PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Laiklik Tek Bizdemi Var ?



Seiten : [1] 2

DeLaHoya
13.07.05, 19:30
Laiklik dinsizlik midir?



Türker Alkan (talkan@media.ankara.edu.tr)
(2412 kişi okudu)

Pazar günkü Milliyet'te Fikret Bila'nın Bülent Ecevit'le yapılmış ilginç bir röportajı yayımlandı. Ecevit'e, bir zamanlar Medine Harem Şeyhi olan büyük büyük dedesi Hacı Emin Paşa'dan (Şeyhülislamlığa denk bir görevmis) önemli miktarda arazi ve emlak kalmış. Medrese denebilecek bu yerde büyük ve değerli kitaplıklar da varmış. Bu Emin Paşa, Hz. Muhammed'den kalan bazı araziyi de yönetmiş.
Ecevit, kendisine miras kalan bu araziyi, Türk hacıların yararlanması koşuluyla devlete bağışlamış. Bu işin hukuki boyutlarını bilemem. Fakat, önce CHP, sonra DSP gibi laik partilerin genel başkanlığını yapmış bir kişinin bu davranışı simgesel bir önem taşımaktadır: 'Laiklik dinsizliktir' diyen zihniyete iyi bir yanıttır.
Laiklik elbette dinsizlik değildir. Dinin siyasete alet edilmemesi, siyasallaşmamasıdır. Geçenlerde Başbakan Erdoğan'ın Amerika ziyaretinde
söylediği gibi, dinin ve siyasetin birbirine karıştırılması hem dini zedeler, hem de siyaseti zehirler. (Gerçi kendisinin bu görüşe ne kadar içtenlikle bağlı olduğu hâlâ bir soru işaretidir!)
Ecevit'in bu olaydaki tavrı, CHP liderlerinin geleneksel tavrı olmuştur. İnönü de inanmış bir Müslüman olduğu halde bunu hiçbir zaman sömürmedi, dindar Müslümanların oyunu almak için kullanmadı. Ancak öldüğü zaman yatağının başucundaki besmeleyi yabancı gözlerden uzak tutması mümkün olmamıştı. Ama bir ölü olarak halkın oyunu alamayacağı için kimse bunu fazla önemsemedi.
Anımsayabildiğim kadarıyla, Deniz Baykal da Mescid-i Aksa'da kıldığı namaz dışında dini inanışına ilişkin bir bir ipucu vermedi. Dini sömürmedi. CHP'nin titizlikle koruduğu geleneği sürdürdü.
İlginçtir, dini siyasete bulaştırmama konusundaki bu titizliği sağ kanat siyasetçilerde pek göremedik. Otuz kez hacca gitmekle övünen Erbakan'ın (ki Bülent Ecevit'ten yüzlerce kez daha varlıklıdır. Allah ziyade etsin, gözümüz yok tabii), televizyon kameraları önünde ehrama girerek hacı şov yapan milletvekillerinin, imam-hatipleri arka bahçe ilan edenlerin, türbanın ardına gizlenip ucuz kahramanlıkla oy kapanların, "Çocuklara Kur'an öğretmek yasaklandı" diye halkı kışkırtanların, "Cami kışlamız, cemaat ordumuz, kubbeler miğferimiz" diye çok zekice sandıkları menzumeleri okuyarak Başbakan olanların, Sivas'ta adam yakıp, Maraş'ta adam kesenlerin.. siyasete de dine de ne katkıda bulundukları ortada.
Laik politikacılar 'iyi oy avlayamadıkları için' hep eleştirildi.. "Bunlar üç kazı güdemez" dendi, halka verecek şeyleri yok dendi. Sermayelerinin tükendiği söylendi.
Ve hemen her zaman dinsizlikle suçlandılar.
Oysa laik düşünceden yana ve solda olan politikacıların hâlâ vereceği çok şey olduğunu düşünüyorum. Dinin politikaya alet edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu bıkıp usanmadan yinelemek, verebileceklerinden birisidir. "Bize oy verenler Müslümandır, vermeyenler patates dinindendir" diyenler mi dine saygı göstermiş ve hizmet etmiş sayılır, yoksa Ecevit gibi mülkünü din yolunda harcayan ve pek de varlıklı olmayan laik kişiler mi?

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=158431

Gökcen
13.07.05, 20:31
murit mi ? :confused:


ben yillardir atatürk düsünce dernegine üyeydim, ve ailemde kemalist ama ayni zamanda dindarlar, bende öyle
ne yani ben simdi dinsizmiyim?laiklikde atatürkün savundugu biseydi atatürk dinsizmiydi?

hem kul kim oluyoki dinsiz le dinli kim diye karar veriyo?

dertli4u
13.07.05, 20:33
laiklik dinsizlik demek degildir..hatta, türkiye de, dindar insanlarin en önemli savunma mekanizmasidir laiklik...


gerekirse daha genis tartisiriz, simdilik bu kadarla yetiniyorum.

Der Schakal
13.07.05, 20:34
Kurz mal zur Erklärung:


Wenn ein System eine gläubige Muslimin nicht arbeiten lässt nur weil sie gläubig ist dann ist das System keinesfalls Konform mit dem Islam.

dertli4u
13.07.05, 20:43
20-30 sene önce basi bagli insanlarin calismalari ile ilgili bir problem yoktu..o zaman mi daha az müslüman vardi yoksa baska sartlar mi konuyu simdiki "didisme""tepisme" haline getirdi?

neyse, su anda, bunu tartismanin bir faydasi yok..konu öyle bir hale geldi ki türkiyede.....

DeLaHoya
13.07.05, 20:47
Kurz mal zur Erklärung:





Wenn ein System eine gläubige Muslimin nicht arbeiten lässt nur weil sie gläubig ist dann ist das System keinesfalls Konform mit dem Islam.



"Nur weil sie gläubig ist"... wenn ich das schon höre... und der Rest kommt in die Hölle oder wie?



Konform mit dem Islam? Ach ja, ich weiß, im Iran und in Saudi Arabien wird ja nicht "Der echte Islam" gelebt... als ob die Welt in den letzen jahrhunderten je den "echten Islam" gelebt hat.



Die Kalifen hatten riesige Harems, waren zum Teil Schwul und sonst was. Das war also auch nicht der "echte Islam".



Die Schiiten kommen sowieso in die Hölle und die Aleviten werden schon im Diesseits verbrannt. Die Christen und Juden? Na ja, Hauptsache sie zahlen ordentlich Steuern, dann kommen sie ein wenig ins Fegefeuer und gut.



Nun gut, gehen wir weiter zurück... nach dem Tod Muhammeds wurden alle seine Nachfolger ermordet... das war dann auch nicht "Der wahre Islam".



Nun gut, dann gehen wir eben ganz ganz weit zurück.



Und was haben wir das? Krieg gegen die Koreischiten. War das "Der wahre Islam"?



Was ist "Der wahre Islam" und wer hat ein Monopol darauf, "nur weil er gläubig ist"?

Der Schakal
13.07.05, 20:50
"Nur weil sie gläubig ist"... wenn ich das schon höre... und der Rest kommt in die Hölle oder wie?



Konform mit dem Islam? Ach ja, ich weiß, im Iran und in Saudi Arabien wird ja nicht "Der echte Islam" gelebt... als ob die Welt in den letzen jahrhunderten je den "echten Islam" gelebt hat.



Die Kalifen hatten riesige Harems, waren zum Teil Schwul und sonst was. Das war also auch nicht der "echte Islam".



Die Schiiten kommen sowieso in die Hölle und die Aleviten werden schon im Diesseits verbrannt. Die Christen und Juden? Na ja, Hauptsache sie zahlen ordentlich Steuern, dann kommen sie ein wenig ins Fegefeuer und gut.



Nun gut, gehen wir weiter zurück... nach dem Tod Muhammeds wurden alle seine Nachfolger ermordet... das war dann auch nicht "Der wahre Islam".



Nun gut, dann gehen wir eben ganz ganz weit zurück.



Und was haben wir das? Krieg gegen die Koreischiten. War das "Der wahre Islam"?



Was ist "Der wahre Islam" und wer hat ein Monopol darauf, "nur weil er gläubig ist"?




Vorsicht mein Freund...du kannst nicht entscheiden der gläubig ist und wer nicht...

1. Habe ich gesagt das der Rest in die Hölle kommt? Erst lesen dann denken und dann schreiben...

2. Ja. Laizismus ist nicht Konform mit dem Islam. Das ist Fakt.

3. Was interessiert mich der Rest. Jeder ist für sich selbst verantwortlich...

DeLaHoya
13.07.05, 20:52
Vorsicht mein Freund...du kannst nicht entscheiden der gläubig ist und wer nicht...

1. Habe ich gesagt das der Rest in die Hölle kommt? Erst lesen dann denken und dann schreiben...

2. Ja. Laizismus ist nicht Konform mit dem Islam. Das ist Fakt.

3. Was interessiert mich der Rest. Jeder ist für sich selbst verantwortlich...

Aha... aber du kannst entscheiden, dass jemand "nur weil er gläubig ist" dies und das nicht machen darf.

Das nenne ich messerscharfe Logik.

Der Lazismus ist nicht konform mit dem Islam, ist der Gottesstaat überhaupt konform mit dem Islam?

Was steht dazwischen? Der laizistische Gottesstaat?

dertli4u
13.07.05, 20:55
1-"Nur weil sie gläubig ist"... wenn ich das schon höre... und der Rest kommt in die Hölle oder wie?



2-Konform mit dem Islam? Ach ja, ich weiß, im Iran und in Saudi Arabien wird ja nicht "Der echte Islam" gelebt... als ob die Welt in den letzen jahrhunderten je den "echten Islam" gelebt hat.



3-Die Kalifen hatten riesige Harems, waren zum Teil Schwul und sonst was. Das war also auch nicht der "echte Islam".



4-Die Schiiten kommen sowieso in die Hölle und die Aleviten werden schon im Diesseits verbrannt. Die Christen und Juden? Na ja, Hauptsache sie zahlen ordentlich Steuern, dann kommen sie ein wenig ins Fegefeuer und gut.



5-Nun gut, gehen wir weiter zurück... nach dem Tod Muhammeds wurden alle seine Nachfolger ermordet... das war dann auch nicht "Der wahre Islam".



1-nein

2-nein

3-falsch,,harem und schwull sein ist eine personliche tat und tätigkeit.die harems die kalifs hatten ist was anderes..nicht wie immer erzählt wird..wir mussen romane und wahrheiten unterscheiden.

4-falsch

5-nicht alle..und es ist ein andere thema..es ist politisches kampf..nicht religionisches..

Der Schakal
13.07.05, 20:57
Aha... aber du kannst entscheiden, dass jemand "nur weil er gläubig ist" dies und das nicht machen darf.

Das nenne ich messerscharfe Logik.

Der Lazismus ist nicht konform mit dem Islam, ist der Gottesstaat überhaupt konform mit dem Islam?

Was steht dazwischen? Der laizistische Gottesstaat?

1. Du musst nur mal richtig lesen...

...ich entscheide garnichts. Es ist doch so...kann eine gläubige Muslimin in der Türkei unterrichten? Nein. Also?

2. Das der Laizismus mit dem Islam nicht konform ist siehst du an Punkt 1.

Also?

DeLaHoya
13.07.05, 20:58
1-nein

2-nein

3-falsch,,harem und schwull sein ist eine personliche tat und tätigkeit.die harems die kalifs hatten ist was anderes..nicht wie immer erzählt wird..wir mussen romane und wahrheiten unterscheiden.

4-falsch

5-nicht alle..und es ist ein andere thema..es ist politisches kampf..nicht religionisches..

Dini siyasete karıştırırsam böyle olur işte...

dertli4u
13.07.05, 21:00
Dini siyasete karıştırırsam böyle olur işte...

evet...

dini konulari tartismak kadar yanlis bir sey yok aslinda...

hic kimse tertemiz degildir..kimin dindar olup olmadigini bilmek bizim imkanimiz dahilinde degildir.

ecevit örneginde oldugu gibi..

aslinda erbakan ve diger bazilari hakkinda yazilacak cok sey var ama, kendi taraftarlari düsünsün...

DeLaHoya
13.07.05, 21:09
evet...

dini konulari tartismak kadar yanlis bir sey yok aslinda...

hic kimse tertemiz degildir..kimin dindar olup olmadigini bilmek bizim imkanimiz dahilinde degildir.

ecevit örneginde oldugu gibi..

aslinda erbakan ve diger bazilari hakkinda yazilacak cok sey var ama, kendi taraftarlari düsünsün...

İmanı büyük olanların soygunlarını gördük, Yimpaş ve diğerleri neyi kullanıp milleti kandırdılar?

Ama dini biz değil daima dinciler siyasete katıyorlar, me tuhaf, değil mi?

Minosh
13.07.05, 21:19
evet...

dini konulari tartismak kadar yanlis bir sey yok aslinda...

hic kimse tertemiz degildir..kimin dindar olup olmadigini bilmek bizim imkanimiz dahilinde degildir.

ecevit örneginde oldugu gibi..

aslinda erbakan ve diger bazilari hakkinda yazilacak cok sey var ama, kendi taraftarlari düsünsün...

Da hat der Schakal heute was Schönes zu gepostet:

Ein Mann kam zu Al Hasan al Basri und sagte zu ihm: "Lass uns über die Religion diskutieren." So sagte al Hasan al Basri zu ihm: "Ich kenne meine Religion, wenn du deine verloren hast, so gehe hinaus und suche sie."

Gök Türk
13.07.05, 21:24
"Nur weil sie gläubig ist"... wenn ich das schon höre... und der Rest kommt in die Hölle oder wie?



Konform mit dem Islam? Ach ja, ich weiß, im Iran und in Saudi Arabien wird ja nicht "Der echte Islam" gelebt... als ob die Welt in den letzen jahrhunderten je den "echten Islam" gelebt hat.



Die Kalifen hatten riesige Harems, waren zum Teil Schwul und sonst was. Das war also auch nicht der "echte Islam".



Die Schiiten kommen sowieso in die Hölle und die Aleviten werden schon im Diesseits verbrannt. Die Christen und Juden? Na ja, Hauptsache sie zahlen ordentlich Steuern, dann kommen sie ein wenig ins Fegefeuer und gut.



Nun gut, gehen wir weiter zurück... nach dem Tod Muhammeds wurden alle seine Nachfolger ermordet... das war dann auch nicht "Der wahre Islam".



Nun gut, dann gehen wir eben ganz ganz weit zurück.



Und was haben wir das? Krieg gegen die Koreischiten. War das "Der wahre Islam"?



Was ist "Der wahre Islam" und wer hat ein Monopol darauf, "nur weil er gläubig ist"?



Sence gerçek Islam nasıl/ne ?

dertli4u
13.07.05, 21:30
İmanı büyük olanların soygunlarını gördük, Yimpaş ve diğerleri neyi kullanıp milleti kandırdılar?

Ama dini biz değil daima dinciler siyasete katıyorlar, me tuhaf, değil mi?

dela

kendilerine dinci diyenler ve dini en iyi bildigini zannedenler, cahil insanlardir.

kendilerine dinci maskesi takan insanlar vardir..kendi menfaatlerini öne cikarirlar...
fedakarligi hep baskalarindan beklerler.

camilerde, yimpas, jetpa, kombasan,ve diger holdinglere temsilci olarak calisanlar, her biri, kendi provizyonlarini aldilar, ama, kendileri bu holdinglere para yatirmadilar nedense.

gariban vatandasin dini duygularini ve parasini sömürdüler.

uzatmiyayim.

1999 senesinin sonunda, istanbulda jetpa holding bir toplanti yapti..spor salonu tika basa dolu..ve o toplantida yanyana oturanlari sayayim(milliyette resmi cikti)

tansu ciller, recai kutan, muhsin yazicioglu, tayyip erdogan.ve partilerinin yöneticileri.

bu liderler, tek tek kürsüye cikarak konusma yaptilar..fadil akgündüzü ve jetpayi övdüler.

tayyip erdogan ise, sandalyenin üstüne cikip konusma yapti..fadili övdü.

ayni tayyip erdogan, simdi diyor ki "bizmi söyledik paranizi yatirin diye"

*****

allah, müslümanlari, sahtekar olan müslümanlardan korusun...

DeLaHoya
13.07.05, 22:41
Sence gerçek Islam nasıl/ne ?

Bunu ancak Allah bilir.

DeLaHoya
13.07.05, 22:42
...
1999 senesinin sonunda, istanbulda jetpa holding bir toplanti yapti..spor salonu tika basa dolu..ve o toplantida yanyana oturanlari sayayim(milliyette resmi cikti)

tansu ciller, recai kutan, muhsin yazicioglu, tayyip erdogan.ve partilerinin yöneticileri.

bu liderler, tek tek kürsüye cikarak konusma yaptilar..fadil akgündüzü ve jetpayi övdüler.

tayyip erdogan ise, sandalyenin üstüne cikip konusma yapti..fadili övdü.

ayni tayyip erdogan, simdi diyor ki "bizmi söyledik paranizi yatirin diye"
...

Toplantıyı canlı yayında verdiler, değil mi? Bende izledim o zaman.

dertli4u
13.07.05, 23:17
Toplantıyı canlı yayında verdiler, değil mi? Bende izledim o zaman.

evet

jetpa, kimse zapping yapamasin diye, bütün kanallari bir saatligine kiraladi..hangi kanali acsan karsinda jetpa vardi...

EFE1987
28.07.05, 12:10
Ich kann doch trotzdem eine Meinung dazu haben...;)


Nein darfst du in diesem Forum nicht Ilker kardes .
Vorallem nicht bei diesem Thema

TSfalcon
28.07.05, 12:49
von dertli

kendilerine dinci diyenler ve dini en iyi bildigini zannedenler, cahil insanlardir.

kendilerine dinci maskesi takan insanlar vardir..kendi menfaatlerini öne cikarirlar...
fedakarligi hep baskalarindan beklerler.

camilerde, yimpas, jetpa, kombasan,ve diger holdinglere temsilci olarak calisanlar, her biri, kendi provizyonlarini aldilar, ama, kendileri bu holdinglere para yatirmadilar nedense.

gariban vatandasin dini duygularini ve parasini sömürdüler.

uzatmiyayim.

1999 senesinin sonunda, istanbulda jetpa holding bir toplanti yapti..spor salonu tika basa dolu..ve o toplantida yanyana oturanlari sayayim(milliyette resmi cikti)

tansu ciller, recai kutan, muhsin yazicioglu, tayyip erdogan.ve partilerinin yöneticileri.

bu liderler, tek tek kürsüye cikarak konusma yaptilar..fadil akgündüzü ve jetpayi övdüler.

tayyip erdogan ise, sandalyenin üstüne cikip konusma yapti..fadili övdü.

ayni tayyip erdogan, simdi diyor ki "bizmi söyledik paranizi yatirin diye"

*****

allah, müslümanlari, sahtekar olan müslümanlardan korusun...
yazilarina bakildiginda cok anlamli yaziyorsun.
ve bende diyorum bu sahtekarlar vatantasi dinlen kandirmayi biliyor OH BELES PARA.
aslinda benim demek istedigim türban takmaklan olmaz bu is kalpin temiz olsun yeter dikkat cekmek icin dini simkeyle reklam yapanlar var siyasette. sanki cok temiz insan mis gibi islam-dinini 1numarali hirsiz t-erdogan meclise tasidi.

yani altaki resime bak kizin kafasinda türban var ama göbegi acik anlarsinya türban taktinda kalbin baska yerde bu neye yarar.
http://www.hurriyetim.com.tr/displayimage/0,,205333,00.jpg
Göbeği açık türbanlı kızlardan oryantal

Konya Mevlana Kültür Merkezi’nde bu yıl 11’incisi düzenlenen Altınbaşak Kültür ve Sanat Festivali’nde ilk konseri sevilen şarkıcı Alişan verdi. Konsere türbanlı kadınlar ve genç kızlar da ilgi gösterdi.

Göbeği açık bazı türbanlı kızlar, bellerine eşarp bağlayarak, Alişan’ın hareketli parçalarıyla göbek attı. Çoğunluğu genç kızlardan oluşan hayranları sahneye çıkıp Alişan’a sarılmak isteyince, korumaları ve etkinliğin güvenliğini sağlayan 15 kişilik zabıta ekibi zor anlar yaşadı. Koruma engelini aşmayı başararak Alişan’a sarılan hayranları sahneden güçlükle indirildi. Alişan konserinde davul şov da yaptı. Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Tahir Akyürek ‘Alişan hayranları görevlilere zor anlar yaşattı. Konyalımız Alişan’ı çok seviyor. Onun için de hayranları onu yakından görmek istiyor’ dedi.
http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~6@nvid~609350,00.asp
benim tahminim bu kiz aile tarafindan türban takmasi icin baski aliyor,ama kizin gönlü baska yerde.emine-erdogan dersen vergi kacakciligi etti vay bizim islam dininle reklam yapan insanlarin haline.
yinede siyasette oy almak icin dini simkeyle reklam etmeye devam :D
not:dertli hic bir müslüman ben din hakkinda bilgiliyim diyemez günahtir diyenler var.onlar cahil ve sefildir

EFE1987
30.07.05, 19:50
Laiklik tek bizdemi var ?
HAYIR Batinin cok Teknolojik gelismis Ülkelerindede var .
Ama Bizim Türkiyedeki gibi hic bir yerde uygulanmiyor .



1.Demokratik ülkelerde Dini Özel okullarin bullungunu, ve ABD disinda
tüm Batili ülkelerde bu okullarin devlet yardimi aldigini biliyormuydunuz.
Hatta bazilarinin bütcelerinin büyük bir kisminin Devlet tarafindan karsilandigini biliyormuydunuz?

2.

Demokrasinin besigi denen Ingilterede din ve Devlet ortak amaclar icin calistigini biliyormuydunuz?


Ama benim Ülkemde bu mükemel Dinimizi Siyasetden ayiran Laiklik var .
Ama Laiklikliyi Abd billmiyormu evet billiyor ama Basbakani Incil üzerine Yemin ediyor


Her 4 ilk Okul cocugundan birinin Sheriat-tarikat(bu forumda bazilarin tanitimi)okuluna devam ettigi
gizlenen bizim Ülkede bir Gercek.


Bizim yalanci cennet Ülkeye ve güzel Dinimize cok yazik .

Ben laiklikigin tam gitmesinide istemiyorum.
Ama laikligi bukadar asiri uygulamak ben Gözümde bir hata

Ay_Dogar
30.07.05, 20:06
1.Demokratik ülkelerde Dini Özel okullarin bullungunu, ve ABD disinda
tüm Batili ülkelerde bu okullarin devlet yardimi aldigini biliyormuydunuz.

Hayir bilmiyorduk ama kilisiler devletten yardim almadigini biliyormuydunuz?
Rahiplerin parasini devletin ödemedigini biliyormuydunuz?

Efe sen galiba laikligin ne oldugunu ögrenememisin daha ve bunuda vakit gazetesinden ögrenemezsin.

TSfalcon
31.07.05, 03:23
kücük yasta yetistirilmis efe :D

senin yazilarina bakildigin da tam bir atatürk düsmanisin.
kim ögretti sana bunu :D :p

dertli4u
31.07.05, 03:28
Hayir bilmiyorduk ama kilisiler devletten yardim almadigini biliyormuydunuz?
Rahiplerin parasini devletin ödemedigini biliyormuydunuz?

.

aydogar

efeye cevap verirken, bir eksiklik olmus galiba.

avrupada, kilise vergisi vardir bircok ülkede(almanyada kirchen steuer)
ve kiliselerin kendi parasi vardir..devletten para almalarina gerek kalmaz..cünkü zaten, kilise adina vergi toplanmaktadir..

itiraz etmedigin müddetce, maastan kesilir..ayrica kiliselerin epey binasi ve gelir getiren kuruluslari vardir..

Someone
31.07.05, 10:34
Laiklik tek bizdemi var ?
HAYIR Batinin cok Teknolojik gelismis Ülkelerindede var .
Ama Bizim Türkiyedeki gibi hic bir yerde uygulanmiyor .



1.Demokratik ülkelerde Dini Özel okullarin bullungunu, ve ABD disinda
tüm Batili ülkelerde bu okullarin devlet yardimi aldigini biliyormuydunuz.
Hatta bazilarinin bütcelerinin büyük bir kisminin Devlet tarafindan karsilandigini biliyormuydunuz?

2.Demokrasinin besigi denen Ingilterede din ve Devlet ortak amaclar icin calistigini biliyormuydunuz?


Ama benim Ülkemde bu mükemel Dinimizi Siyasetden ayiran Laiklik var .
Ama Laiklikliyi Abd billmiyormu evet billiyor ama Basbakani Incil üzerine Yemin ediyor


Her 4 ilk Okul cocugundan birinin Sheriat-tarikat(bu forumda bazilarin tanitimi)okuluna devam ettigi
gizlenen bizim Ülkede bir Gercek.


Bizim yalanci cennet Ülkeye ve güzel Dinimize cok yazik .

Ben laiklikigin tam gitmesinide istemiyorum.
Ama laikligi bukadar asiri uygulamak ben Gözümde bir hata

Bravo EFE,

cok güzel söylemis. Das ganze ist zwar unausgereift, aber EFE hat den Nagel auf den Kopf getroffen,..es geht um die doppelmoral und die heuschelei der europäer und anderen christlichen nationen bzgl ihrer position zur religion.

Was man aber auch sagen muss, die meisten staaten haben keine laizistischen grundprinzipien im gesetz verankert glaube ich, ausser Frankreich.

EFE1987
31.07.05, 10:36
kücük yasta yetistirilmis efe :D

senin yazilarina bakildigin da tam bir atatürk düsmanisin.
kim ögretti sana bunu :D :p


Korkma benim Kaffama Propaganda sokan yok benim Anem ve Babamda Atatürkcü
ben bu Gerceklerin farkina kendí kendime vardim.

Gökcen
31.07.05, 10:53
Korkma benim Kaffama Propaganda sokan yok benim Anem ve Babamda Atatürkcü
ben bu Gerceklerin farkina kendí kendime vardim.


ne yani biz simdi yanlis yoldamiyiz :D

EFE1987
31.07.05, 10:55
ne yani biz simdi yanlis yoldamiyiz :D

Nevet.....


Imam hatipde okuyan Ögrencileri Türk Hükümeti iki de birde azarlarsa .
Kendine Düsman etmekden baska hic birsey basarmiyor

Gökcen
31.07.05, 11:00
ich glaube nicht das du beurteilen kannst wer auf dme richtigen weg ist und wer nicht:)
das laizismus nicht gleich gottlosigkeit ist begreifen einige wohl nie oder:)
aber ich kenn das ilerde sende ülkü ocaklarinda sana anlatilanlarin cogunun masal oldugunu anliycaksin

EFE1987
31.07.05, 11:01
ich glaube nicht das du beurteilen kannst wer auf dme richtigen weg ist und wer nicht:)
das laizismus nicht gleich gottlosigkeit ist begreifen einige wohl nie oder:)
aber ich kenn das ilerde sende ülkü ocaklarinda sana anlatilanlarin cogunun masal oldugunu anliycaksin


Ben Ülkü ocaklarina zaten Pek takilmiyorum ki

Gökcen
31.07.05, 11:03
Ben Ülkü ocaklarina zaten Pek takilmiyorum ki


bist du dir da sicher:)
du hast das typische syndrom davon, das hatten alle mal aber sie sind es auch schnell losgeworden:)
wie gesagt laizismus ist nicht gleich gottlosigkeit oder religionslosigkeit:)
und alle die das gegenteil behaupten wissen einfach nicht wovon sie reden

EFE1987
31.07.05, 11:05
bist du dir da sicher:)
du hast das typische syndrom davon, das hatten alle mal aber sie sind es auch schnell losgeworden:)
wie gesagt laizismus ist nicht gleich gottlosigkeit oder religionslosigkeit:)
und alle die das gegenteil behaupten wissen einfach nicht wovon sie reden


Wieso darf eine Frau Mitkopftuch dann keine Ärtztin SEIN oder als Anwältin ein Gericht betretten?

;o)

Gökcen
31.07.05, 11:09
]


sie darf ärztin sein:) sie darf auch als anwältin ein gericht betreten:)
wo liegt denn das problem? im koran steht eine frau soll sich bedecken und sie kann sich solange sie arbeitet auch eine perücke aufsetzen? keiner sagt zu ihr das sie im halbnackten ärztekittel und offenen haaren kommen soll:)

benim anlamadigim bisey var..bir insan okumak isterse ve bir meselege asiksa ozaman peruk takar gine yapar bunu! problem ne:)

EFE1987
31.07.05, 11:14
]


sie darf ärztin sein:) sie darf auch als anwältin ein gericht betreten:)
wo liegt denn das problem? im koran steht eine frau soll sich bedecken und sie kann sich solange sie arbeitet auch eine perücke aufsetzen? keiner sagt zu ihr das sie im halbnackten ärztekittel und offenen haaren kommen soll:)

benim anlamadigim bisey var..bir insan okumak isterse ve bir meselege asiksa ozaman peruk takar gine yapar bunu! problem ne:)

Ja darf sie aber nur mit Perücke
sie darf vielleicht mit éiner Perücke das Gericht bzw. die Uni betretten.
Doch es gibt etwas was man als Stolz nennt.
Af edersin kici aciklar dertsiz girdigi yerlere basi Kapali Kadinlar perüksüz giremiyor bu meşru mu?

KingTurek
31.07.05, 12:13
Ja darf sie aber nur mit Perücke
sie darf vielleicht mit éiner Perücke das Gericht bzw. die Uni betretten.
Doch es gibt etwas was man als Stolz nennt.
Af edersin kici aciklar dertsiz girdigi yerlere basi Kapali Kadinlar perüksüz giremiyor bu meşru mu?

Türkiyede "Kleiderordnung " var. O yüzden kici aciklarda giremiyor;)

Wolf
31.07.05, 12:39
efeye cevap verirken, bir eksiklik olmus galiba.

Der ganze Thread ist - von wenigen Ausnahmen abgesehen - eine einzige "eksiklik".


avrupada, kilise vergisi vardir bircok ülkede(almanyada kirchen steuer)
ve kiliselerin kendi parasi vardir..devletten para almalarina gerek kalmaz..cünkü zaten, kilise adina vergi toplanmaktadir..

STOP! Ich werde hier nicht das Christentum verteidigen, ABER:

Die christliche Kirche unterscheidet 2 große Tatsachen von der islamischen Gemeinschaft in der Türkei.

1.) Zur christlichen Kirche in Deutschland gehören nicht nur Kirchen und beten, sondern auch noch ein ganzer Rattenschwanz von sozialen Einrichtungen: Altenheime, Kindergärten etc.. Wenn Du Kirchensteuer zahlst, hast Du ein RECHT darauf, später in ein Altenheim zu kommen. Und das interessante ist: In christlichen Kindergärten/Schulen z.B. ist Religion kaum ein Thema. Wer will, ist ok, wer nicht will, ist auch ok. Es wird dort keinerlei Propaganda betrieben. Davon sind islamische Einrichtungen Lichtjahre entfernt! Selbst diese Organisation und die Verwaltung des Geldes werden die türkischen Verbände kaum hinbekommen. Türkiye`de birinin eline para verdin mi "Allah razi olsun!" deyip kacacak.

2.) In christlichen Einrichtungen ist es nicht das Ziel, das deutsche Staatssystem zu ändern oder zu unterwandern. Das Christentum in Deutschland hat sich mit der Trennung von Staat und Kirche abgefunden. Keiner redet von "Dogum sancilari!", keiner redet von "Kanli mi olacak kansiz mi olacak!". In der Türkei hingegen sehe ich immer wieder Bestrebungen, das Staatssystem zu ändern.


itiraz etmedigin müddetce, maastan kesilir..ayrica kiliselerin epey binasi ve gelir getiren kuruluslari vardir..

Wenn Du den islamischen Organisationen eine derartige Organisation zutraust, kann man das gerne machen. Ich würde Fadil Akgündüz als obersten Chef vorschlagen. :D

Wolf
31.07.05, 12:40
Türkiyede "Kleiderordnung " var. O yüzden kici aciklarda giremiyor;)

Und ich hab mich schon immer gewundert, warum es bei mir immer heisst: "Du kommst hia net rayn!" :D :p

TSfalcon
31.07.05, 13:28
zitat von efe
Wieso darf eine Frau Mitkopftuch dann keine Ärtztin SEIN oder als Anwältin ein Gericht betretten?

kisa bir örnek:
erkek hastasini kontrol edemeyen kadin doktoru sence uygun mu..
erkek cinsinden birsey ögrenemeyen imam-hatiip doktoru sence basarili olurmu.
erkek hastasini kontrol edemiyor cünkü günah,sence hasta saglina kavusurmu.

aynisi erkek imam hatip doktorunda da var.

ama dedimya sen siyah giyinmis kaplanci sin anlamazsin :D

EFE1987
31.07.05, 13:29
Git Starlin e yemin et Dev solcu
bugün hangi Polisi vuracaKSIniz ?

Wolf
31.07.05, 13:32
kisa bir örnek:
erkek hastasini kontrol edemeyen kadin doktoru sence uygun mu..


Bir örnek daha:

"Kuran`dan baska kanun/hüküm tanimam!" deyen hakimi ne yapacaksin?

Kuran`da "ruhsatsiz silah tasima" veya "insaat ruhsati olmadan bina yapma" hükümleri var mi ki? Vergi kacakciligi vs. vs. vs?

Herkes beraat mi etsin?

Wolf
31.07.05, 13:34
Git Starlin e yemin et

Reden wir hier von Pound Sterling? Oder etwa von Sterling-Silber? Oder reden wir vom Schnitt "Starline"?

Starlin sagt mir nämlich irgendwie gar nichts. :confused:

TSfalcon
31.07.05, 13:44
zitat von efe
Git Starlin e yemin et Dev solcu
bugün hangi Polisi vuracaKSIniz

bak efe sen kafayi yemisin sende suc degil senin cevren kaplancidir.
sen dinimi savunuyorsun,kes islam dinine zarar verme
alevilere neden saldiriyorsun sen müslümanmisin??

EGER BEN POLIS ÖLDÜRÜYORSAM, SEN KIMI CANLI CANLI YERE GÖMECEKSIN.

sapik gibi yazma polis öldürmesiymis.

beni dinsizlikle suclama.gel dini sohpet edelim kimdir allahsiz sen mi ben mi
ögretirim.
sivas katliamini destekleyen cahil kaplanci.....EFE ISLAM-DININDE SIDDET-YOKTUR:
BYE

DeLaHoya
31.07.05, 14:42
Git Starlin e yemin et Dev solcu
bugün hangi Polisi vuracaKSIniz ?

Çocuk, harbiden harikasın!

(Not: DevSol değil, artık DHKP-C)

Ukala
31.07.05, 18:22
Git Starlin e yemin et Dev solcu
bugün hangi Polisi vuracaKSIniz ?

:D

wie geil

:D

kemalist
31.07.05, 20:02
"starlin"...:-)

es wird immer besser...wenigstens kann man über ihn lachen... :D :D :D
und nochmal... :D

EFE1987
31.07.05, 22:14
"starlin"...:-)

es wird immer besser...wenigstens kann man über ihn lachen... :D :D :D
und nochmal... :D




Ja lieber eine Laune der Natur als ein Unfall stimmts Kemalist ?

Someone
01.08.05, 01:17
1.) Zur christlichen Kirche in Deutschland gehören nicht nur Kirchen und beten, sondern auch noch ein ganzer Rattenschwanz von sozialen Einrichtungen: Altenheime, Kindergärten etc.. Wenn Du Kirchensteuer zahlst, hast Du ein RECHT darauf, später in ein Altenheim zu kommen. Und das interessante ist: In christlichen Kindergärten/Schulen z.B. ist Religion kaum ein Thema. Wer will, ist ok, wer nicht will, ist auch ok. Es wird dort keinerlei Propaganda betrieben. Davon sind islamische Einrichtungen Lichtjahre entfernt! Selbst diese Organisation und die Verwaltung des Geldes werden die türkischen Verbände kaum hinbekommen. Türkiye`de birinin eline para verdin mi "Allah razi olsun!" deyip kacacak.

2.) In christlichen Einrichtungen ist es nicht das Ziel, das deutsche Staatssystem zu ändern oder zu unterwandern. Das Christentum in Deutschland hat sich mit der Trennung von Staat und Kirche abgefunden. Keiner redet von "Dogum sancilari!", keiner redet von "Kanli mi olacak kansiz mi olacak!". In der Türkei hingegen sehe ich immer wieder Bestrebungen, das Staatssystem zu ändern.



Wolf, du redest ohne einen funken ahnung zu haben den totalen blödsinn und schrott daher,.. informierst du dich EINMAL bevor du irgendwas postest?!

zu 1) kommst du auch nicht als alter sack kostenlos in ein altenheim, aber das ist nebensache,..FAKT ist, mein schwesterherz geht auf ein katholisches mädchen gymnasium und macht gerade dort ihr abitur. ich weiss ganz genau was die müssen und nicht müssen. SIE MUSS mindestens einmal die woche mit in die kirche UND SIE MUSS am religionsunterricht teilnehmen. UND das ganze findet auch noch in relation zu üblichen gymnasien in einer viel höheren stundenzahl statt. UND erzähl hier nicht rum das dort keinerlei propaganda betrieben wird...ich hab oft genug gehört wie dort propaganda betrieben wird.
UND mit der kirchensteuer, die du wahrscheinlich auch noch zahlen würdest, wird nicht nur dein "rattenschwanz" finanziert, sondern die ganzen missionierungsaktivitäten in und ausserhalb deutschlands.. noch gestern ist mir in der karlsruher innenstadt wieder diese kolone mit 20 smarts übern weg gefahren,.. mit der aufschrift "die kleinste kirche der welt". Die pflanzen sich irgendwo im stadtzentrum hin und packen ihre flyer aus um solche atheisten und moslems wie dich und mich zu bekehren..ich hab mal rein neugierde halber mit denen gequatscht, die kriegen ihr geld von der kirche. (20 smarts sind nicht gerade billig)

zu 2)...oh wei! ich frage mich was der ratzinger jeden tag für dämliche rede hält an seinem dom?!?! Hast du eigentlich neben deinem chemiebaukasten und deinem ego noch andere dinge mit denen du dich beschäftigst?! Vielleicht politik??? Hast du überhaupt die geringste ahnung WAS FÜR EINEN EINFLUSS die kirche auf die europäische politik hat??? Diyanet hat nicht 1/100000 von diesem einfluss auf die türkische politik.

birdaha anlamadan konusma, morarip kaliyorsun ortada.:cool:

Caution
01.08.05, 01:33
Çocuk, harbiden harikasın!

(Not: DevSol değil, artık DHKP-C)

Kchhhhh:D ich kann nicht mehr.
Entweder hat er seit 20 Jahren keine Nachrichten mehr verfolgt oder sein Mentor ist es.
Ich hielt ihn ja immer auf igno, aber ich kann nicht mehr.

dertli4u
01.08.05, 01:48
Die christliche Kirche unterscheidet 2 große Tatsachen von der islamischen Gemeinschaft in der Türkei.

1.) Zur christlichen Kirche in Deutschland gehören nicht nur Kirchen und beten, sondern auch noch ein ganzer Rattenschwanz von sozialen Einrichtungen: Altenheime, Kindergärten etc.. Wenn Du Kirchensteuer zahlst, hast Du ein RECHT darauf, später in ein Altenheim zu kommen. Und das interessante ist: In christlichen Kindergärten/Schulen z.B. ist Religion kaum ein Thema. Wer will, ist ok, wer nicht will, ist auch ok. Es wird dort keinerlei Propaganda betrieben. Davon sind islamische Einrichtungen Lichtjahre entfernt! Selbst diese Organisation und die Verwaltung des Geldes werden die türkischen Verbände kaum hinbekommen. Türkiye`de birinin eline para verdin mi "Allah razi olsun!" deyip kacacak.



bu senin dediklerinine katiliyorum..avrupada kilise, gercekten cok önemli sosyal konulara el atiyor..

türkiye de de vardi eskiden, ama, maalesef, kendi islevlerini kendileri bitirdiler ve "vakiflar" ise yaramaz hale geldiler..

bir örnek vereyim..fatih camii vakfiyesinin kurulus senedi...özetliyeyim.

"kendi paramla alinacak 250 tüfenk depoya koyulsun..yokluk ve aclik basgösterdiginde, ava cikacak avcilarin vuracagi avlarin etleri, aksam karanliginda(baskasi görmeyecek sekilde), muhtaclarin evlerine dagitilsin.
vakfin gelirleri ile, her mahalleye 1 hekim, 1 cerrah ve 1 bakici veya 1 cerrah 2 bakici, haftanin bir günü cikarak, hastalara, yoksullara aksin,ilaclarini versin."

bu toplum, göcmen kuslarin göc yollarina, yem koyacak kadar detayli düüsünebilmistir..olaki, hasta olup, sakat olup ucamayan leylekler, kisin acliktan ölmesinler diye..ve hatta kus hastanesi bile kurmustur.

maalesef, bugünkü durumumuz hakkinda fazla birsey yazmak istemiyorum..zaten gözler önünde..






Wenn Du den islamischen Organisationen eine derartige Organisation zutraust, kann man das gerne machen. Ich würde Fadil Akgündüz als obersten Chef vorschlagen. :D

daha baska adaylar vardir merak etme:D


Bir örnek daha:

"Kuran`dan baska kanun/hüküm tanimam!" deyen hakimi ne yapacaksin?

Kuran`da "ruhsatsiz silah tasima" veya "insaat ruhsati olmadan bina yapma" hükümleri var mi ki? Vergi kacakciligi vs. vs. vs?

Herkes beraat mi etsin?

wolf

seriat kelime manasi ile kanun demektir.dolaysiyla, bu saydiklarin ile ilgili olarak, islami kurallar koymak imkani vardir..insaat ruhsati olmadan bina yapmak yasaktir diye bir cümleyi kuranda bulamazsin elbette, ama, hak sa´hii olmak denen bir kural bulabilirsin..yani, binayi yapacagin arsa, sana ait olmalidir..ayrica, ululemr ve devlet yetkililerinin, ictihad edilen kurallarina uyman gerekir..dolaysiyla, devletin koydugu kural varsa, ruhsat alman gerekir..zaten ruhsat kelimesi, izin, yetki almak, yetkili olmak demektir.

vergi de de aynisi..zekat vermek mecburiyeti vardir.zekat, sadece toplumsal konularda kullanilir..

yani, aslinda, "islam seriati" kelimesi(bana göre) yanlis..sonucta, kanun demek olan bu kelime, eger simdiki kanunlar da, islami kurallara aykiri degilse , gecerlidir..ister seriat kanunu de istersen medeni kanun de..sonucta, toplumun yönetilmesi ile ilgili.

ve, islam tarihi boyunca, gelisen ve degisen sartlara göre, "seriat" kanunlarinda degisiklik yapilmistir..önemli olan, kurana uygunlugudur.

Wolf
01.08.05, 11:55
birdaha anlamadan konusma, morarip kaliyorsun ortada.:cool:

Les Dir mal lieber dertlis Antwort durch, Du Pseudo-Student (ich werde Deinen Müll aus dem anderen Thread im Laufe der nächsten Tage kommentieren).

Gök Türk
01.08.05, 12:56
Kchhhhh:D ich kann nicht mehr.
Entweder hat er seit 20 Jahren keine Nachrichten mehr verfolgt oder sein Mentor ist es.
Ich hielt ihn ja immer auf igno, aber ich kann nicht mehr.

Naja, Du kannst wenigstens darüber lachen... :rolleyes:

PS: Wir sollten aufpassen, dass die Rote Armee nicht in die Türkei einmarschiert...

mkader
01.08.05, 13:35
Laiklik tek bizdemi var ?
HAYIR Batinin cok Teknolojik gelismis Ülkelerindede var .
Ama Bizim Türkiyedeki gibi hic bir yerde uygulanmiyor .



1.Demokratik ülkelerde Dini Özel okullarin bullungunu, ve ABD disinda
tüm Batili ülkelerde bu okullarin devlet yardimi aldigini biliyormuydunuz.
Hatta bazilarinin bütcelerinin büyük bir kisminin Devlet tarafindan karsilandigini biliyormuydunuz?

2.

Demokrasinin besigi denen Ingilterede din ve Devlet ortak amaclar icin calistigini biliyormuydunuz?


Ama benim Ülkemde bu mükemel Dinimizi Siyasetden ayiran Laiklik var .
Ama Laiklikliyi Abd billmiyormu evet billiyor ama Basbakani Incil üzerine Yemin ediyor


Her 4 ilk Okul cocugundan birinin Sheriat-tarikat(bu forumda bazilarin tanitimi)okuluna devam ettigi
gizlenen bizim Ülkede bir Gercek.


Bizim yalanci cennet Ülkeye ve güzel Dinimize cok yazik .

Ben laiklikigin tam gitmesinide istemiyorum.
Ama laikligi bukadar asiri uygulamak ben Gözümde bir hata

Sanirim Tunus da laik sistem uygulaniyor. Basörtüsü okul, devlet daireleri ve kamu alaninda yasak. Camiler Namaz vakitlerinin disinda kilitleniyor. Günlük hayatta basörtülü sayisi Türkiyeden az.

Caution
01.08.05, 13:44
Naja, Du kannst wenigstens darüber lachen... :rolleyes:

PS: Wir sollten aufpassen, dass die Rote Armee nicht in die Türkei einmarschiert...

Macht nix. Die Kuvvayi Milliye steht zu Mann und Ross.

EFE1987
03.08.05, 11:32
Naja, Du kannst wenigstens darüber lachen... :rolleyes:

PS: Wir sollten aufpassen, dass die Rote Armee nicht in die Türkei einmarschiert...


Du solltest lieber aufpassen dass du nicht Atatürk mit Allah verwechselst
bei euch weis man ja nie.

tövbe tövbe

kemalist
03.08.05, 11:45
andererseits sollten sich bestimmte religiöse fanatiker nicht für allah halten...
kommt so häufig vor,dass man irgendwann echt anfängt zu zweifeln...:-)

siehe z.b. feto gülen und ähnliches gesocks...

@ efe

"bei euch weis man ja nie..." du beschwerst dich auch immer über andere aber über die eigenen ausdrücke machst du dir scheinabr keine gedanken.
ein kemalist ist nicht automatisch atheist, zudem hat ein kemalist auch nichts gegen religion.abgesehn davon denkt ein kemalist in der regel sehr rational und behauptet nichts ohne auch fakten parat zu haben.
ein kemalist lässt sich nicht von irgendwelchen politischen oder gesellschaftlichen strömungen leiten, sondern bleibt seiner linie treu.die da wäre die türkei als territorium zu wahren,die türkische kultur vor äußeren einflüssen zu schützen etc...
dies alles werfe ich dir nicht vor...sondern möchte lediglich einfluss auf deine meinung nehmen (siehe dein zitat)

du darfst nicht jeden für einen kemalisten halten,der sich als solcher ausgibt.
denn neuerdings hält sich auch apo für einen...:-)

EFE1987
03.08.05, 11:54
andererseits sollten sich bestimmte religiöse fanatiker nicht für allah halten...
kommt so häufig vor,dass man irgendwann echt anfängt zu zweifeln...:-)

siehe z.b. feto gülen und ähnliches gesocks...

@ efe

"bei euch weis man ja nie..." du beschwerst dich auch immer über andere aber über die eigenen ausdrücke machst du dir scheinabr keine gedanken.
ein kemalist ist nicht automatisch atheist, zudem hat ein kemalist auch nichts gegen religion.abgesehn davon denkt ein kemalist in der regel sehr rational und behauptet nichts ohne auch fakten parat zu haben.
ein kemalist lässt sich nicht von irgendwelchen politischen oder gesellschaftlichen strömungen leiten, sondern bleibt seiner linie treu.die da wäre die türkei als territorium zu wahren,die türkische kultur vor äußeren einflüssen zu schützen etc...
dies alles werfe ich dir nicht vor...sondern möchte lediglich einfluss auf deine meinung nehmen (siehe dein zitat)

du darfst nicht jeden für einen kemalisten halten,der sich als solcher ausgibt.
denn neuerdings hält sich auch apo für einen...:-)



Wozu brauch ich hier bitte noch Fakten?
80% Prozent dieses Forums sind auf Atatürk aufgebaut .
Gut und schön jedoch sollte dieses Forum dann lieber Atatürk Board anstatt Türkei board heissen. Denn jeder Türke kann Atatürk mehr, oder weniger mögen und fals er ihn weniger mögt sollte er nicht damit rechnen müssen als Islamist abgestempelt zu werden. Wenn dies nicht so wäre würden wir in einer Dikdatur leben so einfach ist das .

kemalist
03.08.05, 12:09
efe es ist doch aber auch eine tatsache,die nicht nur kemalisten behaupten,sondern auch die weltgeschichte in den büchern es bestätigt, dass es ohne einen ATATÜRK und seine gefolgschafft es die heutige türkei nicht gäbe.darüber sind wir uns doch einig...?
nicht um sonst ist er der vater der türken...gut, einen vater muss man nicht lieben...aber zumindest den nötigen respekt erweisen.
ich kann mir vorstellen,dass dir einige seiner reformen nicht gefallen...und auch andere sachen an ihm, wie z.b. dass er alkohol getrunken hat und geraucht hat etc.
in der tat müssen solche sachen einem nicht gefallen, ich würde auch nicht wollen,dass mein sohn oder meine tochter rauchen...
du hast deine islamische motivation dahinter...das ist legitim.schließlich bist du frei zu tun und zu lassen was immer du möchtest, solange du die rechte anderer nicht verletzt.aber man muss auch sehen,dass es menschen gibt,die beispielsweise gerne mal einen trinken und nicht die fünf gebete am tag einhalten etc... sind sie dewegen schlechtere moslems...? für dich vieleicht ja...aber sie sind auf keinen fall schlechtere türken.

ich weis nicht ob man hier gleich jeden der ATATÜRK nicht mag als islamisten abstempelt...ich glaube nichtl.
es kommt immer arauf an wie du anderen gegnüber auftrittst...denn menschen sind wie ein spiegel.lächelst du sie an tun sie es auch.
glaubst du etwa es macht mir spass mich hier ab und an mal verbal mit manchen leuten aufs heftigste zu "kloppen"...? bestimmt nicht...
wir sollten einander einfach nur etwas mehr respekt und vor allem offenheit zeigen...


(hab endlich mein 1.tg im wt. du machst das auch oder...?)

dertli4u
01.10.05, 21:08
arkadaslar

engin ardicin yazdiklarinda kizdiginiz yerler olacaktir belkide, ama üzerinde düsünülmesi gereken bir yazi.

*****


Batının hiçbir ülkesinde, uzun süredir, sağa sola katedral yapıldığı görülmemiştir (en son 1850’lerde Saint-Petersburg şehrinin Saint-Isaac katedralini hatırlıyorum... Fakat oranın eski Smolny katedrali bile çok daha görkemlidir)...

Mahalle kilisesi inşaatı bile yoktur, belki Almanya’da, savaşta yıkılanların yerine yapılan yenileri hariç... Varşova’da restore edilenler hariç... İngiltere’de, bombardımanda yıkılan Coventry falan hariç...

Örneğin koskoca Notre-Dame dururken çıkıp da "ben Paris’e modern bir katedral yapacağım" diyene gülerler. Hem gerek yoktur, hem de o mimari düzeye kimse ulaşamaz.

Yapabildiler mi Atina’ya, Ayasofya’nın daha iyisini? Gidin "metropolitlik" binasına bakın, içler acısı, gariban taşra keferesi düzeyinde.

Bizde adım başı cami inşaatı.

Çünkü nüfus hızla artmaktadır, insanlar ibadet etmesinler mi, falan filan.

Ancak bu iş "ibadet yeri sağlama" amacından çıktı, gövde gösterisine dönüştü. Taksim’de bir "Kutsal Üçlü" kilisesi var ya (Ayia Triada), karşısına ille bir de cami yapılacak. Göztepe Parkı’na cami projesi de kıyametleri koparıyor.

Biz de yıllardır "yapın ama güzel yapın" der dururuz.

Çünkü bütün cumhuriyet dönemi camileri, eski Osmanlı camilerinin kötü birer kopyasıdır.

"Ekmeğin iyisi kötüsü olmaz, gevreği olur" zihniyetiyle hemen "caminin kötüsü olmaz" deyip küfür etmeyin, "mimarlık sanatı" açısından konuşuyoruz. (Savaş yıllarında içine süpürge tohumu katılmış ekmekten yemeyenler elbette ekmeğin çeşitli türlerini de bilemeyeceklerdir. Evet, haklısınız, bir Fransız francalasıyla bir Halk Ekmek fabrikası ürünü arasında hiçbir fark yoktur!)

Şimdi çok şükür "ulema" da bizimle aynı dalga boyuna geldi: Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Sayın Muhammet Şevki Aydın, "yeni camiler eskinin kötü birer kopyası" demiş.

Diyanet ekibine "Atatürk’ün memurları" gözüyle bakanlar şimdi buna da kızacaklar: Caminin kötüsü olmaz!

Oluyor, çünkü İslam uygarlığı kendini yeniden üretemiyor.

Ya Sinan kopyası, Mehmet Ağa, Davut Ağa kopyası yaratmaya çalışıyor, ya da "modernlik etmeye" kalktığı zaman ortaya "füze gibi minareleriyle", sivri çatılarıyla falan birtakım ucubeler çıkıyor.

Hat sanatında yeni yazı biçimleri bulabildiniz mi? Eloğlu önceleri Letraset’le, şimdi de bilgisayarda, Latin alfabesinin yüzlerce türevini yarattı.

Giyim modası üretebiliyor musunuz? Hayır, Versace ne yaparsa alıp kestiriyorsunuz.

İslami at koşumu takımları var, yular var, üzengi var, mahmuz var, "İslami otomobil" var mı?

Evet, batının izin verdiği ölçüde kendisi de yapıp işletebiliyor bazı şeyleri, petrol kuyusu falan, ama hiçbiri "kendi icadı" değil.

İslam, kendini yeniden üretemediği ve yeni bir estetik bütün yaratamadığı takdirde, 21. yüzyılın "Müslüman-Hristiyan savaşını" kaybedecektir.

Çünkü çağdaş silahı yaratan da üreten de batı uygarlığı. Usame’nin adamları ikiz kulelere kılıç kalkanla saldırmadılar. Usame elinde palayla değil AK-47 tüfeğiyle poz veriyor, hem de Karagöz perdesine değil, kefere icadı televizyon kamerasına!

Zaten Nostradamus da öyle demiş canım, uzun sürecek, kanlı geçecek ve batı kazanacak demiş. 2030-2040 yıllarında falan...

engin ardic

http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=7474,10,2

Malhun
01.10.05, 21:43
Istanbul`un göbeginde 1453 camdan olusan sahane bir yapi, gözlerimin önünde...Hertaraf cam....minaresi yok.....Icinde...arapca yazilar yok....Camlara Türkce olarak Kuran`dan yazilar yazilmis, yani cizilmis usulüne göre....rengarenk isiklar ibadet edilecek salonlari aydinlatmali....koridorlar ayri bir renk, salon ayri bir renk...ama pastel tonlar. Dis görünümü hilal seklinde.... Yüksekte durmali, disardan ona baktiginizda tepede duruyormus gibi olmali....merdivenler dört bir yanini sarmali hilalin..Her yönden ona ulasilabilmeli....ezan Türkce....ve ayni zamanda isik dagitmali gökyüzüne dogru, namaz vakti geldiginde...geceleri ne muhtesem olur...Bahcesinde güller....dört bir yaninda...ve merdivenlerin basinda....


Tabii sadece bir HAYAL....

dertli4u
01.10.05, 21:49
Istanbul`un göbeginde 1453 camdan olusan sahane bir yapi, gözlerimin önünde...Hertaraf cam....minaresi yok.....Icinde...arapca yazilar yok....Camlara Türkce olarak Kuran`dan yazilar yazilmis, yani cizilmis usulüne göre....rengarenk isiklar ibadet edilecek salonlari aydinlatmali....koridorlar ayri bir renk, salon ayri bir renk...ama pastel tonlar. Dis görünümü hilal seklinde.... Yüksekte durmali, disardan ona baktiginizda tepede duruyormus gibi olmali....merdivenler dört bir yanini sarmali hilalin..Her yönden ona ulasilabilmeli....ezan Türkce....ve ayni zamanda isik dagitmali gökyüzüne dogru, namaz vakti geldiginde...geceleri ne muhtesem olur...Bahcesinde güller....dört bir yaninda...ve merdivenlerin basinda....


Tabii sadece bir HAYAL....

hayal degil, sadece cesaret isteyen bir is.
1968 de, ankarada, simdiki kocatepe camisinin insa edildigi yerde, cok güzel bir cami yapilacakti..temeli atildi..ve bir gece, dinamit/bomba atildi..ve vazgecildi.

simdi yapilmis olan kocatepe camisi, sadece eski camilerin kopyesi ve ankaranin en güzel yerlerinden birinde olmasina ragmen, orjinalligi yok.

****

ezanin kuran dili ile okunmasinin devam etmesini arzu ederim.

1-enternasyonal bir islami simgedir.

2-kulaga hos geliyor.

Malhun
01.10.05, 21:55
Cesaret de istemez aslinda.... Türkler cok estetikdir aslinda yaptiklarinda ama iste nebilim..

Anlamadigim bir dil kulagima hos gelmez..... Anlamak lazim artik diye düsünüyorum...Yanli anlaya anlaya inanmak lazim... Tek sorunumuz bu dinimizde...Anlamadigimiz bir olayi uygulamaya calismak ne kadar dogru?

Tabii yine cok tartisilir bir konu aslinda... Fakat ben Türkce ibadetden yanayim....


Neden bomba atildi?

dertli4u
01.10.05, 22:40
Cesaret de istemez aslinda.... Türkler cok estetikdir aslinda yaptiklarinda ama iste nebilim..

Anlamadigim bir dil kulagima hos gelmez..... Anlamak lazim artik diye düsünüyorum...Yanli anlaya anlaya inanmak lazim... Tek sorunumuz bu dinimizde...Anlamadigimiz bir olayi uygulamaya calismak ne kadar dogru?

Tabii yine cok tartisilir bir konu aslinda... Fakat ben Türkce ibadetden yanayim....


Neden bomba atildi?
allah her dilde ibadeti anlar diye inaniyorum..ibadet dili türkce olmasinda sakinca yoktur elbette..ama, kuranin simdiye kadar eksilmeden ve degismeden kalmasinin sebebi de , dilinin degismemesi.

elbette, kuran surelerinin manalarini meal olarak ögrenebiliriz ama tam tercümesiniyapmak imkanina sahip degiliz

Gök Türk
01.10.05, 23:22
Cesaret de istemez aslinda.... Türkler cok estetikdir aslinda yaptiklarinda ama iste nebilim..

Anlamadigim bir dil kulagima hos gelmez..... Anlamak lazim artik diye düsünüyorum...Yanli anlaya anlaya inanmak lazim... Tek sorunumuz bu dinimizde...Anlamadigimiz bir olayi uygulamaya calismak ne kadar dogru?

Tabii yine cok tartisilir bir konu aslinda... Fakat ben Türkce ibadetden yanayim....


Neden bomba atildi?

Camii inşaatı konusunda sana katılıyorum. Yani Camii’lerin şekli illa şimdiki olduğu gibi olmak zorunda değil. Ezan’ın da Türkçe okunmasınında bir mahsuru olmadığını düşünüyorum. Ezan okunurken Müslümanlar Ibadete çağırılıyor. Bu Türkçe’de yapılabilir ve zaten bildiğimiz gibi ülkemizde 14 yıl boyunca yapıldı. Bugün kendisini Islam devleti diye tanıtan Iran’da Ezan Farsça okunuyor.

Türkçe ibadet konusu ise farklı. Maalesef Kuran-ı Kerim’i Arapça’dan Türkçe’ye bire bir tercüme etmek mümkün değil. Onun için Türkçe Kuran’dan değil, Kuran-ı Kerim’in Türkçe mealinden bahsediyoruz. Namaz kılarken okunan dualar, anlamı değişecek kadar yanlış okunursa, o namaz bozulur (en azından böyle okumuştum). Daha önce belirttiğim gibi Arapça’dan Türkçe’ye bire bir tercüme yapılamıyacağı için, Namaz tehlikeye giriyor. Alimlerin Türkçe ibadetteki en büyük endişeleride bunun olduğunu düşünüyorum.

Atilla
02.10.05, 11:53
Ankaranin en güzel yerine cami mi actilar yani???
Peki bunun resmi var mi?

dertli4u
02.10.05, 22:33
Ankaranin en güzel yerine cami mi actilar yani???
Peki bunun resmi var mi?
atilla

bu epey eski bir konu.ankaradaki kocatepe camisinden bahsediyoruz..rahmetli turgut özalin cenaze namazinin da kilindigi cami.

ama eski plana göre degil, degistirilen sonraki plana göre insa edildi.

agFrankfurtCelebi
07.10.05, 10:43
arkadaslar hiristiyanlarin yeni katedral acmadigini söylüyorsunuz, neden acsinlar ki? bugün kac kisi kiliseye gidiyor? Kiliseler bom bos, ve hiristiyan ülkeler buna karsi ne yapacaklarini kara kara düsünüyorlar. Müslüman Toplumlar Almanya'da satilisa sunulan Kiliseleri satin alip camii yapiyorlar, ve bir de bakin camii ler tiklim tiklim dolu. Bunu Almanlar bile takdir ediyor. Hic biryerden para yardimi almadan sadece bir seye inandiklari icin bir cemaat 3 Milyon € toplayip bir binayi satin alabiliyorsa bu buyük bir güctür.

Ve lütfen elinizi vicdaniniza koyun, Yani bugün Camiiye gitmeyenler, Camii'nin icinde Arapca yazilari oldugu icin mi gitmiyorlar?
Bir sey ap acikti. Bugün ezan Türkce olsun Namaz Türkce olsun diyen insanlar yarin bu gerceklesirse (ki hic bir zaman gerceklesmeyecek, bir zaman Türkiyede yapilmaisti ve insanlar isyan etmislerdi) yine camii ye gitmeyeceklerdir.

Bence bu böyle

:türk:

Yakamoz
07.10.05, 10:59
Evet arkadaslar, haklisiniz, ülkenin bütün problemleri bitti, Ezanin hangi dilde okunmasin olayini büyük tartismaya acip, halkimizda suni bir gündem ve gerginlik yaratalim.

Yarin öbür gün de Almanya`daki camilerde ezani Amlanca, Ingiltere`de de Ingilizce okuturuz.........


Yahu yapmayin allah askina......

Cengizhan
07.10.05, 12:25
arkadaslar hiristiyanlarin yeni katedral acmadigini söylüyorsunuz, neden acsinlar ki? bugün kac kisi kiliseye gidiyor? Kiliseler bom bos, ve hiristiyan ülkeler buna karsi ne yapacaklarini kara kara düsünüyorlar.
ozaman birde pazar günleri kiliselere gitmelisin!
hafta icidede bizim camiler dolmuyor! böyle seyler dogaldir!

ama birsey kesinlikle söyliyebilirim! Türkiye camii yapimini abartiyor!
nerdeyse yüzbin camii oldu ülkede! onun yerine okul/hastane vs. yapsalar!
besyüz hanelik köye binbesyüz kisilik cami yapiyorlar! binbesyüz hanelik köyede 10tane camii yapiyorlar! bunlar kac defa basina yansidi!
bu kadar camii yetmiyormu? azicik insaf!

:türk:

Malhun
07.10.05, 23:32
Ayyyyyyyy ne kadar abartmissiniz Türkce Ezan konusunu... Bu benim hayalimde ki camii modeli idi... tarismaya acmadim ki....Offffffffffff Beyin sulandirmayin beeeeeeee.....

Gök Türk
08.10.05, 00:51
Değerli arkadaşlar,

camii ve kilise/katedral karşılaştırması yapmadan evvel aradakı ufak farklılıkları inceleyelim. Evet, Almanya’da yeni kilise yapıldığını görmek neredeyse imkânsızdır, hatta mevcut bulunan kiliseler yıkılmaktadır. Türkiye’de ise tam tersine hem yeni camiiler yapılmaktadır, hemde camiilere daha sık rastlanmaktadir. Neden?

Öncelikle Türkiye Almanya’ya karşı dinamik nüfusa sahip. Türkiye’nin nüfusu arttığı ve Türklerin inançlı bir millet olduğu için Türkiye’de yeni camiilerin yapılması doğaldır. Almanya’da durum farklı. Burada yeni kilise yapılmasına gerek yok, çünki ne artan nüfus var, nede imanin halk arasında yayılması. Ayrıca Hristiyanlar kiliseye sadece pazar günleri giderler, yani haftada bir kere. Bundan dolayı, bir Hristiyan için kilisenin kilometrelerce uzakta olması sorun teşkil etmez, çünki zaten haftada bir kere gidecektir. Bu durum Müslümanlar’da farklıdır. Bir Müslüman haftada bir kere değil, günde beş kere camiiye gidip ibadet eder. Onun için camiinin uzaklığı önemlidir. Bunları düşünmemiz gerekiyor.

Fakat, Türkiye’de ihtiyaç duyulduğundan fazla camii yapılması da bir gerçekdir. Herşeyi bir tarafa bırakarak, sırf Alevi vatandaşlarımızın oturduğu köylere bile camii yapılması ve bu camiilerin boş kalmasını düşünelim.

Cengizhan
09.10.05, 00:07
Fakat, Türkiye’de ihtiyaç duyulduğundan fazla camii yapılması da bir gerçekdir. Herşeyi bir tarafa bırakarak, sırf Alevi vatandaşlarımızın oturduğu köylere bile camii yapılması ve bu camiilerin boş kalmasını düşünelim.
:aferin:
imza
Cengizhan

TSfalcon
11.10.05, 00:25
bugün ezanin türkce okumasindan yana olanlari anlamiyorum.

bakin siz hic a$k siiri yazdinizmi :buuh:
eger yazdiysaniz aynisini almancaya cevirin göreceksiniz icerikleri kayip ediyor ve orjinal olmaktan cikiyor.

Telli Baba
19.10.05, 09:12
Ankara'da belediyeye ait tesislerde alkole izin verilmiyor. Belediyenin işlettiği restoranlarda ise sadece iftarda yemek çıkıyor

YILDIZ YAZICIOĞLU Ankara

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin hizmete açtığı tesislerde alkollü içecek yasağı getirildi. Belediyeye ait yüzme havuzu, restoran gibi sosyal tesislerde de Ramazan ayına göre düzenlemeler yapılması dikkat çekiyor.
Bayındır Barajı'ndaki Mavi Göl Parkı'nda yer alan ahşap levhalarda, "Parkta içki içilmesi kesinlikle yasaktır" uyarısı yer alıyor. Gölbaşı'ndaki Mogan Gölü Parkı'nın girişindeki uyarı levhasında, "Sevgili ziyaretçilerimiz, park içerisinde, alkol kullanmadığınız, çiçekleri koparmadığınız, çevrenizi rahatsız etmediğiniz için teşekkür ederiz. Ankara Büyükşehir Belediyesi" yazısı bulunuyor. Ancak belediye, giriş kapısına bir bez afiş ile de "Alkol kullanılması yasaktır" uyarısını yineliyor.
Eryaman Mahallesi'ndeki Göksu Parkı'nın giriş kapısındaki metal levhalarda ise, "Alkollü içki kullanmak kesinlikle yasaktır" yazısı göze çarpıyor.

Ramazan ayarı

Belediyeye ait Altınpark yüzme havuzu da, ramazan ayı nedeniyle kapılarını halka kapatırken; açık olduğu zamanlarda kadınlara sadece cumartesi günleri, 09.00-17.00 saatlerinde hizmet veriyor. Altınpark'taki Belediye Evi Restoranı'nda ise ramazan nedeniyle sadece iftarda yemek veriliyor. Ankara Belediyesi, "Hanımlar Lokali" adı altında açtığı tesislerinde yüzme havuzu, spor salonu, kafeterya gibi hizmetlerini 'haremlik' yaklaşımıyla erkeklere kapalı olarak sürdürüyor.

Milliyet (http://www.milliyet.com.tr/2005/10/19/guncel/gun06.html)

---

Devlet milleti zorla oruç tutturmaya mı zorluyor yoksa ben mi yanlış anladım? Alkollü içecek neden yasakmış? Bunu bana laik bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı anlatabilir mi? Benim vatanım İran Suudi Arabistan mı olmuş? Bunlar Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'te mi oluyor?

tralles
19.10.05, 09:54
Bu örnekte "oruc tutturmak isteyen" devlet degil, Melih Gökcek'tir.

Telli Baba
19.10.05, 11:58
Bu örnekte "oruc tutturmak isteyen" devlet degil, Melih Gökcek'tir.

Ankara'da içki yasak mı?
Restoranlar sadece ve sadece iftar'da yemek vermiyor mu?

Ha bunların Devlet'e/Belediye'ye ait teshislerde olması yalan mı?

Türkiye Cumhuriyet'i Laik bir devlet değil mi? Bu daire ve kurumları için geçerli değil mi?

Melih Gökçek hangi ülkede yaşıyor?

Cengizhan
19.10.05, 13:37
gökcek bu ülkenin en büyük mafyalarindan, ankarada rajon ondan sorulur!
tayip bile isine karisamiyor!

baskenimiz kimlere emanet!
allah yardimcimiz olsun

Osmanisches Reich
19.10.05, 14:07
Ne var ki bu iste. Icecek yazaklamiyor ki insanlar, tek icki. Simdik icki almandin diye ölmiyeceksin herhalde.

tralles
19.10.05, 14:07
Ankara'da içki yasak mı?
Restoranlar sadece ve sadece iftar'da yemek vermiyor mu?

Ha bunların Devlet'e/Belediye'ye ait teshislerde olması yalan mı?

Türkiye Cumhuriyet'i Laik bir devlet değil mi? Bu daire ve kurumları için geçerli değil mi?

Melih Gökçek hangi ülkede yaşıyor?

Sevgili Telli Baba,

tabiiki devlet kurumlaridir,
ancak senin sorunun okuyucularda uyandirdigi izlenim sudur: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin niyeti vatandaslara orucu bir sekilde tutturmak.

Ancak senin sorunun izini sürecek olursak ayni mesele Kayseri'de, Canakkale'de, Artvin'dede olmaliydi.

Ankara'ya özgü yapiyi, ve Melih Gökcek'i de biliyoruz.

Tabiiki belediyede devlettir. Derslerini de iyi calistigin icin seni tebrik ederim.

Ancak sundugun örnek icin daha mantikli soru: "Hükümet, bilhassa Ankara Büyüksehir Belediyesi millete zorla oruc tutturmak mi istiyor" olmaliyidi.

Telli Baba
19.10.05, 14:11
Ne var ki bu iste. Icecek yazaklamiyor ki insanlar, tek icki. Simdik icki almandin diye ölmiyeceksin herhalde.

Yarin Ramazan geldi millet'i zorla camiye sokalim o zaman. Bayram diye azıcık Şeriat'ta uygalarsın tamam bu iş. İçki belirli kesimin dini bayramı diye yasaklanamaz. AİHM'e gidilecek durum bu.

Telli Baba
19.10.05, 14:17
Sevgili Telli Baba,

tabiiki devlet kurumlaridir,
ancak senin sorunun okuyucularda uyandirdigi izlenim sudur: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin niyeti vatandaslara orucu bir sekilde tutturmak.

Ancak senin sorunun izini sürecek olursak ayni mesele Kayseri'de, Canakkale'de, Artvin'dede olmaliydi.

Ankara'ya özgü yapiyi, ve Melih Gökcek'i de biliyoruz.

Tabiiki belediyede devlettir. Derslerini de iyi calistigin icin seni tebrik ederim.

Ancak sundugun örnek icin daha mantikli soru: "Hükümet, bilhassa Ankara Büyüksehir Belediyesi millete zorla oruc tutturmak mi istiyor" olmaliyidi.

'Sevgili tralles' demek ki böyle durumlara devletimiz göz yumuyor. Böyle şeylere göz yumabiliyorsa daha nelere göz yumuryordur kim bilir? Tabii sizin gibileri böyle uygulamalardan memnun olabilir ama ben devletin tehlikede olduğunu görüyorum. Benim yemeyime ve içmeme yobazlar karışamaz. Net konuşttum mu?
TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKTİR VE LAİK KALACAK - BU 365 gün, 12 Ay, 4 hafta, 7 gün, 24 saat geçerlidir. Anladığını sanmıyorum ama neyse.

Ankara Belediyesi Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde değil mi?

Cengizhan
19.10.05, 14:20
Ne var ki bu iste. Icecek yazaklamiyor ki insanlar, tek icki. Simdik icki almandin diye ölmiyeceksin herhalde.

icmek istemiyen icmez kardesim! sen icmek istemeszen ICME! okadar!
ben icerim! varmi bi derdin?! ickide icerim baska seyde icerim! sen neyime ve ne hakknan karisiyorsun?!? tanrimisin sen?

Cengizhan
19.10.05, 14:22
Benim yemeyime ve içmeme yobazlar karışamaz. Net konuşttum mu?
TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKTİR VE LAİK KALACAK - BU 365 gün, 12 Ay, 4 hafta, 7 gün, 24 saat geçerlidir. Anladığını sanmıyorum ama neyse.

Ankara Belediyesi Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde değil mi?

agzina saglik telli...

kanki
19.10.05, 14:34
Telli baba dostum bu kadar siniren´le yahu , Turkiye Cumhuriyeti tabi laikdir ve öyle kalacaktir .Ramazan dolasiyla öyle olmustur....

Telli Baba
19.10.05, 14:39
Telli baba dostum bu kadar siniren´le yahu , Turkiye Cumhuriyeti tabi laikdir ve öyle kalacaktir .Ramazan dolasiyla öyle olmustur....

Kanki Ramazan Devlet ve kuruluşları için geçerli olamaz! Olursa İmam Nikahını da resmileştirelim olmaz mı? Azıcık şeriat'ta uygulanır - sonra tam şeriat'a geçebilinir. Zina yasaları çıkartılır vs. vs.

kanki
19.10.05, 14:47
aahhhh be Telli baba bu ne ki daha , istanbulun göbeginde refahlilarin playi var arkek kadin ayri giriyor .....Abant gölündeki kampa ya demeli ? yani bunlar sinirlenmeye degmez ...

Telli Baba
19.10.05, 14:56
aahhhh be Telli baba bu ne ki daha , istanbulun göbeginde refahlilarin playi var arkek kadin ayri giriyor .....Abant gölündeki kampa ya demeli ? yani bunlar sinirlenmeye degmez ...

kanki refahcılar, saadetçiler özel olarak haremlik selamlık uygulayabilirler - bunları beğenmesemde bunlar devlet'in kuruluşlarlarında yapılmıyor - yani özeldir.

Devlet'in yaptığı başka bir kitle partisinin yaptığı başka.

Hem kanki, sinirlenme diyorsun, sustukça bunlar çoğalmayacak mı? Bu durumlar normal birşey olarak algılanmamalı bence! Laikliği çürütemezler! Susa susa insanın üzerine varmazlar? Ordu'ya bırakmayalım bu konuları ... vatandaş olarak biz açık tepki gösterelim diyorum. Türkiye'nin temellerinden birisi olan Laiklıği savunmak, vatandaş olarak görevimizdir bence.

kanki
19.10.05, 15:23
kanki refahcılar, saadetçiler özel olarak haremlik selamlık uygulayabilirler - bunları beğenmesemde bunlar devlet'in kuruluşlarlarında yapılmıyor - yani özeldir.

Devlet'in yaptığı başka bir kitle partisinin yaptığı başka.

Hem kanki, sinirlenme diyorsun, sustukça bunlar çoğalmayacak mı? Bu durumlar normal birşey olarak algılanmamalı bence! Laikliği çürütemezler! Susa susa insanın üzerine varmazlar? Ordu'ya bırakmayalım bu konuları ... vatandaş olarak biz açık tepki gösterelim diyorum. Türkiye'nin temellerinden birisi olan Laiklıği savunmak, vatandaş olarak görevimizdir bence.
tabi ki laikligi savunmak ödevimizdir ve öyle kalacaktir ...rEfah basdeyken sede biliyorsundur yaptiklarini ..esas sorun gül basbakan erdogan cumhur baskani oldugu zamn cikacak ...
bak o zaman anayasasi degistirmeye nasil calisacaklar...

tralles
19.10.05, 15:35
Düz mantik dicem simdi, ortam yine gerilecek...

Kardesim Telli Baba,

devlet organlarinin basindaki insanlar devleti yönetiyor. Yarin baska bir hükümetin basa gelmesi durumunda "benim gibiler" sayesinde Ramazan ayinda'da istedigin gibi icersin ya da icmezsin. O zaman yine "bu devlet" bu uygulamaya "göz yumacak". Bugün Tayyip, Melih, yarin ben ve benim gibiler.

Senin ve senin gibileri icin "benim gibilerin" bu ülkenin basina gecmesini diliyor ve bunun icin olabildigince mücadele ediyorum.

Detan
19.10.05, 15:48
Bu Haberi okuyunca midem bulandi...Melih Gökcenin ne kadar yobaz oldugunu biliyoruz.
Zamninda "ben böyle Sanatin icine tükürürüm" diyerek, modernlikten ne kadar rahatsiz oldugunu kanitlamistir. Bunun gibi insanlar dini sörmürmekten cekinmez, utanmaz.
Tabi AKP rejimi yetkisi oldugu halde bu yobaza karismaz, cünkü tam istedikleri yolda ilerliyor.

Boluda ic camasir reklamlari yasaklaniyor, köylere okuldan fazla cami yapiliyor vs.
Artik göstere göstere geliyorlar. Sanirim bu gecis kanli degil, tatli olacak ;)

Ukala
19.10.05, 17:39
icmek istemiyen icmez kardesim! sen icmek istemeszen ICME! okadar!
ben icerim! varmi bi derdin?! ickide icerim baska seyde icerim! sen neyime ve ne hakknan karisiyorsun?!? tanrimisin sen?

...

dertli4u
19.10.05, 19:59
'Sevgili tralles' demek ki böyle durumlara devletimiz göz yumuyor. Böyle şeylere göz yumabiliyorsa daha nelere göz yumuryordur kim bilir? Tabii sizin gibileri böyle uygulamalardan memnun olabilir ama ben devletin tehlikede olduğunu görüyorum. Benim yemeyime ve içmeme yobazlar karışamaz. Net konuşttum mu?
TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKTİR VE LAİK KALACAK - BU 365 gün, 12 Ay, 4 hafta, 7 gün, 24 saat geçerlidir. Anladığını sanmıyorum ama neyse.

?

telli baba

sen, trallesin verdigi cok mantikli bir cevaba bile bu sekil "sizin gibiler" ayirmasi ile bu kadar sert tepki gösterirsen, bu konu siz ve bize dönüsür ve sonucu iyi olmaz.

ilk önce, tralles arkadasin anlatmak istedigini tam anlamak lazimdi..neyse.trallesin laiklik karsiti birisi oldugunu zannetmiyorum.

*****

bu Melih Gökcek denilen adam, benim cok eskiden tanidigim ve hayati boyunca islami kesimi "kullanan" bir kisidir.

kendi karisinin basi aciktir ama baskalarina haremlik selamlik uygulamasi yaptirtiyor.

bu adamin dini yönü ile ugrasmamak lazim..dini yönü ile ugrastikca, dindar kesim, bu sahsin yaptigi sahtekarliklari ve ihale yolsuzluklarini görememektedir.

karisi da su anda, ankarada onkoloji hastanesinin bahcesine cami yaptirtmakla mesgul.

siz bu adamin yaptigi gözboyamalarina bakin ilk önce.

ankarada, vatandasin gözünü boyamak icin öyle seyler yapiyorki, bu sene gittigimde, annem bile, "ogul, bu adam iyi calisiyor.oyumu gökceke verecegim bundan sonra" dedi.

ne yapiyor mesela, caddeleri, parklari güzellestiriyor..vatandas memnun..tabii vatandas nereden bilecek ki, o faaliyetleri yaparken tüm ihaleleri, yakinlarina dagitiyor ve parasina para ekliyor.ve daha bircok yolsuzluk..ama bunlari görmüyorlar..

sadece bu adamin icki yasagi konusunda yaptiklarina kafa yoruyorlar..ne oluyor sonra..sorun bakalim, vatandas, icki yasagindan sikayetci mi? hayir,büyük cogunlugu sikayetci degil..

gene annem anlatti.."artik parklarda rahat rahat geziyoruz..genclik parkina rahat rahat gidiyoruz cünkü sarhoslar ayyaslar icip icip nara atmiyor, etrafi rahatsiz edemiyor" dedi.benim annem 75 yainda..ve bu yasaklardan memnun.
bircok ailelerde memnun bu yasaklardan.cünkü son yillarda bu isler rezalet halini aldi.

eskiden icki icilmiyormuydu, elbette iciliyordu.ama ickili meyhanelere giden insanlar, ickisini icip efendice evine gidiyordu..simdi ise, ankaranin merkezinde, sokaklara kurulmus lokanta masalarinda bir cok insan, bagira cagira iciyor..yoldan gecerken rahatsiz oluyorsun..ve 18 yasindan kücüklerin bile bu tür yerlerde rahat rahat icki ictigini görebilmek mümkün.

almanyada, "jugendschutzgesetz" yönetmenliklerini düsünün bakalim..18 yasindan ve 16 yasindan ufaklar icki icilen yerlere ve diskolara girebiliyormu..
birde türkiyeyi düsünün.

ickinin zararlarindan ayrica bahsetmeme gerek yok..herkesin kendi bilecegi sey..ama gencligi korumak denilen bir sey oldugunu da unutmayalim.

yani, meselenin bu tarafini iyi düsünmek lazim.

konuyu laiklik, yobazlik ölcüsüne getirmek iyi degil..sonucta, gökcek gibilerinin daha fazla oy almasina yardimci olunmus olur.

****

Cengizhan
20.10.05, 00:06
@ukala
begenemedin galiba..

....(ist zwar offtopic..)
Hastane bahçesine cami
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan şahıs ve eşi, Ankara’daki onkoloji (kanser) hastanesinin bahçesine cami yaptırıyormuş!
Emin Cölasan - Hürriyet
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3403360.asp?yazarid=5&gid=61

Carlito
20.10.05, 00:25
@ukala
begenemedin galiba..


Nein im gegenteil, Ukala gibt dir 100% recht. Ich kenne ihn etwas und weiß das er auch gerne trinkt.

Ich trinke im Ramazan auch nicht, halt um in diesem Monat, mich mehr auf dinge konzentrieren zu können die sonst zu kurz kommen. Das ist aber meine Persönliche Sache.

Hier geht es aber um die Algemeinheit und da gibt es Gesetze und Rechte. Ich kenne sie nicht alle und deshalb halte ich mich aus dieser Diskussion heraus.

Cengizhan
20.10.05, 00:48
benim aslinda böyle konular icin söylemek istedigim;
allah'ın indinde kim daha makbuldür, onu sadece Allah bilir. Kimse ben ibadet yapıyorum, oruc tutuyorum, icki icmiyorum diye yapmayana, tutmayana, icmeyene kibirlenemez. Bu kendini ondan üstün görmek olur. O zaman egonun peşindesin demektir. Öyle ibadetin değeri bile kalmaz. Elbette gördügü eksigi uygun bir dille söyleyebilir. Karşısındaki kabul ederse eder, etmezse o onun bilecegi istir.
artik bunun anlama zamani gelmistir; insanlarin inanclarina karışmak, el atmak, müdahale etmekten vazgecmeliyiz! sonucta bu kul ile hakk`in arasinda bir olay

kanki
20.10.05, 05:05
bakin arkadaslar islam dini mantik dinidir .Yüce Allah bize akil ve nantik vermis , demis ki icki icmek haram ve günah.Ama kimseye icki icmeyin dememis , bizlere birakmis .Icen icer icmeyen icmez ....icen de adabiyla icer ama ,ictikden sonra silahina sarilip havaya SIKMAZ , yada direksiyon basina gecmez .

Ben alkol icmeyen bir insanim onun icin benim icin fart etmiyor , neden mi icmiyorum ? cunku vucudum kaldirmiyor da o yüzden ....

Her koyun kendi bacagindan silir ve herkes kendisi karar verir icmeye..ama zorla yapilan bir icki yasagida yanlis ve ramazanda da icmek yanlis benim gözümde .Bir ay agizina icki süremkle kimseye bir sey olmaz..

Telli Baba
20.10.05, 05:43
Düz mantik dicem simdi, ortam yine gerilecek...

Kardesim Telli Baba,

devlet organlarinin basindaki insanlar devleti yönetiyor. Yarin baska bir hükümetin basa gelmesi durumunda "benim gibiler" sayesinde Ramazan ayinda'da istedigin gibi icersin ya da icmezsin. O zaman yine "bu devlet" bu uygulamaya "göz yumacak". Bugün Tayyip, Melih, yarin ben ve benim gibiler.

Senin ve senin gibileri icin "benim gibilerin" bu ülkenin basina gecmesini diliyor ve bunun icin olabildigince mücadele ediyorum.

Senden özür diliyorum ve hatamı kabul ediyorum.

Telli Baba
20.10.05, 06:13
bu Melih Gökcek denilen adam, benim cok eskiden tanidigim ve hayati boyunca islami kesimi "kullanan" bir kisidir.

kendi karisinin basi aciktir ama baskalarina haremlik selamlik uygulamasi yaptirtiyor.

bu adamin dini yönü ile ugrasmamak lazim..dini yönü ile ugrastikca, dindar kesim, bu sahsin yaptigi sahtekarliklari ve ihale yolsuzluklarini görememektedir.

karisi da su anda, ankarada onkoloji hastanesinin bahcesine cami yaptirtmakla mesgul.

siz bu adamin yaptigi gözboyamalarina bakin ilk önce.

ankarada, vatandasin gözünü boyamak icin öyle seyler yapiyorki, bu sene gittigimde, annem bile, "ogul, bu adam iyi calisiyor.oyumu gökceke verecegim bundan sonra" dedi.

ne yapiyor mesela, caddeleri, parklari güzellestiriyor..vatandas memnun..tabii vatandas nereden bilecek ki, o faaliyetleri yaparken tüm ihaleleri, yakinlarina dagitiyor ve parasina para ekliyor.ve daha bircok yolsuzluk..ama bunlari görmüyorlar..

sadece bu adamin icki yasagi konusunda yaptiklarina kafa yoruyorlar..ne oluyor sonra..sorun bakalim, vatandas, icki yasagindan sikayetci mi? hayir,büyük cogunlugu sikayetci degil..

gene annem anlatti.."artik parklarda rahat rahat geziyoruz..genclik parkina rahat rahat gidiyoruz cünkü sarhoslar ayyaslar icip icip nara atmiyor, etrafi rahatsiz edemiyor" dedi.benim annem 75 yainda..ve bu yasaklardan memnun.
bircok ailelerde memnun bu yasaklardan.cünkü son yillarda bu isler rezalet halini aldi.

eskiden icki icilmiyormuydu, elbette iciliyordu.ama ickili meyhanelere giden insanlar, ickisini icip efendice evine gidiyordu..simdi ise, ankaranin merkezinde, sokaklara kurulmus lokanta masalarinda bir cok insan, bagira cagira iciyor..yoldan gecerken rahatsiz oluyorsun..ve 18 yasindan kücüklerin bile bu tür yerlerde rahat rahat icki ictigini görebilmek mümkün.

almanyada, "jugendschutzgesetz" yönetmenliklerini düsünün bakalim..18 yasindan ve 16 yasindan ufaklar icki icilen yerlere ve diskolara girebiliyormu..
birde türkiyeyi düsünün.

ickinin zararlarindan ayrica bahsetmeme gerek yok..herkesin kendi bilecegi sey..ama gencligi korumak denilen bir sey oldugunu da unutmayalim.

yani, meselenin bu tarafini iyi düsünmek lazim.

konuyu laiklik, yobazlik ölcüsüne getirmek iyi degil..sonucta, gökcek gibilerinin daha fazla oy almasina yardimci olunmus olur.

****

Yazdıklarını toparlayalım, diyorsunki:

- Melih Gökçek dini sömürü yapıyor, Gökçek'in hanımın başı açık, Gökçek'in hanımı Doktor ve Ankara'da Onkoloji Hastanesinin bahçesine cami yaptırmakla meşgul.

- Belediye'nin dış görünümü değer veriyor, İhaleleri akrabalarına dağıtıyor. Annenin memnuniyetine ifade ettin.

Bunlar sence iyi mi kötü mü umarım diğer yazılarında belli olur.


Gelelim asıl konuya:

- Sadece bu adamın içki yasağı konusunda yaptıklarına kafa yoruyorlar diyorsun, vatandaş memnun diyorsun.

Galiba bu yasaklamanın nedenlerini tam anlamadın herhalde! Makale'yi okusaydın eğer bu yasağın sadece ve sadece Ramazan Ay'ında uygunlandığını anlardın. Ve benim eleştirilerim de bunadır.

İçkiye karışmaya hakkın olmadığını da bir daha belirtmek isterim ve şu yazdıklarını değınmek isterim:

- eskiden icki icilmiyormuydu, elbette iciliyordu.ama ickili meyhanelere giden insanlar, ickisini icip efendice evine gidiyordu..simdi ise, ankaranin merkezinde, sokaklara kurulmus lokanta masalarinda bir cok insan, bagira cagira iciyor..yoldan gecerken rahatsiz oluyorsun..ve 18 yasindan kücüklerin bile bu tür yerlerde rahat rahat icki ictigini görebilmek mümkün.

Tabii İçki'yi tamamen kaldırmak hatta yasaklamak sizin işinize gelebilir. Ve açık söylüyorum burda kimseyi içki içsin ya da başka türlü beyin bozacak şeylere itilsin istemiyorum ancak prensip gereği Laik bir devlette Dini uygulamlar Devlet veya Belediye tarafından yapılamaz. Bu Devlete elbise gibi dini kimlik giydirmek anlamına geliyor. Laikliğin ne olduğunu anlamakta güçlük çeken insanlarımızın olduğunu biliyorum. Bu ama bir Belediye Başkanı - Melih Gökçek - için de mi geçerlidir?
Melih Gökçek bu uygulamasıyla Laikiliği ayağının altında çiğnemiş olmuyor mu?

Yine tekrarlıyorum, gençlere zararlı olabilecek şeylerden uzak tutacak olsaydı Melih Gökçek, sigaraya neden yasak demedi? Ha gelecek sene sigara yasak ilanı olursa bu hiçbirşey değiştirmez. Bu yasağın arkasındaki ana fikri hepimiz - umarım ki - iyi biliriz. Bu yasağın arkasındaki ana fikir devletin laik kimliğini yok etme isteğidir ve Türkiye'yi Din karanlığına sürükleme isteğidir. Bunu vatandaş memnunmuş gibi ağızlarla belirli insanları kandırabilirsiniz. Bu uygulama Laikiliği kaldırmak için ilk adımdır.

Vatandaş Laikliği kaldırmak istiyorsa bununda bir çaresini Rahmetli Adnan Menderes zamanında sunmuştu ve söyle demişti: 'Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz!'

Haklı Menderes, Melih Gökçek'i alkışlayan vatandaş Atatürk ve Devrimlerini hiçe saymıs olur - sadece içki olayı değil bu. Bunun altında daha fazla şeyler yatıyor. Ve iyi düşünmek lazım.

Telli Baba
20.10.05, 06:24
benim aslinda böyle konular icin söylemek istedigim;
allah'ın indinde kim daha makbuldür, onu sadece Allah bilir. Kimse ben ibadet yapıyorum, oruc tutuyorum, icki icmiyorum diye yapmayana, tutmayana, icmeyene kibirlenemez. Bu kendini ondan üstün görmek olur. O zaman egonun peşindesin demektir. Öyle ibadetin değeri bile kalmaz. Elbette gördügü eksigi uygun bir dille söyleyebilir. Karşısındaki kabul ederse eder, etmezse o onun bilecegi istir.
artik bunun anlama zamani gelmistir; insanlarin inanclarina karışmak, el atmak, müdahale etmekten vazgecmeliyiz! sonucta bu kul ile hakk`in arasinda bir olay

Daha basidini söyleyelim Allah'ın elçisi bir Laik devletin Belediye başkanı olamaz.


bakin arkadaslar islam dini mantik dinidir .Yüce Allah bize akil ve nantik vermis , demis ki icki icmek haram ve günah.Ama kimseye icki icmeyin dememis , bizlere birakmis .Icen icer icmeyen icmez ....icen de adabiyla icer ama ,ictikden sonra silahina sarilip havaya SIKMAZ , yada direksiyon basina gecmez .

Ben alkol icmeyen bir insanim onun icin benim icin fart etmiyor , neden mi icmiyorum ? cunku vucudum kaldirmiyor da o yüzden ....

Her koyun kendi bacagindan silir ve herkes kendisi karar verir icmeye..ama zorla yapilan bir icki yasagida yanlis ve ramazanda da icmek yanlis benim gözümde .Bir ay agizina icki süremkle kimseye bir sey olmaz..

kanki sen ister iç ister içme burda konu dini yasakların Laik devlet'te uygulanması. Aslında mahkemelik bu konu ... dava açmak gerek!

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 00:52
Yarin Ramazan geldi millet'i zorla camiye sokalim o zaman. Bayram diye azıcık Şeriat'ta uygalarsın tamam bu iş. İçki belirli kesimin dini bayramı diye yasaklanamaz. AİHM'e gidilecek durum bu.


Icmek istiyen evde icsin, oruc tutana az olsun saygi gösterilmeli ?
Buna Insanlik derler

Yakamoz
23.10.05, 00:56
']Icmek istiyen evde icsin, oruc tutana az olsun saygi gösterilmeli ?
Buna Insanlik derler


Oruc tutan adam da evinde tutsun. Icki satilan yerlere ne gidiyor???

Cengizhan
23.10.05, 02:00
Oruc tutan adam da evinde tutsun. Icki satilan yerlere ne gidiyor???
muahahaa der saß.. :D

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 11:56
Oruc tutan adam da evinde tutsun. Icki satilan yerlere ne gidiyor???

Su Icki denen pislikten sanki aksama kadar vazgecemicekler!!
Ne yaparsaniz yapin Insanligi benmi size ögretecem :rolleyes:
Laikligi ickiden savunun!!!!! :brüll:

Yakamoz
23.10.05, 12:06
']Su Icki denen pislikten sanki aksama kadar vazgecemicekler!!
Ne yaparsaniz yapin Insanligi benmi size ögretecem :rolleyes:
Laikligi ickiden savunun!!!!! :brüll:

Sana ne, icerim icerim...ben senin bacina bas örtüsünü cikar demiyorum, sen de benim ickime karisma. Dinine, dindarligini sadece kendine sakla...

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 12:11
Sana ne, icerim icerim...ben senin bacina bas örtüsünü cikar demiyorum, sen de benim ickime karisma. Dinine, dindarligini sadece kendine sakla...

Ic sana kimse icme mi diyor ister Ickiyi burnundan cek,ama Oruclunun yaninda icme !!!!!!
Milleti bos bosa günaha sokma.

Yakamoz
23.10.05, 12:13
']Ic sana kimse icme mi diyor ister Ickiyi burnundan cek,ama Oruclunun yaninda icme !!!!!!
Milleti bos bosa günaha sokma.

Ben ona saygi gösteririm, göstermem o benim karekterimle ilgili bir olay. Ama zorlama yoluyla saygi olmaz. Yoksa Suudi Arabistan gibi oluruz. Orada da Namaz saatlerinde bütün dükkanlar kepenk indiriyor. Neymis millet Namaza gitsinmis. Namaz saati sokakta görülenler dogru kodese....

Islam dini zorlama dini degildir.

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 12:17
Ben ona saygi gösteririm, göstermem o benim karekterimle ilgili bir olay. Ama zorlama yoluyla saygi olmaz. Yoksa Suudi Arabistan gibi oluruz. Orada da Namaz saatlerinde bütün dükkanlar kepenk indiriyor. Neymis millet Namaza gitsinmis. Namaz saati sokakta görülenler dogru kodese....

Islam dini zorlama dini degildir.

Iyi ramazanda icki icme demisler,
hemen Sudi Arabistan olduk :brüll: yada Irana benzedik

Yakamoz
23.10.05, 12:33
']Iyi ramazanda icki icme demisler,
hemen Sudi Arabistan olduk :brüll: yada Irana benzedik

Ramazanda icki icme demekle, Namaz vakti Namazini kil demek arasinda ne fark var?

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 12:44
Ramazanda icki icme demekle, Namaz vakti Namazini kil demek arasinda ne fark var?

Ramazan ayi hergünmü ?

Yakamoz
23.10.05, 12:45
']Ramazan ayi hergünmü ?

Mesele, dindar olan bir insanin, baska insanlarin hürriyetine müdahale etmesi. Degil yilda 1 ay, bir gün bile olsa fazladir.

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 12:57
Mesele, dindar olan bir insanin, baska insanlarin hürriyetine müdahale etmesi. Degil yilda 1 ay, bir gün bile olsa fazladir.

Ozaman Basörtüde Türkiyede Hürriyette kavusmasi lazim.
Dindar Dinsizin isine karisamiyorsa Hukukta Dindarin isine karisamaz.

Yakamoz
23.10.05, 12:58
']Ozaman Basörtüde Türkiyede Hürriyette kavusmasi lazim.
Dindar Dinsizin isine karisamiyorsa Hukukta Dindarin isine karisamaz.

Benim halalarim basörtüsü takiyor. Kimse birsey söylemiyor! Olmayan bir problemi ne cikartiyorsun?

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 14:27
Benim halalarim basörtüsü takiyor. Kimse birsey söylemiyor! Olmayan bir problemi ne cikartiyorsun?

Senin halalarin Üniversitede okumaya calisiyormu ?

Yakamoz
23.10.05, 14:34
']Senin halalarin Üniversitede okumaya calisiyormu ?

Ben Basörtüsü yasagina da karsiyim, sen icki yasagina karsi misin?

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 14:37
Ben Basörtüsü yasagina da karsiyim, sen icki yasagina karsi misin?
Ickiden nefret ederim

Yakamoz
23.10.05, 14:38
']Ickiden nefret ederim

Soruma cevap ver..senin kisisel fobilerini sormadim!

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 14:42
Soruma cevap ver..senin kisisel fobilerini sormadim!

Nefret edigime göre yasaklanmasinida isterdim !!!!!
Ickinin insanlarimiza ne iyiligi dokundu?

Yakamoz
23.10.05, 14:44
']Nefret edigime göre yasaklanmasinida isterdim !!!!!
Ickinin insanlarimiza ne iyiligi dokundu?

Sen her hakki istiyorsun, baskalarina vermiyorsun. Du bist in meinen Augen in Intoleranter Mensch. Senin gibiler insanlari Islamdan sogutuyor.

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 14:47
Sen her hakki istiyorsun, baskalarina vermiyorsun. Du bist in meinen Augen in Intoleranter Mensch. Senin gibiler insanlari Islamdan sogutuyor.

Yapma yaaaa ,ein intoleranter Mensch ist derjenige der neben einem Mitmenschen der gerade Fastet frisst und trinkt.
Ausserdem niemand der den Islam richtig kennt würde jemals von Ihm entweichen.

Yakamoz
23.10.05, 14:50
']Yapma yaaaa ,ein intoleranter Mensch ist derjenige der neben einem Mitmenschen der gerade Fastet frisst und trinkt.
Ausserdem niemand der den Islam richtig kennt würde jemals von Ihm entweichen.


Cok yalnis efe...cok yalnis...bu yazini okuyan bilmem kac kisi..amaaan Müslümanlar ne kadar tahamülsüz, baskici insanlarmis deyip, dinimize sirt cevirecekler. Sen bu insanlarin hepsinin hakkini üzerine aliyorsun. Yarin, Ahirette Allah-u teala sana sorarsa ne cevap vereceksin? Sen artik ömrü billah oruc tutsan, günde 500 vakit Namaz kilsan bu yükün altindan kalkamazsin.

Sen en iyisi cabuk bir tövbe et.

Dev-Sag[C*]
23.10.05, 14:55
Cok yalnis efe...cok yalnis...bu yazini okuyan bilmem kac kisi..amaaan Müslümanlar ne kadar tahamülsüz, baskici insanlarmis deyip, dinimize sirt cevirecekler. Sen bu insanlarin hepsinin hakkini üzerine aliyorsun. Yarin, Ahirette Allah-u teala sana sorarsa ne cevap vereceksin? Sen artik ömrü billah oruc tutsan, günde 500 vakit Namaz kilsan bu yükün altindan kalkamazsin.

Sen en iyisi cabuk bir tövbe et.


Oruc tutarken yanimdaki Ickiciyi yüreklendiriyimmi?

Yakamoz
23.10.05, 15:13
']Oruc tutarken yanimdaki Ickiciyi yüreklendiriyimmi?

Oruc tutmak icin mücadeleni kendi nefsinle vermek zorundasin. Karsindaki ile degil. Örnek davranis, senin o ickiyi alan tavsiyede bulunman, kendi davranisinla ona örnek olman.

Ha yasakla masakla tam tersini yaparsin. Islamiyet yasakci bir din degil.

Telli Baba
23.10.05, 15:19
']Icmek istiyen evde icsin, oruc tutana az olsun saygi gösterilmeli ?
Buna Insanlik derler

Oruç tutan benim içki içme isteğime saygı göstermezse ben niye göstereyim ki? Hem oruç tutanın barlarda, Belediye'nin Restoranlarında işe ne? Oruç moruç beni ilgendirmez ... Ben gelip oruçluya içki iç demem ... bu kendi ruhsal iradene kalmış bir olaydır. Bu yasaklar Laik Türkiye Cumhuriyetine yakışmaz. Suudi-Arabistan gibi İslami devletlere yakışır orası başka orda Laiklik hak hukuk yok.

TSfalcon
24.10.05, 01:05
Zitat von Telli Baba
Laik bir devlette Dini uygulamlar Devlet veya Belediye tarafından yapılamaz. Bu Devlete elbise gibi dini kimlik giydirmek anlamına geliyor.
icki yasagi getirmek yanlis,laikligi bu ise karistirmiyalim yoksa efe gibileri
derki laikligin yapmis olduguna bak ve hakli cikar.
demek istiyorum ki devlet ickiye önlem alsin,sokakta kiz kardesini eline tutup
gezemiyorsun,sahrosun biri cikip aziyor.turistik yerlerinde ki parlarda
14yasindaki kizlar icki iciyor,sokaklar sahros tecavüzcü dolu,sokak ortasinda icki
icme kaldirilmali.sokak ortasinda 12yasindaki dinercilerin elinde icki.bunlarin yüzünden cinayetler hirsizliklar tecavüz hepsi artiyor.bir insan sokak ortasinda sahros oldunmu ne yapdigini bilmez.laiklik bu demek degil,telli babo belki yanlis
anlamisimdir seni? eger sen bu tür olaya laiklik dersen,o zaman tecavüzcüde
laik siteme uydu.
tapiki akp nin zihniyeti baska,bunlarin eline kalsa evde bile icki yasaklanir.

almanyadaki arkadas geliyor aklima,discoda icti icti sonra kavga etti,
cocugu sirtindan picakladi,sahros oldugu icin, ve ne yapdigini güya bilmedigi icin 9gün sonra cezaevinden cikti.

inan bana almanyada sokak ortasinda ic, sahros ol istedigin sucu et,cezaevine girmesin.

aklima birde türkiye geliyor aynimi?

Telli Baba
24.10.05, 09:12
icki yasagi getirmek yanlis,laikligi bu ise karistirmiyalim yoksa efe gibileri
derki laikligin yapmis olduguna bak ve hakli cikar.
demek istiyorum ki devlet ickiye önlem alsin,sokakta kiz kardesini eline tutup
gezemiyorsun,sahrosun biri cikip aziyor.turistik yerlerinde ki parlarda
14yasindaki kizlar icki iciyor,sokaklar sahros tecavüzcü dolu,sokak ortasinda icki
icme kaldirilmali.sokak ortasinda 12yasindaki dinercilerin elinde icki.bunlarin yüzünden cinayetler hirsizliklar tecavüz hepsi artiyor.bir insan sokak ortasinda sahros oldunmu ne yapdigini bilmez.laiklik bu demek degil,telli babo belki yanlis
anlamisimdir seni? eger sen bu tür olaya laiklik dersen,o zaman tecavüzcüde
laik siteme uydu.
tapiki akp nin zihniyeti baska,bunlarin eline kalsa evde bile icki yasaklanir.

almanyadaki arkadas geliyor aklima,discoda icti icti sonra kavga etti,
cocugu sirtindan picakladi,sahros oldugu icin, ve ne yapdigini güya bilmedigi icin 9gün sonra cezaevinden cikti.

inan bana almanyada sokak ortasinda ic, sahros ol istedigin sucu et,cezaevine girmesin.

aklima birde türkiye geliyor aynimi?

Lazfalcon niye bizim insanımız içip tecavüzcü oluyurmuşta bu örnek olarak Almanlar ya da ne bilim İtalyanlar için geçerli değil? Sarhoş olmak tecavüze mi yol açıyor?

Tecavüz etmek isteyen insanın içinde tecavüz etme isteyi yatması lazım ki tecavüz etsin. İçinde tecavüzcülük yoksa tecavüz etmezsin. İstersen 2 70'liği bitir yine de efendi efendi - tabii ayakta kalabilisen eğer - davranabilirsin. Alköl bunu engellemez.

Bazıları sarhoşluğu 'herşey yapabilirim' diye algılıyorlar. Bunun yanlış olduğunu hepimiz biliyoruz herhalde.

Gelelim yoldaki sarkıntılık yapan manyaklara, bunları Alköl'ü yasaklayıpta mı engelleyeceksin? Böyle insanlara Lokanta Sahibi ya da bar sahibi dikkat etmesi lazım. Örnek olarak 'Aman Efendim size Taksi çagırayım arabayı sakın kullanmayın!' ya da 'Bu halinizle sokakta yürüyemezsiniz diyemez mi?' diyemez mi?

Hem ben önümnde birisi sigara içerse rahatsız oluyorum o da yasaklansın? Olmaz mı? Yasaklar konusunda iyi düşünmek lazım. Eroin, esrar, afyon yasaklandı diye artık yok mu oldu bunlar?

Hem bu Ankara'daki yasaklar ne zaman yapıldı? Ramazan ayı içinde yapıldı. Laik Devlet dinsiz devlettir. Her türlü dine ve imana ya da imansızlara aynı mesafede yaklaşmalı. Ramazan Ay'ı diye bana kimse yasak koyamaz. O Efe gibileri ya Laik devleti sever ya da Almanya'da Üsamecilerle işbirliği yapar. Laiklik zaten Efeler gibilerinin yüzünden getirilmiştir Türkiye'ye. Ve Türkiye Cumhuriyet'i var oldukça Türkiye İslami bir devlet olmayacak.

Dev-Sag[C*]
24.10.05, 17:22
Ve Türkiye Cumhuriyet'i var oldukça Türkiye İslami bir devlet olmayacak.


Hadi bakalim !!!!! :brüll:

kanki
24.10.05, 21:00
']Hadi bakalim !!!!! :brüll:

efe bu ne demek oluyor ?

Dev-Sag[C*]
24.10.05, 22:36
efe bu ne demek oluyor ?

Osmanlinin son döneminde kim billiyordu laiklik gelecegini ?

Cengizhan
24.10.05, 22:49
']Osmanlinin son döneminde kim billiyordu laiklik gelecegini ?
osmanlinin son döneminde fikir olarak laiklik vardi ..yani din islerini devlet islerinden ayirt etme fikri

TSfalcon
24.10.05, 22:50
efe bu ne demek oluyor ?
anliyormusun nedemek istedigimi.

bunlar her pislik yapani san ediyorki laik sistemin yüzünden oldu.
yaniltici namaz kilana bakmazlar,bunlarin akli baska yerde.

Detan
24.10.05, 22:53
osmanlinin son döneminde fikir olarak laiklik vardi ..yani din islerini devlet islerinden ayirt etme fikri

Wo ist JeuneTurk wenn man ihn braucht :D

Cengizhan
24.10.05, 23:03
JeuneTurk :D
?
jönturk :rolleyes:
schöneturk :lach:

Gamberoglu
25.10.05, 04:58
']Nefret edigime göre yasaklanmasinida isterdim !!!!!
Ickinin insanlarimiza ne iyiligi dokundu?

evet haklisin ney iyi dokundu mesal hastanede dokundu infektionmittel olarak sen ickiden nefret ediyorsun fakat sen surp fallan icme kimilerinde alköl var :brüll:

kanki
25.10.05, 05:03
']Osmanlinin son döneminde kim billiyordu laiklik gelecegini ?

cok mu dokunuyor sana laik sistem ? bakalim bu soruya dürüstce cevap verebilcekmisin ?

Telli Baba
25.10.05, 14:25
']Hadi bakalim !!!!! :brüll:

Ne o? Geldiler mi?

Telli Baba
30.10.05, 11:09
Devletin resmi yayın kurumunda laik düzen yerden yere vuruluyor, şeriat düzeni savunuluyor

30.10.2005

Devletin resmi yayın organı TRT Televizyonu'nda perşembe günleri yayınlanan "Düşünce İklimi" adlı programda iki haftadır hukuk devleti ağır bir şekilde eleştiriliyor, İslam Hukuku savunuculuğu yapılıyor.

İşin ilginci; ne savcılardan, ne RTÜK'ten, ne de kadın hakları savunucularından bu konuda en ufak bir itiraz yükselmiyor!

Sadede gelelim:

Bu programın yapımcısı ve sunucusu, uluslararası ilişkiler uzmanı ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mim Kemal Öke...

Biliyorsunuz; bu hocamızın kendisiyle aynı ismi taşıyan dedesi, tıp profesörüydü ve Atatürk'ün doktoruydu. Bazı çevreler, bugün adı Nişantaşı'nda bir caddeye verilmiş olan rahmetliyi, Atatürk'ün hastalığını yanlış teşhis ve tedavi etmekle suçlamışlardı. Ama bizim konumuz dede değil, torun Prof. Dr. Mim Kemal Öke ve onun 20-27 Ekim tarihlerinde yayımlanan programı...

Bu programda İslam Hukuku Profesörü ve Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Hayrettin Karaman'ı konuk etmiş Mim Kemal Öke.

Karaman, "İslam Hukuku'nda miras "ın ele alındığı sohbette, Kuran'a göre miras paylaşımını savunarak, laik cumhuriyet devletinin hukuk sistemini eleştiriyor. Böylece TRT Yasası'nı, RTÜK Yasası'nı, Türk Ceza Kanunu'nu ve Anayasa'yı açık açık çiğniyor.

İşin ilginci; önce 20 Ekim'de yayınlanan bu program, 27 Ekim'de de tekrarlanıyor.

İşte; devletin televizyonunda, şeriat savunuculuğu yapılan o sohbetin tam metni:

Karaman: Miras hukuktur. Hukuk da bizim hayatımızın sadece bir parçasıdır. Bizim hayatımız sadece hukuktan ibaret değildir. İslam bir bütün olarak; yani siyaset, hukuk, cemiyet, estetik, ahlak bütün bu alanlarda yeni bir zihniyet getiriyor. Bu zihniyetle baktığınız zaman siz bütün bu alanları Müslüman aklıyla düşünen insanlar olarak Allah'ın muradına uygun şekilde düzenleyebiliyorsunuz.

Öke: Evet, evet.

Karaman:: Kuran'da olan aklı o zihniyeti temessül ettiğinizde, onunla hemhal olduğunuzda...

Öke: İçselleştirdiğinizde...

Karaman: Evet İçselleştirdiğinizde, o akılla baktığınızda artık bütün bu alanları düzenlersiniz. Ama Kuran-ı Kerim'de bazı örnek düzenlemeler de vardır. Şimdi o zaman... Nedir taktıkları? Diyorlar ki miras konusunda 'Efendim kadın daha fazla korunmaya muhtaçken, İslam tutmuş adamın bir oğlu bir kızı varsa oğlana iki hisse kıza bir hisse vermiş. Bu haksızlıktır' diyorlar. Bir kere İslam bütün miras münasabetlerinde kadına erkeğin yarısı kadar vermiyor. Şimdi bir başka örnek vereyim ben: Bir insan vefat etti; anası-babası var, oğlu-kızı var. Tamam oğluna iki, kızına bir veriyor. Ama anasıyla babasına, her ikisine altıda birer veriyor.

Öke: Evet, eveeet.

Karaman: Ana kadın değil mi, baba erkek değil mi? Eşit veriyor. Yani her zaman kadına yarı vermiyor. Birinci madde bu! Şimdi oğulla kıza gelelim. Birine iki birine bir veriyor ya; fakat erkeğe mali yükümlülük yüklüyor kadının lehine olmak üzere.

Öke: Evet, evet, evet, evet.

Karaman: Yani hukuk; mesela nafaka bahsini alacaksınız şimdi: Nafaka bahsinde diyor ki; kadın isterse çalışır. Tabii ki cemiyete katkı sağlar, kendi sağlığı için, kendini geliştirmek için, cemiyete katkıda bulunmak için isterse çalışır, üretir. Ama... Kadın yaşamak için çalışmak mecburiyetinde değildir. İslam'ın bir kere öngördüğü kural bu! Kadın kız iken babası onun masrafını karşılar, evliyken kocası, babası-kocası yoksa erkek kardeşi, o da yoksa amcası. Dikkat edin hep erkekler. Demek ki kadınların geçiminden erkekler sorumlu, yükümlü. Bir kere, onu nazarı itibara almış bu miras... Niçin böyle olduğunu, orada haksızlığın olmadığını, orada nimetle külfet dengesinin bulunduğunu anlatıyorum.

Öke: Sitenize de geliyor böyle sorular galiba.

Karaman: İslam'ın getirdiği siyaset, cemiyet, hukuk, ahlak düzeni içerisinde erkeğin mali yükümlülükleriyle kadını mukayese etsinler. Kadının kârlı, mali mirasa konma bakımından, erkeğin zararlı olduğunu görürler.

Öke: Tabii...

Karaman: Şimdiiii... Bir başka cemiyet düşünün orada insan ve düzen, nizam bölünmüş olsun. Ve insana desinler ki, 'Sen kardeşim, sen sadece ibadet ve iman olarak Müslüman olacaksın, yani Müslümanlığı yaşayacaksın. Onun dışındaki alanları biz İslam'a bakmadan, İslam'ı nazar-ı itibara almadan düzenleyeceğiz. (Laikliği tarif ediyor. M.M.) Orada da onu uygulayacaksın... 'O zaman bir bölünme ortaya çıkıyor. Çünkü siz tutuyorsunuz bir başka kanun getiriyorsunuz. Mesela aile konusunda, aile hukuku konusunda. Orada bir nafaka düzeni getiriyorsunuz. Orada bir maişet yani ailenin geçiminden sorumluluk kuralı getiriyorsunuz. Belli bir yaşa kadar kızlara ana babası bakmak durumunda oluyorlar ama, kızlara kadınlara erkek akrabaları; kardeşi, olmadı amcası, olmadı dedesi, vicdanen değil, ahlaken değil, kanunen bakmak mecburiyetinde olmuyor. Onun için de kadınlar şimdi çok meşru olan, dillerden dillere dolaşan ekonomik özgürlüğün peşine düşüyorlar. Öyle ya haklı... El alemin eline bakmak zorunda kalacaklar. Benim yazılarımı topladılar bir kitap meydana geldi; o kitabın adı 'Laik Düzende Dini Yaşamak'tır.

Öke: Evet, evet.

Karaman: Böyle bir düzenin içinde Müslüman olarak yaşamak mecburiyetinde kalırsanız, o zaman işte siz Kuran-ı Kerim'in miras ahkâmını değiştiremezsiniz. Böyle bir hakkınız yok ama o günkü dengeleri..

Öke: Bravo...

Karaman: O dengeleri göz önüne alarak bugün çözümler üretirsiniz... Maksadı gerçekleştirici çözümler üretirsiniz!

Haber: Mustafa MUTLU

Vatan (http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=30.10.2005&Newsid=63388&Categoryid=1)

Ruh kiz
30.10.05, 12:59
Tek kelimesinde hayir yok bu adamin. Resmen kadini erkege muhtac konuma düsürmüs. Söyledikleri su anlama geliyor: Analarimiz, bacilarimiz evli degiller aslinda, ekmek parasi icin evlilik oyunu oynuyorlar. Bu nedenle evlilik onlar icin ilk olarak ekmek kapisi anlamina gelmeli!

Yazik yahu...Bu adamlar nasil böyle serbestce dolasip, fikir katline sebebiyet verebiliyorlar....

Laiklik tartisilabilir, fakat bir alternatifi oldugu zaman. Laikligin alternatifi Islam, Islamin alternatifi Laiklik olamaz bir defa, bu ikisini niye birbirine karistiriyorsun.

Dev-Sag[C*]
30.10.05, 22:26
Aslan TRT

Weiter So !!!!!!!!!!!!

Telli Baba
30.10.05, 23:51
Tek kelimesinde hayir yok bu adamin. Resmen kadini erkege muhtac konuma düsürmüs. Söyledikleri su anlama geliyor: Analarimiz, bacilarimiz evli degiller aslinda, ekmek parasi icin evlilik oyunu oynuyorlar. Bu nedenle evlilik onlar icin ilk olarak ekmek kapisi anlamina gelmeli!

Yazik yahu...Bu adamlar nasil böyle serbestce dolasip, fikir katline sebebiyet verebiliyorlar....

Laiklik tartisilabilir, fakat bir alternatifi oldugu zaman. Laikligin alternatifi Islam, Islamin alternatifi Laiklik olamaz bir defa, bu ikisini niye birbirine karistiriyorsun.

Bu adamların her zamanki ağızlar bunlar ama TRT'de böylelerin işi ne? Sanki Kanal 7'ler, TV5ler, NUR TVler, Mesaj TVler yetmiyormuş gibi.

TRT'de açık açık Şeriat'a övgü dolu sözler bulunurken Türkiye'deki yasaları hiçe saymanın anlamı ne?

Miras konusunda en azından İslam'ın kadınlara bakış açışını az da olsa açıklamış oldu.

Detan
31.10.05, 01:10
']Aslan TRT

Weiter So !!!!!!!!!!!!

Warum wundert mich das jetzt nicht?

Telli Baba
31.10.05, 16:00
TRT'deki "Mecelle" mesajı meclis gündeminde

CHP İzmir Milletvekili Erdal Karademir, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, TRT’de "Düşünce İklimi"[/b] programında yapıldığı iddia edilen "şeriat propagandasını" sordu.
CHP İzmir Milletvekili Erdal Karademir, TBMM Başkanlığına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal hükümlerine ve dönemin Cumhuriyetin temel ilkelerine rağmen, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi yayın organı olan TRT’de 20 Ekim 2005 tarihinde yayınlanan ve 27 Ekim’de tekrarlanan "Düşünce İklimi" adlı programa dikkat çekti. Karademir, bu programda, "İslam hukukunda miras" adı altında, şeriat propagandası yapıldığını ve Türkiye Cumhuriyetinin temelini oluşturan, laik Cumhuriyet devletinin hukuk sisteminin eleştirildiğini ve islam hukukunun savunulduğunu öne sürdü.
Karademir, Erdoğan’a, "AKP iktidarında, Devletin televizyonlarında, bu tür programların hazırlanması ve yayınlanmasına izin verilmesinin temelinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan Türk Medeni Yasası’nı ortadan kaldırmanın hazırlığı mı yapılmaktadır?" diye sordu.
Türk Medeni Yasası’nın, Türkiye Cumhuriyetinin esasını ve temelini oluşturduğunu vurgulayan Karademir, Erdoğan’a, "Bu bağlamda, Cumhuriyetin 82’inci yılında TRT tarafından, Cumhuriyetin temellerini ve laik hukuk sistemini eleştiren bir program yapılması sizce doğru mudur?" sorusunu yöneltti.
"Devletin resmi televizyonu TRT, kendisini var eden bir sistemi ortadan kaldırmanın aracı olarak kullanılabilir mi?" diyen Karademir, Başbakan Erdoğan’a şu soruları yöneltti:
"Sözkonusu programda, İslam’da mülkiyet ve miras hukuku yani Mecelle’nin geri getirilmesi önerilmektedir. Bu öneri, Türkiye Cumhuriyetinin ve temel ilkelerinin ortadan kaldırılmak istenmesi anlamına mı gelmektedir? Söz konusu programda, Türk Medeni Yasası’nın kaldırılıp yerine İslam Miras Hukukunun istenmesi, toplumun bir iç talebi midir? Yoksa AB’nin yada yabancı devletlerin bir istemi midir? Devletin TV’sinde, böyle bir programın yayınlanması yasal mıdır?
Anayasamız, TRT yasası, RTÜK yasası başta olmak üzere diğer tüzelerimiz, Cumhuriyetimizin temellerini sarsmayı amaçlayan, böylesi programların yayınlanmasına elvermekte midir?" Prof.Dr.Hayrettin Karaduman’ın katıldığı programda kadınların çalışmaması yönündeki hükümleri övdüğü belirtilmişti.

Milliyet (http://www.milliyet.com.tr/2005/10/31/son/sonsiy13.html)

Telli Baba
17.11.05, 19:13
TRT'deki program hakkında suç duyurusu

CHP İzmir Milletvekili Enver Öktem, TRT'de yayınlanan ''Düşünce İklimi'' programında yayın esasları ve ilkelerinin ihlal edildiği iddiasıyla sunucu Prof. Dr. Mim Kemal Öke, konuk Prof. Dr. Hayrettin Kahraman ve TRT Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulundu.
Öktem, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği suç duyurusu dilekçesinde, TRT-2'de 20 Ekim 2005 tarihinde yayınlanan ve 27 Ekim 2005 tarihinde tekrarlanan programdaki konuşmalarda TRT Kanunu'nun yayın esasları ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları hakkındaki kanunun yayın ilkelerine ilişkin hükümlerine aykırılık oluşturan görüş ve beyanlara yer verildiğini ileri sürdü.
Programda, Prof. Dr. Kahraman'ın, ''Kimliğimizin en önemli unsuru İslam'dır. Onu terk ederek, ondan çıkarak kendimiz olamayız'', Prof. Dr. Öke'nin, ''Bu ibadetin ötesinde kültürel hüviyet ve ayniyet meselesidir'' şeklinde ifadeler kullandıkları anlatıldı.
Kahraman'ın, miras konusunda ''Bizim hayatımız sadece hukuktan ibaret değildir'' dediği ve ''Müslüman aklıyla düşünüldüğünde siyaset, hukuk, cemiyet, ahlak gibi alanların Allah'ın muradına uygun şekilde düzenlenebileceği'' şeklinde görüş belirttiği anımsatıldı.
Dilekçede, Kahraman'ın devamla ''...(Sen sadece iman ve ibadet olarak Müslüman olacaksın, yani Müslümanlığı yaşayacaksın, onun dışındaki alanları biz İslam'a bakmadan, İslam'ı nazarı itibara almadan düzenleyeceğiz) denildiği zaman bir bölünmece ortaya çıkıyor'' sözlerini söylediği ifade edildi.
Dilekçede, söz konusu programdaki konuşmalar nedeniyle TRT Genel Müdürlüğü yetkilileriyle Prof. Dr. Öke ve Prof. Dr. Kahraman hakkında gerekli soruşturmanın yapılması talep edildi.
TRT Kanunu'nun yayın esaslarını düzenleyen 5. maddesinin (d) fıkrası, ''Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak yahut devleti ve devlet otoritesini ortadan kaldırmak veya dil, ırk, din ve mezhep ayrımı yaratmak yahut sair herhangi bir yoldan bu kavramlara ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak amacı güden rejim ve ideolojilerin propagandasına yer vermemek'' hükmünü içeriyor.
Radyo ve Televizyonların Kuruluşu ve Yayınları Hakkında kanunun yayın ilkelerine ilişkin 4. maddesinin (a) fıkrası ise, ''Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılmaması'' şeklinde düzenleniyor.

Milliyet (http://www.milliyet.com.tr/2005/11/17/son/sonsiy16.html)

tralles
01.12.05, 13:09
Aslinda bu konuyu islemek istemiyordum. Üstünkörü gazetelerde okudugumda bu konularin kullanilmasini gereksiz gördüm. Taa ki isin ic yüzünü metni okuduktan sonra anlayincaya kadar.

Olay söyle:

Bakanlar bir yerde bulunuyorlar, yemek vakti gelmis. Ulastirma bakani'nin esi de var orada. Bu kadini tek basina bir masaya oturup yemek yediriyorlar, erkekler ise baska bir kösede. Resim cok tuhaf ve garip. Harmelik-selamlik var hala bakanlarimizin arasinda. Bu da Türkiye Cumhuriyeti'nin ana ilkelerinden olan laiklige karsi aile ici uygulama maskesi altinda yapilan bir saygisizlik.
Düsünün, ülkemizi yöneten insanlarin aile yapisi altinda uyguladiklari ve düsündükleri idela resim bu ise, vay halimize.
Gecen yil bir avuc AKPli Gaziantepli milletvekilleriyle tanisma imkanim oldu. Esleri de oradaydi. Erkekler resepsiyonda milletvekili olmanin havasini atarken, bir kösede kalmis bir avuc basi örtülü kadinlar kendi aralarinda konusuyorlardi. Ve samimiyetimle söylüyorum, milletvekillerinden hic isik alamiyordum. Hicbir sekilde Türkiye Cumhuriyetini yönetecek sifatta insan degildiler. Olsa olsa sadece "emret padisahim" diyecek insanlardi onlar.
Artik Suriye Krali'nin esinin isigi altinda görünmeyen basbakan esleri, tek baslarina oturmus bakan esleri görmek istemiyorum desemde, bu manzaralar daha yillar yili bizlere eslik edecektir. Bu forumda görüyoruz, genc insanlar bile böyle uygulamalari var gücleriyle tasvip ediyorlar ise, hatta üniversiteli genc kizlarimiz bile kubul ediyorlar ise, mücadeleye devam, aydinlik ülkemize tam olarak yerlesememis demektir!

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/754303.jpg


Harem-selamlık ötesinde bir şey

Hüseyin TEKİN/ANKARA

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım’ı tek başına yemek yerken gösteren fotoğrafla başlayan tartışma, gazetelerin köşe yazılarına da yansıdı. İşte Türk basınının önemli isimlerinin bu konudaki yorumları...

Çarşamba’ya ulaşırlar

Oktay Ekşi (Hürriyet): Kadını erkekten önde tutmayan, ama lafa gelince ‘cennet senin ayaklarının altındadır’ diyerek kadınları uyutacağını sanan zihniyete karşıyız. Hürriyet’te yayınlanan fotoğraf(lar)a bakıp AKP mensupları medeniyet haritasının neresinde olduklarını tayin etmeliler. Beğeniyorlarsa. Sonunda Brüksel’e değil, Fatih’in Çarşamba semtine ulaşırlar.

Kahredici hüzün var

Ertuğrul Özkök (Hürriyet): O fotoğrafta başka bir şey var. ‘Harem-selamlık’ gibi sınıflandırmanın ötesinde bir şey. Kahredici bir hüzün var. Yalnız bırakılmış, sanki terk edilmiş bir kadın yalnızlığı. Yan tarafta pürneşe bir erkek muhabbeti. Bu tarafta tek başına bir kadın. Tabiat, medeniyet, 21’inci yüzyıl, erkeklik, kadınlık bunu kaldırmaz. Bu, erkek hoyratlığının, cemaat kabalığının, güya inanç zaruretinin suçüstü yakalandığı andır.

Gelinen noktaya bakın

Tufan Türenç (Hürriyet): O fotoğraf, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bakanının eşinin nasıl ikinci sınıf bir insan sayıldığının hüzün dolu belgesiydi. Böyle itilerek kakılarak mı baş tacı yapılıyor kadınlar? Yazık, Atatürk’ün devrimlerinden 80 yıl sonra geldiğimiz noktaya bakın.

Vay benim ülkem vay

Emin Çölaşan (Hürriyet): Hanımın yüz ifadesini, yalnızlığını, ezikliğini, dışlanmışlığını, itilmişliğini, her şeyini bir kez daha görünüz. Türk kadını adına utanacaksınız. Bu hanım gerektiğinde, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni’ Bakan eşi kimliğiyle temsil edecek. Aynen ötekiler gibi! Vay benim ülkem vay.

‘Sıradan’ bir görüntü

Kürşat Bumin (Yeni Şafak): Aslına bakacak olursanız bu fotoğrafın hiçbir -en ufak- bir özelliği yok. Fevkalade ‘sıradan’ bir görüntü. Fotoğrafı bir ölçüde özel kılan yön, Bakan’ın eşinin ‘tek başına’ karnını doyurması.

Emine Hanım ne der

Mehmet Y. Yılmaz (Hürriyet): Ne Bakan Bey’in karısını bir masada terk etmesine alışmak zorundayız ne de Bakan Bey’in hanımının o ‘türban şıklığı’ kılıfına bile sokulamayacak kılığıyla, kaderine razı olmuş bir şekilde çorbasını kaşıklamaya devam etmesine alışmak zorundayız. Benim merak ettiğim bir şey var: Emine Erdoğan, o fotoğrafı görünce ne hissetti?

O álemdeki manzara

Melih Aşık (Milliyet): Kimi yazarlar bu manzara karşısında ‘Acaba Emine Hanım ne düşündü?’ merakını izhar etmişler. Onun cevabını da Başbakan Tayyip Bey uçakta konu sorulduğunda gazetecilere şöyle bildiriyor: Demek ki başka hanım yoktu... Demek ki o alemde bu manzara olağan.

Eylem yapanına göre

Fatih Altaylı (Sabah): Hürriyet güzel bir gazetecilik yaptı. Eylemlerin onu yapan kişiye göre değerlendirildiğini yazmıştım. O fotoğrafın öznesi Deniz Baykal ve Olcay Hanım olsaydı, başlık öyle olmazdı. ‘Olcay Hanım siyasetten sıkıldı’ olurdu. Ama eşini tek başına bırakan Bakan, eş de türbanlı olunca başlık böyle oluyor.

Türkiye’ye yakışmıyor

Mehmet Barlas (Sabah): Harem-selamlık uygulamaları, AB üyesi olmaya kararlı Türkiye’ye yakışmıyor. Kadın-erkek eşitliği, bu toplumun üst değerlerinden biridir artık. Uygunsuz görüntüler, sessiz çoğunluğu rahatsız etmektedir.

Bu bir ‘gerçeklik’ anı

Türker Alkan (Radikal): AKP, sürekli olarak gerçek duygu ve düşüncelerini gizleyen bir insan gibi. Zaman zaman gerçek duygularını bastıramıyor, bir biçimde ortaya döküveriyorlar. Bu ‘gerçeklik anı’ daha sonra kızmalarına, tepki göstermelerine yol açsa da aydınlatıcı oluyor.

‘Utanç verici’ demeli

Ruhat Mengi (Vatan): Başbakan Erdoğan, Bakan Yıldırım’ın eşinin ‘tek başına yemek yemesi’ konusunda anlamadığımız bir dille ‘zaid bir şey’ yorumunu yapmış. ‘Zaid’in ‘lüzumsuz’ demek olduğunu öğrendim. Ben de diyorum ki o fotoğraf için lüzumsuz değil ‘utanç verici’ demeliydi.

Ya başı açık olsaydı

Nazlı Ilıcak (Bugün): Binali Yıldırım’ın eşinin başı açık olsa ve ayrı masada yemek yeseydi, acaba ‘laikliğin bekçisi’ Hürriyet Gazetesi böyle bir yayın yapar mıydı? Bence yapmazdı. Çünkü en sosyetik toplantılarda bile erkeklerin kendi aralarında konuşmayı tercih edip, kadınlardan ayrıldığını biliyoruz. Semiha Yıldırım da pekala, iş yemeği içinde yer almak yerine, tek başına yiyip hemen kalkmayı istemiş olabilir.

Hayra vesile oldu

İLK gün ‘Esef verici bakış’ diye tepki gösteren Bakan Yıldırım, dün de bu fotoğraf için ‘Hayırlı bir işe vesile oldu’ dedi. Bakan şöyle konuştu: ‘Bilgisiyarın başına 3 metreden fazla yaklaşmayan eşim, ‘Bunu bana öğreteceksin. Bakalım internette kim ne görüş belirtmiş’ diyor.’

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/3585976.asp?m=1&gid=69

kemalist
01.12.05, 15:08
sana katiliyorum...

fakat bunlarin kadinlara bakisinin ne oldugu ezelden beri bilinmekte.
kadinlari ikinci sinif yaratik olarak görmek ve siyasi oyunlarina alet etmek bu tip kisilerin kaninda var.isin ilginc tarafi, bunu gizli kapakli yapmiyorlar...
gözümüze batira batira yapiyorlar.kendileride biliyor aslinda tüm bunlarin cikar amacli oldugunu.
türk kültüründe türban diye birseyin yeri olmadigini onlarda gayet iyi biliyorlar...
halen basörtüsünün ne oldugu anlamakta direnenler bunun hesabini günün birinde aci bir sekilde vereceklerdir.
türk kadini sarikli ve toplumdan dislanmis bir varlik degildir...her allahin günü magazin programlarinda gördügümüz baldiri ciplak kadinlarda türk kadinini temsil edemez.

aslanpence
01.12.05, 15:16
Aslinda bu konuyu islemek istemiyordum. Üstünkörü gazetelerde okudugumda bu konularin kullanilmasini gereksiz gördüm. Taa ki isin ic yüzünü metni okuduktan sonra anlayincaya kadar.

Olay söyle:

Bakanlar bir yerde bulunuyorlar, yemek vakti gelmis. Ulastirma bakani'nin esi de var orada. Bu kadini tek basina bir masaya oturup yemek yediriyorlar, erkekler ise baska bir kösede. Resim cok tuhaf ve garip. Harmelik-selamlik var hala bakanlarimizin arasinda. Bu da Türkiye Cumhuriyeti'nin ana ilkelerinden olan laiklige karsi aile ici uygulama maskesi altinda yapilan bir saygisizlik.
Düsünün, ülkemizi yöneten insanlarin aile yapisi altinda uyguladiklari ve düsündükleri idela resim bu ise, vay halimize.
Gecen yil bir avuc AKPli Gaziantepli milletvekilleriyle tanisma imkanim oldu. Esleri de oradaydi. Erkekler resepsiyonda milletvekili olmanin havasini atarken, bir kösede kalmis bir avuc basi örtülü kadinlar kendi aralarinda konusuyorlardi. Ve samimiyetimle söylüyorum, milletvekillerinden hic isik alamiyordum. Hicbir sekilde Türkiye Cumhuriyetini yönetecek sifatta insan degildiler. Olsa olsa sadece "emret padisahim" diyecek insanlardi onlar.
Artik Suriye Krali'nin esinin isigi altinda görünmeyen basbakan esleri, tek baslarina oturmus bakan esleri görmek istemiyorum desemde, bu manzaralar daha yillar yili bizlere eslik edecektir. Bu forumda görüyoruz, genc insanlar bile böyle uygulamalari var gücleriyle tasvip ediyorlar ise, hatta üniversiteli genc kizlarimiz bile kubul ediyorlar ise, mücadeleye devam, aydinlik ülkemize tam olarak yerlesememis demektir!

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/754303.jpg



http://www.hurriyet.com.tr/gundem/3585976.asp?m=1&gid=69

Vielleicht hatte die auch kein bok als einzige Frau sich in die Männergesellschaft zu begeben?? Aber wie immer geht man davon aus das die Frau diskriminiert wird und so weiter "kotz". Ohh man wann hört das endlich auf...

suheda
01.12.05, 15:25
:brüll: war schon erstaunt darüber, dass sich tralles für eine Frau mit Kopftuch einsetzen wird....

tralles
01.12.05, 16:09
:brüll: war schon erstaunt darüber, dass sich tralles für eine Frau mit Kopftuch einsetzen wird....

was soll das heißen?

meine beiden großmütter tragen kopftuch, waren in mekka.

Merk dir eines, ihr seid nicht die Wächter des Islam. Ich bin Moslem, genauso wie Du auch, nur ich stehe gegen den politischen Islam, gegen die Scharia in der Türkei, die unser Land zurück ins Mittelalter katapultieren würde, worin Du und dein Geschlecht eine minderwertige Position in der Gesellschaft einnehmen würde.

Deine Erbakans, deine Regierung heute verfolgt das Ziel, langfirstig aus der Türkei eine light Version des Irans zu machen. Dein Erbakan war es, der sich als Ministerpräsident der Türkei von Gaddafi hat zusammenscheissen lassen. Dein Erdogan war es, der neben einem Scheich kniete.

Deine Gesinnungsgenossen ruften zu einem Wandel der Gesellschaft auf, die "blutig oder unblutig" verlaufen sollte.

Suheda,
komm mir nie wieder als Verteidigerin von Kopftuchtragenden Muslimas.

Du bist gleich seitdem Du das Bild von Erbakan hier hochgeladen hast, und dich nur in fragen des politischen Islams hier in die Diskussionsrunde eingeschaltet hast (ohne überhaupt zu diskutieren) hier bei mir unten durch.

Besitze nie wieder die frechheit, mir den Islam abzusprechen. Du bist gewiss nicht die Verteidigerin ungleich behandelter Frauen!

aslanpence
01.12.05, 16:22
tralles spiel bitte du nicht auch den wächter der Nation "ohhh gott oh gott, laiklik elden gidiyooooo". beruhig dich nur weil jemand alleine was essen will passiert nichts.

tralles
01.12.05, 16:25
tralles spiel bitte du nicht auch den wächter der Nation "ohhh gott oh gott, laiklik elden gidiyooooo". beruhig dich nur weil jemand alleine was essen will passiert nichts.

Kardes,
dikkat et, laiklik elden gidiyor diye birsey yazmadim, yazmamda.

Cünkü Türkiye'de laiklik saglam temeller üzerine kuruldu.

Benim sikayetci oldugum durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin su anda Türkiye Cumhuriyeti'ne yakismayan kisiler ve kafalar tarafindan yönetilmesi.

Sadece isine geldigi icin burada bana karsi cephe alma.

Yakamoz
01.12.05, 16:26
- Sakin olun arkadaslar, karsilikli saygiyi elden birakmayalim -

aslanpence
01.12.05, 16:29
Kardes,
dikkat et, laiklik elden gidiyor diye birsey yazmadim, yazmamda.

Cünkü Türkiye'de laiklik saglam temeller üzerine kuruldu.

Benim sikayetci oldugum durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin su anda Türkiye Cumhuriyeti'ne yakismayan kisiler ve kafalar tarafindan yönetilmesi.

Sadece isine geldigi icin burada bana karsi cephe alma.

Tralles das ist doch nichts neues. Türkiye simdiye kadar herzaman T.C ne yakismayan isler yapti. Erbakan öyle yapti ise Demireller, Ecevitler, Yilmazlar ne yapti?? Onlar daha mi iyi yapti?? Gittiler sattilar bizi IMF ye, ABD ve AB nin kölesi yaptilar. Das ist doch nichts neues. Also krieg dich wider ein ben sana Cephe falan tutmuyorum tutmam da.

aslanpence
01.12.05, 16:33
- Sakin olun arkadaslar, karsilikli saygiyi elden birakmayalim -

Meric Kardes ben bayaaa sakinim muss nur die ganze zeit Grinsen :lach: :lach:

tralles
01.12.05, 16:34
Tralles das ist doch nichts neues. Türkiye simdiye kadar herzaman T.C ne yakismayan isler yapti. Erbakan öyle yapti ise Demireller, Ecevitler, Yilmazlar ne yapti?? Onlar daha mi iyi yapti?? Gittiler sattilar bizi IMF ye, ABD ve AB nin kölesi yaptilar. Das ist doch nichts neues. Also krieg dich wider ein ben sana Cephe falan tutmuyorum tutmam da.


Bu baska bir konu. Demireller Yilmazlar ve bilhassa Ecevitler kadinlari kücük düsüren hareket ve tavirlarda bulunmadi.

Ki, saydigin isimlerin siyasetlerini genelde tasvip etmedigimi belirteyim.

Ha, önceki cagri'ni da direkt yanitlayayim, icabinda "Wächter der Nation" da olurum!

Gökcen
01.12.05, 16:35
aslanpence

sanki akp bizi abya satmiyo :rolleyes:
farkindaysan akp secildi secileli pkk kirolarida azmis durumda, niye acaba?leyla zanalar serbest birakiliyo, dehap gibi kiro partileri hala acik,ve en önemliside ab yüzünden askeriye baltalaniyo!!!
yukardaki teyzeye gelince..ben sahsen kadinlarin ve erkeklerin bir ortamda ayrilmasina karsiyim,sanki millet birbirinimi yiycek..ama bence bu durumda bu teyze okadar erkegin arasinda oturmakdan rahatsizlik duymu solabilir..genc hanim olsa diycem neyse ama yasli teyzelerin cogu öyle..


konu basörtüsüne gelince..burda kimse kimseyi korumasina gerek yok..kemalistlerde var akplilerde var.kemalistiz diye dinden imandan cikmis degiliz.ailelerimizde trbanlisida var türbansizida..islami yanlis yöne cevirmenin,müftülüük taslamanin geregi yok..laikligide kimse burda korumasin..allaha sükür laiklik sistemi türkiyede cökmez, cökertemezlerde..nede olsa anayasamizin bir parcasi..

tralles
01.12.05, 16:35
tralles, du bist wie ein freches kind

Einen wirklichen Beitrag habe ich von dir hier sowieso nicht erwartet, Suheda.

Gökcen
01.12.05, 16:35
suheda

sende konuyla ilgili yaz ortaligi fisekleme!offtopics sind hier ungern gesehen!

aslanpence
01.12.05, 16:36
Bu baska bir konu. Demireller Yilmazlar ve bilhassa Ecevitler kadinlari kücük düsüren hareket ve tavirlarda bulunmadi.

Ki, saydigin isimlerin siyasetlerini genelde tasvip etmedigimi belirteyim.

Ha, önceki cagri'ni da direkt yanitlayayim, icabinda "Wächter der Nation" da olurum!

Du müsstest aber dann wissen das der Islam die Frauen nicht Diskriminiert. Gut wenn du unbedingt willst kannst du von mir aus den "Wächter" spielen.

tralles
01.12.05, 16:38
Du müsstest aber dann wissen das der Islam die Frauen nicht Diskriminiert. Gut wenn du unbedingt willst kannst du von mir aus den "Wächter" spielen.

Iyi oku.

Mevzubahis "siyasal islam"dir.

Karsinda toplumumuzu bilmeyen bir alman yok.

suheda
01.12.05, 16:41
Iyi oku.

Mevzubahis "siyasal islam"dir.

Karsinda toplumumuzu bilmeyen bir alman yok.

islami bilsen zaten böyle yazmazsin ;), islam her yerde vardir cünkü o yasam rehberidir, yani siyasette de her yerde vardir, bunu bir müslüman olarak bilmen lazim degil mi

aslanpence
01.12.05, 16:41
aslanpence

sanki akp bizi abya satmiyo :rolleyes:
farkindaysan akp secildi secileli pkk kirolarida azmis durumda, niye acaba?leyla zanalar serbest birakiliyo, dehap gibi kiro partileri hala acik,ve en önemliside ab yüzünden askeriye baltalaniyo!!!
yukardaki teyzeye gelince..ben sahsen kadinlarin ve erkeklerin bir ortamda ayrilmasina karsiyim,sanki millet birbirinimi yiycek..ama bence bu durumda bu teyze okadar erkegin arasinda oturmakdan rahatsizlik duymu solabilir..genc hanim olsa diycem neyse ama yasli teyzelerin cogu öyle..


konu basörtüsüne gelince..burda kimse kimseyi korumasina gerek yok..kemalistlerde var akplilerde var.kemalistiz diye dinden imandan cikmis degiliz.ailelerimizde trbanlisida var türbansizida..islami yanlis yöne cevirmenin,müftülüük taslamanin geregi yok..laikligide kimse burda korumasin..allaha sükür laiklik sistemi türkiyede cökmez, cökertemezlerde..nede olsa anayasamizin bir parcasi..

Akp yi tasvip ettigimi nerden cikariyorsun Gökcen?? Die sind auch nicht besser als die die ich aufgezählt habe. Aynen katiliyorum ISLAMI YANLIS YÖNE CEVIRMIYELIM!!!!! Ama maalesef bu yapiliyor. Benim karsi geldigim "Islam ve Islam Kanunlari Kadinlari asagiliyor" denilmesi. Bunu ancak Islamdan haberi olmayanlar söyliyebilir!

Gökcen
01.12.05, 16:45
Akp yi tasvip ettigimi nerden cikariyorsun Gökcen?? Die sind auch nicht besser als die die ich aufgezählt habe. Aynen katiliyorum ISLAMI YANLIS YÖNE CEVIRMIYELIM!!!!! Ama maalesef bu yapiliyor. Benim karsi geldigim "Islam ve Islam Kanunlari Kadinlari asagiliyor" denilmesi. Bunu ancak Islamdan haberi olmayanlar söyliyebilir!
islamin kadinlari asagladigi yok..islami yobazlastiranm kendi igrenc emellerine göre kullananlar kadinlari asagliyo, buda maalesef islam dinine inananlarin bir bölümüdür!Araplasmis milletlerdir..eger islami peygamberimiz gibi yada kuranda yazdigi gibi yasasak ne ala!!!ama cogu öyle yasamiyo iste.irakda, arabistanda hala kiz cocuklari öldürülüyo..sacma sapan nedenler yüzünden..

ayrica sana akpyi tasvip etdin demiyorumki ben, bi sürü partisaydin akpyi unutdun diye ben hele bi hatirlatayim dedim

aslanpence
01.12.05, 16:46
Iyi oku.

Mevzubahis "siyasal islam"dir.

Karsinda toplumumuzu bilmeyen bir alman yok.

Islam hayatin her safhasina gecerli dir tralles. Bu Tuvaletten Siyasete kadar böyledir. Yani Müslümanim diyen herkes hayatinin her safhasini Islama göre yasamasi lazim. Siyasetimiz de Islami olmasi lazim.

tralles
01.12.05, 16:46
islami bilsen zaten böyle yazmazsin ;), islam her yerde vardir cünkü o yasam rehberidir, yani siyasette de her yerde vardir, bunu bir müslüman olarak bilmen lazim degil mi

bu senin ve sizlerin yorumu.

Bas örtüsü takip Erbakan'i sevmekle iyi müslüman olunmuyor. Siz ama böyle düsündügünüz icin pesin yargiyla küstahliga varan bicimde isinize gelmeyince karsidaki islami bilmeyen oluyor.

Sen islami bilmekle kal. Sen ve senin fikirdaslarindan Türkiye'nin sorunlari olan konularda hicbir yorum ve fikir okumadim. Cünkü bu konularda yoksunuz. Bir türban, bir laiklik. 82 yillik zulüm, adil düzen gelecek, muhabbetiniz bu! memleketin sorunlariyla ilgileneceginize suuni gündem yaratmak sizin isiniz.

Bugüne geldik bu sekilde. Iste bak, bir bakanin esi'nin durumu, tek basina bir kösede. Haremlik-selamlik zihniyeti de sag olsun, özrü pesin: "Erkek ortaminda bulunmak istemedi".

Ama sabir, bu bir ara dönem...

tralles
01.12.05, 16:47
Islam hayatin her safhasina gecerli dir tralles. Bu Tuvaletten Siyasete kadar böyledir. Yani Müslümanim diyen herkes hayatinin her safhasini Islama göre yasamasi lazim. Siyasetimiz de Islami olmasi lazim.

eyvallah molla efendi!

Yakamoz
01.12.05, 16:48
eyvallah molla efendi!

tralles lütfen, sakin ol.

aslanpence
01.12.05, 16:50
islamin kadinlari asagladigi yok..islami yobazlastiranm kendi igrenc emellerine göre kullananlar kadinlari asagliyo, buda maalesef islam dinine inananlarin bir bölümüdür!Araplasmis milletlerdir..eger islami peygamberimiz gibi yada kuranda yazdigi gibi yasasak ne ala!!!ama cogu öyle yasamiyo iste.irakda, arabistanda hala kiz cocuklari öldürülüyo..sacma sapan nedenler yüzünden..

ayrica sana akpyi tasvip etdin demiyorumki ben, bi sürü partisaydin akpyi unutdun diye ben hele bi hatirlatayim dedim

Iyi güzel ama Araplar böyle yapiyor diye Islamin ne sucu var?? onlar yanlis yapiyorsa dogrusunu biz yapalim. Peygamberimiz nasil yapmissa en iyi sekilde biz yapalim. Ich sag ja auch nicht Araplari taklit edelim...

suheda
01.12.05, 16:52
bu senin ve sizlerin yorumu.

Bas örtüsü takip Erbakan'i sevmekle iyi müslüman olunmuyor. Siz ama böyle düsündügünüz icin pesin yargiyla küstahliga varan bicimde isinize gelmeyince karsidaki islami bilmeyen oluyor.

Sen islami bilmekle kal. Sen ve senin fikirdaslarindan Türkiye'nin sorunlari olan konularda hicbir yorum ve fikir okumadim. Cünkü bu konularda yoksunuz. Bir türban, bir laiklik. 82 yillik zulüm, adil düzen gelecek, muhabbetiniz bu! memleketin sorunlariyla ilgileneceginize suuni gündem yaratmak sizin isiniz.

Bugüne geldik bu sekilde. Iste bak, bir bakanin esi'nin durumu, tek basina bir kösede. Haremlik-selamlik zihniyeti de sag olsun, özrü pesin: "Erkek ortaminda bulunmak istemedi".

Ama sabir, bu bir ara dönem...

bu forum (yani senin kücük dünyan) az cok senin gibi düsündügü icin, herkesi senin gibi sanip da bizi yanlis düsünen azinlik sanma ;). yukarida yazdiklarim hem benim fikrim degil islamdir. kabul etsen de etmesen de öyledir.

aslanpence
01.12.05, 16:54
bu senin ve sizlerin yorumu.

Bas örtüsü takip Erbakan'i sevmekle iyi müslüman olunmuyor. Siz ama böyle düsündügünüz icin pesin yargiyla küstahliga varan bicimde isinize gelmeyince karsidaki islami bilmeyen oluyor.

Sen islami bilmekle kal. Sen ve senin fikirdaslarindan Türkiye'nin sorunlari olan konularda hicbir yorum ve fikir okumadim. Cünkü bu konularda yoksunuz. Bir türban, bir laiklik. 82 yillik zulüm, adil düzen gelecek, muhabbetiniz bu! memleketin sorunlariyla ilgileneceginize suuni gündem yaratmak sizin isiniz.

Bugüne geldik bu sekilde. Iste bak, bir bakanin esi'nin durumu, tek basina bir kösede. Haremlik-selamlik zihniyeti de sag olsun, özrü pesin: "Erkek ortaminda bulunmak istemedi".

Ama sabir, bu bir ara dönem...

Sen Adil Düzenin ne oldugunu biliyormusun Tralles Kardes?? Bilseydin anlardinki Adil Düzenin Konusu zaten Türkiyedeki sorunlarin Cözülmesinde düsünülmüs ve Gelistirilmis bir Proje. Sende isine gelmedigi icin hemen Haremlik selamlik diye yorumluyorsun. Insallah ara dönemdir....

tralles
01.12.05, 16:56
Sen Adil Düzenin ne oldugunu biliyormusun Tralles Kardes?? Bilseydin anlardinki Adil Düzenin Konusu zaten Türkiyedeki sorunlarin Cözülmesinde düsünülmüs ve Gelistirilmis bir Proje. Sende isine gelmedigi icin hemen Haremlik selamlik diye yorumluyorsun. Insallah ara dönemdir....

Insallah ara dönemdir....

Unutmayin, karsinizda bu toplumun bir evladi var. Sülalesinde sakalli da olan, bozkurdu da olan, komünisti de olan birisi. Her bir kesimden insanla kan bagi bulunan birisi.

O yüzden bana ders vermeye kalkismayin bu konuda. Neyin ne oldugunu, dünyanin nasil döndügünden haberdariz. Ve süphesiz, ara dönem bir gün bitecektir.

aslanpence
01.12.05, 17:27
Insallah ara dönemdir....

Unutmayin, karsinizda bu toplumun bir evladi var. Sülalesinde sakalli da olan, bozkurdu da olan, komünisti de olan birisi. Her bir kesimden insanla kan bagi bulunan birisi.

O yüzden bana ders vermeye kalkismayin bu konuda. Neyin ne oldugunu, dünyanin nasil döndügünden haberdariz. Ve süphesiz, ara dönem bir gün bitecektir.

Tralles önemli olan senin ailende sucu bucu var olusu degil SEN nesin kimsin

dertli4u
01.12.05, 18:11
tüm tartisma boyunca, @tralles arkadasin yazdiklarina aynen imzami atiyorum.

fakat tüm tartisma boyunca, benim dikkatimi ceken baska birsey var...insanlar bir faaliyet yaparken, ve bir sehirdeki mülki erkan(üst düzey memurlar) hep beraber yemek yerken, hicbiri, kendi hanimini yemege götürmezmi? o faaliyetlerin icinde hic bir bayan olmaz mi?.

niye, bakan beyin hanimi tek basina kalmis oldu.esas sorulmasi gereken soru budur.

************

suheda ve aslanpence, iki seyi birbirinden ayirmaniz lazim.
elbetteki islamda kadin erkek esittir..kadinlar degerlidir...kadin haklari ayni erkek haklari gibidir.

islam, insanlara dogruyu göstermek icin gelmistir...ama, milli görüscülerin, adil düzencilerin veya sucu bucularin dogru oldugunu göstermek icin degil.

Konuyu, dagitirsaniz, adil düzencilerle ilgili söylenecek seylerde bulunur.

isterseniz basliyayim.

1-on binlerce insani, kar ortakligi yalani ile holdinglere ortak ederek, gizli faiz verdiler ve kartopu sisteminin tikanmasi ile de, onbinlerce insanin parasini hortumladilar.

2-milli görüsün baskani (basit bir üye degil) , medeni nikahli karisi üzerine bir adet de imam nikahli kadin aldi..ve bunlar yetmezmis gibi, cemaat icindeki bir vatandasin 17 yasindaki kizi ile evlendi..ve bu durum ortaya cikinca, aciklama yapip, baskanliktan ayrildi.

3-gene milli görüsün diger bir baskani, karisinin haberi olmadan, baska bir bayanla gizli imam nikahi yapti.ortaya cikinca, ilk önce direndi ama sonra baskanliktan ayrildi.

4-imf ile imza atan diger hükümetleri suclarken, hic düsündünüzmü? erbakanin basbakanliginda ve iktidar ortakliginda, IMF ile yapilan anlasmanin altinda kimin imzasi vardi.herhalde basbakanlik soförünün degil.

5-28 subat kararlarinin altinda kimin imzasi var.?(benim imzam degil)

aslanpence
01.12.05, 18:39
tüm tartisma boyunca, @tralles arkadasin yazdiklarina aynen imzami atiyorum.

fakat tüm tartisma boyunca, benim dikkatimi ceken baska birsey var...insanlar bir faaliyet yaparken, ve bir sehirdeki mülki erkan(üst düzey memurlar) hep beraber yemek yerken, hicbiri, kendi hanimini yemege götürmezmi? o faaliyetlerin icinde hic bir bayan olmaz mi?.

niye, bakan beyin hanimi tek basina kalmis oldu.esas sorulmasi gereken soru budur.

************

suheda ve aslanpence, iki seyi birbirinden ayirmaniz lazim.
elbetteki islamda kadin erkek esittir..kadinlar degerlidir...kadin haklari ayni erkek haklari gibidir.

islam, insanlara dogruyu göstermek icin gelmistir...ama, milli görüscülerin, adil düzencilerin veya sucu bucularin dogru oldugunu göstermek icin degil.

Konuyu, dagitirsaniz, adil düzencilerle ilgili söylenecek seylerde bulunur.

isterseniz basliyayim.

1-on binlerce insani, kar ortakligi yalani ile holdinglere ortak ederek, gizli faiz verdiler ve kartopu sisteminin tikanmasi ile de, onbinlerce insanin parasini hortumladilar.

2-milli görüsün baskani (basit bir üye degil) , medeni nikahli karisi üzerine bir adet de imam nikahli kadin aldi..ve bunlar yetmezmis gibi, cemaat icindeki bir vatandasin 17 yasindaki kizi ile evlendi..ve bu durum ortaya cikinca, aciklama yapip, baskanliktan ayrildi.

3-gene milli görüsün diger bir baskani, karisinin haberi olmadan, baska bir bayanla gizli imam nikahi yapti.ortaya cikinca, ilk önce direndi ama sonra baskanliktan ayrildi.

4-imf ile imza atan diger hükümetleri suclarken, hic düsündünüzmü? erbakanin basbakanliginda ve iktidar ortakliginda, IMF ile yapilan anlasmanin altinda kimin imzasi vardi.herhalde basbakanlik soförünün degil.

5-28 subat kararlarinin altinda kimin imzasi var.?(benim imzam degil)

1. Bu Holdinglerin cogu daha hala ayakta. Kombassan ve Yimpas gibi. Kriz nedeni ile sarsintili dönemler gecirdiler sonrada yesil sermaye diye önlerini tikadilar o yüzden kalkinamiyorlar. Haa tabii sahtekar holdingler de ciktilar tabela holding dediklerimiz ama bunun Erbakanla bi alakasi yok.

2. Genel Baskani bile olsa neticede Insandir. Ayrilmasi da Milli Görüsün bunu tasvip etmedigini gösteriyor. Devam edecek olursak Allah erkeklere belirli sartlar altinda buna müsaade etmis.

3. bakiniz 2.

4. Erbakanin zamaninda ic ve dis borclar 58 milyar dolardan 15 milyar dolara düsürmüstür. IMF ye gelince Erbakan olusturdugu Havuz sistemi ile 54. Hükümet sirasinda dis borc almamistir.

5. Evet 28 Subat kararlarinin altindada Erbakanin imzasi yok cünki zaten Imza atmadigi icin hemen asagi indirdiler. Imza atmamasi bardagi tasiran son damla oldu. Istediklerini yapsaydi indirmezlerdi.

Detan
01.12.05, 19:05
Islam hayatin her safhasina gecerli dir tralles. Bu Tuvaletten Siyasete kadar böyledir. Yani Müslümanim diyen herkes hayatinin her safhasini Islama göre yasamasi lazim. Siyasetimiz de Islami olmasi lazim.

Hangi asirda yasiyorsun sen?
Din Allahin ve senin arasinda olan birsey. Neden cümle aleme seriati empoze etmek istiyorsun?
Bunun türkiyede mükün olmadigini sende biliyorsun, cünkü türkiyenin ve seriatin arasinda koca bir ordu ve saglam bir millet var.

:türkiye:

Sema
01.12.05, 19:42
************
Zitat von dertli
suheda ve aslanpence, iki seyi birbirinden ayirmaniz lazim.
elbetteki islamda kadin erkek esittir..kadinlar degerlidir...kadin haklari ayni erkek haklari gibidir.

ben pek fazla dinden anlamam,onun icin bir iki sorum var
kurani kerimde yaziyor lütfen aciklarmisiniz.



1.ONLAR yani kadinlar sizin tarlanizdir,dilediginiz gibi girer cika bilirsiniz
2.tek kadinin saitligi gecerli degil ,yani iki kadin bir olayi görmesi gerekir

bana bunlar kadinlarin islamda esit olmadigini gösteriyor,

cem0203
01.12.05, 19:46
sana katiliyorum...

fakat bunlarin kadinlara bakisinin ne oldugu ezelden beri bilinmekte.
kadinlari ikinci sinif yaratik olarak görmek ve siyasi oyunlarina alet etmek bu tip kisilerin kaninda var.isin ilginc tarafi, bunu gizli kapakli yapmiyorlar...
gözümüze batira batira yapiyorlar.kendileride biliyor aslinda tüm bunlarin cikar amacli oldugunu.
türk kültüründe türban diye birseyin yeri olmadigini onlarda gayet iyi biliyorlar...
halen basörtüsünün ne oldugu anlamakta direnenler bunun hesabini günün birinde aci bir sekilde vereceklerdir.
türk kadini sarikli ve toplumdan dislanmis bir varlik degildir...her allahin günü magazin programlarinda gördügümüz baldiri ciplak kadinlarda türk kadinini temsil edemez.


Sehe ich genauso!!

dertli4u
01.12.05, 20:00
aslanpence

lütfen gazete ve belli yazarlarin yazdiklari ile degil, gercekleri arastirarak yaz.

burada maalesef yazdiklarina tek tek cevap vermek mecburiyetindeyim.



1. Bu Holdinglerin cogu daha hala ayakta. Kombassan ve Yimpas gibi.

bu holdinglerin cogu halen ayakta dediklerin hangileri bilmiyorum, ama, avrupada para toplayan holdinglerin HEPSI batti..su anda tabelalari bile yok.

Kombasan, 25 milyar dolar para topladi ama su anda elinde bulunan mal varligi 2 milyar 850 milyon dolarlik..bu durumda ne olmus oluyor..ayakta kalmis mi oluyor.

kombasana ait alfa sirketi kapandi.
kombasana ait petlas iflas masasinda
kombasana ait amerikadaki magazalar satildi.
kombasana ait almanyadaki tüm magazalar satildi.

yimpasa ait almanyadaki tüm magazalar kapandi.(hamm, ludwigshafen,offenbach, köln vs.)
yimpasa ait offenbachtaki otel satildi.
yimpasin almanyadaki iki sirketi tek bir cent parasi olmadigi icin iflasini verdi.
yimpasin almanyada devami olarak kurdugu sirket kapandi.
yimpasin genel müdürü faik gürler, iki hafta öncesine kadar, sirkette sahtekarlik yaptigi gerekcesi ile almanyada cezaevindeydi.



Kriz nedeni ile sarsintili dönemler gecirdiler sonrada yesil sermaye diye önlerini tikadilar o yüzden kalkinamiyorlar.

kriz nedeniyle degil, kartopu sistemi yüzünden battilar.

bir örnek verelim.

100 bin DM yatiran ortaga, %28 kar verdiler. %10 temsilci aldi. %6 personel ve kira gideri vardi. yani, 100 bin markin karsiligi %44 para dagitilmis veya harcanmis oldu.

dünyada hic bir ticari isletme tucaret yaparak % 44 kazanamaz.

eroin satsa gene bu kadar kazanamaz.

sonradan yatiranlarin parasini eskilere verdiler ve bir gün artik ödeyemez hale geldiler.

ayrica, baslarindaki insanlar, bol keseden para harcadilar.

mesela, yimpasin müdürü ve müdür yardimcisi, dietzenbachta birer tane einfamilien haus ve altlarina birer mercedes cektiler hemen.

bircok cami dernegine para dagittilar..sponsorluk yaptilar.

hollandada bir stadtta yapilan Milli Görüs kurultayina, sadece jetpanin verdigi sponsorluk parasi 700 bin DM.


Haa tabii sahtekar holdingler de ciktilar tabela holding dediklerimiz ama bunun Erbakanla bi alakasi yok.


kardesim

sen bazi seyleri bilmiyor olabilirsin..ama cevrende ki milli görüscülere sormani tavsiye ederim.
GÖRÜS HOLDING, ne olmus? milli görüs üyelerinden toplanan 8 milyon DM. nereye gitmis.görüs holding niye batmis ve ortaklara niye jetpa holding hisse senedi verilmis.

sor bakalim, görüs holdingin tanitimini kim yapmis..necmettin erbakan nasil tanitim yapmis?

bunlari sor, sonra konusalim.



2. Genel Baskani bile olsa neticede Insandir. Ayrilmasi da Milli Görüsün bunu tasvip etmedigini gösteriyor.

3. bakiniz 2.

her ikisi de, arka arkaya genel baskanlik yapmis insanlar bunlar.

milli görüs bu durumu tasvip etmedigi icin degil, konu basina yayildigi icin ayrildilar.

milli görüs ilk önce konuyu yalanlamaya gayret etti.ne zaman ki kizin babasi basina aciklama yapti, bunun üzerine genel baskan istifa etti.


Devam edecek olursak Allah erkeklere belirli sartlar altinda buna müsaade etmis.

elbette, buyur devam edelim.

islamda, gizli nikah yoktur..nikah, evlilik durumunun topluma aciklanmasi ile olur.

ilk genel baskan, bu isi gizli yapti..daha sonra cevredekiler isi anladi ama agizlarini kapattilar.

digeri ise, senelerce, gizli olarak ikinci evliligini yürüttü..hatta, sahte isimle italyaya gezmeye gittikleri falan ortaya cikti.

devam etmeye devam edelim..bu durum islamda varmi veya islam seriatinda böyle birsey var mi?



5. Evet 28 Subat kararlarinin altindada Erbakanin imzasi yok cünki zaten Imza atmadigi icin hemen asagi indirdiler. Imza atmamasi bardagi tasiran son damla oldu. Istediklerini yapsaydi indirmezlerdi.

ah ah..siyaset insani böyle kör ediyor demekki.

28 subat kararlarinin altinda Necmettin Erbakanin imzasi var..kim dedi sana imzalamadigini.

dertli4u
01.12.05, 20:22
ben pek fazla dinden anlamam,onun icin bir iki sorum var
kurani kerimde yaziyor lütfen aciklarmisiniz.



1.ONLAR yani kadinlar sizin tarlanizdir,dilediginiz gibi girer cika bilirsiniz
2.tek kadinin saitligi gecerli degil ,yani iki kadin bir olayi görmesi gerekir

bana bunlar kadinlarin islamda esit olmadigini gösteriyor,

sema

bu konularda degisik kereler epey yazdim.kisaca söyleyeyim.

bir hukukcu nasil senelerce okuyor, staj yapiyor ve sonra hukukculuk yapiyorsa, islami konularda da böyledir.

ilk önce, ögrenmek lazim.

nasil biz, almanca veya türkce yazildigi halde, kanun kitabini okudugumuzda tam olarak anliyamiyorsak, kuran hakkinda da herkes herseyi tam anliyamaz.

bu tür konular , teologlarin yani ilahiyatcilarin daha dogru anlatabilecegi ve aciklayabilecegi seylerdir.ben gene de biraz aciklamayi deneyeyim.

belki yanlis yazabilirim ama dedigim ginbi, elimden geldigince aciklayayim.

***

bu kuranda yazili degil, hadistir.ve tam olarak böyle degildir.

"kadinlar sizin tarlaniz gibidir. gerektigi sekilde sulayin.mehirlerini verin" hadis meali..yani, burada bir benzetme var.

kadin hakkinda, kuranda yazili olan asagidaki bölüme bakalim.


"Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz." (Nahl Suresi /97)

dikkat edilecek olursa, erkek veya kadin, ayni sekilde adlandirilmis.amel etmek demek, yapilan isler demektir.

****

sahitlik konusu, toplumsal yasamla ilgilidir.seriat kurallari, kuranda yazili degildir.seriat kanun demektir.islam seriati olabilecegi gibi, hiristiyan seriati veya yahudi seriati tanimlamalari da vardir.

islam seriati dendiginde, hareketlerini ve kararlarini kurana göre yapmak demektir.

yani, hirsizlik yasaktir.kuran yasaklamistir..öyleyse, islam seriati da bu yasagi uygulatan maddelere sahiptir.

aslanpence
01.12.05, 22:51
bircok cami dernegine para dagittilar..sponsorluk yaptilar.

GÖRÜS HOLDING, ne olmus? milli görüs üyelerinden toplanan 8 milyon DM. nereye gitmis.görüs holding niye batmis ve ortaklara niye jetpa holding hisse senedi verilmis.

sor bakalim, görüs holdingin tanitimini kim yapmis..necmettin erbakan nasil tanitim yapmis?

bunlari sor, sonra konusalim.

Görüs Holding de neyin nesi imis?? ilk defa senden duyuyorum. Bu yukarida saydiklarin dogru ama Yesil Sermaye diyede batirdilar Dertli. Simdi önlerini acsalar kalkinma olabilir ama olmaaaz yoksa laiklik falan elden gider. Kombassan mesela Petlasi aldi yatirim yasagi oldugu icin dogru dürüst üretime gecemiyor kim engelliyor bunu?? O Ermeni soylu Koc lar ve onun Hizmetcileri. Bunlari da Göz ardi edemezsin.

Maalesef Milli Görüs bu holding davalarin icinde oldu ama onlari da kandirdilar Türkiyemize IS imkani getirecez Kalkinmasina yardim edecez diye.. Hicbir sirket bu kadar yüksek oranda Kar dagitamaz o da dogru. Ben Erbakani senelerden beri dinlerim ve birebir bi Holdingi tanittigina hic rastlamadim.Agirsanayi kalkinmasindan bahseder falan ve bana göre cok ciddi ve akilli Projeleri var.

Refah Partisi üst düzey yetkililerin Agzindan duydum. Erbakan kesinlikle Imzayi atmamis. Atmadigi icinde 28 Subat sürecine gecildi.

Hatirliyorsan Refahyol döneminde her tarafta ve her yerde binlerce Aczimendi vardi. Simdi bunlar nerdeler? O zamanlar Allahin Günü haberlerde olurlardi simdi yok! Bu kanli mi kansiz mi olacak da N.E a mal ediliyor ama herzamankigibi Medya Sözlerini Carpitti. Su Taksime Camii meselesini o zaman RTE Belediye Baskani iken ortaya atti. Erbakan in red etmesine ragmen öyle bisey yok demesine ragmen Medya Propagandasini yapti. Bunlari da görmezden gelmeyelim.

aslanpence
01.12.05, 22:58
Hangi asirda yasiyorsun sen?
Din Allahin ve senin arasinda olan birsey. Neden cümle aleme seriati empoze etmek istiyorsun?
Bunun türkiyede mükün olmadigini sende biliyorsun, cünkü türkiyenin ve seriatin arasinda koca bir ordu ve saglam bir millet var.

:türkiye:

Dinin Tarifi: Din Allah tarafindan Peygamberler araciligi ile Insanlara gönderilen HAYAT NIZAMINA denir.

Bir Insan ilk önce Kalbi ile kabul edecek sonra Dili ile söyliyecek ve daha sonrada davranislari ile Müslüman oldugunu gösterecek.

Detan Seriat=Islam! Bunu unutma her müslümanim diyen biri bunu uygulamasi lazim. "uygulamiyorsa en azindan bunun böyle oldugunu kabul edip ret etmemesi lazim. Seriat Islamin bir Parcasidir. Seriat Düsmani Allahin ve Resülünün Düsmani dir." So ungefähr hab ich das mitbekommen von bizim Hoca.

Sema
02.12.05, 13:50
Dinin Tarifi: Din Allah tarafindan Peygamberler araciligi ile Insanlara gönderilen HAYAT NIZAMINA denir.

Bir Insan ilk önce Kalbi ile kabul edecek sonra Dili ile söyliyecek ve daha sonrada davranislari ile Müslüman oldugunu gösterecek.

Detan Seriat=Islam! Bunu unutma her müslümanim diyen biri bunu uygulamasi lazim. "uygulamiyorsa en azindan bunun böyle oldugunu kabul edip ret etmemesi lazim. Seriat Islamin bir Parcasidir. Seriat Düsmani Allahin ve Resülünün Düsmani dir." So ungefähr hab ich das mitbekommen von bizim Hoca.

_______________
buda ne ya hangi devirde yasiyoruz,

Detan
02.12.05, 13:55
Dinin Tarifi: Din Allah tarafindan Peygamberler araciligi ile Insanlara gönderilen HAYAT NIZAMINA denir.

Bir Insan ilk önce Kalbi ile kabul edecek sonra Dili ile söyliyecek ve daha sonrada davranislari ile Müslüman oldugunu gösterecek.

Detan Seriat=Islam! Bunu unutma her müslümanim diyen biri bunu uygulamasi lazim. "uygulamiyorsa en azindan bunun böyle oldugunu kabul edip ret etmemesi lazim. Seriat Islamin bir Parcasidir. Seriat Düsmani Allahin ve Resülünün Düsmani dir." So ungefähr hab ich das mitbekommen von bizim Hoca.

Ozaman türkiye senin düsmaninmi oluyor? Bir sen eksiktin zaten. :rolleyes:

tralles
02.12.05, 14:04
@aslanpence

sizin hocayi bi ofli hoca'nin eline vermek lazim...

piramses
02.12.05, 18:16
Kadın düşmanları ve kadın dostları





Murat Belge

(1929 kişi okudu) İktidara, gericiliğe, ülkemizi geriliğe mahkûm eden her şeye öfkemizi haykırmak için son fırsatı bakanın karısının ayrı masada yemek yemesi olayında bulduk. Şimdilerde bir veryansındır, gidiyor.
Bu ülkede ve genel olarak İslam dünyasında, daha genel olarak da bilumum pre-kapitalist, pre-modern dünyada, erkekle kadının hayatlarını birbirinden ayıran düzenlemeler, tek kelimeyle, korkunçtur. Bu ayrım, erkeği de, kadını da, sonunda toplumu da, hastalıklı hale getirir.

Buna diyecek hiçbir şey yok.
'Bakan ve karısı' konusunda kopan vaveylaya baktığımda, bu söylenenlerin kime, niçin söylendiğini anlamakta güçlük çekiyorum. Bu sorun burada ezelden beri var; oysa medyada kulağıma çalınan tını, sanki böyle bir derdi olmayan bir toplumda bu iktidar gelmiş de, durduk yerde kadın-erkek ayrımı yapmış izlenimi bırakıyor.
AKP, varolan dönemde, bu ayrımın ortadan kaldırılması için yeterince -tabii, bana göre yeterince- çaba göstermeyen bir parti olabilir.
Bunu da partinin tamamı için söyleyebileceğimiz kanısında değilim; ama en azından bazı kesimleri ve şüphesiz geniş destekçi kesimleri için söyleyebiliriz. Söyleyebiliriz de, dünyada 'muhafazakârlık' diye bir şey vardır ve bazı partiler öbürlerinden, gene bazı partiler içinde belirli kesimler ötekilerden daha muhafazakâr olabilirler- birilerinin birilerinden daha 'radikal', daha 'devrimci' vb. olabilmeleri gibi.
Ancak önemli olan bu değil. AKP için 'İslamcı' deniyor, 'muhafazakâr' deniyor. Bu sıfatlarla anılmayan toplumsal kesimler kadın-erkek ilişkilerinde nasıl davranıyor, bu toplumda? Hayatı birlikte, yan yana geçirme özlemi, işleri paylaşma tutkusu, eşit olarak yaşama isteği bütün bu toplumda son derece yaygın ve köklü, ama bir tek AKP'de mi ayrımcılık yapılıyor?

Benim bunca yıllık hayatım boyunca edindiğim izlenimler hiç böyle değil. Benim kuşağımın benim kafamdaki insanları, 'meyhane' denilen yere sevgilimiz ve kadın arkadaşlarımızla girmenin ilk mücadelesini biz yaptık. Yanımızda kadınla bir meyhaneye girdiğimizde tuhaf tuhaf bakanlar, rahatsızlıklarını özellikle belli edenler, 'şeriatçılar' değildi doğal olarak- 'meyhane müdavimi' olan Türk vatandaşlarıydı. Müslüman'ın değil, Lefter'in meyhanesine yanımızda kadınla gidemezdik, çünkü kadının geleceği düşünülmediği için kadına göre yüznumara yapılmamıştı.
Şimdi hiç değilse belirli çevrelerde bunları aştık. Ama kurulduğundan beri içine bir kere kadın ayak basmamış bütün o kahveleri düşünün. Oyun oynayan, fosur fosur duman saçan o adamlar 'şeriatçı' mı hepsi birden? İçeri giren kadına kötü kötü bakmayı AKP mi öğretti onlara?
Taşra kentlerinde, kasabalarında, yerel ilerici çevrelerle gittiğimiz yerlerde yanımızda kadınlar da olunca, ortalığa nasıl sıkıntılı bir hava çöktüğünü ve kadınların kendilerini ne kadar iğreti hissettiğini çok iyi hatırlarım. Evde veya dışarıda, uygun fırsat çıkar çıkmaz masadakilerin kadınlar ve erkekler olanak ayrıldığını ve bu gerçekleştikten sonra herkesin rahatladığını da yüzlerce kere gözlemlemiş ve kahrolmuşumdur.
Devrimci köylünün köyünde, evinde kaldım. Aile reisi Mao'cu olmuştu. Aile içinde herkes de onu izlemişti, doğal olarak. Ama o kalabalık ailede ev halkı akşam yemeğine bir arada oturmuyordu. Yemek, ayrı odalarda yeniyor, bizim oturduğumuz odaya kadınlar yalnız dolu tabak getirip boş tabak götürmek için geliyorlardı.
Tıpkı evinde ziyaret ettiğim devrimci arkadaşımın, yanımızda oturmayan ve yalnız çay getirip boş bardak almak üzere gelen sevgilisi gibi.
'Kadınlar', 'erkekler', 'aynı masada oturmak' gibi konularda konuşacaksak, bu ülkede durum budur. Bu durum faciadır. Ama sahiden bunu değiştirmek istiyorsak, bunu olanca genişliğiyle alıp öyle mücadele etmemiz gerekir. Sevmediğimiz partiye karşı darbe havası estirmek için fırsat bu fırsat kullandığımız araçsa bu, o faciadan kurtuluşu daha çok bekleriz. Şimdi 'gericiler!' diye haykıranların kendi hayatlarında bu işi nasıl götürdükleri de merak edilecek bir konudur.

tralles
02.12.05, 18:33
Meyhane muhabbeti ile bakanlik isleri birbirine kiyaslamak ne kadar yerinde bir karsilastirma ise artik... güya ikiside toplum ya... neyse.

akp'ye karsi muhalefet sesleri bazi cevreleri rahatsiz etmeye baslamis anlasilan.

Yakamoz
02.12.05, 20:58
Meyhane muhabbeti ile bakanlik isleri birbirine kiyaslamak ne kadar yerinde bir karsilastirma ise artik... güya ikiside toplum ya... neyse.

akp'ye karsi muhalefet sesleri bazi cevreleri rahatsiz etmeye baslamis anlasilan.

Bugün dertli abi ile sohbet ediyorduk ve cok güzel bir lafi tekrar hatirlatti.

Bizim toplumumuz, bu politikacilarin ciktigi toplumdur.

Toprak ayni toprak, kabak ayni kabak.

dertli4u
02.12.05, 20:59
Görüs Holding de neyin nesi imis?? ilk defa senden duyuyorum.


aslanpence..duymamis oldugunu tahmin ediyorum..en iyisi, milli görüs merkezine veya ortayas üzeri üyelere sorman lazim.1998 e kadar devam etti ve batti..

görüs holding, avrupadaki milli görüs taraftarlari arasinda kurulmustu.8 milyon mark para topladi.ortaklarina para ödeyemedi.

o siralarda, jetpa holding, avrupaya acilmaktaydi.ve milli görüs camiasina girebilmek ugruna, görüs holdingin tüm hissedarlarinin hisse senetlerini, jetpa holding ortaklik senetleri ile degistirdi..tabii jetpa holdingte saglam pabuc olmadigi icin, paralar orada da yok oldu.


Bu yukarida saydiklarin dogru ama Yesil Sermaye diyede batirdilar Dertli. Simdi önlerini acsalar kalkinma olabilir ama olmaaaz yoksa laiklik falan elden gider.

niye batirsinlar ki..o kadar kolaymi bir sirketi batirmak, eger o sirket düzgün calisiyorsa.

örnek; ülker firmasi..ülker hakkinda da yesil sermaye dedikodusu cikartildi ama ülker batmadi.dimdik ayakta..cünkü, sabri ülker, cok ciddi bir is adami..harami helali bilir..dindardir ama dinci degildir.


Kombassan mesela Petlasi aldi yatirim yasagi oldugu icin dogru dürüst üretime gecemiyor

kombasanin tek batirdigi sirket petlas olsa, sana biraz hak verirdim..ve gene sadece türkiyedeki sirketlerini batirmis olsalar gene hak veririm.

ama, amerikada ve almanyada kurdugu sirketlerde batti.

petlasin nasil battigini iyi incele..yatirim yasagi oldugu dogru degil.ortaklari kandirmak icin kullanilan bir arguman.

kim engelliyor bunu?? O Ermeni soylu Koc lar ve onun Hizmetcileri. Bunlari da Göz ardi edemezsin.

koc ailesi, ankara kökenli ve cok eski bir ailedir.ermeni soylu degildir.

ayrica, ermeni soylu olsalar ne farkederdi.ermeni soylu olup, halen türkiyede kanunlara uygun is yapan ve isyeri kuran insanlarimiz var.


Maalesef Milli Görüs bu holding davalarin icinde oldu ama onlari da kandirdilar Türkiyemize IS imkani getirecez Kalkinmasina yardim edecez diye.. Hicbir sirket bu kadar yüksek oranda Kar dagitamaz o da dogru. Ben Erbakani senelerden beri dinlerim ve birebir bi Holdingi tanittigina hic rastlamadim.

bak burada dogrulardan bahsetmissin.

ama erbakan hakkinda yaniliyorsun.

ben erbakani ilk defa 1975 senesinde, ankara siteler is bölgesinde dinledim.oraya gelerek, tüccarlari topladi ve onlardan partsisi icin para topladi.

siyasi parti icin toplayabilir, normaldir.

ama, avrupada hilal tv icin ve görüs holding icin para topladigina da sahitimk.kendim dinledim.

aslanpence, ben bu islerin yabancisi degilim.konular hakkinda daha detayli biliyorum, ve yazdiklarimi baskasindan duyarak degil, bizzat bilerek yaziyorum.
Agirsanayi kalkinmasindan bahseder falan ve bana göre cok ciddi ve akilli Projeleri var.

Refah Partisi üst düzey yetkililerin Agzindan duydum. Erbakan kesinlikle Imzayi atmamis. Atmadigi icinde 28 Subat sürecine gecildi.

refah partisi üst düzey yetkilileri ne anlatir bilemem ama ortada atilmis bir imza var.

"28 Şubat kararları" bu kurulda alınmıştı.
Dönemin Başbakanı Erbakan, Başbakan Yardımcısı Çiller ve kuruldaki Bakanlar tarafından da imzalanarak hükümete iletilmişti.

http://64.233.183.104/search?q=cache:AQvfdFYj2FIJ:ww w.milliyet.com.tr/2001/01/16/yazar/civaoglu.html+28+subat+kararla ri&hl=de

Şimdi, 28 Şubat’ın tavsiye kararlarından bugün daha aktüel hale gelmiş bazılarını hatırlatayım:



Madde 1- "Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan rejim aleyhtarı faaliyetler karşısında ödün verilmemelidir. Anayasanın 174. maddesinde koruma altına alınan Devrim Kanunlarının ödün verilmeden uygulanması esastır. Hükümet, icraatında Devrim Yasalarına uygunluğu sağlamakla görevlidir."

Madde 2- "Savcılar, Devrim Yasalarının ihlalini oluşturan davranışlar karşısında harekete geçmelidirler.Yasaları ihlal eden dergahlar kapatılmalıdır."

Madde 4- "Anayasanın 163. maddesinin kaldırılmasının yarattığı hukuki boşluklar, irticai akımların ve laikliğe aykırı tutumların güçlenmesine yol açmıştır. Bu boşlukları telafi edecek yasal düzenlemeler getirilmelidir."

Madde 7- "İmam-hatip okulları toplumdaki bir ihtiyacı karşılamak üzere kurulmuşlardır. Bu ihtiyacın fazlası olan imam-hatip okulları meslek okullarına dönüştürülmelidir. Ayrıca, kökten dinci grupların kontrolünde olan Kur'an kursları kapatılarak, Milli Eğitim Bakanlığındaki okullarda düzenlenmelidir."

Madde 8- "Devlet dairelerinde ve belediyelerde kökten dinci bir kadrolaşma hareketi sürdürülmektedir. Hükümet, bu kadrolaşmanın önüne geçmelidir."

Madde 12- "Yargı mekanizmasının daha etkin çalışmasını sağlayacak ve yargı bağımsızlığını güvence altına alacak, hükümetin tasarruflarından koruyacak düzenlemeler bir an önce getirilmelidir."

Madde 13- "Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını hedef alan tahriklerde büyük artış gözlenmektedir. Bu sataşmalar TSK içinde rahatsızlığa yol açmaktadır."

Madde 16- "Tarikatların denetimindeki finans kuruluşları ve vakıflar aracılığıyla ekonomik güç haline gelmeleri dikkatle izlenmelidir."
http://64.233.183.104/search?q=cache:jGkI5-XwUH8J:www.digimedya.com/default.asp%3Ft%3Dwa%26wid%3D6 %26aid%3D192+28+subat+kararlar i&hl=de

Refah Partisi iktidarı döneminde Başbakan Erbakan’ın karşısına çıkan ve istifa etmek veya uygulamak arasında bir seçim yapma sonucunu doğuran icraatlarda Erbakan, daima koltuğunu koruma yolunu tercih etmiş, vaatlerini bir yana bırakmış ve muhalefet döneminde ateş püskürdüğü politikaların tamamının eksiksiz uygulayıcısı haline gelmişti. unun en çarpıcı örneğini de 28 Şubat 1927 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ve ardından Hükümete bildirilen tavsiye kararları konusunda yaşadık. Milli Güvenlik Kurulu Kararları’nın tümüne katıldığını açıklayan ve imzalayan Başbakan Erbakan, <FONT face=Arial size=2><SPAN style="LAYOUT-GRID-MODE: line; FONT-FAMILY: Arial">imzaladığı sabit olan kararları inkar ederek, “Ben imzalamadım. Prosedürün devam etmesi için paraf attım” diyebilmişti.

dertli4u
02.12.05, 21:04
Kadın düşmanları ve kadın dostları





. Şimdi 'gericiler!' diye haykıranların kendi hayatlarında bu işi nasıl götürdükleri de merak edilecek bir konudur.

pirim

ben gericiler diye haykirmiyorum..ama bu soruya da cevap vermek istiyorum, müsaadenle.

ben kendi hayatimda, bu konuda, kadin erkek esitligine uygun davraniyor ve gittigim/gidecegim yerlere yanimda hayat arkadasimla gitmekten cekinmiyorum.

sigara dumani ve kagit oyunlari öezlligi olan Kahvelere de gitmiyorum..kendim gitmedigim gibi, yanimda bir bayanla da öyle yerlere gitmek istemem.

:türkiye:

dertli4u
02.12.05, 21:15
Hatirliyorsan Refahyol döneminde her tarafta ve her yerde binlerce Aczimendi vardi. Simdi bunlar nerdeler? O zamanlar Allahin Günü haberlerde olurlardi simdi yok! Bu kanli mi kansiz mi olacak da N.E a mal ediliyor ama herzamankigibi Medya Sözlerini Carpitti. Su Taksime Camii meselesini o zaman RTE Belediye Baskani iken ortaya atti. Erbakan in red etmesine ragmen öyle bisey yok demesine ragmen Medya Propagandasini yapti. Bunlari da görmezden gelmeyelim.

bu dediklerine katiliyorum.aczmendiler ve müslüm hocalar, o dönemin tezgahiydilar.

ama meseleye biraz daha genis ve detayi kaybetmeden bakmani isterim.

siyasetin kulvarina giren insan, siyasetin sartlarini iyi bilmelidir.

hatirlarmisin, daha önceki hükümet(ecevit,bahceli,yilmaz) döneminde, hergün üniversite kapilarinda, yollarda basörtülü ve turbanli genc kizlarimiz yürüyüs yapardilar.hükümeti protesto ederdiler.

peki, tayyip/akp iktidarinda nerdeler..yoksa kanunlar degisti de, turban/basörtüsü serbest mi birakildi.artik üniversitelere sorunsizca turbanli olarak girebiliyorlar mi?

niye simdi ortada yoklar?

demekki, bu meseleyi, siyasi hale getirenler adil görüs/milli görüs mensuplaridir.

ve bu meseleyi siyasilestirerek, en büyük zarari, turbanli kizlarimiza veren kendileridir.

simdi ise, bicakla kesilmis gibi, bu tür protestolar kesilmistir.

yoksa, akp iktidarinda, turban takmak geregi ortadan kalkti da, bizim haberimiz mi yok?

aslanpence
03.12.05, 11:11
bu dediklerine katiliyorum.aczmendiler ve müslüm hocalar, o dönemin tezgahiydilar.

ama meseleye biraz daha genis ve detayi kaybetmeden bakmani isterim.

siyasetin kulvarina giren insan, siyasetin sartlarini iyi bilmelidir.

hatirlarmisin, daha önceki hükümet(ecevit,bahceli,yilmaz) döneminde, hergün üniversite kapilarinda, yollarda basörtülü ve turbanli genc kizlarimiz yürüyüs yapardilar.hükümeti protesto ederdiler.

peki, tayyip/akp iktidarinda nerdeler..yoksa kanunlar degisti de, turban/basörtüsü serbest mi birakildi.artik üniversitelere sorunsizca turbanli olarak girebiliyorlar mi?

niye simdi ortada yoklar?

demekki, bu meseleyi, siyasi hale getirenler adil görüs/milli görüs mensuplaridir.

ve bu meseleyi siyasilestirerek, en büyük zarari, turbanli kizlarimiza veren kendileridir.

simdi ise, bicakla kesilmis gibi, bu tür protestolar kesilmistir.

yoksa, akp iktidarinda, turban takmak geregi ortadan kalkti da, bizim haberimiz mi yok?

Bu tür Protestolarin Kesildiginimi zannediyorsun? Bugün Medya AKP yi destekledigi icin, ve AKP bu Basörtüsü Davasini fazla gündeme tasimamak istedigi icin fazla karistirmiyorlar. Üstüne bir de AIHM kararlari da bazi etkiler gösterdi. Türkiyede okuyamiyacagi icin Kizlarimiz Avusturya Almanyaya geliyorlar bu yazik degilmi?

Türban nasil SIYASI diye damgalanabiliniyor. Yani bir Insan herzaman disari ciktigi zaman bu Türbani Takiyorsa, ben bundan vazgecmem diyorsa hayati kariyerini mahvediyorsa bunu sadece SIYASI bir amacla mi yapiyor yoksa INANC meselesi oldugu icin mi? Allah askina bunu kim böyle yapardi? Bir Siyasi emel ugruna??

omar
08.01.06, 14:05
Tauhid heist wörtlich "Vereinheitlichung" (etwas ins machen) oder "Einheit".
Mit der Shahade La illaha illallah bezeugen wir diese Einheit des Schöpfers.

Der Tauhid wird in drei Kategorien geteilt:

1) Tauhid ar-Rububiyah (wörtl. die Aufrechterhaltung der Einheit in der Herrschaft
Allahs).

2) Tauhid al-Asma was-Sifat (wörtl. die Aufrechterhaltung der Einheit in den
Namen und Eigenschaften Allahs).

3) Tauhid al-Ibadah/Uluhiyah (wörtl. die Aufrechterhaltung der Einheit im Gottesdienst
zu Allah).

zu 1:
Diese Kategorie des Tauhid basiert auf dem Glauben, dass Allah (t) Seine Diener erschafft,sie versorgt, am Leben hält und sterben lässt. Allah (t) allein ließ alles entstehen,als es nichts gab. Er ist der alleinige Herrscher des Universums und seiner Bewohner,ohne dass es eine reale Herausforderung bezüglich Seiner Souveränität gäbe. Er gibt allen Dingen die Kraft, sich zu bewegen und sich zu ändern. Nichts geschieht ohne
Seine Erlaubnis. Dieser Teil des Tauhid wurde von den früheren Polytheisten, Juden, Christen und Sabäer akzeptiert und angenommen. Sie haben an die Herrschaft Allahs, und dass Er der Schöpfer und Lenker ist, geglaubt. Ihre Form des Götzendienstes war eine andere.
Wenn man damals die Götzendiener gefragt hat, wer die Himmel und die Erde erschaffen
hat, gaben sie zu, dass Allah (t) der Herrscher und der Schöpfer ist. Dieses Ereignis wird im Qur’an berichtet:
Und wenn du sie fragst: Wer schuf die Himmel und die Erde?’ - dann werden sie
gewiss sagen: Allah.(31:25)
Selbst Satan leugnet die Herrschaft Allahs (t) nicht. Daher genügt es nicht, allein an diese Kategorie des Tauhid zu glauben, um in den Islam einzutreten.

zu 2:
Um hier im ersten Aspekt die Einheit in den Namen und Eigenschaften Allahs aufrechterhalten zu können, muss man Allah auf die Weise verstehen, so wie Er und Sein Prophet (a.s.s.) Ihn beschrieben haben. Dieses Verständnis erfolgt derart, ohne dabei Seine Namen und Eigenschaften wegzuinterpretieren, indem man diesen Namen und Eigenschaften andere Bedeutungen beimisst als deren offensichtliche Bedeutung.

zu 3: JETZT WIRD INTERESSANT
Wie zuvor schon erwähnt, reicht ein Glaube an die beiden vorangegangenen Tauhid Kategorien nicht aus, um die Bedingungen des Islam zu erfüllen, da die Polytheisten zu
allen Zeiten viele Aspekte dieser beiden Kategorien bestätigt haben. Alle zuvor gesandten Propheten (Friede sei mit ihnen) luden ihre Leute genau zu diesem Konzept desTauhids ein. Allah (t) sagt:
Und die meisten von ihnen glauben nicht an Allah, ohne (Ihm) Götter zur Seite zu
stellen. (12:106)
Gottesdienst (Ibadah) umfasst aus islamischer Sicht mehr als nur Fasten, Zahlen der Zakah (Armensteuer), Hadsch (Pilgerfahrt) und Opferung von Tieren. Es schließt Emotionen wie Liebe, Vertrauen und Furcht mit ein. Alle diese Emotionen bringen Stufen mit sich, welche nur an Gott gerichtet werden dürfen. Allah (t) spricht diese Emotionen an und warnt vor Übertreibungen innerhalb dieser wie folgt:
Und es gibt unter den Menschen einige, die sich außer Allah Seinesgleichen (zum
Anbeten) nehmen und lieben, wie man (nur) Allah lieben soll. Die aber, die glauben,
lieben Allah noch mehr...(2:165)
Da das Wort Ibadah totale Gehorsamkeit bedeutet und Allah als der ultimative Gesetzgeber angesehen wird, ist die Ausführung eines säkularen Rechtssystems, welches nicht auf göttlichem Gesetz (Scharia) basiert, ein Akt des Unglaubens bezüglichdes göttlichen Gesetzes und ein Akt des Glaubens der Richtigkeit solcher Systeme. Ein solcher
Glaube gründet eine Form des Gottesdienst an etwas anderem als an Allah (Schirk).
Allah sagt im Qur’an:
Und wer nicht nach dem richtet, was Allah herabgesandt hat - das sind die Ungläubigen.
[5:44]
Bei einer Gelegenheit hörte der Prophetengefährte Adi ibn Hatim, welcher ein christlicher Konvertiter war, den Propheten (a.s.s.) folgenden Qur’anvers rezitieren:
„Sie haben
sich ihre Schriftgelehrten und Mönche zu Herren genommen außer Allah.“ [9:31]
Daraufhin sagte er:Gewiss haben wir sie nicht angebetet. Der Prophet (a.s.s.) wandte sich zu ihm und sagte:Haben sie nicht das verboten (Haram), was Allah erlaubt
(Halal) hat, und ihr alle habt es Haram gemacht? Haben sie nicht das erlaubt
(Halal), was Allah verboten (Haram)79 hat, und ihr alle habt es Halal gemacht?“ Er antwortete: Gewiss haben wir das gemacht. Der Prophet (a.s.s.) sagte danach: Genau so habt ihr sie angebet.

Daher schließt ein wichtiger Teil des Tauhid al-Ibadah die Realisierung der Scharia mit ein, insbesondere in Ländern, wo Muslime die Mehrheit der Bevölkerung darstellen. Das göttliche Gesetz muss wieder in den sogenannten muslimischen Ländern wieder eingeführt werden, wo Regierungen im Moment nach importierten kapitalistischen oder
kommunistischen Verfassungen herrschen. Das islamische Gesetz wurde vollkommen abgeschafft oder auf wenige Bereiche geringer Wichtigkeit verbannt. Ähnlich ist es in muslimischen Ländern, wo zwar islamisches Gesetz in den Büchern steht, aber säkulare Gesetze in Kraft sind. Auch diese sind auf die Linie der Scharia zurückzubringen, welches
alle Aspekte des Lebens betrifft. Die Akzeptanz von nicht-islamischen Gesetzen in den muslimischen Ländern anstatt von Scharia ist Schirk und ein Akt des Kufr(Unglaube). Diejenigen, welche eine Position innehaben, dies ändern zu können, müssen es auch tun. Während diejenigen, welche nicht in der Lage sind, dies zu ändern, müssen gegen diese Art des Kufr sprechen und zur Realisierung der Scharia aufrufen. Selbst
wenn dies nicht möglich sein sollte, muss diese nicht-islamische Regierung für die Anerkennung des Tauhid aufrichtig gehasst und verabscheut werden, aber auch um das Wohlgefallen Gottes zu erlangen.

volltext hier verfügbar: http://www.al-islaam.de/pdf/muslim_wissen.pdf
ich habs nur kurz zusammengefasst.

Gök Türk
08.01.06, 14:15
Dann solltest du schleunigst aus Deutschland abreisen um nicht in "Shirk" zu geraten.

Hier eine geiengete Fluggesellschaft:

http://www.salzburg-airport.com/scan/58.jpg

Spaß beiseite:

Hier die offizielle Sichtweise der Diyanet zu der Thematik (http://www.politikcity.de/forum/showpost.php?p=47184&postcount=274)(wurde von mir zusammengeschnitten, da der Text für die damaligen Einstellungen des Forums zu lang war)

Flagellum Dei
08.01.06, 14:19
Dann solltest du schleunigst aus Deutschland abreisen um nicht in "Shirk" zu geraten.

Hier eine geiengete Fluggesellschaft:

http://www.salzburg-airport.com/scan/58.jpg

Spaß beiseite:

Hier die offizielle Sichtweise der Diyanet zu der Thematik (http://www.politikcity.de/forum/showpost.php?p=47184&postcount=274)(wurde von mir zusammengeschnitten, da der Text für die damaligen Einstellungen des Forums zu lang war)


genau dasselbe wolte ich auch gerade vorschlagen, allerdings nicht (nur) ihm, sondern auch dem Betreiber der web-site, Herrn Murat N. aus der von shirk-Gesetzen regierten Stadt Tübingen im ebenfalls von ungläubigen shirk-Gesetzen regierten Deutschland.

omar
08.01.06, 14:22
nee ich brauch nicht abzureisen. habt ihr denn nicht gelesen.


Daher schließt ein wichtiger Teil des Tauhid al-Ibadah die Realisierung der Scharia mit ein, insbesondere in Ländern, wo Muslime die Mehrheit der Bevölkerung darstellen
in germanien iz die mehrheit christlich. thema erledigt.

omar
08.01.06, 14:37
des iz schön und gut was diyanet da schreibt, aber ich hab keine zitate ausm kuran endeckt.

nochwas:
des was ich oben gepostet hab sind teile des Tauhids.
jeder der LA ILLAHA IL ALLAH sagt, bekennt sich zu diesen drei aspekten des tauhids. legt er einen ab, fällt er in den kufr (unglaube) und ist somit kein moslem mehr. so hart es für manche bestimmt klingt.

deshalb könnte man sich jez streiten ob es richtig wäre, in der türkei die sharia einzuführen, da sich viele leute in der türkei, auch wenn sie la illaha illalaallah sagen, dem dritten punkt des tauhids widersprchen. und wenn die mehrzahl der leute in einem land KAFIR ungläubig ist, was ya die folge ist von der aberkennung des dritten punktes, ist es glaube ich nicht nötig die sharia einzuführen.

Gök Türk
08.01.06, 14:43
des iz schön und gut was diyanet da schreibt, aber ich hab keine zitate ausm kuran endeckt.

nochwas:
des was ich oben gepostet hab sind teile des Tauhids.
jeder der LA ILLAHA IL ALLAH sagt, bekennt sich zu diesen drei aspekten des tauhids. legt er einen ab, fällt er in den kufr (unglaube) und ist somit kein moslem mehr. so hart es für manche bestimmt klingt.

deshalb könnte man sich jez streiten ob es richtig wäre, in der türkei die sharia einzuführen, da sich viele leute in der türkei, auch wenn sie la illaha illalaallah sagen, dem dritten punkt des tauhids widersprchen. und wenn die mehrzahl der leute in einem land KAFIR ungläubig ist, was ya die folge ist von der aberkennung des dritten punktes, ist es glaube ich nicht nötig die sharia einzuführen.

Dann lies genauer...

LAZ
08.01.06, 15:36
Dann solltest du schleunigst aus Deutschland abreisen um nicht in "Shirk" zu geraten.

Hier eine geiengete Fluggesellschaft:

http://www.salzburg-airport.com/scan/58.jpgIch würde Omar fast schon mit den Kommunisten vergleichen. Auch sie hingen einem Wahn an und wollten nichts geringeres als die totale Herrschaft über die Menschheit...den Rest kennen wir selbst

Kommunisten sind häufig nach Moskau abgehauen, warum sollten dan Sharia Anhänger nicht nach Saudi-Arabien abhauen dürfen?

DeLaHoya
08.01.06, 15:43
Dieser kleine Junge geht mir so langsam auf die Nerven.

Telli Baba
08.01.06, 15:44
Bitte Lautsprecher voll aufdrehen, die Medizin gegen die Scharia ist hier (http://rapidshare.de/files/7513583/koro_-_Izmir_Marsi.mp3.html). Ist eine mp3!

omar
08.01.06, 16:03
Dieser kleine Junge geht mir so langsam auf die Nerven.
hehe wieso das denn?:lach:



Ich würde Omar fast schon mit den Kommunisten vergleichen. Auch sie hingen einem Wahn an und wollten nichts geringeres als die totale Herrschaft über die Menschheit...den Rest kennen wir selbst

das iz kein wahn. des ist ein teil der shada wie du oben lesen kannst. ich wusste des bis vor kurzem auch nicht, das es ein teil davon iz.
ich will auch keine totale herrschaft über die menschheit, die die wollen sollen doch die demokratie bebehalten. ich träum halt von einem kalfiat wie zu den zeiten des propheten muhammed(sav) und den rechtgeleiteten kalifen.

LAZ
08.01.06, 16:04
http://www.n-tv.de/img/355646_src_path.jpg

Schaut euch mal die Karte an: Wir können froh sein, zu den "Grünen" zu gehören

omar
08.01.06, 16:07
iz des alles was ihr beitragen könnt. wo bleiben die sachlichen texte mit gegenargumenten. ich warte darauf.

sehzade
08.01.06, 17:05
iz des alles was ihr beitragen könnt. wo bleiben die sachlichen texte mit gegenargumenten. ich warte darauf.

wieso argumentieren? da muss man nıcht mehr argumentıeren.

kahrolsun şeriat! yaşasın laiklik!

Telli Baba
08.01.06, 17:17
iz des alles was ihr beitragen könnt. wo bleiben die sachlichen texte mit gegenargumenten. ich warte darauf.

@omar86

Kopftuchdebatte (http://www.politikcity.de/forum/showthread.php?t=5230&highlight=aihm)

Bitte alles aufmerksam durchlesen, nachdenken, nochmal nachdenken und danach nochmal nachdenken und dann schreiben? O.K. ?

Gök Türk
08.01.06, 17:23
http://www.n-tv.de/img/355646_src_path.jpg

Schaut euch mal die Karte an: Wir können froh sein, zu den "Grünen" zu gehören

Na na sieh mal einer an. Griechenland als EU-Miglied hat also die Todesstrafe nicht vollständig abgeschafft.


iz des alles was ihr beitragen könnt. wo bleiben die sachlichen texte mit gegenargumenten. ich warte darauf.

Wurde schon gepostet...

omar
08.01.06, 17:38
ah liebe leute.
sagt doch was zur dreiteilung des tauhid und
sagt doch wir akzeptieren diesen tauhid nicht.

Gökcen
08.01.06, 17:39
omar sen kim oluyosun?sen politikcitynin imamimi oldun simdi yoksa din adamimisin, sanane el alemin dininden inancindan ya. ölünce sanami hesap vercez

omar
08.01.06, 17:45
omar sen kim oluyosun?sen politikcitynin imamimi oldun simdi yoksa din adamimisin, sanane el alemin dininden inancindan ya. ölünce sanami hesap vercezHeute 17:38
wieso regt ihr euch denn so auf???versteh ich garnicht, ich reg mich kein bisschen auf wenn ihr gegen das kopftuch seid oder so.
ich hab nur die bedeutung von der sahada gepostet, die ich heute gelesen hab. iz des so schlimm?
macht doch in eurem leben was ihr wollt....ich misch mich da bestimmt nicht ein. "sanane el alemin dininden inancindan ya"
dogru banane. ich wollt nur muslimen diesen interessanten text zeigen, damit sie die bedeutung von la illaha illallah verstehen und nicht nur mit dem mund sagen.

Gökcen
08.01.06, 17:47
ja dann mach hier nicht den gangZta ehrlich..dinciyim diyosun sifir ciddiyetle yaziyosun
nur wannebe gangsta schreiben iz chisaz usw ..sen ciddiye alinmak istiyorsan ozaman ciddi yaz..el alemede dinini ögretmeye kalkma her koyun kendi bacagindan asilir..kimsenin burda sinirlendigi yok sadece birinin sana cok fazla el alemin isine karistigini söylemesi lazimdi onu yapdim tevbe tevbe ya

Manastirli Hamdi
08.01.06, 17:59
wieso regt ihr euch denn so auf???versteh ich garnicht, ich reg mich kein bisschen auf wenn ihr gegen das kopftuch seid oder so.
ich hab nur die bedeutung von der sahada gepostet, die ich heute gelesen hab. iz des so schlimm?
macht doch in eurem leben was ihr wollt....ich misch mich da bestimmt nicht ein. "sanane el alemin dininden inancindan ya"
dogru banane. ich wollt nur muslimen diesen interessanten text zeigen, damit sie die bedeutung von la illaha illallah verstehen und nicht nur mit dem mund sagen.


Seni kimse din islerinden sorumlu daire baskani ilan etmedi. Sen Dinayet Isler Baskani'miz da degilsin, olsanda seni otorite olarak görmemiz zaten mümkün degil, cünkü kimsenin hayatini yöne(l)tme yetkin yok. Sen kendinde teblig farzini görüyorsan, o senin sorunun, ama burda bizim sorunumuz haline getirmen bizim hosumuza gitmeyebilir.
Bundan ziyade kitapta ve sanal alemde islam(iyet) hakkinda yeterince kaynak mevcut. Isteyen alimde olabilir, ama bizi tebligle rahatsiz etmen bazi vatandaslarin tepkisini cekebilir.

üniversite yillarinda bazi tarikatcilarin irticai falliyetleri hatirlattin bana. Bazi insanlarin bu konuda damarina basilmamali.

Ayrica burasi Türkler'in platformu. Ben dinsel bir sanal ortamda sohbet etmek isteseydim, onlarin sitelerini takip ederdim.
Ayrica onlar basörtüsünün takilip takilmadigi sorunununu kendileri icin cözdüeler zaten, onlar artik basörtüsünün nasil baglandini tartisiyorlardir.

Herkesten belki ileri gittigim icin özür dilerim ama Almanca ve Türkce'yi bilmeyen ve bize Seriat'i tasarlamak isteyenlerin tehamül sinirini asmalari benim böyle davranmama yolaciyor.

omar
08.01.06, 18:29
ja dann mach hier nicht den gangZta ehrlich..dinciyim diyosun sifir ciddiyetle yaziyosun nur wannebe gangsta schreiben iz chisaz us
ich mach hiaa nicht den ganschta. ich hab nicht gesagt das ich dinci bin, des sagen einige leute hir über mich. ich wusste nicht das wenn ich ist, iz schreib das meine ernsthaftigkeit darunter leitet. ich diskutier immer ernst.

sen ciddiye alinmak istiyorsan ozaman ciddi yaz..
und des sagst du nur weil ich iz schreib? oder gibtZ noch n andren grund?

el alemede dinini ögretmeye kalkma her koyun kendi bacagindan asilir..kimsenin burda sinirlendigi yok sadece birinin sana cok fazla el alemin isine karistigini söylemesi lazimdi onu yapdim tevbe tevbe ya
ich misch mich doch garnicht in eure angelegenheiten an. man diskutiert doch hier über alles mögliche. wenn dich das thema so stört, dann ignories doch einfach.

Seni kimse din islerinden sorumlu daire baskani ilan etmedi. Sen Dinayet Isler Baskani'miz da degilsin,
richtig aber guck mal hier...

Diejenigen, welche eine Position innehaben, dies ändern zu können, müssen es auch tun. Während diejenigen, welche nicht in der Lage sind, dies zu ändern, müssen gegen diese Art des Kufr sprechen und zur Realisierung der Scharia aufrufen.
dazu gibts auch kuranische verse, aber iz mir jez zuviel arbeit die rauszusuchen.

Bundan ziyade kitapta ve sanal alemde islam(iyet) hakkinda yeterince kaynak mevcut. Isteyen alimde olabilir, ama bizi tebligle rahatsiz etmen bazi vatandaslarin tepkisini cekebilir.
her konuda internet te bilgiye ulasmak mevcut. nach deiner aussage können wir ja das forum gleich schliesen.

üniversite yillarinda bazi tarikatcilarin irticai falliyetleri hatirlattin bana. Bazi insanlarin bu konuda damarina basilmamali
ich bin gespannt mit was ich noch alles verglichen werde.:D

Ayrica burasi Türkler'in platformu.
eeee ben de türküm.

Ben dinsel bir sanal ortamda sohbet etmek isteseydim, onlarin sitelerini takip ederdim.
vielleicht mag ich ya die leute dort nicht. keiner muss zu diesem thema schreiben wenns ihn nicht interessiert.

Herkesten belki ileri gittigim icin özür dilerim ama Almanca ve Türkce'yi bilmeyen ve bize Seriat'i tasarlamak isteyenlerin tehamül sinirini asmalari benim böyle davranmama yolaciyor.
istedigin kadar ileri git. nochmal: ich hab dieses thema nur eröffnet weil ich selber nicht wusste was la illaha illallah alles bedeutet.
wollte nur eine gescheite diskussion darüber. aber des einzige was ihr macht iz mich mit allem möglichen zu vergleichen, nur weil ich euch sage, was von muslimen verlangt wird.
wieso sagt ihr nicht einfach, ok wir sehen es ein das es alles außer die sharia schirk iz aber uns juckts nicht. uns ist es egal was der islam uns vorschreibt. ich trage trotzdem meinen glauben im herzen.
ist des so schwer des zu sagen?

omar
28.01.06, 23:50
hätte doch soo ne schöne diskussion werden können

aslanpence
29.01.06, 01:48
Bak Ömer Kardes

Bu Konular cok tartisildi (bende cok tartistim). Seriat gelsin mi gelmesinmi diye. Ama sonucta söyle bi karara vardim.

1. Millet Seriatin ne oldugunu tam bilmiyor (bende dahil). Seriat denildigi zaman akillara hemen Iran ve Suudi Araplar geliyor ki bunlarin Seriat uygulamalari tartisilir. Veya iste Idamlar taslanma olaylari vs....

2. Seriati insanliga aykiri ve geri kalmis olarak algiliyorlar. Buda tabi 1.ye dayaniyor yani tam bilimedikleri icin.

Yani demek istedigim bir Insan Seriati yasamak istiyorsa ilk önce kendisi yasasin ve yasamasi lazim. Insanlar bunu yaptigi zaman zaten bu olacak. Ama söyle bir söz var: Siz nasil iseniz öyle idare edilirsiniz. Yani bugün biz Müslümanlar olarak Seriati hak etmedigimiz icin böyle olduk.
Burda kalksam bi anket yapsam ve sorsam kac kisi burda tam 5 Vakit Namaz kiliyo diye, ilk basta ben olmak üzere cogunlugun dogru dürüst Namaz kilmadiklarini göreceksin ki Namaz Dinin diregidir!
Yani biz daha en temel konulari halletmedik ki kalmis ki Seriat gelsin....
O yüzden Kocum ilk basta kendini egit iyi bir Müslüman olmaya calis ( yanlis anlama ben sana sen dogru dürüst bir Müslümansin demiyorum) bilginin en zirvesine ulas ve gerisi mutlaka gelecektir.

Telli Baba
29.01.06, 09:03
Türkiye'de şeriat uygulamasına geçilecek olunursa, Türkiye iç savaşa girer. O zaman şeriat şeriatçıların gözüne girebilir... unutmayalım bunu.

Aklı başında olan bir bireyin şeriat düzenini destekleyeceğini sanmıyorum, destekleyen olursa bilinçsiz halk destekler. Türkiye Cumhuriyeti Laik-Demokratik bir cumhuriyettir ve medeni yasası vardır - şeriat gibi dini hükümler üzerinde duran gerici yasalara ihtiyacı yoktur. Şayet bir Ateist olarak dindar bir devletin içinde yaşamak istemediğimi de belirtmek isterim.

Unutmayalım bazıları için üstün görünen İslam dini diğerleri için bir hiçi ifade etmektedir. Ve dini yasalara ayak uydurmak istemeyenlerin de Türkiye'de var olduğunu da unutmamak gerek. İç savaş isteniyorsa durum başka tabii...

omar
29.01.06, 15:58
Bak Ömer Kardes

Bu Konular cok tartisildi (bende cok tartistim). Seriat gelsin mi gelmesinmi diye. Ama sonucta söyle bi karara vardim.

1. Millet Seriatin ne oldugunu tam bilmiyor (bende dahil). Seriat denildigi zaman akillara hemen Iran ve Suudi Araplar geliyor ki bunlarin Seriat uygulamalari tartisilir. Veya iste Idamlar taslanma olaylari vs....

2. Seriati insanliga aykiri ve geri kalmis olarak algiliyorlar. Buda tabi 1.ye dayaniyor yani tam bilimedikleri icin.

Yani demek istedigim bir Insan Seriati yasamak istiyorsa ilk önce kendisi yasasin ve yasamasi lazim. Insanlar bunu yaptigi zaman zaten bu olacak. Ama söyle bir söz var: Siz nasil iseniz öyle idare edilirsiniz. Yani bugün biz Müslümanlar olarak Seriati hak etmedigimiz icin böyle olduk.
Burda kalksam bi anket yapsam ve sorsam kac kisi burda tam 5 Vakit Namaz kiliyo diye, ilk basta ben olmak üzere cogunlugun dogru dürüst Namaz kilmadiklarini göreceksin ki Namaz Dinin diregidir!
Yani biz daha en temel konulari halletmedik ki kalmis ki Seriat gelsin....
O yüzden Kocum ilk basta kendini egit iyi bir Müslüman olmaya calis ( yanlis anlama ben sana sen dogru dürüst bir Müslümansin demiyorum) bilginin en zirvesine ulas ve gerisi mutlaka gelecektir.

yaa du hast echt recht. :aferin:

aslanpence
29.01.06, 16:32
Türkiye'de şeriat uygulamasına geçilecek olunursa, Türkiye iç savaşa girer. O zaman şeriat şeriatçıların gözüne girebilir... unutmayalım bunu.

Aklı başında olan bir bireyin şeriat düzenini destekleyeceğini sanmıyorum, destekleyen olursa bilinçsiz halk destekler. Türkiye Cumhuriyeti Laik-Demokratik bir cumhuriyettir ve medeni yasası vardır - şeriat gibi dini hükümler üzerinde duran gerici yasalara ihtiyacı yoktur. Şayet bir Ateist olarak dindar bir devletin içinde yaşamak istemediğimi de belirtmek isterim.

Unutmayalım bazıları için üstün görünen İslam dini diğerleri için bir hiçi ifade etmektedir. Ve dini yasalara ayak uydurmak istemeyenlerin de Türkiye'de var olduğunu da unutmamak gerek. İç savaş isteniyorsa durum başka tabii...

Senin böyle düsünmen cok normal cünkü sen bir Ateist oldugunu söylüyorsun. benim Ülkemin 99% Müslüman. Ama bu Müslümanlarin cogu su an suursuz olduklari icin yani Dini tam kavrayamadiklari icin Allah bize suan bunu nasip etmiyor. Ve dogal olarak Islami hükümlerle Idare edilmeleri lazim.

Bedirhan
29.01.06, 17:16
hehe wieso das denn?:lach:



das iz kein wahn. des ist ein teil der shada wie du oben lesen kannst. ich wusste des bis vor kurzem auch nicht, das es ein teil davon iz.
ich will auch keine totale herrschaft über die menschheit, die die wollen sollen doch die demokratie bebehalten. ich träum halt von einem kalfiat wie zu den zeiten des propheten muhammed(sav) und den rechtgeleiteten kalifen.

Omar lass es sein Kumpel, die wollen des nicht begreiffen !!!!

Bedirhan
29.01.06, 17:19
Türkiye'de şeriat uygulamasına geçilecek olunursa, Türkiye iç savaşa girer. O zaman şeriat şeriatçıların gözüne girebilir... unutmayalım bunu.

Aklı başında olan bir bireyin şeriat düzenini destekleyeceğini sanmıyorum, destekleyen olursa bilinçsiz halk destekler. Türkiye Cumhuriyeti Laik-Demokratik bir cumhuriyettir ve medeni yasası vardır - şeriat gibi dini hükümler üzerinde duran gerici yasalara ihtiyacı yoktur. Şayet bir Ateist olarak dindar bir devletin içinde yaşamak istemediğimi de belirtmek isterim.

Unutmayalım bazıları için üstün görünen İslam dini diğerleri için bir hiçi ifade etmektedir. Ve dini yasalara ayak uydurmak istemeyenlerin de Türkiye'de var olduğunu da unutmamak gerek. İç savaş isteniyorsa durum başka tabii...

Sen ilkönce Seriati ögrende gel !!!!!!!
Sheriat yobazliksa, Laiklikte ATHEISTLIKTIR bukadar!!!!

Telli Baba
29.01.06, 17:30
Sen ilkönce Seriati ögrende gel !!!!!!!
Tek yol Şeriat mı diyorsun?


Sheriat yobazliksa, Laiklikte ATHEISTLIKTIR bukadar!!!!
Laiklik dinsizlik olmakla beraber her dine aynı mesafede yaklaşmak demek. Laiklik Din ve Devlet işlerinin ayrı tutulmasıdır. Bunda anlamıyacak ne var?

TSfalcon
29.01.06, 21:06
Şayet bir Ateist olarak dindar bir devletin içinde yaşamak istemediğimi de belirtmek isterim.

.
bu lafdan sonra, iki tarafdan da düsünmek lazim.

futbolfederasyonu baskani kim olur? daha cok oy alan.

sen nasil bir dindarla yasamak istemezsin,dindarda ateistlerle yasamak istemez.
cünkü kenti agzinla yasamak istemem duygularini dedin,simdi dindarda kenti
duygularini derse sence kim suclu? dindarlarinda hakki yokmu öyle demeye?
nede olsa cogunluk onlarda.

yasamak istemem lafindan sonra neyapcagiz simdi?
kim suclu? ateistler mi yoksa dindarlar mi?

sen yasamak istemiyorsun olabilir bu sizin dogal hakkiniz.peki dindarlarin sizinle
yasamak istemiyorsa bunlarin dogal hakki yokmu?

baska soru sormam ve beni seriatci ilan etme belli olmaz sizde.

sadece yasamak istemem lafindan dolayi iki tarafiNda düsüncelerini gözden
gecirdim.

Telli Baba
29.01.06, 21:23
bu lafdan sonra, iki tarafdan da düsünmek lazim.

futbolfederasyonu baskani kim olur? daha cok oy alan.

sen nasil bir dindarla yasamak istemezsin,dindarda ateistlerle yasamak istemez.
cünkü kenti agzinla yasamak istemem duygularini dedin,simdi dindarda kenti
duygularini derse sence kim suclu? dindarlarinda hakki yokmu öyle demeye?
nede olsa cogunluk onlarda.

yasamak istemem lafindan sonra neyapcagiz simdi?
kim suclu? ateistler mi yoksa dindarlar mi?

sen yasamak istemiyorsun olabilir bu sizin dogal hakkiniz.peki dindarlarin sizinle
yasamak istemiyorsa bunlarin dogal hakki yokmu?

baska soru sormam ve beni seriatci ilan etme belli olmaz sizde.

sadece yasamak istemem lafindan dolayi iki tarafiNda düsüncelerini gözden
gecirdim.
TSFalcon ben devlet'den bahsediyorum sen dindarlardan bahsediyorsun.

Tekrar anlıyacağın şekilde söylüyorum: Ben Şeriat-Devleti istemiyorum!!!

Devlet'in dini olamaz - en azından laik bir devlet'de. O.K. mi?

Diğer yazılarına yorum yok - yanlış yorum yapıyorsun çünkü.

TSfalcon
29.01.06, 22:43
TSFalcon ben devlet'den bahsediyorum sen dindarlardan bahsediyorsun.

Tekrar anlıyacağın şekilde söylüyorum: Ben Şeriat-Devleti istemiyorum!!!

sizin bir lafiniz vardir TBMM'yi bu halk secti.

biliyorsun tayyip erdoganin kökü seriatta atar.tabii bu halk tayyipi secdigi gibi
tayyip'in seriat devletini kurmaya hakki yokmu?

tayyipin ateislerle isi olmadigini sende bilirsin:
tayyip "ben ateislerle yasamak istemem beni halk secti derse neyapcagin"?

tayyipe oy verenlerden mi fayda var sana? yoksa laikligin savuncusu olan askerden mi?



Devlet'in dini olamaz - en azından laik bir devlet'de. O.K. mi?
asker siyasetten elini ceksin diyorsun,ama bir yandan devleti göz göre göre
dine cevirmek isteyen AKP'ye oy verenleri göremiyorsun.

seriat devleti kurulursa kim suclu
asker mi? halk mi? basbakan mi?

askerin politikada isi yoktur diyen yine sizsiniz.

Telli Baba
29.01.06, 22:57
sizin bir lafiniz vardir TBMM'yi bu halk secti.

biliyorsun tayyip erdoganin kökü seriatta atar.tabii bu halk tayyipi secdigi gibi
tayyip'in seriat devletini kurmaya hakki yokmu?

tayyipin ateislerle isi olmadigini sende bilirsin:
tayyip "ben ateislerle yasamak istemem beni halk secti derse neyapcagin"?

tayyipe oy verenlerden mi fayda var sana? yoksa laikligin savuncusu olan askerden mi?
Ya TSFalcon bilmeden konuşuyorsun ... bak Laikliği kim savunuyor biliyormusun? A N A Y A S A M A H K E M E S İ... Laiklik Cumhuriyet'in temelidir. Eğer Laikliği ortadan kaldırmak istiyorsan tak anayasa mahkemesi işler. Değiştirebilinmiyem maddelerde birisidir Laiklik.

Ancak yine de RTE'nin hareketlerini duyarlı laik insanlar dikkatle izlenmeli. Dini hükümlere açıkça ret denilebilinmelidir ve denmelidir.


asker siyasetten elini ceksin diyorsun,ama bir yandan devleti göz göre göre
dine cevirmek isteyen AKP'ye oy verenleri göremiyorsun.

seriat devleti kurulursa kim suclu
asker mi? halk mi? basbakan mi?

askerin politikada isi yoktur diyen yine sizsiniz.
Şeriat Devlet'i kurmak isteyenler AKP'ye bilinçli olarak oy verenlerdir... Ama AKP'nin hepsinin Şeriatçi diyemezsin. Muhafazakar ama dinci olmayanlarda yok değil...

TSfalcon
30.01.06, 00:07
Ya TSFalcon bilmeden konuşuyorsun ... bak Laikliği kim savunuyor biliyormusun? A N A Y A S A M A H K E M E S İ... Laiklik Cumhuriyet'in temelidir. Eğer Laikliği ortadan kaldırmak istiyorsan tak anayasa mahkemesi işler. Değiştirebilinmiyem maddelerde birisidir Laiklik.
.
biliyorum Anayasamahkemesi senin dedigini emir eder.

bugün sert aciklamalari güclü olan akp'ye, kim cesaret ediyor uyariyor?
Anayasamahkemesindeki görevliler mi?
yoksa Asker mi?

tayyip,cumurbaskani olursa ve onun adamlari basbakan secilirse Anayasamahkemesi hic'dir
bunlarin yaninda.

o degismiyeni öyle bir degistirilerki degismezse bile laiklige aykiri kurumlar acarlar
onlar isini bilir sen hic merak etme yavas yavas yükselirler gerisi hikaye.

o kadar cok milletvekiliyle her seyi yaparlar birde cumurbaskanligi eline gecirsinler
o zaman senin güvendigin Anayasayi görürüz.

aslinda cok yazmicaktim,sana sorulu yazi yazdim ve baska yere cekildi konu.

hoscakal.

Ancak yine de RTE'nin hareketlerini duyarlı laik insanlar dikkatle izlenmeli. Dini hükümlere açıkça ret denilebilinmelidir ve denmelidir.
cugunluk AKP'ye oy verende.

Telli Baba
25.04.06, 13:52
Arınç'tan laiklik tartışmasına devam

“Laiklik yeniden yorumlanmalıdır'' şeklindeki sözleriyle tartışma yaratan Meclis Başkanı Bülent Arınç, laiklik anlayışının sosyal hayatı cezaevine çevirmemesi gerektiğini söyledi.

TBMM Başkanı Bülent Arınç, 23 Nisan dolayısıyla Meclis’te yaptığı konuşmaya yönelik eleştirilerle ilgili olarak, "Ben fikir adamıyım, fikirlerle tartışmaktan, konuşmaktan memnunum. Benim söylediklerime karşı çıkanlar varsa, bunların zeminini doğru göstermek mecburiyetindedir. Bunları hiçe sayarak, küçültücü, alay edici, hakaret edici ifadeler, sadece o kişileri bağlar, bu kişilerin seviyesini ortaya koyar" dedi.
Anayasa Mahkemesi’nin 44. kuruluş yıldönümü törenine katılan Arınç, çıkışta bir gazetecinin "Meclisteki manifesto niteliğindeki konuşmanız, büyük taktir gördü ama bazı çevreler tarafından da eleştirildi" diyerek görüşlerini sorması üzerine, 23 Nisan’ın meclisin toplandığı ilk gün olduğunu anımsattı. Bunun, çok coşkulu ve heyecan verici bir bayram olarak kutlandığını kaydeden Arınç, şöyle devam etti:
"Ben Meclis’in başkanıyım. Meclis’in açıldığı bir günde bazı konulara temas etmem, bu konular üzerindeki düşüncelerimi ifade etmem normaldir. Her kurumun başında olan insanlar genelde bu tür konuşmalar yaparlar. Benim bu konuşmam dikkatle incelendiğinde, bunu özellikle söylüyorum, basma kalıp düşüncelerle bir yere varamazsınız, önce o konuşmayı dinleyeceksiniz. Dinlememişseniz yazılı metinlerden okuyacaksınız ve anlamak için çalışacaksınız. Peşin yargılarla, ’madem ki Bülent Arınç konuşmuştur, buna karşı çıkmak gerekir’ şeklindeki bir anlayış doğru bir anlayış değildir, özellikle insani ve ahlaki değildir.
Bu konuşma dikkatle takip edildiğinde bir siyaset bilimci olarak sosyal olayları bilen bir insan olarak, hukukçu kimliğimle Türkiye’nin bazı konuları üzerinde görüşlerimi ifade ettim. Ne birilerinden alkış almak için, ne birilerini eleştirmek için konuşmadım. Bildiğimi söyledim. Doğru bildiğimi ifade ettim."

"BİNLERCE FAKS, E-MAİL, TELEFON ALDIM"

Arınç, konuşmasının ardından genelde büyük bir tasvip gördüğünü, binlerce faks, e-mail mesajı ve telefon aldığını ve konuşmanın uygun olduğunun söylendiğini bildirdi. "Tabiidir ki, eleştiriler yapılır, tabiidir ki, yeni öneriler getirilir" diyen Arınç, konuşmasının anlamını şu sözlerle dile getirdi:
"Türkiye, büyük bir devlettir. Türkiye dünyada tanınan, sevilen misyonuyla, jeopolitik konumuyla, coğrafyası ve tarihiyle büyük bir devlettir. Büyük devlet olarak da son yıllarda Avrupa Birliği konusunda, ekonomik alanlarda, toplumsal olaylar sebebiyle, özgürlükler ve demokratikleşme konusunda çok ciddi adımlar atılmıştır.
Şu anda Türkiye’de en çok ihtiyacımız olan şey, toplumsal barıştır.
Toplumsal barış projemizi gerçekleştirmek zorundayız. Toplumsal barışın gerçekleşebilmesi için bazı konularda elbirliği yapmamız gerekir. Bu laikliğin yorumlanmasıdır. Laiklik ilkesine ne benim, ne başka bir kimsenin hiçbir zaman ciddi bir itirazı olmaz. Ama laiklikten ne anladığınızı ortaya koymalısınız. Katı laiklik uygulamasıyla insanlara sosyal hayatı, bir cezaevine çevirecek anlayışlar ne kadar zararlıysa laikliği bir barış ve özgürlük, din ve vicdan hürriyeti olarak tanımak ve insanların inançlarına müdahale etmemek de o kadar toplumsal barışa hizmet edecektir."

"BEN FİKRİMİ SÖYLEDİM"

Arınç, yasama yetkisini elinde bulunduran Meclis’in, millet adına vereceği kararlara müdahale edilmesi bir yana yardımcı olunması gerektiğini belirterek, toplumun bunu istediğini ve bunu beklediğini söyledi. Arınç, şunları kaydetti:
"Ben konuşmamı eleştirenlere, konuşmama karşı yeni öneriler getirenlere şükran borçluyum. Ben fikrimi söyledim. Herkesten de fikirlerini söylemesini rica ediyorum. Fikir başka şeydir, küfür başka şeydir. Küfür insanlara yakışmaz, aşağılamak insanlara yakışmaz, garip benzetmelerle insanları küçültmeye çalışmak doğru bir olay değildir.
Fikri olan fikrini söyler, fikri olmayan da dinler bir şeyler kazanmaya çalışır.
Ben siyasi partilerin genel başkanlarıyla, siyasi partilerin grup başkan vekilleri ve temsilcileriyle konumum gereği ekranlarda karşı karşıya gelmem, kendileriyle tartışmaya girmem. Bu onların siyasi partilerine verdiğim saygının, gösterdiğim saygının bir ürünüdür.
İsterim ki, siyasi partiler de Meclis’in Başkanı’na karşı böyle davransınlar. Genelde de böyle davranılıyor. Ama bu davranış bazılarında maalesef aksi bir şekilde ortaya çıkınca bundan sadece üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum. Ben fikir adamıyım, fikirlerle tartışmaktan, konuşmaktan memnunum. Benim söylediklerime karşı çıkanlar varsa bunların zeminini doğru göstermek mecburiyetindedir.
Bunları hiçe sayarak, küçültücü, alay edici, hakaret edici ifadeler, sadece o kişileri bağlar, bu kişilerin seviyesini ortaya koyar."

Milliyet (http://www.milliyet.com.tr/2006/04/25/son/sonsiy12.asp)

heytec
25.04.06, 14:48
"Ben Meclis’in başkanıyım. Meclis’in açıldığı bir günde bazı konulara temas etmem, bu konular üzerindeki düşüncelerimi ifade etmem normaldir.

TBMM nin sayin baskani, baskanlik yaptigi makamda oturmasini saglayan Bagimsiz Türkiye Cumhuriyetinin kurulusu ve kurucu kadrosu hakkinda görüslerini bizimle paylasmak lütfunu gösterirmi acaba?

ve baskani olmakla övündügü TBMM üyeleri arasinda bulunan bazi milletvekillerinin hakkindaki sorusturma dosyalarinin niye acilmadigini ve dokunulmazlik denilen garabet uygulamanin hakkinda ne düsündügünü bizimle paylasirmi acaba?

omar
25.04.06, 20:00
Yoo endlich mal eine AKP Politik, die mich anspricht.
Vielleicht wird ja jezt die längst überflüssige Debatte über den Laizismus geführt.

Telli Baba
25.04.06, 20:02
Yoo endlich mal eine AKP Politik, die mich anspricht.
Vielleicht wird ja jezt die längst überflüssige Debatte über den Laizismus geführt.

Du meinst sobald der Laizismus fällt, öffnen sich die Tore des Paradieses?

omar
25.04.06, 20:04
Du meinst sobald der Laizismus fällt, öffnen sich die Tore des Paradieses?
:brüll:
Niemand redet davon, dass der Laizismus wegfallen soll.

omar
25.04.06, 20:31
5. Lâiklik:

Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. (1930)

Lâiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını temin etmiştir. (1930)

Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)
http://www.kulturturizm.gov.tr/portal/ataturk_tr.asp?belgeno=49136

Will jemand andere Definitionen posten??

Telli Baba
25.04.06, 20:33
http://www.kulturturizm.gov.tr/portal/ataturk_tr.asp?belgeno=49136

Will jemand andere Definitionen posten??


Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor

Das kann man gar nicht genug unterstreichen!

omar
25.04.06, 20:35
Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor

Ok und wo ist der Bezug zu Kopftuchverboten an Unis???Oder Verbote für das Parlament??

aslanpence
25.04.06, 20:39
Wo er Recht hat da hat er Recht der Arinc.

Telli Baba
25.04.06, 20:39
Ok und wo ist der Bezug zu Kopftuchverboten an Unis???Oder Verbote für das Parlament??

Wenn Du Türkisch könntest, würdest Du es verstehen.

verda
25.04.06, 20:41
Wenn Du Türkisch könntest, würdest Du es verstehen.


Ok und wo ist der Bezug zu Kopftuchverboten an Unis???Oder Verbote für das Parlament??

erklär mal bitte telli baba...

Telli Baba
25.04.06, 20:42
erklär mal bitte telli baba...

Was möchtest Du wissen?

verda
25.04.06, 20:48
Was möchtest Du wissen?

wo der bezug auf Kopftuchverboten an Unis ist???Oder Verbote für das Parlament??

wird es jetzt von von hier abgeleitet

5. Lâiklik:

Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. (1930)

Lâiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını temin etmiştir. (1930)

Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)

oder gibt es etwas, wo es ausdrücklich geschrieben ist,das kopftuchträger nicht in die unis dürfen?
ich meine da ist doch ein wiederspruch ,oder nicht?

Telli Baba
25.04.06, 20:55
wo der bezug auf Kopftuchverboten an Unis ist???Oder Verbote für das Parlament??

wird es jetzt von von hier abgeleitet


oder gibt es etwas, wo es ausdrücklich geschrieben ist,das kopftuchträger nicht in die unis dürfen?
ich meine da ist doch ein wiederspruch ,oder nicht?

Nun die Aussage und auch der Begriff des Laizismus bedeuten Sinngenmäß die strikte Trennung von Staat und Religion.

Staat = Parlament, staatliche Gebäude u. Beamte

Religion = religiöse die ihre Religion zur Schau stellen->Kopftuchträgerinnen, KreuzträgerInnen, DavidsternträgerInnen oder kurzum religiöse Trachten und Symbole. Also es geht hier nicht nur um den Kopftuch wie manche fälschlicherweise meinen.

aslanpence
25.04.06, 20:58
Nun die Aussage und auch der Begriff des Laizismus bedeuten Sinngenmäß die strikte Trennung von Staat und Religion.

Staat = Parlament, staatliche Gebäude u. Beamte

Religion = religiöse die ihre Religion zur Schau stellen->Kopftuchträgerinnen, KreuzträgerInnen, DavidsternträgerInnen oder kurzum religiöse Trachten und Symbole. Also es geht hier nicht nur um den Kopftuch wie manche fälschlicherweise meinen.

zu welcher kategorie gehört die Diyanet? Soviel ich weiss sind diese STAATLICHE BEAMTE Das passt irgendwie nicht zu der erklärung.

Telli Baba
25.04.06, 21:01
zu welcher kategorie gehört die Diyanet? Soviel ich weiss sind diese STAATLICHE BEAMTE Das passt irgendwie nicht zu der erklärung.

Das ist Richtig und die Kritik ist hier berechtigt. Jedoch erforderten die Nationale Souveränität sowie der Wegfall des Kalifats die Diyanet.

verda
25.04.06, 21:02
Nun die Aussage und auch der Begriff des Laizismus bedeuten Sinngenmäß die strikte Trennung von Staat und Religion.

Staat = Parlament, staatliche Gebäude u. Beamte

Religion = religiöse die ihre Religion zur Schau stellen->Kopftuchträgerinnen, KreuzträgerInnen, DavidsternträgerInnen oder kurzum religiöse Trachten und Symbole. Also es geht hier nicht nur um den Kopftuch wie manche fälschlicherweise meinen.

ok.
aber ein niedergeschriebenes gesetz darüber gibt es wohl nicht,
ist mehr eine deutung der aussage ,kann man es so auffassen?

ja mittlerweile sieht es so aus: kopftuch=antilaizist

omar
25.04.06, 21:06
Nun die Aussage und auch der Begriff des Laizismus bedeuten Sinngenmäß die strikte Trennung von Staat und Religion.

Staat = Parlament, staatliche Gebäude u. Beamte

Religion = religiöse die ihre Religion zur Schau stellen->Kopftuchträgerinnen, KreuzträgerInnen, DavidsternträgerInnen oder kurzum religiöse Trachten und Symbole. Also es geht hier nicht nur um den Kopftuch wie manche fälschlicherweise meinen.

Ich hätte es so interpretiert, dass die Trennung von Staat und Religion nur die Politik betrifft, d.h. in der Außenpolitik z.B. dürfen religiöse überzeugungen nicht die Politik eines laizistischen Staates beeinflussen.

Wenn man es so wie du interpretierst, ist auch auf offenden Straßen ein Kopftuchverbot angemessen, weil die Straßen ja dem Staat gehören.

Telli Baba
25.04.06, 21:07
ok.
aber ein niedergeschriebenes gesetz darüber gibt es wohl nicht,
ist mehr eine deutung der aussage ,kann man es so auffassen?

Das ist die allgemeingültige und weltumspannende Auffassung. Die Türkei ist aber als einziges Land konsequent hierbei. Frankreich hat den Laizismus ebenso.


ja mittlerweile sieht es so aus: kopftuch=antilaizist

Nun die Aussage, dass man keine religiösen Symbole an staatlichen Einrichtungen haben will ist auch klar. Außerhalb dieser - wenn kein Staatsbediensteter - und das macht 99% des Lebens aus, steht es einem Frei - sollte es zumindest.

Telli Baba
25.04.06, 21:08
Ich hätte es so interpretiert, dass die Trennung von Staat und Religion nur die Politik betrifft, d.h. in der Außenpolitik z.B. dürfen religiöse überzeugungen nicht die Politik eines laizistischen Staates beeinflussen.

Wenn man es so wie du interpretierst, ist auch auf offenden Straßen ein Kopftuchverbot angemessen, weil die Straßen ja dem Staat gehören.

Ein Gebäude ist ein Gebäude und eine Straße ist eine Straße.

aslanpence
25.04.06, 21:09
Das ist Richtig und die Kritik ist hier berechtigt. Jedoch erforderten die Nationale Souveränität sowie der Wegfall des Kalifats die Diyanet.

Also praktisch gesehen wird in der Türkei der Laizismus nicht so ausgeübt wie es eigentlich sein sollte. Natürlich lässt sich darüber streiten inwiefern die Diyanet das Kalifat ersetzt. Fakt ist man kann kompromisse eingehen wie man ja im sehen kann. Also warum regen sich dann manche leute so wehement auf wenn man den Laizismus neu definieren will?

Telli Baba
25.04.06, 21:10
Also praktisch gesehen wird in der Türkei der Laizismus nicht so ausgeübt wie es eigentlich sein sollte. Natürlich lässt sich darüber streiten inwiefern die Diyanet das Kalifat ersetzt. Fakt ist man kann kompromisse eingehen wie man ja im sehen kann. Also warum regen sich dann manche leute so wehement auf wenn man den Laizismus neu definieren will?

Man könnte doch den Islam neudefinieren?

verda
25.04.06, 21:15
Also praktisch gesehen wird in der Türkei der Laizismus nicht so ausgeübt wie es eigentlich sein sollte. Natürlich lässt sich darüber streiten inwiefern die Diyanet das Kalifat ersetzt. Fakt ist man kann kompromisse eingehen wie man ja im sehen kann. Also warum regen sich dann manche leute so wehement auf wenn man den Laizismus neu definieren will?

vielleicht wären klar definiertere aussagen über den laizismus angebrachter?
wie man sieht , kann man laizismus verschieden interpretieren...http://www.politikcity.de/forum/images/icons/icon11.gif

omar
25.04.06, 21:16
Also praktisch gesehen wird in der Türkei der Laizismus nicht so ausgeübt wie es eigentlich sein sollte. Natürlich lässt sich darüber streiten inwiefern die Diyanet das Kalifat ersetzt. Fakt ist man kann kompromisse eingehen wie man ja im sehen kann. Also warum regen sich dann manche leute so wehement auf wenn man den Laizismus neu definieren will?
Ein wichtiger Punkt, weshalb die Türkei seit Jahren nicht vorwärtskommt.
Neulich auf NTV haben die eine Reportage von der Cebit gezeigt. Irgendwelche Leute haben Computer erfunden, durch den Sprachgestörte Menschen durch Gehinstörme ihre Gedanken auf einen Display übertragen.

Milliet kafanin icine girmis, biz hala disiyla ugrasiyoruz.

Solange diese Unterdrückung nicht beendet wird, werden wir immer weiterstreiten und auf der Stelle treten. Diese ach so laizistischen Bürger der Türkei, denken wirklich, dass wir einen großen Schritt der Sharia näherkommen, wenn jungen Mädchen Kopftuchfreiheit geboten wird.

Es gibt wirklich keinen Unterschied zwischen einem Laizistischen Extremisten und einem Islamischen.

Telli Baba
25.04.06, 21:16
vielleicht wären klar definiertere aussagen über den laizismus angebrachter?
wie man sieht , kann man laizismus verschieden interpretieren...http://www.politikcity.de/forum/images/icons/icon11.gif

http://de.wikipedia.org/wiki/Laizismus

omar
25.04.06, 21:17
Man könnte doch den Islam neudefinieren?
Des war doch nicht ernst gemeint?!

Telli Baba
25.04.06, 21:22
Ein wichtiger Punkt, weshalb die Türkei seit Jahren nicht vorwärtskommt.
Neulich auf NTV haben die eine Reportage von der Cebit gezeigt. Irgendwelche Leute haben Computer erfunden, durch den Sprachgestörte Menschen durch Gehinstörme ihre Gedanken auf einen Display übertragen.

Milliet kafanin icine girmis, biz hala disiyla ugrasiyoruz.
Für mich ist das Thema klar und deutlich. Religion und Staat gehören strikt getrennt.


Solange diese Unterdrückung nicht beendet wird, werden wir immer weiterstreiten und auf der Stelle treten.
Die Religiösen sollten den Staat als absoluten Souverän akzeptieren. Die weltlichen Gesetzte sind wonach man sich richten muß! Unterdrückt wird niemand, es wird nur klar getrennt, was rein darf und was nicht.


Diese ach so laizistischen Bürger der Türkei, denken wirklich, dass wir einen großen Schritt der Sharia näherkommen, wenn jungen Mädchen Kopftuchfreiheit geboten wird.
Morgen KOpftuch an den Unis, danach an den Lises, danach an den Grundschulen. Danach die Moscheepflicht, danach islamische Gesetz statt zivilrechtliche. Wer sich in der Türkei als Religiöser unwohl fühlt kann zu seinen Umma-Brüdern die sie herzliche aufnehmen werden - ganz sicher.


Es gibt wirklich keinen Unterschied zwischen einem Laizistischen Extremisten und einem Islamischen.
Selbstverständlich, die Laizisten hacken dir die Hand ab und sprengen sich in die Luft.

Telli Baba
25.04.06, 21:23
Des war doch nicht ernst gemeint?!

Selbstverständlich. Todernst.

zübeyde
25.04.06, 21:24
Türkiye de gecerli türban yasagina karsi cikan bir bayan ögrencimiz AIHM ye basvurup bu karari elde etti:

-----------------------------------------------------------------------


sabah.com
11.11.2005

http://www.sabah.com.tr/2005/11/11/gnd104.html



Türban siyasi İslam'ın sembolü

Türban yüzünden tıp eğitimini tamamlayamayan Şahin'in itirazını reddeden mahkeme, türbanın 'toplumu böldüğü'ne vurgu yaptı....

Aralarında Türk hâkim Rıza Türmen'in de bulunduğu 17 yargıçtan oluşan AİHM Büyük Dairesi, türban davasının 55 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı... AİHM'nin verdiği kararın, sadece Türkiye'nin özel şartları değil, genel olarak Avrupa'nın durumu da göz önünde bulundurularak alındığı ifade edildi. Türbanın siyasi sembol olduğu belirtildi... Toplumda, "bu giysiyi takmanın dini inancın bir gereği olduğunu düşünenler ve düşünmeyenler" olarak ayrım yarattığı belirtildi...

Karar oybirliğiyle alındı
AİHM Büyük Dairesi, "türbanın dinin kurallarından biri olduğu için takıldığı" savunmasına da şu karşılığı verdi: "Öncelik dinin değil devletin kurallarıdır..." Mahkemenin gerekçeli kararındaki beş maddeden üçü oybirliği, ikisi ise bire karşı 16 oyla kabul edildi. İşte, Büyük Daire'nin kararında yer alan ve gündemi değiştiren çarpıcı ifadeler:

1-Politik bir sorun
Avrupa'daki üniversitelerde de türban tartışılıyor. Ancak, Türkiye'de türban, kişisel özgürlükten çok politik anlamda sorun oluşturuyor. Toplumu geriyor...

2-Kıyafet kanunu
Herkes kıyafetini seçmekte özgürdür... Ancak, aslolan kıyafet kanunudur. Modern toplum yaratma, vatandaşları dinine göre ayırt etmemeyi öngörür.

3-Laikliğin bir gereği
Otoritelerin laikliği muhafaza etmesi için İslami başörtüsünün giyilmesini engellediği düzenlemeler, mahkeme tarafından anlaşılabilir bulunmuştur.

4-Toplumu bölüyor
Türbanlı öğrenciler toplumun diğer kesimlerinde kamplaşmalar yarattı. Özellikle "dinsizler ve inananlar" ayrımı yapılmaya başlandı. Bu çok tehlikeli...

5-Geleneksel değil
Kadınların saçlarını örtmek için kullandığı başörtüsü, saçın gözükmeyeceği şekilde boğazda bağlanan ise türbandır... Ve türban siyasi bir semboldür...

AİHM türban yasağını haklı buldu

"Türban, siyasi İslam'ın sembolü. Toplumu inananlar-inanmayanlar diye ikiye bölüyor" "Türkiye�deki aşırı siyasi hareketler, kendi dini kurallarına dayalı bir toplum için dayatıyor".

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, başörtüsü nedeniyle İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki eğitimini tamamlayamayan Leyla Şahin'in açtığı davada son kararını verdi. Üniversite öğrencisi Leyla Şahin'in itirazını reddeden Büyük Daire, son ve kesin kararında, "türbanın dini bir sembol olduğuna, Türkiye'deki aşırı dinci kesimlerin kendi sembollerini dayattığına" hükmetti. Aralarında Türk hakim Rıza Türmen'in de bulunduğu 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire kararını oybirliğiyle aldı. Ancak heyetteki 5 kadın yargıçtan Belçikalı Tulkens, bu yasağın din ve özgürlüğü ile öğrenim hakkı ilkelerine aykırı düştüğü görüşünü savundu.

TÜRBANIN TANIMI YAPILDI
AİHM kararı verirken, türbanın tanımını da yaptı. "Türban" ile "başörtüsü"nün birbirinden tamamen farklı iki kavram olduğuna işaret eden Büyük Daire, başörtüsünün Anadolu'da gelenekler gereği, sadece saçları örtmek takılan bir giysi olduğuna işaret etti. Türbanın ise, "sıkı ve saçın gözükmeyeceği şeklinde boğazda bağlanan İslami başörtüsü" olduğunu belirtti. AİHM, bu ayrımı yapmakla da yetinmedi ve "İslami başörtüsü, politik İslam'ın sembolü" ifadesini kayda geçirdi. "İslami başörtüsünün dinin kurallarından olduğu" savunmasına karşı, "bu görüşün, devlet eğitiminin tarafsızlığı ilkesi ile bağdaşmayacağını" belirten AİHM, türban yasağının laikliğin gereği olduğunu belirtti, "Otoritelerin laikliği muhafaza etmesi için İslami başörtüsünün giyilmesinin engellemesi anlaşılabilir bulunmuştur" dedi. Mahkeme, türban yasağının "özel yaşama saygısızlık" değil, aksine "diğerlerinin hak ve özgürlüklerine, özel yaşamına saygı" olduğunu da vurguladı.

TÜRKİYE'DE DAYATMA
"Bazı Avrupa ülkelerinde türbanla üniversiteye gidilebildiği" tezine karşılık da, Türkiye'nin özgün koşulları olduğunu belirten AİHM, "Avrupa'daki üniversitelerde de başörtüsü tartışılıyor. Ancak Türkiye, Azerbaycan ve Arnavutluk'ta başörtüsü, kişisel özgürlükten çok, politik anlamıyla sorun oluşturuyor" tesbiti yaptı. Kararda Türkiye'de aşırı siyasi hareketlerin kendi dini sembolleri ve dini kurallara dayalı bir toplum dayatma isteğinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanırken, laiklik ilkesinin, Türkiye'de demokratik sistemin korunması için gerekli olduğu belirtildi, ayrıca "üniversitelerdeki türban yasağı konusundaki müdahale için Türk yasalarının meşru temelleri olduğu" vurgulandı. Türkiye'deki Anayasa Mahkemesi'nin türbanın Anayasaya aykırı olduğu yolundaki kararına atıfta bulunan Büyük Daire, şöyle dedi: "Düşünce ve din ifadesi özgürlüğü ihlal edilmemiştir. Çünkü, Türkiye'deki Anayasa Mahkemesi'nde görülen davada, demokratik değerlerin garantörü olan laiklik, özgürlük ve eşitliğin birleşme noktasıdır. Bu prensip, devleti tek bir din ve inancı tercih manifestosundan alıkoymuştur. Aynı zamanda, devleti hakem rolünde yönlendirmiştir; inanç ve din özgürlüğünü icap ettirmiştir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi gibi, Mahkememiz de, Türkiye bağlamında, dini görev olduğu belirtilen böyle bir sembolün takılmasının, takmamayı seçenler üzerindeki etkisi de gözönünde bulundurmaktadır. Türk üniversitelerindeki öğrenciler, eğitim kurumlarının çizdiği sınırlarda dinlerini icrada özgürdür."

"TOPLUMU BÖLÜYOR"
Türban tartışmalarının özellikle üniversitelerde, 1980'den sonra yoğunlaşmaya başladığına işaret eden AİHM, türbanın öğrenciler ve toplumun diğer kesimlerinde kamplaşmalar yarattığını, toplumda "dinsizler- inananlar" ayrımının oluştuğunu vurguladı. Ayrıca, dini inancı olanlar arasında bile "bu giysiyi takmanın dini inancın gereği olduğunu düşünenler ve düşünmeyenler" olarak ayrım oluştuğu belirtildi.

ARINÇ'A YANIT GİBİ
Son günlerde iç kamuoyunda TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın "çağdaş bir kıyafet" sözleriyle tartışılan türban, AİHM Büyük Dairesi'nde "çağdaşlık" yönünden de değerlendirildi. "Herkes kıyafetini seçmekte özgürdür" diyen, sosyal, kültürel ve dinsel çeşitliliklere saygı duyulabileceğini belirten Büyük Daire, "Ancak çağdaş kıyafet, kanunu dikkate alınmalıdır. Modern toplum yaratma, tüm vatandaşları dinine göre ayırt etmemeyi öngörür" vurgusu yaptı. Büyük Daire ayrıca, "üniversitelerdeki türban yasağının, başvuruyu yapanın üniversiteye kayıt olmadan önce de var olduğu ve bu sınırlamanın başvuru sahibi tarafından bilinmesi gerektiğini" kaydetti, bu açıdan eğitim hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Türk anayasasındaki laiklik, demokratik değerlerin korunması, din özgürlüğü ve eşitlik ilkelerine dikkat çeken AİHM, Anayasa Mahkemesi'nin, "bu ilkeleri ve değerleri savunmak için bir kimsenin hangi dinden olduğunu açıkça göstermesine kısıtlamalar getirdiğini" belirtti. AİHM, ayrıca, Leyla Şahin'in avukatlarının, özel yaşama saygı ve ayrımcılık ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına karşı, detaylı bir savunma yapamadığına da dikkat çekti.

omar
25.04.06, 21:39
Für mich ist das Thema klar und deutlich. Religion und Staat gehören strikt getrennt.
Ja dagegen sagt ja auch niemand was, die Frage aber ist wie "Staat" in diesem Fall definiert wird.


Die Religiösen sollten den Staat als absoluten Souverän akzeptieren. Die weltlichen Gesetzte sind wonach man sich richten muß! Unterdrückt wird niemand, es wird nur klar getrennt, was rein darf und was nicht.
Ich erkenne die Souveränität des Staates an, auch die Weltlichen Gesetze, trotzdem heißt das nicht, dass ich ein Kopftuchverbot akzeptiere. Man kann nicht Millionen von Leuten aufgrund ihres Glaubens einfach vom öffentlichen Leben ausschließen. Das widerspricht jeglicher Vernunft. Die Weltlichen Gesetze, darunter fällt wahrscheinlich auch Toleranz und Glaubensfreiheit, sollte ein Staat nicht nur gegenüber gleichgesinnten zeigen sondern gerade gegenüber andersdenkenden. Erst dann ist man Tolerant.


Morgen KOpftuch an den Unis, danach an den Lises, danach an den Grundschulen. Danach die Moscheepflicht, danach islamische Gesetz statt zivilrechtliche. Wer sich in der Türkei als Religiöser unwohl fühlt kann zu seinen Umma-Brüdern die sie herzliche aufnehmen werden - ganz sicher.
Du sprichst mir aus der Seele.:lach:


Selbstverständlich, die Laizisten hacken dir die Hand ab und sprengen sich in die Luft.
Stimmt, wie konnte ich nur die ganzen Türken vergessen, die sich in die Luft gesprengt haben...


Selbstverständlich. Todernst.
Zum Glück wird dieser Vorschlag nur von Telli gemacht. Ich befürchte wenn das ein Baykal oder sonst irgendeiner sagen würde, könnte es eine große Gefahr für die Einheit der Türkei darstellen.
Es könnte wirklich gefärlich werden, wenn man zwischen dem weit verbreiteten "laizismus" Verständnis und dem Islam entscheiden muss.
Das ist wirklich gefährlich.

omar
25.04.06, 21:41
@zübeyde,

glaubst du das sich ein Europäer in die Phyche eines Türken hineinversetzen kann? Versteht er überhaupt die Beziehung eines Muslims zur Religion??
Ich kann es verstehen, wenn in Frankreich Kopftücher verboten werden. Aber in der Türkei????

aslanpence
25.04.06, 21:43
Man könnte doch den Islam neudefinieren?

Tja leider kann man das nicht machen weil man dann kein Muslim mehr ist. Nur wenn man keiner sein will ist es jedem frei so zu leben wie er will

Telli Baba
25.04.06, 21:47
Ja dagegen sagt ja auch niemand was, die Frage aber ist wie "Staat" in diesem Fall definiert wird.

Du widersprichst dir andauernd.


Ich erkenne die Souveränität des Staates an, auch die Weltlichen Gesetze, trotzdem heißt das nicht, dass ich ein Kopftuchverbot akzeptiere. Man kann nicht Millionen von Leuten aufgrund ihres Glaubens einfach vom öffentlichen Leben ausschließen. Das widerspricht jeglicher Vernunft. Die Weltlichen Gesetze, darunter fällt wahrscheinlich auch Toleranz und Glaubensfreiheit, sollte ein Staat nicht nur gegenüber gleichgesinnten zeigen sondern gerade gegenüber andersdenkenden. Erst dann ist man Tolerant.

Toleranz darf nicht von Religiösen und Antilaizisten definiert werden.


Du sprichst mir aus der Seele.:lach:

Fang doch erst in Deutschland mit dem Theokratischen Staat. Dein Onkel im Geiste Metin Kaplan hat es doch auch versucht. :lach:


Stimmt, wie konnte ich nur die ganzen Türken vergessen, die sich in die Luft gesprengt haben...

Im Islam gibt es keinen Nationalismus, du solltest dich auch nicht als Türke bezeichnen, wie ich meine. Es gibt nur die Umma.


Zum Glück wird dieser Vorschlag nur von Telli gemacht. Ich befürchte wenn das ein Baykal oder sonst irgendeiner sagen würde, könnte es eine große Gefahr für die Einheit der Türkei darstellen.
Es könnte wirklich gefärlich werden, wenn man zwischen dem weit verbreiteten "laizismus" Verständnis und dem Islam entscheiden muss.
Das ist wirklich gefährlich.

Es sollte zur Spaltung kommen, ich bin sogar bereit ein Reservat für Fundamentalisten abzutreten. Wie bei den Amish People in den USA.

aslanpence
25.04.06, 21:47
@zübeyde,

glaubst du das sich ein Europäer in die Phyche eines Türken hineinversetzen kann? Versteht er überhaupt die Beziehung eines Muslims zur Religion??
Ich kann es verstehen, wenn in Frankreich Kopftücher verboten werden. Aber in der Türkei????

Omar es ist auch nicht richtig in Frankreich Kopftücher zu verbieten. Was machen dann die französischen Muslime? Moslem zu sein beschränkt sich nicht auf irgendeine Nation.

Telli Baba
25.04.06, 21:49
Tja leider kann man das nicht machen weil man dann kein Muslim mehr ist. Nur wenn man keiner sein will ist es jedem frei so zu leben wie er will

Die Religion hat sich der Staatsgewalt zu beugen.

aslanpence
25.04.06, 21:50
Die Religion hat sich der Staatsgewalt zu beugen.

Deine Meinung...

Telli Baba
25.04.06, 21:51
Deine Meinung...

Was ist denn deine Meinung?

aslanpence
25.04.06, 21:53
Was ist denn deine Meinung?

Ok was macht einen Staat aus deiner Meinung nach?

yokyav
25.04.06, 21:53
Deine Meinung...

Und Deine Meinung ist Deine!

Was machen wir nun jetzt! Schlagen wir uns gegenseitig die Birne weg?

Telli Baba
25.04.06, 21:55
Ok was macht einen Staat aus deiner Meinung nach?

Kommt ganz auf den Staat an, den Du meinst.

aslanpence
25.04.06, 21:55
Und Deine Meinung ist Deine!

Was machen wir nun jetzt! Schlagen wir uns gegenseitig die Birne weg?

Wer redet hier von "Schlagen"? Ich und Telli diskutieren hier gemütlich.:lach: ...

omar
25.04.06, 21:55
Omar es ist auch nicht richtig in Frankreich Kopftücher zu verbieten. Was machen dann die französischen Muslime? Moslem zu sein beschränkt sich nicht auf irgendeine Nation.
Eigentlich hast du Recht, aber in Frankreich ist die Mehrheit der Bevölkerung Christlich und wenn die keine Kopftücher sehen wollen muss man das wohl akzeptieren.


Fang doch erst in Deutschland mit dem Theokratischen Staat. Dein Onkel im Geiste Metin Kaplan hat es doch auch versucht.
Dieser Satz sagt sovieel.


Im Islam gibt es keinen Nationalismus, du solltest dich auch nicht als Türke bezeichnen, wie ich meine. Es gibt nur die Umma.
Yep richtig, wenn ich ein perfekter Muslim wäre, würde das zutreffen.


Es sollte zur Spaltung kommen, ich bin sogar bereit ein Reservat für Fundamentalisten abzutreten. Wie bei den Amish People in den USA.
Wegen Kopftuch??

aslanpence
25.04.06, 21:55
Kommt ganz auf den Staat an, den Du meinst.

Ich rede vom allgemeinen Staat.

Telli Baba
25.04.06, 21:57
Ich rede vom allgemeinen Staat.

Sage mir was für einen Staat Du meinst!

aslanpence
25.04.06, 21:59
Sage mir was für einen Staat Du meinst!

Staat, der Staat, im allgemeinen was ist oder bildet den Staat?

yokyav
25.04.06, 22:00
Wer redet hier von "Schlagen"? Ich und Telli diskutieren hier gemütlich.:lach: ...

Das weiß ich!

Wenn wir aber uns alle hinter der eigenen Meinung stellen, kommen wir nicht weiter! Es muß eine gemeinsame Schnittmenge geben.

Da Du nicht bereit bist Islam zu redefinieren (berechtigter Weise) und Telli nicht Laizismus ( ich auch nicht), stelle ich mir die Frage wo wir uns dann treffen werden.

Telli Baba
25.04.06, 22:00
Yep richtig, wenn ich ein perfekter Muslim wäre, würde das zutreffen.

Solange Du kein türkischer Staatsbürger bist gibt es für mich keine Probleme.


Wegen Kopftuch??

Nein, wegen dem Laizismus.

omar
25.04.06, 22:01
Machen wir doch mal ne Umfrage bei Politikcity. Wäre bestimmt interessant.

Soll das Kopftuch an öffentlichen Einrichtungen erlaubt werden?
Ja
Nein

aslanpence
25.04.06, 22:02
Das weiß ich!

Wenn wir aber uns alle hinter der eigenen Meinung stellen, kommen wir nicht weiter! Es muß eine gemeinsame Schnittmenge geben.

Da Du nicht bereit bist Islam zu redefinieren (berechtigter Weise) und Telli nicht Laizismus ( ich auch nicht), stelle ich mir die Frage wo wir uns dann treffen werden.

Warum der Laizismus wurde doch schon einmal redefiniert im gegensatz zum Islam...

omar
25.04.06, 22:02
Solange Du kein türkischer Staatsbürger bist gibt es für mich keine Probleme.

Willst du mir sagen welche Einstellung ein Türke haben muss???????

ibnisina
25.04.06, 22:03
Ein Gebäude ist ein Gebäude und eine Straße ist eine Straße.

Der Lieblingssatz von General Erich Ludendorff

yokyav
25.04.06, 22:03
Machen wir doch mal ne Umfrage bei Politikcity. Wäre bestimmt interessant.

Soll das Kopftuch an öffentlichen Einrichtungen erlaubt werden?
Ja
Nein

Welche Einrichtungen und Wen meinst Du?

Standesamt ist eine öffentliche Einrichtung und Du kannst mit Kopftuch Dich dorthin begeben.

omar
25.04.06, 22:05
Welche Einrichtungen und Wen meinst Du?

Standesamt ist eine öffentliche Einrichtung und Du kannst mit Kopftuch Dich dorthin begeben.
Unis. Ich mein jeden der ne Umfrage mach kann.

Telli Baba
25.04.06, 22:05
Machen wir doch mal ne Umfrage bei Politikcity. Wäre bestimmt interessant.

Soll das Kopftuch an öffentlichen Einrichtungen erlaubt werden?
Ja
Nein

Nein, spielen wir doch mit offenen Karten. Wenn dann sollte die Frage lauten, sollte man den Laizismus abschaffen?

Denn somit sind alle Barrieren für die Religion gekappt! ;)

omar
25.04.06, 22:06
Nein, spielen wir doch mit offenen Karten. Wenn dann sollte die Frage lauten, sollte man den Laizismus abschaffen?

Denn somit sind alle Barrieren für die Religion gekappt! ;)
Wer will das hier????? Hat irgendjemand gesagt das wir den Laizismus abschaffen sollen???????

yokyav
25.04.06, 22:06
Warum der Laizismus wurde doch schon einmal redefiniert im gegensatz zum Islam...

Sehe ich nicht so!

Muslime leben Islam auch sehr unterschiedlich! Nicht alle haben die gleiche art der Religionsausübung! Oder sind bspw. die Frauen ohne Kopftuch nicht gläubig?

Telli Baba
25.04.06, 22:07
Wer will das hier????? Hat irgendjemand gesagt das wir den Laizismus abschaffen sollen???????

Ganz kurz für dich: Laizismus = Kopftuchverbot

omar
25.04.06, 22:09
Ganz kurz für dich: Laizismus = Kopftuchverbot
Das ist deine Ansicht von Laizismus!

aslanpence
25.04.06, 22:09
Sehe ich nicht so!

Muslime leben Islam auch sehr unterschiedlich! Nicht alle haben die gleiche art der Religionsausübung! Oder sind bspw. die Frauen ohne Kopftuch nicht gläubig?

Diese unterschiede widersprechen aber nicht dem Islam. Der Islam sagt auch nicht zu einer Frau die kein Kopftuch trägt "ungläubig".

Der Laizismus will aber strikte Trennung Staat-Religion. Dies ist in der Türkei nicht der fall.

yokyav
25.04.06, 22:10
Unis. Ich mein jeden der ne Umfrage mach kann.

Welche besondere Bedeutung hat eine Uni im Gegensatz zur anderen Einrichtungen?

Meine antwort bezüglich Uni ist "Nein"!

Telli Baba
25.04.06, 22:10
Das ist deine Ansicht von Laizismus!

Es gibt keine Ansicht beim Laizismus. Der Laizismus ist die Trennung von Staat und Religion und zwar konsequent und strikt!

Telli Baba
25.04.06, 22:11
Diese unterschiede widersprechen aber nicht dem Islam. Der Islam sagt auch nicht zu einer Frau die kein Kopftuch trägt "ungläubig".

Der Laizismus will aber strikte Trennung Staat-Religion. Dies ist in der Türkei nicht der fall.

Doch ist es!

aslanpence
25.04.06, 22:12
Doch ist es!

Nein eben nicht!!

Telli Baba
25.04.06, 22:12
Nein eben nicht!!

Wieso denn nicht?

aslanpence
25.04.06, 22:14
Wieso denn nicht?

Stichwort Diyanet

verda
25.04.06, 22:14
Ganz kurz für dich: Laizismus = Kopftuchverbot

dini özürlügün garantisi laikliktir demistin sen ,telli (hatte ich mal gelesen)

warum heißt es jetzt laizismus=kopftuchverbot?

yokyav
25.04.06, 22:15
Diese unterschiede widersprechen aber nicht dem Islam. Der Islam sagt auch nicht zu einer Frau die kein Kopftuch trägt "ungläubig".

Der Laizismus will aber strikte Trennung Staat-Religion. Dies ist in der Türkei nicht der fall.

Ist ja auch richtig so! Religion hat ihre Häuser der Staat seine. Jeder bleibt in seinem Haus der Herr/Dame, solange sie sich gegenseitig respektieren.

Auch Laizismus hat eben wie Islam gelegentlich unterschiedliche Ausprägungen. Weder Islam noch Laizismus ist absolut.

omar
25.04.06, 22:15
Welche besondere Bedeutung hat eine Uni im Gegensatz zur anderen Einrichtungen?

Meine antwort bezüglich Uni ist "Nein"!

Garkeine. Ich weis nicht wo Kopftücher noch überall verboten sind.

Meine Antwort bezüglich allen Einrichtungen wo ein Kopftuchverbot herrscht: "Abschaffen2

Machen wir doch ne Umfrage.


Es gibt keine Ansicht beim Laizismus. Der Laizismus ist die Trennung von Staat und Religion und zwar konsequent und strikt!
Ok

Telli Baba
25.04.06, 22:15
Stichwort Diyanet

Habe ich schon erklärt...

aslanpence
25.04.06, 22:18
Habe ich schon erklärt...

Ich weiss aber ist es trotzdem nicht Laizistisch.

Telli Baba
25.04.06, 22:19
dini özürlügün garantisi laikliktir demistin sen ,telli (hatte ich mal gelesen)
Hayır, dini özgürlük laikliktir demedim. Laiklikte Din özel birşeydir. Ama devlet kendi kurumlarına ve memurlarında dini semboller veya giysileri yasaklar. Din ve Devlet'i ayrı tutma ideali yatar bunun altında.


warum heißt es jetzt laizismus=kopftuchverbot?
Das Kopftuchverbot (wie auch das Verbot Symbole anderer Religionen) ist die Schlußfolgerung und Umsetzung des Laizismus. Also die Trennung von Staat und Religion.

Telli Baba
25.04.06, 22:22
Ich weiss aber ist es trotzdem nicht Laizistisch.
Es gibt keine Alternative zur Diyanet. Erst durch die Diyanet ist die Religionsausübung Ideologiefrei geworden.

aslanpence
25.04.06, 22:23
Ist ja auch richtig so! Religion hat ihre Häuser der Staat seine. Jeder bleibt in seinem Haus der Herr/Dame, solange sie sich gegenseitig respektieren.

Auch Laizismus hat eben wie Islam gelegentlich unterschiedliche Ausprägungen. Weder Islam noch Laizismus ist absolut.

Ja aber die Institution Diyanet widerspricht der definition des Laizismus! Und von Respekt ist schon lange nicht mehr die Rede oder findest du es respektvoll das Kopftuchtragende nicht studieren dürfen?

Ja ben anlamaiyorum ya bu devlet kimin devleti? Vatandasin degilmi? Vatandasini ezen, okumasina engel olan ne bicim bir zihniyet bu?

omar
25.04.06, 22:24
Das Kopftuchverbot (wie auch das Verbot Symbole anderer Religionen) ist die Schlußfolgerung und Umsetzung des Laizismus. Also die Trennung von Staat und Religion.
Dann erklär mir mal fogendes:
Jedes Jahr läd der Cumhurbaskan zu irgendeinem Festessen ein. Irgendein Feiertag.
Frauen von den AKP Männern werden nicht eingeladen, weil sie Kopftücher haben.
Irgend so ein Patriarch einer türkischen Kirche wird eingeladen!
Er taucht auf mit seinem Bin Laden Bart, mit seinem Kloster Anzug und einem riesigen Kreuz um den Hals.

aslanpence
25.04.06, 22:25
Es gibt keine Alternative zur Diyanet. Erst durch die Diyanet ist die Religionsausübung Ideologiefrei geworden.

Also mischt sich der Staat in die Religion ein kontrolliert diese sozusagen was wiederum nicht laizistisch ist da beide strikt getrennt sein müssten.

omar
25.04.06, 22:27
Ja ben anlamaiyorum ya bu devlet kimin devleti? Vatandasin degilmi? Vatandasini ezen, okumasina engel olan ne bicim bir zihniyet bu?
:aferin:

aslanpence
25.04.06, 22:28
Dann erklär mir mal fogendes:
Jedes Jahr läd der Cumhurbaskan zu irgendeinem Festessen ein. Irgendein Feiertag.
Frauen von den AKP Männern werden nicht eingeladen, weil sie Kopftücher haben.
Irgend so ein Patriarch einer türkischen Kirche wird eingeladen!
Er taucht auf mit seinem Bin Laden Bart, mit seinem Kloster Anzug und einem riesigen Kreuz um den Hals.


Diese beobachtung habe ich auch schon gemacht. Wohingegen ich aber sagen muss der Diyanet Baskan auch so mit Cübbe und so rumläuft, weiss aber nicht ob er so am staatsbankett teilnehmen darf.

Hammerlord
25.04.06, 22:29
Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor

Das kann man gar nicht genug unterstreichen!

So, wenn du schon von Laizismus redest dann bitte konsequent. Die Regierung darf sich nicht in die Religiösen Angelegenheiten einmischen. Der Staat hat nicht zu bestimmen was als religiöse Tracht oder religiöse Symbole gilt. Diyanet verstößt gegen diese Prinzipien. Alle Moscheen und andere religiösen Gebäude dürfen nicht dem Staat gehören. Noch darf sie in die religiösen Angelegenheiten einmischen. Sie darf auch nicht bestimmen wer als Prediger zugelassen wird und wer nicht, den Prediger wählt die jeweilige Gemeinde bzw. ihre Vertreter.

Und wenn ihr das nicht zulässt, dann wird es Zeit für einen Wandel. Ihre Genossen werden nicht immer die Oberhand behalten und die ach so geliebte Militär besteht auch nur aus türkischen Bürgern. Wie wollt ihr den eine mögliche „Unterwanderung“ verhindern.

Eine böse Bemerkung von mir, nicht das ihre Genossen wie die Griechen ein schwimmen müssen.

Telli Baba
25.04.06, 22:31
Dann erklär mir mal fogendes:
Jedes Jahr läd der Cumhurbaskan zu irgendeinem Festessen ein. Irgendein Feiertag.
Frauen von den AKP Männern werden nicht eingeladen, weil sie Kopftücher haben.

So ist es! Weil der Staatsmann auch Laizistisch sein soll. Was in den Unis gilt , kann für das Parlament nicht nicht gelten.


Irgend so ein Patriarch einer türkischen Kirche wird eingeladen!
Er taucht auf mit seinem Bin Laden Bart, mit seinem Kloster Anzug und einem riesigen Kreuz um den Hals.

Der Papst ist der einzige mit dem sich unser Staatspräsident treffen wird. Weißt Du auch warum?

Telli Baba
25.04.06, 22:34
Ja aber die Institution Diyanet widerspricht der definition des Laizismus! Und von Respekt ist schon lange nicht mehr die Rede oder findest du es respektvoll das Kopftuchtragende nicht studieren dürfen?

Was hast Du gegen die Diyanet? Sie ist doch nur ein Nationalkalifat... mit gewissen abstrichen klar. Wäre es besser wenn irgendein Fethullah, Erbakan oder Osama bzw. Kaplan das machen würde?


Ja ben anlamaiyorum ya bu devlet kimin devleti? Vatandasin degilmi? Vatandasini ezen, okumasina engel olan ne bicim bir zihniyet bu?

Türkiye'de ezan yasaklandı mı? :lach:

aslanpence
25.04.06, 22:34
Der Papst ist der einzige mit dem sich unser Staatspräsident treffen wird. Weißt Du auch warum?

Weil er vielleicht seine "Befehle" von dem Bekommt??

zübeyde
25.04.06, 22:34
@zübeyde,

glaubst du das sich ein Europäer in die Phyche eines Türken hineinversetzen kann? Versteht er überhaupt die Beziehung eines Muslims zur Religion??
Ich kann es verstehen, wenn in Frankreich Kopftücher verboten werden. Aber in der Türkei????

Omar86,

wieso fragst Du mich das ? Glaub ja nicht, daß ich dort hingegangen wäre und mich dort vor aller Welt lächerlich gemacht hätte. Aber das ist meine persönliche Meinung, die ich Dir hiermit kundtue, weil Du mich persönlich fragst. Die Dame und die Herrschaften, die diesen Weg gegangen sind, hätten längst vorher wissen müssen, was sie dort für ein Urteil erwartet. Aber so kann man sich auch bloßstellen.

Nun muß man auch dieses Urteil respektvoll behandeln, wenn man schon so eine Klage erstritten hat.

Ich hätte lieber meine Bücher unterm Arm genommen und wäre zur Uni getrapt, sowie andere das auch schon seit Jahrzehnte tun. Auch aus sehr traditionellen Familien in kleinen Städten. Ok, das ist meine persönliche Meinung wie gesagt, da ich eh hinter diesen Gesetzen stehe. Aber für andere die diesen Weg beschreiten wollen, ist nur zu sagen, es kann noch bis zur UNO gehen, wo wir vor den Augen der ganzen Welt über einen Turban in den Unis uns streiten.

Jeder wie er will. Ich habe nur dieses Urteil hier reingepostet, damit nochmal durchgelesen werden kann, weil Fragen noch aufgetaucht waren.

Hätte das Urteil anders gelautet, dann hätte man sehr wohl gemeint, daß Christen uns besser verstehen, als unreligiöse türkische Staatshüter.

Wir werden ja sehen, es sind Versprechungen gemacht worden, auf die die Menschen warten und sich noch mehr da reinsteigern. Ich hoffe, es nimmt für beide Lager ein gutes und friedliches Ende.

aslanpence
25.04.06, 22:38
Was hast Du gegen die Diyanet? Sie ist doch nur ein Nationalkalifat... mit gewissen abstrichen klar. Wäre es besser wenn irgendein Fethullah, Erbakan oder Osama bzw. Kaplan das machen würde?



Türkiye'de ezan yasaklandı mı? :lach:

Mir geht es darum das einige den Laizismus so definieren wie er ihnen in den Kram passt. Undswar immer zum Nachteil der Moslems. Das kann nicht sein.

Von Ezan war hier nicht die rede sondern von ezen, ezmek

Hammerlord
25.04.06, 22:39
Ezan bir ara yasakti.

Telli Baba
25.04.06, 22:40
So, wenn du schon von Laizismus redest dann bitte konsequent. Die Regierung darf sich nicht in die Religiösen Angelegenheiten einmischen. Der Staat hat nicht zu bestimmen was als religiöse Tracht oder religiöse Symbole gilt. Diyanet verstößt gegen diese Prinzipien. Alle Moscheen und andere religiösen Gebäude dürfen nicht dem Staat gehören. Noch darf sie in die religiösen Angelegenheiten einmischen. Sie darf auch nicht bestimmen wer als Prediger zugelassen wird und wer nicht, den Prediger wählt die jeweilige Gemeinde bzw. ihre Vertreter.
Der Staat ist der Souverän. Wenn Du das verstanden hast, kommt der Rest von allein.


Und wenn ihr das nicht zulässt, dann wird es Zeit für einen Wandel. Ihre Genossen werden nicht immer die Oberhand behalten und die ach so geliebte Militär besteht auch nur aus türkischen Bürgern. Wie wollt ihr den eine mögliche „Unterwanderung“ verhindern.

Eine böse Bemerkung von mir, nicht das ihre Genossen wie die Griechen ein schwimmen müssen.
Wollen Sie den "Heiligen Krieg" gegen die laizistisch-demokratisch-pluralistische Republik Türkei ausrufen?

Wollen Sie die Türkei in ein zweites Iran, Saudi-Arabien, Afghanistan verwandeln?

Wollen Sie andersgläubige an Kränen aufhängen?

Wollen Sie die Scharia einführen? :lach:

aslanpence
25.04.06, 22:42
Ezan bir ara yasakti.

Soviel ich weiss yasaklanmadi. Sadece orijinal sekilde okunmasi yasaklandi. Dadurch haben sich schauerliche Versionen des Ezans entwickelt wie "Tanri Uluduuuuuuuuuuuuuur"! Wo ich das zum erstenmal gehört hab, habe ich mich krank gelacht aber es war toternst.

Telli Baba
25.04.06, 22:42
Mir geht es darum das einige den Laizismus so definieren wie er ihnen in den Kram passt. Undswar immer zum Nachteil der Moslems. Das kann nicht sein. Von Ezan war hier nicht die rede sondern von ezen, ezmek

Zum Nachteil der Religiösen und zum VOrteil einer freien Gesellschaft. Das ist Richtig und ich finde nichts schlimmes dabei. Es lebe die Jugend Atatürks!

ibnisina
25.04.06, 22:42
Isimiz gücümüz sacma sapan seylerle ugrasmak zaten.Basörtüsü,Türban nasil adlandiriliyorsa serbest birakilmali.Isteyen kapali üniversiteye gider,isteyen acik.Basbakan bayan basi kapali,cumhurbaskani basi kapali olabilir.

Avrupada asiri dinci bir kadin basbakan olabiliyor.Basi acik,cünkü onlarin dininde böyle bir sey yok.Din ile devlet iliskilerini nasil ayirt edebilecegiz simdi.

Bu Akp dede kanunu cikarcaksa cikarsin yoksa sussun,bu konuda Türkiye'nin büyük bir cogunlugunu destegi arkasinda.Gevezelik yapacaklarina,isi haletsinler,yoksa sussunlar,oyalamasinlar milleti.

Telli Baba
25.04.06, 22:43
Ezan bir ara yasakti.

Das Stimmt nicht.

Detan
25.04.06, 22:45
Mir geht es darum das einige den Laizismus so definieren wie er ihnen in den Kram passt. Undswar immer zum Nachteil der Moslems. Das kann nicht sein.

Von Ezan war hier nicht die rede sondern von ezen, ezmek

Die die sich für den Laizismus einsetzen sind meist auch Moslems. Diese Laizist/Kemalist - Moslem Trennung zieht nicht!

aslanpence
25.04.06, 22:45
Wollen Sie den "Heiligen Krieg" gegen die laizistisch-demokratisch-pluralisische Republik Türkei ausrufen?

Wollen Sie die Türkei in ein zweites Iran, Saudi-Arabien, Afghanistan verwandeln?

Wollen Sie andersgläubige an Kränen aufhängen?

Wollen Sie die Scharia einführen? :lach:

Keines von diesen aspekten die du aufzählst will der Islam.

Ich will nur wissen deswegen meine ganze diskussion warum die Türkei wie soll ich sagen so einen "heuchlerischen" Laizismus praktiziert. Wenn schon dann richtig und nicht einseitig ausgelegt.

yokyav
25.04.06, 22:45
Ja aber die Institution Diyanet widerspricht der definition des Laizismus! Und von Respekt ist schon lange nicht mehr die Rede oder findest du es respektvoll das Kopftuchtragende nicht studieren dürfen?

Ja ben anlamaiyorum ya bu devlet kimin devleti? Vatandasin degilmi? Vatandasini ezen, okumasina engel olan ne bicim bir zihniyet bu?
Ne demek bu devlet kimin devleti?
Senin'de devletin benim'de! Senin istedigin haklar var, benim istedigim haklar var. Her ikisine'de kayirma yapmadan o haklari vermek sorumlulugu var.

Hangi vatandasin ezilmesinden bahsediyorsun! Bizim'de soyumuz sopumuz müslüman. Hacca gidenide var, namaz kilanida, basörtüsü takanida. Daha simdiye kadar bir tanesinin din acisindan devlet tarafindan ezildigini söyledigini duymadim.

aslanpence
25.04.06, 22:47
Die die sich für den Laizismus einsetzen sind meist auch Moslems. Diese Laizist/Kemalist - Moslem Trennung zieht nicht!

Ohh doch lieber Detan. Bak Türkiyeye und du wirst es sehen.

Yakamoz
25.04.06, 22:48
Bir seyin farkinda misiniz? Ve lütfen bu sözleri iyi düsünün.

Ülkemiz ordunun ücte birini Irak sinirina yigmakta, hemen hemern hergün olasi bir savas cikabilir. Bu olaylarin sonucunda ne olacagi belli deil.

Ülkemiz ciddi bir bölünme tehlikesi altinda, hergün insanlarimiz teröre kurban veriyor

Avrupa`da yasayan Türkler yogun bir assimilasyon ve baski kampanyasi altinda

Ermeniler üzerimize fena geliyor..

Iste böyle bir ortamda birileri cikip laiklik tartismasi, basörtüsü tartismasi cikariyor.

Amac nedir? Yukarida belirttigim ciddi konularda bilgilenmek care üretmek yerine, sizin yaptiginiz gibi kisir ve cikmaz tartismalara girip hem birbirimize düsmek hem kendimizi eglendirmek.

Bu tartisma canima tak etti.

omar
25.04.06, 22:50
Bu tartisma canima tak etti.
Sadece senin degil.

aslanpence
25.04.06, 22:50
Ne demek bu devlet kimin devleti?
Senin'de devletin benim'de! Senin istedigin haklar var, benim istedigim haklar var. Her ikisine'de kayirma yapmadan o haklari vermek sorumlulugu var.

Hangi vatandasin ezilmesinden bahsediyorsun! Bizim'de soyumuz sopumuz müslüman. Hacca gidenide var, namaz kilanida, basörtüsü takanida. Daha simdiye kadar bir tanesinin din acisindan devlet tarafindan ezildigini söyledigini duymadim.

Evet ben bu Devletin bir Insaniyim. Benim Insanima Devlet tarafindan Müslüman oldugu icin, Islamin emri olan Basörtüsü taktigi icin beni benim Devletim eziyor! Oder haben diese Frauen kein recht auf Bildung? Sanki Rusyadayiz da Devlet Binasina girmek istiyorum. Ben Türkiyedeyim 99% Müslüman olan bir Ülke.

zübeyde
25.04.06, 22:53
Evet ben bu Devletin bir Insaniyim. Benim Insanima Devlet tarafindan Müslüman oldugu icin, Islamin emri olan Basörtüsü taktigi icin beni benim Devletim eziyor! Oder haben diese Frauen kein recht auf Bildung? Sanki Rusyadayiz da Devlet Binasina girmek istiyorum. Ben Türkiyedeyim 99% Müslüman olan bir Ülke.


Benim merak ettigim, bu türban sorunu nezamandan beri böyle tartisiliyor. Yani hangi seneleri basladi. Ben böyle tartismalari o kadar fazla takip etmedigim icin soruyorum.

aslanpence
25.04.06, 22:54
Benim merak ettigim, bu türban sorunu nezamandan beri böyle tartisiliyor. Yani hangi seneleri basladi. Ben böyle tartismalari o kadar fazla takip etmedigim icin soruyorum.

Tarih olarak bilmiyorum ama birileri yasakladiktan beri tartisiliyor herhalde.

omar
25.04.06, 22:55
Benim merak ettigim, bu türban sorunu nezamandan beri böyle tartisiliyor. Yani hangi seneleri basladi. Ben böyle tartismalari o kadar fazla takip etmedigim icin soruyorum.
Seit den 80gern?? Davor gab es ja kein Verbot. Korrigiert mich bitte.

zübeyde
25.04.06, 23:01
Tarih olarak bilmiyorum ama birileri yasakladiktan beri tartisiliyor herhalde.


Peki, tartismayi bu konuda bende sevmedigim icin, pek fazla konuyu acmak istemiyorum ama, ilk acilan devlet okullari ve üniversitelerle gelmesi gerekmistir bu kapanma yasagi herhalde. Daha önce baska türlü ders aliniyormus ve zaten kizlarimiz kapaniyormus. Yani büyük bir devrim gerceklesmis, degilmi.

aslanpence
25.04.06, 23:04
Peki, tartismayi bu konuda bende sevmedigim icin, pek fazla konuyu acmak istemiyorum ama, ilk acilan devlet okullari ve üniversitelerle gelmesi gerekmistir bu kapanma yasagi herhalde. Daha önce baska türlü ders aliniyormus ve zaten kizlarimiz kapaniyormus. Yani büyük bir devrim gerceklesmis, degilmi.

sence Devrim, bence Zülm.

Unter Devrim verstehe ich eine hinwendung zum besseren. Glaube mir dies ist hier nicht der Fall.

Detan
25.04.06, 23:09
Ohh doch lieber Detan. Bak Türkiyeye und du wirst es sehen.
Ich sehe es in der Türkei und ich sehe es hier. Die Islamisten versuchen immer die anderen als Ungläubige, Ketzer oder Moslemhasser darzustellen. Denn nur so können sie einen ungebildeten Mob auf die Beine stellen, der dann laut "allah'hu ekber" schreit und gegen die Werte der Republik rebelliert.

Und mit der "Glaubensfreiheit-Mitleidstour" brauchst du gar nicht erst zu argumentieren, denn man sieht wie es islamisten mit Freiheit so halten. Kaum an der Macht versuchen sie ihre Umgebung zu Homogenisieren. Alkoholverbot, Dessouwerbung wird Verboten, im Fastenmonat bleibt die Kantine geschlossen....

Nein, diesen Leuten vertraut Niemand(ausser Dumme und Leichtgläubige die ihr Geld auch bei Kombassan anlegen). Deshalb jegliches fundamentalistisches Aufbegehren im Keim ersticken. Mit allen Mitteln!

Hammerlord
25.04.06, 23:13
Wollen Sie den "Heiligen Krieg" gegen die laizistisch-demokratisch-pluralistische Republik Türkei ausrufen?

Wollen Sie die Türkei in ein zweites Iran, Saudi-Arabien, Afghanistan verwandeln?

Wollen Sie andersgläubige an Kränen aufhängen?

Wollen Sie die Scharia einführen?

Ich bitte um Entschuldigung, wenn meine Äußerungen zur falschen Schlussfolgerungen geführt haben. Ich habe nicht von einer Revolution geredet, sonder von „Säuberungsaktionen“, limitiert und in kleinen Rahmen.

Was sagst du zu dieser These: Es herrscht in der Türkei ein Personenkult, genauer gesagt ist dieser Kult für einige zum Religionsersatz mutiert, also zu einer neuen Religion geworden. Dies bedeutet das alle Abbilder dieser Person von allen öffentlichen Gebäuden entfernt werden muss.

@Detan

alles Takkiye

Hammerlord
25.04.06, 23:18
Ich sehe nur Ungerechtigkeiten. Leute die ihr Recht fordern, werden Terroristen bezeichnet.

zübeyde
25.04.06, 23:19
Ich bitte um Entschuldigung, wenn meine Äußerungen zur falschen Schlussfolgerungen geführt haben. Ich habe nicht von einer Revolution geredet, sonder von „Säuberungsaktionen“, limitiert und in kleinen Rahmen.

Was sagst du zu dieser These: Es herrscht in der Türkei ein Personenkult, genauer gesagt ist dieser Kult für einige zum Religionsersatz mutiert, also zu einer neuen Religion geworden. Dies bedeutet das alle Abbilder dieser Person von allen öffentlichen Gebäuden entfernt werden muss.

@Detan

alles Takkiye




Und wer soll das machen ?

aslanpence
25.04.06, 23:20
Ich sehe es in der Türkei und ich sehe es hier. Die Islamisten versuchen immer die anderen als Ungläubige, Ketzer oder Moslemhasser darzustellen. Denn nur so können sie einen ungebildeten Mob auf die Beine stellen, der dann laut "allah'hu ekber" schreit und gegen die Werte der Republik rebelliert.

Und mit der "Glaubensfreiheit-Mitleidstour" brauchst du gar nicht erst zu argumentieren, denn man sieht wie es islamisten mit Freiheit so halten. Kaum an der Macht versuchen sie ihre Umgebung zu Homogenisieren. Alkoholverbot, Dessouwerbung wird Verboten, im Fastenmonat bleibt die Kantine geschlossen....

Nein, diesen Leuten vertraut Niemand(ausser Dumme und Leichtgläubige die ihr Geld auch bei Kombassan anlegen). Deshalb jegliches fundamentalistisches Aufbegehren im Keim ersticken. Mit allen Mitteln!


Niemand kann irgendwelche Leute als ungläubige etc betiteln. Unterstehe dich und vergleich mich nicht mit Kaplan usw.
Es ist fakt: Türkiyede bir Insan Islamin gerektirdigi uygulamalari hür ve özgürce yasayamiyor. Devleti Devlet yapan Insanlaridir. Bu Insanlarin cogu da Müslümandir.

Mit leugnen kommt man auch nicht weit. Yok efem siz özgürsünüz yasaklayici zihniyetsiniz falan filan... Sanki Alkohol o kadar iyi birseymis gibi savunma kötü örnek oluyorsun. Icki icmek isteyene herzaman serbst dir. Dini boyutta Günahi kendisi cekecektir ama Topluma kötü örnek olmaktan kacinmalidir.
Neyse kein bok mehr! Iyi geceler

Detan
25.04.06, 23:24
Niemand kann irgendwelche Leute als ungläubige etc betiteln. Unterstehe dich und vergleich mich nicht mit Kaplan usw.
Es ist fakt: Türkiyede bir Insan Islamin gerektirdigi uygulamalari hür ve özgürce yasayamiyor. Devleti Devlet yapan Insanlaridir. Bu Insanlarin cogu da Müslümandir.

Mit leugnen kommt man auch nicht weit. Yok efem siz özgürsünüz yasaklayici zihniyetsiniz falan filan... Sanki Alkohol o kadar iyi birseymis gibi savunma kötü örnek oluyorsun. Icki icmek isteyene herzaman serbst dir. Dini boyutta Günahi kendisi cekecektir ama Topluma kötü örnek olmaktan kacinmalidir.
Neyse kein bok mehr! Iyi geceler

Sana ne? Iyi geceler.

yokyav
25.04.06, 23:26
Es ist fakt: Türkiyede bir Insan Islamin gerektirdigi uygulamalari hür ve özgürce yasayamiyor. Devleti Devlet yapan Insanlaridir. Bu Insanlarin cogu da Müslümandir.


Dalga'mi geciyorsun arkadas! Sen herhal'de hic Türkiye'de yasamadin!
Gelip burada tipik dinci tezleriyle ne elde edecegini zannediyorsun?
Madem bazi isteklerin var söyle, ama sacma sapan tezler atmadan lütfen.

Hammerlord
25.04.06, 23:35
@Zübeyde

nur die Ruhe. Alles braucht seine Zeit.

zübeyde
25.04.06, 23:37
@Zübeyde

nur die Ruhe. Alles braucht seine Zeit.


Hammerlord,

genau das sage ich mir auch, wenn ich einige Beiträge hier lese.
Wir sind uns einig, daß die Zeit uns vieles zeigen wird.

Selam

aslanpence
26.04.06, 11:19
Dalga'mi geciyorsun arkadas! Sen herhal'de hic Türkiye'de yasamadin!
Gelip burada tipik dinci tezleriyle ne elde edecegini zannediyorsun?
Madem bazi isteklerin var söyle, ama sacma sapan tezler atmadan lütfen.

Arkadas belki sana göre tipik "dinci" tezler bunlar ama gercekler ortada. Ortada yanlis bir durum var ben sadece bunu dile getirmek istiyorum. Yani sonucta fikir alis verisinde bulunuyorum. Yanlisim varsa düzelt.

Bir Bayan Din böyle istiyor diye, yani buna inandigi icin Basini kapattigi zaman bu engelleniyor. Simdi diyeceksin ki Kamu Binalari haric istedigi zaman basini kapatir buna kimse karismiyor. Ama benim demek istedigim Müslüman heryerde bu emirlere uymak zorunda degilmi? Bu ne bicim bir Inanc olurdu yoksa? Surda kapatabilirsin basini burda yasak! Hic öyle sey olurmu.
Demokraside Insanlar hürdür. Isteyen Namazini kilar kilmaz basini acar acmaz bu kimseyi yani ne beni ne seni ne de Devleti ilgilendirir. Yukarda bunu kastettim.

dertli4u
26.04.06, 18:27
Evet ben bu Devletin bir Insaniyim. Benim Insanima Devlet tarafindan Müslüman oldugu icin, Islamin emri olan Basörtüsü taktigi icin beni benim Devletim eziyor! Oder haben diese Frauen kein recht auf Bildung? Sanki Rusyadayiz da Devlet Binasina girmek istiyorum. Ben Türkiyedeyim 99% Müslüman olan bir Ülke.

@aslanpence

simdi yazacaklarimi iyice kafanda tartisip, cevabini vermeni istiyorum.

1-kuranda sadece basörtüsü meselesimi var? geri kalan binlerce satir, emir, helaller, haramlar ne olacak?

2-dünyadaki müslümanlarin tek bir problemi mi kaldi.basörtüsü problemi cözüldügünde, konu halledilmis mi olacak.?

3-politikada bugün agizlarini gere gere basörtüsü islamin emridir, müslüman kadinin basörtüsüne dokundurtmam diyenler, müslümanlarin diger bircok seyine dokunulurken neredeler.?

4-politikada bugün, islami hayat tarzima karisiyorlar diye sikayet edenler, peygamberimizin hayat tarzina aykiri yasarken, niye akillarina hadisleri ve kurani getirmiyorlar?

5-islam düsmanlari, müslümanlara zulüm ediyor diyenler , kombasanlar, yimpaslar, jetpalar ,müslümanlarin parasini calarken nerdeydiler. parasini dolandirdiklari veya dolandirilmasina sebeb olduklari holdingzedeler, simdi yokluk ve yoksulluk icindeler.intihar edenler, yuvasi dagilanlar var.

***********

ayrica, bazi hadislerden bahsetmek istiyorum, müsaadenle.

"komsusu acken tok yatan bizden degildir"

"müslümanin derdi ile dertlenmeyen bizden degildir"

"kötülük karsisinda elinle, onu yapamazsan dilinle karsi cik.onuda yapamazsan, kalbinle bugz et"

sevgili aslanpence

allah (cc), indirdigi kurani kendinin koruyacagini bize bildirmektedir.kimse kendi kafasindan kuran ve islam mücahitligi yapmasin.

kendi sahsimizla ilgili helal ve haramlardan "zaruret" halinde vazgecebiliriz, ama diger insanlarin hak ve hukuku ile ilgili konularda bu lüksümüz yoktur.

madem ki devlet(ulul emr de denebilir) yasaklamis, bu hanim kizlarimiz uysunlar.hatta, "bakin siz bize yasakliyorsunuz, zorla basimizi actiriyorsunuz" desinler.

ama okullarini okusunlar, memleketimizin geleceginin teminati olsunlar. okullarini bitirsinler, anadoluya yayilsinlar, hizmet etsinler.

Allah elbette dogru olani bilen ve görendir.


Inanmayanlarin bu konuda zaten korkusu olmaz..esas korkmasi gerekenler,
islam dinini kendilerine maske yapanlardir.

cem0203
26.04.06, 18:49
Bir seyin farkinda misiniz? Ve lütfen bu sözleri iyi düsünün.

Ülkemiz ordunun ücte birini Irak sinirina yigmakta, hemen hemern hergün olasi bir savas cikabilir. Bu olaylarin sonucunda ne olacagi belli deil.

Ülkemiz ciddi bir bölünme tehlikesi altinda, hergün insanlarimiz teröre kurban veriyor

Avrupa`da yasayan Türkler yogun bir assimilasyon ve baski kampanyasi altinda

Ermeniler üzerimize fena geliyor..

Iste böyle bir ortamda birileri cikip laiklik tartismasi, basörtüsü tartismasi cikariyor.

Amac nedir? Yukarida belirttigim ciddi konularda bilgilenmek care üretmek yerine, sizin yaptiginiz gibi kisir ve cikmaz tartismalara girip hem birbirimize düsmek hem kendimizi eglendirmek.

Bu tartisma canima tak etti.



:aferin: :aferin: :aferin:

TurkishWarLord
26.04.06, 20:05
Ganz kurz für dich: Laizismus = Kopftuchverbot

Telli Baba = Islam Feind

Mein Gott Telli. Du bist von den radikalen Laizisten die es übertreiben damit, ihr die radikalen Laizisten denkt auch ihr geht auf dem Weg von ATATÜRK was? ATATÜRK sagte sogar Religionsfreiheit und er sagte selber Wörter wie Insallah und bevor er starb sagte er sogar der Islam ist die vollkommenste und somit auch die letzte Religion. Also alleine wegen so welchen Leuten wie dir gibt es Laizismus Feinde, weil du und so welche wie du den Laizismus von ATATÜRK übertreibt, also die grenzen des Laizismus den ATATÜRK gesetzt hat sehr überschreitet. In Wikipedia stand ja eines wie du weist:
Artikel 24 der Verfassung (http://de.wikipedia.org/w/index.php?title=T%C3%BCrkische _Verfassung&action=edit) von 1982 (http://de.wikipedia.org/wiki/1982) beschränkt die Glaubensfreiheit (http://de.wikipedia.org/wiki/Glaubensfreiheit) auf das Individuum. Somit kann man sehen das manche Verbote auf den Muslime erst im Jahre 1982 gemacht wurden und mit der Zeit von ATATÜRK nichts zu tun hatten, warum hat man die Verfassung nicht so gemacht wie es ATATÜRK sagte? Du sagst immer heute das Kopftuch in Unis erlauben und morgen Lise, Ortaokul und Ilkokul mit Kopftüchern, übermorgen die Schariya. Vallahi Vur dedinmi Öldürüyorsun, weisst du das. Man muss nur das Kopftuch verbot aufheben der Rest kann so bleiben wie es war, aber um das zu verhindern sagst du heute Kopftuch und morgen Schariya, daran kann man nur sehen das du kein Islam Tolerierst und sag mir nicht das du ein Moslem bist, weil wenn du einer wärst würdest du nicht sagen hacken die Laizisten die Hand ab oder der Islam, oder wer sprengt sich in die Luft. Junge du hast gar keine Ahnung vom Islam, im Islam ist es Verboten auch im Krieg sich nicht zu töten, wobei du unschuldige töten könntest, aber so was erwähnst du gar nicht. Danach sagtest du kann man nicht den Islam neu definieren. ALLAH hat gesagt der Koran bzw. der Islam wird bis zum Kiyamet so bleiben wie es ist und nicht anders. schon mal von ATATÜRKCÜ MÜSLÜMAN gehört, auch normale Laizisten können Moslems sein, aber nicht so welche Radikalen wie du. Ach ja du sagst du hast Toleranz, mit der Einstellung zum Islam meinst du. Die Türkei hat zwar den Laizismus, aber keine absolute Religionsfreiheit wie es ATATÜRK wollte. Ein Sehr kluger USER hatte hier am Anfang die Sprüche bzw. die Erläuterung von ATATÜRK hier rein gepostet und dort wird nicht nur gesagt STAAT von RELIGION trennen, also das heißt auch das weder der STAAT sich in der Glaubensausübung des INDIVIDUUMS einmischen und genauso darf kein INDIVIDUUM sich in die STAATSangelegenheiten einmischen, wie z.B. Politische entscheidungen zu fällen. Ich kann nur eins sagen ATATÜRK sagte das VOLK ist die TÜRKEI und sagen wir mal ist nur ein Bsp., aber ich bin sicher du wirst das wieder anders verstehen bzw. interpretieren, auf jedenfall was sollte der Staat machen wenn z.B. eine Volkabstimmung währe wobei 90 % sagen würden ja das Kopftuchverbot soll abgeschaft werden, was würdest du dann tun, würdest du das dann auch tollerieren oder es akzeptieren?

PS: bitte beantworte meine Fragen damit ich dich und deine Einstellung auch besser verstehen kann.

yokyav
26.04.06, 20:42
Arkadas belki sana göre tipik "dinci" tezler bunlar ama gercekler ortada. Ortada yanlis bir durum var ben sadece bunu dile getirmek istiyorum. Yani sonucta fikir alis verisinde bulunuyorum. Yanlisim varsa düzelt.

Bir Bayan Din böyle istiyor diye, yani buna inandigi icin Basini kapattigi zaman bu engelleniyor. Simdi diyeceksin ki Kamu Binalari haric istedigi zaman basini kapatir buna kimse karismiyor. Ama benim demek istedigim Müslüman heryerde bu emirlere uymak zorunda degilmi? Bu ne bicim bir Inanc olurdu yoksa? Surda kapatabilirsin basini burda yasak! Hic öyle sey olurmu.
Demokraside Insanlar hürdür. Isteyen Namazini kilar kilmaz basini acar acmaz bu kimseyi yani ne beni ne seni ne de Devleti ilgilendirir. Yukarda bunu kastettim.

Ortada yanlis bir durum yok! Belki senin acindan ama benim acimdan degil.

Bir Bayan basini istedigi gibi kapatabilir ve istedigi yerede girebilir. Ancak kamu görevlisi olmadigi sürece. Kimse o bayani kamu görevlisi olmaya zorlamiyor (Basbakinin hanimi'da konumu dolayisiyla bir kamu görevlisi sifatina girer). Dini görevleri o kadar önemli ise, kamu görevlisi olmaz ve sorun kalmaz.

Kimsenin'de ibadet yapmasini engelleyen'de yok. Nereden cikariyorsun bunu?

Burada Basörtüsü acisindan benim icin tartisilabilecek bir nokta var. O'da üniverstitelerdir. Burada'da basörtü karsiti olamamin en büyük nedeni, su ana kadar, ve'de hala öyle, siyasi amacla kullanilmis bir simge olmasindan kaynaklanir. Yoksa ögrencilerin basörtü takmasinda ben bir sorun görmezdim. Ancak bu amac acik bir sekilde sergilendigi sürece'de karsiti olacagim. Sadece basörtüsü icin gecerli degil bu düsüncem. Her türlü siyasi simge icin gecerli.

Hangi sistem olursa olsun, demokrasi veya degil, toplumlarin beraber yasayabilmeleri icin ortak bir kesiti olmasi lazim. Bu kesitin icinde bazi kisitlamalar olabilir. Kamu görevlileri icin gecerli olan simge yasaklari'da bu kisitlamalardan biridir. Eger bu kesitlerde anlasamiyorsak zaten tartismamiza gerek yok.

dertli4u
26.04.06, 21:32
Bir Bayan Din böyle istiyor diye, yani buna inandigi icin Basini kapattigi zaman bu engelleniyor. Simdi diyeceksin ki Kamu Binalari haric istedigi zaman basini kapatir buna kimse karismiyor. Ama benim demek istedigim Müslüman heryerde bu emirlere uymak zorunda degilmi? Bu ne bicim bir Inanc olurdu yoksa? Surda kapatabilirsin basini burda yasak! Hic öyle sey olurmu.


sevgili aslanpence

ben, elhemdüllillah müslümanim. elimden geldigince de dinimi ögrenmeye ve dini vazifelerimi yerine getirmeye calisiyorum.

Tüm bu tartismada(basörtüsü tartismasinda) beni rahatsiz eden birsey var.

Turban meselesini bu hale getirenler, dinci(dindar demiyorum) cevrelerdir.

Dinim bunu emrediyor diyerek,bu konuda taviz vermiyorlar.güzel. tebrik etmek isterim.

amma;

Dinimizin emrettigi bircok konuda taviz veriyorlar.mecbur kaliyoruz diyorlar.

Yetim hakki yeniyor, ormanlar katlediliyor, dereler pisleniyor, devletin arazileri birilerine peskes cekiliyor.Sokaklarda tinerci dehseti devamda.kapkac almis basini yürümüs.memleketimizi bölmek isteyenler azginlik yapiyor.ermeni meselesinde tüm dünya üzerimize geliyor.

okullarimizda kalite gittikce düsüyor.okulu olmayan köylerimiz var halen.okula gidemeyen cocuklarimiz var.banka faizleri vatandasin belini büküyor.evine et, peynir, zeytin girmeyen aileler var.

varda var.hangisini sayayim.

ama, yukarda saydiklarim hakkinda hicbir eylem göremiyorum.varsa yoksa turban.

********

uzatmayayim.tek bir soru sorayim.

"dinimi yasamak istiyorum" diyen hanimefendiler ve onlara destek olan beyefendiler, cüzdanlarini cikartsinlar bakayim.

ne ariyor o cüzdanlarda "kredi karti" ???"bankamatik karti"

Faiz almak ve vermek "haram" degil mi?

yoksa, Kuranin sadece bir bölümü gecerli de digerleri degil mi?

Hammerlord
26.04.06, 21:41
Basörtü olayi siyasete getiren karci cikan tarafidir. Laikligi yikiyorlar diye barirmasaydilar, coktan cözülmüs olurdu.


Dinimizin emrettigi bircok konuda taviz veriyorlar.mecbur kaliyoruz diyorlar.

Yetim hakki yeniyor, ormanlar katlediliyor, dereler pisleniyor, devletin arazileri birilerine peskes cekiliyor.Sokaklarda tinerci dehseti devamda.kapkac almis basini yürümüs.memleketimizi bölmek isteyenler azginlik yapiyor.ermeni meselesinde tüm dünya üzerimize geliyor.

okullarimizda kalite gittikce düsüyor.okulu olmayan köylerimiz var halen.okula gidemeyen cocuklarimiz var.banka faizleri vatandasin belini büküyor.evine et, peynir, zeytin girmeyen aileler var.

varda var.hangisini sayayim.

ama, yukarda saydiklarim hakkinda hicbir eylem göremiyorum.varsa yoksa turban.


Duymasin tabiki, bunlari AKP kötülemek isin kulanabilemesin

dertli4u
26.04.06, 21:44
Basörtü olayi siyasete getiren karci cikan tarafidir. Laikligi yikiyorlar diye barirmasaydilar, coktan cözülmüs olurdu.

nezaman?

ayrica, yazdigim yazinin tamamina cevap vermeni rica ederim.

Hammerlord
26.04.06, 21:54
Buna Medya izlerken farkina vardim.


Nasil yazinin tamami? kredikarti mi, Banka karti mi?

Ich bitte dich, komm bitte nicht mit, wenn dann alles einhalten. Sündenfrei leben kann man einfach nicht. Ist auch nicht gefordert, man soll sich im Guten bemühen. Im Umkehrschluss bedeutet das aber auch nicht das man genau so gut alle Gebote und Wegweisungen ignorieren soll.

dertli4u
26.04.06, 22:23
Duymasin tabiki, bunlari AKP kötülemek isin kulanabilemesin

herhalde, duymassin tabii ki, bunlari AKP yi kötülemek icin kullanamazsin demek istiyorsun.

1-hergün iki türk gazetesini okuyan ve diger gazeteleri internette okuyan, yazarlari takip eden biriyim.

2-AKP yi kötülemek veya sirf karsi olmak isteyen biri degilim.en azindan baykal degilim.

******

ama, müslümanlara en büyük kötülügü yapanlarin dinci gecinenler oldugunu görebilecek kadar konunun farkindayim.

@hammerlord

sen beni aydinlatabilirmisin lütfen.

Dinci gecinenler, neler yapmislar da ben görmemisim?veya görmek istememisim.?

dertli4u
26.04.06, 22:36
Nasil yazinin tamami? kredikarti mi, Banka karti mi?

Ich bitte dich, komm bitte nicht mit, wenn dann alles einhalten. Sündenfrei leben kann man einfach nicht. Ist auch nicht gefordert, man soll sich im Guten bemühen. Im Umkehrschluss bedeutet das aber auch nicht das man genau so gut alle Gebote und Wegweisungen ignorieren soll.

@hammerlord

elbette, herkes, dini vazifelerini tam olarak yerine getiremez.
zaten Allah(cc) affedicidir.Tövbe kapisi her zaman aciktir.

zaruret(mecburiyet) durumunda, bazi dini emirlerin terkedilmesi bile mümkündür.

ama, dini emirlerin bazilarini terkederken, baskalarina zarar verdiginde, "kul hakki" denilen durum ortaya cikar.Allah (cc) karsisina kul hakki oile cikmamamizi bildirmistir.cünkü kul hakkinin affi icin, hakki yenen kulun izni, rizasi gerekmektedir.

simdi;
bir bayanin basörtüsü veya turban takmasi veya takmamasi, o bayanin kendi sevap veya günahidir.Bu konudaki dini emri yerine getirmek icin eylem yapan sahislar, diger kullara zarar verdikleri konularda agizlarini acmamaktadirlar.

ormanlari yok ederken, ihaleleri dagitirken haksizlik yaparken, fakirlere yardim etmezken diger kullara zarar vermektedirler.

faiz alirken, baskasinin cebindeki paradan faydalanmis olursun.ve faize/tefeciye yatirdigin para, baskasina kredi olarak verildiginde, baskasinin zarar görmesine sebeb olursun.(faiz konusunu ayrica tartismak mümkündür)

*******

peki sorarim sana, kendi sevab veya günahiyla bu kadar ilgili iken ve basörtümden taviz vermem derken, baskalari ile ilgili kul hakki ile ilgili olan seylerde niye taviz veriyor.

aslanpence
27.04.06, 21:02
@aslanpence

simdi yazacaklarimi iyice kafanda tartisip, cevabini vermeni istiyorum.

1-kuranda sadece basörtüsü meselesimi var? geri kalan binlerce satir, emir, helaller, haramlar ne olacak?

2-dünyadaki müslümanlarin tek bir problemi mi kaldi.basörtüsü problemi cözüldügünde, konu halledilmis mi olacak.?

3-politikada bugün agizlarini gere gere basörtüsü islamin emridir, müslüman kadinin basörtüsüne dokundurtmam diyenler, müslümanlarin diger bircok seyine dokunulurken neredeler.?

4-politikada bugün, islami hayat tarzima karisiyorlar diye sikayet edenler, peygamberimizin hayat tarzina aykiri yasarken, niye akillarina hadisleri ve kurani getirmiyorlar?

5-islam düsmanlari, müslümanlara zulüm ediyor diyenler , kombasanlar, yimpaslar, jetpalar ,müslümanlarin parasini calarken nerdeydiler. parasini dolandirdiklari veya dolandirilmasina sebeb olduklari holdingzedeler, simdi yokluk ve yoksulluk icindeler.intihar edenler, yuvasi dagilanlar var.

***********

ayrica, bazi hadislerden bahsetmek istiyorum, müsaadenle.

"komsusu acken tok yatan bizden degildir"

"müslümanin derdi ile dertlenmeyen bizden degildir"

"kötülük karsisinda elinle, onu yapamazsan dilinle karsi cik.onuda yapamazsan, kalbinle bugz et"

sevgili aslanpence

allah (cc), indirdigi kurani kendinin koruyacagini bize bildirmektedir.kimse kendi kafasindan kuran ve islam mücahitligi yapmasin.

kendi sahsimizla ilgili helal ve haramlardan "zaruret" halinde vazgecebiliriz, ama diger insanlarin hak ve hukuku ile ilgili konularda bu lüksümüz yoktur.

madem ki devlet(ulul emr de denebilir) yasaklamis, bu hanim kizlarimiz uysunlar.hatta, "bakin siz bize yasakliyorsunuz, zorla basimizi actiriyorsunuz" desinler.

ama okullarini okusunlar, memleketimizin geleceginin teminati olsunlar. okullarini bitirsinler, anadoluya yayilsinlar, hizmet etsinler.

Allah elbette dogru olani bilen ve görendir.


Inanmayanlarin bu konuda zaten korkusu olmaz..esas korkmasi gerekenler,
islam dinini kendilerine maske yapanlardir.


dertli abi eline diline saglik

ben aslinda konuyu Islam olarak ele almak istemedim. Konumuz Laiklik idi ve bunun günümüz sartlarina uygun bir sekilde yeniden yorumlanmasi idi. Basörtüsü nekadar Dini bir ifade isede okadar da Insani bir haktir. Benim tartismak istedigim bu idi.

tabiki Müslümanlarin su an tek derti Basörtüsü degil, ama su da bir gercek ki dertlerinden bitanesidir. Devletime ben herzaman tabiimdir ama is nezaman degisir, Her kim olursa olsun Allahin kesin hükümlerine aykiri bir hareket emrederse bir Müslümanin bu Emre karsi gelmesi lazimdir. Bu konu ile Sahabilerin hayatlarinda yeterince hadise var.

Allah bize vaadetmistir Dinini koruyacagini. Sundan benim de hic süphem yok, ben bu Dinime Sahip ciksam da cikmasamda bu Din kiyamete kadar sürecek ama maksat tarafimizi belli etmektir. Cünkü Allahin yine bir sözü var: eger siz sahip cikmazsaniz sizleri helak eder ve yerine sahip cikacak topluluklar getiririm. Baskatürlü gücümüz henüz yetmedigi icin bunlari dilimizle söylüyoruz. Yukardaki nasihatlarina aynen katiliyorum. Ama holdingleri tüm bir Islam alemine mal etmeni de haksiz buluyorum, bunlar Müslümanlari tongaya düsürmek icin hazirlanmis tuzaklar olarak bil. Maalesef Müslümanlarda bu oyuna geldiler.

Dedigim gibi aslinda konumuz Laiklik idi ve bence Türkiyede Laiklik tam manasi ile uygulanmiyor, madem tam uygulanmiyor yeri geldiginde taviz verilmeli diye düsünüyorum...

Yakamoz
27.04.06, 22:53
So ich bin nun müde geworden das Off Topic zu löschen!

Bitte jetzt genug mit diesem Thema.

Gök Türk
27.04.06, 22:55
Bir seyin farkinda misiniz? Ve lütfen bu sözleri iyi düsünün.

Ülkemiz ordunun ücte birini Irak sinirina yigmakta, hemen hemern hergün olasi bir savas cikabilir. Bu olaylarin sonucunda ne olacagi belli deil.

Ülkemiz ciddi bir bölünme tehlikesi altinda, hergün insanlarimiz teröre kurban veriyor

Avrupa`da yasayan Türkler yogun bir assimilasyon ve baski kampanyasi altinda

Ermeniler üzerimize fena geliyor..

Iste böyle bir ortamda birileri cikip laiklik tartismasi, basörtüsü tartismasi cikariyor.

Amac nedir? Yukarida belirttigim ciddi konularda bilgilenmek care üretmek yerine, sizin yaptiginiz gibi kisir ve cikmaz tartismalara girip hem birbirimize düsmek hem kendimizi eglendirmek.

Bu tartisma canima tak etti.

Aynen katılıyorum. Ülkemizde yeterince sorun varken bazı kesimler fuzuli sorunlar çıkarıyorlar. Artık başörtüsü başörtüsü olmaktan çıktı ve dinci kesimin "kafir" devlete karşı sürdürdükleri kutsal savaşın sembolü haline geldi.

dertli4u
27.04.06, 23:17
dertli abi eline diline saglik

sen sagol.benim yapmaya calistigim, ögrendiklerimi aktarmak ve kaytilimci arkadaslarin yazdiklarindan da birseyler ögrenmek.


ben aslinda konuyu Islam olarak ele almak istemedim. Konumuz Laiklik idi ve bunun günümüz sartlarina uygun bir sekilde yeniden yorumlanmasi idi.

laiklik ve islam, birbirinden ayri seyler degildir.

müslümanlar, laik sistemlerde , dinlerini daha rahat yasarlar.

belki paradoksal bir cümle gibi görülebilir ama, Laik Türkiyedeki müslümanlar, suudi arabistandaki veya afganistandaki müslümanlardan daha rahat yasamaktadirlar.bunu uzun uzun tartisabiliriz istersen.

laiklik, din karsitligi degil, aksine dini yasantinin garantisidir.


Basörtüsü nekadar Dini bir ifade isede okadar da Insani bir haktir. Benim tartismak istedigim bu idi.

benim tartismak istedigim de, basörtüsünden cok daha önemli problemlerimiz varken, konunun basörtüsü icine hapsedilmesidir.


Devletime ben herzaman tabiimdir ama is nezaman degisir, Her kim olursa olsun Allahin kesin hükümlerine aykiri bir hareket emrederse bir Müslümanin bu Emre karsi gelmesi lazimdir.

ben müsaadenle gene bir soru soracagim.

Kuran adaleti emreder.Adil olmayi ve haksizliklarin karsisina cikmayi emreder.

peki, yillardir, Türk Toplumu, ermeni meselesi gibi bir dipsiz kuyuya cekilmek istenirken, adaletsiz bir sekilde suclanirken, su anda ismini vermek istemedigim bazi dernek ve teskilatlar nerede ve ne yapiyorlar?




Bu konu ile Sahabilerin hayatlarinda yeterince hadise var.

sahabelerin hayatinda daha degisik örnekleri de var.simdi burada teoloji tartismasi yapmak dogru olmaz.


Allah bize vaadetmistir Dinini koruyacagini. Sundan benim de hic süphem yok, ben bu Dinime Sahip ciksam da cikmasamda bu Din kiyamete kadar sürecek ama maksat tarafimizi belli etmektir.

bir fetva verecek konumda degilim.ama herkes tarafini belli etmektedir.

ama, bu kurallarin hepsi Müslümanlar icindir.Müslüman olmayan veya dini vecibelerini yerine getirmek istemeyenlere uygulanamaz.



Cünkü Allahin yine bir sözü var: eger siz sahip cikmazsaniz sizleri helak eder ve yerine sahip cikacak topluluklar getiririm.

bu cümle, kuran terminolojisinde, nasihat ve gecmisteki örnekler ile verilmistir.

Islamiyetten sonra, yeni bir din gelmiyecektir.


Ama holdingleri tüm bir Islam alemine mal etmeni de haksiz buluyorum, bunlar Müslümanlari tongaya düsürmek icin hazirlanmis tuzaklar olarak bil. Maalesef Müslümanlarda bu oyuna geldiler.

hayir, bu konuda cok ama cok genis yazabilirim.ama sadece konu basliklari ile yazayim.

1-tuzak falan baskasi tarafindan kurulmadi.cahil, bilgisiz, ekonomiyi bilmeyen bazi holding yöneticileri tarafindan, gene cahil ve dinini bilmeyen ögrenmeyen insanlar aldatildi.

2-müslümanlar niye hep oyuna geliyor? niye müslümanlar baskalarini oyuna getiremiyor, eger o kadar kolaysa.Hasim Bayram(kombasan), fadil akgündüz(jetpa), dursun uyar(yimpas) sada say..bunlarin hepsi, cami cemaatinin icinden gelen insanlar.Tuzaga , oyuna düsürenler disarda degil, icerde aransa daha iyi olur.

3-müslümanlar, holdingler konusunda agizlarini acmasalar daha iyi olur.

4-faiz/riba nin haram oldugunu söyleyenlerin tesviki ile, parasini faize degil, kar ortakligina yatirdigini söyleyenler, bunu bana degil, baskasina anlatsinlar.o ne bicim karortakligi idi ki, her üc ayda bir %30-40 kar aliyorlardi.kar ortakligi, sene sonu hesaplar yapildiginda, ortaya cikan gelirin paylasilmasi demektir..üc ayda bir degil.

5-simdilerde, paramiz batti diyenler bosuna agizlarini yormasinlar. kar ortakligi kara ve ziyana ortak olmak demektir.islami ekonomi budur.

6-son bir kac isim daha vereyim.ali coskun(ticaret bakani.akp) ihlas holdingin finanz koordinatörü idi..nevzat yalcintas(milletvekili-akp) ihlas holdingin yönetim kurulu üyesiydi, tayyip erdogan, istanbulda kapali salon toplantisinda, sandalyenin üzerine cikarak, jatpa holdingi öven konusmayi yapan insandi, recai kutan, o toplantida kürsüde konusan insandi.(ciller, yazicioglu da vardi o toplantida)

bunlarin hepsi, müslümanlari kandirdi.

ama onlarda suc yok.suc müslümanin kendisinde.zahmet edip, biraz okusa, ögrense, en azindan bilgili olurdu.

en azindan, "bir insanin kildigi namaz, sizin, o insanla ilgili ticari düsüncenize etki etmesin" islami kuralini bilirdi.

hasim bayram camide vaaz verir gibi holding tanitimi yaparken, cemaat onu heyecanla dinliyor ve toplantis sonrasi, ceplerinde getirdikleri paralari orada yazilan bir listeye kaydettirip, teslim ediyordu.(firsat bulursan, hollandada milli görüs cemaatinin yönettigi camideki konusmanin bantini bul seyret.)

chemiker bagi
28.04.06, 11:56
Arınç'tan laiklik tartışmasına devam

“Laiklik yeniden yorumlanmalıdır'' şeklindeki sözleriyle tartışma yaratan Meclis Başkanı Bülent Arınç, laiklik anlayışının sosyal hayatı cezaevine çevirmemesi gerektiğini söyledi.

TBMM Başkanı Bülent Arınç, 23 Nisan dolayısıyla Meclis’te yaptığı konuşmaya yönelik eleştirilerle ilgili olarak, "Ben fikir adamıyım, fikirlerle tartışmaktan, konuşmaktan memnunum. Benim söylediklerime karşı çıkanlar varsa, bunların zeminini doğru göstermek mecburiyetindedir. Bunları hiçe sayarak, küçültücü, alay edici, hakaret edici ifadeler, sadece o kişileri bağlar, bu kişilerin seviyesini ortaya koyar" dedi.
Anayasa Mahkemesi’nin 44. kuruluş yıldönümü törenine katılan Arınç, çıkışta bir gazetecinin "Meclisteki manifesto niteliğindeki konuşmanız, büyük taktir gördü ama bazı çevreler tarafından da eleştirildi" diyerek görüşlerini sorması üzerine, 23 Nisan’ın meclisin toplandığı ilk gün olduğunu anımsattı. Bunun, çok coşkulu ve heyecan verici bir bayram olarak kutlandığını kaydeden Arınç, şöyle devam etti:
"Ben Meclis’in başkanıyım. Meclis’in açıldığı bir günde bazı konulara temas etmem, bu konular üzerindeki düşüncelerimi ifade etmem normaldir. Her kurumun başında olan insanlar genelde bu tür konuşmalar yaparlar. Benim bu konuşmam dikkatle incelendiğinde, bunu özellikle söylüyorum, basma kalıp düşüncelerle bir yere varamazsınız, önce o konuşmayı dinleyeceksiniz. Dinlememişseniz yazılı metinlerden okuyacaksınız ve anlamak için çalışacaksınız. Peşin yargılarla, ’madem ki Bülent Arınç konuşmuştur, buna karşı çıkmak gerekir’ şeklindeki bir anlayış doğru bir anlayış değildir, özellikle insani ve ahlaki değildir.
Bu konuşma dikkatle takip edildiğinde bir siyaset bilimci olarak sosyal olayları bilen bir insan olarak, hukukçu kimliğimle Türkiye’nin bazı konuları üzerinde görüşlerimi ifade ettim. Ne birilerinden alkış almak için, ne birilerini eleştirmek için konuşmadım. Bildiğimi söyledim. Doğru bildiğimi ifade ettim."

"BİNLERCE FAKS, E-MAİL, TELEFON ALDIM"

Arınç, konuşmasının ardından genelde büyük bir tasvip gördüğünü, binlerce faks, e-mail mesajı ve telefon aldığını ve konuşmanın uygun olduğunun söylendiğini bildirdi. "Tabiidir ki, eleştiriler yapılır, tabiidir ki, yeni öneriler getirilir" diyen Arınç, konuşmasının anlamını şu sözlerle dile getirdi:
"Türkiye, büyük bir devlettir. Türkiye dünyada tanınan, sevilen misyonuyla, jeopolitik konumuyla, coğrafyası ve tarihiyle büyük bir devlettir. Büyük devlet olarak da son yıllarda Avrupa Birliği konusunda, ekonomik alanlarda, toplumsal olaylar sebebiyle, özgürlükler ve demokratikleşme konusunda çok ciddi adımlar atılmıştır.
Şu anda Türkiye’de en çok ihtiyacımız olan şey, toplumsal barıştır.
Toplumsal barış projemizi gerçekleştirmek zorundayız. Toplumsal barışın gerçekleşebilmesi için bazı konularda elbirliği yapmamız gerekir. Bu laikliğin yorumlanmasıdır. Laiklik ilkesine ne benim, ne başka bir kimsenin hiçbir zaman ciddi bir itirazı olmaz. Ama laiklikten ne anladığınızı ortaya koymalısınız. Katı laiklik uygulamasıyla insanlara sosyal hayatı, bir cezaevine çevirecek anlayışlar ne kadar zararlıysa laikliği bir barış ve özgürlük, din ve vicdan hürriyeti olarak tanımak ve insanların inançlarına müdahale etmemek de o kadar toplumsal barışa hizmet edecektir."

"BEN FİKRİMİ SÖYLEDİM"

Arınç, yasama yetkisini elinde bulunduran Meclis’in, millet adına vereceği kararlara müdahale edilmesi bir yana yardımcı olunması gerektiğini belirterek, toplumun bunu istediğini ve bunu beklediğini söyledi. Arınç, şunları kaydetti:
"Ben konuşmamı eleştirenlere, konuşmama karşı yeni öneriler getirenlere şükran borçluyum. Ben fikrimi söyledim. Herkesten de fikirlerini söylemesini rica ediyorum. Fikir başka şeydir, küfür başka şeydir. Küfür insanlara yakışmaz, aşağılamak insanlara yakışmaz, garip benzetmelerle insanları küçültmeye çalışmak doğru bir olay değildir.
Fikri olan fikrini söyler, fikri olmayan da dinler bir şeyler kazanmaya çalışır.
Ben siyasi partilerin genel başkanlarıyla, siyasi partilerin grup başkan vekilleri ve temsilcileriyle konumum gereği ekranlarda karşı karşıya gelmem, kendileriyle tartışmaya girmem. Bu onların siyasi partilerine verdiğim saygının, gösterdiğim saygının bir ürünüdür.
İsterim ki, siyasi partiler de Meclis’in Başkanı’na karşı böyle davransınlar. Genelde de böyle davranılıyor. Ama bu davranış bazılarında maalesef aksi bir şekilde ortaya çıkınca bundan sadece üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum. Ben fikir adamıyım, fikirlerle tartışmaktan, konuşmaktan memnunum. Benim söylediklerime karşı çıkanlar varsa bunların zeminini doğru göstermek mecburiyetindedir.
Bunları hiçe sayarak, küçültücü, alay edici, hakaret edici ifadeler, sadece o kişileri bağlar, bu kişilerin seviyesini ortaya koyar."

Milliyet (http://www.milliyet.com.tr/2006/04/25/son/sonsiy12.asp)


Cok güzel bir konusma idi. Bende dinledim basindan sonuna kadar.. Bütün fikirlerine katiliyorum Sayin Arincin..:aferin: Laikligin anlami 80 yil icinde kesinlikle degisime ugramis ve hatta saptilimis, carptirilmistir.. Bence bu yüzden de yeniden tanimlanmasi gerekir..

Der Schakal
28.04.06, 12:03
Es wird Zeit das der Laizismus in seiner jetzigen Situation reformiert wird ...

Telli Baba
28.04.06, 13:40
Es wird Zeit das der Laizismus in seiner jetzigen Situation reformiert wird ...

Da kein Widerspruch seitens unsere Konservativen hier kam, ist es besser den Islam an die Standards des türkischen Staates anzupassen.

Der Islam hat sich weltlichem Recht zu beugen. Die Gesetze der Türkei sind das höchste was es an Gesetzen gibt.

dertli4u
28.04.06, 13:49
Cok güzel bir konusma idi. Bende dinledim basindan sonuna kadar.. Bütün fikirlerine katiliyorum Sayin Arincin..:aferin: Laikligin anlami 80 yil icinde kesinlikle degisime ugramis ve hatta saptilimis, carptirilmistir.. Bence bu yüzden de yeniden tanimlanmasi gerekir..

ayni seyleri tekrar tekrar yazmak istemiyorum.

*****


hadi diyelim ki, sayin arincin elikolu laiklik konusunda baglanmis.basörtüsü problemini cözemiyor.

peki, türkiyenin diger problemlerini cözmek konusunda elini kolunu baglayan mi var.?

elinde yetki var. yolsuzluklar ve dokunulmazliklar hakkinda meclise niye kanun teklifi getirmiyorlar.gelen kanun teklifini de meclis gündemine almiyor.

benim anamin basörtüsü üzerinden politika yapmasin.

Yakamoz
28.04.06, 14:06
Bazilari mesajlari algilamakta zayif kaliyor.

Arkadaslar, biraz daha ugrasin. Bu gidisle 50 yil sonra basörtüsü konusunu Bati Ermenistan yerel yönetimi veya Kürt Konfederal Bölge baskani ile tartisirsiniz artik!!!!


:kafa:

Tutturmus türban, laiklik abuk subuk seyleri gündeme getiriyorsunuz.

Telli Baba
28.04.06, 14:12
Bazilari mesajlari algilamakta zayif kaliyor.

Arkadaslar, biraz daha ugrasin. Bu gidisle 50 yil sonra basörtüsü konusunu Bati Ermenistan yerel yönetimi veya Kürt Konfederal Bölge baskani ile tartisirsiniz artik!!!!


:kafa:

Tutturmus türban, laiklik abuk subuk seyleri gündeme getiriyorsunuz.
Bana kalırsa bu konu o saydığın konular kadar eşdeğerlidir. Burda sadece türbanı değil laiklik konusunu tartışıyoruz. Laiklik abuk zubuk şeyse artık... :kafa:

taycunist
28.04.06, 14:24
Bana kalırsa bu konu o saydığın konular kadar eşdeğerlidir. Burda sadece türbanı değil laiklik konusunu tartışıyoruz. Laiklik abuk zubuk şeyse artık... :kafa:

Turban konusunun önceligi olamaz. Meric, cok güzel degindi, Dogudaki pkk olaylar. Batinin türkiyeye karsi olan iki tarafli tutumu ve sözde ermeni soykirimi gibi konular önceliklidir. Turban konusu Milli bir Dava degildir ve aslada milli bir dava olmuyacakdir. Ama yukaridaki saymis oldugum konular Türkiyede yasayan herkezi ilgilendiriyor ve bunun neticelerini herkez ama herkez cekecek, sadece belli bir kesim degil..

Birakalim bir parca bez le olan sorunumuzu. Bütün kuvvetimizi MILLI KONULAR, MILLI DAVALAR üstünde yogunlastiralim.


Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal! :türk:

Telli Baba
28.04.06, 14:37
Turban konusunun önceligi olamaz. Meric, cok güzel degindi, Dogudaki pkk olaylar. Batinin türkiyeye karsi olan iki tarafli tutumu ve sözde ermeni soykirimi gibi konular önceliklidir. Turban konusu Milli bir Dava degildir ve aslada milli bir dava olmuyacakdir. Ama yukaridaki saymis oldugum konular Türkiyede yasayan herkezi ilgilendiriyor ve bunun neticelerini herkez ama herkez cekecek, sadece belli bir kesim degil..

Birakalim bir parca bez le olan sorunumuzu. Bütün kuvvetimizi MILLI KONULAR, MILLI DAVALAR üstünde yogunlastiralim.


Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal! :türk:
Laikliği anlatmak ve savunmak bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak görevimdir. Elbette rahatsız olanlar başka konulara çekmek ister gündemi ama laiklik demode değildir. Din ve Devlet ayrımı demode değildir bu konu son Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı anlayana kadar tartışılmalıdır. Meric rahatsız oluyorsa kapatsın konuyu. Ermeni ve PKK Forumu olur burası ve artık sadece o konular tartışılır. Laikliği savunmayan herkimse ile milli birlik hissedemem.

Yakamoz
28.04.06, 14:41
Laikliği anlatmak ve savunmak bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak görevimdir. Elbette rahatsız olanlar başka konulara çekmek ister gündemi ama laiklik demode değildir. Din ve Devlet ayrımı demode değildir bu konu son Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı anlayana kadar tartışılmalıdır. Meric rahatsız oluyorsa kapatsın konuyu. Ermeni ve PKK Forumu olur burası ve artık sadece o konular tartışılır. Laikliği savunmayan herkimse ile milli birlik hissedemem.

Seninle bu konuyu cok tartistigim icin tekrar girmeyecegim....yalniz tartismak diyorsun, da burada yapilan tartisma degil.

Sen laikligi savunuyorum derken, kendince bir laiklik tanimi getirmissin, ve benim laiklik tanimim budur, tek gercek budur, baska gercek tanimam, baska gercek savunan seriatcidir, benden degildir ivir zivir....

Tartisma diyorsun ama tarismayla alakasi yok cünkü fundamental doktrinler bazinda bu olayi, bilimsellikten tamamen uzak, tamamen ideolojik ve fasizan bicimde konusuyorsunuz (her iki taraf da).

deryatulga
28.04.06, 14:46
Cok güzel bir konusma idi. Bende dinledim basindan sonuna kadar.. Bütün fikirlerine katiliyorum Sayin Arincin..:aferin: Laikligin anlami 80 yil icinde kesinlikle degisime ugramis ve hatta saptilimis, carptirilmistir.. Bence bu yüzden de yeniden tanimlanmasi gerekir..

Laiklik yasalarla ortaya konan ve uygulanan bir siyasal olgu. Yasalari ise ülkemizde
yerine göre Danistay, Yargitay ve Anayasa Mahkemesi yorumlar. Bülent Arinc yuvrlak laflar edecegine bu yorumlarin neresine takildigini somut olarak aciklamali ve bu arada da zinhar ülkenin yüksek mahkemelerine baski yaptigi zehabini uyandirmamali. Laiklik Türkiye'de ne oldugu bir türlü anlasilmamis ve carpik uygulamalara yol acmis bir seydir ama, Bülent Arinc'in burada bir ayricaligi oldugunu kim söylüyor? Herkes bu konuda kendi kapisinin önünü süpürse laiklik kendiliginden yerine oturur!

Telli Baba
28.04.06, 14:47
Seninle bu konuyu cok tartistigim icin tekrar girmeyecegim....yalniz tartismak diyorsun, da burada yapilan tartisma degil.

Sen laikligi savunuyorum derken, kendince bir laiklik tanimi getirmissin, ve benim laiklik tanimim budur, tek gercek budur, baska gercek tanimam, baska gercek savunan seriatcidir, benden degildir ivir zivir....

Tartisma diyorsun ama tarismayla alakasi yok cünkü fundamental doktrinler bazinda bu olayi, bilimsellikten tamamen uzak, tamamen ideolojik ve fasizan bicimde konusuyorsunuz (her iki taraf da).

Laikliğin ne olduğunu ve AİHM bile bu konuda Türkiye'yi desteklediğini ve bu konuda yorumlancak hiçbirşey olmadığını neden kabul edemiyorsunuz?

Neyi tartışacağız? Din ve Devlet ayrımını mı? Dini sembollerin laiklik gereği
yasak olduğunu bu?

Burda faşizanlık yapan başka düşmanlar var deyip konuyu örtpas etmek isteyenlerdir kanaatimce.

Yakamoz
28.04.06, 14:51
Neyi tartışacağız? Din ve Devlet ayrımını mı? Dini sembollerin laiklik gereği
yasak olduğunu bu?



Peki madem sence tartisilacak bir yani yok, niye bunun adina tartisma diyorsun? Benim elestirim, burada tartisma maskesi altinda her iki tarafin sonucta sadece karsilikli saygizlik ortami yaratilmasi.

Ülkemizde o kadar konu varken, zaten sence tartismaya acik olmayan bir seye bu kadar enerji harcanmasi nedir? Cözemeyeceginiz sorunlarla ugrasacaginiza cözebilecegimiz seylerle ugrasalim.

zübeyde
28.04.06, 14:51
Laik bir devlet olmamiz, Cumhuriyetimizin sartsiz ve kaidesiz bir temel yapisidir. Tartisilmasi cok yersizdir bence.

taycunist
28.04.06, 14:52
Laikliği anlatmak ve savunmak bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak görevimdir. Elbette rahatsız olanlar başka konulara çekmek ister gündemi ama laiklik demode değildir. Din ve Devlet ayrımı demode değildir bu konu son Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı anlayana kadar tartışılmalıdır. Meric rahatsız oluyorsa kapatsın konuyu. Ermeni ve PKK Forumu olur burası ve artık sadece o konular tartışılır. Laikliği savunmayan herkimse ile milli birlik hissedemem.

Seninle bu konuyu konusmanin imkani ve ihtimaliyok. Ne tartisabiliyorsun bu konuda nede görüslere algilama durumdasin.
Senin bu tavrin, bence Despotlukdan baska bir sey degil. Benim dedik diyorsun, ve tartisma durumu yok, argumenlerle anlatilir Laiklik, zorla degil ve Yaptirimla hic degil.
Zaten seninle tartismaya kalkan senin gözünde hemen Seriat yanlisi oluyor.

Neyse ben bu konuyu kapatiyorum Arkadas.

zübeyde
28.04.06, 14:54
Cözemeyeceginiz sorunlarla ugrasacaginiza cözebilecegimiz seylerle ugrasalim.

Bunlarida laikligi konu eden siyasetcilerimizden sormaliyiz. Birlik ve beraberligimizi sarsilmayacak konularla rahatsiz etmesinler, ve bizde bu konulari ele almayalim. Meselelerimiz icin daha faydali olacak.

Yakamoz
28.04.06, 14:57
Bunlarida laikligi konu eden siyasetcilerimizden sormaliyiz. Birlik ve beraberligimizi sarsilmayacak konularla rahatsiz etmesinler, ve bizde bu konulari ele almayalim. Meselelerimiz icin daha faydali olacak.

Ben Arinc`a bunu aynen böyle söylerdim.

Peki madem bize niye tartisiyoruz?

zübeyde
28.04.06, 15:07
Ben Arinc`a bunu aynen böyle söylerdim.

Peki madem bize niye tartisiyoruz?


Hic bir önemli milli meselemizde ilerlememek icin.

Laiklik ve Cumhuriyet konulari gelecek zamanda basta gelecek konulardir. Ve bu konular, benim de milli meselelerimizde olan inatciligimi kirarsa, demekki bir zarara dogru yürüyoruz. Ama böyle gelmis böyle gider derler.

Geriye kalan sadece üzgünlük ve bir bitkinlik. Bize yakismazdi aslinda. Büyüklerimiz sag olsun.

Birde niye mi tartisiyoruz ? TBMM tartisirsa, biz ne diyelim ?

Maalesef asil konularimizdan ariniyoruz, fakat temelimiz de cok önemli. Acaba kimlere sapka kaldiriyoruz ?

Telli Baba
28.04.06, 15:08
Peki madem sence tartisilacak bir yani yok, niye bunun adina tartisma diyorsun? Benim elestirim, burada tartisma maskesi altinda her iki tarafin sonucta sadece karsilikli saygizlik ortami yaratilmasi.

Ülkemizde o kadar konu varken, zaten sence tartismaya acik olmayan bir seye bu kadar enerji harcanmasi nedir? Cözemeyeceginiz sorunlarla ugrasacaginiza cözebilecegimiz seylerle ugrasalim.

Bence sorun laikliğin yeterince anlatılmamasından kaynaklanıyor. Burda bu sorunu gidermek için tartışıyoruz. Bana despot, faşist diyenlerle saygılı tartışmak istesem bile, bana yapılan saygısızlığı görmezlikten geliyorum.

Ama bu konu Türkiye'nin konusudur, hepimizi ilgilendirir, geleceğimizi ilgendilirir Türkiye'yi ilgilendirir. Sayın Cumhurbaşkanımız boşuna irtica sorunundan bahsetmemiştir. Buna isim koymak istersek, bunlar laiklik düşmanlarıdır demek lâzım.

Telli Baba
28.04.06, 15:10
Seninle bu konuyu konusmanin imkani ve ihtimaliyok. Ne tartisabiliyorsun bu konuda nede görüslere algilama durumdasin.
Senin bu tavrin, bence Despotlukdan baska bir sey degil. Benim dedik diyorsun, ve tartisma durumu yok, argumenlerle anlatilir Laiklik, zorla degil ve Yaptirimla hic degil.
Zaten seninle tartismaya kalkan senin gözünde hemen Seriat yanlisi oluyor.

Neyse ben bu konuyu kapatiyorum Arkadas.

Bana zorbalıkla geleni aynı seviyede karşılarım. Tabii ki laikliği savunduğum için faşistim, despotum hatta Adolf Hitler'im. Seve seve.

Yakamoz
28.04.06, 15:11
Bence sorun laikliğin yeterince anlatılmamasından kaynaklanıyor. Burda bu sorunu gidermek için tartışıyoruz. Bana despot, faşist diyenlerle saygılı tartışmak istesem bile, bana yapılan saygısızlığı görmezlikten geliyorum.

Ama bu konu Türkiye'nin konusudur, hepimizi ilgilendirir, geleceğimizi ilgendilirir Türkiye'yi ilgilendirir. Sayın Cumhurbaşkanımız boşuna irtica sorunundan bahsetmemiştir. Buna isim koymak istersek, bunlar laiklik düşmanlarıdır demek lâzım.

Sevgili telli baba,

biz seninle bu tartismayi sonucsuz olarak elli defa yaptik. Konu sence laiklik, karsi taraf icin basörtüsü.

Karsi taraf diyor: Basörtüsü takan bir hanimin üniversitede okumasi laikligi tehlikeye sokmaz.

Sen diyorsun sokar......

Simdi allah askina...neyin tartismasi olacak. Tartisma aynen bu seviyelere geliyor.

Kimse burda acikca seriat olsun demiyor. Yani bunun ortak paydasi nedir?

Telli Baba
28.04.06, 15:17
Sevgili telli baba,

biz seninle bu tartismayi sonucsuz olarak elli defa yaptik. Konu sence laiklik, karsi taraf icin basörtüsü.

Karsi taraf diyor: Basörtüsü takan bir hanimin üniversitede okumasi laikligi tehlikeye sokmaz.

Sen diyorsun sokar......

Simdi allah askina...neyin tartismasi olacak. Tartisma aynen bu seviyelere geliyor.

Kimse burda acikca seriat olsun demiyor. Yani bunun ortak paydasi nedir?

Laik devlet dini sembol veya giysileri istemiyor kuruluşunda! Bunda anlamıyacak ne var? Burda tehlike olur mu olmaz mı sorunu bile yok. İlk başta din ve devlet ayrımı vardır. Bu konuda Türkiye titizdir.

tralles
28.04.06, 15:19
Kimse burda acikca seriat olsun demiyor. Yani bunun ortak paydasi nedir?

ne yani, demelerini beklemiyorsun herhalde?!
cok istiyorlarsa desinler...

Yakamoz
28.04.06, 15:27
ne yani, demelerini beklemiyorsun herhalde?!
cok istiyorlarsa desinler...

@tralles und telli baba

Irgendwie muss ich es Deutsch formulieren weil ich der Meinung bin wir reden aneinander vorbei.

Im Rahmen der Debatte um Laiklik ist das Meinungsspektrum, auch hier im Forum sehr breit.

"Laiklik" ist ein Grundprinzip des türkischen Staates. Das bedeutet in erster Linie Trennung von Staat und Religion.

Ob es ok ist, dass türkische Mädchen mit Kopftuch studieren dürfen oder nicht, ist nicht Teil der Definition sondern der Interpretation. Ob eine Studentin eine Gefahr für die laizistische Grundordnung der Türkei ist kann auch nicht abschliessend diskutiert werden, da es sich hier wiederum um eine Mutmassung oder persönliche Meinung handelt.

Ich finde es falsch, dass die Politiker regelmässig vor den Wahlen dieses Thema ausgraben. Es geht im Moment keiner Seite um das Kopftuch. Das Kopftuch wird nur als Katalysator für eine Debatte benutzt, wo es um ganz andere Themen geht.

Beide Seiten argumentieren unehrlich. Keinen geht es wirklich um das arme Mädel was gleichzeitig religiös, aber auch gebildet sein will. Es ist eine Schein- oder besser Metadebatte.

taycunist
28.04.06, 15:29
Bana zorbalıkla geleni aynı seviyede karşılarım. Tabii ki laikliği savunduğum için faşistim, despotum hatta Adolf Hitler'im. Seve seve.

Laikligi savunmak sirf sana veya bana özel bir konum degil. Laiklik zaten türkiyenin temelidir, bu böyle gelmisdir böyle gidecekdir. Ancak ve ancak bir takim toplumsal SIKINTILAR yasaniyorsa laikligi yenide, zamana ve toplumdaki insanlarin arzulari ve istekleri icerizde; saglik birsekilde yeniden tanimlama durumdayiz. Bis 1930-1940 yillarda yasamiyoruz. Takvim 2006 gösteriyor ve Insanlar hür ve irade icerisinde yasamak istiyor ve Doktrinsel Laiklik buna Izin vermiyorsa, laiklik insalarin istekleri ve arzulari icersinde reviziyona gitmelidir. Ulu önder Atatürk dedigi gibi "HAKKIMIYET KAYITSIZ SARTSIZ MILLETDEDIR". Kurumlarin ve ideolojilerin altinda degil.

Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal! :türk:

tralles
28.04.06, 15:31
dagegen ist nichts auszusetzen... nur sind hier einige user, die den laizismus nicht anders interpretieren, sondern einen regimewechsel sich herbeiwünschen. das können sie natürlich so nicht sagen...

nur, weil es niemand offen ausspricht, werde ich noch lange nicht denken, die welt, oder von mir aus das forum sei frei von solchen gesellen!

Yakamoz
28.04.06, 15:32
dagegen ist nichts auszusetzen... nur sind hier einige user, die den laizismus nicht anders interpretieren, sondern einen regimewechsel sich herbeiwünschen. das können sie natürlich so nicht sagen...

nur, weil es niemand offen ausspricht, werde ich noch lange nicht denken, die welt, oder von mir aus das forum sei frei von solchen gesellen!

Falsch wäre es aber jeden der sich nicht Gegenteilig dazu äussert zu verdächtigen er wäre ein solcher.

Almanlar biz Müslümanlari nasil topyekün töhmet altinda birakiyorsa, bu da ayni sey olur.

tralles
28.04.06, 15:44
Falsch wäre es aber jeden der sich nicht Gegenteilig dazu äussert zu verdächtigen er wäre ein solcher.

Almanlar biz Müslümanlari nasil topyekün töhmet altinda birakiyorsa, bu da ayni sey olur.

bazi seyler söylemesende bilinir... Almanlarda öyle bir ince ayar yok...

taycunist
28.04.06, 15:49
Laik devlet dini sembol veya giysileri istemiyor kuruluşunda!

Basörtü dini bir Sembol degildir. Neyani Yasli Teyzelerimiz, ninelerimiz. Ablalarmiz, bacilarimiz, basörtüyü dini Sembol diye mi takiyor? Yada üniversite Avlusuna, kizinin diploma törenine katilmak isteyip, avluya alinmayan Annalarda mi Basörtü dini sembolik olarak takiyorlar? Veya üniversite derslerine girmek isteyen genckizlarda dini vecibelerini getirdigi icin basörtü takandami; basörtüyü dini Sembol olarak takiyor? Pes dogrusu! Böyle Laiklik olmaz ve bu sekilde bir laikligide son derece karsiyim!

Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal! :türk:

Yakamoz
28.04.06, 15:49
bazi seyler söylemesende bilinir... Almanlarda öyle bir ince ayar yok...

Biliyorsun, telli baba bana bir aralar seriatci diyordu...demek ki senin ince ayar dedigin sey bazen tutmuyor.

tralles
28.04.06, 15:51
Biliyorsun, telli baba bana bir aralar seriatci diyordu...demek ki senin ince ayar dedigin sey bazen tutmuyor.

telli baba bana da fethullahci demisti... telli baba asiri hassas ve benim icin de referans verilecek üye degil... uclar daima asiri olur. biraz daha kontrollü olmak lazim :D

TSfalcon
28.04.06, 16:34
Bir seyin farkinda misiniz? Ve lütfen bu sözleri iyi düsünün.

Ülkemiz ordunun ücte birini Irak sinirina yigmakta, hemen hemern hergün olasi bir savas cikabilir. Bu olaylarin sonucunda ne olacagi belli deil.

Ülkemiz ciddi bir bölünme tehlikesi altinda, hergün insanlarimiz teröre kurban veriyor

Avrupa`da yasayan Türkler yogun bir assimilasyon ve baski kampanyasi altinda

Ermeniler üzerimize fena geliyor..

Iste böyle bir ortamda birileri cikip laiklik tartismasi, basörtüsü tartismasi cikariyor.

Amac nedir? Yukarida belirttigim ciddi konularda bilgilenmek care üretmek yerine, sizin yaptiginiz gibi kisir ve cikmaz tartismalara girip hem birbirimize düsmek hem kendimizi eglendirmek.

Bu tartisma canima tak etti.
cok kisa yazdin meric abi,hepsi cok dogru bu yazinizi kopyalip akp hükümetine Email olarak göndermek isterdim.bu tür tartismalari biz degil,akp hükümeti ortaya cikariyor.

chemiker bagi
28.04.06, 20:32
ayni seyleri tekrar tekrar yazmak istemiyorum.

*****


hadi diyelim ki, sayin arincin elikolu laiklik konusunda baglanmis.basörtüsü problemini cözemiyor.

peki, türkiyenin diger problemlerini cözmek konusunda elini kolunu baglayan mi var.?

elinde yetki var. yolsuzluklar ve dokunulmazliklar hakkinda meclise niye kanun teklifi getirmiyorlar.gelen kanun teklifini de meclis gündemine almiyor.

benim anamin basörtüsü üzerinden politika yapmasin.

Ach lass das bitte! Anaisinin üzerinden Politika yapiliyormus:rolleyes: Senin anan Trde olsaydi biraz zor takardi Basörtüsü.. Senin Annene degil bu yanlis systemin altinda ezilenlere sormak lazim, politika mi degilmi! Onlar cekiyorlar, senin Almanyada yasayan Annen degil..

Ayriyeten tekrar tekrar yazmana zaten hic gerek yoktu! Bana cevap borclu degilsin!

chemiker bagi
28.04.06, 20:41
Da kein Widerspruch seitens unsere Konservativen hier kam, ist es besser den Islam an die Standards des türkischen Staates anzupassen.

Der Islam hat sich weltlichem Recht zu beugen. Die Gesetze der Türkei sind das höchste was es an Gesetzen gibt.

Es ist schon lange die Zeit gekommen, den Laizismus Neu zu definieren lieber Telli Baba.. Die light Diktatur unter die die religiösen Menschen(türkisches Volk) leiden mussten sollte schon längst vorbei sein.. Der Islam ist aus Türkei-türkischem sicht die Welt selbst.. Natürlich muss sich auch die Türkei sich den geänderten verhältnissen der Welt anpassen, aber die Religion verbietet das ja auch nicht! Es wird aber am Haken hängen bleiben wenn man dem eigenen Volke keine Meinungs- und Religionsfreiheit gibt! Da kannste gerne mal den Polizisten oder den Soldaten in der TR nachfragen oder auch in den landesregierungen der jeweiligen Städte:rolleyes: Die können Dir eine auch eine Meinung dazu geben...

Naja ich stimme zumindest Herrn Arinc komplett zu! Weiter sooo!

dertli4u
28.04.06, 20:57
Ach lass das bitte! Anaisinin üzerinden Politika yapiliyormus:rolleyes: Senin anan Trde olsaydi biraz zor takardi Basörtüsü.. Senin Annene degil bu yanlis systemin altinda ezilenlere sormak lazim, politika mi degilmi! Onlar cekiyorlar, senin Almanyada yasayan Annen degil..

Allah insanlara akil , fikir vermis ve bunun yaninda düsünme kaabiliyeti vermis.

öyle her aklina geleni yazmana gerek yok.

benim annem, almanyada yasamiyor.benim canim annem, türkiyede yasiyor ve 70 senedir basörtüsü takiyor.

ve karsindakine hitap ederken, terbiyeli ol.

insanin müslüman olmasi icin, ilk önce terbiyeli olmasi gerekir.





Ayriyeten tekrar tekrar yazmana zaten hic gerek yoktu! Bana cevap borclu degilsin!


sana cevap borclu degilim elbette.ama inanan bir insan olarak, seni ikaz etmek görevimdir.

bu threaddeiki yazdiklarimi okudu isen, anlaman gerekir ki, basörtüsüne karsi bir tavrim yoktur.

ama,tekrar edeyim

benim annemin basörtüsü üzerinden, bacimin dini yasantisi üzerinden politika yapmaya kimsenin hakki yoktur.

*********

müslüman verdigi sözü tutar.

burada , sirf bir partiyi savunmak icin yazmamak gerekir.

sayin meclis baskani arinc ve partidaslari, secimler sirasinda, halkin karsisina cikip oy isterken, söz vermislerdi.Iktidara geldiklerinde dokunulmazlik maddesini kaldiracaklardi.

ne oldu?

söz vermenin sartlari mi degisti yoksa dokunulmazliklarin kaldirilmasina gerek mi kalmadi.

chemiker bagi
29.04.06, 02:13
Allah insanlara akil , fikir vermis ve bunun yaninda düsünme kaabiliyeti vermis.

öyle her aklina geleni yazmana gerek yok.

benim annem, almanyada yasamiyor.benim canim annem, türkiyede yasiyor ve 70 senedir basörtüsü takiyor.

ve karsindakine hitap ederken, terbiyeli ol.

insanin müslüman olmasi icin, ilk önce terbiyeli olmasi gerekir.





sana cevap borclu degilim elbette.ama inanan bir insan olarak, seni ikaz etmek görevimdir.

bu threaddeiki yazdiklarimi okudu isen, anlaman gerekir ki, basörtüsüne karsi bir tavrim yoktur.

ama,tekrar edeyim

benim annemin basörtüsü üzerinden, bacimin dini yasantisi üzerinden politika yapmaya kimsenin hakki yoktur.

*********

müslüman verdigi sözü tutar.

burada , sirf bir partiyi savunmak icin yazmamak gerekir.

sayin meclis baskani arinc ve partidaslari, secimler sirasinda, halkin karsisina cikip oy isterken, söz vermislerdi.Iktidara geldiklerinde dokunulmazlik maddesini kaldiracaklardi.

ne oldu?

söz vermenin sartlari mi degisti yoksa dokunulmazliklarin kaldirilmasina gerek mi kalmadi.

1. Bana terbiyeli ol demekle terbiyesiz diyorsun, böylece asil sen terbiye sinirini asmis oluyorsun..
2.Hangi sartlarda insanin Müslüman olacagini da sen karar veremezsin!
2. Senin Annen madem 70 yildan beri Basörtüsü takiyor, o zaman tahminimce bir 70 ile 80 yasi arasindadir. Allah uzun ömürler versin diyorum ama en gec Hastanede görürsün takiliyor mu takilmiyormu!(Hem Okullarda, hem Hastanede vs. bizzat kendi arkadaslarim, akrabalarim yasadi zorluklari)
4. Hangi Partiyi savunmusum ben önceki cevabimda. Sayin Arincin düsüncelerine saygi gösteriyorum..
5. Önce bir Laiklik(Basörtüsü) kavrami tekrar belirlensin, ondan sonra dokunulmazliga gecersiniz..

Yakamoz
29.04.06, 02:21
1. Bana terbiyeli ol demekle terbiyesiz diyorsun, böylece asil sen terbiye sinirini asmis oluyorsun..
2.Hangi sartlarda insanin Müslüman olacagini da sen karar veremezsin!
2. Senin Annen madem 70 yildan beri Basörtüsü takiyor, o zaman tahminimce bir 70 ile 80 yasi arasindadir. Allah uzun ömürler versin diyorum ama en gec Hastanede görürsün takiliyor mu takilmiyormu!(Hem Okullarda, hem Hastanede vs. bizzat kendi arkadaslarim, akrabalarim yasadi zorluklari)
4. Hangi Partiyi savunmusum ben önceki cevabimda. Sayin Arincin düsüncelerine saygi gösteriyorum..
5. Önce bir Laiklik(Basörtüsü) kavrami tekrar belirlensin, ondan sonra dokunulmazliga gecersiniz..

Chemiker bagi: Benden de bir uyari, terbiyeni taki yoksa sana güle güle!

Telli Baba
29.04.06, 11:01
Basörtü dini bir Sembol degildir.

Elbette başörtüsü bir dini semboldür ve giysidir.


Neyani Yasli Teyzelerimiz, ninelerimiz. Ablalarmiz, bacilarimiz, basörtüyü dini Sembol diye mi takiyor?

Öncelikle başörtüsünün neden takıldığını, din ile alakalı mı değil gibi konuları araştırmanı tavsiye ederim. Türkiye'de başörtüsü dini bir semboldür. Hem ben sadece sembol demedim giysiler de dedim.


Yada üniversite Avlusuna, kizinin diploma törenine katilmak isteyip, avluya alinmayan Annalarda mi Basörtü dini sembolik olarak takiyorlar?

Elbette.


Veya üniversite derslerine girmek isteyen genckizlarda dini vecibelerini getirdigi icin basörtü takandami; basörtüyü dini Sembol olarak takiyor?


Pes dogrusu! Böyle Laiklik olmaz ve bu sekilde bir laikligide son derece karsiyim!

Laiklik Türkiye'nin yani Cumhuriyet'in temelidir ve bu böyle kalacıktır. Dini sembol ve giysi yasağıyla... Neden mi? Din ve Devlet ayrımından.

Buna karşı çıkan din ve devlet ayrımını da beniseyememiş. Bana göre de Cumhuriyet'in düşmanıdır.

Telli Baba
29.04.06, 11:06
Biliyorsun, telli baba bana bir aralar seriatci diyordu...demek ki senin ince ayar dedigin sey bazen tutmuyor.

telli baba bana da fethullahci demisti... telli baba asiri hassas ve benim icin de referans verilecek üye degil... uclar daima asiri olur. biraz daha kontrollü olmak lazim :D
meric ve tralles, ince ayar için din devlet ayrımını benimseyin - yani şu an ki laik düzeni - ondan sonra Cumhuriyet'in değerleriyle pazarlık yapabiliriz.

Katiyyen ben meric'e şeriatçı gibi bir tanımala vermedim. meric gene çamur atıp izi kalsın strajesi arkasından koşuyor.

tralles, sen zamanında zaman gazetesinden bazı konular üzerinde alıntılar vermiştin. İlk mailini de unutmadım... :D

Telli Baba
29.04.06, 11:09
Es ist schon lange die Zeit gekommen, den Laizismus Neu zu definieren lieber Telli Baba.. Die light Diktatur unter die die religiösen Menschen(türkisches Volk) leiden mussten sollte schon längst vorbei sein.. Der Islam ist aus Türkei-türkischem sicht die Welt selbst.. Natürlich muss sich auch die Türkei sich den geänderten verhältnissen der Welt anpassen, aber die Religion verbietet das ja auch nicht! Es wird aber am Haken hängen bleiben wenn man dem eigenen Volke keine Meinungs- und Religionsfreiheit gibt! Da kannste gerne mal den Polizisten oder den Soldaten in der TR nachfragen oder auch in den landesregierungen der jeweiligen Städte:rolleyes: Die können Dir eine auch eine Meinung dazu geben...

Naja ich stimme zumindest Herrn Arinc komplett zu! Weiter sooo!

Wie würdest Du denn, den Laizismus 'neu definieren'?

yokyav
29.04.06, 11:38
Laiklik Türkiye'nin yani Cumhuriyet'in temelidir ve bu böyle kalacıktır. Dini sembol ve giysi yasağıyla... Neden mi? Din ve Devlet ayrımından.

Buna karşı çıkan din ve devlet ayrımını da beniseyememiş. Bana göre de Cumhuriyet'in düşmanıdır.

Buraya kadar yazdiginiz herseyin altini imzalarim ve sizinle hemfikirim.

Ancak bir soruyu sormak istiyorum. Sembol ve giysi yasagini sadece kamu görevlileri icinmi görüyorsunuz? Yoksa kamu binasina/ortamina girecek olan vatandas icindemi bu yasaklarin gecerli oldugunu düsünüyorsunuz?

Telli Baba
29.04.06, 11:50
Buraya kadar yazdiginiz herseyin altini imzalarim ve sizinle hemfikirim.

Ancak bir soruyu sormak istiyorum. Sembol ve giysi yasagini sadece kamu görevlileri icinmi görüyorsunuz? Yoksa kamu binasina/ortamina girecek olan vatandas icindemi bu yasaklarin gecerli oldugunu düsünüyorsunuz?
Devlet memurları ve işçileri için geçerli olan, elbette kamu binsasına yazılı veya üye olan kişiler için de geçerlidir. Yazılı veya üye olmayan birisi için bence önemli değil bu uygulama.

yokyav
29.04.06, 11:58
Devlet memurları ve işçileri için geçerli olan, elbette kamu binsasına yazılı veya üye olan kişiler için de geçerlidir. Yazılı veya üye olmayan birisi için bence önemli değil bu uygulama.

Devlet memur ve isciler tamam. Kamu görevlileride (Belediye görevlileri vs.) tamam. Kamu binasina yazili olmak veya üye olmak sizce ne anlama geliyor?

Türkiye Cumhuriyet'i vatandasi olan herkesi dolayli yönden üye görürüm bu cümlenize bakarak.

Telli Baba
29.04.06, 12:03
Devlet memur ve isciler tamam. Kamu görevlileride (Belediye görevlileri vs.) tamam. Kamu binasina yazili olmak veya üye olmak sizce ne anlama geliyor?

Türkiye Cumhuriyet'i vatandasi olan herkesi dolayli yönden üye görürüm bu cümlenize bakarak.

Üye ve yazılıyla örnek olarak öğrencileri sayabiliriz. Sade vatandaş hariç.

yokyav
29.04.06, 12:28
Üye ve yazılıyla örnek olarak öğrencileri sayabiliriz. Sade vatandaş hariç.

Burada fikirlerimizde biraz ayrılıyoruz!

Devletin ve kamunun, ne olursa olsun, her vatandaşa hizmet verme sorumluluğu var. Bu sebepten bu yasakları doğru buluyorum ve hiç taviz verilmeden uygulanmasını istiyorum.

Ancak bir öğrencinin bu sorumluluğu yoktur. Öğrencinin ilk sorumluluğu kendisidir. Fakat öğrencininde üyesi olduğu kurumun kurallarına uymak zorunluluğu vardır tabiiki. Bu kurallarda belirli sınırlar koyarak değiştirilebilir, eğer sadece başörtü mesele ise, ve başörtü meselesi ortadan kalkabilir.

Ancak daha öncede yazmış olduğum gibi, okullardaki başörtüsü meselesi daha çok siyasi bir mesele görüldüğünden, henüz kurallarda degişiklik yapılması taraftarı değilim.

deryatulga
29.04.06, 12:39
Cumhurbaşkanı AKP'li mi?

Avni Özgürel

26/04/2006 (2633 kişi okudu)

Başlıktaki soru ilk bakışta garip gelebilir. Sizden ricam yazının sonunda bu soruyu tekrar düşünmeniz. Türkiye'de dini söyleme dayalı siyaset her devir prim yaptı; din aleyhtarı söylem hep kaybettirdi. Cumhuriyetçi Serbest Fırka 'dinci' değildi elbette. Atatürk'ün dostu, devrimlere inanmış, her adımını Atatürk'e danışarak siyaset sahnesine çıkmıştı Fethi Okyar. Kitleleri sürüklemesine ve 'mürteci' sayılmasına sebep tek cümlesi: 'Halkın dini inancına saygılıyız.' Demokrat Parti ve Adalet Partisi de 'İslamcı' değildir. DP'nin 'dindarlık' sayılabilecek tek siyasi kararı, ezanın Arapça okunmasıdır, ki o kanun için CHP de lehte oy vermiştir. DP'nin kurucusu Celal Bayar, 'Atatürk'ü sevmek ibadettir' diyecek kadar tavizsizdi cumhuriyet ve devrimler konusunda. Atatürk'ü Koruma Kanunu da DP'nin eseri. Süleyman Demirel için de dindar, ama dini fanatizme kapalı demek hakkın teslimi olur; onun dindarlık adına yaptığı İmam Hatip Liseleri'nin çoğalmasını sağlamaktan ve dini çevrelerin sevdiği isimleri aday göstermekten ibaret. Bu kadarı dahi DP ve sonra AP'ye dindar kitlelerin oylarını akıtmaya yetmiştir.
Nizam Partisi'yle ayrışan Erbakan cephesine gelince: Rejimle kavgalı görüntü vermesine rağmen MSP, RP, FP sürecinin her aşamasında Erbakan'ın, hem partisini sistemle daha uyumlu noktaya taşıdığı, hem de kitleleri demokratik sistemin faziletine peyder pey inandırdığı inkar edilemez. Tabii bunun cumhuriyet açısından kazanım olduğu da. Bugün iktidarda olan, kimi sıkıntı ve tereddütlere rağmen ülkeyi tek başına yönetmesine itiraz edilmeyen AKP o yapının mahsulü. 'Erbakan ekolü'nün de, AKP'nin de dindarlık adına aldığı tek siyasi karar, çıkardığı tek kanun yok esasen. Evet, söylemleri dindarca, 'Şunu yapacağız, bunu edeceğiz' diyorlar, ama uygulamaya geçen tek karar, kanun yok.
Şimdi başlıktaki soruya yaklaşıyoruz: Geçmişte RP, şimdi AKP yetenekli kadrolar oluşturdu veya programlarında sihirli değnek vardı da onun için mi oy aldı? Hayır. İslamcı denilebilecek oyların oranının yüzde 5'i bulmadığını biliyoruz. Geçmişte RP'yi iktidar ortağı haline getiren de, bugün AKP'yi anayasayı değiştirecek güçle hükümet yapan da, önemli kısmı ibadetini aksatan, dindarlığı ezan okunurken derli toplu oturmasında, Ramazan'da oruç tutmasında v.s. yansıyan sıradan Müslümanlar.
Hak ettiklerinden fazla rağbet görmelerini sağlayan, bu partilerin dini referanslı olduklarını, kendilerinin söylemesine gerek kalmadan her vesileyle hatırlatan muhalifleridir. Erbakan'ın neredeyse kampanya yapmadan birinci parti oluşunu hatırlayın. Atatürk posterleriyle yürüyüşleri, 10. yıl marşıyla süslenen gösterileri, 28 Şubat sürecini v.s. Sonra o vaveylanın kime fayda sağladığı gelsin takılsın aklınıza. Bu 'kuru gürültü'nün AKP'nin tek başına iktidar olmasında rol oynayıp oynamadığını düşünün. Bir kısım aydının kışkırtmasıyla asker kesiminde etkili, Çankaya'ya hakim olan kanaatin aksine Türkiye'de irtica tehlikesi yok. Erdoğan'ın Türkiye'ye şeriatçı bir düzen getirmek istediği iddiası, 'siyasi şaka'dan öte kıymet taşımaz.
Tarikatların neredeyse tamamının holdinge dönüştüğü bir dönemde 'İrtica' diye ortalığı ayağa kaldırmanın bence 'hakikat lugatı'yla tercümesi, 'Mevki ve mevzi kaybediyoruz, üstelik biz yiyemiyoruz bunlar yiyiyor'dur. Böyle olunca, Sezer'in 'arşivlik' sanılan sözlerinin gerçekte AKP cephesini pekiştirmekten başka bir şeye yaramadığını görürsünüz. O maksatla hareket ettiyse el'hak doğru yapmıştır Sezer. AKP içinde son zamanlarda beliren tereddüt, oluşmaya başladığı izlenimi veren kamplaşma sanırım izale olmuştur... Kendilerinin gerektiğinde dini özgürlüklerin kısıtlanabileceğini söylemesini de ben ' Doğru bir yer seçmişsiniz sakın ola ki AKP'den kopayım demeyin!' diye okuyorum.

zübeyde
29.04.06, 12:48
Aman, aman herkes partisine sadik kalsin.
Sayin Cumhurbaskanimiz Sezer kesinlikle AKP li degildir. :brüll:

AKP li Cumhurbaskani daha gelecekmis !

(Nerde cikti bu güzel yazi ?)

yokyav
29.04.06, 12:54
Cumhurbaşkanı AKP'li mi?

Avni Özgürel



Bu zat kimdir ve nerede yaşar? Bu yazı nerede kaleme alınmıştır?

ottoman1299
29.04.06, 12:55
Elbette başörtüsü bir dini semboldür ve giysidir. yanlis!
basörtülü insanlar her kesimde var. CHP'den tut ANAP, AKP, SADET, MHP, DSP...
Türkiye'nin siyasi partleri ile ortaya cikmis bir giyisi gibi kabul etmen, ne akla ne de mantiga sigiyor.



Öncelikle başörtüsünün neden takıldığını, din ile alakalı mı değil gibi konuları araştırmanı tavsiye ederim. Türkiye'de başörtüsü dini bir semboldür. Hem ben sadece sembol demedim giysiler de dedim. neyi ararstiracaksin? basörtüsü türk milletine islamiyet ile beraber girmis 1000yillik giysi.



Laiklik Türkiye'nin yani Cumhuriyet'in temelidir ve bu böyle kalacıktır. Dini sembol ve giysi yasağıyla... Neden mi? Din ve Devlet ayrımından.
Laiklik'ligin giyisi yasagi nerede? Kendine göre yugurma Laiklik'ligi!



Buna karşı çıkan din ve devlet ayrımını da beniseyememiş. Bana göre de Cumhuriyet'in düşmanıdır. Ne kadar Cumhuriyet düsmani varmis, bizim haberimiz yokmus...

deryatulga
29.04.06, 12:57
Bu zat kimdir ve nerede yaşar? Bu yazı nerede kaleme alınmıştır?

Bu zat MHP kökenlidir, simdi Radikal gazetesinde kösesi var. Bilenler bilir kendisini.

Yakamoz
29.04.06, 13:01
Buna karşı çıkan din ve devlet ayrımını da beniseyememiş. Bana göre de Cumhuriyet'in düşmanıdır.

Bunu bana biraz daha aciklarmisin? Her basörtüsü takan insan, Cumhuriyeti yikmak mi istiyor?

Iste bu kullandigin cümleler, senin karsindaki insanlara takindigin tavriu göstermek acisindan cok iyi.

Basörtüsü ile üniversite`de okuyan herkez "VATAN HAINI"!!! Iste bu konuda yaniliyorsun.

yokyav
29.04.06, 13:02
Bu zat MHP kökenlidir, simdi Radikal gazetesinde kösesi var. Bilenler bilir kendisini.

Enterasan! Zaman zaman Radikal gazetesinide okurum internette. Hiç dikkatimi çekmemiş.

Ama yazdıklarından dolayı Türkiye'de yaşadığından şüphe ederim!

zübeyde
29.04.06, 13:04
Enterasan! Zaman zaman Radikal gazetesinide okurum internette. Hiç dikkatimi çekmemiş.

Ama yazdıklarından dolayı Türkiye'de yaşadığından şüphe ederim!

Biraz fazla hayalperest bir sahis galiba ?:brüll:

deryatulga
29.04.06, 13:05
Enterasan! Zaman zaman Radikal gazetesinide okurum internette. Hiç dikkatimi çekmemiş.

Ama yazdıklarından dolayı Türkiye'de yaşadığından şüphe ederim!

Sadece Türkiye'de yasamaz, her tarafta da gözü ve kulagi vardir. Buna ragmen, sen itiraz ettigin noktalari irdele de, burasi böylesine önemli bir konuda kahvehane geyigi düzeyinin biraz olsun üstüne ciksin.

taycunist
29.04.06, 13:37
Elbette başörtüsü bir dini semboldür ve giysidir.
Öncelikle başörtüsünün neden takıldığını, din ile alakalı mı değil gibi konuları araştırmanı tavsiye ederim. Türkiye'de başörtüsü dini bir semboldür. Hem ben sadece sembol demedim giysiler de dedim.
Elbette.

Laiklik Türkiye'nin yani Cumhuriyet'in temelidir ve bu böyle kalacıktır. Dini sembol ve giysi yasağıyla... Neden mi? Din ve Devlet ayrımından.

Buna karşı çıkan din ve devlet ayrımını da beniseyememiş. Bana göre de Cumhuriyet'in düşmanıdır.

Yani beni yine Devlet düsmani yapdinya:kafa: Ben sana göre Seriat yanlisi ve taritkatciyimdir. Eger ben Din íle devlet islerine ayirt edemiyorsam, hic kimse edemiyordur. Herkezi ayni kefene koyup genelleme yapmak, hep almanlarin yapdigi ve bizimde sikayet ettimiz durumu, sen simdi aynisi yapiyorsun. ALLEGEMEIN PAUSCHALISIEREN.Böyle kabul edilemez
:kafa: Hayir efendim, bu sekildeki zorba Laiklik kalkacak ve kalmak zorunda. Basörtü dini bir sembol degildir!!!!!!!!! Basörtü kültürel getiri ve örfsel yasantinin sonucu,ortaya cikmis bir giyim seklinin bir parcasidir. Benim Annem ve Teyzelerimde Basörtüyü takiyor ve takma neden dinle ile ilgili degil. Zaten fazla dindar insanlar degillerki!Basörtü kültürel yasanti ile alakasi var. Bak bakalim Eski Yörüklerin resimlerine: Kadinlarin hepsi basörtü takar, dinden dolayi degil,yasayis sekli, kültürel yasantidan dolayi. Ege ve cevresinde Benim gibi binlerce yasiyor Yörük yasiyor ve özellikle büyüklermiz hemen hepsi Basörtülüdür. Kimsenin Seriat filan istedigi yok, zaten gelemez Seriat bir düzen, bizim dedelerin Kuvayyi-Milli ruhu ile yetistirilmisdir ve bu ugruda canlarinida vermisler! Bu arada mutlaka sen bir tarafdaki asiri ucsan,gider ucda yani Asiri dinsel kesimdede bu konuyu saptirmaya calisanlar var malesef.

Bu arada bir bez Parcasi ile Laiklik tehlike girmez, giren diye idda eden, paranoyadir.

Elbette Türkiye Laikdir ve Laik kalacak.Ama artik zaman geldi bu Laikligi yeni Yorumlamaya. Böyle Post-kemalist akimlarin laikligi , laikligi degil; Zorbalikdir!


Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal! :türk:

deryatulga
29.04.06, 13:45
Biraz fazla hayalperest bir sahis galiba ?:brüll:

Öyledir, devletin istihbarat örgütleriyle de yakin iliskisi vardir!

yokyav
29.04.06, 13:48
Sadece Türkiye'de yasamaz, her tarafta da gözü ve kulagi vardir. Buna ragmen, sen itiraz ettigin noktalari irdele de, burasi böylesine önemli bir konuda kahvehane geyigi düzeyinin biraz olsun üstüne ciksin.

Haklisin! Kusuruma bakma! Bazilarinin kapasitesi detay bilgi eksikliginden geyik yapmaktan baska daha ileri gitmiyor. Bende onlardan bir tanesiyim iste. Sadece mantigim ve yasam tecrübelerim ile konulara bakmaya calisiyorum.

Ama yinede belki biraz genel olarak, geyik yaparakda irdeleyebiliriz biraz.

Saydigi kisilerin veya partilerin bazilarinin Türkiye'de laiklikten uzak genel herhangi bir yasaya imza atmadiklari belki dogrudur. Aksini söyleyemem, cünkü bilmiyorum. Ama hükümete ortak olduklari zaman sistem icerisinde uygulamada yapilmak istenenleri gördük ve görüyoruz. Genel yasa degisiklerinide TSK'nin etkisi dolayisiyla cikarmaya yeltenmemislerdir kanimca.

Konuya sadece yasa cikarmadilar diye bakmaya kalkarsam adama hak veririm. Ancak is sadace yasa cikarmamakla olmuyor.

MSP ilk iktidar ortagi oldugu zaman yapilan ilk uygulamalardan birisi, devlet misafirhane ve kamplarinda aninda icki yasagi konulmasidir.

Poseidon
29.04.06, 14:11
Also praktisch gesehen wird in der Türkei der Laizismus nicht so ausgeübt wie es eigentlich sein sollte. Natürlich lässt sich darüber streiten inwiefern die Diyanet das Kalifat ersetzt. Fakt ist man kann kompromisse eingehen wie man ja im sehen kann. Also warum regen sich dann manche leute so wehement auf wenn man den Laizismus neu definieren will?


vielleicht solltet ihr endlich mal Abstand nehmen von diesem Kalifats-Ding.
Dieses Thema ist doch genau das , mit dem soviel "Beyin yikama" betrieben wird.

Die die versuchen unterschwellig und subtil, bestehende Standards in der Zeit wieder zurückzudrehen, so wie B.Arinc, betreiben nach meiner Meinung doch nur geistige Brandstifterei weil sie der Öffentlichkeit vorgaukeln, dass man den Laizisimus diskutieren kann.
Das kann man definitiv nicht. Da gibt es aber überhaupt nichts neu zu definieren. Diese Definition steht bereist fest und wird es immer bleiben.
Egal wer da meint etwas neu interpretieren zu müssen.

Das Kopftuch ist doch erst von den Islamisten zum politischen Thema gemacht worden. Seitdem meint man dass wenn das Kopftuch in öffentlichen Einrichtungen nicht erlaubt ist, würde man die Religionsfreiheit einschränken.
Das ist genau die Gehirnwäsche die dazu dient einer freien toleranten Gesellschaft das Wasser abzugraben. Um gläubig zu sein muss eine Frau ihre Relgiosität nicht in Staatsämtern und Uni's zur Schau tragen.
In den 80er Jahren haben die Islamisten jungen Mädchen aus sozial schwachen Familen Geld angeboten, wenn sie mit dem Kopftuch zur Uni gehen. Das Thema wurde und wird benutzt um zu polemisieren. Um den Glauben geht es dabei doch schon lange nicht mehr.

Die Türkei soll nach Meinung der AKP in einen "modernen islamischen Staat" überführt werden.Mit einem Islam der "modern, demokratisch und ungefährlich" für amerikanische Interessen ist. Das ist genau das Ziel was die amerikanischen Nahost Strategen des American Enterprise Intsitute für den nahen Osten vorgesehen haben.
Die AKP und ihre Regierung sind die willigen Vollstrecker dieser Politik und das grösste Hindernis zu diesem Ziel ist die laizistische Republik Türkei mit ihren von M.K.Atatürk formulierten Grundsätzen.

gruss

Poseidon

deryatulga
29.04.06, 14:14
Haklisin! Kusuruma bakma! Bazilarinin kapasitesi detay bilgi eksikliginden geyik yapmaktan baska daha ileri gitmiyor. Bende onlardan bir tanesiyim iste. Sadece mantigim ve yasam tecrübelerim ile konulara bakmaya calisiyorum.

Ama yinede belki biraz genel olarak, geyik yaparakda irdeleyebiliriz biraz.

Saydigi kisilerin veya partilerin bazilarinin Türkiye'de laiklikten uzak genel herhangi bir yasaya imza atmadiklari belki dogrudur. Aksini söyleyemem, cünkü bilmiyorum. Ama hükümete ortak olduklari zaman sistem icerisinde uygulamada yapilmak istenenleri gördük ve görüyoruz. Genel yasa degisiklerinide TSK'nin etkisi dolayisiyla cikarmaya yeltenmemislerdir kanimca.

Konuya sadece yasa cikarmadilar diye bakmaya kalkarsam adama hak veririm. Ancak is sadace yasa cikarmamakla olmuyor.

MSP ilk iktidar ortagi oldugu zaman yapilan ilk uygulamalardan birisi, devlet misafirhane ve kamplarinda aninda icki yasagi konulmasidir.

Laikligin ölcütü buysa Kanada'da ailelerin geldigi her yerde icki yasagi var, buna
Milli Parklar da dahil. Türkiye'de gercek anlamda icki yasagini bir 4.Murat koymustur bir de Atatürk'ün baskani oldugu Büyük Millet Meclisi!

ottoman1299
29.04.06, 14:18
Yorum - Prof. Dr. Mustafa Erdoğan (http://www.politikcity.de/forum/)
Anayasa’nın 24. maddesi ve laiklik (http://www.politikcity.de/forum/)



Türkiye’nin gerek siyasetinde gerekse hukuk uygulamasında lâiklik ve onunla bağlantılı sorunlar her zaman hararetli tartışmalara konu olmuştur. Bunun temel nedeni, Cumhuriyet’in modernleşme projesinin ve onunla uyumlu anayasa geleneğinin kendine özgü niteliğidir. Çünkü, “lâiklik”, milliyetçilikle birlikte, bu geleneğin temel taşlarından biridir.

Lâiklik tartışması son günlerde yeniden gündemimize girmiş bulunuyor. Ve tabiî, her zaman olduğu gibi yanlış bir şekilde... “Yanlış” nitelemesini kavramın siyaset ve hukuk teorisindeki olağan anlamını esas alarak kullanıyorum. Yoksa, itiraf etmek gerekir ki, devlet seçkinlerinin ve onlarla aynı doğrultuda düşünen büyük medyanın lâiklikle ilgili kaygıları Cumhuriyet’in resmî geleneğiyle gayet uyumludur.
Söz konusu geleneğin önemli bir özelliği, lâikliği Cumhuriyet’in en karakteristik vasfı olarak görmesidir. Gerçi, bunun kendi başına Batı demokrasilerinin arkasında yatan temel düşünceyle çok da tutarsız olduğu söylenemez. Nitekim, oralarda da lâiklik siyasî örgütlenmenin temel ilkelerinden biridir. Ne var ki, Türkiye’deki resmî yorumun ayırt edici yanı, lâikliği bir özgürlük ve barış ilkesi olarak değil de devletin sivil hayatı kontrol etme aracı olarak görmesidir ki, özgürlükçü Batı demokrasilerinde böyle bir anlayışa yer yoktur.
Konunun farklı yönlerinin hepsini bu kısa yazıda ele almağa elbette imkân yok. Esasen bunu başka vesilelerle kısmen yaptım. Ama anlamlı bir örnekten hareketle, resmî lâiklik yorumunun hür ve medenî bir toplumun gerekleriyle bağdaşmadığını bir kere daha gösterebilirim sanıyorum. Bu örnek Anayasa’nın 24. maddesidir.
Önce bu maddeyle ilgili bir yaygın yanlışın düzeltilmesi gerek. Din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili bu hükümde resmî lâiklik yorumunun etkisi bariz olmakla beraber, teknik açıdan bunu -iddia edildiği gibi- “lâikliğin tanımı” olarak nitelendirmek doğru değildir. Bir kere, 24. madde hükmü Anayasa’nın temel haklarla ilgili bir bölümünde yer almaktadır ve dolayısıyla “laiklik”i değil, başlığında da belirtildiği gibi, “din ve vicdan hürriyeti”ni düzenleme amacıyla sevk edilmiştir. İkincisi, lâiklikle ilgili bir tanım olsa olsa “Cumhuriyetin nitelikleri”ni belirten Anayasa hükmünde yer almak gerekirdi. Normalde amacı bir temel hakkı güvence altına almak olması gereken bir hükümden, o hakkı kategorik olarak kısıtlayacak bir genel ilkeyi türetmeye çalışmak anayasa tekniğiyle bağdaşmaz.
24. madde, laikliği tanımlamıyor...
Şimdi, 24. maddeye daha yakından bakalım. Bu maddenin lâiklik tartışmalarıyla doğrudan doğruya ilgili olan son fıkrası şöyledir: “Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”
Bu hükmün en fazla dikkati çeken özelliği, din özgürlüğünü başlı başına korunması gereken bir değer olarak görmemesi, fakat ona resmî lâiklik doktrinine hizmet etmesi ölçüsünde araçsal bir değer biçmesidir. Bununla tutarlı olarak, söz konusu hüküm, din özgürlüğüne ve dolayısıyla dindarların sivil ve siyasî özgürlüklerine alışılmadık ölçüde ön yargıyla yaklaşmaktadır. O kadar ki, Anayasa koyucunun aklına, başka hiçbir temel hak için değil de sadece din ve vicdan özgürlüğü için “hakkın kötüye kullanılması” gelmektedir. Oysa, zaten Anayasa’nın 14. maddesi temel hakların “kötüye kullanılması”nı genel olarak yasaklamıştır. Üstelik orada da “lâik Cumhuriyet” özel olarak vurgulanmıştır.
Dikkatle incelendiğinde Anayasa’nın 24. maddesinin son fıkrası gerçekte dindarların kamu alanında dine herhangi bir biçimde atıf yapmalarını ve bu sıfatla kamu hayatına ilişkin olarak herhangi bir iddiada bulunmalarını, kategorik olarak din özgürlüğünün “kötüye kullanılması” veya “din istismarı” saymakta ve bu suretle bir demokraside makul olmayacak genişlikte genel bir yasak getirmektedir.
Ayrıca, söz konusu fıkranın formülasyonu başka bir açıdan da çoğulcu-demokratik anlayışla apaçık bir karşıtlık içindedir. Nitekim, fıkra devletin sadece siyasî ve hukukî düzenini değil, fakat aynı zamanda “sosyal ve ekonomik düzenini” de, üstelik “kısmen de olsa”, din kurallarına dayandırmayı yasaklamaktadır. Bu noktaya sanırım daha önce Kürşat Bumin de dikkat çekmişti. Kimsenin -özellikle de 24. maddeyi “lâikliğin tanımı” olarak görenlerin- aklına, “sosyal ve ekonomik düzen”in devletleştirildiği bir sisteme nasıl demokrasi denebileceğini sormak gelmiyor. Sahi, insanî varoluşun -sosyal ve ekonomik olanı dahil- bütün yönlerini devletin kuşattığı sistemlere totaliter sistemler demiyor muyduk?.. Hem sonra, “hür dünya”da sosyal ve ekonomik hayatın din kurallarından etkilenmediği bir ülke var mıdır?.. Kendi iktisadî iş ve ilişkilerini dinî inancına göre yürütmek isteyenlere hür bir toplumda yer yok mudur?.. Eğer -”kamusal alan”dan geçtik- soyal düzen de devletin ise, o zaman dinî bayramları, din kurallarına göre icra edilen resmî cenaze törenlerini de yasaklamamız gerekmez mi?..
Sonuç olarak, Anayasa’nın 24. maddesinin amacı, ne din ve vicdan özgürlüğünü doğru-dürüst bir güvenceye kavuşturmak ne de doğru-dürüst bir lâiklik tanımı yapmaktır. Bu maddenin işlevi, yabancı bir gözlemcinin de belirttiği gibi, din özgürlüğünü hiçbir çağdaş demokraside örneği görülmeyecek şekilde “dar bir kişisel alana sıkıştırmak”tır. Onun için, lâiklik tartışmalarında ikide bir bu hükme atıf yapanlar, böyle yapmakla tartışmanın biteceğini sanıyorlarsa, sadece kendilerini kandırmış olurlar. Bu tartışmada 24. maddenin nihaî bir hakem değeri olması şöyle dursun, bunun devreye sokulması halinde tartışmanın daha da içinden çıkılmaz hale geleceği kesindir. Nitekim öyle de oluyor.

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ



29.04.2006


http://www.zaman.com.tr/?bl=yorumlar&alt=&trh=20060429&hn=280612

Yakamoz
29.04.06, 14:20
vielleicht solltet ihr endlich mal Abstand nehmen von diesem Kalifats-Ding.
Dieses Thema ist doch genau das , mit dem soviel "Beyin yikama" betrieben wird.

Die die versuchen unterschwellig und subtil, bestehende Standards in der Zeit wieder zurückzudrehen, so wie B.Arinc, betreiben nach meiner Meinung doch nur geistige Brandstifterei weil sie der Öffentlichkeit vorgaukeln, dass man den Laizisimus diskutieren kann.
Das kann man definitiv nicht. Da gibt es aber überhaupt nichts neu zu definieren. Diese Definition steht bereist fest und wird es immer bleiben.
Egal wer da meint etwas neu interpretieren zu müssen.

Ich finde die These richtig, das die AKP mit der Diskussion andere Ziele bezweckt.



Das Kopftuch ist doch erst von den Islamisten zum politischen Thema gemacht worden. Seitdem meint man dass wenn das Kopftuch in öffentlichen Einrichtungen nicht erlaubt ist, würde man die Religionsfreiheit einschränken.
Das ist genau die Gehirnwäsche die dazu dient einer freien toleranten Gesellschaft das Wasser abzugraben. Um gläubig zu sein muss eine Frau ihre Relgiosität nicht in Staatsämtern und Uni's zur Schau tragen.

Diese Aussage halte ich für undemokratisch. In einem Land, dass Frieden mit seiner Bevölkerung geschlossen hat ist es irrelevant wie sich die Leute kleiden. Auch die evtl. Instrumentalisierung des Kopftuches darf nicht zu einer Generalbestrafung aller Kopftuchträgerinnen führen. Zumal ist das Kopftuch ja kein türkisches, sondern ein islamischen Ländern verbreitetes Phänomen.



In den 80er Jahren haben die Islamisten jungen Mädchen aus sozial schwachen Familen Geld angeboten, wenn sie mit dem Kopftuch zur Uni gehen. Das Thema wurde und wird benutzt um zu polemisieren. Um den Glauben geht es dabei doch schon lange nicht mehr.

Wer hat und wurde eigentlich in diesen Zeiten an den Unis nicht instrumentalisiert. Da reichte es schon, wenn dein Bart falsch aussah. Mit links und rechts hat man seinen politischen Frieden geschlossen. Auch religiöse Menschen sind Teil unserer Gesellschaft und die Dämonisierung von Kopftuchträgerinnen dient nur dazu eine "Armee von frustierten, potentiellen "Laiklik düsmani" Mütter zu produzieren, die wiederum entsprechende Werte an Ihre Kinder weiter gibt. Eine Frau, die wg. dem Kopftuch nicht studieren darf, wird sicherlich am Ende keine positiven Assoziationen mit Laiklik und dem Urheber Atatürk in Verbindung bringen.


Die Türkei soll nach Meinung der AKP in einen "modernen islamischen Staat" überführt werden.Mit einem Islam der "modern, demokratisch und ungefährlich" für amerikanische Interessen ist. Das ist genau das Ziel was die amerikanischen Nahost Strategen des American Enterprise Intsitute für den nahen Osten vorgesehen haben.
Die AKP und ihre Regierung sind die willigen Vollstrecker dieser Politik und das grösste Hindernis zu diesem Ziel ist die laizistische Republik Türkei mit ihren von M.K.Atatürk formulierten Grundsätzen.

gruss

Poseidon

Das Kopftuchproblem ist eines dass schon länger existiert als die AKP. So zu tun, als wäre es jetzt nur ein kleines, punktuelles, zeitlich begrenztes Thema, bedeutet nur den Kopf in den Sand zu stecken.

dertli4u
29.04.06, 15:26
1. Bana terbiyeli ol demekle terbiyesiz diyorsun, böylece asil sen terbiye sinirini asmis oluyorsun..

terbiyeli olmak veya olmamak subjektif tanimlamalardir. okuyan arkadaslar, benim terbiyeli olup olmadigimi biliyorlardir.ben kendim karar vermiyeyim.


Allah uzun ömürler versin

amin.cümlemize.


2. Senin Annen madem 70 yildan beri Basörtüsü takiyor, o zaman tahminimce bir 70 ile 80 yasi arasindadir. Allah uzun ömürler versin diyorum ama en gec Hastanede görürsün takiliyor mu takilmiyormu?

benim annem, hastaneye gittiginde de takiyor basörtüsünü.hem de GATA askeri hastanesine gittiginde.ve simdiye kadar kimse karismadi kendisine.

Ama, elbette bahsettigin türden zorluklarla karsilasanlar olmustur.Konumuz o degil.konumuz bu meselenin siyasallastirilmasi ve bugünkü duruma sokulmus olmasi.






5. Önce bir Laiklik(Basörtüsü) kavrami tekrar belirlensin, ondan sonra dokunulmazliga gecersiniz..



kuranda veya hadiste, laiklik(basörtüsü) kavrami belirlenmedigi müddetce, yolsuzluk, hirsizlik yapilmasi serbesttir diye bir emir mi var.laiklik kavrami belirlenene kadar, dokunulmazlik zirhina bürünmek ile ilgili bir izin varda, ben mi bilmiyorum.

beni aydinlatirsan sevinirim.

verda
29.04.06, 16:15
Yani beni yine Devlet düsmani yapdinya:kafa: Ben sana göre Seriat yanlisi ve taritkatciyimdir. Eger ben Din íle devlet islerine ayirt edemiyorsam, hic kimse edemiyordur. Herkezi ayni kefene koyup genelleme yapmak, hep almanlarin yapdigi ve bizimde sikayet ettimiz durumu, sen simdi aynisi yapiyorsun. ALLEGEMEIN PAUSCHALISIEREN.Böyle kabul edilemez
:kafa: Hayir efendim, bu sekildeki zorba Laiklik kalkacak ve kalmak zorunda. Basörtü dini bir sembol degildir!!!!!!!!! Basörtü kültürel getiri ve örfsel yasantinin sonucu,ortaya cikmis bir giyim seklinin bir parcasidir. Benim Annem ve Teyzelerimde Basörtüyü takiyor ve takma neden dinle ile ilgili degil. Zaten fazla dindar insanlar degillerki!Basörtü kültürel yasanti ile alakasi var. Bak bakalim Eski Yörüklerin resimlerine: Kadinlarin hepsi basörtü takar, dinden dolayi degil,yasayis sekli, kültürel yasantidan dolayi. Bu arada mutlaka sen bir tarafdaki asiri ucsan,gider ucda yani Asiri dinsel kesimdede bu konuyu saptirmaya calisanlar var malesef.

Bu arada bir bez Parcasi ile Laiklik tehlike girmez, giren diye idda eden, paranoyadir.

Elbette Türkiye Laikdir ve Laik kalacak.Ama artik zaman geldi bu Laikligi yeni Yorumlamaya. Böyle Post-kemalist akimlarin laikligi , laikligi degil; Zorbalikdir!


Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal! :türk:


taycunist eline saglik kardesim!


@telli baba
telli nichts gegen dich ,aber irgendwie hast du dich mit deiner meinung festgefahren und wiederholst immer die gleichen argumente...
du hörst dich an als ob jeder der ein kopftuch trägt oder den laizismus hinterfragt/kritisiert,nach der sharia schreien würde. dem ist aber nicht so! ich wünschte ,daß du es zur kenntnis nehmen könntest und die sache nicht verallgemeinerst.ich glaube jeder ,der türkei liebt würde die sharia in unserem land nicht akzeptieren.
es gibt immer ausnahmen,die übertreiben und da finde ich es gut wenn man auf den laizismus besteht,aber wie gesagt bitte nicht generalisieren...

dertli4u
29.04.06, 16:33
taycunist eline saglik kardesim!



es gibt immer ausnahmen,die übertreiben und da finde ich es gut wenn man auf den laizismus besteht,aber wie gesagt bitte nicht generalisieren...

Tüm basörtüsü tartismasinda yapilan yanlis, konunun siyasallastirilmasidir.

1-basörtüsü takan hanimlar, illa cumhuriyet düsmani degildir.

2-basörtüsü yasagini savunanlar illa islam düsmani degil.

*********

bence, basörtüsü yasagi gereksizdir.Insanlar istedigi gibi(baskasini rahatsiz etmedigi müddetce) giyinebilirler.bir bayanin basindaki basörtüsü, bana bir zarar vermiyorki.

ayrica, devlet ve cumhuriyet rejimi düsmani olmak icin, illa basörtüsü takmak gerekmiyor ki.

kafasi acik dolasip, bu devlete düsman olan, rejimi yikmak isteyen bircok insan var. IHD baskani eren keskinin kafasi basörtülü degil ama TC.devletini yikmaya yemin etmis biri.

zübeyde
29.04.06, 16:38
Tüm basörtüsü tartismasinda yapilan yanlis, konunun siyasallastirilmasidir.

1-basörtüsü takan hanimlar, illa cumhuriyet düsmani degildir.

2-basörtüsü yasagini savunanlar illa islam düsmani degil.

*********

bence, basörtüsü yasagi gereksizdir.Insanlar istedigi gibi(baskasini rahatsiz etmedigi müddetce) giyinebilirler.bir bayanin basindaki basörtüsü, bana bir zarar vermiyorki.

ayrica, devlet ve cumhuriyet rejimi düsmani olmak icin, illa basörtüsü takmak gerekmiyor ki.

kafasi acik dolasip, bu devlete düsman olan, rejimi yikmak isteyen bircok insan var. IHD baskani eren keskinin kafasi basörtülü degil ama TC.devletini yikmaya yemin etmis biri.


Sizce sInIr nerde olabilir ? Mesela ben basörtüyle yetinmeyip, bir gün carsaf giyersem ? Ozaman bana karsi cikmazsiniz umarim.

verda
29.04.06, 16:54
Sizce sInIr nerde olabilir ? Mesela ben basörtüyle yetinmeyip, bir gün carsaf giyersem ? Ozaman bana karsi cikmazsiniz umarim.

zübeydecigim,
basörtüsü dururken ,carsafa ne hacet? :lach:

Hammerlord
29.04.06, 16:55
Wisst ihr überhaupt was Sharia ist? Ich nicht.

Detan
29.04.06, 16:56
taycunist eline saglik kardesim!


@telli baba
telli nichts gegen dich ,aber irgendwie hast du dich mit deiner meinung festgefahren und wiederholst immer die gleichen argumente...
du hörst dich an als ob jeder der ein kopftuch trägt oder den laizismus hinterfragt/kritisiert,nach der sharia schreien würde. dem ist aber nicht so! ich wünschte ,daß du es zur kenntnis nehmen könntest und die sache nicht verallgemeinerst.ich glaube jeder ,der türkei liebt würde die sharia in unserem land nicht akzeptieren.
es gibt immer ausnahmen,die übertreiben und da finde ich es gut wenn man auf den laizismus besteht,aber wie gesagt bitte nicht generalisieren...

Ben bu konuda Telliyi hakli görüyorum. Öyle bir zamada yasiyoruz ki, artik dinci kesim acik acik rejim karsiti gövde gösterisi yapiyor. Konyada basörtüsüz bir muhabir linc edilmek isteniyor, Istanbulda kampüs basilip, kadinlara zorla basörtü takiliyor ve kuran okutuluyor.

Bu kesim herkesi kendileri gibi aptal saniyor. Demokrasi istiyoruz, esit hak istiyoruz derler, ama basa geldikleri an bir an terredüt etmeden hemen kadrolasip kendi dini yasaklari bize dayatirlar. Bu iki yüzlülügün daniskasi.

Bu zamanda laikliden taviz vermek, bunlara yanlis sinyali verir.

dertli4u
29.04.06, 16:58
Sizce sInIr nerde olabilir ? Mesela ben basörtüyle yetinmeyip, bir gün carsaf giyersem ? Ozaman bana karsi cikmazsiniz umarim.

güzel bir soru.



özgürlükler, baskalarinin özgürlük noktasinda sona erer.

1-Burka türü bir carsafa karsi cikarim.cünkü, karsimdaki kisinin kimligini tanimak hakkina sahibim.dost mu düsman mi oldugunu bilmem gerekir.ayrica, emniyet tedbirleri ve hukuk bakimindan da, insanlarin kimliginin taninabilmesi lazim.

2-yüzün acik oldugu carsafa ise,
a-toplum adina karsi cikarim.
b- din adina karsi cikarim.

dertli4u
29.04.06, 17:05
Wisst ihr überhaupt was Sharia ist? Ich nicht.

seriat=
1-büyük ve genis cadde
2-nur, aydinlik, isik
3-hak din yolu, islamiyet

scharia/$er =
1-Allahin emir ve yasaklarinin bütünü.
2-islam kanunu

verda
29.04.06, 17:05
Tüm basörtüsü tartismasinda yapilan yanlis, konunun siyasallastirilmasidir.

1-basörtüsü takan hanimlar, illa cumhuriyet düsmani degildir.

2-basörtüsü yasagini savunanlar illa islam düsmani degil.

*********

bence, basörtüsü yasagi gereksizdir.Insanlar istedigi gibi(baskasini rahatsiz etmedigi müddetce) giyinebilirler.bir bayanin basindaki basörtüsü, bana bir zarar vermiyorki.

ayrica, devlet ve cumhuriyet rejimi düsmani olmak icin, illa basörtüsü takmak gerekmiyor ki.

kafasi acik dolasip, bu devlete düsman olan, rejimi yikmak isteyen bircok insan var. IHD baskani eren keskinin kafasi basörtülü degil ama TC.devletini yikmaya yemin etmis biri.

haklisin dertli abi,
ama ne yazikki herkesin böyle bir bakis acisi yok,malesef...

bizim birbirimize saygi duymamiz ve birlik beraberlik icin, illa "devlet elden gidiyor" hissine mi kapilmamiz gerekiyor?

zübeyde
29.04.06, 17:07
zübeydecigim,
basörtüsü dururken ,carsafa ne hacet? :lach:



O soruyu da belki bir gün sorariz, olurya.

Basörtünün cok dogal ve normal bir geleneksel anlami vardi bende eskiden. Bazi bayanlar takar, bazilari takmaz. Gayet normal bir durum. Hem ayrica basörtünün takilis sekli bile ayriydi. Ama modada da degisiklik oluyor :lach:.

Artik cok fazla siyasetlestirildi ve böyle oldukcada kendime bakiyorum ve bende fena halde katilastigimi görüyorum bu konuda.

Kamu görevlilerinde ve okullarimizda kizlarimizin takmasini hos görmem. Bunun disinda herkes dini görevini yerine getirmede serbest ve öyleside dogru.

Birgün olur belki serbest birakilir. Insanlarimiz sevinir, demokrasi ve özgürlük gelir. Hani fazla baski varya.

Bana da kimse o zaman darilmasin, cocugumu bir okula ögrenci olarak verirken ögretmenin türbani varmi yokmu diye bakarim. Neden ? Cünki "neutral" bir okulda okumasini isterim. Nasil burada ki siniflara bakip, dini semboller varmi yokmu deyip endiselere kapildigim gibi. Yani benim cocugumun gittigi bir sinifta mesela bir hac olsun istemem. Bu dine karsi olmak degil, sadece herkesin inancina ve inanmamasina saygi göstermek acidan.

Artik o zamanda demek telas bende baslayacak. Ama usanacagimi zannetmiyorum. Arar ve öyle bir okul bulurum elbet.

verda
29.04.06, 17:12
Ben bu konuda Telliyi hakli görüyorum. Öyle bir zamada yasiyoruz ki, artik dinci kesim acik acik rejim karsiti gövde gösterisi yapiyor. Konyada basörtüsüz bir muhabir linc edilmek isteniyor, Istanbulda kampüs basilip, kadinlara zorla basörtü takiliyor ve kuran okutuluyor.

Bu kesim herkesi kendileri gibi aptal saniyor. Demokrasi istiyoruz, esit hak istiyoruz derler, ama basa geldikleri an bir an terredüt etmeden hemen kadrolasip kendi dini yasaklari bize dayatirlar. Bu iki yüzlülügün daniskasi.

Bu zamanda laikliden taviz vermek, bunlara yanlis sinyali verir.

evet böyle zamanlarda laikligi savunanlar gerek,ama bu savunanlarinda ayrimi cok titiz sekilde yapmalari gerekiyor!

mesela dinci kesim dedigin kimler?
ben ?
sen ?
??? ?
bu ayrimi iyi bir sekilde yapamazsan bende dinci olabilirim,sende!

zübeyde
29.04.06, 17:16
evet böyle zamanlarda laikligi savunanlar gerek,ama bu savunanlarinda ayrimi cok titiz sekilde yapmalari gerekiyor!

mesela dinci kesim dedigin kimler?
ben ?
sen ?
??? ?
bu ayrimi iyi bir sekilde yapamazsan bende dinci olabilirim,sende!


Yolda kimse kimseye dinci gözüyle bakmiyor bir basörtü kullandi diye. Kimse dininden de vazgecmiyor. Ama kurallamiz var bunlari siyasi acidan hirpaliyorlar. Milleti birbirine düsürcesine. Yazik !

dertli4u
29.04.06, 17:18
haklisin dertli abi,
ama ne yazikki herkesin böyle bir bakis acisi yok,malesef...

bizim birbirimize saygi duymamiz ve birlik beraberlik icin, illa "devlet elden gidiyor" hissine mi kapilmamiz gerekiyor?

@verda

Türk toplumu, kendisini geri götürtmeyecek kadar akillidir.

****

bu meselede, karsilikli olarak kiliclarini cekmis olan her iki odak, aslinda baska agendalarin pesinde.

ve maalesef, müslüman türk kadininin sirtindan politika yapiyorlar.

dinci gecinen kesim, cok rahatlikla modern bir hayati yasiyor.yeterki firsat bulsun. en lüks otelde dügününü yapabiliyor.son model arabaya biniyor.faiz aliyor.para hortumluyor.

dincilere karsi oldugunu söyleyen kesim, gerektiginde iranda, arabistanda carsafa giriyor.petro dolarlari aliyor.

yani, bence, her iki kesimde samimi degil.

her iki kesimin ileri gelenleri

1-amerika ile isbirligi yapiyor.
2-maaslarini arttiriyor.
3-kiyak emeklilik yasasini kabul ediyor.
4-banka kredilerini paylasiyor
5-ormanlari, sahilleri paylasiyor.
6-holdinglerin yönetimine giriyor.
7-cocugunu özel kollejlerde okutuyor.
8-uludagda kayagini yapiyor, deniz kenarinda tatilini yapiyor.
vs.vs.

olan, tertemiz duygularla peslerinden giden(her iki taraftaki) insanlara oluyor.

yokyav
29.04.06, 17:18
Laikligin ölcütü buysa Kanada'da ailelerin geldigi her yerde icki yasagi var, buna
Milli Parklar da dahil. Türkiye'de gercek anlamda icki yasagini bir 4.Murat koymustur bir de Atatürk'ün baskani oldugu Büyük Millet Meclisi!

Önceden aciklayayimda, yanlis anlama olmasin. Icki kullanmam. Icki hakkinda tecrübelerim gencligimde tadina bakmak icin almis oldugum bir kac yudumdan ibarettir.

Icki yasagini laiklikle ölcü olarak almak düsüncesindede degilim. Burada anlatmak istedigim yasagin gelis tarzidir. Üc gün evvel sorun olmayan bir sey, birden soruna dönüstü.

O zaman baska bir örnek daha vereyim. Ayni zamanda gazinoda iskambil, okey ve monopoly gibi oyunlar oynardik, yasaklandi. Ergen gencler haftanin belirli günlerinde müzik yaparlar eglenirdik, yasaklandi. Denize girmemizi engelleyemediler ama havuza girmemizi engellediler (o sezon havuz doldurulmadi). Daha sonraki yillar ramazanda denize girememeyi baskalari mermi atarak sagladi.

Detan
29.04.06, 17:20
mesela dinci kesim dedigin kimler?
ben ?
sen ?
??? ?
bu ayrimi iyi bir sekilde yapamazsan bende dinci olabilirim,sende!
dinci = siyasi islami savununlar

dindar ve hosgörülü bir kisi ile asla bir sorunum olmaz zaten.

dertli4u
29.04.06, 17:24
mesela dinci kesim dedigin kimler?


müsaadenle ben de cevap vermek istiyorum.

dinci kesim = dindarlik maskesini takan ama aslinda ici ve disi ayri olan kesim.

atasözümüz var: "ele verir talkini, kendi yutar salkimi" uygulamasini yapan kesim.

zübeyde
29.04.06, 17:35
güzel bir soru.



özgürlükler, baskalarinin özgürlük noktasinda sona erer.

1-Burka türü bir carsafa karsi cikarim.cünkü, karsimdaki kisinin kimligini tanimak hakkina sahibim.dost mu düsman mi oldugunu bilmem gerekir.ayrica, emniyet tedbirleri ve hukuk bakimindan da, insanlarin kimliginin taninabilmesi lazim.

2-yüzün acik oldugu carsafa ise,
a-toplum adina karsi cikarim.
b- din adina karsi cikarim.


Ben de bir yasaktan öteki yasaga ve baska endiselere gitmektense, mevcut olan kurallarla yetinelim diyorum. Bazen önümüzü görememekte bir sorun olabilir.

verda
29.04.06, 17:46
@dertli4u

ben kimseye karsi ön yargili büyütülmedim ve her türlü yasam tarzina karsi saygim var,asiri olmadikca. "herseyin asirisi zararlidir" ...
her görüse iki tarafin bakis acisindan bakmakta, herzaman icin yarar vardir.
tek yanli bakildiginda duygularin önyargiyla karisma riski yüksek oluyor.
bizi aydinlattiginiz icin tesekkür ederim

dertli4u
29.04.06, 17:53
Önceden aciklayayimda, yanlis anlama olmasin. Icki kullanmam. Icki hakkinda tecrübelerim gencligimde tadina bakmak icin almis oldugum bir kac yudumdan ibarettir.

Icki yasagini laiklikle ölcü olarak almak düsüncesindede degilim. Burada anlatmak istedigim yasagin gelis tarzidir. Üc gün evvel sorun olmayan bir sey, birden soruna dönüstü.

O zaman baska bir örnek daha vereyim. Ayni zamanda gazinoda iskambil, okey ve monopoly gibi oyunlar oynardik, yasaklandi. Ergen gencler haftanin belirli günlerinde müzik yaparlar eglenirdik, yasaklandi. Denize girmemizi engelleyemediler ama havuza girmemizi engellediler (o sezon havuz doldurulmadi). Daha sonraki yillar ramazanda denize girememeyi baskalari mermi atarak sagladi.

bazi seyleri birbirine karistirip, corba ettirdiler aslinda.

konuya cok genel bakmaya calisalim biz.bir an icin tüm iski tartismasini unutalim.

****

icki zararlimidir?
zararlidir.

****

icki satmak yasakmidir/yasaklanmalimidir?
benim elimde imkan olsa, yasaklarimk..ama yasaklamak cözüm degil. cünkü , öyle bir durumda, kontrolsuz icki üretimi baslar ve insan sagligina daha cok zarar verir.hatta ölümlere bile sebebiyet verebilir.Bu bakimdan, devlet kontrolunda veya özel sektör tarafindan üretilmelidir.

****

türkiyede icki satisi yasakmidir?
hayir.ama yönetmenliklere göre, okullarin, dini müesseselerin en az 200 metre yakininda icki satisi, kullanimi, ickili lokanta, hatta kahvehane acilmasi yasaktir.

ama, bu yönetmenlik dogru dürüst uygulanmamaktadir.

****

bazi islami ülkelerde bu nasil uygulanmaktadir?

lüks ve turistik otellerde serbestce icilmektedir.(yerli halka yasak olmasina ragmen, firsat bulanlat bu firsati kullanmaktadir.

ayrica, evlerde de icilmektedir.bazen yapilan kontrollar gazetelere cikmaktadir ama sonucta bu durum önlenememektedir.

****

gelismis ülkelerde nasil uygulanmaktadir.

amerikada aksam belli bir saatten sonra, 16 ve hatta 18 yasindan kücük olanlar, diskotek, meyhane, birahane, ickili lokantaklara tek baslarina gidememektedir.aileleri ile bile gidemedikleri yerler vardir.

avrupada, her devletin kendi sartlarina uyarladigi genclik kanunlari vardir ve aksam belli saatten sonra, ickili yerler 16 ve hatta 18 yasindan ufaklar girememektedir.

icki satilan lokallerde, alkollü iceceklerden daha ucuz bir alkolsüz icecek bulundurma mecburiyeti var.insanlar, ickili yerde oturuken alkollü icki alma mecburiyetinde kalmasinlar diye.

özellikle schanksteuer koyulmustur ki, her lokal icki satmasin.

sigara ve icki, 18 yasindan ufaklara satilamamaktadir.

gece 12 den sonra, büyüklerin bile kiosk, raststättelerden icki almasi yasaktir.


*********************

eve tüm dünyada bu konuda degisik tavirlar var.kimi dini gerekcelerle kimiside toplumsal gerekcelerle tedbir aliyor. uygulama tespit ediyor.

ama, türkiyede gencler, her bakkaldan, her marketten 24 saat icki, sigara alabiliyor.

diskotekler sabaha kadar genclerle dolu..meyhanede gencler icki icebiliyor.vs.vs.

Tüm bunlar olurken, siyasiler, icki yasagi/serbestligi tartismasi pesinde.

konuyu etraflica inceleyip, kompromisse bulacaklarina, birbirlerine karsi siyasi koz olarak kullaniyorlar.

verda
29.04.06, 17:54
Ben de bir yasaktan öteki yasaga ve baska endiselere gitmektense, mevcut olan kurallarla yetinelim diyorum. Bazen önümüzü görememekte bir sorun olabilir.

zübeydecigim,
peki mevcut kurallar yeterli mi ki?

chemiker bagi
29.04.06, 18:04
Chemiker bagi: Benden de bir uyari, terbiyeni taki yoksa sana güle güle!

Bak kardes sende "terbiyene takil yoksa güle güle" diyorsun.. Nerde terbiyesizlik ettim onu bul getir ondan sonra konusun.. Ben kimseye terbiyesizlik etmedim, etmemde.. Burda asil terbiyesizlik yapan sizlersiniz..l ne demek ya Güle güle?? Cevap da mi veremeyecegiz artik.. EE tabii düsüncelerinize uymadi fikirlerim hemen sutlamaya calisiyorsunuz.. Bir daha söylemek istiyorum Ahlaki kurallara uymayan cümlemi getirin ondan sonra ben kabullenir giderim forumdan zaten!

yokyav
29.04.06, 18:21
Tüm bunlar olurken, siyasiler, icki yasagi/serbestligi tartismasi pesinde.

konuyu etraflica inceleyip, kompromisse bulacaklarina, birbirlerine karsi siyasi koz olarak kullaniyorlar.

Dogru! Demek istedigimde bu zaten. Belki yanlis bir örnek verdim.
Bir toplum mantikli bir sekilde ortak konularda, evrensel bir hak bile olsa, belirli yasaklar getirebilir, eger uzlasma var ise ve bu yasaklar sadece o belirlenen ortamlarda haklari kisitliyor ise.

ottoman1299
29.04.06, 19:01
Ben bu konuda Telliyi hakli görüyorum. Öyle bir zamada yasiyoruz ki, artik dinci kesim acik acik rejim karsiti gövde gösterisi yapiyor. Konyada basörtüsüz bir muhabir linc edilmek isteniyor, Istanbulda kampüs basilip, kadinlara zorla basörtü takiliyor ve kuran okutuluyor.

Bu kesim herkesi kendileri gibi aptal saniyor. Demokrasi istiyoruz, esit hak istiyoruz derler, ama basa geldikleri an bir an terredüt etmeden hemen kadrolasip kendi dini yasaklari bize dayatirlar. Bu iki yüzlülügün daniskasi.

Bu zamanda laikliden taviz vermek, bunlara yanlis sinyali verir.

hayir detan, TelliBaba'yi bu konuda ben haksiz görüyorum.

Telli veya Basörtü yasagini destekleyenlerin de bir tarafdan kuskusunu anliyorum. "Dinci kesim, basörtülü kizlarimiz okurlar, bir gün gelir devletin önemli yerlerinde vazife alir, bu da Cumhuriyete zarar verebilr?!..." dsüsüncesi.

Yalniz burada bir problem var. Cumhuriyete karsi olan "radikal dinci" kesim, yüzde olarak cok az. o kadar az ki... dertli abinin yazdigi gibi, ayni tehlike basi acik Cumhuriyet düsmanlari kadar! Bu yüzden okuma yasagi koymak, diger vatandaslarimizi küstürür. Birbirimize güvenmeyip, kusku ile bakarsak Türkiye-Cumhuriyetei hic bir vakit layik oldugu yere gelemez.
Kürt deriz... PKK'li mi acaba?
MHP deriz... Irkci mi acaba?
Solcu deriz.. dinsiz mi acaba?
Basörtü serbest kalsin... seriatci mi acaba?
...
..
Bu sadece düsman sevindirir. Birlik beraberlik olmaz.

Bundan ötesi... madem Laiklik dini hicbirseyi kabul etmiyor. Madem TSK Laikligin en basta koruyucusu... o vakit neden Dini Cenaze törenleri uyguluyor? Neden Medya kalkip "Pasha'lar Namaz kiliyor, bu Laiklige karsi!" demiyorlar?
Basiörtülü ana cocugunu bu cumhuriyet icin daga gönderip, sehit veriyorsa... basiörtülü kizinin en dogal hakki da, basörtüsü ile okumak.

basörtüsü sadece bir cabut parcasi degil. derine indigin zaman, bunu benimseyen kesim icin ne kadar aci verici birsey oldugunu görüsrsün.

zübeyde
29.04.06, 19:32
Laiklik dinsizlik diye asiri kesimler söyler. Ama bu böyle olmadigindan, bir Paschamizin bile cenaze namazi müsaadenle kilinir.

Diger yazdiklarina gelince. Bir basi örtülü anne devletini düsman görmedigi icin, tabiki oglunu orduya gönderir. Kizinin dini davranislarinada devlet karismaz. Konu geldi yine Üniversitelere. Ama sana bu sorunu Basbakanimiz cözecek, cünki sözü var.

dertli4u
29.04.06, 19:46
EE tabii düsüncelerinize uymadi fikirlerim hemen sutlamaya calisiyorsunuz..

bu forumda birbirinden degisik fikirlere sahip bircok user var ve hicbiri sutlanmaya calisilmadi simdiye kadar.

karsindaki insanlari suclamayi biraksan herkes icin iyi olur.

ottoman1299
30.04.06, 01:31
Laiklik dinsizlik diye asiri kesimler söyler. Ama bu böyle olmadigindan, bir Paschamizin bile cenaze namazi müsaadenle kilinir.

Diger yazdiklarina gelince. Bir basi örtülü anne devletini düsman görmedigi icin, tabiki oglunu orduya gönderir. Kizinin dini davranislarinada devlet karismaz. Konu geldi yine Üniversitelere. Ama sana bu sorunu Basbakanimiz cözecek, cünki sözü var.

zübeyde ablam,


her basimiza gelen sözünü yerine getirseydi... bugün ay'a degil... mars'a insan yollamistik.

zübeyde
30.04.06, 01:35
zübeyde ablam,


her basimiza gelen sözünü yerine getirseydi... bugün ay'a degil... mars'a insan yollamistik.



Ottoman kardesim,

cok haklisin sözlerinde. Bu sebebden de fazla heyecanlanmiyorum :).

Iyi geceler.

ottoman1299
30.04.06, 01:36
Ottoman kardesim,

cok haklisin sözlerinde. Bu sebebden de fazla heyecanlanmiyorum :).

Iyi geceler.

sagol ablacim ! :)

zübeyde
30.04.06, 01:41
sagol ablacim ! :)



Sen sagol !

Biz herseyden önce bir "biriz". Düsmanlarimiz baska tarafta. :)

ottoman1299
30.04.06, 01:54
.

DeLaHoya
02.05.06, 22:08
02.05.2006

PORTRÄT BÜLENT ARINC PARLAMENTSCHEF TÜRKEI:
„Wir müssen den Laizismus neu definieren“




Er labert nicht. Öffentliche Äußerungen des türkischen Parlamentspräsidenten sind wohl überlegt und meistens elegant formuliert. Der 58-jährige Anwalt aus dem nordwesttürkischen Bursa weiß, was er will. Und es sieht so aus, als wolle Bülent Arinc im nächsten Jahr Staatspräsident werden. Als glänzender Redner und führender Vertreter des islamistischen Flügels in der Regierungspartei AKP hat er gute Chancen auf das höchste Staatsamt.

Ein paar seiner Sätze zu einem heiklen Thema sorgen derzeit für Aufregung. Das Prinzip des Laizismus solle nicht in Frage gestellt, müsse aber neu definiert werden, sagte Arinc. Laizismus könne nicht darin bestehen, das soziale Leben der Menschen „in ein Gefängnis zu verwandeln“, sondern müsse bedeuten, dass der Staat die Glaubensfreiheit seiner Bürger respektiere. Jedem Türken war klar, was Arinc damit meinte: das Kopftuchverbot in staatlichen Institutionen.

Arinc richtete seine Äußerungen aber nicht so sehr an die AKP-Gegner in Staatsapparat und Armee, die das Kopftuchverbot zäh verteidigen. „Sein eigentliches Ziel war es, für das Präsidentenamt in Stellung zu gehen“, kommentierte eine Zeitung.

Die Präsidentenwahl im Frühjahr 2007 gilt schon jetzt als historische Weichenstellung. Noch sitzt zwar der AKP-Gegner Ahmet Necdet Sezer auf dem Präsidentenstuhl, doch er kann nicht noch einmal kandidieren. Wird also schon bald ein islamistischer Politiker das Amt Atatürks bekleiden? Und wenn ja, was werden die anti-islamistisch eingestellten Militärs tun, die in den letzten Jahrzehnten schon dreimal geputscht haben? Eine Wahl von Arinc wäre ein dramatisches politisches Signal. Da der Staatspräsident in der Türkei vom Parlament gewählt wird und die AKP in der Volksvertretung fast über eine Zweidrittelmehrheit verfügt, hat Arinc beste Chancen.

Nur AKP-Chef und Ministerpräsident Recep Tayyip Erdogan kann Arinc die Kandidatur noch streitig machen. Dem machtbewussten Premier ist es möglicherweise nicht recht, wenn ein in der Partei so beliebter Politiker wie Arinc ins höchste Staatsamt kommt. Erdogan hat sich aber noch nicht entschieden, ob er selbst Präsident werden will. Insider in Ankara spekulieren, der erst 52-jährige Erdogan werde sich erst dann zum Staatsoberhaupt wählen lassen, wenn das Präsidentenamt mit mehr Machtbefugnissen ausgestattet worden sei. Das könnte 2007 den Weg für Arinc frei machen. Thomas Seibert

http://archiv.tagesspiegel.de/archiv/02.05.2006/2502699.asp

Telli Baba
06.05.06, 14:16
Diyanet kaldırılsın mı?

TBMM Başkanı Arınç'ın "Laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı olmaz. Tüm din hizmetleri vakıflar eliyle yürütülmeli" görüşüne, Başkan Bardakoğlu, "Diyanet, cumhuriyetin önemli bir projesidir" yanıtını verdi

http://www.milliyet.com.tr/2006/05/06/siyaset/resim/axsiy01.jpg

ARINÇ: LAİK ÜLKEDE OLMAZ

ANKARA Milliyet

TBMM Başkanı Bülent Arınç, "Laik bir ülkede olmaz" dediği Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasını ve imamların maaş ödemesi dahil tüm din hizmetlerinin vakıflar eliyle yürütülmesini önerdi. Arınç, önceki akşam atv'de yaptığı açıklamada, laikliğin yeniden yorumlanmasıyla ilgili görüşlerine Diyanet önerisini de ekledi.
Arınç, "Gerçek laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı olmaz, olmamalıdır. Türkiye'de aslında Diyanet İşleri Başkanlığı'nın konumu tartışmalı. Türkiye, Diyanet'in mevcudiyetini tartışmalı, gerekirse bu kurumu kaldırmalı. İmamların maaşının verilmesinden camilerin bakımına kadar, geçmişte olduğu gibi vakıflar eliyle sürdürülmeli" dedi. Arınç, "O zaman dini hizmet tarikatlar terk edilmez mi?" sorusuna, "Böyle diyenler de olacaktır. Tartışılır" yanıtını verdi.

Çankaya olabilir
Arınç, türban ve laiklik konusundaki açıklamalarını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı zorlayacak bir çıkışla sürdürdü. Cumhurbaşkanı adaylığını reddetmeyeceğini belirten Arınç, Erdoğan izin vermezse aday olmayacağını söyledi. Arınç şunları söyledi:
"Türban konusunda kurumlar arası mutabakatı en çok Sayın Başbakan konuşuyor. Bu güzel, ama çok gerekli değil. Bu tedbirler varken milletvekili iradesi dışında başka güç iradeleri aramak bana göre yanlış. Bana Anayasa'nın verdiği görev, milletvekili mutabakatıdır. Sonra Anayasa Mahkemesi'dir, sonra referandumdur.
Sayın Başbakan, 'Bunun kavgasız şekilde gelmesini istiyorum' diyor. Kriz çıkmasın diye türban sözünü ağzıma almıyorum.

BARDAKOĞLU: LAİKLİKLE ÇELİŞMEZ

Arınç'a aynı gün yanıt veren Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Diyanet'in cumhuriyetin önemli bir projesi olduğunu söyledi. NTV'de Diyanet'in laikliğe aykırı olmadığını vurgulayan Bardakoğlu, şunları söyledi:
"Aslında Türkiye laik demokratik yapısıyla, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurumu, bu bünye içine sokmakla, bana göre hem İslam dünyası için hem Batı için özgün bir model kurmaktadır.
Dinle birlikte, dinin desteğiyle kalkınmayı, gelişmeyi cumhuriyetin önemli bir projesi olarak görmekteyiz. Batılıların da zaman zaman laiklik anlayışlarıyla belki uzlaştıramadıkları için sordukları bu soru, bana göre cevabı çok açık bir sorudur.
Laiklikle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kamu bünyesi içinde yer alması çelişmez. Aksine, biz dini daha saygın bir yerde tutarız. Dinin farklı amaçlar için kullanılmasını önleyerek itibarını artırırız. Din, toplumsal bütünleşmemiz için önemli bir zemin oluşturmuştur.
Laiklik, Diyanet'in 80 bin görevlisi açısından sorun oluşturmuyor. Aksine, kendi alanımızda daha özgürce çalışmamızı sağlayan bir imkân olarak görülebilir. Laikliği, din özgürlüğünün garantisi olarak görüyorum. Hem laik hem demokratik yapısıyla İslam ülkeleri açısından özgün bir yere sahip olduğunu açıkça söyleyebilirim.

Milliyet'e açıkladı
Bardakoğlu, Milliyet'te önceki gün yayımlanan açıklamasında laikliği şöyle tanımlamıştı: "Din adamlarının siyasete, devletin işleyişine müdahil olmaması, siyasetin de dine müdahalesinin olmamasıdır. Bu, cumhuriyet rejimiyle başlamıştır. Siyasetin dini kullanması doğru bulunmuyor. Bunun yanlışlığını gördük, hâlâ görmekteyiz."

Milliyet (http://www.milliyet.com.tr/2006/05/06/siyaset/axsiy01.html)

Yakamoz
06.05.06, 15:29
Bülent Arinc jagt jeden Tag eine neue Sau durchs Dorf. Ich mag ihn persönlich nicht.

ottoman1299
06.05.06, 15:43
Bülent Arinc jagt jeden Tag eine neue Sau durchs Dorf. Ich mag ihn persönlich nicht.

BA, Fatih Altayli'nin Teke Tek programina katildi. Orada verdigi cevaplar bence cok mantikliydi. Hakkinda aleyhine cikan bircok Gazete haberlerini de yanitladi. Verilen cevaplar cok mantikliydi.

Yakamoz
06.05.06, 16:13
BA, Fatih Altayli'nin Teke Tek programina katildi. Orada verdigi cevaplar bence cok mantikliydi. Hakkinda aleyhine cikan bircok Gazete haberlerini de yanitladi. Verilen cevaplar cok mantikliydi.

Zamansiz zeminsiz gerilim yaratan bir kisilik.

TBMM baskanlari bence fazla konusmasa daha iyi.

chemiker bagi
07.05.06, 17:00
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 1980'lerde irtica ve laiklik gibi konularda öyle kalın laflar söylüyordu ki, kazara Bülent Arınç demiş olsaydı kıyamet kopardı

Geçenlerde Habertürk TV'de yaptığı açıklamalarla gündeme gelen eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 1960'lardan 1990'ların başına kadar, laiklik ve irtica konularında şimdiki çizgisiyle çelişen söylemlere imza atmıştı. 1971 ve 1980'de Başbakanlıktan uzaklaştırılan Demirel, 28 Şubat sürecinde Cumhurbaşkanı idi. Bu dönemde, önceki görüşlerini tekzip eden bir çizgi izledi. Oysa daha önce, YAŞ kararlarının yargı denetimine tabi olmasından tutun da, başörtülülerin üniversitede okumaları gerektiğine kadar çok farklı görüşlerle halkın karşısına çıkmıştı. Demirel, 1980'lerde öyle cümleler sarfediyordu ki, 1990'larda aynı şeyleri söylemiş olsaydı değil Cumhurbaşkanı, Çankaya Köşkü'nde müstahdem bile olamazdı.

Sol çevreler tarafından 'mürteci' olarak itham edilen Demirel, laikliğin Türkiye'de tarif edilmediğini, yanlış uygulandığını, kanunlarda irtica diye bir suç bulunmadığını, irtica söylemi ile mütedeyyin insanların rencide edildiğini, devletin bile laik olmadığını savundu yıllarca. Üstüne üstlük, Türkiye'deki laiklik, Batı tipi laikliğin bile gerisindeydi. 1960'larda lideri olduğu Adalet Partisi'nin kullandığı sloganlardan birisi "Ortanın sağındayız, Allah'ın yolundayız" idi. 1980'lerde Demirel, "İmam Hatip Okulları'nın gayesi sadece din adamı yetiştirmek değildir. Dini bilen Türk vatandaşları doktor, mühendis, hakim olsa daha iyi değil mi?" diyor, ayrıca "1965'de ortaya koyduğum, herkes göğsünü gere gere ben müslümanım diyecektir. Müslüman Türkiye sözümden geri dönmedim. Allah döndürmesin" şeklinde konuşuyordu.

YER YERİNDEN OYNAMADI
"İşte, olan demokrasi orta yerde. Mahkemeli, polisli, jandarmalı bir rejim var Türkiyede ve kökünde de doğuş hatası var. Nesep hatası var."

Bu cümlelerin sahibi ne Şevki Yılmaz ne Hasan Mezarcı ne de bir meczuptu.

Bu cümleler 1987'de Cumhuriyet gazetesinde yer alıyordu. Sözün sahibi Süleyman Demirel idi. Hakkındaki siyaset yasağının kalkması için çabalıyordu. Demirel'in Cumhuriyet'teki açıklamaları, "Atatürk laik cumhuriyet kurmamış diyen Demirel'in görüşü: Laikliği tarif etmek lazım" başlığıyla verildi. Demirel öyle kalın laflar ediyordu ki, aynı sözleri kazara Bülent Arınç söylese kimbilir neler olurdu?

'T.C. DEVLETİ LAİK DEĞİLDİR'
http://www.yenisafak.com.tr/0705izd1.jpgSöyleşide, 'Atatürk laik bir cumhuriyet kurmamış' diyen Demirel şöyle diyordu:

"T.C. Devleti, kuruluşta dini olan bir devlettir. 1928'e kadar anayasa "devletin dini İslamdır" diyor. 1928'de 'dini islamdır' kısmı kaldırılıyor. 14 sene sonra 1937'de 'laiktir' tabiri geliyor. Din sözünün geçtiği yerde laik dinle idare edildiği gibi bir mana anlaşılacaksa, o anayasa laik değildir. T.C. Devleti laik değildir. Çünkü T.C. Devleti anayasanın 24. maddesinde din eğitimi mecburi yapılıyor."


"Şu laikliği tarif etmek lazım. Anayasanın hiçbir yerinde tarif edilmiyor. Laiklik sadece Ceza Kanunu'nun 163. maddesinde bir cümle ile geçiliyor" diyen Demirel, "Her askeri müdahale öncesinde irtica ve laiklik çiğneniyor gerekçesi vardır. 1980 dahil. 6 Eylül 1980 tarihinde yapılan Konya mitinginde suç bulunmadığına göre doğru mu yapılıyor? Dönüyorum geliyorum, bu miting 12 Eylül 1980'de çıkartılan ihtilal beyannamesinde ihtilal gerekçesi olarak gösteriliyor. Suç sabit oluncaya kadar kimse suçlu değildir" şeklinde konuşuyordu.


'İNKILAPLARI KANUNLA KORUMAK TUTUCULUK'
1987'de üniversitelerde başörtüsü yasağı tartışmaları yaşanıyordu. Aynı söyleşide Demirel, "Başörtüsünün laklikle bir alakası yok. Kıyafet o. Kıyafete bakarak kafanın içini çıkarmak... Bunlar çok uzun şeyler. Bunları hakimler filan suç saymaz. Kimse suç saymaz" diyordu. Cumhuriyet'ten Yalçın Doğan'ın "Kıyafet bir düşüncenin sembolü olamaz mı?" şeklindeki sorusuna Demirel şöyle cevap veriyordu: "Şimdi bakın, kimse düşüncesinden dolayı 'sen böyle düşünü yorsun' diye adamı cezalandırmanın manası yok. Hür ve demokrat bir Türkiye istemiyor muyuz? 'Herkes istediği gibi düşünsün' dedikten sonra adamın giyimine niye mani oluyoruz? Nitekim Türkiye şalvar giymiyor mu? 'inkılap kanunları ihlal oldu' diyoruz. Ben yine Türkiye'nin geneli için söylüyorum. Kendimi savunmak için söylemiyorum. Bu inkılaplar ne zaman oldu? 50-60 sene evvel. Daha kaç sene Türkiye bu inkılapları kanunla korumak mecburiyetinde kalacak? Ya da ne zaman 'bu inkılaplar oturmuştur. Bu kanunlara gerek kalmamıştır' diyecek? 50-60 sene oturmayan inkilap olur mu canım? Bence Türk entelektüeli elini şakağına dayayıp bunları düşünmeli: Şimdi ortamı değildir. Demirel bunları söyledi, yarın bir sürü adam bana saldıracaktır. Ben bir entelektüel, bir aydın, bir siyasetçi olarak üzerime düşeni yaptım arkadaş. Ne inkılaba, ne inkılap kanunlarına karşıyım. Bu mümkün de değil. Bir soru koyuyorum ortaya. Türkiye daha kaç sene, 50-60 sene evvel yapılmış inkılapları kanunla korumak mecburiyetinde kalacak? Asıl soru bu. Tutuculuk derseniz, esas tutuculuk burada."


DERVİŞ VAHDETİ KORKUSU
Demirel, Türkiye'nin Derviş Vahdeti ve Derviş Mehmet korkusundan kurtulması gerektiğini belirterek, "Dinin ve dindarlığın bir tehlike kaynağı olabileceği korkusundan kurtulmalıdır. Eğer din bir tehlike kaynağı ise, milletin yüzde 60'ı namaz kılıyor, yüzde 99'u da müslüman. Kendi milletinden korkan devlet olur mu?" diyordu. Demirel, Yalçın Doğan'ın "Sayın Başbakanın Türkiyede demokrasi vardır sözüne katılıyor musunuz?" sorusuna ise şu cevabı veriyordu:


"İşte, olan demokrasi orta yerde. Mahkemeli, polisli, jandarmalı bir rejim var Türkiyede ve kökünde de doğuş hatası var. Nesep hatası var."


İrtica kampanyası sıtma nöbeti gibi


Süleyman Demirel 1987'de Nurculara ait Köprü dergisinde 'irtica kampanyaları'nın bir sıtma nöbeti gibi tekrar ettiğini belirterek şöyle diyordu: "İrticanın da, laikliğin de, bunların sınırlarının da vuzuha kavuşturulması lazımdır. 'Vardır, yoktur'dan evvel, var olan nedir, olmayan nedir? Herkesin kendine göre bir laiklik anlayışı var. Bir kişi tabii olan haklarını kullanıyor veya fevkalade mantıklı şeyler söylüyor. 'Laiklik çiğneniyor' diyorsunuz. Bu kişiye göre değişiyor. Bunun da bir vuzuha kavuşması lazım. Bana göre, laiklik din ve vicdan hürriyetini sınırlamamalı. Din ve vicdan hürriyetini daraltamazsınız. 'Laiklik çiğneniyor' diye yapılan tartışmalar bir yerde din ve vicdan hürriyetinin kullanılmasını baskı altına alıyor. Bir hakkın kullanılmasına mani olunuyor. Bunları Türkiye ortadan kaldırabilmeli. Bu tartışmaları da hoş hoşgörüyle yapmalı. Herkes ne düşündüyse söylemeli."


'BAŞÖRTÜSÜ, ANAYASA MAHKEMESİNİN İŞİ DEĞİLDİ'
Süleyman Demirel, 1980'lerde çeşitli dergilere verdiği söyleşilerde ilginç açıklamalar yapmıştı. "Bugün Türkiye'yi birarada tutan en büyük bağ, millet bağı olarak söylüyorum. Müslümanlıktır. Allaha şükür müslümanız. Ve bizi millet yapan bağ olduğu için müslümanız değil. Müslümanlığımız bizi millet yapmıştır. Kim bunu tahribe kalkarsa altında kalır" cümlesi de ona aitti.


'ZORLA BAŞINI BAĞLA DİYEN YOK'
Demirel, 1989'da Köprü dergisine verdiği söyleşide başörtüsüyle ilgili şöyle demişti: "Anayasa Mahkemesi'nin işi değildi bu. Aslında kanunluk bir iş de değildi. Hükûmet başörtüsü olayında çok zikzak çizmiştir. Aslında üniversite yönetimleri de hiçbir mesele yapmadan bunu halledebilirlerdi. İterken kakarken yanlış bir istikamete girdi. Yine de üniversiteler kendi içlerinde çözebilirler. Başından beri olayı şöyle vaz ettim: Türkiye'de bizim kadınlarımızın yüzde 70'i başını bağlar. Bunların başını açtıramazsınız. Açtırmak isteyen mi var? İstenmiştir vaktiyle. Zor kullanılmıştır ve çok büyük mukavemet gösterilmiştir. Ülkenin çeşitli köşelerinde bunun ıztırapları anlatılır. Sonra kendi haline bırakılmıştır. Benim söylediğim şu oldu: Serbest bırakalım. İsteyen bağlasın, isteyen açsın. Böylece, başını bağlayan insanlara, başındaki örtü zorla alınacakmış gibi bir intibayı, bir korkuyu vermemiş olursunuz. Bunu böyle yüksek yargı organlarına götürerek halletmek mümkün değil. Türkiye'de durum şudur: Türkiye henüz laiklik kavramını bir 'consensus'a, bir mutabakata bağlamış değildir. Çeşitli gruplar var. Bunlar, 'Bizim başımızı bağlatacak mısınız?' diye ayağa kalkıyorlar. 'Başımızı bağlamak istemiyoruz' diyorlar. Size zorla 'Başınızı bağlayın' diyen yok. Bağlamayana karışılmadığı gibi, bağlayana da karışılmasın."





Yeni Şafak
Abdullah Muradoğlu

Telli Baba
09.05.06, 02:20
TÜRK DİYANET VAKIF - SEN'DEN ARINÇ'A ÇAĞRI:

'Dinden elinizi dilinizi çekin'

Başkan Eser, Diyanet'in kaldırılmasını isteyen Arınç'a, "Din ve Diyanet camiasında hep ağabey görüntüsü verdiniz. Lakin makyajınız ve tıraşınız döküldü" diye seslendi

http://www.milliyet.com.tr/2006/05/09/siyaset/resim/axsiy01.jpg
Türk Diyanet Vakıf - Sen, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasını isteyen TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı "insafa ve izana" davet etti. Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Bilal Eser, Arınç'ın, imamların maaşının verilmesinden camilerin bakımına kadar yükümlülüklerin vakıflara bırakılması önerisini tepkiyle karşıladıklarını vurguladı. Eser, yazılı açıklamasında şunları belirtti:
"Arınç, bu düşüncesiyle kurumlaşma yerine ilkelliği ve cemaatçiliği, din görevlilerinin devlet memuru olarak, şahsiyetli şekilde din hizmeti vermeleri yerine, vakıfların emrinde din hizmeti vermelerini savunmaktadır.
Arınç, sözde laik ve Avrupalı görüntü vermek için, dini ve milli değerlerle kavgalı çevrelere şirin görünme uğruna, cumhuriyet kurumu olan Diyanet'in kaldırılmasını isteyerek, vakıf ve cemaat sayısınca din anlayışının ortaya çıkmasını savunmaktadır."
Bazı kesimlerin geçmişte Diyanet İşleri'ni "cinayet işleri" olarak ifade ettiğini kaydeden Eser, "Arınç, şimdiye kadar Diyanet camiasında hep ağabey ve hami olarak görüntü verdiniz. Lakin makyajınız ve tıraşınız dökülüp gerçekler ortaya çıkmıştır. Yeter artık, Allah rızası için dinden ve dini camiadan elinizi ve dilinizi çekin" dedi.

Tescilli sendika

Türk Diyanet Vakıf-Sen'i, 2001'de 51'i Diyanet'ten, 16'sı da Vakıflar'dan olmak üzere 67 kurucu üye kurdu. Türkiye Kamu-Sen ailesine katılan sendika, 7 Temmuz 2002'de Diyanet ve vakıf hizmetleri kolunda yetkili sendika olarak tescil edildi. Sendikanın üyeleri arasında, imam, din görevlisi ve Diyanet Vakfı çalışanları var.

Milliyet (http://www.milliyet.com.tr/2006/05/09/siyaset/axsiy01.html)

Freibierfüralle
16.05.06, 23:08
Laiklik dinin de teminatı
16 Mayıs 2006 Salı > Sibel Tokgöz

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün hiçbir zaman inanç farklılıkları ve etnik köken ayrımına dayanan bir egemenlik tanımlamasına itibar etmediğini ve birleştirici olduğunu kaydederek, vatandaşlık bağına dikkat çekti. Laiklik tanımına da işaret eden Erdoğan, laikliğin hiçbir zaman dinsizlik anlamına gelmediğini söyledi. Erdoğan, “Cumhuriyetin temel kavramlarını ‘toplumsal ihtilaf’ alanları haline getirmekten hep birlikte özenle kaçınmamız gerektiğine inanıyorum’’ dedi. Başbakan Erdoğan, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile Atatürk Araştırma Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği ‘’Doğumunun 125. yılında Mustafa Kemal Atatürk Uluslararası Sempozyumu’’na katıldı.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın da hazır bulunduğu törende Başbakan Erdoğan, Cumhuriyetin temel ilkelerine vurgu yaptı.
Milli Eğitim Şura Salonu’nda düzenlenen toplantıda bir konuşma yapan Erdoğan, tarihe mal olmuş büyük şahsiyetlerin sadece kendi dönemlerindeki başarılarıyla değil, geleceği şekillendirmedeki rolleriyle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında, Atatürk’ün tarihi şahsiyeti üzerine romantik değerlendirme yapmaktan çok O’nun günümüze ışık tutan fikirleri ve Cumhuriyetin kuruluş idealleri üzerinde düşünmeye davet eden Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin, 20. yüzyılın başındaki milli bağımsızlık hareketlerinin sembolü ve ilham kaynağı olduğunu ifade etti.

Zamana uygun model
Atatürk’ün liderliğinin ‘’Ya istiklal ya ölüm’’ parolasında somutlaştığını belirten Erdoğan, şunları söyledi: ‘’Türk milletinin bağımsızlık aşkı, bu yüksek ruhta karşılık bulmuştur. Atatürk’ün liderliğinde zaferle nihayetlenen milli mücadelemizden sonra, modern bir devletin inşası başlamış; zamanın ruhuna uygun bir model ortaya konmuştur. Bu model, Türk milleti için bir yenilenme, modernleşme, muasırlaşma hamlesi olmuştur. Bildiğiniz gibi Atatürk, bir doktrin ya da ideoloji vazetmemiş, herhangi bir kalıplaşmış ideolojiye dayanma gereği hissetmemiştir. O’nun dünya görüşünün temeli akılcılıktır, bilimdir. Millete hedef olarak gösterdiği ‘muasır medeniyet’e ulaşma yolunda akıl ve bilim hayati öneme sahip değerler olarak karşımıza çıkmaktadır.”

Asıl unsurlar
Atatürk’ün, tekamüle, gelişmeye dayalı bir dünya tasavvur ettiğine dikkat çeken Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Mustafa Kemal Atatürk’ü anarken ve anlamaya çalışırken üzerinde durmamız gereken asıl unsurlar, Cumhuriyetimizin temelini oluşturan kurucu ilkelerdir. Atatürk’ün fikriyatının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan kavramlar, genel bir çerçeve içinde ‘Cumhuriyet’, ‘Milli egemenlik’, ‘Milli devlet’ ve ‘Laiklik’ olarak sıralanabilir. Türkiye Cumhuriyeti bu kavramlar, bu fikirler üzerinde yükselmiştir. Bugün bizlere düşen görev, milli mücadeleden itibaren ortaya konan, Türkiye’nin istikametini belirleyen bu doğru tercihlere sahip çıkmak ve daha da ileriye taşımaktır’’ dedi.
‘’Milli egemenlik, modern demokrasinin; demokratik ve laik cumhuriyetin olmazsa olmaz şartıdır’’ diyen Erdoğan, demokrasinin, meşruiyetin kaynağını başka bir yerde aramayan, toplumda, millette gören bir siyasi düzenin adı olduğunu söyledi.

Laikliğin iki boyutu
Demokrasinin ve toplumsal barışın teminatlarından biri olan laikliğin de iki boyutlu bir kavram olduğunu anlatan Erdoğan şunları söyledi: “Laikliğin birinci boyutu, devletin din kurallarına göre yapılandırılmamasıdır. Bu, standartlaştırılmış, üniter, parçalı olmayan bir hukuk düzenini gerektirir. Laikliğin ikinci boyutu ise devletin bütün dini inançlar karşısında tarafsız, eşit mesafede bulunması, bireylerin din ve inanç alanındaki özgürlüklerini teminat altına almasıdır. Nitekim, Anayasamızda cumhuriyetin nitelikleri maddesinde de bu husus kayıt altına alınmaktadır. 2. Maddenin gerekçesinde laikliğin içeriği ve tanımı için şöyle denmektedir: Hiçbir zaman dinsizlik anlamına gelmeyen laiklik ise, her ferdin istediği inanca, mezhebe sahip olabilmesi, ibadetini yapabilmesi ve dini inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı bir muameleye tabi kılınmaması anlamına gelir. Bu özellikleriyle laiklik ilkesi, Cumhuriyetimizin temel ve birleştirici bir niteliğidir.”
“Atatürk’ün hayata geçirdiği bu kavram ve ilkeler, kanaatimce bugün, O’nun akılcı ve tekamülcü bakışına uygun olarak, çağdaş demokrasinin evrensel normlarına göre yorumlanmalı ve sürekli ileriye taşınmalıdır” diyen Erdoğan şöyle devam etti: “Mustafa Kemal Atatürk’ün milli mücadeleden başlayarak yaptığı doğru tercihler ve bu tercihlerin ifadesi olan kavramlar, üzerinde özenle durulması gereken, milletimiz tarafından içselleştirilmiş, birleştirici kavramlardır. Bu kavramları ‘toplumsal ihtilaf’ alanları haline getirmekten hep birlikte özenle kaçınmamız gerektiğine inanıyorum. Bunun için öncelikle bu kavram ve ilkelerin lafızları kadar ruhlarını da benimseyip korumamız gerekmektedir. Anayasamızda da ifade edildiği şekliyle, insan haklarına dayalı, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin temel nitelikleri arasında bir öncelik sıralamasına gitmek, fikri değerlendirmelerimizi yanlış bir mecraya sürükleyecektir. Şunu unutmayalım ki, Cumhuriyetimiz artık kurum ve kurallarıyla, milleti ve fertleriyle demokratik olgunluğa erişmiştir. Cumhuriyetimiz adına bugün sahip olduğumuz en büyük kazanım da bana göre budur.”

> Sezer: Atatürk’ün hedefine ulaşmak için çalışmalıyız
ANKARA - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, “Doğumunun 125. Yılında Mustafa Kemal Atatürk Uluslararası Sempozyumu”nda yaptığı konuşmada, Büyük Atatürk’ün düşlediği Türkiye’ye ulaşmak için, yapılması gerekenin, düşüncelerini ve felsefesini özümsemek ve gelecek kuşakları ilke ve devrimlerinin ışığında, çağdaş bir eğitimle yarınlara hazırlayabilmek olduğunu belirtti. Sezer, “Kimi konulardan yakınmak yerine, Atatürk’ün sağladığı çağdaş, aydınlık, laik ve demokratik Cumhuriyet’in sonsuza dek sürmesi için herkesin elinden gelen çabayı göstermesi zorunludur” dedi. Atatürk’ün hiçbir zaman hayalperest olmadığını da vurgulayan Sezer, sözlerini şöyle sürdürdü: “O, yarının insanıdır, olaylara ve gelişmelere böyle bakmış, şartları ve imkanları bu yaklaşımla değerlendirmiş, her zaman ulusu için en iyisini hedeflemiştir. Hedefe ulaşma sürecinde her zaman doğru adımlar atmıştır. Atatürk, cumhuriyetle birlikte demokrasiye geçme düşüncesini süreç içinde kimi zaman denemelerle hayata geçirmeye çalışmış, demokrasi hedefinden hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Alman Sosyolog Bischoff, Atatürk’ü ‘demokrasi kuran deha’ olarak nitelemektedir.”

Türkiye gazetesi

Telli Baba
16.05.06, 23:16
Kaynak?

Freibierfüralle
16.05.06, 23:24
Türkiye gazetesinde manset!

deryatulga
25.05.06, 19:52
„PLAY IT COOL" YA DA VEYSEL BATMAZ / DERYA TULGA DÜETİ

İki laik aydının (Veysel `Hoca´ ve `Üstad´ Derya) yakın tarihimiz
üzerine – kendileri pek itiraf etmeseler bile - din eksenli
atışmalarını pür dikkat izliyorum. 40´ından sonra bilimselliğe
soyunanı teneşir paklar, buyuruyor Derya Tulga. Bu durumda bana yaş
haddimi dikkate alarak konuşmak kalıyor ve ister istemez aklıma bazı
anekdotlar geliyor:
Yan bölüm olarak etnoloji okuduğumuzdan yolumuz bir gün Prof. Ernest
Borneman´ın konferansına düstü. Hani, Sovyet Imparatorluğu´nun
çöktüğü ve SODEP´li prof.milletvekillerinin „Türkiye 13. aday
ülke.Söke söke AB´ye gireriz!" diye tutturdukları yıllar. Bir yandan
Lambada şarkısını dinliyor, öte yandan solcu Büyüklerimize laf
yetiştiriyor; kaale alınmayınca „Dünya Yeniden Kurulurken" başlıklı
bir makale ile kendimizi yazın dünyasına atarak teselli buluyoruz..
Unutmayalım: Henüz Berlin duvarı yıkılmış değil, ama maaşları düzgün
ödenemedigi icin Dogu Almanya´yı terk ederek Batı Almanya´ya iltica
eden TKP eskileriyle karsılaşmak neredeyse iki yıldır doğal bir
hadise Avrupa´da.
Ve Avusturya Sosyalist Partisi´nin 50 yıllık aktif üyesi Prof.
Borneman´a kulak veriyoruz:
" 50 yıldır Marx´a güvendim ve `Din halkın afyonudur´öngörüsüne
inandım. Bugün yanıldığımı ve halkın gerçek afyonunun `SEX´ olduğunu
görüyorum. Yoldaşlar, kapitalizm bu olguyu çoktan teşhis etmiş ve
uzun mesafeler katetmiş."
„Paradigmal ayrışma" ve „epistomolojik kopuş " söyleminin ardından
Karl Marx´in dinle ilgili sözüne atıfta bulunmasını beklerdim Veysel
Hoca´dan. Keşke, Borneman gibi cesurca gerçeklerin üzerine
gidebilseydi: "Biz ilerici ve solcu aydınlar,`play it cool´
felsefesine kapılarak(sığınarak) total yabancılaşma yaşadığımızı
farketmemişiz".
Prof.Richard Münch´ün „Die Kultur der Moderne" dersini takip edip
(:Fransa-Almanya çağdaşlaşma modellerini karşılaştırma),
Osmanlı/Türkiye modernleşmesinin ne tür bir kopyalama (Fransa Modeli)
olduğunu kavramak için Galatasaraylı olmak gerekmiyor sanırım!..


CEVABIMIZ

Veysel Hoca müstear adla yazanları muhatap almadığından iş başa düştü. Ben
şahsen din eksenli atıştığımın farkıda değildim, din konusuna kendimce
yaptığım dokundurmalar tamamen periferik. Teneşirin kimi paklayacağı
meselesine gelince, burada kasd ettiğimin okuma rutini olduğu anlaşılır. 40
değil, 30 yaşına kadar bir birikim oluşmamışsa bunu takviyeli okuma yoluyla
bertaraf etmek mümkün değil. Yaşayan örneği de Taner Akçam'dır, 35'inden
sonra üstesinden gelmeye kalktığı konularda nasıl trajikomik bir duruma
düştüğü ortada. Belge çalışması yapmaya alışmadığından ezildikçe eziliyor.

Din ve Seks'in nasıl aynı bağlamda halkı afyonladığını benim anlamam zor.
Birincisi tevekkül ettirir, teselli eder, bazıları bunu devrimci
potansiyelin istenmeyen yöne kanalize edilerek içinin boşaltılması olarak
görür. Seks denen şey bu dünyada kesinlikle dinden önce de vardı, ister
antropolojik düşün, ister teolojik. Sağlıklı bir seks hayatının dengeli
düşüncenin olmazsa olmazı olduğuna en azından ben inanırım. İşin tuhafı
katolik kilisesinin İslam düşmanlığında müslümanların kendi inançlarınca
seks manyağı olmaları yatar. Malum Katolik inancında dölleme amacı dışında
seksüel ilişki günah, bundan zevk duymak her halü karda öyle, papaza koşup
günah çıkartmak lazım! Freud boşuna Katolik Viyana'da olgunlaşmamıştır.
Protestan kilisesi XIX.yüzyılda bu saldırıyı ırkçı savlarla paçal ederek
yapar. İkiyüzlü Victoria devri seksüel ahlakı her türlü kompleksini
Bulgaristan olayları sebebiyle Osmanlının tepesine boca eder. Sanarsın ki
koca Balkan yarımadasında müslümanları ırzına geçmediği tek bakire
kalmamıştır. "Bunların peygamberi de böyleydi!" diye sürüp gider o hicivler.

"Din yerine göre tevekkül ettirir, teselli eder" dedik, başkası ile yapılan
seks insana gerçek sevdiğini unutturarak teselli verebiliyor mu? Oblomov'a
belki vermiştir ama kaçımız onun mutantan dinginliğine sahip?

deryatulga
25.05.06, 23:32
Anlaşılmayan bir şey var. "Birisi nasıl hem dindar olur da hem milliyetçi ve devlet yanlısı olabilir ?" Bu bir tek sizin değil, daha bir çok kişinin yadırgadığı bir durum. En avami ifadeyle "Madem dindarsın, devlete sen de başkaldırmalısın. Bu devlet değil mi senin inançlarını çiğneyen" Hayır değil ! Genellemelerle kanaat sahibi olunacaksa, son yıllarda patlak veren türlü türlü suç olaylarının büyük çoğunlukla belli bir etnik gruptan kaynaklanıyor olmasından ötürü onlara düşmanlık beslememiz gerekirdi. Devlet görevlisi, yöneticisi bazı insanların tasarrufunu nasıl bütün bir çatıya mal edebiliriz ?

Böyle düşünen dindarların da olmasından çok büyük üzüntü duymaktayım. Sizi tenzih ederim, çok çirkin, pis bir oyun oynanmakta. Bu oyun bahsettiğiniz erk (ki ben buna "devlet" demem, zaten ille de devlet görevlisi değildir bu "erk"in mensuları. Serdar Özlü'nün gönderdiği Taha Kıvanç yazısında bahsedilenler de var, bir kısım basın da, bazı sermaye odakları da, v.s.) tarafından sürdürülürken, yani dindarları ötekileştirme, hariç tutma, toplumu kamplara ayırma, rol modellerinin ve meşruluğun tam aksi bir şekilde takdim edilme çabaları söz konusuyken, öbür taraftan (haşa) "kafir devlet yıkılacak elbet" sloganları atan, ağzına Türk lafını almaktan imtina eden, yalnızca yanlış uygulama yapan bazı rütbelileri değil "asker"i kötü bilen, yalnızca yönetenlerle değil devletle kavgalı abuk subuk radikaller de zuhur etmiş, propaganda yapmış.

Bu vatan için seve seve canını verecek olan Anadolu insanı adeta devletiyle kavgalı hale getirilmeye çalışılmış ve çalışılıyor. Vatan evladının mukaddes bildiği değerlerini, yine mukaddes bildiği devlet aşağılıyor gibi gösteriliyor, milletimiz bu iki "mukaddes" arasında bir tercih yapmaya zorlanıyor. Bu kaotik ortam sürdüğü müddetçe başa düşen taş kadar göze düşen saç da acıtıyor.

İşte bir avuç milliyetçi-muhafazakar genç, bu yüzden internet sitelerinin ve yazışma grubunun ismini "Devletim" koydu. Bazı rahatsızlıklarımıza sebebiyet veren üç tane kamu görevlisi yüzünden ne devlete, ne orduya düşmanlık besliyoruz. Aksine, "bu devlet, bu vatan bizim" diyoruz.

Sizinle yazışırken daha önce de karşılaştığımız bir başka anlaşmazlık da, benim yazılarımda sizin bahsetmediğiniz noktalara eleştiriler oluşu. Şurada anlaşırsak bu sorun hallolur. Ben sizi ilzam etmek, mağlup etmek kaygısıyla yazmıyorum. Bahsedilen konularla ilgili kanaatimi ifade ediyor, sizden ya da bir başkasından bu vesile ile farklı düşünceleri okuyup istifade etmek için yazıyorum. Yazılarımızda ille de "öyle diyorsun ama şöyle" diye şeyler aramamak lazım. Siz bu konular ne olacak diye yazdınız ben de kendimce yorumlar getirdim. Bundan sonra da mecburen yazacağım çünkü gruplardan ve bu tür yazışmalardan aşık atışmasından fazla bir şeyler beklemekteyim.

Geri konuya gelelim..

"Biz Türkler Orta Asya'dan geldik" diye öğretilmesine karşı çıkıyorsunuz ama benim çok önemsemediğim, fakat tartışmalarda sıkça emsal gösterilen başka memleketlerde de durumun benzer olduğunu hatırla(t)malıyız. Türkiye Cumhuriyeti hepimizin cumhuriyeti. Ama resmi bir dil olmalıdır. Bunun Türkçe olması da neden bu kadar rahatsız edici oluyor anlayamıyorum. Bir kaç ay önce Euro-Kürtler başlığıyla yayınlanan Aksiyon'un satır aralarında, şimdi ismini hatırlayamadığım Kürt kökenli, Kürt enstitüsünde görevli bir Profesörün Kürtçesi çok zayıf, anadili Fransızca olan çocuğundan bahsedilmişti. Bizim teyze kızı da (daha önce bahsetmiştim, eniştem Hakkari Yüksekovalıdır) Kürtçeyi bilmiyor. Anadili ingilizce. Demek ki Kürtlerde dil öğrenimi problemi yok. Demek ki resmi-yaygın dili babasının dili olmadığı bir topluma entegre olabilme problemleri de yok. Camilerde, okullarda, v.s. konuşulan Türkçeyi anlayamayanlar da kabahat aramakla acımasızlık mı etmiş oluyoruz ? Entegre olamadıysa, "bana ne, ben oynamıyorum" diyorsa "sen bilirsin" demek gerekmez mi? Ayrıca camilerde Türkçe hutbeler de 1925'ten önce yoktu. Bunu da bir detay olarak bilmekte fayda var.

Siz genel olarak Türk ve Kürt kimliği, Türk ve Kürt eğitimi, Kürt ve Türk sosyal hayatı istiyorsunuz gibi geliyor. Yazınızın bazı yerlerinden ben bunu anlıyorum. Biz ise kendine Türk desin, Türkiyeli desin ya da Kürt desin, "biz" olmaktan yanayız.

O dönemde Kürdistan diye ifade edilen bölgede çocukluğunu geçiren, anadili Kürtçe olan, etnik olarak da Arap asıllı olan Said Nursi'nin 1910'larda Osmanlı'ya isyan hazırlığında olan Kürt aşiret reislerine hitaben �Altı yüz seneden beri tevhid bayrağını umum âleme karşı yücelten ve millî âdetlerini terk ederek ihtiyarlanan bizim şanlı Türk pederlerimize, kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim. Ona bedel, onların akıl ve ma�rifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi de göstereceğiz. Elhâsıl, Türkler bizim aklımız, biz onların kuvveti; hep beraber bir iyi insan oluruz. Dik başlılık etmeyeceğiz ve kendi başına hareket yapmayacağız. Bu azmimizle başka milletlere ibret dersi vereceğiz. İyi evlâd böyle olur... İttifakta kuvvet var, ittihâdda hayat var, uhuvvette saadet var, hükümete itaatte selâmet var. İttihâdın sağlam ipine ve muhabbet şeridine sarılmak zaruridir.� demesini çok anlamlı buluyorum. Nursi, ömrünün sonuna kadar da (1960) sürgünlerde, hapishanelerde, zehirlendiği için yattığı ölüm döşeklerinde devlet düşmanı olmamış. Keşke her Kürt, Arap, Boşnak, Çerkes, v.s., böyle hissedebilse, böyle düşünebilse, kendi etnisitesi ile zikredilmeyen bir devleti (Türkiyeyi) sahiplenip, seçkin bir yurtdaş olunabileceğinin farkına varsa.

deryatulga
28.05.06, 01:45
HİLMİ YAVUZ
28.05.2006 PAZAR

Politik Toplumda Tehlikeli Bölünmeler (http://www.politikcity.de/forum/)
Danıştay 2. Dairesi Başkan ve üyelerine yapılan menfur saldırı, Türkiye’de, son kertede kışkırtıcı ve elbette vahim bir durumu ortaya çıkardı: Cumhuriyetin temelkoyucu ilkeleri konusunda Politik toplumda görülen ikilik!
Politik toplum’u kısaca Devlet ve Hükümet olarak ele alabiliriz. Danıştay cinayeti, Türkiye’de Devlet’in, Cumhuriyeti Laiklik’le; Hükümetinse Demokrasi ile özdeşleştirdiğini ya da öneçıkardığını ortaya koydu. Bence vahim olan, politik toplum düzeyinde görülen işte bu ikiliktir: Devlet için Laiklik önce gelir; Hükümet içinse, Demokrasi!
Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası, 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelkoyucu ilkelerini, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, açık ve seçik bir biçimde dilegetirmiştir: Türkiye Cumhuriyeti, Demokratik, Laik bir Sosyal Hukuk devleti’dir.
Öyleyse, Politik toplumun iki kesimimin, Devlet’in ve Hükümetin, Cumhuriyet’i bu ilkelerden sadece biriyle, bir tanesiyle özdeşleştirmesi ya da bir tanesini öne çıkarması sözkonusu olamaz. Türkiye Cumhuriyeti, Anayasası gereği, ne sadece Laik oluşuyla ne de sadece Demokrat oluşuyla tanımlanabilir. Devletin ve Hükümetin, birçok bakımdan ayrı düşünseler bile, Cumhuriyetin ‘temel nitelikleri’ konusunda herhangi bir anlaşmazlığa düşmeleri, mümkün değildir. Ama bu anlaşmazlığa düşülmüştür;-ya da, en azından, öyle görünüyor!
Daha da vahim olan, Politik toplumda Cumhuriyet’i hangi temelkoyucu ilke ile tanımlamak gerektiği konusundaki anlaşmazlığın, Türkiye’de yıllardan beri kışkırtılmakta olan başka birtakım bölümlenmelere eklemlenmesi tehlikesidir. Alevi/Sünni, Türk/Kürt gibi dini ya da etnik bölümlenmelerin, ötedenberi bu ülkenin bütünlüğünü ne kertede tehdit ettiği apaçık ortada iken, bu defa, Politik toplumun Cumhuriyetin temel ilkeleri konusunda farklı düşünüyor olmalarının ortaya çıkaracağı tehlikeler nasıl göz ardı edilebilir?
Söylemek istediğim şudur: Danıştay cinayeti, Türkiye’de ilk defa, Politik toplum düzeyinde, Cumhuriyetin temelkoyucu ilkeleri konusunda farklı görüşlerin hakim olduğunu açığa çıkarmıştır. Şimdi, etnik ve dini bağlamda görülen bölünmelerin, Politik toplumdaki bu bölünmeye eklemlenmesi ihtimali belirmiştir ve asıl vahim, ürkütücü ve ülkenin bütünlüğüne kastedecek olan meş’um ihtimal budur: Bir yanda Alevilik, Türklük ve Laiklik’ten oluşan bir Cephe ve öte yanda Sünnilik, Kürtlük ve Demokratlıktan oluşan İkinci Cephe!
Politik toplum, bu korkunç ve şeametli ihtimali, muhakkak gözönünde bulundurmak mecburiyetindedir. Bir defa daha Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesini hatırlatayım: Türkiye Cumhuriyeti, Demokratik, Laik bir Sosyal Hukuk Devleti’dir. Dolayısıyla, Devlet Laikliğe ne kertede sahip çıkıyor ve onu öne çıkarıyorsa, Demokrasiye de o kertede sahip çıkmalı ve onu da öne çıkarmalıdır. Aynı şey, Hükümet için de geçerlidir: Hükümet, Demokrasiye ne kertede sahip çıkıyor ve onu öne çıkarıyorsa, Laikliğe de o kertede sahip çıkmalı ve onu da öne çıkarmalıdır. Devlet, Türkiye’deki demokratların Hukuk Devleti ve Demokrasinin kemaliyle işleyebilmesi için öne sürdükleri talepleri yerine getirmeye, Anayasa gereği, ne kertede mecbursa; Hükümet de laiklerin Laiklik konusundaki hassasiyetlerini dikkate almak konusunda, yine Anayasa gereği, kendisini o kertede mecbur hissetmelidir.
Galiba başka bir yol da yoktur!



28.05.2006

ottoman1299
17.06.06, 14:41
Ilber Ortayli'dan Laiklik tabiri...

03.06.06 - Ceviz-Kabugu (http://rapidshare.de/files/23309001/Kanal_Turk_-_CEVIZ_KABUGU_-_03_06_06-DIVX.mpg.html)

deryatulga
20.06.06, 12:35
Cumhuriyet ve kimlik
Gündüz Aktan
20/06/2006 (938 kişi okudu)
10 ve 13 Haziran yazılarında demokrasi ve insan hakları konularına değinmiştim. Türkiye'de, geçmiş travmalarından kurtulamamış kesimler, tamamlanmamış ulus-devlette ve kalkınmamış ekonomide, demokrasi ve insan haklarına ilişkin öznel tutumlarını genel teorilere çeviriyorlar. John Dunn ve John Gray gibi önemli yazarların son kitapları da çevrilmediğinden, Batı'daki gelişmeleri yakından izleyemiyoruz.
Yeni Türk devleti, Amerika ve Fransa'daki gibi, bir cumhuriyet olarak kuruldu. Genelde bir savaş ya da devrim sonucunda kurulan bu rejimler işe demokrasiyle başlayamıyor. Tarihi neden ve gerekler yeni devletin yapısına damgasını vuruyor. Ama nasıl Amerika, İngiliz sömürgesiyle, Fransa ise 'eski rejim' ile kıyaslanamayacak kadar demokrasiye açıksa, bizim Cumhuriyetimiz de öyle açık. Amerika'nın 1965 'Büyük Toplum'una kadar zencilerin durumu ve Fransa'nın 19. yy. ihtilalleri göz önüne alındığında, Cumhuriyet'in demokrasiye geçişi başarısız sayılmaz. Türkiye'nin diğerlerinden farklı olarak bir de geri kalmışlık sorunu olduğu unutulmamalı.
Cumhuriyet'in uluslaşamamış ve geri kalmış bir toplumu devrimlerle modernleştirmesini, bireyleşmenin önündeki engel olarak görmek yanlış. Cumhuriyet'in modernleşme reformları ve laikliği olmasaydı vatandaş olamazdı, vatandaş olmadan da birey olmak mümkün değildi.
Bireyleşme birkaç katmanlı bir olgu ve yalnız siyasi rejimle ilgili değil. Bireyleşmenin ilk aşaması kişisel. Buluğ çağını başarıyla tamamlayan genç bireyleşiyor. Bu aşamada çocuk yetiştirmenin önemi büyük.
Çelişkili görülse de, bireyleşmekte ilk büyük tarihi adımı tek tanrılı dinler attı. Allah'la doğrudan ilişki içine giren kişi bireyleşmeye başladı. İslam'a pek de sempatik yaklaşmayan Jung'un Kuran'ın 18. suresine (Mağara) ilişkin analizi, kişinin psikolojik ve dini katmanlarda nasıl bireyleştiğini gösteriyor.
Ancak Emevi saltanat doktrini mutlak itaati öngördüğünden, doğru başlamış bir bireyleşme süreci kesintiye uğradı. Bu konuda 8. yy.'nin başında Hasan Basri'nin Emevi melikine yazdığı ünlü mektupta kader kavramını reddetmesi, müminin iyi ve kötü eyleminde özgür iradeye sahip olduğunu savunması bireyleşmenin nerede takıldığını gösteriyor.
Bugün bile Selefi Müslüman Kardeşler akımını izleyenlerin bir yandan özgür iradeyi reddetmeleri, öte yandan da demokrasi içinde özgürlükleri kullanamamaktan yakınmaları çelişki ötesi bir garabet oluşturuyor ve laiklik olmadan ne bireyin ne de insan haklarının olamayacağını ortaya koyuyor.
Liberalizm, ister liberter ister sol anarşik kaynaktan gelsin, bugünkü toplumda devlet ya da otoritenin özüne karşıt nitelik kazanıyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ndeki bireyin topluma karşı görevleri sürekli arka plana itiliyor. Atomize bireylik hâkim oluyor. Bu bencil birey her şeyi yine devletten bekliyor: Eğitilecek, sağlığına bakılacak, işi hazır olacak yani refahın her nimetinden yararlanacak; ama birkaç yılda bir lütfen sandığa gidip oy bile atmayacak, aile sahibi olmayacak; evrensel sorunlar olan ayrımcılık, çevre, açlık, geri kalmışlık, AIDS vb. ile ilgilenmeyecek. Buna karşılık çıkarına ucundan dokunulduğunda feryat edecek.
Bugün daha çok AB ülkelerindeki bu 'immunitaire' demokraside, işine geldiğinde toplum dışına çıkan, işine geldiğinde de topluma bir parazit gibi bağımlı olan bu bencil birey sorunun temelini oluşturuyor.
Buna bir de etnik veya cemaat kimliğini eklenince ortaya demokrasi çıkmaz. Bu gruplar, üyelerinden mutlak aidiyet ister. Bu duygu, genel kamu çıkarı oluşturmaya imkân vermez. Grup içi sıkı dayanışma ve ahlak kuralları toplumun tümüne uygulanmadığından, yozlaşma ve yolsuzluklar yaygınlaşır. Cumhuriyet'in devlet yapısı çözülür. Belki de amaç budur.
Çözüm dengede: Cumhuriyet'in milli kimliği, çağdaşlık ve laikliği; dinin Hanefi-Maturidi anlayışı; demokrasinin kalkınma, iyi yönetim ve demokratikleşme özelliklerinin birlikte geliştirilmesi; dar kimlik politikalarına saplanmadan farklılıklara saygı, hem haklarını hem de topluma görevlerini bilen bireyler...

deryatulga
20.06.06, 14:28
Ahmet KEKEÇ
akekec@yenisafak.com.tr Okuyoruz ve çok korkuyoruz!
Ben de bir Gündüz Aktan okuruyum... Emekli büyükelçi olan Gündüz Aktan gerçekten de önemli ve değerli bir devlet adamı. Bir gazetede yazıyor oluşu, stratejik meseleleri dert edinmiş ASAM'ın başında bulunması durumu değiştirmiyor: O bir devlet adamı.
Şöyle de söyleyebiliriz:
Bir Gündüz Aktan yazısı okuduğunuzda, kendinizi bir "yazar"la karşı karşıya hissetmiyorsunuz. Bunda, değerli emekli büyükelçinin de payı var elbette. Belki de, yazarken, devlet adamı reflekslerinden kopamadığı (haklı olarak kopamadığı), devlet adına "öğüt verme" tavrını özenle sürdürdüğü için...
Kuşkusuz, söyleyeceklerini, her yazarın yaptığı gibi, çok bilinen ve alışıldık bir yöntem olan "yazı"yla söylüyor.
Mesela, kelime kullanıyor. Cümleler kuruyor. Çok parlak cümleler kuruyor bazen... Kimi zaman "ihsas" yoluna başvuruyor, eğretilemeler yapıyor, satıraralarını konuşturuyor...
Ama, hiçbir zaman onun karşısında kendinizi, geçmişte çok sert politik yazılar yazmış olan Çetin Altan'ın, lineer mantık örneğinin yaşayan en büyük temsilcisi Hasan Pulur'un, yahut zaman zaman şakacı olmayı bilen Oktay Ekşi'nin karşısındaymışsınız gibi rahat hissetmiyorsunuz.
Ben bir Gündüz Aktan yazısı okuduğumda, her defasında sınanıyormuşum, gözetleniyormuşum duygusuna kapılıyorum. Panik halinde başladığım yazıyı, kan ter içinde bitiriyorum. Başlamadan önce de mutlaka içimden şöyle geçiriyorum: "İnşaallah onu kızdıracak bir şey yapmamışızdır..."
Öyle kırıp döken, herşeye öfkelenen biri değil.
Bilakis, son derece anlayışlı ve mutedil bir görüntü veriyor. Sadece görünüşte değil, gerçekte de "mutedil" biri. Sokakta rastlaştığınızda rahatlıkla selam verebilirsiniz, karşılıklı oturup bir meseleyi müzakere edebilirsiniz. Mutlaka sizi dinleyecek, sorduğunuz her soruya sabırla cevap verecektir.
Hiç müşerref olamadık ama, öyle hissediyorum.
Belki de sorun şurada: Bir "üslup dairesi" içinde konuşuyor/yazıyor. Diplomat olmanın getirdiği "dikkat"ten hiç taviz vermiyor. Kelimeleri seçerek kullanıyor. Çağrışım alanı geniş cümleler kuruyor ve cümle içindeki seçenekleri, farklı anlamları karşı tarafın ferasetine bırakıyor.
Biz bu anlamlardan birini alıp yazarla tartışsak bile, sonuçta kendimizi tartışmamış görebilir ve söylenenler içinde "farklı anlam katmanları" bulunduğu için sükût-i hayale uğrayabiliriz.
Ben şahsen Gündüz Aktan'la hiç tartışmak istemem.
Böyle bir şeyi kendisinin de isteyebileceğini, bir tartışmada "taraf" konumunu kabullenebileceğini sanmıyorum.
Hayır, "demagojik" olduğunu söylemeye çalışmıyorum. Kabullerle ilgili bir şeyden sözediyorum. Gündüz Aktan'daki "kabullerin" (örneğin devlet kavramı ve devlete bakış), verimli bir tartışmaya izin vermeyeceğini söylüyorum.
Bu kabuller, "olması gereken"den o kadar kopuk ki, siz ne söylerseniz söyleyin, hiç demagojik olmayan Gündüz Aktan, "Hayır öyle değil... Bu mesele sizin bildiğiniz gibi değil" demenin bir yolunu bulacaktır.
Hemen belirteyim, karşısında kendimizi bir otorite tarafından sınanıyormuş hissettiğimiz ve çok korktuğumuz Gündüz Aktan başarılı ve usta bir yazar...
Kaç aydır demokrasinin "ertelenebilir bir süreç" olduğunu yazıyor, hiç birimiz cevap veremiyoruz. Biliyoruz ki, cevap verdiğimiz an, kendimizi "devlete düşman kesilmişler ve bir türlü bu travmadan, şoktan kurtulamışlar" kategorisinde bulacağız.
Bütün Gündüz Aktan yazılarından çıkarabileceğimiz ortak cümle şu: "Dünyada her yerde aydınlar devlete saygılı davranırlar..."
Belki de değerli emekli büyükelçinin, korkumuzu izale etmesi için, önce şu sorunun cevabını vermesi gerekiyor: "Dünyanın her yerinde görülen devlet, burada görülene benziyor mu?"

deryatulga
29.06.06, 11:37
İttifak ve müttefik İsmet Berkan (ismet.berkan@radikal.com.tr)
29/06/2006 (1581 kişi okudu)
Aslında durum 2002'nin 4 Kasım sabahı neyse bugün de o: Türkiye muhalefetini arıyor.
Son ayların bazı tartışmalarına bakan birileri, gerçekten laik Cumhuriyet'in tehlikede olduğuna inanmış olmalı, 2002'nin 3 Kasım'ından farklı olarak bu kez muhalefeti birleştirecek bir fikir de bulduklarını düşünüyorlar: Adalet ve Kalkınma Partisi'ne karşı laikliğe inanan herkes birleşsin.
Şaşırtıcı olan, bu fikrin, Türkiye siyaset sahnesinde onyıllardır var olan ve başka hiçbir şeyleri yoksa bile siyasi tecrübeleri olduğu sanılan kişilerden gelmesi.
Keşke Türkiye'de siyaset bu kadar basit iki kampa ayrılıyor olsaydı, bir 'laik parti'miz, bir de 'laikliği esnetme parti'miz olsaydı, hayat
kuşkusuz çok daha kolay olurdu.
Oysa maalesef Türkiye'de siyasi bölünme laik-antilaik tabanına oturmuyor. Salt laiklik hassasiyetiyle veya laikliği ortadan kaldırma güdüsüyle oy veren birileri mutlaka vardır ama onlar seçmenin küçük bir azınlığını oluşturuyorlar.
Türkiye'de ana siyasi bölünme belki 200 yıldır değişmedi. Bugün de değişmesi için bir sebep yok, çünkü bu bölünmeyi getiren şartlar aynen yerinde duruyor.
Türkiye'de ana siyasi bölünme, merkezde devlet gücünü kullanan ve refahtan yararlanan, bu arada kendini de 'seçkin' sanan bir grupla çevrede yer
alıp bir an önce kapağı merkeze atıp devlet aygıtını ele geçirmeye, onun gücünden ve refah artırıcı etkisinden yararlanmaya çalışanlar arasında.
Laik-antilaik çatışmasıymış gibi su yüzüne vuran çatışma bu 'seçkin' olduğunu düşünen zümre ile diğerleri arasındaki hayat tarzı, kültür, refahtan pay alma, gücü elinde tutma çatışması esas olarak.
Bu çatışma son derece normal ve son derece demokratik bir çatışma.
Türkiye'deki bu kültürel çatışma ortamını görmeyip, bunun karmaşık yapısını aklında ezberlemeyip siyaset yapmanın, daha doğrusu siyasette başarılı olmanın şu an için görünen bir imkânı yok.
Halka karşı siyaset yapılmaz. Halk, halka rağmen değiştirilemez. Hele hele bu iş demokrasi içinde kalınarak hiç yapılamaz.
Doğrudur, Türkiye'de gereksiz yere çok siyasi parti var. Bunlardan fikirleri birbirine benzer veya yakın olanların ya birleşmesi ya da seçime
bir ittifak kurarak girmesi aklın gereği.
Ancak müttefik seçiminin, Rahşan Ecevit'in önerdiği gibi olması eşyanın tabiatına aykırı. Baksanıza, CHP bile salt laiklik tabanlı bir siyasi bölünme fikrini dile getirdiğine yavaş yavaş pişman olmaya ve bu
konuyu gündemden düşürmeye başladı. Çünkü, diyelim başörtüsü konusunda CHP'nin çıkaracağı gürültü sadece CHP oylarını düşürmekle kalmıyor AKP
oylarını da ya artırıyor ya daha da kemikleştiriyor.
Burada yazının başına dönelim: Türkiye, 3.5 yıl önce ne kadar muhalefet ihtiyacı içindeyse bugün de o kadar aynı ihtiyacı duyuyor. CHP'nin
ana muhalefet olarak performansı umut verici olsaydı, saçma ve temelsiz de olsa benzemezlerin ittifak arayışları gündeme gelmezdi.
Bu arayışları var eden ortamı ciddiye almalıyız ama ittifak girişimlerini değil.

deryatulga
25.08.06, 02:02
SAMİ SELÇUK
25.08.2006 CUMA

‘Laisizm’ ve ‘laiklik’ kıskacında Türkiye (1) (http://www.politikcity.de/forum/)
'Radikal’in iki değerli yazarı, bir ara haklı olarak, laiklik ve laisizm kavramları arasındaki başkalığı ve bu başkalığın önemini vurgulamışlardı. (Kırıkkanat, Kahraman, 27-31 Aralık 2003)
http://www.zaman.com.tr/2006/08/25/yorum.jpg
O zaman beklemiştim. Ama çıt çıkmamıştı. Şimdi ise birileri bu konuda sürekli yazıyor. İyi de ediyor. Sorunu canlı tutuyor. Ama bu işin uzmanı değil, bence. Zira laiklik, laisizm, hukukun, felsefenin konusudur. Her gün her konuda yazı yazanların, her şeyi her zaman bildiğini iddia edenlerin, resim öğretmenlerinin, ozanların, yabancı dil bilenlerin değil. Demek konu, bu işin uzman olmayanlarına bırakılmayacak çapta önemliydi.
Gerçekten, laikliği iyi kavramak istiyorsak, “laisizm” terimini iyi algılamak zorundayız. Bunun için de işe ilkin laiklik kavramından başlamak gerekir. “Laiklik”, kolay teslim olmayan bir “bukalemun sözcük”tür (Mgr Bornet). Öte yandan din (Kilise) ve devlet ayırımının büyük ustalarından Jules Ferry, geçen yüzyılda Fransız Senatosu’nda aynı kökten türetilen “laïcisation” sözcüğünü kullandığında, Senatör M. Delsol, “barbara res, barbara vox” diye bağırmıştır. (13.12.1879) Gerçi Fransa’da “laïque” sözcüğüne, ilk kez 13. yüzyılda rastlanır. 16. yüzyıla dek çok az kullanılır. Sözcük, Yunanca “laos”tan gelir, Latinceye geçer ve “din adamı ya da dindar olmayan” anlamında kullanılır. Kilise, başlangıçta “laikos” sözcüğünü kendine bağlı kişiler için; “clerikos” sözcüğünü ise dini yöneten ve öğreten papazlar vb. için kullanmıştır. Çünkü o dönemde herkesin Kilise’ye bağlı olduğu varsayılmaktadır. 16. yüzyıldan sonra, “clericus”, “clerc” (din adamı), clergé (ruhban) sözcükleri Fransızcaya girer. Kiliseye bağlı olmayanlara daha sonraları isim ve sıfat olarak “lai” denir ve bunun çirkin (laid) sözcüğü ile karışmaması için “laïc” (eril) ve “laïque” (dişil) sözcükleri türetilir. Dilin serüveni daha bitmemiştir. Fransa’da, resmi okullarda öğrenimin yansızlığı tartışmaları başladığında, kronolojik sırayla, “laïcisme” (laisizm, 1842), “laïcisation” (laikleştirme, 1870), laïciser” (laikleştirmek, 1870), “laïcité” (laiklik, 1871) sözcükleri dile girer. Bu arada, “clerc” (din adamı) sözcüğü daha sonraları bilgin, aydın gibi anlamlarda da kullanılmıştır.
Fransızcanın temel sözlüklerine göre “laiklik” (laïcité), dinin sivil toplumdan ayrılmasını öngören siyasal ve sosyal anlayışı ve/ya da bu ilkeye göre örgütlenmiş, dinsel anlayıştan arınmış olanın niteliğini anlatır. Fransa’da benimsenen 28.3.1882 tarihli yasa bu doğrultudadır. Kilise’nin siyasal/yönetsel iktidarı kullanmasını önleyen bu sistemde, devletin dinsel; Kilisenin de siyasal iktidarı kullanması olanaksızdır. Sivil ve dinsel toplum bu ilkeye göre ayrılmıştır. Fransız Akademisi’nin ve Henri Capitant’ın ünlü sözlüklerine göre de, laiklik, 1935’te kamusal otoritelerin (devletin) yansızlığı ve özellikle öğrenimin, yasaların dinden arınmışlığıdır. Aynı sözlüklere göre laisizm (laïcisme), kurumları laikleştirme yandaşlarının Kilise’nin yönetiminde bile laiklere yer ve kurumlara dinsel olmayan bir nitelik verilmesini amaçlayan bir öğretidir, ideolojidir. Aynı sözcükler İtalyancada laicismo (laisizm) ve laiklik (laicità) olarak geçmektedirler. Ayrıca İtalyancada din adamları (chierici) ve laikler (laici) ayırımı çok eskidir.
‘Laisizm’ ve ‘laiklik’in ayrımını doğru yapmak...
Fransa’da laiklik tartışmaları yapılırken yaklaşık yüzyıldır “laisizm”in başkalığı, tanınmış Fransız düşünürlerince sık sık vurgulanmıştır. Laiklik, başkalarının dinsel duygularına saygıda; laisizm ise, zaman zaman zora başvurarak bireysel baskıda yoğunlaşmaktadır, Laisizmin en aşırı biçimi, Fransız Devrimi’nin ilk yıllarında (1789-1795) ve, materyalizme dayandığı ve dini afyon olarak benimsediği için sistemin doğası gereği, komünist ülkelerde uygulanmıştır.
Ülkemizde, evrensel, daha doğrusu küresel sözcükler ve terimler, ne yazık ki, kimileyin içleri boşaltılarak ve onlara yeni anlamlar yükletilerek ya da birbirlerinin yerlerine geçirilerek kullanılmaktadır. Laiklik ve laisizm sözcükleri de bundan paylarını almışlardır. Bunlar, eşanlamlı değildirler. Laiklik, bir durumu, niteliği; laisizm ise belli bir amacı gerçekleştirmek isteyen ideolojiyi anlatmaktadır. Laisizm, profan söylemli, ama dinsel bir inşa içinde olan bir totalliktir. Bu yüzden öncelikle laisizm ile laikliği birbirinden ayırmak gerekmektedir. Unutmayalım. “Kavramlar yansızdır”. (Weber) Doğru konuşurlar; insanı yanıltmazlar, aldatmazlar.
Son çözümlemede, laiklik ile laisizm ayrı ayrı kavramlardır ve ayrı kurumsallaşma ve uygulamalara yol açmışlardır. Laisizm, “rejime göre din” ister ve dini belirler, güdümler. O yüzden çatışmalara gebedir. Oysa, laiklik “dine göre rejimi” ve “rejime göre dini” reddeder. Bu nedenle Akoun’un da belirttiği gibi, belki de, “laiklik kavramını, bugün hâlâ kullanılabilir kılabilecek biricik şey, laiklik ile laisizm arasındaki ayrımdır”.
Bu iki terimin başkalıkları tartışmasının Fransa’da çıkmasının bir nedeni vardır. Çünkü Fransa’da laikliğin değil, laisizmin uygulandığı görüşü egemendir. Fransız devrimcilerinin, dini ve ibadetleri yok etme girişimleriyle başlayan ve ruhban sınıfının kökünü kazımaya dayanan anlayışlarının uzantıları Fransa’da bugün de bir ölçüde sürmekte; dine karışan, onu güdümleyen, aşırı pozitivist, gerçek laikliği ve devletin yansızlığını zaman zaman dolanlı biçimde dışlayan ya da tehlikeye düşüren, sosyalist ülkelerde din karşıtlığını öngören, dini kimileyin zararlı ya da yararsız, dinsel gelenekleri gelişmeyi engelleyici gören, geleneği dinden arındırmayı amaçlayan, dinsel inançların bireysel ve toplumsal yansımalarından hoşlanmayan ve bu amaçları gözettiği için bir “izm”e, yani ideolojiye dönüşerek, laiklik gibi bir niteliğe vurgu yapmayan en uç anlamda “laisizm”, bir bilim adamımızın dediği gibi, Fransa’da laikliğin çocukluk hastalığıdır. Nasıl şovenizm ulusçuluğun yozlaşmış biçimiyse, laisizm de laikliğin en sapkın biçimidir. Tourain, militan rasyonalizm ya da laisizmin başka mutlakçı politikalar kadar tehlikeli olduğuna, çünkü kendi ilkelerini uygulatmak için devletin cezalandırıcı yönüne başvurduklarına değinmiştir.
Yeri gelmişken belirteyim ki, Fransa’dan esinlenilerek, laikliğin devlet ve Kilise’nin ayrımı ilkesi olduğu söylenir sıklıkla. Eğer bu ayrımı devlet belirler ve Kilise’yi (dini) denetlemeye kalkarsa, laisizme kayılır. Fransa’nın başına gelen budur. Fransız laikliği bu yüzden hâlâ sorunludur. Buna karşılık, her kurumunu ve hukukunu Fransa’dan alan Belçika’nın başına bu gelmemiştir. Çünkü Belçika, laikliği, çoğulculuğu ve devletin yansızlığını zorlayan “devletin ve Kilise’nin karşılıklı bağımsızlığı ilkesi”ne dayandırmış ve bu doğrultuda uygulamıştır. Bu nedenle de Belçika’da devlet Kilise’yi (dini) denetlemeye hiç kalkışmamış; Fransa’daki sancılar hiç yaşanmamıştır.
Özetle, kimi yerli ve çoğu yabancı yazarlar, laisizmi, “laikçilik” (Nur Vergin, Ayşe Kadıoğlu, M. Türköne, M. A. Kılıçbay, A. Arslan Kemal Gözler), “otoriter, sözde, baskıcı laiklik” (Erdoğan), “laikleştirmecilik” (Selçuk, Arkoun), “militan laiklik” Abel, Mehmet Turgut, Lachaume, Duron-Prinborgne, s.126), “laiklik taklidi” (Başgil), “Jakoben laiklik” Mardin), Kilise’nin bir ortağı değil, “her zaman korkulan bir rakibi”, “sapık öğreti” (Magnin gibi, 1930) olarak karşılamış ve değerlendirmişlerdir. Konunun meraklısına 2000 tarihli yargı yılı açış konuşmamı ve buradaki kaynakları salık veririm. (Sami Selçuk, Özlenen Demokratik Türkiye, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2000, s. 79 vd.) Görülüyor ki, bu başkalığa ülkemizde daha önceleri de değinilmişti. Ben ise ilk kez on iki yıl önce ‘Milliyet’te çıkan bir dizi yazımda dokunmuş, “laisizm” terimini, ideolojik yönünü gözeterek, “laikleştirmecilik”diye Türkçeleştirmiştim. (Laiklik/sivil toplum/homo democraticus, Milliyet, 12-15 Mart 1994) Yazı sonradan kitaba dönüşmüştü. Daha sonraları, “laikçilik” terimini, Türk yazarlarının çoğunluğunca benimsendiğini görünce ben de kullanmaya başlamıştım. Ne var ki, 6 Eylül 1999 yargı yılı açış konuşmamda laikçilik terimini aslıyla birlikte kullanınca Türkiye’de kıyamet koptu. Bir bakıma iyi de oldu. Toplumumuzdaki hastalıkları, eksiklikleri anlama / tanıma fırsatı verdi.
İlkin, şunu anladım. Demek, Türkiye’de yazılanlar okunmuyordu. Gutenberg toplumuna ulaşamamıştık. Ama mikrofon dinleniyor ve yazıyı yeniyordu. Çünkü, bu toplumda köşe yazarlarının çoğu, aynı gazetedeki komşu yazarın yazısını bile okumuyor, akşamları herkes, televolelerle, paparazzilerle zaman öldürüyordu. Aslında ölen, zamanla birlikte geleceğimizdi.
‘Laikçilik’ kelimesi üzerinden saldırmak...
İkinci olarak, az çok okuyanlar da her şeye göz ucuyla şöyle bir bakıp geçiyordu. Sözgelimi, kıyameti koparanların bir bölümü, laiklik karşıtlarının kullandıkları “laikçilik” terimiyle laiklik ilkesini küçümsediğimi ileri sürüyorlardı. Oysa ben, aslını da kullanarak sözcüğün Türkçeye nasıl çevrildiğini yazılı metinde açıklamıştım. Aşağıda da belirteceğim gibi, laiklik ile laisizm farklı kavramlardı. Küçümsenir gerekçesiyle bu ayrımdan vazgeçmek olanaksızdı. Türkiye’de kimileri eğer bu ince ayrımın ayırdında değilseler, bundan kavramlar sorumlu tutulamazlardı. Ne yazık ki, ülkemizde bu ince ayırımı yapmayanlar arasında bilim sanını taşıyanlar bile vardı. Nitekim onlar daha sonraki konuşmalarında beni sürgit eleştirdiler. Dikkatlerini çektim. Ancak inceleme zahmetine bile katlanmadılar. Besbelli ki, bilim, onlar için “en hakiki mürşit” değildi. Onların amaçları, üzüm yemek değil, bekçiyi dövmekti. Eleştirilerini acımasızca sürdürdüler. Söyledikleri, zaman harcamaya ve yanıtlanmaya değmezdi.
Hele bunlardan birini hiç unutmuyorum. Çok satan ciddi bir gazetenin demirbaş köşe yazarlarındandı. Beni her gün topa tutuyordu. Yine bir yazısında, geçen yıl yitirdiğimiz bir bilim adamımızın sunduğu bildiriye dayanarak beni “cehalet”le suçluyordu. Oysa iki Fransız ve bir Türk bilim adamı, aynı toplantıda sundukları bildirilerinde o bilim adamımıza yanıt vermişler, ayrımın önemine değinmişler, bunların özetleri kendi gazetesinde de yayımlanmıştı. Telefonla konuşmamın metnini ve bu bildirileri okuduğu halde neden yanlış bilgilere dayandığını sordum. Yanıtı şaşırtıcıydı. Ne benim konuşmamı, ne de gazetesinde çıkan bildiri özetlerini okumuştu. Konuşmam, Yargıtay sitesinde yayımlandığı halde, metni kendisine gönderirsem okuyacağını söyledi. Özrü kabahatinden büyüktü. Anlaşılan, her gün yazıyor, ama hiç okumuyordu. Böylelikle hem kendini kandırıyor, hem de toplumu yanıltıyordu. Bir kez daha inandım ki, ulusça bir Sokrates, bir Descartes açığı yaşıyor, bu açığı bir türlü kapatamıyorduk. Bugün de öyle. Hem de okumuşlarımız arasında bile. 8.1.2004 tarihinde bir TV yarışmasında iyi öğrenim görmüş bir yurttaşımız, Sokrates’in “Ben tek bir şey biliyorum; o da hiçbir şey bilmediğimdir.” özdeyişini, dillere destan özdeyişini kimin söylediğini dahi bilemiyordu. Bunu bilemeyen biri, o sözün sıradan değil, doğru usavurma yönteminin ilk kuralı olduğunu nereden bilebilir ki? O yüzden, sağlıklı biçimde ne düşünebiliyoruz, ne tartışabiliyoruz, ne de görüş üretebiliyoruz, bizler. Descartes’lar, Sartre’lar, Durkheim’lar, Husserl’ler, ne yazık ki, hâlâ lüks bu ülkede. Acı, ama gerçek bu.
Burada bir ayraç açmak isterim. Biri doktora tezi olan iki Türkçe kitapta, laisizmin asıl anlamı yeterince doğru açıklandıktan sonra, bu sözcüğün küçümseyici anlamda da kullanıldığına değinilmiştir. Bunlardan ikincisi teze dayanmaktadır. Tez ise, kanımca yanlış değerlendirmelere. Çünkü, tezin dayandığı Fransız yazarları Autin, ve bu arada Trotabas, sözcüğün böyle bir anlamından söz etmemekte, yalnızca kimi bilim dışı yazılarda (polemiklerde) bu anlamda kullanıldığını belirtmektedirler. Öte yandan, Fransızca hiçbir sözlükte, laisizmin küçümseyici (pejoratif) anlamda kullanıldığına değinilmemektedir. Kullanılsaydı, böyle kullanılan sözcüklerde yapıldığı gibi, buna da yer verilirdi. Kaldı ki, bu olgu, her sözcüğün başına gelebilir. Örneğin, “demokrasi” sözcüğü de tarih içinde her zaman olumlu anlamda kullanılmamış, kimileyin alt sınıfların kendi çıkarları için ülkeyi yönetmeleri anlamında küçümsenmiştir. Ancak, ne o gün, ne de bugün “demokrasi” sözcüğünden vazgeçildi. Aynı biçimde, Türk” sözcüğü de bir zamanlar aşağılamak için kullanılmıştı. İsteyen vazgeçsin. Ben “Türk” sözcüğümden vazgeçmiyorum. Dahası, laisizm terimi yerleştiği için “laikçilik” diye kullananların hepsini, böyle ya da belli görüşün sahipleri diye algılamak ve onu dilimizde yasaklamaya yeltenmek ise saçmalığın dikâlâsıdır. Abdülhamit’in “burun”, “hürriyet”; 12 Eylül yöneticilerinin “devrim”, “ülkü”, “örgüt” vb. sözcükleri yasaklamaları gibi, “laisizm” karşılığı kullanılan sözcükleri bayağılaştırarak (vulgarize ederek) aforoz etmek, kendini kandırmanın da ötesinde dile yapılan haksız ve çocukça bir saldırıdır. Saldırı haksızdır. Çünkü, bilgisizliğin öfkesini dilden çıkarmaktır, bu. Saldırı çocukçadır. Çünkü, masaya kafasını vuran çocuğun masayı dövmesine benzemektedir. Ayracı kapatıyorum.

YARGITAY ONURSAL BAŞKANI



25.08.2006

ÖZBEK
25.08.06, 14:27
ich glaube nicht das du beurteilen kannst wer auf dme richtigen weg ist und wer nicht:)
das laizismus nicht gleich gottlosigkeit ist begreifen einige wohl nie oder:)
aber ich kenn das ilerde sende ülkü ocaklarinda sana anlatilanlarin cogunun masal oldugunu anliycaksin

Ülkücü ocaklarinda Atatürk düsmanligi veya laiklik düsmaligi yapilmiyor ögrende söyle kafadan atma!!!

Bu bilgiyi verenler seni yanlis bilgilendirmis!

deryatulga
26.08.06, 02:08
SAMİ SELÇUK
26.08.2006 CUMARTESİ

‘Laisizm’ ve ‘laiklik’ kıskacında Türkiye (2) (http://www.politikcity.de/forum/)
Üçüncü olarak, kıyameti koparanlara göre, sadece sıradan insanlar değil, bilim adamları bile, yüksek katlarda oturanları kızdırmamalı, kimi bilgileri halktan saklamalıydılar.

Gerçi, benim ülkemde bu tür olaylar yeni değildi. Sık sık yaşanmıştı, yaşanıyordu. Bunlardan en ünlüsü, Çernobil olayıydı. O zaman da insanların yaşamlarına kıyma pahasına ,üniversitelerden “çaylarda kanserojen madde/radyasyon yok” fetvası çıkmıştı. Türkiye aynı alışkanlıkları her deprem sonrası yaşamış ve yaşıyordu. İşte bu kimyada olanlar da, laisizmle laikliği yüksek sesle ayırmakla gereksiz yere kimilerini aydınlatarak uyandırdığımı ve Türkiye’nin özel koşullarını gözetmediğimi ileri sürüyorlardı. Demek, işlediğim suç büyüktü. Bilmediğim uyuyan bir yılan vardı. Durup dururken onu uyandırmıştım.
Papaz öyküsündeki gibi susmamı öğütleyenlere, yüksek izinleriyle(!) benim de bir öğüdüm olacak. Bilim adamının biricik işi, ulaştığı doğruları saptırmadan dış dünyaya sunmaktır. Gerisi safsatadır, ihanettir. Kırk yıllık bilim ve yargı yaşamımda bu ilkeden hiç sapmadım. Elbette sapmayacaktım. Ne o? Yoksa onların öğütledikleri gibi “sultanlar”la mı düşüp kalkacak, “sultanlar”a mı danışacaktım? İlkin, şunu hiç unutmasınlar: “İyi sultanlar, bilginlerle; kötü bilginler, sultanlarla düşüp kalkarlar” (Nizam-ül Mülk). Bir de şunu: “Gerçeği bulan kimse, başkaları ayrı düşünüyorlar diye onu söylemekten çekiniyorsa, hem budala, hem de haindir. Bir insanın “benden başka herkes yanılıyor”demesi kuşkusuz çok zor. Ama ya herkes gerçekten yanılıyorsa, o ne yapsın?”(Daniel de Foe).
Türkiye’nin özel koşullarına gelince, kavramlar/ terimler, ilkeler, kimileyin uygulamaya başka başka yansıyabilirler. Ama değiştirilemez özleri ve vazgeçilemez öğeleri örselenmemek koşuluyla. Bilim adamlarının ve yargıçların sistemi kurtarmak diye bir ödevleri yoktur. Olamaz da. Buna özenirlerse, siyaseti bilime ve yargıya/adalete sokuşturmuş olurlar. İşte o zaman, hem bilim, hem de adalet kirlenmiş olur. Bu konuda çok duyarlıyım. Ömrüm onlara karşı savaşlarla geçti. Boşuna nefes tüketmesinler. Kimse benden Çernobil ya da “Kuvva-i milliye”cilerin idam fetvalarını alamaz. Peki laiklikle laisizm özdeş mi? Yukarıda da açıklandığı gibi asla. Dahası, laisizm, laikliğin özünü ve öğelerini değiştirmenin de ötesinde yozlaştırmaktadır.
Bana gelince, ben, ivecen, bu yüzden derinlikten yoksun, bu yüzden de alabildiğine yüzeysel ve katlanılamaz derecede yavan tepkilere bir ay boyunca dayandım. Ancak, bugün “laisizm” karşılığı önerdiğim “laikleştirmecilik” sözcüğünün tutunmadığını da görüyorum. Daha çok sıfat olarak kullanılan “laik” sözcüğüne önce sıfat, sonra ad eki eklenerek türetilen “laikçilik” sözcüğünü de henüz sindirebilmiş değilim. Bu nedencelerin yanı sıra, bir polemiğe de yol açmamak için, daha iyisi bulununcaya ya da laikçilik terimi iyice yerleşinceye dek, şimdilik “laisizm” terimini yeğlemekteyim.
“Laisizm” kavramını iyi algılamalı
Evet. Bu iki terimin arasındaki ayrım önemlidir ve bilimseldir; birbirlerinin yerine kullanılamazlar. Yalınkat görüşlerle, hiçbir inceleme yapmadan, bu iki terimi özdeşleştirmek kaba bir yanılgıdır. Ayrıntılardan yola çıkılarak, bir düşüncenin özü çürütülemez. Bu bir. Evrensel kavramlar üzerinde mülkiyet hakkımız yoktur. Yalnızca yararlanma(intifa) hakkımız vardır. Bu iki. Eğer aynı kavramlara başka başka, ayrı terimlere aynı anlamları yüklüyorsak ,ortak bir dilimiz yok demektir. Böyle bir durum ise, aslında bir beyin travmasıdır. 2600 yıl önce Konfüçyüs bu travmaya ve sonuçlarına değinmişti. Bu üç. Bilimsel yapıtlarda, ders kitaplarında yer alan bir sözcüğü kullananları ve üstüne üstelik ömrü boyunca hiçbir düşünceyi kınamamış insanları düşünceyi küçümseyici anlamda kullandıkları kurgusuyla suçlamak, kaygı vericidir. Çünkü, bir yerde kendi tutumunu empati yoluyla onlara mal edenlerin ve, üzülerek söyleyeyim ki, bilgisini bilimsel merak ve metodik kuşkuyla sorgulamayanların, analitik inceleme yapmadan kategorik yargıda bulunma girişimleridir, bu. Sadi, ne kadar da haklıymış: “Sormaz ki bilsin; sorsa bilirdi. Bilmez ki sorsun; bilse sorardı” derken. Bu da dört.
2000 ADLİ YIL AÇIŞ KONUŞMAMIN GENİŞ OLANINDA AŞAĞIDAKİ NOTLAR YER ALMAKTADIR (Sami Selçuk, Özlenen Demokratik Türkiye, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2000, s. 79-83).
() Laisizm sözcüğü, Türkçede “laikçilik” (Nur Vergin, Ayşe Kadıoğlu, M. Türköne, M. A. Kılıçbay, A. Arslan Kemal Gözler), “otoriter, sözde, baskıcı laiklik” (Erdoğan), “laikleştirmecilik” (Selçuk, Arkoun), “militan laiklik” (Abel, Mehmet Turgut, Lachaume, Duron-Prinborgne, s. 126), “laiklik taklidi” (Başgil), “Jakoben laiklik” (Mardin) (İleten: ERDOĞAN, Demokrasi..., s. 315, 316; Anayasal Demokrasi, s. 235, 236, 241) gibi sözcüklerle karşılanıp anlatılmaktadır.
“Laisizm” kavramını iyi algılamak zorundayız. Bunun için işe laiklik kavramından başlamak gerekir. Kimilerine göre, “laiklik” bile hâlâ bir “bukalemun sözcük”tür. (Mgr BORNET), (İleten: TROTABAS, j.-B., La notion laïcité dans le droit de l’Eglise catholique et de l’Etat républicain, Paris, 1961, s.9) Öte yandan din (Kilise) ve devlet ayırımının büyük ustalarından Jules Ferry, geçen yüzyılda senatoda aynı kökten türetilen “laïcisation” sözcüğünü kullandığında, Senatör M. Delsol, “barbara res, barbara vox” diye bağırmıştır. (13.12.1879) (CAPÉRAN, Louis, Histoire contemporaine de la laïcité française, Paris, 1957, s. 137) “Laïque” sözcüğüne, ilk kez 13. yüzyılda rastlanır. 16. yüzyıla dek çok az kullanılır. (BLOCH, O., Dictionnaire Etymologique de la Langue Française, Paris, 1932, II) Bu sözcük Yunanca “laos”tan gelir, Latinceye geçer ve din adamı ya da dindar olmayan anlamında kullanılır. Kilise, başlarda “laikos” sözcüğünü kendine bağlı kişiler için; “clerikos” sözcüğünü ise dini yöneten ve öğreten papazlar vb. için kullanmıştır. Çünkü o dönemde herkesin Kilise’ye bağlı olduğu varsayımı benimsenmiştir. 16. yüzyıldan sonra, “clericus”, “clerc” (din adamı), clergé (ruhban) sözcükleri Fransızcaya girer. “Laicus” denilen ve Kilise’ye bağlı olanlara daha sonraları isim ve sıfat olarak “lai” denir ve bunun çirkin (laid) sözcüğü ile kar&#
305;şmaması için “laïc” (eril) ve “laïque” (dişil) sözcükleri türetilir. Dilin serüveni daha bitmemiştir. Fransa’da, resmî okullarda öğrenimin yansızlığı tartışmaları başladığında, kronolojik sırayla, “laïcisme” (laisizm, 1842), “laïcisation” (laikleştirme, 1870), laïciser” (laikleştirmek, 1870), “laïcité” (laiklik, 1871) sözcükleri dile girmiştir. Bu arada, “clerc” (din adamı) sözcüğü daha sonraları, bilgin, aydın gibi anlamlarda da kullanılmıştır. (G. de Lagarde, ileten: TROTABAS, s. 10, 11) Bu sözcüklerin tarihsel gelişmeleri hakkında geniş bilgi için şu yapıta bakılmalıdır: BAYET, Albert, Pour une réconciliation française, laïcité XXe siècle, Paris, 1958, s. 27-35)
Fransızcanın temel sözlüklerine göre “laiklik” (laïcité), dinin sivil toplumdan ayrılmasını öngören siyasal sosyal anlayışı ve/ya da bu ilkeye göre örgütlenmiş, dinsel anlayıştan arınmış olanın niteliğini anlatır. Fransa’da benimsenen 28.3.1882 tarihli yasa bu doğrultudadır. Kilise’nin siyasal/yönetsel iktidarı kullanmasını önleyen bu sistemde, devletin dinsel, Kilise’nin de siyasal iktidarı kullanması olanaksızdır. Sivil ve dinsel toplum bu ilkeye göre ayrılmıştır. (Le Robert, Dictionnaire historique de la langue française, Paris, 1994, I, s. 1096; Le Petit Larousse İllustré, Paris, 1993, s. 587; GÖZLER, Kemal, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa, 2000, s. 122; SEZİK, Sarper, Laiklik ve laisizm üzerine, Serbest Çizgi, 1999 Güz, say: 8, s. 8, 9; DURAN-PRINBORGNE, s. 8, 9) Fransız Akademisi’nin sözlüğüne göre de, laiklik, 1935’te öğrenimin, yasanın, kurumun dinsel yansızlık niteliğidir ve kamu otoritelerinin yansızlığıdır. Henri Capitant’nın hukuk sözlüğünde ise, sivil toplumun dinsel toplumdan ayrılmasıdır. (TROTABAS, s. 11)
Aynı sözlüklere göre laisizm (laïcisme), kurumları laikleştirme yandaşlarının Kilise’nin yönetiminde laiklere yer ve kurumlara dinsel olmayan bir nitelik verilmesini amaçlayan bir öğretidir, ideolojidir. İtalyancada laicismo (laisizm) sözcüğü, Kilise otoritesinin müdahalesinden düşünceyi ve insan etkinliğini özgür kılmayı amaçlama; laiklik (laicità) ise, laik (din adamı ya da dindar olmayan) olanın konumu anlamına gelmektedir. (Dizionaria Garzanti della lingua İtaliana, Roma, 1995) Ayrıca İtalyancada din adamları (chierici) ve laikler (laici) ayırımı çok eskidir. (FERRABOSCHI, Mario, Laici, Enciclopedia del diritto, Milano, 1973, XXIII, s. 273-283)
“Rejime göre din” anlayışı
Ülkemizde, evrensel, daha doğrusu küresel sözcükler ve terimler ne yazık ki, kimileyin içleri boşaltılarak ve onlara yeni anlamlar yükletilerek ya da birbirlerinin yerlerine geçirilerek kullanılmaktadır. Laiklik ve laisizm sözcükleri de bundan payını almıştır. Bunlar, eşanlamlı değildir. Laiklik, bir durumu, niteliği; laisizm ise belli bir amacı gerçekleştirmek isteyen ideolojiyi anlatmaktadır. Laisizm, profan söylemli, ama dinsel bir inşa içinde olan bir totalliktir. Bu yüzden öncelikle laisizm ile laikliği birbirinden ayırmak gerekmektedir. (KILIÇBAY, s. 119) “Kavramlar yansızdır.” (WEBER, Max) Doğru konuşurlar.
Yaklaşık yüz yıldır Fransa’da laiklik tartışmaları yapılırken “laisizm”in başkalığı vurgulana gelmiştir. Fransız yazarları, bu iki kavramı birbirlerinden ayırmaktadırlar. Laiklik, başkalarının dinsel duygularına saygıda; laisizm ise, zaman zaman zora başvurarak bireysel baskıda yoğunlaşmaktadır. Daha 1926’da yazdığı bir yapıtta LIGOT, (Laïcisme et laïcité, 1926, s. 3), laikliğin de aynı sonucu doğuracağını; Yves de la BRIÈRE de, laisizmin, sosyal ve ahlaki yaşamı, Tanrı düşüncesinden bağımsız olarak örgütlemeyi amaçladığını ileri sürmüşlerdir. Mgr-BAUDRILLARD’a göre, laisizm için Kilise, bir ortak değil, her zaman korkulan bir rakiptir. 1930’da MAGNIN, onu “sapık öğreti” ilan eder. Buna karşılık 1948’de BOURLIER, laisizmin resmî yaşamda laikliğe dönüşerek dinsel ya da mitolojik alanda devletin tam yansızlığı ve bağımsızlığı olduğunu söyler. Tartışmalar bu çizgide sürüp gider. (TROTABAS, s. 10, 11, 96, 205, 206, 212)
Laisizmin en aşırı biçimi, Fransız Devrimi’nin ilk yıllarında (1789-1795) ve, materyalizme dayandığı ve dini afyon olarak benimsediği için sistemin doğası gereği, komünist ülkelerde uygulanmıştır. Son çözümlemede, laiklik ile laisizm ayrı ayrı kavramlardır ve ayrı kurumsallaşma ve uygulamalara yol açmışlardır. Laisizm, “rejime göre din” ister ve dini belirler, güdümler. O yüzden çatışmalara gebedir. Oysa, laiklik “dine göre rejimi” ve “rejime göre dini” reddeder. Bu nedenle ARKOUN’un da belirttiği gibi, belki de, “laiklik kavramını, bugün hâlâ kullanılabilir kılabilecek biricik şey, laiklik ile laisizm (sözcük, metinde “laikleştirmecilik” diye çevrilmiştir. S.S.) arasındaki ayırımdır” (ARKOUN, Mohammed, İslam’ı ve laikliği bugün yeniden düşünmek, ABEL, ARKOUN, MARDİN, Avrupa’da Etik, Din ve Laiklik, İstanbul, 1995, s. 15) Bu iki terimin başkalıkları tartışmasının Fransa’da çıkmasının bir anlamı vardır. Çünkü Fransa’da laikliğin değil, laisizmin uygulandığı görüşü egemendir. (ABEL, s. 38) Fransız devrimcilerinin, dini ve ibadetleri yok etme girişimleriyle başlayan ve ruhbanın kökünü kazımaya dayanan anlayışlarının uzantıları bugün de bir ölçüde sürmekte; dine karışan, onu güdümleyen, aşırı pozitivist, gerçek laikliği ve devlet yansızlığını zaman zaman dolanlı biçimde dışlayan, ya da tehlikeye düşüren, sosyalist ülkelerde din karşıtlığını öngören, dini kimileyin zararlı ya da yararsız, dinsel gelenekleri gelişmeyi engelleyici gören, geleneği dinden arındırmayı amaçlayan, dinsel inançların bireysel ve toplumsal yansımalarından hoşlanmayan ve bu amaçları gözettiği için bir “izm”e, yani ideolojiye dönüşerek, laiklik gibi bir niteliğe vurgu yapmayan en uç anlamda “laisizm” Fransa’da laikliğin çocukluk hastalığıdır (LACHAUME, DURAN-PRINBORGNE, s. 126; TANİLLİ (militan laiklik diyor), Tarık Z. Ekinci’ye yollama yaparak da “yönlendirilen laiklik: laïcisime dirigé” diyor, s. 227, 228; YAYLA, s. 99; ERDOĞAN, Anayasal..., s. 235, 236, 241; Demokrasi..., s. 7, 8, 9, 263, 272, 306, 315; VERGİN, Nur, Din ve devlet ilişkileri, Düşüncenin “bitmeyen senfonisi”, Türkiye Günlüğü, sayı, 129, s. 12-14; TÜRKÖNE, Mümtaz’er, Türk siyasetinin eskimeyen kilidi: laiklik, Türkiye Günlüğü, n. 21, s. 11; AUTIN, Albert, Laïcité et liberté de conscience, Paris, 1930, s. 1; Laiklik ve Atatürk’ün Laiklik Politikası, Genelkurmay..., Ankara, 1980, s.11; DAVER, s. 4; ARKOUN, Mohammed, (H. Yücel), İslam Üzerine Düşünceler, İstanbul, 1999, s.31; HOCAOĞLU, Durmuş, Sekülarizm, laisizm ve Türk laisizmi, Türkiye Günlüğü, n . 29, s. 44, 55). TOURAIN de, militan rasyonalizm ya da laisizmin başka mutlakçı politikalar kadar tehlikeli olduğunu, zira onların da kendi ilkelerini uygulatmak için devletin cezalandırıcı yönüne başvuracaklarını vurgulamaktadır. (s. 172) Sanıyorum, iki terimin başkalıklarını anlatmak için bu kadar kaynak yeterlidir. O yüzden başka kaynaklara yollama yapmıyorum.

YARGITAY ONURSAL BAŞKANI

deryatulga
27.08.06, 02:18
SAMİ SELÇUK
27.08.2006 PAZAR

‘Laisizm’ ve ‘laiklik’ kıskacında Türkiye (3) (http://www.politikcity.de/forum/)
Ancak, bu arada Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Dairesi Başkanlığı’nca yayımlanan yapıtta (s. 11), laisizmin asıl anlamı yukarıdaki gibi verildikten sonra, bu sözcüğün küçümseyici anlamda da kullanıldığına değiniliyor.

Besbelli ki, bu yapıtı kaleme alan yazar, yukarıda yollama yaptığım Autin’den esinlenen Daver’e dayanarak bu görüşe ulaşmış, ancak bir noktayı gözden kaçırmıştır. Çünkü, Autin ve Trotabas, sözcüğün böylesi bir anlamından söz etmemekte, yalnızca bilim dışı yazılarda (polemiklerde) bu anlamda kullanıldığını belirtmektedirler. Öte yandan, hiçbir sözlükte, laisizmin küçümseyici anlamda kullanıldığına değinilmemektedir. Kullanılsaydı, benzeri sözcüklerde yapıldığı gibi, buna da yer verilirdi. Kaldı ki, bu olgu, her sözcüğün başına gelebilir. Örneğin, “demokrasi” sözcüğü de tarih içinde her zaman olumlu anlamda kullanılmamış, kimileyin alt sınıfların kendi çıkarları için ülkeyi yönetmeleri anlamında ele alınmıştır. Ancak, bugün yalnızca, insan hak ve özgürlüklerine yaslanan halk yönetimi/rejimi anlamına geliyor. Olumsuz anlamda kullanılmıyor. Nitekim, “Türk” sözcüğü için de bir zamanlar böyle değil miydi durum?
Bana gelince, “laisizm” ile “laiklik” terimlerinin ayrı anlamlara geldiğini saptadıktan sonra, “laisizm” terimini 1994’te çıkan bir dizi yazımda (Laiklik/sivil toplum/homo democraticus, Milliyet, 12-15 Mart 1994), “laikleştirmecilik” diye Türkçeleştirmiştim. Ancak, daha sonra, laisizm karşılığı kullanılan “laikçilik” teriminin genelde benimsendiğini görünce ben de kullanmaya başladım. İtiraf edeyim ki, “laikleştirmecilik” ve “laikçilik” sözcüklerinin ikisini de gönül rahatlığıyla benimsemiş değilim. Ayrıca bir polemiğe de yol açmamak için, daha iyisi bulununcaya değin, şimdilik “laisizm” terimini yeğlemekteyim. Ne var ki, bir üzüntümü de burada dile getirmek istiyorum. Bu iki terimin arasındaki ayırım bilimseldir, bunlar birbirlerinin yerine kullanılamazlar. Yalınkat görüşlerle, hiçbir inceleme yapmadan, bu iki terimi özdeşleştirmek kaba bir yanılgıdır. Ayrıntılardan yola çıkılarak, bir düşüncenin özü çürütülemez. Bu bir. Öte yandan, laisizm teriminin yerleştiği için “laikçilik” diye kullananların hepsini, belli görüşün sahipleri diye algılamak ve sunmak daha da yanlıştır. Bu iki. Bu yanlışa, bir de yasak ekleniyor. Gerçekten Abdülhamit’in “burun”, 12 Eylül yöneticilerinin “devrim”, “ülkü” gibi sözcükleri yasaklamaları gibi, “laisizm” karşılığı kullanılan sözcükleri bayağılaştırarak (vulgarize ederek) aforoz etmek hem yanlış, hem yersiz, hem de üzücüdür. Bu üç. Bunların arasında, saygın bilim adamlarının bulunması ise çok düşündürücüdür. Evrensel kavramlar üzerinde mülkiyet hakkımız yoktur. Yalnızca yararlanma (intifa) hakkımız vardır. Aynı kavramlara başka başka anlamlar yüklüyorsak, ortak dilimiz yok demektir. Bu bir beyin travmasıdır. 2600 yıl önce Konfüçyüs buna değinmişti. Bu dört. Bilimsel yapıtlarda, ders kitaplarında yer alan bir sözcüğü, hiçbir düşünceyi ömür boyu kınamamış insanları düşünceyi küçümseyici anlamda kullandıkları kurgusuyla suçlamak, kaygı vericidir. Çünkü, bir yerde kendi tutumunu empati yoluyla onlara mal etme ve, üzülerek söyleyeyim ki, bilgisini bilimsel merak ve metodik kuşkuyla sorgulamayanların, analitik inceleme yapmadan kategorik yargıda bulunma girişimleridir bu. Sadi ne kadar da haklıymış şöyle derken: “Sormaz ki bilsin; sorsa bilirdi. Bilmez ki sorsun; bilse sorardı”. Bu da beş.
Tarih ve edebiyat, Eski Yunan, Roma, Türk, Çin, Mısır söylencelerinden, Ortaçağ öykülerinden; felsefe Ermiş Augustinus’tan, Aquino’lu Thomas’tan, Gazzali’den vazgeçemez. Devlet/Kilise (din) ayrılığı, ikisi arasındaki diyalektiği koparmamakta, egemenlik alanlarını düzenlemektedir. Dinsiz birey olabilir. Ama Atatürk’ün deyişiyle dinsiz toplum olmaz. Olmamıştır da. Bir bakıma her uygarlık, bir dinin çerçevesinde biçimlenmiştir. 1789-1795 arasında Fransa’da, Stalin Rusya’sında, Paul Pot’un Kamboçya’sında, Polonya’da dini yasaklama ve toplumu dinsizleştirme girişimleri ters sonuçlar vermiş, dinler güçlenerek geri dönmüşlerdir. İnançlarını korumak için yoksul ve hasta insanların bile nelere katlandıklarını dünyadaki yer altı kentleri (katakomblar), Sümela manastırları, orduları pes ederek Hıristiyanlığı resmi din olarak benimseyen Roma İmparatorluğu kanıtlamaktadırlar. Bilimsel incelemeler, baskının dinleri güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Yeter ki, bir din, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin deyişiyle herkesçe bilinebilir bir boyuta ulaşsın, “vicca” dini gibi uydurma olmasın (KILIÇBAY, s. 118; DURAN-PRINBORGNE, s. 120, 136; RAPPORT, s. 3, 5; ABEL, s. 39; Laiklik..., Genelkurmay..., s. 19; TANİLLİ, s. 227; YAYLA, s. 99; ABEL, s. 38; ROBERT, s. 53, 56, 58. Bu arada şunu da belirtmekte yarar vardır: Garady’ye göre, Karl Marx, 1843’te henüz 25 yaşında iken ve Feuerbach’çıyken, Engels’le birlikte yazdıkları “Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Giriş” adlı yapıtta “din halkın afyonudur” formülünü kullanmıştır. Aslında bu formül, Feuerbach’a aittir. Marx ve Engels, 1846’da kaleme aldıkları “Alman İdeolojisi” adlı yapıtta Feuerbach’ın dinle ilgili görüşlerini eleştirirler. Hatta 1843’teki yapıtta bile şöyle der Marx: “Dinsel çöküntü, bir bakıma, gerçek çöküntünün anlatımıdır”. Bu söz, din olgusunun diyalektik niteliğini belirleyen bir ilk adımdır. Marx ve Engels, olgunluk dönemlerinde din olgusunu yeniden ele almışlardır ve dinin insanları savaşımdan alıkoyduğu tezinden uzaklaşmışlardır (GARAUDY, Sosyalizm ve İslamiyet, s.39, 40). Amerika Birleşik Devletlerinin kurucuları, değişik görüşleri temsil etseler de, devletin, dinin ve ahlakın etkisi olmadan yaşayamayacağı konusunda görüş birliği içindeydiler. Kurumsal ayırım, ne seküler bir toplumu, ne de dinin toplumsal yaşamdan dışlanmasını gerektirir. Yurttaşların dinsel gereksinmeleri, sivil toplum aracılığıyla karşılanma olanakları sağlanmalıdır (ADAMS, Arlin M./EMMERICH, Charles J., (L. Boyacı), Din ve Özgürlük, İstanbul, 1990, s. 44, 88, 11-113). Kamu düzeni, kamu güvenliği, kamu ahlakı ve kamu sağlığına aykırı düşmediği sürece devlet bunlara engel olamaz. Türkiye, çağcıllığa (modernlik) kendi dışında elde edilmesi gereken Batının malı olarak değil, toplumsal bir keşif olarak bakmalıdır. Çağcıllık, ancak yerli kültürel kimlikler ve toplumsal dokular üzerine kurulabilir. Türkiye çağcıllığı üretmeli; yalnızca tüketmemeli, çağcıllığın çözdüğü ülke değil, birleştirdiği ülke olmalıdır. (GÖLE, s. 17). AYRICA 2001 ADLİ YIL AÇIŞ KONUŞMAMIN GENİŞ OLANINDA DA SAYIN DENİZ BAYKAL’IN BENİ DESTEKLEYEN GÖRÜŞLERİ İÇİN BAKINIZ. (Sami Selçuk: Türkiye’nin Demokratik Dönüşümü, Ankara, 2001, s. 118, 119)
YARGITAY ONURSAL BAŞKANI



27.08.2006

zübeyde
06.09.06, 23:48
TRT-Haber



06.09.2006 13:00

http://www.trt.net.tr/wwwtrt/imgs/1pix.gif http://www.trt.net.tr/haber/2005/09/06/resim/osman_arslan_b.jpg http://www.trt.net.tr/wwwtrt/imgs/1pix.gif

Adli Yıl Kararlı Mesajlarla Açıldı
Aslan:
"Özgürlükler devleti yıkma aracı olarak kullanılamaz"
Adli yıl, Yargıtay'da düzenlenen törenle başladı.
Yargıtay Başkanı Osman Arslan törende bölücü terör ve laiklik konusunda uyarılarda bulundu.

Osman Aslan:
"Demokrasilerde özgürlükleri yok etme özgürlüğü kimseye tanınamaz, özgürlükler devleti yıkma aracı olarak kullanılamaz" dedi.

Adli yıl açılış törenine Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer,Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümet üyeleri ve yüksek yargı organlarının temsilcileri katıldı.

"Her Yurttaş Hak ve Fırsat Eşitliğine Sahiptir"

Yargıtay Başkanı Osman Arslan törendeki konuşmasında bölücülük tehlikesine dikkat çekti.

Arslan, Türkiye Cumhuriyeti'nde her yurttaşın hak ve fırsat eşitliğine sahip olduğunu söyledi.

Yargıtay Başkanı, "Etnik ve inanç ayrımı yapılmaksızın her birey kamuda en üst düzey görevlere gelebilir. Her yerde her türlü ekonomik ve ticari faaliyetlerde bulunabilir bu hak ve fırsat eşitliğine karşı insan hakları ve demokrasi adı altında bir takım ayrıcalıkların talep edilmesi, ulusal birliğimiz bölmeye yönelik ayrılıkçı düşüncelerdir...

Demokrasilerde özgürlükleri yok etme özgürlüğü kimseye tanınamaz, özgürlükler devleti yıkma aracı olarak kullanılamaz." dedi.

"Ülke Bütünlüğüne Zarar Verilemez"

Yargıtay başkanı Arslan, laiklik konusundaki görüşlerini açıklarken de ülke bütünlüğüne zarar verilmemesi gerektiğine vurgu yaptı.

Aslan konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Devletin laik olması ilkesini benimseyenleri dinsiz olarak suçlamak ne kadar yanlışsa, cumhuriyete, Atatürk ilkelerine bağlı olan ve dinin gereklerini yerine getiren kişileri çeşitli sıfatlarla suçlamak da o kadar yanlıştır.

Bu tür yaklaşım ve değerlendirmelerin ülke bütünlüğüne ve birlik beraberliğe de zarar verdiği ve kutuplaşmaya neden olduğu gözden uzak tutulmamalıdır."

Osman Arslan, meclisin Şemdinli olayı ile ilgili soruşturma komisyonu kurmasını da yargı yetkisine müdahale olarak değerlendirdi.

"Türk Ulusunun Çağdaş Yürüyüşü Engellenemez"

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok da, adli yıl açılış konuşmasında yargının sorunlarının yanı sıra terör ve irticai tehdide dikkat çekti.

Özok, Türk ulusunun çağdaşlığa yönelik kararlı yürüyüşünü, etnik milliyetçiliğin ve yobaz dinciliğin engelleyemeyeceğini söyledi.


http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=158599&k=0

deryatulga
13.09.06, 15:21
Adalet Bakanı şeriatı savundu
Hollanda Adalet Bakanı Piet Hein Donner, halkın üçte ikisinin istemesi halinde ülkesinde şeriat düzeninin kurulabileceğini söyleyince, parlamentodaki partilerin tepkileriyle karşılaştı. Donner, iki gazeteci tarafından kaleme alınan ve bugün piyasaya çıkan bir kitapta yer alan söyleşisinde, Hollandalıların üçte ikisinin demokratik yöntemlerle şeriat düzenini istemesi halinde buna karşı konulamayacağını söyledi.

Donner: "Çoğunluk isterse olur. Çoğunluğun böyle bir kararına karşı hayır demek olmaz. Demokrasinin özü zaten çoğunluğun isteğidir" dedi. Adalet Bakanı Donner, imamların kadınlara el vermemesini de inançları açısından anlayışla karşıladığını belirtti. Donner'in çoğunluk isterse şeriat düzeninin kurulabileceğine ilişkin sözleri parlamentodaki partiler tarafından tepkiyle karşılandı. Ana muhalefet Sosyal Demokrat İşçi Partisi, yaptığı açıklamada, bakanın şeriat düzeninin mümkün olabileceğini söylemesini üzüntüyle karşıladığını, şeriatın öngördüğü düzenlemelerin Hollanda Anayasası ile çeliştiğini en önce bakanın bilmesi gerektiğini belirtti.

Liberal Parti, böyle bir tartışmaya girmek istemediğini açıklarken, Yeşil Sol, Adalet Bakanının neden şimdi böyle bir tartışma yaratmak istediğine anlam veremediğini bildirdi.

Parlamentoda tek kişiyle temsil edilen Geert Wilders Grubu ise yazılı soru önergesi vererek, Adalet Bakanının şeriatla ilgili sözlerine parlamentoda açıklık getirmesini istedi. Partilerden gelen tepkilere karşılık veren Donner, şeriat düzenini savunan biri olmadığını ısrarla vurguladı, yalnızca teoride böyle bir geçişin mümkün olabileceğini anlatmak istediğini belirtti. Adalet Bakanının mensubu olduğu Hristiyan Demokrat Parti'nin Grup Başkanı Maxime Verhagen, daha önce, şeriata karşı mücadeleyi öne çıkaran açıklamalarda bulunmuştu.

mecnun01
01.10.06, 17:22
Sezer'den TBMM'ye irtica ve laiklik uyarısı

Hürriyet İnternet

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2241679.jpgCumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM'nin 22 Dönem 5'inci yasama yılı açılışında yaptığı konuşmada irtica tehlikesinin artarak süren bir tehlike olduğuna vurgu yaptı ve laiklik tartışmalarına yanıt verdi. Bu tehlikelere karşı devlet organlarına yetkilerini duraksamadan kullanma çağrısı yapan Sezer'in konuşmasından bazı bölümler:

İRTİCA TEHLİKESİ

Ülkemizin iç güvenliğine yönelik bir diğer tehdit de, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri var olan, bugün de etkinliğini artırarak sürdüren irtica tehlikesidir. Türkiye'de irticai tehdidi yeterince algılayamayanların, özellikle son yirmi yılda yaşanan olayları üst üste koyup birlikte değerlendirmesi, Türkiye'deki toplumsal ve bireysel yaşamın nereden nereye geldiğini iyi çözümlemesi gerekmektedir.
İrticai tehdidin, Devlet'in temel niteliklerini değiştirme hedefinden sapmadığı gözlenmektedir. Bu çerçevede, Cumhuriyet'in kazanımlarının ortadan kaldırılması, laiklik kavramının çeşitli biçimlerde yorumlanarak içinin boşaltılması, irticai tabanın giderek genişletilmesi, kadrolaşma ve dini bireysellikten çıkararak toplumsallaştırma ve siyasete yansıtma çabalarının yoğunlaşmasının, toplumda gerginliği artırdığı dikkat çekmektedir.
İrticai tehdide karşı savaşımın kilit taşı laikliktir. Unutulmamalıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi laik düzene dayanmaktadır. İrtica ile savaşımda, Cumhuriyetimizin laik yapısının korunması, dinin, din duygularının ve dince kutsal sayılan değerlerin siyasal amaçlı olarak kötüye kullanılmasının önlenmesi, toplumun bu yönde bilinçlendirilmesi, Devrim Yasalarının ödünsüz uygulanması ve Devlet organlarının yetkilerini duraksamaya düşmeden etkin biçimde kullanmaları zorunludur.
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2241680.jpgEĞİTİMDE İRTİCA
İlköğretimin temel hedefi, etkili bir rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunarak çocuklarımızı erken yaşlardan itibaren ilgi, yetenek, gelişim ve öğrenme özelliklerine göre geleceğe hazırlamaktır. Bu dönemde, çocuklara denetimsiz ortamlarda bilim dışı, mistik ve dogmatik kimi bilgiler aşılanmasına duyarsız kalınması, bu niyetle hareket eden kişi ya da kurumların, caydırıcılığı azaltacak yaptırımlarla cesaretlendirilmeleri son derece tehlikelidir.
LAİKLİĞİN TANIMI
Birçok kez üzerinde durduğum kimi konuları, ülke rejimi ve geleceği yönünden çok önemsediğim için bir kez de Yüce Meclis'in çatısı altında vurgulamak istiyorum. Öncelikle, son yıllarda, bilinçli olarak gündemden düşürülmeyen laiklik ve laikliğin tanımı tartışmaları üzerinde durmakta yarar görüyorum.
Belirtmek gerekir ki, demokrasi, özgürlük, kamu yararı, kamu düzeni, laiklik gibi kimi kavramların Anayasa'da "kavramsal" tanımı yapılmamış olabilir. Anayasa'lar, kurallarıyla bu kavramların işlevlerini ve anlamlarını ortaya koyarak çerçevesini çizip, işlevsel tanımını yaparlar. Nitekim, Anayasamızda da, laikliğin işlevsel tanımı yapılmıştır.
Bu nedenle, Anayasa'da, laikliğin tanımını aramak yerine, nasıl bir laikliğin öngörüldüğüne bakmak gerekir. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi kararlarının konuya katkısı gözden uzak tutulamaz.
Laiklik ilkesini yaşam biçimi olarak benimseyen çağdaş ülkeler incelendiğinde, tümünün bu ilkeyi kendi toplumsal gerçeklerine göre biçimlendirdikleri görülecektir.
Anayasa Mahkemesi'nin çeşitli kararlarında da belirtildiği gibi, laiklik, ülkelerin içinde bulunduğu tarihsel, siyasal, toplumsal koşullara ve her dinin gerektirdiği isterlere bağlı olarak ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir.
Bu farklılığa bağlı olarak her ülkenin laiklik anlayışı, o ülkenin Anayasa'sına yansımıştır. Türkiye için özellik taşıyan laiklik de, Anayasa'da benimsenen ve korunan içerikte bir ilkedir.
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2241682.jpgLaiklik ilkesinin, her ülkenin içinde bulunduğu koşullardan ve her dinin özelliklerinden esinlenmesi, bu koşullar ile özellikler arasındaki uyum ya da uyumsuzlukların laiklik anlayışına yansıyarak değişik nitelikleri ve uygulamaları ortaya çıkarması doğaldır. Dini ve din anlayışı tümüyle farklı ülkelerde laiklik uygulamasının, aynı anlam ve düzeyde olması beklenemez.
Türkiye Cumhuriyeti, Türk Ulusu'nun gelenekleri, toplumsal yapısı, sosyal gerçekleri ve koşulları karşısında laikliği, kendine en uygun içeriği ile benimsemiştir.
Devlet rejiminin ve toplumsal yaşamın laikleştirilmesi, belirli bir tarihsel süreç içinde gerçekleştirilmiştir. Laiklik ilkesinin günümüzdeki anlam ve önemini kavrayabilmek için Kurtuluş Savaşı sürerken ve Türkiye Cumhuriyeti kurulurken gerçekleştirilen olayları ve olguları iyi irdelemek gerekir.
Anayasa'nın Başlangıç bölümünde, laiklik ilkesi gereği kutsal din duygularının Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı belirtilmiştir. Böylece, Cumhuriyet'in niteliklerinin en önemlisi ve diğer niteliklerin temeli olan laiklik, Anayasa'ya yön veren ilkeler arasındaki yerini almış ve anayasal tanımını bulmuştur.
Bu tanıma göre laiklik, dinin, sosyal, siyasal ve hukuksal bir güç ve düzenleyici olmasını önleyen temel ilkedir. Bu işlevine uygun olarak Anayasa'nın 24. maddesinde de,
- Devlet'in sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal temel düzeninin kısmen de olsa din kurallarına dayandırılamayacağı,
- Dinin ya da din duygularının yahut dince kutsal değerlerin, siyasal ya da kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla kötüye kullanılamayacağı, açık biçimde kurala bağlanmıştır.
Böylece, temel hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyet'i zedeleyecek biçimde kötüye kullanılması önlenmiş, gerekirse laik Cumhuriyet'i korumak için temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir.
YARGI BAĞIMSIZLIĞI
Yargı bağımsızlığının gerçekleştirilebilmesi için, mahkemelerin yanında, yargı erkinin en önemli ögesi ve temsilcisi olan yargıçların da bağımsız ve güvenceli olması gerekmektedir. Bu nedenle, Anayasa'nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Ulusu adına "bağımsız mahkemelerce" kullanılacağı; 138. maddesinde de, yargıçların görevlerinde bağımsız oldukları belirtilmiştir.
Yine Anayasamızda, yargı erkinin yürütmenin etki ve karışmasından uzak tutulabilmesi için kimi düzenlemelere yer verilmiştir. 140. maddede, yargıçların, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçlık güvencesi ilkelerine göre görev yapacakları; 138. maddesinde, yargıçların, Anayasa, yasa ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; hiçbir organ, makam, merci ya da kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı kurala bağlanmıştır.
Yargı organlarının kuruluşu, çalışma ilkeleri, yargıçların seçimi ve özlük hakları konularında yargı bağımsızlığını gölgeleyecek yöntemlerden uzak durulması, hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Yargıç ve savcıların tüm özlük ve disiplin işleri, Yargıtay, Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi üyelerinin seçimi gibi önemli yetkilerle donatılmış Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun oluşumunda, bir siyasal parti mensubu olan Bakan'ın ve onun buyruk ve direktifleri ile hareket eden Müsteşar'ın yer alması yargı bağımsızlığını, dolayısıyla hukuk devleti ilkesini zedelemektedir.
SEÇİM BARAJI
Temsilde adalet, siyasal partilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, seçimlerde aldıkları oy oranında temsilci bulundurmasını gerektirmekte, alınan oyla orantılı temsilci sayısıyla yaşama geçirilebilmektedir. Yönetimde istikrar ise, oyların siyasal partiler arasında aşırı bölünerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yansımasının yaratacağı istikrarsızlığın önlenmesini anlatmaktadır. Bu ilkenin yaşama geçirilmesi, oyların temsilci sayısına dönüşmesinde, "baraj" olarak adlandırılan oransal sınırlar konulmasını zorunlu kılmaktadır.

Birbirinin karşıtı gibi görünen bu iki ilkenin, seçme ve seçilme hakkının özünü zedelemeyecek ve Devlet yönetimini aksatmayacak biçimde, birbirini dengeleyerek yasaya yansıtılması anayasal zorunluluktur. Bu duyarlı denge, aynı zamanda demokratik hukuk devleti niteliğinin gereğidir.
Yönetimde istikrar ilkesi, salt çoğunluğu sağlayacak seçim sistemini değil, istikrarlı yönetimi olanaklı kılacak adaletli bir temsil sistemini gerektirmektedir.
Bundan amaç, seçmenin siyasal dağılımının parlamentoya olabildiğince uygun ve adil biçimde yansımasıdır. Adalet, aynı zamanda yönetimde istikrarın da temel koşuludur. Yalnızca ya da ağırlıklı olarak istikrarı gözetmenin, istikrarsızlık kaynağı olacağı açıktır.
Kuşkusuz, temsilde adaletin sağlanması için, seçmenin siyasal dağılımının tümüyle parlamentoda temsil edilmesi, başka bir deyişle siyasal partilerin tümünün Meclis'te temsilci bulundurması da savunulamaz. Bu sistemin de, yönetimde istikrar ilkesine zarar vereceği ortadadır.
Ne var ki, oy kullanan seçmenin siyasal görüşünün büyük oranlarda parlamentoda temsil edilemediği seçim sistemini de, temsilde adalet ilkesiyle bağdaştırmak olanaksızdır.
LÜBNAN'A ASKER GÖNDERME
Anayasa'nın 92. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesine izin verme yetkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne tanınmıştır ve "münhasır" bir yetkidir.
Bu niteliği, yetkinin doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kullanılmasını, başka bir organa devredilmemesini gerektirmektedir. Hiçbir organ, kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
Bu nedenle, "izin" yetkisi kullanılırken, iznin süresinin, kapsamının ve sınırının da belirtilmesi gerekmektedir.
Soğuk Savaş dönemi sonrası teknoloji, iletişim, ulaşım sektörlerindeki gelişmeler, uluslararası dengeleri güçlü ülkeler yararına hızla değiştirmektedir. Bu durum, uluslararası kurumların ve uluslararası hukukun önemini belirginleştirmektedir. Güçsüz olanın güçlü karşısında korunması, ancak bu kurumlar ve uluslararası hukuk aracılığıyla sağlanabilmektedir.
Devletlerin kendilerini uluslararası hukukla bağlı sayması Dünya barışı yönünden önemlidir. Anayasamızın 92. maddesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen yetkinin "uluslararası hukukun meşru saydığı" durumlar için öngörülmüş olması, uluslararası ilişkilerin ulaştığı boyut yönünden de son derece anlamlıdır.
YOLSUZLUK
Yolsuzluklardan arındırılmış temiz bir toplum, nesnel kurallara göre işleyen yansız ve saydam bir yönetim, tüm yurttaşların ortak özlemidir. Ne var ki, uzun yıllardan beri yolsuzluk olayları toplumun gündeminden düşmemiş, kamuoyu sorgulama gereği duymadan her suçlamaya inanır duruma gelmiş, toplumsal sağduyu, aklama kararlarına bile kuşkuyla bakar olmuştur.
Kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan denetimler, bilgisizlik, savurganlık, çıkar sağlama, görevi savsaklama, basiretsizlik gibi nedenlerle, kurumların çok yüksek tutarlarda zarara uğratıldığını göstermektedir.
Yolsuzlukla savaşımda mutlaka başarılı olunması gerekmektedir. Bu hedefe ulaşmak için, yasama, yürütme ve yargı organlarınca, kararlı bir tutum izlenmeli, açık bir toplum ve saydam bir yönetim olmanın gerekleri yerine getirilmeli, yolsuzluk eylemlerinin cezasız kalmayacağı uygulamalarla kanıtlanmalı, yasama dokunulmazlığına ilişkin kurallar gözden geçirilmelidir.
PKK TERÖRÜ
Türkiye, terörden en çok zarar gören ülkelerden biri olarak, terörle küresel savaşımı tüm gücüyle desteklemektedir. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını değiştirmek ve ülkeyi parçalamak amacıyla giderek artan eylemler gerçekleştiren terör örgütüne karşı savaşımında Türkiye'ye, dost, komşu ve bağlaşıklarınca yeterince yardım ve destek verilmemektedir.
Irak'ın kuzeyinden kaynaklanan bölücü teröre karşı, ayrım yapmaksızın ortak bir karşı duruş ve güçlü bir eylemsel işbirliği tek çözüm yolu olarak görülmektedir. Sorunun ivediliğinin ve öneminin kavrandığına ilişkin kimi gelişmeler yaşansa da, Türkiye'nin dış teröre karşı meşru savunma hakkı saklı tutulmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, iç barışına ve huzuruna yönelik ve evrensel bir insanlık suçu olan bölücü terörü tümüyle yok edene kadar, hukuk devleti kuralları içinde, büyük bir kararlılıkla savaşımını sürdürecektir.
Bu bağlamda, teröre karşı silahlı savaşım yanında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizin sosyo-ekonomik sorunlarını hızla iyileştirmek ve bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla hazırlanan eylem planlarının etkin biçimde uygulanmasının önemini de vurgulamak istiyorum.
Terörle savaşımda, güvenlik güçlerimizin özverili çabalarını, halkımızın tümüyle teröre karşı gösterdiği birlik ve kararlılığı, yönetim birimlerimizin üstün çalışmalarını, Yüce Meclisimizin terörle savaşımda sağladığı destek ve katkıları takdirle karşılıyoruz.
SİLAHLI KUVVETLERE GÜVEN
Ulusal güvenliğimiz yönünden Silahlı Kuvvetler'in güçlü tutulması, geçmişten günümüze en önemli temel önceliğimiz olmuştur. Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin ve siyasal rejimimizin varlığının ve sürekliliğinin güvencesidir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Anayasa'da ve yasalarda belirlenmiş görev ve sorumluluklarını yerine getirecek biçimde güçlü olmasına, Cumhuriyet hükümetleri ve parlamentolarımız büyük önem vermiş ve özen göstermiştir. Bunu, burada bir kez daha belirtmekten mutluluk duyuyorum.
Bununla birlikte, Ulusu'nun büyük güven ve sevgisine erişmiş olan Ordumuzun saygınlığının korunmasını ve siyaset üstü tutulmasını, temel bir görev ve sorumluluk olarak algılamalıyız.
AB ÜYELİĞİ
Ülkemizin Avrupa Birliği üyeliğine kültür ve din farklılığını öne sürerek karşı çıkan kimi çevrelerin, Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına ülkemiz limanlarının açılması yönündeki Rum çabalarına arka çıktıkları da gözlenmektedir. Bu çabalar, Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde ülkemizden tek yanlı ödün almayı hedefleyen Rum Yönetimi'nin uzlaşmaz tutumunu yüreklendirmektedir.
Avrupa Birliği'nin üzerine düşen, Rum tarafını, yerleşmiş Birleşmiş Milletler parametreleri doğrultusunda, siyasal eşitlik ve iki kesimliliğe dayalı kapsamlı bir çözüme yönlendirmektir.
ABD İLE İLİŞKİLER
Avrupa Birliği'ne üyelik hedefimiz gibi, Amerika Birleşik Devletleri'yle köklü ilişkilerimiz de dış siyasamızın temel eksenini oluşturmaktadır. Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'yle ilişkilerimiz birbirini tamamlamakta ve Avrupa-Atlantik bağımızı oluşturmaktadır.
Günümüz koşulları Türk-Amerikan ilişkilerinin önemini daha da artırmıştır. Amerika Birleşik Devletleri'yle ortak yarar temelinde sürdürdüğümüz istikrar, işbirliği ve barışa dayalı genel amaç birliği, ilişkilerimizin geleceğinin de güvencesidir. Bu çerçevede, Amerika Birleşik Devletleri ile terör ve Kuzey Irak bağlamında sürdürmekte olduğumuz işbirliğinin, sonucu Türk kamuoyu tarafından da titizlikle izlenen önemli bir sınav oluşturacağını vurgulamak isterim.

TSfalcon
01.10.06, 22:50
İRTİCA TEHLİKESİ,EĞİTİMDE İRTİCA,LAİKLİĞİN TANIMI,YARGI BAĞIMSIZLIĞI,SEÇİM BARAJI,LÜBNAN'A ASKER GÖNDERME,YOLSUZLUK,PKK TERÖRÜ,SİLAHLI KUVVETLERE GÜVEN,AB ÜYELİĞİ ve ABD İLE İLİŞKİLER.

türkiyede kim takiyorki kafasina bunlari? bir dahaki secimde görecegiz,vatandas bu konularda ciddi mi diye.

TSfalcon
02.10.06, 02:04
Bakan Şahin'den Cumhurbaşkanı Sezer'in konuşmasına tepki
Başbakan Vekili Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, yeni yasama yılının açış konuşmasında söylediği ''irtica faaliyetlerinin giderek arttığı'' yönündeki sözlerine katılmadığını belirterek, ''Türkiye'de dini esaslara dayalı bir devletin kurulması için faaliyette bulunan kişi ve kurumlar varsa biz, devlet, Hükümet ve güvenlik güçleri olarak hassasiyetle üzerine gidiyoruz'' dedi.

• Cumhurbaşkanı Sezer'den önemli uyarılar... (http://www.milliyet.com.tr/2006/10/01/son/sonsiy09.asp)
• Baykal ve Mumcu'dan, Cumhurbaşkanı Sezer'in konuşmasına destek (http://www.milliyet.com.tr/2006/10/01/son/sonsiy12.asp)
• Genel Kurmay Başkanı Büyükanıt'tan da Sezer'e destek geldi (http://www.milliyet.com.tr/2006/10/01/son/sonsiy13.asp)

TBMM kulisinde gazetecilerin sorusu üzerine, Cumhurbaşkanı Sezer'in dikkatle hazırlanmış bir konuşma yaptığını, kişisel olarak konuşmada katıldığı saptamaların bulunduğunu dile getiren Şahin, iktidar ve muhalefet milletvekillerinin alkışlarının da bunu gösterdiğini söyledi.
Şahin, gazetecilerin Cumhurbaşkanı Sezer'in laiklikle ilgili sözlerini hatırlatması üzerine şöyle konuştu:
''Sayın Cumhurbaşkanı, laiklikten ne anlamamız gerektiği ve özellikle irticayla neyi kastettiğimiz konusunda, ayrıntılı bilgi verdi. Aslında bu tür değerlendirmeler yapılırken, sadece birtakım kelime ve sıfatları kullanmakla kalmamalı, onlarla ne kastedildiğini açıklamalıyız ki toplumun mütedeyyin kesimi bundan rahatsızlık duymasın. Sayın Cumhurbaşkanı, konuşmasında buna özen gösterdiğini görmekten memnunum.
İrticayla kastedilen dinin çıkar ve siyasal amaçlı kullanılması ve dinin kurallarının devlet kuralı haline getirilmemesiydi. Bu konuya özen gösterildikten sonra toplumda herhangi bir sorun olmaz. Sayın Cumhurbaşkanı da bunların altını çizmiştir. Bu konuda kendisiyle farklı düşünmüyorum. Ancak, irtica faaliyetlerinin giderek arttığı açıklamasına katılmayacağımı ifade etmek istiyorum. Halkımızın, özellikle Ramazan ayında dini çok yoğun olarak yaşıyor olmuş olmasını, herhalde Sayın cumhurbaşkanımız kastetmemiştir. Bununla az önce söylediklerimi kastetmişse, katılıyorum. Ancak bunun da verilerini bilmek gerekir. Türkiye'de dini esaslara dayalı bir devletin kurulması için faaliyette bulunan kişi ve kurumlar varsa tabii biz devlet, Hükümet olarak güvenlik güçleri olarak hassasiyetle gidiyoruz. Biz de bu konuda hassasız. Bu konuda bilgi, delil, belge varsa Hükümetimize iletildiğinde, bunların üzerine hassasiyetle gideceğimizi herkes bilmelidir.''

''KONUŞMASINI SAYGIYA DEĞER BULUYORUM''

Adalet Bakanı Cemil Çiçek de kendisine soru sormaya hazırlanan gazetecilere ''Cumhurbaşkanı'nın konuşmasını nasıl bulduğunuz sorusuna ben de düşündüm'' diye konuştu.
Gazetecilerin ''Nasıl buldunuz?'' demesi üzerine Çiçek, gülümsedi.
Cumhurbaşkanı Sezer'in yargı bağımsızlığı konusundaki sözlerini hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:
''Sayın Cumhurbaşkanı'nın geçen yılki konuşmasında da gündeme getirdiği hususlardır. Anayasamıza göre, devletin ve milletin birliğini temsil eden yüce kişilik tarafından dile getirilen hususları ben bugün burada dikkatle izledim. Görüşmelerini saygıya değer buluyorum. Kendisi Türkiye'nin sorunlarıyla ilgili olarak önem verdiği konuları kendisi açısından bir değerlendirme yapmıştır. Biz de saygıyla dinledik.'' Çiçek, irtica ile ilgili uyarılarının sorulması üzerine de ''Yorumun hepsi bu kadar, daha fazla sormayın'' dedi.

kaynak (http://www.milliyet.com.tr/2006/10/01/son/sonsiy11.asp)

TSfalcon
02.10.06, 13:40
Erdoğan: TSK sivil iradenin dışına çıkamaz

WASHİNGTON (A.A)

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2245197.jpgBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de sivil bir iradenin işbaşında olduğunu, bu sivil iradenin ve anayasada bütün kurumların tanımının yapıldığını, belirterek, “Bu tanımlar neyse herkes bu tanıma uygun olarak hareket etmek durumundadır. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) de bu tanıma uygun olarak hareket etmek durumundadır. Bunun dışına çıkamaz” dedi.


Başbakan Erdoğan, Georgetown Üniversitesi'nde, “Global Barış ve Adalet İçin Türkiye'nin Vizyonu” konulu bir konuşma yaptı ve katılımcıların sorularını yanıtladı.
Toplantıya, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Erdoğan ve Gül'ün eşleri, çok sayıda öğrenci ve davetli katıldı.
Erdoğan toplantıda, bir katılımcının, “Ordu her zaman laik devletin koruyucusu olmuştur. Radikal İslamcı yaklaşımlar nedeniyle daha az demokratik, daha asker kontrolünde yaklaşımlar konusunda ne diyeceksiniz? Bu tip yaklaşımlara karşı generaller ve sizler neler yapıyorsunuz, daha ılımlı ve dengeli yaklaşımlar olabilmesi için?” sorusuna şu karşılığı verdi:
“Bunu herhalde başka bir ülke için soruyorsunuz... her şeyden önce Türkiye bu süreci yaşayan bir ülke değildir. Türkiye AB süreci, Kopenhag kriterleri ile belli bir sürecin içine girmiştir ve bu süreç içerisinde atılması gereken adımlar neyse bu adımlar atılmıştır.
"TSK, SİVİL İRADENİN DIŞINA ÇIKAMAZ"
Türkiye'de bir siyasi irade, sivil irade işbaşındadır. Bu sivil iradenin ve anayasada bütün kurumların tanımları yapılmıştır. Bu tanımlar neyse herkes bu tanıma uygun olarak hareket etmek durumundadır. TSK da bu tanıma uygun olarak hareket etmek durumundadır. Bunun dışına çıkamaz.
Aynı şekilde sivil irade yine anayasada tanımlandığı şekilde görev tanımı neyse buna göre yapması gerekeni yapar ve TSK, genelkurmay başbakana bağlı bir kurumdur. MGK aynı şekilde AB, Kopenhag siyasi kriterleri sürecinde, daha önce askerdi ama şimdi AB süreciyle ilgili yeni yapılanmayla şu anda sivil. Bu konularda bilginizin olmasında fayda var diye düşünüyorum.”

KKTC'YE İZOLASYONLAR

Bir Yunan gazetecinin, “Türkiye'nin AB üyeliği bağlamında Kıbrıs'la ilgili bir adım atacak mısınız?” sorusunu yanıtlarken Erdoğan, Kıbrıs'la ilgili Annan Planı'na KKTC tarafının “Evet” dediğini ancak Rumların aynı yanıtı vermediğini anımsattı. Erdoğan, AB üyesi ülkelerin de bu plana garantör ülke olarak Türkiye'nin destek vermesini istediğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz bu desteği verdik. Soydaşlarımız yüzde 65 'Evet' dedi. Güney Kıbrıs ise 'Hayır' dedi. Güney Kıbrıs Annan Planı'nı kabul etmediği halde 1 Mayıs'ta AB'ye üye kabul edildi ama Kuzey Kıbrıs 'Evet' dediği halde kabul edilmedi. Burada bir defa bir terslik var. Bu adaletsizliğin giderilmesi lazım. Çünkü 26 Nisan'da AB üyesi ülkeler dediler ki (Bir defa KKTC'nin bu bütünün içerisinde yapılan haksızlığın giderilmesi suretiyle bu sürece katılması gerekir, buraya davet edilmesi gerekir.) Sayın Annan bunun neticesiyle alakalı raporunu hazırladı. Ancak 2,5 yıl oldu BM Güvenlik Konseyi'nde bu raporla ilgili netice hala verilmedi.”

“İZOLASYONLARIN KALKMASI LAZIM”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin gereken her şeyi yapmasına karşın, KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılmadığına dikkat çekerek şunları kaydetti:
“ Şimdi açık ve net kendi düşüncemizi söylüyoruz: KKTC üzerindeki izolasyonlar kaldırılmadığı sürece... KKTC'nin suçu ne? Terör ülkesi mi burası? Uyuşturucu trafiğinin olduğu bir ülke mi? Hayır. Bunların hiçbiri yok. Peki bunların hiçbiri olmadığı halde Kuzey Kıbrıs'a ticaret yasak. Uçakların indirilmesi yasak. Eğitim işbirliği yasak. Spor yasak. Şu yasak, bu yasak, her şey yasak. Bir kere bu izolasyonların kalkması lazım. Bunlar kalkmadığı sürece kimse bizden havaalanları ve limanların açılmasını beklemesin. Çünkü biz yapmamız gerekenlerin hepsini yaptık. AB müktesebatına uygun olarak da yaptık ve bundan sonra da yine adil olarak her türlü yaklaşımı yaparız. Ama bizden ayrımcı bir tutumla bazı şeyler beklenmemeli diyoruz.
YUNANİSTAN'LA BARIŞÇI DÖNEM
Üstelik biz Yunanistan'la hiçbir dönemde olmayan, şu anda barışçıl bir dönemi yaşıyoruz. Gerek dışişleri bakanım, gerekse şahsım, bizler kaç defa Yunanistan'a resmi ziyaret yaptık ama artık arkadaşım diyeceğim sayın Kostas (Yunanistan Başbakanı Kostas Smitis) hala resmi ziyaretin iadesini gerçekleştirmedi. Niye diye sorduğumuzda içerideki durumları gösteriyorlar. Onun için siz gazeteci olarak, takipçisi olarak bu işi halledin.”
Bir katılımcının, El Kaide gibi terör örgütlerinin El Cezire'den Müslüman dünyasına hitap ederken adaletsizlikten bahsettiğini belirterek, “Küresel zorluklarda bu sorunları nasıl ele almalıyız?” şeklindeki sorusunu Başbakan Erdoğan şöyle yanıtladı:
“Tabi hangi kurumun legal, illegal olarak bu tür açıklama yapıp yapmadığı önemli değil. Ama burada bir tespit çok önemli. Yukarıdakiler ve aşağıdakiler... Veya imkanı çok iyi olanlar ve imkansızlıklar içinde kıvrananlar. Özellikle elit bir takım oluşturma ve öbür tarafta da daha çok sosyalist literatürde yer alan ezilen ve sömürülen gibi yaklaşımları zaten tasvip etmemiz mümkün değil. Adalet derken gelir dağılımındaki adaleti sağlamaktan bahsediyoruz. Yöneticilerin görevi bu. Çünkü adaleti tesis edersek o halkın sevgisini muhabbetini kazanacaksınız. Adaleti tesis edemezseniz o halk sizi o makamda tutmaya mecbur değil.”
KÜRESEL BARIŞ İÇİN ÇABA
Küresel barış ve adalet için herkesin çaba göstermesi gerektiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, 11 Eylül sonrasında dünyada şiddet ve çatışma kültürünün daha salgın hale geldiğini söyledi.

20. yüzyıla girerken hedefin küresel barış olduğunu, ancak bugün dünyanın küresel terör tehdidi altında bulunduğunu belirten Erdoğan, karşılıklı sevgi, saygı eksikliği ve ciddi bir iletişim kopukluğunun olduğunu ve nerede yanlış yapıldığının ciddiyetle düşünülmesi gerektiğini kaydetti. İletişim devriminin dünyayı birbirine yaklaştırdığını,ancak zihinsel olarak insanların neden ön yargılara kapılarak birbirinden uzaklaştığını soran Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Özellikle insanlığın hangi dinden olursa olsun, hangi etnik unsurdan olursa olsun bir araya gelerek, bunun üzerinde ciddi değerlendirmeler yapması gerekiyor. Dünyamızı ve hayatlarımızı köklü şekilde değiştiren iletişim devrimi farklı kültür ve coğrafyaları tarihte olmadığı kadar birbirine yaklaştırmış ve iç içe geçirmiştir.

Neden zihinsel olarak birbirimizden bu kadar uzaklaşıyoruz? Neden ön yargılarımızı büyütüyor, duygusal olarak birbirimize karşı adeta bir güç bileme durumuna giriyoruz. Küresel barış ve adaleti sağlayabilmek, tüm insanlığı daha yaşanabilir bir dünyaya kavuşturmak için bu soruların cevabını beraber aramak durumundayız.

İnançlar arası kutuplaşma, toplumsal adaletsizlik, bölgesel dengesizlikler, insan hakları ihlalleri , aşırılık, terörizm, kitle imha silahlarının yayılması, çevre kirliliği, açlık, fakirlik ve kötü yönetişim gibi birbiriyle bağlantılı sorunlarla ortak mücadelenin yollarını bulmalıyız. Artık küresel bir köyde yaşıyoruz. Bugün bu sorunların üstesinden gelebilmek ancak küresel bir işbirliğiyle mümkündür.”

“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ”

Sorunların yaşandığı küreselleşme çağında, insanlığın 'kazananlar ve kaybedenler' diye ayrılmasının imkansız ve yanlış olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zira hepimiz aynı gemideyiz. Ortak mücadele gerektiren son derece ciddi bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz. Ya hep birlikte kazanacağız ya hep birlikte kaybedeceğiz.

Ne yazık ki bugün batıda İslam korkusu ve buna bağlı olarak gelişen yabancı düşmanlığının giderek güçlendiğini görüyoruz. Buna karşılık İslam dünyasında da haksızlığa uğradığı ve kuşatıldığı algısı ortaya çıkmıştır. Net söylemek istiyorum. Bu durumu küresel sorunlarla mücadelede ortak hareket etmesi gereken bizleri, birbirini ötekileştiren, dışlayan, karşı taraf konumuna getirme riski taşımaktadır.

Aramızdaki farklılıkları ön plana çıkarmış, barış içinde bir arada yaşamak için yapmamız gerekenleri ihmal etmiş bulunuyoruz. Hristiyan ve İslam toplumları arasındaki anlayış eksikliğine son dönemde aşırı uçların nefreti körükleyen beyan ve davranışları da eklenmiştir. Tabii ki bu durumu daha da zorlaştırmıştır. Bütün bunların dünya barışını tehdit ettiği, hepimizi sonu olmayan kısır döngüye çektiği açıktır. Bu gidişe dur demek için artık korkularımızın değil, umutlarımızın peşinden gitmeli, mantığı, sağduyuyu ve ortak aklı egemen kılmalıyız...”

Birbirimizin hassasiyetlerini gözetmek, özgürlükleri karşılıkları saygı çerçevesinde kullanmayı öğrenmek zorunda olunması gerektiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, “Birbirimize karşı değil, birbirimizden güç alarak hareket etmeyi öğrenmek zorundayız” dedi. Erdoğan, bu doğrultuda İspanya Başbakanı Zapetero ile Medeniyetler İttifakı girişimini yürüttüklerini söyledi. Burada amaçlarının farklı kültürler arakındaki ortak evrensel değerleri ortaya çıkararak, kapsamlı bir işbirliğini gerçekleştirmek istediklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Biz medeniyetler arasında bir hiyerarşi olmadığını, her toplumun tarih boyunca insanlığın gelişimine ve evrensel değerlere kendi özgün katkısını yaptığını savunuyoruz. Bugün ulaştığımız medeniyet düzeyi, farklı kültür ve dinlerin birbirleriyle sürekli etkileşimi sonucu ortaya çıkmıştır ve tüm insanların ortak ürünüdür. Aramızdaki farklılıkları ortak medeniyetimizi zenginleştiren unsurlar olarak görüyor, bunların korunması gerektiğini düşünüyoruz. Farlılıklarımız, 'öteki' diye dışlamamıza sebep olmamalıdır...”
IRAK'IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ
Uluslararası ve bölgesel sorunlara değinen Başbakan Erdoğan, Irak'ın toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin önemli olduğunu söyledi. Erdoğan, Irak'ta başarısızlığın bedelinin çok ağır olacağını vurguladı.
Türkiye'nin AB üyeliğinin bölge istikrarı açısından son derece önemli olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin bölgeye güvenlik ve istikrar ihraç ettiğini ve bunda Türkiye'nin AB üyelik hedefinin rolü bulunduğunu söyledi.

Türkiye'nin AB'ye katkısının medeniyetler ittifakının oluşmasında köprü olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye farklı bir zenginlik getireceğini kaydetti. Tahammül ve uzlaşı kültürüne her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu ifade eden Erdoğan, hep birlikte bir “asgari müşterek” oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

Türkiye'nin AB üyeliği konusunda geri dönülemez bir sürece girdiğini anlatan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin, girmesi halinde AB'nin bölgesel bir aktörden öteye geçerek, küresel bir aktör olmasına katkısı sağlayacağını söyledi.

TERÖR

Dünyayı dolaştığını, dolaştığı bu ülkelerde bir tarafta zenginleri, güçlüleri, bir tarafta da fakirleri gördüğünü belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Ve aradaki makasın çok ama çok açıldığını yerinde müşahede ediyoruz. Ve ondan sonra tabii terörün niçin tırmandığını konuşuyoruz. Bana göre, terörün en önemli sebeplerinden bir tanesi işte bu. Bu tahrik edici bir sebep. Yoksulluk insana her işi yaptırır.

Ve terörü yok etmek için dünyada harcanan parayı şu anda bilemiyoruz. Yüz milyarlarca dolar bunun için harcanıyor. Sadece silahlanmaya, 1 trilyon doların yılda ayrıldığını düşünecek olursak, bunun araştırmasını yaparsınız. Bunlar yeri geliyor savaşlarda kullanılıyor, terörle mücadelede kullanılıyor. 'Peki bunu terörle mücadelede kullanacağımıza insanların eğitiminde kullansak da... Bu yoksulluğun giderilmesinde kullansak, insanların birbirine olan sevgisini saygısını bir şekilde artırsak daha isabetli olmaz mı' diye bu soruyu kendime soruyorum. Cevabını olumlu olarak kendimde buluyor ve görüyorum.”

Gelişmiş ülkeler ile diğer ülkeler arasında uçurum olduğunu söyleyen Erdoğan, Darfur'a düzenlediği ziyareti örnek gösterdi.

Burada gördüğü manzara karşısında insanlığından utandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Darfur'a yardım için çeşitli projeler üzerinde çalıştığını söyledi.

Erdoğan, farklı gelenek, inanç ve kültürlerin çatışma unsurları haline getirilmesinin de bir risk olduğunu ifade ederek, yaşananlara karşın bu sorunların sürdürülmesinin geçmişten gelen ön yargılardan kaynaklandığını ifade etti.

"DEMOKRAT DEĞERLER KÜRESELLEŞMELİ"
Bugün yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet kültürünün hızla küreselleştiğini anlatan Başbakan Erdoğan, “Birbirlerine maruz kalan toplumlar entegre olmak yerine, tepki refleksleri geliştirerek, birbirlerini ötekileştirme ve bir arada yaşamaya maalesef direnç göstermektedir” dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:

“Küresel barışın tesisi için paylaşımın da mutlaka adil şekilde olması şartından hareket edilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. En yukardakiler, en aşağıdakilerle makası daraltmadığı sürece bu kin ve nefret devam edecektir. Barış ve adaleti sağlamakla yükümlü kurumlar bu doğrultuda yeniden reforme edilmelidir, yeniden yapılandırılmalıdır. Demokrat değerleri küreselleştirmek zorundayız.

Türkiye olarak biz, birçok kavmi yüzyıllar boyunca bir arada yaşatmış bir geleneğin mirasçısıyız. Bu tecrübemizle bugün de insanlığa katkı için elimizden geleni yapmaya hazırız. Biz, barışın küreselleşmesi için herkesin katkı sağlamasından yanayız. Herkes, öncelikle ön yargılarından kurtulmalıdır. Çatışma kültürünü besleyen, kışkırtıcı yaklaşımların kimseye yarar vermediğinin farkında olmalıyız. Barış içinde bir dünyanın hala mümkün olduğunu düşünüyorum. Daha fazla vakit kaybetmeden hareket geçmenin gereğine inanıyorum. İnsanların geleceği için bütün insanlığın küresel barışı ve adalete her türlü katkıyı sağlamaya davet ediyorum. Kimden gelirse gelsin barış ve adalet çağrısı her zaman her yerde yankısını bulacaktır. Ben bütün olumsuzluklara rağmen umudumu kaybetmiş değilim. Zira hiçbir karanlık sürekli değildir. İnsanlık her zaman olduğu gibi barış ve adaletten yana olacaktır.”

hürriyet

TSfalcon
02.10.06, 13:43
Büyükanıt'tan 'en üst düzey' vurgusu

Hürriyet İnternet

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2245840.jpgGenelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'tan tartışılacak mesajlar: İrtica tehdidi vardır ve buna karşı tedbir alınmalıdır. En üst düzeyde laikliği yeniden tanımlamak isteyenler vardır.


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükantı, Harp Akademileri'ndeki törende konuştu. Büyükanıt, konuşmasını üç başlık altında topladı. Önce genel bir değerlendirmede bulunan Büyükanıt, ardından irtica ve bölücü terör ile TSK'ya yönelik soruşturmalar konusunda açıklamalar yaptı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için güçlü muhafızların varlığını gerekli kıldığını vurgulayarak, “Bu güçlü muhafızlar, ulus ve devletin yalnız askeri, polisi değil tüm kurumlarıdır. Harp Akademilerimiz, verdiği eğitim ve öğretimle yalnız Silahlı Kuvvetlerin değil, aynı zamanda Cumhuriyetin güçlü muhafızlarını da yetiştirmektedir” dedi.

İRTİCA TEHDİDİ VARDIR

Orgeneral Büyükanıt, Başbakan Erdoğan'ın, "İrtica tehlikesi yoktur" sözlerinin tersine, "İrtica tehlikesi vardır" dedi. Büyükanıt irtica konusunda şunları söyledi:

"İrtica ve bölücü terör konusuna da değinmek istiyorum. Kuvvet Komutanlarımız yapmış olduğu konuşmalarda TSK'nın görüşlerini net olarak dile getirmişlerdir. Tamamen ben de katılıyorum.


"LAİKLİĞİ YENİDEN TANIMLAYALIM DİYENLER" YOK MUDUR

Bazı sorular sormak istiyorum. Her fırsatta 'laikliği yeniden tanımlayalım' diyenler yok mudur, bunlar devletimizin en üst kademelerinde yer almıyor mu? Cumhuriyetin temel nitelikleri ağır bir saldırı altında değil mi? Her fırsatı TSK'ya saldırı için kullananlar kimlerdir? Bu listeyi uzatmak mümkün. Bu sorulara hayır Türkiye'de bunlar yoktur diyebiliyor muyuz? Diyemiyorsak irtica tehdidi vardır ve buna karşı her türlü önlem alınmalıdır."

TEK TERÖRİST KALMAYANA KADAR MÜCADELE SÜRECEK

Büyükanıt, "Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), tek terörist kalmayacağına kadar mücadelesini sürdürecektir. Bazı ülkeler terör örgütlerinin faaliyetlerine seyirci kalıyor" dedi. Büyükanıt şöyle devam etti:

SANKİ ÇATIŞAN İKİ ÜLKE VAR

"TSK'nın terörle mücadelede taraf olduğu defalarca açıklanmalıdır. Bir süredir sanki çatışan iki ülke varmış gibi ateşkes sözü kullanılmaktadır.

TÜRK ADALETİNE SIĞINSINLAR

Geçtiğimiz hafta da Irak Devleti Başkanı sıfatı taşıyan kişi tarafından terör örgütünü ateşkese ikna edeceği açıklaması yapılmıştır. TSK silahlı tek terörist kalmayıncaya kadar terörle mücadelesini sürdüreceğini çeşitli defalar açıklamıştır. Terör örgütü için tek çare silahını kayıtsız şartsız bırakıp Türk adaletine sığınmasıdır."

TSK'YA SALDIRILAR

Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırılar, dıştan olduğu kadar içeriden de desteklenmektedir" diyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:

"Terörle mücadelenin bir başka boyutu da terör örgütüne sağlanan dış destektir. NATO tarihinde ilk defa hem AB hem de NATO, PKK'yı terörist örgüt ilan etmiştir. Yine her iki kuruluş kendilerine de doküman yayınlamışlardır. Hal böyle iken bu kuruluşlara üye olan bazı devletler kendi topraklarında terör örgütünün kendi topraklarında serbestçe faaliyet göstermesine seyirci kalmaktadırlar. Ülkesinde yakaladıkları teröristleri yargılamamakta ya da kaçmalarına müsaade etmekte ya da terör örgütüne geri göndermektedir. Bir TV kanalının yayının önlenmesi ile ilgili ülke, durumu ifade özgürlüğü kapsamına sokarak müttefikinin değil teröristlerin yanında yer alabilmiştir.

Bazı kesimlerce TSK'yı yıpratmak için sürdürülen kampanyaya değinmek istiyorum. TSK tenkitlere her zaman açıktır. Hatta bunlar bilime, mantığa ve gerçeklere dayandığı takdirde istifade etmesi kaçınılmazdır. Bir süredir Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini sorgulama amaçlı kampanyalar sürdürülmektedir. Saldırının dozu ne kadar artarsa bu demokratikleşme yönünde atılmış o kadar büyük adım olarak kabul edilmektedir. TSK da bu kampanyanın en önemli hedeflerinden biri haline getirilmiş, ordumuzun toplum içindeki yerini sorgulamaya ve TSK'yı demokratikleşmenin önünde engel olarak göstermeye başlamışlardır. Bu saldırılar dıştan olduğu gibi içimizden de destek bulmuştur.

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2245643.jpgMADDİ HATALARLA DOLU BELGE

Dost ve müttefik ülkenin genelkurmay başkanı üzerindeki üniforma ile Türkiye'ye gelip yanlışlarla dolu eleştirilerde bulunabilmiştir. TSK'nın konumu konusunda içeriği pek çok maddi hata ile dolu yeni bir belge yayınlanmıştır. Bu belgenin tanıtımı 22 Eylül'de yapılmıştır. Bu toplantıda yerli yabancı konuşmacıların sözleri her türlü tahammül sınırını aşmıştır. Bu konuşmacılar TSK'nın kanunlardan aldığı yetkileri 'ülkenin hukuki ve kurumsal yapısına saygısızlık' olarak tanımlamışlardır.

Bütün bu mesnetsiz açıklamalara devletin hiçbir kademesinden açıklama gelmedi. Siyasi her türlü polemiğin dışında kalmak için azami çaba gösteren TSK'nın AB paravanı arkasına saklanılarak yapılan saldırılara karşı kendini korumak da en tabi hakkıdır. Bizi savunan olmuyor, kendimizi savunmaktan çekinmeyeceğiz.

TSK HEDEF TAHTASI OLAMAZ

TSK bazı çevrelerin hedef tahtası olamaz. Asker olarak bizim siyasetle ilgimiz yoktur. Ancak güvenlik ve rejim ile ilgili temel mülahazalarımızdan rahatsızlık duyanlar varsa bu onların rahatsızlığıdır.

Bay Krestchmer 22 Eylül'de yapılan tanıtım toplantısında 'TSK ulusal güvenlik konusunda geniş perspektiften bakarak açıklamalar yapıyor. Bu açıklamalar halk üzerinde geniş etkiler yapıyor" tesbitinde bulunuyor. Bu tür ifadeleri açık Türkçeye çevirmek istiyorum.

Sözü geçen AB temsilcisi neden rahatsız oluyor. TSK'nın sözlerinden halkın etkilenmesinden neden rahatsız oluyor? Yoksa TSK'nın söylemleri bu sözleri söylenlerin gizli ajandalarını mı zorluyor?

İçinde polis teşkilatından üyelerin de bulunuğu rapor hazırlanmıştır. Yargıya intikal etmiş münferit olayları tek merkezden yönlendiriliyor olduğu gösterilmiştir. Bu beyanları Kasım ayında AB tarafından yayınlanacak İlerleme Raporu öncesinde yayınlamak da TSK'yı cevap vermeye zorlamak istedikleri de aşikardır. Siyasi her türlü polemiğin dışında kalmak için büyük gayret göstermektedirler. TSK kimsenin hedef tahtası değildir, olamaz. TSK, AB üyeliğini tamamen destekliyor. Sözü geçen AB görevlisi neden halkın TSK'ya güveninden neden rahatsızlık duyuyor.

RAPORLARIN KİMLERİN DESTEĞİ İLE YAPILDIĞINI BİLİYORUZ

Bu raporların kim veya kimlerin desteği ile yapıldığını biliyoruz. Bu raporlar daha da artarsa belgelerle açıklama yapacağız. Bu raporun açıklanmasına Türk yetkililer de katılmış konuşma yapmışlardır.

GENELKURMAY BAŞKANI KİME BAĞLI BELLİDİR

TSK'yı demokratikleşmenin önünde engel olarak göstermeye çalışıyorlar. TSK AB üyeliğini destekliyor. Asker olarak bizim siyasetle ilgimiz yoktur. TSK'nın demokrasi dışı hangi söylemleri vardır? Genelkurmay Başkanı'nın kime bağlı olduğu bellidir."

10 TV CANLI YAYINLADI

Maslak’taki Harp Akademileri Komutanlığında düzenlenen törene, Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yanı sıra Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, askeri ve mülki erkan ile sivil müdavimler katıldı. 10 televizyon kanalı canlı yayınladığı töreni, aralarında yabancı basın mensupları ile köşe yazarları ve medya yöneticilerinin de bulunduğu yaklaşık 150 basın mensubu izledi.

hürriyet

****

avrupanin en büyük dinci forumunu okuyun,hepsi atatürk ve asker düsmani AKepeli cemaat..

TSfalcon
02.10.06, 13:51
Büyükanıt da 'irtica' dedi (http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&HID=1&haberID=240219)

Kuvvet komutanlarının açıklamalarıyla gündeme taşınan 'irtica' konusu Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki konuşmasına da damgasını vurdu. Büyükanıt, "köktendinci tehdit yok" diyen Başbakan'ın aksine, "irtica tehdidi vardır" dedi.
Orduya yönelik eleştirileri de yanıtlayan Yaşar Büyükanıt, PKK ateşkesinin ise tanınmadığını belirtti.

HABERİN DEVAMI (http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&HID=1&haberID=240219)

cnnTürk.

zübeyde
02.10.06, 14:52
:türkiye:


http://www.trt.net.tr/wwwtrt/imgs/1pix.gif http://www.trt.net.tr/haber/2003/05/29/resim/yasarbuyukanit_b.jpg http://www.trt.net.tr/wwwtrt/imgs/1pix.gif

Büyükanıt da İrticaya Vurgu Yaptı

"Cumhuriyetimizin temel nitelikleri ağır saldırı altında değil mi?"

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in ardından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da irtica tehlikesine vurgu yaptı.

"...Türkiye'de İrtica Tehditi Vardır, Buna Karşı Her Türlü Önlem Alınmalıdır"

Devletin üst kademelerindeki kişilerin "laikliği yeniden tanımlayalım" dediğini belirten Yaşar Büyükanıt, "Ulu önder Atatürk'ün kendisi, düşünce sistemi, Cumhuriyet rejimimizin temel nitelikleri ağır bir saldırı altında değil mi? Bu sorulara hayır diyemiyorsanız, Türkiye'de irtica tehditi vardır ve buna karşı her türlü önlem alınmalıdır."

diye konuştu.

Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Harp Akademileri Komutanlığı'nın yeni eğitim ve öğretim yılı açılış töreninde konuştu.

Orgeneral Büyükanıt şunları söyledi:

"Her fırsatta laikliği yeniden tanımlayalım diyenler yok mu? Bu kişiler devletin en üst kademelerinde yer almıyorlar mı? Ulu önder Atatürk'ün yalnız şahsı değil, Cumhuriyet rejimimizin temel nitelikleri ağır bir saldırı altında değil mi? Her fırsatı Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmak için kullananlar kimlerdir? Toplumsal yapımızı bozarak insanımızı çağdışı görünüme sokmak istenyenler yok mu? Bu listeyi uzatmak mümkün. Bu sorulara hayır bunlar yoktur diyebiliyor musunuz? Eğer diyemiyorsanız Türkiye'de irtica tehdidi vardır ve buna karşı her türlü önlem alınmalıdır."

"TSK Hedef Tahtası Değildir"

Orgeneral Büyükanıt, orduya yönelik eleştirilere de cevap verdi.

Büyükanıt, şöyle konuştu:

"Siyasi her türlü polemiğin dışında kalmak için azami gayret gösteren TSK'nın AB paravanası ardındaki ithamlara karşı kendi savunma hakkını kullanması en tabi hakkıdır.

TSK bazı çevrelerin hedef tahtası değildir. Ben bir askerim ve yasaların bana verdiği görevleri yerine getiririm.

Asker olarak bizim siyasetle ilgimiz yoktur ama güvenlik ve rejim ile ilgili mülahazalarımızdan rahatsızlık duyanlar varsa bu onların kendi rahatsızlığıdır."


http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=160395&k=0

zübeyde
02.10.06, 17:19
http://www.trt.net.tr/wwwtrt/imgs/1pix.gif






02.10.2006 14:59

http://www.trt.net.tr/wwwtrt/imgs/1pix.gif
http://www.trt.net.tr/haber/2005/09/06/resim/osman_arslan_b.jpg http://www.trt.net.tr/wwwtrt/imgs/1pix.gif
Yargı 'Laiklik' Mesajı Verdi

Yargıtay Başkanı: "Laik Cumhuriyete karşı odaklarla mücadele sürecek"

Türkiye Adalet Akademisi'nin 2006-2007 öğretim yılı açılış töreni "laik cumhuriyetin korunması" yönündeki mesajlara sahne oldu.

İlk Mesaj Cemil Çiçek'ten Geldi

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, akademi öğrencisi hakim ve savcılara, "Cumhuriyet'in size sağladığı nimetleri ve eşitlikçi ortamı aklınızdan çıkarmayın" diye seslendi.

Cemil Çiçek, "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türk yargısı ülkemizin geleceği açısından sorumluluk bilinci içerisinde, üstlendiği görevin öneminin bilinci içerisinde, Türkiye'nin çağdaşlaşması ve Cumhuriyet projesinin kalıcı bir proje olması açısından aynen 1926'da olduğu gibi bugün de görevini layıkı ile yerine getirecektir." diye konuştu.

Yargıtay Başkanı: "Laik Cumhuriyete Karşı Odaklarla Mücadele Sürecek"

Yargıtay Başkanı Osman Arslan da yargının laik Cumhuriyete karşı odaklarla mücadelesini aralıksız sürdüreceğini vurguladı.

Arslan, "Yargı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da laik Cumhuriyeti koruyacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın...Yargının gücünü kimse hafife almamalıdır, alamaz." dedi.



http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=160404&k=1

TSfalcon
02.10.06, 22:12
Büyükanıt'ın konuşması : -VİDEO-
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın sert mesajlar verdiği Harp Akademileri Komutanlığındaki yeni eğitim öğretim yılı açılış töreni konuşmasından önemli kesitler:
02 Ekim 2006 Pazartesi 16:03
http://www.realhaber.com/images/news/7921.jpg
Harp Akademileri Komutanlığındaki Törende konuşan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik demokratikleşmeye engel şeklindeki eleştirilere sert cevaplar verdi.
İşte o konuşmanın önemli kesitleri: tiklayin (http://www.realhaber.com/news_detail.php?id=12213&PHPSESSID=1ecad68ffed52b1448f4 aca7ad4f612c)

deryatulga
04.10.06, 02:37
MEHMET KAMIŞ
04.10.2006 ÇARŞAMBA

Ah bir engizisyon mahkemesi olsa! (http://www.politikcity.de/forum/)
Sezer’in konuşma metinlerini kim hazırlıyor? Bu konuştukları gerçekten kendi fikirleri mi, yoksa eline tutuşturulan metinleri mi okuyor? Bunu çözmek gerçekten çok zor.
Çünkü aynı Sezer, cumhurbaşkanı seçilmeden hemen önce; bambaşka şeyler söylüyordu. Özgürlükten, cumhurbaşkanının aşırı yetkilerinden, hukuktan bahsediyordu. Göreve geldiğinin ilk aylarındaki icraatları devlet-millet kaynaşmasını sağlayacak bir cumhurbaşkanı görüntüsü veriyordu.
Oysa bugün öylesine farklı sözler söylüyor ki insan dehşete düşüyor. Cumhurbaşkanı yoksa o günlerde takiyye mi yapıyordu, diye düşünmeden edemiyor insan. Cumhurbaşkanı olurken, hukukun üstünlüğünden bahsederken (yasa değil hukuk) yoksa gerçek düşüncelerini gizliyor muydu acaba? Başkalarını yapmakla suçladığı takiyyeyi, acaba o günlerde kendisi mi yapıyordu? Yoksa Cumhurbaşkanı, bugün direnemediği bir baskı altında mı, anlaşılır değil.
Bilim olimpiyatlarında dünya birincilikleri alanlar; matematik, kimya, fizik olimpiyatlarında bütün madalyaları toplayanlar; yepyeni bilimsel icatların peşinde koşanlar; Türkiye’nin en zeki öğrencilerini yetiştirenler ve Türkçeyi bir dünya dili haline getiren, hayatlarını insanların eğitilmesine ve gelişmesine adamışlar gerici, daha otoriter rejim isteyen, daha çok baskı, daha çok yasak, daha çok olağanüstü hal isteyenler ise ilerici olarak tanımlanıyor. Tanımlanıyor da kendisinden başka kimse böylesine açık bir çelişkiye inanmıyor. Dogmatik olma sözü en çok kime yakışıyor sizce? Laiklik fıkhına göre bu yapılanlar caiz değil türü laflar eden, Ortaçağ’daki baskıcı rejime göre hayatı dizayn etmek isteyenler mi, yoksa sürekli okuyan, sürekli gelişen, kendini geliştirip dünyanın en önemli üniversitelerinde eğitim görenler mi dogmatik?
Bir cumhurbaşkanı olmaktan çok hukuk adamı olarak bilinen Sayın Sezer’in, çağdaşlık adına söyledikleri sözler, gerçekten dehşet verici. Sezer, laikliği koruma adına gerekirse ibadet özgürlüğünün bile engellenmesini savunuyor. İbadet özgürlüğünün engellenmesi gibi bir uygulamayı savunabilmesi bir garabet, diğer bir garabet ise; yasaklamayla sorunun çözülebileceğini düşünebilmesi. Milli Şef dönemindeki uygulamaları özlemesi normal karşılanabilir; ama bu uygulamaların dini ortadan kaldıramadığını ve asla da kaldıramayacağını anlayacak kadar sosyal psikoloji bilmesi gerekir.
Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin büyük çoğunluğunun oruç tuttuğu Ramazan ayında göstere göstere su içmesiyle milleti oruç tutmaktan vazgeçireceğini sanıyor. Oysa kendi inandırıcılığını iyice ortadan kaldırdığının, milletle devlet arasındaki uçurumu iyice açtığının farkında değil. Belki umurunda da değil. Böyle bir tavır ülkeyi, milleti devleti düşünen bir tavır mıdır? Tabii ki hayır. Sayın Cumhurbaşkanı şunu fark etmeli ki, artık Milli Şef dönemi bitti. Tam 56 yıl geçti Milli Şef döneminin üstünden. Zaman hızla ilerliyor. İnsanlar ilerliyor, özgürlükler artıyor, hukukun üstünlüğü her geçen gün yeni tepeler aşıyor.
Kendisi gibi düşünmeye zorlamak, 1400’lü yılların İspanya’sında, Ortaçağ Avrupası’nda yaşanıyordu ve o mahkemelere ‘engizisyon’ deniyordu.



04.10.2006

piramses
04.10.06, 13:27
http://www.milliyet.com.tr/sabitimg/06/gazete/yazar/ic/k_altan.gifEkonomik şeffaflıktan yoksunluk, kutuplaşmaları keskinleştirirken...

Türkiye, neden bir türlü çözümlenemediğiyle hiç ilgilenmediği, birtakım "sorunlar"la boğuşa çalkalana, "zamanı" ziyan edip giden; kuşaklarını gölge boksuyla yorup aşındırmış bir ülke görünümü çizmekte.
***
20. yüzyıl boyunca, kim bilir kaç milyon kez, "Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda" klişesi, çınlayıp durdu nutuk ve demeçlerde.
Ve 21. yüzyıla girerken, bireylerin "yaşam kalitesi" açısından Türkiye'nin, 175 devlet arasında 95'inci sırada bulunduğu çıktı ortaya...
Yolsuzluk ve rüşvet kirlenmesinde ise baş sıralardaydı.
Silah alımlarında da 14'üncü sırada.
Besbelli ki, köylü ağırlıklı bir toplumda, "çağdaş bir imaj" yaratılması; çağdaşlıkla bütünleşmeye yetmemişti. "Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda" atılan adımlar da, havada kalmıştı.
***
Çünkü efendim "çağın kimliği"ni de, "çağdaşlığı" da; üretim teknolojilerindeki değişimler doğurup büyütür; politik liderler değil.
Siz istediğiniz kadar, resmi bayramlarda zafer taklarının üstüne "Köylü efendimizdir" diye yazıp asın...
Köylünün yoksulluğu, çaresizliği ve ezikliği üstüne yazılmış şiir, roman ve öykülerin de ozan ve yazarlarını içeriye tıkın...
Ne çağdaşlık imajları yaratmakla, gerçekleşebilir çağdaşlık; ne de sirkeyi şampanya şişesine koymakla, sirkenin niteliği değişir.
***
"Soğuk Savaş" yıllarında en büyük tehlike "komünizm"di; ne "irtica" tehlikesi umacılaşmıştı ortalıkta, ne de "terör"...
Oysa çok partili bir düzene geçince; yeterli sermaye birikimiyle, üretim teknolojisindeki aşamalardan yoksun ve sadece "çağdaşlık imajı"yla yetinen "kışla" parfümlü siyasete karşı; "cami" parfümlü bir siyaset usul usul ahtapotlaşmaktaydı.
Güneydoğu aşiretlerinin kamufle ettiği "Kürt sorunu" ise, olduğu gibi duruyordu.
Ancak ne temelde yatan tümörlerin nedenleri, ne ülkenin ekonomik iskeletindeki anomaliler asla gündeme yansımıyordu.
Tek duyulan çığlık:
- Kahrolsun komünistler, naralarıydı.
***
Bugün "irtica" tehlikesinin, siyasal iktidarın gönderinde yükselip, dalgalanmaya başladığı iddiaları, uyarıları ve kaygıları yaygın...
Kimse de, köylü ve küçük esnaf ağırlıklı bir ülkede; toplumun yoksul kesimlerinin, neden "laiklik" ilkesiyle bütünleşemediğine, bilimsel bir ışık tutmuyor.
2006'nın sonunda da kutuplaşmalar keskinleşiyor.
***
İletişimle ulaşımın adamakıllı hızlandığı bir "küreselleşme" döneminde; Türkiye yine iç çalkantılara doğru kaymada...
Ne yazık ki, temeldeki tümörlere inememekten kaynaklanan çalkantıları, yepyeni bir değişim rotasına yönlendirecek kalite ve güçteki kadrolarımız çok cılız...
***
Değişen teknolojiler, buhar enerjisiyle ortaya çıkan "işçi sınıfını" tarihe gömerken; Lenin'in, Plahanof'la yaptığı polemiklerde pek sık tekrarladığı, "Burjuva emperyalizmi" de; "Burjuva enternasyonalizmi"ne dönüşmekte...
***
Güncel politikada, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle, genel seçimlerin devreye girmesi; zaten mevcut kutuplaşmaları, büsbütün doruklaştırıyor.
Unutmamak gerekir ki, "milli irade"nin hakemliği yanında, bir de Washington'un hakemliği var.
Kamuoyu bilincinde; bol bol satın alınan silahların patronlarıyla, sürekli alınan borçların patronları, billurlaşmadığı için; hamasi babalanmalar yetiyor bağıra çağıra kanatsız uçmalara...
***
Ömer Hayyam'ın, 900 yıl önce yazdığı, yoksullukla laikliğin bütünleşemeyeceğini gösteren bir rubaisini, hatırlamak isteriz irtica tehlikesine çare arayanlara:

Paramız yok ki bir güzel sevelim
Şarap da yok ki içerek haykıralım
Demek günaha girmenin yolu yok
Çaresiz kalkalım namaz kılalım

c.altan@prizma.net.tr (c.altan@prizma.net.tr)

piramses
04.10.06, 13:30
Paramız yok ki bir güzel sevelim
Şarap da yok ki içerek haykıralım
Demek günaha girmenin yolu yok
Çaresiz kalkalım namaz kılalım



bu da günün dörtlügü olsun:brüll: :Bauchtanz:

deryatulga
10.10.06, 17:24
İrtica Avcılar'da bulundu!

İrtica tartışmasına Avcılar Belediyesi de katıldı. Hem de basın bürosunun hazırladığı resmi basın bülteni ile. Kare kare fotoğraflar çekildi, basın bülteni ile servise konuldu.

CHP'li Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci, irtica tartışmalarına orta yerden daldı. Başkan Değirmenci'ye bağlı bulunan ekipler, Türkiye'yi yıkacak tehlikeyi gizli yerlerde ararken sokak ortasında buldu.

Basın bülteninde şu ifadeler yer aldı:

Türkiye’de irtica tehdidi yok diye bağıranlara en güzel cevap işte bu karede gözler önüne serildi. Bırakın gizli mekanlarda irticanın büyüdüğü ve ülkenin altına dinamit koymaya çalıştığı İrticanın işportaya kadar düştüğü, objektifimize işte böyle takılınca Türkiye’de irtica yok diyenlere şamar gibi bir cevap oldu.





http://www.internethaber.com/images/news/16736.jpg




Burası Türkiye’nin parlayan Yıldızı Avcılar. Bu şirin ilçe İstanbul’un bazı ilçelerine göre daha modern, çağdaş ve cumhuriyetçi vatandaşlarımızın daha ağırlıkla bulunduğu bir ilçe. Avcılar’ da Belediye seçimlerini AKP ile çekişen CHP ezici bir çoğunlukla göğüsledi.
Ancak Avcılar’da objektifimize işte bu görüntü takılınca adeta şok oluyoruz. Burası Avcılar’ın bir mahallesi görüntü ortada. Kendisini “Yeşil Alem”ci olarak adlandıran bir sakallı, şalvarlı ve takkeli vatandaşımız İrticayı işportaya çoktan düşürmüş bile.
http://www.internethaber.com/images/news/16737.jpgSokak aralarında topladığı çocuklara dini bilgiler, Kuran’ı Kerim öğreten bu vatandaş aynı zamanda bir apartmanın arkasında minik çocuklardan müteşekkil cemaatine namaz bile kıldırıyor. Kendisini imam yapan ve cemaati ise sokakta top koşturan oyun oynayan çocuklar. Vakit namazlarında imamın cemaati hazır. Cemaatle namaz kıldıran bu vatandaşımızı görenler hayretler içinde kalıyor. İrticayı sokağa düşüren vatandaş cemaatine dini telkinler verirken toplumu da Ramazan Ayında Oruç tutması için ise elektrik direğine yazdığı uyarıcı yazılarla bilgilendiriyor.
http://www.internethaber.com/images/news/16738.jpgİşte son günlerde Türkiye’de irtica tehdidi yok diyenlere güzel bir örnek.
Çevre sakinlerinin Avcılar Belediyesi Zabıta ekiplerine ihbarı üzerine harekete geçen zabıta, olay yerine gelince, takkeli işportacının tezgahına el koydu…

Cengizhan
10.10.06, 21:33
İRTİCA HER YERDE !


AKP iktidarının göreve gelmesiyle irticai hareketler tırmanışa geçti. ''Anayasa ile ters düşen'' Başbakanlık Müsteşarı hâlâ görevini sürdürürken, tarikat şeyhi ile ilgili rüyalara resmi işlem yapılmaya başlandı. Ders kitaplarına hurafeler dolduruldu, mayo giydikleri için kadınlara yönelik saldırılarda bulunuldu. Bu dönemde irticai yayın yapan radyolarda patlama yaşanırken, devletin resmi kurumu TRT'de dini programlara ağırlık verilir oldu.
AKP iktidarıyla birlikte gündeme gelen din vurgulu konular şöyle:
Anayasayla ters müsteşar: Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer , 1995'te, Sıvas'ta yaptığı konuşmada şu görüşleri dile getirmişti:
''Yine başlangıçta kurulurken ortaya atılan cumhuriyet ilkesinin zayıfladığı ve işlevini kaybettiğini görüyoruz. Halk için ve halk adına yönetim diye tarif edilen cumhuriyet kavramının aslında artık bizim için çok fazla bir mana ifade etmediğini söylememiz de mümkündür. Türkiye'de cumhuriyet ilkesinin yerini katılımcı bir yönetime devretmesi gerektiği ve nihayet laiklik ilkesinin yerinin İslam ile bütünleşmesinin gerekli olduğu kanaatini taşıyorum.''
Müsteşar bu sözlerinin ardından kendisi hakkında ''şeyhülislam'' benzetmesi yapan emekli Tümgeneral Osman Özbek 'ten tazminat kazanmış ancak, ceza Yargıtay'dan dönmüştü. Yargıtay'ın kararında Başbakanlık Müsteşarı'nın ''anayasa ile bağdaşmayan görüşler savunduğu için bunun sonuçlarına katlanması gerektiği'' vurgulanmıştı.
*

Selçuk'un eleştirisine Yargıtay onayı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, gazetemiz imtiyaz Sahibi İlhan Selçuk hakkında tazminat davası açan Müsteşar Dinçer'i bir kez daha haksız buldu. Kurul, Selçuk'un Dinçer hakkındaki yazısının ve yazısındaki ''mürteci'' nitelemesinin ''eleştiri sınırları içerisinde'' yer aldığına hükmetti.
*

Danıştay'a türban baskını: Alparslan Arslan adlı avukat, türban kararı nedeniyle Danıştay 2. Dairesi'ne saldırdı. Arslan, daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin 'i öldürdü.
Şeyh rüyasına resmi işlem: Rüyasında Nakşibendi Tarikatı Şeyhi Mehmed Zahit Kotku 'nun kendisine eğitim ve sağlıkla ilgili ''emirler verdiğini'' gören ve kendisini Prof. Dr. olarak tanıtan İsmail Tuncay Uslu 'nun geçen yıl Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'a yazdığı mektuba resmi işlem yapıldı. Başbakanlık, mektubu Milli Eğitim Bakanlığı'na iletirken, Bakanlık da ''gereğinin yapılması'' için YÖK'e talimat gönderdi.
Hurafe dolu kitaplar: AKP iktidarıyla birlikte ders kitaplarındaki dini öğeler ve hurafelerde de patlama yaşandı. 11. sınıflar için hazırlanan din kültürü ve ahlak bilgisi kitabının ikinci ünitesindeki ''İslam'da ibadetin faydaları'' bölümünde yer alan ''Bunları biliyor musunuz?'' başlığı altında aptesin yararları şöyle anlatıldı:
''Aptes almanın insanın sağlığına birçok katkısı vardır. Aptes alırken kullanılan su sayesinde kan dolaşımı hızlanır, alyuvar sayısı çoğalır. Solunum hareketlenir, alınan oksijen miktarı artar, sinirler sakinleşir, ferahlar, kalbin yükü hafifler, tansiyon normalleşir. Dışarı atılan karbondioksit oranı fazlalaşır.''
Yine bakanlığın ilköğretim 8. sınıflarda okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi kitabında, daha önceki yıllarda ''kutuplaşmalara ve ayrımcılıklara neden olduğu'' belirtilen tarikatlardan övgüyle söz edildi.
*

Cüppelilere işlem yok: Fatih Çarşamba'daki cami cinayetinin ardından tarikat örgütlenmelerinin hangi boyutlara ulaştığı yeniden gündeme geldi. Ancak, sokaklarda cüppe ve takkeleriyle gezen onlarca kişi hakkında hiçbir işlem yapılmadı.
Radyolarda irticacı yayın: Özellikle İstanbul'daki bazı radyolardan yapılan şeriat propagandaları, zaman zaman RTÜK raporlarına konu oldu. Ancak, raporları hazırlayan RTÜK İstanbul Bölge Müdürü Cengiz Karakaşoğlu , üyelerinin çoğunluğu AKP tarafından seçilen RTÜK tarafından görevinden alındı.
*

Mayolu kıza saldırı: İzmir'in tatil beldesi Karaburun'da tatilcileri bakışları ve sözleriyle taciz eden gericiler, Hürriyet gazetesi muhabirlerinden Gülden Aydın 'ın kızı Ceren Aydın 'ı ''Bikini giyen pislikleri istemiyoruz. Gideceksiniz buralardan'' diyerek tartakladı.
*

Öğrencilere cep telefonlu propaganda: Ankara'nın Sincan ilçesinde görevli edebiyat öğretmeni Sezai Karatepe , mezuniyet yemeğine gitmek isteyen öğrencileri, ''Bu bir komünist oluşumdur, komünist oluşuma hayır diyelim, orada çok büyük kargaşa olacak, kızlarla erkekler birbirine girecek. Bunu diğer arkadaşlarına anlat'' , ''ben p...venk değilim'' yazılı mesajlar göndererek durdurmaya çalıştı.
*

İrtica şerhlerinde ısrar: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül , Yüksek Askeri Şûra'nın son 4 yıldır yapılan tüm toplantılarında, irticai ve bölücü faaliyetleri nedeniyle orduyla ilişiği kesilen personele ilişkin kararlara şerh koydu.
*

THY'den ahiret soruları: Türk Hava Yolları'nın (THY) personel seçimi için yapılan testinde ''Birçok kimseden daha çok dindarımdır'' , ''Namazımı hemen hemen muntazaman kılarım'' , ''Mastürbasyonda kendi cinsimle ilgili hayal beni tahrik eder'' gibi sorular yer aldı.
*

Oruç baskısı bunalttı: Rize Üniversitesi'nde okuyan Erdinç Eren , kaldığı özel yurtta oruç tutmadığı için dövüldü. Eren, yeni kayıt yaptırdığı okuldan kaydını sildirerek memleketine dönmek zorunda kaldı.
*

Öğrenciye Gülen takibi: İstanbul Esenler, Hatip Dinçsoy İlköğretim Okulu din kültürü öğretmeni Sedat Çelebi 'nin öğrencilerini Fethullah Gülen 'in kitaplarını okumaya zorlamasının gündeme gelmesinin ardından okul yönetimi haberi sızdıran öğrenciyi bulmak için dedektifliğe soyundu. Benzer rumuzlu tüm öğrencileri tespit eden idare, öğrencilerin kafatasını inceledi, saçlarını ıslattırdı ancak, öğrenciyi bulamadı.
*

Emniyet'ten oruçsuz servisi: Emniyet Genel Müdürlüğü merkezinde görev yapan 4 bin 200 kişi içinde yalnızca 17'si oruç tutmayınca, yemekhaneler bir ay süreyle kapatıldı. Emniyet, 17 kişi için Dikmen'deki Polisevi'nde yemek vermeye başladı. Oruçlu olmayan personel hafta içinde her gün saat 12.30'da Sağlık İşleri Daire Başkanlığı'nın önünden kaldırılan 20 kişilik bir minibüs ile Polisevi'ne giderek öğle yemeği yiyor.
*

AKP'li belediyenin derdi aydınlarla: Bursa'nın AKP'li Nilüfer Belediyesi, beldedeki bazı sokakların isimlerini değiştirme kararı aldı. Değiştirilen isimler şunlar: Çetin Emeç , Prof. Dr. Muammer Aksoy , Prof. Dr. Bahriye Üçok , Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı .
*
Kuran kursunda rekor artış: Diyanet İşleri Başkanlığı'nın raporuna göre, genel seçimlerin yapıldığı Kasım 2002'den bu yana yani AKP döneminde 1000 resmi Kuran kursu açıldı.

dertli4u
10.10.06, 22:01
bu meseleye, birde baska noktadan bakalim.

irtica geliyor, irtica kapida, irtica kapidan iceri girdi.

eyvallah. tamam kabul. tedbir alalim.

ama, irticaya karsi olanlar, karsi olmasi gerekenler ne yapiyor?

nerede sivil toplum örgütleri? nerede ilerici cevreler? nerede halkin sözcüleri?

kapkacin, tinerciligin, ahlaksizligin, sokakta tecavüzlerin, hirsizligin, okul yüzü görmeyenlerin, evine ekmek götüremiyenlerin, hastane kapilarinda rehin kalanlarin, vesikali sokak kadini sayisinin artisinin, sübyanciligin, tatil yerlerinde para icin baskalari ile beraber olanlarin, markali giyecek almak icin vücudunu satanlarin,orta okullara kadar inmis olan fuhsun, baska bir ülkeye gidebilmek icin firsat gözleyen genclerin vs.vs

tüm bu saydiklarimin gittikce arttigi günümüzde, irticaya karsi uyanik olanlar ne yapiyor?

nerede bu konuda faaliyet yapmasi gereken sivil toplum örgütleri.

nerede siyasi partiler? nerede isadamlari kuruluslari.meslek odalari.

ögretmenler, sanatcilar, toplum önderleri nerede?

******

irticayi yenebiliriz ama toplum bozulmasini nasil geri dönderececegiz?

gelecek nesilleri nasil kurtaracagiz.

******

AKP, benim gözümde sadece bir adet sifir. baska bir özelligi yok.insaallah biran önce iktidardan uzaklasirlar.

AKP, Türkiyeyi din devleti veya seriat devleti yapmaz, merak etmeyin.

yasadiklari bu rahat hayati birakmaz onlar.

esas tehlike , biraz önce, yukarda saydiklarimdir.

TSfalcon
10.10.06, 23:37
konu ile ilgili degil ama birazdan dönerim.

internet haberini okudum dün,vallahi bugün cok aradim bulamadim.

özelestirmeye ve topraklarin satilmasina karsi cikan,gericidir irticadir dedi tayyip erdogan.

simdide benim merak ettigim.irtica denilirse neden bazi kesimin zoruna gidiyorki? IRTICA islam demek degilki.

****

'İrtica Nedir?'e Diyanet'ten Yanıt!

Sağlık-İş Sendikası’nın çeşitli kurumlara sonduğu “İrtica nedir" sorusuna tek yanıt Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan geldi.

-Diyanet:

İrtica klasik kaynaklarda tanım ve izahı yapılmış bir terim değildir.

Türkiye’nin dışında nadiren kullanılmakla beraber, Arapça kökenli bir kelime olup ‘geriye dönmek’ anlamına gelen ‘Rucü’ mastarından türetilmiştir.

Türkçe’de eş anlamlı olarak gericilik tabiri ile birlikte kullanılmaktadır.

Terakkinin zıddı olan irtica kelimesi, Türkçe’mizde, toplumda yeniliklere değer vermeyip, her yönüyle eskiyi özlemek veya eski düzeni getirmeye çalışmak anlamını ifade eder.

İrtica kavramı psikoloji, sosyoloji vb. alanlarda kullanıldığı gibi dini alanda da farklı biçimlerde algılanmaktadır.

Bir yönüyle dinden sapmak, tekrar cehalet ve şirk hayatına dönmektir.

Diğer yönüyle irtica, dinin özünden uzaklaşmak ve dini, temel ilkelerine aykırı olarak algılamak ve yorumlamaktır. Buna göre irtica, kendini dindar sanan kimselerin bilerek veya bilmeyerek din kurallarından uzaklaşması, dinin özünü bir tarafa atıp örfi şekline sarılmasıdır. İslam’ın zahirine sıkı sıkıya bağlı kalmanın esas olduğunu ileri sürüp, bu esasa riayet etmen insanları dışlayan, onlara hayat hakkı tanımayan Haricilerin hareketi bu konuda tipik bir örnek teşkil etmektedir.

Turkuaz
10.10.06, 23:55
Merhaba dertli,




bu meseleye, birde baska noktadan bakalim.

irtica geliyor, irtica kapida, irtica kapidan iceri girdi.

eyvallah. tamam kabul. tedbir alalim.

ama, irticaya karsi olanlar, karsi olmasi gerekenler ne yapiyor?

nerede sivil toplum örgütleri?

Tesev, IHD, vs zaten aktifler. Digerleri "capulcu" ulusalcilar. Onlara
hemen "kizil fasist", "darbeci", "beton kemalist" gibi terimler yapistirilip,
tu kaka yapiliyorlar. Sanki Kemalistler sadece Kerincsiz'den ibaretmis gibi.



nerede ilerici cevreler? nerede halkin sözcüleri?

Meclisteler ya iste. Baskasi konusunca hemen "secilmislerle" "atanmislar"
tartismasina giriyorlar.


kapkacin, tinerciligin, ahlaksizligin, sokakta tecavüzlerin, hirsizligin, okul yüzü görmeyenlerin, evine ekmek götüremiyenlerin, hastane kapilarinda rehin kalanlarin, vesikali sokak kadini sayisinin artisinin, sübyanciligin, tatil yerlerinde para icin baskalari ile beraber olanlarin, markali giyecek almak icin vücudunu satanlarin,orta okullara kadar inmis olan fuhsun, baska bir ülkeye gidebilmek icin firsat gözleyen genclerin vs.vs

tüm bu saydiklarimin gittikce arttigi günümüzde, irticaya karsi uyanik olanlar ne yapiyor?

Bu sorunlarin sebebi sadece akp olmadigi gibi, dört yillik ve ezici cogunlukla
yönettikleri ülkede saydiklarin akp döneminde azalmadigi gibi, artmistir.

Irticaya karsi olanlar zaten kendi görevlerini "irticaya karsi" olmak olarak
tanimladiklari icin, görev basindalar, en azindan dört yillik bir aradan sonra,
30 Agustos 2006 tarihinden itibaren.



nerede bu konuda faaliyet yapmasi gereken sivil toplum örgütleri.

Saydigin hangi soruna, hangi STK, hangi altyapi ve kaynakla cözüm bulsun?
Kaynagi bulanlar, altyapilarini hazirlayip, kendi alanlarinda oldukcada basarili
islere imza atabiliyorlar: IHD, Tesev, Tarikatlar, vs....



nerede siyasi partiler?

Mecliste. Baskanlarinin verdigi yönde parmak kaldiriyorlar.


nerede isadamlari

Isadamlarinin amaci para kazanmak. Sosyal aktivitelerde bulunamazlarmi?
Tabii ki bulunabilirler. Yapiyorlarda, bence onlara haksizlik yapiyorsun.
Ermeni Patrigin elini öpen bir is adami degilmiydi? Üniversite kurup, tüm
ikinci cumhuriyetcileri, numarali cumhuriyetcileri, numaradan cumhuriyetcileri, ve sözde soykirim destekcilerini bir cati altinda toplayip,
onlara ünvan, platform ve uluslararasi bir SAyginlik verenlerde is adamlari
(kadinlari) degilmi?


meslek odalari.

Önce bir varolma savaslarini kazansinlar, muhakkak onada el atarlar. Cünkü
is yapmaktan cok, hangi partinin adami yönetimde yer alacak kavgasinin
hedefi durumundalar.



ögretmenler,

Önceden genellikle okuldan kalan zamanlarda taksicilik yapiyorlardi. Simdi
biraz zorlasti, cünkü egittikleri ögreciler tarafindan dövülüyorlar. Zannedersem iyilestiklerinde yine taksicilik, pazarcilik, cicekcilik gibi islerle
ugrasiyorlardir.



sanatcilar,

Magazin programi izlemiyormusun veya gazete okumuyormusun ilahi dertli?
Ayse'nin ic camasiri, Pinar'in 4'üncü partnerini aldatmasi (besi bir yaparsa
camasir makinasi veriyorlar galiba)........




******


irticayi yenebiliriz ama toplum bozulmasini nasil geri dönderececegiz?

gelecek nesilleri nasil kurtaracagiz.

Irticayla mücade yapmazsak, zaten toplum topluca bozulacak. Geriye
döndürecek kimse kalmayacak.

Eger irtica kazanirsa, zaten gelecek nesil diye bir sey kalmayacak.


******


AKP, benim gözümde sadece bir adet sifir. baska bir özelligi yok.insaallah biran önce iktidardan uzaklasirlar.

...fakat solda sifir olmasa gerek. Verdigi tahribat az uz degil.........


AKP, Türkiyeyi din devleti veya seriat devleti yapmaz, merak etmeyin.

onlar bugün yapamaz, fakat, iyi bir zemin hazirliyorlar. böyle giderse 20 yil
sonrasi icin ayni tespiti yapabilirmisin bilmiyorum.



yasadiklari bu rahat hayati birakmaz onlar.

Insanoglu daima daha iyisi icin mücadele vermistir. yoksa zaten tas devrinde
kalirdik. Herkes yasam standartini yükseltmek icin mücadele veriyor. akp'lilerde neden cooook daha rahat bir hayat icin mücadele vermesinler?
Fazla mal gözmü cikarir? Bak maliye bakanimiza ve evlatlarina, hic hayir
diyorlarmi?



esas tehlike , biraz önce, yukarda saydiklarimdir.

...esas tehlike cehalettir. Ve irtica cehaletin anasidir...............

Hoscakal,

Turkuaz

dertli4u
11.10.06, 00:46
Merhaba dertli,

merhaba

ikimizde kulagimizi tutmusuz ama degisik kulagimizi.

aman skin birakmayalim o kulaklarimizi.







Tesev, IHD, vs zaten aktifler. Digerleri "capulcu" ulusalcilar. Onlara
hemen "kizil fasist", "darbeci", "beton kemalist" gibi terimler yapistirilip,
tu kaka yapiliyorlar. Sanki Kemalistler sadece Kerincsiz'den ibaretmis gibi.



dogru, tesev falan "görevlerini" iyi yapiyorlar.

kerincsizde yapiyor görevini.:kafa:



Meclisteler ya iste. Baskasi konusunca hemen "secilmislerle" "atanmislar"
tartismasina giriyorlar.


benim bir fikrim var. aslinda türkiyeyi, mahalle ve köy muhtarlari yönetseler daha faydali olur diye düsünüyorum





Irticaya karsi olanlar zaten kendi görevlerini "irticaya karsi" olmak olarak
tanimladiklari icin, görev basindalar, en azindan dört yillik bir aradan sonra,
30 Agustos 2006 tarihinden itibaren.

:aferin:





Saydigin hangi soruna, hangi STK, hangi altyapi ve kaynakla cözüm bulsun?
Kaynagi bulanlar, altyapilarini hazirlayip, kendi alanlarinda oldukcada basarili
islere imza atabiliyorlar: IHD, Tesev, Tarikatlar, vs....


benimki sadece bir istek. gönlümden gecen ve dogru olduguna inandigim bir arzu.





Isadamlarinin amaci para kazanmak. Sosyal aktivitelerde bulunamazlarmi?
Tabii ki bulunabilirler. Yapiyorlarda, bence onlara haksizlik yapiyorsun.
Ermeni Patrigin elini öpen bir is adami degilmiydi? Üniversite kurup, tüm
ikinci cumhuriyetcileri, numarali cumhuriyetcileri, numaradan cumhuriyetcileri, ve sözde soykirim destekcilerini bir cati altinda toplayip,
onlara ünvan, platform ve uluslararasi bir SAyginlik verenlerde is adamlari
(kadinlari) degilmi?


iyi toparlamissin.







Önceden genellikle okuldan kalan zamanlarda taksicilik yapiyorlardi. Simdi
biraz zorlasti, cünkü egittikleri ögreciler tarafindan dövülüyorlar. Zannedersem iyilestiklerinde yine taksicilik, pazarcilik, cicekcilik gibi islerle
ugrasiyorlardir.


benim okul dönemimdeki ögretmenlerimi saygi ve hasretle hatirliyorum.




Magazin programi izlemiyormusun veya gazete okumuyormusun ilahi dertli?
Ayse'nin ic camasiri, Pinar'in 4'üncü partnerini aldatmasi (besi bir yaparsa
camasir makinasi veriyorlar galiba)........


Allaha cok sükür, herhangi bir Türk Tv sini seyretmiyorum. kendi ruh ve vücut sagligim ile ilgili olarak yaptigim en iyi seyde bu zaten.





Irticayla mücade yapmazsak, zaten toplum topluca bozulacak. Geriye
döndürecek kimse kalmayacak.

Eger irtica kazanirsa, zaten gelecek nesil diye bir sey kalmayacak.


irtica olarak adlandirilan bu kesmekesin en büyük zarari, dinibütün ve samimi duygularla dinini yasamaya calisan kitleyedir.

sahsen ben, bundan dolayi cok müzdaribim.



...fakat solda sifir olmasa gerek. Verdigi tahribat az uz degil.........

bu iktidarin is basina geldigi ilk gün, arkadaslarimla sohbet ederken dedigimi aynentekrarliyayim.

akp iktidari, iktidar olacak ama muktedir olamayacaktir. ve Türkiyenin istikbali ile ilgili olarak, telafisi zor olan isler yapacaktir.

bölücülük ve toplumsal baris tehlikeli noktalara ulasacaktir.

bunlari demistim o gün. maalesef, hakli oldugumu görmekteyim ve haksiz cikmagi arzu etmekteyim.





onlar bugün yapamaz, fakat, iyi bir zemin hazirliyorlar. böyle giderse 20 yil
sonrasi icin ayni tespiti yapabilirmisin bilmiyorum.



ben bu sekilde düsünmüyorum. cünkü, bu meseleler tartisiliyor ve daha cok insan aydinlaniyor. bugün sagda solda aksini gördügümüz sahislar da, bu konular tartisildikca, daha aydin insanlar haline geleceklerdir.

ben, tartisilan hicbir seyden korkmam. cünkü, tartisma, ayni zamanda bilgilenmeyi pesinden getirir. tartisan taraflar, fikrini savunmak icin, daha cok ögrenmek mecburiyetinde hissederler kendilerini. ve bilen insandan zarar gelmez.

islam dini ile ilgili, insanlarin bilgisi arttikca, dini daha iyi anlarlar.

bunun en güzel örnegini, atatürk yasatmistir bize. Diyanet isleri baskanligini,, ilahiyat fakültelerini kurdurarak ve kurani kerimin tefsirlerini yayinlatarak, toplumun gercek dini bilgilere ulasmasini saglamistir. ve hemen ayni zamanda, ilmihal kitabini yayinlatarak, toplumun dini vecibelerini/yasantisini , bilerek yapmasina imkan saglamistir.

maalesef, daha sonra isbasina gelen inönü ve menderes hükümetleri, atatürkün ortaya koydugu hedefleri uygulamamis hatta degistirmislerdir.
(bu konu uzun bir tartismayi gerektirir, simdilik bu kadarla keseyim)






Fazla mal gözmü cikarir? Bak maliye bakanimiza ve evlatlarina, hic hayir
diyorlarmi?


komsusu ac iken tok yatan ve muhtaclarin derdi ile dertlenmeyen bu tür insanlara karsi, acimasiz ve tüm kurallari uygulayabilecegim bir düzen kurmak isterdim.

deryatulga
16.10.06, 20:38
İlker Başbuğ’un Konuşmasının Hatırlattıkları
Yazan: Yıldıray Oğur
Birgün Gazetesi, 12 Ekim 2006

25 Eylül 2006 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ’un Kara Harp Okulu eğitim yılı açılış töreninde yaptığı konuşma içindeki entelektüel referanslar, kavramlar, isimlerle pek çok açıdan ilgi çekiciydi. Böyle olduğu için olsa gerek pek çok yorumcu konuşmanın entelektüel derinliğinden övgüyle bahsetti. Atatürkçülüğün yada Kemalizm’in bir ideoloji olup olmadığına dönük bitmeyen tartışmalar düşünüldüğünde rejimin karakteri konusunda en duyarlı kesim olan TSK’nin önde gelen bir komutanın Atatürkçülüğü pozitivizm, rasyonalizm, eleştirel akılcılık gibi kavramlar, Rousseau, Kant, Montesquieu, Durkheim, Ziya Gökalp, Renan gibi isimlere referanslarla değerlendiren analizleri pek çok açıdan üzerinde tartışılmayı ve düşünülmeyi hakketmektedir.

Başbuğ’un konuşmasının ana teması siyasi ve askeri alandaki başarılarının dışında üzerinde fazla durulmadığından yakındığı “Mustafa Kemal Atatürk’ün dâhiliğinin ve “entelektüel devrimci” yapısının anlaşılmasının önemi üzerineydi. Bu anlamda Başbuğ, genç Harbiyelilere “entelektüel olarak tanımlanan pek çok kişinin bile, tek yanlı kendi görüş ve düşüncelerini destekleyici okumalar yaptığı düşünüldüğünde Atatürk’ün çok yönlü ve çok boyutlu okumalar yaparak ortaya koyduğu eleştirel akılcılığı örnek alarak çok okumalarını ve sorgulayarak okumalarını, Atatürk’ün entelektüel yapısının derinliğine inmelerini ve kendilerini aynı istikamette yetiştirmelerini tavsiye etti.Atatürk’ün düşünce sisteminin anlaşılabilmesi için ise “özel kitaplığının bulunduğu “Çankaya ve Anıtkabir'deki zengin kütüphanesindeki kitaplarının ve kenarlarına düştüğü notların incelenmesinin öneminden bahseden Başbuğ konuşmasının bundan sonraki bölümünde Atatürk’ün okuduğu kitaplar üzerinden benzer resmi konuşmalarda rastlanmayacak ayrıntı ve referanslarla bir ideolojik analiz yaptı.

Fakat konuşmanın entelektüel derinliğinin arttığı bu bölümü ile 1989 yılında Türk Tarih Kurumu yayınları arasından çıkan Prof. Dr. Şerafettin Turan’ın Atatürk’ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar, Düşünürler, Kitaplar başlıklı kitabı arasındaki benzerlikler dikkat çekicidir.[1] (http://www.politikcity.de/forum/)

Konuşmanın içinde veya kamuoyuna dağıtılan yazılı dökümünde herhangi bir atfa ya da dipnota yer verilmediği düşünüldüğünde adı geçen kitaptan kimi zaman aynen, kimi zamanda kısmen yapılan alıntılar ve genel anlamda kitapla konuşma arasındaki kurgu paralelliği genç Harbiyelilere dönük eleştirel akılcılık, çok ve sorgulayarak okuma, Atatürk’ün entelektüel dünyasının derinliğine inme gibi bugün düşünsel alanda yaşanan yoğun bilgi kirliliği düşünüldüğünde çok anlamlı olan tavsiyelerle çelişkili görünüyor.

Göz ardı edilemeyecek benzerlikler irtica ve terör uyarıları arasında konuşmanın ana konusunu oluşturan Atatürk’ün entelektüel dünyasının anlatıldığı bölümün tamamında takip edilebilir. Bazı örnekler aşağıdadır.

Başbuğ: “Atatürk'ün düşüncelerinde ve gerçekleştirdiğ i "Türk Devrimi"nin temellerinde büyük ölçüde rasyonalizm ve pozitivizmin izleri bulunmaktadır.”
Turan (a.g.e. s.11): Atatürk’ün düşüncelerinde ve gerçekleştiği Türk Devrimi’nin temellerinde akılcılık (rasyonalizm) ve olguculuk (pozitivizm)’ un izleri vardır.

Konuşmanın ve kitabın birbirine paralel olarak ilerleyen hemen bir sonraki paragraflarında,
Başbuğ: Rasyonalizmin önemli temsilcilerinden Descartes'ın "Metot Üzerine Konuşmalar" kitabı, Atatürk'ün isteğiyle Türkçe’ye çevrilerek basılmıştır. Rasyonalizmin diğer önemli temsilcisi olan Kant'ın eserlerinden "Kant ve Felsefesi" adlı incelemesi de, yine o’nun döneminde yayımlanmıştır.
Turan (a.e., s.11): Bu nedenledir ki akılcılığın büyük temsilcilerinden Descartes’in Diccours Sur la Methode’u Atatürk’ün isteğiyle Türkçeye çevrilerek Mili Eğitim Bakanlığınca bastırılmış, akılcı düşüncenin öteki büyük temsilcisi Kant hakkında da Kant ve Felsefesi adlı bir inceleme yayımlanmıştır.

Bu paragraflar arasında üzerinde durulması gereken tek fark ise Kant ve Felsefesi adlı kitabın Şerafettin Turan’ın aksine İlker Başbuğ tarafından Kant’ın bir kitabı olarak sunulmasıdır. Halbuki kitap Mehmet Emin Erişirgil tarafından hazırlanmıştır.

Kitapla paralel olarak hemen bu bölümden sonra konuşmada da Auguste Comte’dan bahsedilmiştir. Yine kitapla paralel olarak konuşmada bahsi geçen Rousseau ile ilgili bölümde de benzerlikler devam ediyor.

Başbuğ: Kendi düşünce ağının oluşmasında, Atatürk'ün en çok yararlandığı düşünürlerin başında, Jean Jacques Rousseau gelmektedir. Rousseau'nun, birey özgürlüğüne önem vermesi ve toplumda siyasal rejim olarak cumhuriyetçi olması Mustafa Kemal için çok önemliydi.
Turan (a.e., s.13:) Atatürk’ün, Fransa devriminin düşünsel hazırlayıcıları arasında üzerinde en çok durduğu, eserlerini okuduğu ve kendi düşünce ağının oluşmasında en çok yararlandığı düşünürlerin başında J. J. Rousseau gelmektedir.… . Mustafa Kemal için önemli olan bu Fransız düşünürünün kişi için özgürlükçü, toplumda siyasi rejim olarak da cumhuriyetçi olması idi.

Yine konuşma ve kitapta paralel olarak devam eden paragrafta;
Başbuğ: Bununla birlikte, Mustafa Kemal’in Montesquieu’nü n "Yasaların Ruhu" adlı ünlü yapıtını da incelemekten geri kalmadığını biliyoruz. O, bir taraftan Rousseau'dan cumhuriyet, diğer taraftan Montesquieu' dan monarşi okumaktadır.
Turan: (a.e. ,s.14): Bundan başka o’nun bir monarşi, yanlısı olan Montesquieu’nü n De’ l esprit de Lois (Kanunların Ruhu) adlı ünlü yapıtını incelemekten geri kalmadığını biliyoruz.

Yine ardından gelen Ziya Gökalp ile ilgili bölümdeki benzerlikler de göz ardı edilemeyecek boyuttadır.
Başbuğ: Atatürk'ün düşünce yapısı üzerinde, Ziya Gökalp'in özel ve önemli bir yeri olduğu da kuşkusuzdur. Düşünceleri ve uygulamaları arasında, benzerlik ve uyumun yanı sıra, önemli ayrılıkların olduğu da bir gerçektir.
Turan (a.e., s.18): ..... Cumhuriyet öncesindeki Türkiye’ deki düşün akımları içerisinde Ziya Gökalp’in özel ve önemli bir yeri olduğu kuşkusuzdur. Ve kendi içerisinde çelişkiler taşısa da, Gökalp’in fikirleri ve görüşleri ile Atatürk’ü düşünceleri ve uygulamaları arasında genelde bir benzeyiş ve uyum vardır.

Her iki metinde de bu paragrafın ardından gelen Durkheim ile ilgili bahiste de benzerlikler devam etmektedir.
Başbuğ: Atatürk, önemli düşünürlerden Durkheim'ın düşüncelerini yalnızca Ziya Gökalp'ten öğrenmekle yetinmeyip, doğrudan Durkheim'ın kitaplarına da eğilmiştir.
Turan (a.e., 21): Öte yandan Ziya Gökalp, Durkheim’in Türkiye’deki temsilcisi ve sözcüsü olmakla birlikte Atatürk bu ünlü Fransız düşünürünü yalnızca Gökalp kanalıyla öğrenmekle yetinmemiş, doğrudan doğruya E. Durkheim’in kitaplarına de eğilmiştir.

Benzerliklerle ilgili başka örnekler de vermek mümkündür ama uzatmamak için son olarak konuşmanın Atatürk’ün etkilendiği yazarlar bahsinde ismi geçen Gobineau ve Pittard’ın görüşleri arasındaki karşılaştırmanın da Şerafettin Turan’ın kitabında benzer cümlelerle geçtiğini söylemek gerekir. (Turan, a.g.e, s. 44-45)

Başbuğ’un konuşması bağlamında üzerinde durulması gereken önemli bir noktada 1 Aralık 1921 tarihi verilerek Atatürk’ün Meclis’te yaptığı bir konuşmaya atıfla söylenenlerdir. Bahsi geçen TBMM’de “Heyet-i Vekile’nin Vazife ve Salahiyetlerine Dair Kanun Teklifi” üzerine Atatürk’ün yaptığı konuşmadır. Aslında konuşma ve kanun etrafında gerçekleşen diğer tartışmalar bir çok açıdan oldukça ilginçtir.

Kısaca özetlemek gerekirse 1. Meclis’te Kemalist kanat Meclis’in kurucu bir Meclis olduğunu, Kanun-u Esasi’nin artık geçerli olmadığını, Saltanat ve Makam-ı Muallayı Hilafet’i koruma görevini üstlenen Meclisin aynı zamanda Kanun-i Esasinin bu iki makama yüklediği sorumlukları da manevi şahsiyetinde toplandığını bu nedenle egemenliği bütünüyle temsil eden Meclis’in (ve onu temsil eden Meclis başkanının) yasama, yürütme, yargı erklerinin üçünü de bünyesinde temsil ettiğinden hareketle kuvvetler birliğini savunmaktadırlar. Söz konusu konuşmada Atatürk doğası gereği yürütmenin bu üç gücü de bünyesinde toplayan belirleyici asli güç olduğunu iddia ederken, muhalifler kuvvetler ayrılığını savunmaktadır. [2] (http://www.politikcity.de/forum/)

Özellikle son seçimlerden sonra AKP’nin Meclis’teki üstünlüğü karşısında yürütmenin belirleyiciliğ i üzerine söylenenleri akıllara getiren bu tartışmada şu anda bizi ilgilendiren ise Başbuğ’un Atatürk’ün bu konuşmasına atıfla söyledikleridir. (tabiî ki Şerafettin Turan’ın da) Yine bu konu ile ilgili iki metin arasında benzerlikler açıktır: Başbuğ: Mustafa Kemal’in "Toplumsal Sözleşme"yi de dikkatle okuyup işaretlediğini görüyoruz. Turan (a.e., s.14): Atatürk’ün Rousseau’nun Contract Social’inin 1329 (1913) te yapılmış olan Türkçe çevirisini çok dikkatle okuyup işaretlediğini görüyoruz.

Bu kez iki metinde de Atatürk’ün Meclis üyelerine Rousseau’yu okumalarını tavsiye ettiği söylenerek ortak (yada zincirleme) bir hata yapılmıştır. Konuşmanın ana metnine yani Meclis zabıtlarına ya da Atatürk’ün konuşmalarının derlendiği herhangi bir çalışmaya bakılmış olsaydı görülecektir ki, kuvvetler ayrılığını savunan muhaliflere karşısında yapılan bu konuşmada kuvvetler ayrımının doğaya aykırı olduğunu iddia eden Atatürk’ün “Jean-Jacques Rousseau’yu baştan nihayete dikkatle okuyunuz” ifadesi ile bir öneri ve tavsiye değil aksine konuşmanın devamında bunu ‘savunan’ Rousseau’nun ‘özel yaşamını inceleyerek mecnun olduğunu, bir cinnet halinde bu eseri yazdığını’ “çok ve çok dayandığımız bu teorinin böyle bir beynin mahsulü olduğunu” söyleyerek ‘okuyup görünüz’ demek istemiştir.

Tam da bu sözlerle ise ortaya başka bir hata daha çıkmaktadır. Bu kez hata Atatürk’e ait. Atatürk söz konusu konuşmada kuvvetler birliğini savunurken, egemenliğin parçalanamayacağı görüşünden hareketle kuvvetler birliği fikrinin öncüsü olan Rousseau ile yasama, yürütme, yargının ayrı olması anlamında kuvvetler ayrılığı prensibini ortaya atan Montesquei’ü karıştırmıştır.[3] (http://www.politikcity.de/forum/) Atatürk’ün konuşmasında Rousseau’yu bilenler için tanıdık olan cinnet, mecnun olma gibi bilgilerle düşünürünün fikirlerinin geçersizliğini anlatmaya çalışması bu karışıklığın sehven yapılmamış olduğunu da ortaya koyar. [4] (http://www.politikcity.de/forum/)

Başbuğ’un tam da tersini yapmanın faziletlerini anlatmaya adadığı konuşmasındaki bu ‘alıntılar’ ve en nazik tabirle Atatürk’ü anlama konusundaki bu özensizlik ise Türkiye’ de her fırsatta bekçiliğinin yapıldığı ve korunduğu söylenen rejimin nasıl bir heyhula olduğunu birkez daha bize hatırlatıyor. Nutuk gibi bir anı kitabından başka bir kutsal kitabı olmayan resmi ideoloji heyhulasını bir yere dayandırmak için Atatürk’ün okuduğu kitaplar, o kitaplara aldığı notlar üzerinden yapılan tevil-tesvir cinsinden hurifi yorumlar ise tartışmanın entelektüel zemini hakkında yeniden bir fikir veriyor.

Aslında Atatürk’ün Rousseau ve Montesquei’nun en yan yana gelmez görüşlerini konuşmasında karıştırmış olması da ne Atatürk’ün ne de ‘Türk Devrimi’nin’ önemine veya iddiasına aykırı bir şeyi bize söylemez. Ayrıca Kemalizm Kemalizm’in entelektüel Her ne kadar Başbuğ’un konuşmasındaki ana iddia ‘Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin’ ve ‘Türk Devrimi’nin’ düşünsel köklerinin dayandığı entelektüel bir zemin ve düşünsel bir bağlam olduğuysa da tam da Atatürk yine 1 Aralık 1921 tarihli bahsi geçen konuşmasında böyle bir entelektüel zemin ve bağlam ihtiyacı içinde olmadığını, böyle bir çabaya da gerek olmadığını bu yazı bağlamında da son söz olarak anlamlı olacağını düşündüğümüz ünlü cümleleriyle açıkça ifade etmektedir: Fakat ne yapalım ki demokrasiye benzemiyormuş , sosyalizme benzemiyormuş . Efendiler, biz benzememekle ve benzetmemekle iftihar etmeliyiz. Çünkü, biz bize benziyoruz, efendiler!”

[1] (http://www.politikcity.de/forum/)Şerafettin Turan, Atatürk’ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar, Düşünürler, Kitaplar, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1989, Ankara

[2] (http://www.politikcity.de/forum/) Bu tartışmalar üzerine yararlandığımız bir makale için bknz. Aykut Kansu, “Kemalist “Yeni Düzen” Projesine Direniş (1920-1923)”, Birinci Meclis, Sabancı Üniversitesi Yay, 1998, İstanbul s.135-161)

[3] (http://www.politikcity.de/forum/) (Bu karıştırmayı ilk kez dile getiren Mete Tunçay’ın tartışma yaratan makalesi için bknz: Mete Tunçay, “Atatürk’e Nasıl Bakmak”, Toplum ve Bilim, sayı:4, 1978, İstanbul

[4] (http://www.politikcity.de/forum/)(Atatürk’ün iyi bir Rousseau okuyucusu olup olmadığı konusundaki tartışmalar için yine bknz: Mete Tunçay, “Atatürk Konusunda Yanıtlara Yanıt”, Toplum ve Bilim, sayı:9-10, 1980, İstanbul)

piramses
17.10.06, 13:41
CHP'li vekili irtica çarptı! http://www.yenisafak.com.tr/gundem/resim/bos.gifhttp://www.yenisafak.com.tr/gundem/resim/bos.gifCHP milletvekili Halil Tiryaki, elektrik trafolarının üzerlerine manzara resimleri yapıldığını farketmeyince, müthiş bir irtica takibi başlattı. Her yüz metrede bir mescid açıldığı hissine kapılan vekil, kendine yakın iki gazeteciyi de alarak, 'irtica avı'na çıktı. Ve bakın neler yaşandı...

ABDÜLKADİR SELVİ
CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki'nin ağalığı biliniyor da, dedektifliğini bilen yoktu. Tiryaki'nin bu yeteneği kendini ilk olarak Kırıkkale'deki düğünlerde gösterdi. Kırıkkale'de davul-zurnanın susturulduğunu, artık ilahili, Kur'an'lı düğünler yapıldığını belirtip,”davul zurna alıp bu düğünleri basacağını “ilan etmişti. Düğünleri basmadı hatta gelen tepkiler üzerine, “Bu devirde ev basmak olur mu. Tespit ettireceğim” demek durumunda kaldı ama dedektiflik bir kere kanına işlemişti Halil Ağa'nın. Ankara'da da boş durmadı. Bu kez konu hem daha farklı, hem de konjonktüre tam uygundu...

ÇOK ÖNEMLİ HABERİM VAR
Ankara'dan Kırıkkale'ye giderken, Mamak yolu üzerinde ya da parkların için de küçük küçük yapıların belirdiğini fark etti. Her gidiş gelişinde yol kenarındaki kulübeciklerin sayısı artıyor, giderken yarısı boyanmış olarak gördüğü yapının, dönüşte camının çerçevesinin de ortaya çıktığını fark ediyordu. Samimiyetine güvendiği birkaç gazeteci ile konuştu. Onlara da, sadece “Çok önemli bir haber var” demekten öte bir bilgi vermedi. Yanlarında foto muhabirinin bulunmasını şart koştu. İyi bir haber yakalamanın heyecanı ile muhabirler, “tamam” dediler. Her şey tamamdı. Sadece Tiryaki'den gelecek telefonu bekliyorlardı.
İŞTE ARKADAŞLAR BU BİNA
Çok geçmedi Halil bey aradı. Kızılay'da bir buluşma noktası tespit edip, belirlenen saatte buluştular. Milletvekilinin aracı önde, onlar arkada habere doğru sürmeye başladılar. Kızılay'dan çıkıp Aydınlık Kavşağından dönüp, Samsun Yolu'ndan Mamak'a yöneldiler. Telekomu az geçmişlerdi ki, Halil Tiryaki bir parkın önünde durdu. Eliyle küçük bir yapıyı işaret etti. Foto muhabirleri şakır şakır fotoğraf çekerken, muhabirler hala ne olduğunu anlamamışlardı. Yeterli görüntünün alındığına kanaat getirince Halil Ağa,”beni takip edin” dedi. İkinci bir hedefe yöneldiler. Kısa bir müddet gitti
leri ikinci mekanda da, yine bir öncesinin tıpkısı küçük bir kulübe vardı. Bir önceki kulübe gibi sadece boyanmamış, üzerine doğa resimleri yapılmıştı. Foto muhabirleri bir yandan gösterilen yerin resimlerini çekerken, Halil Tiryaki ile muhabirler de, konuşmaya başladı. Tiryaki,”AK Partili belediyeler irticaya hizmet ediyor” dedi.
AMA EFENDİM BURASI...
Resmi çekilen kulübeler ile irticanın ne ilgisi vardı? Gazetecilere göre ilgisi yoktu ama CHP'li vekile göre AK Parti tam suçüstü yakalanmıştı. Çünkü resmi çekilen yerler mesciddi ve AK Partili belediyeler başta parklar olmak üzere buldukları her yere mescid yapıyorlardı. Ancak ufak bir sorun vardı. Foto muhabirlerinden biri,”Ama efendim” dedi. “Bunlar mescid değil ki?” CHP'li vekil,”ne demek mescit değil” dercesine yüzüne baktı. İçlerinden biri,” Bunlar elektrik trafosu” dedi. Tiryaki, “Böyle trafo olur mu ” diye itiraz etti. Trafo dediğin kirli, paslı olur. Üzerinde ilan ve duvar yazısı bulunur. Gazetecilere inanmadı ama içine de bir kurt düştü. En iyi gidip bizzat kontrol etmekti.
SECCADELER NEREDE?
Tiryaki önce kapı kolunu tutup çekti, o sırada kapıyı açtığı gibi içeride seccadelerin bulunduğu mescidi bulacağından emindi. Ancak kapı açılmadı. Kolu zorladı, bir türlü açamayınca, onun da içine bir kuşku düştü. Uyarıyı yapan foto muhabiri, “Bakın efendim burası elektrik trafosu. O kapı açılmaz” diye üsteledi. Kulübenin sağına soluna baktılar, ortada mescide benzer bir şey yoktu. CHP'li vekil ancak trafonun üzerindeki kuru kafa işaretini görünce ikna oldu.
KİMSEYE ANLATILMASIN Tiryaki, uzun yıllardır tanıdığı ve samimiyetine güvendiği gazetecilere,”Kusura bakmayın” dedi. Ancak gazeteciler sıkı dostuydu. Orada, bu olaydan kimseye söz edilmemesi konusunda karar alındı. O gün, bugündür kimseye söz edilmedi. Böylece yapılan değil, yapılamayan bir haberin öyküsü ortaya çıktı.

ottoman1299
17.10.06, 16:56
CHP'li vekili irtica çarptı! http://www.yenisafak.com.tr/gundem/resim/bos.gifhttp://www.yenisafak.com.tr/gundem/resim/bos.gifCHP milletvekili Halil Tiryaki, elektrik trafolarının üzerlerine manzara resimleri...

Paranoia muss was schreckliches sein...

deryatulga
22.10.06, 19:40
O Doktor kendini savundu
Şişli Etfal Hastanesi Başhekimi Dr. Ali İhsan Dokucu, hastayı ameliyat masasında bırakıp iftar yemeğine gitmesiyle ilgili olarak, dünyanın en iyi doktorlarının da bunu yaptığını söyledi. Dokucu, "Doktorlarda biyolojik varlıklar, yeme içme çıkarma gibi biyolojik alışkanlıklarımız var, ben de ameliyattaki mola hakkımı 7 saat sonra gerçekleştirdim" dedi.

3.5 yaşındaki Aslı Yeter'i ameliyat masasında bırakarak iftar yemeğine giden ve yemekten sonra operasyona devam eden Şişli Etfal Hastanesi Başhekimi Doktor Ali İhsan Dokucu, hakkında çıkan haberlerle ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Ameliyatı gerçekleştirdiği Şişli Etfal Hastanesi'ndeki açıklamaya, ameliyat masasında bırakılan Aslı Yeter'le birlikte ve annesi Güler Yeter de katıldı. Dokucu, "3.5 yaşında kız çocuğu mesane ve iç dış üreme organlarının açıkta olduğu ağır doğumsal ve yapısal bozukluk nedeniyle ilk ameliyatı Tokat ilinde oldu. Daha sonra 4 ay önce idrarını tutamama ve böbreklerinde giderek artan fonksiyon kaybı nedeniyle hastanemize gönderildi" dedi.

Kendisiyle ilgili bilgi veren Dokucu, "Türkiye'de 2. Avrupa Board alan doktorum. Amerika'da eğitim gördüm. Bu tür ameliyatlar 7-15 arasında süren ameliyatlardır. Bu ameliyat 10 saat sürmüştür. Ben bu güne kadar 4 kez burada bu tür ameliyata girdim. Çocuğa yaptığımız bu ameliyatla küçük olan mesane kapasitesi bağırsaklar kullanılmak suretiyle büyütülmüş idrarında geri kaçma hastalığı düzeltilmiş, idrar torbasından dışarı idrar sızdıran mesane boynu tamir edilerek yenilenmiş, idrar torbasıyla karın duvarı arasında kateterle idrar boşaltılabilen yeni bir yol açılmıştır" diye konuştu.

"Bu ameliyata biz saat 12.00'de başladık. Saat 22.00 son buldu" diyen Dokucu, "Doktorlarda biyolojik varlıklar yeme içme çıkarma gibi biyolojik alışkanlıklarımız var. Ben de ameliyattaki mola hakkımı 7 saat sonra gerçekleştirdim. Bu eminim öğlen yemeği olsaydı. Bu kadar haber olmazdı. Ama arkadaşlar Ramazan haberi yapmak için bu tür haber yaptılar. Benim kişilik haklarıma saldırı var. Bu haberi yazanlara dava açacağım. Ben yemeğe gittiğimde orda anestezisiler hazırdı. Zaten hastanın durumu stabile olmasaydı gitmezdim. Maalesef hastanemizde bulunan görevlilerde böyle bir ameliyat kültürü eksikliği var. Bunu da bu tür ameliyatlarla gidereceğiz. Eğer hastamıza bir şey olsaydı iki dakika içinde müdahale edebilirdim. Dünyanın en iyi doktorları bile bu tür molaları verir. Bu şekilde bir mola vermenin hiç bir sakınca yok" şeklinde konuştu.

Anne Güler Yeter ise, Doktor Ali İhsan Dokucu'ya teşekkür ettiğini belirterek, "Doktor beyden Allah razı olsun hiçbir şikayetimiz yok. Şu an çocuğumuz iyi" ifadelerini kullandı.

toygun
23.10.06, 02:38
Eski plaklarimi karistirirken, tesadüfen elime Laik/cilik ve Anti-Laisizm/ciler üzerine bir-iki parca uctu.
Bayaa schok olduktan sonra, sizlerle veya yaziyi tanimiyanlarla paylasmak istedim schokumu... :lach: yani üzüntümü :buuh: ...

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=109139 (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=109139)




"Ben laik değilim arkadaş!"






http://www.radikal.com.tr/resim/yazarlar/83.gif


Türker Alkan (talkan@media.ankara.edu.tr)

Laik düşünceden yana olanları aşağılamak için bir deyim uydurmuşlardı:
'Laikçi' diyorlardı. İçkici gibi bir şey.
O zamanlar 'laikçi' olmak öyle kolay bir şey değildi. İmzalı imzasız teditler gelirdi. Arada bir laikçilerin otel odalarında meşale gibi yakıldığı, kapı önlerinde arabayla havaya uçurulduğu olurdu. Atatürk devrimlerini ve laikliği öven bir yazı yazmayagörün, çarşaf çarşaf tehdit alırdınız: 'Seni domuz laikçi, son duanı et, seni devrimbaz, evrimbaz, hokkabaz seni, elimizden kurtuluş yok, bilesiniz!'
Ve bu tehditler, bir orkestra eşliğinde yürütülürmüş gibi aynı anda, aynı tonda başlar, aynı zamanda kesilirdi.
28 Şubat'tan sonra bu tehditler bıçakla kesilir gibi durdu.
Yani laikçilik zor zanaattı. Öldürülmeyi gerektiren bir nitelik.
Ve son zamanlarda dramatik bir şey oluyor: Gün geçmiyor ki, bir zamanlar 'laikçilere' küfretmeyi, onları tehdit etmeyi meslek edinmiş kişiler birer birer laikçi kanada geçmeye başlamasın. Üstelik bunlar öyle sıradan kişiler de değil. Kitap yazmışlar, konferans vermişler, gazetecilik yapmışlar...
Şimdi de bakanlık, müsteşarlık, danışmanlık yapan, devlet gemisini yüzdüren insanlar.
Bir zamanlar neler dememişler: Laikçileri şiş kebap yapalım, camileri kışla yapalım, Cumhuriyet'i dinle terbiye edelim, kahrolsun laiklik, kahrolsun Kemalizm...
Ve ne hikmetse laikliği, Cumhuriyet'i, Atatürkçülüğü düşman sayan bu insanların hemen hepsi şimdi en üst makamlarda. Ne kadar çok küfrettilerse, o kadar yükselmişler.
Ve şimdi yeni bir moda başladı. Gün geçmiyor ki bu zevattan biri 'laikçi' kanada iltihak etmesin:
'Ben artık laikliğe inanıyorum!' (Biz savunduğumuz zaman 'laikçilik', onlar inandığı zaman nedense birden 'laiklik' oluyor.)
"Neden? Yerinizde su mu çıktı?"
"Yok yok, laiklik iyi bir şeymiş. Biz fark edememişiz."
"Ya laiklik aleyhine onca yazdıkların, konuştukların, savurduğun tehditler."
"Olur öyle yanılgılar. Herkesin dönme hakkı yok mudur?"
Vardır tabii.
Ama insanlar bir kutuptan diğerine zıplıyorsa, bunun makul bir açıklaması da olmalı.
İlk başlarda laikliğin gördüğü bu rağbet hoşuma gitmişti. 'Bak, savunduğumuz görüşlerin doğruluğu ortaya çıkmaya başladı' diye sevinmiştim.
Ama yavaş yavaş fikrimi değiştirmeye başladım. Birdenbire herkesin laik kesilmesinde doğal ve yerinde olmayan bir şey var. Bir oyun oynuyor gibiler.
'Yeter artık, lütfen bugün olsun kimse laikliği benimsediğini, saf değiştirdiğini açıklamasın,' diye aklımdan geçiyor bazen. O kadar tıkış tıkış oldu ki laik kanat, nefes alacak yer kalmadı.
Belki de en iyisi, 'Ben laik filan değilim arkadaş' deyip çıkmak işin içinden. Nasıl olsa yeteri kadar laikçi kazandı toplum.

toygun
23.10.06, 02:40
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=109120&tarih=10/03/2004 (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=109120&tarih=10/03/2004)




Mustafa Kemal ve laiklik

http://www.radikal.com.tr/veriler/2004/03/10/ata.gif
Atatürk, Osmanlı'da
da tartışılan laikliği
kurumlaştırdı.


Atatürk, Arap gelenek ve kültürüyle iç içe geçmiş İslam yerine, İngiliz ya da Danimarkalıların Hıristiyanlık içerisinde yaptığı türden bir sentezin, İslam'ın Türk yorumunun arayışı içinde oldu






Avni ÖZGÜREL (E-mektup (aozgurel@radikal.com.tr) | Arşivi (http://www.radikal.com.tr/arama.php?ara=1&y=1&edi=Avni ÖZGÜREL))

Laiklik kavramı Türkiye'nin gündemine ilk kez 1866'da Mustafa Fazıl Paşa'nın Sultan Abdülaziz'e Paris'ten yazdığı mektupla girdi. Mısır hidivliği üzerindeki veraset hakkını 4,5 milyon sterlin tazminat alıp ağabeyi İsmail Paşa'ya devrettikten sonra Fransa'ya yerleşen ve 'Yeni Osmanlılar' hareketine verdiği destekle adı duyulan Fazıl Paşa mektubunda, "Din hakayık-i ezelliyye makamında durup kalmazsa, yani umur-u dünyeviyyeye dahi müdahale ederse, cümleyi itlaf eder, kendisi dahi telef olur... Hükümeti muhafaza etmedikten başka ezip harap eden yıllanmış eski kaideleri bırakalım. Sair devletlerde yerleşmiş, onlara bais-i saadet olmuş olan yeni nizamatı ittihaz edelim" diyordu.
Öneri ne sarayda ne de Yeni Osmanlılar arasında kabul gördü. Ali Suavi, Namık Kemal ve diğerleri yenileşmeyi, 'İslam devleti' ekseninde aramaktan vazgeçmedi. Ama din adamlarına öfkenin kamçıladığı laiklik fikri tartışma gündeminden hiç düşmedi. Ta ki, Cumhuriyet din-devlet ayrımını devrimler sürecinin en radikal projesi olarak hayata geçirene kadar.

İki tarih
Türkiye önce hilafet makamını kaldırdı, sonra 1928'de laiklik ilkesini benimsedi. 'Laiklik ilkesi benimsendi' ifadesi, Türkiye'nin 'İslam devleti' olduğu hükmünün Anayasa'dan çıkması manasındadır. Yoksa laiklik kelime olarak Anayasa'ya Şubat 1937'de girmiştir.
5. 4. 1928'de İsmet İnönü ve 120 milletvekilinin imzasıyla sunulan kanun teklifinin kabulüyle Anayasa'dan, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin dini İslamdır' hükmünün çıkarılmasını öngören teklifin kısa gerekçesi şöyleydi:
"Din ile devletin ayrılma prensibi devlet ve hükümetçe dinsizliğin desteklendiği anlamına gelmez. Aksine din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması dinlerin devleti idare edenlerle edeceklerin elinde araç olmaktan kurtuluşunun teminatıdır. Bu suretle din vicdanlardaki yüce yerini alacak ve Tanrı ile kul arasında bir kutsal ilişki durumuna girmiş bulunacaktır." Tasarı ertesi gün TBMM'den geçti.

Kişisel deneyimler
Atatürk tutucu yorumlarının şekillendirdiği İslam anlayışına ve muteber bulmadığı bu fikirleri körü körüne savunduklarına inandığı din adamlarına muhalif bir insan olarak yaşadı. Şevket Süreyya Aydemir onun ruh dünyasında din adamlarına yönelmiş öfkeyi çocukluk yıllarında devam ettiği iki mahalle okulunda karşısına çıkmış olan 'duygusuz hatta sadist' iki din öğretmeninin bıraktığı olumsuz ize bağlıyor. Bunlardan birisinden yediği dayak sonrası vücudunun kan içinde kaldığı için okul değiştirdiği vs. biliniyor.
Gittiği askeri okullarda da, öğrencileri din konusunda bilgilendirmeye değil, disiplin cezası tehdidiyle ibadetlerin düzenli yapılıp yapılmadığını izlemeyi ön planda tutan yaklaşıma tepkili olduğu şüphesiz.
Tüm bu etkilerle öğrencilik yıllarından sonra Mustafa Kemal'in ne düzenli namaz kıldığı ne de oruç tuttuğu söylenemez. Ancak onun Kuran'ı ve Hz. Muhammed'in misyonunu reddeden bir tavır içinde olmadığını; itirazının nas'a değil kutsal metnin asırlar öncesi yapılmış yorumlarına olduğunu görmemek haksızlık olur.
Laikliği bir tür 'iman' olarak algılayan kesimin Mustafa Kemal'in milli mücadelenin başlangıcında 'taktik icabı' din müessesesini kullandığı görüşünün aksine Cumhuriyet'in kurucusunun; Zağanos Paşa Camii'nde: "Kanun-ı Esasi Kuran'ı azim-ü şandır" (Anayasa Kur'an'dır) derken de; Trablus'ta kendisine hediye edilen küçük mushafı ölene dek üzerinde taşırken de samimi olduğunu kabul etmek gerek. Keza onun Mehmet Akif'in 'Kuran'ı asrın diliyle söylemek' deyişiyle yüzde yüz mutabık olduğundan da şüphe edilemez.
Aksi olsa, yani Atatürk kutsal metnin gerçek anlamını; hatta onun mana yanında iç şiirselliğini önemsememiş olsa, ya da gerçek niyeti Kuran'ın kutsallığını gölgelemek olsa, o dönemde Arapçaya hâkimiyeti, dini bilgisi ve şairliğiyle neredeyse işin üstesinden gelebilecek tek kişi olan Akif'ten Kuran'ın Türkçe mealini hazırlamasını istemezdi. Nitekim Akif'in Mustafa Kemal'in Kuran'a saygı ve bağlılığından şüphe etmeksizin çalışmaya başladığını, çok sayıda ayetin mealini tamamladığını, ancak izlediği siyasi gelişmelerden, kaleme aldığı mealin Kuran'ın yerine ikame edileceği vehmine kapılarak bu işten vazgeçtiğini biliyoruz.
Atatürk bu arzusunun gerçekleşmemesi üzerine, milli mücadeleyi telin ve liderlerini mahkûm etmiş olması dolayısıyla şahsına muhalif olduğu halde; Damat Ferit kabinelerinde Şeriye Vekili olarak görev yapmış, gıyabında İstiklal Mahkemesi'nde yargılanıp idama mahkûm edilmiş ve bilahare Ankara'da bir süre tutuklanmış, dönemin büyük din âlimi Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'dan 'kırgınlıkları unutup' Kuran meali ve tefsiri üzerinde çalışmasını istedi. Ve Hamdi Yazır'a bu görevin TBMM kararıyla verilmesini sağladı.

'Luther olmayacağım'
Nihayet bilinmesi gereken bir başka husus, Atatürk'ün sağlığında onunla ihtilafa düştükleri halde Said-i Nursi, Süleyman Hilmi Tunahan ve benzeri konumdaki dini önderlerinden hiçbirisi hakkında dava açılmadı.
Gerçek şu ki; Mustafa Kemal, Arap gelenek ve kültürüyle iç içe geçmiş bir İslam anlayışı yerine İngilizlerin Anglikan, Danimarkalıların Evanjelik, Yunanlıların Doğu Ortadoks Kilisesi yönelişleri gibi bir 'Türk İslam' yorumu ortaya çıkarmanın mümkün olup olamayacağının arayışındaydı. Tıpkı Türk'ün her şeyin merkezinde olduğu düşüncesinden hareketle ve çocuksu bir heyecanla peşinden koştuğu 'Güneş Dil' ve 'Güneş Tarih' teorileri gibi.

'Maya'lara ilgi
Unutmamak gerekir ki o yıllarda antik Maya uygarlığının Türk kökenli olduğunu kanıtlamak için Tahsin Mayatepek'i Meksika'ya elçi olarak gönderip ondan gelen raporlar üzerine ilmi heyetler toplayacak kadar platonik bir ruh hali içindeydi Mustafa Kemal. (Emekli generale bu soyadının Atatürk tarafından verildiğini söylemeye gerek yok herhalde)
İslam tarihine ilgisinin, Farisilerin bizzat peygamberin izniyle uzun bir dönem ayetleri kendi dillerinde okumaları hakkında derinlemesine araştırma yapılması arzusunun, Türkçe ezan, Türkçe ibadet konusundaki ısrarının altında onun duygu dünyasının derinliklerindeki fırtına dışında bir sebep aramak da bence gereksiz.
Aralarında Fuat Köprülü gibi son derece önemli bilim adamlarının bulunduğu heyetlerce önerilen, içlerine kiliselerdekine benzer sıraların yerleştirileceği yeni tarz camiler inşası türünden fantezi projelere ilham veren onun bu yöndeki düşünceleriydi kuşkusuz...
Ama arayışının sebep olduğu zihinsel savruluşu ve esas amacı ulusal devleti pekiştirmek ve milli birliği güçlendirmek dahi olsa din konusunda dayatmanın parçalanma sebebi olabileceğini sezdiğinde verdiği tepki herşeyi izah eder: "Ben Luther olmayacağım."


Türkçe tefsir ve meal
Türkiye'de Türkçe tefsir yazımının tarihi hayli eski. Kuran'ın manasını anlamaya imkân veren ve bir tür tercüme sayılabilecek meal yazımı ise çok yeni. 1908'e kadar Cevdet Paşa ve birkaç âlimin az sayıda ayet için meal kaleme aldığı ve ancak bu çalışmalarının hoş karşılanmadığını görerek vazgeçtikleri biliniyor. Gerçek manada noksansız meal olma iddiasıyla yapılan ilk çalışmanın ise basım aşamasında Şeyhülislamlık emriyle yasaklandığı malum. Hilafetin kaldırılması üzerine Atatürk'ün yaklaşımını olumlu bulan, İslamiyet'te hilafet diye zorunlu bir makam olmadığını, peygamberin sadece ilahi öğretiyi tebliğ eden bir nebi olduğunu, onun siyasi eylemlerinin peygamberlik vazifesinden ayrı düşünülmesi gerektiğini savunan bir eser kaleme alan ElEzher ulemasından Ali Abürrazık üniversiteden kovuldu.
Ulemadan Muhammed Reşid Rıza, Mustafa Kemal hareketini ve Ankara'nın kararlarını yerden yere vuran, devrimleri "Türkleri dinden çıkarmaya matuf girişim" olmakla suçlayan yazılar yayımladı. Rıza'ya göre Kuran'ın Arapça'dan başka bir dile çevrilmesi dinen imkânsızdı. Rıza, "Madem Kuran'ı anlasınlar istiyorsunuz o halde Türklere Arapça öğretin" diyordu.
'İkinci Hz. Ömer!'
Rıza'nın dört yıl sonra, yeni Müslüman olmuş bir İngiliz'in İngilizce Kuran çevirisi için 'caizdir' fetvası verdiğini ve çeviriye bizzat yardımcı olduğunu da eklemek gerek. Türkçenin şanssızlığı bence Mehmet Akif'in bu tartışmaların ortasında Kahire'de bulunması ve yakınında çalıştığı Reşit Rıza'nın etkisinden kurtulamamış olmasıdır.
Aynı tarihlerde Pakistan'ın lideri ve büyük âlim Muhammed İkbal, Atatürk için "İkinci bir Hz. Ömer" diyordu.

Dolmabahçe'de namaz
Atatürk'ün sohbet toplantılarında tartışma amacıyla ortaya attığı fikirlerin, neticede kendisini eleştirenleri haklı bulması halinde dahi yakın çevresinde çoğu zaman gerçek kanaati ve talimatı olarak algılandığına şüphe yok.
Nitekim 1934'te TBMM'de kadınların kılık kıyafetine dair bir konuşma sırasında, "Dinler işlerini bitirmiş, vazifeleri tükenmiş yeniden canlılık bulamayan kuruluşlardır" diyen Başbakan Şükrü Kaya, Atatürk'ün bu sözlerden hoşlanmaması üzerine, kendisinden cesaret alıp peçe ve çarşafın yasaklanmasını isteyen milletvekillerine şöyle diyecekti: "İnkilap, her gün inkılap, her şey için inkılap, acilen inkılap diye bir şey yoktur. Başka dini mevzular gibi peçe ve çarşaf da mesele olsaydı büyük inkılabı yapan bunu programına koyar, sizden de lazım gelen kararı alırdı."
Kader Atatürk'ü vefatında da dini bir tartışmanın içine çekti. İstanbul'da tören için Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen simalarından Orgeneral Fahrettin Altay görevlendirilmişti. Onun, "Cenaze namazı burada mı kılınacak Ankara'da mı" sorusu üzerine hükümetin tereddüdü gün ışığına çıktı. Başbakan Celal Bayar'ın cenaze namazının dini gösteriye yol açabileceği endişesi öğrenilince Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım, "Kardeşim kâfir mi, neden namazını kıldırmıyorsunuz" tepkisini gösterdi. Altay da "Namazın kılınması şart. Bu dini bir vecibedir. Şayet kılınmazsa millet 50-100 sene sonra onu mezardan çıkarır ve namazını kılar. Namaz kılınmayacaksa beni görevden affedin" dedi ve Bayar geri adım attı: "Kim demiş namaz kılınmayacak diye." Dinen sakıncası olmadığı öğrenilince namazın Dolmabahçe Sarayı'nın bahçesinde kılınmasına karar verildi ve dua burada icra edildi. Ancak, her ayrıntısı kaydedilip yayımlanan resmi program metninde cenaze namazı kayıt dışı bırakıldı.

Harunobu Horiuchi
09.11.06, 21:21
Org Yaşar Büyükanıt, laik düşünce sisteminin içinin boşaltılmaya çalışıldığını savundu.

http://img.akistanbul.com/haber/601.jpg

Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, başta Yüce Atatürk olmak üzere O'nun düşünce ve uygulamalarından ilham alan Atatürkçülük'ün, bazı çevrelerce unutturulmaya çalışılarak laik düşünce sisteminin içinin boşaltılmaya çalışıldığını belirtti.

Orgeneral Büyükanıt, ”Yüce Atatürk'ün kazandırdığı değerlere karşı yürütülen bu faaliyetler, amacı değişmeksizin tarzı değişerek devam etmektedir” dedi.

Vatanın bütünlüğüne yönelik terörist saldırıların, hiç şüphesiz terör örgütlerinin yok edilmesiyle sonuçlanacağını vurgulayan Orgeneral Büyükanıt, son zamanlarda Türkiye'ye yönelen terör faaliyetlerinin, insan hakları ve azınlıklar konusuna indirgenerek, çok uluslu zeminlere taşıma gayretlerinin de dikkati çektiğini belirtti.

Orgeneral Büyükanıt, 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, bugün Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün maddi varlığının ebediyete karışmasının 68. yılı olduğunu belirterek, “Büyük bir komutan, eşsiz bir lider ve devlet adamı olarak dünya tarihine geçmiş olan Yüce Atamızın yokluğunun hüznünü yaşıyoruz” dedi.
10 Kasımın, ulusça Atatürk'ün anıldığı, O'nun anısı önünde yürekten birleşildiği önemli bir gün olduğunu hatırlatan Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:

“Bugün Atatürk'e olan bağlılığın tekrarı, O'na karşı yüklendiğimiz görevlerin bir kez daha belirtilmesidir. Bu nedenle 10 Kasımları bir yas günü değil, Atatürk'ü ve Atatürkçü Düşünce Sistemini anma ve anlama için bir fırsat olarak görüyoruz.

Atatürk, varlığında gelişme ve gelecek taşıyan daima ufkun ötesini yakalamayı hedef gösteren bir liderdir. Yaptıklarıyla biten değil, yapacaklarıyla yaşayandır. Bu yüzden, bugün Atatürk'ü anlamak, sağlanan başarılarla yetinmeyip, hep daha iyisini yapmanın çabası içerisinde daha çok çalışmayı gerektirmektedir. Büyük Ata'ya en büyük saygı ve bağlılığı, O'nun eserlerine sahip çıkmakla, düşüncelerini anlamakla, ilke ve devrimlerini gönülden benimsemekle, O'nun ulusuna armağan ettiği Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatmakla gösterebiliriz.”

“VATANIN BÖLÜNMEZLİĞİ BOZULMAK İSTENİYOR”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, bugün, vatanın bölünmez bütünlüğünün, Türk ulusunun egemenlik hakkının, terörizmle ve birtakım oyunlarla bozulmak istendiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Başta Yüce Atatürk olmak üzere O'nun düşünce ve uygulamalarından ilham alan Atatürkçülük, bazı çevrelerce unutturulmaya çalışılarak laik düşünce sisteminin içi boşaltılmaya çalışılmaktadır. Yüce Atatürk'ün kazandırdığı değerlere karşı yürütülen bu faaliyetler, amacı değişmeksizin tarzı değişerek devam etmektedir.

Vatanın bütünlüğüne yönelik terörist saldırılar, hiç şüphesiz terör örgütlerinin yok edilmesiyle sonuçlanacaktır. Ayrıca, son zamanlarda ülkemize yönelen terör faaliyetlerinin, insan hakları ve azınlıklar konusuna indirgenerek, çok uluslu zeminlere taşıma gayretleri de dikkat çekmektedir. Bütün bu saldırılar karşısında Atatürkçü Düşünce Sistemini bir yaşam felsefesi olarak benimseyen, uygulayan ve yaşatan Türk Silahlı Kuvvetleri, en büyük caydırıcı güç olarak varlığını ve kararlılığını daima muhafaza edecektir.”

“KAYNAĞIMIZ, O YÜKSEK RUH OLACAKTIR”

Orgeneral Büyükanıt, “Yüce Atatürk” diye devam eden mesajını, şöyle tamamladı:

“Türk Silahlı Kuvvetleri olarak taşıdığımız ve yürekten inandığımız temel güç kaynağımız, tüm güçlüklere karşın Kurtuluş Savaşı'nı başlattığın o yüksek ruh olacaktır. Aldığımız bu güçle, ilke ve devrimlerinin ışığında, çağdaş uygarlık düzeyine giden yolda, bilim ve teknolojiyi rehber edinerek Türk ulusunun emrinde, onun güven kaynağı ve gururu olmaya devam edeceğiz. Huzur içinde yat.”

http://www.akistanbul.com/haber.php?haber_id=4418480

dulkadiroglu
11.11.06, 21:32
Arkadaslar, atatürkün laiklik anlayisini yaymak lazim.
yillar üzere unutulmus gibi geliyor bana.
atatürkün laikligi söyledir:
devlet islerine din karistirilmayacak.
yani seriat kanunu iptal edilip, bir anayasa olusturulacak.
biz anayasamizi isvicre ve italyadan aldik.
peki sizce bu anayasalrda bir din devlet ayrimi varmidir? HAYIR!
onlarin anayasasi hiristiyanlikdan dogmusdur.

SultanOfBytez
12.11.06, 19:13
Arkadaslar, atatürkün laiklik anlayisini yaymak lazim.
yillar üzere unutulmus gibi geliyor bana.
atatürkün laikligi söyledir:
devlet islerine din karistirilmayacak.
yani seriat kanunu iptal edilip, bir anayasa olusturulacak.
biz anayasamizi isvicre ve italyadan aldik.
peki sizce bu anayasalrda bir din devlet ayrimi varmidir? HAYIR!
onlarin anayasasi hiristiyanlikdan dogmusdur.

sadece ,,.rönesans dönemini okusan yeter,,.
senin okumayip ,,salladigin belli.,ortacag,,dönemini,.
bilirmisin,,sana felsefe, yapacak ,degilim..madem,,
internete,giriyorsun,,bir rönesans,,yazsan ,,yeter,.
kurtlar ,kuslar bilir,,.bu tarihi,,.
ayip denen,,birsey var,,kardesim..simdiki,,.
bu nimetlerden ,,yararlaniyorsakta,,o,,tarihi n.de
bir büyük önemi,,vardir..
o..gecis ,,?? dönemi..sayesindede.avrupada..
bir iftira,,üzerinede ,,insanlar yakilmiyo,..
avrupada,,kiiselerin,,etkisini ..incelersen..rönesans,
dan önceki dönemi
yani ortacagi..herseyi,,ciplakliyla ,,.
anlarsin,,..cok filimleride..cevrilmistir,,,
lafi ortaya,,atmasi kolay,,,ya tutarsa,,hesabi.,:türkiye:

dulkadiroglu
12.11.06, 20:40
Atatürkün Laiklik anlayisi:
Laiklik, devlet isleri ile din islerinin birbirine karistirlmamasidir. Baska bir deyisle, Tanri ile kul arasina, devletin veya baska bir varligin girmemesidir.
ATATÜRK laikligi, dinin hakkini dine, devletin hakkini devlete verir ve böylece din ile devleti kesin olarak birbirinden ayirir.

Bugünkü laiklik anlayisi:
Islama karsi cikalim, inkar edelim, bir insan hakki olan basörtüyü yasaklayalim,
insan haklari isteyelim vesayre.......

atatürkün laiklik anlayisini ben uydurmadim.
ASKERIN BILGI DEFTERI nde öyle yaziyor, askere gitmis olanlar bilir.
:türkiye: :türkiye: :türkiye:

Detan
12.11.06, 21:04
Madem asker okadar yanlis yapyior, kullanici resmini neden bir komando süslüyor?

dulkadiroglu
12.11.06, 21:09
ben laiklige karsi degilim ki,
laikligin yanlis anlasilmasina karsiyim

omar
12.11.06, 21:12
ooo schwieriges thema. bin mal gespannt was dabei rauskommt.

Detan
12.11.06, 21:33
ben laiklige karsi degilim ki,
laikligin yanlis anlasilmasina karsiyim

Ozaman ben yanlis anladim. :hallo;

Faruk
18.11.06, 18:07
nichts ist dabei rausugekommen ;)

SimalYildizi
20.11.06, 10:24
Atatürkün Laiklik anlayisi:
Laiklik, devlet isleri ile din islerinin birbirine karistirlmamasidir. Baska bir deyisle, Tanri ile kul arasina, devletin veya baska bir varligin girmemesidir.
ATATÜRK laikligi, dinin hakkini dine, devletin hakkini devlete verir ve böylece din ile devleti kesin olarak birbirinden ayirir.

Bugünkü laiklik anlayisi:
Islama karsi cikalim, inkar edelim, bir insan hakki olan basörtüyü yasaklayalim,
insan haklari isteyelim vesayre.......

atatürkün laiklik anlayisini ben uydurmadim.
ASKERIN BILGI DEFTERI nde öyle yaziyor, askere gitmis olanlar bilir.
:türkiye: :türkiye: :türkiye:

Değerli Arkadaşım;

Eğer bu yazdığını, bilmeyen bir kafa ile yorumlarsak, laikliğin islam düşmanlığı yaptığı düşünürüz! Bu doğru değildir.

İslama kim karşı çıkmıştır? Kim inkar edebilir? Başörtüsü konusu bir insan hakkı olmaktan çıkarılıp, dinci geçinenlerin seçim simgesi olmasaydı ortada böyle bir sorun olurmuydu?

Kaldı ki, laik yapı, islamı yobazlardan kurtaran ve koruyan doğru bir sistemdir. Tüm bunun yanında "ulusal devlet" olmnanın gereğide budur. Aksi halde devlet ya din devletidir yada ırk devleti! Bugün laiklik kavramının tartışılmasının tek bir sebebi var; din devleti hayalidir! Aksi halde, neredeyse 60 yıldır başörtüsü üzerinde herhangi bir oyun yokken, son 20 yıldır bu konu neden ısıtılıp ısıtılıp ortaya çıkar?

En çok merak ettiğim konu da; tüm diğer siyasi partiler baştayken, başörtülü öğrenciler sürekli eylem yapıyorlardı! Bugün (son 4 yıldır) neden hiç bir eylemlerini göremiyoruz? Başörtüsü sorunu aşıldımı yoksa? Eski durumundan bir arpa boyu daha ileri girmiş değil ve aynen duruyor; hatta önümüzdeki günlerde daha da sertleşecek. O halde bu eylemsizlik neden oldu? Sakın ha belli bir partiyi başa geçirmek için halkın "din" kavramını kullanmak olmasın?

İşte bu nedenle laik lik şarttır! Aksi halde halk başındaki bir hurafeyele boğuşmak ve ezilmek zorunda kalır!

Saygılarımla

deryatulga
23.11.06, 16:49
Laik rakı şişesi

#content font,p, div, td{color: 000000;}TÜSİAD'cının televizyonunda geyik kovalama programa yapan imtiyazlı bir 'ulusalcı' methiyelere başladı...
'TÜSİAD Başkanı muhteşem bir konuşma yaparak laikliğe sahip çıktı... Sermayeyi, patronları alkışlıyorum' dedi...
Laiklik mühim meseledir!.. Mühim mesele olduğu için de zırt pırt gündeme gelir, cepheleşmeye yarar sağlar!..
Mesela Salacak'tan Kızkulesi'ne doğru kadeh kaldırarak Laikliğin yılmaz savunucuları olunduğunu ispatlamak elbette müthiş heyecan verici bir durumdur...
Aslında, asıl keyifli olan Kız Kulesi içindeki meyhanede, dışarıya bakıp kafayı bulmaktır... Gelgelelim bu durumun siyasi 'ambiyansı' bulunmayacağı için, laikliği koruma ve kollama uğruna kadehler kıyıdan denize uzatılmalı ve yobazların haddi, Üsküdar'daki başkanın şahsında bildirilmelidir!..
Cumhuriyet'in temel ilkelerine elde rakı kadehi ile meydan okuyarak sahip çıkılacağına inananlara acizane bir hatırlatmada bulunayım... Bugün bu iktidar ülkenin tepesine bu kadar büyük bir güç olarak gelmişse, bu işin mimarisinde, elinde rakı kadehi ile Erbakan'a Başbakanlık Konutu'nda meydan okuyan dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya vardır... Başbakanlık Konutu'nda, tarikat şeyhlerine misilleme olarak rakı kadehini çeken Erkaya, Tayyip'in yoluna o gün gül döşemiştir... Sandık 'madem öyle, işte böyle' diye o rakı kadehi ile meydan okuyuşa hırsla cevap vermiş, ülke bu duruma gelmiştir...
Oysa Cumhuriyet'i kuran Atatürk'ün mücadele yolunda böyle ilkel saplantılar yoktur... Rakı kadehi onun siyasi yol arkadaşı değildir, sadece yorgunluğu paylaştığı kötü yoldaşıdır ve onun verdiği zararı millet Kemal Paşa'yı erken kaybederek ödemiştir... Aslında böyle bakarsak rakı bir Cumhuriyet düşmanıdır denebilir...
Bir taraftan da şöyle denebilir...
Dünyanın bir ahengi de kabul edilen rakı şarap vesairenin, sağlıksız ama onunla olmayı seçen zevk insanlarınca siyasete alet edilmesine 'zulüm' yorumu getirilebilir ve 'içkimizi rahat bırakın' denilebilir!..
Dağıtmayalım da Cumhuriyet'i sloganlarla korumanın onun temel ilkelerine sahip olunup olunamayacağı konusundan çıkmayalım...
Laiklik Cumhuriyet'in temel ilkesi olduğu için mi tartışılıyor, yoksa cephelerin paylaşımında bir güç göstergesi olarak mı ortaya sürülüyor...
Mesela son tartışma sonrası TÜSİAD şöyle diyor: 'Laik eğitimden yanayız. Karşısında olanlarla mücadele ederiz...'
Başkan Sabancı masaya yumruğunu vurarak konuşuyor: 'Hiçbir milli eğitim konusu laiklikten taviz verilecek konu değildir. Bunu gördüğümüz an TÜSİAD olarak bayrağı çeker, doğru bildiğimizi söyleriz. Laik eğitimden yanayız, bunun karşısında olanlarla da mücadelemizi sürdürürüz.''
Bravo tebrikler de...
Sabancı Bey hemen ardından konuşmasını AB'nin faziletlerini anlatarak sürdürüyor, teslimiyeti geciktirdiği için hükümeti eleştiriyor!..
Elbette laiklik Cumhuriyetimiz'in temel ilkelerinden biridir...
Laiklik ilkelerden biridir...
İşimiz Cumhuriyetimizi, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti korumak ve kollamaktır...
'Hiçbir milli eğitim konusu laiklikten taviz verilecek konu değildir. Bunu gördüğümüz an TÜSİAD olarak bayrağı çeker, doğru bildiğimizi söyleriz' diyerek yumruğunu masaya vuran TÜSİAD Başkanı Sabancı, laikliği hangi zemin adına sahipleniyor...
Bu sahiplenmede Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in korunup kollanması ne kadar önemlidir!.. Mesela Ömer Sabancı, soyadını taşıyan özel üniversitede birtakım faaliyetlerin Atatürk ilkeleri ile ters düştüğünü nasıl izah edebilir, eğer laikliği Cumhuriyet'in ilkelerinden kabul ediyorsa...
Laiklik, AB kriterlerinde de vardır...
Laikliğin çok tarifi yoksa da AB'ye teslim olmuş bir ülkenin laikliği ile bizim sözünü ettiğimiz laiklik arasında Cumhuriyetimiz'in korunup kollanması gibi önemli bir temel söz konusudur...
Atatürk'ün 'Hangi istiklal vardır ki; ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin...' diyerek kurduğu Cumhuriyetimiz'in bir parçası olarak algıladığımız laiklikle, AB'ye teslimiyetin bayraktarlığını yapan TÜSİAD'ın bizle aynı dili konuşmadığı açıktır... Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in temelleri dinamitlenecek ama laik kalınacakmış!..
Boş versene...
Ona AB dini denir!..

@li
23.11.06, 16:57
ben laiklige karsi degilim ki,
laikligin yanlis anlasilmasina karsiyim

him demek Laiklik yanlis anlasiliyor. Hakli olabilirsin belki Atatürk Laikligi yanlis anlamistir ve bize yanlis ögretmis?

Ne bizim Laikilik anlayismizda birsey dehisti nede tarikatcilarin insan kandirma anlayisinda umarim beni anliyordursun.

zübeyde
23.11.06, 17:47
Iyiki var da sürekli tartisiyoruz.
Olmasaydi aceba neler tartisacaktik.
Olmayanlara sormak lazim.

deryatulga
30.11.06, 16:04
Toktamış Ateş
Tüm yazıları (http://www.bugun.com.tr/?sid=132) http://www.bugun.com.tr/haberler/301106/_images/trns.gif
Dindar olmak

Son zamanlarda, dindar olmak ve olmamak konusunda, belli kesimlerde ilginç bir tartışma yaşanıyor.

Her ne kadar atalarımız, "imanla paranın kimde olduğu bilinmez" demişlerse de; bazı arkadaşlarımız kendi dindarlıklarını, yani dindar olup olmamalarını ya da ne derece dindar olduklarını değil; başkalarının dindarlığını kalemlerine dolamış durumdalar. Tabii dindarlığı en çok tartışılan isim de Mustafa Kemal.

Mustafa Kemal, elbette dindar bir siyasetçi ve asker idi. Zaten, başka türlüsü de mümkün değildi. Ancak Mustafa Kemal'in dindarlığı, İslamiyet'in modern bir biçimde yorumlanması temeline dayanan bir Müslümanlıktı. Zaten Cumhuriyet'in ilanından sonraki düzenlemeler, bunu açıkça göstermektedir.

* * *

Rahmetli Hocamız Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya ve ondan naklen, çok değerli araştırmacı arkadaşım Erol Şadi'den galat; tek bir Atatürkçülük ya da tek bir Kemalizm yoktur. Siyasal yelpazenin farklı noktalarında bulunan insanların gözlerinde ve (umarım) gönüllerinde, farklı Kemalizmler vardır. Bunu, şimdiye dek bu köşede defalarca dile getirdim.

Gerçekten, uçlardaki marjinal kimi grup, üye ve sempatizanları hariç; Türkiye'de siyasal yelpazenin her noktasında bulunan insanlar, kendilerine Atatürk'ten bir dip not bulabilirler. Rasyonel (akılcı) bir devlet adamı olan Atatürk, değişen iç koşullar ve değişen dünya dengelerine uyacak biçimde; farklı zamanlarda, farklı tutumlar takınmış, farklı söylemler dile getirmiştir. Fakat tümünde ortak olan ve değişmez bazı ilkeler vardır. Bunlar; " Bağımsızlık", "Halk egemenliği", "çağdaşlık" ve "Laiklik"tir.

* * *

Atatürk'ün ne derece dindar olduğu konusu, son zamanlarda çok tartışılmaktadır. Özellikle Balıkesir Camii'ndeki o çok anlamlı hutbesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni namaz kılarak açtıktan sonra, Meclis balkonunda dua ederken çekilen fotoğrafı, farklı yorumlara neden olmaktadır. Bunların dışında, TBMM içinde Ulusal Mücadelemizi, "Hilafet makamını ve halifeyi kurtarmak için sürdürenlerin" varlığı da yadsınamaz. Ve yadsınamayacak bir başka husus, mücadelenin başlangıcında, Mustafa Kemal'in de bu fotoğrafı vermek istemesidir. Fakat ne zamana kadar?..

* * *

Atatürk; Halife'nin nefesinin, artık bu devleti ayakta tutmayacağının bilincinde idi. Zaten Halife 1. Dünya Savaşı'nı bir "Cihad" olarak ilan etmesine karşın; kısmen Hint Müslümanları hariç, İslam Dünyası'ndan ciddi bir destek sağlayamamış; tam aksine, kimi İslam ülkelerinin sömürge askerleri, işgal kuvvetleriyle birlikte Osmanlı topraklarını işgal edenlerin yanında yer almıştı.

Ancak, Ulusal Mücadele kazanıldıktan ve Cumhuriyet ilan edildikten sonra, bu politikanın yürütülmesinin gereği kalmamıştı. Ve bu durumda, 1. Meclis içindeki dinci unsurlarla yolları ayırmanın sırası gelmişti. Anayasaya laiklik ilkesinin girmesine çok vardır ama Medeni Kanun'un kabulüyle, zaten laik uygulamalar tam anlamıyla başlamıştı.

Bir televizyon programında bunları dile getirdiğim zaman, aynı oturumda yer alan ve "paparazzilikten", "ulemalığa"! hızlı bir geçiş yapmış olan bir hanım gazeteci, bu sözlerimi laikliğin ve Atatürk'ün eleştirilmesi olarak değerlendirmiş ve kahramanca! karşı çıkmıştı. Bir türlü işin doğrusunu anlatamamıştım. Hatta konuyu daha sonra gazetedeki köşesine taşıyarak, adımı kullandığı bir yazı yayınlamış ve beni yanıt konusunda tahrik etmişti. Elbette bu basit oyuna gelmedim ve isim vermeden, "başka kapıya" dedim.

* * *

Atatürk'ün dindar olmadığını düşünmek, çılgınlıktır. İslamiyet'le ilgili bazı abartılı değerlendirmeleri, Atatürk'e düşman kimi zavallıların ters yorumlarına neden olduğu gibi; Atatürkçü geçinen kimi araştırmacıların bunları ön plana çıkartmaları, iyi niyetle de olsa, zarar vermektedir.

Garip bir yaklaşım var. Kimi "süper zekalılar"; orduevlerine türbanlı girmek, sakalın vb. yasak olması; Silahlı Kuvvetler'de dinci örgütlenmeye karşı duyarlı olunması vb. nedenlerle, Silahlı Kuvvetlerimiz'in üyelerinin, din duygularının zayıf olduğunu zannetmektedir. Çok yanlış. Bugün; içinde cami ya da mescid bulunmayan tek kışlamız yoktur. Ne zannediyor bu adamlar?
* * *

Ordumuz 26 Ağustos 1922'de, Büyük Taarruz'a geçmeden bir gün önce, hep birlikte akşam namazını kılmış ve dualar ederek bir gün sonrasına moral depolamıştı. Dindar olmakla, dinci olmanın aralarındaki farkı, aklımızdan çıkarmamalıyız...