PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Portre: Türkiye'de sakıncalı Almanya'da milletvekili



Telli Baba
22.09.05, 01:23
1970 ve 1972'de vatandaşlıktan çıkarılan, akademisyen olması engellenen ve Almanya'ya yerleşmek zorunda kalan Prof. Hakkı Keskin, Sol Parti milletvekili...

21/09/2005

İSMAİL SAYMAZ

İSTANBUL - Almanya'da Sol Parti'den milletvekili seçilen Prof. Hakkı Keskin'in geçmişi Türkiye'nin 'insan hakları sicilini' de ortaya koyuyor. Türkiye'nin iki kez vatandaşlıktan çıkardığı, çalıştırmamak için her şeyi yaptığı Keskin, yerleştiği Almanya'da şimdi federal mecliste milletvekili.

Prof. Keskin, 1943 yılında Maçka'da doğdu. Ailesi Bursa'ya göçerken, Keskin de Erzincan Lisesi'ni bitirip 1964'te Berlin'deki Hür Üniversite'de siyasal bilgiler eğitimine başladı. Keskin, 1968'de sol görüşü benimsedi, Berlin'deki Alman-Türk Öğrenci Federasyonu'nun başkanı oldu. Süleyman Demirel'in başbakan olduğu 1970'te, 'Türkiye' nin haysiyetini kırıcı davranışlar içinde olduğu' gerekçesiyle vatandaşlıktan çıkarıldı. Keskin'in avukatları Uğur Mumcu ve Uğur Alacakaptan, Danıştay'da kararı iptal ettirdi. Ancak, 12 Mart 1971'den sonra da aynı sebeplerle yine vatandaşlıktan çıkarıldı.

Yakınlarına veda edemedi

Almanya'da kaçak duruma düşen Keskin'in Türkiye'ye gönderilmemesi için aralarında Jean Paul-Sartre ve Günter Grass'ın da bulunduğu yüzlerce kişi ve kuruluş imza kampanyası başlattı, eylemler yapıldı. Bunun üzerine Almanya, Keskin'e 'yabancı pasaportu' vererek, ülkede kalmasını sağladı. Keskin, 1972'de Bursa'da ölen ağabeyi Seyfettin Keskin'in cenazesine gelemedi.

1974'te affedildi ama...

Kendisini 'Sol Kemalist' olarak tanımlayan Keskin, Türkiye'nin 'gerçek demokrasiye ve tam bağımsızlığa' kavuşmasını talep ediyordu. Keskin'e göre, tüm suçu bu duşünceler uğruna mücadele vermekti. Keskin, CHP lideri Bülent Ecevit'in iktidara geldiği 1974'te yeniden vatandaşlığa kabul edildi, ancak pasaport süresi uzatılmadı.

Bu tarihte İsmet İnönü'nün kullandığı 'ortanın solu' kavramından esinlenerek, Almanya'da 'Ortanın Solu Derneği'ni kurdu. Dernek 1974'ten sonra 'Halkçı Devrimci Dernek' adını aldı. Dernek Almanya'da o tarihte sayıları 2 milyonu bulan Türkiye göçmenlerinin taleplerini savunuyordu.

MİT devrede


1977'de Türkiye'ye dönen Keskin, o yılları şöyle anlattı: "Ailem, artık kalmamı istiyordu. O tarihte Bursa Uludağ Üniversitesi yeni açılmıştı. Avrupa'dan tanıdığım iki arkadaşım burada akademisyen olarak görev yapıyordu. Bana da sınava girmemi önerdiler. Girdim, kazandım. Beklemem gerektiğini söylediler. Altı ay bekledim. Bir kez daha sınava girmemi söylediler, yeniden girdim. Onu da kazandım. Bir yıl sonra almayacaklarını öğrendim. Meğer MİT araya girmiş, benim üniversiteye girmemi engellemiş. O tarihte bunu bir milletvekilinden duydum.

Sonra DPT'de uzman olarak çalışmaya başladım. 1977'deki Ecevit hükümeti, 1979 sonunda devrilince '3. MC hükümeti' kuruldu. Sokaklarda kan iyice büyüdü. Sağ gazeteler, 'DPT'de komünistler yuvalandı' diye yazıyordu. Korkuyorduk. 4 Ocak 1980'de izin alıp Almanya'ya gittim. 18 Ocak'ta gazetede, 'DPT'deki solcular işten atıldı' haberini okudum. Listede adım vardı. Uzun süre dönemedim. Bu sırada yitirdiğim annem ve babamın da cenazelerine gidemedim."

Keskin, önce Berlin'deki bir yüksekokulda uzman olarak çalıştı, sonra Berlin Eyaleti İçişleri Bakanlığı'nda yabancılar konusunda danışmanlık yaptı. Bir grup Türk aydınla Türkiye'den gelen göçmenlerin isteklerini dillendirmek üzere 'Eşit Haklar İçin Uyum Politikası' adlı çalışma grubu oluşturdu. Grup, bir bildiri yayımlayarak, ilk kez, 'çifte vatandaşlık', 'yerleşim', 'seçme ve seçilme' haklarını dile getirdi, okullarda Türkçenin ders olarak okutulmasını istedi.

Keskin, 1982'de Hamburg Üniversitesi Sosyal Pedagoji Fakültesi'nde profesör unvanıyla öğretim üyeliğine başladı. Hamburg'da, 1985'te, Ramazan Avcı adlı bir genç, Nazi taraftarlarınca öldürüldü. Bu, altı ay içinde öldürülen ikinci Türk genciydi. Keskin'in başını çektiği 10 bin Türk, protesto yürüyüşü düzenledi. Yürüyüşten sonra Türkiye Göçmenler Birliği kuruldu. Keskin, 1993'te Hamburg Eyalet Parlamentosu'na seçildi, parlamentoya giren ilk Türk'tü.

'Türkiye'ye kırgın değilim'

Keskin, siyasete ilk kez 1975'te Alman Sosyal Demokrat Partisi (SDP) üyesi olarak girdi, partinin önderlerinden Oscar La Fontaine, SDP'den ayrılıp Sol Parti'yi kurunca La Fontaine'le birlikte hareket etti. Keskin, Sol Parti ve Demokratik Sosyalizm Partisi'nin Hamburg adayı olarak federal parlamentoya girdi. Türkiye'ye kırgın olmadığını belirten Keskin, "Yöneticiler yüzünden yapılan hatalardan ben de mağdur oldum. Özellikle ağabeyim, annem ve babamın cenazelerine gidemeyişimi unutamıyorum. Artık geçmişte kaldı. Ben, burada Türkiye göçmenlerinin haklarını ve isteklerini sahipleniyorum. Ülkemizin AB'ye girebilmesi için de mücadelemi sürdüreceğim" dedi.

Radikal Gazetesi (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=164701)

---

Umarım aydınlarımız böyle bir durumları bir daha yaşamazlar.

sunx1569
22.09.05, 11:30
Sonra DPT'de uzman olarak çalışmaya başladım. 1977'deki Ecevit hükümeti, 1979 sonunda devrilince '3. MC hükümeti' kuruldu. Sokaklarda kan iyice büyüdü.

?na, wer erzählt denn so was, genau das gegenteil war der Fall.
in der Zeit lebte ich in der Türkei. Und die blutigen straßenschlachten, hörten mit dem '3. MC hükümeti' erst auf, und nicht an. Aber die tatsachen zu verdrehen das konnten unsere sözde Aydinlarimiz schon immer gut.

gumus
22.09.05, 17:47
Seit dem Ende der fast bürgerkriegsartigen Auseinandersetzungen zwischen Linken und Rechten sind doch schon 25 Jahre vergangen.

Inzwischen haben sich die Probleme der Türkei so verbrößert, dass viele die "Politik" und "Polemik" beiseite lassen und zusammenarbeiten.

Sogar die einstigen Gegner von damals arbeiten bei diesen Problemen trotzdem zusammen. Die Koalition zwischen Ecevit und MHP (1999-2002) ist ein Beispiel.

Keskin ist trotz allem, was er erlebt hat, kein antitürkischer Exilpolitiker, der sofort Gewehr bei Fuss steht und Türken, Deutschtürken sowie die Türkei zerstörerisch kritisiert. Von anderen türkischstämmigen Politikern sind wir ja notorische Kritik und Tiraden gewöhnt. Er ist eine Ausnahme, denke ich.

Leider gibt es viele, die Deine Kritik verdienen, aber ich glaube, Du tust ihm mit diesem Vergleich "sözde aydin" und "linke" unrecht.

Er hat auch hier Behinderungen erfahren, als er die von ihm sogar diplomatisch vorgetragenen missliebigen und als "faschistoid" dämoniserten protürkischen Positionen vertreten hatte.
Ein Beispiel war doch der Protest von südostanatolischstämmigen Separatisten und proarmenischen Genozid-Verleumdern gegen seine Aufstellung als Bundestagskandidat.

Ich finde, die Aufnahmegesellschaft kann durch ihn auch türkische Positionen in für uns brisante Fragen erfahren und nachvollziehen lernen.

Zwar haben "wir" 5 Kandidaten im Bundestag, aber wie viele von ihnen vertreten denn "unsere" Meinung, und das noch offen? Natürlich wird die Zeit zeigen, ob er die Hoffnungen erfüllt oder Vorurteile bestätigt.

Er bildet möglicherweise ein Gegengewicht zu Türken-Kritikern und kann türkischen Positionen Gehör verschaffen.

Deshalb ist es doch ratsam, alte und längst vergessene Antagonismen nicht wiederaufzuwärmen und ihn jetzt schon vor dem Kopf zu stossen.

Parallelen zwischen den damaligen Linken und den heutigen "sözde aydinlar" helfen gerade beim Umgang mit Herrn Keskin sonderlich wenig, zumal er sich er sich m.E. nicht anti-türkisch betätigt.

Der Schakal
22.09.05, 17:57
@gümüs

Genau so sieht es aus.