PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Gerçek Müslümanlar... gerçek Osmanlı Devleti...



DeLaHoya
15.07.05, 15:44
Bırakın adamlar mezarında rahat uyusun!

Türker Alkan (talkan@media.ankara.edu.tr)

(1104 kişi okudu)



Çetin Altan'ın ünlendirdiği bir deyiş var: 'Türk'ün Türk'e propagandası!' Çok yerinde bir saptama olduğu için de tuttu, sık sık kullanılır oldu.
Benim bu ifadeye bir itirazım yok. Haklıdır, yerindedir. Fakat, yeterli değildir. Gerçekleri kendi öznel perspektifimize göre çarpıtma alışkanlığımız sadece 'Türklük' propagandasından ibaret değil ki.



Müslümanların Müslümanlara propagandası da benzer bir tutumu sergilemez mi? Siz hiç 'gerçek Müslümanların' yolsuzluk yaptığını, cinayet işlediğini, dolandırıcılık yaptığını gördünüz mü? 'Gerçek Türkler' gibi, 'gerçek Müslümanların' da başka insanlara benzemeyen eşsiz ve taklit edilemez bir üstünlüğü vardır.



Hele 'gerçek Türklüğü' ve 'gerçek Müslümanlığı' bünyesinde birleştiren 'gerçek Osmanlıcılık' yok mu, işte onunla kimse baş edemez. Gerçek Osmanlıcılar tarihte eşi benzeri görülmemiş bir devlet kurmuşlar. Adalet, eşitlik, özgürlük, insani değerlere saygı, bilime ve sanata değer verme... Her iyi şey bu imparatorlukta imiş. O kadar, o kadar iyiymişiz ki, savaşa giderken üzüm yediğimiz bağlara yediklerimizin ücretini bir teşekkür notuyla bırakır da gidermişiz. Yiğit yeniçerilerimiz ve kahraman sipahilerimiz hiç kadınlara tecavüz etmezmiş. Neredeyse laik denecek bir din özgürlüğü varmış. Bizim toprak fethetmek için savaşmamıza bile gerek yokmuş. Osmanlı'nın adil ve fazıl yönetimine hayran kalan küffar kendiliğinden gelip bizim tab'amız olmak için yalvar yakar olurmuş. 'Ahh' dermiş, 'bizim feodal beyimiz çok zalim, vergileriyle bizi inim inim inletiyor. N'olur bizi alın, Osmanlı devletinin bir parçası yapın da rahat bir nefes alalım!' Yedi iklimin sultanı olan Osmanlı padişahı kaşlarını hafifçe çatarak, 'Durun bekleme listeme bir bakiim' dermiş (şimdi AB'nin bize yaptığı gibi), 'sırada beklemeniz gerekecek. Sizden önce Sırplarla Hırvatların başvurusu var.
Onların giriş muamelelerini bitirmeden sizi alamayız!'



Bunları okudukça insan hayranlık ve şaşkınlık içinde kalıyor. Ve ister istemez aklına şu soru takılıyor: Madem bu kadar iyi ve üstün meziyetleri olan bir devletti, neden gümbürdeyip gitti acaba? İşte bunu bilmek zor. Pek ikna edici bir açıklaması da yok.

Özellikle Müslüman devletlerin sıkıntıda olduğu dönemlerde bu 'Osmanlıcılık propagandası' kınından çıkar: 'Ne yaman devlettin sen ey Osmanlı! Eşin menendin bulunmazdı. Nerdee şimdi öyle devletler!'


Birkaç gün önce gene gazetelerimizden birisi manşet yapmış: "Osmanlıdan beri Ortadoğu'da hiç barış olmadı!"
Ne dersiniz, bundan şöyle bir sonuç mu çıkarmak gerekiyor: Ortadoğu'da (hatta bütün İslam dünyasında) barışı ve huzuru sağlamanın tek yolu Osmanlı devletinin tekrar yaratılmasıdır mı diyeceğiz?



Böyle bir şey mümkün olmadığına göre, sık sık yinelenen bu 'Osmanlı barışı' sözünün amacı nedir? Meraklısına anımsatmakta yarar var: 'Osmanlı barışından' daha büyük ve uzun ömürlü olan barış 'Roma barışı' (pax Romana) idi. Her imparatorluk, kendi sınırları içinde barışı sağlamak zorundadır ve bunun için farklı etnik ve dini toplulukların varlığını kabul eder.
Ama sınırları dışında kalan kavimlerle de sürekli bir savaş halindedir. Sınırları içinde barışı sağlayan Osmanlı, sınır boylarında sürekli bir savaşı sürdürüp gidiyordu.



Ne çabuk unuttuk: "Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!"



Bırakın Osmanlı'yı, mezarında rahat uyusun!



http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=158732 (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=158732)

EFE1987
15.07.05, 16:14
Bazi Insanlar Osmanliya Kurban olsunlar