Chutluck
04.03.05, 19:24
Ege Denizi'ndeki Türk-Yunan sorunları yeni bir mecraya ilerliyor. Akademisyenlere göre Ege'de egemenliği devredilmemiş adalarla ilgili Türkiye yeni bir hukuki kazanım sağladı.
Ankara kulislerinde Türk-Yunan taraflarının görüşmeleri hızlandırdığı konuşulurken, iki akademisyen Uluslararası Sürekli Hakem Mahkemesi'nin kararıyla Ege'de egemenliği devredilmemiş adalarla ilgili Türkiye'nin yeni bir hukuki kazanım sağladığını ortaya koydu.
Haftalık haber dergisi Aksiyon'un kapağına Fatih Uğur imzasıyla taşıdığı konuya göre, Başeren ile Kurumahmut, Uluslararası Sürekli Hakem Mahkemesi'nin Kızıl Deniz'deki eski Osmanlı toprağı olan bazı ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenlik uyuşmazlığını Lozan Barış Andlaşmasının 16. maddesine atıfla çözerken Türkiye'ye yeni bir hukuki kazanım sağladığını ortaya koydu.
Lozan Anlaşması'nda gözardı edilen Ege'deki 150 adanın mülkiyeti Türkiye ile Yunanistan arasında yeni tartışmalara neden olacağa benziyor. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren ile Ali Kurumahmut, "Ege'de Gri Bölgeler Unutul(may)an Türk Adaları" başlığıyla akademik bir çalışma yayınladı. İki akademisyen, Uluslararası Hakem Mahkemesi'nin kararına atıfta bulunarak adaların Türkiye'ye ait olduğunu söylüyor. Uluslararası anlaşmalalarla egemenliği iki ülkeye de devredilmeyen, Ege'deki 150 adanın hukuken Türkiye'ye ait olduğunu ortaya koyan tez önümüzdeki günlerde Atina ve Ankara arasında konuşulacak konular arasına şimdiden girdi.
Başeren ve Kurumahmut'un son çalışmalarına göre, Kardak'tan başlayan egemenliği devredilmemiş adalar listesi Menteşe Adaları bölgesinde genişliyor. Eritre-Yemen kararını getirdiği yorum ve Osmanlı Arşivleri'ndeki bilgilerden yararlanılarak belirlenen bu adaların önemli olanlarından bazıları şöyle: Kardak, Eşek Adası (Gaidaros), Nergiscik (Mandiraki), Bulamaç (Farmakonisi), Keçi (Pserimos), Kızkardaşlar (Adelfia), Sirina, Üç Adalar (Plakhida), Safran Adaları (Sofrana), İstakida (Astakidhapula), Kandilli (Kandhelioussa), Koçbaba (Koçpapas-Levita), Sirina Ardıççık (Zenari-Kinaros), Kendiroz (Liadi), Hurşid (Furni), Fornoz (Fimena) Koyun Adası.
Haftalık haber dergisi Aksiyon'un kapağına taşıdığı konuya göre, Başeren ile Kurumahmut, Uluslararası Sürekli Hakem Mahkemesi'nin Kızıl Deniz'deki eski Osmanlı toprağı olan bazı ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenlik uyuşmazlığını Lozan Barış Andlaşmasının 16. maddesine atıfla çözerken Türkiye'ye yeni bir hukuki kazanım sağladığını ortaya koydu. Uluslararası anlaşmalar ve Osmanlı Arşivleri taranarak yazılmış olan kitapta, Kardak Kayalıkları'nın da içinde yer aldığı egemenliği devredilmemiş 150 kadar adanın son durumu ortaya konarak yeni haritalar oluşturulmuş. Başeren ve Kurumahmut Türkiye'nin Osmanlı'dan devraldığı haklarınI Yunanistan'a karşı savunmasını öneriyor.
İki ülk e arasında egemenliği devredilmemiş adalar, karasularının 6 milin üstüne genişletilmesi, kıta sahanlığı, hava sahası (FIR), adaların askersizleştirilmesi gibi konular yer alırken, çözüm için bugüne kadar Uluslararası Adalet Divanı'na gitme politikası güden Yunanistan'da farklı perspektifte tartışmalar yaşanıyor. Helsinki zirvesi ile başlayan çözüm arayışları çerçevesinde Atina'nın artık Adalet Divanı'na gitmek istemediği gündeme getiriliyor.
Yunanistan'ın Karasularını 1936'da 3 milden 6 mile çıkartarak Türkiye'yi sıkıntıya soktuğu; şimdi de 6 milden 12 mile çıkartacak olursa tamamen bu bölgeye hapsedeceği göz önüne alındığında konunun önemi daha da iyi anlaşılıyor. Egemenliği devredilmemiş adaların karasuları Ege'nin yaklaşık yüzde beşini oluşturuyor. Başeren ve Kurumahmut'un kitabında, Eritre ile Yemen arasında 1995'de oniki kişinin ölümüne neden olan silahlı çatışmaların yaşandığı benzer bir ada ve adacıklar krizini (Haniş-Zukar Adaları) çözen mahkeme kararında yer verilen Lozan Barış Andlaşmasının 16. maddesi ile ilgili yorum ele alınıyor. Mahkemenin bu yorumuyla Osmanlı İmparatorluğu'nun eski topraklarından oluşan adaları "egemenliği belirlenmemiş toprak" statüsüne soktuğu kaydediliyor.
Yapılan tespitlere göre, bu yorum Yunan tezlerinin aksine egemenliği belirlenmemiş toprak statüsüyle uyuşmazlık konusu ada, adacık ve kayalıkların Yunanistan'a ait olmadığı gerçeğini uluslararası hukuk dilinde de alenileştiriyor. Mahkeme kararının 165. paragrafı, "Türkiye'nin eski Osmanlı toprakları ve adalarındaki tüm hak ve yetkilerinden geleceklerinin ilgili taraflarca belirlenmesi kaydıyla feragat ettiğini" hüküm altına alıyor.
EGE DENİZİ'NDE EGEMENLİĞİ ULUSLARARASI ANDLAŞMALARLA DEVREDİLEN ADALAR İSE ŞÃ–YLE:
Egemenliği 24 Nisan 1830 tarihi itibariyle Yunanistan'a devredilen adalar, Eğriboz Adası ile Kuzey Sprorat Adaları ve Kiklad Adaları olarak geçiyor. İngiltere'nin 29 Mart 1864'te Yunanistan'a devrettiği Çuha ve Küçük Çuha adaları ile 30 Mayıs 1913 Londra Andlaşması'nın devrettiği Girit Adası'ndan başka Lozan Barış Antlaşması'na kadar Ege'de herhangi bir ada, egemenlik devrine konu olmamış.
Bu çerçevede Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları üzerindeki Türkiye hakimiyeti teyit edilmiş, antlaşma aksine hüküm olmadığı taktirde Asya sahilinin üç mili içerisindeki adalar Türk hakimiyetime bırakılmış. Limni Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya adaları ismen sayılarak; Taşoz, Bozbaba ve İpsara Adaları ise ismen sayılmış olmamalarına rağmen, Lozan'ın 12. maddesinin ayrılmaz bir parçası olan Altı Büyük Devlet Kararı gereğince 13 Şubat 1914'te Yunanistan'a devredilmiş. Bu bölgede egemenliği Yunanistan'a devredilmiş başka ada, adacık ve kayalık bulunmuyor.
http://www.haberturk.com/habermetni.haberturk?@=178080&c_id=120
Ankara kulislerinde Türk-Yunan taraflarının görüşmeleri hızlandırdığı konuşulurken, iki akademisyen Uluslararası Sürekli Hakem Mahkemesi'nin kararıyla Ege'de egemenliği devredilmemiş adalarla ilgili Türkiye'nin yeni bir hukuki kazanım sağladığını ortaya koydu.
Haftalık haber dergisi Aksiyon'un kapağına Fatih Uğur imzasıyla taşıdığı konuya göre, Başeren ile Kurumahmut, Uluslararası Sürekli Hakem Mahkemesi'nin Kızıl Deniz'deki eski Osmanlı toprağı olan bazı ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenlik uyuşmazlığını Lozan Barış Andlaşmasının 16. maddesine atıfla çözerken Türkiye'ye yeni bir hukuki kazanım sağladığını ortaya koydu.
Lozan Anlaşması'nda gözardı edilen Ege'deki 150 adanın mülkiyeti Türkiye ile Yunanistan arasında yeni tartışmalara neden olacağa benziyor. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren ile Ali Kurumahmut, "Ege'de Gri Bölgeler Unutul(may)an Türk Adaları" başlığıyla akademik bir çalışma yayınladı. İki akademisyen, Uluslararası Hakem Mahkemesi'nin kararına atıfta bulunarak adaların Türkiye'ye ait olduğunu söylüyor. Uluslararası anlaşmalalarla egemenliği iki ülkeye de devredilmeyen, Ege'deki 150 adanın hukuken Türkiye'ye ait olduğunu ortaya koyan tez önümüzdeki günlerde Atina ve Ankara arasında konuşulacak konular arasına şimdiden girdi.
Başeren ve Kurumahmut'un son çalışmalarına göre, Kardak'tan başlayan egemenliği devredilmemiş adalar listesi Menteşe Adaları bölgesinde genişliyor. Eritre-Yemen kararını getirdiği yorum ve Osmanlı Arşivleri'ndeki bilgilerden yararlanılarak belirlenen bu adaların önemli olanlarından bazıları şöyle: Kardak, Eşek Adası (Gaidaros), Nergiscik (Mandiraki), Bulamaç (Farmakonisi), Keçi (Pserimos), Kızkardaşlar (Adelfia), Sirina, Üç Adalar (Plakhida), Safran Adaları (Sofrana), İstakida (Astakidhapula), Kandilli (Kandhelioussa), Koçbaba (Koçpapas-Levita), Sirina Ardıççık (Zenari-Kinaros), Kendiroz (Liadi), Hurşid (Furni), Fornoz (Fimena) Koyun Adası.
Haftalık haber dergisi Aksiyon'un kapağına taşıdığı konuya göre, Başeren ile Kurumahmut, Uluslararası Sürekli Hakem Mahkemesi'nin Kızıl Deniz'deki eski Osmanlı toprağı olan bazı ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenlik uyuşmazlığını Lozan Barış Andlaşmasının 16. maddesine atıfla çözerken Türkiye'ye yeni bir hukuki kazanım sağladığını ortaya koydu. Uluslararası anlaşmalar ve Osmanlı Arşivleri taranarak yazılmış olan kitapta, Kardak Kayalıkları'nın da içinde yer aldığı egemenliği devredilmemiş 150 kadar adanın son durumu ortaya konarak yeni haritalar oluşturulmuş. Başeren ve Kurumahmut Türkiye'nin Osmanlı'dan devraldığı haklarınI Yunanistan'a karşı savunmasını öneriyor.
İki ülk e arasında egemenliği devredilmemiş adalar, karasularının 6 milin üstüne genişletilmesi, kıta sahanlığı, hava sahası (FIR), adaların askersizleştirilmesi gibi konular yer alırken, çözüm için bugüne kadar Uluslararası Adalet Divanı'na gitme politikası güden Yunanistan'da farklı perspektifte tartışmalar yaşanıyor. Helsinki zirvesi ile başlayan çözüm arayışları çerçevesinde Atina'nın artık Adalet Divanı'na gitmek istemediği gündeme getiriliyor.
Yunanistan'ın Karasularını 1936'da 3 milden 6 mile çıkartarak Türkiye'yi sıkıntıya soktuğu; şimdi de 6 milden 12 mile çıkartacak olursa tamamen bu bölgeye hapsedeceği göz önüne alındığında konunun önemi daha da iyi anlaşılıyor. Egemenliği devredilmemiş adaların karasuları Ege'nin yaklaşık yüzde beşini oluşturuyor. Başeren ve Kurumahmut'un kitabında, Eritre ile Yemen arasında 1995'de oniki kişinin ölümüne neden olan silahlı çatışmaların yaşandığı benzer bir ada ve adacıklar krizini (Haniş-Zukar Adaları) çözen mahkeme kararında yer verilen Lozan Barış Andlaşmasının 16. maddesi ile ilgili yorum ele alınıyor. Mahkemenin bu yorumuyla Osmanlı İmparatorluğu'nun eski topraklarından oluşan adaları "egemenliği belirlenmemiş toprak" statüsüne soktuğu kaydediliyor.
Yapılan tespitlere göre, bu yorum Yunan tezlerinin aksine egemenliği belirlenmemiş toprak statüsüyle uyuşmazlık konusu ada, adacık ve kayalıkların Yunanistan'a ait olmadığı gerçeğini uluslararası hukuk dilinde de alenileştiriyor. Mahkeme kararının 165. paragrafı, "Türkiye'nin eski Osmanlı toprakları ve adalarındaki tüm hak ve yetkilerinden geleceklerinin ilgili taraflarca belirlenmesi kaydıyla feragat ettiğini" hüküm altına alıyor.
EGE DENİZİ'NDE EGEMENLİĞİ ULUSLARARASI ANDLAŞMALARLA DEVREDİLEN ADALAR İSE ŞÃ–YLE:
Egemenliği 24 Nisan 1830 tarihi itibariyle Yunanistan'a devredilen adalar, Eğriboz Adası ile Kuzey Sprorat Adaları ve Kiklad Adaları olarak geçiyor. İngiltere'nin 29 Mart 1864'te Yunanistan'a devrettiği Çuha ve Küçük Çuha adaları ile 30 Mayıs 1913 Londra Andlaşması'nın devrettiği Girit Adası'ndan başka Lozan Barış Antlaşması'na kadar Ege'de herhangi bir ada, egemenlik devrine konu olmamış.
Bu çerçevede Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları üzerindeki Türkiye hakimiyeti teyit edilmiş, antlaşma aksine hüküm olmadığı taktirde Asya sahilinin üç mili içerisindeki adalar Türk hakimiyetime bırakılmış. Limni Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya adaları ismen sayılarak; Taşoz, Bozbaba ve İpsara Adaları ise ismen sayılmış olmamalarına rağmen, Lozan'ın 12. maddesinin ayrılmaz bir parçası olan Altı Büyük Devlet Kararı gereğince 13 Şubat 1914'te Yunanistan'a devredilmiş. Bu bölgede egemenliği Yunanistan'a devredilmiş başka ada, adacık ve kayalık bulunmuyor.
http://www.haberturk.com/habermetni.haberturk?@=178080&c_id=120