, türban, moda deyimi 'her çeşit yumuşak kumaştan kenarsız kadın başlığı'. Türkçesi; tülbent. Fransızca; türban! Başörtüsü; kadınların saçlarını kapamak için başlarına örttükleri işlemeli ya da düz bez, eşarp. Bunları ben söylemiyorum Meydan Larousse söylüyor. Türk Dil Kurumu ve Dil Derneği sözlüklerine göre, türban, ince kumaştan yapılmış başı sıkıca kaplayan bir başörtüsü. Başörtüsü ise, kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü, eşarp.
Ayrıca Oxford İngilizce Sözlük ve ayrıca, Britannica İngilizce ile paralel Wikipedia'ya göre ise, türban, Farsça dülbent ve Türkçe ise tülbent kökenli, Fransızca'ya türban olarak geçmiş. Türkçe'de tülbent veya başörtüsü olarak kullanılıyor. Türban, genellikle pamuklu veya ipek kumaştan yapılmış, başa veya fes, kavuk gibi iç şapkanın üstüne sarılan bez örtüsü. Özet, etimolojik kökenine bakıldığında türbanın Fransızca olduğu; Türkçe'de tülbent dendiği görülür. Eşarp tülbent ve başörtüsü kumaş ve uzunluk ile birbirlerinden ayrılan, aslında aynı şeylerdir."
"BİZ, DAMDAN DÜŞEREK BU ALANA GELDİK"
Başbakan Erdoğan, ansiklopedilerden derlenen açıklamanın ardından ise, "Değerli arkadaşlar; biz, damdan düşerek bu alana geldik. Bizim kafamız gayet nettir. Karmaşıktır diyenler, kendi kafalarının durumunu düşünsünler. Bu ülkede istismarı da kimlerin yaptığını çok açık ortaya koymam lazım. İstismar, bir şeyi yaşamıyor da yaşıyor gibi görünmeye çalışıyorsanız veyahut bunu yaşayanlardan bir şey elde etmek için onu kullanmaya çalışıyorsanız, buna denir. Eğer yaşıyorsanız, kimse bunu istismar ediyorsunuz diyemez. Bunun için bize de, kimse bu konuyu istismar ediyorsunuz diyemez. Böyle bir hakkı yok. Kaldı ki, biz, bu işleri konuşmayız, yaşarız." diye konuştu.
"SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN YENİ ANAYASAYI BEKLEMEYE GEREK YOK"
Başbakan Erdoğan, konuyla ilgili hep aynı şeyleri söylediklerini kaydederek, "Biz toplumsal mutabakatın olduğu bu konuyu; çünkü toplumsal anlamda bir sıkıntı yok. Ama kurumlar arasında bir sıkıntı var. Ben bu konuda istismar ifadesini kullanan parlamentodaki değerli muhalefet partilerine sesleniyorum. Biz bu konuda her şeye hazırız. Gerekirse ben randevu talebinde de bulunurum. Kendileri ile de bu konuyu konuşurum. Ve ondan sonra da demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan ülkemizde, bu işleri halkımızın sorunlarını çözme noktasında çözer ve her gün bu ülkede tartışmaktan da bu işi hep birlikte kaldırırız. Ama dayanışma ile gerilim politikaları ile değil. Çünkü bugün özgürlüklerin tartışıldığı bir noktada, dünyanın neresine giderseniz gidin, herkesin istediği şekilde giyindiği bir dünyada, kalkıp Türkiye hala böyle bir sorunu çözemiyorsa bu özgürlükler noktasında ciddi bir sıkıntıdır. Bunu beraber aşarız. Biz, bu noktada varız. Milliyetçi Hareket Partisi bende varım diyor. Mesele yok zaten. CHP yoksa yok! Olanlarla beraber biz yola devam ederiz." diye konuştu.
Çözümün yeni anayasaya yazılı olarak mı ekleneceği sorusu üzerine ise Erdoğan, "Yeni anayasayı beklemeye gerek yok. Otururuz beraberce mutabık kalınan bir cümleyle bu çözülür." yanıtını verdi.
"TÜRBANI SİYASİ SİMGE OLARAK GÖRMEM MÜMKÜN MÜ?"
[B]Başbakan Erdoğan, "Türbanı siyasi bir simge olarak görüyor musunuz?" şeklindeki soruyu ise, "Böyle bir şey mümkün mü? Bir defa bunun siyasi simge olması için sadece AK Parti çatısı altında başörtülülerin olması lazım. Şimdi CHP çatısı altında yada CHP'ye oy verenlerin arasında başörtülü, türbanlı yok mu? MHP'de yok mu? DP'sinde, ANAP'ında yok mu? DTP'sinde yok mu? Hepsinde var. Dolayısıyla kimse kalkıp da burada birbirine çamur atmaya kalkmasın! Her vatandaş siyasi iradesini sandıkta ortaya koyuyor. Başörtülüsü de, başörtüsüzü de koyuyor. Ama başörtülülerin içerisinde çok değişik partilere dağılmış bir irade var. Biz kalkıp da, yani başörtülüler içinde AK Parti'ye oy verenleri cezalandırma yetkisini kim kendinde bulur? Ya da başı açık vatandaşların başka partilere oy vermesi kimleri niçin rahatsız eder? Bunu anlamakta biz zorluk çekiyoruz. Böyle bir şey olamaz. Herkesin buna saygı duyması gerekir. Biz vatandaşlarımızın tümünü ayırt etmeden saygı duyduğumuz gibi." şeklinde yanıtladı.
Immer dieselbe Laier..... Biz Basörtüsüne bisey demiyoruz.. Babaanemiz takabilir! Ama Üniversitelere giden bu cok bilmis kizlar varya.. onlarinki tüh kaka.. evde otursunlar, Manti acsinlar!
2008 de HALA bu Gerize........kafalilik yokmu!!!!
Aglamaya, sizlamaya devam edecegine, basörtüsünü siyasi cikarlari icin istismar eden yobazlara sor.
Madem öyle ozaman NEDEN Basörtüsü takan alinmiyor üniversiteye? Sen benden daha iyi biliyorsun neden alinip alinmadiklarini.
Ha dogru.. nezaman Basörtüsü nezaman Türban sadece siz karar verebiliyorsunuz, ayrimini zaten sizden baska kimse yapamiyorki? Ben bir seyler icin karar verme mekanizmasi degilim. Evet, AKP"nin ayrimi ve ayrimciligi, TC nereye götürüyor oldugunu hep beraber görüyoruz.
Bu Milleti böyle APTAL yerine koya koya isde oldunuz böyle.. ondan sonrada sasiriyorlar.. "Aaaaaaa nasil oldu da AKP böyle %47 oy aldi.. hay Allah" Hükümetlerin kalici olmadigini bilmen gerekir. Bundan dolayi da: Senin AKP geldigi gibi gidecektir.:hallo;
Aglamaya, sizlamaya devam edecegine, basörtüsünü siyasi cikarlari icin istismar eden yobazlara sor.
Yapmayan yok.. inkar etmiyorum! Ama CHP nin Basörtüsü dagittigini benden daha iyi bilirsin ;) Onlarada birde sor sen.. Haa bide unutmadan.. "Basörtüsünü yasaklayacagiz" da bir nevi Dini konulari cikarlari icin istismar sayilir! Sirf bunun icin oy verende cok maalesef!
Sen benden daha iyi biliyorsun neden alinip alinmadiklarini.
Evlerinde Manti acsinlar diyemi? Anlat.. merak ediyorum?
Ben bir seyler icin karar verme mekanizmasi degilim. Evet, AKP"nin ayrimi ve ayrimciligi, TC nereye götürüyor oldugunu hep beraber görüyoruz.
Sen ayrimcilik neymis, IHL talebesi kiz cocuguna sor.. hani su ödülünü alamadiya? Keyfi kararlardan dolayi!
Hükümetlerin kalici olmadigini bilmen gerekir. Bundan dolayi da: Senin AKP geldigi gibi gidecektir.
Güleyim mi? :D Secimden öncede bu tür laflari cook cok duyduk :hallo;
deryatulga
18.01.08, 03:56
Türbanın trajikomik hikayesini bilir misiniz?
Türban siyasi simge mi? Varsayalım öyle... Bu yüzden Anayasal hak olan eğitim özgürlüğü engellenebilir mi? Anayasa'nın üzerinde daha büyük bir yasa yoksa -ki yok- engellenemez.
Ama biz engelliyoruz.
O zaman hak yerini bulsun adil olalım...
Solcu ve ülkücülerin bıyığını keselim...
Komünistlik alameti olan Mao ya da Che baskılı tişörtleri de çıkartalım. Hatta daha ileri gidelim...
Yerli malı giymeyenleri de üniversiteye almayalım...
Gucci, Armani, Prada gibi markaları hayatımızdan çıkaralım...
Malum başörtüsü yerli türban Fransa'dan ithal ya...
İthal olduğu için türbana kılız ya...
Tamam o zaman, bütün yabancı markalar yasak olsun...
Var mısınız?
TÜRBAN YÖK İCADI
Sayın Baykal diyor ki türban nere malıdır?
Anadolu'da mı var, Türkler'in geleneğinde mi?
"Başörtüsü" geleneğimiz, "türban ise siyasi simgedir" diyor...
Malum "insanoğlunun hafızasında unutma hastalığı" var ya...
Bunu kullanıyor, kafaları bulandırıyor...
Bilmeyenler için şu "türban" kelimesinin hayatımıza girişini kısaca anlatayım... Traji komik bir hikayedir bu...
Türban; Fransızca bir kelime...
Biz bu kelimeyi onlardan aldık, onlar da Farsça'dan...
1980 darbesinden sonra İmam Hatip ve üniversitelerde "başörtüsü" yasağı getirildi. Diyanet yazılı görüş bildirince İmam Hatiplerdeki yasak kalktı... Ancak üniversite kapıları yine darbe ürünü olan YÖK tarafından sıkı sıkı kapalı tutuldu.
Bu noktada dikkatinizi çekeyim, "türban" kelimesi henüz hayatımızda yok... O zamanlar "başörtüsü" mevcut...
Yasak da "başörtüsüne"
Türbanı işte bu dönemde YÖK Başkanı İhsan Doğramacı başımıza doladı... Üniversitelere giriş için "daha modern" bulduğu Fransız türbanını ithal etti. Bugünlerde Baykal'ın "geleneksel örtümüz" diye sıkı sıkıya sarıldığı "başörtüsünü" Sayın Doğramacı, o zamanlar "çağdışı" buluyordu...
1984 yılında Doğramacı ve YÖK üyelerinin çoğunluğunun oyları ile "başörtü yerine türban takanlara" üniversite kapıları açıldı.
Doğramacı o zaman bu kararı şu sözlerle ilan etmişti;
-“Başörtü takılmasının önlenmesi için üniversitelere talimat verdik. Kız öğrencilerimiz modern anlamda türban takarlarsa buna izin veriyoruz.”Traji komik bir manzara değil mi?
Bugün türbanı yasaklayan YÖK,
24 yıl önce türbanı hayatımıza sokan YÖK...
Bugün "başörtüsünü" savunan YÖK,
24 yıl önce "başörtüsü çağdışı", "türban "modern" diyen YÖK...
Dünya üzerinde böyle bir saçmalık yok...
Bu yasak ne ahlaka, ne akla, ne vicdana sığar...
Türban üzerine yazı yazmayı kendime "ar" sayıyorum...
Hala "ar"sızca kadının başına el uzatanlara da Allah akıl versin diyorum.
Yazar: Hacer ALKAN
www.internethaber.com sitesinden 18.01.2008 tarihinde yazdırılmıştır.
Bahçeli: Ayrışarak Değil Kaynaşarak Çözüm
18 Ocak 2008 10:53
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başörtüsünü "siyasi simge" olarak niteleyenleri eleştirdi. Bahçeli, problemin Devlet - Millet kaynaşmasıyla çözülebileceğini belirtti.
Yavuz Donat'ın Sabah'taki köşesinden:
"İnce" ayrıntı, "hassas" nokta
Devlet Bahçeli "başörtüsütürban" konusunda "daha önceleri" çok konuştu.
Ve dün sabah partisinin Başkanlık Divanı'nda "2002'de yaptığı bir konuşmayı" okudu.
Yaptığımız sohbette bize dedi ki:
- Konu daha önce de gündeme geldi... Ve ben o zamanlar da görüşlerimi ortaya koydum.
Bahçeli "bir şeye" çok önem veriyor:
- Bu iş toplumsal uzlaşma ile çözüme kavuşturulmalı... Ben hep bunu vurguladım.
- Devlet millet ayrışmasıyla değil, devlet millet kaynaşmasıyla ele alınacak bir konu.
Devlet Bahçeli:
- Toplumda yavaş yavaş sıcak bir iklim oluştu.
- Sorunun (türban) çözümü için bir niyet belirtisi ortaya çıktı.
- Şimdi olayı siyasi simge olarak tekrar tartışmaya sokmanın gereği var mı?
Devlet bey "bu ayrıntıya" çok önem veriyor. Nedenine gelince...
İşte söyledikleri:
- Konu bugüne kadar iki yönden ele alındı.
- Bir kesim, din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde ve inancın gereği olarak yaklaştı.
- Bir kesim de siyasi simge tartışmasını başlattı.
- Özgürlüklerin gelişmesi yönündeki görüş yaygınlaşırken, tekrar siyasi simge olarak ifade edilmesi, toplumsal uzlaşmayı dinamitlemek değil midir?
BAŞBAKAN'IN KULLANDIĞI 3 ALAN
Devlet Bahçeli önceki akşam evinde TV izliyordu.
Ekrana bir "son dakika" yayını girdi.
Başbakan "İspanya' dan dönmüştü."
Havaalanında konuşuyordu.
- Türban sorununun çözümü kolay... Bir cümleyle çözülür... MHP zaten ben bu işe varım diyor.
- Sayın Bahçeli... Başbakan'ın bu sözlerini duyunca ne dediniz?
- Hayretle karşıladım.
Dün MHP Genel Merkezi'ne gittik.
Devlet bey "Başkanlık Divanı üyeleriyle" toplantıdaydı.
Toplantı bitti.
MHP'nin "türban sorununu halletmek için hazırladığı Anayasa değişiklik önerisi" kamuoyuna açıklandı.
Sonra Devlet Bahçeli ile baş başa çay içtik.
MHP Genel Başkanı:
- Türkiye' nin milli ve manevi değerleri veya kurumları üzerinde bir görüş açıklayacağı zaman sayın Başbakan 3 alan kullanıyor.
- Seyahat ettiği ülkenin toprakları.
- Uçak.
- Ya da havaalanı.
- Hiç böyle şey olur mu?
Devlet Bahçeli devam etti:
- Son 10 yıldır başörtüsü meselesi Türkiye gündeminin ön sıralarında.
- Biraz daha geriye gidersek 1980'den bu yana.
- Cepheleşmenin, kamplaşmanın, gerilimin kaynağı olarak takdim ediliyor.
- Siz biz ilerici gerici, laik antilaik cepheleşmesi.
Devlet beyi hayli "tepkili" bulduk.
Tepkisinin nedenine gelince:
- Böyle hassas bir konunun, hafife alınacak ifadelerle ve günlük konuşma üslubuyla tekrar gündeme getirilmesi düşündürücü... Bunu samimiyetsizlik olarak görüyorum.
3 VARDİYA SİYASET
Devlet Bahçeli'nin odasına girince cebimizden fotoğraf makinesini çıkardık.
Ve Özel Kalem Müdürü Ömer Karakaş'a uzattık.
Ömer bey Devlet beyle bizim resmimizi çekecek ama...
Biz "makam odasının neresinde" duracağız?
Bu "önemli bir sorun."
"Oturma takımının bulunduğu yer" dosyalarla dolu.
- Ne dosyaları bunlar Devlet bey?
- Anayasa konusundaki hazırlıklarımız.
Odanın "bir başka köşesi" yine dolu.
Bahçeli:
- 301'inci madde ile ilgili hazırlıklarımız.
Diğer köşe...
MHP'nin "bölücü terörle mücadele için derlediği dokümanlar."
Öteki köşe...
"2009 yerel seçimleriyle ilgili" çalışmalar.
Bahçeli'nin makam masasının "yanında" resim çektirebilirdik.
Ama orada da "çantalar" vardı.
Belki "bir düzine."
İçi yine Bahçeli'nin değişik konulardaki "belgeleriyle" doluydu.
Sonunda kendimize bir "yer" beğendik.
"Makam masasının önünde" durduk.
Ömer Karakaş resmimizi çekti.
Sohbet sırasında gördük ki Devlet bey "günde 3 vardiya" çalışıyor.
Partide, Meclis'te, evde.
Ve günde 3 kez "dosyalara boğuluyor."
Yavuz Donat - Sabah
Ich dachte, das Kopftuch wird aus religiösen Gründen getragen.
Ich werde in letzter Zeit völlig durcheinander gebracht.
Ist der Islam jetzt eine Religion oder eine politische Weltanschauung?
Nun ja , durch das Verbot wird es (auch) zu einem politischen Symbol,wobei natürlich ebenfalls die "Kopftuchlosigkeit" auch zu einem politischen Symbol wird.
CHP'li kadının taktığı türban neyi simgeliyor?
Dönüp dönüp aynı şeyleri tartıştığımız için, son günlerde canım hiç yazmak istemiyor. Sıkılıyorum. Bunalıyorum. Çünkü fikrimi çoktan belirttim.
Ne yapayım yani... Altı ay, bir yıl, iki-üç yıl önceki yazılarımı, birkaç küçük değişiklikle tekrar mı yayınlayayım? Yoksa geçmişi boş verip bodoslama konuya mı dalayım? İşte tekrar alevlenen türban konusu...
Diğer konularda aklına, fikrine güvendiğimiz bir yazar aynen şu cümleyi kurmuş:
"Örneğin Cumhurbaşkanımızın sayın eşinin türbanı siyasal bir simge olarak takmaya devam ettiğinde şüpheniz var mı?"
Ne diyeyim şimdi ben?
Evet, var beyefendi!
Siz okurlarınızda, büyük gerçeği apaçık ortaya koyduğunuz izlenimini yaratmaya çalışıyorsunuz ama bu bir uydurmaca.
Bugüne dek Hayrünnisa Gül'ün türbanını, siyasal bir kaygıyla, politik bir sebeple taktığını bir kere dahi düşünmedim.
Ne onun için düşündüm, ne de diğer " ünlü " türbanlılar (mesela Emine Erdoğan ) bana böyle bir şeyi çağrıştırdı.
Çünkü... Bu toplumda CHP'ye oy veren, CHP'yi destekleyen, CHP için çalışan türbanlı kadınlar var mı?
Var! Üstelik sürüyle...
Bunu " net " olarak biliyor muyuz? Evet, biliyoruz. Hafızanızı yoklayın bakalım: "Araştırmalarımıza göre... AKP'li kadın seçmenin yüzde 86'sı, CHP'lilerin yüzde 41'i, MHP'lilerin ise yüzde 68'i başını örtüyor" diye açıklama yapan kimdi?
Yani... Hem araştırmalar, anketler; hem de medyada çıkan haberler, demeçler, soruşturmalar bize bunu defalarca gösterdi.
O halde tartışma bitmiştir!
Bu nasıl bir siyasi simgedir ki... Aynı anda... Hem "şeriata, din devleti özlemine"... Hem de CHP türü Kemalizm'e (ya da Atatürkçülüğe ) gönderme yapabiliyor?
Söyleyin bakalım:
Siz dünyada böyle bir olayla, böyle bir simge-siyaset ilişkisiyle karşılaştınız mı?
Belli bir siyasi fikrihareketi simgeleyen bir " nesne ", bir " işaret "... Aynı anda, o hareketin " karşıtları " ya da " rakipleri " tarafından da bile isteye taşınacak, kullanılacak...
Olacak iş mi?
Siyaset bilimciler bu iddianızı duyduğu anda, sizi ya " giriş " derslerini tekrar okumanız için üniversiteye gönderirler... Ya da doktor çağırırlar.
Emre Aköz
http://www.sabah.com.tr/akoz.html
Yazıcıoğlu çok kızdı
18 Ocak 2008 Cuma 13:54
Yalçınkaya'nın siyasilere muhtırası Ankara'yı karıştırdı. BBP lideri sert çıktı.
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın türbanla ilgili görüşlerine karşı çıktı.
BBP lideri Yalçınkaya'nın "Siyasi partiler, başörtüsünün serbest bırakılmasına ilişkin görüşler beyan edemez" şeklindeki sözlerini eleştirdi. Yazıcıoğlu, şunları kaydetti:
''Demokratik bir ülkede siyasi partiler nasıl bir yasa istiyorlarsa, olumsuzlukları dile getirmek ve istedikleri düzenlemeleri gündeme taşımak
imkanına sahiptir. Hiçbir kurum da TBMM'nin üzerinde değildir. Anayasa'nın değişmeyecek ve değiştirilemez ilkeleri dışında düzenleme istedi diye bir siyasi partinin kapatılması yasa tanımamaktır.'
MHP'nin 10'uncu maddede yapılmasını istediği değişikliği olumlu bulduklarını aktaran BBP Lideri, söz konusu maddeye yönelik şu öneride bulundu:
YAZICIOĞLU'NUN TEKLİFİ
"Maddede 'Herkes; dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, kılık-kıyafet ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir' ibaresinin kullanımıyla birlikte, 'Kamusal alanlardan ve kamu hizmetlerinden yararlanmaları konusunda hiçbir gerekçe ile insanlar arasında ayrım yapılamaz ve farklı muameleye tabi tutulamaz' " kavramı ele alınabilir."
Kaynak:
http://internethaber.com/news_detail.php?id=123736
MHP'nin teklifi yeterli mi?
18 Ocak 2008 Cuma 10:31
MHP'nin 10. maddedeki değişiklik teklifi türban sorununu çözer mi?
AK Parti’nin isteği üzerine yeni anayasayı hazırlayan bilim ekibinden Prof. Köker’e göre, Anayasa'da "yüksek öğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir’ ifadesinin yer alması şart.
Levent Köker, "MHP’nin önerdiği, AK Parti’nin de kabul ettiği cümleyle türban sorunu çözülmez" diyerek görüşlerini NTV’de açıkladı:
“Eşitlik prensibi anayasada zaten var olan temel bir prensiptir. Bu önerinin yorum yoluyla bu şekilde uygulanmakta olan türban yasağının kaldırılması gibi bir netice vereceğini zannetmiyorum.
Dolayısıyla anayasaya bir hüküm konacaksa ‘yüksek öğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir’ ifadesi, yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydıyla anayasaya konabilir. Anayasa da bütün kanunların üzerinde olacağı için mahkemelerin de içtihatlarını değiştirmesi gerekmektedir.”
http://internethaber.com/news_detail.php?id=123687
MHP'den Başsavcıya tepki
18 Ocak 2008 Cuma 17:30
Kapatma uyarısı niteliğindeki bildiriye bir tepki de MHP'den geldi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın açıklamalarına tepki gösterdi.
TBMM'de gazetecilere açıklamalarda bulunan Oktay Vural, gazetecilerin, "Başsavcının açıklamasını kapatma uyarısı olarak nitelendirenler de oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' şeklindeki sorusuna cevap verdi.
ÇÖZÜM ÖNERDİK
Oktay Vural, ''Parti olarak bu konudaki görüşümüzü ifade ettik. Onun dışında bir siyasi parti olarak, yargı mensuplarının bu konudaki değerlendirmeleri üzerinden, siyaset üretmeyi düşünmüyoruz. Biz tartışmadan ziyade, çözümü önerdik" diye konuştu.
Sorunun çözümü konusunda AK Parti'nin yaklaşımını beklediklerini dile getiren Oktay Vural, MHP'nin teklifinin yetersiz olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergun Özbudun ile AK Partili Ahmet İyimaya'ya tepki gösterdi.
TEKLİF ÜNİVERSİTELER İÇİN
Oktay Vural, parti olarak kendi önerilerini yaptıklarını belirterek, yükseköğrenimde bu sorunu çözmeye yönelik başka bir önerme varsa, bunu da değerlendirebileceklerini kaydetti. Vural, kendi tekliflerinin sadece üniversitelerde eğitim gören kızları kapsadığını bildirdi.
CHP'YE ÇATTI
CHP'nin partilerine yönelik eleştirilerine de cevap veren Vural, ''Bu, muhalefetin, muhalefete bile muhalefet etme anlayışından kaynaklanıyor. Biz Türkiye'de başörtüsü meselesinin MHP olarak her zaman çözülmesi gerektiğini ifade ettik. Başörtüsü konusunda bütün partilerin ortak bir tavır geliştirmesini bekleriz'' diye konuştu.
Başörtüsünün siyasi simge olup olmadığına ilişkin bir soruya cevap veren Oktay Vural, ''Başörtüsü siyasi simge değildir. Dini inanç gereği bir tercihin ortaya konulmasıdır. Bunu siyasi simgeye indirgemek ve tartışmayı da bu simge ekseninde yapmak son derece yanlış'' dedi.
Kaynak:
http://internethaber.com/news_detail.php?id=123761
Ich frag mich wie ein Mann der vor einer Richterin mit Kopftuch stehen soll, die ihn verurteilen soll und wie er dannach denken soll dass sie objektiv ist.
MHP`nin bu konuda ki tutumunu alkisliyorum.
Darisi hakikaten CHP`nin basina.
*das ich mal sowas sagen würde*
MHP`nin bu konuda ki tutumunu alkisliyorum.
Darisi hakikaten CHP`nin basina.
*das ich mal sowas sagen würde*
Tabikide!
Bravo MHP, bravo AKP!
FORZA! :D
Fanatizmden geri dönelim siyasete.
Ileri düsünelim, belki bu forumda 1-2 ay sonraki tartisacagimiz konu. "Türkiyede Taliban okullari acilsinmi, acilmasinmi?" :D
Tabikide!
Bravo MHP, bravo AKP!
FORZA! :D
Fanatizmden geri dönelim siyasete.
Ileri düsünelim, belki bu forumda 1-2 ay sonraki tartisacagimiz konu. "Türkiyede Taliban okullari acilsinmi, acilmasinmi?" :D
Seni ciddiye almadigimi belirtmek istiyorum. Git dalga gececek coluk cocuk bul kendine.
Ich frag mich wie ein Mann der vor einer Richterin mit Kopftuch stehen soll, die ihn verurteilen soll und wie er dannach denken soll dass sie objektiv ist.
Wieso nimmst du an das sie nicht objektiv sei?
ayyıldız66
18.01.08, 16:03
Tabikide!
Bravo MHP, bravo AKP!
FORZA! :D
Fanatizmden geri dönelim siyasete.
Ileri düsünelim, belki bu forumda 1-2 ay sonraki tartisacagimiz konu. "Türkiyede Taliban okullari acilsinmi, acilmasinmi?" :D
Die Richterin muss nicht auf ihre Individualität und auf ihre persönliche Entfaltung verzichten, um von ihrer Objektivität zu überzeugen.
Elin oglu "nasil daha az enerji tüketiriz?"..."nasil dogaya ve dünyaya yararli oluruz"u tartisiyor...bizde bunu...gerci öbür türlüde SIKICI olur be! :D
Ileriye dogru Türkiyem! :)
Die Richterin muss nicht auf ihre Individualität und auf ihre persönliche Entfaltung verzichten, um von ihrer Objektivität zu überzeugen.
Leider ist es in allen Ländern der Welt wo eine Demokratie ist so, dass der Richter oder die Richterin nix tragen darf, dass seine/ihre "Objektivität" in Frage stellen dürfte.
Also das ist fast in allen "großen Nationen" so, wie USA, Deutschland usw.
Aber da könnte man wieder was mit dem Gesetz machen. Dann passt es wieder. ;) :)
In Universitäten ist es ja kein Problem dass ein Mädchen Kopftuch trägt, doch was passiert dannach? Was ist mit einem Mädchen die Richterin sein will und gleichzeitig radikal islamistisch?
Ich frag mich wie ein Mann der vor einer Richterin mit Kopftuch stehen soll, die ihn verurteilen soll und wie er dannach denken soll dass sie objektiv ist.
Dün Siyaset Meydani izledim. Ve orada bu konuda ele alindi. Bu konu ile ilgili Gazeteci Nuray Mert hanim cok güzel bir örnek verdi.
Hakimin bir bayan oldugunu düsünün ve o bayan hakimin karsisinda "tacizden veya kadina yapilan buna benzer" suclamadan dolayi bir erkek duruyor.
Orada bir bayan hakim nasil hukukun kurallarina göre davranmasini biliyorsa, bir türbanlida aynisini yapabilir.
Veya düsünün ki; dinci, baskici ve daha tutucu bir erkegin hakim olmasi. Bunu nasil tespit edeceksiniz?
Yani türban/basörtü neyse..magdurlar hep kadinlarimiz oluyor..
Bu tür "talibanlasiriz" safsatasina eger gercekten inaniyoriseniz; Türk milletini gercekten tanimadiginizi ve sayin Baykalinda dedigi gibi bunu "itiraf" etmis oluyorsunuz...
Dün Siyaset Meydani izledim. Ve orada bu konuda ele alindi. Bu konu ile ilgili Gazeteci Nuray Mert hanim cok güzel bir örnek verdi.
Hakimin bir bayan oldugunu düsünün ve o bayan hakimin karsisinda "tacizden veya kadina yapilan buna benzer" suclamadan dolayi bir erkek duruyor.
Orada bir bayan hakim nasil hukukun kurallarina göre davranmasini biliyorsa, bir türbanlida aynisini yapabilir.
Veya düsünün ki; dinci, baskici ve daha tutucu bir erkegin hakim olmasi. Bunu nasil tespit edeceksiniz?
Yani türban/basörtü neyse..magdurlar hep kadinlarimiz oluyor..
Bu tür "talibanlasiriz" safsatasina eger gercekten inaniyoriseniz; Türk milletini gercekten tanimadiginizi ve sayin Baykalinda dedigi gibi bunu "itiraf" etmis oluyorsunuz...
Hocam, iyi hosta...ne alakasi var?
Cinsiyetle üzerindeki kiyafet ayni sey degilki bi kere.
Cinsiyetini degistiremezsin herhalde??
Yani ne alakasi var.
Türban bir siyasi görüstür, basörtüsüyle ayni gruba girmemeli aslinda. Ve karsi görüste bir adam olursa, mesela adam "Süper Ataist", :D
o adam nasil yargisini kabul edecek?
Mahkemeye cikinca hakime hanim türbanini veya basörtüsünü cikarabilir, sonra geri takabilir aslinda. Ne var bunda? Günah olmazki!
Ayrica bütün dünyadaki önde gelen ülkelerde böyle bi uygulama var, hakimler icin...ama bizde bu uygulama özel yasayla gene degistirelecekse...evet bu Pakistanlasmaktir, Iranlasmaktir...artik ne derseniz deyin..öyle...
Irandada bunlar böyle baslamistir, yavas yavas....Önceden Irandada türban veya bas örtüsü sart degildi, ama artik sart...
Elin oglu "nasil daha az enerji tüketiriz?"..."nasil dogaya ve dünyaya yararli oluruz"u tartisiyor...bizde bunu...gerci öbür türlüde SIKICI olur be! :D
Ileriye dogru Türkiyem! :)
Sorma ya.. bende kizip duruyorum!
Bazi kafalar hala basina örtü takani radikal islamci saniyor...
Adam uzaya gitti, biz milletin basindaki ile ugrasiyoruz... yok takarsa talibanciymis, yok hakim olursa objektiv olmazmis fasa fiso..
:druck:
ayyıldız66
18.01.08, 16:25
Türban bir siyasi görüstür, basörtüsüyle ayni gruba girmemeli aslinda. Ve karsi görüste bir adam olursa, mesela adam "Süper Ataist", :D
o adam nasil yargisini kabul edecek?
Mahkemeye cikinca hakime hanim türbanini veya basörtüsünü cikarabilir, sonra geri takabilir aslinda. Ne var bunda? Günah olmazki!
Erkekler kadinlarin isine karismamali. Objektivität hat nichts mit äußeren Merkmalen zu tun. Richter und Richterinnen müssen Roben tragen. Ob die Richterin ein Kopftuch trägt oder ihre Haare färbt, ist Privatsache.
Danıştay, CHP ve Yargıtay'ı yalnız bırakmadı!
Danıştay Başkanlar Kurulu'ndan yapılan açıklamada türbanın serbest bırakılmasına yönelik girişimlerin toplumsal barışı zedeleyeciği belirtildi.
Açıklamada, ulusal ve uluslararası kararların göz ardı edilmemesi gerektiğine değinildi. Laikliğin Cumhuriyetin özü olduğunu belirten Danıştay, üniversitelerin dini simgeleri yasaklama kararı olduğunu açıkladı
Yargıtay'ın ardından Danıştay'dan da türban yasağını kaldırma girişimlerine tepki geldi. Danıştay, ''Bu tür girişimler toplumsal barışı zedeler'' açıklamasında bulundu.
"Girişimlerin eğitim kurumları ile sınırlı kalmayacağı ve toplumsal barışı zedeleyeceği" yönünde.
Açıklama Danıştay başkanlar kurulunun ortak imzasını taşıyor.
Açıklamada en dikkat çeken cümle; Açıklamada, Türkiye Cumhuriyetinin laik, sosyal ve hukuk devleti olduğu vurgusu yapılıyor ve anayasanın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek maddeleri hatırlatılıyor.
Danıştay, AİHM'e göre türban yasağının avrupa insan hakları sözleşmesine uygun olduğunu belirterek, "Dinsel kaynaklı düzenleme ve girişimlerin" laiklik ilkesi doğrultusunda demokratik olmayacağı vurgusunu yapıyor.
Açıklamada, mevcut girişimlerin cumhuriyetin kazanımlarına aykırı olduğu belirtiliyor.
Yargıtay ne demişti?: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, 17 Ocak'ta bir bildiri yayımlayarak, ''(Türban) serbestliği eğitim ve öğretim kurumlarını laik ve üniter yapıya aykırı bir faaliyet alanına dönüştürür'' demişti.
Erdoğan ne demişti?: ''Bunu beraber aşarız. Yeni anayasayı beklemeye de gerek yok. Bunun çözümü çok kolay. Otururuz beraberce mutabık kaldığımız bir cümleyle bu çözülür" demişti. İspanya gezisinde ise "Siyasi simge olarak türban takmak suç mu? Simgelere, sembollere bir yasak getirebilir misiniz?" diye konuşmuştu.
Erkekler kadinlarin isine karismamali. Objektivität hat nichts mit äußeren Merkmalen zu tun.
Rischtisch....
Genauso kann ein Rassist (wegen rassismus angeklagt) sich nicht darauf berufen, das er von einem weissen Richter verurteilt wird... oder andersrum die objektivität eines Farbigen in Frage stellen!
Sorma ya.. bende kizip duruyorum!
Bazi kafalar hala basina örtü takani radikal islamci saniyor...
Adam uzaya gitti, biz milletin basindaki ile ugrasiyoruz... yok takarsa talibanciymis, yok hakim olursa objektiv olmazmis fasa fiso..
:druck:
Kardes, "Türkiye Malezyiyaslasiyormu?" diye yazi okumustum.
Cünkü onlarda böyle yavas yavas radikallasti.
Ama bende sunu diyorum: "Adamlar 1-2 yil sonra uzaya cikacak, kendi gücleriyle, ekonomileriyle uzaya acilacaklar." Biz ise hep geriye, hep geriye gidiyoruz. Malezya olsak göbek atariz herhalde? :D
Erkekler kadinlarin isine karismamali. Objektivität hat nichts mit äußeren Merkmalen zu tun. Richter und Richterinnen müssen Roben tragen. Ob die Richterin ein Kopftuch trägt oder ihre Haare färbt, ist Privatsache.
Iyi hos. Aksini diyen yokki. Herkes istedigi gibi yasasin, kapanicakmi acilacakmi fark etmez. Benide ilgilendirmez.
Ama kamu görevleri örnegin hakim, ögretmen gibi isler öyle das ist Privatsache ich mach was ich will denilecek seyler degil. Devlet kurumu bunlar.
Ha özel sektörde öyle calismis, beni hic ilgilendirmez. Eger is vereni bisey demiyorsa fark etmez. Ama bu özel sektör degil. Herseyin bi mantigi ve prensipi vardir. Kimse kusura bakmasin.
Eines ist auch komisch. In Iran kämpfen die Frauen, dass sie selber Entscheiden sollen ob sie ihren Kopftuch tragen oder nicht. Weil sie müssen dort Kopftuch tragen. Sogar im Privatleben. Aber bei uns ist es egal, außer bei öffentlichem Dienst. Aber bei uns Kämpfen die Frauen genau verkehrt rum.
Scho komisch die Welt! :D
Hocam, iyi hosta...ne alakasi var?
Cinsiyetle üzerindeki kiyafet ayni sey degilki bi kere.
Cinsiyetini degistiremezsin herhalde??
Yani ne alakasi var.
Türban bir siyasi görüstür, basörtüsüyle ayni gruba girmemeli aslinda. Ve karsi görüste bir adam olursa, mesela adam "Süper Ataist", :D
o adam nasil yargisini kabul edecek?
Mahkemeye cikinca hakime hanim türbanini veya basörtüsünü cikarabilir, sonra geri takabilir aslinda. Ne var bunda? Günah olmazki!
Ayrica bütün dünyadaki önde gelen ülkelerde böyle bi uygulama var, hakimler icin...ama bizde bu uygulama özel yasayla gene degistirelecekse...evet bu Pakistanlasmaktir, Iranlasmaktir...artik ne derseniz deyin..öyle...
Irandada bunlar böyle baslamistir, yavas yavas....Önceden Irandada türban veya bas örtüsü sart degildi, ama artik sart...
Burada sözkonusu olan "cinsiyet, siyaset" degil..insanlarin üstlendikleri "sifat ve kisilik" anlayisi.
Siz diyorsunuz ki; türbanlinin karsisina herhangi baska inanca mensup birisi geldiginde nasil "objektif" bir karar verecek?
Ben mahkemeye ciktigimda, boynunda "hac" takan hakim nasil karar veriyorsa öyle verecek!
Hadi "dinci, radikal islamci" kadinlari bertaraf ettiniz...ya erkekleri ne yapacaksiniz?
Sakallarina göre mi? Ona bakilirsa Marks´ta radikal islamci oluyor "sakalindan" ötürü!
Basi acik kadinlarin "mecburi" türban/basörtü takma gayreti yok, sadece "basörtü/türban" takmak isteyenlerin gayreti var, bunu niye görmek istemiyorsunuz?
Siyasi bir simge ise bu "örtü"..valla o zaman yillardan beri bircogumuzun evinde "radikal islamci" bayanlar var...
Kendi "insanini" bu kadar insafsizca "fisleyen" bir tutum, ne millet, ne devlet, ne rejim, ne istiklal sevgisinden "kaynaklanir"...sadece birilerin "ego" ve "feodal" saltanatlarin "bitmemesi" icin endiseden kaynaklaniyor, endiseden...
Bu millete güvenin...Bu millet en parlak döneminde, halife oldugu döneminde bile medeniyetin en zirve noktalarina ulasmistir. Sakin bana simdi bir kac "capulvari" örnekler vermeye kalkisma, aynisini sana Cumhuriyet tarihi icinde gerceklesenleride gösteririm. Anadolumuzun tabiriyle "urin yarisina" girmeye gerek yok!
Bu millet ne "pakistanlasir", ne "iranlasir"...Bu millet´i bu kadar kücük görmeniz ve güvenmemeniz, bu millete en büyük hakarettir!
Köklü bir medeniyetin sahibi olan Türk milletinin mensuplariyiz!
Biz aklimizla, yüregimizle müslüman olduk..Islami sectik..Ve bu ugurda millet olarak sayilamayacak kadar alim yetistirdik...daha birileri "medeniyetlerin barisi" bilmez iken...bu milletin özünden yetismis alimler "yaratilani severiz, yaratandan ötürü" demislerdir ve kendilerine bu düsünceyi siar edinmislerdir...
Biraz olsun hem kendinize hem bu millete "güvenin"...
Ama bende sunu diyorum: "Adamlar 1-2 yil sonra uzaya cikacak, kendi gücleriyle, ekonomileriyle uzaya acilacaklar." Biz ise hep geriye, hep geriye gidiyoruz. Malezya olsak göbek atariz herhalde? :D
Tamam ben ne diyorum?
Milletin basindaki ile ugrasacagimiza isimize bakalim.. önümüze bakalim! YÖK nasil engellerim ile ugrasacagina, talebeme nasil faydali olabilirim ile ugrassin.
Politikaci nasil yasaklarim diye degilde, Milletime nasil faydali olabilirim diye kafa yorsun!
ayyıldız66
18.01.08, 16:44
Iyi hos. Aksini diyen yokki. Herkes istedigi gibi yasasin, kapanicakmi acilacakmi fark etmez. Benide ilgilendirmez.
Ama kamu görevleri örnegin hakim, ögretmen gibi isler öyle das ist Privatsache ich mach was ich will denilecek seyler degil. Devlet kurumu bunlar.
Ha özel sektörde öyle calismis, beni hic ilgilendirmez. Eger is vereni bisey demiyorsa fark etmez. Ama bu özel sektör degil. Herseyin bi mantigi ve prensipi vardir. Kimse kusura bakmasin.
Eines ist auch komisch. In Iran kämpfen die Frauen, dass sie selber Entscheiden sollen ob sie ihren Kopftuch tragen oder nicht. Weil sie müssen dort Kopftuch tragen. Sogar im Privatleben. Aber bei uns ist es egal, außer bei öffentlichem Dienst. Aber bei uns Kämpfen die Frauen genau verkehrt rum.
Scho komisch die Welt! :D
Kamu beri, kamu öte. Kamu ve Devlet organlarini kullanarak insanlarin hayatlarini nasil degerlendireceklerini emretmek imkansizdir. Buna da "Selektion" derler. Sen nasil vergini ödüyorsan calisan bir bayan da ödüyor.
Senin hakkin ne kadarsa, onun da hakki o kadar.
P.S.: Konu Iran degil.
Burada sözkonusu olan "cinsiyet, siyaset" degil..insanlarin üstlendikleri "sifat ve kisilik" anlayisi.
Siz diyorsunuz ki; türbanlinin karsisina herhangi baska inanca mensup birisi geldiginde nasil "objektif" bir karar verecek?
Ben mahkemeye ciktigimda, boynunda "hac" takan hakim nasil karar veriyorsa öyle verecek!
Hadi "dinci, radikal islamci" kadinlari bertaraf ettiniz...ya erkekleri ne yapacaksiniz?
Sakallarina göre mi? Ona bakilirsa Marks´ta radikal islamci oluyor "sakalindan" ötürü!
Basi acik kadinlarin "mecburi" türban/basörtü takma gayreti yok, sadece "basörtü/türban" takmak isteyenlerin gayreti var, bunu niye görmek istemiyorsunuz?
Siyasi bir simge ise bu "örtü"..valla o zaman yillardan beri bircogumuzun evinde "radikal islamci" bayanlar var...
Kendi "insanini" bu kadar insafsizca "fisleyen" bir tutum, ne millet, ne devlet, ne rejim, ne istiklal sevgisinden "kaynaklanir"...sadece birilerin "ego" ve "feodal" saltanatlarin "bitmemesi" icin endiseden kaynaklaniyor, endiseden...
Bu millete güvenin...Bu millet en parlak döneminde, halife oldugu döneminde bile medeniyetin en zirve noktalarina ulasmistir. Sakin bana simdi bir kac "capulvari" örnekler vermeye kalkisma, aynisini sana Cumhuriyet tarihi icinde gerceklesenleride gösteririm. Anadolumuzun tabiriyle "urin yarisina" girmeye gerek yok!
Bu millet ne "pakistanlasir", ne "iranlasir"...Bu millet´i bu kadar kücük görmeniz ve güvenmemeniz, bu millete en büyük hakarettir!
Köklü bir medeniyetin sahibi olan Türk milletinin mensuplariyiz!
Biz aklimizla, yüregimizle müslüman olduk..Islami sectik..Ve bu ugurda millet olarak sayilamayacak kadar alim yetistirdik...daha birileri "medeniyetlerin barisi" bilmez iken...bu milletin özünden yetismis alimler "yaratilani severiz, yaratandan ötürü" demislerdir ve kendilerine bu düsünceyi siar edinmislerdir...
Biraz olsun hem kendinize hem bu millete "güvenin"...
Abicim yasak iste. Boynun hac takarsa ve oda gözükürse mahkemeye cikamaz ya.
Bütün dünya ülkelerinde böyle, yani önde gelenlerde.
Almanyadada mesela bas örtüyle ögretmenlik yapmak yasak. Yada hakime olmak. Yada hacmi, yahudi yildizimi artik allah ne verdiyse. Böyle seyler yasak yav. Sapkayla filan nasil yasak oldugu gibi. (adamin kafasi belki üsüyordur? :D :D )
Böyle kurumlarda "benim özel istegim" diye bisey yoktur. Cünkü devlete hizmet veriyorsun.
Yav adamin sakali cikiyorsa durduramazsin ya. Ne alakasi var? O görüs tamamen tek yönlü, bi tarafin görüsüdür.
Ama türban hem takanin hemde takmayan tarafindan ayni görülür. Ayrica sakal konusu gecmiste kalmis biseydir.
Siz diyorsunuz ki; türbanlinin karsisina herhangi baska inanca mensup birisi geldiginde nasil "objektif" bir karar verecek?
Ben mahkemeye ciktigimda, boynunda "hac" takan hakim nasil karar veriyorsa öyle verecek!
Hani hacli hakim, nerede? Ben olsam karsi tarafin kisiligine göre itiraz ederdim. Davali oldugum insan papaz ise kabul etmem mesela.....
Peki, sen herhangi bir solcu ile kavgalisin ve hakim "Dev-Sol" sapkasini giyer, kabul eder misin? Bir Budistle kavgalisin, hakim turuncu budist elbisesini giyer, kabul eder misin? Bir Yahudi ile kavgalisin, hakim happy-cappy'sini takar, kabul eder misin?
Hakimler nötr olmak zorunda! Bunun icin giydigi seyler de nötr olmak zorunda.
ayyıldız66
18.01.08, 16:48
Abicim yasak iste. Boynun hac takarsa ve oda gözükürse mahkemeye cikamaz ya.
Ben hac takan bir cok ögretmen ve hakim taniyorum. Birilerine hac takmak makbul da digerlerine basörtüsü niye yasak!
Kamu beri, kamu öte. Kamu ve Devlet organlarini kullanarak insanlarin hayatlarini nasil degerlendireceklerini emretmek imkansizdir. Buna da "Selektion" derler. Sen nasil vergini ödüyorsan calisan bir bayan da ödüyor.
Senin hakkin ne kadarsa, onun da hakki o kadar.
P.S.: Konu Iran degil.
Adamin özel hayatina karisanmi var?
Evinde nasil örtünürse örtünsün, hatta kara carsaf giysin.
Neyse ya, laf anlatmak mantiksiz. Hersey serbest olsun anasini satim. Zaten Türkiyede herkes bi tarafina göre hareket ediyo. O zamanda bari "pakistanlasiyoruz" deyincede kizmayin.
Bu ülkede Atatürkün ilkelerini cignemekten büyük zevk alan ve orgasm yasayan bi kitle var. Onlarin kendi cikarlari icin yaratilmis bir kampanyadir bu kanun.
PS:
O zaman hakimler "mini etek" le ciksin.
Kabul edenler el kaldirsin. :D
Hani hacli hakim, nerede? Ben olsam karsi tarafin kisiligine göre itiraz ederdim. Davali oldugum insan papaz ise kabul etmem mesela.....
Peki, sen herhangi bir solcu ile kavgalisin ve hakim "Dev-Sol" sapkasini giyer, kabul eder misin? Bir Budistle kavgalisin, hakim turuncu budist elbisesini giyer, kabul eder misin? Bir Yahudi ile kavgalisin, hakim happy-cappy'sini takar, kabul eder misin?
Hakimler nötr olmak zorunda! Bunun icin giydigi seyler de nötr olmak zorunda.
Aynen kardes. Bu bütün dünyada böyle, her demokrasi ülkesinde. Tabi Türkiye gibi bi taraflardan cikan kanunlarin oldugu ülkeler disinda.
Yoksa ben ne basörtüsüne nede türbana genel olarak karsiyim. Hatta tanidigim bir cok arkadas, tanidik, akraba var basörtülü veya türbanli. Hatta annem bile. Ama iste kendi görüsüm icin kural cinneme anlayisina karsiyim ben.
ayyıldız66
18.01.08, 16:52
Adamin özel hayatina karisanmi var?
Evinde nasil örtünürse örtünsün, hatta kara carsaf giysin.
Neyse ya, laf anlatmak mantiksiz. Hersey serbest olsun anasini satim. Zaten Türkiyede herkes bi tarafina göre hareket ediyo. O zamanda bari "pakistanlasiyoruz" deyincede kizmayin.
Bu ülkede Atatürkün ilkelerini cignemekten büyük zevk alan ve orgasm yasayan bi kitle var. Onlarin kendi cikarlari icin yaratilmis bir kampanyadir bu kanun.
PS:
O zaman hakimler "mini etek" le ciksin.
Kabul edenler el kaldirsin. :D
Klasik Deniz Baykal parolari.
Abicim yasak iste. Boynun hac takarsa ve oda gözükürse mahkemeye cikamaz ya.
Bütün dünya ülkelerinde böyle, yani önde gelenlerde.
Almanyadada mesela bas örtüyle ögretmenlik yapmak yasak. Yada hakime olmak. Yada hacmi, yahudi yildizimi artik allah ne verdiyse. Böyle seyler yasak yav. Sapkayla filan nasil yasak oldugu gibi. (adamin kafasi belki üsüyordur? :D :D )
Böyle kurumlarda "benim özel istegim" diye bisey yoktur. Cünkü devlete hizmet veriyorsun.
Yav adamin sakali cikiyorsa durduramazsin ya. Ne alakasi var? O görüs tamamen tek yönlü, bi tarafin görüsüdür.
Ama türban hem takanin hemde takmayan tarafindan ayni görülür. Ayrica sakal konusu gecmiste kalmis biseydir.
Biz "yasak" olmadigini biliyorduk, sen gelince ve bize "yasak" dedigin an, bunun gercekten "yasak" oldugunu ögrenmis olduk...
Yasak oldugunu bizde biliyoruz!
Ama bu "yasaklar" ilelebet sürecek diye bir kaide yok. Ve bu yasaklarin karsisina "fenomenler" yaratmaninda alemi yok.
Hac takan kisi "inandigi" icin takiyor. Ve bunu ister kazagin üstünde ister kazagin altinda tasir. Onun "kazagin" altinda olmasi dolasiyla "takma" hakkina sahip iken, inancindan ötürü bir bayan neden "basiörtülü" hakimlik yapmasin?
Basörtü birkere "gözle" görülen bir tercih. Yani "hac" gibi kazagin icine koyamasiniz.
Bunu tartisalim. Yoksa "yasak bu, yasak" paslasmasini "uzayda" olsak bile devam ederiz...
Ha sunu dersen ki: Efendim kural bu. Kamu görevlilerin kilik, kiyafet kanunu var. Yani erkekler böyle giyinmeli, kadinlar böyle giyinmeli.
O zaman derim ki: kanun bu..is saati icerisinde bunu uygularim.
Ama gerekce olarak "iranlasiriz, pakistanlasiriz, afganlasiriz" ve buna benzer sacmaliklari gösterirseniz..o zaman orada "kanundan" ziyade "anlayis" gitligi mevcuttur!
Ben hac takan bir cok ögretmen ve hakim taniyorum. Birilerine hac takmak makbul da digerlerine basörtüsü niye yasak!
Hayir, görünecek sekilde takamaz! Donuna "Dev-Sol" taksa da karismayacagim, ama acik görünecek sekilde TA-KA-MAZ!
Hani hacli hakim, nerede? Ben olsam karsi tarafin kisiligine göre itiraz ederdim. Davali oldugum insan papaz ise kabul etmem mesela.....
Peki, sen herhangi bir solcu ile kavgalisin ve hakim "Dev-Sol" sapkasini giyer, kabul eder misin? Bir Budistle kavgalisin, hakim turuncu budist elbisesini giyer, kabul eder misin? Bir Yahudi ile kavgalisin, hakim happy-cappy'sini takar, kabul eder misin?
Hakimler nötr olmak zorunda! Bunun icin giydigi seyler de nötr olmak zorunda.
Beispiel;
Berufsbedingt reist du in die USA...
ein konservativer Staat...
Ein Unfall passiert, es bedarf deiner Aussage als Zeuge vor Gericht.
Dir wird die Bibel vorgehalten und du musst einen Eid ablegen...
Sehr objektiv...lol (bis 2007 sogar NUR auf die Bibel, mittlerweile kann man auch andere Gottesbücher bevorziehen)
Achja.. bunlar uzaya bile gitti.. hatta es wird gemunkelt, sogar auf den Mond!
Bu kafayla hayret yani?
Hani hacli hakim, nerede? Ben olsam karsi tarafin kisiligine göre itiraz ederdim. Davali oldugum insan papaz ise kabul etmem mesela.....
Peki, sen herhangi bir solcu ile kavgalisin ve hakim "Dev-Sol" sapkasini giyer, kabul eder misin? Bir Budistle kavgalisin, hakim turuncu budist elbisesini giyer, kabul eder misin? Bir Yahudi ile kavgalisin, hakim happy-cappy'sini takar, kabul eder misin?
Hakimler nötr olmak zorunda! Bunun icin giydigi seyler de nötr olmak zorunda.
Adam "hac´i" boynunda takiyor..aynisini kizil yildizi veya che resimli kolye takabilecegi gibi. Hem görsem bile itiraz etmem. Avukatim var, savci var, sahitler var. Bu kadar güvensizlik olmaz "modern" hukuka...
Ideolojileri ben "simgeleri" indirmiyorum..evet simgeler bir nevi "sunus"tur ama hersey demek degildir.
Diyelimki; hakimin azili bir devsolcu oldugunu biliyorum. O zaman ne olacak?
Diyelimki; hakimin özel hayatini arastirdim ve asiri derecede budist oldugunu ögrendim. O zaman ne olacak?
Darlastirirsaniz..kamplasma cok basit olur toplumda...
Klasik Deniz Baykal parolari.
Hay agizina saglik, valla aynisi benimde aklimdan gecdi, sen yazdin :D
ayyıldız66
18.01.08, 16:57
Hayir, görünecek sekilde takamaz! Donuna "Dev-Sol" taksa da karismayacagim, ama acik görünecek sekilde TA-KA-MAZ!
Benim ögretmenim acik bir sekilde boynunda hac kolye takiyor.
Biz "yasak" olmadigini biliyorduk, sen gelince ve bize "yasak" dedigin an, bunun gercekten "yasak" oldugunu ögrenmis olduk...
Yasak oldugunu bizde biliyoruz!
Ama bu "yasaklar" ilelebet sürecek diye bir kaide yok. Ve bu yasaklarin karsisina "fenomenler" yaratmaninda alemi yok.
Hac takan kisi "inandigi" icin takiyor. Ve bunu ister kazagin üstünde ister kazagin altinda tasir. Onun "kazagin" altinda olmasi dolasiyla "takma" hakkina sahip iken, inancindan ötürü bir bayan neden "basiörtülü" hakimlik yapmasin?
Basörtü birkere "gözle" görülen bir tercih. Yani "hac" gibi kazagin icine koyamasiniz.
Bunu tartisalim. Yoksa "yasak bu, yasak" paslasmasini "uzayda" olsak bile devam ederiz...
Ha sunu dersen ki: Efendim kural bu. Kamu görevlilerin kilik, kiyafet kanunu var. Yani erkekler böyle giyinmeli, kadinlar böyle giyinmeli.
O zaman derim ki: kanun bu..is saati icerisinde bunu uygularim.
Ama gerekce olarak "iranlasiriz, pakistanlasiriz, afganlasiriz" ve buna benzer sacmaliklari gösterirseniz..o zaman orada "kanundan" ziyade "anlayis" gitligi mevcuttur!
Ha kurallar cinenmek icin vardir mantigi? Anladim! :)
Yav tamam, etik olarak belki dogru degildir. Ama böyle bi kural varsa, kuraldir uyacaksin abi. Dünya böyle napacaksin?
Abi hac görülmeyebilir bi kere. Aslinda yanlis bi karsi örnek. Ama türban 100de2000 gözükecek.
Tamam iran pakistan konusunu birakalimda bi.
Benim anlatmak istedigimi anliyorsun zaten:
Bunu tartisalim. Yoksa "yasak bu, yasak" paslasmasini "uzayda" olsak bile devam ederiz...
Ha sunu dersen ki: Efendim kural bu. Kamu görevlilerin kilik, kiyafet kanunu var. Yani erkekler böyle giyinmeli, kadinlar böyle giyinmeli.
O zaman derim ki: kanun bu..is saati icerisinde bunu uygularim.
benimde demek istedigim bu.
Benim ögretmenim acik bir sekilde boynunda hac kolye takiyor.
O zaman mahkemeye ver, rahatsiz oluyorsan.
Kazanirisin belki! ;)
Yada kadini kovdurursun. Ama tabi icinde kötü niyet olursa...:)
Beispiel;
Berufsbedingt reist du in die USA...
ein konservativer Staat...
Ein Unfall passiert, es bedarf deiner Aussage als Zeuge vor Gericht.
Dir wird die Bibel vorgehalten und du musst einen Eid ablegen...
Sehr objektiv...lol (bis 2007 sogar NUR auf die Bibel, mittlerweile kann man auch andere Gottesbücher bevorziehen)
Achja.. bunlar uzaya bile gitti.. hatta es wird gemunkelt, sogar auf den Mond!
Bu kafayla hayret yani?
Tja, dann hättest Du Dich besser informieren müssen! Man darf den Schwur auf die Bibel durchaus verweigern und (je nach Richter) auf seine Ehre einen Eid ablegen. Und das schon sehr viel länger! Eben.... DAS sind die Typen auf dem Mond.....
O zaman hakimler "mini etek" le ciksin.
Kabul edenler el kaldirsin. :D
Ya erkek olursa?Get!Killi killi bacaklari kim görmek ister?
Dogru dürüst hakimligini yapsin,gerisi benim icin önemli degil.Ha sarpali,ha sarpasiz.Ne alaka.
Benim ögretmenim acik bir sekilde boynunda hac kolye takiyor.
Dagegen würde ich klagen!
Ya erkek olursa?Get!Killi killi bacaklari kim görmek ister?
Orasi seni ilgilendirmez! Travestidir..... giyer..... Noolmus yani? Katilir misin?
ayyıldız66
18.01.08, 17:03
O zaman mahkemeye ver, rahatsiz oluyorsan.
Kazanirisin belki! ;)
Yada kadini kovdurursun. Ama tabi icinde kötü niyet olursa...:)
Ben sen miyim ki?
Hac kolye taktigini söyledim, rahatsiz oldugumu degil.
Beni rahatsitz etmiyor, cünkü benim inancim bana onun ki ona. Demek ki kendi özel tercihlerinden vazgecmeden de ögretmenlik yapiliyormus.
Ben sen miyim ki?
Hac kolye taktigini söyledim, rahatsiz oldugumu degil.
Beni rahatsitz etmiyor, cünkü benim inancim bana onun ki ona. Demek ki kendi özel tercihlerinden vazgecmeden de ögretmenlik yapiliyormus.
Ve üstelik, hemen bir "hacli" kolye takip "hristiyanda" olmadin...hani diyorlar; cocuklar "etkilenir" vs...
Ben sen miyim ki?
Hac kolye taktigini söyledim, rahatsiz oldugumu degil.
Beni rahatsitz etmiyor, cünkü benim inancim bana onun ki ona. Demek ki kendi özel tercihlerinden vazgecmeden de ögretmenlik yapiliyormus.
Was wäre mit einem "Ich bin stolz ein Deutscher zu sein" Button?
Was wäre mit einem "Ich bin stolz ein Deutscher zu sein" Button?
Ne olmus ki?
Insanlarin dogal duygularini "tasimasi" ve bunu yeri geldiginde "dis görünümüylede" ifade etmesi niye bu kadar "endiselere" maruz kaliyor?
Ne olmus ki?
Insanlarin dogal duygularini "tasimasi" ve bunu yeri geldiginde "dis görünümüylede" ifade etmesi niye bu kadar "endiselere" maruz kaliyor?
"Deutschland, Deutschland über alles!"?
Mal sehen, wann Du stop sagst!
Tja, dann hättest Du Dich besser informieren müssen! Man darf den Schwur auf die Bibel durchaus verweigern und (je nach Richter) auf seine Ehre einen Eid ablegen. Und das schon sehr viel länger! Eben.... DAS sind die Typen auf dem Mond.....
Das will doch jeder... Diese Entscheidungsfreiheit...
Es ist aber auch kein Problem, als Staat auf die Bibel schwören zu lassen!
ayyıldız66
18.01.08, 17:16
Was wäre mit einem "Ich bin stolz ein Deutscher zu sein" Button?
@Wolf
Bu konu bir cok kez tartisildi. Benim bu konu ile ilgili düsüncem acik ve net. Simdi saatlerce tartisabiliriz ama suan saatlerce bu konuya kenetlenmeyi düsünmüyorum, cünkü yarin yola cikacagim.
Senin örnek olarak verdigin "Ich bin stolz Deutscher zu sein" butonunu 100 perspektifden degerlendirilebilinir ve illaki de konu ile ilgili bir yakinlik tescil etmesine gerek yok, belki de yakinligi yoktur.
Saygilarimla
iyi sohbetler
Das will doch jeder... Diese Entscheidungsfreiheit...
Dann zeige mir EIN EINZIGES islamisches Land, dass eine Entscheidungsfreiheit gewährt, welches Europa auch nur ÄHNELT!
Es ist aber auch kein Problem, als Staat auf die Bibel schwören zu lassen!
Von mir aus kann jeder auf den kleinen grünen Steinbeißer schwören, aber es soll keiner von MIR verlangen!
"Deutschland, Deutschland über alles!"?
Mal sehen, wann Du stop sagst!
Dieses Beispiel kannst du aber auch NUR mit Deutschland machen...
können wir etwas dafür das es hier mal Nazis gab?
Senin örnek olarak verdigin "Ich bin stolz Deutscher zu sein" butonunu 100 perspektifden degerlendirilebilinir ve illaki de konu ile ilgili bir yakinlik tescil etmesine gerek yok, belki de yakinligi yoktur.
Belki de vardir! Önkuzu degisik bir yaklasimda bulundu. Ve iste bütün bu degisik degisik yaklasimlari bastan engellemek icin hakimler NÖTR giyinmek zorunda!
Dieses Beispiel kannst du aber auch NUR mit Deutschland machen...
können wir etwas dafür das es hier mal Nazis gab?
Wie wärs mit "En büyük Türkiye, baska büyük yok!" bei einem Verfahren eines Türken gegen einen Istanbul-Griechen?
Oder "Hellas" bei einem griechischstämmigen Türken im Verfahren eines Türken gegen einen Griechen in Istanbul?
Irgendwann wirst auch Du stop sagen......
"Deutschland, Deutschland über alles!"?
Mal sehen, wann Du stop sagst!
Valla Wolf, insan istedigi zaman cevresinin "hududunu" zorlayabilir...Senin kastettigin "zulüm" ve "caniligi" esas alan olusumlar. O senin verdigin örnek; her yerde yasanabilir. Sinifta, alisveris merkezinde, otobüste, insanin oldugu her alanda.
Sadece inancindan ötürü basini örten, hac takan kisilerle vermis oldugun örnek ile ne ilgisi var, henüz onu anlamis degilim.
Wie wärs mit "En büyük Türkiye, baska büyük yok!" bei einem Verfahren eines Türken gegen einen Istanbul-Griechen?
Oder "Hellas" bei einem griechischstämmigen Türken im Verfahren eines Türken gegen einen Griechen in Istanbul?
Irgendwann wirst auch Du stop sagen......
Hmmm madem "urin yarisina girdik"..bir örnekte benden...
Atatürk icin "olumlu" bisey söylemeyen bir kisi mahkemeye verilse ve mahkeme salonunda bulunan ve hakimin üstünde asili olan bir Atatürk tablosuna veya kabartmasina ne diyecegiz?
Belki de vardir! Önkuzu degisik bir yaklasimda bulundu. Ve iste bütün bu degisik degisik yaklasimlari bastan engellemek icin hakimler NÖTR giyinmek zorunda!
Wer definiert für dich NEUTRAL?
Für mich ist eine kopftuchtragende Frau genauso neutral wie ein konservativ eingestellter Richter als Christ oder Moslem.
Hier liegt ja das Problem.. DU definierst was neutral ist.. DU entscheidest, das Kopftuch ist nicht neutral!
Die religiösen Werte eines Richters gehen niemandem etwas an.. man vertraut darauf, das er sich objektiv verhält.
Du traust das jedem Richter zu so zu denken und so zu handeln. Sobald aber eine muslima bedeckt ist es aus mit der Neutralität für dich. Ist das nicht diskiminierung PUR?
Kann ich jetzt auch behaupten, atheistische Richter sind nicht neutral.. sie haben keine Angst vor Gott und Ihren taten... geht das? Falls nein, wieso nicht?
Valla Wolf, insan istedigi zaman cevresinin "hududunu" zorlayabilir...Senin kastettigin "zulüm" ve "caniligi" esas alan olusumlar. O senin verdigin örnek; her yerde yasanabilir. Sinifta, alisveris merkezinde, otobüste, insanin oldugu her alanda.
Süpermarkette dazlak görsem umurumda degil! Mahkeme önündeysem ve bir dazlak benim kaderimi belirleyecekse öyle bir umurumda olur ki aklin hayalin durur!
Sadece inancindan ötürü basini örten, hac takan kisilerle vermis oldugun örnek ile ne ilgisi var, henüz onu anlamis degilim.
Anlamamakta gayret ediyorsun daha dogrusu! Bugün basörtüsüne izin verdik, yarin partilerin simgelerine. Ona da izin verdik ülkücü ocaklari simgeleri... Ona da izin verdik karacarsaf. Ona da izin verdik "PKK" amblemi. Ona da izin verdik "Hilafet ordusu".......
Herkes gelir "ben de takmak istiyorum" der.
Ben de "Tanriya sükürler olsun, ateistim!" takmak isterim. Sana ne?
Bütün bunlari bastan engellemek icin hakimler NÖTR giyinmek zorunda.
Atatürk icin "olumlu" bisey söylemeyen bir kisi mahkemeye verilse ve mahkeme salonunda bulunan ve hakimin üstünde asili olan bir Atatürk tablosuna veya kabartmasina ne diyecegiz?
Ister inan ister inanma, onun manasini ben de göremiyorum AMA......
Hakim takamaz!
Süpermarkette dazlak görsem umurumda degil! Mahkeme önündeysem ve bir dazlak benim kaderimi belirleyecekse öyle bir umurumda olur ki aklin hayalin durur!
Anlamamakta gayret ediyorsun daha dogrusu! Bugün basörtüsüne izin verdik, yarin partilerin simgelerine. Ona da izin verdik ülkücü ocaklari simgeleri... Ona da izin verdik karacarsaf. Ona da izin verdik "PKK" amblemi. Ona da izin verdik "Hilafet ordusu".......
Herkes gelir "ben de takmak istiyorum" der.
Ben de "Tanriya sükürler olsun, ateistim!" takmak isterim. Sana ne?
Bütün bunlari bastan engellemek icin hakimler NÖTR giyinmek zorunda.
Sunu bir anlayin artik. Türban ve basörtü "siyasi" degil "inancin" verdigi bir tercihtir!
Gözümüze sokar gibi "nötr" büyük yazmanada gerek yok...Nötr giysin, basindaki türban bu nötr ne gibi engel var?
Sarik gitti fes geldi "din elden gitti" diye bagiranlar...fes gitti sapka geldi "din elden gitti" diye bagiranlar...kendilerine ve millete güvenmedikleri gibi "türbanli hakim, hapi yuttum" diyenlerde kendilerine ve millete güvenmiyorlar...
Madem hukuk devletinde yasiyoruz...Avukatim orada, savci orada, deliler ortada, sahitler mevcut..daha neyi bu dazlagin beni irgilamaz olur ki?
Wer definiert für dich NEUTRAL?
Internationale Standards!
Du traust das jedem Richter zu so zu denken und so zu handeln. Sobald aber eine muslima bedeckt ist es aus mit der Neutralität für dich. Ist das nicht diskiminierung PUR?
Oh, Du gehst - wie so oft - von falschen Voraussetzungen aus!
Gegenüber zwei Atheisten oder zwei Moslems mag JEDER RICHTER neutral sein, aber wenn eine Seite offen SEHEN kann, welche Ansicht ein Richter hat, können sie das ausnutzen, um dem Richter zu gefallen. Auf einmal hagelts "Insallah"s und "Ya Rabbi"s oder auch (bei einem Kemalisten) "Yüce önderimiz Atatürk'ün kurdugu bu Cumhuriyette ben adam dövemez miyim!" oder besser "Sen zaten Atatürk düsmanisin!"
Keiner darf dem Richter ansehen, welche persönlichen Ansichten er hat! Sonst beginnt eine Rethorik-Schlacht um dem Richter zu gefallen.
"Yunan asilli oldugum icin sen bana zaten düsmansin!"
"Sen degil misin gencliginde ülkücü ocaklari basip da adam döven?"
Undsoweiter undsofort......
Kann ich jetzt auch behaupten, atheistische Richter sind nicht neutral.. sie haben keine Angst vor Gott und Ihren taten... geht das? Falls nein, wieso nicht?
Sorry, aber der Kausalzusammenhang ist Dünnschiss. Zu welcher Seite "tendiert" denn ein Atheist, weil er keinen Glauben hat? Du musst schon eine Richtung vorgeben.....
Sunu bir anlayin artik. Türban ve basörtü "siyasi" degil "inancin" verdigi bir tercihtir!
Karacarsaf ve burka?
Ister inan ister inanma, onun manasini ben de göremiyorum AMA......
Hakim takamaz!
Bir sorular zinciri olacak. Hakimlerin, savcilar ve avukatlarin mahkeme sürecinde giydikleri "kiyafet" ile ilgili.
Kimler icat etti?
Neyi ifade eder?
Bunu giyilmesi niye mecbur kilindi?
Bunu icat edenler ve "kararlastiranlar" bir nevi kendi "zihniyetlerinide" bu karara etkili kilmadilarmi?
Karacarsaf ve burka?
Salvar ve fistan?
Karacarsaf ve burka?
Hangi Partinin simgesi bunlar? LOL
Bir sorular zinciri olacak. Hakimlerin, savcilar ve avukatlarin mahkeme sürecinde giydikleri "kiyafet" ile ilgili.
Buyur!
Kimler icat etti?
Hicbir fikrim yok.
Neyi ifade eder?
Hakimlerin giydiklerine bakarsan "Drakula'nin torunlari oldugunu". :D Bu bir nevi üniforma.
Bunu giyilmesi niye mecbur kilindi?
Aus Wiki:
Die Robe erfüllt im Prozess unterschiedliche Zwecke. Einerseits ist sie in Deutschland wie in weiten Teilen der Welt traditionelle Standestracht der juristischen Funktionsträger, Sinnbild gerichtlicher Würde und optisches Abgrenzungsmerkmal. Andererseits verdeckt sie die Kleidung und das Aussehen der Person, die sie trägt. So agieren die mit Roben bekleideten Personen vor Gericht nicht als private Individuen, sondern ausschließlich als funktionale Elemente der Rechtsordnung in den ihnen vom Gesetzgeber jeweils zugewiesenen Positionen. Durch ihre Einheitlichkeit bringt die Anwaltsrobe zudem zum Ausdruck, dass alle ihre Träger im Prozess im Rahmen der rechtlichen Vorgaben gleichgestellt und durch das Gericht gleich zu behandeln sind, ungesehen ob sich beispielsweise jemand einen teuren Anzug leisten kann, oder normale Straßenkleidung trägt. Es zählt das gesprochene Wort – die Verteidigung oder der Vortrag.
Bunu icat edenler ve "kararlastiranlar" bir nevi kendi "zihniyetlerinide" bu karara etkili kilmadilarmi?
Insan haklari gibi, noolmus yani?
Hangi Partinin simgesi bunlar? LOL
Hangi inancin peki?
Buyur!
Hicbir fikrim yok.
Hakimlerin giydiklerine bakarsan "Drakula'nin torunlari oldugunu". :D Bu bir nevi üniforma.
Aus Wiki:
Die Robe erfüllt im Prozess unterschiedliche Zwecke. Einerseits ist sie in Deutschland wie in weiten Teilen der Welt traditionelle Standestracht der juristischen Funktionsträger, Sinnbild gerichtlicher Würde und optisches Abgrenzungsmerkmal. Andererseits verdeckt sie die Kleidung und das Aussehen der Person, die sie trägt. So agieren die mit Roben bekleideten Personen vor Gericht nicht als private Individuen, sondern ausschließlich als funktionale Elemente der Rechtsordnung in den ihnen vom Gesetzgeber jeweils zugewiesenen Positionen. Durch ihre Einheitlichkeit bringt die Anwaltsrobe zudem zum Ausdruck, dass alle ihre Träger im Prozess im Rahmen der rechtlichen Vorgaben gleichgestellt und durch das Gericht gleich zu behandeln sind, ungesehen ob sich beispielsweise jemand einen teuren Anzug leisten kann, oder normale Straßenkleidung trägt. Es zählt das gesprochene Wort – die Verteidigung oder der Vortrag.
Insan haklari gibi, noolmus yani?
Birde bunlar baslarina beyaz perük gibi bisey takalardi hatirladigim kadariyla. Ve bana kalirsa bu yazilanlarin icinde bütün fertleri baglayan tek cümle su: Es zählt das gesprochene Wort – die Verteidigung oder der Vortrag.
Gerisi "zamanin" ve sartlarin vermis oldugu "olgunluk" icinde degisebilecek "durumlardir"...
Birde bunlar baslarina beyaz perük gibi bisey takalardi hatirladigim kadariyla. Ve bana kalirsa bu yazilanlarin icinde bütün fertleri baglayan tek cümle su: Es zählt das gesprochene Wort – die Verteidigung oder der Vortrag.
Falsch! Es zählt die Neutralität. Das ergibt sich aus den extra für Dich rot und fett markierten Zeilen.
Gerisi "zamanin" ve sartlarin vermis oldugu "olgunluk" icinde degisebilecek "durumlardir"...
Nur wenn ALLE ein Kopftuch anziehen! Das wäre dann für mich wieder ok!
Internationale Standards!
Du meinst christliche Standarts? Say bakalim bu International Standartlari uygulayan ülkelerin hangisi Hiristian degil?
Oh, Du gehst - wie so oft - von falschen Voraussetzungen aus!
Huyum kurusun :D
Gegenüber zwei Atheisten oder zwei Moslems mag JEDER RICHTER neutral sein, aber wenn eine Seite offen SEHEN kann, welche Ansicht ein Richter hat, können sie das ausnutzen, um dem Richter zu gefallen. Auf einmal hagelts "Insallah"s und "Ya Rabbi"s oder auch (bei einem Kemalisten) "Yüce önderimiz Atatürk'ün kurdugu bu Cumhuriyette ben adam dövemez miyim!" oder besser "Sen zaten Atatürk düsmanisin!"
Unsinn.... nehmen wir mal an ich komme vor Gericht, weil ich tätlich geworden bin zu meiner Frau (ein unding aber nehmen wir mal an).. plötzlich bemerke ich, ich stehe vor einer Richterin. Das ist dann wohl mein persönliches PECH oder? Da kannst du mir erzählen was du willst.. die Richterin wird sich nicht sehr leicht überzeugen lassen das ich eigentlich nur den Staub aus der Kleidung klopfen wollte. :D
Keiner darf dem Richter ansehen, welche persönlichen Ansichten er hat! Sonst beginnt eine Rethorik-Schlacht um dem Richter zu gefallen.
Was machen wir mit den Schwarzen und den Weiblichen?
ZB meine Frau hat mich getötet (wegen Staub abklopfen) und steht vor einer Richterin! Heult sich die Augen aus und erzählt wie pöse ich doch immer war! Meinst du Frau Richterin verhängt hier Höchstmas und Mord.. oder wird das eher ein Totschlag im Affekt mit der niedrigsten Strafe auf Bewährung?
Diese Problematik gibt es seit jeher.. absolute Neutralität ist ein Wunschdenken!
"Yunan asilli oldugum icin sen bana zaten düsmansin!"
"Sen degil misin gencliginde ülkücü ocaklari basip da adam döven?"
Undsoweiter undsofort......
Wir war das... kam da mal nicht heraus das sehr viele Richter Mitglieder bei der CHP waren? Vor allem viele von denjenigen, die sich gegen das 361 geäussert hatten ;)
Sorry, aber der Kausalzusammenhang ist Dünnschiss. Zu welcher Seite "tendiert" denn ein Atheist, weil er keinen Glauben hat? Du musst schon eine Richtung vorgeben.....
Seiner eigenen... er ist niemandem rechenschaft schuldig (denkt er zumindest)
Ich zb möchte ein guter Mensch sein um Gott zu gefallen.. deshalb gehe ich auch in den Laden zurück und bezahle das vergessene Kleidungsstück in der Tüte. War nicht meine Schuld.. die Kassiererin hat es vergessen.. als ich draussen war und den beleg kontrollierte weil ich irgendwie "zu wenige" bezahlt habe, stellt ich diesen fehler fest. Ich könnte weiterlaufen.. aber ich weiss, es gibt einen Gott der das sieht! Was hindert dich daran? Würdest du es auch zurückbringen?
Falsch! Es zählt die Neutralität. Das ergibt sich aus den extra für Dich rot und fett markierten Zeilen.
Nur wenn ALLE ein Kopftuch anziehen! Das wäre dann für mich wieder ok!
Bir mahkemenin sonucunu belirleyen ifadeler, arastirmalar, deliller ve kisilerin avukat vasitasiyla veya avukatsiz ortaya koyduklari tutumdur. Hukukun ve mahkeme adetin temel unsuru budur.
Nötrülük bundan sonra belli olur. Bu senin icin "Falsch!" olabilir, saygim var, algilayis seklin öyle oldugu icin.
Kilik kiyafet "bir anlik"...degistir babam degistir..kimilerin "gömlek" degistirdigi gibi...Ama benim nezdimde kabul gören tek sey; Zihniyettir!
Hangi inancin peki?
Islam dininin....
Bu konuda özgürlük var... Allah niye bukadar cok kapandin diye hesap mi soracak? Bazilari begenmedi diye?
Sanane.. yada banane.. nasil giyinirse giyisin!
Peki bunlarin Partisi ney?
http://www.vgt.ch/vn/9701/orthodoxe_juden.jpg
Du meinst christliche Standarts? Say bakalim bu International Standartlari uygulayan ülkelerin hangisi Hiristian degil?
Hangi "medeni" dedigimiz ülke Hristiyan veya Musevi degil?
Da kannst du mir erzählen was du willst.. die Richterin wird sich nicht sehr leicht überzeugen lassen das ich eigentlich nur den Staub aus der Kleidung klopfen wollte. :D
Wenn es jetzt noch eine "Feministin" ist, hast Du in der Tat die Arschkarte. Nur stimmst Du mir sicherlich zu, dass - außer Computer - in diesem Fall GAR kein Richter in Frage käme.
Was machen wir mit den Schwarzen und den Weiblichen?
Das gleiche wie mit den Männern!
Wir war das... kam da mal nicht heraus das sehr viele Richter Mitglieder bei der CHP waren? Vor allem viele von denjenigen, die sich gegen das 361 geäussert hatten ;)
Das dürfen auch die nicht offen nach außen tragen!
Seiner eigenen... er ist niemandem rechenschaft schuldig (denkt er zumindest)
Wenn ihm sein Job lieb ist, dann schon! Und da er nicht darauf warten kann, im Jenseits 72 Jungfrauen zu bekommen, muss ihm dieses Leben und damit auch sein Job VERDAMMT lieb sein.
Tja, dann müssten Deiner Argumentation nach Atheisten die neutralsten sein.
als ich draussen war und den beleg kontrollierte weil ich irgendwie "zu wenige" bezahlt habe, stellt ich diesen fehler fest. Ich könnte weiterlaufen.. aber ich weiss, es gibt einen Gott der das sieht! Was hindert dich daran? Würdest du es auch zurückbringen?
Schon mehrfach passiert. Ich bin ein ehrlicher Mensch, auch ohne einen Gott! Denn ich will nicht, dass eine hart arbeitende Kassiererin den Differenzbetrag aus eigener Tasche zahlen muss.
Du brauchst die Drohung mit Feuer für das richtige Handeln, mir reicht mein Gewissen.
Bir mahkemenin sonucunu belirleyen ifadeler, arastirmalar, deliller ve kisilerin avukat vasitasiyla veya avukatsiz ortaya koyduklari tutumdur. Hukukun ve mahkeme adetin temel unsuru budur.
Suudi Arabistan'da yargilanmak ister misin peki?
Kilik kiyafet "bir anlik"...degistir babam degistir..kimilerin "gömlek" degistirdigi gibi...Ama benim nezdimde kabul gören tek sey; Zihniyettir!
ÜNIFORMA baska, ÖZEL kiyafetler ve hele hele kisisel tercihleri belirleyen özel kiyafetler baska. HEPSI basörtü taksa okey deyecegim!
Hangi "medeni" dedigimiz ülke Hristiyan veya Musevi degil?
Also muss ich mich als Moslem mit dem Standart der Christen begnügen und mich daran messen lassen.. nicht nur das, ich muss es mir vorschreiben lassen! Na toll...
Das gleiche wie mit den Männern!
Vertrauen also.. vertrau doch auch mal einer kopftuchtragenden?
Das dürfen auch die nicht offen nach außen tragen!
Ich finds schlimmer sowas im "nachhinein" zu erfahren... Herr Baykal stellt Antrag seinen Mitgliedern.. na super...!
Wenn ihm sein Job lieb ist, dann schon! Und da er nicht darauf warten kann, im Jenseits 72 Jungfrauen zu bekommen, muss ihm dieses Leben und damit auch sein Job VERDAMMT lieb sein.
Richtig.. somit kommen wir zum Problem!
Tja, dann müssten Deiner Argumentation nach Atheisten die neutralsten sein.
Eben nicht.. er kann und wird alles mögliche tun um zu profitieren.. er hat ja nur dieses "eine" Leben!
Schon mehrfach passiert. Ich bin ein ehrlicher Mensch, auch ohne einen Gott! Denn ich will nicht, dass eine hart arbeitende Kassiererin den Differenzbetrag aus eigener Tasche zahlen muss.
Zweifle ich auch nicht an.. es gibt viele die das anders sehen... er profitiert davon.. er hat nur das eine Leben.. er muss zusehen, das maximum rauszuholen!
Du brauchst die Drohung mit Feuer für das richtige Handeln, mir reicht mein Gewissen.
Nö nicht das Feuer... der wunsch Gott zu gefallen veranlasst mich dazu. Wie Kinder ihren Eltern gefallen wollen. Meine Kinder haben keine Angst mal eine schlechte Note heimzubringen.. im Gegenteil, sie versuchen gute Noten zu schreiben.. denn dann gibts ein Aferin und vll. ein Geschenk ;)
Süleyman77
18.01.08, 18:53
Bütün yazi zincirini okumadim ama bu konuda düsüncemi bildireyim ama daha önce bu konu hakkinda daha uzman ve bilgili olan arkadaslara bir sorum olacak:
"Acaba bas örtüsü inancimiza göre Kadinin cekiciliginin önüne gecilmesi icin mi mecburi kilindi ?"
Benim bildigim okudugum cogu yazilar bunu söylüyor bu ne kadar dogru yanlis ise acaba bas örtüsü mecburiyetinin nedeni nedir uzman arkadaslar yazarlarsa memnun olurum.
18.01.2008
Süleyman
Görünmek istemiyorsan niye gittin 18 Ocak 2008
Salih ZEKİ/WASHINGTON, (DHA)
Washington Post gazetesi, bugün Hayrünnisa Gül’ün Cafe Milano’daki ıstakoz keyfine yer vererek “Göstermek istemiyorsan gitme” dedi.
İŞE O AKŞAMIN FOTOĞRAFLARI
Habere gazetenin en cok takip edilen köşelerinden biri olan The Reliable Source bölümünde yer veren Washington Post, Hayrünnisa Gül’un boydan çekilmiş bir fotografını kullandı. Cafe Milano’yu, ‘Washington’da ünlülerin kırmızı halı üzerinde geçit yaptığı restoran’ olarak tanımlayan Washington Post “Görmek ve görünmek, herkese estetikli yeni yüzünü göstermek isteyenler oraya gider. Herkes orda, göstermek istemiyorsan gitme” ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Washington ziyareti sırasında eşi ‘dindar ve türbanlı’ Hayrünnisa Gül’ün jetset restoranında ıstakozlu makarna yemesinin Türk medyasında büyük yankı uyandırdığını belirten Post yazarı Amy Argetsinger, garson Kerem Çelik’in bu nedenle işten atıldığını yazdı.
Yazıda Türk Büyükelçiliği’nden gelen telefonun ardından garson Kerem Çelik’in işten atılmasını Cafe Milano yöneticilerinin teyit ettiği de belirtildi.
Garson Kerem Çelik ise konuyla ilgili Washington Post’a konuşmayı reddetti ve bu olayı unutarak yeni bir iş bulmak için ileri baktığını söyledi. İşten atılmaktan dolayı şikayetçi olmadığını belirten Çelik, Cafe Milano yönetimi için “Onlar doğru olanı yaptı” dedi.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8056194.asp?gid=180&sz=26410
Madem üniversitelerde yasak kalkacak..ki buna o kadar karsi degilim...O zaman herkes istedigi gibi gitsin üniversitelere...adamin biri budistse budist kiyafetinle gitsin...hatta hakim olarakta budist kiyafetiyle ciksin...sonuna kadar desteklerim...ya tam özgür birakacaksin..yada dogru düzgün adam gibi kisitlama yapacaksin..
Yoksa tamamen tek yönlü, sirf bir iki partinin kendi cikarlari ve istekleri yönünde karar verilirse, iste ben o zaman tartisirim. "Nerede bizim özgürlükcüler" derim....Bende özgürlükten yanayim....
Neyse ya takmamak lazim, yarin öbür gün baska ideolojiye sahip bi parti gelir, onlarda yasalari kendi ideolojilere ve kendi cikarlarina göre düzeltirler. :)
Yoksa tamamen tek yönlü, sirf bir iki partinin kendi cikarlari ve istekleri yönünde karar verilirse, iste ben o zaman tartisirim. "Nerede bizim özgürlükcüler" derim....Bende özgürlükten yanayim....
yani simidi sen TC´de demokratik olarak secilen parti sistemini kabul etmiyormusun, da böyle laf sarf ediyorsun? hepimizin bildigi kadar o partileri halk secti. belki orda burada, forumda, sokakta tartisabilirsin, ama TC kanunu önünde halk tarafindan secilen parti onlar.
yerlianadolulu
18.01.08, 23:43
[QUOTE=Gök Türk;40385]
Das Kopftuch in Koran und Sunna
Vers 33:59
Der vierte Vers 33:59 lautet: "Prophet! Sag deinen Gattinnen und Töchtern und den Frauen der Gläubigen, sie sollen (wenn sie austreten) sich etwas von ihrem Gewand [dschilbâb] (über den Kopf) herunterziehen. So ist es am ehesten gewährleistet, daß sie (als ehrbare Frauen) erkannt und daraufhin nicht belästigt werden. Allah aber ist barmherzig und bereit zu vergeben."
Nerden Nereye.
Ayet gayet acik,inanan uyar-inanmayan uymaz.Kelimerin o günkü anlamlarina
bugünün insanlari,o günün insanlarini yorumlarini okumadan,anlamadan,degerlendir mesin.
yok annem örtmüstü,yok örtünenler söyle,yok su,yok bu.
Hos insanlar konusmak ister,Konustukca tahrikler ve ayriliklar büyür.
Dinler insanlarin birarda yasayabilmeleri icin kanunlardir,bilgilerdir.Günümü zdeki
kanunlarin ve yasam tarzlarin kaynagidir.
Biri Hak digeri batil.Burada inanclara göre imtihani gecmek,Ya Mükfat Yada ceza.
Komisch in meinem Koran (diyanet isleri türk ilsam birligi) steht was anders:
O Prophet, sprich zu deinen Gatinnne und deinen Töchtern und Weibern der Gläubigen, dass sie sich in ihren Überwurf verhüllen. So werden sie eher erkannt und werden nicht verletzt. Und Allah ist verzeihend und barmherzig.
Ich kann kein Wort von Kopftuch lesen und außerdem macht der Koran keine ganz genauen Angaben wobei es andere sachen gibt die ganz genau behandelt werden. So kann man sagen, dass es garnicht so wichtig sein kann
Komisch in meinem Koran (diyanet isleri türk ilsam birligi) steht was anders:
O Prophet, sprich zu deinen Gatinnne und deinen Töchtern und Weibern der Gläubigen, dass sie sich in ihren Überwurf verhüllen. So werden sie eher erkannt und werden nicht verletzt. Und Allah ist verzeihend und barmherzig.
Ich kann kein Wort von Kopftuch lesen und außerdem macht der Koran keine ganz genauen Angaben wobei es andere sachen gibt die ganz genau behandelt werden. So kann man sagen, dass es garnicht so wichtig sein kann
Klar.. Weibern..... LOL
Wer ist der Übersetzer? Darum geht es nämlich!
Irgendwie verstehe ich das auch nicht ganz...
Die 1,3 Milliarden Muslime müssen sich irgendwie irren.. ich meine du hast es vor dir Liegen, den Koran.. und da steht es nciht drinn?
Meine Fresse... seit 650 haben wir es nicht kapiert.. und jetzt wo du es sagst...!?
yani simidi sen TC´de demokratik olarak secilen parti sistemini kabul etmiyormusun, da böyle laf sarf ediyorsun? hepimizin bildigi kadar o partileri halk secti. belki orda burada, forumda, sokakta tartisabilirsin, ama TC kanunu önünde halk tarafindan secilen parti onlar.
Yav, gülmek istiyorum.
Aksini iddaa edenmi var yav. Size benim profilimin üzerinden baska yazilar gönderenmi var yoksa?
Nerden cikariyorsunuz bunlari? Durmadan "halk secti", "en cok oyu topladi", "en büyügü bende", "seninkisi daha kücük" cart curt..gibi sidik yarisi tartismalarina giriyorsunuz benimle...
Iyi halk tarafindan secilmis bi parti. CHP ve MHPde halk tarafindan secilmis partiler ona bakarsan. Ne alakasi var??
Bi parti secildiyse, bu ülkeyi yönetsin diye secildi. Kendi cikarlari icin yasa cikarsin diye degil! ;)
Allahtan ben su anki partilerin hic birine ciddi bi sekilde kendimi yakin hissetmiyorum. Onun icinde konulara daha objektiv bakiyorum ve cogunuz gibi tek tarafli bakmiyorum. Yoksa muhtemelen bende böyle birilerinin avukatligini yapma zorunlugunu hissedirdim kendimde.
Bosa sidik yarisina gerek yok
[quote=emanet959;442009]
Komisch in meinem Koran (diyanet isleri türk ilsam birligi) steht was anders:
O Prophet, sprich zu deinen Gatinnne und deinen Töchtern und Weibern der Gläubigen, dass sie sich in ihren Überwurf verhüllen. So werden sie eher erkannt und werden nicht verletzt. Und Allah ist verzeihend und barmherzig.
Ich kann kein Wort von Kopftuch lesen und außerdem macht der Koran keine ganz genauen Angaben wobei es andere sachen gibt die ganz genau behandelt werden. So kann man sagen, dass es garnicht so wichtig sein kann
Hier andere links. Diyanet ist ein falscher Ort um die hier zu verstehen:
www.nurcular.com.tr (http://www.nurcular.com.tr)
www.süleymancilar.com.tr (http://www.s%C3%BCleymancilar.com.tr)
www.akp.sa (http://www.akp.sa) :D
vs. vs.....
Komisch in meinem Koran (diyanet isleri türk ilsam birligi) steht was anders:
O Prophet, sprich zu deinen Gatinnne und deinen Töchtern und Weibern der Gläubigen, dass sie sich in ihren Überwurf verhüllen. So werden sie eher erkannt und werden nicht verletzt. Und Allah ist verzeihend und barmherzig.
Ich kann kein Wort von Kopftuch lesen und außerdem macht der Koran keine ganz genauen Angaben wobei es andere sachen gibt die ganz genau behandelt werden. So kann man sagen, dass es garnicht so wichtig sein kann
Darum geht es hier aber nicht. Ich selber bin auch der Meinung, dass es bei der Verhüllung/Verdeckung nicht um Körperteile, sondern wie in einer anderen Sure beschrieben um den Schmuck geht. Der soll verdeckt/versteckt werden. Das war damals das Kapital. Aber das ist uninteressant erstmal.
Hier geht es um Diskriminierung von Menschen, die sich für einen Kopftuch entschieden haben. Mann kann nicht einfach Menschen ausgrenzen, weil sie sich ein Tuch über den Kopf werfen! Hallo? Im welchen Jahrhundert leben wir?
Es besteht absolut kein logischer Grund für den jetzigen Zustand, ausser das einige auf Teufel komm raus, den Türken den Islam austreiben wollen.
Ich bin kein frommer Mensch, aber diese Menschen haben meine vollste Unterstützung. Sie sind im Recht! Gebt ihnen ihre Rechte!
Türban yüzünden çatışma çıkar
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Erdoğan’ın türban açıklamasına sert tepki gösterdi. AKP’ye kapatma imasında bulunan Başsavcı, türbanın özgürlük adı altında serbest bırakılamayacağını ve özgürlüğün dini esaslar çerçevesinde ele alınmasının halkı çatışmaya götüreceği uyarısında bulundu.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8051339.asp?m=1
Bunu bana kim açıklayabilir? Kim kiminle çatışacakmış?
"Biz halki kiskirtip catisma ortami yaratacagiz..." diye bas bas bagiriyor.
Üniversiteye her türden insanın giriş hakkı vardır, bunu engelleyemezsiniz
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, ''Üniversite, evren kent demektir. Eğer evren söz konusuysa her türlü yaratık ve bu arada her türden insanın oraya girme, orada bulunma hakkı vardır. Siz bunu engelleyemezsiniz'' dedi.
-ÜNİVERSİTE VE LAİKLİK-
Selçuk, daha sonra üniversiteler ve laiklikle ilgili görüşlerini şöyle açıkladı:
''Üniversite, evren kent demektir. Eğer evren söz konusuysa her türlü yaratık ve bu arada her türden insanın oraya girme, orada bulunma hakkı vardır. Ve siz bunu engelleyemezsiniz. Ama Türkiye'de böyle olmuyor. Üniversite bilim yapılan bir yuva. Üniversitede bütün görüşler sergilenemiyorsa orada bilim yapılabilir mi? Mümkün değil.
Türkiye, laiklik kavramını da tam olarak çözememiştir. Laiklik kavramının çözülememesi Türkiye'de sık sık sürtüşmelerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Oysa laiklik toplumsal barışı kotarmak için bulunmuş en iyi çözüm yoludur. Eğer siz bunu batılı anlamda çözemezseniz sıkıntılar devam edecektir demektir. Türkiye demokrat insanlarını çoğaltmalıdır.''
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=639837
"Biz halki kiskirtip catisma ortami yaratacagiz..." diye bas bas bagiriyor.
Baykal hatte auch mit Bürgerkrieg gedroht. Das ist der nächste der das ungestraft darf!
Ben bu tiplerden iyice nefret etmeye basladim. Kardes kardesi vurduracaklar nerdeyse.
Irgendwie verstehe ich das auch nicht ganz...
Die 1,3 Milliarden Muslime müssen sich irgendwie irren.. ich meine du hast es vor dir Liegen, den Koran.. und da steht es nciht drinn?
Meine Fresse... seit 650 haben wir es nicht kapiert.. und jetzt wo du es sagst...!?
Gut, anders herum. Die Rückständigkeit der islamischen Welt wird hier immer damit erklärt, dass Deine 1,3 Milliarden Moslems nicht mehr den "wahren Islam" leben.
Na das ist ja mal'n Ding...... irren etwa 1,3 Milliarden Muslime?
Gut, anders herum. Die Rückständigkeit der islamischen Welt wird hier immer damit erklärt, dass Deine 1,3 Milliarden Moslems nicht mehr den "wahren Islam" leben.
Na das ist ja mal'n Ding...... irren etwa 1,3 Milliarden Muslime?
"Rückständigkeit" nach den Werten, die Du vorgibst?
Und falls Du damit Wissenschaft, Wirtschaft und militärische Stärke meinst, so war das auch mal anders rum.
Gut, anders herum. Die Rückständigkeit der islamischen Welt wird hier immer damit erklärt, dass Deine 1,3 Milliarden Moslems nicht mehr den "wahren Islam" leben.
Na das ist ja mal'n Ding...... irren etwa 1,3 Milliarden Muslime?
Ich bringe hier mal einen anderen wichtigen Punkt ein: Geographie und Klima. Hätte die westliche Zivilisation die selbe Entwicklung auf der Arktis vollbringen können?
Man sollte mal auf die Karte gucken, und schauen wo die Reichen Länder liegen und wo die Armen.
Für einige wird das Klima wirklich zur Katastrophe, andere werden profitieren und sich entwickeln!
Ich bringe hier mal einen anderen wichtigen Punkt ein: Geographie und Klima. Hätte die westliche Zivilisation die selbe Entwicklung auf der Arktis vollbringen können?
Man sollte mal auf die Karte gucken, und schauen wo die Reichen Länder liegen und wo die Armen.
Für einige wird das Klima wirklich zur Katastrophe, andere werden profitieren und sich entwickeln!
Hat sich das Klima von der immer soch hochgelobten Wissenschaftszeit des Islams bis heute in die Rückständigkeitszeit etwa merklich verändert? Am Klima kann zumindest DAS ja wohl kaum liegen. Zukunft lassen wir mal außen vor....
"Rückständigkeit" nach den Werten, die Du vorgibst?
Zumindest habe ich bis dato noch keine Meinung gehört, die das ernsthaft abstreitet.
Und falls Du damit Wissenschaft, Wirtschaft und militärische Stärke meinst, so war das auch mal anders rum.
Eben! Das soll ja damals der "wahre Islam" gewesen sein, während wir heute den "unwahren" Islam erleben. Dann stellt sich EBENFALLS die Frage an Kulah, ob denn nun 1,3 Milliarden Moslems irren. Wenn ja, kann es ja auch beim Kopftuch der Fall sein.
Der Schakal
19.01.08, 09:17
...
Wenn ja, kann es ja auch beim Kopftuch der Fall sein.
Was denn?
Der Schakal
19.01.08, 09:19
[QUOTE=emanet959;442009]
...
Ich kann kein Wort von Kopftuch lesen und außerdem macht der Koran keine ganz genauen Angaben wobei es andere sachen gibt die ganz genau behandelt werden. So kann man sagen, dass es garnicht so wichtig sein kann
Erst arabisch lernen dann quaseln. Im arabischen ist das mehr als nur verständlich. Und außerdem kennen wir die Reaktion der Frauen auf diesen Hadith und wir haben etliche Überlieferungen die das beweisen.
Hat sich das Klima von der immer soch hochgelobten Wissenschaftszeit des Islams bis heute in die Rückständigkeitszeit etwa merklich verändert? Am Klima kann zumindest DAS ja wohl kaum liegen. Zukunft lassen wir mal außen vor....
Nein, der Westen hat sich durch das positive Klima anders entwickelt. In England waren die Erträge so gross, dass man allein mit Menschenkraft nicht im Stande war, es zu ernten und weiter zu verarbeiten. Deshalb musste man sich die Technik zu nutze machen, die sich dann immer weiter entwickelt hat. Zur Veranschaulischung: Wie willst du mit einem Kamel in der Sahara eine Industrie aufbauen? Das kann man noch weiter fortführen, aber das würde den Rahmen hier sprengen.
Warum haben sich wohl die Holländer gerade in Südafrika so lange , so breit gemacht? Und welcher Beschäftigung gehen sie dort oft nach? Sind es nicht Farmer? Oder Argentinien? Wo kommt der leckere Steack noch mal her?
New Orleans war doch die Partystadt der USA? Und was ist aus ihr geworden?
Das klima ist überhaupt das wichtigste was uns und unsere Entwicklung beeinflusst. Meiner Meinung nach natürlich.
Das klima ist überhaupt das wichtigste was uns und unsere Entwicklung beeinflusst. Meiner Meinung nach natürlich.
Dann wiederhole ich meine Frage:
Dauernd wird sich darauf berufen, dass die Europäer ihre wissenschaftlichen Erkenntnisse nur von den Arabern geklaut hätten, weil sie selber zu blöde sind. Warum waren die Araber (angeblich) in Sachen Wissenschaften mal so toll und sind jetzt so schlecht?
Am Klima kanns nicht liegen und es wird immer auf den (angeblichen) damaligen "wahren Islam" verwiesen. Also haben wir (das geht an Kulah) jetzt ja nicht mehr den "wahren Islam". Dies ist gängige Argumentation hier.
Also müssen sich 1,3 Milliarden Moslems irren.
Und das könnte dann auch beim Kopftuch der Fall sein, oder?
Dauernd wird sich darauf berufen, dass die Europäer ihre wissenschaftlichen Erkenntnisse nur von den Arabern geklaut hätten, weil sie selber zu blöde sind.
Das stimmt ja so auch nicht. Das Wissen von vor Jahrhunderten beruht immer auf ältere Kulturen, die dann einer weiter Entwickelt, und ein anderer wahrscheinlich kopiert und verfeinert hat. Das ist der lauf der Dinge
Die Chinesen zeigen uns Heute doch, wie es damals ausgesehen haben muss. Eine Kultur kopiert die andere.
Das wissen aus dem Orient wurde von Europa bestens kopiert und weiter Entwickelt. Zur heutigen Überlegenheit spielen aber halt auch andere Faktoren wie das Klima eine Rolle. Die islamische Welt liegt grössenteils auf unwirtschaftlichem,trockenen Boden. Dann gab es ja auch noch andere Bereicherungen der westlichen Zivilisiation auf kosten anderer. Afrika,China,Indien,Amerika,Au stralien...Die Osmanen wurden ja auch durch die westliche Industrie in die Knie gezwungen.
Zum Thema Auf und Abstieg wird man ähnliches mit China erleben. Obwohl sie die Technik nur kopiert, werden sie durch den Vorteil an Humankapital und riesigen Argrarflächen den Westen hinter sich lassen. Deshalb ja auch u.a der Krieg um die Energie-Ressourcen. Das einzige Mittel womit man die Chinesen noch kontrolieren könnte.
Um auf das Klima zurückzukommen, je weiter der Wasserpegel steigt, desto düsterer wird es in diesen Breitengraten werden. Holland z.B. Da haben die chinesen weniger sorgen mit. Und man sollte sich auch mal überlegen, wieso in vielen Kulturen die Berge heillig sind. Die sind meistens ziemlich Hoch wo man keine nassen Füsse kriegt!;)
Ich habe eine ganz andere Sichtweise zu den Dingen. Überlieferungen nehme ich ernst .
Zum anderen möchte ich mich nicht einmischen. Diese Diskussionen führen wir hier seit Jahren und kamen keinen millimeter weiter. Ich weiss woran es liegt und halte mich deshalb geschickt da heraus. Es ist ein riesiges Puzzel, dass man zusammensetzen muss. Ihr aber kratzt nur an der Oberfläche, dass zu nichts führt.
TÜRBANI AT ÖZGÜRLEŞ
19 Ocak 2008 Cumartesi 13:04
CHP'li Arıtman'dan olay sözler.. Ortalığı karıştıracak açıklamalar yaptı..
CHP' İzmir Milletvekili Canan Arıtman, türbanlı kadınlara "Atın örtülerinizi ve özgürleşin" çağrısında bulundu. Örtünmenin kadını etkisizleştirdiğini savunan Arıtman'a göre türban sorununu erkekler dayatıyor.
NUR SÜRESİNİ YORUMLADI
Türbanın Müslümanlığın şartı olmadığını da öne süren Arıtman, “Nur Suresinin 60. ayeti, ‘çocuktan kesilen kadın örtünmeyebilir’ diyor. Bu da menopozdan sonra kadının örtünmesine gerek olmadığı anlamına geliyor” dedi.
AK PARTİ'NİN SEÇİM ÖNCESİ TAKTİĞİ
Türbanın günümüzde siyasetçiler tarafından siyasi rant için kullanıldığını, AKP’nin de yaklaşan yerel seçimler öncesinde ‘türban sorununu oya çevirmek’ istediğini kaydeden Arıtman şöyle konuştu:
TÜRBANI ERKEKLER DAYATIYOR
Türbanın erkekler tarafından dayatılan bir sorun olduğunu savunan Arıtman, “bu tartışmalardan son derece üzgünüm. Bu sorun erkekler tarafından dayatılan bir sorun” dedi.
ÖRTÜNMEK KADINI AŞAĞILAŞTIRIR
Örtünmenin kadını aşağılayan, eşitsizleştiren bir olgu olduğunu ve bu yolla kadına “erkekle eşit değilsin” denildiğini kaydeden Arıtman, “örtünme Sümerlere, Asurlara kadar dayanıyor. Sümerlerde fahişeler örtünmüş, Asurlarda evli kadınlar örtünmüş. Örtünme Mezopotamya’da da var, bütün semavi dinlerde de. Arap toplumunda da Cahiliye döneminde kadın örtünmüş. Örtünmek İslamiyetle ortaya çıkmış bir şey değil” diye konuştu.
ÖZGÜRLEŞİN
Arıtman, türbanlı kadınlara da çağrıda bulundu. Arıtman, “Atın örtülerinizi ve özgürleşin. Gelin bu türban esaretinden, erkek egemenliğinden kurtulalım. Bizim üzerimizden siyaset yapmalarına engel olalım ve onlara yeter artık diyelim” diye konuştu
http://internethaber.com/news_detail.php?id=123888
Kenan Evren'den FETVA
19 Ocak 2008 Cumartesi 11:01
Öyle bir fetva ki.. Tam evlere şenlik.. Bakın 12 Eylül'ün lideri ne diyor.
7´inci Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve Emekli Orgeneral Fikret Küpeli, Manisa´nın Turgutlu İlçesi´ne Mehmet Altan´ı ziyaret etti.
Ziyaret sonrasında gazetecilerin türbanla ilgili sorularını yanıtlayan Evren, "Kadınların saçlarının görünmesi günah olacaksa Allah onları saçsız yaratırdı' dedi.
7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, türbanı İran lideri Humeyni´nin Türkiye´ye soktuğunu iddia etti.
'İran'a benzemek istiyoruz'
Kenan Evren sözlerini şöyle sürdürdü:
``Bu sıralarda türbanla yatıp türbanla kalkıyoruz. Ülkenin huzuru kaçtı. İnşallah buna güzel bir hal, çare bulurlar da krizden kurtuluruz. Yoksa memleket böyle kriz içerisinde gittikçe, birbirlerine karşı hasmane tutum içerisine girecek.
Kadınların saçlarının görünmesi günah olacaksa Allah onları saçsız yaratırdı. Yapamazmıydı, yapardı. Ama yapmamış. Peki nereden çıkmış bu türban. İran´daki o ilk gelen Humeyni bunu soktu. Humeyni, 1979´dan sonra dehşetli para harcayarak bizim Türkiye´deki genç çocukları, kızları da bu yola sürükledi. İran´a benzemek istiyoruz, inşallah bundan kurtuluruz' dedi.
http://internethaber.com/news_detail.php?id=123847
Türban kadına dayatmadır
18 Ocak 2008 Cuma 22:50
İP Genel Başkanı Perinçek, ''Kadın, türbanla toplumdaki yerini alamaz'' dedi.
İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, ''Kadın, türbanla toplumdaki yerini alamaz'' dedi.
Partisi'nin İzmir İl Teşkilatı tarafından Konak'ta bir restoranda düzenlenen yemekte konuşan Perinçek, ''türbanın Türk toplumuna dayatıldığı'' görüşünü dile getirerek şunları söyledi: ''Kadın, türbanla toplumda, siyaset ve kültür hayatında yerini alamaz. Türbanlı kadın, erkeğin arkasından gidendir. Türban, Türk kadının onuruna saygı duymayan bir dayatmadır.''
http://internethaber.com/news_detail.php?id=123832
Savcıdan MHP'ye inceleme
19 Ocak 2008 Cumartesi 08:33
Türban hamlesi yapan MHP de Yargıtay Başsavcısının hedefinde.
Türbanın serbest bırakılmasına karşı ’çatışma’ uyarısı içeren sert bir açıklama yapan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AK Parti’nin yanısıra MHP hakkında da inceleme başlattı.
AK Parti ve MHP hakkındaki incelemeler sonrasında Başsavcılık, ’yeterli delil’ olduğu sonucuna varırsa, önce soruşturma başlatacak. Sonra, Siyasi Partiler Yasası hükümleri ışığında ’ihtardan’, kapatma davasına varabilecek yelpazedeki yasal işlemlerin yapılması yoluna gidilebilecek.
Başsavcılık, MHP’nin, türbanın ilkokullarda bile serbest bırakılmasına ve türbanlı memura kapı aralayacağı eleştirisi yapılan Anayasa’nın 10. maddesindeki değişiklik teklifi ile Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin türbanla ilgili demeçlerini de partinin sicil dosyasına koydu.
http://internethaber.com/news_detail.php?id=123853
Bahçeli'den türban TARİFİ
19 Ocak 2008 Cumartesi 09:19
Bahçeli türban konusuna açıklık getirdi. Türbanı hangi koşulda desteklediklerini anlattı.
MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin, üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifine açıklık getirdi. "Ak Parti başörtüsü sorununu istismar ediyor. Başsavcı görevini yapıyor" dedi.
Bahçeli şunları söyledi:
SUNANLAR-ALANLAR AYRIMI
Bir yanlış anlaşılma olmasın. Hizmet sunumu ayrıdır, hizmeti sunanlar ayrıdır. Biz hizmet sunumunda derken, kamu hizmetlerinin sunumunda eşit davranılmasını amaçladık. Bir yerleşim yerine diyelim okul yapıyorsunuz, okul çağında 100 çocuk var. Eğer bir başka mahallede de okul çağında 100 çocuk varsa, onlara okul yapmak gerekir, anlamında. Yoksa kamu hizmeti sunanları kastetmedik. Kamu hizmeti sunanlar, kamunun kurallarına uymak zorundadırlar. Bizim anlayışımız budur."
TESETTÜRLÜ YARGIÇ OLUR MU?
Eğitim hakkını kullanmakla kamuda çalışma kurallarını birbirine karıştırmamak gerekir. Diyelim başı örtülü şekilde üniversitede okudu, mezun oldu, avukat, doktor çıktı. Ve diyelim ki, emniyet mensubu olmak istiyor, orada görev yapmak istiyor. O zaman o görevin kurallarına uyacak, çalışma düzenine uyacak. Tesettürlü bir komiser olur mu? Türk Silahlı Kuvvetleri'nde hanım subaylarımız var. Onlar biz ayrı bir üniforma giyeriz, diyebilirler mi? Veya diyelim hâkim olmak istedi. Tesettürlü hâkim olur mu? Kamuda hizmet verecek olanlar kamunun kurallarına uyacaklar. MHP olarak bizim yaklaşımımız bu. Bizim başı örtülü milletvekilimiz vardı, biliyorsunuz. TBMM'de Genel Kurul'un kapısına kadar başı örtülü gelirdi, ama orada başını açar, Genel Kurul'a öyle girerdi. Çünkü, oraya girmenin bir kuralı var.
TÜRBAN SİYASAL SİMGE DEĞİLDİR
Türban siyasi simgedir demek çok yanlıştır. Din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde, inancı nedeniyle başını örten insanlarımızı da rencide eden bir yaklaşımdır. Başörtüsünü siyasal simge haline dönüştürmek, Türkiye'de rejim üzerinde belli amaçları olanların yaptığı bir istismardır. Başörtüsüne din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde saygı duyanlar olabilir. Bu onlara da yapılmış bir haksızlık olur. Başörtüsü siyasal simge olarak takdim edilemez. Böyle yaparsanız, toplumu dinamitlersiniz. Başörtüsü siyasal simge değildir, olmamalıdır."
AK PARTİ BAŞÖRTÜSÜNÜ İSTİSMAR EDİYOR
Biz toplumsal sorunlara çözüm üretmeye, krize dönüşmüş konularda çıkış yolu açmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanlığı krizinde de öyle yaklaştık. Bunu AKP'nin işbirlikçisi diye nitelemek çok büyük bir yanlış ve haksızlıktır. Biz AKP'den çok farklıyız. AKP, başörtüsü sorununu istismar ediyor, siyasette kullanıyor ve böylece oy toplamaya çalışıyor, oysa biz 1980'den beri var olan bir toplumsal soruna çözüm üretiyoruz. AKP ise 5 yıldır TBMM'de çoğunluğu olduğu halde çözüm üretemedi, sadece istismar etti."
BAŞSAVCI GÖREVİNİ YAPIYOR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, gelişmeler doğrultusunda, kendi görev ve sorumluluğu çerçevesinde bir açıklama yapma ihtiyacı duymuş olabilir. Bundan sonra da gelişmeleri aynı hassasiyetle takip edecektir. Gerekli gördüğü tedbirleri alma düşüncesinde olabilir. Bu onun görev alanı. MHP açısından ise şunu söyleyebilirim: MHP, hâkime ve millete saygılıdır. Biz yargıya ve milli iradeye saygılıyız. İnandığımızı söylüyoruz ve bu sorunun çözülmesini istiyoruz. Şunu da sormak isterim: Anayasal kurumlar sorunun çözümünü sorgulayanlar mı olmalı, yoksa makul çözüme katkı sağlayanlar mı olmalı?"
Kaynak: Fikret Bila / Milliyet
http://internethaber.com/news_detail.php?id=123858
MHP-AK Parti dik durdu
19 Ocak 2008 Cumartesi 09:40
AK Parti ve MHP, başörtüsü yasağını sona erdirme konusunda kararlı.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın yaptığı sert açıklamaya rağmen iki parti de "geri adım" atmama kararı aldı.
Anayasa değişikliği teklifini kamuoyuna açıklayan MHP, ileri bir adım daha attı. MHP, AK Parti'den gelecek yeni tekliflere açık olduğunu söyledi.
MHP'nin teklifini incelemeye alan AK Parti, pazartesi günü yapılacak Merkez Yürütme Kurulu'nda görüşünü netleştirerek MHP'nin kapısını çalacak. Sorunun çözümü için iki parti arasında temas trafiği de başlıyor.
Çalışmaların olgunlaşmasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli bir araya gelerek son noktayı koyacak.
http://internethaber.com/news_detail.php?id=123863
Türban rekabeti
Manzara Cumhurbaşkanlığı seçimi krizinin son dönemine benziyor. "Türbanlı bir Cumhurbaşkanı eşi rejimi ve onun laiklik ilkesini tehlikeye sokar" söylemi üzerine bina edilen bir yaklaşıma, "Çankaya'ya dindar Cumhurbaşkanı çıkartmıyorlar" propagandası MHP'nin "beklenmedik politikasıyla" sona ermişti. "Çankaya muamması", AKP-MHP işbirliği ile çözülmüştü. CHP, 22 Temmuz öncesindeki tavrını sürdürmeyi tercih etmişti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın türban açıklamalarına MHP'den gelen yanıt ve CHP'nin tavrı aynı resmi bir kez daha ortaya çıkardı. "Görünüşte" AKP ve MHP oylarıyla Anayasa'da yapılacak bir düzenlemeyle türbana üniversitelerde izin verilecek. Acaba öyle mi?
Bu sorunun yanıtı Başbakan Erdoğan'ın "son türban açılımıyla" neyi planladığına bağlı.
Burada en kolay analiz edilecek siyasi tavır MHP'ninkidir. Ben, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de türban konusunda da Devlet Bahçeli'nin AKP'yi sıkıştırmak için "akıllı bir siyasi manevra" izlediği düşüncesindeyim.
MHP'nin vermek istediği mesajı şu:
"Bu konuda AKP samimi değil. Türbanı Anayasal düzenlemeyle çözmeyi düşünmüyorlar. Söylemleriyle türbanı daima gündemde tutmayı politik bir tavır olarak sergiliyorlar. MHP olarak artık bu politikalara izin vermeyeceğiz. Türbanı gerçekten çözmek istiyorsa sayın Başbakan buyursun çözsün. Samimiyse biz kendisine destek vereceğiz."
Son kamuoyu yoklamalarında MHP'nin oylarının yükseldiği haberlerini not edelim. MHP, "devlet odaklı siyaset" yerine "toplumu merkeze alan bir siyasi üretim" yapmaya yöneliyor. Şöyle tercüme etmemiz de mümkündür:
"Türban eğer siyasi bir rant sağlıyorsa MHP de artık bunu yalnızca AKP'nin kullanmasına izin vermiyor."
Devlet Bahçeli, partisinin AKP'nin işgal ettiği devasa siyasi alandan pay kapmasına çalışıyor.
Tabanıyla türban üzerinden iletişim kuruyor
Şahsen, türbanın çözülecek bir konu gibi görülmesinden ziyade, "belli dönemlerde gündemi işgal etmesi istenen bir siyasi nesne" olarak ele alındığı düşüncesindeyim. Doğrusunu söylemek gerekirse, Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın, bakanların, milletvekillerinin ve bürokratların eşlerinin büyük bölümünün türbanlı olduğu bir ülkede hâlâ türbanın sorun gibi algılanmasını anlıyor değilim. Böyle bir görüntü varken, "türban mağduriyeti" retoriğine başvurulması bu ülkeye haksızlıktır.
AKP yönetiminin kendi seçmeni ve çekirdek tabanıyla türban üzerinden iletişim kurmayı belli aralıklarla gerçekleştirdiği inancındayım. Türkiye büyük bir sosyal değişim yaşıyor. Bunun mimarı olan AKP'nin kendisi de bu süreçte dönüşüyor. Bugün artık AKP, 2002'nin AKP'sinden çok farklı bir partidir. Bu noktada türban bazen imdada yetişen bir can simidi işlevi görüyor. Yaşanan değişimin milli görüş tabanına anlatılması için bu kullanılıyor.
O kadar liberal politikalar izleyen, sosyal demokrat isimleri kabinesine alan ve Alevi açılımı yapan bir muhafazakâr parti böylesi çıkışlarıyla "ben hâlâ sizin partinizim" deme ihtiyacı hissediyor. Türban, AKP'nin yerel değerlerle olan ilişkisini sağlayan bir araca dönüşüyor.
MHP bu sürecin ve mekanizmanın farkında. Bence zekice davranıyorlar. Farklı bir türban siyaseti geliştiriyorlar. AKP'nin elinden onun kozlarını alıyorlar. CHP de doğrusunu yapıyor; daha farklı bir siyaset izleyemez. Siyasetin alanında çok uzun bir aradan sonra ilk kez her aktör kendi oyun planını en uygun şekilde sahnelemeye başlamış durumda. Siyasal tabanlar, kendi makul sınırları içinde doğal mecralarına yönelecek. Bu, meselenin "siyasal boyutu."
Ancak "türban sosyal, kültürel, hukuki ve hatta rejime dair çok katmanlı boyutları olan" bir konudur. Böyle bir soruna ideal bir siyasal çözüm üretmek sanıldığından çok daha zordur. Onun sihri de o çok tekrarlanan ama hiç uygulanmayan "toplumsal uzlaşma"nın gerçekten sağlanmasında yatar.
İsmail Küçükkaya / Akşam
http://www.etikhaber.com/content/view/48076/77/
Kartel Medyasından MHP Yorumları!...
19 Ocak 2008 08:44
MHP'nin önerisi kartel medyasını hayal kırıklığına uğrattı. Milliyet ve Hürriyet Genel Yayın Yönetmenleri düne kadar övgü dizdikleri Bahçeli'yi eleştirdi. Bazıları bu eleştirileri "bir çuval inciri berbat etti" diyerek seviyesizliğe taşıdı...
--------------------------------------------------------------------------------
YASAK KALKSIN DEDİ, BİR ÇUVAL İNCİRİ MAHVETTİ
Hürriyet başyazarı Oktay Ekşi de, AK Parti'nin on yılda yapacağını iki yılda yapacak kadar işini kolaylaştırmakla suçladığı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için, "Adam ciddi, adam serinkanlı, adam devletin nizamını biliyor, adam terbiyeli, adam okumuş yazmış, adam tartmadan tek kelime söylememeye itina ediyor, diyorsunuz. Sonra en elverişsiz zamanda çıkıp söylediği bir cümleyle bir çuval inciri berbat ediyor" diye yazdı. Bahçeli'yi, laik rejimi yıkmakla suçlayan Ekşi, MHP'nin teklifine göre kamusal alanda ve üniversite öncesinde de başörtüsü taleplerinin geleceğini yazdı.
YILMAZ'IN HAYAL KIRIKLIĞI
Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz ise, seçimler öncesi cumhuriyet mitinglerinde dillendirilen CHP-MHP ittifakına dikkat çekerek, "Seçimlerden önce şeriat tehlikesine karşı MHP'yi destekleyenler ya da desteklenmesini isteyenler şimdi ne düşünecekler. Çünkü MHP'nin önerisi gerçeklik kazanırsa ya da anayasa bu yönde değiştirilse türban sadece üniversitelerde değil, ilköğretim okullarında bile serbest hale gelecek. Kamu görevlilerinin türban ile hizmet sunması da aynı maddeden biraz esnetilmesiyle kolayca mümkün olacak" diye yazdı.
Vatan gazetesi yazarı Güngör Mengi ise Bahçeli'yi samimiyetsiz davranmakla suçlayarak, şöyle dedi: "Bahçeli türbanın getireceği kârdan payına düşeni artırmak için böyle konuşuyor. Yaptıkları teklifi bazı otoritelerin yeterli bulmaması önemli değildir. Burada önemli olan MHP'nin, Abdullah Gül'ü Çankaya'ya çıkaran eyleme sağladığı ‘acil servis'i şimdi türban için de vermeye hazır olduğunu belli etmesidir. Büyük ihtimalle AKP ve MHP'nin temsilcileri, açık kapı bırakmayan bir formül bulmak için bir araya gelip çalışacaklardır."
Seçimler öncesi cumhuriyet mitinglerinde dillendirilen, "Solcuysan oyunu CHP'ye, sağcıysan MHP'ye ver" söylemini dillendiren Cumhuriyet gazetesi ise, Bahçeli'nin açıklamasını, "AKP ve MHP el ele" diye haber yaptı.
CİDDİYE BİNİNCE ÖZKÖK ÇARK ETTİ
Bahçeli'nin önerisini, "Türbanda yolu MHP açıyor" diye haber yapan Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ise, MHP'nin desteği ile yasağın kalkacağının kesinleşmesi karşısında gerçek yüzünü göstererek daha önce yasağın kaldırılmasını savunduğunu ancak şimdi yasağın devamından yana olduğunu belirtti. Özkök dünkü yazısında, anayasal bir çözümün neden olacağı sıkıntılar konusunda Bahçeli'ye uyarılarda da bulunarak, "Son yıllardaki gelişmelerden sonra fikrim değişmeye başladı. Bu yasağı kaldırmak isteyenlerin gerçek niyetleri üzerinde kafamda şüpheler belirdi. Anadolu şehirlerinde büyük bir mahalle baskısı doğacağına inanmaya başladım" diye yazdı.
TOPU TACA ATMAYA GEREK YOK
TBMM'de gazetecilerin sorularını cevaplayan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise, MHP olarak Türkiye'nin gündeminde olan ve yüksek öğretimde başörtüsünden dolayı eğitim alamayan kız öğrenciler için bir öneride bulunduklarını söyledi. Oktay Vural, "Kapsam sadece yüksek öğretim mi olacak?" sorusu üzerine de bu tür bir kafa karışıklığına gerek olmadığını kaydetti. "Sorun yüksek öğretimdir. O zaman çözüm alanı da yüksek öğretim. Onun dışındaki tartışmalar bugünün tartışması değil" diyen MHP'li Vural, başörtüsü sorununu sulandırmaya ve topu taca atmaya gerek olmadığını kaydetti. Vural, "Yüksek öğrenimde, eğitim sisteminde hizmet alamayan vatandaşlarımız var. O vatandaş, 'Devlet bana adalette, sağlıkta hizmet veriyor. Eğitimde, yüksek öğretimde neden hizmet alamıyorum?' diye soruyor. Dolayısıyla yetişkin bir seviyeye gelmiş kız öğrencinin, bu sorunları topyekun çözmek için üstelik bir önerme yaptık" diye konuştu.
Vakit
http://www.etikhaber.com/content/view/48070/77/
Tayip durupdururken neden böyle bi aciklama yapti. Ispanyada temsil ettigi ülkeyi rezil etmek icinmi?
Hayir. Cok basit. Ilk secimlerde türbanlilara verdigi sözü tutamadi, o oylari kaybetmemek icin, akilli bi hamle oldu.
Yasak kalkar, kalkmaz. Önemli olan bu aciklamayi yapmasiydi.
Bizim millette balik gibi yuttu..hupp..diye...
Türk milleti bu konularda hassas ama. Erdogan aciklama yapiyor millet birbirine giriyor, Kibrisli tenisci aciklamalar yapiyor ortalik kayniyor.
Tayip ortaligi gene karistirdi, milleti birbirine kiskirtti, bravo. Cok konusuyorlar, bide biseyler yapsalar, elle tutulacak biseyler. Güzel olur, Türkiye adina...
@Carlito:
Hahahaha...hec gülecegim yoktu valla...:D
Die Europäer sollen den Arabern Wissenschaft kopiert haben? haha :D
Ja, die Araber waren in Mathematik sehr fortgeschritten. Für ne kurze Zeit. Ansonnsten haben die Araber nix handfestes ereicht. Außer ein paar idiotische Bürgerkriege wegen dem Glauben. Achja die haben auch viel Öl!
Ansonnsten, "was für eine Wissenschaft man?" :D
Simdi ben gülmeye baslayacagim. Basladim mi iyi olmaz kesinlikle.
Matematigi con önemsiz mi göyüryorsunuz? Affedersiniz, fransizlar donlarina yaparken, müslümanlar temiziligi ögretti bunlara temizligi.
Hac seferlerini kim icaat etti?
Evet, adamlarin krallari bile ayip olmasin diye köselere ediyormus.
O zamanlar Arap dünyasinda "temizlik imandan gelir" deniyormus. Yani su anda öyle deniyor. Ama bu demek degildirki islam dünyasi ögretti bunlari. Hayir efendim, adamlar hastaliklardan bogulmaya baslayinca, bu karari almislar. "Herkes kendi evinin önünü süperecek!" demisler.
Ama madem o kadar ileri bi dünyamis arap dünyasi. Neden hala öyle degil. Birakin bunlari yav.
Klasik orta dogu insani laf kalabaligi bunlar.
Matematigi önemsemiyorum demedim, ki sanki Arabistandan gelmeymis gibi konusoyrsun, matematik icin.
Adamlar isigi, ceyrani, yer cekimini vs. vs. aklina gelecek her seyi kevsetmis, bulmus....sonrada onlar bizden geri, müslümanlar istiyordu, ama yapmadilar diyorsunuz....Gecin bunlari! :)
Ama tabi kendince sende haklisin.
Adamlar kahvenin ne oldugunu bilmiyormus. Türkler tanistirmis Avrupayi kahveyle. Gülün ne oldugunu bilmiyorlarmis, simdi Hollanda "gül cenneti" olarak biliniyor. Adamlar baskalarini sömürmekte ve ayni zamanda kendi degerlerini yaymakta usta iste.
Bizim müslüman devletleri..ki "bizim müslüman devletleri" diyorum, demek zorunda kaliyorum bu konuda...kendini avutmaktan baska fazla bisey yapmiyorlar su an...ama eski kültürleri ne kadar büyük ve saglam onu tartismam bile...Tabi 100 yillar boyu Ingiliz, Fransiz vs. kolonisi altinda yasarsan, fazla bisey beklemekte sacma olur. Allahtan Türkiye hic bir zaman bir "arap devleti" gibi olmamistir. Olacakmis, izin verilmemistir, Atatürk sayesinde. Yoksaa bizde önemli degerlerimizden ve kültürlerimizden bir cok seyi kaybetmis olabilecektik.
Neyi gecip gecmeyecegime yine ben en sonunda karar veririm.
O zaman gidin, "kültürlü" avrupali olun, ve gönlünüz ferah olsun.
*Jedem das seine. Werde glücklich*
Hosgörü sizin gibi "kültürlü" avrupali icin bir yabanci dil'dir."
Emredersiniz hazretleri! :)
"Kültür" lafi altinda ne anliyorsun abi?
Genelde her köklü milletin ve ülkenin kendine ayit kültürü vardir. Ha bu genistir, azdir orasi fark etmez. Yada eskidir, yenidir. Ama sonucta her ulusun bir kültürü vardir ve kendine ayit degerleri vardir.
Ha demek istedigin medeniyetse, o zaman arap ülkelerinin, yada afrika, asya kitalarindaki fakir ülkelerin, diger 3. dünya ülkelerin bir cogunda medeniyetten uzak bi yasam tarzi yürütülür. Evet. Kusura bakmayin ama bu bi gercek.
Ha...bunu asla o ülkeleri ve milletlerini kücük düsürmek niyetiyle yazmadim...zatende öyle bi lükse sahip degilim...ama artik fakirliktenmi desem baska konulardanmi desem...öyle iste neticede...
PS:
"Geciniz" derken, lafin gelisi söyledim aslinda. Neyse, takmamak lazim.
Sezer: MHP İşi Çıkmaza Soktu!..
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, MHP'nin başörtüsü konusundaki teklifinin "işi tamamen içinden çıkılmaz hale getirdiğini savunarak, "Bu tür konuları anayasayla, yasalarla çözmeye çalışmak son derece sakıncalı, kaos yaratacak, kördüğüm yaratacak girişimlerdir" dedi.
Sezer, Esenboğa Airport Hotel'de düzenlenen DSP İl Başkanları 3. Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin ekonomik anlamda 2007'yi kaybettiğini ileri sürdü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "inanç ve kültür üzerinden siyaset cambazlığı, siyaset esnaflığı yaptığını" ileri süren Sezer, başörtüsüyle ilgili açıklamalarıyla "Türkiye'de patlayacak bir bombanın pimini çektiğini" söyledi. Sezer, Başbakan Erdoğan'ın açıklamayı 16 Ocakta yaptığını hatırlatarak, "16 Ocak 1979... Humeyni'nin Fransa'dan İran'a döndüğü gündür. Umarım, bu bir tesadüftür. Başbakan'ın akıl hocaları pek tesadüfe yer bırakmazlar. Sayın Başbakan onları çok bilemez de..." diye konuştu.
Sezer, "Başbakan'ın kafasının arkasında laik, demokratik cumhuriyeti yüzyıllar öncesine götürme hevesi olduğunu" ileri sürerek, "Ama kolay değil. Öyle yağma da yok" dedi.
Sezer, MHP'nin başörtü konusundaki teklifini değerlendirirken şunları söyledi:
"Başbakan pimi çekti İspanya'da. Kimileri de ondan geri kalmadı. Güya onun elinden bazı silahları alacaklar. MHP'yi, Sayın Bahçeli'yi kastediyorum. Anayasa değişikliği ile milletin karşısına çıktılar. Sözüm ona AKP'nin elinden bazı kozları alacaklar. AKP'nin sözü ile kuyuya inenin sonunun ne olacağını ben görebiliyorum. AKP'nin ekmeğine yağ sürmenin, Türkiye'nin aydınlık geleceğine yarar sağlamayacağını de görüyorum. MHP'nin bu son hamlesi, Anayasa değişiklik önerisi ile sadece hizmet alanların değil, hizmet sunanların da kıyafetlerinin serbest bırakılmasını sağlayacak bir Anayasa değişikliği önerisi ile işi tamamen içinden çıkılmaz hale getirmiş oluyor. Bu tür konuları anayasayla, yasalarla çözmeye çalışmak son derece de sakıncalı, kaos yaratacak, kördüğüm yaratacak girişimlerdir. 22 Temmuz seçimlerinden sonra ne zaman AKP yanlış bir iş yapma konusunda sıkışmışsa imdadına yetişen MHP'yi dostça uyarıyorum; gittiğiniz yol, yol değildir. Doğru yolda değilsiniz."
Sorunu, esas konuyu bir kenara bırakıp, bu konular üzerinden pirim yapmaya çalışan "kirli ve yozlaşmış" siyasetçilerin yarattığını savunan Sezer, "Çekin elinizi insanımızın inancından, başörtüsünden. Bakın bakalım, bu sorun nasıl kendiliğinden çözülüyor" dedi.
Zeki Sezer, Başbakan Erdoğan'ın "Şansölye" olmak istediğini ileri sürerek, "Bizim Başbakanımız sanki eyaletler sistemini de çağrıştıran, tek adamlık, şansölyelik dönemini başlatmak istiyor" diye konuştu.
http://www.etikhaber.com/content/view/48070/77/
Sezer, "Başbakan'ın kafasının arkasında laik, demokratik cumhuriyeti yüzyıllar öncesine götürme hevesi olduğunu" ileri sürerek, "Ama kolay değil. Öyle yağma da yok" dedi.
Sezer, MHP'nin başörtü konusundaki teklifini değerlendirirken şunları söyledi:
"Başbakan pimi çekti İspanya'da. Kimileri de ondan geri kalmadı. Güya onun elinden bazı silahları alacaklar. MHP'yi, Sayın Bahçeli'yi kastediyorum. Anayasa değişikliği ile milletin karşısına çıktılar. Sözüm ona AKP'nin elinden bazı kozları alacaklar. AKP'nin sözü ile kuyuya inenin sonunun ne olacağını ben görebiliyorum. AKP'nin ekmeğine yağ sürmenin, Türkiye'nin aydınlık geleceğine yarar sağlamayacağını de görüyorum. MHP'nin bu son hamlesi, Anayasa değişiklik önerisi ile sadece hizmet alanların değil, hizmet sunanların da kıyafetlerinin serbest bırakılmasını sağlayacak bir Anayasa değişikliği önerisi ile işi tamamen içinden çıkılmaz hale getirmiş oluyor. Bu tür konuları anayasayla, yasalarla çözmeye çalışmak son derece de sakıncalı, kaos yaratacak, kördüğüm yaratacak girişimlerdir. 22 Temmuz seçimlerinden sonra ne zaman AKP yanlış bir iş yapma konusunda sıkışmışsa imdadına yetişen MHP'yi dostça uyarıyorum; gittiğiniz yol, yol değildir. Doğru yolda değilsiniz."
Sorunu, esas konuyu bir kenara bırakıp, bu konular üzerinden pirim yapmaya çalışan "kirli ve yozlaşmış" siyasetçilerin yarattığını savunan Sezer, "Çekin elinizi insanımızın inancından, başörtüsünden. Bakın bakalım, bu sorun nasıl kendiliğinden çözülüyor" dedi.Cok yerinde laflar etmis, helal olsun vallah.
Aynen benim düsündügüm gibi.
AKP prim yapmak icin aciklamalar yapiyor. MHP kuyruk gibi hemen ardindan kosuyor, geriye kalan kirintilari kendi lehine cevirmek adina.
Ucuz politikadir bu iki partinin yaptigi. Ama yararli ve efektiftir tabi....
"Sagdan" daldilar Türkiyenin gündemine, milleti bu konuyla uyutuyorlar. Bu ülkenin daha önemli konulari olmali, efendiler.
ayyıldız66
19.01.08, 17:09
Cok yerinde laflar etmis, helal olsun vallah.
Aynen benim düsündügüm gibi.
AKP prim yapmak icin aciklamalar yapiyor. MHP kuyruk gibi hemen ardindan kosuyor, geriye kalan kirintilari kendi lehine cevirmek adina.
Ucuz politikadir bu iki partinin yaptigi. Ama yararli ve efektiftir tabi....
"Sagdan" daldilar Türkiyenin gündemine, milleti bu konuyla uyutuyorlar. Bu ülkenin daha önemli konulari olmali, efendiler.
Türk halkinin secerek yukari cikardigi ve kendine layik gördügü vekillere hakaret etmen bir yana da, kendi insanlarini hor-görme-darkafaliligin bir yana.
Önce insanlara hak ettikleri saygiyi göster ondan sonra kimin icin neyin iyi olduguna karar verme hakkini kendinde ara.
Muhalefet adam olsaydi da dogrulari ve önemli konulari ön plana cikarsaydi.
Türk halki hangi konunun önemli hangisinin önemsiz oldugunu senden iyi bilir.
Türk halkinin secerek yukari cikardigi ve kendine layik gördügü vekillere hakaret etmen bir yana da, kendi insanlarini hor-görme-darkafaliligin bir yana.
Önce insanlara hak ettikleri saygiyi göster ondan sonra kimin icin neyin iyi olduguna karar verme hakkini kendinde ara.
Muhalefet adam olsaydi da dogrulari ve önemli konulari ön plana cikarsaydi.
Türk halki hangi konunun önemli hangisinin önemsiz oldugunu senden iyi bilir.
:D
En sevdigim seyde budur. Karsi argüman bulunmayinca bu "tribünlere oynama" hareketi gelir zaten. "Halki kücümseme efenim", "halk isini bilir"....
Ne alakasi varki benim yazimla, halki kücümsemeyle arasinda.
Bende bi kere "halkciyimdir".
Ama gercekleri görmek lazim. AKP ve MHP halki uyutuyor diyorum bende. Bunlara hakki yok. Halki uyutmaya haklari yok. Diyorum bende....
Politika bu efendiler, adamlar dogal olarak prim ve oy toplamak icin her seye basvurur. Ha bunu az yapan olur cok yapan olur bilemeyiz.
Öyle "Türk halki" yücedir, falan laflarina girmeyin benimle. Her halk uyutulabilir..ki AKP bunu "büyük partiler" arasinda en iyi yapandir...
Ayrica muhalefet adam degilse, hükümet neden adam gibi isler yapmiyor?
Her halk hakkettigi gibi yönetilir!
Bu bi gercek. Siz bu dünyanin güzel yüzlerisiniz, ben realist konusuyorum. Yoksa bende toz pembe konusmak isterdim. Oda güzel bisey ve daha kolay. Ama aksini ve gercekleri konusuncada kizmayiniz lütfen. :)
PS:
Sevgili basbakanimiz benden daha cok halki kücümsemistir simdiye kadar, bundan emin ol! ;)
(bkz = "Anani al git lan" seklinde medeni demeci)
ayyıldız66
19.01.08, 17:38
:D
En sevdigim seyde budur. Karsi argüman bulunmayinca bu "tribünlere oynama" hareketi gelir zaten. "Halki kücümseme efenim", "halk isini bilir"....
Ne alakasi varki benim yazimla, halki kücümsemeyle arasinda.
Bende bi kere "halkciyimdir".
Ama gercekleri görmek lazim. AKP ve MHP halki uyutuyor diyorum bende. Bunlara hakki yok. Halki uyutmaya haklari yok. Diyorum bende....
Politika bu efendiler, adamlar dogal olarak prim ve oy toplamak icin her seye basvurur. Ha bunu az yapan olur cok yapan olur bilemeyiz.
Ee, aynisi diger partiler icin de gecerlidir. AKP ve MHP prim pesinde de digerleri ne yapiyor peki? Realist degilsin, cünkü pembe gözlüklernin arasindan görüyorsun dünya'yi. AKP ve MHP halki uyutuyorsa, muhalefet de önceden insanlarin beynini uyusuturuyor. Bu yüzden gücenme kaderine. Halkicilik uygun gördügün ve insanlara enjekte etmek istedigin degerleri, düsünceleri ve yasam tarzini tarif etmez. Halkciyim diyen insan önce bir Halki dinlemeli, sorunlarina ortak olmalidir. Halkci olmak kolay degildir cünkü Halkci olabilmek icin her kitle icin acik olman lazimdir. Halki her an bulman ve ilgilenmen gerekir.
Halkci olan insan Halkin fikirleri üzerinde kafa yormali ve kendi düsünceleriyle kiyaslamalidir. Yani ben Halkciyim, Halkcilik böyle olur ve sende buna uymak zorundasin gibi bir Halkcilik yoktur.
@Carlito:
Hahahaha...hec gülecegim yoktu valla...:D
Die Europäer sollen den Arabern Wissenschaft kopiert haben? haha :D
Ja, die Araber waren in Mathematik sehr fortgeschritten. Für ne kurze Zeit. Ansonnsten haben die Araber nix handfestes ereicht. Außer ein paar idiotische Bürgerkriege wegen dem Glauben. Achja die haben auch viel Öl!
Ansonnsten, "was für eine Wissenschaft man?" :D
Nicht allein von den Arabern, sondern vom gesamten Orient. Es gibt dazu gute Arbeiten von westlichen Wissenschaftlern. Du ganz klein anfangen und dir das Video "Das geheime Wissen des Islam" suchen. Das ist aber nur ein Bruchteil an Material was es gibt und du anscheinend nicht kennst.
Ein anderes Beispiel: Die ersten "primitiven" Handgranaten wurden von den Mongolen benutzt. Zur Zeit ihrer Blüte waren ihre Kriegswaffen allen anderen weit überlegen, bis auch sie kopiert und übertroffen wurden.
Und danke dir, du hast du uns auch ziemlich amüsiert. Solche komiker wie du tauchen hier auf und verschwinden ganz schnell. Wir schauen auf niemanden von oben herab und mögen auch solche Typen nicht!
Sen bırak Arabı marabı önce Insan ol. Sende başka milletleri aşalik gören zihniyeti iyi kopyalamışın. Siehste, so läuft es: Kopieren!
Evet, adamlarin krallari bile ayip olmasin diye köselere ediyormus.
O zamanlar Arap dünyasinda "temizlik imandan gelir" deniyormus. Yani su anda öyle deniyor. Ama bu demek degildirki islam dünyasi ögretti bunlari. Hayir efendim, adamlar hastaliklardan bogulmaya baslayinca, bu karari almislar.
Bunu senmi arastirdin? :D Ama attin be. Sen Bosnaklara bi sor asli nasilmis. Onlar senden daha iyi biliyor bizim Tarihi!
AKP'yi ve MHP'yi kapatın!
TÜRBAN yasağının kaldırılmasını istemek parti kapatmak için bir sebep teşkil ediyorsa, AKP'yi de MHP'yi de kapatın!
Bir tek CHP yeter!
1930'larda bir tek CHP yetiyordu da, şimdi mi yetmeyecek?!
Hatta önce MHP'yi kapatın! Çünkü MHP sözlü beyanlardan öteye, anayasa değişikliği için harekete geçti!
Şaka bir yana; başörtüsü yasağını MHP'nin önerdiği gibi, Anayasa'nın 10. maddesinde "eşitlik" vurgusunu güçlendirerek kaldırmak biraz zor gözüküyor. Çünkü hukukun "eşitlik, adalet, eğitim hakkı, kamu hizmetlerinden yararlanma" gibi evrensel ilkelerine öncelik verilseydi, zaten başörtüsü yasağı konulamazdı!
Bu yasak 'üniversitede kılık kıyafet serbesttir' türü bir hükümle kaldırılabilir.
MHP'nin girişimi
Ancak MHP'nin anayasa değişikliği talebinin 'teknik' yönü ne olursa olsun, siyasi yönü önemlidir.
Ünlü mitinglerde kürsüden konuşmalar yapılmıştı: Solcular CHP'ye, sağcılar MHP'ye oy versin diye...
Evet işte, sadece AKP değil, MHP de bu yasağın kalkmasını istiyor; hatta yıllardan beri istiyor.
MHP'nin devlete ve laikliğe sadakati hakkında kimse bugüne kadar şüphe ifade etmedi üstelik.
Kimse Bahçeli'ye "ov avcısı" falan da demedi!
MHP, çok geniş bir kitlenin talebini karşılamak için yasağın kalkmasını istiyor.
Demek ki sadece AKP değil!.. Daha önce ANAP ve DYP de yasağın kalkmasını istemişti. Halkın yüzde 76'sı üniversitelerde bu yasağın kalkmasını istiyor.
Halkı "kapatma"nın bir yolu var mı?!
Yoksa, bu talep elbette siyasete, Meclis'e yansıyacaktır.
Burada en önemli husus, en zor husustur: Türban yasağının bir itikat haline gelmiş olması! Türbanlıları tehlike olarak gösterenler ve bu yasağı otoriter devlet kurulları yoluyla dayatanlar, hiçbir bilimsel araştırma gereği duymuyorlar; Türkiye'nin modernleşme düzeyi, din algısındaki değişmeler, türbanla modernleşme arasındaki ilişkiler... Hiç araştırmıyorlar...
Başörtüsü yasağı öyle bir husumetle uygulanıyor ki, bu konuda "en hakiki mürşit" bilim değil, 'laiklik itikadı'dır maalesef.
Çözüm, yasağı sürdürmek değildir; toplumda gerginlik yaratmak da değildir. Baykal, Kemal Derviş kadar anlayışlı olmalı, "yasağın sadece üniversitelerde kaldırılması" gibi ortalama çözümler için mutabakat sağlanmalıdır.
2008, kritik yıl
Sayın Başsavcı'nın parti kapatma imasında bulunmasının hukuki dayanağı yoktur. Bu gerekçeyle, hukuki değere sahip bir iddianame bile yazılamaz!
Sadece toplumsal gerilimi tırmandırır.
Laiklikle başörtüsü yasağını eşitlemek hukuka ve siyaset bilimine aykırıdır. Yasağın konulduğu 1989'a kadar Türkiye laik değil miydi? Üniversitelerde kılık kıyafetin serbest olduğu Avrupa ülkeleri laik değil mi?
AİHM kararı yasağın "gerekli" olduğunu değil, "mümkün" olduğunu gösterir; yasağın kaldırılabileceğini AİHM hâkimi Rıza Türmen de açıkça ifade etmiştir.
Fakat şunu da önemle belirteyim: Dünyada ve Türkiye'de ekonomi gittikçe sıkışıyor. Türban, hatta anayasa tartışmaları 2008'de rafa kaldırılmalı, Türkiye ekonomiye ve ekonominin gerektirdiği yasal ve anayasal reformlara odaklanmalıdır.
t.akyol@milliyet.com.tr
http://www.milliyet.com.tr/2008/01/19/yazar/akyol.html
Bu gidişin sonu
Yükseköğretimde türbanın serbest bırakılması" için anayasa değişikliğine MHP'nin oy vereceği söylemiyle, AKP'ye bir "hayat öpücüğü" daha mı?
Yükseköğretimin "başı örtülü kız öğrencilere de açılması" için MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Anayasa'ya bir cümle koyarak bu soru aşmaya varız" çıkışıyla, bir siyaset kozunu -belki- AKP'nin elinden almış oluyor.
Gerçekten ciddi bir sorun ama önü arkası çok iyi hesaplanmış duyarlı bir sorun da bu.
Çözümü öyle boyacı küpüne daldırma yöntemiyle olamaz.
Bakınız kaygılara...
Tutun ki, Anayasa'nın değişmez maddelerine ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen böyle birkaç kelimelik şıpın işi Anayasa değişikliği yeterli oldu... Ardından "Üniversitedeki ablalar başı örtülü eğitim alabiliyorlar, peki ortaöğretimdeki genç kızlarımızın aynı haktan yararlanmaları eşitlik gereği değil midir?" sorusunun gündeme gelmeyeceğini kim söyleyebilir?
3. adım da ilköğretimdeki kızların başı örtülü eğitim almaları olacaktır.
Daha oralara inmeden bu kez de "hizmet alanlar" ile "hizmet verenler" arasında "eşitlik" istenecektir.
Yani... Memurları da kapsama almak için anayasa değişiklikleri... "Anayasa'ya bir cümle ekleriz olur biter" formülleri ve "Bu sorunu AKP'nin siyaset istismarına bırakmayalım" söylemleri...
Anayasa'daki "laik devlet" ifadesi "değiştirilemez" olduğu için Anayasa'ya bir cümle ilavesiyle yeniden tanımlanamaz ama zaten içi boşaltılmış olmuyor mu?
Yükseköğretimde başörtü sorununun çözümü gereğini bu satırların yazarı da "zorunluluk" olarak görüyor.
Ama... Siyaset için kullanılmak ya da kullanılmasını önlemek için tek cümle ilavesiyle değil.
http://www.milliyet.com.tr/2008/01/19/yazar/civaoglu.html
YÜksek ucan kusun düsüsü sert olur mus hadi hayirlisi, Sayin Basbakanizla Bahceli yan yana iyi yakisiyor ama........
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=639940
Schaut euch das mal an. Unglaublich!
YÜksek ucan kusun düsüsü sert olur mus hadi hayirlisi, Sayin Basbakanizla Bahceli yan yana iyi yakisiyor ama........
Sayin Bahceli Sayin Baykal ile yan yana getirildiginde niye "iyi dileklerde" bulunmadiniz?
Bu olay Bahceli, Erdogan veya Baykal olayi degil. Yillardan beri toplumuzu derinden rahatsiz eden bir durum. Sadece tek taraf "oy avciligi" yapmadi "türban" konusunda. Birileride "laikcilik" adina "türban düsmanligi" yaparak, birilerin "oylarina talip" oldular. Ve bu toplumun "kamplasmasini" sürükledi.
Sayin Basbakan Ispanyada kendi ülkesinden dert yanarken, böyle bir "teklif" ile karsi karsiya kaldi. Simdi olay "toplum" uzlasmasinin ne kadar önemli olup olmadigini belirtecek.
AKP'den de MHP'ye öneri
19/01/2008 (245 kişi okudu)
NAZİF İFLAZOĞLU (Arşivi)
ANKARA - AKP, türban yasağına son vermek için iki formül üzerinde çalışıyor. İlk olarak yasağın dayandırıldığı anayasal ve yasal düzenlemeleri tespit edilecek ve MHP'nin önerisi de gözeterek anayasal çözüm formülleri geliştirilecek. Uzlaşma sağlanması halinde türban sorunu çözülecek. Ancak sorunun bu şekilde çözümünün mümkün olmadığının ortaya çıkması halinde yeni anayasa beklenecek.
AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), önceki gece yaptığı toplantıda, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın türbanla ilgili sözleri üzerinden gündeme gelen MHP'nin teklifini değerlendirdi. Erdoğan'ın, teklifin iyi niyetli bir girişim olduğunu ve bir çalışma için zemin oluşturabileceğini vurgulayarak, "MHP'yle diyaloğu koparmayın; çözüm için çalışın" talimatı verdiği öğrenildi. MHP'nin Anayasa'nın 10'uncu maddesinde değişiklik öngören teklifinin sorunun çözümü için yeterli olmadığı vurgusu da yapılan MYK'da, türbanla ilişkili olabilecek anayasal, yasal düzenlemelerin ortaya çıkarılması için bir heyetin oluşturulması kararlaştırıldı. Buna göre, AKP Grup Başkanvekileri Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ'ın koordinatörlük yapacağı komisyon, hukukçu milletvekileri, bakanlar ve akademik çevrelerden de görüş alacak. Komisyonunun, mevcut Anayasa'nda yer alan 'Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi' başlıklı maddede bir değişiklik yapılması üzerinde çalıştığı belirtiliyor. "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz" fıkrasının yer aldığı maddeye, yeni anayasa taslağında yer verilmek üzere parti yönetiminin üzerinde uzlaşmaya vardığı, "Ceza hukuku veya genel ahlaka aykırı olmamak kaydı ile hiç kimse kılık ve kıyafetinden dolayı yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz" hükmünün getirilmesinin üniversitelerdeki türban sorununu ortadan kaldıracağına dikkat çekiliyor.
Gelecek hafta başında tamamlanması beklenen çalışma AKP MYK'da değerlendirilerek. Ardından MHP'yle görüşülecek ve teklif üzerinden uzlaşma aranacak. Uzlaşma sağlanması halinde sorun çözülecek. Ancak sıkıntı yaşanması ve sorunun mevcut Anayasa'da değişiklik yapılarak çözümünün mümkün olmadığının ortaya çıkması halinde AKP çözüm için yeni anayasayı bekleyecek.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=244852
Türban başlarına dert olacak
M.Ali Kışlalı
19/01/2008 (2095 kişi okudu)
AKP'yi kuran kadronun gerçek niyetlerinin laik-demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni dinci temellerine göre değiştirme olduğunu düşünenler hep olmuştur. İlk iktidarları döneminde attıkları her adım dikkatle izlenirken bu değerlendirme akılda tutulurdu. Ama partisini tam kontrolü altında tutan Erdoğan, ileri gidildiğinde karşılaşacakları olasılıkları hesapladığından, işlerin çığırından çıkmasına izin vermezdi. Erbakan ile birlikteyken edindiği deneyimlerden yararlandığı gözlemlenirdi. Bu da 'AKP Erbakan döneminde yapılan yaşamsal hataları yinelemez' düşüncesini verirdi. Bu konuda Cumhurbaşkanı Sezer ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin varlığı, kendisine daima yardımcı olmuştur. İmam-hatip okulları, türban yasağı gibi din kökenli konuların toplumda büyük dalgalanmalara yol açması böyle önlenmiştir.
Erdoğan'ın İspanya'da türban hakkında söyledikleri hep beslenmiş kuşkuları doğrulayan şekilde gündeme oturmuş bulunuyor. Konunun hukuki yanının irdelenmesini uzmanlar yapmalı. Neden şimdi böyle bir adım attığı üzerinde durmadan basit bir soruyu gündeme getirmek istiyorum. Acaba türban üniversitelerde serbest olursa, ilk ve ortaöğretimdeki durum değişmeyecek mi? Üniversiteyi türbanlı bitirenler devlette görev aldıklarında ne olacak?
Bu süreç AKP iktidarına rahat çalışma olanağı sağlayacak mı? Yoksa türban başlarına dert mi olacak?
AKP saklı olduğu varsayılan gerçek niyetlerini, hemen her gün atmakta olduğu küçük adımlarla uygulamaya mı koyuyor? Böylece anayasal rejimi istediği yönde değiştirebilecek mi?
İlk iktidar döneminde bu konularda çok dikkatli, hatta çekingen olan Erdoğan neden değişti? Bunun anlaşılması için şu soruların yanıtlanması gerekiyor: 22 Temmuz seçim neticesi artık her istediğini yapacağı kanısını mı verdi?
Olası muhalefetlerinden çekindiği kimi anayasal kurum ve kuruluşları pasifize ettiği inancından dolayı mı artık bu kurumlar arasında uyum aramaktan vazgeçti? Yoksa, içine pek sindiremese de, vaat ettiği mutabakatı aramadan, Gül'ü dinci geçmişine karşın, cumhurbaşkanı seçtirmiş olması mı tavrını değiştirtmiş görünüyor? Bu dönemde arttığı görülen ekonomik ve sosyal sorunlar karşısında kitlelerin dikkatlerini başka yöne mi çekmek istiyor?
Erdoğan, bu yeni görünümü içerisinde girişimini ne hukuki esaslara ne de daha önce sergilediği vaatlere bağlı tutuyor. Bırakın yabancısı olduğu hukuk kurallarını, polemik açısından bile hemen çürütülebilecek sözler söylüyor.
"Türban siyasi simge olsa ne fark eder? İsteyen siyasi simge taşıyamaz mı?" derken yanıt hemen köşe yazarlarından geliyor. Başta 'gamalı haç-orak çekiç' olmak üzere kendisine Batı demokrasilerinden örnekler veriliyor.
Erdoğan'ı bu türban macerasında uyarma görevi öncelikle ülkenin hukuk uzmanlarına düşüyor. Cumhuriyet'in temelleriyle ilgili uyarma da siyasi partilere. Bu temellerin geçerliliklerini, AKP'nin son seçimde aldığı oy oranıyla kaybettiğini düşünme doğru olabilir mi? O neticelerle birlikte Gül gibi, Genelkurmay Başkanı'nın açıkça TSK'nın Anayasa'dan kaynaklandığını belirttiği ölçütlerine uymadığını ilan ettiği, bir adayın seçilmiş olması bu ölçütleri artık geçersiz kılmış mıdır?
Erdoğan'ın, bugüne kadar hiçbir konuda göstermediği pervasızlığın kendisine, AKP iktidarına ve ülkeye neye mal olacağını yavaş yavaş göreceğiz. Artık Erdoğan'a doğru yolu gösterecek Sezer gibi bir cumhurbaşkanı da yok. Onun yerinde ise kendisine şimdiden kimi muhalefet çevrelerince 'Çankaya noteri' adı verilmiş, hemen her gün dış politika konusunda Erdoğan'ın görevinin bir parçasını üstlenmekte olan bir Gül var.
* * *
YAYIN NOTU - 'Perceptions' Journal of lnternational Affairs. Yayımlayan Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM). Spring 2006 sayısı ancak yeni baskıdan çıkmış bulunuyor. 'Wherein The Divide? Terrorism and the Future of Atlanticism' dergideki Türkiye'yi yakından ilgilendiren uluslararası konuları kapsayan beş makaleden biri. Yazan Matan Chorev, Jebsen Center for Counterterrorism Studies araştırmacısı.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=244881
Sayin Bahceli Sayin Baykal ile yan yana getirildiginde niye "iyi dileklerde" bulunmadiniz?
Bulunmadigimi nerden biliyorsun???
Tabi ki haklisin Türban konusunu sömürmeyen bir parti kalmadi ki türkiyede, buna karsi ben birsey demiyorum ki....... Sözüm de zaten tam o kisilere benim
Türban, Türkiye'nin bir numaralı gündemine oturdu ama...
YA SONRASI?
Hukukçular uyarıyor: Üniversiteyi bitirip kamuda iş isterse ne yapılacak? Türbanın ortaöğretime inmesi nasıl engellenecek?
Büyük sorun yolda
BAŞBAKAN'IN 'Bir cümleyle çözülür' diye başlattığı türban tartışması, kritik bekleyişi de beraberinde getirdi. Uzmanlara göre değişiklik büyük sorun yaratacak.
Hizmet al, hizmet ver
KAMU hizmetlerinden yararlandırılması çözümü, üniversitelerin kapısını türbanlı öğrenciye açacak ama aynı çözüm eşitlik ilkesiyle hizmet sunumunu da zorlayacak.
Türbanlı vekiller olabilir
HUKUK dünyası türbana karşı en hassas kurumlardan birini işaret ederek "TSK'da da tartışma başlayacak" dedi. Meclis'in de kapıyı aralayabileceği belirtildi.
--------------------------------------------------------------------------------
Üniversite ile kalmayacak
TÜRKİYE, siyasi partilerin önerileriyle alevlenen türban tartışmalarına odaklandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkışıyla başlayan ve MHP’nin önerisiyle yeni bir boyut kazanan tartışmalar, çeşitli kurumları da karşı karşıya getirdi.
Anayasa’nın 10. maddesinin 4. fıkrasında yapılması önerilen değişikliğin bu şekilde yasalaşması ise dikkat çekici değişiklikler ortaya çıkaracak. Hukukçulara göre, “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetinin sunulmasında ve bu hizmetlerden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır” ibaresini içeren öneri, türbanın ordudan mahkemelere, okullardan hastanelere kadar girmesini beraberinde getirebilir. Meclis de, bu önerinin benimsenmesi durumunda kapılarını türbanlı milletvekillerine açmış olacak.
Orduevlerine giriş
AKP, MYK’da oluşturduğu komisyonda masaya yatırdığı bu öneriyle birlikte Ceza Yasası’nda değişiklik yaparak sorunu çözme formülünü de tartışıyor. Hukukçular, Anayasa’da yapılacak değişikliğin toplumun tüm kesimlerini etkileyeceğini savunuyor. Kurumların ilgili yasaları, Anayasa’ya aykırı olamayacağından, bu maddedeki düzenleme aynen geçerse, şu noktalarda türban serbestisi olacağı yorumları yapılıyor:
Halen, Genelkurmay Başkanlığı ve orduevleri dahil Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm kademelerinde ‘siyasi simge’ olarak kullanıldığı için türbana izin verilmiyor. Anayasa’da söz konusu değişiklik olursa, her türlü kamu hizmetinin sunulmasında serbestlik olacağından, TSK’da da türban tartışmasının kaçınılmaz olarak başlayacağı savunuluyor.
Kapsam genişleyecek
Aynı şekilde, diğer kamu kurumlarında da hem hizmet alan hem de hizmet verenlerin türban takabileceği iddia ediliyor. İlköğretim okulları, liseler ve üniversiteler dahil, tüm okullarda öğretmen ve öğrencilerin türbanlı olmalarının önünün açıldığı savunuluyor. Türbanın ilkokula bile gireceği ileri sürülüyor. İddiaya göre, madde benimsenirse, adliyelerde hakim, savcı ve avukatlarla birlikte; hastanelerde hemşire ve doktorlar; belediyelerde başkan da dahil tüm çalışanlar türban takabilir.
Türbanlı bakanlar
Meclis de, kamu hizmetinin alındığı ve verildiği yer olarak, bu maddeye göre türbana tamamen kapıyı aralayabilir. Daha önce Merve Kavakçı’nın türbanıyla girmeye çalıştığı Genel Kurul, büyük tartışmalara sahne olmuş, Kavakçı’nın milletvekilliği bile iptal edilmişti. Anayasa’daki değişiklik önerildiği gibi olursa, türbanlı milletvekillerinin Genel Kurul’a gelmesinin önündeki engelin kalkacağı yorumu yapılıyor. Aynı şekilde türbanlı bakanlar kabinede yer alabilecek. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay gibi kurumların başına da türbanlı isimler oturabilecek.
--------------------------------------------------------------------------------
Türban teklifi parti kapattırır
Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Savaş, Fazilet ve Refah partilerinin kapatılmasını örnek gösterdi. “Cumhuriyeti koruyacak güçler devreye girer” dedi
BAŞKENT’TE tansiyonu yükselten türban tartışması, farklı değerlendirmeleri de beraberinde getirdi. Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, gündeme getirilen değişikliklerin Anayasa’nın değiştirilemez nitelikteki maddelerine aykırı olduğunu ve parti kapatmayı gerektirdiğini savundu. “AKP şimdiye kadar kapatılmalıydı” diyen Savaş’ın değerlendirmelerine karşın AKP’liler değişikliklerle üniversitelerde türban yasağının kalkabileceğini öne sürüyor.
İki parti kapandı
Sky Türk’e konuk olan Vural Savaş, türbanla ilgili duruşları ve tavırları nedeniyle daha önce Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin kapatıldığını hatırlatarak, Anayasa Mahkemesi’nin 1989’da verdiği karara işaret etti. Bu çerçevede parti genel başkanlarından gelen türbanın serbest bırakılması yönündeki değerlendirme ve önerilerin bile başlı başına kapatmaya neden olabileceğini vurgulayan Savaş şunları söyledi:“Aslında 6 yıldır gereği yapılmadı. AKP iktidara geldiği dönemde bile yaptıkları nedeniyle dava açılsaydı mutlaka kapatılacaktı. Bu parti kapatmadan sonra Başbakan da dahil olmak üzere milletvekillikleri düşecek, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olamayacaktı. Bu gecikmiş olsa bile, Anayasa ve yasaların bugün uygulanması gerekiyor.”
Değiştirilemez nitelikteki bir hükmü Anayasa’ya konulmadan bile Anayasa Mahkemesi’nin müdahale edebileceği ve oylama yapılmaması gerektiğini vurgulayan Savaş, “Eğer mahkemeler bu hükümleri korumazsa, İç Hizmet Kanunu gereğince Cumhuriyetimizi koruyacak güçler devreye girer. Bu tip müdahalelere gerek kalmadan hukukun işlemesi gerekir” uyarısında bulundu. Savaş’a göre Anayasa’nın temel düzeni ortadayken, öngörülen değişiklikler getirilemez.
Şakası olmaz
Yargıtay 8. Ceza Dairesi eski Başkanı Naci Ünver de, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın önceki gün yayınladığı bildirinin ciddiye alınması gerektiğine dikkat çekerek, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın şakası olmaz” dedi. Ünver, “Cumhuriyet Başsavcısı’nın yayınladığı bildiri, Cumhuriyetin laik yapısını siyasi ranta feda etme niyeti taşıyan partilere uyarıdır. Son derece önemlidir. Ayrıca zamanında yapılmıştır. Dileriz, muhatapları bunun şaka götürür yanı olmadığını, ciddiye alınması gerektiğini iyi anlarlar. Bu, hukuk devletinin ve demokrasinin geleceği açısından son derece önemlidir” diye konuştu. Ünver şöyle devam etti:
“Anayasa’nın 68. Maddesi siyasi partilerin yapamayacakları arasında demokratik, laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı faaliyetlerde bulunamayacaklarını göstermiştir. Bu faaliyetlerin TBMM grup genel kurullarınca ve yönetimlerince zımnen de olsa benimsenmesi ve bu faaliyetlerin parti organlarınca kararlılıkla işlenmesi hali de 69. Madde’ye göre partinin Anayasa’ya aykırı faaliyetlerinin odağı olduğunu ve kapatılması için koşulların oluştuğunu göstermektedir.”
--------------------------------------------------------------------------------
Türk: Atatürk ilkelerine ihanet var
ADALET eski Bakanı Hikmet Sami Türk, Anayasa’da türbanla ilgili düşünülen değişikliklerin büyük tehlikeleri beraberinde getireceğini savunuyor. Tercüman’a konuşan Türk, “Türbanı serbest bırakma yarışı aslında Atatürk ilke ve devrimlerine ihanet yarışıdır. Medya da buna çanak tutuyor” derken, öneriyle ilgili şu tespitleri yaptı:
“Görünen o ki, bu konuda bir halk oylaması gündeme getirilmeye çalışılıyor. Bu ülkeyi çok tehlikeli bir sürece götürür ve bölünme noktasına taşır. Zaten etnik temelde bölücü tehdidiyle karşı karşıya olan Türkiye, bir de din temelinde bir ayrıma sürüklenir.
Baş ağrıtacak
Ayrıca AİHM, şu anki yasakların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olmadığı kararını vermiştir. Anayasa’da yapılacak bir düzenleme, uluslararası sözleşmelere taraf olan Türkiye’nin başını da ağrıtır.
Kamu hizmetlerinden yararlanmayan kimse yok, dolayısıyla öneriler herkesin türban takabileceği anlamına geliyor. Bu uygulamaya girerse Türkiye türbanlıların ve çarşaflıların ülkesi haline döner. Zaten bugün büyük şehirlerin caddelerinde bile kara çarşaflar ortaya çıkmıştır. Bunlar Türkiye’yi ortaçağ karanlığına götürür.”
--------------------------------------------------------------------------------
Danıştay: Toplumsal barış zedelenecek
DANIŞTAY Başkanlığı’nca, türban yasağının kaldırılmasına ilişkin tartışmalarla ilgili yapılan açıklamada, yeni düzenlemeler yapılırken Anayasa’nın temel ve değişmez ilkelerine ve yargı kararlarına uygun davranılmamasının, Cumhuriyetin kazanımlarına aykırı olacağı belirtilerek, “Söz konusu girişimlerin eğitim kurumları ile sınırlı kalmayacağı ve sonuçta toplumsal barışı da zedeleyeceği kaygı ile izlenmektedir” denildi. Danıştay Başkanlığı’ndan yapılan basın açıklamasında, “son günlerde yazılı ve görsel basında, Anayasa’da yapılacak yeni düzenlemeler tartışılırken, yüksek öğretim kurumlarında türban yasağının kaldırılmasına yönelik girişimler ve ortaya atılan görüşler karşısında, anayasal bir kurum ve yüksek yargı organı olmanın sorumluluğu ile” kamuoyuna bir açıklama yapılmasının zorunlu görüldüğü ifade edildi.
Düzenleme, laikliğe aykırı
Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanan açıklamada şöyle denildi:
“Bu dört nitelik, Cumhuriyetin değiştirilemeyecek, değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek anayasal temel hükümleridir. Hukukun evrensel ilke ve kurallarını yaşama geçirmeyi amaç edinen devletler, kişi hak ve özgürlükleri konusunda yargısal denetim yapan ulusal ve uluslararası yargı organlarının kararlarını gözardı etmemeli, bu kararları bertaraf edici anayasal ve yasal düzenleme yapmaktan kaçınmalıdır.
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, Anayasa’nın başlangıç kısmı ile 2’nci, 10’uncu ve 24’üncü maddeleri kapsamında inceleme ve değerlendirme yaparak, kararlarında; laikliğin, Cumhuriyetin özü ve ulusal yaşamın temeli olduğu gerçeğinden hareketle dinsel kaynaklı düzenleme ve girişimlerin Anayasa’daki laiklik ilkesi ve laik eğitim kuralları karşısında demokratik bir hak olduğu iddiasının savunulamayacağını vurgulamışlardır. Bu nedenle, yeni düzenlemeler yapılırken Anayasamızın temel ve değişmez ilkelerine ve yargı kararlarına uygun davranılmaması, bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin kazanımlarına aykırı olacağı gibi, söz konusu girişimlerin eğitim kurumları ile sınırlı kalmayacağı ve sonuçta toplumsal barışı da zedeleyeceği kaygı ile izlenmektedir.”
--------------------------------------------------------------------------------
Tercüman / ANKARA
19.01.2008
http://www.tercuman.com/v1/haber.asp?id=74679&baslik=<font%20size='-1'>Türban,%20Türkiye'nin%20bir%20 numaralı%20gündemine%20oturdu% 20ama...</font><br>YA%20SONRASI?&katid=1
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=639940
Schaut euch das mal an. Unglaublich!
sacmalik ya!
insanlarimizi böyle üzmeye ne haklari var,anlayamiyorum...
kadin cocuguna destek icin gelmis,basi kapali girse ki ne olucak?!
kime kötülügü,zarari dokunacak?!
benim kanim,aslinda halk gercekten basörtüsü ayrimi yapmiyor.türban gündemi medya tarafindan zorla dayatiliyor ve sanki halkin düsünceleriymis gibi yansitiliyor.
aralarinda türban'a karsi olanlar mutlaka var,fakat medya tarafindan yansitilan kadar da abartili bir durum yok.
Cennetin bekçileri!
19.01.2008
SIRRI YÜKSEL CEBECİ
sirriyuksel.cebeci@tercuman.co m.tr
--------------------------------------------------------------------------------
TÜRBANI kim takıyor? Kadınlar... Peki türbanı en çok kim savunuyor?
Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere, erkekler...
Türban takan kadınların yerine sanki onlar cennete gidecek!
Türban takmayan kadınların yerine sanki onlar cehennem ateşinde yanacak!
Türkiye’de kadınlar özgür değil mi? Türkiye’de kadınlar köle mi? Türkiye’de kadınların hiç mi söz hakkı yok?
Hem, kimin cennete, kimin cehenneme gideceğinin takdiri sadece Yüce Allah’a ait değil mi?
“Türban takmayan kadın dinden çıkmış olur” ya da “Türban takmayan kadın cennete giremez” diyen erkekler neci oluyor?
Kimin cennete ya da cehenneme gideceğine onlar mı karar veriyor?
Yeni rant alanı
DÜN Ahmet Hakan da yazdı.
AKP, daha düne kadar, “Türban sadece yüzde 2.5’un meselesidir” demiyor muydu?
Ne değişti ki birden bire yüzde 46.5’un meselesi oluverdi?
Türban neden İspanya’da birden bire “siyasi simge”ye dönüşüverdi?
Neden “muhafazakar homoseksüel” Cemil İpekçi ile ünlü “dönme” Prof. Mümtazer Türköne bile birden bire türbancı kesiliverdi?
Yoksa Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması ile yaratılacak yeni rant alanı gibi bir rant alanı mı oluşturulmak isteniyor?
Armani, Versace, Piyerre Cardin marka türbanları kimler ithal edip, “Saçlarınız açık olursa günah olur, her tel saçınız yılan olur boynunuza dolanır” diye kandırdıkları zavallı kızlara ve kadınlara kakalayacaklar?
Millet uyumuyor
“EZBER bozuyoruz” diye diye, Türkiye’nin kimyasını bozdular.
Türkiye’nin kafasını karıştırdılar.
Türkiye’yi iyice gerdiler.
Yüzde 46.5’un sarhoşluğuyla Cumhuriyet’in bütün değerlerine saldırmaya başladılar.
Toplumu tarikat-cemaat sarmalında neredeyse soluksuz bıraktılar.
Her öğüde, her öneriye, her tavsiyeye dudak büker oldular.
“Türkiye biziz, Türkiye bizden sorulur” kompleksine kapıldılar.
“Sadece küçük dağları değil, küçük dağları da biz yarattık” havasına girdiler.
“Yola devam” diyerek yola çıktılar, yanlış yollara sapmakta beis görmediler.
Nokta vuruşları, salvo atışlara dönüştürdüler.
Araç olarak gördükleri demokrasiyi pervasızlıklarının kulvarı haline dönüştürdüler.
Millet uyuyor, milleti uyuttuk sanıyorlar, ama yanılıyorlar.
Millet uyumuyor.
http://www.tercuman.com/v1/yazaryazi.asp?id=13
Heute fängst damit an, was ist schon dabei wenn ich ein Kopftuch trage.
Morgen fängst damit an, wieso trägst du kein Kopftuch.
Über Morgen fängst damit an, du musst auch ein Kopftuch trage.
Ich kann dazu nur sage: Indonesien, Iran.
Keine hätte je gedacht, das das auch dort passieren könnnte.
Arkadas zamanin olursa birde benim Falima bak olurmu.
Bulunmadigimi nerden biliyorsun???
Tabi ki haklisin Türban konusunu sömürmeyen bir parti kalmadi ki türkiyede, buna karsi ben birsey demiyorum ki....... Sözüm de zaten tam o kisilere benim
Türban bir "sorun" teskil ediyorsa, o zaman o "sorunun" ortadan kalkmasi icin "toplumsal uzlasmayi" dayali bir öneride bulunacaksiniz.
Türbanin serbest birakilmasi demek, türbanli olmayanlari "türban" taktirmayi zorlamak degil.
Türban bu toplumun...yani müslüman türk toplumun bir ortak degeridir. Bu deger hususunda "laf kalabaligi" yapmamak lazim...
Eski Antalya MHP milletvekili Dr. Nesrin Ünal hanim vardi. Kendisi türbanlidir. Ve sayin Bahcelinin ve Nesrin Ünal hanimin tutumu, MHP bu konuda ne kadar "oycu" veya "samimi" oldugunu gösterdi.
ayyıldız66
19.01.08, 18:52
Heute fängst damit an, was ist schon dabei wenn ich ein Kopftuch trage.
Morgen fängst damit an, wieso trägst du kein Kopftuch.
Über Morgen fängst damit an, du musst auch ein Kopftuch trage.
Ich kann dazu nur sage: Indonesien, Iran.
Keine hätte je gedacht, das das auch dort passieren könnnte.
Ja ja, jetzt sind es die Medien, die an allem SChlud sind.
Sie bringen doch nur das in den Medien rüber, was auch vom Volk gesehen werden möchte.
Bundan kac yil önce, ben cocukken, AKP ve Erdogan denildiginde "Imdat, seriat geliyor" anlatilirdi. Ben büyüdüm, bekliyorum daha hala seriat gelecek. Ne hikmetse AKP kac kere hükümet oldu, daha hala seriat gelecek. Bir türlü gelmedi gitti, cünkü bu konu bütün partiler tarafindan kullaniliyor ve cok önemli acil sorunlar kapida bizi bekliyor. Eminim bu sorun cözüldügü zaman artik kullanilacak ve insanlari magdur edecek birsey kalmayacak. Artik politikacilar vs. ortak bir noktada bulusmak zorundalar, yoksa siyasi ve diplomatik ciddilikten bahsedemeyiz. Toplumsal bis dislanma oldugunu düsünmüyorum, ama siyasi bir dislanmanin oldugunu biliyorum. Sayet birisi basimiza seriat getirmek isteyecek olursa, bunun hic tartisilmadan hesabi mahkemelerde sorulur.
Heute fängst damit an, was ist schon dabei wenn ich ein Kopftuch trage.
Morgen fängst damit an, wieso trägst du kein Kopftuch.
Über Morgen fängst damit an, du musst auch ein Kopftuch trage.
Ich kann dazu nur sage: Indonesien, Iran.
Keine hätte je gedacht, das das auch dort passieren könnnte.
bla, bla.
es gab auch mal eine zeit ,wo die kopftücher an den unis erlaubt waren...
hat man damals die mädels ,die kein KT getragen haben,gemobbt deswegen?
gab es unruhen oder sonstiges?
NEIN!!!
wieso sollte es heute anders sein?
sind die türken religiöser als damals?
Ja ja, jetzt sind es die Medien, die an allem SChlud sind.
Sie bringen doch nur das in den Medien rüber, was auch vom Volk gesehen werden möchte.
oh ja, die medien sind nicht zu unterschätzen.
das volk möchte bestimmt nicht wegen irgendwelchen unruhe stiftenden zeitungen/tv sendern ins chaos gestürzt werden...
Bis zum Putsch der 80er ging es doch auch mit Koptuch in der Uni, wieso jetzt nicht?
das dilemma ist doch ,dass es gar kein KT- verbot an den unis gibt...
Aksoy, “Yaklaşık 35 yıldır üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı, Anayasa ve yasalarda yer almıyor. Şu anda yüksek öğretim kurumlarındaki kılık kıyafete yönelik tek düzenleme, Yüksek Öğrenim Kanunu’nun ek 17’nci maddesi.” diyor. Tezini Anayasa Hukuku Profesörü Serap Yazıcı gözetiminde hazırlayan Aksoy’un işaret ettiği maddenin açılımı: Kanunlara aykırı olmadığı sürece üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir. “Başörtüsünü yasaklayan herhangi bir kanun olmadığı için de uygulama yasalara aykırı. Açıkça görülen gerçeğe rağmen yaşananlar, ikiyüzlü bir tavrı ortaya koyuyor.” diyen Aksoy’a göre bu çalışmanın ulaştığı en önemli sonuç problemin bir siyaset tartışması olduğu. “Bu siyasi bir tartışma ve yasağı savunanlar siyasi gerekçeler öne sürüyor. Ama maalesef İslami kesim bu tartışmadan kaçıyor. Siyaset yapmak yerine sorunu anayasal din ve vicdan özgürlüğü üzerinden çözmeye çalışıyor. Anayasa’nın başlangıç hükümleri ve 5’inci maddesinin arkasına sığınan uygulayıcılara karşı 24 ve 42’inci maddelerden yani eğitim ve fırsat eşitliğinden söz etmenin bir manası yok. Laik kesimden biri olarak baktığımda, İslami duyarlılığa sahip insanların bu konuya siyaseten sahip çıkmadığını görüyorum.”
http://www.biriz.biz/tesettur/bsrt23.htm
ach und noch was erkoo...
basörtüsünü gündemde tutanlar ve saldiranlar neye ve kime hizmet ettikleri de acikca ortada...
CHP'li Arıtman'dan başörtüsüne hakaret
19/01/2008
Eşinin Tapınak Şövalyeleri ayinini organize ettiği ortaya çıkınca CHP'li Canan Arıtman iyice sertleşti. Arıtman türbanlılar ve fahişeler arasında paralellik kurdu, örtünmenin kadını aşağıladığını savundu.[...]
Sümerlerde fahişelerin örtündüğünü vurgu yapan Arıtman bu kez de türbanlı kadınlara "atın örtülerinizi özgürleşin" çağrısında bulundu.[...]
Örtünmenin kadını aşağılayan, eşitsizleştiren bir olgu olduğunu ve bu yolla kadına "erkekle eşit değilsin" denildiğini kaydeden Arıtman, "örtünme Sümerlere, Asurlara kadar dayanıyor. Sümerlerde fahişeler örtünmüş, Asurlarda evli kadınlar örtünmüş. Örtünme Mezopotamya'da da var, bütün semavi dinlerde de. Arap toplumunda da Cahiliye döneminde kadın örtünmüş. Örtünmek İslamiyetle ortaya çıkmış bir şey değil" diye konuştu.[...]
BÜYÜK MASON AYİNİNİ ORGANİZE ETMİŞTİ
Türk ve Yunan biraderlerin Rodos adasındaki Tapınak Şövalyeleri'nin mabedinde ilk kez biraraya geldiği önceki haftaki tarihi ayini CHP'li Canan Arıtman'ın eşi Yetkin Arıtman'ın organize ettiği ortaya çıkmıştı.
Yetkin Arıtman, üst düzey yöneticileri arasında bulunduğu 'İzmir Vadisi' ayin için gerekli izni vermeyince, buluşmaya karşı çıkan 'biraderleri'ni ikna etti.
Yetkin Arıtman, İzmir Vadisi'nde 4 yıl Üstad-ı Muhteremlik (İzmir ve bölgesinin başkanı) görevinde bulundu. Eşi Canan Arıtman milletvekili olunca, "üstadı muhteremlik" görevini bırakarak, Loca'da karar alma komisyonlarında üst düzey görevler almaya başladı.
Mason eşlerine "hemşire" denilirken, CHP'li Canan Arıtman, eşiyle ilgili sorulara cevap vermekten özellikle kaçınıyor. Arıtman, daha önce de Nuriye Akman tarafından kendisine yöneltilen "Mason eşi olmak yaşamınıza nasıl yansıdı?" sorusuna, şöyle karşılık vermişti: "Bir kere kimse bir başkasının mason olduğunu söyleme hakkına sahip değildir. Ancak bir mason kendisi isterse mason olduğunu söyler. Masonluğun kötü bir şey olmadığını, özellikle karakter yapılarıyla seçilerek alınan insanlar olduğunu biliyorum." demişti.
http://www.moralhaber.net/haber_detay.php?haber_id=32312
theinsider
19.01.08, 20:04
Bis zum Putsch der 80er ging es doch auch mit Koptuch in der Uni, wieso jetzt nicht?
dann überlege doch einfach wer in den letzten zwanzig jahren damit schindluder getrieben hat. nein es sind nicht nur die üblichen verdächtigen...
wenn ein rte offen von einem politischen symbol redet, dann schadet er den frauen, die es aus freiem willen und aus überzeugung zu ihrem glauben tragen, nicht weniger als ein baykal und co.
wenn es zu keiner liberalisierung kommt, kann erdogan nicht mit dem finger auf chp und konsorten zeigen; die schuldigen findet er in seinen eigenen reihen
@Önkuzu : Lütfen biraz az kopyala haberleri. Diger Üyelerin yazilarini bulmakta zorlaniyorum. Ne de olsa burasi tartisma platförmü ...
rica ediyorum
Rica etmene gerek yok..Arz etsen yeter..
dann überlege doch einfach wer in den letzten zwanzig jahren damit schindluder getrieben hat. nein es sind nicht nur die üblichen verdächtigen...
wenn ein rte offen von einem politischen symbol redet, dann schadet er den frauen, die es aus freiem willen und aus überzeugung zu ihrem glauben tragen, nicht weniger als ein baykal und co.
wenn es zu keiner liberalisierung kommt, kann erdogan nicht mit dem finger auf chp und konsorten zeigen; die schuldigen findet er in seinen eigenen reihen
Auch wenn das so sein sollte, spielt das alles keine Rolle. Lässt man Kopftücher an den Unis zu, kann niemand mehr damit schindluder treiben oder für Wahlkampfszwecke missbrauchen.
Hast du dir das Video eigentlich angeschaut das ich verlinkt habe? Ich bitte dich, ist das in Ordnung?
Ich will keine Stimmung gegen niemanden machen, ich will nur das diese absurde und unmenschliche Vorgehensweise gegen Kopftuchträgerinen endlich ein Ende hat.
Sen su Tabelayi bilirmisin? Köpekler ve Basörtülüler giremez. Tabela yok ama bu zihiniyet var.
Sana söyleyim bundan sadece bi kisim rahatsiz degil. Yüzde 75!
Türban bir "sorun" teskil ediyorsa, o zaman o "sorunun" ortadan kalkmasi icin "toplumsal uzlasmayi" dayali bir öneride bulunacaksiniz.
Türbanin serbest birakilmasi demek, türbanli olmayanlari "türban" taktirmayi zorlamak degil.
Türban bu toplumun...yani müslüman türk toplumun bir ortak degeridir. Bu deger hususunda "laf kalabaligi" yapmamak lazim...
Eski Antalya MHP milletvekili Dr. Nesrin Ünal hanim vardi. Kendisi türbanlidir. Ve sayin Bahcelinin ve Nesrin Ünal hanimin tutumu, MHP bu konuda ne kadar "oycu" veya "samimi" oldugu belli.
Bu Toplum EN BÜYÜk esit degeri ve bugün hala var olma sebebi LAIKLIK dir.
Bu degeri Anayasaya yazan insanlar sayesinde biz bugün Müslümaniz diyebiliyoruz. O yasayi yazan kisiler olmasaydi biz simdi büyük ihtimal Hiristiyan olacakdik anadilimiz de Türkce dehil Fransizca Ingilizce olacakdi..........
Uzun "Laf kalabaligi" yapmim ozaman demek istedigim O yasayi yazanlar birsey biliyormus ki yazmislar döneminde............
Bu Toplum EN BÜYÜk esit degeri ve bugün hala var olma sebebi LAIKLIK dir.
Bu degeri Anayasaya yazan insanlar sayesinde biz bugün Müslümaniz diyebiliyoruz. O yasayi yazan kisiler olmasaydi biz simdi büyük ihtimal Hiristiyan olacakdik anadilimiz de Türkce dehil Fransizca Ingilizce olacakdi..........
Uzun "Laf kalabaligi" yapmim ozaman demek istedigim O yasayi yazanlar birsey biliyormus ki yazmislar döneminde............
Ya onaca yazi yazilda bu konuda halen ayni yanlislari tekrarlayip duruyorsunuz. Basörtü yasagi devrim yasalariyla hic bir alakasi yok. Bu is 80li Darbecilerin eseri. Alla alla ya!
Das hier:
http://content.zaman.com.tr/2008/01/19/dokuzeylul.jpg
ist Iran pur.
Ich bin ganz relaxed bezüglich dieser Thematik. Auch wenn das Verbot heuer nicht aufgehoben wird, dann wird es nächstes Jahr aufgehoben. Und wenn es nächstes Jahr nicht aufgehoben, dann wird es demnächst aufgehoben. Früher oder später wird es aufgehoben werden.
Denn genau so wie die Mullahs im Iran werden unsere Steinzeit-"Mullahs", die sich allzu gern in weltlichem Gewand kleiden, es eines Tages einsehen.
Hic, ama hic sanslari yok. Ne bunlarin, ne onlarin!
Heute fängst damit an, was ist schon dabei wenn ich ein Kopftuch trage.
Morgen fängst damit an, wieso trägst du kein Kopftuch.
Über Morgen fängst damit an, du musst auch ein Kopftuch trage.
Ich kann dazu nur sage: Indonesien, Iran.
Keine hätte je gedacht, das das auch dort passieren könnnte.
Ja ja, jetzt sind es die Medien, die an allem SChlud sind.
Sie bringen doch nur das in den Medien rüber, was auch vom Volk gesehen werden möchte.
Die Medien sind auf jeden Fall einseitig in der Türkei. Es gibt nur wenige die vielseitig sind. Z.B. Kanaltürk...
Ja, in Iran vor allem. Hat sich auch nicht jeder früher bedekt. Dannach haben die sich immer weiterentwickelt. Bis heute. Heute ist es verboten nur eine kleine Sträne zu zeigen. Davor war es dort so, wie in Grundsätzlich im Anatolien, dass man es nur als Kopfbedekung benutzt hat.
Jetzt darf nichtmal der Hals gezeigt werde.
Aber das wird von den fanatischen AKP Anhängern hier "Özgürlük" genannt. Ne özgürlükmüs ama.
Geciniz bunlari, asin bunlari artik...gerilemeye degil...ilerlemeye bakin....
Türkiye laik bir ülkedir arkadaslar, herhangi bi dandik arap ülkesi deggil.
Türk insanida bunlara laik degildir. Gidin arabistanda konusun bu sacmaliklari.
Bunlar ezbere konusmalar.
AKPnin ve MHPnin yaptiklari ise, tamamen oy toplamak prim yapmak. Gercekci olun, kendinizi kandirmayin bari....
YOK ÖYLE YAGMA!
(evet biliyorum, bir cok kalp kiriyorum. ama konu ülkem olunca, konusurum arkadas. hic kimse darilmasin.)
Bu Toplum EN BÜYÜk esit degeri ve bugün hala var olma sebebi LAIKLIK dir.
Bu degeri Anayasaya yazan insanlar sayesinde biz bugün Müslümaniz diyebiliyoruz. O yasayi yazan kisiler olmasaydi biz simdi büyük ihtimal Hiristiyan olacakdik anadilimiz de Türkce dehil Fransizca Ingilizce olacakdi..........
Uzun "Laf kalabaligi" yapmim ozaman demek istedigim O yasayi yazanlar birsey biliyormus ki yazmislar döneminde............
Ali;
Olayi Cumhuriyetimizin kurucularina indirmen ve bunu yaparkende, farkinda olmadigini düsünerek, insanlari "refleks" savunmalara basvurmalarini saglaman gösteriyor ki; bu konu ile ilgili "yakindan" bir iliskin, irtibatin, ilgin ve tecrüben yok.
Die Medien sind auf jeden Fall einseitig in der Türkei. Es gibt nur wenige die vielseitig sind. Z.B. Kanaltürk...
Ja, in Iran vor allem. Hat sich auch nicht jeder früher bedekt. Dannach haben die sich immer weiterentwickelt. Bis heute. Heute ist es verboten nur eine kleine Sträne zu zeigen. Davor war es dort so, wie in Grundsätzlich im Anatolien, dass man es nur als Kopfbedekung benutzt hat.
Jetzt darf nichtmal der Hals gezeigt werde.
Aber das wird von den fanatischen AKP Anhängern hier "Özgürlük" genannt. Ne özgürlükmüs ama.
Geciniz bunlari, asin bunlari artik...gerilemeye degil...ilerlemeye bakin....
Türkiye laik bir ülkedir arkadaslar, herhangi bi dandik arap ülkesi deggil.
Türk insanida bunlara laik degildir. Gidin arabistanda konusun bu sacmaliklari.
Bunlar ezbere konusmalar.
AKPnin ve MHPnin yaptiklari ise, tamamen oy toplamak prim yapmak. Gercekci olun, kendinizi kandirmayin bari....
YOK ÖYLE YAGMA!
(evet biliyorum, bir cok kalp kiriyorum. ama konu ülkem olunca, konusurum arkadas. hic kimse darilmasin.)
Yagma magma gibi "beyogluvari" konusmalarini ve "büyük harflerle" belirtmelerini "yedege" alsan fena olmaz...
Die Medien sind auf jeden Fall einseitig in der Türkei. Es gibt nur wenige die vielseitig sind. Z.B. Kanaltürk...
en iyi kanaltürk ve tuncay özkan ( 1.169.052 kisilik adam...):brüll:
Ja, in Iran vor allem. Hat sich auch nicht jeder früher bedekt. Dannach haben die sich immer weiterentwickelt. Bis heute. Heute ist es verboten nur eine kleine Sträne zu zeigen. Davor war es dort so, wie in Grundsätzlich im Anatolien, dass man es nur als Kopfbedekung benutzt hat.
Jetzt darf nichtmal der Hals gezeigt werde.
Aber das wird von den fanatischen AKP Anhängern hier "Özgürlük" genannt. Ne özgürlükmüs ama.
Geciniz bunlari, asin bunlari artik...gerilemeye degil...ilerlemeye bakin....
Türkiye laik bir ülkedir arkadaslar, herhangi bi dandik arap ülkesi deggil.
Türk insanida bunlara laik degildir. Gidin arabistanda konusun bu sacmaliklari.
kusura bakma da ,sana sormiyacagiz herhalde nereye gidecegimizi.
türkiye ne kadar senin vataninsa,o kadar da benim vatanim!
su at gözlüklerini cikarmaya ne dersin?
Bunlar ezbere konusmalar.
AKPnin ve MHPnin yaptiklari ise, tamamen oy toplamak prim yapmak. Gercekci olun, kendinizi kandirmayin bari....
YOK ÖYLE YAGMA!
tabi canim hep oy toplama derdinde bu iki parti.ötekiler bu arada ne isle mesgul? vatan kurtarildi da bizim haberimiz mi olmadi?
(evet biliyorum, bir cok kalp kiriyorum. ama konu ülkem olunca, konusurum arkadas. hic kimse darilmasin.)
kendini üzme bu kadar,burasi tartisma platformu...:lach:
@Önkuzu:
Tayipin seviyesine indim. Kusura bakmayin.
en iyi kanaltürk ve tuncay özkan ( 1.169.052 kisilik adam...):brüll:
kusura bakma da ,sana sormiyacagiz herhalde nereye gidecegimizi.
türkiye ne kadar senin vataninsa,o kadar da benim vatanim!
su at gözlüklerini cikarmaya ne dersin?
tabi canim hep oy toplama derdinde bu iki parti.ötekiler bu arada ne isle mesgul? vatan kurtarildi da bizim haberimiz mi olmadi?
kendini üzme bu kadar,burasi tartisma platformu...:lach:
Tabiki, kalp kirmak istemem ama! ;)
Vallah ben AKPnin oy toplama gayretindne fazla bisey göremiyorum ne yazikki.
Asil siz birakin bu at gözlüklerini. Ne yaziikki Türkiyenin durumu sizin gördügünüz gibi toz pembe degil. Allahtan benim böyle bi parti avukatligina soyunma gayretim yok. Yoksa bende muhtemelen durmadan sizin gibi bi partiyi savunmak zorunda kalacaktim. Partilerin hatalarini savunmayin. Kendinizi kandirin, ama burada baskalarini kandirmayin.
Evet en yönlü medya ödülünü aldi Kanaltürk. Tabiki bilmeyebilirsin. Yazilarindanda belli bilip bilmedigin.
Tabi diger yanda seviye yoksunu kanallarda var. Efenim bunlar satilmis kanallardir kisaca, kanal d, star tv, ve digerleri....
Ne diyim artik? Kendinizi kandirmaya devam! ;)
@Önkuzu:
Tayipin seviyesine indim. Kusura bakmayin.
Tabiki, kalp kirmak istemem ama! ;)
Vallah ben AKPnin oy toplama gayretindne fazla bisey göremiyorum ne yazikki.
Asil siz birakin bu at gözlüklerini. Ne yaziikki Türkiyenin durumu sizin gördügünüz gibi toz pembe degil. Allahtan benim böyle bi parti avukatligina soyunma gayretim yok. Yoksa bende muhtemelen durmadan sizin gibi bi partiyi savunmak zorunda kalacaktim.
Evet en yönlü medya ödülünü aldi Kanaltürk. Tabiki bilmeyebilirsin. Yazilarindanda belli bilip bilmedigin.
Tabi diger yanda seviye yoksunu kanallarda var. Efenim bunlar satilmis kanallardir kisaca, kanal d, star tv, ve digerleri....
Ne diyim artik? Kendinizi kandirmaya devam! ;)
Danke, jetzt sehe ich wieder klar und deutlisch, danke!
ayyıldız66
19.01.08, 21:25
@Önkuzu:
Tayipin seviyesine indim. Kusura bakmayin.
AKP senin olsun. Recep Tayyip Erdogan'in da hic ilgisi yok ama bunlar Deniz Baykal'in ve "sözde CHPlilerin" klasik parolaridir. Farkinda isen burada senden baska kimse particilik yapimiyor, sadece topluma faydali bir birey olmak istiyor, dislanmadan. Örnek: verda abla.
Tabiki, kalp kirmak istemem ama! ;)
Vallah ben AKPnin oy toplama gayretindne fazla bisey göremiyorum ne yazikki.
Asil siz birakin bu at gözlüklerini. Ne yaziikki Türkiyenin durumu sizin gördügünüz gibi toz pembe degil. Allahtan benim böyle bi parti avukatligina soyunma gayretim yok. Yoksa bende muhtemelen durmadan sizin gibi bi partiyi savunmak zorunda kalacaktim.
Evet en yönlü medya ödülünü aldi Kanaltürk. Tabiki bilmeyebilirsin. Yazilarindanda belli bilip bilmedigin.
Tabi diger yanda seviye yoksunu kanallarda var. Efenim bunlar satilmis kanallardir kisaca, kanal d, star tv, ve digerleri....
Ne diyim artik? Kendinizi kandirmaya devam! ;)
wer so überzeugt von tuncay özkan(türkiyeyi yeniden kurmak isteyen,"möchte-gerne" atatürk...! ) und kanaltürk ist,dem kann man nicht mehr helfen...
werde glücklich mit deiner meinung,aber erspar mir bitte den kanaltürk-mist!
wer so überzeugt von tuncay özkan(türkiyeyi yeniden kurmak isteyen,"möchte-gerne" atatürk...! ) und kanaltürk ist,dem kann man nicht mehr helfen...
werde glücklich mit deiner meinung,aber erspar mir bitte den kanaltürk-mist!
Evet iste tehlikeli olan sözler bunlar.
Türkiyede artik Atatürkün yolunda devam etmek isteyen insanlara "sözde Atatürkcü" diyorlar. Cok yanlis cook. Aynen AKPcilere "sözde dindar" denen söz gibi.
Nasil bir demokrasi anlayisidir bu?
Yav anlamakmi istemiyorsun. Türkiyede en yönlü Kanal, Kanaltürktür. Istersen arastir. Ha tabi sen begenmezsin o ayri. Sende "kanal 7" veya "Samanyolu" nu izlersin...;)
Aciklama vol. 243240:
Benim sizler gibi bi partiyi savunma gayretim yok. (allahtan)
Onun icinde olaylara daha objektif bakiyorum. Dogru neyse onu savunuyorum. Burada parti savunsam, kesinlikle sizin gibi yanlisida savunmak zorunda kalacaktim. Tabiki sizde haklisiniz ama.
ayyildiz66 kardesim bi kere yorumlarindan ve avatarindan belli, hangi partiyi burada savundugun.
(siz hangi partiyi tuttugum yönde arayislariniza devam edin :D )
Bu arada siz derken verda ablani vs.yi kast etmiyorum. Bazilari sadece.
Ben CHPli degilim. Baykal gidene kadar, belki sonra. Ama evet, bende bir "sözde Atatürkcüyüm". ;)
Bana sorarsaniz her Türk "Atatürkcü" olmalidir, öyle oldugunuda umuyorum, yani genel olarak. Ama o ayri konu, o konulara girmeyelim.
@ rambo
erzähl doch hier keine humbock, wie oft warst dud enn im iran, von wegen keine strähne zeigen, die frauen dort müssen das kopftuch völlig anders tragen, aber grds bin ich deiner, meinung :clap: danke das du mich aufgeklärt hast ....
ayyıldız66
19.01.08, 21:50
RMRIO
Atatürk'ün adini agzina alacak en son kisi senin gibi cahilligini ve yobazligini Cumhuriyetcilige, Atatürkcülüge ve Milliyetcilige dayatmak isteyen beyinlerdir. Sahte Atatürkcülerle siyasi sorunlari tartismak en büyük hatadir.
Evet iste tehlikeli olan sözler bunlar.
Türkiyede artik Atatürkün yolunda devam etmek isteyen insanlara "sözde Atatürkcü" diyorlar. Cok yanlis cook. Aynen AKPcilere "sözde dindar" denen söz gibi.
Nasil bir demokrasi anlayisidir bu?
ben dindar birinin simdiye kadar "türkiyeyi yeniden kurucam" lafini duymadim. söylesede terrörist diye iceriye tikarlar!
al sana demokrasi iste...tuncay özkan elini kolunu sallaya sallaya geziyor daha ortalikta.
Niye godumu? (ona goma buna go! :D )
???
bevor ich hier etwas falsch verstehe,möchte ich es erklärt haben,was damit gemeint ist!
Yav anlamakmi istemiyorsun. Türkiyede en yönlü Kanal, Kanaltürktür. Istersen arastir. Ha tabi sen begenmezsin o ayri. Sende "kanal 7" veya "Samanyolu" nu izlersin...;)
seninle birlikte oturup tv izledigimi hatirlamiyorum!
merak ettiysen ,merakini gidereyim...
özellikle kanaltürk'ü izlyorum!
ve izledigim icin de ,bana kanaltürk'ü ve özkan'i anlatmana gerek yok!
Bis zum Putsch der 80er ging es doch auch mit Koptuch in der Uni, wieso jetzt nicht?
Warum es nicht ging? Ein Beispiel habe ich in einem Anti-Atatürk Video gefunden.
ab 5:20
http://youtube.com/watch?v=2F66t2c_PzM
Mersinlidost
19.01.08, 21:57
Evet iste tehlikeli olan sözler bunlar.
Türkiyede artik Atatürkün yolunda devam etmek isteyen insanlara "sözde Atatürkcü" diyorlar. Cok yanlis cook. Aynen AKPcilere "sözde dindar" denen söz gibi.
Nasil bir demokrasi anlayisidir bu?
Niye godumu? (ona goma buna go! :D )
Yav anlamakmi istemiyorsun. Türkiyede en yönlü Kanal, Kanaltürktür. Istersen arastir. Ha tabi sen begenmezsin o ayri. Sende "kanal 7" veya "Samanyolu" nu izlersin...;)
Aciklama vol. 243240:
Benim sizler gibi bi partiyi savunma gayretim yok. (allahtan)
Onun icinde olaylara daha objektif bakiyorum. Dogru neyse onu savunuyorum. Burada parti savunsam, kesinlikle sizin gibi yanlisida savunmak zorunda kalacaktim. Tabiki sizde haklisiniz ama.
ayyildiz66 kardesim bi kere yorumlarindan ve avatarindan belli, hangi partiyi burada savundugun.
(siz hangi partiyi tuttugum yönde arayislariniza devam edin :D )
Bu arada siz derken verda ablani vs.yi kast etmiyorum. Bazilari sadece.
Ben CHPli degilim. Baykal gidene kadar, belki sonra. Ama evet, bende bir "sözde Atatürkcüyüm". ;)
Bana sorarsaniz her Türk "Atatürkcü" olmalidir, öyle oldugunuda umuyorum, yani genel olarak. Ama o ayri konu, o konulara girmeyelim.
Senin gibi Atatürkcüler bu topraklarda bir Fidan ekmemisler.
In der deutschen Sprache nennt mann diese Art von Kemalismus = Pseudo, möchtegern Kemalismus!!
Her Türk atatürkcü(gercek) olsaydi, bu ülkede AKP 100%- 100% oy almasi gerikiyordu,cünkü AKP diger Partiler gibi, helle Faso Fiso Baykalcilarin-Baykalistan Türkiye haykiran anti demokrat Zihniyet,bu memlekete bir Camasir yikamadilar.
Insallah CHP Cumhurriyetcileri ( die, die meinen Kopftuchtragende Frauen dürfen nur die wohnungen der Kemalisten und chauvinisten Putzen.) birdaha Parlamentoda görmeyiz!
Ab in den Schrotthaufen!
Bu Türban yasağının kalkması ne demek?
Türbanlı olanların "eğitim" hizmetlerinden faydalanması mı?
Yoksa, türbanlı olmayanların "zorla" türban giydirilmesi mi?
Warum es nicht ging? Ein Beispiel habe ich in eine Anti-Atatürk Video gefunden.
ab 5:20
http://youtube.com/watch?v=2F66t2c_PzM
Detan, meinst du wirklich, dass wenn man Menschen politisiert und instrumentalisiert und (!) kriminalisiert, erreicht man irgend etwas? Man kann nicht für ewig Menschen, die eine andere Lebensweise leben wollen, so behandeln. Und das hast du nicht verstanden!
Das, was die Vize-Direktorin von sich gibt, ist nichts anderes als eine Phrase! Du kannst nicht hingehen, und für das Vergehen von einigen alle bestrafen. Aber was erzähle ich?
Warum es nicht ging? Ein Beispiel habe ich in eine Anti-Atatürk Video gefunden.
ab 5:20
http://youtube.com/watch?v=2F66t2c_PzM
Sorry ich bin immer noch kein bisschen schlauer. Ist das ganze jetzt deswegen weil es einpaar schmierereien "Seriat isteriz" in Uni gängen gab?
Mein Englisch ist grausam,du musst mir schon konkret schildern was du meinst.
Bu Türban yasağının kalkması ne demek?
Türbanlı olanların "eğitim" hizmetlerinden faydalanması mı?
Yoksa, türbanlı olmayanların "zorla" türban giydirilmesi mi?
Iste bu ya. Eline saglik.
@ rambo
erzähl doch hier keine humbock, wie oft warst dud enn im iran, von wegen keine strähne zeigen, die frauen dort müssen das kopftuch völlig anders tragen, aber grds bin ich deiner, meinung :clap: danke das du mich aufgeklärt hast ....
Benim ismim Ramazan degil ya neyse! hehe :D
Hey, ich erfinde das doch nicht. Ich hab das nachgeforscht, habs im TV schonmal gesehen und ein Kumpel von mir ist Iraner der hats mir erzählt. Wissen ist schon wichtig. :P
@verda:
Savundugun AKPnin gecmisini sen bilmiyorsun galiba. Partinizin bari gecmisini taniyin. Bizzat agizlarindan cikmistir. Mesela Gül "yesil devrim" ile Islam devleti kuracagiz demisti, bir ingiliz gazetesine. Hatta ironidir, adamlar AByi kötülüyordu, simdi ABnin kapisinin önünde geciriyorlar her geceyi. :D
Erdogan basbakan secildigi icin, hapisten cikti basbakan oldu.
Elini kolunu o sallaya sallaya geziyorsa Tuncay Özkan hepten gezer.
Hatta yarin öbür gün Öcalan meclise girerse hic sasirmam. Türkiyede sinirlarda son yoktur. :)
@Mersin:
AKP asla Atatürk yanlisi partisi degildir. Hatta Atatürkün bir cok cikardigi yasayi kaldirmak gibi gayreti vardir. Yav kendi partinizi bile bilmiyorsunuz. Gülüyorum artik.
"Ab in den Schrotthaufen.." = fasist bir siyasi yaklasimidir
Korkma bir gün gelecektir, AKP tek basina parlamentoda bile olur. Türkiyede oy baraji o kadar yüksekki, yani 10%, bu sistemde teori olarak tek bi partinin cikmasi gayet dogal. Degilmi? Almanya gibi 5% degilki, halktan daha cok insain, daha cok görüs farkinin temsilciligini yapan partiler girsin.
(demokrasi budur)
Lütfen savundugunuz partinin ilk önce gecmisini ögrenin sonra gelin.
@Önkuzu:
"Türban kaldirma" olayi kisaca sudur. AKPnin ideolojik projesinin bir parcasi.
Bu Türban yasağının kalkması ne demek?
Türbanlı olanların "eğitim" hizmetlerinden faydalanması mı?
Yoksa, türbanlı olmayanların "zorla" türban giydirilmesi mi?
Bunu zaman gösterecek. AKP bunu sirf islami "simgeler" adina degilde, "özgürlük" namina yapiyor. Yani ileride muhafazakarlar icin itici olarak algilana bilen kisiler mevki sahibi olabilir (teoride).
Bunu zaman gösterecek. AKP bunu sirf islami "simgeler" adina degilde, "özgürlük" namina yapiyor. Yani ileride muhafazakarlar icin itici olarak algilana bilen kisiler mevki sahibi olabilir (teoride).
Bana AKPnin "özgürlükcü" yaklasimi, samimi gelmedi. Evet aynen, zaman gösterecektir bunu.
Benim ismim Ramazan degil ya neyse! hehe :D
Hey, ich erfinde das doch nicht. Ich hab das nachgeforscht, habs im TV schonmal gesehen und ein Kumpel von mir ist Iraner der hats mir erzählt. Wissen ist schon wichtig. :P
aha dann rate ich dir dringend mal deinen tv sender zuwechseln, etwas weniger kanaltürk und du bekommst schon objektive berichte, dein freund muss ja auch lange nicht mehr im iran gewesen sein, oder ist verfolgt worden und erzählt jetzt lügen geschichten, ich war vor kurzem im iran und es stimmt einfach nciht was du erzählst, die frauen müssensich eine art schal einfach über den kopf legen, wenn du schon allein teheran in google eingibst und du dir die bilder anschaust wirst du das sehen, die jungen frauen zeigen sehr wohl haare im iran .....
Detan, meinst du wirklich, dass wenn man Menschen politisiert und instrumentalisiert und (!) kriminalisiert, erreicht man irgend etwas? Man kann nicht für ewig Menschen, die eine andere Lebensweise leben wollen, so behandeln. Und das hast du nicht verstanden!
Das, was die Vize-Direktorin von sich gibt, ist nichts anderes als eine Phrase! Du kannst nicht hingehen, und für das Vergehen von einigen alle bestrafen. Aber was erzähle ich?
Mein letzter Beitrag für heute:
Die Idee der Vize-Direktorin auf die Spitze getrieben: Es gibt sehr viele Studenten (in der Türkei), die einen kommunistischen Staat anstreben. Wie müßte diese gute Dame, die von Prof. Dr. Atilla Yayla in einer Live-Sendung wegen ihrer absurden Vorstellungen mal richtig "lang" gemacht wurde, reagieren: Von einer Gruppe auf alle Schließen; heißt in diesem Fall?
Ratet mal. Ratet. Drücken Sie jetzt!
Mersinlidost
19.01.08, 22:30
Benim ismim Ramazan degil ya neyse! hehe :D
Hey, ich erfinde das doch nicht. Ich hab das nachgeforscht, habs im TV schonmal gesehen und ein Kumpel von mir ist Iraner der hats mir erzählt. Wissen ist schon wichtig. :P
@verda:
Savundugun AKPnin gecmisini sen bilmiyorsun galiba. Partinizin bari gecmisini taniyin. Bizzat agizlarindan cikmistir. Mesela Gül "yesil devrim" ile Islam devleti kuracagiz demisti, bir ingiliz gazetesine. Hatta ironidir, adamlar AByi kötülüyordu, simdi ABnin kapisinin önünde geciriyorlar her geceyi. :D
Erdogan basbakan secildigi icin, hapisten cikti basbakan oldu.
Elini kolunu o sallaya sallaya geziyorsa Tuncay Özkan hepten gezer.
Hatta yarin öbür gün Öcalan meclise girerse hic sasirmam. Türkiyede sinirlarda son yoktur. :)
@Mersin:
AKP asla Atatürk yanlisi partisi degildir. Hatta Atatürkün bir cok cikardigi yasayi kaldirmak gibi gayreti vardir. Yav kendi partinizi bile bilmiyorsunuz. Gülüyorum artik.
"Ab in den Schrotthaufen.." = fasist bir siyasi yaklasimidir
Korkma bir gün gelecektir, AKP tek basina parlamentoda bile olur. Türkiyede oy baraji o kadar yüksekki, yani 10%, bu sistemde teori olarak tek bi partinin cikmasi gayet dogal. Degilmi? Almanya gibi 5% degilki, halktan daha cok insain, daha cok görüs farkinin temsilciligini yapan partiler girsin.
(demokrasi budur)
Lütfen savundugunuz partinin ilk önce gecmisini ögrenin sonra gelin.
@Önkuzu:
"Türban kaldirma" olayi kisaca sudur. AKPnin ideolojik projesinin bir parcasi.
Mein Freund! Schläfst du oder willst du die Realität nicht anerkennen?
In der Türkei wird die letzte Bastion der pseudo Kemalisten ,mit ihren Rassistischen Theorien und ihrem reaktionärem Gedankengut offen und Sachlich angefochten, ohne sich zu irgendeinem Fanatismus zu entwickeln.
Eine Partei die 47 % bekommen hat, wird wohl zu recht ihren Anspruch durchsetzen können( müssen), die Kasten-Kemalisten und ihren Bürokratisch-diktatorischen Apparat in die Wüste zu schicken.
Die 10 % Hürde ist nicht auf dem AKP Missthaufen gewachsen!!Fallst du es noch nicht gemerkt hast! Ansonsten kannst du ja mit der DTP auf die Barikaden gehen, um das Wahlsystem anzufechten!
Bei den Eyalet secimleri wird sie, mit einem ähnlichem, soger besserem Ergebniss auftrumpfen!!
Dann kann Herr Poyraz und seine Kaste( pseudo-Kemalisten und Faschisten) weiterhin sich mit Baykalismus-Melankolie betrinken!
PROST!
Büyük ortadogi projesinin es baskani sayin tayip kendi agziyla artik türbanin siyasi simge oldugunu söylüyo eh napalim itraf etti türklügünden utanan gürcüstana gidip ben de gürcüyüm diyen apo ya sayin öcalan sehit askerlere kelle diyen bir insan dan ancak bu beklenir bu insan ki kendisi icin tuvaletten asagi süpürmeyin kullanin denildigi halde ( danismani tarafindan) adamda yüz yok astar gibi buda gelir gecer kurani kerimde bir ayet var su anda ismini unuttum ama kelimesi kelimesine söyleyebilirim
Allah u talla aynen söyle diyor ey kullarim sakin ha benim ismim le sizleri kandirmasinlar
eh artik anayana zit anlamayana davul zurna
sehitler ölmez vatan bölünmez türklügünden utananlarin inadina ne mutlu türküm diyene
Detan, meinst du wirklich, dass wenn man Menschen politisiert und instrumentalisiert und (!) kriminalisiert, erreicht man irgend etwas? Man kann nicht für ewig Menschen, die eine andere Lebensweise leben wollen, so behandeln. Und das hast du nicht verstanden!
Das, was die Vize-Direktorin von sich gibt, ist nichts anderes als eine Phrase! Du kannst nicht hingehen, und für das Vergehen von einigen alle bestrafen. Aber was erzähle ich?
Deshalb sagte ich auch ein Beispiel. Die Frage war ob alles in Ordnung war, vor den Restriktionen. Und es war eben nicht alles im grünen Bereich.
Von hier hört sich natürlich alles legere an; Freiheit, Gleichheit unsw. Aber die Türkei hat ihre eigenen Realitäten und das ist etwas was Du nicht verstehst. Das es ernstzunehmende Gruppierungen gibt, die unverholen einen Gottesstaat vordern und Ängste bei der Bevölkerung schüren ist nunmal Fakt. Und Du könntest das auchmal, in deiner unbegrenzten Weisheit, aufgreifen, anstatt sich dem Kemalisten-Bashing Trend zu verschreiben.
Mein Freund! Schläfst du oder willst du die Realität nicht anerkennen?
In der Türkei wird die letzte Bastion der pseudo Kemalisten ,mit ihren Rassistischen Theorien und ihrem reaktionärem Gedankengut offen und Sachlich angefochten, ohne sich zu irgendeinem Fanatismus zu entwickeln.
Eine Partei die 47 % bekommen hat, wird wohl zu recht ihren Anspruch durchsetzen können( müssen), die Kasten-Kemalisten und ihren Bürokratisch-diktatorischen Apparat in die Wüste zu schicken.
Die 10 % Hürde ist nicht auf dem AKP Missthaufen gewachsen!!Fallst du es noch nicht gemerkt hast! Ansonsten kannst du ja mit der DTP auf die Barikaden gehen, um das Wahlsystem anzufechten!
Bei den Eyalet secimleri wird sie, mit einem ähnlichem, soger besserem Ergebniss auftrumpfen!!
Dann kann Herr Poyraz und seine Kaste( pseudo-Kemalisten und Faschisten) weiterhin sich mit Baykalismus-Melankolie betrinken!
PROST!
Sistemi olmayan bi secimde, o zaman AKPnin tek basina iktidar ve mecliste olmasi teorik olarak olagan bisey oldugunu anlatmaya calisiyorum. AKP gibi anti-demokratik bi partininde, bu sistemi kullanmasi gayet dogal. Kimseyide suclamiyorum.
Kemalist ist nicht Faschismus.
Wenn du mich nochmal als Faschist oder Atatürk als Faschist bezeichnest, sehe ich das als Beleidigung. Sei mal ernster, dass ich mit dir ernst Diskutieren kann.
Ja, ich bin gegen die Realität des "radikalen Islamstaats".
Und deine Pseudo und Faschisten Märchen kannst du den MHPlern erzählern. Die glaubens dir villeicht.
@juanito:
Das wird in allen TV-Kanälen gezeigt.
Das wird in allen Litaraturen beschrieben.
Träumst du? Als Tourist sieht Iran bestimmt schön aus, nicht?
Genauso wie die Türkei! :)
Das mit Iran stimmt man. Da kämpfen die Frauen sogar gegen den "Druck" der Männer. Genau unser Gegenteil. Ironie halt. :D
Deshalb sagte ich auch ein Beispiel. Die Frage war ob alles in Ordnung war, vor den Restriktionen. Und es war eben nicht alles im grünen Bereich.
Von hier hört sich natürlich alles legere an; Freiheit, Gleichheit unsw. Aber die Türkei hat ihre eigenen Realitäten und das ist etwas was Du nicht verstehst. Das es ernstzunehmende Gruppierungen gibt, die unverholen einen Gottesstaat vordern und Ängste bei der Bevölkerung schüren ist nunmal Fakt. Und Du könntest das auchmal, in deiner unbegrenzten Weisheit, aufgreifen, anstatt sich dem Kemalisten-Bashing Trend zu verschreiben.
Abi aynen. Gercegi hic kimse görmek istemiyor.
Herkes "özgürllük", "kisitsizlik" vs. vs. gibi seyler olacagini söylüyor. Bende tam tersini söylüyorum, aksine.
Burada cogu kisi bu dünyanin güzel yüzleri. Herkes kendince düsünüyorlar, güzel seyler söylüyorlar. Iyi hosta, AKPnin realitesi bu degilki ama.
Iste Türkiyenin gerceklerini görmek isteyen az. Herkes "Ankarayi dinliyorum gözlerim kapali" diyor, almis basini gidiyor. Türkiyede hic bir zaman özgürlük olmadi, olmazda.....
AKPnin bu yaklasimlarida bana hic samimi gelmiyor. Ne yazikki!
Mein Freund! Schläfst du oder willst du die Realität nicht anerkennen?
In der Türkei wird die letzte Bastion der pseudo Kemalisten ,mit ihren Rassistischen Theorien und ihrem reaktionärem Gedankengut offen und Sachlich angefochten, ohne sich zu irgendeinem Fanatismus zu entwickeln.
Eine Partei die 47 % bekommen hat, wird wohl zu recht ihren Anspruch durchsetzen können( müssen), die Kasten-Kemalisten und ihren Bürokratisch-diktatorischen Apparat in die Wüste zu schicken.
Die 10 % Hürde ist nicht auf dem AKP Missthaufen gewachsen!!Fallst du es noch nicht gemerkt hast! Ansonsten kannst du ja mit der DTP auf die Barikaden gehen, um das Wahlsystem anzufechten!
Bei den Eyalet secimleri wird sie, mit einem ähnlichem, soger besserem Ergebniss auftrumpfen!!
Dann kann Herr Poyraz und seine Kaste( pseudo-Kemalisten und Faschisten) weiterhin sich mit Baykalismus-Melankolie betrinken!
PROST!
Seninde kömürün fazla geldi bu sene anlasilan.
Werde mal diesen kindischen Gedanken los, dass sekuläre Türken nur existieren um "da real" Moslems zu ärgern.
Überhaupt die AKP als Rächer der enterbten darzustellen, ist mal der grösste Witz.
Und den Unterschied zwischen Demokratie und einer Mehrheitsdiktatur scheinst du auch nicht zu begreifen.
Mahlzeit!
Seninde kömürün fazla geldi bu sene anlasilan.
Werde mal diesen kindischen Gedanken los, dass sekuläre Türken nur existieren um "da real" Moslems zu ärgern.
Überhaupt die AKP als Rächer der enterbten darzustellen, ist mal der grösste Witz.
Und den Unterschied zwischen Demokratie und einer Mehrheitsdiktatur scheinst du auch nicht zu begreifen.
Mahlzeit!
Abi, en azindan benim gibi düsünen insanlarda varmis bu forumda. :)
Yok abi. AKP 47% oy aldi. AKPye laf yok. Elestiri yasak. Zaten kisitli dünyalar ülkesi Türkiyede, o konudada kisitlanabiliriz, ne olcakki?
Olsun genede "Inadina Indiana Jones"..."Inadina AKP"...:D...(demokrasi anlayisini seveyim Türkiyem....)
Abi aynen. Gercegi hic kimse görmek istemiyor.
Herkes "özgürllük", "kisitsizlik" vs. vs. gibi seyler olacagini söylüyor. Bende tam tersini söylüyorum, aksine.
Burada cogu kisi bu dünyanin güzel yüzleri. Herkes kendince düsünüyorlar, güzel seyler söylüyorlar. Iyi hosta, AKPnin realitesi bu degilki ama.
Iste Türkiyenin gerceklerini görmek isteyen az. Herkes "Ankarayi dinliyorum gözlerim kapali" diyor, almis basini gidiyor. Türkiyede hic bir zaman özgürlük olmadi, olmazda.....
AKPnin bu yaklasimlarida bana hic samimi gelmiyor. Ne yazikki!
Tarikatlar, abuk sapuk vaaz veren imamlar, dini siyasallastiran partiler ve bunlara inanan vantadas olmasaydi, ozaman bu tip tartismalar olmazdi zaten.
Cogu burda türbani savunanlarin iyi niyetinden süpem yok aslinda, ama sirf iyi niyetle bi isin üzerine gidilmezki irtica tehlikesini gözardi ederek.
Tarikatlar, abuk sapuk vaaz veren imamlar, dini siyasallastiran partiler ve bunlara inanan vantadas olmasaydi, ozaman bu tip tartismalar olmazdi zaten.
Cogu burda türbani savunanlarin iyi niyetinden süpem yok aslinda, ama sirf iyi niyetle bi isin üzerine gidilmezki irtica tehlikesini gözardi ederek.
Abi, bizim insanimiz cogu zaman iyi niyetli olmaz zaten. Alttan yukariya bakinca, yukariya ciktikca bu iyi niyet düser.
Yoksa basörtü veya türban, kisisel olarak beni asla rahatsiz etmez. Etmemelide zaten baska kimseyide. Cünkü bir cok kisi var tanidgim cevremde, bu basörtülü vs. olan...hatta kimse olmasa cevremde..gene saygi duyarim..ama bazi konularda prensip vardir...o zaman tartisirim...ve kendi görüsümü dile getiririm...
yerlianadolulu
20.01.08, 01:44
Darum geht es hier aber nicht. Ich selber bin auch der Meinung, dass es bei der Verhüllung/Verdeckung nicht um Körperteile, sondern wie in einer anderen Sure beschrieben um den Schmuck geht. Der soll verdeckt/versteckt werden. Das war damals das Kapital. Aber das ist uninteressant erstmal.
Hier geht es um Diskriminierung von Menschen, die sich für einen Kopftuch entschieden haben. Mann kann nicht einfach Menschen ausgrenzen, weil sie sich ein Tuch über den Kopf werfen! Hallo? Im welchen Jahrhundert leben wir?
Es besteht absolut kein logischer Grund für den jetzigen Zustand, ausser das einige auf Teufel komm raus, den Türken den Islam austreiben wollen.
Ich bin kein frommer Mensch, aber diese Menschen haben meine vollste Unterstützung. Sie sind im Recht! Gebt ihnen ihre Rechte!
Ich glaube zwar nicht, dass einige auf Teufel komm raus den Türken den Isalm austreiben wollen. Ich habe mehr den Eindruck, dass einge uns arabisieren (genauer: wahabitisieren wollen).
Jedoch möchte ich hier ausdrücklich sagen, dass es vermutlich eine Standpunktsache ist. Der eine fühlt sich druch die AKP bzw. der Gruppe die einen orthodoxen Islam "vorantreiben" wollen bedroht und der ander von den die den Islam "austreiben" wollen. Was ist den nun richtig?
Ich kann nur für mich sagen, dass ich durchaus die Tendenz sehe wie die Saudies und die USA schon seit den 90`er (meine eigen Erfahrung aus meiner Umgebung und Bücher+Medien) sich um eine orthodoxen Islam in der Türkei und im ganzen Nahen Osten einschließlich Bosnien bemühen.
Nun die Frage ob uns jemand aus dem Islam raus treiben möchte kann ich nur sagen, dass der "gewaltätige" Islam selber viele austreibt.
Hinzu kommt, dass ich einge kenne, die gläubig waren und sehr schockiert waren als sie mal den Koran gelesen haben. Selbst ich wundere mich über einige suren und ayets, nur einen hier zu nennen ist, dass die "Kinder Israels" von Gott besonders Begnadet sein sollen. Diese ayets habe ich in der Bakara mindestens 3 mal gelesen. Dann kommen gewisse unstimmigkeiten und verblüfende Ahnlichkeiten mit der Thora und der Bibel. Geschichtlich kann man auch sagen, dass viele Stellen in der Thora, Bibel und somit auch im Koran nicht
so richtig sind und von im nachhinein übernommen sind. EIn Beispiel ist Moses. Moses war vermutlich ein Aufständiger Ägypter und kein Jude. Zu diesem Zeitpunkt gab es noch keine Juden in dem sinne. Zu zeiten von Saul und David haben die Juden mit den Philistern gelebt und viele Juden haben noch Schweinefleisch gegessen, nur die in den Bergen haben keins gegesen.
Der kleine Unterschied zwischen Juden und den Philister war, dass sie beschnitten waren aber die beschneidung soll auch im Koran nicht stehen (weiß ich aber nicht so 100%) genau.
Zu guter letzt verwundert es mich aber auch nicht, dass der Islam bei einigen Türken und Iranern nicht "mehr" so beliebt ist. Der Übergang der Türken und noch mehr der Iraner war nicht gerade friedlich (obwohl da der Koran eindeutige ayets hat). Der Übergang der Türken hat 300 Jahre gedauert und 70 Jahre waren davon sehr Blutig.
Mir ist die türksiche Kultur wichtig und da mach ich mir schon Gedanken ob der Islam unsere Kultur vollständig ersetzten soll oder nicht, denn Religion hat doch auch etwas mit der Kultur zu tun.
Bugün buna izin verirsek "yarin su olabilir(?)" süphesi aslinda bu milleti ne kadar "tanimadiklari" ve bu millete ne kadar "güvenmediklerini" gösteriyor...
Türk milletin islam sevgisini sorgulamaktir bu "dayatma"!
Bu milletin islam´a olan hizmetini "kücümsemektir"!
Bu milletin asaletli gecmisini "gözardi" etmektir!
Sarik yerine "fes" geldiginde, fes yerine "sapka" geldiginde "din elden gidiyor" yaygaraciligi, sablon "müslümanligi" ne ise...Türbanli kizlarin "egitimde ve meslekte" serbestlik kazandiginda "laiklik elden gidiyor, türklük elden gidiyor" aynisidir!
Önceden bu türban yasagina "cagdaslik, ilericilik, cumhuriyetcilik" kisvesine sokmak "moda" iken, bugünde "türklük" namina bu "baskici" usul savunulmakta.
Türk Milliyetciligi; mensup oldugu milletin ortak degerini olusturan kültür ve toplum degerlerini muhafaza etmek ve cagin gerektigi davranisla, yöntemle ilmi, siyasi, askeri, ticari, ictimai alanlarda devletine hizmet etme ve yükseltme "olgusudur"...
Biz bu "olgunun" neresindeyiz...ilk önce hepimiz, kendimizi "sorgulasak"..fena olmaz demi?
yerlianadolulu
20.01.08, 02:46
Bugün buna izin verirsek "yarin su olabilir(?)" süphesi aslinda bu milleti ne kadar "tanimadiklari" ve bu millete ne kadar "güvenmediklerini" gösteriyor...
Türk milletin islam sevgisini sorgulamaktir bu "dayatma"!
Bu milletin islam´a olan hizmetini "kücümsemektir"!
Bu milletin asaletli gecmisini "gözardi" etmektir!
türbani savunanlar acaba türk milletmi yoksa disardan desdeklenen bir siyasal hareketi'mi denir?
ABD`in amaci cok acik.
türbani savunanlar acaba türk milletmi yoksa disardan desdeklenen bir siyasal hareketi'mi denir?
ABD`in amaci cok acik.
Bana Türk milletinin bir tanimini yapabilirmisiniz?
ABD´nin amacini "türban" ile nasil bir bag kurdunuz?
Olaylara o kadar "irrasyonel" variyorsunuz ki; türban yasakli kalsinda, olurya ilerde bir "iranlasma" veya baska bilmem ne gerceklesmesin.
Hmmm o zaman alman milletine "milliyetci, vatansever" olmayi yasaklayin..olur ya bir Adolf Hitler ilerde tekrar gelebilir.
Bu gibi carpik örnekler hic bir zaman, bir milletin kendi "özdegerlerini ve özgüvenini" yasak vurmasina "gerekce" o-l-a-m-a-z!
Cok yerinde laflar etmis, helal olsun vallah.
Aynen benim düsündügüm gibi.
AKP prim yapmak icin aciklamalar yapiyor. MHP kuyruk gibi hemen ardindan kosuyor, geriye kalan kirintilari kendi lehine cevirmek adina.
Ucuz politikadir bu iki partinin yaptigi. Ama yararli ve efektiftir tabi....
"Sagdan" daldilar Türkiyenin gündemine, milleti bu konuyla uyutuyorlar. Bu ülkenin daha önemli konulari olmali, efendiler.
birkere, MHP yi "kuyruk gibi kosuyor..."sözlerini yakisiksiz buluyorum.
sen herhale olayi tam kavriyabilmis degilsin!
ancak son cümlene katiliyorum.
simdi,
MHP nin kuyruk derdi filan yoktur!MHP nin,türban/basörtüsü konusundaki tutumu yillardir belli ve konu ile ilgili calismalari 22 temmuz secimlerden evvelden mevcutdu!
AKP ve RTE, son 5yilda zaman zaman bu konu hakkinda "sivri" aciklamalarda bulunuyorlardi fakat somut adim atmayi düsünmüyorlardi.
bakin,dün yargitay/danistay üyelerine "sen kimsin" ifadeler kullanildi.
hakli veya haksiz,o ayri konu!
ancak basbakanin ve akp nin istedigi oluyor,tartisma "alevleniyor" ve bu gerginliklerden AKP yine nemalaniyor!demek istedigim bu!
chp genel baskanin "türban sorunu yoktur" ifadesi de buna tuz biber oluyor,ve basbakanin istedigi oluyor.
ancak MHP,hem stratejik olarak ve de kendi tabanini da memnun edecek bir tutum sergilemistir.MHP tabanin ezici cogunlugu,türban yasagina karsi!
dolaysiyla, biz MHP tabani olarak,bu tutumdan memnunuz!
AKP nin isine geliyormus veya gelmiyormus beni ilgilendirmez!
bizim derdimiz,bu "ayibin" artik son bulmasidir!
her türk aile reisinin, kizlarinin dini inancindan taviz vermeden amerika da veya avrupada okutma sansi yok maalesef!
gercekten "uc laikcilerin" bile kabul etmesi mümkün olabilecek bir öneri sunuldu hükümete,MHP tarafindan!
simdi top,hükümetin elinde!samimiyse bu sorun "sorun" olmaktan cikar,veya "calim" atarak olayi tikar!
ancak belirli kesim, olayi kavriyamadan ve ülkemizin gercegini görmemezlikten gelip genis mütabakata yanasmayip adeta AKP nin ekmegine bal sürüyor,ama farkinda degiller.bu tuzaga fazlasiyla düsüyorlar nedense!
bakin medyada,kamuoyuda ve tartisma sitelerinde yine "türban sorunu" tavan yapti!
son günlerde ki ,meclisten gecen,yeni vakif yasasi hic ele alinmiyor.
bu yeni yasa nedeniyle basimiz cok agriyabilir,fakat dedigim gibi "türban sorunun" tekrar alevlenmesiyle bu yeni vakif yasasi adeta unutuldu!
o nedenle,tekrarliyorum ama insan bikiyor vallah,bu sorun sorun olmaktan cikmali ve MHP nin tutumunu daha iyi anlayip analiz edilmeli!
selametle..........
Bayan ögrencilerin baslari kapali bir sekilde Üniversiteye girebilmeleri kadar dogal bir sey olamaz. Burada yillardr tartisilan ne, anlamiyorum. Kizlarin bas örtüsü sizlere neden bu kadar dokunuyor?
Ich finde es traurig, dass gläubige Frauen in der türkei nicht studieren können. Ich kann es noch einsehen wenn man sagt, Frauen mit Kopftuch dürfen nicht unterrichten (obwohl das auch schon sehr hart ist jemand aufgrund seines Glaubens einen Beruf zu verbieten...) weil sie in einer Vorbilfunktion stecken. Warum man es Schülern und Studentinnen verbietet kann ich nicht verstehen....und da fragt man sich noch warum der Bildungsstand in der Türkei so niedrig ist? In unserem Land gibt es sehr viele gläubige Menschen, sogar sehr gläubige....Die Türkei besteht eben nicht nur aus den großen Städten des Westens wie Istanbul und Izmir...
In Deutschland heißt es gleich wieder die Türken wollen nicht das ihre Töchter studieren sondern lieber jung jemanden heiraten der eine gute Arbeit hat...und die Tochter wird quasi von den Eltern dazu gezwungen. Fakt ist, dass das Kopftuchtragende Mädchen nicht von ihren Eltern dazu gezwungen wird, sondern vom türkischen Staat der ihr es nicht erlaubt ihre Religion frei zu leben und mit einem Kopftuch auf die Universität zu gehen.
BRDemokrat
20.01.08, 11:28
Die, welche das Kopftuch vehement verbieten wollen, sind nicht besser als die, welche die Scharia einführen wollen.
Wer in seiner festen Überzeugung in die Extreme geht, z.B. extreme Islamfeindlichkeit, wird die andere Seite auch in die Extreme führen!
Es gibt da ein psychologisches Phänomen, das Menschen nach außen Richtung Extreme drückt, wenn diese zu sehr in die Enge getrieben werden!
Was schadet ein Kopftuch einer Bildung? Was schadet ein Kopftuch der Universität? In Universitäten werden auch Pali-Tücher nicht verboten, die sehr wohl eine politische Richtung symbolisieren könnten, es werden Springerstiefel nicht verboten usw.
Man verbreitet die Meinung, dass Bildung aus religiöser Extreme helfen könnte, schränkt aber die Bildung mit Maßnahmen wie Kopftuchverbot ein!
Bayan ögrencilerin baslari kapali bir sekilde Üniversiteye girebilmeleri kadar dogal bir sey olamaz. Burada yillardr tartisilan ne, anlamiyorum. Kizlarin bas örtüsü sizlere neden bu kadar dokunuyor?
Bunu bir anlayabilsem? Türk halki'da anlayamiyor.
[quote=Detan;449591]
Von hier hört sich natürlich alles legere an; Freiheit, Gleichheit unsw. Aber die Türkei hat ihre eigenen Realitäten und das ist etwas was Du nicht verstehst. Das es ernstzunehmende Gruppierungen gibt, die unverholen einen Gottesstaat vordern und Ängste bei der Bevölkerung schüren ist nunmal Fakt. Und Du könntest das auchmal, in deiner unbegrenzten Weisheit, aufgreifen, anstatt sich dem Kemalisten-Bashing Trend zu verschreiben.
Dass es "ernstzunehmende" Gruppierungen gibt, die einen Gottesstaat anstreben, bestreitet ja keiner.
OK, ich habe verstanden. Für dich sind wohl alle Studenten mit Kopftüchern Anhänger dieses Gottesstaates. OK! Was ist dann mit den Männern. Sei doch wenigstens konsequent und verbiete auch den Männern den Zugang zu den Unis. Das geht nicht? Wieso? Bei den Frauen geht es doch auch.
Entsprechend deiner Argumentation dürfte es ja keine Studenten mehr auf der Unis mehr geben.
Wie oben dargestellt, gibt es auch "ernstzunehmende" Gruppierungen, die einen marxistischen Staat anstreben oder die mit ihrem spearatistischen Wahn ein Kurdistan im Südosten der Türkei errichten wollen. Entsprechend deiner ABSURDEN Argumentation müßtest du beispielsweise auch 'kurdischen' Fraun und Männern den Zugang zu den Unis verbieten. Wieso geht das nicht?
Du schreibst über Gleichheit und Freiheit, als ob dies Werte wären, die grenzübergreifend andersartig ausgelegt werden müssen. Dann schreib doch das nächste mal, wenn du über Freiheit sprichst beispielsweise immer ein 'D' für Deutschland und ein 'TR' für Türkei in Klammern, damit ich weiß, welche 'Freiheit' im Einzelnen gemeint ist. Das ist Nonsens!
Ich lasse mich von dir nicht in eine Ecke drängen oder in eine bestimmte Gruppe kategorisieren. Ja, ich bin für Freiheit und Gleichheit und gegen Ungerechtigkeit - egal, ob die Unfreiheit von Steinzeit-Mullahs organisiert wird, die ihren Gottesstaat erhalten wollen wie im Fall von Iran, oder ob die Unfreiheit von Steinzeit-Republikanern organisiert wird wie im Fall der Türkei.
Nicht nur meine Weisheit ist unbegrenzt, sondern auch meine Geduld. Und wie ich oben dargestellt habe: Kein Unrecht wird auf ewig andauern.
ayyıldız66
20.01.08, 12:13
Bazen sizi hayretler icinde izliyorum. :lach:
Dauernd wird sich darauf berufen, dass die Europäer ihre wissenschaftlichen Erkenntnisse nur von den Arabern geklaut hätten, weil sie selber zu blöde sind. Warum waren die Araber (angeblich) in Sachen Wissenschaften mal so toll und sind jetzt so schlecht?
Das Erdöl ist Schuld daran.. dieser Reichtum aus dem Boden hat sie Faul werden lassen...
Am Klima kanns nicht liegen und es wird immer auf den (angeblichen) damaligen "wahren Islam" verwiesen. Also haben wir (das geht an Kulah) jetzt ja nicht mehr den "wahren Islam". Dies ist gängige Argumentation hier.
Das Klima ist auch ein Faktor das wesentlich dazu beiträgt. Wenn man nur mit viel Mühe und Not die elementaren Bedürfnisse nachkommen muss.. haben nicht viele die Zeit sich der Wissenschaft hinzugeben. Ab einem bestimmten Punkt wurde man überholt und das Erdöl hat den letzten Stoss verpasst.
Für die Türken war der Wendepunkt die Schreibreform. Ich vertrete den Standpunkt das dieser zu aprupt und unbedacht eingeführt wurde. Ein Volk das über Nacht zum Analphabeten wird wird eine lange Zeit brauchen um hier wieder aufzuholen. Als Kriegsgebeuteltes Land ein Ding der Unmöglichkeit.
Die Deutschen haben es zwar geschafft, nach nur 30 Jahren vom Kriegsende ein Wirtschaftswunder zu erleben, aber mit einer Schriftreform wäre es auch ihnen verwehrt gewesen!
Also müssen sich 1,3 Milliarden Moslems irren.
Und das könnte dann auch beim Kopftuch der Fall sein, oder?
Nein ganz sicher nicht... eines konnten die Moslems immer.. ihren Koran lesen.
Ich verstehe nicht wieso ihr andauernd euch Fragen stellt wie, "wieso können gläubige Muslime nicht in die Uni?". Sind die Leute die jetzt in der Uni sind etwa "Ungläubisch" oder sind alle "Ataisten"?
Was ist das für eine Einstellung.
Wie gesagt. Generell bin ich gegen einen Verbot in Unis, moralisch gesehen. Aber dann sollte man auch alles andere Freigeben. Wenn es "Freiheit" sein soll. Ansonnsten bezweifle ich stark daran, dass es "Freiheit" sein soll. Wenn AKP versucht nur den "Kopftuch" (Türban) freizulassen.
In der Uni sollte ein Student, sein Leben so leben können wie er will.
Aber wenn man logisch denkt. Dann wäre ein Verbot in Unis auch gut. Denn wenn diese Leute in der Zukunft nicht in privaten Branchen arbeiten wollen. Und zwar im öffentlichen Dienst. Dann ist es da wieder verboten mit Kopftuch zu arbeiten. Dann gibt es wieder neue Hürden für die Islamisten. Aber ab da an, ist es leider keine "Freiheit" mehr. Das führt dann langsam in Richtung extreme.
Und wenn Leute das kritisieren, wie ich, wird man als ungläubischer Muslim bestempelt. Was nicht stimmt. Das ist nur meine Meinung. Ich denke wenn man über Politik redet, sollte man auch an die Zukunft denken.
Ich sags nochmal. Diese Debatte was z.Z. "In" ist in der Türkei, ist einfach nutzlos.
Wenn die AKP-Regierung in Sachen Bildung nützlich sein will, dann sollten die mal mehr Schulen bauen. Seit AKP wurden mehr Moschees in der Türkei gebaut, als Schulen. Dann müssten die Reichen Leute auch nicht andauernt sagen dass sie mit ihrem Geld eine Schule erichten möchten. Weil dann das nicht mehr nötig wäre.
Aber wie gesagt in diesen Sachen sind wir noch weit zurückgeblieben.
Ich verstehe nicht wieso ihr andauernd euch Fragen stellt wie, "wieso können gläubige Muslime nicht in die Uni?". Sind die Leute die jetzt in der Uni sind etwa "Ungläubisch" oder sind alle "Ataisten"?
Was ist das für eine Einstellung.
es geht um KT tragende mädels,die nicht an den unis studieren dürfen!
keiner hat gesagt,dass alle anderen ungläubige sind!
Wie gesagt. Generell bin ich gegen einen Verbot in Unis, moralisch gesehen. Aber dann sollte man auch alles andere Freigeben. Wenn es "Freiheit" sein soll. Ansonnsten bezweifle ich stark daran, dass es "Freiheit" sein soll. Wenn AKP versucht nur den "Kopftuch" (Türban) freizulassen.
was ist denn sonst noch alles an den unis verboten?
In der Uni sollte ein Student, sein Leben so leben können wie er will.
Aber wenn man logisch denkt. Dann wäre ein Verbot in Unis auch gut. Denn wenn diese Leute in der Zukunft nicht in privaten Branchen arbeiten wollen. Und zwar im öffentlichen Dienst. Dann ist es da wieder verboten mit Kopftuch zu arbeiten. Dann gibt es wieder neue Hürden für die Islamisten. Aber ab da an, ist es leider keine "Freiheit" mehr. Das führt dann langsam in Richtung extreme.
auch die KT tragenden frauen haben ein recht auf arbeit!
was zählt ist die leistung ,die sie erbringen und nicht wie sie aussehen.
Und wenn Leute das kritisieren, wie ich, wird man als ungläubischer Muslim bestempelt. Was nicht stimmt. Das ist nur meine Meinung. Ich denke wenn man über Politik redet, sollte man auch an die Zukunft denken.
du findest es unfair als ungläubiger abgestempelt zu werden???
ich finde es unfair,nur weil ich das KT an die uns wünsche als islamist abgestempelt zu werden...denk mal drüber nach.
Ich sags nochmal. Diese Debatte was z.Z. "In" ist in der Türkei, ist einfach nutzlos.
Wenn die AKP-Regierung in Sachen Bildung nützlich sein will, dann sollten die mal mehr Schulen bauen. Seit AKP wurden mehr Moschees in der Türkei gebaut, als Schulen. Dann müssten die Reichen Leute auch nicht andauernt sagen dass sie mit ihrem Geld eine Schule erichten möchten. Weil dann das nicht mehr nötig wäre.Aber wie gesagt in diesen Sachen sind wir noch weit zurückgeblieben.
wir sprechen uns alle für mehr bildung aus!
nur wie soll es gehen,wenn man menschen wegen ihrem KT davon ausschließt?
auch die KT tragenden frauen haben ein recht auf arbeit!
was zählt ist die leistung ,die sie erbringen und nicht wie sie aussehen.
du findest es unfair als ungläubiger abgestempelt zu werden???
ich finde es unfair,nur weil ich das KT an die uns wünsche als islamist abgestempelt zu werden...denk mal drüber nach.
wir sprechen uns alle für mehr bildung aus!
nur wie soll es gehen,wenn man menschen wegen ihrem KT davon ausschließt?
Natürlich hat jeder das Recht auf Arbeit. Aber im öffentlichen Dienst, geht das halt dann nicht so wie man Lust drauf hat. Denn da Arbeitet man nicht nur für sich selber. Sondern für die Öffentlichkeit und Gesellschaft. Und da gibt es halt dann Regeln. Z.B. müssen dann Polizisten Uniformen tragen, genauso wie Richter etc....
KT gehört zum Symbol der politisch radikal denkenden. Das hat sogar Erdogan selbst gesagt. ;)
Das ist ne andere Sache, hat nix mit dem zu tun.
Das eine ist Tatsache. Das andere ne Vorwurf, obwohl niemand weis wie ich zum Beispiel denke. Außerdem hab ich dir doch kein Vorwurf gemacht?
In die unteren Schulen darf man auch nicht hingehen wie man will, in der Türkei. Außer Uni ist es in den Schulen eh nicht erlaubt zu tragen was man will. Z.B. kann keiner mit Jeans in die Schule. Oder so wie man will. Also ziehen sie ihre Uniformen an und gehen in die Schule. (Dagegen bin ich persönich auch. Aber das ist hier nicht so wichtig, auf welcher Seite ich stehe.)
Einerseits zeigt das "Disziplin", andererseits könnte man das auch weglassen. Für "Freiheit" der Schüler. Wie gesagt, was zählt ist die Leistung. Aber für alles gibt es halt Prinzipen und Regeln. Da kann man nix machen. Also gibt es nicht überall Freiheit in der Türkei...Wieso sind hier die KT Träger die "Extrawurscht"?
Da denken halt dann die Leute automatisch, dass das ne Kampagne ist, um mehr Wähler für sich zu gewinnen. Wenn man politisch denkt, ist das so. Leider.
In der Uni sollte ein Student, sein Leben so leben können wie er will.
Aber wenn man logisch denkt. Dann wäre ein Verbot in Unis auch gut. Denn wenn diese Leute in der Zukunft nicht in privaten Branchen arbeiten wollen. Und zwar im öffentlichen Dienst. Dann ist es da wieder verboten mit Kopftuch zu arbeiten. Dann gibt es wieder neue Hürden für die Islamisten. Aber ab da an, ist es leider keine "Freiheit" mehr. Das führt dann langsam in Richtung extreme.
Das malen sich einige nur aus...
Meine Schwester hat Stenokontoristin gelernt.. Landeszentralbank Stuttgart!
Nach der Ausbildung wurde sie übernommen... Mit ca. 20 hat Sie dann ein Kopftuch getragen... Zuerst vorm Spiegel.. dan zuhause.. dann auch beim Einkaufen.. irgendwann dann auch auf der Arbeit. War überhaubt KEIN Problem.. irgendwann gabs auch den Schlüssel für die Besenkammer, damit Sie Mittagsgebet verrichten konnte... Nochmal zum Mitlesen, ich rede von der Landeszentralbank in Baden Württemberg! Solche Beispiele wirds wohl überall in D geben.
Später hat sie mit Kopftuch auch Studiert und ist jetzt Diplom Pädagogin.
Momentan Kellnert Sie im eigenen Restaurant...
Wo es Probleme gibt sind Lehrkräfte... aber auch nur dort. Pfleger, Ärzte.. alles Berufe das Frauen auch mit Kopftuch ausführen können in Deutschland.
Wieso hat die Türkei damit ein Problem?
Eine Ärztin ist sich bewusst das Sie auch Männer behandeln/operieren wird, diese Polemik ist an den Haaren herbeigezogen.
Das alte Prinzip "Teile und hersche" ist wohl das Haupt-Motiv für unsere "Anti-Islam" , "Anti-Demokratie" , "Anti-Religions-Freiheit" und Pro-"Atatürkcü" Klientel ( wobei sie in Wahrheit , in keinster Weise die Ideale Mustafa Kemal Paschas teilen sondern eher ihre eigene Version von einem anti-türkischem "Türkischen Staat" verfolgen ) .
Mit ihren lächerlichen Schreckens-Szenarios , von wegen , die Türkei würde "Schariatisiert" werden wenn Studentinnen aus religiösen Motiven heraus ihre Haare bedecken wird hier künstlich Angst und Hass zwischen den Bevölkerungs-Gruppen gesäht und das gesamte
Land wird emotionalisiert und gespalten .
Emotionalisierte und gespaltene Nationen sind selbstverständlich viel einfacher zu manipulieren und fremd-zu-steuern , auch wenn diese Anti-Türkei-Fraktion lediglich wenige Prozent der türkischen Bevölkerung ausmachen .
Es ist schon erstaunlich wie mächtig diese wenigen Demokratie-feindlichen Prozente sind ; bei der Präsidentschafts-Wahl konnte man es deutlich sehen , wie sie Politik gegen den demokratischen Willen der Bevölkerung betreiben !!!
Es ist schon erstaunlich , dass wenige Richter , Staatsanwälte , Lehrer und eine handvoll Journalisten es wagen , die gesamte türkische Bevölkerung herauszufordern und sich anmassen zu sagen , dass die türkische Bevölkerung keinen Verstand hätte und sie es besser wüssten was das Beste für "ihr" Volk sei !!!
Spätestens jetzt sollte jedem wahrhaftigem Demokraten klar werden , was diese Demokratie- und Religions-Feinde in Wahrheit wirklich sind ; rückständige , ( selbsternannte ) elitäre Totalitaristen , die mit jedem Mittel , ganz gleich wieviel Schaden es bei der türkischen Nation anrichtet , versuchen ihre unrechtmässig erworbene Macht weiterhin an sich zu krallen .
Von Morgends bis Abends erzählen , sie seien "Milliyetci" und würden die türkische Nation vom Herzen lieben , sich in Tausende Türkei-Fahnen hüllen und permanent sich für das türkische Volk einsetzen aber in Wahrheit tagtäglich die türkische Bevölkerung bekämpfen , sich als Über-Türken ( oder mit dem lächerlichen Begriff "Weiss-Türken" ) aufführen , die angeblich was Besseres sein und allein das Recht auf Herrschaft hätten , sich weder an Gesetze halten müssten noch sich um den demokratischen Willen der Bevölkerung scheren , nein sogar darauf spucken (!) aber sie seien "Milliyetci" ...
70 - 95 % der türkischen Nation hassen und bekämpfen aber "Milliyetci" sein wollen . Wie lächerlich !
Dieses mal , wird sich die türkische Nation das nicht gefallen lassen . Dieses mal wird es nicht reichen Erdogan zu hängen ( so wie Menderes gehängt wurde ) . Dieses mal müssen sie die gesamte türkische Bevölkerung hängen wenn sie nicht von der unrechtmässigen Macht ablassen und sich dem demokratischen Willen der türkischen Nation nicht beugen .
Und ich bezweifele stark , ob sie einen derartigen Kampf gegen die türkische Nation gewinnen können . Viel , viel grössere anti-türkische Mächte mussten einsehen , dass man die türkische Nation nicht besiegen und auf Dauer unterwerfen kann .
Kein Wunder , dass sich die Türkei nicht prächtig entwickeln konnte mit solchen parasitären Typen an der Macht , die nur an ihr eigenes Vorteil denken und alle anderen bekämpfen !
Übrigens ; als Erstes sollten diese anti-türkischen , selbsternannten "Herrscher der Türkei" mal versuchen die National-Hymne zu verändern denn die geht so :
Istiklâl Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl
Kahraman ırkıma bir gül!... Ne bu şiddet bu celâl
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar.
Medeniyyet!“ dediğin tek dişi kalmış canavar
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın!
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va´dettiği günler hakk´ın;
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri „toprak“ diyerek geçme, tanı!
Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı;
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli;
Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na´şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal!
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk’a tapan milletimin istiklal!
Ich vermute mal , dass diese Anti-Türkei und Anti-Islam-Fraktion die wahre Bedeutung dieser Worte nicht verstehen können . Allein durch den Überlebenswillen unserer Ahnen konnte sich die Türkische Nation gegenüber allen inneren und äusseren Feinden bewahren . Das ist der einzige Grund warum es diese Nation noch gibt .
[ Und dann reden sie auch noch so schlecht über unsere Ahnen , den Osmanen und behaupten dann , sie seien "Milliyetci" !!! ]
Diese Nation wurde nicht befreit , damit die Bevölkerung dieser Nation von einer handvoll Typen wieder besetzt und als Geisel gepeinigt wird .
Jetzt reicht es . Wer sich gegen diese Nation stellt , seien es PKK-Terroristen , Armenier-Faschos oder Anti-Demokratie-Türkei-Feinde muss nun die Antwort von dieser Nation erhalten . Zu lange hat die türkische Nation mit Geduld und Hoffnung auf Besserung gewartet .
Jetzt müsst ihr euch entscheiden ; entweder rechtsstaatliche Demokratie mit gleichen Rechten für alle in einem harmonischem , brüderlichem Miteinander oder Konfrontation zwischen ein Paar Prozent Hardcore-Anti-Demokraten und "dem Rest" der türkischen Bevölkerung .
Zu lange haben wir uns mit diesen Demokratie-feindlichen Paar Prozenten beschäftigt . Jetzt ist es langsam an der Zeit , diese Paar Prozente irrelevant für die politische Führung der türkischen Nation zu machen , wenn sie sich nicht grundlegenden Eigenschaften einer rechtsstaatlichen Demokratie beugen .
Das Erdöl ist Schuld daran.. dieser Reichtum aus dem Boden hat sie Faul werden lassen...
:brüll: Schau Dir mal an seit wann die islamische Welt rückständig ist und ab wann Erdöl Bedeutung erlangt hat. Sorry, keine Chance.....
Das Klima ist auch ein Faktor das wesentlich dazu beiträgt. Wenn man nur mit viel Mühe und Not die elementaren Bedürfnisse nachkommen muss.. haben nicht viele die Zeit sich der Wissenschaft hinzugeben.
Seit wann? Früher war das doch auch kein Hindernis!
Für die Türken war der Wendepunkt die Schreibreform. Ich vertrete den Standpunkt das dieser zu aprupt und unbedacht eingeführt wurde. Ein Volk das über Nacht zum Analphabeten wird wird eine lange Zeit brauchen um hier wieder aufzuholen. Als Kriegsgebeuteltes Land ein Ding der Unmöglichkeit.
Wie hoch waren denn Lese- und Schreibkenntnisse zu Zeiten der Reform? Wurde wirklich ein "belesenes" Volk über Nacht zum Analphabeten oder machte es für die kaum etwas aus?
Nein ganz sicher nicht... eines konnten die Moslems immer.. ihren Koran lesen.
...und wenn es in einer Sprache war, die sie nicht VERSTANDEN...... angesichts des ewig wiederkehrenden Arguments vom nicht mehr "wahren Islam" gilt das offenbar sogar für Araber......
Das alte Prinzip "Teile und hersche" ist wohl das Haupt-Motiv für unsere "Anti-Islam" , "Anti-Demokratie" , "Anti-Religions-Freiheit" und Pro-"Atatürkcü" Klientel ( wobei sie in Wahrheit , in keinster Weise die Ideale Mustafa Kemal Paschas teilen sondern eher ihre eigene Version von einem anti-türkischem "Türkischen Staat" verfolgen ) .Demokrasinin ne oldugunu bizim insanimizin bilmedginin bir baska kaniti! :)
Anti-Islam ist nicht gleich Anti-Demokratie. Im Gegenteil. Teil einer laizistischen Demokratie.
Religion und Politik müsssen auseinander gehalten werden...und aus..
Wann lernen die Leute, dass die Türkei nicht wie irgendein "billiges arabisches Land" ist.
In der Türkei ist außerdem fast jeder "Pro-Kemalistisch". Sollte auch so sein, denke ich. Atatürk ist eine wichtige Figur in der Geschichte der Türkei. Ich weis nicht wieso andauernt Leute versuchen Atatürk und seine Taten ins Spiel zu bringen.
Diese Spielereien von AKP werden auch von Kommunisten, Demokraten, soz. Demokraten, Nationalisten kritisiert. Das hat nix mit CHP oder Kemalisten zu tun. Ich denke jeder will dass die Türkei sich weiterentwickelt. Anstatt sich zurückzuentwickeln und nochmal 200 Jahre in der Vergangenheit anzufangen.
Denken wir mal Richtung Zukunft. Ohne dass uns dabei "Niye falcimisin?" gesagt wird. Das sind weder Verschwürungen, sonnst noch was. Das sind einfach die Spielchen die schon andere Länder durchgemacht haben. (Siehe Iran, Pakistan)
Es gibt Beispiele. Und wir wollen halt nicht dass die Türkei in der Zukunft auch so ein Beispiel wird.
Ansonnsten bin ich immer für "Freiheit". Aber wenn es "Freiheit" nur für eine bestimmte Gruppe in der Türkei ist, aber bei den anderen bleibts dabei. Das muss kritisiert werden.
Birisi bana sunu anlatsin. Tayip neden bu konuya durduk yerde deyindi, ortada hic birsey yokken. Hele Ispanyada.
1. Türkiyeyi ve halkini kücük düsürmek icinmi? (bir kez daha)
2. Prim ve oylar toplamak icinmi?
3. Yillar önce verdgi "proje-söz"ünün bir parcasini artik yerine getirme niyetindemi?
Bunu anlamadim....
@kulah:
Güzel bi hikaye. Kutlarim. Gercektende, örnek alinacak kisi ablan (veya kiz kardesin). ;)
Aber du hast mich nicht verstanden. Ich sagte "öffentlicher Dienst". Ich weis zwar nicht genau was Stenokontoristin ist. :D
Aber ich denke wenn man in der Bank arbeitet, gehört das doch nicht zum öffentlichen Dienst?? (Yanlis biliyorsam söyleyin)
Außerdem gibt es sehr viele Gegenbeispiele. Vor allem als Lehrerin. Ich kenne z.B. ne bekannte. Die durfte als Kindergartenlehrerin nicht weiterarbeiten, wegen dem Kopftuch. (Ja das sind auch Faschisten bzw. Nazis, ge? :D )
@kulah:
Güzel bi hikaye. Kutlarim. Gercektende, örnek alinacak kisi ablan (veya kiz kardesin). ;)
Aber du hast mich nicht verstanden. Ich sagte "öffentlicher Dienst". Ich weis zwar nicht genau was Stenokontoristin ist. :D
Aber ich denke wenn man in der Bank arbeitet, gehört das doch nicht zum öffentlichen Dienst?? (Yanlis biliyorsam söyleyin)
Außerdem gibt es sehr viele Gegenbeispiele. Vor allem als Lehrerin. Ich kenne z.B. ne bekannte. Die durfte als Kindergartenlehrerin nicht weiterarbeiten, wegen dem Kopftuch. (Ja das sind auch Faschisten bzw. Nazis, ge? :D )
Hikaye degil, das sind Tatsachen...
Das war nicht irgendeine Bank, sondern eine Staatliche! Dort wird Geld gedruckt anliyacagin :)
Sie hatte auch schon ein zwei Praktikas in Kindergärten.. auch mit Kopftuch.. zum Glück sind nicht alle so drauf!
Wie ich schon sagte, in Deutschland ist bisweilen nur der Beruf eines Lehrkörpers eine Streitfrage
Hikaye degil, das sind Tatsachen...
Das war nicht irgendeine Bank, sondern eine Staatliche! Dort wird Geld gedruckt anliyacagin :)
Sie hatte auch schon ein zwei Praktikas in Kindergärten.. auch mit Kopftuch.. zum Glück sind nicht alle so drauf!
Wie ich schon sagte, in Deutschland ist bisweilen nur der Beruf eines Lehrkörpers eine Streitfrage
Falsch: In der Landesbank Baden-Württemberg (LBBW) wird kein Geld gedruckt.
Richtig: Die Landesbank Baden-Württemberg ist eine öffentliche ("staatliche") Bank, d.h.; die Gewährträgerhaftung übernimmt das Land Baden-Württemberg.
Demokrasinin ne oldugunu bizim insanimizin bilmedginin bir baska kaniti! :)
70 yilda ögrenemediyse , kimin sucu?
Anti-Islam ist nicht gleich Anti-Demokratie. Im Gegenteil. Teil einer laizistischen Demokratie.
ist es letzendlich doch ... entweder bist du dafür oder dagegen ...
Religion und Politik müsssen auseinander gehalten werden...und aus..
Dann ist der Iran auch laizistisch Demokratie. Nur das anstatt der religion , kufr und politik müssen auseinandergehalten werden. liberale Iraner sagen ja auch : soll doch ein jeder privat seiner ungläubigkeit nachgehen,aber es hat nicht in der politik zu suchen. Achja ... Antikufr bedeutet nicht Antidemokratisch. Im Gegenteil Teil einer islamischen Demokratie ... :lach:
Auch wenn die türkische Republik seinerzeit gekapert wurde und nach dem Willen einer Minderheit geformt wurde,lässt sich doch das wahre Wesen nicht einfach so wegwischen ...
Wann lernen die Leute, dass die Türkei nicht wie irgendein "billiges arabisches Land" ist.
Hat alles seine Zeit ... Erken öten horoz ...
In der Türkei ist außerdem fast jeder "Pro-Kemalistisch". Sollte auch so sein, denke ich. Atatürk ist eine wichtige Figur in der Geschichte der Türkei. Ich weis nicht wieso andauernt Leute versuchen Atatürk und seine Taten ins Spiel zu bringen.
Vielleicht solltest du mal Kemalismus und Kemalisten von Mustafa Kemal trennen. Oder meinst du das jeder Kemalist,analog zum Papst,ein Stellvertreter von Mustafa Kemal wäre.
Diese Spielereien von AKP werden auch von Kommunisten, Demokraten, soz. Demokraten, Nationalisten kritisiert. Das hat nix mit CHP oder Kemalisten zu tun. Ich denke jeder will dass die Türkei sich weiterentwickelt. Anstatt sich zurückzuentwickeln und nochmal 200 Jahre in der Vergangenheit anzufangen.
Ich liebe solche Sätze ... Zurückentwickeln ...
Frage : wie weit haben wir uns denn in den letzten siebzig Jahren entwickelt?
Erzähl doch mal ....
Ansonnsten bin ich immer für "Freiheit". Aber wenn es "Freiheit" nur für eine bestimmte Gruppe in der Türkei ist, aber bei den anderen bleibts dabei. Das muss kritisiert werden.
Soso ...
Die durfte als Kindergartenlehrerin nicht weiterarbeiten, wegen dem Kopftuch. (Ja das sind auch Faschisten bzw. Nazis, ge? :D )
Berufsverbote hat es immer gegeben. ZZt der Nazis durften bestimmte Ethnien nicht in bestimmten Berufen arbeiten,in den 60. und 70. gab es Berufsverbote für Kommunisten ect. und heute sind Muslime das Feindbild ... Allerdings ist die Lösung "aus den Augen aus dem Sinn" sicherlich keine demokratische ...
Falsch: In der Landesbank Baden-Württemberg (LBBW) wird kein Geld gedruckt.
Richtig: Die Landesbank Baden-Württemberg ist eine öffentliche ("staatliche") Bank, d.h.; die Gewährträgerhaftung übernimmt das Land Baden-Württemberg.
In der Landeszentralbank Frankfurt wird Geld gedruckt. Dachte ich.
In der Landeszentralbank Frankfurt wird Geld gedruckt. Dachte ich.
Es gibt keine 'Landeszentralbank Frankfurt'; allenfalls eine Landesbank Hessen-Thüringen (HELABA) und die druckt auch kein Geld. Aber das ist genug Off-topic...
70 yilda ögrenemediyse , kimin sucu?
ist es letzendlich doch ... entweder bist du dafür oder dagegen ...
Dann ist der Iran auch laizistisch Demokratie. Nur das anstatt der religion , kufr und politik müssen auseinandergehalten werden. liberale Iraner sagen ja auch : soll doch ein jeder privat seiner ungläubigkeit nachgehen,aber es hat nicht in der politik zu suchen. Achja ... Antikufr bedeutet nicht Antidemokratisch. Im Gegenteil Teil einer islamischen Demokratie ... :lach:
Auch wenn die türkische Republik seinerzeit gekapert wurde und nach dem Willen einer Minderheit geformt wurde,lässt sich doch das wahre Wesen nicht einfach so wegwischen ...
Hat alles seine Zeit ... Erken öten horoz ...
Vielleicht solltest du mal Kemalismus und Kemalisten von Mustafa Kemal trennen. Oder meinst du das jeder Kemalist,analog zum Papst,ein Stellvertreter von Mustafa Kemal wäre.
Ich liebe solche Sätze ... Zurückentwickeln ...
Frage : wie weit haben wir uns denn in den letzten siebzig Jahren entwickelt?
Erzähl doch mal ....
Soso ...
Berufsverbote hat es immer gegeben. ZZt der Nazis durften bestimmte Ethnien nicht in bestimmten Berufen arbeiten,in den 60. und 70. gab es Berufsverbote für Kommunisten ect. und heute sind Muslime das Feindbild ... Allerdings ist die Lösung "aus den Augen aus dem Sinn" sicherlich keine demokratische ...
Ja ich wusste gar nicht das ich mit einem 100 jährigen Rede, der alles gesehen hat.
Also seit dem Militärputsch 1980 entickelt sich Türkei immer zurück. Bis dahin gings schon gut. Außer ne bestimmte "Menderes-Zeit". Wo fast alles im Staat an die USA verkauft wurde. Türkei spürt die Zeit immer noch. Ansonnsten, 80 war ne Wende könnte man sagen.
Seit 27 Jahren gehts abwärts.
Bos laflarini alda git burdan! :D
Dinin siyasette isi yok efendim. Dinini ne türlü nerde yerine getireceksin beni hic ilgilendirmez.
Benim demek istedigim bu.
Kahvehane degil burasi sanirim....
Falsch: In der Landesbank Baden-Württemberg (LBBW) wird kein Geld gedruckt.
Richtig: Die Landesbank Baden-Württemberg ist eine öffentliche ("staatliche") Bank, d.h.; die Gewährträgerhaftung übernimmt das Land Baden-Württemberg.
Du verwechselt etwas.. ich rede nicht von der LBBW
sondern von der Deutschen Bundesbank (http://209.85.129.104/search?q=cache:Ng5LPfeK-wkJ:www.bundesbank.de/download/hv/stuttgart/vjb102.pdf+Landeszentralbank+S tuttgart&hl=de&ct=clnk&cd=2&gl=de&lr=lang_de)
Aber ich habe auch einen Fehler gemacht;
Die Deutsche Bundesbank ist als Zentralbank der Bundesrepublik Deutschland integraler Bestandteil des Europäischen Systems der Zentralbanken (ESZB). Sie wirkt an der Erfüllung seiner Aufgaben mit dem vorrangigen Ziel mit, die Preisstabilität zu gewährleisten und sorgt für die bankmäßige Abwicklung des Zahlungsverkehrs im Inland und mit dem Ausland. Die Bundesbank unterhält in den Bundesländern neun Hauptverwaltungen (früher Landeszentralbanken) und weitere Filialen. Siehe auch Deutsche Bundesbank - Filiale Stuttgart.
Kann aber nix dafür, Sie hatte Ihre Lehre Anfang der 90er gemacht... konnt nicht wissen das die jetzt anders heissen.
Und da wird Geld gedruckt.. Als Azubi durfte Sie das mal besichtigen ;)
Du verwechselt etwas.. ich rede nicht von der LBBW
sondern von der Deutschen Bundesbank (http://209.85.129.104/search?q=cache:Ng5LPfeK-wkJ:www.bundesbank.de/download/hv/stuttgart/vjb102.pdf+Landeszentralbank+S tuttgart&hl=de&ct=clnk&cd=2&gl=de&lr=lang_de)
Aber ich habe auch einen Fehler gemacht;
Die Deutsche Bundesbank ist als Zentralbank der Bundesrepublik Deutschland integraler Bestandteil des Europäischen Systems der Zentralbanken (ESZB). Sie wirkt an der Erfüllung seiner Aufgaben mit dem vorrangigen Ziel mit, die Preisstabilität zu gewährleisten und sorgt für die bankmäßige Abwicklung des Zahlungsverkehrs im Inland und mit dem Ausland. Die Bundesbank unterhält in den Bundesländern neun Hauptverwaltungen (früher Landeszentralbanken) und weitere Filialen. Siehe auch Deutsche Bundesbank - Filiale Stuttgart.
Kann aber nix dafür, Sie hatte Ihre Lehre Anfang der 90er gemacht... konnt nicht wissen das die jetzt anders heissen.
Und da wird Geld gedruckt.. Als Azubi durfte Sie das mal besichtigen ;)
Klassische selektive Wahrnehmung: Aus deinem 'Landeszentralbank Stuttgart' wurde bei mir Landesbank BW; hast Recht: die so genannte "Landeszentralbank in BW" ist eine Zweigstelle der BB .
Wie ich schon sagte, in Deutschland ist bisweilen nur der Beruf eines Lehrkörpers eine Streitfrage
Lehrer, Richter, Beamte.... Alle Personen mit Neutralitätspflicht und Ausübung staatlicher Gewalt..
Lehrer, Richter, Beamte.... Alle Personen mit Neutralitätspflicht und Ausübung staatlicher Gewalt..
Kannst du mir mal erklären wie die "Neutralität" eines Richters gewährleistet wird? Der könnte von Mormone bis Scientology alles mögliche sein....
Kannst du mir mal erklären wie die "Neutralität" eines Richters gewährleistet wird? Der könnte von Mormone bis Scientology alles mögliche sein....
Das hatten wir neulich breitgetreten :D Weiter vorne glaube ich...
Laut Wolf ist eine Koftuchträgerin voreingenommen, zumindest denkt das der Angeklagte... und einige Gegner vom Kopftuch.
Aber in Deutschland gab es glaube ich noch keinen Fall das eine Richterin Kopftuch tragen wollte..
Kannst du mir mal erklären wie die "Neutralität" eines Richters gewährleistet wird? Der könnte von Mormone bis Scientology alles mögliche sein....
Ja, aber die Streitparteien sollten das nicht äußerlich erkennen können! Aus bekannten Gründen. Aber das ist nun wirklich nicht neu. Warum uniformieren sich Richter, warum uniformieren sich Polizisten und warum dürfen Polizisten und Richter keine Partei-Embleme tragen?
Erfindet das rad bitte nicht neu......
Gegenüber zwei Atheisten oder zwei Moslems mag JEDER RICHTER neutral sein, aber wenn eine Seite offen SEHEN kann, welche Ansicht ein Richter hat, können sie das ausnutzen, um dem Richter zu gefallen. Auf einmal hagelts "Insallah"s und "Ya Rabbi"s oder auch (bei einem Kemalisten) "Yüce önderimiz Atatürk'ün kurdugu bu Cumhuriyette ben adam dövemez miyim!" oder besser "Sen zaten Atatürk düsmanisin!"
Keiner darf dem Richter ansehen, welche persönlichen Ansichten er hat! Sonst beginnt eine Rethorik-Schlacht um dem Richter zu gefallen.
"Yunan asilli oldugum icin sen bana zaten düsmansin!"
"Sen degil misin gencliginde ülkücü ocaklari basip da adam döven?"
Undsoweiter undsofort......
"Çıkar çabuk başörtünü"
20 Ocak 2008 21:10
İlköğretim öğrencilerinin velileri, başörtülü oldukları gerekçesiyle sınavın yapıldığı kampüse alınmadı. Dışarıda kalan veliler gözyaşlarını tutamadı.
Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yaşanan skandal şöyle gelişti. Özel sınav için küçük çocuklarını üniversiteye götüren veliler, başörtülü oldukları için kampüse alınmadı.
Başı açık kadın veliler ile erkeklerin kampüs alanına girmelerine ise izin verildi. Çocuklarını gözü yaşlı bir şekilde sınava göndermek zorunda kalan başörtülü veliler, "Biz memur değiliz, öğrenci değiliz. Çocuklarını sınava getiren sıradan vatandaşlarız. Kampüse sadece çocuklar alınsaydı bu kadar gücümüze gitmezdi. Bu problem çözülsün, ikinci sınıf vatandaş olmaktan bıktık" dedi.
TUDEM isimli bir özel firma tarafından 10 YTL karşılığında bugün Türkiye genelinde ilköğretim öğrencilerine yönelik seviye tespit sınavı düzenlendi. Öğle saatlerinde yapılan sınavın, DEÜ Dokuzçeşmeler Kampüsü ayağında ise başörtüsü problemi yaşandı. Kampüse çocuklarını getiren onlarca başörtülü veli, kapıdaki güvenlik görevlileri tarafından içeriye alınmadı. Çocuklarını sınav salonuna kapalı olmayan tanıdık arkadaşları ya da tek başına göndermek zorunda kalan başörtülü kadınlar, sınav sonuna kadar merakla kampüs kapısında ve parklarda bekledi. Kampüse alınan diğer veliler ise Hukuk Fakültesi'nin kantininde oturup çay içti.
Başı kapalı oldukları için çocuklarını ellerinden tutarak sınava götüremeyen bazı veliler, zaman zaman kampüsün güvenlik görevlileriyle tartıştı. Güvenlik görevlileri, verilen emirleri uyguladıklarını söylemekle yetindi.
Kampüs alanına başörtülü olduğu gerekçesiyle alınmayan velilerden biri olan Ayşe Bolat, "Bize, 'Başınızı açıp gireceksiniz, aksi halde giremezsiniz.' dediler. Çocuklarımız içeriye ağlayarak girdi. Böyle bir uygulamayla karşılaşacağımızı bilsek babalarıyla gönderirdik." diye konuştu. İlköğretim 3. sınıf öğrencisi olan çocuğunu sınava getiren Mürvet Şeker de, "Keşke hiçbir veli içeriye alınmasaydı, sadece çocuklar alınsaydı. Başı açık olanların alınıp bizim kapıda bekletilmemiz çok gücüme gitti. Böyle bir şey olacağını bilseydim çocuğumu sınava göndermezdim." şeklinde konuştu.
Başı kapalı olduğu için kampüs alanına alınmayan dört velinin çocuğunu ellerinden tutarak sınava götüren başı açık veli Sevda Saygın da uygulamanın anlamsız ve haksız olduğunu dile getirdi, herkese eşit muamele yapılmasını istedi. Veliler, sınavı düzenleyen TUDEM'e de tepki gösterdi. Veliler, resmi kurum olmayan TUDEM'den hiçbir yetkilinin kendileriyle ilgilenmediğini de söyledi.
Problemi görüntülemek için Dokuzçeşmeler Kampüsü'ne giden gazeteciler de içeriye alınmadı. Bir görevli, gazetecinin kamerasını almaya çalıştı. Görevliler, olayın basına yansımasının ardından sınav sonunda başörtülü kadınların içeriye girerek çocuklarını teslim alabileceğini söyledi. Başörtülü veliler, "Şimdi mi aklınız başınıza geldi? Neden sınava girerken bizi almadınız? Keşke çocuklarımız gözü yaşlı, moralsiz bir şekilde sınava girmeden bunu yapsaydınız." diyerek kapıda beklemeye devam etti. Bazı veliler ise, "Biz anneyiz. Ne olursa olsun çocuklarımızın yanında olmalıyız." diyerek sınavdan çıkan çocuğunu alarak kampüsten ayrıldı.
sadece bu haberi okuyunca insan tuhaf oluyor,ancak ben bu haberin görüntülerinide izledim ana haberlerde ve tüglerim diken diken oldu!
anneler, cocuklari ile beraber kampüse giremedi.anneler agliyor, cocuklar saskin bir sekilde basi acik olan bir kadinla ancak sinavlarin oldugu kampüse girebildi!!
yazik,
ve bu kadar olmaz kardesim,o anneler(ögrenci filan degil)cocuklarina göz yaslarinin sebebini ve kampüse alinmamasinin nedenini nasil anlatacak?
baykal in 3-4 gün evvelki aciklama geldi aklima!
""türkiye de, basini "samimi" örten vatandasin sorunu yok""!
bal gibi var sayin baykal,bal gibi!!
bu gidisle sade ve samimi dindari bile zorla bir yerlere itecekler!!
ayyıldız66
20.01.08, 21:42
kadirpasa abi
Kaynak göstermeyi unutma.
Ne diyeyim artik..adam tam noktayi bulmus:
Taha Akyol
AKP'yi ve MHP'yi kapatın!
Cumartesi, 19 Ocak 2008 08:46
TÜRBAN yasağının kaldırılmasını istemek parti kapatmak için bir sebep teşkil ediyorsa, AKP'yi de MHP'yi de kapatın!
Bir tek CHP yeter!
1930'larda bir tek CHP yetiyordu da, şimdi mi yetmeyecek?!
Hatta önce MHP'yi kapatın! Çünkü MHP sözlü beyanlardan öteye, anayasa değişikliği için harekete geçti!
Şaka bir yana; başörtüsü yasağını MHP'nin önerdiği gibi, Anayasa'nın 10. maddesinde "eşitlik" vurgusunu güçlendirerek kaldırmak biraz zor gözüküyor. Çünkü hukukun "eşitlik, adalet, eğitim hakkı, kamu hizmetlerinden yararlanma" gibi evrensel ilkelerine öncelik verilseydi, zaten başörtüsü yasağı konulamazdı!
Bu yasak 'üniversitede kılık kıyafet serbesttir' türü bir hükümle kaldırılabilir.
MHP'nin girişimi
Ancak MHP'nin anayasa değişikliği talebinin 'teknik' yönü ne olursa olsun, siyasi yönü önemlidir.
Ünlü mitinglerde kürsüden konuşmalar yapılmıştı: Solcular CHP'ye, sağcılar MHP'ye oy versin diye...
Evet işte, sadece AKP değil, MHP de bu yasağın kalkmasını istiyor; hatta yıllardan beri istiyor.
MHP'nin devlete ve laikliğe sadakati hakkında kimse bugüne kadar şüphe ifade etmedi üstelik.
Kimse Bahçeli'ye "ov avcısı" falan da demedi!
MHP, çok geniş bir kitlenin talebini karşılamak için yasağın kalkmasını istiyor.
Demek ki sadece AKP değil!.. Daha önce ANAP ve DYP de yasağın kalkmasını istemişti. Halkın yüzde 76'sı üniversitelerde bu yasağın kalkmasını istiyor.
Halkı "kapatma"nın bir yolu var mı?!
Yoksa, bu talep elbette siyasete, Meclis'e yansıyacaktır.
Burada en önemli husus, en zor husustur: Türban yasağının bir itikat haline gelmiş olması! Türbanlıları tehlike olarak gösterenler ve bu yasağı otoriter devlet kurulları yoluyla dayatanlar, hiçbir bilimsel araştırma gereği duymuyorlar; Türkiye'nin modernleşme düzeyi, din algısındaki değişmeler, türbanla modernleşme arasındaki ilişkiler... Hiç araştırmıyorlar...
Başörtüsü yasağı öyle bir husumetle uygulanıyor ki, bu konuda "en hakiki mürşit" bilim değil, 'laiklik itikadı'dır maalesef.
Çözüm, yasağı sürdürmek değildir; toplumda gerginlik yaratmak da değildir. Baykal, Kemal Derviş kadar anlayışlı olmalı, "yasağın sadece üniversitelerde kaldırılması" gibi ortalama çözümler için mutabakat sağlanmalıdır.
2008, kritik yıl
Sayın Başsavcı'nın parti kapatma imasında bulunmasının hukuki dayanağı yoktur. Bu gerekçeyle, hukuki değere sahip bir iddianame bile yazılamaz!
Sadece toplumsal gerilimi tırmandırır.
Laiklikle başörtüsü yasağını eşitlemek hukuka ve siyaset bilimine aykırıdır. Yasağın konulduğu 1989'a kadar Türkiye laik değil miydi? Üniversitelerde kılık kıyafetin serbest olduğu Avrupa ülkeleri laik değil mi?
AİHM kararı yasağın "gerekli" olduğunu değil, "mümkün" olduğunu gösterir; yasağın kaldırılabileceğini AİHM hâkimi Rıza Türmen de açıkça ifade etmiştir.
Fakat şunu da önemle belirteyim: Dünyada ve Türkiye'de ekonomi gittikçe sıkışıyor. Türban, hatta anayasa tartışmaları 2008'de rafa kaldırılmalı, Türkiye ekonomiye ve ekonominin gerektirdiği yasal ve anayasal reformlara odaklanmalıdır.
Kaynak: Milliyet
al_sancagim
20.01.08, 22:17
Taha Akyol
AKP'yi ve MHP'yi kapatın!
http://www.politikcity.de/forum/showthread.php?p=449304#post44 9304
al_sancagim
20.01.08, 22:35
Bahçeli: Başörtüsü durgun suya atılan taş gibi
MHP lideri Devlet Bahçeli'yle söyleşimize bugün de devam edelim.
22 Temmuz seçimlerinde MHP değişik kesimlerden oy aldı. MHP'nin ulusal bütünlük, cumhuriyetin nitelikleri, PKK ile mücadele, Irak sorunu karşısındaki duruşu, klasik MHP tabanının dışında da destek almasını sağladı. CHP-MHP veya CHP-DYP-MHP ekseninde alternatif modelleri destekleyen solcu veya eski solculardan da oy aldığı değişik vesilelerle basına da yansımıştı.
Şimdi bu kesimlerin MHP'ye yönelttikleri eleştiriler var: Bahçeli'nin Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesinin önünü açtığı, türban serbestisi için destek olduğu, sıkıştığı noktalarda AKP'nin imdadına yetişen can simidi gibi davrandığı gibi...
Durgun suya taş atmak
Bahçeli, bu eleştirileri haksız buluyor. Krize dönüşmüş konularda MHP'nin çözüm üretmeye gayret gösteren bir parti olduğunu vurguladıktan sonra şu yanıtı veriyor:
"Cumhurbaşkanlığı seçimini kilitleseydik kriz büyüyecekti. Seçim öncesinde olduğu gibi. Ayrıca, halkın seçmesi için alternatif hazırlanmıştı.
Başörtüsü konusunda da 1980'den beri var olan bu soruna çözüm üretmeye çalışıyoruz. Sorunları çözümsüzlüğe itmek toplumsal bir yarar sağlamaz. Çözümsüzlük, durgun suya atılan taş gibidir, dalga dalga bütün topluma yayılır ve büyür. Başörtüsünde de öyle oldu.
AKP bunu istismar ediyor. Çözümsüzlük oldukça bu sorun Anadolu'ya dalga dalga yayılıyor, büyüyor, derinleşiyor.
Biz bu bakımdan çözüm üretmeye çalışıyoruz. MHP 70 milletvekiliyle anayasa değişikliği teklifi bile veremiyor, 110 imza lazım. Ama çözüm için bir çıkış ortaya koyuyor. Diğer partiler de çözüme dönük yaklaşmalı. CHP de öyle yaklaşmalı. Varsa önerileri veya bizim önerimizin sakıncalı gördükleri yönleri, bunları ortaya koysunlar. Tartışalım."
Bahçeli, AKP'nin can simidi oldukları eleştirisini de şöyle yanıtlıyor:
"Bize bu eleştirileri yöneltenlere sormak gerekir: MHP, 301. maddeden Türklüğün çıkarılmasına muhalefet ederken, bölücülüğe karşı dururken, PKK ile mücadele ve Kuzey Irak politikasındaki yanlışları ortaya koyup tavır alırken, Kıbrıs politikasındaki hatalara karşı, AB'ye verilen tavizlere karşı dururken de mi, AKP'yle işbirliği yapıyordu? Bu eleştirileri yöneltenler MHP'nin bu konulardaki tavrını niye konu etmiyorlar?"
Erkek öğrenciler
Bahçeli, partisinin türbanın üniversitelerde serbest olmasına ilişkin teklifini açıklarken şu değerlendirmeyi de yaptı:
"Bu konuyu AKP siyasal alanda yıllardır istismar ediyor. Biz çözüm önererek bu konunun siyasal istismar alanından çıkarılmasını amaçlıyoruz. Eğitim hakkı çerçevesinde yaklaşıyoruz. Başını örten kız öğrencileri üniversiteye sokmuyorsunuz. Peki aynı erkek öğrencileri ne yapacaksınız? Onlar her yere girebiliyor. Onları nasıl ayıracaksınız? Biz çözüm gayreti gösteriyoruz, gelecek önerileri tartışmaya açığız."
10. madde, 42. madde
Bahçeli, MHP'nin Anayasa'nın eşitliği düzenleyen 10. maddesinde bir düzenlemenin daha uygun olacağını düşünüyor. AKP'nin eğitimi düzenleyen 42. maddede değişiklik düşüncesini ise sakıncalı buluyor, şu yorumu yapıyor:
"Konuyu 42. madde çerçevesinde bir kılık-kıyafet serbestisi olarak düzenlerseniz bu sakıncalar yaratır, sosyal sorunlar yaratır. Kıyafet serbestisini farklı amaçlar için kullanacaklar ortaya çıkabilir. Bu serbestiyi istismar etmeye çalışacaklar çıkabilir. Her türlü kıyafet yaklaşımı içinde uç noktalarda istismar edilebilir."
Fikret Bila
fbila@milliyet.com.tr
Wer weiss-vielleicht sind sogar die Laizisten die grössten Feinde dieses Landes.Weg mit der AKP.Die DTP/PKK freut sich.
Was denkt ihr?Wieviel müsste ich für ein VISA durch Kurdistan zahlen,wenn ich nach Aserbaidschan reisen will?
Türkei: Regierungspartei droht Verbot
Wegen des Streits um die Zulassung des Kopftuches an Universitäten droht die Justiz indirekt, die Partei von Premier Erdogan zu verbieten.
Erdogans Partei könnte es an den Kragen gehen.
In der Türkei könnte die regierende konservativ-islamischen Gerechtigkeits- und Entwicklungspartei (AKP) von Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan verboten werden. Grund ist der Streit um die Zulassung des islamischen Kopftuchs an den Universitäten des Landes. Wenn Bildungseinrichtungen zu Schauplätzen antilaizistischer Aktivitäten würden, liege die Verantwortung dafür bei den dahinter stehenden politischen Parteien, erklärte Generalstaatsanwalt Abdurrahman Yalcinkaya.
AKP-Vorgängerin bereits verboten
Der Generalstaatsanwalt habe damit ein Verbot der AKP angedeutet, kommentierte die Zeitung "Hürriyet". Das regierungsnahe Blatt "Yeni Safak" warf Yalcinkaya vor, Drohungen auszustoßen. Yalcinkaya ist unter anderem für die Einleitung von Parteiverbotsverfahren zuständig. Die AKP-Vorgängerin, die Wohlfahrtspartei (Refah), war gerichtlich verboten worden. 1997 hatte das Militär den Rücktritt des islamisch orientierten Refah-Chefs und Premiers Necmettin Erbakan erzwungen, der mit politischem Betätigungsverbot belegt wurde.
Neue Verfassung
Erdogan hatte angekündigt, die AKP werde das Kopftuchverbot an den Hochschulen im Rahmen der geplanten neuen Verfassung abschaffen. Bei einem Besuch in Spanien hatte Erdogan gesagt, das in der Türkei als "türban" bekannte streng gebundene Kopftuch sei zwar ein politisches Symbol, doch dürften auch politische Symbole nicht verboten werden. Die türkischen Kemalisten, die sich auf Staatsgründer Mustafa Kemal Atatürk berufen, betrachten insbesondere den "türban" als ein Symbol des politischen Islam, das aus öffentlichen Institutionen herausgehalten werden müsse.
Undemokratisch
Der kemalistische Oppositionschef Deniz Baykal, Vorsitzender der Republikanischen Volkspartei (CHP), warf Erdogan wegen seiner Äußerungen zur Kopftuchfrage ein undemokratisches(:brüll:) Vorgehen vor. Die Vorstellung des AKP-Entwurfs für eine neue Verfassung verzögert sich bereits seit Wochen. Die Verfassung soll den Türken im Laufe dieses Jahres zur Volksabstimmung vorgelegt werden. Der Text soll die nach dem Militärputsch von General Kenan Evren 1980 ausgearbeitete Verfassung ersetzen, die dem Militär umfangreiche Vollmachten übertragen hat. Die Armeeführung betrachtet sich als Hüterin des laizistischen Vermächtnisses des Republik-Gründers Atatürk. Nach dem Willen der AKP soll die neue Verfassung auch im Hinblick auf den angestrebten EU-Beitritt der Türkei die persönlichen Freiheiten stärken.
Artikel vom 18.01.2008 10:59 | APA, AFP | hjh
Wenn es wegen dem Kopftuchverbot zu einer Parteischliessung kommt, könnte die Lage eskalieren.
Gibt es überhaupt einen Fall wo so eine grosse Mehrheit einer Meinung war, wie im Kopftuch Fall?
Ich hoffe ehrlich für einige das sie sich besinnen und nicht später mit Hubschraubern ausser Landes flüchten müssen.
20 Ocak 2008
"Başörtüsü serbestken huzur vardı"
1992-1995 yılları arasında üniversiteler en huzurlu dönemini yaşamış. Niye mi? O dönemde YÖK Başkanlığı yapan Mehmet Sağlam, başörtüsünün serbest olduğu o yıllarda öğrenciler arasında hiçbir sorun yaşanmadığını söylüyor. Yasak geldi huzur gitti diyor.
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ve Danıştay, üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kalkmasının toplumda çatışmaya yol açacağını savundu. CHP ve DSP de bu iddiaya destek verdi.
Ancak Türkiye'nin 1990'lı yıllarda yaşadığı tecrübe, bunun tam aksini gösteriyor. Meclis Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Mehmet Sağlam'ın YÖK başkanlığı yaptığı 1992-1995 yılları arasında üniversitelerde kılık kıyafet özgürlüğü vardı. Sağlam, o dönemde üniversitelerin en huzurlu dönemini yaşadığını vurguluyor. Başörtüsünün serbest olması halinde kamplaşmalar olacağı görüşüne sert tepki gösteriyor. Geçmişte uygulanan serbestiyetin derhal hayata geçmesi gerektiğini kaydediyor. Bunun önünde de hiçbir engelin olmadığı düşüncesinde.
1990 yılında YÖK Yasası'na, "Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile; yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir." şeklinde bir hüküm eklendiğini hatırlatan Sağlam, şöyle devam ediyor: "SHP'nin başvurusuna rağmen Anayasa Mahkemesi bu maddeyi iptal etmedi. Biz buna dayanarak üniversitelerde yasağı uygulatmadık. Anayasa Mahkemesi'nin bu maddeye yaptığı yorum üzerine yasak gündeme geldi. Aslında hukuken bir yasak yok." Sağlam, başörtüsünün serbest olduğu dönemde öğrenciler arasında hiçbir sorun yaşanmadığının altını çiziyor. Yasağın, Kemal Gürüz'ün başkan olmasından sonra, 28 Şubat'ın etkisiyle ortaya çıktığını dile getiriyor. Sağlam, "Bizim dönemimizde hiçbir sorun yoktu. Sorunu sonradan getirilen yasaklarla çıkardılar." ifadesini kullanıyor.
Sağlam, yasağın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) dayandırılmasına da itiraz ediyor. AİHM'nin Türkiye'nin aldığı kararı onayladığına dikkat çekiyor. Sağlam, "AİHM 'bu konu her ülkenin kendi kararıdır' dedi. Mahkeme, yasak koysanız da onaylar, koymasanız da. Nitekim Avusturya ve Fransa gibi birçok ülkede kılık kıyafet serbest. AİHM başörtüsünü yasaklamış gibi bir hava oluşturuluyor. Öyle bir şey yok." diye konuşuyor.
iyibilgi.com
yerlianadolulu
20.01.08, 23:30
Erstaunlich was Tayyip so alles machen möchte bzw. machen würde.
Er ist ein reiner Machtmensch, der selber mal gesagt hat:
"Hedefe ulaşmak için gerekirse üzerime papaz elbisesi giyerim!.."
simdi ilkönce turban giyecekmis, belki sonra papaz elbisesi giyer ;)
Erstaunlich was Tayyip so alles machen möchte bzw. machen würde.
Er ist ein reiner Machtmensch, der selber mal gesagt hat:
"Hedefe ulaşmak için gerekirse üzerime papaz elbisesi giyerim!.."
simdi ilkönce turban giyecekmis, belki sonra papaz elbisesi giyer ;)
Herkese esit özgürlük getirecekse, basimiza Papaz gelsin. Ben burda hyristiyan Ülkede yasiyorum. Özgürüm ve mutluyum. Bilmem anlatabildimi.
yerlianadolulu
20.01.08, 23:44
Herkese esit özgürlük getirecekse, basimiza Papaz gelsin. Ben burda hyristiyan Ülkede yasiyorum. Özgürüm ve mutluyum. Bilmem anlatabildimi.
Wenn du glaubst, dass Tayyip für alle Gleichheit bringen wird, dann liegst du einem Irrtum auf. Wie kann Tayyip, der bestimmten Leuten verpflichtet ist, jedem und allem gerecht werden?
Was hat das Christentum, dass von Egalität spricht und es verspricht, den Menschen gebracht?
Wenn du glaubst, dass Tayyip für alle Gleichheit bringen wird, dann liegst du einem Irrtum auf. Wie kann Tayyip, der bestimmten Leuten verpflichtet ist, jedem und allem gerecht werden?
Er muss es. Sonst wird er auf demokratische Art abgestraft und abgewählt.
Glaubst du nicht, als Gegner sunntisch konservativer Parteien, dass kluge Wählerinnen eigentlich das Beste gegen Stimmenfänger sind, die es auf dumme Bürger abzielen, wie du es und andere Oppositionelle der AKP vorwerfen? Es könnte euch doch, wenn eure Vorwürfe Wahr wären, nichts besseres passieren das sich Frauen mit Koptüchern an Unis bilden. Die könnte man weder mit dem kopftuch Thema einfangen, noch leeren Versprechungen.
Was hat das Christentum, dass von Egalität spricht und es verspricht, den Menschen gebracht?
Das Alte, Neue Testament und ältere Vorgänger sind die ersten Regeln und Gesetze die die Menschen sich auferlegt haben, um das miteinander zu Regeln. Alles fusst auf diese Regeln. Und du meintest ja, der Koran würde ähnliches enthalten wie die Thora und die Bibel, und das sei ein widerspruch im Koran. Das ist es eben nicht. Der Koran sagt ja selbst, dass es eine Fortsetzung ist, die die menschlischen "korrekturen" der früheren Überlieferungen wieder aufhebt. Ob das alles von Menschen geschrieben wurde, oder von einem höheren Wesen herabgesandt, will ich nicht diskutieren. Das ist jedem selbst überlassen. Ich nehme es in beiden Fällen ernst. Ich habe mich nach dir gerichtet, in meiner Ausführung.
Die Gebote sind ein Meillenstein der Menschheit. Stell dir vor das alles hätte es nicht gegeben. Wie sähe es aus? Jeder würde jeden beklauen dürfen, die Frau ausspannen etc. Nur mal so einige Beispiele von Hunderten die man anführen könnte. Also würde Anarchie und Gesetzlosigkeit herrschen.
Ich hasse es über solche komplexen Themen, die Tausende Bücher füllen, mit einpaar Sätzen zu besprechen. Also schluss damit. Ich bin selber Schüler in diesen Themen und möchte nicht hier als Lehrer auftreten.
Mersinlidost
21.01.08, 00:10
Wenn du glaubst, dass Tayyip für alle Gleichheit bringen wird, dann liegst du einem Irrtum auf. Wie kann Tayyip, der bestimmten Leuten verpflichtet ist, jedem und allem gerecht werden?
Was hat das Christentum, dass von Egalität spricht und es verspricht, den Menschen gebracht?
Es reicht doch, wenn er die Mehrheit repräsentiert! Die Minderheit kann doch weiterhin ihre Lieder und rituale ausleben, ohne DABEI GLEICH ihr heuschleriches Gesicht zu verlieren.
So einfach funktioniert DEMOKRATIE.
Ihr seit doch dafür, dass das Volk Repräsentiert wird!
Herkese esit özgürlük getirecekse, basimiza Papaz gelsin. Ben burda hyristiyan Ülkede yasiyorum. Özgürüm ve mutluyum. Bilmem anlatabildimi.
Carlito burada bir "stop" dememiz gerekiyor...Mesele hangi inancin temsilcisi basimizda olup olmamasi degil..mesele insanlarin "ulasmak" istedikleri hedefe yönelik basvurduklari "yöntemin" etik olup olmamasi...Ve kendi sahsi kararim; Basbakanin sarf ettigi "sözü" cok ama cok etiksiz buluyorum.
Carlito burada bir "stop" dememiz gerekiyor...Mesele hangi inancin temsilcisi basimizda olup olmamasi degil..mesele insanlarin "ulasmak" istedikleri hedefe yönelik basvurduklari "yöntemin" etik olup olmamasi...Ve kendi sahsi kararim; Basbakanin sarf ettigi "sözü" cok ama cok etiksiz buluyorum.
Önkuzu,anliyorum da-ama simdiye kadar 'laiklik' diye demokrasi'nin ve millet'in irzina gecenlerden biktik.Buna da pek 'etik' denilmez,yani.
Dinsizin hakkindan dinli gelir belkide...
Hic kimse garantili söyleyemez bu iktidar'daki partililerin 'hedefleri' ne oldugunu.Ve 'ulasmak' istedikleri 'hedef' herkesin dedigi yatta düsündügü gibi 'yobazlasma' veya demokratiklesme mi olacagini.
Hepsi spekulasion ve beyin oyunlari.
ben sadece birtek seyi biliyorum:Eski sistemin ve 'derin devletlerin' bitmesini istiyorum!
Carlito burada bir "stop" dememiz gerekiyor...Mesele hangi inancin temsilcisi basimizda olup olmamasi degil..mesele insanlarin "ulasmak" istedikleri hedefe yönelik basvurduklari "yöntemin" etik olup olmamasi...Ve kendi sahsi kararim; Basbakanin sarf ettigi "sözü" cok ama cok etiksiz buluyorum.
Ben baska birsey ifade etmek istedim ama senide iyi anladim ve haklisin. Hedefe ulasmak icin her dalavereyi yaparim demek etik degil. Benim felsefemde "Der Weg ist das Ziel" dir.
Benim y.a yazdigmin manasi kimligin degil icraatin önemli oldugu. Osmanlinin basarilarindan biri buydu. Yabanci dinden Insanlara karsi adildiler. Eyer bir hyristiyan bana mesela bir müslümandan daha adil davrancaksa basimda olmasindan hic kocunmam.
"Iyliklerinizle yarisin" diye yazar!
Önkuzu,anliyorum da-ama simdiye kadar 'laiklik' diye demokrasi'nin ve millet'in irzina gecenlerden biktik.Buna da pek 'etik' denilmez,yani.
Dinsizin hakkindan dinli gelir belkide...
Hic kimse garantili söyleyemez bu iktidar'daki partililerin 'hedefleri' ne oldugunu.Ve 'ulasmak' istedikleri 'hedef' herkesin dedigi yatta düsündügü gibi 'yobazlasma' veya demokratiklesme mi olacagini.
Hepsi spekulasion ve beyin oyunlari.
ben sadece birtek seyi biliyorum:Eski sistemin ve 'derin devletlerin' bitmesini istiyorum!
Sipahi;
Bir kac sayfa evvel "türbani" savundugum icin bana "araplarin vs" yüzünü tuttular...simdi sen bana "sözde laikcilerin" yüzünü tutuyorsun...
Aslinda su "bölüm" gösteriyor ki; gencler olarak henüz "olgunlasmada" tökezliyoruz...
Syg.
Ben baska birsey ifade etmek istedim ama senide iyi anladim ve haklisin. Hedefe ulasmak icin her dalavereyi yaparim demek etik degil. Benim felsefemde "Der Weg ist das Ziel" dir.
Benim y.a yazdigmin manasi kimligin degil icraatin önemli oldugu. Osmanlinin basarilarindan biri buydu. Yabanci dinden Insanlara karsi adildiler. Eyer bir hyristiyan bana mesela bir müslümandan daha adil davrancaksa basimda olmasindan hic kocunmam.
"Iyliklerinizle yarisin" diye yazar!
Adalet her varligin temel hakkidir. Onda sana katiliyorum. Beni rahatsiz eden husus sudur: Eyyamciligin ve oportünizm "cici" olarak lanse edilmesi.
Yoksa insanlarin inanclari geregi "yasamalari" ve "uygulamalari" degil...
yerlianadolulu
21.01.08, 02:16
Er muss es. Sonst wird er auf demokratisch e Art abgestraft und abgewählt.
Glaubst du nicht, als Gegner sunntisch konservativer Parteien, dass kluge Wählerinnen eigentlich das Beste gegen Stimmenfänger sind, die es auf dumme Bürger abzielen, wie du es und andere Oppositionelle der AKP vorwerfen? Es könnte euch doch, wenn eure Vorwürfe Wahr wären, nichts besseres passieren das sich Frauen mit Koptüchern an Unis bilden. Die könnte man weder mit dem kopftuch Thema einfangen, noch leeren Versprechungen.
Wenn ich wüsste, dass die sunnitschen oder auch schiitischen konservativen Parteinen (gibts ja bei uns in der TR nicht) nicht in ein "Gottesstaat" führen, dann hätte ich keine probleme und währe auch kein Gegner.
Solange diese Partein sich im System bewegen, zähle ich mich nicht als Gegner. Gegner hört sich für mich etwas zu radikal an und deshalb möchte ich es etwas differenzieren und sagen, dass ich sie nicht besonders mag.
Wenn ich wüsste, dass Frauen mit "Türban" (schreibe bewust "Türban" und nicht Kopftuch, weil ich unter Kopftuch etwas anderes verstehe) die in die Unis gehen sich was ändern würde, so würde ich nichts dagegen haben.
Leider ist es doch oft so, dass die Leute einer Strömung gefangener ihrer eigenen Ideologie sind und nicht rauskommen. Ich labber nicht so daher, sonder habe es oft gesehen und auch gehört, dabei ist es ziemlich egal ob es linksextrem, links , rechts, rechtsextrem oder religiös, religiösextrem sind.
Ich habe Pkk-Anhänger bis hin zu den Nurcu kennegelernt und kann das wirklich behaupten.
Leute die aus der Reihe tanzen werden bei uns (türken), aber nicht nur bei uns schon mal so eben umgelegt.
Leider mussten wir und ich die Erfahrung machen, dass die Frauen mit "Türban" druck auf nicht Träger machen. Diese unschönen Sachen habe ich mit eigenen Augen und Ohren gesehne und gehört und ich habe wirklich keine Lust unter diesem druck zu leben. Ich möchte nicht sagen, dass alle so sind aber es gibt eine Tendez zu mehr Islam (ist ja nicht verwerflich) und Islamismus (ist wirkich nicht schön).
Ich möchte ja auch nur, dass wir alle friedlich leben.
Da gibt es noch was wichtiges. Ein User hat etwas über derin devlet geschrieben. Ich möchte nicht in die Details, welche politische Richtung in dieser Hinsicht besonders weit gegangen ist (gehe nicht darauf ein, weil ich irgentwo, wenn auch etwas entfernt sympatisiert haben). Jedoch kann man, wenn man die weltweiten politische Ereignise sieht und 1 und 1 zusammenzählt sagen, dass die "Islamisierung" der Türkei nicht nur aus der Türkei vorangetrieben wird. Auch hier gehe ich nicht in Details.
Hiermit möchte ich dir sagen, dass auch nicht du irgenwann vor den Türmerhaufen deines eigenen politischen Glaubens (hier meine ich nicht Islam sondern die politische Richtung, der du anhängst) stehst wie die andern.
Man sollte immer genau schauen und immer sehr skeptisch sein.
Ich kann dir von mir sagen, das ich heute keiner Partei und auch vielen Insitutionen in der TR so richtig Traue.
Es ist nicht leicht und sehr schmerzlich aber damit muß ich leben.
Das Alte, Neue Testament und ältere Vorgänger sind die ersten Regeln und Gesetze die die Menschen sich auferlegt haben, um das miteinander zu Regeln. Alles fusst auf diese Regeln. Und du meintest ja, der Koran würde ähnliches enthalten wie die Thora und die Bibel, und das sei ein widerspruch im Koran. Das ist es eben nicht. Der Koran sagt ja selbst, dass es eine Fortsetzung ist, die die menschlischen "korrekturen" der früheren Überlieferungen wieder aufhebt. Ob das alles von Menschen geschrieben wurde, oder von einem höheren Wesen herabgesandt, will ich nicht diskutieren. Das ist jedem selbst überlassen. Ich nehme es in beiden Fällen ernst. Ich habe mich nach dir gerichtet, in meiner Ausführung.
Die Gebote sind ein Meillenstein der Menschheit. Stell dir vor das alles hätte es nicht gegeben. Wie sähe es aus? Jeder würde jeden beklauen dürfen, die Frau ausspannen etc. Nur mal so einige Beispiele von Hunderten die man anführen könnte. Also würde Anarchie und Gesetzlosigkeit herrschen.
Ich hasse es über solche komplexen Themen, die Tausende Bücher füllen, mit einpaar Sätzen zu besprechen. Also schluss damit. Ich bin selber Schüler in diesen Themen und möchte nicht hier als Lehrer auftreten.
Nun ich meinte mehr die Unstimmigkeiten in den Heiligen Bücher aber ich möcht jetzt kein ideologischen Streit vom Zaun brechen und werde auch diesem Thema nicht öffentlich verteifen.
Jedoch möchte ich zu den Meillenstein der Menschheit noch sagen.
Es gab auch vor der Tora usw. Religon und Gesetzte (auch geschrieben).
Ich nenne nur z.B Gilgamesch-Epos, die vielen Texte der Summerer, Ägypter (bei Türken gab es die Tengri-Religion) usw. Es lohnt sich auch die Gesetzteswelt der Hittiter mit der heutigen "modernen" (im sinne von neu) Gestzte zu vergleichen. Du wirst sehen, das es viele Gemeinsamkeiten gibt. Vergeiche auch mal die assyrischen Gesetzte mit den der "islamischen" (meine mehr die waahabiten).
Ich nenne nur z.B Gilgamesch-Epos, die vielen Texte der Summerer, Ägypter (bei Türken gab es die Tengri-Religion) usw.
Nur Kurz:
Die kenne ich auch alle. Die Schriften von Hammur-Abi(auf Tontafeln geschrieben. Hamur!!! ;) ) Damit meinte ich die Vorgänger. Ich kenne da noch mehr Sachen, habe mich damit lange befasst. Die 10 Gebote auf alttürkisch z. B die etwas ganz eigenständiges sind.
Da gibt es noch sehr viel zu entdecken.
Önkuzu,anliyorum da-ama simdiye kadar 'laiklik' diye demokrasi'nin ve millet'in irzina gecenlerden biktik.Buna da pek 'etik' denilmez,yani.
Dinsizin hakkindan dinli gelir belkide...
Hic kimse garantili söyleyemez bu iktidar'daki partililerin 'hedefleri' ne oldugunu.Ve 'ulasmak' istedikleri 'hedef' herkesin dedigi yatta düsündügü gibi 'yobazlasma' veya demokratiklesme mi olacagini.
Hepsi spekulasion ve beyin oyunlari.
ben sadece birtek seyi biliyorum:Eski sistemin ve 'derin devletlerin' bitmesini istiyorum!
Derin devlet yokmu su an? (bkz = Hrant Dink)
Bizde anti-laikci, anti-demokratik seriyatcilarin bu ülkenin bir bir icine etmesinden biktik. Bu ülkeyi teker teker satmalarindan biktik.
Ayrica hic biseye yaramaz ya yalakalik yapan, yada kendi icinde birbirinle kavga eden "1 kurus" etmez muhalefetten biktik.
Evet biz "dinsiziz". Nasilda cözdün hemen. Ha bide "Pseudo-Kemalistiz"...nasil biseyse artik o...eski Atari oyunlarindan cikma bi kahramanmi? :D
Siz kendiniz kandirmaya bakin, AKP yi destekleyin.
Sütten cikmis Ak-Partililer! :D
Bizde anti-laikci, anti-demokratik seriyatcilarin bu ülkenin bir bir icine etmesinden biktik. Bu ülkeyi teker teker satmalarindan biktik.
Nezamandan beri? Devlet Kazan ben Kepce mantigini kim üretti? Adamlar simdiye kadar "bir bir" bitirmedi.. ikiser ücer götürdüler!
80 Yil kicini oynatma, ülkeyi batir.. simdi 5-6 yilda basari bekle.. oh iyi valla.
Siz kendiniz kandirmaya bakin, AKP yi destekleyin.
Sütten cikmis Ak-Partililer! :D
Kendini kandiran yok.. Millet memnun.. aldigi oylarina bidaha bak, ondan sonra "sizden" "bizden" bahsedelim.... sizi bizi mi kalmis bu isin daha? Caglayana cikan üc bes kisiyi mi düsünelim.. isteyen yine oynasin Balesini.. millet isine bakiyor.
Kendini kandiran yok.. Millet memnun.. aldigi oylarina bidaha bak, ondan sonra "sizden" "bizden" bahsedelim.... sizi bizi mi kalmis bu isin daha? Caglayana cikan üc bes kisiyi mi düsünelim.. isteyen yine oynasin Balesini.. millet isine bakiyor. Illaki Millet hak ettigi hükümeti buldu. Ülkeyi karis karis yabanciya satan hükümet belli, onu iktadara getiren halk da belli. Anlayacagin ici bosalmis veya bosaltilmis halkin, kendisi gibi ici bos olan siyasi bir iradeyi secmesini gayet normal karsilamak gerekir.
Illaki Millet hak ettigi hükümeti buldu. Ülkeyi karis karis yabanciya satan hükümet belli, onu iktadara getiren halk da belli. Anlayacagin ici bosalmis veya bosaltilmis halkin, kendisi gibi ici olan siyasi bir irade secmesini gayet normal karsilamak gerekir.
Manchmal könnte ich Dich verprügeln und manchmal einfach knuddeln! Ey, Taycu, nesin sen yahu? :)
:nurdinilu:
Illaki Millet hak ettigi hükümeti buldu. Ülkeyi karis karis yabanciya satan hükümet belli, onu iktadara getiren halk da belli. Anlayacagin ici bosalmis veya bosaltilmis halkin, kendisi gibi ici bos olan siyasi bir iradeyi secmesini gayet normal karsilamak gerekir.
Aynen! :)
Inadina AKP = bizim ülkedeki demokrasi anlayisi ;) :D
Nezamandan beri? Devlet Kazan ben Kepce mantigini kim üretti? Adamlar simdiye kadar "bir bir" bitirmedi.. ikiser ücer götürdüler!
80 Yil kicini oynatma, ülkeyi batir.. simdi 5-6 yilda basari bekle.. oh iyi valla.
Kendini kandiran yok.. Millet memnun.. aldigi oylarina bidaha bak, ondan sonra "sizden" "bizden" bahsedelim.... sizi bizi mi kalmis bu isin daha? Caglayana cikan üc bes kisiyi mi düsünelim.. isteyen yine oynasin Balesini.. millet isine bakiyor.
"Siz, biz" (kimse artik bunlar :D ) olayina sipahi denen arkadas girdi. Benim cevabimda ona ve onun gibi düsünenlere. Tabiki herkesin kendine göre düsüncesi vardir. Kendine göre görüsü vardir. Halka odun, altin ve yemek icin biseyler verip, onlarin oyunu satin almakta, ne kadar etiktir halka yönelik oda tartisilir. Ya neyse o konulara girmeyelim.
Bana sorarsan darbeler sonucu hep kötü yönetimler olustu. Tam adam gibi politika var derken, gene darbe olmus. Ve 80den sonra zaten hic bisey düzelemiyor, zorda düzelir. (Gerci Menderes yönetimi konusunda askere hak taniyabiliriz. Ama idam konusunda, hayir.)
Ayrica AKPyi söyle elestirirler "IMFden hep borc aliyorlar" diye...Ecevitide böyle elestirmislerdi son döneminde. Ama Kenan Evrenin IMF ile yaptigi bi anlasmayi gören yok. Anlasma söyle, "Türkiye her yil IMFden borc almak zorunda. Gereksede, gerekmesede."
Ama tartiya AKPnin yaptigi dogrularla yanlislarla görünce. Yanlislar baya agir basiyor. NE YAZIKKI.
"Önceleride böyleydi, bunlarda böyle ne yapsinlar." demekte cok sacma. "Madem yapamiyorlar gitsinler", derim bende. Bu halk onlara o kadar oy verdiyse, bi umudu var demektir. Halk istikrardan yanayadir. Herseye ragmen.AKPye 2. sans tanindi. Bi dahaki secime kadar bahaneleri olamaz sanirim.
Ülkeyi karis karis yabanciya satan hükümet belli, onu iktadara getiren halk da belli.
Billige Probaganda! Ülkeyi (Toprak) saten yok.. yabanci Sermaye nezamandan beri yanlis birsey?
Sen asil OYAK i satanlara hesap sor... buna ne demeli? Hani ülke satilmazdi? Özellikle OYAK cok hassas bir konuyudu.
Anlayacagin ici bosalmis veya bosaltilmis halkin, kendisi gibi ici bos olan siyasi bir iradeyi secmesini gayet normal karsilamak gerekir.
Valla seni bilmem ama benim Asagilik kompleksim yok! Benim Milletim sandiginiz gibi ne SALAK nede APTAL... Oyunu da adamina göre verir.
Tekrar ediyorum.. Milleti böyle salak yerine koya koya bu hale geldiler.. daha da beter olacaklar, hep beraber izleyelim!
Manchmal könnte ich Dich verprügeln und manchmal einfach knuddeln! Ey, Taycu, nesin sen yahu? :)
:nurdinilu:
War das knuddeln oder verprügeln?
Erkläre mir mal was wirtschaftlicher ist!
Wieso hat sich Deutschland von seiner Post getrennt und in anderen Branchen dasselbe.. also Privatisiert.
Du findest es also gut wenn 20 Mann eine Tätigkeit ausführen, wo effektiv gesehen 10 es auch tun könnten?
Valla seni bilmem ama benim Asagilik kompleksim yok! Benim Milletim sandiginiz gibi ne SALAK nede APTAL....
O zaman ben aptal ve salagim ve önümüzdeki hafta hepimiz Bor-Seyhi cikacagiz.
Var misin iddasina.....????
Özellestirme ve yabanci sermaye ayri konulardir.
Türkiyede son 5 yildla bir cok firma satildi. Dogal olarakta bu yüzden sicak para dolasimda. Bu ekonomiyi "güzel" gösterir, evet. Ama öyle degil ne yazikki. "Sicak para" bugün var, yarin yok...peki gelecekte neyi satacagiz, satacak bisey kalmayinca?
Ayrica son 5 yilda Türkiyenin borsasida 70%e kadar yabancilarin eline gecti. Benim halkim peki bundan ne kazaniyor? Nerede AKPnin "Halkcilik-Politikasi"?
War das knuddeln oder verprügeln?
Mal so mal so.
Erkläre mir mal was wirtschaftlicher ist!
Wieso hat sich Deutschland von seiner Post getrennt und in anderen Branchen dasselbe.. also Privatisiert.
Du findest es also gut wenn 20 Mann eine Tätigkeit ausführen, wo effektiv gesehen 10 es auch tun könnten?
Das Problem ist leider weit komplexer bei Investitionen, die eine Lebensdauer von bis zu 150 Jahren haben (Wasserrohre). Die Investition, die Du heute nicht machst, ist bares Geld am Geschäftsjahresende. Das nennt man wirtschaftliches Arbeiten.
Das Problem ist, dass diese fehlende Investition in 5-10 Jahren um ein vielfaches teurer auf Dich zurückkommen kann.
Die deutsche Industrie hat in den 70'ern ähnliche Fehler gemacht und Forschungsabteilungen wegrationalisiert. Bares Geld und hohe Aktienkurse waren das Resultat. Jetzt aber, 30 Jahre später, haben wir das Problem, das kaum noch wirklich neues aus Deutschland kommt. Die Kluft zwischen den Ländern wird schmaler.
Was GRUNDBEDÜRFNISSE angeht (Wasser, Müllabfuhr, Energie, Gesundheit, Bildung) muss man sich verdammt genau überlegen, WAS man privatisiert.
Özellestirme ve yabanci sermaye ayri konulardir.
Türkiyede son 5 yildla bir cok firma satildi. Dogal olarakta bu yüzden sicak para dolasimda. Bu ekonomiyi "güzel" gösterir, evet. Ama öyle degil ne yazikki. "Sicak para" bugün var, yarin yok...peki gelecekte neyi satacagiz, satacak bisey kalmayinca?
Ayrica son 5 yilda Türkiyenin borsasida 70%e kadar yabancilarin eline gecti. Benim halkim peki bundan ne kazaniyor? Nerede AKPnin "Halkcilik-Politikasi"?
Immer dieselbe Laier... ich sagte ja, ihr verkauft die Leute für dumm und dämlich...
Auszug;
In Belgien und Finnland lag der Anteil bei rund 50%, in den Niederlanden sogar über 65%. Französische und spanische Aktien waren zu rund 35% im Auslandsbesitz. Österreich 45%, Deutschland 20%
Wie war das nun mit dem Problem?
Was Wolf als Einwände bringt hat zumindest Hand und Fuss...
Das Problem ist leider weit komplexer bei Investitionen, die eine Lebensdauer von bis zu 150 Jahren haben (Wasserrohre). Die Investition, die Du heute nicht machst, ist bares Geld am Geschäftsjahresende. Das nennt man wirtschaftliches Arbeiten.
Das Problem ist, dass diese fehlende Investition in 5-10 Jahren um ein vielfaches teurer auf Dich zurückkommen kann.
Die deutsche Industrie hat in den 70'ern ähnliche Fehler gemacht und Forschungsabteilungen wegrationalisiert. Bares Geld und hohe Aktienkurse waren das Resultat. Jetzt aber, 30 Jahre später, haben wir das Problem, das kaum noch wirklich neues aus Deutschland kommt. Die Kluft zwischen den Ländern wird schmaler.
Grob gesehen hast du recht... teilweise zumindest.
Aber die Telekom hat nun Konkurrenz, und der Ausbau und die Moderniesierung geschieht im eigenen Interesse.
Als Staat mit einem Monopol wohl nicht der Fall oder? Da passieren genau die Dinge die du vorzeigst... am falschen Ende sparen was am Schluss teuer zurückkommt.
Was GRUNDBEDÜRFNISSE angeht (Wasser, Müllabfuhr, Energie, Gesundheit, Bildung) muss man sich verdammt genau überlegen, WAS man privatisiert.
Ich denke eher an "wen" man privatisiert.. Mehr Ausbeute als es früher gegeben hat (als Beamter) kann ich mir nicht vorstellen.
Billige Probaganda! Ülkeyi (Toprak) saten yok.. yabanci Sermaye nezamandan beri yanlis birsey? Billige propagandaymis! Teslim olmus bir zihniyet icin hersey kuru propagandadir zaten. Türk ulusun bagimsizligi icine sindirememis kücük beyinler, simdilerde liberal demokrat olmakla övünür. Yalakakligi mesken tutup ahkam keser. Beyin ve zihiniyet tasfiye edilince yönetmeside amenna cok kolay olur, hep beraber gördügümüz gibide kolay zaten.
Valla seni bilmem ama benim Asagilik kompleksim yok! Benim Milletim sandiginiz gibi ne SALAK nede APTAL... Oyunu da adamina göre verir. Türk Milletinin %47 oyunu sütcü imam Tayyip efendiye oy verdi. Simdiki basbakan olsa olsa Imam olur. Bir imami baskabakan yapan halkin %47 sini, hangi akla hizmetle böyle bir tutum icine girdiginin muhasebesini elbette yapilir ve yapilacakta.
Tekrar ediyorum.. Milleti böyle salak yerine koya koya bu hale geldiler.. daha da beter olacaklar, hep beraber izleyelim! Ben sabah aksam tekrar ediyorum, etmedende bikmayacagim. Milleti salak yerine koyan iktidar ve yandaslar. Elbette % 47 lik, siyasi tutumu, yanlis ise. Ki öyle, dile getireceksin. Yapilan yanlisin ismini anacaksin!
Immer dieselbe Laier... ich sagte ja, ihr verkauft die Leute für dumm und dämlich...
Auszug;
Wie war das nun mit dem Problem?
Was Wolf als Einwände bringt hat zumindest Hand und Fuss...
Denkst du das in der Türkei alle Wirtschafts-Professoren sind oder was?
In der Türkei leben über die Hälfte Leute die grad mal mit ihrem Geld leben können, eine große Prozentzahl davon sind Leute die unter der Armutsgrenze leben.
Was verstehen diese Leute von Politik oder Wirtschaft?
Jeder hat halt seine Seite. Wenn z.B. Erdogan populistisch daher kommt, wird er halt gewählt.
In der Türkei ist Politik nicht wie in anderen Ländern. In der Türkei ist das reinstes Populismus. Z.B. sprechen die Deutschen über "Energiesparmaßnahmen", "Weltklima" usw. über Sachen mit denen man den Menschen, Gesellschaft und der Welt Nützlich sein könnte.
Über was wird bei uns debatiert?
"Kopftuchverbot", "Schon wieder wird eine Partei geschlossen, weil sie keine Ahnung von Politik hat"...usw.usw. Bei uns haben Parteien eine mind. Alter von 1-2 Jahren. Manche setzten sich halt durch. Außer Atatürks Partei CHP, die gibts halt seit langem. (Onunda icine edecekler ya yakinda neyse. Bakiniz son genel secim icin toplantida cikan kavgalar. Rezillik ya.)
Ich halte die Leute nicht für dumm und dämlich. Das ist halt nun die Wahrheit der Türkei. Ich bin Staatsbürger eines Landes wo die Jugend von der Politik ferngehalten wird. Seit dem 80er Militärputsch. In allen "großen" Parteien gibt es sehr schwere Hürden um überhaupt in die Partei reinzukommen. Ein "Obama" wird es in der Türkei niemals geben. Solange die Oldies nicht weg sind haben junge Leute keine Chance in der Politik.
In der Türkei haben Leute wenig Ahnung von der Politik. In den Unis haben die Jugendlichen dagegen sehr viel Ahnung. Aber ob das Ironie ist oder was anderes kann ich nicht wissen. Genau diese Gruppe, trifft z.Z. diese KT-Debatte zu.
In den Unis gibt es viel mehr die gegen die AKP-Regierung sind, als in den anderen Gruppen der Gesellschaft. Aber auch diese Gruppe könnte man beeinflussen. Hat das AKP z.Z. vor? Oder doch nur "Freiheit"?
Ben sabah aksam tekrar ediyorum, etmedende bikmayacagim. Milleti salak yerine koyan iktidar ve yandaslar. Elbette % 47 lik, siyasi tutumu, yanlis ise. Ki öyle, dile getireceksin. Yapilan yanlisin ismini anacaksin!
Iste, budur!
Billige propagandaymis! Teslim olmus bir zihniyet icin hersey kuru propagandadir zaten. Türk ulusun bagimsizligi icine sindirememis kücük beyinler, simdilerde liberal demokrat olmakla övünür. Yalakakligi mesken tutup ahkam keser. Beyin ve zihiniyet tasfiye edilince yönetmeside amenna cok kolay olur, hep beraber gördügümüz gibide kolay zaten.
Kedi uzanamadigi cigere Mundar dermis!
Birden Teslimiyetci oldu millet.. Bati Bati diye hayran kaldiginiz ülkeleri isinize geldimi Örnek, isinize gelmedimi teslimiyetci olarak gösteriyorsunuz!
Türk Milletinin %47 oyunu sütcü imam Tayyip efendiye oy verdi. Simdiki basbakan olsa olsa Imam olur. Bir imami baskabakan yapan halkin %47 sini, hangi akla hizmetle böyle bir tutum icine girdiginin muhasebesini elbette yapilir ve yapilacakta.
Hangi Cüretle? Aldiginiz %20 ile mi? Diyelim MHP secime girmedi.. aldigi %14 sence nereye akacakdi? DSP birlesmesi olmasaydi, sence baraji asacakmiydi CHP? Bu durumda hangi yüzle hesap sormaya kalkiyorlar.. Babalarinin Dükkanimi Türkiye?
Ben sabah aksam tekrar ediyorum, etmedende bikmayacagim. Milleti salak yerine koyan iktidar ve yandaslar. Elbette % 47 lik, siyasi tutumu, yanlis ise. Ki öyle, dile getireceksin. Yapilan yanlisin ismini anacaksin!
Istedigin kadar dile getrirp anabilirsin! Fazlasi zaten ellerinden gelmiyor, ancak laf salatasi! Sayin Baykal baska bir mok beceremez zaten.
Kimse Tayip mükemmel demiyor... ama alternativi yok adamin.. elestirecegine önce adam akilli alternativ sunun!
Arabasi olmadan "Senin araban bi ise yaramaz.. bak hertarafi dökülüyor" diyene "Ulan senin elinde hic yok ya" demezlermi adama?
Aynen! :)
Inadina AKP = bizim ülkedeki demokrasi anlayisi ;) :D
"Siz, biz" (kimse artik bunlar :D ) olayina sipahi denen arkadas girdi. Benim cevabimda ona ve onun gibi düsünenlere. Tabiki herkesin kendine göre düsüncesi vardir. Kendine göre görüsü vardir. Halka odun, altin ve yemek icin biseyler verip, onlarin oyunu satin almakta, ne kadar etiktir halka yönelik oda tartisilir. Ya neyse o konulara girmeyelim.
Bana sorarsan darbeler sonucu hep kötü yönetimler olustu. Tam adam gibi politika var derken, gene darbe olmus. Ve 80den sonra zaten hic bisey düzelemiyor, zorda düzelir. (Gerci Menderes yönetimi konusunda askere hak taniyabiliriz. Ama idam konusunda, hayir.)
Ayrica AKPyi söyle elestirirler "IMFden hep borc aliyorlar" diye...Ecevitide böyle elestirmislerdi son döneminde. Ama Kenan Evrenin IMF ile yaptigi bi anlasmayi gören yok. Anlasma söyle, "Türkiye her yil IMFden borc almak zorunda. Gereksede, gerekmesede."
Ama tartiya AKPnin yaptigi dogrularla yanlislarla görünce. Yanlislar baya agir basiyor. NE YAZIKKI.
"Önceleride böyleydi, bunlarda böyle ne yapsinlar." demekte cok sacma. "Madem yapamiyorlar gitsinler", derim bende. Bu halk onlara o kadar oy verdiyse, bi umudu var demektir. Halk istikrardan yanayadir. Herseye ragmen.AKPye 2. sans tanindi. Bi dahaki secime kadar bahaneleri olamaz sanirim.
son cümleni ele alirsak,o konuda fazla umutlu degilim acikcasi.
anamuhalefet partisinin bazi "hashas" konulardaki kati tutumu degismedikce ve "laiklik elden gidiyor/iranlasiyoruz" edebiyatini sürdürdükce, maalesef AKp kacinilmaz olarak yüce milletimizin tevecühünü görür.
ha,bu 5asagi 5yukari olur, o ayri konu.
bu kompleksli tutumu AKp kurmaylari cok iyi bir sekilde kendi lehine cevirebiliyorlar.
bahs ettigin bahaneleri azgariye indirmek adina,MHP "yerinde"olan stratejik bir siyaset izliyor.
o nedenle MHP ye yapilan elestirilere saygi duyuyorum ancak anlamakta zorluk cekiyorum!!
aldigimiz duyumlardan da, AKP liler bundan dolayi, öyle bir cok kisinin düsündügü gibi aksine,rahatsiz olmaya baslamis bile!
malum,yerel secimleri sonbahar da gerceklestirme hesaplari ve büyük hedefleri var AKP nin!
eger,mart ayindaki CHP kongresine"baykal la devam" karari cikarsa,buna sanirim en cok RTE sevinecektir.zaten bunu acik acik da söylemekten kacinmiyor!
ancak CHP, "azicik" da olsa samimi dindar vatandaslarimizi kucakliyacak bir siyaset güdebilse,AKP nin tekrar öyle "tavan" yapmasi hicte kolay olmayacak!
ancak baykalin meclis gurubundaki "türkiye de türban sorunu yoktur"ifadesi,CHP nin ülke gerceklerinden ne kadar uzak oldugunu tekrar göstermistir!
peki CHP bu felsefeyle,muhafazakar kitle den ne kadar tevecüh görebilir?
MHP den umutluyum bu konuda.
birde güclü bir ekiple DP,ki ülke siyasetine faydali olur,yola bas koysa,
türkiye nin siyasi aritmetigi tekrar bir "düzene" girmis olur!
AKp su an ne kadar güclü olursa olsun,hükümetler gelip gecicidir ve ebedi degildir.
40-45% lik anap veya dYP hükümetleri de bu ülkeyi yönetmisti!sonrasi malum.....
Denkst du das in der Türkei alle Wirtschafts-Professoren sind oder was?
In der Türkei leben über die Hälfte Leute die grad mal mit ihrem Geld leben können, eine große Prozentzahl davon sind Leute die unter der Armutsgrenze leben. Was verstehen diese Leute von Politik oder Wirtschaft?
Das ist ja das Problem.. und weil unsere Leute kein Geld und keine Ahnung haben investieren sie wenig bis garnicht in Aktien. Zinsen sind eher beliebter.
Wer soll nun die wirtschaft ankurbeln? Woher soll das geld kommen wenn nicht von ausländischen Investoren? Wieso ist das nur in der Türkei Landesverrat?
Mersinlidost
21.01.08, 15:09
Özellestirme ve yabanci sermaye ayri konulardir.
Türkiyede son 5 yildla bir cok firma satildi. Dogal olarakta bu yüzden sicak para dolasimda. Bu ekonomiyi "güzel" gösterir, evet. Ama öyle degil ne yazikki. "Sicak para" bugün var, yarin yok...peki gelecekte neyi satacagiz, satacak bisey kalmayinca?
Ayrica son 5 yilda Türkiyenin borsasida 70%e kadar yabancilarin eline gecti. Benim halkim peki bundan ne kazaniyor? Nerede AKPnin "Halkcilik-Politikasi"?
Also ! Bevor du weiterhin dein Grundschulniveau für " Sandkastenwirtschaftswissensch aften" hier mit klugscheisserischer Besserwisserei ausbreitest und dein Land mit Verschwörungstheorien bekleckerst, solltest du dich doch lieber mit der freien Marktwirtschaft und ihrer Philosophie ausseinandersetzen.
Ne olmus borsa yabancilarin elindeyse ? Wenn unsere Kasten-Kemalisten zu blöd dazu wahren, ihr Volk darauf vorzubereiten, dann müssen sie damit leben, dass ausländiches Kapital dem Volk den jeweiligen Wohlstand bringt.
Üstelik bizimkilerde yurtdisinda( Ülker-pro AKP Unternehmen!)yatirim yapiyorlar. Las mich nicht lügen?Ülker hat für über 800 Millionen Doller? Euro den Belgischen riesen Gil....?aufgekauft! Und sollen die etwa wie die vorgängerregierungen auf den türkischen Wirtschaftsengel-Gott warten, bis mann reagiert?
senin anlatigin Borsa 2001 de 7700 Puanla ancak Afrika ülkelerle rekabete giriyordu. AKP nin döneminde, buda 5 -6 sene icinde 56000 yükseldi.
das Volk spürt in allen Bereichen diese Veränderung.
Nur die Kasten-Kemalisten fühlen sich bedroht, da sie jetzt wie bisher nicht ihre Privilegien auf Kosten der Bevölkerung ausleben können, dank der AKP.
Merak etme AKP bu ülkeyi Bütün pisliklerden kurtaracaktir.
Die Geschichte ist mit der Lüge infiziert wie eine Hure mit der Syphilis [Schopenhauer)
son cümleni ele alirsak,o konuda fazla umutlu degilim acikcasi.
anamuhalefet partisinin bazi "hashas" konulardaki kati tutumu degismedikce ve "laiklik elden gidiyor/iranlasiyoruz" edebiyatini sürdürdükce, maalesef AKp kacinilmaz olarak yüce milletimizin tevecühünü görür.
ha,bu 5asagi 5yukari olur, o ayri konu.
bu kompleksli tutumu AKp kurmaylari cok iyi bir sekilde kendi lehine cevirebiliyorlar.
bahs ettigin bahaneleri azgariye indirmek adina,MHP "yerinde"olan stratejik bir siyaset izliyor.
o nedenle MHP ye yapilan elestirilere saygi duyuyorum ancak anlamakta zorluk cekiyorum!!
aldigimiz duyumlardan da, AKP liler bundan dolayi, öyle bir cok kisinin düsündügü gibi aksine,rahatsiz olmaya baslamis bile!
malum,yerel secimleri sonbahar da gerceklestirme hesaplari ve büyük hedefleri var AKP nin!
eger,mart ayindaki CHP kongresine"baykal la devam" karari cikarsa,buna sanirim en cok RTE sevinecektir.zaten bunu acik acik da söylemekten kacinmiyor!
ancak CHP, "azicik" da olsa samimi dindar vatandaslarimizi kucakliyacak bir siyaset güdebilse,AKP nin tekrar öyle "tavan" yapmasi hicte kolay olmayacak!
ancak baykalin meclis gurubundaki "türkiye de türban sorunu yoktur"ifadesi,CHP nin ülke gerceklerinden ne kadar uzak oldugunu tekrar göstermistir!
peki CHP bu felsefeyle,muhafazakar kitle den ne kadar tevecüh görebilir?
MHP den umutluyum bu konuda.
birde güclü bir ekiple DP,ki ülke siyasetine faydali olur,yola bas koysa,
türkiye nin siyasi aritmetigi tekrar bir "düzene" girmis olur!
AKp su an ne kadar güclü olursa olsun,hükümetler gelip gecicidir ve ebedi degildir.
40-45% lik anap veya dYP hükümetleri de bu ülkeyi yönetmisti!sonrasi malum.....
CHPnin sorunu laiklik elden gidiyor filan degil. CHPnin bas sorunu Baykaldir. 2. sorunu kendi icindeki politikadir.
MHP iktidardayken, "Öcalani asmadi" diye bir cok oy kaybetti. Bu oylarin büyük bi bölümünün AKPye kaydigi bi gercek. MHPyi barajdan bile gecirememekle büyük bi tokat atmisti MHPye halk (veya fasistler). MHP ciddi politika degisikliklerine gitdi. Kendi icindeki sorunlari haletti, siki ve ciddi durusla bidaha girdiler secime. Bu sefer, bana göre CHPdende basarilidilar.
CHP ise su an ayni sorunu yasiyor. Ayni "tokat"i CHP yedi. Özellikle sol kesim, baska partilere oyunu verdi. Bunun icinde AKPye verende oldu. CHPde kalanlar ise, tamamen köklü babadan, dededen kalma CHPcilerdir. Onlarinda cogunun politikayla alakasi yok. Ama CHPnin icinde sadece "Pseude-Kemalist" dedigimiz kesim yok. Özellikle Sosyal demokratlar, Cumhuriyetciler, Sol demokratlar ve tabikide Atatürkcüler var. Öyle bos adam yok yani aslinda. Ama Baykal koltuk sevdasinda vaz gecmedigi sürece, CHP assagiya dogru ucmakta devam eder, bunada "son" demez.
MHPnin secimden önceki politikasi farkliydi, su anki politikasi farkli. Su an ne yapmak istediklerini anlamiyorum. Iyice duruslarini kaybettiler.
CHPnin bir baska büyük sorunu ise, eskisi gibi halkin icine son noktalarina kadar inmemesidir. Özellikle doguda, kürt kökenli vatandaslarimizin bol oldugu bölgeye girmiyorlar veya girdirmiyorlar, yada giremiyorlar...artik neyse...ama Antepten doguya dogru gittikce oylarda yok olmaya basliyor CHP icin...
AKP gibi her köyde bi parti binalari yok. AKP bu konuda halkin bütün kesimlerine yanasabilyiorlar.
CHPnin dindarlarla yada halkla o kadar sorunu yok aslinda, CHPnin en büyük sorunu "icindeki Isvicreliler"! :D
Buda iste halka ters tepiyor dogal olarak!
son cümleni ele alirsak,o konuda fazla umutlu degilim acikcasi.
anamuhalefet partisinin bazi "hashas" konulardaki kati tutumu degismedikce ve "laiklik elden gidiyor/iranlasiyoruz" edebiyatini sürdürdükce, maalesef AKp kacinilmaz olarak yüce milletimizin tevecühünü görür.
ha,bu 5asagi 5yukari olur, o ayri konu.
bu kompleksli tutumu AKp kurmaylari cok iyi bir sekilde kendi lehine cevirebiliyorlar.
bahs ettigin bahaneleri azgariye indirmek adina,MHP "yerinde"olan stratejik bir siyaset izliyor.
o nedenle MHP ye yapilan elestirilere saygi duyuyorum ancak anlamakta zorluk cekiyorum!!
aldigimiz duyumlardan da, AKP liler bundan dolayi, öyle bir cok kisinin düsündügü gibi aksine,rahatsiz olmaya baslamis bile!
malum,yerel secimleri sonbahar da gerceklestirme hesaplari ve büyük hedefleri var AKP nin!
eger,mart ayindaki CHP kongresine"baykal la devam" karari cikarsa,buna sanirim en cok RTE sevinecektir.zaten bunu acik acik da söylemekten kacinmiyor!
ancak CHP, "azicik" da olsa samimi dindar vatandaslarimizi kucakliyacak bir siyaset güdebilse,AKP nin tekrar öyle "tavan" yapmasi hicte kolay olmayacak!
ancak baykalin meclis gurubundaki "türkiye de türban sorunu yoktur"ifadesi,CHP nin ülke gerceklerinden ne kadar uzak oldugunu tekrar göstermistir!
peki CHP bu felsefeyle,muhafazakar kitle den ne kadar tevecüh görebilir?
MHP den umutluyum bu konuda.
birde güclü bir ekiple DP,ki ülke siyasetine faydali olur,yola bas koysa,
türkiye nin siyasi aritmetigi tekrar bir "düzene" girmis olur!
AKp su an ne kadar güclü olursa olsun,hükümetler gelip gecicidir ve ebedi degildir.
40-45% lik anap veya dYP hükümetleri de bu ülkeyi yönetmisti!sonrasi malum.....
CHPnin sorunu laiklik elden gidiyor filan degil. CHPnin bas sorunu Baykaldir. 2. sorunu kendi icindeki politikadir.
MHP iktidardayken, "Öcalani asmadi" diye bir cok oy kaybetti. Bu oylarin büyük bi bölümünün AKPye kaydigi bi gercek. MHPyi barajdan bile gecirememekle büyük bi tokat atmisti MHPye halk (veya fasistler). MHP ciddi politika degisikliklerine gitdi. Kendi icindeki sorunlari haletti, siki ve ciddi durusla bidaha girdiler secime. Bu sefer, bana göre CHPdende basarilidilar.
CHP ise su an ayni sorunu yasiyor. Ayni "tokat"i CHP yedi. Özellikle sol kesim, baska partilere oyunu verdi. Bunun icinde AKPye verende oldu. CHPde kalanlar ise, tamamen köklü babadan, dededen kalma CHPcilerdir. Onlarinda cogunun politikayla alakasi yok. Ama CHPnin icinde sadece "Pseude-Kemalist" dedigimiz kesim yok. Özellikle Sosyal demokratlar, Cumhuriyetciler, Sol demokratlar ve tabikide Atatürkcüler var. Öyle bos adam yok yani aslinda. Ama Baykal koltuk sevdasinda vaz gecmedigi sürece, CHP assagiya dogru ucmakta devam eder, bunada "son" demez.
MHPnin secimden önceki politikasi farkliydi, su anki politikasi farkli. Su an ne yapmak istediklerini anlamiyorum. Iyice duruslarini kaybettiler.
CHPnin bir baska büyük sorunu ise, eskisi gibi halkin icine son noktalarina kadar inmemesidir. Özellikle doguda, kürt kökenli vatandaslarimizin bol oldugu bölgeye girmiyorlar veya girdirmiyorlar, yada giremiyorlar...artik neyse...ama Antepten doguya dogru gittikce oylarda yok olmaya basliyor CHP icin...
AKP gibi her köyde bi parti binalari yok. AKP bu konuda halkin bütün kesimlerine yanasabilyiorlar.
CHPnin dindarlarla yada halkla o kadar sorunu yok aslinda, CHPnin en büyük sorunu "icindeki Isvicreliler"! :D
Buda iste halka ters tepiyor dogal olarak!
Also ! Bevor du weiterhin dein Grundschulniveau für " Sandkastenwirtschaftswissensch aften" hier mit klugscheisserischer Besserwisserei ausbreitest und dein Land mit Verschwörungstheorien bekleckerst, solltest du dich doch lieber mit der freien Marktwirtschaft und ihrer Philosophie ausseinandersetzen.
Ne olmus borsa yabancilarin elindeyse ? Wenn unsere Kasten-Kemalisten zu blöd dazu wahren, ihr Volk darauf vorzubereiten, dann müssen sie damit leben, dass ausländiches Kapital dem Volk den jeweiligen Wohlstand bringt.
Üstelik bizimkilerde yurtdisinda( Ülker-pro AKP Unternehmen!)yatirim yapiyorlar. Las mich nicht lügen?Ülker hat für über 800 Millionen Doller? Euro den Belgischen riesen Gil....?aufgekauft! Und sollen die etwa wie die vorgängerregierungen auf den türkischen Wirtschaftsengel-Gott warten, bis mann reagiert?
senin anlatigin Borsa 2001 de 7700 Puanla ancak Afrika ülkelerle rekabete giriyordu. AKP nin döneminde, buda 5 -6 sene icinde 56000 yükseldi.
das Volk spürt in allen Bereichen diese Veränderung.
Nur die Kasten-Kemalisten fühlen sich bedroht, da sie jetzt wie bisher nicht ihre Privilegien auf Kosten der Bevölkerung ausleben können, dank der AKP.
Merak etme AKP bu ülkeyi Bütün pisliklerden kurtaracaktir.
Die Geschichte ist mit der Lüge infiziert wie eine Hure mit der Syphilis [Schopenhauer)
Senin AKPn niye tersini yapiyor o zaman? Ha dogru belki ters teper, dogrusu cikar degilmi? Birak bu isleri ya. Git bunlari "Ampül-sevenler- dernegi-forumunda" gagala....bana masal anlatma....
Türkiye ekonomisinin su an Ugandadan farki yok!
Türkiyenin hemen hemen tamami yabanci sermayenin elinde. Ne bos laflar ediyorsun. 70% diyoruz?
Ha tabi buna "globalessme" deniyor. Ama "globalleselim" diyen karsi görüste olan insanlara "pseudo-Kemalist" gibi ana okulu seviyesini daha henüz asmamis tarzinda, ici bos laflar cakiyorsunuz.
AKPciler kücük seylerle avutsun kendini.
--KLASIK ORTA DOGU INSANI CAKMA LAFLARI-- (fossssss....)
Akp son 5 yilda hic elle tutulacak bisey yapmadi. Ülkenin hemen hemen tamamini yabancilara satmak disinda. Sonrada "ama onlarda yapamadi" diye baskalarinin kötü örnegine, kötü örnekle cevap veriyorsunuz.
"Siyasetcilik yan gelip yatma yeri degildir!" :D
Her yil bilmemnerenin milletvekillerinin cocuklarinin dügünlerini izlemektense, halk icin yararli olmalarini görmek istiyoruz biz sadece.
Ama sizde haklisniz. AKP bu ülkenin ayibidir. Gecmiste olusan yanlislarin büyük hatasidir.
Not:
Zaten partinize bisey söyleyince ve elinizde saglam argüman kalmayinca, direk kisisele geciyorsunuz. Hayatimda seviyeli tartisan AKPli cok az gördüm.
MHp hangi durusu kayip etmis??neyden taviz vermis?
c.baskanlik secimini gösteriyorlar ülkemizin "aydin sol kesimi"!
CHP,gibi yanlis bir tutumda bulunarak olasi yeni bir secimde 60% la mi gelselerdi??
MHP,durusunu kayip etmis filan degil!tam tersine bence!
ülke gerceklerini göz önünde bulundururak , hükümet icraatlarini yeri geldimi desteklemesini ve elestirmesini bilen bir MHP görüyoruz.
türban konusuna deginiyorsan,MHP nin bu konuda ki düsüncesi yillardir zaten belli.tabanindan tavanina kadar!
MHP,toplumsal bir mütabakat ve belirli kurumlarla gerginlik olusma firsatini vermeden, bir cözüm aramaktadir.
MHp durusunu nasil kayip etmis anliyamadim,acikcasi.......
Birden Teslimiyetci oldu millet.. Bati Bati diye hayran kaldiginiz ülkeleri isinize geldimi Örnek, isinize gelmedimi teslimiyetci olarak gösteriyorsunuz! Hersey önce Yine karistiriyorsun. Bir kere ben Bati hayrani filan degilim Avrupa ve AB ile düsüncelerim gayet acik ortadadir. Cünkü ben Anti-Emperialistimdir. Ne AB`yi savunuyorum, nede ABD´yi.
Hangi Cüretle? Aldiginiz %20 ile mi? Diyelim MHP secime girmedi.. aldigi %14 sence nereye akacakdi? DSP birlesmesi olmasaydi, sence baraji asacakmiydi CHP? Bu durumda hangi yüzle hesap sormaya kalkiyorlar.. Babalarinin Dükkanimi Türkiye? Halen önyargilarindan dolayi karistirdin diger bir nokta ise, Halkci Parti ile ilgili olan tavrim ve düsüncelerim. Aile esrafim Haklci partili de olsa: Ben Halkci Partili degilim!
Istedigin kadar dile getrirp anabilirsin! Fazlasi zaten ellerinden gelmiyor, ancak laf salatasi! Sayin Baykal baska bir mok beceremez zaten. Laf salatsi deyip olup bitenlenle yüzlesmek zor olsa gerek. Bunun disinda, halen karistirmaya devam ediyorsun, cünkü önyargilarin zehir gibi fiskirmaya basladiki, benide baykalci yaptin gitti! Baykili tasvip etmedim ve etmiyorumda.Zaten adamin tasvip edilecek bir tarafi yok.
Kimse Tayip mükemmel demiyor... ama alternativi yok adamin.. elestirecegine önce adam akilli alternativ sunun! Su yazdinda neyazikki gerceklik payi var. Lakin alternatifi yok diye, olup bitene göz yumulamaz. Yumulmuyacakta!
Arabasi olmadan "Senin araban bi ise yaramaz.. bak hertarafi dökülüyor" diyene "Ulan senin elinde hic yok ya" demezlermi adama? Türkiye`de bir cok hususta, bir cok cevher vardir, kaynak vardir. Zaruret liberal ekonomiden kaynaklanmakta. Halki ve emegi sömüren Kapitalizm, tüketici toplum yetistirme isteminden dolayi, kisilerin ruhlarina ve benliklerini emmekte. Onlari birer tüketici varlik haline getirmekdetir. Koskocaman bir milletinin hakki, belirli zümrelere pes kes cekilmettedir. Bu yeni bir fenomen degildir. Gecmistede vardir. Temennimiz Türkiye´de son yillarda uygulanan 3 sinif neo-iberal ekonomisinin ve piyasalarin egemenligin yerine, Milli -ekonomi ve bunun getirisi olan milli sanayinin yer almasidir.Bir vatan-sever olarak, mücadelem bunun icindir ve olmaya da devam edecektir.
MHp hangi durusu kayip etmis??neyden taviz vermis?
c.baskanlik secimini gösteriyorlar ülkemizin "aydin sol kesimi"!
CHP,gibi yanlis bir tutumda bulunarak olasi yeni bir secimde 60% la mi gelselerdi??
MHP,durusunu kayip etmis filan degil!tam tersine bence!
ülke gerceklerini göz önünde bulundururak , hükümet icraatlarini yeri geldimi desteklemesini ve elestirmesini bilen bir MHP görüyoruz.
türban konusuna deginiyorsan,MHP nin bu konuda ki düsüncesi yillardir zaten belli.tabanindan tavanina kadar!
MHP,toplumsal bir mütabakat ve belirli kurumlarla gerginlik olusma firsatini vermeden, bir cözüm aramaktadir.
MHp durusunu nasil kayip etmis anliyamadim,acikcasi.......
Su an ne yaptiklari ve ne yapmak istediklerini ben acikcasi anlamiyorum. "Bi öyle, bide böyle" diyorlar. Özellikle bu bas örtüsü konusunda, kesinlikle karsi cikan MHPydi. Ve su an birden AKPile birlikte hareket ediyorlar.
Ayrica ben su ani demiyorum. MHP durusunu gecen secimdeden önce kaybetmisti, dedim. Ki öyle...kendi icinde yeniden yapilanmaya girdiler ve herseyi hallettiler. Tabi su an biraz daha ilimli politika sürdürüyorlar. Ama bence daha güzel. Cagdas politika budur. Ha MHPcilere fasist diyenlerde var. Cok sacma bence, MHP "tas-devri-politikasi"ndan coktan vaz gecmistir. Bu ülkede Türkün oldugu gibi, Kürt ve Alevinin yasadiginida kabul etmistir. (Nihayet...:D)
Yoksa bi partinin bi durusu vardir. Ha bu asiri milliyetcilik olsun, baska bisey olsun. MHP bunu yillarca sürdürmüs. Iste "Iktidar-döneminde" durusunu kaybetmistir. Bana göre. Ondan sonraki yeni yapilanma yine nefes aldirmsitir MHPye. Ve su an dimdik duruyorlar. Ama bu basörtü konusunda, neyin pesinde olduklarini anlamiyorum.
Artik partiler ideoloji pesinde kosturmaktan vaz gecsinler. Ülkeye faydali olmaya baksinlar.
Hersey önce Yine karistiriyorsun. Bir kere ben Bati hayrani filan degilim Avrupa ve AB ile düsüncelerim gayet acik ortadadir. Cünkü ben Anti-Emperialistimdir. Ne AB`yi savunuyorum, nede ABD´yi.
Aynen. :)
Su yazdinda neyazikki gerceklik payi var. Lakin alternatifi yok diye, olup bitene göz yumulamaz. Yumulmuyacakta!
"Alternatifi yok" diyip, nereye varirizki?
Ayrica "alternatifi yok"tan cok, "hepsi ayni b.." (Kaká Leite :D ) sözüne daha cok katilirdim.
Madem bu tarz siyaset konusacagiz, ki bu tarz siyaset mevcuttur su an Türkiyede.
Bide neden "alternatifi yok" sözüne gerek duyuyoruz? CHPcilerde kendi lideri icin "alternatifi yok" der, MHPcilerde....
Sacma sapan fanatizm sözcügü bana göre.
Genclerin siyaset konusunda önünü kesmek ve siyasetten engellersen, tabiki alternatif filan olmaz. Hep ayni yüzler, ayni simalari tartisiriz biz burada 100 yillarca....
MHP teklifi BEĞENİLMEDİ
21 Ocak 2008 Pazartesi 19:42
Başbakan Yardımcısı Çiçek, MHP'nin türban teklifine yanıt verdi. Teklifin yetersiz olduğunu söyledi
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, MHP'nin başörtüsü yasağının kaldırılması için önerdiği Anayasa değişiklik teklifinin Anayasa hukukçuları tarafından yeterli görülmediğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığında toplanan ve 7 saat 20 dakika süren Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, açıklamada bulundu.
Bir basın mensubunun, "Türban konusundaki görüşünüz ne?" şeklindeki soruya Çiçek, "Bir konu uzunca bir süre ülkenin gündemindeyse artık konuşmaya gerek kalmamış demektir. Türkiye'de bu konu çok konuşuldu, herkes söyleceğini söyledi. MHP'nin teklifine karşılık, anayasa hukukçuları yetersiz olarak gördüklerini açıkladılar. Bu teklifin yeterli olmadığı söylendi. Bu konunun çok fazla konuşulacak pek bir şey olduğunu sanmıyorum. Parti bu konuda açıklama yapmadı. AK Parti olarak açıklama yapılmadı. Arkadaşlarımız anayasa hukukçularının yaptığı yorumların arkasından MHP'nin önerisinin yeterli olmadığı şeklinde yorumlandı. Bu teknik bir konu" şeklinde cevapladı.
"Bakanlar Kurulu'nda Türban konusu görüşüldü mü ?" şeklindeki bir başka soruya ise Çiçek, "Türban konusu gündeme gelmedi. Bakanlar Kurulu'nda konuşulan konuları zaten başlıklar altında söyledim; demek ki türban konuşulmadı" dedi.
http://internethaber.com/news_detail.php?id=124245
Hersey önce Yine karistiriyorsun. Bir kere ben Bati hayrani filan degilim Avrupa ve AB ile düsüncelerim gayet acik ortadadir. Cünkü ben Anti-Emperialistimdir. Ne AB`yi savunuyorum, nede ABD´yi.
Zaten bircok bölümü genelledim.. sirf seni kasdetmiyorum!
Halen önyargilarindan dolayi karistirdin diger bir nokta ise, Halkci Parti ile ilgili olan tavrim ve düsüncelerim. Aile esrafim Haklci partili de olsa: Ben Halkci Partili degilim!
Laf salatsi deyip olup bitenlenle yüzlesmek zor olsa gerek. Bunun disinda, halen karistirmaya devam ediyorsun, cünkü önyargilarin zehir gibi fiskirmaya basladiki, benide baykalci yaptin gitti! Baykili tasvip etmedim ve etmiyorumda.Zaten adamin tasvip edilecek bir tarafi yok.
Ozaman tuttugun Parti baraji bile asamamis... peki sormazlarmi, nasil hesap soracaksin diye?
Su yazdinda neyazikki gerceklik payi var. Lakin alternatifi yok diye, olup bitene göz yumulamaz. Yumulmuyacakta!
Yum diyen yokki zaten.. Özelestirini yaparken, bende daha iyisi var, gelin oyunuzu buna verin diyebilecek gücde olman gerek. Sirf muhalefet olsun diyorsan, peki elestirmekle eline ne gececek, bu sefer bu sorunla karsilasirsin!
Türkiye`de bir cok hususta, bir cok cevher vardir, kaynak vardir. Zaruret liberal ekonomiden kaynaklanmakta. Halki ve emegi sömüren Kapitalizm, tüketici toplum yetistirme isteminden dolayi, kisilerin ruhlarina ve benliklerini emmekte. Onlari birer tüketici varlik haline getirmekdetir. Koskocaman bir milletinin hakki, belirli zümrelere pes kes cekilmettedir. Bu yeni bir fenomen degildir. Gecmistede vardir. Temennimiz Türkiye´de son yillarda uygulanan 3 sinif neo-iberal ekonomisinin ve piyasalarin egemenligin yerine, Milli -ekonomi ve bunun getirisi olan milli sanayinin yer almasidir.Bir vatan-sever olarak, mücadelem bunun icindir ve olmaya da devam edecektir.
Bak bu kisima bende katilirim! Ve benim sahsi görüsüme göre, AKP bu ideale en yakin Parti suan. Fakat bunun gerceklesmesi icin, dis ülkelere olan bagimlilik olmamasi gerekir. Ölye hop diye olacak bir is degil zaten.. Daha biz saglikdaki temel sorunlari yeni yeni rayina oturtmusuz.. milletin basindaki bez paracasi, Atatürkün Sigarasi, insanlarin inanci ile ugrasiyoruz! Milleti bu sekilde eze eze insanimizin temel sorunlarindan bitanesi Dini özgürlük oldu. Bunun tek suclusuda malum. Irandan ne farkimiz var? Orda Dini zorunluk, bizde tersi. Yok karisan yokmus, isteyen evinde kilabilirmis. Bunu söyleyen Islam Dinine ne kadar uzak farkindamisin? Bunlari söyleyenlerle bu Millet kendini bir görmüyor isde...
Bide neden "alternatifi yok" sözüne gerek duyuyoruz? CHPcilerde kendi lideri icin "alternatifi yok" der, MHPcilerde....
Sacma sapan fanatizm sözcügü bana göre.
Genclerin siyaset konusunda önünü kesmek ve siyasetten engellersen, tabiki alternatif filan olmaz. Hep ayni yüzler, ayni simalari tartisiriz biz burada 100 yillarca....
Nedeni ortada... Baykal, Demirel, Ciller, Yilmaz.. bunlar Politikaya Temel atmis sahislar.. bunlarla bi mok olamadik, olamayizda. Adam RTE ye oyunu verdi, karsiliginda hizmet gördü. Türkiyenin neredeyse yarisi demekki AKP yi begenmis, oy vermis.
Cikar sende adam akilli bir Politikaci.. CHP milletin Dini ile ugrasmasini biraksin, dediginiz yada istediginiz sekilde ekonomik bir Politika yapsin, oy vermezsem namerdim!
Benim herhangi bir Parti ile kanbagim yok...!
NEDEN 10. MADDE?
Cihan TÜRKER
21 Ocak 2008 11:32
Başörtüsü/türban meselesi bütün sıcaklığıyla yeniden gündeme girdi. Bu sefer Milliyetçi Hareket Partisi'nin meselenin Türkiye gündeminden çıkarılması, insanlarımızın manevi hassasiyetlerinin sağıldığı bir alan olmaktan uzaklaştırılması için ortaya koyduğu çok somut bir öneri üzerine tartışmalar yoğunlaştı. Konunun çözüm yolunda olduğuna dair kamuoyunun inancı pekişti.
Sayın Başbakan'ın mutad alışkanlıklarından biri haline gelen uçakta, yurt dışında veya ayaküstü konuşmalarıyla gündem değiştirme/gündem oluşturma girişimlerinden birisini malum İspanya seyahatinde yaşadık. Medeniyetler Buluşması toplantısı vesilesi ile İspanya'da bulunan Sayın Başbakan kendisine yöneltilen bir soruya biraz da kabadayı bir üslupla, diklenerek "başörtüsü velev ki siyasal simge olsa ne olur?" türünden bir cevap verince işler karıştı. Türkiye'de hararetli bir tartışma başladı. Kimileri "biz demedik mi, bakın başörtüsü siyasal simge imiş", türünden çığlıklar atmaya başladı. Bu açıklamasının ardından oluşan tepkileri gören Sayın Başbakan, ülke dönüşünde vaziyeti toparlayıcı bir açıklama yapmaya girişti. Mamafih, bu girişiminde de yine hazırlıksız olduğunu gösteren ve emrivakilerle dolu cümleler kurmaktan geri durmadı.
Partisinin bir süreden beri "bilim adamları heyetine" ısmarladığı "sivil anayasa" ile sorunu çözeceklerini, hatta bunu bile beklemeye gerek duymaksızın bir cümlelik anayasa değişikliği ile sorunun çözülebileceğini belirtirken, MHP'nin fikrini bile almaya, görüşme yapmaya gerek duymaksızın MHP'nin bu konuda çözüme katkı sağlayacağını düşündüklerini söyledi.
Milliyetçi Hareket Partisi, elbette ki, çözümden yana olduğunu daha evvel açıklamış ve bu konudaki yaklaşımlarını net olarak ortaya koymuş bir siyasi partidir. Bu bakımdan sıkışmış olan Sayın Başbakan'ın kameralar karşısında bu türden açıklamalarla kendini kurtarma çabası içinde olması normaldir, denebilir. Mamafih, siyasi nezaket ve samimi bir iş çıkarma arzusu, bu nev'iden konuşmaların yapılmasına esasen manidir.
Her şeye rağmen, MHP; daha önce de müteaddit vesilerle kamuoyu ile paylaştığı sorunun çözümüne ilişkin önerisini bir kez daha ve net, somut olarak kamuoyu ile paylaştı ve AKP'ye samimi iseler bu konuyu halletmeleri çağrısında bulundu.
Bu çağrı kamuoyu tarafından kabul gördü. Bu kabul, AKP'yi de köşeye sıkıştırdı.
Yıllardan beri olmazlarla insanları oyalamaya uğraşan AKP, MHP'nin önerisine yöneticilerinin ağzından olumlu bulduğunu ifade etmekten geri durmazken; hukukçuları, yandaşı akademisyenleri ve köşe yazarları marifetiyle cevap vermeye, diğer yandan da "yetersizlik ve çözümsüzlük" iddialarıyla öneriyi önemsizleştirip kamuoyunda MHP'nin söylediklerine yönelik kuşkular yaratma girişimine girişti...
MHP'nin önerdiği gibi 10. madde ile değil de Anayasa'nın 42. maddesinde değişiklik yapmak suretiyle çözüm üretilebileceğini iddia etmeye başladılar.
Buradan iki netice çıkmaktadır: Birincisi, AKP MHP'nin önerisine açıkça karşı çıkamamaktadır. Bu sebeple, taraftarmış gibi, olumlu bulmuş gibi davranıp ama işi olmaza itmekten başka yolu yoktur.
İkincisi, AKP kesinlikle sorunun çözümünü istememektedir. Ancak bunu açıkça söyleyememektedir. Sorunun ortadan kalkmasının AKP açısından pek çok sıkıntılı sonuçları olacaktır. Gündem değiştirme/dönüştürme/oluşturma noktasında elinde fazla bir malzeme kalmayacaktır. Muhafazakâr seçmenle irtibatının koptuğu anlarda sarılacağı can simidi kalmayacaktır. Anayasa değişikliklerinde muhafazakâr seçmene ters gelen pek çok hususun kabul ettirilmesinde manivela olarak kullanacakları enstrümanlarından olacaklardır. Hal böyle olunca, MHP'nin somut önerisi, bu türden hamlelerle ve basının etkin gücüyle hiçleştirilmek istenecektir...
Gelelim, MHP'nin neden 10. madde üzerinden sorunun çözülebileceğini düşündüğüne...
Bir kere şunun bilinmesi gerekir ki, herhalde MHP'nin hukukçuları AKP'den veya başka partinin, oluşumun hukukçularından hiç de az değildir. Onlardan daha yeteneksiz, bilgisiz, donanımsız değildir. Anayasa'yı açıp, maddelerini okuyup, 10. maddede karar kılıp, buraya bir cümle eklemek suretiyle çözüm üretmiş oluruz nokta-ı nazarına da sahip olmuş değillerdir.
MHP'nin ve hukukçularının diğerlerinden farkı sorunun çözümünü istemesi ve samimiyetidir.
Anayasa Mahkemesi'nin 7 Mart 1989'da aldığı 1989/12 sayılı kararını ve gerekçesini açıp okumadan MHP'nin 10. madde önerisinin anlamını da zaten kavramak mümkün değildir.
MHP; sorunun temeline inmiştir. Anayasa Mahkemesi, kız öğrencilerin üniversitelere türbanla girmelerinin mümkün olmadığına yönelik kararlarında Anayasa'nın 10. maddesine atıfta bulunmuştur. Kararına bu maddeyi temel dayanak yapmıştır.
Kısacası, bu madde üzerinde bir değişiklik yapılmadığı sürece, sorunun Anayasa'nın bir başka maddesi üzerinden ortadan kaldırılmayacağı açıktır.
Şimdi, MHP'nin önerisine karşı çıkanların samimiyetini test etmek için yapacağımız tek iş beklemektir. Biliniz ki, her kim "MHP'nin önerisi sorunun çözümünde yetersizdir" diyorsa, o ya sorunun nerden kaynaklandığını bilmeyen, ezbere konuşan ve işkembeden atanlardandır veya sorunun çözülmesine taraftar olmayan, konuyu sürüncemede bırakmak isteyen, böyle gitmesini isteyenlerdendir...
Bu konuya hafta içinde devam edeceğiz. Kamusal alan, kamu hizmeti kavramları üzerinden tartışmamızı sürdüreceğiz.
http://www.etikhaber.com/index.php?list=true&author=cihanturker@etikhaber.c om&option=com_content&task=view&id=48206&Itemid=32
Nedeni ortada... Baykal, Demirel, Ciller, Yilmaz.. bunlar Politikaya Temel atmis sahislar.. bunlarla bi mok olamadik, olamayizda. Adam RTE ye oyunu verdi, karsiliginda hizmet gördü. Türkiyenin neredeyse yarisi demekki AKP yi begenmis, oy vermis.
Cikar sende adam akilli bir Politikaci.. CHP milletin Dini ile ugrasmasini biraksin, dediginiz yada istediginiz sekilde ekonomik bir Politika yapsin, oy vermezsem namerdim!
Benim herhangi bir Parti ile kanbagim yok...!
Bunlarin icinde Yilmaz AB yolunda en ilerleyendir. Ve su anda AB yolunda, onun kat ettigi yoldan fazla yol gidemedik ne yazikki. Aralarindada en liberaldir kendisi. Ekonomide iyimis onun döneminde. Tek sorunu partisinin o kadar güclü olmamasiymis.
Dedigim gibi CHP ilk önce kendi icindeki sorunu halledecek. Ayrica bizim istedigimiz ekonomi politikasini önce bi AKP baslatsin. AKP su an nede olsa iktidarda, degilmi? :D
Ben AKPde liberal bi görüntü bulamiyorum ne yazikki. Daha cok sag barti konumunda. "Merkez sag" deniyor, ama bana hic öyle "merkez sag" tipinde partiymis gibi gelmiyor. AKP cok karisik oldugundan ne oldugu tam olarak belli degil. :D
Aynen. :)
"Alternatifi yok" diyip, nereye varirizki?
Ayrica "alternatifi yok"tan cok, "hepsi ayni b.." (Kaká Leite :D ) sözüne daha cok katilirdim.
Madem bu tarz siyaset konusacagiz, ki bu tarz siyaset mevcuttur su an Türkiyede.
Bide neden "alternatifi yok" sözüne gerek duyuyoruz? CHPcilerde kendi lideri icin "alternatifi yok" der, MHPcilerde....
Sacma sapan fanatizm sözcügü bana göre.
Genclerin siyaset konusunda önünü kesmek ve siyasetten engellersen, tabiki alternatif filan olmaz. Hep ayni yüzler, ayni simalari tartisiriz biz burada 100 yillarca....
RMRIO, hangi dönem sosyal demokrasiyi savundugunu ögrenebilir miyim?
AKP bu ideale en yakin Parti suan. Fakat bunun gerceklesmesi icin, dis ülkelere olan bagimlilik olmamasi gerekir. Ölye hop diye olacak bir is degil zaten.. Daha biz saglikdaki temel sorunlari yeni yeni rayina oturtmusuz.. IMF teslimiyet, özellestirmeler, yüksek oranda borclanma, yabancilara rant dagitimi. Bu sekilde hic birsey rayina oturmaz, birakalim kendimisi kandirmayi.
Bunun disinda:AKP iktidara gelir gelmez banka kredileri, kredi karti furyasi, taksit kampanyalari ile tüketimi pompaladı. İthal ürünler ülkeyi kusatırken, üst üste elde edilen büyüme rakamlarini bil bakalim kimler hissediyor? Sadece patronlar
Ama en önemlisi: Ekonomi, Erdoğan döneminde yabancilastı. Bankaciliktan, telekomünikasyona, enerjiden akaryakita kadar bircok sektörde yabancilarin payı yerli sermayeyi gecti. Hersey satildiktan sonra, sen bir seyinlerin rayina oturmasina bekleyebilirsin.
Devami: AKP Arap sermayesine ülkeyi parsellemesi icin, satılacak araziler özel imar izinleri de cıkarmayı ihmal etmedi. Türkiye satiliga cikartalim, sonrada bekleyelim anasina satayim birseylerin rayina oturmasi icin. Bu ne cehallet, bu ne gaflet!!!
milletin basindaki bez paracasi, Atatürkün Sigarasi, insanlarin inanci ile ugrasiyoruz! Milleti bu sekilde eze eze insanimizin temel sorunlarindan bitanesi Dini özgürlük oldu. Bunun tek suclusuda malum. Irandan ne farkimiz var? Orda Dini zorunluk, bizde tersi. Yok karisan yokmus, isteyen evinde kilabilirmis. Bunu söyleyen Islam Dinine ne kadar uzak farkindamisin? Bunlari söyleyenlerle bu Millet kendini bir görmüyor isde...
Yarabbi alemin, bak Türkiye"de Insanlar dini vecibelerini yerine getirebiliyormu? Getirebiliyor. Lakin sen dini özgürlükler diye, Türbani siyasi emellerin icin kullanmaya baslarsin, Tarikatlar legallestirmek icin, zemin kurulmasina izin istersen. Sonra bunlar olmayinca da; Türkiyede dini özgürlür yok diye ortaliga ververeye verirsen; tepki görürsün. Tepki gördün gibi Kutuplasirsin. Sonra da "Ben mi yaman, er mi yaman" diye kapisiriz.
MHp durusunu nasil kayip etmis anliyamadim,acikcasi.......
MHP biraz toparladi gibi geliyor bana.
Malum secim gecti ve halk konsuhtu,
ve ona göre MHP tavri biraz degishti.
MHP ile ilginc bir analiz : "Masaya son dakikada oturan MHP, oyunda kazandıran kartların farkına yeni vardı. Başörtüsü çözümüne destek kartının MHP açısından duble etkisi var. Birincisi; MHP’nin potansiyel destekçilerinin yeniden gönlünü kazanmak. İkincisi ise AKP’yi bu konuda geri adım atamayacak şekilde köşeye sıkıştırmak. Bu kart MHP’nin yerel seçimlerde başarısı için çok önemli bir koz."
Neyse , Erdoganin cikishi bazi reflekslerin devreye girmesini tetikledi.
Yargıtay, Demirel'in dosyasını zamanaşımından sonra buluyor,
Danishtay siyasi aciklamalar yapiyor,
hatta onursal C.Bashsavciya kalsa Akparti derhal kapatilir.
Cok zekidir Vural Savash ... Refah Partisi kapatma davasinda kendisine gelen 700 sayfalik savunmayi 30 dakkika icinde okuyup 80 sayfalik görüsh bildirip mahkemeye sunmushtu ... Boshuna onursal Bashsavci degil ... Tüm savcilar icin örnek icraatlarda bulundu sn. V.Savash ... :clap:
Anlashilan mahkemeler hala CHP´lilerin tekelinde ... Mogultayin tsunami kadrolashmasinin meyveleri bunlar ... Eleshtiri´de bulunanlara : " MHPli mi alacaktim?" dememish miydi?
Demirelin "kurtulushun" karshiligi neydi acaba?
MHP teklifi BEĞENİLMEDİ
21 Ocak 2008 Pazartesi 19:42
Başbakan Yardımcısı Çiçek, MHP'nin türban teklifine yanıt verdi. Teklifin yetersiz olduğunu söyledi
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, MHP'nin başörtüsü yasağının kaldırılması için önerdiği Anayasa değişiklik teklifinin Anayasa hukukçuları tarafından yeterli görülmediğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığında toplanan ve 7 saat 20 dakika süren Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, açıklamada bulundu.
Bir basın mensubunun, "Türban konusundaki görüşünüz ne?" şeklindeki soruya Çiçek, "Bir konu uzunca bir süre ülkenin gündemindeyse artık konuşmaya gerek kalmamış demektir. Türkiye'de bu konu çok konuşuldu, herkes söyleceğini söyledi. MHP'nin teklifine karşılık, anayasa hukukçuları yetersiz olarak gördüklerini açıkladılar. Bu teklifin yeterli olmadığı söylendi. Bu konunun çok fazla konuşulacak pek bir şey olduğunu sanmıyorum. Parti bu konuda açıklama yapmadı. AK Parti olarak açıklama yapılmadı. Arkadaşlarımız anayasa hukukçularının yaptığı yorumların arkasından MHP'nin önerisinin yeterli olmadığı şeklinde yorumlandı. Bu teknik bir konu" şeklinde cevapladı.
"Bakanlar Kurulu'nda Türban konusu görüşüldü mü ?" şeklindeki bir başka soruya ise Çiçek, "Türban konusu gündeme gelmedi. Bakanlar Kurulu'nda konuşulan konuları zaten başlıklar altında söyledim; demek ki türban konuşulmadı" dedi.
http://internethaber.com/news_detail.php?id=124245
MHP nin vermis oldugu teklif begenilmemis veya yeterli görülmemis.
olabilir!
ancak,sorunu cözmekten yana olan MHP ye tatmin edecek bir baska calisma sunulmamis.herhalde türban sorununa "namusumuzdur" diyenlerin, 5yil icinde bu konuda degisik calismalara/projelere imza atmislardir ve hazirda bulunuyordur.
umarim önümüzdeki günlerde iki parti kurmaylari bir araya gelir ve bu meseleyi bir an önce gündemden düsürür!insallah!
ama büyük olasilikla AKP,türban sorununun cözümünü yeni anayasa degisikligine birakacak.hala yeni anayasa öncalismalari devam ediyor ve bu calisma/tasari daha kamuoyuna sunulucak,tartisilacak vs. ve dolaysiyla bir hayli zaman alacak sonuca varasiya.
kanaatimce,hükümet acilen bu sorunu cözmekten yana degil.belirli ic sebeplerden dolayi bu isi uzatacaklar.
sasirmadim dogrusu!
ne diyelim,insallah bu düsüncemizde yaliniriz!
Ayrica son 5 yilda Türkiyenin borsasida 70%e kadar yabancilarin eline gecti. Benim halkim peki bundan ne kazaniyor? Nerede AKPnin "Halkcilik-Politikasi"?
Ya abim,bir tarafdan herseyi biliyorsunuz gibi yapiyorsunuz-öbür tarafdan borsadan haberiniz yok.
Borsa yabancinin elinde'se-BIZE NE?Halk borsaya para yatirirsa ya kazanir ya kayip eder.
Borsa kurslari düsünce "yabancilarin elinde ki borsa" düsünsün!
Die Wirtschaft hat ihre eigenen Regeln.Parayi basan alir,okadar.
Türban Tuzaktır...
Ortalık toz duman.
Ortalık ne zaman toz duman olsa o toz dumanının neyi örttüğüne ve zamanlamasına bakmak gerekir...
Bu tartışma ortamını başlatan kim?
Başbakan...
Ne dedi?
Türban siyasi simgedir!
Yargı, muhalefet, medya üzerine atlayıverdi...
Şimdi ne olur bir an durun ve artık şu gerçeği görün.
AK Parti 5 yıldan fazla bir zamandır iktidarda, Meclis’in büyük çoğunluğuna sahip...
İktidara “türban sorununu çözeceğiz” diye geldiler ve bu konuda hiçbir şey yapmadılar.
Neden?
Çünkü işler ne zaman kötü gitse, örtülmesi gereken ciddi bir mesele olsa, yemeğini yemeyen küçük çocukların ağzına kaşığı sokmak için yapılan o basit kandırma taktiğini uyguluyorlar, “Aaaa, bak kuş...”
MHP lideri Devlet Bahçeli, bence büyük bir öngörü ile, bu kez bu taktiği boşa çıkardı.
CHP gibi konunun üzerine, mecburiyetten, saldırmaktansa; siyaseten hasar alma pahasına; “Samimiyseniz gelin hemen değiştirelim...” dedi...
AK Parti ne yaptı?
Stratejinin tuzla buz olacağını görünce, büyük panik yaşadı ve derhal yan çizdi.
Ötesine geçmesi gerekiyordu.
“Memurları da kapsasın...” dedi.
Ardından Başbakan son derece sert bir üslup geliştirdi.
Avaz avaz bağırararak ne dedi?
Yargıya:
Herkes konumunu bilsin.
Üniversiteye:
Orduya akıl verme
Medyaya:
İşi gücü başörtüsü
Bu konuşmanın deşifresi ne biliyor musunuz?
Yargıya:
Yeterince tahrik edici olmadı açıklamalar biraz daha konuşun, dozu artırın, hatta dava açın...
Üniversiteye:
Diğer rektörler niye susuyor... Ordu neden sessiz kalıyor? Hadi sesinizi yükseltin.
Medyaya:
Sakın anayasa tartışmasına, Kuzey Irak’a ve ekonomiye girmeyin... Türbanı manşetlerde tutun...
Şimdi beni düşündüren bir başka şey var...
Muhtemelen AK Parti açısından perdelenmesi gereken çok ciddi bir sıkıntı var.
Yoksa, sadece MHP’nin taktiği boşa çıkartması ile bu kadar dozaj artmazdı.
Ya gerçekten Irak’la ilgili ciddi bir gelişme olacak, ya Amerikan ekonomisindeki sorunun 2008’de bizi ne oranda vurabileceğini gördüler ya da anayasa meselesinde tıkanıldı...
AK Parti bir erken seçim kararı alabilir...
Bu nedenle ortalığın toz duman olup Türkiye’nin asıl meselelerinin konuşulmasının önüne geçiyor.
Bu nedenle mağduru oynuyor.
Yüksek yargı, ordu ve muhalefet bu kez bu oyuna gelmemeli.
Bir an önce bir kararname ile türbanın kamuda serbest kalması için tüm bu odaklar kampanya başlatmalı.
Türban tuzağına düşmeyen Türkiye’nin önünü açar.
Serdar Akinan - Akşam
http://www.millethaber.com//index.php?option=com_content&task=view&id=36648&Itemid=32
Paçacı: Yeni Bir teklif Gelirse Niye Değerlendirmeyelim!
Salı, 22 Ocak 2008
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri ve Ankara Milletvekili Cihan Paçacı, başörtüsünün çözümü konusunda MHP'nin teklifinden daha iyi bir teklifin önlerine konulması halinde destek verebileceklerini söyledi. Böşörtüsü sorunun ülkede bir gerginliğe sebebiyet vermeden çözülmesinden yana olduklarını vurgulayan Paçacı, "Eğer, bizim teklifimizden daha iyi bir teklif gelirse neden olmasın. Gelen teklifi yetkili kurullarımızda, hukukçularımız değerlendirir. Gelen teklif çözüme yönelik ise, daha iyi ise, sağlıklı ise, bir yerlere takılmayacak ise, desteklenir. Çünkü biz, böşörtüsü sorunun çözümü konusunda samimiyiz." açıklamasında bulundu.
Anayasanın 10. maddesinin 4. fıkrasında değişiklik yapılmasına yönelik tekliflerinin, bugüne kadar getirilen teklifler içinde başörtü sorunun çözümüne yönelik en sağlıklı öneri olduğunu savunan Cihan Paçacı, tekliflerinin sorunu temelinden çözüm getireceğini ifade etti.
Anayasa tekliflerinin içinde başörtüsü ve ya turban kelimelerinin geçmediğine dikkati çeken Paçacı şöyle devam etti: "Bizim anayasa değişikliği teklifimiz, Anayasa Mahkemesi'nden dönmeyecek bir tekliftir. Çünkü, teklifimizde Devletin hizmet sunumunda eşit davranması gerektiği açıkça ortaya konulmuştur. Bu teklifimiz kabul edilirse ve yine üniversitedeki başörtülü kızlarımız bir haksızlığa uğrarsa, yargı yoluyla haklarını alabilecekleri değişikliği içermektedir bizimki. Devletin hizmet alımında, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına eşit davranacağı bir tekliftir. Alelacele ortaya atılmış bir teklif değildir. Düşünülmüş, hukukçuların uzun süredir üzerinde çalışıp ortaya koyduğu bir teklifi kamuoyuna sunduk. Samimi olarak çözüme yönelik bir çalışma yaptık. Bu teklifi kabul etmemek, çözümsüzlüğü istemektir. Ancak, çözüme yönelik, gerginliğe sebebiyet vermeyecek, Anayasa Mahkemesi'nden dönmeyecek daha iyi bir teklif gelirse de destekleriz. Niye desteklemeyelim."dedi.
http://www.millethaber.com//index.php?option=com_content&task=view&id=36665&Itemid=32
Kadınlar neden ve nasıl örtünüyor?
Başlarını çeşitli şekillede örten kadınlara ve genç kızlara, neden örtündükleri, ne şekilde örtündükleri, neden o örtünme şekli tercih ettikleri soruldu. İşte verilen cevaplar:
Ülkü Özel Akagündüz'ün haberi
Tesettürlü kadınlarla örtünme biçimleri üzerine konuştuk. Çarşaflıya, pardösülüye, etek-ceket ya da pantolon tunik giyene mikrofonu eşit mesafeden uzattık. Yargılamadan ve hesaba çekmeden...
Başörtüsü ‘yasak’ listesinden çıkmaya hazırlanıyor. Medeniyetler İttifakı 1. Forum’u için İspanya’da bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başörtü yasağının kalkacağı müjdesini verirken ‘velev ki siyasi simge bile olsa’ ifadesiyle bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Biz de, ömrü hayatında örtünmekle siyaset arasında bir ilişki kurmamış kadınlarla yasaklardan bu yana tesettür çizgisinde nelerin değiştiğini konuştuk.
Her meşrebe uygun bir örtünme biçimi olabilir mi? Ölçü nedir? Kim daha iyi örtünüyor? Bugün caddelerde gördüğümüz ‘yarı tesettürlü’ kadınlar ve genç kızlar nereden geldi? Pardösülü hanımlar nereye gitti? Değişim kaçınılmaz mıydı? Sorular artırılabilir, daha iyi örtünenlerin daha kötü örtünenleri uyarmasının doğru olup olmadığı da eklenebilir listeye ya da tesettür karşıtlarının başörtülü ama pantolonlu kızları ne hakla eleştirdiği irdelenebilir. Doğrusu zor sorular bunlar, cevabı masa başında aranmayacak kadar çetrefilli… Bir de yılgınlık söz konusu; yasaklardan, mağduriyetten, okul önünde bekleşen gözü yaşlı kızlar resminin bir parçası olmaktan mütevellit bir yorgunluk… Ve sürekli incelenmekten, eleştirilmekten, alay edilmekten, sanki hep buralarda değillermiş de, evrenin bilinmeyen bir köşesinden ansızın çıkıp gelmişler gibi muamele görmekten duyulan can sıkıntısı…
İşte bu yüzden, ‘Kadınlara ve genç kızlara ne şekilde örtündüklerini soralım, kendi tercihlerini anlatsınlar, karşılıklı oturup biçimlerden ve renklerden konuşalım, değişim serüvenlerini dinleyelim’ diye yola çıktığımızda epey dil dökmek zorunda kaldık. Hayır, biz meseleye ‘içeriden’ bakmaya çalışıyorduk, bazılarının yaptığı gibi kategorize etme niyetinde değildik elbette... Yargılamak mı, aklımızın ucundan bile geçmezdi. Gerçek bir meraktı bizimki. Niyetimiz, son on yılda yaşadığımız dönüşümü, en açık gösterge olduğu için belki de tesettür üzerinden okumaktı.
ÜNİVERSİTEYİ PEÇEYLE BİTİRDİM AMA…
Sene 1992, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin avlusu… İlk günün heyecanıyla bekleşen başörtülü öğrenciler arasında, siyah bol pardösülü, beline kadar inen büyükçe başörtüsünü yüzüne peçe yapmış bir genç kız da var. Gazetecilik bölümüne en yüksek puanla giren ikinci kişi. İmam-hatip lisesinde dünya Müslümanlarından haberdar olarak yetişmesini sağlayan ablaları onda yeni bir ufuk açmış; gazeteci olmak, sesini herkese duyurmak istiyor. Yasağın henüz uygulanmadığı; ama mesela İletişim Fakültesi’nde başörtülü kızların dekanlık katında dolaşmamaları yönünde uyarı aldıkları yıllar… Yine de günümüze kıyasla epey özgür bir ortam, peçeli Elif Gökmen okulu peçesiyle tamamlayabildiğine göre…
Sene 2008, Elif Gökmen Erçelik, iki erkek çocuk annesi. Gazeteci değil; ama uluslararası ihracat firmasına sahip bir iş kadını. Sık sık yurt dışına çıkıyor ve aynı sıklıkta misafir karşılıyor. Peki nasıl giyiniyor, 16 yıl önceki gibi mi? “Öğrenci Elif’le iş kadını Elif arasında çok fark var. Aynı şekilde giyinmiyor olmam çok normal.” Değişen sosyal konumun ve rollerin giyimi ve tesettür şeklini belirlediğine inanıyor Elif. “Bugün yabancı müşterilerim beni bu hâlimle kabullendiler.” derken, renkli başörtüsüne ve modern kesim siyah pardösüsüne dikkat çekiyor: “Kabullenilen hâlim, öğrencilik yıllarımdaki peçeli hâlim değil, toplumun normal bulduğu pardösülü ve başörtülü hâlim…”
Kırılma noktasını soruyoruz Elif’e, ‘iş kadını’ olması giyimini değiştirme nedenlerinden yalnızca biri çünkü, ne oldu da vaktiyle farz bellediği peçeyle vedalaştı? Okulu bitirip de Arapça öğrenmek için Suriye’ye gittiğinde olmuş ne olmuşsa. “Sudanlı kadınları gördüm orada.” diyor, “Beş metre uzunluğunda pembeli sarılı çarşaf gibi dikişsiz kumaşlara baştan aşağı sarınmış, ucunu da kollarının altına sıkıştırmışlardı. Bu kadınlar en az benim kadar Müslüman’dı. Sonra Müslüman olup Arapça öğrenmek için gelen Batılı kadınlar gördüm. O zaman şunu düşündüm. Herkes benim gibi siyah giyinmek ve peçe takmak zorunda değil.” O ana kadar tesettürün her kadın için aynı olması gerektiğine inanan ve kendisi gibi örtünmeyenleri dışlayan Elif, o günden sonra tesettürün kültüre, yöreye, iklime göre farklılık arz edebilen bir emir olduğunu düşünmeye başlamış. Kutuptakinin de Afrikalının da Avrupalının da yaşamasına imkân veren bir esneklik, bir özgürlük alanı…
Kur’an-ı Kerim’de peçeyle ilgili bir hüküm bulamayıp da Osmanlı döneminden fetvalar aradığı yıllar için, “Şimdi çok geride kaldı.” diyor, “Peçeyle ilgili sorgulamalarım başladığında başörtüsü gibi farz olmadığını anladım. Suriye dönüşü Yeni Şafak Gazetesi’nde iki yıl aynı giyimle ama bu kez peçesiz olarak dış haberler muhabirliği yaptım. Sonra renkli eşarplar takmaya ve siyah dışında koyu renk pardösüler giymeye başladım. Hâlâ da böyle giyiniyorum, koyu renkleri kendime daha çok yakıştırıyorum.” Yakışma meselesi biraz netameli görünüyor. Yeşilçam filmlerinden birinde Türkan Şoray’ın yaptığı gibi yüzüne is sürüp dışarı çıkmayı kim ister; ama yakışan şey aynı zamanda güzel gösteren şey değil midir? “Hiçbir kadın çirkin görünmek istemez.” diyor Elif, “Ama bir ölçüsü olmalı.” O, hâlâ pardösü giyiyor olmakla ölçüyü koruduğuna inanıyor. Pardösü bir tür güvenli alan… Emniyet şeridinin karşı yakasında etek bluz, olanca kaypaklığı ve tekinsizliğiyle bekliyor. “Bir kez o tarafa geçersem, kendimi kontrol edemem, ipin ucunu kaçırırım.” korkusu salıyor muhatabının yüreğine. “Her sabah işe giderken bu bluz dar mı, eteğim tesettüre uygun mu diye endişelenmek istemiyorum.” diyor Elif Gökmen. Bu yorucu bir şey aynı zamanda…
İLK ÖRTÜM SİYAHTI; ÇÜNKÜ…
Siyahtan renkliye geçenlerden biri de Ümit Meriç. İlk eşarbında siyahı tercih
etme sebebi biraz farklı. 17 Ağustos depremini hatırlayalım, bütün ülke yasta. Ümit Meriç, depremin üçüncü gecesi dua ederken örtüsüz olduğunu fark ediyor ve müthiş bir hicap duyuyor. Bir buçuk ay boyunca başından çıkarmadığı siyah eşarbın ‘Radikal İslam’ı çağrıştırdığını düşünüyor şimdi; ama ‘gönlünün renginin de kara olduğu’ o günlerde bu aklına bile gelmemiş. Renkler sonradan sonraya girmiş hayatına; saks mavileri, turkuazlar, mercan kırmızıları… Müslüman olmayı, hayatın neşesini yakalamakla eş anlamlı gördüğünden kendi tesettürünü bu ruh hâline uygun düşecek şekilde tanımlıyor: Kendini gizlemekten çok, dış dünyaya Müslüman olduğunun müjdesini vermek…
Ümit Hanım, kişisel tercihlerinden söz ederken, tesettürlü kadınların hepsini bir kefeye koyan ya da örtünme biçimlerinden türlü anlamlar çıkaran zihniyete de bir cevap veriyor. Kadınların çoğu, paşa gönülleri nasıl isterse öyle örtünüyor neticede: “Siyah giyindiğimde mutlaka kırmızı eşarp takarım. Dikdörtgen ipeklileri tercih ederim; çünkü kare örtüler yüzüme yakışmıyor. Bone yerine Paris’ten gelen kadife bantlar kullanıyorum. Kadife yüze yumuşaklık veriyor ve kulakları sıkmıyor. Saçlarımı tepemde at kuyruğu yapıyorum; ama bu tarzım biraz eleştiriliyor.” Tesettürlü kadının en sıkı eleştirmeni başka bir tesettürlü kadındır. İncitmeyen bir üslupla ‘Mümin, müminin aynasıdır’ hadis-i şerifine uygun bulunabilir bu tavır. Nitekim Ümit Meriç de örtüsünü ‘deve hörgücü’ne benzeten bir doktor hanımın uyarısından hiç gocunmadığını söylüyor. Daha önceki ikazlara kulak verip bir ara tarzını değiştirdiği ve yine eski hâline döndüğü için, “Vücut dilime böylesi yakışıyor, ancak bu şekilde kalıbımı bulmuş hissediyorum.” diye karşılıyor eleştirileri. Ancak ona kalırsa, hiç kimsenin kıyafeti ve örtü seçimi sorgulanmamalı. Eşler müdahale edebilir; ama hoş bir üslupla…
Başörtüsüne yakışmayan tavırlar sergileyen kızlara ise ‘Dualar ve Âminler’ kitabından sesleniyor Meriç: “Boğaz kıyısındaki parkta, sevgilisine sarılan mesture yavrum. Çıkart o örtüyü başından. Benim başıma koyduğum tacı, ayaklarının altında çiğnemeye hiçbir hakkın yok senin. Çok rica ediyorum.”
Renkleri, güzel giyinmeyi, hatta spor yapmayı Müslüman olmaktan duyulan sevincin tezahürleri olarak yorumlayan Ümit Meriç, yelpazenin kıvrımlarından birinde duruyor. Kategorize etmenin, sosyolojik kelimelerle sınıflandırmanın anlamsız olduğu bir nokta… Her kadının neden öyle değil de böyle örtündüğüne ilişkin anlamlı bir açıklaması var. Fatih’te Nisa Kuaför ve Güzellik Merkezi’ni işleten Seher Öğünç mesela, neden çarşaf kullandığını diğer çarşaflı kadınları bağlamayacak bir öznellikle izah ediyor: “Çarşaf giymeseydim, tesettüre riayet etmekte zorlanırdım. Ben kendimi tanıyorum; renkleri, güzel giyinmeyi hatta süslenmeyi seven bir kadınım. Çarşafı nefsime kabul ettirmeseydim şu an nasıl bir noktada olurdum, bilmiyorum.” Çarşafı nefsine hâkim olmasını kolaylaştırdığı için tercih eden Seher Hanım, pardösüyü daha kullanışlı ve tesettüre uygun buluyor. Anadolu’ya gittiğinde de çarşafla çok dikkat çektiği için pardösü giyiyormuş. “Örtünmenin ilkelerinden biri de dikkat çekmemekse, ben Adana ya da Mersin’de pardösülü bir hanım olarak daha sıradan görünüyorum.” diyor.
Güzellik salonu sahibesi bir kadına, üstelik süslenmeyi sevdiğini söylemişken, makyaja nasıl baktığını sormak icap eder. Çarşafla makyaj bir arada düşünülemeyecek iki şey değil midir? Aksini iddia etmiyor Seher Hanım; ama öyle samimî bir itirafta bulunuyor ki, muhatabına anlamak düşüyor yalnızca. “Makyaj benim en büyük imtihanım; çünkü çok seviyorum. Elbette yalnızca içerideyken yapıyorum, dışarıya çıkarken siliyorum. Kendimde en çok dikkat etmeye çalıştığım husus budur.”
BÜYÜK BAŞÖRTÜ BULAMIYORUM ARTIK
Dışarıdan bir göz için, çarşafa bürünen Seher Öğünç ile tepeden tırnağa siyah giyinen; ama büyük başörtü ve pardösüyü tercih eden Gülden Sönmez’i birbirinden ayırt etmek güçtür. Her ikisi de bol giyinir ve siyah renk konusunda hemfikir görünürler. Oysa karşılıklı konuşulduğunda bambaşka iki dünya çıkar karşınıza. İHH İnsani Yardım Vakfı yöneticilerinden Sönmez’in, siyah ve bol giysiye biçtiği değer, bir nefis mücadelesinden daha öte anlamlar taşıyor. Ona göre siyah ve bol kumaşlar kadının kişiliğini ön plana çıkarıyor ve muhatabını başka bir teferruatla oyalamadan doğrudan sadede çağırıyor. Bu zaviyeden, tesettürlü kızların, karakterlerini renklerle ve biçimlerle açığa vurma çabası da beyhudeleşiyor: “Kişiliğinizi üzerinizdeki renkle ifade etmeye çalışırsanız kendinizi eksik ifade etmiş, yeteneğinizin, bilginizin önüne bir set çekmiş olursunuz.”
Peki siyahın da toplumda bir karşılığı yok mudur, giyineni daha radikal ve sert gösteren bir imajdan söz edilemez mi ve bu imaj gerçek kişiliğin ortaya çıkmasını en azından geciktiriyor olamaz mı? “Hayır” diyor Gülden Hanım, “Bu sadece popülerliği önler. Bu kıyafetle yaptığım işin, örtülüler içinde bir başkasının yaptığı iş kadar tercih edilmeyeceğini biliyorum; ama zaten onu istemediğim için böyleyim. Ben hangi alanda iş üretiyorsam o alanla ilgili insanlar beni ya da yaptığım işi bulur. Hakikat burada, ben buna talibim.” Bugün örtülü pek çok kadının dudak büktüğü ve “Neler giymek zorunda kalmıştık vaktiyle.” diye eseflendiği robalı pardösüleri de özlemle anıyor Sönmez: “Tesettüre girdiğim ilk gün robalı bol bir pardösü giymiş ve büyük bir başörtü takmıştım. Şimdi o başörtüleri bulamıyoruz, tuhaflığa bakın ki büyük eşarpları yalnızca Vakko üretiyor. Bol pardösülü ve büyük başörtülü kızların, halk arasında güzel ahlâkın ve bilginin temsilcisi olduğu o günlerin yeniden yaşanmasını isterim.”
Geride kalan ‘o günler’ için yazıklanan kaç kişi var? Nakış öğretmeni Nurten Demirbağ, lise yıllarında giyindiği robalı pardösü için, “Çok geniş, komik bir pardösüydü.” diyor şimdi, “Niye öyle almışım, bilmiyorum. Başörtüm de kocamandı. Bir genç kızın tercih etmeyeceği giyim tarzıydı. İnsan kendini tanıyamıyor, o zaman öyle rahat ederken şimdi neden böyle giyiniyorum?” Cevabı sonra kendisi buluyor. Selçuk Üniversitesi’nde okumak için örtüden vazgeçmek zorunda kalınca, ‘saç’ ve ‘pardösü’ birlikteliğini ‘yenilmişliğin’ göstergesi gibi algılamış. Saçını açmış bir zavallı (!) olduğunu gizleyecek; ama aynı zamanda okul çıkışı eşarp taktığında da tesettürüne halel getirmeyecek yeni bir tarz; pantolon üzerine tunik… 1998’de giydiği robalı pardösüye nasıl şaşırıyorsa, şimdi uzun botlarla giyindiği diz altı eteklere de o kadar şaşırıyor: “Asla aklıma gelmezdi, hatta giyenlere garip bakardım. Kendine uyduruyor insan biraz, yakıştığını, hoş olduğunu düşünüyorsunuz. Topluma girerken yumuşak bir giriş, iltifatlar… Sert bir duvar çıkmıyor karşınıza. Yine de dışarıda ne denirse densin, kabul etmediğim şeyleri giymem tabii. Sınırları zorladığımda mutsuz oluyorum.”
KRİTERLERİ KİM BELİRLİYOR?
Tesettürün altın kuralları sınırı belirliyor; vücut hatlarını belli etmeyecek bolluk ve kalınlıkta ve parmakla gösterilmeyecek sadelikte bir giyim… Bugün, caddelerin eskisine oranla daha endişe verici görünmesi ilkelerdeki tavsamadan kaynaklanıyor elbette. Giysiler nasıl oldu da giderek daraldı, şeffaflaştı ve görenleri hayrete düşürecek kadar dikkat çekici olmaya başladı. Peygamber Efendimiz’in cehennem ehlinden diye tarif ettiği ‘giyinik çıplak birtakım kadınlar’ gibi olmak korkusu yürekleri titretmiyor mu artık? Kadınların örtünme tarzlarının ilk defa Tanzimat döneminde tartışıldığı hatırlanırsa, değişimin on beş-yirmi yıllık bir mevzu olmadığı anlaşılır. Lale Devri padişahlarından III. Ahmet’in, Müslüman kadınların Hıristiyan kadınlara özenerek açık ve süslü elbiselerle dolaşmalarını yasaklayan bir ferman çıkarttığı biliniyor; fakat hiçbir fermanın kadınları kendi bildiklerinden döndürmediği de ortada. Nitekim, 19. yüzyıla gelindiğinde kadınları, feracelerini Avrupa’da yaygınlaşan ‘ampir’ modasına uydurmak için bele oturacak şekilde tasarlarken ve faytona binmelerini imkansız kılacak daracık çarşaflara yırtmaçlar açarken görüyoruz. Sermed Muhtar Alus, 1889 yılı kadın giyimini anlatırken sanki günümüzü resmediyor: “Çarşaf şekilden şekle girdi. Önceleri upuzun pelerinli, bol bedenli eteğin kenarları gitgide darlaştı. Pelerin dirseğe, kloş etek topuktan bir karış yukarıya kadar kısaldı. Peçe inceldikçe inceldi, kordela ile enseden bağlanan başlar toplu iğnelerle biçimden biçime sokuldu.”
İki binlere dönelim. Bizi kim biçimden biçime soktu? Tesettür kriterlerini kim belirliyor? Avukat Gülden Sönmez, hâlihazırdaki değişimi 28 Şubat yasaklarıyla ilişkilendiriyor. Ona göre başörtüsü yasaklarının asıl hedefi, genç kızların okumasının, çalışmasının engellenmesi ya da örtüden vazgeçmelerini sağlamak değildi. Bu alanda mücadele edemeyeceklerini çok iyi bildiklerinden ahlâk ve aile yapısını bozacak politikalar yürüttüler. Tesettür şeklimiz davranışlarımızı, davranışlarımız da zihnimizi değiştirecekti. İsteyerek değiştiğimizi düşündük hepimiz; ama post modern dönemin özelliği budur; birileri ister, siz keyifle yaparsınız.
Topyekûn bir değişimden, sadece dindar kadınları değil dindar erkekleri de dönüştüren bir dalgadan söz eden Elif Gökmen Erçelik, absürt tesettür örnekleri karşısında endişeye kapılmayı yersiz buluyor. O genç kızlar ya da kadınlar, daha önce pür tesettür giyinirken sonradan ipin ucunu kaçırmış değiller, aksine İslamî bir kimliği ucundan kıyısından üzerinde taşımak istedikleri için örtü takıyorlar. Kur’an-ı Kerim’deki tesettür emrini bir kez açıp okumamış kızlar ya çevrelerine bakıyor ya da eski alışkanlıklarına devam ederek, örtüyü kendilerine uyduruyorlar. “Başörtülü; ama pantolonlu kızları böyle değerlendirmek gerekir.” diyor Elif, “Hareketli, büyük bir toplumda yaşıyoruz. Birtakım kadınlar kendi istedikleri gibi giyinecekler, bu giysiler İslamiyet’e uygun olmayacak; ama onlara bir şeyi dayatamayız, müdahale edemeyiz. Uygun bir ortamda söyleyecek bir çift sözümüz olabilir yalnızca, bunun ötesi olamaz.” Nihal Bengisu Karaca da aynı görüşte: “Seksenli yıllarda İslamî kesim tek bir toplumsal tabakayla ifade edilebilirdi; fakat şimdi öyle değil. Açık bir kadın, kısa etek giymeye devam ediyor; ama bir kararla başını da örtmeye başlıyor. Tamamen açık olabilirdi o kişi. Üzerinde bir gösterge taşımak istiyor, bir yanıyla dine ait olduğunu anlatmak istiyor. Niye bu hakkı çok görüyoruz? ‘Allah çabasını nihayete erdirsin.’ Diyebileceğimiz en iyi şey budur.”
BAŞ AKTÖR MODA
Başörtüsü yasaklarından sonra, horlanmak istemediği için tesettür çizgisini değiştiren genç kızlara moda nasıl yardımcı(!) oldu? “Seksenli yılların üzerimizden düşecek kadar bol giysileri bugün de moda olsaydı, ‘Tesettürlü kızlar niye bu kadar dar giyiniyor?’ diye sormayacaktık.” diyor Nihal Bengisu Karaca. Oysa şimdi kolu uzunmuş diye tuttuğumuz tişörtün beli kısa çıkıyor. Sonra da eğiliverdiğinde beli açılan başörtülü kızlar görüyoruz sağda solda. Her şeyi küçülten, sıfır bedeni icat eden 2000’lerin; başörtülü, göbeği açık kız efsanesi üretmesine de şaşmamak gerekir. Tesettürü hiç onaylamadığı hâlde, ‘yarı örtülüleri’ eleştirenler ne yapmaya çalışıyor? “İçten bir bölünme oluşturmaya çalışıyorlar.” diyor Karaca, “Dün, pardösülüleri babaannelerinin formunda örtündükleri için eleştirenler, bugün o kitlenin hayli azaldığının farkında. Şimdi tehdit olan ağır tesettür değil, sürekli büyüme eğiliminde olan ‘ana akım’ örtünme tarzı. Üstelik çok da sinsi bir üslup geliştirdiler. Ana akım örtünme tarzına yakın stillere sahip olanları göstererek mahallenin ablalarına, ağababalarına şikâyet ediyorlar: Siz samimi gericilersiniz; ama bakın burada plastik gericiler var, onlar bozuyor sizi.” Tesettürlü kadınların birbirine hoyratça davranmasını da eleştiriyor Karaca: “Tesettürü etek ceket, fazla hatları belli etmesin, tişört de olur gibi algılayan bir kadın Gazeteci Mine Alpay Gün gibi iki kişiden daha laf işitsin, ‘Siz de fazla örtünüyorsunuz.’ diyecek. Meseleye maksat arıza çıksın diye bakanlar da arkalarına yaslanıp buradaki kavgayı izleyecek.”
İspanyol Dili ve Edebiyatı’nda okurken pardösülü arkadaşlarının kendisine ‘yarım tesettürlü’ muamelesi yaptığını fark eden Nesrin Karavar, uzun eteğinin altına parmak arası terlik giydiği gün öyle dikkat çekmiş ki, eve nasıl döneceğini bilememiş. Canı epey sıkılmış; ama öfkelenmek yerine eleştirilerdeki gerçeklik payını araştırmaya koyulmuş. “Asya’da parmak arası terlik yaygın, Umre’ye gittiğimde de görmüştüm; ama ben giyince çok yadırgandı.” Nesrin, uzun yağmurlukların altına giydiği pantolonlar ve kare ipek başörtülerle Türkiye’de dikkat çekmeyecek bir tarz yakalamış görünüyor; ama sıklıkla yolunu düşürdüğü Güney Amerika ülkelerinde ancak başına şal dolayıp, şalvar giyerek rahat ediyor. “Metroda yanımdaki koltukların boşalması, güvenlik görevlisinin köpeğiyle etrafımda dolaşması öyle moral bozucuydu ki etnik bir giyimi tercih ettim. Şimdi de bakıyorlar; ama hayranlıkla.”
Şimdilerde ‘fazla’ görünen örtünme biçimi on-on beş yıl öncesinin ‘ideal’ tesettürüydü; bol kesim pardösüler, tesettürlü kadınların örtünme serüveninde mühim bir aktör iken, kahir ekseriyet için boynu bükük bir eski zaman giyimine dönüştü. Hâlâ pardösü üreten firmalar ise televizyon ekranlarındaki ünlülerin giysilerinden yeni modeller oluşturma telaşında. Olabildiğince dar, mümkünse bele oturan, hatta düşük belli pardösülerin tıpkı kot pantolonlarda olduğu gibi arka cebi bile var. Onlar ‘talep’ diyorlar. ‘Kimse artık dökümlü pardösü giymiyor.’ Dökümlü ya da dar, hakikat şu ki pek az kadın pardösü giymek istiyor. Nihal Hanım da üniversitede kısa bir süre pardösü giyinmiş. ‘Ne kadar, isteyerek örtündüm? Ailem dolayısıyla mı böyleyim, kimliğimin oluşumunda kendi katkım nedir?’ sorularına cevap aradığı ve örtülü kalması gerektiğine karar verdiği dönemde satın aldığı kemik rengi, modern kesim pardösü kısa bir zaman sonra sıkıcı olmaya başlamış.
Pardösüyle yollarını ayıran bütün tesettürlü kızlar aynı duygudan söz ediyor, tek tip görünümden, hep aynı şeyleri giymekten duyulan bunaltı… O bunaltı işte, örtülü pek çok kadını, sonraları kendisinin bile şaşıracağı biçimlere soktu. ‘Asla giymem!’ cümlesinin de bir hükmü kalmadı. “Giyebileceğimi düşünmediğim etek boylarını, uzun çizmelerle kompanse ederek giyiyorum. Yazın da pantolon üzerine uzun tunikleri tercih ediyorum.” diyen Karaca pardösüden dönüşle ilgili önemli bir tespitte bulunuyor: “Kadınlar pardösüden vazgeçince daha rahat ve kolay giyineceklerini zannettiler. Oysa etek-ceketle birlikte dikkat etmeniz gereken hususların sayısı artıyor. Pardösü, abaye ya da çarşaf hem pratik hem ekonomik hem de rahatlar.” Zihninin bir köşesinde hep severek sakladığı bir sesten, Hz. Ömer’in eşine ilişkin bir hikâyeden söz ediyor Karaca... Hz. Ömer, diğer kadınların giydiğinden daha parlak daha kaliteli bir kumaştan elbise yaptırmak isteyen eşine ‘Herkesten farklı ve üstün görünmen doğru değil’ diyor.
ÖRTÜDE MARKA BENİ GERER
Aldığımız her giysinin ya da markalı eşarbın vicdanımızı sızlatmasının bu hatırayla bir ilgisi var mı? “Eşarpta markadan hoşlanmıyorum.” diyor Nihal Hanım. Tesettür, mütevazı olmak ya da bununla ilgili bir ukdesi olmakla, güzellik ya da hoşluğun denetlenmesiyle, kontrolsüz olmamasıyla ilintili son kertede… “Almakla ilgili yetimi yeterince kontrol edemediğimi fark ettiğim an verme mekanizmamı devreye sokuyorum.” diyor. Çok yeni ve çok sevdiği elbiselerini biraz da başkasının üzerinde görmeyi seviyormuş. Bir de veremeyenler var. Takı tasarımcısı Emine, evlenip de İSMEK’deki öğretmenlik günlerine son verdiği günden bu yana bayramdan bayrama giysi almanın huzurunu yaşıyor: “Uzun süre aynı şeyi giyince kendini eskimiş hissediyorsun. Bu hiç iyi bir şey değil. Fıtrî eğilimimizi tetikliyorlar. Atamama, verememe gibi bir huyum olduğu için giysilerim dolaba sığmıyordu bir ara.” Tesettürlü hanımların büyük imtihanı; Hz. Fatıma’nın mütevazı çeyizini hatırlatan sesin giderek boğulması, olması gerekenlerle yapılanlar arasındaki uçurumun büyümesi...
“Giyinmeye makyaja meraklıyım. Günah olduğunu biliyorum; ama o kadar alıştım ki şu anda hissedemiyorum günah olduğunu.” “Neden makyaj yapıyorsun?” sorusuna böyle cevap veriyor Reyhan Kapucu. Niyetimiz yargılamak, hesaba çekmek değil, o da savunmaya geçmiyor zaten. Samimî bir öz eleştiride bulunuyor. Lisedeyken arkadaşlarıyla ‘Sevaptır, gözleri besler.’ inancıyla hacdan gelen sürme kullanırlarmış, sonra malzemeler çeşitlenmiş ve nihayet makyaj yapmadan dışarıya adım atamaz olmuş. “En çok istediğim şey, evleneceğim insanın makyajı bırakmama vesile olması.” diyor Reyhan, “Uyumlu bir insanım, maneviyatımı düşünen, beni yönlendiren biri olursa bırakabilirim sanırım.” İçindeki ukdelerden birisi de yeniden pardösü giymek. Bu arzusunu da evlilik sonrasına saklayan Reyhan, şimdilik modayı takip ediyor ve ‘süslü kız çocuğu’ tabiatına pek uygun düşen parlak kumaşlardan vazgeçmiyor. Diz altı etek ve uzun çizme onun da hayatına girmiş. İmam Hatip yıllarında çok eleştirdiği arkadan bağlanan küçük başörtüleri de kullanmış. “Bir zamanlar yadırgadığımı da unuttum üstelik.” diyor, “Aldığım bir giysiye o şekilde bağlamanın yakışacağını düşündüm ve öyle bağladım.”
Çelişkiler ve vicdanın hep itidale çağıran sesi… Örtünme biçimleri üzerine konuştuğumuz tesettürlü her genç kız, hangi tarzı benimsemiş olursa olsun vicdanının fısıltılarına kulak verdiğini söylüyor. Uzun çizmelere, gömlek üzerine alınan şallara, yarım yamalak giysileri örtmek için kat kat giyinmelere biraz da bu gözle bakmak gerekir. İki yıl önce başörtüsü takan Sevgi Koçyiğit, örtünmeye karar verdiği ilk günü anlatırken hâlâ heyecan duyuyor: “Bir ayet okudum, ‘Siz benim ayetlerimi az bir dünya nimeti karşılığında mı değişeceksiniz’ diyordu. Üzerime alındım, aslında örtüyle ilgili bir ayet değildi; ama ben direkt örtüsüz olduğumu hatırladım. O ana kadar aklımın ucuna bile gelmemişti. Koşarak eve gittim, giysilerimden birini keserek bone yaptım ve fularımı başıma taktım. O gün başımı örtemezsem başka zaman örtemem diye korktum.”
Ani bir tesettür kararı, hele de mevsim yaz ise ve giysi dolabında uzun kollu tek bir tişört dahi yoksa epey zorlar muhatabını. Sevgi de bulabildiği en uzun eteğin üzerine temmuz sıcağına aldırmadan uzun kollu bir triko giymiş. “Bunu ancak tesettürlü biri anlar, o gün ben çok serindim.” diyor şimdi. O günlerdeki ufak dikkatsizlikler zaman içinde vicdanını rahatsız etmeye başlamış. “Tesettürlü kızlara ne oluyor?” sorularının yükseldiği bir dönemde o tersine bir değişimden söz ediyor: “Pantolon üzerine daha kısa hırkalar giyiniyordum ilk zamanlar. Onları evde kullanıyorum artık. Çok kendiliğinden oluyor, bir gün kalkıyorum ve o şekilde sokağa çıkamayacağımı fark ediyorum.” Başörtüsünün siyasî simge gibi gösterilmesine de itirazı var Sevgi’nin: “Allah’a inandığım için örtünmesem büyük eziyet olurdu. Herkes denize girerken ben neden kıyıda oturuyorum. Siyaset için değmez doğrusu.”
Ali Bulaç: ARIZÎ OLAN GÖZE ÇARPAR
Kadınların nasıl örtüneceği muteber kaynaklarda tarif ediliyor. Zamana, mekâna, şehre ya da köye göre değişmeyen bir biçim... El, yüz ve ayaklar dışındaki bölgenin örtülmesi, giysinin şeffaf olmaması, vücut hatlarını belli edecek kadar dar olmaması ve bir başka dinin sembollerini taşımaması gerekiyor. Bunun dışındakiler iklime, coğrafyaya, kültüre estetik beğenilere göre değişebilir. Bu dört temel kriteri esas almak kaydıyla muazzam bir çoğulculuk vardır İslam’da. Kuzey Afrika’daki kadın Pakistan’dakine benzemez, Karadeniz’deki Güneydoğu’dakine... Türkiye’de kadınların endişe verecek kadar kötü örtündüğünü düşünmüyorum. Ancak gelir seviyesi yükseldikçe, Batılı tarza özenen kadınlarda bir gevşeme oldu. Aslında onlar tedrici bir şekilde başörtüsünden kurtulmaya çalışıyor; fakat sayılarının fazla olduğu söylenemez. Dişiliği kişiliğin önüne çıkaran bir giyim tarzını benimsedikleri için çokmuş gibi görünüyorlar. Arızî olan hemen göze çarpıyor. Kent hayatında özellikle metropollerde patolojik vakalar olur; fakat ana gövde doğru giyiniyor, korkulacak bir tablo yok.
Çatışan iki paradigma var. Önemli olan hangi tarafta durduğun. Toplumsal alana çıktığında kişiliğin mi ön planda dişiliğin mi? Modernite dişiliğin görünür olmasını ister. Ama bir insan aynı anda iki şeye birden odaklanamaz. Bir de kadınların modanın tesiri altında ‘sosyal kukla’lara dönüşmesini onur kırıcı buluyorum. Belli merkezler ne istiyorsa onu yerine getiriyorlar. Bir renk belirleniyor ve herkes o rengi giyinmeye başlıyor. İslam buna mukavemet ediyor aslında; ama Batı’dan saldırı var. İslamı engel olmaktan çıkaramazlarsa kapitalist büyümeyi gerçekleştiremezler.
Belkıs İbrahimhakkıoğlu: BAŞÖRTÜSÜ BİR EDEP ÖRTÜSÜDÜR
Güzel ezan dinlemek için camileri dolaşan, türbe ziyaretlerine ehemmiyet veren ve bu vakitlerde hep tesettürlü olan Belkıs İbrahimhakkıoğlu, iki yıl önce hac dönüşü, örtüyü bir daha çıkaramayacağını fark etmiş. O günden sonra daha şıklaştığını söyleyen dostlarına hak veriyor: “Kılık kıyafetime hiç titizlenmezdim; ama şimdi başörtüsü üzerinden dinimize söz getirmek istemem. Eğer köşeme çekilmiş olsaydım, tahmin ediyorum ki hayatımı üç elbiseyle geçirirdim, gönlümün arzusu hâlâ budur, hatta üç bile değil iki… Fakat şimdi ortadayız, birtakım görevlerimiz var.” Caddelerle ilgili onun da gözlemleri ve üzüntüleri var: “Müslüman, her devri sabırla atlatmasını bilen insandır. Bizim bakışımız, gözümüz uzakta olmalı. Bir Müslüman’a yakışan nedir onun peşinde olmalıyız.” Sonra da uyarıyor: “Başörtüsü takan biri hâl diliyle sözsüz bir beyanda bulunuyor, ne diyor: ‘Ben Müslüman bir kadınım. Elimden geldiğince Müslüman’ca yaşamak istiyorum.’ Ama iddiasına uymayan tavırlar sergiliyor. Çok dar pantolon giyiyorsa başörtüsü takması vebaldir artık, açsın rahata ersin. Din sadeliktir, parmakla gösterilmeyeceksin; ama ben parmakla gösterilecek başörtülüye çok rastlıyorum. Çoğunun da cehaletten kaynaklandığı o kadar açık ki.” Bir de ahlâkî boyutu var meselenin. Müslümanlık sadece başörtüsünden mi ibarettir? “Başörtüsü öncelikle bir edep örtüsüdür.” diyor Belkıs Hanım, “İştahla gıybet eden bir hanımın tesettüründeki gevşeme büyük suç sayılmaz. Ahlâkî ilkeleri özümsemeye gayret ediyorsak başörtüsü bir güzellik kazanır.”
Elif Gökmen Erçelik takva libasına atıfta bulunuyor: “Bugün çarşaf bile tek başına tesettürlü olmaya yetmiyor. Giydiği ayakkabıyla, gözüne çektiği sürmeyle, koluna taktığı küçük taşlı parlak çantayla normal pardösülü bir hanıma kıyasla çok daha albenili olabilen çarşaflı kadınlara rastlıyorum. Beğenilmek, ilgi çekmek ve kendinize baktırmak istiyorsanız bunu çarşafla da yapabilirsiniz, pardösüyle de. Hiçbir giysi yüzde yüz tesettürü sağlamaz. Manevi bir tesettür de gerekli.”
(Aksiyon)
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=294889
theinsider
22.01.08, 10:56
wie sagte ich, (jetzt zitiere ich mich schon selber...es wird immer schlimmer mit mir) "wenn das kopftuchverbot nicht fällt, braucht rte nicht mit dem finger auf andere zeigen").
wer die kopftuchdebatte seit jahren als faustpfand benutzt, um von anderen unzulänglichkeiten abzulenken, braucht sich nicht wundern wenn er der eigentlichen sache schadet....
wenn man den sudan und damit einen schurkenstaat einlädt, damit man ein gepflegtes essen in "verhüllter" atmosphere geniessen kann, dann sind das stilblüten, die der türkei nur schaden können...ob mit, oder ohne kopftuch..
Başörtüsü, İslam, laiklik
Türkiye'deki üç çeyrek asrı aşan laiklik uygulaması, maalesef, halkı özgürleştiren bir mekanizma olamadı. Hatta bazen, zihinleri başka tür bir esarete sevk eden bir düzeneğe dönüştü. 'Başörtüsü, İslam ve laiklik' üçlemindeki tartışmada hem İslam hem de laiklik zarar gördü.....
......Eğer insan aklının ve diğer melekelerinin zaman içerisinde tekâmülü söz konusu ise asrımızda egemen olan medeniyetin, insanlığı yüce emellerine yaklaştırmada, daha öncelikli olması gerekir. Allah diye diye ondan uzaklaşmak mümkün olduğu gibi onun adını zikretmeden Ona yaklaşmak da mümkündür.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=245133&tarih=22/01/2008
wie sagte ich, (jetzt zitiere ich mich schon selber...es wird immer schlimmer mit mir) "wenn das kopftuchverbot nicht fällt, braucht rte nicht mit dem finger auf andere zeigen").
wer die kopftuchdebatte seit jahren als faustpfand benutzt, um von anderen unzulänglichkeiten abzulenken, braucht sich nicht wundern wenn er der eigentlichen sache schadet....
wenn man den sudan und damit einen schurkenstaat einlädt, damit man ein gepflegtes essen in "verhüllter" atmosphere geniessen kann, dann sind das stilblüten, die der türkei nur schaden können...ob mit, oder ohne kopftuch..
Başörtüsü, İslam, laiklik
Türkiye'deki üç çeyrek asrı aşan laiklik uygulaması, maalesef, halkı özgürleştiren bir mekanizma olamadı. Hatta bazen, zihinleri başka tür bir esarete sevk eden bir düzeneğe dönüştü. 'Başörtüsü, İslam ve laiklik' üçlemindeki tartışmada hem İslam hem de laiklik zarar gördü.....
......Eğer insan aklının ve diğer melekelerinin zaman içerisinde tekâmülü söz konusu ise asrımızda egemen olan medeniyetin, insanlığı yüce emellerine yaklaştırmada, daha öncelikli olması gerekir. Allah diye diye ondan uzaklaşmak mümkün olduğu gibi onun adını zikretmeden Ona yaklaşmak da mümkündür.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=245133&tarih=22/01/2008
Anlamadigim bir Nokta var;
Basörtüsü yasagi getirilerek, BIR KISIMA Siyaset yapildi (yani istekleri yerine getririldi). Bu "azinlik" memnun olsun diye, cogunluk ezildi!
Bu normal.. bu Din ile Siyaset yapmak degil!
Basörtüsü yasagini kaldiracagim, BIR KISIMA siyaset yapilacak. Cünkü "cogunluk" bunu istiyor.
Bu normal degil, cünkü Din ile siyaset yapiliyor.
Son sözünün manasini tam anliayamadim.. Allahdan uzaklasmayi anladimda, nasil adini anmadan yaklasirmisiz, onu cözemedim acikcasi!? Galiba böylesi isteniyor.. "Basini örtmedende müslümansin.. niye örtüyorsunki? Allah ne güzel Sac yaratmis!"
Bu söz Zekeriya Hocaninmi?
Farkindaysaniz, keyfi isteklerimize göre politika istiyoruz. Basörtüsü sahsi görüslerimize da batinca, sagda solda tutunacak nekadar cöp varsa saldiriyoruz. Bu sekilde yasamayip da "verin millete özgürlügünü" diyen yok degil, var elbette.. ama sesleri fazla cikmiyor. Bir tarafina batanlar birinci sirada.
Yanlis anlama seni kasdetmiyorum, genele lafim.. yani Gündemi TVleri takib edersen.
Bu kisilerde babalarinin ciftligi saniyor güzelim Memleketimi.. istedigim gibi Top atarim devri Allaha sükür gecdi.. yeni yeni uyaniyorlar.. bitanesi biraz gec kalmis, ama uyandirmasini bilirler:
Avukatlar, 'görevi suistimalle' suçladıkları Yalçınkaya'yı istifaya çağırdı
http://content.zaman.com.tr/2008/01/22/yalcinkaya.jpg
Başörtüsü yasağının kaldırılması konusunda yasal düzenleme yapılamayacağını ileri süren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya'ya hukuk camiasından da tepki geldi.
İzmirli bir grup avukat, başsavcının "partilere üstü örtülü 'kapatma davası açarım' tehdidi" yaptığını ve "ihsas-ı rey"de bulunduğunu belirterek, istifa etmesini istedi. İzmir Adliyesi önünde toplanan grup adına konuşan Av. Halit Çelik, yargıdan çıkan özgürlük karşıtı sesleri "tek tip insan oluşturmayı hedefleyen antidemokratik beyanlar" olarak gördüklerini bildirdi. Meclis'in yargı kararlarına değil, yargının Meclis kararına uymak zorunda olduğunun altını çizen Çelik, hukuk devletinin yargıçlar devleti anlamına gelmediğine, yargıçların görevinin yürürlükteki kanunları uygulamak olduğuna dikkat çekti.
Çelik, "Yargıçlar kanun koyucu değildir. Kanun koyucu, halkın temsilcilerinden oluşan Meclis'tir. Yargı kararlarına Meclis uymaz, Meclis kararlarına yargı uyar. Aksi iddia, hukuki değildir, yürürlükteki mevzuata aykırıdır." şeklinde konuştu. Avukat Çelik, partiler üstü ve Meclis'in üstünde bir devlet politikasının demokrasilerde bulunmadığına işaret ederken, devlet politikasının Meclis tarafından çağın şartlarına göre belirleneceğini ve değiştirilebileceğini anlattı. Çelik, başörtüsü yasağının kalkması halinde eğitim kurumlarının laik ve üniter yapıya aykırı faaliyet alanına döneceği, halkı çatışmaya götüreceği şeklindeki iddiaları da yersiz buldu. Halit Çelik, "Yüzyıllardır çeşitli tarzlarda kıyafet sahipleri, bu ülkede bir arada ve barış içinde yaşamaktadır. Korkulardan yasak üretilemez. Yasakların bir an önce kaldırılması için TBMM, milletten aldığı yetkisini kullanmalıdır.'' ifadelerini kullandı.
İzmir, Cihan
wenn man den sudan und damit einen schurkenstaat einlädt, damit man ein gepflegtes essen in "verhüllter" atmosphere geniessen kann, dann sind das stilblüten, die der türkei nur schaden können...ob mit, oder ohne kopftuch.
Komm schon,bleib auf dem Teppich.Wenn andere Länder wie Deutschland mit China etc. fleissig Geschäfte machen oder die US eigentlich jeden unterstützen und Geschäfte treiben,egal was in diesem Lande eigentlich los ist,was sollte die Türkei sich dann um irgendeine 'Moral' kümmern?
Der Sudan hat alles was die 'anderen' wollen..schon mal auf die Idee gekommen,dass genau DIES der Grund für diese Massaker sind?
Passt es denn nicht wunderbar in das Schema der Westlichen?
Wenn der,von aussen angefachte,Clash zw. den 'Türken' und 'Kurden' losgeht,sind wir dann auch ein "Schurkenstaat"?Können wir dann etwas dafür oder nicht-oder besser:Sind wir dann zu 100% daran schuld?Glaub mir,diese Massaker haben sehrwohl mit interessen 'anderer' zu tun,da dieser Staat absolut anti-westlich aber nicht ostfeindlich ist."Schurkenstaat"..für was oder wen auch dieses undefinierbare Wort stehen möge.Wenn andere dieses Wort benutzen(!) muss ich es noch lange nicht.
Cancavid milislerinin lideri Musa Hilal'i bakan danışmanlığına atamasına ilişkin bir soruya da, "İstikrar ve güvenliğe katkısı oldu. Ona yönelik suçlamaların gerçekdışı olduğuna inanıyoruz. Sudan'da gerçek cinayetleri işleyenler Avrupa'dan yardım alanlardır" yanıtını verdi. Milliyet,Heute
Da dieses 'Problem' auch in der Türkei herrscht,sollte man hier sehr schnell HELLHÖRIG werden!Wir beklagen uns auch,dass unsere Menschen sterben durch Waffen die vornehmlich aus Europa gesponsert werden.Duyan yok,maalesef..Gözünüzü ve kulaklarinizi iyi acmaya bakin artik.Dünya'da neler oluyormus..
theinsider
22.01.08, 13:46
Anlamadigim bir Nokta var;
Basörtüsü yasagi getirilerek, BIR KISIMA Siyaset yapildi (yani istekleri yerine getririldi). Bu "azinlik" memnun olsun diye, cogunluk ezildi!
Bu normal.. bu Din ile Siyaset yapmak degil!
Basörtüsü yasagini kaldiracagim, BIR KISIMA siyaset yapilacak. Cünkü "cogunluk" bunu istiyor.
Bu normal degil, cünkü Din ile siyaset yapiliyor.
beides scheint mir suboptimal und dient weder dem laizismus, noch dem glauben. ich gehe sogar so weit und sage das es 80% der kopftuchtragenden frauen in der türkei völlig egal ist, ob es ein kopftuchverbot gibt oder nicht. diese frauen werden von beiden seiten, ohne ihren willen, benutzt. glaub mir, ich wäre lieber heute als morgen dafür, dass das kopftuchverbot gelockert wird. gleichzeitig glaube ich aber auch, dass dies keineswegs das ende der diskussion ist...
Son sözünün manasini tam anliayamadim.. Allahdan uzaklasmayi anladimda, nasil adini anmadan yaklasirmisiz, onu cözemedim acikcasi!? Galiba böylesi isteniyor.. "Basini örtmedende müslümansin.. niye örtüyorsunki? Allah ne güzel Sac yaratmis!"
Yanlis anlama seni kasdetmiyorum, genele lafim.. yani Gündemi TVleri takib edersen.
ich sehe das nicht so sehr auf das kopftuch beschränkt. für mich persönlich interpretiere ich das lieber so...(den ersten teil haben wir ja beide verstanden)..eine von aussen nicht erzwungene, zum teil auch nicht sichtbare liebe zu gott kann die nähe zu ihm schaffen...das heisst nicht, dass du ein lotterleben führen sollst, aber gott wollte bestimmt keine dumpfen lämmer ohne eigenen kopf.
warum falsch verstehen?..ich versuche zu verstehen und lese deine beiträge aus diesem grund ja auch...
Sipahi:
Abi, sence ABDnin Türkiyeyle yaptigi sadece mahsum diplomasimi, yoksa Türkiyeyi kukla gibi yönetmekmi?
Cok ilginctir AKP hükümeti her yil, hatta bazen 2 ay üst üste, Bush "amcamizin" ayagina gider. Ziyarete. (Dünya rekorudur bu :D )
Yine cok ilginctir, Tayip "efendi"nin oglu ABDde konaklar, askerden kacmak icin. Yine cok ilginctir Tayip, Gül ve diger ampüller ABDde bulunan Fetullah Gülenden talimatlar alirlar, bu ülke yönetimi hakkinda.
Ha diyeceksin simdi, "olsun, daha öncedende böyleydi!". Evet, Türkiye darbedens sonra hep böyleydi. Ama bu kadar farkin belli oldugunu ben hatirlamiyorum.
Ama tabikide, mahsum diplomasi diyebiliriz buna. Üstünü örtelimde üsümesin. :D
Ayrica ermenilerin baskili politikasida AKP iktidari ile artti. Ufacik ülkeden korkar olduk. Hic cevap veremezmi AKPliler bu adamlara. Ha dogru ya, unuttum, AB almaz bizi sonra. ("kokorec ver oglum ordan" :D )
Emperiyalistlerin elinde oynatiliyoruz, hükümet tarafindan uyutuluyoruz, farkinda bile degiliz. Güzel dünya! :)
theinsider
22.01.08, 13:57
Komm schon,bleib auf dem Teppich.Wenn andere Länder wie Deutschland mit China etc. fleissig Geschäfte machen oder die US eigentlich jeden unterstützen und Geschäfte treiben,egal was in diesem Lande eigentlich los ist,was sollte die Türkei sich dann um irgendeine 'Moral' kümmern?
schurkenstaat war sicherlich etwas unüberlegt, gebe ich gerne zu. es gibt in diesem land für die türkei nichts zu holen, weder ideologisch noch wirtschaftlich. der gedeckte tisch ist schon besetzt von ländern wie china, japan und malaysia. wenn wir ehrlich sind, war die einladung nur eine "showeinlage" ohne nennenwerte ergebnisse.
yalan yalan yalan yakinda takke düsecek kel görünecek
Türbana ’GATA fiyongu’ formülü 21 Ocak 2008
Fatih Çekirge
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4821057.jpg
Şimdi adını veremeyeceğim. Hükümette çok önemli bir isim aktarıyor.
Ayrıntı şu:
Ankara’daki Gülhane Askeri Hastanesi’ne her gün binlerce insan tedaviye ya da hasta yakınını ziyarete geliyor.
Emekli, dul, yetim orada... Gazilerin eşleri, anaları, kızları orada.
Bu sırada hastaneye yüzlerce kadın da geliyor. Bir bölümünün başı kapalı. Peki nasıl içeri giriyorlar?
GATA askeri bir tesis. Aynı zamanda kamusal alan...
Kapıdaki görevliye şöyle bir talimat verilmiş:
"Gelen kadın ziyaretçilerin eğer başı kapalıysa (türban şeklinde), başlarını açtırtmayın. Yalnızca çene altından (fiyonk şeklinde) bağlamaları yeterlidir."
Yani başları yine kapalı. :brüll:
Bu ayrıntı sanıyorum Başbakan Erdoğan’a da iletilmiş. Merak ettim. GATA’ya gittim.
Gerçekten de birçok kadın başörtülerini çene altından (fiyonk şeklinde) bağlayarak giriyorlar. Onlarca, yüzlerce kadın bu şekilde. Yani "Anadolu tarzı başörtüsü"yle içeri giriyorlar. (Su Parti yada Politikaci usülü baglamasini bi anlayabilsem!)
Bu bir formül olabilir mi?
Bilemiyorum. Ama eğer bir inatlaşma yoksa, ya da "benim başımı nasıl bağlayacağıma kimse karışamaz"* denmiyorsa ilginç bir ayrıntı.
En azından bir "Anadolu formülü"...
Üniversitelere bu şekilde girildiğinde karşı çıkılabilir mi?
Başbakan’ın sözünü ettiği kurumlar arası mutabakat böyle başlayabilir mi?
****************************** ***********************
* Karisamazsiniz efendim! Biz sizin nasil Kravat taktiginiza karisiyormuyuz? Pantolonunun ütüsüne laf atiyormuyuz?
Amac demek basörtüsü degil... yoksa söyle baglarsan girebilirsin böyle baglarsan giremezsin denmez..
SIKIYORSA Gataya Gazi analarini, bacilarini bi almasinlar.. bakalim kiyamet nasil kopuyormus... Alabilmek icin böyle asagilayici muamelere basvuranlar nezaman utanacak acaba!?
Bugün bir genc Generalimiz istifa etmis.. (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8073612.asp?gid=180&sz=20767) IBRET alsin bazilari! Böyleleri de var isde... Adam uniformama laf geliyor diye istifa ediyor.. HELAL olsun böyle zihniyete! Su bizim bazi Dinozor beyinliler nezaman uyanacak acaba?
"benim başımı nasıl bağlayacağıma kimse karışamaz"
Ohoooo, ölme essegim ölme. (Dont die my donkey, dont die :D )
Iste Türkiyenin sorunu bu. Herkes birbirine gagalaniyor ve efelik tasliyor bu ülkede. Adamlar soruna cözüm ariyor, "sanane" diyor digeri.
* Karisamazsiniz efendim! Biz sizin nasil Kravat taktiginiza karisiyormuyuz? Pantolonunun ütüsüne laf atiyormuyuz? :brüll::brüll: puahaha, koptum!
KOMEDI!
beides scheint mir suboptimal und dient weder dem laizismus, noch dem glauben. ich gehe sogar so weit und sage das es 80% der kopftuchtragenden frauen in der türkei völlig egal ist, ob es ein kopftuchverbot gibt oder nicht. diese frauen werden von beiden seiten, ohne ihren willen, benutzt.
Das ist nicht ganz korrekt!
Sie werden ausgeschlossen.. vor allem im elitärem Bereich. Sie dürfen keine staatlichen Ämter ausüben, kein Medizin studieren, keine Akademischen Grade, kein Millitär....hier nicht mal als brave Ehefrau. In dieser Weise ausgegrenzt kein Wunder das viele passiv bleiben. Klar als Ehefrau von Ahmet dem Gemüseverkäufer oder Automechaniker hat diese Frau ja auch kaum Einschrämkingem im Leben? Solange Sie nicht vorhat in die Politik zu gehen oder karriere zu machen, darf Sie ruhig weitervegetieren mit ihrem Kopftuch. Das versuchen uns doch die Herrschaften weiszumachen.
Jetzt, wo die first Lady auch ein Kopftuch trägt, ist für viele die Welt zusammengebrochen.. glaub mir, beim "nabiz yoklamasi" ala E-Muhtira wurde geschaut wie die Reaktionen sind. Als massive Proteste aus der Bevölkerung kamen hat man von einem Putch abgesehen.. sonst wären längst Panzer in Ankaras Strassen gerollt! Nur für den "Willen" einer handvoll Menschen.
ich sehe das nicht so sehr auf das kopftuch beschränkt. für mich persönlich interpretiere ich das lieber so...(den ersten teil haben wir ja beide verstanden)..eine von aussen nicht erzwungene, zum teil auch nicht sichtbare liebe zu gott kann die nähe zu ihm schaffen...das heisst nicht, dass du ein lotterleben führen sollst, aber gott wollte bestimmt keine dumpfen lämmer ohne eigenen kopf.
Das ist korrekt... deshalb sagte ich auch "nimm es nicht persönlich" aber es gibt Menschen die halten das den Leuten vor! Wollen weismachen das es keinen Kopftuch im Koran gibt... Die Absichten liegen kalr auf der Hand.. Kökten Cözüm!
"benim başımı nasıl bağlayacağıma kimse karışamaz"
Ohoooo, ölme essegim ölme. (Dont die my donkey, dont die :D )
Iste Türkiyenin sorunu bu. Herkes birbirine gagalaniyor ve efelik tasliyor bu ülkede. Adamlar soruna cözüm ariyor, "sanane" diyor digeri.
:brüll::brüll: puahaha, koptum!
KOMEDI!
Birgün senin sac sekline de karisan olursa demedi deme emi? Ozaman aglarsan meme uzatan olmaz ;)
Ne o... Iranda "basini kapatacaksiniz" denilince BASKI UYGULANIYOR!
Peki "basini acacaksin" denilince arada ne fark var Allah askina?
Birgün senin sac sekline de karisan olursa demedi deme emi? Ozaman aglarsan meme uzatan olmaz ;)
Ne o... Iranda "basini kapatacaksiniz" denilince BASKI UYGULANIYOR!
Peki "basini acacaksin" denilince arada ne fark var Allah askina?
Vallah karisan olmadi desem, yalan olur. :D
Ben bisey demiyorum artik. Tas devri politikasi, baska bisey degil!
Dedigim gibi, tam bir komedi haline dönüsüyor bu konu yavas yavas. :D
Artik bu konuyu ciddiyede allmiyorum. Türkiyenin daha ciddi sorunlari olmali, varda zaten. Ama gündem bu konuyla oyalaniyor iste.
Mesela AKPnin seneye cikaracagi sigara yasagi ile ilgili konusalim.
Bana göre AKPnin yaptigi nadir "adam gibi islerden" biri. :D
Ben sigara icmiyorum, sahsen yanimda sigara icilmesindende hic rahatsiz olmam. Ama burada kendi adima konusmam yanlis. Rahatsiz olanlar var, varsada böyle yasaklarin cikmasi cok yerinde bi karar.
Iste ileri dönük politika budur. Yoksa "kapali uyuma", "eski acik sari desene"...tartismalari geri kalmis ülkelerde yapilir....
Vallah karisan olmadi desem, yalan olur. :D
Ben bisey demiyorum artik. Tas devri politikasi, baska bisey degil!
Dedigim gibi, tam bir komedi haline dönüsüyor bu konu yavas yavas. :D
Artik bu konuyu ciddiyede allmiyorum. Türkiyenin daha ciddi sorunlari olmali, varda zaten. Ama gündem bu konuyla oyalaniyor iste.
Mesela AKPnin seneye cikaracagi sigara yasagi ile ilgili konusalim.
Bana göre AKPnin yaptigi nadir "adam gibi islerden" biri. :D
Ben sigara icmiyorum, sahsen yanimda sigara icilmesindende hic rahatsiz olmam. Ama burada kendi adima konusmam yanlis. Rahatsiz olanlar var, varsada böyle yasaklarin cikmasi cok yerinde bi karar.
Iste ileri dönük politika budur. Yoksa "kapali uyuma", "eski acik sari desene"...tartismalari geri kalmis ülkelerde yapilir....
Yasak kalksin isteyende mi suc, yasaklayandami?
Kaldirirsin yasagi, olur biter.. Direnmenin ne anlami var, öyle degilmi?
Sigara yasagina gelince, sana katiliyorum! Ben sigara kullandigim halde, yasaklanmasindan yanayim...
ottoman1299
22.01.08, 16:07
Vallah karisan olmadi desem, yalan olur. :D
Ben bisey demiyorum artik. Tas devri politikasi, baska bisey degil!
Dedigim gibi, tam bir komedi haline dönüsüyor bu konu yavas yavas. :D
Artik bu konuyu ciddiyede allmiyorum. Türkiyenin daha ciddi sorunlari olmali, varda zaten. Ama gündem bu konuyla oyalaniyor iste.
Mesela AKPnin seneye cikaracagi sigara yasagi ile ilgili konusalim.
Bana göre AKPnin yaptigi nadir "adam gibi islerden" biri. :D
Ben sigara icmiyorum, sahsen yanimda sigara icilmesindende hic rahatsiz olmam. Ama burada kendi adima konusmam yanlis. Rahatsiz olanlar var, varsada böyle yasaklarin cikmasi cok yerinde bi karar.
Iste ileri dönük politika budur. Yoksa "kapali uyuma", "eski acik sari desene"...tartismalari geri kalmis ülkelerde yapilir....
RMRIO, burasi babanin ciftligi degil! varsa konu hakkinda yazacaklarin, buyur! ucuz propaganda ile burayi kirletmene müsade etmeyecegim!
RMRIO, burasi babanin ciftligi degil! varsa konu hakkinda yazacaklarin, buyur! ucuz propaganda ile burayi kirletmene müsade etmeyecegim!
Emredersiniz padisah hazretleri! :) (neden, seninmi site? )
Yasak kalksin isteyende mi suc, yasaklayandami?
Kaldirirsin yasagi, olur biter.. Direnmenin ne anlami var, öyle degilmi?
Sigara yasagina gelince, sana katiliyorum! Ben sigara kullandigim halde, yasaklanmasindan yanayim...
Ya bana sorarsaniz, Türkiyenin gündemi bu olmamali. Önemli bi konu degil cünkü.
Ha yasak, ha yasak degil. Önemli degil. Ayrica derin ve hassas bi konu oldugu ortada. Burada yüzyillarca tartissak isin icinden varamayiz.
Fransa laikligi veya laik olmamayi 200 sene boyunca tartismis. Insallah bizde o kadar sürmez! :D
Emredersiniz padisah hazretleri! :) (neden, seninmi site? )
Tanistirayim,
Ottoman1299 abimiz ist Moderator hier!
Man hält sich an die Anweisungen von Moderatoren und Admins.. das gehört sich so..
al_sancagim
22.01.08, 20:29
Fransa laikligi veya laik olmamayi 200 sene boyunca tartismis. Insallah bizde o kadar sürmez! :D
200 sene sürmesine sürsün! Yeterki bu ülkede siyasi ahlaksizliklar son bulsun, ve yapici konusmalar, tartismalar ve fikir alisverisleriyle siyasi arenadaki çürümeye son verilsin...
yerlianadolulu
22.01.08, 22:23
Sipahi:
Abi, sence ABDnin Türkiyeyle yaptigi sadece mahsum diplomasimi, yoksa Türkiyeyi kukla gibi yönetmekmi?
Cok ilginctir AKP hükümeti her yil, hatta bazen 2 ay üst üste, Bush "amcamizin" ayagina gider. Ziyarete. (Dünya rekorudur bu :D )
Yine cok ilginctir, Tayip "efendi"nin oglu ABDde konaklar, askerden kacmak icin. Yine cok ilginctir Tayip, Gül ve diger ampüller ABDde bulunan Fetullah Gülenden talimatlar alirlar, bu ülke yönetimi hakkinda.
Ha diyeceksin simdi, "olsun, daha öncedende böyleydi!". Evet, Türkiye darbedens sonra hep böyleydi. Ama bu kadar farkin belli oldugunu ben hatirlamiyorum.
Ama tabikide, mahsum diplomasi diyebiliriz buna. Üstünü örtelimde üsümesin. :D
Ayrica ermenilerin baskili politikasida AKP iktidari ile artti. Ufacik ülkeden korkar olduk. Hic cevap veremezmi AKPliler bu adamlara. Ha dogru ya, unuttum, AB almaz bizi sonra. ("kokorec ver oglum ordan" :D )
Emperiyalistlerin elinde oynatiliyoruz, hükümet tarafindan uyutuluyoruz, farkinda bile degiliz. Güzel dünya! :)
Buna derin devlet denirmi?
MHP ve Türkes nasil bir derin devletin ve ABD (CIA) icinde oldugu ortaya cikti.
AKP'nin nasil ve nerin icinde ve kimin icin calistigi ne zaman ortaya cikacak?
ABD'nin amcai ne?
Bakalim Prof. Dr. Mahir KAYNAK bu konuda ne diyor.
Prof. Dr. Mahir KAYNAK kim:
1934 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk ve orta Öğrenimini bu ilde tamamladı. 1948'de başladığı Kuleli Askeri Lisesini, 1951'de bitirdi ve Harp Okuluna gitti. 1953' de mezun oldu. 1957'de askerlikten ayrıldı ve 1961'de mezun olduğu İ. Ü. İktisat Fakültesi'nde aynı yıl asistanlığa başladı. 1965'de doktor, 1971'de doçent oldu. 1967-68 ders yılında, Fulbright burslusu olarak ABD'de kaldı. 1971 yılında MİT'e atandı, 1980'de buradan emekli oldu ve 1981'de üniversiteye döndü. 1993 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fa*kültesinden iktisat profesörü olarak emekliye ayrıldı. Evli ve üç çocukludur. Basılmış altı kitabı ve çeşitli makaleleri vardır.
Reportajda Prof. Dr. Mahir KAYNAK sorulan bir soru:
Yani bölgenin tamamen çatışma alanı haline geti*rileceğini söylemiyorsunuz, Amerikan çıkarlarına göre bölgedeki değişimlerin farklılıklar göstereceğini söy*lüyorsunuz...?
Prof. Dr. Mahir KAYNAK cavap verior:
Diyoruz ki, konu ele geçirmektir. Bu*rada eğer önünde bir engel var ise, orada yerleşmiş bir yapı var ise, demokrasi adına oraya müdahale edilecektir. Oradan demokrasi talep edilecektir. De*mokraside de tarafların çatışma nedeni sadece dini ve etnik nedenler olacaktır. Batıdaki nedenlerin hiç birisi burada söz konusu olmaz. Bizim anladığımız manada farklı çözümler üreten siyasi partilerin ortaya çıkması söz konusu değildir.
Mesela, İran'da radikaller ile mutedillerin, ekono*miye bakışlarında, dış politikaya bakışlarında bir farklı*lıkları var mı? Bunu kimse bilmiyor. Belki de yoktur.
Nedir, mutedilsin veya radikalsin fark buradan kaynak*lanıyor. Türkiye'de de giderek o hale getiriliyor. Tür-kiye'njn ekonomik meselelerinin çözümünde farklı ba*kışlar söz konusu değil. Laikler, muhafazakarlar veya radikaller diye bir takım ayrımlara gidiliyor. Bu demok*rasinin genel tarifinin dışında bir olay. Bu ülkelerde dikkat ediniz çözümlere veya dünyanın algılanmasına yönelik dış politikaya yönelik farklılıkların hiç birisini göremeyeceksiniz. Ama insanlar birbiri ile sabahtan akşama kadar kanlı bıçaklı savaş halinde olacaklar.
Basörtü Yasagi isteyenlere Türk Milleti Cevabini vermesini iyi bilir .
Bakin Secimlerde ne Rezalet oldular ...
Bir dahaki Secimlerde Yüzde Onu gecemege gayret edecekler .
Türk Milletine Düsmanlik yapan Cezasini bir günü Türk Milletinden alir . Buna sakincaniz olmasin .
Hier ein Artikel von einer marxistischen Seite aus Frankreich,was sich mit dem Problem beschäftigt. Interessante An und Einsichten ... Mein Kommentar in blau :
Sich gegen den Ausschluss von Alma und Lila [KT-Trägerinnen] zu stellen, sollte selbstverständlich sein. Die staatliche Bildung muss allen offen stehen ... Wenn das weltliche Schulsystem auszuwählen beginnt und sagt, dass diese oder jene Gruppe nicht weltlich genug ist, um ein Recht auf staatlichen Unterricht zu haben, ist es nicht mehr weltlich: Es wird bestimmten Schülerinnen und Schülern vorbehalten. [5]
Der Begriff "nicht weltlich" ist interessant. So eine Art "atheistische Geistlichkeit" . Ein treffender Vergleich.
Was sie in Frage stellen, ist etwas sehr Modernes: den US-Imperialismus, Kapitalismus und so weiter. Mit einem Wort: Sie haben das Feld der intellektuellen Debatte besetzt, das vor dreißig Jahren der proletarischen Linken gehörte, vor 20 Jahren den „Spontis“ und vor einem Jahrhundert der „Bonnot-Bande“ [7] etc. Wir sprechen hier von einem Feld militanter Debatte, das von der radikalen Linke geräumt wurde. Es ist das Einzige, das den jungen Leuten zur Verfügung steht, die das System „kaputtmachen“ wollen. [8]
Eine wichtige Analyse in einem anderen Zusammenhang ...
Sich der reaktionären Werte bewusst zu sein, die durch Religion verbreitet werden, rechtfertigt aber keinesfalls den Ausschluss. Selbst wenn wir akzeptieren, dass junge, Kopftuch tragende Frauen unterdrückt sind, macht es keinen Sinn, sie von der Schule ausgeschlossen sehen zu wollen, wo sie gemeinsam mit anderen jungen Frauen, die kein Kopftuch tragen, lernen, und wo für sie die Möglichkeit besteht, sich zu emanzipieren. Jene, die Ausschlüsse verteidigen, befinden sich deshalb in einer völlig widersprüchlichen Position – die jungen Frauen, die Kopftücher tragen, werden als Opfer betrachtet und gleichzeitig gezwungen, unter Unterdrückung zu leiden. In Wahrheit verstärkt der Ausschluss die Unterdrückung.
Eine richtige Feststellung , aber fällt das nicht auf.Fehlende Emphatie?
Paradoxerweise geht es bei diesem Phänomen [Kopftuch] um Emanzipation. Mit dem Kopftuch fühlen sie sich befreit. Indem sie sich der Autorität Gottes unterstellen, fühlen sie sich von der Autorität ihrer Väter und Brüder befreit ... Eine junge Frau erzählte mir sogar, dass sie zu Debatten und Konferenzen gehe, seit sie den Schleier trage. [26]
... ein Zeichen der Emanzipation der muslimischen Frau. Das passt aber überhaupt nicht in das Bild das manche zu verbreiten versuchen
Das andere Argument, das am häufigsten benutzt wird, um die Ausschlüsse zu rechtfertigen, führt die Notwendigkeit an, die Säkularität zu verteidigen, die durch junge Frauen mit Kopftüchern untergraben würde. Die Hauptdefinition von Säkularität lautet, Schulbildung ist „unabhängig von allen religiösen Konfessionen. [32] Das heißt nicht, dass Schüler keine religiösen Überzeugungen haben.
...die wiederum der Religionsfreiheiten unterliegen würden.Deswegen der "Kunstgriff" "politisches Symbol" ...
Das andere Argument, das am häufigsten benutzt wird, um die Ausschlüsse zu rechtfertigen, führt die Notwendigkeit an, die Säkularität zu verteidigen, die durch junge Frauen mit Kopftüchern untergraben würde. Die Hauptdefinition von Säkularität lautet, Schulbildung ist „unabhängig von allen religiösen Konfessionen. [32] Das heißt nicht, dass Schüler keine religiösen Überzeugungen haben. Diejenigen, die das jetzige System leiten, halten an der Theorie fest, dass die säkulare Bildung wertfrei sei. Schulen müssten eine unpolitische „Zuflucht“ sein, die Kinder vor Erwachsenenstreitigkeiten schützt. Säkulare Schulen sind jedoch alles andere als wertfrei, wie die Geschichte zeigt.
Dies gilt nicht nur für Frankreich ... Im Übrigen folgt nach diesem Zitat ein kurzer Überblick übder die Geburt der "säkularen" Bildung. Und wenn man sich das so durchliest,lassen sich kaum Parallelen zwischen Fr. und Tr. ausmachen ...
http://www.marxists.de/religion/kopftuch/tuch.htm
yerlianadolulu
22.01.08, 22:41
Ich finde es gut, dass man Maxisten zitiert.
Aber auch auf religiösem Grund steht das "türban" auf sehr wackligem Grund.
'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'
İsmail AKKAYA/KONYA, (DHA)
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz, islam dininde başörtüsünün yeri olmadığını ve Kuran'da da başörtüsünün farz olduğuna dair herhangi bir ayetin bulunmadığını ileri sürdü. Doç. Dr. Filiz, başörtüsünün Yahudilikte bir gelenek olduğuna dikkat çekerek, Yahudi geleneğinin İslamı etkilediğini iddia etti.
Doç. Dr. Filiz, başörtüsünün İslam dininin bir emri olmadığını savunarak, bu konuda şu görüşleri ileri sürdü:
“Dini temeller bakımından başörtüsü, kesinlikle dinin bir emri, ya da farz ibadeti değildir. İnançla da ilgili uygulanan bir ibadet olmadığı halde, sanki dini bir emirmiş ve farzmış gibi yansıtılıyor. Başörtüsü takılmadığı takdirde de, dini yönden büyük cezaları varmış gibi hareket ediliyor.
Burada, siyasi ve sosyal anlamda çözüme ilişkin kamusal bir dinsellik yaratılmıştır. Normalde başörütüsü ile ilgili olduğu belirtilen ayetlerde Nur Suresi 30,31, 33. Ahzab Suresinin 59’uncu ayetlerinde, sadece bir tanesinin başötüsü ile ilgili olduğu iddia ediliyor. O da Arapların, İslam öncesinde başlarına taktıkları örtünün çeki düzeni ile ilgili bir ayettir. Daha önce Arap kadınlarının göğüsleri ve pek çok bölgeleri açıktı.
Hatta Kabe’yi bile çıplak tavaf ederlerdi. Çıplak tavaf etmenin bir fazilet olduğunu düşünürlerdi. Örtünme ayetleri, gerek kadının, gerekse erkeğin her ikisine birden geçerlidir. Temel, kaba avret yerlerinin açık olmasından dolayı toplum içinde hoş karşılanmayan kaba avret yerlerinin (ön ve arkalarını) ve kadınların göğüslerinin örtülmesine yönelik emirlerdir.
Ama son dönemlerde başörtüsü siyasallaştığı için, kamusal bir dinsellik yaratıldığından dolayı, insanın temel örtünmesine ilişkin ayetleri, tamamen başörtüsü simgesinde toplamışlar ve bunun bir farz ve emir olduğu söylenmiştir. ‘Başörtüsüne özgürlük ve kadına özgürlük’, tamamen siyasi ve sosyolojik bir hadisedir. Başörtüsünün farz olduğunu kimse iddia edemez.”
‘KURAN’DA BAŞÖRTÜSÜ DEĞİL, HIMAR GEÇİYOR’
Kuran da başörtüsü ifadesinin yer almadığını savunan Doç. Dr. Filiz, “Kuran-ı Kerim’de sadce ‘Hımar’ kelimesi giçiyor. ‘Hımar’ kelimesi, normal bir örtüyü ifade etmektedir. Başörtüsünü değil. Giysi sıkıntısının çekildiği, hatta çıplak ibadet edildiği dönemde, Kuran’ı Kerim’in söylediği şuydu: ‘Nasıl Hz. Adem ile Havva’nın cennet açıldığında ön ve arkaları açılınca, doğal olarak, kendi yaratılışları icabı örtündülerse, siz de öyle örtünün’ demektedir. Yoksa başınızı, saçınızı örtün, örtmediğiniz takdirde yaptığınız haramdır anlamına gelmez.” dedi.
‘KADININ İNSAN OLDUĞUNU HAZMEDEMEDİK’
Doç. Dr. Filiz, “Başörtüsü söyleminin arkasında yatan unsur; İslamın, insana ve kadına vermiş olduğu hak ve şeref payesini, henüz islam toplumu içine sindirebilmiş değildir.
Kadını, insan diye görmeyen kültürden gelen müslümanlar, henüz daha islamın, kadını insan olarak görmesi emrini hazmetmiş değiller. Hala daha akademik seviyede bile cariyeler ve hür kadınlar şeklinde ayrımlar vardır. Hatta, deniyor ki, “Hür kadınlar örtünür de, cariyeler örtünmez.’ Peki kim bu cariyeler, denince. Buna cevap yok. Burada başörtüsünün, belirli sınıfa ait hür kadınların, bir simgesi olarak gösterilmesi ve başını açanların ise kadın bile sayılmadığı söylemleriyle karşılaşıyoruz.” dedi.
Hz. Muhammed’in de başörtüsü ile ilgili net bir hadisinin bulunmadığını belirten Filiz, başörtüsü ile ilgili olan rivayetlerin birbiri arasında çelişki içerdiğini söyledi.
‘YAHUDİ GELENEĞİ İSLAMI ETKİLEDİ’
Başörtüsünün Yahudi geleneği olduğunu da anlatan Doç. Dr. Filiz, Tevrat ve Talmud’da başörtüsü ile ilgili ayetlerin bulunduğunu belirterek şunları söyledi:
“Yahudi geleneğini inceledim. Yahudilerde, ‘Başörtüsüz kadınlar iffetsizdir, namussuzdur. İffet ve namusun korunmasının ölçüsü baş örtüsüdür.
Baş çirkindir, örtülmesi gerekir. Başörtüsüz hiçbir kadın dışarı çıkmamalıdır’ denilmektedir. Yahudi geleneği direkt olarak islamı etkilemiştir. Yoksa islamda başörtüsü kesinlikle söz konusu değildir. İslamda, oruç tutmadığınızda, tutmadığınız oruçu ya sonradan tutarak telafi edersiniz, ya da parasını ödersiniz.
Başörtüsü, örtemeyenler ile ilgili kesin bir ceza yoktur. 76 tane temel farzdan bahsedilmektedir. Bu 76 farzda kesinlikle başörtüsü geçmemektedir. Kesin bir dini emir diyeceksiniz ve yapmayan hakkında da bunun bir cezası yok diyeceksiniz. Allah ile kul arasında diyeceksiniz. Allah ile kul arasında ise, kamusal alana dinsellik taşınmak isteniyor. Dinsel kanıtlarda dil oyunu yapılıyor.”
Quelle: Hürriyet
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz, islam dininde başörtüsünün yeri olmadığını ve Kuran'da da başörtüsünün farz olduğuna dair herhangi bir ayetin bulunmadığını ileri sürdü. Doç. Dr. Filiz, başörtüsünün Yahudilikte bir gelenek olduğuna dikkat çekerek, Yahudi geleneğinin İslamı etkilediğini iddia etti.
Unabhängig vom Inhalt dieser Meinung ist es positiv zu bewerten, dass in der Türkischen Islamwissenschaft solche kritischen Theorien zugelassen werden.
Die westliche IW sieht den mystischen Aspekt der Religion nicht, die arabischen das wissenschaftliche nicht.
Die Türken sind wieder ganz anders:easydogi:
bu konuda türken,mürken diye birsey yok!!
nur ve ahzap suresinde basörtüsü acik ve net ifade ediliyor!
bunu kabul etmeyen inkarcidir!!kurz und schmerzlos(almanlar diyor ya)!!
yerlianadolulu
22.01.08, 22:56
Ich bin durchaus ein großer Freund des mystischen (tasavvuf) Islams aber darüber hinaus bin auch ein großer Freund noch älterer tükischer Kultur und Religion.
Mein Intresse ist im moment auf geschichtliche und kulturelle Aspekte beschränkt.
[QUOTE=yerlianadolulu;450726]
'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'[QUOTE]
Ja und? Hz. Musayi da Müslümanlar Peygamber olarak kabul ediyor.
Stell dir vor die glauben sogar an den selben Gott... meine Güte :lach: simidi n´olacak`? :dance:
yerlianadolulu
22.01.08, 23:02
[QUOTE=yerlianadolulu;450726]
'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'[QUOTE]
Ja und? Hz. Musayi da Müslümanlar Peygamber olarak kabul ediyor.
Stell dir vor die glauben sogar an den selben Gott... meine Güte :lach: simidi n´olacak`? :dance:
ich hatte schon vorher geschrieben, das Moses historisch so nicht gegeben hat.
Moses war mit großer bzw. größerer Wahrscheinlichkeit ein Ägypter.
Das Judentum gab es zu diesem Zeitpunkt nicht in dieser Form, die "Juden" damals oder genauer nach dem sie sich schon im "gelobten" Land festgesetzt haben, haben noch Schweinefleisch gegessen nur die "Juden" in den Bergen haben kein Schwein gegessen.
Dies kann man sehr sicher mit archäolischen Funden festmachen.
Ja und? Hz. Musayi da Müslümanlar Peygamber olarak kabul ediyor.
Stell dir vor die glauben sogar an den selben Gott... meine Güte :lach: simidi n´olacak`? :dance:
Das habe ich ihm schon letztens versucht zu vermitteln. In einer Sure steht sogar das hz. Mohammed nicht höher bewertet werden sollte als die anderen Propheten.
ich hatte schon vorher geschrieben, das Moses historisch so nicht gegeben hat.
Moses war mit großer bzw. größerer Wahrscheinlichkeit ein Ägypter.
Im alten Testament steht, das Moses vater ein Aramäer war. Zumindest in jene Übersetzung die ich eins mal gelesen hatte.
Das habe ich ihm schon letztens versucht zu vermitteln. In einer Sure steht sogar das hz. Mohammed nicht höher bewertet werden sollte als die anderen Propheten.
Nicht ganz richtig...
Muhammed (sav) hat eine ganz besondere Stellung vor Gott..
bu konuda türken,mürken diye birsey yok!!
nur ve ahzap suresinde basörtüsü acik ve net ifade ediliyor!
bunu kabul etmeyen inkarcidir!!kurz und schmerzlos(almanlar diyor ya)!!
Das ist aber nicht richtig was du schreibst - zusätzlich bezeichnest du diejenigen, die deine Ungenauigkeit nicht teilen als Ungläubige, was auch nicht in Ordnung ist.
O Prophet! Sprich zu deinen Frauen und deinen Töchtern und zu den Frauen der Gläubigen, sie sollen ihre Übergewänder reichlich über sich ziehen. So ist es am ehesten gewährleistet, daß sie (dann) erkannt und nicht belästigt werden. Und Allah ist Allverzeihend, Barmherzig. [33:59]
Von Haaren verstecken und keinem Mann zeigen, weil man sonst in die Hölle kommt ist hier nicht die Rede.Zu der Zeit waren Nichtmusliminnen sehr leger gekleidet und wurden deshalb nachts natürlich auch von Männern belästigt.Um sich vor Übergriffen oder einfach vorm Anbaggern zu schützen schickt Allah eine Empfehlung - mehr nicht!Von Pflicht oder ähnlichem ist hier nicht die Rede.
Und sprich zu den gläubigen Frauen, daß sie ihre Blicke zu Boden schlagen und ihre Keuschheit wahren und ihren Schmuck nicht zur Schau tragen sollen - bis auf das, was davon sichtbar sein darf, und daß sie ihre Tücher um ihre Kleidungsausschnitte schlagen und ihren Schmuck vor niemand (anderem) enthüllen sollen als vor ihren Gatten oder Vätern [24:31]
Genauso sieht es hier aus - von Haaren und Kopfbedecken ist hier nicht die Rede.Wenn man das Arabische richtig übersetzt, wird der Frau empfohlen ihr Dekollete zu verdecken, dass heisst Tücher über ihren Busen zu binden, so dass man weder Fleisch, noch Konturen sieht, denn die Brust der Frau ist anziehender als ihr Haar.
Wenn ich heutzutage sehe wie manch eine Muslimin ihr Haar bis zur kleinsten Strähne unter einem knallbunten Tuch versteckt haben, der Busen aber schön zurecht gerückt unter dem knallengen Shirt hervor blitzelt, dann frage ich mich, wonach sich diese Musliminnen richten?
Nicht ganz richtig...
Muhammed (sav) hat eine ganz besondere Stellung vor Gott..
Vor Allah ja - aber der Gläubige soll alle Propheten gleich lieben und nicht zwischen ihnen unterscheiden:
2:285
Der Gesandte glaubt an das, was zu ihm von seinem HERRN herabgesandt wird. Dies tun auch die Gläubigen. Jeder glaubt an GOTT, SEINE Engel, SEINE Schriften und SEINE Gesandten. (Sie sagen): "Wir unterscheiden nicht zwischen den Gesandten." Sie sagen auch: "Wir hören zu und gehorchen. Vergib uns unser HERR. Zu DIR ist die Rückkehr"
fuzzi
dinimize göre basörtüsü FARZ degil mi?
eger farz ise,ki FARZ,kuran-i kerime göre bunu kabul etmeyenler inkarcidir.
ben bunu kafadan atmiyorum ki!
ungenauigkeit nerde anlamadim....
selametle....
fuzzi
dinimize göre basörtüsü FARZ degil mi?
eger farz ise,ki FARZ,kuran-i kerime göre bunu kabul etmeyenler inkarcidir.
ben bunu kafadan atmiyorum ki!
ungenauigkeit nerde anlamadim....
selametle....
Ben sana verdigin surelerle anlatmaya calisitim - okumadin mi?
Kuran'i Kerim de "basörtüyü kabul etmeyenler inkarcidir" yazdigini daha ilk defa duyuyorum - orda öyle birsey yazmiyor, lütfen iddaalarinla dikkatli ol, kardesim.
Nicht ganz richtig...
Muhammed (sav) hat eine ganz besondere Stellung vor Gott..
Ich berufe mich auf den Koran.
Der Gesandte glaubt an das, was zu ihm von seinem HERRN herabgesandt wird. Dies tun auch die Gläubigen. Jeder glaubt an GOTT, SEINE Engel, SEINE Schriften und SEINE Gesandten. (Sie sagen): "Wir unterscheiden nicht zwischen den Gesandten." Sie sagen auch: "Wir hören zu und gehorchen. Vergib uns unser HERR. Zu DIR ist die Rückkehr"
Danke fuzzi! Darauf habe ich mich berufen!
Vor Allah ja - aber der Gläubige soll alle Propheten gleich lieben und nicht zwischen ihnen unterscheiden:
Unsere Religion lehrt uns ALLE Propheten zu ehren und an ihnen zu Glauben!
Deyiniz ki biz Allah'a, bizlere indirilen (Kitab)'a; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve oğullarına indirilenlere; Rableri tarafından Mûsa ve İsâ ya verilenlere iman ettik. Onları biribirinden (peygamber olarak) ayırmayız” (el-Bakara, 2/136). Ayette geçen "nebiyyûn" kelimesi ile, daha önce gönderilen diğer peygamberlerin kastedildiği anlaşılmaktadır.
ve;
Kur'an-ı Kerim'de bildirildiğine göre, bütün insanlık âlemine ve bütün milletlere hitab etmek üzere gönderilen peygamber, yalnız Hz. Muhammed (s.a.s)'dir. Hz. Muhammed (s.a.s) ilk peygamber Hz. Adem'den itibaren zaman zaman çeşitli milletlere gönderilen peygamberlerin en büyüğü ve sonuncusudur. O, peygamberler zincirinin son altın halkasıdır, Hâtemül-Enbiyâ'dır. O'ndan sonra artık peygamber gönderilmeyecektir. Bu, İslâmın ve en son Mukaddes Kitab Kur'an'ın bildirdiği bir gerçektir.
Zaten ayrim yapanda yok... herhalde?
Ama su gercekdirki, biz Hz. Muhammedin teblig ettigi Islam dinine inaniyoruz...
Ben sana verdigin surelerle anlatmaya calisitim - okumadin mi?
Kuran'i Kerim de "basörtüyü kabul etmeyenler inkarcidir" yazdigini daha ilk defa duyuyorum - orda öyle birsey yazmiyor, lütfen iddaalarinla dikkatli ol, kardesim.
dikkatli olamama gerek yok!acik ve net hersey...hadislerde onlarca bu ifade kullaniliyor!
her hangi bir farzi kabul etmeyen bir kisiye(kula), kurani-kerimde nasil yorum yapiliyor??
o bahs ettigim surede ve meal de o yorum cikmayabilir,onu zaten söylemedim,fakat genel olarak farzlarin bir tanesine bile inkar eden,inkarci olarak sifatlandiriliyor.
eger basörtüsünü de sünnet olarak degilde farz olarak görüyorsak,problemin nerde anlamadim!
...hadislerde onlarca bu ifade kullaniliyor!
Bizimde anlatmaya calistigimiz problemde burda ya! Bazi hadisler Kurana zit. Fatiha Suresi ne diyor?
1. RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADINA (1)
2. HER TÜRLÜ ÖVGÜ yalnızca Allah'a mahsustur, bütün âlemlerin (2) Rabbi,
3. Rahmân, Rahîm,
4. Hesap Günü'nün Hâkimi.
5. Yalnız Sana kulluk ederiz; ve yalnız Senden yardım dileriz.
6. Bizi dosdoğru yola ilet,
7. nimet bahşettiklerinin (3) yoluna; gazab[ın]a uğrayanların ve sapkınlarınkine değil! (4)
Ben Kuranin temmeline inanip herseyden önce Allah tarafinda indirilene bakar ona siginirim! Insanlarin iletigi Hadisler ondan sonra gelir. Eyer Kuranda yazanin tersi yaziyorsa inanmam!
Das ist aber nicht richtig was du schreibst - zusätzlich bezeichnest du diejenigen, die deine Ungenauigkeit nicht teilen als Ungläubige, was auch nicht in Ordnung ist.
[33:59]
Von Haaren verstecken und keinem Mann zeigen, weil man sonst in die Hölle kommt ist hier nicht die Rede.Zu der Zeit waren Nichtmusliminnen sehr leger gekleidet und wurden deshalb nachts natürlich auch von Männern belästigt.Um sich vor Übergriffen oder einfach vorm Anbaggern zu schützen schickt Allah eine Empfehlung - mehr nicht!Von Pflicht oder ähnlichem ist hier nicht die Rede.
[24:31]
Genauso sieht es hier aus - von Haaren und Kopfbedecken ist hier nicht die Rede.Wenn man das Arabische richtig übersetzt, wird der Frau empfohlen ihr Dekollete zu verdecken, dass heisst Tücher über ihren Busen zu binden, so dass man weder Fleisch, noch Konturen sieht, denn die Brust der Frau ist anziehender als ihr Haar.
Wenn ich heutzutage sehe wie manch eine Muslimin ihr Haar bis zur kleinsten Strähne unter einem knallbunten Tuch versteckt haben, der Busen aber schön zurecht gerückt unter dem knallengen Shirt hervor blitzelt, dann frage ich mich, wonach sich diese Musliminnen richten?
Ohje oje... wenn ich das schon lese...
Dann bitte ich dich mal das hier zu lesen;
Auch in Medina wurden Frauen durch sündhafte Männer belästigt. Nachdem diese Beschwerde Muhammad (sallallahü aleyhi ve sellem) vorgetragen worden war, wurde der 59. Vers der Sure al-Ahzab hinabgesandt. [4]
„O Prophet! Sage deinen Frauen und deinen Töchtern und den Frauen der Gläubigen, dass sie etwas von ihrem Übergewand [„Cilbab“] über sich ziehen sollen. So werden sie eher (als anständige Frauen) erkannt und (daher) nicht belästigt. […]“*
„Cilbab“ ist das Gewand, das Frauen über sich zogen, wenn sie aus dem Haus gingen. Es ist ein Gewand, das größer ist als ein Kopftuch, oder es ist ein großes Kopftuch. Dieser Aspekt wird später noch einmal aufgegriffen.
(Viele übersetzen hier gerne als "Schal" oder irgendetwas anderes)
Manche Frauen ziehen das Cilbab über ihr Haupt, während andere es über ihre Schulter werfen. Wenn beide Enden nicht übereinander fest verbunden werden, würden die Haare, der Nacken und der Halsschmuck der Frauen ersichtlich sein und sie würden die Blicke der Männer auf sich ziehen. Manche Männer mit schlechten Absichten würden sich hiervon ermutigen lassen, diesen Frauen nachlaufen und sie belästigen und sie unter Verdacht bringen.
Würden Frauen ihr Cilbab so über sich ziehen, dass es ihre Häupter bedecken würde, und sich damit fest bedecken, indem sie die Enden übereinander legen, würde dies zeigen, dass sie anständig und sittlich sind, und sie vor Belästigungen bewahren.
In der Sure an-Nur 24/31 wurde das Gebot der Bedeckung weitergefasst. Es wurde geboten, dass die Blicke kontrolliert werden sollen, die Keuschheit geschützt und der Körper in Anwesenheit von Verwandten und fremden Männern bis auf bestimmte Organe bedeckt werden soll.
Männern wie Frauen wird keuschheit Geboten;
„Sage den gläubigen Männern, dass sie ihre Blicke senken und ihre Keuschheit wahren sollen. […]“ (an-Nur 24/30)
„Und sage den gläubigen Frauen, dass sie ihre Blicke senken und ihre Keuschheit wahren sollen […].“ (an-Nur 24/31)
Lieber Fuzzi, das Kopftuch lässt keine andere interpretation zu, auch wenn du es noch so gerne möchtest.. bitte nimm nicht jede Übersetzung als Vorlage!
DAS KOPFTUCH
In diesem Koranvers wurde explizit geboten, das Haupt zu bedecken, wie auch deutlich gemacht wurde, wie die Bedeckung auszuführen ist.
„[… sie sollen einen Teil ihrer Kopftücher (Cilbap) über ihren Kragen schlagen …].“ (an-Nur 24/31)
Früher zogen Frauen Kleider mit offenem Ausschnitt an, so dass ihr Nacken und ihr Dekolleté sichtbar wurden. [5] Mit diesem Gebot wurde verlangt, dass sie mit einem Teil ihrer Kopftücher ihren Nacken und ihr Dekolleté bedecken.
Alle islamischen Rechtsschulen sind sich darüber völlig einig, dass die Kopfbedeckung der muslimischen Frau eine unbedingte Pflicht ist.
Diejenigen die sich nicht einig sind, sind komischerweise aussenstehende und einige die das auch noch wahrhaben wollen!
Danke an Hazerfan: Hier ein Hadith das ich niemals bezweifeln würde:
http://www.politikcity.de/forum/showpost.php?p=450748&postcount=621
Mu`âwiya hielt eines Tages eine Rede, in der er sagte:
Ich hörte den Propheten (s) sagen:
"Wenn Allâh jemandem Gutes zuteil werden lassen will, den lässt Er die Religion gut begreifen. Ich bin wahrlich nur ein Übermittler, und Allâh ist der Gebende. Und diese Umma wird nicht aufhören, solange auf der Durchsetzung der Sache Allâhs zu beharren, ohne dass sie durch ihre Gegner Schaden erleidet, bis der Befehl Allâhs ergeht."
Ben Kuranin temmeline inanip herseyden önce Allah tarafinda indirilene bakar ona siginirim! Insanlarin iletigi Hadisler ondan sonra gelir. Eyer Kuranda yazanin tersi yaziyorsa inanmam!
Canim kardesim sana inanma diyenmi var?
Buyur... NUR Suresi;
31- Mü'min kadınlara de ki; gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar, mahrem yerlerini korusunlar. Kendiliğinden görünenleri dışındaki süslerini teşhir etmesinler. Baş örtülerinin uçlarını yaka altlarına kadar sarkıtsınlar. Süslerini ve cazibelerini kocalarından, babalarından, kayınbabalarından, öz oğullarından, üvey oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, müslüman kadınlardan, elleri altındaki kölelerden, cinsel arzuları sönmüş erkek hizmetçilerden, kadınların avret yerlerinin henüz farkında olmayan erkek çocuklarından başka hiç kimseye göstermesinler. Yabancı bakışlardan gizledikleri süsleri ve cazibeleri belli olsun diye ses çıkaracak adımlarla yürümesinler.
Tefsiri;
"Başörtülerinin uçlarını yaka altlarına kadar sarkıtsınlar.
Ayette geçen "Ceyb" elbisenin göğüs kısmındaki açıklıktır.
"Khimar "ise; baş boyun ve göğüs örtüsüdür. Bu, kadınların baştan çıkarıcı yerlerini örtmeleri, aç bakışları sunmamaları içindir. Kasıtsız ve ani bakışlar da bunun içindedir. Şayet kadının baştan çıkarıcı ve uyarıcı yerleri açıkta olursa, Allah'tan korkanlar bu kasıtsız ve ani bakışın devam etmesinden veya tekrarlanmasından sakınsalar bile, meydana gelişinden sonra içlerinde gizli bir arzu kalır.
Kuşkusuz yüce Allah, kalplerin bu tür bir bela ile denenmesini, sınanmasını istemez.
Süs ve güzelliği göstermeye ilişkin fıtri isteklerine râğmen bu yasaklamayla karşı karşıya kalan ve kalpleri Allah'ın nuru ile aydınlanan mü'min kadınlar yasağa uyma hususunda hiçbir tereddüt göstermediler. Cahiliye döneminde kadın -bugünkü modern cahiliyede olduğu gibi- göğsünü pervasızca açarak erkekler arasında dolaşırdı. Çoğu zaman boynu saç uçları ve kulaklarındaki küpeleri de görülürdü. Yüce Allah kadınların baş örtülerinin uçlarını boyun ve göğüslerinin üstüne kadar sarkıtmalarını, kendiliğinden görünen kısmı dışındaki süslerini göstermemelerini emredince Hz. Aişe'nin -Allah ondan razı olsun- anlattığı durumu aldılar. "Allah ilk hicret eden kadınlara rahmet etsin. "Baş örtülerinin uçlarını yaka altlarına kadar sarkıtsınlar" ayeti inince fistanlarını parçalayıp onunla örtündüler" (Buhari) Safiye binti Şeybe şöyle der:
Hz. Aişe'nin -Allah ondan razı olsun- yanında bulunduğumuz bir sırada, bazı kadınlar Kureyş kadınlarından ve onların üstünlüklerinden söz ettiler. Bunun üzerine Hz. Aişe, şöyle dedi. "Kureyş kadınlarının üstünlüğü inkâr edilmez, ama Allah'a andolsun ki, Ensar kadınlarından daha iyi Allah'ın kitabını tastik edene, indirilen hükümlere daha iyi inanana rastlamadım. Nur suresindeki "Baş örtülerinin uçlarını yaka altlarına kadar sarkıtsınlar" ayeti inince kocaları, yanlarına dönüp yüce Allah'ın indirdiği ayeti okudular. Her koca, karısına, kızma, bacısına ve yakınlarına, bu ayeti okuyordu. Onlardan hiçbiri, Allah'ın kitabında indirdiği ayetleri tastik etmek ve imanım vurgulamak için fistanını başına sarmadan yerinden kalkmadı. Sanki başlarında bir karga varmış gibi örtünerek Hz. Peygamberin arkasında yer aldılar." (Ebu Davud)
süslerini
müslüman kadınlardan
elleri altındaki kölelerden,
Yabancı bakışlardan gizledikleri süsleri ve cazibeleri belli olsun diye ses çıkaracak adımlarla yürümesinler.
Ses ne cikarir ne cikarmaz? Ses cikaran Süs, Kolye Zincir falan filan olmasin?! :D
Bos ver abi ya ben bu konulari burda cok tartistim. Hep ayni sonuc.Zaten niye girdiysem. :D
Ses ne cikarir ne cikarmaz? Ses cikaran Süs, Kolye Zincir falan filan olmasin?! :D
Bos ver abi ya ben bu konulari burda cok tartistim. Hep ayni sonuc.Zaten niye girdiysem. :D
Ben bundan Topuklu ayakkabi anladim :D
Hem ben ayirmiyorumki Süs ve Örtüyü? Sen ayiriyorsun ;)
Ich bin durchaus ein großer Freund des mystischen (tasavvuf) Islams aber darüber hinaus bin auch ein großer Freund noch älterer tükischer Kultur und Religion.
Mein Intresse ist im moment auf geschichtliche und kulturelle Aspekte beschränkt.
Ja, bisschen weiter zurück könnte man gehen. Da würde man herausstellen das die Türken nicht Muslime waren. Sondern, Schamanisten. Erst nach den Seldschuken kam der Islam zu den Türken.
Yahudi konusuna sunu derim. Yahudilerde bizim dinimizde yerlerini almistir. Her dine saygimiz olmali.
Rahmetli Türkes konusundada sunu derim. Evet öyle deniniyor. CIA ajaniymis Türkes, ama ne kadar dogru bilemem.
Bir CIA-ajanininda, bir askeri darbe sonucunda bir ABD-yandasi basbakani asmasida ayri bi ilginclik.
ABD talimatimidir acep? :D
Back2Topic:
Also den KT gibt es schon seit Jahren in der Geschichte Anatoliens. Aber vom Anfang der 80er bis Heute ist dieser "Türban" als Mode erschienen. Von manchen wird es nur "schöner" betrachtet, von manchen als politisches Symbol und von anderen nur der individuelle Glaube. Was zählt ist was die Person selber darüber denkt. Und nicht was Andere denken.
Aber wenn es in manchen Gebieten der Gesellschaft Regelln gibt, dann muss man diese halt auch einhalten.
Bu arada gelelim asil konuya. AKPnin ve MHPnin bu konudaki "tutumlari". Bu "tutumlari" ne yazikki 2 günde bozuldu. Adamlarin düsünceleri birbirinle örtüsmüyo. Önerileride birbirine uymuyo.
Prim pesinde kosturmanin, bir baska kaniti bu bana göre.
AKP'den türban ÖNERİSİ
23 Ocak 2008 Çarşamba 14:32
3 maddelik türban paketi hazırlayan AK Parti MHP'nin kapısını çaldı.
AK Parti, türban sorunun çözümüne yönelik olarak MHP'ye Anayasa'nın 10, 13 ve 42'nci maddelerinde değişiklik yapılması önerisini götürdü.
AK Parti, Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10'uncu maddesiyle ilgili olarak MHP'nin sunduğu öneriye "Kamu hizmeti alanlar" ifadesinin eklenerek yeniden düzenlenmesini isteyecek.
"Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması" başlıklı 13'üncü maddeye ise "Özgürlüklerin sınırlandırılmasında sadece mahkeme hükümlerinin bağlayıcı olması, mahkeme gerekçelerinin ise özgürlüklerin sınırlandırılmasına yönelik kullanılamayacağı"na ilişkin bir hüküm düzenlenmesi öneriliyor.
AK Parti, ayrıca "Eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi" başlıklı 42'nci maddeye de "Hiçkimse kılık kıyafeti nedeniyle yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz" ifadesinin eklenmesini istiyor.
YENİ ANAYASA BEKLENMEYECEK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerde başörtüsü serbestisi getirecek düzenleme için yeni Anayasa’yı bekleme düşüncesinde olmadıklarını belirterek, “Diyoruz ki bir an önce bu olsun. Bu zaten yeni anayasa çalışmasını engelleyecek bir şey değil" dedi.
İKİ PARTİ SAMİMİ DURUŞ SERGİLİYOR
Erdoğan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonunun Genel Kurulu’ndan ayrılırken gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Türban sorunuyla ilgili sorulan bir soru üzerine MHP’nin önerisinin ardından kendilerinin de bir çalışma yaptığını ve kendi tekliflerini MHP’ye ileteceklerini söyledi.
GERİLİMİ ORTADAN KALDIRMAK YASAMANIN GÖREVİ
Kendilerini üzen bazı olumsuz tanımlamalar yapılsa da AK Parti ve MHP’nin bu konuda samimi bir duruşu olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları söyledi :
“Biz burada olumlu bir yaklaşım içerisindeysek otururuz biz ’şu maddeyle bunun çözümüne inanıyoruz’ veya ’her iki madde’ veya ’3 madde’... Bu Türkiye’de bir sorunsa ve gerilime neden oluyorsa bu gerilimi ortadan kaldırmak da herhalde siyasi iktidarların ve yasama organlarının bir görevidir. Eğer yasalar bu işe müsaade ediyorsa gerilim olmazdı bugüne kadar. Demek ki yasalarda bir boşluk var. O zaman bu boşluğu gidermek suretiyle buruda bir adım atılması gerekiyor. Şimdi bu konuda da buna parlamento içinde olumlu yaklaşan iki siyasi parti var. Durum böyle olduğuna göre oturup konuşarak burada mutabakat sağlanır ve bu mutabakat çerçevesinde de adımları atarız. Bu anayasal değişiklik olabilir kanunda değişiklik olabilir her ikisi de olabilir, ne gerekiyorsa bu yapılır."
ERGENEKON OPERASYONUNA NE DEDİ?
Erdoğan, İstanbul’da gerçekleştirilen Ergenekon operasyonu hakkında sorulan bir soru üzerine de şu değerlendirmeyi yaptı:
“Geldiğimizden bu yana biz Türkiye’de çetelerle ve bu tür örgütlü suçlarla ilgili mücadelede güvenlik güçlerimizin çok ciddi bir kararlı süreci başlattığını görüyorsunuz. Yaklaşık 4-5 yıldır bu şekilde devam ediyor. Güvenlik güçlerimizin belli bir safhaya kadar bu işte müdahalesi olduktan sonra yargının devam ettirdiği süreç var. Bizim memnun olduğumuz konu bu suçlarla ilgili şu anda son olay gerçekten yürütme ile yargının gayet güzel bir dayanışma içinde bu işi yürüttüğünün ifadesi oldu. Demek ki bu dayanışmanın neleri olumlu istikamette getirebileceğini gösteriyor. Temennimiz odur ki bu süreçle birlikte toplumumuzdaki huzur ortamını çok daha güzel bir şekilde yakalayalım. Tüm emeği geçen gerek yargı mensuplarına gerekse güvenlik güçlerimize milletim adına çok çok teşekkür ediyorum ve başarılarının da artarak devamını diliyorum."
Ich finde es gut, dass man Maxisten zitiert.
Aber auch auf religiösem Grund steht das "türban" auf sehr wackligem Grund.
'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'
Nun einige haben ja schon dir geantwortet. Was mich irgendwie ankotzt ist dieser Antisemitismus der hinter solchen Aussagen,Ansichten steckt.
Als ob Juden dämonische Menschen seien oder das Böse schlechthin seien. Im Internet passt folgende Formulierung hervorragend zu diesem Artikel :
"Das Merkmal Jude/jüdisch scheint im haßgeprägten Antisemitismus zum Merkmal des Bösen, des Unwerten schlechthin zu werden, das alles Fremd- und Andersartige damit belegbar macht."
Die Überschrift selbst ist ein gutes Beispiel dafür. "Kopftuch schlecht weil jüdisch bzw. impliziet nicht türkisch" ...
Die Gleichheit der Rassen verkündete als erstes der Islam und sich aufgrund seiner Herkunft,bzw. Erschaffung, als etwas besseres zu sehen ist teuflisch und eine Charaktereigenscheift des Verfluchten ...
Daher sind solche Artikel mehr als befremdlich ... Was will man damit,ausser der Diskreditierung des Kopftuches als ein jüdisches Zeichen,noch erreichen?
@Istanbuli:
Evet katiliyorum.
Ama sanirim "yerlianadolu" adli nicke sahip olan arkadasimizi yanlis anladik gibime geliyo.
Onun bu konuda vermek istedigi bi mesaj var.
Ne yazikki herkes bizim gibi düsünemiyor. Özellikle asiri dindar insanlar, yahudileri "insandisi varliklar" olarak gösteriyorlar. Ve Israil karsiti bi düsünceye sahipler.
Buda onlara karsi bi cevap olsa gerek. "3 büyük din" dedigimiz yani islam, hristiyanlik ve musevilik, ne kadar birbirine yakin dinler oldugunu gösteriyo bu mesaj.
NTV'de türbanlı yazar krizi
23 Ocak 2008 Çarşamba 15:30
NTV'deki "neden" programında türbanlı yazar krizi yaşandı. Yazar programı terketmek istedi.
NTV'de yayınlanan Neden adlı tartışma programında türbanlı yazar krizi yaşandı. Kendisine söz verilmeyen Yeni Şafak gazetesi yazarı Fatma Barbarosoğlu, isyan etti.
Programı sunan gazeteci Oğuz Haksever, reklam arası vermek üzereyken araya giren Barbarosoğlu, konuklardan kameraların sürekli kendisini çekmesinden rahatsız olduğunu belirterek 'Ben burada neden sonuncu konuşuyorum, neden durmadan kameralar beni çekiyor ben burada reyting malzemesi olarak mı görülüyorum.Bu programın nesnesi miyim öznesi miyim?'diyerek itiraz etti
http://internethaber.com/news_detail.php?id=124479
Fatma hanım, bir sosyologsunuz ama tavrınız hiç onu göstermiyor. Siz böyle "ucuz" ve "basit" saldırma(!)larla ancak bu olayları "körüklersiniz"...
Fatma hanımın tutumunu fazlasıyla abartalı buldum...
Fatma hanım, bir sosyologsunuz ama tavrınız hiç onu göstermiyor. Siz böyle "ucuz" ve "basit" saldırma(!)larla ancak bu olayları "körüklersiniz"...
Fatma hanımın tutumunu fazlasıyla abartalı buldum...
Programi tam olarak izlemedim. Senin vergidin linkten kise bölümü izledim. Daha önce nasi sürtüsmeler olmus bilemem.
Ama bir sosyolok ve yazar olan bu hanimefendi hakkettende abartmis.
Programi zaman zaman takip ettigim olmustur. BI kere nadir seviyeli tartisma programlarindan birisi. Ve hakketten adil, kaliteli ve seviyeli bir tartisma platformu altinda yönetilen saygin bir program.
Öyle olmasa bile, oraya tartismaya gelmissen, tartisacaksin. Bu kadar alingan olmaya gerek yok. Öyle kendini yüce görüpte "kamera beni niye zumluyor?" deyip adamin programina karismak acayip olmus ayrica.
Neden zumlamasinki kamera, günahmi? :D
Neden bu kadar kisisel algilamis sosyolok hanimefendi?
"Basörtülüyüm, bakin TV-kanalinda bile kisitlaniyorum" moduna girmis hamfendi. :)
Bizim milletimiz dogru düzgün tartismayi ögrenmedikce, kim olursa olsun, nere olursa olsun, ne bu konu cözülür, nede baska konular.
Not:
Hersey zaten propoganda oluyor artik!
Kadin NTVye gitmis, raytingi elestiriyor. Madem rayting istemiyorsun, TRTye git, yada Digitürk kanallarina. Tabikide rayting olacak! :)
Komedi diyecegim yine kizacaksiniz! :D
@amosis:
cogu konuda sana katiliyorum. Bravo!
Türbana simge diyen uzlaşmayı torpiller
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Anayasa’nın 10. maddesinde yapılacak değişikliğin türban sorunu çözeceği iddiasını yineledi. MHP’nin “AKP’nin koltuk değneği” olduğunu söyleyenleri “tedavi kabul etmez Türk milliyetçiliği düşmanları” ilan eden Bahçeli, şunları söyledi:
BAŞÖRTÜSÜNDEN ELİNİ ÇEK: Çözümün ön şartı, bu konunun istismar niyetlerinin ipoteğinden kurtarılmasıdır. Siyaset, başörtüsünden elini çekmelidir. Bu konuyu ekonomik geçim kapısı olarak gören çevreler bundan vazgeçmelidir. Başörtüsü takılmasının, tek başına devlete ve rejime tehdit oluşturmayacağı da kabul edilmelidir.
KAMU ÇALIŞANLARI UYACAK: MHP’nin önerisi şudur: Bu sorunda toplumsal uzlaşmanın odağının kamu hizmetlerinden yararlanmada eşitlik ilkesinin olması öngörülmüştür. Bu amaçla Anayasa’nın 10. maddesinde bir değişiklik yapılması ve eğitim, adalet ve yargı gibi kamu hizmetlerinin sunulmasında, bu hizmetleri alanlar bakımından hukuki eşitliğe aykırı uygulamalar yapılamayacağının hükme bağlanması önerilmiştir. Kamu görevi yapanlar kılık-kıyafet düzenlemelerine uyacaklardır.
KIZLARIMIZ ÜNİVERSİTEYE GİRECEK: Başörtüsü sorunu, esas itibarıyla yüksek öğrenim gören gençlerimizin sorunu. Milliyetçi Hareket’in çözüm önerisinin odağında öğrenim hakkından yararlanamayan kızlarımız bulunmaktadır. İsteyenin istediği kıyafetle yüksek öğretim kurumlarına girmesinin önü açılacaktır. Başörtüsü serbestisi ilk ve orta öğretimi kapsamayacaktır.
YARGIYA MESAJ: Herkes, beyanları ve fiilleriyle, Anayasa’nın amir hükümlerine uymak zorundadır. Anayasal görev ve sorumluluk altında olan makamlar da, gereğini takdir etmelidir.
--------------------------------------------------------------------------------
MHP’nin önerisi imzaya açıldı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), milletvekili sayısı yetmediği halde türban sorununun çözümüne yönelik yaptığı hazırlığı teklife dönüştürerek imzaya açtı.
Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin önerdiği şekliyle imzaya açılan teklifte, şu ifadeler yer aldı:
“Madde 1: Anayasa’nın 10. maddesinin 4. fıkrasının “devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetinin sunulmasında ve bu hizmetlerden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.
Madde 2: Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer, halkoylamasına sunulduğu takdirde tümüyle oylanır.”
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, imzalarının yetersiz olduğunu belirterek,”Biz, türbanın çözümü için sonuna kadar var olduğumuzu göstermek için bu adımı attık” dedi.
Hüsniye ORAL
http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=106075,4
AKP'den türban ÖNERİSİ
23 Ocak 2008 Çarşamba 14:32
3 maddelik türban paketi hazırlayan AK Parti MHP'nin kapısını çaldı.
AK Parti, türban sorunun çözümüne yönelik olarak MHP'ye Anayasa'nın 10, 13 ve 42'nci maddelerinde değişiklik yapılması önerisini götürdü.
MHP'den ilk açıklama
23 Ocak 2008 Çarşamba 16:03
Türban teklifi MHP'ye ulaştı. Gözler MHP'nin tavrına çevrildi.
Ankara yine hareketlendi. Türban önerisi siyasetin ilk gündem maddesi.. AK Parti'nin 3 maddelik türban teklifi üzerine gözler MHP'ye çevrildi.
MHP adına ilk açıklamalar Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı'dan geldi. Görüşmelerin sürdüğünü belirten Paçacı öneriler üzerinde teknik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Paçacı, çözüme varılması halinde kamuoyuna açıklanacağını duyurdu.
Ankara'da bugün yaşananlar iki partinin de sorunu çözme adına ciddi ve samimi olduğunu gösteriyor
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=124564
dikkatli olamama gerek yok!acik ve net hersey...hadislerde onlarca bu ifade kullaniliyor!
her hangi bir farzi kabul etmeyen bir kisiye(kula), kurani-kerimde nasil yorum yapiliyor??
o bahs ettigim surede ve meal de o yorum cikmayabilir,onu zaten söylemedim,fakat genel olarak farzlarin bir tanesine bile inkar eden,inkarci olarak sifatlandiriliyor.
eger basörtüsünü de sünnet olarak degilde farz olarak görüyorsak,problemin nerde anlamadim!
Allah kadinlara saclarini saklamayi Kuran'i Kerimde farz kilip kilmadigi müslümanlar arasi tartisilan bir konu - yüzlerce yillar önce, cöl bir ortamda, mesela Bukhary gibi kadin düsmani olanlar mi farz oldugunu söylüyorlar?
Modern, bu cagin müslümanlarindan bazilari bunun farz oldugunu görmüyor ama.Ne Allaha karsi geliyorlar bu düsünce ile, ne de Kuran'i Kerime.Sadece yüz yillar önce, kadinlari zorla pecelerin altinda sokan, kadinlara hertürlü özgürlügü kisitlayan, adamlarla ayni fikirde degiller.
Allah insana akil fikir vermis, ben Allahin Kitabinda ne yazip ne yazmadigini bilmiyorum mu?
Basörtü okadar önemli bir konu olsa bir müslüman icin, Allah teala ona Kitabinda bayagi bir yer ayirirdi.Allah insanlara hangi konularda ne türlü ceza verecegini yazmis, basini acan kadina da ne ceza verecegini yazmis mi?
"Öyle yaparsa, onun icin daha iyi" yazmis - cehenemme atarim, günah isler diye birsey yazmiyor, hele hele sac ile ilgili hicbirsey yazmiyor.
Nun einige haben ja schon dir geantwortet. Was mich irgendwie ankotzt ist dieser Antisemitismus der hinter solchen Aussagen,Ansichten steckt.
Als ob Juden dämonische Menschen seien oder das Böse schlechthin seien. Im Internet passt folgende Formulierung hervorragend zu diesem Artikel :
"Das Merkmal Jude/jüdisch scheint im haßgeprägten Antisemitismus zum Merkmal des Bösen, des Unwerten schlechthin zu werden, das alles Fremd- und Andersartige damit belegbar macht."
Die Überschrift selbst ist ein gutes Beispiel dafür. "Kopftuch schlecht weil jüdisch bzw. impliziet nicht türkisch" ...
Die Gleichheit der Rassen verkündete als erstes der Islam und sich aufgrund seiner Herkunft,bzw. Erschaffung, als etwas besseres zu sehen ist teuflisch und eine Charaktereigenscheift des Verfluchten ...
Daher sind solche Artikel mehr als befremdlich ... Was will man damit,ausser der Diskreditierung des Kopftuches als ein jüdisches Zeichen,noch erreichen?
Seit der Gründung der katholischen Kirche ist es schon so.Was denkst du woher das Wort 'Hexen-Sabbath' her kommt?Ein gern benutztes Wort der 'heiligen' Inquisition.Ich finde es abartig einen heidinischen Tag/Begriff mit dem Feiertag einer anderen Glaubensrichtung in Verbindung zu setzen.
Wahrscheinlich ist dieser Mist,mit dem Kopftuch,genauso in so einem kranken Hirn gewachsen.
Ohje oje... wenn ich das schon lese...
Dann bitte ich dich mal das hier zu lesen;
Auch in Medina wurden Frauen durch sündhafte Männer belästigt. Nachdem diese Beschwerde Muhammad (sallallahü aleyhi ve sellem) vorgetragen worden war, wurde der 59. Vers der Sure al-Ahzab hinabgesandt. [4]
„O Prophet! Sage deinen Frauen und deinen Töchtern und den Frauen der Gläubigen, dass sie etwas von ihrem Übergewand [„Cilbab“] über sich ziehen sollen. So werden sie eher (als anständige Frauen) erkannt und (daher) nicht belästigt. […]“*
„Cilbab“ ist das Gewand, das Frauen über sich zogen, wenn sie aus dem Haus gingen. Es ist ein Gewand, das größer ist als ein Kopftuch, oder es ist ein großes Kopftuch. Dieser Aspekt wird später noch einmal aufgegriffen.
(Viele übersetzen hier gerne als "Schal" oder irgendetwas anderes)
Manche Frauen ziehen das Cilbab über ihr Haupt, während andere es über ihre Schulter werfen. Wenn beide Enden nicht übereinander fest verbunden werden, würden die Haare, der Nacken und der Halsschmuck der Frauen ersichtlich sein und sie würden die Blicke der Männer auf sich ziehen. Manche Männer mit schlechten Absichten würden sich hiervon ermutigen lassen, diesen Frauen nachlaufen und sie belästigen und sie unter Verdacht bringen.
Würden Frauen ihr Cilbab so über sich ziehen, dass es ihre Häupter bedecken würde, und sich damit fest bedecken, indem sie die Enden übereinander legen, würde dies zeigen, dass sie anständig und sittlich sind, und sie vor Belästigungen bewahren.
In der Sure an-Nur 24/31 wurde das Gebot der Bedeckung weitergefasst. Es wurde geboten, dass die Blicke kontrolliert werden sollen, die Keuschheit geschützt und der Körper in Anwesenheit von Verwandten und fremden Männern bis auf bestimmte Organe bedeckt werden soll.
Männern wie Frauen wird keuschheit Geboten;
„Sage den gläubigen Männern, dass sie ihre Blicke senken und ihre Keuschheit wahren sollen. […]“ (an-Nur 24/30)
„Und sage den gläubigen Frauen, dass sie ihre Blicke senken und ihre Keuschheit wahren sollen […].“ (an-Nur 24/31)
Lieber Fuzzi, das Kopftuch lässt keine andere interpretation zu, auch wenn du es noch so gerne möchtest.. bitte nimm nicht jede Übersetzung als Vorlage!
DAS KOPFTUCH
In diesem Koranvers wurde explizit geboten, das Haupt zu bedecken, wie auch deutlich gemacht wurde, wie die Bedeckung auszuführen ist.
„[… sie sollen einen Teil ihrer Kopftücher (Cilbap) über ihren Kragen schlagen …].“ (an-Nur 24/31)
Früher zogen Frauen Kleider mit offenem Ausschnitt an, so dass ihr Nacken und ihr Dekolleté sichtbar wurden. [5] Mit diesem Gebot wurde verlangt, dass sie mit einem Teil ihrer Kopftücher ihren Nacken und ihr Dekolleté bedecken.
Alle islamischen Rechtsschulen sind sich darüber völlig einig, dass die Kopfbedeckung der muslimischen Frau eine unbedingte Pflicht ist.
Diejenigen die sich nicht einig sind, sind komischerweise aussenstehende und einige die das auch noch wahrhaben wollen!
Deine Arabischkenntnisse sind scheinbar doch nicht so gut, wie du glaubst.
"Cilbap" ist ein körperverdeckendes Kleid/Gewand/Mantel, so wie es heute noch in den meisten arabischen Ländern und in der Osttürkei traditionell getragen wird und mit grosser Sicherheit damals schon getragen wurde, von Frauen und von Männern.Mit dem Kopf oder dem Bedecken der Haare hat dieses Kleidungsstück nichts zu tun.
Zu behaupten, dass das "Kopftuch" keine Interpretationen zulässt, zeigt mir, dass du dich nicht unbedingt mit dem Thema beschäftigt hast und die Meinung Millionen von Muslimen, vielen modernen Gelehrten ignorierst und lieber die Meinung irgendwelcher verstaubten "Rechtsschulen" aus dem Mittelalter annimmst.Es sind nicht "ALLE" islamischen Rechtschulen darin einig, sondern einige!
Keine Arabischkenntnisse sind scheinbar doch nicht so gut, wie du glaubst.
"Cilbap" ist ein körperverdeckendes Kleid/Gewand/Mantel, so wie es heute noch in den meisten arabischen Ländern und in der Osttürkei traditionell getragen wird und mit grosser Sicherheit damals schon getragen wurde, von Frauen und von Männern.Mit dem Kopf oder dem Bedecken der Haare hat dieses Kleidungsstück nichts zu tun.
Wie wäre es wenn du diese Aussage belegen würdest?
Das Cilbab war ein grosses Tuch das man über den Kopf werfen konnte oder aber auch nur über die Schulter.
Hier eine Frau aus dem Mittelalter, Europa!
http://www.jadu.de/mittelalter/trachten/Bilder/mab2_jpg.jpg
Zeig mir eine bürgerliche Frau (arabischer Raum) aus dieser Zeit (Gemälde, Skulpturen) das eine Frau mit offenem Kopf zeigt?
Es wurde immer was umgeworfen.. aber auch viel gezeigt.. wie das dekoltee zb.
Nenn mir doch diese Rechtschulen bitte, die das Kopftuch ablehnen?
Zu behaupten, dass das "Kopftuch" keine Interpretationen zulässt, zeigt mir, dass du dich nicht unbedingt mit dem Thema beschäftigt hast und die Meinung Millionen von Muslimen, vielen modernen Gelehrten ignorierst und lieber der Meinung irgendwelcher verstaubten "Rechtsschulen" aus dem Mittelalter annimmst.Es sind nicht "ALLE" islamischen Rechtschulen darin einig, sondern einige!
Auch hier bitte ich darum, diese Aussage zu belegen.. welche Rechtschulen erklären das Kopftuch für überflüssig?
Alleine das du die Wörter "verstaubt" und "modern" benutzt zeigt doch welche Absichten du verfolgst oder welchen du reingefallen bist!
Allah kadinlara saclarini saklamayi Kuran'i Kerimde farz kilip kilmadigi müslümanlar arasi tartisilan bir konu - yüzlerce yillar önce, cöl bir ortamda, mesela Bukhary gibi kadin düsmani olanlar mi farz oldugunu söylüyorlar?
Modern, bu cagin müslümanlarindan bazilari bunun farz oldugunu görmüyor ama.Ne Allaha karsi geliyorlar bu düsünce ile, ne de Kuran'i Kerime.Sadece yüz yillar önce, kadinlari zorla pecelerin altinda sokan, kadinlara hertürlü özgürlügü kisitlayan, adamlarla ayni fikirde degiller.
Allah insana akil fikir vermis, ben Allahin Kitabinda ne yazip ne yazmadigini bilmiyorum mu?
Basörtü okadar önemli bir konu olsa bir müslüman icin, Allah teala ona Kitabinda bayagi bir yer ayirirdi.Allah insanlara hangi konularda ne türlü ceza verecegini yazmis, basini acan kadina da ne ceza verecegini yazmis mi?
"Öyle yaparsa, onun icin daha iyi" yazmis - cehenemme atarim, günah isler diye birsey yazmiyor, hele hele sac ile ilgili hicbirsey yazmiyor.
bugüne kadar,müslüman kadinin basinin örtmesinin allah in emri olmadigi bir tek mezhep cikmamistir!uygulama da asirlardir hep böyle olmustur!
kuran in ve hadislerin icerigini "modern" bir gözle bakmak veya hatta reformlastirmak, sonuc olarak kime yarayip fayda saglayabilir düsünmek lazim.
simdi herkes cikip,ben olaya "modern gözle bakiyorum" veya "benim sahsi yorumum baska" derse ve toplumda da bu "felsefe" yayginlasirsa, islamin özünden kopmalar olur.domino efekti gibi bir cok "yanlis" siralanmaya baslar.....
ben böyle düsünce tarzlarini zaten tasvip etmiyorum, ancak saygi duyarim,sonucta günahi da sevabi da kul ile allah arasinda bir husus dur!
hz.peygamberimizin sünnetinde de örtünmenin dini ve ahlaki cephesi sürekli vurgulanmis.
ayrica, ahzab süresinde,kadinlar disariya ciktiginda "dis örtülerini" üstlerine almalari istenir.bu istenirken nerelerin örtünmesini öngörülmüstür?
herhalde saclar burda safdisi kalmamistir!
el ve yüzün bir bölümü tamami kapanmasi gerekiyor,ve bu bir cok ama bir cok ayet ve hadislerde acik ve net olarak rivayet edilmistir!
simdi sac yazilmamis diye saclarin örtünmemesi mi gerekiyor?
bu gözle bakarsan, baska organlar da kapanmasina gerek kalmiyor!
yanlis anlasilmasin, cinsel organlari filan kast etmiyorum!
misal sirti acik da mi olabilir?sirt dan da bir cümle gecmiyor.
ama dedigim gibi,herkesin görüsü kendisine ve saygi duyarim "modern" bakis acisina ancak tasvip etmem,o ayri konu.bu da benim sahsi düsüncem.
rabbim merhametlidir ve kullarini fazlasiyla af edermis.....
bugüne kadar,müslüman kadinin basinin örtmesinin allah in emri olmadigi bir tek mezhep cikmamistir!uygulama da asirlardir hep böyle olmustur!
kuran in ve hadislerin icerigini "modern" bir gözle bakmak veya hatta reformlastirmak, sonuc olarak kime yarayip fayda saglayabilir düsünmek lazim.
simdi herkes cikip,ben olaya "modern gözle bakiyorum" veya "benim sahsi yorumum baska" derse ve toplumda da bu "felsefe" yayginlasirsa, islamin özünden kopmalar olur.domino efekti gibi bir cok "yanlis" siralanmaya baslar.....
ben böyle düsünce tarzlarini zaten tasvip etmiyorum, ancak saygi duyarim,sonucta günahi da sevabi da kul ile allah arasinda bir husus dur!
hz.peygamberimizin sünnetinde de örtünmenin dini ve ahlaki cephesi sürekli vurgulanmis.
misal ahzab süresinde,kadinlar disariya ciktiginda "dis örtülerini" üstlerine almalari istenir.bu istenirken nerelerin örtünmesini öngörülmüstür?
herhalde saclar burda safdisi kalmamistir!
el ve yüzün bir bölümü tamami kapanmasi gerekiyor,ve bu bir cok ama bir cok ayet ve hadislerde acik ve net olarak rivayet edilmistir!
simdi sac yazilmamis diye saclarin örtünmemesi mi gerekiyor?
bu gözle bakarsan, baska organlar da kapanmasina gerek kalmiyor!
yanlis anlasilmasin, cinsel organlari filan kast etmiyorum!
misal sirti acik da mi olabilir?sirt dan da bir cümle gecmiyor.
ama dedigim gibi,herkesin görüsü kendisine ve saygi duyarim "modern" bakis acisina ancak tasvip etmem,o ayri konu.bu da benim sahsi düsüncem.
rabbim merhametlidir ve kullarini fazlasiyla af edermis.....
Yanlis. Biz burda varsayimdan bahsetmiyoruz. Kurandan örnek veriyoruz. Dost dogru yolu ariyoruz!
Modernlikle hic alakasi yok!
kuran in ve hadislerin icerigini "modern" bir gözle bakmak veya hatta reformlastirmak, sonuc olarak kime yarayip fayda saglayabilir düsünmek lazim.
Sen acikla ozaman. Biz, yani Kurani anlamaya ve yorumlamaya calisanlar kime fayda sagliyoruz?
Sana bi soru, niye almanlar Müslüman demezde Muhammedci der bize?
Hyristiyanlari hz. Isayi Allah gibi görmelerini yanlis bulan bizler ne yapiyoruz?hz. Muhammed ben elciyim Allah veren diyor, siz hala Hadislerle birsey ispatlamaya calisiyorsunuz. Bos konusmayalim, örnek verin onun üstüne tartisalim.
Az kalsin hayin ilan edeceksin abi bizi, hic yakistiramadim sana. Biz burda kendi gönlümüzle arastirip kendimizi biligilendiriyoruz. Herkesin inanci kendine.
Tövbe Suresi:
3. Ve yine Allah'tan ve O'nun Elçisi'nden bu Büyük Hac günü (3) bütün insanlığa [yapılmış] bir duyurudur şu: "Allah'ın Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştıranlarla hiçbir bağlantısı yoktur; O'nun Elçisi'nin de (öyle). Hal böyleyken artık tevbe ederseniz, kendi iyiliğinize olacaktır bu; yok eğer (bu fırsatı da) teperseniz, o zaman, bilin ki, Allah'ın gözetiminden asla kurtulamayacaksınız!" Ve (bütün bunlardan sonra) sen [ey Peygamber], hakkı inkara şartlanmış olan o kimselere çok çetin bir azabı müjdele.
4. Ancak, kendileriyle sizin [ey inananlar] bir andlaşma yapmış bulunduğunuz Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştıranlar arasından size karşı yükümlülüklerinde bundan böyle bir kusur işlemeyen ve size karşı kimseye arka çıkmayan kimseler bu söylenenlerin dışındadırlar; (4) öyleyse onlarla olan andlaşmanıza, üzerinde anlaştığınız süre doluncaya kadar (5) riayet edin. (Ve bilin ki) Allah, yalnızca, kendisine karşı sorumluluk bilinci içinde olanları sever.
........
11. Ama yine de tevbe eder, salâta katılırlar ve arınma için gerekli yükümlülükleri yerine getirirlerse onlar da artık din kardeşleriniz sayılırlar: (17) Bakın, işte böyle açık açık ve ayrıntılı olarak dile getiriyoruz, bilmek öğrenmek isteyen bir topluluk için, ayetlerimizi!
Evet ben ögrenmek ve bilmek istiyorum! Baska birsey degil!
carlito,
ben kimseyi hain filan ilan etmis degilim.ne haddime......
sasirdim dogrusu.yanlis anlasma var galiba.
o tarz düsünceye saygi gösterdigimi aktarmistim.
ancak tavsip etmiyorum,buna da ben saygi bekliyorum acikcasi.
ben ilahiyatci degilim,ancak 37 yildir ögrendigimi ve kendi adima dogru buldugum bilgileri ve degerleri savunmaya calisiyorum. o kadar!
tekrar söylüyorum,o yaziyi yazarken seni veya senin gibi düsünceye sahip olan arkadaslara "camur atmak" niyetinde degildim.kesinlikle!
carlito,
ben kimseyi hain filan ilan etmis degilim.ne haddime......
sasirdim dogrusu.yanlis anlasma var galiba.
o tarz düsünceye saygi gösterdigimi aktarmistim.
ancak tavsip etmiyorum,buna da ben saygi bekliyorum acikcasi.
ben ilahiyatci degilim,ancak 37 yildir ögrendigimi ve kendi adima dogru buldugum bilgileri ve degerleri savunmaya calisiyorum. o kadar!
tekrar söylüyorum,o yaziyi yazarken seni veya senin gibi düsünceye sahip olan arkadaslara "camur atmak" niyetinde degildim.kesinlikle!
Tamam ozaman kusura bakma Abi. Ben üstüme alindim. Ben bu konular hakkinda beya kafa yormus biriyim. Zaten anlamadigim birseye atlamam. Hatta Incili ve Tevratida okudum bi aralar. Ordada bize faydali bilgiler bulunuyor.
Mesela incilde kadinin basini örtmesi ap acik yaziyor.
Neyse, ben uzatmayacam. Yanlis anlasilma olmus.
Mesela incilde kadinin basini örtmesi ap acik yaziyor.
Peki ozaman niye Kuranda yazmiyor iddialari sunuluyor?
Peki ozaman niye Kuranda yazmiyor iddialari sunuluyor?
Abi Incil biraz karisik. Orda sadece Allahin sözü gecmiyor. "Briefe des Apostels Paulus" var mesela. Sonra evangeliumlar vs. Yani dört yazar!
Ama bi bakmam lazim nerde gectigini ona göre cevap veririm.
Türbanı Erdoğan yasaklamış
23 Ocak 2008 18:59
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ortaya çıkardığı belge, Erdoğan'ı zorlayacak.
Erdoğan'ın türban için "siyasi simge olsa bile yasaklanamaz" dedi. Baykal, Leyla Şahin davası nedeniyle AİHM’ye gönderilen Başbakan Erdoğan imzalı yazıyı okudu: Türbanın yasaklanması gerekir...
CHP lideri Deniz Baykal seçimlerden sonraki en sert konuşmasını, dünkü grup toplantısında yaptı. Leyla Şahin davasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gönderilen Başbakan Erdoğan imzalı bir belge gösterdi. Baykal şunları söyledi:
TÜRBAN YASAKLANMALI: İMZA ERDOĞAN
"Bakın elimde bir yazı var. Burada ne diyor, ’Türbanın Türkiye’deki laik ve demokratik rejimi ortadan kaldırmak isteyen siyasi bir görüşün simgesi haline geldiği açıktır. Bu yüzden yasaklanması gerekir’. İmza Tayyip Erdoğan. Bunu söyleyen Tayyip Erdoğan ve hükümetidir. Altında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de imzası var. Bu sahtekarlığa dikkatinizi çekerim. Avrupa’da böyle söylüyorlar, Türkiye’ye gelince başka şeyler söylüyorlar. Bu sahtekarlığa bir son vermek lazım. Devlet böyle iki yüzlü yönetilmez. Ne düşünüyorsan açıkça söyle.
theinsider
23.01.08, 19:44
irgendwie artet das aus...vom hoelzchen zum stöckchen.....
ich halte für mich selber fest
im koran ist die pflicht zum tragen eines kopftuches manifestiert
man darf aber, wenn sie sich auf diese pflicht berufen, niemandem seiner freiheitlichen rechte berauben und muss einer kopftuchtragenden frau zugang zu allen institutionen einer gesellschaft erlauben. da wir keine halben sachen machen, heisst das zugang zur uni, schule, kindergarten, justiz oder jegliche andere öffentliche art der beschäftigung........richtig?
das ist aber nicht die einzige pflicht, die man uns moslems aufgebürdet hat.
was ist mit den anderen pflichten, denen wir nicht nachkommen können weil wir in der öffentlichkeit nicht die möglichkeit dazu haben?
fängt das beim kopftuch an und hört damit auf?
müssten wir, wissentlich das wir keine halben sachen machen, nicht alle pflichten eines moslems in der gesellschaft integrieren? ich meine so sachen wie gebetsräume in jedem öffentlichen gebäude und die freiheit fünf mal zu beten während der arbeitszeit, getrennte arbeitszimmer für männer und frauen, das recht zu fasten.....und und und
fängt das beim kopftuch an und endet nie?
Türbanı Erdoğan yasaklamış
23 Ocak 2008 18:59
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ortaya çıkardığı belge, Erdoğan'ı zorlayacak.
Erdoğan'ın türban için "siyasi simge olsa bile yasaklanamaz" dedi. Baykal, Leyla Şahin davası nedeniyle AİHM’ye gönderilen Başbakan Erdoğan imzalı yazıyı okudu: Türbanın yasaklanması gerekir...
CHP lideri Deniz Baykal seçimlerden sonraki en sert konuşmasını, dünkü grup toplantısında yaptı. Leyla Şahin davasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gönderilen Başbakan Erdoğan imzalı bir belge gösterdi. Baykal şunları söyledi:
TÜRBAN YASAKLANMALI: İMZA ERDOĞAN
"Bakın elimde bir yazı var. Burada ne diyor, ’Türbanın Türkiye’deki laik ve demokratik rejimi ortadan kaldırmak isteyen siyasi bir görüşün simgesi haline geldiği açıktır. Bu yüzden yasaklanması gerekir’. İmza Tayyip Erdoğan. Bunu söyleyen Tayyip Erdoğan ve hükümetidir. Altında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de imzası var. Bu sahtekarlığa dikkatinizi çekerim. Avrupa’da böyle söylüyorlar, Türkiye’ye gelince başka şeyler söylüyorlar. Bu sahtekarlığa bir son vermek lazım. Devlet böyle iki yüzlü yönetilmez. Ne düşünüyorsan açıkça söyle.
Eyer dogruysa yüzyillin bombasi!
Mersinlidost
23.01.08, 20:29
AW: faschism
--------------------------------------------------------------------------------
Zitat:
Zitat von amosis
wovon redest du du islamofaschist he in diesem land wird niemals eyaktalet devleti? gegründet das kannst du vergesssen die türkei ist und bleibt ein zentralstaat zaten siz fetoscularin mili devletle sorunlu oldugunuz belli wenn hier jemand faschist dann du damat feritciler giodin saudilerin yanina fen kimya fizik ten korkan bizler degil sizlersiniz insanlarin üstünde baki kurup dövenler öldüremler gene sizsiniz daha gecen sene gebze de bir alevi ögrtemen öldürüldü alevi oldugu icin laf oyunlariyla kimi kandirdiginizi zanediyosun daha düne kadar ab ya tas atan simdi ab nin pesinden gidiyor neoldu da übernacht degistirdiniz anladiniz (seriat isteruk) demek le serait gemiyor taktik degistirdiniz yobazsiniz taktik de degistirseniz de yobazsiniz ve belli ediyosunz daha 6 ay önce cem evleri cümbus evi diyon tebos simdi de diyorki gelin canlr bir olalim gelelimde kesin dimi yalanci köpeklerakkili bir insan icin bunlarin degismedini anlamk hicte zor degil gene ayni zihniyet haberleri dikkatle takip edin anlayacaksiniz
türklügünden utananlarin inadina
NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE
Senin yazdiklarindan hicbirsey anlamadim! Kusura bakma,benim de türkcem mükemel degildir, fakat senin ki " Gewöhnungsbedürftig"!
Das was ich verstanden habe ist, dass du mir Aleviten Feindlichkeit unterstellst!
Nicht im geringsten nur dass ich in politischen Fragen, die momentan aktuell sind eine Gruppe ( einige Gruppen) hauptsächlich Alevitisch CHP gesinnte heuschler nicht verstehe, wie sie sich von der CHP vertretten fühlt.
Sen Türklügünü bu tür sacma düsüncelerle mi belirtiyorsun?
Lerne erstmal vernünftig zu disskutieren, bevor du Neueinsteiger deine Alevitischen Komplexe auf andere überträgst, hier hat keiner was gegen Aleviten, jedoch gegen Leute, die meinen sie müssten ewigen HASS damit begründen.
Gecmis olsun senin gibi Türklügünle kavuranlar!
Birdaha beni rahatsiz edersen,lasse ich deinen Schwachsinn hier,von den Mods. bewerten.
Du selbstgerechter Türkenfreund!
Türklügü senden daha iyi bilirim kabadayi Türko!
ARKADASKAR YUKARIDAKI KISIYE MEKTUP YAZMISTIM cevabi geldi türkcemim bozuklugundan dolayi bazi yanlis anlasilmilar olmus ve bazi konulara cevap vermek istiyorum
(DIESMAL GEBE ICH MIR MÜHE)
an (MERSINLI DOST )
ERTSTENNS Ich unterstelle dir kein alewitenfeindlichkeit ich wollte mit diesen beispielen nur deutlich machen dass menschen wie tayip sich nicht übernacht geändert haben und ändern werden
zweitens sind CHPler keine heuchler weil sie kein takiye machen und so tun wie sie sind mit diesem wort heuchler zeigst du eigentlich wie deine innere welt aussieht(faschistes Gedankengut) deshalb fühlen sie sich vertreten der tayip will nur in die oder tut so damit er im schaten der eu die türkei unterwandern will tayip scheisst vor dem militär in die hose warte ab es wird immer deutlicher dass die türke nicht in die kommen wird vor allem diesesjahr
drittenns ich hab keine komplexe die jenigen die komplexe haben sind menschen die ähnlich denken wie du diese menschen schreiben neu bücher verfälschen die geschichte um den eindruck zu erwecken dass khalif und sein damat ferit kein veräter wären wer sich mit der geschichte auskennt weiss was ich damit meine
viertenns ich hasse niemanden aber ich werde niemals vergessen was leute wie tayip meinen leuten angetan haben in sivas maras corum diese massakern
sind nicht lange hier einer der grundsätze der alewitschen glaubensrichtung ist liebe für alle HASS für keinen
fünftens ich verteidige meine kultur gegen die arabisierung durch leute wie tayip menschen wie tayip haben mein volk massakiert im osmanischen reich nur weil sie turkmenen waren und türkisch geschprochen haben gott sei dank gehöre ich nicht zuder leuten die meinen türkisch ist die sprache der hölle arabisch ist die sprache des paradieses naja wer sich mit der geschichte auskennt weiss was ich meine wenn das türklügünle kavrulmak ist dann koche ich gerne mit meinem türkentum anstatt mit meinem ümmet das den türkischen soldaten den bauch aufgeschlitzt haben nur weil lawrence gesagt hat die türkischen soldaten haben die goldmünzen geschluckt holt sie euch
sechstenns durch diesen brief habe ich bewiesen dass ich mich von leuten wie von dir nicht einschüchtern lass niemals selbst wenn es mein kopf kostet
siebtenns diese bemerkung (TURKO) kommt mir irgendwie bekannt vor ich möchte nicht rasistisch werden aber dieses wort wird von Pkk lern benutzt um die türken zu beleidigen du kurdo allerdings ich weiss nich ob du kurde bist oder nicht falls aber bin ich mir sicher dass du dich mit deiner eigener geschichte nicht auskennst
Also eigentlich wollte ich für deinen schwachsinnigen Beitrag, den ich wiederum nur unter der Rubrik "pseudo-Alevite" einordne, nicht antworten,da du Begriffe benutzt, die du wahrscheinlich garnicht verstehst!
Islamofaschist-Zentralstaat-Fetoscular-.....!!!
Du hast mir eine Nachricht geschickt und mich als Islamofaschist?( What that) beleidigt und immer wieder mich mit leuten verglichen, mit denen ich nichts zu tun habe!
Also bevor du weiterhin deine paranoiden vergleiche stellst( Basbakan und seinesgleichen hätten dein Volk massakriert???Welches Volk? Aleviten sind auch mein Volk!!!
Nur weil ich ihre aktuelle politische Haltung kritisiere, bin ich immer noch kein Mörder( Massakrierer?)!
Darüberhinaus benutzt du Begriffe die nicht im geringsten, mit dem Inhaltlich übereinstimmen, was du so von Dir so sagts!
Einschüchtern??? Bist du noch ganz klar inder BIRNE!! Du solltest mich nicht mehr nerven, mit deinen Schwachsinn, sonst nichts!
Das du mich auch noch als PKK ? Wortjagonist?bezeichnest, ist unterste Schublade!
Ich bin kein Kurde!
Mir sind aber die meisten Kurden lieber, als solche möchtegern Türken wie du!
theinsider
23.01.08, 20:37
Also eigentlich wollte ich für deinen schwachsinnigen Beitrag, den ich wiederum nur unter der Rubrik "pseudo-Alevite" einordne, nicht antworten,da du Begriffe benutzt, die du wahrscheinlich garnicht verstehst!
Islamofaschist-Zentralstaat-Fetoscular-.....!!!
Du hast mir eine Nachricht geschickt und mich als Islamofaschist?( What that) beleidigt und immer wieder mich mit leuten verglichen, mit denen ich nichts zu tun habe!
Also bevor du weiterhin deine paranoiden vergleiche stellst( Basbakan und seinesgleichen hätten dein Volk massakriert???Welches Volk? Aleviten sind auch mein Volk!!!
Nur weil ich ihre aktuelle politische Haltung kritisiere, bin ich immer noch kein Mörder( Massakrierer?)!
Darüberhinaus benutzt du Begriffe die nicht im geringsten, mit dem Inhaltlich übereinstimmen, was du so von Dir so sagts!
Einschüchtern??? Bist du noch ganz klar inder BIRNE!! Du solltest mich nicht mehr nerven, mit deinen Schwachsinn, sonst nichts!
Das du mich auch noch als PKK ? Wortjagonist?bezeichnest, ist unterste Schublade!
Ich bin kein Kurde!
Mir sind aber die meisten Kurden lieber, als solche möchtegern Türken wie du!
du beraubst dich der möglichkeit so etwas zu melden....es öffentlich auszutragen ist nicht die feine art
Kamusal Alan Ve Kamu Hizmeti
Cihan TÜRKER
23 Ocak 2008 16:38
Türban/başörtüsü tartışmaları nedeniyle ve özellikle Anayasa'nın 10. Maddesi'nde değişiklik yapılmasına dair MHP'den gelen öneri üzerine kamusal alan ve kamu hizmeti kavramları ve bunlara bağlı olarak kamu hizmetinden yararlananlar ve kamu hizmetini sunanlar gibi ayrımlar tartışma ve merak alanına girdi
MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli, Milliyet Gazetesi'nden Fikret Bila başta olmak üzere, kendisiyle görüşen bazı değerli gazeteci-yazarlara bu hususlarda gerçekten calib-i dikkat açıklamalarda bulunarak, MHP'nin önerisine yönelik birtakım soru işareti konma uğraşlarını da boşa çıkardı.
Malumdur, MHP 10. madde değişikliği önerisini yapınca bazı kalemler bu önerinin sorunu çözmeyeceğini, yeni karmaşalara yol açacağını dile getirmişler ve her zamanki, artık alıştığımız üslupları içinde, gerçek dışı iddia ve ithamlarla konunun anlaşılır olmaktan uzaklaşmasına çaba göstermişlerdi.
Bunların başında da, kamusal alan kavramı üzerinden yola çıkarak, kamu hizmeti verenlerin de MHP'nin getirdiği bu öneri neticesinde yarın başlarını örterek, türban takarak görev yapmaya kalkışacaklarını, hatta mahalle baskısı uygulamak suretiyle örtmeyenleri taciz edeceklerini, kamu hizmetinden yararlananların istifadesi hususlarında ise türbanın ilkokullara, ortaöğretime kadar ineceğini vs. dile getiren bir dizi aforizma ortaya atmışlardı.
Dikkat buyuruldu ise, herkesin eteğindeki taşı dökmesini bekledik. Kimlerin neyi, neden söylediğini anlamaya uğraştık. Şimdi ise, sözün bize geçtiğini düşündüğümüz bir noktadayız.
Birincisi, kamusal alanın tarifi açıktır. Bunun sınırı da vardır. Kamusal alan tarifi içine, devlet mülkü olarak kabul edilebilecek her husus, yer, iş girmez. Sözgelimi, parklar, bahçeler de kamu mülküdür, mamafih bunun kamusal alan tarifi içinde yeri olabilir mi? Caddeler, sokaklar, kaldırımlar, ormanlar yine devlet mülküdür; bu cihetle kamuya aittir ama kamusal alan içinde değerlendirilemez. Böylesi bir değerlendirme, ancak despot devlet anlayışı içinde olabilir. Demokratik bir devlette olmaz.
Peki o zaman kamusal alandan ne anlamak lazım?
Şunu: Devletin görevlileri eliyle ve kamu imkânlarıyla, vatandaşlarına hizmet sunduğu yerler kamusal alandır.
Yani, hastaneler, postaneler, mahkemeler, vergi daireleri, tapu daireleri, bakanlıklar, belediyeler, kaymakamlıklar, valilikler, okullar, şunlar, bunlar... Açıkça kamu hizmetinin sunulduğu binalar, eklentileri...
Hal böyle olunca, sıra kamu hizmeti görevlileri ve kamu hizmetinden yararlananlar ayrımına gelmektedir.
Kamu hizmeti görevlileri, kamu ile hizmet akdi yapmış kimselerdir, yani devlet memurlarıdır. Devlet, bu kimseleri işe alırken onlara önceden ne türden hizmet için, ne kadar maaş ödeyeceğini, ne şartlarda çalıştıracağını, terfi ettireceğini veya iş akitleri feshedeceğini belirtmekte; onlar da şartlar kendilerine uyuyor ise, kamu hizmetine girmektedirler. Yani, devlet memurları, kamu tarafından, devlet tarafından cebren, zorlama ile işe başlatılmış, yükümlülük altına alınmış kimseler değil; kendi iradeleri ve talepleri ile bu görevleri üstlenmiş kimselerdir. Devletin ileri sürdüğü her şartı da bilerek işe başlayan insanlardır.
Bunları niçin anlatıyoruz?
Şunun için: "10. madde, kamu hizmeti verenlerin de önünü açar, bu maddedeki değişikliğe dayanarak, kamu görevlileri de başlarını örtmeye çalışırlar" iddiaları var ya, bunların boş olduğunu ifade için.
Görüldüğü üzere, önceden şartları ortaya konmuş olan ve kamu tarafından finanse edilen görevlerde, kamu tarafından verilen maaşla çalışanların, devlete karşı yaptığı işe mukabil genel düzenlemelerin dışında kendisine mahsus düzenlemeler yapılmasını talep etme hakkı yoktur. (Toplu sözleşme, sendika hakkı bu söylediklerimizin dışındadır.) İddialar bu yönüyle boştur. Kamu görevini, devletin ortaya koyduğu ilkeler, kriterler çerçevesinde yapmak istemeyenin kamu görevinden çekilme özgürlüğü vardır. Hatta hiç kamu görevi almama özgürlüğü vardır.
Buna ek olarak, kamu görevlilerinin tarafsızlığı esastır.
Tüm toplumca yaratılan katma değerle finanse edilen, toplumun tamamına hizmet vermek zorunda olan kamu görevlilerinin tarafsızlığını zedeleyecek bir tutum ve davranış içinde olması, kılık kıyafette bulunması elbette ki düşünülemez.
Öte yandan kamu hizmetinden yararlananlar için durumun çok farklı olduğu açıktır.
Devlet, kendisini ayakta tutan her vatandaşına hizmetlerini eşit olarak, tam bir tarafsızlık içinde vermek zorunda bulunmakla birlikte, kendisinden hizmet alan vatandaşlarına yönelik ayrımcı bir yaklaşım anlamına gelecek düzenlemelere gidemez. Onların kamu hizmetlerinden yararlanırken farklı gerekçelerle öncelikli olmasını veya geride kalmasını isteyemez. İstenmeyecekler arasında vatandaşın tarafsız olmasını beklemek de vardır.
Vatandaşlar kamu hizmetlerinden herhangi bir şeye taraftar olarak da yararlanabilirler. Kimsenin, kamu gücünü kullanırken, kendisine gelen bir vatandaşa, "sana hizmet vermiyorum, çünkü sen şusun, busun..." deme hakkı yoktur. Kamu hizmetinden yararlananların ideolojik duruşları, cinsiyetleri, etnik kökenleri, din ve mezhepsel inanışları her ne olursa olsun, hizmetten yararlanmada bu hususların belirleyici olmayacağı açıktır. Mahkemede hakimin kimseye, halinden ötürü, tercihinden veya kimliğinden dolayı yargı hakkını kullanmasına mani olma yetkisi var mıdır? Doktorun, karşısındaki hastanın tedavi hakkını kısıtlaması kabul edilebilir mi? Sözgelimi, "mini eteklisin bakmam!" diyebilir mi? "Türbanlısın gelme!" diyebilir mi? Bunların hiçbirini söyleyemez. Aynı husus, eğitim için okullara gelmiş öğrenciler için de geçerlidir. Onlar kamu hizmetinden yararlanmak üzere gelmiş kimselerdir. Kimsenin sana bu hizmeti vermem/verdirmem demek gibi bir hakkı yoktur, olmamalıdır.
MHP'nin önerisi de tam bu noktada önem kazanmaktadır. Bütün vatandaşlarımızın kamu hizmetlerini alırken eşit şekilde faydalanabilmesi, kamu hizmetini sunanların ise tam bir tarafsızlık içinde kalabilmesini teminat altına almak bu ülkeye yapılabilecek en büyük iyiliktir. Demokrasinin de, adaletin de, hukukun üstünlüğünün de başka türlü yerleşmesi, kökleşmesi ve işlemesi mümkün değildir.
Bu konular üzerinde tartışmamızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki yazımızın konusu üniversitenin sorunları ve bilimin kalitesi olacaktır. Bu bağlamda, Anayasa 42. maddeyi de ele alarak, türban/başörtüsü meselesinin çözümünde bu önerinin nelere yol açacağını da ele almaya uğraşacağız.
http://www.etikhaber.com/index.php?list=true&author=cihanturker@etikhaber.c om&option=com_content&task=view&id=48360&Itemid=32
@Istanbuli:
Evet katiliyorum.
Ama sanirim "yerlianadolu" adli nicke sahip olan arkadasimizi yanlis anladik gibime geliyo.
Yok , burda yerli benim hedefim degildi ve olamaz da ... Ara sira yapiliyor ... Yahudi düshmanligi ... Amma ve lakin sanilanin aksine Antisemitizim Müslümanlarda ne dini ne de gelenek olarak mevcutdur.
Onun bu konuda vermek istedigi bi mesaj var.
Yerli bashörtüsüne karshi ... Ve "karshi olmayi" müslümanlar bashörtüsünü cikartmak icin yeterli bir sebep görmediklerinden,ceshitli söylemler ve iddialarla temellendirmeye calishiyorlar ...
Ne yazikki herkes bizim gibi düsünemiyor. Özellikle asiri dindar insanlar, yahudileri "insandisi varliklar" olarak gösteriyorlar. Ve Israil karsiti bi düsünceye sahipler.
Akli bashinda bir müslüman böyle düshünemez,zira tanidigimiz 28 peygamberden , cogunlugu yahudidir ... Israile karshi olmak,yahudi düshmaligi demek degildir ... Arafatin hahamlarla kucaklashtigi resimler insana birsheyler anlatir mesela
Buda onlara karsi bi cevap olsa gerek. "3 büyük din" dedigimiz yani islam, hristiyanlik ve musevilik, ne kadar birbirine yakin dinler oldugunu gösteriyo bu mesaj.
Yok bu onlara karshi bir cevabla ilgisi yok.
Bir defa acikca Yahudi düshmaligi varsayiliyor!!! Ve "islam=yahudi karshiti" bir "gercek" olarak empoze ediliyor ...
Bu tür "cevaplar" , mesela "eskiden bashörtüsünü fahisheler takardi" söylem,lafi nereye kadar gider hesap bile etmekten acizler ... "onlardan" biri bu lafa karshi cevap olarak mesela dese ki :"Evet eskiden bu böyleydi,bugün ise fahisheler bashörtüsü takmiyor" kim bu sefer yanlish diyebilir ki ... Ishte bu söylem, ilk söylemdeki mantigin devam yürütülmesinden bashka bir shey degil. Bizimkiler ise hadiseyi düz anliyor,yalniz zahiri mana ile hakaret ima edildigini saniyor ... Hülasasi bu tür propagandalar "onlarin" ekmegine yag sürmekten bashka bir shey degil ...
Bunun haricinde "bashörtü yasagi" ne suretle olursa olsun hic vicdan sahibi bir insanin savunabilecegi bir sheydir.
O marksist bayanin tespiti yerinde : velev ki! (yani öyle degil ya,öyle oldugunu varsaysak) bashörtüsü bir baskinin sonucu olsa dahi,baski altinda olana devlet baski uygulamak ne kadar mantikli ve dogru olabilir?
Also eigentlich wollte ich für deinen schwachsinnigen Beitrag, den ich wiederum nur unter der Rubrik "pseudo-Alevite" einordne, nicht antworten,da du Begriffe benutzt, die du wahrscheinlich garnicht verstehst!
Islamofaschist-Zentralstaat-Fetoscular-.....!!!
Du hast mir eine Nachricht geschickt und mich als Islamofaschist?( What that) beleidigt und immer wieder mich mit leuten verglichen, mit denen ich nichts zu tun habe!
Also bevor du weiterhin deine paranoiden vergleiche stellst( Basbakan und seinesgleichen hätten dein Volk massakriert???Welches Volk? Aleviten sind auch mein Volk!!!
Nur weil ich ihre aktuelle politische Haltung kritisiere, bin ich immer noch kein Mörder( Massakrierer?)!
Darüberhinaus benutzt du Begriffe die nicht im geringsten, mit dem Inhaltlich übereinstimmen, was du so von Dir so sagts!
Einschüchtern??? Bist du noch ganz klar inder BIRNE!! Du solltest mich nicht mehr nerven, mit deinen Schwachsinn, sonst nichts!
Das du mich auch noch als PKK ? Wortjagonist?bezeichnest, ist unterste Schublade!
Ich bin kein Kurde!
Mir sind aber die meisten Kurden lieber, als solche möchtegern Türken wie du!
Er meinte damit das Massakker in Sivas. Von den Rechtsextremisten, Islamisten und Fasisten ausgeübt auf die Aleviten.
Ich glaube er meinte mit den anderen Worten:
Islamofaschist = "Yobaz ve fasist karisimi" :D
Fetoscular = "Fetullahcilar"
(evet onun avukatiyim :D )
@Istanbuli:
Hocam, "akli basinda müslüman" düsünmez dogrudur, ama "aklini basini almis gitmis müslümanlar"da var. Onlari kastettim. Yahudileri normal insan olarak görmüyorlar resmen.
Aslinda evet, bu dinimizede bi aykiri. Ama hayatin espirisi olsa gerek? :)
AKP ve MHP, türban yasaginin kaldirilmasi icin 10.ve 42.maddeler üzerinden genel bir mütabakat saglamislar!
hayirlisi olsun.......
teknik görüsmeler devam edip,yeni yasa teklifinin hafta ortasinda genel kurula inmesi bekleniyor!
chp den ilginc yorumlar gecikmedi!
"laiklige bir saldiri" olarak nitelendiriyor bir CHP grup baskanvekili ve belirili kurumlarin hareket edebilecegini söyledi!
darbe olasiligi yükseldi mi acaba?
Mersinlidost
24.01.08, 12:34
du beraubst dich der möglichkeit so etwas zu melden....es öffentlich auszutragen ist nicht die feine art
Dann solltest du einpaar Beiträge zurück schauen, wer zuerst seine Beiträge mit Beleidigungen geschmückt hat.
Ich habe nur auf seinen Kinderkram reagiert, sonst nichts!
Ja eigentlich hast du recht, ist nicht die feine Art!
Mitlerweile hat er seinen öffentlich ausgetragenen Beitrag gelöscht, ich find ihn zumindest nicht?
darbe olasiligi yükseldi mi acaba?
Bunu en iyi tecrübeli abileriz cevaplaya bilir ancak. Bana yüzde 75e karsi darbe imkansiz gibi geliyor. Ama bu Türkiye. Orda dünya tersine döner gibi.
Ich kan nur sagen: Der Wolf im Schaffpelz.
Der Teufel trägt Prada.
Einigung auf Abschaffung des Kopftuchverbots an Unis in der Türkei
Istanbul (AFP) — Der Weg zur Abschaffung des Kopftuchverbots an Universitäten in der Türkei ist frei. Politiker der religiös geprägten Regierungspartei AKP von Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan und Unterhändler der rechtsgerichteten Oppositionspartei MHP einigten sich am Donnerstag auf entsprechende Verfassungsänderungen, wie türkische Fernsehsender berichteten. Die Verfassungsänderung könnte schon in den nächsten Wochen beschlossen werden; gemeinsam verfügen beide Parteien im Parlament von Ankara über 410 von 550 Mandaten. Die kemalistische Opposition kritisierte die geplanten Verfassungsänderungen als Zeichen dafür, dass die Türkei auf dem Weg in einen islamischen Gottesstaat sei.
AKP und MHP wollen ihr Ziel durch Ergänzungen der Verfassungsartikel 10 und 42 erreichen, in denen es um die Gleichheit vor dem Gesetz und um das Recht auf Bildung geht. Die Verfassungsänderungen sollen klarstellen, dass alle Bürger beim Empfang staatlicher Leistungen ein Recht auf Gleichbehandlung haben und dass niemand wegen seiner Kleidung von der Hochschulausbildung ausgeschlossen werden darf. Damit wird das Kopftuchverbot nur für Studentinnen aufgehoben, nicht aber für Schülerinnen, Beamtinnen oder Parlamentarierinnen.
...
Quelle und Fortsetzung:
http://afp.google.com/article/ALeqM5i_BOXJBqiPQEKgaOrOHys49F jssQ
ottoman1299
24.01.08, 13:20
24/01/2008
Hüseyin Öztürk'ün yazısı
Yüreği yeten varsa, başörtüsünü referanduma götürelim
Başörtüsü meselesinde her önüne gelen konuştuğuna göre, eğer her iki kesim de halk için bir şeyler yaptığına inanıyorsa, o zaman halka soralım.
Gerçi kesimlerden birisi azınlık ama olsun, hakkın yerini bulması bakımından öyle kabul edelim.
Kendisini, milletin temsil edildiği TBMM üzerinde görenler bu konuda gerçekten samimilerse, referandumu öncelikle onlar istemeliler.
Haklıyı ve haksızı milletimiz belirlesin. Madem millet olmadan devlet olmazsa, devletin sahibi de bu milletse, ne istediklerini ve düşündüklerini milletimize soralım.
Bugün başörtü karşıtlığı yapanlara halk kendi adına bir yetki vermemiştir. Hiçbiri çıkıp da; “Ben halk adına konuşuyorum, halk böyle istiyor” diyemez.
Çünkü örtü meselesi başta olmak üzere dini-milli değerler, milletin asla vazgeçmeyeceği meselelerdir. Aksini iddia edenlerin halka müracaat etmesinde hiçbir beis yoktur.
İktidar bu konuyu her iki kesim için de referanduma götürmelidir. Madem herkes halk için, millet için bir şeyler söylüyor ve yapmak istiyor, o zaman halkın ne istediği ve düşündüğü dağlara ve taşlara sorulmayacağına göre millete sorulmalıdır.
Sivil toplum örgütleri, referandum meselesine öncülük etmelidir. İşte UTESAV’dan ilk öneri geldi.
Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Başkanı İsrafil Kuralay, “Türkiye'nin önünün açılması, yasakların kaldırılmasına bağlıdır. En önemli özgürlük ihlali olan başörtüsü yasağı için referanduma gidilmelidir” diye çağrıda bulunuyor.
Başörtüsü konusunda samimi ve sonuç alıcı adımlar beklediklerini belirten UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay, sorunun çözülmesi için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini belirtiyor. Diğer sivil toplum kuruluşlarından da böyle açıklamalar bekleniyor.
Evet, UTESAV’ın bu önerisi desteklenmeli. Nedense bu ülkede milletin hilafına konuşan hiç kimse, ülke ve millet için elini taşın altına koymamakta, sadece memleketin kaymağını yemekle meşgul olmaktadır. İnsan olan, ekmek yediği sofranın altını karıştırmaz.
Türkiye'nin son yıllarda ekonomik, siyasi ve sosyal alanlarda gösterdiği performansa karşı, insan hak ve özgürlüklerinde gerekli adımların atılmadığını ifade eden İsrafil Kuralay; "Başbakan'ın başörtüsü konusundaki sözleri, halkımıza umut vermiştir. Dini inancı gereği insanların başını örtmesi en temel haklardan birsidir. Bu inancı, ‘siyasi simgedir’ diye engellemeye kalkışmak, yasaklamak, özgürlüklerin önündeki en büyük engeldir. Türk halkının yüzde 80'i başörtüsü yasağına karşı çıkıyor. Toplumda bu yasağın bir karşılığı yok. Sorunun çözülmesi için referanduma gidilmelidir" diyor ve devamla şunları ekliyor:
“Sivil Anayasa çalışmalarının gündemde olduğu bu dönemde, Türkiye'de yasakların artık kalkması gerektiği çok net ortadadır. Oyalanmanın ve oyalamanın milletimize ve devletimize zararı vardır. Ülkemizde yıllardır üniversitelerde başörtüsü yasağı uygulanıyor.
Başörtüsü konusunda herhangi bir yasaklayıcı yasal düzenleme bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 1989 yılında aldığı bir karar gereği bu yasak sürdürülüyor.
Türkiye AB yolunda önemli mesafeler alırken böyle bir yasağın sürmesi, ülkemiz adına utanç verici bir durumdur. Siyasi partilerin uzlaşarak bu konuyu Meclis’te çözebileceklerine inanıyoruz. Bu konuda gereken adımların kararlı bir şekilde bir an önce atılması ve artık oyalanılmaması halkımızın en büyük dileğidir.
Danıştay ve Yargıtay'dan gelen açıklamalar, siyasetin alanını daraltmaya ve Meclis’i işlevsiz kılmaya yönelik bir tavırdır. Toplumsal mutabakatın olduğu bir konuda bazı kurumların, ‘laikliğe aykırı’ diyerek yasakçı bir anlayışı dayatmaları kabul edilemez. Kimse kendisini Meclis’in üstünde görmemelidir. Demokratik mekanizmanın işlemesi engellenmemelidir.”
Halkın hissiyatına cevap veren UTESAV’ın görüşleri böyle
VAKİT
Türban için anlaştılar
24 Ocak 2008 Perşembe 15:58
AK Parti ve MHP türbanda ANLAŞTI. İktidar ve muhalefet 2 MADDELİK değişiklikle işi bitirecek.
AK Parti ve MHP türban sorununda anlaştı. Her iki parti 10. ve 42. maddelerde değişiklik için uzlaştı.
Anayasa'nın 13'üncü maddesinde değişiklik yapılmasına dair AK Parti önerisi ise, geri çekildi.
Taslak metin liderlere sunulacak. Son şekli verildikten sonra Meclis'e getirilecek.
MHP'NİN 10. MADDESİ
MHP, 10. maddedeki;
*"Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır' ifadesine ek olarak (bütün işlemlerinden) sonra gelmek üzere
*"Her türlü kamu hizmetlerinin sunulmasında ve bunlardan yararlanılmasında' cümlesinin eklenmesini istiyor.
AK PARTİ'NİN 10. MADDE ÖNERİSİ
AK Parti, MHP'nin bu önerisine;
*"Kamu hizmetlerinde ayrım yapılamaz" ibaresinin eklenmesini istiyor...
AK PARTİ'NİN 42. MADDESİ
AK Parti, ayrıca "Eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi" başlıklı 42'nci madde de yer alan;
*"Eğitim ve öğrenim hakkından kimse yoksun bırakılamaz" tanımına;
*"Hiçkimse kılık kıyafeti nedeniyle yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz" ifadesinin eklenmesini istiyor.
KİMLER KATILDI?
MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, Grup Başkanvekili Oktay Vural ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin özel danışmanı ve Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı, AK Parti Grup Başkanvekilleri Sadullah Ergin ile Bekir Bozdağ ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu katıldı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in de katıldığı görüşmede anlaşma sağlandı.
http://internethaber.com/news_detail.php?id=124666
Die Aktien gewisser Textilfirmen werden steigen,es lebe die Verpackung und wünsche allen ein verhüllendes 365 Tage Fasching.......
Einigung auf Abschaffung des Kopftuchverbots an Unis in der Türkei
Istanbul (AFP) — Der Weg zur Abschaffung des Kopftuchverbots an Universitäten in der Türkei ist frei. Politiker der religiös geprägten Regierungspartei AKP von Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan und Unterhändler der rechtsgerichteten Oppositionspartei MHP einigten sich am Donnerstag auf entsprechende Verfassungsänderungen, wie türkische Fernsehsender berichteten. Die Verfassungsänderung könnte schon in den nächsten Wochen beschlossen werden; gemeinsam verfügen beide Parteien im Parlament von Ankara über 410 von 550 Mandaten. Die kemalistische Opposition kritisierte die geplanten Verfassungsänderungen als Zeichen dafür, dass die Türkei auf dem Weg in einen islamischen Gottesstaat sei.
AKP und MHP wollen ihr Ziel durch Ergänzungen der Verfassungsartikel 10 und 42 erreichen, in denen es um die Gleichheit vor dem Gesetz und um das Recht auf Bildung geht. Die Verfassungsänderungen sollen klarstellen, dass alle Bürger beim Empfang staatlicher Leistungen ein Recht auf Gleichbehandlung haben und dass niemand wegen seiner Kleidung von der Hochschulausbildung ausgeschlossen werden darf. Damit wird das Kopftuchverbot nur für Studentinnen aufgehoben, nicht aber für Schülerinnen, Beamtinnen oder Parlamentarierinnen.
...
Quelle und Fortsetzung:
http://afp.google.com/article/ALeqM5i_BOXJBqiPQEKgaOrOHys49F jssQ
Ein weiterer Schritt in die richtige Richtung (meiner Meinung nach). Wenn das Kopftuchverbot nun auch für Schülerinnen aufgehoben werden sollte, dann ist genau das erreicht was ich mir schon immer gewünscht habe....es wird niemand mehr gezwungen das Kopftuch abzulegen. In der Türkei herscht schließlich auch Schulpflicht und man sollte dann niemanden zwingen es abzulegen. Bei bestimmten Berufen sollte es trotzdem verboten bleiben wie im Parlament oder als Beamter. Man sollte es nicht übertreiben mit den Verfassungsänderungen und es dabei belassen und die Schülerinnen noch dazu nehmen.
Öneri türbanı ÇÖZER mi?
24 Ocak 2008 Perşembe 17:14
Ak Parti ve MHP anlaştı ama anlaşma türbanı çözer mi? Hukukçuların cevapları...
AK Parti ve MHP türbanla ilgili anayasanın iki maddesinde değişiklik için anlaştı. AK Parti ve MHP türban sorununda anlaştı. Her iki parti 10. ve 42. maddelerde değişiklik için uzlaştı.
Peki bu uzlaşma türban sorununu çözebilecek mi? Üniversitelerde türban serbest kalabilecek mi? İşte Anayasa Hukukçularının cevabı...
LAİKLİK İLKESİNİ DEĞİŞTİREMEYECEĞİNİZE GÖRE
Prof. Dr. Mithat Sancar: AK Parti ve MHP’nin türbanla ilgili olarak Anayasanın 10. ve 42. maddede değişiklik yapma kararları teorik olarak mümkün ancak pratik olarak sıkıntılı. Bu değişiklik uyarınca çıkarılacak bir yasanın yine Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilir. Siz 2. maddeyi yani laiklik ilkesini değiştiremeyeceğinize göre Anayasa Mahkemesi aynı içtihadı sürdürebilir. Anayasa Mahkemesi’nin görüş değiştirmiş ve farklı bir çoğunluğun oluşmuş olması lazım
Doç. Serap Yazıcı: CHP Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmayacağı sözü verirse yasayla sorunun çözümü mümkün olabilir.
O SİHİRLİ CÜMLE NE?
Prof. Necmi Yüzbaşıoğlu: Tartışma hukuka bir cümle koymakla başlamıştı. Doğramacı koymuştu o cümleyi. Toplumsal uzlaşmayla halletmek yerine, hukukla tarif etmeye kalktılar. Şimdi sihirli cümle, neyse, bulsunlar, hepimiz rahatlayalım.
Prof. Mümtaz Soysal: Böyle sihirli bir cümle yok.YÖK yönetmeliğiyle falan böyle bir formül buluruz denmek isteniyor.
İDARİ UYGULAMAYLA ÇÖZÜLÜR
Prof. Levent Köker: İdari uygulamayla türbanı serbest bırakabilirler ve türban serbestisi gerçekleşmiş olur. Başbakan’ın eğer “bir cümleyle bunu çözeriz”den kastı buysa, bu bir idari işlemdir. Ancak benim fikrimce bir idari tasarrufla, türban serbestisi üniversitelerde geçerli hale getirilebilir. Üniversite yetkilileri bu konudaki tatbikatlarını değiştirirler, türban yasağı kalkmış olur.
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden: Anayasa Mahkemesi kararlarını aşmak istiyorlar. Muhalafetle anlaşarak dava açılması önlenecek. Anayasaya aykırılık kural da olsa yürürlükte kalacak. Bunlar hukuk dışılığın çağrısı.
Kaynak: ntvmsnbc
http://internethaber.com/news_detail.php?id=124761
Hürriyetteki Haber altindaki yorumlar sahane
:lach::brüll::clap:
Du Glaubst wohl auch an den Weinachtsman.:lach:
Heute dürfen die Grundschüler Kopftuchtragen morgen die Oberschüler und
übermorgen müssen alle Kopftuch tragen.
WIe kommst du von dürfen zu müssen? Welche Basis hat deine Behauptung?
Aber jaja , die Möglichkeit das es so vielleicht eventuell so kommen können könnte legalisiert natürlich ein Verbot womit rd. 200.000 Frauen,nicht möglicherweise,eventuell sondern TATSÄCHLICH betroffen sind oder wie oder was?
Mit der Begründung liesse sich auch jeder andere verurteilen. Jeder Mensch ist potenziell gesehen ein Straftäter. Vielleicht sollte man präventiv jeden vorab bestrafen für etwas was potenziell möglich wäre.
Was hat bitte ein 6 Jähriges Mädchen mit den Glauben Kopftuch zu tun?
Ja was hat es denn damit zu tun?
Das Kopftuch dient nur Politisch mehr auch nicht.
..zu politischen Verboten.
Das Ganze hat ncihts mit Glauben zu tun.
Ich Glaube doch auch und trage keine Kopftuch.
Dir dein Glaube,mir meiner ...
Verdammt noch mal, warum verstehen die Menschen das nicht.
Kopftuch hat nichts mit Glauben zu tun. :druck:
Sondern ... ?
Warum tragen die Männer kein Kopftücher?
Weil sie ungläubig sind oder was?:confused:
Gleichwertigkeit bedeutet nicht immer Gleichartigkeit ...
Folgendes:
Die Türkei ist ein demokratischer Staat!
D.h. jeder hat das RECHT dazu sich so anzuziehen wie er/sie möchte, jeder hat das RECHT an das zu glauben was er/sie möchte, jeder hat das RECHT zu Leben wie er/sie möchte.
Was ist der Unterschied zwischen einer Studentin die ein Kopftuch trägt und die keines trägt?Ist die ohne Kopftuch besser?Oder ist die mit Kopftuch gläubiger?
Wieso können wir nicht auf das innere im Kopf achten, als auf das Äußere?
Klar ist es Schade das geweisse Kreise das Kopftuch als politisches Symbol ausnutzen, wir sollten es aber im Grunde als religiöses Zeichen sehen.Was ist denn jetzt soooooooooooo schlimm wenn an der Uni neben einer mit Minirock eine mit Kopftuch sitzt?
Bildung ist auch das Recht dieser Mädchen, nur dann können wir von uns als Türken behaupten und erwarten das wir Fortschritte in Bildung und Wissenschaft machen, nicht indem wir Frauen mit Kopftuch aussortieren und in das Fach der islamistischen Hausfrau und Mutter stecken.
Mit einem Stück Stoff geht der Laizismus nicht flöten,keine Panik.
Ein weiterer Schritt in die richtige Richtung (meiner Meinung nach). Wenn das Kopftuchverbot nun auch für Schülerinnen aufgehoben werden sollte, dann ist genau das erreicht was ich mir schon immer gewünscht habe....es wird niemand mehr gezwungen das Kopftuch abzulegen. In der Türkei herscht schließlich auch Schulpflicht und man sollte dann niemanden zwingen es abzulegen. Bei bestimmten Berufen sollte es trotzdem verboten bleiben wie im Parlament oder als Beamter. Man sollte es nicht übertreiben mit den Verfassungsänderungen und es dabei belassen und die Schülerinnen noch dazu nehmen.
Sen ciddimisin?
Was für "Schulpflicht"?
In der Türkei herrscht dieses System "parayi basan, düdügü calar" und sonnst nix anderes. :D
Ansonnsten, was soll denn das für ein Schritt sein? Es kommt nur drauf an wie man es sehen will. Wenn die AKP die Schüler und die Bildung fördern will. Sollen die mal mehr Schulen bauen. Anstatt nur Moscheen. Seit dem AKP in der Regierung ist, haben die 6fache an Moscheen in der Türkei gebaut, als Schulen.
Z.B. musst du einen weiten Weg machen zwischen 2 Schulen, sogar in einer Großstadt. Aber es gibt 2 Moscheen nebeneinander. Dazwischen nur 2 Häuserblocks. (Ezan okundumu, asiklarin atismasi gibi oluyo. :D )
Neyse uzatmiyalim, bazi kisiler muradina ermistir.
Projenin 1. kismi tamamdir. Gelelim 2.ye...(istegimi artik yerine getirsinler yav. Talibanlarda insan, onlarinda özel bi okula ihtiyaci var. Hem bakin, okul yapmis olursunuz bu baheneyle :D )
Kim tutar seni Tayip? :D
MHP ve AKP'den ilk açıklama
24 Ocak 2008 16:02
Meclis'teki görüşme ve türban yasağının kaldırılması ile ilgili uzlaşıya varılması konusunda MHP'li Cihan Paçacı ve AKP'li Sadullah Ergin'den ilk açıklamalar geldi.
--------------------------------------------------------------------------------
AKP ile MHP yöneticileri arasında türbanının yükseköğretimde serbest bırakılması konusunda yapılan görüşmede, ''Genel çerçevede bir mutabakata varılmıştır'' denildi.
TBMM'deki Başbakanlık makamında yapılan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, AKP Grup Başkanvekilleri Sadullah Ergin, Bekir Bozdağ ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, Grup Başkanvekili Oktay Vural ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin özel danışmanı ve Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı'nın katıldığı ve 1.5 saatten fazla süren görüşmeyle ilgili olarak ortak bir yazılı açıklama yapıldı.
''Konu yükseköğretimde kanayan bir yaradır'' denilen açıklamada, bunun mutlaka çözülmesi gerektiği kaydedilerek, şöyle denildi: ''İki parti müteaddit defalar bu yasağa karşı olduğunu çok değişik vesilelerle kamuoyuna açıkça ifade etmişlerdir. Konu, iki parti tarafından da hak ve özgürlükler açısından değerlendirilmektedir. Çözüme dönük müzakere yapılmıştır. Genel çerçevede bir mutabakata varılmıştır. Teknik çalışmalarımız devam etmektedir.''
PAÇACI'NIN AÇIKLAMASI
Meclis'teki görüşme ve türban yasağının kaldırılması ile ilgili uzlaşıya varılması konusunda MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, CNN Türk'e açıklamalarda bulundu. Paçacı özetle, "Anayasa'nın 10. ve 42'inci maddelerin değişmesi konusunda uzlaşmaya varılmıştır. Konuya iki partide kişisel hak ve özgürlük açısından bakmaktadır. Teknik çalışmalar devam etmektedir. Çalışmalar tamamlandıktan sonra Anayasa'nın değiştirilmesi ile ilgili süreç başlayacaktır.
Konunun ne zaman imzaya açılacağı ile ilgili henüz net bir tarih vermek için erken... Ancak bunu en kısa zamanda sonuçlandırmak istiyoruz." şeklinde konuştu.
ERGİN NE DEDİ?
AKP Grup Başkanvekilleri Sadullah Ergin de konunun imzaya açılmasına kadar çok fazla zaman geçmeyeceğini savunarak, "Önümüzdeki hafta muhtemeldir sanıyorum" dedi.
Öte yandan MHP Genel Başkanı devlet Bahçeli kurmaylarıyla bir toplantı yapıyor.
AA
http://www.etikhaber.com/content/view/48420/77/
24 Ocak 2008
Bülent Ecevit: Başörtüsüyle uğraşmayın!
Milliyet'de Can Dündar'ın yaptığı bir araştırmada yayınlanan ve Ecevit'in 12 Eylül'de hapishaneden yönlendirdiği Arayış Dergisi'ne verdiği bir talimat, bugünler hakkında uyarı yapar gibi...
Mahkûm Ecevit, 12 Eylül'de Arayış dergisini yazılı talimatlarla hapishaneden yönetti. "Arayış yazışmaları", Ecevit arşivinde özel yer tutuyor. Bunlar, hapse atıldığında çıkardığı Arayış dergisine günbegün yolladığı notlar... Konuların nasıl işleneceğine kadar ayrıntılı talimatlar içeren bu notlara harfiyen uyuluyor, yazılar başka imzalarla yayımlanıyordu.
Ecevit'in 27 Aralık 1981 tarihli mektubu "Başörtüsü konusu" başlığını taşıyor:
"Arayış hâlâ elime geçmediği için son sayıda bu konuya değinildi mi, bilmiyorum. Değinilmediyse bence hiç değinilmesin.
Başörtüsü ile uğraşmanın gereksiz olduğuna inanıyorum. Gardırop Atatürkçülüğünün tipik bir örneği... Zaten ondan da dönüş yapacaklardır.
Olsa olsa Atatürkçülüğün başörtü yasaklanarak kanıtlanamayacağı belirtilebilir.
Atatürk'ün irticaya karşın da büyük güvence olan- partisi kapatılmış, vasiyeti çiğnenmiş, yeni bir ulusal kültür oluşuma katkı için kurduğu kurumlar ortadan kaldırılıyor. Atatürk'ün her türlü dogmacılıktan uzak bilimci yaklaşımı bırakılıyor; tüm bunların günahı, başörtü yasaklamakla örtülemez.
Kaldı ki bazılarının farkında olmadığı bir gerçek var: Atatürk kadınların kılığına kıyafetine hiç karışmamıştır. O konuda hiç yasa çıkarmamış, herhangi bir zorlamaya da gitmemiştir. Özendirme yoluyla ve zamana, gelişmeye bırakarak bu sorunun çözümünü daha uygun bulmuştur. Bu da sanırım Atatürk'ün kadınlara karışmayı Türk gelenekleri açısından uygun görmemiş olmasındandır.
Kadınlara her hakkı ve özgürlüğü tanımıştır, her olanağı sağlamıştır, ama ne giyeceklerine müdahale etmemiştir."
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=51356
Sen ciddimisin?
Was für "Schulpflicht"?
In der Türkei herrscht dieses System "parayi basan, düdügü calar" und sonnst nix anderes. :D
Ansonnsten, was soll denn das für ein Schritt sein? Es kommt nur drauf an wie man es sehen will. Wenn die AKP die Schüler und die Bildung fördern will. Sollen die mal mehr Schulen bauen. Anstatt nur Moscheen. Seit dem AKP in der Regierung ist, haben die 6fache an Moscheen in der Türkei gebaut, als Schulen.
Z.B. musst du einen weiten Weg machen zwischen 2 Schulen, sogar in einer Großstadt. Aber es gibt 2 Moscheen nebeneinander. Dazwischen nur 2 Häuserblocks. (Ezan okundumu, asiklarin atismasi gibi oluyo. :D )
Neyse uzatmiyalim, bazi kisiler muradina ermistir.
Projenin 1. kismi tamamdir. Gelelim 2.ye...(istegimi artik yerine getirsinler yav. Talibanlarda insan, onlarinda özel bi okula ihtiyaci var. Hem bakin, okul yapmis olursunuz bu baheneyle :D )
Kim tutar seni Tayip? :D
1.degisik camiilerden yankilanan ezan sesini,asiklarin atismasina benzetmen insanin vallahi midesini bulandiriyor!en azindan benim midemi....
elestirecek o kadar cok baska seyler varken bu hükümetin,is dönüp dolasip dini degerlere geliyor ve üstelik birde alay konusu oluyor!
neyse, her koyun kendi bacagindan asilirmis......
2.evet bazi kisiler muradina ermistir!
ilk bastan ,onbinlerce samimi dindar olan bacilarimiz rahatca ve baslarini acmadan egitimini alabilmesi mümkün olacak .
izdirabi ve sIkIntIlari yillardir onlar cekti.....herhalde en mutlu onlar olmustur!
3.bu cikacak yeni yasa ile, radikal islamcilarin veya bu meseleyi istismar eden siyasi partilerin ellerinden koz alinmis olmuyor mu?
bence baya fayda saglar.......
Sen ciddimisin?
Was für "Schulpflicht"?
In der Türkei herrscht dieses System "parayi basan, düdügü calar" und sonnst nix anderes. :D
Ansonnsten, was soll denn das für ein Schritt sein? Es kommt nur drauf an wie man es sehen will. Wenn die AKP die Schüler und die Bildung fördern will. Sollen die mal mehr Schulen bauen. Anstatt nur Moscheen. Seit dem AKP in der Regierung ist, haben die 6fache an Moscheen in der Türkei gebaut, als Schulen.
Z.B. musst du einen weiten Weg machen zwischen 2 Schulen, sogar in einer Großstadt. Aber es gibt 2 Moscheen nebeneinander. Dazwischen nur 2 Häuserblocks. (Ezan okundumu, asiklarin atismasi gibi oluyo. :D )
Neyse uzatmiyalim, bazi kisiler muradina ermistir.
Projenin 1. kismi tamamdir. Gelelim 2.ye...(istegimi artik yerine getirsinler yav. Talibanlarda insan, onlarinda özel bi okula ihtiyaci var. Hem bakin, okul yapmis olursunuz bu baheneyle :D )
Kim tutar seni Tayip? :D
niye böyle kolayina kaciyorsunki? Aklinca AKP kendisi bu binalari dikiyor. Nerden cikti bu?
Benim bildigim ve sahsen gördügüm, AKP´yi tutanlar bunlari yaptiriyor. Ne yani, aklinca bunlarin hepsi yanliz iman etmek icin mi, yoksa, milleti kendileri cevirip, politikada, oylarini böylecene torpil edip sandalyeye oturmak, veya, Fabrikatör olarak daha fazla müstei baglamak icin mi? Bu neye benziyor? Aynen Kombosan isine dönüyor. Sen imanlisin, AKP´yi tutuyorsun, o zaman sen güvenceliysin ve her seyi hak etmis durumdaysin. AKP´nin yerine baska bir Parti koy, ayni haltlari yerler, bizim ac gözlügümüzen ileri gelen bir sey, yoksa, turbanla girmisim giremezmisim, hepsi fasa fiso. Bunlari agendaya getirende suclu, agendada tutup onla politika yapanda. Neyseki, milletin cogu simdi 500m. yüreyecegine 100m. hava alip namazini kilabiliyor, yaslalar icin avantajli. Bazilari yaptirani kutluyor, daha fazlasinida yapiyor (oy, sermaye, daha fazla baglanti), baskalarida namazdan sonra yoluna devam ediyor. Peder´de simdi memlekette 100m. yürüyor, nedense ne AKP´yi tutuyor, nede baskasini, onun gibide bir cok cemaat var.
Tayip böyle yapti Tayip söyle yapti demekle olmuyor. Su ana kadar isini iyi yapan bir parti göster, anlini öpeyim. Yoksa, fazla senaryo segilemeye gerek yok, biktik, milletide senaryolarla biktirdiniz. Alinma, küsme, ama cagreyi böyle ariyorsaniz, isiniz is.
Alevi_Playa
24.01.08, 22:45
Auf der einen Seite denke ich mir, ja warum nicht.
Natürlich führt solch ein Verbot dazu, dass ein Teil der Frauen nicht an den Bildungseinrichtungen teilnehmen kann.
Auf der anderen Seite ist da aber noch der Gedanke, Atatürk hat sich ja was damit gedacht und nicht umsonst eine solch strikte Trennung von staatlichen Einrichtungen und religiösem Glauben angeordnet und wir sind glaube ich damit bis heute ganz gut gefahren
ICH HAB MEINE TAUSEND VOLL
WAS KRIEG ICH :p
Auf der einen Seite denke ich mir, ja warum nicht. Natürlich führt solch ein Verbot dazu, dass ein Teil der Frauen nicht an den Bildungseinrichtungen teilnehmen kann.
Nein ... wirklich und das ist nicht nur auf die Unis beschränkt. Ich hoffe,dass das sich mit der Zeit normalisiert.
Auf der anderen Seite ist da aber noch der Gedanke, Atatürk hat sich ja was damit gedacht und nicht umsonst eine solch strikte Trennung von staatlichen Einrichtungen und religiösem Glauben angeordnet und wir sind glaube ich damit bis heute ganz gut gefahren
Da kommt er wieder durch der Atakult. Basierend auf Fiktionen,Mythen muss der "ulu önder" ,also "der heilige Führer" als Begründung herhalten was man selbst guten Gewissens weder begründen noch verteidigen kann ...
Weder hat Herr Atatürk,um mal die Person zu relativieren,sich mit dem Schleier der Frau befasst,gerade hat Verda dazu einen Artikel gepostet, noch hat er die Religion so strikt vom Staat getrennt. Dass die Türkei ein laizistischer Staat sei, ist ein Irrgaube. ME eher atheistisch, aber selbst wenn laizistisch,auf jeden Fall ist Türkei theokratisch organisiert ... (eine laizistische Theokratie)
Beides ist also genauso falsch wie das KT-Verbot, das weiterhin hier verteidigt wird. Ich bedauere das die Opponenten nicht fähig sind das zu sehen oder das Gesehene sich einzugestehen und dass man darüberhinaus eifrig Begründungen suchen das Gesehene zu rechtfertigen ...
Schade ...
25.01.20008
EINIGUNG ÜBER KOPFTUCH
Die regierende Gerechtigkeits- und Entwicklungspartei (AKP) hat sich mit der zweitstärksten Oppositionspartei MHP auf ein Ende des Kopftuchverbotes an den Hochschulen geeinigt. Dazu sollen die Artikel 10 (Gleichheit vor dem Gesetz) und 42 (Recht und Pflicht zu Erziehung und Bildung) der Verfassung entsprechend geändert werden. (Türkiye)
25.01.20008
WENDEPUNKT IN KOPFTUCH-FRAGE (Murat YETKIN)
Infolge der gemeinsamen Arbeiten der Regierungspartei AKP und der Oppositionspartei MHP wurde erklärt, dass eine Einigung auf Aufhebung des Kopftuchverbots an den Hochschulen erzielt worden sei. Diesmal hatte die Erklärung des TÜSIAD (Verband Türkischer Industrieller und Unternehmer) während der Versammlung der Politiker beider Parteien, dass die Prioritäten der Türkei nicht der Kopftuch sei, keine Wirkung.
Also man kann sagen, dass sich die beiden Parteien über die Änderung des Artikels 10 der Verfassung (Gleichheit vor dem Gesetz) und 42 (Recht und Pflicht zu Erziehung und Bildung) geeinigt haben. Die Forderung der AKP nach einer Änderung im Artikel 13 der Verfassung (Einschränkung der persönlichen Freiheit) stieß auf Widerstand der MHP, weil sich die Kopftuchfreiheit hinaus über die Universitäten bis zum öffentlichen Dienst ausbreiten könnte.
Wie die MHP zu erklären versucht, liegt der Zweifel darin, dass sich diese Änderungen nicht mit den Studentinnen begrenzt bleiben, sondern in Kürze an Mittelschulen, sogar an Grundschulen ausbreiten könnte. Denn es gibt keine Maßnahmen zur Verhinderung des Drucks auf die Schüler und Frauen in den konservativen anatolischen kleinen Städten oder in den Stadträndern der Grosstädte, die kein Kopftuch tragen wollen…
Mit der Einigung zwischen der AKP und der MHP geht die Türkei zu einem Wendepunkt. Besonders den Führern dieser Parteien fällt beim Überwiegen der Nachteile als die Vorteile dieses Wendepunkts eine historische Verantwortung zu.
Opposition der Verfassungsrechtlerin
Doz. Dr. Serap Yazıcı ist Mitglied der Delegation unter Leitung von Prof. Dr. Ergun Özbudun, den Ministerpräsident Erdoğan für eine neue Verfassung beauftragt hatte. Sie zeigte in ihrer gestrigen Erklärung im Fernsehen Reaktion gegen die Arbeiten im Parlament über die Kopftuchfreiheit.
Ihre Reaktion brachte sie mit den Ausdrücken wie „Es wird Brüche in der laizistischen Ordnung geben“ und „sehr bedenklich“ zur Sprache. Laut Frau Yazıcı ist der Aufhebung des Kopftuch-Verbots an den Universitäten aus demokratischer Sicht positiv. Aber es ist keine Regelung vorhanden, die die Rechte der kein Kopftuch tragenden Studentinnen unter Garantie stellen wird. Aus diesem Grund fordert Yazıcı Regelungen im Strafgesetz zur Abschreckung des Drucks auf diejenigen, die kein Kopftuch tragen.
Ist es überhaupt ein Zufall, dass ein einziges Mitglied des Teams, das den Verfassungsentwurf der AKP ausarbeitet, eine oppositionelle Stimme erhebt, eine Frau ist? (Radikal)
Alevi_Playa
25.01.08, 10:18
Ich will nur eine Sache aufschreiben was mir dabei Kopfschmerzen bereitet. Es gibt viel größere Probleme als dieser Streit um das Kopftuch. Deshalb werde ich das Gefühl nicht los, dass es schon eine symbolträchtige Bedeutung hat und dahinter politisches Kalkül steckt und es eigentlich gar nicht um die Frauen unter dem Kopftuch geht.
Hier mal ein schöner Artikel:
Schwerwiegendere Probleme
Die Vorsitzende des Unternehmerverbandes Tüsiad, Arzuhan Dogan Yalcindag, hat am Donnerstag von einer Aufhebung des Verbots abgeraten. Yalcindag, die selbst kein Kopftuch trägt, sagte, die meisten Frauen in der Türkei seien mit schlimmeren Problemen als dem Kopftuchverbot konfrontiert. Sie nannte Arbeitslosigkeit, Gewalt in der Familie und die in bestimmten Kreisen verübten Ehrenmorde. In Wirtschaftskreisen wird kritisiert, dass sich die Regierung nur noch mit dem Kopftuch befasse, anstatt sich um die ökonomischen Probleme zu kümmern. Die Istanbuler Börse gehört zu jenen Börsen, die weltweit am stärksten unter der Finanzkrise leiden.
http://www.nzz.ch/nachrichten/medien/ringen_um_das_kopftuchverbot_i n_der_tuerkei_1.657507.html
Da kann man wirklich nur den Kopf schütteln wie diese Frage so hochstilisiert wird. Hätte man wirklich das Wohl der Frauen im Kopf dann würde man sich eher um Arbeitslosigkeit, Gewalt in der Familie und die in bestimmten Kreisen verübten Ehrenmorde kümmern, statt hier über die Kopftuchfrage zu philosophieren. Diese Maßnahmen würden wahrscheinlich viel besser fruchten
Ich will nur eine Sache aufschreiben was mir dabei Kopfschmerzen bereitet. Es gibt viel größere Probleme als dieser Streit um das Kopftuch. Deshalb werde ich das Gefühl nicht los, dass es schon eine symbolträchtige Bedeutung hat und dahinter politisches Kalkül steckt und es eigentlich gar nicht um die Frauen unter dem Kopftuch geht.
Hier mal ein schöner Artikel:
http://www.nzz.ch/nachrichten/medien/ringen_um_das_kopftuchverbot_i n_der_tuerkei_1.657507.html
Da kann man wirklich nur den Kopf schütteln wie diese Frage so hochstilisiert wird. Hätte man wirklich das Wohl der Frauen im Kopf dann würde man sich eher um Arbeitslosigkeit, Gewalt in der Familie und die in bestimmten Kreisen verübten Ehrenmorde kümmern, statt hier über die Kopftuchfrage zu philosophieren. Diese Maßnahmen würden wahrscheinlich viel besser fruchten
Ja, das mag wohl sein, doch die Kopftuchfrage ist kein minderwichtiger Aspekt in der Ausübung der Demokratie... denn jeder sollte die Chance haben zu studieren, egal ob mit oder ohne Kopftuch!
Auch die anderen Aspekte sind wichtig, ganz klar... aber daran wurde ja auch gearbeitet... Beispiel Ehrenmord...
http://www.zeit.de/2006/17/Tuerkei
Warum sonst hat man "den armen Marco" so lange in U-haft behalten.. Ein grund war ja, dass es sich um "Vergewaltigung" gehandelt hat.
Ich will nur eine Sache aufschreiben was mir dabei Kopfschmerzen bereitet. Es gibt viel größere Probleme als dieser Streit um das Kopftuch. Deshalb werde ich das Gefühl nicht los, dass es schon eine symbolträchtige Bedeutung hat und dahinter politisches Kalkül steckt und es eigentlich gar nicht um die Frauen unter dem Kopftuch geht.
Hier mal ein schöner Artikel:
http://www.nzz.ch/nachrichten/medien/ringen_um_das_kopftuchverbot_i n_der_tuerkei_1.657507.html
Da kann man wirklich nur den Kopf schütteln wie diese Frage so hochstilisiert wird. Hätte man wirklich das Wohl der Frauen im Kopf dann würde man sich eher um Arbeitslosigkeit, Gewalt in der Familie und die in bestimmten Kreisen verübten Ehrenmorde kümmern, statt hier über die Kopftuchfrage zu philosophieren. Diese Maßnahmen würden wahrscheinlich viel besser fruchten
Klar super Logik. Weil es andere Probleme gibt, eins einfach ausblenden ohne es zu lösen. Ihr habt wirklich eine Wahrnehmungsstörung. Ihr merkt nicht wer immer wieder das Kopftuch in den Vordergrund schiebt, statt einfach die Klappe zu halten und auf Nationalebedrohungsszenarien zu verzichten. Wenn die AKP sagt das man dieses Verbot aufheben möchte, wird ihnen sogar mit Parteischliessung gedroht. Also wer ist hier der blöde Spielverderber, der eine einfache Sache zum grossen Problem macht?
Man muss alle Probleme angehen, nicht nur welche die einem Genehm sind. Wenn das Kopftuchverbot aufgehoben ist, gibt es auch keinen Grund mehr sich darauf zu fixieren.
Also von der Kopftuchgegnerfraktion kommen nur noch dumme Ausreden.
Eine Frage nebenbei, wieso sind gerade Aleviten so radikale Koptuchgegner? In jedem Forum sind sie es, die da gegen wettern. Schon komisch.
Wenn die AKP sagt das man dieses Verbot aufheben möchte, wird ihnen sogar mit Parteischliessung gedroht. Also wer ist hier der blöde Spielverderber, der eine einfache Sache zum grossen Problem macht?
Richtig... zudem ist es ein "Borc" das die AKP ihren Wählern schuldet.. nicht ein geringer Prozentsatz haben sie "nur" daswegen an Stimmen bekommen!
Auch die TÜSIAD meckert rum, es gäbe wichtigeres.. natürlich gibt es wichtigeres.. aber das Kopftuch ist ein problem das das Land seit Jahrzehnten beschäftigt und sogar spaltet (die Meinungen). Die haben wohl noch nie etwas davon gehört das man mehrgleisig fahren "muss" in der Politik!
Man muss alle Probleme angehen, nicht nur welche die einem Genehm sind. Wenn das Kopftuchverbot aufgehoben ist, gibt es auch keinen Grund mehr sich darauf zu fixieren.
Also von der Kopftuchgegnerfraktion kommen nur noch dumme Ausreden.
Richtig... danach kann man sich mehr auf andere Dinge im leben konzentrieren.. ausserdem nimmt man dadurch den Wind aus den Segeln der Fundis!
Eine Frage nebenbei, wieso sind gerade Aleviten so radikale Koptuchgegner? In jedem Forum sind sie es, die da gegen wettern. Schon komisch.
Nicht richtig... mag sein das Alevi_Player endere Prioritäten hatt, aber als "Gegner" würde ich ihn nicht einstufen. Ausserdem gibt es hier mehr Aleviten im Forum als du denkst. Wenn man genau aufpasst liest man es zwischen den Zeilen. Genau diese setzen sich auch für die Freiheit des Kopftuches ein!
Nicht richtig... mag sein das Alevi_Player endere Prioritäten hatt, aber als "Gegner" würde ich ihn nicht einstufen. Ausserdem gibt es hier mehr Aleviten im Forum als du denkst. Wenn man genau aufpasst liest man es zwischen den Zeilen. Genau diese setzen sich auch für die Freiheit des Kopftuches ein!
Ja man muss wirklich differenzieren. Es war ein Fehler von mir es so schwammig zu formilieren. Danke das du mich darauf aufmerksam machst. Es sollte auf keinen Fall heissen, dass alle Aleviten für das Kopftuchverbot sind.
Alevi_Playa
25.01.08, 11:44
Klar super Logik. Weil es andere Probleme gibt, eins einfach ausblenden ohne es zu lösen. Ihr habt wirklich eine Wahrnehmungsstörung. Ihr merkt nicht wer immer wieder das Kopftuch in den Vordergrund schiebt, statt einfach die Klappe zu halten und auf Nationalebedrohungsszenarien zu verzichten. Wenn die AKP sagt das man dieses Verbot aufheben möchte, wird ihnen sogar mit Parteischliessung gedroht. Also wer ist hier der blöde Spielverderber, der eine einfache Sache zum grossen Problem macht?
Man muss alle Probleme angehen, nicht nur welche die einem Genehm sind. Wenn das Kopftuchverbot aufgehoben ist, gibt es auch keinen Grund mehr sich darauf zu fixieren.
Also von der Kopftuchgegnerfraktion kommen nur noch dumme Ausreden.
Eine Frage nebenbei, wieso sind gerade Aleviten so radikale Koptuchgegner? In jedem Forum sind sie es, die da gegen wettern. Schon komisch.
Du solltest lesen lernen. Es gibt viel wichtigere Probleme als, dass Frauen mit Kopftuch der Zugang zur Universität verwehrt bleibt. Diese wurden oben genannt. Die AKP sollte statt tausende neuer Moscheen zu bauen, die sowieso kein Mensch braucht, da es genügend Moscheen gab, das Geld lieber zur Bekämpfung dieser immens wichtigen Probleme stecken. Aber was tut sie??? Statt rational die Gewichtung der Probleme anzugehen versteift sie sich auf religiöse Themen, die naturgem. ein Konfliktpotenzial bilden. Das ist schon hinterfragungswürdig und hinterlässt bei mir einen nicht angenehmen Beigeschmack. Die Probleme der Frauen sollten erstmal da gelöst werden wo es brennt. Und dies ist nicht unbedingt zur Zeit die Kopftuchfrage.
Natürlich solltena uch Frauen mit Kopftuch studieren dürfen, und die türkische Gesellschaft wird auch nicht in eine Ära der Carsafs fallen doch es ist schon komisch dass dieses Problem als das maßgebliche betrachtet wird und gleichzeitgi überall Moscheen wie Pilze aus dem Boden sprießen
Kulah hat es richtig gesagt. Ich bin nicht gegen das Kopftuch. Um den alten Fritz zu bemühen: Jeder soll nach seiner Facon glücklich werden. Nur ich mag es nicht wenn sich die Politik mit der Religion vermengt und da ist die AKP mir immer noch suspekt.
yerlianadolulu
25.01.08, 12:02
Du solltest lesen lernen. Es gibt viel wichtigere Probleme als, dass Frauen mit Kopftuch der Zugang zur Universität verwehrt bleibt. Diese wurden oben genannt. Die AKP sollte statt tausende neuer Moscheen zu bauen, die sowieso kein Mensch braucht, da es genügend Moscheen gab, das Geld lieber zur Bekämpfung dieser immens wichtigen Probleme stecken. Aber was tut sie??? Statt rational die Gewichtung der Probleme anzugehen versteift sie sich auf religiöse Themen, die naturgem. ein Konfliktpotenzial bilden. Das ist schon hinterfragungswürdig und hinterlässt bei mir einen nicht angenehmen Beigeschmack. Die Probleme der Frauen sollten erstmal da gelöst werden wo es brennt. Und dies ist nicht unbedingt zur Zeit die Kopftuchfrage.
Natürlich solltena uch Frauen mit Kopftuch studieren dürfen, und die türkische Gesellschaft wird auch nicht in eine Ära der Carsafs fallen doch es ist schon komisch dass dieses Problem als das maßgebliche betrachtet wird und gleichzeitgi überall Moscheen wie Pilze aus dem Boden sprießen
Für Machthaber ist es immer besser wenn die Bevölkerung nicht besonders gebildet ist, sonst könnte sie ihre Fehler nicht so leicht vertuschen und die Bevölkerung würde Fragen und ihre Forderungen stellen.
Auch in Deutschland macht z.B die CDU auf den Rücken der Ausländer Politik, dass kenn wird doch alle all zu gut.
Nun zu den Moscheen!
Die Diyanet hat eine Personalstärke von ca. 100 000 "Mann" und es soll ca. 87 000 Moscheen (ohne Mescid) in der Trükei geben.
Nur Allah weiß auf welche Zahl wir kommen, wenn wir die Mescid's noch dazu zählen.
Eine Personalstärke von ca 100 000 Mann haben kleine Länder noch nicht mal als Armee. Die Kosten, die Diyanet verursacht, kenne ich leider nicht.
Hinzu kommt, dass die Diyanet nur eine ganz bestimmte Auslegung des Islams vertritt.
Wenn wir Gerechtigkeit bezüglich der Religion haben wollen, so muß die Diyanet abgeschaft werden oder die Diyanet muß die verschieden Religionen anständig vertretten.
Du solltest lesen lernen. Es gibt viel wichtigere Probleme als, dass Frauen mit Kopftuch der Zugang zur Universität verwehrt bleibt. Diese wurden oben genannt. Die AKP sollte statt tausende neuer Moscheen zu bauen, die sowieso kein Mensch braucht, da es genügend Moscheen gab, das Geld lieber zur Bekämpfung dieser immens wichtigen Probleme stecken. Aber was tut sie??? Statt rational die Gewichtung der Probleme anzugehen versteift sie sich auf religiöse Themen, die naturgem. ein Konfliktpotenzial bilden. Das ist schon hinterfragungswürdig und hinterlässt bei mir einen nicht angenehmen Beigeschmack. Die Probleme der Frauen sollten erstmal da gelöst werden wo es brennt. Und dies ist nicht unbedingt zur Zeit die Kopftuchfrage.
Natürlich solltena uch Frauen mit Kopftuch studieren dürfen, und die türkische Gesellschaft wird auch nicht in eine Ära der Carsafs fallen doch es ist schon komisch dass dieses Problem als das maßgebliche betrachtet wird und gleichzeitgi überall Moscheen wie Pilze aus dem Boden sprießen
Kulah hat es richtig gesagt. Ich bin nicht gegen das Kopftuch. Um den alten Fritz zu bemühen: Jeder soll nach seiner Facon glücklich werden. Nur ich mag es nicht wenn sich die Politik mit der Religion vermengt und da ist die AKP mir immer noch suspekt.
Werd nicht kindisch.
Ich stimme zum grossteil zu. Nur die Kritik an der Finanzierung der Moscheen wurde bereits hier mehrmals aufgeklärt. Es soll sich um Privatfinanzierte Bauten handeln.
Für Machthaber ist es immer besser wenn die Bevölkerung nicht besonders gebildet ist
Ach deshalb ist die CHP dagegen das alle Frauen an die Unis dürfen. Danke für die Aufklärung.
Du solltest lesen lernen. Es gibt viel wichtigere Probleme als, dass Frauen mit Kopftuch der Zugang zur Universität verwehrt bleibt.
Natürlich gibt es die.. wann ist denn dafür die beste zeit? Kurz vor Ende, damit Baykal wieder was zum Motzen hat? Du vergisst das die AKP das Kopftuch als Wahlprogramm hatte
Die AKP sollte statt tausende neuer Moscheen zu bauen, die sowieso kein Mensch braucht, da es genügend Moscheen gab, das Geld lieber zur Bekämpfung dieser immens wichtigen Probleme stecken. Aber was tut sie??? Statt rational die Gewichtung der Probleme anzugehen versteift sie sich auf religiöse Themen, die naturgem. ein Konfliktpotenzial bilden. Das ist schon hinterfragungswürdig und hinterlässt bei mir einen nicht angenehmen Nachgeschmack.
Zuerst mal, es gibt nicht "zuviele" Moscheen in der Türkei. Wenn ich Freitags zur Moschee gehe in Tokat, finde ich in "keiner" einen Platz wenn ich mal etwas spät sein sollte.. die Leute beten draussen im Hof.. bei Wind und Wetter. Tokat wird ständig erweitert.. in diesen Siedlungen sind (in 10 Jahren) zwei Schulen gebaut worden.. natürlich auch eine Moschee!
Eine Moschee ist kein luxus sondern Grundausstattung, eine Notwendigkeit, eine wichtiger sozialer Treffpunkt, eine lehrstette für Menschen und unsere Kinder.
Abgesehen davon sind die meisten privat finanziert ;)
Die Probleme der Frauen sollten erstmal da gelöst werden wo es brennt. Und dies ist nicht unbedingt zur Zeit die Kopftuchfrage.
Doch ist sie... genauso wie andere Probleme auch! Es ist das Problem der "meisten" Frauen in der Türkei! Somit wird erst das grösste Problem am Schopf gepackt... alle andere Probleme sind wichtig, aber die meisten Frauen warten genauf auf "diese" Lösung des Kopftuches.
Natürlich solltena uch Frauen mit Kopftuch studieren dürfen, und die türkische Gesellschaft wird auch nicht in eine Ära der Carsafs fallen doch es ist schon komisch dass dieses Problem als das maßgebliche betrachtet wird und gleichzeitgi überall Moscheen wie Pilze aus dem Boden sprießen
Schon wieder stören dich Moscheen ;) Das ich dagegen bin das man eine für 2 Milliarden € baut spricht für sich, aber wie ich oben schon sagte, es ist eine Notwendigkeit! Du wirst mich zb NIE dabei erwischen das ich den Bau von Cem-Evleri kritisiere, oder von Kirchen! So einen Respekt erwarte ich von dir auch!
Kritisieren wir lieber wieso "Micir" immernoch als Strassenbelag dient? Von der "wirtschaftlichkeit" die nicht vorhanden ist mal abgesehen, kostet dieser Belag jährlich mehreren Menschen das Leben!
Alevi_Playa
25.01.08, 12:11
Werd nicht kindisch.
Ich stimme zum grossteil zu. Nur die Kritik an der Finanzierung der Moscheen wurde bereits hier mehrmals aufgeklärt. Es soll sich um Privatfinanzierte Bauten handeln.
Der politische Einfluss und die "Generaldirektive" die vonder Politik ausgeht ist unbestritten und ob die Finanzierung nun privat ist oder nicht spielt eine nur geringe Rolle. Baugenehmigungen Raumplanung etc. pp werden vom Diyanet organisiert. Wieso gibt es denn ein solch großes Ministerium wenn es die gesamte religiöse "Leitlinie" nicht lenken würde.
yerlianadolulu
25.01.08, 12:16
Bizimde anlatmaya calistigimiz problemde burda ya! Bazi hadisler Kurana zit. Fatiha Suresi ne diyor?
1. RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADINA (1)
2. HER TÜRLÜ ÖVGÜ yalnızca Allah'a mahsustur, bütün âlemlerin (2) Rabbi,
3. Rahmân, Rahîm,
4. Hesap Günü'nün Hâkimi.
5. Yalnız Sana kulluk ederiz; ve yalnız Senden yardım dileriz.
6. Bizi dosdoğru yola ilet,
7. nimet bahşettiklerinin (3) yoluna; gazab[ın]a uğrayanların ve sapkınlarınkine değil! (4)
Ben Kuranin temmeline inanip herseyden önce Allah tarafinda indirilene bakar ona siginirim! Insanlarin iletigi Hadisler ondan sonra gelir. Eyer Kuranda yazanin tersi yaziyorsa inanmam!
Das ist der Richtige Weg (zumindest meine Meinung) :)
Alevi_Playa
25.01.08, 12:17
Natürlich gibt es die.. wann ist denn dafür die beste zeit? Kurz vor Ende, damit Baykal wieder was zum Motzen hat? Du vergisst das die AKP das Kopftuch als Wahlprogramm hatte
Zuerst mal, es gibt nicht "zuviele" Moscheen in der Türkei. Wenn ich Freitags zur Moschee gehe in Tokat, finde ich in "keiner" einen Platz wenn ich mal etwas spät sein sollte.. die Leute beten draussen im Hof.. bei Wind und Wetter. Tokat wird ständig erweitert.. in diesen Siedlungen sind (in 10 Jahren) zwei Schulen gebaut worden.. natürlich auch eine Moschee!
Eine Moschee ist kein luxus sondern Grundausstattung, eine Notwendigkeit, eine wichtiger sozialer Treffpunkt, eine lehrstette für Menschen und unsere Kinder.
Abgesehen davon sind die meisten privat finanziert ;)
Doch ist sie... genauso wie andere Probleme auch! Es ist das Problem der "meisten" Frauen in der Türkei! Somit wird erst das grösste Problem am Schopf gepackt... alle andere Probleme sind wichtig, aber die meisten Frauen warten genauf auf "diese" Lösung des Kopftuches.
Schon wieder stören dich Moscheen ;) Das ich dagegen bin das man eine für 2 Milliarden € baut spricht für sich, aber wie ich oben schon sagte, es ist eine Notwendigkeit! Du wirst mich zb NIE dabei erwischen das ich den Bau von Cem-Evleri kritisiere, oder von Kirchen! So einen Respekt erwarte ich von dir auch!
Kritisieren wir lieber wieso "Micir" immernoch als Strassenbelag dient? Von der "wirtschaftlichkeit" die nicht vorhanden ist mal abgesehen, kostet dieser Belag jährlich mehreren Menschen das Leben!
Kulah ich kritisiere nicht die Moscheen. Ich kritisiere die politische Marschrichtung der AKP. Wenn bei euch in Tokat die Moschee überfüllt ist, dann sollte natürlich eine weitere gebaut oder die vorhandene erweitert werden. Was spricht dagegen? Ich denke nichts. Nur, so ist es doch nunmal nicht. Wieso werden beispielsweise in Gegenden Moscheen gebaut, wo dies eben nicht notwendig ist? Das ist ja das was mir sauer aufstößt.
Ich würde genauso auch einen Kirchenbau in einem Dorf kritisieren indem es keine Christen gibt. Solch Kritik richtet sich nicht gegen die Gotteshäuser oder die Religion. Sondern gegen die Organisation und eine türkische Regierung hat weiß Gott größere und viel wichtigere Probleme als diese Kopftuchfrage.
yerlianadolulu
25.01.08, 12:21
Ach deshalb ist die CHP dagegen das alle Frauen an die Unis dürfen. Danke für die Aufklärung.
Es wird dich vielleicht wundern aber ich bin der Meinung, dass die Bildung wichtiger ist als das Kopftuch.
Aus diesem Grund wünsche ich mir, dass auch diese Frauen ihre Chance bekommen sollten.
Ich habe nur mit der politischen Absicht ein Problem, ich möchte auch meine Freiheit.
Wenn es wie im Iran, Saudi-arab, Pakistan usw... endet, so kann ich mich dafür nicht erwärmen.
Rede mal mit iranern, die neu bzw. vor Jahren aus dem Iran gekommen sind, die werden dir bestimmt intressante sachen erzählen.
Dort geht bei den Jungen Leuten der Glaube ganzschön den Bach runter.
Der politische Einfluss und die "Generaldirektive" die vonder Politik ausgeht ist unbestritten und ob die Finanzierung nun privat ist oder nicht spielt eine nur geringe Rolle. Baugenehmigungen Raumplanung etc. pp werden vom Diyanet organisiert. Wieso gibt es denn ein solch großes Ministerium wenn es die gesamte religiöse "Leitlinie" nicht lenken würde.
Wenn eine Gemeinde einen Antrag stellt und es auch finanzieren möchte, soll das irgendeine Instution ablehnen? Schon mal an die Vorteile gedacht? Das schafft z. B Arbeitsplätze für die Baubranche und die Zulieferer von Material machen ebenfalls Umsätze.
Einzige Kritik im Bezug auf Moscheebauten die ich nachvollziehen kann, sind Bauten da wo sie nicht benötigt werden. Wenn es stimmt das man in rein alevitischen Dörfern Moscheen baut, läuft da etwas schief.
yerlianadolulu
25.01.08, 12:26
Wenn eine Gemeinde einen Antrag stellt und es auch finanzieren möchte, soll das irgendeine Instution ablehnen? Schon mal an die Vorteile gedacht? Das schafft z. B Arbeitsplätze für die Baubranche und die Zulieferer von Material machen ebenfalls Umsätze.
Einzige Kritik im Bezug auf Moscheebauten die ich nachvollziehen kann, sind Bauten da wo sie nicht benötigt werden. Wenn es stimmt das man in rein alevitischen Dörfern Moscheen baut, läuft da etwas schief.
wenn das so ist, dann frage ich mich warum es so schwer ist eine Kirche und noch schwerer bzw. unmöglich ist ein Cemevi zu bauen?
Es ist politisch gewollt!
yerlianadolulu
25.01.08, 12:28
Eine Moschee ist kein luxus sondern Grundausstattung, eine Notwendigkeit, eine wichtiger sozialer Treffpunkt, eine lehrstette für Menschen und unsere Kinder.
sind Kirchen und Cemevi auch aber wehe die willst sie bauen.
Wenn religiöse Gerechtigkeit, so auch für die anderen Religionen und Auslegungen.
Ich habe nur mit der politischen Absicht ein Problem, ich möchte auch meine Freiheit.
Genau darum geht es ja. Wenn die Regierung schritte unternimmt, die anderen ihre Freiheit beraubt, werde ich natürlich genau so wenig tatenlos zusehen und mich für ihre Rechte einsetzen.
Zitat von Alevi_Playa
Du solltest lesen lernen. Es gibt viel wichtigere Probleme als, dass Frauen mit Kopftuch der Zugang zur Universität verwehrt bleibt.
Ja,es gibt viele Dinge die man verbieten sollte.Ali's Schwerter an irgendwelchen Hälsen zb...
Ich denke,es wäre das beste wenn diese Dinger ebenso verschwinden und Aleviten die so etwas tragen der Besuch der Uni's verwert bleibt.
*sarkasmus aus*
Gerade die Aleviten sollten in diesem Thema schnell mal den Mund halten und sich um ihre Dinge kümmern.Schliesslich hat es in den letzten Jahren genug anklagen von dieser Seite gegen die Türkei gegeben.
Von Leuten die ihr eigenes Land vor irgendwelche ausländischen Gerichte zerren,sich zur 'Waffe' gegen die Türkei stilisieren lassen.
Jeder sollte sich um seine eigenen 'Probleme' kümmern.Sonst werde ich nämlich ganz schnell zum Gegner von Aleviten an türkischen Uni's.
Kaum einer von euch der ohne dieses Schwert in irgendeiner Form damit herum schwadroniert...
Solange es nicht um euren Arsch geht,demi?
Und nun Zeit zum abkühlen.Echt,ne millet...
wenn das so ist, dann frage ich mich warum es so schwer ist eine Kirche und noch schwerer bzw. unmöglich ist ein Cemevi zu bauen?
Es ist politisch gewollt!
Frag dich mal seit wann das so ist. Dieses Problem besteht, wurde aber nicht von dieser Regierung initiiert.
Mit welcher Begründung wird z. B der Bau eines Cemevi erschwert oder unmöglich gemacht?
1.degisik camiilerden yankilanan ezan sesini,asiklarin atismasina benzetmen insanin vallahi midesini bulandiriyor!en azindan benim midemi....
elestirecek o kadar cok baska seyler varken bu hükümetin,is dönüp dolasip dini degerlere geliyor ve üstelik birde alay konusu oluyor!
neyse, her koyun kendi bacagindan asilirmis......
2.evet bazi kisiler muradina ermistir!
ilk bastan ,onbinlerce samimi dindar olan bacilarimiz rahatca ve baslarini acmadan egitimini alabilmesi mümkün olacak .
izdirabi ve sIkIntIlari yillardir onlar cekti.....herhalde en mutlu onlar olmustur!
3.bu cikacak yeni yasa ile, radikal islamcilarin veya bu meseleyi istismar eden siyasi partilerin ellerinden koz alinmis olmuyor mu?
bence baya fayda saglar.......
1. kusura bakma, aslinda espiri olsun dedim. Ama bizim insanimizin mizah anlayisinin az oldugunu bir an icin unutmusum.
Bende biktim, dinimin üzerinden bu ülkede politika yapilmasina.
2. seni kisitli anlayisindan dolayi kutlarim. benim bacilari, analari kastetmedimi biliyorsun. "Bazi kisiler muradina ermistir" derken. :)
3. tabikide fayda saglar! :)
AKP´nin yerine baska bir Parti koy, ayni haltlari yerler, bizim ac gözlügümüzen ileri gelen bir sey, yoksa, turbanla girmisim giremezmisim, hepsi fasa fiso.
AKPnin yerine neden baska parti koyuyoruz. Madem "halk secti" diyorsunuz. AKP bu halkin hizmetlerini karsilamali. Sadece kendi secmenlerinin degil. Kötü örnegide, kötü örnekle karsilamanin manasi yok. AKP 5 yilda zerre kadar bisey yapmadi.
Eine Moschee ist kein luxus sondern Grundausstattung, eine Notwendigkeit, eine wichtiger sozialer Treffpunkt, eine lehrstette für Menschen und unsere Kinder.
Abgesehen davon sind die meisten privat finanziert ;)
Aber langsam wird es nur noch zum Luxus. Wenn 2 Moscheen gegenüberstehen, bringt das doch nix.
Leider werden die Schulen auch oft privat finanziert. Vom Staat wird leider nix gefördert. Ich will das die AKP mehr Schulen baut. Wenn sie der Bildung helfen wollen, dann können sie es so machen.
Erdogan braucht nicht den Missionaren zu Spielen in einem Land wo die Bevölkerung zu mind. 90% Moslems sind.
Die Moscheen stören keinen. Aber Bildung ist wichtiger als Religion.
Heutzutage ist Wissen mehr wert als Gold!
theinsider
25.01.08, 12:47
Von Leuten die ihr eigenes Land vor irgendwelche ausländischen Gerichte zerren,sich zur 'Waffe' gegen die Türkei stilisieren lassen.
...was glaubst du denn, was jetzt mit der entscheidung zur kopftuchdebatte passiert? weil akp und mhp sich geeinigt haben, ist das ding noch lange nicht durch....geh mal mit 100% sicherheit davon aus, dass das vor dem verfassungsgericht landet; von dort geht es schwuppdiwupp an die von dir genannten ausländischen gerichte (europäischer menschengerichtshof). die in strassbourg werden bei ihrem grundsätzlichen urteil bleiben. motto "gehen sie über los und ziehen sie keine 2000 euro ein"....alles wieder auf null
bis da hin sind natürlich die kommunalwahlen 2009 für die akp in der tasche und man wird sagen "leute, wir haben es wenigstens versucht"
und glaub mir...das waren dann nicht die aleviten schuld....
Türban zirvesine rötar
25 Ocak 2008 Cuma 10:14
AK Parti ve MHP hız kesti. Türban görüşmeleri ertelendi..
Türban konusunda ''genel çerçevede'' mutabakata varan AKP ve MHP'nin bugün için planlanan ikinci görüşmesi 28 Ocak Pazartesi gününe ertelendi
MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, yükseköğretimde türbanın serbest bırakılmasına imkan tanıyacak Anayasa değişikliği ile ilgili çalışmalarını tamamladıklarını belirtti.
Paçacı, dün aldıkları kararda, bugün bir araya gelerek çalışmaların bitirilmesini planladıklarını ifade ederek, "MHP olarak biz çalışmalarımızı tamamladık. Ama AK Parti henüz çalışmalarını tamamlamamış. Erteleme ondan kaynaklandı. Büyük bir ihtimalle 28 Ocak Pazartesi günü yeniden bir araya geleceğiz" diye konuştu.
"Hangi teklif üzerinden çalışmaların yapılacağına" ilişkin bir soruya ise Paçacı, "Hangisi en uygun şekilde olacaksa, ona göre bir madde hazırlanıp bitirilecek" karşılığını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da, türban konusundaki Anayasa değişikliği çalışmalarının hafta sonu da devam edeceğini söyledi.
Bozdağ, "Şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Hafta sonunda da çalışmalarımız devam edecek" dedi.
Bir gazetecinin, MHP'nin hangi önerileri getirdiği yönündeki sorusunu da Bozdağ, "Çalışmaların detayı hakkında herhangi bir bilgi vermem söz konusu değil. Hem MHP hem AK Parti olarak bizim, sorunun çözümü noktasında iyi niyetli bir çalışmamız var. Sorunu çözecek ve Türkiye'nin gündeminden bu konuyu düşürecek bir çalışma yapıyoruz" diye yanıtladı.
Bozdağ, metin ortaya çıkınca kamuoyu ile paylaşacaklarını kaydetti. İki madde üzerinde çalışmalarının devam ettiğini belirten Bozdağ, "Çalışmalar bitince bir açıklama yapılacak" dedi.
http://internethaber.com/news_detail.php?id=124841
Alevi_Playa
25.01.08, 13:11
Wenn eine Gemeinde einen Antrag stellt und es auch finanzieren möchte, soll das irgendeine Instution ablehnen? Schon mal an die Vorteile gedacht? Das schafft z. B Arbeitsplätze für die Baubranche und die Zulieferer von Material machen ebenfalls Umsätze.
Einzige Kritik im Bezug auf Moscheebauten die ich nachvollziehen kann, sind Bauten da wo sie nicht benötigt werden. Wenn es stimmt das man in rein alevitischen Dörfern Moscheen baut, läuft da etwas schief.
Dann überleg mal wie so etwas schief laufen kann. Nur wenn dies gezielt forciert wird. Oder wie käme man sonst auf die Idee dort Moscheen zu bauen? Mit Anträgen hat das nichts zu tun.
Necdet SARAÇ: 30 kişilik Alevi köyüne cami
12 Eylül darbesi sonrası, Alevileri, kendi inanç ve geleneklerinden uzaklaştırarak, Sünnileştirerek asimile etmek amacıyla Alevi köylerine Cami yapılmaya başlanmıştı. Bunun sonucunda özellikle İç Anadolu'daki binlerce Alevi köyüne Cami yaptırıldı, itirazlarda da gerekçe hep aynıydı: "Biz yapmıyoruz, vatandaş istiyor."
Kaynak (http://www.psakd.org/sarioglan.html)
Vatandas na istiyor!
AKPnin yerine neden baska parti koyuyoruz. Madem "halk secti" diyorsunuz. AKP bu halkin hizmetlerini karsilamali. Sadece kendi secmenlerinin degil. Kötü örnegide, kötü örnekle karsilamanin manasi yok. AKP 5 yilda zerre kadar bisey yapmadi.
halk secti, halkin hizmetlerini de yerine getiriyor. AKP zerre kadar bir sey yapmadi diyende, etrafina baksin.
AB´ye yaklasicagiz diye kendilerine terbiye vermeye basladilar, hizmet nedemekmis, o zaman anlarsin. Onu bunu öne sürmeye gerek yok. Iyi bir parti varsa, halkina söz verdigi hizmeti yeine getiren varsa, lütfen say, yoksa, hizmetten basetmenin manisa yok.
Dann überleg mal wie so etwas schief laufen kann. Nur wenn dies gezielt forciert wird. Oder wie käme man sonst auf die Idee dort Moscheen zu bauen? Mit Anträgen hat das nichts zu tun.
Kaynak (http://www.psakd.org/sarioglan.html)
Vatandas na istiyor!
Ich meinte die Anträge sunnitscher Gemeinden. Ist doch logisch. Ihr habt generell die Moscheebauten kritisiert und nicht nur die, wo man sie garnicht benötigt.
Necdet SARAÇ: 30 kişilik Alevi köyüne cami
12 Eylül darbesi sonrası, Alevileri, kendi inanç ve geleneklerinden uzaklaştırarak, Sünnileştirerek asimile etmek amacıyla Alevi köylerine Cami yapılmaya başlanmıştı. Bunun sonucunda özellikle İç Anadolu'daki binlerce Alevi köyüne Cami yaptırıldı, itirazlarda da gerekçe hep aynıydı: "Biz yapmıyoruz, vatandaş istiyor."
Ha ist böyle olacak. Sorumlu bulundu. Sikayeti oraya yapilmali bu Hükümete degil. Darbeden sonra iktidar olanlardan hesap sorun.
AKP Alevilere yakinlasmak istiyor. Bagzi Alviler buna karsi ve asimilasyon olarak görüyor yada AKPeyi secen Aleviye "Insan bile olamaz" diye karaliyor.
Yani iki taraftada hatalar var.
Adım adım çözüm süreci
7 Mart 1989: Anayasa Mahkemesi, başörtüsünü serbest bırakan yasayı iptal etti.
25 Ekim 1990: Yükseköğretim Yasası'na 'Kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir.' ifadesi eklendi.
14 Temmuz 1992: Mehmet Sağlam YÖK başkanı oldu. Sağlam, 3 yıllık görevi boyunca bu yasaya dayanarak üniversitelerde başörtüsü yasağını uygulamadı.
6 Aralık 1995: YÖK başkanlığına Kemal Gürüz getirildi. 1989'daki Anayasa Mahkemesi'nin yorumuna dayanarak katı bir yasak uyguladı.
8 Haziran 2007: Başbakan Erdoğan, Prof. Dr. Ergun Özbudun'dan anayasa taslağı hazırlamasını istedi.
28 Ağustos 2007: 6 kişilik heyet, hazırladıkları taslağı AK Parti'ye teslim etti. Başörtüsü yasağı konusunda iki alternatif sunuldu. İlkinde 'Hiç kimse kılık kıyafetinden dolayı öğreniminden mahrum bırakılamaz', diğerinde ise 'Yükseköğrenimde kılık kıyafet konusunda herkes serbesttir.' denildi.
17 Eylül 2007: AK Parti kurmayları ve bilim heyeti, Sapanca'da yapılan 3 günlük toplantıda anayasa taslağına son şeklini verdi. Başörtüsüyle ilgili maddede birinci ifade tercih edildi.
13 Aralık 2007: Bahçeli, Anayasa'nın 10. maddesinde değişiklik yapılarak sorunun çözümünü istedi.
14 Ocak 2008: Başbakan, İspanya'da "Velev ki simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasî simge olarak takmayı suç kabul edebilir misiniz? Simgelere bir yasak getirebilir misiniz? Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var?" dedi.
15 Ocak 2008: Başbakan'ın İspanya'daki açıklamalarını grup toplantısında değerlendiren Bahçeli, başörtüsü sorununun toplumsal uzlaşma ile çözülmesi gerektiğini vurguladı.
16 Ocak 2008: Erdoğan, İspanya dönüşünde muhalefete şu çağrıyı yaptı: "Yeni anayasayı beklemeye gerek yok. Bunun çözümü çok kolay. MHP ben varım diyor. CHP yoksa yok."
17 Ocak 2008: MHP lideri Bahçeli, yazılı açıklama yaparak partisinin teklifini ortaya koydu.
23 Ocak 2008: AK Parti, MHP'ye kendi teklifini iletti.
24 Ocak 2008: Ortak noktada buluşan parti kurmayları, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinin değiştirilmesinde uzlaştı.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=642576
1. kusura bakma, aslinda espiri olsun dedim. Ama bizim insanimizin mizah anlayisinin az oldugunu bir an icin unutmusum.
Bende biktim, dinimin üzerinden bu ülkede politika yapilmasina.
2. seni kisitli anlayisindan dolayi kutlarim. benim bacilari, analari kastetmedimi biliyorsun. "Bazi kisiler muradina ermistir" derken. :)
3. tabikide fayda saglar! :)
AKPnin yerine neden baska parti koyuyoruz. Madem "halk secti" diyorsunuz. AKP bu halkin hizmetlerini karsilamali. Sadece kendi secmenlerinin degil. Kötü örnegide, kötü örnekle karsilamanin manasi yok. AKP 5 yilda zerre kadar bisey yapmadi.
Aber langsam wird es nur noch zum Luxus. Wenn 2 Moscheen gegenüberstehen, bringt das doch nix.
Leider werden die Schulen auch oft privat finanziert. Vom Staat wird leider nix gefördert. Ich will das die AKP mehr Schulen baut. Wenn sie der Bildung helfen wollen, dann können sie es so machen.
Erdogan braucht nicht den Missionaren zu Spielen in einem Land wo die Bevölkerung zu mind. 90% Moslems sind.
Die Moscheen stören keinen. Aber Bildung ist wichtiger als Religion.
Heutzutage ist Wissen mehr wert als Gold!
1.mizah anlayisim aslinda kisitli degildir.
ancak dini degerlerin üzerinden yapilinca
sahsen rahatsiz oluyorum.herksesin görüsü kendisine,tabi ki.almanlarin dedigi gibi biraz "dünhäutig" im bu konuda.
2.ben bilerek,türban yasagindan madur olanlara vurgu yapmak istedim.
ilk etapta bu yasa onlari ilgilendiriyor,ancak bir cok tartisma platformlarinda bu fazla ortaya cikarilmiyor maalesef.dogru olmayan "laiklik elden gidiyor" veya "türkiye iran oluyor" yaklasimlari vitrine sunuluyor.
3.bu konuda hemfikiriz anlasilan........
Dann überleg mal wie so etwas schief laufen kann. Nur wenn dies gezielt forciert wird. Oder wie käme man sonst auf die Idee dort Moscheen zu bauen? Mit Anträgen hat das nichts zu tun.
Kaynak (http://www.psakd.org/sarioglan.html)
Vatandas na istiyor!
Peki bunun AKP ile ne alakasi var?
Bu genel bir sorun.. Avatarini tasidigin Parti bile bu konuda sinifda kaldi!
Haberi beraber bidaha gözden gecirelim!
12 Eylül darbesi sonrası, Alevileri, kendi inanç ve geleneklerinden uzaklaştırarak, Sünnileştirerek asimile etmek amacıyla Alevi köylerine Cami yapılmaya başlanmıştı
Sarıoğlan Müftülüğü bundan 10 yıl önce de köye cami yaptırmayı denemiş.
Bu dönemlerde kimler yönetiyordu peki ülkeyi?
Alevi_Playa
25.01.08, 13:42
Türkei: "In ein paar Jahren wird es schwierig sein, ohne Kopftuch auszugehen"
Opposition sieht Prinzip der Laizität in Frage gestellt - Bereits 80 Verfassungsänderungen durchgeführt
Ankara/Wien - Bei der von der türkischen Regierung geplanten Aufhebung des Kopftuchverbots an Universitäten gehe es um weit mehr als um die Freiheit junger Frauen, die an der Universität studieren wollten. Es handle sich vielmehr um einen Teil der Bestrebungen, die streng laizistische Verfassung des Landes umfassend zu ändern, warnte der Chef der oppositionellen Republikanischen Volkspartei (CHP), Deniz Baykal, nach Angaben von "Turkish Daily News" am Donnerstag in einem Fernsehinterview.
"Des Laizismus müde"
Baykal reagierte damit auf die von der islamisch orientierten Regierungspartei AKP (Gerechtigkeits- und Entwicklungspartei) mit der rechtsnationalistischen Partei MHP getroffene Übereinkunft, die Verfassung dahingehend zu ändern, dass das Kopftuchverbot an den Universitäten aufgehoben werden kann. "Es hat den Anschein, als ob man des Laizismus müde ist. Warum machen wir uns etwas vor? Wenn euch der Laizismus nicht passt, dann weg damit", sagte Baykal, dessen CHP sich als Hüterin des Erbes von Republiksgründer Mustafa Kemal Atatürk sieht.
Die Menschen in der Türkei sollten die Möglichkeit haben, zu studieren und zu leben, wie sie es bevorzugten. Allerdings müsste man eine Aufhebung des Kopftuchverbots in Hinblick auf die Zukunft des Landes betrachten. "Wir können das, was hinter den politischen Entwicklungen im Land steht, nicht ignorieren", betonte Baykal und erinnerte daran, dass Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan in der Vergangenheit klar seine Ablehnung des Laizismus zum Ausdruck gebracht habe.
Neue Ära für die Türkei
"Rund 80 Verfassungsartikel wurden geändert und das Ziel ist es, eine neue Verfassung zu schaffen, die die Türkei in eine andere Ära bringen wird. In ein paar Jahren wird es (für Frauen) schwierig sein, ohne Kopfbedeckung auszugehen", meinte der CHP-Chef. Die Kopftuchfrage werde immer mehr zu einer Frage des Regimes. Die Türkei bewege sich in Richtung einer neuen Staatsordnung, in der der Laizismus keine Rolle mehr spiele. "Wir werden ja sehen, wo die Türkei in 20 oder 30 Jahren stehen wird", sagte Baykal. (APA)
http://diestandard.at/?url=/?id=1200563113022
ottoman1299
25.01.08, 13:45
Adım adım çözüm süreci
7 Mart 1989: Anayasa Mahkemesi, başörtüsünü serbest bırakan yasayı iptal etti.
...
hem yasagi kendin cikart, sonra da siyasi partiler kullaniyor de agit yak.
Witzfiguren!!!
yasagin gerekcesi neydi? Laiklik tehdit altinda...
Atatürk ve başörtüsü
Namık Kemal Zeybek
25/01/2008 (1434 kişi okudu)
Kız öğrencilerin üniversitelere başörtüleriyle gitmelerini engelleme konusunda direnenlerin en çok başvurdukları gerekçe ne? Atatürk ilke ve inkılapları öyle mi?
Peki bu konuyu bir de Ata'ya sormak neden akla gelmez?
Ben sordum ve Ata cevap verdi. Buyurun birlikte okuyalım (Söylev ve Demeçler 2. Cilt) : "Şehirlerdeki kadınlarımızın giyim tarzı ve örtünmesinde iki şekil tecelli ediyor; ya ifrat ya tefrit görülüyor. Yani ya ne olduğu bilinemeyen, çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüm gösteren bir kıyafet, veyahut Avrupa'nın en serbest balolarında bile dış kıyafet olarak arz edilemeyecek kadar açık bir giyim. Bunun her ikisi de şeriatın tavsiyesi, dinin emri haricindedir. Bizim dinimiz kadını o tefritten de, bu ifrattan da tenzih eder. O şekiller dinimizin muktezası değil, muhalifidir. Dinimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayata, hem fazilete uygundur. Kadınlarımız şeriatın tavsiyesi, dinin emri mucibince örtünselerdi, ne o kadar kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı."
"Giyim tarzımızı ifrata vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını taklit edenler düşünmelidir ki, her milletin kendine mahsus ananesi, kendine mahsus adetleri, kendine göre milli hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne kendi milliyeti dahilinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz ki hüsrandır."
"Örtünmedeki ifrat ve tefritten kurtulmakla bu iki ihtiyacı da temin
etmiş olacağız. Giyim tarzımızda milletin ruhi ihtiyacını tatmin için, İslam ve Türk hayatını başlangıçtan bugüne kadar layıkıyla tetkik ve etrafıyla açıklamamız lazımdır."
"Eğer kadınlarımız dinin tavsiye ve emrettiği bir kıyafetle, faziletin icap ettirdiği hareket tarzıyla içimizde bulunur, milletin ilim, sanat, içtimaiyat hareketlerine iştirak ederse bu hali, emin olunuz; milletin en mutaassıbı dahi takdir etmekten geri duramaz."
Ne diyorsunuz? Peygamberin takvasını az bulan Oflu hoca gibi diyorsunuz... Atatürk'ü yeteri kadar çağdaş, laik ve Atatürkçü bulmadığınızı mı söylüyorsunuz.
Öyle diyorsanız size diyecek söz bellidir: "Hadi canım sende!..."
Başka türlü diyorsanız düşünmeyi sürdürelim ve soralım: Atatürk'ün kadın kılığı konusunda bir devrimi var mıdır?
"Vardır!..." diyorsanız, söyleyin bakalım nedir?
Kılık kıyafet devrimi mi?
O devrim erkek kılığı ile ilgilidir.
Bu konuda iki devrim kanunu vardır.
Birisi "Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun".
Madde 1 - Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri(milletvekilleri), İl Genel Meclisi ve yerel yönetim ve özel idareler ile tüm kurumlara bağlı memur ve hizmetliler şapka giymek zorundadırlar. Türkiye halkının da genel serpuşu şapka olup, buna aykırı bir alışkanlığın devamını hükümet yasaklar.
İkincisi "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun".
Madde 1 - Herhangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin mabet ve ayinler haricinde ruhani kisve taşımaları yasaktır.
Ne diyorsunuz? Laiklik mi? Asıl insanların dini inançlarının gereğini yerine getirmelerini engellemek laikliğe aykırıdır diyorum.
Diyorum ki; yazıktır bu ülkeye... Bırakın artık bu zalimlik özentilerini. Bırakın isteyen istediği gibi inansın ve inandığı gibi yaşasın. Kime ne zararı var?...
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=245418
Aber langsam wird es nur noch zum Luxus. Wenn 2 Moscheen gegenüberstehen, bringt das doch nix.
Wenn zwei gegenüber stehen, und beide sind voll, rechtfertigt es auch einen dritten!
Sen gitmeyebilirsin Camiiye.. gidenler istiyor.. gidenler dolduruyor, ihtiyaclari karsilaniyor!
Hayatinizda hangi okula kac kurus bagis yaptinizda, okul mokul yok diye agliyorsunuz, camileri elestiriyorsunuz anlamis degilim!
Ülkemizde Okul da var, Camii de var..
Okul yetmeyen yerlermizide var, Cami ihtiyaci yetmeyen yerlerde..
Egitim almak isteyeni Basörtüsü var diye okutma, Camiileri kisitla.. derdiniz ney? Ondan sonra baska problemimiz yokmu diye dem atiyorsunuz!
ben AKp yi bir cok alanda elestiren birisiyim,ancak alevilerin bugünkü talepleri 30 yil evvel de vardi ve o nedenle sadece AKP yi elestirirsek yanlis olur diye düsünüyorum.
alevi vatandaslarimizin kitlesel oy verdikleri CHP de devleti yönetti,ve o dönemlerde aleviler umduklarini buldular mi?tabi ki hayir!
bu konuda, genel olarak, yillarca yanlis devlet politikasi güdülmüstür,ve hemen hemen hic bir siyasi parti somut adim atmamistir!
ben AKp yi bir cok alanda elestiren birisiyim,ancak alevilerin bugünkü talepleri 30 yil evvel de vardi ve o nedenle sadece AKP yi elestirirsek yanlis olur diye düsünüyorum.
Yigidi öldür ama hakkini yeme!
:aferin:
ottoman1299
25.01.08, 13:54
Türkei: "In ein paar Jahren wird es schwierig sein, ohne Kopftuch auszugehen"
Fal bakmaya devam!...
Türkiye sadece bir zulümden kurtulacak. Hepsi bu kadar! Kimse kendi kendini kandirip paranoya yapmasin! Birileri bu yasagin kalkmasindan sonra ne olur diye gercekten cok merak ediyorsa fal bakmayi biraksin, eldeki verilere yani 90 öncesine bakmasi yeterli!
"Bu gidiş dinci dikta rejimine gidiştir"
Bünyamin YIL / ADANA , DHA
YARGITAY Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkiye'de türban sorunu yaşanmadığını, sorunun dinin siyasete alet edilmesi olduğunu, en büyük sorunun ise 'kişi diktasına doğru gidilmesi olduğunu' söyledi. Kanadoğlu, 'Bu gidiş dinci dikta rejimine gidiştir' derken, siyasi partilerin Anayasa hükümlerine uyması gerektiğini, aksine davrananların kapatılacağını, demokrasinin kendini savunma güvenceleri olduğunu belirtti.
Atatürkçü Düşünce Derneği Adana Şubesi'nin düzenlediği 'Anayasa Üzerine Görüşler' konulu toplantıda konuşan Kanadoğlu, yeni bir Anayasa yapma niyeti olmadığı, kapsamlı değişiklik yapılacağının söylendiğini savunarak şunları söyledi: "Siyasi iktidar daha kolay, daha çabuk sonuca ulaşabilmek için 2 maddelik bir Anayasa değişikliği konusunda bir başka parti ile anlaşarak ortaya küçük bir Anayasa değişikliği teklifi ile çıkma peşinde görünüyor. O zaman sormak gerekir. Siyasi iktidarın amacı sadece türbana özgürlük müdür?"
Türkiye'nin türban sorunu bulunduğunu bildiren Kanadoğlu, şöyle devam etti:
"Aslında Türkiye'nin sorunu dinin siyasete alet edilmesi sorunudur. Türban bunun bir vesilesidir, bir bahanesidir, özellikle kullanılan bir aracıdır. Bunun adı dinin siyasete alet edilmesidir. Eğer dinin siyasete alet edilmesini, iktidara gidişin tabii bir yolu olarak kabul ediyor isek, o takdirde bu devletin laik niteliğini, bu cumhuriyetin laik niteliğini inkar ederiz ve dinin üzerinden siyaset yapıldığı bir ülkede gerçek görüşlerin ortaya atılabilmesi o toplumun refaha, gönence ulaşması mümkün olmaz.
Bu gidiş hayırlı bir gidiş değildir. Bu gidiş dinci dikta rejimine gidiştir. Bunu önlemek her Türk yurttaşının vazageçilmez görevi olmalıdır. Buna karşı çıkmak zorundayız. Eğer hür, özgür, demokratik hakları sağlanmış, Atatürk ilke ve devrimlerine inançla bağlanmış bir Cumhuriyetin özgür vatandaşı olmak istiyorsak kesinlikle bu çabalara karşı koymak durumundayız. "
YASAL YAPTIRIMI: PARTİ KAPATMA
Dünya işlerini dini siyasete alet ederek çözmeye kalkışmanın, onun karşısındaki düşünceleri ortadan kaldırmaya yönelik en iyi araç olduğunu, ancak dinin siyasete alet edilmesini önlemek için de gerekli önlemlerin alındığını kaydeden Kanadoğlu, parti kapatmayı da dile getirdiğini konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Demokrasiyi yok etme özgürlüğü hiç kimseye tanınanamaz. Anayasımızın 68'inci maddesi siyasi partilerin uymaları gerekli düzenlemeleri net şekilde ortaya koymuş. Bizde bir anlayış var. Siyasi partiler siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Sadece bu kısım söylenmekte, siyasetçilerimizin sadece bu kısım hoşuna gitmekte, ama 'Siyasi partiler, Anayasa ve kanun hükümleri dairesinde faaliyette bulunurlar' hükmü hiç nazari dikkate alınmamaktadır. 68'inci madde siyasi partilerin neleri yapmamaları gerektiği çok açık ortaya koymaktadır. Hiç kuşkusuz millet egemenliği, insan hakları, hukuk devleti ilkeleri ve özellikle laik cumhuriyet ilkesi aleyhine eylemler yapamazlar. Yaparlarsa ne olur? Bu yaptırım 69'uncu maddede siyasi partilerin bu eylemlerin odağı olmaları halinde temelli kapatılacaklarını anlatıyor."
'YA YASAYA UY, YA TERK ET'
Türkiye'nin siyasi parti mezarlığına dönüştüğünü, bugüne kadar 30'dan fazla partinin kapatıldığından bahsedilip, "Türkiye demokratik ülke değil. Bu yönde bir takım önlemler alınması gerekir" denildiğini bildiren Kanadoğlu, herşeyden önce demokrasinin kendisini savunma hakkı bulunduğunu söyledi. "Bir ülkede siyasi partiler demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarına saldırıda bulunuyorlarsa, yani laiklik ilkesinin aleyhinde çalışıyorlarsa, devletin bölünmez bütünlüğü aleyhine faaliyette bulunuyorlarsa bu ülkenin, bu demokratik rejimin kendisini koruma hakkı yok mudur?" diye soran Kanadoğlu, bu konuda da şöyle konuştu:
"Sorun bu eylemleri bir kısıtlama altına alan ve buna uygun davranmayan siyasi partilerin kapatılmasını öngören hükümlerde değil, ısrarla Anayasa dışı faaliyette bulunan partilerdir. Kusur ordadır, suç ordadır. Siyasi partiler ya bu ülkenin çağdaş, uygar Atatürk ilke devrimleri doğrultusunda, ekonomik, siyasal, sosyal yönden bir ilerleme vasıtası olacaklardır. Bu kalıp içerisinde siyaset yapacaklardır, ya da bu siyaset alanını terk edeceklerdir. Bugün dinsel bir kimliğe kavuşturulan bir simgenin siyasi yönden çıkar sağlamak için kullanılması durumunda gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, gerekse Danıştay Başkanlar Kurulu'nun birer anımsatma ve uyarı niteliğindeki söylemleri bazı iktidar sahipleri tarafından tepkiyle karşılandı. Öylesine tepkiyle karşılandı ki, kimisi haddini bilmekten söz açtı, kimi sadece milli iradenin yasamada TBMM'de toplandığından söz etti.
İHSASI REY
KANADOĞLU, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Yargıtay ve Danıştay'ın türban konusundaki uyarıları ile ilgili olarak 'ihsası rey'de bulunuyorlar' dediğini anımsatarak, şunları söyledi:
"İhsası rey şudur. Bakılmakta olan veya bakması olası bir davada oyunu ihsas ettirme yani sezindirme, yani ima yoluyla açıklama demek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı karar yeri değildir, iddia makamıdır yani taraftır. Danıştay Başkanlar Kurulu'nun ihsası rey'de bulunması diye bir olay olamaz. Çünkü, Danıştay, bu konudaki düşüncesini kararlarında göstermiştir.
Danıştay'ın yaptığı bu kararların ne olduğunu anımsatmak ve uygulanmasını istemekten ibaret bir bildiridir. Siz bu bildirileri dikkate almazsanız, bu bildirileri ihsası rey gibi kabul eder ve yargının siyasallaşması yolunda çabalar sarf eden bir siyasi iktidar olarak bu karşı çıkışı ve uyarmayı kendi işinize müdahale olarak görürseniz bundan sonra nelerle karşılayacağınızı da hesap etmeniz gerekir.
Bu ülkede kesinlikle bilinmelidir ki Anayasa dışında, Anayasa'nın laiklik ilkesini ortadan kaldıracak biçimde eylemlerde bulunan siyasi partiler Anayasa'daki yaptırımlarla mutlaka karşı karşıya kalacaklardır. Bunun başka türlü ne açıklaması vardır, ne de başka türlü bir nedene bağlanabilir. Ama, bugün Türkiye'nin en büyük sorunu budur. Bir kişi diktasına doğru gidilmektedir.
Bugün siyasi partilerdeki genel başkanlık sultasının ulaşacağı yer de zaten budur. Bir siyasi parti genel başkanının iktidar olması halinde bütün yasamayı, milletvekillerini teker teker, kimlik olarak ve sıralarıyla tespit ettiğini düşünün. Yasama o kişinin elindedir. Aynı zamanda yürütmenin başıdır. Aynı zamanda kendisine engel olarak gördüğü yargıyı da kendisine bağımlı hale getirmek istemektedir."
http://www.hurriyet.com.tr/ (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8101488.asp?gid=229&sz=25877)
Bunlar harbiden zanediyor ki , Türk Milleti bukadar aptal !
Türk Milleti Hesabi bir günü soracak bunu onutmasinlar ...
Alevi_Playa
25.01.08, 14:23
Türban takmayanları korumak gerekir mi?
Sosyolog Nilüfer Narlı, ‘Türban yasağı kalkarsa türban takmayan öğrencilere baskı olabilir’ dedi ve ‘Türban takmayanları korumak için özel bir birim oluşturulsun’ önerisinde bulundu. Sosyolog ve siyaset bilimcilerin öneriye yorumları ise farklı oldu.
(...)
MAHALLE BASKISI BUNLARI DÜŞÜNDÜRÜYOR
“Böyle bir birimin gerekliliğine inanıyorsanız, türban takanların türban takmayanlar üzerine ciddi bir tehdit oluşturacağını mı düşünüyorsunuz” sorusunu Prof. Narlı şöyle yanıtladı:
“Ciddi bir tehdit değil ama bu ileride gerçekleşebilecek bir olasılık. Bu mahalle baskısı bizlere bunları üşündürmeye başladı. Mahalle baskısı gündeme geldikten sonra üniversitelerde de türban serbest bırakılırsa, toplumda daha ciddi bir kutuplaşmaya gidebilir. Türban konusunun toplumda ciddi bir kutuplaşmaya ve bölünmeye yol açtığını, bunun da çok ciddi bir siyasi meseleye dönüştüğünü görüyoruz. Ve bugün artık bir çok insan türbanın siyasi bir simge olduğunu kabul ediyor. Bu koşullarda türban takmayanlar zaman içinde baskı ile karşılaşabilir, böyle bir olasılıktan bahsediyorum. Böyle bir durum olursa ne yapılmalı onu gündeme getiriyorum.”
http://www.ntvmsnbc.com/news/433693.asp
Yani bu fal bakmakla bi alahkasi yok
Prof. Volkan: Mahalle baskısı var
DHA - İSTANBUL - Dünyanın dört bir yanında yaptığı çalışmalar nedeniyle bu yıl 27 ülke tarafından Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilen Prof. Dr. Vamık Volkan, son günlerde gündemi işgal eden 'mahalle baskısı'nı kendisinin de gözlemlediğini söyledi.
'Kimlik çatışması'
Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü'nde, 'Kimlik adına çatışma ve katillik' konulu seminerde konuşan Volkan, Türkiye'nin bir dönüşüm süreciyle karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Eskiden bu kimlik ayrılığı yoktu. Birimiz oruç tutuyordu, diğerimiz tutmuyordu ama toplum kimliğini bir çadıra benzetirsek, hepimiz aynı çadırın altındaydık. Şimdi öyle bir durum ortaya çıkıyor ki, sanki bir kimlik çatışması ortaya çıkacak gibi. İnşallah çıkmaz. Şu anda biraz korku ve heyecanla buna bakıyoruz ancak hemen bir şey söylemek doğru değil. Bir-takım süreçler ortaya çıkacak. Bu süreç ona göre ya yumuşak bir şekilde ilerleyecek ya da talihsiz kötü bir şekle dönecek. Dışarıdan gelip baktığınızda değişim çok net görülüyor. İçinde yaşadığınız zaman bu yavaş yavaş gelişiyor. Mesela altı ay bir sene Türkiye'ye gelmiyorum. Geldiğim zaman beni şaşırtan şeyler, mahalle baskısı görüyorum. Türkiye'de İslami bir yönelim var. Kıyafetten tutun, konuşmalara kadar başka türlü şeyler görüyorsunuz. Önemli olan türbanın altındaki. Ben kimsenin bana karışmasını istemiyorum. Ben dinimden memnunum. Ama birisi 'Senin din anlayışın bir işe yaramaz, gerçek din bu' dese o zaman içimizde bir çatışma olur. Bunu görüyorum."
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=233962
Yani bu fal bakmakla bi alahkasi yok
Sosyolog Nilüfer Narlı:Türban yasağı kalkarsa türban takmayan öğrencilere baskı olabilir
:D
Alevi_Playa
25.01.08, 14:31
:D
Mahalle baskisidami olabilir yoksa varmi ?
Mahalle baskisidami olabilir yoksa varmi ?
Ben Hyristiyan mahallesinde yasiyorum ve halen Müslümanim. Teziniz cürütüldü.
ottoman1299
25.01.08, 14:35
http://www.ntvmsnbc.com/news/433693.asp
Yani bu fal bakmakla bi alahkasi yok
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=233962
Bunlarin aksini iddia eden sosyolog ve prof'lar da var. Inanılır olarak kimi baz alacagiz?
Böyle olunca da, ben beni bilirim. Ilk önce kendi tecrübeme bakarim. Bu yasagin olmadigi günleri de iyi biliyorum. Eger kendi yasin tutmuyor ise, bu yasagin olmadigi zamanladarki yesilcam filimlerine bakman da yeterli.
Ben biktim artik bu konuyu tartismaktan. Kendimi bir papagan gibi hissetmeye basladim. Konustuklarimiz ve konusacaklarimizin hepsi burada yazildi cizildi.
Bunlarin aksini iddia eden sosyolog ve prof'lar da var. Inanılır olarak kimi baz alacagiz?
Böyle olunca da, ben beni bilirim. Ilk önce kendi tecrübeme bakarim. Bu yasagin olmadigi günleri de iyi biliyorum. Eger kendi yasin tutmuyor ise, bu yasagin olmadigi zamanladarki yesilcam filimlerine bakman da yeterli.
Ben biktim artik bu konuyu tartismaktan. Kendimi bir papagan gibi hissetmeye basladim. Konustuklarimiz ve konusacaklarimizin hepsi burada yazildi cizildi.
Nekadar ispatlarsan ispatla Fobi bu. Örümcegin Insana hic bir zarari olmadigi halde, bir kac zeyirlisi yüzünden korkmak misali!
theinsider
25.01.08, 14:39
Ben Hyristiyan mahallesinde yasiyorum ve halen Müslümanim. Teziniz cürütüldü.
ganz falscher vergleich....es geht moslem gegen moslem, oder hast du dich auf die idee versteift, das diejenigen die kein kopftuch tragen ungläubige sind...:think:
ottoman1299
25.01.08, 14:47
ganz falscher vergleich....es geht moslem gegen moslem, oder hast du dich auf die idee versteift, das diejenigen die kein kopftuch tragen ungläubige sind...:think:
yanlisin var insider kardes.
Carlito, basörtüsünü Islam'in sarti olarak bile görmüyor...
theinsider
25.01.08, 15:20
nicht das man mich falsch versteht. ich bin nicht grundsätzlich gegen das kopftuch...ich fühle mich nur unwohl, wenn die akp mit diesem thema hausieren geht und dabei nicht besonders glaubwürdig klingt....solche artikel zeigen mir, dass das kopftuch an den unis nur ein "door-opener" sein soll.
AKP'li vekil türban hedefini açıkladı
KONYA'da Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret eden AKP milletvekilleri, ilginç açıklamalarda bulundu. TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Konya Milletvekili Avukat Hüsnü Tuna, türban yasağıyla ilgili açıklama yaparken, "İnşallah hedefimiz kamu hizmetlerinde de, yani kamu hizmeti veren personellerde de böyle bir yasağın olmamasıdır. Bu utanç verici bir şey diye düşünüyorum."dedi.
Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret eden AKP Konya Milletvekilleri Tarım ve Köyişleri Eski Bakanı Sami Güçlü, Ali Öztürk, Mustafa Kabakçı, Hüsnü Tuna ve Kerim Özkul katıldı. Milletvekilleri, gazetecilere çalışmalarıyla ilgili bilgiler verdi. TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Hüsnü Tuna, son günlerde tartışılan türban yasağıyla ilgili konuştu. Tuna," Biliyorsunuz Türkiye'de özgürleşme adına yeni bir Anayasa çalışması devam ediyor. Bunun için de bir değişiklik düşünülüyor. Bu değişkilte hedef bir, özgürlüğün sağlanması ikincisi bu özgürlüğü sağlayacak maddenin yargı veya başka bir unsur tarafından ortadan kaldırılmamasının tedbirinin alınması noktasında çalışma yapılıyor. İnşallah önümüzdeki hafta içinde netleşir. Üniversitelerde kılık kıyafet serbest olursa, kamu hizmetinde yasak devam eder mi? İnşallah hedefimiz kamu hizmetlerinde de, yani kamu hizmeti veren personellerde de böyle bir yasağın olmamasıdır. Bu utanç verici bir şey diye düşünüyorum ben. Ama bunun yeri 42'nci madde değil. Çünkü 42'nci madde eğitim hakkıyla ilgili madde olduğu için. Orada çalışma hakkını düzenleyemiyoruz. Zamanı gelinçe inşallah o çerçevedeki düzenlemeler de gündeme gelecektir. "dedi.
TAYİNLERDEN ŞİKAYET ETTİ
AKP Milletvekili Mustafa Kabakçı'da konuşmasında tayin isteyen memurlardan şikayet etti. Kabakçı "Konya'ya tayin olduktan sonra evliyse kayınvalidesinin evinin yanına, evli değilse babasının evinin yanına tayin isteyenlerden de fırsat bulursak siyaset yapacağız. Bu biraz Konya ağızı bir şey oldu ama. Siyasetçi bu baskının altından samimi olarak kurtarılmalı. "dedi.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8101390.asp?gid=229&sz=30359
nicht das man mich falsch versteht. ich bin nicht grundsätzlich gegen das kopftuch...
Mach dir mal diesbezüglich keine Kopfschmerzen. Alle Signale klar und deutlich angekommen. :)
Ich habe eine Bitte an die PC-User, die die Liberalisierung des Kopftuchs befürworten (zu denen ich mich auch zähle; ich habe gestern als ich die Nachricht gelesen habe einen Freudenschrei ausgestoßen). Die "Gegnerschaft" der Liberalisierung resultiert überwiegend aus der Angst, dass man nun in der Türkei zu Religiösität gezwungen wird (siehe "mahalle baskisi"). Diese Angst ist für mich unbegründet und gänzlich irrational. Andere sehen das anders. Insofern sollten wir versuchen, die "Gegner" der Liberalisierung dort abzuholen wo sich mit Ängsten stehen.
theinsider
25.01.08, 17:32
Ich habe eine Bitte an die PC-User, die die Liberalisierung des Kopftuchs befürworten (zu denen ich mich auch zähle; ich habe gestern als ich die Nachricht gelesen habe einen Freudenschrei ausgestoßen). Die "Gegnerschaft" der Liberalisierung resultiert überwiegend aus der Angst, dass man nun in der Türkei zu Religiösität gezwungen wird (siehe "mahalle baskisi"). Diese Angst ist für mich unbegründet und gänzlich irrational. Andere sehen das anders. Insofern sollten wir versuchen, die "Gegner" der Liberalisierung dort abzuholen wo sich mit Ängsten stehen.
von dir lasse ich mich gerne abholen....ob die angst völlig unbegründet ist, kann ich (noch) nicht beurteilen. es schwimmen mir einfach zu viele renitente (um mal das adjektiv deines lieblingswortes zu nutzen) kleingeister im kielwasser der befürworter. das gleiche gilt natürlich auch für die gegner....wenn´se verstehen, was ich meine......:)
Diese Angst ist für mich unbegründet und gänzlich irrational.
Es wäre irrational wenn die Türkei ein rationales Land wäre.Es wäre irrational gäbe es nicht in jedem Ramadan Prügeleien oder gar tote weil einige nicht fasten wollten.
Gab es nicht mal einen Bürgermeister der alle Stadtkantinen während des Ramadan schließen ließ,aufgrund von Renovierungsarbeiten?
Und ratet mal,was für eine Position dieser jemand heute hat.
Alles irrational.:think:
Es wäre irrational wenn die Türkei ein rationales Land wäre.
Der war gut!
Es wäre irrational gäbe es nicht in jedem Ramadan Prügeleien oder gar tote weil einige nicht fasten wollten.
Gab es nicht mal einen Bürgermeister der alle Stadtkantinen während des Ramadan schließen ließ,aufgrund von Renovierungsarbeiten?
Und ratet mal,was für eine Position dieser jemand heute hat.
Alles irrational.:think:
Also, du begründest deine Ängste mit diesen Argumenten? Inwieweit denkst du, dass durch die Liberalisierung des Kopftuches der Druck auf säkulare Türken ansteigen wird?
...gercekten biktik bu bashörtü meselesinden ...
ne kadar inat ya kardeshim ...
cözüm varmish da , haberimiz yok ...
http://www.youtube.com/watch?v=BQE_rlR9M38
Ich bin dafür, dass Frauen ab 35 oder meinetwegen 45, keine Kopftücher tragen müssen. Die meisten Türkinnen gehen eh auf und da kommt MANN nicht auf falsche Gendanken.
Und warum sollen die Frauen sich bedecken, weil Männer zu Scheisse in Selbstbeherschung sind?
Die Frauen sind sozusagen unmenschlich, weil Sie anziehend aussehen (nicht alle wohlgemerkt), aber bei den Männern wird der niedrigste Grad an Selbstbeherrschung akzeptiert.
That's bullshit!
Was man in der Türkei so mitbekommt, wie schon junge männliche Kinder mit ihrer eignen Mutter umgehen, dann muss ich fast kotzen.
Das musst ich mal loswerden....
Ich bin dafür, dass Frauen ab 35 oder meinetwegen 45, keine Kopftücher tragen müssen. Die meisten Türkinnen gehen eh auf und da kommt MANN nicht auf falsche Gendanken.
Das (fett hervorgehoben) war fies.
Ich bin dafür, dass keine Frau ein Kopftuch tragen MUSS, aber KANN, wenn sie WILL.
Fies ja, aber keiner soll mir sagen, er kenne nicht Paradebeispiele aus seiner Umgebung. Die Frauen antworten auf die Frage, warum dass so sei, meistens : "Alan almis ya, beni rahat birakin".
Vielleicht ist dies eine andere Art, sich vor bösen Blicken zu schützen.
Effektiv auf jeden Fall!
Powered by vBulletin® Copyright ©2013 Adduco Digital e.K. und vBulletin Solutions, Inc. Alle Rechte vorbehalten.
SEO by
vBSEO 3.6.0