PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Yahudi düsmanlıgı yapmayın



TSfalcon
03.10.05, 17:18
TAYYİP, FETHULLAH’IN İNİNDE EMİR BUYURDU;

Asya Kızılcahamam tesislerinde Akp’lilerle biraraya gelerek yeni yasama yılının talimatlarını o talimli vekillerine sıralayan R.t.e konuşması sırasında Galaport’la ilgili olarak “Yahudi düşmanlığı yapmayın, peşkeş çektiğimiz yok” dedi. İslâm dinindeki gibi Allah rızası için buğz etmek ve Allah rızası için sevmek yok artık.

Eminim ki Tayyip için yahudiyi bile seven çıkacaktır müslümanlar arasından.

Allah’ın düşmanlarına düşmanlık yapıp yapmayacağımızı da mason Tayyip’ten öğreniyoruz bundan sonra. Telafer’deki Müslüman kadınlara tecavüz edildiği gün coninin efendilerine Hatay’ı hediye eden R.t.e artık gizlemiyor Siyonistliğini.

Akp Hatay milletvekili Fuat Geçen bile medeniyetler buluşmasının bir küfre teslimiyet olduğunu açıkça beyan etti. Medeniyetler Buluşması’nı “bölgede Vatikan benzeri özerk oluşum taleplerinin dile getirilmeye başlayacağı milat” olarak nitelendiren Geçen partisinden tepki almaya devam ediyor.Toplantıya karşı çıkıp “bari hristiyanlar toplantısı deseydiniz” diye tepki gösteren Hatay İl başkan yardımcısı görevden alındı.

Ard ardına çekilen peşkeşlerden görüldüğü gibi bazı akp’liler bıktı. Bazıları ise siyonizme iyice ısınmış durumda; yoluna devam ediyor. Nurcular ise Akp’li iktidarın ekmeklerine yağ sürmesinden son derece memnun olarak bir yandan da iyi para kazanıyorlar. Asya Kızılcahamam termal tesisleri sırf Akp’ye çalışıyor ,başka müşterileri yok gibi. 350 kadar milletvekilini ağırlamak ta bir yıllık sermayeyi doğrultuveriyor zaten. Akp sosyetesi de olmasa ne Asya finans kalır ne termal kalır ne fetullah okulları kalır yani. Birbirlerinin yalağından beslenip israil'e hizmetin karşılığında elde edecekleri cennete(!) doğru yuvarlanıp gidiyorlar işte.
**
GÜLEN ve TAYYİP, HAHAMLAR, PAPAZLAR ARASINDA
http://www.otuken.org/2005/10/gulen_ve_tayyip_hahamlar_papaz lar_arasinda.jpg
TAYYİP ve GÜLEN'İN ZEVATI, HAHAMLARLA PAPAZLARLA İFTAR SOFRASINDA!
http://www.otuken.org/2005/10/hahamlar-papazlar-iftar-sofrasinda.jpg
BİR BAŞKA TAYYİP
http://www.otuken.org/2005/10/bir_baska_tayyip.jpg
BUNLAR DA TAYYİBİN DOSTLARI
SAKIN HAAAA! DÜŞMANLIK YAPMAYIN!
http://www.otuken.org/2005/10/tayyibin_dostlari_1.jpg

**
güzel propaganda diyenler olabilir fakat bunlar dogru tayyipin garib bir yasami var.

Telli Baba
03.10.05, 17:27
Para için RTE herşeyi yapar. Aaa... :D

Masonları ve Yahudileri karıştırmamak gerek...

DeLaHoya
03.10.05, 18:42
http://www.otuken.org/2005/10/bir_baska_tayyip.jpg


Bu resim gerçek mi ve sağdaki adam kim?

Ayrıca ötüken.net'deki haberlere pek önem vermenin anlamı yok bence.

piramses
03.10.05, 19:05
Bu resim gerçek mi ve sağdaki adam kim?

Ayrıca ötüken.net'deki haberlere pek önem vermenin anlamı yok bence.olumu?
gelecek secimde MHP yi hükümete getirecez ya
onu icun tayyipe yüklenmemiz lazim

Telli Baba
03.10.05, 20:53
olumu?
gelecek secimde MHP yi hükümete getirecez ya
onu icun tayyipe yüklenmemiz lazim

Aman ağızını hayır aç... hııııı

hııııııııııııııı :eek: :eek:

Gök Türk
03.10.05, 21:05
Bu resim gerçek mi ve sağdaki adam kim?

Ayrıca ötüken.net'deki haberlere pek önem vermenin anlamı yok bence.

Önem verip vermemeyi bırak, bu tür yazılara haber denilebilir mi?

TSfalcon
03.10.05, 23:49
Bu resim gerçek mi ve sağdaki adam kim?

Ayrıca ötüken.net'deki haberlere pek önem vermenin anlamı yok bence.
haberlere önem vermedimki.

resime gelince erdoganin harvard üniversitesne yapdigi ziyaret aklina gelmiyormu
hani medya erdoganin giydigi papaz giysile cekmisti.
resim fotomontaj degil.

erdogan üniversitede konferans veriyordu hani hani gerekirse toprak veririz
demistiya, ondan sonra papaz giysiyi giymisti.

Gerekirse toprak veririz
Dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi'nde bir konferans veren Erdoğan, Türkiye'nin garantör ülke olarak Kıbrıs sorununa ilişkin tavsiyelerini KKTC'ye ilettiğini söyledi. Erdoğan, ‘‘Kıbrıs'ta toprak vermeyi düşünüyor musunuz?’’ sorusu ‘‘Belli bir oranda verebiliriz’’ diye yanıtladı.
aklina geldimi

Malhun
03.10.05, 23:54
Bu tür siteler bazen gercekleri tüm ciplakligi ile dile getiriyor..Cünkü endiseleri yok. Kimseye bagli degiller....Tabii aralarindaki abartilari da zeki insanlar olarak ayirt etmek bize düsüyor....

Ay_Dogar
03.10.05, 23:59
Erdoğan, ‘‘Kıbrıs'ta toprak vermeyi düşünüyor musunuz?’’ sorusu ‘‘Belli bir oranda verebiliriz’’ diye yanıtladı.


Bir arabtan ülkesini satmaktan baska ne beklenir?

Gök Türk
04.10.05, 00:10
Bir arabtan ülkesini satmaktan baska ne beklenir?

Fakat bunu ilk kez söyleyen Tayyip Erdoğan olmadı. Yanlış hatırlamıyorsam, Rauf Denktaş da (herhalde Güney Kıbrış tarafından tanınma karşılığında) belirli bir oranda toprak vermeyi önermişti (emin değilim).

DeLaHoya
04.10.05, 00:26
resime gelince erdoganin harvard üniversitesne yapdigi ziyaret aklina gelmiyormu
hani medya erdoganin giydigi papaz giysile cekmisti.
resim fotomontaj degil.

Eee?



Gerekirse toprak veririz
Dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi'nde bir konferans veren Erdoğan, Türkiye'nin garantör ülke olarak Kıbrıs sorununa ilişkin tavsiyelerini KKTC'ye ilettiğini söyledi. Erdoğan, ‘‘Kıbrıs'ta toprak vermeyi düşünüyor musunuz?’’ sorusu ‘‘Belli bir oranda verebiliriz’’ diye yanıtladı.
aklina geldimi
Eee? Kuzey Kibris'ta kabul görülen Annan-Plan sence ne diyor?

TeTiK
05.10.05, 15:31
Ben hevesli degilim Yahudi ve Mason düsmani olmayi...yerinde rahat durmayanlar ama ortada!

Hedeflerini "KABE"yi bile alan bir zihniyete karsi, nasil olurda "kuzu" politikasini izleyebilirim?!

Yunusluk yapimizda var ama bu yunusluk "yavuzlugu" bertaraf ettigi zaman, ancak "teslimiyete" ve "kölelige" götürür.

Dün Amerikan askerlerini cicekle karsilayan Iraklilar gibi olmasini istemiyorsaniz, Yahudi ve Mason savunuculugu yapmayin!

Ay_Dogar
06.10.05, 00:01
Dün Amerikan askerlerini cicekle karsilayan Iraklilar gibi olmasini istemiyorsaniz, Yahudi ve Mason savunuculugu yapmayin!

Masonlarin veya yahudilerin Irak ile ne ilgisi var?

Telli Baba
06.10.05, 00:08
Masonlarin veya yahudilerin Irak ile ne ilgisi var?

Hani ipleri onlar çekiyor ya... :D

DİKKAT KOMPLO TEORİSİ

Yakamoz
06.10.05, 00:45
Hadi arkadaslar karar verelim artik:

Masonlara mi, Ingilizlere mi, Yahudilere mi, Araplara mi, Avrupa birligine mi, Ruslara mi, Güney Kibrisa mi, Ermenilere mi önce saldiralim??

:confused:

Cengizhan
06.10.05, 01:02
Fakat bunu ilk kez söyleyen Tayyip Erdoğan olmadı. Yanlış hatırlamıyorsam, Rauf Denktaş da (herhalde Güney Kıbrış tarafından tanınma karşılığında) belirli bir oranda toprak vermeyi önermişti (emin değilim).
..galiba bu toprak verme isini ilk kenan evren söylemisti.
fazla toprak alalim, sonra müzakere olursa, fazlalikla aldigmizi geri veririz diye! buna benzer bir söz`de söylemisti..


Zitat von LAZfalcon
resime gelince erdoganin harvard üniversitesne yapdigi ziyaret aklina gelmiyormu
hani medya erdoganin giydigi papaz giysile cekmisti.
resim fotomontaj degil.
..bu dogru! ben hatirladim, erdoganin ilk ABD gezizi olmaliydi! galiba orda Fahri Doktor`luk ünvanida almisti ..öyle birseyler olmustu..

Carlito
06.10.05, 03:36
Ben hevesli degilim Yahudi ve Mason düsmani olmayi...yerinde rahat durmayanlar ama ortada!

Hedeflerini "KABE"yi bile alan bir zihniyete karsi, nasil olurda "kuzu" politikasini izleyebilirim?!

Yunusluk yapimizda var ama bu yunusluk "yavuzlugu" bertaraf ettigi zaman, ancak "teslimiyete" ve "kölelige" götürür.

Dün Amerikan askerlerini cicekle karsilayan Iraklilar gibi olmasini istemiyorsaniz, Yahudi ve Mason savunuculugu yapmayin!

Du hörst dich genau wie ein Nazi an:rolleyes:.

Freimaurer und das Weltjudentum sind zwei paar schuhe. Die ersten werden überschätzt die zweiten zu unrecht in den dreck gezogen. Wenn du wüßtest was die alles für die Türkei getan haben würdest du nicht so ein Blödsinn dahin reden. Aber ich schweige mich über die Personen aus, sonst würden einige einen gewaltigen schock bekommen.

Das man Israelische Politik kritisieren kann und darf ist ein anderes Thema.

deryatulga
07.07.06, 02:46
7 Temmuz 2006 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Ertuğrul ÖZKÖK

http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/10b.jpg Dikkat! Bir felakete gidiyoruz


DÜN, "Princeton Survey Research Associates International" gözetiminde yapılan "Küresel Tutumlar" araştırmasının tamamını okudum.

Bunun bir bölümü geçen hafta gazetelerde yayınlandı.

Bu araştırmanın Türkiye ile ilgili sonuçlarını okuyunca inanın korktum.

Eğer bu araştırma Türk halkının gerçek duygularını yansıtıyorsa, bir felakete gidiyoruz.

* * *

Araştırma şu acı gerçeği ortaya koyuyor:

Biz Türkiye’yi, Müslüman dünyasının "en makul" üyesi sanıyorduk.

Meğer bu bir illüzyon, bir yanılsama imiş.

Tam aksine, Türkiye’nin kimyası bozuluyor.

Daha şimdiden, Müslüman dünyanın "en fanatik", en fazla "düşmanlık" üreten ülkesi haline gelmiş.

Mesela, Yahudiler hakkında olumlu görüşe sahip Türklerin oranı yüzde 15.

Bugüne kadar "Diaspora Müslümanlarının" daha radikal olduğunu düşünürdük.

Bu araştırmaya göre hiç de öyle değil.

Almanya’da yaşayan Müslümanların (büyük çoğunluğu Türk) yüzde 38’i, Yahudiler hakkında olumlu görüşe sahip olduğunu ifade ediyor.

Sadece Arap ülkelerinde bu oran daha da düşük.

Türk halkının sadece yüzde 16’sı "Hıristiyanlara olumlu bakıyorum" diyor.

Bu oran Mısır’da yüzde 48, Endonezya’da yüzde 64, Ürdün’de yüzde 61, Pakistan gibi bir şeriat ülkesinde bile yüzde 27.

Almanya Müslümanlarının yüzde 69’u, Fransa Müslümanlarının yüzde 91’i, İngiltere Müslümanlarının yüzde 71’i, Hıristiyanlar hakkında olumlu görüşe sahip olduğunu söylüyor.

Ama sadece Hıristiyanlara karşı böyle bir duygu olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

* * *

Araplara olumlu baktığını söyleyen Türklerin oranı yüzde 46.

Oysa ABD gibi, Arap dünyasının bir bölümüyle direkt savaş içinde olan bir ülkede bile bu oran yüzde 50.

İngiltere’de yüzde 56, Mağripli gençlerle başı dertte olan Fransa’da da yüzde 68.

Türkiye’nin, Müslüman dünyanın en demokratik ülkesi olduğuna inanıyoruz değil mi?

Ama Müslüman ülkeler içinde, demokrasiye en az inanan insanlar yine Türkler.

Halkın sadece yüzde 44’ü, ülkesinde "demokrasinin işleyebileceğine" inanıyor.

İslami köktenciliğin gelişmesinden en az rahatsız olan halk yine Türkler.

* * *

Ama en çarpıcı sonuçlar, Hıristiyan toplumlar hakkındaki izlenimleri belirleyen sorulara verilen cevaplarda görülüyor.

Müslümanlara Hıristiyanlar, Hıristiyanlara da Müslümanlar hakkındaki görüşleri sorulmuş.

Bunun için de bazı kavramlar verilmiş.

Mesela "açgözlülük", "şiddet", "cömertlik", "fanatiklik", "dürüstlük", "bencillik", "ahlaksızlık" gibi.

Burada şöyle bir sonuç çıkıyor:

Müslümanlar genellikle, Hıristiyanları daha bencil, fanatik, namussuz, ahlaksız görüyor.

Bu konularda Hıristiyanlar, Müslümanlara daha olumlu bakıyor.

Hıristiyanların Müslümanlara daha olumsuz baktığı tek konu ise "şiddet".

Ancak Müslüman dünya içinde de Türkler, Hıristiyanlara karşı en olumsuz bakan halk olarak ortaya çıkıyor.

* * *

Türkiye’nin geleceğini düşünen herkesin bu araştırmayı dikkatle okumasında yarar var.

AKP’lilere "Dikkat" diyorum.

Cevapların fanatik Müslüman karakterine bakıp, sakın bunu halkın kendilerine teveccühü olarak almasınlar.

Çünkü bu nefret haritasında, kendisini solcu, ulusalcı sanan çok sayıda insanın da tapulu arazisi var.

Bakın bir süredir Batı basınında, "Türkiye’de Hıristiyan düşmanlığının büyüdüğüne" dair yazılar çıkıyor.

Rahiplere yapılan saldırılar giderek dikkati çekmeye başladı.

Maalesef, ne Trabzon’da, ne İzmir’de, ne de geçenlerde Samsun’da rahiplere karşı yapılan saldırılara resmi ve gayri resmi olarak çok güçlü bir tepki gösterdik.

Saldırganların "meczup" olduğunu söylemekle yetindik.

O zaman da bize sormazlar mı:

"Niye böyle meczuplar sadece sizin ülkenizden çıkıyor?"

İşte cevabı bu anket...

deryatulga
21.05.07, 07:14
21 Mayıs 2007 http://www.hurriyet.com.tr/images/siyah_ok.jpg Ahmet HAKAN

ahmethakan@hurriyet.com.tr

http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/131b.jpg Tayyip Erdoğan Yahudi mi, şeriatçı mı?


GEÇEN gün kitapçıda gezerken, "Bakalım halkımız ne okuyor?" diye "Çok Satanlar" bölümüne şöyle bir göz attım.

Bir de ne göreyim?

Ergun Poyraz adlı bir yazarın kaleme aldığı, "Musa’nın Çocukları Tayyip ve Emine" kitabı, "Çok satanlar" listesinde.

Kitap 10. baskıyı yapmış.

Hemen satın aldım. Ve bir gecede okudum...

"Tayyip Erdoğan’a 32 açıdan öldüresiye çakma ve bitirme kitabı" olarak niteleyebileceğimiz bu kitap, şöyle bir Tayyip Erdoğan profili çiziyor:

BİR: Tayyip Erdoğan biraz Rum, biraz da Gürcü’dür.

İKİ: Kökeninde birazcık da Yahudilik vardır.

ÜÇ: Ama aynı zamanda takıyye yapan bir şeriatçıdır.

DÖRT: Amerikan, İngiliz ve İsrail büyükelçileri ve istihbarat örgütleri tarafından eğitilip desteklenmiştir.

BEŞ: Ama aynı Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail’in can düşmanı Usame Bin Ladin’e de acayip hayrandır.

ALTI: Eşi Emine Erdoğan Arap değildir, Yahudi’dir.

YEDİ: Ama aynı Emine Erdoğan, iflah olmaz bir şeriatçıdır.

Ortaya çıkan bu profile bakıp sayın yazara şu soruyu sorabiliriz:

Ergun kardeş!

Diyorum ki, tamam, Tayyip’i bitirmeye ant içmişsin.

Hakkındır, devam et!

Ama nereden çakacağın konusunda bir karar versen iyi olur.

Çünkü...

Hem "orasından", hem "burasından" çakınca...

Ortaya derin çelişkiler çıkıyor...

Ve çelişkiler nedeniyle aklımıza şu mühim sorular geliyor:

Tayyip Erdoğan denilen adam azılı bir şeriatçı mıdır, yoksa azılı bir Yahudi midir?

Bir adam hem ABD’nin adamı, hem de Usame hayranı nasıl olabilir?

deryatulga
23.05.07, 08:07
Erdoğan ve Bill Clinton


Burada amacım, Amerikan tarihinin bir bölümünü sizlere tekrar hatırlatmak değil. Ama o günlerin, bugün Türkiye’de yaşanmakta olanlarla benzerliğine işaret etmek istiyorum.

Bir taraftan siyasi tartışmalar ve gelişmeler sürerken, başka bir taraftan da Başbakan Erdoğan’a, Clinton’a yönelik olandan aşağıya kalmayacak bir karalama kampanyası da sürüyor

Bill Clinton’ın başkanlığı, Amerika siyasi tarihinin en ilginç bölümlerinden bir tanesini oluşturur.

Halk tarafından çok sevilen Clinton, aynı zamanda en fazla hücum edilen ve hakkında en fazla komplo oluşturulan başkandır da...

Onun başkanlığı döneminde Washington’da gazetecilik yaptığım için o ortamı yakından bilirim.

Clinton ve eşi Hillary aleyhine nereden yönetildiği belli olmayan bir saldırı cephesi oluşmuştu.

Oradan, buradan Clinton için inanılması çok zor gözüken hatta uçuk bile sayılabilecek iddialar ortaya atılıyordu.

Amerikan aşırı sağı tarafından da desteklenen bu saldırı kampanyası çok güçlüydü. Çünkü arkasında büyük finans kaynakları vardı. Paranın da nereden geldiği tam belli olmadı.

Örneğin; Clinton’ın başkan olmadan önce valiliğini yaptığı Arkansas eyaletinde Mensa adlı gizli bir havalimanından Güney Amerika’ya yönelik esrar ve silah kaçakçılığı işini yönettiği ortaya atıldı.

Mensa’nın olduğu iddia edilen fotoğraflar ortaya çıkarıldı. Valiliği sırasında Clinton’ın zenci bir kadınla ilişki kurduğu, ondan bir kız çocuğu olduğu da ortaya atıldı.

Hatta ilişki kurduğu söylenen zenci kadın, basının önüne çıkarıldı ve demeçler verdi.

Daha sonra Clinton’ın Beyaz Saray’daki en yakın danışmanlarından birisi olan Vince Foster (onun da Hillary ile ilişkisi olduğu iddia edildi) bir gün Beyaz Saray’ın yakınında bir alanda arabanın içinde ölü bulundu. İntihar notu da vardı ama onun öldürülmesi emrini Clinton’ın verdiği, başkanlığının sonuna kadar öne sürüldü.

Monica Lewinsky olayının da Clinton’ın zayıflıklarını bilen düşmanları tarafından planlandığı ve Başsavcı Starr soruşturmasının da o insanlar tarafından örgütlendiği söylendi. (Gerçekten de Lewinsky’nin Beyaz Saray’a nasıl çalışmak için sokulduğu ve Başkan’ın odasında onunla yalnız kalabildiği konusunda bayağı şüpheler de vardır.)

Burada amacım, Amerikan tarihinin bir bölümünü sizlere tekrar hatırlatmak değil. Ama o günlerin, bugün Türkiye’de yaşanmakta olanlarla benzerliğine işaret etmek istiyorum.

Bir taraftan siyasi tartışmalar ve gelişmeler sürerken, başka bir taraftan da Başbakan Erdoğan’a, Clinton’a yönelik olandan aşağıya kalmayacak bir karalama kampanyası da sürüyor.

Ben bunları işim gereği takip ediyorum ve olayı çözümlemeye çalışıyorum.

Ama meseleyi bilmekle birlikte olayı ilk kez yazan ben olmayacaktım. Böyle bir kararım vardı.

Ancak Hürriyet gazetesinde Ahmet Hakan konuya bir yönüyle girince, olayı artık kamuoyuna çıkmış, kamu malı haline gelmiş kabul ettim ve konu hakkında düşüncelerimi okurlarımıza aktarmak istedim.

Son olarak piyasaya çıkan “Musa’nın Çocukları: Tayyip ve Emine” adlı kitapta, beni okurken bile korkutabilecek düzeyde fantastik sayılabilecek iddialar ileri sürülüyor.

Abdullah Gül için de “Musa’nın Gül’ü” başlıklı bir kitap da yazıldı.

Öte yandan Yalçın Küçük yayınladığı kitabı, kanaldan kanala dolaşıp ekranlarda anlatıyor. Orada da Başbakan’ın sağlığı konusunda tuhaf iddialar ortaya atılıyor. Bu nedenle ben, Amerika’da Clinton dönemini hatırladım ve ortalıkta komplo teorilerinin uçuştuğu o günlere benzettim bugün yaşadığımızı.

Ben kitapların yazarı Ergün Poyraz’ın kim olduğunu araştırttım arkadaşlara. İnternet’te google’a baktığınız takdirde çoğunlukla kitaplarına ulaşıyorsunuz yazarın. Hayatı ile ilgili fazla bilgi yok.

Anlaşılıyor ki; 44 yaşındaymış bu kişi. 20 yıldır da araştırmacı-yazarlık yaptığını söylemiş.

Onun 1997’de kaleme aldığı ‘Refah’ın Gerçek Yüzü’, Refah Partisi’nin kapatma davasında belge olarak kullanılmış.

Yazarın üçüncü kitabı olan “Fethullah’ın Gerçek Yüzü” adlı kitap, Gülen iddianamesinin temelini oluşturmuş.

Bu kadar ilginç bir ‘curriculum vitaesi’ bulunan bir kişiyi gazeteci olarak merak etmemiz tabii... “Acaba o bağlantılı bir insan mı? Onu koruyanlar mı var” diye düşünmemiz de doğal.

Yazar arkadaşlarımın bu konudaki sorularına ‘Türk Silahlı Kuvvetleri içinde ahbaplık ilişkilerim var. Bunun dışında başka bir ilişkiden söz etmek mümkün değil’ diye cevap vermeyi yeterli bulmuş.

Açıkça söyleyeyim; ben bu memlekette, okurken bile ürküntü duyabildiğim bazı fikirleri içeren bir kitabın, insanın arkasında koruyanı olmadan yazılabileceğine pek inanamam.

Hele AKP ve Başbakan’ın hakkında çıkan yazılar konusundaki duyarlılığı ve eleştiriye tahammülsüzlüğünü bildiğimden, bu tür kitapları nasıl olup da yok sayıyorlar, anlamam çok zor.

Söz konusu kitap şimdilerde 10’uncu baskıya ulaştığından-Yalçın Küçük’ün kitapları da malum hep çok satar zaten-, bu ilgisizliği açıklamak da zor.

Peki ne olur? Açıkça belirtmeliyim ki; bu tür komplo teorilerin ortada uçuşmaya başladığı ortam hayli tehlikeli ve istikrarsızlığa açıktır. Bunu üzülerek söylüyorum. Ama gerçek de böyle ne yapalım...

Peki hakkında o kadar kampanyaya rağmen Clinton biliyorsunuz Başkanlığı’nı başarıyla tamamladı. Şimdi de Amerika’nın tarihteki en sevilen, saygı duyulan başkanlarından birisi olarak gittiği her yerde büyük ilgiyle karşılanıyor.

Türkiye’de ne olur bilemiyorum. Çünkü Türkiye, tahminler yapmaya izin veren bir rasyonellik temeli üzerine oturmamış durumda.

Yalnızca şunu söylemek istiyorum; AKP yönetiminde, kendilerine karşı bir operasyonun, bir toplum mühendisliğinin yapılmakta olduğu kuşkuları da artarak süreceğe benziyor.

Bu da karşı tepkileri doğuracak ve ülkede rasyonel konuşmanın yerini saçma sapan suçlamalara bırakacak.

Bunun zararını da hep birlikte görürüz.

Benden uyarması...

Serdar TURGUT

(http://www.aksam.com.tr/haberprn.asp?a=78234,4) 23.05.2007