PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Devleti maddi zarara ugratanlar [Sammeltread]



verda
03.04.08, 13:20
03 Nisan 2008

THK'da fitre ve zekat skandalı...

Türk havacılığını geliştirmek için vatandaştan fitre ve zekat toplayan THK'da bir skandal ortaya çıktı. Kurum görevlileri toplanan fitre ve zekatları zimmetlerine geçirmekten tutuklandı.

Türk Hava Kurumu (THK) Polatlı şubesi eski sekreteri Celal Güngör, 2004-2005 yıllarında zekat ve fitre paralarını zimmetine geçirdiği iddiasıyla tutuklandı.
THK müfettişlerinin, şikâyet üzerine başlatılan inceleme ve soruşturma sonucunda, şube sekreteri olan eski sayman Güngör’ün 2004-2005 yıllarında toplanan fitre ve zekât zarflarıyla, yardım paralarında yolsuzluk yaptığı belirlendi. Güngör’ün, bu olayın ardından 2005’te emekli olduğu, ancak THK yönetiminin isteği üzerine görevine devam ettiği belirtildi.
Çıkarıldığı mahkemece “zimmet, emniyeti suiistimal ve görevi kötüye kullanma” iddiasıyla tutuklanan Güngör, Sincan L Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Milliyet

verda
03.04.08, 13:22
03 Nisan 2008

Devlet parasıyla saltanat İspanya'da bitti

Yüzlerce şirkete naylon fatura keserek hayali ihracat yoluyla devleti yaklaşık 6 milyar dolar zarara uğratan Orhan Aslıtürk İspanya'nın sayfiye kenti Malaga'da tatil yaparken yakalandı. Aslıtürk'ün iadesi için işlemler başlatıldı.

Birçok mali suç işlediği gerekçesiyle Kırmızı Bülten'le bütün dünyada aranan firari işadamı Orhan Aslıtürk, İspanya'nın Malaga kentinde tatil yaparken yakalandı. Dışişleri Bakanlığı'nın jet hızıyla hazırladığı dosyanın iletilmesi üzerine İspanya makamları Orhan Aslıtürk'ü iade edilmek üzere tutuklayıp hapse attı.
Orhan Aslıtürk, “çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmak, resmi evrakta sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, bankayı aracı yaparak dolandırıcılık ve kaçakçılıkla mücadele kanuna muhalefet” suçlarından İstanbul ve Bursa'da yargılanmıştı. Mahkemeler, yurt dışında bulunan Aslıtürk hakkında tutuklama kararı vermiş, bunun üzerine 2001'den bu yana İnterpol tarafından da aranılmasına başlanmıştı.

3 TUTUKLAMA KARARI

Adalet Bakanlığı, 31 Mart'ta yakalanan Orhan Aslıtürk'ün Türkiye'ye iadesi amacıyla Dışişleri Bakanlığı kanalıyla jet hızıyla girişim başlattı. İspanyol mahkemesi, Aslıtürk'ü Türkiye'ye iade amaçlı olarak Malaga şehrinde tutuklayıp cezaevine koydu. Bakanlıktan dün yapılan yapılan açıklamada, “Çeşitli suçlardan dolayı 3 ayrı mahkemenin verdiği tutuklama kararı gereğince uluslararası düzeyde aranan Orhan Aslıtürk, 31 Mart 2008 tarihinde İspanya'nın Malaga şehrinde yakalanmıştır. Adalet Bakanlığı, şahsın ülkemize iadesi için gerekli işlemleri başlatmıştır” denildi.

İADE İŞLEMLERİ BAŞLATILDI

Aslıtürk, soruşturmalar sürerken firar ettiği için henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok. Ancak İstanbul'da iki, Bursa'da bir gıyabi tutuklama kararı bulunuyor. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi, Orhan Aslıtürk'ü, “Çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmak, resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık” iddialarından ötürü 2001 yılında gıyabi tutuklama kararı vermişti. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi de aynı yıl Aslıtürk hakkında, “çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmak, bankayı aracı yaparak dolandırıcılık” suçlarından gıyabi tutuklama kararı çıkarmıştı. Ayrıca İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 2002 yılında Orhan Aslıtürk hakkında, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçu işlediği gerekçesiyle gıyabi tutuklama kararı vermişti. Bu üç karar da hala yürürlükte duruyor.

Adalet Bakanlığı bir yandan mahkemelerden son durum hakkında ayrıntılı bilgi istedi, diğer yandan dosyaları, Dışişleri Bakanlığı'na gönderdi. Aslıtürk aleyhindeki bu dosyalar İspanyolca'ya çevrildikten sonra adli makamlara iletilecek. İspanyol mahkemesi, her ne kadar Orhan Aslıtürk'ü, iade amaçlı tutuklamış olsa da kesin olarak iade edilip edilmeyeceğine yargıç karar verecek.

GÜLAY ASLITÜRK İADE EDİLMEDİ

Orhan Aslıtürk'ün boşandığı Gülay (Çokay) Aslıtürk de Şişli Belediye Başkanı iken çok sayıda yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma ve zimmet suçlamasıyla karşılaşınca yurt dışına kaçmıştı. Interpol tarafından aranmasına rağmen İngiltere Gülay Çokay'ı iade etmemişti. Bu arada, Gülay Çokay hakkındaki davaların zaman aşımıyla düştüğü iddia edildi. Çokay'ın babasının bir süre önce Ankara'da Adalet Bakanlığı ve İnterpol yetkilileriyle görüşüp, hakkındaki 'yakalama emri'nin kaldırılmasını talep ettiği öğrenildi.

Dosyasında yok yok

Aslıtürk hakkında, Can Yatçılık Ticaret ve Turizm A.Ş'nin sahibi olarak bir bankadan aldığı çeki, 1 yıl süreyle keşide etme hakkı olmadığı halde bu işlemi yaptığı gerekçesiyle İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Aslıtürk, TMSF'nin el koyduğu Sümerbank ile ilgili soruşturmada ortağı Muhammet Ciğer'in de aralarında bulunduğu 40 kişi ile bankanın içini boşaltmakla suçlanıyor.

İş ortağı Muhammet Ciğer'in de aralarında bulunduğu 33 kişiyle naylon fatura düzenlemek suçlamasıyla gıyabi tutuklu olarak İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde de yargılanıyor.

6 milyar dolar 'naylon' vurgun

Hesap Uzmanları Kurulu'nun hazırladığı rapora göre Orhan Aslıtürk'ün, ortağı Muhammet Ciğer'le birlikte, 1995 ile 1998 yılları arasında 1.7 milyar dolarlık hayali ihracat gerçekleştirdiği, naylon holdinge bağlı 91 paravan şirket üzerinden 4 milyar dolarlık naylon fatura kestiği belirlenmişti. Muhammed Ciğer 15 Ocak 2001'de yakalanıp

tutuklanırken, o dönem Şişli Belediye Başkanı Gülay Çokay ile evlenen Aslıtürk yurt dışına kaçmıştı. Orhan Aslıtürk, kaçak olarak bulunduğu İngiltere'de bir ara yakalandıysa da Türkiye iade edilmeyip 2006'da serbest bırakılmıştı. Orhan Aslıtürk'ün, 2006 itibariyle vergi borcunun 66.2 milyon YTL olduğu öğrenildi.
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=61152

verda
03.04.08, 13:24
02 Nisan 2008

YÖK eski başkanı Teziç kayıp!

Galatasaray üniversitesi rektörü olduğu dönemde usulsüz bağış topladığı söylenen ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e yönelik ‘suikast’ imalı açıklamalarıyla tartışılan Teziç’in şimdi nerede olduğu bilinmiyor.

EŞME VE ERTEPINAR'A AÇIKTAN 400 BİN YTL
YÖK eski başkanı Erdoğan Teziç'in, başkanlığı döneminde usulsüz olarak Prof. Dr. İsa Eşme ve Prof. Dr. Aybar Ertepınar’a 400 bin YTL ödeme yaptığını ortaya çıkaran Sayıştay, Eşme ve Ertepınar’dan 400 bin YTL’yi faiziyle birlikte geri ödemelerini istedi. Öğretim üyeleri Eşme ve Ertepınar'a dört yıl boyunca kıyak yapan Erdoğan Teziç'e ise ulaşılamıyor.

KURUL ÜYESİ MAAŞI BAĞLANMIŞ
Geçtiğimiz günlerde Sayıştay'ın YöK’te gerçekleştirdiği incelemede Erdoğan Teziç dönemine ait kayıtlarda usulsüzlük yapıldığı ortaya çıkmıştı. Kayıtlarda YöK Yürütme Kurulu dört yıl boyunca toplanmamasına rağmen, iki YöK Başkanvekili’ne 2547 sayılı YöK yasasına aykırı olarak Yürütme Kurulu üyesi maaşı bağlandığı saptandı.

Usulsüzlüğü YöK’e bildiren Sayıştay, neden dört yıl boyunca bu iki üyeye maaş bağlandığını sordu. YÖK'ten yapılan cevabi açıklamada ise Ertepınar ve Eşme’ye maaş bağlanmasının önceki başkan Erdoğan Teziç’in talimatıyla gerçekleştiği ifade edildi.

habervaktim

verda
14.10.08, 13:58
14 Ekim 2008

Sayıştay'dan CHP'ye kötü haber !

Çankaya Belediyesi'ndeki rüşvet iddialarının ardından sıkıntılı günler geçiren CHP'ye kötü bir haber de Sayıştay'dan geldi.

CHP'li Kadıköy Belediyesi'ndeki yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını araştıran Sayıştay uzmanları, burada haksız ihaleden arazi işgallerine kadar bir dizi usulsüzlük ve yolsuzluk tespit etti. Belediye, işgal ettiği arazilerden elde ettiği gelirleri belediye bünyesinde kurulan vakfa ait şirketlere peşkeş çekerken, belediyeye ait gayrimenkullerden gelen gelirleri ise doğrudan şirket hesaplarına geçirmiş. Hazineye ödemesi gereken stopaj paralarını da kaçıran CHP'li belediye, şirketlerin çıkardığı gazete ve dergilere bina tahsis edip personel görevlendirmiş. Belediye bu yolla devleti milyonlarca YTL zarara uğratmış.

devami (http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=91804)

taycunist
03.03.09, 21:55
Güngör Mengi
Yazara ulaşmak için : gmengi@gazetevatan.com

Bir bakan adaletin önünü niye keser?

Alman devi Siemens’in rüşvet dağıttığını, bu yüzden Amerika’da bile büyük tazminatlar ödediğini biliyoruz.

Dışardaki yargılamalar sırasında şirketin Türkiye’de de 57 milyon Euro rüşvet dağıttığı öne sürülmüş, konu BOTAŞ yöneticileri hakkındaki bir suç duyurusu ile Türk adaletinin önüne gelmişti.

Suç duyurusunu yapan bir müteahhitti ve o müteahhit, üstlendiği işte Siemens ürünleri kullanması için BOTAŞ’ın üç tepe yöneticisinden baskı gördüğünü iddia ediyordu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, Siemens firmasına ait ürünleri seçmesi için müteahhide baskı yaptıkları suçlamasına hedef olan BOTAŞ bürokratları hakkında soruşturmaya başlamak amacıyla Enerji Bakanlığı’ndan izin talep etti.

Çünkü yasalarımız, bürokratlar hakkında bir soruşturma açılması gerekiyorsa, bunun “üst amir oluru” ile başlatılmasını şart koşuyor.

Enerji Bakanlığı, bu oluru vermemiştir! Suçlanan yöneticilerin soruşturulması ile ilgili izin talebini reddetmiştir!

Zırhlı bürokratlar

Ortada uluslararası medyaya haber konusu olmuş 57 milyon Euro’luk bir rüşvet söylentisi var. Bu paranın ülkemizde dağıtıldığı iddia ediliyor.

Rüşvetten mahkemeye düşen Siemens şirketi ülkesinde 395 milyon Euro cezaya çarptırılmış, Amerika’daki yargılamanın da iyiye gitmediğini görerek 800 milyon dolarlık bir uzlaşma aramaya mecbur kalmıştır.

BOTAŞ üst yöneticilerini kapsayacak bir soruşturma Siemens rüşvetini ve yiyicilerini açığa çıkarmak için fırsattı.

Ama Enerji Bakanlığı soruşturma talebini geri çevirerek Siemens rüşveti iddiasının aydınlığa çıkarılması fırsatını tepmiştir. Neden?

Yolsuzluklarla mücadelenin önündeki en çetin engelin siyasi dokunulmazlıklar olduğunu yıllardan beri herkes biliyor, söylüyor.

Milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılmadığı müddetçe devletin, milletin soyulmaktan kurtarılamayacağı gerçeğine de kimse itiraz etmiyor.

Böyle bir suçlama Batı demokrasilerinde doğrudan doğruya siyasi sorumlu konumundaki bakanı hesap vermeye mecbur eder.

Ama bizdeki dokunulmazlık yalnız onları değil, altlarındaki bürokratları bile erişilmez, hesap sorulmaz kılıyor.

Bakan neden korur?

“Dokunulmazlıklar kaldırılmalı” dediğimiz zaman Başbakan ve bakanları, iktidar kanadı siyasetçilerinin tümü çığlık çığlığa itiraz ediyorlar:

“Yalnız bizimkiyle olmaz.. Kalkacaksa bürokratlarınki de dahil bütün dokunulmazlıklar birlikte kaldırılsın!”

Önümüzdeki olay, siyasetçilerin ne kadar samimiyetten uzak olduklarını kanıtlayan bir ibrettir.

“Kalkacaksa herkesin dokunulmazlığı kalksın” diyen bakanlardan biri, elindeki yetkiyi ters yönde kullanarak suçlanan bürokratlarını koruyor, onlara dokunulmazlık zırhı giydiriyor.

Bir amir, suçlanan emri altındaki insanların yargı yoluyla temize çıkmasına hangi nedenle izin vermek istemez? Bunun tek cevabı olabilir:

Memurunun suçu kanıtlandığı takdirde kendisinin de okka altına gideceğinden korkuyorsa!

Enerji Bakanı yaptığı tercihin gerekçelerini millete açıklamak zorundadır.

Bitmedi... Bakan soruşturma açılmasına gerek görmedi diye savcının bu karara boyun eğmesi, suçlanan bürokratlar hakkında takipsizlik kararı vermesi de kabul edilemez.

Soruşturmanın önünü tıkayan bakanlık kararına savcılığın itiraz etme hakkı vardır.

Bu hak sonuna kadar kullanılmalıdır!