Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Türkçe öğrenelim- her gün bir kelime
Türkçe öğrenelim- her gün bir kelime
1. teferruat
z.B.: Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır
2. hurafe - aberglaube, boş inanç
Teferruat almancasi "Detail" veya "Einzelheit" veya "Kleinigkeit" demektir.
"Hurafe", meinte mein Großvater, soll das Übel für den Islam sein.
Hurafe islamda dini kaynagi olmayan halk icinde ortaya cikan veya önceki veya baska dinlerden gelen kalintilar. Mesela agaclara bez baglamak dilek icin. Veya mezarda mum yakmak. Kara kediyi ugrusuz saymak.
Herkes wird mit S geschrieben nicht Z
Arap mit P nicht B
Sebep mit P am Ende nicht B
"Velakin": "ama" (aber) demektir. Her zaman "ama" demek biktirir insani. "velakin" de kullanalim.
"Nasilsin?" der herkez....herkez her zaman böyle sordugu icin basitlesiyor. "hal ve hatirini sorarim" demek bir alternatifdir. Güzel olur.
"Selamün aleyküm" demek "selam" demekden daha iyi. "selam" cok sacma cünkü baglantisi yok. Almanca "Gruss" demek gibi. "Merhaba" da güzel selam kelimelerinden.
"Tesekkür" denmez cükü baglantisi yok. "Tesekkür ederim" denilmeli. Veya eskiden "Mütesekkirim" de denilirdi.
"Hos geldin" yerine "Hos geldin sefa getirdin" demek cok daha güzel.
Türkçe öğrenelim- her gün bir kelime
1. teferruat
z.B.: Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır
Teferuatlara da takili kalip, Allah´in verdigi degerli zamani harcamamak gerekir.
Amac, gaye neyse, konu odur.
"Nasilsin?" der herkez....herkez her zaman böyle sordugu icin basitlesiyor. "hal ve hatirini sorarim" demek bir alternatifdir. Güzel olur.
Herkes wird mit S geschrieben nicht Z
Herkez= her defa
Herkes= bir toplulugun bütünü
Avci, wird erste herkez nicht auseinander geschrieben? her kez?
Ich hoffe, dieser Thread geht auch nicht schnell unter bzw. du bleibst am Ball beim täglichen Wörter beibringen...
Avci, wird erste herkez nicht auseinander geschrieben? her kez?
"her kez" dogru imis...
"Her kez" wird ganz selten benutzt, "her defa" oder "her sefer" führen hier den Markt an.
Wenn man, als Hobby, starken Dialekt spricht, so wie ich manchmal, dann kann man auch mal gewiss "Herkeschschsch" sagen...
Genç Osman
04.01.11, 15:07
Herkez= her defa
Herkes= bir toplulugun bütünü
Her zaman, her sefer(inde) veyahut her vakit kelimeleride kullanilabilir diye düsünüyorum.
Steppenwolf
04.01.11, 15:13
- muktedir: fähig (zu D); imstande (zu D)
Misal: Bir kimsenin yanında din kardeşi gıybet edilir de, yardıma muktedirken ona yardım etmezse, Allahü teâlâ o kimseyi dünya ve ahirette rezil eder. [İbni Ebiddünya]
- müşterek: gemeinsam; müşterek olmak bşde einig sein, im Einvernehmen handeln
- müteşekkir olmak : 1. bir olay ya da bir durum karşısında çok çok teşekkür etmek.
hürmetli teşekkür. Misal: Artık insanlara doğruyu yaptılar diye müteşekkiriz.
Genç Osman
04.01.11, 15:19
veyahut: oder;...ya da...
(daha iyi yorumluyamadim nedense)
Türk cayi veyahut Türk kahvesi.
Her gün BIR degilmiydi? Sind aber schon mehr.
Ach ja, es ist deGil nicht deyil
Degil mi? = Ist es nicht so?
Genç Osman
04.01.11, 15:24
Polat'in biyiGi.
Biyik, biyiGi
Jitemci gecenlerde Polat'in biyi yazmisti.
Steppenwolf
04.01.11, 15:26
mutabakata varmak, mutabakat saglamak - anlasmak
Polat'in biyiGi.
Biyik, biyiGi
Jitemci gecenlerde Polat'in biyi yazmisti.
Noolmus la benim biyigima??
Hey, alles was auf K endet wird ja zum weichen G, aber es soll ja eine art reform gegeben haben in der türkei dass viele wörter nicht merh auf K enden?
ZB gitmek wurde gitme, olmak wurde olma? also olmaga bilir nun olmaya bilir?
Steppenwolf
04.01.11, 15:29
- tecil: Aufschub m; -i tecil etmek aufschieben, stunden - ertelemek
- tescil: Registrierung f; tescil etmek v/t registrieren;
Steppenwolf
04.01.11, 15:32
- makul <makulü> rational; vernünftig; sebep: triftig; fiyat: mäßig, angemessen
- meçhul <meçhulü> unbekannt
- malum <malumu> bekannt; klar, offensichtlich; Gr. aktiv, => etken; malum değil (das ist) nicht ganz sicher; -e malum olmak jemandem bekannt sein (veya werden); malum ya! das ist klar; natürlich!
- makbul <makbulü> angenommen; annehmbar; angenehm; beliebt; mal: gängig
- meşru <meşruu> gesetzlich, legal; çocuk: ehelich; meşru müdafaa Notwehr f; meşru yalan Notlüge f
Nicht so schnell Doktor, wir haben die bisherigen noch nicht gelernt
eseme=mantik
biri sacmaladigi zaman annem "esemesiz!" derdi.
esemesiz=mantiksiz?
Genç Osman
04.01.11, 15:36
Noolmus la benim biyigima??
Hey, alles was auf K endet wird ja zum weichen G, aber es soll ja eine art reform gegeben haben in der türkei dass viele wörter nicht merh auf K enden?
ZB gitmek wurde gitme, olmak wurde olma? also olmaga bilir nun olmaya bilir?
Hmm...bilmiyorum ama "almaga" okuyunca benim aklima yöresel siveler gelmisti.
---
Hier in diesem Thread hätten wir allgemein DT gut gebrauchen können. Und ich meine, wir hatten schon mal einen gleicehn Thread; müsste man leider nur noch finden.
Nicht so schnell Doktor, wir haben die bisherigen noch nicht gelernt
tabip, osmanlica ögrenmeye hevesli. biz asik atamayiz onunla :)
tabip=doktor
asik atmak=yarismak / bir hayvanin bir kemigiyle oynanan bir oyun
tabip, osmanlica ögrenmeye hevesli. biz asik atamayiz onunla :)
tabip=doktor
asik atmak=yarismak / bir hayvanin bir kemigiyle oynanan bir oyun
asik mit sch? i mit oder ohne punkt?
Kennt jemand das türkische/persische/arabische Wort "Onsogna" (mit yumusak g)? Soll sowas wie "schön, gut, sehr schön" bedeuten. Ist aber wahrscheinlich uralt, habs von meiner Oma gehört.
Kennt jemand das türkische/persische/arabische Wort "Onsogna" (mit yumusak g)? Soll sowas wie "schön, gut, sehr schön" bedeuten. Ist aber wahrscheinlich uralt, habs von meiner Oma gehört.
Kein Suchergebnis: Türk Dil Kurumu (http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAA F6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Kelime=Onso%C4%9Fna)
Onsoğna - Google-Suche (http://www.google.de/search?hl=de&client=firefox-a&hs=xjT&rls=org.mozilla%3Ade%3Aofficia l&q=Onso%C4%9Fna&aq=f&aqi=&aql=&oq=&gs_rfai=)
İstiklâl = Unabhängigkeit, Freiheit
İstikrar= Stabilität, Konsolidierung
İstikbal= Zukunft, Empfang
işinize yarayabilir
Virtual Keyboard Türkisch. Texte schreiben oder tippen in türkischer Sprache. Türkische Schrift. (http://www.5goldig.de/Tuerkische_Tastatur/tuerkisch_keyboard.html)
selam >> Almanca <> Türkçe, Almanca Sözlük, Almanca Türkçe Sözlük, Online Almanca Sözlük - Sozluk.NET (http://almanca.sozluk.net/index.php?word=selam&sozluk=almanca)
Kisa gramer dersi
http://www.politikcity.de/forum/literatur-edebiyat/27731-birkac-%F6nemli-gramer-kurali.html
Eine Rarität
Türk (http://www.archive.org/stream/trkebilrmiinizv00rosegoog#page/n7/mode/2up)
http://www.archive.org/download/einfhrungindie00hort/einfhrungindie00hort.pdf
Mit welchen Worten beginnt man einen türkischen Brief? Wie z.B. im deutschen "Sehr geehrte Damen und Herren..."
"sayın bayan ve baylar..."
Ich muss eine eMail auf türkisch schreiben, da geht es auch?
liste olarak yazilirsa daha güzel olur. eski listeyi copy paste yapip yeni kelime eklenebilir.
1. teferruat - Detail
2. hurafe - aberglaube, boş inanç
3. Herkes wird mit S geschrieben nicht Z
Arap mit P nicht B
Sebep mit P am Ende nicht B
4. Velakin - ama - (aber)
5. muktedir: fähig (zu D); imstande (zu D)
muktedirken ona yardım etmezse, Allahü teâlâ o kimseyi dünya ve ahirette rezil eder. [İbni Ebiddünya]
6. müşterek: gemeinsam
7. veyahut: oder;...ya da..
Türk cayi veyahut Türk kahvesi
8. mutabakata varmak, mutabakat saglamak - anlasmak
9. tecil: Aufschub m; -i tecil etmek aufschieben, stunden - ertelemek
10. tescil: Registrierung f; tescil etmek v/t registrieren;
11. makul <makulü> rational; vernünftig; sebep: triftig; fiyat: mäßig,angemessen
12. meçhul <meçhulü> unbekannt
13.malum <malumu> bekannt; klar, offensichtlich; Gr. aktiv, => etken; malum değil (das ist) nicht ganz sicher; -e malum olmak jemandem bekannt sein (veya werden); malum ya! das ist klar; natürlich!
14.makbul <makbulü> angenommen; annehmbar; angenehm; beliebt; mal: gängig
15. meşru <meşruu> gesetzlich, legal; çocuk: ehelich; meşru müdafaa Notwehr f; meşru yalan Notlüge f
16. eseme=mantik
biri sacmaladigi zaman annem "esemesiz!" derdi.
17. tabip=doktor
18. asik atmak=yarismak / bir hayvanin bir kemigiyle oynanan bir oyun
19. İstiklâl = Unabhängigkeit, Freiheit
20. İstikrar= Stabilität, Konsolidierung
21. İstikbal= Zukunft, Empfang
işinize yarayabilir
Virtual Keyboard Türkisch. Texte schreiben oder tippen in türkischer Sprache. Türkische Schrift.
bunun kolayi var:
https://addons.mozilla.org/de/firefox/addon/204311/
oder:
Online Turkish Deasciifier (http://turkce-karakter.appspot.com/)
Biraz önce haberlerde izledim. Türkcemizde 18 bin yeni kelime eklenmis ve toplam sözcük sayisi 122 bin 428 olmus.
Also, gestern stand in der Hürriyet ein Zitat aus einer Hürriyetausgabe vom Jahr 1949. Ich war erstaunt, dass in so einem kleinem Bericht, so viele Wörter waren, die heute kaum noch verwendet werden:
muvaffakiyet
nesriyat
medyun
müstesna
tefrik
mutena
matbuat
Ich verstehe das nicht. Wie zur Hölle kann sich eine Sprache in nur 60 Jahren so schnell ändern? Bin ich nur so doof oder kennt ihr wenigstens einiger dieser Wörter?
Müstesna müsste von istisna also Ausnahme kommen???
Yavuz Blent Bakiler ( Trke'nin nemi ) | Facebook Video indir | Video izle | Video Seyret | Dinle (http://facebookvideoindir.gen.tr/yavuz-bulent-bakiler-turkcenin-onemi.html) Yavuz Bülent Bakilerin harika izahatlari. Mutalaka dinleyin.
Keine Sprache wurde so vergewaltigt wie unsere Sprache...es war lange Staatspolitik unsere Sprache kaputtzumachen damit wir die alten Bücher nicht mehr verstehen und womöglich uns beeinflussen lassen.
Also, gestern stand in der Hürriyet ein Zitat aus einer Hürriyetausgabe vom Jahr 1949. Ich war erstaunt, dass in so einem kleinem Bericht, so viele Wörter waren, die heute kaum noch verwendet werden:
muvaffakiyet
nesriyat
medyun
müstesna
tefrik
mutena
matbuat
Ich verstehe das nicht. Wie zur Hölle kann sich eine Sprache in nur 60 Jahren so schnell ändern? Bin ich nur so doof oder kennt ihr wenigstens einiger dieser Wörter?
muvaffakiyet : Erfolg, Basari
nesriyat: Druck, Baski (gazete kitab mesela)
medyun : Medium ?
müstesna: Ausnahme
tefrik : gedruckt?
mutena: rein?
matbuat: Druckerei
Ich verstehe das nicht. Wie zur Hölle kann sich eine Sprache in nur 60 Jahren so schnell ändern? Bin ich nur so doof oder kennt ihr wenigstens einiger dieser Wörter?[/QUOTE]
mütevazı ... bescheiden ...
wird oft mit "i" falsch ausgesprochen
mütevazi ... paralel ...
(http://www.itusozluk.com/goster.php/m%FCtevaz%FD)
Biraz önce haberlerde izledim. Türkcemizde 18 bin yeni kelime eklenmis ve toplam sözcük sayisi 122 bin 428 olmus.
Neden bu kadar az?
Online Turkish Deasciifier (http://turkce-karakter.appspot.com/)
Teşekkür ederim Omar. Bu güzel bir imkanmış. Yazı yazarken türkçe harfler yerini buluyor.
Steppenwolf
04.01.11, 20:46
bunun kolayi var:
https://addons.mozilla.org/de/firefox/addon/204311/
oder:
Online Turkish Deasciifier (http://turkce-karakter.appspot.com/)
Süper! Artik kullanacagim...
Sagol!
muvaffakiyet : Erfolg, Basari
nesriyat: Druck, Baski (gazete kitab mesela)
medyun : Medium ?
müstesna: Ausnahme
tefrik : gedruckt?
mutena: rein?
matbuat: Druckerei
Ich verstehe das nicht. Wie zur Hölle kann sich eine Sprache in nur 60 Jahren so schnell ändern? Bin ich nur so doof oder kennt ihr wenigstens einiger dieser Wörter?
Danke für die Übersetzungen, aber mir ging es in erster Linie darum, ob diese Wörter noch jemand benutzt. Benutzt du z.B. noch einiger dieser Wörter?
Sayın Bayanlar ve Bayalar,
......
....
Saygılarımla
Mit welchen Worten beginnt man einen türkischen Brief? Wie z.B. im deutschen "Sehr geehrte Damen und Herren..."
"sayın bayan ve baylar..."
Ich muss eine eMail auf türkisch schreiben, da geht es auch?
vuslat; (sevgiliye) kavuşma.
Mit welchen Worten beginnt man einen türkischen Brief? Wie z.B. im deutschen "Sehr geehrte Damen und Herren..."
"sayın bayan ve baylar..."
Ich muss eine eMail auf türkisch schreiben, da geht es auch?
Sayin Yetkili
Sayin Görevli
geht auch, kommt drauf an wen du anschreibst
den begriff "sayin" gibt es erst seit den 70ern...was sagte man denn davor?
also als ich erst vor ein paar tagen in der türkei war musste ich in so ein ssk gebäude. der typ hat uns dann gebeten eine "dilekce" zu schreiben und hat ungefähr gesagt was rein muss.
er hat ein wunderschönes türkisch gesprochen, würd ich nieee hinkriegen.
den begriff "sayin" gibt es erst seit den 70ern...was sagte man denn davor?
Muhterem ALi Riza Bey,
....
Selamet ile
Muhterem Safinaz Hanimefendi,
....
Also, gestern stand in der Hürriyet ein Zitat aus einer Hürriyetausgabe vom Jahr 1949. Ich war erstaunt, dass in so einem kleinem Bericht, so viele Wörter waren, die heute kaum noch verwendet werden:
muvaffakiyet
nesriyat
medyun
müstesna
tefrik
mutena
matbuat
Ich verstehe das nicht. Wie zur Hölle kann sich eine Sprache in nur 60 Jahren so schnell ändern? Bin ich nur so doof oder kennt ihr wenigstens einiger dieser Wörter?
Die die ich kenne:
Muvaffakiyet = Erfolg
Nesriyat = publizieren, Publikation
Müstesna = Außergewöhnlich
Matbua (Matbaa) = Druckerei
Kennt jemand ein gutes Wörterbuch, dass überwiegend solche älteren Wörter beinhaltet? Ich glaube ich habe ein noch älteres weiss aber nicht ob es gut genug ist.
- Tağut -
Tağut, kelime olarak haddi aşan, azan, hakikatten sapan, taşkınlık gösteren ve her sapıklığın başı gibi anlamlara gelir.
"Andolsun ki biz her kavme "Allah'a ibadet edin, tağuta kulluk etmekten kaçının " diye (tebliğ yapması için) bir peygamber göndermişizdir" (en-Nahl, 16/36),
"İman edenler Allah yolunda cihad ederler, kâfirler ise tağut yolunda savaşırlar" (en-Nisa, 4/76)
Resulullah (s.a.v) de tağut hakkında bir hadis-i şerifinde; "Her kim (tağuta karşı) cihad etmeden ve onunla mücadele (ederek Hakk'ı hakim kılma) arzusunu ruhunda duymadan ölürse, nifaktan bir şube üzerinde ölür" buyurmaktadırlar." (Muhtasar Sahih-i Müs-lim, Hafız Münzirî, Hd. No: 103)
- Tevhid -
Tevhid: “Birlemek” “ Allah’tan başka ilâh olmadığına inanmak.” “Lâ ilâhe illâllah sözünü tekrarlamak” manalarına gelir.
siralicagim su üc internet sayfalarindan faydalaniyorum.
1. Türk Dil Kurumu
Türk Dil Kurumu (http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/Ana.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6A A849816B2EF4376734BED947CDE)
2.Osmanlica Türkce sözlük
OSMANLICA - TRKE SZLK, LGAT, ESK L BRMLER DNTRC (http://www.osmanlicaturkce.com/)
3. Etimolojik sözlük
Ni?anyan - Türkçe Etimolojik Sözlük (http://www.nisanyansozluk.com/)
Türkce harflerinin klavyede kolaylikla kullaniminin sirrini aciklarsaniz, sevinirim vatandaslar.
siralicagim su üc internet sayfalarindan faydalaniyorum.
1. Türk Dil Kurumu
Türkce harflerinin klavyede kolaylikla kullaniminin sirrini aciklarsaniz, sevinirim vatandaslar.
Kopyala ekle, kopyala ekle, kopyala ekle
Genç Osman
05.01.11, 01:28
@memocan: s. #34
Ahuzar
- Ah etmek, aglamak
Eyvah ne yer, ne yar kaldi/ Gönlüm dolu ah u zar kaldi." - Siir, Abdülhak Hamit Tarhan
Dildar
- Birinin gönlünü almis, sevgili
"Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sâdıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur
Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur"
"Yavuz Sultan Selim Han"
Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları= =Telif Hakkı= Urheberrecht
(steht in meinem Heftchen, wo ich manchmal Worte reintrage, die ich aus dem türk. Ferneshen oder Zeitung lese)
Türkçe öğrenelim- her gün bir kelime
1. teferruat
z.B.: Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır
2. hurafe - aberglaube, boş inanç
Omar, ich lese hier immer wieder ...
Toll Dein Thread. Nochmal Danke !
Steppenwolf
05.01.11, 23:53
1.kefalet = Bürgschaft, Haftung;
birseye kefil olmak = sich für etwas verbürgen
2.vakif = Stiftung;
vakfetmek= jemandem widmen; jemandem stiften, vermachen;
kendini vakfetmek = sich widmen
karakartalci
06.01.11, 00:44
Google'dan Türkce'de en uzun kelime olarak bunu buldum.
muvaffakiyetsizleştiricileştir iveremeyebileceklerimizdenmişs inizcesine
Anlamini bilen varmi? (Google biliyor ama belki bakmadan da bileniniz vardir diye soruyorum) Veya, daha uzununu taniyan varmi?
Genç Osman
06.01.11, 00:52
@karakartalci: Ist doch ganz einfach, man muss nur die Grundform betrachten:
muvaffakiyet;basari/basarili olmak
liste yapın dedik kimse takmıyor. şimde tek tek bütün sayfaları mı gezecem?! işin kolayı varken sizin şu yaptığınıza bakın.
Genç Osman
06.01.11, 01:45
1. teferruat - Detail
2. hurafe - aberglaube, boş inanç
3. Herkes wird mit S geschrieben nicht Z
Arap mit P nicht B
Sebep mit P am Ende nicht B
4. Velakin - ama - (aber)
5. muktedir: fähig (zu D); imstande (zu D)
muktedirken ona yardım etmezse, Allahü teâlâ o kimseyi dünya ve ahirette rezil eder. [İbni Ebiddünya]
6. müşterek: gemeinsam
7. veyahut: oder;...ya da..
Türk cayi veyahut Türk kahvesi
8. mutabakata varmak, mutabakat saglamak - anlasmak
9. tecil: Aufschub m; -i tecil etmek aufschieben, stunden - ertelemek
10. tescil: Registrierung f; tescil etmek v/t registrieren;
11. makul <makulü> rational; vernünftig; sebep: triftig; fiyat: mäßig,angemessen
12. meçhul <meçhulü> unbekannt
13.malum <malumu> bekannt; klar, offensichtlich; Gr. aktiv, => etken; malum değil (das ist) nicht ganz sicher; -e malum olmak jemandem bekannt sein (veya werden); malum ya! das ist klar; natürlich!
14.makbul <makbulü> angenommen; annehmbar; angenehm; beliebt; mal: gängig
15. meşru <meşruu> gesetzlich, legal; çocuk: ehelich; meşru müdafaa Notwehr f; meşru yalan Notlüge f
16. eseme=mantik
biri sacmaladigi zaman annem "esemesiz!" derdi.
17. tabip=doktor
18. asik atmak=yarismak / bir hayvanin bir kemigiyle oynanan bir oyun
19. İstiklâl = Unabhängigkeit, Freiheit
20. İstikrar= Stabilität, Konsolidierung
21. İstikbal= Zukunft, Empfang
22. muvaffakiyet : Erfolg, Basari
23. nesriyat: Druck, Baski (gazete kitab mesela)
24. müstesna: Ausnahme [Müstesna = Außergewöhnlich von SerdenGecti]
25. matbuat(matbaa): Druckerei
26. mütevazı ... bescheiden ...
27. mütevazi ... paralel ...
28. vuslat; (sevgiliye) kavuşma.
29. Nesriyat = publizieren, Publikation
30. - Tağut -:haddi aşan, azan, hakikatten sapan, taşkınlık gösteren
31. Tevhid: “Birlemek”
32. Ahuzar - Ah etmek, aglamak
33. Dildar - Birinin gönlünü almis, sevgili
34. Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları= Telif Hakkı= Urheberrecht
35. kefalet = Bürgschaft, Haftung; birseye kefil olmak = sich für etwas verbürgen
36. vakif = Stiftung; vakfetmek= jemandem widmen; jemandem stiften, vermachen; kendini vakfetmek = sich widmen
In etwa 5 Minuten zusammengefasst.
Ich dachte, hier geht es um türkisch Wörter und nicht um arabische oder persische. Habe gedacht, dass ihr die alt-türkischen Wörter sammelt. Wie zum Beispiel: Catal
Us; 1. Akıl, zekâ. 2. Yarar, çıkar. 3. Sessiz, yavaş.
bu ademoglu uslanmaz!
bu ademoglu akillanmaz!
us yürü!
sessiz yürü!
Steppenwolf
06.01.11, 12:17
ebeveyn - Eltern; Vater oder Mutter; Vorfahre
*
meziyet - Vorzug, Verdienst, Talent
Flagellum Dei
06.01.11, 12:45
Keine Sprache wurde so vergewaltigt wie unsere Sprache...es war lange Staatspolitik unsere Sprache kaputtzumachen damit wir die alten Bücher nicht mehr verstehen und womöglich uns beeinflussen lassen.
mit Verlaub, aber eine Reform ist KEINE "Vergewaltigung" der Sprache;
mag sein , dass stellenweise übertrieben wurde, aber die Intention war und bleibt, das Türkische "türkischer" zu gestalten , woran ich nichts verwerfliches finden kann.....
muvaffakiyet : Erfolg, Basari
nesriyat: Druck, Baski (gazete kitab mesela)
medyun : Medium ?
müstesna: Ausnahme
tefrik : gedruckt?
mutena: rein?
matbuat: Druckerei
ne$riyat = yayin evi, Verlag; Verlagswesen
medyûn = (te$ekkür) borclu ; dankbar, in Schuld stehend; verschuldet
müstesna=sira di$i; kural di$i; ausgenommen
tefrik= ayirim ; Teilung, Spaltung
mutena= özenle, emek vererek (zu "itina")
matbuat= Druckwesen, Printmedien
Flagellum Dei
06.01.11, 12:55
Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları= =Telif Hakkı= Urheberrecht
(steht in meinem Heftchen, wo ich manchmal Worte reintrage, die ich aus dem türk. Ferneshen oder Zeitung lese)
du meinst vermutlich Wörter, nicht Worte .....
Ich hatte mal vor 2-3 Jahren eine Liste angelegt von A bis Z, mit türkischen Begriffen die man nicht so häufig gebraucht, ähnlich wie Merva, alles Wörter die ich gelesen oder gehört hatte. Das Dokument war allerdings auf meinem alten PC und tief in irgendwelchen Ablagen verschwunden, was ich mühselig herausgepickt hab und nun weiter führen kann. Gut, dass der Thread hier eröffnet wurde sonst hätte ichs längst vergessen. Wenn mir noch was weiteres einfällt werde ichs hier im Posting aktualisieren.
Ich poste mal alles was unter dem Buchstaben A steht:
afallamak = staunen, erstaunen
acuze = eine hässliche, alte Frau, Hexe (?)
ahval = Zustand, Situation, Konstellation
abanmak = sich anlehnen
akide = Glaube, Verbundenheit
ama = kör
ahdetmek = (sich selber) schwören
abes = unrealistisch, unnötig
ardil = im Nachhinein
araklamak = klauen, stehlen
azami = höchste, Höchts-
aforoz etmek = jemanden feuern, rausschmeißen
arinmak = (sich vor etw.) schützen, fernhalten,
aklamak = jemanden freisprechen
ahenk = Harmonie
avanak = naiv
anaclasmak = an Erfahrung gewinnen
arzuhal = Dokument, Erklärung
alyuvar = Hämoglobin
asrilesmek = modernisieren
aylak = arbeitslos
akdetmek = tun, etwas tun
ayyas = Alkoholiker
arlanmak = utanmak
azletmek = beurlauben, suspendieren, entlassen
ariklasmak = abnehmen
akran = gleichaltrig, Gleichaltrige
aymaz = jemand der keinen Plan hat was um ihn abläuft
amade = fertig, bereit
asil = adlig
abihayat = Lebenselixier
ahkam = Gesetz, Urteil
arsinlamak = ziel- und planlos herumirren
agi = Gift
akibet = Ende
abullabut = ungestüm, verständnislos
allame = jemand der viel über etwas weiss
amuda kalkmak = Handstand machen
afsunlamak = verzaubern, verfluchen
abus = ärgerlich
ala = bunt
agmak = auf- und abgehen
acemi = laienhaft, Laie
aleni = frei, öffentlich
agdirmak = umschwenken
alacakli = Gläubiger
Kelimeler iyice icimize yerlesmesi icin kullanmak ve yazmak gerekiyor. Her kelime icin 5 cümle yazilirsa icimize yerlesir ve günlük hayatta kullanmaya calisalim.
Steppenwolf
06.01.11, 16:14
itimat <itimadı> Vertrauen n; Zuversicht f; -e itimat etmek sich verlassen (auf A); itimat edilmeyen unzuverlässig; itimat mektubu Beglaubigungsschreiben n
Nicht verwechslen mit:
iltifat <iltifatı> Liebenswürdigkeit f; Wohlwollen n; Kompliment n
iltimas <iltiması> Begünstigung f; Für-sprache f; -i iltimas etmek jemanden begünstigen; jemanden empfehlen; sich für jemanden verwenden; -e iltimas etmek jemandem gewogen sein
Genç Osman
06.01.11, 23:50
Lütfen unutmayalim!
liste yapın dedik kimse takmıyor. şimde tek tek bütün sayfaları mı gezecem?! işin kolayı varken sizin şu yaptığınıza bakın.
Steppenwolf
08.01.11, 14:43
1. iştirak <iştiraki> Teilnahme f (-e an D); Tic. Beteiligung f; -e iştirak etmek teilnehmen (an D); mitwirken (an D)
2.. idrak etmek :
- anlamak
- ayrica bir sureci yasamak, belli bir zaman diliminin icinde olmak. bu hali ile dini bayramlarda yayinlanan mesajlarda ve askeri mesajlarda kullanilir:"-mubarek kurban bayramini idrak ettigimiz su gunlerde, milletimiz ve islam alemi adina......"
Steppenwolf
08.01.11, 14:58
1. tecil - Aufschub m; -i tecil etmek aufschieben, stunden - ertelemek
2. tescil - Registrierung f; tescil etmek v/t registrieren; tescil mahkemesi Registergericht n
Türk lehcelerine ilgi duyanlara güzel bir kaynak:
Ahmet Yesevi Üniversitesi :: Türk Lehçeleri Sözlü (http://www.tdk.org.tr/lehceler/Default.aspx)
Steppenwolf
08.01.11, 15:23
1.Atfetmek - 1 . Bir işi veya bir sözü bir kimseye mal etmek, yüklemek, isnat etmek. = zuschreiben
2.isnat etmek - jemandem et. zuschreiben, et. zur Last legen; jemanden verleumden; schlecht machen; isnat <isnadı> Rückführung f (auf A); suç: Zurlastlegung f; Verleumdung f; -i -e
Steppenwolf
11.01.11, 19:39
1. tahliye Räumung f, Evakuierung f; Freilassung f, tutuklu: Entlassung f; mal: Entladung f; -i tahliye etmek räu-men, evakuieren (A); auf freien Fuß setzen, entlassen (A); entladen (A)
2. tasfiye Reinigung f; Tic. Liquidation f; personel: Entlassung f; -i tasfiye etmek reinigen, säubern; az. Tek. raffinieren; Tic., Pol. liquidieren, auflösen; personel entlassen, abbauen; tasfiye memuru Huk. Liquidator m
3. aşikâr = malum: offenkundig
Herkes wird mit S geschrieben nicht Z
Arap mit P nicht B
Sebep mit P am Ende nicht B
Arap mit P
Aydin Türk
11.01.11, 21:08
komisch dann müste es doch Arapistan heissen oder?
Arap mit P
Bazi kelimelerde öyle belli degil arap veya arab. Ikisi mümkün. Hatta arab daha yaygin. Kitab veya kitap...bunun gibi cok misal var. Arabi asilli kelimelerde b daha yerindedir. Bence.
Bazi kelimelerde öyle belli degil arap veya arab. Ikisi mümkün. Hatta arab daha yaygin. Kitab veya kitap...bunun gibi cok misal var. Arabi asilli kelimelerde b daha yerindedir. Bence.
Was sagen die Weisen Leute dazu?
könntet ihr auch mit den neuen türkischen Wörtern ein beispiel Satz bilden?
was ist das türksiche für "Privatspähre" und "Zeitlimit"
privat özel demek, yalniz Privatspähre´nin türkcede es anlami var mi? Aynisi Zeitlimit icin?
was ist das türksiche für "Privatspähre" und "Zeitlimit"
privat özel demek, yalniz Privatspähre´nin türkcede es anlami var mi? Aynisi Zeitlimit icin?
Eski ve daha güzel kelimeleri kullanalim...
"umumi" : öffentlich
"hususi" : privat ; Hususiyet : Privatlichkeit
"ailevi" : familiär
"şahsi" : persönlich
"şahsi mesele : private Angelegenheit."
Privatspäre nin kelime keime tercümesini bulamadim.
Zeitlimit "zaman haddi"dir
Zeitlimit "zaman haddi"dir
bu tercümesi, ama ayni anlama geliyor mu?
bir müddet anlaminda daha uygun gariba.
bu tercümesi, ama ayni anlama geliyor mu?
bir müddet anlaminda daha uygun gariba.
Klugscheisserlik (?) olmasin, haddim degil.
lörning bei duing.
bu tercümesi, ama ayni anlama geliyor mu?
bir müddet anlaminda daha uygun gariba.
Hadd "sınır" demek..."haddini bil!" demek "sınırını bil" demek.
Efendim frenk memleketlerine seyyah etmekteyum. ehl-i forum-i türki vel almaniye ismu "Bolitiksiiitii" rast geluverduk.
bir takum diyar-i almanyada yaşayan osmanlı tebaasından bir halk lisan-ı türkiyi unutmaktalar imişler. Ve nefs muhasebesi yapup ecdadlarının mümtaz lisanlarını eyüce teallum etmek arzularında imişler. Niteküm bir takum kelime ve harfler üzerinde münazaralar ve fikriyatlar ileru sürüb hıfzlarına yerleştirmek için gayret sarfediyorlar. Takdir ve dua ederuz. Sultan Süleyman hana arz ederim
Kulunuz Haci Mehmet bin Ahmed bin Yusuf bin Abdullah el-Kayseri el-gazali
Steppenwolf
30.01.11, 01:26
müsamaha - hoşgörü - Nachsicht
*
ahit: 1 . kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma - misal: ahdim olsun, bu işi yapacağım.
2 . antlaşma.
Genç Osman
30.01.11, 01:29
müsamaha - hoşgörü - Nachsicht
*
ahit: 1 . kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma - misal: ahdim olsun, bu işi yapacağım.
2 . antlaşma.
Schon das 3./4. mal:) (http://www.politikcity.de/forum/schule-ausbildung-uni-fh-ba-okul-meslek-e-itim/34781-t%FCrk%E7e-%F6-renelim-her-g%FCn-bir-kelime-5.html#post761014)
Steppenwolf
30.01.11, 01:36
Schon das 3./4. mal:) (http://www.politikcity.de/forum/schule-ausbildung-uni-fh-ba-okul-meslek-e-itim/34781-t%FCrk%E7e-%F6-renelim-her-g%FCn-bir-kelime-5.html#post761014)
...olsa ne yazar? Maksat tekrarlamak degil mi? Katkin bundan mi ibaret? :)
Genç Osman
30.01.11, 01:38
...olsa ne yazar? Maksat tekrarlamak degil mi? Katkin bundan mi ibaret? :)
Sana baska ne cevab verebilecegimi bilmiyorum cünkü omar yazmis nedenini. :) Buna uymak okadarda zor degil...sonradan tüm kelimeleri toplamak tabiki daha zahmetli olur.
Steppenwolf
30.01.11, 01:41
Sana baska ne cevab verebilecegimi bilmiyorum cünkü omar yazmis nedenini. :) Buna uymak okadarda zor degil...sonradan tüm kelimeleri toplamak tabiki daha zahmetli olur.
merak etme, toparlarim ben...
Genç Osman
30.01.11, 01:47
merak etme, toparlarim ben...
Hemserim, umarim beni yanlis anlamamisindir, niyetim sana zit gitmek degildi, bunu bilesin:)
Steppenwolf
30.01.11, 01:50
Hemserim umarim beni yanlis anlamamisindir, niyetim sana zit gitmek degildi, bunu bilesin:)
yok canim, ne münasebet!?:)
isnad ... basieren stützen beleg (i.d.Hadithwissenschaft) ...
istinat duvari ... stützmauer ...
istinaden ... darauf stützend, basierend ...
ah ... noch eins was mir sehr gut gefällt aber leider nicht mehr oder kaum noch im ursprünglichen sinn gebraucht wird :
mürrekkep - Tinte aber auch Zusammensetzung ...
Mülâhazât: 1- Dağistan vilayetindeki kabâ'ilin kısm-ı a'zamı Türk ve Lezgiler'den mürrekkebdir (http://ibrahimyilmazcelik.tr.gg/5-.--Makale.htm). (http://ibrahimyilmazcelik.tr.gg/5-.--Makale.htm)
Steppenwolf
30.01.11, 03:13
ah ... noch eins was mir sehr gut gefällt aber leider nicht mehr oder kaum noch im ursprünglichen sinn gebraucht wird :
mürrekkep - Tinte aber auch Zusammensetzung ...
Mülâhazât: 1- Dağistan vilayetindeki kabâ'ilin kısm-ı a'zamı Türk ve Lezgiler'den mürrekkebdir (http://ibrahimyilmazcelik.tr.gg/5-.--Makale.htm). (http://ibrahimyilmazcelik.tr.gg/5-.--Makale.htm)
wann wird eigentlich das "i" getrennt, also z.B. in "kism-i"?
ich mag das, es ist oder wirkt osmanisch-türkisch...
wann wird eigentlich das "i" getrennt, also z.B. in "kism-i"?
ich mag das, es ist oder wirkt osmanisch-türkisch...
wenn du die worte kismi und azam umstellst kommt dir das schon viel bekannter vor ... azam kismi ...
hört sich merkwürdig an weil die Beziehungen (Izafiyet) zwischen den Wörtern nicht stimmen ...
heute würde man das so sagen "azami kismi" oder "büyük kesimi"
kabail ist Plural von kabile (kabileler)
İZAFE(T) Bir şeyi bir kimseye veya bir şeye nisbet etmek yakın etmek. İsnâd etmek. Katmak katıştırmak. * Bir şey üzerine meylettirmek havale olmak bağlanmak. * Mal etmek. * Gr: İki isimden meydana gelen bağlılık tamlaması.
İZAFETEN İsnad etmek suretiyle isnad ederek ona bağlıgirsin bir tarafına ..!!!.
İZAFÎ İzafetle alâkalı izafete dâir. Ona bağlamak suretiyle. Alâkalı göstererek.
İZAFİYYE Münasebet. Bağlı oluş. Alâkalılık.
İZAFİYYET Alâka mahiyeti. Bağlılık.
Izafiyet nazariyesi ... Relativitätstheorie ...
Flagellum Dei
30.01.11, 16:04
Efendim frenk memleketlerine seyyah etmekteyum. ehl-i forum-i türki vel almaniye ismu "Bolitiksiiitii" rast geluverduk.
bir takum diyar-i almanyada yaşayan osmanlı tebaasından bir halk lisan-ı türkiyi unutmaktalar imişler. Ve nefs muhasebesi yapup ecdadlarının mümtaz lisanlarını eyüce teallum etmek arzularında imişler. Niteküm bir takum kelime ve harfler üzerinde münazaralar ve fikriyatlar ileru sürüb hıfzlarına yerleştirmek için gayret sarfediyorlar. Takdir ve dua ederuz. Sultan Süleyman hana arz ederim
Kulunuz Haci Mehmet bin Ahmed bin Yusuf bin Abdullah el-Kayseri el-gazali
seyyah= gezgin , gezi=seyahat !
ecdad ve fikriyat zaten çoğul !
böyle cilali cilali neo-osmanlica takilirken bu gibi basit hatalara da dü$memek lazim :D
seyyah= gezgin , gezi=seyahat !
ecdad ve fikriyat zaten çoğul !
böyle cilali cilali neo-osmanlica takilirken bu gibi basit hatalara da dü$memek lazim :D
sen de arada sirada gelip kulak cekecegine, gel de ögretmenlik yap.
ehlisin bu islerin biliyoruz! :)
syglr
o..1299
Steppenwolf
30.01.11, 18:40
wenn du die worte kismi und azam umstellst kommt dir das schon viel bekannter vor ... azam kismi ...
hört sich merkwürdig an weil die Beziehungen (Izafiyet) zwischen den Wörtern nicht stimmen ...
heute würde man das so sagen "azami kismi" oder "büyük kesimi"
Anlamış değilim maalesef...
Es ging mir weniger um die Bedeutung von "azam" und "kesim"; sondern wann man ein "i" zwischen die Wörter schieben darf, und dann das "i" im Schriftlichen mit dem Wort, zu dem es gehört, durch ein "-" verbindet. Darf man das nur tun, wenn der Endbuchstabe eines Wortes und der Anfangsbuchstabe des nächsten Konsonanten sind? Tut man das also "nur" um eine bessere Aussprache, eine sprachliche Melodie zu erschaffen?
Z.B. steht irgendwo am Ende eines Briefes: "ask-i niyaz".
"Ask niyaz" würde sich natürlich so anhören, als wenn man zwei Worte einfach nebeneinander gestellt hätte ohne eine "akustische Brücke" zu bauen, obwohl inhaltlich natürlich eine Brücke besteht. Gemeint ist "aski niyaz edelim" - und als Formel "ask-i niyaz"?
Hab ich mir die Antwort schon gegeben? :)
Flagellum Dei
30.01.11, 21:25
Anlamış değilim maalesef...
Es ging mir weniger um die Bedeutung von "azam" und "kesim"; sondern wann man ein "i" zwischen die Wörter schieben darf, und dann das "i" im Schriftlichen mit dem Wort, zu dem es gehört, durch ein "-" verbindet. Darf man das nur tun, wenn der Endbuchstabe eines Wortes und der Anfangsbuchstabe des nächsten Konsonanten sind? Tut man das also "nur" um eine bessere Aussprache, eine sprachliche Melodie zu erschaffen?
Z.B. steht irgendwo am Ende eines Briefes: "ask-i niyaz".
"Ask niyaz" würde sich natürlich so anhören, als wenn man zwei Worte einfach nebeneinander gestellt hätte ohne eine "akustische Brücke" zu bauen, obwohl inhaltlich natürlich eine Brücke besteht. Gemeint ist "aski niyaz edelim" - und als Formel "ask-i niyaz"?
Hab ich mir die Antwort schon gegeben? :)
Du bist auf der falschen Fährte;
Die Form "Wort1 - i Wort2" hat nichts mit Aussprache zu tun;
es handelt sich hier vielmehr um eine persische "Izafe" , die auch im Osmanischen ziemlich ziemlich geläufig war, wobei "Wort2" das Beziehungswort ("muzâf") und "Wort1" das Bezugswort ("muzâfün ileyh") darstellt.
In türkisch(er)em Sprachgebrauch ist die Wortstellung genau anders herum, und der Zwischenvokal fehlt, also "Wort2 Wort1" .
Zeitweise wurde diskuttiert, wie mit den Izâfât im Türkischen umzugehen sei, Ziya Gökalp beispielsweise sprach sich dafür aus, sie alle aufzulösen und in die "richtige" Reihenfolge zu bringen.
Manche ursprüngliche Izafe wurde im heutigen Türkisch auch lexikalisiert, d. h. sie wird vom einfachen Sprecher nicht mehr erkannt, sondern nur noch als EiN Wort wahrgenommen; diese werden auch meistens zusammen geschrieben, z.B. katliam (aus: katl- i âm).
Übrigens glaube ich, dass das "a$k" in deinem Beispiel nicht für arabisch عشق "Liebe" steht , sondern für persisch آشک "Träne" , wobei theoretisch natürlich beides möglich ist...
Nachtrag: Obwohl die ursprüngliche persische Izafe immer gleiche lautet : kurzes -i bzw. -yi (bei Konsonant in finaler Position des Bezugswortes), kann sie im Türkischen aufgrund der großen Vokalharmonie -i , -ı , -u oder -ü lauten
Steppenwolf
30.01.11, 23:27
Du bist auf der falschen Fährte;
Die Form "Wort1 - i Wort2" hat nichts mit Aussprache zu tun;
es handelt sich hier vielmehr um eine persische "Izafe" , die auch im Osmanischen ziemlich ziemlich geläufig war, wobei "Wort2" das Beziehungswort ("muzâf") und "Wort1" das Bezugswort ("muzâfün ileyh") darstellt.
In türkisch(er)em Sprachgebrauch ist die Wortstellung genau anders herum, und der Zwischenvokal fehlt, also "Wort2 Wort1" .
Zeitweise wurde diskuttiert, wie mit den Izâfât im Türkischen umzugehen sei, Ziya Gökalp beispielsweise sprach sich dafür aus, sie alle aufzulösen und in die "richtige" Reihenfolge zu bringen.
Manche ursprüngliche Izafe wurde im heutigen Türkisch auch lexikalisiert, d. h. sie wird vom einfachen Sprecher nicht mehr erkannt, sondern nur noch als EiN Wort wahrgenommen; diese werden auch meistens zusammen geschrieben, z.B. katliam (aus: katl- i âm).
Übrigens glaube ich, dass das "a$k" in deinem Beispiel nicht für arabisch عشق "Liebe" steht , sondern für persisch آشک "Träne" , wobei theoretisch natürlich beides möglich ist...
Nachtrag: Obwohl die ursprüngliche persische Izafe immer gleiche lautet : kurzes -i bzw. -yi (bei Konsonant in finaler Position des Bezugswortes), kann sie im Türkischen aufgrund der großen Vokalharmonie -i , -ı , -u oder -ü lauten
Vielen Dank für die fachmännische Antwort! Zaten sadece sen verebilirdin cevabi...
Gibt es ein Buch, eine Einführung, ein Standardwerk, mit dem man Einblicke in die Struktur der türkischen Sprache erlangen kann? Wir sprechen doch alle die verkorkste Version einer schönen Sprache... - und um sich zu befreien muss man an die Wurzeln! Es reicht mir nicht die türkische Sprache als eine Aneinanderreihung von türkischen Vokabeln zu begreifen. Ich möchte diese Sprache lernen, so wie ich andere Sprachen erlernte...
Steppenwolf
01.02.11, 16:40
temin etmek - beschaffen, sicherstellen, sichern
temenni etmek - wünschen
Misafirlikteki baslangic diyaloglari
Hoş geldiniz sefa getirdiniz
Hoş bulduk teşekkür ederim
Hal ve hatırınızı sorarım
Teşekkür ederim Allaha çok şükür iyiyim. Sizleri sormalı.
Bizde iyiyiz çok şükür...
Çay kahve ikram edebilirmiyiz?
("Mide durumu nasıl" diyenler oluyor. Bu çok kaba cümle. Böyle kesinlikle söylenmemeli.)
(Sohbetde selam ve hal hatırdan sonra kesinlikle iş konularına girilmez ayıptır. Ordan burdan insanın halinden konuşulur. Yolculuğunuz nasıl geçti gibi ve bu arada dolaylı yoldan öğrenilmeye çalışılır misafirler açmı diye. Ona göre gerekirse yemek faslıda olur. Önce insan ve insanin halleri sevgi ve saygı belirtileri gelir. Bunlardan önce "işler nasıl?" gibi terbiyesizlik söylenmez. İş konuları ulu orta değil münasib şekilde ileri safhalarda konuşmak mümkün.
Flagellum Dei
02.02.11, 08:46
Vielen Dank für die fachmännische Antwort! Zaten sadece sen verebilirdin cevabi...
Gibt es ein Buch, eine Einführung, ein Standardwerk, mit dem man Einblicke in die Struktur der türkischen Sprache erlangen kann? Wir sprechen doch alle die verkorkste Version einer schönen Sprache... - und um sich zu befreien muss man an die Wurzeln! Es reicht mir nicht die türkische Sprache als eine Aneinanderreihung von türkischen Vokabeln zu begreifen. Ich möchte diese Sprache lernen, so wie ich andere Sprachen erlernte...
also als "Standartwerk" könnte man am ehesten Tahsin Banguoglus Grammatik ansehen, ist von allen geschrebenen noch meines Erachtens die kompletteste;
Ist allerdings kein Lehrbuch, und man muss sich teilweise "durchkämpfen".
Ich persönlich habe bis dato mit keinem bestimmten Werk gearbeitet, hat bei mir eher was von Stückwerk, Mosaik oder Puzzle;
ich habe einige Jahrgänge der Zeitschrift "Türk Dili", die ich intensiver gelesen habe, und einen guten Überblick über Sprachstufen und -segmente bietet das vor seinem eigentlichen Gegenstand Cahit Baltacis Paleografya in einer knapp 50seitigen Einführung in Sprache und Schrift.
masum (suçsuz, günahsız) olmak__ unschuldig/harmlos sein
masun (Korunan, korunmuş, saklanmış) olmak__ geschützt/sicher sein
mağdur (haksızlığa uğrayan kişi, haksızlığa uğramak) olmak__ Jemand, dem Unrecht geschah/Geschädigter, Unrecht erfahren/Schaden davon tragen
mağrur (kibirli, kurumlu, gururlu, kendini beğenmiş) olmak__ herrisch/eingebildet/von sich übertrieben überzeugt sein
mağlup (olmak)__ Verlierer, (gegen etwas/jemand) verlieren
mahrum (yoksun) etmek/bırakmak__ Jemandem etwas entziehen/vorenthalten
mahsus (özel, münhasır(ve) kasten, bilerek)__ eigen(tümlich) als auch absichtlich
bu bilgilerin doğruluğu konusunda garanti verilmez! TDK (Türk Dil Kurumu)ndan faydalanılmıştır.
Steppenwolf
03.02.11, 21:58
refakat - Begleitung; Eskorte ;
-e refakat etmek - jemanden begleiten;
-in refakatinde bulunmak - begleiten
*
musibet - Unheil; Elend
Steppenwolf
04.02.11, 15:45
tenezzül etmek - kendi durumuna, düzeyine aykırı düşen bir şeyi veya işi kabul etmek... (sich herablassen zu)
tenevvür etmek - aydinlanmak
tevessül etmek - girişmek, başlamak
Steppenwolf
05.02.11, 03:08
istirham etmek - erbitten
istirham - Bitte, Gesuch
Türkische Interjektionen (Ünlemler):
çüüş,
oha,
amaan,
way way way...
of be
üf be
şşşt...
yuh
Aufrufeworte
"Ey Ahmed!" , "Ya Ahmed" = "Oh Ahmed"
Sehr alt "Bre Ahmed"
Bezm-i Elest (http://yusufsevkiyavuz.com/?p=51);
‘Allah’la yaratılışları sırasında insanlar arasında yapıldığı kabul edilen sözleşme için kullanılan bir tabir’.
Farsça’da “sohbet meclisi” anlamına gelen bezm kelimesiyle Arapça’da “ben değil miyim” mânasında çekimli bir fiil olan elestüden oluşan bezm-i elest terkibi, “Ben sizin rabbiniz değil miyim” hi¬tabının yapıldığı ve ruhların da “evet” diye cevap verdikleri meclis anlamını ifade eder.
Steppenwolf
05.02.11, 14:47
Bezm-i Elest (http://yusufsevkiyavuz.com/?p=51);
‘Allah’la yaratılışları sırasında insanlar arasında yapıldığı kabul edilen sözleşme için kullanılan bir tabir’.
Farsça’da “sohbet meclisi” anlamına gelen bezm kelimesiyle Arapça’da “ben değil miyim” mânasında çekimli bir fiil olan elestüden oluşan bezm-i elest terkibi, “Ben sizin rabbiniz değil miyim” hi¬tabının yapıldığı ve ruhların da “evet” diye cevap verdikleri meclis anlamını ifade eder.
ya kardeşim, bunun şimdi türkçe öğrenmekle ne ahlakası var?
ya kardeşim, bunun şimdi türkçe öğrenmekle ne ahlakası var?
gerci ben bir köse yazisinda okudum, bilemedim...
bir de ömer hayyam in dörtlügü;
ey garip kuş! bu yıldızlar darı sana;
elest günü canı sen verdin insana.
dünyayı gören büyülü bir kadeh varmış:
o kadeh sende, başka yerde arama.
'türkce degil bu dörtlük' de, hak vereyim sana!
türkce "lan" nerden geliyo acaba, bunu bana söyleyebilecek kimse varmi
lan'in oglan dan geldigini duymustum
Kanatsiz Melek
05.02.11, 15:10
türkce "lan" nerden geliyo acaba, bunu bana söyleyebilecek kimse varmi
lan'in oglan dan geldigini duymustum
Ama kizlara da lan diyenler var.
Bende bilmiyorum acikcasi, hic de sevmiyorum lan kelimesini. Dile yakismiyor :)
Türkische Adjektive & deren Superlativ + Hyperlativ.
Z.B.
Büyük__ en büyük__ büsbüyük
Tatlı ___en tatlı __ taptatlı
Eski__ en eski__ epeski
Yeni__ en yeni__ yepyeni
Steppenwolf
05.02.11, 16:16
vakıf olmak - 1. bir konuda bilgi sahibi olmak, o konuya hakim olmak; 2. bilmek, öğrenmek.
vakıf - hayır kurumu - Stiftung
Steppenwolf
06.02.11, 22:24
I. mesken tutmak - yerleşmek
mesken - ikametgah - Wohnsitz, Aufenthalt
Misal:
"Yârim İstanbul'u mesken mi tuttun / Gördün güzelleri beni unuttun" (halk türküsü)
"Gam ve keder yüreğini mesken tutacak..."
*
II. ikamet etmek - wohnen, ansässig sein
ikamet - Aufenthalt, Wohnort
Misal:
Istanbul´da ikamet ediyorum.
Steppenwolf
11.02.11, 08:17
I.) davete icabet etmek – edilen daveti olumlu karşılamak ve davet edilmiş olduğu yere gitmek.
*
II.) teşrif etmek – 1. bir yere buyurmak, gelmek, lütfetmek, onurlandırmak, şereflendirmek.
2."nihayet teşrif edebildiniz!" şeklinde kullanılır genelde.
3. onurlandırmak.
genellikle yanlış kullanılır örnegin ;
-değerli bakanımız salonumuza teşrif etti denilir.bu yanlıştır manasızdır, doğrusu şudur:
-değerli bakanımız salonumuzu teşrif etti.
istirham etmek - erbitten
istirham - Bitte, Gesuch
Kücük büyükden rica eder
Büyük kücükden istirham eder.
Büyük burda devlet büyügü, yasca büyük,, ilimde ileri olan saygi posisyonunda olandir. Büyük kücükden rica etmez isirham eder. Rica ve istirham mana bakamindan ayni ama sosyal hayatda eskiden beri böyle sistem (nizam) oturmus.
Aynisi teşrif ve gelmek ile. Büyükler teşrif ederler. Kücükler gelirler.
Steppenwolf
13.02.11, 17:43
vecibe - ödev, boyun borcu - Pflicht, Verpflichtung
vecibelerini yerine getirmek - seine Pflichten erfüllen
vuslat
benim kulaga hos gelen bir kelime ve daha hic kullanmadim.
Steppenwolf
18.02.11, 22:18
terakki - Fortschritt
*
telakki etmek - betrachten als, halten für.
Misal: Onu deli telakki etti.
Tüm bunlari bilgilendirici bir seans olarak telakki ediniz.
Steppenwolf
01.03.11, 22:27
imla - Rechtschreibung
imla hatası - Rechtschreibfehler
Filhakika = In Wahrheit
Binanaleyh = nichts desto trotz
Cümle baslarinda kullanilirdi
okuma parçası okuyup içinde bilinmeyen kelimeleri gözden geçirebiliriz
"CİNNET MUSTATİLİ'nden…
DÖRT KÖŞE MEYDAN
……….
Yarabbi; (11 Mayıs 1953 Pazartesi akşamı, Ankara Hapishanesi revirinde dişçi odası, saat 7.30) bu satırları karaladığım, şu anda, senden, bu dünya cehennemine bir kartpostala bakar gibi, yanmadan ve kavrulmadan, sadece ibret ve haşyet gözüyle baktıracak ruh kuvvetini istiyorum. Yarabbi, bu kuvveti bana ver; ve içinde yandığım alevleri, onlardan alınacak ders ve ahlâk mahfuz, içimde kartpostallaştır! Onu kendime ve bütün dünyaya, senin için, hikmetlerin adına, emniyet ve hâkimiyetle gösterebileyim...
Ah, bu dört köşe meydanın, çepçevre dört çizgi halindeki yollarında duyduklarım!.. Eğer Allah ile aramdaki sırların hududunu örselemek korkusu olmasaydı, birkaç kelimeyle sizi fena edebilirdim. Tek kelime dinleyemez hâle gelir ve etinizden kılçık çeker gibi, bu bahsi kafanızdan atmaya, çıkarmaya, itrah etmeye, kayyetmeye mecbur kalırdınız.
Var ne, yok ne, ayniyet ne, zıddiyet ne, tek ne, çift ne, adet ne?...
"- Hiçbir nefse takatından fazla yüklemem!"
Buyuran Hakka ne diyebilirdim?.. Çekiyordum, çekecektim. Halimden sadece (fizyolojik) bir iki tezahür kaydedeyim: Sinirlerim o hâle gelmişti ki, dört köşe meydanın pencerelerinden gözüme çarpan Malatya ışıklarını sarımtırak beyaz değil de, kırmızı, kan rengi kırmızı görüyordum. Süt beyaz kara baksam yine o renk... Ve dehşetler içinde görüyordum ki, yatağımda veya dışarıda ve daima herkesten gizliyordum ki, gözyaşları, artık gözümden, (firijider)den çıkmış gibi, buz gibi gelmektedir. Katiyen insanı kandırmıyan ve cümudî bir bünyeden sızdığı hissini veren bu soğuk, buzdan soğuk göz yaşlarını, 40 küsur yıllık hayatımda ilk defa olarak, Malatya'da görüyordum. Bir müddet sonra, Kâinatın Efendisine, Peygamberlerin Başbuğuna ait bir düstur olarak öğrendim ki, en makbul gözyaşı, ruhanî gözyaşı buymuş; gözden buz gibi gelen yaş... Fakat ben kendimi böyle bir hâle lâyık görmediğim için teselli hissemi çıkaramıyordum.
Bu hâlin, farkındasınız, ruhî arazlarını tam anlatamıyorum; onlar bende kalacak, belki tohumlaşıp, nice esere gövde verecek, fakat aslâ oldukları gibi gösterilmeyecek ve dudaklarımın ucunda kalmış olarak benimle mezara girecektir. Fakat sakın bunları, telâfisi derhal mümkün ve çoğu maddeye bağlı dünya sıkıntılarına ait şeylerden doğma sanmayın!
Elektrikleri kesilmiş evim, açlığa bırakılmış çocuklarım, matbuat isimli esatirî yalan ve tezvir makinesine duyduğum hınç, dâvamızı içeriden ve dışarıdan sürükledikleri çıkmaz, çamaşırlıktaki namaz takkelerine kadar didiklenen Müslümanların hâli, artık bana "Mektubunu aldım, fakat ürküyorum, cevap veremem" demekten bile korkan dostların vaziyeti... Bütün bunlar belki sıkıntılarımın başıydı, ilk kritikleriydi. Fakat yangın çıktıktan sonra bunlara yer kalmadı. Bunların hepsi birden ikinci plâna geçti. Sadece ilâhî hikmet, mücerred çile, yanmak için yanmak, Allah için yanmak... Bunlar kaldı. Bunlar ve ben... Bulunmazı bulmaya, düşünülemezi düşünmeye, muhali kurcalamaya mahkûm ben:
-Nokta ne, çizgi ne, satıh ne, cisim ne, renk ne, ışık ne, ruh ne?..""
NFK - Eserlerinden Blmler (http://www.necipfazil.com/bolumler.htm) Necip Fazilin "Cinnet mustatili" isimli hapishane hatiralarindan...
stolperetikette
02.03.11, 13:05
Vefa (köken: arapça):
1. sözünde durma, dostluğu sürdürme (Türk Dil Kurumu)
2. sevgi bağlılığı (Türk Dil Kurumu)
3. İstanbul'un bir semti
Günümüzde üçüncü şık kabul gören bir kelime.
Steppenwolf
02.03.11, 18:40
zat
1. Kimse, kişi
Örnek: Tanıdıklarımdan bir zat, meyveleri hiç sevmez.
2. Kendi, öz
Örnek: Evvelki gün gelen kadın sizi istiyor, zatınızla konuşacakmış.
Türkische Adjektive & deren Superlativ + Hyperlativ.
Z.B.
Büyük__ en büyük__ büsbüyük
Tatlı ___en tatlı __ taptatlı
Eski__ en eski__ epeski
Yeni__ en yeni__ yepyeni
Wenn man meinen Vater fragt wie es ihm geht sagt er manchmal bombok.
Man muss aber mit "Wie gehsin gut mu?" fragen
Steppenwolf
04.03.11, 21:45
icazet - izin, onay, onaylama - bir de diploma anlamina da gelir - icazet almak, aramak
Misal:
Aç tavuk kendini arpa ambarında sanırmış ya! Daha cezalı bir politikacı iken Beyaz Saray'da George W. Busch'un dizi dibinde icazet arayan ve müşterek yönlerini de "İkimiz de Allah'a inanıyoruz" diye vurgulayan BOP ikinci başkanı başbakanımız birgün belki öyle konuşmaya başlar ama yiyeceği Haloperidol'ün dozunu ben şimdiden bilemem!
Sobald ich wieder in der Türkei leben werde,steht der Besuch in einem Kurs für die Türkischen Sprache an.
Steppenwolf
05.03.11, 22:45
bağdaştırmak- in Einklang bringen (-i mit D)
çağrıştırmak v/t - assoziieren; denken lassen (an A), wachrufen (A)
Steppenwolf
31.03.11, 19:08
maharet - Kunst, Geschicklichkeit
Steppenwolf
15.04.11, 03:15
arz etmek - aufweisen
Misal: Doğruları daha net şekilde sunan bu misallerden birini arz etmek istiyorum bugün sizlere.
Steppenwolf
15.04.11, 03:25
Bsye fransız kalmak -
1. ortama sonradan katılma durumunda, bilmediği dilden konuşulan ortamda bulunma, ilgilenilmemiş konuların muhabbetine zorunlu kulak misafirliği yapılan durumlarda ortaya çıkan anlayamama hadisesi
2. ambele olmak.
3. kişinin ilk defa girdiği grupta ,diğerlerini tanıyana kadar geçirdiği acemilik süreci
4. "hiç birşey anlamadım, ne konuşuyonuz lan allahsızlar" demektir.
5. bir fransizin yerinde saymasidir.
6. konusulan konu hakkinda her hangi bir fikrin olmamasi sonucu ortam da kendini yabanci hissetme hadisesi.
7. konunun fıransızla ne alakası var dedirten deyim ve başlık.
8. bilmemek
9. türkçemizin üstüne çay içilmiş sakız kıvamında olmasından kaynaklanan bir deyim.. cumleye kaba bakıldığında tek bir anlamı bıle olmayan kelime team.. bu deyimin bilmemek olduğunu bir fransız bile anlayamaz.
10. juan fran besiktastan ayrıldıktan sonra
http://www.uludagsozluk.com/k/frans%C4%B1z-kalmak/
Bi de benden: RTE'nin 2. Davos cikarmasi...;)
"gördüğüm rüya mı gerçek mi bilmem
elden ele gezen güle dönmüşsün
saçların tarımar, gözlerinde nem
ateşe benzerdin, küle dönmüşsün"
Was heißt tarimar? Ich finde dazu irgendwie nichts.
Genç Osman
18.04.11, 21:59
Biz cekete "gocuk" deriz...bunu kime dersem saskin saskin bakar
Google'den arastirdim, Bulgarcadan geliyormus...peki Bulgaristan'in Istanbul'a daha yakin oldugu halde, neden kimse bilmiyorda, bizim taa Ic Anadolu'da(gerci her Il'de kullanirlar mi, bilemem)biliyorlar?
Siz biliyormusunuz "gocugu"?
Steppenwolf
18.04.11, 22:03
Biz cekete "gocuk" deriz...bunu kime dersem saskin saskin bakar
Google'den arastirdim, Bulgarcadan geliyormus...peki Bulgaristan'in Istanbul'a daha yakin oldugu halde, neden kimse bilmiyorda, bizim taa Ic Anadolu'da(gerci her Il'de kullanirlar mi, bilemem)biliyorlar?
Siz biliyormusunuz "gocugu"?
...evet, bizimkiler iç anadolu' dan ve gocuktan baska birşey öğretmediler...
Genç Osman
18.04.11, 22:29
...evet, bizimkiler iç anadolu' dan ve gocuktan baska birşey öğretmediler...
Evet, nede olsa hemsehirliyiz;-)
ayyıldız66
19.04.11, 00:42
Eskiden jakuzi mi vardi. Biz ilanda cimerdik.
Was heißt telkin? Ich finde so viele Bedeutungen. Das rotmakierte verstehe ich auch nicht.
Im deutschen Wörterbuch steht Suggestion; Vertrautmachen mit; Grabgebet
TDK: Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama; din b. (***) Talkın; ruh bilimi Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi
eksisozluk: düşünceyi kontrol yoluyla inanma vede inandığını yaşama fiili; kişi leyhe geçirme yöntemlerinden biri. hipnoz (http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hipnoz)un da kardeşidir bu meyanda...ikna etmek (http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ikna+etmek) manasındadır, zaten kelimenin kökü de "ikna"
Steppenwolf
09.05.11, 18:04
riayet - Beachtung, Rücksicht
riayet etmek - befolgen, gehorchen – itaat etmek, uymak
Misal: "Ancak kasım ayından itibaren bu uygulamaya riayet etmeyenler özel usulsüzlük cezası ile karşı karsiya..."
Steppenwolf
09.05.11, 18:26
niyaz etmek
1. dua etmek, dilemek
2. temenni etmek (bkz: yüce allah'tan niyaz ederim)
deryatulga
09.05.11, 18:46
Tarımar değil Tarümar Karmakarışık, Perişan anlamına gelir
"gördüğüm rüya mı gerçek mi bilmem
elden ele gezen güle dönmüşsün
saçların tarımar, gözlerinde nem
ateşe benzerdin, küle dönmüşsün"
Was heißt tarimar? Ich finde dazu irgendwie nichts.
deryatulga
09.05.11, 18:48
Korkma eskiden İstanbullular da "gocuk" nedir bilrlerdi, İstanbul'un sütçülerinin Bulgar olduğu benim çocukluğumda...
Evet, nede olsa hemsehirliyiz;-)
ayyıldız66
10.05.11, 00:05
http://www.youtube.com/watch?v=V-qWaiItEUE&playnext=1&list=PL5DDCBAB2DB7352D2
ayyıldız66
10.05.11, 00:07
Fransizca, Ingilizce ve Ispanyolca ile kaybettigim zamana yanarim. Gönül isterdi ki Osmanlica ögrenelim.
Steppenwolf
12.05.11, 17:12
mütalaa Osm. Lektüre ; Untersuchung , Studie ; Äußerung; Meinung, Huk. Stellungnahme ;
mütalaa etmek lesen; studieren, prüfen, besprechen
Biz cekete "gocuk" deriz...bunu kime dersem saskin saskin bakar
Google'den arastirdim, Bulgarcadan geliyormus...peki Bulgaristan'in Istanbul'a daha yakin oldugu halde, neden kimse bilmiyorda, bizim taa Ic Anadolu'da(gerci her Il'de kullanirlar mi, bilemem)biliyorlar?
Siz biliyormusunuz "gocugu"?
Vallah bizdede tam tersi ceket dersen ters bakiyorlar ;) bizdede gocuk derler
Bizim orda *sereflikochisar* teyze oglu demezler, Böle derler, ne kadar cesitli memleket'den arkadasim varsa bilmez bu kelimeyi, tuaf!
Steppenwolf
01.06.11, 23:22
müspet - olumlu
menfi - olumsuz
Genç Osman
02.06.11, 00:09
http://www.youtube.com/watch?v=V-qWaiItEUE&playnext=1&list=PL5DDCBAB2DB7352D2
http://www.youtube.com/watch?v=xRuSSvkJ_NM
ayyıldız66
02.06.11, 00:39
@Genc Muhahahahahaha
Hemserinin biri Facebook'da bir resim yayinlamisti. Arabasinin arka camina su sözleri eklemis:
Dar geldi bana Angara, bende gactim Yozgat'a. :D
deryatulga
02.06.11, 00:42
Hepsinin yeri ayrı....
Fransizca, Ingilizce ve Ispanyolca ile kaybettigim zamana yanarim. Gönül isterdi ki Osmanlica ögrenelim.
Genç Osman
02.06.11, 00:56
Wie sieht es eigentlich mit der Kommasetzung aus? Ich setze immer nach Gefühl ein Komma:lach: Die Regel interessiert mich jedoch sehr.
Steppenwolf
02.06.11, 01:01
Lütfen, thread'in formatını bozmayalım arkadaşlar...
Dar geldi bana Angara, bende gactim Yozgat'a. :D
Yozgat'a ne var, oysa, oysa .... var.
hay hay, har har.
ayyıldız66
02.06.11, 14:02
Yozgat'a ne var, oysa, oysa .... var.
hay hay, har har.
Ne demek istiyorsun? Acikca söyle.
Ne demek istiyorsun? Acikca söyle.
puch.
düsünebilirdin yani, agizima/elime aldirdin.
neyse, zor zamanlara kalsin.
girgir
ivedik - acele
-> mektubu ivedi ile yollarsaniz sevinirim
külfet - zorlu, yorucu, emek harcayarak
-> ask külfetli istir
Steppenwolf
21.08.11, 03:17
fahri - ehrenamtlich, Ehrenamt
Baslik hergün bir arapca gelime olsa daha dogru olacakmis.
Baslik hergün bir arapca gelime olsa daha dogru olacakmis.
Gerçekten çok süper bir eleştiri oldu. Hatta bununla birlikte hepimizin kelime hazinesini geliştirdin. İzleğe katkıda bulunmak istiyorsan 'gelime'nin anlamını bizlere açıklayabilirsin...
Beleidigungen werden hier nicht geduldet!
"vaad etmek " ney ?
Bir beklenti nin veya bir arzunun dogrultusunda o yönde veya o hedefte bir söz verme .... yada bir kisiye söz vermek !
Türkcebilgi.com dan alinti : vaat etmek; bir işi yerine getireceğine söz vermek. davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, umut vermek.
Fransizca, Ingilizce ve Ispanyolca ile kaybettigim zamana yanarim. Gönül isterdi ki Osmanlica ögrenelim.
Problem nerede : Kitab fuarindan Abdullah yegin in Yeni Lügat isimli esrini al ve basla !
Hatta o zaman dilimize ne kadar somut,soyut,özel gibi uydurma kelimelerin sizdidigini anlariz.
Özel diyene kadar Hususi desek hem nekadar kulaga hos geliyor hemde uydurma kelime kullanmamis oluruz.
Steppenwolf
05.09.11, 18:17
sefalet - Elend, Jammer
Steppenwolf
05.09.11, 19:10
islah etmek - verbessern
Steppenwolf
19.11.11, 23:28
şafak - Sonnenaufgang
duzen => teklifsiz konuşmak
siezen => teklifli konuşmak
Darf ich Sie duzen
Size teklifsiz konusabilirmiyim ( bu şimdi doğrumu ??)
Yoksa
Size sen diyebilirmiyim ??
sind das jetzt offizielle änderung im türkischen oder nur vorschläge ?
arzuhâl - Dilekçe
Hani bir sarki var ya: Katip arzuhalimi yaz yare böyle...
Steppenwolf
24.11.11, 20:54
naçizane: 1- Önemsiz bir şey olarak, haddi olmayarak.
2- Çok küçük, önemsiz bir şey olarak.
alçak gönüllülük göstergesi kelime, kibarlık terimlerinden biridir
örnek: Naçizane fikrimi beyan edebilir miyim?
Bunun için sizlere, naçizane, bir tavsiyem olacak.
deryatulga
24.11.11, 21:07
"senli benli olmak" diye bir kavram var. İnsan "siz" derken de teklifsiz konuşabilir. Kibarlığa yekun tutulacaksa "Size 'sen' diye hitap edebilir miyim?" sorusu gelir.
duzen => teklifsiz konuşmak
siezen => teklifli konuşmak
Darf ich Sie duzen
Size teklifsiz konusabilirmiyim ( bu şimdi doğrumu ??)
Yoksa
Size sen diyebilirmiyim ??
deryatulga
24.11.11, 21:09
İvedi acele demek, ivedilikle ise acele olarak, İvedik bir mahalle adı bir de Receb'in soyadı :D
ivedik - acele
-> mektubu ivedi ile yollarsaniz sevinirim
külfet - zorlu, yorucu, emek harcayarak
-> ask külfetli istir
deryatulga
24.11.11, 21:12
Özel sadece Hususi'yi karşılamaz, mahsus, has, daha neler neler, sorun orada zaten....
Hatta o zaman dilimize ne kadar somut,soyut,özel gibi uydurma kelimelerin sizdidigini anlariz.
Özel diyene kadar Hususi desek hem nekadar kulaga hos geliyor hemde uydurma kelime kullanmamis oluruz.
deryatulga
24.11.11, 21:13
siyasi dilde reform yapmak anlamına da gelir
islah etmek - verbessern
deryatulga
24.11.11, 21:15
Gurub da Sonnenuntergang Şafak sökerken= Tanyeri ağarırken
şafak - Sonnenaufgang
"senli benli olmak" diye bir kavram var. İnsan "siz" derken de teklifsiz konuşabilir. Kibarlığa yekun tutulacaksa "Size 'sen' diye hitap edebilir miyim?" sorusu gelir.
Cok sagolun hocam... Gecen hafta Sirkette Istanbuldan is adamlari agirladik... anladimki günde bir kelimeden fazla ögrenmem gerekiyor...
iyi aksamlar
bergüzar - Anmak için verilen hatıra, armağan, yadigâr
Misal: "Büyükbabanın zamanında bergüzarmış, ne yapayım, kıramadım."
deryatulga
26.11.11, 00:18
Bergüzar "yarım elma, gönül alma" nevinden ufak bir hediyedir. Yadigar daha kıymetli bir şey ifade eder!
Steppenwolf
30.11.11, 14:09
çirkef - Aufwaschwasser n, (dreckige) Brühe; şey: fam. dreckig; mulmig;
çirkef adam gemeiner Kerl, fam. Mistvieh n
Steppenwolf
02.12.11, 00:10
itham etmek - suclamak
idrak etmek - anlamak
Steppenwolf
02.12.11, 00:51
kanaat getirmek - vergewissern
mütaarriz
Bu ne bir sözse, anlamini hic bir yerde bulamadim. Birisi beni aydinlatabilir mi?
HAZAR => Barış ve güven hali - Friedenszeit
Steppenwolf
06.12.11, 19:01
muhasebe Buchführung ; Buchhaltung
muhasebe görmek Buch führen; abrechnen;
-in muhasebesini yapmak die Bilanz ziehen
Balabanismus
06.12.11, 19:31
mütaarriz
Bu ne bir sözse, anlamini hic bir yerde bulamadim. Birisi beni aydinlatabilir mi?
7853
Steppenwolf
06.12.11, 19:46
vebal - Sünde, Strafe
7853
Geht leider nicht...
Balabanismus
06.12.11, 21:43
Geht leider nicht...
bei mir geht´s komischerweise.
Das bedeutet: Angreifer
Steppenwolf
08.12.11, 13:46
ihtiva etmek - enthalten
ithaf etmek - widmen
Steppenwolf
10.12.11, 01:24
el pençe divan - divan heyeti'nin padisah karsisinda boyun egmek ifadesi olarak takindiklari durustan esinlenen ve günümüze kadar gelen deyim.
Eller birbirine kenetlenmiş ("el pençe" sözü buradan geliyor), karın bölgesi üzerinde durur boyun da büküktür. (kamet'e benzer)
Supernatural
10.12.11, 19:02
tüccarlar = ?
Alp Arslan
10.12.11, 19:22
tüccarlar = ?
Kaufleute
Steppenwolf
14.12.11, 14:33
yalın durum - Nominativ
fiil - Verb
Steppenwolf
16.12.11, 23:28
taahhüt - Verpflichtung, Zusage
riayet etmek - gehorchen, befolgen
Steppenwolf
19.12.11, 23:22
kamu - Allgemeinheit, Öffentlichkeit
kamu görevlisi - Beamter
kamu yararı - Gemeinnützigkeit
kamu çıkarlarına uygun - gemeinnützig
Steppenwolf
26.12.11, 09:34
Beispielsätze:
"Naçizane(1) ile cümle kurmaya başlayan şahıs, anlayın ki sahte bir tevazunun (2) altında kabaran megalomanisini tatmin ediyordur. Naçizane ben bunun örneklerine çok şahit oldum.." ;)
"Naçizane tavsiyem sudur ki dogru durust bilmedigimiz kelimeleri kullanmayalim."
"Bizde makbul olan öğünmek değil, tevazu göstermek (2) ve böylece başkalarının övgüsüne mazhar (3) olmaktır."
"Mükemmelliğimi tevazuma borçluyum." ;)
"Her kim ki olursa bu sırra mazhar
dünyaya bırakır ölmez bir eser
gün gelir veysel'i bağrına basar
benim sadık yarim kara topraktır"
1) s.o.
2) ölçülülük, alçakgönüllülük, edeplilik
3) (bir iyiliğe) erişmek
Steppenwolf
28.12.11, 18:47
teşrif <teşrifi> Ehrenerweisung;
-i teşrif etmek jemanden beehren
Misal: "Oooo, Şehvet hanım da hanemizi teşrif etmişler, buyursunlar!"
Powered by vBulletin® Copyright ©2012 Adduco Digital e.K. und vBulletin Solutions, Inc. Alle Rechte vorbehalten.
SEO by
vBSEO 3.6.0