PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Inanmiyorum ya,Diyarbakir da Megafonla Kürt federasyonu talep ediyorlar



kanki
17.07.05, 01:20
Başkanlığını Şeyh Sait’in torunu Abdulmelik Fırat’ın yaptığı Hak ve Özgürlükler Partisi’nden bir grup, elde megafon, Diyarbakır’ın Ofis semtinde Kürt federasyonu için imza topluyor. Toplanan imzalar, 3 Ekim görüşmelerinden hemen önce AB ülkelerine gönderilecek.
DİYARBAKIR’ın Ofis Semti’nde stand kuran ve ağırlıklı olarak Hak ve Özgürlükler Partisi’ne mensup kişilerden oluşan 10 kişilik grup, üzerinde Kürtçe ve Türkçe ‘Kürdüm, tarafım, talep ediyorum’ yazıları bulunan tişörtler giyerek, elde megafon, ‘Türk-Kürt Federasyonu’ için imza toplamaya başladı. Genel Başkanlığı’nı eski milletvekili Abdülmelik Fırat’ın (İrticacı Kürt isyanından 1925 yılında idam edilen Şeyh Sait’in torunu) yaptığı Hak ve Özgürlükler Partisi’nin Diyarbakır İl Başkanı Halis Nezan, imza kampanyasını başlatmalarındaki amaçlarının Irak benzeri bir federatif yapının Türkiye’de de kurulması olduğunu söyledi. Nezan, isteklerini şöyle sıraladı:


Yıllardır Kürt, Kürdistan kelimesi telafuz edilemiyordu. Biz Kürt ana diliyle ilköğretimden üniversite sonuna kadar eğitim yapılmasını istiyoruz. Kürdistan dediğimiz bölgede mutlaka Türkçe ile birlikte Kürtçe eğitim de verilmelidir.

27 Mayıs 1960 darbesinden sonra bir çok Kürt yerleşim biriminin değiştirilen isimleri geri verilmeli.

AB ülkelerinin bir çoğunda federal bir yapı vardır. Ayrıca Türkiye burnumuzun dibindeki 100-200 bin nüfuslu Kıbrıs için federasyon istiyorsa, 20-25 milyon nüfusu bulunan Kürtlerin de bu tür masumane talebini karşılamalıdır.

Nezan, toplayacakları imzaları 3 Ekim 2005 müzakere tarihinden önce AB yetkili organları, Birleşmiş Milletler, AB’nin Türkiye’de bulunan 25 ülke büyükelçisi ile TBMM’ye verip federasyonla ilgili taleplerini dile getireceklerini söyledi.

İmza topluyorlar

Diyarbakır’ın Ofis Semti’nde her akşamüstü kurulan stantta, faaliyeti mahkemece durdurulan Kürd-Der’in sözcüsü İbrahim Güçlü, elindeki megafonla, yoldan geçen vatandaşlardan ‘Federasyon’ kampanyasına destek istiyor. Güçlü, Kürtçe ‘Kürt haklarını almak için sen de bir imza at’ diye sesleniyor. Kampanyacılar, Kürtçe ve Türkçe ‘Kurd ım, aligirım, daxwazharım - Kürdüm, tarafım, talep ediyorum’ yazılı tişörtler giyiyorlar.

http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~2@nvid~605280,00.asp
------------------------------------
Bu rezillige nasil izin veriyorlar , bu nasil terbiyesizlik .Basbakan , ic isleri bakani uyuyormu ? Askeriye uyuyor mu ? savcilik uyuyor mu ? Diyarbakirda neler oluyor arkadaslar yoksa Diyarbakir coktan kürdistanin baskenti ilan edildi bizin mi haberimiz yok ..

Gök Türk
17.07.05, 01:31
Basbakan , ic isleri bakani uyuyormu ?

Evet!


Askeriye uyuyor mu ?

Evet!


savcilik uyuyor mu ?

Evet!

Kanki artık AB uğruna herşeye izin veriyoruz. Birileri çıkıp Sex Said’i anma törenleri yapıyor, birileri “Kürt federasyonu” için imza topluyor, birileride bebek katili aponun AB tarafından “Kürt ulusunun” önderi olarak kabul edilmesi için imza topluyor.

Umarım o Sex Said’in torununun sonunun aynı dedesininki gibi olur…

TOZKOPARAN
17.07.05, 10:53
Bu hepsi bir uzun zincirin halkasi. Adamlarin simdi petrolu da var burda ne kaldi tabii ki toprak. Adamlar türkiyeye bagliligida hic kalmaz petrol sayesinde.

AMA BENIM DEDIGIM GENE CIKACAK. TÜRIYE BU KONUDA IS SAVASA DOGRU GIDIYOR AMA BEN BU SAVASDAN SONRA FERAHLIK VE BIR BÜTÜN TÜRKIYE GÖRÜYORUM.

Gökcen
17.07.05, 11:17
astari verdik yüzünü aldilar bakalim daha neler olacak

uyu türkiyem uyu..30bin sehit verdikden sonra uyanirsan cok gec olur

TOZKOPARAN
17.07.05, 12:44
Sanki adamlar kuzey irakla yetincek mi.
Oder anders gefragt sanki bizim kürtler sessiz mi kalacak wenn im norden des iraks ein kurdistan gebaut wird.
Türkiye anarchieye sürürklenir öyle birsey olsa kuzey irakta.

JE MEHR MITLEID DU HAST DESTO MEHR WIRST DU VERLIEREN.Schau was mit uns passiert ist als wir die Kurden die aus dem Irak geflüchtet sind beschützt haben. Sie spucken auf deine Vorstellung für ein vereintes Irak. NAMKÖR INSANLAR.

kanki
17.07.05, 13:03
Sanki adamlar kuzey irakla yetincek mi.
Oder anders gefragt sanki bizim kürtler sessiz mi kalacak wenn im norden des iraks ein kurdistan gebaut wird.
Türkiye anarchieye sürürklenir öyle birsey olsa kuzey irakta.

JE MEHR MITLEID DU HAST DESTO MEHR WIRST DU VERLIEREN.Schau was mit uns passiert ist als wir die Kurden die aus dem Irak geflüchtet sind beschützt haben. Sie spucken auf deine Vorstellung für ein vereintes Irak. NAMKÖR INSANLAR.

planlari bence iki asamali olacak . önce Amerika amndasi altinda kuzey irakta bir kürt federasyonu sonrda türkiye icinde ...

TOZKOPARAN
17.07.05, 13:21
Tamam o zaman geriye kalan topragada artik türkiye diyemezsin.

Planlari öyle ise biz buna nasil karsi koyacagiz. Bence cok kolay. Ilk basta 1.Türkiyenin kuzeyinden güneyin bir askeri serit veya sinir koyacaksin .
2. Ve ordan artik terrörist avina baslatacaksin.
3. Serit gün gün doguya ileleyecek ve onlarin hepsini güneydogu anadoluda sikistiracaksin.
4. Ve ondan sonrasi tabiiki en basiti. Hepsini öldüreceksin.
5.Ondan sonra Kuzey iraka gecip o iki kürt baslari barzani ve talabaniyi yok edeceksin. Ve pesmergenin soyunu kaziyacaksin.


Bunlarin hepsi ne zaman olduktan sonra türkiye cumhuriyeti ferahliga kavusacak

Caution
17.07.05, 13:23
planlari bence iki asamali olacak . önce Amerika amndasi altinda kuzey irakta bir kürt federasyonu sonrda türkiye icinde ...

Ecevitin dedigi gibi, biz Iraka girmezsek, Irak bize girer.

kanki
17.07.05, 13:32
Ecevitin dedigi gibi, biz Iraka girmezsek, Irak bize girer.
su anda daha Türkiye sinirlarina dahil .Bakin arkadaslar

-önce kuzey irakda bir kürt fedarasyonu kurulacak
-zamanla bu fedarasyon bagimsizligini ilan edecek ve irakdan ayrilacak
-Baskent önce kerkük olacak
-Ardindan Türkiye de yasayan Kürt vatandaslar ayaklandirilacak
-Yugoslavya gibi bir ic savasa sürüklenecegiz
-Avrupa ve Amerika biraz izleceyek sonra müdahale decek
-Ayni Yugoslavya gibi nufusa göre bölgeler yeniden sekillendirilecek
-Tabi nunlarin olmasi belki 30 veya 50 yili alacak
-O zaman kadar kádar zaten Türk nufusu doguda azinliga dusmus olacak
-Kuzay irakdaki bölgelere kurdistan haritasindaki türk bölgelerde katilacak
-Baskent Diyarbakir ilan edilecek....

ne dersiniz ?

Caution
17.07.05, 14:10
su anda daha Türkiye sinirlarina dahil .Bakin arkadaslar

-önce kuzey irakda bir kürt fedarasyonu kurulacak
-zamanla bu fedarasyon bagimsizligini ilan edecek ve irakdan ayrilacak
-Baskent önce kerkük olacak
-Ardindan Türkiye de yasayan Kürt vatandaslar ayaklandirilacak
-Yugoslavya gibi bir ic savasa sürüklenecegiz
-Avrupa ve Amerika biraz izleceyek sonra müdahale decek
-Ayni Yugoslavya gibi nufusa göre bölgeler yeniden sekillendirilecek
-Tabi nunlarin olmasi belki 30 veya 50 yili alacak
-O zaman kadar kádar zaten Türk nufusu doguda azinliga dusmus olacak
-Kuzay irakdaki bölgelere kurdistan haritasindaki türk bölgelerde katilacak
-Baskent Diyarbakir ilan edilecek....

ne dersiniz ?

Böylede olabilir.

* 2005/2006 yillarinda Türkiyede askeri junta basa gecer. Binlerce Hadepli+AKPliler hapisi boylar. Tüm siyasi partiler kapatilir. 2.ci Ordu Iraka saldirir, ve bir süre orada kalir.
* Özellestirmeyi durdurmak.
* Tüm Türkler elbirigi ile Türkiyeyi kalkindirmaya mahkum tutulurlar. 9 saatlik normal is süresi haricinde ek olarak 4 saat ülkeyi-kalkindirma-islerinde calistirilirlar, 15-65 yas arasi herkes. Bu isler, su anki yollari, kanalisasyonlari, tüm altyapiyi yikip, yerine daha saglam yollar, zemini "Almanyadaki gibi" deniz kumu+tas-veya betondösemeli daha sonra asfalt kapli olmali.
Onbinlece kilometrelik otoyol agi örülmesi. Türkiyenin kirac topraklarini, yani %40 elbirligi ile yesillendirmek.
* 2007/2008 yillarinda her vatandasimiza bir asgari gelirli is hakki tanimak. Asgari Ücreti Brüt 450, net 300 YTL ye indirmek. Tüm meslek gruplarini sosyal sisteme tabi tutmak.
* Yolsuzluk yapanlari en yüksek cezalara carptirmak. Maaliyecilerin maasini %300 arttirmak. Personeli %100 arttirmak.
* Feodal sistemi yasaklamak. Kanunlara uymayanlari agir sekilde cezalandirmak.
* Cocuklarini okula göndermeyen vekilleri 5 ile 10 yil hapis ile agir sekilde cezalandirmak, cocuklarini ellerinden almak.
2015 yilina kadar: Tüm ic ve dis borclari bütce gelir fazlasiyla ödemis olmak, ileriye dönük yatirimlari (egitim, altyapi) tamalamis olmak.
* 2016 yilinda: Iraktaki demokratik sivil yönetimi enstalle ettikten sonra cekilmek, arti ankarayida sivil yönetime birakmak

Ne var yani, bir on sene. Sonra kimse Türkiyenin kilina dokunamaz.

Ay_Dogar
17.07.05, 15:36
Asirlardir asi Türkmen sehirleri olan Kerkük ve mosulu kaybettigimizi artik kabullenmemiz lazim.Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en agir yenilgisini almistir.
Kürdistan kurulmaz diye kendimizi uyutmiyalim,adamlar pasaportlara koskocam damga vurmaya basladi bile.
Sonrada sira güneydogu illerine gelecek,barzani soysuzu parti kurma calismalarina basladi Türkiyede,bizim arab hükümetin tepki bile göstermedi.
Caution yazdiklarin mantikli ama ayrilikci gücleri böyle durduramazsin.
Ben sahsen sadece iki secenek görüyorum.
Ya ayrilikci kürtler kuzey iraka gönderilecek yada yeniden sinirlarimiz kücelecek.

Detan
17.07.05, 16:14
Asirlardir asi Türkmen sehirleri olan Kerkük ve mosulu kaybettigimizi artik kabullenmemiz lazim.Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en agir yenilgisini almistir.
Kürdistan kurulmaz diye kendimizi uyutmiyalim,adamlar pasaportlara koskocam damga vurmaya basladi bile.
Sonrada sira güneydogu illerine gelecek,barzani soysuzu parti kurma calismalarina basladi Türkiyede,bizim arab hükümetin tepki bile göstermedi.
Caution yazdiklarin mantikli ama ayrilikci gücleri böyle durduramazsin.
Ben sahsen sadece iki secenek görüyorum.
Ya ayrilikci kürtler kuzey iraka gönderilecek yada yeniden sinirlarimiz kücelecek.

Barzanin parti calismalarin basadini ilk defa duyorum. Ama akp hükemti altinda böyle bir gaf beni sasirtmaz zaten.

Acaba kaynak varmi?

Deniz5
17.07.05, 16:41
Bence Türkiye Iraktakti araplari desteklesin. Bagimzsiz olmak isteyen Kürtleri hedef göstererek, onlari birbirine düsman etmelidir. Maksat irakta ic savasi cikarmak, onlar birbirini yesinler, bizde iki tarafi akilli olmasina cagirida bulunup, genede bi tarafi destekliyelim. Birakalim artikin dürüst olmayi, dürüst ola ola hep basimiz belada.

dertli4u
17.07.05, 20:21
Bence Türkiye Iraktakti araplari desteklesin. Bagimzsiz olmak isteyen Kürtleri hedef göstererek, onlari birbirine düsman etmelidir. Maksat irakta ic savasi cikarmak, onlar birbirini yesinler, bizde iki tarafi akilli olmasina cagirida bulunup, genede bi tarafi destekliyelim. Birakalim artikin dürüst olmayi, dürüst ola ola hep basimiz belada.

zaten, iraktaki sunni ve sii araplarin ulemasi, gectigimiz aylarda, ortak mektup yazdilar barzaniye..ve mektubun sonunda su cümle var.

"haindiniz, hain kaldiniz.birgün amerikanlar gider, o zaman bu yaptiklarinizin hesabi sorulur"

****

abdülhamitin dis siyasetini arastirmanizi tavsiye ederim..cok enteresandir..
osmanli devletinin sinirlarini 33 sene boyunca korumus ve sinirlarimiz disindaki bütün ayrilikci hareketlere destek vermistir:D

*****

devletler ilk önce kendi milli menfaatlerini korurlar, korumalidirlar...

heytec
01.05.09, 00:52
BARZANİ AİLESİNİN İLGİNÇ BAĞLANTILARI

Irak Kürtleri I.Körfez Savaşına giden yolda önemli bir rol oynadılar, çünkü onların ayrılıkçı hareketi ve bağımsızlık talepleri ve Batı ile ortak hareket etme istekleri Batının Irak’ı zayıflatma isteği ve politikası ile örtüşüyordu. Bu sayede Arap Dünyasının liderliğini ele geçirmek için girişimlerde bulunan ve her fırsatta İsrail’e rakip olan Irak yoldan çekilecekti.1

Kuzey Iraktaki bu problemin kaynağı I. Dünya Savaşı yılları idi. Batılı devletler Osmanlı İmparatorluğunu zayıflatmak için bu topluluklara otonomi (bağımsızlık değil, özerklik) sözü vermişlerdi.

Sürekli bölge dışı güçlere dayanarak karışıklık çıkarma ve kazanımlarını arttırma amacında olan Irak Kürtleri 1922 – 1923, 1931 – 1932, 1943, 1961 – 1975, 1980 ve 1991’de ayaklanmışlardır. Bunlara Abdüsselam Barzani tarafından I. Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin yanında yer alarak çıkardığı isyan da eklenebilir. (isyanın amacı açıktır; Iraktaki Osmanlı Kuvvetlerini meşgul ederek İngiliz ilerlemesinin kolaylaşmasını sağlamak) Fakat Abdüsselam fazla bir başarı gösterememiş, Osmanlı Kuvvetleri isyanı bastırması akabinde idam edilmiştir.2 (Barzanların Türkiye aleyhtarlığının sebebi de bu şekilde ortaya çıkmaktadır.) Abdüsselam’ın idamından sonra yerine kardeşi Ahmet geçmiştir. Ahmet de abisinin yolundan başarı ile gittiği için İngilizler tarafından ödüllendirilmiş ve 1918’den itibaren hakimiyeti altındaki saha genişletilmiştir.

Barzanlar, savaş sonrasında da İngilizlere yardımcı olmaya devam etmişler; 1922’de Irak Devletinin İngiliz Mandasını kabul etmesini sağlamak için isyan etmeleri istenmiş, karşılığında vaat edilenler oldukça cazip olmalı ki bu isteği hemen yerine getirmişlerdir. 1931 yılında Irak Devletinin İngiltere ile Savunma Antlaşması imzalaması için yeniden baskı unsuru olarak kullanılmışlardır; Barzanlar tekrar isyan etmiş, 1932’de anlaşma imzalanınca isyan da sona ermiştir.

Kuzeyde Barzanların sürekli huzursuzluk çıkarmasından bıkan Irak devleti buradaki kontrolünü güçlendirme ihtiyacı duymuş ve bu yönde girişimlerde bulunmuştur. Fakat bu girişimlerinin sonucunun kendileri için hayırlı olmayacağını bilen Barzanlar Irak Devletinin merkezi yönetimi güçlendirme isteğine karşı çıkmışlar ve bu girişimlerin önünü kesebilmek için yeniden isyan etmişlerdir. Fakat isyan kısa sürede bastırılmıştır. Yenilen isyancılar, Ahmet ve Mustafa Barzani başta olmak üzere, Türkiyeye sığınmışlar, 1933 yılında Irak Devleti genel af ilan edene kadar da Türkiyede kalmışlardır.3

1941 yılında Irakta İngiliz İşgaline karşı çıkan ayaklanmada İngilizler sadık müttefikleri Mustafa Barzani’den yeniden yardım istediler. Irak Ordusunun meşgul edilmesi için gerekli olan isyan 1943 yılında İngilizlerin de onayı ile başladı, ama Irak Devleti tarafından kısa sürede bastırıldı. Zaten isyana da gerek kalmamıştı, çünkü Irakta İngiliz yanlısı olan Nuri El Said idareyi ele geçirmişti. Bunun üzerine Bağdattaki İngiliz Büyükelçisi Molla Mustafa Barzaniye isyanı sona erdirmesini rica eden!!! bir mektup gönderdi. Barzaninin cevabı ise oldukça manidardı; Molla Mustafa Barzani İngiliz Büyükelçisinin emirlerine uyacaktı.4 Ama yıllarca süren her fırsatta isyan etme alışkanlık haline gelmiş olacak ki, Barzani ve adamları Rusya desteğinde kurulan Mahabad Cumhuriyetini desteklemek için İran’a geçtiler. Mustafa Barzani bu kısa süre yaşayan kukla devlette savunma Bakanı oldu. Ama 1946’da Mahabattaki isyan İran tarafından bastırılınca ortada kalan Barzani SSCB’ne gitmek zorunda kaldı. Burada da 1958 yılına kadar, Irak Devletbaşkanı Kasım geri dönmesine izin verene kadar, kaldı.5

1958 Devriminden hemen sonra, Kasım’ın İran’ın Huzistan bölgesi ve Kuveytte Osmanlı Dönemindeki sınırları kaynak göstererek hak iddia etmesi, Batı ile olan ikili ilişkilerin hızla bozulmasına sebep oldu.6 İranda Musaddık hadisesini yeni sona erdirmiş olan Batı bu bölgedeki kendi anladığı ve kabul ettiği ve anladığı anlamdaki istikrarı kimsenin bozmasını istemiyordu.

Kasım’ın Ortadoğuda Sovyet ilerlemesini durdurmada önemli bir bariyer, kuşak oluşturma çabası olarak görülen Bağdat Paktından ayrılması ise ilişkilerin daha da gerginleşmesine sebep oldu. Üstüne üstlük Irak Devleti Batılı petrol şirketleri tarafından işletilen tüm arazilerin devletleştirilmesi yönünde karar alınca yeni bir isyanın çıkması kaçınılmaz oldu.

Irakta 1961 Eylülünde patlak veren isyanı İran, İngiltere ve Barzani önderliğindeki Kürt aşiret reisleri destekledi. Ağalar ve aşiret reisleri de isyanı destekledi, çünkü Irak devletine ve Kasım’a kızgındılar; arazileri 1958 yılında çıkan Toprak Reformu Kanunu ile kamulaştırılmış ve topraksız köylülere dağıtılmıştı. 1975 Martına kadar sürecek olan isyan 1963 yılında Irak Devleti Kürt Bölgesine otonomi verince kısa bir süre için durdu. Fakat bunu Bedirhanlıların Cizre Beyliği türünde küçük bir krallık kurma hülyasında olan Barzani kabul etmedi. Görünürdeki sebepleri de Kuzey Iraktaki özerk bölgenin sınırları içerisine petrol merkezi Kerkük’ün dahil edilmemiş olmaması idi.7

devami var

heytec
01.05.09, 00:53
1975 yılına kadar süren bu isyan sırasında Barzani’nin İran üzerinden ABD ve İsrail’den yardım aldığı bilinen bir gerçektir. Fakat buna ek olarak SSCB de Soğuk Savaş rekabetine rağmen kendi kampında yer alan Irak’a silah ambargosu uygulayarak dolaylı yoldan da olsa ABD ile birlikte hareket etmiştir.8 Yapılan bu baskılardan bunalan Irak, anlaşmazlığın görünürdeki sebebi olan Kuveyt ve Huzistan bölgesi üzerindeki hak iddialarından 1975’te İranla yaptığı Cezayir Antlaşması ile vazgeçmiştir. Fakat , uygulanan ambargo ve Kürt İsyanı ile yapılan yıpratma savaşının sebebinin Batının bölgedeki çıkarlarının tehdit edilmesi olduğu açıktır. Başta ABD olmak üzere batılı şirketler bu bölge kaynakları üzerinde istedikleri gibi tasarrufta bulunabilmeli, kullanmalıdırlar. Aksi bir durum istikrarın bozulmasına, Batıdaki istikrarın bozulmasına sebep olacağı için istenmeyen bir gelişmedir ve oldukça da tehlikelidir.

1975 Cezayir Antlaşması sonucunda İran Kuzey Irak Kürtlerine vereceği desteği keseceğini, 1974 yılında işgal ettiği Sa’id Saad ve Zeyn El Kavs’tan çekileceğini kabul etti. Ayrıca Şattül Arap suyolundaki sınır anlaşmazlığın da sınır Talveg (nehrin tam orta yerinden geçtiği varsayılan hayali çizgi) olarak belirlenmesi ile aşılmasına karar verildi.9 Birkaç hafta sonra da Kürt İsyanı sona erdi. Fakat bu Kuzey Irak Kürtleri arasında görüş ayrılıklarını da gündeme getirdi: Irak Devleti ile Molla Mustafa Barzani’nin Amerikan ve İsrail yardımının kesilmesi üzerine anlaşmaya varmasını Celal Talabani öndeliğinde bir grup kabul etmedi. Bu grup Barzani’nin Kürdistan Demokrat(?) Partisinden (KDP) ayrılıp Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) adında Marksist çizgide yeni bir oluşuma gittiler. KYB’ne göre isyan devam ettirilmeli idi. Bu kapsamda 1980 İran – Irak savaşına kadar da kendi küçük isyanlarını devam ettirmeye çalıştılar.

İran – Irak Savaşının patlak vermesi ile İran tarafında yer alan KYB, Irak Devletine karşı olan isyanını sürdürme imkanı buldu. Buna bu sıralarda Mustafa Barzani’nin yerine geçen Mesut Barzani önderliğindeki Kürt Koalisyonu da katıldı. Kürt Koalisyonu İran Ordusunun 1983’te Hac Ümran, 1987’de Mevt ve 1988’de Halepçe’ye yönelik saldırılarına da destek verdiler.10

Kuzey Irakta olağan hale gelen bu karışıklık ve kargaşa I. Körfez Savaşında tekrar başladı. Daha önce babasının ABD’nin eyaleti olma isteğini unutmayan Mesut Barzani ABD’nin yanında yer aldı; gerek Barzani gerekse de Talabani ABD’nin vaatlerine inanarak Savaş sonrasında 1991 yılı Mart ayında Irak’a karşı tekrar ayaklandılar. Fakat Körfez Savaşında ciddi bir zayiat vermiş olan Irak Ordusu, ordu içindeki Kürtlerin de isyancılara katılmasına rağmen, birkaç günde ayaklanmayı bastırdı. İsyana katılanlar liderlerini bırakarak, hatırlanacağı üzere Türkiye ve İran’a kaçtılar. Başta bir iç isyan çıkarak Irak Hükümetini devirmek istiyormuş gibi bir intiba oluşturan ABD, asıl planı olan bölgede güvenli, merkezi hükümetten bağımsız ve denetimsiz bir bölge oluşturma planı gerçekleştirmek için girişimlerde bulunmak için uygun fırsatı ve ortamı bu sayede oluşturmuş oldu. Bu kapsamda Irak Devletini, ordusunun Kuzeyde 36. paraleli geçmemesi konusunda uyardı. Bunun sonucunda bu bölge “Güvenli Bölge” halini aldı. Güvenli bölgeyi korumak için de, o sırada Türkiye’de bulunan NATO güçlerinden bir görev kuvveti tesis edildi.11 Dönemin Cumhurbaşkanı olan ve Musul – Kerkük Fatihi ve petrol zengini olma hayalleri kuran (hatırlanacağı üzere 1 koyup 3 alacaktı.) T. Özal tarafından Türkiyeyi başlarda olası bir Irak saldırısından korumak için davet edilen ! NATO gücü kısa sürede bir devriye ve saldırı gücü haline getirildi. Kamuoyunda Çekiç Güç olarak adlandırılan bu gücün icraatlerinden her zaman rahatsızlık duyuldu. Bugün içinse bölgede kurulacak yeni bir kukla devletin erken doğumunu önlemek için oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

Türkiye ve İran gibi Irak’ı da rahatsız eden bu gelişmeler yüzünden S. Hüseyin 18 Nisan 1991’de Erbil’i ziyaret etti ve isyana katılanlara af ilan etti. Bunun üzerine KYB ve KDP otonomi konusunda Bağdatla görüşmeye başladılar ama görüşmeler kısa sürede sona erdi. Celal Talabani hocası Mustafa Barzani gibi Kerkük konusunda ısrar ediyordu. Çünkü çevresindeki güçleri bir arada tutmak için paraya ihtiyacı olduğunu iyi biliyordu. Ayrıca ayrı bir devlet kurmak istemelerinin altında yatan temel saik bölgenin zenginliklerini kendi hesaplarına kullanmak olduğu açıktı.

Kürtler ve Saddam Hüseyin arasındaki görüşmelerin kesilmesi üzerine devlet kademesinde yer alan Kürtler görevlerinden uzaklaştırılmaya, tasfiye edilmeye başlandı. (Türkmenler, daha doğrusu Irak Türkleri zaten potansiyel Türk ajanı olarak görüldükleri için bu kademelere alınmıyorlardı.) Buna karşılık Kürtler 19 Mayıs 1992’de Amerikalıların ve İngilizlerin koruması altında bir göstermelik bir seçim yaparak bu harekete karşılık verdiler. Bu seçime Irakta son yaşanan seçimlerde olduğu gibi, bölgede yaşayan, toprakları işgal edilen ama görmezlikten gelinmeye çalışılan Türkler ve diğer gruplar alınmadı. Seçim sonucunda oluşturulan Kürdistan Milli Meclisi 4 Haziran 1992’de Erbil’de toplandı. 4 Ekimde de Meclis Irak sınırları içinde federal bir devlet kurduklarını ilan etti. Bu açıklama komşu ülkelerde hiç de iyi karşılanmadı.12

devami var

heytec
01.05.09, 00:53
KÜRTLERE AMERİKAN VE İSRAİL DESTEĞİ

Irak, 1948 yılında Filistinlilerin yanında israil’e karşı savaş girdiği için İsrail de buna karşılık Kürt İsyanlarını destekleyerek Irakta rövanşı almaya çalıştı. Buna ek olarak Kürtler Iraktaki Yahudilerin İsrail’e göçünde de köprü olarak kullanıldılar. Ayrıca her yönden düşman Arap toplulukları ile çevrili olan ve Arap olmayan gruplardan kendisine müttefik arayan İsrail için Kuzey Irakta, diğer devletler arasında sıkışmış ve kendini yalnız hisseden bir Kürt Devletinden daha iyi müttefik olamazdı. İsrail, en çok ihtiyaç duyduğu doğal kaynaklardan su ve petrolü de buradan temin edebilirdi, çünkü Kürtlerin paraya olan düşkünlüğü dini saiklerin bu işin önüne geçmesine engel olacağı biliniyordu. Burada en büyük handikap ise coğrafi bir bağlantısı olmayan İsrail ve Kuzey Irak’ın bu bağlantıyı nasıl kuracağı idi. Bunun için zayıf bir Irak ve Suriyenin olması gerektiği açıktı. Ya da doğrudan toprak işgali ve İngilizlerin çizdiği sınırların değişmesi ile bu bağlantı sağlanabilirdi. Ama bunun için İsrailin kendi bölgesini dahi iskân etmeye yeterli nüfusu yoktu, o yüzden de zamanı gelene kadar buralara yayılamazdı. Fakat Müslüman olmaları nedeni ile Kürtler daha az tepki çekebilirdi ve bu yüzden bu plan Kürtler tarafından başarılması gereken bir girişim olacaktı.

Bu bağlamda İsrail Kürtlerle irtibatı ilk kez 1962 yılında Şimon Peres, Barzaninin temsilcisi Kamuran Ali Bedirhan13 ile Cenevrede Uluslararası Sosyalist Konvansiyonunda buluştuğunda kurdu. Bunu 1963 yılında iki İsrailli askeri danışmanın Peşmergeleri eğitmek için Kuzey Irak’a gönderilmesi takip etti. 1965’te de ilk Kürt gerilla grubu eğitilmek için İsrail’e getirildi. Aynı yıl İsrail, Barzaninin güçlerine silah yardımı yapmaya başladı. 1966 yılı sonunda da İsrail Maliye Bakan Yardımcısı Arieh Eliyav beraberinde askeri ve sivil uzmanlardan oluşan bir delegasyon ile Barzaniyi Kuzey Irakta ziyaret etti.14 Yapılan yardımlardan duyduğu memnuniyeti göstermek için Barzani de İsrail’i 1967 Altıgün Savaşında elde ettiği başarıdan dolayı kutladı. (Dönemin İsrail Başbakanı olan Menahim Begin Barzaninin İsrail savaş sırasında desteklediğini ifade etmiştir; Çünkü 1967 Altıgün savaşı sırasında Barzani güçleri geniş çaplı bir saldırı başlatmış, bu sayede Irak Suriye ve Ürdün’ün yardımına gidememiştir.)15

Barzani ilk kez 1967 yılında İsrail’e gitmiş ve yaptığı ziyaret sırasında Levi Eşkol, Abba Eban, Moshe Dayan, Şimon Peres, Golda Meir ve Menahim Begin gibi dönemin idarecileri ile görüşmüş, ayrıca İsrailli gazetecilere mülakatlar vermiştir. Ama ziyaret gizli olduğu için bu mülakatlar ve İsrail’in Kürt İsyanına olan desteği ile ilgili yazılar sansürlenmiştir.16 Bu tutuma rağmen Barzani kendine gösterilen ilgiden oldukça memnun olmuş, Devletbaşkanı gibi muamele edildiğini düşünmekten kendini alamamıştır.

Bu gizli geziden sonra ilişkiler daha de gelişmiş, 1971 yılında Mossad Başkanı Zvi Zamir Barzani ile daha fazla Yahudinin İsraile getirilmesine yardımcı olması için görüşmüştür.

Barzani 1973’te İsrail’i ikinci kez ziyaret etmiş ve ilk gezisinde olduğu gibi İsrail’in önde gelen isimlerince (Golda Meir, Moşe Dayan, Yigal Allon, Menahim Begin ve Zvi Zamir) kabul edilmiştir.17 Bu gezi sırasında İsrail Barzani’nin Peşmergelerine askeri yardım ve eğitim vermeyi kabul etmiştir. Buna ek olarak Barzani’ye aylık 50.000 $ yardım! yapılmasına karar verilmiştir.18

Bu bonkörlüğün karşılığı olarak 1970 – 1973 yılları arasında Mesut Barzani 5.000 Irak Yahudisinin İsrail’e gönderilmesinde yardımcı olmuştur.

1973’te ise Kuzeyde isyan devam ederken baba Molla Mustafa Barzani eğer Kerkükteki petrol sahasının kontrolü kendisine verilirse işletmesini bir Amerikan Şirketine vereceğini ilan etti ama Amerika’dan beklediği olumlu cevabı alamadı. Çünkü Vietnam’da ciddi şekilde köşeye sıkışmış olan ABD bunu çözmeden başka bir yerde sonunun ne olacağı pek kestirilemeyen yeni bir maceraya girişmek istemiyordu. Mustafa Barzani destek bulmak ümidi ile 1977’de Amerika’ya gitti. İki yıl sonra da orada öldü.

1977’de ABD gelir gelmez ilk yaptığı iş ise ABD Senatosu New York Temsilcisi Stephen Solarz’la görüşmek oldu.

Amerikalılara gelince, Sovyet yörüngesine yaklaşan Irak’ı daha kolay kontrol edebilmek için İngilizlerin isyanları araç olarak kullanma politikasını olduğu gibi benimsediler. Fakat doğrudan erişimleri olmadığı için önce İran ve İsrail’i, Körfez Savaşında sonra ise Türkiye’yi aracı olarak kullandılar. Örnekle açıklamak icap ederse: 1961 yılında çıkan İsyanın başlarında Molla Mustafa Barzani başarılı olamadı ve İran’a sığındı. Burada kendisine Amerikalıların desteği ile bir radyo istasyonu, matbaa, Peşmergelere ideolojik ve askeri eğitim vermek için bir kamp kuruldu. Ayrıca istihbarat desteği de sağlandı. İran ayrıca ABD ve İsrail’in yardımlarının da Barzani’ye ulaştırılmasını sağladı. (Fakat bu hareketin Bumerang Etkisi yıllar sonra ortaya PKK’nın İran versiyonu PJAK olarak çıktı. Bu bölgede kurulan kamplardan bazı fikirler etrafındaki bölgelere yayıldı ve zamanla taban buldu. Bu yüzden “Rüzgar ekenin fırtına biçeceği” sözü siyaseten de doğrulanmış oldu.)

Öyle ki, 1969 yılında Barzani’nin ABD’nden aldığı yardım 14 Milyon $ ulaşmıştı. Bundaki amaç oldukça basitti, Irak’ı zayıflatmak ve meşgul etmek için Kürt İsyanı devam etmeli idi. Ama Kürtler daha ileri gitmemeliydi, sadece Irak’ın kaynaklarını tüketmeliydiler. Çünkü daha fazla güçlenirlerse Türkiye ve İran’ın dolayısıyla da Ortadoğu ve Ön Asya’nın istikrarını bozabilirlerdi.19

devami var

heytec
01.05.09, 00:55
ABD, Irak petrol endüstrisini milleştirme kararı alınca daha önce yüzüstü bıraktığı Kürtlere destek sağlanması konusunu tekrar gündeme getirdi. Nixon yönetimi yeni çıkan Kürt isyanı ile Iraktaki rejimi devirmeyi planlıyordu. Rejim değişince hem ABD hem de diğer ülkeler Irak’a geri dönebilirdi.20 Bu amaçla SSCB’ne giden Nixon, gezi dönüşünde Washington’a iner inmez Maliye Bakanı John Connally 16 Milyon $ ile Tahran’a gönderdi. Para SSCB ikna edildiği için Barzani’ye aktarılacaktı.

Bunu ihtiyaç duydukları malzemeler ve yardım konusu görüşmek isteyen Kürt delegasyonunun Washington’u ziyareti izledi.21

1974 yılı 11 Martında gelişmelerden iyice endişelenen Irak Devleti Kuzeye otonomi veren yasayı kabul etti ama bu teklif daha önce de belirttiğimiz gibi 2 hafta içinde reddedildi. Çünkü İran ve ABD Barzaniye teklifi kabul etmemesi yönünde telkinde bulunmuşlardı. Bunun üzerine aldığı destekle Barzani teklifi reddetti ve kontrolündeki 100.000 kişilik güç ile Kamu kurumlarına ve devlet yanlısı Kürt aşiretlerine saldırdı. Irak Devleti buna karşılık verdi ama bu sefer isyancıların daha iyi teçhiz edilip eğitildiklerini hemen anladı. Bu yüzden de isyancılardan daha çok arkasında yer alan güçlerle anlaşmaya çalıştı. Öncelikli olarak da İran’ın ikna edilmesi gerektiği açıktı.

Bu girişimler sonucunda daha önce de belirttiğimiz gibi, İran’la Irak arasında 6 Mart 1975’te Cezayir Antlaşması imzalandı. Anlaşmadan iki gün sonra Irak Ordusu büyük bir saldırı başlattı ve tüm isyan 1 hafta içinde bastırıldı. Barzani bir kaz daha kendisinin bir piyon olduğunu, şartlar olgunlaşınca rahatlıkla harcanabileceğini ve kazançlarını bir anda kaybedebileceğini acı bir şekilde anladı. Bu yüzden Peşmergelerle birlikte savaşan İran askerlerinin geri çekilmesinden sonra, 21 Martta Merkezi hükümetle bir ateşkes antlaşması imzaladı. Barzani de adet edindiği üzere İran’ a kaçtı.

Sonuç olarak, tamamıyla kendi çıkarlarını azamileştirme açısından en kısa ve kestirme yol olarak gördükleri Devletleşme sürecini elde etmek için Kuzey Irak Kürtleri ve diğerleri 20. yüzyılın başından beri uğraşmaktadırlar. (Sevr Antlaşması ile kendilerine verileceğini düşündükleri yerlerde bir Ermenistan olması planlandığını ise ısrarla anlamak istememektedirler.) Bu uğraşı ve girişimler Kendi Kaderini/Geleceğini Tayin Hakkı çerçevesinde haklı görülebilir ama çoğu formel göçlerle ele geçirilen bölgelerin yüzyıllardır kendi toprakları olduğu iddiası asılsızdır. Ayrıca Kürdistan olarak lanse edilen bölge nüfusu homojen değildir. En başta Türkler olmak üzere, diğer gruplar tedhiş ve terörle baskı altında tutulmakta, kendi kültürlerin, geliştirmelerine ve aynen Kuzey Irak Kürtleri gibi Kendi Kaderini/Geleceğini Tayin Haklarına saygı gösterilmemektedir.

Ayrıca ortak bir dili, tarih geleneği ve kültürel birikimi olmayan toplulukların Balkanlardaki Yugoslavya örneğinde olduğu gibi zorla birleştirilmesi Batı için değil ama bu topluluklar ve bölge için ciddi problemler doğuracaktır.

Zaten halen aşiret yapısı ve anlayışını aşıp, uluslaşma sürecine girememiş bu grupları genel olarak bir devlet çatısı nasıl toplanacakları, toplansalar dahi despot bir idare tarafından yönetilmeleri ve sürekli kontrol altında tutulmaları gerekeceği, merkezi hükümetin mali (vergi toplama vb.) ve güvenlik gibi hizmetlerinde ise ciddi anlaşmazlıklar çıkacağı aşikardır. O yüzden de bu türden bir yapılanmanın ABD’ndeki bazı kaynakların iddia ettiği gibi demokratik bir devlet olamayacağı açıktır.

Bu bağlamda olacaklara Barzani ailesinin ama özellikle de Molla Mustafa Barzaninin hayatı güzel bir örnek olabilir ve ilgilenenlere bir fikir verebilir.

(ekleri bir sonraki iletide)

heytec
01.05.09, 00:56
EKLER :

BARZAN ŞEYHİNİN YAKALANMASI İÇİN MUSUL VİLÂYETİNE YARDIMDA BULUNULMASI

[Musul vilâyetince Barzan şeyhinin yakalanması için başlatılan harekâta yardım edilmesi maksadıyla, masrafları vilâyetçe karşılanmak üzere Van'dan iki tabur ile birlikte top ve mitralyöz gönderilmesi için emir verildiği; ancak söz konusu paranın vilâyetçe ödenmesinin mümkün olmadığı, kış mevsimi ve yolların kötü olması sebebiyle de sevkiyatın durdurulması isteğinde bulunulduğu, bunun üzerine paranın Harbiye Nezâreti'nce ödendiği ve sevkiyatın zaruri olduğu yolunda Dâhiliye Nezâretinden Van Vilâyeti'ne çekilen şifre.]

13 R. 1332 (11 Mart 1914)

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Şifre Kalemi

Van Vilâyeti’nden Gelen Şifre

Müsta‘celdir

Musul vilâyetince Barzan şeyhinin te’dîbine tevessül edildiğinden Van’dan da iki taburun yarın tahrîki lüzûmu Harbiye Nezâret-i Celîlesi’nden fırka kumandanlığına iş‘âr buyurulmuş ve bu iki taburla top ve mitralyözün Musul hudûduna kadar sevki lâ-ekall beş bin liraya mütevakkıf bulunduğundan bugün paranın verilmesi lüzûmu fırkadan bildirilmişdir. Mevcûd sanduk otuz bin guruşdan ibâret olup, ağnâm ta‘dâdı münâsebetiyle umûm tahsildârân da vazîfe-i ta‘dâd ile meşgûl olduklarından nisan ibtidâsına kadar bu vilâyetce tahsîlât imkânı yokdur. Fırkaya mensûb tabur ve hudûd bölükleriyle jandarma alayının otuz bin lira matlûbları vardır. Vilâyetçe yalnız erzâk-ı askeriyyenin te’mîni çâresine bakıldığından mevzû‘-ı bahs harekât-ı askeriyyeye beş pâre verilmesi imkânı olmadığını fırkaya cevâben yazdım. Sevkiyyât-ı askeriyyenin te’hîrinden kat‘iyyen mes’ûl olunacağından bahisle mürâca‘atlarını tekrâr etdiler.Van-Musul hudûdu sekiz gün olup iki taburla topların yalnız masârıf-ı nakliyyesi iki bin lira râddesindedir. Binâ’en-aleyh harekât-ı askeriyyeyi te’hîr etmemek içün on bin liranın telgrafla i‘tâsına müsâ‘ade buyurulması ehemmiyetle müsterhamdır.

Fî 25 Şubat sene [1]329 Vâlî

Tahsin

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Şifre Kalemi

Van Vilâyeti’nden vârid olan şifredir

Kış mevsiminin şiddetle icrâ-yı ahkâm etdiğinden ve asker arasında hastalık hüküm-fermâ olduğundan bahisle Barzan şeyhine â’id harekât-ı te’dîbiyyenin müstakillen Musul Kolordusunca icrâsı kâbil olup olmadığı vilâyeti müşârun-ileyhâdan sorulmuş idi. Alınan cevâb “Barzan şeyhi lütf-i Hakkla On İkinci Kolordu’nun himmetiyle yakında cezâ-yı sezâsını bulacakdır”dan ibâretdir. Şu hâlde buradan iki taburun şu aralık sevki doğru değildir. Arâzîyi kat‘iyyen gördüm, kâ’im-i makâmlarla da bu def‘a muhâbere etdim. Takuravya ve Humaru nâhiyelerinden geçmek imkânı yokdur. Bugün taburlar buradan hareket etse yirmi günde, bir ayda Şemdinân’a vâsıl olabilecekdir. Yollarda köy konak yokdur. Bu hasta asker yollarda kırılır, yazık olur. Barzan şeyhi kat‘iyyen bu tarafa geçemez. Geçse bile Şemdinân’da Gevâr’da birer tabur ayrıca hudûd bölük askerleri vardır, kaçmak imkânı yokdur. Binâ’en-aleyh mâdâm ki Musul vilâyetince de buradan asker sevkine lüzûm kalmamışdır. Der-dest-i hareket bulunan iki taburun hiç değilse daha yirmi gün te’hîr-i sevki askerin sıhhat ve selâmeti nâmına müsterhamdır. Bu husûsu re’sen Enver Paşa hazretlerine de mürâca‘at etdim. Arâzî ve ahvâle ve askerin sıhhatine vukûf-ı tâmmeme istinâden vukû‘ bulan ma‘rûzâtımın nazar-ı ehemmiyyete alınmasını istirhâm ederim.

Fî 25 Şubat sene [1]329 Vâlî

Tahsin

Verilen emri geri almıyorlar. İki bin lira göndermişdir. Sevkleri zarûrîdir.

Dâhiliye Nezâreti

Târîh: 26 Şubat sene [1]329

Van Vilâyeti’ne (şifre)

25 Şubat sene [1]329. İki telgrafınıza cevâbdır. İki bin lira ile te’mîni mümkin olduğu Harbiye Nezâreti’nden bildirilmesine mebnî o mikdar para gönderilmişdir. Verilen emri geri almıyorlar sevkleri zarûrîdir.

[imzâ]

Hasan Fehmi

BOA. DH. KMS, nr. 3/34, Belge sıra nr. 32, 33.22

(devami var)

heytec
01.05.09, 01:02
KAYNAKLAR

Burhaneddin Yasin : Vision or Reality? The Kurds in the Policy of Great Powers, 1941 – 42 , Lund University Press, Lund, İsveç 1995.

Edgar O’Ballance : The Kurdish Struggle: 1920 – 1994, Macmillan Press Ltd., Londra 1996.

Edmund Ghareeb : The Kurdish Question in Iraq, Syracuse University Press, New York 1981.

————————- : “The Roots of Crisis: Iraq and Iran”, Christhopher C. Joyner (Der.) : The Persian Gulf War: Lessons for Strategy, Law and Diplomacy, Greenwood Press, New York 1990 içinde s. 21 – 38.

Fadıl El-Berrak : Mustafa El-Barzani: El Usturah Vel Hakika (Mustafa Barzani: Efsane ve Gerçek), Dar’el Şu’un El Takafia El Amme, Bağdad 1981.

Kenneth R. Timmerman : The Death Lobby : How the West Armied Iraq, Houghton Mifflin Company , New York 1991.

Mahmut Çetin : Kart Kurt Sesleri, İsyancı Bedirhan Beyin Yaramaz Çocukları ve Bir Kardeşlik Poetikası, Marifet Yayınları , İstanbul 2002.

Musul ve Kerkük ile İlgili Arşiv Belgeleri , T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü , Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı, Yayın Nu : 13, Ankara 1993 , internet adresi : http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/musul/2b_75.htm , indirilme tarihi : 19.07.2006.

Nicola El Ferzali (Der.) : Es Sira El Arabi-El Farsi (Arap – Fars Mücadelesi), The Arap World Publications, EMA, Paris 1982, s. 229 – 246.

Rohat Alakom : Şerif Paşa, Bir Kürt Diplomatın Fırtınalı Yılları (1865 – 1951), Avesta – İnceleme : 40/8, Beyoğlu İstanbul 1998.

Sa’ad El Bazzaz : Gulfwar : The Israeli Connection, Dar El Ma’mun, Bağdat 1989.

U.S. Senate Committee on Foreign Relations : War in the Persian Gulf : The U.S. Takes Sides, U.S. Printing Office, Washington 1987.

1 “Sadece birkaç Kürt lider onlara Irak’ı İsrailden uzak tuttukları için onlara yardım ettiğimizi bileceklerdi.” Bkz. Edmund Ghareeb : The Kurdish Question in Iraq, Syracuse University Press, New York 1981, s. 144.

2 Şeyh Abdüsselam Barzaniyi Musul’a vali olarak atanan Süleyman Nazif idam ettirir. Bkz. Rohat Alakom : Şerif Paşa, Bir Kürt Diplomatın Fırtınalı Yılları (1865 – 1951), Avesta – İnceleme : 40/8, Beyoğlu İstanbul 1998, s. 61.

Bkz. Ekler : Abdüsselam Barzaninin yakalanması için İçişleri Bakanlığından (Dahiliye Nezareti) Van Vilayetine çekilen mesaj.

3 Bkz. Ghareeb : The Kurdish Question… , s. 32 – 33. , Ayrıca bkz. Fadıl El-Berrak : Mustafa El-Barzani: El Usturah Vel Hakika (Mustafa Barzani: Efsane ve Gerçek), Dar’el Şu’un El Takafia El Amme, Bağdad 1981, s. 27 – 37 ve 63 – 85.

4 Kendi ifadeleri daha ilginçtir : “Bir oğlun babasının sözünün dinlediği gibi İngiliz Büyükelçisinin sözünü dinleyeceğini ve emirlerini hemen yerine getireceğini ifade etmiştir.” Daha fazla bilgi için bkz. El-Berrak : a.g.e. , s. 98 – 105.

5 Bkz. El-Berrak : a.g.e. , s. 135 – 151. , Ayrıca bkz. Burhaneddin Yasin : Vision or Reality? The Kurds in the Policy of Great Powers, 1941 – 42 , Lund University Press, Lund, İsveç 1995, s. 208 – 219.

6 İran sınırları içinde kalan, İran – Irak Savaşında da yoğun çarpışmaların yaşandığı yerlerden birisi olan Huzistan Bölgesine İranda “Arabistan” da denilir. Adından da anlaşılacağı üzere bölge nüfusunun çoğunluğu Araptır. Huzistan 1925 yılına kadar Şeyh Haz El Bin Merdav tarafından yönetilmiş bir şeyhliktir. 1925 yılından sonra yapılan sınır düzenlemeleri ile İran’a bırakılmıştır.

7 Bkz. El-Berrak : a.g.e. , s. 167 – 178. , Ayrıca bkz. Edgar O’Ballance : The Kurdish Struggle: 1920 – 1994, Macmillan Press Ltd., Londra 1996 , s. 94 ve Ghareeb : The Kurdish Question… , s. 43, 60 – 65.

8 Bkz. Kenneth R. Timmerman : The Death Lobby : How the West Armied Iraq, Houghton Mifflin Company , New York 1991, s. 17 – 19.

9 Şattül Araptaki İran – Irak Sınırı 1913 – 1914 yıllarında yapılan anlaşmalarla çizilmişti. O zaman varılan anlaşmaya göre İran sınır nehrin doğu kıyısından başlayacaktı. Bu nehir boyunca aynı şekilde olacaktı; fakat 1937 yılında yapılan kısmı düzenleme ile sınır Hürremşehir ve Abadan kısımlarında sınırın nehrin ortasından geçmesi kararlaştırıldı. 1975 yılında varılan anlaşma ile bu uygulamanın tüm suyolu boyunca geçerli olması kabul edildi. Bkz. Edmund Ghareeb : “The Roots of Crisis: Iraq and Iran”, Christhopher C. Joyner (Der.) : The Persian Gulf War: Lessons for Strategy, Law and Diplomacy, Greenwood Press, New York 1990 içinde s. 26 – 29 , Ayrıca bkz. Nicola El Ferzali (Der.) : Es Sira El Arabi-El Farsi (Arap – Fars Mücadelesi), The Arap World Publications, EMA, Paris 1982, s. 229 – 246. ve U.S. Senate Committee on Foreign Relations : War in the Persian Gulf : The U.S. Takes Sides, U.S. Printing Office, Washington 1987, s. 7.

10 Bkz. El-Berrak : a.g.e. , s. 269 – 270. , Ayrıca bkz. O’Ballance : a.g.e. , s. 123, 134 – 135.

11 Bu görev gücünün farklı isimleri vardı ; Amerikalılar “Operation Poised Hammer”, İngilizler “Operation Provide Comfort” adını verirken, Türkiyede ise “Çekiç Güç” adıyla anılıyordu. Bkz. O’Ballance : a.g.e. , s. 189.

12 Bkz. O’Ballance : a.g.e. , s. 185 – 202.

13 Bedirhanlılar için bkz. Mahmut Çetin : Kart Kurt Sesleri, İsyancı Bedirhan Beyin Yaramaz Çocukları ve Bir Kardeşlik Poetikası, Marifet Yayınları , İstanbul 2002.

14 Bkz. Ghareeb : The Kurdish Question… , s. 142.

15 Bkz. Ghareeb : The Kurdish Question… , s. 142.

16 9 Kasım 1987’de İsrail gazetesi Maariv Barzaninin 1968 yılında yaptığı İsrail gezisini haber yaptı. Habere göre gezinin amacı İsraille Kürt ayrılıkçı hareketi arasındaki işbirliği ve irtibatı güçlendirmekti. Gezi sırasında Barzani eski dostu Kuzey Iraklı Yahudi David Garai (Ghannu) ile Tiberias’taki evinde görüştü. Yapılan görüşmede Kuzeydeki doğal kaynaklar konusunda konuşuldu; Garai Kuzey Irakta zengin altın yatakları olduğunu iddia etti ; Barzani ise bu iddiayı bir adım ileri taşıdı ve petrol, gümüş, demir, bakır ve kömür olduğunu da ekledi. Ama bunları kullanabilmemiz için önce bir devletimiz olması lazım demeyi de ihmal etmedi. 1973 yılında yaptığı ikinci ziyaretinde ise Barzani Garai’yi tekrar ziyaret etti. Garai’nin evinde bu görüşmede İsrail vatandaşı Kürtler de hazır bulundular. Barzani Moşe Dayan’a düğün hediyesi dahi verdi. Daha fazla bilgi için bkz. El-Berrak : a.g.e. , s. 290 ve 300 – 301.

17 Bkz. El-Berrak : a.g.e. , s. 205 – 253, Ayrıca bkz. Sa’ad El Bazzaz : Gulfwar : The Israeli Connection, Dar El Ma’mun, Bağdat 1989 , s. 136 ve 147 – 148.

18 Bkz. Ghareeb : The Kurdish Question… , s. 143.

19 Bkz. Ghareeb : The Kurdish Question… , s. 138 – 140

20 Bkz. Ghareeb : The Kurdish Question… , s. 140 – 141.

21 Bkz. El-Berrak : a.g.e. , s. 205 – 253. , Ayrıca bkz. Ghareeb : The Kurdish Question… , s. 140 ve O’Ballance : a.g.e. , s. 93.

22 Bkz. Musul ve Kerkük ile İlgili Arşiv Belgeleri , T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü , Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı, Yayın Nu : 13, Ankara 1993 , internet adresi : http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/musul/2b_75.htm , indirilme tarihi : 19.07.2006

Mehmet Erkam KILLIOĞLU

heytec
01.05.09, 01:03
12 Nisan 2007 16:18

DİYARBAKIR´da Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) tarafından düzenlenen ‘1915 Olaylarının İç Yüzü ve Emperyalizmin Ermeni Kartı´ panelinden sonra konuşan

Emekli Korgeneral Müjdeci, “Sayın Barzani eskiden daha akıllıydı. Petrol bittikten sonra herkes bölgeden gidecek. O zaman Barzani’nin Türkiye’ye karşı bir yüzünün kalması lazım” dedi.

ADD tarafından bir turistik otelde düzenlenen panele, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek´in oğlu Mehmet Perinçek ile Emekli Korgeneral Yaşar Müjdeci konuşmacı olarak katıldı. Türkiye´nin sözde Ermeni Soykırımı yasalarına karşı alması gereken önlemlerin tartışıldığı panelden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Emekli Korgeneral Yaşar Müjdeci, Barzani´yi eleştirdi. Emekli Korgeneral Yaşar Müjdeci, Barzani´yi bölgede kuvvet komutanlığı yaptığı dönemler de de tanıdığını ve bazen bir araya geldiklerini anlatarak şöyle konuştu:

“Mesut Barzani o zamanlar daha akıllıydı. Şimdi Amerikalılar´ın yetkisiyle kendi yörüngesinden çıkar gibi hareket etmeye başladı. ABD´nin Türkiye’ye yapmak istediğini şu anda Kuzey Irak’ta kukla Kürt devletini yani Barzani ve Talabani´ye yapmak istediklerinden, etrafında kin ve intikam duygusu meydana getirip, ‘Diğer devletler ABD çekildikten sonra mahfolacak´ fikrini kendilerine yapıştırmak istiyorlar. ‘Suriye, İran, Rusya, Çin ile, Çankaya ile görüşme, bizden başkasına gönül ve meyil verme.´ Aynı oyun Kuzey Irak´ta Barzani ve Talabani´ye de oynandı yani izole ediliyorlar. ABD, kendilerinden başka seçenek olmadığı fikrini onlara empoze etmek suretiyle dediklerinden dışarı çıkmalarına mani olmaya çalışıyorlar. Bu çok tehlikelidir. Yarın ABD gidecektir. Petrol bittikten sonra bölgede kimse kalmayacaktır. Dostlar ve komşu ülkeler yine yan yana kalacak, birlikte yaşıyacaklar. İşte o an için toplulukların, devletlerin, milletlerin birbirlerine dönme anında birbirlerine karşı yüzlerinin olması lazım. Yani birbirlerini kırmamaları lazım. Bunların hiç birine gerek yoktur. ABD bizim babamızın oğlu, anamız, kardeşimiz de değildir. Dışardan 10 bin kilometre uzaktan gelen bölge yabancısıdır.”

Emekli Korgeneral Yaşar Müjdeci, ABD´nin bölgenin ana kaynaklarını sömürdükten sonra çekip gideceğini, bölgede yaşayanlarla başbaşa kalacaklarını anlatırken, “Bunu zamanında Sayın Barzani´ye de bir nebze söylemiştim. Bu konularla ilgili sıkıntılı anlar başladığı anda oradakiler herkes bilmeli ki Türkiye´den başka kendilerine kucak açacak ülke, millet yoktur. Hardal gazından, Saddam´dan kaçıp gelip Türkiye’ye sığınmadılar mı? Kendilerine kucak açmadık mı? Uzun müddet onlara bakmadık mı? Yine öyle olacaktır. İşte o günler geldiğinde Sayın Barzani ve Talabani’nin Türkiye’ye karşı yüzlerinin olması lazım” dedi.

Irak´tan Türkiye´ye yönelik terörist akını olduğu için Türkiye´nin sınır ötesi operasyon hakkı bulunduğunu anlatan Emekli Korgeneral Müjdeci, cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değindi. Emekli Korgeneral Müjdeci, bu konuda şu görüşlerini anlattı:

“Sayın başbakanın yerinde olsam Çankaya´ya çıkmam. Özal ve Demirel´in düştüğü duruma düşecektir. Özal için ‘84 rakımlı tepenin şişmanı´ denmiyordu. Şimdi ne diyecekler sayın Erdoğan´a? ‘Çankaya’daki marazlı, Çankaya’daki hastalıklı´ demiyecekler mi? Adama hergün kriz geçirtirler sonra. AKP Erdoğan´ın gidişiyle de kan kaybedecektir.Bunu da başbakanın nazarı itibare alması lazım. Politika vefasız bir meslektir. Çok çabuk adam eskitir. Adam eskidikten, Köşk´ten düştükten sonra kalan kısım için de yine milletin içinde dolaşma yüzü olmalıdır. Yani itibarını kaybetmemesi lazım. Ben olsam öyle yaparım.”

dertli4u
01.05.09, 01:22
Arkadaslar

asagida size iletecegim yaziyi dikkatlice okur ve kafanizda yorumlarsaniz, göreceksiniz ki, bu terrör belasini biz kendi basimiza kendimiz bela ettik. Ülkemizi 1950 sonrasi yöneten tüm iktidarlar(simdiki de dahil), konuyu tam kavramamis, hata üstüne hata yapmis ve Amerikanin istedigi sekilde davranmis. Batinin ortadogu projesine destek olmusuz.

yaziyi dikkatlice okumaniz dilegiyle.

selamlar

***


BABA BARZANİ"Yİ ATATÜRK KURTARMIŞTI

Büyük Zap Suyu kıyısındaki Barzan Köyü"nden çıkan Mustafa Barzani; babasının Nakşibendi şeyhi olarak elde ettiği gücü, silahlı kuvvete çevirmesini bildi. Kendisi Türkiye"ye, İran"a, Rusya"ya sığındı ve Amerika"da öldü ama oğlu Mesut; şimdi Kürdistan Bölge Başkanı gibi tantanalı bir unvanla anılmaya başlandı

Barzani ailesi bugün Kuzey Irak"ın batı kesimlerini elinde tutuyor. Barzanileri, bölgede bir güç haline getiren isim de Mesut Barzani"nin babası Molla Mustafa Barzani"dir.

Bu aile; Barzan bölgesindeki göçebelerdendir. Yurtları da Barzan köyüdür. Barzani; Barzanlı anlamına gelir. Mustafa Barzani; molla unvanını Nakşibendi tarikatından olması yüzünden elde etmiştir. Gazeteci Lütfü Akdoğan"ın bizzat Mustafa Barzani"nin ağzından aktardığı bilgilere göre; babası Abdürrahim sofu bir insandır ve Nakşibendi"dir. Barzan köyünde bir tekkesi bulunmaktadır. Onun ölümünden sonra rolünü, en büyük oğlu Abdüsselam üstlenmiştir. Abdüsselam, Büyük Zap Suyu vadisindeki Barzan köyüne daha büyük bir tekke inşa eder ve Nakşibendi şeyhi olarak ünü yayılır. Barzan tekkesinde ayinler yapılır ve burası bölgede dinsel merkez haline gelir. Barzaniler, şeyh olarak elde ettikleri saygınlığı; çevrelerindeki köylüleri kendilerine silahlı güç yapmak için kullanırlar.

Birinci Dünya Savaşı başlayınca Barzanlılar devlete asker vermek istemezler. Osmanlı Devleti"nin Musul Valisi Süleyman Nazif Paşa isyankar şeyh Abdüsselam"ı ve diğer Kürt aşiret reislerini yakalayarak Musul Kapısı"nda astırır.

Barzan"daki Nakşibendi tekkesinin şeyhliğini bu kez Ahmed Barzani üstlenir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Irak; petrol bölgesi olduğundan İngilizlerin elinde kalır. Bölgede İngilizlere karşı bir cephe de oluşur. Barzani kardeşler de bu cephede yer alırlar ve 1931 yılında Büyük Zap Suyu"nun sağ kanadını 1700 dolayındaki peşmerge ile ele geçirirler.

TÜRKİYE"YE SIĞINDILAR

Irak"taki İngilizler, Barzani kardeşleri yok etmek üzere harekete geçip 1932"de Ahmed, Sadık ve Mustafa Barzanileri sıkıştırırlar. Irak dağlarında ölümle burun buruna gelen üç kardeş ve 100 kadar peşmerge 23 Haziran 1932"de Türkiye"ye sığınırlar. Mustafa Barzani o günleri şöyle anlatıyor: "Biz, Türkiye"de asılmayı bekliyorduk. Çünkü o tarihlerde İngilizlerle Türkler ve Iraklılar iyi münasebetler kurmuşlardı. Ancak biz seve seve Türkiye"de ölüme gelmiştik. Fakat Türkiye"de beklediğimiz ölüm bizi karşılamadı. Mustafa Kemal bizim himaye edilmemizi emretmişti. Nitekim orada iyi muamele gördük."||Barzaniler; Irak"ta af çıkarılması üzerine ertesi yıl dönerler. Bir yıl sonra silaha sarılıp Ravanduz bölgesini ele geçirirlerse de hükümet kuvvetleri onları dağlara kovalar. 1943 yılına kadar sakinlik sürer.

Molla Mustafa Barzani, 1925 yılında Türkiye"de kopan Şeyh Sait İsyanı ve 1930 Ağrı İsyanı; 1937 Tunceli İsyanı gibi hareketlerle ilgilerinin bulunmadığını da belirtir.

Günümüzün Kürtçüleri ise onu; her hareketin arkasındaki kahraman gibi göstermeye çabalıyorlar.

Halbuki; Mustafa Barzani"nin de anlattığı üzere, kendisi de dahil, çevresindeki insanlar derin yoksulluk içinde yaşıyorlardı. Yağmacılıkla geçinen bu insanların resmi güçlerle başı derde giriyor, onlar da canlarını kurtarmak için dağlara kaçıyorlardı.

2. Dünya Savaşı sonunda İran"ın Mahabat kentinde Kürtler bir cumhuriyet kurdular. Mustafa Barzani kendisini general ilan etti ama bu devletçik bir yıl sürmeden 1947 yılında İran tarafından alaşağı edildi. Yöneticileri asıldı. Mustafa Barzani; 100 adamıyla birlikte Sovyetler Birliği"ne sığınarak canını kurtardı. Bu süreci anlatırken Mustafa Barzani şöyle diyor: "Çoluk çocuklarımızı, karılarımızı Irak dağlarının yamaçlarında kaderin cilvesine terk etmiştik."

Mustafa Barzani Sovyet sınırı içinde Kızıl Ordu"ya girdi ve kendisine orada albay rütbesi verildi.

Irak"ta rejim değişikliği üzerine Mustafa Barzani 1958 yılında memleketine döndü. Sovyetler Birliği onu Irak hükümeti üzerinde bir baskı aracı olarak kullandı. Bu süreçte İsrail de Mustafa Barzani ile ilişki kurdu. Barzani 1967 ve 1973 yıllarında İsrail"e giderek orada özel görüşmeler yaptı. Bugün İsrail, Kuzey Irak"ta bulunuyorsa; temeli işte bu özel işbirliğinde yatmaktadır.

1970"lerin başında bu kez İran; Mustafa Barzani"yi Irak"a karşı kullandı. İsyan eden Barzani"ye İran 1975"te yardımı kesince Irak ordusu Barzani peşmergelerini ezdi. Bunun üzerine Mustafa Barzani İran üzerinden Amerika"ya geçti ve 1979 yılında orada öldü.||Başlangıçta toprak bir mezarda yatan Mustafa Barzani için şimdi oğlu Mesut Barzani 10 milyon dolara bir anıtmezar yaptırmaktadır.

KÜRTÇÜLÜK AĞIR BASTI

Barzanilerin eşkıya eylemleri 1943"ten başlamak üzere artık milliyetçi bir içeriğe de kavuşur. Irak ordusundaki bazı Kürt subaylar kaçarak onun peşmerge birliklerine katılırlar.Diyor ki: " Bazen İngiliz temsilcilerini, bazen Rus temsilcilerini, bazen Irak hükümet temsilcilerini karşımıza alıyor; bunlarla geleceğimiz hakkında tartışmalara girişyorduk. Tabii bütün ilişkilerimiz gizli oluyordu. Irak hudutları içinde kendi kendimizi idare edecek, namus ve şerefimizi koruyacak bir idare sistemini talep etmekte haklıydık."

Barzanilerin bundan sonraki eylemleri bu amaç doğrultusunda ortaya konulmuştur. Kürt devleti kurmak...

ABD"Yİ İHANETLE SUÇLAMIŞ

Molla Mustafa Barzani, 30 yıl önce Başkan Jimmy Carter"a gönderdiği mektupta ABD ile ilk işbirliğinde nasıl hüsrana uğradığını yazmış. Barzani mektuplarında, otonomi hakkı ve sürgündeki Kürtler"in Irak"a dönebilmelerinin de sağlanmasını isterken, eski ABD yönetimini ve İran"ı kendilerine verdikleri sözleri tutmadıkları için ihanetle suçluyor. Barzani"nin bu mektuplarında Carter ve Kongre üyeleriyle görüşme talebinde bulunduğu ancak bu isteğine asla olumlu yanıt alamadığı ortaya çıkıyor.

Babası Beyaz Saray"a giremese bile oğlu Mesut orada ağırlanarak ve sırtı sıvazlanarak bu arzu Cumhuriyetçi bir Başkan olan Bush tarafından yerine getirilmiştir.

BARZANİLER YAHUDİ Mİ?

Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles California Üniversitesi"nde öğretim üyeliği yapan Prof. Yona Sabar"ın, 1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan "The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology" (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) isimli kitabı Barzanilerin soyu ile ilgili çarpıcı bilgiler içeriyor. Prof. Sabar"ın verdiği bilgiye göre, Kuzey Irak"ta 16 ve 17. yüzyılda Barzani ailesine mensup hahamlar Yahudi eğitim kurumları oluşturmuşlardı. Bu aileden Haham Nathanel Barzani, bölgede seçkin bir kütüphaneye de sahipti. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani"ye miras kalmıştı. Amerikan Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani"nin kızı Asenath Barzani"dir.

Tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanilerinin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. Ahmet Uçar"ın Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul"dan Selanik"e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs"e sürgün edildiğini gösteriyor.
Mustafa Barzani"nin İsrail ile sıkı ilişki kurması, bu Yahudilik iddiasını daha da kuvvetlendirmektedir.

BARZANİ"Yİ TÜRKİYE DE DESTEKLEMİŞ

Lütfü Akdoğan; Adalet Partisi milletvekili ve gazeteci olarak 1967 yılında Irak"a gider.Dönemin Irak Başbakanı Tahir Yahya kendisine özetle şunları söyler:"Sayın Süleyman Demirel Bağdat"a geldiği zaman, bu konuda bize yardımcı olmasını ondan da rica ettim. İlgileneceğini söyledi. Aldığımız istihbari bilgilere göre, sizin ülkenizin doğusundan Barzani"ye büyük yardımlar sağlanmaktadır. Ülkenizden bol miktarda para, un ve hayvan bağışı yapılmaktadır. Şayet siz yardımı keserseniz, biz Barzani"yi ve Barzani"nin güçlerini 24 saat içinde imha ederiz. Fakat görüyorum ki hükümetiniz, halen Türkiye"nin doğusundan Barzani"ye bol miktarda yardım gitmesine göz yummaktadır. Keza Rusya"dan gelen silahlar da Türkiye üzerinden Barzani"ye ulaşmaktadır. Bunu ciddi bir şekilde önlemeniz gerekmektedir. Bu Kürt meselesini el ele halletmek mecburiyetindeyiz.
(Kaynak kitap: Molla Mustafa Barzani Anlatıyor)

AMERİKANCI MESUT BARZANI

Molla Mustafa Barzani"nin yerine geçen oğlu Mesut Barzani; Kuzey Irak"ta kurulmasına çalışılan Kürdistan"ın devlet başkanlığına seçildi. ABD"nin planladığı bu gelişme Erbil"de sevinç gösterileriyle karşılandı. Mesut Barzani"nin egemenlik bölgesini Erbil, Dohuk ve Süleymaniye bölgeleri oluşturuyor.59 yaşındaki Barzani, Farsça ve Arapçayı da çok iyi konuşuyor. 8 çocuğu olan Irak Kürdistanı Demokrat Partisi(IKDP) liderinin "Barzani ve Kürt Kurtuluş Hareketi" adlı 4 ciltlik bir kitabı bulunuyor.

Barzani etkisi bugün Güneydoğu Anadolu"da dikkat çekecek ölçüde artmış bulunmaktadır. ABD"nin Irak"ı işgal etme sürecinde bölgede bu ülke ile kayıtsız şartsız işbirliği yapan Kürtler; şimdi Mesut Barzani"nin liderliğinde, Amerikan desteği ile bir Kürt Devleti kurmanın mücadelesini veriyorlar.

Bugün yaşadığımız terör belası da işte bu sürecin eseridir.

Kürtler; daha önceleri olduğu üzere yine bir emperyalist güçle işbirliği yaparak komşu halkların düşmanlıklarını üzerlerine çekmiş bulunuyorlar. Geçmişte, masum sayılan bu işbirliği, şimdi emperyalizme maşalık yapmak olarak görülüyor. Bu durum; Kürtlerin geleceğini de tehdit eden bir etmen olarak uç veriyor.

CELAL TALABANİ Kuzey Irak"ın İran tarafına da Talabani aşireti hakimdir. Bu egemenliği de Celal Talabani sağlamıştır.1933"te doğan Talabani, siyasi kariyerine 1950"lerde Kürdistan Demokrat Partisi"nin (IKDP) öğrenci kanadının kurucusu ve lideri olarak başladı.Celal Talabani; IKDP lideri Mustafa Barzani ile görüş ayrılığına düşünce Kürdistan Yurtseverler Birliği"ni (KYB) kurdu. Bir yıl sonra da Bağdat hükümetine karşı silahlı mücadeleye girişti.Bu iki oluşum aynı zamanda rekabet halinde idi. 30 yıl süren ve zaman zaman silahlı çatışmalara varan rekabet; 1. Körfez Savaşı"ndan sonra ABD"nin planları gereği sona erdirildi.Talabani, ABD"nin Irak"ı işgal etmesinden sonra önce Irak Yönetim Konseyi"ne sonra da Irak Cumhurbaşkanlığına seçildi.

riza.zelyut@aksam.com.tr

dertli4u
01.05.09, 01:43
Tarih araştırmacısı Balcı, ATASE arşivlerinde Barzani'nin babası ve amcasının Rusların desteği ile Ermeni çetelerini Türklere karşı kışkırttığının açıkta yer aldığını kaydetti

Barzaniler ailece Türkiye düşmanı
ADANA (AA)
Tarih araştırmacısı Gökhan Balcı, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) arşivlerinde Mesut Barzani'nin babası Molla Mustafa Barzani ve amcası Barzan Şeyhi Abdüsselam'ın Rusların desteği ile Ermeni çetelerini Türklere karşı kışkırttığının açıkta yer aldığını kaydetti.

Araştırmalarını "Soykırıma Uğrayan Türkler" adlı kitabında toplayan Balcı, yaptığı açıklamada, atalarının Erivan Türkü, dedesinin Kazım Karabekir'in silah arkadaşı olduğunu anımsattı.

Balcı, katliama uğrayan bir sülalenin ferdi olarak Ermenilerin sözde soykırım iddialarının kendisini oldukça yaraladığını, bu nedenle soykırım iddialarıyla ilgili araştırmalara ağırlık verdiğini belirtti.

Balcı, Genelkurmay Başkanlığının arşivlerini açtıktan sonra, ilk araştırma fırsatını bulan kişilerden biri olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

ERMENİLERLE BERABER TÜRKLERE SALDIRDILAR

"Devlet arşivinden de yaptığım araştırmalarda Türk geçmişi ve geleceğiiçin ibret verici sonuçlara ulaştım. Geçmiş yıllarda Türkiye tarafından korunan, son dönemde ise Türkiye'ye yönelik 'tehdit içerikli'açıklamalarıyla dikkati çeken Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin başkanı Mesut Barzani'nin babası Molla Mustafa Barzani'nin sözde Ermeni soykırımının yaşandığı iddia edilen tarihlerde, Ermenilerle birlikte Türklere saldırırken, Barzan aşireti Rusya'dan önemli destekler aldı.

Mustafa Barzani, Ermeni çetelerini silahlandırarak, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki Türk köylerinde işkenceler yapmış. "Barzan Şeyhi Abdüsselam ve Mustafa Barzani'nin Türklere yaptığı işkencelerin ortaya çıkmasının ardından İran'a kaçtığını ifade eden Balcı, şöyle devam etti:

"Molla Mustafa Barzani, babası, ağabeyi yıllarca Türkleri düşman olarak görüp, aldıkları yabancı desteklerle tam anlamıyla bir soykırım yapmışlar. Genelkurmay ve devlet arşivlerinde yer alan belgelerde Barzanilerin, Ermenileri ve Rusları kullandığı açıkça belirtiliyor.

AYNI KIŞKIRTICI TAKTİĞİ İZLİYOR

Barzan aşiretiyle ilgili gerçekler, Rusya devlet arşivlerinde de bulunuyor. Mustafa Barzani'nin ölümünün ardından aşireti yöneten oğlu Mesut Barzani'de bugün atalarının gittiği yoldan ilerlemeye çalışıyor.

1915'te babası, Rusların desteği ile Ermenileri Türklere karşı kışkırtmıştı, şimdi ise kendisi ABD desteği ile Kürtleri kışkırtarak aynı taktiği izliyor. "Barzan aşiretinin her fırsatta Osmanlıya ihanet ettiğine dikkati çeken Balcı, "Barzan aşireti, Türk katliamını 1915'den beri yürütmeye çalışıyor. Baba ile oğul arasında hiç fark yok. Her ikisi de aynı mezalimi ve soykırımı düzenlemekte kararlılar. Bunun için de şu andaKürtleri kullanıyorlar" dedi.

Balcı, Barzan aşiretinin soyunun Kürtlere dayanmadığını, bununla ilgili de geniş bir araştırmayı gelecek aylarda yayınlayacağını söyledi.

Araştırmalarının yer aldığı kitabının bir çağrı niteliği taşıdığına değinen Balcı, "Bu kitap, Türkmen soydaşlarımıza saldıran ve gözünü Güneydoğuya diken Barzani'ye dikkati çekmek için bir çağrıdır. Artıkherkes gözünü açmalı" diye konuştu.

Genelkurmay ATASE Başkanlığı Arşivi'nden elde edilen, Erzurum'un Hasankale ilçesindeki birlikten Osmanlı Ordusu Başkomutanlığı'na yazılmış 2763 numaralı metinde, şunlar kaydediliyor:

"Van Seyyar Jandarma Tümeni'nden gelen cevap aşağıdadır. Ruslar seferberlikten beri, önce Osmanlı toprakları içinde adi ve siyasi suçlar işleyip İran'a kaçanlara ve hudut yakınında yaşayan İran aşiretlerinden kandırdıklarına, silah ve para vererek sınırlardan geçiriyorlar. Bunlar aracılığıyla olaylar tertipleyerek memleketimizde birçok cinayet işlettirdiler. Celali bölgesinde oturan Abdevi aşireti reisi Simko'nun memletimizin içinde işlediği her cinayet için Rusların düzenli olarak verdikleri maaştan başka, ayrıca ödül de verdiklerini, Simko itiraf etmiştir.

Bu konularda Van Valiliğinin de birçok belgesi bulunmaktadır. Mustafa Barzani de İran'a kaçarak, Ruslar tarafından Tiflis'te ağırlanıp oradaçok miktarda para ve ayrıca talimat verildikten sonra, memleketimizdekarışıklık çıkarmak için gönderildi. Barzan Şeyhi Abdüsselam, Rusların yardımıyla aşiretleri teşvik ederek, Bacerge civarına kadar gelmişti. . . "

22.10.2007

dertli4u
01.05.09, 01:52
simdi de gelelim Barzani isimli Feodal aganin babasinin 1968 de yazdigi mektuba.



simdi "kahraman" rollerinde demecler veren Irakli Barzaninin babasi Molla Mustafa Barzaninin, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaskanina 20 Mayis 1968 yilinda yazdigi mektup

"Büyük Türkk hükümeti, bizden nicin lütfunu esirgiyor? Biz Osmanlinin cocuklariyiz. Kader bizi, Türrk kardeslerimizden ayirdi.....Simdi biz, bizi sindirmek isteyen Irak ordularina karsi kendimizi savunuyoruz.

Biraderim, simdi söyleyeceklerimi bilhassa dikkatle dinleyip, Türk Milletine anlatiniz. Bizim Türkiye aleyhine faaliyette bulunmamiz icin kafasiz olmamiz gerekir. Türkiyenin güneyinde benim imzamla dagitilan beyannameler Celal Talabani tarafindan Suriyede bastiriliyor..O komünisttir ve Araplar tarafindan satin alinmistir.

20 Mayis 1968

Jeff
01.05.09, 03:34
Nerde o eski günler...
nerde o malazgirt bizanzin türke secdesi...

deryatulga
01.05.09, 12:11
Riza Zelyut kendi "sanli" gecmisine baksa nasil olur acaba, veya Perincekzade?
Ulusal ahlak ve donanim dersi verecek son adamlar kendileridir. Palavraciliklari ise cabasi!!:nilu: