Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Turgut Özakman: Şu çılgın Türkler
Selam arkadaşlar,
Tanıtmak istediğim kitap çok özel ve hepimiz için Türk Kurtuluş Savaşı'nı her yönüyle anlamak bakımından olağanüstü bir başyapıt niteliğini taşıyor. Nisan 2005 tarihinde piyasaya sunulan bu kitap burada sıcak ekmek gibi satıyor:
http://kitap.antoloji.com/media/zkitap/k/40/40465_k_1602.jpg
Yazarı:Turgut Özakman
Turgut Özakman, 1948 yılından bu yana biriktirdiği,derlediği anılardan ve kitaplardan yola çıkarak oluşturmuş bu harika romanı. Bu sayede, arka planına dönemin kahramanlarını ve belgeleri alarak roman tadında Kurtuluş Savaşı'nı tüm gerçekliğiyle yansıtmayı başarmış. Hem tarihi öğreniyor, tekrar ediyor ve enfes bir romanın uslubuyla o günleri, yani Yunan İşgalini, İstanbul'un işgalini ve Sakarya Savaşı'nı, Büyük Taaruzu, yani bilffiil kurtuluş mücadelesini yaşıyorsunuz. Bu belgesel roman uzun zamandan beri elime aldığım ve o dönemi yaşatmayı başaran ender kitaplardan. Her sayfasında/her satırında heyecanlanıp, ölüp ölüp dirilip, roman tadında sizi sürükleyecek, ve sonunda bu günlerimize bizi taşıyan o ender kahramanlara şükran borcumuzu hatırlayacaksınız.
Kitabın tanıtım yazısında şöyle yazıyor:
Dünyadaki en meşru ,en ahlaklı,en haklı,en kutsal savaşlardan birinin,emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının ,bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman romanı.
Eğer bu dönemi merak ediyor ve gerçekten "yaşamak" istiyorsanız bu kitabı tavsiye etmekten onur duyarım...
Selamlar
Deniz
P.S.:O günleri asla unutmamak için asla unutturmamalıyız!
Hört sich interessant an, danke für den Tipp, Deniz!;)
Aber ich hatte, als ich den Threadtitel gelesen habe, nicht an ein historisches Buch gedacht, sondern eher an ein neues Buch a la Feridun Zaimoglu oder Fatih Akin!:D
TOZKOPARAN
12.07.05, 23:05
Feridun Zaimoglu. Langsam bin ich es leid im Fernsehen immer diese Türkenverarsche zu sehen aller Feridun Zaimoglu.
Oder noch besser kaya Yanar. Wie soll man uns in einem land ernst nehmen wo wir uns ständig selber verarschen.
Für mich haben solche typen kein niveau mehr.
kaya yanar macht sich auch über andere völker lustig
bisschen spass mus sein!
Feridun Zaimoglu. Langsam bin ich es leid im Fernsehen immer diese Türkenverarsche zu sehen aller Feridun Zaimoglu.
Oder noch besser kaya Yanar. Wie soll man uns in einem land ernst nehmen wo wir uns ständig selber verarschen.
Für mich haben solche typen kein niveau mehr.
Feridun Zaimoglu verarscht keine Türken und ist mit Kaya Yanar nicht einmal im Ansatz zu vergleichen.
Ausserdem ist das jetzt alles offtopic!
TOZKOPARAN
12.07.05, 23:13
Hast du das Buch bzw. den Film Kanack Attack gesehen.
Wenn das nicht das klischee von einem türken als drogendealer
war dann weiss ich nix mehr.
Danke für den Tipp. Werde mir das Buch aus der Türkei bestellen!
Hast du das Buch bzw. den Film Kanack Attack gesehen.
Wenn das nicht das klischee von einem türken als drogendealer
war dann weiss ich nix mehr.
klar habe ich den gesehen und voll getürkt habe ich auch gesehen aber ich lache einfach drüber:)
nimms locker, bir filim öyle diyo diye öylemi olcak?
Hast du das Buch bzw. den Film Kanack Attack gesehen.
Wenn das nicht das klischee von einem türken als drogendealer
war dann weiss ich nix mehr.
Klischee?
Diesen drogensüchtigen Türken gibt es tatsächlich in Kiel und Zaimoglu wollte in dem Buch und in dem Film das Leben dieses Typen erzählen.
Viele Jugendliche haben sich diesen Film angeschaut und vielleicht erkannt, dass Drogen konsumieren oder verticken einen runterbringen kann.
Soll er von den türkischen Helden erzählen und die Augen vor der Realität verschließen?
Hört sich interessant an, danke für den Tipp, Deniz!;)
Aber ich hatte, als ich den Threadtitel gelesen habe, nicht an ein historisches Buch gedacht, sondern eher an ein neues Buch a la Feridun Zaimoglu oder Fatih Akin!:D
Selam,
Nichts zu danken. gern geschehen.
Ich will ja nichts verraten, aber der Titel sagt viel über das Buch aus und die damalige aussichtslose Lage. Und dazu meinten eben die Briten "These Turks, are they crazy???!!!" Denn wir hatten es mit einer Weltmacht aufgenommen, und seinen Anhaengern...Wir hatten Mut, aber auch viel Glück im Unglück und haben uns freikaempfen können..Und existieren heute noch :p
Und dieser Titel ist eben die beste Antwort auf diese historische Frage, ja wir sind "crazy" :D
mfG
Deniz
Selam,
Nichts zu danken. gern geschehen.
Ich will ja nichts verraten, aber der Titel sagt viel über das Buch aus und die damalige aussichtslose Lage. Und dazu meinten eben die Briten "These Turks, are they crazy???!!!" Denn wir hatten es mit einer Weltmacht aufgenommen, und seinen Anhaengern...Wir hatten Mut, aber auch viel Glück im Unglück und haben uns freikaempfen können..Und existieren heute noch :p
Und dieser Titel ist eben die beste Antwort auf diese historische Frage, ja wir sind "crazy" :D
mfG
Deniz
Danke für die Erläuterungen, Deniz!
Jetzt kann jedenfalls den Titel besser nachvollziehen.:D
Verrückt ist jemand der etwas Unmögliches möglich macht!
So sind wir nunmal!:cool:
su cilgin türkler kitabinin kapagini gördügümde, gani müjde türü bir girgir kitabi za´nnettim, ama elime alip icine bakinca hemen satin aldim, ve ucakta gelirken yolda su gibi ictim..cok güzel bir eser olmus...ve kitaba verilen isim, ilgi cekerek "görevini" yapmis oluyor.
*****
zaimoglu, almanyada, türk toplumunu analiz edebilen biri...ve eger türk toplumunu savunanlar listesi yapilacak olursa, benim birinci sira favorim....
Ne tuhaf, bugün "Su Cilgin Türkler"i okumaya baslamistim!
2 Sayfalik thread oldugunu görüncede bayagi yorum yapilmis diye sevindim, ancak feridun zaimoglu tartismasi yapilmis. benimde girmemem lazim, özakmana saygisizlik olur, ancak nedendir ki, almanyada bir sekilde basarili olmus olan yönetmen ya da yazara karsi tuhaf bir antipati görüyorum. nokta. gerisini baska bir yerde tartisiriz.
"su cilgin türkler".
kurtulus savasini anlatan yari kurmaca yari belgesel roman. Kurtulus savasi hakkinda bir cok kitap okudum, ancak daima bir eksiklik cekiyordum, o da kitapta anlatilan kahramanlarin resminin olmamasi, kafamda bir Topal Osman'in, Cerkez Ethemin, Damat Ferit'in yüzlerini cizmeme neden oluyordu. ancak kitapta adi gecen neredeyse her sahsiyetin resmi var.
ayrica muharebelerin edildigi yerleri, savas taktigini, startejileri, bölüklerin mars ettigi yerleri ben pek anlayamazdim. bu kitapta ise haritalar var, her muharebenin kendi haritasi var. gerci o haritalari anlamak icin de askeri uzman olmak gerekiyo, ama yinede hic yoktan daha iyi.
700 sayfalik bir kitap. ama iyi okunuyor, akici bir dille yazilmis cünkü. okumakta zorluk cekmeyen arkadaslara tavsiyemiz olsun buradan...
hele hele olmayacak seyleri okuyan, ve burada olmayacak derecede populist zirvalar eden 18 yas alti genc arkadaslarimizin okuyup idrak etmeye, ve sonra tekrar okuyup iyicem kavramaya calismalari gereken bir sürü kitaptan sadece birisi.
(not: babam Türkiyeden getirmis bu kitabi, diyor ki, 71 yasindaki dedem bu kitabi 2 hafta icerisinde okumus. ben dedemin böylesine kalin bir kitap okudugunu ilk kez duyuyorum!)
Bu kitabı okuyan var mı?
Yeni okumaya başladım, güzel bir kitaba benziyor...
http://static.ideefixe.com/images/185/185012_2.jpg
Das Buch kann man sich übrigens hier (http://www.esnaf.de/comase.de/shop/catalog/product_info.php?cPath=108_111&products_id=346&osCsid=727b08f10bf035a473c26ae cc2b60371) bestellen.
Ich werde es unbedingt lesen...
ein kleiner Auszug aus dem Buch "Şu Çılgın Türkler"
Olay 1920 yılında işgal altında İstanbul'da, Ankara'ya para yardımı yaparken geçer. Sabah İstanbullular, Kızılay'ın çağrısına uyarak para yardımı yapmak üzere gazetelerde sıraya girdi.
İleri gazetesinin dar iderhanesine sığmayanların büyük bir kısmı, dışarda kalmıştı. Kaldırımın sonunda bir işgal devriyesi göründü. Düzenli adımlarla yaklaşmaya başladı. İşgal askerlerine, her zaman kenara çekilerek yol veren İstanbullular, bu sefer kıllarını bile kıpırdatmadılar. Devriye kolu, kalabalığın arasından geçmeyi göze alamadı, yola inerek geçip gitti. İçerde, daha afyonu patlamamış olan huysuz idare memuru, bir deftere,söylene söylene, bağış yapanların adını ve bağış miktarını yazıyordu:
"Kahveci Ali, 100 kuruş"
"Eskici Yusuf, 50 kuruş"
"Hallaç Asım, 75 kuruş"
"Bakkal Ahmet, 100 kuruş"
"Terlikçi Adem, 200 kuruş"
Sırada, küçük cılız bir oğlan vardı. Bir önceki bağışçının çocuğu sanan memur, öfkeyle, yürüyüp yol vermesi için işaret etti. Ama çocuk yürümedi, büyük bir ciddiyetle, bütün servetini çıplak masanın üzerine bıraktı:
"Hasan, 5 kuruş"
Suratsız idare memuru birdenbire gözleri doldu. Ağladığını göstermemek için yüzünü, kocaman mendilinin arkasına saklayarak gürültü ile burunu sildi.
------------------
acaba bunları unuttuk mu?
'Şu Çılgın Türkler' rekora koşuyor
Turgut Özakman'ın Kurtuluş Savaşı'nı anlatan romanı "Şu Çılgın Türkler", 5 ayda 38 baskı gerçekleştirdi. 22 YTL'ye satılan kitabın 6 YTL'lik korsan baskıları rağbet görmüyor
Yıldız Yazıcıoğlu - Ankara
Turgut Özakman'ın, "O dönemde jet uçağı var mıydı" diye soran gençleri de dikkate alarak Kurtuluş Savaşı mücadelesini anlatmak için kaleme aldığı "Şu Çılgın Türkler" romanı, Türkiye'de zor rastlanan satış rakamlarına ulaşma yolunda. 5 ayda 38 baskı gerçekleştiren kitabın, yıl sonuna kadar 100'üncü baskıyı yapması ve 200 bin satması bekleniyor.
22 YTL'ye satılan kitabın, 6 YTL'lik korsan baskılarına rağmen bu denli yoğun ilgi görmesi yayınevini de şaşırttı.
'Çılgınlık ruhu'
Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı gerçeğini öğrenme ihtiyacını karşıladığını belirten Özakman Milliyet'e, kitabı "ulusalcı" çizgide nitelenecek belli bir kesime yönelik yazmadığını söyledi.
Belgelere, kanıtlara, dolayısıyla Kurtuluş Savaşı'na ilişkin gerçeklere dayanarak bu kitabı hazırladığını vurgulayan Özakman, ideolojik yaklaşımlarla değil "herkes okusun" düşüncesiyle hareket ettiğini kaydetti.
Kitabın gördüğü yoğun ilgiye, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecindeki eğik duruşuna duyulan tepkinin neden olabileceğini belirten Özakman, Kurtuluş Savaşı'ndaki "çılgınlık ruhu"na Türkiye'nin bugün de ihtiyacı olduğunu ifade etti.
Kitabın çıktığı dönemde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da okumasını tavsiye eden Özakman, "Şu Çılgın Türkler"in hükümet üyelerinden hiçbiri tarafından okunduğunu zannetmediğini ve kendisini arayan bakan olmadığını açıkladı.
Kitabı okuyan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Özakman'ı telefonla arayarak tebrik ettikleri haberi dün kamuoyuna yansımıştı. Başmüzakereci Devlet Bakanı Ali Babacan'ın, Atatürk'ün Nutuk'unu, Sevr ve Lozan antlaşmaları ile tutanaklarını, Prof.Dr. Şerafettin Turan'ın "Devrim Tarihi"ni, Prof.Dr. Sina Akşin'in "Mütareke Dönemi ve İstanbul Hükümetleri" kitaplarını okuması gerektiğini de söyleyen Özakman, "Bunlardan sonra benim kitabımı da okursa mutlu olurum" dedi.
Bilgi Yayınevi'nin sahibi Ahmet Küflü de, 70 bin rakamını aşan kitabın 200 bin satış rakamını yakalamasını hedeflediklerini söyledi.
Küflü, "Şu Çılgın Türkler"in, 22 YTL'lik fiyatına rağmen okuyuculardan gördüğü ilgiyi inanılmaz olarak niteledi. Türkiye'nin kendi tarihine bu kitapla sahip çıktığını belirten Küflü, "Türkiye'deki yayımcılık ortamını ve kitap okurlarını düşündüğümde, beklentilerimi aşan derecede ilgi gördü" diye konuştu.
Korsanına rağbet yok
Daha önce 1,5 YTL'lik fiyat promosyonu ile çok satan kitaplar oluşturulduğuna dikkat çeken Küflü, "Bu rakam, değil baskı, dağıtım masrafını bile karşılayamaz.
Bu kitap, suni promosyonlar olmadan satışını artırıyor. Korsan baskısı piyasada 6 YTL'den satılmasına rağmen, okuyucular korsana iltifat etmiyor, orijinal baskısını satın alıyor. Bence Nutuk'tan sonra cumhuriyete ilişkin okunması gereken ikinci kitap oldu" dedi.
Kaynak: http://www.milliyet.com/2005/08/11/guncel/gun03.html
Ich habe das Buch nun angefangen. Es ist über 700 Seiten lang, ist aber sehr gut geschrieben, womit es nicht langweilig ist. Es gibt einige (am Amfang denkt man, dass es identisch ist) Parallelen zu dem Film Kurtulus, da der Autor auch Kurtulus geschrieben hat; dies sollte aber nicht abschrecken, weil der Film nur ein Bruchteil des Buches ist.
Für die die den Film noch nicht gesehen haben: Erst lesen, nicht vorher den Film gucken (so müsste es noch spannender werden als es schon ist:D)
Wer das Buch noch nicht hat, kann es hier (www.comase.de) bestellen!
Der Schakal
12.10.05, 16:36
Kaum hatte ich das Buch ... hat es mein Onkel ausgeliehen :)
karasevda75
12.10.05, 18:42
Ich liebe dieses Buch, hatte es in nur 2 Nächten durch und im Nachhinein immer wieder gelesen, ein Buch bei dem ich immer wieder Gänsehaut bekam und mir immer wieder die Tränen hochkamen... ich finde es sollte ein Standartwerk für jeden jungen und alten Türken sein... Allah bize emanet edenden razi olsun, tesekkürler Tugut Özakman :aferin: :türk:
Ich liebe dieses Buch, hatte es in nur 2 Nächten durch und im Nachhinein immer wieder gelesen, ein Buch bei dem ich immer wieder Gänsehaut bekam und mir immer wieder die Tränen hochkamen... ich finde es sollte ein Standartwerk für jeden jungen und alten Türken sein... Allah bize emanet edenden razi olsun, tesekkürler Tugut Özakman :aferin: :türk:
dafür hast du meine vollste unterstützung!
kitapi 2hafda önce www.comase.de den ismarladim su an yarisindayim bazen
zaman olmaz okumak icin.önemli insanlarin bütün fotograflari var.
güzel bir kitap.
simdi bide su yilgin türkler kitabi cikmis, türklerin kötü yanlarini anlatan
simdi bide su yilgin türkler kitabi cikmis, türklerin kötü yanlarini anlatan
casus mülayim mümin türkler kitapi ciksa acayip olur yaaaa. :lach:
bence kitapin ilk sayfasinda el-tayyipden bahsedilir.
deryatulga
03.04.06, 18:10
"Şu çılgın Türkler" tartışmasını başlatan arkadaş henüz çıkmadı. Oysa ki bu göründüğünden çok daha önemli bir konu. Onun için ilk adımı atmak galiba yine bana düştü. Önce her zaman olduğu gibi aynanın önüne dikildim. Bir Moğol avulundan olmadığım için "Ulus" sözü bana hep ters gelir. "Milliyetçi" kavramının karşılığı olan "Ulusçu" sözünün ise bir dilbilgisi faciası olan "Ulusalcı"ya nasıl dönüştüğünü tartışacak değilim. Anadilinin yapısının köküne baltayı indiren adamlardan ne hayır gelir, o da bambaşka bir münazara konusu! Lafı uzatmadan kısa künyemi okuyayım. Son tahlilde bir vatanseverim ve Türkiye'den başka da vatanım yoktur. Alt kimlik, üst kimlik tartışmalarının fuzuliden öte zararlı olduğuna inanırım. Pek ala "Ulusalcı tepki" dendiğinde neden bunu hiç üstüme almıyorum? Galiba hayatta kalma içgüdüsü kadar önemli olan bu tepkinin böyle sıradan kitaplara tıkıştırılarak ucuzlatılmasını sineye çekemediğimden.
Özakman'ın kitabını okumadım, tartışmaya da o yüzden Akşam'ın tanıtma yazısının içeriğine bakarak giriyorum. Kurtuluş Savaşı diye yanlış tercüme edilen tarihsel olayın gerçek adı "İstiklal Harbi"dir, Bağımsızlık Savaşı yani. Türkiye bu amaca 1922'de ulaşabildi mi, ulaşamadı mı, bu tartışma bugüne kadar yapılmış değil. Ancak Montreux andlaşmasının imzalanmasına kadar Türkiye'nin her attığı adımı Sovyetler'e danışması, bizzat Atatürk çok istediği halde Milletler Cemiyeti'ne bu yüzden katılamaması tarihsel bir olgudur. Sovyet kontrolünden biraz sıyrılındığı anda ise Türk solunun inkardan bıkmadığı üs ve toprak istekleri gelmiştir. Buna direnmek için bulduğumuz yeni müttefiklerle de bugünlere geldik.
Ulusal kimliğimin ne olduğunu yukarıda söyledim. Kelimenin tam anlamıyla elim ayağım bağlıyken bile 35 yıldır aralarında yaşadığım Almanlar benim gölgemi bile çiğneyememişse, hangi sebep ve amaçla "tamirat ihtiyacı" duyacakmışım? Çalışmayan, öğrenmeyen, alın teri dökmeyen, medeni cesaret denen şeyden bihaber bir takım kümelenmelerin hamasi patırtısına "palikaryalaşmak" dersek kimse kızmasın. 93 harbine girmeden Osmanlı milletlerinin ağırbaşlılığına çare bulamayan Mithat Paşa'nın İstanbul Rumlarını saray önünde "Zito" diye bağırttığını kaç kişi bilir acaba?
Özakman'ın kitabı sadece ismine bakıldığında terslikle malul. İstiklal Harbi genel Türk tarihinin kaydettiği en akılcı olaylardan biridir, çılgınların eline kalsaydı bu millete Sevres bile layık görülmezdi. Hareketin başındakiler çılgın olmadıkları içindir ki Ermeni saldırı ve zulümlerine neredeyse 1,5 yıl boyunca diş sıkılmıştır. Öyle olmadığından Batı Cephesinde büyük bir harekat yapılmamış, öyle olmadığından Antep'in imdadına asker gönderilmemiştir. İstiklal Harbini çılgınlık diye tavsif edenler onun başkomutanından neferine kadar bütün kahramanlarının ruhunu taciz ederler. Rahmetli babam "Tarihimizde gerçek kahraman o kadar boldur ki 'Ivanhoe' gibi romanlar yazmak gerekmemiştir!" derdi. Sevimli Don Kişot'un aklını başından alan şövalye romanlarından çoğu 100 Yıl Savaşlarında İngilizlerin işgaline uğrayan Fransa'da yazılmıştır. Bugünkü Türkiye'nin "Sen neymişsin be abi?" nameleri düzmesine gerek yok, bunun aslında bir takım amaçlar güdenler dışında kimseye de yararı yok. Küreselleşme sadece Türkiye'de değil, benzeri konum ve yapıdaki diğer bir çok ülkede de travma yaratıyor. Ama oralarda çareyi roman yazıp övünmekle değil, somut önlemler alarak ve bunun için çok çalışarak bulma gayreti içindeler.
Kitabı "gururumuzu okşuyor" diye öven Atilla İlhan "Batı tarafından aldatılmaktan bıkmış" halkımızdan bahsediyor. Aldanmanın kaynağı bilgisizlik ve düşüncesizliktir. Bunun ilacı da her halde çala kalem yazılan romanlar değildir. Elimde olsa İstiklal Harbi hakkında roman yazılmasını yasaklarım, meğer ki bizim de bir Tolstoyumuz ola! Tarihin inceliklerinden geçtik, kabasını bile öğrenmeye üşenen bir aydınlar zümresi oldukça bu böyle. Yalçın Küçük son tahlilde haklı olan Kemal Tahir eleştirisini yaparken, gerçek tarihi sindiremeyenlerin ağzına bebeklere olduğu gibi çiğnenmiş, yani romansallaştırılmış bilgi verilmesine saldırır. Türklerin neye muktedir oldukları neredeyse 2500 yıldır yazılan tarihlerinden belli. Birileri önce bunu okuyup sindirsin, ondan sonra edebi fantezilere girişsin!
Kitabı hangi dersin kitabı olarak okutmak istediği pek de anlaşılmayan Deniz Baykal'a 12 Eylül öncesi yapılan son CHP kongresinde Bülent Ecevit'in verdiği cevabı hatırlatmak lazım. Özellikle "Assimilasyoncu eğitim"le ilgili bölümünü. "Demokratik derneklere dokundurtmayız!" diyerek Moskova uydusu TKP'nin nasıl CHP içine monte edildiğini ve buna kimlerin ön ayak olduğunu da gençlere öğretmekte fayda vardır. Baykal ve Özakman o tarihlerde acaba nerelerde, ne ile iştigal ediyorlardı? "'O dönemdeki hainlikleri, mandacıları, yabancı hayranlığını, işbirliği yapan medya organlarını ve mensuplarını bugün de görüyoruz. Kitabı okuyunca o dönem ile bugünün benzerliklerini çok açık görüyoruz' " sözleri kulağa müzik gibi geliyor ama, biz burada Damat Ferit ve Ali Kemal gibilerinin mandacıların muhalifi olduğunu söylersek ne olacak? Özakman'ı değil, hem tarihçiliğinden hem de "ulusalcılığından" kimsenin şüphesi olmaması gereken Sina Akşin'i okuyanlar bunu bilirlerdi. O tarihte kimlerin manda istediklerine gelince, ben bu tartışmayı neredeyse 40 yıldır yaptığımdan artık bıktım. Baykal daha Türkiye'nin asla, ama asla AB'ne alınmayacağını bile anlayamamış. Türkiye hangi bedeli öderse ödesin bu böyle. Ankara'nın bile batısından geçecek bir çizgiyle ayrılacak toprak parçasına Türkiye denecekse, o kadarını ben bilemem. Ancak doçentlik derecesine varmış birinin faktör analizinde bu kadar savruk davranması acaba mümkün mü? Baykal'ın amacının bilimsel gerçekten öteye hayat gerçeği ile ilintili olduğunu kanıtlamak çok basit. İş kestirmeden gitmekse soralım: Baykal gibilerinin manevraları yüzünden CHP'den istifa eden İsmet İnönü'de mi acaba vatan haini idi? Ancak kendisindeki pişkinlik o derecedir ki, şimdilerde İnönü'nün o zamanlar mandacılara yakın olduğunu iddia ederek kendini savunabilir.
Neredeyse 100 gence bir yıllık araştırma bursu sağlayacak parayı "Sarı Gelin" şovuna tahsis ettiren Sinan Aygün'e sormalı: Özakman'ın romanından bugüne kadar bilmediği neyi öğrendi? Tüylerinin biraz yatışmasını bekledikten sonra tekrar soralım: Kendisi neden siyasal bir programın ardında durarak elini taş altına sokmuyor? Sadece cesaretle bir tarafa varılsa Ispartalılar dünyanın hakimi olur ve öyle kalırlardı. Demirel'in memleketini kast etmediğimizi utanarak eklemek zorundayız, ne yapalım!? Devlet büyüklerinin gerçekten okuyup öğreneceği çok şey var da, bu herhalde romanlara gömülerek olacak şey değil.
"Yüzbaşı Selahattin'in Romanı"nı yazan İlhan Selçuk büyük bir alçakgönüllülükle Özakman'ın kitabının 80 yıldır beklendiğini söylüyor. 12 Eylül öncesi Türkiye gerçekten paramparça olmanın eşiğindeyken "Memleket hıyar mı ki bölem hakim bey!" lafını İlhan Selçuk acaba hangi vesilelerle ve kaç kere tekrar etmiştir? Siyasi kariyeri malum Ümit Zileli'ye hatırlatacak bir şey var! 1919 yılında karşımızda olanlar "misli görülmemiş bir galibiyetin temsilcileri" idiler. Bugünkü durumla uzaktan ve yakından ilgisi yoktur. Zerre kadar analitik düşünebilse bu iddia ile bugünkü iktidar sahiplerini ibra ettiğinin farkına varır. Benim insanların bir şeyler okurken ağlamalarına bir diyeceğim yok! Ezberden bildiğim Tevfik Fikret'in "Sabah Olursa" şiirinin dizeleri aklımdan geçerken bile gözlerim dolar. Bu ülkede bir türlü neden sabah olmadığını kendisine soracaklar arasında bugünkü iktidar sahipleri en çok ortalarda bir yer alırlar. Yıllar boyu devletlerini Batılılara gammazlayarak külah kapmış bir takımın zeytinyağı gibi üste çıkmasını benim midem kaldırmıyor.
Çankaya Belediyesinin ücretsiz kitap dağıtacak kadar parası bolsa mesela yukarıda sözünü ettiğim Sina Akşin'in "İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele" eserini dağıtsın. Anlaşılan binbir emekle yazılmış gerçek tarihi eserler umulan provokasyonu yapamayacağından ilgi çekmiyor. Ortalığı karıştırmak, sokak kavgalarını körüklemek ve hiç değilse erken seçimi zorlamak için bilimsel savlara ne gerek var? Erken seçim 1957'de olduğu gibi umulan sonucu vermezse bu işin 27 Mayıs 1960'ı da var. Deniz Baykal'ın tadı damağından çıkmadığı anlaşılan olaylar bunlar.
Özakman'ın kitabını okumadığımızı söyledik, ama burada özet olarak verilenlerden bile tarih ilminin yıllardır tasfiye ettiği saçmalıkları tekrarladığı anlaşılıyor. En basitinden, Ali Kemal İngiliz değil Fransız yanlısıydı. "Ha Ali Hoca, ha Hoca Ali!" diyenler varsa, bunlar İstiklal Harbinin hangi ince dengelere riayet edilerek üstesinden gelindiğini bilmeyen "Çılgın Türkler" takımındandır.
Ermeni sorunu demek ki Lozan'da kapanmamış ki, hala başımıza ekşiyor. Keşke Özakman bu konuda da bir roman yazsaydı da, derdimize derman bulunsaydı. Padişah'ın "Allahım, şu Arab'ın aklını bana ver de, bir gececik rahat uyuyayım!" sözü de nereden aklıma geldi bilmem. Batılıların rezil olduğunu söylemek yetmez, ana avrat küfretmek gerekir ki, Türkiye'nin diğer sorunları da hallolsun, mesela dış borçları ödensin. Bir de adamlar kalkarak "Yahu siz Lozan'da bıraktığınız Kıbrıs'a tekrar asılarak neden mağlup olduğunuz konuları zulanızda tutuyorsunuz?" derlerse, Özakman gibileri buna acaba nasıl cevap verecekler? Aynı soru Kuzey Irak için de sorulabilir, başka şeyler için de! Ve söylene söylene bir gün birileri gerçekten Lozan'ı yok saymaya kalkacaklar. O zaman da yalancı çoban hikayesinde olduğu gibi milletin tepkisi sıfır olacak. "Batılılar ne kadar barbarsa biz de o kadar barbarız!" gibi çocukça bir inadın dile getirilmesi, çanak tutma açısından son derece tehlikeli bir formül. Neticede soykırımı denen şey Batılıların tarihlerinin reddetmedikleri bir parçası. Yani işin Türkçesi, onlar ne kadar soykırımı yaptılarsa bizler de o kadar yapmış oluyoruz. Özakman müsterih olsun, Batılıların bizden duymak istediği de zaten bu!
Özakman'ın kitabının aşağılık duygusu içinde olan birilerinin yarasına merhem olduğuna şüphe yok. Ama tarihçilikle uzaktan ve yakından ilgisi olmayan birinin bodoslamadan dalarak önüne gelene "sahte tarihçiler" yaftasını yapıştırması, sineye çekilecek bir şey değil. Sadece bu haddini bilmezliğinden kitabını okumak zorunda kalacağıma da hayıflanıyorum. "Tarihçi olmak illa tarih eğitimi almak demek değildir!" sözünü kabul edersek birilerinin Özakman'dan çok daha bilgili ve kültürlü olduğu su götürmeyen Murat Belge'den özür dilemesi lazım. Özakman'ın tarihçiliğinden geçtik, edebi metin analizi denen şeyden haberi olsa "Ben Türklerin '1.5 milyon Ermeni'yi keselim' diye bir anda ortaya çıktıklarına dair bir belge görmedim." lafını etmez. Çünkü bu söylemde 1,5 miyon Ermeni'yi birilerinin kestiği zımnen kabul edilmiş oluyor. Kendisi bu son derece duyarlı ve işlenmesi son derece zor olan konuya karışmasa büyük sevaba girer. "Ermeni Soykırımı" propagandası neticede bu gibi abukluklara dayanarak hayatta kalıyor zira!
deryatulga
03.04.06, 18:14
Ulusalcıların Best Seller'i
PKK terörünün yeniden tırmanışa geçtiği, AB tartışmaların alevlendiği, ABD ile inişli çıkışlı ilişkilerin yaşandığı, Ermeni soykırımı iddialarının Türkiye'nin önüne sıkça getirildiği bir dönemde yayımlanan Şu Çılgın Türkler, gördüğü olağanüstü ilgiyle şaşırtıyor. Mustafa Kemal önderliğindeki Kurtuluş Savaşı'nın anlatıldığı Şu Çılgın Türkler, ulusalcıların başucu kitabı oldu
Türk yayıncılığı son aylarda ender rastlanan bir gelişmeyi yaşıyor. Turgut Özakman'ın yazdığı 'Şu Çılgın Türkler' adlı roman, piyasaya çıktığı beş aydan bu yana 38 baskı yaptı. Beş korsan baskısı da yapılan kitabın daha da ilgi görmesi bekleniyor. Kitabı okuyanlardan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yazar Turgut Özakman'ı telefonla arayarak teşekkür etti. 750 sayfalık roman, Türkiye'de giderek yükselen ulusalcılık dalgasının simgesi haline geldi. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı'nın anlatıldığı kitap, ulusalcı tepkinin yansıması olarak yorumlanıyor.
Tamirat ihtiyacı
Toplumsal psikoloji çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Erol Göka, 'Şu Çılgın Türkler'in gördüğü büyük ilginin, halkın 'ulusal kimlik tamiratı' ihtiyacından kaynaklandığını savundu. Dönem dönem toplumlarda bu tür ihtiyaçların ortaya çıkabileceğini dile getiren Erol Göka, şu değerlendirmeyi yaptı:
'Büyük topluluklar kendi kimliklerini korurlarken ve bazen de kimlikleri tahribata uğradığında ortak bir zafer anlatısına ya da seçilmiş bir travmaya ihtiyaç duyarlar. Şu Çılgın Türkler kitabının kitlelere malolması, Türk halkının bu kitabı okurken ulusal kimliklerinin tamiratına gereksinim duyduklarını göstermektedir. Ulusların büyük güçler karşısında yaşadıkları ve bu mücadelelerde yapılması gerekenler için bir arayış sözkonusudur. Türkiye küreselleşmenin etkilerini yaşadığı ve Avrupa süreci nedeniyle kimlik bunalımı geçirdiği ve bir dönüşümden geçtiği böyle bir dönemde bu kitapla çıkış kapısı arıyor olabilir. Bu, meselenin siyasal alana yansıdığını da gösterir.'
OKUYANLAR NE DİYOR
# Yazar Attila İlhan GURURUMUZU OKŞUYOR
Türkiye halkı, aşağı yukarı 25-30 seneden beri Batı tarafından aldatılmaktan bıkmış. Yöneticilerini bir türlü Batılılara karşı tepki gösteremeyişinden rahatsız. Holding basını ne kadar uğraşırsa uğraşsın halkı etkileyemiyor. Yani Türk halkında bir uyanış var. Artık eski partilere inanmıyor. Ne yapılması lazım geldiği gündeme gelince, Mustafa Kemal Paşa akla geliyor. Şu Çılgın Türkler'in ilgi görmesinin nedeni de benim yönetimimde çıkarılan 'Bir Millet Uyanıyor' dizisinin de büyük ilgi görmesinin nedeni bu. Türkler nelere muktedir bunu ortaya koyuyor. Bu Türk insanın gururunu okşuyor. Onun için de ilgi gösteriyorlar.
# Başbakan olsam ders kitabı olarak okuturdum
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 'Şu Çılgın Türkler'i öve öve bitiremiyor. Partili milletvekillerine 'Bu kitabı mutlaka okuyun' tavsiyesinde bulunan Baykal, 'Ben Başbakan olsam okullarda ders kitabı olarak okuturdum' dedi. CHP Lideri, kitabı neden çok sevdiğini de,'O dönemdeki hainlikleri, mandacıları, yabancı hayranlığını, işbirliği yapan medya organlarını ve mensuplarını bugün de görüyoruz. Kitabı okuyunca o dönem ile bugünün benzerliklerini çok açık görüyoruz' sözleriyle açıkladı.
Deniz Baykal, bugün de AB konusunda, ne pahasına olursa olsun imza atılmasını isteyenler olduğuna, Kıbrıs konusunda ödünler verildiğine, ekonomide IMF'nin her istediğinin yapılmasının istendiğine, özelleştirme kapsamında Erdemir, Tekel, Tüpraş gibi milli servetlerin elden çıkarılması gerektiğini savunanlar bulunduğuna dikkat çekti. Baykal, 'Bugün de tıpkı o günlerdekinin benzerlerini söyleyenler, çıkışı orada görenler var. Ama birilerinin de çıkışın orada olmadığını, oranın bataklık olduğunu söylemesi gerekiyor. Bunu geçmişte Mustafa Kemal yapmıştı, bugün de O'nun kurduğu bir parti olarak biz yapıyoruz, biz söylüyoruz' dedi.
# ATO Başkanı Sinan Aygün: İYİ Kİ TÜRK DOĞMUŞUM
Kitabı okurken tüylerim diken diken oldu. 'İyi ki Türk çocuğu olarak doğmuşum' dedim. Bu ülkenin nasıl zor şartlarda kurtarıldığını bir defa daha aklıma yerleştirdim. Türkiye'nin nasıl zor kazanıldığını kitapta görüyorsunuz ve bugüne bakıp nasıl kaybedildiğini görünce tüyleriniz diken diken oluyor. Kitabın her bölümünden etkilendim. Gerçekten çok akıcı bir dili var. Her bölüm bir diğerini takip ediyor. Soluksuz okuyorsunuz. İyi ki bir Türk olarak dünyaya gelmişim deyip, kitabın her kahramanıyla gurur duydum. Kitabı okurken bu ülkede bu kadar cesur insan varken Türkiye'ye birşey olmayacağını anladım. Devlet büyüklerinin de kitabı okuması gerekir. Okumakla çok iyi yaparlar ve inşallah bu kitaptan ders alırlar.
# Gazeteci İlhan Selçuk: 80 YILDIR BEKLENİYORDU
80 yıldır beklenen kitap. Turgut Özakman'ın 50 küsur yıldır süregelen çabasının ürünü. Milli Mücadelemizin, bir serüven romanı gibi rahat okunan ve şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı, çok yönlü öyküsü. Gurur ve ibret verici gerçeklerin, gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insanı içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı. Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan. Özakmanın kitabı, tarihsel bir gerçeğin güzelim bir Türkçeyle roman diline dönüştürülmesidir. Bu kitabı okuyun, çocuklarınıza okutun, dostlarınıza armağan edin.
# Gazeteci Ümit Zileli: ELLERİ ÖPÜLESİ ÖZAKMAN
Hiç 688 sayfa boyunca gözlerinizin sürekli dolduğu oldu mu? Hiç bir kitap boyu acıyı, kederi, gururu ve zaferi akıl almaz med-cezirler arasında adeta yaşadığınız oldu mu? Hiç, hıçkırıklarınızdan övünç duyduğunuz oldu mu? Benim oldu. Elleri öpülesi Turgut Özakman'ın 'Şu Çılgın Türkler' kitabını okurken. Her şeyden önce çağın değişmesine karşın 85 yıl sonra yine aynı koşulların dayatılıyor olması acı. Turgut Özakman'ın gerçeklere hiç dokunmadan yazdığı 1919 ile 1922 arasında, sanki bugünün Türkiye'sini anlatıyor. Yurtsever insanların bu kitabı kesinlikle okuması gerekir. Bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden keşfediyoruz. Nasıl bir karanlıktan geçtiğimizi anlatan bu kitabı öğretmen, öğrenci herkes muhakkak okumalıdır.
# Yazar Server Tanilli: GENÇLER BU KİTABI OKUYUN
Bir olaydır bu eser: Bir tarih bir roman, bir destan. Gençler hele sizler, okuyun bu kitabı!
# Gazeteci Altemur Kılıç: HASET DUYDUM!
Kitabı okurken, babamdan ve amcamdan duyduğum olayları yaşadım. Bunu ancak çılgın Turgut yazabilirdi. Doğrusu haset duymadım desem yalan olur; böyle bir şaheseri yazamadığım için!
# Gazeteci Hulki Cevizoğlu: ETKİLİ BİR KİTAP
Türkiye'nin kitapta anlatılan 1919'un koşullarında olduğunu düşünüyorum ben de. Bu nedenle 'Ey Türk İstikbalinin Evladı' adıyla çıkan son kitabımda da bunu yazdım.'
# Çankaya Belediyesi kitabı ücretsiz dağıttı
Şu Çılgın Türkler adlı kitap, Lozan Anlaşması'nın 82'nci yıldönümünde Ankara'nın CHP'li Çankaya Belediyesi tarafından bin adet ücretsiz dağıtıldı. Lozan'ın yıldönümü dolayısıyla CHP Lideri Deniz Baykal'ın katıldığı Anıtkabir yürüyüşü etkinliği düzenlenirken, kitabın yazarı Turgut Özakman da bir panelde konuşma yaptı. Özakman'ın kitaba ilişkin açıklaması ayakta alkışlandı. Konuşmanın bin adet 'Şu Çılgın Türkler' kitabı ücretsiz olarak katılımcılara dağıtıldı.
KİTAP NE ANLATIYOR
# 'Şu Çılgın Türkler'de 1921-1922 yılları arasında Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türk halkının verdiği Milli Mücadele anlatılıyor. Padişah Vahdettin ile çevresi bir yanda, Mustafa Kemal ve ulusalcılar diğer yanda... Romanda Vahdettin ve İstanbul hükümetinin İngilizlerle nasıl işbirliği yaptığı, Mustafa Kemal ve Ankara hükümetinin ise vatanı kurtarmak için verdiği mücadele anlatılıyor. İstanbul'da Ali Kemal gibi Padişah yanlısı ve İngiliz hayranı bir gazeteciden, Sadrazam Damat Ferit'in İngilizlerle yaptığı gizli antlaşmalara, Anadolu mücadelesini destekleyenlerin gördüğü baskılardan Atatürk ve arkadaşları için çıkarılan ölüm fetvasına kadar pek çok olay, belgelere dayanarak bir roman diliyle anlatılıyor.
AVRUPA, ELİ KANLI BENCİL BİR TOPLULUK
# Batı'nın soykırım kartını yeniden önümüze koymasına ne diyorsunuz?
Ermeni sorunu 1923'te Lozan'da kapanmıştır. Batılılar öylesine rezildir ki, mağlup oldukları konuları her zaman zulalarında tutarlar. İşlerine geldiğinde, fırsatını bulduklarında da yeniden ortaya çıkarırlar. Avrupa dediğiniz eli kanlı yalancı ve bencil bir insan topluluğudur. Dünya tarihinin en bencil topluluğu Avrupa'dadır. Milletlerarası anlaşmalar tarafların şerefi altındadır. Ama bunlar Lozan'da altına imza koydukları anlaşmayı yok saymaları ile şereflerinde bir zaaf olduğunu ortaya koymuşlardır.
# Soykırım değildi tamam da hiç sorumluluğumuz yok mu?
Türklerin kusurları da var. Bunlardan utanmıyorum. Günahsız insan olmadığı gibi günahsız millet de olmaz. Batılılar ne kadar barbarsa biz de o kadar barbarız.
# Vatan hainlerini bugünün Türkiyesi'nde de görüyor musunuz?
Bizim milletimiz zengin bir millet. Her zaman kahramanı olduğu gibi haini de bol oldu. Mütareke döneminde olduğu gibi her dönemde var. Her devrin haini var. Milli Mücadeleyi bilmeden Türkiye'yi yönetmeye kalkmak huzursuzluk getirir. Çünkü tarihe karşı gelinmez. Atatürk üç arkadaşıyla Çankaya Köşkü'nde oturup 'Bu devleti laik yapalım' diye karar vermemiştir. Yüzyıllardan beri din, yobazların elinde bir silah haline gelmişti. Cumhuriyet kurulmasaydı da laik düzen yolunda çabalar başlamıştı ve devam edecekti.
# İncitilen Türk insanının yarasına merhem oldu
Şu Çılgın Türkler kitabının yazarı Turgut Özakman, kitabının her kesim tarafından okunduğunu bunun kendisini çok memnun ettiğini söylüyor. Özakman, kitabına olan büyük ilginin nedenini ise şu cümlelerle açıklıyor: 'Kitap, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra incitilen yaralanan Türk halkının yarasına merhem oldu. Türk insanını, üzerindeki ölü toprağını reddettiği için ilgi uyandırıyor.' Özakman, geçmişten günümüze geniş bir yelpazedeki ilginç görüşlerini muhabirimiz Ercan Yavuz'a anlattı
# Kitabınız kaç baskı yaptı?
38'inci baskıyı piyasaya sürüyoruz. Şu anda kitap 70 bin sattı. Benim için satılmasından çok okunması önemli. Kitap her kesimden okunuyor, bu tarafı güzel. Bu kitap incelediğim belgelerin sadece yüzde 15'ini kapsıyor. Çanakkale Savaşı ile ilgili bir kitap daha çıkaracağım.
# Kimlerden tebrik aldınız?
Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer, Deniz Baykal, Devlet Bahçeli telefonlarla tebrik ettiler. Her kesimden yurt içinden ve dışından telefonlar alıyorum.
OSMANLI'NIN SONU GİBİ
# Neden bu kadar çok satıyor?
Nedenini bilmiyorum. Rekora gidiyoruz. Böyle bir satış rakamına ulaşacağını tahmin etmiyordum. Böyle bir tahminde bulunmak hayal olurdu. Beş korsan baskısı var ama hiçbir etkisini görmedik. Çünkü analar babalar bu kitabı çocuklarına hediye etmek için alıyor. Alırken de 'Orijinalini alalım' diyor. Aslı varken korsanını almıyorlar. Kırık bir duruşumuz var dünya karşısında. Bu kitabın bu kadar satılmasının nedeni halkın geçmişe vefa duygusudur. Kitap, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra incitilen yaralanan Türk halkının yarısına merhem oldu. Türk insanını üzerindeki ölü toprağını reddettiği için ilgi uyandırıyor.
# Türk insanında Avrupa'ya karşı bugün de böyle bir eziklik görüyor musunuz?
Maalesef var. Aşağılanmışlık duygusu devam ediyor. Sahte tarihçilerin ortaya çıkışı ile birlikte, 'Bizden adam olmaz' ön yargıları yeniden yerleştirildi. Türkiye'nın son 30 senesi Osmanlı'nın son 100 senesinin birebir kopyasıdır. Avrupa Sevr'i adım adım değiştirip önümüze koyuyor. Alevileri Lozan'da dini bir azınlık yapamadılar, şimdi AB Uyum Yasaları ile bunu yaptırmaya kalkıyorlar. Ne değişti de bunu yapıyorlar?
# Vahdettin'in hain olmadığına ilişkin tartışmalara ne diyorsunuz?
İstanbul yönetiminin Milli Mücadele'ye karşı olduğu kesin. 'El altından mücadeleye destek olduğu' gibi söylemler yanlıştır. İstanbul yönetiminin tutumunu savunmak ihanete ortak olmaktır. Vahdettin'i de bundan ayrı tutmuyorum. Bütün kötülükleri Damat Ferit Paşa yaptı diyorlar. Damat Ferit ne yapmışsa arkasında Vahdettin olduğu için yapmıştır. Tarihçiler bu gerçeği gözardı edemez. Ben kitabımda hamasete kaçmadan, ucuzluk taslamadan hainlikleri de kahramanlıkları da anlattım.
# Osmanlı ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Osmanlı'ya karşı bir tavrım yok. Bilakis özel bir saygım var. Vahdettin ailesine de bir saygım var ama gerçeğe saygım daha fazla.
# Ecevit'in sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ecevit'in Milli Mücadele tarihi üzerine daha çok çalışması gerekir. Çocukluktan duyduğu sözleri tarih zannetmesin. Zaten bazı olayları birbirine karıştırıyor. Tarihin birine hain demesi için Ecevit'ten vize alması gerekmiyor. O devri kitaplardan, belgelerden öğreniyoruz.
# Siz de bir tarihçi değilsiniz ama...
Tarihçi olmak illa tarih eğitimi almak demek değildir. 55 yıl boyunca bu dönemi inceledim, araştırdım. Özellikle 1945'ten sonra sahte tarihçiler türedi.
# Şimdi bazı tarihçi olmayan kişiler de 'Ermeni Soykırımı'nı kabul edelim' diyor.
Ellerinde bir rapor, belge varsa, bunu ortaya koysunlar biz de kabul edelim. Bunlar tarihçi olmadığı gibi aydın da değil. Ben Türklerin '1.5 milyon Ermeni'yi keselim' diye bir anda ortaya çıktıklarına dair bir belge görmedim. Bu konuda hiç bir tereddüte düşmedim. Bunu söylemek herkesin hakkıdır ama araştırmak aydının görevidir. Tarihçi bir kaygı ile 'bunun sonucunda ne çıkacak' diye düşünmeden araştırma yapar. Tarih neyse onu ortaya çıkarır. Bunu yapmadan ahkam kesiyorsa, görevini yapmıyor demektir.
Özakman'ın kitabının aşağılık duygusu içinde olan birilerinin yarasına merhem olduğuna şüphe yok.
Kusuruma bakmayın, ama bu kitabın şahsen herhangi bir yarama merhem olduğu düşüncesinde değilim.
Doğru! Bu kitap tamamen bilimsel bir çerçevede yazılmış değil. Ancak her konuda bılimsel olmak sadece bizleremi kaldı?
Malesef her vatandaş tarih biliminde uzman olmadığından onların'da anlayabileceği ve mümkün olduğu kadar gerçeklere dayanan ve okunabilmesi kolay olan kitaplarada ihtiyaç var.
Kendi açımdan baktığım zaman söyleyebirimki, gerek yeni bilgiler gerek'se 25 sene evvel lisede gördüğüm bilgileri az çok tazelemede yararını gördüm. Aynı zamanda kitabı kardeşim ve bir kaç tanıdığımda alıp okudular. Ki normal şartlar altında bir tarih kitabını alıp okuyacak insanlar olmadıkları halde.
Sayın Özgönülün kitabı mesela bılimsel olarak yazılmış güzel bir kitap. Ancak yazılış tarzından dolayı gerek Türkler ve gerek'se Almanlar arasında büyük bir kitleye ulaşacağından emin değilim (zaten amacın bu olduğunu sanmıyorum).
Hatte das Buch in Istanbul gekauft.:lach:
Bin noch am lesen. Buch sollte jeder Kurde einmal gelesen haben.
Sollte als Schullektürke eingeführt werden!
Einige Stellen in dem Buch berühren einen sehr.
deryatulga
03.04.06, 23:13
Sabah Olursa
Bu memlekette de bir gün sabâh olursa, Haluk,
Eğer bu memleketin sislenen şu nâsiye-i
Mukadderatı kavî bir elin, kavî, muhyî
Bir ihtizâz-ı temasiyle silkinip şu donuk,
Şu paslı çehre-i millet biraz gülerse...- O gün
Ben ölmemiş bile olsam, hayâta pek ölgün
Bir irtibâtım olur şüphesiz;- o gün benden
Ümidi kes, beni kötürüm ve boş muhitimde
Merâretimle umut; çünkü leng ü pejmürde
Nazarların seni mâziye çekmek ister;sen
Bütün hüviyet ü uzviyyetinde âtisin;
Terennüm eyliyor el'an kulaklarımda sesin!
Evet sabah olacaktır, sabâh olur, geceler
Tulû-ı haşre kadar sürmez; âkıbet bu semâ,
Bu mai gök size bir gün acır; melul olma
Hayâta neş'e güneştir, melâl içinde beşer
Çürür bizim gibi... Siz, ey fezâ-yı ferdânın
Küçük güneşleri, artık birer birer uyanın!
Ufukların edebi iştiyâkı var nûra.
Tenevvür... Asrımızın işte rûh-i âmâli;
Silin bulutları, silkin zılâl-i ehvâli,
Zîya içinde koşun bir halas-ı meşkura.
Ümidimiz bu;ölürsek de biz, yaşar mutlak
Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak!
TEVFIK FIKRET
Birileri Osmanlica diye kivirtmasin, düpedüz Türkce!
Sabah Olursa
Bu memlekette de bir gün sabâh olursa, Haluk,
Eğer bu memleketin sislenen şu nâsiye-i
Mukadderatı kavî bir elin, kavî, muhyî
Bir ihtizâz-ı temasiyle silkinip şu donuk,
Şu paslı çehre-i millet biraz gülerse...- O gün
Ben ölmemiş bile olsam, hayâta pek ölgün
Bir irtibâtım olur şüphesiz;- o gün benden
Ümidi kes, beni kötürüm ve boş muhitimde
Merâretimle umut; çünkü leng ü pejmürde
Nazarların seni mâziye çekmek ister;sen
Bütün hüviyet ü uzviyyetinde âtisin;
Terennüm eyliyor el'an kulaklarımda sesin!
Evet sabah olacaktır, sabâh olur, geceler
Tulû-ı haşre kadar sürmez; âkıbet bu semâ,
Bu mai gök size bir gün acır; melul olma
Hayâta neş'e güneştir, melâl içinde beşer
Çürür bizim gibi... Siz, ey fezâ-yı ferdânın
Küçük güneşleri, artık birer birer uyanın!
Ufukların edebi iştiyâkı var nûra.
Tenevvür... Asrımızın işte rûh-i âmâli;
Silin bulutları, silkin zılâl-i ehvâli,
Zîya içinde koşun bir halas-ı meşkura.
Ümidimiz bu;ölürsek de biz, yaşar mutlak
Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak!
TEVFIK FIKRET
Birileri Osmanlica diye kivirtmasin, düpedüz Türkce!
Ben ama hepsini anlamadim :buuh:.
Birileri Osmanlica diye kivirtmasin, düpedüz Türkce!
bu topraklarda bir gün ışıyacaksa,oğlum,
eğer bu topraklarında sislenen şu alın yazısı
sağlam ve güçlü bir elle silinir de,
bir parça gülerse donuk ve paslı yüzü halkın
- o gün ben ölememiş bile olsam
bir ölü gibi yaşayacağım -
sen kes o gün benden umudu,
kötürüm, boş çevremde unut beni acılarımla,
hasta bakışlarım seni çekmek ister sonra geriye doğru.
oysa sen " yarın " sın tepeden tırnağa,
kulaklarımda sesin durmadan şakıyor.
işıyacak bir gün ortalık, ışıyacak,
sürmez bu karanlık, sürmez kıyamete dek,
bu mavi gökyüzü bir gün acır size.
öyle boynunu bükme, oğlum,
hayatın güneşidir sevinçli olmak,
boynu bükük insan çürür bizim gibi.
siz ey, gelecek günlerin küçük güneşleri,
birer birer uyanmanın vakti geldi işte,
ufuklar aydınlığa öyle susadı, öyle susadı ki!
aydınlık tek özlediğimiz şey çağımızda,
haydi silin bulutları, uğursuz gölgeleri atın,
ışıklar içinde koşun mutlu özgürlüğe doğru.
biz gözümüz açık gitmeyeceğiz bu dünyadan:
vatan sizinle yaşayacak, biliyorum, sizinle yaşayacak,
şu zından karanlığından uzak, sizinle!
bu topraklarda bir gün ışıyacaksa,oğlum,
eğer bu topraklarında sislenen şu alın yazısı
sağlam ve güçlü bir elle silinir de,
bir parça gülerse donuk ve paslı yüzü halkın
- o gün ben ölememiş bile olsam
bir ölü gibi yaşayacağım -
sen kes o gün benden umudu,
kötürüm, boş çevremde unut beni acılarımla,
hasta bakışlarım seni çekmek ister sonra geriye doğru.
oysa sen " yarın " sın tepeden tırnağa,
kulaklarımda sesin durmadan şakıyor.
işıyacak bir gün ortalık, ışıyacak,
sürmez bu karanlık, sürmez kıyamete dek,
bu mavi gökyüzü bir gün acır size.
öyle boynunu bükme, oğlum,
hayatın güneşidir sevinçli olmak,
boynu bükük insan çürür bizim gibi.
siz ey, gelecek günlerin küçük güneşleri,
birer birer uyanmanın vakti geldi işte,
ufuklar aydınlığa öyle susadı, öyle susadı ki!
aydınlık tek özlediğimiz şey çağımızda,
haydi silin bulutları, uğursuz gölgeleri atın,
ışıklar içinde koşun mutlu özgürlüğe doğru.
biz gözümüz açık gitmeyeceğiz bu dünyadan:
vatan sizinle yaşayacak, biliyorum, sizinle yaşayacak,
şu zından karanlığından uzak, sizinle!
Sag ol tralles, bak simdi hepsini anladim.:)
...."su zindan karanligindan uzak ....."
(Cok güzel)
deryatulga
03.04.06, 23:54
bu topraklarda bir gün ışıyacaksa,oğlum,
eğer bu topraklarında sislenen şu alın yazısı
sağlam ve güçlü bir elle silinir de,
bir parça gülerse donuk ve paslı yüzü halkın
- o gün ben ölememiş bile olsam
bir ölü gibi yaşayacağım -
sen kes o gün benden umudu,
kötürüm, boş çevremde unut beni acılarımla,
hasta bakışlarım seni çekmek ister sonra geriye doğru.
oysa sen " yarın " sın tepeden tırnağa,
kulaklarımda sesin durmadan şakıyor.
işıyacak bir gün ortalık, ışıyacak,
sürmez bu karanlık, sürmez kıyamete dek,
bu mavi gökyüzü bir gün acır size.
öyle boynunu bükme, oğlum,
hayatın güneşidir sevinçli olmak,
boynu bükük insan çürür bizim gibi.
siz ey, gelecek günlerin küçük güneşleri,
birer birer uyanmanın vakti geldi işte,
ufuklar aydınlığa öyle susadı, öyle susadı ki!
aydınlık tek özlediğimiz şey çağımızda,
haydi silin bulutları, uğursuz gölgeleri atın,
ışıklar içinde koşun mutlu özgürlüğe doğru.
biz gözümüz açık gitmeyeceğiz bu dünyadan:
vatan sizinle yaşayacak, biliyorum, sizinle yaşayacak,
şu zından karanlığından uzak, sizinle!
A.Kadir tercümesi gaiba? Hepsini anladık da "yaşar" sözü neden "yaşayacak" diye çevrilmiş kafamız basmadı, zira aralarında nüanstan da öte bir fark var! traduttore tratore!
deryatulga
04.04.06, 01:03
Yazarlar
4 Nisan 2006
Cengiz ÖZDEMİR
Şu Çılgın Türkleri doğru okumak
GEÇEN sene yaz aylarıydı.Mustafa Altıoklar ile "Şu Çılgın Türkler"i konuşmuştuk.
Zaten herkes bir yıldır bu kitabı konuşuyor diyebilirsiniz.
Bizim gündemimiz biraz daha farklıydı.
Konuşmamız, kitabı televizyon ekranlarına taşıyacak bir dizi film projesi üzerineydi.
Gerçi yine Turgut Özakmanın yazdığı, yönetmenliğini Ziya Öztanın yaptığı altı bölümlük Kurtuluş adlı diziyi TRT çekmiş ve yayınlamıştı.
Dizi, çok da ilgi görmüştü.
Ancak kitaptan yola çıkılarak hazırlanacak yeni ve daha kapsamlı bir televizyon dizisinin çok fazla izleneceğine, daha da önemlisi içinden geçtiğimiz günler için dersler çıkarılacağına inanıyorduk.
Üzerinde epeyce tartıştığımız bu fikri biz gerçekleştiremedik.
Ama Şu Çılgın Türkler kitabı, yeni yeni "ilk"leri gerçekleştirmeye devam ediyor.
* * *
Turgut Özakmanın bir yıl önce ilk baskısı yayınlanan bu kitabı, tam bir "fenomen" haline geldi.
Kitabın yayıncısı Bilgi Yayınevinin sahibi Ahmet Tevfik Küflü, "Şu ana kadar 300 baskıda 700 bin kitap yayınladık. Bir o kadar da korsanı yayınlandı" diyor.
Gerçekten de, ülkemizde kitabın yeri üzerinde birazcık düşünüldüğü zaman, Ahmet Tevfik Küflünün inanılması çok zor rakamlardan söz ettiği daha iyi anlaşılacaktır.
Bir kitabın bir yıl içinde 300 baskıda 700 bin basılarak satılması, Türkiye için kırılması neredeyse imkánsız bir "rekor" demektir.
Ve fakat "Bir o kadar da korsanı yayınlandı" ne demektir?
Şurası bir gerçek ki, korsan yayıncılık almış başını yürümüş ve ne yazık ki artık sıradan bir suç olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Bu kitap yayıncılığında da böyledir; müzik veya film yayıncılığında da...
Duyarlı bir tüketici bilinci oluşturmak, bizlerin vazifesidir.
Beklentimize gelince, korsan yayıncılıkla mücadelenin bundan böyle öncelikle çok daha ciddi bir iş olarak kabul edilerek yapılmasıdır.
Yoksa bugüne kadar olduğu gibi, dostlar alışverişte görsün diye değil.
* * *
Şu Çılgın Türklerin son rekoruyla devam edelim.
Kitabın son rekoru, vergi rekortmenleri listesine Bilgi Yayınevini taşımak oldu.
Bilgi Yayınevi, geçen yıl 2.2 milyon YTL kazanç beyan ederek, 860 bin YTL gelir vergisiyle Ankara vergi rekortmenleri listesinin 11. sırasında yer aldı.
Peki, yaşadığımız konjonktürde bir kitabın bu başarıya ulaşmasını nasıl okumalıyız?
Yayıncı Ahmet Tevfik Küflü, kitabın bu denli büyük ilgi görmesinin sebebini izah ederken, "Derinlerde bir yerlerde Cumhuriyet ruhu ve kültürünü uyandırdığına" işaret ediyor.
Siz başka sebepler de ekleyebilirsiniz.
Çevrenizde yapacağınız basit bir araştırma bile, karşınıza benzer sonuçlar çıkaracaktır.
Kitabın içeriğinde veya üslubunda, ülkemize has farklı tarih anlayışlarının da tesiriyle, katıldığınız veya katılmadığınız taraflar elbette olacaktır.
Fakat şurası bir gerçek ki, bu tarihi roman bir yılda ulaştığı inanılmaz satış rakamıyla, Türk insanını yakın geçmişine götüren ortak bir hafıza olmuştur.
Ertuğrul Özkökün tanımlamasıyla, "azınlık şımarıklığı"nın her gün yeni bir "marifetine" tanık oldukça, toplumun bütün kesimlerinin ortak bir hafızaya ne denli ihtiyaç duyduğu, esasen çok daha iyi anlaşılıyor.
deryatulga
10.05.06, 15:59
Tarih kitaplarımız sahte mi?
''Şu Çılgın Türkler'' adlı kitabın yazarı Turgut Özakman, gençlerin büyük bölümünün sahte tarih kitaplarıyla büyüdüğünü söyledi.
Özakman, Karadeniz Teknik Üniversitesinde katıldığı söyleşide, milli mücadelenin Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş destanı olduğunu söyledi.
Çocuklara, 1950'den sonra milli mücadelenin gerektiği biçimde anlatılamadığını ifade eden Özakman, ''Bunu beceremedik. O çok zengin
yol gösterici fotoğraflar giderek soldu. Milli mücadele ruhunu onlara yansıtmayı başaramadık. Milli mücadeleyle ilgili tarih kitaplarındaki sayfa adedi 2-3'e düştü. Asıl bu destanı yaratan, ayrıntılarıydı. Bunlar kaldırıldı ve anlatılmaz oldu'' diye konuştu.
Özakman, 1960 yılından sonra sahte tarihler yazılmaya başlandığını savunarak, ''Sahte tarihler, milli mücadeleyi tersine çevirerek anlatıyordu. Ne yazık ki gençlerimizin büyük bölümü sahte tarih kitaplarıyla büyüdü'' dedi.
-SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI-
Türkiye üzerinde çok oyunlar oynandığını dile getiren Özakman, Ermeni soykırımı iddialarına da değinerek, şunları kaydetti: ''İstiyorlar ki kapanmış bir davayı açarak, atalarınızın, ninelerinizin katil olduğuna inanın. Böylece milletinizden daha çok soğuyunuz. Ermeni meselesi hakkında, 55 yıla yakın tarihimizle ilgileniyorum. Bizim Ermeni kıyımı yaptığımız konusunda minicik bir kuşkum olsa bunu burada söylerim. Yok böyle bir şey. Bu bir emperyalist yalanıdır. 1915 yılında Doğu ordumuzun arkasında Ermeni
çeteleri güvenliği sarstılar. Bunun karşısında güneye doğru Suriye'ye kadar göç ettirildiler. Bunların arkasında 75 yıllık Ermeni isyanları ve çeteler var. Bunla ilgili binlerce belge var. Göç ettirilirken hastalıktan, bakımsızlıktan yorgunluktan ölüm oldu.''
Kıyımın, bir devletin, bilinçli olarak bir ırkı ya da bir dini grubun kökünü sistematik olarak ortadan kaldırması olduğunu belirten Özakman, şöyle konuştu:
''O dönemde böyle bir şey olmadı. Devletimizin o zamanki yapısı böyle olayı yaratacak güçte ve dinamizmde değildi. Öyle olsa savaşı kazanırdık. 1918 de İngilizler İstanbul'u işgal ettiklerinde arşivi ele geçirdiler. Aradılar, taradılar, kıyımı gösterecek tek bir belge bulamadılar. Sizin atalarınızın elleri size bu iftirayı yapanların ellerinden bin kat daha temizdir. İçiniz rahat olsun.''
deryatulga
30.07.06, 01:24
DR. TUNCAY YILMAZER
30.07.2006 PAZAR
Çılgın Türklerden hain Türklere (http://www.politikcity.de/forum/)
Beşinci Kafkas Tümeni Komutanı Kurmay Yarbay Dadaylı Halit Bey, karargâhının bulunduğu Bölmelik Tepeden dürbünüyle yaptığı gözetlemede, yıkıntılarla dolu Karacahisar köyü içerisinde gezinen işgalci Yunan ordusunun son kalıntılarını gördü. Kim bilir bu dürbün nelere şahit olmuştu (dile kolay) tam on yıl içerisinde?..
http://www.zaman.com.tr/2006/07/30/yorum1.jpg
Halepte eşkıya takibinden Birinci Dünya Savaşının patlak verdiği Sancak-ı Şerifin açıldığı günlere, başarısız Kanal Seferinden Iraktaki Kut-ül Amare zaferine, Musulun kaybedilmesinden Osmanlı ordusunun dağıtılmasına, yeniden toparlanıp Sakarya Zaferine kadar kanla, barutla, binlerce şehit ve yaralıyla peş peşe zaferler ve yenilgilerle geçen, altı yüz yıllık bir imparatorluğun çatırdadığı, yeni bir devletin filizlendiği on yıl...
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk birliklerinin 26 Ağustos 1922deki Afyon Kocatepeden başlattığı Büyük Taarruzun en kritik yerinde bulunuyordu 5. Kafkas Tümeni. Birbiri ardına hedef tepeler ele geçirilmiş, 2 Eylül gecesi ise General Trikopisin başında bulunduğu Yunan ordusunun son bölümü Karacahisar köyü yakınlarında sıkıştırılmış ve sonunda teslim alınmış, zafer perçinlenmişti. Kaderin cilvesi, teslim olan heyette 15 Mayıs 1919da İzmire ilk çıkan Yunan birliğinin komutanı da bulunuyordu.
Tarihe ideolojik kılıf mı?
Şu Çılgın Türkler adlı eserin okuyucuları yukarıda geçen olayları bilmekten mahrum kaldılar. Büyük Taarruzu ve Yunan General Trikopisin esir alınma sürecini yaklaşık kırk sayfaya yakın anlatan, 80 yıldır beklendiği söylenen kitap, bırakın Halit Beyin birliğinden bile bahsetmiyor, olayların öznesini adeta sansürlüyor. Daha da ilginç (ve de vahim!) olanı eserin kaynakçasında Yarbay Halit Akmansünün anılarının mevcut olması.
Geçen yıl çıktığında büyük bir ilgiyle karşılandı Şu Çılgın Türkler. Türkiye gibi kitap satışlarının düşük seyrettiği bir ülkede 300 baskı yaptı. Kimi belediyeler kitabı ücretsiz dağıttı. Kimi siyasiler yardımcı ders kitabı olmasını istedi. Kimileri bu kitabı eleştirmeyi neredeyse vatan hainliğiyle eş tuttu. Kimi de kitap hakkında kurslar açılmasını önerdi... Sözün kısası kitap, edebi bir eser hüviyetinden çıkıp kutsal kitap havasına büründü(rüldü).
Şu Çılgın Türkler, tarihî bir roman mıdır, değil midir? tartışmasına girmeye niyetim yok. Her paragrafına, her sahnesinin sonuna bir dipnot koyan eser roman olur mu? tartışması edebiyatçıların olsa gerek. Ancak asıl tartışılması gereken nokta ısrarla kaynaklara, belgelere dayalı bir eser olduğuydu. Gerçekten de her paragrafı, her sahnesi (Nesrinle Teğmen Farukun aşkı, bir de Ankarada erkek hastalara günah diye dokunmayan gönüllü bayan hastabakıcıların olduğu bölüm hariç!) dipnotlarla biz okurlara daha açıklayıcı hale getirilmiş. (Bu arada insan sormadan edemiyor, erkek hastalara günah diye dokunmayan bir bayan neden gönüllü olsun?)
Belgenin tarihçilikteki yeri tabii ki tartışılmaz. Ancak okuyucu olarak aklıma takılmıyor da değil. Bir belgenin ne için yazıldığı, düzenlediği şartlar ve dönemler muhakkak çok önemli. Hele hele bu dönem 1919-1922 gibi çöken Osmanlı Devleti üzerinde her devletin ayrı bir hesabının olduğu, gizlice görüşmelerin yapıldığı, propaganda belgelerinin havalarda uçuştuğu bir dönemin belgeleriyse ihtiyatla yaklaşmak gerek. Çok daha kötüsü, kendi kanaatinizi belge olarak ortaya koymanız ve yahut da elinizde belge olduğu halde kullanmamanız.
Son dönemde sıkça duyduğumuz hain, satılmış, yurtsever vs. gibi kavramlara eserde bolca rastlamak mümkün. Şu Çılgın Türklerin en önemli vurgularından birisi Vahideddinin hain olduğu üzerine. Çok sayıda saygın tarihçinin Sultan Vahideddinin hataları olabileceği; ama hain olmadığı görüşlerine rağmen kitap, son Osmanlı padişahı hakkında bilinen iddiaları tekrarlıyor. Belgeler eşliğinde Vahideddinin ne kadar hain olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Bu argümanı zayıflatacak herhangi bir olay varsa bunu görmezlikten geliyor. Sözgelimi eserde Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra İstanbulda Anadoluya yardım için Kızılaya bağış yapanlar anlatılırken (s. 47) aralarında Sultan Vahideddinin de bulunduğu belirtilmiyor. Eserin bir bölümünde primitif bir diyalogdan Sultan Vahideddin ile sadrazamı Tevfik Paşanın ülkeyi İngilizlere peşkeş çektiklerini hatta bununla yetinmeyip Ermenilere de toprak vermek istediklerini (okuyucunun burada çok sinirlenip kimin malını kime satıyorsunuz kardeşim diyesi geliyor), ancak bu kadarına İngilizlerin karşı geldiklerini okuyorsunuz. (s. 62) (Şu İngilizler de durmaları gereken yeri biliyorlar gerçekten!) Her şey bir yana Vahideddinle Sadrazam Tevfik Paşa arasındaki bu konuşmaların kaynağı olarak İngiliz belgelerinin verilmiş olması inandırıcılıktan uzak. İki kişi arasındaki konuşmaların kanıtının nasıl yabancı bir kaynağa dayandırılacağı merak konusu.
Sultan Vahideddinin Ankara Hükümetinin temsilcisinin görüşme kayıtlarını İngilizlere sızdırdığı iddiası ise doğru değil. Söz konusu raporların o dönem koşullarında psikolojik harp mantığı içerisinde kaleme alınmış bir metin olabileceği belirtilmiş, doğru olup olmadıkları İngilterede bile tartışılmıştı. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa ve yine Sadrazam Tevfik Paşa sade kendi koltuklarını düşünen aciz kişiler olarak gösteriliyor ki bu, kesinlikle hatalı bir yaklaşım. Damat Ferit hariç tutulacak olursa her iki sadrazamın da Milli Mücadeleyi gönülden destekledikleri biliniyor.
Temel eksiklerden bazıları...
Şu Çılgın Türkler, birlikte yola çıkmış; ama daha sonra muhalif konuma geçmiş subaylardan olabildiğince az bahsetmeye, hatta bazen görmemeye çalışıyor. Buna birçok örnek verilebilir kuşkusuz. Ancak en fazla dikkatimizi çekenleri belirtmek gerek. Yazının başında askerlik yaşamından bir kesit verdiğimiz Kurmay Yarbay Dadaylı Halit (Akmansü) Bey, hilafetin kaldırılmasına (dinî nedenlerle değil siyaseten) karşı çıkmasıyla öne çıkmış bir isimdi. Sakarya Savaşında, Türbe Tepe çarpışmalarında komutanından izin almadan harekete geçerek Yunanlıların sızmasını önleyen, Başkomutan Mustafa Kemal Paşanın da takdirlerini kazanan Halit Bey, Büyük Taarruzda Yunan orduları komutanı Trikopisi esir alan 5. Kafkas Tümeni komutanıydı. Yine Milli Mücadelenin sembol isimlerinden Kazım Karabekir Paşanın ismi çok az yerde geçiyor. Eserde 10-24 Temmuz 1921 tarihleri arasındaki Kütahya-Eskişehir savaşlarında Türk ordusunun Yunan kuvvetleri karşısındaki bozgunundan Miralay Arif Bey sorumlu tutuluyor. Zaten daha öncesinde Arif Bey zincirin en zayıf halkası olarak niteleniyor. (s. 171) Yakup Şevki Paşa zafere inanmıyor (s. 583 ) vs. vs...
Özellikle 1921-22 yıllarındaki Milli Mücadele döneminin önemli olaylarını anlatan Şu Çılgın Türklerde TBMMde İstiklal Marşının kabulü sırasında yaşanan olaylar nedense belirtilmemiş. Daha yeni filizlenen, topraklarının büyük bir bölümü işgal altında olan bir devletin milli marş olarak belirlenecek bir şiir konusunda bu kadar titizlenmesi yeterince çılgın (!) bir davranış olarak görülmemiş olacak ki hiç vurgulanmamış. Milli Mücadele döneminde kalemiyle mücadele verenlerin başında gelen Mehmet Akife ne yazık ki eserde hak ettiği kadar yer verilmemiş.
Her olayın belgeli anlatıldığını belirtmek, anlatılanların doğru olduğu anlamına gelmiyor. Büyük Taarruz öncesi İsmet Paşanın kademeli taarruz planından endişelenen Kurmay Başkanı Asım (Gündüz) Bey, Başkomutan Mustafa Kemale bu planın hatalı olduğunu gizlice bildirmiş, Büyük Taarruzun planı Başkomutan Mustafa Kemalin de onayıyla baskın tarzına çevrilmişti. Şu Çılgın Türkler Büyük Taarruz öncesini farklı anlatıyor, Asım Gündüz Beyin anılarına birçok yerde başvururken burada değinme gereği bile duymuyor.
Şu Çılgın Türklerde bazı ideolojik yaklaşımlar da rahatsız edici. Yazarın özellikle bir dipnotunda belirttiği Arapsı (?) giyinen insanlarla dolu Hürriyet-İtilaf partisinin daha sonraki tutucu, gerici, karşı devrimci anlayışlara ve partilere analık ettiği şeklindeki görüşü Batıcı (hatta haddinden fazla Batı yanlısı) bir parti için yanlış bir saptamayı içeriyor. Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan muhalif konumdaki bütün partilerin (Terakkiperver Cumhuriyet, Serbest Fırka, daha sonraları Demokrat Parti) kurucu üyelerinin çoğu bizzat Milli Mücadeleye katılmış kişilerden oluşuyordu.
Milli Mücadeleyi günümüzün bakış açısıyla yorumlayıp yine günümüzün ulusalcılık adı verilen siyasi akımlarına alet etmek, çok sayıda farklı görüşten insanın Mustafa Kemal önderliğinde giriştiği bu mücadeleyi istismar etmek doğru bir yaklaşım değil. İstiklal Harbini anlamak için propaganda eserlerden ziyade çok daha objektif eserleri okumak gerekiyor.
30.07.2006
Yani anladiysam bu Kitab'da ufak bir Osmanli düsmanligi var öylemi?
Baska bir yerde'de okumustum. Sanirim www.tikla24.com 'da bu Kitab hakkinda bir Yorum icin'de.
deryatulga
30.07.06, 14:03
Yani anladiysam bu Kitab'da ufak bir Osmanli düsmanligi var öylemi?
Baska bir yerde'de okumustum. Sanirim www.tikla24.com (http://www.tikla24.com) 'da bu Kitab hakkinda bir Yorum icin'de.
Kitap son derece kasitli tarihi yanlislarla dolu, Kahramanmaras halkinin neden ayaklandigini bile carpitmadan verememis Özakman. Artik resmi tarihin bile kabul ettigi gercekleri yamultmaktan kimler ne cikar beklerler, orasini bilemem.
Kitap son derece kasitli tarihi yanlislarla dolu, Kahramanmaras halkinin neden ayaklandigini bile carpitmadan verememis Özakman. Artik resmi tarihin bile kabul ettigi gercekleri yamultmaktan kimler ne cikar beklerler, orasini bilemem.
Hocam, bu Kitab hakkinda olumsuz düsüncelerinizi aktarabilirmisiniz?
Ich habe das Buch gelesen vor einigen Monaten gelesen.
Bin gerade dabei es ein zweites Mal zu lesen.
Ein sehr gutes Buch um mehr über die sog. "europäische" Geschichtsschreibung und die angeblichen europäisch zivilisierten Völker dazuzulernen.
Gerade vor dem Hintergrund heutiger Konfliket: Irak, Libanon, Palästina und das europ. Engagement in Afrika.
Und darüber, warum die Türken im Laufe der Zivilisationen über 16 Nationen bilden konnten, die Jahrhundertelang Bestand hatten.
An einigen Stellen des Buches bekam ich einen richtigen Kloss im Hals und phasenweise sind mir die Tränen in die Augen getreten und ich konnte nicht mehr weiterlesen, obwohl ich mir immer eingebildet hatte ich wäre kein sentimentaler Mensch.
Das Buch beschreibt die unbesiegbare Willenskraft eines verarmten aber in seinen moralischen und ethischen Prinzipien festhaltenden unbeugsamen Volkes, von dem europäische Mächte behaupten, es habe nicht das Recht zu existieren. (Die Engländer behaupteten sie breäuchten die Türken nur wie eine Küchenschabe zu zertreten um sie von der Landkarte zu tilgen)
Das was mir am deutlichsten aufgefallen war und was mich am meisten beeindruckt hat, dass sich alle diesselben Spielchen, die Europa in Form seiner kolonialen Mächte im Nahen Osten und der heutigen Türkei getrieben hat, heute in derselben Form wiederholen.
Die Methoden haben sich geändert, aber das Ziel ist im Prinzip Gleiche.
Die Türkei sollte nicht den Türken überlassen werden.
In welcher Form auch immer.
Wer das Buch liest und bisher noch wenig über den nationalen Befreiungskampf der Türken weiss oder gelesen hat, dem kann ich das Buch nur wärmstens empfehlen. Es ist das interessanteste und am besten recherchierte Werk über dieses Thema, das ich gelesen habe.
Auch die die bereits meinen viel über das Thema zu wissen, werden in diesem Buch interessante Quellen und neue Hinweise entdecken, so dass sich das Lesen auf jeden Fall lohnt.
Wer es gelesen hat, wird auf jeden Fall den Satz:
"Ne mutlu Türküm diyene"
besser verstehen, wenn dies bisher noch nicht seine Überzeugung war.
mit freundschaftlichen Grüssen an euch alle.
Poseidon
Bu kitabı okuyan var mı?
Yeni okumaya başladım, güzel bir kitaba benziyor...
http://static.ideefixe.com/images/185/185012_2.jpg
deryatulga
30.07.06, 15:28
Für Zeithistoriker ist das Buch eine Zumutung, für Liebhaber historischer Romane schwer verdaulich! Entspricht aber dem Zeitgeist, nicht wissen, nichts dazu lernen, nicht wagen, jedoch grosse Sprüche zu klopfen. "Cilgin Türkler" waren Kinder eines zerstörten, wirtschaftlich ruinierten Reiches. Die heutige Generation ist ein republikanisches Produkt. Man soll sich lieber die Frage stellen, was diesbezüglich alles schiefgegangen sein soll!
In diesem vielgelobten Buch gibt es keine einzige Quellenangabe, die mir unbekannt war. Dagegen hat der Autor alles unter den Teppich gekehrt, um manchmal bewusst wahrheitswidrige Behauptungen zu erstellen. Ich habe übrigens "Cilgin Türkler" persönlich kennengelernt, so einen unwürdigen Marktschreier wie Özakman haben sie wirklich nicht verdient
Für Zeithistoriker ist das Buch eine Zumutung, für Liebhaber historischer Romane schwer verdaulich! Entspricht aber dem Zeitgeist, nicht wissen, nichts dazu lernen, nicht wagen, jedoch grosse Sprüche zu klopfen. "Cilgin Türkler" waren Kinder eines zerstörten, wirtschaftlich ruinierten Reiches. Die heutige Generation ist ein republikanisches Produkt. Man soll sich lieber die Frage stellen, was diesbezüglich alles schiefgegangen sein soll!
In diesem vielgelobten Buch gibt es keine einzige Quellenangabe, die mir unbekannt war. Dagegen hat der Autor alles unter den Teppich gekehrt, um manchmal bewusst wahrheitswidrige Behauptungen zu erstellen. Ich habe übrigens "Cilgin Türkler" persönlich kennengelernt, so einen unwürdigen Marktschreier wie Özakman haben sie wirklich nicht verdient
DANKE für den TIPP:aferin:
Sayin Hocam,
für dich sind die Quellenangaben bestimmt nichts neues..,
für Menschen aber die bisher mit diesem Geschichtsoff nur oberflächlich vertraut sind, finde ich es ein sehr gutes Buch.
Was er angeblich an Wahrheiten so unter den Teppich gekehrt haben soll, kann ich nicht beurteilen, dazu fehlt mir die Übersicht eines Historikers.
Ein Beispiel oder Quellenangabe wäre vielleicht hilfreich.
Man sollte auch nicht immer alles gleich verdammen, nur weil es nicht vollkommen ist, wie man es sich wünscht. Das Buch hat meiner Meinung nach sein Ziel nicht verfehlt. Es erzählt kompakt mit guten Hintergründen die Geschichte des türkischen Befreiungskrieges.
Es hat damit mehr Erfolg erzielt um diese Geschichte zu erzählen, als manch anderer Historiker.
Ich finde gerade weil es in einer Romanform geschrieben wurde, hat es seinen durchschlagenden Erfolg zu verdanken.
gruss
Poseidon.
Für Zeithistoriker ist das Buch eine Zumutung, für Liebhaber historischer Romane schwer verdaulich! Entspricht aber dem Zeitgeist, nicht wissen, nichts dazu lernen, nicht wagen, jedoch grosse Sprüche zu klopfen. "Cilgin Türkler" waren Kinder eines zerstörten, wirtschaftlich ruinierten Reiches. Die heutige Generation ist ein republikanisches Produkt. Man soll sich lieber die Frage stellen, was diesbezüglich alles schiefgegangen sein soll!
In diesem vielgelobten Buch gibt es keine einzige Quellenangabe, die mir unbekannt war. Dagegen hat der Autor alles unter den Teppich gekehrt, um manchmal bewusst wahrheitswidrige Behauptungen zu erstellen. Ich habe übrigens "Cilgin Türkler" persönlich kennengelernt, so einen unwürdigen Marktschreier wie Özakman haben sie wirklich nicht verdient
deryatulga
30.10.06, 21:51
Sayin Hocam,
für dich sind die Quellenangaben bestimmt nichts neues..,
für Menschen aber die bisher mit diesem Geschichtsoff nur oberflächlich vertraut sind, finde ich es ein sehr gutes Buch.
Was er angeblich an Wahrheiten so unter den Teppich gekehrt haben soll, kann ich nicht beurteilen, dazu fehlt mir die Übersicht eines Historikers.
Ein Beispiel oder Quellenangabe wäre vielleicht hilfreich.
Man sollte auch nicht immer alles gleich verdammen, nur weil es nicht vollkommen ist, wie man es sich wünscht. Das Buch hat meiner Meinung nach sein Ziel nicht verfehlt. Es erzählt kompakt mit guten Hintergründen die Geschichte des türkischen Befreiungskrieges.
Es hat damit mehr Erfolg erzielt um diese Geschichte zu erzählen, als manch anderer Historiker.
Ich finde gerade weil es in einer Romanform geschrieben wurde, hat es seinen durchschlagenden Erfolg zu verdanken.
gruss
Poseidon.
Ich verdamme nichts, ich warne Leute nur davor, das Buch nur als einen Roman und nicht als Geschichtsbuch zu betrachten. Auch ich bin über den historischen Roman zur Geschichtswissenschaft gelangt.
Ich verdamme nichts, ich warne Leute nur davor, das Buch nur als einen Roman und nicht als Geschichtsbuch zu betrachten. Auch ich bin über den historischen Roman zur Geschichtswissenschaft gelangt.
hocam, bana bir kitap önerin cünkü cilgin türkler var bende.
deryatulga
30.10.06, 21:59
hocam, bana bir kitap önerin cünkü cilgin türkler var bende.
Roman mi? Türk Korsanlari Abdulah Ziya Kozanoglu
Roman mi? Türk Korsanlari Abdulah Ziya Kozanoglu
hocam, gercekleri anlatan ama yanli degil anliyorsunuz demi?
önerdigin kitapi alirim. bu roman mi sayiliyor?
roman kitaplari yani, hikaye gibi degil mi? gercekleri aciklar mi?
2gün önce bu kitapi okudum.
o sizin önerdiginiz roman ayni böyle hikaye mi? kitap cok hosuma gitti cok duygusaldi.
http://www.yenisayfa.com/imgv/a/m/dbnni.jpg (http://javascript<b></b>:open_window('/pgs/prd/big_img.asp?ID=dbnni.jpg&PrdKind=A','w_prdimg',400,500, 50,50,'0');) DAGISTAN ASLANI
Osmanlı'nın zayıf düştüğü son dönemlerinde, Müslümanları yok etmek isteyen büyük güçlerden biri de Rusya idi. Ama Rusya'nın düzenli ve güçlü ordularını, Kafkasya'dan güneye inmesi pek kolay olmayacaktı.
Çünkü orada, bir avuç mücahidiyle Kafkas Dağlarının Aslanı Şeyh Şamil vardı.
Bu kitapta, o şanlı cihaddan kesitler bulacak ve o günlerin heyecanın yaşayacaksınız.
deryatulga
30.10.06, 22:14
hocam, gercekleri anlatan ama yanli degil anliyorsunuz demi?
önerdigin kitapi alirim. bu roman mi sayiliyor?
roman kitaplari yani, hikaye gibi degil mi? gercekleri aciklar mi?
2gün önce bu kitapi okudum.
o sizin önerdiginiz roman ayni böyle hikaye mi? kitap cok hosuma gitti cok duygusaldi.
http://www.yenisayfa.com/imgv/a/m/dbnni.jpg (http://javascript<b></b>:open_window('/pgs/prd/big_img.asp?ID=dbnni.jpg&PrdKind=A','w_prdimg',400,500, 50,50,'0');) DAGISTAN ASLANI
Osmanlı'nın zayıf düştüğü son dönemlerinde, Müslümanları yok etmek isteyen büyük güçlerden biri de Rusya idi. Ama Rusya'nın düzenli ve güçlü ordularını, Kafkasya'dan güneye inmesi pek kolay olmayacaktı.
Çünkü orada, bir avuç mücahidiyle Kafkas Dağlarının Aslanı Şeyh Şamil vardı.
Bu kitapta, o şanlı cihaddan kesitler bulacak ve o günlerin heyecanın yaşayacaksınız.
Falcon, ben o kitabi okuduktan sonra korsan oldum:lach: Bir iki ufak hata disinda hem tarihi gerceklere uyar, hem de cok sürükleyicidir. Ara sira da burun cektirir insana!
tamam alirim o kitapi allah razi olsun sagolun. benimde merak ettigim? roman uydurma hikayesi sayilmiyor mu ayni dagistan aslani kitapi gibi?
Roman mi? Türk Korsanlari Abdulah Ziya Kozanoglu
abdullah ziya kozanoglu, yasemin kozanoglunun dedesi ne ilginc demi:lach:
Der Schakal
27.02.08, 12:31
Selam arkadaşlar,
Tanıtmak istediğim kitap çok özel ve hepimiz için Türk Kurtuluş Savaşı'nı her yönüyle anlamak bakımından olağanüstü bir başyapıt niteliğini taşıyor. Nisan 2005 tarihinde piyasaya sunulan bu kitap burada sıcak ekmek gibi satıyor:
http://kitap.antoloji.com/media/zkitap/k/40/40465_k_1602.jpg
Yazarı:Turgut Özakman
Turgut Özakman, 1948 yılından bu yana biriktirdiği,derlediği anılardan ve kitaplardan yola çıkarak oluşturmuş bu harika romanı. Bu sayede, arka planına dönemin kahramanlarını ve belgeleri alarak roman tadında Kurtuluş Savaşı'nı tüm gerçekliğiyle yansıtmayı başarmış. Hem tarihi öğreniyor, tekrar ediyor ve enfes bir romanın uslubuyla o günleri, yani Yunan İşgalini, İstanbul'un işgalini ve Sakarya Savaşı'nı, Büyük Taaruzu, yani bilffiil kurtuluş mücadelesini yaşıyorsunuz. Bu belgesel roman uzun zamandan beri elime aldığım ve o dönemi yaşatmayı başaran ender kitaplardan. Her sayfasında/her satırında heyecanlanıp, ölüp ölüp dirilip, roman tadında sizi sürükleyecek, ve sonunda bu günlerimize bizi taşıyan o ender kahramanlara şükran borcumuzu hatırlayacaksınız.
Kitabın tanıtım yazısında şöyle yazıyor:
Dünyadaki en meşru ,en ahlaklı,en haklı,en kutsal savaşlardan birinin,emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının ,bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman romanı.
Eğer bu dönemi merak ediyor ve gerçekten "yaşamak" istiyorsanız bu kitabı tavsiye etmekten onur duyarım...
Selamlar
Deniz
P.S.:O günleri asla unutmamak için asla unutturmamalıyız!
Diriliş Çanakkale 1915, Turgut Özakman
Turgut Özakman
BİLGİ YAYINEVİ
Tarihin en eski milletlerinden birinin dirilişi...
Ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa dirilişi...
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=132305
deryatulga
27.02.08, 13:04
Diriliş Çanakkale 1915, Turgut Özakman
Turgut Özakman
BİLGİ YAYINEVİ
[/url]
Üstadin harcligi tükendi yine galiba!
Powered by vBulletin® Copyright ©2012 Adduco Digital e.K. und vBulletin Solutions, Inc. Alle Rechte vorbehalten.
SEO by
vBSEO 3.6.0