Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Ingilizlerden Vahdettin Belgeleri
Vahdettin'in Millî Mücadele'ye desteği, İngiliz belgelerinde çıktı.
Yakın tarihe ışık tutacak bilgilerin yer aldığı ve 90 yıldırİngiltere (http://www.samanyoluhaber.com/%C4%B0ngiltere-haberleri.html)Devlet Arşivi'nde bulunanTürkiye (http://www.samanyoluhaber.com/T%C3%BCrkiye-haberleri.html)Raporu orijinal haliyle yayımlandı.
1921'de İstanbul'da bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold'un kaleme aldığı raporda Padişah Vahdettin'in Millî Mücadele'ye açıkça destek verdiği anlatılıyor. İstanbul'daki nazırlardan birinin bu süreçte Millî Mücadele güçlerine silah ve cephane tedarikinde bulunduğu belirtiliyor. Anadolu'ya asker, savaş malzemesi vs. göndermek için İstanbul'da örgütlerin kurulduğuna da dikkat çekiliyor. Ayrıca resmî tarihi sarsıcı şu tespitlere yer veriliyor: "İstanbul hükümeti, Yunanlılarla mücadelede Ankara'dan yana tavır koymuştur..."
Türkiye hakkında ayrıntılı ve çarpıcı bilgiler içeren belgeleri yayımlayan Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Satan, söz konusu raporların kapsamlı ve soğukkanlı analizler olduğunu belirterek, objektif veriler barındırdığını ve döneme ait bilgilerimizi zenginleştirdiğini dile getiriyor. Raporda resmî tarihi sarsıcı şu ilginç tespitler yer alıyor: "İstanbul hükümeti, Yunanlılarla mücadelede doğal olarak Ankara'dan yana tavır koymuştur... Sadrazam ve Hariciye nazırı,Ankara (http://www.samanyoluhaber.com/Ankara-haberleri.html)hükümeti ile doğrudan ilişkilerinin olmadığını söylese de buna inanmak güçtür...İstanbul (http://www.samanyoluhaber.com/%C4%B0stanbul-haberleri.html)hükümeti nazırları Ankara'dan bağımsız görünmekle beraber Ankara'nın görüşlerini göz önünde tutuyorlardı." Öte yandan, İngiliz diplomatlar yazdıkları raporda, İtilaf Devletleri'nin Türk-Yunan savaşında tarafsız olduklarını ilan etmelerinden sadece birkaç gün sonra bu karara uymama konusunda anlaştıklarını itiraf ediyor.
Ali Satan, An-kara'nın Milli Mücadele zamanında Müslüman ülkelerden yardım istemesinin İtilaf Devletleri'ni kaygılandırdığının raporlardan anlaşıldığını ve bu durumun raporlara, 'Ankara'nın dış ilişkilerinde panislamist bir etki görülmektedir' diye geçtiğini ifade ediyor. Kitabın, dönem ile ilgilenen herkes için kaynak bir eser olduğuna dikkat çeken Satan, "Raporlarda, azınlıkların durumu, ekonomik ve adlî reformlar, sıhhî hizmetler, gümrükler gibi pek çok konuda bilgiler sunulmakta. Yalnızca siyasî tarih için değil, sosyal tarih ve şehir tarihi araştırmaları için de değerli bir kaynak." diyor.
[...]
Dokümanların ortaya koyduğu gerçekler
"Sadrazam ve Harbiye nazırının inkâr etmesini rağmen İstanbul hükümeti, Anadolu direnişini destekliyor, silah ve cephane gönderiyor."
"Ankara'nın dış ilişkilerinde panislamist etki görülmektedir."
"İngiltere Türklerin mukavemetini, direncini görmek istiyor."
"Türkler, Yunanlıların arkasında İngiltere'nin olduğunu bilerek hareket ediyor."
devam/kaynak (http://www.samanyoluhaber.com/h_543318_tarihi-sarsacak-vahdettin-belgesi.html)
Vahdettin'in Millî Mücadele'ye desteği, İngiliz belgelerinde çıktı.]
Vahdettin Efendi, Milli Mücadele'yi desteklediği için Damat Ferit vastasıyla, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idamına fetva aldırdı.
Vahdettin Efendi, Milli Mücadele'yi desteklediği için Damat Ferit vastasıyla, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idamına fetva aldırdı.
Bunun da yalan oldugunu "kanitlayan" bir ingiliz belgesi cikar elbet.
deryatulga
22.04.11, 11:20
Eğer ortaokul düzeyinde tarih okumasını bilseydiniz "ele geçen" sözüm ona yeni belgelerde Vahdettin'den tek kelime ile bahsedilmediğini görürdünüz. O devrin belgeleri açılalı 40 yılı geçiyor, birileri de hala Amerika'yı keşfedeceğiz derken gemileri karaya oturtuyor.
Aydin Türk
22.04.11, 16:36
Vahdettin Milli Mücadeleyi baslatmis, vaybe adama 90 sene bosuna küfür etmisler...yazik.
TruckTurkey
23.04.11, 12:43
Bu vahdettin mevzusu çok daha kapsamlı olarak tartışıldı. Dün ''politik eğilimlerimize'' bilimsellik makyajı yapmamızın zaafından bahsetmiştim. Bu vahdettin konusunda aklama endişelerinin siyasi temeli nedir? Son yıllarda damardan enjekte edilen ''Merkez Ülke'' ya da ''NeoOsmanlı'' fantazilerinin bilimsel tarihe sifon çekme endişeleri bunlar. Tarihi bu işe alet edeceğinize açık açık yaratmaya çalıştığınız ''Hilafet ve Saltanat Türkiye yi dünya gücü haline getirecektir'' imajını dile getirin. Ben de sorayım ! ''II. ABDULHAMİD MECLİSE IRAK VE LİBYA NIN İŞGALİ İÇİN TEZKERE GETİRİR MİYDİ'' diye.
Tarih yaprakları bir kez daha aralandı! Bazı sırlar ve tabular, ilginç iddialarla sarsıldı. "Teyzem Latife" kitabı ile tarihle ilgili hayli ilginç sözler söyleyen Latife Hanım'ın yeğeni Mehmet Sadık Öke, bir kez daha şaşırttı. Öke, Sultan Vahdettin'den, Latife Hanım'ın babası Muammer Bey'e kadar birçok kişi hakkında ilginç detaylar sıraladı.
İşte Öke'nin kaleminden o satırlar:
MUSTAFA KEMAL'İ ANADOLU'YA GÖNDERDİ
Sultan Vahdettin, İttihat ve Terakki'den kurtulmak istiyordu. Bu konuda çalışmalar yaptı. Atlarını, değerli bir mücevher kutusunu sattı. Bu parayla, Mustafa Kemal'i Anadolu'ya gönderdi. Bu açıklama birilerini rahatsız edecek. "NUTUK'ta böyle yazmıyor" diyecekler. NUTUK bir yorumdur. Ancak Atatürk'ün Anadolu'ya çıkışı böyle olmuştur. Rahmetli Bülent Ecevit, "Vahdettin hain değildir" dedi. Bu cümleden sonra başına gelmedik kalmadı. Fransa bile krallarını 200 yıl sonra akladı.
kaynakissimo (http://www.ensonhaber.com/mkemali-anadoluya-vahdettin-yolladi-2011-04-20.html)
deryatulga
23.04.11, 22:14
Latife Hanım'ın anıları tam yayınlanmak üzereyken buna bin bahane ile engel olan ailesi şimdi o madenden çıkartabileceği kadar nemalanmakla meşgul. Mehmet Sadık Öke ve diğer sülale fertleri ile bizzat karşılaşmış olduğum için tarihçilik mesleğinin uzağından bile geçmediklerini bilirim. Mustaf Kemal Anadolu'ya devletin örtülü ödeneğinden aldığı parayla gitti, o da zamanla suyunu çektiğinden bayağı zor zamanlar yaşadı. En kritik bir çağda Anadolu'ya tam yetkili müfettiş gönderilirken padişah neden atlarını satacak ki? Sultan Vahdettin'in kurtulmak istediği İttihat ve Terakki Anadoluda'ki direnişin belkemiğini teşkil etmekteydi. Mustafa Kemal de son tahlilde işte bu belkemiğini kırmakla görevlendirilmişti ama işler İstanbul hükümetinin umduğu gibi olmadı. Özellikle Salih ve Ali Rıza Paşaların açıkça Kuva-i milliye ile dayanışması karşısında padişah defalarca eniştesi olan Samad Ferid'i tekrar tekrar sadrazamlığa getirerek aklınca İngilizlerin gözünde denge sağlamak istemiştir. İngilizler ise herşey olup da enayi olmadıklarından kimin hangi rolü oynadıklarının gayet iyi farkındaydı. Ali Satan nam vatandaşımız buradaki "iyi Türkler" ve "kötü Türkler" ayrımından habersiz görünüyor. Anadolu'ya silah sevkiyatının padişaha rağmen yapıldığını bilecek kadar da o işlerin içindeki bir aileden geliyoruz. Kimse bizden o şerefi Kuva-i İnzibatiye artıkları ile paylaşmamızı beklemesin!
TruckTurkey
24.04.11, 03:40
Vahdettin'in kırdığı cevizlerin sayısı bu kadar çokken ve belgeliyken, ''Aha işte bak Mustafa Kemal'i Anadolu'ya Vahdettin göndermiş, Mustafa Kemal'de daha sonra Vahdettin'e kazık atmış'' söylemi için ucundan tuttuğun ''DIDISININ DIDISI'' anıları ile siyasi bir söylem savunulamaz.
Vahdettin tarafından meclisin neden fesh edildiğini, bu esnada Kuva-i İnzibatiye'nin kimin onayı ile kurulduğunu, Sivil Nazırların nasıl olupta Askeri Mahkemelerde yargılandığını, Divan-ı Harbi Örfi lerin
ve içi Ermenilerle doldurulmuş seyyiat komisyonlarının millete yaptığı eziyetlere kimin göz yumduğu,
Çukurova'nın Fransız işgalinden önce bölge ahalisine ne talimat verildiği, Doğu'da Ermeni çetelerin işlediği cinayetlere karşı mücadele eden Ali İhsan Paşa'yı İstanbul'a çağırttıran v.b. gibi , kısaca
ümmetinin Anadolu'da ırzına geçilirken ''gövdeyi kurtarmak için kolları ve bacakları feda etmek gerekir'' zırvalarıyla arkasını sağlama alan bir padişaha vurulacak yafta bellidir.
Almanlar bile Padisah Vahdettinin Mustafa Kemali Anadoluya oradaki direniscileri silahsizlandirmasi icin gönderdigini yaziyor. Göndermisse göndermis, ama neden gönderdigi daha önemli.
deryatulga
24.04.11, 16:10
Mustafa Kemal'de hangi silah vardı ki onu direnşçilere dağıtacak?
Aydin Türk
24.04.11, 16:56
Almanlar bile Padisah Vahdettinin Mustafa Kemali Anadoluya oradaki direniscileri silahlandirmasi icin gönderdigini yaziyor. Göndermisse göndermis, ama neden gönderdigi daha önemli.
Die osmanische endregierung zu ingilteres gnaden hat den befehl bekommen von london die unruhen in kleinasien zu beenden, dazu hat diese endregierung nach fähigen mittätern gesucht, Mustafa kemal der dies gesehen hat und auch sonst den endosmanischen apparat in und auswendig kannte hat sich mit pro britischen zeitungsartikeln als syhmphatisant der briten ausgegeben und wurde mit endosmanischen befugnissen nach kleinasien geschickt um dort den widerstand zu brechen, dann ist er schön an britischen kriegsschiffen vorbeigeschippert und hat ihnen mit dem von den briten abgezeichneten durchgangsgenehminung zugewunken.
als er dann in anadolu war hat er sich mal soeben dran gemacht den widerstand zu organisieren und aufzubauen, und dabei hat er dem endosmanischen regierungsaparat nioch schöne telegramme geschickt in denen er sie total verarscht hat, die wären nie drauf gekommen bis die engländer den idioten in istanbul vor augen geführt haben was der mustafa kemal eigentlich macht..lol :lach:
Atatürk hat keine waffen mitgebracht nach antolien er hat cleverness und scharfen verstand mitgebracht, den haben die tapferen aber ungebildeten kuvai milliye mitglieder gebraucht.
deryatulga
24.04.11, 18:01
Über Kuva-i Milliye hast du einiges mehr zu lernen, über den anatolischen Widerstand umsomehr. Mustafa Kemal wurde vom existierenden und bereits fungierenden Widerstand nach Ostanatolien eingeladen. Der Widerstand im Westen hatte gewisse Berührungsängste. Mustafa Kemal's offizielle Pflicht bestand darin, die aneinander bekämpfenden Banden, welcher Zugehörigkeit auch immer, zur Raison zu bringen. Ohne einigen "Idioten" von Istanbul, hätte keinen Schuss Munition Anatolien erreicht. Mustafa Kemal mag seine Ambitionen für die Zukunft verschleiert haben, der türkische Widerstand war sogar für blinden Augen sichtbar! Das wussten die Briten längst und haben seine Reise, nicht Durchreise, dennoch genehmigt. Nicht umsonst musste er diese Genehmigung von einem britischen Offizier im Hafen von Samsun bestätigen lassen, ganz ohne die Legenden, die danach gedichtet worden ist. Die wahren Organisatoren des Widerstandes in Anatolien wurden nach dem Sieg grösstenteils entmachtet oder liquidiert. Das ist die andere und dunkle Seite der Medaille, woraus heute die reaktonärsten Kräfte der Nation Kapital schlagen.
Die osmanische endregierung zu ingilteres gnaden hat den befehl bekommen von london die unruhen in kleinasien zu beenden, dazu hat diese endregierung nach fähigen mittätern gesucht, Mustafa kemal der dies gesehen hat und auch sonst den endosmanischen apparat in und auswendig kannte hat sich mit pro britischen zeitungsartikeln als syhmphatisant der briten ausgegeben und wurde mit endosmanischen befugnissen nach kleinasien geschickt um dort den widerstand zu brechen, dann ist er schön an britischen kriegsschiffen vorbeigeschippert und hat ihnen mit dem von den briten abgezeichneten durchgangsgenehminung zugewunken.
als er dann in anadolu war hat er sich mal soeben dran gemacht den widerstand zu organisieren und aufzubauen, und dabei hat er dem endosmanischen regierungsaparat nioch schöne telegramme geschickt in denen er sie total verarscht hat, die wären nie drauf gekommen bis die engländer den idioten in istanbul vor augen geführt haben was der mustafa kemal eigentlich macht..lol :lach:
Atatürk hat keine waffen mitgebracht nach antolien er hat cleverness und scharfen verstand mitgebracht, den haben die tapferen aber ungebildeten kuvai milliye mitglieder gebraucht.
Mustafa Kemal, Pontuscuların Karadeniz'de Müslümanlara yönelik başlattığı katliamlara karşı koyan, başta Topal Osman ve arkadaşları olmak üzere, vatanperverlerin silahlarını elinden almak; sözüm ona iç huzuru sağlamak için 9. Ordu Müfettişliğine atanıp, Samsun'a gönderilmiştir.. Kısaca: Karadeniz'de Müslümanlar katlediliyor. Vahdettin ve Damat Ferit, İngilizlerin emirleri doğrultusunda, bu vahşete karşı koyanlara karşı önlem almak zorunluluğu hissediyor! Şimdi de F.Gülen'ci basın çıkmış, Vahdettin Milli Mücadele'yi desteklemiştir deme ahlaksızlığını gösteriyor!
deryatulga
24.04.11, 18:53
Mondros Mütarekesi galip güçlere kargaşalık gördükleri her yeri işgal etmek hakkını tanıyordu. O bakımdan İstanbul hükümetinin eli mahkumdu. Beri yandan kargaşalık denen şey de direnişin ta kendisi olduğundan ortada korkunç bir ikilem vardı. Mesele sırf önlem almak olsaydı bölgede bulunan komutanlara bu iş neden yaptırılmadı diye sorulabilir tabii!
Aydin Türk
24.04.11, 21:02
derya abi bu sovjet lerin ne rolü vardi kurtulus savasinda? bazilari diyorki türkiyeye büyük yardimlari olmus speziell die griechen?
deryatulga
24.04.11, 21:19
Oldu da bizimkiler Sakarya savaşını kazanana kadar kılları bile kıpırdamadı. Ondan sonra bir şeyler verildi. Ama İstiklal Harbinin asıl yükünü bu millet çekmiştir, kan bedeli olsun, para bedeli olsun! Son kuruşuna kadar belgelidir o masraflar...
derya abi bu sovjet lerin ne rolü vardi kurtulus savasinda? bazilari diyorki türkiyeye büyük yardimlari olmus speziell die griechen?
TruckTurkey
25.04.11, 01:20
Oldu da bizimkiler Sakarya savaşını kazanana kadar kılları bile kıpırdamadı. Ondan sonra bir şeyler verildi. Ama İstiklal Harbinin asıl yükünü bu millet çekmiştir, kan bedeli olsun, para bedeli olsun! Son kuruşuna kadar belgelidir o masraflar...
1921 yılı sonuna kadar Komunistlerin yardımı olmadığı doğrudur. Komunistlerin 1918 den başlayarak 1922 yılına kadar süren bir iç savaşı var.Bu iç savaş esnasında Taşnaklar Avrupa ve Amerikanın isteklerine uygun olarak Komunistlerin savaştığı Kuban Hükümetini ve sonrasında Denikin ordularını destekleyince Taşnakların Kazım Karabekir'e yenilip Gümrü Antlaşmasını imzalamalarının arkasından, Komunistler Ermenistanı işgal edip Taşnakların işini bitirmiştir. Yardım bundan sonra özellikle Azerbaycan'da Nerimanov'dan, muhtemelen de Lenin'in onay vermesiyle gerçekleşmiştir. Hatta Kazım Karabekir birlikleri bir ara yanlışlıkla Kızıl Ordıu ile Gürcistan'da çatışmaya girdiği ve kısa süre sonra durum anlaşılınca ateşkes yapıldığı rivayet olunur. Avrupalılar Doğu Anadolu'da Ermenistan - Karadenizde Pontus devleti ve İstanbul daki Damat Ferit hükümeti ile Komunist Rusya'ya karşı bir tampon kurma derdine düşmüşlerdir.
deryatulga
25.04.11, 01:30
Bolşevikler Sakarya savaşı süresince Enver Paşa'yı Batum'da tutarak Mustafa Kemal'e alternatif olarak bekletmişlerdir. İçsavaş koşullarınca engellendikleri gibi bir durum yok. Ayrıca Ermenistan engeli Sakarya savaşından 9 ay önce ortadan kalkmıştı. Yapılan yardım konusunda tahmin falan yürütmek gerekmez, yıllardır belgeleri ortada o konunun. Türk Birlikleri de Bolşeviklerle yanlışlıkla çatışmaya girmediler. Batum Milletvekilleri BMM'de otururken Batum'un işgaline gözyummak biraz çelişkili olurdu herhalde. Sonunda Batum Sovyetlere bırakıldı, Batum Milletvekilleri BMM'ni terk etmek zorunda kaldılar. Moskova Andlaşması 16 Mart 1921'de imzalandığı halde Yunanlıların Ankara önlerine gelmeleri karşısında bile kılı kıpırdamamıştır Moskova'nın. Perinçekçi tarih çarpıtması dışında resmi Bolşevik tarihleri bile bunun aksini iddia etmiyor zaten.
TruckTurkey
25.04.11, 01:59
Bolşevikler Sakarya savaşı süresince Enver Paşa'yı Batum'da tutarak Mustafa Kemal'e alternatif olarak bekletmişlerdir. İçsavaş koşullarınca engellendikleri gibi bir durum yok. Ayrıca Ermenistan engeli Sakarya savaşından 9 ay önce ortadan kalkmıştı. Yapılan yardım konusunda tahmin falan yürütmek gerekmez, yıllardır belgeleri ortada o konunun. Türk Birlikleri de Bolşeviklerle yanlışlıkla çatışmaya girmediler. Batum Milletvekilleri BMM'de otururken Batum'un işgaline gözyummak biraz çelişkili olurdu herhalde. Sonunda Batum Sovyetlere bırakıldı, Batum Milletvekilleri BMM'ni terk etmek zorunda kaldılar. Moskova Andlaşması 16 Mart 1921'de imzalandığı halde Yunanlıların Ankara önlerine gelmeleri karşısında bile kılı kıpırdamamıştır Moskova'nın. Perinçekçi tarih çarpıtması dışında resmi Bolşevik tarihleri bile bunun aksini iddia etmiyor zaten.
Rusya'yı iç savaş engellemiştir diye bir şey söylemedim. Bu yüzden Enver Paşa'nın yedekte bekletilmesi gibi bir durum için bir itirazım olamaz.Diğer taraftan Kızıl Ordu ile yaşanan çatışma hakkında Batum ile ilgili olarak böyle bir yorum okumadım. Ama varsa böyle bir bilgi okumakta çok isterim.Yardımlar konusunda Nerimanov'un İnönü savaşlarından sonra gönderdiği petrol yardımı var. Birde 1921 Mart'ında gönderdiği rivayet olunan 500 kg altın var.
Diğer taraftan genel olarak yerleşmiş iki söylemin de farkındayım. Ağırlıklı olarak geniş bir gurup Rus Çarlığını , Perinçek ekibi de '' Emperyalist Batı'' yı suçlamakta. Söylemler hep bu şekilde kuruldu. Bu tip hatalara düşmek için de bende oldukça yaşlı sayılırım Derya Hocam. Ama bana lazım olan bilginin aslı. İçinden yorumları çıkarıp düşünebilirim.
deryatulga
25.04.11, 04:07
Ben daha yorum yapmadım ki! Nerimanov efsanesini de bir tarafa bırak, hangi gücüyle kalkıp da şunu bunu gönderecekti. İstiklal Harbi sırasında nereden ne gelmişse yazılıdır, son fişeğine kadar. Rus Çarlığının bitmiş olduğu bir tarihte onu suçlayacak halimiz yok, Bolşeviklerin de kaybetmek üzere olduğunu sandıkları bir tarafa el uzatmamalarını kınamayız, neticede babamızın oğulları değillerdi. Batum Brest Litowsk andlaşması ile Osmanlı toprağıydı ve Misak-ı Milli sınırları içersindeydi. Bizim asker onu hiç mi savunmasaydı? Komuta kademesi başta Kazım Karabekir ve Mustafa Kemal olmak üzere yana yana Rus yardımına muhtaç olduklarından Batum'u peşinen gözden çıkartmışlardı. Ama mecliste Batum milletvekilleri otururken bunu aleniyete vurmak istememişlerdir. İkisinin kendi aralarında yaptıkları yazışmalar ortada! "Yanlışlık" denen olay da kendilerine bu niyetler açıklanmayan askerlerin direnişidir. Tek kurşun atmadan Batum'u teslim emri vermenin İstanbul tarafından hangi propagandaya alet edileceği gerçekten bir yoruma tabidir de, o da pek zor olmamalı! Haydi kimsenin hakkını yemiyelim, Moskova andlaşmasında Batum'a karşılık bize 1828 savaşında kaybettiğimiz Iğdır iade edilmişti. Ermenileri en fazla kudurtan noktalardan biridir.
Aydin Türk
25.04.11, 10:53
belki konudan biraz sapiyor ama yinede rusya ile türkiye arasindaki iliskileri anlamak icin yardimci olabilir:
Internette bu hikaye cok yaygin ve sormak istiyorum bu gercekleri yansitiyormu?
Atatürk-Stalin arasında yaşanan gizli gerginlik
10 Kasım 2008ANKA.hurriyet2008-detailbox-newslink { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:none; color:#000000;}.hurriyet2008-detailbox-newslink:hover { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:underline; color:#990000;}Prof. Dr. Sadık Tural Atatürk ve Stalin arasında yaşanan ilginç bir gerginliği ilk kez Sovyetler Birliği gizli arşivlerine dayandırarak açıkladı.
Olayın, Atatürk’ün 1936 yılında Ankara (http://www.hurriyet.com.tr/index/Ankara/)’da Rus Büyükelçiliğinin verdiği bir resepsiyona gitmesiyle yaşandığını belirten Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sadık Tural, Atatürk’ün resepsiyona gece saat 01.30’da, şahsi dostları ve manevi kızlarıyla ve zeybek çaldırmak üzere yanında getirdiği müzisyenlerle gittiğinin bilindiğini söyledi.
Bundan sonraki olayların 1952 yılında bir İstanbul (http://www.hurriyet.com.tr/index/istanbul/) gazetesinde yayınlananlardan farklı olduğunu, kendisindeki belgenin Sovyetler Birliği’nin gizli arşivinden alındığını ve Stalin’in kendi imzası ve yazıları olduğunu ifade eden Tural, olayı şöyle aktardı:
“Buna göre, Gazi Paşa, Rusya (http://www.hurriyet.com.tr/index/rusya/) Büyükelçiliğine bir soru soruyor. ‘Cumhuriyet Bayramımız dolayısıyla sizin lideriniz beni niçin kutlamadı?’ O zamanın Büyükelçisi Karahan, Cumhurbaşkanları Kalinin kendilerini kutladığını söylüyor. Atatürk’ün cevabı müthiş; ‘Sizin Cumhurbaşkanınız, aynı zamanda önderiniz midir?’ Cevap, ‘Hayır’. Atatürk soruyor; ‘Önderiniz kim?’ Cevap; ‘Stalin’. Atatürk; ‘Öyleyse, o beni kutlayacak. Ben ülkemin hem Cumhurbaşkanı, hem önderiyim. Kalinin değil, bana kutlama mesajını Stalin göndersin’ diyor.
Büyükelçi Karahan, Atatürk’ün Stalin’i doğrudan aramasını isteyerek, bu işe karışmak istemediğini söylüyor. Atatürk de bunun üzerine: ‘Niçin ben ilk adımı atayım’ dedikten sonra, tarihi cümleler geliyor:
‘Ben bunu ancak eşit şartlarda yapabilirim. Eğer beni kabul ettiklerini hissediyorsam yapabilirim. Başka türlü işlerine evet diyemem. Sizin biliyorum, güçlü ve mekanize edilmiş büyük ordunuz var ve ondan korkmuyorum, sizlerden korkmuyorum. Benim arkamda 18 milyon halkım var. Benim emretmem yeterlidir. Halkım arkamdan nereye isterse gelir. Ben çok zarar verebilirim, elbette bunu hiçbir zaman yapmam, çünkü benim sözüm, benim dostluğum gibi kutsaldır.’”
Atatürk ile Büyükelçi’nin bu diyalogu “çok gizli” damgası ve “Stalin ile Molotov tarafından okunması” notu ile eklenerek Stalin’e sunulduğunu belirten Tural, Stalin’in Atatürk’ün sözlerini okuduktan sonra, “Dostumuz, Atatürk’ün sözleri ilgiyle, dikkatle okunsun” dediğini kaydetti.
Tural, “O tarihlerde dünyanın yüreğini hoplatan Stalin’in Atatürk konusunda daima dikkatli olduğu, Atatürk ölünceye kadar Türkiye aleyhine hiçbir şeyi açıktan söylemediği gerekçesini, buradan aldığı hususunu arz ediyorum” diye konuştu.
Ve bu Sovjet elcisi Karahan sonunda gercekten firindami yakildi stalin tarafindan?
Sehr sehr interessant. Demekki Vahdettin yollamis Atatürkü. Hemde son paralarini kullanip. Helal olsun sana be Vahdettin.
Aydin Türk
25.04.11, 13:26
Sehr sehr interessant. Demekki Vahdettin yollamis Atatürkü. Hemde son paralarini kullanip. Helal olsun sana be Vahdettin.
Yine hicbirsey anlamamissin! Saatlerce ne yazildi burda bir zahmet okuyuverseydin keske...
Demek Neo-Osmanlilar baslamis artik tarihi carpitmaya..ayni Ermeniler gibi...
@derya hocam: Bilgilendirdiginiz icin tesekkür ederim, yoksa bizi burada masallarla uyutacaklar.
Iyiki uyandik artik, yoksa hala bizim laikcilerin masallarina muhtac olacaktik.
Iyiki uyandik artik, yoksa hala bizim laikcilerin masallarina muhtac olacaktik.
Ach komm Polat, nur weil dieser Post nach hinten los ging, musst du nicht gleich rumstänkern. Leb damit.
TruckTurkey
25.04.11, 19:47
Iyiki uyandik artik, yoksa hala bizim laikcilerin masallarina muhtac olacaktik.
Aşağıda ki linkte gösterilen Laikçilerden mi bahsediyorsun?
http://www.politikcity.de/forum/t%FCrkei-innenpolitik-und-recht-t%FCrkiye-%E7i-leri-ve-hukuk/36007-senin-ne-%C7-rakl-n-bir-e-yarad-ne-kalfal-n.html#post795992
deryatulga
25.04.11, 20:48
Evet sarayda çıkan yangında bile İngiliz bahriyesinden yardım isteyecek kadar onların avucunun içine düşen padişahımız! Elbette helal olsun, ama Mustafa Kemal örtülü ödenekten aldı harcirahını, padişahın özel hazinesinden değil......
Sehr sehr interessant. Demekki Vahdettin yollamis Atatürkü. Hemde son paralarini kullanip. Helal olsun sana be Vahdettin.
deryatulga
25.04.11, 20:57
Karahan Moskova'daki büyük temizliklere kurban gitti. Troçki ile yakınlığı bahane edilmiştir ama bunun tabii bir anlamı yok. Kendisi Ermeni olup iyi Türkçe bilirdi ve Ankara'da sevilen bir büyükelçiydi. Merkeze çağırıldığı zaman başına gelecekleri tahmin eden Atatürk'ün kendisine sığınma hakkı verdiği, ama onun ailesinin başına gelecekleri düşünerek bunu reddettiği rivayet edilir.
belki konudan biraz sapiyor ama yinede rusya ile türkiye arasindaki iliskileri anlamak icin yardimci olabilir:
Internette bu hikaye cok yaygin ve sormak istiyorum bu gercekleri yansitiyormu?
Ve bu Sovjet elcisi Karahan sonunda gercekten firindami yakildi stalin tarafindan?
Ach komm Polat, nur weil dieser Post nach hinten los ging, musst du nicht gleich rumstänkern. Leb damit.
'23 Nisan'ı Atatürk Hediye Etmedi'
Star yazarı Cemil Koçak, bugün ezber bozacak bir yazı kaleme aldı: "Atatürk'ün 23 Nisan bayramını çocuklara armağan ettiği tamamen bir efsanedir."
Cemil Koçak/ Star
'23 Nisan'ı Atatürk hediye etmedi'
Her yıl 23 Nisan'da çocuk bayramını hatırlıyoruz da; bayramın meclisin (yeniden) açılışını, yani hâkimiyeti millîyeyi simgelediğini unutuyor muyuz?
Çocukluk şarkımızı hatırlamayan var mıdır acaba:
Bugün 23 Nisan;
neşe doluyor insan
Kamutay bugün doğdu;
saltanatı boğdu...
Şarkıda meclis nerede derseniz, efendim o sırada meclise artık meclis değil, kamutay denildiğinden, şarkı da böyle kaldı. İlk iki satır için diyecek bir şey yok; fakat son iki satır bayağı sorunlu. Neden mi? Resmî eğitimden gelen bilgilerimizi bir an için unutmaya hazırsanız, anlatacağım.
İlk Meclis ne zaman açıldı
Meclis, 23 Nisan'da doğmadı ki, sadece yeniden açıldı. İlk meclis tâ Osmanlı zamanında açılmıştı bile. Hem de daha 1877 senesinde. Ama haklısınız, teokrasinin ve şeriatın geçerli(!), üstelik saltanat ve hilâfetin olduğu bir ülkede nasıl olur da meclis olabilir diye soruyorsunuz haliyle. Çünkü, size şarkıdaki gibi her şeyin 'o zaman' başladığı anlatıldı.
Evet, ilk Osmanlı anayasası 1876 yılı sonunda kabul edildi ve hemen ardından seçim yapıldı. Ne? Osmanlı'da seçim mi? Şu geri ve ortaçağ karanlığındaki ülkede mi? Evet, iki dereceli seçimden söz ettiğimiz doğru, fakat bu sistem tâ 1946 yılına kadar sürdü. Anayasaya göre meclisin pek bir yetkisi yoktu; buna rağmen II. Abdülhamit'e kök söktürdü. Bu nedenle de ömrü kısa sürdü. Sultan, anayasanın kendisine verdiği yetkiye dayanarak meclisi feshetti; üstelik yeniden seçim de yaptırmadı. Sultanın istibdadı da işte böyle başladı.
starda devam (http://www.aktifhaber.com/23-nisani-ataturk-hediye-etmedi-430224h.htm)
da ist mehr wo das alles herkommt
Vay be, demek biz daha Osmanli imparatorlugunda yasiyormusuz! Padisahim aman cok yasama!
deryatulga
26.04.11, 06:45
Polat arkadaş Cemil Koçak'ı nasıl dağıttığımı okumamış galiba, google yapsın biraz da "İyi ki söyledin tarihçiliği" nedir bir öğrensin!
Aydin Türk
26.04.11, 10:49
osmanlidami ileri demokrasiydi? vay beah!
Arada sirada birisi cikar ya Kroki dagitir yada yalnis Bilgiler.
Powered by vBulletin® Copyright ©2012 Adduco Digital e.K. und vBulletin Solutions, Inc. Alle Rechte vorbehalten.
SEO by
vBSEO 3.6.0