piramses
18.07.05, 20:12
Yasa alafranga ama uygulama alaturka
http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/07/18/komak.gif Nazime Alır (solda), 'evden uzaklaştırılan' eşi tarafından 'yakılarak', Fatma Oflu evinin girişinde vurularak öldürüldü.
Ailenin Korunmasına Dair Yasa 1998'de çıkarıldı. Ama uygulamadaki sorunlar bir türlü giderilemedi. Yasaya güvenen üç kadın ise eşleri tarafından öldürüldü
(450 kişi okudu)
DEMET BİLGE ERGÜN (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=DEMET BİLGE ERGÜN))
İSTANBUL - Kadıköy'de geçen yıl iki çocuk annesi T.K. eşi tarafından öldürüldü. T.K. şiddet mağduruydu, dava açmıştı ve mahkeme de kocasının kendisine 200 metreden fazla yaklaşmasını yasaklamıştı. Ancak T.K. evinin girişinde 'yasaklı kocası' tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Vanlı Nazime Alır 21 yaşındaydı. Amcasının oğluyla evliydi. Evliliği boyunca şiddet gördü. Başvurmadık kapı bırakmadı. Mahkeme, iki kez eşini evden altı ay uzaklaştırmıştı. Temmuz 2004'te eşi üzerine mazot döküp yaktı.
Üç yıl önce ise Fatma Oflu öldürüldü. Sık sık yediği dayaklardan bıkmış, mahkemeye başvurmuş ve eşini altı ay evden uzaklaştırmayı başarmıştı. Ancak Fatma Oflu korunduğunu sandığı Güngören'deki evinde eşi tarafından kurşun yağmuruna tutuldu...
Üç kadının hikâyesi gazete sütunlarında kısa bir haber olarak yer buldu. Üçünün ortak noktası 'şiddete karşı sığındıkları yasanın' iyi uygulanmamasıydı. Oysa yasa, 1998'de yürürlüğe girmişti ve o tarihten beri uygulamadaki eksiklikler sık sık dile getiriliyordu.
Uygulama sorunları
İstanbul Barosu avukatı Habibe Yılmaz Kayar da eşi tarafından şiddet gören müvekkili için koruma kararı aldırırken bu 'sorunları' yaşadı. İç hukukta yapacak bir şey kalmayınca da davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götürdü. Mahkeme, davayı kabul etti. Dava esastan görüşülmeye başlandığında 'koca şiddeti' Avrupa'da tartışılacak ve iyi bir yasayı uygulamaya yansıtamayan Türkiye savunma yapacak.
Avukat Kayar, yaşanan süreci ve sorunları şöyle anlatıyor:
"Müvekkilim şiddet nedeniyle mahkemeye başvurdu ve üç ay süreyle koruma kararı aldı. Eşi evden uzaklaştırıldı. Süre bitince şiddet yeniden başladı. Yeniden koruma kararı istedik ancak reddedildi. Ret kararından iki gün sonra müvekkilim yeniden şiddete uğradı. Rapor alarak, yeniden koruma istedik. Acil olmasına karşın, dosya dört gün sonra ele alındı ve isteğimiz reddedildi. İtiraz ettik. Bu kez 20 gün sonrasına duruşma günü verildi. Duruşmada da koruma talebimiz reddedildi. Ve karar kesinleşti. Biz de bu konuda ilk kez AİHM'ye gittik."
Yargılama sürecinde, 'yaşama hakkı, adil yargılanma hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı'nın ihlal edildiğini söyleyen Kayar, şöyle devam ediyor:
"Koruma kararı verilmiş olsaydı yeniden şiddet görmeyecekti. Koruma isteyenin şiddeti ispatlaması yükümlülüğü yok. Yargıcın derhal karar vermesi gerekiyor. Tedbir kararı için acele edilmedi. Yaşam hakkı risk altındayken, diğer dosyalar gibi bekletildi. Bu yasa, kadının korunması için atılmış ilk ciddi yasa. Ancak yeterince anlatılmadı. Görevlerin, kolluk tarafından daha iyi kavranması gerekiyor. Yasada ilke mağdurun yaşadığı yerde korunmasıdır."
Hukukçular her fırsatta sadece 'uzaklaştırma' kararının verilmesinin yeterli olmadığını vurguluyor. İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Başkanı Nazan Moroğlu, Avrupa'da şiddet uygulayan eşleri rehabilite eden sistemin yerleşmiş olduğunu belirterek, "Türkiye'de şimdi bu davalara aile mahkemeleri bakıyor. Şiddet uygulayan eş evden uzaklaştırılıyor ama o kişinin rehabilite edilmesi gibi önlemleri alamıyor. İş yoğunluğu var, altyapı eksikliği var. Uzaklaştırma kararının takip edilmesi lazım. Yasa karara uymayan eşe hapis cezası öngörüyor ama tam anlamıyla uygulanmıyor" diyor.
18 bin 707 dava açıldı
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun verdiği bilgilere göre, 2001, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında toplam 24 bin 698 aile efradına kötü muamele olayı yaşandı. Bu olaylarda 21 bin 268 kadın mağdur oldu. Ailenin Korunmasına Dair Kanun kapsamında toplam 18 bin 707 dava açıldı.
Yasadan faydalanma yolu
<LI>Aynı evde yaşadığınız kocanız, anne ya da babası, kardeşleri size ve çocuklarınıza şiddet uyguluyorsa bu yasadan faydalanabilirsiniz.
<LI>Şikâyetinizi sözlü olarak karakola, dilekçeyle savcılığa veya aile mahkemesine yapabilirsiniz. Güvenlik açısından uygun bulduğunuz herhangi bir karakol, savcılık ya da mahkemeye gidin.
<LI>Şikâyetin tarih numarasını not edin veya tutanağın kopyasını isteyin. Savcılık ya da mahkemeye verdiğiniz dilekçenin kopyasını saklayın, başvuru numara ve tarihini not edin. Başvuru sırasında kimliğiniz yanınızda olsun.
<LI>Şikâyeti mutlaka sizin yapmanız gerekmiyor. Komşunuz, arkadaşınız, akrabanız da şikâyette bulunabilir.
<LI>Mahkeme duruşma yapmadan, acele karar vermek zorunda. Başvurunuzu takip edin. Tedbir kararı mahkeme tarafından derhal verilir. Harç ya da para istenmez. Tanık ya da rapora gerek yok.
Kocanız evden uzaklaştırma gibi kararlara uymazsa 3-6 ay hapis cezası verilir.
http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/07/18/komak.gif Nazime Alır (solda), 'evden uzaklaştırılan' eşi tarafından 'yakılarak', Fatma Oflu evinin girişinde vurularak öldürüldü.
Ailenin Korunmasına Dair Yasa 1998'de çıkarıldı. Ama uygulamadaki sorunlar bir türlü giderilemedi. Yasaya güvenen üç kadın ise eşleri tarafından öldürüldü
(450 kişi okudu)
DEMET BİLGE ERGÜN (Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=DEMET BİLGE ERGÜN))
İSTANBUL - Kadıköy'de geçen yıl iki çocuk annesi T.K. eşi tarafından öldürüldü. T.K. şiddet mağduruydu, dava açmıştı ve mahkeme de kocasının kendisine 200 metreden fazla yaklaşmasını yasaklamıştı. Ancak T.K. evinin girişinde 'yasaklı kocası' tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Vanlı Nazime Alır 21 yaşındaydı. Amcasının oğluyla evliydi. Evliliği boyunca şiddet gördü. Başvurmadık kapı bırakmadı. Mahkeme, iki kez eşini evden altı ay uzaklaştırmıştı. Temmuz 2004'te eşi üzerine mazot döküp yaktı.
Üç yıl önce ise Fatma Oflu öldürüldü. Sık sık yediği dayaklardan bıkmış, mahkemeye başvurmuş ve eşini altı ay evden uzaklaştırmayı başarmıştı. Ancak Fatma Oflu korunduğunu sandığı Güngören'deki evinde eşi tarafından kurşun yağmuruna tutuldu...
Üç kadının hikâyesi gazete sütunlarında kısa bir haber olarak yer buldu. Üçünün ortak noktası 'şiddete karşı sığındıkları yasanın' iyi uygulanmamasıydı. Oysa yasa, 1998'de yürürlüğe girmişti ve o tarihten beri uygulamadaki eksiklikler sık sık dile getiriliyordu.
Uygulama sorunları
İstanbul Barosu avukatı Habibe Yılmaz Kayar da eşi tarafından şiddet gören müvekkili için koruma kararı aldırırken bu 'sorunları' yaşadı. İç hukukta yapacak bir şey kalmayınca da davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götürdü. Mahkeme, davayı kabul etti. Dava esastan görüşülmeye başlandığında 'koca şiddeti' Avrupa'da tartışılacak ve iyi bir yasayı uygulamaya yansıtamayan Türkiye savunma yapacak.
Avukat Kayar, yaşanan süreci ve sorunları şöyle anlatıyor:
"Müvekkilim şiddet nedeniyle mahkemeye başvurdu ve üç ay süreyle koruma kararı aldı. Eşi evden uzaklaştırıldı. Süre bitince şiddet yeniden başladı. Yeniden koruma kararı istedik ancak reddedildi. Ret kararından iki gün sonra müvekkilim yeniden şiddete uğradı. Rapor alarak, yeniden koruma istedik. Acil olmasına karşın, dosya dört gün sonra ele alındı ve isteğimiz reddedildi. İtiraz ettik. Bu kez 20 gün sonrasına duruşma günü verildi. Duruşmada da koruma talebimiz reddedildi. Ve karar kesinleşti. Biz de bu konuda ilk kez AİHM'ye gittik."
Yargılama sürecinde, 'yaşama hakkı, adil yargılanma hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı'nın ihlal edildiğini söyleyen Kayar, şöyle devam ediyor:
"Koruma kararı verilmiş olsaydı yeniden şiddet görmeyecekti. Koruma isteyenin şiddeti ispatlaması yükümlülüğü yok. Yargıcın derhal karar vermesi gerekiyor. Tedbir kararı için acele edilmedi. Yaşam hakkı risk altındayken, diğer dosyalar gibi bekletildi. Bu yasa, kadının korunması için atılmış ilk ciddi yasa. Ancak yeterince anlatılmadı. Görevlerin, kolluk tarafından daha iyi kavranması gerekiyor. Yasada ilke mağdurun yaşadığı yerde korunmasıdır."
Hukukçular her fırsatta sadece 'uzaklaştırma' kararının verilmesinin yeterli olmadığını vurguluyor. İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Başkanı Nazan Moroğlu, Avrupa'da şiddet uygulayan eşleri rehabilite eden sistemin yerleşmiş olduğunu belirterek, "Türkiye'de şimdi bu davalara aile mahkemeleri bakıyor. Şiddet uygulayan eş evden uzaklaştırılıyor ama o kişinin rehabilite edilmesi gibi önlemleri alamıyor. İş yoğunluğu var, altyapı eksikliği var. Uzaklaştırma kararının takip edilmesi lazım. Yasa karara uymayan eşe hapis cezası öngörüyor ama tam anlamıyla uygulanmıyor" diyor.
18 bin 707 dava açıldı
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun verdiği bilgilere göre, 2001, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında toplam 24 bin 698 aile efradına kötü muamele olayı yaşandı. Bu olaylarda 21 bin 268 kadın mağdur oldu. Ailenin Korunmasına Dair Kanun kapsamında toplam 18 bin 707 dava açıldı.
Yasadan faydalanma yolu
<LI>Aynı evde yaşadığınız kocanız, anne ya da babası, kardeşleri size ve çocuklarınıza şiddet uyguluyorsa bu yasadan faydalanabilirsiniz.
<LI>Şikâyetinizi sözlü olarak karakola, dilekçeyle savcılığa veya aile mahkemesine yapabilirsiniz. Güvenlik açısından uygun bulduğunuz herhangi bir karakol, savcılık ya da mahkemeye gidin.
<LI>Şikâyetin tarih numarasını not edin veya tutanağın kopyasını isteyin. Savcılık ya da mahkemeye verdiğiniz dilekçenin kopyasını saklayın, başvuru numara ve tarihini not edin. Başvuru sırasında kimliğiniz yanınızda olsun.
<LI>Şikâyeti mutlaka sizin yapmanız gerekmiyor. Komşunuz, arkadaşınız, akrabanız da şikâyette bulunabilir.
<LI>Mahkeme duruşma yapmadan, acele karar vermek zorunda. Başvurunuzu takip edin. Tedbir kararı mahkeme tarafından derhal verilir. Harç ya da para istenmez. Tanık ya da rapora gerek yok.
Kocanız evden uzaklaştırma gibi kararlara uymazsa 3-6 ay hapis cezası verilir.