PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : 30 Ağustos Zafer Bayramı



Gök Türk
29.08.05, 23:58
BÜYÜK TAARRUZ ve BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ

Sakarya Savaşı'ndan sonra, kamuoyunda ve TBMM'nde taarruz için sabırsızlık baş göstermişti. Gazi Mustafa Kemal Paşa, 4 Mart 1922'de Büyük Millet Meclisi'nin gizli bir toplantısında endişe ve huzursuzluk duyanlara açıklamalar yapmıştı.

"Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür" diyerek bir taraftan zihinlerdeki şüpheyi bertaraf etmeye çalışırken, diğer taraftan da orduyu son zaferi sağlayacak bir taarruz için hazırlıyordu. Haziran 1922 ortalarında, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, taarruza geçmek kararını almıştı. Asıl amaç, yok edici bir meydan savaşı yapmak, düşmanı çabuk ve kesin bir sonuç alacak şekilde vurmaktı. Mustafa Kemal Paşa, ordu birlikleri arasında bir futbol maçı organize edilmesi bahanesiyle ordu komutanlarını Akşehir'e davet etti. Böylece Yunanlıların ve İşgal Devletlerinin dikkatleri çekilmeyecekti. 28 Temmuz gecesini, komutanlarla genel taarruz hakkında konuşarak geçirdi ve gereken direktifleri verdi. Mustafa Kemal Paşa, daha sonra 20 Ağustos 1922'de Ankara'dan Akşehir'e giderek, 26 Ağustos 1922 Cumartesi sabahı düşmana taarruz emrini verdi. Çok gizli bir şekilde yürütülen bu olayları kamuoyundan saklamak maksadıyla, 21 Ağustos'da Çankaya köşkünde bir çay daveti verileceği gazete ve ajanslara bildirilmişti.

26 Ağustos sabahı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa(Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe'deki yerini aldı. Büyük taarruz burada başladı. Topçuların sabah saat 4:30'da taciz ateşi ile başlayan harekat, saat 5:00'de önemli noktalara yoğun topçu ateşi ile devam etti. Piyadelerimiz, Sabah 6:00'da Tınaztepe'ye hücum mesafesine yaklaşarak, tel örgüleri aşıp, Yunan askerini süngü hücumu ile temizledikten sonra, Tınaztepe'yi ele geçirdiler. Bundan sonra, saat 9:00'da Belentepe, daha sonra Kalecik-Sivrisi düşmandan temizlendi. Taarruzun birinci günü, sıklet merkezindeki 1. Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepe'den Çiğiltepe'ye kadar onbeş kilometrelik bir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçird. 5. Süvari Kolordusu düşman gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulundu. 2. Ordu da cephede tespit görevini aksatmadan sürdürdü.

26 Ağustos günü Türk Ordusunun Büyük Taarruz'u, Genelkurmay Başkanlığı'nca TBMM'ne bildirildi. Bu haber Meclis'i coşturdu ve heyecanlı gösterilere vesile oldu.

27 Ağustos Pazar sabahı gün ağarırken, Türk Ordusu bütün cephelerde yeniden taarruza geçti. Bu taarruzlar çoğunlukla süngü hücumlarıyla ve insan üstü çabalarla gerçekleştirildi. 27 Ağustos saat 18:00'de, Afyon 8. Tümen tarafından kurtarıldı. Afyon kurtuluşun şanlı ve şerefli müjdesi olmuştu. Başkomutanlık karargahı ile Batı Cephesi Komutanlığı karargahı Afyon'a taşındı.

28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri, başarılı geçen taarruz harekatı ile düşmanın 5. Tümeninin çevrilmesi ile sonuçlandı. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan komutanlar, hemen harekete geçerek muharebenin süratle sonuçlandırılmasını gerekli buldular. Düşmanın çekilme yollarının kesilmesi ve düşmanı çarpışmaya zorlayarak, tamamen teslim olmalarını sağlama yolunda karar aldılar. Karar süratli ve düzenli bir şekilde gerçekleştirildi. 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü taarruz harekatı Türk Ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandı. Büyük Taarruz'un son safhası askeri tarihimize Başkomutan Meydan Muharebesi olarak geçmiştir.

30 Ağustos 1922 Başkomutan Meydan Muharebesi sonunda, düşman ordusunun büyük kısmı dört taraftan sarılarak, Dumlupınar'da Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ateş hatları arasında bizzat idare ettiği savaşta tamamen yok edilmiş veya esir edilmişti. Böylece tasarlanan kesin sonuç beş gün içinde elde edilmiş ve hazırlanan plan tam başarı ile uygulanmıştı. 30 Ağustos 1922'nin gurur verici zaferi ile Mustafa Kemal, kaçabilen düşmanın takip edilmesini ve üç koldan Ege'ye doğru ilerlemesini uygun buldu. "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri" diyerek, tarihi emrini 1 Eylül 1922'de verdi. Yunanlılar, İzmir'e doğru kaçmaktaydı. Başta Yunan Ordusu Başkomutanı Trikopis olmak üzere çok sayıda esir ele geçirilmişti.

Ordumuz bu muharebede, on beş günde 400 kilometre katederek, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'e girdi. Sabuncu Bel'den geçen 2. Süvari Tümeni, Mersinli yolu ile İzmir'e doğru akarken, bunun solunda 1. Tümen de Kadife Kale'ye doğru yürüyordu. Bu Tümenin 2. Alayı Tuzluoğlu Fabrikası'ndan geçerek Kordonboyu'na ulaştı. Yüzbaşı Şeref Bey Hükümet Konağına, 5. Süvari Tümenimizin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık dairesine, 4. Alay Komutanı Reşat Bey de Kadife Kale'ye bayrağımızı çektiler.

İzmir'de askerlerimiz coşku içinde karşılandılar ve çiçek yağmuruna tutuldular. Süvarilerimizin Kordon boyundan geçişi çok görkemli idi. Kurtuluş zaferinin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, İzmir'in kurtuluşunu Belkahve'den seyretti. Türk Ordusunun, 400 kilometrelik bir mesafeyi savaşarak katedip İzmir'e ulaşması içerde ve dışarda hayret ve takdir uyandırdı.

Büyük Türk zaferi karşısında endişeye düşen ve o anda da İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını işgal altında bulunduran İtilaf Devletleri, savaşı durdurmayı ve Türklerin haklı isteklerini yerine getirmeyi kendi çıkarlarına uygun buldular. Lord Kinross'a göre,"İngiltere, ciddi bir krizle karşı karşıya bulunduğunu anlamaya başlıyor. Halk, Türklerle yeni bir savaştan korkuyordu". 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması'yla, silahlı çatışma durdurulduğu gibi, Edirne dahil Trakya'nın da Türkiye'ye bırakılacağı ve bir ay içerisinde Yunanlılar tarafından boşaltılacağı kabul edildi. Anadolu'da Yunan politikasını yürüten İngiltere Başbakanı Lloyd George, bu gelişmeler üzerine istifa etti.

Kaynak (http://www.ataturk.net/mmuc/?sayfa=cmbtaarruz)

Gök Türk
30.08.05, 00:05
Tarih:30 Ağustos 1922

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk başlattığı büyük taaruz sonucu düşman ordusunu imha ettiği ve Zafer’i kazandığı gündür bugün.

Hürriyetimiz, şerefimiz ve onurumuz için başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Şehitlerimizin, Gazilerimizin ve bu kutsal ülkü uğrunda savaşan tüm kahramanları saygıyla anıyoruz.

Allah onlardan razı, tüm Türk milletinin Zafer bayramı kutlu olsun.

kanki
30.08.05, 04:35
ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

Gökcen
30.08.05, 07:26
uffff...hersene oldugu gibi bu senede gözlerim doldu ve tüylerim ürperdi...ALLAH atamizdan ve tüm sehitlerimizin mekanini cennet topraklarini bol eylesin...

simdi gelde: NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE
deme

Biz iste böyle bir ulusun, böyle atalarin dedelerin evlatlariyiz, 2 cabulcuya degil bizim yoksul oldugumuz zamanlarda bile, herkesin" biz bunlari ucururuz" dedigi günlerde bile, üstün zekamiz ile vatan sevgmiz ile herzaman ve heryerde bu devleti korumaya vardik variz ve hep olacagiz..cünki muhtac oldugumuz kudret damarlarimizdaki asil kanda mevcuttur..

ayt costum be

Erkan
30.08.05, 07:57
hepinizin Zafer Bayrami kutlu olsun,

Carlito
30.08.05, 08:11
Hepimizin Zafer Bayrami Kutlu Olsun

http://davdoffkurt.sitemynet.com/mynet_resimlerim/turkiye3.jpg
http://img188.exs.cx/img188/8390/bayrakicin25wv.jpg

Carlito
30.08.05, 08:56
Herzlichen Dank für eure Hilfe Brüder, wir werden es niemals vergessen.http://www.mapsofworld.com/images/world-countries-flags/pakistan.gif

EFE1987
30.08.05, 13:48
allahu teala tüm Sehitlerimizin ve Gazilerimizin Ruhlarina Rahmet ve mekanlarini Cennet eylsesin

http://www.zaman.com.tr/extentions/canakkale/resimler/canakkale1.jpg


http://www.burasicanakkale.com/burasicanakkale/extra_pages/cnk_savaslari/images/yarali2.jpg


HEPIMIZIN ZAFER BAYRAMI KULTU OLSUN

kanki
30.08.05, 14:08
türkiye bir bütündür bölünemez

Refa
30.08.05, 15:07
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

İhanet şebekeleri yurtta işliyor
Düşman sinsi,sinsi toprak alıyor
Vatanı da yavaş, yavaş bölüyor
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Patrik hane olmuş kendi başına buyruk
Vatanı kardeşim ne hallere koyduk
Haini.insan hakları savunucusu yaptık
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor


Avrupa birliği diye birlikten olduk
İMF’ ye borçlandık batağa battık
Özelleştirme adına fabrika sattık
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor


Özelleştirdik stratejik kuruluşları
Millete anlatmadık hileli oyunları
Yok fiyatına sattık kâr eden kurumları
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor


Bak Kıbrıs hangi şartta,nasıl sattılar
Zafer diye millete de nutuk attılar
Girit adasını da yunana böyle sattılar
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Haran ovası Şanlıurfa şehri talan edilmiş
Tarlalar bir, bir Yahudi’ye satılmış
Güney doğu siyonistlerce işgal edilmiş
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

İsrail gözünü dikmiş arzı mevduda
Davanın amacı, işgal etmek, Fırat’tan Nil’e
Hainlerle düşman el ele, kol kola
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor


Alanya sanki olmuş Alman kazası
Didim olmuş tamamen İngiliz yeri
Satıyorlar şehit kanları ile sulanmış yeri
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Trabzon da Rumlar oyun peşinde
Patrikhane ihanetin başında
Vatikan gibi bir devlet peşinde
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor


Van’da ermeni alenen toprak satın alıyor
Erzurum’da yerli satılmış alet oluyor
Ağrı dağına kahpe ermeni sahip çıkıyor
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Vatan severleri bir zaman hain ettiler.
Veli olan ulu Hakanı kızıl ettiler
Devlet kuruluşlarını bir, bir işgal ettiler
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Vatanı satmak için gizli, plan yaptılar
Milletin öz evlatlarını bir birine düşman ettiler
Sağ, sol diyip vatan evlatlarını vurdular
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Köhne kiliseler, tarih diye, kurnazca onarılmakta
Üç beş, haclı bir araya gelinip, ayin yapılmakta
Yıkılmış, köhnemiş Bizans hortlatılmakta
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Yaşar emmiler,Fatma bacılar,Ali dayılar
Sütçü İmamlar,Bizans’ı dize getiren Battal gaziler
Türkün kahraman kadınları,kara Fatmalar,Nene hatunlar
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Bu kutsal toprak için şehit düşen yiğitler
Vatanı bekleyen ey Mehmetçikler
Ey bu vatan bağrında yatan şehitler,evliyalar
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Bak orada vatan toprağı Karabağ kan ağlıyor
Kerkük Musul kandaş elden gidiyor
Telaferde her gün katliam oluyor
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Uyan asil Türk milleti vatan gidiyor
Hainler haclılara durmadan toprak satıyor
Şehitlerin yattığı topraklarda kemikleri sızlıyor
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor

Horasan ereni yüksek sesle feryat etsene
Uyuyan Türk gençliğini uyandırsana
Vatanın her tarafına haber salsana
Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor



Halil çolak Yenimahalle/Ankara 3.8.2005

Halil Çolak

DeLaHoya
30.08.05, 15:32
Zafer bayramimiz kutlu olsun!


http://www.turkcards.com/kentkart/kk-010.jpg

http://www.karamanonline.com/nuke/images/haberresim/zaferbayrami1.jpg

Detan
30.08.05, 17:01
ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!!!

http://img396.imageshack.us/img396/9704/zafer5cq.jpg (http://imageshack.us)


http://img240.imageshack.us/img240/7720/ata58b1ty.jpg (http://imageshack.us)


NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE!

EFE1987
30.08.05, 19:37
Suheda govdesi, bir baksana daglar taslar...
O, ruku olmasa, dunyada egilmez baslar,

Vurulmus temiz alnindan uzanmis yatiyor;
Bir hilal ugruna ya Rab, ne gunesler batiyor!

Ey, bu topraklar icin topraga dusmus, asker!
Gokten ecdad inerek opse o pak alni deger.

Ne buyuksun ki kanin kurtariyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanlari ancak, bu kadar sanli idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsin?
"gomelim gel seni tarihe!" desem, sigmazsin.

Herc u merc ettigin edvara ya yetmez o kitab...
seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"Bu, tasindir" diyerek Kabe'yi diksem basina;
Ruhumun vahyini duysam da gecirsem tasina;

Sonra gok kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine ceksem butun ecramiyle;

Mor bulutlarla acik turbene catsam da tavan;
Yedi kandilli Sureyya'yi uzatsam oradan;

Sen bu avizenin altinda, burunmus kanina,
Uzanirken gece mehtabi getirsem yanina,

Turbedarin gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gunduzun fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tullenen magribi, aksamlari sarsam yarana...
Yine bir sey yapabildim diyemem hatirana.

Sen ki, son ehl-i salibin kirarak savletini,
Sarkin en sevgili sultani Salahaddin'i,

Kilic Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki islami kusatmis, doguyorken husran,

O demir cemberi gogsunde kirip parcaladin;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrami adin;

Sen ki; a'sara gomulsen tasacaksin... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

Ey sehid oglu sehid, isteme benden makber,
Sana agusunu acmis duruyor Peygamber.

Mehmet Akif ERSOY


http://www.izmiranadolu.com/gifs/canakfoto/sio4.jpg

KingTurek
30.08.05, 19:48
Herkesin Zafer Bayramini kutlarim!

Minosh
30.08.05, 20:29
Türk millietinin Zafer Bayramini kutlarim, su an Türkiye de olabilenler icin ne mutlu.
Benim Zafer isminde bir yegenim var, Zafer Bayrami günü öyle bir gururlaniyor ki!:D

Carlito
30.08.05, 20:37
Türk millietinin Zafer Bayramini kutlarim, su an Türkiye de olabilenler icin ne mutlu.
Benim Zafer isminde bir yegenim var, Zafer Bayrami günü öyle bir gururlaniyor ki!:D
Benimde Bayram adinda bir kusenim var.....:D

Minosh
30.08.05, 21:52
Benimde Bayram adinda bir kusenim var.....:D

Der ist dann bei jedem Bayram stolz!:D

celo
30.08.05, 23:48
Zafer Bayramimiz Kutlu Olsun

http://www.hurriyetim.com.tr/displayimage/0,,210906,00.jpg

Hepimizin Zafer Bayrami Kutlu olsun,
Bu Vatan Için Canlarini Feda Eden Aziz Sehitlerimizin Ruhları Sad Olsun

http://img155.imageshack.us/img155/8696/vatan2hy.png

BÜYÜK VE ASiL TÜRK MlLLETİ !


Ordularımız 9 Eylül 1338 (1922) sabahı İzmir''imizi ve yine 9 Eylül 1338 (1922) akşamı Bursa'mızı muzafferen kurtardılar. Akdeniz askerlerimizin zafer terâneleriyle dalgalanıyor.
Asya İmparatorluğu'na yeltenen küstah bir düşmanın muharebe
meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanlarıyla kumanda heyetleri günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'niıı savaş esiri bulunuyorlar.
Düşmanın başkumandan tayin ettiği general (Trikopis), birçok gece ve gündüz ümitsizce muharebeyi ve her kurtuluş çaresini tecrübe ettikten sonra nihayet maiyetindeki generaller ve kurmayları ve kumanda ettiği ordunun elinde kalabilenleriyle teslim oldu. Eğer Yunan kralı da bugün esirler meyânında bulunmuyorsa: bu taç sahiplerinin, işleri esasen yalnız milletlerinin sefalarına iştirak etmek olduğundan muharebe meydanlarının felâketli günlerinde onların saraylarından başka bir şey düşünmemek tabiatlarındandır.
Batı fabrikalarının çelik zırhları ile kaplanan muazzam Yunan orduları artık Anadolu dağlarında subayları tarafından terk edilmiş zavallı sürüler, cinayetlerinden dehşete düşerek kudurmuş kitleler ve ağaç diplerinde kalmış dermansız yaralılardan ibaret kaldı. Düşman ordularının savaş malzemesi hemen üçte iki itibariyle topraklarımızdadır. Düşmanın esirlerden başka insan zayiatının yüz binden ne kadar fazla olduğunu tayin etmek müşkildir. Fakat resmî ağızla milletimize müjdelerim ki bizim insan zayiatımız dörtte üçü hafif yaralı olmak üzere on bin nüfusa bâliğ olmaktadır.
Büyük Türk Milleti ! Ordularımızın kabiliyet ve kudreti düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza emniyet verecek bir kemâl ile tezahür etti. Millet orduları on dör gün zarfında büyük bir düşman ordusunu imha ettiler. Dört yüz kilometrelik fasılasız bir takip yaptılar. Anadolu'daki bütün işgal edilmiş topraklarımızı geri aldılar. Büyük zafer münhasıran senin eserindir. Çünkü İzmir'imizi siyasî hırslar neticesinde âdeta ınemnunen düşmana teslim eden heyetlerle milletin hiçbir münasebeti yok idi. Bursa'mızı istilâ eden Yunan kuvvetleri ise ancak imparatorluğun askerî teşkilâtıyla işbirliği yaparak muvaffak olmuş-lardı. Vatanın kurtuluşu, milletin rey ve idaresi kendi mukadderatı üzerinde kayıtsız şartsız hâkim olduğu zaman başlamış ve ancak mil-letin vicdanından doğan ordularla müspet ve katî neticelere ermiştir. BÜYÜK VE NECİP TÜRK MİLLLETİ ! ANADOLU'NUN KURTULUŞ ZAFERİNİ TEBRiK EDERKEN SANA İZMİR'DEN, BURSA'DAN, AKDENİZ UFUKLARIN-DAN ORDULARININ SELAMINI DA TAKDİM EDİYORUM.


12.9.1338(1922)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
Başkomutan Mustafa Kemal

Cesur
16.06.06, 15:20
SÖMÜRGE DÜZENİ VE TARİHSEL GELİŞİMİ -1-

Osmanlı devletinin yükselişe geçtiği ve üç kıtada var olan Türk egemenliği, mirasını kendinden önceki arap-fars-hint uygarlıklarından süzülmüş tecrübelerden ve doruk noktasına ulaşmış adalet felsefesinden almıştır. 13. ve 18. yy lar arası hüküm sürmüş, balkanlardan ortaasyaya uzanan devlet düzenine göz atalım; 13. yy da Osmanlılar islamın batı kanadını temsilen büyük bir güç olarak ortaya çıktılar, bir başka büyük güç 15 yyda ardarda kurulan safeviler iran da, babürlüler islamın doğu kanadını temsilen hindistanda tarih sahnesindeki yerlerini aldılar. Bu üç hanedanlık adlarını 17. yyda zirveye taşımışlar ve ortaavrupadan hindistanın güneyine, fastan çin sınırına kadar olan coğrafyayı tek parça halinde yönetmişlerdir. Üç hanedanlığın ilginç olan ortak özellikleri şunlardır;
1- Türk olmak
2- Müslüman olmak
3- Farklı kültürleri başarıyla ve adaletle birarada tutmak
4- Toplumsal refah seviyesini yükseltmek
Türk fatihler kısa bir süre içinde dünyanın eb zorlu coğrafyalarına hükmetmekle kalmamış, ayak bastıkları yerde adaleti ve yöresel kültürleri de korumayı görev bilmişlerdir. Yönetme vasfı, Türk milletinin bağrında var olan özel,güzel ve kişisel bir unsurdur. Trih boyunca hiçbir millet yoktur ki ayak bastıkları yabancı coğrafyalarda başarıyla ve adaletle yönetme kabiliyeti göstersinler. Bu ancak Türk milletine özgü bir unsurdur.
Görülen o ki günümüzde Türk milletini sömürgeci,barbar ve çağdışı göstermek isteyen zihniyet(batı uygarlığı,egemen güçler;ABD/rusya/çin/israil/avrupa) aslında kendi soykırımlarını, işledikleri insanlık suçlarını mazur göstermek ve hatta unutturmak adına insanlığın en ileri medeniyetlerini kurmuş, gittiği yere adaleti götürmüş eşsiz Türk milletini hedef gösterme çabası içindedirler ancak göz kapatmakla güneş sönmez. Çünkü egemen güçler Türklerin yüksek yönetme seviyesine ulaşamadıkları için, kendileri dünyayı Türkler gibi yönetemedikleri için Türk tarihini, Türk milletini aşağılayarak kendilerini yüceltmek istemektedirler.
Evet 17 yy Türk ve İslam tarihi adına bir doruk noktasıydı,hatta tüm insanlık adına çünkü insanlık kendi değerlerini o devirlerde bulmuştur. Ancak gözden kaçan ufak ayrıntılar günümüze dek sürecek olan küresel bir planın mihenk taşını oluşturmaya başlamıştı bile. Neydi bu ufak ayrıntılar? Bunun cevabını tespit ettğimiz takdirde 1000 yıllık tarihsel planın gelişimini de daha iyi anlayabiliriz sanırım. Bu küçük ayrıntılar benim tespit ettiğim kadarıyla İslam dünyasının ilk ayrılığı olan şii-emevi-harici bölünmesine kadar iner. Ancak tarihsel ayrıntılara girmeden kısaca, günümüz dünya tarihinin son 1000 yıllık bölümünün temellerinin altyapısı o yıllarda hazırlanmaya başlanmıştı.....

İslam dünyası Hz Peygamberin ölümünden sonra ilk bölünmeyi dördüncü halife Hz Ali zamanında yaşadı. O yıllarda İslam devletinin sınırları kafkasyadan mısıra, irandan yemene kadar uzanmış ve islam dışı çeşitli inançlar felsefeler islam içinde yeniden yorumlanmaya başlamıştı. Emeviler ve şiiler diye ikiye bölünen islam toplumu görünürde halifelik meselesi yüzünden ayrılmıştı. Halbuki esas mesele İslam ın parlak zaferi karşısında titreyen fitneci grupların İslam düzenini yıkarak eskiden olduğu gibi kendi kast sistemlerini kurmak amacının güdülmesiydi. Bu tür dini-felsefi-siyasi düşünceler çeşitli zamanlarda hem emevi, hem de şii toplumu içinde filizlendi ve Türklerin İslamın sancaktarlığını almalarına kadar İslam ülkeleri içinde fitne/terörizm varlığını sürdürdü.
Bu fesat grupları kimi zaman emevi,kimi zaman şii, kimi zamanda harici maskesi takarak varlıklarını gölgelemişler ancak İslam tarihi boyunca, İslam coğrafyasında tutunup kök salacak bir pozisyon elde edememişlerdir ta ki Haçlı seferlerine kadar.....
Bu fitne felsefesi ve yandaşları haçlı seferleri sırasında haçlılar içinde kök salıp, avrupadaki toplumsal sinir sistemini ele geçirerek devletleri yönetecek ve yaklaşık 1000 yıllık duraksız bir ilerlemenin önünü açacak gücü nasıl elde etmişlerdi? Bu soruyu tahlil ettiğimizde günümüzün teknolojik ve politik düzeninin nasıl kurulduğu daha net ortaya çıkacaktır.
10. ve 11yy da hıristiyan avrupa müslüman doğu karşısında her yönden yüzlerce yıl gerideydi. Bu farkı kapatmak yada müslüman doğunun ekonomik ve kültürel elde etmiş olduğu zenginliği gasp etmek için ilk KÜRESEL ASKERİ HAREKAT bizzat kilise tarafından planlandı. Bu plana göre hıristiyan avrupa ordularını kilise bayrağı altında toplayarak müslümanların zulmü altında ezilen kardeşlerini kurataracaklardı. Halbuki islam ülkelerinde yaşayan hıristiyan ve yahudiler avrupadaki -kardeşlerine- oranla daha yüksek ve özgür hayat standartlarına sahipti.
Haçlıların doğuya ayak basmadan önce avrupadaki toplumsal yaşama bir göz atalım. 10yy avrupası dini ve ekonomil açıdan toplumun kilise ve soylular tarafından baskı altında ezildiği yıllardır. Din adına birçok hurafe ve işkence bizzat kilise tarafından sadist rahipler aracılığıyla yürütülmekte ve bilim adına yapılan her girişim büyücülük adıyla yasaklanmaktaydı. Bu baskı ve sansür elit tabakada ve halkta büyük merak uyandırıyor, simya ve büyü avrupa toplumunun nerdeyse elde etmek istediği bir saplantı halini alıyordu. Avrupalılar o zamanlarda çeşitli eşyaları altına dönüştürecek büyülü iksirler ve simya üzerine kafa yoruyordu. tabiki halkın yoksulluğu biran önce zengin olma hayaliyle bu tür fikirleri hiç düşünmeden kabullenmeye neden oluyordu.
Avrupda büyü simya ve evrenin dünya etrafında döndüğü anlayışı hakimken, acaba müslüman doğuda durum nasıldı? Astronomi,tıp, biyoloji, kimya, ve hatta ilk elektronik prensipler islam alimleri tarafından insanlığa birer hediye olarak sunulmaktaydı. Hatta avrupalıların aksine dünyanın güneş etrafında, güneşinde belli bir yörüngede ilerlediği bilimsel olarak tespit edilmişti. Kuantum mekaniğinin bile ilk ilkelerini nerdeyse islam fizikçileri ortaya koymuştu; felekler silsilesi...Tabi kültürel üstünlük beraberinde ekonomik gelişimi tetiklemiş islam coğrafyası o dönemde dünyanın en büyük sanayi ülkesine dönüşmüştü.
Öncelikle kişisel ve toplumsal bilinç sağlam bir eğitimle desteklenmiş, eğitimli ve halkı adına bilinçli yöneticilerin yönettiği ülkeler ekonomilerini de baş döndürücü bir hızla geliştirmişlerdi. Gelişim ve ilerlemenin sırrı bu olsa gerek: BİLİNÇ ve EĞİTİM.
Nihayet haçlılar müslümanlardan birçok kale,ganimet ve esir alarak zafer kazanmışlardı. Haçlı organizasyonunun ilginç bir örgütlenme şeması vardır. Ordunun başında kral ve soylular bulunur ancak tüm emir ve komuta zinciri kilise tarafından kralın yanına yerleştirilen şövalye tarikatlarının elindedir. Haçlıları müslüman topraklarında bulundurkları sürece yönlendiren dört şövalye tarikatı olmuştur; hospitaller,saint jean,töton ve tamplier. Bu sonuncuları, avrupadaki düzenin sorgulanmasına ve günümüze dek sürecek ilerlemenin tetikleyicisi olacaklardır. Tampliers doğuya gelmeden önce katı bağnaz katolik inanca sahipken, ne oldu da ülkelerine döndüklerinde kilise ve varolan düzen karşıtı bir dünya görüşünü benimseyerek,kendilerini bu ilkeye adamışlardır?
Templar ın inanması güç bu dönüşünün cavabını ancak Alamut un karanlık dehlizlerinde bulabiliriz.

Gök Türk
29.08.06, 22:40
Değerli arkadaşlar,

bugün ulusumuzun ve vatanımızın hürriyetini borçlu olduğumuz, öncelikle ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, sonra canla başla, yediden yetmişe, erkek kadın, zengin fakir ayırmaksızın, bütün varlığını feda ederek dünyada görülmemiş bir aşkla savaşarak, inanılmaz bir halk direnişi sergileyip bu uğurda can veren tüm Şehitlerimizi ve Gazilerimizi saygıyla anarak, 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyorum.

Gökcen
29.08.06, 22:43
:aferin: :türkiye:
Bu vatan neler gördü, neler gecirdi, neler kaybetdi neler kazandi. Yikamadilar, yikamiycaklar.Ne avrupasi ne amerikasi nede salvarli 2 3 capulcu.
Biz elinde imkanlar olmadan, yirtik ayakabilarla zamaninin dev güclerini zekasiyla yenen bir neslin torunlariyiz.buna laik olacagimizdanda süphem yok!

Bu vatan ugruna kanini döken tüm sehitlerimize allah rahmet diliyor ve saygiyla aniyorum!

:türkiye:

karasevda75
29.08.06, 22:50
Allah ülkemizi ve insanlarimizi düsman ve hain serrinden korusun :türkiye:

Zafer bayramimiz kutlu olsun :aferin:

Gök Türk
29.08.06, 22:59
GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL SAYIN YAŞAR BÜYÜKANIT’IN


30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI VE TSK GÜNÜ MESAJI


( 29 Ağustos 2006)


Değerli Silah Arkadaşlarım,

Başkomutan Atatürk’ün önderliğinde kazanılan ve Yüce Türk ulusu ile kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü tüm dünyaya gösteren şanlı 30 Ağustos zaferimizin 84’üncü yıldönümünü gururla kutluyoruz.
30 Ağustos zaferi; ülkemizi parçalamak ve milletimizi esaret altına almak isteyen devletlere karşı, tüm olanaksızlıklara rağmen Yüce Türk ulusunun sarsılmaz azmi, yüksek iradesi, vatanseverliği ve kahramanlığı ile kazanılmıştır.
Ulusumuz, 30 Ağustos zaferiyle, kendisini tarih sahnesinden silmek isteyenlere anlamlı, ağır ve uzun süre unutamayacakları bir ders vermiştir.
84 yıl önce, sayı ve silah olarak kendisinden çok üstün olan düşman karşısında, yüreğindeki vatan sevgisi ve üstün cesaretiyle milletini ve ülkesini kanının son damlasına kadar koruyan Türk askerinin, bugün de, aynı uğurda canını seve seve feda edeceğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Bu eşsiz zafer aynı zamanda, temeli çağdaş değerlere dayanan yepyeni bir devletin oluşturulması için ulusa bir özgüven kazandırmıştır. Bunun sayesindedir ki, Büyük Önder Atatürk kendi Düşünce Sistemini toplumsal dinamizmin merkezine yerleştirerek çağdaş bir toplum olmanın temellerini atmıştır.
Ancak, Büyük Önder Atatürk’ün bize emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti 21’inci Yüzyılın bu döneminde karışık sorunlarla yüklü çok zor bir coğrafyanın ortasında yaşamak zorundadır. Bu durum yakın gelecekte de devam edecektir. Böylesi karışık bir ortamın etki alanı içinde olan ülkemizin bugün karşı karşıya olduğu iki ciddi tehdit vardır. Bunlardan ilki, Türk ulusunun birlik ve beraberliğini bozarak bizi içten yıkmayı hedef alan bölücülük ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve demokratik yapısını ve çağdaş kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan irticadır. Bu iki tehdide de karşı koyacak özgüvene sahip olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü, biliyorum ki, bizleri aydınlık bir geleceğe ve çağdaş uygarlık seviyesine el ele, birlikte götürecek çözüm yolları Atatürkçü Düşünce Sisteminin kendi iç dinamizminde fazlasıyla mevcuttur. Bu düşünce sisteminin temelinde yer alan Atatürk milliyetçiliği ve laiklik bu zor coğrafyada yer alan Türkiye Cumhuriyetinin aydınlık geleceğinin temel iki dayanağıdır.
Unutulmamalıdır ki, Atatürkçü Düşünce Sisteminin çağdaş aydınlığından ülkeyi çağdışı bir karanlığa çekmek isteyenler, kardeşi kardeşe kırdırarak ülkeyi bölmeye çalışanlar ve bunları destekleyenler yarattıkları hayal âleminde boğulacaktır. Çünkü, Türk ulusu buna müsaade etmeyecektir.
Bağrından çıktığı Yüce Türk ulusundan aldığı bu güçle Türk Silahlı Kuvvetleri, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza dek koruyacak ve kollayacaktır.
Değerli Silah Arkadaşlarım,
Bu vesileyle; başta Büyük Önder Atatürk olmak üzere yurdu ve ulusu uğruna seve seve canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle; disiplini, yurt ve ulus sevgisi, samimiyeti ve dürüstlüğüyle büyük bir ailenin birer onurlu bireylerini oluşturan, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her kademesinde görev yapan, General/Amiral, Subay, Astsubay, Uzman Erbaş, Erbaş ve Erler, Sivil Memur ve İşçilerimizin Zafer Bayramını ve TSK Gününü kutlar; aileleriyle birlikte sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.

zübeyde
29.08.06, 23:11
:türkiye::azerbayca:kibris:


Zafer Bayramimiz güzel yurdumaza, Türküm diyen, Türkü seven, Türkiye benim vatanim diyen tüm insanlar icin kutlu olsun.

Ulu Önder Atamiz, Sehitlerimiz, bize o güzel vatani armagan eden, emanet edenler nur icinde yatsinlarlar. Ve iclerinde hic bir zaman bir kusku ve küskünlük dogmasin, biz o vatanin savunuculari, koruyuculari olarak o yoldan, Cumhuriyet ve Bagimsizlik yolundan yürüyecegiz.

Bize Anadoluyu cok görenler, bizi Türk oldugumuz icin hor görenler, bizi birbirimize düsürüpte faydanlanmak isteyenler, ve halen "Kostantinopel sevdasiyla" avunanlar karsisinda hergünümüz "Zafer günü" olsun, derim.

Yaschasin Türk Milleti ! Yaschasin Baris yolu olan Zaferlerimiz !

cem0203
29.08.06, 23:22
TÜRK MILLETININ ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN"ALLAH TÜRKÜ DAIMA KORUSUN"NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE :türkiye: :türkiye:

zübeyde
29.08.06, 23:37
:türkiye:

Asker Ocağında Bayram Sabahı

Güneş tepelerden sancıyla doğar
Asker ocağında bayram sabahı
İçimi bin türlü acıya boğar
Asker ocağında bayram sabahı

Ne varsa kesilir neşeden hazdan
Şeker şerbet geçmez olur boğazdan
Dökülür gözümden yaşlar birazdan
Asker ocağında bayram sabahı

Tanıdık dost sesi kulaklarımda
Ayrılık bestesi dudaklarımda
Hayalim memleket sokaklarında
Asker ocağında bayram sabahı

Yavukludan gelen sır selamına
Bir kokulu mektup bir selamına
Kaç şarjör boşalır yar selamına
Asker ocağında bayram sabahı

Yanında istersin sırdaşlarını
Ananı, babanı gardaşlarını
Aşk olsun tutana gözyaşlarını
Asker ocağında bayram sabahı

Gök Türk
29.08.06, 23:42
:türkiye:

Asker Ocağında Bayram Sabahı

Güneş tepelerden sancıyla doğar
Asker ocağında bayram sabahı
İçimi bin türlü acıya boğar
Asker ocağında bayram sabahı

Ne varsa kesilir neşeden hazdan
Şeker şerbet geçmez olur boğazdan
Dökülür gözümden yaşlar birazdan
Asker ocağında bayram sabahı

Tanıdık dost sesi kulaklarımda
Ayrılık bestesi dudaklarımda
Hayalim memleket sokaklarında
Asker ocağında bayram sabahı

Yavukludan gelen sır selamına
Bir kokulu mektup bir selamına
Kaç şarjör boşalır yar selamına
Asker ocağında bayram sabahı

Yanında istersin sırdaşlarını
Ananı, babanı gardaşlarını
Aşk olsun tutana gözyaşlarını
Asker ocağında bayram sabahı

İzmir Marşı

İzmir’in dağlarında çiçekler açar.
Altın güneş orda sırmalar saçar.
Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar.
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa;
Adın yazılacak mücevher taşa.

İzmir dağlarına bomba koydular
Türk’ün sancağını öne koydular.
Şanlı zaferlerle düşmanı boğdular.
Kader böyle imiş ey garip ana
Kanım feda olsun güzel vatana.

İzmir’in dağlarında oturdum kaldım
Şehit olanları deftere yazdım.
Öksüz yavruları bağrıma bastım.
Kader böyle imiş ey garip ana
Kanım feda olsun güzel vatana

Türk oğluyum ben ölmek isterim.
Toprak diken olsa yatağım yerim.
Allahından utansın dönenler geri
Yaşa Mustafa Kemal Paşa,yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa

Gökcen
29.08.06, 23:46
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur

zübeyde
29.08.06, 23:48
Ölüme Asker

Ağzının düşman dediğine yüreğin acırdı
Sorardı aklın neden diye
Ölümün vekaletiydi taşıdığın
Senin de vicdanın vardı be asker

Taşıdığın tüfek ağır gelirdi omuzlarına
Kurşunları kendinden ağırdı tüfeğinin
Vurduğunun da yüreği vardı
Vurduğunun da bekleyeni vardı be asker

Bir kendine acısan bir düşmanına acırdın
Tek fark safındı belki de
Aradaki çizgiydi seni ondan ayıran
O da başkalarının çizgisiydi be asker

Hiç istemezdin öldürmeyi
Zaten karıncayı bile incitemezdin
Ama karsı karsıya geldiğinde mecburdun
Düşmanını öldürmeye, kurşundan değildin be asker

Seninki de candı be asker
Taşıdığın yürekti
Sevdiğin vardı sevenin vardı
Senin de bekleyenin vardı be asker.

Gökcen
29.08.06, 23:50
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! ne bu şiddet bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal,
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım;
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar.
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın!
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana vaadettiği günler Hakk'ın;
Kimbilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri "toprak" diyerek geçme, tanı!
Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli;
Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım;
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerret gibi yerden na'aşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal!
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal!

zübeyde
29.08.06, 23:53
:türkiye:



30 Ağustos'ta Şehitlikte...

En yüce mertebeye ulaşan aziz şehitlerimize Göküyüzü pırıl pırıl,otuz Ağustos bu gün,
Şehitlikte tören var,yürekler dolu hüzün! ..
Her taraf gülistanlık,her yan cennet kokuyor,
Gözyaşları içinde herkes Kur'an okuyor...


Şanlı Türk Zaferini yazan yürekler burda,
Haçlı'nın oyunu bozan bilekler burda...


'Bir boyda dizilmişler,hepsinde ay-yıldız var,
Hizaya girmiş gibi,bu gün de ayaktalar! ..'
Can verenler yan yana,vatan millet uğruna,
Komutanı ile eri,girmiş koyun koyuna! ..


Dua ve şükran bizden,az gelir şanlar size,
Yüce Rab'bim müjdeler,cennetini sizlere! ..
Eri ile erbaşı hepsi birer kahraman,
Size olan borcumuz,ödenmez hiçbir zaman...


Yetimler mermerlere sevgi ile dokunur,
Kitâbelerde tek tek,kahramanlık okunur! ..
Okudukça taşları,yüreğimiz eriyor,
Huzur ile karışık,tatlı hüzün veriyor! ..
Hemen hemen her başta,yazar:'Vatan sağ olsun! '

Binlerce selam dua,ruhlarınız şad olsun! ..

30 Ağustos 2005 Edirnekapı Şehitliği

zübeyde
30.08.06, 00:06
Bu Vatan Bizimdir Bizim...


Ege'sinde üzüm incir
Gürül gürül akar nehir
Anadolu'm şehi şehir
Bu vatan bizimdir bizim...

İzmir'imde zeytin üzüm
Erciyes'im iki gözüm
Dört yana ulaşır sözüm
Bu vatan bizimdir bizim,..

Giresun'un fındığıyla
Antep'inde fıstığıyla
Gürül gürül sularıyla
Bu vatan bizimdir bizim...

Amasya'nın elmasıyla
Türküsünde Turnasıyla
Erzurum'un zurnasıyla
Bu vatan bizimdir bizim...

Ayçiçeği,üzüm,narı
Artvin'imde ATABARI
Kaçkar'ında boran karı
Bu vatan bizimdir bizim...

Kayseri'de halı kilim
Karaman'da söyler dilim
Isparta'da allı gülüm
Bu vatan bizimdir bizim...

İstanbul'un köprüsüyle
Aşıkların türküsüyle
Aydın'ımın Efesiyle
Bu vatan bizimdir bizim...

Dağlarında dumanıyla
Ovasında çobanıyla
Tarlasında sabanıyla
Bu vatan bizimdir bizim...

Portakalı limonuyla
Trabzon'un somunuyla
Dedesiyle torunuyla
Bu vatan bizimdir bizim...

Atatürk'üm Kemal'iyle
Güvendiği gençleriyle
Ordumuzun güçleriyşle
Bu vatan bizimdir bizim...

Denizleri ovasıyla
O mis kokan havasıyla
Erzincen'ı Sıvas'ıyla
Bu vatan bizimdir bizim...

Öğretmeni ordusuyla
Denizinde martısıyla
Pazarıyla-çarşısıyla
Bu vatan bizimdir bizim...

Zonguldak'ta kömürüyle
Karabük'te demiriyle
Al yazmalı çemberiyle
Bu vatan bizimdir bizim...

Ay-yıldızlı bayrağıyla
Kan dökülmüş toprağıyla
Giresun'un Osman'ıyla
Bu vatan bizimdir bizim...

Şairleri yazarıyla
Gelmiş geçmiş mezarıyla
Folklöründe kızlarıyla
Bu vatan bizimdir bizim...

Saymakla bitmez bu yurdum
Yaşasın hep şanlı ordum
Uğrunda şehit olurum
Bu vatan bizimdir bizim...

Hem dağında,hem düzünde
Hem kışında,hem yazında
Büyük ATA'nın izinde
Bu Vatan Bizimdir Bizim....


A.Bahri KÖKSAL

Tirebolu - 11 Şubat 2006

deryatulga
30.08.06, 00:45
hürmet sana ey şan dolu sancağım
baştan başa arza hakim ol şahım
türk ordusu türk ordusu sayende
sakarya'da kurtuldu şan otağım

dünyalara bedeldir mah cemalim
allahına emanettir kemalim

o sevimli yüzün asla solmasın
hiçbir vakit kalbin yasla dolmasın
ey mert asker durma yürü ileri!
vatanımda tek bir düşman kalmasın

dünyalara bedeldir mah cemalin
allahıma emanettir kemalim!

zübeyde
30.08.06, 09:35
Şu Çılgın Türkler'den



Hacıanestii... Nerdesin?

Gel de ordularını kurtar

Bugün 2. Ordu’ya bağlı Geçici Süvari Tümeni de Kütahya’ya girmiş, çılgınca karşılanmıştı. Sağ yanı açık kalınca, Eskişehir’deki Üçüncü Kolordu’nun durumu tehlikeye düştü. General Sumilas "Bir vuruşta koca orduyu üçe ayırdılar" dedi. "Artık tutunamayız. Ordudan izin isteyerek biz de geri çekilelim." Kurmay Başkanı ayağa kalktı:

"Galiba Anadolu maceramız sona eriyor."

"Bence sona erdi bile."

(...)

Güneş Murat Dağı’nın ardında kaybolup akşam alacası çökerken, top ve piyade ateşi kesildi, askerler süngü hücumuna kalktılar. Çelik süngüler akşam ışığında çakıp sönüyorlardı.Başkomutan Mustafa Kemal Paşa siperin içinde ayağa kalktı. Savaş heyecanı ile doluydu. Kabarıp taşarak haykırdı:

"Hacıanestiii! Nerdesin? Gel de ordularını kurtar!"

* (Yorgo Hacıanesti, Küçük Asya Ordusu Komutanı, Yunan İşgal Orduları Başkomutanı)

Ulus Dağı’nın Makbule Efe’si

Kış dağlarda çok acımasızdı. Demirci Akıncıları çok güçlük çekmişlerdi. Zaman zaman aç, uykusuz kalmış, donma tehlikesi atlatmış, hastalanmış, yaralanmış, şehit de vermişlerdi. Ama Yunanlıları, Ermeni, Rum ve Çerkez çeteleri "gavur Müslümanları" her fırsat düştükçe tepelemişler, işgal idaresini çılgına çevirmişlerdi.

İşgal Komutanlığına bağlı büyük bir kuvvet Demirci Akıncılarının peşine düştü. Akıncılar Ulus Dağı’nın karlı ormanlarına daldılar. Bu güzel dağın yollarını iyi bildikleri için iki kez kuşatmayı yarıp çıkmayı başardılar. Dağılan müfrezeler ikinci kuşatmadan kurtulunca 17 Mart Cuma günü buluştular. Bütün akıncıların yüzü taş gibiydi. Kuşatmayı yararken bazı akıncılar gibi Müfreze Komutanlarından Halil Efe’nin eşi Gördesli Makbule de şehit olmuştu. Halil Efe’yi delice seven Makbule, kocasından ve akıncılardan hiç ayrılmamış, sürekli birlikte gelmişti. Halil Efe de eşini öyle severdi. Sevgileri ve yiğitlikleri efsane gibi yayılmıştı dört yana. Makbule’yi Ulus Dağı’ndaki Kocayayla’da, kimsenin bulamayacağı bir köşede toprağa verdiler.

Akıncı ahlakınca şehit olanlara ağlamak ayıptı. Makbule’nin toprağa verildiği gün, akıncılar Halil Efe’yi de, birbirlerini de ayıplamadılar.

Hepsi kana kana ağladı.

Hasan 5 kuruş

Sabah İstanbullular Kızılay’ın çağrısına uyarak para yardımı yapmak üzere gazetelerde sıraya girdi. İleri Gazetesi’nin dar idarehanesine sığmayanların büyük kısmı, dışarıda kalmıştı. İçeride daha afyonu patlamamış olan huysuz idare memuru, bir deftere söylene söylene, bağış yapanın adını ve bağış miktarını yazıyordu.

Kahveci Ali 100 kuruş.

Eskici Yusuf 50 kuruş.

Hallaç Asım 75 kuruş.

Bakkal Ahmet 100 kuruş.

Terlikçi Adem 200 kuruş.

Sırada küçük, cılız bir oğlan vardı. Bir önceki bağışçının çocuğu sanan memur, öfkeyle yürüyüp yol vermesi için işaret etti. Ama çocuk yürümedi, büyük bir ciddiyetle bütün servetini çıplak masanın üzerine bıraktı:

Hasan, 5 kuruş.

Suratsız idare memurunun birdenbire gözleri doldu. Ağladığını göstermemek için yüzünü, kocaman mendilinin arkasına saklayarak gürültü ile burnunu sildi.

Yüzbaşı Faruk’un selamına selam

Sarı atlas döşeli büyük oda, nezaretin ileri gelen subayları ile doluydu. Hürriyet ve İtilaf Partisi yanlısı olan birkaç gerici subay dışında hepsi Anadolu’ya geçmeye çoktan hazır. Ankara’nın İstanbul’da kalmalarını gerekli gördüğü namuslu askerlerdi. Kapı açıldı, kapının boşluğu içinde yaver göründü. "Emrettiğiniz yüzbaşı geldi efendim."

"İçeri al."

Nazır Ziya Paşa subaylara bilgi verdi: "Az önce sözünü ettiğim talihsiz olayın faili."

Yüzbaşı bekletmeden içeri girdi, kaygılı bakışlarla kendisini izleyen subayların arasından hızla ilerleyerek nazırın masası önünde durdu, selam verdi:


"Yüzbaşı Faruk, İstanbul. Beni emretmişsiniz."

Uzun boylu, kumral, yakışıklı, biraz bıçkın havalı bir subaydı. Nazır önündeki bir yazıya bakarak yumuşak bir sesle "Oğlum" dedi, "Dün akşam Beyoğlu’nda İngiliz İnzibat Subayı Teğmen Miller’i, emre rağmen selamlamamışsın. Doğru mu?"

"Evet efendim, doğru."

Nazır, dürüst subaya babacanca yol gösterdi:

"Herhalde görmediğin için selamlamadın, değil mi çocuğum?"

"Hayır efendim gördüm." Nazırın canı sıkıldı:

"Niye selamlamadın öyleyse? Selamlamanız için emir verilmişti."

"Rütbesi benden küçük olduğu için selamlamadım Paşam. Askerlik töresince, önce onun beni selamlaması gerekmez miydi?"

Ziya Paşa derin bir kederle ellerini açtı:

"Askerlik töresi mi kaldı a yavrum? Adamlar galibiyet haklarını kullanıyorlar. İngiliz Komutanlığı bu sabah olayı protesto etti. Mesele çıkarılacak zaman değil. Hemen şu müzevir teğmeni bul da özür dile. Olayı kapatalım." Başıyla çıkması için izin verdi. Ama yüzbaşı yerinden kıpırdamadı.

"Paşam, bir de beni dinlemenizi rica ediyorum."

Nazır bıkkınlıkla, "Söyle bakalım" dedi.

"Balkan Savaşı’nda teğmendim. Çanakkale’de üstteğmen. Suriye cephesinde yüzbaşı oldum. Ben bu rütbeleri tek başıma savaşarak almadım. Her rütbemde binlerce şehidin ve gazinin hakkı var. Onların hakkını korumak namus borcumdur. Beni affedin, özür dileyemem."

Harbiye Nazırı bozuldu:

"Anlamadın galiba. Harbiye Nazırı olarak emrediyorum."

Yüzbaşı sükûnetle "Anladım efendim" dedi, apoletlerini bir hamlede söküp nazırın masasına bıraktı:

"Artık emrinizi dinlemek zorunda değilim!"

Selam vermeden dönüp kapıya yürüdü. Oturan subayların, İstanbul’u tutan birkaçı dışında, hepsi saygıyla ayağa fırladı. Hepsinin rütbesi yüzbaşıdan büyüktü. Gözleri dolarak, yüzbaşıya selam durdular.



http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5001361.asp?gid=0&srid=0&oid=0&l=1

zübeyde
30.08.06, 09:47
Büyük Zafer

MUSTAFA Kemal Paşa "30 Ağustos Zaferi"nin akşamını şöyle anlatır:

"Güneş mağribe (batıya) yaklaştıkça ateşli kanlı ve ölümlü kıyametin kopmak üzere olduğu bütün ruhlarda hissolunuyordu.

Bir an sonra cihanda büyük bir yıkım olacaktı ve beklediğimiz kurtuluş güneşinin doğabilmesi için, bu yıkım lazımdı. Hakikatin semanın karardığı bir dakikada Türk süngüleri düşmana doğru sırtlara hücum ettiler. Artık karşımızda bir ordu, bir kuvvet kalmamıştı."

Atatürk, "Büyük Taarruz"un sonuyla "Büyük Zafer"in başını böyle anlatır.
* * *
MAHMUT Esat Bozkurt da o günün İzmir'ini anlatır:

"İzmir'de titrek kandilli camilerde, titrek eller, titreye titreye Tanrı'ya doğru kalkıyor, ak sakallardan süzülen gözyaşları yıllarca süren bir hakaretin öcünü istiyor, genç gelinler, genç kızlar, alınlarını yüksek tutmaya alışmış Türk delikanlıları hep bunu bekliyor:
- Geliyorlar!"
* * *

MAHMUT Esat Bozkurt, Amerikalı bir tarihçinin "Dünya Savaşı'ndan Sonraki Tarih" adlı eserinde "Avrupa, bütün bir tarihin yürüyüşünde Türkler önünde bu kadar rezilane dize gelmedi" dediğini yazar.

Ya şimdi?

Mahmut Esat Bozkurt der ki:

"Hayat bir kavgadır. Bugün yapmakta olduğumuz büyük bayram, zaferle taçlanan bu kavganın verimidir."

Bugün öyle bir davamız ve kavgamız var mı?
���������

http://www.milliyet.com.tr/2006/08/30/yazar/pulur.html

zübeyde
30.08.06, 10:54
Büyük Taarruz'un 84'üncü yıldönümü

30 Ağustos Zafer Bayramı ülke genelinde törenlerle kutlanıyor

30 Ağustos, 2006 08:50:00 (TSİ)

http://www.cnnturk.com/images/1.gif
http://www.cnnturk.com/images/turkiye/buyukan%C4%B1thaber.jpg
Anıtkabir'deki törenden...


Büyük Taarruz'un 84'üncü yıldönümü, bugün tüm yurtta, dış temsilciliklerde ve KKTC'de törenlerle kutlanıyor.

Zafer Bayramı kutlamaları çerçevesinde ilk tören, Anıtkabir'de düzenlendi.

Askeri erkanın Aslanlı Yol'daki yürüyüşüyle başlayan törende Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Atatürk'ün kabrine çelenk koymasının ardından saygı duruşunda bulunuldu.

Daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçen Orgeneral Büyükanıt, Anıtkabir Özel Defteri'ndeki metni yüksek sesle okudu. Büyükanıt, 'Türk Silahlı Kuvvetleri en genç ferdinden en yaşlısına kadar ilkelerinin aydınlattığı yolda, çağdaş uygarlık hedefine doğru azimle koşmaya devam edecektir" dedi.

Genelkurmay Başkanlığı Karargahı Şeref Salonu'nda düzenlenen törende de, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ve Kuvvet Komutanları tebrikleri kabul etti.

Şu saatlerde Ankara Atatürk Kültür Merkezi'nde geçit töreni yapılıyor.

Akşam saat 20.30'da da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt Gazi Orduevi'nde bir resepsiyon verecek.

İstanbul'daki törenler

İstanbul'da da Taksim Cumhuriyet Anıtı ve Aksaray'da törenler düzenleniyor. Galatasaray Lisesi önünden başlayan 'Zafer Yürüyüşü' Taksim Meydanı'na kadar sürdü.

İstanbul'da ayrıca Vatan Caddesi'nde tören yapılacak. Tören günü ve öncesinde Vatan Caddesi'ne bağlanan yollar belirli saatlerde kapalı tutuldu.

Bugün saat 07.00’den, 16.00’ya kadar Topkule, Mahmutbey Köprüsü, Vatan Caddesi, Oğuzhan Caddesi, Millet Caddesi, Topkapı, Edirnekapı Kavşağı, Mahmutbey yolu trafiğe kapalı tutulacak.

Azerbaycan'da da kutlanıyor

Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü, Azerbaycan'da da çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Azerbaycan'ın bağımsızlığı için 1918'de Bakü'ye gelen Türk İslam Ordusu'nun bu bölgedeki çatışmalarda şehit düşen Türk askerleri anısına dikilen Türk Şehitliği'nde tören düzenlendi.


Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer:

Sezer, Zafer Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda "30 Ağustos'un, Sevr düşü peşinde koşanların emellerini hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceklerini gösteren bir zafer" olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Sezer, bağımsızlık savaşının kazanılmasındaki en önemli unsurun, dil, din, etnik köken ayrımı olmaksızın tüm yurttaşların, ulus olma bilinciyle bütünleşerek, yurdumuza sahip çıkmaları olduğunu vurguladı.

Sezer, "bunun ayırdına varılarak, birliğimizden ve bölünmez bütünlüğümüzden ödün verilmemeli, ayrılık yaratmak isteyenlere karşı duyarlı ve kararlı olunmalıdır" dedi.

Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin geleceği için Cumhuriyet felsefesine bağlılıkla hareket edilmesi gerektiğini dile getirdi.


Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt:

Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, mesajında, Türkiye'nin karşısındaki iki tehlikenin bölücü terör ve irtica olduğunu tekrarladı.

Genelkurmay Başkanı olarak ilk mesajını yayınlayan Büyükanıt, ''bu iki tehdide de karşı koyacak özgüvene sahip olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü biliyorum ki, bizleri aydınlık bir geleceğe ve çağdaş uygarlık seviyesine elele, birlikte götürecek çözüm yolları, Atatürkçü düşünce sisteminin kendi iç dinamizminde fazlasıyla mevcuttur'' dedi.


http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&haberID=223939

Flagellum Dei
30.08.06, 15:09
http://img89.imageshack.us/img89/306/zafercopypr9.jpg






Nice Nice Zaferlere!

Detan
30.08.06, 16:46
Zafer Bayrami her "Ne Mutlu Türküm" diyene kutlu olsun.

:türkiye::kibris::azerbayca

deryatulga
30.08.06, 18:29
Şu Çılgın Türkler'den




Selam vermeden dönüp kapıya yürüdü. Oturan subayların, İstanbul’u tutan birkaçı dışında, hepsi saygıyla ayağa fırladı. Hepsinin rütbesi yüzbaşıdan büyüktü. Gözleri dolarak, yüzbaşıya selam durdular.




Bir ricam var, lütfen Istiklal Savasini "Cilgin Türkler" düzeyine indirmeyin. O kadar film seyrediyorsunuz, Naziler bile esir kamplarinda kendilerinden daha yüksek rütbeli olan düsman subaylarini önce selamlarlar. Ingilizler gibi askerlik hukukunu yazmis bir millet öyle haltlar yemez. Bu tür terbiyesizliklere Ingiliz üniformasi giyen Ermeni ve Rum tercümanlar tevessül etmislerdir. Seref yoksunu olanlar selam cakmis, olmayanlar da cekip herifleri alinlarinin catindan vurmustur. Isgal kuvvetleri subaylarina saldirmak ve hakaret etmek elbette yasakti ve cezasi da agirdi. Ama bunun selam verip vermemekle ilgisi yok. Yüzbasi Faruk'a da o kadar hayran olanlar ve bu arada da kendisi acaba neden zülfi yare dokunan bir olay olmadan Anadolu'ya gecmemisler veya yeralti örgütüne katilmamislar? Eger bir Ingiliz'e selam vermek zorunda kalmasalar isgalden cok önce baslamis Anadolu direnisine katilmak akillarina gelecekmiydi. Istiklal Harbinin gercek kahramanlarinin yaninda bir o kadar da
sahte kahramanlari vardir. Bu tür hikayeleri de genellikte onlar türetir, Özakman gibi ismarlama tarihcilere de bunlari isportaya dökmek düser.

Haci Sami Efendi'yi Özakman gibiler tanimaz, onu da ben tanitayim. Devrinin
en zengin kisilerinden biri oldugu halde servetinin cogunu Kuvvayi Milliye'ye bagislamis, savas sonrasi bunu geri almayi reddetmis ve gecimini Beylerbeyi Camiinde ikinci imamlik yaparak saglamis bir adamdir. Ayni "Pembe Incili Kaftan"daki Muhsin Celebi gibi. Dua etmek adeti olanlar bu gercek kahramanin ruhundan bir Fatihayi esirgemesin!

omar
30.08.06, 19:31
Bütün Milletimin Zafer Bayramını kutlayarak, o zamanların vatan ve millet sevgisini yeniden büten uluşda yaşanmasını diliyorum.

@li
30.08.06, 19:39
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! ne bu şiddet bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal,
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım;
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar.
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın!
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana vaadettiği günler Hakk'ın;
Kimbilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri "toprak" diyerek geçme, tanı!
Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli;
Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım;
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerret gibi yerden na'aşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal!
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal!

Gökcen ya herseyi eklemissin bize bisey kalmamis gelecek sene geceyarisi kalkip ben eklicem:lach:

Gökcen
30.08.06, 19:40
Gökcen ya herseyi eklemissin bize bisey kalmamis gelecek sene geceyarisi kalkip ben eklicem:lach:
olsun gurban sende ekle. eklede sözleri beynimize kazinsin ;)

@li
30.08.06, 19:41
BURSA NUTKU

" Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır. Polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. Mahkeme onu mahkum edecektir. Yine düşünecek: “Demek adliyeyi de islah etmek, rejime göre düzenlemek lazım!” Onu hapse atacaklar. Kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, İsmet Paşa'ya, Meclis'e telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “Ben inan ve kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. Eğer buraya haksız gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebep ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir!” İste benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!"
M.Kemal Atatürk

-----------------------------------------------------------------------
Biz Türk genciyiz ve herzaman Atalarimizin yaptigini tekrarlamaya haziriz gerekirse AMERIKA!!
:türkiye: Zafer Bayramimiz kutlu olsun:türkiye:

Bütün SEHITLERIMIZI Seref ve Onurla Aniyorum

omar
30.08.06, 19:44
olsun gurban sende ekle. eklede sözleri beynimize kazinsin ;)
Na ich wusste doch, dass du auf Kirsehir stehst

Gökcen
30.08.06, 19:45
Na ich wusste doch, dass du auf Kirsehir stehst:türkiye: ben türkiyemin her kösesini severim :D

omar
30.08.06, 19:46
:türkiye: ben türkiyemin her kösesini severim :D
Die Antwort hätte nicht besser sein können.

@li
30.08.06, 19:48
http://www.karamanonline.com/nuke/images/haberresim/zaferbayrami1.jpghttp://www.elifsavas.com/coup/images/21.jpg

Ordular ileri
http://www.ucankus.com/img/zafer_kutlama.jpghttp://www.karamanonline.com/nuke/images/haberresim/zaferbayrami.jpg

Gökcen
30.08.06, 19:57
http://mbd1988.sitemynet.com/mynet_resimlerim/canakkale3un.jpg

Gökcen
30.08.06, 19:58
http://www.codegurus.be/codegurus/images/Ataturk.jpg

http://www.haias.net/historie/images/atatuerk.jpg

ÖZBEK
30.08.06, 21:29
30 Augustos Zafer Bayramimiz Kutlu olsun!!!:türkiye:


Dilegim bu Dünya´daTürk Ulusunun basi dik Özgür ve Hür olmasidir.
Allah Türk Milletini korusun!


Bu Cumhuriyet kolay kurulmadi,
kimse bize alin size toprak devletinizi kurun diye,
Vatan Armagan etmedi. Biz bu Vatanin her karisini,
tasini, topragini ve daglarini kanimizi dökerek Vatan yaptik.


Türk Milleti Erkegi ve Kadini ile yan yana savasarak
bu Vatani Düsman ellerinden kurtardi.
Simdi bizim bir avuc Emperyalist masalarina,
teslim olacagimizi saniyorlarsa yaniliyorlar.
Bu Vatan, ugruna tereddüt etmeden, canini verenlerindir.
Kimse Vatanimizin bir karis degil bir Cakil tasina bile göz dikmesin!

Türk Milleti kötü günlerde daima bir Yumruktur,
bizi kimse bölemez parcalayamaz,
bu böyle biline!!!

Flagellum Dei
30.08.06, 22:22
http://img171.imageshack.us/img171/7262/a1020lw4.jpg

zübeyde
30.08.06, 22:26
Bir ricam var, lütfen Istiklal Savasini "Cilgin Türkler" düzeyine indirmeyin. O kadar film seyrediyorsunuz, Naziler bile esir kamplarinda kendilerinden daha yüksek rütbeli olan düsman subaylarini önce selamlarlar. Ingilizler gibi askerlik hukukunu yazmis bir millet öyle haltlar yemez. Bu tür terbiyesizliklere Ingiliz üniformasi giyen Ermeni ve Rum tercümanlar tevessül etmislerdir. Seref yoksunu olanlar selam cakmis, olmayanlar da cekip herifleri alinlarinin catindan vurmustur. Isgal kuvvetleri subaylarina saldirmak ve hakaret etmek elbette yasakti ve cezasi da agirdi. Ama bunun selam verip vermemekle ilgisi yok. Yüzbasi Faruk'a da o kadar hayran olanlar ve bu arada da kendisi acaba neden zülfi yare dokunan bir olay olmadan Anadolu'ya gecmemisler veya yeralti örgütüne katilmamislar? Eger bir Ingiliz'e selam vermek zorunda kalmasalar isgalden cok önce baslamis Anadolu direnisine katilmak akillarina gelecekmiydi. Istiklal Harbinin gercek kahramanlarinin yaninda bir o kadar da
sahte kahramanlari vardir. Bu tür hikayeleri de genellikte onlar türetir, Özakman gibi ismarlama tarihcilere de bunlari isportaya dökmek düser.

Haci Sami Efendi'yi Özakman gibiler tanimaz, onu da ben tanitayim. Devrinin
en zengin kisilerinden biri oldugu halde servetinin cogunu Kuvvayi Milliye'ye bagislamis, savas sonrasi bunu geri almayi reddetmis ve gecimini Beylerbeyi Camiinde ikinci imamlik yaparak saglamis bir adamdir. Ayni "Pembe Incili Kaftan"daki Muhsin Celebi gibi. Dua etmek adeti olanlar bu gercek kahramanin ruhundan bir Fatihayi esirgemesin!


O yaziyi, "Zafer Bayrami günü basindan sesler" olarak anlasilmasini isterdim. Ayrica tabiki Zaferlerimiz Romanlara sigmaz, ama romanlara konu olabilir. Ve hicbir roman, gercek olaylari ayni yasanmis seviyede bize anlatamaz. Haklisiniz. Bunu siirler dener, romanlar yazar. Ama asil olan bitenleri detayli ve ciddi ögrenmek gerekir. Hak veriyorum tabiki size.

Fakat bu "selam vermeme" olayini konu almis olmalari, bana o sahneden ziyade, daha cok baska seyler de anlattigi icin buraya postaladim. Ben begendim. Bu anlamli gün icin uygun oldugunu düsünmüstüm. Sizin begeninizi kazanmamis olabilir. Tabiki "Su Cilgin Türkler" herkesin begenisini kazanmayabilir. Ben okurken cok heyecanlanmistim, ve gayet te begendim. Ama ben tarihci degilim. O kadar ince degerlendirmelerde bulunmam mümkün degil. Hepsinden de birer örnek olmasi, yanlis degil bence.

Haci Sami Efendi hakkinda bilgim yok Derya bey. Tek okudugum (baska yazilarda, ve hatiralarda) bu gibi olaylarin gercekten yasanmis olmasidir.

Siz Ingiliz Askeri hakkinda eger olumlu izlenimleriniz olmussa, bir sey diyemem.

Fakat benim izledigim (yapimi hatta Ingilizler tarafindan olan) Hindistan ve Pakistanla ilgili Filimlerde böyle hakaretleri gösteren sahneleri cok kez gördüm. Buna da inanmadim, o zaman - bundan takriben 2 yil önce - alköllü ve ciplak üst düzey (Kraliceye hizmet veren) Ingiliz askerlerini gösteren gizli bir video görmüstüm, Alman haberlerinde. Gördüklerim bana diyorki: Ingilizler tarih yazmis olabilir, ama 2 bin yillik Türk ordusu disiplinine, ve onuruna erisemezler. Ne gecmiste, ne gelecekte. Bunu ben uydurmadim, en azindan buyurun Irakla ilgili haberleri de izleyiniz. O günün isgalci Ingiliz ordusu terbiyesini, disiplinini ve ahlakini herhalde gecmis 80 yil icinde fazlaca yitirmis olmasi. Ama olamaz 100 yil önceki olaylarda halen hatirlatiliyor filim ve belgesellerde. Kenize Mourad´in annesinin hayatini konu alan Romanini da okumussunuzdur belki. O da sadece bir roman tabiki. Ingilizler hakkinda da bir kac satir yazmis.

Benim icin o yukaradaki yazida gösterilen sahne degilde, daha cok sahneden alabilecegim örnek idi önemli olan. Bukadar.

Bilge Khan
30.08.06, 22:52
Zafer Bayraminiz kutlu olsun Arkadaslar!

ATV Haberde bugün cok güzel bir Haber vardi bu konu hakkinda.

Analarimiz ve bacilarimiz o zamanlarda bizim ve Vatanimiz icin Savasmislar - gercekten cok duygulandim ve agladim.

http://www.youtube.com/watch?v=_C0weS6QXgk

Hepiniz bakin, herseyimizi bu kahramanlara borcluyuz

deryatulga
30.08.06, 23:07
PATRİK HAZRETLERİ 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMINI KUTLADI


Kaynak: lraper
Yer: istanbul
Tarih: 30.8.2006
Barış Taraftarı Dinler VIII. Dünya Konferansı’na katılmak üzere Japonya’nın Kyoto kentinde bulunan Türkiye Ermenileri Patriği II. Mesrob Hazretleri’nin, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü vesilesiyle yayınladığı tebrik mesajı şöyledir:
“30 Ağustos 1922, Dumlupınar Zaferi, Atatürk’ün emrettiği Büyük Taarruz’un son noktası olarak, Türk ulusunun tarihinde önemli bir dönüşümün simgesi olmuştur.
Türkiye Ermenileri toplumu, ve bu toplumun vakıf ve dernek gibi tüm kurumları adına Yüce Türk Milleti’nin ve kahramanlıklarıyla tarihe geçmiş olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı içtenlikle kutluyor, güzel yurdumuzda her zaman barış ve huzurun hüküm sürmesi ve tüm vatandaşlarımızın refahı ve mutluluğu için Yüce Rabb’e dua ediyorum.”

deryatulga
31.08.06, 02:14
Toktamış Ateş
Tüm yazıları (http://www.bugun.com.tr/?sid=132) http://www.bugun.com.tr/haberler/310806/_images/trns.gif
Atatürk'ü doğru algılamak

Rahmetli Hocam Tarık Zafer Tunaya’nın, çok değerli bir tespiti vardır.


(Ben kendi ağzından maalesef duymamış olsam bile, değerli arkadaşım ve Tunaya Hoca’nın “tilmizi” Erol Şadi’nin, bizzat duyup aktardığı üzere ) “Tek bir Atatürk yorumu yoktur”, diyor Tarık Zafer Hoca, “Farklı Atatürk yorumları ve bu anlamda farklı Atatürkçüler vardır”. Buna benzer görüşleri, kendimi bildim bileli dile getiririm. Zira, rasyonel (akılcı) bir devlet adamı olan Atatürk, farklı dönemlerde ve farklı koşullar karşısında, farklı görüşler dile getirmiştir. Hiç kuşkusuz, koşullar ne olursa olsun değişmeyen kimi ilke ve yaklaşımları da vardır ki; bunları, “halk egemenliği“, “çağdaşlık” ve “laiklik” olarak özetleyebiliriz. Fakat son zamanlarda, çok ilginç bazı Atatürkçülük yorumları izlemekte ve gözlemekteyiz. Atatürk’ün laiklik ve çağdaşlık konularındaki özen ve duyarlılığı, (bence de haklı olarak) ön plana çıkartılırken; çok büyük bir hata olarak, halk egemenliğine duyduğu özen ve halka duyduğu saygı, ihmal edilmektedir. Atatürk adına, Atatürk’ün hiç yapmadığı “sertlik özlemleri” dile getirilmekte, Atatürk’ün “hümanist yönü”, nerdeyse unutturulmaktadır.

***

1922 yılının Ağustos’unun son haftasıyla, Mudanya Mütarekesi’nin yürürlüğe girdiği 15 Ekim tarihi arasında geçen bir buçuk ay, yaşamsal başarılarla doludur. Hele 15 Ekim tarihinde, Refet Paşa kumandasında İstanbul’a gelen Türk birliğinin yarattığı mutluluk ve heyecan, anlatılır gibi değildir. Günümüzün, Atatürkçülüğü bir “ayrıcalık” gibi gören ve Atatürkçülüğün bir ayrıcalık değil, “sorumluluk” verdiğini anlayamayan sözde Atatürkçülerine de anımsatmak üzere, Mustafa Kemal’in o mutlu günlerde dile getirdiği kimi noktaları, sizlerle paylaşmak istiyorum. (Günümüz Türkçesinde pek kullanılmayan sözcükleri, biraz sadeleştirdim. Ancak dile getirilen heyecanı sürdürmeye özen gösterdim.)

***

26 Ağustos 1922. Büyük Taarruzumuz başlamış ve Afyon kurtarılmıştır. Mustafa Kemal zaferi, Meclis’in ordusuna mal etmekle ve Meclis’i kutlamaktadır: “...Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının müstesna kıymet ve kabiliyeti sebebiyle, Meclis-i Ali’yi (Büyük Meclisi) tebrik ederim.” 1 Eylül 1922. Dumlupınar Meydan Muharebesi sonrasında, orduya ve ulusa birer bildiri yayınlamaktadır. Önce, “TBMM Orduları”na yayınladığı bildiriye bir göz atalım: “...Afyonkarahisar, Dumlupınar Büyük Meydan Muharebesi’nde zalim ve mağrur bir ordunun temel gücünü, inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz. Büyük ve necip milletimizin fedakârlıklarına layık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Sahibimiz olan Türk Milleti, istikbalinden emin olmaya haklıdır...” Bir yanda bugün, kendini milletin sahibi sanan kimi Atatürkçüler (!); bir yanda, “...sahibimiz olan Türk milleti...”, diyen Atatürk... Nerelerden nerelere geldik acaba? Şimdi aynı gün ulusa yayınladığı bildiriye bakalım: “...Büyük, Asil Türk Milleti Batı Cephesi’nde 26 Ağustos 22’den beri başlayan taarruzumuz; Afyonkarahisar, Altuntaş, Dumlupınar arasında büyük bir meydan muharebesi şeklinde beş gün beş gece devam etti... Zalim ve mağrur düşman ordusunun temel gücü, akıllara dehşet verecek kesinlikle imha edildi... İsmi özellikle ulusumuzun bilincinden, ezeli ve ebedi olan imanından vücud bulan ordularımızı, fedakârlıklara layık olarak size takdim ediyorum. En büyük kumandanından, en genç neferine kadar ordularımızda hakim olan düşünce, milletin gösterdiği vazife uğrunda şehit olmaktır. Bunu muharebe meydanlarında yakından gözleyerek milletime haber veriyorum. Milletin rey ve iradesine dayanan her işin sonucunun, millet için hayır ve saadet olduğu sabittir...” Dikkat edilirse, Atatürk daha Dumlupınar Savaşı’nın sonrasında, “ulusun rey ve iradesinden” söz etmekte ve daha sonraki dönemde yaşanacakların ve Cumhuriyet’in kurulmasının, işaret ve müjdesini vermektedir. Atatürk’ün o günlerde yaptığı konuşmalardan örnekler vermeyi sürdüreceğim.

deryatulga
31.08.06, 03:56
ŞEHİT SANCAKTAR MEHMETÇİK ANITI:


http://www.altintas.gov.tr/meydan%20savasi_dosyalar/image004.jpg
Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı Zafertepe Çalköy-ALTINTAŞ
Mustafa Kemal ATATÜRK , 31 Ağustos 1922 günü muharebe meydanını gezerken Berberçamı denilen yerdeki şehitler arasında , düşman topçusunun attığı top mermisinin açtığı çukura gömülmüş bir sancaktar görür. Bu aziz şehit , toprağın üzerindeki katılaşmış kolu ile sancağı dimdik tutmaktadır. Bu manzara karşısında duygulanan Başkomutan, savaş sonrasında yapılacak Şehit Asker Anıtı için bunun sembol alınmasını emreder.
ATATÜRK 30 Ağustos 1924’ te anıtın temelini attıktan sonra Zafertepe’ de yaptığı konuşmada “ Hiç şüphe edilmemelidir ki , yeni Türk Devletinin temeli burada atıldı. Ebedi hayat burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada dolaşan şehit ruhları Devlet ve Cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır. Burada temelini attığımız Şehit Asker Anıtı , işte o ruhları, o ruhlarla beraber gazi arkadaşlarını , fedakar ve kahraman Türk Milletini temsil etmektedir. Bu anıt Türk Vatanına göz dikenlere Türk’ ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, savletini, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır. ” demiştir.
ATATÜRK tarafından temeli atılan ve 1927 yılında yine bir törenle açılan bu anıtı Mimar Hikmet ve Taşçı Kadri yapmıştır. 1964 yılında çıkan 220 sayılı yasa ile Zafertepe’ ye yeni bir zafer anıtının yapılması kararlaştırıldığından, Şehit Asker Anıtının mermer parçaları ve sancağı Zafertepe’ deki yerinden sökülerek, 1979 yılında olayın geçtiği gerçek yerine , yani Berberçam Tepesi’ ne dikilmiştir.

Detan
30.08.08, 19:02
Zafer Bayramimiz kutlu olsun. :(

Serden
30.08.08, 20:11
Tüm türk milletinin zafer bayramını kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim

hürvetek
30.08.08, 22:54
Zafer Bayramimiz kutlu olsun. :(

warum traurig?

Detan
31.08.08, 00:16
warum traurig?

Ist dir zum Feiern zumute? Ganz ehrlich...

hürvetek
31.08.08, 00:39
Ist dir zum Feiern zumute? Ganz ehrlich...

nein, nicht wirklich ...
dachte mir zu feier des tages könnte man es ja mal versuchen etwas positives abzugewinnen...


*lächle, damit sich die wolken verziehen und ich mich erneuern kann*Sezen Akzu (Onno Tunc)