Ervan
16.08.10, 14:47
... eskiden gercekten sürekli haber olurdu. Tabi ki ordu, darbe ve sonrasinda her zaman birinci sira ve %90nin cok üstünde cikiyordu güvenirlik bakimindan ...
Gülay Göktürkün konu hakkinda yazdi :
"Araştırma şirketi eskiden çok popüler olan ama son zamanlardaki araştırmalarda pek yer almayan şu malum "en güvenilen kurum" sorusunu sormuş.
Ne çıksa beğenirsiniz: Bu soru sorulmayalı beri, toplumun güven sıralaması tepetaklak olmuş. Güvenilen kurumlar sıralamasında başta polis yer alıyor. Ardından Cumhurbaşkanı ve Meclis geliyor. Sonra da Başbakanlık ve hükümet... En altta ise üç kurum yer almış: Genelkurmay,Anayasa Mahkemesi ve yargı.
Gördüğünüz gibi, halkımız, geçirdiği üç darbe döneminde bile "en çok güveniler kurum" tahtından indirmediği ordusunu artık gönlündeki tahttan indirmiş. Tabii onun yanı sıra, hukuku bir yana itip vesayet rejimini korumayı misyon edinen Anayasa Mahkemesi de sıralamada hakettiği yeri almış. Yıllardır haksız yere güven sıralamasının en altlarına koyduğu siyaset ise güven ve itibar kazanmış.(...)
Tabii, bu sonuçların Genelkurmay ya da vesayetçi çevreler tarafından nasıl okunacağını biliyoruz. Vatan hainlerinin, bölücülerin, ordu düşmanlarının orduya karşı giriştikleri psikolojik yıpratma harekatının (Ya da ne diyorlardı; asimetrik savaş mı) amacına ulaştığını, orduyu halkın gözünden düşürmeyi başardıklarını söyleyecekler.
Ama bu açıklama ne sıralamayı yapanlar için ne de ordu içinde olup da yaşanan güven erozyonundan fena halde rahatsız olan kesim için hiçbir şey ifade etmeyecek...
Çünkü şimdi daha iyi anlaşılıyor ki geçmişte duyulan güven, suçların, kabahatlerin ve zaafların bilinmemesi "sayesinde" duyulan kör bir güvendi. Son dönemde olan şey yalnızca bilinmeyenlerin üzerindeki örtünün kaldırılması oldu. Psikolojik savaş denilen bu; "hainlik" denilen bu...
Eğer Genelkurmay, örtü aralanmaya başlar başlamaz farklı bir tutum alabilseydi, değişmesi gerektiğini fark edip halkına karşı açık ve dürüst davranabilseydi, bu kadar travmatik bir güven erozyonu yaşanmayabilirdi.
Ama tam tersini yaptı. Kazanılmış mevzilerine sıkı sıkı sarılıp gözü kara bir iktidar savaşına girişti. Ve hâlâ da aynı şeyi yapıyor.
Nitekim, Heronlar hakkında hâlâ bir açıklama yok.
Nitekim, kimse bize hâlâ Balyoz Planı gibi hain bir planın nasıl olup da hazırlanabildiğini anlatmadı. Çukurca'da Dağlıca'da olup bitenleri hâlâ açıklamadı. Genelkurmay hâlâ darbe zanlılarını terfi ettirmek için uğraşıyor." http://bugun.com.tr/default.htm
Askere, yargiclara güven kalmamis milletde ... Nasil kalsin ki. I$lerini yapmazlar ikiside. TSK vatan savunmasiyla ilgilenecegine, milleti sekillendirmekle mesgul oldu. Yargi ve yargiclar bunlarin emrine teredüt etmeden girdiler.
Yargi ancak öngürlen anayasa degisikligi ile itibarini geri kazanabilir.
Gülay Göktürkün konu hakkinda yazdi :
"Araştırma şirketi eskiden çok popüler olan ama son zamanlardaki araştırmalarda pek yer almayan şu malum "en güvenilen kurum" sorusunu sormuş.
Ne çıksa beğenirsiniz: Bu soru sorulmayalı beri, toplumun güven sıralaması tepetaklak olmuş. Güvenilen kurumlar sıralamasında başta polis yer alıyor. Ardından Cumhurbaşkanı ve Meclis geliyor. Sonra da Başbakanlık ve hükümet... En altta ise üç kurum yer almış: Genelkurmay,Anayasa Mahkemesi ve yargı.
Gördüğünüz gibi, halkımız, geçirdiği üç darbe döneminde bile "en çok güveniler kurum" tahtından indirmediği ordusunu artık gönlündeki tahttan indirmiş. Tabii onun yanı sıra, hukuku bir yana itip vesayet rejimini korumayı misyon edinen Anayasa Mahkemesi de sıralamada hakettiği yeri almış. Yıllardır haksız yere güven sıralamasının en altlarına koyduğu siyaset ise güven ve itibar kazanmış.(...)
Tabii, bu sonuçların Genelkurmay ya da vesayetçi çevreler tarafından nasıl okunacağını biliyoruz. Vatan hainlerinin, bölücülerin, ordu düşmanlarının orduya karşı giriştikleri psikolojik yıpratma harekatının (Ya da ne diyorlardı; asimetrik savaş mı) amacına ulaştığını, orduyu halkın gözünden düşürmeyi başardıklarını söyleyecekler.
Ama bu açıklama ne sıralamayı yapanlar için ne de ordu içinde olup da yaşanan güven erozyonundan fena halde rahatsız olan kesim için hiçbir şey ifade etmeyecek...
Çünkü şimdi daha iyi anlaşılıyor ki geçmişte duyulan güven, suçların, kabahatlerin ve zaafların bilinmemesi "sayesinde" duyulan kör bir güvendi. Son dönemde olan şey yalnızca bilinmeyenlerin üzerindeki örtünün kaldırılması oldu. Psikolojik savaş denilen bu; "hainlik" denilen bu...
Eğer Genelkurmay, örtü aralanmaya başlar başlamaz farklı bir tutum alabilseydi, değişmesi gerektiğini fark edip halkına karşı açık ve dürüst davranabilseydi, bu kadar travmatik bir güven erozyonu yaşanmayabilirdi.
Ama tam tersini yaptı. Kazanılmış mevzilerine sıkı sıkı sarılıp gözü kara bir iktidar savaşına girişti. Ve hâlâ da aynı şeyi yapıyor.
Nitekim, Heronlar hakkında hâlâ bir açıklama yok.
Nitekim, kimse bize hâlâ Balyoz Planı gibi hain bir planın nasıl olup da hazırlanabildiğini anlatmadı. Çukurca'da Dağlıca'da olup bitenleri hâlâ açıklamadı. Genelkurmay hâlâ darbe zanlılarını terfi ettirmek için uğraşıyor." http://bugun.com.tr/default.htm
Askere, yargiclara güven kalmamis milletde ... Nasil kalsin ki. I$lerini yapmazlar ikiside. TSK vatan savunmasiyla ilgilenecegine, milleti sekillendirmekle mesgul oldu. Yargi ve yargiclar bunlarin emrine teredüt etmeden girdiler.
Yargi ancak öngürlen anayasa degisikligi ile itibarini geri kazanabilir.