Ruh kiz
28.02.06, 19:29
Dünya Yeniden İki Kutuplu
Küresel Güce Karşı İttifak
Çin ve Rusya arasındaki ilişkiler son yıllarda büyük ölçüde gelişti. Daha önce sınır uyuşmazlıkları ve diğer sorunlar nedeniyle bozuk olan ilişkiler düzelmekle kalmadı, iki ülke arasında yeni ticaret anlaşmaları imzalandı; silahlı kuvvetleri ortak manevralara başladı.
Asyanın bu iki büyük gücü arasındaki yakınlaşma Amerika açısından ne anlam taşıyor?
Çin-Rus ilişkilerindeki gelişmeler 2001 yılında iki ülkenin, Şanghay Beşlisi diye anılan bölgesel işbirliği örgütüne resmiyet kazandırmasıyla dünyanın ilgisini çekti. Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistandan oluşan gruba resmen Şanghay İşbirliği Örgütü adı verildi ve hedefinin, terörizm, bölücülük ve aşırı siyasi hareketlere karşı mücadele ederken ekonomik işbirliğini güçlendirmek olduğu açıklandı.
O tarihten beri Çin ve Rusya arasında çok sayıda anlaşmaya varıldı. Rusya, Çine silah satmaya başladı; petrol ve doğal gaz sağlamayı vaadetti. İki ülke arasında yıllarca süren sınır uyuşmazlıkları çözüme bağlandı.
Ancak, Johns Hopkins Üniversitesi Dış Politika Enstitüsü uzmanı David Satterın söylediği gibi ikili işbirliğinin en çarpıcı örneği, geçen yaz aylarında yapılan ortak askeri manevralar oldu: Rusya uzun süredir Çine silah sağlar. Ancak 10 bin asker ve uzun menzilli Rus bombardıman uçaklarının katıldığı bu tatbikatın en büyük özelliği, Çin topraklarında yapılması ve Rus Backfire bombardıman uçaklarının da rol almasıydı. Çin bu uçaklardan satın almak istiyor ve Tayvana girişebileceği bir istila hareketinde bu uçakları kullanmak istediği biliniyor.
Çin-Rus ortak askeri manevralarının çapı, Amerikanın bölgedeki müttefikleri Japonya, Güney Kore ve özellikle Tayvan tarafından kaygıyla karşılandı.
Ancak Rusya ve Çin tatbikatların herhangibir ülkeye yönelik olmadığını, terörist saldırılara karşı hazırlık ve Çinin satın almak istediği silahları denemek üzeri yapıldığını açıkladı. Oysa birçok uzman, ortak askeri tatbikatta klasik savaş senaryolarının uygulandığını, bunun terörist örgütlerle mücadele açısından bir yararı olmadığını belirtiyor.
Yine uzmanlar, yeni silah sistemlerini üretildikleri fabrikalarda denemenin daha kolay olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar, ortak Çin-Rus askeri tatbikatının, bu iki ülkenin Asya-Pasifik bölgesinde söz sahibi oldukları konusunda Amerikaya bir mesaj verme girişimi olduğunu belirtiyor.
David Satter, geçen yılki ortak askeri manevralardan önce imzalanan, 21inci Yüzyılda Dünya Düzeni konulu Çin-Rus ortak bildirgesinin, bu iki ülkenin, dünyada kuvvet dengesini kendilerinden yana değiştirme niyetini ortaya koyduğunu söylüyor:
Bu açıklama, dolaylı yoldan da olsa iki ülkenin, Amerikanın dünyada tek söz sahibi olmasını önlemeyi ortak çıkarlarına uygun gördüğünü ortaya koydu.
Johns Hopkins Üniversitesi uzmanı, hem Rusya hem de Çinin, Orta Asyada Müslüman köktendinciliğin yayılmasından kaygı duyduğunu belirtiyor. David Sattera göre iki ülke de Amerikanın kendi sınırlarının çok yakınında etkinlik sahibi olmasından rahatsızlık duyuyor.
Washingtondaki Cato Enstitüsünde dış politika uzmanı olan Justin Logan da Rusyanın uzun süredir NATO ittifakının yayılmasından kaygı duyduğunu belirtiyor: Soğuk Savaşın sona ermesinden buyana hep Rusyanın kırmızı çizgilerinin nerede olduğunu merak ederiz. Baltık ülkeleri NATO üyesi olduğu zaman bunun büyük sorun yaratacağını düşünenler oldu. Ama asıl, Moskovayla ilişkileri pek iyi olmayan Ukrayna ve Gürcistan gibi ülkeler NATOya göz kırpmaya başlayınca Rusyanın kırmızı çizgiyi çektiğini gördük...
Justin Logana göre Rusya, batıya elinde seçenekler olduğunu göstermek istedi ve bu yüzden Çinle yakınlaştı. Çin de büyüyen bir ekonomik güç olarak Rusyanın petrol ve doğan gazına ilgi duymaya başladı. Uzman, askeri manevralarla yapılan kuvvet gösterisinin, Taiwanın ya da Çindeki Müslüman nüfusun bağımsızlık girişiminde bulunmalarını önlemeyi amaçladığını da düşünüyor.
Geçen yıl Rusya ve Çin, Şanghay İşbirliği Örgütünde, Hindistan, Pakistan, İran ve Moğolistana gözlemci statüsü tanıdı. Böylece nükleer güç sahibi ülkelerden dördü ve dünya nüfusunun yaklaşık yarısı bu örgüt içinde biraraya gelmiş oluyordu. Bazı gözlemciler bu durumun Amerikayı kaygılandırması gerektiğini belirtirken diğerleri, Şanghay İşbirliği Örgütünün herhangibir geleceği olmadığını tahmin ediyor.
Amerikan Dış Politika Konseyinden Ilan Berman, Çin ile Rusya arasındaki ilişkilerde sık sık gerginlik yaşandığını ve bu gerginliklerin yeniden su yüzüne çıkmasının kaçınılmaz olduğunu savunuyor:
Bir kere Çin hızlı bir ekonomik büyüme içinde ve bu büyümeyi desteklemek için yabancı enerji kaynaklarına ihtiyacı var. Bu kaynakların çoğu da Pekinin kuzeyinde yatıyor. Çinin Orta Asya ve Kafkaslara daha çok ilgi duymasının sebebi bu... Rusya gibi Çin de bu bölgelerde saygınlık kazanmak, siyasi nüfuz sahibi olmak ve buralardaki yeni enerji kaynaklarından yararlanmak istiyor. Rusyayla arasındaki ilişki uzun dönemde işbirliğinden çıkıp çekişmeye dönüşecektir. Bence bu kaçınılmaz bir durum...
Bazı gözlemciler, Şanghay İşbirliği Örgütünün temelinde bir olumsuz stratejik hedefin yattığını, bunun da Amerikan ve batı nüfuzuna karşı koymak olduğunu söylüyor. Dış Politika Konseyinden Ilan Berman, Şanghay Örgütü içinde biraraya gelen ülkelerin çok farklı çıkarlar peşinde olduklarını ve Amerika için tehdit oluşturabilecek kadar güçlü ve uzun ömürlü bir ittifak oluşturmalarının beklenemeyeceğini savunuyor.
http://www.digimedya.com/default.asp?NID=104689
****************************** **************************
Üste ki yaziyi altda linki verdigim yazi ile birlikte okumanizi tavsiye ediyorum!
http://www.politikcity.de/forum/showthread.php?p=116562#post11 6562
Küresel Güce Karşı İttifak
Çin ve Rusya arasındaki ilişkiler son yıllarda büyük ölçüde gelişti. Daha önce sınır uyuşmazlıkları ve diğer sorunlar nedeniyle bozuk olan ilişkiler düzelmekle kalmadı, iki ülke arasında yeni ticaret anlaşmaları imzalandı; silahlı kuvvetleri ortak manevralara başladı.
Asyanın bu iki büyük gücü arasındaki yakınlaşma Amerika açısından ne anlam taşıyor?
Çin-Rus ilişkilerindeki gelişmeler 2001 yılında iki ülkenin, Şanghay Beşlisi diye anılan bölgesel işbirliği örgütüne resmiyet kazandırmasıyla dünyanın ilgisini çekti. Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistandan oluşan gruba resmen Şanghay İşbirliği Örgütü adı verildi ve hedefinin, terörizm, bölücülük ve aşırı siyasi hareketlere karşı mücadele ederken ekonomik işbirliğini güçlendirmek olduğu açıklandı.
O tarihten beri Çin ve Rusya arasında çok sayıda anlaşmaya varıldı. Rusya, Çine silah satmaya başladı; petrol ve doğal gaz sağlamayı vaadetti. İki ülke arasında yıllarca süren sınır uyuşmazlıkları çözüme bağlandı.
Ancak, Johns Hopkins Üniversitesi Dış Politika Enstitüsü uzmanı David Satterın söylediği gibi ikili işbirliğinin en çarpıcı örneği, geçen yaz aylarında yapılan ortak askeri manevralar oldu: Rusya uzun süredir Çine silah sağlar. Ancak 10 bin asker ve uzun menzilli Rus bombardıman uçaklarının katıldığı bu tatbikatın en büyük özelliği, Çin topraklarında yapılması ve Rus Backfire bombardıman uçaklarının da rol almasıydı. Çin bu uçaklardan satın almak istiyor ve Tayvana girişebileceği bir istila hareketinde bu uçakları kullanmak istediği biliniyor.
Çin-Rus ortak askeri manevralarının çapı, Amerikanın bölgedeki müttefikleri Japonya, Güney Kore ve özellikle Tayvan tarafından kaygıyla karşılandı.
Ancak Rusya ve Çin tatbikatların herhangibir ülkeye yönelik olmadığını, terörist saldırılara karşı hazırlık ve Çinin satın almak istediği silahları denemek üzeri yapıldığını açıkladı. Oysa birçok uzman, ortak askeri tatbikatta klasik savaş senaryolarının uygulandığını, bunun terörist örgütlerle mücadele açısından bir yararı olmadığını belirtiyor.
Yine uzmanlar, yeni silah sistemlerini üretildikleri fabrikalarda denemenin daha kolay olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar, ortak Çin-Rus askeri tatbikatının, bu iki ülkenin Asya-Pasifik bölgesinde söz sahibi oldukları konusunda Amerikaya bir mesaj verme girişimi olduğunu belirtiyor.
David Satter, geçen yılki ortak askeri manevralardan önce imzalanan, 21inci Yüzyılda Dünya Düzeni konulu Çin-Rus ortak bildirgesinin, bu iki ülkenin, dünyada kuvvet dengesini kendilerinden yana değiştirme niyetini ortaya koyduğunu söylüyor:
Bu açıklama, dolaylı yoldan da olsa iki ülkenin, Amerikanın dünyada tek söz sahibi olmasını önlemeyi ortak çıkarlarına uygun gördüğünü ortaya koydu.
Johns Hopkins Üniversitesi uzmanı, hem Rusya hem de Çinin, Orta Asyada Müslüman köktendinciliğin yayılmasından kaygı duyduğunu belirtiyor. David Sattera göre iki ülke de Amerikanın kendi sınırlarının çok yakınında etkinlik sahibi olmasından rahatsızlık duyuyor.
Washingtondaki Cato Enstitüsünde dış politika uzmanı olan Justin Logan da Rusyanın uzun süredir NATO ittifakının yayılmasından kaygı duyduğunu belirtiyor: Soğuk Savaşın sona ermesinden buyana hep Rusyanın kırmızı çizgilerinin nerede olduğunu merak ederiz. Baltık ülkeleri NATO üyesi olduğu zaman bunun büyük sorun yaratacağını düşünenler oldu. Ama asıl, Moskovayla ilişkileri pek iyi olmayan Ukrayna ve Gürcistan gibi ülkeler NATOya göz kırpmaya başlayınca Rusyanın kırmızı çizgiyi çektiğini gördük...
Justin Logana göre Rusya, batıya elinde seçenekler olduğunu göstermek istedi ve bu yüzden Çinle yakınlaştı. Çin de büyüyen bir ekonomik güç olarak Rusyanın petrol ve doğan gazına ilgi duymaya başladı. Uzman, askeri manevralarla yapılan kuvvet gösterisinin, Taiwanın ya da Çindeki Müslüman nüfusun bağımsızlık girişiminde bulunmalarını önlemeyi amaçladığını da düşünüyor.
Geçen yıl Rusya ve Çin, Şanghay İşbirliği Örgütünde, Hindistan, Pakistan, İran ve Moğolistana gözlemci statüsü tanıdı. Böylece nükleer güç sahibi ülkelerden dördü ve dünya nüfusunun yaklaşık yarısı bu örgüt içinde biraraya gelmiş oluyordu. Bazı gözlemciler bu durumun Amerikayı kaygılandırması gerektiğini belirtirken diğerleri, Şanghay İşbirliği Örgütünün herhangibir geleceği olmadığını tahmin ediyor.
Amerikan Dış Politika Konseyinden Ilan Berman, Çin ile Rusya arasındaki ilişkilerde sık sık gerginlik yaşandığını ve bu gerginliklerin yeniden su yüzüne çıkmasının kaçınılmaz olduğunu savunuyor:
Bir kere Çin hızlı bir ekonomik büyüme içinde ve bu büyümeyi desteklemek için yabancı enerji kaynaklarına ihtiyacı var. Bu kaynakların çoğu da Pekinin kuzeyinde yatıyor. Çinin Orta Asya ve Kafkaslara daha çok ilgi duymasının sebebi bu... Rusya gibi Çin de bu bölgelerde saygınlık kazanmak, siyasi nüfuz sahibi olmak ve buralardaki yeni enerji kaynaklarından yararlanmak istiyor. Rusyayla arasındaki ilişki uzun dönemde işbirliğinden çıkıp çekişmeye dönüşecektir. Bence bu kaçınılmaz bir durum...
Bazı gözlemciler, Şanghay İşbirliği Örgütünün temelinde bir olumsuz stratejik hedefin yattığını, bunun da Amerikan ve batı nüfuzuna karşı koymak olduğunu söylüyor. Dış Politika Konseyinden Ilan Berman, Şanghay Örgütü içinde biraraya gelen ülkelerin çok farklı çıkarlar peşinde olduklarını ve Amerika için tehdit oluşturabilecek kadar güçlü ve uzun ömürlü bir ittifak oluşturmalarının beklenemeyeceğini savunuyor.
http://www.digimedya.com/default.asp?NID=104689
****************************** **************************
Üste ki yaziyi altda linki verdigim yazi ile birlikte okumanizi tavsiye ediyorum!
http://www.politikcity.de/forum/showthread.php?p=116562#post11 6562