PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Zazalar hakkinda bilgiler



dertli4u
10.07.05, 20:02
Arkadaslar, Zazalar hakkinda biraz bilgi aktarmak istiyorum.

****************

"Zaza Aleviler de mezhep ve ibadet dili Türkçe'dir. Ayinlere iştirak edenler Türkçe konuşmak mecburiyetindedir. Alevi Zazalık asırlardan beri ihmal edildiği halde Türklükten pek de uzaklaşmamış Dersim Alevileri arasında cevap istememek şartı ile Türkçe meram anlatmak mümkündür." dendikten sonra raporda 20- 30 yaşlarından yukarı olanlarla Türkçe ile anlaşmak mümkün iken 10 yaşından küçük çocuklarla Türkçe konuşmak imkanı ortadan kalkmak üzeredir dendiği yazıyor. Raporun sonlarına doğru ise; "Bu netice Dersim Alevi Türkleri'nin de benliklerini kaybetmeye başladıklarına ve ihmal edilirse günün birinde Türk dili ile konuşana tesadüf edilemiyeceğine delildir." diye yazıyor.(brunnessen)

Bruınessen'in yazdıklarından ve raporundan çıkan sonuç; Türkçe'nin unutulduğu onun yerine Zazaca veya Kurmanci'nin hakimiyet kurduğudur. Demekki; Aleviler önce Türkçe biliyorlar. Türkçe'nin yerini zamanla Kürtçe ya da Zazaca alıyor. Osmanlı’da kuruluş yıllarında Türkmen ağırlığı vardı. Bu Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar devam etti. Dönme Devşirme geleneği Osmanlı'da hakim oldukça Türkmen düşmanlığına koşut olarak Alevi düşmanlığı da arttı. Türkmen’in önünde iki yol vardı. Ya Sünnileşip ümmetleşecekti veya "katli vacip"ti. İşte Osmanlı'ya karşı bitip tükenmeyen Celali ayaklanmaları böyle başladı. Merkezi otoritenin güçleri karşısında yenilen Türkmen'in canını kurtarmak için önünde tek yol kalmıştı. Kuş uçmaz kervan geçmez dağ köylerine yerleşmek, Türkçeyi derhal unutup Kürtçe ya da Zazacayı öğrenip canını kurtarmak. İşte Horasan Türklerinin Kürtleşme macerası böyle başlıyor.

"Sonuç olarak, bu boylara verilen 'Kürt' adı, Alevi Kürtler’de bulunmakla birlikte, onların tümünün Kürt kökenli olması gerektiğini göstermez.

Melikoff; sosyolojik olarak Koçgiri aşiretinin Kürt olmadığını, Türk kökenli Kürtçeyi sonradan öğrenen bir Türkmen aşireti olduğunu söylüyor.

Koçgiri konusunda araştırması olan tarihçi Baki Öz de bu konuda Ömer Lütfi Barkan ve İrene Melikoff'u doğrulamaktadır O'da araştırması sonucu; Koçgiri aşiretinin Orta Asya'dan Anadolu’ya gelen bir Türkmen aşireti olduğunu esasen İzolu olduklarını Dersim'den buraya gelip yerleştiklerini Şeyhhasan aşireti ile akrabalık ilişkilerinin bulunduğunu sonradan Kürtleşen bir Türkmen boyu olduklarını yazıyor.

Zazaca ve Kürtçe konuşan Alevilerden söz edince esas olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun batısı anlaşılmalıdır. Doğu Anadolu'da Sivas, Erzincan, Tunceli, Elazığ, Malatya'daki Aleviler Türkçe'nin yanında Zazaca ve Kürtçede biliyorlar. Ama bu yöredeki Alevilerin 60 yaş ve üstündeki kesim kendisini Kürt ya da Zaza diye ifade etmiyor. Kendisini Türk olarak ifade ediyor. Kürtçe ya da Zazacayı sonradan öğrendiğini belirtiyor. Alevi anne babadan doğup kendini Kürt ya da Zaza olarak ifade eden kesim ise genç kesimdir. Onların Kürtlüğü ya da Zazalığı siyasi Kürtlük ya da Zazalık olarak kabul edilebilir.

Elbistan, Pazarcık, Kürecik, Adıyaman'ın bazı ilçelerindeki Aleviler Kürtçe konuşur. Ama bunlar da Kürtçe'yi sonradan öğrenen Türkmen boylarıdır.

Alman Feldmareşal Moltke, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde Doğu Anadolu'nun bir çok yerlerini gezdi ve gözlemlerini “Türkiye Mektupları”(9) adlı kitapta topladı. Konumuzla ilgili bir gözleminde General Moltke 6 Nisan 1838'de yazdığı mektupta bugün bazı kesimlerce Kürt-Alevi olduğu iddia edilen Maraş ve yöresinde yaşayan Alevi aşiretleri için bakın ne yazıyor.
"Pazarcık ovasını geçtik. Bu ovada üç Türkmen kabilesi: Atmalı, Kılıçlı, Sinimili ler konaklamıştı. Bu üç kabile halkı 2000 çadırda oturuyordu. Reşit Paşa, en nüfuzlu Kürt beylerinin akıllarını başlarına getirdikten sonra bu Türkmenler de hükümete karşı olan sevgi ve bağlılıklarını ilan etmişlerdi ve 400 kese akçelik (20.000 florin) bir salma (yani vergi) ödüyorlardı."


Yine Osmanlı kayıtlarında; Malatya ve Maraş sancağından söze dilirken Cevdet Türkay, Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret Ve Cemaatler adlı kitapta; "yerli ve göçer Türkman Ekradı (Türkmen Kürtleri) diye söz ediyor. Pazarcık ovasındaki Kılıçlılar için ise; "Kılıçlılar kah Yörükan taifesinden, kah Türkman Ekradı (Türkmen Kürtleri) taifesinden' sayılmaktadır. "

Sosyolog Mehmet Eröz; (10) "Kendilerinin de, komşularının da kabul ettiği gibi, Pazarcık Kurmançları Türkmen asıllı olup, içlerinde Çiğil Türkleri de vardır." Burada iki uruk (boy-aşiret) vardır... Bu iki boy Atmalı ve Sinemilli boyudur diyor. Daha sonra ise; Atma aşiretini Rişvan aşiretine bağlı bir boy sayıyor Sinemilli Mustafa Buyrukcan'dan edindiği bilgilerden; Sinemillilerin Horasan'dan gelen bir Türkmen boyu olduklarını, dedelerinin Türkçe konuştuklarını, Yavuz Selim-Şah İsmail çatışmasında Elazığ Keban'da olduklarını o olaydan sonra dağıldıklarını Maraş taraflarına daha sonra yerleştiklerini anlatıyor.

Sosyolog Mehmet Eröz; "Kalmuk Türklerinin yerleşme yerlerinden birinin adının 'Sarız' olduğunu gösterdik. Kayseri'ye bağlı Sarız'da Türkçeyi unutmuş olan ve Kurmançça konuşan, Alevi cemaatlerinin oturuyor olması, konumuz bakımından üzerinde durulmaya değer bir hadisedir." dedikten sonra bunlara "Badıllı" denir ki diye devamla, "Badıllı Oğuz boylarından Beydili'nin bozulmuş şeklidir " açıklamasını yapıyor.

PA.Andrews'in "Türkiye'de Etnik Gruplar”adlı kitabında "Bazı yörelerde de özellikle Kars'ın Selim ve Ardahan ilçelerinde Zazalar, Türkmen adıyla anılmaktadır"şeklinde kayda değer bir tespit yapılıyor

dertli4u
10.07.05, 20:04
devam edelim



Konu ile ilgili önemli bir belge de, Dersim eyaleti milletvekili Hasan Hayri Beyin 1921 de Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı tarihi konuşmasıdır. Bu konuşmasında Hasan Hayri Bey; Harzem'den gelen ve Türkçe konuşan atalarına Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat’ın buralara yerleşme izni verdiğini, Yavuz Sultan Selim zamanında Harzem'li Alevi Türklerin can güvenlikleri nedeni ile, Dersim dağlarına çekilmek zorunda kaldıklarını ve bu tecrit neticesinde kendilerini gizlemek için Kürtçe öğrendiklerini, süreç içinde Türkçe'den uzaklaşarak Kürtleştiklerini belirtmesi çok anlamlıdır.

SEYIT RIZA : asiret reisidir davasi Kürtlük veya Din degildir.
Osmanli'dan bu yana yasdiklari yari özerk bagimsiz durumu kollamaktir. Kendi otoritesinin Devletle Cumhuriyetle paylasmak istememektedir ama Kemalizm'de agalik beylik ve feodalizmi yikip, halki bu aga bey ve seyyitlerden kurtarmak birey yapmak istemektedir. Bu konumda Seyit Riza siradan bir vatandas olacagi için bu sistem isine gelmez ve kendine bagli bir kaç asireti Devlet'e karsi kiskirtir ve karsiliginda da döktügü kanda bogulur. .

Kurtulus Savasinda Mustafa Kemal Atatürk'ü desteklemis Rus ve
Ermenileri Erzincanda durdurmuslardir. Dersim milletvekili Diyap Aga'nin
Atatürk ile olan dostlugu herkesce bilinir. Yunan ilerlemesine karsi millet
meclisini daha içeri bölgelere tasima için yapilan meclis tartismasindaki
hatira kitaplarinda kayitlidir Diyap Aga "Beyler Biz buraya geri çekilmeye
degil Vatan için ölmeye geldik" deyip eline bir kazma alip meclisin önüne
siper kazmaya baslamistir.
Kisaca Dersim'in Cumhuriyetle baglari 1938 olaylarindan sonra kopmustur bu da isyanin bastirilmasindaki kullanilan asiri sidetten dolayidir. Bugünde bu
topraklarda devlet karsitligi sürer.

****************************** ******************** *******

Tuncelili, kendisini anadilinde "Türk" ya da "Kürt" olarak tanımlamaz.
Zaza olarakta tanimlamaz, sadece Alevi olduğunu söylerki bu da kendi içindeki Türkmen kimliğinin ifadesidir. Alevi Haci Bektaş tarikatindan, Imam Cafer mezhebinden Türkmenin tanimlamisidir. Zazaliğida Kürtlüğüde kabul etmez ama siyaset pisliğine bulaşmamış Dersim'in yaşlı çinarlari Horasan'dan gelen Türkmenler olduklarını iddia ederler ki bu doğrudur.

Tuncelili, kendisini Kirmanc veya Alevi, dilini Kirmancki veya Dimliki, ülkesini de Kirmanciye veya Dêrsim olarak adlandırır. Dersimli'nin Kirmancki dediği dil, Kürtçe değildir. Bu dil Zazaca veya Dimili dili olarak da bilinir.

Zazaca'nın (Dimili'nin) Kürtçe'den bağğmsğz bir dil olduğunu teorik kanıtlar gerektirmez, çünkü bu iki dili konuşanlar birbirini anlamaz. bunların iki ayri dil olduklari dil bilimciler (Iranoloji) tarafindan teorik olarak da kanıtlanmıştır.

Dersimli'nin Kirmanciye veya Dêrsim olarak tanımladığı cografya, Kürdistan dışındaki bir coğrafyadır Dersim dilinde 'Kürdistan' diye bir terim yoktur. Dersimli, Türk'e "Tirk", Kürd'e "Khurr/Kirdas", Kürtçe'ye de "Kirdaski/Here-Were"der. Kendisine "Kürt müsün?" diye soruldugunda, "Ma Khurr nime" (Biz Kürt degiliz) yanitini verir ve Kürd'ün ülkesi olarak Mardin, Hakkari ve Diyarbakir çevresine referans verir.

Kürtler Şafidir, Alevilerin tümü Türkmen'dir

Önemli olan Dersimli'nin bu terimi Kürtlerden ayri bir dil konuşan ve ayri bir coğrafyada yaşayan bir halkın adı olarak kullaniyor olmasidir. Dersimli Kürt olmadığını söylüyor o. Bu adi ister beğenelim, ister beğenmeyelim, o Kürtten farkli bir halki tanimliyor. Zazalar da Kürt komşuları tarafından Dimil/Dimli olarak tanımlanmaktadırlar yer yer.
Dimli konuşan Dersimli'de Hareware konuşan Dersimli'de Kurmanç konuşan Dersimli'de Türkçe konuşan Dersimli'de ayni soydan gelme Türkmenlerdir. Antropolojik araştırmalarda bunu doğrulamaktadır.
Dersimli, Dimil terimini kendi etnik adi olarak değil, daha cok Kirmancki (Zazaca) dilinin bir diğer adi olarak kullanır. Ama kimi yerlerde (Siverek gibi) Dimli terimini kendi halk adi olarak kullananlar da vardir.

"Zaza" sünni Zazalari ifade eden bir terimdir, Aleviler için Zaza terimi kullanılmaz. Istisnalari olmakla birlikte kural olan budur. Zaza teriminin Sünniliği ifade ettiğini düşünen Dersimli, kendisini anadilinde Zaza olarak tanımlamak istemez, hatta Sünni Zazalardan ayri bir halk olduğunu düşünür.

Din-kültür ayriliği yüzlerce yil süren bir tarih ayriliği ve lehçe farki ile birleşince Kirmanc-Zaza (Alevi-Sünni)bölünmesi yeni boyutlar kazanmış, ortaya bir ulusal birlik sorunu çıkarmıştır.
Açik ki, üç boyutlu bir sorunla karşı karşı yayiz. Sorunun birinci boyutu Dersim sorunudur. Ikinci boyutu Zaza sorunudur. Üçüncü boyutunu ise Alevi sorunu oluşturmaktadır. Dersim sorunu ile Alevi sorunu ayrılmaz bir biçimde iç içe geçmiş, adeta tek bir sorun halinde kaynaşmışlardır.

************

Siz ne derseniz deyin Tunceli’den gelip Manisa-Akhisar/Beyoba Köyü’nde yaşayan Hozat’lıların en yaşlısı Hasan Efendi bakın kendi etnik kimliğini nasıl anlatıyor? O, kendilerinin Hoca Ahmet Yesevi’ye bağlı olduklarını, O’nun soyundan geldiklerini ve Türk olduklarını ifade ederken görüşlerini aynen şöyle sunuyor; “Bizim soyumuz Oğuzlar’a dayanır. Orta Asya’dan Tunceli yöresine dedelerimiz gelmişlerdir. Soyumuz büyüklerinden, ceddimizden hep bunları duyardık. Türkoğlu Türküz. Kimse bizleri bu düşüncelerimizden ayıramaz.”

Kürtçe ya da Zazaca konuşan yaşlı Aleviler ısrarla ama ısrarla kendilerinin Türk olduğunu vurgularken son yıllarda siyasi-ideolojik olarak Kürt siyasi hareketinin etkisinde kalan gençler ise Kürt olduğunu söylüyor. Ne yazık ki tarihin ve toprağın sesi gençler değil, yaşlılar olabilir. Aksi halde Elazığ-Bayındır Köyü’nden Muharrem Ercan Dede’nin şu dediğini nasıl yorumlayacağız. Muharrem Ercan Dede’in Köyü’nün adı Oğuz Türkmenler’in Bayındır Boyu’na ait. Kendi Sinemilli Ocağı dedesidir. Muharrem Dede diyor ki; Ben Elazığ’da büyüdüm, babam dedem bir kelime Kürtçe ya da Zazaca bilmezdi. Ben de bilmem. Biz Türküz, Türkçe konuşuruz. Amca çocuklarımız Erzincan’da İbrahim Dedeler onlar da bir kelime Kürtçe ya da Zazaca bilmezler. Bunu Erzincan, Elazığ, Malatya çevresindeki herkes bilir. Ama diğer amca çocuklarımız Elbistan-Kantarma taraflarına çok eskiden gitmişler ve bir kısmı Kürtçe öğrenmişler. Tunceli’deki akrabalarımızdan Zazaca konuşanlar var. Hepimiz aynı ocaktayız. Akrabayız.

Kaynaklar:
Prof. Dr. Orhan Türkdoğan, Etnik Sosyoloji, s. 293 İstanbul, 1997.

Muharrem Ercan Dede, Karacaahmet Dergahı Başkanı, Sinemilli Ocağı dedesi, (kaynak kişi)

Kendisini Kürt ya da Zaza olarak ifade eden kesim ise son yıllarda Kürtçülük ve radikal sol rüzgardan etkilenen azınlık bir gençlik kesimidir. Bu kesimin savunduğu Kürt ya da Zaza kimliği ise tarihsel değil siyasi bir kimlik olarak kabul edilebilir.
Bu genç kesimin anne, baba ve dedelerinin kendilerini Türk olarak ifade etmelerine karşı yönelttikleri eleştirel cevap ise; "asimile" olduklarıdır.
O yaşlarda ben de kendimi Kürt sanıyordum. Çünkü annem Gümüşhane-Kelkit'li bir Türkmen köyüne mensup idi. Ama babam, dedem Tunceli- Ovacıklı idi. Babam kendisini Türk olarak ifade edince onun asimilasyon sonucu Zazalığı değil de Türklüğü savunduğunu düşünüyordum. Babam ise ısrarla 30 yıl boyunca bana kendilerinin Horasan'dan gelen Türkler olduklarını Zazaca'yı sonradan öğrendiklerini anlatmaya çalıştı.
Gerçekten ortada bir asimilasyon vardı ama bu benim iddia ettiğim gibi değil babamın iddia ettiği gibiydi. Çünkü Osmanlı Türkmen ve dolayısıyla Türkmenler de Alevi olduğu için Alevi karşıtı idi. Türkmenler canlarını kurtarmak için Osmanlı'nın ulaşamayacağı dağ köylerine çekilmişlerdi. İşte Kürtçe ya da Zazaca o zaman devreye girmiş. Osmanlı Kürt düşmanı değil Türkmen ve Alevi karşıtı imiş. Kürtler’in bırakalım asimile olmasını, korunup kollandığını görüyoruz.

piramses
10.07.05, 20:45
WoW :eek: :)
nicht schlecht dertli
zumindest klingt besser als "Bergtürken"theorie:)

ich gehöre auch von der Vaterseite zu Aschiret "Sinemilli"

vaybee demek özbe öz katiksiz türkmüsüm:D

piramses
10.07.05, 20:56
Zazalar degil de genell olarak alevi kirmanci ve zazalar üzerine demen lazimdi..
evet bu kesimin büyükleri genelde söyler horasandan gelme türkmen olduklarini
ama inandirici gelmiyor yaw

DeLaHoya
10.07.05, 20:56
Diger threaddeki sözlerimi tekrar yazayim:

Bana bir Zaza söyle bir sey demisti:

"Kumpel unter uns: ich halte mehr von den Türken als von den Kurden"

Ve gene de PKK propagandasini yapiyordu... Almanyali Zaza genclerin beyinleri iyice yikanmis...

Ama yeni nesil belki degisir cünkü Apo dönemini yasamiyorlar ve Türkiye gittikce normallesiyor.

90'li senelerin Zazalari cok vahimdiler...

dertli4u
10.07.05, 20:58
WoW :eek: :)
nicht schlecht dertli
zumindest klingt besser als "Bergtürken"theorie:)

ich gehöre auch von der Vaterseite zu Aschiret "Sinemilli"

vaybee demek özbe öz katiksiz türkmüsüm:D

pirim

herkes kendini nasil hissediyorsa öyle kabul etmek gerekir..

benim irkci olmadigimi anlatmama lüzum yok..ama, türkiyede, maalesef, soy ve ananeler o kadar yanlis anlatilyiorki.

ben iddia ediyorum..isteyen herkesle teke tek bu konuyu tartismaya hazirim..
türkiyede, türklükten uzaklastirilmis insanlar vardir ve bunlarin sayisi az degildir.

gecen sene sarraflarda, 1937 basimi, dersim yöresi halk müzigi arastirmalari kitabi buldum..orada, tek tek, kaynak kisilerin bu konuda(müzik) arastirmalari var.

maalesef, son 50 yildir, at izi it izine karisti..ve oturup bu konulari arastiran yok..sadece propaganda amacli yazilar ortada geziyor...

****

kaynak olarak verdigim sahislardan O .türkdogan, sosyolojik arastirmalarda bir numaradir...bu adam köy kyö gezer ve arastirir.

*****

bir iki örnek daha vereyim; mezar taslari..bildigin gibi, tarihe yazilan isimdir..


Bölgedeki eski Mezarlıklarda bulunan kadın şahidelerinin üst tarafı oval, altı düz, üç paralel çizgiden oluşan stilize kadın saçı ve kırık, eğri, düz çizgilerden gözler, ağız, burun belirtilerek bir yüz yapılmış özgün şekillere rastlanmaktadır.

Mezar-taşlarının ortasında ise graffitto edilmiş bir hayvan üstünde geometrik çizgilerden oluşan yük, çeşitli kuşlara, arslan, geyik ve yılanlara ait değişik kabartma resimler görülmektedir.

Orta-Asya’da Kipçak-Kuman boylarında da taş kadın heykelleri vardır.

Bu tip heykeller aynı kültürün Anadolu’daki izleri olasıdır.



Tunceli bölgesindeki mezarlıklarında “Koçbaşlı Mezartaşları” üzerinde bulunan “Güneş Gülü“ motifleri ve diğer simgeler Türkmen geleneğinin sembolleridir.

Çok eski yerleşim birimi olan bu yörelerde; Orta-Asya eski Türk gelenekleri ve ölü kültü anlayışı aynen burada da yaşatılmıştır.

Aleviler; düşünsel ifadelerini pratikte, rakam, harf, işaret, şekiller, semboller ve çeşitli ritüellerle anlatarak inanç ve kültür, kültlerini oluşturmuşlardır.

dertli4u
10.07.05, 20:59
Riza Nur un 1921 de yazdigi bir yaziyi aktarayim;


“Bugün Kürt denilen bu adamların çoğunun Türk olduğunu çoktan bilirim. Yalnız onlara bunu bildirmek, öğretmek lazımdı.

Türk, zavallıdır. Hadi Mısır’da, Cezayir’de yüzbinlerce Türk’ü kaybetmişiz, Araplaşmışlar. Fakat, Kürdistan henüz elimizden de çıkmamıştır ve anayurtta Türkleri Kürtleşmeye bırakmışız.”

******

piramses
10.07.05, 21:03
mesela bizim köyün mezarlarinda hep cörek seklinde bir figür var, anlamadim gitti:confused: arastirmak lazim

dertli4u
10.07.05, 21:15
mesela bizim köyün mezarlarinda hep cörek seklinde bir figür var, anlamadim gitti:confused: arastirmak lazim

buyur birkac örnek vereyim

gercekten arastirma yapilmasi gereken ve arastirdikca birseyler ögrenilen bir konu.

bu tür mezar taslarini sadece türklerde bulabilirsin..dünyada hicbir toplum, mezar taslarina bu tür tas ve sekil koymaz

Kadınlara ait mezar taşlarında ise ev eşyaları şekilleri, dokuma tezgahı, şiş herek, çatal, ibrik, leğen, tarak, tepsi fincan, kandil motifleri, iğne, sap, küskü gibi resimlerin yapıldığı görülmektedir.

Ayrıca; horoz-tavuk motifi, çite leylek veya tavus kuşu motifleri, şahin, yılan, üzerlik otu ve kır çiçekleri motiflerin olması; hekim, afsuncu ve avcı gibi ölenleri ya da ruhu göğe ağanları betimlemektedir

piramses
10.07.05, 21:22
bu tür mezar taslarini sadece türklerde bulabilirsin..dünyada hicbir toplum, mezar taslarina bu tür tas ve sekil koymaz






Eminmisin? bana bu her ulusta rastlanabilecek normal bir durum gibi geliyor

dertli4u
10.07.05, 23:16
Eminmisin? bana bu her ulusta rastlanabilecek normal bir durum gibi geliyor

evet eminim..her ulus buna benzer seyler koymus olabilir ama, türklerde, toplumun degisik katmanlarinin her biri ile ilgili degisik sekiller koyulmustur.

zamanin olursa, alman mezarliklarini ve kiliselerdeki eski lahitleri incelemeni tavsiye ederim.

eski alman mezar taslarinda, sadece dini ve mezhebi farkliliklarla ilgili ve bir de soyluluk derecesi ile ilgili sekiller bulabilirsin..yeni alman mezarlari da hemen hemen aynidir.

eski türk mezarlarinda ise, kadin veya erkek oldugu, ya da milli özellikleri ile ilgili sekiller bulursun...ve bu sekiller ortaasyada da aynidir, anadoluda da..kafkaslarda da, macaristanda da..kazakistanda buldugun koc basi figürünü bulgaristandaki türk mezarinda da görürsün.

****

neyse, ben arkeolog degilim, sadece bilebildigim kadarini yazdim.

selamlar

dertli4u
11.07.05, 00:38
zazalar meselesine devam edelim;



CELALEDDİN HARZEMŞAH VE ZAZALAR

Cemşid Bender Kürtlerin bir kısmının HORASAN'dan (TÜRK diyarından) geldiğini kabul eder,.. Kürtler'in HORASAN'da da ZAZACA konuştuklarını söyler!.. Hicri 700 yılını verir...(Teori, sayı 10) (cemsid bender, alevilik konusunda bircok eser kaleme almistir)

Bu tarih tam olarak miladi 1300 yılına denk gelir. Yani Osmanlı Devleti'nin kuruluş tarihi demektir.

Aslında yarım yamalak anlatmak istediği, 1220'lerde Cengiz Han'ın HARZEMŞAHLAR Devleti'ni yıkması sonucu, CELALEDDİN HARZEMŞAH'ın bölge Türkleri ile Anadolu'ya sığınmasıdır!..

Bender bu kişilere "Horasan Kürtleri" der ama, "Kardu Kürtleri'nin Zağros Dağlarında Milad'dan önce kaybolup, 2000 yıl sonra Horasan yaylalarında nasıl ortaya çıktığı"nı bir türlü açıklamaz!...

Hemen ekliyelim: Harzemşahlar Devleti, BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU'nun doğu parçası üzerine yöre valisi ADSIZ tarafından kurulmuş bir devlettir.

Ondan önce bölgede KARAHITAYLAR, SAMANLILAR, ALPTEKİNLER, SEVÜKTEKİNLER gibi hep Türk devletleri vardı.

Ahmed Yesevi, Hacı Bektaş, Mevlana da hep Harzemşah ülkesinde yaşıyorlardı... Harzemşahlar ADSIZ, ANUŞTEKİN, TEKEŞ gibi adlar taşıyan hükümdarları ile, katıksız bir Türk devleti idi!..

1221'de Cengiz'in Harzem ülkesini istila etmesi sonucu, bu kişilerin torunu ve Terken Hatun'un oğlu olan Celaleddin Harzemşah tahta geçemedi. Önce Hindistan'a kaçtı. Cengiz'in ölümü üzerine de İran'a geçerek etrafına Türkler'i ve İranlıları topladı.

Cengiz oğullarının takibine maruz kaldığı için Anadolu'ya geldi. Binbir maceradan sonra Tunceli(Dersim) dağlarında bir Kürt köylüsü tarafından öldürüldü. (1231)

Ancak Celaleddin ile gelmiş olan Horasanlı Türkler ve İranlılar bölgeye yerleştiler ve şimdinin ZAZA halkını oluşturdular.

Bu kişiler de kendilerini Kürt saymaz!..

Celaleddin Harzemşah adlı bu Türk hükümdarının mezarı ise, hem Dersim Alevileri hem de Zazalar arasında yatır muamelesi gören SULTAN BABA TÜRBESİ oldu!
(Rıza Nur, Türk Tarihi, cilt 2)



****

Cemşid Bender'in ve tüm Kürt ayırımcıların gözlerden sakladığı gerçek şudur ki, Herat ile Gazne arasındaki diyara GUR ülkesi denir. Firdevsi'ye Şehname'yi yazdıracak kadar hoşgörülü Türk hakanı Gazneli Mahmud'un valisi Muhammed, burada GURLULAR devletini kurmuş; MUHAMMED GUR HAN adını almıştı. (1187)

1300'lere kadar varlığını sürdüren bu GUR halkının bir kısmı, Celaleddin Harzemşah ile birlikte Anadolu'ya gelmişti.

İşte Cemşid Bender'in "Horasan Kürtleri" ile kastettiği bu HORASAN GURLARI'dır!...

Yine tekrarlıyoruz: UR-GUR-TUR-GUZ-OĞUZ-UZ farkı olmadığı gibi, bunların incelmişi ve çoğulu olan KÜR-T ile TÜR-K arasında da fark yoktur!..

Bu yüzdendir ki, Güneydoğu'daki Kürtler'e ek olarak Orta Asya'da bir Kürt boyu, Macarlar arasında da bir Kürt oymağı vardır. Bunların hepsi birbiri ile akrabadır. HORASAN GURLARI, halis OĞUZ TÜRKLERİ'ndendir.

dertli4u
11.07.05, 00:43
birde meselenin siyasi/tarihi gecmisine bakalim;



YAVUZ SULTAN SELİM VE İDRİS BİTLİSİ

Kürt ayırımcılar Kürtler adına bir şey yapamayınca, Aleviler adına dövünmeye başlarlar ve hemen Yavuz Sultan Selim'i suçlarlar.



Halbuki hem Kürtler hem de Aleviler bilmelidir ki, eğer Yavuz Sultan Selim Çaldıran'da galip gelmeseydi (1514), Şah İsmail bölgede hakim olacak, belki Anadolu'da Osmanlılar'ın yerine alacak ve sonunda biz İranlı olacaktık!..

Bugün de Humeyni tipi bir idarenin altında pek çok değerimizi yitirmiş olarak yaşamaya çalışacaktık!..

İran etkisinin ne demek olduğunu çok iyi bilen İdris Bitlisi, işte bu sebepledir ki, 25 kadar Kürt aşiretinin Osmanlılar'a bağlanmasını sağlamış, bu yolla aşiretlere de bazı imtiyazlar elde etmişti.

Bu tarihten itibaren KÜRT kelimesinin, DAĞ GÖÇEBESİ anlamında kullanılması yaygınlaşmıştır.

Yavuz Selim bu durumu göz önünde tutarak batıdan DOĞUYA Türkmen aşiretlerini nakletmiş, onların Kürt aşiretler ile karışarak İran Şiiliğine karşı bir duvar oluşturmalarını amaçlamıştı.

YÜRÜK kelimesi de bu tarihten sonra OVA GÖÇMENİ anlamına kullanılmıştır.

Ne yazık ki, arkasından gelen Kanuni Sultan Süleyman zamanında başlıyan ekonomik sıkıntılar, Devlet'in Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile gereği gibi ilgilenmesini önlemiş, bu dağlık bölgedeki Türkmenler zamanla özelliklerini kaybetmişler, ama tam anlamıyla da Kürtleşmemişlerdir.

Böylece Celaleddin Harzemşah'ın Zazalarından sonra, Türkmen kökenli Dersimliler ortaya çıkmıştır. Dersimliler kendilerini Kürt saymaz!... (Dr. Rıza Nur, aynı eser)

İdris Bitlisi'ye gelince, Kürt ayırımcılar tarafından ihanetle suçlanan bu kişi, aslında Kürt bile değildir!... Şimdi de her doğulunun Kürt olmadığı gibi!..

İdris Bitlisi pek çok konuda Türkçe, Arapça, Farsça eserler vermiş; ama bir kelime bile Kürtçe yazmamıştır!.. Türkçe'si de sonradan öğrenmiş olamıyacağı kadar düzgündür. (Mehmet Bayraktar, Bitlisli İdris)

dertli4u
11.07.05, 01:36
zazaca hakkinda biraz bilgi;



*****



Dil bölücüleri tarafından Kürtçe dil çatısı altında toplanmaya çalışılan Zazaca’nın gramer yapısı ve kelime haznesinin çok farklı olması, Kürt dil birliğini sağlanmasındaki en büyük engeli oluşturmaktadır.

Zira bu Kürtçü dil çalışmaları sırasında Zazalar, Zaza-Kurmanç dil farklılığını bilmelerinin yanı sıra Kurmanç olmadıklarının da bilmekte ve Kurmançça ile, Kürtçe genel başlığı altında birleşmeyi istememektedirler.

TÜRKÇE’nin İstanbul ağzındaki kelimelerinin ZAZA ve KURMANÇÇA ağızlarında bulunan karşılıklarına örnekler:


KURMANÇ ....... ZAZA ...... STANDART TÜRKÇE
Dar a hejır ........... Incıl-er ............. İncir ağacı
Dar a aluc ............. Sınz-er ............. Alıç ağacı
Dar a guz ............. Goz er .............. Koz (ceviz) ağacı
dar................. ağaç (OSMANLICA)
Dış Balt uz ................. baldız ................. Baldız
Hevling ................ Bacaneğ .................... Bacanak
Hani ................Ban ................ Ev, hane
Divar ................ Dis ................... Duvar
Sepe ................. Dizo ................ Sehpa
Mevok .................. Gocak ................ Gobça, düğme
Neynık ................ Eyne ................ Ayna
Kurtan .............. Palun ............... Semer, palan
Şur ............... Kıliç ................ Kılıç
Tewr ............... Kazme ................ Kazma
Şene ................. Tırpun ............... Tırpan
Damok .............. Hazmıg ................. Damak
Dıl ............. Zer ................ Gönül, dil
Baran .............. Vart ............. Boran
Derya .............. Dengız ............ Deniz, derya
Gır ............. Tepe ............... Tepe
Nizar ................. Zıme .................. Mezar
Sıkeft ............... Mığara ................ Mağara
Seher ................. Wesere ................ Seher
Meh ............... Esmor ................ Mah-ay
Doh ................ Vizir ................... Dün
Zıl .............. Kamış ............. Kamış
Dıri ................ Teli ................. Diken
Kau ................. Marol ........ Marul
Sımbıl ..... Weşe .... Sümbül
Nok ..... Neha .... Nohut
Hejir ..... Incıl .... İncir
Kalık ..... Tole ..... Kabuk
Penbu ...... Peme ..... Pamuk
Ka ....... Sımer ....... Somon
Sor ...... Kızıl ..... Kızıl, kırmızı
Reş ..... Siye ....... Siyah
Buhar ........ Wesar ....... Bahar
Daraş ........ Kertal ....... Kartal
Feruc ...... Varlık ...... Piliç
Çicık ...... Lir ....... Civciv
se ...... Kutık ...... Köpek
Tori ..... Çekel ....... Çakal
Gur ..... Cınawır ....... Kurt
Kuli ....... Çırçele ...... Çekirge
Dupışk ....... Ekrep ..... Akrep
Ayar ...... poste ...... Post


***


DIMILLI AĞZI


Bütün TÜRK lehçeleri gibi DIMILLI da, OSMANLI TÜRKÇESİ’nin bozulmasından, okumamış, dağlı, şehir medeniyetine ulaşamamış basit yaşayışlı kişilerin ağzında kelimelerin basitleştirilmesinden meydana gelmiştir.


Meselâ :


Tembel --------------Temel
Tembih -------- Tembe ,Teme
Şembe ------------------------------- Şeme (Cumartesi)

XIX. Asırda yazılmış bir Farsça belgede "Dunbeli, Kızılbaş taifesinden sayılan bir Kürt kabilesidir. Hepsi TÜRKÇE konuşurlar," denilmektedir. (Deng Dergisi s. 22, 1992)

Aslında burada belirtilmek istenen, Dunbeli (Dımıllı) halkının Alevi, dağlı, göçebe bir TÜRK aşireti olduğudur. DIMILLI dil yapısı, Hint-Avrupai değil, URAL-ALTAY’dır. Yani fiil sondadır.


Meselâ :


Mi say de lafeld. ----------------- Dımıllı ağzı
Min sev de lewik. -------------- Kurmanç ağzı
Ben oğlana elme verdim. ---- TÜRKÇE
I gave an apple to the boy. -- İngilizce

***

Kemâli ra vafe. -------------------- Dımıllı ağzı
Jı Kemâl re befe ----------------- Kurmanç ağzı
Kemâl’e söyle --------------------- TÜRKÇE
Tell Kemâl -------------------------- İngilizce

Burada, tamamen TÜRKÇE'nin özelliği olan ^B-V değişimini", Kurmanç-Dımıllı ağızlarında görüyoruz.



Meselâa :


Ehmedi nan ward. ----------------Dımıllı ağzı
Ehmed nan hwar.----------------- Kurmanç ağzı
Ahmet ekmek yedi. -------------- TÜRKÇE
Ahmet ate bread. ----------------- İngilizce

Türkiye bu konunun kültürel önemini kavramış olmalı, ve her türlü tedbiri almalıdır. Dil araştırmalarının ortaya koyduğu gerçek budur.



Netice-i kelâm; Kürtler, Ortadoğu’daki komşu kültürlerin etkisiyle asıllarından dil itibarıyla başkalaşıma uğramış TÜRK toplumlarıdır. Anadolu Kürt boylarına TÜRKÇE’yi yeniden öğretmek, onları dil itibarıyla da asıllarına döndürmek demek olacaktır.

Dünyadaki sayısız örnekleriyle de görüldüğü gibi, sadece dil faktörünün bir toplumu ayrı bir millet ve ayrı bir devlet oluşturmaya yetmeyeceği tarihi ve bilimsel bir gerçektir.

Dil başlı başına bir devlet kurmaya yeterli değilken, bünyesinde farklı dilleri barındıran toplumların bir millet oluşturabileceğini de görmekteyiz... Çin, A.B.D. ve Hindistan bunun en iyi örneğidir.
TÜRK dilinin genel problemleri çözümlendiği, TÜRKÇE dünya dilleri ailesinde hak ettiği yeri alabildiği oranda, Anadolu dil birliği ile ilgili problemler de çözüme kavuşturulmuş olacaktır. TÜRK lehçe ve şivelerinin karşılıklı lügatlarının hazırlanması, TÜRKÇE’nin genel gramer kurallarını içeren eserlerin yapılması, zamana ve coğrafi dağılıma göre TÜRK dil özelliklerinin gösterdiği gelişme seyrinin belirlenmesi; TÜRK dil birliğini sağlarken, ANADOLU TÜRKÇESİ'nin de kendi içerisinde bütünleşmesini sağlayacaktır.

dertli4u
11.07.05, 01:54
zazalar hakkinda bilgilere devam edelim;

*****



Bütün Aleviler etnik olarak Türkmen'dir. Dil Babadan ogula geçen bir gen
degildir aynen siyasi fikir gibi sonradan ögrenilir. Elalemin Almani Rusu bunlari Zaza Kürt yapiyor diye bizde
öyle yapmak zorunda degiliz. Biraz daha bilgili olalim lütfen...

Zaza sünni yerleşik bır halktır Dersimli kendine Zaza demez bunu kullanan yeni yetme bir kac ilticacıdir . Yaslı bır Dersımlı Alevıye sen Zazasın veya kürtsün dersen hakaret kabul eder ve sana kufreder.

Alman antropolog Felix Von Luscan 1911 yılında yayınladıgı "The early
inhabitants of westen asia" Journal of Royal Anthropoloical İnstitute, 41
sayfa : 221-224 de Anadolu'da yaptıgı kafatası ve külturel incelemeler
sonuda su tespıtte bulunmus. Anadolu'da ki tüm sekter Alevi-Bektaşi
gruplarıni incelediginde su sonuca varmıs :

"Dinlerını korumus (Alevilikten bahsedıyor) bu yüzden yabancılarla dış
evlilikten kaçınmış, böylece eskı karakteristik özelliklerini korumuş olan,
eski homejen bir nüfusun arada kalanlarını temsil ettigını söyleyerek bitirir.
Von luscan 1911 sayfa 232.


Alevilik-bektaşilik : Türkmen-Oguzların Islamıyetı algılama ve uygulama
biçimidir ve eski Türk dinleri olan samanızmın manhaızmın izlerını tasır yanı
Alevılıgı sadece Islama acıklayamazsın şamanizmin üstune Islamıyetın
gıydırılmesıdır.



Pir Ahmet Dikme işte bu tarihsel alt yapıyı bilerek kalkıp şöyle yazabiliyor: "Munzur dediği dağın güney yakasında bir tek Kürt yoktur. Orada yaşayan Şeyhhasan aşireti tamamen Horasan kökenli Türkmenler’dir. Daha doğuya, Pülümür'e doğru gelindiğinde ise, Areli, Lolanlı, Şahvelanlı, Kemanlı, Çerekanlı ve daha bir çok aşiret oturmaktadır Bu aşiretlerden hiç biri Kürt değildir. Tamamı Türk kökenli aşiretlerdir. Ben bu konuyu her platformda tartışmaya hazırım." diyor 1937 doğumlu bugün 63 yaşında olan Pir Ahmet Dikme Dede.

heytec
29.11.09, 05:15
Aktüel bir konu