PDA

Archiv verlassen und diese Seite im Standarddesign anzeigen : Dr. Mete Soytürk;MAREŞAL COLMAR VON DER GOLTZ' DEN ÖNERİLER



Der Schakal
24.03.05, 12:16
Sayin Seref Erkayhan (BTS-E-Mail Listesinden aldim)

Sizde ekte hazirladigim yaziyi bir kez daha yolluyorum. Bazi cümle
düsüklüklerini düzelttim.

Ekte Maresal Goltz'un 1913 yilinda Balkan savaslarinda yenilerek çikan
Türkiye için önerileri var. Çanakkale savaslarinin, Ermeni isyani ve
zorunlu göçünün 90. Yili, ayrica Türkiye-Avrupa birligi üyelik
tartismalari ile önümüzdeki günlerde sik sik gündeme gelecek olan Türk-Alman,
Avrupa iliskilerinin tarihi ile ilgili bilgi almak isteyenlere bir ön
bilgi!

Bu "Fil bilimine giris !" adli on ciltlik bir eserin birinci fasikülü
olabilir.

Saygilar


Dr. Mete Soytürk




Dr. Mete Soytürk
Kaiserslautern-Almanya
23.03.2005


MAREŞAL COLMAR VON DER GOLTZ' DEN ÖNERİLER

Colmar von der Goltz 16.6.1883 tarihinden, Tifüs hastalığına yakalanarak Bağdat'ta öldüğü 19.4.1916 tarihine kadar, önce Binbaşı en son Mareşal olarak çeşitli kereler Türkiye'ye gelmiş, Abdülhamit devrinde Türk Ordu'sunda reform çalışmalarının yöneticisi olmuştur. Açılan bütün askeri okullar onun yaptığı planlarla ve eğitimle çalıştığı için geldiği günden sonra yetişen askerlerin neredeyse tamamının çok sevilen ve sayılan öğretmenidir. Özet olarak Goltz'un Türkiye'nin sorunlarından ivedi bir biçimde kurtulması için öğrencilerine öğütleri bu 33 yıllık süre içinde hep şunlar olmuştur. Aşağıda 1913 yılında Balkan savaşlarında yenilerek çıkan Türkiye için önerileri var. Çanakkale savaşlarının, Ermeni isyanı ve zorunlu göçünün 90. Yılı, ayrıca Türkiye-Avrupa birliği üyelik tartışmaları ile önümüzdeki günlerde sık sık gündeme gelecek olan Türk-Alman, Avrupa ilişkilerinin tarihi ile ilgili bilgi almak isteyenlere bir ön bilgi.

- Vatan sözcüğünün yasak olduğu bu devirde askerlere sürekli vatan ve vatan aşkı kavramlarını aşılaması

- Halk devrim yapamayacak kadar bilgisiz ve cahil olduğu için, güçlü ve kararlı ve kendi içinde tutarlı, parti çekişmelerinden uzak bir siyasi iktidarın yönetimi ele alması, padişahın gücünün azaltılması

- Genç Türk hareketi Abdülhamit devrinde Fransa'da başladığı için, bir kısım Türk aydınının Fransız tipi parlamenter bir rejime yatkın olması üzerine, Türk aydınlarına ve askerlerine Almanya'ya gitmeleri ve orada kendini beğenmişlik yerine güvenilirlik, parti çekişmeleri yerine vatanseverlik kavramlarının benimsemeleri ve askerlerin politikadan uzak tutulması.

- Güney'de Yemen'den, Trablusgarb'a kadar, Batı'da Arnavutluk, Bosna ve Girit'e kadar uzanan ülkenin, küçültülerek çekirdek Türkiye'nin kurulması, ülkenin savunma cephesinin küçültülerek kolaylaştırılması. Goltz'un önerdiği sınırlar Şam'da dahil olmak üzere, neredeyse bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırlarıdır.

- Bırakılan veya bırakılmak zorunda kalan ülkelerden gelen Türk ve müslüman göçmenlerin ülkenin her yanına gönderilerek savaşlar nedeniyle Anadoluda azalan müslüman nüfusun çoğaltılması. Önceki göçlerde yapılan yanlışlıkların yapılmaması, yani 19. Yüzyılın ortalarında Balkanlar'dan ve Kafkasya'dan sürülerek göçmek zorunda kalan müslüman halkların Anadolu'ya gelmeleri sırasında olduğu gibi (Balkan müslümanlarının, Çeçenlerin ve Çerkezlerin) büyük bir bölümünün yollarda bakımsızlık ve hastalıklardan ölümlerine engel olacak tedbirlerin alınması. Bu nedenle göç işleminin önceden planlı olarak yapılması. Böylece Anadolu'nun iç kolonizasyonunun(Türkleştirilm esinin) sağlanması.

- Başkentin de orta bir yere getirilerek, Anadoluya hakim bir yere kurulması ve böylece İstanbul kentinin güzelliği nedeniyle rehavet içine girip çalışmayan devlet mekanizmasının daha iyi işler duruma getirilmesi: Başkent önerisi olarak getirdiği şehirler, Konya veya Kayseri.

- İslam birliği üzerinde çalışılması, eğer Araplarla böyle bir birlik sağlanabilirse, Başkentin Şam'a taşınması.
Balkan savaşları yenilgisi üzerine yazdığı son kitabında, yukarıdaki öneriler dışında Türkiye için şu dersi çıkarmıştır. “ Bir çok iniş ve çıkışa rağmen, Türkiye'nin despotik bir rejimden(Aldülhamit), özgürlükçü bir yönetim biçimine(Meşrutiyet) geçmesi övgüye değer bir şeydir. Geçmişteki yılların sürekli savaşlarla geçmesi nedeniyle, Osmanlı aydınları bundan sonra büyük bir özleyişle, özgürlükçü rejimin oturması için en azından 10 yıllık bir barış süresini diliyorlardı. Ayrıca liberal Avrupa'nın Türkiye'deki bu gelişmelere, olumlu bir karşılık vereceği düşüncesi hakimdi. Fakat bu ne yazık ki ağır bir yanılgı idi. Çünkü devlet demek, erdemlerin geliştirileceği bir akademi demek değildir, güç demektir, kuvvet demektir. Burada bir iyilik veya bir lütuf sözkonusu olamaz, çıkarlar sözkonusudur. Bir devletin komşusunun zayıflığından faydalanmaması, ancak bu komşu ülkede çıkarına bir şey olmaması durumunda olur. Böyle bir durum insan ilişkilerinde, bireyler arasında güzel bir erdem sayılmazsa da, devletlerarası politikada olağan bir durumdur. Balkan ülkeleri güçlenebilmek için uzunca bir barış süresi yaşadılar. Birbirleri ile anlaştıktan sonra Türkiye'nin zayıf anını yakaladıkları bir anda hemen vurdular. Bu onların en doğal hakkı idi. Ortaya çıkan bu durum ise, Devletlerarası ilişkileri, karşılıklı olarak ülkelerin birbirlerinin haklarına ve hukuklarına saygı olarak algılayan barış aşıklılarına bir uyarıdır. Çünkü ortaya ciddi bir sorun çıktığında her devlet bu hukuku kendine özgü yorumlayacağı için, bu hukuk işe yaramayacaktır.(Hukuk devleti ilkesi ülke içinde bireylerin hukuku için geçerlidir, devletlerarası değil.) Diğer ülkelerden adalet beklemek ve adil bir muamele görmek istiyorsanız, bunun tek bir yolu vardır. O da güçlü olmaktır. İşte küçülmüş Osmanlı İmparatorluğunun geçmişteki acı olaylardan alması gereken dersler bunlardır. “

Kaynak:

Genç Türkiye'nin yenilgisi ve tekrar kalkınma olanağı üzerine, Berlin 1913
Der jungen Türkei Niederlage und die Möglichkeit ihrer Wiedererhebung, Berlin 1913